|
|
Son Güncelleme:11/05/12 |
|||
| Dünya Kurum Haber ve Genel Bilgileri | Aktüel Haber, Video, Resim ve Özel Dosyalar |
|
" Çin " Güncel Haberleri |
|||
|
|
Önceki Sayfalar: |
||
|
Çin Seyahat Acenteleri Filipinlere Turları Askıya Aldı |
||||||||||||
|
Filipinler’e ait bir savaş gemisi, 10 Nisan’da, iki ülkenin de hak iddia ettiği Scarborough bölgesinde avlanan Çinli balıkçıları tutuklamaya çalışmış ancak olaya müdahale eden Çin araştırma gemileri bunu önlemişti. Pekin hükümeti Çinlilerin Huangyan dediği adaların Çin’e ait olduğunu; Filipinler ise adaların, uluslararası anlaşmalar çerçevesinde, kendi ekonomik bölgesinde bulunduğunu savunuyor. Şinhua ajansı, Çin’in en büyük internet seyahat acentesi Ctrip.com ve başka birkaç şirketin gerginlik giderilinceye kadar turlara ara verdiğini bildirdi. Tartışmalı bölgede avlanmaya giden Filipinli balıkçılar Filipinler’in başkenti Manila’da Cuma günü Çin karşıtı büyük bir gösteri yapılması planlanıyor. Pekin hükümeti Filipinler’deki vatandaşlarını gösteriyle ilgili olarak uyardı. Çin’in Manila büyükelçiliği tarafından yayınlanan uyarıda, başkentteki Çinlilere sokağa çıkmamaları ve Filipinlilerle tartışmamaya girmemeleri tavsiye ediliyor. Filipinlerin anlaşmazlığın Uluslararası Deniz Hukuku Mahkemesi’nde bakılması önerisini reddeden Pekin hükümeti, Güney Çin Denizi’nin tümüyle kendisine ait olduğunu savunuyor. Filipinlerin yanı sıra Güney Çin Denizi’nin birçok bölgesinde Vietnam, Tayvan, Malezya ve Bruney de hak iddia ediyor. 10 Mayıs 2012 |
||||||||||||
![]() ![]() |
||||||||||||
|
Kendi içinde bir şehir barındıran gökdelen |
||||||||||||
Çin’de hala yapımı süren ve bittiğinde ülkenin “En Yüksek Binası” unvanını alacak olan Shangay Kulesi içinde bulunacak üniteleriyle kendi başına bir şehir olacak. İSTANBUL - Çin’in Pudong bölgesinde yapılmakta olan Shangay Kulesi 632 metre uzunluğuyla ülkenin en uzun binası olacak. Bölgenin finans merkezi olarak faaliyete geçecek olan Shangay Kulesinin 550 bin metrekare alanında dünya standartlarında ofisler, otel, alışveriş merkezleri ve eğlence mekanları bulunacak. Şangay Kulesi Dubai’de bulunan Burj Khalifa’dan sonra “Dünyanın En Yüksek İkinci Binası” olacak. 6 Mayıs 2012 |
||||||||||||
|
ABD Chen'e burs verdi |
||||||||||||
|
Çinli muhalif Chen Guangcheng bir Amerikan Üniversitesi'nden burs aldı. ABD Dışişleri Bakanlığı Chen'e bir an önce vize vereceklerini ve Çin hükümetinin de bu konuda sorun çıkarmayacağını umduklarını söyledi. Daha önce Pekin Chen'in ABD'ye okumaya gidebileceğini söyleyerek ABD'ye zeytin dalı uzatmıştı. Chen Guangcheng geçen ay ev hapsinden kaçmış ve Amerikan elçiliğinde 6 gün geçirmişti. Chen şu anda elçilikte değil ancak ailesiyle ABD'ye gitmek istiyor. Aktivistin davası ABD Çin ilişkilerini sekteye uğrattı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Victoria Nuland ''Chen bir Amerikan Üniversitesi'nden burs kazandı. Karısı ve iki çocuğu da onunla ABD'ye gelecek'' dedi. Nuland Çin'in Chen'in yurtdışına çıkış belgelerini bir an önce hazırlamasını beklediklerini söyledi. Daha önce Çin'in Xinhua haber ajansına konuşan Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Liu Weimin ''Yurtdışında okumak istiyorsa bütün Çin vatandaşları gibi o da bu hakka sahip. Normal prosedürler işleyecek ve belgeler hazırlanacak'' dedi.
Hillary Clinton Çin'in tavrını ümit verici bulduğunu söyledi. Pekin'de konuşan ABD Dışişleri Bakanı Clinton ''İstediği geleceğe sahip olabilmesi için yapılması gerekenler yapıldı'' dedi. Clinton ayrıca bir doktorun ve ABD elçilik çalışanlarının Chen ile görüştükleri haberini de doğruladı. 4 Mayıs 2012 Çin: Chen yurtdışına okumaya gidebilir Çin, muhalif Chen Guangcheng'in yurtdışında okumak için başvuruda bulunabileceğini belirterek ABD ile arasındaki diplomatik krizden çıkış yolu gösterdi. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Chen'in "Yasalara uygun olarak normal kanallardan başvuru yapabileceğini" söyledi. Chen, Nisan ayı sonlarında ev hapsinden kaçarak ABD elçiliğine sığınmıştı. Daha sonra Chen, Çinli yetkililerin ailesi üzerinde baskı kurduğu ve Amerikalıların telkini iddiasıyla sığındığı elçilikten evine geri dönmüştü. Ailesi ile birlikte ABD'ye gitmek istediğini bildiren Chen, Pekin'de bir hastanede gözaltında tutuluyor. Chen olayı, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın Pekin ziyareti esnasında gerçekleşerek gündemde ilk sıraya oturmuştu. 4 Mayıs 2012 |
||||||||||||
|
Çin'de film gibi firar |
||||||||||||
Çin'in önde gelen muhaliflerinden Çen Guançeng, ev hapsinden kaçarak ABD'ye sığındı. ChinaAid Derneği, Çen Guançeng'ın ABD'li yetkililerin koruması altında olduğunu bildirdi. Merkezi Teksas'ta bulunan dernek, durumla yakından ilgilenen bir kaynağa dayanarak, Çen Guançeng'ın ABD'li yetkililerin koruması altında olduğunu, Çen'in kaderi konusunda iki ülke arasında üst düzey görüşmeler yapılacağını açıkladı. ABD'nin Pekin Büyükelçiliği, Pekin yönetimi ve Washington'daki yetkililer ise konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındılar. Çin'den "yorum yok" Çin Dışişleri Bakanı Yardımcısı Çui Tiankai, bu sabah verdiği brifingde, Çen meselesi hakkında bilgi sahibi olmadığını kaydetti. Çen Guançeng'in, dün ev hapsinden kaçtığı bildirilmişti. Görme engelli Çen, tutulduğu evin çevresindeki yüksek duvarı aşarak başkent Pekin'e kadar yüzlerce kilometre kat etmişti. Çen'in, Şandong eyaletinin Dongşigu kentindeki evden Pazar günü kaçtığı, kaçtıktan sonra Başbakan Ven Ciabao'ya hitap ettiği bir video görüntüsü yayımladığı belirtilmişti. ABD merkezli bir Çinli muhalefet sitesi tarafından internette yayımlanan görüntülerde, Çen ailesinin yerel yetkililerce dövüldüğünü belirterek, Başbakan Ciabao'dan bununla ilgili soruşturma başlatmasını, ailesinin güvenliğinin sağlanmasını ve ülkedeki yolsuzlukla yasalar çerçevesinde mücadele ederek, sorumluların cezalandırılmasını istiyor. Muhalif Çen'e yakın bir aktivist, Çen'in Amerikan elçiliğinde olduğunu söylemiş, ancak ABD Dışişleri Bakanlığı bu konuda yorum yapmamıştı. "Trafiği engellediği" için ceza aldı Çen, 4 yıl hapis cezasının ardından 2010 yılında ev hapsine alınmıştı. Çocuk yaşlarında görme yetisini yitiren 40 yaşındaki Çen, ülkenin tek çocuk politikası yüzünden kadınların kürtaja ve kısırlaştırılmaya zorlanmalarına karşı kampanyalar yürütmüştü. Çen, 2006 yılında trafiği engellediği ve maddi hasara yol açtığı gerekçesiyle hapsedilmişti. Uluslararası toplum, Çen'e yönelik muamele yüzünden Çinli yetkilileri eleştirmişti. 28 Nisan 2012 |
||||||||||||
|
Yuan'ın dolar karşısında dalgalanması yüzde 1'e çıktı |
||||||||||||
Çin'den bir geri adım daha! Çin Merkez Bankası, para birimi Yuan'ın ABD Doları karşısında dalgalanma aralığını yüzde 1'e yükseltti Çin Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamaya göre, pazartesi gününden geçerli olmak üzere yuanın dolar karşısında dalgalanma aralığını yüzde 0,5'ten yüzde 1'e çıkardı. Açıklamada, döviz kuru piyasasının olgunlaştığına, piyasada fiyatlama ve risk yönetim kapasitesinin güçlendiğine dikkat çekildi. Yuanın değeri, diğer küresel döviz kurları gibi arz ve talep dengesine göre piyasalarca değil Çin Merkez Bankası tarafından belirleniyor. Çin para birimi Yuan'ın küresel piyasalarda serbestçe alım satımı için dolar karşısında kademeli olarak dalgalanmaya bırakılması hedefleniyor ancak Çinli yetkililer, tamamen serbestleştiğinde yuanın değerinde meydana gelebilecek hızlı bir değişimin ülke ekonomisine zarar vermesinden endişe ediyor. Ekonomistler, Çin Merkez Bankası'nın bu hamleyle yuanı küresel döviz aracı haline getirme yolunda önemli bir adım attığına ve döviz kuru reformu için son derece kritik bir anlam taşıdığına vurgu yapıyor. Çin Başbakanı Vın Ciabao geçen ay yaptığı açıklamada, yuanın 2005 yılından bu yana dolar karşısında yüzde 30 değer kazandığını söylemişti. Amerikalı bazı siyasetçiler, Çin'i ihracatını desteklemek için para birimi yuanın değerini suni olarak düşük tutarak küresel piyasalarda haksız rekabet avantajı sağlamakla eleştiriyor ve Başkan Barack Obama'ya Çin'i cezalandırması için baskılarını artırıyor. Ancak ABD yönetimi bu konuda diplomasiyi kullanmayı ve yumuşak tutum takınmayı tercih ediyor. 14 Nisan 2012 |
||||||||||||
|
2013 Çin'de Türk Yılı |
||||||||||||
Bu yıl Türkiye'de Çin yılı, 2013 ise Çin'de Türk Kültür yılı olarak kutlanacak. Bu yıl Türkiye'de Çin Kültür yılı olarak kutlanıyor. 2013 ise Çin'de Türk Kültür yılı olacak. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay; bu çerçevede karşılıklı bir çok projenin hayata geçeceğini, yapılacak kültürel etkinliklerin şimdiden planlandığını söyledi. Bakan Günay, gelecek yıl sonunda iki ülkenin karşılıklı olarak kültür merkezleri açacağını bildirdi. Bu yıl bitmeden de Çin'in ünlü asker heykellerinin bir kaç örneği Türkiye'de sergileneceği haberini verdi. Kültür ve Turizim Bakanı Ertuğrul Günay: "2013'ün sonuna gelmeden de bir Yunus Emre Kültür Merkezi'ni Pekin ve birkaç yerde açma imkanı olacak aynı şekilde biz Ankara ve İstanbul'da Çin Kültür Merkezi açsın düşüncesindeyiz. Çin'de bulunduğumuz yıl içinde, Çin Türkiye için Şiyan'daki ünlü Terakota askerlerin birkaç örneğini getirecek. Bu dünyaya çok az çıkan örneklerdir ve İstanbul, Ankara ve Gaziantep'te sergilemeyi düşünüyoruz. Biz de Topkapı Sarayı'ndaki Çin porselenlerinin bir kısmını buraya getireceğiz ve farklı yerlerde sergileyeceğiz" dedi. Kültürel ilişkilerin, iki ülke arasındaki bağlara zemin oluşturacağını kaydeden Günay, Türkiye'ye gelen Çinli turist sayısının da artacağına dikkat çekti. "Şu anda aldığımız turist sayısı 100 bin, geçen yıl yüzde 20 bir artış sağladık. Önümüzdeki yıllarda sürmesi 1 milyona çıkması gibi bir beklentimiz var. Çinli turistleri destekliyorum ve Türkiye'ye gelmelerini arzuluyorum" diye konuştu. 11 Nisan 2012 |
||||||||||||
|
Başbakan Çin Ziyaretinin Son Durağında |
||||||||||||
|
Başbakan Erdoğan Çin ziyaretinin son durağı Shangay'da. Gündemde ekonomi var. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Çin ziyareti devam ediyor. Urumçi ve Pekin'de temaslarını tamamlayan Erdoğan Shangay'a geçti. Başbakan Erdoğan'ın Shangay'daki gündeminde yine ekonomi var. Başbakan Erdoğan tarihi Çin ziyaretinin son durağı Shangay'a geçti . Recep Tayyip Erdoğan'ı havaalanında üst düzey yetkililer karşıladı. Başbakan ve beraberindekiler daha sonra kalacakları otele geçti. Otelde Çin'de yaşayan Türkler başbakanı alkışlarla karşıladı. Başbakan Erdoğan kendisini karşılayan Türklerle kısa bir sohbet yaptı. Ekonomik ilişkilerin ön plana çıkacağı Shangay temaslarında Başbakan Erdoğan'ın gündemi oldukça yoğun. Çinli yatırım şirketlerinin üst yöneticileriyle bir araya gelecek olan Başbakan büyüyen Türk ekonomisini anlatacak. Başbakan Shangay Uluslararası Araştırmalar Üniversitesinde Türkçe Bölümünün resmi açılışını yapacak. Ayrıca Başbakanın temasları sırasında Türkoloji projesi resmi protokolü de imzalanacak. 10 Nisan 2012 |
||||||||||||
|
Çin Basını: 'İki ülke balayı döneminde' |
||||||||||||
|
Çin-Türkiye Arasında 6 Önemli İmza Urumçi temaslarını tamamlayan Başbakan Erdoğan, Pekin'de... 27 yıl aranın ardından Türkiye'den Çin'e Başbakan düzeyinde yapılan ilk ziyarette anlaşmalar imzalandı. İki ülke artık nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanılması konusunda işbirliği yapacak. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Pekin'deki ilk durağı Ulusal Halk Meclisi'nde Çin Halk Cumhuriyeti Başbakan'ı Wen Jiabao tarafından resmi törenle karşılandı.
Törenin ardından baş başa ve heyetler arası görüşmelere geçildi. Görüşmelerde, ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel konular da ayrıntılı olarak değerlendirildi. Sonrasında ise iki ülke arasında anlaşmaya varılan 6 konuda imzalar atıldı. İmza altına alınan konulardan biri de nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanımına ilişkin işbirliği anlaşması. Ayrıca TRT ile Çin devlet televizyonu arasında da işbirliği anlaşması imzalandı. İki liderin görüşmesinde en önemli konulardan biri de Suriye oldu. Çin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Suriye tasarısını Rusya ile birlikte veto etmişti. Türk heyeti, özellikle son dönemde Suriye'den Türkiye'ye kaçanların yaşadıklarını da aktararak Suriye'deki insanlık trajedisine dikkat çekti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 3 günlük Çin ziyareti bu ülke basınında geniş yer buldu. Erdoğan'ın ziyaretinin iki ülke ilişkilerinde bir dönüm noktası olduğuna dikkat çeken Çin basını, "İki ülke balayı dönemine girdi" yorumunu yaptı. "Erdoğan'ın ziyaretinin iki ülke ilişkileri açısından hakiki manada 'balayı dönemi'ne girildiğinin göstergesi olduğu" ifadesine yer veren Doğu gazetesi, "Yükselen ekonomisi ve siyasi istikrarıyla Ortadoğu'nun model ülkesi konumunda olan Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesinin son derece büyük önem taşıdığı" vurgusu yapıldı.
'FLÖRT DÖNEMİ BİTTİ' Fınghuang televizyonu da ziyaretin "Türkiye'nin yüzünü, Batı'dan Doğu'ya çevirdiğinin simgesi mahiyetinde olduğu" yorumunu yaptı. Yorumda, "Karşılıklı sorunların çözümünde yapıcı ve aktif tavır koymakta kararlı iki ülkenin ilişkilerinde artık flört döneminin bittiği ve tarafların sorumluluklarının farkında olduğu" ifadesi kullanıldı. Çin basınındaki haber ve yorumlarda Erdoğan'ın tarihi ziyareti dört ana başlıkta toplandı: Ekonomi, siyaset, kültür ve uluslararası işbirliği anlaşmaları. 'ERDOĞAN ZİYARETİNE URUMÇİ'DEN BAŞLADI' Dünyanın en güçlü 16. ekonomisi olan Türkiye'nin en büyük sorununun ticaret açığı olduğuna değinen Çin basını, siyasi önem taşıyan Uygur probleminde de daha şeffaf ve gerçekçi perspektif yakalandığının göstergesi olarak Türkiye Başbakanı'nın programına Urumçi'den başlamasını örnek gösterdi. Suriye sorununda tarafların fikir alışverişi yapacağını belirten Çin basını, bu yıl Türkiye'de Çin yılı ve gelecek yıl da Çin'de Türkiye yılı olduğunu hatırlatarak, ilişkilerin geliştirilmesi için tarafların olumlu adımlar attığı görüşüne yer verdi. 'ERDOĞAN GÜÇLÜ BİR LİDER' Başbakan Erdoğan'ın Çin ziyaretini "ilişkilerde millat" olarak değerlendiren Çin basını, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun ziyareti sonrasında Erdoğan'ın Çin'e gelmesinin önemine dikkat çekti. Erdoğan'ın güçlü bir lider olduğunun altını çizen Çin basını, bu ziyaretin genel olarak Çin açısından olumlu ve kazanımları bol olacağı görüşlerine yer verdi. 9 Nisan 2012 |
||||||||||||
|
Dünyanın en yüksek asma köprüsü de Çin'de |
||||||||||||
Dünyanın en yüksek asma köprüsü Çin'de bir rekora daha imza atıldı. Mühendislik harikası ve dünyanın en yüksek asma köprüsü olarak rekor kıran Suspension Bridge adlı köprü, 4 buçuk yılda inşaa edildi. 3 Nisan 2012 |
||||||||||||
|
Çin, yuanı dalgalanmaya bıraktı |
||||||||||||
Çin, döviz alanında izlediği reform politikası kapsamında, para birimi yuanı serbest dalgalanmaya bırakacağını açıkladı. Çin yuanın değerlenmesine izin verilmesi konusunda bir süredir ticari ortaklarının baskısı altındaydı. Pekin yönetimi, ihracatçılarına destek olmak amacıyla yuanın değerini suni olarak düşük tutmakla suçlanıyordu. Çin Başbakanı Wen Jiabao, reformların sürdürüleceğini belirtmekle birlikte, yuanın değerinin en uygun düzeye ulaşmış olduğunu kaydetti. Çin Başbakanı, Ulusal Halk Kongresi'nin son gününde yaptığı konuşmada, "Döviz değerlerine ilişkin reformlarımızı sürdüreceğiz ve özellikle de, iki yönlü dalgalanmalara hız vereceğiz. Hong Kong borsasında NDF işlemlerinde iki yönlü dalgalanma başladı. Bu da yuan kurunun büyük olasılıkla dengeli bir seviyeye ulaştığını gösteriyor." dedi. Uzun yıllar boyunca para birimini Amerikan doları karşısında sabitleyen Çin, 2005'den itibaren gayet ölçülü bir şekilde yuanın değerlenmesine izin vermeye başlamıştı. Yuan, son 24 ay içinde Amerikan dolarına karşı yüzde 8'e yakın bir değer kazandı. Ancak Çin'in ticaret yaptığı ülkeler ve döviz piyasası yorumcuları, bu artışa rağmen, yuanın değerinin hala düşük olduğunu ve bu durumun, uluslararası ticarette, ülkeye haksız avantaj sağladığını düşünüyorlar. Çin, yuanın değerlenmesine izin verme niyetini açıklamasına rağmen, yuanın hızla değer kazanmasının, ihracatta olumsuz etkiler yaratmasından kaygı duyuyor. Çin'in ihracatı, ABD ve Euro Bölgesi'ndeki çok yavaş seyreden büyüme yüzünden, zaten zorlu bir dönem geçiriyor. Çin yönetimi güçlü bir yuanın Çin mallarını yabancılar için çok daha pahalılaştırmasından kaygılı. Mali yorumcular, Pekin yönetimi, daha güçlü bir yuanın ihracat ve imalat sektörlerinde yaratacağı etkiler konusunda, kendisini tamamen güven içinde hissetmedikçe, yuanın değeri üzerindeki kontrolünü sürdüreceği kanısında. Çin, yuanın, uluslararası döviz rezervlerinde Amerikan dolarının yanı sıra bir seçenek olmasını hedefliyor. Uzmanlar ise, bunun ancak yuanın gerçek anlamda değiştirilebilir bir para birimi haline gelmesiyle mümkün olabileceğini belirtiyorlar. 2011 sonunda Çin, en büyük ticaret ortağı olan Japonya ile, ikili ticarette para birimlerini Amerikan dolarına çevirme gerekliliğini ortadan kaldıracak bir anlaşmaya varmışlardı. Anlaşma iki ülke para birimleri yen ve yuanın doğrudan takas edilmesine imkân tanıyor. Mevcut durumda, iki ülkenin şirketleri de ödeme yapmak için paralarını önce dolara çevirmek ardından da istenen para birimine çevirmek zorundalar. Çin ve Japonya arasındaki bu anlaşma, Çin'in para birimi yuanı alternatif bir rezerv kuru olarak öne sunma çabalarının bir parçası olarak görülüyor. 14 Mart 2012 |
||||||||||||
|
Çin'in Bütçe açığı tavan yaptı |
||||||||||||
Ekonomik büyüme hızı gerileyen Çin'in, dış ticaret açığı da rekor seviyeye yükseldi. Çin'in dış ticaret açığı, Şubat ayında 31 milyar 500 milyon dolarla tarihi rekorunu kırdı. Çin'in ithalatı geçen ay verilerine göre, yüzde 39.6, ihracatı da yüzde 18.4'lük artış gösterdi. Çin, geçen hafta da 2012 için büyüme tahminini, 2004'ten bu yana ilk kez yüzde 8'in altına indirerek yüzde 7.5'e çekmişti. İhracat odaklı bir ülke olan Çin küresel ekonomideki olumsuz gidişten etkileniyor. Bunda özellikle petrol fiyatlarındaki artış, büyük rol oynuyor. Büyüme için ihtiyaç duyduğu ham maddelerin fiyatlarındaki tırmanış ve en büyük iki pazarı Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa'daki sıkıntılar, dünyanın en büyük ikinci ekonomisini Çin'i de sıkıntıya sokuyor. 12 Mart 2012 |
||||||||||||
|
Tibetli bir genç de kendini yaktı |
||||||||||||
Çin'in güneybatısındaki Siçuan eyaletinde, Tibetli bir gencin, Çin'in Tibet'teki politikalarını protesto etmek amacıyla kendisini yaktığı yolunda haberler geliyor. Sürgündeki Tibetli eylemciler, gencin 18 yaşında olduğunu ve kendisini bir kamu binası önünde ateşe verdiğini söylüyor. Bölgede son günlerde üçüncü kez bir Tibetli kendisini ateşe veriyor. Aynı bölgede dün de dört çocuk annesi Tibetli bir kadın kendisini yakmıştı. 6 Mart 2012 Tibetli anne kendini yaktı Tibetli eylemci ve sürgünler, dört çocuk annesi Tibetli bir kadının Çin'in baskılarını protesto amacıyla kendini yaktığını söylüyor. İngiltere merkezli Özgür Tibet grubuna göre olay Çin'in güneybatısındaki Siçuan eyaletinde, bir manastırın yakınlarında meydana geldi. Son bir yılda Çin yönetiminin baskılarını ve kültürlerinin erozyona uğramasını protesto ettiklerini söyleyen 20'den fazla Tibetli kendilerini ateşe vererek öldü. Son aylarda Tibet yanlısı protestoların merkezlerinden biri olan Kirti manastırı yakınlarında kendisini yakan kadının da alevler içindeyken Tibet'e özgürlük verilmesini ve ruhani liderleri Dalai Lama'nın bölgeye dönmesini istediği bildiriliyor. Tibetli anne olay yerinde yaşamını yitirirken, Çinli yetkililer olayla ilgili açıklama yapmadı. Yatırım ve önlem Çin son zamanlarda Tibet'e ve Tibetlilerin yaşadığı diğer bölgelere ciddi yatırımlar yaparak ekonomiyi düzeltmeye ve bu yolla yerel halkı kazanmaya çalıştı. Ancak aynı zamanda çok sayıda polis sevk etti, manastırlarda denetimi artırdı, internete ve cep telefonlarına kısmi kısıtlamalar getirdi. Protestoların yoğunlaştığı Siçuan bölgesinin batısına ulaşmaya çalışan yabancı gazeteciler de geri çevrildi ya da gözaltına alındı. Mart ayında Tibet için hassas görülen pek çok yıldönümü var; örneğin Dalai Lama'nın 1959 yılında sürgüne kaçması. BBC'nin Asya-Pasifik uzmanı Viv Marsh, Çinli yetkililerin bu hafta Pekin'de toplanan Ulusal Halk Kongresi boyunca olay çıkmasını istemediğini belirtiyor. Ayrıca bu yılın sonunda Çin Komünist Partisi'nde 10 yılda bir yapılan, kapsamlı bir liderlik değişimi var. 5 Mart 2012 |
||||||||||||
|
Çin İşgali Altındaki Doğu Türkistan’da 20 Kişi Öldü |
||||||||||||
|
Pekin hükümeti ölümlerden işgale karşı çıkan Uygurları sorumlu tutuyor. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hong Lei, bağımsızlık isteyen Uygurların Kargılık’ta bir polis karakoluna saldırdığını ve ölenlerden 7’sinin polis olduğunu açıkladı. Sözcü, vahşi teröristler ve bölücüler olarak nitelediği Uygurları barış, istikrar ve ülkenin bütünlüğünü tehdit etmekle suçladı. Sürgündeki Uygurların “Dünya Uygur Kongresi” sözcüsü Dilşat Raşit olayların özünde Kargılık halkının işgale tepkisinin yol açtığını yattığını bildirdi. Dilşat Raşit, Pekin hükümetinin barışçı gösterilere izin vermemesinin halkı çaresizliğe, çaresizliğin de zamanla şiddete dönüştüğünü söyledi. Pekin hükümeti bir süre önce Doğu Türkistan’da da “doğru giyinme” kampanyası başlattı. Uygurlara giyim kuşam dersleri veriliyor, başka bir deyişle Çinliler gibi giyinmeleri öğretiliyor ve yasadışı dini faaliyetlerden kaçınmaları tavsiye ediliyor.
Resmi adı Çin Şincan Uygur Özerk Bölgesi olan Doğu Türkistan özerk olmadığı gibi özgür de değil. Yıllardır yerel halkla nüfus dengesini değiştirmek için bölgeye yerleştirilen Han Çinlileri arasında çatışma çıkıyor. 2009 yılında Uygur başkenti Urumçi’de meydana gelen kanlı olaylarda çoğu Han Çinlisi 200 kişi hayatını kaybetti. Geçen yılbaşında, Hotan’da, Çin’in tesettür yasağını protesto eden 18 Uygur bir karakolu basarak iki Çinli polisi öldürdü. Aralık ayında ise Çinli polisler Kaşgar’da 2 çobanı rehin aldığı öne sürülen Uygurlardan 8’ini öldürdü, 4’ünü yaralı ele geçirdi. İnsan hakları grupları öldürülen kişilerin yurt dışına kaçmaya çalışan Uygurlar olduğunu açıklamıştı. Hotan ve Kaşgar'daki olaylarla ilgili olarak 4 Uygur’a, terör eylemi planlamak, gerçekleştirmek, yasadışı patlayıcı madde imal etmek, kundakçılık ve cinayet suçlarından idam cezası verilmişti. Çin, bağımsızlık isteyen Uygurların tümünü, eyleme girişmeseler bile terörist ve en masum gösterileri terör eylemi olarak niteliyor. Uygur Türklerinin dini ve kültürel haklarının baskı altına alınması, ekonomik ayrımcılığa uğramaları ve olayların ardından bir çok Uygur gencinin göz altında kaybolması sebebiyle insan hakları örgütleri Çin yönetimine tepki gösteriyor. 29 Şubat 2012 |
||||||||||||
|
Dünya Bankası Başkanı Çin'de Protesto Edildi |
||||||||||||
Bir Çinli, Robert Zoellick’i, Pekin'de Çin raporunu açıklamak için düzenlediği basın toplantısında protesto etti Du Jianguo adlı Çinli görevliler tarafından salondan çıkarılırken Bir Çinli, Robert Zoellick’i, Dünya Bankası'nın Pekin bürosunda Çin raporunu açıklamak için düzenlediği basın toplantısında protesto etti. Zoellick konuşmasına başlarken adının Du Cianguo olduğu öğrenilen bir kişi, podyuma çıkarak ''devlet şirketlerinin özelleştirilmemesi gerekir” diye bağırdı. Bankanın Çin ekonomisiyle ilgili önerilerinin yoksullarla zenginler arasındaki uçurumu daha da açacağını savunan Du, salondan dışarı çıkarılmadan önce rapordaki tavsiyeleri zehir olarak niteleyen bildiriler dağıttı. Daha sonra konuşmasına devam eden Zoellick, Dünya Bankası ve Çinli uzmanlarla birlikte hazırlanan raporun tartışmaya yol açmasının normal olduğunu söyledi ve ''raporunun amacı da buydu'' dedi. Raporda, Çin hükümetine, mali kriz tehlikesini azaltmak ve ekonomik büyümeyi sürdürmek için enerjiden bankacılığa kadar çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren büyük devlet şirketlerinin sayısını azaltması öneriliyor. Çinli yetkililer, hem devlet bankalarının çok düşük faizli kredileriyle desteklenen hem de yabancı şirketler ve özel sektör rekabetinden korunan kamu şirketlerinin ekonomik ve teknolojik gelişmeye katkıda bulunduğunu savunuyor. Dünya Bankası Çin'de istihdam ve refahın büyük bir bölümünü özel şirketlerin yarattığını, kamu şirketlerinin devlete yük olduğunu ileri sürüyor ve serbest pazar ekonomisinin genişletilmesinde ısrar ediyor. 28 Şubat 2012 |
||||||||||||
|
Binlerce üretiyor, Bir tane alamıyor. |
||||||||||||
Bir iPhone altı ay demek Apple’ın iPhone telefonlarını üreten Çin’deki Foxconn fabrikalarında çalışan işçilerin, ürettikleri telefonu satın alabilmek için yaklaşık altı ay para biriktirmesi gerekiyor. ABC televizyonu, elektronik üreticisi Foxconn’un fabrikalarında çalışan ve Apple, Amazon ve diğer markalar için sayısız elektronik cihazı bir araya getiren işçilerin gelirlerine yönelik bir araştırma yaptı. Araştırma, 2011 yılında dünyada 93 milyon satan iPhone’lardan bir tane alabilmek için, Foxconn işçilerinin hiçbir harcama yapmadan altı ay boyunca para biriktirmeleri gerektiğini ortaya koydu. Uluslararası basının ağır baskısına maruz kalan Foxconn fabrikaları, bu ayın başında bağımsız kuruluşlarca denetime tabi tutuldu. Denetimden önce, yeni işe başlayan bir işçinin aylık maaşı sadece 214 dolardı. Bu rakam, bugün 290 dolara çıkmış durumda. Çin'de 16 GB iPhone 4S'in fiyatı 200 dolar. İşçiler, 290 doların gelir vergisine verilen kısmı dışında, en önemli miktarı fabrikalarda kendilerine verilen oda ve yemek ücretine harcıyor. Bu miktar yaklaşık 72 dolar. Geride kalan 200 dolar civarındaki paranın büyük kısmı, çoğu kırsal alanda yaşayan ailelere gönderiliyor ve temel ihtiyaçlara harcanıyor. iPHONE ALMAK İSTERLERSE... Foxconn fabrikalarında çalışan bir işçinin bir iPhone alması, ailesine maaşından hiçbir katkıda bulunmayıp temel ihtiyaçlarından olabildiğince kısarak yaklaşık altı ay para biriktirmesini gerektiriyor. Ancak bu sefer telefon faturası için ödeyecek para kalmıyor. Ancak tek sorun bu değil. Bir Foxconn işçisinin iPhone almak için tasarrufa gitmesi, dünyanın en zengin şehirlerinde çalışan işçilerin en ufak temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaması demek. Tayvan merkezli Foxconn’un en büyük tesislerinden biri, Hong Kong’dan bir nehirle ayrılan Şenzen’de bulunuyor. Dünyanın en pahalı kentlerinden biri olan Şenzen’de, cebinde iPhone faturası bulunan bir işçinin büfeden selpak alabilmesi bile çok zor. Öyle ki, Foxconn çalışanları hapsoldukları fabrikalardan dışarı çıkamıyor, tüm ihtiyaçlarını burada karşılamak zorunda kalıyor. Tüm bu faktörlere rağmen, Foxconn’un çok düşük ücret karşılığında uzun saatler çalışmayı zorunlu kılan işine başvurular sona ermiyor, her iş ilanına binler başvuruyor. Foxconn fabrikaları, Çin’in çok zengin olan doğu yakasıyla, fakir iç kesimlerinde yaşayan insanlar arasındaki farklı gözler önüne sermeye devam ediyor. 24 Şubat 2012 |
||||||||||||
|
Şanghay Şehri Yırtılıyor |
||||||||||||
|
Dünyanın en çok tanınan
gökdelenlerinden bir kısmına sahip olmanın bedelini
|
||||||||||||
|
Çin altın piyasasında birinciliğe oynuyor |
||||||||||||
|
Çin, bu yıl Hindistan'ı geçerek dünyanın en büyük altın piyasası olmaya hazırlanıyor. Londra merkezli Dünya Altın Konseyi'nin (WGC) yıllık raporunda, Çin'de geçen yıl satın alınan altın miktarının önceki yıla göre yüzde 20 artarak 770 tona ulaştığı belirtildi. Çin, böylece geçen yıl 933 ton altın satın alan Hindistan'ı takip etti. Raporda, "Çin, muhtemelen 2012 yılında ilk kez dünyanın en büyük altın piyasası olacak" denildi. WGC, geçen yıl küresel çapta satın alınan altın miktarının yüzde 0,4 artışla 4,0671 tona ulaştığını ve bunun bedelinin 205,5 milyar doları bulduğunu kaydetti. Dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin'de gelirin artması, altın mücevheratı ve diğer lüks mallara olan talebi artırdı. WGC'nin raporunda, Çin'in geçen yıl, her çeyrekte talebin yükselmesinden dolayı altın mücevheratında, ikinci çeyrekte dünyanın en büyük piyasası olduğu belirtildi. Çin'de yatırım seçeneklerinin eksikliği yüzünden altın çubuk ve diğer altın ürünlerine yoğun talep bulunuyor. WGC Genel Müdürü Albert Cheng, "Çin'de yatırım için iki ana seçenek borsa ve emlak piyasasının yetersiz performansının yatırım aracı olarak altına olan talebi desteklediğini" ifade etti. Hindistan'da, geçen yılın ikinci yarısında, bu ülkenin para birimi rupinin değerinin düşük olmasının altını daha pahalı hale getirmesi nedeniyle altın mücevheratına talebi düşürdüğü kaydedildi. Cheng, geçen yıl yüksek enflasyonun alım gücünü düşürmesi nedeniyle Hintlilerin daha küçük miktarda altın satın almasına yol açtığını bildirdi. Spot altının ons fiyatı geçen yıl Ağustos ayında 1.891,90 dolarla rekor seviyeye ulaşmıştı. O dönemden bu yana değer kaybeden spot altının ons fiyatı dün New York borsasında Nisan ayı teslimi 1.728,10 dolardan kapandı. 16 Şubat 2012 |
||||||||||||
|
Afrika'yı satın aldı şimdi gözü Amerika'da |
||||||||||||
Çinliler onu "Dede Wen" olarak çağırıyor. Bahsettiğimiz kişi Çin'i 2019 yılına kadar dünyanın "süper gücü" haline getirmek için gece gündüz demeden çalışan Başbakan Wen Jiabao. Ülkesinde siyasi reformlara izin vermeyen "Dede Wen" ekonomik reformlarıyla Afrika'yı ele geçirdi. Şimdi gözü Amerika'da. Çin'in Siçuan eyaleti 12 Mayıs 2008'de 7.8 büyüklüğünde bir depremle sarsıldığında Başbakan Wen Jiabao birkaç saat içerisinde deprem bölgesine ulaşarak 1.3 milyar Çinliye televizyonda şu mesajı vermişti: "Ufak bir umut ışığı gördüğümüz her enkaz bölgesinde kurtarma çalışmalarımız sonuna kadar devam edecek." Vietnam, Tayland, Hindistan ve Pakistan'da dahi hissedilen bu büyük depremde 70 bin kişi yaşamını yitirmişti ama Başbakan Wen, depremzedelerle buluşarak onların yaralarının sarılmasına yardım etmiş, otoktarik bir liderden çok "halk adamı" imajı çizmişti. Kendisine "Dede Wen" diye hitap eden halkının gönlünde taht kurmayı bir kez daha başarmıştı. Çin'in süper bir güce dönüşme yolunda büyük bir ilerleme sağladığını ve yakın gelecekte "en büyük güç" olacağından artık kimsenin kuşkusu yok. Batı ülkelerindeki ekonomistler ve dev yatırım bankaları, bu konuda sadece zamanlamada anlaşamıyor. Amerikan yatırım bankası Goldman Sachs, Çin'in 2027 yılında ABD'yi tahtından indirerek "süper güç" koltuğuna oturacağı tahmininde bulunurken, İngiliz Economist dergisi bu tarihi 2019 olarak öngördüğünü açıkladı. İŞİNİ HER ZAMAN İYİ YAPTI Çin'in sosyalizmden vazgeçmeden "süper güç" olma yolunda ilerlemesini sağlayan ekonomi politikalarının arkasındaki beyin Başbakan Wen Jiabao. Halkın "Dede Wen" lakabını taktığı 70 yaşındaki Wen Jiabao, 1968 yılında Pekin Jeoloji Enstitüsü'nden mezun oldu. Çin Komünist Partisi'ne 1965 yılında üye olan Wen Jiabao, başbakanlık koltuğuna oturana kadar birçok testten geçti. Daha çok teknokrat kimliğiyle öne çıkan Wen, parti içinde yükselmek için merdivenleri tek tek çıktı. Başkent Pekin'den ve Komünist Parti'nin yönetiminden ne kadar uzak olursa olsun Wen'in hiç unutmadığı iki kuralı vardı. Komünist Parti politbüro üyeleriyle hiçbir zaman bağını koparmamak ve işini her zaman çok iyi yapmak.
10 YIL KEŞFEDİLMEYİ BEKLEDİ Henüz hayatının başında olan Wen, Pekin'de üniversiteyi bitirdikten sonra Gensu eyaletinde 1968'de jeoloji müdürlüğünde işe başladı. Burada çalıştığı 10 yıl içinde önemli işlere imza atan Wen Jiabao, önce Gensu eyaleti jeoloji müdürlüğü daha sonra da Jeoloji ve Enerji Kaynakları bakan yardımcılığı görevinde bulundu. Wen'i keşfeden ise dönemin Komünist Parti Genel Sekreteri Hu Yaobang oldu. Wen Jiabao Komünist Partisi merkez komitesi ve polit büroya üye olmadan önce Parti'nin Genel İşler Bürosu'nun müdürlüğünü üstlendi. Wen'in üstlendiği bu görev çok önemliydi çünkü parti yöneticilerinin günlük çalışma planlarını onlar organize ediyor ve düzenliyordu. Bu görevi tam sekiz yıl yürüttü. BAŞBAKAN YARDIMCILIĞINA GETİRİLDİ Görev yaptığı sekiz yıl boyunca güçlü bir yönetici ve teknokrat olduğunu titiz, yetkin ve sonuç odaklı çalışmalarıyla kanıtlayan Wen Jiabao, dönemin Başbakanı Zhu Rongji tarafından ödüllendirildi. Wen 1998 yılında Başbakan Rongji tarafından tarım, maliye ve çevre politikalarından sorumlu başbakan yardımcılığı görevine getirildi. Çin için o dönemde bu üç başlık çok önemliydi çünkü bu alanlarda gösterecekleri başarı Dünya Ticaret Örgütü'ne üye olmalarını sağlayacaktı. Wen 1998-2002 yılları arasında Merkez Mali İşler Komisyonu Sekreterliği görevini de başarıyla yürüttü. TİANANMEN'DE ÖĞRENCİLERE ZİYARET Wen Jiabao'nun siyasi geleceğini belirleyen önemli olaylardan biri 1989'de Tiananmen Meydanı'nda özgürlük isteyen öğrencileri Komünist Partisi Sekreteri Zhao Ziyang'la birlikte ziyaret etmesi oldu. İkisinin birlikte yaptığı bu ziyaret sonrasında reformcu parti sekreteri Zhao'nun tüm yetkileri elinden alınarak, öldüğü 2005 yılına kadar ev hapsinde tutulurken, Wen Jiabao'nun önü açılarak başbakanlık koltuğuna ulaşması sağlandı. Bu ziyaret üzerindeki sis perdesi hala gizemini koruyor. Reform yanlısı Zhao'nun Wen'le birlikte öğrencileri ziyaretinden üç gün sonra Tiananmen Meydanı'nda katliam yapıldı. Zhao öğrenci eylemlerinin askeri müdahale ve kanla bastırılmasına karşı çıkıyordu. Wen, 2002 kasım ayında Çin'in en yüksek idari konseyi olan dokuz üyeli Politbüro Daimi Komitesi'nin boşalan üç üyeliğinden birine oturdu. GÖRMEZDEN GELİNEN AIDS'LE MÜCADELE Başbakan Rongji'nin 2003 yılında boşalttığı koltuğa oturan Wen Jiabao yumuşak huylu ve uzlaşmacı kimliğiyle ön plana çıktı. Komünist Parti'nin Çin'in "süper güç" olmasını sağlayacak iki ilkesine sıkı sıkıya sarıldı.
Ne pahasına olursa olsun siyasi reformlara izin vermemek ve küresel ekonominin kurallarıyla sonuna kadar oynamak. Wen Jiabao göreve geldikten sonra Komünist Parti'nin görmezden geldiği iki sağlık sorununa önemle eğildi. Bunlardan birisi SARS diğeri ise AIDS hastalığıydı. Göreve başladığı 2003 yılında bulaşıcı SARS hastalığı Çin'in en önemli sorunlarından biriydi. Başbakan Wen, hastalığın bulaşmaması için tüm önlemlerin alınmasını sağladı. Özellikle Yunnan ve Henan eyaletlerinde büyük bir sorun olarak ortaya çıkan AIDS, göreve geldiği güne kadar Çinli yöneticiler tarafından görmezden gelinmişti. Wen, AIDS'ın ülkesinin gelişmesi önünde ciddi bir engel oluşturacağını düşünerek, bu konuda adımlar attı. İşe AIDS hastalarını ziyaret etmekle başladı. Onların toplum dışına itilmediğini göstermek ve bu hastalığın yayılmasını önlemek için ulusal basına sık sık demeç vermekten geri kalmadı. 'ÖNCELİK EKONOMİK REFORMLARDA' Başbakan Wen Jiabao "uzlaşmacı" ve "yumuşak huylu" olduğunu tüm dünyaya göstermek için sık sık dış seyahatlere çıkmaktan geri durmadı. "Çin'in insan haklarına önem vermediği ve siyasi reformlar yapmadığı" eleştirilerine Başbakan Wen, 1.3 milyar nüfusa sahip bir ülkede önceliğin ekonomik reformlarda olduğunu, ülkesinin bir refah toplumu seviyesine ulaşmasının ardından siyasi reformların geleceğinin altını çizdi. İnsan haklarını çiğnemekle suçlanan Çin, bu konuda eleştirilen diğer ülkelerle ticari ilişkilerini geliştirmekten hiçbir zaman geri durmadı. Wen, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin insanlığa karşı suç işlediği gerekçesiyle hakkında tutuklama emri çıkarttığı Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir'le sıcak ilişkiler geliştirmekten çekinmedi. Çin bugün petrol ihracatının yüzde 10'unu Sudan'dan karşılıyor. Yine Zimbabve Devlet Başkanı Robert Mugabe, Batılı ülkeler tarafından düşman ilan edilirken, bu zor dönemde Mugabe'yi "en iyi dost" ilan eden Çin karşılığında bu ülkede birçok yeraltı kaynağının işletme hakkını elde etti. PEKİN KENDİNE BİR KITA SATIN ALDI ABD'nin Afrika'daki ticari üstünlüğüne son veren Çin, sadece 2009 yılında Kara Kıta'ya 57 milyar dolar yatırım yaptı. Çin'in bu yatırımı olmadan Afrika'nın 2010 yılında yüzde 5 oranında büyümesi imkansızdı. Afrika'da altyapı yatırımlarına ciddi miktarda para yatıran Çin, karşılığında Nijerya'dan petrol ve gaz, Zambiya'dan kömür ve bakır, Kongo'dan kereste, koltan, bakır ve kobalt alıyor. Çoğu diktatörlükle yönetilen Afrika ülkelerinin liderleri Çin'le işbirliği yapmaktan oldukça memnun. Çin kendilerine insan haklarını sormadığı gibi bir de yollar inşa ediyor, limanlarını yeniliyor. Hatta isterlerse Namibya ve Gabun'daki gibi kendilerine lüks saraylar bile inşa ediyor. Çin ayrıca bu liderlere istedikleri oranda kredi olanağı da sağlıyor. Kredi vermek için sadece bir şart koşuyor: Zamanında öde. Kredi borçlarını ödeyemeyen ülkelerin ise yeraltı kaynaklarına el koyarak, parasını o şekilde geri alıyor. AFRİKALI İŞÇİLER KÖLE GİBİ ÇALIŞTIRILIYOR Afrika ile tatlı bir ticaretin önünü açan Çin, bu ülkelerden sadece petrol, gaz ya da diğer madenleri satın almıyor. Onlar için özel ürünler de üretiyor. Bugün Afrika'da giyilen her iki tişörten biri Çin tarafından sağlanıyor. Kara Kıta'da bir milyondan fazla Çinli yaşıyor. Afrika'da en fazla nefret edilen insanlar olarak Çinlilere ön plana çıkıyor. Çünkü kıta genelinde işlettikleri maden ocaklarında o ülkedeki maden işçilerini kölelik koşullarında çalıştırıyorlar. Düşük ücret verdikleri gibi madenlerde iş güvenliği için herhangi bir önlem alınmıyor.
ÇİN ARTIK 'UCUZ MAL ÜRETME FABRİKASI' DEĞİL Çin, dünyanın "ucuz mal üretme fabrikası" imajından da hızla uzaklaşıyor. Artık ucuz tişört, spor ayakkabı, müzik seti ve bilgisayar üretim merkezi olmaktan hızla uzaklaşan Çin, yüksek teknoloji merkezine dönüşmek için önemli adımlar atıyor. 2010 yılında dünyanın en hızlı bilgisayarı Tianhe-1A'yı üreten Çin, bu alanda ABD'nin üstünlüğüne son vermiş oldu. Tianhe-1A'yı geliştiren Çinli biliminsanlarını laboratuvarlarında ziyaret eden Başbakan Wen Jiabao, "Bundan sonraki göreviniz, bu bilgisayarı sanayide nasıl kullanabileceğimizi düşünmek" dedi. Çin bu bilgisayar sayesinde alternatif enerji kaynakları bulmayı, biyoteknoloji alanında araştırma yapmayı ve daha hızlı şekilde petrol ve doğalgaz aramayı hedefliyor. Buradaki konuşmasında Başbakan Wen önümüzdeki beş yıl için gelecekteki teknolojileri araştırmak için 1.5 milyar dolar ayıracaklarını açıkladı. Komünist Parti yayın organı Qiushi'ye bir makale yazan Başbakan Wen, "Çin ulusu, dünya halklarının ormanlarında at koşturmak istiyorsa, güçlü bir teknolojiye sahip olmalı" dedi. Çin çevre dostu enerji kaynaklarına yatırım yapmaktan da geri durmuyor. Önümüzdeki 3 yıl içinde Çin'in en büyük 15 kentindeki belediye otobüslerinin hepsinin elektrikli olması hedefleniyor.
SAVUNMAYA 78 MİLYAR DOLAR ABD'nin tartışmasız en üstün olduğu alanlardan biri de silah endüstrisi. Ancak Çin buradaki pastaya da göz dikmiş durumda. ABD'nin tüm eleştirilerine rağmen, Pekin savunma sanayine çok önemli bir bütçe ayırıyor. 2010 yılında Çin savunma bütçesi için 78 milyar dolar ayırdı. Çin ilk savaş gemisini üretti. Enerji kaynaklarının güvenliğinin sağlanmasının gelecekte çok daha önem kazanacağını düşünen Çinli yöneticiler, "ulusal çıkarları" için kıyılarını koruma politikasının yerini uzak denizleri savunma stratejisinin aldığını belirtiyor. ÖĞRENCİLERİ DÜNYA BİRİNCİSİ Başbakan Wen Jiabao'nun en fazla önem verdiği konulardan biri de eğitim. OECD, 2010 yılında Çin hükümetine bir mektup göndererek öğrencilerinin PİSA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) Sınavı'nda gösterdiği başarıdan dolayı kutladı. Çinli öğrenciler matematik ve fen bilimleri derslerinde dünya birinciliğini almışlardı. Çin son yıllarda eğitimde matematik ve fen bilimleri derslerinin yanı sıra bir de yabancı dile çok önem veriyor. Bu alanda başarılı olan öğrencilere özel imkanlar sunuluyor. Okullarda ders aralarında klasik müzik çalıyor. Ayrıca başarılı öğrenciler, bir müzik aleti çalmaları konusunda teşvik ediliyor. KONFÜÇYÜS'LE İMAJ DÜZELTİYOR Çin yüksek teknoloji, savunma sanayi ve eğitim gibi alanlarda önemli hamleler yaparken bir konuya daha çok büyük önem veriyor. Çin imajını dünyada düzeltmek için ünlü filozofları Konfüçyüs'un öğretisine dört elle sarılmış durumda. Komünist Parti iktidara geldikten sonra kısa bir dönem, Konfüçyüs'ün okunmasını yasakladı. Konfüçyüs'ün "görev aşkı", "çalışkanlık" ve "sadakat" ile ilgili düşüncelerini yeni Çin toplumunun temel taşları haline getiren Komünist Parti, dünya genelinde Konfüçyüs enstitüleri açarak bir yandan Çince eğitim veriyor, diğer taraftan kültürlerini tanıtıyor.
Çin ilk Konfüçyüs Enstitüsü'nü 2004 yılında Güney Kore'nin başkenti Seul'da açtı. 2010 yılına kadar 90 ülkede 300'den fazla enstitü kuruldu. Ülkelerin sosyo-kültürel yapılarına uygun etkinlikler düzenliyorlar. Madagaskar'da Konfüçyüs'ün 2561'inci doğum günü etkinliklerini düzenlerken, Ruanda'da Çin Halk Cumhuriyeti'nin 60'ıncı kuruluş yıldönümü kutlamaları yapılıyor. JAPONYA'DA HALKLA BEYSBOL OYNADI Ülkesinde siyasi reform ihtiyacını görmezden gelerek, küresel ekonominin tüm nimetlerinden yararlanma ilkesini benimseyen Başbakan Wen Jiabao'yu siyasi gözlemciler, "popülist" sözcüğüyle tanımlıyor. Olaylara hızlı müdahale yeteneğiyle bilinen Wen, halkın arasına karışmaktan, onlarla sohbet etmekten çekinmiyor. En önemli iki rakip ülke Japonya ve Güney Kore'ye yaptığı resmi ziyarette, bu ülkenin vatandaşlarıyla beysbol ve badminton oynayarak ülkesinin imajına katkı yaptı. Çin'de bazı insan hakları savunucuları, Wen'in siyasi reformlarla ilgili sarf ettiği sözcüklerin içinin boş olduğunu savunurken, bazıları da siyasi reformlardan tek bahseden kişinin Başbakan Wen olduğunu belirterek, bunun önemli olduğunu vurguluyor. "Dede Wen" mücevher uzmanı ve yatırımcı Zhang Peili ile evli. Eşi, Başbakan Wen'le kamuoyu önüne çıkmayı pek sevmiyor. Oğlu Wen Yunsong iletişim şirketi Unihub'ın yönetim kurulu başkanlığını yapıyor. Kızı Wen Ruchun ise özellikle Tayvan'da iş ilişkilerinden dolayı eleştirilerin hedefinde. 7 Şubat 2012 |
||||||||||||
|
IMF'den Çin'e Uyarı |
||||||||||||
Uluslararası Para Fonu, Çin'in ekonomik büyüme oranının bu yıl yarıya inebileceği uyarısında bulundu. Dünyanın ikinci büyük ekonomisinin bu yıl yüzde 8,2 büyüyeceğini öngören IMF, küresel ekonominin kötüleşmesi durumunda Çin ekonomisinin büyüme hızının yüzde 4'lere gerileyebileceğine dikkati çekti. Fon ayrıca, borç krizi karşısında ekonomiyi desteklemek için Pekin yönetiminin mali teşvikleri artırabileceğine işaret etti. Dünya Bankası da geçen ay yayımladığı raporunda, aralarında Çin'in de bulunduğu gelişmekte olan ülkeleri küresel ekonomide görülebilecek kötüleşmeye karşı uyarmış, söz konusu ülkeler için krizin 2008'deki küresel ekonomik krizden daha zorlu olabileceğine vurgu yapmıştı. 6 Şubat 2012 |
||||||||||||
|
Çin'de halk değil para konuşuyor |
||||||||||||
Çen'in pansiyonundan tam ayrılmıştık ki muhabbet siyasete döndü. Çin Seddi'nin birkaç yüz metre aşağısında yaşayan Çen, ülkedeki modern girişimciliğe uygun bir şekilde, evini vadide yürüyüş yapanlar için bir pansiyona dönüştürmüş. İşletmesi, kışın bu soğuk günlerinde, açık ve mavi gökyüzünün altında vadiyi soğuk rüzgârların süpürdüğü bu günlerde boş sayılır. Sıcaklık eksi dört ya da beş derecede. Çen, kazancını yine işletmesine yatırmış ve tek katlı evine birkaç oda daha eklemiş. Pencereleri plastik perdelerle örtülmüş pansiyonun bir duvarında Mao Zedung'un gençliğinden dev bir poster asılı. 'İşini bilen memurlar' Köyüne giden yolun kenarlarında tuğla yığınları var. Evlerini genişletmek için inşaata girişen köylüler tarafından sipariş verilmiş tuğlalar bunlar. Vadinin aşağısında, büyük yeşil bir reklâm panosu, buraya yeni bir turistik tesis yapılacağını söylüyor. İnşaatı, ortaklarını tespit edemeyeceğiniz büyük şirketlerden biri yapıyor. Özel sektörden insanların dışında, memuriyetiyle birlikte özel teşebbüse de giren ve yeri geldiğinde memuriyet yetkilerini özel sektör için kullanan kişilerin de bu şirketlerde paya sahip olduğuna kesin gözüyle bakabilirsiniz.
Turistik tesis devlete ait arazi üzerine inşa edilecek. Çin'de kağıt üzerinde tüm topraklar devlete ait. Köylülere de metrekare başına tazminat verilecek. Turistik tesisin inşaatıyla birlikte tuğla bulmanın zor olacağını hesaplayan köylüler, işte bu yüzden tuğlaları depolamaya başlamış. Çen'in bu konuda bir seçeneği yok. Çin Seddi'nin doğrudan aşağısında yer alan köyü, yatırımcılara güzel görünmüş. Bu halk cumhuriyetinde, para emirler verebiliyor. Köylülüğün umudu hâlâ Mao'da Mao'nun posterinin neden Çen'in duvarına asılı olduğunu anlayabiliyorum. Büyük İleri Atılım yıllarında milyonların açlıktan kırılmasına yol açtığı için düşman görülen Mao, köylü sınıfının kalkınması için bir proje ortaya koydu. Ayrıldıktan sonra konu, dediğim gibi siyasete ve seçimler mevzusuna döndü. "Çin'de seçimler yapılsa bu Çinliler için daha iyi olur muydu?" sorusunun muhtemel cevaplarını tartışıyorduk. Batılılar olarak, demokrasi yanlısı önyargılarımızı kabul ettik ve Çin'de zenginlerin hesap vermek zorunda olmamalarıyla ilgili hikâyelerden duyduğumuz şaşkınlığı konuştuk.
Demokrasi önyargısı Çen, İngiltere'de yaşıyor olsa, hükümeti değiştirmek için kendisine düşen rolü üstlenebilir ya da turistik tesis inşasıyla ilgili sorununu bir mahkemeye götürebilirdi. Fakat sonrasında, Fransa ve Amerika'daki seçimlerden konuşmaya başladık: "Sarkozy koltuğu bırakacak mı?", "Obama neden bir hayal kırıklığı oldu?" ve "ABD'deki başkan adayları neden saç spreylerine ya da 55 yaş üstü kişiler için satılan vitamin reklâmlarına neden benziyorlar?" gibi sorular sorduk. Önyargılarımız, hepimize bir tür rahatlık sağlar. Batı'daki imalat sanayisi ve istihdamı giderek Çin'e nakledilmeye devam ederken, Batılılar kendilerini "Bizde en azından demokrasi var" diye teselli ediyor. Boğazımıza yapışan kirli havayı teneffüs ettiğimiz başkent Pekin'de, resmi yayın organı olan Çin Günlüğü'nün İngilizce sürümünü satın aldım. Baş sayfasında Şanghay'daki bir balonun açılışını duyuran bir haber var. Batı gazetelerinin manşetlerinden inmeyen küresel ekonominin sorunları ise bu gazeteye pek uğramamış: Ticaret fazlasında küçük bir düşüş var o kadar. 4 Şubat 2012, Jeremy Paxman - BBC, Çin |
||||||||||||
|
Çin’de Milyonlarca Kişiye Su Uyarısı |
||||||||||||
Çin’in Liujiang nehrine bir madenden zehirli kadmiyum sızması çevredeki kentlerde paniğe yol açtı. Nehir suyu en az bir hafta kullanılamayacak Çin’in Liujiang nehrine bir madenden zehirli kadmiyum sızması çevredeki kentlerde paniğe yol açtı. Nehirdeki kadmiyum oranının yasal miktarın beş kat üstüne çıktığına açıklayan yetkililer nehir suyu kullanılmaması çağrısında bulundu. Su şebekesinde bir sorun olmadığı ve musluk suyunun içilebileceğinin vurgulanmasına rağmen paniğe kapılıp marketlere hücum eden halk raflarda şişe suyu bırakmadı. Devlet basın yayın organlarına göre kadmiyum sızıntısı nehrin 100 kilometrelik bir şeridini etkiliyor. 3,7 milyon nüfuslu Liju kenti de bu şerit içinde. Yetkililere göre, nehre zehirli madde karıştığı, ilk önce, 15 Ocak’ta, çok sayıda ölü balık bulunması üzerine ortaya çıktı. Kanserojen bir madde olan kadmiyumu etkisiz hale getirmek için nehre çok miktarda kireç tozu dökülüyor. Kadmiyumla temas edince köpüğe dönüşen kireç daha sonra nehirden toplanıyor. Kadmiyumun zehirli etkisine maruz kalmak için bu maddeyi yutmak şart değil. Uzmanlara göre içinde kadmiyum bulunan cisimleri ağza almak bile çocuklarda beyinsel gelişimini engelleyebiliyor. Yerli ve yabancı birçok uzman Çin’in su ve hava kirliliği gibi çevre sorunlarıyla mücadelesinin kentleşme ve hızlı ekonomik büyüme karşısında başarısız kaldığı görüşünde. 28 Ocak 2012 |
||||||||||||
|
Kadın korumalara ağır eğitim |
||||||||||||
|
Kadın korumalara ağır eğitim Çin'de ekonominin gelişmesi ve varlıklı sınıfın büyümesiyle birlikte güvenlik görevlilerine talep de artıyor. Ülkede milyonerlerin yüzde 30'u kadınlardan oluşunca, bu kişilerin ve ailelerinin korunması için de kadın güvenlik görevlileri eğitiliyor. Kadın koruma görevlileri dövüş tekniklerinden, dayanıklılığa, yakın koruma ve ileri sürüş tekniklerinden davranış biçimlerine kadar farklı eğitimlerden geçiyor. 25 Ocak 2012 |
||||||||||||
|
2011'de Çin'in Nüfus Oranları değişti |
||||||||||||
Dünyanın en kalabalık ülkesinin nüfus yapısı değişiyor. Çin'de şehir nüfusu tarihte ilk kez kırsal kesimdekini geride bıraktı. Çin dünyanın en kalabalık ülkesi. 1 milyar 347 milyonluk nüfusu ile nerede ise dünyada yaşayan her 5 kişiden biri Çinli. Şimdiye değin bu nüfusun büyük kısmı kırsal kesimde yaşıyordu. 2011'de ise ilk defa bu tersine döndü. Son açıklanan verilere göre nüfusun yüzde 51'inden fazlası artık şehirlerde yaşıyor. Bu oran aynı zamanda dünya ortalamasına da tekabül ediyor. Şehirleşmenin halen düşük olduğu Hindistan'da şehirli nüfus yüzde 30 iken Amerika Birleşik Devletleri'nde yüzde 82. Bu veri ülkelerin sanayi için kullanabildiği iş gücüne de işaret ediyor. Yıllardır en hızlı büyüyen ülke olan Çin, bunu olağanüstü büyüklükteki ucuz iş gücüne borçlu. Ülke, yaşlanma ile azalan iş gücünü kırsal kesimden gelen göçle telafi ediyor. 17 Ocak 2012 |
||||||||||||
|
AK Parti'yi Çin Komünist Parti'sine anlatacaklar |
||||||||||||
AK Parti Antalya İl Başkanı Mustafa Köse, Çin Komünist Partisi'nin AK Parti'yi tanımak için Türkiye'den istediği heyete başkanlık edeceğini belirterek, '10 yılda Türkiye'nin nereden nereye geldiğini anlatacağız' dedi. ANTALYA - AK Parti Muratpaşa İlçe Başkanı olarak göreve gelen Ali Kıvrak, Dedeman Otel'de düzenlenen toplantıda, yönetim kurulu üyelerini gazetecilerle tanıştırdı. Toplantıya katılan AK Parti Antalya İl Başkanı Mustafa Köse de katıldı. Çin Halk Cumhuriyeti'nde Çin Komünist Partisi'nin AK Parti'yi tanımak için Türkiye'den bir heyet istediğini de anlatan Mustafa Köse, Radikal gazetesinin haberine göre AK Parti Genel Merkezi tarafından konuyla ilgili görevlendirilen 7 il başkanından biri olduğunu vurguladı. Köse, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün itibariyle Ankara'ya gidiyorum. Oradan da Çin'e hareket edeceğiz. AK Parti hükümetinin politikalarıyla 10 yılda Türkiye'nin nereden nereye geldiğini anlatacağız. Aynı zamanda Türkiye'den gidecek heyetin de kafile başkanı olarak hem Türkiye'yi hem de Antalya'yı en iyi şekilde temsil edeceğim.” 12 Ocak 2012 |
||||||||||||
|
300 çalışan toplu intihara kalkıştı |
||||||||||||
Çin'de Xbox üretilen fabrikadaki 300 kişi kötü çalışma koşulları nedeniyle intihara teşebbüs etti. İSTANBUL - Doğu Çin’deki Wuhan’da yer alan Foxconn fabrikasının 300 çalışanı yönetimden maaşlarına zam istedi ancak olumsuz cevap aldı. Çalışanlardan işlerini bırakarak tazminat almaları ya da işlerine zam almadan devam etmeleri istendi. Want China Times’ın verdiği bilgilere göre, bunun üzerine fabrikada çalışan işçilerin çoğu ayrılmayı ve tazminatlarını almayı talep etti. Ancak bu kez de yönetim çalışanların tazminatlarını vermek istemedi. Alınan cevap işçilerin sabrını taşırınca fabrikanın çatısına çıkarak söz verilen tazminatın ödenmemesi durumunda atlayacakları söyleyen 300 işçi güçlükle aşağıya indirildi. DAHA ÖNCE 16 KİŞİ İNTİHAR ETMİŞTİ Net olarak işçiler ile yönetim arasında anlaşma sağlanıp sağlanmadığı konusunda bir bilgi bulunmuyor. Dünyanın en büyük elektronik üreticisi Tayvan merkezli Foxconn daha önce de benzer haberlerle gündeme gelmişti. Geçtiğimiz yıl Mayıs ayında yaşanan patlama sonucunda üç işçi hayatını kaybetmiş, 2010’nun ilk beş ayında 16 işçi çatıdan atlayarak intihar etmişti. 11 Ocak 2012 |
||||||||||||
|
Çin: Hiçbir ülkeye karşı tehdit değiliz! |
||||||||||||
Çin'den ABD'nin savunma stratejisine tepki Çin'den, ABD'nin yeni savunma stratejisinde yer alan,"Çin'in stratejik amaçlarının açık olmadığı" yönündeki ifadelere tepki geldi. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Liu Weimin bu ifadeleri "temelsiz ve güvenilmez" diyerek eleştirdi. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Liu Weimin, Pekin'in stratejik amacının belirgin, açık ve şeffaf olduğunu söyledi. Çin'in barışçıl kalkınmaya bağlı olduğunu ve savunmacı bir politika güttüğünü vurgulayan Liu, Pekin'in savunma modernizasyonunun bölgesel barış ve güvenliğin devamı için etkin rol oynadığını, hiçbir ülkeye karşı tehdit oluşturmadığını ifade etti. ABD'nin geçen hafta açıklanan yeni stratejisinde, Washington yönetiminin gelecekte kendisi için en büyük zorlukların bulunduğu alanlar olarak gördüğü Ortadoğu ve Asya Pasifik'e odaklanacağı belirtilmişti. Yeni stratejiye göre, Asya Pasifik'teki ABD askeri güçlerinin kurumsal varlığının geliştirileceği ve güçlendirileceği kaydedilmiş, Çin'in bölgesel liderlikteki yükselişi ve askeri potansiyelini artırması nedeniyle oluşan kaygılar üzerinde durulmuştu. 'İRAN YAPTIRIMLARI TEK BAŞINA SORUNU ÇÖZMEZ' ABD Hazine Bakanı Timothy Geithner'in Pekin'i ziyaretinden önce açıklama yapan, Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Cui Tiankai, Çin'in ticari ilişkileriyle İran'ın nükleer programının birbiriyle bağlantılı olmadığını, nükleer programı nedeniyle İran'a uygulanan yaptırımların tek başına sorunu çözemeyeceğini belirterek, sorunun görüşmeler yoluyla çözülmesi çağrısında bulundu. Çinli liderlerle görüşmelerde bulunmak üzere yarın Pekin'e gelecek olan Geithner'in ele alacağı konular arasında İran'a yaptırımların da bulunduğu belirtiliyor. Amerikalı yetkilinin Pekin'den, İran'a petrol ambargosuna destek sağlamaya çalışacağı kaydediliyor. 9 Ocak 2012 |
||||||||||||
|
2012 Türkiye’de “Çin Kültür Yılı” |
||||||||||||
Çin’le Türkiye arasındaki kültürel bağlantıyı güçlendirmek ve diplomatik ilişkileri kuvvetlendirmek amacıyla, 2012 yılı, “Türkiye’de Çin Kültür Yılı” olarak kutlanacak. Çok sayıda ilde gerçekleştirilecek 70’den fazla sanat ve kültür etkinliğiyle Çin Türkiye’de tanıtılacak “Türkiye’de Çin Kültür Yılı”nın Topkapı Sarayı-Mecidiye Köşkü’nde geçtiğimiz günlerde yapılan tanıtım toplantısında Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Çin’in Türkiye Büyükelçisi Gong Xiaosheng ve Çin’in İstanbul Başkonsolosu Zhang Qingyang bir yıl sürecek etkinliklerle iki ülkenin kültürel ve diplomatik ilişkilerinin daha da gelişeceğini vurguladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) işbirliğiyle gerçekleştirilecek olan 2012 “Türkiye’de Çin Kültür Yılı” iki ülkeyi birbirine daha çok yakınlaştırmayı amaçlıyor. “Kültür Yılı”, Türkiye'de düzenlenen ve Çin kültürünü anlatan en uzun, en yoğun ve en geniş kapsamlı program olacak. Etkinliklerde, Türk kamuoyuna zengin Çin kültürü ve dışa açılma ve reform sürecindeki modern Çin'i tanıtılacak. 12 Aralık’ta Ankara’da başlayan “Türkiye’de Çin Kültür Yılı” etkinlikleri, “İpek Yolu’nun Başlangıcı, Büyüleyici Çin” temasıyla bir yıl sürecek. “Kültür Yılı” boyunca edebiyat, sanat, kültürel miras, radyo ve sinema, eğitim, akrobasi, kukla sanatı gibi alanlarda İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Mersin ve Trabzon’un da aralarında bulunduğu çok sayıda kentte 70’den fazla etkinlik planlanıyor. “Kültür Yılı”, “İpek Yolu'ndan Yeni Sesler” Gala Gecesi ve “Renklerle İpek Yolu” adlı karma resim sergisiyle başlayacak. Ocak ve Şubat boyunca “Mutlu Bahar Bayramı” etkinlikleri, Nisan ayında Çin Film Festivali düzenlenecek. Ayrıca 23 Nisan’da Türkiye Uluslararası Çocuklar Günü'nde ve Mayıs ile Temmuz ayları arasında İstanbul Uluslararası Sanat Festivali'nde Çin Günü etkinlikleri yapılacak. Eylül’de “Çin Modern Sanatlar Sergisi” ve “Dunhuang Duvar Resimleri Sergisi”, Ekim ayında Çin ile Türkiye Milli Günü kutlama etkinlikleri gerçekleştirilecek. Aralık ayında da “Türkiye’de Çin Kültür Yılı” kapanış töreni düzenlenecek. 2013 yılında ise Çin, “Türkiye Kültür Yılı” ile Türk kültürüne ev sahipliği yapacak. 07 Ocak 2012 |
||||||||||||
|
Çin'in Kılıç Treni 500 km hız yapacak |
||||||||||||
Çin saatte 500 kilometre hızı aşacak şekilde tasarlanan yeni treni ''Kılıç''ın yapımını tamamladı. Tren birkaç ay içinde test sürüşlerine başlayacak. Şinhua ajansının haberine göre, Çin'in kuzeyindeki liman kentlerinden Çindao'da yapılan ve dış tasarımı kılıcı andıran tren, kamuoyuna tanıtıldı. Süratinin yanında teknolojik donanımı ve yolcu taşıma kapasitesindeki artışla da dikkati çeken ''Kılıç''ın birkaç ay sonra test seferlerine başlayacağı belirtildi. Çin'in en büyük tren üreticisi CSR Corp. Ltd tarafından yapılan tren, Çin'in antik bir kılıcından yola çıkılarak tasarlandı. GÖVDESİ PLASTİKTEN CSR Corp şirketinin baş teknisyeni Ding Sansan, kılıç şeklinde tasarlanan trenin gövdesinde plastik bir materyal kullanıldığını söyledi. Çin'de şu anda demiryolu ulaşımında kullanılan en hızlı araçlar, Pekin-Şanghay arasında çalışan, ''Gaotie'' olarak da bilinen ''Yeni Nesil Barış'' serisi. ''Gaotie'' serisi trenler, saatte 486 kilometre hıza ulaşabiliyor. Çin'de 90 bin kilometrelik toplam demiryolu ağının, 2020'de yeni açılacak hatlarla 100 bin kilometreye ulaşacağı tahmin ediliyor. 26 aralık 2011 |
||||||||||||
|
Başkaldıran Çinli köylülere Gıda Ablukası |
||||||||||||
Çin'in güneyindeki Guangdong eyaletindeki bir köyde toprak anlaşmazlığı ile patlak veren gerilim, bir köylünün gözaltında ölümü ardından iyice tırmandı. Wukan köyünün sakinleri, köye giriş çıkışın büyük oranda engellendiğini söylüyor. Reuters haber ajansı köy çevresindeki sıkı önlemlere rağmen, bugün binlerce kişinin yeniden gösteriler düzenlediğini bildiriyor. İnternete yüklenen görüntülerde, köylülerin ellerinde pankartlarla eylem yaptığı görülüyor. Eylemlere tanık olan bir gazeteci de BBC'ye köylülerin polis ve resmi yetkilileri köyden kovaladığını söyledi. Daily Telegraph muhabiri Malcolm Moore, köylülerin meydanda toplanıp üç saat boyunca sloganlar attığını anlattı. Moore, "ölen köylü için yas tutan göstericiler, adalet talep etti, kan borcunun ödenmesini istedi ve köye haksızlık edildiğini savundu." dedi. Moore, tüm yetkililerin köyden kovalandığını belirterek "Bugün karakola gittik. Dış mahallelerdeki üç katlı bu bina tamamen boştu. Kapılar kilitliydi ve ölen köylünün resmi kapıya asılmıştı" dedi. Gerilim aylardır sürüyor Wukan halkı, aylardır yerel yöneticilerin topraklarına el koyduğunu ve hakettikleri tazminatı ödemediklerini savunuyor. Çin resmi yayın organları, polisin gözaltına aldığı Xue Jinbo'nun kalp yetmezliğinden öldüğünü bildirirken, Wukan halkı polisin köyün temsilcisi olan Xue'ye saldırdığını söylüyor ve merkezi yönetimin duruma müdahale etmesini istiyor. Yerel yönetim Xue'nin Eylül protestolarında rol oynadığını belirterek, geçen hafta Xue'yi bir grup köylüyle birlikte gözaltına almıştı. Pazartesi günüyse Xue'nin "aniden rahatsızlanarak öldüğü" açıklandı. Yakınları, Xue'nin vücudunda kötü muamelenin izlerinin görüldüğünü savunurken, yetkililer Xue'nin bedeninde, bilekleri ve dizlerindeki birkaç çürük dışında "ciddi bir yara" bulunmadığını bildiriyor. Wukan köylüleri, Eylül ayında da protesto eylemlerine girişmiş, karşılarına çıkan birçok şeyi yakıp yıkmışlardı. Bir inşaat projesi için belirlenmiş arazide dikilen duvar yıkılmış, resmi daireler tahrip edilmiş ve ateşe verilmişti. Köydeki İngiliz gazeteci Moore, şimdi köylülerin ablukaya alınıp yiyeceksiz kalmaktan korktuğunu belirtiyor. Ellerindeki stokların bir hafta-10 gün yeteceğini kaydediyor. Çin'in kırsal kesimlerinde toprak anlaşmazlıkları alışılmadık bir olgu değil. Ama Wukan'daki anlaşmazlığın daha büyük çapta ve yoğunlukta geliştiği; yöre halkının yetkililere meydan okumaya hazır olduklarının gözlendiği aktarılıyor. Bu arada yerel komünist parti başkanı Zheng Yanxiong, Wukan'daki protestolara son verilmesi çağrısında bulundu; hükümetin sorunları çözmek için çaba harcayacağını kaydetti. 14 Aralık 2011 |
||||||||||||
Çin'in Guangdong bölgesindeki balıkçı köyü Wutan'da, köylülerin yerel yöneticileri protesto gösterisi alınan bütün önlemlere rağmen sürüyor. 13 bin nüfuslu köy, hafta başından bu yana güvenlik kuvvetlerinin kuşatması altında. Köy çevresine barikatlar kuran köylüler, yerel yöneticileri haksız yere topraklarını istimlak etmekle, yolsuzluk ve vurgunculukla suçluyor, Başbakan Wen Jiabao'nun duruma el koymasını istiyor. Eskiden de yoksul olduklarını söyleyen köylüler, şimdi topraklarının bile yerel yöneticiler tarafından gasp edildiğini belirtiyor. Ajanslar, Çin'de her yıl binlerce köylü eylemi olduğuna, ancak bunların nadiren basına yansıdığına dikkat çekiyor. 17 Aralık 2011 |
||||||||||||
|
Çin'i protesto eden Tibetli Rahip kendini yaktı |
||||||||||||
Çin'in güneybatısındaki Sichuan eyaletinde, Pekin yönetiminin Tibet bölgesinde uyguladığı dini kısıtlamaları protesto eden Tibetli bir rahip sokak ortasında kendini yaktı. Özgür Tibet İçin Öğrenciler adlı Çin karşıtı grup tarafından yayınlanan video görüntülerinde, 35 yaşındaki Palden Choesto adlı kadın rahip yanarken görülüyor. Grup tarafından yapılan açıklamada videoyu Çin dışına çıkarabilmek için her türlü riskin göze alındığı belirtilirken kadın rahibin kendini yakma tarihi 3 Kasım olarak belirtildi. Görüntülerde rahibin fazla kımıldamadan durduğu ve sonra yere çöktüğü görülüyor. BÖLGEDE BENZER OLAYLAR YAŞANMIŞTI Bölgede buna benzer olaylar yaşanmış ve Tibetli iki rahip, Çin’in dini kısıtlamalarını protesto etmek amacıyla kendilerini ateşe vermişlerdi. Daha öncede Kirti Manastırı’nda iki rahip kendini yakmıştı. 'KENDİNİ FEDA EDECEK ÇOK TİBETLİ VAR' Olay sonrası, Özgür Tibet adlı grup tarafından yapılan açıklamada, “Uluslararası kamuoyunun dikkatini dünyanın en büyük ve en uzun süreli insan hakları krizlerinden birine çekmek için yaşamları feda etmeye kararlı çok sayıda genç ve cesur Tibetli olduğu" bildirilmişti. 22 Kasım 2011 |
||||||||||||
|
Çin 'sosyal medya devrimi'ni dizginleyebilir mi? |
||||||||||||
Çin'i başkenti Pekin'in hemen dışındaki Longquan Tapınağı, Çin'de modern hayatın izlerini sürmek için, alışılmadık bir tercih. Burası, Budist geleneklerini bini aşkın yıldır aralıksız uygulayan bir yer. Ama bu manastır şu sıralarda bir tür dönüşümden geçmekte. Bu dönüşümün ardında ise yüksek teknolojiye dayalı bir elektronik iletişim ağı, internet var. Çin'de mikrobloglar bir hayli popüler ve manastırın başrahibinin bile mikrobloğu var. Neler yaptıklarını anlatan başrahip aynı zamanda inançlarının da tanıtımını yapıyor. Çin'de bu tür sitelerin on milyonlarca üyesi var. İnternet şirketi Sina'nın işlettiği Weibo adlı mikroblog portalı çok popüler, tam 200 milyon kişinin kullandığı tahmin ediliyor. Çin, sosyal istikrarsızlığa yol açacağı gerekçesiyle medya ve özellikle internette sıkı sansür ve denetim uygulamasıyla biliniyor. Kimi haber siteleri, sosyal paylaşım ağı Facebook ya da Twitter'ın takip edilmesi yasak. Ancak mikroblog siteleri ve genel anlamda internet, halka kendilerini daha önce hiç yapmadıkları şekilde ifade etme fırsatı veriyor. Siyasi aktivistlerin yeni bir silahı da mikrobloglar. Wang Lihong gibi eylemciler, kendilerini rahatsız eden konuları anında mesajlarla, internet ortamında yayabiliyor. Wang, şu anda hapiste. Ama oğlu, annesi daha mahkeme salonundan çıkmadan, hakkındaki cezanın internete düştüğünü anlatıyor. Oğul Qi Jianxiang'a göre "Mikrobloglar, klima gibi. Bir kez kullanmaya başladınız mı vazgeçemiyorsunuz. Şimdiye dek onlarsız nasıl yaşadığınızı anlayamıyorsunuz."
Google'un Çin ayağının eski genel müdürü Lee Kai-Fu'nun mikrobloglar üzerine bir kitabı var. "Çin'in yönetim şeklini değiştirmekte olan bir devrim yarattıklarını savunuyor." "Bu tür siteler hükümet yetkililerini halkın bilgiyi nasıl yaydığı, seslerini nasıl yükselttiği konusunda en azından düşünmeye sevkedecek, onları hızlandıracak." Çin hükümeti kaygılı. Çeşitli komisyonlarda neler yapılması gerektiği tartışılıyor. Zira Pekin yönetimi, halkı geleneksel medya üzerinden yönetmeye alışkın. Hükümet bu tür sitelere yanıtını onları birer birer sansürleyerek veriyor. Kimi yetkililer de halka mikrobloglar üzerinden ulaşmayı deniyor. Mikroblogların getirdiği sosyal devrime inananların sayısı çok. Bu sosyal ağı sınırlamak ya da gücünü kırmak ise öyle kolay olmayacağa benziyor. Resmi rakamlara göre Çin'de 450 milyon kişi internet kullanıyor. Bu rakam, nüfusun yaklaşık üçte birine denk geliyor. 3 Kasım 2011 |
||||||||||||
|
Çin'in uzay istasyonu projesinin ilk modülü fırlatıldı |
||||||||||||
Çin tarafından tasarlanan insansız uzay aracı yolculuğuna dün gece başladı. Televizyon ekranlarından canlı yayınlanan fırlatma işleminin dokuzuncu dakikasında modülü taşıyan üst gövde araçtan ayrıldı. Çin'in kuzeybatısındaki Gobi çölünden fırlatılan Şenzou 8 adlı modül, Tiangong 1 kapsülüne kenetlenecek. Eylül'de fırlatılan kapsül, Çin'in 10 yıl içinde kurmayı planladığı uzay istasyonu projesinin ilk ayağını oluşturuyor. Önümüzdeki yıl en az biri insanlı olmak üzere iki benzer girişimin daha yapılması planlanıyor. 01 Kasım 2011 |
||||||||||||
|
Çin ve Almanya işbirliğini uzaya taşıdı Çin uzay aracı Şıncou -8, taşıdığı Alman yapımı düzenekle ile birlikte “Tiangong 1“ kapsülü ile kenetlendi. İddialı uzay programıyla ilgi çeken Çin, 2020 yılına kadar uzay istasyonu inşa etmeyi hedefliyor. "Şıncou - 8" adı verilen uzay mekiği Çin’in kuzeybatısındaki Ciuçüan üssünden fırlatılırken Alman bilim insanları da orada bulunuyordu. Yabancı bilim insanları ile çalışmak Çin'in uzay araştırmalarında aslında bir ilk. Almanya'nın Bonn kentindeki Alman Havacılık ve Uzay Merkezi'nde "Şıncou - 8" için, yeryüzünün etrafında 17 gün boyunca dönecek olan bir deneme düzeneği, daha doğrusu bir tür uzay laboratuvarı geliştirildi. "Simbox" adı verilen düzenekte 40 adet sigara kutusu büyüklüğünde bölümler bulunuyor. Alman Havacılık ve Uzay Merkezi’nden (DLR) Peter Preu, bu düzenekte yer çekiminin olmadığı ortamda 17 biyolojik ve tıbbi deney gerçekleşeceğini söyledi: "Aralarında bağışıklık sistemi ile ilgili deneyler bulunuyor, ayrıca kanser hücreleri konusunda araştırmalar yapılacak. Ayrıca oraya götürülen salyangoz ve yosunlarla küçük bir ekolojik sistem deneyi de gerçekleştirilecek. Protein kristalizasyonu işlemi de yapılabiliyor."
Çin'in ilk adımları “Şıncou - 8“, Eylül ayı sonunda yörüngesine yerleşen “Tiangong 1“ kapsülü ile Çarşamba günü kenetlendi. Bu tür uzay araçlarının birbiri ile kenetlenmesi ABD ile Rusya için artık rutin haline geldi. Çinli uzay bilimleri uzmanı Ki Faren, Çin’in yeni bir dünyaya adım attığını söylüyor:
“Bu kenetlenme teknolojisi mevcut teknolojiler içinde en karmaşık olanı ve riskleri çok. İki uzay mekiğinin aynı yörüngede yer almalarını ve sonra da ayrılmalarını sağlamak gerekiyor.” Çin uzay istasyonu kuracak Kenetlenmenin başarıyla gerçekleşmiş olması Çin’in uzay programı açısından büyük önem taşıyor. Çin, 2020 yılına kadar uzay istasyonunu tamamlamak istiyor. Çin, ilk uzay istasyonunun yapımında Almanya ile işbirliğini artırmayı da hedefliyor. Bahardan bu yana yeni ortak projeler için görüşmelere başlandı. Alman Havacılık ve Uzay Merkezi’nden Peter Preu, Şıncou 8'de yer alan "Simbox" adlı düzeneğin geliştirilmesinin iyi bir başlangıç olduğu görüşünde: “İnsanlı uzay yolculukları alanında iki taraf için de yepyeni bir ortaklık doğuyor. Bu ortaklık Alman araştırmaları ve Alman bilim insanlarına yeni uzay yolculuğu olanakları sunuyor. Diğer yandan da Almanya’nın bilimin bu alanında öncü olduğunu bir kez daha vurguluyor.“ Almanya, ABD ve Rusya ile de Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) işbirliği yapıyor. Peter Preu, Almanya’nın Çin ile çalışmalarının rekabet olarak algılanmaması gerektiğini belirtiyor. Preu, planlandığı gibi Uluslararası Uzay İstasyonu’nun görevine ileride son verilmesi halinde Çin uzayda çalışmaları olan tek ülke konumunda olacak. 02.11.2011 |
||||||||||||
|
Cep Telefonu kullanan Çinli sayısı 1 milyara dayandı |
||||||||||||
1.7 milyar nüfuslu Çin'de cep telefonu kullananlar 950 milyonu geçti. Çin'deki cep telefonu kullanıcılarının sayısının Eylül ayı sonunda 952 milyon 310 bini bulduğu bildirildi. Sanayi ve Enformasyon Bakanlığı'nın internet sitesinden yapılan açıklamada, Eylül ayında cep telefonu kullanıcılarına 12 milyon 220 bin kişinin katıldığı belirtildi. Ülkede, 3G cep telefonu kullananların sayısı 102 milyon 460 bine ulaştı, sabit telefon kullanıcılarının sayısı ise Eylül ayı sonunda 363 bin azalarak 288 milyon 430 bine indi. Yılın üç çeyreğinde geniş bant internet kullanıcılarının sayısı 23 milyon 640 bin artarak 149 milyon 930 bini bulduğu Çin'de internete telefonla bağlananların sayısı ise 198 bin azalarak 5 milyon 700 bin olduğu açıklandı. 27 Ekim 2011 |
||||||||||||
|
Çin'e Akaryakıt Yetmiyor |
||||||||||||
Çin'de, başta büyük şehirler olmak üzere iç kesimlerdeki benzinliklerde dahil dizel akaryakıt sıkıntısı yaşanıyor. Ulusal basında yer alan haberlere göre, dünyanın en hızlı gelişen ekonomisi olan Çin, ciddi dizel akaryakıt sıkıntısı çekiyor. Çin Milli Kalkınma ve Reform Komisyonu bu yılki dizel yakıt kaynaklarının geçen yıllara oranla daha az olduğunu kaydederek, ülkede dizel akaryakıt fiyatlarının düşürüldüğünü belirtti. Ülkenin doğusundaki Cıciang eyaletinde özellikle fiyatların düşürülmesinin ardından benzin istasyonlarında dizel akaryakıt bulunmadığı ifade edilen haberlerde, mevcut stokların satıldığı kaydediliyor. Çin'de geçen yıllarda yaşanan dizel akaryakıt sıkıntılarında ülkenin gelişmiş ve zengin bölgeleri daha fazla etkilenirken, bu yıl ülkenin iç kesimlerindeki eyalet ve kentler de etkilenmeye başladı. Ülke içerisinde yapılan taşımacılığa tesiri olan yakıt sıkıntısı nedeniyle birçok kamyon sürücüsü uzun seyahatlere çıkmaya cesaret edemiyor. Ülkenin iki büyük akaryakıt tedarikçisi Petrochina ve Sinopec, akaryakıt piyasasının yüzde 80'ine hakim olması nedeniyle akaryakıt sıkıntılarında kamuoyu tarafından sorumlu tutuluyor. Zira Çin medyası da dahil olmak üzere birçok uzman hükümetin fiyatı düşürmesinin ardından bu iki devlet şirketinin hükümete baskı yapmak için dizel akaryakıtı stokladığını iddia ediyor. Bu suçlamalara karşın iki firma suçlamaları reddederek, rafinerilerin tam kapasite çalıştığını savunuyor. 24 Ekim 2011 |
||||||||||||
|
18 Kişi görmezden geldi; Çinli çocuk öldü |
||||||||||||
Çin'in Guangdong eyaletinde geçen hafta bir kamyon şoförünün çarpıp kaçtığı, ardından yoldan geçenlerin görmezden geldiği iki yaşındaki çocuk, aldığı yaralar nedeniyle hayatını kaybetti. Wang Yue, olaydan beri hastanede tedavi altındaydı. Wang Yue'nin başına gelenler, Çin'de büyük tartışma yaratmıştı. Zira çocuğa kamyonun çarpıp kaçtığı an, kameralara yakalanmış, kayıtlarda ardından yoldan geçen 18 kişiden birinin bile, durup çocuğa yardım etmediği görülmüştü. Olayın ardından eyalet yetkilileri halkı tehlike altında ya da zor durumdakilere yardım etmeye mecbur eden bir yasa tasarısını görüşmeye başladı. Asla yasalaştırılmasa bile, böyle bir tasarının gündeme gelmiş olması bile Çin'de bu olayın yarattığı öfkeyi gözler önüne seriyor. BBC Pekin muhabiri Michael Bristow'un aktardığına göre yasa tasarısı iktidardaki komünist parti, bakanlıklar ve çeşitli kuruluşlar tarafından görüşülüyor. Tasarının yasalaşması halinde eyalette yardıma muhtaç insanları umursamamak ya da görmezden gelmek suç teşkil edecek. Bristow, insanların merhametli davranmaya nasıl teşvik edileceği konusunda milyonlarca yorum yapıldığını, bir çoğunun, çocuğa yardım etmeyenlere öfkesini dile getirdiğini söylüyor. Ancak bu konuda bir yasa çıkarılmasına herkes olumlu bakmıyor. İnsanların yasal bir boşluktan ziyade, merhamet ve şefkat duygusunun yoksunluğundan rahatsız oldukları anlaşılıyor. 21 Ekim 2011 |
||||||||||||
|
Çin'in 'pahalanan' işgücü dengeleri değiştirir mi? |
||||||||||||
Dünyanın ikinci büyük ekonomisinde işçiler daha fazla ücret ve çalışma koşullarında iyileşme istiyor. Bir işçi hakları örgütüne göre, grev ve eylemlerle bunda başarı da sağlıyorlar. Çin, küresel krize rağmen, ekonomisi büyümeye devam edebilen az sayıda ülkeden biri. Bunu da, büyük oranda ihracata ve ihracatı cazip kılan ucuz işgücüne borçlu. Ancak Çinli işçiler, artık dünyanın ucuz işgücü olmak istemiyor, ücret artışı ve daha iyi çalışma koşulları talepleri artıyor. Çin İstihdam Bülteni adlı işçi hakları örgütünün raporuna göre, toplu sözleşme ve grevler sayesinde istediklerini almakta başarılı da oluyorlar. Bu ise, son yıllarda Çin'e yönelen muazzam sermaye ve yatırım akışı stratejisinin gözden geçirilmesine yol açabilir. ABD'de yapılan bir araştırma, Çin'de işçilik maliyetinin yükselmesi ile bazı Amerikan şirketlerinin istihdamı ülkelerine geri çekmeyi seçebileceğini gösteriyor. 14 Ekim 2011 |
||||||||||||
|
'Haksız' arazi satışı Çinlileri ayaklandırdı |
||||||||||||
Çin'in en kalabalık vilayeti olan Guangdong'a bağlı bir kentte, tarım arazilerinin müteahhitlere satıldığı haberleri halkı ayaklandırdı. Yetkililer Lufeng kentinde son iki günde yaşanan çatışmalarda 12 polis memurunun yaralandığını, altı polis aracının ateşe verildiğini ve hükümet binalarının hasar gördüğünü açıkladı. Kent sakinleri eylemcilerden de yaralananlar olduğunu söylüyor. Çin'de her yıl düzenlenen binlerce protestonun pek çoğu yerel yönetime tepkilerden kaynaklanıyor. Yeni inşaatlar için tarlaları kamulaştırılan çiftçilerin düzenlediği eylemler sıkça gündeme geliyor. Bölgeden gelen haberlere göre, Wukan köyündeki eylemlere binlerce kişi katıldı. Güney Çin Sabah Postası (South China Morning Post) adlı İngilizce gazete, protestocuların hedef aldığı binalar arasında Komünist Parti'ye ait bir merkez, bir karakol ve bir sanayi sitesi olduğunu yazdı.
Eylemcilerin parti yetkililerinin arazilerini müteahhitlere rüşvet karşılığı sattığına inandığı kaydediliyor. İnternette yer alan fotoğraflarda, köylülerin 'atalarımın topraklarını iade et' yazılı bir pankart taşıdığı görülüyor. Yetkililer: Protesto var, ama küçük Çinli yetkililer ise protestolara sadece bir kaç yüz kişinin katıldığını bildirdi. Yapılan resmi açıklamada gerginliğe bir arazi anlaşmasının yol açtığı kabul edildi, polisin bir çocuğu öldürdüğü yolundaki söylentinin ise öfkenin kabarmasına neden olduğu savunuldu. Asılsız denilen bu dedikoduyu yayanların "art niyetli kişiler olduğu", köylüleri bir sınır karakolunu basmaya kışkırttıkları kaydedildi. Rüşvetçi yetkililerin müteahhitlerle işbirliğine giderek tarım arazilerini çiftçilere yeterli tazminat vermeden sattığı sıkça dile getirilen bir şikayet. Bu gibi durumlarda çiftçilerin korunması amacıyla çıkarılmış yasalar var. Ancak bunlar çoğu zaman yerel düzeyde göz ardı edilebiliyor. Çin Başbakanı Wen Jiabao geçtiğimiz aylarda Ulusal Halk Kongresi'ne hitaben yaptığı konuşmada, Çin'in toplumsal istikrar sağlamak istiyorsa yolsuzlukla mücadele etmesi ve gelir dengesizliklerine çözüm sunması gerektiğini söylemişti. 23 Eylül 2011 |
||||||||||||
|
Çin'de yılda 287 bin kişi intihar ediyor |
||||||||||||
Çin'de yılda ortalama 287 bin kişinin intihar ettiği bildirildi. Uzmanlar intiharın Çin'deki ölüm nedenleri arasında beşinci sırada olduğunu açıkladı. PEKİN - Çin Hastalıklarla Mücadele ve Kontrol Merkezi tarafından yayımlanan verilere göre, Çin'deki ölümlerin yüzde 3,6'sı intihar yoluyla gerçekleşiyor. Çin'deki intihar vakalarının yüzde 75'i kırsal kesimde görülüyor. Söz konusu merkezin internet sayfasında yer alan yazıda, Çin'deki intihar eğiliminin diğer ülkelerden farklı olduğu ileri sürüldü. Yazıda Çin'de intihar vakalarının kadınlar arasında erkeklerden yüzde 25 fazla olduğuna, oysa gelişmiş ülkelerde intihar eden erkek sayısının kadınların 3 misli olduğuna işaret edildi. İntihar Çin'deki ölüm nedenleri arasında beşinci sırada, 15-34 yaş grubundaki ölüm nedenleri arasında ise ilk sırada yer alıyor. Çin'de her yıl 2 milyon kişi intihara teşebbüs ediyor. Bu sayı 50 yıl öncesine göre yüzde 60 arttı. 08 Eylül 2011 |
||||||||||||
|
Çin'de Hızlı Tren Kazası |
||||||||||||
Çin'de iki hız treninin çarpışması sonucu çok sayıda kişi hayatını kaybetti. Çin'de Cumartesi günü iki hız treninin çarpışması sonucu, en az 35 kişi hayatını kaybetti, 200 kişi de yaralandı. Kaza ülkenin doğusundaki Cıciang eyaletinde meydana geldi. Kazaya yıldırım çarpması sonucu oluşan elektrik kesintisinin sebep olduğu bildirildi. İki trenin çarpışması sonucu, duran trene ait dört vagonun 30 metre yükseklikteki bir köprüden düştüğü bildirildi. Çin Başbakanı Ven Jiabao ve Çin Cumhurbaşkanı Hu Cintao kurtarma çalışmaları için tüm imkanların seferber edilmesi çağrısı yaptı. Çin haber ajansı Şinhau yaralıların, köprüden sarkan vagonlardan çıkarılmaya çalışıldığına yer verdi. Vagonlardaki birçok yaralı yolcunun da de tren camlarını kırarak kurtulmaya çalıştıkları bildirildi. Tren kazasında hayatını kaybedenlerin arasında iki de yabancı bulunuyor. Kurtarma çalışmaları Pazar sabah saatlerinde sona erdi. Yaklaşık bin 500 yolcunun bölgedeki okullara tahliye edildiği ve ağır yaralı yolcular için yaklaşık 500 bölge sakininin kan bağışında bulunduğu bildirildi. 24/07/2011 |
||||||||||||
|
Dünyanın en uzun deniz köprüsü (42,5 km.) Açıldı |
||||||||||||
5200 kolonun üzerine inşa edilen ve 42,4km uzunluğuyla 'dünyanın en uzun deniz köprüsü' unvanını kazanan Ciazou Körfezi Köprüsü Çin'de trafiğe açıldı. Çin devlet basını, köprünün tüm kontrolleri yapıldıktan sonra Perşembe günü trafiğe açıldığını bildirdi. Denizin dibindeki bir tünele bağlanan köprü, 4 kilometre farkla Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Lake Pontchartrain Causeway'i geride bırakarak 'dünyanın en uzun deniz köprüsü' sıfatına hak kazandı. Yapımı dört yılda tamamlanan köprünün 1,5 milyar dolara mâl olduğu belirtiliyor. Köprüden günde 30 bin aracın geçmesi bekleniyor. 02/07/2011 |
||||||||||||
|
Çin Komünist Partisi 90 yaşında |
||||||||||||
Çin Komünist Partisi bundan 90 yıl önce 53 üyeyle kuruldu. Bugün 80 milyondan fazla üyesi bulunan Parti dünya nüfusunun beşte birinden daha fazlasını yönetiyor. Dünyanın en büyük ikinci ekonomisini kontrol eden partinin halktan gördüğü ilgi hiç olmadığı kadar yüksek.
Ancak elde ettiği başarı ve desteğe rağmen, Çin Komünist Partisi, ifade özgürlüğü ve demokrasi konusunda yoğun eleştiri altında. 01/07/2011
|
||||||||||||
|
Çin'in 350 km/saat Yeni hızlı Tren denemesi |
||||||||||||
Çin saateki hızı 350 kilometreyi bulan yeni bir hızlı trenin denemesini yaptı.
Başkent Pekin ve Şangay kentleri arasında çalışacak tren, iki kent arasındaki 1318 kilometrelik yolu yaklaşık beş satte alıyor. Tren, ülke çapında inşa edilmesi planlanan hızlı tren şebekesinin bir parçası. Hızlı trenler, çok pahalı ve tehlikeli derecede hızlı oldukları gerekçesiyle eleştiriliyordu. Hükümet eleştiriler karşısında azami hızı saatte 306 kilometre olarak belirledi, bilet fiyatlarında da indirime gidildi. 27/06/2011 |
||||||||||||
|
Çin'de Sel Bilançosu Yükseliyor. |
||||||||||||
Bazı bölgelerde felaket alarm seviyesi, en yüksek seviye olan 4'e yükseltildi Çin'in iç ve güney kesimlerinde uzun süredir devam eden şiddetli yağışlar nedeniyle en üst seviyede alarm verildiği ve toplam 555 bin kişinin bulundukları bölgelerden tahliye edildiği bildirildi. China Daily gazetesinin haberinde, Yangzı nehri deltasındaki 7 eyalet ve bölgeye, kuraklığın ardından başlayan şiddetli yağmurlar nedeniyle kurtarma ekiplerinin sevk edildiği belirtildi. Anhui, Cıciang, Ciangşi, Hubey, Hunan, Sıçuan, Guicou eyaletleri ve Çongçing kentinde son dört gün içerisindeki sağanak yağışlar nedeniyle 19 kişinin öldüğü, 7 kişinin ise kaybolduğu kaydedildi. Çin bazı bölgelerde felaket alarma seviyesini en yüksek seviye olan 4'e yükseltti. Yetkililer şiddetli yağışların pazar gününe kadar süreceğini belirtti.
17/06/2011 Ölü sayısı 175'e yükseldi Çin'de bu ay şiddetli yağışların ardından gelen sellerde 175 kişi hayatını kaybetti 86 kişi kayboldu Ulusal basında yer alan haberlere göre, Yangzı nehri deltasının etrafındaki eyaletler başta olmak üzere, ülkenin güneyinde ve güneybatısındaki birçok eyalet şiddetli yağmur ve sellerden olumsuz etkilendi. Çin Vatandaşlık İşleri Bakanlığı, felaketlerden ülke genelinde 36,57 milyon insanın etkilendiğini, 510 yerleşim biriminde 1,64 milyon kişinin daha güvenli bölgelere yerleştirildiğini kaydetti. Bakanlık, felaket nedeniyle meydana gelen doğrudan ekonomik kaybın 5,41 milyar ABD doları olduğunu açıkladı. İlgili birimlerin birçok eyaleti, gelecek hafta da sürmesi beklenen şiddetli yağmur ve buna bağlı felaketlere karşı uyardığı bildirildi. 21 Haziran 2011 |
||||||||||||
|
Çin sokaklarında ilk isyan başladı |
||||||||||||
Çin’de önceki gün Arap Baharı’nı aratmayan gösteriler düzenlendi Tunus’ta “Yasemin Devrimi”ni bir zabıta tarafından tokatlandıktan sonra kendini yakan Muhammed Buazizi ateşlemişti. Çin’de de gösteriler 20 yaşındaki hamile bir göçmen seyyar satıcının bir güvenlik görevlisi tarafından yere itilmesi ile başladı. Cuma günü olayın meydana geldiği Zengçeng kasabasında Çinliler sokaklara döküldü. Güvenlik güçlerine taş ve tuğla atan göstericiler, 6 polis arabasını yaktı. Polis de göstericilere göz yaşartıcı gaz ile karşılık verdi. Cuma gecesi Çin’in twitter’ı Sine Weibo’da ters çevrilmiş polis arabası fotoğrafları ile kadın seyyar satıcıya destek mesajları paylaşıldı. Cumartesi günü devletin yaptığı arazi yolsuzluklarını araştıran bir milletvekilinin gözaltında öldüğü haberinin gelmesi ile gösteriler Xintang şehrine de sıçradı. Burada hükümet binalarını kuşatan 2 bin Çinli yine güvenlik güçleri ile çatıştı. Haftasonu ülkede artan gerilimle birlikte hükümet tarafından Xintang ve Zengçeng bölgelerinde zırhlı araçlar konuşlandırılarak, protestoların önü alınmaya çalışıldı. Amerikan yayın kuruluşu CNN’e konuşan bir iş adamı ise Zengçeng’de gerginliğin halen devam ettiğini belirtti. Çin’deki kötü çalışma koşullarının yanı sıra, büyük şehirlere getirilen işçilerin yaşam standartları da oldukça düşük. Ayrıca devlet kalkınma adına bir çok vatandaşı yerinden ederek arazileri tazminat ödemeden istimlak ediyor. 15/06/2011 |
||||||||||||
|
Çin Deniz Anlaşmazlığında Kuvvete Başvurmayacağını Açıkladı |
||||||||||||
Zengin petrol ve doğal gaz yataklarının bulunduğu bölgede Çin’le birlikte Vietnam, Filipinler, Bruney, Tayvan ve Malezya da hak iddia ediyor. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hong Lei, ülkesinin güç kullanmayı düşünmediğini söyledi ve Amerika’ya atıfta bulunarak, anlaşmazlığa taraf olmayan ülkelere bölge işlerine karışmamaları uyarısında bulundu. Sözcünün atıfta bulunduğu konu Amerikan Kongresine sunulan bir yasa tasarısıyla ilgili. Demokrat Partili Senatörü Jim Webb ve Cumhuriyetçi Partili Senatör James Inhofe tarafından sunulan tasarıda, Çin hükümeti deniz anlaşmazlıklarını askeri güçle çözmekle suçlanıyor. İki senatör, Güney Çin Denizi’nde uluslararası deniz ulaşımının aksamaması ve engellenmemesi için Amerikan donanmasına yetki verilmesin istiyor. Amerika, anlaşmazlığa taraf ülkeleri diyaloga teşvik etmekle birlikte son gelişmelerle ilgili olarak yorumda bulunmamayı tercih etti. Hanoi hükümeti geçen hafta bir Çin balıkçı gemisinin, bölgede sondaj çalışmaları yapan Vietnam petrol arama gemisine kasıtlı olarak çarptığını açıklamıştı. Pekin hükümeti ise balıkçı gemisinin Vietnam gemisinin kablolarına takıldığını ve bir saatten fazla bir süre sürüklendiğini iddia ediyor. 14/06/2011 |
||||||||||||
|
Güney Çin Denizi'nde gerilim |
||||||||||||
Çin, dış güçlerin müdahil olmasını istedi Pekin yönetimi dış güçlerin Güney Çin Denizi'ndeki sınır anlaşmazlığıyla ilgili tartışmalara karışmasına karşı olduğunu açıkladı. Vietnam yönetimi bundan önce ABD dahil diğer ülkelerin zengin kaynak potansiyeli bulunan bölgedeki gerilimin yumuşatılmasına yardımcı olabileceği şeklinde açıklama yapmıştı. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hong Ley, "bölge dışındaki ülkelerin bölge ülkelerinin aralarındaki sorunları istişare yoluyla çözme çabalarına saygı göstermesini beklediklerini" belirtti. Sözcü Hong, Pekin'deki olağan basın toplantısında, "Güney Çin Denizi'ndeki son gelişmelerin bazı ülkelerin Çin'in egemenliğini ve deniz haklarını ihlal eden tek taraflı eylemlerinden kaynaklandığını" ileri sürdü. Anlaşmazlığı tırmandıran adımları kınadıklarını söyleyen Hong, "Ne güce ne de güç kullanma tehdidine başvuracağız" diye konuştu. Çinli yetkili, gerilimin bazı ülkelerin gerçek dışı ve sorumsuz iddialarda bulunmalarından ve sorunu karmaşıklaştırarak genişletmeye çalışmalarından kaynaklandığını iddia etti. Kurtuluş Ordusu Günlüğü gazetesinde yer alan yorumda da "Güney Çin Denizi ile ilgisi olmayan ülkelerin tartışmalara karışmasına ve sorunun uluslararası hale getirilmesine kesinlikle karşı oldukları" ifade edildi. VİETNAM'DA SAVAŞ DURUMUNA İLİŞKİN KARARNAME Bu arada, Vietnam hükümeti, Çin ile Güney Çin Denizi'ndeki sınır anlaşmazlığından kaynaklanan gerilimin tırmandığı bir dönemde, savaş durumunda kimlerin silah altına alınacağına dair bir kararname yayımladı. 1 Ağustos'tan itibaren geçerli olacak söz konusu kararnamede seferberlik halinde kimlerin muaf tutulacağına ilişkin ayrıntılar yer alıyor. BBC'nin haberinde, kararnamenin Çin'in Vietnam politikasından rahatsızlık duyan ve hükümeti pasif kalmakla suçlayan milliyetçi kesimleri yatıştırmak ve Çin'e mesaj vermek olmak üzere iki amaçla yayımlandığı savunuldu. Vietnam, zengin petrol ve doğalgaz yataklarının bulunduğu bölgede Çin'in, araştırma gemilerini taciz ettiğini ileri sürüyor. Vietnam, geçen hafta Çin'i petrol arayan bir geminin kablolarına bilerek zarar vermekle itham etmişti. Çin hükümeti ise balıkçı gemilerinin silahlı Vietnam bandıralı gemiler tarafından taciz edildiğini öne sürmüştü Çin ile Vietnam en son 1979'da savaşa girmişti. 14/06/2011 |
||||||||||||
|
Çin'de enflasyon üç yılın zirvesinde |
||||||||||||
Nisan ayında yıllık enflasyon yüzde 5,3 olmuştu. Ulusal İstatistik Bürosu'nun verilerine göre, enflasyonun yükselmesindeki en önemli etken, gıda fiyatlarındaki artış oldu. Bu dönemde gıda fiyatları yüzde 11,7 oranında arttı. Hayat pahalılığı, en önemli siyasi meselelerden biri haline gelirken, uzmanlar fiyatların daha da artmasının beklendiğine dikkat çekiyor. Çin Ticaret Bankası'ndan Xu Biao, Haziran'da tüketici fiyatlarındaki artışın yüzde 6'ya ulaşabileceğini söyledi. Çinli yetkililer, enflasyonla mücadelenin başlıca öncelikleri olduğunu vurguluyor. Hükümet bu yıl için enflasyon hedefini yüzde 4 olarak belirlemişti. Çin Merkez Bankası borçlanmayı azaltmak ve artan fiyatları kontrol altına almak için geçen Ekim'den bu yana, faiz oranlarını 4 kez yükseltti. Ekonomi uzmanları, bu veriler ışığında Merkez Bankası'nın borçlanma maliyetini yeniden artırmasının beklendiğini söylüyor. Merkez Bankası bu konudaki kararını gelecek hafta verecek. Çin'in ekonomideki büyümesi ise devam ediyor. Mayıs ayı verilerine göre, sanayi üretimi geçen ay yüzde 13,3 arttı. İnşaat, üretim tezgahları ve sabit varlıklara yatırımın ise geçen yıla göre yüzde 25'ten fazla arttığı kaydedildi. Emlak sektörüne yatırımlar ise yüzde 34,6 yükseldi. 14/06/2011 |
||||||||||||
|
Çin boş adalarını resmen kiralamaya başladı |
||||||||||||
Çin sattı, satılıyor derken makul şartlarlarla adalarını resmen satışa çıkarttı. Gelecek teklifler bekleniyor. Ayrıntılar tekliflere göre değerlendirilecek. Fiyatları yılda 15.000 $ ile 150.000 $ arasında değişebilir. Hazertv 08 Haziran 2011 |
||||||||||||
176 Ada Çinli yada Yabancı yatırımcılara Satışa çıkarıldı. Çin Denizcilik Bürosundan yapılan açıklamaya göre, Çinli ya da yabancı yatırımcıların satışına sunulmak üzere 176 adacığın satışa çıkarıldığı açıklandı. Adacıkların turizm, sanayi, balıkçılık, nakliye ya da yenilenebilir enerji gibi çok çeşitli alanlarda kullanılmak üzere satışa çıkarılmasının planlandığı belirtildi. Pekin Haberleri gazetesinde yer alan haberde, adalara taşınmazlara açılması meselesinin konuşulabileceği, adaların halka kapatılmamasının arzu edildiği ifade edildi. Aynı ada için birçok müşteri çıkması halinde, en yüksek teklifi verenin adanın sahibi olacağı da belirtildi. Adaların satışıyla ilgilenenlerin dosyalarını Çinli yetkililere iletmesi, dosyaların uzmanlarca inceleneceği kaydedildi. 13 Nisan 2011 Çin, bazı adalarını kiraya vermeye hazırlanıyor. Ülkede geçen yıl onaylanan bir yasa, bireylerin ve şirketlerin kimsenin yaşamadığı ülkeye ait adaları kiralamalarına izin veriyordu.
Pekin Yönetimi ilk etapta Zhejiang eyaletinde ülkenin kıyılarına yakın 30 adayı kiraya verecek. Yabancıların ya da yabancı şirketlerin bu adaları kiralamalarının önünde de herhangi bir yasal engel yok. Ancak adaları kiralayacaklar, belediyeleri ve çevrecileri, doğaya zarar vermeyecekleri yolunda ikna etmek zorundalar. Bir eyalette 3000 ada Çin'in Zhejiang eyaletinde yaklaşık 3000 ada bulunuyor. Bu adaların çoğunun yüzölçümü, sadece 500 ila 1000 metrekare arasında. Bazıları ise bir okulun futbol sahası kadar küçük. Adaların ne kadar fiyata kiraya verilecekleri ise bilinmiyor. Ancak Çin medyasına yansıyan haberlere göre, fiyatlar yılda 15 bin dolardan başlayıp, 150 bin dolara kadar çıkabilir.
Stratejik bir hareket mi? Çin'in adalarının kullanıma açılmasını cesaretlendirmesinin stratejik nedenleri de olabilir. Güney ve Doğu Çin denizlerinde, statüleri tartışmalı çok sayıda küçük ada ya da kayalık bulunuyor. Çin, kıyılarına yakın adaları yaşama açarak, "münhasır ekonomik bölge" olarak gördüğü alanı genişletmek isteyebilir. Pekin Yönetimi 2003'te de benzer bir girişim başlatmış ancak inşaat malzemelerinin nakliyesinde yaşanan sıkıntılarla elektrik ve su götürülmesinde yaşanan zorluklar yüzünden, Doğu Çin Denizi'ndeki adalarda istenen sonuç elde edilememişti. Çin yetkilileri bu kez daha maceraperest girişimcilerin ya da şirketlerin kendilerine başvurmalarını umuyor. Yabancıların, pek de hoş karşılanmasalar da, adalara yatırım yapmalarının engellenmeyeceği görülüyor. Yeter ki Çin yasalarına uysunlar... 01/ Mart/2011 |
||||||||||||
|
Çin'de zenginlere 'kural yok' |
||||||||||||
Çin zenginlerinin süper lüks piyasası Yüksek sınıftan kişilere pahalı şaraplar satan bir tüccar, Çinli zenginler hakkında bana güçlü bir izlenim veren şu hikayeyi anlattı: Bir grup Çinli işadamı bir akşam şarap içmek için buluşma ayarlamış. Onlardan en iyi şaraplarını getirmeleri istenmiş. Akşam buluşmaya dünyanın en çok bilinen iyi şaraplarından bir seçme getirilmiş: 1962 Chateau Lafite, 1970 Chateau Latour. Bu şarapların şişesi 1600 dolardan satılıyor. Gelenler, şaraplarını gösterip ardından ev sahibinin söylemesiyle açıp bir kaseye boşaltmışlar. Ardından da bu şarapları birbirine karıştırıp içmişler. Bu bazı Çinli zenginlerin lüks mallara nasıl yaklaştıklarını hikaye eden bir anekdot. Dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip bu yükselen dev ülke lüks ürün tüketimindeki payını her geçen gün biraz daha artırırken üreticiler de Çinli zenginlerin beğenisi konusunda kendilerini geliştiriyorlar. 5 yıl içinde lüks malların yüzde 33'ü Çin'e akacak Çin'de yüksek enflasyondan muzdarip orta sınıfların aksine, zenginler yaşam tarzları üzerinde bir baskı hissetmiyorlar. Rolls-Royce'un da sahibi olan BMW firması, Çin'den yüksek talep sayesinde bu yılın ilk çeyrek kârını neredeyse dört katına çıkardı. Çin'deki lüks tüketimde talep artışı nedeniyle kârlarını katlayan firmalar listesi epey uzun. Barclays Capital'in hesaplarına göre, Çin şu anda dünyadaki lüks tüketim mallarının yüzde 12'sini satın alıyor. Bu rakamın yılda yüzde 20 ila 30 arasında yükselmesi bekleniyor. Bu da beş yıllık bir süre içinde Çin'in dünyadaki lüks ürünlerin üçte birinin satın alacağı anlamına geliyor. Bu oldukça yüksek bir büyüme oranı. Fakat, büyümenin nedenini görmek için ülkede milyonerlerin sayısının hangi hızda arttığına bakmanız yeterli. Merrill Lynch Cap Gemini World Varlık Bülteni Çin'de yaklaşık beş yüzbin milyoner olduğuna ve bunun 2008'deki düzeyin yüzde 31 üzerinde olduğuna işaret ediyor. Çinli zenginlerin lüks düşkünlüklerinin milyonerlerin yaşlarıyla da ilgili olabileceği düşünülüyor. Çin'deki zenginlerin yaş ortalaması 39 bu kalkınmış dünya ortalamasından 15 yaş daha düşük. Bu yaş, tek çocuk politikasının uygulandığı döneme de denk geldiğinden bu milyonerler ailelerinin tek çocukları aynı zamanda. Milyonerler biraz da bu nedenle Küçük İmparatorlar olarak anılıyor. 12 MAYIS 2011 |
||||||||||||
|
Çin'in Yasak Şehir müzesi soyuldu. |
||||||||||||
Çin'de başkent Pekin'in merkezindeki eski sarayın (Yasak Şehir) içinde bulunan Saray Müzesi'nden yedi sanat eseri çalındı. 20 yıldan sonraki ilk soygunda, çalınan eserler arasında bir kadın cüzdanı ve bir makyaj kutusu da bulunuyor. Bu eserler müzeye ödünç verilmişti. Polis hırsızlıkla ilgili olarak 27 yaşındaki bir erkeğin arandığını açıkladı. Hırsızın müze binasına duvarı delerek girdiği belirtiliyor. Çalınan eserler, geçen yüzyılın başlarına ait. Bazıları değerli taşlarla bezeli olan eserlerin değerinin milyonlarca dolar olduğu kaydediliyor. BBC Pekin muhabiri Michael Bristow soygunun müze yöneticileri için bir utanç kaynağı olacağına dikkat çekiyor. Eserler ödünçtü Bir müze yetkilisi, binada güvenlik boşluğunu olduğunu söyledi. Soygunun ardından müzenin güvenlik planları yeniden gözden geçirilirken, hırsızın başka şeyler çalıp çalmadığı da araştırılıyor. Çin medyasına göre, çalınan eserler, Hong Kong'daki özel bir koleksiyona aitti ve sigortalanmamıştı. Saray Müzesi, Ming ve Qing hanedanlarının yönetim merkezi olan Yasak Şehir'in içinde yer alıyor. Yasak Şehir, avlular, saraylar ve bahçelerden oluşuyor. Burası son imparator Puyi'nin düşmesinden 10 yıl sonra; 1921'de müzeye dönüştürüldü. 11 MAYIS 2011 |
||||||||||||
|
Çin nüfusu 1,34 milyara ulaştı |
||||||||||||
Çin'de yapılan son nüfus sayımının verilerine göre, ülke nüfusu hızla şehirleşiyor ve yaşlanıyor. Nüfusun yüzde 13,3'ü ise 60 yaş ve üzerinde, bu da on yıl öncesine göre yüzde 3'lük bir artışı ifade ediyor. Nüfusun yarısı şehirlerde yaşıyor, on yıl önce ise şehirde yaşayanlar nüfusun yüzde 36'sını oluşturuyordu. Nüfus planlaması gevşetilir mi? Ancak rakamlar, Çin nüfusunun geçmişe oranla daha yavaş büyüdüğünü de gösteriyor. Bu yavaşlamanın, kırsal kesimlerden gelen işçilerin sayısında düşüşe yol açabileceği ve dolayısıyla da ekonomiyi etkileyebileceği düşünülüyor. Çin hükümetinin sıkı nüfus planlama uygulamaları, nüfusun yıllık büyümesini yüzde 1'in altına düşürmüş durumda. Bu rakamın önümüzdeki yıllarda eksiye düşmesi bekleniyor. Çin medyasında ise, 1980 yılında başlanan nüfus planlama uygulamalarının gevşetilebileceği tahminleri yapılıyor. Mevcut uygulamalar, şehirde yaşayan çiftler için bir, kırsal kesimlerde yaşayanlar için ise iki çocuk sınırı getiriyor. 28 NİSAN 2011 |
||||||||||||
|
Çin'den Japon hükümetine 'santral uyarısı' |
||||||||||||
Çin hükümeti, Japonya'nın deprem ve tsunamide hasar gören Fukuşima nükleer santralinden denize radyasyonlu su bırakma girişimlerinden kaygı duyduğunu söyledi. Çin Dışişleri Bakanlığı, Japonya'nın uluslararası hukuka riayet etmesini dilediklerini açıkladı. Çinli yetkililer, komşu Japonya'nın deniz hayatını korumasını istiyor. Pekin, Fukuşima santralindeki gelişmeleri yakından takip ettiklerini söyledi. Çin hükümeti ayrıca, Japon yetkililerin santrale ilişkin her türlü bilgiyi en kısa sürede kendileriyle paylaşmasını beklediklerini açıkladı. Japonya'nın santralde tam kontrolü halen sağlayamamış oluşu Çin'de endişe yaratıyor. Gelen haberlere göre Çin'in kimi bölgelerinde normalin üzerinde radyasyon seviyesine rastlandı. Fakat yetkililer, tespit edilen radyasyonun kamu sağlığı ve çevreye tehdit oluşturacak düzeyde olmadığının altını çiziyor. 08/04/2011 |
||||||||||||
|
Çin Almanya'dan sonra Japonya’yı da geçti |
||||||||||||
|
Hızla büyüyen Çin, ekonomi zirvesindeki yolculuğuna son sürat devam
ediyor. İhracat şampiyonluğunu Almanya’nın elinden alan Çin, Japonya’nın elinden de dünyanın ikinci büyük ekonomisi ünvanını aldı.
Japonya'nın Gayrı Safi Yurt İçi Hasılası yılın ikinci çeyreğinde 1, 28 trilyon doları buldu. Çin aynı dönemde 1,33 trilyon dolara erişti. Japon “Nikkei” gazetesine rakamları değerlendiren uzmanlar, mevsimsel faktörlere rağmen “Çin'in Japonya'yı geçmeyi başardığına” dikkat çektiler. Japon ekonomisinin zayıflamasında ihracat kalemlerinde düşüş ve kişisel tüketim oranlarındaki gerileme etkili oluyor. Resesyon işaretleri arttı Hükümet açıklamasına göre Japonya'nın Gayri Safi Yurt İçi Hasılası Nisan-Haziran döneminde sadece yüzde 0,1 arttı. Uzmanlar bu rakamların Japonya'nın yeniden resesyona girebileceği yolundaki kaygıları artırdığına dikkat çekti. Başbakan Naoto Kan'ın bu hafta içinde Merkez Bankası Başkanı Masaaki Shirakawa ile önemli bir toplantı yapması bekleniyor. 16/08/2010 |
||||||||||||
|
Çin, kur politikasının daha esnek hale getirecek |
||||||||||||
|
Çin Merkez Bankası, daha esnek bir kur politikasına geçileceğini duyurdu. Merkez Bankası’nın bu hamlesi piyasalarda olumlu bir etki yaratırken, Yuan’ın değeri son beş yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
2008 yılının temmuz ayından bu yana sabit kur politikası izleyen Çin, ulusal para birimi Yuan’ın değerini 6,8 dolar olarak belirlemişti. Çin’in hedefi ihracatta rekabet üstünlüğü yaratarak, ülkedeki istihdamın korunmasıydı. Ancak, Çin’in bu politikasını eleştiren batılı ülkelerin, Yuan’ın değerinin yükseltilmesi yönündeki baskısı sonuç verdi. Çin Merkez Bankası, kur politikasının daha esnek hale getirileceğini duyurdu. Banka, bu açıklamayı yaparken kur politikasında büyük değişiklikler beklenmemesi gerektiğinin de altını çizdi. Bununla birlikte Çin Hükümet Sözcüsü Qin Gang, yaklaşmakta olan G-20 zirvesine atıfta bulunarak, uyguladıkları kur politikasının kendilerine karşı baskı unsuru olarak kullanılamayacağını söyledi. Qin, “Biz G-20 zirvesinde Yuan kuru hakkında konuşulmasını uygun bulmuyoruz. Kur politikamızda reformlar yapmayı sürdüreceğiz, ancak sadece bağımsız ve kontrollü adımlarla. Biz, bu konunun siyasallaştırılmasına karşıyız. Bu konuda bize baskı yapmak isteyen herkese direneceğiz" dedi. Çin'in döviz kuru politikasına eleştiri Çin'in gözünde batılı ülkeler, özellikle de Amerika Birleşik Devletleri Yuan'ın gerçek değerine yaklaştırılması için baskı yapıyor. Amerikalı politikacılar, devasa boyutlardaki dış ticaret açığından ve istihdam kaybından, ülkeye akan ucuz Çin mallarını sorumlu tutuyor. Onlara göre Çin mallarının bu denli ucuz olmasının nedeni, Çin hükümetinin Yuan’ın değerini kasıtlı olarak düşük tutması.
Öte yandan, bu görüşün güçlü bir dayanağı olmadığını düşünenler de var. Amerikalı Çin uzmanı David Zweig sorunun esas kaynağının istatistikler olduğu kanısında. Zweig, “Mali kriz yıllarında Çin, Amerikan ihracatının en fazla artış gösterdiği tek bölgeydi. Şirketler büyüme kaydeden bölge arayışına geçtiğinde, Çin’i tercih ediyor. Ürünler orada son haline getirildikten sonra deniz yoluyla Amerika’daki müşteriye gönderiliyor. Çin'in ihracatının yüzde 60-70 kadarı bu şekilde yapılıyor. Bu nedenle, biz bunun istatistiklerden kaynaklanan bir sorun olduğunu düşünüyoruz" şeklinde konuştu. Değişim talebi
Şanghaylı gazeteci Ye Tan ise Yuan’ı Dolar'ın değerine endeksleyen uygulamaya son verilmesinin artık bir zorunluluk haline geldiği görüşünde. Gazeteciye göre bu, hem mali krizi nedeniyle alınan acil önlemlerin son bulduğunun hem de normale dönüşün işareti olarak yorumlanabilir. 2005 ila 2008 yılları arasında Yuan’ın değeri dolar karşısında yüzde 21 dolayında yükseldi. O dönemde Yuan, Euro ile Japon Yen’inden oluşan döviz sepetine endeksliydi. Yuan’ın Euro karşısındaki değeri ise sadece bu yıl içinde yüzde 15 dolayında arttı. Gazeteci Ye Tan, bunun sorunlu bir gelişme olduğunu şu sözlerle açıklıyor: “İmalat sanayine bu kadar bağımlı bir ülkede, şirket yöneticilerinin tek bir isteği var: Döviz kuru istikrarı. Aksi takdirde, spekülatör gibi hareket etmeye mecburlar. Yuan’ın değerinin artması şirketlerin işini zorlaştırıyor. İhracattan uzaklaşıp, yerli piyasa için üretim yapmaya çalışıyorlar.” Uzmanlar ise Yuan’ın hızlı ve yüksek oranda değer kazanacağına ihtimal vermiyorlar. Washington’daki Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü'ne göre, Yuan’ın resmi değeri ile gerçek değeri arasındaki fark geçen yıl olduğu gibi yüzde 40 değil. Farkın yüzde 24'e düştüğü belirtiliyor. 21/06/2010 |
||||||||||||
|
Çin Dünya Bankası'nda ağırlığa sahip oluyor |
||||||||||||
|
Dünya Bankası'na üye 186 ülkenin temsilcileri Washington'da düzenlenen ilkbahar toplantısında, gelişmekte olan ülkelerin oy hakkını iyileştirdi. Buna göre bu ülkelerin oy hakkı yüzde yüzde 47'ye yükseltildi. Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick bu oylama ile önemli bir adımın atıldığını söyledi. Alınan kararla Çin, ABD ve Japonya'nın ardından Dünya Bankası'nda oy hakkı konusunda en önemli üçüncü ülke olacak. Çin şimdiye kadar Almanya, Fransa ya da İngiltere'den daha az ağırlığa sahipti. 26/04/2010 |