Ülkeler
Ana Sayfası

" Çin " Genel bilgileri

Ana sayfa

www.Hazer.tv

 

Şincan

Çin Genel Bilgileri

Çin Resimleri

Çin Haberleri

 

Çin Halk Cumhuriyeti

Shangay, Çin Halk Cumhuriyeti

Çin bayrağı


Çin arması

Resmi İsmi:

Zhōnghuá Rénmín Gònghéguó

İngilizce İsmi:

People's Republic of China

Başkent:

Pekin

Büyük şehri:

Shanghai

Yönetim:

Tek Partili Komünist Cumhuriyet

Başkan:

Şi Jinping

Resmi Dil:

Mandarin

Kuruluş:

1 Ocak 1912

Nüfus:

1.3407.350.000 (2011)

Etnik Grup:

95% Çinli (Han)

Konumu:

Orta Amerika

Yüzölçümü:

9.640.821 km²

Yaygın Dinler:

Budizm, Hıristiyanlık, İslam, Taoculuk

Para birimi:

1 renminbi (yuan) = 100 fen

İnternet:

xxx.cn

Telefon Kodu:

+86

Çin, inşaat işcisi kadın

Çin nerede

 

Dünyanın en kalabalık nüfuslu ülkesi Çin'in yaklaşık dört bin yıl geriye uzanan bir kültürel geçmişi var.

Günümüz medeniyetinin temel taşlarını oluşturan kağıt, barut, pusula gibi pek çok buluşun kökenleri Çin'e dayanıyor.

Komünist yönetimin etkisiyle bir süre ekonomik açıdan duraklama yaşayan ülke son yıllarda dünyanın en önemli ekonomik güçlerinden biri haline gelmeye başladı.

Dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi olan Çin'in 'ikinci bir sanayi devrimi' yaşadığı belirtiliyor.

GENEL BİLGİLER

Binlerce yıl süren hanedanlar ardından 20. yüzyılın başında cumhuriyet yönetimine geçen Çin'de 1949'da, Komünist Parti ve Mao Zedong öncülüğünde Çin Halk Cumhuriyeti ilan edildi.

Bu tarihe kadar ülkeyi yöneten Çan Kay-Şek'in yönetimden isimlerle Tayvan'a kaçması, günümüzde hala süren Tayvan sorunun da başlangıcı oldu.

 

Çin manzara

Uzun yıllar kapalı bir ekonomi yapısı gösteren Çin, 1980'lerin başlarında, kollektif tarım uygulamasını durdurdu ve özel teşebbüse yeniden izin verdi.

Şu anda Çin dünyanın en büyük ihracatçılarından ve rekor düzeylerde dış yatırım çekiyor.

Dünya Ticaret Örgütü'ne katılma hakkı kazanan Çin'in bu anlamda yakında yeni bir devrim yaşayacağı düşünülüyor. Bu şekilde Çin dış pazarlara daha kolay erişim hakı kazanacak, ancak dış rekabete de açık hale gelecek.

Bu durumun özel sektör yatırımlarını arttırması ve devlet denetimindeki hantal kuruluşların çöküşünü hızlandırması bekleniyor. Ancak Çin'de bazı çevreler bunun işsizlik ve istikrarsızlık gibi ağır bedelleri de beraberinde getirmesinden çekiniyor.

Ayrıca Çin'in muazzam ticaret fazlası ve korsan mal üretimi, ticari ortağı durumundaki ülkelerle ilişkilerde kimi zaman huzursuzluk yaratıyor.

Başta ABD olmak üzere batılı ülkeler Çin para biriminin değerinin yükseltilmesi gerektiğini, böylece ihracat patlamasının da durulacağını savunuyor.

Ekonomideki patlama, büyük bir enerji açlığını da beraberinde getiriyor. Çin, ABD'nin ardından en büyük ikinci petrol tüketicisi.

Kömür üretim ve tüketiminde ise ilk sırada yer alıyor.

Dışarıdan enerji ithaline milyarlarca dolar harcayan ülkenin bu alandaki en büyük yatırımı ise 25 milyar dolara mal olması beklenen Üç Vadi Barajı hidroelektrik santralı projesi.

Ekonomideki hareketlilik çevreye ise artan kirlilik şeklinde yansıyor. Dünyanın en kirli kentleri Çin'de bulunuyor.

Kentsel ve kırsal kesimler arasında oluşan ekonomik uçurum ülkenin en önemli toplumsal sorunlarından biri haline geliyor.

Kırsal kesimlerden pek çok yoksul köylü bir inşaat patlaması yaşanan doğudaki kentlere akın ediyor.

İşçi ve çiftçi kesimlerinde ise huzursuzluk artan eylemlerle kendini gösteriyor. 2005 yılı içinde resmi rakamlara göre 87 bin 'kitlesel olay' yaşandı.

 

Çin Seddi insan eliyle yapılan en büyük eserlerden

Yetkililere yolsuzluk suçlamaları, zorunlu tahliye ve istimlak kararları konusunda dilekçeler sunmak için her yıl Pekin'e onbinlerce kişinin gittiği tahmin ediliyor.

Yolsuzluk ve HIV vakalarındaki artış ülkenin diğer önemli sorunları arasında.

Siyaset

Ülkenin siyasi alanda gerçekleştirdiği reformlar ise ekonomi alanında yaşanan değişimin hızına uyamıyor. Komünist Parti hala iktidarda tekelini ve bireyler üzerindeki sıkı denetimini sürdürüyor.

Yetkililer muhalefet yönünde hareketleri vakit kaybetmeden bastırırken, sözünü sakınmayanlar çalışma kamplarına gönderiliyor.

İnsan hakları savunucuları Çin'i her yıl yüzlerce kişinin infaz edilmesi ve işkencenin önlenememesi dolayısıyla eleştiriyorlar.

Pekin yönetimi, 'şer bir tarikat' olarak gördüğü Falun Gong ruhani hareketine sıkı yasaklar uyguluyor.

Ülkenin doğusunda Müslüman ve Türklerin yaşadığı Doğu Türkistan ya da Şincan da baskının yoğun olduğu bir diğer bölge.

Çin'in Tibet üzerindeki hakimiyeti de tartışma yaratmaya devam ediyor. İnsan hakları örgütleri, Çinli yetkilileri Tibet'te Budist kültürünü sistematik olarak bastırmakla ve Çin içinde özerklik talep eden Budistlerin ruhani lideri Dalai Lama'ya sadık rahiplere eziyet etmekle suçluyorlar.

Sorunlu bir diğer bölge de Tayvan. Pekin yönetimi, yarım yüzyılı aşkın zamandır kendi kendini yöneten Tayvan Adası'nın Çin'in ayrılıkçı bir bölgesi olarak görüyor; bağımsızlığını ilan etmesi durumunda adayı işgal etme tehdidinde bulunuyor.

MEDYA

Çin medyası ülke yönetimince sıkı sıkıya denetleniyor. Pekin yönetimi yabancı haber kaynaklarının yayınlarını karıştırarak ve internet sitelerine girişi bloke ederek bilgi erişimini de denetlemeye çalışıyor.

Son yıllardaki açılımlar da yayın içeriğinden çok dağıtım ve reklam alanlarında serbestleşme getirdi.

Hong Kong'un 1997'de Çin yönetimine bırakılması ardından buradaki medyanın bağımsızlığını yitireceği kaygıları duyuluyordu, ancak bu gerçekleşmedi.

Hong Kong medyası yayın siyaseti açısından hala özgür bir çizgi izliyor ancak yönetimden müdahale endişeleri de varlığını sürdürüyor.

Çin basınında yetkililerin başarısızlıkları da, yolsuzluk yaptıkları suçlamaları da yer buluyor. Ancak medya genel olarak Çin Komünist Partisi'nin iktidar üzerindeki tekelini sorgulamaktan kaçınıyor.

Televizyon haber kaynakları arasında en yaygın olanı. Televizyon sektörü özellikle büyük kentlerde rekabete açık.

Hong Kong'dan görünüm

Hong Kong Çin'in en hareketli merkezlerinden

1 milyarı aşkın televizyon izleyicisinin yaşadığı ülke, abonelik sistemiyle işletilen televizyonlar için de büyük bir pazar. 2010'a kadar ülkede 128 milyon kişinin bu hizmetlere abone olması bekleniyor.

Devlet denetimindeki merkezi televizyon ile sayıları iki binin üzerindeki bölgesel ve yerel kanallar, izleyici kitlelerini çekebilmek için mücadele halinde.

Ülke dışından yayın yapan kanalların izlenebilirliği sınırlı. Time Warner, News Corp ve Hong Kong merkezli Phoenix TV gibi büyük kuruluşlara ait belirli kanalların Guangdong eyaletinde kablolu sistemle yayınlanabilmesi için yapılmış bazı anlaşmalar bulunuyor.

Buna karşılık, Çin Merkezi Televizyonu'nun (CCTV) İngilizce yayınları da uydu aracılığıyla ABD ve İnglitere'deki izleyicilere aktarılıyor.

Pekin yönetimi yabancı yayınların ülke içinde kuruluşların yayın imkanları kullanılarak aktarılmasına, 'ulusal güvenliği veya siyasi istikrarı tehdit etmeme' koşuluyla izin verilebileceğini söylüyor.

Çin'de internet kullanımı da denetim altında tutulmasına rağmen hızla yayılıyor. 2005 yılında ülkede internet kullancılarının sayısı 100 milyonu geçti.

Pekin yönetimi, yasaklı Falun Gong ruhani hareketine, insan hakları savunucusu gruplara ya da dış haber kaynaklarına ait olan sitelere erişimi de sık sık engelliyor. Ayrıca internet günlüğü ya da bloglara gönderilen yazılar da denetleniyor.

Bir grup uluslararası akademisyen 2005'te internet denetim ve sansürü için en gelişmiş ve etkin teknolojik imkanların Çin'in elinde bulunduğunu açıkladı.

Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü ise ülkeyi "gazeteciler için dünyanın en büyük hapishanesi" olarak tanımlıyor.

4 Mart 2009

Mao Zedung: Çin'in çok yüzlü, derin düşünceli lideri

Mao Zedung

 

Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı Sidney Rittenberg Çin'in önemli bir alt üst oluş yaşandığı dönemler boyunca 35 yıl Çin'de kaldı.

Bu süre içinde hem Mao Zedung ile hem de Çin'in diğer devrimci liderleriyle, Komintang'dan iktidarı devraldıkları 1945 yılından itibaren arkadaşlıklar kurdu.

Rittenberg, BBC için kaleme aldığı yazıda, Çin iç savaşına ve Çin komünizminin ilk yılları ile Mao'nun felsefesine dair izlenimleri aktarıyor.

Çin'deki birçok başka şey gibi, Mao'nun rolü de büyük bir paradoks içinde.

Mao Pekin'in Tiananmen Meydanı'ndaki devasa portresinden bir yandan daha büyük, bir yandan da daha küçük bir rolü var.

Meydandaki portrenin kısa ya da orta vadede indirileceği de herhangi bir şekilde öngörülmüyor.

Bu daha çok Mao'nun George Washington gibi, ülkenin, Çin Halk Cumhuriyeti'nin kurucusu olmasından ve bu antik ülkenin halklarını birleştirmiş olmasından kaynaklanıyor.

Yoksa, bugünün Çin gençliği, komünist partinin genç üyeleri de dahil olmak üzere, Mao'nun yazdıklarından, doktrininden, büyük başarılarından ve başarısızlıklarından haberdar değiller.

Şi Jinping ve yeni yönetici elit, Sovyetler Birliği'nin yıkılmasında olduğu gibi bir Maoculuğun silinmesi sürecinin mevcut rejimin güçsüzleşmesine yol açabileceğini düşünüyor.

Rejim ülkenin istikrarının atacakları reform adımları için son derece önemli olduğunu düşünüyor.

Stalin'in tersine, Mao kimseyi içeri atmadı ve korkunç bir kıtlığa da sebep olmak istemedi.

Devasa toplumsal deneyler

Fakat, devasa toplumsal deneyler yaptığının ve bu deneylerin milyonlarca insanın hayatını etkilediğinin farkındaydı.

Bu deneylerin sonucunun ne olacağını da bilemiyordu.

Mao, Amerikalı yazar Anna Louise Strong'a Büyük İleri Atılım'ı övmek için yazdığı kitap için 1958 yılında verdiği mülakatta, kitabı yazmadan önce beş yıl bekle demişti.

Yaptığı deneyin sonucunun ne olabileceğinden emin değildi.

Peki Çin'de Maoculuk yeniden canlandırılmak mı isteniyor? Ya da bunu Şi ve Bo Şilai'den hangisi istiyor?

Kısa cevap her ikisi için de hayır.

Bo, eşitlikçi demagojik ifadelerle yoksulara seslenmek istiyordu.

Şi'nin reform süreçleri ise, doğrudan Maocu ekonomiye karşı adımları içeriyor.

Çin'in sorunlarını analiz etmek için Maocu diyalektik mantığı kullanıyor ve bu mantığa uygun çözümlerden söz ediyor.

Mao Zedung resim geçit töreninde

Mao felsefesi Batı'da bazı istisnalar dışında görmezden gelinmiş bir felsefedir.

1945 yılında Komintang ile Mao'nun güçleri arasında Mao aleyhine keskin bir dengesizlik vardı.

Komintang tüm iletişim hatlarını, Mançurya dışındaki tüm büyük kentleri kontrol ediyordu ve ABD'den destek alıyorlardı.

Birlikte 40 kilometre yol yürüdüğüm komünistlerin ise ciddi silahları yoktu. Birçoğu delikanlılık yaşlarındaydı.

Her bir bölükte ayakkabısı olan az sayıda kişi vardı. Bunlar nasıl zafer kazanabilir diye düşündüm.

Fakat, zaferi kazandılar. Neden? Çünkü üstün ve daha bilimsel bir düşünce yapısına sahiplerdi.

Mao, kendisini yabancı ziyaretçilere, "ilkokul öğretmeni" olarak tanıtıyordu. Kendisi muhtemelen dünyanın en geniş kitlelerine felsefe öğretmiş bir öğretmendir.

Mao Zedung

 

Mao Zedung

Öğrettikleri arasında şu ilkeler var:

Olgular arasından gerçeği ayırt et: Özel işin ve bulunduğun yer ile ilgili olguları çalış ve planlarını buna göre yap. Önceden belirlenip karar verilmiş "gerçek"lerden başlama. 1947 yılında çevirisini yaptığım toprak reformu yazılarından birinde Mao, reformu yapacağınız köyün koşullarını çalışıp, adımlarınızı oraya uygun atın, yoksa reformu sabote etmiş olursunuz demişti.

Bir ikiye ayrılır: Her şeyin birden fazla yüzü vardır, her şey bir akış içindedir ve hiçbir şey saf ve basit değildir. Basitleştirmek işleri felakete sürüklemenin reçetesidir. İnsanlardaki karmaşıklığı bul ve onlar üzerinden ilerle.

Düşman sizden sayıca ve silah olarak üstünse? O zaman, onunla ancak küçük parçalar halinde savaş ve ondan üstün olduğun yerelliklerde çatışmaya gir. Zafer kesin değilse asla çatışmaya girme. Genel stratejik pozisyonun savunmada olsa da, her bir çatışmada saldırgan olmalısın.

Kitle Çizgisi: "Kitlelerden kitlelere" Öndeki ekip kitlelerin ihtiyaçları hakkında bilgi toplamalı ve yapılacak politikaları belirlemeli. Ardından da kitlelere geri dönüp bu adımların uygulanmasının etkilerini gözden geçirmeli.

25 Aralık 2013

Çin'in Yeni Lideri: Şi Jinping kimdir?

 

Cumhurbaşkanı: Şi Jinping

Cumhurbaşkanı: Şi Jinping

LİDERLER:

Cumhurbaşkanı: Şi Jinping

Çin'de Hu Jintao’nun halefi Şi Jinping’in hangi siyasi rotayı izleyeceği merak konusu. Beş yıldan bu yana devlet başkanı vekilliğini yürütmesine rağmen kimse Şi'nin siyasi çizgisi hakkında fazla bir şey bilmiyor.

Bundan 10 yıl kadar önce Çin’de yönetimin başına geçecek olan Hu Jintao için medya kuruluşları bir kelime oyunu yaparak, “Who ist Hu?”/ Hu Kimdir? diyorlardı. Bu sadece İngilizcede yapılan bir kelime oyunu değil, aynı zamanda gazetecilerin çaresizliğini de ortaya koyuyordu.

Şimdi ise Hu’nun halefi Şi Jinping’e ilişkin olarak da aynı sorular yöneltiliyor. Çin Komünist Partisi’nin yeni lideri Şi Jinping’in hangi siyasi rotayı izleyeceği konusu, beş yıldan bu yana devlet başkanı vekilliğini yürütmesine rağmen hâlâ açıklık kazanmış değil. Siyasi gözlemciler, belki tam da bu muğlak durumun onun Çin'deki en yüksek makam olan devlet ve parti yönetimine yükselmesine önayak olduğunu belirtiyorlar.

Çok sayıda Çinli, Şi’nin en azından Peng Liyuan’ın eşi olduğunu biliyor. Çin’de pop şarkıcısı olarak büyük popülariteye sahip Peng, ikinci evliliğini Şi ile yapmış. Söylediği “Vatanım” ya da “Çin İleri!” adlı yurtsever şarkılar, onun bir parti yetkilisinin eşi olarak toplumdan kabul görmesine neden oluyor.

Ne var ki Şi’nin bu ünlü kişi ile bağlantısı, Çin’in parti elitlerinin gözünde onun “çılgın bir muhabbetkuşu” gibi algılanmasına neden oluyor.

Şi Jinping önce askerî kariyer yaptı ve Savunma Bakanı Geng Biao’nun asistanı olarak Pekin’deki en yüksek iktidar çevrelerine doğru adım attı

“Hırslı, eliter ve pragmatik”

Şi’nin -popüler evliliği dışında- parlak bir kişiliği olmadığı biliniyor. Wikileaks tarafından daha sonra internette yayınlanan Amerikan Büyükelçiliği’nin bir belgesinde Şi'nin, “hırslı”, “eliter” ve “pragmatik” bir yapıda olduğuna vurgu yapılıyor.

Bir devrim kahramanının oğlu olarak 1953 yılında doğan Şi, çocukluğunu komünist elit bir çevrede geçirdi. O nedenle de Çin Komünist Parti’ni analiz eden gözlemcilere göre Şi, yüksek parti yetkililerinin çocuklarının mensup olduğu, partideki “veliaht prensler' grubuna dâhil. Ne var ki babası 60’lı yıllarda parti içi temizlik sırasında gözden düşmüş, birkaç yıl hapis yatmış ve ancak Mao'nun ölümünden sonra dosyası yeniden temize çıkmıştı. Deng Şiaoping döneminde Şi’nin babası bir süreliğine reformların test laboratuarı olarak algılanan Guangdong eyaletinin valisi olarak da görev yaptı.

Kültür Devrimi sırasında milyonlarca genç gibi Şi Jinping de kırsal alanlara gönderildi ve ücra bir köyde birkaç yıl geçirdi. Pekin’e döndüğünde siyasetle ilgilenmeye başladı ve henüz babası hapis yatmaktayken Komünist Parti’ye üye oldu. Önce askerî kariyer yaptı ve Savunma Bakanı Geng Biao’nun asistanı olarak Pekin’deki en yüksek iktidar çevrelerine doğru adım attı. Sonra parti sekreterliği görevine getirildi ve iki kıyı eyaletinin valisi oldu. O dönemlerde piyasa ekonomisinde baş gösteren sıkıntılara kulak veren bir yetkili olarak tanındı.

2006 yılında Şanghay Parti lideri Çen Liangyu, adının bir yolsuzluk olayına karışması sonucu görevden alınınca, parti sekreteri olarak Şi, bölgedeki ekonomik metropollerin en önemli yetkilisi haline geldi. 2007 yılında Şi Jinping, Çin’de iktidarın çekirdeği sayılan, parti politbürosunun dokuz kişilik daimî üyeliğine seçildi. 2008 yılında ise devlet başkanı vekilliğine getirildi.

Şi Jinping ve Barack Obama

'İdeal aday'

Şi'nin kariyeri, onun parti içindeki farklı etkili çevrelerle iyi ilişkileri olduğunu ortaya koyuyor. İlk başlardaki askeri geçmişi onun bu çevrelerle de çok iyi ilişkileri olduğunu akla getiriyor. Babası sayesinde liberal çevrelerde de itibarı olduğundan yola çıkmak gerekiyor. İşte tüm bu özellikleri dolayısıyla gözlemciler Şi’nin Çin Komünist Partisi içerisinde her kanadın üzerinde uzlaştığı ideal bir aday olduğunda birleşiyorlar.

Şi’nin batılı ülkelere karşı açık kalpli olduğu, örneğin kızının takma adla ABD’deki Harvard Üniversitesi’nde öğrenim gördüğü söylentisi yaygın. Şi de bundan epeyce bir süre önce ABD'ye çeşitli seyahatler yapmıştı. Şi, batının eleştirilerini ve Çin’den -hem ticarî ilişkilerde, hem de insan hakları konularında- beklentilerini yakından tanıyor. Kısa bir süre önce ABD’ye yaptığı resmi bir gezi sırasında ülkesindeki insan hakları durumuna ilişkin söyledikleri kamuoyunu şaşırttı:

“Çin'in insan hakları konusunda son 30 yılda büyük ilerlemeler kaydettiğini vurgulamak isterim. Ancak insan hakları konusunda ‘en iyi duruma ulaştım’ diye bir şey yoktur, her zaman ‘daha iyisi’ vardır. Halkın yaşam şartlarının düzeltilmesi ve insan hakları konusunda Çin hükümetinin önünde üstesinden gelinmesi gereken daha çok çetin görevler vardır.”

Oysaki aynı Şi, daha önceleri Meksika’ya yaptığı resmi bir gezide ise batılı ülkelere şöyle bir eleştiride bulunmuştu:

“Bazı karnı tok yabancıların bizi eleştirmekten başka yaptıkları bir şey yok.

  • Birincisi, Çin devrim ihraç etmiyor.

  • İkincisi, Çin açlık ve sefalet de ihraç etmiyor ve

  • üçüncüsü sizin iç işlerinize de karışmıyor.

O halde siz ne istiyorsunuz?”

5 Kasım 2012

Eski Cumhurbaşkanı: Hu Jintao

Devlet Başkanı Hu Jintao

 

Eski Cumhurbaşkanı: Hu Jintao

Hu Jintao, Mart 2003'te Ulusal Halk Kongresi tarafından seçilene dek kamuoyunda pek tanınmıyordu. 1964'ten bu yana Komünist Parti'nin sadık bir üyesi olan Hu, parti kariyerine 1970'lerin sonunda başladı. 1980'lerde Guizhou ve Tibet'te parti başkanlığı yapan Hu, bu dönemlerde bağımsızlık yanlısı gösterilerin bastırılmasında rol oynadı. Hu 1992'de, Komünist Parti'nin karar organı olan Polit Büro Daimi Komisyonu'nun en genç üyesi oldu.

Bu atama Hu'nun cumhurbaşkanlığı için en önemli adaylardan biri haline gelmesi biçiminde yorumlandı. Bu beklentiler Hu'nun 2002 yılında düzenlenen Komünist Parti kongresinde parti lideri olarak Jiang Zemin'in yerini almasıyla gerçekleşti.

Jiang'ın son derece etkili olan Merkezi Askeri Komisyon'un başkanlığından da 2004 yılında ayrılma kararı, ülkede tüm iktidar unsurlarının devrinin 1949'daki komünist devrimden bu yana ilk kez sorunsuz tamamlandığı şeklinde yorumlandı.

1942 doğumlu Hu Jintao, Pekin Üniversitesi'nde hidroelektrik mühendisliği eğitimi aldı ve bir süre su kaynakları ve enerjiden sorumlu bakanlıkta çalıştı.

Hu, yolsuzluklarla mücadeleyi en önemli önceliklerinden biri olarak ifade ediyor. Hatta iyi ve dürüst yönetim sağlanamazda sosyalizmin kaderinin tehlikeye düşebileceğini belirtiyor. Ancak Hu, Çin'i 'çıkmaz bir sokağa' sokacağını savunarak kapsamlı batı tarzı siyasi reformlara karşı çıkıyor.

Hu'nun planları arasında sağlık ve eğitim konularında kırsal kesimlere yatırımı artırarak 'uyumlu bir toplum' yaratmak.

Hu Jintao özel yaşamında da dans ve masa tenisinden zevk alan, ihtiyatlı, zeki ve hafızası çok güçlü bir kişi olarak ifade ediliyor.

Çin 21. Yüzyılın Dragonu mu?

Ömer Çay

Amerika’nın küresel hâkimiyeti 21. yüzyılda sona erdi. Çin’in küresel hâkimiyeti ise 21. yüzyılda başlayacak. Çin’in ekonomik gücünün, politik etkinliğinin ve askeri yeterliliğinin Asya’da arttığı bir gerçektir ve küresel ölçekte bu gerçeklik ciddiye alınmalı; ABD’nin bu potansiyel rakibinin zayıf ve güçlü yönleri net bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu yazıda Çin; sırasıyla ekonomik, askeri, dış politika ve çevresel-toplumsal faktörler açısından mercek altına alınacaktır.

Ekonomi

Çin’in ekonomi alanında başarısı iyi bilinir, ancak ülkenin geleceğini tahmin etmede bu alan çok kritik önemi haizdir.

1978’ten bu yana Çin’in ekonomisi 10 kat büyüdü. Dış ticaret hacmi bakımından dünyanın en büyük üçüncü ülkesi. ABD’nin ve AB’nin en büyük ikinci ticari ortağı haline geldi. İhracattaki başarı grafiği o kadar yüksekti ki 2007 yılında bir önceki yıla göre %40’lık büyüme kaydetti. İhraç malları bugün de Çin ekonomisinin temel direğini oluşturmaktadır. GSMH ise 2007 yılında 7 trilyon doları geçerek Çin’i ekonomik büyüklük açısından ikinci sıraya çıkardı.

Çin’in büyümesi hızla devam ediyor. Çin 2007 yılında %11,6 büyüdü. Sanayi üretimi ise bir önceki yıldaki %27,7’lik büyüme başarısını gösteremese de %18’lik dev bir büyümeye ulaştı. Tahminlere göre Çin bu yıl mamul mallardaki küresel payını %17’ye yükselterek ABD’yi geçip birinci sıraya yerleşecek.

Geçtiğimiz 10 yılda Çin hantal devlet yapısından kurtulma yolunda önemli adımlar attı. Ülkede çoğu verimsiz 300 binden fazla devlet işletmesinin özellikle küçük ve orta boy işletme niteliğinde olanları özelleştirildi. Bankacılık alanında da büyük reformlar yapan Çin düzenlemelerle bankacılık hizmetleri verme konusunda yetersizlikler gösteren büyük Çin bankalarını düzene soktu ve uluslararası bankacılık devleri ile işbirliğine gitti. Bu sayede Çin yabancı yatırımcılar için daha da cazip bir ülke durumuna geldi.

Ekonomi Konusundaki Zayıflıklar

Çin tekstil, elektronik eşyalar, otomotiv parçaları gibi sanayi ürünlerinde uzun süre fiyat avantajını korudu. Ancak son dönemlerde Vietnam, Kamboçya, Hindistan, Endonezya gibi ülkelerin düşük maliyetli üretim imkânları sunması yabancı yatırımcıları bazı sektörlerde bu ülkelere yönlendirmektedir. Hong Kong yakınlarındaki Guangdong’da bulunan 50-60 bin fabrikadan 14 bini 2008 sonu itibariyle kapanma riski altında. Çin Hafif Sanayi Konseyi’nin raporunda bölgedeki bin ayakkabı fabrikasından üçte birinin kepenk kapattığı belirtiliyor. Çin bazı sanayi kollarında vergileri önemli ölçüde indirdi. Bu sayede bazı sanayi kollarının kaybetmekte olduğu ihraç pazarlarındaki konumu bir süre daha korunabilecek.

Ülkede enflasyon en büyük problemlerden biri olmaya devam ediyor. Gıda fiyatları, kuraklık ve fırtınalar nedeniyle artıyor. Üstelik plastik, enerji fiyatları gibi endüstri için önemli hammaddelerin fiyatları da artma eğiliminde. Yıllık enflasyonun %7’yi bulduğu biliniyor. Hükümet ise enflasyonla mücadele konusunda önemli adımlar atılacağının sinyallerini vermekte. Enflasyon ve küresel ekonomik krizin Çin’in büyüme hızını %8’lere indirebileceği düşünülüyor.

Çin’in diğer büyük sorunu ise kalifiye işçi bulma konusundaki sıkıntıları. 150 milyondan fazla köylü iş bulmak umuduyla köylerini terk ederken; yeterli sayıda mühendis, teknisyen ve yetenekli işçi bulma konusunda büyük sıkıntılar yaşanmakta. 600 bin olarak söylenen yıllık mezun olan mühendis sayısının aslında 356 bin olduğu iddia ediliyor. Bu duruma Çinli işçilerin bir yolunu bularak 50’li yaşlarda emekli olmaya başlamaları da tuz-biber ekliyor.

Çin’in içsel sorunları ekonomik gelişmelerin önünü tıkayabilir. Ülkede yolsuzluk ve rüşvet siyasal ve ekonomik hayatta oldukça yaygın. Bununla birlikte; yolsuzluk, sorunlu sosyal politikalar, yoksulluk gibi nedenlerle 2006 yılında Çin’de 86 bin toplu gösteri yapıldı.

Çin dünyanın en kapalı ülkelerinden biri olarak gösterilmektedir. Bu kapalılık kendisini özellikle adalet, muhasebe/vergilendirme, ekonomik politikalar, düzenleyici ve standart belirleyici kurumlar üzerinde hissettiriyor. Bu nedenlerden Çin hâlâ şirketler için nahoş sürprizler ülkesi durumundadır.

Askeri Durum

Çin ordusu iki milyondan fazla askeri ile dünyanın en kalabalık ordusu olmayı sürdürmektedir. Çin, silahlı kuvvetlerini ve ulusal savunma sanayisini hızla modernize etmektedir. Bu durum Soğuk Savaş’ın bitiminden sonraki en büyük askeri denge değişimini yaratabilir. Çin’in askeri gücünü artırması gelecekte Japonya, Tayvan, Hindistan ya da ABD’nin Çin ile bir çatışmaya girmesi durumunda bu ülkelerin mağlup olma olasılığını artırıyor.

Çin, donanmasını açık denizleri dikkate alarak yeniden inşa etmektedir. Bu çerçevede Rusya’dan alınan Sovremennyy sınıfı destroyerlerin satın alınması, lokal olarak geliştirilen Type-51C/Type-52C tipi modern destroyerlerin kullanıma sokulması, modern amfibik saldırı gücünün kurulması önemli adımlardır. Bunun yanında sualtı filosunu da modern, klasik ve nükleer denizaltılarla güçlendirmesi Çin donanmasının caydırıcılığını artırırken, filoya uçak gemisinin de dahil edilmesi Çin’in hırslarının yalnızca kendi bölgesiyle sınırlı kalmadığını göstermektedir.

Çin Hava Kuvvetleri’nin binlerce eski uçağın yerine ilk etapta SU-27 ve SU-30MK gibi Rus uçaklarını bünyesine katması, ardından da Çin’in geliştirdiği J-10 uçağının envantere alınmaya başlanması yaşanan değişiminin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Çin’in ayrıca son yıllarda modern AEW ve EW uçakları ile modern komuta-kontrol ve keşif sistemlerini geliştirmenin yanında savaş uçaklarına modern hassas saldırı silahlarını taşıma kabiliyeti kazandırması dikkat çekicidir.

Çin dünyadaki önemli nükleer güçlerden biridir. Nükleer kapasite bakımından 40’tan fazla kıtalar arası balistik füze ve 150’den fazla orta menzilli balistik füzeye sahiptir. Nükleer darbe seçenekleri arasında denizaltından fırlatılan balistik füzeler de yer almaktadır. Modern DF-31 ICBM füzelerini elinde bulundurması ve yeni nesil Type-93 SSBN’leri suya indirmesi Çin’i Rusya ve ABD gibi birinci sınıf nükleer kuvvet haline getirecektir.

2007’de uzaydaki bir uyduyu vurma başarısını göstermesi ve çok önemli siber-saldırı/espiyonaj kabiliyetlerinin bulunması Çin’in yeni nesil harp doktrinlerine yöneldiğini ispatlamaktadır. Keza Çin’in yakın geçmişte önemli askeri firmalardan ve Amerikan Savunma Bakanlığı’ndan binlerce dokümanı çaldığı haberleri basına yansımıştı.

Çin’in Uluslararası Nüfuzu

Çin dünyanın bazı bölgelerinde ABD’nin üstünlüğünü ele geçirecek gibi görünmektedir. Güneydoğu Asya’daki ekonomik ilişkiler beraberinde siyasi nüfuz da getirmektedir. Bu yüzden bölgede Çin’in ağırlığı her geçen yıl daha da artmaktadır.

Çin, Batı ile ilişkisi pek iyi olmayan Myanmar ve İran gibi ülkelerle de önemli ticari anlaşmalar yapmakta, silah satışları gerçekleştirmektedir. Çin 2004 yılında yapılan anlaşma çerçevesinde İran’dan 70-100 milyar dolarlık petrol ve gaz almayı planlamaktadır. Myanmar’a 3 milyar dolarlık alt yapı yatırımları yapılmış ve askeri destek sağlanmıştır.

Çin’in Afrika açılımları ise dikkat çekicidir. Sudan Çin’in petrol ihtiyacının %5’ini karşılamaktadır. Çin Sudan’a 2 milyar dolar tutarında petrol yatırımı yapmıştır ve başta madencilik olmak üzere pek çok sektörde Afrika kıtasındaki yatırımlarını aralıksız sürdürmektedir.

Çin’in diğer açılımı ise Latin Amerika ülkelerine olmuştur. Çin petrol/doğalgaz arama çalışmaları için Brezilya, Arjantin, Venezüella gibi ülkelerle anlaşmaya varmıştır. Çin Güney Amerika kıtası ile olan ticaret hacmini 5 yıllık sürede %900 artırma başarısını göstermiştir. Tıpkı Afrika’da olduğu gibi son zamanlarda Çin, Güney Amerika ülkelerinin askeri tedarikçisi olmaya başlamıştır. Çin’in doğrudan yatırımlarının yarıdan fazlasını bu bölgede gerçekleştirmesi son derece çarpıcıdır.

Çevresel Sorunlar

Çin’in hızlı gelişimi beraberinde çok büyük problemleri de getirmiştir. Asit yağmurları Çin’e her yıl 13 milyar dolara mal olmaktadır. Yapılan değerlendirmelerde hava kirliliğinin Çin’in GSMH’nın %3’üne mal olduğuna dikkat çekiliyor. Çin bugün dünyadaki en büyük karbondioksit salıcısı durumundadır ve 2020 yılı dolaylarında sera etkisi yapan gazların salınımında ABD’yi geçerek birinci sıraya oturacaktır. Her yıl hava kirliliğinin yarattığı sorunlardan 75 bin kişinin öldüğü tahmin edilmektedir.

Çin’in kişi başına düşen tatlı su miktarı dünya ortalamasının 1/13’üne eşittir. Bu durumun ortaya çıkmasında suyun yanlış kullanımı ve kuraklığın etkileri vardır. Su kirliliği ise başlı başına çok büyük bir sorundur. BM Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre Çin’in nehirlerinin %80’i balıkların yaşamasına engel teşkil edecek oranda kirlenmiş durumdadır.

Çin’in bazı bölgelerinde çölleşmenin hızı 1.500 mil kare/yıl seviyesine ulaşmıştır. Çin’in tarımsal üretiminin önemli kısmına kaynaklık eden Sarı Nehir, suyun aşırı pompalanması nedeniyle bir yılda 4 ay boyunca kuru kalmaktadır ki bu durum, 140 milyon kişiyi etkilemektedir. Bu durumu düzeltmek için Çin hükümeti kuzey-güney doğrultusunda büyük barajlar ve su kanalları inşa etmektedir. Ciddi çevresel etkileri olan/olacak bu çalışmaların 2050 yılında tamamlanması beklenmektedir.

Çin’de yer altı sularının 2/3’ü bazı daha geniş alanlarda kullanılamadan kaybolmaktadır.

Çin’de yıllık %10’ların üstünde seyreden devasa büyüme rakamları Çin’in ekolojik dengesine zarar vermekte; ciddi insan ve mal kayıplarına yol açmaktadır.

Ancak Çin son yıllarda alternatif enerji konusunda önemli ilerlemeler göstermiştir. Rüzgâr enerjisi konusunda önemli yatırımlar yapan ülke, güneş enerjisi konusunda dünya lideri olmaya adaydır. Çin 2020 yılına kadar enerji ihtiyacının %15’ini yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamayı planlamaktadır. Bunun yanında hava kirliliğini önlemek için termik santraller yerine nükleer santrallerin yapımına ağırlık verilmektedir.

Toplum ve İnsanlar

Her ne kadar toplumsal sorunlar yaratsa da Çin, tek çocuk politikası ile nüfus artış hızını %0,6’lar seviyesine indirmeyi başardı. Ancak düşük doğum oranı yaşlanma problemlerini de beraberinde getiriyor. Bugün Çin’in 11 emekli başına 100 çalışana sahip olduğu söylense de gerçekte erken emeklilikler yüzünden bu oran 26 emekli başına 100 çalışana yükselmiştir. Dünya Bankası bu oranın 2050’de 39 emekli başına 100 çalışan seviyesine çıkacağını bildiriyor. Bu durum batılı akranlarına göre kötü durumda olan Çinli emeklilerin durumlarının kötüleşmesi anlamını taşımaktadır. Çin’in çalışan iş gücü nüfusunun toplam nüfusa oranının 2010 yılındaki %72 seviyelerinden 2050 yılında %61 seviyelerine düşeceği öngörülüyor.

Çin her ne kadar nüfusundaki en fakir %10’luk kesim ile en zengin %10’luk kesim arasındaki gelir farkının 21 kat olduğunu iddia etse de, daha bağımsız tahminler bu oranının 300 kattan fazla olduğunu gösteriyor. Bu durumun Çin’in sosyal ve politik yapısında gerginliklere ve dengesizliklere yol açacağı aşikârdır.

Çin hükümeti bu sorunu iyi anlamaktadır ancak yapılan çalışmalara rağmen gelir adaletsizliği sorunu yakın gelecekte çözüleceğe benzememektedir. Zira Çin, refahını artırmak için ihtiyaç duyduğu mekanizmaların bir kısmından yoksundur:

- Çin, sorunların çözümünü hızlandıran geri dönüş (feedback) anlayışını içselleştirmiş demokratik bir sisteme sahip değildir. Tek merkezden yönetilen mevcut sistem bir gün halkın sorunlarını çözmekte yetersiz kalacaktır.

- Çin toplumu iş geliştirme ve teknoloji konusunda olmazsa olmazlardan olan İngilizce eğitimi konusunda sınıfta kalmıştır. Toplumda İngilizce öğrenimini artırmaya yönelik çalışmalarda zorluklar yaşanmaktadır. Bu durum Çin’i bölgesel rakibi Hindistan karşısında dezavantajlı duruma düşürmektedir.

- Çin 115 milyondan fazla internet kullanıcısına sahiptir. İnternet erişiminde Google, Yahoo gibi batılı bilişim teknolojisi şirketlerinin hizmetlerinden sıkça faydalanan Çin toplumunun, bu kaynakların muhtemel yönlendirmeleri neticesinde istikrarını kaybetmesi olasıdır. Bu yüzden Çin’de ciddi sansür uygulamaları mevcuttur. Ancak bu durum Çin iş çevrelerinin ihtiyaç duyduğu yaratıcı entelektüel beyinlerin yetişmesini engellemektedir.

Sonuç olarak Çin, gelişmenin yarattığı sosyal, ekonomik, çevresel ve güvenlik sorunları ile karşılaşsa da önümüzdeki 20 yıl içerisinde bu sorunların büyük kısmını çözecek; daha yüksek refah seviyesine sahip, daha istikrarlı, daha güçlü bir ülke haline gelecektir. Askeri ve siyasi gücü sayesinde Çin dünya üzerinde önümüzdeki 20 yılda hiçbir Asya ülkesinin elinde bulunmayan nüfuza kavuşacaktır.

14 Kasım 2009-Ömer Çay

ekopolitik.org/public/news.aspx?id=4338&pid=4082

Golden Mask Dynasty, çin opera Li Changchun, Çin Operası - Altın Maske Hanedanı

Pekin'de üst düzey yetkilileri, Çin operası "Altın Maske Hanedanı" Li Changchun, Çin (TBM) Merkez Komitesinin Komünist Partisi Siyasi Bürosu Daimi Komitesi üyesi, "Golden Mask Dynasty" Opera "Altın Maske Hanedanı" izledikten sonra oyuncular ile birlikte

6 Aralık 2011

Ana sayfa

Haber Dünya Ülkeler Türkiye Bilim Aktüel Görsel

Son Güncelleme:13/02/15

Ülkeler haber

Ülkeler Bilgi

Ülkeler Resim Dünya Kurumları

Sayfa Başı