©2006

 

Son Güncelleme:10/02/12

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya

Doğal Yaşam

Silahlanma

Uyuşturucu

Nükleer Güçler (Verileri)

Avrupa Birliği Komisyonu Görevleri ve Seçilenleri

AB Komisyonu Haberleri

AB'nin Müstakbel Üyeleri

AB komisyonu Görevleri, Seçilenleri

Avrupa Yaşam Haberleri

" Avrupa Birliği (European Union)"

AB'ye yeni ekip

Avrupa Parlamentosu (AP) yeni AB Komisyonu'nu onayladı. Strasbourg'da düzenlenen oylamada Komisyon Başkanı José Manuel Barroso liderliğindeki yeni Komisyon 137 "ret" oyuna karşın 488 "kabul" oyuyla onaylandı. AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso yönetimindeki 26 komisyon üyesi, 5 yıl boyunca görevde kalacak.

Portekizli  Başkan

Jose Manuel Barroso, AB Komisyonu Başkanı olmasına rağmen ikinci döneminde birlikte çalışacağı üyelerin kim olacağına kendisi karar veremiyor. Yeni üyeler, AB üyesi 27 ülkenin hükümetince belirleniyor. Barroso görev dağılımını yapıyor ve üyeler Avrupa Parlamentosu’nun onayına sunuluyor.

İngiltere: Dış politika

AB Komisyonu’nun ticaretten sorumlu eski üyesi Cathrine Ashton, AB’nin Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilciliği görevine getirildi. Ashton, aynı zamanda AB Komisyonu Başkan Yardımcısı olarak da görev yapacak. Sosyal Demokrat İngiliz politikacı, 2008'de Brüksel'e geçmeden önce İngiliz Lordlar Kamarası Başkanlığı görevinde bulunmuştu.

Almanya: Enerji

Baden-Württemberg Eyaleti Başbakanı Günther Oettinger'in, Almanya'nın yeni AB Komisyonu üyesi olarak Brüksel'e gönderileceğinin açıklanması bir sürpriz oldu. Oettinger, Avrupa Parlamentosu’nun da onayını alması halinde, AB Komisyonu’nun enerjiden sorumlu üyesi olacak. Avrupa siyasetinde pek deneyim sahibi olmayan Oettinger, şu sıralar İngilizcesini ilerletmekle meşgul.

Fransa: İç Pazar

Michel Barnier, Fransız siyasetinin ağır topları arasında sayılıyor. Daha önce dışişleri ve tarım bakanlığında bulundu. Fransa hükümeti, Barnier’i iç pazar ve mali piyasaların düzeninden sorumlu komisyon üyeliğine önerdi. Barnier, hâlihazırda Avrupa Parlamentosu üyesi.

Finlandiya: Ekonomi

Şu ana kadar genişlemeden sorumlu komisyon üyesi olarak görev yapan Olli Rehn’e Komisyon'da yeni bir görev geliyor. Rehn gelecek dönemde ekonomi ve parasal işlerden sorumlu AB Komisyonu üyesi olarak görev yapacak. Son derece sakin ve serinkanlı tutumuyla tanınan Rehn, gelecek yıllarda AB üyesi ülkelerin bütçe açıklarını gözetim altında tutacak.

Belçika: Ticaret

Ülkesinde Dışişleri Bakanı iken temmuz ayında AB Komisyonu’nun kalkınma yardımlarından sorumlu üyeliğine getirilen Karel de Gucht, AB Komisyonu’nun yeni döneminde ticaretten sorumlu olacak. De Gucht, Dünya Ticaret Örgütü ile müzakerelerde Avrupa Birliği’ni temsil edecek, gümrük vergileri ve malların serbest dolaşımı gibi konulardan sorumlu olacak.

İspanya: Rekabet

Geçen dönemde AB Komisyonu’nun parasal ve mali işlerden sorumlu üyesi olarak görev yapan Joaquin Almunia yeni dönemde, en önemli alanlardan biri olarak görülen ‘rekabet’ten sorumlu olacak. Almunia, Avrupa Birliği pazarı içinde kartellere ve monopolleşme eğilimine karşı mücadele verecek.

Hollanda: Dijital

AB Komisyonu'nun rekabetten sorumlu eski üyesi Hollandalı Neelie Kroes ise yeni dönemde dijital ekonomiden sorumlu üyeliğe aday. Kroes, AB Komisyonu’nda göreve başlamadan önce pek çok denetleme kurulunda görev almıştı. Eski bir üniversite rektörü olan Kroes, Avrupa Birliği’nde rekabet özgürlüğünün ateşli savunucusu olarak isim yaptı.

Romanya: Tarım

Romanya’nın eski tarım bakanlarından Dacian Ciolos, Avrupa Birliği’nin tarımdan sorumlu üyeliğine aday gösterildi. Romanya’da ve Fransa’da tarım mühendisliği eğitimi alan Ciolos, göreve gelmesi halinde özellikle yeni AB üyesi ülkeler açısından çok önemli bir alan olan tarımın sorumluluğunu üstlenecek, AB’nin tarım sübvansiyonlarının paylaştırılmasından sorumlu olacak.

Çek: Genişleme

Brüksel’i ve AB politikalarını yakından tanıyan Stefan Füle, Avrupa Birliği’nin genişlemeden sorumlu üyeliğini üstlenecek. Ülkesinin NATO nezdindeki büyükelçisi olarak Brüksel'de tecrübe edinen Füle, Çek Cumhuriyeti’nin Avrupa işlerinden sorumlu bakanı olarak görev yapıyor. Füle, Balkan ülkeleri ve Türkiye ile yürütülen üyelik müzakerelerinden sorumlu olacak.

Avusturya: Bölgesel

Sosyal Demokratlar ve Halk Partisi (ÖVP) arasında aylardır Brüksel’e kimin gönderileceği tartışılıyordu. Muhafazakar Bilim ve Araştırma Bakanı Johannes Hahn’a son anda karar verildi. Hahn, Avrupa Birliği Komisyonu’nun bölgesel politikalardan sorumlu üyesi olarak, AB’nin bölgesel teşviklerinin dağıtımını idare edecek.

Macaristan: Sosyal işler

Sosyal işlerden sorumlu AB Komisyonu üyesi olması beklenen Macar Laszlo Andor, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nda da görev yaptı. Nisan ayında dağılan sosyalist Gyurcsany hükümetine de danışmanlık yapan Andor, aynı zamanda sol eğilimli “Uyanış” dergisinin de yayıncısı.

Danimarka: İklim

AB Komisyonu’nda bu dönem ilk kez, iklimin korunmasından sorumlu bir üye görev yapacak. Bu göreve aday gösterilen kişi ise Danimarka İklim ve Enerji Bakanı Connie Hedegaard. Muhafazakâr politikacı, zorlu görevi Brüksel’de sürdürecek.

Letonya: Kalkınma

AB Komisyonu’nun enerji politikalarından sorumlu üyesi olarak görev yapan Andris Piebalgs şimdi de kalkınmadan sorumlu olacak. Mesleği öğretmenlik olan Piebalgs, Avrupa Birliği’nin yoksul ülkelere kalkınma yardımlarının dağıtımından sorumlu olacak.

Polonya: Bütçe

Avrupa Parlamentosu’nun muhafazakâr milletvekillerinden Janusz Lewandowski, Brüksel’de Polonya’nın sesi olacak. Lewandowski’nin adı AB Komisyonu’nun bütçeden sorumlu üyesi olarak önerildi. Polonya, komisyonun yeni döneminde bütçeden ziyade, tarım ya da bölgesel teşvik politikaları gibi ağırlığı olan alanlardan birinde söz sahibi olmak istiyordu.

Lüksemburg: Adalet

2004 yılından bu yana AB Komisyonu’nun telekomünikasyon ve medya politikalarından sorumlu üyesi olarak görev yapan Viviane Reding artık adaletten sorumlu olacak. Mesleği gazetecilik olan Reding, 1999 yılından bu yana AB Komisyonu üyesi ve “komisyonun en kıdemli üyesi” unvanını taşıyor.

İsveç: İçişleri

İsveç’in Avrupa işlerinden sorumlu bakanı Cecilia Malmström, ülkesinin Brüksel’e önerdiği isim. AB Komisyonu’nun içişlerden sorumlu üyesi olarak görev yapacak olan Malmström, mülteci sorunları gibi AB’nin iç meselelerinden sorumlu olacak. Daha önceki dönemlerde içişleri ve adaletten sorumlu üye olarak tek kişi görev yapıyordu. Bu dönemde iki alan birbirinden ayrılmış oldu.

Slovakya: İdari işler

Maros Sefcovic, 2009 yılının ekim ayından bu yana AB Komisyonu’nun kültür ve eğitimden sorumlu üyesi olarak görev yapıyor. Sefcovic, artık AB Komisyonu’nun idari, kurumsal ve personel işlerinden sorumlu üyesi olacak. Mesleği diplomatlık olan Sefcovis, daha önce ülkesinin Avrupa Birliği nezdindeki büyükelçisi olarak görev yapmıştı.

İtalya: Sanayi

AB Komisyonu’nun İtalyan üyesi Antonio Tajani, şimdiye kadar ulaşımdan sorumluydu. Tajani, yeni komisyonda Günter Verheugen’den boşalan koltuğu devralarak, sanayiden sorumlu üye olacak. “Forza İtalia” partisinin kurucuları arasında yer alan ve Berlusconi hükümetinin basın sözcüsü olarak da görev yapan muhafazakâr politikacı, AB’de bürokrasinin küçültülmesinden de sorumlu olacak.

Bulgaristan: Yardım

Bulgaristan Dışişleri Bakanı Rumyana Jeleva'nın Brüksel yolcusu olması planlanıyordu, ancak Bulgaristan son anda Jeleva'nın adaylığını geri çekti. Jeleva, dışişleri bakanlığından da istifa etti. Bulgaristan'ı AB Komisyonu'nda temsil edecek yeni isim ise Dünya Bankası yetkilisi Kristalina Georgieva (fotoğrafta). Georgiva, AB Komisyonu'nda "İşbirliği ve İnsani Yardımlar"dan sorumlu olacak.

Kıbrıs: Kültür

Kıbrıs Rum Yönetimi eski Cumhurbaşkanı Yorgo Vassiliu’nun eşi Androulla Vassiliu, siyasi kariyerine 1996 yılında başladı. 2008 yılından bu yana Avrupa Birliği Komisyonu’nda görev yapan Vassiliu, sağlık politikasından sorumluydu. Vassiliu şimdi AB Komisyonu’nda eğitim ve kültürden sorumlu olacak.

Estonya: Taşımacılık

AB Komisyonu’nda iç idari işlerden sorumlu olan Estonyalı Siim Kallas’ın, Komisyon’un yeni döneminde taşımacılıktan sorumlu olacak. Estonya eski başbakanlarından Kallas, ülkesinde merkez bankası başkanı olarak da görev yapmıştı. Bir bisiklet aşığı olduğu bilinen Kallas’ın, gelecek günlerde AB içinde taşımacılığı kolaylaştıracak önlemlere imza atması bekleniyor.

Litvanya: Vergiler

Algirdas Gedminas Semeta, Eylül ayında Avrupa Birliği’nin bütçeden sorumlu ismi olarak göreve başlamıştı. Ekonomi uzmanı ulan Gedminas Semeta, daha önce Litvanya hükümetinde de üst düzey görevlerde bulunmuştu. Ülkesinde devlet başkanlığına seçilen Dalia Grybauskaite’nin yerine Brüksel'e gelen Gedminas Semeta gelecek yıllarda AB’nin vergi politikasından sorumlu olacak.

Slovenya: Çevre

Slovenyalı Janez Potocnik, geçen beş yıl boyunca Komisyon’un bilim ve araştırmadan sorumlu üyesiydi. Ekonomi uzmanı olan Potocnik, yeni dönemde ise Komisyon’da çevreden sorumlu üye olmaya aday. Ancak Potocnik, iklimle ilgili konularda yetki sahibi olmayacak, zira bunun için Komisyon’da yeni bir makam oluşturuldu.

Malta: Sağlık

AB' nin en küçük ülkesi olan Malta'nın sosyal işler bakanı John Dalli, çiçeği burnunda Brükselli olarak Avrupa Komisyonu’nun sağlıktan sorumlu üyeliğini yürütecek. Malta’nın AB Komisyonu’ndaki eski üyesi Joe Borg ise balıkçılıktan sorumluydu.

Yunanistan: Balıkçılık

Yunanistan Parlamentosu’nda uzun yıllar milletvekilliği yapan Maria Damanaki, Yunanistan’ın Brüksel’e gönderdiği isim. Sosyalist PASOK partisi üyesi olan ve partisinin eğitim politikasından sorumlu olan Damanaki öğrencilik yıllarında cunta yönetimine başkaldırışıyla tanınıyor. Maria Damanaki AB Komisyonu'nun balıkçılıktan sorumlu üyesi olarak görev yapacak.

İrlanda: Araştırma

Marie Geoghegan Quinn de Brüksel’deki yeni isimlerden. Lüksemburg’da bulunan AB Sayıştayı’nda İrlanda’nın temsilcisi olarak görev alan liberal politikacı, Komisyon'un yeni döneminde bilim ve araştırmadan sorumlu olacak.

AP'den yeni AB Komisyonu'na onay

 

Avrupa Parlamentosu (AP) yeni AB Komisyonu üyelerini onayladı. Bugün Strasbourg'da düzenlenen oylamada Komisyon Başkanı José Manuel Barroso liderliğindeki yeni Komisyon 137 "ret" oyuna karşın 488 "kabul" oyuyla onaylandı.

Yeni AB Komisyonu'nun parlamentonun onayını almasına kesin gözüyle bakılıyordu. AB Komisyonu, Başkan José Manuel Barroso ile birlikte 27 üye ülke tarafından gönderilen temsilcilerden oluşuyor.

Yeni Komisyon'un 1 Şubat olarak belirlenen göreve başlama tarihi, Bulgaristan'ın adayı Rumyana Jeleva adaylıktan çekildiği ve yerine Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Kristalina Georgiewa'nın getirilmesi yüzünden ertelenmişti.

09/02/2010

AB Lizbon Antlaşması'na kavuşuyor

AB için yeni vizyon gerçek oluyor

 

27 üyeli Avrupa Birliği'ne yeni bir yapı kazandırmayı amaçlayan bir anlaşma oluşturulması hedefi sekiz yılın ardından gerçekleşiyor.

Reddedilen anayasa metinleri, mahkemelere giden itirazlar, yinelenen referandumlar ardından, son engeller de kalktı...

Çek Cumhuriyeti'nin aylardır süren itirazlarını geri çekip onay vermesi ardından, anlaşma yakında yürürlüğe girecek.

Lizbon Anlaşması'yla Birlik, ilk kez bir başkana ve adı konmasa da bir dışişleri bakanına kavuşacak...

Pazarlıklar da şimdi bu isimlerin kim olacağı üzerinde yoğunlaşıyor.

04/11/2009

 

 

 

AB Reform Antlaşması: Neler değişti?

AB reforma gidiyor

Aslında hedeflenen yeni bir Avrupa Birliği Anayasası'ydı. Ancak Fransa ve Hollanda'da yapılan referandumlarda 'hayır' çıkması, bu planı suya düşürdü. Bunun üzerine metnin kapsamı daraltılarak bir "Reform Antlaşması" oluşturuldu. Antlaşma son şeklini aldığı AB zirvesine istinaden "Lizbon Antlaşması" adıyla anılmaya başlandı. Lizbon Antlaşması'nı en son onaylayan AB ülkesi Çek Cumhuriyeti oldu.

Çek freni!

Çek Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus, aylarca antlaşmayı onaylamayı reddetti. Brüksel'de düzenlenen son AB Zirvesi'nde, Çek Cumhuriyeti'ni antlaşmayı imzalamaya ikna etmek için, Avrupa Temel Haklar Sözleşmesi’ne ek bir madde konacağı sözü verildi. Çek Cumhuriyeti'nin de belgeyi onaylaması üzerine, AB Reform Antlaşması'nın 1 Aralık'tan itibaren yürürlüğe girmesinin önünde engel kalmadı.

Genişleyen AB

Avrupa Birliği'nin üye sayısının 15'ten 27'ye çıkışı bir AB Reformu'nu zorunlu hale getirdi. Zira 27 ülkenin bir konuda hemfikir olması durumuna neredeyse hiç rastlanmıyor. Ülkelerden birinin kilit bir kararı veto etmesi durumundaysa yeni bir öneri getirmekten başka seçenek kalmıyor.

Daha hızlı kararlar

Lizbon Antlaşması'nın hedefleri; daha çok yetki, daha az veto ve daha hızlı bir karar alma süreci. Oybirliği prensibi sınırlandırılarak, ikili çoğunluk prensibi uygulamasına geçiliyor. Yani ülkelerin çoğunluğunun (%55) ve nüfusun çoğunluğunun (%65) kararı göz önünde bulundurulacak. Buna karşılık AB Komisyonu'nda küçülmeye gidilmeyecek ve yine ülke başına bir komisyon üyesi düşecek.

Avrupa Parlamentosu

Avrupa Parlamentosu'nun yetkileri genişletiliyor. Parlamento, Bakanlar Konseyi ile neredeyse eşit yetkiye sahip olacak. Parlamento, dış politika ve vergi politikası hariç, diğer tüm konularda söz hakkına sahip olacak. Öte yandan önümüzdeki yıllarda AB'ye yeni ülkelerin katılması durumunda bile, Avrupa Parlamentosu’ndaki milletvekili sayısı 751'i geçmeyecek.

Barosso'ya rakip

Bundan böyle sadece Avrupa Komisyonu değil, AB Devlet ve Hükümet Başkanları Konseyi'nin de bir başkanı olacak. Seçilecek Konsey başkanının görev süresi 2,5 yıl olarak belirlendi. Şimdiye kadar Konsey başkanlığı görevini "Dönem Başkanlığı" adı altında, her altı ayda bir üye ülkelerden biri üstleniyordu. Yeni uygulamanın, siyasi yönetimde süreklilik sağlaması hedefleniyor.

AB Dışişleri Bakanı

Avrupa Birliği Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi (Fotoğraf: Şimdiye kadar bu görevi yürüten Javier Solana) ile AB Komisyonu'nun Dış İlişkilerden Sorumlu Üyesi tek bir potada eritiliyor. Bundan böyle Avrupa Komisyonu başkan yardımcısı aynı zamanda bu iki görevi de yürütecek. Böylece bu kişi, Avrupa Birliği'nin uluslararası arenadaki yüzü olacak.

Güvenlik ve savunma

AB'nin Ortak Güvenlik ve Savunma politikası, Avrupa Birliği Savunma Dairesi'nin kuruluşuyla güçlendiriliyor. Askeri görevlerin masraflarının karşılanması içinse kısa süreli bir fon oluşturulacak.

Daha fazla Demokrasi

Ulusal meclisler güçleniyor: Avrupa Adalet Divanı'nda artık meclisler de dava açabilecek. Belirli bir konu hakkında en az bir milyon Avrupa Birliği vatandaşından imza toplanması suretiyle Avrupa Komisyonu'nu harekete geçirmek mümkün olacak.

AB reform antlaşması:






DW_WORLD

AB başkanını seçti

AB'nin lider tercihine farklı tepkiler

 

Van Rompuy ve Ashton,

Avrupa Birliği başkanlığına Belçika Başbakanı Herman Van Rompuy seçildi.

Birliğin dışişleri bakanı ise İngiltere'den, Avrupa Komisyonu'nun ticaretten sorumlu üyesi Barones Catherine Ashton oldu.

Her iki isim de uzlaşmaya önem veren, ancak dış politika tecrübesi sınırlı isimler olarak biliniyor.

62 yaşındaki Rompuy'un bu göreve getirilmesinde, AB'nin önde gelen iki üyesi olan Almanya ve Fransa'nın desteği etkili oldu.

İngiltere ise kararın açıklanmasından kısa süre önce, eski başbakanı Tony Blair konusundaki ısrarından vazgeçtiğini açıkladı.

İngiliz yetkililer bunun ardından, sosyalist gruptaki 6 lideri Barones Ashton'ın dışişleri bakanlığı konusunda ikna etmeyi başardı.

Merkez sağ eğilimli bir siyasetçi olan Herman Van Rompuy teknokrat kökenli ve Belçika dışında pek fazla tanınmıyor.

Ancak farklı dillere bölünmüş Belçika'da uzlaşma kültürünü oturtmayı başarmış ve ülkedeki ekonomik krizi başarıyla yönetmiş bir isim olarak biliniyor.

Van Rompuy resmi adı Avrupa Konseyi Başkanı olan bu görevde iki buçuk yıl kalacak ve 6 ayda bir değişen dönem başkanının yerini alacak.

Van Rompuy'un tam da Almanya ve Fransa'nın istediği gibi yüksek profilli bir başkan olmayacağı tahmin ediliyor.

53 yaşındaki Barones Ashton ise İngiltere İşçi Partisi'nden.

Avrupa Komisyonu'nun ilk ticaretten sorumlu kadın üyesi olan Ashton, daha önce İngiltere hükümetinde çeşitli görevler almıştı.

Dış Politika ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi seçilen Ashton'ın bu görevinin, zamanla başkanlığı gölgede bırakabilecek bir makam olduğu belirtiliyor.

Almanya Başbakanı Angela Merkel Herman Van Rompuy'un Avrupa Birliği başkanlığında uzlaşmanın ön plana çıkacağını söyledi.

Amerika Birleşik Devletleri de her iki atamayı memnuniyetle karşılayarak, bunların Avrupa'nın daha güçlü bir müttefik olmasına katkıda bulanacağını dile getirdi.

Van Rompuy'un Türkiye'ye bakışı

Herman Van Rompuy'un Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine soğuk baktığı belirtiliyor.

Guardian gazetesi dün manşetten verdiği haberde şu satırlara yer verdi:

"Van Rompuy Belçika parlamentosunun 5 yıl önceki bir oturumunda, Avrupa Birliği'ni bir Hristiyan kulübü olarak gördüğünü ve bu kulüpte Türkiye gibi büyük ve Müslüman bir ülkeye yer olmadığını açıkça ortaya koydu."

"Belçika Başbakanı olmadan önceki bir konuşmasında da şunları söyledi: 'Türkiye Avrupa'nın parçası değildir ve hiçbir zaman da olmayacaktır. Avrupa'da geçerli olan ve Hristiyanlığın da temellerini oluşturan evrensel değerler, Türkiye gibi büyük bir İslam ülkesinin kabulü durumunda gücünü kaybedecektir."

20/11/2009

Herman Van Rompuy ve Baroness Catherine Ashton
 

Van Rompuy ve Ashton,

fazla tanınmış isimler değil

 

Avrupa Birliği'nin başkanlık ve dışişleri yüksek temsilciliği için belirlediği

isimler farklı tepkilere yol açtı.

 

AB liderleri dün Brüksel'deki toplantılarında Belçika Başbakanı Herman van Rompuy'u Avrupa Konseyi başkanı, Avrupa Komisyonu'nun ticaretten sorumlu İngiliz üyesi Barones Catherine Ashton'ı da dışişleri yüksek temsilcisi olarak atamışlardı.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Herman van Rompuy'un başkanlığının birlik içinde uzlaşma sağlayacağını ve Avrupa Konseyi başkanlığının ehil ellerde olacağını söyledi.

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy de, Brüksel'de çok akıllıca bir karar alındığını belirtti.

Sarkozy, başkanın "çok önemli ülkelerin birinden seçilmediğini, bu nedenle de kimsenin kendisini dışlanmış hissetmeyeceğini" vurguladı.

Avrupa Parlamentosu'nda Yeşiller Grubu'nun lideri olan Daniel Cohn-Bendit'e göre ise AB bu atamalarla "dibe vurdu".

Brüksel'deki muhabirlerimizden Jonny Dymond, AB'nin başkanlık ve dışişleri yüksek temsilciliği görevlerine uluslararası düzeyde pek tanınmayan iki kişiyi getirmesinin, bazı çevrelerde hayal kırıklığı yarattığını vurguluyor.

Jonny Dymond'a göre gelinen noktada Avrupa Konseyi başkanlığı, daha önce düşünülenden daha az öneme sahip bir makam oldu.

Birliğe üye ülkelerin de en azından kısa vadede dış politika konusunda AB dışişleri yüksek temsilcisi karşısında ağır basacakları kesin.

Herman van Rompuy amacının birliğe liderlik etmek değil, üye ülkeler arasında eşgüdüm sağlamak olduğunu belirtiyor.

Barones Catherine Ashton ise yeterince tecrübeli olmadığı eleştirilerini reddetti.

AB liderlerinin sürpriz tercihi olarak görülen Ashton, BBC'ye yaptığı açıklamada bu görev için en iyi kişi olduğunu göstereceğini söyledi.

Avrupa Birliği'nde gözler ise şimdi atanacak yeni Avrupa Komisyonu üyelerine çevrildi.

Komisyonun 27 üyesi, AB üyesi ülkelerin her birinden seçilecek.

Fransa ve Almanya özellikle, ekonomi ve ticaretten sorumlu komisyon üyeliklerine talip.

'Türkiye'yle ilgili görüşlerim önem taşımıyor'

Öte yandan Avrupa Konseyi Başkanı seçilen Herman van Rompuy, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine soğuk bakıyor.

BAŞKANIN GÖREVLERİ

  • AB liderlerinden oluşan Avrupa Konseyi'ne başkanlık

  • AB zirvelerine başkanlık

  • Birlik içinde uyum ve uzlaşmayı sağlamak

  • AB'yi uluslararası toplantılarda temsil etmek

  • Veto yetkisi yok

  • 2,5 yıllığına göreve geliyor

  • Bir kez yeniden seçilebiliyor

  • Yılda 350 bin euro maaş aldığı tahmin ediliyor

Seçilecek başkan AB zirvelerini yönetecek, iki buçuk yıl görev yapacak, en fazla iki dönem bu koltukta kalabilecek.

Ancak gözlemciler, AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi'nin rolünün çok daha önemli olacağını söylüyorlar.

AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi, aynı zamanda Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı da olacak.

5.000 kadar diplomatla birlikte görev yapacak AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi, birliğin yardım fonlarını da yönetecek.

 

Herman van Rompuy, Türkiye'nin üyeliğinin Avrupa'nın Hıristiyan değerlerini tehdit edeceği görüşünde.

EUObserver internet sitesinin haberine göre van Rompuy, Aralık 2004'te Avrupa Konseyi'nin Belçika Parlamentosu'nda düzenlediği bir oturumda "Türkiye, Avrupa'nın parçası değildir ve hiçbir zaman da olmayacaktır." demişti.

Ancak Herman van Rompuy, 1 Ocak'ta üstleneceği yeni görevinde Türkiye'nin üyeliği konusundaki kişisel görüşlerinin önem taşımadığını söyledi.

Van Rompuy "üye ülkelerin oy birliğiyle aldıkları kararların, kendi kişisel görüşlerinin bütünüyle üzerinde olduğunu" belirtti.

Ancak gözlemciler, van Rompuy'un Türkiye'yi gündemin üst sıralarına taşıyıp üyeliğini çabuklaştırmak için çaba göstermeyeceğinin de kesin olduğuna dikkat çekiyor.

Türkiye Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, yaptığı açıklamada, "İnanıyorum ki, yeni başkan ve yüksek temsilci, Türkiye'nin kararlılığını ve AB'ye yapacağı katkıları takdir ederek, hem ülkemiz hem AB için kazanç sağlayacak Türkiye'nin tam üyelik sürecini ilerletecektir." dedi.

Bağış, Rompuy ve Ashton'a yeni görevlerinde başarılar da diledi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen ise BBC'ye yaptığı açıklamada, Herman van Rompuy'un başkanlığı sırasında Türkiye-AB ilişkileri konusunda iyimser olmadıklarını söyledi.

ABD memnun

Bu arada Amerika Birleşik Devletleri, AB'nin belirlediği isimlerden memnun olduğunu açıkladı. ABD Başkanı Barack Obama, AB'nin kararının birliği güçlendireceğini ve AB'nin ülkesi için daha güçlü bir ortak olmasını sağlayacağını söyledi. Obama ayrıca ABD'nin halen, dünyada güvenlik ve refahı sağlama çabalarında Avrupa'dan daha güçlü bir ortağı olmadığını belirtti.

20/11/2009

Engel kalmadı

 

AB’de kapsamlı idari reformlar öngören Lizbon Antlaşması’nın önünde engel kalmadı. Çek Anayasa Mahkemesi Antlaşma’nın Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmederken, Cumhurbaşkanı Klaus da Antlaşmayı imzaladı.

Ülkenin egemenliğini zedeleyeceği gerekçesiyle 17 Çek senatörün başvurduğu Çek Anayasa Mahkemesi, bugün Antlaşma’nın Çek Anayasası’na aykırı olmadığı hükmüne vardı. Anayasa Mahkemesi’nden çıkacak kararı bekleyen Çek Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus da Antlaşmayı imzaladı. Böylece 1 Aralık 2009’dan itibaren Lizbon Antlaşması da tüm AB genelinde yürürlüğe girmiş olacak.

Klaus, İkinci Dünya Savaşı sonrası Çek topraklarından sürülen Südet Almanlarının Antlaşmadaki Temel Haklar Şartı’na dayanarak Çek Cumhuriyeti’ne tazminat davası açması ve toprak taleplerinde bulunmasından endişe ediyordu. Ancak bu endişe, hafta sonunda yapılan AB liderler zirvesinde Çek Cumhuriyeti’nin Temel Haklar Şartı’ndan muaf tutulması formülüyle giderildi. Çek Anayasa Mahkemesi, kararının ardından Brüksel’de Antlaşma'nın yürürlüğe girmesi için hazırlıklara hız verildi.

Çek Anayasa Mahkemesi’nin kararının ardından AB Lizbon Antlaşması’nın önündeki son hukuki engel de kalktı. Çek Anayasa Mahkemesi, Antlaşma’nın Çek Anayasası’na aykırı olmadığına hükmetti. Mahkeme heyeti başkanı Pavel Rychetsky kararı, “Lizbon Antlaşması, bütün olarak ve tüm maddeleri itibariyle Çek Cumhuriyeti anayasal düzenine aykırılık içermemektedir” sözleriyle duyurdu.

Rychetsky, kararın 15 yargıcın oybirliğiyle alındığına da dikkat çekerek, hukuki yolun kapandığını vurguladı. Kararın bu yönde çıkması zaten bekleniyordu. Anayasa Mahkemesi, 2008 yılı Kasım ayında Lizbon Antlaşması’na karşı yapılan ilk başvuruyu da reddetmişti.

Kararın yankıları

Çek Başbakanı Jan Fischer ve Avrupa Bakanı Stefan Fülle de karardan memnuniyet duyduklarını açıkladı.

Çek Anayasa Mahkemesi’nin kararına ülke dışından ilk tepki ise Almanya’nın yeni Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle’den geldi. Westerwelle, kararı memnuniyetle karşıladıklarını belirterek "Avrupa’nın yeni bir hareket kabiliyeti kazanabilmek için Lizbon Antlaşması’na ihtiyaç duyduğunu" vurguladı.

Haber, Brüksel’de de rahat bir nefes alınmasına yol açtı. Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Çek yargıçların kararından ‘son derece’ memnuniyet duyduğunu belirtti, ancak Antlaşma’nın yürürlüğe girme sürecinde başka gereksiz gecikmelere izin verilemeyeceğini de vurguladı.

Avrupa Parlamentosu’nun sosyal demokrat üyesi Jo Leinen ise Klaus’un imzalamasının ardından Antlaşma’nın 1 Aralık’ta yürürlüğe girebileceğini, sürecin tamamlanması için dört haftalık bir süre kaldığını belirterek, “Gerçekten de sancılı bir doğum oldu. Karşımıza bu kadar engel, bu kadar zorluk çıkacağını 2001 yılında kimse tahmin bile edemezdi” dedi.

Lizbon Antlaşması neyi öngörüyor?

Lizbon Antlaşması’nda yaşanan gecikmeler nedeniyle Birlik’in icra organı Avrupa Komisyonu da Ekim ayı sonundan bu yana eski yapısıyla geçici olarak görev yapıyor. Lizbon Antlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle yeni kurumlar oluşturulacak ve Birlik yeni düzenlemelere göre işleyecek. Antlaşma, ortak bir Konsey Başkanı ile Dışişleri Bakanı atanmasını da öngörüyor. Bu üst düzey iki makam için adayların kesinleşmesi gerekiyor.

İngiltere Başbakanı Gordon Brown, Çek Anayasa Mahkemesi kararının ardından AB’nin artık daha somut konulara odaklı politika izlemesi gerektiğini vurguladı. Brown,  “Avrupa’nın artık bünyesel ve kurumsal tartışmaları geride bırakabilmesini, ileriye dönük adımlar atmamızı, AB’nin temel konularına odaklanmamızı umuyorum.  İstihdam ve büyüme yaratmak, iklim değişimiyle mücadele, Avrupa halklarının güvenliğinin artırılması gibi” dedi.

03/11/2009

Soru-Cevap: Lizbon Antlaşması

Çek Cumhuriyeti'nde

antlaşma karşıtı gösteri


Genişleyen Avrupa Birliği'nin işleyişini düzenlemek amacıyla hazırlanan

Lizbon Antlaşması için çabalar tam sekiz yıldır sürüyor.

 

AB liderleri bu tarihte daha demokratik, şeffaf ve verimli bir birlik kurmak için kolları sıvadıklarını söylemişti.

Antlaşmaya karşı çıkan çevreler ise, ulusal egemenliği tehdit eden federalci bir yapı kurmaya çalıştığı görüşünde.

AB kuralları gereği anlaşmanın yürürlüğe girmesi için 27 üye ülkenin de onayını alması şart.

Antlaşma için yolun sonuna yaklaşıldı mı?

Evet, şu anda yalnızca Çek Cumhuriyeti'nin onayı bekleniyor. Çek Anayasa Mahkemesi, antlaşmayı ülke anayasına uygun buldu.

İrlandalı seçmenler Haziran 2008'de yapılan referandumda antlaşmayı reddetmişti. Bunun üzerine İrlanda'ya kaygılarını giderecek bazı "yasal güvenceler" verildi.

Örneğin vergi ve kürtaj, ötanazi, eşcinsel evlilikler gibi "aileyi ilgilendiren" konularda AB bu ülkeye kendi kurallarını dayatmayacak; ayrıca ülkenin geleneksel tarafsızlık politikasına müdahale etmeyecek.

Ayrıca Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, bakanlar kurulu görevi gören Avrupa Komisyonu'nda her ülkenin bir üye bulunduracağını açıkladı.

Bu da İrlanda'ya verilen bir ödün olarak görüldü. Çünkü ilk taslakta, komisyon üyesi sayısının zamanla azaltılarak bürokrasinin hafifletilmesi öngörülmüştü.

Bu güvencelerden sonra, 2 Ekim 2009'da düzenlenen ikinci referandumdan "evet" oyu çıktı.

Bir hafta sonra Polonya Cumhurbaşkanı Lech Kaczynski de antlaşmayı onayladı.

Onay sürecinde sona kalan ülkelerden biri de Almanya idi.

Almanya parlamentosu 25 Eylül 2009'da, AB'nin yasama sürecine katılım konusunda bazı güvenceler aldıktan sonra antlaşmaya onay verdi.

Çeklerin kararı neden gecikti?

Çek parlamentosunun alt kanadı antlaşmayı 18 Şubat 2009'da, üst kanadı da 6 Mayıs'ta onayladı.

Ancak AB'ye mesafeli duran Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus, bazı senatörlerin Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı başvuru sonuçlanana dek antlaşmayı onaylamayacağını açıkladı.

Çek Anayasa Mahkemesi 27 Ekim'de davayı ele almaya başladı. Anayasa Mahkemesi'nin Kasım'ın ilk haftasındaki olumlu kararının ardından ülkede resmi onay sürecinin artık sonuna yaklaşılmış oldu.

Çeklerin onayından sonra antlaşmanın yeni bir Avrupa Konseyi başkanı ve Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi atanması gibi maddelerinin hemen yürürlüğe girmesi öngörülüyor.

Ancak tüm maddelerin uygulanmasının 10 yıllık bir zaman dilimine yayılabileceği belirtiliyor.

Referandum düzenleyen tek ülke İrlanda mı oldu?

Evet. Pekçok AB lideri, Lizbon Antlaşması'nın bundan önceki antlaşmalardan fazla bir farkı olmadığını söyleyerek halkoylamasına gerek olmadığını savundu.

İrlanda'nın yanı sıra, İngiltere'de gelecek yıl iktidara gelmesi beklenen Muhafazakar Parti de buna karşı çıkarak referandum istedi.

Hatta İngiliz Muhafazakarlar, Çeklerin onayı gecikirse iktidara geldiklerinde bu tartışmayı yeniden açacaklarını söylüyordu.

Lizbon Antlaşması, bundan önce reddedilen Avrupa Anayasası'na ne kadar benziyor?

Fransız ve Hollandalı seçmenlerin 2005 yılındaki oyları ile rafa kalkan Avrupa Anayasası ile benzeşen konular şunlar:

  • AB üyelerinin altışar aylık sürelerle dönem başkanı olması yerine, liderlerden oluşan karar mercii durumundaki Avrupa Konseyi'ne 2,5 yıllığına bir başkan seçilmesi,

  • AB'ye dünya sahnesinde daha fazla ağırlık kazandırmak üzere, halen Javier Solana'nın yürüttüğü Dış İlişkiler Temsilcisi rolü ile Dış İlişkilerden Sorumlu Komisyon Üyeliği'nin birleştirilmesi,

  • Üye ülkeler arasındaki oy dağılımının yeniden düzenlenmesi, önemli kararlar için "çifte çoğunluk" koşulu (yani hem üye ülkelerin %55'inin onayı hem de bunların AB nüfusunun %65'ini temsil etmesi şartı)

  • Bazı konularda üyelerin veto hakkının kaldırılması,

  • Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Adalet Divanı'na yeni yetkiler verilmesi.

Öyleyse bu antlaşmanın, anayasadan ne farkı kalıyor?

Avrupa Anayasası, bugüne dek hazırlanan tüm AB antlaşmalarını feshederek temiz bir sayfa açacaktı.

Lizbon Anlaşması ise siyasi ve parasal açılardan birliğin temelini oluşturan Maastricht (1992) ile Avrupa Topluluğu'nun kurulmasını sağlayan Roma Antlaşması'nın (1957) yerini alıyor.

Ayrıca AB'nin bayrağından ve marşından söz etmiyor. Ama bayrak ve marş kullanılmaya devam edecek.

Antlaşma süreci ne zamandır devam ediyor?

AB'nin 2001'deki Laeken zirvesinde alınan bir karar, birlik antlaşmalarının basitleştirilerek yeniden düzenlenmesi için bir kurultay toplanması çağrısında bulunmuş, bu toplantılar sonucunda bir anayasa hazırlanabileceğini söylemişti.

Kurultay çalışmalarına Şubat 2002'de başladı; 2,5 yıl sonra yani Ekim 2004'te bir anayasa metni Roma'da imzalandı.

Ancak 2005'te Fransa ve Hollanda'da yapılan halkoylamalarından "hayır" sonucu çıkınca bu metin kadük kaldı.

Yeni bir antlaşma için ciddi çabalar Ocak 2007'de dönem başkanlığına gelen Almanya tarafından başlatıldı.

Lizbon Antlaşması son şeklini Ekim 2007'deki AB zirvesinde, 27 üye ülke liderinin onayı ile aldı.

Antlaşmada kimi ülkelere muafiyet tanınıyor mu?

İrlanda ve İngiltere halihazırda sığınma, vize ve göçmenlik gibi alanlarda uygulamaların dışında kalma hakkına sahip.

Ayrıca adalet ve içişleri alanlarında muafiyet isteme hakları var.

Danimarka da adalet ve içişleri konusunda muafiyetini koruyacak, ancak istediğinde sisteme dahil olma imkanına kavuşacak.

Çek Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus ise 2. Dünya Savaşı sırasında dönemin Çekoslovakya'sından sürülen Almanların, ülkesine mülkiyet davaları açmasının önlenmesini sağlayacak.

27/10/2009 BBC

AB Çek Cumhuriyeti engelini aştı

 

Brüksel'deki zirvede bir araya gelen Avrupa Birliği liderleri, birliğin işleyinin reformdan geçirilmesini öngören Lizbon Anlaşması'nın kabulü önündeki Çek engelini kaldıracak bir anlaşma metni üzerinde uzlaştı.

Klaus'un sonuçtan tatmin olduğu söyleniyor.

Anlaşmanın önündeki son engel Çek Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus'un itirazıydı.

Klaus, AB'nin Temel Haklar Sözleşmesi'nin ikinci dünya savaşından sonra Çek Cumhuriyeti'nden sınırdışı edilen binlerce Alman tarafından mülklerini geri almak için kullanılabileceğinden kaygılıydı.

Avrupa Birliği liderleri Çek Cumhuriyeti'nin bu sözleşmenin dışında kalması konusunda uzlaştı.

Bir sözcüsü, Klaus'un Lizbon Anlaşması'na başka bir itiraz getirmeyeceğini söyledi.

Çek Cumhuriyeti Başbakanı Jan Fischer de Brüksel'de gazetecilere yaptığı açıklamada Klaus'un aldığı bu ödünle tatmin olduğunu belirtti.

Şimdi Lizbon Anlaşması'nın kabulü önünde bir hukuki engel kaldı.

Tek engel Çek mahkemesi

Çek Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, gelecek hafta anlaşmanın ülkenin anayasasıyla uyumlu olup olmadığına karar verecek.

Çek Başbakanı, mahkemenin Lizbon Anlaşması'nın ülkenin egemenliğini ihlal ettiği yönündeki şikayetleri reddetmesi durumunda anlaşmayı yıl sonuna dek onaylayabileceklerini belirtti.

'Engelli maraton'

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Lizbon Anlaşması için sekiz yıldır devam eden müzakere sürecinin kendisine 'engelli bir maratonu' hatırlattığını söyledi.

Ancak AB liderleri kalkınmakta olan ülkelere küresel ısınmayla mücadelede yardım için oluşturulacak fon konusunda uzlaşmaya varamadı.

Barroso 'Bu gece son siyasi engeli de kaldırdık' dedi.

AB liderlerinin bugün Lizbon Anlaşması'yla oluşturulacak AB Konseyi Başkanlığı görevini kimin alacağı konusunda görüş alışverişinde bulunması bekleniyor.

Blair'in AB Konseyi Başkanlığı

şansı azalıyor

'Blair'ın şansı azalıyor'

Eski İngiltere Başbakanı Tony Blair ve Lüksemburg Başbakanı Jan-Claude Juncker'in bu görev için adı geçiyor.

İngiltere Başbakanı Gordon Brown dün Blair'a destek vererek 'mükemmel bir aday' olduğunu söylemişti.

Ancak Brüksel'deki muhabirimiz Jonny Dymond, Blair'ın şansının azaldığını söylüyor.

Muhabirimiz, Avrupa Sosyalist Grubu'nun Blair'a destek vermediğini ve başbakanlığın da yenilginin ihtimal dahilinde olduğu sinyalini verdiğini belirtiyor.

İklim fonunda uzlaşma yok

AB liderleri, aralık ayında Kophenag'ta yapılacak İklim Değişikliği Zirvesi öncesi ortak bir tutum konusunda uzlaşamadı. Konu bugün de tartışılmaya devam edecek.

Kopenhag'taki zirvede Kyoto Protokolü'nün yerini alacak yeni bir küresel iklim anlaşmasına varılması hedefleniyor.

Birliğin dönem başkanlığını yürüten İsveç'in Başbakanı Fredrik Reinfeldt AB liderlerine, kalkınmakta olan ülkelere küresel ısınmanın etkileriyle mücadele etmesine yardım için 'sabit miktarda' bir para yardımı üzerinde uzlaşmaları çağrısında bulunmuştu.

Reinfeldt bunun, Japonya ve ABD gibi zengin ülkelerin benzer taahütlerde bulunmasının yolunu açabileceğini söylemişti.

Ancak Polonya Maliye Bakanı Jacek Rostowski BBC'ye yaptığı açıklamada dokuz Doğu Avrupa ülkesinin daha zengin ülkeler, daha fazla para ödemeyi kabul etmedikçe anlaşmayı bloke etmeye kararlı olduğunu söyledi.

AB kaynakları, dönem başkanlığının bugün bu konuda yeni öneriler sunmasının beklendiğini bildiriyor.

AB Komisyonu birlik üyelerine, kalkınmakta olan ülkelere küresel ısınmanın etkileriyle başa çıkabilmeleri için 2013 yılına dek yılda 15 milyar dolar yardım yapılmasını tavsiye etmişti.

Birlik, karbon salımlarını 2020'ye dek yüzde 20 oranında azaltmayı taahhüt etmişti.

30/10/2009

Avrupa Birliği başkanını arıyor

 

İngiltere eski başbakanı Tony Blair, AB başkanlığı için adı geçenler arasında

Avrupa Birliği liderleri, birliğin geleceğinde önemli bir rol oynayacak Lizbon Antlaşması’nın hala devreye giremediği bir ortamda toplandı. Zirvede, AB başkanlığı görevine kimin atanacağı konusu da ele alınıyor.

Brüksel, yine belirsizliklere başlayacak olan bir liderler zirvesine ev sahipliği yapıyor. Avrupa Birliği'nde karar alma sürecini daha etkin kılmak için köklü reformlar öngören Lizbon Antlaşması'nın yürürlüğe girip giremeyeceği hala belirsizliğini koruyor.

Zirve öncesinde Çek Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi'nin antlaşmanın anayasayı ihlal etmediği yönünde karar alması ümit ediliyordu.

 

Çek Cumhurbaşkanı Vaclav KlausZira Çek Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus, antlaşmayı imzalamak için Anayasa Mahkemesi'nin kararını şart koşuyor. Ve Çek Cumhuriyeti hariç tüm üye ülkelerde onay süreci tamamlanmış durumda.

Klaus'un koşullarını 26 üye kabul edecek mi?

Avrupa Birliği Dönem Başkanlığını yürüten İsveç'in Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Cecilia Malmström, yaşadıkları sıkıntılı süreci şu sözlerle özetliyor:

“Halen bir aşamaya gelmiş değiliz. Öncelikle Çek Anayasa Mahkemesi karar vermeli. Ardından Sayın Klaus ve hükümet ile bir çözüm bulmak için görüşmeliyiz. Gayet tabii ki ancak diğer 26 üyenin de kabul edebileceği bir çözüm söz konusu olabilir.”

Çek Cumhurbaşkanı, Lizbon Antlaşması ile İkinci Dünya Savaşı'nda sonra yerlerinden edilmiş Almanların, ülkesinden bazı taleplerde bulunabileceğini savunuyor ve bunu engellemek istediğini söylüyor. Hukukçular ise Lizbon Antlaşması'nın bu konuyla hiç ilgisi olmadığı kanısında. İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt de Klaus'u çok fazla geçmişte yaşamakla suçluyor. Bildt, “İkinci Dünya Savaşı sonrası ayrılıkların giderilerek uzlaşma sağlanması çok zor bir mevzu.  AB zaten bunun üzerine, yani geleceğe yönelmek üzerine inşa edilmiştir” diye konuştu.

İki kritik görev için yarış başlayacak

 

Klaus'un imzası olmaksızın, Avrupa Birliği liderleri reform antlaşmasının öngördüğü yeni görevlendirmeler konusunda karar alamayacak. Avrupa Birliği Konseyi Başkanı ile "Dışişleri Bakanı" olarak adlandırılan Dış ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi için iki kritik ismin belirlenmesi gerekiyor. Resmi olarak görüşmeler her ne kadar başlamamış olsa da gayriresmi arayış başlamış durumda. Ancak Carl Bildt gibi adı geçen kişilere doğrudan "aday mısınız" diye sorduğunuzda genelde aynı yanıtı alıyorsunuz.

 

Konsey Başkanlığı için adı geçen iki isim bir arada: Tony Blair ve Jean-Claude JunckerÖrneğin Carl Bildt, “Yok açıkça aday olmadığımı söyledim”  diyor. Ama herkes bu yanıtın konjonktüre göre değişebileceğini biliyor.

Blair- Juncker rekabeti

Konsey Başkanlığı için adı geçenler arasında İngiltere'nin eski başbakanı Tony Blair ile Lüksemburg Başbakanı ve Euro Bölgesi Başkanı Jean-Claude Juncker bulunuyor.

Avrupa Parlamentosu'nun Hrıstiyan Demokrat partili Alman milletvekili Werner Langen her iki isme itiraz ediyor. Langen gerekçelerini şöyle sıralıyor:

“Euro bölgesinden olmalı ve Avrupa gündemine hakim olmalı. Ne çok güçlü olmalı ne de çok güçsüz ve bağımsız.  Yani dengeleyici olmalı ve en önemlisi de bu.  Dolayısıyla Sayın Blair söz konusu olamaz, Sayın Juncker'in de farklı görevleri var.”

En önemli gündem maddesi gölgede kalıyor

İki gün sürecek liderler zirvesinin önemli gündem maddelerinden biri de iklimin korunması olacak. Avrupa Birliği'nin kendiyle çok fazla meşgul olduğu ve iklimin korunması gibi önemli konuları ihmal ettiği yönünde eleştiriler yapılıyor. Nitekim Kopenhag'da düzenlenecek Dünya İklim Konferansı'na kısa bir süre kala Avrupa Birliği halen yoksul ülkelere iklimin korunması için nasıl destek verilebileceğini karara bağlamadı.

İsveç Maliye Bakanı Anders Borg bu durumdan rahatsız. Borg şunları kaydetti: “İklimin korunması için sağlanacak finansman konusunda bugüne kadar uzlaşamamış olmamız elbette üzüntü verici. Avrupa'nın iklimin korunmasında öncü rolü gereği önümüzdeki günler ve haftalarda bu konuda ilerleme sağlamamız çok çok önemli.”

29/10/2009

AB'nin liderleri 19 Kasım'da saptanıyor

Avrupa Birliği liderleri, 19 Kasım'da birliğin ilk

Başkanı ve dışişleri temsilcisini kararlaştırmak için özel bir zirve düzenleyecek.

 

AB Komisyon Başkanı Barroso, Dönem Başkanı İsveç'in başbakanı Reinfeldt, Fransa lideri Sarkozy, son AB zirvesinde

İsveç dönem başkanlığının bir sözcüsü, "Özel gayriresmi zirve (...) Brüksel'de bir çalışma yemeği şeklinde olacak" dedi.

Atamalar, 27 üye ülkenin liderleri tarafından yapılacak oylamada nitelikli çoğunluğun oyu ile yapılacak.

Belçika başbakanı Herman van Rompuy, AB başkanlığı görevi için şansı en yüksek adaylardan biri olarak görülüyor.

İsveç başbakanı Fredrick Reinfeldt, Pazartesi günü, tercih ettikleri adaylar konusunda üye ülke hükümetleri ile sürdürdüğü istişareleri yarıladığını söylemişti.

Rompuy favori

Lizbon Antlaşması uyarınca, Avrupa Konseyi başkanı iki buçuk yıllığına atanacak. Görev süresi bir kez uzatılabilecek.

Bu görevin oluşturulması ile hedeflenen ise AB'nin başlıca politika alanlarında daha fazla devamlılık ve istikrarın sağlanması.

Başkanlık için Belçika başbakanı Herman van Rompuy'un yanında diğer adayların, Hollanda başbakanı Jan Peter Balkenende ve Lüksemburglu mevkidaşı Jean Claude Juncker olduğu söyleniyor.

(AB'nin yeni yapısında kilit görevleri üstlenecek isimlerde) Sağ ve sol siyasi figürler, Kuzey ve Güney Avrupa, büyük ve küçük ülkeler, kadınlar ve erkekler arasındaki dengenin gözetilmesi pek çokları için önem arz ediyor.

Fredrick Reinfeldt, AB Dönem başkanı İsveç'in başbakanı

İtalya'nın orta sağ kanattaki eski başbakanı Massimo D'Alema ise AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi görevi için şansı en yüksek adaylardan biri olarak görülüyor.

Bu görevi üstlenecek olan isim aynı zamanda Komisyonun başkan yardımcısı olacak.

Lizbon Antlaşması 1 Aralık'ta yürürlüğe girecek.

Üye ülkelerde süren uzun ve sancılı onay sürecinin son halkasını oluşturan Çek Cumhuriyeti'nde antlaşma geçen hafta onaylanmıştı.

'Denge önemli'

Zirvede kararlaştırılacak üçüncü isim ise, Konsey Sekreteryası'nın Genel Sekreteri olacak.

Bu görevi üstlenecek olan isim, 27 AB hükümetini bir araya getiren Konsey'in işleyişinin yönetiminden sorumlu olacak.

Dönem başkanı İsveç'in başbakanı Fredrick Reinfeldt'in, "Kilit görevler arasında sağ ve sol siyasi figürler, Kuzey ve Güney Avrupa, büyük ve küçük ülkeler, kadınlar ve erkekler arasındaki dengenin gözetilmesinin pek çokları için önem arz ettiğini" söylediği haber veriliyor.

11/11/2009

KENDİ TANIMIYLA AVRUPA BİRLİĞİ

Avrupa Birliği, Avrupa Birliği Antlaşması (1993 - Maastricht), ile kurulmuştur. Bu antlaşma daha önceki antlaşmaları yeni boyutlar ve etkinlik alanları ekleyerek genişletmiştir. Bu yeni boyutlar Ortak Dış ve Savunma Politikası ile Adalet ve İçişleri Politikaları’dır. Hâlihazırda Birliğe üye 27 Devlet bulunmaktadır. Avrupa Birliği, Avrupa Toplulukları ve üye devletlerin Ortak Dış ve Güvenlik Politikaları ve Adalet ve İçişleri alanlarındaki işbirliğine dayanmaktadır. Avrupa Birliği’nin 5 temel kurumu; Avrupa Parlamentosu, Bakanlar Konseyi, Avrupa Komisyonu, Adalet Divanı, Denetim Divanı’dır.

Avrupa Birliği, uluslararası işbirliği ve kalkınma yardımı alanında önemli bir aktördür. Aynı zamanda dünyada en büyük insani yardımı yapan kurumdur. Avrupa Topluluğu’nun dünya kamu yardımı içindeki politik ve mali sorumluluğu 1985'te %5 iken, günümüzde bu oran %10’dan fazladır.

Avrupa Topluluğunun Kasım 2000’de kabul edilen kalkınma politikası çerçevesinde birincil amacı, fakirliğin önlenmesidir. Avrupa Topluluğu, desteğinin etkisini arttırmak için altı adet öncelikli alan belirlemiştir: ticaret ve kalkınma; bölgesel entegrasyon ve işbirliği, makro ekonomik politikalara destek ve sosyal hizmetlere adil erişim; ulaşım; gıda güvenliği ve sürekli kırsal gelişim; kurumsal kapasite gelişimi; iyi yönetim; ve hukukun üstünlüğü. Kalkınma faaliyetlerinde bu çekirdek alanlara ek olarak önemli kesişen konular da belirlenmiştir: insan hakları, cinsiyet eşitliği, çevre ve çatışmaların önlenmesi.

 

©2006

   

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya