|
|
|
Köhler veda etti |
|||||||||||
|
Sürpriz bir kararla istifa eden Almanya Cumhurbaşkanı Köhler dün düzenlenen törenle görevine resmen veda etti. Koalisyon ortaklarının ortak adayı Christian Wulff ise seçileceğine kesin gözüyle bakıyor.
Alman ordusunun yurtdışı misyonları hakkında söylediği sözlerin yanlış değerlendirilmesini ve gelen eleştirilerin Cumhurbaşkanlığı makamına gösterilmesi gereken saygıyla bağdaşmadığını gerekçe göstererek iki hafta önce istifa eden Horst Köhler, dün Berlin'deki Bellevue Sarayı'nda düzenlenen askerî törenle görevine veda etti. Törene Almanya Başbakanı Angela Merkel, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle ile Federal Meclis Başkanı Norbert Lammert de katıldı. İstifası nedeniyle sert eleştirilere hedef olan Köhler, törende duygulu anlar yaşadı ancak istifa nedenini açıkladığını bu konu hakkında daha fazla konuşmak istemediğini de sözlerine ekledi. Bununla birlikte 67 yaşındaki Köhler, “Almanya'nın siyasi kültüründe saygı ve dürüstlüğün çok güçlü bir yere sahip olması gerektiğini” vurguladı. Bu sözleri üzerine Köhler'in çok uzun süre alkışlandığı belirtildi.
Köhler'in duygularına blues tercüman oldu Öte yandan Köhler'in vedası için seçtiği son şarkı her şeyi anlatır gibiydi. Zira Horst Köhler, askerî bando tarafından çalınan üç parçadan ikisini ordu marşlarından seçerken, üçüncü tercihini hüzün ve hayalkırıklığını en iyi anlatan müzik türlerinden blues müziğinden yana koydu ve veda şarkısı olarak “St. Louis Blues” adlı parçayı seçti. Şarkının sözleri arasında, “Eşyalarımı toplayıp buradan gidiyorum” cümlesi dikkat çekiyor. Köhler, eşi Eva Luise ile birlikte, cumhurbaşkanlığı görevi boyunca kendisiyle çalışan 150 kişiyle de tören öncesinde vedalaştı. Nefesler tutuldu Şimdi dikkatler yeni cumhurbaşkanının seçileceği 30 Haziran tarihine çevrildi. Cumhurbaşkanını 1244 kişiden oluşacak Federal Seçiciler Kurulu belirleyecek. Kurulu, bütün milletvekilleri ile 16 eyaletin seçeceği aynı sayıdaki temsilciler oluşturacak. Cumhurbaşkanlığı için koalisyon ortaklarının önerdiği Aşağı Saksonya'nın CDU'lu Eyalet Başbakanı Christian Wulff, Sosyal Demokrat ve Yeşiller Partisi'nin ortak adayı Joachim Gauck ile Sol Parti'nin adayı Luc Jochimsen yarışacak. Köhler'in istifası Hrıstiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) ile Hür Demokrat Parti'nin (FDP) oluşturduğu koalisyon hükümeti içersindeki derin görüş ayrılıkların su yüzüne çıktığı bir döneme denk geldi. Tasarruf paketi ve zor durumdaki otomotiv şirketi Opel'e yapılacak yardım konusunda karşı karşıya gelen koalisyon ortaklarının liderlerinin ortak cumhurbaşkanı adayı olarak Hrıstiyan Demokrat Partili Christian Wulff'u önermesi hem CDU hem de FDP itirazlara yol açmıştı. Dün milletvekillerinin karşısına çıkan Wulff, kendinden emin konuştu ve tüm eleştirilere rağmen, “30 Haziran'da CDU, CSU ve FDP'nin oylarına güveniyorum” dedi. 16/06/2010 |
|||||||||||
|
Berlin'de cumhurbaşkanlığı yarışı başlıyor |
|||||||||||
Almanya’da koalisyon partileri Aşağı Saksonya Eyaleti Başbakanı Christian Wulff’u Cumhurbaşkanlığına aday gösterdi. Wulff ismine sıcak bakmayan Sosyal Demokratlar ve Yeşiller'in adayı ise teolog Joachim Gauck Almanya Cumhurbaşkanı Horst Köhler’in görevinden sürpriz bir kararla istifa etmesinden bu yana Berlin’i meşgul eden soru yeni cumhurbaşkanının kim olacağıydı. Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda önce Çalışma Bakanı Ursula von der Leyen’in ismi favori olarak geçti, ancak cumhurbaşkanlığına kadın bir politikacının seçilme olasılığının yarattığı heyecan kısa sürdü. Berlin’de dün bir araya gelen koalisyon partileri, daha önce muhtemel adaylar arasında ismi geçmeyen, ancak Hrıstiyan Demokrat Parti’nin önemli isimlerinden olan Christian Wulff’u cumhurbaşkanlığı makamına aday gösterdi. Koalisyon ortağı Hür Demokratların lideri Guido Westerwelle ve Aşağı Saksonya Eyaleti Başbakanı Christian Wulff’la birlikte gazetecilerin karşısına çıkan Başbakan Merkel, alınan kararı kamuoyu ile paylaştı. Merkel, “Bayanlar ve Baylar, sizlere bugün cumhurbaşkanlığı makamı için Christian Wulff’u önermek istiyorum. Christian Wulff’un ülkemizi temsil eden bu makamı üstlenmeye hazır olmasından dolayı son derece memnunum. Almanya’nın birleştiği dönemden beri tanıdığım Christian Wulff, insanlara, yeniliklere her zaman açık, yaratıcı bir kişiliktir” açıklamasını yaptı.
Koalisyon ortaklarından destek Merkel, Wulff için övgü dolu sözler söylerken, Hür Demokratların lideri ve Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle de partisinin Wulff’la federal ve eyalet düzeyinde yıllar boyu mükemmel bir işbirliği içinde çalıştığını dile getirdi. Westerwelle, “Çok iyi bir cumhurbaşkanımız olacak" dedi. Hrıstiyan Demokrat Birlik’in kardeş partisi Hrıstiyan Sosyal Birlik’in genel başkanı Horst Seehofer de şimdiye kadar verdiği hizmetleri takdirle karşıladıkları Christian Wulff’un adaylığını desteklediklerini ifade etti. Kendisine duyulan güven nedeniyle koalisyon partilerine teşekkür eden Aşağı Saksonya Eyaleti Başbakanı Wulff ise “kendisini büyük bir sorumlululuk gerektiren büyük bir görevin beklediğini” ifade etti. Wulff, aynı zamanda Horst Köhler’in istifa etmesinden üzüntü duyduğunu da sözlerine ekledi. Muhalefet karşı aday gösterdi Ancak muhalefet partileri, 30 Haziran’da yapılacak seçimde Christian Wulff’u desteklemeyecek. Sosyal Demokrat Parti ve Yeşiller, Doğu Alman istihbarat servisi arşivlerinden sorumlu federal dairenin eski başkanı ve teolog Joachim Gauck’u cumhurbaşkanlığına aday gösterdi. Cumhurbaşkanlığı arayışında Başbakan Merkel’i partisi içindeki dengeleri kollamakla eleştiren Sosyal Demokratların lideri Sigmar Gabriel, yapılan seçimin yanlış olduğunu savundu. Gabriel, “Başbakan, bizim tüm önerilerimizi geri çevirdi. Yaşanan şu güncel krizde cumhurbaşkanlığı için parti içi taktiklere göre karar verilmemelidir” dedi. Sol Parti ise ne koalisyon ortaklarının adayı Wulff’u ne de Sosyal Demokratlarla Yeşillerin ortak adayı Gauck’u destekleyecek. Sol Parti’nin de kendi adayını açıklaması bekleniyor. Almanya'nın yeni cumhurbaşkanını seçecek olan Federal Seçiciler Kurulu 30 Haziran çarşamba günü toplanacak. 04/06/2010 |
|||||||||||
|
Barzani: Açılıma destek verilsin |
|||||||||||
Kuzey Irak'taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi lideri Mesut Barzani, Ankara'daki görüşmelerine başladı. Barzani ilk olarak Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile görüştü ve görüşme ardından ortak bir basın toplantısı düzenlendi. Bölgesel yönetim lideri Barzani, Türkiye'de hükümetin başlattığı "açılım politikasını" desteklediklerini ve "Tüm Kürtlerin açılıma destek vermesi gerektiğini" söyledi. Barzani'nin uzun bir süre sonra Ankara'ya düzenlediği bu ilk ziyaret, Türkiye'de PKK'nın 'ateşkes' ve 'saldırmama' pozisyonunu değiştirme kararı aldığı ve çatışmaların arttığı bir döneme rastlıyor. Barzani ile görüşmelerde en öne çıkan konunun Türkiye ile Kuzey Irak yönetiminin PKK'ya karşı ortak tutum geliştirmesi olduğu bildiriliyor. Dışişleri Bakanı Davutoğlu"Teröre karşı güvenlik konusundaki işbirliğinden memnun" olduklarını söyledi. Davutoğlu ayrıca, Türkiye ile tam ekonomik entegrasyondan yana olduğunu söyledi. Barzani ise, Türkiye ile ilişkileri geliştirmek için her türlü işbirliğine hazır olduğunu belirtti. Kürt lider, Ankara'daki temasları çerçevesinde BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile de görüşecek. 03/06/2010 |
|||||||||||
|
Sarkozy'den Afrika çıkışı |
|||||||||||
|
Fransa Cumhurbaşkanı Nikolas Sarkozy, Afrika'nın BM Güvenlik Konseyi'nde temsil edilmesi gerektiğini söyledi. Sarkozy, önümüzdeki yıl, Fransa'nın G 8 ve G 20 dönem başkanlığını devralmasıyla bu alandaki reformları destekleyeceğini taahhüt etti. 25'inci Afrika-Fransa Zirvesi'nde konuşan Fransız lider, “Artık dünyanın küresel sahnede Afrika'ya da bir yer ayırmasının zamanı gelmiştir” diye konuştu. 01/06/2010 |
|||||||||||
|
Berlin'de Cumhurbaşkanı arayışı |
|||||||||||
|
Almanya Cumhurbaşkanı Horst Köhler’in görevinden sürpriz bir kararla istifa etmesinin ardından Berlin’de yeni cumhurbaşkanı arayışı başladı. Favori isimlerin başında Ursula von der Leyen geliyor.
Cumhurbaşkanı Horst Köhler'in istifa etmesi, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in çalışma takvimini de altüst etti. Güney Afrika’daki Dünya Futbol Şampiyonası’na İnnsbruck’ta hazırlanan Alman futbol milli takımına yapacağı ziyareti iptal eden Merkel, Litvanya’daki Baltık Konseyi zirvesine de katılamadı. Başbakanlık'taki koalisyon zirvesinde federal hükümetin tasarruf paketi ile sağlık sigortası reformu görüşülecekti. Ancak Horst Köhler’in istifası koalisyon partileri arasındaki buluşmanın da gündemini değiştirdi. Köhler’in halefinin 30 gün içinde seçilmesi gerektiğinden yeni adayın bir an önce belirlenmesi gerekiyor. Seçim tarihi açıklandı Seçim tarihini açıklayan Federal Meclis Başkanı Norbert Lammert, “Cumhurbaşkanı vekili, Almanya Başbakanı ve mecliste grubu bulunan siyasi partilerin genel ve grup başkanlarıyla yaptığım istişarelerin sonunda 14'üncü Seçiciler Kurulu'nun 30 Haziran Çarşamba günü toplanmasına karar verdim” diye konuştu. Anayasaya göre, Almanya’nın yeni cumhurbaşkanının da o tarihte, yani 30 Haziran’da seçilmesi gerekiyor. Federal Seçiciler Kurulu, 1244 kişiden oluşacağı için genel kurul salonu seçim gününe kadar tadilattan geçirilecek. Cumhurbaşkanlığı seçiminde bütün milletvekilleriyle 16 eyaletin seçeceği aynı sayıdaki temsilci de oy kullanacak. Aday arayışı Koalisyon partilerinin Seçiciler Kurulu'nda 20 ila 30 oyluk çoğunluğu bulunuyor. Bu çoğunluğa dayanarak cumhurbaşkanlığı makamına kendi adaylarının seçilmesinde ısrarlı olan Başbakan Angela Merkel, “Bu bakımdan iyi bir aday önerme şansımız olduğunu söyleyebilirim. Kendi adayımızı belirledikten sonra da diğer partilerle görüşmeye hazır olacağım” diye konuştu. Koalisyon partileri muhalefetin de onaylayabileceği bir aday arayışında. Maliyle Bakanı Wolfgang Schaeuble, hükümete lazım olduğu için görevinde kalacak. Aynı gerekçe Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ursula von der Leyen için de söyleniyordu, ama dünkü istişarelerin sonunda von der Leyen, iktidar ortaklarının favorisi oldu. Başbakanlık çevrelerinden yapılan açıklamalarda Almanya Çalışma Bakanı’na ‘yoğun öncelik’ tanındığı belirtiliyor. Hrıstiyan Demokrat ve Sosyal Birlik partilerinin öne çıkardıkları bu isme koalisyon ortağı Hür Parti’nin onay verip vermeyeceği yoksa kendi adayını mı seçime sokacağı son dakikaya kadar merak konusuydu. Çalışma Bakanı von der Leyen’in, Başbakan Merkel’in bu makamda aradığı özelliklere en yakın aday olduğu belirtiliyor. Merkel, Almanya’nın yeni cumhurbaşkanının uzlaşmacı ve halk tarafından benimsenmesi gerektiğini söylemişti. Seçim günü maç olmayacak Aday arayışının gerginleştirdiği Berlin’deki havayı yumuşatmak yine Meclis Başkanı Lammert’e düştü. Futbol meraklısı Lammert, cumhurbaşkanlığı seçiminin tarihini açıklarken “Seçim tarihinin tespitinde, seçimin diğer önemli olaylarla kesişip kesişmediğine bakanlar, bu diğer önemli hadise için Dünya Futbol Şampiyonası'nın maçsız bir gününü seçtiğimizi göreceklerdir” diye konuştu. 01/06/2010 |
|||||||||||
|
Köhler istifa etti |
|||||||||||
|
Almanya'da Cumhurbaşkanı 30 Haziran'da seçilecek Almanya'nın yeni Cumhurbaşkanı 30 Haziran tarihinde seçilecek. Federal Meclis Başkanı Norbert Lammert tarihin Başbakan Angela Merkel ve Federal Meclis'te temsil edilen partilerle yapılan istişareler sonucunda belirlendiğini açıkladı. Cumhurbaşkanı Horst Köhler'in dün açıkladığı sürpriz istifasının ardından Federal Meclis milletvekilleri ve eyaletlerden eşit sayıda üyeden oluşan Federal Seçiciler Kurulu’nun otuz gün içinde toplanarak Köhler'in halefini seçmesi gerekiyor. 01/06/2010 Almanya Cumhurbaşkanı Horst Köhler bugün istifa etti.
Köhler'in Alman ordusunun yurtdışındaki görevleri konusunda yaptığı açıklamalar, eleştirilere hedef olmuştu. Köhler'in, Alman ordusunun yurtdışı misyonlarının, Alman ekonomik çıkarlarının korunmasında önem taşıdığı yönündeki açıklamalarına siyasilerin yanı sıra toplumun farklı kesimlerinden eleştiri sesleri yükselmişti. Horst Köhler, bu sözleriyle Alman askerlerinin Afganistan'daki misyonunu kastetmediğini açıklamıştı. Bugünkü istifa açıklamasındaysa Köhler, ekonomik çıkarların güvence altına alınması için Alman ordusunun Anayasa'ya aykırı bir görev üstlenmesini savunduğu yönündeki iddialara tepki gösterdi ve bu tür eleştirilerin Cumhurbaşkanlığı makamına gösterilmesi gereken saygıdan yoksun olduğunu ve bu nedenle görevinden istifa etmeya karar verdiğini kaydetti. 31/05/2010 |
|||||||||||
|
Af Örgütü: Adalet siyasileştiriliyor |
|||||||||||
İnsan hakları kuruluşu
Uluslararası Af Örgütü, yıllık raporunda, dünyadaki en güçlü ülkeleri adaleti
111 ülkede işkence yapıldığını belgeleyen Af Örgütü, güçlü ülkelerin kendi menfaatlerini adaletin önüne koyarak, müttefiklerinin yaptığı ihlalleri görmezden geldiklerini de belirtiyor. Af Örgütü, yıllık raporunda dünyanın önde gelen ekonomilerinden oluşan ve aralarında Türkiye'nin de yer aldığı G20 ülkelerine de bir çağrıda bulunuyor. İnsan hakları kuruluşu, bu ülkeleri Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin yetkilerini tümüyle tanıyarak örnek teşkil etmeye çağırdı. Örgüt, ABD, Çin, Rusya, Hindistan ve Endonezya gibi ülkelerin, bu mahkemeyi desteklemeyerek dünyaya yanlış bir mesaj verdiğini söyledi. Sri Lanka vurgusu Raporda insan hakları ihlallerinin yaşandığı 159 ülke listeleniyor. Af Örgütü'nün raporunda Sri Lanka'da geçen yıl yapılan savaşta işlendiği haber verilen savaş suçları ile ilgili kaygılara da özel olarak vurgu yapılıyor. 27/05/82010 |
|||||||||||
|
Cameron: 'Tarihi Değişiklik' |
|||||||||||
|
İngiltere'de 13 yıllık
İşçi Partisi iktidarı sona erdi.
Kraliçe Elizabeth, Muhafazakar Parti lideri David Cameron’ı yeni hükümeti kurmakla görevlendirmiştii.
İngiltere başbakanı David Cameron, yeni koalisyon hükümetinin siyasi yaşama “tarihi ve sismik bir değişiklik” getirdiğini söyledi. Cameron, Başbakan Yardımcısı Nick Clegg ile birlikte yaptığı açıklamada yeni hükümetin “özgürlük, adilllik ve sorumluluk” ilkelerine dayandığını belirtti.
İngiltere Başbakanı David Cameron ve Başbakan Yardımcısı Nick Clegg
Ülkeyi zor kararların beklediği uyarısında bulunan Cameron ancak birleşmiş bir İngiltere’yi iyi günlerin bekleyebileceğini vurguladı. Başbakan Cameron önümüzdeki haftalarda Craig ile birlikte hükümet programını hazırlayacaklarını ve Liberal Demokratların her düzeyde temsil edileceğini söyledi.
Cameron, güçlü bir oluşum olarak tanımladığı koalisyonun, borç krizi ve ulusal güvenlik konularının üzerine “ortak çıkar ve ortak kararlılıkla” gideceğini belirtti. Başbakan’ın resmi ikametgâhı Downing Sokağı 10 numara önünde açıklama yapan Cameron, Liberal Demokratlar Parti’yle tam bir koalisyon hükümeti kurulacağını ve bu partinin lideri Nick Clegg’in başbakan yardımcısı olacağını belirtmişti. İngiltere Başbakanı Gordon Brown, seçimlerde İşçi Partisi’nin ikinci gelmesinin ardından dün görevinden istifa etti. Böylece İşçi Partisi’nin 13 yıllık iktidarı sona ermiş oldu. İngiltere’nin yeni Başbakan David Cameron kamuya hizmetlerden dolayı selefi Brown’u övdü, ancak ülkenin derin ve acil sorunlarla karşı karşıya olduklarını kaydetti. Başkan Barack Obama yeni İngiltere başbakanını kutladı ve kendisini Washington’a davet etti. Geçen hafta yapılan genel seçimlerde hiçbir parti tek başına hükümet kurabilecek çoğunluğu sağlayamamış ve büyük bir belirsizlik yaşanmıştı. Seçimde Muhafazakarlar 306; İşçi Partisi 258; Liberal Demokratlar 57 milletvekili çıkardı. Hükümeti kurmak için 326 milletvekilinin oyu gerekiyordu. 43 yaşındaki Muhafazakar Parti lideri David Cameron, İngiltere’de 200 yıldır işbaşına gelen en genç başbakan oluyor. 12 Mayıs 2010 |
|||||||||||
|
Azeri Ermeni savaşını MİT mi önledi? |
|||||||||||
Azerbaycan basınının iddiasına göre, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Dağlık Karabağ’a yönelik askeri operasyon kararını, son anda MİT önledi. Müdahale, Ankara-Erivan protokol sürecinden hemen önce gerçekleşti. AZERBAYCAN’IN en etkili gazetelerinden “Yeni Müsavat”, dünkü nüshasında müthiş bir iddia ortaya attı. Gazete, Türkiye ile Ermenistan’ın geçen yıl protokolleri imzalamasından önce Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in işgal altındaki Dağlık Karabağ’a yönelik askeri operasyon kararını son anda MİT’in önlediğini öne sürdü. Azeri gazetesi, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı Emre Taner’in emekliye ayrılıp, yerine Hakan Fidan’ın atanmasının planlanması nedeniyle geniş bir haber yayınladı. “MİT,İlham Aliyev’in muharebesini son anda önledi” başlığını taşıyan yazıda şu iddialara yer verildi: Ankara-Bakü kavgasının nedeni mi? “Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Dağlık Karabağ’a yönelik askeri müdahalesini son anda MİT önledi. MİT’in bu müdahalesi yaklaşık bir yıl önce oldu. MİT’in bu müdahalesinin, İsviçre’de Türkiye ile Ermenistan arasında protokollerin imzalanmasından önce olması dikkat çekici. Türkiye, Azerbaycan’ın müdahalesini engelleyerek, Ermenistan’la yürütülen sürecin baltalanmasını ve kendi itibarının zedelenmesini de önledi. Azerbaycan ile Ankara arasındaki ilişkilerin ciddi şekilde zedelenmesinin özü ve sırrı bu meseleye bağlı. Azerbaycan o dönem askeri operasyonlara başlasaymış, AKP’nin ‘Ermeni açılımı’ tamamıyla batarmış.” MİT’ten açıklama yok MİT’e yakın kaynaklar gazetenin iddiasıyla ilgili şu aşamada resmi bir açıklama yapılmayacağını, iddiaları doğrulamanın mümkün olmadığını söyledi. Türk Dışişlerinden ise “Sorunların diyalog yoluyla çözülmesinden yanayız” açıklaması geldi. Yeni Müsavat Gazetesi, Türkiye’nin Azerbaycan’ı askeri seçeneğe başvurmaması için bugün de “durdurduğunu” öne sürerek şöyle devam etti: “Askeri operasyon seçenekleri yeniden güncelleşti. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ali Meclis Başkanı Vasif Talibov’un Türkiye ziyaretinde en üst düzeyde kabul görmesi, Ankara’nın Azerbaycan’ı durdurma planının bir parçası olabilir. 04/05/2010 |
|||||||||||
|
Gordon Brown'un gafı başına dert açtı |
|||||||||||
|
İngiltere'de 6 Mayıs'ta yapılacak genel seçimler öncesinde başbakanlığa aday üç ana rakip bu akşam üçüncü ve son kez televizyonda canlı yayınlanacak açık oturumda kozlarını paylaşıyor.
İktidardaki İşçi Partisi'nin lideri Gordon Brown, ana muhalefetteki Muhafazakarların genel başkanı David Cameron ve ilk iki televizyon tartışmasındaki performansıyla anketlerde sürpriz bir çıkış yapan üçüncü büyük parti Liberal Demokratların temsilcisi Nick Clegg, bu akşam ekranlarda İngiltere ekonomisini tartışacak. Fakat televizyon tartışması bir yana, Başbakan Gordon Brown'un dün yaptığı gafın sandıkları etkileyip etkilemeyeceği bugün daha çok merak konusu. Yaka mikrofonunun açık olduğunu unutan Gordon Brown, dün sokakta kendisiyle sohbet eden İşçi Partili emekli bir kadından ayrıldıktan sonra yanındaki yardımcısına ''dar kafalı bir kadın'' yorumunu yaptı.
Rochdale kentinde Gordon Brown ile sohbet eden Gillian Duffy, sadık bir İşçi Partili olduğunu anlattıktan sonra konuyu göçmenlere getirmiş ve Doğu Avrupa'dan İngiltere'ye çok fazla sayıda kişinin göç ettiğinden şikayetçi olmuştu. Brown, Avrupa Birliği ülkeleri içinde işçi hareketinin İngiltere'den diğer ülkelere doğru da cereyan ettiğini söyleyerek, Gillian Duffy ile sohbetini gülerek dostane bir havada sona erdirdi. Özür Ancak üzerindeki yaka mikrofonunun açık olduğunu unutan Gordon Brown'un bindiği arabada Gillian Duffy'yi "bağnaz" diye küçümsemesi kayıtlara geçti. Dün BBC radyosuna konuk olduğu sırada ses kaydı kendisine dinletilen Gordon Brown, derhal özür diledi. Tekrar Rochdale'e giderek Gillian Duffy'yi evinde ziyaret eden ve özrünü şahsen ileten Gordon Brown, İşçi Partisi üyelerine de yazılı bir mesajla yaptığı gaftan dolayı özür dilediğini bildirdi. Fakat gaf haberi dün televizyonlarda manşete otururken bugün gazetelerin ön sayfalarında da aynı konu geniş biçimde yer alıyor.
|
|||||||||||
|
BBC siyaset editörü Nick Robinson, Gillian Duffy olayının sandıklara nasıl yansıyacağını kestirmenin şu an zor olduğunu; ancak anketlerde umduğu başarı grafiğini yakalayamayan Gordon Brown'un pot kırarak konumunu düzeltemeyeceğinin da açıkça görüldüğünü söylüyor. Gordon Brown, bu olaydan önce anketlerde Muhafazakar liderin ardından gidiyor ve kimilerinde Liberal Demokratların da arkasına düşmüş görünüyordu.29/04/2010 |
|||||||||||
|
Ermenistan Türkiye'yle Protokolleri Dondurdu |
|||||||||||
Ermenistan parlamentosu, Türkiye ile imzalanan protokollerin onaylanması sürecini dondurma kararı aldı. Açıklamada, “Türkiye süreci şartsız devam ettirmeye hazır olana kadar, sürecin sona erdirilmesinin uygun görüldüğü" belirtiliyor. Haberlere göre, Ermenistan, Türkiye’nin, ilişkileri normalleştirmeyi Karabağ sorununun çözümüne bağlamasından memnun değil. Türk Dışişleri Bakanlığı Ermenistan’ın kararının değerlendirildiğini bildirirken; Başbakan Tayyip Erdoğan “Onay sürecini nasıl yöneteceklerini kendileri bilir" dedi. Pelosi: Yönetim Soykırımı Yüksek Sesle İlan Edene Kadar Bize Huzur Yok Öte yandan Amerikan Temsilciler Meclisine bağlı binalardan Cannon House, Ermeniler tarafından 1915 yılı olaylarının yıl dönümü olarak kabul edilen 24 Nisan öncesinde bir anma törenine ev sahipliği yaptı. Törende konuşan Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, “Amerikan hükümeti soykırımı daha yüksek sesle ilan edene kadar bize rahat yok" dedi. Pelosi, Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Howard Berman'a da Ermeni tasarısını komisyondan geçirme sürecindeki liderliğinden ötürü teşekkür etti. Konuşmasında Ermeni Tasarısı’na destek verdiğini sık sık yineleyen Pelosi, tasarının bu yıl Genel Kurul gündemine getirilip getirilmeyeceği konusundaysa bir açıklama yapmadı. 22 Nisan 2010 |
|||||||||||
|
İngiltere’de seçim için tarih 6 Mayıs |
|||||||||||
Gordon Brown hükümeti, genel seçimler için belirlediği 6 Mayıs tarihini bugün resmen açıkladı. Başbakan Brown, Kraliçe 2. Elizabeth ile görüşmesinin ardından seçim tarihini açıklayarak kampanya dönemi başlattı. Kamuoyu anketleri, İngiltere'de 13 yıldır iktidarda olan İşçi Partisi'nin ciddi oranda oy kaybettiğini ve tek başına hükümeti kurabilecek çoğunluğu kaybedebileceğini gösteriyor. 59 yaşındaki Brown, ilk kez parti lideri olarak genel seçim sınavı verecek. 06/04/2010 |
|||||||||||
|
Beşar Esat Dürzî lider Canbolat'la görüştü |
|||||||||||
|
Canbolat'la görüşme, Beşar Esad'ın Lübnan üzerindeki nüfuzunu artırabilir Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, bugün Lübnanlı Dürzî Lider Velid Canbolat ile görüştü. İki liderin görüşmesi 5 yıllık gerginliğin sonu olarak görülüyor.
Suriye karşıtı 14 Mart Hareketi’nin öncülerinden Canbolat’ın Şam ziyareti bölgesel dengeler için büyük önem taşıyor. 2005 yılında eski Başbakan Refik Hariri’nin öldürülmesi sonrasında, Canbolat ve 14 Mart Hareketi, Suriye’yi Hariri’nin ölümünde rolü olduğu gerekçesiyle suçlamıştı. Suriye bu iddiaları hiçbir zaman kabul etmedi. Fakat uluslararası baskılar yüzünden 2005 yılında bölgedeki 30 yıllık askeri varlığını çekmek zorunda kaldı. Lübnan ile Suriye arasındaki ikili ilişkiler tekrar Cumhurbaşkanı Michel Süleyman’ın göreve gelmesiyle başladı. 2008 yılında Süleyman’ın ilk resmi ziyaretini Suriye’ye gerçekleştirmesi sonrasında iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler tekrar kuruldu. Suriye Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin gelişmesi Lübnan iç siyasetini de olumlu etkiledi. Refik Hariri’nin oğlu Saad Hariri başbakanlığındaki hükümet, bu ilişkilerin gölgesinde kuruldu. Bu yeni koalisyon dengesine göre Suriye, Lübnan’ın toprak bütünlüğünü açıkça tanırken, Hariri ve Canbolat’ın başkanlığındaki 14 Mart Koalisyonu da Hizbullah’ın askeri gücünü kabul ediyordu. Saad Hariri, Suudi Arabistan sonrasındaki ikinci resmi ziyaretini Şam’a gerçekleştirmişti. Daha önce Suriye Devlet Başkanı Esad’a “yılan” ve “gaddar” diyen Canbolat, üç hafta önce geri adım atarak, sözlerinin yanlış olduğu dile getirmişti. Canbolat ile Esad arasındaki görüşmeler için Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın aracı olduğu biliniyor. Canbolat, Suriye ile iyi ilişkilerin Lübnan’ın kaosa sürüklemeyi engelleyeceğini ve Dürzi azınlığı koruyacağına inanıyor. Suriye için ise Canbolat ile ilişkiler Lübnan’ın bütünlüğünü ve Hizbullah’ın bölgedeki gücü için önemli. Şam merkezli düşünce kuruluşu Doğu Çalışmaları Merkezi’nden Bassam Abu Abdullah, Canbolat’ın ziyaretinin bölgesel dengeler için yeni bir dönem olduğu görüşünde. Abdullah, göre Canbolat’ın ziyareti, onun Hizbullah’ın İsrail’e karşı direnişini tanıdığının göstergesi. 31/03/2010 |
|||||||||||
|
İtalya seçimlerinde Berlusconi sürprizi |
|||||||||||
İtalya'da yerel seçimlerde Silvio Berlusconi başkanlığındaki merkez sağ koalisyon hükümetinin öngörülenden daha iyi sonuç elde ettiği belirtiliyor. Toplam 20 bölgeden 13'ünde Pazar ve Pazartesi günü yapılan oy verme işlemi tamamlandı. 11 bölge, 2005 yılından bu yana sol partilerin denetimindeydi. İktidar partileri, solun elindeki güneydeki Kampanya ve Kalabriya'nın yanı sıra kuzeydeki Piemonte ve Latium bölgelerinden de sandıktan birinci parti olarak çıkmayı başardılar. Merkez sağ partiler, Lombardiya ve Veneto'da da kazandı. Berlusconi, yerel seçimleri hükümeti için sınav olarak tanımlamıştı. Sol partiler, son dönemde art arda patlak veren skandalların Berlusconi iktidarını yıpratmasını ummuşlardı. 31/03/2010 |
|||||||||||
|
Fransa'da Sarkozy'nin partisine yerel seçim darbesi |
|||||||||||
Nicolas Sarkozy yerel seçimlerin önemini az gibi göstermeye çalışıyor Fransa'da yapılan yerel seçimlerden gelen ilk sonuçlar Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin merkez sağ partisinin yenilgiye doğru gittiğine işaret ediyor. Sonuçlara göre muhalefetteki Sosyalist Parti ilk tur seçimleri, Sarkozy'nin Halk Hareketi Birliği (UMP) partisinin bir hayli önünde bitirebilir. 2012'de yapılacak cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri öncesindeki ulusal çapta yapılan bu son seçimde mağlup olmak Sarkozy için büyük bir darbe anlamına gelebilir. Yerel seçimlerde aşırı sağcı Ulusal Cephe'nin de beklenenden iyi bir performans göstererek oyların yüzde 12'sini aldığı tahmin ediliyor. İşsizlik oranlarının yüzde 10'a ulaştığı Fransa'da, Cumhurbaşkanı Nikolas Sarkozy'e verilen destekte büyük bir düşüş yaşanıyor. BBC'nin Paris'teki muhabiri Emma Jane-Kirby, yerel yönetimlerin belirlendiği bir seçim yapılsa da, Fransız seçmenin bu fırsatı merkezi yönetimi cezalandırmak için kullanaceğini kaydediyor. Sosyalist Parti 22 bölgenin 20'sindeki yerel yönetimleri elinde tutuyor ve bu seçimde diğer ikisini de ele geçirmeyi umuyor. Ekonomik krizin yanısıra, planlanan ve pek popüler olmayan reformlar da hükümetin destek kaybetmesine neden oluyor. Sandık başına gitmeyen seçmenlerin oranı da bölgesel seçimler için rekor sayılabilecek yüzde 52 civarında. 15/03/2010 |
|||||||||||
|
Karrubi'nin Evine Saldırı |
|||||||||||
İran’da muhalefet
liderlerinden Mehdi Karrubi’nin eşi hükümet yanlısı göstericilerin, Karrubi’n in web sitesinde yer alan haberde Fatime Karrubi 50 kişilik bir grubun, apartmanın önünde toplandığını ve eşinin idam edilmesi ya da tutuklanmasını istediklerini söyledi. Karrubi, referandum yapılarak seçimlerde yolsuzluk iddialarına son verilmesi ve Devrim Muhafızları Konseyi üyelerinin yetkilerinin geri alınması çağrısında bulunmuştu. Konsey, yasaların Şeriat’a ve İran Anayasası’na uygunluğunu denetliyor. 16/03/2010 |
|||||||||||
|
Çin meydan okuyor |
|||||||||||
Çin, yıllık Ulusal Halk Meclisi toplantılarını gövde gösterisine çevirdi. Pekin yönetimi ekonomik ve askeri gücünün boyutlarını sergilerken, Batının baskıları karşısında geri adım atılmayacağı mesajı verildi. Geçen yıl aralık ayında Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da yapılan Dünya İklim Zirvesi, Çin’in batıdaki imajına darbe vuran gelişmelerden biri olarak görüldü. Atmosfere zararlı sera gazı salınımında başı çeken Çin, iklim değişikliğinin önüne geçme yolunda işbirlikçi bir tutum sergilememesi nedeniyle eleştirildi. Çin toplantıya başbakan düzeyinde katılmamış, Dışişleri Bakan Yardımcısı'nı göndermişti. Çin Başbakanı Wen Jiabao, Çin Ulusal Halk Meclisi’nin kapanışında yaptığı konuşmada, “resmi olarak dahi davet edilmedik, bunun nedenini bugüne kadar anlayabilmiş değilim” diye konuştu ve Çin’in dünyadaki rolüne şu sözlerle değindi: “Ben çoğunlukla çok ukala olduğumuz ve diğerlerine karşı zafer kazanmak istediğimize ilişkin yorumlar okuyorum. Ancak gerçek durum şu: Çin’in modern bir ülke haline gelebilmesi için daha 100 yıla ihtiyacı var. Çin barış yanlısı ve hiçbir ülkeyi tehdit etmiyor. Hiçbir zaman bir hegemonya mücadelesi içinde olmayacağız. Gerek siyasi gerekse ekonomik olarak uluslar arası sorumluluğumuzun bilincindeyiz.” "Çin sanıldığı kadar büyük bir askeri güç değil" Ulusal Halk Meclisi, askeri harcamaların son yirmi yılın en düşük seviyesinde, yani yüzde 7,5 oranında artırılacağını açıkladı. Hong Kong Üniversitesi’ne bağlı Uluslararası İlişkiler Araştırma Enstitüsü Yöneticisi David Zweig, Çin'in sanıldığı kadar büyük bir askeri güç olmadığı görüşünde. Zweig, şöyle devam ediyor: “Çin’in askeri liselerinde şu cümleyi duyarsınız: ‘Büyüme zamanı geldi, böyle giderse 10 yıl içinde ABD’yi askeri anlamda geride bırakmış oluruz.' Bu gülünç bir ifade… Amerikalıların yıllık askeri harcamaları Çin’in beş katı tutarında. Çin’in küresel olarak askeri anlamda bir ağırlığı yok. Korsanlarla mücadele etmek için daha yeni yeni gemi yollanıyor. Çin ordusu gözde büyütülüyor, ordudaki şahinler de kendilerini büyük görüyor." Yuan'ın değeri yükseltilmeyecek Başbakan Wen, gelir dağılımındaki adaletsizliğe ve yolsuzluğa dikkat çekse de Çin ekonomik olarak pek de azımsanacak bir güç değil. Yabancı şirketler içinse Çin’le ilgili olarak başka konular ön planda. Başbakan Wen, yabancı şirketlerle ilişkilerin derinleştirileceği mesajı vererek, “Bizde uluslararası şirketlere adil davranılır. Ancak, şu ana kadar yabancı iş adamları ile işbirliğinin geliştirilmesi için özel bir çaba sarf etmediğimi de belirtmem gerekir. Gelecek günlerde onlarla daha sık bir araya gelmek istiyorum" dedi. Bu arada, Batılı ülkeler, Çin’in ihracat avantajı sağlamak için kasıtlı olarak düşük kur politikası izlediğini savunuyor ve Çin'den para birimi Yuan’ın değerini yükseltmesini istiyor. Başbakan Wen, batılı ülkelerin bu talebinin bir süre daha karşılıksız kalacağını açıkladı. Wen, “Yuan’ın değeri yükseltilmeyecek. Bir örnek vereyim: Çin'e ithal edilen Alman ürünlerinin değeri 76 milyar euro’ya ulaştı. Bu tarihi bir rekor" dedi. 16/03/2010 |
|||||||||||
|
Sarkozy'nin partisi hezimete uğradı |
|||||||||||
Fransa'daki bölgesel seçimlerin ilk turunda Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin partisi büyük hezimete uğradı. Resmi olmayan sonuçlara göre, muhalefetteki Sosyalist Parti oyların yaklaşık 30'unu kazanırken, iktidardaki Halk Hareketi Birliği (UMP) yüzde 27 oranında oy topladı. Yine resmi olmayan rakamlara göre Yeşiller yüzde 13 oranında oy aldı. İlk turda Jean-Marie Le Pen'in liderliğini yaptığı aşırı sağın, yaklaşık yüzde 10 oranında oy aldığı tahmin ediliyor. Seçimlerde sandığa gitmeyenlerin oranının yüzde 52 civarında olduğu belirtiliyor. 16/03/2010 |
|||||||||||
|
BM’nin Afganistan misyonuna Alman diplomat |
|||||||||||
|
Deneyimli Alman diplomat Martin Kobler, Birleşmiş Milletler'in Afganistan özel temsilci yardımcısı olarak görevlendirildi. BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon, Kobler'in görevlendirilmesini onaylandı. 25 yıldır Alman Dışişleri Bakanlığı'nda çalışan Kobler, Amerikalı diplomat Peter Galbraith'ten boşalan görevi devralacak. Galbraith, Afganistan'da geçtiğimiz yıl yapılan tartışmalı seçimler konusunda BM Özel Temsilcisi Kai Eide ile ters düşmüştü. 10/03/2010 |
|||||||||||
|
Tacikistan'da genel seçimler |
|||||||||||
|
Tacikistan'da genel seçimler yapılıyor. Toplam 3,5 milyon kayıtlı seçmenin bulunduğu ülkede, iktidardaki Demokratik Halk Partisi'nin seçimleri kazanması bekleniyor. Seçimleri AGİT, Şanghay İşbirliği Örgütü, Bağımsız Devletler Topluluğu ve İslam Konferansı Örgütü gibi uluslararası kuruluşlar ile bazı yabancı ülkelerden gelen 500 civarında uluslararası gözlemci takip ediyor. 28/02/2010 |
|||||||||||
|
Çin Amerika'yı İlişkiler Konusunda Uyardı |
|||||||||||
Çin Amerika’yı iki ülke arasındaki ilişkileri tehlikeye attığı konusunda uyardı. Çin Amerika’nın Tayvan’a silah satışından rahatsızlık duyuyor. Çin Savunma Bakanlığı sözcüsü gazetecilere yaptığı açıklamada Washington’un Tayvan ile yaptığı 6 milyar 400 milyon dolarlık anlaşmadan sonra dikkatli konuşması ve dikkatli davranması gerektiğini söyledi. Tayvan Çin’den 1949 yılında ayrılmıştı. Çin Tayvan’ı kendi topraklarının bir parçası sayıyor. Çin Tayvan resmen bağımsızlığını ilan ederse adayı işgal edeceği tehditinde bulunuyor. 26/02/2010 |
|||||||||||
|
Ukrayna'da seçim sonuçları askıda |
|||||||||||
Ukrayna'da bir mahkeme
yakında yapılan cumhurbaşkanlığı
seçimlerinin sonuçlarını, Halen başbakan olan Timoşenko Salı günü seçimlere hile karıştığını söyleyerek mahkemeye şahsen başvuruda bulunmuştu. Mahkeme Timoşenko'nun sunduğu delillerin incelenmesi sürerken, seçim sonuçlarının askıya alınmasına hükmetti. Kararda ayrıca seçimin galibi ilan edilmiş olan Viktor Yanukoviç'in yemin töreninin de ertelenmesi gerektiği kaydedildi. Ukrayna parlamentosu dün Yanukoviç'in 25 Şubat tarihinde yemin ederek göreve başlamasına karar vermişti. Yeni mahkeme kararı Ukrayna Merkezi Yüksek Seçim Kurulu'nun Pazar günü açıkladığı, Yanukoviç'in seçimi kazandığı açıklamasını masaya yatırıyor. Resmi sonuçlar Yanukoviç'in Timoşenko'yu yüzde 3,48'lik bir oy farkıyla geride bıraktığını gösteriyordu. Timoşenko ise şu ana kadar yenilgiyi kabullenmedi. Başbakan Timoşenko seçimlere sistemli ve yaygın bir şekilde sonucu etkileyecek ölçüde hile karıştığını öne sürüyor. Fakat uluslararası seçim gözlemcileri seçim sırasında kayda değer bir usulsüzlük görünmediğini bildirmişlerdi. 17/02/2010 |
|||||||||||
|
ABD’den Suriye ile beyaz sayfa |
|||||||||||
ABD, beş yıl aradan sonra Suriye ile yeniden diplomatik ilişki kurmaya hazırlanıyor. ABD Başkanı Barack Obama, diplomat Robert Ford’u Şam’a büyükelçi olarak göndermek üzere Senato’ya önerdi… ABD Başkanı Barack Obama, Ortadoğu'da önemli bir adım daha atıyor. Obama, beş yıldır ABD'nin diplomatik ilişkide bulunmadığı Suriye'ye temsilci atamak üzere harekete geçti. Obama'nın Senato'ya önerdiği, Robert Ford'un Şam büyükelçiliğinin yakında onaylanması bekleniyor. Robert Ford, Lübnan'ın eski başbakanı Refik Hariri'nin öldürülmesinden sonra Şam'da görev alacak ilk Amerikalı diplomat olacak. Beyaz Saray Sözcüsü Robert Gibbs, Ford'un Ortadoğu konusunda deneyimli ve başarılı bir diplomat olduğunu dile getirdi. Gibbs, adaylığının onaylanması durumunda Ford'un sorunlara çözüm bulmak için Suriye yönetimi ile ilişkileri geliştireceğini kaydetti. Cumhuriyetçiler eleştiriyor Obama'nın bu adımına Cumhuriyetçi kanattan ise eleştiriler geldi. Cumhuriyetçilerin dış ilişkiler uzmanı Ileana Ros – Lehtinen, hükümetin Şam'a büyükelçi gönderme girişimini “düşüncesizce atılmış bir adım” olarak değerlendirdi. Ros – Lehtinen, Suriye'nin Hamas ve Hizbullah'la ilişkisine dikkat çekerek ABD'nin dış politikasının riske atıldığını savundu.
Burns Suriye'de Ancak Beyaz Saray yönetimi Ortadoğu'daki ataklarını sürdürüyor. ABD Dışişleri Bakanlığının Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı William Burns bugün Suriye'de temaslarda bulunuyor. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ve Dışişleri Bakanı Velid el Muallim ile görüşecek olan Burns, ABD yönetiminin, Suriye hükümetiyle diyaloğun güçlendirilmesine ilgisinin devam ettiğini ifade edeceği belirtiliyor. Hariri suikasti Beyaz Saray, eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri'nin öldürülmesinden Şam yönetimini sorumlu tutarak, 2005 yılında, bu ülkedeki büyükelçisini çekmişti. Suriye yönetimi ise bu suikasta karıştığı iddialarını reddediyor. Obama tarafından aday gösterilen Büyükelçi Ford, Bağdat'taki ABD Büyükelçiliğinin ikinci ismi durumunda. Büyükelçi Ford daha önce Cezayir Büyükelçiliği yaptı, ayrıca Bahreyn ve Mısır büyükelçiliklerinde görev aldı. 17/02/2010 DW |
|||||||||||
|
Obama’nın misafiri Çin’i kızdırıyor |
|||||||||||
Tibet’in sürgündeki ruhani lideri Dalay Lama’nın tartışmalı ABD ziyareti
başlıyor. ABD Başkanı Barack Obama, Çin'den gelen eleştiri ve uyarılara rağmen bugün Beyaz Saray'da Tibet'in sürgündeki lideri Dalay Lama'yı ağırlayacak. Dalay Lama'yı Tibet halkının haklarını savunan bir isim olarak gördüğünü belirten Obama, Pekin'den gelen uyarıları dikkate almadı. Çin, Dalay Lama'nın ziyareti nedeniyle Amerikan firmalarına yaptırım uygulama tehdidinde bulunmuş ve görüşmenin iptal edilmesini istemişti. Pekin, ayrıca, bir süre önce Washington'ın Tayvan'a silah satışı nedeniyle ABD ile askeri temasları askıya alacağını açıklamıştı. Dalay Lama mutlu ABD ve Çin arasında soğuk rüzgarlar esmesine neden olan Dalay Lama ise Obama ile görüşecek olmaktan dolayı memnun. Dalay Lama, ziyaret öncesinde, yapacağı görüşme nedeniyle mutlu olduğunu dile getirdi. Dalay Lama'nın sözcüsü de “İki Nobel Barış Ödülü sahibinin buluşması, ABD'nin insan haklarına desteği açısından Tibet için önemli bir güçtür” açıklamasında bulundu. Sözcü, Dalay Lama ve Obama'nın Tibet'in durumu ile Çin'in tutumu konusunda görüşeceklerini kaydetti. Obama, geçen kasım ayında Asya ziyaretini gölgelememesi için Dalay Lama ile yapacağı görüşmeyi iptal etmişti. Dalay Lama'nın sözcüsü, Obama'nın ABD Başkanı'nın iptal edilen bu görüşmeyi telafi edeceğini düşündüğünü belirtti. Pekin ayrımcılıkla suçluyor Tibet'in ruhani lideri Dalay Lama, Tibet'ten sürgün edildiği 1959 yılından bu yana Hindistan'ın kuzeyinde yaşıyor. Dalay Lama, Tibet'in özerklik haklarının genişletilmesini isterken, Pekin onu ayrımcılıkla suçluyor. Dalay Lama'yı Tibet'i Çin'den ayırmaya çalışmakla suçlayan Çin, Pekin ile Washington arasındaki ilişkilere zarar vereceği gerekçesiyle ABD'ye görüşmenin iptal edilmesi çağrısında bulunmuştu. Ancak görüşmenin iptal edilmemesinin Çin ve ABD arasındaki gerginliği artıracağı tahmin ediliyor. Pekin – Washington ilişkileri, internet arama motoru Google'a Çin'in uyguladığı kısıtlamalar ve ABD'nin Tayvan'a silah satması nedeniyle de sıkıntılı günler geçiriyor. 18/02/2010 DW |
|||||||||||
|
Çin-ABD ilişkilerinde Tibet gerilimi |
|||||||||||
ABD Başkanı Barack Obama, Çin’in yoğun
protestolarına karşın Tibet’in ruhani lideri ABD Başkanı Barack Obama geçtiğimiz yıl Tibet’in ruhani lideri Dalay Lama ile görüşmekten kaçınmış, Çin’e ilk resmi ziyareti sırasında da "yumuşak bir üslup" kullanarak eleştiri toplamıştı. Şangay’da öğrencilerle bir araya gelen Obama, Çin ile ABD arasında "kritik konularda ortaklığa doğru yol alınmasını sağlayacak olumlu, yapıcı ve kapsamlı ilişkiler olduğunu" söylemişti. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da ilk yurtdışı ziyaretini Pekin’e yaparak ilişkilere verdiği önemi göstermiş, Çin’de insan hakları alanında gelişme sağlanmasının diyalogun ön koşulu olmadığını söylemişti. ABD sertleşiyor Ancak Washington yönetiminin bu yaklaşımı artık geride kalmış gözüküyor. İnternet devi Google’ın karşı karşıya kaldığı siber saldırının ardından Çin’e yönelik üslubunu sertleştiren Clinton, İran nükleer krizi konusunda da Pekin yönetimini eleştirmekten kaçınmadı. Çin’den "İran’a karşı yaptırımların sertleştirilmesine” destek vermesini isteyen ABD Dışişleri Bakanı, aksi takdirde Çin’in diplomatik alanda yalnızlaşmayı ve ekonomik ilişkilerde de sıkıntılar yaşamayı göze alması gerektiğini kaydetti. Dahası Amerikan yönetimi, Çin’in büyük tepkisini göze alarak, Tayvan’a yaklaşık altı buçuk milyar dolarlık silah satışına yeşil ışık yaktı. İlişkilerde böylesine soğuk rüzgarların estiği bir dönemde Obama, Tibet’in ruhani lideri Dalay Lama ile buluşmaya hazırlanıyor. "Dramatize edilmemeli" Center for American Progress adlı düşünce kuruluşunun Çin uzmanı Nina Hachigian’a göre, Amerikan yönetiminin bu politikalarına şaşırmamak gerekiyor. İki ülke ilişkilerinin çetrefilli olduğuna dikkat çeken Çin uzmanı, politikalarda farklılıklar olduğunu ancak bunların yapay bir şekilde “dramatize edilmemesi gerektiğini” söyledi. "Geçtiğimiz yıl da Amerikalılar Pekin’i rahatsız eden kararlar aldı" diyen Hachigian, Obama’nın Çin politikasının başarılarına şu sözlerle dikkat çekti: "Kopenhag İklim Konferansı’ndan daha iyi sonuçlar bekleniyordu, yine de birçok gözlemcinin Çin’den umduğundan çok daha fazlası sağlanabildi. İran konusunda Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun değerlendirmelerine katılan Çin, Kuzey Kore’ye yaptırımlara destek verdi. Ayrıca ekonomik kriz nedeniyle dünyanın en büyük konjonktür paketini yürürlüğe soktular. Bu, ABD’nin istediği bir şeydi." "İki ülke birbirine bağımlı" Peki Çin’in, ABD’nin Tibet ve Tayvan politikalarına yönelik sert tepkisini nasıl yorumlamak gerekir? Çin uzmanı Hachigian’ın yanıtı şöyle: "Çin’in tepkisi sert oldu, ancak geçmiştekinden çok farklı değil. Beklenen bu tepkiler olağandışı değil." Center for American Progress adlı araştırma kuruluşunun uzmanı, ABD-Çin ilişkilerinin geleceğini şu sözlerle değerlendirdi: "Bizler güvenlik ve ekonomi politikaları açısından birbirimize o kadar bağımlıyız ki her iki ülke için önem taşıyan konularda işbirliği yapmanın yollarını buluyoruz." 17/02/2010 DW |
|||||||||||
|
Almanya, BM’de sandalye istiyor |
|||||||||||
BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri arasında yer almak isteyen Almanya yoğun diplomasi yürütüyor. Berlin’in öncelikli hedefi Ekim ayında yapılacak seçimlerde 'geçici üye' olmak ve konseyde başarılı bir sınav vermek Almanya Federal Cumhuriyeti’nin Birleşmiş Milletler (BM) nezdindeki daimi temsilcisi Büyükelçi Peter Wittig, Almanya’nın sadece BM’ye en fazla aidat ödeyen üçüncü ülke ve Avrupa’nın da en büyük ülkesi olması değil, aynı zamanda tutarlı politikalar izlemesi bakımından da daimi üyeliği hak ettiğini söylüyor. Wittig'e göre, Almanya birçok küresel konunun fikir önderi. "Çevre ve iklim politikalarını buna örnek gösterebiliriz" diyen Büyükelçi, Almanya'nın çatışma ve krizlerin önlenmesine de asker, polis ve sivil personeliyle katkıda bulunduğunu, aynı zamanda da kuzey ve güney yarı küreler arasında köprü vazifesi gördüğünü, sözlerine ekliyor. Uzun vadede daimi üyelik Almanya’nın BM'deki daimi temsilcisi Afganistan’daki askerlerinin sınırlı yetkiye sahip olmalarına rağmen Almanya’nın, Güvenlik Konseyi daimi üyeliğinin getireceği sorumlulukların üstesinden gelebileceğini söylüyor. 10 yıl önce, BM Güvenlik Konseyi’nin temsil gücünü arttırmak ve Afrika, Asya ve Güney Amerika ülkelerine daimi oy hakkı ve ağırlık kazandırmak için çalışmalara başlanmıştı. Almanya da on yıldır Hindistan, Brezilya ve Japonya ile birlikte daimi üyeler arasına girmeye çalışıyor. Daimi temsilci Büyükelçi Wittig, ‘Dörtler Grubu’ arasındaki dayanışmanın sonuçsuz kalmadığını, ancak daimi üyeliğin "uzun vadeli" bir hedef olduğunu söylüyor. 'Beş Büyükler' statükodan memnun Farklı çıkarların dengelenmesi kolay değil. Halihazırdaki beş daimi üye ABD, Çin, Rusya, Fransa ve İngiltere Güvenlik Konseyi’ni köklü reformdan geçirme girişimlerini frenliyor. Veto hakkını haiz daimi üyeler bütün Güvenlik Konseyi kararlarını bloke edebiliyorlar. "Daimi üyeler Güvenlik Konseyi’nin değişmesi ve genişletilmesi söz konusu olduğunda, haliyle çekingen davranıyorlar" diyen Peter Wittig, reformdan kayıpla çıkacakları için Büyük Beşlerin değişikliğe ilgi göstermeyeceği kanaatinde.
Ara formül Çözüm için ortaya atılan ara formül, diğer ülkelere veto hakkı olmaksızın süreli daimi üyelik verilmesi, on beş yıl sonra da durumun revize edilmesi, şeklinde özetlenebilir. Ancak Avrupa’da Almanya’nın ağırlığının artmasını istemeyen devletler de var. Avrupa Birliği’ne Güvenlik Konseyi daimi üyeliği verilmesi ise, BM antlaşmasının sadece devletlere üyelik hakkı tanıması ve Avrupa’nın ortak dış politikası olmaması nedeniyle mümkün değil. Büyükelçi Wittig Almanya’nın "milli amaçlar" gütmediğini, aksine "Avrupa’ya söz hakkı kazandırmayı" amaçladığını söylüyor. Oylama Ekim ayında Almanya şimdilik geçici üyeliği hedef alıyor. Ekim ayında iki yıllık üyelik için seçim yapılacak. Batı Avrupa ile diğer devletlere ayrılan iki üyeliğe Almanya’dan başka Kanada ve Portekiz de aday. Almanya’nın BM’deki daimi temsilcisi oylamadan ümitli. Sonbahardaki gizli oylamaya 192 devletin katılma hakkı var. Bu nedenle adaylar, oylamadan önceki sözlü mutabakatlara güvenecek durumda değil. Almanya seçilirse, 2011 ve 2012 yıllarında 15 üyeli Güvenlik Konseyi’nin geçici üyeleri arasında yer alacak. Uzun vadedeki daimi üyelik hedefinden ise şaşmayacak. 26/01/2010 DW |
|||||||||||
|
Hamaney sert çıktı |
|||||||||||
|
İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, İsrail'in devlet olarak varolma hakkına ilişkin sert açıklamalarda bulundu.
Hamaney, Moritanya Cumhurbaşkanı Muhammed Veled Abdülaziz ile dünkü görüşmesi sırasında, 'İslam dünyası için büyük bir tehlike olduğunu savunduğu Siyonist İsrail rejiminin günün birinde yok olacağını' ileri sürdü. Hamaney, “Öyle bir gün gelecek ki, bölge ülkeleri siyonist rejimin yıkılmasına yardımcı olacak” dedi. 27/01/2010 |
|
||||||||||
|
Ermenistan ile Türkiye Arasında Gerginlik |
|||||||||||
Ermenistan ve Türkiye arasında çıkan yeni gerginlik, uzlaşma çabalarını tehdit ediyor. Ermenistan Dışişleri Bakanı Edward Nalbantyan iki ülke arasındaki görüşmelerin, Türkiye resmi diplomatik ilişkilerin kurulmasını öngören anlaşmayı onaylamadığı takdirde devam edemeyeceğini söyledi. Türk yetkililer ise Ermenistan’ı anlaşmanın maddelerini değiştirmeye çalışmakla suçladı. Ermenistan Anayasa Mahkemesi, anlaşmayı onaylamış ancak Ermenistan’ın bağımsızlık bildirisinde yeralan bir ifade ile çelişecek şekilde kullanılamayacağını belirtmişti. Bildiride bir buçuk milyon Ermeni’nin birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Türkleri tarafından soykırıma uğradığı iddia ediliyordu. Türkiye, Anayasa mahkemesinin bu görüşüne açıklık getirilmesini istiyor. 22/01/2010 |
|||||||||||