|
|
Son Güncelleme:03/05/12 |
|||
| Dünya Kurum Haber ve Genel Bilgileri | Aktüel Haber, Video, Resim ve Özel Dosyalar |
|
" Türkiye " İstatistikleri |
||||||
|
Türkiye'nin yüzde 22'si kıyameti göreceğine inanıyor |
||||||||
Türk ve Amerikalıların %22 si kıyameti göreceğine inanıyor Maya takviminden yola çıkılarak yapılan araştırmaya göre, 'kıyameti görürüm' diyenler en fazla Türkiye ve ABD'de. Maya Takvimi’ne göre 21 Aralık 2012’de dünyanın sonunun geleceğine ilişkin yaygınlaşan inançtan yola çıkarak bir araştırma yapıldı. Ipsos'un Reuters ajansı için 20 ülkede 16 binden fazla kişiyle görüşmesi sonunda, insanların yüzde 15’inin kendileri ölmeden kıyametin kopacağına inandığı ortaya çıktı. Buradaki ilginç sonuç, böyle düşünenlerin en yüksek olduğu ülkelerin Türkiye ve ABD olması: İki ülkede de yüzde 22. Ankette, kıyamet inancına en uzak olanlar sıralamasının zirvesinde, yüzde 6'lık kıyamet inancıyla Fransızlar yer aldı. Onları yüzde 7 ile Belçikalılar ve yüzde 8'le İngilizler takip etti. 3 Mayıs 2012 |
||||||||
|
'Küresel güç olur ama AB üyeliği zor' |
||||||||
Avrupa Birliği'nin hazırlattığı raporda, Türkiye, 2030 yılında küresel oyuncu bile olabilir, ancak Ankara'nın AB üyesi olup olmayacağını tahmin etmek zor" denildi. Avrupa Parlamentosu'nun talebiyle AB kurumlarının hazırladığı "Küresel Trendler 2030" raporunda Ankara'nın yükselen güç olacağının altı çizildi. Raporda, "iten ve çeken faktörler" nedeniyle Türkiye'nin AB üyesi olup olmayacağını tahmin etmenin zor olduğu belirtildi. AB Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü'nün öncülüğünde, 40 kadar uzmanın katkıda bulunduğu pilot projenin ürünü olan raporda, 2030'da dünyanın çok kutuplu hale geleceği ve hiçbir ülkenin tek başına hegemonya kuramayacağı vurgulandı. Raporda Türkiye'nin küresel rolünün, uluslararası gruplar içinde ve ortaklarıyla birlikte çıkarlarını kovalama yeteneğine bağlı olduğu belirtildi. 'TÜRKİYE KIRILGAN NOKTALARINI DÜZELTMELİ' Raporda Türkiye'yle ilgili şu görüşlere yer verildi: "NATO, G-20, İslam İşbirliği Teşkilatı gibi uluslararası yapılara üyeliği ve olası AB üyeliği muhtemelen Türkiye'nin uluslararası rolünü güçlendirecektir. AB üyeliği Türkiye'nin demokratikleşmesine ve güçlendirilmiş uluslararası statüsüne ciddi katkı yapacaktır. İten ve çeken faktörler nedeniyle Türkiye'nin AB üyesi olup olmayacağını tahmin etmek zor. Türkiye hızla değişen Ortadoğu'da çıkarlarını ileri götürmek için farklı ülkelerle çalışmayı tercih edebilir, fakat bunun AB entegrasyonuna alternatif olması muhtemel görünmüyor. Türkiye orta güç kariyerinde ilerlemek için çözülmemiş azınlık sorunları, enerji bağımlılığı, çevrenin korunması açısından sürdürülemez kalkınma modeli, doğal kaynakların kötü yönetimi, insani gelişimdeki noksanlıklar ve yıkıcı depremlere hazırlıksızlığı dahil kilit zayıflarını düzeltmelidir." 'RUSYA VE JAPONYA GERİLEYECEK' Rapora göre ABD ve Çin'in en güçlü aktörler haline geleceği 2030'lu yıllarda Hindistan güçlenmeye devam ederken, Rusya ve Japonya, 20. yüzyılda elde ettikleri "büyük güç" statülerini kaybedecek. 2030'da küresel ekonomideki payını yüzde 19'a yükseltecek olan Çin'in ABD'yi geride bırakarak dünyanın en büyük ekonomisi haline geleceği tahmin edilen raporda, ABD'nin ise muhtemelen en büyük askeri güç konumunu sürdüreceği belirtildi. YENİ YILDIZLAR: TÜRKİYE, ENDONEZYA VE GÜNEY AFRİKA Raporda, "Orta boy güçler gelecek yıllarda uluslararası ilişkilerde öncelikle bölgesel düzeyde ve artan oranda küresel düzeyde kritik rol oynayacak. Birçok orta boy güç hali hazırda G-20 üyesi. 2030 yılında daha etkili rol oynaması en muhtemel ülkeler Endonezya, Güney Afrika ve Türkiye. Bu ülkelerin demokrasilerini güçlendirecekleri, sosyal ve ekonomik modernleşmeyi derinleştirecekleri yönünde güçlü işaretler var. Türkiye ve Endonezya gibi demokratik orta boy ülkelerin yumuşak güçleri bölgesel ve hatta küresel düzeyde büyüyebilir" denildi. 2 Mayıs 2012 |
||||||||
|
Türk yaşamının İstatistikleri |
||||||||
Ülke genelinde 12 bin hane dolaşıldı ve kadın-erkek toplam 23 bin kişiyle görüşüldü. İlginç sonuçların ortaya çıktığı 'aile yapısı' araştırmasında, alkol kullanımının azlığı da dikkat çekti. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın yürüttüğü “Türkiye'de Aile Yapısı Araştırması”nın sonuçları açıklandı. Ülke genelinde 12 bin hanede 18 yaş üstü 10 bin 362 erkek, 13 bin 17 kadın olmak üzere toplam 23 bin 379 kişi ile görüşüldü. 18 yaş altı 9 bin 356 erkek, 6 bin 703 kadın olmak üzere toplam 16 bin 59 kişinin demografik bilgisinin de alındığı araştırmada, bireylerin televizyon izleme alışkanlıklarından kültürel aktivitelere katılımına, alkol kullanımından evlilik kararına kadar birçok konu incelendi. Araştırmanın ortaya koyduğu bazı dikkat çeken bilgiler şöyle: En büyük boşanma sebebi ilgisizlik Araştırmada en dikkat çeken sonuçlardan biri boşanma nedenlerinin sıralaması oldu. Genel kanının aksine boşanmada ilk sıralarda, dayak, aldatma, ekonomik yokluk yer almıyor. Yüzde 27,3'lük oranla "eşlerin birbirine ilgisizlik ve sorumsuzluğu" boşanma nedenlerinde açık ara birinci çıktı. Araştırmada, Türkiye'de evlenmiş bireylerin yüzde 95'inin yalnız bir kez evlilik yaptığı görüldü. 2006'da tüm evlilikler için ilk evliliğin devam ettirenlerin oranı yüzde 86,2 tespit edilmişken, yüzde 8,9'unun eşinin vefat ettiği, yüzde 4,3'ünün boşandığı, binde 6'sının da ayrı yaşadığı tespit edilmişti. Görücü usulü hala yaygın Araştırmada, ilk evlilik kararının nasıl verildiğiyle ilgili ilginç veriler ortaya çıktı. Buna göre, araştırmaya katılanların yüzde 44,2'si görücü usulü ve kendi kararıyla ilk evliliğini yaptığını bildirdi. Yüzde 38,7'si kendi seçimi ve ailesinin rızasıyla, yüzde 9,4'ü görücü usulü ve kendi görüşü sorulmadan evlendiğini belirtti. Bu sonuçlara göre, Türkiye'de fikri alınmadan görücü usulüyle evlenenlerin oranının yıllar itibarıyla düşüş gösterdiği belirlendi. 1950'lerde bu oranın yüzde 29 seviyelerinde idi. Alkol kullanımı Alkol kullanma alışkanlıklarına bakıldığında ise katılımcıların yüzde 82,5'i hiç alkol kullanmadığını belirtti. Her gün kullananların oranı binde 6, haftada 1-2 gün kullananların oranı yüzde 2, ayda birkaç kez kullananların oranı yüzde 3,5, sadece özel günlerde alkollü içki kullananların oranı yüzde 7,4, “kullanıyordum, bıraktım” diyenlerin oranı ise yüzde 4 olarak tespit edildi. En çok cinsellik rahatsız ediyor Araştırmada, televizyon izleme alışkanlıkları da belirlendi. Araştırmaya katılanlardan “hiç televizyon izlemediğini” belirtenlerin oranı yüzde 8,1 olurken, televizyon izlediğini bildirenlerin oranı yüzde 91,9 olarak tespit edildi. Televizyon yayınlarında rahatsız olunan içerikleri ise katılımcıların yüzde 46,9 ile cinsel içerikli yayınlar olduğunu belirtirken, yüzde 15,5 şiddet, yüzde 14,1 kötü, kaba ve küfürlü söz, yüzde 9,9 taraflı haber ve yorumlar, yüzde 9,6 da reklamlar olduğunu ifade etti. Yüzde 63 hiç tatile gitmemiş Aile üyelerinin birlikte yaptıkları faaliyetlere bakıldığında ise birici sırada 59,4 ile televizyon izlemek geliyor. Bunu 25,8 ile akraba, komşu, arkadaş ziyareti, 21,9 ile alışveriş, 7,2 ile tatil, 6,1 ile dışarıda yemek yemek, 3,2 ile sinema ya da tiyatroya gitmek izliyor. 27 Nisan 2012 |
||||||||
|
Türkiye'nin İnternet Kullanım İstatistikleri |
||||||||
Meclis'e sunulan internet kullanım raporunda dikkat çekici istatistikler var. Türkiye'de nüfusun yüzde 40'ı internet kullanıyor ve bu konuda erkekler açık farkla önde gidiyor. Kullanıcılar, vakitlerinin çok büyük bölümünü internette sohbetle geçiriyor. Sosyal paylaşım sitelerine üye olanların sayısı ise 31 milyon dolayında. Haber sitelerini takip ve özellikle sağlık olmak üzere bilgiye ulaşma çabası da internet trafiğinde öne çıkan ilgi alanları. Türkiye'nin İnternet Kullanım İstatistiği Kalkınma Bakanlığı Bilgi Toplum Dairesi Başkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Bilişim ve İnternet Komisyonu'na internet kullanım alışkanlığımızla ilgili bilgi verdi. Başkanlığın araştırmasına göre, Türkiye'de 31 milyondan fazla kişi internet kullanıyor. Şehirlerde yaşayan nüfusun neredeyse yarısı çağın bu iletişim ve paylaşım teknolojisiyle haşır neşirken, kırsal kesimde oran yüzde 22'lere düşüyor. Erkekler Kadınlardan Gençler Yaşlılardan Daha Çok Kullanıyor Erkekler, internette kadınlardan daha fazla zaman geçiriyor. İnternet kullanımı daha çok 16 ila 24 yaşları arasında yoğunlaşırken, yaş ilerledikçe oran düşüyor. Yüksek Eğitimlilerde Yüzde 90 Eğitim seviyesi de internete girme alışkanlığını önemli ölçüde etkiliyor. Yüksekokul mezunlarının yüzde 90'ı internet kullanırken, bir okul bitiremeyenlerde oran yüzde 3'lerin altında seyrediyor. En Çok Haber Okumak İçin İnternete Giriliyor Türk insanı internete en çok haber okumak için giriyor. Sağlıkla ilgili bilgi arama, sosyal gruplara katılma ya da güncel konularda web siteleri aracılığıyla fikir paylaşımı da internet ziyaretlerinin en önde gelen sebepleri arasında. Herhangi bir konuda çevrimiçi eğitim alma oranı ise yüzde 5'ler seviyesinde. Sosyal Medyada Dünyada 6. Sıradayız Türkiye, internetin sosyal kullanımında ise dünyada 6'ncı sırada. Bu alandaki bir paylaşım sitesine üye olanların sayısı 31 milyonu geçmiş durumda. Ve bu konuda oldukça çarpıcı bir tespit; Sosyal medya içeriği sunan siteleri ziyaret edenler haftada ortalama 28 saatlerini internet başında geçiriyorlar. İletişim alanından gelen yorumlar da bu verileri destekliyor. Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölüm Başkanı Murat Akser, bu konuda, "Sosyal medya ve bunun kullanımı ülkemizin geleceğini şekillendirecek. Bu işle uğraşan gençler sürekli aktifler" derken Gazeteci-Yazar Serdar Kuzuluoğlu, "Bugün internetle doğan kuşak bir 10-15 sene sonra bir çok alanda çok etkin konuma gelecek. Bir şeyleri ertelemenin çok ağır faturalarla ödeneceği dönemdeyiz. Umarım böyle sonuçla karşılaşmayız" şeklinde konuştu. E-Devlet Hizmetinde AB Ülkelerini Geçtik e-Devlet hizmetinin sunumunda Türkiye, Avrupa Birliği ülkelerinin seviyesinin üzerine çıkarken, hizmeti kullananların sayısı da giderek artıyor. Bu ay itibariyle e-Devlet kapısı kullanıcı sayısı 12 buçuk milyona ulaşmış bulunuyor. 27 Nisan 2012 |
||||||||
|
Kredi Kartı ve Tüketici Kredi Kullanımı Azaldı |
||||||||
Merkez Bankası'nın raporunda kredi kartı kullanımıyla ilgili önemli bilgiler var Vatandaş peşin parayla alışverişe geri mi dönüyor? Merkez Bankası'nın son verileri bu soruyu doğrular nitelikte. Merkez Bankası'nın 20 Nisan itibariyle haftalık yayımladığı raporlara göre bireysel kredi kartı ve tüketici kredileri kullanımı azaldı. Raporlara göre kredi kullanımındaki azalış bir önceki haftaya göre 693 milyon lirayı buldu. Tüketici kredisi kullanımı 166 milyar 417 milyon liradan, 166 milyar 385 milyon liraya düştü. Tüketici kredilerinin 70 milyar 669 milyon lirası konut, 6 milyar 873 milyon lirası ise taşıt kredisi olarak kullanıldı. Aynı dönemde, bireysel kredi kartı kullanım tutarı ise 661 milyon lira azalarak, 56 milyar 508 milyon liraya geriledi. 27 Nisan 2012 |
||||||||
|
Türkiye 6. Dost Ülke |
||||||||
|
HSBC şirketinin yaptığı kamuoyu yoklamasına göre Türkiye, yabancıların yerleşebileceği en yabancı dostu 6’ıncı ülke HSBC şirketi, son araştırmasında yabancıların “yurt hasreti çekmeyeceği” ülkeleri sıraladı. Kendi ülkeleri dışında yaşayan 3 bin 385 kişiyle yapılan anket sonucu Yeni Zelanda en konuksever ülke olurken, Türkiye altıncı geldi. Türkiye’nin hiçbir komşusu listeye giremedi. Türkiye’de yaşayan yabancıları en çok kaygılandıran şeyinse, başta deprem olmak üzere doğal felaketler olduğu görüldü. HSBC’nin başka ülkelere yerleşen yabancılar arasında yaptığı yıllık araştırma (Expat Explorer Survey) 100 ülkede gerçekleştirildi. Ankete katılan bu yabancılara, yerel halkla dostluk kurabilme, dil öğrenme zorluğu, toplumla kaynaşma ve yeni kültüre alışabilme konularında sorular soruldu. İstatistiksel açıdan değer taşıması için her ülkeden en az 30 katılımcı olmasına özen gösterildi ve toplam değerlendirme 31 ülke bazında gerçekleştirildi. Geçen yılki araştırmada birinci olan Bermuda 30’dan az katılımcı olması nedeniyle bu yıl listeye alınmadı. Yeni Zelanda her kategoride en yüksek yüzdeleri alarak en konuksever ülke oldu. Yeni Zelanda’da yaşayan yabancı ülke vatandaşlarının yüzde 75’i kültüre alışmalarının zor olmadığını söyledi. Araştırmada her yıl Türk insanının sıcakkanlılığından söz ediliyor ancak bu yıl Türkiye’de yaşayan yabancılar doğal felaketlerden kaygılandıklarını da belirtti.
Listeye giren ilk 15 ülke şunlar: 1 Yeni Zelanda 2 Avustralya 3 Güney Afrika 4 Kanada 5 Amerika 6 Türkiye 7 İngiltere 8 Filipinler 9 İspanya 10 Malezya 11 Brezilya 12 İtalya 13 Meksika 14 Singapur 15 Fransa 25 Nisan 2012 |
||||||||
|
Endonezya Türkiye'yi 18. ye geriletti |
||||||||
|
Türkiye, 772.3 milyar dolarlık GSYH ile Dünya sıralamasında 18. oldu. Türkiye, 2011 yılında cari fiyatlarla 772.3 milyar dolarlık GSYH ile dünya sıralamasında bir basamak düşerek 18'inciliğe geriledi. İSTANBUL - Cumhuriyet'in 100'üncü yılı olan 2023'te gayri safi yurt içi hasılasını (GSYH) 2 trilyon 64 milyar dolara çıkararak en büyük ilk 10 ekonomi arasına girmeyi, kişi başına düşen milli gelirini de 25 bin 76 dolara çıkarmayı hedefleyen Türkiye, 2011'de yüksek büyüme hızına rağmen, bir basamak gerileyerek 18'inci oldu. Dünya Gazetesi'nin Uluslararası Para Fonu (IMF) veri tabanından yaptığı belirlemeye göre, geçen yıl sabit fiyatlarla ulusal para cinsinden yüzde 8.5 oranıyla en hızlı büyüyen ülkeler arasında yer alan Türkiye, cari fiyatlarla milli gelirini dolar cinsinden ise yüzde 5.6 büyüterek 772.3 milyar dolara çıkardı. Türkiye, bu GSYH ile 2011 yılında, dünya ülkeleri arasında 18'inci sırada yer aldı. Türkiye'nin başarılı büyüme performansına rağmen sıralamada bir basamak aşağı inmesinde, Endonezya'nın çok daha hızlı büyüyerek öne geçmesi etkili oldu.
Önceki yıl 18'inci
sırada bulunan Endonezya'nın 2 basamak yükselerek 16'ncı olması, Cari fiyatlarla GSYH'ye göre 2003 yılında 21'inci büyük ekonomi olan, 2004'te 17'inciliğe yükselen Türkiye, 2011'e kadar sıralamada bu yerini korumuştu.
İLK BÜYÜK 5'İN SIRASI DEĞİŞMEDİ Geçen yıl cari fiyatlarla GSYH'ye göre ilk 5 büyük ekonomi sıralaması değişmedi.
Önceki yıl 6'ncı sırada bulunan İngiltere ile 7'nci sıradaki Brezilya yer değiştirdi. İtalya'nın 8'inci sıradaki yeri değişmezken, Rusya iki basamak yükselerek 9'uncu oldu, Kanada 10'uncu sıradaki yerini korudu. Cari fiyatlarla GSYH'ye göre Hindistan geçen yıl 2 basamak düşerek 11'inci oldu. İspanya 12'nci, Avustralya 13'üncü, Meksika 14'cü, Güney Kore 15'inci sıradaki yerini korudu. Önceki yıl 18'inci sırada bulunan Endonezya, milli gelirini yüzde 19.4 artışla 845.7 milyar dolara çıkardığı 2011 yılında, Hollanda'yı 17'nciliğe, Türkiye'yi 18'inciliğe kaydırarak, 16'ncı sıraya yerleşti. IMF verilerine göre 17'nci ve 18'inci sıralardaki Hollanda ve Türkiye'yi 19'uncu sırada İsviçre izlerken, önceki yıl 20'inci sırada olan Belçika daha aşağılara kayarak bu sırayı Suudi Arabistan'a terk etti. 21 Nisan 2012 |
||||||||
|
Türk Polisinin Müthiş Başarısı |
||||||||
Kriminal Polis Laboratuarları Dairesi, Amerikan CSI'yı bile solladı. 'Sanıktan delile gitme' yaklaşımını çöpe atan Emniyet, kullandığı modern taktiklerle 95 bin suçu 'delilden sanığa ulaşarak' aydınlattı. Cinayetten tecavüze, hırsızlıktan şantaja kadar birçok suça karışan zanlıları olay yerinde bıraktıkları 'izleri' ele verdi 167'inci kuruluş yıldönümünü kutlayan Türk Polis Teşkilatı, 2011'de 95 bin 390 suçu "delilden" aydınlattı. Ayakkabı, alet ve lastik vb. izlerinden kayıtlara "meçhul" olarak giren olaylar bir bir çözüldü. 18 zanlı "sesinden", 45 şüpheli ise iyileştirilen "görüntüsü"nden tespit edildi. Kriminal Polis Laboratuarları Dairesi'nin ulaştığı nokta Amerikan CSI'yı bile solladı. 2011 yılında; cinayet, yaralama vb. 7 bin 724 olay silah, kovan ve mermi çekirdeğinden aydınlatıldı. Bu olayların 849'unu cinayet, 2 bin 2'sini yaralama, bin 506'sını ateş etme ile 3 bin 367'sini diğer suçlar oluşturdu. 3 BİN 881 KİŞİYE DNA TESTİ Biyolojik inceleme alanında, 15 bin 293 ekspertiz rapor hazırlandı. Bu çalışmalarda gönderilen 80 bin 261 numune üzerinde 914 bin 373 analiz gerçekleştirildi. Yapılan analizler sonucunda; polis tarafından tespit edilen 3 bin 881 sanık arasından 2 bin 136'sının olaylar ile bağlantılı oldukları ortaya çıkartıldı. AYAKKABI İZİNDEN BULDULAR İz incelemeleri alanında 7 bin 277 rapor hazırlandı. Çeşitli tip ve çapta bin 140 adet silaha ait seri numarası, çeşitli marka ve modelde araca ait 2 bin 373 tanımlayıcı nitelikte şasi ve motor numarası, 3 bin 623 adet alet izi, 2 bin 955 adet ayakkabı izi, 718 adet araç plakası, 395 adet oto lastik izi, 438 adet parça delili ile 848 adet diğer türden delillerin incelemesi yapıldı. Uyuşturucu maddeler, atış-yangın artıkları, patlayıcı madde ve diğer analiz gruplarında yapılan Kimyasal inceleme sonucu 49 bin 114 olay aydınlatıldı. Sesleri ele verdi 2011'de ses, görüntü ve data incemeleri alanında bin 14 rapor hazırlandı. Bu çalışmalarda 169 adet CD, 109 adet DVD, 171 adet fotoğraf, 22 adet cep telefonu, 41 adet hard disk, 4 adet muhtelif belge, 26 sim kart ile 114 bulgu üzerinde geniş çaplı inceleme yapıldı. Ses kişi aidiyeti tespiti, görüntü iyileştirme, kayıt güvenilirliği, görüntü karşılaştırma ve teşhis ile görüntü fotoğraflama alanlarında yapılan inceleme neticesinde; 18 es kişi aidiyeti tespiti, 45 görüntü iyileştirilmesi ile 57 diğer inceleme çözümü yapılarak 120 olayın tamamı aydınlatılmış oldu. Polisin bir yıllık gurur tablosu * 2011'de 95 bin 390 suç aydınlatıldı * 18 zanlı sesinden 45'i ise görüntüden tespit edildi * 119 bin 511 silah, kovan ve mermi çekirdeği incelendi * 2 bin 136 kişi DNA incelemesiyle yakalandı * 360 bin 905 belgeye bakıldı * Çalınan 567 araç sahibine teslim edildi. 16 Nisan 2012 |
||||||||
|
İnternet kullanım oranı Türkiye'nin gerisinde |
||||||||
|
ABD’de yapılan bir araştırma, her ne kadar kullanım oranı artsa her beş Amerikalı’dan birinin internete hiç girmediğini ortaya koydu. Türkiye’de ise 12 yaş üzerinde 25 milyon internet kullanıcısı var. Pew Internet ve American Life Project şirketlerinin araştırmasına göre, internetten uzak kalan Amerikalıların büyük kısmı İspanyolca konuşan Latin Amerika kökenli (Hispanic) vatandaşlar, lise diploması olmayan yetişkinler ve yıllık geliri 30 bin doların altında olanlardan oluşuyor. PC World analisti John Mello, “İnternet kullanmayanların yüzde 48’i, interneti kullanmadıklarını çünkü bu teknolojinin kendileriyle bağlantılı olmadığını ifade etti... Bu kişiler internet kullanmak istemediklerini, bilgi edinmek ve iletişim kurmak için internete ihtiyaçları olmadığını belirtti” dedi. Araştırmada ortaya çıkan en ilginç detaylardan biri, internet kullanmadığını belirten Amerikalıların birçoğunun hayatlarında bir kez bile herhangi bir tarayıcı üzerinden web’e bağlanmadıklarını belirtmesi oldu. Bu kişilerin büyük kısmı internete nasıl girildiğini bilmezken, yüzde 10’u, yakın gelecekte e-mail atmak veya internette sörf yapmak gibi bir eğilimleri olmayacağını ifade etti. TechCrunch sitesinin Ağustos 2011’de yaptığı bir önceki araştırmaya göre, ABD’deki yetişkinlerin yüzde 78’i internet kullanıyor. Pew araştırmasında ise eğitimli yetişkinlerin yüzde 94’ünün, yıllık geliri 75 bin doların üzerinde olanların yüzde 97’sinin ve 18-29 yaş arası kişilerin yüzde 94’ünün internet kullandığı tespit edildi. İki bin 200 ABD’nin katıldığı araştırmada, internet kullanan ABD’lilerin yüzde 80’inin erkek, yüzde 76’sının kadın olduğu ortaya çıktı. ABD’LİLER KABLOSUZ BAĞLANTIYI SEVİYOR Raporda, “ABD’li yetişkinlerin yüzde 88’inin cep telefonuna, yüzde 57’sinin diz üstü bilgisayara, yüzde 19’unun e-kitap okuyucuya veya tablet bilgisayara sahip olduğu” bilgisi verildi. Her 10 ABD’liden altısı (yüzde 63) sahip oldukları bu cihazlar üzerinden internete kablosuz bağlantı gerçekleştiriyor. Raporda ayrıca, mobil cihaz kullanımının gelir dağılımı yüksek gruplarda arttığı ve 30-40 yaş arası yetişkinlerde e-kitap okuyucu ve tablet bilgisayarların 18-29 yaş arası gençlere kıyasla daha fazla olduğu ifade edildi. CNN’de yayımlanan raporda, “beyaz nüfuz ile azınlıklar arasındaki internet erişimi boşluğunun kaybolmak üzere olduğuna” dikkat çekildi. Özellikle evden yüksek hızlı geniş bant bağlantısı yapanlar az olsa, değişik erişimler aracılığıyla internet kullanımının nüfuz özelliklerini artık önemsemez bir noktaya geldiği vurgulandı. TÜRKİYE’NİN ÜÇTE BİRİ İNTERNETTE IAB Türkiye’nin gerçekleştirdiği ve geçtiğimiz ay açıklanan araştırmaya göre, Türkiye’de 12 yaş üzeri 25 milyon internet kullancısı bulunuyor. Aralık 2011’de internet kullanıcılarının yüzde 86’sını kapsayan araştırmada, 44-54 yaş arası grupta internet kullanımının yüzde 12 artmış olması en dikkat çeken detaylardan biri. 55 yaş üzeri internet kullanıcılarında son bir yıl içinde yüzde 11’lik bir artış gösteren Türkiye, 45 yaş üzeri toplam 2,5 milyon internet kullanıcısına sahip. 16 Nisan 2012 |
||||||||
|
Türkiye Askeri Harcamalarda 7. Sırada |
||||||||
|
NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip Türkiye, askeri harcamalarda 7. sırada. NATO verilerine göre 28 üyesi olan İttifak'ın toplam asker sayısı 3,5 milyonu buluyor. NATO içinde en büyük ordu 1 milyon 427 bin askerle ABD'ye aitken, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 720 bin civarında olan personel toplamının 495 bini NATO kapsamında sayılıyor. Bu haliyle NATO'nun ikinci büyük ordusu olan Türkiye'yi 227 binle Fransa, 205 binle Almanya, 192'şer binle İngiltere ve İtalya, 127 binle İspanya, 124 binle Yunanistan ve 100 binle Polonya takip ediyor. Böylece NATO'nun Avrupa'daki asker sayısı 2 milyon 27 bin ve Kuzey Amerika'daki asker sayısı 1 milyon 487 bin olarak hesaplanıyor. NATO'nun Avrupa'daki askerlerinin yaklaşık dörtte birini Türkiye sağlıyor. NATO içinde en çok askeri harcamayı açık farkla ABD yapıyor. Diğer 27 İttifak üyesinin askeri harcamalar toplamı, ABD'ninkinin yarısına ulaşmıyor. 2011 yılında 731,9 milyar dolar askeri harcama yapan ABD'yi 63,6 milyar dolarla İngiltere, 53,4 milyar dolarla Fransa, 48,1 milyar dolarla Almanya, 30,2 milyar dolarla İtalya ve 23,7 milyar dolarla Kanada takip ederken Türkiye 14,5 milyar dolarla 7. sırayı alıyor. Askeri harcamalarda İspanya 14 milyar dolarla, Hollanda 11,3 milyar dolarla ve Polonya 8,9 milyar dolarla ilk 10'a giriyor. 15 Nisan 2012 |
||||||||
|
Türkiye hayırlı iş rekoru kırdı |
||||||||
Dünya kriz derdine düşerken Türkiye hayırlı iş rekoru kırdı. Küresel ekonomik kriz nedeniyle bütçelerinde kısıtlamaya giden gelişmiş ülkeler, uluslararası kalkınma yardımlarını azaltırken, Türkiye, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) verilerine göre resmi kalkınma yardımlarını yüzde 38 oranında artırarak rekor kırdı. AVRUPA ÜLKELERİNDE AZALMA OECD verilerinden derlenen bilgiye göre, Türkiye resmi kalkınma yardımlarında geçen yıl en yüksek artırımı gerçekleştirdi. Türkiye, 2010 yılında 967 milyon dolar olan kalkınma yardımlarını yüzde 38,2 artırarak 1 milyar 320 milyon dolara çıkardı. Dünya genelinde uluslararası kalkınma yardımları yüzde 2,8 azalarak 133,5 milyar dolara geriledi. OECD kalkınma fonuna olan katkısını yüzde 39,3 ile geçen yıl en fazla azaltan ülke Yunanistan olurken, İspanya da OECD kalkınma fonuna olan katkısını yüzde 32,7 oranında düşürdü. ABD'de 2008 yılında başlayan emlak krizinin yerini Avrupa krizine bırakmasıyla borçları ile ilk gündeme gelen İzlanda ise yine kalkınma fonuna olan katkısını geçen yıl yüzde 18,2 azaltmak zorunda kaldı. Halen OECD kalkınma yardımları fonuna en yüksek katkıyı yapan Amerika Birleşik Devleti bile geçen yıl itibariyle yardımlarını yüzde 0,9 azalttı. ABD geçen yıl fona 30,7 milyar dolar katkıda bulundu. Yine Avrupa'nın en güçlü ekonomilerinden İngiltere'nin uluslararası kalkınma fonuna olan katkısı yüzde 0,8 azalarak 13,7 milyar dolarda kaldı. Özellikle Yunanistan gibi borç krizinde olan Avrupa ülkelerinin ekonomik yükünü kurtarma paketleri ile üstlenmek istemeye Kuzey Avrupa ülkeleri de OECD'nin kalkınma fonlarına ayırdıkları bütçeleri ciddi miktarda kıstı. Finlandiya katkısını yüzde 4,3, Danimarka ise yüzde 2,4 azalttı. AB üyesi olmaya ve kişi başı milli geliri yaklaşık 52 bin dolar olan Norveç'in kalkınma fonuna olan desteği yüzde 8,3 azalarak 4,9 milyar dolara düştü. ''KRİZ BAHANE OLMAMALI" OECD Genel Sekreteri Angel Gurria, konuya ilişkin değerlendirmesinde, ''Gelişmekte olan ülkelerin krizin yıkıcı etkilerinden dolayı en çok yardıma ihtiyaç duyduğu dönemde, yardımların azalmasından endişe duyuyoruz. Ekonomik sıkıntılar çeken ülkelere azalan yardımları yanı sıra, bu ülkeler azalan ihracat ve yatırımlardan da etkilendiler. Bu yüzden bütün ülkeleri bütçe planlarına sadık kalmaya davet ediyorum. Bu ülkeler kalkınma yardımlarına olan katılarını azaltmak için krizi bahane olarak kullanmamalı'' görüşünü ifade etti. OECD Kalkınma Yardımları Komitesi Başkanı J.Brian Atwood ise gelişmiş ülkelerin krizi neden göstererek bütçelerinde kalkınma yardımlarının payını azaltmaları ile ilgili olarak, ''Bazı ülkelerin sözlerini yerine getirmemiş olmasından dolayı hayal kırıklığı yaşıyor olmama rağmen, toplam yardımlara bakarak halen hastalık, güvenlik ve iklim değişikliği gibi küresel zorluklar karşısında ciddi bir farkındalığın var olduğunu düşünüyorum'' değerlendirmesini yaptı. 13 Nisan 2012 |
||||||||
|
Görücü usulü evlilik oranı %2'ye indi |
||||||||
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın 40 bin kişiyle yaptığı araştırmada ilginç verilere ulaşıldı. Türkiye’de fikri alınmadan görücü usulü ile evlenenlerin oranının son 60 yılda yüzde 2 düzeylerine gerilediği ortaya çıktı. Türkiye'de fikri alınmadan görücü usulüyle evlenenlerin oranı son 60 yılda yüzde 29'dan yüzde 2'ye gerilediği bildirildi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın 12 bin hane ve yaklaşık 40 bin kişiyle görüşerek yaptığı araştırma Türk aile yapısının sosyal ve ekonomik özelliklerini orta koydu. 2011 yılı verilerinin toplandığı araştırmada ilginç tespitler yer aldı. YÜZDE 1 ‘ZENGİNİM’ DEDİ Araştırma, ailelerin yüzde 79'unun orta ve normal bir gelire sahip olduğunu ortaya koydu. Yoksul olduğunu ifade edenlerin oranı yüzde 17 olarak belirtilirken kendini zengin olarak tanımlayanların oranı yüzde 1’de kaldı. Araştırmada ailelerin yüzde 61’inin yaşadığı evin mülkiyetine sahip olduğu; kirada oturanların oranının ise yüzde 26 olduğu bilgileri de yer aldı. KİTAP OKUMUYORUZ Araştırmanın en dikkat çeken verilerinden biri de ‘hiç kitap okumuyorum’ diyenlerin oranının yüzde 44 olması. Sinema ve tiyatroya hiç gitmem diyenlerin oranı ise, 5 yılda yüzde 85'ten yüzde 75'e düşmüş. HİÇ TATİLE GİTMEYENLER YÜZDE 63 Araştırmada ‘hiç tatile gitmedik’ diyenlerin oranı yüzde 63 olarak belirlenirken, ‘bar, gece kulübü gibi yerlere hiç gitmem" diyenlerin oranının ise yüzde 94 düzeyinde olduğu ortaya çıktı. YETİŞKİNLERİN 4’TE BİRİ SİGARA İÇİYOR Araştırma katılan 18 yaş ve üzeri kişilerin yüzde 26’sı her gün sigara içtiğini ifade ediyor. 11 Nisan 2012 |
||||||||
|
Ülkelerin Dijitalleşmesinde sürpriz veriler |
||||||||
Zengin ve yoksul arasındaki uçurum dijitalleşme alanında büyük. Bilgi teknolojileri sıralamasında dünyanın en büyük ekonomilerinden Almanya ilk 10’a giremedi. Türkiye 52’nci sırada. Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından hazırlanan Küresel Bilgi Teknolojisi Raporu, verilen tüm çabalara karşın dijitalleşme alanında zengin ve yoksul ülkeler arasında büyük bir uçurum olduğunu ortaya koydu. Raporda yer alan 142 ülke arasından İsveç ve Singapur bilgi teknolojileri alanında başı çekerken, dünyanın önde gelen ekonomi ve teknoloji ülkesi Almanya ise İzlanda ve Yeni Zelenda'nın arkasında, 16'ncı sırada yer aldı. Türkiye'nin de 52'nci sırada yer bulduğu rapor, bilgisayar kullanımı ve yenilikçilik anlayışının ne kadar yaygın olduğu dikkate alınarak hazırlandı. Dijitalleşmenin ekonomiye etkilerinin de incelendiği raporda, bilgi ve iletişim teknolojilerinin ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişimi açısından giderek daha büyük bir önem kazandığının altı çiziliyor. Raporda ilk sekiz sırada yer alan ülkeler İsveç, Singapur, Finlandiya, Danimarka, İsviçre, Hollanda, Norveç, ABD, Kanada ve İngiltere oldu. Kuzey Avrupa ülkelerinin dijital çağın öncüleri olduğu gözlenirken, kalkınmanın eşiğindeki ülkeler Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika ise orta sıralarda yer aldı. Listenin sonunda ise Yemen'in ardından Haiti bulunuyor. 5 Nisan 2012 |
||||||||
|
Türkiye'nin mutluluk sıralaması 5/10 |
||||||||
Dünya Mutluluk Raporu'nde bu yıl da değişen fazla bir şey yok. Dünyanın en mutlu insanları İskandinav ülkelerinde yaşarken, mutsuzlar Afrika'da bulunuyor. Türkiye ise 78'inci sırada yer aldı. 2005-2011 yıllarını kapsayan Dünya Mutluluk Raporu'na göre, en mutlu ülkeler sıralamasında Danimarka birinci sırayı alırken onu Finlandiya ve Norveç izledi. 195 ülkenin katıldığı ankette Togo en mutsuz ülke olarak yer aldı. Mutsuzlukta Togo'yu yine Afrika ülkeleri Benin ve Orta Afrika Cumhuriyeti takip etti. TÜRKLERİN MUTLULUK SEVİYESİ 5 Ekonomist John Helliwell, Richard Layard ve Jeffrey Sachs tarafından hazırlanan ankette, kişilerin gelir, eğitim seviyesi, sağlık, sosyal imkanlar ve genel olarak hayatlarından memnun olup olmadıkları ölçüldü. Türk katılımcıların çoğunluğunun mutluluk seviyesini 10 üzerinden 5 olarak değerlendirdiği görüldü. MUTLUNUN GELİRİ 40 KAT FAZLA Dünya Mutluluk Raporu'nda ülkelerin refah düzeyi düştükçe mutluluk seviyesinin de azaldığı gözlendi. Listede ilk üç sırayı alan İskandinav ülkelerinde kişi başı yıllık gelir, en mutsuz 3 ülkedeki yıllık gelirden 40 kat daha yüksek. MUTLU 28 YIL DAHA FAZLA YAŞIYOR Raporun başka bir ilginç ayrıntısı da ilk 3 ülkedeki ortalama yaşam süresi, listenin sonundaki ülkelerden 28 yıl daha fazla. Araştırmayı yürüten uzmanlar, mutluluğu ölçmede ekonomik büyümenin tek başına belirleyici olmadığına özgürlük, yasalara ve devlete güven gibi konularında önemli bir rol oynadığına dikkat çekti. 3 Nisan 2012 |
||||||||
|
İstanbul 37. Küresel Şehir oldu |
||||||||
|
Dünyanın en küresel şehirlerinin sıralandığı endekste İstanbul, bu yıl 4 basamak yükselerek 37'nci oldu. Dünyanın en küresel şehirlerinin sıralandığı endekste İstanbul, 66 şehir arasından 37'nci oldu. Foreign Policy Dergisi ile Danışmanlık Firması A.t. Kearney ve Chicago Küresel İşler Konseyi ortaklığıyla hazırlanan listede, ilk üç sırayı New York, Tokyo ve Londra aldı. Dünya Gazetesi'nin haberine göre, 2008 yılından bu yana iki yılda bir yayınlanan Küresel Şehirler Endeksi'nde İstanbul, bu yıl dört basamak yükseldi. 2008 yılında 28'inci sıradan giriş yaptığı sıralamada İstanbul, 2010'da sert bir gerileme göstererek 41'inci sıraya inmişti. Bu yıl yükselişe geçen İstanbul'un güçlü yönleri gayrisafi yurtiçi hasıla artışı, orta sınıfın hızlı büyümesi, altyapının gelişmesi ve iş yapmanın giderek kolaylaşması olarak sayıldı. Diğer gelişmekte olan ülkelerle kıyaslandığı zayıf yönleri ise hava kirliği, istikrarsızlık, yolsuzlukta artış ve sağlık koşullarının kötüleşmesi olarak sıralandı. Son birkaç yıldır devam eden finans krizlerine karşın New York ve Londra listenin zirvesindeki yerlerini korudu. Paris ve Tokyo, bu yıl yer değiştirmekle birlikte, ilk 10 içindeki diğer şehirlerle açık ara fark kaydetti. Asya şehirleri endekste iyi bir performans göstermeye devam etti ve ilk 10 şehrin 3'ü Asya'dan çıktı. Tokyo'nun dördüncü basamakta yer aldığı listede Hong Kong beşinci, Seul sekizinci oldu. İlk 10 içindeki diğer şehirler Los Angeles, Chicago, Washington DC ve Brüksel oldu. 3 Nisan 2012 |
||||||||
|
Büyümede Dünya İkincisi Olduk |
||||||||
Türkiye İstatistik Kurumu, 2011 yılı büyüme rakamlarını açıkladı. Türkiye ekonomisi, 2011 yılında yüzde 8,5 büyüdü. Böylece büyümede, Çin'in ardından dünya ikincisi olduk. Yılın son çeyreğindeki yüzde 5,2'lik büyüme ile 2011 rakamları da netleşti. Buna göre ekonomimiz bir yılda yüzde 8,5 büyüdü. Böylece, Türkiye Çin'den sonra en hızlı büyüyen ikinci ekonomi oldu. Türkiye, OECD ülkeleri arasında en fazla büyüyen ülke durumunda. GSYH 3 Kat Arttı, TÜİK'in açıkladığı verilere göre Gayri Safi Yurtiçi Hasıla 3 kat arttı ve milli gelir 1 trilyon 295 milyon dolar oldu. Kişi başına düşen milli gelirde de artış oldu. Buna göre 2011'de kişi başına milli gelir ise 10 bin 444 dolara yani 17 bin 510 Türk Lirasına yükseldi. Konuya ilişkin ilk yorum Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'ten geldi. Şimşek, ''Ekonomideki yumuşak iniş, hedeflerimiz doğrultusunda dengeli bir şekilde devam etmektedir'' dedi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün ise: beklentiler istikametinde bir rakam geldiğini belirterek, ''Bu büyüme rakamıyla 4. çeyrek itibariyle 3. sıradayız dünyada ve muhtemelen de yılın tamamı itibariyle de 2. sırada olabiliriz Çin'den sonra'' dedi. 2 Nisan 2012 |
||||||||
|
Havalimanları Yolcu Trafiği (Geliş-Gidiş) |
||||||||
İstanbul Hava Limanları Tüm Türkiye'yi katlıyor Türkiye'nin 41 bölgesindeki havaalanlarının toplam trafiği Atatürk ve Sabiha Gökçen'in temposuna yetişemedi Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından açıklanan verilere göre İstanbul'daki iki havaalanının yolcu trafiği, İstanbul dışındaki 41 bölgesindeki havaalanıyla arasındaki farkı giderek açıyor. 2011 yılının şubat ayı itibariyle Ankara Esenboğa, İzmir Adnan Menderes, Antalya, Muğla, Adana Trabzon başta olmak üzere 41 bölgesindeki toplam 43 havalanının toplam yolcu trafiği 6 milyon 741 bin 513 kişi olurken, İstanbul Atatürk Havalimanı ve Sabiha Gökçen Havalimanı'nda aynı dönemdeki trafik 7 milyon 632 bin 100 yolcuya ulaştı. 2011 yılında 43 havaalanının toplam trafiği ile İstanbul'un toplam havayolu yolcu trafiği arasındaki fark sadece 157 bin 786 kişiydi. Bu yılın şubat ayında ise bu fark 886 bin 404 yolcuya çıktı. 02 Nisan 2012
|
||||||||
|
En çok hangi iller göç alıyor? |
||||||||
Sanayi yatırımları artan Tekirdağ en çok göç alan iller arasında ilk sırada yer alırken, büyük deprem felaketiyle sarsılan Van ise en çok göç veren iller sıralamasında başı çekti. 2011 yılında nüfusa oranla net göç artışı en yüksek il, sanayi alanındaki yatırımlarla Tekirdağ oldu. Tekirdağ'ı sırasıyla Antalya, Ankara, Gümüşhane, Eskişehir, İstanbul, Kocaeli, Muğla, Bursa ve Malatya izledi. Net göç düşüşü en fazla olan şehir ise Van oldu. Van'ı Yozgat, Çankırı, Kırıkkale, Kars, Trabzon, Ağrı, Adıyaman, Ardahan, Niğde ve Bitlis takip etti. Göç haritası raporunda en dikkat çeken illerden biri de Artvin oldu. Artvin'in aldığı göç ile verdiği göç rakamları birbirini dengeledi. Beklentilerin aksine Güneydoğu'dan en çok göç veren il Adıyaman olurken, Orta Anadolu'dan Yozgat, Çankırı ve Kırklareli en çok göç veren iller oldu. 28 Mart 2012 |
||||||||
|
Uyuşturucu Raporunda Korkutan Tablo |
||||||||
Emniyet Genel Müdürlüğü'nden, uyuşturucu raporu açıklandı. Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi'nin hazırladığı rapor, özellikle gençlerin risk altında olduğu gösteriyor. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün hazırladığı raporun adı, 2012 Uyuşturucu raporu ama veriler 2010 ve öncesine ait. Raporda, yakalanan uyuşturucu miktarları, çökertilen çetelerden daha çok bilimsel veriler yer alıyor. Uyuşturucu Madde Kullanımında Gençler Ağırlıkta Buna göre, 2010 rakamlarına göre madde kullanıcılarının yaklaşık yüzde 70'i 15-29 yaş aralığında. Başlama nedenleri arasında, "merak" ve "arkadaş etkisi" ilk sıralarda. Yapılan araştırmalarda, maddenin temini ve başlamada, arkadaş etkisinin ön plana çıktığı görülüyor. Türkiye'de, 2010 yılında meydana gelen toplam 81 bin 960 uyuşturucu olayının yüzde 89'u, uyuşturucu madde kullanma ve bulundurmadan, yüzde 11'i ise, satma, kaçakçılık ve imal suçlarından oluştu. Rapora göre, 2010 yılı itibariyle, ceza infaz kurumlarında bulunanların büyük çoğunluğu, uyuşturucudan yatan mahkumlar. Van Birinci Sırada Türkiye'de en fazla eroin yakalanan il, 3 bin 576 kilo ile Van olurken, onu sırasıyla İstanbul, Mersin ve Bitlis takip ediyor. 26 Mart 2012 |
||||||||
|
Rakamlarla THY |
||||||||
Türkiye'ye 4 milyar dolar uçtu! THY Genel Müdürü Temel Kotil, THY'nin gelirinin yüzde 80'inin yurt dışı uçuşlarından gerçekleştiğini ve geçen yıl Türkiye'ye 4 milyar dolar getirdiklerini söyledi THY Genel Müdürü Temel Kotil, ''Yıl başından bu yana yolcu sayısında yüzde 19 artış sağladık. Avrupa 4,6 büyürken, biz yüzde 28 büyüdük. Yani bu yıl büyümeye devam ediyoruz'' dedi. Kotil, Grand Yazıcı Otel'de düzenlenen Uludağ Ekonomi Zirvesi'nde yapılan ''CEO'nun Yeni Ajandası'' adlı oturumda yaptığı konuşmada, Avrupa'daki krizin devam ettiğini söyledi. Seyahatle ekonomi arasında reel bir ilişki bulunduğunu belirten Kotil, ''Geçen yıl Avrupa içindeki uçuşlar yüzde 10 büyümüştü. Avrupa'daki bizim de içinde bulunduğumuz hava yollarının büyümesi yüzde 8,7 idi. Ancak bu yıla geldiğimiz zaman hem Avrupa içindeki yolcu seyahati büyümesi yarı yarıya düştü, hem de Avrupa grubunun yolcu taşıma sayısı yarı yarıya düştü. Bu da Avrupa'daki sıkıntı gösteriyor'' diye konuştu. ''Tabii sıkıntılar bazen fırsatlar da içerir'' diyen Kotil, şöyle devam etti: ''Biz de bunu çok iyi değerlendiriyoruz. Şu anda network büyüklük oranında dünyanın 7. büyük hava yoluyuz. THY olarak büyümeye devam ediyoruz. Şirketimiz belki şu anda yokuşta ve yokuşta durmaya hiç gelmez. Şu anda da yıl başından bu yana yolcu sayısında yüzde 19 artış sağladık. Avrupa 4,6 büyürken, biz yüzde 28 büyüdük. Yani bu yıl büyümeye devam ediyoruz. 2012'de gaza basmak gerekiyor. Hızlı büyümenin devam etmesi gerekiyor. Bunun güçlü bir marka ile desteklenmesi gerekiyor. Altının doldurulması gerekiyor.'' ''ASIL RAKİPLERİMİZ DOĞUDA" Başarılı olmalarının uçuş yaptıkları nokta sayısından kaynaklandığını ifade eden Kotil, şunları kaydetti: ''Avrupa'da en çok noktaya uçuş yapan yer İstanbul. Avrupa'nın en büyük hava yolu değiliz henüz. Yolcu sayısında ocak-şubat'ta 3'ncülük bizde. Büyüme alanımız, sefer sayımızı arttırdığımız yer Avrupa. Avrupa'nın 11 noktasına uçuyoruz. Haftada da 250 sefer yapıyoruz. Avrupa bizim için büyük bir pazar. Vizelerin kalkması da bize çok olumlu yansıdı. Bizim asıl rakiplerimiz doğuda çünkü Avrupa'nın en iyi hava yolu biziz. Bunu yaptık. Doğu'da bir kaç arkadaşımız var. Onlar 5 yıldızlı biz 4 yıldızlıyız. Ancak çok yakınız 5'e.'' MARKAYA 100 MİLYON DOLAR Kotil, markaya geçen yıl olduğu gibi bu yıl da 100 milyon dolar harcayacaklarını açıkladı. Parayı harcamanın marka vermediğini dile getiren Kotil, şunları dile getirdi: ''Onu da genç çalışanlarla, yöneticilerle beslemek gerekiyor. En büyük sermayemiz ve servetimiz çalışanlarımız ve bunların içerisinde özellikle genç yöneticiler. Çık hızlı büyüdüğümüz için sürekli personel temin ediyoruz. Büyük şirketlerimizin yurt dışına daha çok yönelmesi gerekiyor. Gelirimizin yüzde 80'i yurt dışı uçuşlarımızdan. Geçen yıl 4 milyar dolar Türkiye'ye getirdik. İnşallah bu yıl 5 milyar olacak. Ciro hedefimiz 7,8 milyar dolar. Yüzde 30 artarak geliyor sürekli olarak. 1,5 milyar dolar olarak başladık 2003'de. Bizim hedefimiz en az yüzde 50 yurt dışından gelir getirmek.'' 2000'den önce tekel olduklarını anımsatan Kotil, ''Sayın Bakanımız Binali Bey, 'tekel yasak, çift el olacak' dedi. İç hatlar rekabete açıldı. Biraz korktuk. Dedik, 'ne oluyor? Bilet fiyatlarını ne güzel pahalı pahalı satıyorduk' diye. Ancak yurt dışına gitmek zorunda kaldık. İyi ki de gitmişiz. Ciromuz 1,5 milyar dolardan, 7,5 milyar dolara yükseldi'' diye konuştu. ''TÜM UÇAKLARIMIZI İSTANBUL'DAN UÇURMAK İSTİYORUZ" Merkezlerinin İstanbul olduğunu anlatan Kotil, şöyle devam etti: ''Ne kadar uçağımız varsa onları İstanbul'dan uçurmak istiyoruz. 200 uçağa yaklaştık. 500 milyar dolar var havacılıkta. Biz daha 7,8'ini alıyoruz. Daha çok para var. Antalya'dan Moskova'ya günde direkt 6 sefer yapıyoruz. Bodrum-Dalaman'dan henüz yok. Çünkü turistten ziyade iş için uçanların peşindeyiz. Yöneldiğimiz yer büyük pazarlar ama Bodrum-Dalaman'ı da ihmal etmeyeceğiz. Bizim platolarımız, yaylalarımız var. Oralara küçük hava alanları geliyormuş, sayın bakanımız söyledi. Oralara da küçük uçaklar gerekiyor. Transfer yolcu çok tatlı oluyor. Onun da peşindeyiz.'' 17 Mart 2012 |
||||||||
|
Türkiye'nin Taraftar Haritası |
||||||||
Hangi ilde, hangi takımın taraftarı daha fazla ? Bir interaktif şans oyunu platformu, üçüncü kez Türkiye’nin taraftar haritasını çıkardı. 81 ilde yaşayan üyelerinin tuttukları takımlar arasında yapılan değerlendirmeye göre Galatasaray zirvede yer aldı. Türkiye genelinde sarı-kırmızılı taraftarların oranı yüzde 35 olarak hesaplandı. Fenerbahçe’yi tutanların oranı ise yüzde 34 olarak açıklandı. Beşiktaş, yüzde 19’la taraftar sıralamasında üçüncü sırayı alabildi. Trabzonsporlular ise yüzde 4’le dördüncü sırada kaldı. Araştırmanın en büyük şokunu ise herhalde Bursalılar yaşadılar. Zira sonuçlar şehir şehir de açıklandı, hangi ilde hangi takımın ne kadar taraftara sahip olduğu da ortaya çıktı. Süper Lig’de takımı olan kimi illerde büyük sürprizler yaşandı.
14 Mart 2012 |
||||||||
|
Türkiye'nin Gençliği çağlayan gibi |
||||||||
|
Gençlerin tercihleri araştırıldı, ortaya dikkat çekici sonuçlar çıktı. Gençler boş zamanlarında en çok televizyon izliyor, interneti sosyal iletişim için kullanıyor. Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı SETA bir araştırma yaptı, Türkiye'nin gençlik profilini ortaya koydu. SETA, Türkiye'nin gençlik profilini belirlemek için 6 ay önce yola çıktı. Yapılan araştırmada, 15 - 29 yaş aralığındaki 10 bin 174 gence çeşitli sorular yöneltildi. Araştırmada gençlerin tercihleri araştırıldı. Ortaya dikkat çekici sonuçlar çıktı. Yüzde 57'si Boş Zamanlarında TV İzliyor Bu sorulardan ilki gençlerin boş zamanlarını nasıl değerlendirdiğine yönelikti. Gençlerin yüzde 57'si boş zamanlarında televizyon izlediğini; yüzde 41'i kitap okuduğunu söyledi. Yüzde 80'i İnterneti Kullanıyor Araştırmada gençlerin 3'te 2'sinin gazete okuduğu ortaya çıktı. İnternet kullanımı da gençler arasında oldukça yaygın. Gençlerin yüzde 80'i interneti kullanıyor. İnternet en çok sosyal iletişim ve haberleşme için tercih ediliyor. Yüzde 64'ü Sigara, Yüzde 80'ini Alkol İçmiyor Gençlere sigara kullanıp kullanmadıkları da soruldu. Buna göre gençlerin yüzde 64'ü sigara içmiyor. Ancak yaş ilerledikçe bu oran artıyor. Alkol kullanımı da sınırlı. Gençlerin yüzde 80'i alkollü içeceklere yanaşmıyor. SETA'nın araştırma sonuçları bir toplantı ile katılımcılara sunuldu. Katılımcılar arasında Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç da vardı. Bakan Kılıç: "Gençlik Elden Gitmiyor" Araştırmanın ayrıntılarını değerlendiren Kılıç, "Gençlik elden gitmiyor. Gençlik bilakis kendi geleceğine hükmediyor. Sorunları farkediyor ve sorunlarını bildiriyor ve bu sorunların çözülmesini istiyor" dedi. Gençlerin daha çok sosyalleşmesi için yapılacakları anlatan Kılıç, "2012 yılında hedefimiz 250 bin gencimizi, doğudan-batıya, batıdan-doğuya hareket ettirmektir" diye konuştu. Kılıç, "2012 yatırım programına dahil ettiğimiz gençlik merkezi sayısı 74. Gençlik merkezlerinin bünyesinde 1 spor salonu ve ortalama 20 civarında atölyeler bulunacak. Saz, gitar, ud ve ney kurslarından hat ve tezhip kurslarına kadar geniş yelpazede gençlerimize katkıda bulunmayı hedefliyoruz" dedi. 12 Mart 2012 |
||||||||
|
Türkiye'de Halkın Yüzde 62'si Mutlu |
||||||||
Türkiye'de halkın yüzde 62'si kendini mutlu hissediyor. Türkiye İstatistik Kurumu 2011 yılı Yaşam Memnuniyeti Araştırma sonuçlarını açıkladı. Sonuçlara göre, mutluluk oranı geçen yıla oranla yaklaşık yüzde 1 oranında arttı. Türk halkının yüzde 62,1'i mutlu... Mutsuzların oranı, yüzde 9,9... Kadınlar erkeklerden daha mutlu, evli olanlar da bekârlardan... Eğitim düzeyi arttıkça da mutluluk düzeyi yükseliyor. Bireyleri en çok aileleri ve sağlıklı olmak mutlu ediyor. Halkın yüzde 75,2'si de geleceklerinden umutlu... 9 Mart 2012 |
||||||||
|
Kadınların yüzde 46'sı hiç tatil yapmadı |
||||||||
|
Türkiye'de kadınının yüzde 37,5’i hiç lokantada yemek yemedi, yüzde 53’ü hiç doğum günü ya da evlilik yıldönümü kutlamadı, yüzde 27’si hiç kuaföre gitmedi, yüzde 46’sı hiç tatil yapmadı. Araştırmacı Adil Gür’ün Milliyet gazetesi için yaptığı “Kadına Yönelik Şiddet” araştırması, 42 il ve 126 ilçede bunlara bağlı 195 mahalle ve köyde, 18 yaş ve üstü kadın nüfusunu temsil eden 3 bin 252 kadınla yüz yüze görüşme metoduyla yapıldı. Saha çalışmasında sadece kadın anketörler kullanıldı. Araştırmadan çarpıcı sonuçlar şöyle:
- 18 yaşından büyük her 100 kadından 10’u okur-yazar değil. Araştırmaya katılanların yüzde 9.8’i okur yazar değil, yüzde 3.6’sı diplomasız okur, yüzde 33.6’sı ilkokul mezunu, yüzde 13.6’sı ortaokul mezunu, yüzde 30.4’ü lise mezunu, yüzde 9’u ise üniversite mezunu. - 44 yaş üzeri her 100 kadından 20’si okur-yazar değil. - Güneydoğu’da 18 yaş ve üzerindeki kadınların yüzde 28.8’i, Doğu Anadolu’da yüzde 26.6’sı, Akdeniz’de ise yüzde 15.9’u okur-yazar değil. Bu oran Karadeniz’de yüzde 7.3, İç Anadolu’da 6.6, Marmara’da 3.1 ve Ege’de 3.1. - Üniversite mezunu en çok Marmara Bölgesi’nde. Araştırmaya Marmara bölgesinden katılan ve üniversite mezunu olanların oranı 12.4. Marmara’nın ardından Ege (9.7), İç Anadolu (8.7), Akdeniz (8.7), Karadeniz (8.7), Doğu Anadolu (4.2), Güneydoğu (2.7) bölgeleri geliyor. - Türkiye’de kadınların yüzde 61.8’i ev kadını, yüzde 10.3’ü öğrenci, yüzde 7.6’sı ise işsiz. SEVEREK EVLENENLER - Evli kadınlarda yaş yükseldikçe görücü usulüyle evlenmiş olanların oranı artıyor. 28 yaşın altındaki evlilerin yüzde 67.3’ü “Severek evlendim” derken bu oran 44 yaş ve üzeri evlilerde yüzde 39.8’e düşüyor. - İlkokul ve daha alt eğitim gruplarında yer alan evli kadınların yüzde 39.3’ü “Severek evlendim” derken, bu oran üniversite mezunlarında yüzde 85.7’ye çıkıyor. - Çalışan evli kadınların yüzde 57.9’u “Severek evlendim” derken, çalışmayanlarda bu oran yüzde 43.2. - Büyükşehirlerden kentlere ve kıra doğru gidildikçe görücü usulüyle evlenenlerin oranı artıyor. - Marmara, Ege ve Karadeniz’de “Severek evlendim” cevabı genel ortalamanın çok üzerinde. Doğu Anadolu’da severek evlenenler yüzde 34.7, Güneydoğu’da ise yüzde 26.5. - Güneydoğu’daki evliliklerin yüzde 8.8’i beşik kertmesi-berdel. AKRABA EVLİLİKLERİ - Evli kadınların yüzde 51.8’i 20 yaş altında evlendiğini söyledi. - Evli kadınların yüzde 7.5’i birinci dereceden akrabasıyla, 18,8’i uzak akrabasıyla evlendiğini söylerken yüzde 70.7’si “Akrabam olmayan biriyle evlendim” dedi. - Büyükşehirlerden kıra doğru gidildikçe birinci derece akraba evlilikleri artıyor. - En az akraba evliliği Ege’de, en fazla Güneydoğu’da. - Evli kadınların yüzde 6.2’si “Resmi nikahım yok” dedi. - Araştırmaya katılanlara “Aile içinde kendinizi özgür hissediyor musunuz, fikirlerinizi çekinmeden ifade edebiliyor musunuz?” sorusu yöneltildi. Türkiye’de yaşayan kadınların yüzde 15.2’si kendini hiçbir zaman özgür hissedemediğini belirtiyor. Kendini her zaman özgür hissettiğini söyleyenlerin oranı ise yüzde 56.2. 9 Mart 2012 |
||||||||
|
E-Devlet Kullanıcısı 12 Milyonu Aştı |
||||||||
Türkiye'de ''e-devlet'' kullanıcı sayısının 12 milyonu aştığı bildirildi. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Türkiye'de bilgi ve iletişim toplumu olma yolunda atılan adımların meyvesini vermeye başladığı belirtilerek e-devlet sistemini kullanan sayısının 12 milyonu aştığını belirtildi. Açıklamada, ülke genelinde ''e-devlet'' kullanıcı sayısının 12 milyonu aştığı belirtilerek, kullanıcı sayısında 3 milyon 623 bin ile İstanbul'un ilk sırada yer aldığı, bu kenti 965 bin kullanıcı ile Ankara'nın, 825 bin kullanıcıyla da İzmir'in takip ettiği bildirildi. ''E-devlet'' kullanıcılarının cinsiyet durumuna göre, kullanıcıların yüzde 23'ünü kadınlardan oluştuğunun kaydedildiği açıklamada, bu oranın İzmir'de yüzde 32 olduğuna işaret edildi. 8 Mart 2012 |
||||||||
|
Alkol Yüzünden 1 Milyon Ehliyete El Konuldu |
||||||||
Alkol sebebiyle ehliyetini kaybedenlerin sayısı toplamda 1 milyonu buluyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanlığı'nın verilerine göre, son 10 yılda alkollü araç kullanmaktan dolayı sürücü belgesi geri alınanların sayısı yüzde 34 arttı. 2001'de alkol yüzünden 80 bin 347 sürücünün ehliyetine el konulurken, bu rakam 2011'de 108 bin 235'e çıktı. Aynı dönemde ehliyetini alkole kaptıranların sayısı toplamda 1 milyonu geçti. Aşırı hız konusunda ise olumlu bir tablo ortaya çıktı. Bu suçtan ehliyetini kaybedenlerin sayısı büyük oranda azaldı. 2001'de 15 bin 185 olan rakam, geçtiğimiz yıl 320'de kaldı. Aşırı hızdan dolayı son 10 yılda 39 bin 429 sürücünün daimi veya geçici sürelerle sürücü belgeleri geri alındı. En fazla 2001 yılında aşırı hızdan dolayı ehliyetlere el konuldu. Bu rakam, 15 bin 185 iken, aşırı hızdan dolayı en az sürücü belgesinin alındığı yıl ise 320 ile 2011 yılı oldu. Öte yandan Emniyet, son 10 yılda ceza puanı dolan 70 bin 132 kişinin ehliyetini geri aldı. 21 bin 894 kişi ile en fazla 2010 yılında, ceza puanından dolayı ehliyetlere el konurken, en az ise 1.474 kişi ile 2005 yılı oldu. Sürücü olmayı engelleyecek ölçüde sağlık şartlarının değiştiği tespit edilenler, sürücü belgesi almaya engel teşkil eden türden mahkumiyet alanlar ve yetkili birimlerin kararıyla sürücü belgesi iptal edilenlerin sayısı ise son 10 yılda 21 bin 660. Alkollü araç kullanmanın, doğrudan cinayete davetiye çıkarmak anlamına geldiğini belirten Yeşilay Genel Başkanı Muharrem Balcı, sonucu bildiği halde alkollü araç kullanma, aşırı hız yapmanın 'silahla adam yaralama' olarak değerlendirildiğini ve hazırlanan iddianamelerin bu doğrultuda yapıldığını anlattı. 29 Şubat 2012 |
||||||||
|
Türkiye'nin kanser haritası |
||||||||
|
Hangi bölgede hangi kanser türü daha yaygın? Erkekler ve kadınların yakalandığı kanser türü arasındaki farklar neler? CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın soru önergesine Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın verdiği yanıt, son 8 yılda Türkiye'de erkeklerde en çok akciğer, kadınlarda da meme kanserinin görüldüğünü ortaya koydu. ERKEKLERDE AKCİĞER, KADINLARDA MEME KANSERİ Soru önergesini yanıtlayan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Türkiye'de aktif kanser kayıtçılığının 2004 yılından itibaren yapıldığını belirterek, "Aktif kayıt verilerimize göre, ülkemizde erkeklerde en sık görülen ilk üç kanser türü akciğer, prostat ve mesane kanseri iken kadınlarda meme, kolorektal ve troid kanseridir" dedi. TÜRKİYE'NİN KANSER HARİTASI Sağlık Bakanı, kanser vakalarının bölgelere dağılımı konusunda da bilgi verdi. Buna göre 7 bölgede de erkeklerde en çok görülen kanser türü akciğer, kadınlarda ise meme kanseri oldu. Sağlık Bakanı'nın verdiği bilgiye göre bölgelere göre erkeklerde en sık görülen ilk üç kanser türü sırasıyla şöyle:
Marmara'da; akciğer, mesane, prostat.
KANSERE KARŞI MÜCADELE PLANI Sağlık Bakanı, Türkiye'de en çok görülen akciğer kanserine yönelik tütünle mücadele stratejisi yürütüldüğünü belirterek, "Kanser oluşumunda önemli bir risk unsuru olan obezite için 'Türkiye Obezite ile Mücadele Programı ve Ulusal Eylem Planı'nı uygulamaya koyduk" dedi. Sağlık Bakanı, her ile en az bir 'Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM)'ni açtıklarını da ifade etti. 26 Şubat 2012 |
||||||||
|
Terörün 10 yıllık bilançosu! |
||||||||
Kaç güvenlik görevlisi şehit oldu? Başbakan Yardımcısı Bozdağ, terör örgütleriyle yürütülen etkin mücadele sırasında 2 Kasım 2002-16 Aralık 2011 tarihleri arasında meydana gelen 11 bin 734 eylemde, 788 güvenlik görevlisinin şehit olduğunu, 4 bin 487 güvenlik görevlisinin de yaralandığını bildirdi 788 ŞEHİT, 4 BİN 487 YARALI Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, terör örgütleriyle yürütülen etkin mücadele sırasında 2 Kasım 2002-16 Aralık 2011 tarihleri arasında meydana gelen 11 bin 734 eylemde, 788 güvenlik görevlisinin şehit olduğunu, 4 bin 487 güvenlik görevlisinin de yaralandığını bildirdi. Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, MHP Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in soru önergesine verdiği yazılı yanıtta, terör örgütünün amaç ve faaliyetlerinin önüne geçilebilmesi amacıyla etkin bir mücadele programı yürütüldüğünü ifade etti. Bozdağ, terör örgütleriyle yürütülen etkin mücadele sırasında 2 Kasım 2002-16 Aralık 2011 tarihleri arasında meydana gelen 11 bin 734 eylemde, 788 güvenlik görevlisinin şehit olduğunu, 4 bin 487 güvenlik görevlisinin de yaralandığını bildirdi. Bozdağ, şunları kaydetti: ''1 Kasım 2009-19 Aralık 2011 tarihleri arasında ise meydana gelen 885 olayda 208 güvenlik görevlisi şehit olmuş, 473 güvenlik görevlisi de yaralanmıştır. Haziran 2011 itibariyle 118 güvenlik görevlisi şehit olmuş, 41 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Aynı dönem içerisinde 436 güvenlik görevlisi ile 195 vatandaşımız da yaralanmıştır. Ayrıca, 85 vatandaşımız kaçırılmış, daha sonra75'i serbest bırakılmıştır.'' 25 Şubat 2012 |
||||||||
|
Euro'nun geleceği ve Türkiye'nin tercih Anketi |
||||||||
Euro'nun geleceğini yansıtan araştırma. Euro tamam mı, devam mı diyor? Grant Thornton'un raporuna göre, euro kullanan ülkeler, yaşadıkları sıkıntılara rağmen euronun varlığını ve devamını destekliyor. Avrupa Birliği Üyesi ülkeler tek para birimine sıkı sıkıya bağlı, her şeye rağmen kimse Euro’dan kopmak istemiyor. Türkiye’de ise Euro’ya geçiş istenmiyor. 1951’de, II. Dünya Savaşı sonrası dönemde, Belçika, Fransa, Almanya, İtalya, Lüksemburg ve Hollanda bir araya gelerek Avrupa Birliği’ni kurdu. Takip eden yıllarda Avrupa Birliği, gerek üye sayısı, gerek ekonomik ve politik etkisi açısından giderek genişledi. Diğer taraftan, 2010’lara gelindiğinde, borç krizi ile birlikte Avrupa Birliği vizyonunda çatlaklar oluşmaya başladı. 2011’de çatlaklar genişledi ve büyük gri bulutlar gökyüzünü kaplamaya başladı. Bağımsız denetim, vergi ve danışmanlık firması Grant Thornton, hazırladığı bu raporda Avrupa’nın tek para birimi kavramını farklı perspektiflerden ele alıyor. Bugünkü durumu, hem Avrupa Birliği ülkeleri, hem Avrupa Birliği üyesi olup Euro’ya dahil olmayan ülkeler, hem de Türkiye gibi Avrupa Birliği Üyesi olmayan ülkelerden iş dünyası temsilcilerinin görüşlerine dayanarak inceliyor. Toplamda 1300 kişi ile yapılan araştırmanın katılımcı ülke sayısı 17 ve ülkeler Türkiye, Belçika, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, İrlanda, İtalya, Hollanda, İspanya, Danimarka, Polonya, İsveç, İngiltere, Ermenistan, Gürcistan ve İsviçre'den oluşuyor. 2011’de olanlar ve 2012’ye dair beklentileri irdeleyen araştırma, işadamlarına tek para birimi hakkında görüşlerini soruyor. AVRUPA BİRLİĞİNE ÜYE OLAN EURO KULLANAN ÜLKELER Euro’nun temellerini atan Maastricht anlaşmasının 20. yılında, Euro kullanan ülkeler, yaşadıkları tüm sıkıntılara rağmen Euro’nun varlığını ve devamını destekliyor.
Mevcut ekonomik koşullar düşünüldüğünde, farklı koşullar altında olsa da, Euro’nun devam etmesini isteyen grup %92 ile Birlik Üyesi olup Euro kullanan ülkelerin neredeyse tamamı. Bunların %31’i devam etmesini ve yeni ülkelerin katılımıyla genişlemesini isterken, %24’ü devam etmesini fakat bazı ülkelerin Euro’dan çıkarılmasını istediğini belirtiyor. %37’lik bir diğer grup ise devam etmesi gerektiğini ama ileri bir tarihe kadar yeni ülke alınmaması gerektiğini ifade ediyor. Devem etmemesi gerektiğini belirtenler %5 ile çok ufak bir grup. Sonuçlarda ilginç olan Yunanistan ve İspanya gibi krizin en çok vurduğu iki ülkenin Euro’nun devam etmesi ve hatta yeni üyeler ile genişlemesi gerektiğini düşünenler arasında başı çekmesi (Yunanistan %62, İspanya %53) Diğer taraftan, ekonomisi zorda olan bir diğer ülke İtalya’da ise %14’lük bir grup tek para birimi döneminin bitirilmesi yönünde görüş bildiriyor ve bu oranla İtalya, Euro’ya son verilmesi görüşünün çokluğu konusunda başı çekiyor. Fransa ve Almanya gibi son dönemlerde Avrupa’nın ekonomik ve politik adımlarında başı çeken iki ülkeden gelen cevaplarda hatırı sayılır bir Euro sempatisi göze çarpıyor (Fransa %95, Almanya %95) ÜLKENİZİN EURO'DAN ÇIKMASINI İSTER MİSİNİZ?
Ülkelerinin tek para birimi sisteminden çıkarılması konusunda istekli hiçbir ülke yok gibi, İtalya’yı saymazsak tabi. Araştırmaya İtalya’dan katılan yöneticiler, Euro’ya son verilmesi görüşünde başı çektikleri gibi, ülkenizin çıkarılmasını ister misiniz sorusuna %16 ile en fazla evet cevabı veren ülke. Onun hemen ardından %8 ile İrlanda geliyor. Hayırlarda ise %100 ile Finlandiyalı katılımcılar başı çekerken, %98 ile Hollanda ve %96 ile Belçika, Euro’dan kopmayı neredeyse hiç istemeyen ülkeler olarak görünüyor. 'İyi ki Euro kullanıyoruz' diyenler çoğunlukta Toplam durumu değerlendirmeleri istendiğinde, ülkelerinin Euro’ya katılmış olmasını çok olumlu (%21) veya olumlu (%50) bulduğunu belirtenlerin toplamı %71. Olumsuz (%14) veya çok olumsuz (%4) bulduğunu belirtenler ise %18. En büyük pozitif etki Euro kullanan ülkeler ile ticaret gelişmesi iken, en büyük negatif etki maliyetlerin ve fiyatların artması Euro kullanan tüm ülkelerin cevapları bir arada ele alındığında, en büyük pozitif etki %23 ile diğer Euro ülkeleri ile ticaretin gelişmesi olarak ortaya çıkıyor. Hemen ardından %15 ile kur farkı riskinin elimine edilmesi, %12 ile şeffaflık ve daha kolay fiyat kıyaslaması dikkati çekiyor. En büyük negatif etki ise %57 ile maliyet ve fiyatların artması gösterilirken, %12 ile daha fazla oyuncu girişi ile artan rekabet olarak ortaya çıkıyor. AVRUPA BİRLİĞİNE ÜYE OLAN FAKAT EURO KULLANMAYAN ÜLKELER Araştırmanın diğer bölümü ise Avrupa Birliği’ne üye olup Euro kullanmayan ülkeler ile gerçekleştirildi. Tek para birimi döneminin bitmesi gerektiğini düşünenler %13 ile, Euro kullanan gruptan 8 puan daha fazla. Euro’nun genişlemesi gerektiğini düşünenlerde ise %29 ile İsveç ve %26 ile Polonya başı çekiyor. Tek para birimi dönemi bitmeli görüşü ise İngiltere’de ve Polonya’da katılımcıların %14’ün oyunu alarak ön sıralarda görünüyor. Toplamda ortalamaya bakılacak olursa, Euro kullanmayan ülkelerin katılımcılarının %64’ü Euro’nun varlığını sürdürmesinden yana. Bu oran Euro kullananlarda %92 idi.
Polonya’da çoğunluk, 5 yıl içinde Euro kullanmaya başlayacağını düşünürken, İngiltere asla tek para birimine geçilmeyeceği konusunda iddialı Polonyalı katılımcıların %40’ı, önümüzdeki 5 sene içinde Euro kullanmaya başlayacaklarını düşünürken, %36’sı 2016’dan sonra kullanabilecekleri şeklinde tahmin yürütüyor. İsveç’te de katılımcıların yarıdan fazlası (%53) 2016’dan sonra Euro’ya geçilebileceğini düşündüğünü ifade ediyor. Toplama bakıldığında ise Euro kullanmayan AB üyesi ülkelerin yarıdan fazlası (%60) asla Euro’ya geçilmeyeceği yönünde hemfikir. Danimarka ve Polonyalı katılımcıların yarıdan fazlası (Danimarka %62 Polonya %64) katılmayı istediklerini belirtirken, İngiltere’de bu oran sadece %12. Bu grubun, %68 ile yarıdan fazlası katılmayı istemediklerini belirtiyor. AVRUPA BİRLİĞİNE ÜYE OLMAYAN ÜLKELER Türkiye ve Gürcistan üyelikte avantaj olduğunu düşünüyor.
Avrupa Birliği’ne üye olmayan ülkelerde ise, üyeliğin şirketleri için büyük avantaj getireceğini düşünen ülkeler %44 ile Türkiye ve yine %44 ile Gürcistan. İsviçreli katılımcıların %48’i bir değişiklik olmayacağını düşünürken, %18’i büyük bir dezavantaj olacağı yönünde görüş bildiriyor. Türk katılımcılardan, üyeliğin dezavantaj yaratacağını düşünenlerin oranı %6. En büyük avantaj ihracat imkanının artacak olması, dezavantaj ise Avrupa Birliği’nin getireceği ek yaptırımlar Bu grubun katılımcıları açısından üyeliğin getireceği en büyük avantaj %55 ile ihracatın artacak olması iken en büyük dezavantaj kalemleri olarak %41 ile AB’nin getireceği ilave kanun ve yaptırımlar ve %26 ile artacak olan rekabet dile getiriliyor. Türk katılımcıların yarıdan fazlası Euro’ya geçmek istemiyor. İsviçreli katılımcıların neredeyse tamamı, Türklerin ise yarıdan fazlası Euro’ya geçmek istemiyor. İsviçreli katılımcıların %90’ı Euro’ya geçişi istemediğini belirtirken, Türkiye’de isteyenler %32 ve istemeyenler %62. Euro’ya geçişi istemeyenler olarak ise Türkiye’nin hemen ardından %44 ile Gürcistanlı katılımcılar geliyor. Rapor sonuçlarını değerlendiren Grant Thornton Türkiye Başkanı Aykut Halit, Euro kullanan ülkelerin içinde bulundukları darboğaza rağmen, Euro kullanan AB üyesi ülkelerden rapora katılan yöneticilerin %92’sinin Euro’nun devamını destekler nitelikte görüş bildirdiğini hatırlatarak “Bu büyük bir orandır. Euro kullanan iş dünyası temsilcilerinin büyük çoğunluğu, herşeye rağmen, istikrarın tek para biriminin devamı altında yakalanabileceğini umuyor. Belki de Avrupa’nın içinde bulunduğu kriz, eğer tek para birimi olmasaydı, çok daha önce gelecekti ama Euro bunu geciktirdi. Önümüzdeki 1-1,5 yıllık süreç Avrupa için tek para birimi açısından ciddi bir sınav olacaktır ve bu sınavda başarılı olunması durumunda Euro gerçekten kalıcı olabilir. Bu başarının yakalanabilmesi ise Yunanistan ve İtalya gibi ülkelerin bulacağı çıkış yollarına bağlıdır. Aksi takdirde herkes devam derken, tam tersi yönde bir 'çözülme' gerçekleşebilir” 20 Şubat 2012 |
||||||||
|
Bugün seçim olsa? Beş Anket sonuçları |
||||||||
2012'de yapılan beş anketten çıkan çarpıcı sonuçlar... Bugün seçim olsa hangi parti ne kadar oy alır? Beş Anketin 2012, Ocak ve Şubat Ayındaki Sonuçları Partilere göre oy oranları... ANDY-AR Sosyal Araştırmalar Merkezi, 21 ilde 2.862 kişi ile yaptığı Türkiye Siyasi Gündem Araştırması Ocak ayı sonuçları: AK Parti: Yüzde 53.7 CHP: Yüzde 21.1 MHP: Yüzde 15.6 Bağımsızlar (BDP): Yüzde 5.9 Diğer: Yüzde 3.7
26 şehirde 5193 denekle yapılan ve 7 Ocak'ta açıklanan ANAR anketinin sonuçları: AK Parti: Yüzde 53.7 CHP: Yüzde 23.4 MHP: Yüzde 12.9 Bağımsızlar (BDP): Yüzde 6 Diğer partiler: Yüzde 4.1
16 il, 60 ilçede 2168 denekle yapılan ve 29 Ocak'ta açıklanan GENAR anketinin sonuçları AK Parti: Yüzde 51.6 CHP: Yüzde 26.7 MHP: Yüzde 14.3 Bağımsızlar (BDP): Yüzde 4.4 Diğer: Yüzde 3
7 Şubat'ta açıklanan, Türkiye genelinde 7 bin hanede gerçekleştirilen A&G araştırması sonuçları: AK Parti: Yüzde 54 CHP: Yüzde 21.1 MHP: Yüzde 11.8 Bağımsızlar (BDP): Yüzde 8.2 Diğer: Yüzde 4.9
INFO'nun "Türkiye'de Güncel Konularla İlgili Algılar Araştırması" Ocak 2012 sonuçları: AK Parti: Yüzde 50.7 CHP: Yüzde 26.8 MHP: Yüzde 11.9 Bağımsızlar (BDP): Yüzde 5.4 Diğer: Yüzde 5.2 18 Şubat 2012 |
||||||||
|
68 Şehir Eksi Bütçe verdi |
||||||||
|
Bütçenin 1.7 milyar TL fazla verdiği 2012 yılı Ocak ayında, 13 ilin bütçesi fazla, 68 ilin bütçesi açık verdi Maliye Bakanlığı, Ocak ayında tahakkuk eden 76.9 milyar TL’lik verginin 23.5 milyar TL’sini tahsil etti. İstanbul 10.3 milyar TL vergi tahsilatıyla ilk sırada yer alırken, İstanbul’u 2.7 milyar TL ile Kocaeli, 2.5 milyar TL ile İzmir, 2.4 milyar TL ile Ankara izledi. ANKA’nın Maliye Bakanlığı verilerinden yaptığı hesaplamalara göre, 2012 yılı Ocak ayında vergi gelirleri tahakkuku bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 20.6 artışla 76 milyar 911.6 milyon TL olurken, vergi geliri tahsilatı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 18.7 artışla 23 milyar 460 milyon TL düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde tahakkuk eden vergi gelirlerinin yüzde 30.5’i tahsil edildi. Tahsil edilemeyen vergi tutarı 53 milyar 451.8 milyon TL oldu. 2010 yılı Ocak ayında ise tahakkuk eden 63 milyar 749.2 milyon TL’lik verginin, 19 milyar 765 milyon TL’si tahsil edilmişti. 2010’da vergi tahsilatı oranı yüzde 31 düzeyinde gerçekleşmişti. HER 100 TL’LİK VERGİNİN 76 TL’Sİ 4 BÜYÜK İLDEN 2012 yılı Ocak ayında en çok verginin tahsil edildiği il İstanbul, vergi tahsilatı oranının en yüksek olduğu il ise Kocaeli oldu. 2012 yılı Ocak ayında İstanbul’da 29 milyar 695 milyon TL’lik vergi tahakkuk ederken, vergi tahsilatı 10 milyar 346.6 milyon TL düzeyinde gerçekleşti. Tahsilat oranı yüzde 34.8 oldu. 5 milyar 148.8 milyon TL verginin tahakkuk ettiği Kocaeli’nin vergi gelirleri tahsilatı 2 milyar 474.1 milyon TL’ye ulaştı. Tahsilat oranı ise yüzde 51.7 düzeyine ulaştı. İzmir’de tahakkuk eden 6 milyar 412.3 milyon TL’lik verginin 2 milyar 474.1 milyon TL’lik kısmı tahsil edildi. Ankara’nın vergi tahakkuku 10 milyar 741 milyon TL düzeyinde gerçekleşirken, tahsilat 2 milyar 419.4 milyon TL oldu. İstanbul, Kocaeli, Ankara ve İzmir’in vergi gelirleri tahsilatı toplamı 17 milyar 899.6 milyon TL’ye ulaştı. Türkiye genelinde tahsil edilen her 100 TL’lik verginin 44 TL’si tek başına İstanbul’dan, 76 TL’si ise İstanbul, Kocaeli, İzmir ve Ankara’dan toplanmış oldu. İSTANBUL’UN BÜTÇESİ 9.8 MİLYAR TL FAZLA VERDİ Merkezi Yönetim bütçesinin 1.7 milyar TL fazla verdiği 2012 yılı Ocak ayında tahsil edilen bütçe geliri bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 19.5 oranında artarak 28 milyar 87.5 milyon TL oldu. İstanbul 11 milyar 24.5 milyon TL gelirle toplam bütçe gelirlerinin yüzde 39.3’ünü tek başına karşıladı. 2012 yılı Ocak ayında İstanbul’un bütçe harcamaları 1 milyar 245.8 milyon TL olarak gerçekleşirken, İstanbul’un bütçesi 9 milyar 779 milyon TL fazla verdi. 4 İLİN BÜTÇE GELİRİ TAHSİLATI 19.4 MİLYAR TL’Yİ AŞTI Bütçe gelirlerinde İstanbul’un en yakın takipçisi 3 milyar 146.9 milyon TL ile Ankara oldu. Sanayinin de başkenti olmaya talip olan ve son yıllarda yaptığı yatırımlarla dikkat çeken Ankara’nın 2012 yılı Ocak ayında bütçe gideri 1 milyar 525.7 milyon TL düzeyinde gerçekleşti. Ankara’nın bütçesi 1 milyar 621.2 milyon TL fazla verdi. Türkiye’nin sanayi şehri Kocaeli’nin 2012 yılı Ocak ayında bütçe gelir tahsilatı 2 milyar 697.2 milyon TL, giderleri 220.1 milyon TL olarak gerçekleşti. Kocaeli Ocak’ta 2 milyar 477.1 milyon TL bütçe fazlası verdi. Anılan dönemde İzmir’in gelir tahsilatı 2 milyar 568.6 milyon TL, giderleri 587.2 milyon TL, bütçe fazlası ise 1 milyar 981.3 milyon TL oldu. 2012 yılı Ocak ayında tahsil edilen 28 milyar 87.5 milyon bütçe gelirleri içinde Ankara’nın payı yüzde 11.2 olurken, Kocaeli’nin payı yüzde 9.6, İzmir’in yüzde 9.1 olarak gerçekleşti. 2012 yılı Ocak’ta İstanbul, Ankara, Kocaeli ve İzmir illerinin 19 milyar 437 milyon TL’yi aşan toplam geliri, toplam bütçe gelirinin yüzde 69.2’sini oluşturdu. 13 İLİN BÜTÇESİ FAZLA VERDİ 2012 yılı Ocak ayında 13 ilin bütçesi fazla, 68 ilin bütçesi açık verdi. 2012 yılı Ocak’ta bütçesi fazla veren iller İstanbul, Kocaeli, İzmir, Ankara, Bursa, Mersin, Tekirdağ, Antalya, Hatay, Muğla, Zonguldak, Rize ve Kırıkkale oldu. 2011 yılı Ocak’ta da 13 ilin bütçesi fazla, 68 ilin bütçesi açık vermişti. 2012 yılı Ocak ayında bütçe açığı sıralamasında en fazla açığı ardı ardına yaşanan depremle sarsılan Van verdi. Ocak ayında Van’ın bütçe açığı 230.2 milyon TL oldu. Van’ı 141.8 milyon TL ile Diyarbakır, 94.1 milyon TL ile Erzurum, 78.9 milyon TL’yle Elazığ izledi.
2012 yılı Ocak ayında en çok vergi tahsilatı yapılan iller (milyon TL) Vergi Vergi Tahakkuku Tahsilat Yüzde İller (1) (2) (2/1) İstanbul 29.695.0 10.346.6 34,8 Kocaeli 5.148.8 2.659.5 51,7 İzmir 6.421.3 2.474.1 38,5 Ankara 10.741.1 2.419.4 22,5 Bursa 2.337.7 573.6 24,5 Mersin 1.392.0 463.5 33,3 Antalya 1.985.6 382.0 19,2 Tekirdağ 824.2 263.2 31,9 Hatay 861.2 245.2 28,5 Adana 1.418.2 225.4 15,9 Konya 964.9 214.6 22,2 Kayseri 666.4 169.8 25,5 Balıkesir 564.2 149.7 26,5 Samsun 554.2 147.3 26,6 Manisa 683.7 143.9 21,0 Muğla 729.9 137.4 18,8 Gaziantep 727.3 133.4 18,3 Eskişehir 479.7 122.8 25,6 Trabzon 409.3 111.1 27,1 Aydın 571.9 97.3 17,0 Toplam 76.911.6 23.460.0 30,5
2012 Yılı Ocak ayında bütçe fazlası veren iller (kümülatif, milyon TL) Bütçe Tahsilatın Geliri Bütçe Bütçe Gelirdeki Tahsilat Gideri Fazlası Payı(Yüzde) İstanbul 11.024.5 1.245.8 9.778.9 39,3 Kocaeli 2.697.2 220.1 2.477.1 9,6 İzmir 2.568.6 587.2 1.981.3 9,1 Ankara 3.146.9 1.525.7 1.621.2 11,2 Bursa 611.6 289.5 322.0 2,2 Mersin 489.6 231.2 258.4 1,7 Tekirdağ 276.7 93.6 183.1 1,0 Antalya 436.9 255.4 181.5 1,6 Hatay 269.0 164.2 104.9 1,0 Muğla 160.7 128.5 32.2 0,6 Zonguldak 105.8 80.5 25.3 0,4 Rize 71.3 51.2 20.1 0,3 Manisa 158.9 150.7 8.2 0,6 Bütçe Toplam: 28.087.5 26.347.0 1.740.4 100,0/**
2012 Yılı Ocak ayında en çok bütçe açığı veren iller (kümülatif, milyon TL) Bütçe Geliri Bütçe Bütçe Tahsilat Gideri Dengesi Van 42.7 273.4 -230.2 Diyarbakır 101.9 243.7 -141.8 Erzurum 72.0 166.2 -94.1 Elazığ 56.7 135.6 -78.9 Malatya 63.6 139.8 -76.3 Hakkari 1.4 74.8 -73.5 Samsun 165.5 238.9 -73.4 Urfa 81.5 149.3 -67.8 Şırnak 21.0 87.9 -67.0 Mardin 29.5 96.0 -66.4 18 Şubat 2012 |
||||||||
|
Türkiye, 2011'de 120 bin marka başvurusuyla Avrupa birincisi oldu |
||||||||
Türkiye, 2011'de 120 bin marka başvurusuyla Fransa'yı geride bırakarak ilk kez Avrupa birincisi oldu. ANKARA - Türk Patent Enstitüsü (TPE) Başkanı Prof. Dr. Habip Asan, kurum olarak geçmiş yıllarda yaptıkları çalışmaların meyvelerini vermeye başladığını belirterek, Türkiye'de ciddi bir marka bilincinin oluştuğunu söyledi. Türkiye'nin gerek marka gerekse de patent başvurularında Avrupa'da önemli sayılara ulaştığını dile getiren Asan, 2009 yılında Avrupa'da marka başvurusu alanında Almanya'nın ardından üçüncü olan Türkiye'nin 2010'da bu ülkeyi geride bırakarak ikinci sıraya yükseldiğini anımsattı. Elde edilen başarı üzerine 2011 yılı için hedef olarak 100 bin başvuru sınırını geçerek marka alanında Avrupa birincisi olmayı belirlediklerini aktaran Asan, şu bilgileri verdi: ''Marka başvuruları geçen yılın ilk 6 ayında bir önceki yılla kıyasla yüzde 28 artarak 54 bini bulduğunda belirlediğimiz hedefe ulaşacağımıza inancımız daha da arttı. Geçen yıl sonu itibariyle yaklaşık 120 bin marka başvurusuyla Türkiye, Fransa'yı geride bırakarak ilk kez Avrupa birincisi oldu. Bu sonuçla markada başvuru sayısı geçen yıl önceki yıla göre yüzde 41 arttı. Elde ettiğimiz bu başarı markalaşmada doğru yolda ilerlendiğini gösteriyor.'' 'BAZI ÜLKELER EKSİDE TÜRKİYE ÜST SIRALARDA'' TPE Başkanı Asan, henüz arzu edilen seviyede olmamakla birlikte sınai mülkiyet başvurularında Türkiye'nin son yıllarda ciddi aşama kaydettiğini belirterek, patent başvurularında her yıl bir önceki yıla göre artışlar yaşandığını söyledi. Endüstriyel tasarım başvurularının geçen yıl bir önceki yıla kıyasla yüzde 30 artarak 36 bine ulaştığını bildiren Asan, şunları kaydetti:
''Son 5-6 yılda Avrupa ülkelerindeki
patent ve endüstriyel tasarım başvurularının artış oranlarına
baktığımızda kimi ülkelerde eksi değerlerden dahi söz edilirken
Türkiye hep en üst sırada yer aldı. Bunda sunulan başvuru
kolaylıklarının da etkisi büyük. TÜBİTAK teşvikleriyle sağlanan
düşük ya da sıfır başvuru maliyetlerinin yanı sıra TPE'nin başvuru
sahiplerine sunmuş olduğu online başvuru imkanı sayesinde başvurular
çok daha kolay ve hızlı yapılabiliyor. Kurumumuza yapılan
başvuruların yüzde 65'nin internet üzerinden yapılması bunun en net
göstergesi.'' |
||||||||
|
Türkler en büyük mutluluğu Evliliklerinde Buluyor |
||||||||
Türkler en büyük mutluluğu eşlerinde buluyor Ipsos ve Reuters’in 23 ülkede 21 bin 248 kişiyle yapılan araştırmasına göre Türk insanının yüzde 80’i mutluluk kaynağı olarak eşlerini görüyor... Dünya vatandaşları, “aşkın ömrü 3 yıldır” iddiasını yalanlayarak mutluluğu birlikteliklerde aramaya devam ediyor. Fransa merkezli uluslararası kamuoyu araştırma kuruluşu Ipsos’un İngiliz haber ajansı Reuters ortaklığında 23 ülkede 21 bin 248 kişiyle yaptığı araştırma, mutluluk ve aşk bağlantısının çoğu kişi için geçerliliğini koruduğunu gösterdi. Buna göre, yüzde 59’u evli veya birliktelik yaşayan katılımcıların yüzde 63’ü, yaşamlarındaki en önemli mutluluk kaynağı olarak eşlerini gösteriyor. Ülkelere göre bakıldığında ise, birliktelik yaşadığı eşinin varlığını hayatındaki en önemli mutluluk gerekçesi olarak nitelendirenlerin yüzde 82’i Güney Afrika’dan çıktı. İkinci sırada yüzde 80 oranıyla Türkiye izledi. Türkiye, ikinciliğini ‘hayatındaki en büyük mutluluğunun bir eş olacağını düşünen bekarlar’ sıralamasında da yüzde 57 oranıyla korudu. Birinciliği yüzde 69 oranıyla Endonezya aldı. Katılımcılar arasında hayatında kimse olmayan yüzde 41’lik kesimin yalnızca yarısına yakını bekarlıktan rahatsız olmadığını söyledi. Birliktelik yaşayanların yüzde 38’i, bekarların ise yüzde 34’ünün en önemli mutluluk kaynağını iyi bir cinsel hayat oluşturuyor. Evliler arasında iyi bir cinsel hayatı en önemli mutluluk sebebi olarak görenlerin başında yüzde 57 oranıyla Brezilya geldi. Brezilya’yı yüzde 53’le Meksika, yüzde 52’yle Türkiye ve Rusya izledi. Bekârların hayali evlilik Bekârlar da en az evliler kadar bir eşin varlığına ihtiyaç duyuyor. Küresel olarak mutluluğun sevgiliyle geleceğini düşünen ülkelerin sıralaması şöyle:
16 Şubat 2012 |
||||||||
|
En çok Ayasofya ziyaret edildi |
||||||||
|
En çok Ayasofya ziyaret edildi Geçtiğimiz yıl en çok edilen müze Ayasofya olurken, elde edilen gelir de son 10 yılda 9.7 kat artarak 254 milyon liraya ulaştı. ANKARA - Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı müze ve ören yerlerini 2011'de ziyaret edenlerin sayısı bir önceki yıla göre yüzde 10 artış göstererek yaklaşık 28.5 milyon oldu. Geçen yıl en çok ziyaret edilen müze Ayasofya olurken, ören yerleri arasında İzmir Efes birinci sırada yer aldı. Müze ve ören yerlerinden elde edilen gelir de son 10 yılda 9.7 kat artarak 254 milyon liraya ulaştı. AA muhabirinin Kültür ve Turizm Bakanlığından edindiği bilgilere göre, Türkiye'de kültür turizmi algısının yerleşmeye başlaması, müze ve ören yeri ziyaretçi grafiğine de yansıdı. Verilere göre, 2002'de yaklaşık 7.5 milyon olan ziyaretçi sayısı 2011'de 3.8 kat artarak 28 milyon 462 bin 893 oldu. Müze ve ören yeri ziyaretinde 2010 ile 2011 karşılaştırıldığında yüzde 10'luk artış yaşandı. Ayasofya, ziyaretçilerin gözdesi 2011'de en çok ziyaretçi İstanbul Ayasofya Müzesi'ne geldi. Yaklaşık 3 milyon 200 bin kişi, Ayasofya Müzesi'ni ziyaret etti. Ayasofya Müzesi'ni 3 milyon 24 bin 152 ziyaretçi ile İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi izledi. 2011'de en çok ziyaret edilen müzeler ve ziyaretçi sayıları sırasıyla şöyle: ''Konya Mevlana Müzesi 1 milyon 735 bin 424, Antalya Noel Baba Müzesi 587 bin 692, İstanbul Kariye Müzesi 387 bin 481, İstanbul Arkeoloji Müzesi 382 bin 148, Nevşehir Hacıbektaş Müzesi 362 bin 307, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi 317 bin 277, Muğla Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi 292 bin 538, İzmir Efes Müzesi 291 bin 713.'' 15 Şubat 2012 |
||||||||
|
Kredi Kartlarıyla bir Yunanistan harcadık |
||||||||
Kredi kartı ve banka kartlarıyla 2011 yılında yaklaşık 546 milyar liralık ticari hacim yaratıldı. Dolar bazında 314 milyar dolara denk gelen harcama tutarı Yunanistan ekonomisinden büyük. İSTANBUL - Bankalararası Kart Merkezi (BKM), 2011 yılı kartlı ödemelere ilişkin verileri BKM Genel Müdürü Soner Canko'nun katıldığı basın toplantısıyla açıkladı. Verilere göre, 2011 yılında bir önceki seneye göre kredi kartlarıyla yapılan harcamalar yüzde 24, banka kartları ile yapılan harcamalar ise yüzde 54 artış gösterdi. Kredi kartları ile yıl boyunca toplam 2 milyar 278 milyon adet işlem ile 290 milyar 634 milyon liralık harcama yapıldı. 2010 yılı ile karşılaştırıldığında işlem adedinde yüzde 11 oranında artış kaydedildi. 2011'de banka kartlarıyla yapılan işlemlerin adedi 1 milyar 69 milyon adedi bulurken, banka kartı işlemlerinin cirosu 255 milyar 80 milyon lira oldu. 2011, önceki yıl ile karşılaştırıldığında, banka kartlarının işlem adedinde yüzde 15 oranında artış görüldü. YUNANİSTAN EKONOMİSİ KADAR Kredi kartı ve banka kartlarıyla 2011 yılında toplamda yaklaşık 546 milyar liralık ticari hacim yaratıldı. Türkiye dolar bazında 314 milyar dolarlık harcama yaptı. 2010 yılında Yunanistan ekonomisinin büyüklüğünün 305 milyar dolar olduğu dikkate alındığında, Yunanistan ekonomisi kadar harcama yapılmış oldu. E-TİCARETTE DAHA PAHALI ÜRÜNLER SEÇİLDİ BKM 2011 yıl sonu verilerine göre, Türkiye'deki kredi kartı sayısı 51 milyon 360 bin 809 adet, banka kartı sayısı 81 milyon 879 bin 926 adet, ATM sayısı 32 bin 462 adet, POS sayısı ise 1 milyon 976 bin 843 adet oldu. Veriler, 2011 yılı verilerinin hızlı ve kolay alışveriş olanağı sağlayan e-ticareti tercih edenlerin her geçen gün arttığını gösterdi. BKM 2011 verilerine göre, 2011 sonu itibarıyla yerli kredi kartları ile yerli ve yabancı sitelerde 135 milyon adedinde ve 22 milyar lira tutarında e-ticaret işlemi gerçekleştirildi. 2010 yılı ile 2011 yılı e-ticaret cirosu karşılaştırıldığında e-ticarette yüzde 57 oranında artış görüldü. Harcama cirosundaki artışın işlem adedinin üzerinde oluşu, bu yıl e-ticaret harcamalarında daha pahalı ürünlerin seçildiğini ortaya koyuyor. 2010 yılında işlem başına 147 lira harcanırken, 2011 yılında bu değer 164 lira olarak gerçekleşti. Geçtiğimiz yıl internet üzerinden en fazla telekomünikasyon, havayolları ve elektronik eşya sektörlerine yönelik e-ticaret işlemi yapıldı. EN ÇOK HARCAMA ABD'DE YAPILDI Yabancı bankalara ait banka ve kredi kartı işlem hacminde, yüzde 18 oranında artış sağlandı. BKM 2011 yılı verilerine göre, yabancı bankalara ait banka ve kredi kartlarıyla Türkiye'de yapılan işlemler sonucunda 7.8 milyar dolar döviz girdisi sağlandı. Bu tutar, 2010 yılı ile karşılaştırıldığında yüzde 18 oranında artışla Türkiye'ye giren döviz miktarının her geçen yıl arttığı gözlendi. Yerli banka ve kredi kartları ile yurtdışında yapılan harcamalara bakıldığında, bu harcama kaleminde geçtiğimiz yıllara göre yüzde 33 oranında artış görülürken, 2011 yılında yurtdışında en çok harcama ABD'de yapıldı. ABD'nin ardından en çok harcama yapılan diğer ülkeler sırasıyla İngiltere, İtalya, Fransa ve Almanya oldu. EN ÇOK HEDİYE BABALAR GÜNÜ'NDE ALINDI 2011 yılında kısa dönemli özel günlerde yapılan kredi kartı harcamalarına bakıldığında ise en çok hediyenin babalar için alındığı gözlendi. BKM raporuna göre, Babalar Günü harcamaları geçtiğimiz yıl 2010'a göre yüzde 19 arttı ve 851 milyon liraya ulaşarak ilk sıraya yerleşti. Anneler Günü 790 milyon lira ile ikinci sırada yer alırken, Sevgililer Günü 713 milyon lira ile diğer günlerin arkasında kaldı. 2011 yılında BKM sistemi üzerinde en fazla işlem, ay bazında Aralık 2011'de, gün bazında ise Kurban Bayramı arifesi olan 5 Kasım 2011'de gerçekleşti. 9 Şubat 2012 |
||||||||
|
Ortadoğu Halkı "Türkiye" Dedi |
||||||||
"Ortadoğu'da Türkiye Algısı 2011" araştırmasında % 78'le Türkiye, hakkında en olumlu düşünülen ülke oldu. Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) Dış Politika Programı tarafından gerçekleştirilen ''Ortadoğu'da Türkiye Algısı 2011'' araştırmasına katılanların yüzde 78'i Türkiye için olumlu görüş bildirdi. Bu oranla Türkiye, hakkında en olumlu düşünülen ülke oldu. TESEV'in ''Ortadoğu'da Türkiye Algısı'' araştırmasının 3'üncü yıl sonuçları, TESEV'in Karaköy'deki merkezinde düzenlenen toplantıyla Mensur Akgün ve Sabiha Senyücel Gündoğar tarafından açıklandı. 2011 yılı araştırması Mısır, Ürdün, Lübnan, Filistin, Suudi Arabistan, Suriye, İran, Irak, Kuveyt, Tunus, Umman, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen ve Libya'dan oluşan 16 ülkede, 19 Ekim-15 Aralık 2011 tarihleri arasında, 2 bin 323 kişiyle ve Irak dışındaki ülkelerde telefon aracılığıyla gerçekleştirildi. Bölgenin En Önemli Sorunu Ekonomi Araştırma, Arap dünyasında yaşanan ve demokratikleşme talebi içeren dramatik gelişmelere rağmen bölgenin en önemli sorununun ekonomi olduğuna işaret ediyor. Bölgenin en önemli konuları sıralamasında yüzde 21 ile ekonomik sorunlar ilk sırayı alırken, onu yüzde 15'le halk hareketleri ve yüzde 12 ile batının etkisi/varlığı izledi. "İsrail-Filistin" Diyenlerin Sayısı Azaldı Geçen yıl 7 ülke ortalamasında yüzde 34 ile ilk sırada yer alan İsrail-Filistin sorununu en önemli konu olarak görenlerin oranı ise yüzde 8'de kaldı. Filistin'in Birleşmiş Milletler üyelik başvurusuna destek verenlerin oranının yüzde 85 olması ise bir numaralı gündem maddesi olmasa da Filistin'in tanınma mücadelesine verilen desteğin yüksek olduğunu gösteriyor. Ekonomik Sorunları En Çok İranlılar Dile Getirdi Katılımcılar, kendi ülkelerini ilgilendiren en önemli konular içinde yüzde 40 gibi bir oranla ekonomik sorunları öne çıkarırken, güvenlik, seçimler, halk hareketleri yüzde 7'şerlik orana sahip oldu. Ülke bazında bakıldığında ekonomik sorunları en çok dile getirenler yüzde 70'le İranlılar oldu. Türkiye İlk Sıraya Yükseldi Katılımcıların hakkında olumlu görüşlere sahip olduğu ülkeler sıralamasında yüzde 78 ile Türkiye ilk sırada yer aldı. Türkiye, geçen yıl Suudi Arabistan'ın ardından ikinci sırada bulunuyordu. Türkiye'yi yüzde 70 ile Birleşik Arap Emirlikleri ve yüzde 66 ile Filistin takip etti. En Az Sempati Duyulan Ülke İsrail En az sempati duyulan ülkeler yüzde 10 ile İsrail, yüzde 33 ile ABD ve yüzde 36 ile İngiltere oldu. En Büyük Tehdit de İsrail Ortadoğu'ya tehdidin hangi ülkeden geldiği sorusuna verilen cevaplarda İsrail yüzde 47 ile ilk sırayı alırken, onu yüzde 24 ile ABD, yüzde 11 ile İran izledi. İran, en çok Suudi Arabistan ve Irak'ta; en az Suriye'de tehdit olarak görüldü. Büyük Çoğunluk İran'ın Nükleer Silah Geliştirmesine Karşı İran'ın nükleer silah geliştirmesini destekleyenlerin oranı yüzde 38, karşı olanların oranı ise yüzde 47 olarak gerçekleşti. İran'daki katılımcıların cevaplarına bakıldığında, kendi ülkelerinin nükleer silah geliştirmesine karşı olanların oranı geçen yıl yüzde 15 iken, bu yıl yüzde 34'e yükseldi. Yüzde 43 Bin Ladin Sonrası "Hiçbir Şey Değişmedi" Diyor Katılımcılara Usame Bin Ladin'in öldürülmesinin ardından dünyanın durumuna ilişkin görüşleri sorulduğunda, yüzde 43 hiçbir şeyin değişmediğini, yüzde 25 daha tehlikeli hale geldiğini, yüzde 20 ise daha güvenli hale geldiğini söyledi. "Arap Baharı"nı Olumlu Bulanların Oranı Yüzde 52 ''Arap Baharı''nın, ülkelerine etkisi sorulduğunda, katılımcıların yüzde 52'si olumlu, yüzde 22'si olumsuz görüş belirtirken, yüzde 19'luk bir kesim değişiklik yaratmadığı görüşünü bildirdi. Katılımcıların, ''Arap Baharı''nın Orta Doğu'ya etkisi konusundaki olumlu görüşleri ise yüzde 60'a çıktı. Olumsuz bulanlar yüzde 21, değişiklik olmadığını söyleyenler yüzde 7 olarak gerçekleşti. Son bir yılda yaşanan gelişmeler ışığında bölgelerinin geleceğini olumlu bulanların oranı yüzde 62 olurken, kendi ülkelerinin geleceğini olumlu görenlerin oranı yüzde 47'de kaldı. Barışçıl Halk Hareketlerine Destek Bölgede barışçıl halk hareketlerine katılım yüzde 75 oranında destek aldı. Şiddet içeren gösterilere katılmak ise yüzde 20 oranında kabul edilebilir bulundu. Katılımcıların yüzde 21'i, barışçıl gösterileri dahi kabul etmediklerini ifade ettiler. Yüzde 56 "Türkiye Arap Baharı'na Olumlu Katkı Yaptı" Diyor Araştırmaya göre Ortadoğu bölgesinde yüzde 56'lık bir kesim Türkiye'nin ''Arap Baharı''na olumlu etki yaptığını belirtti. Türkiye'nin etkisini olumsuz bulanların oranı yüzde 16 oldu. Türkiye'nin son 12 ayda yaşananlara verdiği tepkileri olumlu bulanların oranı yüzde 64 oldu. Türkiye Bölgede Bir Aktör Olarak Kabul Görüyor Türkiye'nin Ortadoğu'daki rolüne ilişkin sorulara verilen cevaplar, Türkiye'nin bölgede bir aktör olarak kabul gördüğü, bölgede varlığının istendiği ve temsil ettiği özelliklere bölge halkı tarafından değer verildiğini gösterdi. Türkiye'nin Arabuluculuğuna Büyük Destek "Türkiye, İslam ve demokrasinin başarılı bir bileşimidir" ifadesine katılanların oranı yüzde 67, "Türkiye, Ortadoğu ülkeleri için bir model olabilir'' ifadesine katılanların oranı yüzde 61, ''Türkiye, Ortadoğu'da daha büyük bir rol oynamalıdır'' ifadesine katılanların oranı yüzde 71, ''Türkiye, İsrail-Filistin sorununun çözümünde arabuluculuk rolü üstlenmelidir'' ifadesine katılanların oranı ise yüzde 75 olarak gerçekleşti. "Demokratik Rejimi Nedeniyle Model Olabilir" Türkiye'nin neden model olabileceği konusunda ''demokratik bir rejime sahip olması'' yüzde 32 ile öne çıkarken, onu yüzde 25 ile ekonomisi, yüzde 23 ile Müslüman kimliği, yüzde 17 ile laik bir siyasi yapısı olması ve yüzde 8 ile stratejik önemi izledi. Türkiye'nin model olamayacağını söyleyenler, yüzde 23 ile yeterince Müslüman olmamasını en önemli gerekçe olarak gösterdi. Bunu yüzde 16 ile ''batı ile olan yakın ilişkileri'', yüzde 13 ile ''laik bir siyasi yapısı olması'', yüzde 9 ile Arap olmaması ve yüzde 7 ile imparatorluk geçmişi takip etti. Türkiye'nin 10 Yıl Sonrası Katılımcıların yüzde 51'i Türkiye'nin AB üyeliğini desteklediğini ifade ederken, Türkiye'nin AB üyeliğinin Ortadoğu'da oynadığı rolü olumlu etkileyeceğini söyleyenler yüzde 59'luk bir kesimi oluşturdu. Mevcut durumda bölgenin en güçlü ekonomisi yüzde 26 oranıyla Suudi Arabistan olarak görülürken, Türkiye yüzde 20'lik oranla ikinci sırada yer aldı. 10 yıl sonrasına yönelik beklentilerde ise yüzde 25 ile Türkiye bölgenin en güçlü ekonomisi olarak görülen ülke oldu. Ortadoğu'da Türk Dizisi İzleyenlerin Oranı Yüzde 74 Daha önce Türkiye menşeli bir ürün kullananların oranı yüzde 71, Türkiye yapımı bir dizi izleyenlerin oranı ise yüzde 74 olarak belirlendi. "Bölgedeki Ülkelerin En Örnek Alacakları Ülke Türkiye'dir" TESEV Yönetim Kurulu Başkanı Can Paker, toplantıda yaptığı konuşmada, araştırma sonucunun bölgenin geleceğe eskisine nazaran çok daha umutla baktığını ortaya koyduğunu vurguladı. Türkiye'nin de bütün eleştirilere rağmen hala en sevilen ülke olduğunu söyleyen Paker, Suriye'deki düşük oranlarda, telefonla gerçekleştirilen araştırmaya katılanların güvenlik endişelerinin rol oynamış olabileceğini söyledi. Türkiye'nin yüzde 61'lik bir kesim tarafından model olarak algılandığına işaret eden Paker, bu görüşe karşı Türkiye'nin kendi demokrasisiyle ilgili sorunlarını hatırlatan eleştirilere şöyle cevap verdi: ''Türkiye, kendi demokratik mücadelesini yapan, ancak bu ülkelerden ilerde bir ülke olarak dünyadaki diğer tüm ülkelerden daha fazla model olabilir. Bölge ülkelerinin İsviçre'yi, İngiltere'yi, Almanya'yı model almaları imkansız. Fark o kadar büyük ki. Türkiye, bu mücadeleyi fiilen götürmektedir. Belirli yerlerde ilerliyor, belirli yerlerde geriliyor. Bir yapı değişikliğini yaşıyor. Bölgedeki ülkeler de aynı yapı değişikliğini yaşamak durumunda oldukları için en örnek alacakları ülke Türkiye'dir diye düşünüyorum.'' 02 Şubat 2012 |
||||||||
|
33 Yılın En Soğuk Gününü Yaşadık |
||||||||
|
Bu yıl Türkiye diğer yıllara göre daha soğuk günler yaşıyor. Hatta İstanbul son 33 yılın en soğuk gününü dün yaşadı. Marmara Bölgesi son yılların en soğuk gününü yaşadı. İstanbul'da 33 yılın en soğuk günüydü . Çatalca'da (eksi) - 8.0 derece ölçüldü. İstanbul son olarak 1979 yılının ocak ayında eksi 7.9 dereceyi görmüştü. EN SOĞUK KARS, EN SICAK ANTALYA 24 saatlik ölçümlere göre Türkiye'nin en soğuk ili Kars, en sıcak ili de Antalya (Alanya) oldu. Kars merkezde dereceler -26.9 u gösterirken, Alanya'da 9.0 derece ölçüldü. Türkiye donuyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün son 24 saatlik ölçümlerinden derlenen bilgilere göre dün Kars, Türkiye'nin en soğuk iliydi. Kars merkezde sıfırın altında 26.9 derece ölçüldü. Türkiye'nin en sıcak ili de Antalya oldu. Alanya'da 9 derece sıcaklık ölçüldü. İSTANBUL'DA SOĞUK REKORU KIRILDI İstanbul son 33 yılın en soğuk gününü yaşadı. Çatalca radar istasyonunda (eksi) 8.0 ölçüldü. İstanbul böylesine bir soğuğu 1979 yılının ocak ayında yaşamış ve dereceler -7.9' u göstermişti. MARMARA BU KADAR SOĞUĞA ALIŞIK DEĞİL İstanbul'un dışında Marmara Bölgesinin diğer illerinde de son 24 saatte rekorlara yaklaşan ölçümler yapıldı. Ölçülen değerler şöyle ; Çanakale (Gökçeada) -5.0, Kırklareli -10.5 ,Tekirdağ (Malkara) -10, Edirne -9.6 SALI ÇARŞAMBA VE SONRASINDA DA KAR VE SOĞUK VAR Öte yandan meteorolojik tahminlere göre kar ve soğuk hava koşulları aralıksız sürecek. Marmara Bölgesinin genelinde yarın ve çarşamba, hatta perşembe günü kar var. Kar yağışınin Trakya hariç, İstanbul, Bursa ve Balıkesir çevresinde daha etkili olacağı öngörülüyor. KAR BU KEZ EGE'Yİ ESİR ALACAK Perşembe gününden itibaren Marmara'da etkisini kaybetmesi beklenen kar yağışının bu kez Ege Bölgesi'nde gözlenmesi bekleniyor. Meteorolojik tahminlere göre Perşembe günü öğle saatlerinde Ege Bölgesinin özellikle kıyı şeridinde etkili kar yağışı bekleniyor. Kar yağışının Çanakkale'de de etkili olacağı öngörülüyor. 30 Ocak 2012 |
||||||||
|
İllerin 2011 Nüfus Adedine göre sıralaması |
||||||||
|
|
||||||||
|
Türkiye'nin 2011-En son Nüfusu belli oldu |
||||||||
27 Ocak 2012 |
||||||||
|
İllere göre nüfus ise şöyle gerçekleşti: (İl Toplam) |
||||||||
|
||||||||
|
Şanlı Urfa, Doğum Oranının En Yüksek Olduğu Kent |
||||||||
Şanlıurfa doğum oranının en yüksek olduğu kent... Bir yılda yaklaşık 60 bin doğumun yaşandığı şehirde, sağlık görevlileri hizmet vermekte zorlanıyor. Çocuk hastanesinde bir yılda tam 400 bin çocuk muayene edildi. TÜİK verilerine göre Şanlıurfa'daki doğum oranı, Türkiye ortalamasının üzerinde. 2010'da doğan çocuk sayısı 58 bin 356 olarak belirlendi. Bu oran 2011 yılında daha da arttı ve 60 bini aştı. Yani her gün 166 çocuk doğdu. Bu artışla birlikte özellikle çocuk hastanelerinde aşırı bir yoğunluk oluştu. Kentte geçen yıl içerisinde yaklaşık 400 bin çocuk muayene edildi. Bunlardan 21 bin kadarına da yatırılarak tedavi ettirildi. Artış sağlık hizmetlerinde de sorunlara neden oludu. Hastanede bir yatakta 3-4 çocuk var, kimisi beşik getiriyor. TÜİK verilerine göre, Şanlıurfa'da 701 bin 191 çocuk yaşıyor. 26 Ocak 2012 |
||||||||
|
İzmir, İstanbul ve Ankara'yı geride bıraktı |
||||||||
ABD'deki Brookings Enstitüsü'nün araştırmasına göre, dünyanın en hızlı büyüyen metropolü Şanghay. Listede İzmir, İstanbul ve Ankara'yı geride bırakarak 4'üncü sırada yer aldı. WASHINGTON - ABD'deki düşünce kuruluşlarından Brookings Enstitüsü'nün, dünyanın en büyük 200 metropol ekonomileri arasında yaptığı araştırmadan ilginç sonuçlar ortaya çıktı. Rapora göre, dünya üzerindeki hızlı büyüyen metropol ekonomilerinin yüzde 90'ı Kuzey Amerika ve Avrupa dışında. Buna karşın, en yavaş büyüyen metropol ekonomilerinin yüzde 95'i, ABD, Batı Avrupa ve depremle sarsılan Japonya'da. Raporda, dünyanın en hızlı büyüyen 10 şehrinin Çin, Türkiye ve Suudi Arabistan'da toplandığı görülüyor. Bu kapsamda, dünyada en hızlı büyüyen şehir Çin'in Şanghay kenti. Şanghay'ın ekonomisinin boyutu Finlandiya ile aynı. Listede, Çin'in, Hangzu kenti beşinci Şenzen şehri sekizinci ve Şenyang da onuncu sırada yer alıyor. En hızlı büyüyen şehirlerden ikincisi ve üçüncüsü ise petrol zengini Suudi Arabistan'ın kentleri. Bu çerçevede, ikinci sırada ülkenin başkenti Riyad, üçüncü sırada da Cidde olduğu görülüyor. TÜRKİYE'NİN 3 BÜYÜK ŞEHRİ LİSTEDE Türkiye'nin üç büyük şehri de dünyanın en hızlı büyüyen metropol ekonomileri arasına girdi. Listede İzmir, İstanbul ve Ankara'yı geride bırakarak dördüncü sırada yer alırken, Ankara altıncı İstanbul ise onu takiben yedinci sırada dikkati çekti. Listenin dokuzuncu sırasında da Şili'nin başkenti Santiago bulunuyor. EN YAVAŞ BÜYÜYEN METROPOL EKONOMİLERİ Buna karşın, dünyanın en yavaş büyüyen metropol kentlerinde de ilk sırayı ekonomik krizle mücadele eden Yunanistan'ın başkenti Atina alıyor. Listede, İspanya'nın birçok şehrinin de ilk 10'da yer alması dikkati çekiyor. Buna göre, Atina'dan sonra sırasıyla dünyanın en yavaş büyüyen kentleri şöyle: ''Portekiz'in başkenti Lizbon, İrlanda'nın başkenti Dublin, İspanya'nın Sevilla kenti, ABD'nin California eyaletindeki Sacramento kenti, İspanya'nın başkenti Madrid, İtalya'nın Napoli kenti, yine birer İspanya şehirleri olan Barcelona ve Valencia, ABD'nin Virginia eyaletinin başkenti Richmond.'' 20 Ocak 2012 |
||||||||
|
Fransız şirketince Bağdat Caddesi dünyada dördüncü |
||||||||
Bağdat Caddesi bir Fransız şirketin araştırmasında Paris’in Şanzelize’si ve New York’un 5th Avenue’sunu geride bırakarak dünyanın en iyi 4. alışveriş caddesi seçildi. İSTANBUL - Bağdat Caddesi, dünyanın en iyi 4. alışveriş caddesi seçildi. İstanbul Anadolu Yakası’nda Kadıköy’den Maltepe’ye kadar 14 kilometre boyunca uzanan, ancak yaklaşık 7 kilometrelik kısmına yayılan butikler, dükkânlar ve restoranlarıyla öne çıkan ‘Cadde’nin ünü dünyaya yayıldı. Bağdat Caddesi Paris’in ünlü Champs Elysees’sini, New York’un ünlü 5th Avenue’sunu, Tokyo’nun Ginza’sını sollayarak dünyanın en ünlü 4. alışveriş caddesi oldu. Milliyet'in CNN’in gezi sitesi CNNGO’ya dayandırdığı haberine göre; Parisli danışmanlık şirketi ‘Presence Mystery Shopping’, alışveriş cenneti statüsündeki dünyaca ünlü caddeleri belirledi. Şirket, dünyanın 30 ünlü caddesini hizmet anlayışı, temizlik, alışveriş dostu olması ve sunduğu çeşit gibi kategorilere göre sıralandırdı. ÜÇÜNCÜ İLE PUANI AYNI Şirketin İş Geliştirme Müdürü Leslie Kambourian, “Turistlerin ziyaret etmesi tavsiye edilen caddelerin kalitesini araştırdık” diyor. Buna göre 30 caddede ve aralarında restoranlar ve butiklerin de olduğu 400 mekânda; görünüm, atmosfer, yayalarla temas ve karşılama gibi kriterlere göre araştırma yapıldı. Buna göre Singapur’daki Orchard Street 89 puanla birinci, Lüksemburg’daki Venue de la Liberte 85 puanla ikinci ve Amsterdam’daki Hooftstraat 83 puanla üçüncü oldu. Bağdat Caddesi 83 puan almasına rağmen 4. sıraya yerleşti. Singapur’daki cadde, üzerinde 22 alışveriş merkezi ve 6 departman mağaza olmasıyla öne çıktı. Araştırmada Bağdat Caddesi için şu ifadeler kullanıldı: “Alışveriş meraklılarına göre Bağdat Caddesi ‘görünümü’yle kazanıyor. Çiçekli alanları, dolmuşları ve su satılan dükkanlarıyla öne çıkıyor. Lüks caddede bütçeyi zorlamadan bir Türk kahvesi içecekseniz, Bağdat Caddesi’nde Starbucks’a da girebilirsiniz. Amerikan zinciri İstanbul’un kahve kültürüne uyup mönüye iyi bir Türk kahvesi yerleştirmiş.” 10 Ocak 2012 |
||||||||
|
34 Ülkede 78 Türk Şehitliği |
||||||||
Yurtdışında 34 ülkede 78 Türk şehitliği bulunuyor. Türk şehitliğinin bulunduğu ülkeler, Almanya, Arnavutluk, Avusturya, Azerbaycan, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Cezayir, Çek Cumhuriyeti, Filistin, Güney Kore, Hindistan, Irak, İngiltere, İran, İsrail, İtalya, Japonya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Letonya, Libya, Lübnan, Macaristan, Malta, Mısır, Myanmar, Polonya, Romanya, Rusya, Sırbistan, Suriye, Suudi Arabistan, Ukrayna, Ürdün ve Yunanistan. En fazla 9 şehitlik Azerbaycan'da yer alırken, bu ülkeyi KKTC'deki 8 şehitlikler izliyor. Ukrayna 7 şehitlikle yurt dışında en fazla şehitliğin bulunduğu üçüncü ülke olurken, biri Gazze'de olmak üzere İsrail-Filistin bölgesinde de 6 şehitlik yer alıyor. Yunanistan'da 4, İngiltere, Suriye, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti ve Romanya'da da üçer şehitlik bulunuyor. Esir Düştüler Bir Daha Dönemediler Osmanlı Devleti döneminde yapılan savaşlar sebebiyle Türkiye'den uzak coğrafyalarda şehit düşen Türk askerleri için oluşturulan şehitliklerin bakımı ve koruması büyükelçilikler tarafından yürütülüyor. Türkiye'ye en uzak mesafede bulunan şehitliklerin başında ise Japonya'daki Ertuğrul Şehitliği, Güney Kore'deki Pusan Şehitliği ve Mymanmar'daki Thayetmo ve Meikhtila şehitlikleri geliyor. Mymanmar'daki şehitliklerde yatan Türk askerleri ise Birinci Dünya Savaşı'nda İngilizlere esir düşen Osmanlı askerlerinden oluşuyor. İngilizler tarafından önce Hindistan'da ardından da eski adı Burma olan Mymanmar'a götürülen ve demiryolu inşaatı gibi ağır işlerde çalıştırılan esir Türk askerleri bir daha Anadolu'ya dönemedi. Yaklaşık 12 bin Türk askerinden şehit olanlar, Thayetmo ve Meikhtila'da defnedildi. Daha sonra bu alanlar şehitliğe çevrildi. En Uzaktaki Şehitlik: Ertuğrul 1889 yılında Türk donanmasına ait Ertuğrul Fırkateyni, II. Abdülhamit'in özel elçisi Osman Paşa ile birlikte Japon İmparatoru Meici ve milletine dostluk ziyaretinde bulunmak için Japonya'ya gitmişti. 15 Eylül 1890 tarihinde İstanbul'a dönmek üzere hareket eden Ertuğrul Fırkateyni, yakalandığı tayfun nedeni ile 19 Eylül 1890 tarihinde Oşima adası kayalıklarına çarparak parçalanmıştı. Faciadan kurtulan 69 denizci İmparator Meici tarafından iki savaş gemisi ile İstanbul'a gönderilirken Oşima Adası halkının gayreti ile toplanabilen 260 Türk denizcisinin cenazeleri, askeri törenle şehitliğe çevrilen mezarlığa defnedilmişti. 9 Ocak 2012 |
||||||||
|
Türkiye Nüfusu Dünyada kaçıncı? |
||||||||
Dünyada her 100 kişiden biri Türkiye'de, her 5 kişiden biri de Çin'de yaşıyor. AA muhabirinin IMF tarafından hazırlanan ''Dünya Ekonomik Görünümü'' raporundan yaptığı hesaplamalara göre, dünya nüfusu artış hızı yavaşlamakla birlikte yine de olağanüstü boyutlarda artmaya devam ediyor. Verilere göre, 2000 yılında yaklaşık 6 milyar 95 milyon kişi olan dünya nüfusu, 2011 yılında 6 milyar 946 milyon kişiye ulaştı. Dünya nüfusunun 2015 yılında 7 milyar 254,5 milyon kişiye, 2025 yılında ise 7 milyar 989,7 milyon kişiye ulaşacağı tahmin ediliyor. Nüfus açısından dünya ülkeleri içinde ilk sırada yer alan ve dünya nüfusundan neredeyse beşte birinin yaşadığı Çin'in nüfusu, bu yıl 1 milyar 348,1 bin kişiyi, Hindistan'ın nüfusu ise 1 milyar 209,9 milyon kişiyi aşmış durumda. Nüfus büyüklüğü bakımından üçüncü sırada bulunan, dünya nüfusunun yüzde 4,50'ini barındıran ve bu yıl itibariyle nüfusu 312,9 milyon kişiye ulaşan ABD, dördüncü sırada 240,5 milyon kişi nüfusu ile Endonezya, beşinci sırada 194,9 milyon kişi nüfus ile Brezilya, altıncı sırada ise 175,3 milyon kişi nüfus ile Pakistan bulunuyor. Çin, Hindistan, ABD, Endonezya, Brezilya ve Pakistan'ın toplam nüfusu dünya nüfusunun yarısından fazlasını oluşturuyor. 2015'de Brezilya'da 200 milyonu geçecek Öte yandan, 2015 yılında nüfus bakımından Çin'in 1 milyar 375,3 milyon kişiye, Hindistan'ın 1 milyar 272 milyon kişiye, ABD'nin 325 milyon kişiye, Endonezya'nın 251,7 milyon kişiye ulaşacağı öngörülüyor. Şu anda yaklaşık 194,93 milyon kişinin yaşadığı Brezilya'nın nüfusunun 2015 yılında 201,12 milyon kişiye, 2025 yılında ise 231,89 milyon kişiye ulaşacağı tahmin ediliyor. 2025 yılına kadar Hindistan'ın yaklaşık 186 milyon artarak 1 milyar 396 milyon kişiye, Çin'in nüfusunun ise 46,5 milyon artarak 1 milyar 394,6 milyon kişiye ulaşacağı öngörülüyor. Böylece 2025 yılında dünyada en büyük nüfusa sahip ülke Hindistan olacak. Türkiye'nin nüfusu Bu yıl itibariyle nüfusu 72,15 milyon kişi olarak belirlenen Türkiye, nüfus büyüklüğü bakımından dünyada 19'uncu ülke konumunda ve yüzde 1,04 paya sahip. Türkiye'nin nüfusunun 2015 yılında 75,50 milyon kişiye, 2025 yılında ise 90,50 milyon kişiye ulaşacağı tahmin ediliyor. Böylece Türkiye'nin 2025 yılında dünyada nüfus büyüklüğü bakamından 17'inci ülke olacağı ve yüzde 1.13 pay alacağı öngörülüyor. Nüfusu gerileyen ülkeler 2000-2011 döneminde nüfus hareketlerine bakıldığında, Almanya (yüzde 0,1), Estonya (yüzde 0,2), Bulgaristan (yüzde 0,7), Letonya (yüzde 1,1), Litvanya (yüzde 0,5), Macaristan (yüzde 0,1), Romanya (yüzde 0,5), Hırvatistan (yüzde 0,3) ve Rusya'nın (yüzde 0,1) azaldı. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olan ve geçen yıl 82,28 milyon nüfusa sahip Almanya'nın nüfusu 2011 yılında 81,44 milyon kişiye düştü. Almanya'nın 2015 yılında ise nüfusunun yüzde 80,79 milyon kişiye gerileyeceği öngörüldü. Bu arada dünya nüfusunun yüzde 85,10'u yükselen ve gelişmekte olan ekonomilerde, yüzde 14,90'ı da gelişmiş ekonomilerde toplanmış durumda. 04 Ocak 2012 |
||||||||
|
İhracatta 2011 rokoru |
||||||||
İhracat 2011'de yüzde 18.2 artışla 134.6 milyar dolara çıkarak cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. ANKARA - Türkiye 2011'i rekor ihracatla kapattı. İhracat 2011'de yüzde 18.2 artışla 134.6 milyar dolara çıkarak rekor kırdı. Böylece en son 2008 yılında yapılan 132 milyar dolarlık ihracat rekoru geçilmiş oldu. Rakamları açıklayan Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, "Dünyanın barut fıçısına dönmüş olduğu ortamda böylesine ihracat rakamını gerçekleştirdik. 2011 verisiyle birlikte kriz öncesi döneme dönmüş olduk" dedi. 37 AYIN EN İYİ ARALIK'I Aralık ayında ihracat yüzde 4.5 artışla 12.1 milyar dolar olarak gerçekleşti. Çağlayan, bu rakamın son 37 ayın en yüksek Aralık ayı ihracatı olduğunu açıkladı. 47 FASILDA REKOR Çağlayan, 2011 Ocak-Kasım TÜİK verileri baz alındığında 47 fasılda daha fazla ihracat yapılarak yeni bir rekor daha kırıldığını kaydetti. 38 ilin ihracatı da rekor kırdı. Çağlayan, 2011 sonu itibariyle 90 ülkeye ihracat rekoru kırmayı tahmin ettiklerini söyledi. 'REKOR GÜL BAHÇESİNDE KIRILMADI' Teşekkürü öncelikle ihracatçıların hak ettiğini kaydeden Çağlayan, ''Çünkü bu rekor ihracatın gül bahçesinde değil, siyasal ve ekonomik buhranlarla sarsılan, rekabetin had safhaya ulaştığı barut fıçısına dönmüş kritik coğrafyalara ihracat yapanların eseridir'' diye konuştu. İHRACAT LİDERİ OTOMOTİV 2011 yılının genelinde en fazla ihracat yapılan sektör yüzde 17,4 artış ve 20,4 milyar dolarlık ihracatı ile otomotiv sektörü oldu. Bu öncü sektörü yüzde 28.9 artış ve 16.3 milyar dolar ihracatla kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü, yüzde 10.7 artış ve 16.2 milyar dolar ihracatla hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün takip etti. 2 Ocak 2012 |
||||||||
|
İki ülkeye tek Medeni Kanun (100.Yıl) |
||||||||
İsviçreli hukuk profesörü Eugen Huber tarafından yazılan 1 Ocak 1912 tarihli ve 977 madde dört bölümlük İsviçre Medeni Kanunu Türkiye tarafından 1926 yılında aynen tercüme edilerek yürürlüğe girmişti. Bundan tam 100 yıl önce 01 Ocak 1912’de İsviçre Medeni Kanunu yürürlüğe girdi. 100 yıldır dünyadaki diğer medeni kanunlara ışık tutan İsviçre medeni kanun kitabı (Zivilgesetzbuch- ZGB) olarak adlandırılır. Kanun kitabı pek çok ilkesi değişmeden günümüze gelen 977 madde ve dört ana bölümden oluşur. Yaşama ilişkin düzenlemeler diye adlandırılabilecek bu dört bölüm, kişi hukuku, aile hukuku, miras hukuku ve eşya hukuku başlıklarıyla düzenlenmiştir. Kanun kitabı her okuma yazma bilenin kolayca anlayabileceği bir sadelikte yazıldığından, diğer ülkelerce benimsenmesi kolay olmuştur. Eugen Huber İsviçre Medeni Kanununu tek başına 15 yılda yazdı Döneminin ünlü İsviçreli hukuk profesörü Eugen Hubler tarafından hazırlanan kanun Türkiye başta olmak üzere, dünyada bir çok ülkede yerel medeni kanunlarına kaynak kabul edildi. Tamamen veya kısmen alınarak uygulamaya konuldu. 1892 yılında İsviçre Federal Parlamentosu, kantonlar arası farklı uygulamaları gidermek amacıyla, Almanya’dakine benzer bir yasa çalışması yapması için Profesör Eugen Hubler’i görevlendirdi. Hubler 15 yıla yakın kantonlardaki uygulamalar başta olmak üzere, medeni hukuka ilişkin ne varsa araştırdı. Hubler’in amacı hem her konunun içinde olduğu hem de Alman Medeni Kanunu gibi dili karmaşık olmayan, vatandaşın da okuduğunda anladığı bir kanun kitabı yaratmaktı. Eugen Huber’in bu amacı daha sonra Türkiye dahil pek çok dünya devletinin yararına bir çalışma oldu. Devletler İsviçre Medeni Kanununu alıp kendi bünyelerine kattılar İsviçre Federal Meclisi 1907 yılı Aralık ayında Huber’in medeni kanun kitabını oy birliği ile kabul etti ve 01 Ocak 1912’de yürürlüğe koydu.Dilinin sade olması ve hakime kanunu yorum yetkisi vermesi nedeniyle, İsviçre Medeni Kanunu Peru, Arnavutluk,Çin Halk Cumhuriyeti, Polonya, Romanya, Bulgaristan tarafından kısmen alınarak kendi medeni kanunlarına uyarlandı. Bunun yanı sıra, kanunun aile hukuku kısmı Letonya, Estonya, Lituanya ve Çekoslovakya tarafından tamamen tercüme edilerek değiştirilmeden kendi yerel hukuk sistemlerine dahil edildi. Almanya da yaptığı medeni kanun revizyonlarında İsviçre Medeni Kanunundan alıntılar yaptı. Türkiye ise kanunu tamamen tercüme ederek, değiştirmeden 1926 yılında kendi medeni kanunu haline getirdi. Türkiye İsviçre Medeni Kanununun tamamını aldı Türk Medeni Kanunu, Atatürk devrimlerinin temeli, dinsel hukuk düzeninden laik hukuk düzenine geçişin belgesi, bir hukuk ve uygarlık anıtı olarak kabul edilmektedir. Atatürk 1923 yılında Bursa’da yaptığı bir konuşmada, yeni Türkiye’nin mecelle (Osmanlı döneminde uygulanan medeni hukuk) ile yoluna devam etmemesi gerektiğini söylemesi üzerine, yeni medeni kanun için çalışmalar başlatıldı. 1923'de Adalet Bakanlığı bünyesinde, başta Mecelle olmak üzere temel bazı yasaları yeniden düzenlemek üzere iki komisyon oluşturuldu. Bu komisyonların hazırladığı yasalar da, yetersiz ve çağdaş olmaktan uzak bulundu. Batılı ülkelerin medeni kanunları incelendikten sonra Türk Medeni Kanununun hazırlanmasında, İsviçre Medeni Kanunu esas alındı. 1912'de yürürlüğe giren İsviçre Medeni Kanunu, dilinin basitliği, kadın-erkek eşitliğine dayalı bir aile düzeni içermesi ve hakime takdir yetkisi vermesi nedeniyle benimsendi. Avrupa'daki en eski yurttaşlık yasalarından Fransız Medeni Yasası, eskimiş, Avusturya Medeni Yasası, Habsburg Hanedanının "mutlakıyetçi" anlayışını yansıtır nitelikte bulundu. Alman Medeni Yasası ise, çok teknik ve ağır bir dille yazıldığından benimsenmedi. Türk Medeni Kanunu Tasarısının hazırlanması için hukukçu milletvekillerinden, öğretim üyeleri, yargıç ve avukatlardan oluşan 26 kişilik bir komisyon kuruldu. Bu komisyon, İsviçre Medeni Kanununu Türkçeye çevirdi ve yeni kanun taslağı böylece hazırlandı. Taslak, 20 Aralık 1925'de Bakanlar Kurulu'nda kabul edildi. 17 Şubat 1926'da kabul edildi. 4 Nisan 1926 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan yasa, 6 ay sonra, 4 Ekim 1926'de yürürlüğe girdi. Aynı komisyon, İsviçre Borçlar Yasasını Türkçeye çevirdi ve tasarı haline getirdi. 22 Nisan 1926'da kabul edilerek 8 Mayıs 1926 yürürlüğe girdi. Avrupa’da şaşkınlık yarattı "Medeni" ve "Borçlar" yasalarının yürürlüğe konulması, Avrupa'da büyük yankı uyandırdı. Hukukçu Sauser Hall, "Türkiye'de Avrupa Hukukunun Benimsenmesi" adlı yapıtında, "İslam devletlerinin en güçlüsü, bin yıllık geçmişe varan töreleri, altı aylık bir sürede yürürlükten kaldırıyor. Tarih, hiçbir ülkede bu kadar köklü ve ani değişikliği örnek gösteremez. Bir ülkede ve bir toplum üzerinde yapılmış bundan daha cesur bir deneyim yoktur" değerlendirmesinde bulunmuştu. İslam Hukuku üzerine çalışmalar yapan Fransız hukukçu Kont Ostrorog, bir yazısında “Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa hukukunun kabulü, Ortadoğu tarihinde, İslam Dininin kabulünden bu yana en önemli olaylardan biridir. “ şeklinde görüş bildirdi. 01 Ocak 2012 |
||||||||
|
Türkiye 2011'de Parayı Nereye Harcadı? |
||||||||
Türk halkı bu yılın üçüncü çeyreğinde kazancının en büyük bölümünü gıda ve içecek harcamalarına ayırdı. Türk halkı bu yılın üçüncü çeyreğinde kazandığından en büyük bölümü gıda ve içecek harcamalarına ayırdı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2011 yılı üçüncü çeyrekte, hane halklarının yurtiçi tüketimi 251 milyar 17,7 milyon lira oldu. Yerleşik ve yerleşik olmayan hane halklarının 251 milyar 17 milyon liralık yurtiçi tüketiminin dağılımına bakıldığında,
Söz konusu tutar geçen yılın aynı döneminde 215 milyar 385 milyon lira düzeyindeydi. Buna göre iç tüketimdeki artış, yüzde 16,5'i buldu. Yerleşik hane halklarının yurtiçi tüketimi 234,7 milyar lira, yurtdışı tüketimi de 1,8 milyar lira olarak hesaplandı. Yabancıların Türkiye'deki tüketimi de yaklaşık 18,1 milyar lira oldu. 30 Aralık 2011 |
||||||||
|
2011 Yılı Evlenme-Boşanma İstatistikleri |
||||||||
2011 yılının Temmuz-Ağustos ve Eylül aylarında evlenme ve boşanmalar arttı. Evlenme sayısında en büyük artış Ege Bölgesi'nde gözlendi. Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi'nde ise evlenme sayısında düşüş yaşanırken boşanmalarda gözle görülür bir artış oldu. Türkiye İstatistik Kurumu 2011 yılının üçüncü dönemine ait evlenme ve boşanma rakamlarını açıkladı.
Temmuz-Ağustos ve Eylül aylarında evlenme sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,8 artarak 184 bin 750'ye yükseldi. Evlenme oranlarında en büyük artış yüzde 4,6 ile Ege Bölgesi'nde gözlenirken Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi'nde yüzde 7,5'lik bir düşüş yaşandı. Aynı dönemde boşanma sayısı ise yüzde 4,2 artarak 25 bin 858'e yükseldi. Boşanmaların en çok yaşandığı bölge ise yüzde 24,6 ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi oldu. Araştırma sonuçlarına göre boşanmaların yüzde 40'ı evliliğin ilk beş yılı içinde gerçekleşiyor. 30 Aralık 2011 |
||||||||
|
Fransızların Türklere olumsuz algısı Haçlı seferleri zihniyetinden |
||||||||
Fransız halkının Türkiye'ye bakışını konu alan araştırmaya göre, Fransa'yla ilişkiler daha da gerilecek. Fransızlarda ağırlıklı algı Türkiye'nin Fransa'nın rakibi olmaya çalışan bir ülke olduğu yönünde. İSTANBUL - Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin (ORSAM) TÜBİTAK projesi kapsamında hazırladığı raporda, Türkiye-Fransa ilişkilerinin daha da gerileceği tespiti yapıldı. Doç. Dr. Veysel Ayhan, Prof. Dr. Muhittin Ataman ve Doç. Dr. Mehmet Dalar tarafından hazırlanan, 'Türkiye-Fransa Krizinde Algının Rolü: Fransızların Türkiye Algısı' başlıklı 22 sayfalık raporda önemli saptamalara yer verildi. KRİZ TIRMANACAK AB'ye tam üyelik süreciyle başlayan, ardından Libya krizi, Ermeni sorunu ve son olarak da bir Fransız savaş ucağının Türkiye hava sahasını ilk kez ihlal etmesiyle bir krizin eşiğine gelen Türkiye-Fransa ilişkilerinde yaşanan gerginliğin yakın gelecekte daha da tırmanması öngörülmektedir. HAÇLI SEFERLERİNDEN BERİ Fransız liderlerin, politik stratejistlerin, akademisyenlerin ve kamuoyunun Türkiye bakışında tarihsel olguların önemli rol oynadığı görülmektedir. Her iki toplumun Haçlı seferlerinden itibaren ağırlıklı olarak çatışmacı bir zeminde birbiriyle karşılaşması, toplumsal hafızalarda olumsuz bir algının oluşmasına ve günümüze taşınmasına yol açmıştır. FARKLI ANLATILIYOR Akademik çalışmalardan, okul kitaplarına, liderlerin demeçlerine kadar birçok alanda Ermeni ve Kürt sorunu, Kıbrıs meselesi,Müslüman kimliği gibi unsurların farklı şekillerde işlenmesi Türkiye'nin Fransa'daki algısını derinden etkilemektedir. RAKİP ÜLKE ALGISI Fransız solundan sağına kadar pek çok kesim son dönemde Türkiye'nin bölgesel düzeyde izlediği politikaları Fransız çıkarlarını olumsuz etkilediği yönünde bir algıya sahiptir. Fransız kamuoyunda ağırlıklı algı Türkiye'nin Fransa'nın rakibi olmaya çalışan bir ülke olduğu yönündedir. Ayrıca Ermeni sorunu başta olmak üzere, Kürt sorunu, insan hakları ihlalleri ve Kıbrıs sorununun da Türkiye-Fransız ilişkilerinin gelişmesi önünde engel oluşturduğu yönünde güçlü bir algının olduğu gözlemlenmektedir. HRİSTİYAN AB'YE ÜYE OLAMAZ Bazı Fransızlar Türkiye'nin AB üyeliğini değerlendirirken Müslüman Türkiye'nin Hıristiyan bir birliğe katılımı olarak değerlendirmektedirler. Bu algının oluşmasında İslamofobi'nin kilit bir rol oynadığını belirtmek gerekir. STK'LARLA DİYALOG KURULMALI Fransız toplumunun Türkiye karşıtı algılamalarını değiştirebilmek için resmi yollar yerine doğrudan sivil toplum kuruluşları aracılığıyla diyalogu arttırmak, eğitsel, akademik alanlarda karşılıklı ilişkileri geliştirmek daha kalıcı etkiler bırakır. SON SÖZ ALGISI VAR Fransızlar Türkiye ile ilişkilerde de Fransa'nın son sözü söyleme hakkını elinde tutuğu yönünde bir algıya sahiptir. 27 Aralık 2011 |
||||||||
|
Türkiye'nin gelir dağılımı tablosu |
||||||||
Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK, Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması, 2010 verilerini açıkladı. TÜİK araştırmasına göre, nüfusun yüzde 16,9'u yoksulluk sınırının altında yaşıyor Sürekli yoksulluk riski altında bulunanların oranı da yüzde 18. Türkiye'de, en yoksul yüzde 20 ile en zengin yüzde 20 arasındaki gelir farkı ise 2010'da 8 kata geriledi. 2009 yılında bu fark, 8,5 kattı. Ortalama yıllık hane halkı kullanılabilir geliri de 22 bin 63 lira oldu. Türkiye İstatistik Kurumu'nun araştırmasına göre, gelir dağılımı eşitsizlik ölçütlerinden gini katsayısı 2010'da bir önceki yıla göre 0,013 puan düşüş ile 0,402 olarak tahmin edildi. En yüksek gelire sahip yüzde 20'nin toplam gelirden aldığı pay yüzde 46,4. En düşük gelire sahip yüzde 20'nin toplam gelirden aldığı pay ise yüzde 5,8i. Buna göre, en zengin yüzde 20'nin, en yoksul grubla arasındaki gelir farkı 8 kat. Bu gösterge kentsel yerler için 7,3, kırsal yerler için ise 7,1. Gelir dağılımı eşitsizlik ölçütlerinden Gini katsayısı bir önceki yıla göre 0,013 puan düşüş ile 0,402 olarak tahmin edildi. Katsayı, kentsel yerleşim yerleri için 0,389, kırsal yerleşim yerleri için ise 0,379 olarak tahmin edildi. Türkiye'de hane halkı başına düşen ortalama yıllık kullanılabilir gelir 22 bin 63 lira iken, ortalama yıllık eşdeğer hane halkı kullanılabilir gelir ise 9 bin 735 lira oldu.
İstanbul Bölgesi 13 bin 382 lira ile ortalama yıllık eşdeğer hane halkı kullanılabilir geliri en yüksek olan bölge durumunda. Bunu, 11 bin 116 lira ortalama gelir ile Batı Anadolu Bölgesi izledi. En düşük ortalamaya sahip bölge ise 5 bin 144 lira ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi oldu. Maaş-ücret gelirleri yüzde 43,7'lik oranla toplam gelir içerisinde en fazla paya sahip oldu. Bunu yüzde 20,5 ile sosyal transferler ve yüzde 20,2 ile müteşebbis gelirleri izledi. Sosyal transferlerin yüzde 91,1'ini emekli ve dul-yetim aylıkları oluşturdu. Emekli ve dul-yetim aylıkları toplam gelir içinde yüzde 18,6'lık paya sahip iken, diğer sosyal transferlerin payı yüzde 1,8 oldu. Müteşebbis gelirlerinin ise yüzde 68,5'i tarım-dışı sektörden oluştu. 19 Aralık 2011 |
||||||||
|
Türkiye mutsuz ülkeler arasında |
||||||||
Forbes dergisi, dünyanın en mutlu ve en mutsuz ülkelerini açıkladı. Norveç, bir kez daha en mutlu ülke olurken Orta Afrika Cumhuriyeti, en mutsuz ülke seçildi. Türkiye ise listede 75. sırada yer aldı. Norveç, 54 bin doları bulan kişi başı gayrisafi milli hasılası (GSMH), toplumsal yaşamı ve güvenlik koşullarıyla bir kez daha dünyanın en mutlu ülkesi oldu. Forbes dergisi, merkezi Dubai'de bulunan Legatum Enstitüsü uzmanları tarafından hazırlanan dünyanın en mutlu ve en mutsuz ülkelerinin listesini yayımladı. 2011 listesini hazırlarken küresel nüfusun yüzde 93'ünü oluşturan 110 ülkeyi sekiz farklı kategori açısından değerlendiren Legatum Enstitüsü uzmanları, bu kategorileri ekonomi, girişimcilik, yönetim, eğitim, sağlık, güvenlik, bireysel özgürlükler ve sosyal ilişkiler ağı olarak sıraladı. Buna göre ilk sırada 54 bin doları bulan kişi başı GSMH'si ile Norveç geldi. 2009 ve 2010'da da listenin başında yer alan Norveç'te nüfusun yüzde 95'i yaşam standartlarından mutlu, yüzde 74 ise çevrelerindeki insanları güvenilir buluyor. NORVEÇ ÇOK MUTLU Listede Norveç'i girişimcilik ve fırsat eşitliğinde dünya birincisi olan Danimarka izliyor. Üçüncü sırada ise eğitim olanakları, etkili hükümet bürokrasisi ve gelişen ekonomisiyle Avustralya yer alıyor. Dünyanın en mutlu 20 ülkesinin 14'ü Avrupa kıtasında 3'ü Asya'da yer alıyor. İngiltere'nin 13. sırada, Almanya'nın 15. sırada ve Fransa'nın 18. sırada yer aldığı listeye Singapur 16. sıradan, Hong Kong 19 sıradan ve Tayvan da 20 sıradan girdi. Türkiye ise, 14 bin dolarlık kişi başı GSMH tutarı ile 75. sırada yer aldı. Nüfusun yüzde 60'ının kendini güvende hissettiği Türkiye'de nüfusun sadece 8,4'ü diğer insanları güvenilir buluyor. EN MUTSUZ ÜLKE ORTA AFRİKA CUMHURİYETİ Dünyanın en mutsuz ülkesi ise, 1 yaş altı çocukların yüzde 10'unun yaşamını yitirdiği ve yoksulluğun hüküm sürdüğü Orta Afrika Cumhuriyeti. Bu ülkeyi sivil hakların göz ardı edildiği Zimbabve izliyor. Nüfusun sadece yüzde 30'unun okuma yazma bildiği ve işsizlik oranının yüzde 20'ye çıktığı Pakistan, listede üçüncü sırada geliyor. Myanmar, Küba ve Kuzey Kore vatandaşlarının ankete katılmasına izin vermediği için listede yer almadı. Söz konusu kategorilerde yeterli veri elde edilemeyen Libya, Irak, Afganistan, Somali ve Haiti'de listenin dışında tutuldu.
15 Aralık 2011 |
||||||||
|
En iyi Yemek THY'dan |
||||||||
|
Yolcular oyladı; dünyadaki 19 havayolu şirketi arasından Türk Hava Yolları ilk sıraya yerleşti. MADRİD - İnternetteki karşılaştırmalı uçak bileti arama sitesi olan http://www.skyscanner.com.tr/ dünyadaki 19 havayolu şirketi hakkında yaptırdığı bir anketin sonucunda Türk Hava Yolları (THY), en iyi yemeği sunan havayolu şirketi çıktı. 100'den fazla uçak yolcusuyla yapılan ankette, uçakta sunulan yemeklerin lezzetine göre değerlendirme yapmaları istendi. THY 86 puan toplayarak birinci sırada yer alırken, THY'nin balık, et, vejetaryen, çocuklara özel gibi farklı menüleri olduğu hatırlatıldı. Sıralamada THY'nin ardından Singapore Airlines ikinci, Etihad üçüncü, Aer Lingus dördüncü, Emirates beşinci olarak gösterildi.
7 Aralık 2011 |
||||||||
|
Erdoğan En etkili 3. Müslüman, Time 1. liği devam ediyor |
||||||||
Merkezi Ürdün’ün başkenti Amman’da bulunan Kraliyet İslami Stratejik Araştırmalar Merkezi adlı düşünce kuruluşu, her yıl olduğu gibi ‘En Etkili 500 Müslüman’ raporu yayınladı. Listede Suudi Kralı Abdullah 1’inci, Fas Kralı Muhammed 2’nci, Başbakan Tayyip Erdoğan 3’üncü, (Krallara Ayıp olmasın gibi bir sıra) Ürdün Kralı Abdullah 4’üncü, İran’ın dini lideri Ali Hamaney 5’inci oldu. Arap Baharı’nın Kral Abdullah ve Başbakan Erdoğan’ın etki düzeyini değiştirmediği, Fas Kralı Muhammed’in etkisini ise artırdığı yorumu yapıldı. Listede Fethullah Gülen 15’inci, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül 27’nci, İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu 45’inci sırada yer aldı. Arap Baharı ile birlikte Gülen ve İhsanoğlu’nun etkisinin değişmediği, Gül’ünkinin ise arttığı belirtildi. Reuters’in din editörü Tom Heneghan, blog yazısında Erdoğan’ın 1’inci olmamasına şaşırdığını belirtti. İngiliz editörün blogunda yaptığı “Sizce kim bu listenin tepesinde olmalıydı” anketinde Erdoğan oyların yüzde 60’ını alarak ilk sıraya yerleşti. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Adnan Oktar’ın isimlerine ‘Mansiyon’ bölümünde yer verildi. Raporun bu yılki ‘Ölüm İlanları’ bölümünde ilk sırada ‘radikal’ kategorisinde El Kaide lideri Usame Bin Ladin yer alırken, onu Necmettin Erbakan, Libya’nın linç edilen lideri Muammer Kaddafi ve Arnavutluk’taki 7 milyon Bektaşi’nin lideri olan Hacı Dede Reşat Berdi takip etti.
Time anketinde ilk sırada Time dergisinin “Yılın Kişisi” anketinde Başbakan Tayyip Erdoğan 1. sıraya yükseldi. Aralık ayı ortalarına kadar sürecek ankette, şu anda Erdoğan 74 bin 110 oyla ilk sırada yer alıyor. Erdoğan’ı 63 bin 788 oyla Lionel Messi takip ediyor. 30 kasım 2011 |
||||||||
|
Türk insanı 'yumuşak kalpli' ve 'duyarlı' çıktı |
||||||||
|
Bir çikolata markası, Avrupa çapında 8 bin 300 kişi üzerinde bir araştırma yaptı ve Avrupa'nın duyarlılık endeksini çıkardı. Türkiye, listeye ikinci sıradan girdi.
İSTANBUL - "Var mısın kalpleri yumuşatmaya?" sloganıyla Avrupa çapında duyarlılık kampanyası başlatan Milka, "Avrupa Duyarlılık Endeksi"ni yayınladı. Global araştırma şirketi Strategy One Research tarafından 17 Avrupa ülkesinde toplamda 8 bin 300 katılımcı üzerinde yapılan araştırmayla çıkarılan endeksin ilk sırasında yer alan Macaristan'ı ikinci sırada Türkiye takip ediyor. Türk katılımcıların yarısından fazlasının kendilerini tamamen hoşgörü ve iyi niyet sahibi olarak tanımladığı araştırmanın sonuçlarına göre duyarsızlık ve hoşgörüsüzlüğün en önemli nedeni aşırı stres ve meşguliyet. Araştırmada; katılımcılara "Gün içinde anlayışlı davranmanız gereken bir durumda ne sıklıkla anlayış gösterebilirsiniz?", "Gün içinde hoşgörüyü elden bırakmanıza neden olan durumlar nelerdir?" gibi sorular yöneltildi. Örneğin; "Davranışlarınızda ne kadar sıklıkla hoşgörüye yer verirsiniz?" sorusuna verilen "Günde birkaç kez" yanıtının Avrupa ortalaması %43 olarak belirlenirken Türkiye'de bu oran %56'ya çıkıyor. "Genel olarak nazik ve duyarlı bir insan mısınız?" sorusuna "Evet, Kesinlikle" diyenler Avrupa'nın %31'ini oluşturuyor. Türkiye'de aynı yanıtın oranı %52'yi buluyor. Yani Türk insanının yarıdan fazlası kendisini yumuşak kalpli ve duyarlı buluyor. Araştırmanın ilginç sorularından biri de "Ülkenizdeki insanların birbirlerine daha nazik ve duyarlı davranması halinde, ülkenizin daha yaşanılabilir bir yer olacağını düşünüyor musunuz?" sorusu. Avrupa'nın bu soruya verdiği olumlu yanıtın oranı %43. Türkiye'nin %65'i ise insanların daha nazik ve duyarlı olması halinde ülkenin daha yaşanılabilir bir yer haline geleceği fikrinde.
STRES, HOŞGÖRÜNÜN DÜŞMANI Gündelik hayatın getirdiği sorumluluk, meşguliyet ve stresin, hoşgörülü toplumlarda bile duyarlılığa engel olabileceği sonucunu ortaya koyan Avrupa Duyarlılık Endeksi, Avrupa'nın en büyük sorunlarından birinin stres olduğunu da ortaya koydu. Aşırı stres nedeniyle hoşgörü ve duyarlılığı elden bırakanların Avrupa'daki oranı %39 olarak belirlenirken, Türkiye'deki oran da %41 ile Avrupa ortalamasına çok yakın bir değerde. Zaman yetersizliği ve aşırı yoğunluk da sevdiklerimize ve çevremize karşı nazik ve duyarlı davranmanın önündeki ikinci en büyük engel (Türkiye %32, Avrupa %20) olarak beliriyor. AVRUPA DUYARLILIK ENDEKSİ ÜLKELER SIRALAMASI
1. Macaristan %58 29 Kasım 2011 |
||||||||
|
Türkiye AB'nin 4. önemli ortağı çıktı |
||||||||
AB'nin kamuoyu araştırma birimi Eurobarometre tarafından gerçekleştirilen bir ankette, Türkiye iç güvenlikte ABD, Rusya ve Çin'in ardından 4'üncü önemli uluslararası ortak olarak gösterildi. 27 AB üyesinde 26 bin 840 denekle gerçekleştirilen araştırmada, iç güvenlik tehditlerinde AB'nin ana ortağının hangi ülke olduğu sorusunda Avrupalıların yüzde 44'ü ABD'yi, yüzde 13'ü Rusya'yı, yüzde 6'sı Çin'i, yüzde 5'i Türkiye'yi ve yüzde 4'ü İsviçre'yi adres gösterdi. Eurobarometre araştırmasında genel sıralamada 4'üncü çıkan Türkiye, Almanya, Fransa, Hollanda, Bulgaristan, Lüksemburg, Kıbrıs Rum kesimi ve Malta'da 3'üncü sırayı aldı. Hollandalıların yüzde 16'sı, Bulgarların yüzde 14'ü, Lüksemburgluların yüzde 11'i, Almanların yüzde 10'u, Rumarın yüzde 8'i ve Fransızların yüzde 7'si iç güvenlikte en önemli uluslararası ortak olarak Türkiye'yi gösterdi. 'DİNİ RADİKALLEŞME EN BÜYÜK TEHDİT' Eurobarometre'nin iç güvenlik araştırması, Avrupa'da İslamofobi ve ırkçılığın yükselişi arasındaki doğrudan bağlantıyı da ortaya koydu. Ankette ''AB vatandaşlarının güvenliğine en büyük tehdit olarak neyi görüyorsunuz?'' sorusunda ''dini radikalleşme'' seçeneğini işaretleyenlerin AB ortalaması yüzde 6'da kalırken bu oran Hollanda'da yüzde 15'le zirve yaptı. ''Dini radikalleşmeyi'' en büyük tehdit olarak görenlerin oranı Belçika ve Danimarka'da yüzde 11, İngiltere ve Almanya'da yüzde 10, Fransa'da yüzde 7, Avusturya ve İsveç'te yüzde 6 ve İtalya'da yüzde 5 olurken kalan birçok AB üyesinde bu şık hiç işaretlenmedi. Avrupalılar en önemli iç tehdit olarak yüzde 33'le ekonomik krizi ve terörizmi ve yüzde 24'le yoksulluğu gösterdi. 25 Kasım 2011 |
||||||||
|
Arapların Türkiye ve Erdoğan sevgisi artıyor |
||||||||
Arap ülkelerinde yapılan son ankete göre, Türkiye ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bölgede popülaritesinin artmaya devam ettiğini ortaya koydu. Her yıl anketlerle Arap dünyasının nabzını dünyaya taşıyan ABD'nin Maryland Üniversitesi, bölgedeki yeni gelişmeleri ve bakışları yansıtan ''2011 Arap Kamuoyu Araştırması''nı tamamladı. Anket, Mısır, Ürdün, Lübnan, Fas ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde yapıldı. Ankete göre, Arap Baharı'ndan en kazançlı çıkan ve ''en yapıcı'' görünüm sergileyen ülke Türkiye olurken, "en fazla hayran olunan dünya lideri'' ve ''aranılan Başbakan'' da Recep Tayyip Erdoğan oldu. Ankete katılanların yarısı Arap Baharı sürecinde Türkiye'yi en yapıcı rol oynayan ülke olarak gördüğünü belirtti. Türkiye'yi yüzde 30 ile Fransa, yüzde 24'le ABD ve yüzde 20'le Çin takip etti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yüzde 22 oyla en fazla hayran olunan lider sıralamasında birinci oldu. Araplar ülkelerinde en çok başbakan olarak görmek istedikleri kişi olarak da Erdoğan'ı işaret etti. POPÜLARİTEYİ ETKİLEYEN ÜÇ ETKEN
22 Kasım 2011 |
||||||||
|
Ortadoğu artık AB ve ABD’den daha önemli |
||||||||
|
Marshall Fonu tarafından bu yıl onuncusu gerçekleştirilen ‘Transatlantik Eğilimler Araştırması’na göre Türkiye, Ortadoğu’yu bölgesel ittifaklar açısından daha önemli görüyor.
İSTANBUL - Her yıl Marshall fonu tarafından Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’da yaşayanların dünya görüşlerini saptamak amacıyla yapılan “Transatlantik Eğilimler 2011” araştırması sonuçlarına göre, her iki kıtada yaşayanların eğilim ve görüşleri değişiyor. Türkiye, araştırmanın yapıldığı ülkeler arasında 2004 yılından bu yana en köklü değişmeleri yaşayan ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Özellikle güvenlik politikası ve bölgesel ittifaklar açısından Türkiye, Orta Doğu ülkelerini ABD ve Avrupa’ya göre daha önemli buluyor. Araştırmaya göre Türklerin yüzde 42’si Ortadoğu’daki komşularının, Türkiye’nin güvenlik çıkarları açısından AB’den daha önemli olduğunu savunuyor. Ortadoğu’yu ekonomik açıdan da daha önemli bulanların oranı ise yüzde 43. Yine aynı doğrultuda her beş kişiden biri uluslararası konularda Türkiye’nin Ortadoğu ülkeleri ile işbirliği içerisinde olmasını destekliyor. Bu noktada kamuoyunun görüşlerinin, komşularla olumlu ilişkiler kurulmasını ön gören Türk dış politikası ile aynı doğrultuda olduğu görülüyor. Türkiye’de AB üyeliğine olumlu bakanlar da 2010 yılına kıyasla yüzde 10 oranında artmış. Yani neredeyse Türkiye’de her iki kişiden biri AB üyeliğini destekliyor. ‘ABD İLE İLİŞKİLER SOĞUYOR’ Araştırma, her ne kadar bu yıl AB ve NATO konusunda geçen yıla oranla daha olumlu görüş bildirseler de Türklerin yüzde 62’sinin ABD’ye karşı olumsuz duygular beslediğini gösteriyor. Öte yandan Amerikan karşıtlığı geçen yıla oranla yüzde 11 oranında hafifleyerek yüzde 38’e düşmüş. Rakamlara göre yine de Türkiye’de ciddi bir ABD karşıtlığı var. PEKİ AB TÜRKİYE’YE NASIL BAKIYOR? Avrupa ülkelerinin Türkiye’nin AB üyeliğine desteği en fazla 2006 yılında görülüyordu. Bu yıl desteğin geçen yıllara oranla daha yüksek olduğu görülse bile 2006 yılındaki rakamlara hala ulaşılabilmiş değil. Araştırmaya katılanların yarısı Türkiye’nin üyeliğinin AB için ekonomik açıdan iyi olmadığına inandıklarını belirtmiş. Zira araştırmaya katılan AB vatandaşlarının yüzde 39’u Türkiye’nin üyeliğinin ne iyi ne de kötü olacağını düşünüyor. Katılımcıların yüzde 29’u Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemezken yüzde 26’sı ise destekliyor.
Türkiye’nin üyeliğine en çok destek veren ülke Romanya olurken, Fransa ve Almanya’nın karşıt tavrı bu araştırmada da belirgin. Araştırma, İsveç, İngiltere ve Hollanda’nın Türkiye’nin AB’ye gireceğine inanan ülkeler olduğunu gösteriyor. ‘ABD’NİN ODAĞI ARTIK AVRUPA DEĞİL’ Araştırma, ABD için de ilginç bulgular ortaya koyuyor. Buna göre Amerikalıların yarıdan fazlası Çin, Japonya ve Güney Kore gibi Asya ülkelerinin ulusal çıkarlar açısından AB üyelerine kıyasla daha önemli olduğuna inanıyor. Bu 2004 yılından bu yana oluşturulan araştırma verileri ile karşılaştırıldığında. ABD’nin yönünü Avrupa’dan Asya’ya çevirdiği olarak da algılanabilir. Nitekim Amerikalıların Asya ülkelerine verdikleri önemde yüzde 20’nin üzerinde bir artış görülüyor. Öte yandan AB ülkelerinin ABD’yi kendilerine Asya ülkelerine oranla daha yakın ve önemli bulduğu olgusu geçerliliğini koruyor. 15 Eylül 2011 |
||||||||
|
İstatistik: Türkiye-AB araştırması |
||||||||
German Marshall Fonu'nun her yıl açıkladığı 'Atlantik Ötesi Eğilimler Araştırması'na göre Türkiye'nin AB üyeliğine, Avrupa içinde de Türkiye'de de destek artıyor. Şaşırtıcı olan veri, Amerika'daki olumlu Türkiye algısının gerilemiş olması. Bir başka gerileyen veri de Türkiye'nın dış politikada "tek başına hareket etmesi gerektiğini" düşünenlerin oranı. Amerika'nın önemli düşünce kuruluşlarından German Marshall Fonu'nun yıllık transatlantik trendler araştırmasında bu yıl Türkiye açısından önemli değişimler gözleniyor. 2004'te % 73'lere kadar yükselmiş olan Ab'ye üyeliğin Türkiye için iyi birşey olduğu algısı geçen sene % 38'di. Bu sene 10 puan yükselip % 48 oldu. Türkiye'nin AB'ye "tam üye olabileceğine inananların" sayısı da arttı. Geçen yıla göre 7 puan birden yükselip % 33'e ulaştı.. Türkiye'nin Avrupa'daki algısı da değişti. Fransa'da bile Türkiye'ye olumlu bakanlar % 53'e çıktı. Hollanda'da bu oran % 60, almanya'da % 42 oldu. Amerika'da Türkiye'ye olumlu bakanların oranı ise sürpriz bir biçimde 8 puan birden düştü ve %42'ye indi. Türkiye'nin Ortadoğu'da demokrasi yaymak konusunda aktif olması gerektiğini düşünen Türklerin oranı % 44, "bu işlere karışmayalım" diyenlerin oranı da % 35 gibi yüksek çıktı. Türk dış politikasında da "kendi başımıza, bağımsız gidelim" diyenlerin oranı da geçen yıla göre puan düşerek %27'ye oturdu. Avrupa ile birlikte hareket edelim diyenlerin oranı ise yükseldi. 15 Eylül 2011 |
||||||||
|
Türk halkının yüzde 33ü günde 5 vakit namazını düzenli kılıyor |
||||||||
TÜRKİYEDE YAPILAN BİR ARAŞTIRMAYA GÖRE HALKIN SADECE YÜZDE 22Sİ TÜRBAN YASAĞINI DESTEKLİYOR Amerikan düşünce kuruluşu Alman Marshall Fonunun (GMF) yılda bir gerçekleştirdiği Transatlantik Eğilimler anketine göre Türkiye'de halkın yüzde 72si, üniversitelerde türban yasağını onaylamıyor. Türkiye'de bin kişiyle görüşülerek gerçekleştirilen kamuoyu yoklamasında, halkın sadece yüzde 22si türban yasağına destek verirken kalan yüzde 6lık kesim görüş bildirmekten kaçındı. Araştırmaya göre Türk halkının yüzde 33ü günde 5 vakit namazını düzenli kılıyor. Toplumun yüzde 45 ile yarıya yakını, bazen namaz kıldığını belirtirken Yüzde 17lik kesim hiç namaz kılmadığını bildirdi. GMF anketinde Türk halkının yüzde 99ü Müslüman olduğunu belirtirken kalan yüzde 1 inancını açıklamaktan kaçındı. Türkiye'de toplumun yüzde 13ü kendini merkez sağda, yüzde 14ü sağda ve yüzde 8i aşırı sağda, yüzde 5 merkez solda, yüzde 12 solda ve yüzde 2 aşırı solda görüyor. Kendisini merkezde görenlerin oranı ise yüzde 23. 15 Eylül 2011 |
||||||||
|
Türkler Arasında Batı Karşıtı Görüşler Hakim |
||||||||
Amerikan Alman Marshall Fonu tarafından yayınlanan kamuoyu yoklamasına göre geçen bir yıl içinde göreceli bir iyileşme olmasına rağmen Türklerin çoğu Amerika ve Avrupa Birliği hakkında olumsuz görüşlere sahip Amerikan Alman Marshall Fonu tarafından yayınlanan kamuoyu yoklamasına göre geçen bir yıl içinde göreceli bir iyileşme olmasına rağmen Türklerin çoğu Amerika ve Avrupa Birliği hakkında olumsuz görüşlere sahip. Araştırmaya göre Türklerin önemli bir kısmı ekonomik ve güvenlik çıkarları için Avrupa Birliği ülkelerinden ziyade Ortadoğu ülkeleriyle çalışmanın daha önemli olduğunu düşünüyor. 2011 Transatlantik Eğilimler araştırmasında Türkler arasında yine Batılı ülkelerin politikaları konusunda olumsuz görüşler hakimdi; ancak geçen yıla oranla Türklerin batı konusundaki görüşlerinde iyileşme olduğu da belirlendi. Batı Ülkelerine ve Kurumlarına Türkiye’de Destek Sınırlı Kamuoyu yoklamasının yapıldığı 14 ülke arasında Amerika hakkında en olumsuz görüşlere sahip toplumun Türkler olduğu belirlendi. Amerika hakkında olumsuz görüşlere sahip Türklerin oranı yüzde 62. Amerika hakkında olumlu görüşlere sahip Türklerin oranı yüzde 30. Ancak araştırmada geçen yıla oranla Amerika hakkında olumlu görüş bildiren Türklerin oranında sekiz puanlık bir artış olduğu da dikkat çekici. Bunun yanında, Avrupa Birliği hakkında en olumsuz görüş bildirenlerin yine Türkler olduğu görüldü. Türklerin çoğunluğu (yüzde 53’ü) Avrupa Birliği hakkında olumsuz görüş bildirdi. Yine de, araştırmaya göre geçen yıla oranla AB hakkında olumlu görüş bildiren Türklerin oranında beş puan artış kaydedildi. Öte yandan Transatlantik Eğilimler araştırmasına göre Amerikalıların yüzde 42’si; Avrupalıların da yüzde 45’i Türkiye hakkında olumlu görüşlere sahip. Amerikalılar arasında bu oran geçen yıl yüzde 50’ydi. Araştırmada dış politika konularında Amerikalılarla Avrupalıların görüşlerinin büyük ölçüde uyuştuğu görülürken, Türklerin farklı bir yaklaşım içinde olduğu belirlendi. Türkler Başkan Barack Obama’nın icraatlarını onaylamıyor. Araştırmaya göre Obama’nın en az destek bulduğu ülke Türkiye (yüzde 30); Obama’nın dış politika icraatlarını onaylamayan Türklerin oranı yüzde 58. Türkler bu alanda Avrupalılardan farklı düşünüyor. Yoklama yapılan 12 Avrupa ülkesi arasında halkın yüzde 75’i Obama’nın dış politika icraatlarını onaylıyor. Amerika’nın liderliğini “istenen bir şey” olarak nitelendiren Türklerin oranı yüzde 17’de kaldı. Avrupa Birliği’nin liderliğini tercih eden Türklerin oranı yüzde 28. NATO ittifakına en az destek yine Türkiye’de görüldü. Araştırmaya göre NATO’nun gerekli olduğunu düşünen Türklerin oranı yüzde 37. Dış Politika Amerikan Alman Marshall Fonu tarafından yapılan kamuoyu yoklamasına göre hükümetler, dış politika icraatları konusunda kendi vatandaşlarının sadece yarısının desteğini bulabiliyor. Avrupalıların yüzde 54’ü; Amerikalıların yüzde 50’si; Türklerin ise yüzde 45’i kendi hükümetlerinin dış politika icraatlarını onaylıyor. Türklerin önemli bir kısmı (yüzde 27) Türkiye’nin dış politikada tek başına hareket etmesi gerektiğini savunurken yüzde 20’si Ortadoğu ülkeleriyle; yüzde 19’u ise Avrupa Birliği ülkeleriyle hareket etmesini destekliyor. Araştırmaya göre Türklerin yüzde 44’ü Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da demokrasinin yayılmasının Türkiye’nin rolü olması gerektiğini bildirirken; yüzde 35’i buna karşı çıktı. Türklerin yüzde 45’i hükümetin uluslararası terörle mücadelesini onaylıyor. Ekonomi konusundaysa Türklerin yüzde 47’si hükümetin politikalarına destek veriyor. Bu arada, bu yıl Transatlantik Eğilimler raporuna göre Amerikalılar arasında İran’ın nükleer silah edinmesinden kaygı duyanların oranında düşüş olduğu görüldü. Bu konuda kaygı duyan Amerikalıların oranı 10 puan gerileyerek yüzde 76 oldu. Yoklamaya göre İran’ın nükleer silah edinmesinden en az kaygı duyanlar Türkler. Türklerin sadece yüzde 38’i bu konuda kaygı duyduğunu bildirdi. Uluslararası güçlerin Libya’da müdahalesine verilen destek oranları da şöyle: ABD yüzde 59; AB yüzde 48; Türkiye yüzde 23. Avrupa Birliği ve Türkler: Olumlu Bir Eğilim Var Amerikan Alman Marshall Fonu tarafından yapılan 2011 Transatlantik Eğilimler araştırmasında Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliğinin iyi bir şey olduğunu düşünenlerin oranında artış olduğu görüldü. 10 puanlık bir artışla bu oran bu yıl yüzde 48 olarak belirlendi. Artışa rağmen, 2004 yılında Avrupa Birliği üyeliğini destekleyenlerin oranı yüzde 73’tü. Avrupa Birliği ülkelerinde toplumun yarısı Türkiye’nin üyeliğinin ekonomik açıdan olumlu bir gelişme olacağı görüşüne karşı çıktı. Ancak Avrupa Birliği ülkeleri arasında Türkiye hakkında olumlu görüşlerin arttığı belirlendi. Araştırmaya göre Türkiye hakkında olumlu görüş bildirenlerin oranı Fransızlar arasında 12 puan artarak yüzde 53’e; Hollandalılar arasında 10 puan artarak yüzde 60’a; Portekizliler arasında 11 puan artarak yüzde 52’ye; Polonyalılar arasında 10 puan artarak yüzde 49’a ulaştı. Türkler hakkında olumlu görüş bildiren Almanlarla İtalyanların oranı da yüzde 8 arttı. 14 Eylül 2011 |
||||||||
|
ABD’ye Göç Eden İlk Türkler |
||||||||
Amerika’ya gelen ilk Türkler: Bu ülkedeki Türk toplumu son 10 yılda hem sayıca arttı hem de daha organize olmaya başladı. Amerika’daki Türkler artık seslerini her ortamda duyurabiliyor. Yine de Ermeni, Yunan ve Yahudi lobilerini örnek aldığımızda siyasi yapılanmamız yeni başladı. Peki Amerika’ya Türkler ilk kez ne zaman geldi? Düşündümk ki, çok uzun bir tarihe sahip olan Amerikalı Türklerin bu kıtaya göç edişine ışık tutarsak, Amerika’daki kültürel ve siyasi varlığımızı daha iyi anlamış oluruz. İsterseniz öncelikle genel tarihi bilgilere bir göz atalım. Ardından Amerika’ya ilk göçleri inceleyen ve bu konuda Georgetown Üniversitesi’nde konuk öğretim görevlisi olarak araştırmalar yapmış olan Dr. Şebnem Akçapar ile yaptığım söyleşiden alıntılara yer verelim. Amerika’daki Türk Toplumunun Tarihçesi Vikipedi’ye göre Türklerin Amerika kıtasındaki geçmişleri 17. yüzyıla kadar uzanıyor. Ancak oldukça detaylı olan Osmanlı Devleti arşivleri dışında bunu doğrulayan fazla bir kayıt yok. Osmanlı Devleti’nden ABD’ye en büyük göç dalgası ABD’de köleliğin yasaklanmasından sonra oldu. 20. yüzyılın başlarında Ford Motor Şirketi’nin Detroit fabrikalarında çoğu Elazığ kökenli 7 binden fazla Türk işçinin çalıştığı bilinmekte. Ancak I. Dünya Savaşı Türklerin ABD’deki varlığını olumsuz yönde etkilemiş. Çünkü bu Türklerin çoğu ülkelerine dönüp Osmanlı ordusu saflarında savaşa katılma kararı almış. Türklerin ABD’ye olan ikinci büyük göç dalgası, II. Dünya Savaşı sonrasında ABD’nin “Alien Registration Act” kanununu kabul etmesi ile başladı. Bu dönemde özellikle Türk entelektüeller daha iyi eğitim ve araştırma imkânları için ABD’ye göç etmişler. Araştırmalarıma göre, Amerika’ya göç eden bu ilk Türker’in çoğu kırsal bölgelerden gelmiş ve sanayileşmiş büyük şehirlere yerleşip vasıfsız işçi olarak çalışmış. Kazandıkları paranın büyük kısmını ise Türkiye’ye ailelerine göndermişler. 1950′den sonraki göç dalgası sırasında ise, vasıflı ve iyi eğitimli Türkler ABD’ye göç etmiş. Meslek olarak çoğunlukla doktor, mühendis veya bilim adamı olan bu göçmenler günümüzde siyasi olarak aktifleşen Türk toplumunun bel kemiğini oluşturuyor.
New York'ta Kongre'ye katılan Türkler Aslında 1950 öncesi göçlerle gelen Türklerin bir anlamda asimile olduğunu söyleyebiliriz. Yine de bu konuda en doğru bilgi ve yorumları almak için konunun uzmanı Dr. Şebnem Akçapar ile yaptığımz söyleşiye göz atmak lazım. İşte Dr. Akçapar’ın Amerika’ya gelen ilk Türklerle ilgili söyledikleri: Dr. Şebnem Akçapar ile söyleşi: Özge Övün Sert : Amerika ‘da Türk toplumunun ilk oluştuğu yıllara dönecek olursak, ilk kez hangi yıllarda Türkler Amerika ‘ya gelmeye başladı ve o tarihten itibaren bu göçler nasıl bir gelişim izledi? Şebnem Akçapar: ABD ‘ye yönelik ilk göçler Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1820'ler de başlıyor. Ancak, 1904-1914 arasında zirveye ulaşıyor. O zamanlar, Osmanlı İmparatorluğu ‘ndan ABD ‘ye girenleri yetkililer Avrupa Türkiye ‘si ve Asya Türkiye ‘sinden gelenler diye ikiye ayırmış. 1900-1920 yılları arasında 150,000′den fazla kişi Asya ‘daki Türkiye ‘den ABD ‘ye yasal yollarla girmiş. Aynı yıllarda, Osmanlı ‘dan giriş yapanların sayısı 285.000′e yakın. Ancak, bu ilk gelenlerin önemli bir kısmı gayri-Müslüman azınlık. Tahminlere göre, ilk gelenlerin yüzde 10′u Müslüman Türkler . Hatta, Amerika ‘nın göç yoluyla İslam ‘la tanışmasını bazı tarihçiler Osmanlı ‘dan gelen göçlere bağlıyor. Bunların bir kısmı, ekonomik nedenlerle, bir kısmı da özellikle Balkan Savaşları sırasında asker kaçağı olarak geliyor. Bu göçlerin birkaç ilginç yanı var: Tıpkı 1960′ların başında Almanya ‘ya giden ilk göçmenler gibi ABD ‘ye giden Müslüman Türkler ‘in hemen hepsinin eğitimsiz ya da az eğitimli, kırsal kesimden bekar erkek olması. Bunlar yatakhanelere dönüştürülmüş evlerde kalıyorlar. Aynı odada onlarca kişi uyuyor, bazen yataklar bile dönüşümlü olarak kullanılıyor. Özellikle de doğu kıyısında New England , New York , Detroit , Chicago gibi yerlerde, araba, demir, deri fabrikalarında çalışıyorlar, en zor işleri yapıyorlar. Kendi aralarında gruplaşıyorlar, kahvehanelerde bir araya geliyorlar. Bir başka ilginç yan da, ABD ‘ye yönelik diğer göç hareketlerinin aksine bu ilk gelenlerin büyük çoğunluğunun Türkiye Cumhuriyeti kurulunca geri dönmüş olması. Hatta Atatürk ‘ün ABD ‘deki erkek göçmenleri getirtmek için Gülcemal gemisini gönderdiği söyleniyor. Daha sonraki göçler, çok sonra 1950′ler de başlıyor, özellikle de 1965′deki liberal göç akdinden sonra ivme kazanıyor. Bu ikinci göç hareketi ilkinden pek çok açıdan farklı. Birincisi, bu sefer profesyonel ve eğitimli bir grup geliyor. Bunların arasında, doktorlar ve mühendisler ilk sırada. İkincisi sadece bekar erkek değil, kadınlar da hem aile olarak hem de eğitimli bireyler olarak Amerika ‘ya geliyorlar. 1980′ler den itibarense Türkiye ‘den Amerika ‘ya yönelik göçler çeşitlilik göstermeye başlıyor. Hem artan sayıda öğrenci geliyor, hem profesyonel kesim gelmeye devam ediyor, hem de gemiden kaçanlar da dahil olmak üzere daha az vasıflı bir göç dalgasını da beraberinde taşıyor. Bugün New Jersey ‘de Paterson ‘a gittiğinizde neredeyse Berlin Kreuzberg benzeri bir manzara ile karşılaşıyorsunuz. Türk fırıncıları, Türk kasapları, Türk bakkalları, videocuları ana cadde boyunca Türkçe ve İngilizce panolarıyla karşınıza çıkıyorlar. Bir an nerede olduğunuzu şaşırıyorsunuz.
Chicago Fuarı'nda Osmalı Pavyonu ÖÖS : Amerika ‘da yaşayan Türk toplumunun diğer etnik azınlık gruplardan farklı bir yapıya sahip olduğunu da görüyoruz. Biraz bunu açmanızı istiyorum; nereden geliyor bu yapısal farklılık? Örneğin bu ülkeye Birinci Dünya Savaşı ‘ndan sonra gelmeye başlayan Ermeniler günümüzde siyasi arenada oldukça söz sahibi. Neden Amerika ‘da yaşayan Türklerin hala böyle bir yaptırım gücü yok. ŞA: Öncelikle yapısal farklılık, siyasi odaklanma ve sayılardan kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Bugün bir Ermeni lobisi ya da Yunan lobisi güçlü ise hem organize olmalarından hem de sayılarının Türk’lere nazaran çok fazla olmasından kaynaklanıyor. Tabii ne zaman göç edildiği ve ne kadar yerleşik bir toplum olduğu da çok önemli. Ancak, şimdilerde diaspora kavramı biraz daha geniş ele alınmaya başlandı. Yani önceleri sadece geri dönecek vatanı olmayan, dışlanmış, daha çok zorla göç etmiş etnik ve dini grupları kapsıyordu. Bir ulus-devlet kurulmasından önce göç edenler kendi etnik ve dini gruplarını kuruyor, grup içi dinamiklerini harekete geçiriyordu. Şimdilerde küreselleşme ve ulus ötesi kavramıyla birlikte diaspora kavramını da yeniden gözden geçirmek gerekir. Fakat yine de, grup içi bütünlük, farklılıklar olsa da ortak paydayı yakalamak ve siyasi bir amaç olması gerekir. Birlikten güç doğar sözünü bazen unutmuş gibi görünseler de, Amerikalı Türkler de sayıları arttıkça ve zamanla siyasi bir zemin yarattıkça belli bir yaptırım gücüne kavuşacaklar. Bildiğim kadarıyla, yapılan girişimler ve lobicilik hareketleriyle Kongre ‘deki Türkiye Dostluk Grubu ‘na üye siyasetçilerin sayısı giderek artıyor. ÖÖS : Bugün Türkler Amerika ‘nın farklı yerlerinde dernekler kuruyor, Türk kültürünü tanıtıcı faaliyetlerde bulunuyor. Sizce Amerikan toplumunda gerçek yerini almış, bilinçli, Amerika ‘da hem Türkiye ‘nin hem de Türkler ‘in çıkarlarını koruyan ancak aynı zamanda buradaki toplumun gereklerine uyan bir Türk-Amerikan toplumu oluşturulması için daha fazla ne yapılabilir?
Detroit Cemiyeti'ndeki Türkler ŞA: 1909-1914 yılları arasında Türkler 25 dernek kuruyor, Hem şehri , Sedai Vatan , Birlik gibi dergiler çıkarıyor. 1930′larda Türk yetimler derneği kuruluyor ve Kurtuluş Savaşı ‘nda yetim kalmışlar için yüklü miktarda para toplayıp Türkiye ‘ye gönderiyorlar. Türkiye ‘den gelen Museviler 1940′larda bir dernek kuruyor ve bu dönemde yaşanan büyük bir deprem sonrası, Türkiye ‘ye para gönderiyorlar. 1970′lerin sonlarında, Amerika ‘da neredeyse 100′e yakın Türk derneği var. Ancak bunlar pek aktif çalışmıyorlar. Dernekleşme konusunda esas hareket, New York ‘ta federasyonun ve Washington ‘da özellikle Ermeni ve Yunan lobisine karşı Amerikalılara Türkiye ‘nin görüşlerini anlatmak ve kültürel dernekleri aynı çatı altında toplamak için ATAA ‘nın kurulması ile geliyor. Bunun yanı sıra, çok sayıda profesyonel dernek de var. TASSA , TAPA , ATAS gibi. Hatta Maryland eyaletinde kurulması planlanan ve cami, halkevi , anaokulundan oluşacak bir kültür merkezi projesi de var. Çıkarlarımızı koruyup sesimizi duyurmak için, herkes egosunu bir kenara bırakmalı. Şu an çoğu gönüllülük bazında süregelen dernekçilik işine daha profesyonel anlamda yaklaşmalı. Amerika bir sivil toplum cenneti . Siyasi hayatta daha fazla aktif rol almalı. Gecen yıllarda ikinci nesil Öz Bengür , Kongre ‘ye adaydı. Bu yıl yine ikinci nesilden Rıfat Sivisoğlu Chicago ‘da yerel seçimlere oynuyor. ÖÖS : Siz ayrıca beyin göçü konusunda da çalışmalar yapıyorsunuz. Beyin göçü kavramını biraz açabilir misiniz? Nedir tam olarak “beyin göçü” ve Türkiye ‘den Amerika ‘ya böyle bir “beyin göçü” söz konusu mu? ŞA: Bir ülkenin beyin göçünden etkilenmesi için birkaç şart gerekiyor: 1) Çok eğitimli insan kaybı. 2) Kötu ekonomik ve siyasi koşullar. 3) Vasıflı göçün tek yönlü olması. Ben artık Türkiye ‘den Amerika ‘ya yüksek vasıflı insan göçü var, ancak beyin göçü yok diye düşünüyorum. 1970′lerde bir mühendis ve ya doktor burada staj yapıp Türkiye ‘ye döndüğünde ya hak ettiği işi bulamadığı, ya siyasi ve ekonomik durumdan ya da her ikisi nedeniyle yine Amerika ‘da soluğu alırdı. Bu Türkiye ‘nin kaybı oldu o yıllarda. Ama şimdi küreselleşmenin etkisiyle bu kayıp oldukça azaldı. Birçok vasıflı ve yetişmiş insan Türkiye ‘ye geri dönüyor. Özellikle de İstanbul ‘daki özel sektör ve özel üniversiteler bunun güzel bir örneği. Burada yaşayan bir Türk bilim adamı, birkaç ayını Türkiye ‘deki bir kuruluşta geçiriyor. Böylece, beyin alışverişi gerçekleşiyor. Bu beyin göçü değil, olsa olsa beyin gücü olabilir. Ancak Türkiye ‘de özel sektör, devlet ve üniversiteler birlikte çalışıp atılım yapmalı ve beyin kazanımı konusunda çalışmalı.
Detroit Türk Esnaf ÖÖS : Son yıllarda özellikle de Amerika ‘daki başkanlık yarışı yaklaştıkça Amerikalı Türklerin kimliklerine sahip çıkma, yaşadıkları ülkedeki siyasi olaylara kayıtsız kalmama gibi bir takım refleksleri oluştu. Bunu aynı zamanda Almanya ‘da da görüyoruz. Acaba yavaş yavaş yurtdışında yaşayan Türk toplumu bu ülkelerin dinamiklerine adapte oluyor diyebilir miyiz ya da bunu bir asimilasyon olarak mı görmek lazım? ŞA: Adapte ve entegre oluyorlar. Asimile olan da var mutlaka. Ama Amerika uluslararası göçe ve entegrasyona bakış açısından Avrupa ‘dan ve özellikle Almanya ‘dan çok farklı bir ülke. Amerika hala kendisini bir göç toplumu olarak tanımlıyor. Almanya 2000 yılında bunu kabul etti ama toplum bazında kültürel entegrasyon tam olarak gerçekleşti diyemeyiz . Tabii bunda entegrasyon kavramının iki yönlü olması gereği de yatıyor. Yani “ben tamam entegre olacağım” deseniz de bakalım içinde yaşadığınız toplum sizi kabul ediyor mu? Burada yasal bir şekilde kalıyor, para kazanıyorsanız, verginizi ödüyorsanız, zaten entegre olmuşsunuz demektir. ABD ‘deki Türkler Almanya ‘daki Türk’lere nazaran zaten oldukça avantajlı. Zira ne kadar şu an daha karışık bir toplum var ise de, en iyiler, en eğitimliler, zaten İngilizce ‘yi bilenler buraya gelmiş. Birkaç uç örnek dışında, gettolaşma yok, ikinci nesil çocuklar ebeveynlerinden daha iyi konuma gelebiliyor. Amerikan toplumu ayrıca daha heterojen bir toplum, göçmenler, özellikle de vasıflı göçmenler toplumda kolaylıkla kabul ediliyor. Çocuklar okula gitmeye başlayınca, Türk mirasını unutmadan kendilerini zaten Amerikalı görmeye başlıyorlar. Özge Övün Sert-26 Ağustos 2011 |
||||||||