Son Güncelleme:02/08/11

İnternet Haber ve Araştırma Konuları-10

 

Önceki Sayfalar:

İlk .COM adresini biliyor musunuz?

 

.Com 25 yaşında

İnternette .com uzantılı ilk alan adının kaydettirilmesinin üzerinden tam 25 yıl geçti.

Massachusetts'teki Symbolics bilgisayar firması, .com uzantılı ilk web adresini Mart 1985'te tescil ettirerek internet tarihine geçti. Aynı yıl içinde beş firma daha bu uzantıya sahip alan adları aldı. Başlarda oldukça yavaş ilerleyen 'alan adı kapma' yarışı daha sonra büyük hız kazandı. Bir milyonuncu .com adresi 1997'de kaydedildi.

HER AY YAKLAŞIK 668 BİN ADRES DAHA
Bugün 250 milyon web adresinin en az 80 milyonu .com uzantılı ve buna her ay yaklaşık 668 bin adres
daha ekleniyor. 1985-2000 arasında kaydedilen .com alan adı sayısı 21 milyonken, 2000 ile 2010 arasında bu rakam 57 milyonu buldu. Bu da 1 trilyondan fazla web sayfasına denk geliyor.

BAŞLARDA SADECE FİRMALAR TERCİH EDİYORDU
1990'ların başlarına kadar pek az kişinin haberdar olduğu .com uzantılı web adresleri, BBC'nin haberine göre, özellikle Netscape'in Mosaic internet tarayıcısının yayınlanmasıyla popüler olmaya başladı. Uzmanlar, Mosaic sayesinde sıradan insanların da internete girmeye başladığını ve alan adı kayıt işlemlerinin katlanarak arttığını belirtiyor. 'Ticari' anlamında olduğundan başlarda sadece firmaların tercih ettiği uzantı, daha sonra her kesimce tescil edilip kullanılmaya başlandı.

Bugün dünyada 1.7 milyar insan, yani dünya nüfusunun yaklaşık dörtte biri internet kullanıyor. .com uzantılı alan adlarının dağıtımından sorumlu Verisign firmasının CEO'su Mark McLaughlin, tüm uzantılar dahil günde aldıkları alan adı talebinin 1995 yılının tümünde alınana eşit olduğunu söyledi.

McLaughlin, 2020 yılında internette çalışır durumda 4 ila 6 katrliyon web sayfası olacağı tahmininde bulundu.

1985 ve 1986'da .com alan adını alan ilk 10 şirket tarih sırasıyla şöyle:

Symbolics.com - 15 Mart 1985
BBN.com - 24 Nisan 1985
Think.com - 24 Mayıs 1985
MCC.com - 11 Temmuz 1985
DEC.com - 30 Eylül 1985
Northrop.com - 7 Kasım 1985
Serox.com - 9 Ocak 1986
SRI.com - 17 Ocak 1986
HP.com - 3 Mart 1986
Bellcore.com - 5 Mart 1986

17/03/2010-medyafaresi.com

Google Çin'de sansürü durdurdu

Google  

Google 2006'dan bu yana Çin'de faaliyet gösteriyordu

İnternet devi Google, Çinli yetkililerin uyarılarına karşın Çin'deki arama motorunda sonuçları sansürlemeyi durdurdu.

ABD'li şirket Çinli kullanıcıların Hong Kong'taki sansürsüz arama motoruna yönlendirileceğini belirtti.

Google geçtiğimiz Ocak ayında 'Çin'den gelen sofistike siber saldırılardan' şikayet etmişti.

Çin ise Google'ı Çin pazarına girerken verdiği, yasalar uyarınca arama sonuçlarını filtreleme yönündeki 'yazılı taahüdünü' ihlal etmekle suçladı.

Xinhua Haber Ajansı'na konuşan bir yetkili, Google'ın bu taahüdü görmezden gelmesinin tamamen yanlış olduğunu ve geçmişteki siber saldırı suçlamalarının mantıksız olduğunu söyledi.

Ayrıca, Çinli yetkililerin Google'la Ocak ve Şubat ayında yaptıkları toplantılarda yasalara uydukları sürece ülkeede faaliyet gösterebileceklerini sabırla anlattıklarını ifade etti.

Beyaz Saray ise Google ve Çin'in görüş ayrılıklarını giderememesinden üzüntü duyulduğunu belirtti.

ABD Ulusal Güvenlik Sözcüsü Mike Hammer, ' Google ve Çin hükümetinin Google'ın Çin'deki sitesi üzerinden faaliyet göstermesini sağlayacak bir anlaşmaya varamaması nedeniyle hayal kırıklığına uğradık.' dedi.

Çinli yetkililer geçmişte pekçok kez Google'ı ülkedeki sansür kurallarına uymaması durumunda sonuçlarına katlanacağı uyarısında bulunmuştu.

Siber saldırı
 

Google'ın Hukuk Sorumlusu David Drummond, şirketin Hong Kong'taki sitesinden sansürsüz hizmet vermesinin 'karşılaştıkları sorunlar karşısında makul bir çözüm olduğunu' söyledi.

Drummond, böylece Çin halkının bilgiye ulaşımının anlamlı bir şekilde artacağını belirtti.

Çin ve Google arasındaki tartışmanın bir nedeni 12 Ocak'ta Google ve 20'den fazla başka şirketin Çin'den kaynaklanan bir siber saldırıya uğramasıydı.

Google, saldırı sırasında insan hakları eylemcilerinin gmail elektronik posta hesaplarının hedef alındığını ortaya çıkardı.

Dünyanın en popüler arama motoru olan Google, Çin'de Baidu'nun ardından açık ara ikinci sırada.

Ancak Çin'in büyüklüğü ve internet kullanıcılarındaki büyüme oranı dikkate alındığında Çin'deki iş kaybının Google'ın büyümesine zarar vermesi olası.

Uzmanlar, şirketin yıllık 24 milyar dolarlık gelirinin en çok yüzde 2'sini getiren Çin pazarını kaybetmenin Google'ı yakın vadede etkilemeyeceğini söylüyor.

 23/03/2010

Çin yönetimi Google’ın biletini kesti

Google'ın Pekin'deki merkez bürosu  

Google'ın Pekin'deki merkez bürosu

Haftalardan beri sonucu merakla beklenen Çin – Google çekişmesinde sona gelindi.

Pekin yönetiminin “isteyen gider” diye rest çekmesi üzerine Google’ın aşama aşama Çin piyasasından çekilmeye hazırlandığı haber veriliyor.

Google yönetiminin Çin sorununa ilişkin nihai kararını «Financial Times» gazetesi yazdı. Gazetede dün yer alan bir haberde, Google'ın ilk etapta google.cn adresindeki Çin sitesini kapatacağı belirtildi. Haberle ilgili görüşü sorulan Google sözcüsü, yorumda bulunmaktan kaçındı.

Cuma günü ise Çin yönetiminden uzun süredir beklenen tepki gelmiş, Çin Sanayi ve Haberleşme Teknolojisi Bakanı Li Yicong, Google'ın Çin'den çekilip çekilmemesi hususundaki kararında özgür olduğunu söylemişti. Li Yicong, Google'ın Çin yasalarına "sorumsuz ve dostça olmayan" yaklaşımları olması durumunda sonuçlarına katlanması gerektiğini söyledi.

Çin-Google kavgası nasıl başladı?

Google, Çinli insan hakları aktivistlerinin gruba ait e-posta hizmeti gmail'deki hesaplarına siber saldırı düzenlemekle suçladığı Çin yönetimini uyarmış, bu ülkedeki faaliyetlerini sonlandırmakla tehdit etmişti.

Büyük yankı uyandıran sert tepki, Google'ın eposta sistemi gmail'in Aralık ayı ortalarında bilişim korsanlarının saldırısına uğramasıyla gelişmişti. Saldırı, Google uzmanları tarafından engellenmişti.

Kurumsal Gelişimden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Hukuk Bölümü Müdürü David Drummond'ın imzasıyla şirketin kurumsal sitesinde yayımlanan yazıda Google, Çin'i ülkedeki faaliyetlerini durdurmakla tehdit etmiş, bu ülkede bulunan bürolar ile internet sitesini kapatabilecekleri uyarısında bulunmuştu.

Comscore adlı piyasa araştırmaları ve danışmanlık şirketinin araştırmasına göre, geçtiğimiz kasım ayında Google'ın arama motorunu kullanan Çinlilerin oranı sadece yüzde 15,1'di. Diğer bazı kaynaklara göreyse bu oran yaklaşık yüzde 30 civarında. Ülkedeki kullanıcıların yüzde 60 ila 70'i ise Çin hükümeti tarafından sıkı bir şekilde denetlenen arama motoru Baidu'yu tercih ediyor.

Google için felaket değil

Üstelik Google 22 milyar Amerikan doları tutan 2008 yılı cirosunun sadece çok küçük bir bölümünü Çin'de elde etti. Söz konusu rakamlara dikkat çeken uzmanlar, Google'ın Çin piyasasından çekilmesinin, “firma için bir felaket olmayacağı” yorumunu yapıyor.

Google'ın geçtiğimiz yıl Çinli firmaların reklamlarından elde ettiği yaklaşık 200 milyon doların sadece 90 milyonu Google'ın Çin sayfası üzerinden gerçekleşti. Firmanın şu anda Pekin, Şangay ve Guangzhou'da yüzlerce çalışanı olan büroları bulunuyor.

Google, internete ilişkin sıkı kurallar çerçevesinde dört yıldır Çin hükümetinin hassas saydığı alanlarla ilgili sitelere arama sonuçlarında yer vermiyordu. Google'ın filtre uygulamasını kabul etmesi, tepkilere neden olmuştu. Uzmanlar bu nedenle firmanın imajını daha fazla zedelemek yerine, birkaç milyon dolarlık zararı tercih etmesini çok daha mantıklı buluyor.

14/03/2010

Dijital Dünyanın Devleri: Lane Fox

 

Martha Lane Fox(Lastminute.com'un kurucularından)

İsterdim ki kristal kürem olsun ve geleceği görebileyim, ama sanırım bu işin güzel yanı da asla neler olabileceğini tahmin edemeyecek olmanız.

Ama bana kalırsa hayatımızda giderek daha fazla ağırlığını hissetmeye başlayacağımız şey, cep telefonundan interneti kullanmak olacak.

Yani, bildiğiniz gibi akıllı telefonlarla bunu yapmak mümkün artık. Bence bu daha da yaygın bir hal alacak, çok daha fazla kullanır olacağız.

Ayrıca ilginç olan bir şey de, ömrü boyunca bilgisayar kullanmamış insanların dahi, cep teknolojisine uyum sağlıyor olmaları...

İkinci bir eğilim de bence ilişkilerde yaşanacak.

Yani, siz bir ürünün kullanıcısıysanız bunu bir başkasına tavsiye edebilirsiniz, o da size karşılığında bir ödeme yapar ya da başka bir şey tavsiye eder.

Bu şekilde, internet ortamında ilişkiler ağının tamamen farklı bir şekilde kurulabildiğine tanık oluyoruz.

İlişkiler ağı değişiyor

Dolayısıyla bütün bunlar işletmelerin de sundukları ürünlerin kullanıcılarıyla ilişkilerini değiştiriyor.

Çok farklı ihtiyaçlara çok farklı zamanlarda hizmet sağlamanız gerekiyor artık.

Bence bundan on yıl öncesine kıyasla çok daha fazlasını yapabiliyoruz.

Yani biz bu işe başladığımızda, ilişki içinde olmanız, kullanmanız gereken çok farklı, karmaşık sistemler vardı.

Ama bugün bir çok yazılımın kaynak kodu isteyen herkese açık.

İstediklerinize çok daha ucuza ya da ücretsiz ulaşabiliyorsunuz.

Geçen yaz İngiltere'de internet kullanımını araştıran bir çalışmaya dahil olmam istendi.

Sonucunda İngiltere'deki yaklaşık her 10 kişiden birinin, asla internet kullanmadığı ortaya çıktı ki, bu hayli yüksek bir rakam.

Dahası, bu insanların dört milyonu, ekonomik ve sosyal açıdan en dezavantajlı grupta.

Bence İngiltere'de internet kullanımını çok daha fazla yaygınlaştırmamız mümkün.

Halkın yüzde 99'u interneti kullanmadıkça tatmin olmamalıyız, çünkü ancak o zaman toplum içinde güçlü ve özel bir şey başarmış oluruz.

10/03/2010 BBC türkçe

Dünya İnternet Sansürü ile Mücadele Günü
 

12 Mart, Dünya İnternet Sansürü ile Mücadele Günü.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, konuyla ilgili raporunda Türkiye ile Rusya’nın gözetim altında olduğunu belirtirken, Çin’i sert şekilde eleştirdi.

12 Mart geçen sene Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü tarafından “Dünya İnternet Sansürü ile Mücadele Günü” ilan edilmişti.

Örgüt, bu vesilesiyle hazırladığı raporda, “İnternet, özgür bilgilere erişim mücadelesinin sürdürüldüğü bir alan haline gelmiştir. İnternet kontrolünü genişleten ülkelerin sayısı artmaktadır. Ama aynı zamanda bu sansür uygulamalarına karşı harekete geçen, dayanışma içinde hareket eden internet kullanıcılarının sayısı da artmaktadır” ifadelerini kullandı.

2009’da internet sansürü arttı

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün “İnternetin düşmanları” adını verdiği raporuna göre, 2009 yılında 60 ülke internete sansür uyguladı. Örgüt, internetteki görüşleri nedeniyle tutuklanan muhalif yazarların ve blog yazarlarının sayısının geçen yıl 120’ye ulaştığını açıkladı.

Tutuklanan internet yazarlarının sayısı 2008 yılında ise 70’ti. Rejime muhalif internet kullanıcılarının hapis cezasına çarptırıldığı ülkelerin başında ise Çin geliyor. Örgütün verilerine göre, 2009 yılında Çin’de 72, Vietnam’da 17 ve İran’da 12 internet kullanıcısı tutuklandı.

Çin kontrolleri sıkılaştırıyor

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü aralarında Çin, İran, Kuzey Kore, Türkmenistan, Küba, Suudi Arabistan gibi ülkelerin bulunduğu 12 ülkede internet kullanıcılarının sistematik olarak kontrol altında tutulduğunu ve arzu edilmeyen bilgilere, gelişmiş bir teknik gerektirmesine rağmen sansür uygulandığını açıkladı.

Çin ve Özbekistan gibi ülkelerde interneti ülke içi bir ağ haline getirme eğilimi olduğuna dikkat çeken örgüt, Kuzey Kore, Myanmar, Türkmenistan’da ise halkın büyük çoğunluğunun internette dünya ile bağlantısının kesildiği vurguladı. Örgütün Basın Sözcüsü Anja Viohl, “Bu ülkelerde kontrol ve gözetleme ağı o kadar güçlü ki, internet nerdeyse ülke içi bir ağ haline geldi” dedi.

Deutsche Welle’nin Çince Yayınlar sorumlusu Adrienne Woltersdorf ise Çin'deki sansürün boyutlarını, “Komünist hükümetin uyguladığı sansür neredeyse bütün yabancı internet sitelerini kapsıyor. Çince bir internet adresine sahip olmayan siteler Çin’de okunamıyor ve bu sitelere erişim tamamen engelleniyor” sözleriyle anlattı.

BBC ya da Voice of America gibi diğer uluslararası medya organları da Çin’de aynı kaderin kurbanı. Rejim tarafından arzu edilmeyen eleştirel görüşlerin silinmesinin yanı sıra, yabancı menşeli eleştirilere de Çin'de erişilemiyor. ABD, Çin’deki internet sansürü nedeniyle, kendi alanında bir ilk başlatarak, Dünya Ticaret Örgütü’ne başvuruda bulunmayı planlıyor.

Türkiye ve Rusya özel gözetim altında

Ayrıca Avustralya, Güney Kore, Türkiye ve Rusya gibi demokratik rejimle idare edilen ülkeler de Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü tarafında yakından izleniyor.

Örgüt, gerekçesinde Rusya'da internetin siyasi propaganda aracı haline getirilmek istenmesine dikkat çekerken, Türkiye'de ise azınlık hakları ya da ordu konusunda eleştiriler görüşler ya da Mustafa Kemal Atatürk'e yönelik hakaret içerdiği gerekçesiyle çok sayıda internet sitesinin yasaklandığını vurguladı. 12/03/2010

Internet Explorer’da yeni tehlike

 

Microsoft, bilişim korsanlarının, web tarayıcısı Internet Explorer'ın eski sürümlerinde yeni saptanan bir açığı kullanarak siber saldırılar düzenlendiğini, durumun takip edildiğini duyurdu.

Microsoft tarafından yapılan güvenlik uyarısında, Internet Explorer'ın IE6 ve IE7 sürümlerinde yeni fark edilen bu açığın bilgisayar korsanlarının siber saldırılar düzenlemesine olanak sağladığı kaydedildi. Uyarıda “Şu anda, bu zayıflığı kullanmaya çalışarak yapılan bilinçli saldırıların farkındayız. Bu tehdit ortamını izlemeye devam ediyoruz ve durumda değişiklik olması halinde bu güvenlik uyarısını güncelleyeceğiz” ifadelerine yer verildi.

Explorer'da fark edilen açık, bilişim korsanlarının uzaktan bilgisayarların kontrolünü ele geçirebilmelerine olanak tanıyor. Microsoft, yeni sürümÜ IE8 ve daha önceki IE5'te bu sorunun olmadığını bildirdi.

Güvenlik açığı büyük sorun

Microsoft, iki ay önce de IE6'da ortaya çıkan ve korsanların özellikle Google'a yönelik siber saldırılarda bulundukları bir açık nedeniyle güvenlik uyarısı yayınlamak zorunda kalmıştı.

Almanya Federal Enformasyon Teknolojileri Güvenliği Dairesi,  Internet Explorer konusunda Ocak ayında güvenlik uyarısında bulunmuş, bilgisayar korsanlarının manipüle ettikleri bir web sayfası aracılığıyla internet explorer kullanan bilgisayarları tahrip edici bir yazılım gönderebildiklerine dikkat çekmişti.

Bu yüzden kullanıcılara Internet Explorer'deki güvenlik açığı giderilene kadar, Firefox ya da Safari gibi alternatif tarayıcılar kullanılması önerilmişti.

Bilişim uzmanları, kullanıcıların internet tarayıcılarında en son sürümü kullanmalarının, her zaman daha güvenli olduğunu belirterek, sürüm yükseltme tavsiyesinde bulunuyor. 10/03/2010

Ceplerde fatura tarihe karışıyor

 
 

Finlandiyalı cep telefonu üreticisi Nokia ile internet şirketi Skype’ın duyurdukları yeni ortaklık, cep telefonlarında ücretsiz ve sınırsız görüşme dönemini başlattı. Mobil dünyada benzer hizmetlerin gelişmesi bekleniyor

Dünya genelinde 580 milyondan fazla kayıtlı üyesi bulunan internet telefon şirketi Skype, mobil cihazlar açısından büyük önem taşıyan ilk ortaklığını Nokia ile kurdu.

Nokia’nın Symbian işletim sistemiyle işleyen akıllı telefonlarına Skype yüklenebilecek. Skype, Symbian için “Skype for Symbian” adını verdiği özel bir versiyon çıkardı.

Cepten ücretsiz görüşme

“Skype for Symbian” programı, Nokia’nın mobil uygulamalar platformu Ovi Store’dan ücretsiz olarak indiriliyor. “Skype for Symbian”, Symbian işletim sisteminin son sürümü olan 1,0’ı kullanan her Nokia telefona yüklenebiliyor.,

WiFi veya GPRS, EDGE ve 3G gibi mobil veri bağlantıları üzerinden internet erişimi sağlayan Nokia akıllı telefonları, Skype’a bağlanabilecek.

Skype eklentisi yüklenen Nokia telefonlarıyla dünyanın herhangi bir yerindeki Skype kullanıcılarına ücretsiz ve sınırsız sürede “Skype’tan-Skype’a” aramaları yapabilecek.

Skype başka hangi firmalarla temasta?

Yurtdışındaki telefonlara yapılan aramalarda ve gönderilen kısa mesajlarda (SMS) önemli ölçüde tasarruf edilirken bireyler veya gruplarla anında mesajlaşma imkânına kavuşulacak. Başta fotoğraf ve video gibi görüntü belgelerinin yanı sıra diğer dosya türleri de Skype kullanıcıları tarafından paylaşabilecek.

Nokia’nın dünya çapındaki akıllı telefon kullanıcısı sayısı 200 milyonu aşıyor.

Skype yöneticisi Russ Shaw, bundan sonra da Google’ın geliştirdiği Android işletim sistemi yüklü mobil cihazlara ve BlackBerry telefonlara benzer uygulamaların kurulmasını hedeflediklerini söyledi.

Ayrıca Samsung, LG ve Motorola gibi üreticilerle görüşmelerin devam ettiği belirtildi.

Skype, geçen ay duyurduğu Verizon Wireless ile işbirliğiyle de ses getirmişti. Ortaklık kapsamında, bu aydan itibaren Verizon’un akıllı telefonlarına Skype entegre edildi. 06/032010 DW

Sanal imaj uzmanları iş başında
 

Arama motorları artık, özellikle işverenler tarafından işe alınacak kişiler hakkında araştırma yapmak için en sık başvurulan araçlardan biri. Sanal dünyadaki imaj bu nedenle giderek daha fazla önem kazanıyor.

Verilerin paylaşılabileceği sanal ortamların sayısının çoğalması ile birlikte, internet kullanıcılarında bu verilerin istenmeyen kişiler tarafından görülebileceği endişesi de arttı. Zira arama motorları artık, özellikle işverenler tarafından işe alınacak kişiler hakkında araştırma yapmak için en sık başvurulan araçlardan biri. İnternette yer alan uygunsuz bir fotoğraf iş başvurusu yapan kişinin başka hiçbir gerekçeye gerek kalmadan elenmesine neden olabiliyor. Bu endişeler, yeni bir meslek alanı da doğurdu. Artık kişilerin sanal imajını düzeltmeyi profesyonel meslek haline getiren bilişim uzmanları var. Deutsche Welle'den Gisa Funck sanal imaj uzmanı Vitaly Malykin ile görüştü:

"Google'da çıkan sayfalar kontrolüm altında"

Vitaly Malykin’in parmakları siyah dizüstü bilgisayarının üzerinde kurnazca geziniyor. Malykin, yaptığı işe somut bir örnek vermek amacıyla kendi adını arama motoru Google’a yazıyor ve sonucu gururla gösteriyor ve “Bu benim sayfam, bu Xing’deki sayfam, buradaki her şeyi değiştirebilirim. Bu da kişi arama sitesi Yasni’deki sayfam, istersem buraya da müdahale edebilirim. Yani buraya da kaydolabilir ve yazılanları etkileyebilirim" diyor.

İki yöntem

Malykin ve şirketinin adını Google’a verince çıkan 20 sonucun hemen hepsi ya olumlu ya da tarafsız. Buna şaşırmamak gerek, zira Malykin profesyonel bir sanal imaj uzmanı. Yani o, parasını başkalarının internetteki imajını düzelterek kazanıyor. Malykin, müşterilerinin görmek istemediği ya da haklarında olumsuz izlenim bırakan internet içeriklerini yok ederek geçimini sağlıyor. Vitaly Malykin, işini “Temelde bunun iki yolu var. Ya örneğin Google'da çıkan arama sonuçlarını sildirmeye çalışıyorsunuz, ya da kendinize ait yeni web siteleri oluşturarak çıkan olumsuz haberlerin arama sonuçları sıralamasında geriye düşmesini sağlıyorsunuz" sözleriyle açıklıyor.

Bazı uyarılar

Ancak istenmeyen bilgileri ya da resimleri internetten silmek o kadar da kolay değil. Verilerin bulunduğu internet siteleri silmeyi vaat etse bile, bu veriler arama motorlarının ön belleklerinde muhafaza ediliyor. Bu, Malykin gibi bilgisayar uzmanları için bile çözümü zor bir sorun. Ayrıca bu verilerin hafızada tutulma süresi de oldukça uzun. Bu nedenle Malykin, müşterilerine genellikle diğer yolu, yani internette kişilerin imajını olumlu etkileyebilecek web siteleri ve bloglar hazırlamayı teklif ediyor. Bu siteleri, arama motorlarının arama sonuçlarında en üst sıralarda çıkacak şekilde programlayan uzman, böylece müşterileri hakkındaki ilk sanal izlenimi de sağlama almış oluyor. Malykin'in internet kullanıcılarına bazı uyarıları da var: “Bir forumda bir yorumda bulunan kişi, onun sürekli orada kalacağını anlamalı ve kabul etmeli. Bir yere iş başvurusu yaptığınızda ve personel müdürlüğünden biri hakkınızda arama yaptığında ki, istatistiklere göre işverenlerin üçte ikisi bunu yapıyor, bu içerikleri buluyor. Bir yere yönetici pozisyonunda başvuruda bulunan biri için, internette gittiği son eğlencenin fotoğraflarının yer alması hoş bir şey değil.”

Her beş Almandan biri sanal ortamda verilerini paylaşıyor

İstatistiklere göre her beş Almandan biri gönüllü olarak kendisi hakkındaki bilgileri internette paylaşıyor. Alman şirketler Alman ceza hukukuna tâbi, ancak örneğin forum sitelerinin çoğunun merkezi yurtdışında. Bu nedenle, hakaret gibi suç teşkil eden durumlarda, adli kovuşturma zorlaşıyor. Malykin, sanal ortamlarda bilinçsizce bilgi ve veri paylaşımının risklerine şu sözlerle dikkat çekiyor: “Şu anda göründüğü kadarıyla hiçbir zaman işsiz kalmayacağım. Yeni kuşak, 13-14 yaşındakiler, blogları, forumları kullanmakta oldukça iyiler. Ancak kendileri için ne tür risk ve tehlikeler içerdiği konusunda bilgileri yok. Tüm bu veriler hacker saldırıları ile çalınabilir, yani internette ne paylaştığınıza dikkat etmeniz gerekiyor.”

02/03/2010

Veri depolama Anayasa'ya aykırı

Anayasa Mahkemesi: Yasa haberleşmenin gizliliği ilkesine aykırı  

Anayasa Mahkemesi: Yasa haberleşmenin gizliliği
ilkesine aykırı

Yasa yoğun protestolara neden olmuştu

Yasa yoğun protestolara neden olmuştu

Adalet Bakanı Schnarrenberger karardan memnun

Adalet Bakanı Schnarrenberger karardan memnun

 

Alman Anayasa Mahkemesi, vatandaşların telefon ve internet haberleşme verilerinin
6 ay süreyle servis sağlayıcılar tarafından depolanmasını
öngören yasanın 'haberleşmenin gizliliği' ilkesine aykırı olduğuna hükmetti.

Almanya’da vatandaşların telefon ve internet haberleşmesinin izlenmesine olanak sağlayan yasa, Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa’ya aykırı bulundu. Yüksek Mahkeme, telefon ve internet kayıtlarının, servis sağlayıcılar tarafından “6 ay süreyle saklanmasını” öngören yasanın, “haberleşmenin gizliliği” ilkesine aykırı olduğuna hükmetti. Mahkeme, bugüne kadar depolanmış olan tüm kayıtların da derhal silinmesini talep etti.

Almanya’da 2008 yılında yürürlüğe giren tartışmalı yasa uyarınca,  tüm telefon görüşmeleri ve internet kayıtları 6 ay süreyle saklanıyor, şüpheli durumlarda güvenlik birimleri, mahkemenin onayıyla bu verileri inceleyebiliyordu.

Yasaya karşı yoğun tepkiler sonucunda, 34 bin kişilik rekor sayıda imzayla Federal Anayasa Mahkemesi’ne itiraz başvurusu yapıldı.

'Haberleşme gizliliğinin ihlali'

Yüksek Mahkeme, aylar süren değerlendirmelerin ardından açıkladığı kararla, söz konusu yasanın Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmetti.  Anayasa Mahkemesi Başkanı Hans-Jürgen Papier, düzenlemenin “haberleşmenin gizliliğinin korunması” temel ilkesini ihlal ettiğini vurguladı.

“Haberleşme verilerinin, herhangi bir lüzum olmadan kayıt altına alınması; yurttaşlarda, izlendikleri yönünde müphem ve tehditkâr bir hisse yol açabilecektir. Bu da birçok alanda temel hakların özgürce algılanmasını zedelemektedir.”

Yasa, AB direktifi doğrultusunda çıkarılmıştı

Almanya’da 2008 yılında iş başında olan Hristiyan Birlik-Sosyal Demokratlar koalisyon hükümeti, tartışmalı yasayı, Avrupa Birliği tarafından terörle mücadele kapsamında hazırlanan direktif doğrultusunda çıkarmıştı. Anayasa Mahkemesi, kararında; bu direktife karşı çıkmazken, haberleşme verilerinin kayıt altına alınabileceğini, ancak bu uygulamaya “bireylerin özel hayatlarını” koruyacak sınırlamalar getirilmesi gerektiğini vurguladı. Mahkeme Başkanı Hans-Jürgen Papier bu konuda şunları söyledi:

"Verilerin kullanılabilmesi, ancak yasaların ihlalini engellemeye yönelik hayati önem taşıyan durumlarda sözkonusu olabilir. Yani, ciddi tehdit oluşturan ve ağır ceza gerektiren kovuşturmalarda.”

Yüksek mahkeme ayrıca, mevcut uygulamada verilerin depolanmasında güvenlik sorunları bulunduğuna ve sistemin suistimallere açık olduğuna işaret etti.

Almanya’da faaliyet gösteren tüm telekomünikasyon şirketleri iki yıldır, hangi numaradan kimin arandığı, kimin kime mesaj gönderdiği ve hangi internet adreslerinin ziyaret edildiği bilgilerini depoluyordu. Buna karşılık konuşmaların içeriği ya da internette ziyaret edilen sayfaların kendisi kaydedilmiyordu. Güvenlik birimleri şüpheli durumlarda, mahkemeden izin alarak bu verileri inceleyebiliyordu.

Koalisyon ortaklarından farklı görüşler

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı, koalisyon hükümeti içerisinde farklı tepkilere neden oldu. Hrıstiyan Birlik Partileri, karar sonrasında terörizmle mücadele ve güvenlik alanında büyük risklerin ortaya çıkacağı endişesini taşıyor. Federal Meclis'in Hrıstiyan Demokrat Partili İçişleri Komisyonu Başkanı Wolfgang Bosbach, olası terör saldırılarının önlenebilmesi için güvenlik birimlerinin telefon ve internet verilerine mutlaka ulaşabilmesi gerektiğini söyledi.

Tartışmalı yasa 2008 yılında çıktığında muhalefette bulunan, bugün ise iktidar ortağı olan liberal Hür Demokratlar ise, Anayasa Mahkemesi’nin kararına sevindi. Yasanın “tüm yurttaşları potansiyel suçlu olarak gördüğü” eleştirisini yapan liberaller, Anayasa Mahkemesi’ne yapılan itiraza da destek vermişti.

Adalet Bakanı: AB direktifi yenilenmeli

Yasanın iptalı için Anayasa Mahkemesi'ne başvuranlar arasında bulunan Hür Demokrat Partili Adalet Bakanı Sabine Leutheusser-Schnarrenberger, Anayasa Mahkemesi’nin kararından memnun olduğunu belirtirken, Mahkeme’nin uyarıları ışığında yeni bir Avrupa Birliği direktifi için çalışacaklarını söyledi.

Alman telekomünikasyon şirketleri ise 2008 yılında getirilen zorunlu uygulama nedeniyle milyonlarca euroluk yatırım yaptıklarını belirterek, uğradıkları zararın telafi edilmesini talep ediyor.

02/03/2010 DW

Çöp posta gönderen bilgisayarlar kapatılacak

 

Microsoft botnetlere karşı davayı ilk kez kazandı

Yazılım devi Microsoft, günde bir milyondan fazla spam, yani çöp e-posta gönderen küresel bilgisayar ağlarını habersiz kapatmasına izin veren mahkeme kararını ilk kez çıkartmayı başardı.

Dava yargıcı, Microsoft'un "botnet" olarak bilinen ağları, işleticilerine herhangi bir uyarıda bulunmaksızın devre dışı bırakmasına onay verdi.

"Robot network" ifadesinin kısaltılmış hali olan botnet, bilgisayar aleminde sıkça kullanılan bir terim.

'Botnet'ler, her biri özel bir amaç için yazılmış bilgisayar programları olan, birden fazla software agent - yazılım ajanından oluşuyor ve bu yazılım ajanlarını, tek bir birim gibi hareket ettirecek kabiliyete sahip.

Bu tür ağlar genellikle e-posta ya da spam- çöp mesaj göndermekte kullanılıyor ama bazen de bir bilgisayarı ya da sistemi devredışı bırakacak saldırılar düzenlemekte kullanıldıkları oluyor.

Bir botnet, herhangi bir bilgisayara kullanıcısı fark etmeden virüs bulaştırabiliyor ve bu bilgisayarı spam mesajlar yollamak için kullanabiliyor.

Böylece bilgisayar uzmanlarına göre bir botnet yüzlerce kişisel bilgisayardan oluşan bir 'ordu' kurabiliyor.

Botnet ağları

Microsoft davaya söz konusu olan Waledac'ın, ABD'deki en büyük on botnet ağından biri olduğunu söyledi.

Ancak Microsoft, virüs bulaşan bilgisayarların hala risk taşıdığı ve anti-virüs programıyla temizlenmelerinin şart olduğuna dikkat çekti.

Microsoft 3 – 12 Aralık tarihleri arasında yani 18 günlük bir dönem içinde Hotmail hesaplarına sahte tasarım eşyalarından ilaçlara dek sayısız konuda 650 milyon spam mesaj gönderildiği örneğini verdi.

Kimilerine göre Waledac, tahrip edici ölçüde aktif.

Kimi internette güvenlik uzmanlarına göre de Microsoft'un devredışı bıraktığı internet adresi sayısı, ağı kontrol eden internet korsanlarının pek azını barındırıyor olabilir.

Anti spam hizmeti veren Spamhaus'un baş enformasyon yetkilisi Richard Cox, bu karar eğer spam mesajlar üzerinde etkili olduysa biz farketmedik" diye konuştu.

Cox, Waladac'ın oluşturduğu tehdidin yüksek olmadığı spam trafiği içinde yüzde 1'den az yer kapladığına dikkat çekti.

26/02/2010

Google yöneticilerine video cezası

 

Şirkete verilen ceza sektörde
kaygı yarattı

İtalyan yargısı, Google Video'ya yüklenen ve Down sendromlu bir çocuğun okul arkadaşları tarafından dövülmesini gösteren videoyu özel hayatın gizliliğinin ihlali olarak değerlendirdi.

Mahkeme, videonun siteye yüklenmesine göz yumdukları gerekçesiyle üç Google yöneticisini 6 ay ertelenmiş hapis cezasına çarptırdı.

Üç yönetici hakaret suçlamalarından ise beraat etti.

2006 yılında İtalya'nın Torino kentindeki bir okulda çekilen video, Google Video'ya yüklenmişti.

Ancak bir ay sonra, İtalyan polisinin başvurusu üzerine siteden kaldırıldı.

Şirket kısa bir süre sonra da YouTube'u satın aldı.

'Korkutucu'

Yargılanan isimlerden olan, Google'ın baş hukuk müşaviri David Drummond kararı tepkiyle karşıladı.

Kararın çok korkutucu bir kapı araladığını söyleyen Drummond, "Bu olayla, görüntülenmesiyle ya da Google Video'ya yüklenmesiyle hiçbir ilgisi olmayan ben ve meslektaşlarım, sadece şirketteki konumumuz nedeniyle bu cezaya çarptırılabiliyorsak, herhangi bir internet paylaşım sitesindeki herhangi bir çalışan da benzer bir cezaya çarptırılabilir" diye konuştu.

Drummond kararın temyizden döneceğine emin olduğunu da ekledi.

Özel hayatın gizliliği yasaları konusunda danışmanlık hizmetleri veren İngiliz uzman Richard Thomas ise, kararı "saçma" olarak nitelendirdi.

Thomas, "Hakaret içeren bir mektup nedeniyle posta idaresini dava etmeye benziyor" diye konuştu.

Google'dan yapılan açıklamada da, YouTube'a yüklenen görüntülerin önceden izlenmesinin mümkün olmadığının altı çizildi.

Ayrıca polisin bu konuya dikkat çekmesi üzerine videonun siteden hemen kaldırıldığı ve yükleyenler hakkında da ilgili makamlara bilgi verildiği kaydedildi.

Google'ın verdiği bilgi doğrultusunda Down sendromlu arkadaşlarını döven ve görüntüleyen öğrenciler okuldan atılmıştı.

24/02/2010

Google Caddeleri Geziyor.

 

Google'ın "Street View" uygulaması tartışma yaratıyor

Google’ın “Street View” planına tepki

Google, “Google Maps” adlı uygulamasına eklediği “Street View” seçeneği sayesinde harita kullanımında yeni bir devir başlatmayı planlıyor. Google’ın bu planı Almanya’da yoğun tartışmalara neden oldu.

Kullanıcılarına "gerçekten oradaymış hissi" vermeyi planlayan Google'ın “Street View” projesi ile sokakları üç boyutlu olarak görmek, köprülerin üzerinden etrafı seyretmek, hatta binaların süslemelerini incelemek mümkün. ABD’de neredeyse tüm sokakları bu şekilde evinizden çıkmadan gezebiliyorsunuz.

“Street View” projesini geliştirenlerden biri olan Raphael Leiteritz şimdiye kadar Almanya'daki kamuya açık alanların hemen hepsini görüntülediklerini, geriye sadece teknik sorunlar yaşanan bazı alanların kaldığını kaydediyor. Leiteritz yine de çalışmaların yaz sonuna kadar tamamlanıp projenin bu yıl içinde hayata geçirilebileceğini tahmin ediyor. 

Ancak uygulamanın bu yıl içinde hayata geçirilmesinin planlandığı Almanya'da ise hararetli tartışmalar yaşanıyor. Tüketiciyi koruma bakanı Ilse Aigner milyonlarca evin izinsiz görüntülenmesine atıfta bulunarak, bu uygulamanın "özel alanın milyonlarca kez ihlal edilmesi" anlamına geldiğini belirtti. Google bu endişeleri bertaraf etmek için dileyen kişilerin evlerinin ya da kendi görüntülerinin resimlerden karartılabileceği garantisini verdi.

 İstenmeyen sonuçlara yol açabiliyor  

“Street View” ABD dışında aralarında Fransa ve İsviçre'nin de bulunduğu bazı başka ülkelerde de kullanımda. Google'a göre uygulama sayesinde tatile gideceğiniz yere önceden göz atabilir ya da kiralayacağınız evin önünden yoğun trafiğe sahip gürültülü bir cadde geçip geçmediğini kontrol edebilirsiniz.

 Ancak Google’ın Street View uygulaması, kimi zaman istenmeyen sonuçlara da yol açabiliyor. Fotoğraflar günün herhangi bir saatinde ve herhangi bir uyarıda bulunulmaksızın çekildiği için, fotoğraf karelerine bazen istenmeyen görüntüler de takılabiliyor. Hatta bu fotoğraflarla yakalanan kimi görüntüler dava konusu bile olabiliyor. Örneğin, Finlandiya'da bir ev sahibi, bahçede pantolonsuzken görüntülendiği için Google'ı mahkemeye verdi.

Google üzerine yaptığı araştırmalarıyla tanınan Avusturyalı gazeteci yazar Gerald Reischl uygulamanın yararlı işlevleri yanında birçok tehlikeyi de barındırdığına dikkat çekiyor. Reischl, "Tabii ki otomobillerin plakaları ve insanların yüzleri tanınmayacak hale getiriliyor. Ancak binalar tüm detaylarıyla ortada. Google Maps'deki verilerle, Street View görüntüleri ve adres veri bankalarındaki bilgiler bir araya getirildiğinde, bu durum istenmeyen birçok sonuç doğurabilir" dedi.

 Reischl, Street View aracılığıyla binanın dış boyasının dökülmüş olduğunu gören bir firmanın, bina sahibiyle iletişime geçebileceği ya da hırsızların uygulamayı kullanarak keşif gezilerini internet üzerinden yapabileceği konusunda uyarıyor. 

Fransa'daki Charles de Gaulle meydanı.
Fransa'daki Charles de Gaulle meydanı

 Google güvence verdi

 Google, Alman hükümetine isteyen kişilerin evlerinin ve kendi görüntülerinin bulanıklaştırılarak tanınmayacak hale getirileceği ya da tamamıyla fotoğraflardan silineceği yönünde güvence verdi. Ancak bu güvenceler Alman hükümetini tatmin edecek gibi görülmüyor.

 Google’ın daha önce de birçok kuralı ihlal ettiğinin altını çizen gazeteci Reischl, "Goolge'ın kendi kanunları var. Kendi istediği gibi davranıyor. Geçmişte açık bir şekilde ‘giriş yasaktır’ uyarısı bulunduran kişisel arazilerdeki sokaklara da giriş yaptılar. Zira şöyle düşünüyorlar. Bu bir sokak, o zaman Street View uygulamamız için buna da ihtiyaç duyabiliriz" diyor.  

 Daha önce de Japonya ve Yunanistan hükümetleri, Google’ın sokakları görüntüleme planlarını engellemişti.

23/02/2010

Microsoft-Yahoo ortaklığı neleri değiştirecek?

 

Bilişim uzmanları, ABD ve AB’nin ilgili makamlarınca birleşmeleri onaylanan Microsoft ve Yahoo evliliğinin sektördeki dengeleri nasıl etkileyeceğini tartışıyor.

2009 yılının temmuz ayında aralarında anlaşan Microsoft ile Yahoo'nun ortaklığı, önce ABD Adalet Bakanlığı tarafından onaylandı. Avrupa Birliği Komisyonu da ortaklığa izin verdiğini duyurdu. Avrupa Komisyonu'nun kararında, “arama motoru sektörü ve online reklamcılıkta birleşme rekabeti canlandıracak, Microsoft'un Pazarın lideri Google karşısında eli güçlenecektir” denildi.

Avrupa'daki arama motoru pazarında Microsoft ve Yahoo, toplam yüzde 10’ları ancak bulan küçük bir paya sahip. Birleşmenin şimdi pazarın yüzde 90’ına sahip Google'a karşı daha iyi rekabet edebilme imkanı sağlayacağına işaret ediliyor.

Google'a karşı güçlü alternatif arayışı

İnternette pazarlama uzmanlığıyla adını duyuran sitelerden didit.com'un sözcüsü Kevin Lee, iki firmanın bir araya gelmesinin reklam verenler açısından da olumlu şekilde değerlendirildiğini söyledi. Yahoo'nun daralan piyasa payı nedeniyle reklamverenler nezdinde itibar yitirdiğini hatırlatan Lee, “Google'a karşı güçlü bir alternatif aranıyor” dedi.

Birleşme 2012'de tamamlanacak

Yahoo ve Microsoft, ABD ve AB'nin onay kararlarının ardından birleşmeye son halini vermek için çalışmalara başladılar. 2012 yılının sonunda tamamlanması beklenen birleşme süreci, Yahoo'nun aşama aşama Bing'e ait arama teknolojisine geçişini öngörüyor. Ortaklık masasına Microsoft Bing arama motorunu, Yahoo ise online reklamdaki deneyimini koyuyor.

Geçiş, kullanıcılar tarafından fark edilmeyecek, Bing yazılım mühendisleri tarafından geliştirilen algoritmalar Yahoo platformuna entegre edilecek. Yahoo'nun 400 kadar çalışanı Microsoft'a devredilecek. Yahoo bundan böyle de güncel, bazı enformasyon hizmetleri ve arama motoru sonuçlarının optimizasyonu gibi alanlardan sorumlu olacak. Reklam gelirlerinin aslan payı yüzde 88'le Yahoo'nun olacak. Microsoft-Yahoo anlaşması toplam 10 yıllık bir süreye bağlandı.

22/02/2010 DW

Barceleno Dünya Mobil Fuarı

 

Barcelona'da devam eden Dünya Mobil Fuarı

Telefonlar daha da akıllanıyor
Cep telefonlarının sadece konuşmak için kullanıldığı devir çoktan kapandı. Akıllı telefonların neler yapabildiğini ve yakın gelecekte neler yapabileceğini Dünya Mobil Fuarı'nda araştırdık.

Dünya Mobil Fuarı'na katılan yaklaşık bin 300 firma, fuarın sona ereceği 18 Şubat gününe kadar yaklaşık 50 bin ziyaretçinin stantlarını dolaşacağını tahmin ediyor. Biz de bu ziyaretçilerin arasında yerimizi alıyor ve sürekli yanımızda taşıyabileceğimiz kadar küçük bu cihazlarla neler yapabileceğimizi konunun uzmanlarına danışıyoruz.

İlk durağımız Alman Fraunhofer Enstitüsü'nün standı. Markus Eisenhauer, akıllı telefonlar sayesinde kirli çamaşırlarımızı yıkarken nasıl çevre korumasına yardım edebileceğimizi şöyle anlatıyor: "İki farklı akıllı cep telefonu altında da çalışan bir uygulama var. Bu uygulamayı yüklediğiniz telefonun kamerasını açarak evde kullandığınız elektrikli cihazlara tuttuğunuzda, ne kadar enerji harcadıklarını görebiliyorsunuz."

 

Cep telefonundan kumanda

Eisenahauer, örneğin gelecekte çamaşır makineleri ve priz arasına yerleştirilecek özel bir cihazın akıllı telefonlar tarafından kontrol edilebileceğini, bu şekilde çamaşır makinesinin telefon üzerinden elektriğin en ucuz olduğu saatlerde çalıştırılmak üzere kontrol edilmesinin mümkün olacağını kaydediyor.

Akıllı telefonlara yeni özellikler kazandırmak, onları daha akıllı hale getirmek için tek yapılması gerekense, yeni uygulamalar yüklemek. Kısaca "apps" adı verilen bu uygulamalar konusunda pazarın başını açık ara farkla Amerikan Apple firması çekiyor.

 

 

Apple'in internet marketi "App Store"da yaklaşık 200 bin farklı uygulama bulunuyor. Şu an için farklı firmaların uygulamalarına farklı platformlardan ulaşılabiliyor. Mobil Telefonları Birliği GSMA'dan Alex Sinclair, hedeflerin bu ayırımı ortadan kaldırarak tek bir portal oluşturmak olduğunu belirtiyor.

Yeni teknoloji: LTE

Diğer yandan uygulamaların çok büyük bir bölümü internet bağlantısına ihtiyaç duyuyor. Mobil Telefonları Birliği'nden Dan Worren, eğer internet bağlantısı yeterince hızlı değilse, bu uygulamaları kullanmaya çalışmanın da işkenceye dönüşebildiğini belirterek "Bu yılın en ses getiren konularından biri LTE teknolojisi. Birçok ağ sağlayıcısı bulunduğu bölgeye göre LTE teknolojisini önümüzdeki 12, 24, 36 ay içerisinde uygulamaya sokacak" diyor.

 

Oslo ve Stockholm'de kullanılmaya başlanan LTE teknolojisiyle saniyede 100 Megabit bağlantı hızına erişmek mümkün. Bu şu anlama geliyor, LTE sayesinde nerede olursanız olun yüksek çözünürlükte online video izlemek ve otobüste giderken video konferans bağlantısı kurmak artık hayal değil.

LTE teknolojisi ile cep telefonu konuşmaları sırasında yaşanan kopukluklar da son bulacak. Almanya nisan ayından itibaren LTE teknolojisine geçmeye başlayacak.

Uzmanlar sürecin bundan dokuz yıl önce UMTS teknolojisine geçişte yaşandığı kadar üzün sürmeyeceğini belirtseler de LTE ilk kademede sadece internet bağlantısı için kullanılacak. Cep telefon görüşmelerinin LTE teknolojisinde gerçekleştirilmesi içinse mobil telefon tutkunlarının bir süre daha beklemesi gerekecek.

 17/02/2010 dw

Gmail’i yasaklayan İran, milli e-posta hizmetini kuruyor

 

Bilişim devi Google, Çin’in ardından İran ile sorun yaşıyor. Tahran yönetimi,
Google’ın 176 milyondan fazla kullanıcıya sahip e-posta hizmeti Gmail’e erişimi engelliyor.

Gmail ile ilgili gelişmeler, İran İslam Devrimi'nin 61'nci yıl dönümü kutlamaları öncesinde başladı. İran'dan ücretsiz e-posta hizmeti Gmail'e giren kişilerin sayısında önemli bir düşüş belirlendi. Google'ın yaptığı kontrollerde herhangi bir teknik soruna rastlanmadı.

Konuya ilişkin Google'dan yapılan açıklamada, gelişmelerin bir yasaklama sonucu olup olmadığı konusunda yorum yapılmadı. Açıklamada, "Google olarak özgür iletişimi destekliyoruz, ancak maalesef bu her zaman bizim kontrolümüzde değil" denildi.

İran'ın planı

“Wall Street Journal”, İran Telekomünikasyon Ajansı'nın Gmail'e erişimi sürekli olarak engelleme kararı aldığını, vatandaşların ücretsiz kullanımına açılacak bir milli elektronik posta hizmetinin planlandığını yazdı.

Adını açıklamak isteyen bir İranlı yetkilinin sözlerine yer veren “Wall Street Journal” ise, “Hedefimiz bilgi teknolojileri alanında ülkemizdeki gelişmeyi teşvik etmek, ayrıca halkla yönetim arasındaki güven ilişkisine katkı sağlamaktır” dedi.

Sanal duvarlara tepki

ABD Dışişleri Bakanlığı da Gmail ile ilgili gelişmelere tepki gösterdi. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Philip Crowley, “21'nci yüzyılda sanal duvarlar inşa edenler, 20'nci yüzyılda fiziki duvarlar yapanlar gibi başarısızlığa uğrayacaktır” dedi. Crowley, İran halkının duvarları aşmak için gereken yolları bulacağından emin olduğunu kaydetti. 

İran'da muhalif gruplar örgütlenme ve iletişim için özellikle sosyal medya sitelerinden yararlanıyorlar. Muhaliflerin haber ve görüntülerini yayımladığı sitelerin arasında Google Grubu'na bağlı YouTube'un yanı sıra Facebook ve Twitter gibi internet siteleri yer alıyor.

14/02/2010 DW

Agos gazetesine sanal saldırı

Haftalık Agos gazetesinin internet sitesine gazetenin kurucusu Hrant Dink'in katil zanlısı Ogün Samast'ı öven bir sanal saldırı düzenlendi.

Sitenin ana sayfasına Samast'ın, Samsun karakolunda çekilmiş fotoğrafını koyan bilgisayar korsanları, Dink hakkında yazanlara da hakaret ve tehditlerde bulunuyor.

İmla hatalarıyla dolu metinde, "Ya sev ya terket" ve "Oyun bitti" gibi ifadeler yer alıyor.

Agos'un yanı sıra Hrant Dink Vakfı ve Barış İçin Sanat Girişimi'nin internet siteleri de sanal saldırıya uğradı. Üç siteye de düzeltme çalışmaları nedeniyle erişim yok.

Peki internet siteleri "nasıl hack"leniyor ve bunu önlemenin bir yolu var mı?

Radikal gazetesi teknoloji yazarı Serdar Kuzuloğlu sorularımızı yanıtladı.

12/02/2010 DW

Google'dan Facebook ve Twitter'a rakip: Buzz

Google Buzz  

Google Buzz, Facebook'a rakip bir sosyal ağ olarak tasarlandı

 

[Buzz sayesinde] Mahallenizdeki insanların ne söylediğini görebileceksiniz.

Vic Gundotra,
Google'ın mühendislikten sorumlu genel müdür yardımcısı

Google, Buzz olarak adlandırdığı yeni bir sosyal paylaşım hizmetini Amerika'daki genel merkezinde tanıttı.

İnternet şirketi Google'ın e-posta servisi olan Gmail'in içine entegre edilen Buzz, kullanıcıların durum güncellemeleri yapmasını, içerik paylaşmasını ve arkadaşlarının gönderilerini okuyup yorumlamalarını sağlıyor.

Yeni hizmet Google'ı, Facebook ile rakip konumuna getiriyor.

2004 yılında açılan Facebook'un kullanıcı sayısı şu anda 400 milyona doğru ilerliyor.

Buzz, sayıları 170 milyona yaklaşan mevcut Gmail kullanıcılarından istifade etmeye çalışacak.

BBC teknoloji muhabiri, yeni hizmetin Google'ın sosyal paylaşım alanında "ciddi bir arazi kapatması" olarak görüldüğünü söylüyor.

Muhabirimiz Buzz'ın özellikle cep telefonu kullanıcıları için çok sayıda yeni ve ilginç özellik sunduğunu, ancak Facebook ya da Twitter kullanıcılarını çekmek için bu tür özelliklerin yeterli olup olmayacağının belirsiz olduğunu söylüyor.

Rakip şirket Yahoo da halihazırda kullanıcıların, Yahoo Mail sayfasındaki arkadaşlarının, Twitter ve Flickr gibi sitelerdeki güncellemelerini izleyebilmelerini sağlıyor.

Google logosunun gözbebeğine yansıması  

Google, 2004'te de Orkut adlı bir sosyal ağ açmıştı

Buzz'ın özellikleri

Buzz'ın yeni özellikleri doğrudan Google'ın ücretsiz e-posta servisi Gmail'in içine yerleştirildi.

Burada kullanıcılar (buzz ya da vızıltı adı verilen) gizli ya da açık durum güncellemeleri yapabilecek, içeriklerini Twitter, Youtube, Flickr ve Picasa gibi sitelerde paylaşabilecek.

Buzz simgesi ile işaretlenen mesajlar, Gmail'in içindeki gelen kutusu ile birleştirilecek.

Özel durum güncellemeleri, otomatik olarak kullanıcıların profil sayfalarına yansıyacak.

Açık durum güncellemelerine ise arama motorları yoluyla erişilebilecek.

Buzz, kişilerin "takip edilebilmesi" gibi özellikleri yönünden Twitter ve paylaşılan içeriği "beğenme" gibi özellikleri açısından Facebook'tan bazı unsurları içerecek.

Cep telefonundan konum bildirme

Yeni hizmet, kullanıcılarının paylaştığı ve sizin de hoşunuza gidebileceğini düşündüğü içeriği size tavsiye edecek.

Google, Buzz'ı harita servisi ve mobil platformlar ile de entegre hale getirdi.

Örneğin, Android işletim sistemini kullanan cep telefonları için mobil bir uygulama da kullanıcılara sunuluyor.

Cep telefonlarından yapılan durum güncellemelerinde, kullanıcıların bulunduğu yer de kaydedilerek mesaja eklenecek.

Diğer kullanıcılar da yakınlarında bulunan kişilerin kamuya açık mesajlarında arama yapabilecek.

Açık güncellemeler, restoran ve tiyatro değerlendirmelerinin de yer aldığı Google Places adlı işletme dizinine de eklenecek.

Buzz, cep telefonlarındaki Google Harita uygulaması ile de entegre edildi.

Orkut deneyimi

Google, aslında sosyal paylaşım işine ilk kez girmiyor.

Şirket 2004 yılında da Orkut adlı bir siteyi tanıtmıştı.

Adını Google çalışanı yaratıcısı Orkut Büyükkökten'den alan "Orkut" her ne kadar Brezilya ve Hindistan gibi ülkelerde çok tutulsa da geri kalan her yerde Facebook'un gölgesinde kalmıştı.

Google yakın zaman önce de Google Wave adlı bir hizmeti tanıtmıştı.

Google Wave, e-posta ile anında mesajlaşmayı birleştiren ve bir belge üzerinde birden fazla kişinin gerçek zamanlı olarak çalışabilmelerini sağlayan bir hizmet.

Facebook şu anda dünyanın en popüler sosyal paylaşım sitesi.

Geçen hafta görünüm ve tasarımını değiştiren Facebook, bu değişiklikler yoluyla mesaj arama ve sohbet özelliklerini kolaylaştırmayı hedefliyor.

10/02/2010

Güvenli İnternet'in ipuçları

 

Bugün Güvenli İnternet Günü.
AB’nin girişimiyle düzenlenen çeşitli etkinliklerle internette güvenliğin önemi vurgulanıyor.

Deutsche Welle editörleri Murat Çelikkafa ve Nihat Halıcı, konuyu farklı boyutlarıyla tartıştı.

Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi kurumlar belirli konulara dikkatleri çekmek için bazen abartıyorlar; bazen şapkadan Uluslararası Tavşan Günü ya da Uluslararası Portakal gibi yıldönümleri de çıkabiliyor. Ama bugünün önemini herhalde öyle kolay kolay kimse bir kenara itemeyecektir: Güvenli İnternet Günü. DW editörleri Murat Çelikkafa ve Nihat Halıcı, internet güvenliğini masaya yatırdı... Şimdi bu ilginç söyleşiye kulak veriyoruz.

 - Bugünlerde nereye dönsek hep güvenlik ve internet kelimelerini yan yana görüyoruz. Bu işin bir sebeb-i hikmeti olsak gerek, öyle değil mi?

 

HALICI: İnternet ve güvenlik, eskilerin deyimiyle artık bir anlamda hayat-memat meselesi haline geldi. Ticari hayat, internet üzerinden dönüyor. Eğitim, internet üzerinden veriliyor. Ve en önemlisi sanal olmayan kurumlar, su ve elektrik şebekeleri, bankalar; bütün bu kritik altyapı hep dijital hale geldi. Dijital demek, bir yandan kolaylık ve rahatlık demek, ama madalyonun bir de diğer yüzü var. 

- Madalyonun diğer yüzü pek karanlık, pek ürkütücü: Virüslerimiz, truva atlarımız, solucanlar, casus yazılımlar var. Ama bizim evimizdeki ya işyerimizdeki bilgisayarımızın sınırları dışına taşan yine internet kaynaklı başka tehlikeler de var. Üstelik hiç de yabana atılır cinsten değil...

 HALICI: Burada karşımıza dijital savaş kavramı çıkıyor. Savaşlar uzun yüzyıllar kılıç-kalkanla yapıldı. Sonra ateşli silahlar çıktı, derken ilk atom bombasıyla farklı bir evreye geçtik. 21’nci yüzyılla, yeni binyılla birlikte bambaşka bir çağın kapısı açıldı. 2004’te Estonya’yı bir anlamda yere seren sanal saldırılar, ilk dijital meydan muharebesi oldu. 2008’te de Gürcistan bir yandan havadan, karadan ve denizden, diğer taraftan sanal âlemde kuşatıldı, sonuçta savaşı kaybetti.

 - Sanal savaşlardan tekrar kendi bilgisayarlarımıza dönelim... Bilgi teknolojilerinde, internet alanında müthiş bir gelişme var: Teknolojideki her gelişme, güvenlik alanında da kendiliğinden yeni sorunları ortaya çıkarıyor. İnsanlara, bilgisayar kullanıcılarına daha fazla haberleşme imkânları açılıyor. Ama bu, kullanıcıların cihazlarına daha fazla içerikle birlikte kötü niyetli unsurların taşınma ihtimalini de artırıyor.

 HALICI: Virüsü, solucanı, truva atıyla mücadele giderek zorlaşıyor, bu doğru. Çünkü bu zararlı yazılımları üretip yayanlar, artık daha becerikli hale geldi. Masa üstü bilgisayarından iPod’una hemen her cihaz için virüs üretiliyor. Cep telefonlarımızı virüsler tehdit ediyor. Tabii en büyük sorun, bilmeden, hiç farkında olmadan bir takım organize olaylara alet edilmek. Truva atıyla bilgisayarımızı ele geçiren kişiler, bizi çeşitli amaçlarına alet edebiliyorlar. İşin sonunda mahkemelere düşmek bile var.

 - Yine de hangi seviyeden olursa olsun bilgisayar kullanıcılarının hackerlara, zararlı yazılımlara öyle kolay teslim olmamak için bazı birtakım temel kurallara dikkat etmesinde fayda var. Uzmanlar hep bu uyarılarına, “Anti-virüs programı kullanın, anti-virüs yazılımınızı güncel tutun” diye başlarlar. Sanırım internette güvenli sörf yapmanın en önemli kuralı bu olsa gerek...

 HALICI: Kesinlikle, en önemlisi güncel bir anti-virüs yazılımı… Bunun için büyük paralar da ödememiz şart değil, artık bu işi paralısı kadar iyi gören ücretsiz yazılımlar var. Onun dışında elektronik postalarınıza dikkat edin; tanımadığınız, bilmediğiniz kişilerden gelenleri hiç açmayın; açıp da ekinde bir dosya gördüyseniz, bu dosyaya hiç ilişmeyin. Birçok site bilgisayarınıza zararlı yazılımları kendiliğinden yükler; internetin bu kenar mahallelerinde fazla dolaşmayın. Cihazınızın bluetooth fonksiyonu varsa, kullanmadığınız sürece onu kapalı tutun. Ayrıca tarayıcınızın güncel ve güvenli olmasına dikkat edin. 

09/02/2010

Facebook yarım milyar kullanıcıya doğru

Sosyal paylaşım sitesi Facebook’un kullanıcı sayısında dünya genelinde

400 milyona ulaşarak yeni bir rekora imza attı.

Facebook, bundan 6 yıl önce Harvard Üniversitesi öğrencisi Mark Zuckerberg tarafından kuruldu  

 Facebook, bundan 6 yıl önce Harvard Üniversitesi öğrencisi Mark Zuckerberg tarafından kuruldu

Google'dan sonra dünyanın en çok ziyaret edilen web sitesi konumundaki Facebook, bundan 6 yıl önce Mark Zuckerberg tarafından kurulmuştu. Facebook, Nisan 2009'dan bu yana kullanıcı sayısını ikiye katlamayı başardı.

Site kurucusu Zuckerberg, 400 milyonuncu kullanıcıyı sundukları hizmetleri daha da geliştirerek kutlayacaklarını açıkladı.

Çehresi yine değişti

Facebook'un kullanıcı ara yüzünde kapsamlı değişikliklere gidildi. Yeni tasarımda mesajlar, bildirimler ve uygulamalara ulaşım daha kolay hale getirildi.

Facebook'un atılımları yeni ara yüzle sınırlı değil. Sosyal paylaşım sitelerinin lideri, yaklaşık 12 milyon kullanıcısıyla önde gelen ücretsiz e-posta hizmeti sunucularından Hotmail ile işbirliğini kesinleştirdi.

1995'te Sabeer Bhatia ve Jack Smith tarafından kurulan Hotmail, iki yıl sonra Microsoft tarafından satın alınmıştı.

Facebook'ta hesabı bulunan Hotmail kullanıcıları, Facebook'a bağlanmaya gerek duymadan doğrudan Facebook'taki sayfalarına mesaj yollayabilecekler.

 08/02/2010

Microsoft için önemli gün

Son dönemde sık sık güvenlik açıklarıyla gündeme gelen Microsoft, yarın yayınlayacağı yamalarla
Windows’un çeşitli sürümleri ve Office paketindeki birçok kritik güvenlik boşluğunu kapatmayı hedefliyor.

Microsoft'un güncellemelerinden 11'i Windows işletim sistemini kapsıyor. Diğer iki güncelleme ise Office ürünlerindeki açıkların kapatılmasını hedefliyor.

Windows güncellemelerinden 5'i “kritik” seviyede değerlendiriliyor. Geri kalan Windows güncellemelerinden 7'si “önemli”, 1 tanesi ise “ortalama risk” sınıfında yer alıyor.

Hangi Windows sürümleri için geçerli?

Güncellemeler, Windows 2000'den Windows 7'ye bütün Windows sürümlerini kapsıyor. Yamaların sisteme kurulması, özellikle Windows XP ve Windows 2000 kullanıcıları açısından büyük önem taşıyor.

Kritik ve önemli güncellemeler, ağırlıkla eski işletim sistemlerini ilgilendiriyor. Kritik seviyedeki 5 adet güncelleme, Windows XP ve Windows 2000 işletim sistemleri için öngörüldü.

Buna karşılık Microsoft'un yeni işletim sistemleri Vista ve Windows 7 için de 3 kritik güncelleme hazırlandı.

İnternet Explorer'daki açık devam ediyor

Windows'un çeşitli sürümleri ve Office paketi için söz konusu güncellemeler hazırlanırken, paket, Microsoft'un tarayıcısı İnternet Explorer'de geçen günlerde ortaya çıkarılan güvenlik açığını kapsamıyor.

Microsoft yetkilileri, hackerlara saldırı olanağı veren bu açık üzerinde çalışıldığını, açığın daha sonra yayımlanacak bir yama aracılığıyla kapatılacağını duyurdu.

08/02/2010

Nokia’dan Android’e karşı yeni atak

 

Symbian’ın kaynak kodları üçüncü şahıs ve kuruluşlara açıldı

Mobil internette Google’ın Nexus One hamlesiyle başlayan hareketlilik, piyasanın diğer büyüklerinin attığı adımlarla devam ediyor. Nokia, kendisine ait işletim sistemi Symbian’ın kaynak kodlarını açtı.

Finlandiyalı iletişim devi Nokia, Nexus One'a ilk karşılığını bedava navigasyon dağıtacağını açıklayarak vermişti. Nokia, yeni adımıyla Symbian’ın kaynak kodlarını üçüncü şahıs ve kuruluşlara açtığını duyurdu.

330 milyon cihaza yüklendi

Yazılımın kodlarını elinde bulunduran ve Nokia Grubu'na bağlı Symbian Vakfı'nın verilerine göre Symbian işletim sistemi yüklü cihaz sayısı dünya genelinde 330 milyonu buluyor.

Symbian yüklü mobil cihaz üreten şirketler arasında Nokia'nın yanı sıra Motorola, AT&T, LG, Samsung ve Sony Ericsson da yer alıyor.

Karar doğrultusunda artık dileyen kişi ve kurum Symbian kodlarını alıp kendi gereksinim ve donanım yapısına uygun olarak değiştirip yeniden yazabilecek.

Symbian'ın temeli 1998'te atıldı

Symbian yazılım, Haziran 1998'de Ericsson, Motorola, Nokia ve Psion firmalarının ortaklığıyla kuruldu.

Daha sonraki yıllarda Panasonic, Siemens, Sony Ericsson ve Samsung da Symbian konsorsiyumuna katıldı.

2008 yılının sonunda Symbian'ın bütün hisselerini devralan Nokia, Symbian'ın statüsünü limited şirketten vakfa çevirdi

05/02/2010

Google bitti, Goojje verelim

 

Google piyasadan çekilme tehdidinde bulunur da Çinli programcılar boş durur mu?

Birkaç gün içinde tasarlanan Goojje, milyonların ilgi odağı oldu. Yeni sayfa, hem görünümü hem de anlamıyla Google’a mesaj veriyor.

Amerikan internet arama motoru Google, birkaç hafta önce, e-posta sistemine yapılan siber saldırılardan Çin yönetimini sorumlu tutmuş ve Çin’deki faaliyetlerine son verme tehdidinde bulunmuştu. Bu tartışmalar, zamanla siyasi arenaya da taşındı ve ABD ile Çin arasında gerginliğe yol açtı. İki ülkenin internet tartışması bazı girişimcilerin aklına enteresan fikirler getirdi ve Çin yeni bir arama motoruna daha sahip oldu. Dahası yeni kurulan Goojje isimli internet arama motoru, kısa sürede büyük başarı kazandı.

Goojie’nin yazılış şekli, her ne kadar Google'ınkine benzese de bu yeni internet sitesinin logosunda da tıpkı Google’ın Çinli rakibi Baidu’nun logosu gibi mavi bir ayak izi yer alıyor. Çin'in yeni arama motoru Goojje'deki “Jie“ kelimesi Çincede “büyük kız kardeş“ anlamına geliyor. Google’nin Çince internet sitesi için ise “guge“ kelimesi kullanılıyordu. Tıpkı “ağabey” anlamına gelen “gege“ gibi. Yeni arama motorunun kurucusu, şu bilgileri veriyor:

“Goojie çok hızlı bir şekilde ortaya çıktı. Google'nin, Çin'i terk etmekle tehdit etmesi bizi üzdü. Ancak ertesi gün hemen Goojje’yi internete yerleştirdik. Bu fikir aklımıza geldiğinde bütün gece çalıştık. İnternet kullanıcısı çok çabuk benimsedi. Çünkü çok etkileyici sözlerimiz vardı. Örneğin bunlardan biri şöyleydi: ’Büyük birader bizi terk ediyor. Büyük kız kardeşe âşık olma. Çünkü o biraderi seviyor'.“

13 yaşındaki tasarımcı

Gerçek adını açıklamak istemeyen girişimci, Xiao Xuan takma adını kullanıyor. Xiao, güneydeki Guangdong eyaletinde yetişmiş, bilgisayar uzmanı ve 20’li yaşlarında biri. En önemlisi de Google ile büyümüş bir genç:

“Başlangıçta Goojie’yi programlayan bir kaç arkadaş vardı. Ancak sonra internet üzerinden buna yenileri eklendi. Çin’in içinden ve dışından yetenekler! Grafik tasarımımızı 13 yaşlarındaki bir çocuk yapıyor. Ona ilk rastladığımda bir öğrenci olduğunu anladım. Daha beş yaşındayken bilgisayar oyunları yapıyormuş. Yani gerçek bir dahi.“

"Amacımız para kazanmak değil"

Xiao, sözlerini “Biz bir firma değiliz ve Goojje ile para kazanmak gibi bir amacımız yok“ diye sürdürüyor. Bu nedenle Google ya da Baidu tarafından şikâyet edileceklerine inanmıyor. Goojje’de arama yaptığınızda, çoğu kez doğrudan bu iki dev arama motoruna bağlanılıyor. Xiao, izleyecekleri yolu şöyle özetledi:

“Goojie, kendi yolunda ilerleyecek. Şu anda bizim sayfamız, Google ile ilgili skandaldan ortaya çıkan bir çocukmuş gibi görünüyor. Ancak bizim kendi konseptimiz var. Arama fonksiyonuna odaklanmıyoruz. Daha çok sohbete yoğunlaşıyoruz, arkadaşlıklar kurmak istiyoruz. Goojje, insanları mutlu etmeli. Bu nedenle sloganımız, ’Eğer yalnızsan, Goojje’le!’“

Öğrenciler büyük ilgi gösteriyor

Dünyadaki çoğu yalnız Çinli çoktan bu sloganın farkına varmış. Siteye giriş yapanların üçte biri özellikle ABD, Kanada ve Almanya gibi yabancı ülkelerde okuyan Çinli öğrencilerden oluşuyor. Xiao, başarılarını ifade edecek kelimeleri bulmakta güçlük çekiyor:

“Bilgisayarlardan anlayanlar, muhteşem bir sayfa yapmadığımızı biliyor. Diğerlerinin de programlayabileceği bir sayfa. Ancak şimdiden, Çin’de en sevilen internet siteleri sıralamasında onbeş bininci sıradayız. Sadece iki hafta içinde büyük bir başarı. Dahası, bunu hiç reklam yapmadan sağladık. Bu benim için bir mucize.“

30/01/2010 DW

Facebook deneyi için BBG evine kapanacaklar

 

Milyonlarca insan dünyayı artık Facebook’tan takip ediyor. Peki Facebook’tan gelen haberler ne kadar güvenilir ve gerçek? BBG evine kapatılacak gazetecilerle bu soruya yanıt aranacak.

Fransa'nın güneyinde “Biri Bizi Gözetliyor” evine kapatılacak 5 gazeteci, medyanın geleceğine ışık tutacak bir deneye imza atacak.

Gazeteciler, dış dünyayı yalnızca Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım siteleri ve bloglar üzerinden takip edecek. Televizyon ve radyoyu takip etmeleri, gazete okumaları ve internette gezinti yapmaları yasak olan gazeteciler, ağırlıklı olarak Facebook üzerinden elde edecekleri bilgilerle haberlerini yazacak.

Medyada devrim mi yaşanıyor?

Fransızca kamu yayını yapan kuruluşları bir araya getiren RFP tarafından organize edilen deney, son dönemde milyonlarca kişi tarafından haber kaynağı olarak da kullanılmaya başlanan Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinin güvenilirliğini mercek altına almayı amaçlıyor.

Özellikle İran'da geçtiğimiz yıl yaşanan muhalif gösterilerde tüm dünya gelişmeleri Facebook ve Twitter kaynaklı olarak izlemiş, olay medyada bir devrim olarak yorumlanmıştı. Haiti'de bu ay yaşanan deprem sonrasında da Twitter en önemli iletişim aracı ve haber kaynağı haline gelmişti.

 

Yaklaşık 400 milyon kullanıcısı olan Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım siteleri kaynaklı haberlerin güvenilirliği ve bunların geleneksel medyanın yerini alıp alamayacakları merak konusu.

Doğru ve yanlışı ayırt etmek

Birçok haberin ilk kez yayıldığı Facebook ve Twitter'da çoğu zaman uydurma haberler de kısa sürede milyonlara ulaşabiliyor. Haiti depremi sonrasında yardımların koordine edilmesinde önemli rol oynayan sosyal paylaşım siteleri, çeşitli söylentilerle de sorunlara yol açtılar. Bu söylentilerden biri de, Amerikan havayolu şirketlerinin doktor ve hemşireleri ücretsiz olarak Haiti'ye taşımakta olduğu şeklinde asılsız bir haberdi.

Geleneksel medya organları, Facebook ve Twitter kaynaklı haberleri, haberin kaynaklarını telefonla arayarak, haber ajanslarını kontrol ederek ya da bu haberleri bölgedeki muhabirlerine sorarak doğrulamaya çalışıyor.

Fransa'daki BBG deneyine katılacak gazetecilerden biri olan Nureddin Zidane, bugüne kadar Facebook ve Twitter'ı sıklıkla ancak farklı amaçlarla kullandığını anlatıyor. Zidane, “Facebook'u arkadaşlarımla haberleşmek için kullanıyorum. Twitter'ı ise daha çok bir alarm sistemi gibi kullanıyorum. Twitter konusunda dikkatli olmak gerek” diyor.

  Facebook, Haiti depremi sonrasında yardımların koordine edilmesinde önemli rol oynadı

 Facebook, Haiti depremi sonrasında yardımların koordine edilmesinde önemli rol oynadı

Twitter gazeteciler için giderek büyük bir önem taşıyor. Bu ay içerisinde vefat eden Fransız siyasetçi Philippe Seguin'in ölüm haberi ilk olarak Twitter'da duyurulmuştu. Fransız posta hizmetlerinde tüm bilgisayarların çöktüğü haberi de twitter'da yayılmış, ancak kısa süre sonra bu haberin asılsız olduğu ortaya çıkmıştı.

Facebook hakkında mitler ve gerçekler

BBG deneyine katılacak olan Fransa, Belçika ve İsviçre'den gazetecileri oldukça zor bir görev bekliyor. Kendilerine verilen konularda haberleri yalnızca sosyal paylaşım siteleri ve bloglardan derleyecek olan gazeteciler, ilk elden kaynaklara ulaşmaya, doğruyu yanlıştan ayırt etmeye çaba gösterecek. Haberlerini düzenli olarak radyolara geçecek olan gazeteciler, ayrıca deneyimlerini bloglarında paylaşacak. 

Deneye destek veren Fransız yayın kuruluşlarından France Inter'in editörü Helene Jouan, bu çalışmayla Facebook ve Twitter hakkındaki mitler ve gerçekleri ortayı çıkarmak istediklerine işaret etti. Jouan, “Bilginin çok farklı kaynakları olabileceğini ve bunların her birinin güvenilirliğini göstermek istiyoruz” şeklinde konuştu.

 23/01/2010

iPhone 4G merakla bekleniyor

Apple'in CEO'su Steve Jobs iPhone'la gurur duyuyor  

Apple'in CEO'su Steve Jobs iPhone'la gurur duyuyor

 
 
Dördüncü nesil iPhone'lar nisan ayında görücüye çıkabilir

Bilişim portallarında yer alan haberlere göre, Apple tutkunları yeni nesil iPhone'lar için fazla beklemek zorunda kalmayacak. Dördüncü nesil iPhone'ların nisan ayında tanıtılması bekleniyor.

iPhone ile cep telefonu dünyasında devrim yaratan Apple’ın dördüncü nesil iPhone'ları yakında piyasaya çıkarabileceği yönündeki haberler, iPhone tutkunlarını heyecanlandırdı. Telefonun özelliklerine ya da piyasaya çıkış tarihine ilişkin resmi bir açıklama henüz yapılmadı, ancak tahminler Apple’ın iPhone tutkunlarına ‘sabit batarya’ sorunu çözülmüş, kamerası güçlendirilmiş bir cihaz sunacağı yönünde.

Almanya'nın önde gelen bilgisayar dergilerinden “Computer Bild” de yer alan bir haberde, dördüncü nesil iPhone'un muhtemelen nisan ayında Güney Kore'de tanıtılacağı belirtildi. Haberine kaynak olarak hem “Korea Times” gazetesini, hem de Fransız ekonomi dergisi “Challenges”ı gösteren dergi, yeni çıkan cep telefonlarının piyasada oluşturduğu baskı yüzünden, yeni nesil iPhone'ların piyasaya çıkış tarihinin öne çekilebileceğine dikkat çekti.

iPhone 4G'nin özellikleri

Farklı bilişim portallarından derlenen bilgilere göre, yeni nesil iPhone'ların eski nesillerden en büyük farkı değiştirilebilir batarya özelliği olacak. Ayrıca görüntülü konuşmayı olanaklı kılan ön kamera, 5 megapiksel foto kamera ve çift çekirdekli işlemcinin de yeni iPhone’un özellikleri arasında yer alması bekleniyor.

Ekranında OLED teknolojisi olacak bu yeni Apple ürününün, daha güçlü belleğine rağmen daha ince görünmeyi başararak, iPhone severleri bir kez daha heyecanlandıracağı tahmin ediliyor. Bilişim portallarında yeni iPhone 4G'nin bellek kapasitesinin 128 GB olabileceği de belirtiliyor.

26/01/2010

Çin'den Amerika'ya Sansür Uyarısı

çin, internet  

Çin'de her tuş darbesi izleniyor

 

Çin, Amerika’nın İnternet sansürüyle ilgili eleştirilerinin ikili ilişkilere zarar verebileceği uyarısında bulundu.

Dışişleri Bakanlığı’nın resmi web sitesinde yayınlanan açıklamada, Amerika, İnternet’te ifade özgürlüğünü bahane ederek, Çin'e karşı asılsız iddialarda bulunmakla suçlanıyor.

Amerika Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, dün, İnternet’te ifade özgürlüğüyle ilgili olarak önemli bir konuşla yaptı.

Clinton, ifade özgürlüğünün artık web siteleri, elektronik posta ve bloglara da yayıldığını söyledi ve sansür ve siber saldırılardan sorumlu hükümet ve bireylere karşı uluslararası yaptırım uygulanmasını istedi.

Clinton, İnternet sansürü konusunda özellikle Çin, İran, Tunus, Özbekistan, Mısır ve Vietnam hükümetlerini eleştirdi.

22/01/2010

Google Yeni Telefonunu Çin'de Satmaktan Vazgeçti

Google, hükümetle sansür ve sanal saldırılar nedeniyle anlaşmazlığa düştüğü Çin’de yeni cep telefonunu piyasaya sürmekten vazgeçti. Yeni modelin Çarşamba günü Çin’de satışa sunulması planlanmıştı. 

Bu arada Çin sanal korsanlığa karşı net ve açık yasaları olduğunu bildirdi ve Google’a yönelik saldırıların arkasında olduğu yolundaki iddiaları yeniden reddetti. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ma Zhaoxu, Pekin hükümetinin görüşünü bir kez daha tekrarladı ve Çin’de Internet’e sansür uygulanmadığını söyledi. Sözcü, bununla birlikte Çin’de iş yapan yabancı firmaların da yasalara ve kültürel geleneklere saygı göstermesi gerektiğini kaydetti.      

Google, Çin hükümetini sanal saldırılar düzenlemek ve Çinli insan hakları savunucularının Google üzerinden kullandıkları elektronik posta hesaplarına girmekle suçlamıştı. 

Pazartesi günü de Çin’deki bazı yabancı gazeteciler elektronik postalarının, kendi istekleri dışında, bilmedikleri bir adrese yollandığını fark ettiklerini açıklamıştı.  

Google, Çin’deki işletme ruhsatının iptaline yol açacak bile olsa, arama sonuçlarını hükümetin isteği doğrultusunda kısıtlama uygulamasından vazgeçeceğini de açıklamış bulunuyor. 

19/01/2010

Microsoft ve Apple, Google’a karşı birleşti

 

Mobil internet ve akıllı cep telefonları için artan mücadele, iki ezeli rakip Microsoft ve Apple’ı Google’a karşı yeni bir ittifakta bir araya getirdi.

Apple-Microsoft ittifakına ilişkin haber, ekonomi haberleriyle tanınan Bloomberg ajansı tarafından geçildi.

Bloomberg adını açıklamak istemeyen Microsoft yöneticilerine dayandırdığı haberinde, iki bilişim devininin haftalardır konuyu üst düzeyde görüştüğü belirtildi.

Google'a karşı ittifak cephesinin ilk ortaklık çalışması kapsamında iPhone telefonlara Microsoft'a ait Bing arama motorunu kuracağı belirtildi.

Kavganın nedeni reklam pastası

Taşınabilir cihazlarda büyüyen reklam piyasası Google-Apple kavgasının nedenlerinden birini oluşturuyor.

Google geçen yılın kasım ayında mobil reklamın önde gelen kuruluşlarından AdMob'u 750 milyon dolar karşılığında satın aldı.

Apple ise bu hamleye tahmini 275 milyon euro karşılığında bir başka mobil reklam şirketi olan Quattro Wireless'i devralarak karşılık verdi.

Apple, Google ile uzun yıllar Microsoft'a karşı ittifak içinde oldu. İki grup arasındaki ittifak, Google Başkanı Eric Schmidt'in aynı zamanda Apple yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmasına kadar varmıştı.

Nexus One bardağı taşırdı

Ancak iki grubun faaliyetlerinin birçok alanda çakışması, Nexus One ile Google'ın akıllı cep telefonu pazarına da girmesi bardağı taşıran son damla oldu.

Google Başkanı Eric Schmidt'in geçen yılın sonunda Apple yönetiminden uzaklaşmak zorunda bırakılması, savaşa bir anlamda resmiyet kazandırmıştı.

Ancak uzmanlar uzun yıllar birbirlerini adeta “düşman” olarak görecek kadar sıkı rakip olan Microsoft ile Apple ortaklığına kuşkuyla yaklaşıyorlar. Özellikle Apple'ın kurum kültüründe onlarca yıllık rekabetin etkisiyle Microsoft'a karşı olumsuz yaklaşımının kırılmasının zorluklarına işaret ediliyor.

21/01/2010

Bill Gates, 24 saatte çeyrek milyon takipçi buldu

 

Microsoft kurucusu Bill Gates, geçen aylarda adından sıkça söz ettiren mikro blog sitesi Twitter’de kendi sayfasını açtı.

Dünyanın en zengin adamı olan Bill Gates'in Twitter'e düştüğü ilk kayıt, yazılımcılar tarafından geleneksel olarak her yeni programa başlarken kullanılan "Hello World – Merhaba Dünya" ifadesi oldu oldu.

Bill Gates'in Twitter hesabı büyük ilgi görüyor.

Aralarında ABD Başkanı Barack Obama'nın da bulunduğu az sayıda kişiye tahsis edilen “Verified Account” (kimliği doğrulanmış hesap), kısa zamanda çeyrek milyon takipçi sınırını aştı.

21/01/2010

Son Güncelleme:02/08/11