|
Son Güncelleme:30/01/12 |
||
|
Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya |
||
|
Turizm Haberleri |
|||||
| |||||
![]() |
||||||
|
Guardian: İstanbul Restoranları Arap turistlere hazır |
||||||
Guardian gazetesi, İstanbul'da restoranların en hatırlı müşteriler haline gelen Araplara hizmet için kolları sıvadığını yazdı. tıklayın Gazetenin haberine göre giderek daha çok restoran menülerini Arapça'ya çevirmeye, Arapça müziğe mekanlarında daha çok yer vermeye başladı. Gazetenin konuştuğu Talimhane'deki Cafe Eylül'ün yöneticisi Erkan Ali Karabulut, Arap turistlere kendi dillerinde hitap etmenin daha dostane, samimi bir hava yarattığını, kendilerini daha rahat hissettiklerini söylüyor. Buna karşılık kimi zaman Türk müşterilerinin 'Neden burada her şey Arapça' diyerek tepki gösterdiğini anlatıyor. Ara çözüm olarak İngilizce müzik çalmaya başladığını, ama akşamları yine Arap müziğinin hakim olduğunu söylüyor. Gazete, geçtiğimiz yıl Türkiye'nin Arap ülkelerine etkisinin sıkça konuşulmasına karşın Türk turizm sektörüne hakim olan Arapların etkisinin geri planda kaldığını belirtiyor. Oysa geçen yıl Türkiye, 3 milyon Arap turist ağırladı. Beyoğlu'ndaki Hacı Abdullah restoranının sahibi Abdullah Korun, müşterilerinin üçte ikisinin Arap ülkelerinden geldiğini, artışın iki yıl kadar önce başladığını belirtirken, bunu hükümetin dış politikasının faydası olarak yorumluyor. İşyeri sahipleri de Arapların Avrupalılara göre daha eli açık olmasından hoşnut.
Türk turizm sanayicilerinin açıkladığı rakamlara göre, Arap turistler kişi başına ortalama iki bin euro ile, batılı turistlerin neredeyse dört katı harcıyor. AVM'lerin de değişime ayak uydurduğunu belirten Guardian, pazaralama stratejileri arasında, Arap dünyasında dizileri ile ün kazanan oyuncular için imza günlerinin geldiğine dikkat çekiyor. Arap turist furyası Türkiye'de, daha çok güneydoğu bölgelerinde yaşayan Arap kökenli 1 milyon kadar kişi için de önemli bir haber. Turizm merkezleri ve restoranlarda Arapça'ya talep artıyor. Tüm Restoranlar, Lokantalar ve Tedarikçiler Derneği (TÜRES) Başkanı ve adını taşıyan et restoranının yöneticisi Ramazan Bingöl, artışın yüzde kırkı bulduğunu belirtirken, turistlerin büyük bölümünün Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden geldiğini söylüyor. Bingöl'e göre Araplar Türkiye ile damak tadları dahil kültürel olarak pek çok noktayı paylaştıkları için seyahatlerinde rahat ediyor. 30 Ocak 2012 |
||||||
|
Kaçak İşçiyle birlikte Turisti de kovuyoruz |
||||||
Türkiye'de özellikle büyükşehirlerde sayıları 1 milyona yaklaştığı belirtilen yabancı ev hizmetçisi ile hasta-çocuk bakıcısı ve turistler için 1 Şubat'tan itibaren sıkıntılı yeni bir dönem başlıyor. İSTANBUL - 5683 sayılı Yabancıların Türkiye'de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun'da, Türkiye'de yabancı kaçak işçiliği önlemek amacıyla 1 Şubat 2012'den geçerli olmak üzere değişiklik yapılırken turizme de darbe vurabilecek bir adım atılmış oldu. Ülkemize gelen yabancılara ülke gruplarına göre değişen sürede 90 güne kadar vize muafiyeti uygulanıyor. Aralarında Almanya, Fransa, Danimarka, Japonya, İsveç gibi ülkelerin de bulunduğu 90 güne kadar vize muafiyeti uygulanan ülkelerden Türkiye'ye gelenler şu andaki uygulamada ülkemizde 90 gün kalıp, bir gün yurtdışına çıkıyor sonra ertesi gün geldiğinde 90 gün daha kalabiliyor. Böylece 90 günü almak için bir gün yurtdışında kalması yetiyor. Ancak 1 Şubat 2012'den itibaren şartlar tamamen değiştiriliyor. Habertürk'ün haberine göre; genelde ev hizmetlerinde kaçak olarak çalıştırılan, yabancı kadınlar, kötü işlerde (dökümcülük-inşaat işlerinde) çalıştırılan erkekler de bu düzenleme ile 1 Şubat'tan itibaren 90 gün Türkiye'de kaldıktan sonra yurtdışına çıktıklarında ülkelerinde en az 90 gün kalmadan Türkiye'ye bir daha giriş yapamayacak. BDT TURİSTİ ETKİLENİR Türkiye, 70'e yakın ülkeye vize muafiyeti uyguladığı için sıkıntı sadece Türkiye'de kaçak işçiliği önlemekle sınırlı kalmayacak. Çünkü Moldova, Ukrayna, Gürcistan gibi ülkelerden gelip çalışma vizesi almadan 1 günlük giriş çıkışla Türkiye'de uzun süre geçirenlerin dışında, özellikle Rusya, Azerbaycan, Ukrayna gibi BDT ülkelerinden turistik amaçla gelenlerin de önüne set çekilmiş olacak. Çünkü bu ülkelerden Türkiye'ye yılda birkaç kez turistik amaçla gelenler de 1 Şubat 2012'den itibaren sınırlamayla karşılaşmış olacaklar. 3.4 milyonu Rus olmak üzere 2011'de bu ülkelerden 4.6 milyon turist gelmişti. Örneğin Fethiye'ye gelen İngilizler, Side'de kalan Almanlar'da olduğu gibi çeşitli marinalarda tekneleri ile gelmiş ve teknelerinde yaşayan yabancılar da bu durumdan olumsuz etkilenecek. BAŞKA ÜLKEYE KAÇACAKLAR Güney Ege Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (GETOB) Başkanı İlhan Açıkgöz, bir sezonda 3-4 kez gelen misafirleri bulunduğuna dikkat çekerek "Özellikle Rusya ve Ukrayna'nın içinde bulunduğu BDT ülkelerinden gelen turistler için Türkiye'de tatil yapmak çok önem taşıyor. Bu kanunla ziyaret ettikleri dönemin ardından bir sonraki gelişlerine sınır koymak demek önemli derecede turist kaybetmemize neden olacaktır" dedi. Açıkgöz örneğin mayıs ayında Türkiye'ye gelip yaz sezonunda tekrar ikinci bir tatile gitmek isteyenlerin artık Türkiye için 90 günlük sürenin dolmasını beklemek yerine başka ülkelere yöneleceğini kaydetti. Açıkgöz şöyle konuştu: "Bizim Yunanistan ve İspanya gibi rakiplerimize karşı en büyük avantajımız BDT ülkelerine kapıda vize vermemiz. Bu sayede mesela cuma günü Türkiye'ye gelmeye karar veren cumartesi günü soluğu plajda alıyor. Ekonomik kriz nedeniyle bizden turist almak için fiyatlarını kıran ülkelerin bu kararla ekmeklerine yağ süreriz. Paket turlarla gelen turistlerin bu uygulamanın kesinlikle dışında kalması gerekiyor." 23 Ocak 2012 |
||||||
|
Ulusoy: Fransa halkı gideceği yeri biliyor |
||||||
|
TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, ''Fransa'dan yüzde 27 artışımız var... Fransa halkı gideceği yeri biliyor. Bizim Fransa ile problemimiz yok. Oradaki siyasetçiler düşünsün'' dedi. MUĞLA - Bodrum Yarımadası Tanıtma Vakfı (BOYTAV) tarafından ilçedeki bir otelde düzenlenen ''Turizmde 2011 Yılı ve Geleceğe Bakış'' konulu konferans öncesi gazetecilere açıklamalarda bulunan Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Başaran Ulusoy, turizmi de etkileyen ''Arap Baharı''nın, kendini demokrasiye adamış insanların hareketi olduğunu söyledi. ''Arap Baharı''nın gerçekleştiği ülkelerden, sıkıntılardan dolayı turizm artışı beklemediklerini belirten Ulusoy, ''Onlar kendilerini ne kadar düzeltirse bizim için iyi olur'' diye konuştu. Türkiye'nin 2011 yılında ziyaretçi sayısı açısından 30 milyonu aştığını hatırlatan Ulusoy, sadece kum ve güneş değil, kültür, inanç, kongre ve sağlık turizminde de Türkiye'nin ön plana çıktığını bildirdi. İran'dan ve Suriye'den gelen turist sayısında azalma olduğuna işaret eden Ulusoy, ''Suriye'den kaybımız 750 bin civarında. Fransa'dan yüzde 27 artışımız var. Biz Mozambik'ten de turist alıyoruz, Kuzey Kore'den de alıyoruz. Fransa halkı gideceği yeri biliyor. Bizim Fransa ile problemimiz yok. Oradaki siyasetçiler düşünsün. 2012 için hedefimiz 33-34 milyon ziyaretçi, 30 milyar dolar döviz elde etmek'' dedi. 'DÜNYA DİJİTAL TANITIMA GİDİYOR' Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürü Cumhur Güven Taşbaşı ise turizmde artık ''dijital tanıtım'' diye yeni bir sistemin olduğunu söyledi. Bütün dünyanın internete yönelmeye başladığını ifade eden Taşbaşı, ''Sosyal medya dediğimiz Facebook ve Twitter benzeri bir yapılanma. İkisinde de yerelde Bodrum, Marmaris, Muğla ve Antalya, genelde ise Türkiye odaklı tanıtım çalışması başlatıyoruz. Bunu hem yerel odaklarımızla yapacağız hem de yurt dışındaki tanıtım ofislerimizle Türkiye'nin genel ve özel tanıtımlarını yapmaya çalışacağız'' dedi. Dünyanın hızlı şekilde dijital tanıtıma doğru gittiğini vurgulayan Taşbaşı, şimdiden belediyeleri, valilikleri ve sivil toplum kuruluşlarını dijital ortama hazır hale getirmeye çalıştıklarını, turizmde sosyal medyayı daha ağırlıklı kullanmaya başlayacaklarını kaydetti. Taşbaşı, Türkiye ile Fransa arasında yaşanan sıkıntılı durumun turizmde düşüşe neden olmadığını bildirdi. Geçen yıl Fransa'dan gelen ziyaretçi sayısında artış yaşandığına dikkati çeken Taşbaşı, ''Büyükelçimiz göreve geri gitti. Zaten Fransız Senatosu da kararı herhalde geri çevirecek'' diye konuştu. 21 Ocak 2012 |
||||||
|
Obama Turizmde Birinciliği yakalamak istiyor |
||||||
ABD'yi En Fazla Turist Çeken Ülke Yapmak İstiyor. ABD Başkanı Barack Obama, ABD'yi en fazla turist çeken ülke haline getirmek istediğini söyledi. ABD Başkanı Barack Obama, Florida eyaletinin Orlando kentindeki eğlence merkezi Disneyworld'de yaptığı açıklamada, ''Artık daha fazla turist olmasını istiyorum. ABD'nin dünyada turistlerin ilk geleceği yer olmasını istiyorum'' dedi. ''Turistler tarafından daha fazla para harcanması, daha fazla şirketin, daha fazla çalışanı işe alması demek'' diyen Obama, Florida'da ve ülkenin geri kalan bölgelerinde daha fazla iş imkanı yaratmak ve ekonomiyi güçlendirmek için somut önlemler almada kararlı olduğunu vurguladı. 11 Eylül saldırılarına atıfta bulunarak artık vize almanın kolay olmadığını belirten Obama, ''Elbette, ulusal güvenliğimiz öncelikli ve bu değişmeyecek. Ancak ABD'ye daha fazla turistin gelmesini istiyoruz.Her ikisini de yapmamak için neden yok'' diye konuştu. Obama, Brezilya, Hindistan ve Çin'den gelen turistlerin ABD'ye gelişinin kolaylaştırılmasını da istedi. Beyaz Saray'dan kısa süre önce yapılan açıklamada, Obama'nın turizm konusunda iş imkanlarını desteklemek amacıyla özellikle Çinlilerin ve Brezilyalıların vize almasını kolaylaştırarak ABD'yi turizm konusunda ilk sıraya taşımayı planladığı belirtilmişti. Obama, birçok federal yönetime, turizm faaliyetlerinin harekete geçmesi amacıyla önlem almaları çağrısında bulunduğu bir kararnameyi bu sabah imzalamıştı. Dünya Turizm Örgütü'ne göre ABD, 2010'da dünyada en çok turist çeken ülkeler arasında ikinci sırada yer aldı. Listenin ilk sırasındaki Fransa 2010'da 77,1 milyon, ABD ise aynı yıl 59,8 milyon turist çekti. 19 Ocak 2012 |
||||||
|
ABD Vize Kolaylığıyla Yeni Turist Arayışında Başkan Barack Obama 2010 yılı Ocak ayında yaptığı “Birliğin Durumu” konuşmasında iddialı bir hedef açıklamıştı. Gelecek beş yıl içinde ihracatı iki katına çıkarmaktı, bu hedef. O dönemden bu yana da bu hedef doğrultusunda çalışıyor, Obama yönetimi. Türkiye ile varılan çerçeve anlaşması, Güney Kore, Panama ve Kolombiya ile serbest ticaret anlaşmaları bu yolda atılan adımlardandı. Daha beş sene dolmadı o yüzden Obama hedefine vardı mı, varmadı mı, bir değerlendirme yapmak zor. Ama Obama bu arada hedefi doğrultusunda yeni bir alana odaklaştı: Amerika’yı bir turizm cenneti haline getirmek. Bu yüzden de 19 Ocak tarihinde yayınladığı kararname ile turizm endüstrisini canlandıracak kolaylıklara imza attı. Kolaylıklarla ilgili detaylara geçmeden önce kararın arkasındaki gerekçelere bir bakalım. Ticaret Bakanlığı’nın rakamlarına göre uluslararası turizm 2010 yılında Amerika’ya 134 milyar Dolar getirmiş. Yine resmi rakamlara göre her yabancı turist Amerika’da ortalama 4.000 Dolar harcamış. Her ek 65 yabancı turist de Amerika’da ek bir istihdam sahası açmış. Aslında Obama’nın dikkatini sadece bu istatistikler çekmemiş. Onu asıl ilgilendiren komşunun tavuğu komşuya kaz görünürmüş hesabı gelişmekte olan ülkelerdeki turizmin canlılığı… (Hepinizin her bayramda-seyranda, gezip tozmalarınız not alınmış yani… En azından şahsım tarafından biraz da gıpta ile…) Mesela Çin ve Brezilya’da orta sınıfın güçlenmesiyle birlikte, 2016 yılına kadar yurtdışına seyahate gidecek olanların sayısında, sırasıyla, %135 ile %274 oranında artış bekliyor, Obama yönetimi. Hindistan’daki artış oranı beklentisi ise %50 civarında. Üstelik yeni zengin Çin ve Brezilyalılar Amerika’da kaldıkları süre içinde ortalama 5.000 ila 6.000 Dolar harcamışlar. İşte bu rakamlar Amerika’nın turizme yoğunlaşma heyecan ve isteğini kamçılayınca Başkan Obama’nın 19 Ocak tarihli kararnamesi çıktı ortaya. Kararname özetle turist vizesiyle ilgili işlemleri kolaylaştırmayı hedefliyor. Bu nedenle de İç Güvenlik Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’na özellikle de Çin ve Brezilya’dan gelen turistlerin vize almalarını kolaylaştırma görevi veriyor. Bu çerçevede turist vizesi başvurusu yapanların üç hafta içinde mülakata alınması da belirlenen hedefler arasında. Vizeden muaf tutulan 36 ülkelik listenin Tayvan’ın da eklenerek genişletilmesi ve Seyahat ve Turizm Danışma Kurulu’na atanan yeni 32 özel sektör yöneticisinin turizmi teşvik edecek politikalar geliştirmesi de kararnamede yer alan unsurlar. Bütün bu çabalar sonrasında Amerika kısa sürede ülkeye gelen turistlerin sayısını artırabileceği gibi diğer turizm ülkelerinin karşısına giderek güçlenen bir rakip olarak da çıkabilir. 21 Ocak 2012-Voanews-Melek Çağlar |
||||||
|
Almanlar seyahat şampiyonu |
||||||
Yapılan bir araştırmaya göre, Almanlar 2011 yılında yurt dışı seyahatler için 60 milyar eurodan fazla harcama yaptı. İspanya ve Türkiye, Almanlar'ın en çok sevdiği 'Tatil Ülkeleri'nin başında geliyor. Commerzbank tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Almanlar geçen yıl 60 milyar 700 milyon euroluk harcamayla, dünya genelinde yurt dışı seyahatlere en fazla harcamayı yapanlar oldu. 2010 yılına göre yüzde 3’lük bir artışın söz konusu olduğunu kaydeden Commerzbank iktisat uzmanı Jutta Kayser-Tilosen, gelecek yıl yüzde 2’lik bir artış beklendiğini belirtti. Kayser-Tilosen, “hızla gelişen Çin ekonomisi göz önünde bulundurulunca, gelecekte dünya seyahat şampiyonluğu unvanının Çin’e geçebileceğini” söyledi ve Euro Bölgesi’ndeki borç krizinin Almanları bugüne dek seyahatten alıkoymadığını ifade etti. Tek haneli büyüme bekleniyor Almanya’nın en büyük seyahat acentesi Tui de Avrupa’daki borç krizine rağmen, bu yıl tatile giden Almanların sayısında artış beklediğini açıkladı. Tui Almanya’nın yöneticisi Volker Böttcher, tüketicinin keyfinin yerinde olduğunu ve istihdam piyasasındaki rahatlamanın olumlu etki yarattığını kaydetti. Ancak Almanya’da seyahat piyasasının muhtemelen 2011 yılında olduğu kadar güçlü bir büyüme kaydetmeyeceğini belirten Böttcher, “Piyasa araştırmacılarımız tüm piyasa için hafif ve tek haneli bir büyüme bekliyor” dedi. Yunanistan’a talep düşüyor Almanlar için en sevilen tatil bölgelerinde ise bir değişiklik yok. İspanya ve ülke içi tatil bölgeleri yine revaçta. Ayrıca Türkiye de büyük ilgi görmeye devam ediyor. En büyük talep artışı ise Hırvatistan ve Bulgaristan’a yönelik turlarda yaşanıyor. Öte yandan, uzak mesafe turlarda, ABD ve Hint Okyanusu'ndaki destinasyonlar en çok ilgi çeken bölgeler. Geçen yıl gösteri ve grevlere rağmen ilgi gören Yunanistan turlarında ise bu yıl bir durgunluk yaşandığı belirtildi. Böttcher, “Yunanistan rezervasyonlarında hissedilir bir çekimserlik görüyoruz” şeklinde konuştu. Siyasî devrimlerin yaşandığı Tunus ve Mısır’a yönelik taleplerde de henüz bir iyileşme görülmediği belirtildi.
Almanlar Türkiye'yi seviyor Seyahat sitesi lastminute.de tarafından yapılan bir ankete göre ise Almanlar için en önemli seyahat trendi gidilen ülkenin ya da bölgenin kültürünü tanımak. Şehirler, tarihi eserler, müzeler, kilise ve tapınakları tanımak yüzde 29’luk bir oranla önemli bir yer tutuyor. Uzun bir tatil ve yıl içinde zaman zaman kısa süreli seyahatlere çıkmak da Almanlar için önemli. Aile de seyahat trendleri arasında üçüncü sırada önemli yer tutuyor. Sitenin anketine göre, Kanarya Adaları ve Türkiye sahillerine yönelik büyük bir talep söz konusu. Kent seyahatlerinde de Barselona, Berlin, İstanbul ve Londra ön sıralarda yer alıyor. 18 Ocak 2012 |
||||||
|
Gemi Turizmi risklerle gelişiyor |
||||||
Boyları her geçen gün büyüyor, yolcu kapasiteleri ise Titanik’i aratmıyor. Dünyanın dört bir yanını gezen bu devasa gemiler birçok sektörün ayakta kalmasını sağlıyor. Gemi endüstrisi ve turizm sektörü mali krize rağmen kar etmeye devam ediyor. Fakat binlerce kişinin tatil hayallerini süsleyen bu dev gemilerdeki güvenlik sorunları korkutuyor. Avrupa'nın farklı ülkelerinden binlerce yolcunun bir gemide toplanması dil sorununu da beraberinde getiriyor. Costa Concordia durumun açık bir kanıtı. 3200 yocu kapasitesine sahip gemide mürettebat sayısı ise 1100. 290 metre boyundaki dev gemi, 38 metre genişliğe ve 35 buçuk metre yüksekliğe sahip. Bir kasaba nüfusuna sahip bu gemiler, atalarından birçok konuda ayrılıyor. Lükste sınır tanımayan gemilerin yolcularını artık sadece zenginler oluşturmuyor. 80’lerin başından beri kamaralarda zenginlerin yerini orta sınıftan gelen yolcular almaya başladı. Öyle ki 1980’de sektörde yaşanan patlama turizm sektöründen iki kat daha hızlı büyümesini sağladı. Birçok özel şirketin sektöre girmesi rekabetin arttırırken, fiyatları düşürdü. Uzmanlara göre Avrupa’daki gemi yolculuklarına olan ilgi artarak devam edecek: “Gemi seyahatlerine en çok igi gösteren ülkelerin başında İngiltere geliyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin arkasından ikinci sırada bulunuyor. Bu durumda ABD’nin 5 kat daha fazla olan nüfusu önemli bir etken. İngiltere’yi 700 bin yolcusu ile Almanya, İtalya, İspanya ve Fransa takip ediyor. Ama Avrupa gemi turizminin daha da büyüyebilmesini sağlayacak bir potansiyele sahip.” 2010’da Avrupa’da 5 milyondan fazla kişi gemi yolculuğuna çıkarak bir rekora imza attı. Yaşlı kıtanın farklı ülkelerinden binlerce yolcunun bir gemide toplanması dil sorununu da beraberinde getiriyor. Mürettebatın İngilizceyi yeterli derecede konuşamaması acil durumlarda paniğe yol açabiliyor. 17 Ocak 2012 |
||||||
|
Mısır Turizminde %90 Düşüş |
||||||
Rehberimiz Ahmet, bir feribottaki minibüsle Luksor yakınlarındaki Krallar Vadisi'ne yaklaşan bizlere böyle sesleniyor, oyalanmadan minibüsten inmemizi istiyor. Güneş ışığının aydınlattığı vadiyi de göstererek, ''Bakın canlarım, bu benim hayatımda görmediğim bir şey''. Ne diyecek diye kendisine bakarken devam ediyor: ''Ne otobüs var ne de insan.'' Çevremize bakınca bir kaç turist kafilesinin olduğunu görüyoruz: ''Hayır hayır canlarım. Bakın, 10 otobüs. Normalde en az 100 otobüs olmalıydı'' diyor Ahmet. Kral mezarlarına doğru yürürken bizlere, masa örtüsü, havlu, eşarp, plastik böcekler satmaya çalışan seyyar satıcılar çevremizi sarıyor. Sıcak bastırırken, çocuk Kral Tutankamon'un mezarının yanındaki biz de gömütleri incelemeye başlıyoruz. Mezarlık duvarlarında işlemeler, rölyefler, çoğu hala renkli. İçerisi ise kalabalık değil. Ahmet sonra bizleri kaymaktaşı işlemelerin satıldığı bir atelyeye götürüyor, orada tanındığı çok belli. Dükkan elindeki ürünleri satmak için yoğun çaba içinde. Küçük bir şey satın aldıktan sonra bir tabureye oturup diğerlerinin pazarlıklarını izlerken, tezgahtarlardan biriyle de sohbete koyuluyorum. Turistlere satışların nasıl olduğunu soruyorum. Aldığım yanıt, ''Çok, çok kötü'' oluyor. ''Çok düştü, Luksor'da 1997'deki saldırıdan beri en kötüsü, Şubat'tan beri çok daha kötü.''
Kendisine Tahrir meydanı gösterilerini soruyorum. Omuz silkerek cevap veriyor: Orduya hala ihtiyacımız var. Gitmek üzere ayrılırken, bana küçük bir paket veriyor, minik bir porselen böcek: ''İlgilendiğin için bir hediye. Sana şans getirecek'' diyor duygulanıyorum. Yine satıcı barikatını yararak yeniden feribota dönüyoruz, Nil nehri üzerinden Aswan'a gidiyoruz. Güzel, huzur içinde aydınlık bir yer. Kıyı yemyeşil, sazlık, şeker kamışları, palmiye ağaçları, boylu boyunca uzanan dağların etekleri ise kıraç. Kıyıda eşek üzerinde çocuklar, yetişkin erkeklerin içinde oldukları kayıklarda ise tıka basa dolu sipsi göze çarpıyor. Akşam BBC World TV'yi açıyorum, Tahrir meydanındaki kalabalıklara ilişkin ayrıntıları izliyorum. Resepsiyondaki nazik gençle sohbete başlıyoruz. Feribotta kaç yolcu olduğunu soruyorum, ''Yarı yarıya, yolcudan çok mürettebat var'' diyor. ''Peki gelecek yıl için'' diye devam ediyorum, ''Bir tek rezervasyon bile yok'' diye tamamlıyor sözümü. O akşam Ahmet bana Mısır televizyonunda, Nil üzerindeki teknelerin yüzde 92'sinin iş yapmadan demirlemiş halde olduklarını anlatıyor. Kahire'de daha yeni bir çocuğu olmuş. Bebeği için kaygılı, nefes alma sorunuyla doğmuş, beslenirken de zorlanıyormuş. Ama iş bulmak o kadar zor ki bırakıp gitme şansı yok.
Harika bir hava, mükemmel gıda ve olağanüstü bir göz zevkinin ardından ayrılma zamanı geliyor. Odamı günde iki kez temizleyen kabin görevlisini arıyorum bahşiş vermek ve teşekkür etmek için. Işıl ışıl gözlerle bakıyor bana. Ocak ayı için rezervasyon yokmuş, dolayısıyla sayıları 80'i bulan diğer çalışanlarla birlikte eve dönecek. Taksicim Ömer, havalanına giderken bana güzel haberi veriyor. Kadınlar ilk kez bu kadar yoğun bir katılımla oy kullanıyorlarmış. Bir kaç hafta işsiz, dört gözle bir hükümet kurulmasını, böylece turistlerin de geri gelmesini umuyor. ''Özellikle de İngilizlerin'' diyor ve gülümsüyor. 13 OCAK 2012-BBC Türkçe |
||||||
|
Belarus ve Nijerya ile vize kalkıyor |
||||||
Son olarak Ukrayna ile yapılan anlaşmayla vize uygulamayan ülke sayısı 64'e çıktı. Belarus ve Nijerya ile de çok yakında vizelerin kalkacağı belirtildi. Zamanla uzayan vize istemeyen ülkeler listesi seyahat meraklısı vatandaşların yüzünü güldürüyor. Türkiye'nin son zamanlarda yürüttüğü başarılı diplomatik atak ve komşularla sıfır problem politikasından sonra bazı ülkeler, Türk vatandaşlarına uyguladığı vize uygulamasını kaldırdı. Türkiye'ye vize uygulamayan ülkeler arasına son olarak Ukrayna da eklendi. Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç'in Türkiye'ye yaptığı resmi ziyaret çerçevesinde bir dizi anlaşma imzalanırken, iki ülke arasında vize muafiyetini öngören anlaşmaya da imza konuldu. Ukrayna ile yapılan anlaşma ile Türkiye'ye vize uygulamayan ülke ve özel idare bölgeleri sayısı da 64'e çıktı. Vize muafiyeti anlaşması imzalanan ülkeler şunlar: “Antigua -Barbuda, Arjantin, Arnavutluk, Bahamalar, Barbados, Belize, Bolivya, Bosna-Hersek, Brezilya, Ekvador, El Salvador, Fas, Fiji, Filipinler, Guatemala, Güney Afrika Cumhuriyeti, Gürcistan, Haiti, Hırvatistan, Honduras, Hong Kong, İran, Jamaika, Japonya, Karadağ, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kolombiya, Kore Cumhuriyeti (Güney Kore), Kosova, Kosta Rika, Libya, Lübnan, Makau Özel İdare Bölgesi, Makedonya, Maldivler, Malezya, Mauritus, Nikaragua, Pakistan, Palau Cumhuriyeti, Paraguay, Rusya, St. Vincent-Grenadines, Singapur, Solomon Adaları, Sri Lanka, Suriye, Svaziland, Şili, Tanzanya, Tayland, Trinidad-Tobago, Tunus, Tuvalu, Uruguay, Ürdün, Venezuela, Vatikan, Katar, Kamerun, Yemen, Ukrayna.” Belarus ve Nijerya ile da yapılacak anlaşmalarla çok yakında vizelerin kalkacağı belirtildi. 25 Aralık 2011 |
||||||
|
Antalya'da Hortum |
||||||
Antalya'nın doğusunda şiddetli rüzgar etkili oldu. Rüzgarın etkisi ile oluşan hortum, Alanya ve Gazipaşa ilçelerinde seralara zarar verdi. Gazipaşa'nın Koru mahallesinde denizden gelen hortum geçtiği yerlerdeki seralara zarar verdi. Gazipaşa'da yaklaşık 50 dönüm cam ve naylon sera hortumdan etkilendi. Alanya'da ise Demirtaş Beldesi'ndeki sağanak ve fırtınanın ardından denizde oluşan hortum ekili alanları vurdu. İlçede domates ekili seralar kullanılamaz hale geldi. 24 Aralık 2011 |
||||||
|
Türkiye sağlık turizminde ilk 10’da |
||||||
Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. İrfan Şencan, Türkiye’nin sağlık turizminde dünyada ilk 10 ülke arasında olduğunu söyledi, “Ama bu yetmez, ilk 5 ülke arasında yer almalıyız'' dedi. ANTALYA - 1. Uluslararası Tıbbi Sosyal Hizmet Kongresi için Antalya'da bulunan Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. İrfan Şencan, Türkiye’nin sağlık turizminde dünyada ilk 10 ülke arasında bulunduğunu belirtti. Kısa süre öncesine kadar sağlık turizmi konusunda bir mevzuat bulunmadığını, ancak bazı ülkelerle ikili anlaşmalar olduğunu anlatan Şencan, mevzuat olmaması nedeniyle fiyatlandırma yapılamadığını, ancak mevzuatın yürürlüğe girmesiyle birçok konunun aydınlığa kavuştuğunu söyledi. Hedeflerinin sağlık turizminde Türkiye'nin dünyadaki ilk beş ülke arasında yer alması olduğunu bildiren Şencan, ''Türkiye sağlık turizminde dünyada ilk 10 ülke arasında görünüyor. Ama bu yetmez, biz ilk 5 ülke arasında yer almalıyız. İsrail, Hindistan gibi ülkeler bizim rakibimiz olmamalı'' diye konuştu. DEVLET HASTANELERİ İÇİN DE DÜZENLEME YAPILACAK Avrupa ülkelerinde MR ücretinin yaklaşık 250 avro olduğunu, Türkiye'de ise 30 avro olduğunu kaydeden Şencan, ''Her devlet kendi vatandaşları için sağlık harcamalarını sübvanse eder. Ama yabancıları sübvanse etmek gibi durumu yoktur. Yabancılar için MR ücreti ise yaklaşık 60 avro civarında. Yine de 250 avrodan çok düşük bir rakam'' dedi. Devlet hastaneleri olarak sağlık turizminin tamamında olmak istemediklerini söyleyen Şencan, devlet hastanelerinin de sağlık turizminden yararlanması için Sağlık Bakanlığı’nın gerekli düzenlemeleri yapacağına dikkati çekti. 22 Aralık 2011 |
||||||
|
Yunanlar için en cazip Ülke: Türkiye |
||||||
Yunan vatandaşları krize çareyi başka ülkelere göç etmekte buluyor. Yunanlar göç için genelde denizaşırı ülkeleri ve Batı Avrupa’yı yeğlese de son dönemde Türkiye de göç ülkesi olarak görülmeye başladı. Atinalı bir kadın televizyondaki bir şov programında, eşi ve kızıyla göç etmek istediğini, çünkü kızı için Yunanistan'da bir gelecek perspektifi göremediğini söylüyor. Başta zorluk çekeceklerinin bilincinde olduğunu belirten kadın, “Ama Yunanistan dışındaki tüm ülkelerin durumu benim ülkemden daha iyidir” diyor ve eğer mümkün olursa İstanbul’a, olmazsa Avustralya’ya göç etmek istediklerini anlatıyor. Eski can düşmanı can simidi oldu İstanbul, birçok Yunan için birinci alternatif. Bir zamanlar can düşmanı olarak görülen Türkiye’yi şimdi birçok Yunan can simidi gibi algılıyor. Bir yıldan bu yana İstanbul’daki Kadir Has Üniversitesi'nde ders veren Profesör Dimitrius Triantafilu, iki ülke arasındaki ilişkilerde çok şeyin değiştiğini “Bundan 12 yıl önce iki ülke arasındaki ilişkiler yumuşamaya yüz tuttuğunda, iki halkın kafasında -karşısındakini algılama anlamında- bazı şeyler de değişmeye başladı. Bu değişimler, eğitim düzeyine göre Yunanların geleneksel göç ülkesi olarak gördükleri İngiltere, ABD, Almanya ve Fransa gibi ülkelerin yanı sıra, neden Türkiye’de de şansımı denemeyeyim ki demelerine yol açtı” sözleriyle ifade etti.
Yunanlar özellikle de İstanbul’a geldiklerinde hiç yabancılık çekmiyor. En iyi yüz üniversiteden ikisi Türkiye'de Profesör Dimitrius Triantafilu, Türkiye'nin göç ülkesi olarak seçilmesinin âdeta bir başarı reçetesi haline geldiğini belirtiyor. Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Çalışmaları Merkezi direktörü olan Yunan profesör, özellikle akademisyenler için Türkiye’nin ilginç bir ülke olduğunun altını çiziyor: “Akademisyen olarak istatistiklerden bildiğimiz şey, dünyanın en iyi 100 üniversitesinden en az ikisinin Türkiye'de bulunduğudur. Yunanistan’da böyle bir şeyimiz yok.” İstanbul Yunan gençlerini cezp ediyor Ancak şu ana kadar Türkiye’ye bir göç akınından bahsetmek mümkün değil. Profesör Triantafilu, sadece 20 akademisyenin Türkiye’ye yerleştiğini ve 300 yüksekokul öğrencisinin de şu sıralarda harıl harıl Türkçe çalıştığını anlatıyor. Profesör Triantafilu’nun meslektaşı Profesör Nikos Usunolu, özellikle gençlerin iletişim kurmakta zorlanmadığını vurguluyor: "Genç nesiller, yani bu olayları yaşamadıklarından ve İstanbul'a geldikleri zaman onun muhteşemliğini, her bakımdan, kültür bakımından, coğrafya bakımından gördükleri zaman gerçekten orayı çok seviyorlar. Şimdi bu, başında bir süreç. Yani henüz bir sayı bile vermek mümkün değil. Ama 10 sene 20 sene evvel kimse buna inanmıyordu. Şimdi yavaş yavaş bunun olasılığına inanmaya başlıyor." İki ülkenin yemek kültürü ve gece hayatı gibi konulardaki benzerlikleri Yunanların kendilerini evlerinde hissetmesine neden oluyorTürkiye göç ülkesi olarak avantajlı Aynı çerçevede ilginç diğer bir gelişme de, Türk havacılık şirketlerinde 40 kadar Yunan pilotun çalışıyor olması. Bunlar daha önceleri Yunanistan Hava Kuvvetleri'nde pilotluk yapmış kişiler. Türkiye sadece ekonomisinin patlama yapması nedeniyle ilginç bir göç ülkesi değil. Türkiye’nin Yunanistan'a coğrafî yakınlığı da, göç eden insanların ailelerini beraberinde getirme zorunluluğunu ortadan kaldırıyor; acil bir durumda hızlıca yakınlarının yanlarına dönme avantajları bulunuyor. Tabii yaşam biçimlerinin birbirine benzemesi de ilgi çekici bir özellik. Profesör Triantafilu bu konuda da şunları söylüyor: “Yunanlar bu ülkeye geldiğinde, özellikle de İstanbul’a geldiklerinde, -ki İstanbul’un Türkiye’nin diğer yerleşim yerlerinden ayrı bir konumu var- her iki halkın birçok konuda ne kadar birbirine benzediğini tespit ediyorlar. Yemek kültürü, gece hayatı vb. gibi… Bu durum birçok Yunanın İstanbul’da karar kılmasını kolaylaştırıyor.” 16 Aralık 2011 |
||||||
|
Yunanistan'ın Sakız Adası İlanları |
||||||
Yunanistan'ın Sakız Adası esnafı, Kurban Bayramı'nı fırsata dönüştürmek için Türkiye'deki ulusal gazetelerin eklerine ilan vermeye başladı. İSTANBUL - Ekonomik krizle boğuşan Yunanistan'ın, krizden çıkışı turizmde ararken gazetelere Türkçe ilan vermesi dikkat çekti. Bayram tatili yaklaşırken Yunanlı esnaf, farklı yöntemler deniyor. Sakız Adası'nda tatil yapmak isteyen Türkler için cazip seçenekler sunan ada esnafı, ilanlarla Türkleri adaya çekmeye çekmeye çalışıyor. Verilen ilanlar alışılmışın dışında, kuaförden pastaneye kadar birçok sektör yer alıyor. 'Sakız Adası Sizi Bekliyor' diyerek çağrıda bulan komşu, 'Çok güzel, benzersiz, Çeşme'den sadece 30 dakika, günlük seferler, her şey bulunan bir çarşı pazarı ve tanımanız için sizi bekliyor' diyerek Türkleri Sakız Adası'na davet ediyor. Manikür, pedikür, epilasyon, takma kirpik, kalıcı makyaj, profesyonel makyaj hizmeti veren Queens Kuaför Sakız Adası'na gidenler için yüzde 10 indirim uyguluyor. Sakızlı kurabiye, sakızlı ve bademli masuraki, sakızlı ve bademli kurabiye satan 'a la crema' pastanesi de ilanla Türk müşteri arıyor. Adada bulunan Santina Kallergi adlı optik mağazası ise, çeşitli marka gözlük ve güneş gözlüklerinde yüzde 50'ye kadar indirim yapacağını duyuruyor. Sakız Adası ziyaretçilerini kahve keyfine davet eden Kafekoti, Ada'nın en güzel manzarası ve en güzel tatlar vaat ederek kahveye davet ediyor. Eurocar adlı araç kiralama şirketi 'Bir arabadan daha fazlasını kiralayabiliyorsun, yüzde 20-40 indirim' sloganıyla ilan verenler arasında. 9 EURO'YA SAKIZ ADASI Sakız Adası'na gitmek isteyen tatilciler için Çeşme Limanı'ndan feribotlar kalkıyor. Çeşme'de faaliyet gösteren 3 turizm acentası, haftanın 5 günü Sakız'a seferler düzenliyor. Feribotların gidiş-dönüş ücreti ise kişi başı 9 Euro. Araçla gitmek isterseniz gidiş-dönüş, 50-180 Euro arası değişiyor. GELİN EV SAHİBİ OLUN Sakız Adası'nda 'Gelin ev sahibi olun' diyen bir inşaat firması ise, 'Sakız Adası'nın tarih dolu ve çok güzel Kambos bölgesinde, Prosakakidon sokağında, ünlü 'Argentiko' ve 'Perivoli' binaları yolunda, tamamlanma durumunda ve satışa hazır, beş tane yüksek estetikli ve üst yapı standartlı ev bulunmaktadır. Ağır ve sağlam yapılardır. Müthiş farklı bir şeydir' diyerek yatırımcıların dikkati çekmeye çalışıyor.
02 Kasım 2011 |
||||||
|
Türk tatilcilere İspanya'da çile |
||||||
Bir seyahat acentesinin yaşadığı sıkıntı nedeniyle İspanya'daki tatilciler mağdur oldu. İspanyol polisinin zoruyla otele götürülen tatilciler, otel paralarını ceplerinden ödedi. İSTANBUL - Bir seyahat acentasının, İspanya'nın Madrid, Barcelona ve Mallorca kentlerine giden fakat otel paralarının ödenmemesinden, transferlerinin yapılmamasından ve programlarındaki gezilerin hiçbirine gidememelerinden dolayı mağdur olan 400 kadar Türk tatilci yurda döndü. Madrid'de ve Barcelona'daki 180'er, Mallorca'daki 40 kadar Türk tatilci, Madrid'den havalanan Onur Air'e ait 8Q 228 sefer sayılı uçakla Atatürk Havalimanı'na geldi. Konuyla ilgili açıklama yapan tatilciler, seyahat acentesinin kendilerini mağdur ettiğini söyleyerek, acente hakkında dava açacaklarını söylediler. Türk tatilciler, sorunlarının hemen uçaktan iner inmez başladığını belirterek, ''Önce otobüslere bindik, fakat Barcelona'dan yaklaşık 50 km. ayrıldıktan sonra otobüsümüz durdurularak, bizden para istendi. İspanya polisinin zoruyla otobüs bizi otele götürdü. Burada da oda paralarının ödenmediğini öğrendik ve otele alınmadık. Daha sonra parasını cebimizden ödeyerek otelde kaldık'' şeklinde konuştular. Kendilerini mağdur eden seyahat acentesinin hala internet üzerinden bilet satış yaptığını öne süren tatilciler, Turizm Bakanlığı'nın konuya el atması gerektiğini belirterek, söz konusu seyahat acentesi hakkında dava açmak için ortak bir karar aldıklarını söylediler. 02 Kasım 2011 'Seyahate çıkacaksan sigorta poliçeni alacaksın' TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, seyahat acentalarından tur satın alan tüketicileri uyararak, ''Altı yıldır söylemekten dilimde tüy bitti, seyahate çıkacaksan önce sigorta poliçeni alacaksın'' dedi. ANKARA - Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Başkanı Başaran Ulusoy, Turizm Bakanlığı tarafından 2007 yılında çıkartılan bir kanun ile seyahat acentelerine sattıkları paket turlarda sigorta yapma zorunluluğu getirildiğini ve bunun adına da ''zorunlu paket tur sigortası'' denildiğini hatırlattı.
Buna göre seyahat acentelerinin, Türkiye'de sattıkları paket turlar için, her ne olursa olsun, buna acentenin iflası da dahil, taahhüt ettikleri hizmeti yerine getiremedikleri takdirde, müşterinin mağdur olmaması için sigorta yaptırmak zorunda olduklarını belirten Ulusoy, ''Sigortalı tüketiciler acente kaynaklı herhangi bir nedenden dolayı mağdur olursa, sigorta kapsamındaki zararını direk sigorta şirketinden talep edebilir. Seyahat acentesi nasıl kanun gereği bu sigortayı yaptırmak zorundaysa, sigorta şirketleri de yine kanun gereği bu sigortayı yapmak zorundadır'' diye konuştu. Seyahat acentaları aracılığıyla seyahate çıkacakların sigorta poliçelerini mutlaka almaları gerektiğini vurgulayan Ulusoy, şöyle konuştu: ''İngiltere, Fransa gibi Avrupa ülkelerinde yılda birkaç defa benzer olaylar oluyor (Bamtur olayı), fakat sigorta şirketlerinin sağlamlığı nedeniyle müşteriler mağdur olmuyor. Bizim de yapmamız gereken sigorta işlerini daha da sağlamlaştırmak. Turizm şirketinden bir paket tur aldınız ve seyahate çıktınız. Ancak, tur şirketi size vaat ettiklerini yerine getirmedi. Beş yıldızlı otel dedi, sizi üç yıldızlı otelde konaklattı. Geri dönüş biletinizi vermedi. Otel rezervasyonunun erken bitti ya da siz turdayken tur şirketiniz iflas etti... Sigorta poliçeniz elinizde olduğu sürece sigorta şirketi turun bedelini yine size öder. Ayrıca, zorunlu paket tur sigortası yaptırmadan müşteriye tur satan seyahat acentesinin faaliyet ruhsatı da iptal edilir.'' Tüketicilerin rahatı için TÜRSAB olarak ne gerekiyorsa yapacaklarını belirten Ulusoy, konuyla ilgili kanunda bir değişikliğe giderek ''teminat'' maddesi koyacaklarını ve teminat garantisiyle batma ve sektörün zarar görmesi olaylarının kesin olarak önüne geçileceğini bildirdi. 'DAHA BÜYÜK HADİSEYİ ÖNLEDİK' Bamtur'da yaşanan süreçle ilgili de açıklamalarda bulunan Ulusoy, kurum olarak gerekli denetimleri yaptıklarını ve gelen şikayetler üzerine 15 gün önce firmanın ilanlarını durduklarını söyledi. Ulusoy, ''Biz ilanlarını durdurduk ve daha büyük bir hadiseyi önlemiş olduk. Ben bakan beye de söyledim, bakan bey de 'gereğini yap' dedi'' diye konuştu. Bamtur'dan tur satın alan müşterilerin büyük bölümünün seyahat sigortası bulunduğuna da dikkat çeken Ulusoy, kimsenin mağdur olmayacaklarını ve sigortadan paralarını alacaklarını söyledi. 'BAZI ACENTELERİ SİGORTA YAPTIRMIYOR' Tempo Turizm ve Seyahat Acentesi Genel Müdür Yardımcısı İhsan Alboğa ise tüketicilerin bilinçli hareket etmeleri ve hangi seyahat acentesinden olursa olsun tur satın aldıklarında sigorta poliçesini mutlaka istemeleri konusunda tüketicileri uyardı. Alboğa, ''TÜRSAB'a bağlı bütün acenteler istisnasız sigorta poliçesi kesmek zorunda. Fakat ne yazık ki bazı seyahat acenteleri maliyeti artırdığı gerekçesiyle sigorta yaptırmıyorlar'' dedi. Yurt dışı turlarda düşük fiyatlara aldanılmaması konusunda da tüketicilere uyarılarda bulunan Alboğa, ''300-400 avro gibi cazip fiyatlarla ilan edilen bir haftalık tur aldıklarını zanneden tüketicilerin ekstra ve ücrete dahil olmayan hizmetlerle birlikte harcamaları iki katına çıkıyor. Avrupa ülkelerine tarifeli uçuşlarda 200 avrodan aşağı bilet bulunmazken, 300 avroya bir hafta otelde konaklama, otobüs transferleri, rehberlik hizmetleri ve geziler dahil bir gezi olması mümkün değildir'' dedi. Alboğa, tüketicilerin mağdur olmaması için şu hususlara mutlaka dikkat edilmesi gerektiğini bildirdi: ''Acente TÜRSAB üyesi mi? Katıldığınız turun ayrıntılı programı var mı? Gezi ücretine dahil olan ve dahil olmayan hizmetler tek tek belirtilmiş mi? Havaalanı vergisi, vize ücreti, rehberlik, liderlik hizmetlerinin ücreti belirtilmiş mi? Turda konaklama yapılacak otellerin yıldızları ve konumları belirtilmiş mi? Turda kaç adet ekstra tur var, ekstra turların ücreti ne kadar? Kur hesabı nasıl yapılıyor? Erken rezervasyon indirimleri var mı? Gezilecek yerler hakkında bilgi ve dokümanlar veriliyor mu?'' 02 Kasım 2011 |
||||||
|
Şarapova:Türkiye Dünyanın en Güzel Ülkesi |
||||||
Rus asıllı dünyaca ünlü tenisçi Mariya Şarapova, Türkiye'ye aşık olduğunu ve Türkiye'nin dünyanın en güzel ülkesi olduğunu söyledi. Facebook'ta Türkiye ile ilgili izlenimlerini aktaran Şarapova, kısa zamanda Türk mutfağına aşık olduğunu anlattı. Türk çay bardağında çayı yudumlayarak poz veren Rus tenisçi, "Türk mutfağını seviyorum. Türk çayı buradan alacağım en başlıca hediye" duygularını aktardı. Şarapova özellikle yoğurda hayran kaldığını anlatarak, "Yoğurt makinesini eve götürebilir miyim?" diyerek espri yaptı. Türkiye'de bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu ifade eden Rus tenisçi, "Türkiye'yi delicesine seviyorum. Burası dünyanın en iyi yeri. Burada kısa zamanda Türk kültürüne ve mutfağına alıştım. Burası masal ve fantezi dolu bir ülke" dedi. Tenisçi WTA Championship turnuvasına katılmak için iki hafta önce İstanbul'a gitmişti. Rus yıldız, 25 Ekim'de Sinan Erdem Spor Salonu'nda düzenlenecek söz konusu turnuva için antrenmanlarına başladı. 24 Ekim 2011 |
||||||
|
Türkiye Arap Turistlerin Gözde Uğrak Yeri oldu |
||||||
Avrupa’nın mali krize girmesi, Türkiye’de turizm sektörünü vuruyor. Ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Arap ülkelerinde artan popülerliği bu sektörü olumlu etkileyebileceğe benziyor. Amerika’nın Sesi İstanbul muhabiri Dorian Jones, Türkiye’nin Arap turistlerin gözde mekanı olmaya başladığını bildiriyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geçen ay Kahire’de neredeyse bir rock yıldızı gibi karşılandı. Binlerce coşkulu Mısırlı, Arap Baharı’na güçlü destek veren ve İsrail’e diplomatik savaş açan Erdoğan’ı görmek için toplandı. Erdoğan’ın Ortadoğu’da bu kadar popüler hale gelmesi, Arap turistlerin de gezmek için Türkiye’yi seçmesine yol açıyor. Taksim İstiklal Caddesi’nde Arap turistleri görmek artık olağan bir şey. Bu yıl Türkiye’yi 2 milyona yakın Arap turistin ziyaret etmesi bekleniyor. Bu rakam önceki yıla oranla iki kat fazla. Kuveytli Ahmet, Erdoğan’ın kişisel karizmasını İstanbul’a gelme gerekçesi olarak gösteriyor. “Erdoğan iyi bir insan” diyen Ahmet, tüm Müslümanlar arasında bir ilişki gördüğünü, Başbakan Erdoğan yüzünden Türkiye’ye gittiğini, daha önce Amerika, İngiltere ve Malezya’ya gezmeye gittiğini söylüyor. Dükkanlar da bu değişime hızlı ayak uyduruyor. Bu alışveriş merkezinde İngilizce duyuruların yerine Arapça afişler yerleştiriliyor. Çoğu petrol zengini ülkelerden gelen Arapların, şu sıralarda ekonomik sıkıntı yaşayan Avrupalılardan daha fazla para harcayacağına inanılıyor. Küresel Menkul Kıymetlerden Emre Yiğit’e göre Arap turistlerin gelmesi, ekonomi için önemli bir motivasyon olacak. “Daha önce sokaklarda bu kadar Arap turist görmemiştik,” diyen Emre Yiğit, bu yıl bu rakamın artmasının beklendiğini söylüyor. Yiğit, Arap turistlerin tüketim açısından ellerinin açık olduğunu da kaydediyor. Türkiye de turizm hedefleri içine Ortadoğulu müşteri pazarını eklemiş durumda. Arap turistlerin sayısındaki artış İstanbul’daki oteller için de iyi haber. Avrupa Birliği’nin kriz içinde olduğunu söyleyen CVK Oteli müdürü Edip Çelik, eskisi gibi Yunanistan’dan, İspanya’dan turist gelmediğini, otelinin yüzde 60-70 oranında Arap turistlerle dolu olduğunu söylüyor. Çelik Arap turistlerin ilk olarak alışveriş merkezlerinin yerini sorduğunu kaydediyor.
Arap turistleri Türkiye’ye çeken unsurlar yalnızca alışveriş ya da uluslararası prestij değil. Türk dizilerinin birçok Arap ülkesinde yayınlanıyor olması da aynı derecede bu insanları Türkiye’ye çeken unsurlardan biri. Yüksek kalite prodüksiyonlar, muhafazakar Arap anlayışına göre “müstehcen” bulunan sahneler, Arap turistleri bu filmlerin çekildiği mekanları yerinde görmeye itiyor. Turist rehberi Aydar Sengeç bir grup Arap turiste Boğaz kıyısındaki bir yalıyı gezdiriyor. Yalı, Arap ülkelerinde de çok popüler olan bir dizinin çekildiği mekan. Sengeç, turistlerin bu mekanlara çok rağbet ettiğini ve bu kadar taleple başa çıkmakta zorlandıklarını söylüyor. Suudi Arabistan, Cezayir, Tunus, Fas’tan, ya da diğer Ortadoğu ülkelerinden çok sayıda turist geldiğini söyleyen Sengeç, bu kişilerin çoğunun dizilerin hayranı kadınlar olduğuna dikkati çekiyor. Kuveytli Asla farklı yaşam tarzlarını sunan Türk dizilerini izlemeye doyamadığını söylüyor. Dizi saatlerinde insanların evlerine kapanıp televizyon izlediğini söyleyen Kuveytli turist, Türk dizilerini çok beğendiklerini belirtiyor. Avrupa’daki ekonomik krizin bir süre daha devam edeceğine inanılıyor. Ancak gerek İstanbul’da, gerekse Türkiye’nin her yerinde insanlar Arap dünyasından gelecek yeni fırsatları değerlendirmeyi umuyor. 18 Ekim 2011 |
||||||
|
YENİ KUŞAK: ''DÜNYA VATANDAŞI'' |
||||||
27 Eylül 2011 'Dünya Turizm Günü' Son bir yılda 940 milyon kişi başka bir ülkeye seyahat etti. Ancak turizm sektörü, büyük bir hızla gelişirken çevresel ve kültürel bazı sorunları beraberinde getiriyor. İSTANBUL - İrlandalı ünlü yazar Oscar Wilde ‘’Seyahat insanın ruhunu asilleştirir ve önyargılarını yok eder’’ demiş. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Organizasyonu’nun (UWNTO) Genel Sekreteri Taleb Rifai, üzerinden 150 yıl geçse de Wilde’nin bu sözlerinin hâlâ güncelliğini koruduğunu söylüyor ve şunları ekliyor: ‘’Günümüzde herkes yolculuğa çıkabiliyor. Seyahat etmek demokratik haktır. Her insan özgür hareket etme hakkına sahiptir. Bu bir lüks değil aksine insan haklarının bir parçasıdır. Bizler de insanları daha fazla seyahat etmeye teşvik ediyoruz. Ama turizmin mutlaka devamlılık ve sorumluluk bilinciyle gelişmesi şart.’’ SEKTÖR HIZLA BÜYÜYOR Tüm borç krizlerine, Arap dünyasındaki rejim değişikliklerine ve yaşanan doğal felaketlere rağmen, turizm gelişmeye devam ediyor. Tüm dünya ülkelerinin gayri safi yurtiçi hasılasının en az yüzde 5’ini turizm gelirleri oluşturuyor. Dünya genelinde her 12 istihdam alanından birini yine turizm sağlıyor. Küresel ihraç ürünlerinin ve hizmet sektörünün yüzde 6’sını turizm sektörü oluşturuyor. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Organizasyonu’nun tahminlerine göre 2020 yılında yaklaşık 1 milyar 600 milyon kişi, ülkeler arası yolculuk yapacak. Ancak Taleb Rifai, bu hızlı büyümenin beraberinde getireceği sorunlara karşı uyarıyor. Rifai ''Turizmin çevreye, toluma, kültür ve ekonomiye zarar vermesini engellemeli ve sürdürülebilirlik kazanarak büyümesini sağlamalıyız. Zira kusursuz bir doğa ve kültürel miras, turizmin en büyük doğal sermayesidir. Onları korumalı ve çoğaltmalıyız’’ diye konuşuyor. TURİZMDE KÜRESEL ETİK KURALLARI TALEBİ İşte bu nedenle, Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Organizasyonu, turizmin küresel etik kurallarını içeren ve bağlayıcılığı olan bir düzenleme yapılmasını talep ediyor. Amaç; seyahat sektörünün ekonomiye, toplumsal ve kültürel hayata olan pozitif etkilerini artırarak güçlendirmek, çevre ve toplumsal yaşama olan negatif etkilerini de mümkün olduğunca azaltmak. Merkezi ABD’nde bulunan Uluslararası Turizm yoluyla Barış Enstitüsü (IIPT) daha 1998 yılında bu tasarıyı kabul etmişti. Enstitünün Başkanı Louis D’Amore, bu düzenlemenin işe yaradığını ve seyahat edenlerin günümüzde kültürel, toplumsal ve çevre bilinci yüksek kişiler olduğunu söylüyor. D’Amore,‘’Turist artık seyahat ettiği ülkede gerçek hayata tanık olmak istiyor. Gittiği yörenin insanıyla tanışmak, onun kültür ve tarihi hakkında bilgi sahibi olmak istiyor‘’ şeklinde konuşuyor. YENİ KUŞAK: ''DÜNYA VATANDAŞI'' D’Amore’a göre turizm sektörü içerisinde en hızlı gelişen alan, kültür ve eğitim için yapılan seyahatler. D’Amore ‘’Uluslararası alanda yolculuk yapan her 5 kişiden biri 25 yaşın altında. Bu gençler dünyayı gezmek ve yaşıtları ile iletişim kurmak istiyorlar. Genç kuşaklar, bizim en büyük umudumuz. Artık dünya vatandaşı diyebileceğimiz genç kuşaklar yetişiyor’’ diyor. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Organizasyonu’nun Genel Sekreteri Taleb Rifai, bu gençlerin dünyadaki en büyük kültür elçileri olduğunu kaydediyor. Rifai, turizm sayesinde bir kültürel dönüşümün yaşandığını ve bu dönüşümün daha hoşgörülü bir dünya ve tuhaf kültür ve geleneklere daha büyük bir saygı içermesi gerektiğini kaydediyor. 27 Eylül 2011 |
||||||
|
Bu sezon En çok Alman turisti ağırladık |
||||||
Türkiye'ye yılın 8 ayında gelen turist sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,45 artarak 21 milyon 701 bin 752'ye yükseldi. Ülkemize en çok turist gönderen ülke ise Almanya oldu. ANKARA - Ocak-ağustos döneminde Türkiye'ye en fazla ziyaretçi gönderen ülkeler sırasıyla Almanya (yüzde 14,49), Rusya (yüzde 12,28), İngiltere (yüzde 8,42), İran (yüzde 5,85), Hollanda (yüzde 4,02), Bulgaristan (yüzde 3,99), Fransa (yüzde 3,82), Gürcistan (yüzde 3,37), Suriye (yüzde 2,94), İtalya (yüzde 2,35) oldu. Bu dönemde Almanya'dan 3 milyon 144 bin 772, Rusya'dan 2 milyon 666 bin 6, İngiltere'den 1 milyon 826 bin 237, İran'dan 1 milyon 268 bin 601, Hollanda'dan 872 bin 225, Bulgaristan'dan 866 bin 963 kişi Türkiye'ye geldi. Yılın 8 ayında Türkiye'ye gelen yabancı ziyaretçilerin en çok giriş yaptıkları sınır kapılarının bağlı olduğu iller sıralamasında, Antalya yüzde 34,88 ile birinci, İstanbul yüzde 24,03 ile ikinci, Muğla yüzde 10,46 ile üçüncü sırada yer aldı. AĞUSTOSTA DA EN ÇOK TURİST ALMANYA'DAN Ağustos ayı verilerine bakıldığında Türkiye'ye gelen turist sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,62'lik bir artışla 4 milyon 76 bin 783 oldu. Bu ay da Türkiye'ye en çok turist gönderen ülkeler sıralamasında Almanya birinci olurken, bu ülkeyi Rusya ve İngiltere izledi. Ağustos ayında Türkiye'yi ziyaret eden 4 milyon 76 bin 783 yabancı ziyaretçinin 325 bin 995'i (yüzde 8,00) günübirlikçiler olarak kaydedilirken, en çok giriş yapılan sınır kapıları sırasıyla Antalya, İstanbul ve Muğla oldu. Geçici verilere göre, ağustos ayındaki ziyaretçilerin ülkelere göre dağılımı şöyle: ''Almanya 626 bin 570, Rusya 587 bin 265, İngiltere 424 bin 404, İran 161 bin 534, Hollanda 153 bin 260, İtalya 149 bin 68, Fransa 135 bin 948, Gürcistan 122 bin 799, Polonya 96 bin 321, Suriye 90 bin 601.'' Turistlerin ülkelerine göre toplam içindeki payları ise Almanya (yüzde 15,37), Rusya (yüzde 14,41), İngiltere (yüzde 10,41), İran (yüzde 3,96), Hollanda (yüzde 3,76), İtalya (yüzde 3,66), Fransa (yüzde 3,33), Gürcistan (yüzde 3,01), Polonya (yüzde 2,36), Suriye (yüzde 2,22) oldu. Ağustos ayında turist sayısı 2009'da 3 milyon 760 bin 372, 2010'da 3 milyon 719 bin 180 kişi olmuştu. Ocak-ağustos döneminde ülkemize gelen turistlerin sayısı 2009'da 18 milyon 694 bin 28, 2010'da 19 milyon 648 bin 882 kişiydi. TURİST SAYISI 22 MİLYONA YAKLAŞTI Türkiye'ye yılın 8 ayında gelen turist sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,45 artarak 21 milyon 701 bin 752'ye yükseldi. Türkiye'ye bu dönemde gelen 21 milyon 701 bin 752 ziyaretçinin 1 milyon 316 bin 901'ini (yüzde 6,07) günübirlikçiler oluşturdu. Ağustos ayındaki ziyaretçi sayısı da yüzde 9,62'lik bir artış göstererek 4 milyon 76 bin 783 oldu. 27 Eylül 2011 |
||||||
|
Brezilya'da Piranhalar tatilcilere saldırdı |
||||||
Brezilya'nın Piaui eyaletinde piranhalar onlarca tatilciye saldırarak yaraladı. Uol Noticias sitesinin haberine göre, hafta sonu Jose de Freitas sahilinde suya giren tatilciler piranhaların saldırısına uğradı. Yüzün üzerinde tatilci, ayaklarındaki ısırıklar yüzünden hastanede tedavi gördü. Yetkililer, aşırı balık avının piranhaların bu bölgede kontrolsüz şekilde çoğalmasına neden olduğunu belirtti. Doğal düşmanları, balıkçılık nedeniyle tükenen piranhaların sayısının çok arttığı, beslenecek balık da bulamayan hayvanların insanlara saldırmaya başladığı kaydedildi. Yetkililer, doğal besin zincirinin kopan halkasını yeniden kurabilmek için hem piranhalara yem olan hem de piranha yumurtalarını yiyen balıkların bölgeye bırakılacağını açıkladı. 27 Eylül. 2011 |
||||||
|
Ekolojik turizm yaygınlaşıyor |
||||||
|
Doğaya dost ve yöre halkıyla dayanışma içinde olan ekolojik turizm, Almanlar arasında yaygınlık kazanıyor. Seyahat şirketleri, ekolojik tatil seçeneklerini gün geçtikçe arttırıyor.
Tatil, Almanların büyük bir çoğunluğu için güneşli ve uzak bir ülkeye gidip mümkünse lüks bir otelde dinlenmek anlamına geliyor. Pek az kişi bunun ne kadar çevre dostu ve sürdürülebilir olduğuna kafa yoruyor. Bu soruları yanıtlamak elbette kolay değil. Zira sürdürülebilir turizm denilince bundan ne anlaşılması gerektiği oldukça muğlâk. Berlin merkezli Uygulamalı Ekoloji Enstitüsü’nden ekolojik turizm uzmanı Martin Schmied, “Mevzu özünde ekonomik, sosyal ve ekolojik hedeflerin birbiriyle uyumlu hale getirilmesiyle ilgili ve kitle turizminin bu uyumu her zaman sağladığını söylemek zor" şeklinde konuşuyor. Yöre halkına katkı Schmied sürdürülebilir turizm için ortak bir kıstas olmamasının sorunlu bir durum olduğunu da sözlerine ekliyor. Her seyahat şirketi sözü edilen sürdürülebilir tatil planını kendi takdir ve anlayışına göre hazırlıyor. Fas'a sürdürülebilir tatil seyahatleri sunan Abdülaziz El Mehfi'ye göre tatil planlarının hazırlanmasında üç ana kıstas olmalı. El Mehfi bunları, “Birincisi turist doğayı yakından tatmalı ve olabildiğince az doğaya etkide bulunmalı. İkincisi yöreye özgü kültürü olduğu gibi, otantik haliyle yaşamalı. Ve üçüncüsü: Tatil dayanışmacı olmalı ve ziyaret edilen bölgenin yerel gelişimine bir katkıda bulunmalı" sözleriyle anlatıyor. Martin Schmied Karbondioksidin parası ödenmeli El Mehfi 2011 yılının başında Fas'a sürdürülebilir tatil seyahatleri sunmaya karar vermiş. Müşteriler küçük misafirhaneler ve pansiyonlarda konaklıyor ve ülkeye özgü etkinliklere, gösterilere katılıyor. Ayrıca turistlerin mümkün olduğunca bir bölgede kalmaları ve o bölgenin trafik araçlarını kullanmaları gerekiyor. El Mehfi “Eşek, deve ya da at gibi geleneksel taşıma araçlarını da kullanıyoruz” diyor.
Eşek veya at gibi iklime daha az zarar veren araçlar kullanılsa bile, turistlerin o bölgeye gitmek için evvela oraya bir uçak yolculuğu yapmaları gerekiyor. Uçaklar iklime ve çevreye zarar veriyor. O nedenle El Mehfi gibi gezi organizatörleri müşterilere tatilden önce kendi istekleriyle karbondioksit tazminatı ödemelerini tavsiye ediyor: “Atmosfair iyi bir tazminat sunuyor. Karayipler’e bir gezi yapacağınız zaman, bu kuruluş aracılığıyla 100 Euro ödeyebiliyorsunuz. Tabi bunu ödeme gücünüzün olması lazım.” Kâr amacı gütmeyen Atmosfair örgütü internet sayfasında nasıl çalıştıklarını anlatıyor. Atmosfair bir uçak yolculuğunda atmosfere ne kadar karbondioksit salındığını ve iklim koruma projelerine verilecek bir destekle bunun dengelenmesi için harcanması gereken parayı hesaplıyor. Bu tazminatın da tatil masraflarına eklenmesi gerekiyor. Bu yüzden de sürdürülebilir tatiller genellikle paket turlardan daha masraflı oluyor. Yüzde 30 ekolojik turizme açık Turizm uzmanı Martin Schmied yaptığı bir çalışmada Alman tatilcilerin yüzde 30’unun ekolojik turizme açık olduklarını görmüş. Ancak halihazırda ekolojik turistler tüm pazarın sadece yüzde 2’sini oluşturuyor. Bu oranın artış halinde olduğunu belirten Schmied, elbette bunların büyük bir kısmının ödeme gücüne sahip müşterilerden oluştuğunu kaydediyor. Büyük seyahat şirketlerinin tam da bu müşterileri kazanmak için özellikle sürdürülebilir geziler sunduklarını ifade ediyor. Martin Schmied'e göre seyahat şirketleri ikiye ayırılıyor. Bir yanda kâr eksenli düşünen ve ekolojik turizmi bir pazarlama stratejisi olarak gören şirketler var. İkinci kategoride ise sürdürülebilir gelişmeyi benimsemiş gezi organizatörleri bulunuyor. Ortaya attığı projeyle memleketi Fas’ın gelişimine katkıda bulunmak isteyen ve yerli halkın milyonluk turizm pazarından yer almasını isteyen Abdülaziz El Mehfi de bunlardan biri. 15.09.2011 |
||||||
|
TÜRKİYE DÜNYA ÇAPINDA BİR TURİZM MARKASI OLDUĞUNU KANITLADI |
||||||
Dünya Seyahat Ödülleri (World Travel Awards)’nin Avrupa ayağı, Antalya Belek’te gerçekleştirildi. Türkiye'den 10 otel "en iyi" ünvanını aldı... Cornelia Diamond Golf Resort&SPA Hotel’de düzenlenen törende, dünyanın önde gelen seyahat şirketleri, acenteleri ve destinasyonlar ‘en iyi’ ünvanını kazanmak için yarıştı. Türk turizminin damga vurduğu gecede, dünyanın en prestijli turizm ödüllerini Türk otelleri topladı. Türkiye’den 10 otel Avrupa’nın en iyi oteli seçilirken 4 seyahat şirketi de ‘en iyi’ unvanını kazandı. Avrupa çapında 125 kategoride 500 otel, turizm şirketi, seyahat acentesi, destinasyon turizm oskarı için yarıştı. Bu yıl Antalya’nın ikinci kez ev sahipliği yaptığı ödül törenine Turizm otoriteleri, CEO’ları, lider seyahat şirketlerinin yöneticileri, önemli otellerin yöneticileri ve turizm sektörünün duayenleri katıldı. Antalya otelleri arasında Cornelia Hotels Golf & Spa, Mardan Palace ve Adam & Eve Hotels birincilik ödüllerine layık görüldü. Geceye ev sahipliği yapan Cornelia Diamond Golf Resort&Spa Hotel ‘Avrupa’nın en lüks oteli’ ödülünü alırken Cornelia De Luxe Resort Hotel de, ‘Avrupa’nın lider golf oteli’ ödülünü kazandı. Cornelia Diamond Golf Resort&Spa Otel’in Genel Müdürü Zafer Alkaya otel adına ödülü alırken, Avrupa’nın lider Golf Oteli ödülünü ise Cornelia De Luxe Resort Otel’in Genel Müdürü Hakan Duran aldı. Turizm Oskarların’nda ‘en iyi destinasyon’,‘en iyi cruise destinasyonu’, ‘en iyi sahil destinasyon’, ‘en charter havayolu’, ‘en iyi turizm ofisi’ ödüllerini Türkiye alırken gecenin yıldızı 4 ödül birden alan Adam&Eve Hotel’i oldu. Yüzlerce otel arasından sıyrılan Adam&Eve Hotel, ‘Avrupa’nın en iyi dizayn oteli’, ‘Avrupa’nın en iyi çift oteli’, ‘Türkiye’nin lider oteli’ ve ‘Türkiye’nin en iyi dizayn oteli’ ödüllerine layık görüldü. En iyi havayolu ödülü, Alman Lufthansa’ya giderken geçen yıl olduğu gibi bu yılda Sky Airlines, Avrupa’nın en iyi charter havayolu şirketi seçildi. Ölüdeniz, Avrupa’nın en iyi sahil destinasyonu olurken İzmir Limanı da, en iyi cruise destinasyonu ödülüne layık görüldü. İstanbul, Avrupa’nın destinasyonu olurken, Kültür ve Turizm Bakanlığı Turizm Ofisi de, Avrupa’nın en iyi turizm ofisi ödülünü aldı. Kategorilerin birincileri 29 Kasım 2011 tarihinde Katar’ın başkenti Doha’da yapılacak büyük finale katılmaya hak kazanacak. TÜRKİYE DÜNYA ÇAPINDA BİR TURİZM MARKASI OLDUĞUNU KANITLADI Dünya Seyahat Ödülleri Kurucu Başkanı Graham E. Cooke, törende yaptığı konuşmada, Türkiye’nin, oteller ve seyahat organizasyonları alanında elde ettiği birçok birincilik ödülüyle, dünya çapında bir turizm markası olduğunu kanıtladığını söyledi. Antalya’nın ise Türkiye markasının pırlantası olduğunu ifade eden Cooke, “Köklü miras, güneşle bronzlaşan sahiller, son teknoloji ürünü tesisler ve olağanüstü değerlerden oluşan karma kategoride birincilik ödülünü Antalya’nın alması, bu harika kenti, dünyanın en muhteşem tatil destinasyonları ligine çıkardı.” dedi. BAŞARININ MİMARI HİZMET KALİTESİNDE Avrupa’nın En İyi Lüks Oteli ödülünü alan Cornelia Diamond Golf Resort&Spa Hotel’in Genel Müdürü Zafer Alkaya da, başarının mimarının hizmet kalitesi olduğunu söyledi. Ulusal ve uluslar arası pazarlarda etkili tanıtım çalışmaları gerçekleştirdiklerini belirten Zafer Aklaya, “54 ayrı destinasyonda pazarlama faaliyetleri yürütüyor, fuarlara etkin katılım sağlıyoruz. Başta Birleşik Devletler Topluluğu (Rusya, Ukrayna, Kazakistan), Türki Cumhuriyetleri olmak üzere pazarlara özel pazarlama etkinlikleri yürütüyoruz.” diye konuştu. Avrupa’nın lider golf oteli ödülüne layık görülen Cornelia De Luxe Resort Otel’in Genel Müdürü Hakan Duran ise müşteri memnuniyet programları sayesinde yüzde 45’e yakın daimi misafir oranına ulaştıklarını aktardı. Başarılarının devamı için gizli müşteri kontrolleri, anket analizi, müşteri ile günlük rastgele görüşmeler yaparak otokontrol faaliyetleri yürüttüklerini dile getiren Duran, şöyle konuştu: “Ayrıca, Avrupa ve Amerika kıtalarına yönelik pazarlama ve tanıtım faaliyetlerini Almanya’nın Frankfurt şehrinde bulunan ofisimiz ve ekibimiz aracılığıyla yürütüyoruz. İngiltere, Almanya, Rusya, Hollanda, Belçika, İskandinav ve Amerika ülkeleri gibi dünyanın dört bir tarafında düzenlenen turizm fuarlarına her yıl katılıyoruz. Sadece golf ile ilgili Avrupa’nın 9 farklı ülkesinde ve her yıl en az 20 golf turnuvasını Cornelia sponsorluğunda düzenleyerek pazarlama faaliyetlerimizi etkin şekilde sürdürüyoruz.” ADAM&EVE, 5 YILDA 25 ÖDÜL ALDI Törende 4 turizm oskarı birden alan Kayı Grubu’na bağlı Adam&Eve Hotel, hizmete girdiği 2006 yılından beri uluslararası 25 ödüle layık görüldü. Kayı Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Talha Görgülü, verdikleri hizmeti misafirlerin gözüyle değerlendirmeye çalıştıklarını söyledi. ‘Farklı ne yapabiliriz, misafirlerimizi nasıl daha mutlu ederiz.’ sorularını sürekli kendilerine sorduklarını ifade eden Görgülü, “Başarımızın sırrı bundan kaynaklanıyor. İlk günden bu yana birçok ilke imza atarak sektörde öncü olduk. Her bir misafirimize kendini özel hissettirmek ve otelimizde geçirdikleri anları unutulmaz kılmak en büyük arzumuz. Bunu gerçekleştirdiğimizi, misafirlerimizin memnuniyetini tescillendiğini görmek bizi çok mutlu etti.” değerlendirmesinde bulundu. Adam&Eve Hotels Genel Müdürü Alper Uçar da, “Çıtayı sürekli yükselterek kaliteyi hep bir adım yukarı taşımak hedefimiz.” dedi. AVRUPA’NIN EN İYİ OTELLERİ
Avrupa’nın en iyi business oteli: Movenpick İstanbul Avrupa’nın en iyi her şey dahil resort oteli: Concporde De Luxe Resort (Antalya) Avrupa’nın en iyi butik oteli: Less Ottomans Avrupa’nın en iyi çift oteli: Adam&Eve Hotels Avrupa’nın en iyi charter havayolu: SKY Airlines Avrupa’nın en iyi cruise destinasyonu: İzmir Avrupa’nın en iyi dizayn oteli: Adam&Eve Hotels Avrupa’nın en iyi golf resort oteli: Cornelia De luxe Resort Avrupa’nın en lüks oteli: Mardan Palace Avrupa’nın en iyi lüks resort oteli: Cornelia Diamond Golf&Resort Avrupa’nın en iyi toplantı&konferans oteli: Sheraton Ankara Avrupa’nın en iyi suit oteli: Mardan Palace Avrupa’nın en iyi spa&resort oteli: Mardan Palace Avrupa’nın en iyi turizm bürosu: Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı Ofisi Avrupa’nın en iyi balayı oteli: Hilton Dalaman Avrupa’nın en iyi destinasyonu: İstanbul Avrupa’nın en iyi sahil destinasyonu: Ölüdeniz Avrupa’nın en iyi incoming acentesi: Deha Tourism TÜRKİYE’NİN EN İYİ OTELLERİ En iyi her şey dahil resort oteli: Concorde De Luxe En iyi sahil oteli: Hilton Dalaman Resort&Spa En iyi butik oteli: Les Ottomans En iyi business otel: Movenpick Hotel İzmir En iyi konferans oteli: Sheraton Ankara En iyi dizayn oteli: Adam&Eve Hotels En iyi aile oteli. Concorde De Luxe En iyi golf oteli: Sirene Belek Golf Lider oteli: Adam&Eve Hotels Lider Resort. Kemer Resort En iyi spa oteli: Mardan Palace 3 Eylül 2011 |
||||||
|
Güney Afrika’yla da vize kalkıyor |
||||||
Güney Afrika’da temaslarda bulunan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, iki ülke arasında vizelerin kaldırılması için anlaşmaya varıldığını açıkladı. PRETORIA - Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Güney Afrika ziyareti çerçevesinde yaptığı açıklamada, Güney Afrika'nın çok önem verdikleri bir ülke olduğunu söyleyerek, hem Afrika kıtasındaki etkinliği hem de uluslararası alandaki etkinliği açısından Güney Afrika'nın sözü giderek daha çok dinlenen bir ülke haline geldiğini vurguladı. "Son dönemde Güney Afrika ile ilişkilerimize özel önem veriyoruz" diyen Davutoğlu, görüşmeleri sırasında karşılıklı ziyaretlere ilişkin yeni bir planlama yaptıklarını ve bu çerçevede Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gelecek aylarda bu ülkeyi ziyaret etmesinin söz konusu olduğunu belirtti. Davutoğlu, ikili ilişkilerde siyasi açıdan hiçbir sorun olmadığına, ekonomik açıdan da büyük bir potansiyel bulunduğuna dikkati çekerek, prensipte vizelerin kaldırılması konusunda mutabık kaldıklarını, teknik çalışmaların sürdüğünü, bu çalışmaların en kısa zamanda tamamlanması için karşılıklı olarak talimat verdiklerini kaydetti. Bakan Davutoğlu, serbest ticaret anlaşması konusunda adım atılması üzerinde durduklarını da açıklayarak, THY başta olmak üzere ulaşım hatları konusundaki gelişmeleri ele aldıklarını, THY'nin 5 sefer sayısının yakında 7'ye çıkartılacağını bildirdi. Ziyareti çerçevesinde bölgesel konuları da ele aldıklarını belirten Davutoğlu, Güney Afrika'nın BM Güvenlik Konseyi'nin geçici üyesi olduğunu hatırlattı ve Libya ile Suriye başta olmak üzere önemli konuları görüştüklerini kaydetti. Davutoğlu şunları söyledi: "Güney Afrika ile Türkiye'nin, birbirini tamamlayan coğrafyaları bağlamında hem Afrika kıtasında hem de Avrasya'da birlikte çalışmaları, uluslararası projelerde stratejik ortak olarak davranmaları konusundaki ilkesel mutabakatımızı bir kez daha yineledik." Somali'deki durumu da değerlendiren Davutoğlu, Somali'de bir insanlık dramının yaşandığını, herkesin bunun farkında olduğunu, ancak uluslararası duyarlılığın maalesef yeterli olmadığını ifade etti. Davutoğlu, bu dramın giderek yoğunlaştığını, bunun için de Türkiye olarak ellerinden geleni yapacaklarını kaydetti. 21 Ağustos 2011 |
||||||
|
'Arap Baharı Türkiye'ye turist yağdırıyor' |
||||||
Guardian gazetesi, Arap Baharı'nın Türk turizminde patlama yarattığını yazdı. Gazetenin İstanbul çıkışlı haberinde özetle şöyle deniyor: "Arap Baharı'yla birlikte, daha önce yaz tatillerini Suriye ve Mısır'da geçiren Suudi Arabistan, Kuveyt ve diğer Körfez ülkesi vatandaşları bu yıl daha kuzeye yöneldi. Turizm Bakanlığı'na göre, Suudi Arabistan ve Kuveyt'ten rezervasyonlarda yüzde 75 oranında artış var ve Ramazan öncesinde İstanbul ve Bursa'daki oteller tamamen doldu." 'Arapça yaygınlaşıyor' Arap turistlerin Arap ülkelerinde yaşanan çalkantı nedeniyle, daha güvenli buldukları için Türkiye'ye geldiklerini belirten gazeteye göre, bazı Arap turistler, dil sorununa rağmen Türkiye'de hiç yabancılık hissetmediklerini söylüyorlar: "Türkiye'de yaklaşık bir milyon Arap yaşıyor. Ve Arapçaya talep artıyor. Uzun bir süre Arap komşularından ve Osmanlı geçmişinden uzaklaşan Türkiye'de bir zamanlar Arapça öğrenmek, sadece din ulemaların ihtiyaç duyacağı, gericilik gibi görünen bir şeydi. Şimdi özel dershanelerde Arapça kursları yaygınlaşıyor, mağazalar Arapça bilen eleman arıyor. 'Batı Avrupa cazibesini yitirdi' İstanbul'un dışında Arap turistlerin diğer gözdesi Uzungöl ve Trabzon. Alman ve İngiliz turistleri cezbeden Antalya ve Fethiye'ye Araplar çok ilgi göstermiyor. Onlar yazın serin yerleri tercih ediyor. Aynı şekilde, Batı Avrupa ülkeleri Araplar için cazibesini yitirmeye başladı. Suudi Arabistan'da yaşayan Ürdünlü bir kadın, '11 Eylül saldırılarından sonra İngiltere ve diğer ülkeler vizeyi zorlaştırdı. Türkiye Müslüman bir ülke. Kültürleri bizim kültürümüze yakın. Helal kesim et sorunu yok. Örtülü kadınlar sorun yaşamıyor. Peçe yasaklandığı için Suudi kadınlar artık Fransa'ya gitmiyor' diyor." 26 temmuz 2011 |
||||||
|
Antalya kıyılarında 'Katil yosun' korkusu |
||||||
Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden kötü haber: 3 yıldır yürütülen Akdeniz’i tarama çalışmalarında, ’katil yosun’ olarak adlandırılan ’Caulerpa taxifolia’ türünün yayıldığı belirlendi. Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Su Ürünleri Fakültesi Sualtı Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin, TÜBİTAK için 3 yıl önce başladığı deniz çayırları araştırması tamamlandı. Bu araştırma sırasında Antalya kıyılarında ’katil yosun’ olarak adlandırılan ve Akdeniz’in ekosistemi için büyük tehlike olarak görülen ’Caulerpa taxifolia’ türünün yayıldığı belirlendi. Araştırma Sorumlusu, Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Mutlu, 3 yıllık proje çerçevesinde Manavgat Irmağı’ndan Antalya’da Düden Şelalesi’nin denize döküldüğü noktaya kadar deniz yüzeyini taradıklarını, bu sırada 50 metre derinliğe kadarki bölgede ’Caulerpa taxifolia’ adlı yosun türüne de rastladıklarını kaydetti. Bu türün uygun ortam bulduğu zaman yerleşerek büyüme gösterdiğini anlatan Prof. Dr. Mutlu, "Katil yosun denmesinin bir sebebi, diğer bitkilere gölge yapmaları. Nasıl büyük bir ağaç gölge yapınca yanında diğer bitkilerin gelişimine izin vermezse, bu tür de diğer çayır ve alglerin büyümesine engel oluyor" dedi. AÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Gökoğlu da, Caulerpa taxifolia adlı yosun türünün deniz yüzeyini ’halı gibi’ kapladığını ve diğer türleri baskı altında tuttuğunu söyledi. Yosunun bu özelliğiyle, ’katil yosun’ diye tanımlandığına dikkati çeken Doç. Dr. Gökoğlu, Pasifik kökenli yosun türünün Monaco’daki bir akvaryumdan denize karıştığını ve daha sonra yayılmaya başladığını ifade etti. Yosunun Türkiye kıyılarında ilk kez 2007’de İskenderun’da görüldüğünü belirten Doç. Dr. Gökoğlu, TÜBİTAK için hazırlanan proje çerçevesinde bu yosunun yayıldığına tanık olduklarını kaydetti. Yosunun temizlenme şansının olmadığını, yerinden koparılan yosun parçalarının başka bir yerde yeniden yaşam alanı bulduğuna değinen Doç. Dr. Mehmet Gökoğlu, "Katil yosun olarak bilinen yosun türünün Akdeniz’deki dağılımını genişlettiğini tespit ettik. Daha da yayılmaya devam edecektir. Yaşanan bu olay küresel ısınmanın en güzel göstergesi. Bu durum Akdeniz’in ısındığını gösteriyor" diye konuştu. 16 Temmuz 2011 KATIL YOSUNLAR YUMURTALIK SAHİLLERİNE ULAŞTI... Deniz ekosistemi için önemli bitkilerin gelişimini engellediği, sınırladığı ve biyolojik çeşitliliğe verdiği zararlardan dolayı ''Katil Yosun'' olarak adlandırılan ''Caulerpa Taxifolia''ya Adana'nın Yumurtalık ilçesi sahillerinde rastlandı. Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cem Çevik, genetik kodların karşılaştırılmasında bu yosun türünün büyük bir olasılıkla Kızıl Deniz'den girdiğini gösterdiğini söyledi. ''Katil yosun'' olarak adlandırılan bu türe İspanya, Fransa, Monako, İtalya, Hırvatistan ve Tunus kıyılarında rastladığını ifade eden Çevik, ''Yumurtalık'ta bulduğumuz bu yosun türü, ülkemiz kıyıları için tehdit oluşturabilir. Yosunların Yumurtalık sahillerinde deniz suyu sıcaklığının da artmasıyla hızla yayıldığını tespit ettik. Su altındaki durumunu da kamerayla kayıt ettik. Yayılımı mutlaka takip edilip bu yosunla uygun yöntemlerle savaşılması gerekiyor. Tamamen yok etmek çok zor, ama en azından yayılımı kontrol edilebilir" dedi. |
||||||
|
Katil Yosun "Enözbihaskatilyosun" Nedir? |
||||||
Adını latince "Yatay Gelişen Gövde" anlamına gelen sözcükten alan Caulerpa cinsi deniz yosunlarının dünyada 70'den fazla türü bulunmaktadır. Akdenizin doğal florası içinde bulunan iki tür Caulerpa prolifera ve Caulerpa ollivieri yer alır. 1800'lü yılların sonlarında açılan Süveyş Kanalı ile sıcak kökenli canlı türü Akdenize girmiş ve dağılım alanları genişlemiştir. Bilimsel verilere göre Akdeniz'e bu yolla giren "Lesepsiyen Gçömen" olarak adlandırılan türlerin sayısı 350'yi aşmıştır. Caulerpa racemosa, C. scalpelliforis, C. mexicana bu grup göçmen bitkilerdir. Bunlarda Caulerpa racemosa Akdeniz'in batısına doğru hızla genişlemeye başlamıştır. Caulerpa racemose'nın uç kısımlarından büyüyen ve yatay uzayan, silindir şeklinde gövdeye benzer kısımlardan tutunma zeminine doğru renksiz ve çok dallı kökçükler çıkar. Üst kısma doğru dikey olarak üzerinden üzüm salkımı şeklinde dalcıklar bulunan dallar çıkar. Yaklaşık 3 mm boyundaki bu dalcıkların çapları 1 - 1,5 mm olup tepe kısımları yassıdır. Dah çok sıcak denizlerde görülen bu tür Mısır, Tunus, İsrail, Lübnan, Suriye, Yunanistan ve İtalya kıyılarına kadar genişlemiştir. Ülkemizde ise Taşucu, Kemer, Kaş, Bodrum, Kuşadası kıyılarında rastlanmıştır. 1984 yılında Avrupadaki deniz akvaryumlarına süs bitkisi olarak getirilen Caulerpa taxifolia adlı türün doğal yaşam alanı tropikal denizlerdir.
Bu yeşil yosun türünün Monako deniz akvaryumunun deşarj suyu işe Akdeniz'e karışıp Batı Akdeniz'de hızla yayılması sonucu günümüzde bu yörede ekonomik felaket yaşanmaktadır. Bitkinin 1984 yılında 1 m2'lik yayılma alanı günümüzde 30 km2'yi geçmiştir. Önceleri sadece Monako'da görülen tür, 1988'de Fransa, İtalya, İspanya ve Hırvatistan kıyılarına yayılmış, üstün üreme ve uyum özellikleri nedeni ile dağılımını hızla genişletmiştir. Bu bitkinin 1 m2'lik alanda 8 - 10 bin adedi gelişebilmekte, yosun geniş tuzluluk, ışık ve sıcaklık değişimlerine dayanabilmektedir. Ayrıca ortamda doğal rakiplerinin bulunmaması bu bitkinin hızla gelişmesinin baş etkenidir. Özellikle deniz ulaşım, deniz sporları, (yatçılık, sualtı sporları) ve balıkçılık faaliyetleri bu bitkinin dağılımını etkilemektedir. Caulerpa taxifolia yatay uzanan ve filiz veren kısmından dikey olarak çıkan ve yaprağa benzer yapılar aynı düzlemde yer alan çok sayıda dalcıktan oluşmuştur. Bileşik yaprak görünümündeki bu yapılar 5 - 65 cm boyundadır. Görünüm itibariyle çam fillerden Taxus adlı bir ağaca benzeyen bu yosun türü taxifolia olarak adlandırılmıştır. Akdeniz ekosistemi için son derece önemli deniz bitkilerinin gelişimini sınırlayıp yok olmasına neden olduğu ve biyolojik çeşitliliği ortadan kaldırdığı için C. taxifolia Akdeniz'in çeşitli ülkelerinde medyatik kuruluşlar tarafından katil yosun olarak adlandırılmıştır. Mücadele yöntemleri ve bu konuda araştırmalar (alınması gerekli önlemler) sürmektedir. Akdeniz'de hızla gelişen ve yayılımcı nitelikli C. taxifolia ve C. racemosa'nın araştırılması ve izlenmesine yönelik uluslararası kuruluşlar (Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), Avrupa Topluluğu Çevre Programları) tarafından çalışmalar başlatılmıştır. |
||||||
|
Bu da Yararlı Yosun (Posidonia çayırları) |
||||||
Posidonia çayırlarını ülkemizde en fazla plaj açma çalışmaları, kıyı dolguları ve sürükleme yöntemiyle yapılan balıkçılık faaliyetleri olumsuz etkiliyor Halk arasında ‘deniz eriştesi’ olarak bilinen, bilimsel adı ‘Posidonia Oceanica’ olan denizaltı çayırları hızla azalıyor. Ege Üniversitesi Sualtı Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Cengiz Metin, bu bitkinin geçmişte tüm Akdeniz kıyılarında görülürken, ‘katil yosun’ olarak bilinen Caulerpa türlerinin yayılmasıyla sadece Türkiye kıyılarında yaşayabildiğine dikkat çekerek Posidonia çayırlarının, sualtı hayatının en önemli bitkileri arasında yer aldığını ve uzmanlarca ‘denizin ormanı’ olarak nitelendirildiğini anlatıyor. Tatilciler sonunu getiriyor Fotosentez yaptığı için oksijen üreten bu bitkiler, kıyı erozyonunu engelliyor, birçok canlıya beslenme ve yaşam alanı oluşturuyor. Prof. Dr. Metin, Posidonia çayırlarını ülkemizde en fazla plaj açma çalışmaları, kıyı dolguları ve sürükleme yöntemiyle yapılan balıkçılık faaliyetleri olumsuz etkiliyor. Sahil bölgelerindeki turizm işletmeleri ve ikinci konutlar, müşterilerinin ve site sakinlerinin denizde daha rahat yüzebilmesi için bunları köklemeye çalışıyor” diyor. Ona göre bu, büyük bir bilinçsizlik göstergesi:“Bu çayırların söküldüğü yerler kum değil, çamur olarak kalıyor. Biyolojik çeşitliliğin sona ermesi sonunda kıyı erozyonu yoluyla bu kıyıların birçoğu uzun vadede denize girilebilir olmaktan tamamen çıkıyor.” 15/07/2008 |
||||||
|
USS Masson gemisi Bodrum'a yanaştı |
||||||
Muğla'nın Bodrum İlçesi'nde bulunan ABD Savaş gemisi 'USS Masson'da görevli kadın askerler elde tüfek sıcak havada nöbet tuttu. Amerikan Donanmasına ait “USS Masson" Bodrum'a geldi. Cuma günü öğleden sonra Bodrum açıklarına gelen askeri gemi, daha sonra Bodrum Gemi Yanaşma İskelesi’ne demirledi. Yaklaşık 150 metre uzunluğundaki gemi çevresinde sahil güvenlik ekipleri devriye gezerken, iskele bölgesinde güvenlik güçleri görev aldı. Ayrıca geminin çevresi, gemiye belirli bir mesafeden şamandıralarla çevrildi. Kaç gün kalacağı konusunda bilgi verilmeyen Amerikan savaş gemisinin bazı lojistik ihtiyaçlarını Bodrum'da gidereceği öğrenildi. Muğla'nın Bodrum İlçesi'nde bulunan ABD Savaş gemisi 'USS Masson'da görevli kadın askerler elde tüfek sıcak havada nöbet tuttu. 150 metre uzunluğunda, 530 mürettebatı bulanan USS Masson'da görevli askerlerin bir bölümü, sivil kıyafetlerle Bodrum Çarşısı'nda alışverişe çıkarken, bir bölümü Kumbahçe ile Paşatarlası Plajları'nda güneşlendi, kitap okudu ve denize girdi. Gemide kalan kadın askerler, güneşte 43 dereceyi bulan sıcak havada bir elinde tüfek diğer elinde su matarası olduğu halde nöbet tuttu. 11 Temmuz 2011 |
||||||
|
Volga Nehrinde Batan Gemide Canlı Umudu Kesildi |
||||||
Arama çalışmaları devam ediyor Rus yetkililer, Volga nehrinde batan turist gemisinden kurtulan 80 kişinin dışında başka sağ kalan olduğu yönünde umutların tükendiğini bildirdi. 100 kişinin halen kayıp olduğu kazada, iki kişinin cesedine ulaşıldı. Yetkililer kayıpların çoğunun çocuk olduğunu haber veriyor. Eski olduğu belirtilen geminin yan yattığı ve kısa sürede battığı açıklandı. Bu nedenle mürettebatın kurtarma botlarını indiremediği sanılıyor. 10 Temmuz 2011 |
||||||
|
'Özgürlük Filosu-2'ye 10 gemi katılacak |
||||||
|
Atina'da bir basın toplantısı düzenleyen "Gazze'ye Özgürlük Filosu-2" organizatörleri, 10 gemi ve 22 ülkeden 400 civarında aktivist ile birlikte Perşembe yada Cuma günü Gazze'ye hareket edeceklerini açıkladı.
Özgürlük Filosu-2'ye destek veren çoğunluğu Avrupa ülkelerinden temsilciler, 400 civarında aktivisti taşıyacak gemilerde yazar ve sanatçıların yanı sıra İspanya, Kanada, Amerika, Yunanistan, İsveç, İtalya, Norveç, Türkiye ve Latin Amerika gibi ülkelerden aktivistler yer alacağını açıkladı. Basın toplantısına çok sayıda basın mensubu, 1982 yılında ABD'nin en önemli gazetecilik ödülü olarak kabul edilen Pulitzer'e layık görülen Afrika asıllı Amerikalı yazar Alice Walker, Avrupa'dan sosyal demokrat, yeşiller ve işçi partilerinden temsilciler katıldı. Basın toplantısının ardından "Yunan hükümetin 6 geminin hareketine izin vermediğine" ilişkin bir soruyu cevaplandıran Yunan organizatörlerin temsilcisi Prof. Vassilis Pissias, "6 geminin yasaklandığına ilişkin böyle bir bilgiye sahip değiliz. Bizi çok sıkı kontrollerden geçirdiklerini biliyoruz. Yunan hükümeti, baskılara rağmen gemilerin hareketine izin verecek. Eğer bu olmazsa size bilgi vereceğiz. Gazze'ye gideceğiz." dedi. "Perşembe yada Cuma günü 9 yada 10 gemi Yunanistan karasularından hareket etmiş olacak." diyen Pissias, gemilerin tamamının Libya körfezinde buluşacaklarını söyledi. "30 yada 50 gazeteci Filoda yer alacak" bilgisini veren Pissias, 50 civarında Yunan aktivistin Gazze'ye gidecek gemilerde yolculuk yapacağını söyledi. Filoda İtalya-Hollanda-Belçika organizatörleri 1 , Amerika 1 , İspanya 1, Kanada 1, İrlanda 1, Yunan-İsveç-Norveç organizatörleri 1'i yük gemisi olmak üzere 2, Filistin diasporasından 1 ve Fransa'dan da 2 olmak üzere toplam 10 gemi yer alacak. İtalya limanlarından hareket edecek 2 İsviçre gemisinin daha filoya dahil olabileceği vurgulandı. 28 Haziran 2011 - www.DenizHaber.Com.tr |
||||||
|
World Travel Awards'da Türk Limanları'nın başarısı |
||||||
Global Liman İşletmeleri'ne bağlı Kuşadası, Antalya ve Bodrum Limanları, Türkiye'yi Dünya Turizm Arenasına Taşıyor Dünyanın en prestijli turizm ve gezi ödülleri olan World Travel Awards'ta bu yıl Global Liman İşletmeleri'ne bağlı 3 liman, Dünya ve Avrupa segmentlerinde yolcu limanı ve destinasyon kategorilerinde birden fazla adaylıkla uluslararası bir başarı yakaladı. Bir yıl önce sadece bir kategoride aday olan Kuşadası Yolcu Limanı , bu yıl kardeş limanları Antalya Yolcu Limanı ve Bodrum Yolcu Limanı ile birlikte toplam 9 dalda aday gösterildi. Türkiye'nin lider liman operatörü Global Liman İşletmeleri, dünyanın en prestijli turizm ve gezi ödülleri World Travel Awards'ta bu yıl tam 9 kategoride aday gösterilerek, rekor bir başarı yakaladı. 1993 yılından bu yana dünya turizm ve gezi sektörünün en başarılı markalarını ödüllendiren World Travel Awards'da bu yıl da dünyanın dört bir yanından binlerce katılımcı aday gösterildi. Kuşadası Yolcu Limanı (Ege Ports) "Dünyanın Lider Yolcu Limanı", "Avrupa'nın Lider Yolcu Limanı", Antalya Yolcu Limanı (Port Akdeniz) "Avrupa'nın Lider Yolcu Limanı", "Dünyanın Lider Kruvaziyer Destinasyonu", "Avrupa'nın Lider Kruvaziyer Destinasyonu", "Avrupa'nın Lider Destinasyonu", Bodrum Yolcu Limanı ise "Avrupa'nın Lider Yolcu Limanı", "Avrupa'nın Lider Kruvaziyer Destinasyonu" ve "Avrupa'nın Lider Destinasyonu" kategorilerinde aday gösterildi. Türk limanlarının uluslararası cazibesi artıyor Kuşadası, Antalya ve Bodrum limanları, 9 dalda aday gösterilerek, Barselona (İspanya), Marsilya (Fransa), Cenova (İtalya) gibi dünyanın önde gelen limanlarının yanı sıra, Atina (Yunanistan), Dubrovnik (Hırvatistan), Cannes (Fransa) ve Venedik (İtalya) gibi tercih edilen tatil merkezlerine de rakip olduğunu kanıtladı. Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye'nin en önemli 3 limanının bu adaylıkları, Türk turizminin ve Global Liman İşletmeleri'nin son yıllardaki rekor yükselişinin de göstergesi oldu. Ödüller Online Oylama ile Belirlenecek Seçilen adaylar için online oylama yapılacak ve ödül kazanan isimler belirlenecek. 5 Ağustos 2011 tarihine kadar yapılacak oylama için www.worldtravelawards.com/vote adresinden herkes oy verebilecek. Global Liman İşletmeleri Ödülleri Topluyor Antalya, Bodrum ve Kuşadası limanlarını modernleştirerek ve geliştirerek, Türk turizmine büyük bir katkı sağlayan Global Liman İşletmeleri, bu örnek başarısını birçok ödülle taçlandırdı. ABD'nin Miami şehrinde düzenlenen "Seatrade Cruise Shipping Convention 2011" Fuarı'nda Antalya Limanı, "En İyi Gelişme Gösteren Terminal Tesisleri" ödülünü aldı. Ege Ports, Lloyd's List Türkiye Denizcilik Ödülleri'nde "Yılın Turistik Yolcu Limanı" ödülünün yanı sıra, Uluslararası Kruvaziyer İşletmecileri Birliği tarafından "Dünyanın En Güvenli Limanı" ödülüne de layık görülmüştü. 21 Haziran 2011 |
|
Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya |
||