Son Güncelleme:09/08/11

Dünya Siyaseti, Haber, Yorum ve Analizleri-10

Ülkeler

Dünya Basını

Türkiye Siyaseti

Nükleer Güçler

Silahlanma

 

Önceki Sayfalar

Türk-Ermeni Protokolü İmzalanacak

Tarihi imzada son dakika krizi

Türk ve Ermeni hükümetlerinin üzerinde anlaştığı iki protokol Cumartesi günü İsviçre'nin

Zürih kentinde imzalanacak.

Türkiye, çevresinde güvenli ve artık kriz kaynağı olmayan bir bölge tesis etmekte kararlı...

Ankara, bu çerçevede güçlü bir irade sergileyerek, Erivan ile ilişkilerinde yeni bir dönemin önünü açtı.

Cumartesi günü Türk ve Ermeni Dışişleri Bakanları üzerinde uzlaşıya varılan protokolleri imzalayacak.

İmzalanan protokol Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelecek ve son sözü milli irade söyleyecek.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Erivan'daki milli maça gitmesiyle tabuları yıkan bir açılımın başlamıştı...

Ankara-Erivan hattında yürütülen "tam diyalog" temalı görüşmeler de sürece olumlu yansıdı ve bugüne gelindi.

Türk ve Ermeni hükümetlerinin üzerinde anlaştığı iki protokol Cumartesi günü İsviçre'nin Zürih kentinde imzalanacak.

Üzerinde çok konuşulan, tartışılan ve Türkiye'de muhalefetin karşı çıktığı protokolün içinde neler var?

Protokol Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan

İçin Neler Getiriyor?

Ermenistan İçin Önemli Unsurlar Şöyle:
-Sınırlar açılıyor,
-Diplomatik ilişki kuruluyor,
-Ulaşım için bağlantılar sağlanıyor,
-Türkiye, uluslararası kuruluşlardaki tüm vetoları kaldırıyor, enerji işbirliği başlıyor.

Türkiye İçin ise 4 Başlık Dikkat Çekiyor
-Ermenistan mevcut sınırı tanıyacak ki bu da Erivan'ın "Büyük Ermenistan" iddialarından vazgeçmesi anlamına geliyor.
-Soykırım iddialarını araştırmak üzere bir alt komite kuruluyor, komite, üçüncü ülkelerin araştırmacılarına da açılıyor.
-Ermenistan, ulusalararası kuruluşlarda soykırım iddiası ile lobi faaliyetine girmemeyi taahhüt ediyor.
Ermenistan da arşivlerini açıyor.

Ve Azerbaycan

Türkiye Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun ağzından Bakü'ye "Türkiye Cumhuriyeti Azerbaycan'ın aleyhine olacak hiçbir adım atmaz, izin vermez" sözü verdi.

Protokollerin İsviçre'de imzalanmasının ardından konu Meclis'e gelecek.

05.10.2009

Ermenistan'la protokolün imzalanacağı

salonda kimse kalmadı.

Tören belirsiz bir süre ertelendi

10.10.2009 18:37

Türkiye-Ermenistan arasındaki protokollerin imza törenini düzenleyen İsviçreli bazı yetkililer, basın mensuplarını bekledikleri locadan çıkartarak, imza töreninin belirsiz bir süre ertelendiğini bildirdi.

Türkiye ile Ermenistan arasındaki protokollerin imza törenini düzenleyen İsviçreli yetkililer, TSİ 18.00'de başlaması planlanan törenin yarım saat kadar sarkmasıyla birlikte, bazı sorunların olduğu ve imza töreninin tehlikeye girdiği haberlerinden sonra, basın mensuplarından törenin yapılacağı salonu boşaltmalarını istedi.

Aynı yetkililer, törenin ne zaman yapılacağını bilmediklerini belirterek, belirsiz bir süre erteleme olduğunu, basın mensuplarının basın merkezinde bekleyebileceğini kaydetti.

Salonda imza törenini bekleyen bazı davetlilerin de salonu terk ettikleri, basın merkezinde canlı olarak yayımlanan tören salonu görüntülerinin kesildiği ve yerine maç yayını yapılmaya başladığı gözlendi.

İmza krizi aşıldı

Protokol imzalandı
10.10.2009 19:50

 

Türkiye ile Ermenistan arasında ilişkilerin geliştirilmesine yönelik, "Türkiye Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti Arasında İlişkilerin Geliştirilmesine Dair Protokol", Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard Nalbantyan tarafından imzalandı.

Türkiye ile Ermenistan arasında tarihi imzalar

İsviçre'nin Zürih kentinde imzalanan protokol, Türkiye ile Ermenistan arasında ilişkileri her alanda geliştirmeyi hedefliyor ve bu çerçevede bazı somut adımlar atıyor.

Bu adımların başında, ortak sınırın, protokolün yürürlüğe girmesinden sonraki iki aylık bir süre içinde açılması yer alıyor. İki ülke ayrıca çeşitli alanlarda ve düzeylerde komisyonlar kurmayı kararlaştırırken, uluslararası uzmanların da katılımıyla tarihsel boyuta ilişkin bir alt komisyon kuruluyor.

-PROTOKOLÜN METNİ-
 "Türkiye Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti,

Aynı gün imzalanan Türkiye Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti arasında Diplomatik İlişkilerin Kurulması Protokolü rehberliğinde, İkili ilişkilerini karşılıklı çıkarlara saygı ve güven temelinde geliştirme hedeflerini göz önünde bulundurarak,

İkili ilişkilerini iki ülkenin ortak çıkarları temelinde, siyasi, ekonomik, enerji, ulaştırma, bilimsel, teknik, kültürel ve diğer alanlarda geliştirmeye ve ilerletmeye kararlı olarak,

Uluslararası ve bölgesel örgütlerde işbirliğinin, iki ülke arasında özellikle BM, AGİT, Avrupa Konseyi, Avrupa-Atlantik İşbirliği Konseyi ve KEİ kapsamında geliştirilmesine destek vererek,

İki devletin, bölgede demokratik ve sürdürülebilir gelişmenin sağlanması, bölgesel istikrar ve güvenin artırılması için işbirliği yapmak yönündeki ortak amaçlarını dikkate alarak,

Bölgesel ve uluslararası uyuşmazlık ve çatışmaların uluslararası hukuk ilkeleri ve normları temelinde barışçı şekilde çözümlenmesi hususundaki taahhütlerini tekrarlayarak,

Terörizm, sınır aşan örgütlü suçlar, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı gibi bölgeye ve dünya güvenliği ve istikrarına yönelik ortak güvenlik tehditleri konusunda uluslararası toplumun eylemlerini güçlü şekilde desteklemeye hazır olduklarını yeniden vurgulayarak,

 

1- Bu Protokolün yürürlüğe girmesinden itibaren 2 ay içerisinde ortak sınırın açılması hususunda anlaşmışlardır,

 

2- Her iki ülkenin Dışişleri Bakanlıkları arasında düzenli siyasi istişare gerçekleştirilmesi,

İki halk arasında karşılıklı güven tesis edilmesi amacıyla, mevcut sorunların tanımlanmasına ve tavsiyelerde bulunulmasına yönelik olarak, tarihsel kaynak ve arşivlerin tarafsız bilimsel incelemesini de içerecek şekilde bir diyaloğun uygulamaya konulması,

İki ülke arasında mevcut ulaştırma, iletişim, enerji altyapısı ve şebekelerinden en iyi şekilde istifade edilmesi ve bu yönde tedbirler alınması,

İki ülke arasında işbirliğini güçlendirmek amacıyla ikili hukuki çerçevenin geliştirilmesi,

İlgili kurumlar arasında ilişkilerin desteklenmesi ve uzman ve öğrenci değişimini teşvik etmek yoluyla bilim ve eğitim alanlarında işbirliği yapılması ve iki tarafa ait kültürel mirasın korunması ve ortak kültürel projelerin başlatılması amacıyla harekete geçilmesi,
İki ülkenin vatandaşlarına gerekli yardımı ve korumayı sağlayabilmek için 1963 tarihli Konsolosluk İlişkilerine dair Viyana Sözleşmesi uyarınca konsolosluk alanında işbirliği tesis edilmesi,
İki ülke arasında ticaret, turizm ve ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla somut tedbirler alınması,

Çevre konularına ilişkin diyalog kurulması ve işbirliğinin güçlendirilmesi, hususlarında anlaşmışlardır.

3- Ayrıca, bu Protokol'ün 2. işlem paragrafında ifade edilen yükümlülüklerin hızlı bir şekilde uygulanmasını teminen, ayrı alt komisyonları da kapsayan Hükümetlerarası bir ikili Komisyon'un kurulması hususunda anlaşmışlardır. Hükümetlerarası komisyonun ve alt komisyonlarının çalışma kurallarını hazırlamak üzere işbu Protokolün yürürlüğe girmesini izleyen günden 2 ay sonra iki Dışişleri Bakanı başkanlığında bir çalışma grubu oluşturulacaktır. Bu çalışma kuralları, işbu Protokol'ün yürürlüğe girmesini izleyen 3 ay içerisinde Bakanlar seviyesinde onaylanacaktır. Hükümetlerarası komisyon anılan çalışma kurallarının kabul edilmesinin hemen ardından ilk toplantısını gerçekleştirecektir.

Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, geçtiğimiz yıl Türkiye-Ermenistan futbol maçını izlemek üzere Erivan'a gitmiş, ziyaret buzları eritmişti

Ankara ile Erivan arasında ilişkilerin normalleştirilmesini öngören protokoller, bugün Zürih’te imzalanıyor. Tarihi imza törenine ABD ve Rusya dışişleri bakanları da katılıyor.  10/10/2009

Türkiye ile Ermenistan arasında normalleşme sürecini başlatacak protokoller bugün İsviçre’nin Zürih kentinde imzalanıyor.

Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard Nalbantyan'ın imzalayacağı protokoller, aşamalı olarak diplomatik ilişkilerin kurulmasını, Türkiye’nin 1993 yılından bu yana kapalı tuttuğu Ermenistan sınır kapısını açmasını ve 1915 olaylarına ilişkin soykırım tartışmasının, kurulacak bir komisyon ile incelenmesini öngörüyor.

Birçok gözlemci tarafından tarihi olarak nitelendiren anlaşma, İsviçre’nin arabuluculuğunda yaklaşık 1 yıldır süren gizli müzakereler soncunda sağlanmıştı. Bu nedenle imza törenine İsviçre Dışişleri Bakanı Micheline Calmy-Rey ev sahipliği yapıyor.

Büyük güçlerden destek

Türkiye ile Ermenistan arasındaki yakınlaşma süreci, ABD başta olmak üzere büyük güçler tarafından büyük destek görüyor. Bu desteğin ifadesi olarak, imza törenine üst düzey katılım bekleniyor.

İsviçre Dışişleri Bakanı tarafından yapılan açıklamada törene ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner, AB Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana'nın katılacakları ifade edildi.

“1915’e değil, 2009’a bakıyoruz”

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Philip Crowley, Türk-Ermeni ilişkilerinde ABD Dışişleri Bakanlığı olarak 1915 olaylarına değil, "2009'a odaklandıklarını" bildirerek, "bu yüzden Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, diğer bazı önemli şahsiyetlerle birlikte bugün Zürih'te olacak" dedi.

Crowley, Dışişleri Bakanlığında düzenlediği günlük basın toplantısında, "Başkan Barack Obama, adaylığı sırasında 1915 olaylarından 'soykırım' diye söz etti, ancak başkan olunca bu ifadeyi kullanmadı. Bu değişikliğin nedeni ne" şeklindeki soruyu yanıtladı.

Obama'nın 24 Nisanda yaptığı açıklamanın, yönetimin bu konudaki tutumunu yansıttığını belirten Crowley, "Biz Dışişleri Bakanlığında 2009'a odaklanmış durumdayız ve bu nedenle Dışişleri Bakanı Clinton, Rusya ve Fransa'nın dışişleri bakanları ve (AB Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi) Javier Solana ile birlikte bugün Zürih'te olacak, çünkü uzun bir sürecin ardından Türkiye ve Ermenistan tarafından atılan bu adımın önemini farkındalar" diye konuştu.

Sırada zor adımlar var

Bununla birlikte, protokollerin imzasından sonra hala yapılması gereken işlerin olduğunun da bilindiğini söyleyen Crowley, protokollerin her iki ülkenin parlamentosunda görüşüleceğine dikkati çekti.

Crowley, Türkiye ve Ermenistan'ın, ilişkilerin normalleştirilebildiği, sınırların açılabileceği bir konuma ilerlediğini görmenin, iki ülke tarafından atılan çok önemli bir adım olduğunu" belirterek, tüm süreç boyunca ABD ve AB'nin buna destek verdiğini kaydetti.

Alt komisyonlar, bu andan itibaren en geç 1 ay içerisinde çalışmalarına başlayacak ve görevlerini tamamlayana dek ara vermeden çalışacaklardır. Uygun olması halinde alt-komisyonlara uluslararası uzmanlar da katılacaktır."

-PROTOKOLÜN EK BELGESİ-

Protokolün ek belgesinde de uygulamaya ve ilişkilerin nasıl geliştirileceğine dair unsurlar ve zaman çizelgesi yer alıyor.
Ek Belge'ye göre:

"Atılacak adımlar:

1- Ortak sınırın açılması: Türkiye Cumhuriyeti ile Ermenistan Cumhuriyeti arasında İkili İlişkilerin Geliştirilmesi Protokolünün yürürlüğe girmesinden sonra iki aylık bir süre içinde,
2- İki Dışişleri Bakanının başkanlığında, hükümetlerarası komisyonun ve alt komisyonlarının çalışma kurallarını hazırlamak üzere bir çalışma grubunun oluşturulması: Türkiye Cumhuriyeti ile Ermenistan Cumhuriyeti arasında İkili İlişkilerin Geliştirilmesi Protokolünün yürürlüğe girmesini izleyen günden 2 ay sonra,
3- Hükümetlerarası komisyonun ve alt komisyonlarının çalışma kurallarının Bakanlar düzeyinde onaylanması: Türkiye Cumhuriyeti ile Ermenistan Cumhuriyeti arasında İkili İlişkilerin Geliştirilmesi Protokolünün yürürlüğe girmesinden sonra 3 aylık bir süre içinde,
4- Hükümetlerarası komisyonun ilk toplantısının düzenlenmesi: Hükümetlerarası komisyonun ve alt komisyonlarının çalışma kurallarının Bakanlar düzeyinde onaylanmasından hemen sonra,

5- Aşağıdaki alt komisyonların çalışmaya başlamaları:
-siyasi istişare alt komisyonu;
-ulaştırma, iletişim ve enerji altyapı ve şebekeleri alt komisyonu;
-hukuki konulara ilişkin alt komisyon;
-bilim ve eğitim alt komisyonu;
-ticaret, turizm ve ekonomik işbirliği alt komisyonu;
-çevre sorunlarına ilişkin alt komisyon; ve
-tarihsel boyuta ilişkin alt komisyon, iki halk arasında karşılıklı güven tesis edilmesi amacıyla, mevcut sorunların tanımlanmasına ve tavsiyelerde bulunulmasına yönelik olarak, tarihsel kaynak ve arşivlerin tarafsız bilimsel incelenmesini de içerecek şekilde bir diyaloğun uygulamaya konulması: (Bu diyalogda Türk, Ermeni ve İsviçre temsilcileri ile diğer uluslararası uzmanlar da yer alacaklardır.)

Papandreu Türkiye'ye geldi.

Yunanistan'ın çiçeği burnunda Başbakanı Papandreu Türkiye'ye geldi.

Yunanistan'da hafta sonu yapılan seçimlerde iktidara gelen Yorgo Papandreu, ilk yurtdışı ziyaretini Güneydoğu Avrupa Dışişleri Bakanları toplantısı dolayısıyla Türkiye'ye gerçekleştiriyor. Papandreu, ülkesinden getirdiği zeytin dalını eski dışişleri bakanlarından İsmail Cem'in mezarına bıraktı.

İsmail Cem ile özel dostluğu bilinen Yunan Başbakan, 2007'de İsmail Cem'in cenaze törenine katıldığında da, bahçesine birlikte diktikleri zeytin ağacından bir dalı mezarın üzerine bırakmıştı.

Erdoğan ile görüştü

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile bir araya geldi.

Başbakan Erdoğan'ın Dolmabahçe'deki Başbakanlık Çalışma Ofisi'ne de gerçekleşen görüşme, yaklaşık bir buçuk saat sürdü. Görüntü alınmasına izin verilen görüşme, basına kapalı olarak yapıldı.

Davutoğlu ile 25 dakika

Papandreu: Kıbrıs'ta iki tarafı da memnun edecek bir çözüm olması lazım

Başbakanlığa ait Hellenic Republic adlı özel uçakla saat 12.05'te Atatürk Havalimanı'na inen Papandreu'yu, Devlet Konukevi'nde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve diğer yetkililer karşıladı. Papandreu ve Davutoğlu, havalimanında yaklaşık 25 dakika süren basına kapalı bir görüşme yaptı.

Patrik'le görüştü

Fener-Rum Patrikhanesi'ni ziyaret eden Yorgo Papandreu, çan sesleriyle karşılandı. Papandreu, Fener-Rum Patriği Bartholomeos'a bir çift kol düğmesi hediye ederken, Patrik Bartholomeos da konuk Başbakan'a kendi isminin yazılı olduğu gümüş bir tepsi sundu.

Yaklaşık bir saat süren görüşmenin ardından yine çanlar eşliğinde patrikhaneden ayrılan Papandreu, gazetecilere yaptığı açıklamada, Türk halkının kendisini iyi tanıdığını ifade ederek, 10 yıl önce İsmail Cem ile sıkı çalışarak iki ülke arasında anlaşmaları hayata geçirip, işbirliğinde yeni dönemi başlattıklarını anımsattı.

"10 yıl önce sıkı çalıştık. Türkiye, AB'ye aday ülke oldu" diyen Papandreu, yine 10 yıl önce Yunan ve Türk halklarının yaşadığı feci depremlerde işbirliğine giderek mücadele ettiklerini söyledi.

Papandreu, Türk halkına karşı her zaman dürüst olduğunun bilindiğini, olumlu ihtimallerde ve gerçek problemlerde de dürüst ve açık davrandığını belirterek, "Kıbrıs konusunda çözüm bulmamız gerekiyor. Kıbrıs'ı bağımlılıklarından; AB'de yeri olmayan bölünme ve duvarlardan kurtarmamız gerekiyor. İkili ilişkilerimizde sınırlara ve toprak bütünlüğüne saygı duymamız gerekiyor. Bu sürdürülebilir ve iyi komşuluk ilişkilerin temelidir. Sorunlarımızı barışçıl tartışmalar yoluyla ve uluslararası hukuk çerçevesinde çözmeliyiz. Başarılı olursak, diğer bir deyişle başarılı olmak için çok çalışırsak, bu bütün dünyaya bir işaret olacaktır. Bu barışın işareti olacaktır" dedi.

Yunan lider, Heybeliada ruhban okulu konusunun da AB sürecinde ele alınması gerektiğini kaydetti.

İsmail Cem'in mezarına ziyaret

Papandreu, daha sonra eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki mezarını ziyaret etti. Papandreu'yu, İsmail Cem'in mezarının başında, Cem'in eşi Kadriye Elçin Cem, oğlu İhsan Kerim Cem, kızı İpek Cem Taha karşıladı.

Konuk Başbakan, Cem ile Yunanistan'da birlikte ektikleri ve barışı simgeleyen zeytin ağacından koparılmış bir dalı Cem'in mezarına bıraktı. Papandreu'nun mezarlıktan ayrılmasının ardından gazetecilere açıklama yapan Kadriye Elçin Cem, Papandreu'nun ziyaretini, "birbirlerini çok seven ve barış için çok çalışan iki devlet adamının buluşması" olarak nitelendirdi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da Papandreu'nun mezarlığa gelmesinden önce Cem'in mezarını ziyaret etti ve dua etti. Davutoğlu, Papandreu'nun ziyaretinin büyük bir nezaket olduğunu dile getirdi.

Papandreu akşam saatlerinde Atina'ya dönecek. Toplantılara "Yunanistan Dışişleri Bakanı" sıfatıyla katılacak olan Papandreu'ya, Dışişleri Bakan Yardımcısı Dimitri Drucas eşlik ediyor.

Türkiye'den ayrıldı

Yunanistan Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, Yunanistan Hava Kuvvetlerine ait uçakla Türkiye'den ayrıldı.
Papandreu'yu, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi'nde, İstanbul Valisi Muammer Güler ve öteki ilgililer uğurladı.

CNN-10/10/2009

 

 

 

Cem-Papandreu dostluğu

57'nci hükümetin Dışişleri Bakanı

İsmail Cem

ve dönemin Yunanistan Dışişleri Bakanı

 Yorgo Papandreu

kurdukları samimi diyaloglu fotoğrafları

Türk ve dış basının sayfalarını günlerce süslemişti.

Almanya'da koalisyon Türkiye'ye takıldı

Almanya’da Hristiyan Birlik Partileri ile Hür Demokrat Parti arasında koalisyon görüşmelerinde çetin pazarlıklar yapılıyor. Türkiye'nin AB üyeliği Hristiyan Sosyal Birlik ile Liberaller arasında görüş ayrılığı yarattı.

Kardeş partiler Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) ile Hür Demokrat Parti (FDP) arasında devam eden koalisyon görüşmelerinde, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliği konusu pürüz yarattı. Koalisyon görüşmeleri çerçevesinde oluşturulan dış politika ve güvenlik çalışma grubunda gündeme gelen konuda, Hristiyan Sosyal Birlik ile Hür Demokrat Parti farklı görüşleri paylaşıyor.

CSU tam üyeliğe kesinlikle karşı

Hristiyan Sosyal Birlik Partisi Avrupa Politikaları Uzmanı Thomas Silberhorn, Hristiyan Birlik Partileri’nin ortak görüşünün, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye tam üyelik yerine imtiyazlı ortaklık vermesi olduğunu tekrarladı. 

"Bunun ötesinde Hristiyan Sosyal Birlik parti programında da Türkiye’nin Avrupa Birliği tam üyeliğine ”hayır” dediğimizi ifade ettik" diyen Silberhorn, Hristiyan Demokrat Birlik'ten bu noktada farklı olduklarını kaydetti.

FDP, CSU'nun önerisine karşı

Alman basınında çıkan haberlere göre, Hristiyan Sosyal Birlik, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini kesin dille reddeden bir ifadenin hükümet protokolünde yer almasını istedi. Buna karşılık Hür Demokrat Parti lideri Guido Westerwelle Türkiye’nin üyeliğinin önümüzdeki dört yılı ilgilendiren bir konu olmadığı gerekçesiyle, böyle bir ifadenin hükümet protokolünde yer almasını reddetti. Hür Demokrat Parti’den Rainer Stinner, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliği konusundaki görüşlerinin son derece açık olduğunu belirtti: "Biz şunu söylüyoruz; Avrupa Birliği Türkiye ile müzakerelere başladı ve bu müzakereler ucu açık olarak devam etmeli. Bu bizim  Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği konusundaki duruşumuzu da yansıtıyor. Bizce Almanya’nın Avrupa Birliği’ne bağlı olarak almış olduğu bu karardan vazgeçmesinin anlamı yok."

Hükümet protokolündeki ifadeler

Hristiyan Sosyal Birlik Partili Silberhorn’a göre, Hristiyan Demokratlar arasında Türkiye’nin tam üyeliğini savunan politikacılar azınlığı oluşturuyor. Silberhorn, Hür Demokrat Parti ile de bir çok konuda benzer görüşleri paylaştıklarını kaydetti. Silberhorn'a göre müzakerelere ucu açık olarak devam edilmesi ve Avrupa Birliği’ne tam üyeliğin yanı sıra farklı modellerin; imtiyazlı ortaklık veya yakın işbirliği gibi modellerin de gündeme gelmesi konusunda aralarında fikir ayrılığı bulunmuyor. Ancak Hür Demokrat Parti bu konuda karar belirtecek ifadelerin hükümet protokolünde yer almasına karşı çıkıyor. Silberhorn, bu aşamada hükümet protokolünde hangi ifadelerle yer alacağını tartıştıklarını vurguladı: "Bu görüşlerin  hükümet protokolünde nasıl ifade edileceği ise henüz belirlenmedi. Taslak metin üzerinde çalışmalar hâlâ sürüyor ve görüşmelere de devam edilecek. Kesin şekli ise hafta sonunda liderlerin de katılımı ile yapılacak görüşmelerde verilecek."

Hür Demokrat Parti, imtiyazlı ortaklık önerisine sıcak bakmıyor. Silberhorn da, koalisyon görüşmelerinde bu nokta üzerinde tartışmaların devam ettiğini vurguladı. Hür Demokrat Partili Stinner de, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine kesin bir dille karşı çıkan ifadelerin hükümet sözleşmesinde yer almaması için çaba göstereceklerinin altını çizdi.

Lambsdorff: Türkiye AB olgunluğuna erişmedi 

Avrupa Parlamentosu Liberaller Grup Başkan Yardımcısı,  Hür Demokrat Partili (FDP) Alexander Graf Lambsdorff ise Türkiye’nin henüz AB tam üyeliği için yeterli olgunluğa erişmediğini söyledi. Lambsdorff, başta iç politika olmak üzere Türkiye’de reform sürecinin son yıllarda yavaşladığına dikkat çekti. Lambsdorff, “özellikle ifade hürriyeti alanında atılması gereken çok adım var” dedi.

Türk Ceza Kanunu’nda Türklüğe ve Mustafa Kemal Atatürk’e hakareti suç sayan düzenlemelere işaret eden Alexander Graf Lambsdorff, Terörle Mücadele Yasası’nda da değişikliklere gidilmesi gerektiğini belirtti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Yalan yanlış haberleri yapan medyaya karşı sizler de kampanyanızı başlatın ve bu gazeteleri evinize sokmayın” çağrısını hatırlatan Lambsdorff, “Bütün bunlar AB üyeliğine aday bir ülkeye yakışmıyor” dedi.

Alexander Graf Lambsdorff, “Bugün Türkiye’nin AB üyeliği için yeterli olgunlukta olmadığını söylemek önemli. Ama aynı zamanda AB’nin de Türkiye’nin üyeliğine hazır olmadığını vurgulamak lazım” dedi. 

14/10/2009

Yakın ilişkilerden başka seçenek yok

Duisburg Essen Üniversitesi Siyasal Bilimler Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Heinz-Jürgen Axt ise şekli ne olursa olsun, Ankara ile Brüksel arasında yakın ilişki kurulmasından başka bir seçenek olmadığını dile getirdi. ”Benim düşümceme göre, Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak Avrupa Birliği ile sıkı ilişkiler kurarak bir yer edinmesi dışında bir imkanı yok. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne ihtiyacı var. Ama bunun tersine Avrupa Birliği de Türkiye’ye muhtaç. Bu işbirliği somut olarak nasıl görünecek, hangi şekilde olacak, buna gelecekte taraflar karar verecek.”

15/10/2009

Türkiye konusunda uzlaşma sinyali

Almanya'da yeni koalisyon hükümetini kurmak için müzakereleri yürüten Hrıstiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) ile Hür Demokrat Parti’nin (FDP) Türkiye’nin AB süreci konusunda uzlaşmaya vardığı bildirildi.

Alman Haber Ajansı dpa’nın haberine göre, dışişleri ve savunma alanındaki koalisyon çalışma grubu, Türkiye ile AB müzakerelerinin sürdürülmesini öngören bir taslağı benimsedi.

Buna göre, Türkiye ile yapılan katılım müzakerelerinin "ucu açık" olduğu, müzakerelerin sonucunun baştan belirli olmadığı vurgulanıyor. Sürecin başarısız olması durumunda ise, Türkiye'ye “imtiyazlı ortaklık” önerilmesi görüşü ifade ediliyor.

CSU gerileme neden olmuştu

Koalisyon müzakerelerinde Hrıstiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU), Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğine kapıyı kapatacak sert ifadelerin yer almasını talep etmiş, FDP buna karşı çıkmıştı. Liberal FDP, Türkiye'nin AB sürecinin, tam üyelik seçeneğini de içerecek şekilde sürmesini savunuyor.

AFP haber ajansı Hrıstiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) ile FDP'nin dün gece üzerinde anlaştıkları metnin büyük ölçüde, 2005 yılında CDU/CSU ile Sosyal Demokrat Parti (SPD) arasında imzalanan koalisyon sözleşmesindeki paragrafları içerdiğini duyurdu.

2005 yılındaki koalisyon sözleşmesinde de Türkiye ile yürütülen AB müzakerelerinin “ucu açık” olduğu vurgulanıyor ancak alternatif bir öneri olarak “imtiyazlı ortaklık” ifadesi belirgin bir şekilde yer almıyordu.

CDU/CSU ile Hür Demokrat Parti koalisyon sözleşmesi üzerinde son rötüşları gelecek hafta tamamlamayı planlıyor.

16/10/2009

Son Güncelleme:09/08/11