|
AGİT, Türkiye'de internet yasaklarını
eleştirdi |
|
Avrupa
Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Türkiye'de şu anda 3 bin 700
internet sitesine erişimin engellendiğini belirterek, buna yol açan
yasal düzenlemelerin değiştirilmesini ya da yürürlükten kaldırılmasını
talep etti.
Türkiye'de aralarında YouTube, GeoCities ve Google'ın bir kısmının da
bulunduğu çok sayıda internet sitesine ulaşılamıyor.
AGİT
yetkilileri, yasak kararlarının keyfi ve siyasi olduğuna dikkat çekti.
19/01/2010
|
|
Internet Explorer'a dikkat! |
|
Federal
Enformasyon Teknolojileri Güvenliği Dairesi, ‘Internet Explorer’deki
güvenlik açıkları konusunda uyarıda bulundu. Explorer tarayıcı
kullanılan bilgisayarların siber saldırılar sonucu çökertilebileceği
belirtildi.
Almanya
Federal Enformasyon Teknolojileri Güvenliği Dairesi'ne göre, İnternet
Explorer'ı tercih edenler, bilgisayarların siber korsan saldırıları
sonucu zarar görmesine de hazırlıklı olmalı. Zira bilgisayar korsanları
manipüle ettikleri bir web sayfası aracılığıyla internet explorer
kullanan bilgisayarları tahrip edici bir yazılım gönderebiliyor.
Bu yüzden
kullanıcılara Internet Explorer'deki güvenlik açığı giderilene kadar,
Firefox ya da Safari gibi alternatif tarayıcılar kullanılması önerildi.
Microsoft - Google işbirliği
Güvenlik
açığ i-explorer'in Windows'un XP, Vista ve Windows 7 sürümlerini
kapsıyor. Microsoft'tan yapılan açıklamada, şimdiye kadar i-explorer
kullanan bazı kurumların siber saldırılara maruz kaldığı belirtildi.
Microsoft, sorunun giderilmesi için çalışmaları sürdüğünü duyurdu.
Microsoft, Windows Internet Explorer'deki güvenlik açığının giderilmesi
için arama motoru Google ile işbirliği yapıyor. Google geçtiğimiz
günlerde Çin'de internet korsanlarının siber saldırılarına maruz
kalmıştı. İnternet arama motoru Google insan hakları aktivistlerinin
gmail hesaplarına siber saldırı düzenlemekle suçladığı Çin yönetimini
uyarmış ve bu ülkedeki faaliyetlerini sonlandırmakla tehdit etmişti.
ABD
şirketleri saldırı altında
Gmail
hesplarına yönelik saldırıların ardından ABD'li bazı büyük şirketlere
daha siber saldırılar düzenlendiği haber veriliyor. Adobe Systems ve
Juniper Networks'un yanı sıra Yohoo da sistemlerinin korsanların yoğun
saldırısına maruz kaldığını bildirdi. Güvenlik uzmanları şimdiye kadar
30'dan fazla kurumun bilgisayar korsanlarının saldırısından mustarip
olduğunu belirtiyor. 16/01/2010 Dw |
|
Google - Çin krizinde Washington devrede
|
|
Çin ve
internet arama motoru Google arasındaki anlaşmazlıkta ABD hükümeti de
devreye girdi.
Google'la
yönelik yapılan siber saldırılarla ilgili Çinli yetkililerle görüşen
Amerikalı yetkililer, Pekin'den bu konuda açıklama istediklerini
kaydetti.
Pekin'in
Google'ın elektronik posta sistemi gmail'e yönelik düzenlediği siber
saldırılardan sonra taraflar arasında kriz ortaya çıkmıştı.
15/01/2010
|
 |
|
Çin'den Google'a yanıt |
|
Çin Dışişleri Bakanlığı
sözcüsü Jiang Yu, Çin'de internetin özgür olduğunu ileri sürdü ve
“Yabancı internet şirketleri Çin'deki faaliyetlerini Çin yasalarına göre
yürütmek zorundadır" diyerek sansür uygulamasını savundu.
Çin ve
internet arama motoru Google arasında sular durulmuyor. Google, Hukuk
Bölümü Müdürü David Drummond'ın imzasıyla şirketin kurumsal sitesinde
yayımlanan yazıda, Çin'i ülkedeki faaliyetlerini durdurmakla tehdit
etmiş ve ülkedeki bürolar ile internet sitesini kapatabilecekleri
uyarısında bulunmuştu. Özellikle de Aralık ayı ortalarında Çinli insan
hakları aktivistlerinin posta hesaplarını hedef alan saldırılar, bu
bilişim korsanlığının arkasında Çin yönetiminin olduğu şüphesini
güçlendirmişti. Drummond yine de doğrudan suçlama yapmaktan kaçındı:
”Bunun
örgütlü bir saldırı olup olmadığını henüz bilmiyoruz. Ancak saldırıların
Çin’den geldiğini biliyoruz. Bu saldırıların arkasında hükümetin bulunup
bulunmadığı yönünde sorular mevcut. Biz burada kimseyi suçlamıyoruz
çünkü kesin kanıtlara sahip değiliz.”
"Şirketler yasalara uymak zorundadır"
Çin’in
Google’a yanıtı gecikmedi. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Jiang Yu,
yaptığı açıklamada, Çin’in yabancı internet şirketlerinin ülkede
çalışmasından memnuniyet duyacağını, ancak şirketlerin yasalara uymak
zorunda olduğunu bildirdi. Sözcü ayrıca, Pekin'in e-posta korsanlığını
yasakladığını da söyledi. Google, bu saldırıların arkasında, kendi
e-posta hizmeti Gmail'i kullanan bazı Çinli insan hakları
savunucularının hesaplarına girme teşebbüsleri olduğunu düşünüyor.
Drummond’un açıklaması şöyle:
“Burada
klasik sanayi casusluğu da sözkonusu olabilir. Ama olayın siyasi bir
boyutu olduğu düşünülüyor.”
Google
sansür uygulamasına son vermek istiyor
Aslında
Amerikalı şirket ile Çin arasındaki ilişki daha en başından itibaren
sorunluydu. Google, Çin'de faaliyet gösterebilmek için pek çok ödün
vermek zorunda kalmıştı. Örneğin, internette arama yapan kullanıcıların
aldıkları sonuçlar devlete ait sansür filtrelerinden geçiriliyordu.
Google, artık bu uygulamaya da müsamaha göstermeyeceğini açıkladı.
Bu karar,
birçok insan hakları örgütü tarafından memnuniyetle karşılandı. Google
açıklamasında, kendisi dışında çoğu internet alanında faaliyet gösteren
20 şirketin daha bilişim korsanlarının saldırısına uğradığını ifade
etti. Çin Komünist Partisi'nin ana yayın organı
Halkın
Günlüğü ise şirketlerin hükümet kontrollerine uymak zorunda oldukları
uyarısını yaptı.
Çin,
en fazla internet kullanıcısına sahip
Çin, 338
milyon kişiyle, dünya üzerindeki en fazla internet kullanıcısına sahip
olan ülke. Çin'deki arama motorları söz konusu olduğunda ilk sırada
Çinli Baidu firması bulunuyor. Google'nin kullanım oranıysa yüzde 30'un
altında. Buna rağmen yapılan bir ankete göre, ankete katılan Çinlilerin
yüzde 76'sı Google'nin ülkedeki faaliyetlerini durdurmasından üzüntü
duyacağını belirtti. Nitekim yaşanan gelişmeler üzerine, Çin'deki bazı
Google kullanıcıları, soluğu Google'nin Pekin'in kuzeyinde bulunan
merkezinde aldı. Bazı kullanıcılar binanın önüne çiçekler bırakırken, 22
yaşındaki Li şunları söyledi:
"Ben
Google'ı kullanıyorum. Belki şimdi bir arama motoru daha eksilecek. O
zaman daha az içeriğe ulaşabileceğiz. Araştırma olanaklarımız daha da
kısıtlanacak." |
|
Google
Çin'e meydan okudu |
|
İnternet arama motoru
Google, insan hakları aktivistlerinin gmail hesaplarına
siber saldırı düzenlemekle suçladığı Çin yönetimini uyardı,
bu ülkedeki faaliyetlerini sonlandırmakla tehdit etti.
Bu tepki,
Google'ın eposta sistemi gmail'in Aralık ayı ortalarında bilişim
korsanlarının saldırısına uğramasıyla gelişti. Saldırı, Google
tarafından engellenmişti.
Kurumsal
Gelişimden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Hukuk Bölümü Müdürü
David Drummond'ın imzasıyla şirketin kurumsal sitesinde yayımlanan
yazıda Google, Çin'i ülkedeki faaliyetlerini durdurmakla tehdit etti ve
büroları ile internet sitesini kapatabilecekleri konusunda uyardı.
"Korsanların saldırısı altındayız"
Google
yaptığı açıklamada, finanstan medyaya, kimyadan ve teknolojiye kadar 20
büyük sektörün bilişim korsanlarının saldırısına uğradığını ifade etti.
Şirket,
gelecek haftalarda Çin Hükümeti ile arama motoru üzerinde sansürsüz
çalışmak için görüşmelere başlayacağını açıkladı.
Google'ın
bu yıl Çin'deki operasyonlarından 600 milyon dolar gelir elde etmesi
bekleniyor. Google'ın Çin'de 338 milyonluk internet kullanıcısı
bulunuyor.
Washington Hükümeti ise Çin'den bu konuda açıklama beklediğini bildirdi.
Google,
internete ilişkin sıkı kurallar çerçevesinde, dört yıldır, Çin
hükümetinin hassas saydığı alanlarla ilgili sitelere arama sonuçlarında
yer vermiyordu. Google'un filtre uygulamasını kabul etmesi, tepkilere
neden olmuştu.
Geçen yıl
internet üzerinde konuşma özgürlüğünü kısıtlama çabaları, şirketin
Çin'deki internet sitesinde sonuçları sansürlemekten vazgeçme kararı
almasına neden olmuştu.
Adobe
de sanal saldırıların hedefi oldu
Google'ın
yanı sıra tanınmış yazılım üreticisi Adobe'nin de hacker saldırılarının
hedefi haline geldiği belirtildi. Şirket merkezinden yapılan açıklamada,
2 Ocak'ta Adobe'nin yanı sıra diğer bazı firmaları hedef alan koordineli
saldırıyla ilgili incelemenin devam ettiği kaydedildi. Saldırı sırasında
Adobe'den hassas sınıfına giren herhangi bir veri çalınmadığı
açıklandı. 13/01/2010
|
|
Google,
Çin'de sansürden vazgeçiyor
Google, sansürü kabul
ettiği için eleştirilere hedef olmuştu
İnternet devi Google, bundan böyle Çin'de arama sonuçlarını sansür
etmeyeceğini, gerekirse bu ülkeden tamamen çekileceğini açıkladı.
Google,
internete ilişkin sıkı kurallar çerçevesinde, dört yıldır, Çin
hükümetinin hassas saydığı alanlarla ilgili sitelere arama sonuçlarında
yer vermiyordu.
Google'un
filtre uygulamasını kabul etmesi, tepkilere neden olmuştu.
Google
sözcüsü Peter Barron, bu kararın ifade özgürlüğünü sınırlamaya yönelik
yeni girişimler ve Çinli insan hakları savunucularının elektronik posta
adreslerine yönelik Çin'den gelen siber saldırılar nedeniyle alındığını
söyledi.
Sözcü,
"Yaklaşımımızı değiştirdik. Artık sansür uygulamayacağız" dedi.
'Kötü olma'
Amerika
Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, bu konuda Çin
hükümetinden açıklama beklediklerini söyledi.
Google'ın
bu kararından sonra şirketin hisselerinin değeri düştü.
Google
hisseleri New York borsasında ilk saatlerde yüzde 1,9 oranında değer
kaybetti.
İnsan
hakları örgütleri ise yabancı şirketlerin Google'ı izlemesi çağrısında
bulundu.
Google,
dört yıl önce sansürü kabul ederken kendi sloganına (Kötü olma) aykırı
hareket etmekle suçlanmıştı.
O zaman
Google yetkilileri, Çin'den tamamen çekilmelerinin bireysel özgürlüklere
daha fazla zarar vereceğini savunmuştu. 13/01/2010 |
|
Bilişim dünyasında bir dev daha
çatırdıyor |
|
İnternet’in ilk dönemlerinin önemli
isimleri birbiri ardına tarih oluyor. Yahoo ve Geocities’in ardından AOL
Grubu da maddi zorluklardan dolayı her üç çalışanından birinin işine son
veriyor.
AOL'dan
yapılan açıklamada, dünya genelinde 6 bin 900'e ulaşan çalışan sayısının
2 bin 500 indirileceği duyuruldu. Açıklamada, işten çıkarmaları önlemek
için daha önce uygulamaya konulan “kendi isteğiyle ayrılmayı teşvik
programı”ndan yararlananların sayısının sadece bin 100'de kaldığı
belirtildi ve bundan dolayı çıkarmaların kaçınılmaz hale geldiği
kaydedildi. Böyle AOL her üç çalışanından birini işten çıkarıyor.
Piyasalardan çekiliyor
AOL,
tensikat kapsamında Avrupa'nın önemli piyasalarından Almanya'dan
çekiliyor. AOL'un Hamburg merkezinin yanı sıra Düsseldorf, Frankfurt ve
Münih bürolarının kapısına kilit vuruluyor. Almanya'da işini kaybedecek
AOL çalışanlarının sayısı 140'ı buluyor.
AOL, 2001
yılında Time Warner Grubu tarafından satın alınmıştı. AOL'un o dönemki
borsa değeri 165 milyar dolar olarak tahmin edilirken şirket son
yıllarda sürekli zarar etmişti. Time Warner, AOL'u 2009'un sonunda elden
çıkarma kararı almıştı.
1994 yılında “Beverly Hills Internet” adıyla kurulduktan sonra 1999'da
Yahoo tarafından satın alınan ücretsiz web sayfası hizmeti sunucusu
Geocities de yüzbinlerce web sitesini barındırdıktan sonra geçtiğimiz
haftalarda kapanmıştı.
Yahoo'ya ne oldu?
Yahoo'nun
2009 yılındaki ilk çeyrek kârı geçen yıla göre yüzde 78 düşmüş, bunun
üzerine istihdamda azaltmaya gidilmesi kararlaştırılmıştı. Yahoo'nun
görüntülü reklam ve arama temelli reklam gelirlerinde gerileme
kaydedilmişti.
2008 yıl
sonu itibariyle 13 bin 600 kişiye istihdam sağlayan Yahoo, geçen yıl
yüzlerce kişiyi işten çıkarmıştı.
Yahoo'nun
talihi 2005 yılında internette arama motoru lideri Google'ın daha fazla
reklam geliri elde etmesi ve gençlerin Facebook ve MySpace gibi yeni
siteleri mekan edinmesi yüzünden dönmüştü.
Yahoo
arama motoru piyasasından da çekilme ve halen mevcut sistemini
Microsoft'un arama motoru Bing'e devretme kararı almıştı. 12/01/2010 DW |
|
Çin'in en büyük internet arama motoru
saldırıya uğradı |
|

Çin'in en büyük internet arama motoru Baidu, uğradığı saldırı sonucunda
3 buçuk saat civarında hizmet veremedi.
Şinhua ajansı, tekrar hizmet vermeye başlayan arama motorunun ABD'de
bulunan sunucusuna yasa dışı bir saldırının yapıldığını duyurdu. Şirket
yetkilileri konuyla ilgili açıklama yapmadı.
Baidu, Çin'de kullanılan internet arama motorları pazarının yüzde 70'ine
sahip. 12/01/2010 |
|
Facebook kurucusu Zuckerberg: Devir değişti |
Facebook kurucusu Mark Zuckerberg, kişisel
bilgilerin İnternet’te herkese açık hale getirilmesini savundu.
Bilişim sektörünün önemli yayınlarından “TechCrunch” sitesine konuşan
Zuckerberg, “Aslında internette kimse mahremiyet peşinde değil” dedi.
İnternet kullanıcılarının kişisel bilgiler ve mahremiyete ilişkin
tutumunun son yıllarda büyük çapta değiştiğini vurgulayan Mark
Zuckerberg, daha önce sorgulanan birçok şeyin artık doğal kabul
edildiğini söyledi.
Farklı bir anlayış yayılıyor
Facebook yönetim kurulu başkanı Zuckerberg, sosyal paylaşım platformları
ve elektronik günlüklerin etkisiyle insanların kişisel bilgilerini
internette paylaşılmasının yaygın bir anlayış haline geldiğini kaydetti.
Kişisel verilerin ifşa edildiği alanların başında internet geliyor.
Tahminlere göre dünya genelinde yarım milyardan fazla kişi, fotoğraf
ekleyebildikleri, kişisel özelliklerini açıklayabildikleri, kendileri
hakkında hemen her tür özel bilgiyi paylaşabildikleri sosyal paylaşım
sitelerine kayıtlı.
Hangi kitapları okuyorsun?
Bu sitelerden en popüleri 300 milyondan fazla üyesi bulunan Facebook. Bu
üyelerin pek çoğunun verileri erişilebilir durumda.
Facebook'ta kullanıcılara yöneltilen sorulardan bir kaçı ise şöyle:
"Hangi kitapları okuyorsunuz, siyasi görüşünüz nedir, medenî durumunuz
nedir?"
Facebook, çok fazla veri topladığı gerekçesiyle eleştiri alıyor. Üstelik
bu değerli veriler şirketlere aktarılabilir durumda. Facebook dışında
pek çok internet sitesi de benzer kullanım koşullarına sahip.
Hukukçular, böylesine kapsamlı bir hak devrinin meşru olup olmadığını
tartışırken, sosyal paylaşım sitelerinin kullanıcıları bu konulara fazla
kafa yormuyor.
12/01/2010 |
|
Elektronikte Fuar kurtaran üç Taze ürün |
|
ABD’nin Las
Vegas kentinde 40 yıldır düzenlenen elektronik fuarı CES, 2010’u
başarıyla kapattı. Fuara üç boyutlu televizyonlar, tablet bilgisayarlar
ve Android işletim sistemi yüklü cihazlar damgasını vurdu.
Kaliforniya'daki Silikon Vadisi'nin tanınmış danışmanlık firmalarından
Enderle Group'un başkanı Rob Enderle, CES Fuarı'nın bu yıl yeniden
“dirildiğini” söylüyor. Enderle, “Geçen yıl CES adeta bir morgu
andırıyordu. Fuar bittiğinde CES'in öldüğünü sanmıştım" diye konuşuyor.
Teknoloji
meraklılarının CES 2010'a ilgisinin çekilmesinde Google'ın duyurduğu
Nexus One da etkili oldu. Nexus One, Google'ın mobil cihazlar için
geliştirdiği Android işletim sistemini kullanacak. Google'ın web
hizmetlerini temel alan Android, HTC, Samsung ve Motorola gibi cep
telefonu üreticileri tarafından da kullanılıyordu.
Android rüzgarı
“Nexus
One” internet üzerinden doğrudan müşterilere ulaşıyor. Dokunmatik ekrana
sahip olan, dört gigabayt flash bellek ve 5 megapiksel dijital kamerayla
gelen Nexus One'da Android'in 2,1 sürümü yüklü. Nexus One, Apple'ın
iPhone'unun yanı sıra BlackBerry ile de yarışıyor.
Teknoloji
uzmanı Rob Enderle, 2,1 sürümüne ulaşan Android'in CES 2010'a damgasını
vuranlar arasında yer aldığını kaydediyor. “Akıllı cep telefonlarından
netbooklar ve tablet bilgisayarlara, CES 2010'da sergilenen birçok
cihazda Android yüklüydü” diyor.
Dijital
dünyadaki gelişmelere ilişkin analizleriyle bilinen Digitaltrends.com
sitesinden Scott Steinberg, CES 2010'u son yılların en önemli fuarları
arasında sayıyor.
Steinberg,
“Heyecan verici bir CES'i geride bıraktık. Kuşkusuz devrimci
değişiklikler gözlenmedi. Bunun yerine bizi bekleyen irili ufaklı bazı
önemli gelişmelerin ipuçlarını gözlemledik” diye konuşuyor.
Üç
boyutlu TV'ler henüz olgunlaşmadı
CES
2010'da öne çıkan yeniliklerden biri de üç boyutlu televizyonlardı.
Koreli Samsung, Hollywood'un tanınmış film yapım şirketi Dreamworks ile
birlikte geliştirdiği ve üç boyutlu filmleri evlerin oturma odalarına
taşıyan multimedya paketiyle dikkat çekti.
Japon
Toshiba ise evdeki diğer cihazlarla temas kurabilen ve izleyen herkeste
3 boyut etkisi yaratan çok güçlü bir mikroişlemci ile donanmış bir
televizyonu tanıttı. Normal bir bilgisayardan 10 kat ve normal bir
televizyondan 143 kat güçlü "Cell TV", bulunduğu yerin renk ve
aydınlığına otomatik biçimde uyum sağlayarak, benzersiz bir netlik ve
çözünürlükte görüntü sunuyor. İnternet bağlantısıyla film indirebilen ve
görüntülü konferans ile diğer cihazlarla bağlantı kurabilme özelliği
bulunan Cell TV, iki boyutlu görüntüleri 3 boyutlu hale getirebiliyor.
Teknoloji
uzmanı Scott Steinberg, üç boyutlu televizyonların büyük patlama
yapabilecek oranda olgunlaşmadığını savunuyor. Steinberg, üç boyutlu
televizyonlar önündeki üç engeli, “gözlük takma zorunluluğu, yüksek
fiyatlar ve yetersiz yazılım” olarak sıralıyor.
Forrester
Research analisti James McQuivey de üç boyutlu televizyonların tüm
süksesine rağmen tüketiciden ilgi görmekte zorlanacağına inanıyor.
McQuivey, “Son üç yıl içinde yüksek tanımlı TV teknolojisine yönelen
tüketici, şimdi de üç boyuta geçmekte zorlanacak” diye konuşuyor.
Uzman Rob
Enderle ise Yahoo'nun televizyonlar için geliştirdiği mini yazılımları
hatırlatarak “bütün televizyonların yakın zamanda şöyle ya da böyle
internet bağlantılı olacağı görüşünü” dile getiriyor.
Donanım değil yazılım odaklı planlar
Gartner
analisti Van Baker de CES 2010'da saptadığı televizyonlardaki bir başka
gelişmeye dikkat çekiyor. Van Baker'e göre, “TV üreticileri artık
planlarını yaparken donanım değil yazılım odaklı hareket ediyorlar.”
CES
2010'un bir başka gözde ürünü ise tablet bilgisayarlar oldu.
Microsoft'un patronu Steve Ballmer, önde gelen bilgisayar
üreticilerinden Hewlett-Packart ile birçok alanda ortaklığa gitme kararı
aldıklarını açıkladı. Ballmer, hem elektronik kitap hem de bir dizüstü
bilgisayara benzeyen bir tablet PC'nin prototipini tanıttı. Böylece
Microsoft benzer bir cihaz hazırlayan rakibi Apple'ın bir adım önüne
geçti.
Fuara
katılmayan Apple, kendi tablet cihazının tanıtımını 27 Ocak'ta yapacak.
Apple'ın yeni cihazının iPhone'dan bu yana en yenilikçi ürün olması
bekleniyor.
Merkezi
ABD'nin Massachusetts kentinde bulunan Endpoint Technologies Associates
şirketinden Roger Kay, birçok üreticinin Apple'ın neden olduğu
heyecandan yararlanmaya çalıştığını belirtiyor. 11/01/2010 DW |
|
Intel mobil pazarda zaaflarını aştı |
|
|
 |
|
|
LG-GW990 marka telefon, Intel'in yeni Moorestown tipi
yonga setlerini kullanıyor |
Masa
ve dizüstü bilgisayarların önde gelen işlem üreticisi Intel, sonunda
akıllı cep telefonları piyasasına da giriyor. Geliştirilen Moorestown
tipi yonga setleri ilk kez LG firmasına ait bir cihazda kullanılacak.
Dünyanın
önde gelen yonga (mikroçip) üreticilerinden Intel, uzun yıllardır
üretimini kişisel bilgisayarlar dışına taşımaya çalışıyordu.
Ancak
Intel'in masa ve diz üstü yongalarının başta akıllı cep telefonları
olmak üzere taşınabilir cihazlara uyarlanması zorluklarla
karşılaşıyordu. Aşılması zor engellerin ilk sırasında da söz konusu
yonga setlerinin yoğun enerji sarfiyatı geliyordu. Apple'ın
iPhone'larına hayat veren ARM'ler ise böyle bir sorun yaşamadığından
Intel mobil dünyaya adım atamıyordu.
Intel'in
“şeytanın bacağını kırmayı başardığı” haberini 5 yıldır şirketin Yönetim
Kurulu Başkanlığını yürüten Paul Otellini verdi. Otellini, Los
Angeles'ta yapılan CES 2010 kapsamında düzenlediği basın toplantısında
Atom tabanlı Moorestown yonga setine sahip ilk ürünlerden biri olması
kararlaştırılan ve Güney Koreli LG firmasına ait GW990 marka telefonun
özelliklerini anlattı.
Yüksek
tanımlı video oynatıyor
5 inçlik
ekrana sahip cihaz, çoklu dokunma desteğine sahip. Moorestown yonga
setli LG GW990'ın en büyük özelliği, aynı anda birden fazla uygulamayı
çalıştırırken hiçbir zorluk çekmemesi. Akıllı telefon 720 piksel
ebatlarında yüksek tanımlı video oynatmada ve video konferanslarda
herhangi bir pürüz yaşamıyor.
Intel en
büyük zaafı olan enerji sarfiyatı konusunda da Moorestown yonga setinde
önemli mesafe kaydetmiş görünüyor. Intel'in verilerine göre Moorestown,
çalışırken iki kat, boştayken 50 kat daha az güç harcıyor.
LG GW990
marka akıllı telefonda, Intel mühendisleri tarafından geliştirilen
Moblin işletim sistemi kullanılıyor. Moblin'in, tıpkı Google'ın
Android'i gibi açık kaynak kodlu Linux temel alarak yazıldığı
belirtiliyor. 10/01/2010 DW |
|
Uzakdoğu’da Korsan yazımcılığa Karşı Mücadele Çabaları
|
 |
|
|
Vietnam'da korsan yazılımlar bazen
sokakta satılıyor |
|
Vietnam’daki Ho Şi Minh
kenti sokaklarında korsan film, müzik ve yazılım satılıyor. Bir
araştırmaya göre Vietnam’daki yazılımların yüzde 85’i korsan. Birçok
sokakta dükkanlar korsan CD ve DVD’ler satıyor. Satıcılar DVD’leri
vitrine koymuyor, yalnızca müşteriler sorarsa çıkarıyorlar.
Tayland’daki alışveriş
merkezinde de işletmeciler korsan ürünleri polisten saklamak için aynı
yönteme başvuruyor. Telif haklarını savunan bir avukat Darani
Vachanavuttivong şöyle konuşuyor: “Şimdilerde bu işi arabalarda,
minibüslerde bile yapıyorlar. Teknolojik ekipmanınız varsa kolayca CD ve
DVD kopyalayabilirsiniz.” Bunun Tayland’da milyonlarca dolarlık bir
sektör olduğunu söyleyen Vachanavuttivong, “Tayland’da korsan film,
müzik ve yazılım sektörüyle etkili biçimde mücadele edecek polis
istiyoruz,” diye konuşuyor.
Hong Kong’da da polisin
etkili çabaları korsan ürünlerle mücadelede başarı sağlamış. Kısaca BSA
olarak da bilinen Yazılım Envanter Yönetimi Hong Kong temsilcisi olan
Belinda Lui, beş yıl önce sokaklarda her yerde korsan ürünlerin
satıldığını söylüyor. Ancak şimdi BSA işyerlerinde korsan yazılım yüklü
bilgisayar olup olmadığını kontrol ediyor. BSA’ya göre yazılım
korsanlığı 2008 yılında Hong Kong, Brezilya ve Hindistan’ın da
aralarında bulunduğu 50 ülkede azaldı. Bununla birlikte bu durum Asya
ülkelerinde, özellikle de ekonomik büyüme, artan bilgisayar satışları ve
Internet’e erişimin artması yüzünden yaygın.
Yazılım kopyalayarak
ayda 4000 Dolar kazanan Filipinli bir korsan üretici, yetkililerin para
cezası uyarılarının ardından bu işten vazgeçmiş. Bu kişi, “Korsan
yazılım ve oyun satan bilgisayar dükkanlarının çoğu bizden alışveriş
yapıyordu. Ancak BSA ve Filipinli yetkililer dükkanlarına uyarı asınca,
bizden mal almaktan vazgeçtiler,” diyor. Asya’da birçok devlet, telif
hakları ihlallerine karşı yürütülen mücadelede başarı kazandı. Ancak,
ucuz yazılım kullanan bilgisayar piyasalarının genişlemesi yüzünden
korsan sektörün, birçok üreticiyi milyarlarca dolar kaybetmeye ve
devletleri de vergi gelirlerinden yoksun bırakmaya devam etmesi
bekleniyor. 06/01/2010 |
|
Google’ın büyük günü |

Bilişim sektörünün önde gelen firmalarından
Google, kendi markasıyla cep telefonu üretmeye başlıyor.
Nexus One,
Google'ın mobil cihazlar için geliştirdiği Android işletim sistemini
kullanacak. Google'ın web hizmetlerini temel alan Android, HTC, Samsung
ve Motorola gibi cep telefonu üreticileri tarafından kullanılıyordu.
“Nexus
One” internet üzerinden doğrudan müşterilere ulaşacak. Dokunmatik ekrana
sahip olacak, dört cigabayt flash bellek ve 5 megapiksel dijital
kamerayla gelecek. Nexus One'da Android'in 2,1 sürümü yüklü olacak.
Nexus One, Apple'ın iPhone'unun yanı sıra BlackBerry ile de yarışacak.
Sektör
uzmanları, Google'ın cep telefonu atağının yalnızca "smartphone" olarak
tanımlanan gelişmiş cep telefonu üreticilerinden Apple'ı değil, Verizon
ve Sprint gibi mobil hat sağlayıcılarını da hedef aldığına dikkat
çekiyor.
Nexus
One'ın fiyatı ne olacak?
Teknoloji
sitelerinden gizmodo.com'da geçen hafta Google çevrelerine
dayandırılarak verilen bir incelemede, Nexus One'ın T-Mobile USA'dan iki
yıl sözleşmeyle 180 dolara, sözleşmesiz 530 dolara satılacağı
belirtildi.
Bir başka
teknoloji sitesi engadget.com ise Nexus One'ın android yüklü ilk akıllı
cep telefonu G1'i üreten Tayvanlı firma HTC tarafından imal edileceğini
kaydetti. İşlemcinin bir cigahertz olması, ekranın ise 480x800 piksel
büyüklüğünde olması bekleniyor. Nexus One'un bu yönüyle 320x480 piksel
ekrana sahip iPhone'dan çok daha büyük bir ekrana sahip olması dikkat
çekiyor.
Sektör
uzmanları ise Google'ın cep telefonu sektörüne girişini, “mobil reklam
piyasasında daha fazla pay edinme girişimi” olarak tanımlıyor. UBS
analisti Brian Pitz, “Google'ın bu cihazlardan bir milyon adet
satılmasını beklediğini sanmıyorum” dedi.
Opera
başkanı görevinden ayrıldı
Bu arada
internet tarayıcıları sektöründe Google'un rakiplerinden Opera yeniden
yapılanıyor. Opera'nın kurucuları arasında yer alan ve 15 yıldır
şirketin yönetim kurulu başkanlığını yürüten Jon von Tetzchner
görevinden ayrıldı. Başkanlığa Dağıtım Müdürü Lars Boilesen getirildi.
Opera yöneticilerinden Rolf Assev, gelişmelerin Opera'nın son aylarda
açıkladığı zararla ilgisi bulunmadığını duyurdu.
Uzun
yıllar Microsoft'un İnternet Explorer'ına alternatif olarak görülen
Opera Mozilla Firefox, Google Chrome ve Apple'ın Safari'si karşısında
tutunamamış, Pazar payı sürekli gerilemişti. 10 farklı ülkede 760'dan
fazla çalışanı bulunan Norveç merkezli Opera şirketi, 2009 yılının
üçüncü çeyreğinde 1,46 milyon euro zarar etmişti. 05/01/2010 DW |
|
Facebook’un canına tak etti |
| |
 |
| |
“Web
2.0 Suicide Machine”,
Facebook yönetiminin tepkisini çekti |

Facebook yönetimi, sosyal paylaşım ağlarına savaş açan yeni bir
uygulamaya karşı harekete geçti.
300
milyondan fazla kullanıcısıyla dünyanın en geniş sosyal ağı konumunda
olan facebook, kullanıcılarının profillerini silen “Web 2.0 Suicide
Machine” adlı uygulamanın siteye erişimini yasakladı.
“Web 2.0
Suicide Machine” birkaç tıkla kullanıcıların facebook, myspace ve
twitter gibi sosyal ağlardaki hesabını siliyor. Türkçesiyle “İkinci
Kuşak İnternet'in İntihar Makinesi” adlı uygulama, “sizin enerjinizi
çalan her şeyi silin” ve “sahte sanal dostlarınızı öldürün” sloganını
kullanıyor.
Sosyal
ağlara savaş ilan edildi
“Web 2.0
Suicide Machine” uygulaması aracılığıyla facebook, myspace ve twitter
gibi sitelerdeki üyeliklerinizi silebiliyorsunuz. “Web 2.0 Suicide
Machine”de sözkonusu sitelere ait kullanıcı adı ve şifrenizi girmeniz
halinde bu sosyal ağlarla olan tüm bağınız kesiliyor.
Facebook
yönetimi, “Web 2.0 Suicide Machine” uygulamasının kuralları ihlal
ettiğini duyurdu. Facebook açıklamasında, “Üyelerimiz profillerinde
istedikleri değişikliği kendileri yapabilir, üyeliklerini kendileri
silebilir” denildi. Facebook'un uygulamaya karşı “diğer önlemleri
gözden geçirdiği” belirtildi.
“Web 2.0
Suicide Machine”, kendilerini “dijital özgürlük hareketi” olarak
tanımlayan bir anlayışı savunuyor. Japoncada samuray savaşçılarının
intiharını anlatan seppuku kelimesine gönderme yapan seppukoo.com sitesi
de son dönemde adını bu çerçevede duyuruyor. Site, “bir sanal kimlikten
daha fazlasınız” sloganıyla facebook benzeri sosyal paylaşım
platformlarındaki üyelikleri silmeye çağırıyor.
Flixster.com büyüyor
Bu arada
aralarında facebook'un da bulunduğu sosyal paylaşım plaformlarına video
uygulamaları hazırlayan flixster, film eleştirileri ve
değerlendirmeleriyle dünyaca ün kazanan Rotten Tomatoes sitesini satın
aldı. Flixster başkanı Steve Polsky, film dünyasında eleştiri denince
ilk akla gelen isimlerden Rotten Tomatoes ile flixster'in sosyal
paylaşım ağının birlikteliğinin sinerji yaratacağını söyledi. 06/01/2010 |
|
Hızlı İnternet Kullanımının Yaygınlaşması İçin Yatırım
|
|
Amerikan
yönetimi hızlı internet kullanımının yaygınlaşması için 7 milyar dolar
yatırım yapıyor. Altyapı projesinin hedefi yoksul kesimler dahil tüm
Amerikalıların internete erişimini sağlamak.
Washington’da, kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan Byte-Back’te
bilgisayar ve internet kursu veriliyor. Kursu alan yetişkin öğrencilerin
çoğu bundan önce ne internete girmiş; ne bilgisayara dokunmuş.
Sheila
Melvin gibi öğrenciler bundan yedi yıl önce internetin ne için
kullanıldığını bilmediğini; artık internetsiz bir yaşamı hayal
edemediklerini söylüyor.
Araştırmalara göre her dört Amerikalı’dan birinin internete erişimi yok.
Bu da milyonlarca Amerikalının doktoruna elektronik posta atamaması; iş
başvurusu yapamaması veya sanal ortamda ders alamaması anlamına geliyor.
Amerikan
Kongresi, Federal İletişim Komisyonu’na, hızlı internetin Amerikan
halkına nasıl ulaştırılacağı konusunda bir plan hazırlaması için 17
Şubat 2010 tarihine kadar süre tanıdı.
Federal
İletişim Komisyonu Başkanı Julius Genachowski, “Ülke olarak çok ciddi
sorunlarımız var: sağlık sistemi, eğitim, enerji, kamu güvenliği gibi.
Hızlı internet erişimi bu sorunları çözmese de, çözüm konusunda önemli
bir rol oynayabilir,” diye konuşuyor.
Amerika’nın birçok yerinde kolay olsa da, özellikle kırsal alanlarda
veya yoksul bölgelerde internete erişim yok. Byte Back’te kurs alan
öğrencilerin çoğu da Washington’un yoksul semtlerinde yaşıyor.
Byte Back
yöneticisi Kelly ellsworth, “Fiyatı yüksek tutarak toplumun bazı
kesimlerinin internete erişiminin engellenemeyeceğini” söylüyor.
Amerikan
yönetimi de bu görüşte. Şimdi herkes, Federal İletişim Komisyonu’nun
hazırlayacağı planı bekliyor. 05/01/2010 voa |
|
Terörü lanetliyoruz'a dikkat |
|
"Terörü lanetliyoruz. Herkesi birlik olmaya çağırıyoruz" başlıklı
postalara dikkat...
Son
günlerde İnternet ortamında e-mail olarak dolaşan bir virüs için uyarıda
bulunan Emniyet Genel Müdürlüğü, "Terörü lanetliyoruz. Herkesi birlik
olmaya çağırıyoruz" başlıklı postalara dikkat edilmesini istedi. Bir
grup PKK'lı olduğu iddia edilen hacker tarafından geliştirilen PPS
dosyalı e-mail açıldıktan sonra bilgisayarı çökertiyor.
Emniyet
yetkililerinden alınan bilgiye göre, sanal alemde dolaşan ve terör
örgütünün Avrupa'da bulunan hackerları tarafından geliştirilen bir virüs
tehlike saçıyor. Vatandaşları tanıdıkları yada tanımadıkları adresten
gelen "Terörü lanetliyoruz. Herkesi birlik olmaya çağırıyoruz" başlıklı
postaları açmamaları konusunda uyaran yetkililer, aynı şekilde msn
üzerinden "laneththeterorhotmail.com ve laneththeterorhotmail.com"
adresli kişilerin arkadaşlık tekliflerini kabul edilmemesini istediler.
Postanın
içinde bulunan pps(Powerpoint) sunusunun açıldığı anda tamamen zararsız
görünen bir Powerpoint sunusu eşliğinde sözde terör karşıtı resimler ve
yazılar çıkıyor. Ancak alt bölümde bilgisayarın çökmesini sağlayacak
programını hazırlayan sunumun son bölümünde ise terör örgütü PKK
tarafından yapıldığını ve tamamen aldatmaca olduğunu içeren Türkiye
karşıtı bir resim ile (Bölünmüş Türkiye ve kürdistan haritası)
bilgisayarınızdan bütün verilerin silinmeye başlıyor. Aynı anda msn
programına da sarktığı belirtilen virüs, silinme işleminden hemen önce
msn ve e-posta listenizdeki tüm arkadaşlarına da aynı içerikli bir
e-mail gönderiyor.
Emniyet
yetkilileri bu tip uzantılı dosyaların açılmadan silinmesinin
gerektiğini vurgularken, özellikle de kamu kurum ve kuruluşlarının
bilgisayarlarından kesinlikle açılmamasını istediler.
03/01/2010 |
|
Firari mahkum Facebook’ta binlerce hayran
edindi |
|
İngiltere'de geçtiğimiz Eylül ayında hapishaneden kaçan Craig Lynch
adlı mahkûm, Facebook’ta açtığı sayfada binlerce hayran edindi.
“Aranıyor” afişiyle çektirdiği fotoğrafları sayfasına koyan mahkum ilgi
odağı oldu.
Silahlı
soygun suçundan 7 yıl hapse mahkûm olan Craig Lynch, cezasını çekmek
üzere konulduğu İngiltere'nin güneyindeki Hollesey Bay Hapishanesi'nden
3 ay önce kaçtı.
Polisin
28 yaşındaki Lynch'ü yakalamak için düzenlediği operasyonlar başarısız
oldu.
“Lazie”
lakabıyla adını duyuran Craig Lynch, firarından sonra Facebook'ta açtığı
hayran sayfasını düzenli olarak güncelledi. Craig Lynch'ün hayran sayısı
20 bine yaklaştı.
Polis,
Craig Lynch'ü yakalayabilmek için gerekli ipuçlarını elde etmek umuduyla
hayranlarına çağrıda bulundu.
Hayranları her geçen gün artıyor
Craig
Lynch ise, imlâ hatalarıyla dolu son notunda, “teslim olmayacağım.
Polisin işini neden ben yapayım ki? Polisler aldıkları maaşın hakkını
vermeli” diye yazdı.
Craig
Lynch'ün sayfasında kendisine “başarılar” dileyen yüzlerce hayranının
mesajları göze çarparken, güvenlik güçleri de üye sayısı 800'ü aşan
“Craig Lynch kahraman değildir” grubuyla firari mahkûmu kendi silahıyla
vurmaya çalışıyor.
30/12/2009DW |