|
|
Son Güncelleme:13/05/12 |
|||
| Dünya Kurum Haber ve Genel Bilgileri | Aktüel Haber, Video, Resim ve Özel Dosyalar |
|
" Afganistan " Güncel Haberleri |
|||
|
Önceki Sayfalar: |
|||
|
Afgan Barış Müzakerecisi Rahmani öldürüldü |
||||||||||||||
Barış müzakerelerine darbe Afganistan Barış Konseyi'nin üst düzey bir yetkilisi silahlı kişilerce öldürüldü. Bu saldırı, barış çabalarına büyük bir darbe olarak nitelendiriliyor. Afgan polisi, silahlı kişilerin Taliban ile yürütülen görüşmelere aracılık eden üst düzey bir barış müzakerecisini öldürdüğünü bildirdi. Kâbil emniyetinden Muhammed Zahir, Maulvi Arsala Rahmani'nin aracı trafikte sıkıştığı sırada yanından geçen bir araçtan açılan ateş sonucu hayatını kaybettiğini açıkladı. Taliban iktidarı döneminde bakan olan Rahmani'nin ateş açıldığı sırada, milletvekilleri ve diğer yetkililerle görüşme yapmak üzere yolda olduğu belirtildi. Rahmani, iki yıl önce Taliban üyeleriyle barış müzakereleri yürütmek amacıyla kurulan Afganistan Yüksek Barış Konseyi'nin en önemli üst düzey yetkililerinden biriydi. ABD Twitter üzerinden açıklama yaptı Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, Rahmani'nin ölümünü barış çabalarına büyük bir darbe olarak görüyor. ABD'nin Kâbil'deki büyükelçiliğinden Twitter üzerinden yapılan açıklamada, bir başka Barış Konseyi üyesinin daha öldürülmesinin bir trajedi olduğu belirtildi. Rahmani'nin geçmişte de ölüm tehditleri aldığı ve neden korumasız seyahat ettiği bilinmiyor. Karzai'nin bir danışmanı BBC'ye Rahmani'nin müzakere sürecine katılan ilk Taliban bakanı olduğunu ve ölümünün diğer Taliban yetkililerini kaygılandıracağını söyledi. Gözlemcilere göre Rahmani Karzai'nin Taliban'ı müzakere masasına getirme planları açısından kritik bir role sahipti.
Rahmani, Taliban'ın 1996-2001 yılları arasındaki iktidarı sırasında eğitim bakanı olarak görev yapmış ancak Amerikan işgali sonrası Taliban'dan ayrılarak Karzai hükümetine katılmıştı. Burhaneddin Rabbani geçen eylül ayında öldürülmüştü Bir dönem Barış Konseyi'ne başkanlık eden eski Afganistan Devlet Başkanı Burhaneddin Rabbani de geçen yıl eylül ayında düzenlenen bir intihar saldırısında hayatını kaybetmişti. Burhaneddin Rabbani'nin yerine geçen ay ABD'de eğitim gören oğlu Selahaddin Rabbani atanmıştı. 13 Mayıs 2012 |
||||||||||||||
|
Sel düğün alayını vurdu; sadece Gelin kurtuldu |
||||||||||||||
Afganistan'ın kuzeyinde düğünü vuran selde 27 kişi hayatını kaybetti. Olayda sadece gelin kurtuldu. Sar-i Pul vilayetinin sözcüsü Abdül Ferit Faranci, kurtarma görevlileri olay yerine ulaştığında sadece gelinin hayatta olduğunu söyledi. Vilayet genelinde üç yerleşim biriminin sel ve toprak kaymalarından etkilendiğini ifade eden sözcü, yaklaşık 300 kişinin de kayıp olduğunu belirtti. Sözcü, arama kurtarma çalışmalarının devam ettiğini bildirdi. 7 Mayıs 2012 |
||||||||||||||
|
Obama Afganistan'dan istediğini aldı |
||||||||||||||
ABD-Afganistan ilişkilerinde yeni dönem ABD ve Afganistan arasındaki ilişkilerde, iki ülke arasında imzalanan stratejik işbirliği anlaşmasıyla yeni bir safhaya girildi. Anlaşma, Batı'nın Afganistan'a sırtını dönmeyeceğine açıklık getirmek amacıyla imzalandı. Bu, hem Afgan halkı hem de NATO ülkelerine yönelik önemli bir mesaj. Ancak anlaşma militanlara ve destekçilerine de açık bir mesaj gönderiyor: Afganistan'da henüz oyun bitmedi ve ABD ile NATO'daki müttefikleri, El Kaide ve aşırı uçtaki yandaşlarıyla savaşmakta hâlâ kararlı. Bununla beraber anlaşma, aynı zamanda isyancılarla diyalog ve politik uzlaşma kapısını da açık bırakıyor. Bazı Taliban üyeleri anlaşma üzerine savaşı sürdürme, bazılarıysa ülkenin egemenliği yolunda hükümetle daha fazla iletişime geçme yolunda hareket edebilir.
Niyet beyanı ABD bu anlaşmayla Afganistan'ı yüz üstü bırakmayacağına açıklık getiriyor. Ortada İran ve Pakistan'a yönelik gibi görünen bir niyet beyanı da var. Bölgede etkilerini artırmak isteyen bu iki ülke, ABD ve NATO güçlerinin Afganistan'da uzun süreli varlığının kendi jeo-stratejik çıkarlarına aykırı olduğunu düşünüyor. Tahran ve İslamabad, uluslararası güçlerin Afganistan'dan sorumsuzca gerçekleştireceği bir geri çekilmenin geniş bir bölgede kaosa neden olabileceği uyarısında bulunmuştu. ABD buna cevap olarak ise, Afganistan'ın bazı komşularının, bölgede konumlanmış isyancıları dağıtmak için yeteri kadar çaba harcamadığını belirtiyor. Zamanlamanın sembolik önemi Başkan Barack Obama, gelecek ay Chicago'da NATO liderlerini ağırlayacak. Obama, konuklarına ABD'nin Afganistan'da uzun süreli istikrar taahhüdünü göstermek istiyor. Hem Obama hem de Afgan lider Karzai, anlaşmanın zamanlamasının sembolik olarak çok önemli olduğunun farkında. Anlaşmanın, Usama Bin Ladin'in öldürmesinin yıl dönümünde imzalanması, muhtemelen bir tesadüf değil. Obama Amerikalılara, ABD tarihinde dünyanın en çok aranan zanlısını öldürmenin kendisinin eserini olduğunu hatırlattı. Yurttaşlarına, Amerikan askerlerinin yakında ülkelerine döneceği konusunda yeniden güvence verdi. Bu söylem Kasım'daki başkanlık seçimlerinde Obama'nın işine mutlaka yarayacak. 2014-2024 dönemini kapsayan ve karşılıklı bağlayıcılığı olan anlaşma, bugüne kadar 20 taslağın eskitildiği, 18 ay süren bir süreçte hazırlandı.
Süreç, Afgan tarafının iki temel kaygısı nedeniyle uzadı. Karzai, ülkesinde ABD'nin kontrolünde bulunan hapishanelerin kendi yönetimlerine devredilmesini ve Afganların evlerine yönelik gece baskınlarına son verilmesini istiyordu. Bu baskınlar Afganları rencide ediyor ve Taliban'a etkili bir propaganda malzemesi sunuyor. Karzai, ülkenin milli egemenliğini yeniden tesis etmek için, daha sonra anlaşmalarla çözülecek olan bu iki meselenin de büyük önem taşıdığını savunuyordu. Anlaşma kapsamında Afganistan, ABD'nin NATO üyesi olmayan en önemli müttefiki olarak tanımlanıyor. İşgal algısını önlemek amacıyla, ABD, ülkede kalıcı askeri üsler kurma arayışında değil. 'Belirsizlikler var ama potansiyel büyük' Ancak birçok konu belirsizliğini koruyor. Anlaşmaya göre Afganistan, geçen yıllarda ağır davrandığı bazı konularda yol almayı vaat etmiş durumda. Yolsuzlukla mücadele, insan haklarının, özellikle de kadın haklarının korunması, verimliliğin artırılması bu sorunların başlıcaları. Anlaşma, bir yıl önceden bildirmek şartıyla taraflara anlaşmadan çekilme hakkı veriyor ancak anlaşmadaki hedeflere ulaşılamaması halinde ne olacağı konusunda bilgi verilmiyor. Bunun yerine alandaki karmaşık gerçekleri yansıtan bir dizi taahhütlerden bahsediliyor. Anlaşmaya göre ABD, Afganistan topraklarını kullanarak başka bir ülkeye saldıramayacak. Diğer yandan ABD'ye, üçüncü bir gücün Afganistan'ın işlerine karışması durumda, Afganistan'a müdahale imkanı veriliyor. Göze çarpan çelişkilere rağmen birçok kişi, politik istikrar ve ekonomik refah yolunda Afganistan'a şans veren bu anlaşmanın hayati önem taşıdığı görüşünde. Birçoklarına göre Afganistan'da barışı tesis etmek için başka birçok şeyin de yapılması gerekiyor. Ama bu anlaşmanın, ülke tarihinin gidişatını değiştirebilecek büyük bir potansiyeli olduğunu söylemek de, abartı olmaz. 3 Mayıs 2012 ABD Afganistan'ı 2014'ten Sonra da Terk etmeyecek
Uzmanlara göre, stratejik ortaklık belgesi, 1990’lı yıllarda Sovyet işgalinin ardından yapıldığı gibi Amerika’nın bölgeyi terk etmeyeceği konusunda Pakistan ve Taleban’a güçlü bir mesaj veriyor Amerika’yla Afganistan arasında imzalanan stratejik ortaklık anlaşmasına göre Amerika 2014’ten sonraki 10 yıl boyunca Afganistan’a mali yardım yapmayı taahhüt ediyor. Amerikan ve Afgan askerleri aynı cephede mücadele etti. Afgan ordusunu ve polisini güçlendirmeye çalıştı. Ekonominin geliştirilmesi için milyarca dolar yatırım yaptı. Yeni Stratejik Ortaklık anlaşması 2014’ten sonra Amerika’nın Afganistan’a desteğini sürdüreceğini gösteriyor. Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın da hedefi bu: “NATO ve ortakları 2014 yılından sonra da Afganistan’ı terk etmeyecek. Bugüne kadar elde ettiğimiz kazanımları kaybetmemek için desteğimizi sürdürmeliyiz.”
Batılı devletler, 2014 yılından sonra Afgan güvenlik güçlerine destek vermek için ne kadar kaynak ayrılması gerektiğini değerlendiriyor. Uzmanlara göre, ayrılacak kaynak ne olursa olsun şu anda harcanan 100 milyar dolardan daha az olacak. Lisa Curtis Heritage Vakfı uzmanı: “Amerika’nın 11 Eylül’de olduğu gibi bir saldırıya maruz kalmaması için 2-3 milyar dolar kaynak sağlayarak Afgan güvenlik güçlerine destek vermemiz büyük bir masraf olarak görülmemeli.” Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, Kabil hükümetini eleştiren California Milletvekili Dana Rohrabacher’ın ülkeye girişini yasakladı. Rohrabacher, stratejik anlaşmanın “ulus inşası” projesinin başarısız olduğunu kanıtladığını savunuyor: “Bu kadar kötü durumda olmamızın nedeni askerlerimizi oraya göndererek yerel halkı Kabil hükümetini meşru yönetim olarak kabul etmeye zorlamamızdır, çünkü Kabil hükümeti yolsuzluğa karışmış Karzai tarafından yönetiliyor.” Askeri yetkililer, güvenlik güçlerinin eğitimi için 2014 yılından sonra da Afganistan’da kalmak gerektiğini söylüyor. Tümgeneral John Tooland da bu görüşte:
“Güvenliğin sağlanabilmesi ve halk arasında güven oluşturulması açısından özellikle polis kuvvetlerinin eğitimi için ne kadar süre gerekiyorsa askerlerin orada kalması gerekir.” Yetkililer daha önce de Amerikan askerlerinin gece baskınlarının düzenlenmesi ve hapishanelerin Afgan görevlilere devredilmesi konusunda da anlaşma imzaladı. Uzmanlara göre, stratejik ortaklık belgesi, 1990’lı yıllarda Sovyet işgalinin ardından yapıldığı gibi Amerika’nın bölgeyi terk etmeyeceği konusunda Pakistan ve Taleban’a güçlü bir mesaj veriyor. Lisa Curtis bu görüşe katılıyor: “Bence bu anlaşma Amerika’nın Taleban’la barış anlaşması imzalama zorunluluğu” hissetmediğini gösteriyor. Elbette, Taleban’ın da dahil olduğu bir uzlaşma istenen bir şey, ama önümüzdeki 2 yıl içinde anlaşmanın şart olduğunu söylemek doğru olmaz.” 2014 yılından sonra Afganistan’da konuşlanacak askeri güç, eğitim verebilir; hava desteği sağlayabilir ve istihbarat paylaşımını devam ettirebilir. 03 Mayıs 2012 Amerika Afganistan’la Stratejik Ortaklık Anlaşması İmzaladı
Kabil’de Başkan Obama ve Afganistan Devlet Başkanı Hamit Karzai tarafından imzalanan anlaşma gelecek ay Chicago’da yapılacak NATO zirvesinde ele alınacak. Başkan’ın son ana kadar gizli tutulan Afganistan ziyareti, el Kaide’nin eski lideri Usame bin Ladin’in öldürülmesinin birinci yıldönümüne rastlıyor. Daha sonra Bağram üssünde Amerikan askerlerine hitap eden Obama, el Kaide’nin yok olma noktasına geldiğini söyledi ve “Afganistan savaşı burada başladı ve burada bitecek” dedi. Başkan televizyondan canlı yayınlanan konuşmasında askerlere, Amerika’nın on yıldan fazla bir süre savaş altında yaşadığını ama artık ufukta yeni bir günün ışıklarını gördüğünü söyledi. Afganistan savaşında 2001 yılından bu yana, olağanüstü çoğunluğu Amerikalı olmak üzere şimdiye kadar 3 bin NATO askeri öldü. Savaş ve daha sonraki çatışmalarda hayatını kaybeden Afgan asker ve sivillerin sayısının ise 15 ile 20 bin arasında olduğu tahmin ediliyor. Amerika Afganistan’daki da varlığını asgari düzeye indirmeden önce ülkenin güvenliğini sayısı bu yıl 350 bine çıkacak olan Afgan ordusuna devretmek istiyor. 01 Mayıs 2012 |
||||||||||||||
|
Obama'ya Bombalı Uğurlama |
||||||||||||||
El Kaide lideri Usame Bin Ladin'in öldürülmesinin birinci yıl dönümünde Afganistan'ı ziyaret eden ABD Başkanı Barack Obama, başkent Kabil'in bombalarla sarsılmasına neden oldu. ABD Başkanı Barack Obama'yı taşıyan Air Force One uçağı, sıkı güvenlik önlemleri altında Bagram Hava Üssü'ne indi. Obama buradan helikopterle Devlet Başkanlığı Sarayı'na geçip bir anlaşma imzaladıktan sonra, Bagram Hava Üssü'nde bir konuşma yaptı. Obama daha sonra ülkeden ayrıldı. İntihar saldırıları ve patlamalar Obama'nın Afganistan'dan ayrılışından birkaç saat sonra başkent Kabil intihar saldırısı ve patlamalarla sarsıldı. Taliban militanlarının sabah erken saatlerde Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletlerin yabancı çalışanlarının kaldığı bir binaya düzenlediği intihar saldırısında yoldan geçen 5 Afgan ile bir güvenlik görevlisi öldü. Basın mensupları, intihar saldırısından sonra Kabil havalimanının hemen yakınındaki Green Village isimli binanın civarında iki patlama daha meydana geldiğini belirttiler. İntihar saldırısıyla eşzamanlı olarak Kabil'in merkezinde bir patlama daha duyuldu. Saldırıları Taliban militanları üstlendi. El Kaide lideri Usame Bin Ladin'in öldürülmesinin üzerinden tam bir yıl sonra Kabil'e altı saat süren sürpriz bir ziyarette bulunan Başkan Obama ile Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai stratejik bir anlaşma imzaladı. Devlet Başkanlığı Sarayı'nda imzalanan anlaşma ABD muharip güçlerinin 2014 yılında Afganistan'dan çekilmesinden sonra iki ülke ilişkilerinin koşullarını şekillendiriyor. Obama: Bu savaş Afganistan'da bitecek Bagram Hava Üssü'nde Amerikan halkına seslenen ABD Başkanı Barack Obama, "2014 yılı sonuna kadar Afganlar ülkelerinin güvenliğinden tam sorumlu olacak" dedi. "Birlikte çalışacağız ama bu ülkede daimi üsler inşa etmeyeceğiz, kentlerinde ve dağlarında devriye gezmeyeceğiz. Bu, Afgan halkının işi olacak" diyen Obama, El Kaide'nin barınma imkânlarına son vermek ve Afganların egemenliğine saygı göstermenin ötesinde bir planlarının bulunmadığını belirtti. Obama, "Bu savaş dönemi Afganistan'da başladı ve biteceği yer de orası" dedi. 2 Mayıs 2012 |
||||||||||||||
|
Tüyler ürpertici fotoğraflar |
||||||||||||||
Afganistan’daki ABD askerlerinin skandallarına bir yenisi daha eklendi. Askerlerin, intihar eylemcilerinin ceset parçaları ile verdiği pozlar tepkilere neden oldu. “Los Angeles Times” gazetesinin haberine göre ABD askerleri ölmüş intihar saldırganlarının ceset parçaları ile çeşitli fotoğraflar çektirdi. Gazetenin 18 Nisan tarihli baskısında yayımlanan tüyler ürpertici fotoğraflar arasında, üniformalı askerlerin kanlar içinde kalmış tek bir bacak parçası ile verdikleri bir poz bulunuyor. Bir başka fotoğrafta bir asker, arkada başka bir askerin ayakta tutmaya çalıştığı gözü açık bir ceset önünde poz veriyor. Gazetenin internet sayfasında yayınlamadığı bir diğer fotoğrafta ise iki askerin, orta parmağını gösteren ölü birisinin yanında fotoğraf çektirdiği kaydediliyor ve cesedin yakınında “zombi avcısı” anlamına gelen “Zombie Hunter” adlı gayri resmî bir birliğin armasının bulunduğu belirtiliyor. Bu fotoğrafların 2010 yılında çekildiği tahmin ediliyor. “Los Angeles Times” bu fotoğrafları, anonim kalmak isteyen ve böyle bir olayın bir daha yaşanmasını engellemek isteyen bir ABD askerinden temin ettiğini duyurdu. Soruşturma başlatıldı ABD Savunma Bakanlığı, konuyla ilgili soruşturma başlattı. Pentagon tarafından yapılan yazılı açıklamada, olayın sorumlularından bu “insanlık dışı” davranışın hesabının sorulacağı bildirildi. ABD Savunma Bakanı Leon Panetta, bu fotoğrafların yansıttığı davranış şeklini kınadığını açıklayarak, "Bu fotoğraflar, Afganistan'da görev yapan ABD birliklerinin büyük çoğunluğunun değerlerini ve profesyonelliğini kesinlikle yansıtmıyor” değerlendirmesinde bulundu. Bu skandal, Afganistan'da görev yapan ABD askerlerine dair, yılın başından bu yana patlak veren dördüncü skandal oldu. Ocak ayında ortaya çıkan bir videoda Amerikan askerleri, ölü bir Taliban militanın üzerine idrarlarını yaparken görüntülenmişti. Şubat ayında Kur’an-ı Kerim nüshalarının yakılması ve mart ayında da bir ABD askerinin sivillerin üzerine ateş açarak 17 kişiyi öldürmesi gibi büyük skandallar birbirini takip etmiş, ülkedeki Amerikan karşıtlığı giderek tırmanmıştı. 26 Nisan 2012 |
||||||||||||||
|
'Taliban her yerde' |
||||||||||||||
|
Afganistan'da başkent Kâbil'e düzenlenen eş zamanlı saldırılar, Taliban militanlarını tekrar uluslararası gündemin ilk sıralarına taşıdı. Yapılan dikkatli tahminlere göre Nuristan eyaletinin yarısı artık Taliban’ın kontrolünde. Taliban bölgenin hâkim olduğu kısımlarında kamu ve özel yaşamı düzenliyor, kendi kurallarını uygulattırıyor. İnsanların ne giyeceklerine, saçın ve sakalın ne kadar uzun olacağına, kimin hangi işte çalışacağına eli silahlı Taliban savaşçıları karar veriyor. Bölgenin valisi Tamim Nuristani şunları belirtiyor: "Taliban’ın özellikle Barg-i Matal ve Kamdeş bölgelerinde etkili olduğu yönünde duyum alıyoruz. Hükümet için çalışanlara ağır cezalar verecekleri yönünde herkesi tehdit ettiklerini de biliyoruz. Birçok aile öç almalarından korktukları için köyünü terk etti." "Amerikalılar bile bir şey yapamadı" Vali Tamim Nuristani, bu yıl içinde Taliban’ı bölgeden uzaklaştıracağı sözünü veriyor. Ancak insanlar buna inanmıyor. Kamdeş’in yerlisi Muhammed Gül, Taliban’ı yeneceklerine dair bugüne kadar pek çok kez söz verildiğini söylüyor: “Taliban bölgemizde giderek güçleniyor. Onlar her yerde. Kendi yönetimleri ve mahkemeleri var. Amerikalılar bile onlara bir şey yapamadı.“ Afganistan’daki Uluslararası Güvenliğe Destek Gücü (ISAF) geçtiğimiz yıllarda bir kaç kez Taliban’ı Nuristan bölgesinden çıkarttı. Ancak geri dönmeleri fazla uzun sürmedi. 2010'da Amerikan askerleri Nuristan'dan çekildi. Afgan uzmanlara göre bu büyük bir hataydı. Çünkü Afgan güvenlik güçleri henüz Taliban ile tek başına mücadele edecek güçte değil. "Pakistanlı subaylar para dağıtıyor" Nuristan’ın Pakistan’la yaklaşık 240 kilometrelik bir ortak sınırı var. Batı birlikleri baskıyı arttırınca Taliban Pakistan tarafındaki Şitral bölgesine kaçıyor. Nuristan eyaleti yöneticilerinden Henayatullah Mazabyar şöyle konuşuyor: "Sadece Taliban savaşçıları değil Pakistan ordusunun emekliye ayrılmış subayları da Nuristan’da etkili. Eski subaylar düzenli olarak sınırı geçip buraya geliyor ve para dağıtarak insanları yabancılara karşı mücadele etmeye teşvik ediyor." Afgan yönetici, Taliban güçlerinin sınırdaki dağlık bölgeyi Pakistan’a kaçıp geri gelebilmelerine imkan tanıyan ve ele geçirilmesi zor bir üs haline getirmeye başladıklarını söylüyor. Henayatullah Mazabyar, bölgenin Taliban için Afganistan'ın kuzey ve doğusundaki saldırılarını organize etmek açısından da elverişli olduğunu belirtiyor. Ancak Afgan hükümeti Nuristan bölgesindeki durumu o kadar da büyük bir sorun olarak görmüyor. Afganistan İçişleri Bakanlığı saldırılara karşı iyi hazırlandıklarını savunuyor. Nuristan yönetimi ise Kâbil’den bölgeye uzun vadeli çözüm getirecek bir konsept oluşturmasını istiyor. Bu da bölgeye daha fazla memur ve güvenlik görevlisi gönderilmesi anlamına geliyor. 17 Nisan 2012 |
||||||||||||||
|
NATO’ya istihbarat eleştirisi |
||||||||||||||
Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, Taliban saldırılarından sonra yayınladığı açıklamada NATO’yu eleştirdi. Karzai, istihbarat servislerinin saldırıları önlemekte yetersiz kaldığını öne sürdü. Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai açıklamasında, Afgan istihbarat servislerinin, ancak özellikle de NATO istihbarat servislerinin görevini başarılı şekilde yerine getirmemiş olmasının saldırılara zemin hazırladığını söyledi. İnceleme yapılmasının şart olduğunu ifade eden Karzai, Afgan güvenlik güçlerinin Taliban karşısındaki mücadelesini ise övdü. Karzai, Afgan güçlerinin saldırı karşısında gösterdiği reaksiyonun ülkenin başarıyla müdafaa edildiğine dair güven verdiğini söyledi. Bir NATO sözcüsü de açıklamasında, başkent Kabil’de 18 saat süren çatışmalarda NATO birliklerinin Afgan güvenlik güçlerine kısmen havadan destek verdiğini, Afgan güvenlik güçlerinin operasyonu çoğunlukla tek başına yürüttüğünü belirtti. Pakistan bağlantısı Öte yandan Afganistan İçişleri Bakanı Bismillah Muhamedi ise saldırılardan Pakistan merkezli Hakkani örgütünün sorumlu olabileceğini belirtti.
Muhamedi, gözaltına alınan saldırganlardan birinin poliste verdiği ifadesinde Pakistan merkezli Hakkani örgütünün üyesi olduğunu, Pakistan’da eğitim gördüğü ve silahlandırıldığını itiraf ettiğini söyledi. Radikal İslamcı Hakkani örgütü Taliban ve El Kaide bağlantısı ile biliniyor. Afganistan'da pazar günü başkent Kabil olmak üzere ülkenin çeşitli yerlerinde meydana gelen Taliban'ın “ilkbahar operasyonu” olarak nitelendirdiği saldırılarda 36 Taliban militanı, 8 Afgan güvenlik gücü ve 3 sivil yaşamını yitirdi. Saldırılarda pek çok Batılı ülkenin büyükelçiliğinin yanı sıra Afgan Meclisi de hedef alındı. NATO’dan yapılan açıklamada, saldırıların, NATO'nun güvenliğin Afgan güvenlik güçlerine teslim edilmesini öngören planında herhangi bir değişikliğe yol açmadığı belirtildi. NATO Sözcüsü Oana Lungescu, “Bu ne ilk saldırıydı, ne de son olacak. Ancak bu tür saldırılar bizim yetki devri stratejimizde bir değişikliğe neden olmayacak” dedi. Afgan güvenlik güçlerinin 2014 yılı sonunda ülkede güvenliği tamamen devralması öngörülüyor. 16 Nisan 2012 |
||||||||||||||
|
Türk ve Yunan Askerleri Birlikte Savaştı |
||||||||||||||
|
Taliban saldırısına Türk ve Yunan askerleri birlikte karşılık verdi. Taliban, Afganistan'da elçilikleri, NATO üslerini ve parlamentoyu eş zamanlı saldırı düzenledi. Saldırılar, Amerikan, Rus ve Alman elçiliklerinin bulunduğu Kabil'in merkezini savaş alanına çevirdi. Taliban, NATO’nun diğer üslerini de hedef aldı. Kabil yakınlarında Türk ve Yunan askerlerinin konuşlandığı üsse düzenlenen saldırıya askerler ağır silahlarla karşılık verdi. 16 Nisan 2012
|
||||||||||||||
|
Taliban neden bu kadar güçlü? |
||||||||||||||
NATO on yıldır Afganistan'da hem modern bir ordu oluşturmak hem de altyapıyı geliştirmek için büyük paralar harcıyor. Fakat müttefiklerin bizzat kendileri tarafından hazırlanan raporlar bile yabancı askerler 2014'de çekilir çekilmez bütün bu yatırımların izinin silinivereceğine işaret ediyor. NATO'dan son aylarda sızan bütün haberler ittifak içinde bu konudaki kaygıların dışarıya yansıtıldığından çok daha büyük olduğunu gösteriyor. NATO'nun hazırladığı bir rapor örneğin, "Gözaltındaki Talibancıların görüşlerinden bir derleme" başlığını taşıyor ama aslında bu ülkede on yıldır devam eden savaşta yapılan hataların çoğunu gözler önüne seriyor. Acı ama gerçek olan şey şu: Giderek artan sayıda Afgan NATO ve Afgan hükümet güçlerine güvenini yitiriyor ve Taliban'a katılıyor. Ülkenin ücra köşelerinde hükümet kağıt üzerinde bir isimden ibaret ve çoğunlukla halk Taliban'ı tercih ediyor. Güneydoğu'da gezerken konuştuğum bir aşiret büyüğü "Amerikalılar Kuşi göçerlere benziyor" demişti, "Çadırlarıyla gelip konaklıyorlar ve tam tanıyacaksın, kalkıp gidiyorlar". Taliban mahkemeleri Ülkenin bir çok köşesinde insanların zaten çok güçlü konumdaki Taliban'ı desteklemekten başka şansı yok. Fakat hükümet çevresindeki yaygın yolsuzluklar ve yüksek devlet görevlileri ya da onların yakınlarının işledikleri her türden suçun, hatta cinayetlerin bile cezasız kalması da insanları Taliban'a yönelten sebepler arasında. Örneğin kuzeyde Kunduz'da hükümete bağlı milis gücünün komutanlarından bir çoğu haraç, soygun ve tecavüz ile suçlandı ama hiç biri yargılanmadı. Halk rüşvetin yargıda bile çok yaygın olduğunu bu yüzden çeşitli anlaşmazlıkları çözümlemek için Taliban'ın gizli mahkemelerine gitmek zorunda kaldıklarını anlatıyor. Kâbil'de görüştüğüm 30'lu yaşlarındaki manav Cemşid Karzai hükümetinin yargı sistemiyle Taliban'ın eski çöl mahkemelerini karşılaştırırken hayranlığını gizlemeden "Taliban mahkemeleri hızlı ve disiplinliydi" diyor, "bir hırsızı hemen yargılayıp ölüm cezasına çarptırabiliyorlardı. Fakat Karzai'nin mahkemelerinde bir hırsızın suçunu kanıtlamanız yüz yıl alabilir. Kanıtladığınız zaman da cezalandırılacağının hiç bir garantisi yok." Afganistan'da okuma yazma oranının düşüklüğü ve Taliban'ın bir çok eyalette yürüttüğü psikolojik savaş da isyancıların Afgan halkının gönüllerini kazanmasında rol oynayan faktörler. Taliban şarkıları, videoları ve telefon melodileri her yerde. Taliban lideri Molla Ömer kendine has bir isyan yapılanması oluşturmuş, bir çok bölgede gölge Taliban yönetimleri var. Taliban yetkilileri köyleri, bölgeleri ve vadileri dolaşıp vergi topluyor ve kendi yöntemleriyle adalet dağıtıyor. Halktan haklarında şikayet gelen Taliban yetkililerinin görevden alındığının bir çok örneğini biliyorum. Dolayısıyla bir çok insan Taliban'ın sisteminin halkın sesine hükümetinkinden çok daha fazla kulak verdiği inancında. Bir başka faktör aile ve aşiret bağları. Bir Taliban savaşçısıyla hemşeri ya da köylü olan bir ailenin onu NATO'ya ya da hükümete ihbar etmesi asla düşünülemez. Bir çok ailenin aslında hem hükümet hem de Taliban tarafında savaşan yakınları var. Bu da bir tür yerel güvenlik sigortası işlevi görüyor. Köylüler ABD Başkanı Barack Obama veya Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın 2014'de NATO birliklerinin geri çekilmesinden söz ettiğini duydukları zaman, Talibancılar gelip, "bakın NATO gidiyor, ama biz hep buradayız" diyorlar. Üstelik Taliban'ın elinin kolunun hükümetin ta içlerine kadar da uzandığı düşünülüyor. Doğudaki Kunar eyaletinin Sarkano bölgesinde seyahat ettiğim sırada "Şeriatın Sesi" radyosunda Taliban spikerinin "Bu, Afgan hükümeti içindeki döneklere bir mesajdır, hükümet içindeki dostlarımıza değil, onlar kendilerini iyi bilir" dediğini duymuştum. Ciddi tehdit Üst düzeyde hükümet yetkililerinden duyduğuma göre hükümetin içinde, Taliban'ın iktidara geri döneceğine inananlar var. Bir yetkili, "onun için Taliban'a 'bakın biz sizin yanınızdayız' diyorlar" dedi. "Böyle olunca Taliban da onlara 'o zaman bizim yanımızda olduğunuzu ispatlayın' diyor. Bazen bir yetkiliden bir savaşçıyı, bir intihar eylemcisini taşımasını ya da silah ve giriş çıkış imkanları sağlamasını isteyebiliyorlar." Halkın seçilmiş hükümetten uzaklaşmasının bir başka sebebi de, hükümete bağlı ordunun, Batılı güçlerin çekildiği alanlarda otoriteyi tesis edemeyişi. Okuma yazma oranı hayli düşük, uyuşturucu bağımlılığı ve firariliğin yaygın olduğu Afgan ordu ve polis gücü insanlara güven vermiyor. Afgan polisinin silahlarını ve mermilerini pazarlarda en yüksek fiyatı verene, bazen Talibancılara sattığı yolunda haberler çok yaygın. Afgan yetkililer ordu ve polisle ilgili bazı sorunlar olduğunu kabul ediyor ama sistemin tümüyle başarısız olduğunu kabul etmiyor. Kısacası NATO ve Afgan hükümetinin Taliban'ın gücünü kaybettiği iddiaları sadece eylemler değil içerden sızan bilgiler tarafından da ciddi şekilde yalanlanıyor. 16 Nisan 2012 |
||||||||||||||
|
Afgan Barış Konseyi Başkanlığına Rabbani’nin Oğlu Atandı |
||||||||||||||
Eski cumhurbaşkanı ve Afgan Barış Konseyi Başkanı Burhaneddin Rabbani, geçen Eylül’de, kendisine Taleban’dan önemli bir mesaj getirdiğini ileri süren bir intihar bombacısı tarafından öldürülmüştü. Soruşturmada saldırganın bombayı sarığının içine gizlediği ve Rabbani’yi kucaklarken ateşlediği belirlenmişti. Afganistan hükümeti, suikastın, Pakistan Talebanı tarafından, planlandığı görüşünde. Büyükelçi Selahaddin Rabbani’nin yeni görevine ne zaman başlayacağı bilinmiyor. 14 Nisan 2012 |
||||||||||||||
|
Taliban'dan "Bahar Operasyonları" |
||||||||||||||
ABD Büyükelçiliği ve Nato üssünün yer aldığı birçok yere saldırılar düzenlendi. “İlkbahar operasyonuna başladığını” duyuran Taliban, başkent Kâbil başta olmak üzere ülkenin birçok bölgesinde art arda saldırı düzenledi. Yabancı temsilcilikler de eylemlerin hedeflerinden biriydi. Başkent Kâbil'de Almanya, İngiltere ve ABD gibi birçok ülkeye ait diplomatik temsilciliklerin faaliyet gösterdiği sıkı koruma altındaki semtin de aralarında bulunduğu birçok noktada art arda patlamalar meydana geldi. Afganistan Parlamentosu'na da füze fırlatılırken, polis parlamento binasının yakınlarında saldırganlardan birinin öldürüldüğü bilgisini verdi. Patlamaların ardından bir açıklama yapan Afganistan İçişleri Bakanlığı, güvenlik güçlerine takviye yaparak önlemlerini artırdıklarını belirtti. İlkbahar operasyonu “İlkbahar operasyonuna başladığını” duyuran Taliban, Afganistan'da pazar günü meydana gelen saldırıların sorumluluğunu üstlendi. Telefon aracılığı ile Alman haber ajansı dpa'ya konuşan Taliban sözcüsü Zabullah Mücahid, düzenlenen şiddet eylemlerine yüzlerce Taliban militanının katıldığını söyledi. Sözcü, ülkedeki yabancı birliklerle Afgan güvenlik güçlerini hedef aldıklarını kaydetti. Yerel yetkililerin verdiği bilgiye göre, başkent Kâbil'in yanı sıra Celalabad, Pulalem ve Gardes kentlerinde de saldırılar meydana geldi. Afganistan'ın doğusunda NATO'nun önemli üslerinden Celalabad Havaalanı'nda düzenlenen intihar saldırısında çok sayıda kişinin yaralandığı bildirildi. Yetkililer havaalanına saldırı düzenleyen iki intihar komandosunun havaya uçtuğunu, ikisinin de yakalandığını kaydetti. ABD elçiliğini kapattı Alman Dışişleri Bakanlığı da Kâbil'deki temsilciliğinde sadece maddi zarar oluştuğunu belirtirken, ABD Dışişleri Bakanlığı çalışanlarının güvenli yerlere gitmelerini istedi. Elçiliğin kapatıldığını belirten Amerikalı yetkililer, çalışanlarından hiçbirinin zarar görmediğini dile getirdi. Saldırıların kesin bilançosu şimdilik bilinmiyor. 15 Nisan 2012 |
||||||||||||||
|
Taliban sosyal medyayı keşfetti |
||||||||||||||
Afganistan’daki Taliban güçleri de Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım ağlarını propaganda amacıyla kullananlar arasına katıldı. Taliban’ın bu hamle ile gençleri etkilemeyi amaçladığı tahmin ediliyor. Afganistan'daki Taliban, kısa süre önce resmî internet sitesi üzerinde, kullanıcıların dinî sorularını yanıtlamak ve ideolojilerini anlatmak üzere bir forumu faaliyete geçirdi. Gelen sorular, Taliban sözcüsü Zabiullah Mücahid tarafından bizzat cevaplandırılıyor. Sorular arasında, sıklıkla Taliban'ın yeniden iktidara gelmesi durumunda neler olacağı yer alıyor. Örneğin genç bir Afgan, kişisel özgürlüklerin kısıtlanacağına dair endişelerini dile getirerek, Taliban'ın iktidara geldiğinde, geçmişteki gibi radikal olup, gençlere şiddet uygulayıp uygulamayacağını soruyor. Gençler yine sakal bırakmak ve saçlarını kazıtmak zorunda mı kalacak? Ya da televizyon ve müzik yasaklanacak mı? Taliban sözcüsü bu tür sorulara sadece dolaylı cevaplar veriyor: "Afgan gençleri, Müslümanlar. İslamî kurallara uymaları gerekiyor. Bu kurallar bizim değil, Allah tarafından belirlendi. Bizim de bunlara uymamız gerekiyor." Genç kullanıcının bu cevaptan tatmin olup olmadığı bilinmiyor. Ancak, Taliban'ın ülke nüfusunun yarısını oluşturan ülke gençliğine ulaşmak istediği açıkça gözlemlenebilen bir durum. Taliban'ın iktidarda olduğu 1996-2001 yılları arasında birçok medya aracı ülkede yasaklanmıştı. Geçen süre zarfında daha önce El Kaide üyeleri ve öldürülen liderleri Usame Bin Ladin gibi Taliban da sosyal medyayı kullanmaya başladı. "Sanal savaşta da galip gelmek istiyorlar" Radikal dinci eğilimler konusunda uzman olan Afgan Vahid Moyda, Taliban'ın iktidardan devrildikten sonra medya araçlarını propaganda amacıyla kullanmaya başladığını belirtiyor. “Savaşı medyada da kazanmak için çağın değişen koşullarına uyum sağladılar” diyen Moyda, Taliban'ın özellikle sosyal paylaşım ağlarından Facebook ve Twitter'a yoğunlaştığını belirtiyor. ISAF da sosyal medyada Sanal bir savaş meydanı oluştuğu gerçeği NATO öncülüğündeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü ISAF'ın da dikkatinden kaçmıyor. Zira Twitter'daki @ABalkhi ve @ISAFmedia kullanıcıları arasında bir söz düellosu yaşanıyor. ISAF bu Twitter hesabı üzerinden, abartılan ölü sayılarını ve yanlış duyuruları düzeltmeye çalışıyor. Bir ISAF sözcüsü Deutsche Welle'ye, “Takipçilerimiz, objektif bilgileri resmî ISAF kaynaklarından, zaten kullandıkları bir platform üzerinden temin etmeye önem veriyor” açıklamasını yaptı. ISAF'ın 24 bin 700'ün üzerinde Twitter ve yüz bin dolayında Facebook takipçisi bulunuyor. Taliban silahlarının yanı sıra internet aracılığı ile de mücadelesini sürdürüyor Taliban henüz bu sayılara ulaşmış değil. Afgan medya uzmanı Amin Azimi, Taliban'ın özellikle de gençlere ulaşabilmek için yeni bir dil geliştirdiğine dikkat çekiyor. Azimi, “Taliban 2008 yılından beri kendisini daha ılımlı tanıtmaya çalışıyor. Bunun için de çok daha yurtsever bir hitabet kullanıyor. Konuşmalarda daha fazla ulustan, özgürlükten ve kuşatmanın son bulmasından bahsediliyor. "İnançsız Batı" tanımlaması ise daha az konu ediliyor” diyor. Radikal dinci eğilimler uzmanı Vahid Moyda da, Taliban'ın yeni bir imaj yaratmaya çalıştığı görüşünde. Hedef gurubunun gençler olduğunu belirten Moyda, “Forumdaki genç, sorusunun cevabını tam olarak alamadı belki. Ancak şiddet dolu Taliban imajı, sanırım değişmiştir. Sanal savaşta, Taliban için skor 1:0” diyor. 11 Nisan 2012 |
||||||||||||||
|
ABD askerlerinin gece baskınlarına sınırlama |
||||||||||||||
Afganistan hükümetiyle Amerika Birleşik Devletleri, tartışmalı gece operasyonlarının idaresi konusunda anlaştı. Varılan anlaşma uyarınca, Amerikan güçlerinin gece baskınlarına sınırlama getiriliyor. Bunun dışında Afgan yetkililere, bu tartışmalı gece operasyonlarına veto hakkı veriliyor. Afgan yetkililer, bu operasyonlarda yakalanan Afganların akıbeti konusunda söz sahibi olacak ve Amerikalıların bu kişileri sorgulayıp sorgulamayacağına da karar verecek. ABD’li yetkiller, konu hakkında bir açıklama yapmadı. Amerikan güçlerinin, düzenlediği gece operasyonları, sivil kayıplara neden olduğu için afganların tepkisini çekiyor. NATO ise, bu operasyonları militanlara yönelik mücadelenin önemli bir unsuru olarak görüyor. 8 Nisan 2012 |
||||||||||||||
|
Bu kez Afgan Polisi Dehşet Saçtı |
||||||||||||||
Afganistan'da bir polis silahını meslektaşlarına doğrulttu, 9 can aldı. Afganistan'da bir polis dehşet saçtı. Taliban'ın üstlendiği saldırıda, polis memuru 9 meslektaşını öldürdü. Paktika eyaletinde meydana gelen saldırıyla bağlantılı 2 polisin gözaltına alındığı bildirildi. Üçüncü bir polisin de arandığını belirten yetkililer; saldırıyı düzenleyen polisin yakalanıp yakalanmadığını açıklamadı. Kur'an-ı Kerim yakılması ve bir Amerikan askerinin 17 sivili öldürmesinin ardından Taliban, "işgalcilerle işbirliği yapan Afgan güvenlik güçlerini de hedef aldığını" duyurmuştu. 30 Mart 2012 |
||||||||||||||
|
Afganistan'ın bir garip adeti: Erkek kızlar |
||||||||||||||
Erkek kılığına sokulan Afgan kızlar; Erkek kılığına sokulan Mehruş'un adı Mehran olmuş. Ekonomik ve sosyal nedenlerden dolayı Afgan ailelerin çoğu erkek çocuk sahibi olmak ister. Bu tercih, bazı ailelerin Baça Poş olarak bilinen, kızların erkek kılığına sokulduğu eski bir geleneği uygulamalarına yol açıyor. Örneğin eski bir Afgan milletvekili olan Azita Rafet kızlarını okula hazırlarken birini farklı giydiriyor. Kızlarından üçü beyaz elbiseler giyerek başlarına beyaz başörtüsü takıyor; ama dördüncüsü, Mehrnuş, takım elbise giyinip kravat takıyor. Dışarı çıktıklarında Mehrnuş artık bir kız değil, Mehran adlı bir erkek çocuğu. Azita Rafet'in oğlu yok; bu boşluğu doldurmak ve insanların alaylarından kurtulmak için bu radikal çözüme başvurmuş. Uygun bir saç kesimi ve erkek giysileri ile kolay bir iş oluvermiş bu. Afganistan'da bu geleneğin bir adı bile var: Baça Poş, yani kızları erkek kılığına sokmak. "Afganistan'da varlıklı ve iyi bir konumdaysanız insanlar size farklı bakıyor. Eğer oğlunuz yoksa hayatınızda bir eksiklik var diye düşünüyorlar" diyor. Ekonomik ve sosyal nedenlerden dolayı Afganistan'da her zaman erkek çocuğu tercih edilir. Bayan Rafet'ın kocası İzzetullah Rafet erkek çocuğu sahibi olmanın prestij ve onur kaynağı olduğunu ifade ediyor. "Bize kim gelse 'ah ne yazık ki oğlunuz yok' diyor. Bu nedenle de kızımızı erkek kılığına sokmanın iyi bir fikir olacağını düşündük; o da bunu istedi." Azita Rafet bunu yapan tek anne değil. Erkek kılığında kızlar Afgan pazarlarında erkek kılığına girmiş çok sayıda kız bulmak mümkün. Bazı aileler rahatça dışarıda çalışıp evlerini geçindirebilsinler diye kızlarını erkek kılığına sokuyor. Kendilerini erkek diye tanıtan bu kızlardan bazıları su ya da sakız satıyor. Yaşları beş ile 12 arasında değişen bu çocukların hiçbiri erkek olarak sürdürdükleri yaşamları hakkında benimle konuşmak istemiyor. Erkek olarak büyütülen bu kızlar ömür boyu böyle kalmıyor. 17-18 yaşına geldiklerinde yeniden kızlığa dönüyorlar; ama bu kolay olmuyor.
İlahe, Afganistan'ın kuzeyinde Mezar-ı Şerif'te yaşıyor. Ailesinin erkek çocuğu olmadığı için 20 yıl boyunca erkek olarak yaşamış; iki yıl önce üniversiteye gitmesi gerektiğinde ise tekrar kız olmuş. Ama kendisini tümüyle kız gibi hissetmiyor; kız alışkanlıklarının olmadığını ve evlenmek istemediğini söylüyor. "Erkek kardeşim olmadığı için ailem beni küçükken erkek kılığına soktu. Yakın zamana kadar erkek olarak dışarı çıkar ve diğer çocuklarla oynardım; daha özgürdüm." Tekrar kendi gerçek cinsiyetine döndüğünü, geleneklerin kendisini buna zorladığını söylüyor. "Ailem beni evlenmeye zorlarsa Afgan kadınların öcünü almak için kocamı öyle döveceğim ki her gün mahkemeye gitmek zorunda kalacak" diyor. Mezar-ı Şerif'teki ünlü mavi caminin imamı Atikullah Ensari bu geleneğin tanrıya yalvarış amaçlı olduğunu söylüyor. Ensari "Erkek çocuk sahibi olmayan aileler iyi şans getirsin diye kızlarını erkek kılığına sokuyor ki Allah onlara bir oğlan çocuğu versin" diyor. "Oğulları olmayan analar Hazreti Ali'nin türbesine gidiyor ki onlara bir oğlan çocuğu bağışlasın." Ensari, erkek olarak yaşamlarını sürdüren kızların erişkin olduğunda İslami usullere göre başlarını örtmesi gerektiğini söylüyor. Afganistan'da böyle hikayeler yaygınlaşıyor. Hemen herkesin bu yolu deneyen akraba ya da komşuları var. Kuzeydeki Belh bölgesinde Kadın Hakları Bölümü'nün başkanı Fariba Mecit erkek olarak Vahid adıyla dolaşmış çocukken. "Ailemin üçüncü kızıydım; doğduğumda beni erkek kılığına sokmaya karar vermişler." "Babamın dükkanında çalışır, hatta mal almak için Kabil'e bile giderdim" diyor. Özgüvenini kazanmasında ve bugünkü konumuna ulaşmasında bu tecrübenin yararı olduğunu düşünüyor. Mehran'ın annnesi Azita Rafet'in de bir zamanlar erkek olarak yaşamış olması şaşırtıcı değil. "Size bir sır vereyim" diyor Azita. " Çocukken erkek olarak dolaşıp babamla çalışıyordum. Hem erkeklerin hem de kadınların dünyasını gördüm; bu da kariyerimde daha hırslı olmamı sağladı."
'Hak ihlali' Afganistan'da bu gelenek yüzyıllardır var. Kabilli sosyolog Davud Raviş'e göre bu geleneğin kökeninde, Afganların işgalcilere karşı verdiği savaşlarda kadınların erkek kılığına girerek savaşması yatıyor olabilir. Fakat Belh İnsan Hakları Komisyonu başkanı Gazi Said Muhammed Sami bunu bir hak ihlali olarak görüyor. "Bir süreliğine kimsenin cinsiyetini değiştiremeyiz. Bir kızı bir süreliğine erkeğe dönüştüremezsiniz. Bu insanlığa aykırı" diyor. Bu gelenek bazı kız çocukları üzerinde olumsuz etkiler bırakmış; onları elzem çocukluk anılarından mahrum ettiği gibi kimliklerini kaybetmelerine de neden olmuş. Bazıları içinse kız çocuğu olarak hiçbir zaman edinemeyecekleri özgürlükleri tatma bakımından iyi bir deneyim olmuş. Ama çoğu için asıl soru şu: Afgan kızların da erkek çocuklar gibi özgür olup saygı görecekleri günler gelecek mi acaba? 28 Mart 2012 |
||||||||||||||
|
Afgan Ailelere Tazminat ödenecek |
||||||||||||||
Afgan yetkililer, ABD’nin bir Amerikalı asker tarafından öldürülen köylülerin ailelerine on binlerce dolar tazminat ödediğini bildiriyor. Kandahar yerel yönetim konseyi üyesi Hacı Agha Lali Dastagari, Amerika’nın Sesi’ne tazminatların bir gün önce valilikte yapılan tören sırasında ödendiğini açıkladı. Öldürülenlerin ailelerine ölen kişi başına 50 bin, yaralananların ailelerine ise yaralanan kişi başına 11 bin dolar ödendi. Dastageri’ye göre, ölenlerin aileleri Taleban’ın tehditleri nedeniyle törene basın mensuplarının alınmasını istemedi. NATO kuvvetlerinin sözcüsü ödemeleri ne doğruladı ne yalanladı. Sözcü, bu tür ödemelerin sık sık yapıldığını ve gizli tutulduğunu söylemekle yetindi. Afgan gelenekleri ölüm olayından sorumlu olan kişilerin ilişkileri düzeltmek için ölenin ailesine tazminat ödemesini öngörüyor.
Daha önce 11 Mart’ta Kandahar’ın Pencavi bölgesinde iki köyde çoğu çocuk 16 kişinin öldürüldüğü olayı soruşturan bir Afgan heyeti her aileye daha az miktarda tazminat ödemişti. Cuma günü olayı soruşturan Amerikalı askeri savcılar Çavuş Robert Bales hakkında planlı cinayet, saldırı ve cinayete teşebbüs suçlarından dava açılmasını istedi. 25 Mart 2012 |
||||||||||||||
|
Afganistan'da özel güvenliğe son |
||||||||||||||
Afganistan'da özel güvenlik şirketlerinin, sorumluluğu Afgan hükümet güçlerine devretmesi için konulan süre bugün doluyor. Sürenin doluşu, bazı yabancı özel güvenlik şirketi mensuplarının kullandığı sert yöntemlere karşı öfkenin büyüdüğü bir döneme rastlıyor. Yabancı özel güvenlik şirketlerinin çekilmesinden en çok, Afgan güvenlik şirketlerinin faydalanması bekleniyor. Ancak bu durum, gelecekte yabancı yardım çalışanlarının iyi korunamayacağı kaygılarını arttırdı. NATO bu şekilde, binlerce Afgan muhafıza iş imkanı doğacağını belirtti. Kabil'deki BBC Muhabiri David Loyn, daha şimdiden yabancıların yaşadığı yerlerde çok daha az sayıda silahlı korumanın görüldüğünü söylüyor. Kentte büroları bulunan bazı yabancı şirketler, silahlı muhafızlarını 40 gün daha tutabilecek. Afgan Kamu Koruma Gücü Fakat bugünden itibaren, kendi silahlı muhafızlarını tutma hakkına sahip olan diplomatik misyonlar dışında kalanlar, korunmak için Afgan Kamu Koruma Gücü adlı yeni bir birime ödeme yapacak. Sözkonusu birimin şu an 6 bin üyesi bulunuyor. Yabancı özel güvenlik şirketleri için çalışan silahlı korumaların sayısıysa 40 bini buluyor. Muhabirimiz David Loyn, özel bir ordu gibi hareket eden bazı Afgan güvenlik şirketlerinin, yardım konvoylarını koruma gibi işler sayesinde zengin olduğunu aktarıyor. Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai, yıllardan beri kendilerini yasaların üzerinde gördükleri gerekçesiyle, özel güvenlik şirketlerinin ülkede faaliyet göstermesine karşı çıkıyordu. NATO da bu şekilde, aksi takdirde yabancı özel güvenlik şirketlerine gidecek milyarlarca doların Afganistan'da kalacağını vurguladı. 21 Mart 2012 |
||||||||||||||
|
Kabil'de Askeri Helikopterimiz düştü |
||||||||||||||
TSK: 12 askeri personel şehit oldu. (9 subay, 2 astsubay, 1 uzman şehit) Türkiye Afganistan'dan gelen üzücü haberle sarsıldı. NATO bünyesinde görev yapan Sikorsky tipi bir helikopter Kabil'de düştü. Türkiye saatiyle 07.55'te bir helikopterin düştüğü ajanslara yansıdı. Genelkurmay Başkanlığı düşen helikopterde 12 askerimizin şehit olduğunu belirtti. Yapılan açıklamada, "İSAF çerçevesinde Türkiye'nin komuta ettiği Kabil Bölge Komutanlığı emrinde görev yapan Sikorsky tipi bir helikopter 07.55'de kazaya uğradı" denildi. Kazayla ilgili açıklama yapan İSAF yetkilileri ise, olayın meydana geldiği bölgede düşman faaliyetinin bulunmadığını söyledi. 16 Mart 2012 TSK'nın Afganistan'daki kaybı 15'e yükseldi İLK KAYIP, Türk güçleri Afganistan'da ilk kaybını 14 Temmuz 2009'da verdi. Kabil'de görev yapan Türk birliğinden, bir subay ve bir uzman çavuş trafik kazasında şehit oldu. Uluslararası Güvenlik ve Destek Gücü’nde görev yapan Türk birliğinin komutanı Kurmay Albay Faruk Sungur ve uzman çavuş Mevlüt Baydur Afganistan seçimleri için güvenliği sağlamak üzere Meymene kentinden Mezar-ı Şerif’e giderken ekibiyle geçirdiği trafik kazasında şehit düştü. İLK HELİKOPTER KAZASI, ISAF Kabil Bölge Komutanlığı'nda görevli bir Türk helikopteri, 17 Temmuz 2007'de teknik arıza nedeniyle Meydan Vardak vilayetinde sert iniş yaptı. İlk gelen bilgilerde Türk birliğinin şehit verdiği belirtilse de kazada ikisi Türk askeri, dört kişi yaralandı. İLK SALDIRI, Türk güvenlik güçleri, Afganistan'da ilk kez Taliban'ın saldırısına ise 18 Temmuz 2007'de uğradı. Çapraz ateşe maruz kalan konvoyda bazı araçlar, delik deşik oldu. Olayda bir Türk koruma görevlisi ile bir sivil yaralandı. ÜSTEĞMEN KALP KRİZİ GEÇİRDİ, Türk Silahlı Kuvvetleri Afganistan'da bir de sağlık sorunları nedeniyle 25 Nisan 2001'de kayıp verdi. NATO bünyesinde görevli olduğu Afganistan'da spor yaparken kalp krizi geçiren Hava Pilot Üsteğmen Özgür Sami Sevinç'in (34) hayatını kaybetti. Türk askerinin Afganistan misyonu
11 Eylül saldırısı sonrasında Afganistan'da Taliban rejimini iktidardan uzaklaştırmak ve terör örgütü El Kaide ile mücadele için NATO, bu ülkede oluşturduğu ISAF komutanlığıyla operasyon başlattı. Türkiye başından beri ISAF'ta yer aldı. İşte Türk askerinin Afganistan misyonunun tarihçesi. Güvenliğin sağlanmasında Afgan geçici yönetimine destek sağlamak maksadıyla, 05 Aralık 2001 tarihli Bonn Anlaşması ve BM Güvenlik Konseyi'nin 20 Aralık 2001 tarihli kararıyla Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti (UGYK-ISAF) oluşturuldu. ISAF'ın ilk komutanlığını 16 Ocak 2002 tarihinde İngiltere üstlendi. Türkiye başından beri ISAF hareketine aktif destek veriyor. Türk Silahlı Kuvvetleri, Haziran 2002-Şubat 2003 tarihleri arasında bin 300 askeriyle ISAF'ın ikinci dönem komutanlığını devraldı. 30 ÜLKEYE KOMUTANLIK ETTİ Türkiye ISAF'ın yedinci döneminde 3'üncü Kolordu Komutanlığı ile Şubat-Ağustos 2005 tarihleri arasında 30 ülkeden oluşan bin 450'si Türk olan askerin komutanlığını üstlendi. Türkiye aynı dönemde NATO komuta kontrol yapısı içerisinde bulunan Kabil Uluslararası Havaalanı'nın işletilmesini de yürüttü. AFGAN ASTSUBAYLARI TÜRKİYE EĞİTİYOR TSK'nın Afganistan'da üstlendiği birçok görevden birisi de, Afgan ulusal güvenlik güçlerinin bu ülkenin güvenliğini tek başına üstlenebilmesi için verdiği eğitim. Bu amaçla Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Kabil'de açılan Gazi Askeri Eğitim Merkezi'nde Afganlı astsubayların temel eğitimleri Türk askeri tarafından veriliyor. ISAF bünyesinde bugüne kadar 12 binden fazla Afgan personele Afganistan'da görev yapan Türk askeri yerinde eğitim verdi. Afganistan Askeri Lisesi'nin sponsorluğunu da Türkiye üstlendi. Afgan askerlerini eğitmek üzere TSK bünyesinde 235 asker görev yapıyor. AFGANİSTAN'DA 419 MİLYON DOLAR YARDIM Türkiye tarafından Afganistan'a TİKA tarafından yürütülen projelerle 307 milyon ABD doları, Vardak BİE tarafından yürütülen projelerle 37 milyon ABD doları ve TSK tarafından yapılan yardımlarla 75 milyon ABD doları olmak üzere toplam 419 milyon ABD doları yardım yapıldı. Cevizcan BİE tarafından 24.8 ABD doları değerinde 54 faaliyet ve proje planlanmış, bunun 21'i tamamlandı. 135 BİN YABANCI ASKER GÖREV YAPIYOR NATO bünyesindeki ISAF hareketinin sorumluluk sahası başlangıçta sadece Afganistan'ın başkenti Kabil ve çevresi ile sınırlıydı. BM Güvenlik Konseyi'nin 18 Ekim 2003 tarihli ve 1510 sayılı kararı ile tüm Afganistan'ı kapsayacak şekilde genişletildi. Bugün Afganistan'ın tamamında ISAF harekatı kapsamında altı bölge komutanlığı bulunuyor. ISAF bünyesinde 50 ülkeden yaklaşık 135 bin yabancı asker görev yapıyor. 16 Mart 2012 |
||||||||||||||
|
ABD'ye Önce Taliban, sonra Karzai resti |
||||||||||||||
Önce Taliban, sonra Karzai Bugün ABD'nin Afganistan'daki varlığına yönelik iki olumsuz gelişme yaşandı. TALİBAN GÖRÜŞMELERİ ASKIYA ALDI İlk olarak Taliban Örgütü, Katar'da devam eden barış görüşmelerini askıya aldı. Taliban sözcüsü Zabiullah Mücait, aldıkları karara gerekçe olarak ABD'nin yükümlülüklerini yerine getirmemesini gösterdi. Mücahid ayrıca Afganistan yönetiminin görüşmelere katılmasını istemediklerini de açıkladı. KARZAİ: 2013'TE ÇIKIN ABD'ye ikinci darbe de Afganistan Devlet Başkanı Hamit Karzai'den geldi. Bugün ABD Savunma Bakanı Leon Paletta ile görüşen Karzai, Amerikan askerlerinin 2014'te ülkeden çekilmesini öngören takvimin bir yıl öne alınmasını istedi. Karzai ayrıca, uluslararası güçlerin ülkenin kırsal kesimlerinden çekilerek büyük üslerle sınırlandırılması talebinde bulundu. Karzai buna gerekçe olarak artan ABD karşıtlığını gösterdi. Panetta ise, her iki ülkenin de uzlaşma sağlayarak görüşmekte oldukları stratejik ortaklık anlaşmasını sonuçlandıracaklarına inandığını söyledi. İSAF, muharip güçlerin çekilmesine paralel olarak, ülke güvenliğinin sorumluluğunu aşamalı olarak Afgan güçlerine devretmeye başladı, her iki sürecin de 2014 sonunda tamamlanması bekleniyor. ABD KARŞITLIĞI ARTIYOR 3 hafta önce bir NATO üssünde Kur'an-ı Kerim'in yakılması, bu hafta başında da bir ABD askerinin 16 Afgan sivili öldürmesi, ülkedeki ABD varlığına karşı muhalefeti arttırmıştı. 6 SİVİL ÖLDÜ Afganistan'da yaşanan şiddet de devam ediyıor. Bugün ülkenin güneyindeki istikrarsız Uruzgan vilayetinde yola yerleştirilen bombanın patlaması sonucu 6 sivil öldü. Emniyet yetkilileri, ölenlerin 4'ünün kadın, 2'sinin çocuk olduğunu belirtti. Komşu vilayet Helmand'da da dün aynı tip bomba 8 sivilin hayatına mal olmuştu. 15 Mart 2012 |
||||||||||||||
|
Afganistan Öfkeli |
||||||||||||||
|
Kandahar'da birliğinden kaçarak 2 köyü basan ve 16 sivili katleden adı gizli tutulan Amerikalı başçavuş, öfkeyi tırmandırdı. NATO ve Amerika Birleşik Devletleri'nden gelen özür mesajları, çocuğu gözleri önünde vurulan anneyi teskin etmeye yetmiyor: "2 yaşında bebeğmi öldürdüler. Yavrum Taliban üyesi miydi? Ben hiç 2 yaşında bir militan görmedim, siz gördünüz mü? Burada Taliban falan yok ama Amerikalılar hep tepemizde. Üstümüze köpek salıyorlar, geceleri helikopterle baskın yapıyorlar." Amerikan Başkanı Barack Obama, Afganistan Devlet Başkanı Kamid Karzai'yi arayarak üzüntüsünü ifade etti ve sorumluların en kısa zamanda tespit edileceği sözünü verdi. Afgan yetkililer, kontrolün aşamalı olarak tamamen kendilerine verilmesini ve NATO askerlerinin evlere yaptıkları gece baskınlarına son vermesini istiyor. Afgan Parlamentosu, bugün yayınladığı bildiride "yabancı askerlerin keyfi uygulamalarına ve gaddarlığına artık tahammülümüz kalmadı" mesajı verdi. NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen de güven tazelemek gerektiğini söyledi. Geçen ay da bir Amerikan üssünde Kur'an yakıldığı ortaya çıkmış ve sonrasında patlak veren olaylarda 30 kişi ölmüştü. Kandahar'daki saldırının benzer bir infiale yol açmasından korkuluyor. 12 Mart 2012 |
||||||||||||||
ABD askeri Afgan sivilleri taradı: 17 ölü Afganistan'da birliğinden kaçan bir Amerikan askeri dehşet saçtı. Afganistan'da bir Amerikan askeri, bir köyde katliam yaptı. 3 eve giren asker, rastgele ateş açtı. Olayda 16 kişi yaşamını yitirdi. Yetkililere göre asker sabaha karşı üssünden çıkarak Pencivayi bölgesindeki bir köye girdi ve evlere ateş açtı. Kandahar eyaletinde meydana gelen olayda, görev yaptığı üsten çıkan Amerikan askeri, sivillerin üzerine ateş açtı. Askerin 3 eve girdiği ve rastgele ateş açtığı öğrenildi. 16 kişinin hayatını kaybettiği saldırıda, ölenler arasında kadın ve çocukların da olduğu belirtildi. Asker daha sonra ABD askeri makamlarına teslim oldu. Amerikan ordusundan yapılan açıklamada, üzücü olayın ardından askerin gözaltına alındığı belirtildi. ABD Savunma Bakanı Leon Panetta, ABD askerinin gerçekleştirdiği bu saldırıdan derin bir üzüntü duyduğunu belirterek, olayla ilgili kapsamlı bir soruşturmanın başlatıldığını açıkladı.
SİNİR KRİZİ GEÇİRDİ Askerin saldırı sırasında sinir krizi geçirdiği tahmin ediliyor. Bir süre önce de bir Amerikan üssünde Kur'an-ı Kerim'in yakıldığının ortaya çıkmasıyla, düzenlenen protesto gösterilerinde yaklaşık 30 Afgan yaşamını yitirmişti. Firari Amerikan askeri olaydan kısa bir sonra güvenlik güçlerince yakalanarak göz altına alınırken ülkedeki NATO gücü İSAF Afgan halkından özür diledi, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını açıkladı. Saldırının ülkede bir askeri üste Kur'an-ı Kerim yakılması üzerine yükselen Amerikan aleyhtarlığını daha da artırabileceği belirtiliyor. 11 Mart 2012 |
||||||||||||||
|
Çağ dışı Bagram hapishanesi Afganistan'a devrediliyor |
||||||||||||||
Afganistan ve ABD hükümetleri, ülkedeki Amerikan güçlerinin denetiminde olan hapishanelerde sorumluluğun Afgan makamlarına devredilmesi konusunda anlaşmaya vardı. Bu hapishanelerden biri de aralarında 'terör zanlıları da' olan üç bin tutsağın kaldığı Bagram. Anlaşma uyarınca ABD altı ay içinde hapishanenin sorumluluğunu Afganistan'a devredecek. Ancak bazı kaynaklar, ABD'nin bu hapishanede söz hakkı olacağını ve belli tutsakların salıverilmesini engelleyebileceğini öne sürüyor. ABD'nin denetimindeki hapishanelerin sorumluluğu devretmesi, NATO birliklerinin çekilmesi öncesinde Afgan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai'nin ısrarlı oduğu taleplerden biriydi. Gözlemciler, bu meselenin NATO'nun 2014 sonuna kadar ülkedeki tüm muharip birliklerini çekmesine yönelik müzakereleri ve ABD-Afganistan ilişkilerini gölgelediğini belirtiyor. Resmi adı Pervan Gözetim Merkezi olan Bagram hapishanesi NATO öncülüğündeki güçlerin Afganistan'daki en büyük üslerinden birinde bulunuyor. Hapishane, tutsaklara yönelik kötü muamele ve işkence iddialarıyla gündeme gelmişti. Bagram'da Kuran yakılması sonrasında başlayan protestolarda 30 kişi ölmüştü. ABD olay nedeniyle özür dilemiş, ancak kamuoyunun öfkesini yatıştıramamıştı. 9 Mart 2012 |
||||||||||||||
|
Helmand'da 6 İngiliz askeri öldü |
||||||||||||||
Afganistan'da meydana gelen ve altı İngiliz askerinin ölümüyle sonuçlanan patlamaya, ilk belirlemelere göre tahrip gücü çok yüksek bir bombanın neden olduğu açıklandı. Bu saldırı İngiltere'nin Afganistan'da verdiği en büyük can kayıplarından biri olarak kayıtlara geçti. 2001 yılından bu yana Afganistan'da ölen İngiliz asker sayısı da 404'e yükseldi. Bundan daha ağır kayıp verilen tek vaka, 2006 yılında Nimrod tipi bir uçağın düşmesi sonucu 14 askerin ölümüydü. İngiltere Başbakanı, Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı olayı kınayan açıklamalar yapıp üzüntülerini bildirdiler. Saldırıda ölen askerlerin kimlikleri açıklanmadı ancak ailelerine haber verildiği duyuruldu. Saldırıya hedef olan Warrior tipi zırhlı aracın, iki araçlık bir devriyenin parçası olduğu, Laşkar Gah'taki üsten çıktıktan kısa süre sonra patlamanın meydana geldiği bildiriliyor. Saldırının ardından Warrior tipi zırhlı aracın saatler boyunca yandığı da gelen bilgiler arasında.
Saldırıya uğrayan aracın ve ölen askerlerin cesetlerinin İngiliz üssüne getirildiği bildirildi. Afganistan'ın güneyindeki Helmand, 10 yılı aşkın süre önce Afganistan'daki savaşın başlamasından bu yana yabancı askerlerin en fazla kayıp verdiği bölge. Taliban, Afganistan'daki haşhaş üretiminin yarısını sağlayan bölgenin denetimini elinde tutmak için güçlü bir direniş gösteriyor. Bu bölge geleneksel olarak Kandahar gibi, Taliban'a yakın duran aşiretlerin bulunduğu bir kesim. İngiltere'nin Afganistan'daki 9500 askerinin büyük bölümü Helmand'da görev yapıyor. Bölgede binlerce ABD askeri de var. 19 Ocak'ta da ABD yine Helmand bölgesinde büyük kayıplarından birini yaşamış, helikopterleri düşen altı Amerikan deniz piyadesi ölmüştü. Bu arada Afgan yetkililer, Pakistan sınırı yakınlarındaki Spin Boldak'ta bir pazaryerinde, motosiklete yerleştirilen bir bombanın patlaması sonucu en az dört kişinin öldüğünü duyurdu. Saldırıda en az dokuz kişi de yaralandı. Saldırıyı henüz üstlenen olmadı. 8 mart 2012 |
||||||||||||||
|
Afganistan'da 200 nüfuslu köy çığ altında kaldı |
||||||||||||||
Afganistan'da 200 nüfuslu bir köy çığ altında kaldı. Son 15 yılın en sert kışını yaşayan Afganistan'ın dağlık bölgesi Badakşan vilayetinde bir köy, havaların biraz ısınmasıyla çığ felaketiyle karşı karşıya kaldı. Tacikistan sınırı yakınında dağlık bölgede bulunan köyün üzerine düşen çığ tabakasının altından çıkarılan cesetlerin çoğu kadın ve çocuklara ait. Şimdiye kadar 37 ceset çıkarıldı, onlarca kişi halen çığ altında bulunuyor. Ölü sayısının artacağından endişe ediliyor. Afganistan'da sert kış koşulları yüzünden Badakşan vilayetinin diğer yörelerinde son 2 günde 35 çocuk, Kabil'deki kamplarda da 24 çocuk hayatını kaybetti. 6 Mart 2012 |
||||||||||||||
|
Karzai'den itidal çağrısı |
||||||||||||||
|
Afganistan'daki bir Amerikan askerî üssünde Kur'an-ı Kerim nüshalarının yakılması üzerine başlayan protestolar ve çıkan olaylar nedeniyle Devlet Başkanı Hamid Karzai televizyona çıkarak itidal çağrısı yaptı. Protestolar sırasında hayatını kaybedenleri "şehit" olarak nitelendiren ve yaşananlardan duyduğu üzüntüyü dile getiren Karzai "Ancak barış düşmanlarının insanların incinmiş duygularını kötü amaçlarına alet etmesine izin vermemeliyiz" şeklinde konuştu. Afganistan Devlet Başkanı, nüshaları yakan Amerikan askerlerinin cezalandırılması talebini de yineledi.
Amerikan askerlerinin kullandığı Bagram hava üssündeki bir gözaltı merkezinin kütüphanesinde bulunan Kur'an-ı Kerim nüshaları ve diğer dinî kitapların yakıldığının ortaya çıkmasının ardından Amerikan Başkanı Barack Obama ve Savunma Bakanı Leon Panetta, Karzai'den özür dilemişti. Ancak gerilim ve şiddet olayları altıncı gününde de devam ediyor. Afgan İçişleri Bakanlığı'na düzenlenen silahlı saldırıda burada çalışan iki Amerikalı askeri danışmanın öldürülmesi üzerine NATO, Afganistan'daki bakanlıklarda görevli tüm personelini güvenlik gerekçesiyle geçici olarak geri çağırdı. Saldırıyla ilgili soruşturma sürüyor. Karzai'nin itidal çağrısının ortamı sakinleştirmeye yetip yetmeyeceği ise merak konusu. Çıkan olaylarda geçtiğimiz salı gününden bu yana dördü Amerikan askeri en az otuz kişi hayatını kaybetti. 26 Şubat 2012 |
||||||||||||||
|
Kabil'de iki Nato subayı öldürüldü |
||||||||||||||
Afganistan'da Amerika askerlerin Kur'an yakması olayına tepkiler ve protesto gösterileri yayılarak sürerken, başkent Kabil'deki İçişleri Bakanlığı binası içinde iki NATO görevlisi öldürüldü. Afganistan'daki Uluslararası Güvenlik ve Destek Gücü (ISAF), NATO subaylarının öldürüldüğünü doğruladı ancak hangi ulustan olduklarını açıklamadı. Afgan güvenlik yetkilileriyse, öldürülen kişilerin bir Amerikalı albay ile binbaşı olduğunu belirtiyor. Yerel medya, öldürme olayının bir söz dalaşı ardından meydana geldiğini duyurdu. Olay ardından İçişleri Bakanlığı tecrit altına alındı. Kunduz'da yoğun çatışma Bugün ayrıca Kunduz kentindeki Birleşmiş Milletler tesisleri de ateşe verildi. 500 dolayında gösterici BM tesislerini koruyan polise taşlar, madeni çubuklar ve keskin aletlerle saldırıya geçti. Kunduz eminiyet müdür yardımcısı daha sonra uyarı ateşı açıldığını ama protestocuların uyarıya kulak asmadığını açıkladı. Görgü tanıkları kentten ateş sesleri geldiğini ve çeşitli binaların ateşe verildiğini anlatıyor. Bir dükkan sahibi, BBC'ye yaptığı açıklamada "Göstericler çeşitli dükkanları ve bir hükümet binasını yaktı. Pek çok silah sesi geliyor. Bölgede kargaşa ortamı var. Üstleri başları kan revan içinde, birçok insan gördüm." dedi. Yerel doktorlara göre, Kunduz'daki çatışmalarda 4 kişi öldü, onlarca kişi de yaralandı. Güneydeki Logar vilayetinde de 3 kişinin öldüğü haber alındı. Laghman vilayetinde de, valilik binasının bugün saldırıya uğradığı bildirildi. Görgü tanıkları binadaki güvenlik kulelerinin protestocular tarafından ateşe verildiğini bildirdi. Daha sonra özel birliklerin binada yeniden kontrolü ele geçirdiği haber alındı. Polisin, Laghman'daki gösterilere katılan 17 silahlı kişiyi gözaltına aldığı bildirildi. Laghman hastanesindeki doktorlar, BBC'ye, olaylarda 21 kişinin yaralandığını, bunlardan ikisinin durumunun ağır olduğunu açıkladı. Salı günü başlayan protesto eylemlerinde, şimdiye dek 20'yi aşkın kişi can verdi. Dün Afganistan'daki NATO güçlerinin komutanı General John Allen sükûnet çağrısında bulunmuştu. Amerikan üssünde "yanlışlıkla yapıldığı" belirtilen Kur'an yakma olayının ortaya çıkarılması ardından patlak veren protesto eylemlerinde, en büyük can kaybı Cuma günü oldu ve Amerikan üsleriyle diplomatik temsilciliklere yönelik saldırılarda en az 12 kişi öldü. 25 Şubat 2012 |
||||||||||||||
|
Taliban: Yabancı askerleri öldürün |
||||||||||||||
Afganistan'daki bir Amerikan askeri üssünde Kur'an-ı Kerimler ve diğer dini kitapların yakılmasının ardından, Taliban Afganistan'daki yabancı askerlerin ‘öldürülmesi’ çağrısında bulundu. Afganistan'da NATO bünyesinde görev yapan askerlerin, dini içerikli kitaplarla birlikte Kur'an-ı Kerim de yaktıklarının ortaya çıkması Afganları sokağa döktü. Taliban yayımladığı bildiride, Kur'an-ı Kerim'i korumak için askeri üslere ve askeri konvoylara saldırı düzenlenmesi gerektiği, askerlerin öldürülmesi, ele geçirilmesi ve bir daha böyle bir eylemde bulunmamaları için onlara bir ders verilmesi gerektiği belirtildi. GÖSTERİLER DEVAM EDİYOR Afganistan'ın doğusundaki üç vilayette gösteriler devam ediyor. Lagman vilayetinin merkezinde 2 binden fazla kişinin toplandığı, Logar vilayetinin Koşi bölgesinde yaklaşık 500, Celalabad'da da yüzlerce kişinin gösteri yaptığı belirtildi. Gösterilerin barışçı bir şekilde devam ettiği ifade edildi. Afganistan'da dün düzenlenen gösterilerde Afgan askerleriyle protestocular arasında çıkan çatışmalarda 9 kişi ölmüş, onlarca kişi yaralanmıştı. ABD ASKERLERİNE EĞİTİM Afganların tepkisi üzerine ISAF'ın ABD'li komutanı 'Kur'an' yakma olayından dolayı özür diledi ve başlayan protestoların ardından ISAF, askerlerini bu konuda eğitme kararı aldı. ISAF Komutanı John Allen'ın emri doğrultusunda tüm ISAF askerleri 3 Mart'a kadar, Kur'an-ı Kerim ve benzeri dini materyaller konusunda eğitilecek. 23 Şubat 2012 |
||||||||||||||
|
Yakılan Kuran'lar için protestolar sürüyor |
||||||||||||||
|
Dün, Afganistan'daki NATO birliklerinin Amerikalı komutanı General John R Allen'ın, kendisine bağlı askerlerin Kuran ve diğer dinî yayınları yaktıkları yolundaki haberlerin ardından özür dilemesiyle başlayan gerginlik devam ediyor. Başkent Kabil ve Celalabad kentlerinde düzenlenen Amerika karşıtı gösterilerde en az altı kişinin öldüğü bildiriliyor. Güvenlik güçlerinin havaya ateş açtığı olaylar sırasında Kabil ve Celalabad ve Parvan eyaletlerinde en az 20 kişinin de yaralandığı bildiriliyor. Celalabad'ı başkent Kabil'e bağlayan yolu kapatan yaklaşık bin gösterici ise Taliban yanlısı sloganlar attı. Göstericiler, 'Amerika bizi bu derece aşağılarsa biz de direnişe katılırız' diyorlar. Üst düzey Afgan yetkililer BBC'ye verdikleri bilgide, Amerikalı askerî yetkililerin tutuklu Taliban savaşçılarından dinî kitap ve yayınları topladıklarını belirttiler. Afganistan Parlamentosu'ndan da gergin anlar yaşandı. Bazı milletvekilleri, yanmış Kuran sayfalarını göstererek NATO ve Amerika Birleşik Devletleri'ni protesto etti. 'Kasıt olmadığına sizi temin ederim' Afganistan'daki NATO birliklerinin Amerikalı komutanı General John R Allen, kendisine bağlı askerlerin Kuran ve diğer dinî yayınları yaktıkları yolundaki haberlerin ardından özür diledi. General Allen, yayınladığı açıklamada, olayın tüm ayrıntılarıyla soruşturulacağını belirtti. Allen, "Askerlerin bu davranışlarından haberdar olduğumuz anda harekete geçtik. Hemen müdahale ederek bu eylemleri durdurduk" dedi. General Allen, yapılacak soruşturmada, Bagram'daki askerlerin aralarında Kuranlar'ın da olduğu bazı İslamî yayınları yaktıkları iddialarının inceleneceğini söyledi ve ellerindeki tüm yayınlarla ilgili işlemlerin dinî yetkililer tarafından gereken özen gösterilerek yapılacağını belirtti. "Olayı tüm ayrıntılarıyla derinlemesine inceliyoruz ve bunun bir daha olmaması için gereken tüm önlemleri alıyoruz. Bu olayda hiçbir şekilde kasıt olmadığına sizi temin ederim." General John R Allen General Allen, "Olayı tüm ayrıntılarıyla derinlemesine inceliyoruz ve bunun bir daha olmaması için gereken tüm önlemleri alıyoruz. Bu olayda hiçbir şekilde kasıt olmadığına sizi temin ederim" dedi. Afganistan Cumhurbaşkanı, Afgan hükümeti ve onurlu Afgan halkından özür dilediğini belirten NATO komutanı, "Yaşananlardan dolayı en içten üzüntülerimi bildirerek özür dilerim" dedi. Geçen yıl Nisan ayında Afganistan'da günlerce süren ve Amerika Birleşik Devletleri'nde Kuran yakılmasını protesto eden gösterilerde en az bir kişi ölmüş 18 kişi de yaralanmıştı. 22 Şubat 2012 |
||||||||||||||
|
Afganistan'da rekor düzeyde sivil ölüm |
||||||||||||||
Birleşmiş Milletler tarafından açıklanan bir raporda, Afganistan'daki çatışmalarda sivil halk arasında ölen ve yaralananların sayısının, son 5 yıldır durmadan arttığına dikkat çekildi. Afganistan'daki BM Yardım Misyonu (UNAMA) tarafından hazırlanan rapora göre, 2009 yılında sivil kayıplar 2 bin 412 iken, 2010 yılında 2 bin 790'a yükseldi. 2011 yılında ise bu sayı 3 bin 21 ile rekor seviyeye ulaştı. Raporda, 2010 yılına göre 2011 yılında yüzde 8 oranında artan ölümlerin yüzde 77'sine Taliban militanların sebep olduğu, saldırılarda patlayıcıların daha fazla kullanıldığı ve intihar saldırılarının daha ölümcül olduğu ifade edildi. BM Afganistan Yardım Misyonu (UNAMA), Afganistan'da sivillerin en çok yola döşenen bombaların patlaması ve sivillere yönelik intihar saldırıları sonucu öldüğünü açıkladı. Bununla birlikte Afgan hükümetini desteklemek için yapılan hava saldırılarının da 2011 yılında sivil ölümlerini artırdığına dikkat çekildi. Raporda, ABD öncülüğündeki ittifakın ve Afgan ordusunun geçen yıl ölümlerden yüzde 14 oranında sorumlu olduğu kaydedildi.
Sivil ölümler Afganistan Devlet Başkanı ve NATO öncülüğündeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü (ISAF) arasında anlaşmazlıkların en büyük sebebi. UNAMA, Karzai hükümeti ve ISAF'a karşı savaşan militanların 2011'de 2 bin 332 sivili öldürdüğünü ve bu rakamın 2010'a göre yüzde 14 arttığını kaydetti. UNAMA ayrıca militanlara karşı savaşan güvenlik güçlerinin ise 2011'de 410 sivili öldürdüğünü ve bu rakamın da önceki yıla göre yüzde 4 azaldığını aktardı. Afganistan'da BM verilerine göre 2007'den bu yanan ölen sivil sayısının ise yaklaşık 12 bin civarında olduğu belirtildi. BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un Afganistan özel temsilcisi Jan Kubis, yaptığı açıklamada, 'Afgan çocukları, kadınları ve erkekleri bu savaşta artan sayıyla ölmeye devam ediyor' dedi.
Afgan sivillerin bu savaşın bedelini yüksek ödediğini belirten sözcü, 'Bu savaşa taraf olanların, bu yıl ölümlerin artmasını önlemek için sivilleri korumada daha fazla çaba göstermesi gerekiyor' dedi. Afganistan'daki koalisyon güçleri ülkeden çekileceklerini açıklarken, güvenlik endişeleri ise her geçen gün artıyor. ABD Savunma Bakanı Leon Panetta, geçtiğimiz hafta yaptığı beklenmedik açıklamada, ABD askerlerinin ülkedeki öncü muharip güç olma görevini 2013'ün sonlarına yakın bırakacağını bildirmişti. Afganistan'da 130 bin askeri olan ABD, daha önce bu ülkeden çekilme tarihini 2014 olarak açıklamıştı. 4 Şubat 2012 |
||||||||||||||
|
ABD-Taleban Görüşmeleri Başlıyor |
||||||||||||||
Taleban temsilcileri ve Amerikalı yetkililer, karşılıklı güveni sağlama ve tarafları barış görüşmelerine hazırlama amacıyla Katar’da bir araya geliyor. Eski Taleban dini polis şefi Maulavi Kelemaddin, ön görüşmeler için beş örgüt temsilcisinin Katar’a geldiğini açıkladı. Temsilciler arasında bazı eski Taleban yetkililerinin yanısıra örgüt lideri Molla Ömer ‘in eski sekreteri de bulunuyor. Kelamaddin görüşmelerde Amerika’nın Küba’daki Guantanamo askeri üssünde bulunan Taleban tutuklularının serbest bırakılması konusunun da ele alınacağını söyledi. Taleban temsilcilerinin Katar’a Pakistan’dan gelmeleri, bazı gözlemciler tarafından İslamabad hükümetinin de barış sürecine katıldığının işareti olarak yorumlanıyor. Geçen hafta ABD özel temsilcisi Marc Grossman, Amerika ve Afganistan’ın, Taleban’ın Katar’da siyasi büro açma planını desteklediklerini açıkladı. Ancak Grossman, Guantanamo üssündeki tutukluların bırakılması konusunda bir karar alınmadığını söyledi. ABD, 2014 yılına kadar tüm askerlerini Afganistan’dan çekmeyi planlıyor. 29 Ocak 2012 |
||||||||||||||
|
Afganistan'da 4 Fransız askeri öldürüldü |
||||||||||||||
Fransa Afganistan'da dört askerinin öldürülmesinin ardından ülkedeki askeri eğitim faaliyetlerini askıya alacağını açıkladı. Başkent Kabil'in kuzeyindeki Kapisa vilayetinde dün akşam bir Afgan askerinin açtığı ateş sonucu dört Fransız askeri öldü, 16 asker de yaralandı. Böylece Afganistan'da 2001'den beri ölen Fransız askerlerinin sayısı 82'ye çıktı. Ateş açan askerin Fransız askerleri tarafından yakalandığı belirtiliyor. Bir yetkili BBC'ye yaptığı açıklamada söz konusu askerin Fransız askerlerle 'ağız dalaşı'na girdiğini ve ateş açtığını söyledi. Olayın ardından Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Afganistan'da yürüttükleri askeri eğitimleri askıya aldıklarını açıkladı. Askerlerinin dost ateşiyle öldürülmesinin 'kabul edilemez' olduğunu söyleyen Sarkozy, Savunma Bakanı Gerard Longuet'nin "derhal" Afganistan'a gideceğini kaydetti.
Sarkozy, güvenliğin yeniden sağlanmaması halinde, Fransız askerlerinin Afganistan'dan erken çekilmesinin gündeme geleceğini de sözlerine ekledi. Helikopter kazasında 6 NATO askeri öldü Bu arada, ülkenin güneyinde bir helikopterin düşmesi sonucu altı NATO askeri öldü. Bunun geçen Ağustos'ta 30 askerin hayatını kaybettiği olaydan sonra meydana gelen en büyük kaza olduğu belirtildi. NATO'dan yapılan açıklamada helikopterin düşme nedeninin araştırıldığını ancak bölgede Taliban varlığının olmadığı kaydedildi. Ölen askerlerin kimlikleri de açıklanmadı. Ancak bu askerlerin Amerikalı olduğu tahmin ediliyor. 20 Ocak 2012 |
||||||||||||||
|
Taleban ABD ile Görüşmelere Hazır |
||||||||||||||
Taleban, siyasi kolunun barış görüşmelerine oturmaya hazır olduğunu ancak uluslararası güçlere karşı silahlı mücadeleden vazgeçmeyeceğini açıkladı. Örgüt sözcüsü Zebihullah Mücahit, yaptığı açıklamada Amerikan askerleriyle ilgili yayınlanan videonun görüşme sürecini etkilemeyeceğini belirtti. Taleban’ın Afganistan’a barış getirme çabalarını arttırdığını bildiren sözcü, ancak “kukla yönetim” olarak adlandırdığı Karzai hükümetiyle müzakerelere karşı olduklarını tekrarladı. Taleban bu açıklamayı, Amerika’nın Afganistan-Pakistan özel temsilcisi Marc Grossman gelecek hafta Afganistan’ı ziyarete hazırlanırken yaptı. Grossman, Taleban ile ön görüşmelere başlamak için Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai’nin onayını almaya çalışacak. Aybaşında Taleban sözcüsü, Katar’da bir siyasi büro açma konusunda ön anlaşmaya varıldığını açıklamıştı. Büro, barış görüşmelerinin başlatılmasına yardımcı olacak. Örgüt sözcüsü Mücahit, açıklamasında Amerika’nın Küba’daki Guantanamo üssünde tutulan üst düzeyde 5 Taleban üyesinin bırakılmasını da istemişti. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton tutuklu Taleban üyelerinin bırakılması konusunda bir karar verilmediğini söyledi. Amerika’nın Afgan barış sürecini desteklemeye hazır olduğunu belirten Clinton, ancak Taleban’ın şiddeti reddetmesi, el-Kaide ile ilişkilerini kesmesi ve Afgan anayasasını kabul etmesi şartını tekrarladı. 12 Ocak 2012 |
||||||||||||||
|
Taleban Katar'da Büro Açıyor |
||||||||||||||
Taleban, Katar’da siyasi büro açma konusunda ön anlaşmaya varıldığını bildirdi. Örgüt sözcüsü Zebihullah Mücahit tarafından yapılan açıklamanın Afganistan’da barış görüşmelerini başlatması bekleniyor. Sözcü Mücahit, Taleban’ın barış görüşmeleri çerçevesinde Guantanamo üssünde tutulan örgüt üyelerinin bırakılmasını istediğini de söyledi. Amerikalı yetkililer, Taleban ile bir barış anlaşmasına varılmasına açık olduklarını ve anlaşma kapsamında tutuklu Taleban üyelerinin başka bir yere nakledilebileceğini belirtiyor. Aralık ayında Başkan Yardımcısı Joe Biden, Taleban’ın Amerika’nın düşmanı olmadığını ve el-Kaide teröristlerine barınak sağlamadıkça Amerika için bir tehdit oluşturmadığını açıklamıştı. Afgan yetkililer, başta Taleben bürosunun Katar’da açılmasına karşı çıktı ve Türkiye ya da Suudi Arabistan’da açılmasını istedi. Ancak Afganistan devlet başkanı Hamid Karzai daha sonra Katar’ı kabul ettiğini bildirdi. 03 Ocak 2012 |
||||||||||||||
|
Taliban'la görüşme yeri için Türkiye işaret edildi |
||||||||||||||
Devlet Başkanı Hamid Karzai ile görüşen Afgan liderler, Taliban'ın büro açması için en uygun ülkelerin Türkiye ve Suudi Arabistan olduğu konusunda anlaştı. Karzai'nin bürosundan yapılan açıklamada, Afganistan, Taliban'ın Katar'da büro açmasıyla ilgili görüşmelerin dışında bırakılmasını protesto etmek için Katar büyükelçisini geri çağırdığı belirtildi. ABD'ni Katar'la ortak hareket ederek Taliban bürosunun bu ülkede açılmasına tepki gösteren Afgan liderler, Kabil'de Devlet Başkanı Hamid Karzai başkanlığında toplandı. Toplantıya eski mücahit komutanlar, dini liderler ve devletin üst düzey yetkilileri katıldı. Toplantı sonrası Devlet Başkanlığı bürosundan yapılan açıklamada, "Taliban'la görüşmelere başlamadan önce halka karşı şiddet durdurulsun" denildi. Toplantı öncesi bir üst düzey Afgan yetkili, Afgan hükümetinin, Katar'ın ABD ve Almanya ile Taliban bürosu açılması konusunda görüşmeler yaptığının farkında olduğunu ve bu girişimi barış sürecinin tesisi için desteklediğini belirtmişti. ABD TALİBAN'LA YIL SONU GÖRÜŞMELERE BAŞLAMAK İSTİYOR Aynı yetkili, Kabil yönetimi bu girişimi desteklemesine rağmen, kendi görüşlerine başvurulmamasını protesto etmek için büyükelçisini geri çekeceğini söylemişti. Amerikan yönetimi, Taliban'la bu yılın sonuna kadar resmi barış görüşmelerine başlanabilmesi için Katar'da bir büro açılmasını istiyor. 15 Aralık 2011 |
||||||||||||||
|
Afganistan kaderine terk ediliyor |
||||||||||||||
Almanya’nın hiçbir masraftan kaçınmayarak düzenlediği Bonn Konferansı Afganistan’ın kaderine terk edileceğinin adeta garantisi oldu. Bonn’da düzenlenen Afganistan Konferansı güzel sözlerin sarf edildiği bir platform olmaktan öteye gidemedi. Aslında Afganistan'la işi çoktan biten Batı, 2014’de ülkeden askerlerini çektikten sonraki 10 yıl içinde de desteğini sürdüreceğine dair söz verdi ama miktarını bile dillendirmediği maddi yardıma karşılık Afganistan hükümetinden gerçekleştirmesi zor taleplerde bulundu. Bonn’da konuşan liderlerin sözlerinden anlaşıldığı üzere Afganlar öncelikle demokratik reformları yerine getirecek, uyuşturucu ticareti ve yolsuzlukla mücadele edecek. Ayrıca otuz üç maddeli sonuç bildirgesinde, Taliban’ın adı dahi anılmadan barış sürecinin genel çerçevesi çizildi. Buna göre Afganlar acilen şiddetten vazgeçecek ve uluslararası terörle olan ilişkisini kesecek. Afganistan’ın birliği, egemenliği ve istikrarı sağlanarak, Afgan Anayasası’na özellikle de insan hakları ve kadın erkek eşitliği ilkelerine saygı duyulacak. Ayrıca Afganistan’ın liderliğinde, hiçbir ayrım güdülmeden bütün Afgan halkının çıkarları gözetilerek sürdürülecek barış sürecinde, bölge ülkelerin bu sürece ve sonuçlarına saygı göstermesi de sağlanacak. Ama nasıl? KARZAİ'NİN KULAĞI ÇEKİLDİ Seksen ülkeden binden fazla delegenin katıldığı, İstanbul da dahil olmak üzere pek çok kentte hazırlık toplantıları yapılan konferansın sonuçları, maddi yardım sözü karşılığında Afganistan’ın kulağının çekilmesinen öteye gidilmediğini gösteriyor. Taliban ile masaya oturulup oturulmayacağı aylarca tartışıldıktan sonra, hatta Afgan lideri Karzai’nin bu iş için atadığı arabulucu öldürülmüş olmasına rağmen, konferansta Taliban’ın adının bile anılmamış olması dikkat çekici. Bazı Afganistan uzmanlarına göre, zaten başta ABD olmak üzere Batı, Taliban sorununu çözememekle bile bu ülkeye ihanet etti. Ülkede güvenlik on yıl içinde giderek daha zor sağlanmaya başladı. Konferansın bitmesinin ardından Kabil ve Mezar-ı Şerif’te düzenlenen saldırıda altmış kişi hayatını kaybetmiş, yüzlercesinin yaralanmış olması da bunun sonucu. Saldırıyı üstlenen Pakistan, 24 askerini kaybettiği NATO saldırısını gerekçe göstererek zaten konferansı boykot etmişti. Bütün veriler, 11 Eylül’den sonra uluslar arası terörle mücadele etmek amacıyla Afganistan’ı işgal eden Batı için sorunun çözülmediği, hatta Taliban’ı kontrol altında tutan Pakistan sorununa dönüştüğünü gösteriyor. BATI BİRAN ÖNCE ÇEKİLME NİYETİNDE Bonn’da Petersberg’de düzenlenen konferansta Afganistan’da demokrasi ve hukuk devletinin sağlanması yönünde somut bir adım atılması zaten beklenmiyordu. Zira Batı, 2009 yılında yapılan ve adil olmadığı aşikar olan seçim sonuçlarını olduğu gibi kabullenmekte bu hedefinden vazgeçmiş olduğunun altını bir kez daha çizmişti. Bazı sivil toplum örgütleri, NATO askerlerinin 2014’de Afganistan’dan çekilecek olmasını da Batı’nın Afganistan’a ihaneti olarak görüyor. Bu ihanetin temelinde Batı’nın ekonomik çıkarları ve tasarruf arzusu ile zayıflığı yatıyor. Bir kere ISAF askerlerinin görev sürelerini uzatmanın gerekçesi ne olacak. Ayrıca askerlerin ülkede kalması için yeterli derecede mali kaynak olmadığı da biliniyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel, defalarca “Afganistan’ı 2014’den sonra yalnız bırakmayacağız” diyor ama hesap ortada. Afganistan’ın ülkede güvenliği sağlamak için 352 bin askere ihtiyacı var ve 2014’e kadar bunu sağlaması gerekiyor. Bu çapta bir Afgan ordusu oluşturmak ve tutmanın mali yükü yıllık 8 milyar euro olarak hesap ediliyor. ABD yıllık en fazla 3 milyar ödeyebileceğinin işaretini verdi. Geri kalan 5 milyarı Almanya ve euro krizi içinde boğulan AB’nin ödemesi mümkün görünmüyor. PARLAK SÖZLERİN GELECEKLE ALAKASI YOK Afganistan Devlet Başkanı Hamit Karzai’nin, “Ülkemin Batı’nın desteği olmadan ayakta kalamayacağını bilmeme rağmen, yardımların bir saniye bile uzamaması için çaba harcayacağım” sözleri, Bonn’da aslında sıkı bir pazarlık yapıldığı ve tarafların derdinin de para olduğunu açık seçik ortaya koyuyor. Yani Bonn’da sarf edilen güzel sözlerin gerçeklerle uzaktan yakından ilişkisi yok. Oysa, Almanya’nın Afganistan ve Pakistan Sorumlusu Michael Steiner’in, konferans öncesi Afgan sivil toplum örgütlerine sarf ettiği sözler umut vericiydi. “Biz Afganistan’ı anlamadık” diyen Steiner, sadece asker yollayıp para vererek sonunun çözülemeyeceğini söylemiş, etnik, sosyal, kültürel ve siyasi bir yaklaşım önermişti. Şimdi gözler, Afganistan’dan çekilme, Afgan ordusunun eğitilmesi ve teçhizatlandırılması gibi askeri konular karara bağlanacağı gelecek yıl mayıs ayında Şikago’da yapılacak NATO zirvesi ile Temmuz ayında Tokyo’da düzenlenecek ve Afganistan’a 2014-2024 yılları arasındaki “dönüşüm döneminde” sağlanacak mali yardımların masaya yatırılacağı bakanlar konferansında. Ancak sürpriz bir gelişme olmazsa, uluslararası toplumun Afganistan’ı 2014’den sonra kendi kaderine bırakacağı kesin gibi görünüyor. 7 Aralık 2011 |
||||||||||||||
|
Kabil'de Aşure Günü kana bulandı: 60 Ölü |
||||||||||||||
Afgan yetkililer, Kabil’de bir Şii türbesine düzenlenen bombalı intihar saldırısında aralarında çocuklar ve kadınlar da bulunan en az 60 kişinin öldürüldüğünü açıkladı. Yetkililere göre bir intihar eylemcisi Ebul Fazıl türbesinde Şii hacılar Aşure bayramını kutlamak için toplandığı sırada üzerindeki bombaları patlattı. Patlamada yüzü aşkın kişi de yaralandı. Görgü tanıkları çevredeki hastanelerin yaralılarla dolup taştığını söylüyor. Yekiler ölü sayısının artmasını beklediklerini bildirdi. Öte yandan Mezar-ı Şerif kentinde yine bir Şii türbesini hedef alan bombalı saldırıda da dört kişi öldürüldü. Taleban yaptığı açıklamada saldırıları planlamadığını belirtti ve “işgalci düşman” olarak tanımladığı uluslararası güçleri sorumlu tuttu. Devlet Başkanı Hamid Karzai, bombalamayı kınarken Afganistan’da önemli bir dini bayramda ilk kez bir terörist saldırı düzenlendiğini söyledi. 06 Aralık 2011 |
||||||||||||||
|
Afganistan'ın geleceği masaya yatırılıyor |
||||||||||||||
Almanya'nın Bonn kentinde Afganistan'ın geleceği pazartesi günü masaya yatırılıyor. Afganistan Konferansı'na 60'dan fazla ülkenin dışişleri bakanları ile birlikte yaklaşık bin kişi katılacak. Almanya'nın Bonn kentinde Afganistan'ın geleceği pazartesi günü masaya yatırılıyor. Konferansa 60'dan fazla ülkenin dışişleri bakanları ile birlikte yaklaşık bin kişi katılacak. Afganistan'daki barış için kilit ülkelerden olan Pakistan ise ABD'nin Pakistan ordusunu hedef alan saldırısının ardından aldığı boykot kararı nedeniyle konferansa temsil edilmeyecek. Afganistan'daki Uluslararası Güvenliğe Destek Gücü ISAF, 2014 yılının sonuna kadar tüm güvenlik sorumluluğunu Afganistan ordu ve polis güçlerine devretmeyi planlıyor. Bu tarihe kadar ülkede istikrarın sağlanması ve Afganlara 2014 sonrasında kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için gerek politik gerekse ekonomik perspektif sunulabilmesi gerekiyor. İşte tam bu noktada yapılması planlananlar da Bonn'da düzenlenecek Afganistan Konferansı'nda ele alınacak.
Bonn'da protesto gösterisi düzenlendi Uluslararası toplumun planı, 2014'te ISAF birliklerinin ülkeden çekilmesinin ardından Afganistan'ı tamamen terk etmemek. Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, konferans öncesinde bir araya geldiği Afgan sivil toplum kuruluşlarına şunları söyledi: “2014’ten sonra da Afganistan’ı tek başına bırakmayacağımıza sizi temin ederim. Gözümüzü kapayıp öylesine veda etmeyeceğiz. Aksine geçiş döneminde de dayanışma içinde olacağız.” Protesto gösterileri Ancak 2014 tarihinden herkes hoşnut değil. Hafta sonunda Bonn kentinde ISAF birliklerinin hemen Afganistan'ı terk etmesi talebiyle protesto gösterileri düzenlendi. Küreselleşme karşıtı Attac, Ver.di sendikası ve barış inisiyatiflerinin katıldığı protesto gösterisine Sol Parti de destek verdi. Gösteride bir konuşma yapan Sol Parti Meclis Grup Başkanı Gregor Gysi birliklerinin bir an önce Afganistan'ı terk etmeleri gerektiğini savundu. Gysi askerî birliklerin şimdiye kadar Afganistan'a ne barış ne de Afgan kadınlarına insan haklarıne uygun bir hayat sağlamayı başardığını savundu. Afganistan Konferansı öncesinde Afgan sivil toplum kuruluşları bir araya geldi
Konferansın gündemi Konferansın gündeminde üç temel konu bulunuyor. Bunlardan ilki tüm güvenlik sorumluluğunun Afganistan ordu ve polis güçlerine devredilmesi. Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, Kasım ayı sonunda, kısa bir süre içinde güvenliğinden Afganların sorunlu olacağı vilayet ve bölgeleri duyurmuştu. Yıl sonuna kadar Afgan ordu ve polis güçlerinin ülkenin yaklaşık yarısında kontrolü devralması bekleniyor. Konferansta bu devir - teslimin sivil halka etkileri ve bununla ilgili ekonomik sorunlar değerlendirilecek. İkinci önemli konuysa 2014 yılından sonra ne olacağı. Dünya Bankası'nın verdiği bilgilere göre, Afganistan bu yıl halihazırda 15 milyar 700 milyon dolar uluslararası yardım aldı. Bu neredeyse Afganistan'ın gayrisafi milli hâsılasına eşit. Dolayısıyla bağımsız bir Afganistan ekonomisinden söz etmek mümkün değil. Sadece Afgan güvenlik güçlerinin ayakta kalabilmesi için yılda yaklaşık 6 milyar dolara ihtiyaç duyuluyor. Afganistan'ın dış yardım almadan halkının geçimini sağlaması veya sahip olduğu yeraltı zenginliklerini değerlendirmesi de mümkün değil. Bu nedenle amaç, ülkenin alt yapısı ve enerji projelerinin desteklenmesi, ayrıca bölge ülkeleriyle ticari anlaşmalar imzalanmasının sağlanması.
Afgan halkı uluslararası yardımlara muhtaç Konferasta Afganistan’ın Herat vilayetini temsil eden insan hakları savunucusu Azize Hayrandiş tüm bu hazırlıklar için 2 yılın yeterli olmayacağı görüşünde. Hayrandiş, “Önümüzdeki yıl zaten 2012… 2014’e kadar sadece iki yıl süre var. Afganistan’ın bu zamana kadar kendi ayakları üzerinde durmayı başaracağına inanmıyorum. Bu nedenle uluslararası toplumun yardımlarını sürdürmesi gerekli” diyor. Konferansta ele alınacak bir diğer konuysa Afganistan'daki barış süreci. Uluslararası toplum Afganistan'da uzlaşma sağlanmasını desteklemeyi hedefliyor, ancak bu işi üstlenmek niyetinde değil. Afganistan eski devlet başkanı ve Afganistan Yüksek Barış Konseyi Başkanı Burhaneddin Rabbani'nin geçtiğimiz eylül ayında suikasta kurban gitmesi bu yöndeki girişimlerin büyük oranda sekteye uğramasına neden olmuştu. 04.12.2011 |
||||||||||||||
|
Afganistan'da ABD varlığına 10 Yıl daha destek |
||||||||||||||
Afganistan'da dört günlük "büyük şura" yani aşiretler meclisi toplantısında ABD ile 10 yıllık güvenlik anlaşması yapılmasına onay verildi.
Anlaşma uyarınca diğer ülkelerden
askerlerin Afganistan'ı terk etmesi ardından, ABD askerlerinin
varlığı devam edebilir. Bunlar arasında ABD askerlerinin gece baskınlarına son vermesi ve Afganistan'da suç işleyen Amerikalıların dokunulmazlığının kaldırılması var. Aşiretler meclisinde alınan kararların bağlayıcılığı yok. Bu yönde herhangi bir karar için parlamentonun onayı gerekiyor. Başkent Kabil'de olağanüstü güvenlik önlemleri altında yapılan zirveye 2 bin civarında aşiret ileri geleni katıldı. Yerel dilde loya jirga olarak anılan şura Milli marş ve Kuran okunarak açılmıştı. ABD askerlerinin 2014'te ülkeden çekilmesi planlanıyor. Toplantıda Cumhurbaşkanı Hamid Karzai'nin 2014'ten sonra Afganistan'la ABD'nin ilişkilerini belirleyecek stratejik ortaklık anlaşması konusunda delegelerin desteğini istedi. Toplantıda Taliban ile ilişkiler konusu da ele alındı. Şura şiddetten vazgeçen Taliban üyeleri ile barış görüşmeleri yapılmasına da destek verdi. Gözlemciler, başkentte alınan sıkı güvenlik önlemlerinin direnişçilerin hala ne kadar büyük bir tehdit oluşturduğunu gösterdiğini belirtiyor. 19 Kasım 2011 |
||||||||||||||
|
Afganistan Bombalı Saldırılarla Sarsıldı, En az 15 Nato Askeri öldü |
||||||||||||||
Afganistan’ın başkenti Kabil’de bir intihar bombacısı yabancı askerlerin konvoyuna saldırdı. Saldırıda en az 13 NATO askeri öldü. Amerikalı yetkililer ölen askerlerin hepsinin Amerikalı olduğunu bildirdi. Saldırının sorumluluğunu Taleban üstlendi. Öte yandan Afganistan’daki bir başka gelişmede ülkenin güneyinde Afgan Ulusal Ordusu üniforması giyen bir kişi Afgan ve koalisyon askerlerine ateş açtı. Olayda iki NATO askeri ve saldırgan öldü. Hükümet Binasına Girerken Kendini Havaya Uçurdu Öte yandan Afganistan'ın kuzeydoğusundaki Kunar vilayetinde bir başka intihar saldırısı meydana geldi.
Bu arada Afganistan’ın doğusunda bir kadın intihar bombacısı Afganistan’ın casusluk dairesinin yerel bürosu önünde kendini havaya uçurdu. İstihbarat bürosunun nizamiyesindeki güvenlikçilerin kadından şüphelenerek ateş açtığı ve kadının da üzerindeki düzeneği patlattığı açıklandı. Olayda iki güvenlik görevlisi yaralandı. 29 Ekim 2011 |
||||||||||||||
|
Almanya Cumhurbaşkanı'ndan Afganistan’a sürpriz ziyaret |
||||||||||||||
Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, Afganistan Devlet Başkanı ve sivil toplum temsilcileriyle görüşmek üzere Afganistan’a gitti. Bu, bir Alman Cumhurbaşkanı’nın ülkeye 44 yıldır ilk resmî ziyareti. Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, Afganistan'a gerçekleştirdiği sürpriz ziyaretin başlangıcında, insan hakları savunucularıyla bir araya geldi. Başkent Kâbil'deki görüşmeler, özellikle kadın hakları ile genel olarak insan hakları ve ülkenin siyasi geleceği konularına odaklandı. “Afganistan'a destek sürecek” Afganistan'da insan haklarının gelişmesinin Almanya için büyük bir öneme sahip olduğunu kaydeden Wulff, bu bağlamda yapılan çalışmaları övdü. Wulff, “Afgan sivil toplumunun başarılarına büyük saygı duyuyorum” şeklinde konuştu. Almanya Cumhurbaşkanı, Afganistan'daki birliklerin planlandığı gibi 2014 yılında çekilmesinden sonra da Almanya'nın Afganistan'ın bir dostu ve ortağı olarak kalacağını kaydetti. Karzai ile görüştü Wulff, Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai ile de bir araya geldi. Wulff, terörle mücadeleye devam edilmesi çağrısında bulundu. Ziyaretin aralık ayının başında Almanya'nın Bonn kentinde düzenlenecek Afganistan konulu konferansa bir hazırlık niteliği taşıdığı belirtildi. Afganistan'a bir Alman Cumhurbaşkanı tarafından son resmî ziyaret 1967 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Heinrich Lübke tarafından yapılmıştı.
5 bin Alman askeri görev yapıyor Almanya'nın bir önceki Cumhurbaşkanı Horst Köhler, 2010 yılının mayıs ayında Afganistan'daki Alman birliklerini ziyaret etmiş ancak Devlet Başkanı Karzai ile görüşmemişti. Köhler, bir süre sonra, Alman askerlerinin Afganistan'daki misyonuna ilişkin yaptığı açıklamaların yol açtığı tartışmalar sonrası istifa etmişti. Afganistan'da şu anda 5 bin civarında Alman askeri görev yapıyor. Wulff, Mezar-ı Şerif'teki Alman askerlerini de ziyaret etti. 16.10.2011 |
||||||||||||||
|
Afganistan İşgalinin 10. Yılı |
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Afganistan'da Atatürk'ün Hastanesi yeniden canlanacak |
||||||||||||||
Türkiye, Atatürk'ün emri ile yapılan Kabil'in ilk hastanesi ve tıp fakültesini yeniden canlandıracak. Başbakan Yardımcısı Bozdağ, büyük bölümü yıkılan binanın gerekli incelemelerin yapılmasının ardından ya restore edileceğini ya da aslına uygun olarak yeniden yaptırılacağını bildirdi. KABİL - Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Afganistan ziyareti kapsamında önce Atatürk Çocuk Hastanesini ziyaret etti. Ziyarete, Afganistan Sağlık Bakanı Süreyya Dalil ve Yüksek Öğrenim Bakanı Server Daniş de yer aldı. Hastaneyi gezen Bozdağ, yenidoğan ünitesinde tedavi altına alınan bebeklerin sağlık durumu hakkında bilgi aldı. Dalil, ziyarette hastanedeki eksiklikler hakkında Bakan Bozdağ'a bilgi vererek yardım istedi. Bozdağ da Türkiye'nin gerekli yardımı yapacağı sözünü verdi. ATATÜRK'ÜN EMRİYLE KURULAN HASTANE Bozdağ daha sonra, Atatürk'ün emriyle kurulan ve Kabil'in ilk hastanesi olma özelliği taşıyan Ali Abad Sanatoryumu'na geçti. Büyük bölümü yıkılan ancak üzerindeki ayyıldızın halen görülebildiği bina önünde Dalil ve Daniş'ten bilgi alan Bozdağ, hastanenin yeniden "ayağa kaldırılacağını" söyledi. Bozdağ, ''Burayı yeniden hayata geçireceğiz, yeniden Afganistan'ın, Kabil'in sağlık hizmetlerine büyük bir katkısı olan bir merkeze dönüşmesi için somut adımları atacağız ve burayı da en kısa sürede eski haline getirip hizmete sokma gayreti içerisinde olacağız'' dedi. Hastanenin yeniden hizmete açılmasının Türk-Afgan dostluğuna büyük hizmeti olacağını ifade eden Bozdağ, şöyle konuştu: ''Burada zaten çok güzel bir Türkiye sevgisi var. Bizim de o sevgiye layıkıyla bir karşılığımızın olması lazım. O çerçevede de biz buraları Türk-Afgan dostluğunun, kardeşliğinin güçlenmesine vesile olacak önemli eserler olarak görüyoruz. Dostluğumuzun nişanesi olarak bunlar, burada hizmete devam edecektir. Yeniden bir ekip gönderme ihtiyacı olursa ekip gönderip bakacağız. Eğer restorasyon yapılarak hizmete açma imkanı varsa o yolu deneyeceğiz. Eğer mümkün olmuyorsa asıl proje var, ona göre hareket edeceğiz. Teknik incelemelerden sonra buna karar vereceğiz.'' AFGAN BAKAN DANİŞ: ''İLİŞKİLERİMİZİ DAHA DA GÜÇLENDİRECEK'' Afgan Yüksek Öğrenim Bakanı Daniş de, Ali Abad Sanatoryumu'nun Afganistan'da sağlık alanında hizmet veren ilk hastane olduğunu belirterek, ''Türk dostlarımız tarafından yapıldı. Daha sonra Afganistan'da sağlık yüksek eğitimi için burası, tıp fakültesi binası olarak kullanıldı. Afganistan doktorları, burada yetiştirildi'' dedi. Afganistan'da sağlık sektörünün büyük zorluklarla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Daniş, şunları söyledi: ''Afganistan halkına en iyi hizmeti verebilmek için bu eksikliklerin giderilmesi gerekiyor. Türk dostlarımız bu hastanenin yeniden yapımı için bir kaç kez Kabil'e teknik heyet gönderdi. Gerekli incelemeleri yaptılar, arazi konusunda da anlaştık, istedikleri yeri temin ettik. Bu hastanenin yapılması ile birlikte Afgan halkının sağlık alanındaki ihtiyaçlarının giderilmesi noktasında önemli bir eksiklik giderilmiş olacaktır. Tabi ki bu da, Afganistan ve Türkiye arasındaki güçlü ilişkileri daha da güçlendirecektir.'' TÜRKİYE'DEN ÇOCUK HASTANESİ İÇİN DESTEK TALEBİ Afgan Sağlık Bakanı Dalil de, Atatürk Çocuk Hastanesi'ndeki eksikliklere dikkati çekerek, hastanenin çocuklara gerektiği gibi hizmet vermesi için teçhizat eksikliğinin giderilmesi ve sağlık görevlilerinin daha iyi eğitiminin sağlanması yönünde ihtiyaçları olduğunu kaydetti. Dalil, ''Hem maddi hem de eğitim açısından bu eksikliklerin giderilmesinde Türkiye'den yardım bekliyoruz'' diye konuştu. ATATÜRK'ÜN YAPTIRDIĞI HASTANE Ali Abad Sanatoryumu'nun yapımına Atatürk'ün emri üzerine 1926 yılında başlandı ve 1932 yılında tamamlandı. Daha sonra tıp fakültesi olarak hizmet veren bina, ardından iç savaş dolayısıyla kullanılamaz hale geldi. Sanatoryum yakınında bulunan Atatürk Çocuk Hastanesi ise, yine Türkiye tarafından 1980'li yıllarda kuruldu. 25 Eylül 2011 |
||||||||||||||
|
Eski Afgan Devlet Başkanı "Burhaneddin Rabbani" Öldürüldü |
||||||||||||||
Afgan polisi, Taleban ile barış görüşmelerini yürüten eski devlet başkanı Burhaneddin Rabbani’nin bombalı intihar saldırısında öldüğünü bildirdi. Görgütanıklarına göre Salı akşamı Rabbani’nin Kabil’deki evinin önünde bir patlama meydana geldi. Patlama sırasında başka cankaybı olup olmadığı henüz bilinmiyor. Rabbani, savaşa siyasi çözüm bulma amacıyla Afgan devlet başkanı Hamid Karzai tarafından kurulan Yüksek Barış Konseyine başkanlık ediyordu. Eski Afgan devlet başkanı Kabil’de hükümet binaları ve Amerikan elçiliğinin bulunduğu çok sıkı korunan diplomatik bölgede oturuyordu. Geçen hafta Taleban militanları aynı bölgede roketler, otomatik silahlar ve bombalarla 20 saat süren bir saldırı düzenlemişti. Koordineli biçimde yürütülen saldırı Amerikan elçiliği, NATO karargahı ve diğer resmi binaları hedef almıştı. Saldırıda 14 kişi ölmüş, otuza yakın kişi de yaralanmıştı. 20 Eylül 2011 |
||||||||||||||
|
Kabil'e Taliban saldırısı 19 saatte bitti |
||||||||||||||
Afgan polisi, başkent Kabil'in merkezinde, ABD Büyükelçiliği ve NATO karargahının bulunduğu noktalara saldırı düzenleyen son militanların öldürülmesi ile baskının son bulduğunu duyurdu. Çatışmanın başlamasından 19 saat kadar sonra, militanların üslendiği inşaat halindeki bir binanın 'temizlendiği' söylendi. Amerika Birleşik Devletleri Polis ve özel komando timleri binanın denetimini ele aldı. Başkentte dört ayrı noktada başlatılan saldırı şimdiye dek düzenlenen en planlı ve karmaşık eylem olarak niteleniyor. Kalaşnikof, bazuka ve bomba yüklü yeleklerle donatılmış militanların çoğu gün içinde öldürülmüş, ancak direnen en az bir kişi binadan ateş açmayı sürdürmüştü. Helikopterler desteğindeki Afgan kuvvetlerinin girdiği çatışma gece boyu devam etti. Geç saatlerde Afgan ve NATO komutasındaki Afganistan Güvenlik Destek Gücü ISAF askerleri, başkentin merkezinde son derece sıkı korunan, diplomatik temsilciliklerin bulunduğu bölgeye hakim noktadaki binaya iyice yaklaştı. Afgan yetkililer, çatışma süresince dördü polis, yedi kişiyle altı militanın öldüğünü söyledi. Ölenler arasında NATO askeri ve ABD elçiliği personeli bulunmadığı belirtiliyor. ABD ve diğer ülkelerin Afganistan'dan asker çekmeye başladığı bir döneme rastlayan saldırının sorumluluğunu Taliban üstlendi. Fakat Afgan yetkililer, saldırıdan Taliban'la bağlantısı olmasına karşın bağımsız eylemler düzenleyebilen Hakkani grubunu sorumlu tuttular. Ülkedeki ABD Büyükelçisi Ryan Crocker da saldırının ardında Hakkani'nin bulunduğuna inandığını söyledi. Ryan Crocker dünkü çatışmalarda elçilik binasına altı-yedi füzenin isabet ettiğini belirtti. Ancak bunların en az 800 metre öteden ateşlendiğini kaydeden Amerikalı büyükelçi "Yapabileceklerinin en iyisi buysa, o zaman onların kapasite ve beceri eksikliğini de, Afgan güvenlik güçlerinin yanıt verme yetisini de bu geçiş sürecinde aslında umut verici buluyorum" diye konuştu. Buna karşın başka gözlemciler de militanların ilk kez aynı anda dört noktada birden eylem düzenleyebildiğine dikkat çekiyor.
Silahlar gün boyu susmadı Dün öğle saatlerinde başlayan saldırı, Amerikan elçiliğinin 300 metre kadar yakınında içinde silahlı kişiler olan bir aracın durdurulmasından sonra başladı. Görgü tanıklarına göre, birkaç şiddetli patlamanın ardından militanlar çevreye hakim olan Abdül Hak Meydanı'nda inşa halindeki dokuz katlı binaya girdi. En az beş militan buradan otomatik silahlar ve roketatarlarla elçilik binasına ateş açtı. Bu sırada, aynı bölgede başka patlamalar meydana geldi. İki intihar eylemcisi bir polis binasının önünde üzerindeki patlayıcıları ateşledi. Havaalanında saldırı düzenlemeye çalışan bir militan öldürülürken, istihbarat servisinin sorumluluğundaki bir hapishane hedef alındı. Taliban sözcüsü, "yerel ve yabancı istihbarat merkezlerine geniş çaplı intihar saldırıları düzenlediklerini" söyledi. Kabil'deki BBC muhabiri Quentin Sommerville de eylemcilerin uzun bir mücadele niyetiyle yola çıktığını, binaya üç gün boyunca silah ve mühimmat yığdıklarının öğrenildiğini söylüyor. Militanların bu ölçekte bir saldırı düzenleyebilmesi, Afgan kuvvetlerinin yetkinliği konusunda tartışmaları körüklüyor. Bu yılın başlarında ISAF, ülkenin yedi bölgesinde güvenlik alanında sorumluluğu Afgan güçlerine devretmişti. ABD gelecek yılın sonuna kadar Afganistan'dan toplam 33 bin asker çekmeyi planlıyor. Böylece Afganistan'daki ABD askerlerinin sayısı 68 bine düşecek. 14 EYLÜL 2011 |
||||||||||||||
|
Afganistan'da ABD üslerine saldırı: 102 Yaralı |
||||||||||||||
|
11 Eylül’ün yıldönümü öncesinde Afganistan'daki Amerikan üssüne düzenlenen intihar saldırısında üç Afgan yaşamını yitirdi, 77 NATO askeri ve 25 sivil yaralandı. NATO'dan yapılan açıklamada, bomba yüklü kamyonla düzenlenen intihar saldırısında, 77 asker ve 25 Afgan sivilin yaralandığı, üç Afgan'ın ise hayatını kaybettiği bildirildi. Vardak'taki ABD üssüne düzenlenen saldırıda yaralananların durumunun iyi olduğu, hayati tehlikesi bulunan yaralı olmadığı kaydedildi. ABD ordusu sözcüsü Binbaşı David Eastburn, Cumartesi gece saatlerinde düzenlenen saldırıda, üssün dış duvarında yaklaşık 6 metrelik bir yarık oluştuğunu, yaralananlar arasında ABD askerleri ve Afgan korumaların olduğunu söyledi. Taliban üstlendi Taliban saldırının sorumluluğunu üstlendi.11 Eylül saldırılarının, Afganistan'ın işgali için bahane olarak kullanıldığını öne süren Taliban, ABD ve yabancı güçlere karşı uzun bir savaşı sürdürme gücüne sahip olduğunu duyurdu.
Saldırı Kabil'deki Amerikan büyükelçiliğinde 11 Eylül saldırılarını anma törenlerinin yapıldığı sıraya rastlıyor. 11 Eylül saldırıları ardından ABD el Kaide'nin bu ülkede üslenmesine son vermek gerekçesiyle, Afganistan' işgal etmiş ve Taliban hareketini iktidardan uzaklaştırmıştı. İşgalden bu yana Afganistan'daki yabancı güçler ve yerli ortaklarına karşı mücadelede eden Taliban, Vardak'taki üsse yapılan saldırıyı da üstlendi. Taliban tarafından medyaya elektronik posta ile gönderilen mesajda, 'Her yıl 11 Eylül günü Afgan halkına, hiç bir rolleri olmayan bir olayı hatırlatır; Amerikan sömürgeciliği on binlerce masum Afganlının kanını döktü' deniyor. ABD'nin Afganistan büyükelçisi Ryan Crocker ise 'Afganistan topraklarının yeni bir 11 Eylül'de kullanılmasını önlemek için buradayız' diyor. Vardak'taki üsse yapılan saldırının yanı sıra, ülkedeki en büyük ABD üssü olan Bagram üssü de roket saldırısına uğradı. Bu saldırıda üç yaşında bir kızın öldüğü söyleniyor. ABD'nin Afganistan'da 100 bin askeri var. Bunların 33 bin kadarının önümüzdeki yıl içinde ülkeden çekilmesi planlanıyor. 11 Eylül 2011 |
||||||||||||||
|
Afganistan'da 'Kendinizi Yakmayın' kampanyası |
||||||||||||||
Afganistan'da yaşanan "kendini yakma" vakalarının ciddi boyutlara ulaşması üzerine Sağlık Bakanlığı tarafından bir kampanya başlatıldı. Kampanya kapsamında yanık olaylarına yol açtığı tahmin edilen mutfak kazalarının önlenmesi ve yüksek derece yanıkların sebep olduğu ciddi sağlık sorunlarına dikkat çekilmesi hedefleniyor. BBC'ye konuşan sağlık bakanı Suray Dalil geçen sene ülke çapında 22 bin kişinin yanıklar sebebiyle sağlık kurumlarına başvurduğunu söyledi. Bakan bu vakalardan iki binden fazlasının yüksek derecede yanıklar olduğunu ve yalnızca Kabil ve Herat şehirlerindeki hastanelerde 230 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. "Kadınlar intihar amacıyla kendilerini yakıyor" Afganistan'dan bildiren BBC muhabiri Jill McGivering, yanık vakaları arasında ne kadarının intihar olduğunu tespit etmenin bir hayli zor olduğunu belirtiyor. İntihar amacıyla kendini yakmanın özellikle Herat bölgesinde sıklıkla karşılaşılan bir durum olduğunu söyleyen Jill McGivering, kendini yakanların büyük kısmının da kadınlar olduğuna dikkat çekiyor. BBC Muhabiri, yanma sebebiyle hastanelere yansıyan olayların büyük çoğunluğunun kadınların başına gelmesinin, kadınların kendilerini yakarak intihar ettiğini düşündürdüğünü belirtiyor. Kadınların kendilerini yakmalarının sebeplerinin, aile içinde uygulanan şiddet ve istismara uğramaları olduğunu belirten Jill McGivering, "ailelerin intihar olaylarını gizlemeleri sebebiyle hangi yanık vakasının intihar olduğunun tespit edilmesi neredeyse imkansız" diyor. 6 Eylül 2011 |
||||||||||||||
|
Afgan hapishanelerine nakiller durduruldu |
||||||||||||||
NATO'nun Afganistan'daki Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti (ISAF), yaygın şekilde işkence yapıldığı yolundaki haberler üzerine gözaltına alınan kişilerin bazı Afgan hapishanelerine naklini durdurdu. BBC'ye ulaşan bilgilere göre, bu uygulama 8 vilayette askıya alındı; ayrıca ülkenin terörle mücadele birimi de karar kapsamına alındı. Olaylı Kandahar vilayetinde gözaltına alınan zanlıların Afgan hapishanelerine tesliminin aylar önce durdurulduğu öğrenildi. Henüz yayımlanmamış bir BM raporunda, NATO güçlerince teslim edilen tutukluların sistemli şekilde tacize uğradığı, hortumla dövüldükleri, cinsel tecavüzle tehdit edildikleri, kimi kez de zanlılara elektrik akımı verildiği belirtiliyor. Sözü edilen olaylardan birinde, 19 yaşındaki bir tutuklunun iki hafta boyunca süreyle dövüldüğü, söz konusu kişinin sonunda şiddetli kanama ardından öldüğü kaydediliyor. Bu kişilerin birçoğunun, isyancı oldukları gerekçesiyle hapishanelerde alıkonulduğu ve bir suçlama getirilmeden hapsedildikleri belirtiliyor. Söz konusu hapishaneler, Afgan polisinin ve istihbarat kuruluşunun kontrolünde. 'NATO'nun işi zorlaşacak' BBC'nin Kabil muhabiri Quentin Sommerville, bir ISAF yetkilisinin, bu olayları, NATO'nun yabancı askerleri geri çekip Afganlara daha fazla sorumluluk verme planları açısından, "önemli bir aksaklık" olarak nitelediğini aktarıyor. Bazı bölgelerde "Afgan güvenlik güçlerine güvenilemeyeceği" belirtilmekte. Bir BM yetkilisi, Afganistan hükümetinin sözü edilen sorunları en üst düzeyde yetklileri aracılığıyla incelediğini bildirdi. 6 Eylül 2011 |
||||||||||||||
|
Taleban 4 Türk Mühendisi Bıraktı |
||||||||||||||
Taleban, Afganistan’ın doğusundaki Paktia ilinde geçen Aralık ayında kaçırılan dört Türk mühendisi serbest bıraktı. Örgüt, Türk mühendisleri Pazar sabaha karşı komşu Ghazni ilinde Uluslararası Kızıl Haç Komitesine teslim etti. Taleban, rehineleri Şeker Bayramı nedeniyle bir insani jest olarak serbest bıraktığını bildirdi. Bırakılan rehinelerden adını sadece İmam olarak veren biri Fransız haber ajansına kendisi ve arkadaşlarına işkence yapılmadığını açıkladı. Dört Türk mühendis ve Afgan şöförleri 26 Aralık 2010’da Pakita ilinde seyahat ederken silahlı kişiler tarafından kaçırılmıştı. Afgan yetkililer, Türk mühendislerin bölgede sınır karakolları inşa eden bir şirket hesabına çalıştıklarını bildiriyor. Son yıllarda yabancıları zaman zaman kaçıran Taleban militanları bazıları görüşmeler sonucu bırakmış ancak bazılarını da öldürmüştü. 04 Eylül 2011 |
||||||||||||||
|
Burası Taliban İslam Emirliği |
||||||||||||||
Afganistan'ın doğusundaki Nangarhar vilayeti kontrolün NATO ve Afgan ordusu ile Taliban arasında sık sık el değiştirdiği bir bölge. Güneşli bir yaz sabahı Amerikan ve Afgan Ordusu askerleri Nangarhar vilayetindeki Vezir Bazar köyünün güzel manzaralı yollarında devriye geziyorlar. Bir Amerikan savaş helikopterinin üzerinde dolaştığı Pakistan’la sınır olan köy, boşaltılmış görünüyor. Taliban militanları köyden çekilip vadiye sığınmışlar. Geride yol kenarına yerleştirdikleri bombaları bırakarak.
Operasyonun başında Afgan sınır polisi komutanlarından General Aminullah Amarkhel var. Amarkhel, Sovyet Kızıl Ordusu'na karşı savaşta da önde yer almış bir isim. Generale köyde soğuk karşılamaZırhlı aracından inip halkla konuşmadan önce, bir durum değerlendirmesi yapıyor. Fakat indiğinde halktan gördüğü tepki pek istediği gibi değil. Köyden yalnızca üç kişi kendisiyle konuşuyor. "Taliban militanlarını gördünüz mü? Pakistanlı, Arap ve Çeçen savaşçılarla karşılaştınız mı?" diye soruyor. Fakat bir yanıt alamıyor. "Ben burada Sovyetlere karşı savaştım" dese de bunun üzerinden sergilemek istediği itibarı da yakalayamıyor. Konuşmaya gelenlerden yaşlı olanı, "Taliban hakkında bir şey bilmiyoruz" diyor ve "Gece ve gündüz toprakta çalışıyoruz. Kim geliyor, kim gidiyor bilmiyoruz." diye de ekliyorlar. Neden kimsenin Taliban hakkında konuşmak istemediğini anlamak zor değil. Bölge tekrar Taliban'ın eline geçebilir. Taliban yönetimi devrileli on yıl olmasına rağmen, hükümet ve NATO güçlerinin zayıf istihbaratı ve sorunları yerel hükümetlerin militanlara güç getirmesine imkan tanımıyor. Taliban komutanını asker saklamış Bölgedeki bir yardım görevlisi "Burası hâlâ Taliban İslam Emirliği" diyor. Düğünlerde müzik çalmak yasak ve traşlı kişiler dövülüyor.
Konuşmaya gelenlerden genç olan biri ise, "Polis olmak için sınava girip kazandım, fakat işe başlatmak için bin dolar rüşvet istediler ben ise vermedim" diyor. General "Gel seni sınır polisliğine aldırayım" dediğinde ise, "Yok, biz böyle iyiyiz" yanıtını alıyor. Korumaları General Amarkhel'in güvenliği konusunda kaygılı. İntihar saldırganları sık sık köylülerden biriymiş gibi davranıp üst düzey görevlilere yaklaşmayı deniyormuş. Bölgedeki birçok saldırıdan sorumlu tutulan bir Taliban komutanını yakalamak üzere başlatılan operasyon ordunun önündeki sorunların daha da net belirmesine yol açıyor. Taliban komutanın bir ara sığındığı evi bir şekilde bulmayı başardıklarında, evin, Afgan ordusundan bir askere ait olduğu ortaya çıkıyor. 9 Ağustos 2011-BBC, Afganistan-Pakistan Sınırı |
||||||||||||||
|
ABD, helikopteri düşüren Talibanları öldürüldüğünü açıkladı |
||||||||||||||
Afganistan'daki NATO birlikleri cumartesi günü bir Amerikan helikopterini düşürerek 38 kişinin ölümüne sebep olan Taliban militanlarının öldürüldüğünü açıkladı. Afganistan'daki Amerikan kuvvetlerinin başındaki General John Allen tarafından yapılan açıklamada 38 kişinin ölümünden sorumlu kişilerin pazartesi günü gerçekleşen operasyonda etkisiz hale getirildiğini bildirdi. F-16 savaş uçaklarıyla düzenlenen operasyonda bir Taliban liderinin de öldürüldüğü belirtildi. Taliban, aralarında Usame Bin Ladin'i öldüren operasyon timinde görev almış Amerikan askerlerinin de bulunduğu 38 kişiyi taşıyan Chinook isimli helikopterin düşürülmesini üstlenmiş, NATO ise bu bilgiyi doğrulamamıştı. Düşürülen helikopterde Afgan güvenlik birimleri ve bir de Afgan çevirmen bulunuyordu. Pentagon'da basın mensuplarının sorularını yanıtlayan General Allen, helikopterin düşürülmesinden sonra sorumluların bulunması için kapsamlı bir operasyon düzenlendiğini belirtti. General Allen helikopterin düşürüldüğü gece operasyonlarından binlercesini başarıyla tamamladıklarının altını çizdi. Özel timler tarafından gerçekleştirilen gece operasyonları Afganistan'daki Amerikan birliklerinin sıklıkla tercih ettikleri bir Taliban'la mücadele yöntemi. Başbakan Obama ve Savunma Bakanı Leon Panetta dün hayatını kaybeden otuz Amerikan askeri için yapılan cenaze törenine katılmışlardı. Chinook helikopterinde yaşanan ölümler ABD'nin 2001 yılındaki işgalden bu yana tek olaydaki en büyük can kaybı oldu. 10 AĞUSTOS 2011 |
||||||||||||||
|
Afgan Taliban'ı ABD helikopteri düşürdü, 38 Ölü |
||||||||||||||
Afganistan'ın doğu kesiminde düşen ABD helikopterinde 31'i ABD, 7'si de Afgan askeri olmak üzere 38 kişinin öldüğü bildirildi. Düşen helikopterin askerleri bir operasyon ardından üsse götürmekte oldukları açıklandı. Amerika Birleşik Devletleri Aracın düşme nedeni henüz kesinlik kazanmış değil. ABD ve NATO bu konuda bir açıklama yapmıyor. Ancak Taliban, helikopteri kendilerinin düşürdüğünü ileri sürüyor. Bazı yetkililerle, görgü tanıklarının ifadeleri de bu iddiayı doğrular nitelikte. Bir yetkili New York Times gazetesine helikopterin roketle vurulduğunu söyledi. Bunun, ABD'nin 2001 yılındaki işgalden bu yana tek olaydaki en büyük can kaybı olduğu söyleniyor. Cumhubaşkanı Karzai yaptığı yazılı açıklamada, ABD Başkanı Barack Obama'ya bir başsağlığı mesajı gönderdiğini belirtti. Karzai'nin makamından yapılan açıklamada, Afganistan'ın doğusundaki Vardak eyaletinde bir NATO helikopterinin düştüğü bildirildi. Helikopterin Taliban'a karşı dün gece yapılan operasyon sonrası düştüğü açıklandı. Helikopterin Taliban üyelerinin toplandığı bir evi vurduğu ve 8 Taliban üyesinin öldüğü kaydedildi. NATO, helikopterin düştüğü yerde incelemeler yapıldığını açıklarken, düşüş nedeni ile ölü ve yaralı sayısı ile ilgili bilgi vermedi. Ancak Taliban sözcüsü, helikopterin düşmesini üstlendi.
Yazılı açıklamada, helikopterin Taliban'ın roket atışı ile düştüğü ileri sürüldü. Bir bölge sakini de BBC Peştuca servisine yaptığı açıklamada, helikopterin roketle vurulduğunu söyledi. Afganistan'da helikopter düşmeleri sık yaşanan bir olay. Sadece bu yıl Afganistan ordusu ve koalisyon güçlerine ait toplam 17 hava aracı düştü. Afganistan'da şu anda 140 bin yabancı asker görev yapıyor. Bunları 100 bin kadarı Amerikalı. 06 Ağustos 2011 |
||||||||||||||
|
Afganistan Hükümeti Talebanla Uzlaşma Yolları Arıyor |
||||||||||||||
Amerikan askerlerinin Afganistan'dan çekilme süreci devam ederken Kabil hükümeti taleban unsurlarıyla uzlaşmanın yollarını arıyor. Uzlaşma arayışına Amerikan yönetimi de destek veriyor. Ancak Amerika'nın Sesi muhabiri Gary Thomas, bu sürecin son derece karmaşık olduğunu bildiriyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra çoğu savaşlar mutlak zaferle değil, müzakere yoluyla son buluyor. Çok farklı dönemlerde ve yerlerde, Vietnam, Balkanlar ve Sudan’da yapılan savaşlar görüşmelerle son buldu. Bazı savaşlara kalıcı çözümler bulundu, istikrar sağlandı. Diğerlerinde sadece zaman kazanıldı. Amerikan askerlerinin Afganistan’dan çekilme sürecinin başlamasıyla Afgan hükümetiyle Taleban militanlarının bazı unsurları arasında siyasi görüşmeler başlıyor. Görüşmelere destek veren Başkan Obama da Haziran ayında, siyasi çözüm bulunmadan barışın sağlanamayacağını söyledi: “Afgan hükümetini ve ordusunu güçlendirdikçe Amerika toplumsal uzlaşma çabalarına destek verecektir. Buna Taleban da dahil. Müzakereler konusunda tutumumuz çok açık: Görüşmeler Afgan hükümetinin liderliğinde yapılmalı; Afganistan’da barış isteyenler el Kaide’den uzaklaşmalı, şiddetten vazgeçmeli ve Afgan Anayasası’na uymalıdır.” Amerika Barış Enstitüsü uzmanı Andrew Wilder, umutlu olduğunu söylemekle birlikte görüşmelerin kolay sonuç vereceğine fazla ihtimal vermiyor: “Aşılması gereken birçok engel; birçok zorluk var. Çok kolay, rahat bir pazarlık olacağını zannetmiyorum. Ancak yine de farklı fırsatları değerlendirmeye çalışırsak bazıları sonuç verir; bazıları vermez. Ancak adım adım Taleban’ın içindeki bazı kesimlerle anlaşmaya varabilir, müzakereyle çözüm yolunda ilerleme sağlayabiliriz.”
Amerika’nın stratejisi, 2014 yılına tümüyle çekilebilmek için Afgan ordusu ve polisini eğiterek güvenliği devralmasını sağlamak. Çekilme takvimi işliyor; bir yandan da Amerikan birlikleri Taleban’ı müzakereye zorlamak için baskıyı arttırıyor. Çoğu uzman Afgan ordusunun geliştiğini; ancak polisin geride kaldığını düşünüyor. Andrew Wilder, “Polisi eğitmek için yapılan milyarlarca dolarlık yatırıma rağmen emniyet kuvvetleri daha çok sorunun bir parçası olarak görülüyor. Baskıcı bir güç görevde. Ve bunlar halkın güvenliğini sağlamaktansa hükümetin halktan gördüğü desteğe zarar veriyorlar,” diyor. Öte yandan Taleban’ın hangi kesimleriyle uzlaşma sağlanabileceği; veya Taleban’ın ne isteyeceği belli değil. Afganistan’ın eski Washington Büyükelçisi Said Tayib Cevad Taleban’ın baskıyı hissetmiyor olabileceğini düşünüyor: “Taleban güneyde büyük baskı altında ancak ülkenin diğer bölgelerinde rahatça hareket edebiliyor. Savaşı tamamen kaybettikleri izlenimi yok. Kaybetmediklerini düşünürlerse müzakerelere katılmaları da zorlaşır. Unutmamak gerekir, Taleban için zaferin tanımı çok farklı.” Taleban militanları son dönemde düzenlenen bir çok suikastin sorumluluğunu üstlendi. Bunlara Cumhurbaşkanı Karzai’nin kardeşine yapılan suikast de dahil. Ancak Amerika’nın Kabil Büyükelçisi Ryan Crocker’a göre, suikastler Taleban’ın zayıfladığını gösteriyor: “Bence Taleban artık operasyon yapamayacak kadar zarar görmüş durumda ve yeniden toparlanarak ne yapabileceğini düşünüyor. Bazı yerlerde suikast düzenliyor. Irak’ta gördüğümüz tablo da buydu. Elbette bunlar korkunç saldırılar ancak düşmanın örgüt olarak zayıfladığını gösteriyor.” Uzmanlar, Taleban’ın hükümetin tüm zaaflarından yararlanmaya çalışacağını; yolsuzluğun topladığı tepkiyi görerek bunu da körükleyebileceğini düşünüyor. 04 Ağustos 2011 |
||||||||||||||
|
Afganistan-Kandahar Belediye Başkanı suikastta öldü |
||||||||||||||
Afganistan'ın güneyindeki Kandahar kentinin belediye başkanı, intihar saldırısında hayatını kaybetti. Afganistan Gulam Haydar Hamidi, intihar eylemcisi saldırdığında ofisinde aşiret liderleriyle görüşüyordu. Aşiret liderlerinin Hamidi'yle bir gecekondu mahallesinin yıkılmasına izin vermemesini istemek için toplandıkları belirtildi. Yakın dönemdeki suikastler17 Temmuz: Karzai'nin müttefiki Can Muhammed Han, Kabil'deki evinde uğradığı saldırıda öldü 12 Temmuz: Karzai'nin üvey kardeşi Ahmed Veli Karzai, Kandahar'da koruması tarafından vuruldu 28 Mayıs : Kuzey Afganistan emniyet müdürü General Muhammed Davud Davud, Takhar'da eyalet valiliğinde öldürüldü 15 Nisan : Kandahar eyaleti polis müdürü Han Muhammed Mücahid, karargaha yönelik saldırıda öldürüldü 13 Nisan : Hükümet yanlısı aşiret lideri Hacı Malik Zerin Kunar eyaletinde uğradığı saldırıda öldürüldü 10 Mart : Kunduz eyaleti polis müdürü Abdül Rahman Sayedili, Kunduz'da öldürüldü Saldırganın patlayıcıları başındaki türbana sararak kalabalığa karıştığı anlaşıldı. Patlamada Hamidi'nin yanı sıra intihar eylemcisiyle bir sivil daha hayatını kaybetti. Hamidi, bundan dört yıl önce Afgan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai'nin özel isteği üzerine ABD'den ülkesine dönmüştü. Gulam Haydar Hamidi, kentte en yetenekli ve en güvenilen yetkililerden biriydi. AP ajansına göre Ahmed Veli Karzai'nin yerine adı geçiyordu. Cumhurbaşkanı Hamid Karzai'nin üvey kardeşi, aynı zamanda ülkenin güneyindeki en güçlü şahsiyetlerden olan Ahmed Veli Karzai de, Kandahar'da koruması tarafından öldürülmüştü. Taliban'ın ilk çıkış yeri, aynı zamanda 1996'dan 2001'e dek başkenti olarak bilinen Kandahar, ABD güçlerinin Taliban direnişinde en çok odaklandıkları kentlerin başında geliyor. BBC'nin Kabil'deki muhabiri Bilal Sarwary Hamidi'nin ölümünün Kandahar'ın ne kadar istikrarlı olduğu konusunda soru işaretleri doğuracağına dikkat çekiyor. 27 Temmuz 2011 |
||||||||||||||
|
Afganistan'daki yeni NATO komutanından uyarı |
||||||||||||||
Afganistan'daki NATO güçlerinin yeni komutanı Orgeneral John Allen, Taliban'la savaşta zorlu bir döneme girildiği uyarısında bulundu. Görevi Orgeneral David Petraeus'tan devralan Allen "Karşı karşıya olduğumuz zorlukların bilincindeyiz" dedi. "Bizi zor günler bekliyor. Ama 49 ülkeden cesur kadın ve erkekler ve Afgan dostlarımızla birlikte bu zorlu görevi sürdüreceğiz" diye konuştu. Taliban'a karşı takviye edilmiş askeri birliklerle yürütülen operasyonların başında bulunan Petraeus, Eylül ayından itibaren Merkezi Haberalma Teşkilatı CIA'nin yeni direktörü olarak göreve başlayacak. Devir teslim töreni son günlerde ülkede tırmanan şiddetin gölgesinde yapıldı. Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai'nin en kıdemli danışmanlarından biri ve bir milletvekili dün Kabil'de hedef oldukları saldırılarda hayatlarını kaybetmişlerdi. Karzai, geçen hafta da Kandahar'da düzenlenen suikastte kardeşi Ahmet Veli Karzai'yi kaybetmişti. 37 yıldır Amerikan ordusunda görev yapan Petreaus, Irak'ta uyguladığı ek asker sevki stratejisiyle 2007 yılında savaşın gidişatını tersine çeviren isim olarak görülüyor. Petreaus, geçen yıl da Afganistan'da 30 bin ek askerin görevlendirilmesi stratejisini uygulamakla görevlendirilmişti. Petreaus'un ayrılması NATO güçlerinin ülkenin bazı bölgelerinde kontrolü Afgan güvenlik güçlerine devretmeye başladıkları bir döneme denk geldi. Ancak son bir haftadır meydana gelen saldırılar sorunun ne kadar büyük olduğunu da ortaya koyuyor. Karzai'nin danışmanı Jan Muhammed Kan Kabil'deki evinde öldürüldü. Aynı saldırıda evde bulunanlardan milletvekili Hasham Atanval da hayatını kaybetti. Afgan yetkililer, eylemcilerin vücutlarına patlayıcı maddeler sardıklarını söylüyor. İlk devir teslim Bamiyan'da NATO, Afganistan'ın orta kesimlerindeki Bamiyan vilayetinin kontrolünü pazar günü Afgan güvenlik güçlerine devretmişti. Bu, Afgan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai'nin Mart ayında açıkladığı plan uyarınca Afganlılara devredilecek 7 bölgenin ilki. Bamiyan ülkenin en güvenli bölgelerinden biri ancak fakir ve büyük ölçüde dış yardım sayesinde ayakta kalabilen bir bölge. Bamiyan'daki devir teslim törenine başkent Kabil'den giden üst düzey Afgan yetkililer ve yabancı diplomatlar katıldı. Ancak törene ilişkin ayrıntılar güvenlik gerekçesiyle gizli tutuldu. Tören Bamiyan Emniyet Müdürlüğü'nde yapıldı. Bölgede askeri birimler olmadığı için güvenliği sağlama sorumluluğunu polis üstlenecek. Şu an için Yeni Zelandalı uluslarası güç askerleri bölgede kalacak ancak bu askerler Afganlıların kontrolünde olacak. Geçiş süreci NATO'nun sorumluluğu aşamalı olarak Afgan yetkililere bırakmasını öngörüyor. Bamiyan 2014'te tamamlanması gereken devir sürecinin ilk bölgesi oldu. Devir sürecinin 12 ila 24 ay sürmesi bekleniyor. Afganistan'da barışın sağlanması için son aylarda Taliban'la, ABD'nin de dahil olduğu müzakereler yürütülüyor. BM Güvenlik Konseyi, Afganistan'daki uzlaşma çabalarını desteklemek amacıyla, Taliban ve El Kaide yaptırım listelerini birbirinden ayırmıştı. 18 Temmuz 2011 |
||||||||||||||
|
Afgan güçlerine ilk devir teslim |
||||||||||||||
NATO, Afganistan'ın orta kesimlerindeki Bamiyan vilayetinin kontrolünü Afgan güvenlik güçlerine devretti. Bu, Afgan Cumdurbaşkanı Hamid Karzai'nin Mart ayında açıkladığı plan uyarınca Afganlılara devredilecek 7 bölgenin ilki. Bamiyan ülkenin en güvenli bölgelerinden biri ancak fakir ve büyük ölçüde dış yardım sayesinde ayakta kalabilen bir bölge. Bamiyan'daki devir teslim törenine başkent Kabil'den giden üst düzey Afgan yetkililer ve yabancı diplomatlar katıldı. Ancak törene ilişkin ayrıntılar güvenlik gerekçesiyle gizli tutuldu. Tören Bamiyan Emniyet Müdürlüğü'nde yapıldı. Bölgede askeri birimler olmadığı için güvenliği sağlama sorumluluğunu polis üstlenecek. Şu an için Yeni Zelandalı uluslarası güç askerleri bölgede kalacak ancak bu askerler Afganlıların kontrolünde olacak. Geçiş süreci NATO'nun sorumluluğu aşamalı olarak Afgan yetkililere bırakmasını öngörüyor. Bamiyan 2014'te tamamlanması gereken devir sürecinin ilk bölgesi oldu. Devir sürecinin 12 ila 24 ay sürmesi bekleniyor. Afganistan'da barışın sağlanması için son aylarda Taliban'la, ABD'nin de dahil olduğu müzakereler yürütülüyor. BM Güvenlik Konseyi, Afganistan'daki uzlaşma çabalarını desteklemek amacıyla, Taliban ve El Kaide yaptırım listelerini birbirinden ayırmıştı. 17 temmuz 2011 |
||||||||||||||
|
Camiye intihar saldırısı: 4 ölü |
||||||||||||||
Kandahar’da bir camiye yapılan intihar saldırısında aralarında bölgesel dini liderin de bulunduğu 4 kişi öldü. KANDAHAR - Afganistan Devlet Başkanı’nın kardeşi ve Kandahar Yönetim Konseyi’nin başkanı Ahmed Veli Karzai'nin Salı günü öldürülmesinden sonra kentte sular durulmuyor. Veli Karzai’nin dün defnedilen cenazesinin sonrasında bugün bir camide patlama meydana geldi. Afgan yetkililer patlamanın, Veli Karzai için düzenlenen bir mevlüt sırasında gerçekleştiğini açıkladı. Saldırıda aralarında bölgesel Ulema Konseyi’nin başkanı olan din adamının da olduğu 4 kişi öldü. Olayda en az 11 kişinin de yaralandığı belirtildi Bu patlamadan kısa süre sonra aynı cami yakınlarında ikinci bir patlama meydana geldi. İkinci patlama ile ilgili henüz detaylı bilgi verilmedi. 14 Temmuz 2011 |
||||||||||||||
|
Karzai'nin üvey kardeşi öldürüldü |
||||||||||||||
Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai'nin üvey kardeşi Ahmet Veli Karzai evinde uğradığı silahlı saldırı sonucu öldü. Karzai'ye yönelik saldırıyı kendisini korumakla görevli ekibin başındaki Serdar Muhammed adlı kişinin gerçekleştirdiği bildirildi. Taliban, örgütün son 10 yıldaki en büyük başarısı olarak nitelediği saldırıyı üstlendi. Serdar Muhammed'in Karzai'yi neden öldürdüğü bilinmiyor. Ancak suikast, üst düzey Afgan yetkililerinin korunması konusunda soru işaretleri yarattı. Karzai, Afganistan'da suikaste hedef olan en üst düzey siyasetçi ve güvenlik yetkilisi. Üvey ağabeyi Hamid Karzai ise, suikastın Afgan halkının acılarını yansıttığını belirterek, ''Afganistan'da yaşamak böyle bir şey. Bütün Afgan hanelerinde bu acı hissediliyor. Umudumuz şiddetin sona ermesi ve barış ve mutluluğun ülkede hakim olması'' dedi. Kandahar'daki yerel yönetimin başkanı olan Veli Karzai, tartışmalı konuların odağında yer alan biri isim. Hakkında özel güvenlik şirketleri ve afyon ticaretiyle bağlantısına ilişkin iddialar sıklıkla dile getiriliyor.
Son olarak belge sızdırma sitesi Wikileaks'in kamuoyuna duyurduğu Amerikan belgelerinde, Karzai ''yolsuzluklara bulaşmış uyuşturucu baronu'' olarak niteleniyordu. Ağabeyi, Devlet Başkanı Karzai ise suçlamalara karşı hep üvey kardeşinin yanında yer aldı. Geçmişte de suikast girişimlerine hedef olan Veli Karzai, ABD ve Afganistan'daki Batılı güçlerin yakın müttefiklerindendi. BBC'nin Kabil'deki Muhabiri Quentin Sommerville, Veli Karzai'nin Amerikalı ve NATO güçlerinin kendisine yönelik uyuşturucu kaçakçılığı suçlamaları gözardı edilecek kadar önemli bir müttefiki olduğunu kaydetti. Amerikalı bir yetkili, ''Kendisi hakkındaki kaygılarımıza karşın Ahmet Veli Karzai, ABD'nin birlikte iş yapabildiği ve Kandahar'ı kontrol altında tutabilen bir kişiydi'' dedi. 12 Temmuz 2011 |
||||||||||||||
|
Afganistan'da Taliban saldırısında 78 kişi öldü |
||||||||||||||
Afganistanlı yetkililer iki gündür Taliban'la süren çatışmalarda en az 78 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Afganistan'ın Nuristan eyaletinde Taliban ile Afgan güvenlik birlikleri arasında yaşanan çatışmalarda aralarında 33 sınır polisinin de bulunduğu 78 kişi öldü. Vali Badar saldırının sınırın Pakistan tarafından geldiğine dikkat çekti. Afganistan'da yaşanan Taliban saldırılarının ülke sınırları dışından kaynaklanması, Afganistan ile komşuları arasında gerilime sebep oluyor. Afganistan hükümeti komşularını sınırları içindeki terörist yapılara engel olmamakla eleştiriyor. Bugün sabah saatlerinde Pakistan'ın kuzey batısındaki Afganistan sınırından 200 Taliban militanının giriş yaptığı, bölgedeki bir okulu yaktığı ve yerliler çatıştığı bildirildi. Bölgedeki muhabirler Afganistan ve Pakistan'ın iddialarını doğrulamanın güçlüğüne dikkat çekiyorlar. Ancak iki ülke arasındaki sınır bölgesi olan Nuristan'daki Taliban ve El Kaide kontrolünün son aylarda arttığı biliniyor. Kabil'den bildiren BBC muhabiri Bilal Sarwary, ABD birliklerinin bu sene başında bölgeden ayrıldıklarını bildirdi. 06/07/2011 |
||||||||||||||
|
Afgan Mülteciler Mayına Çarptı: 11 Ölü |
||||||||||||||
Afganistan'ın güneyinde yola yerleştirilmiş mayının patlaması 11 sivilin ölümüne yol açtı. Yetkililer içi yolcu dolu bir aracın mayına çarptığını belirtti. Ölenler arasında iki çocuk, dört kadın ve beş erkeğin bulunduğu kaydedildi. Sözkonusu kişiler Pakistan'dan evlerine dönmekte olan Afgan mültecilerdi. Ölenlerin hepsinin aynı aileden olduğu belirtildi. Militanlar tarafından yol kenarına yerleştirilen bombalar Afgan sivil ölümlerinin de en büyük nedenlerinden biri olarak biliniyor. 02/07/2011 |
||||||||||||||
|
Kabil'deki İnter-Continental Saldırısı |
||||||||||||||
Afgan yetkililer, başkent Kabil dışındaki İnter-Continental Oteli’ne saldırının sona erdiğini açıkladı. Yetkililer ölü sayısının on olduğunu bildirdi. Ancak ölü sayısının artmasından kaygı duyuluyor. Bu rakama ölü ele geçirilen altı intihar eylemcisi dahil değil. Afganistan İçişleri Bakanlığı sözcüsü Sıddık Sıddıki saldırının sona erdiğini bildirdi. NATO sözcüsüyse, ittifaka bağlı iki helikopterin otelin çatısına ateş açtığını ve oradaki üç militanı öldürdüğünü belirtti. Olay dün akşam geç saatlerde altı intihar eylemcisinin otele saldırmasıyla başladı. Saldırıyı üstlenen Taleban, hedeflerinin otel müşterilerinin büyük çoğunluğunu oluşturan yabancılar olduğunu bildirdi.
Amerika Dışişleri Bakanlığı saldırıyı kınadı ve teröristlerin insan hayatına ne kadar değer verdiğini bir kez daha gösterdiğini kaydetti. Bakanlık olayda yakınlarını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diledi ve büyükelçilik personelinin güvende olduğunu bildirdi. Amerika önümüzdeki aydan itibaren Afganistan’daki askerlerini çekmeye başlayacak. 28 Haziran 2011 |
||||||||||||||
|
Afganistan Merkez Bankası Başkanı Ülkeden Kaçtı |
||||||||||||||
Afganistan merkez bankası başkanı, görevinden istifa ederek ülkesini terk etti. Adı bir yolsuzluk skandalına karışan Kabil Bankası Başkanı Abdülkadir Fitrat, hayatının tehlikede olduğunu savunuyor. Washington’da bulunan eski Afgan yetkili, bankada yaşanan krizden sorumlu kişilerin adlarını mecliste açıkladığı için hayatının tehlikeye girdiğini söylüyor. Kabil Bankası geçen yıl kötü yönetim, adam kayırma ve kuşkulu krediler yüzünde batma tehlikesi geçirmiş ve 900 milyon doların üzerinde zarara uğramıştı. Başkent Kabil’de açıklama yapan Devlet Başkanı Hamid Karzai’nin sözcüsü Vahit Ömer, Abdülkadir Fitrat’ın istifasını almadıklarını ve büyük olasılıkla bankasının yaşadığı krizden kendisinin sorumlu olduğunu söyledi.
28/06/2011 |
||||||||||||||
|
(Püf noktası haber) Afganistan Kabulbank'ın yönetimini üstlendi |
||||||||||||||
Afganistan Merkez Bankası, Kabulbank'ın yönetimini üstlendi Merkez Bankası Başkanı Abdulkadir Fitrat, yaptığı açıklamada, Kabulbank'ın istifa eden iki üst düzey yöneticisi ve hissedarları ile Devlet Başkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Kasım Fehim'in kardeşi Muhammed Hasen hakkında soruşturmanın daha önce başladığını ifade etti. Bir merkez bankası yöneticisi Kabulbank'a Üst Yönetici (CEO) olarak atandığında, Afgan hükümeti ve merkez bankası, Kabulbank'ın yönetiminin devralınmasının söz konusu olmadığını açıklamıştı. Merkez Bankası Başkanı Fitrat, bugün yönetimin devralındığını, müşterilerin endişeli olduklarını görünce, yönetimi üstlenmenin daha iyi olacağını düşündüklerini belirterek, böylece, mevduatların güvenliğini garanti ettiklerini kaydetti. Kabulbank'ın ne kadar süre merkez bankası yönetiminde olacağının sorulması üzerine Fitrat, ''yakın bir tarihe kadar'' cevabını verdi. 250 bin kamu çalışanının maaşını ödeyen Kabulbank'ın 2 yöneticisinin yolsuzluğa bulaştığı iddialarının ardından şubelere hücum eden mudiler 200 milyon dolardan fazla para çekti. Afganistan'da 2004 yılında açılan bankanın 34 eyalette 68 şubesi bulunuyor. Bankanın eski başkanı Farnud ve eski üst yöneticisi Feruzi'nin bankada yüzde 28'şer, Devlet Başkanı Karzai'nin kardeşi Mahmud Karzai'nin de yüzde 7 hissesi bulunuyor. 14/09/2010 |
||||||||||||||
|
Çıldırmış olmalılar; Afganistan'da hastane katliamı |
||||||||||||||
Afganistan'ın Logar vilayetindeki bir hastaneye bomba yüklü araçla saldırı düzenlendi. Taliban saldırıyla bağlantısı olmadığını açıkladı. Afganistan Sağlık Bakanlığı'nın verdiği bilgilere göre kurbanların büyük bölümünü hastalar, hasta yakınları, ziyaretçiler ve hastane personeli oluşturuyor. Bakanlık hayatını kaybedenler arasında çocukların da bulunduğunu kaydetti. Ölü ve yaralı sayısı hakkında ise farklı bilgiler veriliyor. Bakanlık ilk olarak en az 60 kişinin öldüğünü, 120 kişinin de yaralandığını duyurmuştu. Ancak Afgan makamları daha sonra ölü sayısını en az 20 ve yaralı sayısının da yaklaşık 25 olarak açıkladı. Taliban saldırıyla bağlantılarının olmadığını belirtirken, Taliban sözcüsü hiçbir şekilde hastanelere yönelik saldırıda bulunmayacaklarını savundu. Yetkililer yardım talep etti Yetkililer enkaz altında kalanlara yardım etmeleri ve yaralıları başka hastanelere taşımaları için bölgeye helikopterler aracılığıyla kurtarma ekipleri ulaştırmaya çalışıyor. Vilayet Konseyi Başkanı Abdülvali Vekil, Afganistan'da görev yapan barış gücü askerlerinden yardım talep ettiklerini belirtti. Geçtiğimiz Çarşamba günü ABD Başkanı Barack Obama Afganistan'daki askerlerinin bir kısmını çekeceklerini açıklamıştı. Dün de Afganistan'ın kuzeyindeki Kunduz bölgesindeki bir patlamada en az 10 kişi ölmüş, 24 kişi yaralanmıştı. 25/06/2011 |
||||||||||||||
|
ABD Taliban'la görüştüğünü doğruladı |
||||||||||||||
ABD Savunma Bakanı Robert Gates Afganistan'da Taliban'la görüşmeler yapıldığını doğruladı. Gates görüşmelerin henüz başlangıç aşamasında olduğunu belirtti. Amerikalı bakan 'bu tür savaşların çoğunun bitmesi için' siyasi çözümün şart olduğunu da kaydetti. Gates, aralarında ABD de olmak üzere bazı ülkelerin Taliban ile irtibat içinde olduğunu doğruladı, ancak diğer ülkelerin isimlerini vermedi. ABD bu tür bir ilişkiyi ilk kez doğruluyor. ABD'nin Talibian'la barış görüşmeleri yaptığına ilişkin ilk üst-düzey açıklama dün Afganistan lideri tarafından yapılmıştı. Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, 'yabancı ülkelerin askeri yetkilileri ve özellikle de ABD'nin' Taliban ile barış görüşmeleri yaptığını kaydetti. Karzai, Afganistan'ın başkenti Kabil'de düzenlediği basın toplantısında, ABD ile diğer yabancı güçlerin, Afganistan'da yaklaşık 10 yıldır süren savaşa çözüm bulunması amacıyla Taliban'la ön görüşmelerde bulunduğunu belirtti. Taliban ile barış görüşmeleri yapılmasının güçlü bir savunucusu olarak bilinen Karzai de, Afganlıların militan gruplarla görüşmelerde bulunduğuna yönelik açıklamalarda bulunmuştu. ABD Afganistan'daki 97 bin askerini önümüzdeki Temmuz ayında çekmeye başlayacak. Güvenlik alanında tüm sorumluluğunun 2014 yılına kadar Afgan güçlerine devredilmesi planlanıyor. ABD önderlipinde uluslararası güç 2001 yılında Afganistan'ı işgal edip, Taliban yönetimini devirmişti. Afganistan'da çatışan taraflar arasında aylardır ön görüşmelerin yapıldığı diplomatlar tarafından daha önce de ifade edilmişti. Ancak görüşmelere ABD'nin dahil olduğuna ilişkin açıklama, bu görüşmelerin ilk kez resmi olarak doğrulanması olarak değerlendiriliyor. 19/06/2011 |
||||||||||||||
|
ABD: Afganistan’a sonsuz kaynak ve zaman ayıramayız |
||||||||||||||
Amerika Savunma Bakanı Robert Gates, Afganistan’ın başkenti Kabil’de yaptığı konuşmada yabancı güçlerin sonsuza kadar bu ülkede kalmayacağını söyledi. Gates, Devlet Başkanı Hamdi Karzai ile görüşmesi sonrasında yaptıkları ortak basın toplantısında, Amerikan kuvvetlerinin Afganistan’a sonsuz kaynak ve zaman ayıramayacağını söyledi. Savunma Bakanlığı görevinden Haziran ayı sonunda ayrılacak olan Gates bu görevle son kez gittiği Afganistan’da Karzai’nin yanı sıra diğer Afgan yetkililerle de görüşecek, Amerikan birliklerini ziyaret edecek. Amerikan birlikleri yaklaşık 10 yıldır Afganistan’da bulunuyor. Amerika, gelecek aydan itibaren bu birlikleri geri çekmeye başlayacak. 2014 yılı sonunda da NATO ve Amerikan birlikleri ülkenin güvenliğiyle ilgili sorumlulukları Afgan güçlerine teslim edecek. 04 Haziran 2011 |
||||||||||||||
|
Karzai'den ABD'ye 'son uyarı' |
||||||||||||||
Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai 14 sivilin öldüğü NATO hava saldırısını sert bir dille kınadı ve bu konudaki 'son uyarısını' yaptığını açıkladı. NATO önceki gün Amerikan deniz piyadelerinin saldırıya uğradığı Nevzad bölgesine hava saldırısı düzenledi. Ancak Taliban savaşçılarını hedef alması gereken saldırıda sivillerin yaşadığı iki ev vuruldu, evdeki 12 çocuk ve 2 kadın hayatını kaybetti. Bir NATO sözcüsü, saldırının araştırılması için bölgeye bir ekip gönderildiğini söyledi. Karzai, ABD'den sivillerin ölümüyle sonuçlanan saldırılara son vermesini defalarca istediklerini ve bunun 'son uyarısı' olduğunu belirtti. Karzai'nin bürosundan yapılan açıklamada, 'Cumhurbaşkanı bu olayı büyük bir hata ve Afgan kadın ve çocukların katledilmesi olarak görüyor ve Afgan halkı adına ABD birlikleriyle yetkililerine bu anlamdaki son uyarısını yapıyor' denildi. 'Ciddiye alıyoruz' Beyaz Saray ise Karzai'nin kaygılarını paylaştıklarını ve bu kaygıları 'çok ciddiye aldıklarını' belirtti. Kabil'deki BBC Muhabiri, olayın yaşandığı bölgeden sekiz çocuk cesedi getirildiğini duyurdu. Saldırıda yakınlarını kaybedenler ise öfkeliydi. Sera Kala köyünden Helmand'ın başkentine taşıdıkları cesetleri gazeteciler ve yetkililere gösteren köylüler, "Bunlar mı Taliban?" diye haykırdı. NATO saldırılarında çok sayıda sivilin ölmesi, uzun süredir ülkedeki uluslararası güç ile Afgan hükümeti ve kamuoyu arasında gerilim yaratıyor. Cumhurbaşkanı Hamid Karzai son olarak NATO'yu özellikle gece saldırılarında yaşanan bu kayıpları önleme konusunda üzerine düşeni yapmamakla eleştirmişti. Karzai ayrıca Savunma Bakanlığı'na çağrı yaparak, yabancı güçlerin "keyfi" olarak nitelendirdiği saldırılarına son vermesini istemişti. 30/05/2011 |
||||||||||||||
|
Kabil'de bir Afgan pilot 8 NATO askerini öldürdü |
||||||||||||||
Kabil havaalanında, yabancı askerlerle tartışmaya girdiği anlaşılan bir Afgan pilot, 8 NATO askeriyle sözleşmeli bir güvenlik görevlisini öldürdü. Ölenlerin hepsinin Amerikalı olduğu, olayda bazı Afgan askerlerin de yaralandığı açıklandı. Çıkan çatışmada, çevreye ateş açan Afgan pilot da öldürüldü. Afgan pilotun 20 yıldır görev yapmakta olduğu belirtiliyor. Afganistan Savunma Bakanlığı sözcüsü General Muhammed Zahir Azimi, olayın yerel saatle 11.00'de meydana geldiğini belirtti. Afgan Hava Kuvvetleri sözcüsü Albay Bahadır, olayın bir operasyon planlama odasındaki toplantı sırasında meydana geldiğini söyledi. Bahadır Associated Press'e açıklamasında, "toplantının ortasında bir anda silahlar konuşmaya başladı" dedi. "Silah sesleri ardından bazı Afgan askerlerin binadan koşarak çıktığını gördük, hatta bazıları kendilerini camdan attı." diye konuştu. Albay Bahadır, bir askerin elinden vurulduğunu, yaralanan beş askerde ise kırıklar ve kesikler olduğunu belirtti. Afgan güvenlik güçlerinden üst düzey bir yetkili BBC'ye yaptığı açıklamada, ateş açan pilotun adının Gül Ahmed olduğunu ve Kabil'in Tarakhel kesiminden geldiğini bildirdi. Yetkili, Afgan pilotun akli dengesinin bozuk olması, yabancı askerlerle kavga etmesi ya da Taliban güçlerine destek amacıyla bu saldırıyı planlaması olasılıklarından söz etti. Ancak olayın tam olarak nasıl geliştiği belirsizliğini koruyor. ISAF sözcüsü Binbaşı Tim James, "Bu olay sırasında küçük çapta bir ateş açma olayı olduğu doğrudur. ISAF'tan da bazı kayıplar olmuştur. Olayın son bulduğunu düşünüyoruz. Ateş açma olayının nasıl başladığını bilmiyoruz." dedi. Görgü tanıkları havaalanındaki tesis yakınında siren sesleri duyulduğunu ve çok sayıda asker görüldüğünü anlatıyorlar. Associated Press ajansıyla temas kuran Taliban olayın sorumluluğunu üstlendi, ancak yetkililer, henüz bu olayla Taliban arasında bir ilişki kurmadılar. Afgan askeri birliklerine hızlı bir şekilde yeni personel alınmasının, Taliban'ın polis güçleri ve orduya da sızmış olması kaygısı yarattığı bildiriliyor. NATO'nun Afganistan'dan çekilme stratejisi, güvenlik sağlama işinin aşamalı olarak yerel güçlere devredilmesini öngörüyor. Ancak son dönemde yabancı güçlerin, Afgan güvenlik görevlilerinin saldırılarına hedef olduğu vakalar arttı. Geçen Kasım ayında bir Afgan polisi 6 Amerikan askerini öldürmüştü. Batılı yetkililer, 2009 Mart'ından bu yana Afgan güvenlik güçlerinin ya da üniforma giymiş saldırganların düzenlediği 20 saldırının kayıtlara geçtiğini söylüyor. 36 kişinin ölümüne yol açan bu gibi saldırılar, yabancı askerlerle Afgan ordusu arasındaki güvene olumsuz etki ediyor. 27/04/2011 |
||||||||||||||
|
Kandahar'da Büyük Firar |
||||||||||||||
Afganistan'ın Kandahar kentinde '470 den fazla mahkum' tünel kazarak cezaevinden firar etti Cezaevinin yöneticisi General Gulam Destagir Mayar, yaptığı açıklamada tutukluların, kazdıkları yüzlerce metre uzunluğunda bir tüneli kullanarak kaçtığını söyledi. Mayar, "Cezaevinin dışından, güneyden başlayarak yüzlerce metre uzunluğunda bir tünel kazılmış ve dün akşam 476 siyasi tutuklu bu tüneli kullanarak kaçtı" dedi. Kandahar valisinin yaptığı açıklamaya göre ise kaçan tutukluların bir kısmı hemen yakalandı. Ancak vali yakalanan mahkumların sayısını belirtmedi. Taliban sözcüsü ise 320 metrelik tüneli kazmanın beş ay sürdüğünü açıkladı. Sözcü Zabiullah Mücahid kaçanlardan 100 kadarının Taliban komutanları, geri kalanlarının büyük bölümünün ise savaşçıları olduğunu duyurdu. İkinci büyük firar Kaçan mahkumlardan biri BBC'ye tünelden çıkmak için 30 dakika yürüdüğünü anlattı. Kaçış sürecinin gece boyu devam ettiğini belirten mahkum, kendilerini alıp götürmek için çıkışta araçlar beklediğini söyledi. Kandahar Cezaevi Afgan güvenlik güçleri denetimindeydi. NATO önderliğindeki ISAF güçleri, Afganistan yetkililerinin talep edeceği her türlü yardımı sağlamaya hazır olduklarını açıkladı. Mahkumların tüneli kullanarak kaçması, son üç yıldır Kandahar cezaevinde gerçekleşen ikinci büyük firar. Taliban daha önce de tutukluların kaçırılmasına yönelik operasyonları organize etmişti. 2008 Haziran'ında da bir intihar eylemcisinin giriş kapısı önünde düzenlediği saldırı ardından 900 kadar tutuklu cezaevinden kaçmıştı. Cezaevinde 1200 mahkum tutuluyor. 25 NİSAN 2011 |
||||||||||||||
|
|
||||||||||||||
|
Karzai McChrystal'a sahip çıktı |
||||||||||||||
|
Başkan Obama'nın görevden alacağı düşünülen ABD'li komutan McChrystal'a Afganistan Devlet Başkanı Karzai sahip çıktı.
Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, Afganistan'daki Amerikan ve NATO güçlerinin komutanı Orgeneral Stanley McChrystal'ın görevden alınmasının sorunu çözmeye yardımcı olmayacağını söyledi. Karzai'nin sözcüsü Vahid Ömer Kabil'de düzenlediği basın toplantısında, "Afganistan Devlet Başkanı, ülkenin ortaklarıyla ve terörle mücadelede hassas bir durumda bulunduğunu ve boşluğun mevcut sorunu çözmeye yardımcı olmayacağını düşünüyor" dedi. Sözcü, Karzai'nin ABD Başkanı Barack Obama ile dün bir video konferans aracılığıyla görüştüğünü belirtti. Washington, ABD'de yayımlanan Rolling Stone dergisine çoğu yardımcıları tarafından yapılan, Obama yönetimi yetkilileri hakkındaki olumsuz yorumlar üzerine McChrystal'ı bilgi vermesi için ülkeye çağırmıştı. General McChrystal, Rolling Stone dergisinde yayımlanan yazı nedeniyle özür dilemişti. Roling Stone, McChrystal'ın, Obama yönetiminin önemli isimleriyle sorunlar yaşadığını ve emrindeki askerleri bile kendi stratejisinin savaşı kazandıracağına ikna edemediğini yazmıştı. Dergide, bir yardımcısının, McChrystal'ın Obama ile Oval Ofis'te yaptığı ilk görüşmede “hayal kırıklığına uğradığını” söylediği belirtilmişti. 23/06/2010 |