|
|
| Turizm devi Thomas Cook, Öger Tours’u satın aldı | ||||||
Turizm devi Thomas Cook, Öger Tours’u satın aldı
Avrupa'nın ikinci büyük turizm şirketi olan Thomas Cook, Vural Öger'in sahibi olduğu Öger Tours'u satın aldı. Thomas Cook'un satış için yaklaşık 30 milyon euro ödediği bildirildi. Almanya'nın önde gelen turizm şirketlerinden olan ve ağırlıklı olarak Türkiye bağlantılı çalışan Hamburg merkezli Öger Tours, geçtiğimiz yıl yaklaşık 400 bin yolcuya hizmet vermiş, 256 milyon euroluk ciro yapmıştı.
12/07/2010 |
||||||
| Türk Doktorlar, Türkiye'de Tıp Turizmini başlattı | ||||||
Dertli Avrupalılar Türkiye'de derman arıyor Avrupa’nın pek çok ülkesinden özellikle Almanya'dan her yıl yüzlerce hasta tedavi olmak amacıyla Türkiye’ye gidiyor. Özellikle göz ameliyatı ile saç ekimi konusunda Avrupalılar Türk uzmanlara güven duyuyor. Türkiye ve turizm denince akla daha ziyade deniz, kumsal ve güneş gelir. Ancak sağlık turizminin payı da hiç azımsanamayacak düzeyde. Göz ya da estetik ameliyatı olmak, dişleri tedavi ettirmek ya da saç ektirmek… Çok sayıda Alman ve Almanya’da yaşayan Türk, her yıl binlerce kilometre yol kat edip, tedavi için Türkiye'ye gidiyor. Başta İstanbul ve Antalya olmak üzere birçok kentteki hastanelerle Almanya’daki özel danışmanlık şirketleri arasında anlaşmalar yapılıyor. Bu şirketler daha sonra hasta ve hastane arasında aracılık ediyor. Hangi tedavilere ilgi var? Avraspa adlı danışmanlık şirketinin sahibi Fikret Bulut ne şekilde çalıştıklarını şöyle anlattı: “Beraber çalıştığımız seyahat acenteleri var. Onlarla beraber organizasyonları ayarlıyoruz. Yani biz hastaları buradan Almanya’dan doğrudan Türkiye’ye gönderiyoruz. Türkiye’de karşılıyorlar. Oteline götürüyorlar. Otelden hastaneye götürüyorlar ameliyat için. Orada İngilizce, Almanca ve diğer yabancı dilleri konuşan çalışanlar var. Onlar hastalarla ilgileniyor. Ameliyatlarını oluyorlar. Sonra otele gidiyor ve ardından da ülkelerine dönüyorlar." Bulut, “Almanya’da sigortanın karşılamadığı hastalıklar için talep oluyor. Normal sigortanın karşıladığı hastalıklar için talep olmuyor Almanya’da. En çok talep alan göz ameliyatı oluyor. İkinci sırada saç ekimi geliyor. Üçüncü sırada estetik ve en son diş geliyor” dedi. Neden Türkiye? Fikret Bulut, kendilerine başvuran hastaların yüzde 98’inin Alman olduğunu belirtiyor. Peki, neden Türkiye tercih ediliyor? Fikret Bulut, bu soruyu şöyle yanıtladı: “Türkiye yakın olduğu için tercih ediliyor. Uçakla en fazla 3 saat. Tabii fiyatlar da uygun olduğu için. Ameliyat için gelen hastaların yüzde 95’i fiyata bakıyor. Bunu da şöyle fark ediyorsunuz. Seçtikleri otellerle. Daha çok ucuz otel oluyor. 4 yıldız 5 yıldızlı otelleri çok nadir seçiyorlar. Bir uçağı 10-20 euro ucuz bulacağım diye saatlerce arıyor, kendisi uğraşıyor, geceleyin uçuyor yani bunları fark ediyoruz."
Alman danışmanlık şirketleriyle anlaşmalı olan hastanelerden birinde görev yapan göz doktoru Berrin Toksü’ye göre hastaların Türkiye’yi tercih etmelerinin nedeni kalite. Toksü, “Bizim hastanemiz referans hastane lazer konusunda. Burada lazere 10 yıl 15 yıl önce başlanmış. Yurtdışından gelen hastalar geliyor, muayene ediliyor, lazerleri yapılıyor” diye konuştu. Almanya'dan iki kat daha ucuz Söz konusu sağlık olsa da hastalar için para çok önemli bir rol oynuyor. Danışmanlık şirketi sahibi Fikret Bulut, bazen indirim isteyenler de olduğunu söylüyor. Bulut, Türkiye ile Almanya’daki tedavi masrafları arasındaki farkı şöyle açıklıyor: “Saç için şöyle hesaplamanız lazım. Üç gün İstanbul'da kalacaksınız. Üç gün İstanbul'da kalmanın masrafı 400 euro diyelim. Otel uçak dâhil Hamburg'dan. Normal bir sezonda. Saç ekimini de hesaplarsanız belki 2000 euroya gelecek ya da 2 bin 500 euro. Yani bunun hepsini komple paket olarak 3 bin euroya karşılayabiliyorlar. Almanya’da yapmaya kalksanız iki misline geliyor.” 22/06/2010 |
||||||
| Türkiye ile Rusya arasında da vize kalkıyor | ||||||
|
Türkiye ile Rusya arasında vizelerin uygulamasının kalkması için son adımlar atılıyor. MOSKOVA - Türkiye ile Rusya arasında vizesiz dolaşımı öngören anlaşmayı iki ülke yetkilileri parafe etti. Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev'in gelecek hafta Ankara'ya yapacağı ziyarette imzalanması halinde, anlaşma yürürlüğe girecek. Anlaşma Türk ve Rus vatandaşlarının bir aya kadar olan turistik ziyaretlerinin vize zorunluluğu dışında tutulmasını öngörüyor. Rusya'da çalışan ve eğitim görenlerin ise uygulama dışında kalması bekleniyor. Türkiye'nin Moskova Büyükelçisi Halil Akıncı, vizenin kaldırılmasına yönelik anlaşmanın iki ülkenin konsolosluk daireleri arasında parafe edildiğini ve karşılıklı iç onay sürecinin başladığını söyledi. Akıncı, her iki ülke yetkili makamlarının anlaşmaya varılan metin üzerinde kendi değerlendirmelerini netleştirdikten sonra anlaşmanın imzalanabileceğini kaydetti. Büyükelçi Akıncı, Türkiye ziyareti sırasında Medvedev ile cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün iç onay sürecinin sona ermesini beklemeden anlaşmayı imzalayabileceklerini belirtti Son dönemde Türkiye başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere, birçok ülke ile vize uygulamasını kaldırdı. 07/05/2010 |
||||||
| Yolcuları hastalanan Turistik Tur Gemisi Boudicca, Geriye döndü | ||||||
Yolcularının çoğu kış kusma hastalığına yakalanan bir tur gemisi İngiltere'nin Liverpool kentine geri döndü. Fred Olsen firmasına ait Boudicca gemisinde yolcuların üçte ikisi hastalandı Norveç merkezli Fred Olsen firmasına ait Boudicca adlı gemi, Türkiye ve Doğu Akdeniz'e toplam üç hafta sürecek bir tura çıkmıştı.
Gemi, üç gün sürecek detaylı bir temizlik işleminden geçirilmek üzere seyahati iki gün erken tamamlayarak Liverpool'a geri döndü. Gemideki yüzlerce yolcunun norovirüse yakalanarak hastalandığı haber veriliyor. Geçen ay Southampton'dan yola çıkarak benzer bir rota izleyen aynı gemideki yolcular da bu virüse yakalanmıştı. Son olarak da Liverpool'dan yola çıkan gemideki 1,066 yolcunun yaklaşık üçte ikisi, yolculuk sırasında kusma nöbetlerine yakalandı. " Onay aldık " Fred Olsen firmasının bir yetkilisi, "İngiltere'deki ilgili kuruluşların gemideki sıhhi koşullar hakkında kendilerine tam onay verdiğini" söyledi. Sözcü "mide ve bağırsakları etkileyen virüsün giderilmesi için gemide makul her türlü önlemin alındığını" da sözlerine ekledi. Firma yetkilisi, yolculuk sırasında virüsün yayılmasının önlenmesi için benzer belirtilerle gemideki sağlık merkezine başvuran tüm yolcuların iki gün boyunca kabinlerinden çıkmamasının istendiği söyledi. Bulaşıcı bir hastalık olan kış kusma hastalığı, norovirüs adı verilen bir virüs aracılığıyla kişiden kişiye geçebiliyor. Genellikle kış aylarında rastlanan hastalığın en önemli belirtileri ise bulantı, kusma ve ishal olarak biliniyor. Hastalık çoğunlukla yiyecek ve içme suyundan bulaşıyor. 28/04/2010 |
||||||
|
Soğuklar İspanya’ya imajını değiştirirken... |
||||||
|
Mart ayı tüm Akdeniz ülkelerinde
olduğu gibi, İspanya için de pek haz edilmeyen soğuk kış günlerinin Artık güneşten ayrı geçen tatsız günlerin sonuna gelinmiş, yazın sıcak günleri yaklaşmaktadır.
Fakat İspanya’da bu mart ayı öncekilerden farklı olarak hiç de sıcak, güneşli geçmedi. İsterseniz ‘mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır’ deyin, isterseniz ‘küresel iklim değişikliğinin açık bir ispatı’, geride bıraktığımız mart, İspanya’da tarihi kar fırtınaları, aşırı yağışlar, sel ve bulutlu günlerle anılacak. Bu anılardan ilki, martın ilk haftasında Endülüs Bölgesi’ni vuran sağanak yağışın durmak bilmediği beş güne dairdi. Ağır bilanço, milyonlarca euroluk zarar gören tarım arazileriyle sınırlı kalmadı. Ülkenin dünyaca ünlü turizm cenneti Costa Del Sol plajları yağışlardan o kadar etkilendi ve kirlendi ki, plajların Paskalya tatiline kadar eski hallerine kavuşamamasına kesin gözüyle bakılıyor. Bu durumun turizm sektöründe ciddi sıkıntılara yol açması da kaçınılmaz. Kış sporları şehri: Barselona 8 Mart günü ülkenin kuzey batısındaki Katalunya’da yaşanan yoğun kar fırtınası ise Mart ayındaki tuhaf iklim olaylarının ikincisiydi. Barcelona’da son 25 yılın en karlı günü olarak tarihe geçen pazartesi günü, şehir merkezi 10 santimetreye varan kar örtüsüyle kaplandı. Meşhur Barceloneta plajlarına güneşlenmek niyetiyle gelen turistlerin kartopu oynayan fotoğrafları gazetelerin ilk sayfalarını kapladı. Zira ‘Barselona’ ve ‘kar’ bir araya gelmesi imkânsız gibi görünen iki kelime. Dünyanın büyük bir kısmında şehir, sıcak iklimi, plajları ve güneşiyle tanınıyor. Fakat bu genel kanı 2022 yılında değişebilir. Çünkü Barselona, geçtiğimiz şubat ayında 2022 Kış Olimpiyatlarına ev sahibi olmak için adaylığını açıkladı. 1992’de şehirde düzenlenen ve şehri adeta yeni bir çehreye bürüyen Olimpiyat oyunlarının otuzuncu yılında bu kez de Kış oyunlarını düzenlemek isteyen Barselona’lıların temel dayanağını, bölgedeki Pirene Dağları. Her ne kadar dünya çapında bilinmese de Katalunya bölgesinde başta kayak olmak üzere birçok kış sporu oldukça popüler. Ocak ayında sırtında kayak malzemeleriyle Pireneler’deki pistlere gitmek için otobüse binen bir Barselonalı görmek, ya da sadece kayak malzemesi satan bir dükkâna rastlamak sıradan bir olay. Özetle, şehrin pek de bilinmeyen bu özelliğini bu yüzünü dünyaya duyurmak için kaçırılmaz bir fırsat olan Kış Olimpiyatları, başta turizmciler olmak üzere Barselonalılar’ın iştahını kabartıyor. İspanya imajını ‘genişletiyor’ Benzer bir ‘imaj değiştirme’, daha doğrusu ‘imaj genişletme’ çabası, projesi tüm ülke için de geçerli. İspanya artık yalnızca harika plajları, eşsiz denizi ve sımsıcak güneşiyle anılmak istemiyor. Bahsettiğimiz tuhaf iklim olaylarının bu strateji değişiminde ne kadar rolü var bilinmez ama hiç olmadığını da söyleyemeyiz. Zira iklim değişikliğinin bu hızla devam etmesi durumunda Avrupa’nın popular turistik merkezlerinin Akdeniz havzasından Baltık Denizi kıyılarına kayacağı, güvenilir bilim adamlarının tahminleri arasında. Turizmin yüzde 11’le gayri safi milli hâsılaya en yüksek katkıda bulunan sektör olduğu İspanya, haliyle bu konuya oldukça fazla kafa yoruyor. Mart ayının başında basına duyurulan yeni ‘İspanya’nın yurtdışında tanıtım kampanyası’ da böylesi büyük bir çabanın eseri. Turizm Bakanlığı’nın İspanya’nın ‘turizm alanındaki öncü pozisyonunu koruma ve kalıcılaştırma’ amacıyla ortaya koyduğu yeni sloganın adı ‘You need Spain’ yani ‘İspanya’ya ihtiyacınız var’. ‘Güneş, deniz ve plaj’dan fazlası Bu temayla ülkenin önde gelen yönetmenlerinden Julio Médem tarafından çekilen, 40 ülkede 400 milyon kişiye ulaşmayı hedefleyen reklam filmlerinde açıkça görülen, bahsettiğimiz imaj değişikliği stratejisinin ta kendisi: İspanya’yı yalnızca güneş, deniz ve plajla değil ülkeye gelen turistler tarafından değerli bulunun İspanyol yaşam stili ve misafirperverliğiyle resmetmek. Bunlar için ‘İspanya’ya gelmelisiniz’ yani ‘ona ihtiyacınız var’ mesajını vermek. Dünya vatandaşlarının İspanya’ya ne kadar ihtiyacı olduğu tartışılabilir ama İspanya’nın turizme ihtiyacı olduğu kesin. Özellikle de iklim değişikliğinin olumsuz etkileri gözle görünür hale gelip, şimdiden İspanyol turizm endüstrisini tehdit etmeye başlamışken. 26/03/2010 BBC-Altuğ Akın-Barselona |
||||||
|
Akdamar Kilisesinde ibadet senede bir gün |
||||||
Van’da bulunan ve uzun zamandır tartışmalara neden olan Akdamar Kilisesi için ibadet izni çıktı. Van Valiliği’nin teklifi ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın onayı ile Akdamar Kilisesi’nde yılda bir gün ibadet yapılabilecek. Van Valiliği’nin Akdamar Kilisesi ile ilgili 20 Aralık 2009 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne yaptığı başvuru Bakan Günay’ın onayından çıktı. Vali Münir Karaloğlu imzasıyla gönderilen yazıda “İl sınırları içindeki Van Gölü’nün en büyük adası olan Akdamar Adası üzerindeki Akdamar Anıt Müzesi’nde (Akdamar Kilisesi) yılda bir gün ile sınırlı olarak ayin düzenlenmesine izin verilmesi halinde Van’a başta İran olmak üzere Ermenistan, Irak, Azerbaycan ve Gürcistan gibi yakın bölgelerden çok sayıda turist geleceği ve bu turizm hareketliliğinin bölgedeki ekonomik, politik ve sosyal sorunların çözümüne katkı sağlayacağı belirtilmek ve Akdamar Anıt Müzesi’nin İnanç Turizmi kapsamında Eylül ayının ikinci haftasında belirlenecek bir gün ile sınırlı olmak kaydıyla inanç turizmine açılmasını talep ediyoruz” ifadeleri yer almıştı. Talebi inceleyen Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da bölgedeki inanç turizmine yapacağı katkıyı da göz önünde bulundurarak, kilisede yılda bir kez ayin yapılmasına izin veren kararı onayladı. Bakan Günay'ın imzasını taşıyan kararda şu ifadeler yer aldı; ''Söz konusu talep doğrultusunda, inanç turizmi kapsamında, Van Akdamar Anıt Müzesinin (Akdamar Kilisesi) ziyaretçi sirkülasyonuna engel teşkil etmeyecek bir bölümünde, sınırlı sayıda ziyaretçinin katılımıyla, yılda bir kez olmak üzere eylül ayının ikinci haftasında günü, saati ve süresi Valilikçe belirlenmek kaydıyla dini içerikli etkinlik düzenlenmesine izin verilmesi Bakanlığımızca uygun görülmüştür.'' Bakan Günay'ın Akdamar Kilisesi Anıt Müzesinin yılda bir kez ibadete açılması ile ilgili kararını Ukrayna'nın başkenti Kiev de öğrenen Vali Münir Karaloğlu, kararı memnuniyetle karşıladığını belirtti. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'a teşekkür eden Karaloğlu, şunları söyledi; ''Bu karar Van'ın turizm alanında yeni bir destinasyon olması noktasındaki çalışmalara, çok önemli bir katkı sunacaktır. Aynı zamanda bölgedeki inanç turizminin gelişmesine çok önemli avantajlar sağlayacaktır. Van halkı olarak eylül ayının ikinci pazarı olan 12 Eylülde yurt içinden ve yurt dışından gelecek misafirlerimizi en iyi şekilde ağırlayacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın.'' ERMENİLER KİLİSEYİ ZİYARETİ DİNİ VECİBE OLARAK GÖRÜYOR Van Gölü'ndeki ada üzerinde bulunan Akdamar Kilisesi, 915-921 yılları arasında inşa edildi, daha sonra manastıra dönüştürülen kilise, 2007 yılında restore edilerek anıt müze olarak hizmet vermeye başladı. Vaspurakan Kralı 1. Gagik tarafından 915-921 yılları arasında Keşiş Manuel'e yaptırılan kilise, Ermeni halkı açısından büyük önem taşıyor. Ermeniler, bu kiliseyi ziyaret etmeyi, dini bir vecibe olarak görüyor. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Top, saray kilisesi olarak kullanılan yapının, Vaspurakan Krallığı'nın yıkılmasının ardından manastır kilisesine dönüştürüldüğünü söyledi. Yapının, kutsal haç adına yaptırılmış olması ve din adamlarının yetiştirilmesi açısından önem taşıdığını ifade eden Top, burada 1915 yılına kadar din adamlarının yetiştiğini, aynı zamanda ayin yapılabildiğini kaydetti. Kilisenin, 1915 yılındaki Rus işgalinin ardından işlevini yitirdiğini belirten Mehmet Top, yapının 1979 yılında Kültür Varlıkları Envanterine kaydedildiğini, 1915 yılından sonra ayin yapılmayan kilisenin, 2007'deki restorasyon sonucunda Anıt Müze olarak hizmete girdiğini anımsattı. Van merkeze 45 kilometre uzaklığındaki Gevaş ilçesi sınırlarında yer alan Akdamar Adası'na, 20 dakika süren tekne yolculuğunun ardından ulaşılıyor. Adanın ortasında yer alan kiliseye batı ve güneyden birer kapı vasıtasıyla giriliyor. Zengin figürlerin yer aldığı kilise duvarlarında, İncil ve Tevrat'tan alınmış çeşitli sahneler bulunuyor. Bu sahnelerden, Yunus Peygamber'in denize atılması, Hz. Meryem ve kucağında İsa, Adem ile Havva'nın cennetten kovulması, Hazreti Davut ile Kral Goliat'ın mücadelesi, Samson Filistinli ikilisi, ateşte üç İbrani genci, Aslan ininde Daniel figürleri göze çarpıyor. Dini ve dünyevi sahnelerden başka hayvan figürlerinin de göze çarptığı kilisenin iç tarafında ise günümüzde büyük ölçüde bozulmuş freskler yer alıyor. 25/03/2010 |
||||||
|
Almanların tercihi Türkiye |
||||||
Türk turizmciler Berlin'den memnun ayrıldı Türkiye’nin konuk ülke olduğu 44'üncü Uluslararası Turizm Fuarı (ITB) pazar günü sona erdi. Türk katılımcılar Berlin'de düzenlenen fuardan memnun ayrıldı. Tanıtımlar sayesinde bu yıl turist sayısında artış bekleniyor. Berlin'de düzenlenen 44'üncü Uluslararası Turizm Fuarı’nın konuğu olan Türkiye, ülkeyi tanıtmak için yoğun çaba harcadı. Fuarda Türkiye’ye ayrılan 3 bin metrekarelik alanda bulunan 100’den fazla Türk standında iş bağlantıları kuruldu, ülkenin doğal, kültürel ve tarihi zenginlikleri tanıtıldı. Fuar kapsamında farklı dinleri bir araya getiren Antakya Medeniyetler Korosu konser verdi. Anadolu Ateşi dans grubunun ”Troya” adlı gösterisi de ilgi topladı. Geçen bir hafta boyunca Türkiye’yi tanıtan afişler, Berlin caddelerini süsledi. Turist sayısında artış Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürü Cumhur Güven Taşbaşı, Deutsche Welle Türkçe Servisi'ne yaptığı açıklamada, bu etkinliklerle Türkiye’yi sadece Almanya’ya değil, dünyaya tanıttıklarını dile getirdi. Türk turizmi açısından Almanya en büyük pazarı oluşturuyor. Geçen yıl Almanya’dan Türkiye’ye gelen turist sayısının 4,5 milyon civarında olduğunu hatırlatan Taşbaşı, bu sezon sayının artmasını beklediklerini belirtti. "Bu yıl partner ülke olduğumuz için en azından yüzde 10’luk artışı sağlamamız gerekir diye düşünüyorum" diyen Taşbaşı rezervasyonlarda geçen seneye kıyasla yüzde 10'luk artış olduğunu vurguladı. Taşbaşı "Tabii gönül ister ki, bu yüzde 20, yüzde 30 olsun ama dünyadaki ekonomik kriz, insanların özellikle Alman toplumunu öncelikle kendi ülkesi içinde seyahat etmeye yönlendirdi, sonra daha yakın yerlere gitmeyi, sonra da daha az sürede konaklamaya yönlendirdi" şeklinde konuştu. Ekonomik krizin etkisi Uluslararası Turizm Fuarı sırasında açıklanan ”seyahat analizi” adlı rapora göre, geçen yıl Almanların tatil süresi ortalama 15 günden 13 güne düştü. Ancak dünyayı sarsan ekonomik krize rağmen geçen yıl Türk turizminde yüzde 1,5 oranında büyüme kaydedildi. Dünyada turizm sektöründe büyüme kaydeden ülkeler sıralamasında Türkiye’nin 7’nci sırada yer alması Türk katılımcılar arasında iyimser bir atmosfer yarattı. Türkiye Otelciler Federasyonu Genel Sekreteri Gürel Aydın, Türk turizminin bu yıl yüzde 10 büyüme trendini yakalayacağına inandığını söyledi: "Geçen yıl haziran ayında başlayan kontratların sonuçları çıkmaya başladı. Şirketler bazında yüzde 10 ile 60 arasında artış var. Rezervasyon olarak yansıyor. Ve daha önceki yıllarda alıştığımız aşırı derecede aksiyon fiyatlar bu sene çok az yerde var." Almanların tercihi Türkiye Konaklama fiyatlarında aksiyon yapılmasa bile Türkiye; İspanya, İtalya gibi ülkelere kıyasla düşük fiyata tatil olanağı sunuyor. Berlinli seyahat acentesi sahibi Jörg Argelander, bu sezon da Almanların tercih ettiği ülkelerin başında Türkiye’nin geleceğini söyledi. Argelander, "Türkiye’ye ilgi hiç azalmıyor, çünkü Türkiye Avrupa’daki diğer destinasyonlara kıyasla ucuz fiyata kaliteli hizmet sunuyor. Ama bundan bağımsız olarak Türkiye’ye olan ilginin artacak olmasının bir nedeni de kanımca ülkenin kültürü. Yani sadece güney kıyılarına değil ülkenin tamamına, özellikle de büyük kentlere İstanbul’a olan ilgi artacak" dedi. Seyahat acentesi sahibi Argelender, Uluslararası Turizm Fuarı’nda Türkiye’nin konuk ülke olmasının yanı sıra İstanbul’un 2010 Kültür Başkenti olması nedeniyle de Türk turizminde bu yıl patlama yaşanacağını belirtti. Uluslararası Turizm Fuarı’nda, İstanbul ayrı bir stantta tanıtıldı. İstanbul 2010 Kültür Başkenti Ajansı Yılmaz Kurt'un verdiği bilgilere göre, İstanbul’a bu yıl 10 milyon kadar turistin gelmesi bekleniyor. Bu turistler arasında Almanların oranının ise yüzde 10 ila 15 arasında olacağı tahmin ediliyor. Uluslararası Turizm Fuarı Berlin'de düzenlenen Uluslararası Turizm Fuarı'na 187 ülkeden 11 binin üzerinde katılımcı yer aldı. Dünyanın en büyük turizm fuarının ilk üç günü sektörde çalışanlara yönelikti. Fuar yönetiminden yapılan açıklamaya göre, fuarı bu yıl sektörden yaklaşık 111 bin kişi ziyaret etti. Fuarın halka açık olduğu son iki gününde ise fuarı 68 binden fazla kişi gezerek, dünyanın farklı yerlerindeki tatil olanakları hakkında bilgi aldı. İş bağlantıları kurmak açısından önem taşıyan fuarda imzalanan sözleşmelerin hacmi altı milyar euroyu aştı. Önümüzdeki yıl 9-13 Mart tarihleri arasında düzenlenecek fuarın konuk ülkesi ise Polonya olacak. 15/03/2010 |
||||||
|
Türkiye Berlin'de dünyaya tanıtılıyor |
||||||
44. Uluslararası Turizm Fuarı (ITB) kapılarını ziyaretçilere açtı. Fuarın konuk ülkesi Türkiye, yeni bir kampanya ile tarihi ve kültürel zenginliğini tanıtmayı hedefliyor. Berlin’de düzenlenen 44'üncü Uluslararası Turizm Fuarı (ITB) dün başladı. Fuarda konuk ülke olan Türkiye standının açılışını Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile birlikte Almanya Ekonomi Bakanı Rainer Brüderle ve Berlin'e Hükümet Eden Belediye Başkanı Klaus Wowereit yaptı. Açılışın ardından Bakan Günay, 3 bin metrekarelik bir alanda yer alan Türk stantlarını gezerek, katılımcılardan bilgi aldı. Türkiye tarihini tanıtıyor 187 ülkenin katıldığı 44'üncü Uluslararası Turizm Fuarı’nda Türkiye’ye ayrılan bölüm büyüklüğü ile dikkati çekiyor. ”Türkiye büyülüyor” sloganının duvarları süslediği Türkiye bölümünün girişinde Sivas’ta bulunan Divriği Ulu Camii’nin kapısının bir modeli yer alıyor. Türkiye fuarda ülkenin tarihi ve kültürel zenginliğini tanıtmayı hedefliyor. Bu çerçevede Türkiye Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, ”yeni” adlı bir kampanya başlattıklarını söyledi: "Türkiye sadece yıllardan beri herkesin bildiği var olan doğal tarihsel güzelliklerini değil, topraklarımızdaki yeni buluntularla, yeni zenginliklerle de arkeoloji dünyasına, bilim dünyasına, kültür turizmine ilgi duyanlara kendisini tanıtmaya çalışıyor. (Bunlardan) bir tanesi yüzyıllardan beri kapalı olan Ayasofya’daki melek tasvirleri.”
Yeşilırmak havzası Türkiye’ye ayrılan bölümde oteller ve seyahat acentelerinin yanı sıra İstanbul, Antalya gibi turistik kentlere ait yaklaşık 150 stant bulunuyor. Bu stantlarda Türkiye’nin turistik açıdan yeterince tanınmayan yerlerinin ismi de göze çarpıyor. Yeşilırmak havzası, Uluslararası Turizm Fuarı’nda dünyaya tanıtılmak istenen yerlerden biri. 1997 yılında kurulan Yeşilırmak Kalkınma Havzası Birliği Program Teknik Koordinatörü Yelgin Mesci, sürdürülebilir kalkınma konusunda yaptıkları çalışmalar kapsamında havzayı turizm bölgesi haline getirmeyi hedeflediklerini belirtiyor: ”Bölgemiz, Amasya, Samsun, Çorum, Tokat illeri, kültürel mirasın bölgemizde en yoğun olduğu iller. 7500 yıllık bir tarihi var ve Hititlerin başkenti de bölgemizde; Boğazkale Hattuşa. Uluslararası fuarlara katılarak bölgemizin turizm destinasyonu tanıtımı ve gelen turistlerin sayısını artırmak istiyoruz.” Türkiye'ye büyük ilgi Uluslararası Turizm Fuarı oteller, seyahat acenteleri ve tur operatörleri arasında bağlantı kurulması açısından önem taşıyor. 14 Mart Pazar gününe kadar sürecek olan fuar, dünyanın farklı ülkelerinden gelen acente sahiplerine, Türkiye’yi tanıma, Türk firmalarının sunduğu olanakları öğrenme fırsatı sunuyor. Almanya’nın Vechta kentinden Berlin’e gelen seyahat acentesi sahibi Hans Höffmann, fuarda öncelikle Türkiye’ye ayrılan bölümü ziyaret ettiğini dile getiriyor: "Türkiye’yi de sunduğumuz ürünler arasına katmak istiyoruz. Bugüne kadar ne yazık ki programımızda yer almadığını itiraf etmeliyim. Şimdiye kadar dört stant ziyaret ettik. Berlin’e gelmemizin nedeni Türkiye’nin konuk ülke olması. Bunu mutlaka görmek ve bağlantı kurmak istedik.” İtalya’nın Milano kentinden gelen Nina Schmidt ise Türk otellerini İtalyan piyasasına tanıtmak için bağlantı kurmaya çalıştığını söylüyor: "Ben İtalyan piyasası ile ilgileniyorum. Buraya İtalyan piyasasına girmek isteyen Türk oteli olup olmadığına bakmak için geldim. Türk otellerine İtalya’da reklam yapma olanağı sunuyoruz. Burada iş bağlantıları kuruyorum.” Türk çayı, Türk kahvesi Fuarda iş görüşmeleri Türk çayı ve kahvesi eşliğinde yapılıyor. Berlin Kültür Müşavirliği’nin görevlendirdiği servis elemanları, gelen ziyaretçilere çay ve kahve sunuyor. Türk stantlarının yer aldığı bölümde kurulan sahnede ise fuar süresince çeşitli konserler verilecek. 11/03/2010 DW |
||||||
|
Kriz dinlemeyen Almanlar tatile akın ediyor | ||||||
Ekonomik kriz ve domuz gribi salgınına rağmen tatil planlarından vazgeçmeyen ve 2009’da tatil için 21 milyar euro harcayan Almanlar, bu yıl da yoğun rezervasyonlarla sektörün yüzünü güldürüyor. Alman turizm sektörü krizi geride bıraktı. Seyahat şirketleri işlerin hissedilir şekilde iyileştiğini, ciro ve turist sayısının yeniden yükselişe geçtiğini belirtiyor. Tatil amaçlı seyahatler başı çekmeye devam ediyor. Kriz yılı 2009’da tatil seyahatlerinde sadece yüzde 3’lük gerileme kaydedildi. Alman Turizm Ekonomisi Derneği Başkanı Klaus Laepple, herşeye rağmen Almanlar’ın tatilde harcadığı paranın 2009 yılında 21 milyar euroya ulaştığını belirtiyor ve şunları kaydediyor: “Örneğin kimya sanayisinde yüzde 12, matbaa ve baskı teknolojisinde yüzde 26’yı bulan daralmayla karşılaştırıldığında Alman turizm sektörü çok fazla etkilenmedi. Krizi ucuz atlattık.” Rezervasyonlarda artış Alman turizm sektörü sadece krizi atlatmakla kalmadı. Aralık ayı ortasından bu yana rezervasyonlarda yaşanan belirgin artış, 2010 yılı için de olumlu işaretler veriyor. Seyahat şirketleri ‘herşey dahil’ olarak bilinen organize tatillerde büyük indirimler yaptı. Erken rezervasyonlarda daha şimdiden geçtiğimiz yıl seviyesinin üzerine çıkıldı. Türkiye, seyahat ülkesi olarak krize rağmen turist sayısını artırabilen sayılı ülkelerden. "Herşey dahil" paketlerine olan talebin artmasının da etkisiyle Türkiye en çok gidilen ülkeler sıralamasında ikinciliğe yükselmeyi başardı. Bir numaradaki İspanya’ya seyahatlerde ise geçtiğimiz yıl düşüş yaşandı. Türkiye, ayrıca yüzde 36’lık pazar payıyla Rusya’dan en fazla rezervasyon yapılan ülke oldu. Almanlar’ın Akdeniz tutkusu Uzak seyahatlerde Tayland, Mauritius ve Endonezya tercih edilen ülkeler. Gemi tatilleri de yeniden revaçta. Son dakika rezervasyonlarında da artış gözlemleniyor. Akdeniz, Almanlar’ın yaz tatili için tercih ettiği bölgelerin başında geliyor. Alman Turizm Ekonomisi Derneği Başkanı Klaus Laepple, turizmde müşterilerin uygun fiyata yüksek kaliteli ürünlere önem verdiği yeni bir dönemin başlangıcında olduklarını belirtiyor ve ekliyor: “Örneğin Türkiye geçtiğimiz tatil sezonunda turist sayısını artırmayı başardı. Bu çok önemli bir başarı. Mısır da bir önceki yılki turist sayısını korumayı başardı. Genel olarak Akdeniz’in doğusuna talebin batıya göre daha fazla olduğu görülüyor. Ancak uzun vadede bakıldığında turizm altyapısını geliştiren, tesislerini modernleştiren, donanım ve servisi iyileştirenler ayakta kalabilecek.” Avrupa Komisyonu’nun Şubat ayında 27 AB ülkesinde 30 bin kişiyle yaptırdığı anket de, krizin ardından seyahat talebinin arttığını gösteriyor. Geçtiğimiz yıl katılımcıların üçte biri tatili ülkesinde geçireceğini bildirirken bu yıl sadece beş kişiden biri ülkesinde kalmayı planlıyor. 10/03/2010 DW | ||||||
|
Uluslararası Turizm Fuarı'nda Türkiye rüzgârı | ||||||
Türkiye’nin konuk ülke olarak katıldığı 44. Uluslararası Turizm Fuarı törenle açıldı. Berlin'deki törene Almanya Ekonomi Bakanı Brüderle ile Türkiye Kültür ve Turizm Bakanı Günay katıldı. Berlin’de düzenlenen 44. Uluslararası Turizm Fuarı’nda (ITB) Türkiye deniz, kum ve güneşinin yanı sıra kültürel çeşitliliğini de tanıtmayı hedefliyor. Bu nedenle Uluslararası Turizm Fuarı'nın açılış töreni Anadolu Ateşi dans topluluğunun sunduğu gösteri ile başladı. Türkiye Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay törende yaptığı konuşmada, dünyanın en önemli fuarına konuk ülke olarak katılmanın "heyecan verici" olduğunu, Türkiye’nin bunu hak ettiğini düşündüğünü söyledi. Günay, ”2009 yılında dünyada çeşitli alanlarda ve bu arada turizm alanında ciddi gerilemeler yaşanırken, Türkiye dünyada özel ülkelerden birisi olarak 2009 yılını artı sonuçlarla ve başarıyla kapatabildi” şeklinde konuştu. Kültür ve Turizm Bakanı Günay, bu olumlu sonuçlara Almanya’nın da katkısı olduğunu, Almanya ile işbirliğinin turizm alanında da sağlam adımlarla ilerlediğini dile getirdi. Turizmde her türlü bütçeye uygun, kaliteli hizmet anlayışını benimsediklerini ifade eden Bakan Günay, çevrenin korunmasına da önem verdiklerini belirtti.
"Turizm barış projesi" Turizmi ekonomik gelişme aracı olarak görmediklerini vurgulan Günay, sözlerini şöyle sürdürdü: ”Burası bir ekonomi platformu esas itibariyle. Bir borsa, turizm borsası. Ticari bir faaliyet. Ama turizm katiyen ticari ekonomik bir çerçeveyle sınırlı bir proje değil. Ekonomi, ticaret, turizmin sonucu. Turizm esas itibariyle bir barış projesi. İnsanları, ülkeleri, toplumları tanıştıran barış projesi” Almanya ile sıkı ilişkiler Almanya Ekonomi Bakanı Rainer Brüderle de konuşmasında Almanya ile Türkiye arasındaki işbirliğine ve sıkı bağlara dikkati çekti. Brüderle, Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı’yı ”Bal” adlı filmin kazanmasının, Türkiye’nin çeşitliliğini ortaya koyduğunu dile getirdi. Türkiye’de geleneksel kültür ile modern yapı ve çağdaşlığın bir arada bulunduğunu belirten Brüderle, "bizim sıkı ilişkilerimiz var. Türkiye ile Almanya arasında iyi ve kötü zamanda, uzun süredir var olan dostluk bağları bulunuyor. Ama Uluslararası Turizm Fuarı da, Türk komşularımız ile bağlarımızın güçlenmesine katkı sağlayacak. Berlin ve Almanya’da yaşayan ve toplumumuzun bir parçası olan çok sayıda Türk vatandaşımız bulunuyor” şeklinde konuştu. Brüderle, Elazığ depreminde hayatını kaybedenlerin yakınlarının acısını paylaştıklarını, gerekirse Türkiye'ye yardıma hazır olduklarını dile getirdi.
İstanbul'u tanıtma fırsatı Berlin Hükümet Eden Belediye Başkanı Klaus Wowereit ise İstanbul ile Berlin’in kardeş kentler olduğunu hatırlattı. Wowereit, Uluslararası Turizm Fuarı’nın, 2010 Kültür Başkenti İstanbul’u tanıtmak için bir fırsat olacağına dikkati çekti: ”İstanbul Avrupa ve dünya çapında kendini tanıtma fırsatı bulacak. Önemli geleneğe ve tarihe sahip, ama aynı zamanda modern bir metropol olarak kendini tanıtacak. Ve bütün Türkiye'nin Uluslararası Turizm Fuarı’nda konuk ülke olarak kendini tanıtmasından memnuniyet duyuyoruz.” Uluslararası Turizm Fuarı’nın açılış töreni Anadolu Ateşi’nin gösterisi ile sona erdi. Tören sonrasında ise Türk mutfağından lezzetler davetlilere sunuldu. Diğer etkinlikler Bugün ziyarete açılan Uluslararası Turizm Fuarı’nda 187 ülkeden 11 binin üzerinde katılımcı yer alıyor. Fuar 14 Mart Pazar günü sona erecek. Fuar kapsamında Türkiye çeşitli etkinlikler düzenliyor. Bu akşam üç dini ve farklı etnik grupları bir araya getiren "Antakya Medeniyetler Korosu" Fransız Kilisesi'nde (Fransözischer Dom)'da bir konser verecek. Anadolu Ateşi dans topluluğunun "Troja" adlı gösterisi ise cumartesi akşamı Berlinlilerin beğenisine sunulacak. 10/03/2010 DW | ||||||
|
Uluslararası Turizm Fuarı'nın konuğu Türkiye | ||||||
Berlin’de 10-14 Mart tarihleri arasında düzenlenecek olan 44. Uluslararası Turizm Fuarı’na (ITB) Türkiye konuk ülke olarak katılacak. Bu çerçevede Türkiye, ülkenin kültürel zenginliğini tanıtacak bir program hazırlıyor. 1966 yılından beri Berlin’de düzenlenen Uluslararası Turizm Fuarı’na (ITB) Türkiye ilk kez konuk olacak. Berlin Turizm ve Kültür Ataşesi Hüseyin Gazi Çoşan, dünyanın en büyük turizm fuarına konuk ülke olarak katılmanın Türkiye açısından çok önemli olduğunu belirtiyor: "Birincisi Almanya bizim en büyük pazarımız. İkincisi ITB dünyanın en büyük turizm fuarı. En büyük pazarımızda, en büyük turizm fuarında partner olmak, bu açıdan bizim için çok önemli. Çünkü Almanya’dan çok sayıda konuğumuz geliyor. 4 milyon 500 bin civarında. Ve bu trend artıyor." Fuarın turizme katkısı Türkiye’nin turizm alanında gösterdiği gelişmeden etkilendiklerini belirten Berlin Fuar İşletmesi Seyahat ve Lojistik Hizmetler Merkezi Müdürü Martin Buck, bu nedenle de Türkiye’yi konuk ülke olarak davet ettiklerini dile getiriyor. Buck, fuarın Türk turizmine olumlu katkısı olacağına inandığını söylüyor: "Bugüne kadar Uluslararası Turizm Fuarı’na konuk olan ülkeler, fuarın ardından turizm alanında yoğun taleple karşılaştı, yani ülkeye giden turist sayısında artış oldu. Bugüne kadar hep artış gözlemlediğimiz için, Türkiye’ye yönelik talebin de artacağını tahmin ediyoruz." Turizmde Türkiye'nin farkı Buck’a göre, İtalya, İspanya gibi ülkelere kıyasla uygun fiyata tatil imkânı sunan Türkiye’nin turistler açısından cazip olmasının bir diğer nedeni de, Anadolu’daki kültürel ve tarihi zenginlik. Buck bunu "Türkiye Doğu ve Batı arasında bir köprü oluşturuyor, bu açıdan eşsiz bir konumu var. Türkiye benzersiz bir şekilde farklı kültürleri bünyesinde barındırıyor. Türkiye bin yılı aşkın tarih sunuyor. Yani sadece fiyatlar değil, tarihi, atmosferi ve çeşitliliği ile Türkiye gidilecek güzel ülkeler arasında yer alıyor" sözleriyle açıklıyor. Fuar için hazırlıklar Türkiye, 10-14 Mart tarihleri arasında Berlin’de düzenlenecek Uluslararası Turizm Fuarı'nda ülkenin deniz, kum ve güneşinin yanı sıra kültürel zenginliklerini de tanıtmak için konser, gösteri gibi çeşitli etkinlikler planlıyor. Hazırlanan programı Berlin Turizm ve Kültür Ataşesi Hüseyin Gazi Çoşan şöyle anlatıyor: ”Aslında ilk defa bir partner ülke böyle yoğun bir program hazırladı, hem ITB içinde hem de dışında. Açılış 9 Mart akşamı 4 bin kişinin davetli olduğu bir tören ile yapacağız. Açılış gecesini ITB ile birlikte organize ediyoruz. Yani Anadolu Ateşi’nin yeni versiyonu ‘Sun’ adlı gösteri ile başlıyoruz, bir gün sonra ITB’nin resmi açılış gününde Antakya Medeniyetler Korosu’yla ‘Fransözische Dom’da (Fransız Katedrali’nde) devam ediyoruz. 13 Mart Cumartesi günü de Anadolu Ateşi’nin yeni oyunu ‘Troya’, 10 bin kişilik bir seyirci topluluğuna hitap edecek.” Bu gösterilerle Türk kültürünün fuar ziyaretçilerinin yanı sıra Berlinlilere de tanıtılması hedefleniyor. Ayrıca fuar alanında Türkiye’ye ayrılan bölüm genişletilerek, 2 bin 500 yerine 3 bin metrekarelik alan tahsis edildi. Türkiye’den katılacak firma ve işletmelerin sayısı da 70’den 105’e çıkartıldı. Fuar alanında kurulacak sahnelerde de çeşitli dans ve müzik gösterileri düzenlenecek, Türk mutfağı tanıtılacak. Fuara Türkiye’den Turizm ve Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ın yanı sıra çok sayıda siyasetçinin de katılması bekleniyor. Uluslararası Turizm Fuarı Uluslararası Turizm Fuarı’nda geçen yıl yaklaşık 190 ülkeden 11 bin civarında katılımcı yer almış, fuarı yaklaşık 180 bin kişi ziyaret etmişti. Fuarın ilk üç günü sektörde çalışanlara, son iki günü ise halka açık. Berlin Fuar İşletmesi’nden Martin Buck, bu yıl ziyaretçi sayısının artmasını beklediklerini dile getiriyor. 20/02/2010 | ||||||
|
Avrupa'nın kültür başkentleri Ruhr Havzası, Peç ve İstanbul | ||||||
|
Bu yıl ağır sanayi ile ünlü Ruhr havzası için özel bir anlam taşıyor. Ruhr Havzası, Peç kenti ve İstanbul'la birlikte bu yıl 2010'un Kültür Başkentliği'ni yapacak. Peki AB kültür başkentleriyle neyi hedefliyor? "Kültürel değiş-tokuşa inanıyorum. AB'nin, üyelerin birbirine sadece patates ya da domates alıp verdiği değil, sanat için çalışanların kültürel değiş-tokuş yapabileceği bir topluluk olduğuna inanıyorum." Yunanistan'ın eski Kültür Bakanı, ünlü ses sanatçısı Melina Mercouri bu açıklamayı 1985 yılında yapmıştı. O dönemde Avrupa Topluluğu'nun Dönem Başkanlığı'nı yapan Yunanistan daha çok tarımın damgasını vurduğu Avrupa Topluluğu'na güzel bir kültür-sanat projesi kazandırmak istiyordu. Bayan Mercouri bunun için hemen kolları sıvadı ve Atina'yı Avrupa Topluluğu'nun ilk kültür başkenti ilan etti. Bu büyü sadece birkaç hafta sürdü. Kültür başkenti konusunda ilk başlarda alçakgönüllü bir tavır sergilendi. Atina'yı Floransa, Amsterdam, Berlin ve Paris izledi. Kültür başkentinin ilk kez gösterişli hale gelmesi 1990 yılında İskoçya'nın büyük şehirlerinden Glasgow'la oldu. O dönemden bu yana da kültür başkentliği yapacak kent ya da bölgeler birkaç aşamalı testten geçiyor. Adaylar neredeyse olimpiyatlara ev sahipliği yapmayı isteyen kentler gibi kültür başkentliği sırasında yapacakları etkinlik ve gösterilerden, bütçe planına kadar bütün detayları ayrıntılı biçimde hazırlayarak sunuyor. 2004'de birliğe 10 yeni ülkenin daha üye olmasıyla birlikte 27 üyeli AB her yıl iki kenti kültür başkenti olarak belirleme kararı aldı. AB Komisyonu'nun kültür-sanat işlerinden sorumlu üyesi John Mcdonald bunu şöyle açıklıyor: "2004'de yeni ülkeler üye olduğunda bir ülkenin kültür başkenti için yeterli olmadığının farkına vardık. Başkentin sırayla diğer ülkelere geçmesi çok uzun sürüyordu. Doğu Avrupalı üye ülkelerin uzun süre beklememesi için iki kentte karar kılındı." Kapsamı genişledi Kültür başkentleri ilk yıllarda bazı konser ya da kültür sergileriyle yetinirken, şimdilerde yüzlerce etkinlik düzenleniyor. AB Komisyonu'nun kültür-sanattan sorumlu üyesi Macdonald, kültür başkentlerinin bu ünvanı başka bir kente devrettikten sonra da çalışmalarını sürdürmesine özen gösterdiklerini belirtiyor ve "Kültür başkentinin sadece kısa süreli çalışmalar yapmamasına çaba gösteriyoruz. Bir yıl sonunda kültür başkentliğini bırakması halinde bile etkinliklere devam edilmeli. Kentlerin seçilmesinde kültürel çalışmaların uzun süre sürdürülmesi kriterlerden biri" diye konuşuyor. Somut projeler, kültür merkezlerinin restore edilmesi, sanayide dönüşüm ve yeni kültür-sanat evlerinin inşa edilmesi, kültür başkentlerinde başarılması istenen hedeflerin başında geliyor. AB temsilcisi buna bir örnek vererek, "1995 yılının kültür başkenti Lüksemburg yeni bir modern sanatlar müzesi inşa etti. Bu, bazı projelerin sadece o kentin kültür başkenti olması sebebiyle uygulamaya geçirilmesine bir örnek" diye konuşuyor. Kültür başkenti ünvanı işe yarıyor Komisyon'un yaptığı bir araştırmaya göre kültür başkenti sıfatını almak o kente birçok yarar sağlıyor. Ancak Bochumlu tarihci Jürgen Mittag, kültür başkentinin kapsamının giderek büyümesinin bazı endişeleri beraberinde getirdiğini söylüyor ve 2010'un kültür başkentlerinden Ruhr Havzası'nın 53 kent ve binlerce etkinliği kapsadığını hatırlatıyor. Mittag, "Bu inisiyatif zaman içinde bir yaz etkinliği olmaktan çok daha büyük bir seviyeye ulaştı ayrıca Avrupa'nın tamamına hizmet etmek zorunda. Ekonomik açıdan inanılmak büyük bir faktör. Medya açısından çok geniş kapsamlı. Bütün bölgeyi harekete geçiren bu proje, 1985 yılında tahayyül edilemeyen geniş bir çerçeveye ulaştı" diyor. Ruhr'un bütçesi 65 milyon euro Sponsorlar ve belediyelerin finanse ettiği Ruhr2010'un bütçesi 65 milyon euro. Sadece AB başlangıç için 1.5 milyon euro yardımda bulunuyor. AB Komisyonu'nun kültür-sanattan sorumlu üyesi John Macdonad bunun diğer sponsorları harekete geçirmek için küçük ve sembolik bir miktar olduğunu söylüyor. Avrupa'da birçok kent kültür başkenti olmak için kuyrukta bekliyor. Başvuruların sayısı o kadar arttı ki, AB'nin aday ülkeler arasında seçim yapması altı yıl sürüyor. 2011'in kültür başkenti Turku ve Talin. 2012'de onları Guimaraes ve Maribor takip edecek. 2013'de Marsilya ve Kosice kültür başkenti olacak. Liste böyle uzayıp gidiyor. 03/01/2010 DW | ||||||
|
Gürel Aydın: "Ecrimisili, çözüme kavuşturacağız" | ||||||
Bodrum'da yeni bir otel açmaya hazırlanan TÜROFED Genel Sekreteri Gürel Aydın, fahiş ecrimisil uygulamasına karşı harekete geçti. Ankara'da Bakan Günay ile görüşen Aydın, "Maliye Bakanlığı'nın ilgili yöneticilerini, özellikle Akdeniz Bölgesi'ndeki uygulamaları incelemelerini rica ediyoruz" dedi.
Bodrum'da Bodrum Holiday Resort Spa isminde yeni
bir otel açmaya hazırlanan Gürel Aydın, ecrimisil konusunda yetkili kurumları
gerekli önlemleri almaya çağırdı. Ankara'da TÜROFED Başkanı Ahmet Barut ile
birlikte Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile görüşen Aydın, konuyu bizzat
aktarma imkanı buldu.
Bu sorunda Ege Bölgesi'nin şanssızlık yaşadığını
anlatan Aydın, konuşmasını şöyle sürdürdü: BİRÇOK ARKADAŞIMIZ, İFLASLA KARŞI KARŞIYA Ayrıca Ege'de bizim de özeleştiri yapmamız lazım. Kendimizi biraz daha iyi anlatmamız lazım. Bodrum'da toplamda 3 ay kadar gerçek anlamda turizm yapılabiliyor. Son ecrimisil uygulamalarının ardından Bodrum'da turizm işi yapan otelci arkadaşlarımız, otellerini satmayı ya da açmamayı düşünüyorlar. Çoğu arkadaşımız, iflasla burun buruna geldi. Bu gerçekten çok ciddi bir sorundur. OTELCİLER, MALİYE BAKANLIĞI'NI BİLGİLENDİRMELİ Bu konuyu Ankara'da Sayın TÜROFED Başkanı Ahmet Barut ile birlikte Sayın Bakanımıza da anlattım. Kendisi bu hatalı işlemlerden rahatsız olduğunu dile getirdi. Sayın bakanımız, her türlü yardımı yapılabileceğini, özellikle Maliye Bakanımızın otelciler tarafından bilgilendirilmesi konusunu bizlere iletti. Biz de bölge milletvekillerimiz ve Milli Emlak'taki arkadaşlarla bu konuyu görüşüyoruz. Mutlaka çözüme kavuşturacağız." TAHSİSLİ ARAZİ, TURİZM YAPILDIĞI İÇİN KIYMETLİ Ecrimisil uygulamasının, aslında tamamiyle kalkması gereken bir tahsilat biçimi olduğunu anımsatan Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü: "Otelcilere verilen araziler, tahsistir. Biz bu arazilerin kiralarını zaten devlete veriyoruz. Bu tahsislerin kıymetli olmasının nedeni, turizm işi yapılacağı içindir. Turizm yapan bir otelin önüne şezlong konulmamasını düşünmek, abestle iştigaldir. Otelin iskelesinin olmaması, mümkün müdür? Dünyada turizm açısından 7'inci ülkeyiz. Ama otelin önüne şezlong koymayalım diyoruz. Biz kime hitap edeceğiz? Kaliteli müşteriye mi, yoksa bunları önemsemeyen insanlara mı? Belki Suriye'den alacağımız müşteri, bunarlı istemeyebilir ama Alman, İngiliz, Rus turist bunları istiyor." 30/12/2009 TURİZMDEBUSABAH | ||||||
|
Kemer iç turizme yönelik çalışmalar başlattı | ||||||
Kemer Su Sporları Kulübü, turizmi on iki aya yaymak amacıyla kış aylarında Kemer'in su altı güzelliklerini seyretme imkanlarını sunan dalış turları düzenliyor. Kulüp, kışın sessizliğe bürünen Kemer'de sualtı turizmini hareketlendirmek amacıyla iç turizme yönelik çalışmalar başlattı. Çok sayıda üniversiteli grup ve sualtı meraklısı, kışın çeşitli dönemlerde Kemer'e gelerek, sualtı güzelliklerini görme imkânı buluyorlar. Kemer Su Sporları Kulübü Başkan Yardımcısı Ali Sivrikaya, Kemer'in eşsiz doğal güzellikleri arasında yer alan denizi ve su altı güzelliklerinin tanıtılması, turizmin oniki aya yayılması ve Kemer'de su sporlarının geliştirilmesi için çalışmalar yaptıklarını ifade etti. Sivrikaya, kış turizminin canlandırılması amacıyla Kemer'in sualtı güzelliklerini tanıtma adına Martı 5 adlı teknelerini karaya çıkarmayarak dalış yapmak isteyenlerin hizmetine sunduklarını belirtti. Dalış yapmak isteyenlere çeşitli alternatifli turlar başlattıklarını da söyleyen Sivrikaya, Kemer'in yaz kış on iki ay turizm yapılabilecek ender turizm bölgelerinden olduğunu; yaz aylarının yoğun olduğunu, yaptıkları çalışmalarla kış aylarında aynı yoğunluklara ulaşmak istediklerini belirtti. Sivrikaya, "Yaptığımız bu çalışmalarla talep görüyoruz. Özellikle üniversite grupları bu turlara yoğun ilgi gösteriyorlar." dedi. KEMER'İN SUALTI GÜZELLİKLERİNE ÖRNEKLER Bünyesinde çeşitli dalış alternatiflerini bulunduran Kemer, su altı güzelliği ve dalış merkezleri ile de meraklıları kendisine çekmeyi başarıyor. Bölgede 50'ye yakın dalış okulu bulunuyor. Kemer kıyılarında çok çeşitli balık türlerine rastlanırken, özellikle Ağustos ve Eylül aylarında, orkinos sürüleriyle karşılaşıldığı gibi yunus ve fok balığına da rastlanabiliyor. Ayrıca, Caretta Carettalar da Kemer'in bir başka misafirleri. Yine bu sular, makro ve gece fotoğrafçılığı için harika bir görüntü veriyor. Dünyada 100 dalış bölgesinden biri olarak gösterilen ve Birinci Dünya Savaşı sırasında batırılan Paris 2 savaş gemisi enkazı Kemer Marinası açıklarında, otuz üç metre derinlikte bulunuyor. Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul komutasındaki Topçu Bataryası tarafından 13 Aralık 1917 tarihinde batırılan Paris 2 gemisinin boyu elli metre eni sekiz metre ve ağırlığı beş yüz elli grostondu. Gemi, altı adet uçaksavar topuna ve iki torpil kovanına sahip. 25/11/2009-www.DenizHaber.Net | ||||||
|
Dünyanın en mutlu ülkesi | ||||||
|
| ||||||
|
Güney Pasifik'teki Vanuatu ada devletinin, "insanların sağlıklı yaşamının sağlandığı ekolojik verimi gösteren" bir araştırma olan "Yeni Ekonomi Vakfının Mutlu Gezegen" Dizininde birinci seçilmesine şaşırmamak gerekir. Sular masmavi ve içi yaşamla cıvıl cıvıl, adanın iç bölgeleri ise çok zengin ve keşfedilmeyi bekliyor. Ancak burayı gerçekten mutlu bir yer haline getiren şey aslında topluluk duygusu. Geniş aileler düzenli bir şekilde, nesillerdir süren kutlamalar için bir araya geliyor ve Vanuatu'da her zaman mutlu olunabilecek bir yer var. 83 ada üzerinde kuruludur. Espirito Santo kuzeyindeki en büyük ada ve hem de batıdan doğuya bağlar deniz çevresinde mükemmel balıkçılık sunuyor. (Kılıç Balığı ünlüdür.) Bir dalış cenneti olan volkanik adalar. Kayalık, ama muhteşem olan, burada daha fazlasının olması dalış - trekking, binicilik, Mağaracılık, kayak. Volkan Faalitenin de izleyebilirsiniz. Avustralya ve Yeni Zelanda'ya düzenli uçuşlar ve diğer adalara da seferler vardır. |