|
Son Güncelleme:16/03/12 |
||
|
Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya |
||
|
" Macaristan " Güncel Haberleri |
|||
|
|
|||
|
Macaristan'da on binler AB'ye tepkili |
||||||||
Avrupa Birliği’nin otoriter rejim kurmakla suçladığı, ve 'demokratik adımlar atılmazsa yardımı keseriz' uyarısında bulunduğu Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ı desteklemek için onbinlerce kişi Budapeşte sokaklarında gösteri düzenledi. Hükümetteki Hıristiyan Demokrat Parti’nin düzenlediği mitingde, AB'nin hedefinde olan Başbakan Viktor Orban'a destek mesajları verildi. Göstericiler, Macaristan bayrakları ve "AB işgaline son" yazan pankartlarıyla parlamento binasına yürüdüler. Macaristan Başbakanı parlamento binası önünde toplanan kalabalığa seslendi. Viktor Orban'ın hedefinde kendisini otoriter bir rejim kurmakla suçlayan ve ülkenin yeni anayasasını eleştiren Avrupa Birliği vardı. 'EŞİT MUAMELE İSTİYORUZ' Orban, “Bir Avrupa ülkesi olarak eşit muamele istiyoruz. Biz Macaristan'ın kendi ekseni etrafında dönmesini istiyoruz. Bu yüzden anayasayı koruyacağız” dedi. Avrupa Birliği, antidemokratik uygulamaların sonlandırılmaması durumunda, Macaristan'a yapılan maddi yardımı keseceği tehditinde bulundu. 2010 seçimlerinde tek başına iktidara gelen viktor orban liderliğindeki Hıristiyan Demokrat Parti, mecliste 3'te ikilik çoğunluğu elinde bulunduruyor. 16 Mart 2012 |
||||||||
|
Herkes borcunu ödeyince bankalar şoka girdi! |
||||||||
2 milyar Euro zarar yazan bankalar, hükümeti AB'ye şikayet etti Macaristan'da 170 bin kişi bankalara olan döviz borcunu hükümetin belirlediği düşük kurdan ödeyince, ülkedeki bankalar 2 milyar Euro zarar yazdı. Macaristan Para Birliği Kurumu, 170 bin kişinin bankalara olan döviz borçlarını kapattığını, kredi alanların bankalara 1 trilyon 354 milyar forint (yaklaşık 5 milyar avro) ödeme yaptığını açıkladı. Macaristan'da hükümet 5 ay önce aldığı radikal kararla, bankalara döviz borcu olan 1,2 milyon kişinin borçlarını oldukça düşük kurdan ödemesini sağlamış, Macaristan'daki bankalar ise Macar hükümetini Avrupa Birliği Komisyonu'na şikayet emişti. Hükümetin çıkardığı yasa ile bankalara döviz kredisi borcu olan 1,2 milyon kişiden sadece 170 bin kişisinin borçlarını ödeyebildiği, Macaristan'da hala borçlarını ödemek için kaynak bulamayan 1 milyonu aşkın kişinin bankalara döviz cinsi borcu olduğu açıklandı. Macaristan'da yaşanan ekonomik kriz öncesi 1 İsviçre frangı 135 forint, 1 Euro ise 260 forint civarında işlem görürken, kriz sonrası 1 İsviçre frangı 245 forint, 1 Euro ise 293 forintten işlem görmeye başlamıştı. Macar hükümeti, İsviçre frangı borçları olanlara 1 İsviçre frangı 180 forint, Euro borcu olanlara ise 1 Euro 250 forintten borçlarını kapatmasına imkân tanımıştı. BDDK BAŞKANI SÖYLEMİŞTİ! Macaristan'da yaşanan bu olay geçtiğimiz günlerde BDDK Başkanı Tevfik Bilgin'in o ilginç sözlerini akla getirdi. Tevfik Bilgin şöyle demişti: "Türkiye’deki herkes kredi kartını düzenli ödesin, bankalar bir ay sonra kredi kartını iptal eder." 12 Mart 2012 |
||||||||
|
AB'den Budapeşte’ye bir ay süre |
||||||||
Avrupa Komisyonu dün gerçekleşen toplantıda, son dönemde uyguladığı yargı, idari ve ekonomi reformu politikalarıyla tartışmalara neden olan Macaristan hükümetine, gerekli anayasal ve yasal düzenlemeleri yapması için bir ay süre tanıdı. Macar başbakanı Viktor Orbán ise Brüksel’in tavizsiz gibi görünen bu politikasına karşı alttan aldı ve hem AB ile ve hem de Macaristan’ın cari ödemeleri için hayati öneme sahip IMF ile anlaşmaya varılacağını açıkladı. Avrupa Birliği iki yıldır görevde olan Macar hükümetinin, bu süre zarfında çıkardığı ve Macaristan’ın idari, mali ve kurumsal yapısını tamamen değiştiren bazı anayasa maddelerine ve yasalara karşı çıkıyor. Geçtiğimiz aylarda Brüksel, eleştirinin dozunu iyice artırmış ve somut önlemlere başvuracağını açıklamıştı. Bu konuda Avrupa Parlamentosu ve Komisyonunun iki önemli adımını hatırlamakta yarar var. AP’da şubat ayında oy çokluğuyla alınan karara göre, eğer beklenen değişiklikler gerçekleşmezse, AB tarihinde ilk kez olmak üzere, 7. madde işletilebilir ve Macaristan’ın AB kararlarıyla ilgili oy hakkı elinden alınabilir. Bu kararı takip eden diğer karar ise, Macaristan’a yapısal destek fonlarından sunulan 495 milyon Euro’nun kesilmesini öngörüyor. AB her iki önlemin uygulanmasını birkaç aylık süre boyunca askıya alıyor ve böylece Macaristan’a kendisinden beklenen değişiklikleri hayata geçirme fırsatı tanıyor. AB neler istiyor? Peki AB tarafından ısrarla üzerinde durulan, ve Macar hükümetinden acilen değiştirilmesi talep edilen yasalar hangileri? Dün alınan karar 3 yasanın altını çiziyor. Bunlardan biri “Şahsi Bilgiler Enformasyon Merkezi’nin” bağımsızlığın kaldıran yasanın düzeltilmesi. Brüksel’in endişelerine göre vatandaşların şahsi bilgilerinin hükümete bağlı süper gizli bir devlet kurumunda toplanması, hukuk devletine tamamen aykırı.
Talep edilen ikinci değişiklik, Macar Merkez Bankasının hükümet tarafından iktidar denetimine çeken yasayla ilintili. Üye ülkelerde hükümetlerden bağımsız bir Merkez Bankası’na çok önem veren Brüksel, Macaristan’da bağımız bir Merkez Bankası’nın faaliyette olmasını istiyor. Bu nedenle de hükümetten bu yasayı da geri çekmesini talep ediyor. Brüksel’in dün altını çizdiği üçüncü yasa ise Yargı Yasası. Bu yasanın bir hükmüne göre, şimdiye dek 70 yaşına kadar çalışabilen hakimler bundan böyle 62 yaşına girdiklerinde otomatik olarak emekli edilecekler. Macaristan’da muhalefet hükümeti eski hakimleri emekli ederek ve kendi politikasını uygulayacak olan genç hakimleri göreve atayarak yargıda tahakküm kurmakla itham ediliyor. Şimdi de Brüksel’den benzer kaygılar iletildi. Macar Başbakanı Viktor Orbán ise gelecekle ilgili iyimser açıklamalar yaptı. Orbán geçtiğimiz günlerde “birkaç aydır çok kırılgan bir zeminde koşmak zorundaydık, o yüzden de hızlı hareket ettik. Ama şimdi artık karşı kıyıya ulaştık, dolayısıyla görüşüp tartışabiliriz” demişti. Dünkü kararın ardından bugün de iyimserliğini sürdürdü ve halka, “merak etmeyin, bu kurumlarla anlaşacağız” dedi. 8 Mart 2012 |
||||||||
|
AB Macaristan’a yapılan mali yardımları kesiyor |
||||||||
Macaristan ekonomisi borç krizini aşamıyor Avrupa Komisyonu bugün aldığı bir kararla Macaristan’a yapısal dönüşüm proje yardımları adı altına verilen 495 milyon euroluk fonu askıya aldı. Komisyon bu kararına gerekçe olarak Macaristan’ın 2004 yılından bu yana, Avrupa Birliği’nin net tavrına rağmen cari açık vermeye devam etmesini ve Budapeşte’nin bu açığı düşürmek için gerekli adımları atmamasını gösterdi. Komisyon mali işler sorumlusu Olli Rehn bu tavrın Macaristan’a karşı verilen bir ceza olarak algılanmaması gerektiğini savundu. Rehn’e göre yardımlar sadece askıya alınıyor ve Budapeşte’nin gerekli tasarruf adımlarını atması halinde, bu fonlar Macaristan için yeniden açılacak. Komisyon tarafından alınan bu kararın uygulanabilmesi için Avrupa Birliği Maliye bakanları zirvesinde de onaylanması gerekiyor. Karar Budapeşte tarafından tepkiyle karşılandı. Dün yapılan hükümet açıklamasında Avrupa Birliği’nin Macaristan’ı cezalandırmak için hazırlıklar yaptığı kamuoyuna açıklanmış, yani alınan kararın bir tür siyasi yanının bulunduğu ima edilmişti. Hükümet Avrupa Komisyonu’nun açıklamasının ardından bu kararın adil olmadığı vurgusunu da yaptı. Macar hükümeti Avrupa Birliği içinde pek çok ülkenin cari açık verdiğini, ancak bunlar arasından sadece Macaristan’a karşı bu tür bir yaptırım uygulanmasının gündeme getirildiğini ve bunun da adil olmadığını belirtti. Budapeşte hükümeti, AB maliye bakanları zirvesinde kararın onaylanmayacağı konusunda umutlu olsa da, yorumcular kararın aynen onaylanacağına, yani Budapeşte’ye verilen AB yardımlarının 595 milyon euroluk kısmının kesileceğine kesin gözüyle bakıyorlar. Karar 2013 Ocak ayından itibaren yürürlüğe girecek. Kesilen 595 milyon euroluk yardım, Avrupa Birliği tarafından Macaristan’a verilen toplam mali yardımların % 30’unu oluşturuyor. 22 Şubat 2012 |
||||||||
|
Macar Hava Yolları da İflas Etti |
||||||||
Macar Hava Yolları (Malev) bu sabah itibarıyla resmen iflas etti. Malev Yönetim Kurulu Başkanı Janos Berenyi, Macar hükümetinin Malev'in iflas etmemesi için elinden geleni yaptığını, krizin atlatılması için çalıştıklarını, ancak tüm çabalarına rağmen gerekli maddi desteği bulamadıklarını belirterek, artık yapacakları bir şey olmadığını, iflaslarını verdiklerini söyledi. Geçtiğimiz yıl sonu itibariyle biriken borçları sebebiyle ödeme zorluğu çekmeye başlayan Malev'in bu hafta başı itibarıyla her an iflas edebileceği konuşuluyordu. Malev Yönetim Kurulu Başkanı Berenyi, 3 gün önce yaptığı basın toplantısında, ''Panik yapmayın, şimdilik tüm seferlerimizi aksaklık olmadan gerçekleştiriyoruz'' açıklamasında bulunmuştu. Malev'in borcunun 60 milyar forint (200 milyon avro) olduğu, Avrupa Birliği'nin kabul etmemesi üzerine Macar hükümetinin Malev'e maddi katkıda bulunamadığı için iflasın kaçınılmaz olduğu belirtildi. Havayolu Şirketleri Zor Durumda Dünyanın büyük bölümünde yoğun şekilde hissedilen ekonomik krizin vurduğu sektörlerin başında havayolu geliyor. Geçtiğimiz hafta yaşanılan kriz sebebiyle İspanya havayolu şirketi Spanair iflasını açıklamış, ABD'li havayodlu şirketi "American Airlaines" ise 13 bin kişiyi işten çıkarma kararı almıştı. 03 Şubat 2012 |
||||||||
|
AB'den Macaristan'ın Demokrasi ihlaline müsamaha yok |
||||||||
Macaristan, AB üyesi olmasına rağmen, yine AB’nin yaptırımlarıyla karşı karşıya. Brüksel, Macar hükümetinin yargı organları ve Merkez Bankası’nın bağımsızlığını hiçe sayan adımları üzerine hukukî inceleme başlattı. Jose Manuel Barroso, Macaristan hükümetine net mesajlar verdi Avrupa Birliği Komisyonu, Macaristan'da 1 Ocak tarihinde yürürlüğe giren yeni yasal düzenlemelerin, yargı organlarının, Macaristan Merkez Bankası'nın ve veri güvenliğinden sorumlu birimin bağımsızlığını ihlal ettiği görüşünde. Komisyon, bu nedenle salı günü Macar hükümetine karşı detaylı bir hukukî inceleme başlattı. Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, bunun gerekçesini şöyle açıkladı: “Bizler, Macar hükümetinin Avrupa Birliği hukukuna olan saygısını göstererek gerekli değişiklikleri yapmasını umut etmiştik. Ama bu beklentimiz şimdiye dek gerçekleşmedi. O nedenle Avrupa Birliği antlaşmalarını ihlâl ettiği gerekçesiyle hukukî inceleme başlatmaya kararı verdik. Macaristan Avrupa Birliği ailesinin kilit üyelerinden biri. Ama bizler, Macaristan’ın demokratik ilke ve değerlere olan saygısına düşen gölgenin, oluşan şüphenin kaybolmasından yanayız. Bu ne kadar çabuk gerçekleşirse o kadar iyi olur.” Barroso, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın önümüzdeki salı günü, yani 24 Ocak’ta kendisiyle sorunlar hakkında konuşmayı kabul ettiğini kaydetti. Mahkemelik olabilirler Martin Schulz Eğer Macaristan, komisyonun taleplerini yerine getirmezse konunun Avrupa Adalet Divanı’na taşınması ve nihayetinde Macaristan'ın yüklü bir para cezasına çarptırılması söz konusu. Ancak Macaristan hâlihazırda bu riski göze alacak durumda değil. Zira Avrupa Birliği’nin şüpheleri ortadan kalkmadan, Macar hükümetinin Avrupa Birliği ve Uluslararası Para Fonu tarafından gönderilecek malî yardımı alması mümkün görünmüyor. Bu da ülkenin iflas bayrağını çekmesi anlamına geliyor. Avrupa Birliği Parlamentosu’nun yeni başkanı olarak salı günü göreve başlayan Martin Schulz da, yaptığı ilk resmi açıklamada Macaristan’ı da kast ederek şunları kaydetti: “Bence, Avrupa Birliği kurumları, üye ülkelerin demokrasi, temel hak ve özgürlüklere, nefes almak kadar doğal karşılanan bir yaklaşımla saygı göstermesine ve bunları uygulamasına çalışmalıdır. Kim bu temel hakları garanti altına alan antlaşmaları ihlâl ederse, bizim direncimizle karşılaşacağını bilmelidir. Parlamento olarak bu sorumluluğu biz de taşıyoruz." Schulz, Macaristan da dâhil bazı birlik ülkelerinden gelen, Avrupa Birliği kurumlarının üye ülkelerin iç politikalarına karışmaması gerektiği yönündeki görüşlere de yanıt verdi. Bir birlik ülkesinin “Bu benim iç politikam” diyemeyeceğini söyleyen Schulz, “Avrupa politikaları, üye ülkelerin de politikasıdır ve aynı şekilde üye ülkelerin politikaları da Avrupa politikasının bir parçasıdır” diyerek sert çıktı. Macaristan'ın tartışmalı adımları
AB Komisyonu, Macar hükümetine karşı detaylı bir hukukî inceleme başlattı. Avrupa Birliği Komisyonu’nun birlik antlaşmalarını ihlâl ettiği gerekçesiyle Macaristan’a karşı başlattığı hukukî incelemenin 3 ayağı bulunuyor. Bunlardan ilki, 1 Ocak tarihinde yürürlüğe giren yeni yasal düzenlemeler ile Avrupa Birliği antlaşmaları tarafından güvence altına alınan Merkez Bankası’nın bağımsızlığının kısıtlanması. Başbakan Orban, bu konuda müzakereye açık olduğunun işaretlerini veriyor. Asıl sıkıntı diğer iki konuda yaşanıyor. Bunlardan biri Orban’ın bazı savcı ve yargıçları yargı kurumlarından uzaklaştırmak için erken emekli edilmelerine dair yaptığı düzenleme. Burada akıllarda soru işareti bırakan yan, yeni yasal düzenlemeyle söz konusu adli görevlilerin 2 yıl önce emekli edilmesinin öngörülüyor olması. Oysa ülkede iki yıl sonra zaten emeklilik yaşı yükseltiliyor. Bir diğeri de Orban’ın veri güvenliğinden sorumlu birimin yetkilerini radikal bir şekilde kısıtlaması. Bununla ilgili eleştirilerde bulanan kurum müdürünü görevinden alan Orban, durumu “Sistemde bir toz parçası bulunuyordu” sözleriyle açıklamıştı. Macaristan Başbakanı Orban’ın Çarşamba günü Avrupa Parlamentosu’nda bütün suçlamalara ve eleştirilere bir açıklık getirmesi bekleniyor. 18 Ocak 2012 |
||||||||
|
Macaristan'da AB Protestosu |
||||||||
Macaristan'da da Avrupa Birliği karşıtı 2 gösteri düzenlendi. Aşırı sağcı Jobbik partisi tarafından düzenlenen gösteride, Avrupa Birliği'nin Macaristan'a yönelik eleştirileri protesto edildi. Birlik, bazı yasalarının kendi düzenlemelerine uygun olmadığı gerekçesi ile Macaristan'a karşı hukuki tedbir alabileceğini açıklamıştı. Bu açıklamaya tepki gösteren Jobbik partisinin lideri Gabor Vona, birliğe üyelik konusunun referanduma götürülmesini istedi. Göstericiler daha sonra Avrupa Birliği bayrağını yaktı. Öte yandan " Macaristan İçin İnsan Zinciri" adlı bir gruba bağlı yaklaşık bin kişi de parlamento binasının önünde Avrupa Birliği karşıtı gösteri yaptı. 15 Ocak 2012 |
||||||||
|
Fitch Macaristan'ın notunu kırdı |
||||||||
Fitch, Macaristan'ın kredi notunu BB+'ya indirdi, görünümü negatif olarak belirledi. ANKARA - Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Macaristan'ın yabancı ve yerel para cinsinden uzun vadeli kredi notlarını indirdi. Fitch, Macaristan'ın yabancı para cinsinden uzun vadeli kredi notunu BBB-'den BB+ya ve yerel para cinsinden uzun vadeli kredi notunu BBB'den BBB-'ye çektiğini açıkladı. Kuruluş uzun vadeli kredi notları görünümlerini ise negatif olarak belirledi. Kuruluş, kredi notları indirimine gerekçe olarak bu ülkenin mali ve dış finansman koşulları ile büyüme görünümündeki bozulmayı gösterdi. Yatırımcı güvenine zarar veren ekonomi politikaları, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Avrupa Birliği (AB) ile yeni anlaşmaya ilişkin karmaşık sürecin mali göstergelerde bozulmaya yol açtığı belirtildi. Macaristan'ın büyüme görünümünün kötüleşmeye devam ettiğine işaret eden Fitch, 2012 yılında ülke ekonomisinin yüzde 0.5 daralacağı tahmininde bulundu. Kuruluş, daha önce ekonominin yüzde 0.5 büyüyeceğini öngörmüştü. Ülkenin mali ve dış finansman risklerinin geçen yıl Kasım ayından bu yana belirgin artış gösterdiğine dikkati çeken Fitch, IMF ile zamanında yapılacak anlaşmanın öneminin arttığını vurguladı. Macaristan'ın kredi notları görünümlerinin negatif olarak belirlenmesinin, ülkenin 2 yıl içinde tekrar kredi notu indirilmesi ihtimalinin yüzde 50'den fazla olduğunu gösterdiği ifade edildi. 06 Ocak 2012 |
||||||||
|
AB içinde 'diktatörlük' ilan etti |
||||||||
AB üyesi Macaristan'da parlamentoda üçte iki çoğunluğu bulunan iki sağcı partinin biraraya gelerek hazırladığı anayasa yürürlüğe girdi. Yeni anayasa sadece medya ve yargı üzerinde baskı kurmakla kalmıyor, sokakta yatan evsizleri de hapse gönderiyor. Yüz bine yakın Macar göstericiler yeni anayasaya karşı Ülkede yeni anayasanın kabulü onuruna gotik opera sarayında düzenlenen resmi kutlamalar, bina önünde gerçekleştirilen büyük gösterinin gölgesinde geçti. Viktor Orbán hükümetine karşı parlamento içindeki muhalif partilerin ve parlamento dışı sivil kuruluşların ilk kez bir araya gelerek düzenlediği protesto gösterisine organizasyonu yapan kurumlara göre yüz bin civarında, tarafsız gözlemcilere göre ise 60-70 bin dolayında katılım oldu. Opera binası önünde polisin yoğun önlemler aldığı gözlenirken, devlet erkânı ve davetlilerin binaya girişlerinde de protestolar yaşandı. Macar Dayanışma hareketinin ve bazı diğer sivil kuruluşların organizasyonuyla düzenlenen gösteriye Sosyalist Parti, bu partiden ayrılan eski başbakan Ferenc Gyurcsány’ın kurduğu Demokrat Parti ve liberal çevreci LMP gibi parlamento içi muhalefet de katılmış olsa da, gösteride sadece sivil kuruluşların temsilcilerine söz hakkı verildi. "Viktatör" Muhalefetin büyük gösterisinde temel talep Cumhuriyetin ve Demokrasinin korunması üzerineydi. Bilindiği gibi 1 Ocakta yürürlüğe giren yeni Macar anayasası ülke adını Macar Cumhuriyeti’nden, resmen de Macaristan olarak değiştirmişti.
Macar Dayanışma hareketinin kurucusu Péter Kónya’nın “Orbanlar’ın unuttuğu bir şey var! Egemenlik halkın, yani bizimdir! Macar Cumhuriyeti’ni geri getireceğiz” cümleleriyle sona eren mitingde en popüler slogan da Viktor ve Diktatör kelimelerinden türetilen “Viktatör” oldu. Operadaki resmi törenin sona ermesinin ardından, devlet erkanı ve bazı davetliler, bina önünde devam eden gösteriler nedeniyle, göstericilerle yüzleşmemek için arka kapıdan binayı terk ettiler. 'Başbakanımızın kusuruna bakma Avrupa' Öte yandan bugün Macar basınına yansıyan en son kamuoyu araştırmasına göre Macar halkının % 80’i ülkede işlerin yolunda gitmediği kanısında. Hükümete olan güvenin seçimlerden bu yana hızla azaldığı bilinse de, hükümet 2010 yılında seçimlerde aldığı % 55 oyla mecliste sağladığı üçte ikilik çoğunluğa dayanarak her yasası istediği şekilde çıkarma hakkına sahip.
Yine bugün Merkez Bankası tarafından yapılan bir başka açıklama da, Macaristan’ın dış borçlarının son on beş yıl içindeki en yüksek orana ulaştığını ortaya koyuyor. Buna göre Macaristan’ın dış borçları milli gelirin % 82’sini aştı. Bu oran 2011 sonbaharında ise % 72 idi. Macaristan yönetimi gelen eleştirilere de kulak asmıyor. Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Avrupa Merkez Bankası ve ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Macaristan Başbakanı Orban’ın izlediği çizgiyi eleştirdi. Kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poors da geçtiğimiz haftalarda Macaristan’ın kredi notunu ciddi oranda düşürdü. 3 Ocak 2012 |
||||||||
|
Macar Romanlar Bir Destekçilerini daha Yitirdiler |
||||||||
Macar hükümetinin Roman danışmanı Kanada’ya iltica etti Macaristan’da hükümetin küçük ortağı Hristiyan Demokrat Halk Partisi lideri ve aynı zamanda başbakan yardımcısı Zsolt Semjén'in ''Roman Sorunları Başdanışmanı'' Kanada’ya iltica etti. Başdanışman István Kamarás yaptığı açıklamada, ''Hükümetin Romanları sefalete sürükleyen uygulamalarına ortak olmamak için'' ülkesini terk ettiğini söyledi. Başdanışman Hristiyan demokratların, Roman sorunlarını ele alıp incelemek için kurduğu bir enstitünün de başkanıydı. Ciddi araştırma ve incelemeleriyle tanınan Kamarás daha sonra başdanışmanlığa getirilmişti. István Kamarás Macaristan’da bugün birçok kişinin eğer eleştiri ve uyarılarda bulunmazsa hükümet tarafından bol maaşlı ve ünvanlı görevlere getirildiğini, ancak bunun bedelinin olduğunu söylüyor.
Başdanışman bu bedelin kendisi için hükümetin Çingeneleri sefalete sürükleyen uygulamalarını bu kesime kabul ettirmek olduğunu, ancak bunu kabul edemeyeceğini açıkladı. István Kamarás Romanların içinde bulunduğu durumun ciddiyetini, Roman köylerindeki sefaleti, işsizliği, sosyal yardımların kesilmesinin yanlışlığını ve ülkede "açlık isyanları" olacağı kaygısını hükümete dile getirdiğini, ama yetkililerin kendisine, “Görevinde kalmak istiyorsan sesini kes” uyarısında bulunduklarını ve iltica kararını da bu nedenle aldığını duyurdu. 8 Aralık 2011 |
||||||||
|
Macaristan'da aşırı sağcılık daha da güçleniyor. |
||||||||
Kamuoyu yoklamalarına göre, Macaristan’da aşırı sağcı Jobbik Partisi seçmen desteğini giderek artırıyor. Zira Roman karşıtı partınin mali kriz nedeniyle yeni bir düşmanı daha var: Yabancı sermaye. Aşırı sağcı Macar Jobbik Partisi öncülüğünde düzenlenen gösterilerde kullanılan son slogan “Tanklar çekildi, bankalar geldi” şeklindeydi. Jobbik Partisi açısından bu, "Macaristan'ın artık Rusların değil, Yahudi sermayesinin işgali altında olduğu" anlamına geliyor. İmaların arkasına gizlenmeyen Jobbik Partililer, hem muhafazakâr iktidar partisini hem de sosyalist ve liberal muhalefeti İsrail'in ve Yahudilerin çıkarlarına hizmet etmekle suçluyor. Bu tür söylemler Macar toplumunda da geçen yıllara kıyasla daha fazla taraftar buluyor. Yaklaşık bir milyon Macar, geçtiğimiz yıllarda döviz kredisi çekmiş, ancak değeri gittikçe düşen Macar para birimi Forint'le bu kredilerin geri ödenmesi iyice güçleşmişti. Bu koşullar altında Jobbik Partisi'nin kullandığı propaganda maksatlı söylemler de partiye artan kamuoyu desteği olarak geri dönüyor. Son kamuoyu araştırmaları, partisinin oy oranının yüzde 20'ye kadar yükseldiğini ve partinin tarihinde ilk kez Macaristan'da iktidardaki Genç Demokratlar Partisi'nin (Fidesz) ardından en güçlü ikinci siyasi partisi konumuna geldiğini ortaya koyuyor. Aşırı sağın kökeni derinlerde Macaristan'ın yakın geçmişinde aşırı sağ ilk kez böyle bir ivme yakalıyor. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve mali kriz, aşırı sağın yükselişi için elverişli bir ortam sunsa da, bu yükselişin nedenlerini daha derinlerde aramak gerekiyor. Macaristan henüz planlı ekonomiden serbest piyasa ekonomisine geçiş sürecini tamamlamamışken, küreselleşmenin ve Avrupa Birliği üyeliğinin getirdiği zorluklarla karşı karşıya kaldı.
Ülkede 2002-2010 yılları arasında yönetimi elinde bulunduran sosyalist-liberal koalisyon ülkenin acil çözüm gerektiren ekonomik ve sosyal sorunları ile mücadele etmek bir yana, yolsuzluk skandalları ile gündeme gelerek adeta kendi sonunu hazırladı. Bu koalisyonun başarısızlığı sonuç olarak muhafazakâr Genç Demokratlar Partisi'nin geçen yıl nisan ayında yapılan parlamento seçimlerinde büyük başarı kazanmasına ve mecliste üçte iki çoğunluğu elde etmesine yol açtı. Geçen yıl yapılan seçimlerde aşırı sağcı Jobbik Partisi de yüzde 17 oy oranına ulaşmış ve sosyalistlerin ardından ülkenin üçüncü büyük partisi olmayı başarmıştı. Bu başarıda partinin kullandığı, Roman karşıtı “Macaristan Macarlarındır” sloganının da etkisi bulunuyor. Aşırı sağcıların oy oranını artırmasının nedenlerinden belki de en önemlisi ise hükümetin ekonomiyi yeniden istikrara kavuşturmak üzere aldığı bir dizi kemer sıkma önlemi. Geçen yıl Macaristan'da bütçe açığını kapatmak için özel emeklilik fonları kamulaştırıldı. Başbakan Viktor Orban ve Genç Demokrat Partisi'nden diğer politikacılar şimdi ise aşırı sağcı Jobbik Partisi'nin çizgisini andıran, ulusalcı bir siyaset izleyerek kamuoyunda oluşan güven kaybını telafi etmeye çalışıyor. Başbakan Orban, Avrupa Birliği karşıtı ifadeler kullanmaktan da çekinmiyor ve bu bağlamda Brüksel'i bir dönemlerin Moskovası olmaması yönünde sık sık uyarıyor. Jobbik Partisi Başkan Yardımcısı Msrton Gyöngyösi ise sözleri eylemlerin izlemediği gerekçesiyle bu politikaların yalandan ibaret olduğu suçlamasında bulunuyor. İktidar şansı verilmiyor Siyasi gözlemciler, Jobbik Partisi'nin Macaristan'da iktidara gelmesine ihtimal vermiyor. Önde gelen Macar yayıncılarından biri olan Jozsef Debreczeni, “Kamuoyu yoklamalarındaki yükseliş geçici bir fenomen” diyor ve ekliyor: “Macaristan tarihinde aşırı uçlardaki siyasi partiler ancak Hitler Almanyası ya da Stalin'in Sovyetler Birliği gibi dış siyasi güçlerin yardımı olduğunda iktidara gelebildi.” Fakat sivil toplum kuruluşları, aşırı sağın yükselişini kaygıyla izliyor. “Sivil Kontrol – Demokrasi İçin Bir Milyon” adlı oluşumun kurucularından Annamaria Vamos, “Kriz dönemlerinde aşırı sağın gelişiminin ne kadar tehlikeli bir yönde seyredebileceğini tarihten biliyoruz” diyor. Örgüt, düzenli olarak protesto gösterileri düzenlenmesine önayak oluyor. Vamos, “Biz aslında aşırı sağcı olmayan, ancak başka alternatif görmedikleri için bu partiyi destekleyen seçmenleri kazanmak zorundayız” şeklinde konuşuyor. 5 Aralık 2011 |
||||||||
|
Macaristan'ın notu da 'çöp' oldu |
||||||||
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's Macaristan'ın kredi statüsünü 'çöp' olarak tabir edilen düzeye indirdi. Moodys'in notu, ülkenin yüksek borç düzeyine, zayıf büyüme potansiyeline ve hükümetin ekonomi için önüne koyduğu hedeflere ulaşıp ulaşamayacağına dair belirsizlik değerlendirmelerine dayanıyor. Hükümet ise kredi derecelendirme kuruluşunun açıklamalarını Macaristan'a karşı girişilen mali saldırıların bir parçası olarak gördüğünü belirtiyor. Bir başka kredi derecelendirme kuruluşu olan Standart & Poor's ise daha önce Macaristan'ın kredi notunu Avrupa Birliği ve Uluslararası Para Fonu (IMF) ile görüşmelere kadar düşürmeme kararı almıştı. Macar hükümeti geçen hafta Avrupa Birliği'nden yardım talep edebileceğini ancak IMF'den yeni borç almayacağını açıkladı. Macaristan Ekonomi Bakanlığı kuruluşun not düşürme kararının hiçbir temeli olmadığını ve dışarıdan kaynaklanan tüm zorluklara rağmen son bir buçuk yılda Macaristan ekonomisinin birçok alanında olumlu değişimler yaşandığını belirtti. 'Çöp' statüsü Macaristan hükümeti tahvilleri satın alan yatırımcıların paralarını geri alamayabileceklerine işaret ediyor. Moody's Macaristan'ın notunu 'yatırım yapılabilir' seviyenin hemen altında olan Ba1 düzeyine indirdi. 25 Kasım 2011 |
||||||||
|
Macaristan IMF'e resmen başvurdu |
||||||||
Macaristan hükümeti, geçen yıl IMF'yle olan kredi anlaşmalarını uzun vadede iptal etmiş ve cari dengeleri piyasa üzerinden devlet tahvilleri satışıyla düzenleyeceğini açıklamıştı.
Ülkede ekonomik büyümenin ve mali
istikrarın beklendiği gibi gelişmemesi, hükümeti tekrar IMF'nin kapısını
çalmak zorunda bıraktı. Yapılan ilk açıklamalara göre, hükümet IMF'yle cari dengelerin korunması amacıyla öncelikle bir "teminat" anlaşması yapmak istiyor. Yani, aslında IMF'den somut bir kredi almadan, sadece IMF'nin Macaristan'ın cari dengelerinin korunması yolunda "teminat vermesi" amaçlanıyor. Bu pratikte, kredi alınmayacağı, ancak Macaristan darda kalırsa, IMF'nin muslukları açacağı anlamına geliyor. Burada amaç, uluslararası piyasaların Macaristan'a olan güvenini korumak ve kredi derecelendirme kurumlarının, Macaristan'ın kredi notunu düşürmesini engellemek. Ancak yorumcular, böylesi bir anlaşmanın Macaristan'a yetmeyeceği ve IMF'nin de buna yanaşmayacağı düşüncesindeler. Pratikte, Macaristan'ın yıllık cari gereksinimi kadar, yani 4 milyar Euroluk bir kredi anlaşması imzalanması bekleniyor. Bu anlaşmanın detayları görüşmelerin ardından belli olacak. Ancak anlaşmanın IMF kredi anlaşmalarının hangi türünde olacağı da henüz kesinleşmedi. Anlaşma IMF'nın ekonomik kapasitesi büyük ülkelere tanıdığı Esnek Kredi Anlaşması (Flexible Credit Line) da olabilir, ya da IMF'nin daha katı önlemler dayattığı Kontrollü Kredi Anlaşması (Precautionary Credit Line) da. Gözlemciler Macaristan'ın IMF'ye kredi başvurusu yapmasıyla birlikte Macar hükümeti açısından yeni bir dönem başladığında hemfikirler. Bu başvuru Budapeşte açısından ekonomik ve mali bağımsızlık sloganıyla bir yıldır gündemde tutulan ekonomi politikasının iflas ettiğinin kabulü anlamına geliyor. 19 Kasım 2011 |
||||||||
|
Kriz Macaristan’a mı sıçrıyor? |
||||||||
Piyasaların, Yunanistan ve İtalya’nın borçlanma krizleriyle yoğun olarak ilgilendikleri bir dönemde, Macaristan’ın tahvil ihalesindeki başarısız sonuç, analistlerin gözünü bu ülkeye çevirmelerine neden oldu. Dün yapılan 1 yıllık tahvil ihalesinde teklif oranı 1’de kalırken, faiz yüzde 6.79’a çıktı. Bu oran İtalya’nın 10 yıllık tahvilleri için ödediği faize yakın. RBC gelişmekte olan piyasalar analistlerine göre, Macaristan hükümetinin kısa vadeli borç bulmakta karşılaştığı sorunlar son aylarda arttı ve faiz oranları yükseldi. Aynı analistler, gelişmekte olan diğer birçok ülkenin dünya ekonomisindeki yavaşlama sonucu istikrarı bozucu güçleri etkisizleştirerek, faiz oranlarını aşağı çekmelerine karşın, Macaristan’ın ekonomisindeki dengesiz politikalar sonucu küresel ekonomik koşullar kötüye gidince borçlanma zorluğu/yüksek faiz sarmalına kapıldığını kaydediyorlar. Macaristan’ın 190 milyar dolarlık GSYIH ile nispeten küçük bir ekonomiye sahip olması nedeniyle Avrupa’daki krize büyük bir etki yapacak gibi görünmüyor. Ancak analistler, konuya mizahi bir açıdan da yaklaşarak, Macaristan’ın da euroya geçmek istediğini belirtiyorlar. Macaristan Başbakanı Viktor Orban dün yaptığı bir açıklamada, ülkesinin yaşadığı sorunlara karşın Euro Bölgesine katılmak istediğini söyledi. Orban, Londra’da yaptığı bir konuşmada ülkesinin ekonomisinin diğer bölge ülkeleriyle rekabet edecek düzeye gelince euroya katılmak istediğini söyleyerek, “Euro Bölgesine uzun dönemde üye olmak istiyoruz. Yunanistan ve İtalya’dan çıkaracağımız dersler, erken üye olursanız birçok trajediye yol açacağınızdır” dedi. 11 Kasım 2011 |
||||||||
|
Macaristan'da muhalefet birleşti |
||||||||
Polisin yasaklamasının ardından sendikaların yargıya başvurarak izin alabildiği muhalefetin büyük mitingi 1 Ekim Cumartesi günü Budapeşte'de gerçekleşti. Yüz küsur sendika ve sivil toplum örgütünün, hükümetin aylardır uyguladığı önlemler paketine ve sosyal haklardaki kısıntılara karşı gündeme getirdiği mitinge sivil kuruluşlara göre 50 bin, polise göre ise 10 bin kişi katıldı. Ancak hangi kesimden olursa olsun, herkesin hemfikir olduğu üzere, miting Budapeşte'de son yıllarda yapılan en büyük gösteriydi. Hükümete yakın bir işçi federasyonunun dışında tüm federasyonların katıldığı, ve başını "Polis ve Kolluk Kuvvetleri Sendikasının" çektiği miting renkli ve eğlenceli gösterilere de sahne oldu. Muhalefet tarafından, II. Dünya savaşında müttefiklerin karaya çıktığı harekatın kod adı olan "D. Day" olarak adlandırılan ve ülkede demokrasi için mücadelenin başladığı gün olarak tanımlanan dünkü gösterilerde, üniformalı polisler yüksek binaların çatılarından dağcılar gibi halatlarla inerek karaya çıkmayı simgelediler, ve "demokrasi için mücadele" sürecini başlattılar. Mitingin sonunda da, katılımcı kuruluşlar, "Macar Dayanışma Hareketinin" kurulduğunu açıklayıp, hareketin flamasını göstericilere tanıttılar. Macar Dayanışma hareketi, toplumsal dayanışmanın Macaristan'daki motoru olmayı hedefliyor. Siyasi partilerin dışında kalacağı belirtilen hareket, hükümetin kendi deyimleriyle, toplumun yoksullarına ve mülksüzlerine karşı attığı adımlara hayır diyen tüm toplumsal kuruluşları ve kişileri bir araya getirmeyi hedefliyor. Macar Dayanışma Hareketi, Polonya'da XX yüzyılın seksenli yıllarında Gdansk şehrinde bir avuç işçinin kurduğu, ama kısa sürede toplumun en büyük örgütlü kuruluşu haline gelen Dayanışma modeli çerçevesinde örgütlenecek. 2 Ekim2011 |
||||||||
|
Macarlar Osmanlıyı tartışıyor |
||||||||
Bir garip ülke oldu Macaristan, bu kesin. Son yirmi yılın demokrasi arayışlarının, siyaset yelpazesinin neredeyse tüm renklerinin denendiği iktidar modellerinin, krizle birlikte büyüyüveren mali sıkıntıların bir sonucu mu bilinmez ama, şurası kesin ki, Macaristan’da toplumsal mutabakat derinlerde bir yerlerden çatırdıyor. Denenmemişi arama ve farklılık yaratma çabaları da, her şeyin yeniden ele alınıp gözden geçirilmesini sanki zorunlu kılıyor. İşte bunlardan biri de Macarların tarihe bakışı ve Osmanlıya yaklaşımı. Macaristan’a bir kez gelmiş olanlar bile bilirler ki, Macarlar, Osmanlıya yaklaşımlarında geleneksel olarak, Osmanlının geçmişte iz bıraktığı diğer Avrupa ülkelerden farklıydı.
Mohaç meydan savaşını kazanarak Orta Avrupa kapılarını ordusunun önünde açan Osmanlı padişahı Kanuni'nin heykeli, ya da Türk Dostluk parkı başka hangi ülkede var ki? Ya da Budin’in, yani bugünün Budapeşte’sinin, şehri savunurken hayatını kaybeden son Osmanlı paşasının mezarına “kahraman düşmanın anısına” diye hangi ülkede yazarlar ki? İşte Macarlara egemen olan bu anlayış, şimdi yerini yavaş yavaş, ne olduğu henüz çok da şekillenmeyen bir başka anlayışa bırakıyor. 2010’da işbaşına gelen yeni Macar hükümetinin ilk icraatlarından biri, bundan tam 555 yıl önce, yani 1456’da gerçekleşen bir olayı; Osmanlı ordusunun Belgrad önlerinde durdurulmasını, okullarda da anılması gereken resmi “Macar Ulusal Günü” ilan etmesiydi. Bu savaşta bir Macar beyinin kumandasındaki Hristiyan ordusu Osmanlının Avrupa’daki ilerleyişini bir süreliğine durdurmuştu. Peki ama, 555 yıl sonra, bugün artık bir başka ülkenin başkenti önlerinde, artık tarihte var olmayan devletler arasındaki savaşı Macar Ulusal Günü ilan etmekten maksat neydi? Artık tüm Avrupa’da siyasi ve kültürel birlikten bahsederken ve Macaristan’ın Türkiye’nin AB’ye katılmasına destek verdiği de resmen açıklanmışken, tam 555 yıl önceki bir savaş, neden ulusal gün ilan ediliyordu? Tesadüf değil Bu adımın çok da tesadüf olmadığı, bir süre sonra anlaşıldı. Geçtiğimiz günlerde iktidar partisi Macar parlamentosuna bir yasa taslağı önerisi verdi. Buna göre Türklerin de tarihten aşina olduğu Zigetvar şehri Osmanlıya karşı direndiği için bundan böyle resmen “kahraman şehir” payesini alacaktı. Böylece yeniden yüzyıllarca öncesine dönülmüş oldu. 400 yıl önce olup bitenler nedeniyle bir şehre “kahraman” kahraman payesi vererek, 555 yıl önce cereyan eden bir çarpışmayı resmen “ulusal gün” ilan ederek yapılan, dolaylı da olsa, durup dururken “düşman yaratmak” değil miydi? Düşman yaratarak, milli duyguları körükleyerek nerelere varabileceğinin örnekleriyle dolu yakın tarih. Hele hele Avrupa’da kültürel ve dini ayrılıkların körüklendiği bir dönemde hiç de istenmeyen sonuçları da olabilir.
Oysa, tarihe yaklaşım başka türlü de mümkün, ki bunun örnekleri de Macaristan’da bol miktarda var. Geride kalan yıllarda Macar kentlerinde moda haline gelen tarih festivallerinde, kentlerin büyük bir çoğunluğu Osmanlı ve Türk kültürünü, kentlerinin bugünü açısından bir zenginlik olarak gösterdiler. Motifleriyle, şehirde kalan tarihi eserleriyle, efsane, masal, yemek, şarkı ve diğer anılarıyla, bir zamanlar bu topraklarda yüz elli yıl boyunca var olan Osmanlı, bugün artık bu kentleri daha değerli kılacak olan bir kültürel miras olabilirdi. İstanbul’la birlikte 2010 yılında Avrupa Kültür başkenti ilan edilen Pécs şehri, Osmanlı kültürünün şehirde bıraktığı olumlu izleri vurgulayan zengin programıyla pozitif bir örnek vermişti. Kaldı ki, tarih, iki ülke arasında çok olumlu örneklerle de doluydu; Asya’dan gelen göçebe kavimlerden biri olan Macarların, Habsburg imparatorluğuna karşı verdikleri bağımsızlık savaşlarında Osmanlı hep arka çıkmış, Thököly, Rákoczi, Kossuth gibi özgürlük kahramanı Macar mültecilere kapılarını açmıştı. Tarihe yaklaşımın Macaristan’da nasıl bir yön izleyeceği henüz kesin değil. Geçmişi allayıp pullamaya ve milliyetçi duyguları körüklemeye karşı çıkanlar da var elbet. Zigetvar’a “kahraman şehir” unvanı verilmesi konusu meclise geldiğinde, muhalefet de hemen bir zamanlar Osmanlıyla mücadele eden bir başka Macar şehri olan Eger (Egri kalesi) şehri için aynı öneriyi verdi. Taslağı hiç değiştirmeden, sadece şehrin adını silip bir başkasını yazan muhalefet temsilcileri, “haydi tartışalım; en kahraman şehir hangisi?” sürecini başlatırken, konuyu böylece biraz alaya alma yolunu seçtiler. Muhalefet, işsizliğin, yoksulluğun, Romanlara karşı ırkçılığın yükseldiği şu dönemde, başka konuların tartışılması gerektiğini vurguluyor. Toplumun bir kısmı da, siyasetçileri 500 yıl öncesinden bugüne gelmeye davet ediyor. Bakalım sonuç ne olacak? Sağduyu mu kazanacak, yoksa milliyetçi duyguları körükleme uğruna, tarihin derinliklerinden parlak cilalı sayfalar yaratma çabası mı? Bunu hep birlikte göreceğiz. 16 Eylül 2011 |
||||||||
|
Avrupa fuhuş sektöründe Macar damgası |
||||||||
Son dönemlerde birbiri ardına ortaya çıkan Wikileaks belgeleri, Macaristan açısından önemli ve tehlikeli bir gelişmenin de tartışmaya açılmasına neden oldu. Amerika Birleşik Devletleri Budapeşte Büyükelçiliği tarafından hazırlanıp Washington'a gönderilen raporlara göre Orta ve Doğu Avrupa'dan Batı Avrupa'ya yönelik yasa dışı insan ticaretinin başında artık Macar şebekeleri bulunuyor. Raporlara göre bu insan ticaretinin önemli bir bölümünü oluşturan fuhuş sektörü de Macar çetelerinin elinde. Hazırlanan Amerikan raporları fuhuş sektöründe Macaristan'ın farklı işlevleri bulunduğunun da altını çiziyor. Bu raporlara göre, Macaristan bir yandan Ukrayna, Moldova, Rusya gibi ülkelerden, kolay para kazanma vaatleriyle kandırılan genç kızların Batı Avrupa fuhuş merkezlerine ulaştırılmasında transit ülke olarak görev yapıyor. Doğu Avrupalı kızlar bir süre Macar şehirlerinde fuhuş çeteleri tarafından kiralanan evlerde bekletilip, sonra küçük gruplar halinde Batıya naklediliyorlar. Ama raporlar Macaristan açısından çok tehlikeli bir başka gelişmeyi de vurguluyor: son zamanlarda fuhuş sektöründe Macaristan artık hayat kadını temin edilen bir hedef ülke haline de dönüşüyor. Raporlar son yıllarda, Batı Avrupa'daki fuhuş merkezlerinin Macar kadınlarla doldurulduğuna işaret ediyor. Bu raporlar somut rakamlar da veriyor: örneğin Hollanda'da genelevlerde çalışanların % 25'ı Macar. Ya da, yine raporda verilen rakamlara göre, İsviçre polisi tarafından yapılan bir araştırma 2009 yılında İsviçre'ye yurt dışından getirilen hayat kadınlarının yaklaşık yarısının Macaristan'dan getirilen kızlar olduğu gerçeğini ortaya koyuyor. Çoğu yaşı on sekiz bile olmayan bu kızların önemli bir kısmının da Roman olduğu iddia ediliyor. Yayınlanan bu rapor elbette Macaristan'da ses getirdi. Kamuoyunun ilgiyle izlediği açıklamaların ardından Macar hükümeti söz konusu ülkelerle özel olarak bu konuyu görüşmek üzere heyetler de görevlendirdi. 3 Eylül 2011 |
||||||||
|
Macaristan'da Türk dizileri furyası |
||||||||
"Dünya model yarışmasını kazanmış, duydun mu?" diyor kızlardan biri. "Şimdiye kadar gördüğüm en yakışıklı erkeklerden biri. Hem de bitmeyen bir aşkın hikâyesi. Ben o diziyi seyredeceğim!" "Evet" diyor öteki, "Yakışıklı olmasına yakışıklı, ama ben diğer diziyi seyretmeye karar verdim. Oğlu için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan kadının öyküsü benim için daha ilginç". Kulak misafiri olduğum bu konuşma iki Macar kadının sohbeti. Tercih etmekte zorlandıkları diziler ise "Ezel" ve "Şehrazat." Geçtiğimiz günlerde bir hafta arayla Macaristan'da gösterime giren Türk dizileri. Macaristan'ın, birbiriyle kıyasıya rekabet içinde olan en büyük iki özel televizyon kanalı RTL ve TV2, geçtiğimiz günlerde yıldırım hızıyla iki Türk dizisini yayına soktu. İki haftalık çok yaygın bir tanıtım kampanyasının ardından yaratılan taleple, seyirci de ekrana kilitlendi. Hayranlık Tanıtım kampanyası Türkiye çekimleriyle ve dizinin yıldızlarıyla yapılan röportajlarla başlıyor ve ardından Macaristan'da yaşayan Türklerin hayatına, kültürel faaliyetlerine ve hatta özel yaşamlarına kadar uzanıyordu.
Televizyonlarda Türk yemekleri, Türk dansları, Türk şarkıları, masal ve kitapları arka arkaya yayınlanmaya başladı. Macaristan'da sivil girişimlerle kurulan turkinfo sitesinin geleneksel olarak nisan ayında düzenlediği Türkiye şenliği bu kez geçen yıllara göre çok daha ciddi bir şekilde televizyon kanallarının ilgi alanını oluşturdu. Dizileri yayınlayan kanalların muhabirleri, şenlikte bol bol çekimler yapıyorlar, adı Ezel ya da Şehrazat olan Türkleri arıyorlar, onlarla röportajlar yapmak istiyorlardı. Bu arada, devlet televizyonu olan Duna (yani Tuna) kanalı da bundan birkaç ay önce bir Alman yapımı olan "Türkçe Öğreniyorum" dizisini yayınlamaya başlamıştı. Macaristan'da devlet televizyonları çok seyredilmiyor, ama Almanya'da bir Türk baba ve bir Alman annenin, ikişer çocuklarıyla ortak bir aile kurmaya çalışırken kültürel çelişkilere mizahi bir pencereden bakmaları oldukça sempatiyle izlenen bir dizi yaratmıştı. Peki ama, nedir Macaristan'da böyle aniden ortaya çıkıveren Türk dizisi bağımlılığı ve Türkiye hayranlığı? Evet, son zamanlarda yurtdışında Türk dizilerine olan ilgi arttı. Türkiye'de dizi film sektörünü, yapımcılarından sanatçılarına kadar ihya eden bu gelişme, ülkenin adının dizi filmlerde dünyada bir numara olan Brezilya ile birlikte anılmasına neden oluyor. Eleştirmenler Türk dizilerinin artık kaliteli, çekimlerinin yüksek teknolojili, konularının da kabul edilebilir olduğunu vurguluyorlar.
Türk dizileri pek çok ülkede gösterime girse de, Macaristan'da tek faktör bu değil. Siyasi nedenler Yani Türkiye'nin Macaristan'da yükselen yıldızının gerekçesi sadece kültürel değil. Geride, politika rüzgârları da esiyor. En azından burnu keskin gözlemcilere göre böyle… Macaristan'da bir yılı aşkın zamandır iktidarda olan merkez sağ, her ne kadar açık bir şekilde Avrupa Birliği'ne karşı tavır almadıysa da, siyasi eğilimlerinin Brüksel'in Budapeşte üzerindeki hegemonyasını hafifletmek olduğunu çok kez dile getirdi. Macaristan'ın ekonomik ve hatta siyasi çıkarlarının Doğu ülkeleriyle ilişkisini geliştirmesinden geçtiği görüşü, hükümet tarafından defalarca vurgulandı. İşte bu bağlamda gündeme gelen Türkiye ilişkilerinde kuşkusuz en unutulmayan demeç de, Macaristan Cumhurbaşkanı'nın siyaset hayatında ender görünen netlikte ve samimiyetteki bir açıklamasıydı. Macar Cumhurbaşkanı bir İspanyol dergisine, geçmişte ülkesinin Osmanlı egemenliği altında yaşamış olmasını şans olarak değerlendirdiğini söylemişti. Bütün bunların üzerine, Ocak 2011'den itibaren Avrupa Birliği dönem başkanlığının Budapeşte'ye devredilmesi eklenince ve Avrupa Birliği'nin genişlemeyle ilgili en önemli gündem maddelerinden birinin Türkiye olduğu göz önünde bulundurulunca, Türkiye'nin Macar kamuoyu gündeminde neden bu kadar önemli bir yer tuttuğu da kolayca anlaşılabilir. Tarihsel ilişkiler kolay ortadan kalkmıyor, toplumun dokusu kolay değişmiyor Mohaç Savaşı Osmanlının Mohaç meydan savaşıyla girip, 150 yıl sonra terk ettiği Macar topraklarında, Avusturyalılar Osmanlıdan daha uzun egemenlik sürdüler. Macarların Avusturyalılara karşı isyanlarında ise, Osmanlı destek verdi. Şimdi, Avrupa Birliği içinde ulusal sınırlar ortadan kalksa da, Macar topraklarının biraz ötesinde, yani Avusturya'da halkın önemli bir kısmı Türklere karşı tavır alırken, sınırın bu tarafında, yani Macar topraklarında Türkiye'ye karşı duyulan coşkulu sempatinin işte böyle derin kökleri de var. Yükselen Türkiye yıldızı, bu yıl 7 farklı Macar festivalinde Türkiye'nin tanıtımı ve kültürel değerlerinin sunumuyla özel bir vurgu da kazanıyor. Bakalım Ankara, Avrupa'da Macarlar kadar yakın ve samimi dostlarının da bulunduğunu acaba ne zaman fark edecek? 12 Mayıs 2011 |
||||||||
|
AB Dönem başkanlığı Macaristan’a geçti ! |
||||||||
Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı, 1 Ocak 2011′den itibaren Belçika’dan Macaristan’a resmen geçmiş oldu. Altı aydır AB Dönem Başkanlığı’nı yürüten Belçika’nın karnesi AB kaynaklarınca “olumlu” bulunurken, 2004 yılında Birliğe üye olan Macaristan ilk kez dönem başkanlığı görevini üstlendi. Türkiye’nin AB üyelik sürecinde ilk kez Belçika’nın dönem başkanlığında herhangi bir müzakere başlığı açılmazken, Macaristan’dan Türkiye’ye destek geldi. Macaristan Başbakanı Viktor Orban ”Genişleme haritasında Türkiye de olmalı” şeklinde açıklamada bulundu.Hırvatistan’ın üyeliği ile de yakından ilgileneceğini duyuran Macaristan’a AB çevrelerin bakışı ise şüpheli. Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın koyu bir milliyetçi ve popülist olduğunun altı çiziliyor. 1 Haziran 2011′de Macaristan, AB Dönem Başkanlığı’nı Polonya’ya devredecek 02/01/2011 |
||||||||
|
Macaristan'da zafer merkez sağın |
||||||||
|
Macaristan’da Sosyalist Parti, sekiz yıllık iktidarı sona erdi. İkinci turu dün yapılan genel seçimlerde zafer merkez sağ Genç Demokratlar Partisi’nin (Fidesz) oldu. Fidesz, mecliste üçte iki çoğunluk elde etti.
Viktor Orban liderliğindeki merkez sağ Genç Demokratlar Partisi, dün yapılan ikinci tur genel seçimlerden de zaferle çıktı. Fidesz, mecliste elde ettiği üçte iki çoğunlukla, diğer partilerin desteğine gerek duymadan anayasa değişikliği yapabilecek. Fidesz lideri Viktor Orban, seçim sonuçlarının açıklanmasından sonra, “Macarlar eski sistemi devirip yeni bir sisteme ihtiyaç duyulduğunu ispatladı” diye konuştu. Orban “halkın oligarşi yerine ulusal işbirliğini tercih ettiğini” kaydetti. 386 sandalyeli mecliste anayasa değişikliği için 258 milletvekili gerekiyor. Oyların tamamının sayılmasının ardından Fidesz'in bu barajın üzerine çıktığı da kesinleşti. Genç Demokratlar Partisi mecliste 263 sandalye kazandı.
Sosyalistlere ağır darbe Sekiz yıldır iktidar konumundaki Sosyalist Parti ise genel seçimlerde büyük hezimete uğradı. Parti yüzde 15'lik destekle 59 milletvekilinde kaldı. Macar Sosyalist Partisi'nin (MSZP) lideri Ildiko Lendvai ve parti yönetimi seçim yenilgisinin ardından görevlerinden istifa etti. İki parti meclise giriyor Macaristan'daki seçimler sonucunda iki parti ilk kez meclise girmeyi başardı. Romanlara karşı kışkırtıcı açıklamalarıyla tanınan aşırı sağcı Jobiik (Daha İyiler Partisi), 47 milletvekili çıkarırken, çevreci-sol görüşlü LMP (Politika Farklı Olabilir Partisi) 16 sandalye ile ilk kez meclise girmeyi başardı.
Birinci tur seçimlerinin galibi olan muhafazakâr Genç Demokratlar Partisi (Fidesz), ilk turda 206 milletvekili çıkararak tek başına hükümet kurmayı garantilemişti. Hükümetteki Sosyalistler ise yüzde 19'da kalarak büyük oy kaybına uğramıştı. 26/04/2010 |