Hazer.tv

2010 Dünya Kupası

Vancouver-2010

Bosna-Hersek(Arapça)

Rubin Kazan

Oto Yarış (Formula1)

Hazer.tv

Beşiktaş'ın rakipleri: Porto, CSKA Sofya, Rapid Wien

UEFA Avrupa Ligi'nde Türkiye'den gruplara kalabilen tak takım olan Beşiktaş'ın rakipleri,
Fransa'nın Monaco kentinde çekilen kurayla belli oldu.

 UEFA Avrupa Ligi'ni geçen sezon İspanya'dan Atletico Madrid kazanmıştı

Beşiktaş L Grubu'nda Portekiz'den Porto, Bulgaristan'dan CSKA Sofya ve Avusturya'dan Rapid Wien'le eşleşti.

UEFA Avrupa Ligi'nde grup maçları çift devreli lig usulüyle 16 Eylül, 30 Eylül, 22 Ekim, 4 Kasım, 1-2 Aralık ve 15-16 Aralık tarihlerinde oynanacak.

Gruplarında ilk iki sırayı elde edecek takımlar, Şampiyonlar Ligi'nden elenecek sekiz takımla birlikte 2011'de eleme usulüyle karşı karşıya gelecek.

Kupanın finali ise 18 Mayıs 2011 Çarşamba günü İrlanda Cumhuriyeti'nin başkenti Dublin'de oynanacak.

Beşiktaş'ın grubunda seribaşı olan Porto, Portekizli yıldız oyuncu Ricardo Quaresma'nın eski takımlarından.

Rapid Wien ise geçen sezon olduğu gibi bu yıl da, play-off turunda İngiltere'den Aston Villa'yı sürpriz bir şekilde elemişti.

Avusturya takımı, Viyana'da 1-1 berabere kaldığı maçın rövanşında, Aston Villa'yı Birmingham'da 3-2 mağlup etmişti.

12 grupta 48 takım

UEFA Avrupa Ligi'nde gruplar şöyle oluştu:

 

A Grubu: Juventus, Manchester City, Salzburg, Lech Poznan

B Grubu: Atletico Madrid, Bayer Leverkusen, Rosenburg, Aris Selanik

C Grubu: Sporting Lizbon, Lille, Levski Sofia, Gent

D Grubu: Villarreal, Club Brugge, Dinamo Zagreb, PAOK

E Grubu: AZ Alkmaar, Dinamo Kiev, BATE Borisov, FC Sheriff

F Grubu: CSKA Moscova, Palermo, Sparta Prag, Lozan

G Grubu: Zenit St Petersburg, Anderlecht, AEK, Hajduk Split

H Grubu: Stuttgart, Getafe, Odense, Young Boys

I Grubu: PSV Eindhoven, Sampdoria, Metalist Kharkiv, Debrecen

J Grubu: Sevilla, Paris Saint Germain, Borussia Dortmund, Karpaty Lviv

K Grubu: Liverpool, Steaua Bükreş, Napoli, Utrecht

L Grubu: Porto, Beşiktaş, CSKA Sofya, Rapid Wien

27/08/2010

Bursaspor'un rakipleri: M. United, Valencia, Rangers

Şampiyonlar Ligi'nde Bursaspor, Manchester United, Glasgow Rangers ve Valencia'yla eşleşti.

Monaco'da yapılan kura çekiminde en zorlu gruplar Milan, Real Madrid ve Ajax'ın bulunduğu G ile İnter Werder Bremen ve Tottenham'ın bulunduğu A grubu olarak dikkat çekti.

 

Şampiyonlar Ligi'nin son galibi İnter

Şampiyonlar Ligi final maçı 28 Mayıs 2011 tarihinde Wembley Stadyumu'nda yapılacak.

Monaco'da yapılan kura çekimi sonrası gruplar şöyle oluştu:

A Grubu: İnter, Werder Bremen, Tottenham, Twente.

B Grubu: Lyon, Benfica, Schalke, Hapoel Tel Aviv.

C Grubu: Manchester United, Valencia, Glasgow Rangers, Bursaspor.

D Grubu: Barcelona, Panathinaikos, FC Copenhagen, Rubin Kazan.

E Grubu: Bayern Münih, Roma, FC Basel, 1907 Cluj.

F Grubu: Chelsea, Marsilya, Spartak Moskova, Zilina.

G Grubu: Milan, Real Madrid, Ajax, Auxerre.

H Grubu: Arsenal, Shakhtar Donetsk, Braga, Partizan.

26/08/2010

Sahada Türk Yunan dostluğu

Türk-Yunan ilişkileri Ağustos ayında aniden canlanıverdi.

 

Türkiye’de hükümetin Trabzon'daki Sümela Manastırı'nda bir ayin yapılmasına izin vermesi ve hemen ardından Yunanistan’ın kara sularını 12 mile çıkartmasını bir savaş nedeni olarak kabul edeceğini öngören kararını değiştireceği yolundaki haberler, Yunan kamuoyunda olumlu adımlar olarak algılandı.

Ardından Fenerbahçe’nin UEFA Avrupa ligi karşılaşmaları çerçevesinde Selanik’e gelerek ateşli PAOK takımıyla yaptığı maçta, korkulanın aksine hiç bir tatsız olayın yaşanmaması oldu.

Bu arada bu yıl Yunan adalarını ziyaret eden Türk turistlerin sayısında da büyük bir patlama olduğu gözlendi. Son bir ay içinde Yunan adalarını 9 binden fazla Türk vatandaşı ziyaret etmiş bulunuyor.

Bu durumdan da ekonomik krizin eşiğinden kurtulmaya çalışan Yunan adaları ahalisi oldukça memnun. En azından Yunan basınındaki haber ve yorumlar bu yönde.

Ancak Yunanistan'ın kendi sorunları da yok değil. Ekonomik krize karşı alınan sert önlemlerin Yunan halkını oldukça dara soktuğu kesin.

Taraftar 'asabi'

Yunan halkının bu öfkesi bazı durumlarda spor faaliyetlerini de etkisi altına alıyor.

 

Yunanistan ve Sırbistan milli basketbol takımları arasında yapılan bir dostluk maçında çıkan olaylar bunun bir göstergesi olarak algılandı.

Milli oyuncuların birbirlerini yumruklayıp tekmeledikleri maçta sandalyeler de havada uçuştu. Bazı milliler hastanelik oldu.

Maç bir daha oynanmamak üzere yarıda kesildi.

Sahaya polisler girdi ve ifade vermeleri için oyuncuları karakola götürdü. Sıra şimdi uluslararası basketbol federasyonu FIBA'nın vereceği karara kaldı.

Kaldı ki her iki milli takım da dünya basketbol şampiyonasının yapılacağı Türkiye’ye hareket etmiş bulunuyor.

Ancak Atina’da yaşanan başka bir spor olayı, dünya basınında geniş yer alacaktı.

Dost sahayı Türkiye de mi aramalı?

UEFA Avrupa Ligi karşılaşmalarında AEK takımının eşleştiği ve İskoçya’da 1-0 yendiği Dundee United ile Atina’da oynaması gereken rövanş maçı için kendisine bir saha bulamadı.

 

Nedeni de AEK’nın kendi sahasının tadilatta bulunmasıydı.

AEK bu rövanş maçı için Yunan Panathinaikos ve Panionios gibi takımların sahalarını kullanmak istediyse de bu takımların ve taraftarlarının şiddetli tepkisiyle karşılaştı.

Öyle ki Panionios'un fanatik taraftarları AEK sırf bu sahada maç yapmasın diye kendi stadyumlarını yakıp yıktılar ve yeşil sahaya derin çukurlar açtılar.

AEK bu nedenle son çareyi, en büyük rakibi olan Olimpiakos’a başvurmakta buldu. AEK'nin bu başvurusu Olimpiakos yöneticileri tarafından kabul edildi ancak amansız bir de “şart” koştu.

Yani, evet AEK, İskoç takımıyla rövanş maçını Olimpiakos stadyumunda oynayabilirdi ancak AEK taraftarları stadyuma giremeyecekti.

Başka çaresi kalmayan AEK ise UEFA şampiyonasında hükmen yenik sayılmaması için bu maçı seyircisiz oynamayı kabul etmek zorunda kaldı.

Spor gazeteleri ise İstanbul kökenli AEK’nın bu rövanş maçını Türkiye’de yapmayı önerseydi Türk takımlarından daha fazla karşılık göreceğini yazıp çizdiler.

Ama gel gelelim Türk ve Yunan spor severlerinin bir de ortak yanları var.

Fenerbahçe ile karşılaşan PAOK takımının gerek siyah beyaz renkleri, gerekse amblemindeki kartal, Fenerbahçe'nin rakibi konumundaki Beşiktaş ile PAOK taraftarlarını yakınlaştırdı.

Öyleki her iki takımın taraftarlarının internet siteleri üzerinden Fenerbahçe'ye karşı ortak bir cephe oluşturdukları bile gözlendi.

27/08/2010

Havuzda 28 Madalya ile Rusya Birinci

 

Macaristan'da düzenlenen 30. Avrupa Yüzme Şampiyonası’nı toplam 28 madalya kazanan Rusya birinci sırada tamamladı.

Macaristan'ın başkenti Budapeşte'deki Margaret Adası'nda düzenlenen şampiyonaya 43 ülkeden bine yakın yüzücü katıldı.

Toplam 61 final karşılaşmasının tamamlanmasının ardından Rusya 13 altın, 7 gümüş ve 8 bronzla toplam 28 madalyanın sahibi oldu.

8 altın, 9 gümüş ve 3 bronz toplayan Almanya, turnuvanın ikincisi oldu.

8 altın, 8 gümüş, 7 bronzlu Fransa, şampiyonadan üçüncü sırada ayrıldı.

İlk 10'da sırasıyla İngiltere, İtalya, Macaristan, İsveç, Ukrayna, Danimarka ve İspanya yer aldı.

Şampiyonada varlık gösteremeyen ülkeler arasında bulunan Türkiye, turnuvadan eli boş döndü.

16/08/2010

İspanya Dünya Şampiyonu

19’uncu kez düzenlenen FIFA Dünya Futbol Şampiyonası’nda Hollanda’yı uzatmalarda 1:0 yenen İspanya mutlu sona ulaştı.

“Matadorlar” ilk kez Dünya Şampiyonu olurken, Hollanda üçüncü kez bir finalden boynu bükük ayrıldı.

  Hollanda 0 – İspanya 1

Gol: 0:1 Andres Iniesta (116. Dak.)

Kırmızı kart: John Heitinga (110. Dak., çift sarı kart)

Stad: Soccer City Stadı, Johannesburg

Seyirci: 84 bin 490

Hakem: Howard Webb (İngiltere)

 

Maçın tek golünü Andres Iniesta kaydetti

- Sıkıcı bir final maçıydı. Benimsediği ofansif ve göze hoş gelen futbol anlayışıyla finale gelene kadar gönülleri fetheden Hollanda ile yıldızlar topluluğu İspanya arasındaki maçın bir “futbol ziyafeti” şeklinde geçmesini bekleyenler büyük hayal kırıklığına uğradı. Zira bir tarafta, her ne pahasına olursa olsun rakibi durdurmak isteyen Hollanda, diğer taraftaysa kontrollü bir şekilde oynamaya çalışan ve topa mümkün olduğu kadar fazla sahip olmayı amaçlayan İspanya vardı. “Portakallar” futbol oynamak yerine İspanyol rakiplerine her pozisyonda faul yapmayı tercih edince, ortaya son derece sıkıcı ve kalitesiz geçen 120 dakikalık bir “futbol işkencesi” çıktı.

- Hakemin eşi haklı çıktı! Futbolun en çok tartışılan unsurlarından biri olan hakemlerle ilgili çok basit bir kural vardır: En iyi hakem, maçta hiç göze batmayan hakemdir! Hollanda-İspanya maçının İngiliz hakemi Howard Webb’in ilginç ve güçlü fiziği nedeniyle göze batmaması zaten mümkün değildi. Ama Webb, son derece kötü bir yönetim gösterip maçın kalitesinin düşmesine bariz bir şekilde katkıda bulunarak final karşılaşmasının “en kötüleri” arasına ismini yazdırmayı başardı. 9’u Hollanda, 5’i de İspanya’ya olmak üzere tam 14 sarı, bir de çift sarıdan Hollanda’ya kırmızı kart gösteren Howard Webb’in, Hollandalı orta saha oyuncuları van Bommel ve de Jong’u da oyundan atması gerekiyordu. Hele hele de Jong’un ilk yarıda Xabi Alonso’ya savurduğu “uçan tekmenin” futbolla uzaktan yakından ilgisi yoktu. Webb’in eşinin basına yansıyan “Evde üç çocuğuna söz geçiremeyen bir adam final maçını nasıl yönetecek?” şeklindeki yarı şaka yarı ciddi sözlerinin ne kadar doğru olduğu da ortaya çıktı. Bundan böyle FIFA’nın, önemli maçları yönetecek hakemleri tayin etmeden önce söz konusu kişilerin eşlerinin de görüşüne başvurması fena bir fikir olmasa gerek!

- 25 maç sonra gelen mağlubiyet... “Total futbol” anlayışıyla sahaya yayılan ve Robben-Kuyt ikilisiyle kanat bindirmelerini en iyi uygulayan takımlardan biri olan Hollanda, 25 maçlık namağlup unvanını İspanya karşısında kaybetti. Portakallar böylece Dünya Şampiyonaları tarihinde 1974 ve 1978 yılından sonra çıktığı üçüncü final maçından da boynu bükük ayrılmış oldu.

- İspanya duble yaptı. İki yıl önce oynadığı harika kombinasyon futboluyla gönülleri fetheden ve EURO 2008’i şampiyon olarak tamamlayan İspanya, iki yıl sonra elde ettiği Dünya Şampiyonluğu ile sadece Avrupa’nın değil, Dünya’nın da en büyüğü olduğunu ispatlamış oldu. Matadorlar, aynı zamanda tarihlerinde ilk kez Dünya Şampiyonu olmayı da başardı.

 

İspanyol teknik direktör Vicente del Bosque, eşine ender rastlanan bir başarıya imza attı

- Sekizinci şampiyon ülke İspanya! Dünya Kupaları tarihinde bugüne kadar yedi farklı ülke şampiyonluk sevinci yaşamıştı. Güney Amerika'dan Brezilya, Arjantin ve Uruguay, Avrupa'dan da Almanya, İtalya, Fransa ve İngiltere Dünya Kupası'nı müzesini götürmeyi başarmıştı. İspanya, bu sevinci yaşayan sekizinci ülke oldu. Boğaların bu zaferiyle birlikte Avrupa kıtası, Güney Amerika'yla arayı açarak durumu 5:3 yaptı. 

- Maçın adamı Iniesta. Attığı golle İspanya’ya Dünya Kupası’nı getiren futbolcu olan Iniesta, partneri Xavi ile birlikte tıpkı Barcelona’nın kazandığı başarılarda olduğu gibi İspanya’nın son iki yıldaki başarısının da temel direklerini oluşturuyor.

- Yeniköy Kasabı’nın zaferi! Beşiktaş’ta görev yaptığı yıllarda sözde “taşralı” görünümüyle adı Yeniköy Kasabı’na çıkan İspanyol teknik direktör Vicente del Bosque, “Avrupa Şampiyonu” unvanıyla devraldığı zorlu mirası iki yıl içinde dünyanın zirvesine taşıyarak, eşine ender rastlanan bir başarıya imza attı. Daha önce Real Madrid’le Avrupa Şampiyonlar Ligi’ni de kazanan başarılı teknik adam, kazandığı bu olağanüstü zaferlere rağmen mütevazi çizgisinden taviz vermemekte ısrar ediyor. Bu arada küçük bir hatırlatma daha: Dünya Üçüncüsü olan Almanya’nın çalıştırıcısı Joachim Löw de kendini Türkiye’de kimselere beğendirememiş, sadece sekiz aylık bir görev sürenin ardından Fenerbahçe’den kovulmuştu.

- Paul yine bildi! Almanya’nın Oberhausen kentindeki Sea Life adlı akvaryumda yaşayan ve yaptığı maç tahminlerinin doğru çıkmasıyla “kâhin ahtapot” olarak ünlenen ahtapot Paul, Dünya Şampiyonu’nu da doğru tahmin etti. Paul, üçüncülük maçını Almanya’nın, final maçınıysa İspanya’nın kazanacağı tahmininde bulunmuştu. Ahtapot Paul, böylece şampiyona boyunca yaptığı tüm maç tahminlerini tutturmayı başardı. Bundan böyle bahis tutkunlarının, Paul’ün tahminlerine bakmadan kupon doldurmamaları kendi menfaatleri icabı olsa gerek !

 

Almanya’nın genç yıldızı
Thomas Müller,
“Altın Ayakkabı” ile ödüllendirildi

- Thomas Müller’e ödül yağmuru. Almanya’nın 21 yaşındaki genç yıldızı Thomas Müller, FIFA 2010 Dünya Kupası’nın en skorer oyuncusu olarak “Altın Ayakkabı” ile ödüllendirildi. Tıpkı Uruguaylı Diego Forlan, İspanyol David Villa ve Hollandalı Wesley Sneijder gibi 5 gol atan Müller, ayrıca yaptığı 3 asistle diğer üç yıldızı geride bırakarak “En skorer oyuncu” olmayı başardı. Başarılı oyuncu, böylece Gerd Müller (1970/10 gol) ve Miroslav Klose’den (2006/5 gol) sonra Dünya Kupası’nda “Altın Ayakkabı” kazanan üçüncü Alman futbolcu oldu. Müller aynı zamanda FIFA tarafından “Şampiyonanın en iyi genç futbolcusu” ödülüne de lâyık görüldü. 2006 Dünya Kupası'nda bu ödülü yine bir Alman futbolcu, Lukas Podolski kazanmıştı.

- Diego Forlan turnuvanın en iyisi... Bu arada şampiyonayla ilgili son bir not daha aktaralım: Güney Afrika’daki turnuvayı izleyen uluslararası basın mensupları, 2010 Dünya Futbol Şampiyonası’nın “En başarılı futbolcusu” olarak Uruguaylı Diego Forlan’ı seçti. Şampiyona boyunca fileleri 5 kez havalandıran Forlan, daha önce de attığı iki golle kulübü Atletico Madrid’e UEFA Avrupa Ligi’ni de kazandıran futbolcu olmuştu. “Altın Top” ödülü seçiminde Urguaylı futbolcu, İspanyol David Villa ve Hollandalı Wesley Sneijder’i geride bırakmayı başardı.

- Namağlup tek takım Yeni Zelanda! FIFA 2010 Dünya Futbol Şampiyonası'nda İspanya dâhil, zirveye oynayan tüm takımlar en az bir kez mağlup olurken, belki de turnuvanın en talihsiz takımı namağlup olmasına gruptan çıkamayan Yeni Zelanda oldu. "Kiviler" üç maçını da berabere bitirdi ancak şampiyonaya erken veda etmekten kurtulamadı.

11/07/2010

Shakira’nın da favorisi: İspanya

FIFA 2010 Dünya Futbol Şampiyonası’nın bitimine az bir süre kaldı. Bir şölen havasında geçen şampiyonanın coşkusuna sesiyle hayat veren Shakira da favorisini açıkladı. Yıldız şarkıcının gönlü İspanya’dan yana.

 

Güney Afrika’da yapılan FIFA 2010 Dünya Futbol Şampiyonası’na göz dolduran maçlar kadar, kuşkusuz vuvuzelaların sesi ve hemen her radyoda defalarca çalınan WM şarkıları damgasını vurdu. “Waka Waka (This Time for Africa)” şarkısıyla eğlencenin katmerlenmesini sağlayan dünyaca tanınmış Kolombiyalı şarkıcı Shakira da büyük final öncesi favorilerini açıklayan ünlüler kervanına katıldı. Shakira düzenlenen basın toplantısında, kendi favorisinin İspanya olduğunu söyledi. Ünlü şarkıcı, İspanya’yı desteklemesinin nedenini, “İspanyolca konuşan bir Latin Amerikalı olarak kimi destekleyeceğim konusunda büyük bir ahlaki yükümlülüğüm olduğunu düşünüyorum” sözleriyle açıkladı.

Dünya Fotbol Şampiyonası’nın açılış töreninde sahne alan Shakira, sahnede Afrikalı dansçılarla birlikte müthiş bir şov sergilemiş, törene gelen binlerce seyirciyi coşturmuştu. Bunun kariyerinin dönüm noktalarından biri olduğunu vurgulayan sanatçı, “Şampiyona'ya katılmam kariyerimin doruk noktasıydı” dedi. Konserden sonra çok duygusal anlar yaşadığını ifade eden şarkıcı, hislerini “Konserin ardından annemi aradım, hep birlikte ağladık” sözleriyle anlattı.

Ünlüler Güney Afrika'ya akacak

Kolombiyalı şarkıcı, pek çok sanatçı ile birlikte FIFA 2010 Dünya Futbol Şampiyonası’nın kapanışında da sahne alacak. FIFA’dan yapılan açıklamada, kapanış töreninin sonunda dört yıl önceki turnuvanın şampiyonu İtalya Milli Futbol Takımı'nın kaptanı Fabio Cannavaro’nun kupayı sahaya getireceğini duyurdu. Çeşitli medya organlarında yer alan haberlere göre, Güney Afrika’daki şampiyonanın kapanış törenine pek çok ünlü isim de iştirak edecek. Bu isimler arasında, İspanya Kraliçesi Sophia, Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff ve Morgan Freeman, Leonardo Di Caprio, Charlize Theron gibi Hollywood yıldızlarının da yer alması bekleniyor.

Shakira, açılış konserinde sahnedeki şovuyla binlerce seyirciyi coşturmuştu.

10/07/2010

Brad Pitt de ABD Adına Dünya Kupası'nı istiyor

Ünlü Hollywood yıldızı Brad Pitt, ABD’nin 2018 ya da 2022 dünya kupalarına ev sahipliği yapmasına destek vermek için tanıtım grubuna katıldı. Tanıtım grubunda başka ünlü isimler de var.

 

Amerikalı aktör Brad Pitt

FIFA Dünya Futbol Şampiyonası’nın başlamasına sayılı günler kaldı. 2010 yılı Dünya Kupası’na ev sahipliği yapma şansını elde eden ülke Güney Afrika oldu. 2014 yılının Dünya Kupası’nın düzenleneceği ülke de belli. Dört yıl sonrasının şanslı ülkesi Brezilya.

Peki, 2018 ve 2022 yıllarında hangi ülkeler bu şansı elde edecek? FIFA İcra Komitesi söz konusu yıllarda hangi ülkelerin Dünya Futbol Şampiyonası’na ev sahipliği yapacağına, 2 Aralık’ta düzenlenecek oylamayla karar verecek.

Clinton ve Kissinger ile bir arada

Ünlü aktör Brad Pitt’in gönlü ise 2018 ve 2022 dünya kupaları için adaylığını açıklayan ülkesi ABD’nin bu hakkı kazanması. Pitt, bu amaçla, ABD Dünya Kupaları Teklif Komitesi'nin önerisini kabul ederek, tanıtım grubuna katıldı. 

Tanıtım grubunda, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, California Valisi Arnold Schwarzenegger ve yönetmen Spike Lee gibi isimler de bulunuyor.

Ünlü aktör yaptığı açıklamada, “Futbol gerçekten küresel bir spor dalı ve ABD’nin dünyanın en büyük spor aktivitesine tekrar ev sahipliği yapması yönündeki çalışmalara katılma fırsatı büyük bir onurdur” diye konuştu. ABD, 1994 yılında Dünya Şampiyonası’na ev sahipliği yapmıştı.

04/06/2010

Ban Ki Moon'un futbol diplomasisi

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon ile Uganda Cumhurbaşkanı Yoweri Museveni, savaş suçları kurbanlarının çektikleri acılara dikkat çekmek amacıyla düzenlenen bir dostluk maçında top koşturdu.

Uganda'nın başkenti Kampala'da düzenlenen etkinlik Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin katettiği mesafenin değerlendirileceği konferans öncesinde gerçekleştirildi.

Mahkemenin kurulmasına ilişkin anlaşma 1998'de imzalanmıştı.

Çok sayıda Ugandalı savaş suçları kurbanı.

Büyük bölümü de Tanrı'nın Direnişi Ordusu adlı örgütün mağduru.

Örgüt hakkında, son 20 yılda işlenen cinayet ve adam kaçırma eylemleri nedeniyle Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi tarafından savaş suçları iddiasıyla dava açılmıştı.

BBC'nin Afrika muhabiri Karen Allen, maçın Afrika genelinde Dünya Kupası nedeniyle estirilen futbol fırtınasını kullanarak savaş suçlarına dikkat çekmeyi hedeflediğini aktarıyor.

Ban Ki Moon, mavi formayla ''Adalet'' takımı, Museveni ise beyaz formayla ''Onur'' takımları adına mücadele ettiler.

Allen, her iki liderin 10 dakika sahada kaldıkları süre içinde maçtaki mücadeleden keyif aldıklarını aktarıyor.

Maçtan zaferle ayrılan ise, 1-0'lık galibiyetle Museveni'nin takımı oldu.

31/05/2010

Dostluk Maçı: ABD:2, TR:1 (Arda)

2010 Dünya Kupası’na katılacak olan Amerikan Milli Futbol Takımı, hazırlık kampını Amerika’nın en tanınmış üniversitelerinden Princeton’un tesislerinde gerçekleştirdi.

 

Takımın basın sözcüsü Michael Kammarman:

“Burada Amerika’nın dört bir yanından gelen gazetecileri gördük. Televizyondan, radyodan, gazetelerden basını izliyoruz. Yabancı basını da takip ediyoruz. Takıma gösterilen ilgi ve Dünya Kupası heyecanı çok büyük. Medya ilk kez futbol milli takımına bu kadar ilgi gösterdi.”

Kampta futbolcular hem hazırlık çalışmalarına devam etti,  hem de Güney Afrika’daki Dünya Kupası’na gidecek 23 oyuncuyu seçmek için elemeler yaptı.

Teknik direktör Bradley, oyuncuların takıma girmek için kendilerini kanıtlamaları gerektiği görüşünde:

“Takımdakı yerlerini her zaman hak etmeliler. Hazırlık kamplarında kendilerini göstermeleri şart. Çok iyi oynamaları gerekiyor.”

Amerikan Milli Futbol Takımı, hazırlık kampından sonra Çek Cumhuriyeti’yle oynadığı hazırlık maçını 4-2 kaybetti. Amerika ikinci hazırlık maçını Türkiye’yle bugün Philadelphia’da oynadı. 2-1 kazandı. Türkiye'nin golünü Arda attı.

Güney Afrika’ya giden Amerikan Milli Takımı, ilk sınavını 12 Haziran’da İngiltere’ye karşı verecek.

30/05/2010

Türkiye kaybetti, Euro 2016'nın ev sahibi Fransa

 

UEFA, 2016 yılında düzenlenecek Avrupa Futbol Şampiyonası'na evsahipliği yapmak üzere Fransa'yı seçti.

Son bir kaç haftaya üç adayla girilen yarışta mücadele fiilen Fransa ve Türkiye arasında yaşanıyordu.

 

UEFA Başkanı Michel Platini

UEFA Başkanı Michel Platini

Üçüncü aday ülke İtalya'nın şansı son bir kaç güne girildiğinde azalmış görünüyordu.

Fransa ve Türkiye son saatlere girildiğinde kulis faaliyetlerini de yoğunlaştırdı.

Türkiye'den Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, Cenevre'ye giderek Türkiye'nin sunumunun sonunda bir konuşma yaptı.

Fransa'dan da yine Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile Fransız futbol devi Zinedine Zidane da ülkeleri için kulis yapmak üzere Cenevre'ye gitmişti.

Avrupa Futbol Şampiyonası, Avrupa'nın en büyük spor organizasyonu.

UEFA İcra Komitesi'nin toplantısında yapılan oylamanın sonucu 7-6 Fransa'nın lehine oldu.

UEFA Başkanı Michel Platini ile 2. Başkan Şenes Erzik ve İtalyan Genel Sekreter Giancarlo Abete oylamaya katılmadı.

Sarkozy, Fransa devletinin başvuruyu desteklediğini ve turnuvanın başarıyla düzenlenmesi için gereken garantinin sağlanacağını vurguladı.

Fransa Futbol Federasyonu Başkanı Jean-Pierre Escalettes UEFA'ya kendilerine güveni için teşekkür etti.

Escalettes, ''Bu bizim için güzel bir gün. Güveninizi boşa çıkarmayacağız'' dedi.

2016 Avrupa Şampiyonası, ilk kez 16 yerine 24 takımla oynanacak.

Fransa, 1960'ta ilk kez düzenlenen Avrupa Şampiyonası'na da ev  sahipliği yapmış, 1984 yılında yine ev sahibi olduğu şampiyonayı da kazanmıştı.

Oylamanın sonucunu açıklayan UEFA Başkanı Michel Platini daha sonra düzenlediği basın toplantısında, başvuruların kendisini zor bir durumda bıraktığını belirterek, 'Ben bir Fransız'ım, adım İtalyanca ve Türkiye'de çok sayıda dostum var. Aynı durum Şenes Erzik için de geçerliydi'' dedi.

Ama sonunda UEFA'nın demokrasiye sahip olduğunu gösterdiğini kaydeden Platini, başvuruların üçünün de olağanüstü olduğunu belirtti.

28/05/2010

1.Ligin Kuvvetli Takımı Diyabakır'da  2.Lig'e düştü

Diyarbakırspor, Diyarbakır Amatör Ligi'nin iki ezeli rakibi Diclespor ve Yıldızspor kulüplerinin
24 Haziran 1968 tarihinde birleşmeleriyle kuruldu.

1968-1975 yılları arasında 8 sezon Türkiye 3. Ligi'nde mücadele eden Diyarbakırspor, 1975-1976 sezonunda Ali Kahraman'ın başkanlığı ve Şeyhmus Akçadağ'ın ikinci başkanlık ile futbol şube sorumluluğu görevlerini birlikte yürüttüğü dönemde Türkiye 2. Ligi'ne yükseldi ve ertesi sezon Türkiye 2. Ligi şampiyonu olarak 1. Lig'e yükseldi.

 

Diyarbakır Yıldızspor taraftarı

Spor adına, futbol adına kentte muhteşem bir atmosfer vardır.

Diyarbakırspor yine aynı başarıyı gösterir ve 2. ligde Kayserispor'un 3 puan önünde şampiyon olarak, 1'nci lige çıkma başarısını gösterir.

Diyarbakırspor'un gösterdiği bu başarı dünya futbol tarihine geçer. Çünkü art arda şampiyonlukları birbirine ekleyerek 3. ligden 1. lige yükselmiştir.

Dünya futbol tarihinde bu başarıya Diyarbakırspor'dan sonra bir tek İngiltere'nin Nottingham Forest takımı ulaşmıştır.

Takım Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinden 1'nci lige çıkan ilk takım unvanını da almış olur.

Altın Çocuklar

 

Kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran oyunculardan Boğa Emin, Kaleci Mehmet Ali Biçer, Xoşxoş Emin, Ceylan Emin, Beton İsmail, Altunkafa Recep, Kapo Cahit çıktıkları karşılaşmalarda mağlubiyet aldıklarında "Biz şimdi kente hangi yüzle gideceğiz" diyerek hüngür hüngür ağlarlar.

Çünkü Diyarbakır spor bu günkü takımdan uzak, tamamen kentin yetiştirdiği oyunculardan oluşur.

Doksanlı yılların düşük yoğunluklu savaşına kurban gidenlerin cenazelerinin girdiği kentlerde Diyarbakır hoş karşılanmıyordu. Üstelik takımda neredeyse tek bir Kürt oyuncu bulunmadığı halde.

Daha ciddi bir durum TV ekranlarında baş gösterdi.

Bir takım spor adamları tribünlerden yükselen şoven yaklaşımları dillendirmeye başladılar.

 

İki binli yıllara gelindiğinde manzara neredeyse aynıydı. Kentin kulüp tesislerine de adını veren efsanevi Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan terörün sporla sona ereceğine inanıyordu.

Takımın perde arkası başkanı gibi çalışarak Süper Lig yolunda önemli adımların atılmasına yol açtı. Ancak çabaları takımı bir üst lige taşıyamadan suikasta kurban gitti.

Gaffar Okkan'ın ve bir "devlet memuru" olan Başkan Adnan Öktüren'in takım yönetimindeki etkileri milliyetçi söylemleri sona erdiremediği gibi takıma da "devlet takımı" yaftasının yapıştırılmasına yol açtı.

Deplasman maçlarında etnik kimliğiyle aşağılanmaya çalışılan takım kentteki taraftarını da böylece yitirmeye başladı.

Tümden yalnızlaştırılan takım ne içeride ne de dışarıda "sahip" bulabildi.

Diyarbakır spor, 3 Mayıs 2009 tarihinde 40 yıllık futbol tarihinde 6'ncı şampiyonluğuna ulaşarak süper lige çıktı.

Büyük takımlardan puan çıkarttıysa da yönetimsel zafiyetler ve takımın geçmişinden gelen borçları hiçbir zaman peşini bırakmadı.

Bursa'daki maç ise çöküşün başladığı yer oldu.

Geçtiğimiz yılın Eylül ayında Bursa da karşılaşmaya çıkan Diyarbakırspor yine bildik sloganlarla karşılaştı. Çıkan olaylarda on kişi yaralanırken beş kişi gözaltına alındı.

Açılan pankartlar ve "Kürtler Dışarı" sloganları nedeniyle Diyarbakırspor Başkanı Çetin Sümer, Bursaspor Başkanı İbrahim Yazıcı'ya, "Bu ülke hepimizin. PKK dışarı diyorlar. Ben PKK mıyım?" diye tepki gösterdi.

Ardından takımın ligden çekileceği açıklandı. Kamuoyunda günlerce süren tartışmaların ardından Sümer ikna edilerek takımın çekilmemesi sağlandı.

Ancak Bursaspor'un Diyarbakır'da maça çıkması ipleri kopardı. Maçın daha ilk dakikalarında çıkan olaylar sonucu Diyarbakır'ın sahası kapatılarak Bursaspor hükmen galip ilan edildi.

Ardından gelen maçlarla birlikte Diyarbakır spor evinde oynaması gereken sekiz maçı deplasmanda oynamakla cezalandırıldı. Haliyle alınan yenilgilerle takım Süper Lig'den düştü.

28/05/2010

13 yaşındaki Dağcı Everest'e tırmandı

Henüz 13 yaşındaki Amerikalı dağcı Jordan Romero, Everest'in zirvesine ulaşmayı başararak
Everest'in en genç fatihi oldu.

 

Dağcı Jordan Romero

Dağcı Jordan Romero

Kaliforniyalı 13 yaşındaki Jordan Romero; babası, babasının kız arkadaşı ve yerli Şerpalar'dan üç kılavuzla birlikte Everest'in zirvesine ulaşmayı başardı. 8 bin 848 metre ile dünyanın en yüksek dağı olan Everest Nepal'in Çin sınırında bulunuyor.

Şimdiye kadar Everest'in zirvesini gören en genç dağcı 16 yaşındaki Nepalli Temba Tsheri'ydi. Tsheri 2001 yılında yaptığı tırmanış sırasında donma sonucu 5 parmağını kaybetmişti.

Nepal'in aksine Çin'de, Everest'e tırmanış için yaş sınırlaması bulunmuyor. Bu nedenle Jordan Romero'nun da aralarında

bulunduğu ekip tırmanışı Everest'in Çin tarafında kalan bölümünden başlattı.

 

Dünyanın en yüksek dağı

Yedi kıtalık hedefe tek zirve kaldı

Romero bundan önce de henüz 10 yaşındayken Afrika'da bulunan 5 bin 892 metre yükseklikteki Kilimanjaro Dağı'na çıkmış, bunu diğer önemli zirveler takip etmişti. Romero şimdiye kadar sadece Antarktika'da bulunan Vinson Dağı'na tırmanmadı. Genç dağcı Aralık ayında 5 bin 140 metre yüksekliğindeki bu dağa da tırmanarak 14 yaşında yedi kıtanın en yüksek zirvelerine ulaşan en genç dağcı unvanını almayı hedefliyor.

Jordan'a tırmanışta eşlik eden dağcı babası ise oğlunun hayatını tehlikeye attığı yönündeki eleştirileri reddederek, "Dağın üst bölümünün adeta bir mezarlık olduğu doğru. Ancak burada tanıdığım ve beraber çalıştığım birçok profesyonel atletten daha fazla güvendiğim çok güçlü genç bir adamla karşı karşıyayız" açıklamasını yaptı.

Şimdiye kadar Everest tırmanışı sırasında 200'den fazla dağcı öldü. Bu, istatistiğe döküldüğünde zirveye çıkmaya çalışan her 10 kişiden birinin yaşamını kaybettiği anlamına geliyor.

22/05/2010

Avrupa Şampiyonu: INTER

 

 

Şampiyonlar Ligi finalini
INTER Diego'nu golleriyle 2-0 Kazandı

İspanya’nın başkenti Madrid’deki Santiago Bernabeu Stadı’nda TSİ 21.45’te başlayan mücadelenin galibi INTER

Karşılaşmayı İngiltere Futbol Federasyonu’ndan Howard Webb yönetti.

Geçtiğimiz iki sezonda 2. turu geçemeyen Inter, Jose Mourinho’nun ikinci yılında finale çıkmayı başardı.

Portekizli teknik adam, 1972’den beri mavi-siyahlıları ilk kez Avrupa kupalarında finale taşıdı. Porto’ya 2003’te UEFA Kupası, bir yıl sonra da Şampiyonlar Ligi’ni kazandırdı.

Bayern Münih’in Hollandalı teknik direktörü Louis van Gaal, Ajax’ta çalıştığı dönemde kazandığı birer Şampiyonlar Ligi, UEFA Kupası, UEFA Süper Kupası ve Kıtalararası Kupası’yla kariyerini sağlamlaştırdı.

Finalde karşı karşıya gelecek Bayern Münih ve Inter, sezonu 3 kupayla kapatmanın planlarını yapıyordu.

 

Golleri Arjantilli Diego Milito attı

 

 

Schalke’nin önünde Bundesliga şampiyonluğuna ulaşan Alman temsilcisi, Werder Bremen’i 4-0 yenerek Almanya Kupası’nı da kazandı.

Serie A’da zirve yarışı yaptığı Roma’yı geçip, üst üste 5. kez şampiyon olan Inter ise, rakibini İtalya Kupası finalinde de 1-0 yenerek, çifte kupa sevinci yaşadı.

Santiago Bernabeu’daki müthiş karşılaşma öncesi her iki kulübün 18 Yaş Altı Takımlarının mücadelesinde kazanan taraf rakibini 2-0 mağlup eden Inter oldu.

22/05/2010

Yıldız fabrikası gibi bir futbol akademisi

İngiltere Premier Ligi kulüplerinden birinin oyuncu izlemekle görevli bir çalışanı, "Aman Tanrım" diyerek mırıldanıyor.

Fildişi Sahili'ndeki futbol akademisi

 

Fildişi Sahili'ndeki akademi
birçok yıldız yetiştirdi

Onun iyi oyuncu görmeye aç gözleri, antrenman sahasına odaklanmış durumda.

Dünyanın muhtemelen en başarılı futbol akademisindeyiz.

Fildişi Sahili'nin Abidjan kentinin kenar mahallelerinde bir göl yakınlarında bu akademi.

Antrenman sahasında, 12 yaşındaki 22 çocuk yalınayak futbol oynuyor.

Ben bile bunun en büyüleyici, zekice ve çevik futbol olduğunu söyleyebilirim.

Adını vermememde ısrar eden İngiltere Premier Ligi'nin ünlü kulübünün görevlisi, "İyi teknik bekliyordum. Ancak beni şaşırtan oyuncuların taktiksel anlamda da ne kadar yetenki oldukları. Sahanın her yerinde olup bitenin farkındalar. Olağanüstüler." diyor.

Asec Mimosa Akademisi'nin İsviçreli yöneticisi Walter Ammann geliyor yanımıza, önce sessizce gülüyor, sonra "Burası bir cennet. Öyle değil mi?" diye soruyor.

Akademi bir yıldız fabrikası

Kolo Toure, Emmanuel Eboue, Salomon Kalou, Didier Zokora, Yaya Toure...

Asec Mimosa Akademisi'nden çıkan uluslararası yıldızların listesi dikkat çekici.

Peki nasıl oluyor da, bir klüp, bir ülke bu kadar başarılı oluyor?

Walter Ammann, akademinin çocukları nasaıl yetiştirdiğini gururla anlatıyor.

"Onları korumaya çalışıyoruz. Onlara sorumluluk almayı öğretiyoruz. Buraya gelen çocukların bazıları, okuyup yazamıyor bile..." diyor Ammann...

Eski İngiltere menajeri Sven-Goran Eriksson bir süre önce Fildişi Sahili milli takımını Dünya Kupası'nda çalıştırmayı kabul etmişti.

Sven-Goran Eriksson da, Asec Mimosa'nı dünyanın en başarılı futbol akademisi olduğu görüşünde.

"Afrikalılar fiziksel olarak güçlü, çabukluk doğalarında var. Bu ülkede birçok yetenekli oyuncunun olduğu açık" diyor ve ekliyor: "Ancak bu akademinin kalitesi en üst düzeyde. Sadece Afrika'da değil, dünyada da..."

Asec Mimosa Akademisi'nin kuralları gereği, sadece bir öğrenciyle röportaj yapmama izin veriliyor.

Walter Ammann bunun nedenini, "Birçok gazeteci buraya geliyor. Çocukların dikkatlerinin dağılmasını istemiyoruz" diye açıklıyor.

Görüştüğüm 15 yaşındaki forvet oyuncusu Charles Silue, futbol yıldızlarının posterleriyle dolu dolabını gösteriyor bana.

"Önce Barcelona'da, sonra da Manchester United'da forma giymek istiyorum" diyor bana.

Sonra da Fildişi Sahili'nin dünyada futbol fabrikasındaki başarısını en iyi şekilde özetliyor:

"Birçok genç Afrikalı oyuncu sadece para kazanmayı düşünüyor, buna odaklanıyor. Oysa bize burada farklı düşünmemiz, sorumlu olmamız ve hedeflerimize konsantre olmamız öğretiliyor.

Futbol, benim tutkum. Bir gün para da onu izleyecektir."

20/05/2010-Andrew Harding-BBC Afrika muhabiri

2018 ve 2022 Dünya Futbol Şampiyonası için yarış başladı

2018 ya da 2022’deki Dünya Futbol Şampiyonası'na ev sahipliği için aday ülkeler resmi başvurularını
FIFA Başkanı Sepp Blatter’e yaptı.

FIFA'nın kararını 2 Aralık'ta açıklaması bekleniyor.

 

FIFA Başkanı Sepp Blatter'e İngiltere'nin başvuru dosyasını ünlü futbolcu David Beckham sundu.

Tüm dünyayı önümüzdeki ay Güney Afrika'da yapılacak olan 2010 FİFA Dünya Futbol Şampiyonası heyecanı sarmışken gelecek turnuvalar için de yarış şimdiden başladı. 2018 ve 2022'de düzenlenecek Dünya Futbol Şampiyonası için Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği'ne (FIFA) resmi başvurular tamamlandı.

İsviçre’nin Zürih kentindeki FIFA merkezinde gerçekleştirilen başvuru töreninde en çok ilgiyi İngiltere’nin adaylık başvurusunu FIFA Başkanı Sepp Blatter’e sunan ünlü İngiliz futbolcu David Beckham gördü.

Beckham tören sırasında ülkesindeki futbol tutkusuna ve kültürel çeşitliliğe vurgu yaptı “Damarlarımızda futbol dolaşıyor. Bu hepimiz için böyle. Ve bir oyuncu için kendi ülkesi ve kendi seyircisi önünde Dünya Kupası maçı oynamak kadar heyecan verici başka bir şey yoktur” şeklinde konuştu. 2018 yada 2022’deki Dünya Futbol Şampiyonası’na aday olan İngiltere bu turnuvayı daha önce 1966 yılında düzenlemişti.

 

Çevreci bir turnuva konsepti sunan Hollanda ve Belçika heyetleri törene bisikletlerle geldi.

 Çevreci bir turnuva konsepti sunan Hollanda ve Belçika heyetleri törene bisikletlerle geldi.

2 milyon bedava bisiklet

2000 yılındaki Avrupa Futbol Şampiyonası’nı ortaklaşa düzenleyen Hollanda ve Belçika bu kez 2018 yada 2022 için yine birlikte başvuruda bulundular. Hollanda heyetinde yer alan ünlü futbol yıldızı Ruud Gullit “yeşil” bir Dünya Kupası sözü verdi ve organizasyonun kendilerine verilmesi durumunda şampiyona sırasında taraftarlara 2 milyon adet ücretsiz bisiklet dağıtılacağını söyledi. Diğer ülke heyetleri FİFA merkezine Limuzin araçlarla gelirken Johan Cruyff ve Paul van Himst başkanlığındaki Hollanda ve Belçika heyetleri törene bisikletle gelerek bu çevreci noktaya vurgu yaptılar.

Ev sahipleri 2 Aralık’ta açıklanacak

FIFA’nın 2018 ve 2022’de Kupa’ya ev sahipliği yapacak olan ülkeleri 2 Aralık’ta açıklaması bekleniyor. 2018 yılındaki turnuvanın bir Avrupa kentine verileceği görüşü yaygın. Avustralya, İngiltere, Japonya, Hollanda/Belçika, Rusya, İspanya/Portekiz ve ABD 2018 yada 2022 turnuvaları için aday olurken Katar ve Güney Kore sadece 2022 için adaylık başvurusunda bulundu.

14/05/2010

'Jose Nou Camp'ı fethetti'

Futbolda, Avrupa Şampiyonlar Ligi'nde dün akşam Bayern Münih'in finaldeki rakibi İtalya'nın İnter takımı olmuştu. İnter geçen hafta sahasında 3-1 kazandığı karşılaşmanın rövanşında, Barcelona'ya deplasmanda 1-0 yenilmesine karşın finale çıkan taraf oldu. İnter'in Brezilyalı oyuncusu Tiego Motta'nın 28. dakikada kırmızı kart gördüğü maçta, İtalyan ekibi geçtiğimiz yılın İspanya, Avrupa ve Dünya şampiyonu Barcelona'yı, uzatmaları dahil 66 dakika bir kişi eksik oynadığı maçta Şampiyonlar Ligi'nden eledi.

Guardian, Jose Mourinho'nun dün akşam Barcelona'dan intikamını aldığını vurguluyor. Mourinho geçmişte Barcelona'da tercüman olarak çalışmış, Barcelona taraftarları daha önce İnter'le oynadıkları maçta onunla dalga geçmek için "Tercüman" diye bağırmayı seçmişlerdi.

Times ve Daily Telegraph gazetelerinde, İnter Teknik Direktörü Jose Mourinho'nun, maçın bitiş düdüğünün ardından zafer işareti yaparak İnter seyircilerine doğru koşarken çekilmiş resmi var.

Times, "Mourinho 3 - Barcelona 2" demiş ve eklemiş "Jose Nou Camp'ı fethetti".

Daily Telegraph'ın spor ekinin manşeti ise "Mourinho'nun zamanı". Gazete, Nou Camp Stadı'ndaki maçta İnter'in 10 kişiyle sabırla direndiğini belirtiyor.

Futbol dünyasında bir süre konuşulacağa benzer maçın Daily Telegraph'daki istatistiklerine bakılırsa Barcelona'nın maçta topa sahip olma oranı yüzde 86. İnter'in ise 90 dakika boyunca kaleyi bulan bir şutu dahi yok.

29/04/2010

Yasemin Dalkılıç vurgun yedi

 

Ünlü dalgıç Yasemin Dalkılıç, antremanda fenalık geçirdi.

Yorum Yaz Yazdır Eksenim'e Ekle Arkadaşına gönder RSS SMS Servisi Antalya'nın Kaş İlçesi'nde 1 Mayıs tarihinde rekor dalışı yapmaya hazırlanan Dünya Sualtı Serbest Dalış rekortmeni Yasemin Dalkılıç, yaptığı antrenman dalışı sırasında rahatsızlandı.

Ambulans helikopterle Antalya'ya gönderilen Dalkılıç'ın bilincinin açık olduğu bildirildi.

Konu ile ilgili açıklama yapan Dalkılıç'ın basın danışmanı Nehir Çetiner, durumunun ciddi olmadığını, yaşanan bu olayın 1 Mayıs'taki rekor dalışa engel olamayacağını söyledi.

26/04/2010

İnter Barcelona'yı durdurdu

İnter: 3 - Barcelona: 1

Şampiyonlar Ligi yarı final ilk maçında İnter sahasında konuk ettiği Barcelona'yı 3-1 yenmeyi başardı. İnter elde ettiği bu skorla

 

rövanş maçı için Barcelona karşısında büyük avantaj sağlamış oldu.

Şampiyonlar Ligi’nde erken final olarak nitelendirilen İnter – Barcelona maçı dün akşam oynandı. Büyük bir heyecan fırtınasına sahne olan İnter – Barcelona maçı, ev sahibi İnter’in 3-1’lik üstünlüğü ile sonuçlandı.

Giuseppe Meazza’da oynanan karşılaşmada İnter’e galibiyeti getiren golleri karşılaşmanın 30. dakikasında Wesley Sneijder, 48.dakikada Maicon ve 61.dakikada Diego Milito kaydederken, konuk ekip Barcelona’nın golü 17.dakikada Pedro’dan geldi.

JOSE MOURİNHO FARKI

İnter’in Portekizli teknik adamı Jose Mourinho takımına aşılağı taktik ve oyuna zamanında müdahaleleri ile büyük beğeni topladı. Barcelona ile oynadığı son 5 maçta gol atamayan İnter, bu karşılaşmada Barcelona ağlarına 3 gol birden atarak bu şanssızlığını yıkmış oldu.

İnter dün akşamki maçta Şampiyonlar Ligi’nin favori takımını yenerek, Şampiyonlar Ligi’nde oynadığı son 6 karşılaşmadan galibiyetle ayrılmış oldu.

RÖVANŞ 28 NİSAN’DA CAMP NOU’DA

İnter’in Barcelona’yı 3-1 yendiği Şampiyonlar Ligi yarı final maçının rövanşı 28 Nisan’da İspanya’da Barcelona’nın Camp Nou Stadı’nda oynanacak. İnter’de Dejan Stankovic Barcelona’da ise kaptan Puyol sarı kart cezalısı oldukları için rövanş maçında oynayamayacak.

21/04/2010

Bisiklet Turu'nu İtalyan Giovanni

46. CUMHURBAŞKANLIĞI TÜRKİYE BİSİKLET TURU'NU İTALYAN SPORCU GİOVANNİ VİSCONTİ KAZANDI

46. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu'nu İtalyan sporcu Giovanni Visconti kazandı.

İstanbul'da 11 Nisan Pazar günü başlayan 1257 kilometrelik parkur, bugün koşulan Alanya - Antalya etabıyla sona erdi.

46. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Bisiklet Turu'nu, ferdi genel klasman sıralamasında 32 saat 42 dakika 28 saniyede tamamlayan ISD Neri takımından Giovanni Visconti kazandı.

Genel klasmanda HTC Columbia'dan Tejay Van Garderen ikinci, Fransa'nın Cofidis takımından David Moncoutie üçüncü olurken, ilk üç sporcu, sırasıyla 17 bin 343, 8 bin 771 ve 4 bin 330 avro ödül aldılar.

Turun son etabı olan 166 kilometrelik Antalya - Alanya etabını ise 3 saat 41 dakika 42 saniye derece ile ABD'nin HTC Columbia takımından Andre Greipel birinci tamamladı. Greipel bu turda, 5 etabı birinci olarak bitirdi, ancak genel klasmanda ilk üç sıraya giremedi.

18/04/2010

 

Haber ve Bilgilerin Tamamı

Messi'nin hikayesi
 

Yaklaşık 3 yıldır yeşil sahalarda esmekte olan ve gün geçtikçe kuvvetlenen Messi rüzgarının artık stadyumların dışında da hissedilmeye başlandığını söylemek yanlış olmaz.

Dünyanın dört bir yanında futbolla ilgisi olsun ya da olmasın hemen herkes, en azından Messi’nin ismini duymuş durumda. Messi’nin futbol oynadığı ve yaşadığı Barselona şehrinde ise bu isim son zamanlarda en çok anılan isim olabilir.

Barselona merkezli La Vanguardia gazetesinde geçtiğimiz hafta Pazartesi ve Salı günleri, Màrius Serra’nın iki gün üstüste kaleme aldığı köşe yazılarının başlığı “Adjectivos para Messi” yani “Messi’nın sıfatları” idi.

Futbol yorumcularının Messi’yi niteleyecek sıfat bulamamamaktan yakınmalarına anlam veremediğini söyleyen politika yazarı Serra’nın pazartesi günkü köşesini, İspanyolca sözlüğün A ve F hafleri arasında yer alan 264 adeta ‘Messi’yi ifade edebilecek sıfat’ kapladı.

Yazar ertesi gün de G’den Z’ye kadar devam etti ve tahmin edilebileceği üzere, ‘spekteküler’, ‘ilahi’, ‘mazbut’, ‘mütevazi’nin de aralarında bulunduğı yüzlerce sıfatın tümü olumlu çağrışımlara sahipti.

Messi’nin sadece Barselonalılar’da değil hemen herkeste böylesi bir sempati uyandırmasında futbol becerisi ve mütevazi duruşunun büyük rol oynadığı apaçık.

 

Zira Messi, adı şimdiden gelmiş geçmiş en iyi futbolcu adayları arasında Pele ve Maradona’yla birlikte anılmasına rağmen, tüm bu iltifatları mütavezi bir şekilde karşılayabilen bir oyuncu.

El Classico sonrası televizyon kameralarının yakaladığı Madrid’in yıldızı Christiano Ronaldo’ya ve Messi’ye ayrı ayrı sorulan, ‘kendiniz olmak size neler hissettiriyor’ sorusunu cevaplama biçimleri arasındaki fark Messi’nin bu özelliğini bir kez daha ortaya koydu: “Ronaldo olmak harika birşey!” diyerek narsizmin canlı örneği olan Ronaldo karşısında, “sorunuzu tam anlayamadım, ben sadece benim o kadar” diyen utangaç Messi.

Hormon tedavisi

Aslında Messi’yi Messi yapan bu iki özelliğinin, yani istisnai fubol becerisinin ve tevazusunun ardında, Messi’nin pek de bilinmeyen geçmişi, Arjantin’in Rosario şehrinden Barselona uzanan öyküsü yatıyor.

Bundan 23 yıl önce doğan, tam adıyla Lionel Andrés Messi’nin fabrika işçisi babası ve bir yandan evlere temizliğe giden annesinin, Messi’den başka ilgilenmek durumunda oldukları iki oğul ve bir kızları daha vardır. Daha beş yaşındayken mahalle takımı olan Grandoli’de futbolla tanışan Messi, sekiz yaşında Rosario’nun altyapısı kuvvetli takımlarından Newell's Old Boys’un minikler takımına kabul edilecektir. Siyah-kırmızılı ekip, Messi’nin Barselona öncesi son durağı olacaktır ve tam da bu yıllarda Messi’ye büyüme hormonu yetersizliği teşhisi konulur.

Gerçekten de Messi yaşıtlarına göre çok ufak tefektir, ama sıradışı futbol kabiliyeti Arjantin’in dev klüplerinden River Plate’in dikkatinden kaçmaz. Fakat klüp, Messi’nin aylık 900 dolarlık hormon tedavisini üstlenmeyi kabul etmez ve bu yüzden transfer gerçekleşmeyecektir.

Aynı yıllar Arjantin’deki ekonomik krizin korkunç boyutlara vardığı, kitlesel işten çıkarmaların sıradan oluduğu bir dönemdir. Messi’nin tedavisi ailesi için de gittikçe ağırlaşan bir yük halini almaya başlamıştır. İşte tam bugünlerde, Messi’nin babası Jorge İspanya’daki akrabalarını ziyaret etmeye, ve bu arada İspanyol klüplerinde şanslarını denemeye karar verir. Messi geçtiğimiz yıl yayınlanan bir röpörtajında, 2000 yılının soğuk kış günlerinde günlerce babasıyla Barselona tesislerinin olduğu Camp Nou stadının etrafında attıkları turları unutamadığını söylecektir. O günlerde Messi 13 yaşındadır ve yalnızca 1 metre kırk santimetre boyundadır.

 

Tevazu

Sonunda Barselona altyapı sorumlusu Carles Rexach sayesinde gerçekleşen transfer, Messi’nin hormon tedavisinin klüp tarafından karşılanması, babasına klübün altyapısında bir iş verilmesi ve hepsinden önemlisi Barselona tarihinin en önemli futbolcularından birinin klübe kazandırılması anlamına gelmektedir.

Hikayenin sonrası üç aşağı, beş yukarı biliniyor: Dünya futboluna renk katan Leo Messi her geçen gün kendini daha da geliştirerek taraflı tarafsız herkesi kendine hayran bırakmakta. Belki de daha önemlisi, hem yeşil sahalarda hem hayatta unutulmaya yüz tutmuş bir tavrın yeniden takdir görmesine vesile olmakta: Tevazu.

BBC-16/04/2010

Messi dünyanın en iyisi

 

 

Lionel Messi bu yıl birçok ödüle layık görüldü

Messi 2007'de Kaka,
2008'de Cristiano Ronaldo'nun ardında kalmıştı

Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği'nin (FIFA) 1991 yılından beri düzenlediği ''Yılın Futbolcusu'' ödülü, bu yıl İspanya'nın FC Barcelona takımında top koşturan Arjantinli Lionel Messi'nin oldu.

FIFA'nın İsviçre'deki merkezinde yapılan gala gecesinde, teknik adamlar ve milli takım kaptanlarının verdiği oylarla, FC Barcelonalı 22 yaşındaki forvet Messi, ödüle layık görüldü.

Messi, takımı FC Barcelona'nın 2009 yılında kazandığı 6 kupada da önemli katkı yapmıştı. 2004 yılından bu yana FC Barcelona'da forma giyen Messi, Katalan ekibinde 168 maçta 78 gol atma başarısını gösterdi.

Galada, yılın futbolcusu ödülünün yanı sıra, dünya genelinde 50 bin profesyonel futbolcunun oylarıyla yılın en iyi 11'i de belirlendi.

Marta'nın ödül rekoru

Gecede yılın en iyi bayan futbolcusu ödülü de Brezilyalı Marta Vieira da Silva'ya verildi. Halen ABD'nin Los Angeles Sol kulübü için top koşturan bayan krampon, böylece 4 yıldır üst üste dünyanın en iyi futbolcusu ünvanına layık görüldü.

Ayrıca FIFA Fair-Play ödülü, FIFA Başkanlık Özel Ödülü ile FIFA Gelişim ödülü de sahiplerini buldu.

France Football Magazine'in her yıl geleneksel olarak verdiği ''Altın Top (Ballon d'Or)'' ödülü de bu yıl Lionel Messi'ye verilmişti. Messi, 240 daha fazla oy aldığı Cristiano Ronaldo'yu geride bırakarak, ''Altın Top” ödülünü alan ilk Arjantinli futbolcu olmuştu.

Lionel Messi, ekim ayında da  İspanya Birinci Futbol Ligi (La Liga)'nin en iyi futbolcusu ödülüne layık görülmüştü. Messi, La Liga'da geçen sezon 23 gol atmış, Avrupa Şampiyonlar Ligi'nde kaydettiği 9 golle de takımının kupayı kaldırmasına katkı sağlamıştı. 22/12/2009

FİFA'da hangi oyuncu ne kadar oy aldı?

Bayan futbolcular sıralaması:

  • Lionel Messi (FC Barcelona/Arjantin) 1073 puan

  • Cristiano Ronaldo (Real Madrid/Portekiz) 352 puan

  • Xavi (FC Barcelona/İspanya) 196 puan

  • Kaká (Real Madrid/ Brezilya) 190 puan

  • Andrés Iniesta (FC Barcelona/ İspanya) 134 puan

  • Marta (Los Angeles Sol/Brezilya) 833 puan

  • Birgit Prinz (1. FFC Frankfurt/Almanya) 290 puan

  • Kelly Smith (FC Arsenal/İngiltere) 252 puan

  • Cristiane (FC Santos/ Brezilya) 239 puan

  • Inka Grings (FCR Duisburg/ Almanya) 216 puan

Platini'den Ukrayna'ya iki ay süre

Avrupa Futbol Federasyonları Birliği UEFA'nın Başkanı Michel Platini,
altyapı sorunlarını çözme yolunda adım atması için,
2012 Avrupa Futbol Şampiyonası'nın ev sahiplerinden Ukrayna'ya iki ay mühlet verdi.

Maçların oynanacağı dört kentte iki gün boyunca incelemelerde bulunan Platini, Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç'le yaptığı görüşmede, hazırlıkların hızlandırılmasını istedi.

 

Platini, "Ukrayna Hükümeti'nden ilerleme sağlanması konusunda güvence istiyoruz. İki ay içinde bu yolda güçlü işaretler görmeyi arzuluyoruz."dedi, ancak bunun bir ültimatom olmadığını söyledi.

UEFA Başkanı'na göre, Yanukoviç de, gerekenin yapılacağı konusunda güvence verdi ve meselenin takipçisi olacağını belirtti.

16 ülkenin katılacağı 2012 UEFA Kupası'na Ukrayna, Polonya ile birlikte ev sahipliği yapacak.

Ukrayna'da ekonomik kriz, siyasi sorunlar ve kışın çetin geçmesi nedeniyle, altyapı hazırlıklarında sorunlar yaşandı. Başkent Kiev'de kupanın finaline ev sahipliği yapacak stadyumun inşaatında, şimdiden beş aylık bir gecikme söz konusu.

'Stadyum yetişmezse, Ukrayna ev sahipliği yapamaz'

Platini daha önce bu stadın zamanında yetiştirilememesi halinde Ukrayna'nın kupaya ev sahipliği yapamayacağını söylemişti.

UEFA Başkanı, "Stadyumun yetişmemesi durumunda UEFA'nın bir B planı ya da C planı yok. Nihai kararımızı vermek için bir-buçuk yıl bekleyemeyiz" dedi.

Ukrayna Hükümeti, altyapı projelerine kaynak yaratmak için haftalık hazine bonosu ihalelerine çıkmayı planlıyor. Ayrıca, 2012 kupası için bir piyango düzenlenecek.

2010 bütçesinde statların yenilenmesi, havalanı ve yolların altyapısının iyileştirilmesi için 3,3 milyar dolarlık kaynak aktarılması bekleniyor.

2016 kupasına da Türkiye talip.

Bir UEFA heyeti, birkaç gün önce Türkiye'de temaslarda bulunmuştu. 15/04/2010

Süper Lig'e Hoşgeldin Karabük
 

 

Bank Asya 1. Lig lideri Kardemir Karabükspor, ligin bitimine 4 hafta kala Turkcell Süper Lig'e çıkmayı garantiledi.

Bank Asya 1. Lig’de 30. haftanın son maçında lider Kardemir Karabükspor deplasmanda Çaykur Rizespor’u 3-0 yendi.

Kardemir Karabükspor bu galibiyetle bitime 4 hafta kala Turkcell Süper Lig’e yükselmeyi garantiledi.

Kardemir Karabükspor’a 3 puanı getiren golleri, 31. dakikada Şenol, 42. ve 60. dakikalarda da Yasin kaydetti.

12/04/2010

Yiğido'nun Kümede Kalma İnadı

 

 

29. haftanın kapanış maçında Sivasspor deplasmanda Kayserispor ile 2-2 berabere kaldı.

Turkcell Süper Lig’de 29. haftanın son maçında kümede kalma mücadelesi veren Sivasspor, deplasmanda Kayserispor ile karşılaştı.

Geçen hafta evinde Galatasaray’dan 1 puan alan Sivasspor, bu hafta da zorlu Kayseri deplasmanından 2-2’lik sonuçla 1 puan çıkarmayı başardı.

12/04/2010

Güney Afrika’nın ev sahipliği yapacağı 2010 Dünya Futbol Şampiyonası için geri sayım sürüyor. Ülkede şampiyona için heyecanı dorukta. Peki ev sahibi Güney Afrika'nın şampiyonadaki şansı ne kadar?

Güney Afrika'da düzenlenecek Dünya Futbol Şampiyonası için heyecan sürerken, ülkenin her köşesinde antrenman yapılan sahalarda parçalanmış toplar, eski ayakkabılar ve kırık dökük parçalar göze çarpıyor. Afrika’nın hemen hemen her yerinde meşin yuvarlağın peşinden koşan birilerini görmek mümkün. Futbol, Afrika’da bir halk sporu. Ancak aynı zamanda politikanın da bir oyun aracı.

Dünya Futbol Şampiyonası’nın başlamasına beş ay kala, özellikle Güney Afrika’daki futbol heyecanı had safhada. Johannesburg, Durban ve Cape Town gibi kentlerin her köşesinde bu önemli olaya ilişkin afişler yer alıyor. Özellikle de siyah Güney Afrikalılar, daha şimdiden takımlarına şans diliyor. “Gençler Gençler” anlamına gelen “Bafana Bafana” olarak adlandırılan Güney Afrika Milli Takımı’nın kazanması yürekten dileniyor. Peki, Güney Afrika, ilk turda Meksika, Uruguay ve Fransa gibi güçlü rakiplerine karşı dayanabilecek mi? Gazeteci ve yazar Bartholomäus Grill, bu konuda biraz kuşkulu:

“Güney Afrika Futbol Federasyonu, yolsuzluğun hâkim olduğu bir kurum. Neden Güney Afrika futbolu, milli takımı şimdi olduğu gibi böyle vasat sonuçlar elde ediyor diye sorarsanız, bunun hatalı bir gelişim stratejisi, gençlerin daha kötü eğitilmesi ve alt yapıya önem verilmemesi ile bağlantılı olduğu söylenebilir. Çünkü para eksik. Çünkü bu para kötüye kullanıldı.”

Futbol siyasete alet ediliyor

Yolsuzluk, Cape Town’dan Kahire’ye, Dakar’dan Darüsselam’a kadar, Afrika'nın spor dünyasının sıklıkla mücadele ettiği bir konu. Pek çok ülkede, güç sahibi kişiler, futbolu kendi çıkar ve hedefleri için kullanıyor. Örneğin eski Nijerya Diktatörü Sani Abacha, 90’lı yıllarda, Spor Bakanı üzerinden, milli takım üzerinde doğrudan nüfuz sahibi olmuştu. “Süper Kartallar” olarak da adlandırılan milli takımın tüm başarılarını kendi hesabına kaydetmişti. Ve bu tek örnek değil:

“Futbol, halkı oyalamak ve bir diktatörlükte ulus duygusunu ortaya çıkarmak için bir uyuşturucu olarak kullanılabilir. Devlet Başkanı Biya’nın neredeyse insanlığın başlangıcından bu yana iktidarda olduğu Kamerun’da böyle bir olay söz konusu. Ne zaman Kamerun başarılı olsa, üç gün tatil ilan ediliyor. İnsanlar sevinçten havalara uçuyor ve futbol kendi propaganda niyetleri için kötüye kullanılıyor.“ 

“Her takımın büyücüsü var“

Ancak futbolu sadece devlet başkanı ve bakanlar etkilemiyor. Tüm kıtada, olağanüstü güçlere karşı bir inanış da hâkim. Kazalar, bir keçinin ölümü ya da hastalıklar; tüm bunlar sıklıkla dünya dışı güçlere bağlanıyor. Grill, bu tür inanışların futbol sahalarına etkisini şu örnekle açıklıyor:

“Her takımın bir şifacısı ya da bir büyücüsü var. En güçlü olan ve en güçlü büyüyü yapan kazanıyor. Oyundan sonra “sizin maymun ayağı ve büyücüler işe yaramadı çünkü diğerleri daha iyisine sahipti” deniyor.“

Fildişi Sahilleri'ni tutuyor

Grill, özellikle bir takımın yarı finale çıkabileceğine inanıyor. O, Fildişi Sahilleri’ni tutuyor. Her ne kadar futbolcular ilk turda, Brezilya, Portekiz ve Kuzey Kore’ye karşı oynayacak olsa da.

“Tüm takım Drogba ve Yaya ile Eboue başta olmak üzere Avrupa liglerinin en iyi profesyonellerinden oluşuyor. Bu gerçekten iyi bir takım ve tabii aynı zamanda da en zorlu gruplardan birinde yer alıyor. Ancak ben onların yarı finale çıkacağına inanıyorum. Benim hayalimdeki final İspanya ve Fildişi Sahilleri’nin oynayacağı bir maç.“  06/01/2010

hazer.tv - ana sayfa©2005

 

Son Güncelleme:30/08/10