|
|
Son Güncelleme:10/05/12 |
|||
| Dünya Kurum Haber ve Genel Bilgileri | Aktüel Haber, Video, Resim ve Özel Dosyalar |
|
Enerji, Maden Haber ve Analizleri |
||||
|
Güneş Enerjili Tekne ile Dünya Turu |
||||||||
Solarla Dünya turunu tamamladı Solar panellerinin elektrik üretme kapasitesinin hızla artması, ulaşımda yeni seçenekleri gündeme getiriyor. İsviçreli bir grubun 584 güne yayılan deneyimi güneş enerjisinin önemini bir kez daha sergiledi. Küresel enerji devrimi Denize kıyısı olmayan İsviçre'nin PlanetSolar isimli katamaranı, güneş enerjisiyle dünya turunu tamamlayan ilk gemi oldu. 5 kişilik mürettebatın bulunduğu PlanetSolar isimli katamaran, Fransa'nın güneyindeki Monako limanında coşkulu bir kalabalık tarafından karşılandı. PlanetSolar, 2010 yılının eylül ayında başladığı yolculuğunu 60 bin kilometre yol kat ederek tamamladı. Projenin şefi 40 yaşındaki Raphael Domjan, denizde geçirdikleri anları, Samanyolu'nda dolaşan bir uzay gemisinin yolculuğuna benzetti. Domjan, "Başardık, bu dünya için olumlu bir mesaj, gezegenimizi ve biyo-çeşitliliği korumalıyız" dedi. Bu projeye 8 yıl önce başladığında o zamanki teknolojinin şimdiki gibi olmadığını, çok ilerleme kaydedildiğini söyleyen Domjan, yaptıkları yolculuğun güneş enerjisi endüstrisine bir ivme kazandırmasını umduğunu belirtti. Günde 300 kilometre yol alıyor Almanya'nın Kiel kentindeki tersanelerde inşa edilen 35 metre uzunluğunda ve 23 metre genişliğindeki katamaranın güneş panelleri 537 metrekare alana sahip bulunuyor. PlanetSolar Kiel'de inşa edildi Paneller iyi havalarda saatte 500 ila 600 kilowatt elektrik üretiyor ve bataryaların yüzde 100 dolmasını ve geminin 300 kilometre yol katetmesini sağlıyor. Katamaranda motordan bilgisayarlara, sıcak suya kadar her şey güneş enerjisinden elde ediliyor. 8 Mayıs 2012
|
||||||||
|
AB'nin Enerji Temini Açısından Türkiye'ye İhtiyacı Azalıyor mu? |
||||||||
Avrupa Birliği, enerji güvenliğini sağlamak amacıyla Türkiye’nin bölgesel bir enerji koridoru olma hedeflerine daima destek verdi. Ancak doğal gaz sağlayıcı ülkelerin belirsizliğini koruması, Rusya’nın tekelinin devam etmesi gibi siyasi etkenler, büyük umutlarla başlatılan projelere desteğin de azalması tehlikesi doğuruyor. Bu da Avrupa Birliği’nin enerji temini açısından Türkiye’ye ihtiyacının azalabileceği kaygısına yol açıyor. Tarafların üç yıl önce görkemli bir törenle imzaladığı Nabucco doğal gaz boru hattı anlaşması, önemli bir işbirliğinin başlangıcı olarak görüldü. Avrupa son 20 yıldır artan doğal gaz ihtiyacını karşılamak ve Rusya’ya olan bağımlılığını azaltmak için, farklı kaynaklardan, farklı güzergahlardan enerji arayışlarına girdi. Bunlardan biri özellikle Türkiye üzerinden geçmesi planlanan Güney Enerji Koridoru’ydu. Mevcut projelere yönelik iyimserlik azalmadı ama zamanla alternatif arayışları genişledi. Siyasi dinamikler değişse de, Avrupa’nın enerji pazarını çeşitlendirme arayışları devam etti. Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkilerinin enerji boyutunu değerlendiren Finlandiya’daki Tampere Üniversitesi araştırmacısı Dicle Korkmaz-Temel Amerika'nın Sesi'ne şöyle konuştu: “Haritaya baktığınızda AB’nin doğal gaz ithalatı yapmadığı, Ortadoğu ve Kafkas bölgesini görüyorsunuz. Hepimiz biliyoruz ki Türkiye’nin güneyinde ve güneydoğusunda tüm dünya rezervlerinin yüzde 70’e yakını yatıyor. Tabi ki bu çok büyük bir kaynak ve AB de bu kaynaklara ulaşmak istiyor. Bu kaynaklara ulaşmak istemesi bence çok doğal ve sürdürülebilir bir amaç. Sürdürülmesi gereken de bir amaç AB perspektifinden. Bu anlamda samimi olduğunu düşünüyorum ben. Yeterli kaynak aktarıyor mu? Nabucco’nun sponsorlarından biri Avrupa Birliği. Fakat politik bazı sorunlar var. Her şey AB’ye kalmış değil. Gazın nereden geleceği, ne kadar gaz geleceği, bütün bunlar AB’nin dışında belirlenen dinamikler. Temel sorun AB’nin desteğinden ziyade, hangi gazın ne zaman, ne kadar miktarda AB’ye geleceği. Bence temel mesele bu.” Dicle Korkmaz-Temel’e göre Avrupa Birliği, Türkiye’nin geçiş yolu üzerinde olduğu Güney Enerji Koridoru’na destek verme konusunda samimi: “Türkiye’den geçebilecek iki boru hattı projesi var. Nabucco ve TANAP denilen Trans-Anatolian Gas Pipeline var. Görülen o ki TANAP, Nabucco’yla arasındaki rekabeti kazanabilir. Azerbaycan’la Türkiye’nin yaptığı anlaşmaya göre 2017 itibarıyla, 10 milyar metreküplük gaz Türkiye üzerinden Avrupa’ya gidecek. Ama Avrupa’ya ulaştıktan sonra hangi koridoru takip edecek, gaz Orta Avrupa’ya mı gidecek, güney Avrupa’ya mı gidecek, bu henüz müzakere aşamasında. Kim karar veriyor? Azerbaycan’daki Şahdeniz 2 konsorsiyumu karar veriyor ve bu konsorsiyumun toplantısı ya bu Haziran’da, ya da bir görüşe göre de 2013 Haziranı’nı bulabileceği söyleniyor. AB’nin dışında dinamikler var, gaz AB’nin değil, Türkiye’nin de değil, gaza sahip ülkeler bazı dinamikleri belirliyorlar, AB bu süreçte kendine en olası seçenekleri desteklemeye çalışıyor.”
Uzmana göre tüm bu beklentiler,
doğal gazının yüzde 40’ını Rusya’dan alan Avrupa’nın
bağımlılığını daha uzun bir süre azaltmayacak. Avrupa Birliği içinde Türkiye’nin üyeliğine yönelik değişik sesler çıkması, enerji alanındaki ilişkileri olumsuz etkileyen unsurlardan biri. Birlik, 2005 yılında enerji piyasalarını güneydoğu Avrupa ve ötesine yaymak amacıyla, üçüncü ülkelerle birlikte Avrupa Enerji Topluluğu’nu kurdu. Avrupa Birliği Türkiye’nin Enerji Topluluğu’na dahil olmasını istiyor, ama Ankara buna karşı. Dicle Korkmaz-Temel “Türkiye tam üye olmak ve o mevzuatın karar merciinde olmak istiyor. Enerji Topluluğu’nun kararları bağlayıcı hükümler, bundan dolayı da Türkiye gözlemci statüsünü korumak istiyor,” diyor. Bununla birlikte Güney Enerji Koridoru’nun kapsamı da genişliyor. Yani Türkiye bu enerji yolunun dışında da kalma tehlikesiyle karşı karşıya. Dicle Korkmaz-Temel Güney Kıbrıs'ın İsrail'le Akdeniz'de doğal gaz arama çalışmalarına dikkati çekiyor: “Yakın zamanda Kıbrıs açıklarında, İsrail’le birlikte bulunan gaz rezervleri var. Bunlar önemli miktarda görünüyor. Bu uzun vadede Türkiye’den de geçebilir, Kıbrıs sorunu çözülebilirse. Ama bir taraftan da, Akdeniz’in altına kurulacak bir boru hattından yararlanarak, Yunanistan üzerinden Avrupa’ya dağılması söz konusu olabilir. Ya da LNG olarak gidebilir. Tüm bunlar Güney Koridoru’nun bir parçası, Türkiye’den geçmese bile AB’nin bir parçası. Güney Koridoru geniş bir anlam. Türkiye’den geçebilecek boru hatlarını kapsamıyor… Bu çok ciddi bir gelişme bence. Şu an için AB sessiz kalmış durumda. Temmuz itibarıyla dengeler değişecekmiş gibi görünüyor. 1 Temmuz’da Kıbrıs AB dönem başkanlığını devralacak, bu konu sık sık gündeme gelecek ve biz Kıbrıs sorununu da epey sık duyacağız, hem AB’de, hem de Türkiye’de.” Kıbrıs sorunu, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğinin önündeki en büyük engellerden biri. Birlik, Türkiye’yle müzakerelerde enerji başlığını da açmayı reddediyor. Güney Kıbrıs’ın bu yılın ortasında Avrupa Birliği dönem başkanlığını devralmasıysa, Ankara-Brüksel ilişkilerini yalnızca siyasi olarak değil, aynı zamanda enerji işbirliği alanında da gereceğe benziyor. 8 Mayıs 2012 |
||||||||
|
Hem Elektrik, hem de sıcak su üret |
||||||||
Aynı anda hem sıcak su hem elektrik üreten güneş paneli yaptılar. Konya'da üretilen, Eskişehir'de bir firma tarafından satışa çıkarılan güneş paneli, konutun hem sıcak su hem de elektrik ihtiyacını karşılıyor. Yenilenebilir Enerji Sistemleri (YENSİS) Sorumlu Müdürü Kadir Umutlu, yaptığı açıklamada, Konya'da bir firma tarafından üretilen güneş panelini ilk defa Eskişehir'de birkaç konutta uyguladıklarını söyledi. Umutlu, ''Kontrol ünitesiyle aküde toplanan enerjinin invertör cihazlarıyla eve dağıtımı gerçekleşiyor. Sıcak su ve elektriği tek cihazla üretebilen bundan başka bir güneş paneli yok. Yaklaşık 4-5 yılda kendini amorti eden güneş panelini konutlarında kullanan kişiler artık elektrik parası ödemeyecek. Ayrıca konutun elektrik ihtiyacının karşılanmasından sonra kalan elektrik akülerde depolanarak geçen yıl çıkarılan kanunla elektrik dağıtım şirketlerine satılabiliyor'' dedi. ''Kalorifer sistemine bağlanıp ısınma amaçlı da kullanılabilir'' Kadir Umutlu, fosil yakıtların çevreyi kirlettiğinin bilimsel olarak ortaya çıkarıldığını belirterek, güneş panelinin çevreye zarar vermediğini kaydetti. Cihazın Türkiye'de sadece Eskişehir'de bazı konutlarda kullanılmaya başlandığını ifade eden Umutlu, şunları kaydetti: ''Cihazı isteğe bağlı olarak konutlarda uyguluyoruz. Standart bir konut için ortalama maliyet 12 bin lirayı buluyor. Ancak sistemin 25 yıl garantisi vardır. Bu çok önemlidir. Çünkü 25 yıl garantisi olan bir aletin uzun yıllar hizmet vereceği anlamına geliyor. Cihazı monte ettiğimiz evleri takip ediyoruz. Sonuçlar bizim için mutluluk verici. Bu cihaz kalorifer sistemine bağlanıp ısınma amaçlı da kullanılabilir. Özellikle ilkbahar ve sonbahar mevsimlerindeki serin günlerde ısınma bedavaya getirilebilir. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan onaylı cihazımız için şu an çok sayıda talep alıyoruz. Bu taleplere yetişmekte zorlanıyoruz.'' Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Mühendislik Mimarlık Fakültesi Termodinamik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Erbay da insanların geleceği düşünerek temiz enerji kaynaklarına yönelmesi gerektiğini kaydetti. Türkiye'nin güneş enerjisi bakımından stratejik öneme sahip olduğunu söyleyen Prof. Dr. Erbay, ''Sıcak su ve elektrik ihtiyacına cevap verebilen güneş panelini üretiyor ve kullanabiliyor olmamız Türkiye ve dünyanın geleceği açısından çok önemli. Güneş zaten bize enerjiyi gönderiyor. Dolayısıyla bu enerjiden faydalanmak gerekir. Güneş panellerini daha da geliştirip bu enerjiden yararlanmalıyız'' diye konuştu. 3 Mayıs 2012 |
||||||||
|
Sıfır Enerji Binalar |
||||||||
2035 yılına kadar 1.3 trilyon dolarlık bir pazara ulaşması beklenen sıfır enerji binalar sektöründe Rusya pazarının da hareketlenmesi bekleniyor. Uzmanlar Sovyet döneminden bu yana Rusya’daki binaların enerji verimliliği açısından yetersiz olduğuna dikkat çekiyorlar. Rusya'da önümüzdeki dönemde enerji verimliliği konusunun da önem kazanacağı tahmin ediliyor. Rusya’daki sürdürülebilirlik dönüşümünü büyük ölçüde İsveçli ve Finlandiyalı şirketlerin üstlenmesi bekleniyor. Ülkenin ilk yeşil binası eskiye oranla yüzde 36 oranında daha az su ve yüzde 46 oranında daha az enerji harcıyor. 30 Nisan 2012 |
||||||||
|
Solar Mutfak |
||||||||
Geleceğin Enerjisi Güneş Solar enerjiye yapılan yatırımlar artarken yeni kullanım alanlarıyla ilgili projelerin sayısı da çoğalıyor En büyük enerji kaynağımız güneş; ancak Amerika gibi birçok sanayileşmiş ülkede petrol tüketimi hala en üst noktalarda. Amerika Enerji Bakanlığı’na göre, güneş enerjisi, Amerika’nın enerji tüketiminin sadece %1’ini karşılıyor. Solar panellere yapılan yatırımlarda son yıllarda ciddi bir artış görüldü.Solar enerji, geleceğin teknolojisi olma yolunda ilerliyor. 2011 yılında Amerikalı yatırımcı milyarder işadamı Warren Buffett, 2 milyar dolara Photovoltaic Farm Şirketi’ni satın almıştı. Google da solar enerjiye 374 Milyon dolar yatırım yapmıştı. Günlük hayatımızın her kesimine giren güneş enerjisi ile çalışan şarj aletleri ve su ısıtma sistemleri, güneş enerjisinin kullanım alanlarından sadece birkaçı. Sadece Amerika’da değil, dünyanın birçok ülkesinde solar enerjiye büyük ilgi var. 1. Sırbistan – Çilek Ağacı (Strawberry Tree) Eğer Sırbistan’da telefonunuzun şarjı azaldıysa Çilek Ağacı “Strawberry Tree” adı verilen güneş enerjisiyle çalışan istasyonlarda taşınır cihazlarınızı şarj edebilir ve wifi kullanarak internete girebilirsiniz.
Belgrad Üniversitesi’nde geliştirilen sistemin amacı günlük yaşama yenilenebilir enerji kaynakları getirmek. İlk bir ay içinde 18,695 defa kullanılan şarj aletleri, geçtiğimiz günlerde yüz binden fazla kullanılır hale geldi. Sırbistan’da şimdilik 3 tane olan Çilek Ağacı sistemi, Obrenovac, Belgrad and Novi Sad kentlerinde bulunuyor. Yaz aylarında 15 istasyon daha kurulması planlanıyor. Enerjisini tamamıyla güneşten alan istasyonlar, güneşli günlerde topladığı enerjiyi, bulutlu günlerde ve geceleri kullanılmak üzere depoluyor. Birçok cihazı aynı aynada 10 ila 15 dakika şarj etme fırsatı veren çilek ağaçları ücretsiz olarak halkın kullanımına açık. 2. Finlandiya - Restoran Lapin Kulta Solar Mutfak Restoranı (Lapin Kulta Solar Kitchen Restaurant) Finlandiyali bira şirketi Lapin Kulta’nın projesi. Sadece güneşli günlerde açık olan lokantanın Helsinki’de 1000’den fazla daimi müşterisi var. Yaz aylarında geziye çıkan solar mutfak, kent kent dolaşıp müşterilerine üç çeşit yemekli öğün sunuyor. 3. USA/İngiltere/Avusturalya – İlan Panosu
Ricoh şirketi geçtiğimiz yıl “eco-board” eko ilan panolarını Sidney, New York, ve Londra’da kurdu. Panolar sadece enerji topladıkları zaman çalışabiliyor. Enerjiyi 2 yoldan depolayan panolar, hem rüzgar hem de güneş enerjisi kullanıyor. Her bir panoda toplam 96 solar panel ve 5 tane rüzgâr türbini bulunuyor. Bir günlük güneş enerjisiyle 210 adet 60 watt’lık lamba bir saat açık kalabiliyor. Eco-board’lar bir LED panosunun 5’te 1’i, ve floresan panosunun ise 4’te 1’i kadar enerji tüketiyor. Ricoh şirketi her 5 bölgeye en az 1 eco-board kurmayı planlıyor. Şirket, 2050 yılına kadar ilan panolarının çevresel etkilerini %88 azaltmayı planlıyor. 4. Hollanda – Solar Yol 400 km bisiklet yolu olan Amsterdam, bisiklet kullanmak için dünyanın en uygun ülkelerinden biri. Araştırma şirketi TNO geliştirdiği solar panel yollarla Amsterdam’da birçok bisiklet yolunu aydınlatabilecek. Solar panellerin içinde olan kristal silikon hücrelerin üzerine koruyucu cam bir madde konulacak, böylelikle bisikletçiler kolaylıkla bu yolların üstünde gidebilecek. Yollar her bir metre kareden 50 kWh enerji üretecek. Bu enerji, trafik ışıklarından evlere kadar birçok yeri aydınlatacak. Enerjinin bir kısmı da geceleri kullanılmak üzere depolanacak. Amsterdam’daki solar yollar bu yıl sonuna kadar tamamlanacak. 30 Nisan 2012 |
||||||||
|
Türkiye çekildi, Rusya ve İtalya petrol arayacak |
||||||||
Türkiye'nin, kısa bir süre önce Karadeniz'deki sondaj arama çalışmalarını noktalamasının ardından, Rusya ve İtalya dev bir anlaşmayla bu işe soyundu. Rusya'nın petrol devi Rosneft ve İtalya'nın enerji şirketi ENI'nin 125 milyarlık imza törenine, Vladimir Putin'de katıldı. Rusya'nın petrol devi Rosneft ve İtalya'nın enerji şirketi ENI, Karadeniz’de petrol arayacak.125 milyar dolarlık ortak petrol ve doğalgaz çıkarma anlaşması Moskova'da imzalandı. İmza törenine, 7 Mayıs’ta cumhurbaşkanlığı görevini resmen devralacak olan Vladimir Putin'de katıldı. 36 MİLYAR VARİL PETROL Yatırımın 70 milyar dolarlık bölümü Barent denizinde, 55 milyar dolarlık bölümüyse Karadeniz'de yapılacak. Bölgeden yaklaşık olarak 36 milyar varil petrol çıkarılması planlanıyor. Putin'in arktika bölgesini yabancı şirketlere açması ve 500 milyar doların üzerinde yatırım beklediğini açıklamasının ardından gelen anlaşmalar, yeni dönemle ilgili ipuçları veriyor. Rus uzmanlara göre Putin'in üçüncü dönemi daha liberal, daha reformist ve daha iş endeksli olacak. Dünyanın en büyük doğalgaz üretici olan Rusya, petrol üretiminde de Suudi Arabistan'ın ardından ikinci sırada yer alıyor. 27 Nisan 2012 |
||||||||
|
Nabucco'da belirsizlik |
||||||||
Nabucco doğalgaz boru hattı projesindeki belirsizlik, Macar ortağın çekilme sinyali vermesiyle daha da arttı. AB Komisyonu'ndan ise projeye destek açıklaması geldi. Avrupa Birliği’nin (AB) doğalgazda Rusya'ya bağımlılığını azaltmayı hedefleyen Nabucco projesi tehlikede. Frankfurter Allgemeine Zeitung adlı gazetenin bugünkü baskısında AB diplomasi kaynaklarına dayanarak verdiği haberde, projenin planlanandan çok daha pahalıya mal olduğu, bu nedenle ortak şirketlerin projenin daha küçük kapasitede hayata geçirilmesinin mümkün olup olmayacağını gözden geçirdiği bildiriliyor. Haberde, alternatif olarak sadece Bulgaristan-Türkiye sınırından Avusturya’ya uzanan bir doğalgaz boru hattının üzerinde düşünüldüğü belirtiliyor. Maliyet büyüyor Başlangıçta 8 milyar Euro olarak hesaplanan maliyetinin 12-15 milyar Euro’yu bulacağı tahmin edilen Nabucco projesi kapsamında Azerbaycan, Türkmenistan ve Irak gibi ülkelerden, Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Macaristan üzerinden Avusturya’ya doğalgaz sevk edilmesi öngörülüyor. Yılda 31 milyar metreküp kapasiteli 4 bin kilometrelik Nabucco boru hattının inşasına gelecek yıl başlanması ve 2017'de gaz pompalanması hedefleniyor. Rusya'nın yılda 63 milyar metreküp doğalgaz kapasiteli Güney Akım projesini hızlandırarak 2015 yılında faaliyete geçirme planı, Nabucco'nun gerçekleşme ihtimalini azaltıyor. Macaristan belirsizliği arttırdı Bu arada Macaristan Başbakanı Victor Orban’ın, Pazartesi günü Brüksel'de yaptığı açıklamada, Nabucco'nun sorunlu olduğunu ve projenin 6 ortağından biri olan Macar enerji şirketi MOL'un konsorsiyumdan ayrılacağına inandığını söylemesi de, belirsizlikleri arttırdı. Türkiye'den BOTAŞ, Bulgaristan'dan BEH, Romanya'dan Transgaz, Avusturya'dan OMV ve Almanya'dan RWE ile birlikte Nabucco’nun ortaklarından biri olan MOL'dan yapılan açıklamada ise ayrılma iddialarına açıklık getirilmeden "Nabucco projesi üzerinde göz ardı edilmesi zor olan birçok belirsizlik mevcuttur. Projenin finansmanı ve gaz kaynağı belirsiz" denildi. Macar şirketinin bu belirsizlik yüzünden 2012 bütçesine onay vermediği bildiriliyor.
"MOL'un ortaklığı zorunluluk değil" Macaristan Nabucco'dan çekilme sinyali verince AB Komisyonu'ndan projeye destek açıklaması geldi. AB Komisyonu'nun enerjiden sorumlu üyesi Günter Oettinger'in sözcüsü Marlene Holzner, MOL tarafından kendilerine ve Nabucco konsorsiyumuna bu yönde bir bilgi verilmediğini belirterek "Şu anda çok önemli bir süreçteyiz. Azerbaycan gelecek birkaç ayda hangi boru hattı projesine gaz vereceğini belirleyecek. Nabucco bunlardan bir tanesi" dedi. AB Komisyonu'nun önceliğinin Nabucco başta olmak üzere Hazar havzasındaki doğalgaza doğrudan erişim imkanı sağlayacak Güney Koridoru projelerinin gerçekleştirilmesi olduğunu vurgulayan sözcü, Nabucco'nun ortaklık yapısında daha önce de değişiklikler olduğunu hatırlatarak MOL'un ortaklığının projenin gerçekleşmesi için bir zorunluluk olmadığına belirtti. Erdoğan'dan destek sürüyor Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da, Nabucco projesini yakından takip ediyor. Geçen hafta İstanbul’da düzenlenen Dünya Enerji Liderleri Zirvesi’ne bir mesaj gönderen Erdoğan, enerji talebinde büyük ağırlık taşıyan ülkelere, sağlıklı olarak doğalgaz ve petrol ulaştırılmasında Türkiye'nin önemli bir rolü olduğuna ve bu önemin daha da artacağına inandıklarını ifade etmiş ve bu nedenle Nabucco, Güney Koridoru gibi projeleri yakından izlediklerini ve desteklediklerini bildirmişti. 26 Nisan 2012 |
||||||||
|
20 Yıl Dayanan Ampul ABD Piyasasında |
||||||||
ABD'de 20 yıl dayanan led ampul çevre gününde piyasaya sürüldü. Enerji tasarrufu alanında önemli gelişme. Amerika Birleşik Devletleri'nde 20 yıl ömürlü tasarruflu ampul geliştirildi. Dünya Çevre Günü'nde Amerika Birleşik Devletleri'nde 20 yıl ömürlü tasarruflu bir ampul piyasaya sürüldü. Amerikan Enerji Bakanlığı'nın açtığı yarışmada ödül kazanan LED ampul düşük maliyete karşılık yüksek verimlilik sağlıyor. Yeni LED ampul klâsik 60 wattlık ampul kadar ışık verip 10 wattlık enerji harcıyor. 60 dolardan piyasaya sürülen ampulün fiyatı, üretici şirketin 10 milyon dolarlık ödülü almasının ardından 10 dolar ucuzlayacak. Başta Avrupa Birliği üyeleri olmak üzere bir çok ülke 120 yıldır kullanılan 'Edison ampulü' olarak nitelendirilen klâsik ampüllerin yerine aşamalı olarak tasarruflu lamba kullanımını zorunlu hale getiriyor. LED ampuller elektrik gücünün yüzde 25'ini ışığa dönüştürüyor ve bu sayede yüzde 80'e varan tasarruf sağlıyor. Yakın bir gelecekte aydınlatma sektörünün tamamen LED sistemlere geçmesi hedefleniyor. 23 Nisan 2012 |
||||||||
|
Petrol Sondajını Kendi Gemimiz yapacak |
||||||||
|
100 milyon Euro'ya petrol arayacak Petrol ve doğalgaz aramalarında kullanılacak yerli üretim sismik araştırma gemisi için imzalar atıldı. Koca Piri Reis gemisinin yerini alacak olan gemi Tuzla tersanelerinde yapılacak ve 100 milyon Euro'ye mal olacak. Türkiye, modern sistemlere sahip bir sismik araştırma gemisi için ilk adımı attı. Petrol ve doğalgaz aramaları önümüzdeki yıllarda yerli üretim sismik araştırma gemisiyle yapılacak. Tuzla tersnelerinde inşa edilecek olan gemi 100 milyon Euro'ye mal olacak. Geminin yapılmasına ilişkin sözleşme, MTA, Savunma Sanayii Müsteşarlığı ve yüklenici firma arasında imzalandı. Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nda gerçekleştirilen törende konuşan Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, ''Mavi vatanımızın üstü bizim, hava sahası bizim, ama altı da bizim. Sismik araştırma gemisi ile mavi vatanın altında neler var, onu göreceğiz, bileceğiz'' dedi. Bugüne kadar aramalar için dışardan hizmet alındığını ve kiralık gemiler kullanıldığını hatırlatan Yılmaz, "ilk defa bu alanda da Türkiye kendi kendine yeterli hale gelecek. Tabii ki Piri Reis'in hakkını teslim etmemiz lazım ama bu geminin şu anda iki boyutlu ve üç boyutlu sismik arama yapamayacağı bir alan yok" diye konuştu. ASELSAN ve İstanbul Teknik Üniversitesi'nin de destek verdiği proje 30 ayda tamamlanacak. |
||||||||
MTA, denizlerde petrol sondajı için gerekli sismik araştırmaları yapacak yeni Araştırma Gemisi Tedarik Projesi'nde sona yaklaştı. Önümüzdeki hafta yüklenici firma ile sözleşme imzalanmasının ardından geminin yapımına hızla başlanacak. ANKARA - Petrol başta olmak üzere enerjide yerli kaynakların gün yüzüne çıkartılması için önemli adımlar atan Türkiye, bu adımlara bir yenisini daha ekleme hazırlanıyor. Denizlerde petrol sondajı için gerekli sismik araştırmaları, bugüne kadar Maden Tetkik ve Arama (MTA) Sismik-1, Dokuz Eylül Üniversitesi'ne ait Koca Piri Reis Gemisi ve kiralanan yabancı gemilerle yapan Türkiye, son teknolojiyle donatılmış yerli yapım sismik araştırma gemisine sahip olmak için düğmeye bastı. MTA'nın sahip olacağı gemi için ihale süreci tamamlanırken, MTA adına ihale sürecini yürüten SSM'nin önümüzdeki hafta yüklenici firma ile yaklaşık 100 milyon avroluk sözleşmeyi imzalanmasının ardından geminin yapımına hızla başlanacak. Planlamalara göre, 2014'de tamamlanacak yaklaşık 86 metre uzunluğunda 22 metre genişliğindeki gemi, okyanuslarda bile üç boyutlu sismik arama yapabilecek yeterlilikte olacak. YABANCILAR BASKILARA BOYUN EĞDİ Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yetkilileri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin kendine ait derin sismik araştırmalar yapabilecek veri toplama ve enerji kaynağı kapasitesine sahip gemisi olmadığı için bu tür gemileri yurt dışından kiraladığını belirterek, yerli sismik araştırma gemisiyle birlikte bu alandaki dışa bağımlılığın ortadan kalkacağını açıkladı. TPAO'nun kiraladığı büyük boyutlu yabancı sismik araştırma gemilerinin özellikle Ege ve Akdeniz'de Türkiye ile komşu ülkeler arasındaki bazı ihtilaflı deniz alanlarında araştırma yapmaktan kaçındığını vurgulayan yetkililer, şunları kaydetti: ''Kiralanan yabancı sismik araştırma gemileri bazen komşu ülkelerin baskılarına boyun eğmek zorunda kalıyordu. 1974'de Ege'de ülkemiz adına karasularımızda sismik araştırma yapan yabancı bir gemi siyasi dış müdahalelerle bölgeden ayrılmıştı. Yine birkaç yıl önce Akdeniz'deki yetki alanlarımızda, petrol ve doğalgaz araştırmaları yapmak üzere kiralanan yabancı araştırma gemileri dış müdahalelerle çalışmalarına kısmen son vermişti. Yabancı gemilerle yapılan araştırmalarda elde edilen bilgi ve bulguların gizlilik ve stratejik özelliğe sahip olması yerli sismik araştırma gemisini ayrıca önemli kılıyor.'' ''İSTANBUL DEPREMİ'' DE ARAŞTIRILACAK Geminin adının daha belirlenmediğini, bazı isimler üzerinde yoğunlaşıldığını dile getiren yetkililer, üzerinde helikopter pistinin de bulunduğu gemiye dünyada sayılı ülkenin sahip olduğunu söyledi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yetkilileri, yeni geminin Türk deniz araştırmaları tarihinde yeni bir sayfa açacağını ve elde edeceği verilerin birçok bilimsel araştırmaya kaynak olacağını belirterek, şu bilgileri verdi: ''Araştırma gemisi üzerindeki son sistem jeofizik, hidrografik, oşinografik ekipmanla petrol ve doğalgaz araştırmalarının yanında depremsellikle ilgili çalışmalar da yürütecek. Gemi özellikle Marmara'da İstanbul ile ilgili önemli veriler elde edecek. Bunun dışında, maden yatakları, jeotermal enerji, endüstriyel hammadde kaynaklarının araştırılması, deniz kirliliği ve deniz tabanından geçen boru/kablo hatlarıyla ilgili çeşitli araştırmalarda da kullanılacak.'' SİSMİK ARAŞTIRMA SONDAJIN OLMAZSA OLMAZI Ege Denizi'nde 1974'de petrol arama çalışmalarını yürüten yabancı bandıralı bir geminin, İzmir Körfezi açıklarında uluslararası baskılar üzerine çalışmaları yarıda bırakması yerli sismik araştırma gemisine sahip olma fikrini ortaya çıkardı. Bunun üzerine, arama kurtarma ve mayın taramada kullanılan ''Hora'' gemisine Kıbrıs Barış Harekatı'ndan sonra araştırma ekipmanları monte edilmesiyle, Türkiye ''Sismik 1'' adı verilen ilk sismik araştırma gemisine sahip oldu. Yıllarca MTA bünyesinde Ege, Marmara ve Karadeniz'de yüzlerce bilimsel araştırmaya yürüten 56 metrelik MTA Sismik-1'in geçtiğimiz yıllarda İTÜ Denizcilik Fakültesine bağışlanmasının ardından, sismik araştırmalar kiralanan yabancı gemilerin yanında ''K. Piri Reis'' tarafından yürütüldü. Kıbrıs Rum yönetiminin geçtiğimiz yıl sonunda Akdeniz'de petrol ve doğalgaz arama girişimlerine tekrar başlaması üzerine ''K. Piri Reis'', TPAO tarafından KKTC açıklarında görevlendirilmişti. TPAO Genel Müdürü Mehmet Uysal, sismik araştırmaların yapacakları sondajlar için bir zorunluluk olduğunu belirterek, bazı kesimlerin ''K. Piri Reis''nin Doğu Akdeniz'deki çalışmalarının küçümsediğini ama sonuç olarak geminin kendileri için önemli verilere ulaştığını söyledi. 22 Nisan 2012 |
||||||||
|
Brüksel’de Sürdürülebilir Enerji Zirvesi |
||||||||
"Dünya, iki şeyi başarmalı; ışıklar yanmalı, her eve elektrik sağlanmalı" Yoksul ülkelerin ve bütün dünyanın sürdürülebilir enerjiye ulaşması için Brüksel’de bir zirve gerçekleştirildi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, sürdürülebilir kalkınma kapsamında Avrupa Komisyonu’nun 50 milyon Euro’luk para yardımını memnuniyetle karşıladı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon: “Dünya, enerji konusunda iki şeyi başarmalı; ışıklar yanmalı, her eve elektrik sağlanmalı. Bunu yaparken de atmosferin ısısını yükseltmemeliyiz” dedi. Zirve; herkesin modern enerji kaynaklarından yararlanması, enerji verimliliğinin artırılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının daha fazla kullanılmasını hedefleniyor. Mozambik Enerji Bakanı Alcinda Antonio de Abreu konuyu şöyle değerlendirdi: "Bu çağrı, kaynaklara sahip olan ülkeleri ve özel partnerleri daha duyarlı hale getirecek. Mozambik gibi sürdürülebilir kalkınma politikaları uygulayan ülkelerin bunu, daha çok kişiye ulaşarak, daha etkili bir şekilde yapabileceğini göz önünde bulundurmak gerekiyor.” Uzmanlar hükümetlerin yanı sıra, özel sektörün de buna katkı sağlaması gerektiğini belirtti. Zirveden çıkan öneriler Haziran ayında Brezilya’da gerçekleşecek olan Birleşmiş Milletler kalkınma konferansında açıklanacak. 16 Nisan 2012 |
||||||||
|
Yeni Fırsat mı, Büyük Risk mi? |
||||||||
|
Kutuplar ekonomik açıdan hem gelecek vaat ediyor, hem de büyük riskler taşıyor. Küresel ısınma ile birlikte buzulların erimesi, Kuzey Kutup bölgesinde yeni fırsatlar vaat ediyor. Ancak hazırlanan raporlar, iyice araştırmadan ekonomik faaliyetlere başlanılması halinde, bölgede çevre felaketi yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. Kutup bölgesinde çevreye zarar vermeden hidro karbon yataklarının işletilmesi konusu, Rusya'nın Murmansk kentinde biraraya gelen bölge ülkeleri temsilcilerince masaya yatırıldı. Toplantıda söz alan İzlanda temsilcisi, dünyanın enerjiye olan ihtiyacının her geçen gün arttığını, ileride doğabilecek açığın bir bölümünün, Kutup Bölgesi'ndeki hidrokarbon yataklarından karşılanabileceğini söyledi. Danimarka temsilcisi, bununla birlikte çevre konusunun ikinci plana atılmaması temennisini dile getirdi. Diğer ülkelerin temsilcileri de, buzulların erimesinin bölgede yeni deniz güzergahları açtığını, bölgede petrol ve doğal gaz yatakları aranabileceğini belirttiler, işbirliği içinde hareket edilmesi çağrısında bulundular. 100 Milyar Dolarlık Yatırım Çekebilir Bir İngiliz düşünce kuruluşu tarafından hazırlanan rapora göre, bölge gelecek 10 yılda 100 milyar dolarlık yatırım çekebilir. Gemicilik, madencilik, petrol ve doğal gaz sektörleri, bölgede gelecek vaat eden sektörler olarak sıralanan raporda, yatırımlar için acele edilmemesi, önce çevre risklerinin araştırılması tavsiyesinde bulunuldu. Bilimsel araştırmalara daha fazla kaynak ayrılması çağrısında bulunulan raporda, "dünyanın enerji ihtiyacı karşılanırken, sorumluluk duygusuyla hareket edilmeli, çevreye ve yörede yaşayanlara zarar verilmemeli" denildi. Bilim adamları, Kutup Bölgesinin 10 ila 40 yıl içinde yaz mevsiminde buzullardan arınacağını tahmin ediyor. Ancak aylar süren geceler, havada yaşanan ani değişmeler ve aşırı soğuk, bölgede çalışmayı güç hale getiriyor. Çevreciler, bölgede petrol platformlarında kaza yaşanması ihtimalinin, diğer yerlerden daha fazla olduğunu belirtiyor. Uluslararası petrol şirketleri, bölgede petrol sondajlarına yıl içinde başlayacaklarını belirtiyor. 14 Nisan 2012 |
||||||||
|
İran'dan Ucuz Petrol |
||||||||
Batı'nın yaptırımlarının ardından İran,ucuz fiyatla müşteri arıyor. Nükleer programı nedeniyle Batı'nın ağır yaptırımlarına maruz kalan İran, yüzünü Asya pazarına çevirdi. Tahran yönetimi, yeni müşteriler cezbetmek amacıyla petrolü piyasa değerinin altında satmayı planlıyor. Dünya basınında yer alan sektör kaynaklarına dayandırılan haberlere göre İran, aralarında Hindistan'ın da bulunduğu Asya ülkelerine, petrol alımları karşılığında 180 güne kadar faizsiz kredi açmaya hazırlanıyor. Körfez'deki sektör yetkilileri, bu kredi koşullarının, uygulamada petrol fiyatının her ay için varil başına 1,2 ila 1,5 dolar arasında bir indirim anlamına geldiğini belirtti. Dünya petrol rezervlerinin yüzde yaklaşık 15'ine sahip olan İran, toplam ham petrol ihracatında yüzde 18'lik pay alan AB ülkelerinin yerini başka ülkelerin alacağını belirtmişti. Birçok ülke, İran'dan petrol alımlarında önemli kesintilere gitmişti. 12 Nisan 2012 |
||||||||
|
ABD temiz enerjiye yatırımda yine lider |
||||||||
|
Amerika Birleşik Devletleri, 2011'de temiz enerjiye en fazla yatırım yapan ülke oldu. Pew Charitable Trusts adlı kuruluşun yayımladığı rapora göre ABD geçen yıl bu sektöre 48 milyar dolar yatırım yaptı. 2010'da bu miktar 34 milyar dolardı. Geçen yılın birincisi Çin ise, yatırımlarını bir önceki yıla göre yarım milyar dolar artırdı ve ikinciliğe düştü. Türkiye, dünyanın en büyük ekonomilerini bir araya getiren G20 grubu içinde temiz enerji sektörüne yaptığı 284 milyon dolarlık yatırımla 16'ıncı sırada.
Türkiye'nin yatırımı G20'nin binde 1'i Türkiye'nin yatırımları G20 ülkelerinin yaptığı yatırımın binde 1'ini temsil ediyor. Küresel çapta temiz enerji teknolojilerine yatırım 2010'dakine kıyasla yüzde 6,5 oranında artarak 263 milyar dolar oldu. Bunun şimdiye kadar ulaşılan en büyük miktar olduğu belirtiliyor. "Who is Winning the Clean Energy Race" (Temiz Enerji Yarışını Kim Kazanıyor) başlıklı rapora göre, bu yatırımların yüzde 95'i G20 ülkelerinde yapıldı. Liste, nükleer enerji yatırımlarını kapsamıyor. Bloomberg New Energy Finance tarafından derlenen verilere göre, listenin üçüncü sırasında Almanya yer alıyor. Nükleer enerji Raporda, 2011'de dünyanın temiz enerji üretme kapasitesine 83,5 gigavat (milyar vat) daha eklendi. Bunun 30 gigavat'ı güneş, 43 gigavat'ı da rüzgar enerjisi. Pew Temiz Enerji Programı sorumlusu Phyllis Cuttino, "Sektör, küresel ekonominin büyüme hızını geride bırakan bir şekilde büyüyor. Geçen yıl bu alana yapılan yatırımların toplamı 1 trilyon dolara ulaştı. Temiz enerji üretim kapasitesi 565 gigavata çıktı. Bu, küresel nükleer enerji üretim kapasitesinin yüzde 47 daha fazlasını karşılık geliyor." dedi. 12 Nisan 2012 |
||||||||
|
İkinci Nükleer Santralı yolda |
||||||||
Nükleer karar! Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız nükleer santral projesi ile ilgili açıklama yaptı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, ''İkinci nükleer santral ihalesine iki ay içerisinde karar vereceğiz'' dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın resmi temaslarda bulunmak amacıyla Çin'e yaptığı ziyarete eşlik eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, basın mensuplarıyla yaptığı sohbette Türkiye'de gerçekleştirilecek, ikinci nükleer santral ihalesiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. ''İkinci nükleer santral ihalesine iki ay içerisinde karar vereceğiz'' diyen Bakan Yıldız, Türkiye'de yapılacak ikinci nükleer santral konusunda Güney Kore, Japon'ya Rusya ve Çin'in ön plana çıktığını belirterek, ''İkinci nükleer santrali Çin'in yapıp yapmayacağına bu gezide karar verilecek'' diye konuştu. Bakan Yıldız, konuyla ilgili olarak Çin Enerji Bakanı ile bir görüşme yapacağını da bildirdi. Türkiye, bu konuda Başbakan Erdoğan'ın Nükleer Güvenlik zirvesi için Seul'de bulunduğu sırada Güney Koreli yetkililerle temaslar gerçekleştirilmişti 8 Nisan 2012 |
||||||||
|
"Kendi elektriğini kendin üret" |
||||||||
Enerjide "kendi elektriğini kendin üret" dönemi başladı. Yeni düzenlemeyle isteyen herkes, lisans almadan 500 kilovata kadar elektrik üretebilecek. İhtiyaç fazlası elektrik ise satılabilecek. Daha ucuza elektrik kullanmak ister misiniz? Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun 10 Mart'ta yürürlüğe giren tebliğiyle bu mümkün. Artık, gerçek ya da tüzel kişiler, şirket kurmadan yenilenebilir enerji kaynaklarıyla kendi elektriğini üretebilecek. Yrd. Doç Numan Çetin "Hedefimiz şu, yerinde üretim, yerinde tüketim. Böyle olduğu zaman hem kayıp, kaçaklarımız azalıyor, hem de yerli kaynaklarımızı kullanmış oluyoruz." dedi. Elektrik üretimi için kurulan rüzgar türbini ya da güneş paneli sistemi en fazla 10 yıl içinde kendini amorti ediyor.
5 kilovatlık bir sistem, bir evin ihtiyacını görebilecek seviyede. Bu sistemin de ortalama maliyeti 15-20 bin lira civarına mal oluyor. 150 dairelik bir sitedeki yatırımın amorti süresi ise 3 yıla kadar düşüyor. Düzenlemeden yararlanmak için bir yıllık elektrik faturasıyla, elektrik dağıtım şirketine başvurmak yeterli. Bulunduğunuz yerin koordinatlarına göre rüzgar ve güneş açısından değerlendirme yapılıyor. Tüketim değerlerinize karşılık gelen elektrik enerjisi değerini üretebilecek rüzgar tribününü belirleniyor. Uygulama, üretilen fazla elektriğin, dağıtım şirketine satışına imkan veriyor. 2 Nisan 2012 |
||||||||
|
Türkiye İran'dan Petrol İthalatını Azaltıyor |
||||||||
Daha önce tek taraflı yaptırımlara uyma zorunluluğu olmadığını savunan Türkiye’nin bu kararı, önemli bir politika değişikliği olarak görülüyor Türkiye İran’dan petrol ithalatını azaltıyor. Türkiye'nin tek rafineri şirketi olan Tüpraş, İran'dan ham petrol alımlarının yüzde 20 azaltılmasına karar verildiğini açıkladı. Enerji Bakanı Taner Yıldız da İran'dan alınan petrolün bir kısmının Libya'dan ithal edilmesi için çalışma başlatıldığını söyledi. Daha önce tek taraflı yaptırımlara uyma zorunluluğu olmadığını savunan Türkiye’nin bu kararı, önemli bir politika değişikliği olarak görülüyor. İran’dan petrol ithalatının azaltılması, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Seul’de Başkan Barack Obama’yla görüşmesi ve Tahran temaslarını izliyor. Amerikan yönetimi, nükleer programı nedeniyle uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmeyen İran’ı tutumunu değiştirmeye zorlamak için, BM Güvenlik Konseyi yaptırımlarına ek olarak tek taraflı olarak yaptırım uygulama kararı almıştı. Washington, İran’dan petrol ithalatını azaltmayan diğer ülkelerin bankaları ve mali kuruluşlarının da yaptırımlara hedef olacağını bildirmişti. Petrol ihtiyacının önemli bir kısmını İran’dan karşılayan ülkelere, ithalatı azaltmaları için 28 Haziran tarihine kadar süre tanınıyor. Aybaşında Amerikan yönetimi İran’dan petrol alınımını azalttığı için Japonya ve 10 Avrupa ülkesinin yaptırımlardan muaf tutulacağını açıkladı. Yaptırımlardan muaf tutulacak ülkeler listesinde Türkiye yer almıyordu. Türkiye petrol ithalatının yüzde 30’unu İran’dan yapıyor. İran’dan 1 milyon ton ham petrol alınımının kesileceğini söyleyen Enerji Bakanı Taner, petrol kaynaklarını çeşitlendirme ihtiyacından bu kararı aldıklarını, yaptırımlarla bir ilgisi olmadığını savundu. İran’ın petrol ithal eden ülkelerin başında Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore geliyor. Beşinci sırada olan Türkiye’nin kararının ardından gözler henüz ithalatı azaltma konusunda resmi olarak taahhüt vermeyen Çin’de. 30 Mart 2012 |
||||||||
|
Elektronik Çöpteki Madenler |
||||||||
Yılda 88 milyon dolarlık altın sondajı! Dünyada teknolojinin hızlı ilerlemesi ve yeni cep telefonlarının piyasaya çıkması nedeniyle 100 milyonu Çin'de olmak üzere dünyada 400 milyon cep telefonu her yıl ıskartaya çıkıyor. Halkın Günlüğü gazetesinin haberine göre, Çin'de 2020 yılına kadar bu rakamın 7 katına çıkabileceği tahmin ediliyor. Cep telefonlarının içinde 0,01 oranında altın, yüzde 20 ila 25 arasında bakır yüzde 40 ila 50 arasında ise geri dönüştürülmüş plastik gibi küçük parçalar halinde değerli maddeler bulunuyor. Yapılan bir araştırmaya göre 1 ton civarında ıskartaya çıkmış cep telefonundan 150 gram altın, 100 kilogram kadar bakır ve 3 kilogram kadar gümüş çıkabiliyor. Haberde, Çin genelinde ıskartaya çıkan 100 milyon cep telefonunun ağırlığının 10 bin ton yaptığı, bundan da bin 500 kilogram altın, bir milyon kilogram bakır ve 30 bin kilogram gümüş elde edilebileceği vurgulandı. 29 Mart 2012 |
||||||||
|
Adana'ya 100 milyar dolarlık krom müjdesi |
||||||||
Krom tesislerinin faaliyet gösterdiği Aladağ ilçesinde 50 bin metrelik sondajlama çalışması sonucunda yaklaşık 3 milyar dolarlık yeni krom rezervi bulundu. Bölgedeki krom zenginliğinin 100 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. ADANA - Dedeman Madencilik Aladağ İşletme Müdürü Maden Mühendisi Yunus Soysal, yaptığı açıklamada, Adana'nın Aladağ ilçesinde, yaklaşık 50 yıldır krom işletmeciliği yapıldığını belirtti. 2006 yılında metal fiyatlarının artmasıyla kroma olan talebin de katlandığını vurgulayan Soysal, artan talebin de krom fiyatını yükselttiğini kaydetti. Krom fiyatlarının artmasıyla gözlerin Aladağ'a çevrildiğini maden sektöründeki girişimcilerin bölgeye yatırımlara başladığını vurgulayan Soysal, 2006 yılına kadar ilçede 3 tesis olduğunu, 2006'dan sonra 7 tesisin daha açıldığını hatırlattı. Aladağ'ın küçük bir ilçe olmasına rağmen, zengin maden kaynaklarıyla Türkiye'nin krom ihracatının yüzde 25'ini karşılar duruma geldiğini vurgulayan Soysal, ''Dünyada artan talep sonrası kroma bakış açımız değişti. Eskiden direk doğadan alıp, tenör değeri dediğimiz yüzde 40 ve üzerini çıkarıp pazarlıyorduk. Şu an elimize aldığımızda hiç bir ekonomik değeri olmadığı gözüken cevherleri de yüksek kapasiteli tesislerde işleyip, satılabilir hale getirerek konsantre yapıyoruz'' dedi. BÖLGEDE TAHMİNEN 100 MİLYAR DOLARLIK KROM VAR Bölgede Dedeman Madencilik olarak 2006 yılında faaliyete başladıklarını ve sondaj çalışmalarına devam ettiklerini vurgulayan Soysal, şöyle konuştu: ''50 bin metrelik sondajlama çalışması sonrasında, yaklaşık 3 milyar dolarlık yeni krom rezervi bulduk. Ocaktan çıkararak işleme tabi tutulmamış 100 milyon ton tüvenandan, zenginleştirme işlemine tabi tuttuğunuzda 10 milyon ton konsantre cevheri bulduğumuzu tahmin ediyoruz. Parasal olarak da 3 milyar dolar gibi bir potansiyeli yakaladık. Talep ve fiyat bu seviyede giderse benim öngörüm bölgedeki krom zenginliği 100 milyar dolar civarında.'' Kendisinin de madencilik sektöründe 20 yıldır hizmet verdiğini, krom işletmelerinin artık ferrokrom tesisine dönüştürülmesi gerektiğini belirten Soysal, ''Şu an bölgeden 150 milyon dolarlık krom ihracatı yapılıyor. Gerekli ferrokrom tesisini kurarak ve ülkemizdeki çelik endüstrisini de buna uyarlayarak kendi kaynaklarımızı kendimiz kullanabiliriz. Ürettiğimiz ürünün ton fiyatı 300 dolar civarında. Bunu ferrekroma dönüştürdüğümüzde 3 bin ile 4 bin dolar arasında fiyatı değişiyor. Kromdan yaklaşık 10 kat daha fazla kazandırıyor'' dedi. Maden ocakları ve işletme tesislerinde yaklaşık 2 bin civarında işçi çalıştığını, nakliyeci ve servisçi gibi yan sektörlerle işçi sayısının 8 bini bulduğunu vurgulayan Soysal, bölgenin dışardan göç alan bir konuma geldiğini vurguladı. Ancak bölgedeki enerji ve altyapı sıkıntısı nedeniyle yatırımların ötelendiğini vurgulayan Soysal, şunları kaydetti: ''Öncelikle yollarımızın iyileştirilmesini ve iş makinelerine dayanıklı yollara dönüştürülmesini istiyoruz. Biz özel sektör olarak yapılacak alt yapı yatırımlarına katkıya hazırız, makine anlamında ya da parasal anlamda. Ayrıca bölgede enerji sıkıntımız var. Şu an 2 milyon ton ham madde ve 150 milyon ton konsantre işleyeceğimiz bir projemiz var. Bölgeye ikinci bir hattan enerji sağlanmasını istedik. Çevresel mevzuatlara takıldı. Yatırımlarımızı ötelemek zorunda kaldık.'' 'BU TAŞLARIN DEĞERİNİ BİLMİYORDUK' Maden tesislerinin bulunduğu Kıcak köyünde akaryakıt istasyonu işleten Ahmet Akçay, Aladağ'ın küçük bir ilçe olmasına rağmen ülke ekonomisine önemli katkılarının olduğunu belirtti. Krom işleme tesislerinin çoğunluğunun Kıcak, Büyüksofulu, Gerdibi ve Posyağbasan köylerinin etrafında yer aldığını vurgulayan Akçay, kromun değerinin son yıllarda daha da anlaşıldığını söyledi. Akçay, ''Biz bu taşların değerini bilmiyorduk. Bunları birbirimize atar, duvar örerdik. Bu taşların çok kıymetli olduğunu ve çelik sektöründe değerlendirildiğinin farkına sonradan vardık'' dedi. Bölgeye maden ocaklarının kurulmasıyla köylerinden göçün durduğunu ve önceden göçenlerin de yeniden çalışmak için köye döndüğünü vurgulayan Akçay, ''Köyümüzde 2000 yılında sadece 5 otomobil vardı. Şu an 70-80 otomobil, 30 kamyon 10 civarında TIR var. Köyümüzde madende çalışarak emekli olan 40-50 kişi var. Hepimizin refah seviyesi yükseldi'' diye konuştu. KÖYDE 2 BİN LİRAYA KİRALIK EV
150 hane olan köylerinin tesislerin açılmasıyla 350 haneye çıktığını anlatan Akçay, şöyle devam etti. ''2006 yılından sonra sektörün yükselişiyle köyümüz yakın ilçelerden göç aldı. Adana'nın bir kenar mahallesinde yıllık kiralar 2 bin lira. Köyümüzde de kiralık evler 2 bin liraya yükseldi. Çalışmak için mühendis, tekniker ve işçiler geliyor. Konut ihtiyacı doğdu. Eski yapı evler, yerini projeli evlere bıraktı.'' Akçay, bölgede tesislerin artmasıyla yolların artık ihtiyacı karşılamadığını da vurgulayarak, yol sorununun çözülmesini istediklerinin kaydetti. 28 Mart 2012 |
||||||||
|
Devler Mersin'de petrol aramaya talip |
||||||||
Mersin bölgesinde petrol aramayla 11 şirket ilgileniyor. Teklifler 15 Mayıs'tan itibaren alınacak. ANKARA - Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın (TPAO) Mersin-İskenderun bölgesinde yapmayı planladığı petrol arama çalışmaları için hazırlık süreci devam ederken, 15 Mayıs'tan itibaren şirketlerden tekliflerin alınmaya başlanması planlanıyor. Reuters'ın enerji yetkililerinden alınan bilgiye göre, Mersin-İskenderun bölgesindeki ruhsatlarda petrol arama konusunda Chevron, Total, Petrobras, Statoil, Conocophillips, OMV, RWE Perenco, Genel Enerji ve BG data roomda incelemelerini yaparken, Kuveyt Enerji Company KEC'in bu hafta sonuna kadar data rooma gelmesi bekleniyor. Bir yetkili, Mersin-İskenderun bölgesinde petrol aramayla ilgilenen şirketlerden beşinin sektördeki büyükler olduğunu belirterek, "Bölgede petrol aramayla ilgili olarak şirketlerin ilgisi son derece fazla. Daha önceki anlaşmalara benzer iyi bir anlaşma yapılabilir. TPAO, teklifleri 15 Mayıs'tan itibaren almaya başlayacak. Başarılı bir süreç olacağını düşünüyoruz" dedi. TPAO ile Hollanda-İngiliz ortaklığı enerji şirketi Shell Antalya açık deniz ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Diyarbakır sahasında petrol arama, üretim paylaşımı anlaşmasını geçen yıl Kasım ayında imzalamıştı. Yetkili, Nisan ayının ilk haftasında incelemelerde bulunması için Kuveyt Oil Company'nin yurtdışında iş yapması için kurulan Kuveyt Foreign Petroleum Exploration Co. KUFPEC’in de davet edildiğini belirterek, "Bu konuda da cevap bekleniyor" dedi. İskenderun-Mersin bölgesinde petrol aramayla ilgili olarak TPAO'nun bir şirketle anlaşması beklenirken, birden fazla ruhsat için farklı teklifler gelmesi durumunda anlaşma sağlanacak şirket sayısının artabileceği belirtiliyor. Güney Kıbrıs Rum Kesimi de halen Akdeniz'de petrol ve gaz aramaya ilişkin çalışmalarını sürdürüyor. KKTC'nin açıkladığı münhasır ekonomik alanlarla, Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin arama yapacağını açıkladığı bazı alanlar çakışıyor. Bu da Akdeniz'deki hidrokarbon aramaları nedeniyle zaman zaman politik tansiyon yükseliyor. 27 Mart 2012 |
||||||||
|
Japonya reaktörde, 54'den teke indi |
||||||||
Uzun yıllardır enerji ihtiyacının önemli bölümünü nükleer santrallerden sağlayan Japonya, bir santralını daha kapatarak nükleer enerjiden vazgeçmeye iyice yaklaştı. Geçen yılki deprem ve tsunami felaketi sırasında Fukuşima Santralı'nda yaşanan nükleer sızıntı ardından, ülkedeki nükleer santrallerin hemen hepsi güvenlik nedeniyle kapatılmıştı. TEPCO şirketine ait Kashiwazaki-Kariwa santralında da şalterlerin indirilmesi ardından, 54 nükleer reaktörü bulunan ülkede sadece tek bir reaktör faaliyetini sürdürüyor. Kuzeydeki Hokkaido Adası'nda bulunan bu reaktör de Mayıs ayında bakım için devre dışı bırakılacak. Japonya normalde 13 ayda bir, reaktörleri bakım amacıyla bir süreliğine kapatıyordu. Ancak Fukuşima'daki sızıntıdan bu yana halkın tepkileri dolayısıyla denetimler için devre dışı bırakılan hiç bir reaktör yeniden açılamadı. Bu durum 'nükleer enerji alanında bir güven buhranı' olarak yorumlanıyor. Hükümet, bir süredir santraller çevresinde yaşayanları reaktörlerin dayanıklı olduğuna ikna edebilmek için sistemler üzerinde stres testleri düzenliyor.
Ülke enerjisinin yüzde 30'unu sağlayan bir kaynağın bu şekilde denklem dışında kalması, uzun zaman sürdürülebilir bir durum değil. Açığı kapatmak için elektrik şirketleri eski, atıl santrallerini yeniden hizmete alırken, doğalgaz ve diğer fosil yakıtların ithali büyük oranda arttı. Bu da ülke üzerinde ciddi bir ek maliyet yaratıyor ve üretim girdilerine yansıyor. Japonya'nın Ocak ayında verdiği 437,3 milyar yen (5,4 milyar dolar, 9,5 milyar TL) tutarındaki rekor cari açığın en önemli nedenlerinden biri de buydu. Dahası, önümüzdeki yaz ayları sıcak geçer ve soğutma için elektriğe talep yüksek olursa, kaynakların yetmeyebileceğinden endişe ediliyor. Geçen yaz, aşırı talep yüklenmesini önlemek için bazı büyük fabrikalarda üretim gece saatlerine ve hafta sonlarına kaydırılmış, hükümet de işyerlerinden enerji tüketimini yüzde 15 azaltmalarını istemişti. 26 Mart 2012 |
||||||||
|
Geceleri çalışan güneş enerjisi santrali |
||||||||
İspanya’nın Sevilla ile Cordoba kentleri arasında kalan Andalusi’nin ovalarında kurulu Gemasolar güneş enerjisi santrali, 7/24 elektrik üretimi yapabilme özelliğiyle dünyada bir ilk. Her biri 120 metre kare büyüklüğünde 2,600 güneş panelinden oluşan enerji santrali, 480 dönüm arazi üzerinde kurulu. Santralin başteknisyeni Santago Arias, “Gemasolar, dünyanın gece ve gündüz elektrik üreten tek santrali” derken, santraldeki çalışma sistemini şöyle özetledi: “Buradaki mekanizma çok basit. Paneller, güneş ışınlarını kuleye iletiyor. Burada, ışınların Dünya’ya ulaştıkları enerji bin kat daha yoğun olarak elde ediliyor.” Enerji, 500 dereceden daha yüksek sıcaklıkta erimiş tuzla dolu depolarda saklanıyor. Tuz, elektrik üreten türbinlerin dönmesi için buharın ortaya çıkmasında kullanılıyor. Gemasolar’ı diğer güneş enerji santrallerinden farklı kılan, enerji depolama kapasitesi. Santral, gün içinde elde ettiği enerjiyi kullanarak gece boyu elektrik üretimine devam edebiliyor. Arias, “Buarada enerjiyi Güneş’e göre değil, kendi kapasitemize göre kullanabiliyoruz” dedi. YÜZDE 60 FAZLA ENERJİ Gemasolar, 7/24 elektrik üretebilme özelliği sayesinde depolama kapasitesi olmayan bir santrale kıyasla yüzde 60 daha fazla enerji üretimi yapabiliyor. Standart güneş enerjisi santralleri yılda ortalama 1,200-2,000 saat çalışabilirken, Gemasolar yılda 6,400 saat elektrik üretebiliyor. Arias, “Yılda 30 bin haneye yetecek elektrik üretebiliyoruz. Bu, 30 bin ton karbondioksitin atmosfere salınmasını önlediğimiz anlamına geliyor” ifadesini kullandı. İspanya, yenilebilir enerji alanında özellikle devlet yatırımlarıyla büyük atılım sağladı. Avrupa’nın rüzgar enerjisinden en çok enerji üreten ülkesi olan İspanya, güneş enerjisinde Almanya’nın ardından ikinci sırada yer alıyor. Gemasolar’ın bugüne gelmesinde, yabancı yatırımların da etkisi büyük. Enerji santrali, İspanya’nın Sener şirketiyle Abu Dabi merkezli Masdar şirketinin ortak girişimi. Arias, Gemasolar’ın 200 milyon euroyu (260 milyon dolar) aşan bir yatırım gerektirdiğine dikkat çekerek, “Bu tür enerji santralleri hem gereken ham madde, hem de büyük yatırım ihtiyacı nedeniyle çok maliyetli” dedi. GETİRİSİ ÇOK YÜKSEK
Gemasolar, yatırım için harcanan parayı 18 yıl içinde bankalara ödeyecek. Arias, artan petrol fiyatlarıyla, ileriki yıllarda enerji santralinin "para basmaya başlayacağını” öne sürdü. Avrupa’yı etkisi altına alan ekonomik krizin gölgesi altında olan İspanya için, yenilebilir enerji aynı zamanda çok büyük bir tasarruf olanağı sağlıyor. Euro bölgesinin güçlü ekonomilerinden kabul edilen İspanya, ekonomik krizde aldığı yaraları yenilenebilir enerjinin de yardımıyla sarmaya çalışıyor. Krizde işsizlik oranı yüzde 31.23’e çıkan Andalusia, bu alanda İspanya rekoru kırdı. Arias, 25 Mart’ta yerel seçimler olduğunu belirterek, “Üç yenilenebilir enerji projesi kriz nedeniyle ertelendi. Gelecekte bu sıkıntıları aşıp projeleri hayata geçirmek istiyoruz” dedi. 20 Mart 2012 |
||||||||
|
Venezüella'dan Ucuz Petrol Geliyor |
||||||||
Konut karşılığı petrol ticareti anlaşmasında son noktaya gelindiği bildirildi. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın (TPAO) uluslararası yatırım şirketi Turkish Petroleum International Co. Ltd. (TPIC) , Venezüella'dan ucuz petrol ithal etmeye hazırlanıyor. Venezüella'da inşaat karşılığı petrol ürünleri ticareti projesiyle ilgili bilgi veren Mithat Cansız, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı koordinasyonunda konuyla ilgili yaklaşık bir yıldır görüşmelerin yapıldığını dile getirdi. Üst makamların da projeye önemli derecede destek verdiğini kaydeden Cansız, "Kontrata bağlama noktasında ciddi bir aşama kat edildi. Önümüzdeki birkaç hafta içinde imzaların atılacağını düşünüyorum" dedi. TÜRK FİRMALARI YAPACAK Hükümetler arası anlaşma yapılırsa, ön finansman yöntemiyle beş yıl içinde yıllık 1 milyar dolarlık petrol ürünü karşılığı konut ve diğer altyapı projelerinin Türk firmaları tarafından yapılacağını anlatan Cansız, "Aslında oradan ham petrolü alıp Türkiye'ye getirmeyeceğiz. Dizel, benzin, uçak yakıtı, LPG, fuel oil gibi ürünlerin pazarlanması TPIC kanalıyla yapılacak. Buradan elde edilen gelir bir hesapta tutulacak ve bu gelirle konutların finansmanı söz konusu olacak" diye konuştu. GELECEK VAAT EDİYOR Konut karşılığı petrol ürünleri için iyi model oluşturabilirse başta Afrika olmak üzere yeni pazarlarda da uygulanabileceğini söyleyen Mithat Cansız, Venezüella'nın 320 milyar varil seviyelerinde rezervi bulunan büyük bir petrol ülkesi olduğuna dikkat çekti. Cansız, ülkenin Türk petrol şirketleri için gelecek vaat ettiğini vurguladı. 19 Mart 2012 |
||||||||
|
Hürmüz Boğazı'nın alternatifi Ceyhan olacak |
||||||||
Petrol ihracatının yüzde 80’ini Hürmüz Boğazı’ndan yapan Irak, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma ihtimaline karşı Basra'dan Ceyhan'a petrol sevk edecek. Irak, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan ham petrol geçişini durdurması ihtimaline karşı, kuzeydeki petrol sahalarının kapasitesini artırmak ve güneyde Basra bölgesindeki alanlardan gelen üretimi de Ceyhan'daki terminale sevk etmek için hazırlanan planı onayladı. İHRACATIN YÜZDE 80'İ HÜRMÜZ BOĞAZI'NDAN İran'ın Hürmüz Boğazını kapatması, Irak'ın ihracatının yüzde 80'inin yolunu kesecek. İran, Batılı ülkeler İran petrolüne ambargo koyarak kendi enerji sektörüne zarar verirlerse, Hürmüz Boğazı'nı kapatarak dünyanın deniz yoluyla taşınan ihraç petrolünün üçte birinin engelleyeceği tehdidinde bulunuyor. Irak'ın bu olasılığa karşı hazırladığı plan, hükümetin enerji ve ekonomik komitesi tarafından belirlendi. Hükümet sözcüsü Ali el Dabbah dün yaptığı açıklamada, "Kısa ve orta vadeli planlar ham petrol üretiminin artırılması ve ihracat kapasitesinin, Ceyhan limanı yoluyla yükseltilmesini öngörüyor. Aynı zamanda ham petrol sevkiyatı yapan kamyonların sayısı da artırılacak" dedi. "Petrol bakanlığı kuzey stratejik boru hattının inşaatının tamamlanması ve Basra petrolünü de Ceyhan limanından ihraç edebilmek için bu hattın da Kerkük-Ceyhan hattına bağlanması için çalışmaların hızlandırılmasını önerdi." Dabbah, hükümetin bu planı petrol bakanlığının önerisi üzerine kısa vadeli bir önlem olarak benimsediğini, ancak İran ve ABD'yi de Hürmüz Boğazı'nın kapatılmaması konusunda ikna etmeye çaba gösterdiklerini söyledi. BORU HATTI 2013'TE BİTECEK Bakanlık sözcüsü Asım Cihad'ın verdiği bilgiye göre Irak, güneyde Basra bölgesindeki petrol sahalarında üretilen ham petrolden günde 1 milyon varillik miktarı batıda bulunan Haditha'daki bir ana pompalama istasyonuna ulaştıracak 680 kilometrelik hattın yapımını sürdürüyor. Sözcü, "Boru hattının 200 kilometresini tamamladık, kalanın tümü 2013'te bitecek. Böylece Basra petrolünü Ceyhan limanı yönü de dahil olmak üzere değişik istikametlere sevk etme esnekliğine sahip olacağız" dedi. Hazırlık planları kapsamında yer alan Irak'ın uzun vadeli bir projesi de, güneyden gelen üretimini Akdeniz'deki Banias limanına taşımak amacıyla Irak-Suriye boru hattını canlandırmak. 19 Mart 2012 |
||||||||
|
Nabucco doğalgaz boru hattı küçülüyor |
||||||||
Hazar bölgesinden Avrupa'ya doğalgaz taşıması öngörülen Nabucco doğalgaz boru hattı küçülüyor. 'Nabucco Batı' adı verilen yeni projede hattın, Türkiye-Bulgaristan sınırından Avusturya'ya uzanması planlanıyor. Hazar bölgesinden Avrupa'ya doğalgaz taşıması öngörülen Nabucco projesi küçülüyor. İngiliz Financial Times gazetesine göre 3 bin 900 kilometre uzunluğundaki Nabucco projesi yerini, "Nabucco Batı" adı verilen yeni projeye bırakacak. Küçültülmüş projede boru hattı uzunluğu orijinal planın yarısı kadar olacak. Taşınması öngörülen gazın da çok daha az olacağı belirtiliyor. Yeni projede hattın, Türkiye-Bulgaristan sınırından Avusturya'ya uzanmasının planlandığı kaydediliyor. YENİ PROJE BEĞENİLDİ Eski plana göre 31 milyar metreküp doğalgaz taşıması planlanan hattın, Gürcistan'dan Avusturya'ya kadar uzanması öngörülüyordu. Böylelikle, orijinal Nabucco projesiyle, Avrupa Birliği'nin Rus gazına bağımlılığına alternatif yaratılması amaçlanıyordu. Ancak, 8 milyar Euro'ya mal olması beklenen hat için, bu harcamayı meşru kılacak düzeyde doğalgaz bulunmasının zor olacağına dikkat çekiliyordu. Yeni planın, Nabucco projesini destekleyen konsorsiyumun üyelerine sunulduğu ve beğenildiği belirtildi. 16 Mart 2012 |
||||||||
|
OPEC petrol üretimini artırarak, fiyatları dengeleyecek |
||||||||
OPEC petrol üretimini artırarak, fiyatları dengeleyecek. Orta Doğu'daki yüksek tansiyon, petrol fiyatlarını da vurdu. Batılı güçlerin, dünyanın en büyük ikinci rezervlerine sahip İran'a uyguladığı petrol ambargosu, piyasadaki fiyatları alt üst etti. Yükselen fiyatlar, petrol ithal eden ülkelerin ekonomisini olumsuz etkiledi. Türkiye, petrol fiyatlarının 100 dolar olduğu 2011 yılında yaklaşık 54 milyar dolarlık ithalat yaptı. Bu yıl ise fiyatların 125 doların altına düşmemesi halinde Türkiye'nin, enerji faturası 65 milyar doları bulacak. Yani petrol fiyatlarındaki artışın Türkiye'ye bir yıllık maliyeti 10 milyar dolar olacak. Tırmanan petrol fiyatlarını kontrol altına almak isteyen tüketici ülkeler, OPEC'e üye ülkelerle bir araya geldi. Kuveyt'in evsahipliği yaptığı Uluslararası Enerji Forumu'da bir araya gelen ülkeler çözümü petrol üretiminin artırılmasında buldu. Amerikan yönetiminin, dünyanın en büyük ihracatçısı Suudi Arabistan'a üretimi artırın önerisine Suudi yönetimi olumlu cevap verdi. Suudi Arabistan'ı, İran ve Irak'ın dışında yer alan diğer Körfez ülkelerinin de takip etmesi bekleniyor. 15 Mart 2012 |
||||||||
|
Körfezin Fiyatı: 65 trilyon dolar |
||||||||
Körfez İşbirliği Konseyi'ni (KİK) oluşturan altı ülkenin petrol ve gaz rezervlerinin 65 trilyon dolar düzeyinde olduğu belirlendi. Gulf Times internet sitesinde yer alan habere göre bu rakam, 200 trilyon dolar düzeyinde tahmin edilen dünyanın toplam petrol ve doğalgaz rezevlerinin yaklaşık üçte ikisini oluşturuyor. Katar merkezli QNB Capital tarafından hazırlanan rapora göre, Körfez bölgesindeki ülkelerin hidrokarbon rezervleri, bu ülkelerinin gayri safi yurt içi hasılasının yaklaşık 27 katına, yine bölge ülkelerinin 2011'de petrol ve gaz satışından elde ettiği 521 milyar doların 125 katına tekabül ediyor. Rapora göre küresel ölçekte hidrokarbon rezervlerinde ikinci sırayı yüzde 23'lük payla Irak ile İran'ı kapsayan bölge alırken, yüzde 16'lık oranla Avrupa ve Avrasya üçüncü sırada yer alıyor. Rapora göre KİK bölgesinde belirlenen 495 milyar varil petrol rezervi hacim bakımından, küresel rezervlerin yüzde 36'sını, 42 milyar metreküplük gaz rezervi de dünya genelinin yüzde 22'sine karşılık geliyor. Toplam hidrokarbon rezervlerinin ülkelere göre dağılımında ise KİK bölgesinin yaklaşık yarısına karşılık gelen rezervleriyle ilk sırada Suudi Arabistan yer alıyor. Bu ülkeyi Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Katar takip ediyor. QNB Capital, rapordaki hesaplamaların, yeni rezervlerin bulunması durumunda eksik kalacağına işaret ediyor. Öte yandan Gulf Times'a konuşan bazı uzmanlar, raporun, KİK petrol rezervlerinin tamamının çıkarılarak mevcut fiyatlardan satıldığı varsayımı üzerine kurulduğunu, bu varsayımın ise ulaşılan rakamları abartılı kıldığını belirtiyorlar. Uzmanlar, petrol ve gazın birçok ülkede piyasa değerinin altında iç tüketim için tahsis edildiğini, bu durumun da rezevlere ilişkin karlılık analizlerini yeniden ele almayı gerektirdiğini kaydettiler. 14 Mart 2012 |
||||||||
|
Almanya'nın enerji dönüşümünde sıkıntı |
||||||||
Almanya, Fukuşima’daki nükleer facianın ardından ders çıkarttı ve Merkel hükümeti nükleer enerjiden vazgeçerek, enerji alanında bir dönüşüm başlattı. Peki, 'nükleer enerjisiz bir Almanya' mümkün mü? Alman hükümeti, Fukuşima nükleer faciasından birkaç gün sonra en eski 8 nükleer santralini kapatma kararı aldı. 30 Haziran 2011 tarihinde de Federal Meclis’te temsil edilen partilerin çoğunluğu, Almanya’daki nükleer santrallerin tümünün 2022 yılına kadar devreden çıkartılması yönünde görüş bildirdi. Ancak iktidardaki muhafazakâr-liberal koalisyon ortaklarının arasının son dönemlerde deyim yerindeyse limonî olması, bu politaların uygulanabilirliği konusunda ciddi şüphelere neden oluyor. Ayrıca böylesine kapsamlı bir dönüşümün ne kadar gerçekçi olduğu da tartışılan bir diğer nokta. Bazıları Almanya’nın yeni enerji çağına ayak basan örnek ülke konumunda olduğu görüşünde. Bazıları ise Almanya’nın enerji dönüşümüne son derece eleştirel gözle bakıyor. Almanya gibi enerjiye çok fazla ihtiyacı olan bir sanayi ülkesinin bu dönüşümü bu kadar hızlı gerçekleştiremeyeceği yönünde çekinceler var. Zira Almanya hemen hemen 2010 yılına kadar elektrik ihtiyacının yaklaşık üçte birini nükleer enerji santrallerinden karşılıyordu. Elektrik ihracatına devam Almanya’nın dört büyük enerji holdingi, ülkede önümüzdeki dönemde elektrik sıkıntısı çekileceği ve ihtiyacın dış ülkelerden karşılanmak zorunda kalınacağı yönünde uyarıda bulunmuşlardı. Ancak bu açıklamadan bir yıl sonra Almanya’nın nükleer enerjiden vazgeçmesine rağmen dış ülkelere elektrik ihraç etmeye devam ettiğini birçokları hayretle tespit etti. Federal hükümet, nükleer enerjiden vazgeçme kararı aldığında, ülkede bu alandaki şartlar da elverişliydi. Çünkü on yıl önce iktidarda olan Sosyal Demokrat-Yeşiller koalisyonu, enerji alanındaki dönüşümün ilk adımlarını atmıştı. Rüzgâr türbinleri, biyo-gaz elektrik santralleri ve en önemlisi, solar enerji tesisleri kurulmuştu. Yasalar yoluyla fiyatları sabitlenmiş olan yenilenebilir enerjilerin yaygınlaşmasının da böylece önü açılmıştı. Enerji holdinglerinin katkısı çok düşük Almanya’da enerji dönüşümünü taşıyan sac ayakları arasında özellikle vatandaşlar, çiftçiler ve yerel kamu hizmetleri bulunuyor. Bunlar güneş, rüzgar enerjisi, biyogaz ve de enerji tasarruflu kombine ısı tesislerine yatırım yapıyor. Dört büyük enerji holdinginin yenilenebilir enerjilere katkısı ise sadece yüzde 1,5 oranında. Almanya bu kış elektriğe fazlaca ihtiyaç olduğu karakış koşullarında ilk ciddi sınavından başarıyla çıktı ve ülkede elektrik şalterlerinin aşağı indirilmesi gibi korkulan durum oluşmadı. Özellikle güneş enerjisi ile çalışan tesislerin hızla yaygınlaşması nedeniyle beklenen kritik durumun üstesinden -büyük sorun olmadan- gelinmiş oldu. Solar enerji üretiminde patlama
Almanya’daki enerji dönüşümü, bu konuda çekince taşıyan birçoklarını hayrete düşürürcesine teknik açıdan iyi sonuçlar verirken, kulislerde Alman enerji sektörü ile politikacılar arasında bir iktidar savaşı baş gösterdi. Nitekim, büyük enerji holdingleri de gerçi yenilenebilir enerjilere daha fazla yatırım yapmak istiyor ama, vatandaşların girişimiyle adeta patlama yapan solar enerji üretimi, holdingleri endişelendiriyor, zira onlara göre bu enerji türü çok hızlı yaygınlaşıyor. Vatandaşların girişimiyle adeta patlama yapan solar enerji üretimi, holdingleri endişelendiriyor Öte yandan federal hükümet de güneş enerjisi üretiminin büyük ilgi görmesini frenlemek istiyor. Hükümet, tüketicinin solar enerjiye yüksek fiyatlar ödemek zorunda kalacağı gerekçesini kullanıyor. Buna karşın örneğin İsviçre merkezli ekonomik araştırmalar enstitüsü Prognos, solar enerji üretiminin daha da artırılmasıyla elektrik fiyatlarının sadece ufak boyutta yükseleceğine işaret ediyor. Alman halkı bu konuda endişeli değil; hatta bir araştırma sonucuna göre Almanlar solar enerji üretiminin daha da yaygınlaştırılması için daha fazla siyasi irade gösterilmesini istiyor. Ne var ki Alman hükümetinin enerji dönüşümünü hayat geçirme konusunda profesyonel davranmadığı, hükümetin bu konuda somut konseptleri bulunmadığı yönünde de eleştiriler var. Enerji dönüşümüne ilişkin Alman modelinin uluslararası topluluk tarafından dikkatle izlendiğini belirten uzmanlar, Almanya’nın bu konuda sahip olduğu öncü rolünü kaybetme ve global enerji dönüşümünde de iyi örnek olmama tehlikesine dikkat çekiyor. 12 Mart 2012 |
||||||||
|
Meksika Körfezi felaketinde uzlaşma sağlandı |
||||||||
|
BP uzlaşmaya gitti Petrol devi BP, iki yıl önce Meksika Körfezi'nde yaşanan çevre felaketinde zarar gören binlerce davacıyla 7,8 milyar dolarlık bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Felaketin sorumlusu "kötü yönetim" Meksika Körfezi'nde yaşanan petrol felaketine dair inceleme raporu açıklandı. Uzmanlar, felakete kötü yönetilen şirketlerin aldığı riskli kararların sebep olduğunu belirtti. (07.01.2011)
Davacıların büyük bölümü felaket nedeniyle işsiz kalan balıkçılardı. BP'ye verilecek cezaların belirlenmesi için açılan dava Pazartesi günü başlayacaktı ancak bu gelişme üzerine dava ertelendi. BP, anlaşmanın sorumluluğu kabul ettiklerinin itirafı olmadığını savundu. Gündemdeki anlaşma, Adalet Bakanlığı ya da diğer federal kurumların BP'den tazminat taleplerini ise içermiyor. Meksika Körfezi'ndeki Deepwater Horizon adlı petrol platformunda 2010 yılı Nisan ayında meydana gelen patlamada 11 işçi hayatını kaybetmiş, sızan petrol ABD'nin yüzlerce kilometre uzaktaki kıyılarını vurmuştu. Kuyu ancak beş milyon varil civarında petrolün sızmasının ve üç ay süren çalışmaların ardından tıkanabilmiş, Eylül ayında da bir daha açılmamak üzere kapatılmıştı. Felaketin ardından oluşan hasarın BP'ye maliyeti ise 41 milyar dolara yaklaştı. Olay, Amerikan tarihinin en büyük çevre felaketlerinden biri olarak görülüyor. ABD Ulusal Mühendislik Akademisi'nin hazırladığı rapor, yaşanan felaketten sonra dahi petrol sektörünün güvenlik konularında ne kadar hazırlıklı olduğunu tartışmaya açmış ancak Obama yönetimi gereken derslerin alındığı ve sondaj çalışmalarının artık daha güvenli şekilde yapılacağının altını çizmişti. Partner şirketlerle davalık oldu Varılan uzlaşmanın mahkemeye sunulması ve mahkeme tarafından onaylanması gerekiyor. Dolayısıyla davanın görüşülmeye başlayacağı duruşmanın tekrar erteleneceği tahmin ediliyor. Mahkemenin BP ve partnerlerinin çevre felaketinde taşıdığı sorumluluğun boyutlarını açıklığa kavuşturması ve buna göre bir ceza tespit etmesi bekleniyor. BP ile 3 partner şirketi de kendi aralarında davalık olmuş durumda. 3 Mart 2012 |
||||||||
|
Libya Petrol Üretimini Artırıyor |
||||||||
Bu ay petrol üretiminin günde ortalama 1,4 milyon varile çıkarıldığı bildirildi. Libya Petrol Bakanlığı, petrol üretiminin iç savaş öncesi seviyelere yaklaşmaya başladığını açıkladı. Yetkililer Muammer Kaddafi dönemindeki üretim seviyesine ulaşmanın 2012 yılının ortalarını bulacağını bildiriyor. Petrol Bakanlığı, doğalgaz üretiminin de bu ay, geçen aya göre, günde yüzde 5 arttığını kaydetti. Ülkede başkent Trablus'un 700 kilometre güneyindeki bölgede petrol arama çalışmalarına da yeniden başlandı. 27 Şubat 2012 |
||||||||
|
Çinliler Doğalgazı Balonla taşıyor |
||||||||
Çinli köylüler doğalgaz kuyularından ilginç bir yöntemle faydalandılar. Çin'in doğusundaki Shandong eyaletinin yoksul Binzhou bölgesinde yaşayan köylüler, plastik balonları doğalgazla doldurup evlerinin yolunu tutuyor. Beijing Evening News gazetesinin haberine göre, Binzhou kasabası yakınlarında yer alan petrol ve doğalgaz havzasında çalışan işçiler, yöntemin tehlikesi konusunda tüm uyarılarına rağmen köylülere mani olamıyor. Yanlarında getirdikleri balonları gaz vanalarına bağlayan köylüler, birkaç dakikada şişirdikleri 5-6 metre genişliğindeki balonları sırtlanarak evlerine götürüyor. 24 Şubat 2012 |
||||||||
|
Komşuya Gaz Yardımı |
||||||||
Bakan Taner Yıldız,Yunan meslektaşının ricası üzerine Yunanistan'a doğalgaz akışının dün itibariyle başladığını belirtti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Yunanistan'ın da içinde bulunduğu Avrupa kıtasında ağır kış şartları nedeniyle 600'e yakın kişinin hayatını kaybettiğini belirterek şunları söyledi: ''Geçen hafta gerek batı hattında, gerek Azerbaycan ve İran doğalgaz boru hatlarından kaynaklanan sıkıntılardan dolayı Yunanistan'a verilen doğalgazda basınç düşüklüğü olmuştu. Gazı verememiştik. Önceki gün Yunan meslektaşım beni aradı. Zor durumda ve sıkıntıda olduklarını söyledi. Şahsen ben dayanamadım, çünkü aynı şeyleri bizler hissediyoruz. Her bakan kendi sorumluluğu çerçevesinde kendi vatandaşlarına bu sıkıntıyı yaşatmak istemiyor. 18 Şubat 2012 |
||||||||
|
Rusya doğalgazda indirim yaptı |
||||||||
Gazprom, Avrupalı müşterileriyle birlikte, Türkiye'ye uzun vadeli anlaşmalarda doğalgaz fiyatını indirdi. İSTANBUL - Gazprom petrol bağlantılı fiyatlara yönelik gelen baskılardan kurtulmak için gaz fiyatında yüzde 10 indirim yapacak. Milliyet'in haberine göre; şirketin Başkan Yardımcısı Aleksandr Medvedev, "Ortaklarımız fiyatlarımızı yeniden gözden geçirmemizi istedi. Yaptığımız şey kendi formüllerimize göre doğru bir hareketti ve biz de fiyatlarımızda yüzde 10 indirime gitmeye karar verdik" diye konuştu. Medvedev, "Yeni fiyatlar Rus şirketinin rekabetçiliğini korumaya devam edecek" dedi. ŞİKAYETLER ARTIYORDU FT, Gazprom'un son kararı, Türkiye'den Botaş, Slovakya'dan SPP, Fransız şirket GDF Suez ve Alman Wingas ile uzlaşarak verdiğini de belirtti. Son dönemde özellikle Avrupa'dan Gazprom'un fiyatlarının yüksekliğine yönelik şikayetler artmaya başlamıştı. 18 Şubat 2012 |
||||||||
|
Yabancıların gözü Mersin açıklarında |
||||||||
Mersin'deki petrol arama çalışmalarına 10'a yakın yabancı firma başvurdu. BOLU - Enerji Bakanı Taner Yıldız, Akdeniz ve Kıbrıs'taki petrol ve doğalgaz arama çalışmaları konusunda bilgi verdi. Bolu'da konuşan Yıldız, Türkiye'nin Mersin açıklarında yapacağı petrol arama çalışmalarına 10'a yakın yabancı firmanın başvuru yaptığını açıkladı. Bu bölgelerde yapılacak arama çalışmalarının savaşın değil barışın gerekçesi olması gerektiğini belirten Yıldız, Türkiye'nin Mersin açıklarında başlatacağı çalışmaların hazırlıklarının da devam ettiğini söyledi. Doğalgazda bir sıkıntı olmadığına dikkati çeken Yıldız, şunları kaydetti: ''Hazar Denizi'nin kıyıdan itibaren donduğunu ve platformların bundan etkilendiğini görüyoruz. Bütün bu olumsuzluklara rağmen 5 ayrı ülkeden doğalgazın 11 ayrı ülkeden de petrol alan ülke olarak tüketicimize vatandaşımıza yansıttığımız her hangi bir sıkıntı yok. Öngördüğümüz bir programlı kesintide yok. Sanayicilerimizin, ticarethanelerimizin, meskenlerimizin gerek doğalgaz temininde gerekse elektrikle alakalı temininde herhangi bir sıkıntı bulunmamaktadır. Lokal olarak 1 milyon kilometrelik bir hattın bulunduğu bir dağıtım şirketinden bahsediyoruz. Herhangi bir mahalledeki herhangi bir arızanın veya şehrin bir bölümündeki arızanın programlı kesinti gibi sunulması doğru şeyler değil. Açıkça ifade ediyorum. Biz kendimize bahar mevsimi muamelesi yapamayız. Kış ayındayız ve kar yağıyor. Kar yağdığında işletim şartları sıkıntıya düşebiliyor. Vapur seferleri iptal edilebiliyor. Uçak seferleri iptal edilebiliyor. Duble karayolumuza çığ düşebiliyor, yol kapanabiliyor, 5 saat işletmeden çıkabiliyor. Ama elektrikteki kesinti çok büyük sıkıntı gibi gösteriliyor. Bunu ben sektörümüze bir haksızlık olarak görürüm.'' Zaman zaman elektrikler olumsuz hava şartlarından dolayı kesilebildiğine de işaret eden Yıldız, ''Gerek doğalgazdan gerekse elektrikte şuana kadar yapılan işletmecilikten dolayı arkadaşlarımı tebrik ediyor, kutluyorum. Bizim içimizdeki fırtınayı dışarıya bir sessizlik olarak tercüme ettiler. Hiçbir mesken sahibi bundan olumsuz etkilenmedi. Bizim de amacımız görevimiz budur. İnşallah bir sıkıntı olmadan bu kışı da atlatırız'' diye konuştu. 17 Şubat 2012 |
||||||||
|
İran petrolü dünya için ne ifade ediyor? |
||||||||
|
İran'a uygulanacak ambargo gözleri bu ülkeye çevirdi. İran'ın petrol ihracatında en büyük payı Çin alıyor, onu AB izliyor. İşte İran'ın dünya petrol piyasasındaki yeri... İran dünyanın dördüncü büyük rezervine sahip ülkesi (milyar varil)
Petrol piyasasında gözler, İran'a çevrildi. Avrupa Birliği (AB), 1 Temmuz'dan itibaren İran'a petrol ambargosu başlatacak. İran'ın bu karara misilleme olarak, 6 Avrupa ülkesine petrol ihracatını durdurduğu haberi bomba gibi düştü. Ancak İran Petrol Bakanlığı bu yöndeki haberleri yalanladı. Peki İran, petrol piyasasında nasıl bir yere sahip? İran dünyanın dördüncü büyük petrol rezervine sahip ülkesi. Suudi Arabistan'ın 263, Venezuela'nın 211, Kanada'nın 175 milyar varillik rezervi bulunuyor. İran, bu üç ülkeyi 137 milyar varillik rezerviyle takip ediyor. İran tek başına dünya petrol piyasasının yüzde 9.3'üne sahip. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) içindeki payı ise yüzde 12. DÜNYA PETROLÜNÜN YÜZDE 5'İNİ ÜRETİYOR OPEC'te Suudilerden sonra ikinci büyük ham petrol üreticisi olan İran'ın günlük üretimi 3.7 milyon varil. Bu da küresel petrol üretiminin yüzde 5'ine eşit. 1970'lerden bugüne İran petrol üretimini çeşitlendirmeyi başardı. İran, tarihteki en büyük üretimini 1976 ve 1977 yıllarında günlük ortalama 5.5 milyon varille yaptı. İHRACATIN YÜZDE 80'İ PETROLDEN İran, 2010 yılında günde yaklaşık 2.2 milyon varillik petrol ihraç etti. Petrol ihracatından kazanılan gelir İran hükümetinin gelirlerinin yarısını oluşturuyor. İran'ın toplam ihracatının yüzde 80'ini de petrol ihracatı oluşturuyor.
PETROLDEN 81 MİLYAR DOLAR İran, 2010 yılında 81.1 milyar dolarlık petrol ihraç etti. Bu oran bir önceki yıla göre yüzde 23 artışı ifade ediyor. Türkiye, Çin, Hindistan ve Güney Kore İran'dan petrol ithalatını artıran ülkeler olarak başı çekiyor. İtalya ve İngiltere'ye yapılan ihracat ise ambargo uygulamaları nedeniyle düştü. AB'NİN İHRACATTAKİ PAYI YÜZDE 18 İran petrolün yüzde 18'ini AB üyesi ülkelere ihraç ediyor. Bu ülkelerden İtalya yüzde 7'yle başı çekiyor. Onu yüzde 6'yla İspanya, yüzde 2'yle Fransa, yüzde 1'le Almanya, yüzde 1'le Hollanda takip etti. İngiltere'nin payı yüzde 1'e yakın. Diğer ülkelerin payı da yüzde 1. EN ÇOK İHRACAT ÇİN'E Dünyanın en büyük enerji tüketimine sahip olan Çin, İran'ın ihracatında yüzde 22 ile en önemli ülke konumunda. Türkiye'nin payı ise yüzde 7. İran'ın ihracatında Japonya'nın payı yüzde 14, Hindistan'ın payı yüzde 13, Güney Kore'nin payı yüzde 10, Güney Afrika'nın payı yüzde 4, Sri Lanka'nın payı yüzde 2, Tayvan'ın payı ise yüzde 1. EN ÇOK TÜRKİYE BAĞIMLI İran'dan petrol ithalatı yapan ülkeler arasında ilk sırada yüzde 30.6'yla Türkiye yer alıyor. Bir başka deyişle, Türkiye petrol ihtiyacının yüzde 30.6'sını İran'dan karşılıyor. Türkiye'yi yüzde 25'le Güney Afrika, yüzde 22.6 ile Yunanistan, yüzde 13.5'le İtalya izliyor. İRAN: PETROL 150 DOLARI GÖREBİLİR İran'a 1 Temmuz'dan itibaren uygulanacak ambargonun petrol fiyatlarını artırması bekleniyor. İran Petrol Bakan Yardımcısı Ahmed Kalebani, petrol fiyatlarının 150 doları görebileceğini belirtti. 15 Şubat 2012 |
||||||||
|
Nabucco hayal mi oldu? |
||||||||
Türkiye’nin son dönemde imzaladığı enerji projeleri, birkaç yıl önce büyük yankı yapan ancak hâlâ devreye alınamayan Nabucco’ya alternatif olarak görülüyor. Birkaç yıl önce büyük ses getiren Nabucco'nun hayata geçmesi yılan hikayesine dönerken, son dönemde alternatif projeler devreye giriyor. Türkiye’nin geçen yılın sonunda Azerbaycan ve Rusya ile imzaladığı Trans Anadolu ve Güney Akım projeleri Nabucco hayalinin neredeyse temel atmadan bittiğine işaret olarak görülüyor. Ekim 2011’de İzmir’de Azeri doğalgazının gerek Türkiye’de satışı, gerekse de Avrupa pazarlarına Türkiye üzerinden transit olarak taşınmasını öngören hükümetler arası anlaşma "Şahdeniz-2" imzalanmıştı. Ankara, Aralık 2011’de ise Azerbaycan ile Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı’nın yapımına ilişkin mutabakat zaptına da imza attı. Yaklaşık 5 milyar dolara mal olan hattın beş yıl içinde tamamlanması öngörülüyor. 2 bin kilometre uzunluğundaki boru hattının inşasına başlanacak. Hattan 16 milyar metreküp doğalgaz geçecek. Bu gazın 6 milyar metreküplük bölümünü Türkiye kendi ihtiyaçları için kullanacak, 10 milyar metreküplük bölümü ise Avrupa ülkelerine satılacak. Proje, Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi’nin (SOCAR) yüzde 80, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ve Petrol Taşıma Anonim Şirketi’nin (BOTAŞ) yüzde 20 ortaklığı ile kurulacak bir konsorsiyum tarafından gerçekleştirilecek. Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı’nın bölgede dengeleri değiştireceğini ifade eden Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, bu projenin Nabucco’yu rafa kaldırmayacağını kaydetse de sektör temsilcileri ve gözlemcileri bu görüşe katılmıyor. Finansman sıkıntısı BOTAŞ (Türkiye), Bulgaria Energy Holding (Bulgaristan), MOL (Macaristan), OVM (Avusturya), RWE (Almanya), Transgaz’ın (Romanya) hissedar olduğu Nabucco, Asya’dan Avrupa’ya uzanan yeni doğalgaz köprüsü ve Güney Koridoru'nun en önemli projesi. Dünyanın en zengin doğalgaz bölgeleri olan Hazar, Ortadoğu ve Mısır’ı Avrupa tüketici pazarına bağlaması planlanan bu boru hattı, Türkiye’nin doğu sınırını Bulgaristan, Romanya ve Macaristan aracılığıyla Orta Avrupa’nın en önemli doğalgaz platformu olan Avusturya'daki Baumgarten’e bağlayacak. Fakat inşaat çalışmalarına 2013 yılında, ilk gaz akışına ise 2017 yılında başlanması planlanan proje, ortak ülkelerin finansmanı karşılayamaması nedeniyle askıya alınmış durumda. Bu nedenle de SOCAR ile anlaşma yoluna gidildi ve Trans Anadolu Boru Hattı hızla devreye alındı. Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı’nın inşaat çalışmalarına 2017 yılında başlanması planlanıyor.
Başlangıç noktası değişebilir Trans Anadolu projesinin Türkiye’yi enerji alanında Avrupa’ya bağlayan önemli bir proje olması nedeniyle de değerlendirmek gerektiğini ifade eden Deloitte Türkiye Enerji ve Doğal Kaynaklar Endüstrisi ve Danışmanlık Hizmetleri'nden enerji uzmanı Sibel Çetinkaya, “Enerji kaynaklarını çeşitlendirme arayışında olan Avrupa Birliği’nin Türkiye üzerinden Azeri gazına şu anki öngörüler doğrultusunda 2017 sonrasında ulaşabilmesi, Türkiye'nin bölgede enerji alanında önemli bir aktör haline dönüşmesine olumlu anlamda katkıda bulunacaktır” diyor. Çetinkaya, “Nabucco projesi, bu kaynağı değerlendirmesi öngörülen Trans Anadolu boru hattı projesinden olumsuz şekilde etkilendi. Türkiye ve Azerbaycan arasında Şahdeniz Faz II kapsamında üretilecek gazın bir kısmının Türkiye içinde kullanılması, bir kısmının da Yunanistan ve Bulgaristan sınırlarından Avrupa’ya transit edilmesine dair Türkiye ve Azerbaycan arasında hükümetlerarası anlaşmanın 25 Ekim 2011’de imzalanması ve Anadolu’yu baştan başa kat edecek Trans Anadolu boru hattının inşasını ele alan mutabakat zaptının 26 Aralık 2011’de imzalanması, Nabucco projesinin başlangıç noktasının değişmesi ve projenin Gürcistan sınırı yerine Bulgaristan sınırından başlaması olasılığını beraberinde getirdi” değerlendirmesinde bulunuyor. Nabucco'nun olumsuz etkilendiği öne sürülüyor. Önemli avantajlar Türkiye, Trans Anadolu Boru Hattı projesinin ardından doğalgazdaki ikinci hamlesini ise 28 Aralık 2011’de Moskova’da yaptı. Türkiye, Rus gazının Karadeniz’de Türk karasularından geçerek Avrupa’ya ulaşmasını sağlayan Güney Akım Boru Hattı anlaşmasını imzaladı. Ukrayna’nın arz gücünü baypas etmek için projelerini çeşitlendiren Rusya, Karadeniz’in altına döşenecek hatla gazını Bulgaristan’a bağlayıp buradan da Avusturya'ya, ayrı bir kol ile de Sırbistan, Hırvatistan üzerinde İtalya’ya kadar ulaştıracak. Bu anlaşma hem Rusya hem de Türkiye açısından olumlu karşılanıyor. Türkiye’nin Rusya’da gaz alanında “al ya da öde” anlaşmasıyla ve gaz indirimi ile ilgili son derece önemli kazanımlar elde edeceği düşünülüyor. Bu yıl başlaması planlanan inşaatın 2015’te tamamlanacağı öngörülüyor. Güney Akım projesinde son döneme yaşanan gelişmeler değerlendirilirken, projenin Türkiye ve Avrupa gibi stratejik önemi olan Nabucco gibi alternatif projelere olası etkilerini detaylıca analiz etmek gerekiyor. Türkiye’nin Nabucco projesini halen desteklediğine ilişkin görüşler paylaşılıyor. Ancak Güney Akım projesinin gerçekleşmesi yönünde bu dönemden sonra yaşanacak gelişmeler, arz kaynağı ve finansman konusunda belirsizlikleri devam eden Nabucco projesinin gerçekleşmesini olumsuz etkiliyor. Bunda da Nabucco'nun hâlâ çözüme ulaşmamış hem fiilî gaz kaynağı hem de Avrupa’daki ekonomik krizden sonra ortaya çıkan malî kaynak problemleri rol oynuyor. Bu sorunların kısa vadede çözümünün hemen hemen imkansız görülmesi nedeniyle Türkiye’nin Nabucco konusunda daha fazla beklemeyi doğru bulmayarak gerçekleşmesi çok daha mümkün olan Güney Akım’ı desteklemeyi tercih ettiğine işaret ediliyor. Farklı arz kaynaklarının Türkiye’den Avrupa’ya taşınmasını öngören, Avrupa’yla ticari ve siyasi ilişkilerinin geliştirilmesinde en az Trans Anadolu projesi kadar önemli olabilecek bir projenin akıbetinin daha da belirsizleşmesi, Türkiye açısından olumlu bir gelişme olarak görülmüyor. Olumlu gelişmeler Türkiye’nin Avrupa’nın enerji ihtiyacının çeşitlendirilerek karşılanması konusunda önemli bir geçiş ülkesi ve ticaret merkezi olmayı hedeflediğini söyleyen Sabancı Holding Enerji Grup Başkanı Selahattin Hakman, Azerbaycan ve Rusya ile imzalanan anlaşmaların bu iki hedefe yönelik olarak önemli ve olumlu gelişmeler olduğunun altını çiziyor. Hakman, “Bu hedeflerin sürdürülebilir bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için, bundan sonraki aşamada Türkiye’de gerçek maliyetlerin yansıtılabileceği, rekabetçi bir doğal gaz piyasasının oluşturulması gereklidir. Rusya batı hattındaki 6 milyar metreküplük miktar ile başlayabilecek olan bu rekabetçi ortam, BOTAŞ’ın kontrat veya miktar devirleri ile sürdürülmelidir. Oluşacak bu doğal gaz piyasası, serbestleşen elektrik piyasasında olduğu gibi ve bu piyasayı destekleyerek, Türkiye’nin arz güvenliğinin sağlanmasını ve bölgesel bir ticaret merkezi olmasını güvence altına alacaktır” diyor. Trans Anadolu Projesi’ni realize olmaya en yakın proje olarak değerlendiren Zorlu Doğalgaz İthalat, İhracat ve Toptan Ticaret Genel Müdür Yardımcısı Mete Baysal ise “Bu proje, tesis edilecek boru hattı aracılığı ile Türkiye’ye ve Türkiye üzerinden Batı’ya arz çeşitliliği yaratarak ilave doğal gaz taşınmasını sağlayacak. Temennimiz Socar tarafından bu çerçevede bizzat ithalatçı olarak Türkiye’ye getireceği ve rekabete sokacağı doğal gaz miktarının yüksek tutulmasıdır. Böylece serbest doğalgaz piyasasında işlem gören hacimler artarken, Türkiye’deki liberal doğal gaz piyasasının gelişmesine ciddi katkı sağlanacaktır” diyor. 14 Şubat 2012 |
||||||||
|
Güney Kore ile “Afşin-Elbistan" İçin Anlaşma yapıldı. |
||||||||
Türkiye ve G.Kore enerjide işbirliği anlaşması imzaladı. G.Kore, Sinop'ta yapılması planlanan nükleer santrale de talip oldu. Enerji, geleceğin en parlak ve stratejik alanlarından birini oluşturuyor. Türkiye de, sektördeki işbirliği ve yerli kaynak kullanımını genişletiyor. Bu kapsamda Türkiye ve Güney Kore arasında işbirliği mutabakatı imzalandı. “Afşin-Elbistan" İçin Anlaşma Türkiye enerji yatırımlarına bir yenisini ekledi. Güney Kore ile “Afşin-Elbistan kömür sahaları ve santrallerine ilişkin işbirliği mutabakat zaptı” imzalandı. İmza törenine Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ve Kore Bilgi Ekonomisi Bakanı Hong Sukwoo katıldı. İşbirliğine ilişkin açıklama yapan Yıldız, "Kömürü enerji sektörüne kazandıracağız, bu da projelerden bir tanesi” dedi. Nükleer Enerji de Gündeme Geldi Güney Kore heyetinin ziyaretinde nükleer enerji konusu da ele alındı. Yıldız, "Her iki taraf da kararlı ve istekli. Özellikle Fukuşima'dan sonra güvenlik sistemleri daha öne çıktı. Bir kısım temel prensipleri gözden geçireceğiz, ümitli olduğumu söylemeliyim” diye konuştu. “Türkiye Tüm Taraflarla Görüşüyor” Türkiye nükleer enerji santrali konusunda tüm taraflarla görüşmeleri sürdürüyor. Bakan Yıldız, bu konuda, “Japonya ile görüşmeler devam ediyor. Biriyle görüşmek diğerine tercih etmek anlamına gelmiyor. Bu Türkiye'nin kararlılığını gösteriyor” dedi. Güney Kore Sinop’taki Santrale Talip Kore Bilgi Ekonomisi Bakanı Hong Sukwoo ise Sinop'ta yapılması planlanan nükleer santrale talip olduklarını, bu ay içinde görüşmelere başlayabileceklerini bildirdi. 6 Şubat 2012 |
||||||||
|
Rusya, Türkiye'ye Doğalgazı Fazla Veriyor |
||||||||
Medvedev: Türkiye'ye, doğalgaz sevkiyatı, kontratın üzerinde... Rusya Başbakanı Vladimir Putin, Gazprom Export Başkanı Aleksander Medvedev ve Başbakan Yardımcısı İgor Seçin'le görüşmesinde Türkiye sevkiyatını sordu. Rusya üzerinden gelen doğalgazda bir kısım kesinti olduğu yönündeki haberlere karşın, Medvedev Türkiye sevkiyatının kontratın üzerinde olduğunu kaydetti. Avrupa sevkiyatında yaşanan sorunların çözümünde gerekli önlemlerin alınmasını isteyen Putin, Güney Akım ve Kuzey Akım doğalgaz boru hatlarının ne kadar önemli olduğunun bir kez daha anlaşıldığını ifade etti. Türkiye sevkiyatı ile ilgili durumu soran Putin'e, Medvedev, "Biz kontrat kapasitesini aşarak Türk partnerlerimize daha önce de yardımcı olduk. Biz kendilerine mümkün olduğunca yardımcı oluyoruz" dedi. Putin'in mevcut arzın kontratın altında mı üstünde mi olduğunu bir kez daha sorması üzerine Gazprom Export Başkanı Medvedev, "Şimdi de üzerindeyiz" karşılığını verdi. "Fazla mı?" sorusuna Medvedev, hem karadan hem de denizden anlaşmanın üzerinde yerine getirildiğini söyledi. Putin'in miktar sorması üzerine de Medvedev, "Günlük 6-8 milyon metreküp, bu da oldukça fazla" dedi. Putin de "Evet, evet, evet anlıyorum. Bir de, tüm sıkıntılara rağmen altyapı projelerinin desteklenmesi gerekiyor. Bu elbette gelecekle ilgili..." değerlendirmesinde bulundu. Türkiye, Ukrayna ve Rusya arasında yaşanan doğalgaz krizi nedeni ile batı hattından alımlarda sorun yaşıyor. Gazprom yetkilileri Kiev'in transit sevkiyattan kontratın üzerinde doğalgaz alımı yapması üzerine Avrupa sevkiyatında taleplerin karşılanamadığını savunuyor. 6 Şubat 2012 |
||||||||
|
İran Doğalgazında Türkiye Tahkime Gitti |
||||||||
Türkiye, İran'la doğalgaz fiyatlarındaki anlaşmazlık nedeniyle tahkime başvurdu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, daha önce yaptığı açıklamada, İran ile doğalgaz fiyatı konusunda ortak bir noktada buluşamadıklarını belirtmiş ve "Uluslararası hakem heyetine gitmek kaçınılmaz oldu" demişti. Bu açıklamadan bir süre sonra İran ile doğalgaz fiyatlarındaki anlaşmazlık, uluslararası tahkim mahkemesine taşındı. 2011 yılının sonunda Rusya ile de doğalgaz fiyatları konusunda anlaşmazlığa düşen Türkiye, 25 yıllık Batı Hattı Doğalgaz anlaşmasını iptal etmişti. 31 Ocak 2012 |
||||||||
|
''Türkiye Nükleer Santralde Aceleci Davranıyor'' |
||||||||
|
Rusya Başbakanı Vladimir Putin, Mersin'de inşa edilecek nükleer santralle ilgili Türkiye'nin çok aceleci davrandığını söyledi.
Rusya'nın Türkiye'de de bir nükleer santral inşa edeceğini ifade eden Rusya Başbakanı, "Her şey imzalandı. Dün Türkiye Başbakanı ile konuştum, onlar çok ilgi duyuyor, kendileri acele ediyor. Allah'a şükür orada her şey planladığımız gibi gidiyor. Türk mevzuatlarından kaynaklanan bazı sorunlar da var.Orada çalışan her yabancıya karşılık en az beş Türk olması lazım. Fakat nükleer projelerde bu zor bir şey. Çünkü yüksek düzeyli uzmanlar lazım. Türkiye'de ise bunlar henüz yok. Ama eminim ki orada da bu uzmanlar olacak. Dolayısıyla herşey yoluna girecek " dedi. 26 Ocak 2012 |
||||||||
|
Güneş enerjisiyle Çevre dostu denizcilik |
||||||||
Uzaktan bakıldığında rıhtıma yanaşan mavili yeşilli deniz taşıtı, Hong Kong ile çevresindeki adalar ve yarımada arasında mekik dokuyan çok sayıdaki taşıttan farksız görünüyor. Ama yolcular inmeye başlarken yakından bakıldığında, motor, tekne, vapur ve feribotlarda duymaya alıştığımız makine gürültüsünün olmadığı fark ediliyor ve sadece çok hafif bir vınlama duyuluyor. Tepedeyse parıldayan güneş enerjisi panelleri göze çarpıyor. Solar Eagle ve benzeri üç deniz taşıtı, golf meraklılarını denizden, golf sahasının bulunduğu adaya taşıyor. Dünyadaki ilk hibrit deniz taşıtları filosunu oluşturan bu taşıtlar, gelecekte denizciliği ve deniz yoluyla ulaşımı değiştirebilecek teknolojinin ticari kanıtları... Otomobillerde kullanılan türdeki bu teknoloji Avustralya şirketi Solar Sailor tarafından geliştirildi. Güneş enerjisi panelleriyle üretilen ve bataryada toplanan elektrik, deniz taşıtının limana girişi ve çıkışı sırasında motorun çalıştırılmasını sağlıyor. Deniz taşıtı okyanusa çıktığında ve motorun daha güçlü şekilde kullanılması gerektiğinde mazot devreye giriyor. Robert Dane, Solar Sailor "Bence 50 ile 100 yıl içinde tüm gemi ve teknelerde güneş enerjisiyle çalışan yelkenler olacak."
Filodaki taşıtlardan Solar Albatross'ta güneş enerjisi panellerle kaplı iki yelken bulunuyor. Bunlar, fosil yakıtlarına bağımlılığı azaltmak için hem güneş ışınlarının, hem de rüzgârın enerjiye dönüştürülmesinde kullanılabiliyor. Solar Sailor'ın kurucusu Robert Dane, bu teknolojinin gemi ve tekne sahiplerine büyük yakıt tasarrufu sağlayacağını ve sıradan vapurlardan lüks süper-yatlara, demir gibi ağır yük taşıyan gemilerden donanmaya ait devriye gemilerine kadar, her boyut ve türdeki deniz taşıtlarında kullanılabileceğini belirtiyor. 50 ile 100 yıl içinde tüm gemilerde güneş enerjisi panelli yelkenler bulunacağını söyleyen Robert Dane, "Aslında son derece akılcı bir şey bu. Denizin ortasındasınız, her tarafınızda ışınlar yansıyor, rüzgâr esiyor." diyor. Hong Kong'daki filoda işletilen deniz taşıtlarından üçü 2010 yılında hizmete girmiş; Solar Albatross ise geçen yıl yolcu taşımaya başlamış. Şanghay ve Sidney'deki iki deniz taşıtında da güneş enerjisinden yararlanılıyor. Gelecekte bu teknolojinin yaygınlaşacağından ve satışların artacağından umutlu olan Robert Dane, 1880 yılından bu yana Victoria Körfezi'nde mekik dokuyan, Hong Kong'un simgesi haline gelmiş vapurlardan birine, güneş enerjisi panelleri yerleştirilmesi için görüşmelere başlandığını da ekliyor. 25 Ocak 2012 |
||||||||
|
Türkiye Enerjide Rüzgara Ağırlık Verecek |
||||||||
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, rüzgar enerjisi üretiminde hedeflerinin 20 bin megavata ulaşmak olduğunu söyledi. Dünyada toplam 86 ülke rüzgar enerjisini kullanıyor. Türkiye son yıllarda rüzgar enerjisine yaptığı yatırımlarla dünyada 15'inci Avrupa'da ise ilk 11 ülke arasına girdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Türkiye'de üretilen yaklaşık 220 milyar kilovat saat elektriğin yüzde 3,2'sinin rüzgardan elde edildiğini belirtti. Mevcut üretimin 7 bin megavat olduğunu kaydeden Yıldız, 2023 yılı hedeflerinin 20 bin megavatlık rüzgar kurulu gücüne ulaşmak olduğunu söyledi. Rüzgar enerjisiyle ilgili Türkiye hedefine ulaşırsa doğalgaz, petrol gibi ithal edilen enerji kaynakları açısından dışa bağımlılığı da önemli ölçüde azalacak. 17 Ocak 2012 |
||||||||
|
Avrupa gaz hattı yarışını Türkiye kazanacak |
||||||||
Reuters'ın analizine göre, Avrupa doğalgaz boru hattı yarışında kazanan Türkiye olacak. LONDRA - Rusya ve Azerbaycan, Türkiye'den ve karasularından geçecek boru hatlarıyla Avrupa'ya doğalgaz ihracı için müzakereler yaparken, Türkiye 2012 yılında Avrupa'nın doğalgaz altyapısına ilişkin önemli gelişmelerden kazançlı çıkacak taraf olacak. Azerbaycan, Şah Deniz II gaz projesini kimin kazanacağını Nisan ayında açıklayacak. Avrupa'ya yılda 10 milyar metreküp gaz taşıyacak bu projenin yönetiminde BP ve Statoil var. Şah Deniz gazı için Nabucco, TAP ve ITGI projeleri rekabet içinde. Ayrıca Rus şirketi Gazprom da yılda 63 milyar metreküp doğalgazı Avrupa'ya ulaştıracak olan büyük Güney Akım boru hattı projesini sürdürüyor. Bu gelişmelerin sonucu nasıl olursa olsun, hepsinin geçeceği güzergah olan Türkiye, kârlı geçiş ücretleri ve yeni tedarik kaynakları elde ederek kazançlı çıkacak. Analistlere göre Türkiye, Rusya, Avrupa ve Azerbaycan'la oturduğu müzakere masasında konumunu iyi belirledi ve projelerin başarı ya da başarısızlığı muhtemelen Türkiye'nin vereceği kararlara bağlı olacak. 'TÜRKİYE KARTLARINI İYİ OYNUYOR' Şah Deniz projesi için gaz piyasasına danışmanlık yapan Baker Botts hukuk firmasının ortaklarından Steve Wardlaw, "Galiba Türkiye doğalgazda kartlarını çok iyi oynuyor. Şansı yüksek olan tarafları seçiyor ve bir konuda harekete geçmeye ne zaman karar vereceğini iyi biliyor. Nabucco'nun epeyce marjinal bir proje olacağını zaten biliyorduk. Nabucco gazı almak isteyenlerin hazırladığı bir proje oldu; halbuki Güney Akım gaza sahip olanların projesi" dedi. Türkiye Aralık ayında Karadeniz'deki münhasır ekonomik bölgesinden geçen bir boru hattı inşa etmesi için Rusya'ya izin verdi ve Rusya'nın Avrupa pazarlarına erişimi için zincirin eksik halkasını tamamlamış oldu. Bu gelişmenin acısı muhtemelen Avrupa Birliği'nin desteklediği Nabucco projesinden çıkacak. Güney Akım boru hattı Karadeniz ve Türkiye karasularından geçerek Avrupa'ya yılda 63 milyar metreküp Rus doğalgazı taşıyacak biçimde projelendirildi. Bu miktar Avrupa'nın yıllık gaz tüketiminin yaklaşık yüzde 15'ini karşılıyor. NABUCCO'YA DESTEK ZAYIFLIYOR Güney Akımın beklentileri güçlenirken Nabucco'nun desteği ise zayıflıyor. Hazar ve Ortadoğu gazını Avrupa'ya ulaştırmayı planlayan Nabucco'ya gelen eleştiriler, 12 milyar dolarlık maliyetin çok yükseldiği ve bu kadar büyük bir hattı Rus gazı olmadan doldurmanın zorluğunda toplanıyor. Sonuç olarak, AB'de ve projenin bazı büyük ortaklarında bazı tavır değişiklikleri görülmeye başlandı. Avrupa Birliği'nin enerjiden sorumlu Komisyon üyesi Günther Öttinger 2011 sonunda Reuters ile yaptığı söyleşide, Nabucco'nun devam edeceğine güven duyup duymadığı sorusuna, sadece Güney Koridoru'nun açılacağından emin olduğunu söylemekle yetindi. Öttinger, "Güney Koridoru'nun açılacağından eminim ancak önemli olan Şah Deniz konsorsiyumunun gazı kime satacakları konusunda vereceği karar" dedi. Bazı RWE ve OMV kaynakları da, Nabucco'nun bundan sonra en başta düşünüldüğü biçimde geçekleştirilemeyeceği izleniminde olduklarını söylediler. Bir RWE kaynağı, "Gelecekteki gaz ihtiyacımızı karşılamak için giderek daha pahalı olan Nabucco'dan ziyade, daha ucuz seçenekler arıyoruz. Nabucco için şimdiye kadar fazla para harcamadığımız için (bu projeden) çıkmak da zor olmaz" dedi. PROJELER BİRLEŞTİRİLEBİLİR Mİ? Azerbaycan'ın üç projeden birini seçmesi yerine Avrupa'ya gaz sevkinin halen mevcut ve yapılacak olan boru hatlarıyla bir bölgesel altyapı sistemi yoluyla sağlanması daha olası görülüyor. Konsorsiyum, "Şah Deniz proje ekibi, olası bir dördüncü ihraç seçeneğini değerlendiriyor: Burada güneydoğu Avrupa gaz pazarlarına bölgede mevcut ve yeni yapılacak interkoneksiyon altyapısı ile sevki düşünülüyor" demişti. Her seçeneğin iyi ve kötü yanları olduğu dikkate alınırsa, analistlerin tek işler çözümün projelerin birleştirilmesi olacağı görüşü anlaşılır oluyor. Enerji danışma şirketi JBC Energy, "Tek bir güzergah seçileceğine projelerin birleştirildiğini görmemiz mümkün "dedi. TAP, birleşme görüşmelerine hazır olduğunu açıklamıştı. Bu durumda Nabucco'nun küçültülerek diğer projelerle birleştirilmesi ve böylece Türkiye'nin merkezinde olacağı kompleks bir Güney Koridoru boru hatları sistemi yaratılması mümkün. AB kaynakları, Nabucco projesini resmi olarak iptal etme mahcubiyetini yaşamadan bunun yerine Avrupa'ya kaynak çeşitliliği sağlayacak tutarlı bir Güney Koridoru sunacağı için Avrupa Komisyonu'nun da bu yolu tercih edeceğini söylediler. 12 Ocak 2012 |
||||||||
|
İran petrolünün Kapasitesi ve Alıcılar Listesi |
||||||||
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) ikinci büyük petrol üreticisi İran, en fazla Çin, Hindistan, Güney Kore, Japonya ve İtalya'ya petrol ihraç ediyor. İran petrolünün önemli alıcıları arasında Türkiye, Güney Afrika ve Sri Lanka'da bulunuyor. ABD Başkanı Barack Obama'nın, 31 Aralık'ta imzaladığı yeni finansal yaptırımlarla ilgili yasa ülkelerin İran petrolünü satın almasını zorlaştırmayı amaçlıyor. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri de İran'dan petrol ithal edilmesine ambargo konulması için çalışmalar yürütüyor. Ancak AB'nin İran petrolüne ambargo koymasının aylar alabileceği belirtiliyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) tahminlerine göre, İran günde 3,5 milyon varil petrol üretiyor ve günlük 500 bin varili rafine edilmiş olmak üzere günlük 2,6 milyon varil petrol ihraç ediyor. IEA, AB'nin İran'dan günlük 510 bin varil petrol ithal ettiğini öngörüyor. İran'dan geçen yıl en fazla petrol ithal eden 10 ülke ve ne kadar ithal ettiği şöyle (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri için rakamlar IEA kaynaklı ve geçen yıl ikinci çeyreği kapsıyor.) (Çin, Hindistan ve Güney Afrika verileri ise EIA'ya ait ve geçen yılın ilk yarısını içeriyor. )
IEA'ya göre, Sri Lanka geçen yılın ilk yarısında İran'dan günlük 39 bin varil petrol ithal etti. Sri Lanka, tamamıyla İran petrolüne bağımlı durumda. BP Dünya Enerji 2011 raporuna göre, İran dünyada toplam kanıtlanmış petrol rezervlerinin yaklaşık yüzde 10'una yani 137 milyar varil kanıtlanmış petrol rezervine sahip bulunuyor. İran aynı zamanda dünyanın ikinci büyük doğalgaz rezervlerine sahip bulunuyor. Ancak İran'ın kendi gazına olan ihtiyacının artması ve sıkı uluslararası yaptırımların bu ülkenin likit doğalgaz (LNG) programını güçleştirmesi, İran'ı son 10 yılın büyük bölümünde doğal gaz ithalatçısı haline getirdi. ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA), doğalgazın, İran'ın toplam iç enerji tüketiminin yüzde 54'ünü ve kalan enerji tüketiminin büyük kısmını petrolün karşıladığını belirtiyor. 6 Ocak 2012 |