Ülkeler
Ana Sayfası

" Türkiye " Genel bilgileri

Ana sayfa

www.Hazer.tv


 

 

Türkiye Cumhuriyeti

Resmi İsmi:

Türkiye Cumhuriyeti

İngilizce İsmi:

Republic of Turkey

Başkent:

Ankara

Büyük Şehri:

İstanbul

Cumhuriyet İlanı:

29 Ekim 1923

Yönetim:

Parlamenter Cumhuriyet

Kurucusu:

Mustafa Kemal Atatürk

Cumhurbaşkanı:

Recep Tayyip Erdoğan

Başbakan:

Ahmet Davutoğlu

Nüfus:

74.724.269 (2011)

Konumu:

Asya - Avrupa

Yüzölçümü:

783,562 km2

Resmi Dil:

Türkçe

Yaygın Din:

İslam

Para Birimi:

Türk Lirası

İnternet domain:

xxx.tr

Telefon Kodu:

+90

TBMM, meclisin ilk kuruluşu

 
Türk vatandaşı  

Türkiye, resmî adıyla Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey Yarımkürede, Avrupa ve Asya kıtaları arasında, kuşbakışı görünümü kabaca doğu-batı doğrultusunda bir dikdörtgeni andıran Anadolu platosu ve Trakya yarımadası üzerinde kurulmuştur. Akdeniz, Karadeniz, bu iki denizi Boğazlar vasıtasıyla birbirine bağlayan Marmara Denizi ve Ege Denizi ile çevrilidir. Eski çağın başlıca uygarlık alanları olan Akdeniz dünyası, Balkanlar, Ortadoğu ve Uzakdoğu göç ve ticaret yollarının kesişim noktasında bulunan Türkiye coğrafyası pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.

Türkiye, rejimi demokrasi olan bir cumhuriyettir. Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı sonunda 20. yüzyıl başında yıkılmasından sonra, 1923 yılında Türk Kurtuluş Savaşı ile, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulmuştur. Türkiye, Müslüman çoğunluğa sahip ülkeler arasında en gelişmiş ve modern ülkelerden biri hâline gelmiştir.

Kurtuluş Savaşını Anadolu halkı kazandığı için başkent Ankara yapılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik sosyal bir hukuk devletidir. Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa Konseyi ve İslam Konferansı Örgütü Türkiye'nin üye olduğu uluslararası örgütlerdendir. 3 Ekim 2005 tarihinden itibaren Avrupa Birliği'ne tam üyelik için müzakerelere başlanmıştır.

Orhan Pamuk, nobel ödül alışı  

Orhan Pamuk 12 Ekim 2006 tarihinde Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanarak Nobel Ödülü kazanan ilk Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak tarihe geçmiştir.

Dil:

Türkiye'nin resmî dili Türkçedir. Bugün Türkiye Türkçesi nüfusun büyük bir çoğunluğu tarafından konuşulmaktadır. Bölgelere göre birçok farklı şiveler kullanılmaktadır. Eğitimde ve basın kuruluşlarında ise İstanbul lehçesi tercih edilmektedir.

Tüm halkının iletişimini sağlayan ve hem resmi dil hem de eğitim dili olan Türkçenin yanında gündelik hayatta başka diller de konuşulmaktadır.

Bunlar Abazaca, Arnavutça, Boşnakça ve Çerkezce Marmara bölgesi'nde ve İç Anadolu'da; Lazca, Gürcüce ve Rumca Karadeniz'de; Arapça, Azerice, Kürtçe, Zazaca ve Süryanice gibi diller Doğu ve Güney Doğu bölgelerinde kullanılmaktadır. Çok az sayıda olmalarına rağmen resmen azınlık durumunda bulunan Rumlar'ın bir kısmı ile Museviler ve Ermeniler'in küçük bir kısmı gündelik hayatta kendi dillerini konuşmaktadırlar.

 

Atatürk; Türk Milleti'ni "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye Halkı'na Türk Milleti denir" şeklinde açıklamaktadır.

Bugünkü Türk Milleti'nin temelleri, 20. yüzyılda gerileyen ve toprak kaybeden Osmanlı'nın kendini tanımlamasıyla ortaya çıkmıştır.

1912-13 yılında kaybedilen Balkan Savaşları sonunda Balkanlar'dan Anadolu'ya göçenlerle Türklük şuurunun gelişmesi, Türk Milleti'nin oluşmasında ilk olgudur.

1915'deki Çanakkale Savaşı ile de bugünkü Türk Milleti'nin karakteristik özellikleri ortaya çıkmıştır. Çanakkale Savaşı Türk Milleti'nin ne olduğunu özetleyen ikinci olgudur.

Çanakkale'den sonra Kurtuluş Savaşı'nın kazanılması "Türk Milleti"nin tanımlanmasında üçüncü olgudur.

Türkiye turizm haritası
hacivat karagöz, Hiciv ustaları  

Türkiye'de siyaset

Yönetim biçimi Cumhuriyet olan Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal önderliğinde 1923'te kurulmuştur. Resmî dili Türkçe'dir. Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti yönetim anlayışı vardır. Kuvvetler ayrılığı esası vardır. Yasama işlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi, yürütme işlerini Hükûmet, yargı işlerini ise bağımsız mahkemeler yapar. Türkiye'de 1923'te cumhuriyetin ilanı ile devlet başkanı, cumhurbaşkanı sıfatını almıştır. Cumhurbaşkanı devletin başı ve başkomutandır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk Milleti'nin birliğini temsil eder. Anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye Cumhuriyeti'nin yasama organıdır. Halk tarafından her 4 yılda bir yapılan seçimler ile belirlenen milletvekilleri, TBMM çatısı altında yasama görevini yerine getirmek üzere kanunları belirler. TBMM'ye 550 milletvekili seçilmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti'nde yürütmenin başı olan başbakan, Bakanlar Kurulu'na başkanlık eder, hükümeti ve icraatlarını yönetir. Türkiye Cumhuriyeti'nde her 4 yılda bir genel seçimle oluşan Meclis tarafından Başbakan, 4 yıl süre ile seçilir.

Türkiye topraklarında idari amaçlar için 81 ile bölünmüştür.

 

İllerde toplam 923 ilçe bulunmaktadır. Genelde nüfus sayımı amacıyla 7 bölgeye düzenlenen ancak, bir idari yapı temsil etmemektedir.

İller genellikle aynı zamanda merkez ilçe olarak adlandırılan il başkentleri, aynı adı taşıyan, bu özel istisnalar Hatay (başkent: Antakya) illeri vardır, Kocaeli (başkent: İzmit) ve Sakarya (başkent: Adapazarı).

En büyük nüfusa sahip iller İstanbul  (13 milyon), Ankara (5 milyon), İzmir (4 milyon), Bursa (3 milyon) ve Adana (2 milyon).

Büyük şehri ve Cumhuriyet öncesi başkent İstanbul'un ülkenin mali, ekonomik ve kültürel bir kalptir. Türkiye nüfusunun yaklaşık% 75.5 kent merkezlerinde yaşıyor.

 Birleşmiş Milletler, NATO ve AB:

 
 

Türkiye 1952'den beri NATO üyesidir.

Birleşmiş Milletler, Türkiye'nin aralarında bulunduğu 51 ülkenin katılımıyla 24 Ekim 1945 tarihinde kurulmuştur. Katılın ülke sayısı zamanla artarak günümüzde bu sayı 190'ı geçmiştir. Türkiye, Birleşmiş Milletler'e ilk üye olan ülkelerden biridir ve Birleşmiş Milletler ile Kore, Somali, Bosna, Filistin ve Afganistana asker göndermiştir. Son olarak da Lübnan'a asker gönderme kararı almıştır.

Türkiye, Ekim 2008'de 192 ülkeden 151 ülkenin oyunu alarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği görevine seçilmiştir. Türkiye; 2 yıllığına bu görevinde, Avusturya ile birlikte Batı Avrupa'yı temsil etmektedir.

9 Nisan 1949'da Washington Antlaşması ile kurulan NATO bir kolektif savunma örgütü olarak bilinmektedir. Kurucu antlaşmanın özellikle 3., 4., ve 5. maddeleri önemlidir. Bu maddelerle üye ülkeler, ortak savunma için yeteneklerini geliştirmeye, herhangi bir üyenin toprak bütünlüğü, siyasi bağımsızlık ve güvenliği tehlikede olduğunda bir araya gelmeyi ve herhangi birine saldırıldığında bu saldırıya hepsine karşı yapılmış bir saldırı olarak kabul etmeyi taahhüt etmişlerdir.

Türkiye ve Avrupa Birliği

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişki 40 yılı aşkın bir süreye dayanır. Avrupa Ekonomik Topluluğu olarak kurulduğu yıllarda, ortaklık için başvuran Türkiye, zaman zaman duraklayan ve zorlukla ilerleyen bu ilişkiyi, müzakere aşamasına kadar sürdürmüştür.

 
  Türkiye'nin güzelliklerinden

Türkiye ile Avrupa Birliği arasında tam üyelik oylamaları hâlen sürmektedir

DP, 31 Temmuz 1959'da AET'ye ortak üye olmak için topluluk konseyine başvurdu. 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi ve Menderes, Zorlu, Polatkan'ın idamları üzerine Fransa cumhurbaşkanı Charles De Gaulle, Türkiye'nin üyeliğinin dondurulmasını istemiştir.

 AT ile görüşmeler Eylül 1959-Ekim 1960'da istişari olarak başladı. Askeri darbe yüzünden görüşmeler 1960'a kadar kesildi. Türkiye, gümrük birliği hedefiyle görüşmelerde yer aldı. 1963'e kadar görüşmeler yapıldı. 12 Eylül 1963'de Ankara Anlaşması imzalandı, gümrük birliğine dayalı ve ortak üye olan Türkiye'nin tam üyeliğini amaçlayan anlaşma idi. 22 Temmuz 1970'de Katma Protokol imzalandı. Türkiye 25 Aralık 1976'da tek taraflı kararla bütün yükümlülüklerini dondurdu. 21 Eylül 1979'da iki taraf, ilişkileri 5 yıllığına dondurdu. 6 Şubat 1980'de dışişleri bakanı Hayrettin Erkmen, Türkiye'nin tam üyelik için başvuruda bulunacağını açıkladı.

Ancak, 12 Eylül 1980'deki askeri darbe ile ilişkiler 6 yıl daha donduruldu. Türk parlamenterlerin üyelikleri düşürüldü. Avrupa, Türkiye'den demokrasiye dönüş takvimi uygulamasını istedi. 1986'da ilişkiler tekrar başlatıldı. 1987'de uyum anlaşması yapıldı. 18 Aralık 1989'da AT Komisyonu Türkiye’nin tam üyelik başvurusu hakkındaki görüşünü açıklamış, topluluğun 1992'den önce yeni üye kabul etmeyeceğini belirtmiştir. 21 Ocak 1992'de iki taraf arasında teknik işbirliği programı imzalandı. 21 Ocak 1992'de çalışma programı Ankara'da imzalandı. 6 Mart 1995'de ortaklık konseyi kararında AB'ye Türkiye'nin gümrük birliği temelinde katılması AP'nin onay sürecine bağlandı.

2003 yılında Türkiye ile üyelik görüşmeleri başladı, ancak ucu açıklık ve hazmetme kapasitesi şartları konuldu, üyelik müzakere başlıkları 2005'de donduruldu. Papa ve Fransa, Almanya gibi kurucu üyelerin liderleri Türkiye'nin AB'ye girmesinin imkânsızlığını açıkladılar.

Orta Asya Türk Kitabeleri  

Kıbrıs Barış Harekâtı:

Kıbrıs Harekâtı, 20 Temmuz 1974 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Garanti Anlaşması'nın III. maddesine istinaden gerçekleştirdiği askerî harekâtın adıdır.

 

1878'de Rusya karşısında zor durumda kalan Osmanlı Devleti, Kıbrıs’ın yönetimini geçici olarak İngiltere’ye verdi. I. Dünya Savaşı’nda da İngiltere, Kıbrıs’a el koydu. 1950'lerin sonlarında bağımsızlık hareketi başladı ve uluslararası anlaşmalara dayanan bir Türk-Rum Ortak Devleti kuruldu. Fakat Rumlar Kıbrıs Türkleri'nin kazanılmış haklarını ellerinden alma ve Kıbrıs’ın tüm yönetimine el koyma yoluna gittiler. Böylece uluslararası anlaşmaları ve Anayasayı çiğnediler. Cumhurbaşkanı III.Makarios 1963 yılında devletin kuruluş antlaşmalarını tek taraflı olarak fessetiğini açıkladı. Böylece Kıbrıs Cumhuriyeti tarih sahnesinden çekilmiş oldu. Fakat amaç Türkleri adadan uzaklaştırıp Enosis'i yani adayı Yunanistan'a ilhak etmekti. Türklere ve Türk köylerine yapılan saldırılar sonucu birçok insan hayatını kaybetti ve binlerce insan göç etmek durumunda kaldı.

15 Temmuz 1974'te Yunaistan'da da cunta'nın yaptığı darbe ile Makarios koltuğundan indirilerek iktidara el konuldu ve geçici bir süre için Nikos Sampson Cumhurbaşkanlığı’na getirildi. Amaç olan Enosis çalışmaları nedeni ile Türkiye garantörlük hakkını kullanarak 20 Temmuz 1974 tarihinde adaya müdahale etti.

Türk kuvvetleri 22 Temmuz'da Girne'yi ele geçirdi. Türk paraşütçüleri Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'nın Türk kesimine indi. Yunan birliklerinin Ada’da garantör olarak bulunan Türk birliğine saldırması ise, çarpışmaların Ada geneline yayılmasına neden oldu. 22 Temmuz akşamı Türkiye, BM Güvenlik Konseyi'nin ateşkes kararını kabul etti. Türk müdahalesi sonucu Yunanistan'daki cunta idaresi ve Kıbrıs Nikos Sampson Hükûmeti de yıkılmıştır.

Ancak 8 Ağustos'ta II. Cenevre Konferansı'nın yapılmakta olduğu zamanda Türklerin 'iyi niyet jesti' olarak Limasol ve Larnaka civarında bir miktar köyü boşaltmış olmalarına rağmen, Millî Muhafız Alayı ve EOKA-B işgal ettikleri yerleri tahliye etmedikleri gibi ellerindeki esirleri de serbest bırakmamışlardır.

Türkiye, Rum-Yunan hükûmetleriyle anlaşmanın mümkün olmadığı kararına vararak 14 Ağustos'ta başlayıp 16 Ağustos'ta sona eren üç günlük II. Barış Harekatını gerçekleştirdi. Apar topar ülkeye dönen Başbakan Bülent Ecevit, Milli Selamet Partisi kanadına ateşkesi kabul etmemeleri halinde hükümetin bozulacağını ifade etti. Bu ateşkes ile Erbakan'ın planı hayata geçmemiş oldu. Harekât neticesinde bir taraftan Magosa'ya diğer taraftan Lefke'ye varılarak Türk tarafının sınırları çizildi. İki harekatta toplam 498 Türk askeri, 70 Kıbrıslı Mücahit ve 270 Kıbrıs Türk’ü öldürüldü.

Erzurum ve Sivas Kongreleri ve Kürtler

Mustafa Kemal Vahdettin görevlendirmesiyle, 3. Ordu Müfettişi ve ‘Fahrî yaver-i hazret-i şehriyari’ unvanı ile 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktıktan kısa süre sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki bazı Kürt aşiret reislerine telgraflar çekmişti.

Telgraflarda kendisinin Sultan tarafından atandığını yakın bir zamanda Kürdistan’ı ziyaret etmek istediğini söylüyor, aynı zamanda ülkenin işgalci güçlerden kurtuluşu için onlardan destek istiyordu.

Osmanlı Meclis-i Mebusanı ve Diyarbakır’daki Kürt Kulübü’nün üyesi Kamil Bey’e ve Diyarbakır’lı Cemil Paşazade’ye çektiği telgraflarda, İngiltere’nin bağımsız Kürdistan’ı Ermeni çıkarlarına kurban etmeye çalıştığını, halbuki Kürtlerin ve Türklerin kardeş olduğunu söyledikten sonra ‘Bizim varlığımızın Kürt’lerin,Türk’lerin ve bütün Müslümanların yardımına ihtiyacı var.

Genel olarak hepimiz bağımsızlığımızı korumalıyız ve ülkemizin bölünmesine izin vermemeliyiz. 

Ben Kürt’lere, Osmanlı Devletinin parçalanmaması şartı ile, onların gelişmesine ve ilerlemesine vesile olacak bütün hukuk ve imtiyazın verilmesinden yanındayım” diyordu.

(Ghalib Sabah, “The Kurds between Sevres and Laussanne: to what extend does the Treaty of Sevres justify the Kurds’ nationalism aspiration?”, Londra Üniversitesi Tarih Bölümü’nde kabul edilmiş master tezinden, s.26)

http://frederickhighland.com/damascus/articles/maisalun.htm

http://www.boyabat.adalet.gov.tr/ataturk.htm

Osmanlı imparatorluğu haritasıPrveze 1538
Dünya  Türkleri

Hacivat: - ‘Nihayet Unesco'dan tescillendik Karagözüm

  Karagöz Hacivat (poster)

Yunanistan, UNESCO´nun gölge oyunu Hacivat ile Karagöz´ü ´Türklerin kültürel mirası´ olarak tescil etmesine kızdı. Yunan medyası ´Karagöz´ü Türkleştirdiler´ ve ´Karagöz´e Türk pasaportu verdiler´ diyerek yaygara kopardı. ´Karagöz´ tartışmasına Başbakan Yorgo Papandreu da müdahil oldu.

UNESCO´NUN eylül ayında aldığı ve kısa süre önce tescil ettiği ´Karagöz Türk kültür mirasıdır´ kararında Yunanistan Kültür Bakanlığı daire başkanlarından Teti Hacinikolau´nun "Karagöz Yunanistan kültür mirasının figürüdür" şeklinde iki satırlık çekincesi yeraldı. Gelişme Yunan Kültür ve dışişleri bakanlıklarını harekete geçirdi. Kültür Bakanı Pavlos Gerulanos tescil edilen karar için detaylı bilgi isterken, UNESCO´daki Yunanistan Temsilcisi Yorgo Anastasopulos "Kültür bakanlığına, Karagöz´ün Yunan kültür mirası olduğuan ilişkin UNESCO´ya bir açıklama göndermesini tavsiye etmiştim" dedi.

Baklavanın patentini de Türkiye´ye kaptıran Yunanistan´da bundan sonra yapılabilecek tek şeyin Türkiye ile Karagöz için müzakere olduğu ileri sürüldü. To Vima gazetesine göre, Yunan hükümet çevreleri Yunanistan´ın Karagöz ile ilgili kültürel çekincelerinin anlam taşıyabilmesi için bir uzlaşma sağlanabilmesi amacıyla Türkler ile müzekere yapılması şart olduğunu belirtti. Başbakan Papandreu ise UNESCO kararı sorulduğunda gülümseyerek "Türklerin kendi Karagöz´ü olsun, bizim kendi Karagöz´ümüz" demekle yetindi.

Yunanistan´da belki bilinmeyen belki de görmezlikten gelinen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi´nin (AİHM) de Karagöz´ü Türk saydığı. Gölge oyunu kahramanı ´Karagiozis´ (Karagöz) Yunancada mecazi olarak ´gülünç´ veya ´palyaço´ anlamına da gelir. Taşrada küçük bir gazetenin sahibi Aleksandra Katrami bir hâkime ´Karagiozis´ dediği için Yunan mahkemesince birkaç yıl önce 20 ay hapis cezasına çarptırılmış ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi´ne başvurmuştu.

AİHM 2009´da Katrami´yi aklayıp Yunan devletini 7 bin Euro para cezasına çarptırdı. Gerekçede "Karagiozis, Türk kültüründen alınan Yunan gölge oyunundaki bir kukla tipidir" denildi.

15 Temmuz 2010

Karagöz&Hacivat Video için tıklayınız!

Karagöz&Hacivat Poster Resim için tıklayınız!

Ana sayfa

Haber Dünya Ülkeler Türkiye Bilim Aktüel Görsel

Son Güncelleme:13/02/15

Ülkeler haber

Ülkeler Bilgi

Ülkeler Resim Dünya Kurumları

Sayfa Başı