©2006

 

Son Güncelleme:22/08/11

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya

Spor Haberleri-2

Ülkeler Haber ve Bilgileri

   

2010 Vancouver

Alman Milli kaleci Enke intihar etti

 

32 yaşındaki milli kaleci

Robert Enke intihar etti.

Hannover 96'da forma giyen oyuncunun

ölüm haberi Almanya’da

büyük şok yarattı.

 

Oyuncunun menajeri Jörg Neblung  Enke’nin ölümü için

“evet intihar”

açıklamasını yaptı ancak ayrıntı vermedi.

Polis yetkilileri, akşam saatlerinde evinin yakınında tren çarpması sonucu yaşamını yitiren Enke’nin “intihar ettiğini” düşündüklerini açıklamıştı.  Hannover emniyet sözcüsü Stephan Wittke, “Elimizdeki tüm bulgular bir intihara işaret ediyor” demişti.

Eylül ayında bağırsaklarında meçhul bir bakteriyel enfeksiyon teşhisi konulan Robert Enke, yaklaşık iki ay boyunca sahalardan uzak kalmıştı. 32 yaşındaki Enke, Alman Milli Takımı’nın 14 ve 18 Kasım’da Şili ve Fildişi Sahili ile yapacağı hazırlık maçlarına da davet edilmemişti. Ancak Milli Takım Teknik Direktörü Joachim Löw, Enke’nin 2010 Dünya Kupası’nda Almanya’nın kalesini korumaya en büyük aday olduğunu açıklamıştı. Enke, iki hafta önce takımının Köln deplasmanında 1:0 kazandığı maçla yeniden sahalara dönmüş, önceki gün Hamburg’la oynanan ve 2:2 sona eren lig maçında da Hannover’in kaptanı olarak sahaya çıkmıştı.

 

Trajedilerle dolu yaşam

 Yaşamı boyunca büyük acılar yaşayan Enke, beklenmedik ölümüyle, eşi Teresa ve Mayıs ayında evlat edindikleri “Leila” adlı 8 aylık kız çocuğunu yalnız bıraktı.

 Robert Enke, doğuştan kalp rahatsızlığı olan Lara adlı kız çocuğunu da 3 yıl önce kaybetmişti. Lara öldüğünde henüz 2 yaşındaydı.  

 

Fenerbahçe macerası kısa sürdü

 24 Ağustos 1977’de Almanya’nın doğusundaki Jena kentinde doğan Robert Enke, Carl Zeiss Jena’da başladığı kalecilik hayatına Mönchengladbach’da devam etmiş, 1999’da transfer olduğu Portekiz’in Benfica takımında gösterdiği üstün performansın ardından 2002 yazında İspanya’nın ünlü Barcelona takımına geçmişti. Burada fazla tutunamayan Enke,  Christoph Daum’un isteğiyle 2003-2004 sezonunda Barcelona’dan Fenerbahçe’ye kiralandı. İstanbulspor’la oynanan ilk maçında yediği 3 golün ardınan taraftarlarca “günah keçisi” ilân edilerek ıslıklanan Enke, apar topar Türkiye’den ayrılmıştı.

2004 yılında İspanya’nı Tenerifa takımında kiralandıktan sora aynı yıl Almanya’ya dönen başarılı file bekçisi, Hannover takımının kalesinde başarılı maçlar çıkarmış takım kaptanlığı ve milli takıma kadar yükselmişti. Enke milli takımda 8 kez forma giymişti.

 

Milli takımda büyük şok

Löw

Enke’nin ölüm haberi Alman milli takımına, 2010 Dünya Kupası hazırlıkları için Bonn’da kamp yaptığı sırada ulaştı.  Milli takım teknik direktörü Joachim Löw  ve menajer Oliver Bierhoff, üzücü haberi oyunculara aktarırken, Bierhoff gazetecilere “Hepimiz büyük bir şoktayız. Bunu kelimelerle ifade edebilmem mümkün değil” açıklamasını yaptı.

 Alman Milli Takımı, bu Cumartesi günü Köln’de Şili’ye karşı oynayacak.

 Hannover kentinde matem havası

 Ölüm haberiyle sarsılan Hannover 96 taraftarları stadyumda toplanarak, Enke için yas tutuyor. Stadyum önünde Enke için mumlar yakıldı ve çiçekler bırakıldı.

 Löw

Başkan havaalanında öğrendi

Theo ZwanzigerHannover 96 kulübünün başkanı Martin Kind, Frankfurt’taki Alman Kulüpler Birliği toplantısından dönerken, kötü haberi havaalanında aldı. Enke’nin 18:30 sularında bir yolcu treninin altında kaldığını, bundan bir saat sonra da emniyet yetkililerinin kendisini haberdar ettiğiğini söyleyen Kind “Polis telefon edince aklınıza pek çok olumsuz şey geliyor. Ama böyle bir haber aklımın ucundan bile geçmemişti. Şok oldum. Ölüm olayıyla Enke’nin futbol yaşantısı arasında bir bağlantı olduğuna inanmıyorum“ diyerek, olası bir intihara özel nedenlerin yol açmış olabileceğini imâ etti.

Almanya Futbol Federasyonu Başkanı Theo Zwanziger de “acıdan şuurumuzu kaybetmiş durumdayız, eşinin ve ailesinin acılarını paylaşıyoruz" ifadelerini kullandı.

 Aşağı Saksonya eyaletinin Hrıstiyan Demokrat Birlik Partili Başbakanı Christian Wulff  da “Almanya çok istisnai bir sporcuyu ve pek çok kişiye örnek olan hassas bir insanı kaybetmiştir. Onun için yas tutuyoruz ve eşinin, ailesinin, akrabalarının ve arkadaşlarının acısını paylaşıyoruz” dedi.

10/11/2009Theo Zwanziger

Toyota Formula 1'den çekiliyor

 

 

Japon otomobil devi Toyota, dünyanın bir numaralı otomobil sporu Formula 1'den çekileceğini açıkladı.

Tokyo'da bir basın toplantısı düzenleyen şirket yetkilileri, bu kararın "zor ekonomik koşullar" nedeniyle alındığını açıkladı. Dünyanın en büyük otomobil üreticisi olan Toyota, 2002 yılından buyana yarıştığı Formula 1'de bugüne kadar kayda değer bir başarı elde edememişti.

05/11/2009

 

Sporcuların hayali gerçek oluyor

Gelişen teknoloji spor dünyasını da etkiliyor. Sporcular için geliştirilen yeni bir yazılım sayesinde, artık sporcuların istenen performansları sergilemeleri hayal olmaktan çıkıyor.

 Yarışmalardan önce belirli bir zaman belirlemek ve yarışma sona erdiğinde bu zamana saniyesi saniyesine ulaşabilmek her sporcunun hayalidir. Mainz Üniversitesi Bilgi İşlem Bölümü profesörü Jürgen Perl, bu hedefi gerçekleştirmeye yardımcı olacak bir yazılım geliştirdi. Perpot adındaki yazılım, uzun vadede elde edilen tüm antrenman sonuçlarını ve egzersiz değerlerini kaydetme imkânı sağlıyor. Perpot daha sonra bu verileri değerlendirerek, kişi için en uygun tempoyu belirliyor ve bunun dışına çıkılması durumunda sporcuyu uyarıyor.

Mainz Üniversitesi doktora öğrencilerinden Stefan Endler, Ekim ayı başında düzenlenen Münih Maratonu'nda Perpot'u kullanarak hedeflediği sonucu sadece 6 saniyelik bir farkla yakalamayı başardı.

Sporcuyu uyarıyor

Profesör Jürgen Perl, kola takılan bir çeşit saat yardımıyla Perpot'un, sporcuya koşarken ihtiyaç duyduğu bilgileri ilettiğini belirtti: "Koşucunun nabzı idealin üstüne çıkarsa veya altına inerse, saat bipleyerek ya da titreşerek uyarıda bulunuyor. Böylece sporcu ideal değerlerin dışına çıktığını fark ediyor. Koşu bilgileri önceden kayıtlı olduğu için sporcu, hangi hızla koşması gerektiğini an be an takip edebiliyor."

Perpot koşu kadar diğer spor dallarında da kullanıma müsait. Profesör Perl, dünyanın en zorlu bisiklet yarışı kabul edilen, yaklaşık 4 bin 800 kilometrelik "Race Across America"ya katılacak bir bisikletçinin de Perpot'u test ederek, hesapladığı sonucu yakalayabildiğini anlattı.

İster online ister "cep"te

Perl Perpot'un nasıl kullanılacağı hakkında şu bilgileri verdi: "Sistemin internet üzerinden ya da bir portal aracılığıyla erişilebilmesini sağlamayı düşünüyoruz. Dilendiği takdirde buradan ya da indirilerek, cep telefonu gibi taşınabilir aygıtlara kaydedilip kullanılabilecek."

Mainz Üniversitesi Bilgi İşlem Bölümü profesörü Jürgen Perl

Mainz Üniversitesi Bilgi İşlem Bölümü profesörü Jürgen Perl

Perpot'un altı ay gibi kısa bir süre içinde piyasaya sürülmesi hedefleniyor. Perl, hedef kitlelerinin profesyonel sporculardan ziyade amatör sporcular ve hobi olarak sporla ilgilenen kişiler olduğunun altını çizdi: "Hedef kitlemiz özellikle tırnak içinde 'normal' olarak nitelendirdiğimiz yani zevkine koşan kişiler. Burada çok gerekli bir kullanım alanı ortaya çıkıyor. Zira koşmayı hobi haline getirenler genellikle kendilerini ya çok fazla zorluyor ya da tam tersini yapıyor. Yani ideal tempo ve sürede koşamıyorlar.”

Perpot'un piyasaya hangi fiyattan çıkarılacağı henüz netlik kazanmış değil. Piyasaya çıktığında, sporcuların omuzlarından önemli bir yükün kalkmasını sağlayacağı ise kesin.

01/11/2009

Formula 1'de şampiyon Button

Jenson Button, kariyerinin ilk şampiyonluğuna ulaştı

Formula 1’in İngiliz pilotu Jenson Button, kariyerinin ilk şampiyonluğuna ulaştı. Button, pilotlar klasmanında, takımı Brawn GP de markalar klasmanında şampiyonluğunu ilan etti.

Formula 1'de sezonun sondan bir önceki yarışı Brezilya Grand Prix'sini, Red Bull'un Avustralyalı pilotu Mark Webber kazanırken, Brawn GP'nin İngiliz pilotu Jenson Button da takımı gibi sezon şampiyonluğunu ilan etti.

   Jenson ButtonJenson Button

Sao Paulo kentindeki 4 bin 309 metre uzunluğundaki Interlagos Pisti'nde, 71 tur üzerinden yapılan yarışa 2. sırada başlayan Webber, 1 saat 32 dakika 23.081 saniyede zafere uzandı. Almanya'da da birincilik kürsüsüne çıkan Webber, bu sezonki 2. galibiyetine ulaştı. 

Kubica bu sezon ilk kez kürsüye çıktı

BMW Sauber'in Polonyalı pilotu Robert Kubica'nın 2. olup, bu sezon ilk kez kürsüye çıktığı yarışın üçüncüsü ise geçen sezonun şampiyonu, Macaristan ve Singapur Grand Prix'lerinin galibi, McLaren Mercedes'in İngiliz pilotu Lewis Hamilton oldu.

Çin, İngiltere ve Japonya Grand Prix'lerinin birincisi, Redbull'un Alman pilotu Sebastian Vettel mücadeleyi 4. sırada tamamlarken, pilotlar klasmanında ilk sırada yer alan Brawn GP'nin İngiliz pilotu Jenson Button da finişi 5. sırada görebildi. Avustralya, Malezya, Bahreyn, İspanya, Monaco ve Türkiye Grand Prix'lerinin galibi Button, bugünkü yarışın ardından, 2009 sezonu şampiyonluğunu da ilan etti.

Belçika Grand Prix'sinin galibi Ferrari'nin Finli pilotu Kimi Raikkonen'in 6. sırada yer aldığı mücadeleye, ilk sırada (pole position) başlayan Avrupa ve İtalya Grand Prix'lerinin galibi Brawn GP'nin Brezilyalı pilotu Rubens Barrichello ise sekizincilikle yetindi.

Fernando Alonso kaza yaptı

2 dünya şampiyonluğu bulunan Renault'nun İspanyol pilotu Fernando Alonso, Force India'nın Alman pilotu Adrian Sutil ve Toyota'nın İtalyan pilotu Jarno Trulli ise ilk turda kaza yaparak, yarış dışında kaldılar.

Markalar klasmanında 161 puanı bulunan Brawn GP, sezon şampiyonluğunu ilan etti.

Sezonun 18. ve son yarışı olan Birleşik Arap Emirlikleri Grand Prix'si, 1 Kasım Pazar günü Abu Dabi'de yapılacak.

 19/10/2009

Futbolda yabancı düşmanlığı

Almanya'da yaşayan göçmen kökenli bazı futbolcular, karşılaşmalar sırasında akılalmaz hakaretler işitiyor ve

ırkçılığa kadar varabilecek ifadelere maruz kalabiliyor.

Yaklaşık 15 milyon göçmenin yaşadığı Almanya’da, göçmenlerin toplumdaki ağırlıkları da her geçen gün daha fazla dikkat çekiyor. Sinemadan tiyatroya, politikadan spora kadar her alanda göçmen kökenli kişilere rastlamak mümkün. Bir çoğu en üst seviyelere kadar yükselmeyi başarıyor. Futbol da Almanya’da göçmenlerin yoğunlukta olduğu bir alan. Örneğin Berlin’deki lisanslı futbolcuların yüzde 40’ı göçmen kökenli. Ancak, futbol karşılaşmalarında sıklıkla yaşanan taşkınlıklar çok kültürlü bir yapıya sahip olan takımlarda ırkçılık ve Yahudi karşıtlığına kadar varabiliyor.

Berlinli bayan futbol takımı El Dersimspor, “çok kültürlü bir takım“ olarak adlandırılabilecek bir yapıya sahip. Futbolcuların aileleri, Türk, Yunan, Kosovalı ya da Bielefedli. Yani takım Avrupa’nın pek çok farklı ülkesinden gelen sporculara da sahip. Alman Futbol Federasyonu Başkanı Theo Zwanziger de kısa bir süre önce, El Dersimspor takımına uyum ödülü vermişti.

20’lerindeki genç futbolcuların hepsi, kaleci Paraskewi Boras ya da namı değer Paros kadar bu çok kültürlü projeden heyecan duymuyor:

"Kısa bir süre önce bazı şeyler işitmek zorunda kaldık, çünkü bazılarımız oruç tutuyordu ve oyun çok agresifti. 'Başka ne olacak ki! Oruç tutuyorlar, karınları aç ve bu nedenle çok agresifler' diyorlardı.”

Wolfsburglu oyunculardan futbolda ırkçılığa karşı kampanya
Wolfsburglu oyunculardan futbolda ırkçılığa karşı kampanya

Yunan futbolcunun yaşadıkları

Paros ve diğer futbolcu kızlar, zamanla, bu tarz sözleri duymazlıktan gelmeyi öğrenmişler. Ancak bu sözler bazen ırkçılık ve halkı kışkırtma sınırını geçebiliyor. Yunan futbolcu Paros, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: 

"Magdeburg’da bir kez şöyle bir şey işittim: 'Toplama kampına geri dön, seni kahrolası Türk!’  Ben Yunan’ım ama ne fark eder?"

Berlin Futbol Federasyonu, kentteki göçmen kökenli futbolcuların oranının yüzde 40 olduğunu tahmin ediyor. Çoğu Berlin’de doğup büyümüş.

Yahudi karşıtı söylemler

Stadyumlarda ırkçı görüntülere İtalya'da da rastlanıyor

Stadyumlarda ırkçı görüntülere İtalya'da da rastlanıyor

Berlin’in Yahudi futbol takımı Makkabi de dışlamalara maruz kalmış. Kulüp, 100 yıldan daha eski bir geçmişe sahip. Ancak oyuncu Odi Zahavi'nin yaşamak zorunda kaldığı bir olay, sınırların ne kadar zorlanabileceğini açıkça gösteriyor:

"Rakip oyuncuyla ikili bir mücadelede, örneğin “büyükannemin Auschwitz’de öldüğü, kemiklerinden sabun yapıldığı” gibi ifadeler kullanıldı. Ailemin bazı üyeleri gerçekten de toplama kampındaydı. Doğal olarak insan kendini kötü hissediyor ve “bu nedir“ diye kendi kendine soruyor.“

Bu olayın üzerinden yaklaşık iki yıl geçmiş olmasına karşın Odi, yaşadıklarını hâlâ unutamıyor.

Hadiselerin bu şekilde çığırından çıkması, takımları da harekete geçirdi. Bir kaç yıldır, ırkçı ve Yahudi karşıtı ifade ve davranışların bildirilmesi çağrısı yapıyorlar.

Futbolcular iyimser

Peki, böyle olayların ardından hâlâ barış içinde beraberlik umudu var mı? Daha önce benzeri bir ayrımcılığa maruz kalan Makkabili bir diğer futbolcu Moshico Saban ve Paros, iyimserliklerini koruyorlar:

"Olayların beş, altı yıl öncesi kadar aşırı olmadığını söyleyebilirim.“

"Son yıllarda çoğu şeyin değiştiğine inanıyorum. Kesinlikle daha iyi bir hale geldiğini düşünüyorum. Tabii kendini bilmez birilerine rastladığımız bir iki oyun dışında.”

03/11/2009

Yeşil sahalarda şiddet

Bazı taraftarlar ve oyuncular futbolu aşırı milliyetçi, ırkçı ve antisemitist duygularını açığa çıkarmak için adeta bir araç olarak kullanıyor.

İster sevelim, istersek semtine bile uğramak istemeyelim; futbol hepimizin hayatında önemli bir rol oynuyor. Aslında futbol da sadece bir spor dalı... Ancak futbol, uzaktan kumanda kavgalarından bıkan eşlere ikinci bir televizyon aldıracak, maç sonrası kutlamalarıyla trafiği alt üst edecek ve milyonlarca insanı peşinden sürükleyecek bir güce sahip. Diğer yandan futbol, gündelik hayatın streslerinden, gizli kalmış ırkçı duygulara kadar her türlü negatif enerjinin de çok kolay bir şekilde şiddet eylemi olarak ortaya çıkmasına olanak tanıyor.

Sportjugend Hessen eğitim kurumunda özellikle gençlerdeki şiddet olgusu üzerine çalışmalar yapan psikolog ve spor bilimci Angelika Ribler bunun nedenini şöyle açıklıyor: "Futbol duyguların ve vücut temasının önemli bir rol oynadığı, tamamıyla temasa dayalı bir spor dalı… Örneğin voleybolda aradaki ağ nedeniyle birebir vücut teması söz konusu değil. Futbol tarihi açıdan bakıldığında da en başından bu yana büyük izleyici kitleleri tarafından desteklenen bir spor. Ve maçları izleyen aileler, arkadaşlar ile tanıdıklar arasında meydana gelen gerginlik ortamı  daha da kızıştırıyor."

İzleyiciler şiddeti körüklüyor

Bu heyecanlı izleyici kitlesi çoğu zaman şiddet olgusunu körüklüyor. Şiddetin sahalara çok farklı yansıma şekilleri var. Bazen taraftarlar arasında, bazen ise oyuncular... 

Ribler, oyuncular arasında yaşanan şiddet için şu örneği veriyor: "Belki İtalya ile Fransa arasına yapılan Dünya Futbol Şampiyonası final maçından hatırlarsınız. Zidane'nin Materrazi'ye kafa atmasından önce hakemin arkasını döndüğü bir anda aralarında tartışma çıkmıştı. Böyle birbirilerini aşağılamalarının nedeni, diğerinin kendini kaybederek faul yapmasını, böylece onun kırmızı kart görerek atılmasını ve diğer takıma karşı bir avantaj kazanmayı sağlamak."

Hakemlerin bu tip gerginliklerden sonra verdikleri kararlar ve gösterdikleri kartlar statta çok kolay bir şekilde olay çıkmasına neden olabiliyor. Özellikle genç takımların maçlarında ve amatör liglerde seyirci sahaya çok daha yakın oturduğu için, sahaya müdahalesi gibi bir tehlike de ortaya çıkıyor.

Kötü emellere alet ediliyor

Futbol Almanya'da da çok sevilen bir spor dalı... Almanya'nın batısındaki her üç kişiden, doğusunda ise her dört kişiden biri takım tutuyor. Nerdeyse en ufak köylerin bile kendi futbol takımı var. Bu olgular, futbolun peşinden nasıl büyük bir kitleyi sürüklediğinin belki de en iyi kanıtları. Bu gücün farkında olan bazı ideolojik topluluklar, fikirlerini yaymak için futbolu bir araç olarak kullanıyor. Örneğin aslında nasyonal sosyalist fikirleri yaymaya hizmet eden bazı takımlar var. Böyle bir takımın taraftarları, takımlarının göçmen futbolculardan oluşan bir takımla yapacağı maçı izlemeye adeta savaşa gidermiş gibi gidiyor. Zira burada artık futbol değil, ideolojik konular ön planda oluyor.  

Bu tip istenmeyen olayları engellemek için Almanya'da son dönemde pek çok organizasyon kurulmuş durumda. Psikolog ve spor bilimci Angelika Ribler, eğer yeşil sahalarda şiddet ve ırkçılık olayları görmek istemiyorsak, daha kapsamlı çalışmalar yapmamız gerektiğinin altını çiziyor: "Bir yönetmelik hazırlamak, danışmanları eğitmek, aşırı sağcılığa karşı ortak bir açıklama üzerinde çalışmak ve bunu yayımlamak, üye toplantılarında üyelerle bu konuları tartışmak, ebeveynlerin bu konuda yazılar hazırlaması veya gençlerle birebir çalışmalar düzenlenmesi. Tüm bunlar bir takımın tehdit altında olması veya herhangi bir olaya maruz kalması halinde veya sadece koruma amaçlı olarak yapılabilecekler."

03/09/2009 DW

©2006

   

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya