Son Güncelleme:02/08/11

İnternet Haber ve Araştırma Konuları-9

 

Önceki Sayfalar:

AGİT, Türkiye'de internet yasaklarını eleştirdi

 

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Türkiye'de şu anda 3 bin 700 internet sitesine erişimin engellendiğini belirterek, buna yol açan yasal düzenlemelerin değiştirilmesini ya da yürürlükten kaldırılmasını talep etti.

Türkiye'de aralarında YouTube, GeoCities ve Google'ın bir kısmının da bulunduğu çok sayıda internet sitesine ulaşılamıyor.

AGİT yetkilileri, yasak kararlarının keyfi ve siyasi olduğuna dikkat çekti.

19/01/2010

Internet Explorer'a dikkat!

Internet Explorer için güvenlik açığı uyarsı yapıldı.  

Internet Explorer için güvenlik açığı uyarsı yapıldı.

 
 

Federal Enformasyon Teknolojileri Güvenliği Dairesi, ‘Internet Explorer’deki güvenlik açıkları konusunda uyarıda bulundu. Explorer tarayıcı kullanılan bilgisayarların siber saldırılar sonucu çökertilebileceği belirtildi.

Almanya Federal Enformasyon Teknolojileri Güvenliği Dairesi'ne göre, İnternet Explorer'ı tercih edenler, bilgisayarların siber korsan saldırıları sonucu zarar görmesine de hazırlıklı olmalı. Zira bilgisayar korsanları manipüle ettikleri bir web sayfası aracılığıyla internet explorer kullanan bilgisayarları tahrip edici bir yazılım gönderebiliyor.  

Bu yüzden kullanıcılara Internet Explorer'deki güvenlik açığı giderilene kadar, Firefox ya da Safari gibi alternatif tarayıcılar kullanılması önerildi.

 

Microsoft - Google işbirliği

Güvenlik açığ i-explorer'in Windows'un XP, Vista ve Windows 7 sürümlerini kapsıyor. Microsoft'tan yapılan açıklamada, şimdiye kadar i-explorer kullanan bazı kurumların siber saldırılara maruz kaldığı belirtildi. Microsoft, sorunun giderilmesi için çalışmaları sürdüğünü duyurdu. 

Microsoft, Windows Internet Explorer'deki güvenlik açığının giderilmesi için arama motoru Google ile işbirliği yapıyor. Google geçtiğimiz günlerde Çin'de internet korsanlarının siber saldırılarına maruz kalmıştı. İnternet arama motoru Google insan hakları aktivistlerinin gmail hesaplarına siber saldırı düzenlemekle suçladığı Çin yönetimini uyarmış ve bu ülkedeki faaliyetlerini sonlandırmakla tehdit etmişti.

ABD şirketleri saldırı altında

Gmail hesplarına yönelik saldırıların ardından ABD'li bazı büyük şirketlere daha siber saldırılar düzenlendiği haber veriliyor.  Adobe Systems ve Juniper Networks'un yanı sıra Yohoo da sistemlerinin korsanların yoğun saldırısına maruz kaldığını bildirdi.  Güvenlik uzmanları şimdiye kadar 30'dan fazla kurumun bilgisayar korsanlarının saldırısından mustarip olduğunu belirtiyor. 16/01/2010 Dw

Google - Çin krizinde Washington devrede

Çin ve internet arama motoru Google arasındaki anlaşmazlıkta ABD hükümeti de devreye girdi.

Google'la yönelik yapılan siber saldırılarla ilgili Çinli yetkililerle görüşen Amerikalı yetkililer, Pekin'den bu konuda açıklama istediklerini kaydetti.

Pekin'in Google'ın elektronik posta sistemi gmail'e yönelik düzenlediği siber saldırılardan sonra taraflar arasında kriz ortaya çıkmıştı.

15/01/2010

 

Çin'den Google'a yanıt
 
   

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Jiang Yu, Çin'de internetin özgür olduğunu ileri sürdü ve “Yabancı internet şirketleri Çin'deki faaliyetlerini Çin yasalarına göre yürütmek zorundadır" diyerek sansür uygulamasını savundu.

Çin ve internet arama motoru Google arasında sular durulmuyor. Google, Hukuk Bölümü Müdürü David Drummond'ın imzasıyla şirketin kurumsal sitesinde yayımlanan yazıda, Çin'i ülkedeki faaliyetlerini durdurmakla tehdit etmiş ve ülkedeki bürolar ile internet sitesini kapatabilecekleri uyarısında bulunmuştu. Özellikle de Aralık ayı ortalarında Çinli insan hakları aktivistlerinin posta hesaplarını hedef alan saldırılar, bu bilişim korsanlığının arkasında Çin yönetiminin olduğu şüphesini güçlendirmişti. Drummond yine de doğrudan suçlama yapmaktan kaçındı:

”Bunun örgütlü bir saldırı olup olmadığını henüz bilmiyoruz. Ancak saldırıların Çin’den geldiğini biliyoruz. Bu saldırıların arkasında hükümetin bulunup bulunmadığı yönünde sorular mevcut. Biz burada kimseyi suçlamıyoruz çünkü kesin kanıtlara sahip değiliz.”

"Şirketler yasalara uymak zorundadır"

 

Çin’in Google’a yanıtı gecikmedi. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Jiang Yu, yaptığı açıklamada, Çin’in yabancı internet şirketlerinin ülkede çalışmasından memnuniyet duyacağını, ancak şirketlerin yasalara uymak zorunda olduğunu bildirdi. Sözcü ayrıca, Pekin'in e-posta korsanlığını yasakladığını da söyledi. Google, bu saldırıların arkasında, kendi e-posta hizmeti Gmail'i kullanan bazı Çinli insan hakları savunucularının hesaplarına girme teşebbüsleri olduğunu düşünüyor. Drummond’un açıklaması şöyle:

“Burada klasik sanayi casusluğu da sözkonusu olabilir. Ama olayın siyasi bir boyutu olduğu düşünülüyor.”

Google sansür uygulamasına son vermek istiyor

Aslında Amerikalı şirket ile Çin arasındaki ilişki daha en başından itibaren sorunluydu. Google, Çin'de faaliyet gösterebilmek için pek çok ödün vermek zorunda kalmıştı. Örneğin, internette arama yapan kullanıcıların aldıkları sonuçlar devlete ait sansür filtrelerinden geçiriliyordu. Google, artık bu uygulamaya da müsamaha göstermeyeceğini açıkladı.
 

Bu karar, birçok insan hakları örgütü tarafından memnuniyetle karşılandı. Google açıklamasında, kendisi dışında çoğu internet alanında faaliyet gösteren 20 şirketin daha bilişim korsanlarının saldırısına uğradığını ifade etti. Çin Komünist Partisi'nin ana yayın organı

 

Halkın Günlüğü ise şirketlerin hükümet kontrollerine uymak zorunda oldukları uyarısını yaptı.

Çin, en fazla internet kullanıcısına sahip

Çin, 338 milyon kişiyle, dünya üzerindeki en fazla internet kullanıcısına sahip olan ülke. Çin'deki arama motorları söz konusu olduğunda ilk sırada Çinli Baidu firması bulunuyor. Google'nin kullanım oranıysa yüzde 30'un altında. Buna rağmen yapılan bir ankete göre, ankete katılan Çinlilerin yüzde 76'sı Google'nin ülkedeki faaliyetlerini durdurmasından üzüntü duyacağını belirtti. Nitekim yaşanan gelişmeler üzerine, Çin'deki bazı Google kullanıcıları, soluğu Google'nin Pekin'in kuzeyinde bulunan merkezinde aldı. Bazı kullanıcılar binanın önüne çiçekler bırakırken, 22 yaşındaki Li şunları söyledi:

"Ben Google'ı kullanıyorum. Belki şimdi bir arama motoru daha eksilecek. O zaman daha az içeriğe ulaşabileceğiz. Araştırma olanaklarımız daha da kısıtlanacak."

Google Çin'e meydan okudu

 

İnternet arama motoru Google, insan hakları aktivistlerinin gmail hesaplarına
siber saldırı düzenlemekle suçladığı Çin yönetimini uyardı,
bu ülkedeki faaliyetlerini sonlandırmakla tehdit etti.

Bu tepki, Google'ın eposta sistemi gmail'in Aralık ayı ortalarında bilişim korsanlarının saldırısına uğramasıyla gelişti. Saldırı, Google tarafından engellenmişti.

Kurumsal Gelişimden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Hukuk Bölümü Müdürü David Drummond'ın imzasıyla şirketin kurumsal sitesinde yayımlanan yazıda Google, Çin'i ülkedeki faaliyetlerini durdurmakla tehdit etti ve büroları ile internet sitesini kapatabilecekleri konusunda uyardı.

"Korsanların saldırısı altındayız"

Google yaptığı açıklamada, finanstan medyaya, kimyadan ve teknolojiye kadar 20 büyük sektörün bilişim korsanlarının saldırısına uğradığını ifade etti.

Şirket, gelecek haftalarda Çin Hükümeti ile arama motoru üzerinde sansürsüz çalışmak için görüşmelere başlayacağını açıkladı.

Google'ın bu yıl Çin'deki operasyonlarından 600 milyon dolar gelir elde etmesi bekleniyor. Google'ın Çin'de 338 milyonluk internet kullanıcısı bulunuyor.

Washington Hükümeti ise Çin'den bu konuda açıklama beklediğini bildirdi.

Google, internete ilişkin sıkı kurallar çerçevesinde, dört yıldır, Çin hükümetinin hassas saydığı alanlarla ilgili sitelere arama sonuçlarında yer vermiyordu. Google'un filtre uygulamasını kabul etmesi, tepkilere neden olmuştu.

Geçen yıl internet üzerinde konuşma özgürlüğünü kısıtlama çabaları, şirketin Çin'deki internet sitesinde sonuçları sansürlemekten vazgeçme kararı almasına neden olmuştu.

Adobe de sanal saldırıların hedefi oldu

Google'ın yanı sıra tanınmış yazılım üreticisi Adobe'nin de hacker saldırılarının hedefi haline geldiği belirtildi. Şirket merkezinden yapılan açıklamada, 2 Ocak'ta Adobe'nin yanı sıra diğer bazı firmaları hedef alan koordineli saldırıyla ilgili incelemenin devam ettiği kaydedildi. Saldırı sırasında Adobe'den hassas sınıfına giren herhangi bir veri çalınmadığı açıklandı.  13/01/2010

 

Google, Çin'de sansürden vazgeçiyor

Google, sansürü kabul ettiği için eleştirilere hedef olmuştu

İnternet devi Google, bundan böyle Çin'de arama sonuçlarını sansür etmeyeceğini, gerekirse bu ülkeden tamamen çekileceğini açıkladı.

Google, internete ilişkin sıkı kurallar çerçevesinde, dört yıldır, Çin hükümetinin hassas saydığı alanlarla ilgili sitelere arama sonuçlarında yer vermiyordu.

Google'un filtre uygulamasını kabul etmesi, tepkilere neden olmuştu.

Google sözcüsü Peter Barron, bu kararın ifade özgürlüğünü sınırlamaya yönelik yeni girişimler ve Çinli insan hakları savunucularının elektronik posta adreslerine yönelik Çin'den gelen siber saldırılar nedeniyle alındığını söyledi.

Sözcü, "Yaklaşımımızı değiştirdik. Artık sansür uygulamayacağız" dedi.

'Kötü olma'

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, bu konuda Çin hükümetinden açıklama beklediklerini söyledi.

Google'ın bu kararından sonra şirketin hisselerinin değeri düştü.

Google hisseleri New York borsasında ilk saatlerde yüzde 1,9 oranında değer kaybetti.

İnsan hakları örgütleri ise yabancı şirketlerin Google'ı izlemesi çağrısında bulundu.

Google, dört yıl önce sansürü kabul ederken kendi sloganına (Kötü olma) aykırı hareket etmekle suçlanmıştı.

O zaman Google yetkilileri, Çin'den tamamen çekilmelerinin bireysel özgürlüklere daha fazla zarar vereceğini savunmuştu.

13/01/2010

Bilişim dünyasında bir dev daha çatırdıyor

 

İnternet’in ilk dönemlerinin önemli isimleri birbiri ardına tarih oluyor. Yahoo ve Geocities’in ardından AOL Grubu da maddi zorluklardan dolayı her üç çalışanından birinin işine son veriyor.

AOL'dan yapılan açıklamada, dünya genelinde 6 bin 900'e ulaşan çalışan sayısının 2 bin 500 indirileceği duyuruldu. Açıklamada, işten çıkarmaları önlemek için daha önce uygulamaya konulan “kendi isteğiyle ayrılmayı teşvik programı”ndan yararlananların sayısının sadece bin 100'de kaldığı belirtildi ve bundan dolayı çıkarmaların kaçınılmaz hale geldiği kaydedildi. Böyle AOL her üç çalışanından birini işten çıkarıyor.

Piyasalardan çekiliyor

AOL, tensikat kapsamında Avrupa'nın önemli piyasalarından Almanya'dan çekiliyor. AOL'un Hamburg merkezinin yanı sıra Düsseldorf, Frankfurt ve Münih bürolarının kapısına kilit vuruluyor. Almanya'da işini kaybedecek AOL çalışanlarının sayısı 140'ı buluyor.

AOL, 2001 yılında Time Warner Grubu tarafından satın alınmıştı. AOL'un o dönemki borsa değeri 165 milyar dolar olarak tahmin edilirken şirket son yıllarda sürekli zarar etmişti. Time Warner, AOL'u 2009'un sonunda elden çıkarma kararı almıştı.


1994 yılında “Beverly Hills Internet” adıyla kurulduktan sonra 1999'da Yahoo tarafından satın alınan ücretsiz web sayfası hizmeti sunucusu Geocities de yüzbinlerce web sitesini barındırdıktan sonra geçtiğimiz haftalarda kapanmıştı.

Yahoo'ya ne oldu?

Yahoo'nun 2009 yılındaki ilk çeyrek kârı geçen yıla göre yüzde 78 düşmüş, bunun üzerine istihdamda azaltmaya gidilmesi kararlaştırılmıştı. Yahoo'nun görüntülü reklam ve arama temelli reklam gelirlerinde gerileme kaydedilmişti.

2008 yıl sonu itibariyle 13 bin 600 kişiye istihdam sağlayan Yahoo, geçen yıl yüzlerce kişiyi işten çıkarmıştı.

Yahoo'nun talihi 2005 yılında internette arama motoru lideri Google'ın daha fazla reklam geliri elde etmesi ve gençlerin Facebook ve MySpace gibi yeni siteleri mekan edinmesi yüzünden dönmüştü.

Yahoo arama motoru piyasasından da çekilme ve halen mevcut sistemini Microsoft'un arama motoru Bing'e devretme kararı almıştı.

12/01/2010 DW

Çin'in en büyük internet arama motoru saldırıya uğradı

 

Çin'in en büyük internet arama motoru Baidu, uğradığı saldırı sonucunda 3 buçuk saat civarında hizmet veremedi.

Şinhua ajansı, tekrar hizmet vermeye başlayan arama motorunun ABD'de bulunan sunucusuna yasa dışı bir saldırının yapıldığını duyurdu. Şirket yetkilileri konuyla ilgili açıklama yapmadı.

Baidu, Çin'de kullanılan internet arama motorları pazarının yüzde 70'ine sahip. 12/01/2010

Facebook kurucusu Zuckerberg: Devir değişti

 

Facebook kurucusu Mark Zuckerberg, kişisel bilgilerin İnternet’te herkese açık hale getirilmesini savundu.

Bilişim sektörünün önemli yayınlarından “TechCrunch” sitesine konuşan Zuckerberg, “Aslında internette kimse mahremiyet peşinde değil” dedi.

İnternet kullanıcılarının kişisel bilgiler ve mahremiyete ilişkin tutumunun son yıllarda büyük çapta değiştiğini vurgulayan Mark Zuckerberg, daha önce sorgulanan birçok şeyin artık doğal kabul edildiğini söyledi.

Farklı bir anlayış yayılıyor

Facebook yönetim kurulu başkanı Zuckerberg, sosyal paylaşım platformları ve elektronik günlüklerin etkisiyle insanların kişisel bilgilerini internette paylaşılmasının yaygın bir anlayış haline geldiğini kaydetti.

Kişisel verilerin ifşa edildiği alanların başında internet geliyor. Tahminlere göre dünya genelinde yarım milyardan fazla kişi, fotoğraf ekleyebildikleri, kişisel özelliklerini açıklayabildikleri, kendileri hakkında hemen her tür özel bilgiyi paylaşabildikleri sosyal paylaşım sitelerine kayıtlı.

Hangi kitapları okuyorsun?

Bu sitelerden en popüleri 300 milyondan fazla üyesi bulunan Facebook. Bu üyelerin pek çoğunun verileri erişilebilir durumda.

Facebook'ta kullanıcılara yöneltilen sorulardan bir kaçı ise şöyle: "Hangi kitapları okuyorsunuz, siyasi görüşünüz nedir, medenî durumunuz nedir?"

Facebook, çok fazla veri topladığı gerekçesiyle eleştiri alıyor. Üstelik bu değerli veriler şirketlere aktarılabilir durumda. Facebook dışında pek çok internet sitesi de benzer kullanım koşullarına sahip.

Hukukçular, böylesine kapsamlı bir hak devrinin meşru olup olmadığını tartışırken, sosyal paylaşım sitelerinin kullanıcıları bu konulara fazla kafa yormuyor.

12/01/2010

Elektronikte Fuar kurtaran üç Taze ürün

 

ABD’nin Las Vegas kentinde 40 yıldır düzenlenen elektronik fuarı CES, 2010’u başarıyla kapattı. Fuara üç boyutlu televizyonlar, tablet bilgisayarlar ve Android işletim sistemi yüklü cihazlar damgasını vurdu.

 

Kaliforniya'daki Silikon Vadisi'nin tanınmış danışmanlık firmalarından Enderle Group'un başkanı Rob Enderle, CES Fuarı'nın bu yıl yeniden “dirildiğini” söylüyor. Enderle, “Geçen yıl CES adeta bir morgu andırıyordu. Fuar bittiğinde CES'in öldüğünü sanmıştım" diye konuşuyor.

Teknoloji meraklılarının CES 2010'a ilgisinin çekilmesinde Google'ın duyurduğu Nexus One da etkili oldu. Nexus One,  Google'ın mobil cihazlar için geliştirdiği Android işletim sistemini kullanacak. Google'ın web hizmetlerini temel alan Android, HTC, Samsung ve Motorola gibi cep telefonu üreticileri tarafından da kullanılıyordu.

Android rüzgarı

“Nexus One” internet üzerinden doğrudan müşterilere ulaşıyor. Dokunmatik ekrana sahip olan, dört gigabayt flash bellek ve 5 megapiksel dijital kamerayla gelen Nexus One'da Android'in 2,1 sürümü yüklü. Nexus One, Apple'ın iPhone'unun yanı sıra BlackBerry ile de yarışıyor.

Teknoloji uzmanı Rob Enderle, 2,1 sürümüne ulaşan Android'in CES 2010'a damgasını vuranlar arasında yer aldığını kaydediyor. “Akıllı cep telefonlarından netbooklar ve tablet bilgisayarlara, CES 2010'da sergilenen birçok cihazda Android yüklüydü” diyor.

Dijital dünyadaki gelişmelere ilişkin analizleriyle bilinen Digitaltrends.com sitesinden Scott Steinberg, CES 2010'u son yılların en önemli fuarları arasında sayıyor.

Steinberg, “Heyecan verici bir CES'i geride bıraktık. Kuşkusuz devrimci değişiklikler gözlenmedi. Bunun yerine bizi bekleyen irili ufaklı bazı önemli gelişmelerin ipuçlarını gözlemledik” diye konuşuyor.

Üç boyutlu TV'ler henüz olgunlaşmadı

CES 2010'da öne çıkan yeniliklerden biri de üç boyutlu televizyonlardı. Koreli Samsung, Hollywood'un tanınmış film yapım şirketi Dreamworks ile birlikte geliştirdiği ve üç boyutlu filmleri evlerin oturma odalarına taşıyan multimedya paketiyle dikkat çekti.

Japon Toshiba ise evdeki diğer cihazlarla temas kurabilen ve izleyen herkeste 3 boyut etkisi yaratan çok güçlü bir mikroişlemci ile donanmış bir televizyonu tanıttı. Normal bir bilgisayardan 10 kat ve normal bir televizyondan 143 kat güçlü "Cell TV", bulunduğu yerin renk ve aydınlığına otomatik biçimde uyum sağlayarak, benzersiz bir netlik ve çözünürlükte görüntü sunuyor. İnternet bağlantısıyla film indirebilen ve görüntülü konferans ile diğer cihazlarla bağlantı kurabilme özelliği bulunan Cell TV, iki boyutlu görüntüleri 3 boyutlu hale getirebiliyor.

Teknoloji uzmanı Scott Steinberg, üç boyutlu televizyonların büyük patlama yapabilecek oranda olgunlaşmadığını savunuyor. Steinberg, üç boyutlu televizyonlar önündeki üç engeli, “gözlük takma zorunluluğu, yüksek fiyatlar ve yetersiz yazılım” olarak sıralıyor.

Forrester Research analisti James McQuivey de üç boyutlu televizyonların tüm süksesine rağmen tüketiciden ilgi görmekte zorlanacağına inanıyor. McQuivey, “Son üç yıl içinde yüksek tanımlı TV teknolojisine yönelen tüketici, şimdi de üç boyuta geçmekte zorlanacak” diye konuşuyor.

Uzman Rob Enderle ise Yahoo'nun televizyonlar için geliştirdiği mini yazılımları hatırlatarak “bütün televizyonların yakın zamanda şöyle ya da böyle internet bağlantılı olacağı görüşünü” dile getiriyor.

Donanım değil yazılım odaklı planlar

Gartner analisti Van Baker de CES 2010'da saptadığı televizyonlardaki bir başka gelişmeye dikkat çekiyor. Van Baker'e göre, “TV üreticileri artık planlarını yaparken donanım değil yazılım odaklı hareket ediyorlar.”

CES 2010'un bir başka gözde ürünü ise tablet bilgisayarlar oldu. Microsoft'un patronu Steve Ballmer, önde gelen bilgisayar üreticilerinden Hewlett-Packart ile birçok alanda ortaklığa gitme kararı aldıklarını açıkladı. Ballmer, hem elektronik kitap hem de bir dizüstü bilgisayara benzeyen bir tablet PC'nin prototipini tanıttı. Böylece Microsoft benzer bir cihaz hazırlayan rakibi Apple'ın bir adım önüne geçti.

Fuara katılmayan Apple, kendi tablet cihazının tanıtımını 27 Ocak'ta yapacak. Apple'ın yeni cihazının iPhone'dan bu yana en yenilikçi ürün olması bekleniyor.

Merkezi ABD'nin Massachusetts kentinde bulunan Endpoint Technologies Associates şirketinden Roger Kay, birçok üreticinin Apple'ın neden olduğu heyecandan yararlanmaya çalıştığını belirtiyor.  11/01/2010 DW

Intel mobil pazarda zaaflarını aştı

  LG-GW990 marka telefon, Intel'in yeni Moorestown tipi yonga setlerini kullanıyor
 

LG-GW990 marka telefon, Intel'in yeni Moorestown tipi
yonga setlerini kullanıyor

Masa ve dizüstü bilgisayarların önde gelen işlem üreticisi Intel, sonunda akıllı cep telefonları piyasasına da giriyor. Geliştirilen Moorestown tipi yonga setleri ilk kez LG firmasına ait bir cihazda kullanılacak.

Dünyanın önde gelen yonga (mikroçip) üreticilerinden Intel, uzun yıllardır üretimini kişisel bilgisayarlar dışına taşımaya çalışıyordu.

Ancak Intel'in masa ve diz üstü yongalarının başta akıllı cep telefonları olmak üzere taşınabilir cihazlara uyarlanması zorluklarla karşılaşıyordu. Aşılması zor engellerin ilk sırasında da söz konusu yonga setlerinin yoğun enerji sarfiyatı geliyordu. Apple'ın iPhone'larına hayat veren ARM'ler ise böyle bir sorun yaşamadığından Intel mobil dünyaya adım atamıyordu.

Intel'in “şeytanın bacağını kırmayı başardığı” haberini 5 yıldır şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığını yürüten Paul Otellini verdi. Otellini, Los Angeles'ta yapılan CES 2010 kapsamında düzenlediği basın toplantısında Atom tabanlı Moorestown yonga setine sahip ilk ürünlerden biri olması kararlaştırılan ve Güney Koreli LG firmasına ait GW990 marka telefonun özelliklerini anlattı.

Yüksek tanımlı video oynatıyor

5 inçlik ekrana sahip cihaz, çoklu dokunma desteğine sahip. Moorestown yonga setli LG GW990'ın en büyük özelliği, aynı anda birden fazla uygulamayı çalıştırırken hiçbir zorluk çekmemesi. Akıllı telefon 720 piksel ebatlarında yüksek tanımlı video oynatmada ve video konferanslarda herhangi bir pürüz yaşamıyor. 

Intel en büyük zaafı olan enerji sarfiyatı konusunda da Moorestown yonga setinde önemli mesafe kaydetmiş görünüyor. Intel'in verilerine göre Moorestown, çalışırken iki kat, boştayken 50 kat daha az güç harcıyor.

LG GW990 marka akıllı telefonda, Intel mühendisleri tarafından geliştirilen Moblin işletim sistemi kullanılıyor. Moblin'in, tıpkı Google'ın Android'i gibi açık kaynak kodlu Linux temel alarak yazıldığı belirtiliyor. 10/01/2010 DW

Uzakdoğu’da Korsan yazımcılığa Karşı Mücadele Çabaları

 

Vietnam'da korsan yazılımlar bazen sokakta satılıyor

 

Vietnam’daki Ho Şi Minh kenti sokaklarında korsan film, müzik ve yazılım satılıyor. Bir araştırmaya göre Vietnam’daki yazılımların yüzde 85’i korsan. Birçok sokakta dükkanlar korsan CD ve DVD’ler satıyor. Satıcılar DVD’leri vitrine koymuyor, yalnızca müşteriler sorarsa çıkarıyorlar.

Tayland’daki alışveriş merkezinde de işletmeciler korsan ürünleri polisten saklamak için aynı yönteme başvuruyor. Telif haklarını savunan bir avukat Darani Vachanavuttivong şöyle konuşuyor: “Şimdilerde bu işi arabalarda, minibüslerde bile yapıyorlar. Teknolojik ekipmanınız varsa kolayca CD ve DVD kopyalayabilirsiniz.” Bunun Tayland’da milyonlarca dolarlık bir sektör olduğunu söyleyen Vachanavuttivong, “Tayland’da korsan film, müzik ve yazılım sektörüyle etkili biçimde mücadele edecek polis istiyoruz,” diye konuşuyor.

Hong Kong’da da polisin etkili çabaları korsan ürünlerle mücadelede başarı sağlamış. Kısaca BSA olarak da bilinen Yazılım Envanter Yönetimi Hong Kong temsilcisi olan Belinda Lui, beş yıl önce sokaklarda her yerde korsan ürünlerin satıldığını söylüyor. Ancak şimdi BSA işyerlerinde korsan yazılım yüklü bilgisayar olup olmadığını kontrol ediyor. BSA’ya göre yazılım korsanlığı 2008 yılında Hong Kong, Brezilya ve Hindistan’ın da aralarında bulunduğu 50 ülkede azaldı. Bununla birlikte bu durum Asya ülkelerinde, özellikle de ekonomik büyüme, artan bilgisayar satışları ve Internet’e erişimin artması yüzünden yaygın.

Yazılım kopyalayarak ayda 4000 Dolar kazanan Filipinli bir korsan üretici, yetkililerin para cezası uyarılarının ardından bu işten vazgeçmiş. Bu kişi, “Korsan yazılım ve oyun satan bilgisayar dükkanlarının çoğu bizden alışveriş yapıyordu. Ancak BSA ve Filipinli yetkililer dükkanlarına uyarı asınca, bizden mal almaktan vazgeçtiler,” diyor. Asya’da birçok devlet, telif hakları ihlallerine karşı yürütülen mücadelede başarı kazandı. Ancak, ucuz yazılım kullanan bilgisayar piyasalarının genişlemesi yüzünden korsan sektörün, birçok üreticiyi milyarlarca dolar kaybetmeye ve devletleri de vergi gelirlerinden yoksun bırakmaya devam etmesi bekleniyor. 06/01/2010

Google’ın büyük günü

 

Nexus One, IPhone'dan daha büyük
ekrana sahip olacak

Bilişim sektörünün önde gelen firmalarından Google, kendi markasıyla cep telefonu üretmeye başlıyor.

Nexus One,  Google'ın mobil cihazlar için geliştirdiği Android işletim sistemini kullanacak. Google'ın web hizmetlerini temel alan Android, HTC, Samsung ve Motorola gibi cep telefonu üreticileri tarafından kullanılıyordu.

“Nexus One” internet üzerinden doğrudan müşterilere ulaşacak. Dokunmatik ekrana sahip olacak, dört cigabayt flash bellek ve 5 megapiksel dijital kamerayla gelecek. Nexus One'da Android'in 2,1 sürümü yüklü olacak.

Nexus One, Apple'ın iPhone'unun yanı sıra BlackBerry ile de yarışacak.  

Sektör uzmanları, Google'ın cep telefonu atağının yalnızca "smartphone" olarak tanımlanan gelişmiş cep telefonu üreticilerinden Apple'ı değil, Verizon ve Sprint gibi mobil hat sağlayıcılarını da hedef aldığına dikkat çekiyor.

Nexus One'ın fiyatı ne olacak?

Teknoloji sitelerinden gizmodo.com'da geçen hafta Google çevrelerine dayandırılarak verilen bir incelemede, Nexus One'ın T-Mobile USA'dan iki yıl sözleşmeyle 180 dolara, sözleşmesiz 530 dolara satılacağı belirtildi.

Bir başka teknoloji sitesi engadget.com ise Nexus One'ın android yüklü ilk akıllı cep telefonu G1'i üreten Tayvanlı firma HTC tarafından imal edileceğini kaydetti. İşlemcinin bir cigahertz olması, ekranın ise 480x800 piksel büyüklüğünde olması bekleniyor. Nexus One'un bu yönüyle 320x480 piksel ekrana sahip iPhone'dan çok daha büyük bir ekrana sahip olması dikkat çekiyor.  

Sektör uzmanları ise Google'ın cep telefonu sektörüne girişini, “mobil reklam piyasasında daha fazla pay edinme girişimi” olarak tanımlıyor. UBS analisti Brian Pitz, “Google'ın bu cihazlardan bir milyon adet satılmasını beklediğini sanmıyorum” dedi. 

Opera başkanı görevinden ayrıldı

Bu arada internet tarayıcıları sektöründe Google'un rakiplerinden Opera yeniden yapılanıyor. Opera'nın kurucuları arasında yer alan ve 15 yıldır şirketin yönetim kurulu başkanlığını yürüten Jon von Tetzchner görevinden ayrıldı. Başkanlığa Dağıtım Müdürü Lars Boilesen getirildi. Opera yöneticilerinden Rolf Assev, gelişmelerin Opera'nın son aylarda açıkladığı zararla ilgisi bulunmadığını duyurdu.

Uzun yıllar Microsoft'un İnternet Explorer'ına alternatif olarak görülen Opera Mozilla Firefox, Google Chrome ve Apple'ın Safari'si karşısında tutunamamış, Pazar payı sürekli gerilemişti. 10 farklı ülkede 760'dan fazla çalışanı bulunan Norveç merkezli Opera şirketi, 2009 yılının üçüncü çeyreğinde 1,46 milyon euro zarar etmişti.   05/01/2010 DW

Facebook’un canına tak etti

  “Web 2.0 Suicide Machine”, Facebook yönetiminin tepkisini çekti
 

 “Web 2.0 Suicide Machine”,
 Facebook yönetiminin tepkisini çekti

Seppukoo.com, “bir sanal kimlikten daha fazlasınız” sloganını kullanıyor  

Seppukoo.com, “bir sanal kimlikten daha fazlasınız” sloganını kullanıyor

 

facebook logo
Facebook yönetimi, sosyal paylaşım ağlarına savaş açan yeni bir uygulamaya karşı harekete geçti.

300 milyondan fazla kullanıcısıyla dünyanın en geniş sosyal ağı konumunda olan facebook, kullanıcılarının profillerini silen “Web 2.0 Suicide Machine” adlı uygulamanın siteye erişimini yasakladı.

“Web 2.0 Suicide Machine” birkaç tıkla kullanıcıların facebook, myspace ve twitter gibi sosyal ağlardaki hesabını siliyor. Türkçesiyle “İkinci Kuşak İnternet'in İntihar Makinesi” adlı uygulama, “sizin enerjinizi çalan her şeyi silin” ve “sahte sanal dostlarınızı öldürün” sloganını kullanıyor.

Sosyal ağlara savaş ilan edildi

“Web 2.0 Suicide Machine” uygulaması aracılığıyla facebook, myspace ve twitter gibi sitelerdeki üyeliklerinizi silebiliyorsunuz. “Web 2.0 Suicide Machine”de sözkonusu sitelere ait kullanıcı adı ve şifrenizi girmeniz halinde bu sosyal ağlarla olan tüm bağınız kesiliyor.

Facebook yönetimi, “Web 2.0 Suicide Machine” uygulamasının kuralları ihlal ettiğini duyurdu. Facebook açıklamasında, “Üyelerimiz profillerinde istedikleri değişikliği kendileri yapabilir, üyeliklerini kendileri silebilir” denildi. Facebook'un uygulamaya karşı “diğer  önlemleri gözden geçirdiği” belirtildi.

“Web 2.0 Suicide Machine”, kendilerini “dijital özgürlük hareketi” olarak tanımlayan bir anlayışı savunuyor. Japoncada samuray savaşçılarının intiharını anlatan seppuku kelimesine gönderme yapan seppukoo.com sitesi de son dönemde adını bu çerçevede duyuruyor. Site, “bir sanal kimlikten daha fazlasınız” sloganıyla facebook benzeri sosyal paylaşım platformlarındaki üyelikleri silmeye çağırıyor.  

Flixster.com büyüyor

Bu arada aralarında facebook'un da bulunduğu sosyal paylaşım plaformlarına video uygulamaları hazırlayan flixster, film eleştirileri ve değerlendirmeleriyle dünyaca ün kazanan Rotten Tomatoes sitesini satın aldı. Flixster başkanı Steve Polsky, film dünyasında eleştiri denince ilk akla gelen isimlerden Rotten Tomatoes ile flixster'in sosyal paylaşım ağının birlikteliğinin sinerji yaratacağını söyledi.

06/01/2010

Hızlı İnternet Kullanımının Yaygınlaşması İçin Yatırım

Amerikan yönetimi hızlı internet kullanımının yaygınlaşması için 7 milyar dolar yatırım yapıyor. Altyapı projesinin hedefi yoksul kesimler dahil tüm Amerikalıların internete erişimini sağlamak.

Washington’da, kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan Byte-Back’te bilgisayar ve internet kursu veriliyor. Kursu alan yetişkin öğrencilerin çoğu bundan önce ne internete girmiş; ne bilgisayara dokunmuş.

Sheila Melvin gibi öğrenciler bundan yedi yıl önce internetin ne için kullanıldığını bilmediğini; artık internetsiz bir yaşamı hayal edemediklerini söylüyor.

Araştırmalara göre her dört Amerikalı’dan birinin internete erişimi yok. Bu da milyonlarca Amerikalının doktoruna elektronik posta atamaması; iş başvurusu yapamaması veya sanal ortamda ders alamaması anlamına geliyor.

Amerikan Kongresi, Federal İletişim Komisyonu’na, hızlı internetin Amerikan halkına nasıl ulaştırılacağı konusunda bir plan hazırlaması için 17 Şubat 2010 tarihine kadar süre tanıdı.

Federal İletişim Komisyonu Başkanı Julius Genachowski, “Ülke olarak çok ciddi sorunlarımız var: sağlık sistemi, eğitim, enerji, kamu güvenliği gibi. Hızlı internet erişimi bu sorunları çözmese de, çözüm konusunda önemli bir rol oynayabilir,” diye konuşuyor.

Amerika’nın birçok yerinde kolay olsa da, özellikle kırsal alanlarda veya yoksul bölgelerde internete erişim yok. Byte Back’te kurs alan öğrencilerin çoğu da Washington’un yoksul semtlerinde yaşıyor.

Byte Back yöneticisi Kelly ellsworth, “Fiyatı yüksek tutarak toplumun bazı kesimlerinin internete erişiminin engellenemeyeceğini” söylüyor.

Amerikan yönetimi de bu görüşte. Şimdi herkes, Federal İletişim Komisyonu’nun hazırlayacağı planı bekliyor.

05/01/2010 voa

Terörü lanetliyoruz'a dikkat

 

"Terörü lanetliyoruz. Herkesi birlik olmaya çağırıyoruz" başlıklı postalara dikkat...

Son günlerde İnternet ortamında e-mail olarak dolaşan bir virüs için uyarıda bulunan Emniyet Genel Müdürlüğü, "Terörü lanetliyoruz. Herkesi birlik olmaya çağırıyoruz" başlıklı postalara dikkat edilmesini istedi. Bir grup PKK'lı olduğu iddia edilen hacker tarafından geliştirilen PPS dosyalı e-mail açıldıktan sonra bilgisayarı çökertiyor.

Emniyet yetkililerinden alınan bilgiye göre, sanal alemde dolaşan ve terör örgütünün Avrupa'da bulunan hackerları tarafından geliştirilen bir virüs tehlike saçıyor. Vatandaşları tanıdıkları yada tanımadıkları adresten gelen "Terörü lanetliyoruz. Herkesi birlik olmaya çağırıyoruz" başlıklı postaları açmamaları konusunda uyaran yetkililer, aynı şekilde msn üzerinden "laneththeterorhotmail.com ve laneththeterorhotmail.com" adresli kişilerin arkadaşlık tekliflerini kabul edilmemesini istediler.

Postanın içinde bulunan pps(Powerpoint) sunusunun açıldığı anda tamamen zararsız görünen bir Powerpoint sunusu eşliğinde sözde terör karşıtı resimler ve yazılar çıkıyor. Ancak alt bölümde bilgisayarın çökmesini sağlayacak programını hazırlayan sunumun son bölümünde ise terör örgütü PKK tarafından yapıldığını ve tamamen aldatmaca olduğunu içeren Türkiye karşıtı bir resim ile (Bölünmüş Türkiye ve kürdistan haritası) bilgisayarınızdan bütün verilerin silinmeye başlıyor. Aynı anda msn programına da sarktığı belirtilen virüs, silinme işleminden hemen önce msn ve e-posta listenizdeki tüm arkadaşlarına da aynı içerikli bir e-mail gönderiyor.

Emniyet yetkilileri bu tip uzantılı dosyaların açılmadan silinmesinin gerektiğini vurgularken, özellikle de kamu kurum ve kuruluşlarının bilgisayarlarından kesinlikle açılmamasını istediler.

03/01/2010

Firari mahkum Facebook’ta binlerce hayran edindi

İngiltere'de geçtiğimiz Eylül ayında hapishaneden kaçan Craig Lynch adlı mahkûm, Facebook’ta açtığı sayfada binlerce hayran edindi. “Aranıyor” afişiyle çektirdiği fotoğrafları sayfasına koyan mahkum ilgi odağı oldu.

  Mark Zuckerberg tarafından kurulan Facebook ilgi topluyor
 

Mark Zuckerberg tarafından kurulan Facebook ilgi topluyor

Silahlı soygun suçundan 7 yıl hapse mahkûm olan Craig Lynch, cezasını çekmek üzere konulduğu İngiltere'nin güneyindeki Hollesey Bay Hapishanesi'nden 3 ay önce kaçtı.

Polisin 28 yaşındaki Lynch'ü yakalamak için düzenlediği operasyonlar başarısız oldu.

“Lazie” lakabıyla adını duyuran Craig Lynch, firarından sonra Facebook'ta açtığı hayran sayfasını düzenli olarak güncelledi. Craig Lynch'ün hayran sayısı 20 bine yaklaştı.

Polis, Craig Lynch'ü yakalayabilmek için gerekli ipuçlarını elde etmek umuduyla hayranlarına çağrıda bulundu.

Hayranları her geçen gün artıyor

Craig Lynch ise, imlâ hatalarıyla dolu son notunda, “teslim olmayacağım. Polisin işini neden ben yapayım ki? Polisler aldıkları maaşın hakkını vermeli” diye yazdı.

Craig Lynch'ün sayfasında kendisine “başarılar” dileyen yüzlerce hayranının mesajları göze çarparken, güvenlik güçleri de üye sayısı 800'ü aşan “Craig Lynch kahraman değildir” grubuyla firari mahkûmu kendi silahıyla vurmaya çalışıyor.

30/12/2009DW

Apple’dan bilişimde devrim hazırlığı

Apple'ın yeni ürününü Steve Jobs'ın tanıtması bekleniyor  

Apple'ın yeni ürününü Steve Jobs'ın tanıtması bekleniyor

 

iPod ve iPhone ürünleriyle bilgi teknolojileri dünyasında
çığır açan Apple, yeni bir dönemi aralayacak cihazını
kamuoyuna tanıtmaya hazırlanıyor.

iSlate adını alması beklenen cihaz piyasalarda merakla bekleniyor.

Güvenilir haber kaynağı olarak bilinen Financial Times'da Apple'ın yeni ürününü Ocak ayı içinde kamuoyuna tanıtacağına ilişkin bilgiler, şirketin borsa değerinin tavan yapmasına neden oldu. Yeni ürün böylece henüz piyasaya çıkmadan, söylentisiyle Apple'a para kazandırmaya başladı.

Financial Times, şirketin 26 Ocak'ta büyük etkinliklerin düzenlendiği “Yerba Bueno Center for Arts” isimli konferans salonunu kiraladığını yazmıştı.

Yeni ürünün alacağı isim üzerinde uzun süredir yoğun bir tartışma yaşanıyor. iPad, iTab, iTablet, iPod tablet, iBook, MacBook touch son aylarda dile getirilen isimlerden. Ancak uzmanlar iSlate ismi üzerinde duruyor.

Amazon ve Sony'nin tedirginliği

Apple mühendislerinin, yeni ürün üzerinde 5 yıldır çalıştığı belirtiliyor. Teknoloji meraklıları Apple’ın yeni ürününü merakla bekliyor. Son dönemde kullanıcıdan büyük ilgi gören Netbook’ları hedef alacak bu yeni ürünün ekran boyutlarının 7 ila 10 inç arasında olması bekleniyor.

Dokunmatik ekrana sahip olduğu belirtilen yeni Apple ürününde mouse ve klavye ortadan kalkacak. Cihazla internete bağlanan kullanıcılar, TV şovlarını izleyip online gazete ve dergileri okuyabilecek. E-kitap imkanı sunan yeni cihaz, böylece Amazon'un Kindle ve Sony'nin Reader ürünlerine önemli bir rakip olacak.

İşletim sistemi ne olacak?

Apple'ın tablet PC'sinin işletim sisteminin de donanım gibi yeni geliştirilmesi bekleniyor. Cihazın iPhone -MacOS karışımı bir işletim sistemine sahip olması öngörülüyor. Fiyatının 600 dolar civarında seyredeceği tahmin edilen yeni Apple'ın, “akıllı telefon” iPhone ile MacBook bilgisayarlar arasındaki boşluğu doldurması amaçlanıyor. 29/12/2009 DW

2010'da İnternet

İnternet bu yıl da büyümeye devam etti.
Başta Google olmak üzere bilişimin devleri bu yıl da başarılarına başarı eklediler.
Peki 2010 nasıl bir yıl olacak?
Kullanıcıları ne gibi yenilikler bekliyor?

Bilgi teknolojileri dünyasında hangi uygulamalar tarihe karışacak, hangileri öne çıkacak? Deutsche Welle Türkçe Yayınları Editörü Murat Çelikkafa, konuyu Bilim-Teknik programımızın yapımcısı Nihat Halıcı ile konuştu.

- İnternette muazzam bir devir geride kalıyor. 2’nci kuşak web, interaktivite, sosyal paylaşım derken son 10 yılda sanal alem adeta patladı. 2000 yılında 360 milyon civarında seyreden internet kullanıcı sayısı yüzde 380’i bulan bir artışla 1 milyar 700 milyon sınırını aştı. İnternetin gelişiminde öne çıkan belli başlı trendlerden söz edebilir miyiz?

HALICI: Doğumunu 90ların başı olarak tesbit edersek internet ergenlik, gençlik yıllarını artık geride bıraktı. Olgunlaşmaya başladı. Bir başka ifadeyle söylersek internet dünyasında taşlar yerine büyük çapta oturdu. Yalnızca köşeler belli başlı gruplar tarafından tutulmakla kalmadı, artık müthiş keşif etiketi vurulup bir gecede milyonlarca kullanıcıyı kendisine çekecek yeniliklere de giderek daha az rastlanır oldu.

- Büyük grupların başına da Google’ı çekmek lazım. 2009’da Wave ve Voice uygulamalarıyla dikkat çeken önemli satın almalarla gücüne güç katan Google 2010’da da dolu dizgin gidişatını sürdürecek mi?

HALICI: Hiç tartışmasız Google günümüzde internetin en önemli aktörü. Cep telefonları için android ve netbooklar için Chrome OS işletim sistemini üreten Google’un, yeni yılda da birçok cephede birden rakiplerine yüklenmesini bekliyorum. Kendi cep telefonunu satmaya başlayan Google, hem mobil cihaz üreticileri hem de GSM servis sağlayıcılarının korkulu rüyası haline gelebilir. Google’ın bir hedefi var: İnsanlığa ait tüm bilgiyi ve ekonomiyi dijital ortama aktarmak. Bu uğurda  önemli mesafe kat etti ve öyle kolay kolay kimsenin eline su dökemeyeceğini vurgulamak lazım. Ama Google mühendislerinin her tuttuğunun da altın haline gelmediği kesin: Bir knol projesinden Wikipedia olmadı. Lively, Secondlife’ın başarısını yakalayamadı. Orkut, Facebook’un başarısının yanına yaklaşamadı.

- Facebook da başarılarla dolu bir yılı geride bıraktı. 2009’a 150 milyon kullanıcıyla başladı, 350 milyon rakamına ulaşıldı.

HALICI: Her şey facebook’un kullanıcı sayısının hızla artmaya devam edeceğini gösteriyor. 500 milyon rekorunun da çok kısa zamanda kırılacağına inanıyorum. Facebook internetin büyükleri arasına girmeyi sadece kullanıcı rakamlarıyla başarmadı. Kendi reklam ağını kurdu. Bu onun Google’a deyim yerindeyse mahkum olmadan yeni yılda da gelişiminin devamını sağlayacak. Diğer taraftan dünya genelinde kişisel veri ve mahremiyet tartışması facebook’u nasıl etkileyecek? Onu da bekleyip göreceğiz, ama her halukarda sosyal paylaşım ağlarında facebook zirvedeki konumunu yeni yılda da güçlendirecektir.

- Belki aynı kulvarda yarışmasalar da bu noktada twitteri anmak lazım. Twitter, 2009'da belki en çok konuşulan, tartışılan sitelerden oldu. Gündemde olmak başarı için yeterli olacak mı?

HALICI: Twitter 2010’da çok konuşulacak. Ücretli hesap uygulamasıyla para kazanmaya çalışacak. Twitter açısından en önemlisi, içeriğin Google arama motorunca indekslenmesi. Ki, kanımca bu twittere önemli bir katma değer sağlayacak.

- Bilişimin devlerini sayarken apple’ı belki facebook’tan, twitterden önce saymak lazım. Apple 2010’da da teknoloji meraklılarının ilgisini çekmeye devam edebilecek mi?

HALICI: İphoneları, ipodları üreten Apple yeni yılda yeni sürprizlerle bilişimin baş aktörleri arasında yer alacak. Film, müzik, TV ve dijital alanda yeni ürünler geliştirecek. Merakla beklenen, ‘yapsa yapsa Apple yapar' denen netbook ile smartphone arasında yepyeni bir cihaz piyasaya sunacak. Apple aralık ayının başında 17 milyon dolar sayarak lala.com’u satın aldı. Online müzik dinleme imkanı sunan bu site internette yeni bir trende, apple’ın da bu trendi iyi kavradığına işaret ediyor.  

- Online müzik ve film izleme imkanı sunan sitelerin yanı sıra internet telefonu ve mobilite de kullanıcının ilgilendiği bir başka alan. Burada özellikle Skype’a göz atmadan geçmek olmaz.

HALICI: Skype yarım milyarı aşan kullanıcısıyla ikinci kuşak webin belki de en önemli temsilcilerinden. Ebayden bağımsızlığını kazandıktan sonra daha da rahatladı, bir anlamda önü açıldı. Yeni yılda özellikle kurumsal kullanıcıları hedefleyen çözümlerle ses getirmesini bekliyorum. Ama diğer taraftan Google faktörünü, Google’ın Voice uygulamasını da unutmayalım. Google, Skype’ın büyümesinin önüne geçebilir de etkisiz de kalabilir, bu biraz da Google’ın cep telefonuna kullanıcıların vereceği karşılığa bağlı.

- Amazon'u unuttuk sanki. O da bilişimin devleri arasında anılmayı hak etmiyor mu?

HALICI: Kesinlikle. Amazon 2009 içinde gerek yenilikleri gerekse zappos.com’u neredeyse 1 milyar dolar bedel karşılığında bünyesine katarak dinamizmini kanıtladı. E-ticarette amazon zirvede kalmaya devam edecek ama Google’ın bu alanda attığı adımlarla ister istemez o da gerileyecek. 27/12/2009 DW

Facebook İngiltere’de boşanmaları patlattı

Facebook boşanma oranlarının artışında etkili oluyor mu?  

Facebook boşanma oranlarının artışında etkili oluyor mu?

 

Gelişen bilgi teknolojileri toplumu olumsuz yönleriyle de etkiliyor. Her gün on binlerce yeni üye kaydeden sosyal paylaşım sitesi Facebook’un İngiltere’de boşanmaların patlamasında etkili olduğu öne sürüldü.

Boşanma hizmetleri veren “Divorce Online” sitesinin genel müdürü Mark Kenan, “İnternet üzerinden normalde hiç yapılmayan yapılıyor, konuşmamamız gereken insanlarla seksi tartışıyoruz” dedi.

 

Mark Kenan, kayıtlarını göz önünde tutarak her 5 boşanmadan birinin Facebook ile bağlantılı olduğunu kaydetti.

Daily Telegraph” gazetesine konuşan bir avukatlık bürosunun sözcüsü de “Divorce Online”ın verilerini doğruladı.

Uzmanlar, sosyal paylaşım sitelerine artan ilginin, aldatma dürtüsünü de teşvik ettiği görüşünü savunuyor.

“Canı sıkılan ev hanımları ya da kocalar, yeni teknolojik imkânlardan yararlanarak ilk aşklarını yeniden bulup onlarla gerçek hayatta buluşuyor” diyen uzmanlar, Facebook gibi internet platformlarının iz bırakmadan temas kurmaya izin verdiğine dikkat çekiyorlar.

Facebook'un olumsuz etkisi

Facebook'un evlilikler üzerindeki olumsuz etkisi, bilgi teknolojileri firmalarının da işine yarıyor.

Eşinin internet ortamında neler karıştırdığını merak eden birçok kişi, Facebook şifrelerini kırmaları için internet uzmanlarına koşuyor.

Bazı firmalar ise internette eşlerin hangi sitelerini gizlice gözleme olanağı veren yazılımlar hazırladı. 

Facebook, dünya çapında 350 milyondan fazla kullanıcısıyla sosyal paylaşım siteleri arasında öne çıkıyor.

2010'da yeni rekor bekleniyor

Her iki Facebook üyesinden biri siteyi her gün ziyaret ederek arkadaşlarıyla bağlantı kuruyor.

35 yaşındaki bir İngiliz kadın, kocasının boşanma planları yaptığını Facebook aracılığıyla öğrendi.

28 yaşındaki bir başka İngiliz kadın, kocasının hiç yüz yüze gelmediği bir başka kadınla “online aşk” yaşadığını öğrenince evliliği bitirdi.

Boşanma hizmetleri veren “Divorce Online” sitesinin genel müdürü Mark Kenan, İngiltere'de boşanma oranının 2010 yılında ekonomik krizin de etkisiyle yeni bir rekor kırmasını bekliyor. 24/12/2009

Huzurlarınızda Google Phone

 

Google Phone'un ocak ayında satışa sunulması planlanıyor

 

Bilişim sektörünün önde gelen firmalarından Google, kendi markasıyla cep telefonu üretmeye başlıyor.

Wall Street Journal gazetesinde yer alan habere göre Google, “Nexus One” adını verdiği cep telefonunu 2010 yılı başında piyasaya çıkaracak.

Telefon,  Google'ın mobil cihazlar için geliştirdiği Android işletim sistemini kullanacak.

Google'ın web hizmetlerini temel alan Android, HTC, Samsung ve Motorola gibi cep telefonu üreticileri tarafından kullanılıyordu.

Doğrudan pazarlanacak

Google'ın henüz doğrulamadığı haberlere göre “Nexus One” internet üzerinden doğrudan müşterilere ulaşacak.

Teknoloji haberleriyle tanınan TechCrunch sitesi de “Nexus One”ın Tayvanlı cep telefonu üreticisi HTC tarafından Google için üretileceğini kaydetti.

Google'ın internet sayfaları üzerinden duyurduğu resmi açıklamasında ise “şirketin yeni bir mobil cihaz için denemeler yaptığı” belirtildi, ancak ayrıntılara yer verilmedi.

Sektör uzmanları, Google'ın cep telefonu atağının yalnızca "smartphone" olarak tanımlanan gelişmiş cep telefonu üreticilerinden Apple'ı değil, Verizon ve Sprint gibi mobil hat sağlayıcılarını da hedef aldığına dikkat çekiyor. 17/12/2009

4G şebekesi İskandinavya'da

  Bilgisayar ve cep telefonu

 

4G teknolojisi ilk olarak
mobil modemlerde kullanılabilecek

 

Dünyada henüz 4G teknolojisini kullanan bir cep telefonu yok

 

Dördüncü nesil (4G) cep telefonu şebekesinin ilk kullanıcıları İsveç ve Norveçliler olabilir.

Cep telefonu firması TeliaSonera, Oslo ve Stokholm'de 4G şebekesi oluşturma çalışmalarını tamamladı.

Firma bu şebekelerin 2010'un başlarında kullanıma açılabileceğini açıkladı.

Şebekenin devreye girmesine rağmen, 4G teknolojisini kullanan bir cep telefonu bulunmuyor.

Bu nedenle kullanıcılar 4G'yi başlangıçta sadece mobil modemler ve dizüstü bilgisayarlar aracılığıyla kullanabilecek.

3G'den iki kat hızlı

Dördüncü nesil şebekeler, Uzun Vadeli Evrim (LTE) teknolojisine dayanıyor ve uydudan yere veri bağlantı hızı saniyede 100 megabite ulaşabiliyor.

Bu da 4G'nin, 3G şebekelerine oranla on kat daha hızlı olduğu anlamına geliyor.

Sözkonusu teknoloji, mevcut 3G şebekelerinin yerini almak üzere tasarlanmıştı.

Pek çok cep telefonu operatörü de daha hızlı veri iletişimi imkanı sağlayan bu teknolojiye geçeceklerini açıklamıştı.

TeliaSonera firması, 2010 yılının ilk çeyreğinde gönüllü bazı müşterilerinin, şebekenin pilot çalışmasını denemekle görevlendirileceğini açıkladı.

Firma yüksek hızlı bu yeni şebekeye bağlantı ücretinin ne olacağı konusunda bir açıklama yapmadı.

Uzun Vadeli Evrim (LTE) teknolojisini kullanan mobil modemler şu anda Samsung firması tarafından üretiliyor.

Daha hızlı video iletimi

Stokholm'deki şebekenin altyapısını TeliaSonera için Ericsson firması kurarken, Oslo'daki şebekeyi Çinli Huawei firması üstlendi.

Her iki şebeke de bu iki kentin merkezi bölgelerini kapsıyor.

TeliaSonera firması, 4G'nin hareket halindeyken oynanan çevrimiçi oyunlarda daha yüksek hız ve dizüstü bilgisayarlarda daha iyi video görüntüleme imkanı sağlamasını umduklarını açıkladı.

Uzun Vadeli Evrim (LTE) teknolojisini kullanabilen cep telefonlarının 2010 yılı içinde piyasaya çıkması bekleniyor. 15/12/2009

Microsoft-AB tarayıcı savaşı bitiyor

  Microsoft

 

Microsoft, Avrupalılar için artık Windows'a tarayıcı seçme ekranı ekleyecek

Microsoft yazılım firması ile Avrupa Birliği'nin rekabetten sorumlu birimi arasındaki anlaşmaya göre Avrupalı kullanıcılar tarayıcı programlarını kendileri seçecek.

Anlaşma iki taraf arasındaki 10 yıllık anlaşmazlığı sona erdiriyor.

Bu süre içinde AB, Microsoft'a 1 milyar 680 milyon euro ceza kesmişti.

Avrupa Komisyonu Microsoft ile varılan ve yasal olarak bağlayıcılığı bulunan anlaşmanın, yeni bir olası cezayı önlediğini açıkladı.

Komisyonun kaygısı, Amerikalı yazılım devinin sektör lideri olan Windows işletim sisteminin yer aldığı pakete Internet Explorer programını da eklemesinin rekabet kurallarını ihlal etmiş olabileceği yönündeydi.

Bu, internetin geleceği için bir zaferdir.
Jon von Tetzchner, Opera (tarayıcı yazılımı) genel müdürü

AB'nin rekabetten sorumlu komisyon üyesi Neelie Kroes, kararın Avrupalı kullanıcılara internet tarayıcıları konusunda seçim özgürlüğü getirdiğini söyledi.

Microsoft'un genel danışmanı Brad Smith ise şirketlerinin ciddi ölçüde değişim isteyen bir yola gireceğini ancak bu adımların rekabet yasaları ile ilgili kaygıları gidereceğini söyledi.

'Yazılım firmalarına doping'

AB yetkilisi Neelie Kroes, Microsoft'un üstlendiği taahhüdün internet tarayıcısı geliştiren firmalara, gelecekte daha iyi programlar üretme yönünde bir motivasyon sağlayacağını söyledi.

Internet Explorer, dünyadaki tüm internet kullanıcılarının yarısından fazlası tarafından kullanılıyor.

Mozilla firmasının Firefox programı sektörün yüzde 32'sini elinde tutarken, Norveç firması Opera'ya ait tarayıcının yüzde 2 pazar payı bulunuyor.

Tarayıcılar konusundaki rekabet tartışmasında yer alan son firma Opera olmuştu. Firma şikayetini 2007 yılında AB'ye iletmişti.

TARAYICI TARTIŞMASI

  • Aralık 1998 - Sun Microsystems, Microsoft'un pazar hakimiyeti konusundaki ilk şikayeti iletti

  • Şubat 2000 - AB komisyonu, Media Player programı hakkındaki bilgileri paylaşmadığı iddiaları üzerine soruşturma başlattı

  • Mart 2004 - Komisyon Microsoft'a para cezası ve bilgi paylaşma talimatı verdi

  • Aralık 2007 - Opera'nın tarayıcılar konusundaki şikayetinden sonra yeni bir soruşturma başlatıldı

  • Şubat 2008 - Komisyon 2004 yılında verilen cezayı artırdı

  • Ocak 2009 - Komisyon Internet Explorer programını yasadışı olarak Windows'a eklemekle suçladı

  • Temmuz 2009 - Microsoft tarayıcı seçim ekranı eklemeyi teklif etti

  • Aralık 2009 - Komisyon soruşturmayı noktaladı

Şirketin genel müdürü Jon von Tetzchner, anlaşmanın sektördeki yenilikleri tetikleyeceğini söyledi.

Microsoft'un tarayıcılar konusundaki taahhütleri Avrupa Ekonomik Alanı'nda (AEA) beş yıllığına geçerli olacak.

Tarayıcı seçme ekranı

Firma, Temmuz ayında Windows'a tarayıcı seçim ekranı eklemeyi teklif etmişti.

Komisyon da teklifi kabul ederek, Microsoft'a süre vermişti. Yazılım devi bu süre içinde ilgili seçim ekranını tamamladı.

AB, 2004 yılında da Microsoft'u, Windows işletim sisteminin, içinde Media Player programı olmayan bir versiyonunu üretmeye zorlamış ve firmaya para cezası kesmişti.

Şirketten ayrıca rakiplerine Windows'un nasıl çalıştığı hakkında daha fazla bilgi vermesi istenmişti.

Komisyon böylece rakip firmaların da bu işletim sistemi ile daha uyumlu programlar üretebilmeleri hedeflemişti.

Microsoft bu karara itiraz etmiş ancak davayı 2007 yılında kaybetmişti.

Diğer tartışma başlıkları

Bununla beraber Microsoft ile AB arasında henüz çözümlenmeyen başka konular da var.

Ancak bu konularda da ilerleme sağlandığı anlaşılıyor.

Buna göre Microsoft, Temmuz ayında program uyumluluğu konusunda üstlendiği yükümlülükleri daha da geliştirip Brüksel'e gönderdi.

Bu önlemler, Brüksel'in, üçüncü firma programlarının Windows ve Microsoft Office gibi yazılımlarla uyumu konusundaki kaygılarını gidermeyi amaçlıyor.

Komisyon, Microsoft'un bu adımını da memnunlukla karşıladı.

Bu durumun piyasadaki etkisi izleyeceğini söyleyen komisyon, bulguların program uyumu konusundaki tekelcilikle mücadele soruşturmasında dikkate alınacağını söyledi. 16/12/2009

Google'dan gerçek zamanlı arama

  Google logosunun göz bebeğinde yansıması

 

Google aynı zamanda, girilen bir resim yoluyla resim arama özelliğini de başlattı

İnternet devi Google, gerçek zamanlı arama özelliğini başlattığını açıkladı.

İnternette en çok kullanılan arama motoru olan Google, bir milyarı aşkın site üzerinden gerçek zamanlı veri akışı sağlayacağını belirtti.

Google'ın bu yeni özelliği, Twitter'ın yanı sıra MySpace ve Facebook gibi sosyal paylaşım ağlarından da güncellemeleri içerecek.

Google'dan yapılan açıklamaya göre bu yeni özellik, kullanıcılara bu tür sitelerde yapılan kamuya açık güncellemelere anbean ulaşabilme olanağı sağlayacak.

Bu türden güncellemeler, kullanıcılara gösterilen arama sonuçları sayfasında ayrı bir kutucuk içinde yer alacak.

Google, bu yeniliklerin İngilizce dilindeki tüm arama sitelerinde birkaç gün içinde uygulamaya geçeceğini, diğer dillerde ise uygulamanın 2010 yılı başından itibaren başlayacağını açıkladı.

Twitter hemen başlıyor

Kaliforniya'daki Bilgisayar Tarihi Müzesi'nde düzenlenen bir etkinlikte söz alan Google yetkilileri, gerçek zamanlı arama özelliğinin ilk kez olarak bir arama motoruna eklendiğini belirtti.

Açıklamaya göre Twitter'daki güncellemeler İngilizce arama motorlarına hemen yansımaya başlayacak.

Facebook ve MySpace gibi diğer sosyal paylaşım ağlarındaki kamuya açık bilgilerin arama sonuçlarına yansıması ise gelecek yılı bulacak.

Bu özellik aynı zamanda iPhone ya da Google'ın Android işletim sistemini kullanan akıllı telefonlar aracılığıyla da kullanılabilecek.

BBC teknoloji muhabiri, bu değişiklik sayesinde İran'daki muhalif gösteriler ya da uçak kaçırma gibi sıcak haberlerde kamuya açık bir şekilde yayınlanan tüm mesajların, aynı anda Google kullanıcılarına ulaşabileceğini söylüyor.

İnternet arama piyasasında Google yüzde 65 ile liderliği elinde bulunduruyor.

Kısa süre önce Yahoo ile bir anlaşma imzalayan Microsoft'a ait Bing arama motoru ise pazarın yaklaşık yüzde 30'unu elinde bulunduruyor.

Görsel arama

Arama devi ayrıca Google Goggles adlı yeni bir görsel arama özelliğini de devreye soktu.

Bu özellik kapsamında kullanıcılar arama bölümünde anahtar kelime yerine bir resim kullanabiliyor.

Google Goggles, kullanıcıların girdiği resmi, Google'ın veri tabanı ile karşılaştırıp ilgili verileri kullanıcıya sunuyor.

Bu yeni özellik, Android işletim sisteminde kullanılabilecek. 08/12/2009

İnternetin ilk Eylemi

 Berlusconi karşıtları sokaklara döküldü

İtalya'da bir grup blogcunun girişimiyle düzenlenen gösterilerde Başbakan Silvio Berlusconi'nin görevi bırakması istendi. “No Berlusconi Day – Berlosconi'ya Hayır Günü” adıyla düzenlenen gösterilere 350 bin kişinin katıldığı belirtiliyor. Gösteri, aynı zamanda İtalya'da internet üzerinde organize edilen ilk protesto olma özelliğini taşıyor. Gösterinin organizatörlerinden Gianfranco Mascia, düzenlediği basın toplantısında, ''Bu, tamamıyla internet üzerinden doğan ilk inisiyatif'' dedi.

06/12/2009

Wikipedia 49 bin editörünü kaybetti

İnternet ansiklopedisi Wikipedia, 2009 yılının ilk üç ayında 49 bin gönüllü editöründen oldu.

 

 

Wikipedia'da makalelerin yazımı gönüllülük esasına dayanıyor

 

Yapılan araştırmaya göre 2008'in aynı döneminde ansiklopediye sağladığı desteği kesen gönüllü editör sayısı sadece 4 bin 900'dü.

Ansiklopedi şeklinde ve hemen her dilde tasarlanmış olan site, Türkçe'de Vikipedi adıyla hizmet veriyor.

Site, okuyucularını site içeriğinde değişiklikler yapmaya teşvik ediyor.

Okuyucular üyelik şifresi alarak editör oluyor ve ardından istedikleri başlık altında değişiklik yapabiliyorlar.

Gönüllü editörlük

Wikipedia'nın işleyişinden sorumlu örgüt olan Wikimedia UK, sitenin geleceğinin sallantıda olduğu yolundaki yorumları yalanladı.

Site yönetimi şimdilerde daha uzman katkıcılar aramakta olduklarını duyurdu.

Wikimedia UK'den Michael Peel, "Konusunun uzmanı kişilerle temasa geçmeye çalışıyoruz. Örneğin müzelerle işbirliğine gitmek sıradaki adımımız olacak" diye konuştu.

Peel, İngiltere'de yayımlanan Times gazetesine verdiği mülakatta, "Wikipedia kesinlikle yokolmaya başlamış filan değil. " dedi.

Araştırma, İspanya'nın başkenti Madrid'deki Rey Juan Carlos Üniversitesi'nden Felipe Ortega tarafından yürütüldü.

Ortega, editör sayısındaki düşüş trendi önümüzdeki bir iki yıl içinde bu şekilde devam ettiği takdirde, site için sorunların başgöstermeye başlayabileceğini savundu.

Wikipedia'nın İngilizce versiyonunda üç milyonun; Türkçe versiyonunda ise 138 binin üzerinde makale bulunuyor. 26/11/2009

En genç bakanın twitter tutkusu

 

Kristina Köhler, 14 yaşında siyasete atılmış, 2002 yılında milletvekili seçilmişti

 

Kristina Köhler, Federal Alman hükümetinin en genç bakanı, Muhtemelen de Twitter ve Facebook’u yardım almadan kullanabilen tek kabine üyesi. Köhler, sosyal paylaşım sitelerini kullanmaya devam edeceğini söyledi.

Adı Kristina Köhler. Henüz 32 yaşında. Ancak bu genç yaşta Federal Almanya Aile Bakanı olmayı başardı. Almanya Başbakanı Angela Merkel’in liderliğindeki Hrıstiyan Demokrat Parti'ye 14 yaşında katılan Köhler, Cuma günü yapılan kabine değişikliğinin ardından, bu önemli göreve getirildi.

Köhler’in bakanlığıyla şüphesiz partinin genç seçmenler arasındaki imajının da düzeltilmesi hedefleniyor. Yaşı itibariyle Köhler’i Facebook ya da Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde görmek mümkün.

Bakan olduktan sonra da Twitter'ı kullanmaya devam edeceğini belirten Köhler, Twitter’deki sayfasında “Yazmayı bırakmayacağım” dedi. Alman Bild gazetesine e-posta aracılığıyla özel açıklama da yapan Köhler,  “Artık bakan olduğu için Twitter ya da Facebook gibi sitelerden çıkmasının söz konusu olmayacağını” söyledi.

Facebook’taki sayfasında 600 arkadaşı bulunan Köhler, siyasi mesajlarını ulaştırmada siteyi oldukça faydalı bulduğunu kaydetti.

Siyasetin yeni yıldızı

Köhler, geçtiğimiz dönem Federal Meclis'te Dış İstihbarat Örgütü BND ile ilgili kurulan Araştırma Komisyonu'ndaki çalışmalarıyla adını duyurmuştu.

Daha 14 yaşındayken Hrıstiyan Demokratlar’ın gençlik kanadına katılan Köhler, politikada kariyer yapmaya çok önceden karar vermiş görünüyor.Köhler şimdi, Federal Meclis’teki en genç üç bakandan biri. Savunma Bakanı Karl-Theodor zu Guttenberg 38, Sağlık Bakanı Philipp Rössler ise 36 yaşında.

01/12/2009

'Youtube'u Yasaklamak Yerine Başka Çözümler Bulunabilir'

YOUTUBE



02/12/2009

Türkiye'de erişimi engellenen web sitelerine her geçen gün bir yenisi ekleniyor. En çok tartışılanlardan birisi video paylaşım sitesi Youtube'a getirilen yasak. İnternet Teknolojileri Derneği (INETD), Türkiye'de iç hukuk yollarının tükendiğini söyleyerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurdu.

Amerika'nın Sesi'nin sorularını yanıtlayan INETD Başkanı Doç Dr. Mustafa Akgül, yasağın hukuka ve kamu yararına aykırı olduğunu savunuyor. Akgül, birkaç görüntü yüzünden tüm siteye erişimin engellenmesinin doğru bir karar olmadığını belirtiyor.

  Luke Johnson went on-line to invite everyone to give him a call

Akgül'e göre Youtube yasağı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne de aykırı bir karar. Tedbir kararı olarak alınan yasağın yargılama sonunda kesinleşmediğini söyleyen Akgül, buna rağmen kesinmiş gibi uygulanıyor olmasının kanuna aykırı olduğunu savunuyor. Akgül, Youtube'un artık bir eğitim kanalı haline geldiğini de hatırlatarak, yasağın eğitim haklarına da kısıtlama getirdiğini söylüyor. Akgül, internetin bir örgütlenme ortamı olduğunu da hatırlatarak, AIHM'e başvurma gerekçeleri arasında yasağın politik örgütlenme hakkına aykırı olmasını da gösterdiklerini belirtiyor.

Söyleşimizde Akgül'le yasağa alternatif olarak hangi yöntemlerin kullanılabileceğini de konuştuk. Akgül, yasağa neden olan 11 videonun zaten Türkiye'den erişime kapatıldığını vurguladı.

Siteye toptan yasak getirmek yerine nesne temelli filtreleme uygulanabileceğini söyleyen Akgül, böylece bütün internet kullanıcılarının ifade özgürlüğünün engellenmemiş olacağını vurguladı. İnternette zararlı içerikle mücadele için internet servis sağlayıcılarının da birtakım çözümler sunduğu, bu hakkın bireylere bırakılması gerektiği de Akgül'ün altını çizdiği noktalar arasındaydı. 02/12/2009

Son Güncelleme:02/08/11