|
Beşiktaş'ın rakipleri: Porto, CSKA Sofya,
Rapid Wien |
UEFA Avrupa Ligi'nde Türkiye'den gruplara
kalabilen tak takım olan Beşiktaş'ın
rakipleri,
Fransa'nın Monaco kentinde çekilen kurayla
belli oldu.
UEFA
Avrupa Ligi'ni geçen sezon
İspanya'dan Atletico Madrid
kazanmıştı
Beşiktaş L
Grubu'nda Portekiz'den Porto,
Bulgaristan'dan CSKA Sofya ve Avusturya'dan
Rapid Wien'le eşleşti.
UEFA Avrupa
Ligi'nde grup maçları çift devreli lig
usulüyle 16 Eylül, 30 Eylül, 22 Ekim, 4
Kasım, 1-2 Aralık ve 15-16 Aralık
tarihlerinde oynanacak.
Gruplarında ilk
iki sırayı elde edecek takımlar, Şampiyonlar
Ligi'nden elenecek sekiz takımla birlikte
2011'de eleme usulüyle karşı karşıya
gelecek.
Kupanın finali
ise 18 Mayıs 2011 Çarşamba günü İrlanda
Cumhuriyeti'nin başkenti Dublin'de
oynanacak.
Beşiktaş'ın
grubunda seribaşı olan Porto, Portekizli
yıldız oyuncu Ricardo Quaresma'nın eski
takımlarından.
Rapid Wien ise
geçen sezon olduğu gibi bu yıl da, play-off
turunda İngiltere'den Aston Villa'yı sürpriz
bir şekilde elemişti.
Avusturya
takımı, Viyana'da 1-1 berabere kaldığı maçın
rövanşında, Aston Villa'yı Birmingham'da 3-2
mağlup etmişti.
12 grupta 48
takım
UEFA Avrupa
Ligi'nde gruplar şöyle oluştu:
A Grubu:
Juventus, Manchester City, Salzburg, Lech
Poznan
B Grubu:
Atletico Madrid, Bayer Leverkusen, Rosenburg,
Aris Selanik
C Grubu:
Sporting Lizbon, Lille, Levski Sofia, Gent
D Grubu:
Villarreal, Club Brugge, Dinamo Zagreb, PAOK
E Grubu:
AZ Alkmaar, Dinamo Kiev, BATE Borisov, FC
Sheriff
F Grubu:
CSKA Moscova, Palermo, Sparta Prag, Lozan
G Grubu:
Zenit St Petersburg, Anderlecht, AEK, Hajduk
Split
H Grubu:
Stuttgart, Getafe, Odense, Young Boys
I Grubu:
PSV Eindhoven, Sampdoria, Metalist Kharkiv,
Debrecen
J Grubu:
Sevilla, Paris Saint Germain, Borussia
Dortmund, Karpaty Lviv
K Grubu:
Liverpool, Steaua Bükreş, Napoli, Utrecht
L Grubu:
Porto, Beşiktaş, CSKA
Sofya, Rapid Wien
27/08/2010 |
|
Bursaspor'un rakipleri: M. United, Valencia,
Rangers |
|
Şampiyonlar Ligi'nde
Bursaspor, Manchester United, Glasgow Rangers ve Valencia'yla eşleşti.
Monaco'da yapılan kura çekiminde en zorlu
gruplar Milan, Real Madrid ve Ajax'ın bulunduğu G ile İnter Werder
Bremen ve Tottenham'ın bulunduğu A grubu olarak dikkat çekti.
Şampiyonlar Ligi final maçı 28 Mayıs
2011 tarihinde Wembley Stadyumu'nda yapılacak.
Monaco'da yapılan kura çekimi sonrası
gruplar şöyle oluştu:
A Grubu:
İnter, Werder Bremen, Tottenham, Twente.
B Grubu:
Lyon, Benfica, Schalke, Hapoel Tel Aviv.
C Grubu:
Manchester United, Valencia, Glasgow Rangers, Bursaspor.
D Grubu:
Barcelona, Panathinaikos, FC Copenhagen, Rubin Kazan.
E Grubu:
Bayern Münih, Roma, FC Basel, 1907 Cluj.
F Grubu:
Chelsea, Marsilya, Spartak Moskova, Zilina.
G Grubu:
Milan, Real Madrid, Ajax, Auxerre.
H Grubu:
Arsenal, Shakhtar Donetsk, Braga, Partizan.
26/08/2010 |
|
Sahada Türk Yunan dostluğu |
Türk-Yunan ilişkileri Ağustos ayında aniden
canlanıverdi.
Türkiye’de
hükümetin Trabzon'daki Sümela Manastırı'nda
bir ayin yapılmasına izin vermesi ve hemen
ardından Yunanistan’ın kara sularını 12 mile
çıkartmasını bir savaş nedeni olarak kabul
edeceğini öngören kararını değiştireceği
yolundaki haberler, Yunan kamuoyunda olumlu
adımlar olarak algılandı.
Ardından
Fenerbahçe’nin UEFA Avrupa ligi
karşılaşmaları çerçevesinde Selanik’e
gelerek ateşli PAOK takımıyla yaptığı maçta,
korkulanın aksine hiç bir tatsız olayın
yaşanmaması oldu.
Bu arada bu yıl
Yunan adalarını ziyaret eden Türk
turistlerin sayısında da büyük bir patlama
olduğu gözlendi. Son bir ay içinde Yunan
adalarını 9 binden fazla Türk vatandaşı
ziyaret etmiş bulunuyor.
Bu durumdan da ekonomik krizin eşiğinden
kurtulmaya çalışan Yunan adaları ahalisi
oldukça memnun. En azından Yunan basınındaki
haber ve yorumlar bu yönde.
Ancak
Yunanistan'ın kendi sorunları da yok değil.
Ekonomik krize karşı alınan sert önlemlerin
Yunan halkını oldukça dara soktuğu kesin.
Taraftar 'asabi'
Yunan halkının
bu öfkesi bazı durumlarda spor
faaliyetlerini de etkisi altına alıyor.
Yunanistan ve Sırbistan milli basketbol
takımları arasında yapılan bir dostluk
maçında çıkan olaylar bunun bir göstergesi
olarak algılandı.
Milli
oyuncuların birbirlerini yumruklayıp
tekmeledikleri maçta sandalyeler de havada
uçuştu. Bazı milliler hastanelik oldu.
Maç bir daha
oynanmamak üzere yarıda kesildi.
Sahaya polisler
girdi ve ifade vermeleri için oyuncuları
karakola götürdü. Sıra şimdi uluslararası
basketbol federasyonu FIBA'nın vereceği
karara kaldı.
Kaldı ki her
iki milli takım da dünya basketbol
şampiyonasının yapılacağı Türkiye’ye hareket
etmiş bulunuyor.
Ancak Atina’da
yaşanan başka bir spor olayı, dünya
basınında geniş yer alacaktı.
Dost sahayı
Türkiye de mi aramalı?
UEFA Avrupa
Ligi karşılaşmalarında AEK takımının
eşleştiği ve İskoçya’da 1-0 yendiği Dundee
United ile Atina’da oynaması gereken rövanş
maçı için kendisine bir saha bulamadı.
Nedeni de
AEK’nın kendi sahasının tadilatta
bulunmasıydı.
AEK bu rövanş
maçı için Yunan Panathinaikos ve Panionios
gibi takımların sahalarını kullanmak
istediyse de bu takımların ve
taraftarlarının şiddetli tepkisiyle
karşılaştı.
Öyle ki
Panionios'un fanatik taraftarları AEK sırf
bu sahada maç yapmasın diye kendi
stadyumlarını yakıp yıktılar ve yeşil sahaya
derin çukurlar açtılar.
AEK bu nedenle
son çareyi, en büyük rakibi olan
Olimpiakos’a başvurmakta buldu. AEK'nin bu
başvurusu Olimpiakos yöneticileri tarafından
kabul edildi ancak amansız bir de “şart”
koştu.
Yani, evet AEK,
İskoç takımıyla rövanş maçını Olimpiakos
stadyumunda oynayabilirdi ancak AEK
taraftarları stadyuma giremeyecekti.
Başka çaresi
kalmayan AEK ise UEFA şampiyonasında hükmen
yenik sayılmaması için bu maçı seyircisiz
oynamayı kabul etmek zorunda kaldı.
Spor gazeteleri
ise İstanbul kökenli AEK’nın bu rövanş
maçını Türkiye’de yapmayı önerseydi Türk
takımlarından daha fazla karşılık göreceğini
yazıp çizdiler.
Ama gel gelelim
Türk ve Yunan spor severlerinin bir de ortak
yanları var.
Fenerbahçe ile
karşılaşan PAOK takımının gerek siyah beyaz
renkleri, gerekse amblemindeki kartal,
Fenerbahçe'nin rakibi konumundaki Beşiktaş
ile PAOK taraftarlarını yakınlaştırdı.
Öyleki her iki
takımın taraftarlarının internet siteleri
üzerinden Fenerbahçe'ye karşı ortak bir
cephe oluşturdukları bile gözlendi.
27/08/2010 |
|
Havuzda 28 Madalya ile Rusya Birinci |
|
Macaristan'da
düzenlenen 30. Avrupa Yüzme Şampiyonası’nı toplam 28 madalya kazanan
Rusya birinci sırada tamamladı.
Macaristan'ın başkenti Budapeşte'deki
Margaret Adası'nda düzenlenen şampiyonaya 43 ülkeden bine yakın yüzücü
katıldı.
Toplam 61 final karşılaşmasının
tamamlanmasının ardından Rusya 13 altın, 7 gümüş ve 8 bronzla toplam 28
madalyanın sahibi oldu.
8 altın, 9 gümüş ve 3 bronz toplayan
Almanya, turnuvanın ikincisi oldu.
8 altın, 8 gümüş, 7 bronzlu Fransa,
şampiyonadan üçüncü sırada ayrıldı.
İlk 10'da sırasıyla İngiltere, İtalya,
Macaristan, İsveç, Ukrayna, Danimarka ve İspanya yer aldı.
Şampiyonada varlık gösteremeyen ülkeler
arasında bulunan Türkiye, turnuvadan eli boş döndü.
16/08/2010 |
|
İspanya Dünya Şampiyonu |
|

19’uncu kez düzenlenen
FIFA Dünya Futbol Şampiyonası’nda Hollanda’yı uzatmalarda 1:0 yenen
İspanya mutlu sona ulaştı.
“Matadorlar” ilk kez
Dünya Şampiyonu olurken, Hollanda üçüncü kez bir finalden boynu bükük
ayrıldı.
Hollanda 0 – İspanya 1

Gol:
0:1 Andres Iniesta (116. Dak.)
Kırmızı kart:
John Heitinga (110. Dak., çift sarı kart)
Stad:
Soccer City Stadı, Johannesburg
Seyirci:
84 bin 490
Hakem:
Howard Webb (İngiltere) |
| |
 |
|
Maçın tek
golünü Andres Iniesta kaydetti |
- Sıkıcı bir final maçıydı.
Benimsediği ofansif ve göze hoş gelen futbol anlayışıyla finale
gelene kadar gönülleri fetheden Hollanda ile yıldızlar topluluğu
İspanya arasındaki maçın bir “futbol ziyafeti” şeklinde geçmesini
bekleyenler büyük hayal kırıklığına uğradı. Zira bir tarafta, her ne
pahasına olursa olsun rakibi durdurmak isteyen Hollanda, diğer
taraftaysa kontrollü bir şekilde oynamaya çalışan ve topa mümkün
olduğu kadar fazla sahip olmayı amaçlayan İspanya vardı.
“Portakallar” futbol oynamak yerine İspanyol rakiplerine her
pozisyonda faul yapmayı tercih edince, ortaya son derece sıkıcı ve
kalitesiz geçen 120 dakikalık bir “futbol işkencesi” çıktı.
- Hakemin eşi haklı çıktı!
Futbolun en çok tartışılan unsurlarından biri olan hakemlerle ilgili çok
basit bir kural vardır: En iyi hakem, maçta hiç göze batmayan hakemdir!
Hollanda-İspanya maçının İngiliz hakemi Howard Webb’in ilginç ve güçlü
fiziği nedeniyle göze batmaması zaten mümkün değildi. Ama Webb, son
derece kötü bir yönetim gösterip maçın kalitesinin düşmesine bariz bir
şekilde katkıda bulunarak final karşılaşmasının “en kötüleri” arasına
ismini yazdırmayı başardı. 9’u Hollanda, 5’i de İspanya’ya olmak üzere
tam 14 sarı, bir de çift sarıdan Hollanda’ya kırmızı kart gösteren
Howard Webb’in, Hollandalı orta saha oyuncuları van Bommel ve de Jong’u
da oyundan atması gerekiyordu. Hele hele de Jong’un ilk yarıda Xabi
Alonso’ya savurduğu “uçan tekmenin” futbolla uzaktan yakından ilgisi
yoktu. Webb’in eşinin basına yansıyan “Evde üç çocuğuna söz geçiremeyen
bir adam final maçını nasıl yönetecek?” şeklindeki yarı şaka yarı ciddi
sözlerinin ne kadar doğru olduğu da ortaya çıktı. Bundan böyle FIFA’nın,
önemli maçları yönetecek hakemleri tayin etmeden önce söz konusu
kişilerin eşlerinin de görüşüne başvurması fena bir fikir olmasa gerek!
- 25 maç sonra gelen mağlubiyet...
“Total futbol” anlayışıyla sahaya yayılan ve Robben-Kuyt ikilisiyle
kanat bindirmelerini en iyi uygulayan takımlardan biri olan Hollanda, 25
maçlık namağlup unvanını İspanya karşısında kaybetti. Portakallar
böylece Dünya Şampiyonaları tarihinde 1974 ve 1978 yılından sonra
çıktığı üçüncü final maçından da boynu bükük ayrılmış oldu.
- İspanya duble yaptı.
İki yıl önce oynadığı harika kombinasyon futboluyla gönülleri fetheden
ve EURO 2008’i şampiyon olarak tamamlayan İspanya, iki yıl sonra elde
ettiği Dünya Şampiyonluğu ile sadece Avrupa’nın değil, Dünya’nın da en
büyüğü olduğunu ispatlamış oldu. Matadorlar, aynı zamanda tarihlerinde
ilk kez Dünya Şampiyonu olmayı da başardı.
| |
 |
|
İspanyol
teknik direktör Vicente del Bosque, eşine ender rastlanan
bir başarıya imza attı |
- Sekizinci şampiyon ülke
İspanya! Dünya
Kupaları tarihinde bugüne kadar yedi farklı ülke şampiyonluk sevinci
yaşamıştı. Güney Amerika'dan Brezilya, Arjantin ve Uruguay,
Avrupa'dan da Almanya, İtalya, Fransa ve İngiltere Dünya Kupası'nı
müzesini götürmeyi başarmıştı. İspanya, bu sevinci yaşayan sekizinci
ülke oldu. Boğaların bu zaferiyle birlikte Avrupa kıtası, Güney
Amerika'yla arayı açarak durumu 5:3 yaptı.
- Maçın adamı Iniesta.
Attığı golle İspanya’ya Dünya Kupası’nı getiren futbolcu olan Iniesta,
partneri Xavi ile birlikte tıpkı Barcelona’nın kazandığı başarılarda
olduğu gibi İspanya’nın son iki yıldaki başarısının da temel direklerini
oluşturuyor.
- Yeniköy Kasabı’nın zaferi!
Beşiktaş’ta görev yaptığı yıllarda sözde “taşralı” görünümüyle adı
Yeniköy Kasabı’na çıkan İspanyol teknik direktör Vicente del Bosque,
“Avrupa Şampiyonu” unvanıyla devraldığı zorlu mirası iki yıl içinde
dünyanın zirvesine taşıyarak, eşine ender rastlanan bir başarıya imza
attı. Daha önce Real Madrid’le Avrupa Şampiyonlar Ligi’ni de kazanan
başarılı teknik adam, kazandığı bu olağanüstü zaferlere rağmen mütevazi
çizgisinden taviz vermemekte ısrar ediyor. Bu arada küçük bir hatırlatma
daha: Dünya Üçüncüsü olan Almanya’nın çalıştırıcısı Joachim Löw de
kendini Türkiye’de kimselere beğendirememiş, sadece sekiz aylık bir
görev sürenin ardından Fenerbahçe’den kovulmuştu.
- Paul yine bildi!
Almanya’nın Oberhausen kentindeki Sea Life adlı akvaryumda yaşayan ve
yaptığı maç tahminlerinin doğru çıkmasıyla “kâhin ahtapot” olarak
ünlenen ahtapot Paul, Dünya Şampiyonu’nu da doğru tahmin etti. Paul,
üçüncülük maçını Almanya’nın, final maçınıysa İspanya’nın kazanacağı
tahmininde bulunmuştu. Ahtapot Paul, böylece şampiyona boyunca yaptığı
tüm maç tahminlerini tutturmayı başardı. Bundan böyle bahis
tutkunlarının, Paul’ün tahminlerine bakmadan kupon doldurmamaları kendi
menfaatleri icabı olsa gerek !
|
 |
|
|
Almanya’nın
genç yıldızı
Thomas Müller,
“Altın Ayakkabı” ile ödüllendirildi |
- Thomas Müller’e ödül
yağmuru.
Almanya’nın 21 yaşındaki genç yıldızı Thomas Müller, FIFA 2010 Dünya
Kupası’nın en skorer oyuncusu olarak “Altın Ayakkabı” ile
ödüllendirildi. Tıpkı Uruguaylı Diego Forlan, İspanyol David Villa
ve Hollandalı Wesley Sneijder gibi 5 gol atan Müller, ayrıca yaptığı
3 asistle diğer üç yıldızı geride bırakarak “En skorer oyuncu”
olmayı başardı. Başarılı oyuncu, böylece Gerd Müller (1970/10 gol)
ve Miroslav Klose’den (2006/5 gol) sonra Dünya Kupası’nda “Altın
Ayakkabı” kazanan üçüncü Alman futbolcu oldu. Müller aynı zamanda
FIFA tarafından “Şampiyonanın en iyi genç futbolcusu” ödülüne de
lâyık görüldü. 2006 Dünya Kupası'nda bu ödülü yine bir Alman
futbolcu, Lukas Podolski kazanmıştı.
- Diego Forlan turnuvanın en iyisi...
Bu arada şampiyonayla ilgili son bir not daha aktaralım: Güney
Afrika’daki turnuvayı izleyen uluslararası basın mensupları, 2010 Dünya
Futbol Şampiyonası’nın “En başarılı futbolcusu” olarak Uruguaylı Diego
Forlan’ı seçti. Şampiyona boyunca fileleri 5 kez havalandıran Forlan,
daha önce de attığı iki golle kulübü Atletico Madrid’e UEFA Avrupa
Ligi’ni de kazandıran futbolcu olmuştu. “Altın Top” ödülü seçiminde
Urguaylı futbolcu, İspanyol David Villa ve Hollandalı Wesley Sneijder’i
geride bırakmayı başardı.
- Namağlup tek takım Yeni Zelanda!
FIFA 2010 Dünya Futbol
Şampiyonası'nda İspanya dâhil, zirveye oynayan tüm takımlar en az bir
kez mağlup olurken, belki de turnuvanın en talihsiz takımı namağlup
olmasına gruptan çıkamayan Yeni Zelanda oldu. "Kiviler" üç maçını da
berabere bitirdi ancak şampiyonaya erken veda etmekten kurtulamadı.
11/07/2010 |
|
Shakira’nın da favorisi: İspanya |
|
FIFA 2010 Dünya Futbol
Şampiyonası’nın bitimine az bir süre kaldı. Bir şölen havasında geçen
şampiyonanın coşkusuna sesiyle hayat veren Shakira da favorisini
açıkladı. Yıldız şarkıcının gönlü İspanya’dan yana.
Güney Afrika’da yapılan FIFA 2010 Dünya
Futbol Şampiyonası’na göz dolduran maçlar kadar, kuşkusuz
vuvuzelaların sesi ve hemen her radyoda defalarca çalınan WM
şarkıları damgasını vurdu. “Waka Waka (This Time for Africa)”
şarkısıyla eğlencenin katmerlenmesini sağlayan dünyaca tanınmış
Kolombiyalı şarkıcı Shakira da büyük final öncesi favorilerini
açıklayan ünlüler kervanına katıldı. Shakira düzenlenen basın
toplantısında, kendi favorisinin İspanya olduğunu söyledi. Ünlü
şarkıcı, İspanya’yı desteklemesinin nedenini, “İspanyolca konuşan
bir Latin Amerikalı olarak kimi destekleyeceğim konusunda büyük bir
ahlaki yükümlülüğüm olduğunu düşünüyorum” sözleriyle açıkladı.
Dünya Fotbol Şampiyonası’nın açılış
töreninde sahne alan Shakira, sahnede Afrikalı dansçılarla birlikte
müthiş bir şov sergilemiş, törene gelen binlerce seyirciyi coşturmuştu.
Bunun kariyerinin dönüm noktalarından biri olduğunu vurgulayan sanatçı,
“Şampiyona'ya katılmam kariyerimin doruk noktasıydı” dedi. Konserden
sonra çok duygusal anlar yaşadığını ifade eden şarkıcı, hislerini
“Konserin ardından annemi aradım, hep birlikte ağladık” sözleriyle
anlattı.
Ünlüler Güney Afrika'ya akacak
Kolombiyalı şarkıcı, pek çok sanatçı ile
birlikte FIFA 2010 Dünya Futbol Şampiyonası’nın kapanışında da sahne
alacak. FIFA’dan yapılan açıklamada, kapanış töreninin sonunda dört yıl
önceki turnuvanın şampiyonu İtalya Milli Futbol Takımı'nın kaptanı Fabio
Cannavaro’nun kupayı sahaya getireceğini duyurdu. Çeşitli medya
organlarında yer alan haberlere göre, Güney Afrika’daki şampiyonanın
kapanış törenine pek çok ünlü isim de iştirak edecek. Bu isimler
arasında, İspanya Kraliçesi Sophia, Almanya Cumhurbaşkanı Christian
Wulff ve Morgan Freeman, Leonardo Di Caprio, Charlize Theron gibi
Hollywood yıldızlarının da yer alması bekleniyor.
Shakira, açılış
konserinde sahnedeki şovuyla binlerce seyirciyi coşturmuştu.
10/07/2010 |
|
Brad Pitt de ABD Adına Dünya Kupası'nı
istiyor |
|
Ünlü Hollywood yıldızı
Brad Pitt, ABD’nin 2018 ya da 2022 dünya kupalarına ev sahipliği
yapmasına destek vermek için tanıtım grubuna katıldı. Tanıtım grubunda
başka ünlü isimler de var.
| |
 |
|
Amerikalı
aktör Brad Pitt |
FIFA
Dünya Futbol Şampiyonası’nın başlamasına sayılı günler kaldı. 2010
yılı Dünya Kupası’na ev sahipliği yapma şansını elde eden ülke Güney
Afrika oldu. 2014 yılının Dünya Kupası’nın düzenleneceği ülke de
belli. Dört yıl sonrasının şanslı ülkesi Brezilya.
Peki, 2018 ve 2022 yıllarında hangi ülkeler
bu şansı elde edecek? FIFA İcra Komitesi söz konusu yıllarda hangi
ülkelerin Dünya Futbol Şampiyonası’na ev sahipliği yapacağına, 2
Aralık’ta düzenlenecek oylamayla karar verecek.
Clinton ve Kissinger ile bir arada
Ünlü aktör Brad Pitt’in gönlü ise 2018 ve
2022 dünya kupaları için adaylığını açıklayan ülkesi ABD’nin bu hakkı
kazanması. Pitt, bu amaçla, ABD Dünya Kupaları Teklif Komitesi'nin
önerisini kabul ederek, tanıtım grubuna katıldı.
Tanıtım grubunda, eski ABD Başkanı Bill
Clinton, eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, California Valisi
Arnold Schwarzenegger ve yönetmen Spike Lee gibi isimler de bulunuyor.
Ünlü aktör yaptığı açıklamada, “Futbol
gerçekten küresel bir spor dalı ve ABD’nin dünyanın en büyük spor
aktivitesine tekrar ev sahipliği yapması yönündeki çalışmalara katılma
fırsatı büyük bir onurdur” diye konuştu. ABD, 1994 yılında Dünya
Şampiyonası’na ev sahipliği yapmıştı.
04/06/2010 |
|
Ban Ki Moon'un futbol diplomasisi |

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon ile Uganda Cumhurbaşkanı Yoweri
Museveni, savaş suçları kurbanlarının çektikleri acılara dikkat
çekmek amacıyla düzenlenen bir dostluk maçında top koşturdu.
Uganda'nın başkenti Kampala'da düzenlenen etkinlik Uluslararası
Ceza Mahkemesi'nin katettiği mesafenin değerlendirileceği konferans
öncesinde gerçekleştirildi.
Mahkemenin kurulmasına ilişkin anlaşma 1998'de imzalanmıştı.
Çok sayıda Ugandalı savaş suçları kurbanı.
Büyük bölümü de Tanrı'nın Direnişi Ordusu adlı örgütün mağduru.
Örgüt hakkında, son 20 yılda işlenen cinayet ve adam kaçırma
eylemleri nedeniyle Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi tarafından
savaş suçları iddiasıyla dava açılmıştı.
BBC'nin Afrika muhabiri Karen Allen, maçın Afrika genelinde Dünya
Kupası nedeniyle estirilen futbol fırtınasını kullanarak savaş
suçlarına dikkat çekmeyi hedeflediğini aktarıyor.
Ban Ki Moon, mavi formayla ''Adalet'' takımı, Museveni ise beyaz
formayla ''Onur'' takımları adına mücadele ettiler.
Allen, her iki liderin 10 dakika sahada kaldıkları süre içinde
maçtaki mücadeleden keyif aldıklarını aktarıyor.
Maçtan zaferle ayrılan ise, 1-0'lık galibiyetle Museveni'nin
takımı oldu.
31/05/2010 |
|
Dostluk Maçı: ABD:2, TR:1 (Arda) |
|
2010 Dünya Kupası’na katılacak olan Amerikan Milli Futbol Takımı,
hazırlık kampını Amerika’nın en tanınmış üniversitelerinden Princeton’un
tesislerinde gerçekleştirdi.
Takımın basın sözcüsü Michael Kammarman:
“Burada Amerika’nın dört bir yanından gelen
gazetecileri gördük. Televizyondan, radyodan, gazetelerden basını
izliyoruz. Yabancı basını da takip ediyoruz. Takıma gösterilen ilgi ve
Dünya Kupası heyecanı çok büyük. Medya ilk kez futbol milli takımına bu
kadar ilgi gösterdi.”
Kampta futbolcular hem hazırlık
çalışmalarına devam etti, hem de Güney Afrika’daki Dünya Kupası’na
gidecek 23 oyuncuyu seçmek için elemeler yaptı.
Teknik direktör Bradley, oyuncuların takıma
girmek için kendilerini kanıtlamaları gerektiği görüşünde:
“Takımdakı yerlerini her zaman hak
etmeliler. Hazırlık kamplarında kendilerini göstermeleri şart. Çok iyi
oynamaları gerekiyor.”
Amerikan Milli Futbol Takımı, hazırlık
kampından sonra Çek Cumhuriyeti’yle oynadığı hazırlık maçını 4-2
kaybetti. Amerika ikinci hazırlık maçını Türkiye’yle bugün
Philadelphia’da oynadı. 2-1 kazandı. Türkiye'nin golünü Arda attı.
Güney Afrika’ya giden Amerikan Milli
Takımı, ilk sınavını 12 Haziran’da İngiltere’ye karşı verecek.
30/05/2010 |
|
Türkiye kaybetti, Euro 2016'nın ev sahibi
Fransa |
|
UEFA, 2016 yılında
düzenlenecek Avrupa Futbol Şampiyonası'na evsahipliği yapmak üzere
Fransa'yı seçti.
Son bir kaç haftaya üç
adayla girilen yarışta mücadele fiilen Fransa ve Türkiye arasında
yaşanıyordu.
| |
 |
|
UEFA Başkanı Michel Platini |
Üçüncü aday ülke İtalya'nın şansı son
bir kaç güne girildiğinde azalmış görünüyordu.
Fransa ve Türkiye son saatlere girildiğinde
kulis faaliyetlerini de yoğunlaştırdı.
Türkiye'den Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de,
Cenevre'ye giderek Türkiye'nin sunumunun sonunda bir konuşma yaptı.
Fransa'dan da yine Cumhurbaşkanı Nicolas
Sarkozy ile Fransız futbol devi Zinedine Zidane da ülkeleri için kulis
yapmak üzere Cenevre'ye gitmişti.
Avrupa Futbol Şampiyonası, Avrupa'nın en
büyük spor organizasyonu.
UEFA İcra Komitesi'nin toplantısında
yapılan oylamanın sonucu 7-6 Fransa'nın lehine oldu.
UEFA Başkanı Michel Platini ile 2. Başkan
Şenes Erzik ve İtalyan Genel Sekreter Giancarlo Abete oylamaya
katılmadı.
Sarkozy, Fransa devletinin başvuruyu
desteklediğini ve turnuvanın başarıyla düzenlenmesi için gereken
garantinin sağlanacağını vurguladı.
Fransa Futbol Federasyonu Başkanı Jean-Pierre
Escalettes UEFA'ya kendilerine güveni için teşekkür etti.
Escalettes, ''Bu bizim için güzel bir gün.
Güveninizi boşa çıkarmayacağız'' dedi.
2016 Avrupa Şampiyonası, ilk kez 16 yerine
24 takımla oynanacak.
Fransa, 1960'ta ilk kez düzenlenen Avrupa
Şampiyonası'na da ev sahipliği yapmış, 1984 yılında yine ev sahibi
olduğu şampiyonayı da kazanmıştı.
Oylamanın sonucunu açıklayan UEFA Başkanı
Michel Platini daha sonra düzenlediği basın toplantısında, başvuruların
kendisini zor bir durumda bıraktığını belirterek, 'Ben bir Fransız'ım,
adım İtalyanca ve Türkiye'de çok sayıda dostum var. Aynı durum Şenes
Erzik için de geçerliydi'' dedi.
Ama sonunda UEFA'nın demokrasiye sahip
olduğunu gösterdiğini kaydeden Platini, başvuruların üçünün de
olağanüstü olduğunu belirtti.
28/05/2010 |
|
1.Ligin Kuvvetli Takımı Diyabakır'da
2.Lig'e düştü |
|
Diyarbakırspor, Diyarbakır Amatör
Ligi'nin iki ezeli rakibi Diclespor ve Yıldızspor kulüplerinin
24 Haziran 1968 tarihinde birleşmeleriyle kuruldu.
 
1968-1975 yılları arasında 8 sezon Türkiye
3. Ligi'nde mücadele eden Diyarbakırspor, 1975-1976 sezonunda Ali
Kahraman'ın başkanlığı ve Şeyhmus Akçadağ'ın ikinci başkanlık ile futbol
şube sorumluluğu görevlerini birlikte yürüttüğü dönemde Türkiye 2.
Ligi'ne yükseldi ve ertesi sezon Türkiye 2. Ligi şampiyonu olarak 1.
Lig'e yükseldi.
| |
 |
|
Diyarbakır Yıldızspor taraftarı |
Spor adına, futbol
adına kentte muhteşem bir atmosfer vardır.
Diyarbakırspor yine aynı başarıyı
gösterir ve 2. ligde Kayserispor'un 3 puan önünde şampiyon olarak, 1'nci
lige çıkma başarısını gösterir.
Diyarbakırspor'un gösterdiği bu
başarı dünya futbol tarihine geçer. Çünkü art arda şampiyonlukları
birbirine ekleyerek 3. ligden 1. lige yükselmiştir.
Dünya futbol tarihinde
bu başarıya Diyarbakırspor'dan sonra bir tek İngiltere'nin Nottingham
Forest takımı ulaşmıştır.
Takım Doğu ve Güneydoğu Anadolu
bölgesinden 1'nci lige çıkan ilk takım unvanını da almış olur.
Altın Çocuklar
Kulüp tarihine adını
altın harflerle yazdıran oyunculardan Boğa Emin, Kaleci Mehmet Ali
Biçer, Xoşxoş Emin, Ceylan Emin, Beton İsmail, Altunkafa Recep, Kapo
Cahit çıktıkları karşılaşmalarda mağlubiyet aldıklarında "Biz şimdi
kente hangi yüzle gideceğiz" diyerek hüngür hüngür ağlarlar.
Çünkü Diyarbakır spor
bu günkü takımdan uzak, tamamen kentin yetiştirdiği oyunculardan oluşur.
Doksanlı yılların düşük
yoğunluklu savaşına kurban gidenlerin cenazelerinin girdiği kentlerde
Diyarbakır hoş karşılanmıyordu. Üstelik takımda neredeyse tek bir Kürt
oyuncu bulunmadığı halde.
Daha ciddi bir durum TV
ekranlarında baş gösterdi.
Bir takım spor adamları
tribünlerden yükselen şoven yaklaşımları dillendirmeye başladılar.
İki binli yıllara
gelindiğinde manzara neredeyse aynıydı. Kentin kulüp tesislerine de
adını veren efsanevi Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan terörün sporla
sona ereceğine inanıyordu.
Takımın perde arkası
başkanı gibi çalışarak Süper Lig yolunda önemli adımların atılmasına yol
açtı. Ancak çabaları takımı bir üst lige taşıyamadan suikasta kurban
gitti.
Gaffar Okkan'ın ve bir
"devlet memuru" olan Başkan Adnan Öktüren'in takım yönetimindeki
etkileri milliyetçi söylemleri sona erdiremediği gibi takıma da "devlet
takımı" yaftasının yapıştırılmasına yol açtı.
Deplasman maçlarında
etnik kimliğiyle aşağılanmaya çalışılan takım kentteki taraftarını da
böylece yitirmeye başladı.
Tümden yalnızlaştırılan
takım ne içeride ne de dışarıda "sahip" bulabildi.
Diyarbakır spor, 3 Mayıs 2009
tarihinde 40 yıllık futbol tarihinde 6'ncı şampiyonluğuna ulaşarak süper
lige çıktı.
Büyük takımlardan puan
çıkarttıysa da yönetimsel zafiyetler ve takımın geçmişinden gelen
borçları hiçbir zaman peşini bırakmadı.
Bursa'daki maç ise
çöküşün başladığı yer oldu.
Geçtiğimiz yılın Eylül
ayında Bursa da karşılaşmaya çıkan Diyarbakırspor yine bildik
sloganlarla karşılaştı. Çıkan olaylarda on kişi yaralanırken beş kişi
gözaltına alındı.
Açılan pankartlar ve
"Kürtler Dışarı" sloganları nedeniyle Diyarbakırspor Başkanı Çetin
Sümer, Bursaspor Başkanı İbrahim Yazıcı'ya, "Bu ülke hepimizin. PKK
dışarı diyorlar. Ben PKK mıyım?" diye tepki gösterdi.
Ardından takımın ligden
çekileceği açıklandı. Kamuoyunda günlerce süren tartışmaların ardından
Sümer ikna edilerek takımın çekilmemesi sağlandı.
Ancak Bursaspor'un
Diyarbakır'da maça çıkması ipleri kopardı. Maçın daha ilk dakikalarında
çıkan olaylar sonucu Diyarbakır'ın sahası kapatılarak Bursaspor hükmen
galip ilan edildi.
Ardından gelen maçlarla
birlikte Diyarbakır spor evinde oynaması gereken sekiz maçı deplasmanda
oynamakla cezalandırıldı. Haliyle alınan yenilgilerle takım Süper
Lig'den düştü.
28/05/2010 |
|
13 yaşındaki Dağcı Everest'e tırmandı |
|
Henüz 13 yaşındaki
Amerikalı dağcı Jordan Romero, Everest'in zirvesine ulaşmayı başararak
Everest'in en genç fatihi oldu.
| |
 |
|
Dağcı
Jordan Romero |
Kaliforniyalı 13 yaşındaki Jordan
Romero; babası, babasının kız arkadaşı ve yerli Şerpalar'dan üç
kılavuzla birlikte Everest'in zirvesine ulaşmayı başardı. 8 bin 848
metre ile dünyanın en yüksek dağı olan Everest Nepal'in Çin
sınırında bulunuyor.
Şimdiye kadar Everest'in zirvesini gören en
genç dağcı 16 yaşındaki Nepalli Temba Tsheri'ydi. Tsheri 2001 yılında
yaptığı tırmanış sırasında donma sonucu 5 parmağını kaybetmişti.
Nepal'in aksine Çin'de, Everest'e tırmanış
için yaş sınırlaması bulunmuyor. Bu nedenle Jordan Romero'nun da
aralarında
bulunduğu ekip tırmanışı Everest'in Çin
tarafında kalan bölümünden başlattı.
|
 |
|
|
Dünyanın en yüksek dağı |
Yedi kıtalık hedefe tek zirve kaldı
Romero bundan önce de henüz 10 yaşındayken
Afrika'da bulunan 5 bin 892 metre yükseklikteki Kilimanjaro Dağı'na
çıkmış, bunu diğer önemli zirveler takip etmişti. Romero şimdiye kadar
sadece Antarktika'da bulunan Vinson Dağı'na tırmanmadı. Genç dağcı
Aralık ayında 5 bin 140 metre yüksekliğindeki bu dağa da tırmanarak 14
yaşında yedi kıtanın en yüksek zirvelerine ulaşan en genç dağcı unvanını
almayı hedefliyor.
Jordan'a tırmanışta eşlik eden dağcı babası
ise oğlunun hayatını tehlikeye attığı yönündeki eleştirileri reddederek,
"Dağın üst bölümünün adeta bir mezarlık olduğu doğru. Ancak burada
tanıdığım ve beraber çalıştığım birçok profesyonel atletten daha fazla
güvendiğim çok güçlü genç bir adamla karşı karşıyayız" açıklamasını
yaptı.
Şimdiye kadar Everest tırmanışı sırasında
200'den fazla dağcı öldü. Bu, istatistiğe döküldüğünde zirveye çıkmaya
çalışan her 10 kişiden birinin yaşamını kaybettiği anlamına geliyor.
22/05/2010 |
|
Avrupa Şampiyonu: INTER |
|
Şampiyonlar Ligi finalini
INTER Diego'nu golleriyle 2-0 Kazandı
İspanya’nın başkenti Madrid’deki Santiago
Bernabeu Stadı’nda TSİ 21.45’te başlayan mücadelenin galibi INTER
Karşılaşmayı İngiltere Futbol
Federasyonu’ndan Howard Webb yönetti.
Geçtiğimiz iki sezonda 2. turu geçemeyen
Inter, Jose Mourinho’nun ikinci yılında finale çıkmayı başardı.
Portekizli teknik adam, 1972’den
beri mavi-siyahlıları ilk kez Avrupa kupalarında finale taşıdı. Porto’ya
2003’te UEFA Kupası, bir yıl sonra da Şampiyonlar Ligi’ni
kazandırdı.
Bayern Münih’in Hollandalı teknik direktörü
Louis van Gaal, Ajax’ta çalıştığı dönemde kazandığı birer Şampiyonlar
Ligi, UEFA Kupası, UEFA Süper Kupası ve Kıtalararası Kupası’yla
kariyerini sağlamlaştırdı.
Finalde karşı
karşıya gelecek Bayern Münih ve Inter, sezonu 3 kupayla
kapatmanın planlarını yapıyordu.
|
 |
|
|
Golleri
Arjantilli Diego Milito attı |
Schalke’nin önünde Bundesliga
şampiyonluğuna ulaşan Alman temsilcisi, Werder Bremen’i 4-0 yenerek
Almanya Kupası’nı da kazandı.
Serie A’da zirve yarışı yaptığı Roma’yı
geçip, üst üste 5. kez şampiyon olan Inter ise, rakibini İtalya Kupası
finalinde de 1-0 yenerek, çifte kupa sevinci yaşadı.
Santiago Bernabeu’daki müthiş karşılaşma
öncesi her iki kulübün 18 Yaş Altı Takımlarının mücadelesinde kazanan
taraf rakibini 2-0 mağlup eden Inter oldu.
22/05/2010 |
|
Yıldız fabrikası gibi bir futbol akademisi |
|
İngiltere Premier Ligi kulüplerinden birinin oyuncu izlemekle görevli
bir çalışanı, "Aman Tanrım" diyerek mırıldanıyor.
|
 |
|
|
Fildişi Sahili'ndeki akademi
birçok yıldız yetiştirdi |
Onun iyi oyuncu görmeye aç gözleri,
antrenman sahasına odaklanmış durumda.
Dünyanın muhtemelen en başarılı futbol
akademisindeyiz.
Fildişi Sahili'nin Abidjan kentinin kenar
mahallelerinde bir göl yakınlarında bu akademi.
Antrenman sahasında, 12 yaşındaki 22 çocuk
yalınayak futbol oynuyor.
Ben bile bunun en büyüleyici, zekice ve
çevik futbol olduğunu söyleyebilirim.
Adını vermememde ısrar eden İngiltere
Premier Ligi'nin ünlü kulübünün görevlisi, "İyi teknik bekliyordum.
Ancak beni şaşırtan oyuncuların taktiksel anlamda da ne kadar yetenki
oldukları. Sahanın her yerinde olup bitenin farkındalar. Olağanüstüler."
diyor.
Asec Mimosa Akademisi'nin İsviçreli
yöneticisi Walter Ammann geliyor yanımıza, önce sessizce gülüyor, sonra
"Burası bir cennet. Öyle değil mi?" diye soruyor.
Akademi bir yıldız
fabrikası
Kolo Toure, Emmanuel Eboue, Salomon Kalou,
Didier Zokora, Yaya Toure...
Asec Mimosa Akademisi'nden çıkan
uluslararası yıldızların listesi dikkat çekici.
Peki nasıl oluyor da, bir klüp, bir ülke bu
kadar başarılı oluyor?
Walter Ammann, akademinin çocukları nasaıl
yetiştirdiğini gururla anlatıyor.
"Onları korumaya çalışıyoruz. Onlara
sorumluluk almayı öğretiyoruz. Buraya gelen çocukların bazıları, okuyup
yazamıyor bile..." diyor Ammann...
Eski İngiltere menajeri Sven-Goran Eriksson
bir süre önce Fildişi Sahili milli takımını Dünya Kupası'nda
çalıştırmayı kabul etmişti.
Sven-Goran Eriksson da, Asec Mimosa'nı
dünyanın en başarılı futbol akademisi olduğu görüşünde.
"Afrikalılar fiziksel olarak güçlü,
çabukluk doğalarında var. Bu ülkede birçok yetenekli oyuncunun olduğu
açık" diyor ve ekliyor: "Ancak bu akademinin kalitesi en üst düzeyde.
Sadece Afrika'da değil, dünyada da..."
Asec Mimosa Akademisi'nin kuralları gereği,
sadece bir öğrenciyle röportaj yapmama izin veriliyor.
Walter Ammann bunun nedenini, "Birçok
gazeteci buraya geliyor. Çocukların dikkatlerinin dağılmasını
istemiyoruz" diye açıklıyor.
Görüştüğüm 15 yaşındaki forvet oyuncusu
Charles Silue, futbol yıldızlarının posterleriyle dolu dolabını
gösteriyor bana.
"Önce Barcelona'da, sonra da Manchester
United'da forma giymek istiyorum" diyor bana.
Sonra da Fildişi Sahili'nin dünyada futbol
fabrikasındaki başarısını en iyi şekilde özetliyor:
"Birçok genç Afrikalı oyuncu sadece para
kazanmayı düşünüyor, buna odaklanıyor. Oysa bize burada farklı
düşünmemiz, sorumlu olmamız ve hedeflerimize konsantre olmamız
öğretiliyor.
Futbol, benim tutkum. Bir gün para da onu
izleyecektir."
20/05/2010-Andrew Harding-BBC Afrika
muhabiri |
|
2018 ve 2022 Dünya Futbol Şampiyonası için
yarış başladı |
|
2018 ya da 2022’deki
Dünya Futbol Şampiyonası'na ev sahipliği için aday ülkeler resmi
başvurularını
FIFA Başkanı Sepp Blatter’e yaptı.
FIFA'nın kararını 2
Aralık'ta açıklaması bekleniyor.
|
 |
|
|
FIFA
Başkanı Sepp Blatter'e İngiltere'nin başvuru dosyasını ünlü
futbolcu David Beckham sundu. |
Tüm dünyayı önümüzdeki ay Güney
Afrika'da yapılacak olan 2010 FİFA Dünya Futbol Şampiyonası heyecanı
sarmışken gelecek turnuvalar için de yarış şimdiden başladı. 2018 ve
2022'de düzenlenecek Dünya Futbol Şampiyonası için Uluslararası
Futbol Federasyonları Birliği'ne (FIFA) resmi başvurular tamamlandı.
İsviçre’nin Zürih kentindeki FIFA
merkezinde gerçekleştirilen başvuru töreninde en çok ilgiyi
İngiltere’nin adaylık başvurusunu FIFA Başkanı Sepp Blatter’e sunan ünlü
İngiliz futbolcu David Beckham gördü.
Beckham tören sırasında ülkesindeki futbol
tutkusuna ve kültürel çeşitliliğe vurgu yaptı “Damarlarımızda futbol
dolaşıyor. Bu hepimiz için böyle. Ve bir oyuncu için kendi ülkesi ve
kendi seyircisi önünde Dünya Kupası maçı oynamak kadar heyecan verici
başka bir şey yoktur” şeklinde konuştu. 2018 yada 2022’deki Dünya Futbol
Şampiyonası’na aday olan İngiltere bu turnuvayı daha önce 1966 yılında
düzenlemişti.
| |
 |
|
Çevreci
bir turnuva konsepti sunan Hollanda ve Belçika heyetleri
törene bisikletlerle geldi. |
2 milyon bedava bisiklet
2000 yılındaki Avrupa Futbol Şampiyonası’nı
ortaklaşa düzenleyen Hollanda ve Belçika bu kez 2018 yada 2022 için yine
birlikte başvuruda bulundular. Hollanda heyetinde yer alan ünlü futbol
yıldızı Ruud Gullit “yeşil” bir Dünya Kupası sözü verdi ve
organizasyonun kendilerine verilmesi durumunda şampiyona sırasında
taraftarlara 2 milyon adet ücretsiz bisiklet dağıtılacağını söyledi.
Diğer ülke heyetleri FİFA merkezine Limuzin araçlarla gelirken Johan
Cruyff ve Paul van Himst başkanlığındaki Hollanda ve Belçika heyetleri
törene bisikletle gelerek bu çevreci noktaya vurgu yaptılar.
Ev sahipleri 2 Aralık’ta açıklanacak
FIFA’nın 2018 ve 2022’de Kupa’ya ev
sahipliği yapacak olan ülkeleri 2 Aralık’ta açıklaması bekleniyor. 2018
yılındaki turnuvanın bir Avrupa kentine verileceği görüşü yaygın.
Avustralya, İngiltere, Japonya, Hollanda/Belçika, Rusya,
İspanya/Portekiz ve ABD 2018 yada 2022 turnuvaları için aday olurken
Katar ve Güney Kore sadece 2022 için adaylık başvurusunda bulundu.
14/05/2010 |
|
'Jose Nou Camp'ı fethetti' |
|
Futbolda, Avrupa Şampiyonlar Ligi'nde dün
akşam Bayern Münih'in finaldeki rakibi İtalya'nın İnter takımı olmuştu.
İnter geçen hafta sahasında 3-1 kazandığı karşılaşmanın rövanşında,
Barcelona'ya deplasmanda 1-0 yenilmesine karşın finale çıkan taraf oldu.
İnter'in Brezilyalı oyuncusu Tiego Motta'nın 28. dakikada kırmızı kart
gördüğü maçta, İtalyan ekibi geçtiğimiz yılın İspanya, Avrupa ve Dünya
şampiyonu Barcelona'yı, uzatmaları dahil 66 dakika bir kişi eksik
oynadığı maçta Şampiyonlar Ligi'nden eledi.
Guardian, Jose Mourinho'nun dün akşam
Barcelona'dan intikamını aldığını vurguluyor. Mourinho geçmişte
Barcelona'da tercüman olarak çalışmış, Barcelona taraftarları daha önce
İnter'le oynadıkları maçta onunla dalga geçmek için "Tercüman" diye
bağırmayı seçmişlerdi.
Times ve Daily Telegraph gazetelerinde,
İnter Teknik Direktörü Jose Mourinho'nun, maçın bitiş düdüğünün ardından
zafer işareti yaparak İnter seyircilerine doğru koşarken çekilmiş resmi
var.
Times, "Mourinho 3 - Barcelona 2" demiş ve
eklemiş "Jose Nou Camp'ı fethetti".
Daily Telegraph'ın spor ekinin manşeti ise
"Mourinho'nun zamanı". Gazete, Nou Camp Stadı'ndaki maçta İnter'in 10
kişiyle sabırla direndiğini belirtiyor.
Futbol dünyasında bir süre konuşulacağa
benzer maçın Daily Telegraph'daki istatistiklerine bakılırsa
Barcelona'nın maçta topa sahip olma oranı yüzde 86. İnter'in ise 90
dakika boyunca kaleyi bulan bir şutu dahi yok.
29/04/2010 |
|
Yasemin Dalkılıç vurgun yedi |
|

Ünlü dalgıç Yasemin Dalkılıç, antremanda fenalık geçirdi.
Yorum Yaz Yazdır Eksenim'e Ekle Arkadaşına
gönder RSS SMS Servisi Antalya'nın Kaş İlçesi'nde 1 Mayıs tarihinde
rekor dalışı yapmaya hazırlanan Dünya Sualtı Serbest Dalış rekortmeni
Yasemin Dalkılıç, yaptığı antrenman dalışı sırasında rahatsızlandı.
Ambulans helikopterle Antalya'ya gönderilen
Dalkılıç'ın bilincinin açık olduğu bildirildi.
Konu ile ilgili açıklama yapan Dalkılıç'ın
basın danışmanı Nehir Çetiner, durumunun ciddi olmadığını, yaşanan bu
olayın 1 Mayıs'taki rekor dalışa engel olamayacağını söyledi.
26/04/2010 |
|
İnter Barcelona'yı durdurdu |
|
İnter:
3 - Barcelona: 1
Şampiyonlar Ligi yarı final ilk maçında
İnter sahasında konuk ettiği Barcelona'yı 3-1 yenmeyi başardı. İnter
elde ettiği bu skorla
rövanş maçı için Barcelona karşısında
büyük avantaj sağlamış oldu.
Şampiyonlar Ligi’nde erken final olarak
nitelendirilen İnter – Barcelona maçı dün akşam oynandı. Büyük bir
heyecan fırtınasına sahne olan İnter – Barcelona maçı, ev sahibi
İnter’in 3-1’lik üstünlüğü ile sonuçlandı.
Giuseppe Meazza’da oynanan karşılaşmada
İnter’e galibiyeti getiren golleri karşılaşmanın 30. dakikasında Wesley
Sneijder, 48.dakikada Maicon ve 61.dakikada Diego Milito kaydederken,
konuk ekip Barcelona’nın golü 17.dakikada Pedro’dan geldi.
JOSE MOURİNHO FARKI
İnter’in Portekizli teknik adamı Jose
Mourinho takımına aşılağı taktik ve oyuna zamanında müdahaleleri ile
büyük beğeni topladı. Barcelona ile oynadığı son 5 maçta gol atamayan
İnter, bu karşılaşmada Barcelona ağlarına 3 gol birden atarak bu
şanssızlığını yıkmış oldu.
İnter dün akşamki maçta Şampiyonlar
Ligi’nin favori takımını yenerek, Şampiyonlar Ligi’nde oynadığı son 6
karşılaşmadan galibiyetle ayrılmış oldu.
RÖVANŞ 28 NİSAN’DA CAMP NOU’DA
İnter’in Barcelona’yı 3-1 yendiği
Şampiyonlar Ligi yarı final maçının rövanşı 28 Nisan’da İspanya’da
Barcelona’nın Camp Nou Stadı’nda oynanacak. İnter’de Dejan Stankovic
Barcelona’da ise kaptan Puyol sarı kart cezalısı oldukları için rövanş
maçında oynayamayacak.
21/04/2010 |
|
Bisiklet Turu'nu İtalyan Giovanni |
|
46. CUMHURBAŞKANLIĞI
TÜRKİYE BİSİKLET TURU'NU İTALYAN SPORCU GİOVANNİ VİSCONTİ KAZANDI

46.
Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu'nu İtalyan sporcu Giovanni
Visconti kazandı.

İstanbul'da 11 Nisan Pazar günü başlayan
1257 kilometrelik parkur, bugün koşulan Alanya - Antalya etabıyla sona
erdi.
46. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet
Bisiklet Turu'nu, ferdi genel klasman sıralamasında 32 saat 42 dakika 28
saniyede tamamlayan ISD Neri takımından Giovanni Visconti kazandı.
Genel klasmanda HTC Columbia'dan Tejay Van
Garderen ikinci, Fransa'nın Cofidis takımından David Moncoutie üçüncü
olurken, ilk üç sporcu, sırasıyla 17 bin 343, 8 bin 771 ve 4 bin 330
avro ödül aldılar.
Turun son etabı olan 166 kilometrelik
Antalya - Alanya etabını ise 3 saat 41 dakika 42 saniye derece ile
ABD'nin HTC Columbia takımından Andre Greipel birinci tamamladı. Greipel
bu turda, 5 etabı birinci olarak bitirdi, ancak genel klasmanda ilk üç
sıraya giremedi.
18/04/2010
Haber ve Bilgilerin Tamamı |
|
Messi'nin hikayesi |
|
Yaklaşık 3 yıldır
yeşil sahalarda esmekte olan ve gün geçtikçe kuvvetlenen Messi
rüzgarının artık stadyumların dışında da hissedilmeye başlandığını
söylemek yanlış olmaz.
Dünyanın dört bir yanında futbolla ilgisi
olsun ya da olmasın hemen herkes, en azından Messi’nin ismini duymuş
durumda. Messi’nin futbol oynadığı ve yaşadığı Barselona şehrinde ise bu
isim son zamanlarda en çok anılan isim olabilir.
Barselona merkezli La Vanguardia
gazetesinde geçtiğimiz hafta Pazartesi ve Salı günleri, Màrius Serra’nın
iki gün üstüste kaleme aldığı köşe yazılarının başlığı “Adjectivos para
Messi” yani “Messi’nın sıfatları” idi.

Futbol yorumcularının Messi’yi niteleyecek
sıfat bulamamamaktan yakınmalarına anlam veremediğini söyleyen politika
yazarı Serra’nın pazartesi günkü köşesini, İspanyolca sözlüğün A ve F
hafleri arasında yer alan 264 adeta ‘Messi’yi ifade edebilecek sıfat’
kapladı.
Yazar ertesi gün de G’den Z’ye kadar devam
etti ve tahmin edilebileceği üzere, ‘spekteküler’, ‘ilahi’, ‘mazbut’,
‘mütevazi’nin de aralarında bulunduğı yüzlerce sıfatın tümü olumlu
çağrışımlara sahipti.
Messi’nin sadece Barselonalılar’da değil
hemen herkeste böylesi bir sempati uyandırmasında futbol becerisi ve
mütevazi duruşunun büyük rol oynadığı apaçık.
Zira Messi, adı şimdiden gelmiş geçmiş
en iyi futbolcu adayları arasında Pele ve Maradona’yla birlikte
anılmasına rağmen, tüm bu iltifatları mütavezi bir şekilde
karşılayabilen bir oyuncu.
El Classico sonrası televizyon
kameralarının yakaladığı Madrid’in yıldızı Christiano Ronaldo’ya ve
Messi’ye ayrı ayrı sorulan, ‘kendiniz olmak size neler hissettiriyor’
sorusunu cevaplama biçimleri arasındaki fark Messi’nin bu özelliğini bir
kez daha ortaya koydu: “Ronaldo olmak harika birşey!” diyerek narsizmin
canlı örneği olan Ronaldo karşısında, “sorunuzu tam anlayamadım, ben
sadece benim o kadar” diyen utangaç Messi.
Hormon tedavisi
Aslında Messi’yi Messi yapan bu iki
özelliğinin, yani istisnai fubol becerisinin ve tevazusunun ardında,
Messi’nin pek de bilinmeyen geçmişi, Arjantin’in Rosario şehrinden
Barselona uzanan öyküsü yatıyor.
Bundan 23 yıl önce doğan, tam adıyla Lionel
Andrés Messi’nin fabrika işçisi babası ve bir yandan evlere temizliğe
giden annesinin, Messi’den başka ilgilenmek durumunda oldukları iki oğul
ve bir kızları daha vardır. Daha beş yaşındayken mahalle takımı olan
Grandoli’de futbolla tanışan Messi, sekiz yaşında Rosario’nun altyapısı
kuvvetli takımlarından Newell's Old Boys’un minikler takımına kabul
edilecektir. Siyah-kırmızılı ekip, Messi’nin Barselona öncesi son durağı
olacaktır ve tam da bu yıllarda Messi’ye büyüme hormonu yetersizliği
teşhisi konulur.
Gerçekten de Messi yaşıtlarına göre çok
ufak tefektir, ama sıradışı futbol kabiliyeti Arjantin’in dev
klüplerinden River Plate’in dikkatinden kaçmaz. Fakat klüp, Messi’nin
aylık 900 dolarlık hormon tedavisini üstlenmeyi kabul etmez ve bu yüzden
transfer gerçekleşmeyecektir.
Aynı yıllar Arjantin’deki ekonomik krizin
korkunç boyutlara vardığı, kitlesel işten çıkarmaların sıradan oluduğu
bir dönemdir. Messi’nin tedavisi ailesi için de gittikçe ağırlaşan bir
yük halini almaya başlamıştır. İşte tam bugünlerde, Messi’nin babası
Jorge İspanya’daki akrabalarını ziyaret etmeye, ve bu arada İspanyol
klüplerinde şanslarını denemeye karar verir. Messi geçtiğimiz yıl
yayınlanan bir röpörtajında, 2000 yılının soğuk kış günlerinde günlerce
babasıyla Barselona tesislerinin olduğu Camp Nou stadının etrafında
attıkları turları unutamadığını söylecektir. O günlerde Messi 13
yaşındadır ve yalnızca 1 metre kırk santimetre boyundadır.
Tevazu
Sonunda Barselona altyapı sorumlusu Carles
Rexach sayesinde gerçekleşen transfer, Messi’nin hormon tedavisinin klüp
tarafından karşılanması, babasına klübün altyapısında bir iş verilmesi
ve hepsinden önemlisi Barselona tarihinin en önemli futbolcularından
birinin klübe kazandırılması anlamına gelmektedir.
Hikayenin sonrası üç aşağı, beş yukarı
biliniyor: Dünya futboluna renk katan Leo Messi her geçen gün kendini
daha da geliştirerek taraflı tarafsız herkesi kendine hayran bırakmakta.
Belki de daha önemlisi, hem yeşil sahalarda hem hayatta unutulmaya yüz
tutmuş bir tavrın yeniden takdir görmesine vesile olmakta: Tevazu.
BBC-16/04/2010 |
|
Messi dünyanın en iyisi |
|
Uluslararası Futbol Federasyonları
Birliği'nin (FIFA) 1991 yılından beri düzenlediği ''Yılın Futbolcusu''
ödülü, bu yıl İspanya'nın FC Barcelona takımında top koşturan Arjantinli
Lionel Messi'nin oldu.
FIFA'nın İsviçre'deki merkezinde yapılan
gala gecesinde, teknik adamlar ve milli takım kaptanlarının verdiği
oylarla, FC Barcelonalı 22 yaşındaki forvet Messi, ödüle layık görüldü.
Messi, takımı FC Barcelona'nın 2009 yılında
kazandığı 6 kupada da önemli katkı yapmıştı. 2004 yılından bu yana FC
Barcelona'da forma giyen Messi, Katalan ekibinde 168 maçta 78 gol atma
başarısını gösterdi.
Galada, yılın futbolcusu ödülünün yanı
sıra, dünya genelinde 50 bin profesyonel futbolcunun oylarıyla yılın en
iyi 11'i de belirlendi.

Marta'nın ödül rekoru
Gecede yılın en iyi bayan futbolcusu ödülü
de Brezilyalı Marta Vieira da Silva'ya verildi. Halen ABD'nin Los
Angeles Sol kulübü için top koşturan bayan krampon, böylece 4 yıldır üst
üste dünyanın en iyi futbolcusu ünvanına layık görüldü.
Ayrıca FIFA Fair-Play ödülü, FIFA Başkanlık
Özel Ödülü ile FIFA Gelişim ödülü de sahiplerini buldu.
France Football Magazine'in her yıl
geleneksel olarak verdiği ''Altın Top (Ballon d'Or)'' ödülü de bu yıl
Lionel Messi'ye verilmişti. Messi, 240 daha fazla oy aldığı Cristiano
Ronaldo'yu geride bırakarak, ''Altın Top” ödülünü alan ilk Arjantinli
futbolcu olmuştu.
Lionel Messi, ekim ayında da İspanya
Birinci Futbol Ligi (La Liga)'nin en iyi futbolcusu ödülüne layık
görülmüştü. Messi, La Liga'da geçen sezon 23 gol atmış, Avrupa
Şampiyonlar Ligi'nde kaydettiği 9 golle de takımının kupayı kaldırmasına
katkı sağlamıştı. 22/12/2009
|
FİFA'da hangi oyuncu ne kadar oy
aldı? |
Bayan futbolcular
sıralaması: |
-
Lionel Messi (FC Barcelona/Arjantin)
1073 puan
-
Cristiano Ronaldo (Real
Madrid/Portekiz) 352 puan
-
Xavi (FC Barcelona/İspanya) 196
puan
-
Kaká (Real Madrid/ Brezilya)
190 puan
-
Andrés Iniesta (FC Barcelona/
İspanya) 134 puan
|
-
Marta (Los Angeles
Sol/Brezilya) 833 puan
-
Birgit Prinz (1. FFC
Frankfurt/Almanya) 290 puan
-
Kelly Smith (FC
Arsenal/İngiltere) 252 puan
-
Cristiane (FC Santos/ Brezilya)
239 puan
-
Inka Grings (FCR Duisburg/
Almanya) 216 puan
|
|
|
Platini'den Ukrayna'ya iki ay süre |
|
Avrupa Futbol
Federasyonları Birliği UEFA'nın Başkanı Michel Platini,
altyapı sorunlarını çözme yolunda adım atması için,
2012 Avrupa Futbol Şampiyonası'nın ev sahiplerinden Ukrayna'ya iki ay
mühlet verdi.
Maçların oynanacağı dört kentte iki gün
boyunca incelemelerde bulunan Platini, Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor
Yanukoviç'le yaptığı görüşmede, hazırlıkların hızlandırılmasını istedi.
Platini, "Ukrayna Hükümeti'nden
ilerleme sağlanması konusunda güvence istiyoruz. İki ay içinde bu
yolda güçlü işaretler görmeyi arzuluyoruz."dedi, ancak bunun bir
ültimatom olmadığını söyledi.
UEFA Başkanı'na göre, Yanukoviç de,
gerekenin yapılacağı konusunda güvence verdi ve meselenin takipçisi
olacağını belirtti.
16 ülkenin katılacağı 2012 UEFA Kupası'na
Ukrayna, Polonya ile birlikte ev sahipliği yapacak.
Ukrayna'da ekonomik kriz, siyasi sorunlar
ve kışın çetin geçmesi nedeniyle, altyapı hazırlıklarında sorunlar
yaşandı. Başkent Kiev'de kupanın finaline ev sahipliği yapacak stadyumun
inşaatında, şimdiden beş aylık bir gecikme söz konusu.
'Stadyum yetişmezse,
Ukrayna ev sahipliği yapamaz'
Platini daha önce bu stadın zamanında
yetiştirilememesi halinde Ukrayna'nın kupaya ev sahipliği yapamayacağını
söylemişti.
UEFA Başkanı, "Stadyumun yetişmemesi
durumunda UEFA'nın bir B planı ya da C planı yok. Nihai kararımızı
vermek için bir-buçuk yıl bekleyemeyiz" dedi.
Ukrayna Hükümeti, altyapı projelerine
kaynak yaratmak için haftalık hazine bonosu ihalelerine çıkmayı
planlıyor. Ayrıca, 2012 kupası için bir piyango düzenlenecek.
2010 bütçesinde statların yenilenmesi,
havalanı ve yolların altyapısının iyileştirilmesi için 3,3 milyar
dolarlık kaynak aktarılması bekleniyor.
2016 kupasına da Türkiye talip.
Bir UEFA heyeti, birkaç gün önce Türkiye'de
temaslarda bulunmuştu. 15/04/2010 |
|
Süper Lig'e Hoşgeldin Karabük |
|
Bank Asya 1. Lig lideri
Kardemir Karabükspor, ligin bitimine 4 hafta kala Turkcell Süper Lig'e
çıkmayı garantiledi.
Bank Asya 1. Lig’de 30. haftanın son
maçında lider Kardemir Karabükspor deplasmanda Çaykur Rizespor’u 3-0
yendi.
Kardemir Karabükspor bu galibiyetle bitime
4 hafta kala Turkcell Süper Lig’e yükselmeyi garantiledi.
Kardemir Karabükspor’a 3 puanı getiren
golleri, 31. dakikada Şenol, 42. ve 60. dakikalarda da Yasin kaydetti.
12/04/2010 |
|
Yiğido'nun Kümede Kalma İnadı |
|
29. haftanın kapanış
maçında Sivasspor deplasmanda Kayserispor ile 2-2 berabere kaldı.
Turkcell Süper Lig’de 29. haftanın son
maçında kümede kalma mücadelesi veren Sivasspor, deplasmanda Kayserispor
ile karşılaştı.
Geçen hafta evinde Galatasaray’dan 1 puan
alan Sivasspor, bu hafta da zorlu Kayseri deplasmanından 2-2’lik sonuçla
1 puan çıkarmayı başardı.
12/04/2010 |
Güney Afrika’nın ev sahipliği yapacağı 2010
Dünya Futbol Şampiyonası için geri sayım sürüyor. Ülkede şampiyona için
heyecanı dorukta. Peki ev sahibi Güney Afrika'nın şampiyonadaki şansı ne
kadar?
Güney Afrika'da düzenlenecek Dünya Futbol
Şampiyonası için heyecan sürerken, ülkenin her köşesinde antrenman
yapılan sahalarda parçalanmış toplar, eski ayakkabılar ve kırık dökük
parçalar göze çarpıyor. Afrika’nın hemen hemen her yerinde meşin
yuvarlağın peşinden koşan birilerini görmek mümkün. Futbol, Afrika’da
bir halk sporu. Ancak aynı zamanda politikanın da bir oyun aracı.
Dünya Futbol Şampiyonası’nın başlamasına
beş ay kala, özellikle Güney Afrika’daki futbol heyecanı had safhada.
Johannesburg, Durban ve Cape Town gibi kentlerin her köşesinde bu önemli
olaya ilişkin afişler yer alıyor. Özellikle de siyah Güney Afrikalılar,
daha şimdiden takımlarına şans diliyor. “Gençler Gençler” anlamına gelen
“Bafana Bafana” olarak adlandırılan Güney Afrika Milli Takımı’nın
kazanması yürekten dileniyor. Peki, Güney Afrika, ilk turda Meksika,
Uruguay ve Fransa gibi güçlü rakiplerine karşı dayanabilecek mi?
Gazeteci ve yazar Bartholomäus Grill, bu konuda biraz kuşkulu:
“Güney Afrika Futbol Federasyonu,
yolsuzluğun hâkim olduğu bir kurum. Neden Güney Afrika futbolu, milli
takımı şimdi olduğu gibi böyle vasat sonuçlar elde ediyor diye
sorarsanız, bunun hatalı bir gelişim stratejisi, gençlerin daha kötü
eğitilmesi ve alt yapıya önem verilmemesi ile bağlantılı olduğu
söylenebilir. Çünkü para eksik. Çünkü bu para kötüye kullanıldı.”
Futbol siyasete alet ediliyor
Yolsuzluk, Cape Town’dan Kahire’ye,
Dakar’dan Darüsselam’a kadar, Afrika'nın spor dünyasının sıklıkla
mücadele ettiği bir konu. Pek çok ülkede, güç sahibi kişiler, futbolu
kendi çıkar ve hedefleri için kullanıyor. Örneğin eski Nijerya Diktatörü
Sani Abacha, 90’lı yıllarda, Spor Bakanı üzerinden, milli takım üzerinde
doğrudan nüfuz sahibi olmuştu. “Süper Kartallar” olarak da adlandırılan
milli takımın tüm başarılarını kendi hesabına kaydetmişti. Ve bu tek
örnek değil:
“Futbol, halkı oyalamak ve bir
diktatörlükte ulus duygusunu ortaya çıkarmak için bir uyuşturucu olarak
kullanılabilir. Devlet Başkanı Biya’nın neredeyse insanlığın
başlangıcından bu yana iktidarda olduğu Kamerun’da böyle bir olay söz
konusu. Ne zaman Kamerun başarılı olsa, üç gün tatil ilan ediliyor.
İnsanlar sevinçten havalara uçuyor ve futbol kendi propaganda niyetleri
için kötüye kullanılıyor.“
“Her takımın büyücüsü var“
Ancak futbolu sadece devlet başkanı ve
bakanlar etkilemiyor. Tüm kıtada, olağanüstü güçlere karşı bir inanış da
hâkim. Kazalar, bir keçinin ölümü ya da hastalıklar; tüm bunlar sıklıkla
dünya dışı güçlere bağlanıyor. Grill, bu tür inanışların futbol
sahalarına etkisini şu örnekle açıklıyor:
“Her takımın bir şifacısı ya da bir
büyücüsü var. En güçlü olan ve en güçlü büyüyü yapan kazanıyor. Oyundan
sonra “sizin maymun ayağı ve büyücüler işe yaramadı çünkü diğerleri daha
iyisine sahipti” deniyor.“
Fildişi Sahilleri'ni tutuyor
Grill, özellikle bir takımın yarı finale
çıkabileceğine inanıyor. O, Fildişi Sahilleri’ni tutuyor. Her ne kadar
futbolcular ilk turda, Brezilya, Portekiz ve Kuzey Kore’ye karşı
oynayacak olsa da.
“Tüm takım Drogba ve Yaya ile Eboue başta
olmak üzere Avrupa liglerinin en iyi profesyonellerinden oluşuyor. Bu
gerçekten iyi bir takım ve tabii aynı zamanda da en zorlu gruplardan
birinde yer alıyor. Ancak ben onların yarı finale çıkacağına inanıyorum.
Benim hayalimdeki final İspanya ve Fildişi Sahilleri’nin oynayacağı bir
maç.“ 06/01/2010 |