|
|
Son Güncelleme:15/05/12 |
|||
| Dünya Kurum Haber ve Genel Bilgileri | Aktüel Haber, Video, Resim ve Özel Dosyalar |
|
Fransa Güncel Haberleri |
|||
|
|
Önceki Sayfalar: |
||
![]() |
||||||||
|
Merkel ve Hollande, Berlin'de euro krizini görüştü |
||||||||
Fransa'nın dün yemin töreni ile resmen iş başına geçen yeni cumhurbaşkanı François Hollande, AB'deki ekonomik krizi çözmek için Almanya ile birlikte çalışmayı vaadetti. Hollande, yemin töreninin ertesinde doğru Berlin'e giderek Başbakan Angela Merkel'le bir araya geldi. Her iki lider de Yunanistan'ı euro bölgesi içinde tutmak istediklerini söylediler. Ekonomik büyümeyi teşvik için ''herkesin masaya herşeyini koyması gerektiğini'' kaydeden Cumhurbaşkanı Hollande, ortak para birimine üye 17 hükümetin borçlarını bir havuzda toplayan ve bu ülkelerin hepsinin arkasında durduğu euro bonoları çıkarılması fikrini bir olasılık olarak ortaya sürdü. Fakat Merkel hükümeti, euro bonosu fikrine bugüne değin hep karşı çıkmış bulunuyor. Hollande, Fransa'daki seçim kampanyası sırasında, selefi Nicolas Sarkozy'nin Angela Merkel ile imzaladığı mali disiplin anlaşmasını yeniden pazarlığa açmak istediğini sıklıkla dile getirmişti. Sosyalist lider, kamu harcamalarında kesintiye ve kemer sıkmaya odaklanan anlaşmayı, ekonomik büyüme ve istihdam yaratma yönünde değiştirmek istiyor. Fakat Alman lider, anlaşmanın yeniden pazarlığa açılamayacağını dünkü buluşma öncesinde defalarca vurgulamıştı. Berlin'de düzenledikleri ortak basın toplantısında François Hollande, mali disiplin anlaşmasına ''büyüme boyutunu'' kazandırmayı hedeflediğini söyledi. Angela Merkel ise, Almanya ve Fransa olarak ''Yunanistan için büyüme odaklı ek önlemler konunusu değerlendirmeye istekli olduklarını'' açıkladı.
Yunanistan, AB ve IMF'nin verdiği 130 milyar euro'luk kredi karşılığında talep edilen kemer sıkma önlemlerini hayata geçirmekte zorlanıyor. 6 Mayıs'taki Yunan seçimlerinde kurtarma paketine onay veren partiler büyük oy kaybına uğradı. Angela Merkel, ''Yunanistan'ın euro içinde kalmasını istiyoruz ve Yunanistan nüfusunun çoğunluğunun da bizimle aynı görüşte olduğunu biliyoruz.'' diye konuştu. 16 Mayıs 2012 Hollande'nin uçağını
Merkel Yolunda Hollande, cumhurbaşkanlığının ilk gününde Angela Merkel'le görüşmeye gitti Cumhurbaşkanlığının ilk gününde Almanya Başbakanı Angela Merkel ile görüşmek üzere Berlin'e gitmekte olan Francois Hollande'ın uçağına yıldırım çarptı. Uçağın, yıldırım çarpması nedeniyle Paris'e dönmek zorunda kaldı. Televizyon, Cumhurbaşkanı'nın başka bir uçakla Berlin'e hareket edeceğini ve Merkel ile görüşmesini planlanan saatte yapacağını kaydetti. Hollande, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Euro bölgesindeki ekonomik krize karşı önlemleri görüşmek üzere Berlin'e gidiyor. Fransa Cumhurbaşkanı, tören sırasındaki konuşmasında Almanya'nın kemer sıkma odaklı ekonomik krizden çıkış politikalarından taviz verilmesi çağrısında bulunmuşlardı. Piyasalar, Almanya Başbakanı Merkel ile Fransa Cumhurbaşkanı Hollande'ın aralarındaki farkları giderip gideremeyeceklerini izliyor. Yunanistan'da seçim sonrası oluşan belirsizilik sürerken dünya borsaları ve euronun değerinde düşüş gözlendi. 15 mayıs 2012 |
||||||||
|
Fransa'da Hollande dönemi |
||||||||
|
François Hollande yemin ederek resmi olarak Fransa Cumhurbaşkanı oldu. Hollande 17 yıl sonra ülkenin ilk sosyalist cumhurbaşkanı. Yeni Cumhurbaşkanı günün ilerleyen saatlerinde başbakan ve kabine üyelerini açıklaması, daha sonra da Almanya Şansölyesi Angela Merkel ile görüşmek için Berlin'e gitmesi bekleniyor. Hollande, Almanya'nın Euro Bölgesi ülkelerine dayattığı kemer sıkma politikalarını gevşetme talebinde bulunacak. Pazartesi günü, Avrupa borsaları ve euro değer kaybetti. Bu durum Yunanistan'da yaşanan politik belirsizliğe bağlandı. Yemin töreni François Hollande Paris'in merkezindeki Elize Sarayı'nda yemin etti. Hollande 5 yıl boyunca görevde kalacak. Bir önceki Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy sarayın bahçesinde Hollande'ın elini sıktı. Daha sonra iki politikacı özel bir toplantı yaptılar ve Sarkozy Fransa'nın sahip olduğu nükleer silahların kodlarını Hollande'a teslim etti. Yeni lider yemin töreninin olabildiğince mütevazi olmasını talep etti. Yeni Cumhurbaşkanı sadece 30 kadar kişisel konuk davet etti. Törene katılan resmi görevlilerin sayısı ise 350'yi buldu. Hollande'ın çocukları ise törene katılmadı.
Cumhurbaşkanı olarak yaptığı ilk konuşmada Hollande bir güven mesajı vermek istediğini söyledi. Hollande ''Biz yüce bir milletiz. Tarih boyunca Fransa karşısına çıkan her zorluğun üstesinden gelmeyi başarmıştır. Sadece kendimize inanmaya devam etmemiz gerekiyor'' dedi. François Hollande sözlerine ''Benim yönetimimde Fransa'ya adalet geri gelecek, Avrupa'ya yeni bir yol açılacak; dünya barışına katkıda bulunup bu gezegeni korumaya yardım edeceğiz'' diyerek devam etti. Yeni Cumhurbaşkanı Fransa'yı bekleyen zorlukların farkında olduğunu da söyledi. Hollande bu zorlukları ''Büyük bir borç, zayıf büyüme oranları, zayıf rekabet ve krizdeki bir Avrupa'' diyerek özetledi. Hollande'ın iktidardaki ilk gününde yoğun bir programı var. Yemin töreninin ardından adet olduğu üzere yeni Cumhurbaşkanı üstü açık bir araba ile Şanzelize'de tur attı. Hollande, daha sonra Zafer Takı'nın altında bulunan Meçhul Asker Mezarına çelenk bırakacak. Hollande Cumhurbaşkanı olarak eski Sosyalist Başbakanlar Pierre Mauroy, Laurent Fabius, Michel Rocard, Edith Cresson ve Lionel Jospin ile öğle yemeğinde bir araya geldi. BBC Paris muhabiri Christian Fraser 57 yaşındaki Hollande'ın son bir haftadır görevi devralmak için hazırlandığını ve şu an çalışmaya hazır olduğunu söylüyor. İlk işi başbakanı seçmek olacak. Fraser'a göre büyük olasılıkla bu görev parlamentodaki Sosyalist grubun başkanı Jean-Marc Ayrault'un olacak. Hollande'ın ekonomi danışmanlarından Michel Sapin'in de Maliye Bakanı olması bekleniyor. 'Tavizler' Hollande öğleden sonra Almanya'ya uçacak ve akşam yemeğini Almanya Şansölyesi Merkel ile yiyecek. Merkel yeni lideri "kollarını açmış beklediğini" söylemişti. BBC Avrupa Editörü Gavin Hewitt'e göre Merkel'in sıcak tavırları biraz da utancını gizlemek için. Çünkü Şansölye seçimler sırasında açıkça Nicolas Sarkozy'i desteklemişti. Fransa'da bir televizyon kanalına konuşan Hollande ''Merkel ile her konuda aynı fikirde olmadığımız doğru, ikimizin de taviz vermesi gerekecek'' dedi. Farklılıkları ne olursa olsun Avrupa'nın içinde bulunduğu durum onları taviz vermeye zorlayacak. Euro bölgesinin en büyük ekonomileri Fransa ve Almanya Avrupa'yı krizden çıkaracak lokomotifler. Almanya gezisinin ardından Hollande Perşembe günü kabinesini toplayacak, Cuma günü de ABD Başkanı Obama ile tanışmak için Washington'a uçacak. 15 mayıs 2012 |
||||||||
|
Zafer Kutlamalarından Sonra Fransa’yı Neler Bekliyor? |
||||||||
Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan ve önümüzdeki hafta göreve başlayacak olan François Hollande, ülkenin neredeyse 20 yıl sonra işbaşına gelen ilk sosyalist lideri. Hollande’ın Nicolas Sarkozy’yi seçimlerde yenilgiye uğratması kamuoyunun Avrupa’daki ekonomik krize olan tepki ve öfkesinin son yansıması. Öte yandan mali piyasalar ve bazı Avrupalı liderler, Hollande’ın ekonomiye ilişkin yol harikasına kuşkuyla bakıyor. Zafer kutlamalarından sonra Fransa’yı neler bekliyor? Yeni cumhurbaşkanı François Hollande daha fazla ekonomik büyüme, daha az kemer sıkma, zenginlerin vergilerini yükseltme, ekonomiye yatırım yapma vaadinde bulunuyor. 57 yaşındaki sosyalist lider yıllardır siyasetin içinde. Ancak yüksek işsizlik oranı ve kısıtlı ekonomik büyüme Hollande’ı zorlayacak. Uzman Bruno Cautres’e göre Hollande’ı değerlendirmek için erken: ”Kimse Hollande’ın büyük ekonomik sorunları çözme kapasitesine sahip olup olmadığını, cumhurbaşkanlığı görevini nasıl yürüteceğini bilmiyor.” Cautres, Hollande’ın ‘sıradan vatandaş’ görünümünün birçok Fransız’a cazip geldiğini söylüyor: ”Hollande, kamuoyunun ekonomik kriz nedeniyle çektiği acıları dindirebilecek lider görüntüsü sergiledi.” 24 yaşındaki öğrenci Luiza Taiati Hollande’ı destekliyor: ”Hollande’ın kazanmasına çok sevindim. Solun iktidarını 1980’li yıllardan beri bekliyoruz. Sarkozy ekonomik açıdan halkın çok canını yaktı. Geçinemeyen çok sayıda kişi tanıyorum.” Ancak işadamı Juan Vargas Hollande’ın ekonomi politikalarının Fransa’yı tecrit edeceğinden kaygılı: ”Fransa’daki durum çok ciddi. Hollande’ın Avrupa’daki ekonomik dinamiği değiştirmesi durumunda Almanya herşeyi finanse etmeye devam eder mi bilmiyorum.” Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Cumhurbaşkanı Sarkozy mali krizi çözmek için kemer sıkma politikaları uygulamaya koydu. Ancak Hollande büyümeyi teşvik için kemerleri gevşetmek istiyor. Ekonomist Tomasz Michalski, Hollande’ın fazla seçeneği olmadığı görüşünde: ”Hollande ekonomik durgunluktan para harcayarak çıkamaz. Harcama yapıp para basamaz.” Uzmanlar Hollande’ın başarısının da Sarkozy gibi ekonomik büyümeye bağlı olduğunu söylüyor. Ancak Avrupa’da büyüme işaretleri henüz yok. 10 Mayıs 2012 |
||||||||
|
Hollande Fransa'nın Yeni Cumhurbaşkanı |
||||||||
![]() |
||||||||
Yeni Cumhurbaşkanı François Hollande, Nicolas Sarkozy tam yenilginin sorumluluğunu üstlendi Le Figaro Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda zafer Sosyalistlerin adayı François Hollande’ın oldu. Fransa’da 17 yıl aradan sonra ilk kez bir Sosyalist aday, Cumhurbaşkanlığı seçimini kazandı. Kesin olmayan sonuçlara göre Hollande oy oranını yüzde 51,8'e yükseltirken, şu andaki Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'ye destek yüzde 48 düzeyinde kaldı. Resmi kesin sonuçların açıklanmasını beklemeden yenilgiyi kabul eden ve partililere seslenen Nicolas Sarkozy, rakibi ve yeni Cumhurbaşkanı François Hollande’ı kutladı. Yenilginin sorumluluğunun kendisine ait olduğunu söyleyen Sarkozy, politikalarını savundu, ancak Fransız halkının çoğunluğunu ikna edemediğini kaydetti. Sarkozy partililer tarafından sık sık alkışlarla kesilen konuşmasında, “Bu yeni dönemde, ben de sizlerin arasında, sizlerden biri olacağım. Ancak konumum aynı olmayacak” ifadelerini kullandı. Sarkozy, Fransa’da, yaklaşık 30 yıldır ikinci dönem görev yapamayan ilk cumhurbaşkanı oldu. 6 Mayıs 2012 |
||||||||
![]() |
||||||||
|
Hollande'ın "Teşekkür" Konuşması
Hollande, kendisine oy verenin de vermeyenin de cumhurbaşkanı olacağını söyledi. Sosyalist Parti'nin adayı François Hollande, cumhurbaşkanlığı seçimlerini ilk sırada tamamlamayarak Elysee Sarayı'nın yeni konuğu oldu. Sosyalist aday yüzde 51.70 oy elde ederken Nicolas Sarkozy ise yüzde 48.30 oranında kaldı. Seçim bölgesi Tulle'da halka hitap eden Hollande, Fransızların kendisine oy vererek değişimi başlattıklarını belirterek, ''Bütün Avrupa bugün bize bakıyor. Bana oy verenin de vermeyenin de cumhurbaşkanı olacağım" dedi. Hollande, Fransa seçimlerinn Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan kemer sıkma politikalarına karşı bir umut olduğunu kaydetti. Seçimleri mağlubiyetle kapatan Nicolas Sarkozy ise, ''Bu yenilginin tüm sorumluluğunu üzerime alıyorum'' diye başladığı konuşmasında, bundan sonra Fransa'ya hizmetinin farklı şekilde olacağını aktardı. François Hollande'ın yeni cumhurbaşkanı olduğunu belirten Sarkozy, "Zor bir dönemde bu görevi üstlendi, umarım başarılı olur'' dedi. Fransa'nın demokratik seçimini yaptığını ve François Hollande'ı seçtiğini vurgulayan Sarkozy, herkesin buna saygı duyması gerektiğini ifade etti. Bundan sonra Fransız vatandaşı olarak yoluna devam edeceğini söyleyen Sarkozy, "Sizin bana verdiklerinizi asla elde edemezdim'' şeklinde konuştu. Bu arada Almanya Başbakanı Angela Merkel ve İngiltere Başbakanı David Cameron'un François Hollande'ı ülkelerine davet ettikleri bildirildi. 7 Mayıs 2012 |
||||||||
|
Sarkozy-Hollande Düellosu Fransızlar'ı Ekrana Kilitledi |
||||||||
Fransa’da Pazar günü yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu öncesi ekranlarda karşı karşıya gelen iki aday Nicolas Sarkozy ve François Hollande, cumhuriyet tarihinin en kavgalı televizyon tartışmasına imza attı Hollande favori : yüzde 53 Fransa’da Pazar günü yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu öncesi ekranlarda karşı karşıya gelen iki aday Nicolas Sarkozy ve François Hollande, cumhuriyet tarihinin en kavgalı televizyon tartışmasına imza attı. Rakibi Hollande’ı ‘deneyimsiz ve hitap gücü zayıf ’ bularak 3 ayrı televizyon tartışmasına çağıran Sarkozy, ‘Hollande’ı ekranda yenme’ hedefine ulaşamadı. ‘Berabere biten boks maçına benzeyen’ tartışmaya anketlerde önde giren Hollande, tartışmadan yine ‘favori aday’ olarak çıktı. Kavgalı tartışmanın ardından yapılan anketler Hollande’ın ikinci turu kazanacağını gösterdi. Sarkozy ve Hollande’ın ‘hararetli tartışması 7 ayrı kanaldan 17 milyon 800 bin seyirci tarafından izlendi. Tartışmalara damgasını Sarkozy’nin Hollande’a sürekli ‘yalancı, iftiracı’ diye seslenmesi vurdu. Sonunda dayanamayan Hollande, «Üslubunuzu düzeltin, bu nasıl bir cumhurbaşkanı üslubu » diye karşılık verdi.Sakin bir kişilik larak bilinen Hollande’ın beklenmeyen sert üslubu da Sarkozy’yi şaşırttı. Özellikle işsizlik, vergi ve göç sorunu alanında adayların ‘rakam’ savaşı da tam bir maç havası yarattı. Le Monde gazetesi tartışmanın sonucunu manşetten « Hollande favori çıktı » diye duyuruken Liberation, « Hollande, tartışmaya başkanlık etti » diye verdi. Sarkozy yanlısı Le Figaro gazetesinin ise Sarkozy yanlısı bir yorum yapmaktan kaçınarak « Gergin tartışma » başlığı atması dikkat çekti. İşte Fransızları ekrana kilitleyen ve bu sefer Türkiye’nin tartışılmadığı kritik düelloda yaşanan hararetli diyaloglar : Devlet adamı karizması Sarkozy : Beni Franco, Petain, Laval ile karşılaştırdınız. Bari Hitler deseydiniz. Hollande : Bay Sarkozy, siz kendini kurban yerine koyabilecek son isimsiniz. Sizin partilileriniz beni hayvanat bahçesinin bütün hayvanlarıyla karşılaştırdı. Bütün karikatür tiplemeleri, bütün hoş olmayan benzetmeleri yaptılar. Ben bunları burada söylemiyorum. Sarkozy : Sosyalist parti ön seçimlerinde sizi kendi partili rakipleriniz eleştirdi. Hollande : Bunlara girmeyin, sizin partililerin (isim vermeden Chirac’ı kastederek) sizin hakkınızda ne söylediklerini bana burada döktürmeyin. Euro Krizi ve AB Sarkozy : Sizin dostlarınız Papandreu ve Zapatero’nun ülkelerini getirdikleri durum ortada. Siz gelirseniz ülke aynı duruma düşecek. Hollande : Dostunuz Berlusconi’nin İtalya’yı getirdiği hal ortada. Siz Merkel’i tek konuda ikna edemediniz, Merkel bütün istediklerini aldı. Sarkozy : Berlusconi benim dostum değil ! Hollande : Ne ilginç, bu kadar kötü bir bilançonuz var ama olup bitenlerin hiçbiri sizin yüzünüzden olmuyor. Hep başkalarının suçu. AB’nin sağ parti grubu PPE’de beraber değil misiniz ? Sarkozy : Siz Avrupa’yı bilmiyorsunuz Bay Hollande. Almanya’da sendikalar aday desteklemiyor. Burada ülkenin en büyük sendikası sizi desteklediğini açıkladı. Merkel’in dediklerini yaptığım yalan, tümüyle yalandır. Siz yalancısınız. Hollande : Asıl siz sendikaları tanımıyorsunuz. Almanya’da sendikalar SPD ile organik olarak bağlıdır. Ortak politika üetir. Patron sendikaları da sizi olağanüstü başarılı bulduğunu açıkladı. Ben buna bir şey demiyorum. Ama siz sendikaları ‘gerçek çalışan’ diye 1 Mayıs’ta bölmeye kalktınız. Ben cumhuriyet çocuklkarını korumayı seçtim, siz ayrıcalıkları. Hazine çeklerini zengin dostlarınıza dağıttınız. Sarkozy : Yalan söylüyorsunuz. Kimmiş benim dostlarım ? Siz daha az zengin istiyorsunuz, ben daha az yoksul. Farkımız burada Hollande : Bay ve Bayan Bettencourt sizin dostlarınız işte. Sizin tek yaptığınız zengini daha zengin yapmak, yoksulu daha da yoksullaştırdınız. Göç Sorunu Sarkozy : Terre d’Asile’in başkanına göçmen sınırdışı etme işleminin vazgeçilmez kurumu olan tutukevlerinin ‘oalağndışı durumlarda’ kullanılmasından yana olduğunuzu söylüyorsunuz. Programınızda bu merkezlerin kalmasından yanasınız. Her zaman belirsiz bir politika izliyorsunuz. Hollande : Hiçbir belirsizlik yok. Hala olağanüstü durumlarda, kaçma olasılığı olanların buralarda tutulmasını öneriyorum. Ama göçmen çocuklarının demir teller arkasına atılmasını istemiyorum. Sarkozy : Siz yabancılara yerel seçimlerde oy kullanma hakkı verilmesini istiyorsunuz. Ben buna karşıyım. Hollande : Ama 2007’de buna taraf olduğunuzu fakat çoğunluk olmadığı için geçiremediğinizi söylediniz ama. Sarkozy : Evet ama şimdi sorun büyümüş durumda. Açık bir radikal İslam tehlikesi var. Hollande : Yabancılar deyince neden İslamı öne sürüyorsunuz. Başka milletten insanlar da var. Hem AB vatandaşı yabancılar oy kullanıyor da, neden diğerleri kullanmasın Sarkozy : Çünkü, seçimlerde söz konusu olan yabancılar en çok Cezayirli, Tunuslu, Faslı yabancılar. Heralde Kanadalılar’dan söz etmiyoruz. Bu bir gerçek. Onlar belediye başkanı olarak seçilirse okul kantinlerinde helal menü, belediye havuzlarında kadın erkek ayrı saatler gelir. Bu komünotarizmdir. Hollande : Burada vatandaş olan Müslümanlara pekala oy kullanıyorlar ve oylarını bilinçli veriyor. Ben cumhurbaşkanı olursam, laiklik ilkesi uygulanacak. Ve bunların hiçbiri cumhuriyet kurumlarında yaşanmayacak. Merkez sağ da Hollande dedi CSA anket firmasının BFM TV için yaptığı ankette Hollande’ın yüzde 53 ile seçimleri kazanacağı, Sarkozy’nin yüzde 47 ile koltuığunu kaybedeceğini gösterdi. İlk tur seçimlerde yaklaşık yüzde 10 oy alarak 4’üncü gelen merkez sağın ılımlı adayı François Bayrou da oyunu sosyalistlerin adayı Hollande’a vereceğini açıklaması Sarkozy’ye, seçimlere 3 gün kala son darbeyi vurdu. Daha önce aşırı sağın lideri Marine Le Pen de, beyaz oy (boş oy) vereceğini Kaddafi yardımı iddiası büyüyor Libya eski Başbakanı, Kaddafi’nin Sarkozy’nin 2007’deki seçim kampanyasına finansal destek verdiğini doğruladı. Mediapart sitesi tarafından açıklanan ve Kaddafi’nin Sarkozy’ye 2007’de 50 milyon Euro destek verdiğine ilişkin belgeyi açıklaması seçimleri etkilemeye sürüyor. Sarkozy ve Mediapart karşılıklı mahkemeye giderken, Tunus’ta tutuklu bulunan Libya eski Başbakanı El Bagdadi El Mahmudi, avukatı aracılığı ile 50 milyon euroluk miktarı doğruladı. 03 Mayıs 2012 Fransa Seçim Tarihinde Bir İlk Pazar günü yapılacak seçim öncesi merkez sağdan sürpriz bir açıklama geldi. Fransa'da Elysee sarayının yeni sahibi Pazar günü yapılacak seçimle belli olacak. Seçim öncesinde ülkede bir ilk yaşandı. Merkez sağda bulunan Francois Bayrou seçimde Sosyalist aday Hollande'a oy vereceğini açıkladı. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda yüzde 9 oy alan Bayrou, Sarkozy'yi ırkçılarla yakınlaşması sebebiyle eleştirdi. Hollande'a oy vereceğini açıklayan Bayrou, seçmenlerini ise tercihleri konusunda serbest bıraktı. Irkçı Ulusal Cephe lideri Marine Le Pen ise, isteklerini kabul etmediği için seçimde Sarkozy'yi desteklemeyeceğini, boş oy kullanacağını açıklamıştı. 04 Mayıs 2012 |
||||||||
|
Son Tv Programı da Sarkozy aleyhinde |
||||||||
Sarkozy'inin son şansı da olumsuz Nicolas Sarkozy ile François Hollande arasındaki TV düellosunda kazanan olmadı ama bir kaybeden var. Yaklaşık 17 milyon 800 bin kişinin seyrettiği TV tartışması anketlerdeki olumsuz gidişatı tersine çevirmeye çalışan Nicolas Sarkozy için son şanstı. Ancak Sarkozy beklediğinden daha sert bir kayaya çarptı. Strasbourg - Cumhurbaşkanlığı seçiminin 22 Nisan'daki ilk turunda oyların en fazlasını alarak ikinci tura kalan Hollande ve Sarkozy, dün gece bu seçim kampanyasında ilk defa TV ekranlarının karşısında tartışıp, kararsız seçmenleri etkilemeye çalıştılar. Tartışma gergin bir havada gerçekleşti ama kaliteli ve iki adayın savunduğu argümanlar açısından dengeliydi. AGRESİF OLAN SARKOZY'YDİ Sarkozy, Fransa'da 1974 yılından bu yana gerçekleşen tüm cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kurumsallaşmış egzersizi olan bu program öncesi baskı altında olan taraftı. Beş yıldır cumhurbaşkanlığı görevini yürüttüğü ve anketlerde Hollande'ın arkasında göründüğü için "hesap verecek olan" rolündeydi. Bu nedenle Hollande'a oranla daha agresif davrandı. Rakibini tahrik etmeye çalıştı. Yaklaşık 2 saat 50 dakika süren tartışma boyunca Hollande'ı defalarca "yalancı" olmakla itham etti. Aslında tartışmaya hazırlıklı gelmişti. Hollande'ın kaçak göçmenlerin haklarını koruyan bir sivil toplum kuruluşuna yazdığı mektubun kopyasını dahi getirmişti yanında. Aşırı sağ ve merkezin seçmenlerinin oylarını çekmek için korkular üzerine oynadı. Hollande'ı kaçak göçle mücadele, Fransa ve AB'nin sınırlarının korunması, yabancılara oy hakkı, yüksek gelirlilere vergi konularında sıkıştırmaya çalıştı. Bu alanlarda Hollande'ın Fransa'nın çıkarlarını koruyamayacağı izlenimi yaratmak istedi. Yabancılara oy hakkının sadece Müslüman göçmenlerin "toplulukçu taleplerinin artmasına neden olacağını" savundu. SARKOZY'NİN TAHRİKLERİNE RAĞMEN SAKİN Rakibi Hollande ise daha sakindi. Program öncesinde bugüne dek bir kez dahi başbakanlık veya bakanlık yapmamış olan Hollande'ın Sarkozy karşısında devlet adamı olduğunu gösterme kapasitesi sorgulanmaktaydı. Hollande bu sınavı fazlasıyla geçti. Üzerindeki baskı Sarkozy'ye oranla çok daha azdı. Son beş yıldır ülkeyi o yönetmiyordu, daha önce de hiçbir zaman yönetmemişti. Bununla birlikte 30 yıldır Fransız siyasetinin içinde ve Fransız solunun en büyük partisinin 11 yıl boyunca liderliğini yapmış olmanın deneyimiyle hareket etti. Sarkozy'nin tahrikleri karşısında sinirlenmedi. Seviyeyi düşürmedi. Tüm dosyalara kendi argümanlarıyla hakim olduğunu gösterdi. Sarkozy'yi ekonomik bilançosu ve yönetim anlaşışıyla vurmaya çalıştı. Sarkozy'yi mali krizin yönetiminde "Angela Merkel'in Almanyası önünde diz çökmek", "tüm iktidarı elinde toplamak" ve "belli başlı devlet kurum ve kuruluşlarının başına yakınlarını atamakla" suçladı. ANKETLERDE HOLLANDE ÖNDE Fransız basını tartışmayı "dengeli" olarak yansıtsa da sonuçta kaybedenin Sarkozy olduğu görüşünde neredeyse mutabık. Seçimde Sarkozy'yi açıkça destekleyen muhafazakar eğilimli Le Figaro gazetesi dahi bu sabahki manşetinde "Yüksek Gerilim" başlığından öteye gitme cesaretini gösteremedi. Zira Sarkozy, her ne kadar dosyalarına hakim olsa da dün gece seçimin gidişatını değiştirecek bir atılım yapmayı beceremedi. Program öncesinde Hollande'ı tuş edeceğini söylemişti. Maç berabere bitti. Beraberlik ise Sarkozy'ye değil Hollande'a yarıyor. Anketler hâlâ 6 Mayıs pazar günü yapılacak ikinci turu yüzde 47'ye karşı yüzde 53 oyla François Hollande'ın kazanacağını gösteriyor. 3 Mayıs 2012 |
||||||||
|
Marine Le Pen'den Sarkozy'ye darbe |
||||||||
Fransa'da Ulusal Cephe'nin lideri Marine Le Pen, 6 Mayıs'ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu için kararını verdiğini ve boş pusula atacağını açıkladı. Le Pen, başkent Paris'te düzenlenen büyük mitingde ne Nicolas Sarkozy, ne de François Hollande'ı destekleyeceğini bildirdi; taraftarlarına da vicdanları doğrultusunda oy kullanmaları tavsiyesinde bulundu. Son kamuoyu yoklamaları François Hollande'ın Sarkozy'den 6 ile 10 puan ilerde olduğunu gösteriyor. Halen Hollande yüzde 54, Sarkozy ise yüzde 46 oranında desteğe sahip görünüyor. Hollande ve Sarkozy yarın televizyonda bir araya gelerek kozlarını paylaşacaklar. Marine Le Pen, Paris'in Opera Meydanında düzenlenen Ulusal Cephe mitinginde "Başlattığımız bu hareket durdurulamaz. Zaferimiz kaçınılmaz!" dedi. Partisinin yürüttüğü kampanyayı öven Le Pen, "Fransız politikasının yer çekim merkezi olduklarını" söyledi. Le Pen, Sarkozy'nin son dönemde yaptığı siyaset değişikliklerinin 5 yıllık cumhurbaşkanlığı döneminde yaptıklarıyla çeliştiğini ve yeniden cumhurbaşkanı olamayacağını belirtti. Sarkozy'den sendikalara suçlama Nicolas Sarkozy de bugün Paris'in Trocadero Meydanı'nda, "yapılan gerçek işleri ortaya koyacağını" söylediği, büyük bir miting düzenledi. BBC'nin Avrupa editörü Gavin Hewitt, bu açıklamanın, Fransız Solu'nun işin değerini anlamadığı gibi bir mesaj taşıdığı için, işçi sendikaları arasında öfke uyandırdığını belirtiyor. Mitingde sendikaları, savunduklarını iddia ettikleri işçi sınıfını yoksullaştırmakla suçladı. Solun işçi hakları üzerinde tekel kuramayacağını vurgulayan Sarkozy, önceki Sosyalist yönetim zamanında uygulamaya konmuş olan haftada 35 saatlik çalışma sınırlaması yüzünden, yüzbinlerce işin yok olduğunu söyledi. Sarkozy, daha önceki saatlerde RMC radyosuna verdiği mülakatta, aşırı sağın oylarını toplama amaçlı görülen konuşmalarını sürdürerek Fransa'da çok fazla göçmen bulunduğunu savundu. Sarkozy, "Göçmenleri toplumla bütünleştirme sistemimiz çalışmıyor. Neden? Çünkü topraklarımıza gelenleri toplumla bütünleştirmeyi tamamlamadan başkaları geldi. Çok fazla sayıda insan geldiği için de bütünleşme sistemimiz felce uğradı." dedi. Hollande: Fransızlar değişim istiyor Bugün 1 Mayıs dolayısıyla Fransa'nın dört bir yanında işçiler ve işçi sendikaları, yürüyüş ve mitingler düzenledi. Sosyalist Parti'nin cumhurbaşkanı adayı François Hollande, Nevers kentinde taraftarlarına seslenerek Fransız halkının değişim istediğini bildirdi. Hollande, artık sadece Sosyalist Parti'nin değil, tüm ve birleşik solun adayı olduğunu vurguladı. Paris'in Bastille Meydanında sendikaların düzenlediği mitinge katılmamayı tercih eden Sosyalist Parti adayı Hollande, Sarkozy'nin "daha ziyade gerçek işsizliğin cumhurbaşkanı olduğunu" söylüyor. Bastille mitinginde Sosyalist Parti'nin birinci sekreteri Martine Aubry'nin konuşması planlandı. Birinci tur seçimlerden sonra, oyların yüzde 11'ini toplayan solcu kesimin adayı Jean-Luc Melenchon, taraftarlarından ikinci turda Hollande'a oy vermelerini istemişti. Ancak ajanslar yine de Hollande'ın fazla belli etmeden Ulusal Cephe oylarını toplamaya çalıştığına işaret ediyor. Ulusal Cephe'ye verilen oyların yerleşik düzene duyulan öfkeden kaynaklandığını düşünen Hollande, bugünkü konuşmasında "kendi ekonomimiz izin vermediği için yabancılara kapımızı açamayız" dedi. 1 Mayıs 2012 |
||||||||
|
Kaddafi yardımı belgelendi |
||||||||
Fransa'da bir internet haber sitesi, Kaddafi rejiminin Sarkozy'nin 2007 yılındaki seçim kampanyasına 50 milyon Euro yardım yapmayı kabul ettiğini gösteren bir belge yayınladı. Fransa'da, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu öncesinde Sarkozy'yi zora sokacak bir gelişme yaşandı. Skandal haberleri ortaya çıkarmasıyla ünlü Mediapart sitesi; Kaddafi'nin, 2007'deki seçimlerde Sarkozy'ye 50 milyon Euro mali yardım yapmayı kabul ettiğini gösteren bir belge yayınladı. Eski Libya Dış İstihbarat Servisi Başkanı Musa Kusa imzasını taşıyan Arapça belgede Sarkozy'nin adaylık kampanyasına 50 milyon Euro tutarında mali yardım yapılmasıyla ilgili anlaşma sağlandığı teyit ediliyor. Sözlü anlaşmaya varıldığını belirten belgede bu mali yardımın yapılıp yapılmadığı ise belirtilmiyor. SEYFÜLİSLAM GERİ İSTEMİŞTİ Bu iddiayı ilk kez geçen yıl Kaddafi'nin oğlu Seyfülislam Kaddafi gündeme getirmişti. Seyfülislam Kaddafi, muhaliflere destek veren Sarkozy'yi eleştirerek, Sarkozy'nin seçim kampanyasında Libya'dan para aldığını ileri sürmüştü. Seyfülislam Kaddafi, Sarkozy'nin 2007'deki seçim kampanyasını Libya'nın finanse ettiğini iddia etmiş ve Sarkozy'den bu parayı geri vermesini istemişti. 'SEÇİM KAMPANYASI 22 MİYON EURO TUTTU' İddianın internet sitesinde yer almasının hemen ardından Sarkozy cephesinden bir yanıt geldi. Sarkozy'nin sözcüsü, iddianın 'gülünç' olduğunu söyleyerek seçim kampanyası hesaplarının toplamının 22 milyon Euro tuttuğunu, 50 milyon Euro'nun hayal edilemeyeceğini ve hesapların anayasa konseyi tarafından onaylandığını belirtti. 28 Şubat 2012 |
||||||||
|
Hollande en çok oyu aldı %29 |
||||||||
![]()
Fransız Sosyalist François Hollande, ülkenin Cumhurbaşkanlığı Seçimi ilk turda en çok oyu kazandı.
Kesin Sonuçlar:
Hollande ve Sarkozy 2. Tur için 6 Mayıs'ta karşılaşacaklar. 1958 'den bu yana ilk defa iktidardaki Cumhurbaşkanının ilk seçimdeki oyları düşük oldu. %81 Açılan sandıklara göre son durum 23 Nisan 2012 |
||||||||
|
Fransa'da yarış kızışıyor |
||||||||
Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimleri için kampanyalar dün resmen başladı. Seçimlerin 22 Nisan’da yapılacak ilk turunda üç kadın ve yedi erkek aday yarışacak. Fransa’daki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, koltuğunu korumak için aday olan Sarkozy ile Sosyalistlerin adayı Hollande arasındaki düellonun yanı sıra, bir ikili mücadele daha heyecanlı bir çekişmeye sahne olacağa benziyor. Aşırı sağcı Milli Cephe’nin adayı Marine Le Pen ile Sol Cephe'nin adayı Jean-Luc Mélenchon, 22 Nisan'da yapılacak ilk turda üçüncülük için yarışıyor. Bu iki aday da özellikle küskün seçmenlere hitap ediyor. Le Pen sağ, Mélenchon ise sol kanada. İkisinin alacağı oylar, 6 Mayıs’ta yapılması öngörülen seçimlerin ikinci turu için büyük önem taşıyor. Adaylara fırsat eşitliği Seçim kampanyasını resmî kılan, öncelikle kurallar. Seçim afişlerinin en fazla 594 çarpı 841 milimetre boyutunda olmasına izin var. Afişlerin resmî duyurularla karıştırılmaması için, beyaz kâğıda basılması yasak. Ve radyo ve televizyonda 10 adaya da aynı saatte aynı sürenin verilmesi şart. Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan Nicolas Sarkozy ve en önemli rakibi Sosyalist François Hollande bu yüzden radyo ve televizyonda, iki hafta sonraki seçimlerde yüzde beşin altında oy almalarına neredeyse kesin gözüyle bakılan beş aday ile aynı oranda kampanya yapma hakkına sahip. Gözler Mélenchon ve Le Pen'de François Hollande
Seçimlerden önceki son iki haftada gözler özellikle iki adaya çevrili: Jean-Luc Mélenchon ve Marine Le Pen. Komünist Parti ve Sol Parti’nin oluşturduğu Sol Cephe’nin, yıldızı giderek parlayan adayı Mélenchon, seçim kampanyasında meydanlara sık sık Sarkozy ve Hollande’dan daha fazla insan toplamayı başarıyor. Yıldızı parlayan Mélenchon Sarkozy'ye yükleniyor Fransa’nın güneyindeki Toulouse kentinde, geçen Perşembe günü düzenlenen mitinge 50 bin taraftarı çeken Mélenchon'un, cumhurbaşkanlığının Sosyalist Mitterand’a geçtiği 1981 yılından 20 bin daha fazla yandaşı meydanlara topladığı tahmin ediliyor. Sol Cephe’nin adayı, konuşmasında özellikle Nicolas Sarkozy'ye yüklendi. Mélenchon, „Eğitim kadrolarını kıstığınız için yaydığınız uğursuzluğun ve vurdumduymazlığınızın neden olduğu zararın hesabını soruyorum size. Vaktinde doktora gidemeyen ağır hastaların masraflarının, şimdi daha geç emekliye ayrılmak zorunda olanların hesabını, yargının yok edilmesinin, bu saçma toplum düzeninin hesabını soruyorum size.” şeklinde konuştu. Jean-Luc Mélenchon
Solcu söylem ses getiriyor. Mélenchon, anketlerde her hafta bir puan yükseliyor. Jean-Luc Mélenchon'a desteğin arttığına dikkat çeken Fransa'nın önde gelen siyasî yorumcularından Olivier Mazerolle, "Anketlere göre sadece bu hafta oyları yüzde 12,5'tan yüzde 15'e çıktı. Kızgınların başkaldırışını Fransa'ya ithal ettiğini söyleyebileceğimiz Mélenchon, normalde sandık başına gitmeyen ya da protesto amacıyla oy pusulasında François Bayrou veya Marine Le Pen isimlerini işaretlemek isteyen seçmenlerin tekrar sol kanada geçmesine yol açıyor.” diyor. Aralık ayındaki anketlerde Sarkozy'nin de önünde ikinci sırada gözüken ve şimdi Mélenchon ile üçüncülük için yarışan aşırı sağcı aday Marine Le Pen ise bu gelişmeye pek karşı değil, „Sürprizlerle karşılaşacağımızı umuyorum, zira Fransızların çoğu, sözde kaçınılmaz olarak gösterilen Sarkozy-Hollande düellosunu istemiyor.“ ifadelerini kullanıyor. Benzeri bir sürpriz 2002 yılında yaşanmış ve Sosyalist aday Lionel Jospin, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci turunda Marine Le Pen'in babası Jean-Marie Le Pen'in arkasında kalarak elenmişti.
Marine Le Pen Hedef aynı, yollar ayrı Hem Le Pen, hem de Mélenchon, kampanyalarında Fransızların alım gücünü ve istihdamını ön plana çıkarıyor. Aşırı sağcılar, bu konularda başarılı olunması için, Fransa'nın daha çok dışarıya kapanması ve yabancıların sınır dışı edilmesi gerektiğini savunurken, Sol Cephe ise şirketlerin ve zenginlerin gücünün kırılmasını istiyor. Mélenchon, devletin daha adil olması ve yukarıdan aşağıya dağılımın artması gerektiğini söylüyor. Bu iki aday da, son dönemde oylarını arttırıyor. Anketler Mélenchon ve Le Pen'in, önde giden iki aday, François Hollande ve Nicolas Sarkozy'den oy çalarak, sandıktaki yüzdelerini yükselteceğini gösteriyor. 10 Nisan 2012 |
||||||||
|
Komünistler hesabı bozdu |
||||||||
Cumhurbaşkanlığı seçiminin yaklaştığı Fransa'da Sol Cephe'nin adayı Jean-Luc Melenchon’un anketlere göre üçüncülüğe sıçraması ikinci tur hesaplarını karıştırdı. Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu 22 Nisan, ikinci turu ise 6 Mayıs tarihlerinde yapılacak. Tüm anketler seçimin ikinci turunda Sosyalist Parti adayı François Hollande ile şu anki cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin yarışacağını gösteriyor. Ancak bu iki adayın ikinci turu kazanıp cumhurbaşkanı seçilebilmek için oy potansiyeli yüksek diğer adayların desteğini almaları gerekiyor. Nicolas Sarkozy İlk tur için gerçekleştirilen son anketler Sosyalist Parti’nin (PS) adayı François Hollande’ın yüzde 28.5, iktidardaki muhafazakâr-liberal Halk Hareketi Birliği (UMP) adayı Nicolas Sarkozy’nin yüzde 27.5, Komünist Parti ve Sol Parti’nin oluşturduğu Sol Cephe’nin adayı Jean-Luc Melenchon’un yüzde 15, aşırı sağcı Milli Cephe’nin (FN) adayı Marine Le Pen’in yüzde 13.5 ve merkez-merkez-sağ eğilimli MODEM partisi adayı François Bayrou’nun yüzde 12 oy elde edeceklerini gösteriyor. Melenchon'un popülist programı Bu adaylar arasında Hollande ve Sarkozy’nin oyları son haftalarda yüzde 27-29 çatalında sabitleşmiş görünüyor. Le Pen ve Bayrou’nun oyları da yüzde 12-14 arasında değişkenlik gösteriyor. Buna karşılık, Sol Cephe adayı Melenchon özellikle son beş haftadır tüm öngörüleri altüst eden bir yükseliş sergilemekte. Daha birkaç ay öncesine kadar kamuoyu araştırmaları kuruluşlarının “yüzde 8’i geçemez” dediği Melenchon, bir ay içinde yüz 11’lerden yüzde 15’lere yükselmiş durumda. Birçok yorumcu bu durumu Melenchon’un seçim programının François Hollande’ınkinden “daha sol eksenli” olmasına veya Hollande’ın “yeterince sol görünmemesine” bağlıyor. Melenchon’un seçim programında şu anda brüt 1398 Euro olan aylık asgari ücretin 1700 Euro’ya çıkarılması, tüm sağlık hizmetlerinin devlet tarafından yüzde 100 karşılanması, elektrik, su ve gaz gibi temel ihtiyaçlara “sosyal tarife” uygulanması, zenginliklerin daha eşit dağıtılması, zenginlere daha fazla vergi, üretimde kooperatif sisteminin yaygınlaştırılması, ekolojik planlamaya geçilmesi, Lizbon Antlaşması’nın iptal edilip yeni bir Avrupa inşa edilmesi ve Fransa'da 5’inci Cumhuriyet’ten 6’ıncı Cumhuriyet’e geçilmesi gibi oldukça tartışma yaratan vaatler bulunuyor. Anketler, bu vaatlerin özellikle 18-34 yaş grubundaki seçmeni etkilediğini gösteriyor. Melenchon’a oy verme niyetinde olduğunu söyleyenlerin yüzde 26’sı, 18-24, yüzde 18’i ise 25-34 yaş grubunda bulunuyor. Bir diğer deyişle Melenchon büyük ölçüde apolitik Fransız gençliğini politikaya çekmeyi başarmışa benziyor. “Enternasyonal” marşıyla sona eren seçim mitingleri Sarkozy ve Hollande’ın sönük mitinglerinden çok daha coşkulu geçiyor. Gerektiğinde ağzını bozuyor. Sarkozy, Le Pen ve büyük olasılıkla seçimin ikinci turunda müttefiki olacağı Hollande’ı eleştirmekten kaçınmıyor. Ekonomik krizle tetiklenmiş heterojen bir seçmen kitlesine hitap ediyor. Paris-Bastille meydanında 120 bin kişi toplayabiliyor. Yüzyıllık komünist geleneğe sahip Fransa’da son 20 yıldır neredeyse kış uykusuna yatmış olan marksist seçmene seslenmeyi biliyor. Melenchon sayesinde Fransa “sağını” ve “solunu” yeniden hatırlamaya başlamış, seçim kampanyası politize olmuş durumda. Francois Hollande Olur da Melenchon, anketlerin gösterdiği gibi yüzde 15 civarında oy alırsa seçimin ikinci turu ve sonrasının tüm parametreleri de altüst olmuş olacak. Özellikle de Sosyalist aday Hollande açısından. Anketler şu anda Hollande’ı ikinci turda Sarkozy’ye karşı yüzde 56’lık oy oranıyla seçimin galibi göstermekte. İlk turda yüzde 15 oy elde edecek Melenchon’un Hollande’a açık çek vermeyeceğini herkes çok iyi biliyor. Desteğinin karşılığında Sosyalist adayın, Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde, Sol Cephe’nin programından alıntılar yapmasını talep edecek. Ancak Hollande, seçilmek için merkezin oylarına da muhtaç. Komünistlere aşırı taviz vermesi halinde büyük ölçüde kent ve taşra burjuvazisinden oluşan merkez seçmeni kaçırma riskiyle karşı karşıya kalacağının farkında. İşte bu nedenden ötürü Melenchon’un yükselişi en çok Hollande’ı kaygılandırıyor. Sosyalist adayı seçim hesaplarını gözden geçirmeye itiyor ve daha da itecek görünüyor. Hollande’ın bu yükselişe karşı ilk tepkisi Fransızlara “boşa gidecek oy kullanmayın” mesajı göndermek oldu. Solun geleneksel seçmeninin bu mesajı nasıl algıladığı 22 Nisan akşamı ortaya çıkacak. Melenchon’un yükselişi ilk bakışta Sarkozy cephesini memnun etmişe benziyor. Fransa’da kabaca ve klasik bir hesap yapıldığında sağ oyların sol oylardan daha fazla olduğu görülüyor. Seçim kampanyasının klasik sağ-sol kamplaşmasına dönüşmesi ister istermez Sarkozy’nin işine yarayan bir senaryo. Sarkozy böylelikle solun vergi politikalarından ürken merkez ve aşırı sağcı seçmeni ikinci turda kendine çekeceği hesapları yapıyor. Melenchon’un yükselişe geçmesiyle birlikte seçime üç hafta kala tüm hesaplar yeniden yapılıyor. 2 Nisan 2012 |
||||||||
|
İki aday iki değişik Türkiye vizyonu |
||||||||
Fransa'da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin iki önemli adayı Sarkozy ve Hollande Türkiye'ye nasıl yaklaşıyor, Türkiye'yi nasıl görüyorlar? Kazanmaları halinde AB-Türkiye ilişkileri bundan nasıl etkilenecek? Fransa'da ilk turu 22 Nisan, ikinci turu 6 Mayıs tarihlerinde yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi sonunda ip, beklenmedik bir gelişme yaşanmadığı takdirde, ya şu anki Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ya da ana muhalefetteki Sosyalist Parti'nin (PS) adayı François Hollande tarafından göğüslenecek. İkisi de çok genç yaşta siyasete atılmış ve şu anda 57 yaşında olan bu iki aday Türkiye'ye nasıl yaklaşıyor, Türkiye’yi nasıl görüyorlar? Türk-Fransız ve AB-Türkiye ilişkilerine nasıl bakıyorlar? İktidara gelmeleri halinde Türk-Fransız ve AB-Türkiye ilişkilerini neler bekliyor? Türkiye'nin Yakın ve Ortadoğu'daki krizlerde oynadığı rol hakkında neler düşünüyorlar? Geçmişten bugüne. Fransızlar, Türk-Fransız ilişkilerinin Fransa tarihinin en eski diplomatik ilişkilerinden bir olduğunu söylerler. 1484 yılında 2. Beyazıt döneminde başlayan ilişkiler, 1798-1801 yılları arasındaki Mısır Savaşı dönemi dışında, o günden bu yana kesintisiz devam ediyor. Osmanlı’yla ilk diplomatik ilişkiyi kuran Fransa, 1921 yılında imzalanan Ankara Anlaşması’yla TBMM hükümetini tanıyan ilk Avrupa ülkesi de olmuştu. Aynı Fransa İkinci Dünya Savaşı sonrası Türkiye’nin hiçbir Avrupa yapılanmasında yer almasına karşı çıkmadı. Türkiye’nin 1949 yılındaki Avrupa Konseyi üyeliğine muhalefet göstermedi. Ankara ile Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) arasında 1963 yılında imzalanan ortaklık anlaşmasına onay verdi. AB ile Türkiye arasındaki gümrük birliğinin mimarlarından biri oldu. 1999 yılında Türkiye’ye AB üyeliği için resmi aday statüsü verilmesinin önünü açtı. 2005 yılında Ankara'nın AB ile katılım müzakerelerine başlamasına muhalefet etmedi. Değişim ne zaman başladı? Ancak Fransız halkının 29 Mayıs 2005 tarihinde Avrupa Anayasası’nı beklenmedik biçimde referandumla reddetmesinin ardından Paris’in de AB-Türkiye ilişkilerine bakışı değişmeye başladı. Aslında Fransız sağının bu ilişkilere bakışı 2002 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçiminde aşırı sağcı lider Jean-Marie Le Pen’in sürpriz biçimde ikinci tura yükselmesiyle başlamıştı. Le Pen’in AB-Türkiye ilişkileri ve ülkedeki Müslümanlar konusunu seçim malzemesi yapmış olması Avrupa yanlısı liberal sağ partileri bu konularla ilgili tavırlarını değiştirmeye itti. O dönem merkez sağ ve sağ partiler içinde yapılan analizlerde “Bu konuları Le Pen’in tekeline bırakmamalıyız, bırakırsak biz kaybederiz” tutumu baskın geldi. Jacques Chirac’ın 2002 yılında -sol seçmenin de oylarıyla- Le Pen’e karşı cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Nicolas Sarkozy içişleri bakanı olarak atandı. 2004 yılında Fransız sağının amiral gemisi Halk Hareketi Birliği’nin (UMP) başına getirilen Sarkozy 2007 yılında da şimdiki rakibi François Holland’ın eski eşi Segolene Royal’e karşı rahat biçimde cumhurbaşkanı seçildi. Sarkozy’nin Türkiye konusundaki tutumu işte bu süreçte, yani 2002 sonrası Fransız sağı içinde yaşanan “aşırı sağ travması” sonrasında şekillenmeye başladı. Bu tutum sadece Sarkozy değil, tüm Fransız sağının tutumu haline geldi. Fransız sağı o tarihten bu yana AB konusunun halk arasında popüler bir konu olmadığının farkında ve Türkiye’nin olası üyeliğiyle ilgili tartışmanın alevlenmesinin aşırı sağcıların ekmeğine yağ süreceğini ve hem ulusal hem de Avrupa düzeyinde bambaşka stratejik hesapları altüst edeceğini düşünüyor. Sarkozy de bu nedenlerden ötürü Türkiye'yi bir “Avrupa ülkesi” olarak görmediğini her fırsatta tekrarlıyor. Geçmişte ülkesinin vermiş olduğu sözlere rağmen, perde arkasından Türk muhataplarına “Kusura bakmayın, ülkemin gerçekleri böyle gerektiriyor” şeklinde özetlenebilecek mesajlar gönderiyor. Ayıp olmasın diye de “Türkler büyük ulustur, Türkiye büyük ülkedir” gibi Türkiye ve Türklerin gönlünü okşayacağını düşündüğü mesajlar vermeye çalışıyor. AB-Türkiye ilişkilerine bakışı Sarkozy, yeniden seçilmesi halinde AB-Türkiye ilişkilerinin ilerlemesi için çaba göstermeyecek. Sarkozy bu konuda yeni bir konsept geliştirmeye çalışıyor. “Türkiye, dış politikasını AB ile ilişkisine tepki olarak belirleyemez. Buna inanmak Türk diplomasisini küçümsemek olur” diyor. Yani, Fransa'nın AB-Türkiye ilişkilerini tıkamasına, ticari ve siyasi nedenlerden ötürü Ankara'dan tepki geleceğine inanmıyor, en azından beklemiyor. Özetle, Sarkozy, yeniden seçilmesi halinde, tek taraflı askıya aldığı müzakere başlıkları konusunda geri adım atmaya niyetli değil. Nasıl bir Türk-Fransız ilişkisi istiyor? Sarkozy, Paris ile Ankara'nın, AB konusunu bir tarafa bırakıp, ikili planda karşılıklı ve bölgesel ilişkileri görüşebilecekleri hesabı yapıyor. Ankara’nın aksine “AB konusunu ikili ilişkilerden soyutlayalım” diyor. Siyasi ve diplomatik planda yaşanan sürtüşmelere rağmen ikili ticari ilişki hacmi 2011 yılında 11 milyar euro barajını aşmış durumda. Sarkozy bu ilişkilerin daha da geliştirilmesinden yana. PKK’nın Fransa’daki varlığına karşı son zamanlarda kendisini “kanıtladığını” düşünüyor. Ülkedeki Ermeni topluluğuna yönelik “soykırımı inkârın cezalandırılmasına dair yasal girişim” vaadi geçen ay Anayasa Konseyi engeline çarptı. Her ne kadar Ermenilere yeni bir yasa sözü vermiş olsa da aslında Anayasa Konseyi kararının hem Sarkozy hem de ana muhalefetteki Sosyalist Parti'yi rahatlattığı söylenebilir. Bu karar ikili ilişkilere -en azından şimdilik- rahat bir nefes aldırmış, Ekim 2011-Şubat 2012 döneminde iyice gerginleşen ilişkileri yatıştırmış durumda. Türkiye'nin konumu Sarkozy strateji ve diplomasi konularında uzmanlaşmış aylık bir Fransız dergisine yaptığı açıklamada, “Sıkı sıkıya Batı kampına bağlı Soğuk Savaş Türkiyesi geride kaldı… Türkiye, yükselmekte olan diğer güçler gibi kendini ifade edip, her geçen gün kendi vizyonunu daha da geliştiriyor” görüşünü dile getirdi. Aynı dergiye, “Türkiye, coğrafi ve tarihi nedenlerden ötürü Asya ile Avrupa arasında köprüdür... Batı ile Doğu (Orient) arasında köprü olduğu için bölgesi ve ötesinde barışın hizmetinde yeri doldurulamaz bir rol oynayabilir… Türkiye’nin güçlü olduğu ve olaylar üzerinde ağırlığını koyduğu zamanlar, herkesle konuştuğu zamanlardır” dedi. Sarkozy AB konusunun ikili ilişkilerden soyutlanmasından yana Türkiye'nin rolü? Sarkozy’ye göre Türkiye kendine yeni bir vizyon arayışında olsa da birçok konuda Batı ve özellikle de Avrupa ile ortak vizyona sahip. Ankara ile geçen yılki Libya krizinin başlarında “analiz farkı” yaşadıklarını gizlemiyor. Ankara-Paris hattında İran’ın nükleer silah sahibi olmasının “engellenmesi” hedefi konusunda görüş ayrılığı bulunmamakla birlikte, “İran tehdidinin ele alınması” konusunda görüş ayrılıkları yaşandığını söylüyor. İsrail ile Türkiye arasında yeniden diyalog yolunun açılmasını istiyor. Bu diyaloğun “bölge için çok değerli” olduğunu düşünüyor. Hollande farklı bakıyor Sarkozy Türkiye'yi bölgesinde etkin role sahip ve Fransa’yla ikili ilişkilerini AB konusundan bağımsız ilerleten bir ülke olarak görürken, seçimdeki en ciddi rakibi Sosyalist aday François Hollande özellikle AB-Türkiye ilişkilerinde farklı düşünüyor. Hollande “Türkiye’yi dışlamaya çalışmaktan vazgeçmeliyiz. Türkiye’yi dışlamak Fransa ve AB’nin çıkarına değildir. Türkiye, siyasi emeller uğruna şamar oğlanı yapıldı” diyor. Seçildiği takdirde “Fransa ve AB’nin önemli ortağı” olarak tanımladığı Türkiye ile “istikrar ve güvene dayalı bir ilişki” kurma vaadinde bulunuyor. Son beş yıldır Sarkozy’nin güttüğü Türkiye politikasının “Hem Fransa hem Avrupa hem de Doğu Akdeniz’de çok hassas olan stratejik dengelere zarar verici” olduğunu söylüyor. Hollande seçildiği takdirde Türkiye ile “istikrar ve güvene dayalı bir ilişki” kurma vaadinde bulunuyor AB-Türkiye ilişkilerine bakış değişecek Hollande, seçilmesi halinde AB-Türkiye diyaloğunda daha yapıcı politika izleyeceği sinyali veriyor. “Türkiye’ye üyelik hedefiyle aday statüsü verdik. İyi niyetle müzakereleri sürdürelim ve bu müzakereler sonunda bırakalım Türk ve Avrupa hükümet ve halkları sonucun ne olacağına karar versin” diyor. Bunu da Hollande’ın iktidara gelmesi halinde Fransa’nın AB ile Türkiye arasında yürütülen ve donma noktasına gelmiş olan katlım müzakerelerindeki 5 başlığa koyduğu vetoyu kaldıracağı şeklinde okumak mümkün. Elbette Hollande sürecin uzun olacağının altını da çiziyor. “Önümüzde çok sayıda engel var. Türkiye’de demokrasi henüz olgun değil. Bireysel ve kolektif özgürlükler alanında AB standartları henüz yakalanabilmiş değil” diyor ve kadın-erkek eşitliği, ifade ve medya özgürlüğü, yargı reformu ve azınlık haklarını örnek gösteriyor. Partisinin çok bağlı olduğu “Ermeni soykırımı” konusunu da gündeme getireceğini söylüyor. “Türkiye’nin Ermeni halkına yönelik soykırım gerçeğini ısrarla inkâr etmesi kabul edilemez” diyor. Kıbrıs sorununa da çözüm gerektiğini söylüyor. Kriz çözümünde Türkiye ile işbirliği François Hollande ve kurmayları Türkiye’nin BM ve NATO içinde etkin rol oynadığına vurguda bulunup, 2015 yılında G20 dönem başkanlığı yapacağını hatırlatıyorlar. Ankara’yı malî kriz, iklim değişikliği, insan hakları, laiklik, dinler arası diyalog ve krizlerin yönetimi gibi uluslararası dosyalarda söz sahibi olabilecek bir ülke olarak görüyorlar. Hollande, Türk diplomasisinin son yıllarda Yakın ve Ortadoğu, Mağrip, Afrika ve Orta Asya'da “özellikle aktif” olduğunu belirtip, Ankara’nın inşa safhasında olan Avrupa diplomasisine katkı sağlayabileceğini söylüyor. Bu bölgelerdeki krizler hakkında Ankara’yla “kapsamlı diyalog” kurulmasını savunuyor ve mevcut Suriye krizini örnek gösteriyor. 2 Nisan 2012 |
||||||||
|
Fransa İçişleri Bakanı Gueant iddiayı mektupla yalanladı. |
||||||||
Fransa'da Türkler fişleniyor mu sorusunun cevabı İçişleri Bakanı Claude Gueant'dan geldi. Gueant, İç İstihbarat Teşkilatı'nın ülkedeki Türkleri fişlediği iddiasını, Türkiye'nin Paris Büyükelçiliği'ne gönderdiği mektupta yalanladı. Fransız Le Point dergisi yayımladığı haberde, Fransa İç İstihbarat Teşkilatı'nın 1915 olayları ile ilgili yasaya karşı çıkarak ülkede gösteri ve yürüyüş düzenleyen Türk derneklerini fişlediğini iddia etmişti. Dergi, haberini Teşkilat'ın hazırladığını öne sürdüğü bir rapora dayandırmıştı. Le Point dergisinin haberine yalanlama, Fransa İçişleri Bakanı Claude Gueant'dan geldi. Gueant, Türkiye'nin Paris Büyükelçiliği'ne söz konusu mektubu yalanlayan bir mektup yazdı. Türkiye'nin Paris Büyükelçiliği'nden yapılan açıklamada, "Bakan Gueant, teşkilatın hiçbir surette böyle bir rapor kaleme almadığını ve basında sözü edilen raporun sahte olduğunu büyük bir açıklıkla ifade etmiş ve bu yalanlamayı kamuoyuyla paylaşabileceğimizi belirtmiştir" denildi. Büyükelçilik, "derginin haberinin, acemice ve Türk düşmanlığıyla kaleme alındığını" kaydetti. Paris Büyükelçiliği, Fransa'daki Türk toplumuna soğukkanlılığını ve vakarını koruduğu için teşekkür etti, aynı sorumlu yaklaşımın bazı yabancı düşmanı kışkırtmalar karşısında da sürdürülmesi gerektiğini hatırlattı. 4 Nisan 2012 Fransa Türk derneklerini fişlediler Fransız gizli servislerinin, “Ermeni soykırımını inkârın cezalandırılmasıyla” ilgili yasal girişime karşı ülkede gösteri ve yürüyüşler düzenleyen Türk derneklerini fişlediği ortaya çıktı. Haftalık “Le Point” dergisi tarafından “Kurtlar Paris’e indi” başlığıyla yayımlanan haberde, Türk derneklerinin inkar yasası teklifine karşı 21 Ocak 2012 tarihinde Paris’te düzenledikleri yürüyüşün arkasında “resmi olarak” Fransa Türk Federasyonu’nun bulunduğu, ancak Fransız iç istihbarat birimi DCRI’nin bu kuruluşu “Aşırı milliyetçi Bozkurtlar” olarak nitelediği belirtildi. DCRI’nin yürüyüşle ilgili istihbarat notu temel alınarak hazırlanan haberde, istihbarat birimlerinin Türk Federasyonu hakkında “Adında belirtildiği gibi kesinlikle federatif bir yapılanma değil. Aslında kimi zaman şiddetli aşırı milliyetçi bir örgüt olan Bozkurtlara kapak oluşturuyor” ifadelerini kullandıkları aktarılıyor. Dergide Bozkurtlar, “1970’li yıllarda aşırı solcu gruplara karşı saldırılar düzenlemiş aşırı milliyetçi, anti-kürt ve anti-komünistler” olarak tanımlandı.
DCRI'nin istihbarat notunda Fransa'daki yürüyüşe katılanlar arasında Alpaslan Türkeş’in eski korumalarından Yusuf Ziya Arpacık’ın da bulunduğunun belirtildiğini yazan Le Point, Arpacık’ın “doğrudan ya da dolaylı yoldan Türkiye tarafından yürütülmüş çok sayıda bulanık operasyona karışmış bir paramiliter” olarak fişlendiğini aktardı. Haberde, Arpacık’ın “Ülkü Ocakları’nda yetiştiği, yurtdışında ‘Türkiye’nin düşmanlarına’ karşı saldırılar düzenlediği, Dağlık Karabağ’da Ermenilere karşı, Irak’ta da Amerikalılara karşı Türkmenlerin yanında savaştığı” kaydedildi. Arpacık’ın 2006 yılında Danıştay’a yönelik saldırıya “karıştığının” sanıldığı da ileri sürüldü. Belediye başkan yardımcısı da fişlenmiş DCRI’nin inkar yasasına karşı örgütlenen Türk derneklerine karşı olağanüstü kapsamlı fişleme yaptığı, Yusuf Ziya Arpacık’ın Ocak ayındaki yürüyüşten “az sonra” Herouville-Saint-Clair kentinin Türk kökenli Belediye Başkan Yardımcısı Fadime Ertuğrul Taştan ve kocası ile görüşmesiyle ilgili istihbarat notlarıyla da görülüyor. DCRI’nin Fadime Ertuğrul Taştan’ı “Bozkurtların bölgedeki sorumlusu” olarak fişlediğinin anlaşıldığı haberde, kentin merkez MODEM partisine yakınlığıyla bilinen Belediye Başkanı Rodolphe Thomas'nın Fadime Ertuğrul Taştan’ın “paralel faaliyetlerinden haberdar olduğunun ve seçim hesapları nedeniyle bu faaliyetlere destek verdiğinin” de kaydedildiği aktarıldı. Ancak, belediyenin Taştan’ın “Bozkurtlarla ilişkisinden haberdar olmadığını” söylediği bildirildi. Kapsamlı fotoğraf arşivi DCRI’nin 21 Ocak yürüyüşüyle ilgili kapsamlı bir fotoğraf arşivi hazırladığını da ortaya koyan haber, Türk Federasyonu’nun, geri planda kalmakla birlikte, Avrupa’daki ağını inkar yasasına karşı kullandığı öne sürüldü. Paris merkezli “Anadolu Kültür Merkezi” derneğinin DCRI tarafından yürüyüşün “prezantabl vitrini” olarak tanımlandığının aktarıldığı haberde, Ataturquie, Turquie News ve Radio MIT, Atatürkçü Düşünce Derneği ve Talat Paşa Komitesi gibi medya ve kuruluşların da yürüyüşe katıldıkları gerekçesiyle fişlendikleri ortaya çıkıyor. Bu arada Talat Paşa Komitesi için DCRI’nin “Ermeni soykırımının inkarı için Türk devletinin en üst seviyesinde kurulmuş yapılanma” ifadelerini kullandığı belirtiliyor. DCRI'nin istihbarat notuna göre bu kuruluşları bir araya getiren ortak payda “milliyetçi unsur” ve “Ermeni soykırımını inkar” da bu unsurun “kimliksel altyapısını” oluşturuyor. 31 Mart 2012 |
||||||||
|
Fransa operasyon tamam: Saldırgan öldürüldü |
||||||||
|
Toulouse’da operasyon tamam: Saldırgan öldürüldü Fransa’da 7 kişinin hayatını kaybettiği saldırıların zanlısına karşı düzenlenen 32 saatlik operasyon, özel timin Muhammed Merah’ın evine girmesiyle tamamlandı. Çıkan çatışmada Merah öldürülürken 1’i ağır 3 polis görevlisi de yaralandı. İlk saatlerde çarşamba günü öğleden sonra teslim olacağı duyurulan zanlının daha sonra bu kararını değiştirdiği ve “elimde silahımla ölmek istiyorum” dediği açıklanmıştı. Fransa’nın Toulouse ve Montauban kentlerinde düzenlenen silahlı saldırılarda ikisi Kuzey Afrika kökenli üç asker ile birlikte üçü çocuk dört musevi hayatını kaybetmişti. Fransa’da şimdi daha önce de adi suçlara katıştığı bilinen ve Afganistan dönüşünde istihbarat birimlerinin kontrolünde olması beklenen bir kişinin nasıl iki ayrı zaman ve yerde saldırı düzenleyebildiği tartışılacak. 22 Mart 2012
Fransız saldırganı kıskaçta Fransız saldırganı bugün de öldürmeyi planlıyordu Fransa’da 10 gün içinde 7 kişiyi öldüren terör zanlısı bir evde kıstırıldı. Soruşturmayı yürüten savcılıktan yapılan açıklamada, Fransa tarihinin en büyük “insan avı”nda 7 milyon telefon konuşması, 700 e-posta adresi ve bin trafik cezası siber polis tarafından tarandı. Zanlı bugün yine asker ve polis öldürmeyi planlıyordu. Soruşturmayı yürüten savcılıktan yapılan açıklamada, terör zanlısı Muhammed Merah’a ulaşmak için ülkenin tüm polislerinin seferber olduğu belirtildi. Fransa tarihinin en büyük “insan avı”nda 7 milyon telefon konuşması, 700 e-posta adresi ve bin trafik cezası siber polis tarafından tarandı. Muhammed Merah’ın izine ise satın aldığı motosiklet sayesinde ulaşıldı. Bu iz sürülürken zanlı ve ağabeyinin radikal islamcı oldukları tespit edildi. İÇİŞLERİ BAKANLIĞI: YAKALANMADI Fransız medyasının terör şüphelisi yakalandı yönündeki haberleri, Fransa İçişleri Bakanlığı tarafından yalanlandı. Bu operasyon çerçevesinde Muhammed Merah'ın 4 akrabası gözaltına alındı. Polisin gözaltına aldığı kişiler arasında Muhammed Merah'ın annesi de bulunuyor. Gözaltına alınan kardeşinin aracında patlayıcı madde bulunduğu da belirtildi. 'BU DAHA BAŞLANGIÇ' Gece yarısı 01.00'de bir kişi "France 24" televizyonunun gece editörünü arayarak, günlerdir aranan saldırganın kendisi olduğunu söyledi. Fransız haber ajansı AFP'ye açıklama yapan editör, "Bir kişi bana telefon ederek, aranan saldırgan benim" dedi. Fransız gazeteciyi arayan kişi, saldırılarda kullanılan silahın özellikleri ve kaç kurşun sıktığı bilgilerini doğru verdi. Telefondaki kişi, terör örgütü El Kaide üyesi olduğunu ve bunun daha başlangıç olduğunu söyledi. Ayrıca düzenlediği saldırıları görüntülediğini ve kısa süre sonra internette yayınlayacağını belirtti. BİR EVDE KISTIRILDI Fransız polisinin, France 24 editörüne gelen bu telefonu çok ciddiye aldığı ve saldırganı ararken, bu bilgilerden yararlandığı iddia edildi. Fransa'da son bir haftada 7 kişiyi öldürdüğünden şüphe edilen terör zanlısı Toulouse kentinde bir evde kıstırıldı. Operasyon 6 saattir sürerken, zanlının "öğleden sonra teslim olacağım" dediği iddia edildi. Terör şüphelisi pencereden bir tabancayı dışarı attı. Operasyon noktasında bir patlama olduğu da iddialar arasında. 'İNTİKAM PEŞİNDE OLMAYACAĞIZ' Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy saldırılardan dolayı Fransa'nın toplumun hiçbir kesimini baskı altında tutma ve intikam alma peşinde olmayacağını söyledi. Fransa'daki Müslüman ve Yahudi cemaatın temsilcileriyle görüştüğünü, onlara "terör saldırıları bizi birbirimizden ayıramaz" dediğini belirten Sarkozy, saldırılarda hayatını kaybeden Fransız askerlerin cenaze törenine bugün katılacağını açıkladı. 21 Mart 2012 |
||||||||
Fransa'da Yahudi okuluna saldırı Fransa'nın güneyinde bir Yahudi okulu önünde 3'ü çocuk, 4 kişi öldürüldü. Uluslararası haber ajansı Reuters'ın haberine göre, Fransa'nın güneybatısındaki Toulouse kentinde Yahudilere ait bir okulun önünde düzenlenen silahlı saldırıda 3'ü çocuk 4 kişi hayatını kaybetti. Ölenlerden birinin de öğretmen olduğu iddia edildi. Saldırı yerel saatle 8.10'da meydana geldi. Öğrenciler ders başı yapmak için okula geliyorlardı. Görgü tanıkları, saldırıdan sonra bir kişinin motosikletle kaçtığını belirtti. Saldırıda en az dört kişinin de yaralandığı ve ikisinin durumunun ağır olduğu açıklandı. Saldırının olduğu okulda çocuğu olan Patrick Rouimi, France 24 televizyonuna yaptığı açıklamada, okulun önünde toplanan çocuklara bir kişinin ateş açtığını söyledi. Yahudi okuluna saldırı Fransa'da seri katil şüphesi yarattı Fransız polisi, Toulouse kentinde bir Yahudi okulu önünde bir öğretmen ile iki oğlunu ve dokuz yaşında bir çocuğu öldüren saldırganı arıyor. Ateş açtıktan sonra motosiklet ile kaçan saldırganın kullandığı silahın, ülkede son 10 günde düzenlenen iki diğer saldırıda kullanılanlar ile aynı silah olduğu belirtiliyor. Yekililer sonuncusu Ozar Hatorah adlı Yahudi okulunun önünde düzenlenen saldırıların bağlantılı olduğuna inanıyor.
Fransa'daki farklı etnik ve dini azınlıkları hedef alan saldırıların hangi saiklerle düzenlendiğini bilinmiyor. Ülkenin aynı bölgesinde geçen hafta paraşütçü birliğinden Kuzey Afrika kökenli üç asker silahlı saldırıda öldürülmüşlerdi. Saldırının düzenlediği yeri ziyaret eden Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, olayı bir "ulusal trajedi" olarak niteledi. Fransa Cumhurbaşkanı güvenlik birimlerine ülkedeki tüm okullarda ve dini binalarda güvenliği artırmaları talimatı verdi. İSRAİL'DEN İLK TEPKİ İsrail Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Yigal Palmor, "şoke olduklarını" belirterek, "Bu dramın aydınlatılması ve suçluların adalete teslim edilmesi için her şeyi yapacakları konusunda Fransız yetkililere güveniyoruz" dedi. Geçtiğimiz hafta Fransa'da Toulouse kentinde bir askeri üs silahlı bir saldırgan tarafından taranmıştı. Saldırıda üç asker hayatını kaybederken, saldırgan yine motosikletle olay yerinden kaçmıştı. Avrupa'da en kalabalık Yahudi nufüsü 700 bin kişiyle Fransa'da yaşıyor. 19 Mart 2012 |
||||||||
|
'Cezayir'de yaşananlardan pişman değiliz' |
||||||||
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Fransa'nın Cezayir'in bağımsızlık savaşı sırasında meydana gelen "dehşet verici" olaylardan "pişmanlık" duymasının beklenmemesi gerektiğini savundu. Strasbourg - Ülkenin güney sahillerindeki Nice kentinde Cezayir Savaşı sırasında Fransa'nın saflarında yer alan Cezayirli Harkiler için bugün düzenlenen bir törene katılacak olan Sarkozy, tören öncesinde Nice-Matin gazetesine önemli açıklamalarda bulundu. Sarkozy, Cezayir savaşı sırasında "dehşet verici" olayların yaşandığını, ancak Fransa'nın bu olaylardan ötürü "sorumlu tutulamayacağını" ve bu savaş için "pişmanlık duymasının" söz konusu olmadığını söyledi. İkinci Dünya Savaşı sonrası sömürgeciliğin sona ermesinin sadece Fransa değil Avrupa'nın tüm sömürgeci güçlerini etkilediğini anımsatan Sarkozy, Cezayirli Harkilerin sömürgecilik döneminin sona ermesinin "kurbanları" olduğunu dile getirdi. 'FRANSA TARİHİNİ ÜSTLENİR' Sarkozy, "Ama Fransa'nın sorumluluğu nedir? Sömürgeci güç olmuş olmak mı veya tüm sömürgeci güçlerin yapmak zorunda kaldıkları gibi Cezayir'de sömürgeciliğin son bulması sürecini kabul etmiş olmak mı? Fransa her şeyin veya tersinin sorumlusu olamaz. Fransa tarihini üstlenir, bu kadar" şeklinde konuştu. Fransa'nın Cezayir'de yaşananlardan ötürü pişmanlık duymadığını da vurgulayan Fransız lider, "O tarihte ulusal sınırlarımız içinde yer alan Cezayir'de Fransa'nın yürüttüğü askeri operasyonlar, Fransa Cumhuriyeti tarafından, meşru ve demokratik biçimde seçilmiş hükümetlerin otoritesi altında gerçekleştirilmiştir. Aşırıya kaçan olaylar meydana gelmiştir. Karşılıklı dehşet verici olaylar yaşanmıştır. Bu aşırı ve dehşet verici olaylar kınanmalıdır ama Fransa bu savaş nedeniyle pişmanlık duyamaz" ifadelerini kullandı. HARKİLER FRANSA'YA GÖÇ ETTİ Cezayir Savaşı 1954 yılında başlamış ve 18 Mart 1962 tarihinde Cezayir'in bağımsızlığı üzerine Fransa'nın Evian kentinde imzalanan anlaşmayla sona ermişti. Anlaşma sonrası savaş sırasında Fransa'nın saflarında yer almış on binlerce Müslüman Cezayirli (Harkiler) ile "Kara Ayaklar" olarak tanımlanan Hıristiyan ve Musevi Fransızlar Fransa'ya göç etmek zorunda kalmıştı. Fransa'ya göçün ardından yıllar boyu büyük kentlerin gecekondu semtlerinde yaşamak zorunda kalan Harkiler bugün hâlâ Fransa için mücadelelerinin resmen tanınması için mücadele veriyor. Fransa'da devlet 1999 yılına kadar Cezayir Savaşı'nın "Cezayir olayları" olarak tanımlıyordu. Cezayir devleti ise bu dönemi "Cezayir devrimi" olarak adlandırıyor. 9 Mart 2012 |
||||||||
|
Fransa'da 500 metrelik çığ |
||||||||
Fransa'da 500 metrelik çığ Fransız Alpleri'ndeki St François Longchamps'da hafta sonunda kayağa çıkanlar gözlerine inanamadı. 500 metre uzunluğundaki çığ, önüne çıkan pisti de, teleferiği de sildi süpürdü. Çığa yer yer 20 dereceye varan sıcak havanın neden olduğu belirtiliyor. 7 Mart 2012 |
||||||||
|
Fransız lider: Fransa önce Cezayir'deki katliamları tanısın |
||||||||
Fransız lider Marine Le Pen, Ermeni iddialarına karşılık Cezayir'i hatırlattı Fransız lider: Fransa Ermeni katliamı yerine Cezayir'deki katliamları tanısın Fransa'nın ırkçı parti lideri Marine Le Pen Fransız 1'nci kanalı TF1 televizyonunda aday sözü isimli bir programda Fransa'nın Ermeni katliamı yerine Cezayir'de Fransa'nın yanında savaşmış Harki denilen Arapların uğradığı katliamları tanıması gerektiğini söyledi. İkinci dünya Savaşı'ndan sonra Cezayir'in Fransa'ya karşı yaptığı kurtuluş savaşında Fransa'nın yanında yer alan ve Cezayir'e karşı savaşan ve Harki olarak bilinen Müslüman Araplar'a yapılan katliamların kendi partisi olan Front National'dan (milli cephe) başka bir siyasi parti tarafından tanınmadığını, ve ister sağ partiler ister sol partiler olsun Fransa'yı yönetenlerin Ermeni soykırımından önce bu katliamları tanıması gerektiğini söyledi. Ermeni diasporasında infial yaratan bu açıklamalar, Başbakan Erdoğan'ın Cezayir soykırımı çıkışıyla Fransa gündemine oturan bu konuyu bir kez daha alevlendirdi. Fransa'daki bazı Cezayirli sivil toplum kuruluşları artık açık bir şekilde Fransa'da geçmişi ile yüzleşmesini istiyor. 06 Mart 2012 |
||||||||
|
Fransa'da Seçime girmek zor |
||||||||
Sarkozy, AB zirvesinin ardından düzenlediği basın toplantısında pot kırdı. Fransa Cumhurbakanı Nicolas Sarkozy, AB zirvesinin ardından düzenlediği basın toplantısında pot kırınca, toparlamak için epey uğraştı. Sol eğilimli Liberation gazetesinin Brüksel muhabiri Jean Quatremer, ''Bu sizin son AB zirvesi basın toplantınız olabilir'' diyerek sorusuna devam etmek isterken, gülerek araya giren Sarkozy, ''Seçme hakkından kaynaklanan belirsizlik. Bana muhabbet duyduğunuzu görüyorum. Bunun (seçim başarısızlığımın) bir Liberation muhabiri için ürkütücü ve üzüntü verici bir fikir olduğunun farkındayım. Benim ne kadar hassas olduğumu biliyorsunuz. Sizi kırmamak için çaba göstereceğim. Bunu üzerinize alın ve gazetenizin redaksiyonuna iletin. Bana yine de sorunuzu sorabilirsiniz'' dedi. Bunun üzerine Liberation muhabiri Sarkozy'e, Avrupa Birliği konularına duyduğu ilgiyi hatırlatarak, seçimleri kaybetmesi halinde AB Konseyi ya da AB Komisyonu başkanlığı gibi koltuklarda gözü olup olmadığını sordu. Sarkozy'nin buna cevabı ''Sana gerçekten tüm kalbimle birşey söyleyeceğim: Her şart altında, her şekilde, şimdi ya da gelecekte cevabım hayır. Beni dinlemenizin, benimle çalışmanızın tek yolu beni yeniden seçmek. Başka yolu yok'' oldu. Cevabını bitirdiğinde AB koltuklarını bu kadar keskin ifadelerle reddederken bu görevi üstlenenlere karşı pot kırdığını farkeden Sarkozy, AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy ve AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso'nun çok önemli görevleri büyük bir başarıyla yürüttüğünü uzun uzun anlatarak, durumu toparlamaya çalıştı. 3 Mart 2012 |
||||||||
Sarkozy’ye yumurtalı protesto Fransa’da seçimler için geri sayım sürerken, Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, kampanyası kapsamında gittiği güneyde protesto edildi. Yumurta atılan Sarkozy, bir bara sığınmak zorunda kaldı. PARİS - 22 Nisan’daki seçimlere hazırlanan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, seçim kampanyasını sürdürüyor. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, kampanyası kapsamında ülkenin güneyine gitti. Sarkozy, rakibi Sosyalist Francois Hollande’nin destekçileri tarafından protesto edildi. Protestocuların kendisini sıkıştırması ve yumurta atması üzerine Sarkozy, bir bara sığınmak zorunda kaldı. Protestoculara tepki gösteren Sarkozy, olaydan Francois Hollande’yi sorumlu tuttu. Sarkozy, “Hollande’nin destekçilerinin beni dinlemeye gelen vatandaşları korkutmak için şiddet uygulayan bölücülerle ilişkilendirildikleri için üzgünüm” dedi. Nicolas Sarkozy'nin girdiği bara yumurta atan göstericilere polis müdahale etti. 1 saat mahsur kalan Sarkozy, polisin göstericileri uzaklaştırmasının ardından bardan çıkabildi. 2 Mart 2012 |
||||||||
|
Fransa 'matmazel'e elveda diyecek |
||||||||
Fransa Başbakanı François Fillon, resmi evrakta 'matmazel' hitabının kullanılmasına yavaş yavaş son verilmesine karar verdi. Hükümetin devlet dairelerine gönderdiği yönergede kadınların bu unvan ile medeni hal beyanında bulunmasına, devletin de bunu sormasına gerek olmadığı kaydedildi. Karara göre bundan böyle tüm kadınlar adları önünde madam'ı kullanacak. Fransa'daki feminist gruplar uzun süredir küçümseyici buldukları matmazel ifadesinin kullanımdan düşürülmesini istiyordu. Ülkede yüzyıllardır erkekler isimleri önünde mösyö unvanını kullanırken kadınların evliyseler madam bekar iseler matmazel arasında bir seçim yapıyordu. Feminist kuruluşlar Başbakan'ın kararını memnuniyetle karşıladılar ancak uygulamanın etkilerini görmek istediklerini söylediler. Bu gruplar matmazel/madam ayrımının kadınlar üzerinde toplumsal baskı yarattığını, maço değerleri geçerli kıldığını savunuyor. Osez le Feminisme adlı kuruluştan Julie Muret, "Her yerde evli olup olmadığımızı bildirmemiz isteniyor. Erkeklere ise böyle bir dayatma yok" dedi. Kuruluş ayrıca Nisan ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi için adayların kadın-erkek arasındaki ücret uçurumunu kapatma, kürtaj ve doğum kontrol hakkını tanıma ve reklamlarda cinsellik ve cinsiyetçiliğin kullanılmasına sınırlama getirilmesi konusunda söz vermesini istiyor. Başbakanlıktan gönderilen yönerge uyarınca resmi evrakta "kızlık soyadı", "eşin soyadı" seçeneklerinin yerini de sadece "soyadı" alacak. Bu değişiklik vergi beyannamelerinden sigorta belgelerine ve oy pusulalarına pek çok farklı belgeye yansıtılacak. 22 Şubat 2012 |
||||||||
|
Nice'de Artık Sigara Plajda da Yasak |
||||||||
|
Fransa'nın güneyindeki turistik Nice kentinde sigarasız plaj uygulamasına geçiliyor.
Yaz sezonunun açılmasıyla yürürlüğe girecek yeni düzenleme, bu plajda sigara içenlerin 38 avroya kadar para cezasına çarptırılmalarını öngörüyor. Daha önce ABD'nin New York kenti yöneticilerinin ünlü Central Park'ta sigara yasağı getirmesinin ardından, Nice kentinde başlatılacak bu uygulamaya özellikle kanserle mücadele dernekleri yoğun destek veriyor. Aynı plaj, daha önce de fiziksel özürlüler için yaptığı özel düzenlemelerle kamu oyununu ilgi odağı olmuştu. Nice Belediye yöneticileriyse bu uygulamanın diğer sahil kentlerine de en kısa zamanda yayılacağı görüşünde... Fransa'da düzenlenen bir kamuoyu araştırmasına göre halkın dörtte üçü, plajlarda sigara yasağına destek veriyor. 20 Şubat 2012 |