Son Güncelleme:02/08/11

İnternet Haber ve Araştırma Konuları-8

 

Önceki Sayfalar:

Almanlar en çok ne arıyor?

Dünyanın en gelişmiş arama motorlarından Google üzerinden 8 milyar internet sitesi içinde arama yapılabiliyor. Google her yıl en çok hangi konuda arama yapıldığıyla ilgili bir "en çok arananlar" listesi yayımlıyor.

 
 

 

 

 

 

 

 

Buna göre Almanlar internet üzerinden en çok oyuncu Megan Fox ve pop şarkıcısı Lady Gaga hakkında daha detaylı bilgilenme ihtiyacı hissetti.

Almanlar en çok aranan isim listesine ABD'li oyuncu Megan Fox'u getirerek geçen yıl bu listenin başında yer alan Britney Spears’i ikinciliğe taşıdı.

Lady Gaga

Lady Gaga

Alman internet kullanıcıları en çok resim aramasınıysa ünlü şarkıcı Lady Gaga hakkında yaptı. Lady Gaga’yı, Robert Pattison ve Michael Jackson hakkındaki resim aramaları takip ediyor.

Michael Jackson

Google’nin 2009 Almanya üzerinden “en çok arananlar listesinde” ilk 10’a giren diğer konularsa “Michael Jackson”, “Hurda Pirimi” ve “Domuz Gribi”. Almanya’da yapılan genel seçimlerle ilgili yapılan aramalarsa en çok aranan 10 haber listesine giremedi.

Kristen Stewart ve Robert Pattinson

Ünlü oyuncular Kristen Stewart ve Robert Pattinson'un başrolünü üslendiği "Twilight - New Moon" filmi de en çok aranan resimlerden.

  michael jakson, google aramada

 

 

Almanların internet üzerinden video izlemeye meraklı olduğu sonucu da Google’nin “sözcük arama listesinde” video arama motoru “Youtube” sitesinin üst sıralarda yer almasıyla ortaya çıktı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Google’nin Almanya’daki kullanıcıların “en çok aradığı” konu başlıkları listesiyse şöyle:

En çok aranan
Sözcükler:

En çok aranan
Resimler:

En çok aranan
Kişiler:

En çok aranan
Haberler:

 

1.   Youtube

2.   Ebay

3.   Wetter (Hava Durumu)

4.   Google

5.   Hamburg

6.   Gmx

7.   Facebook

8.   web.de

9.   Wikipedia

10. Video

 

1.    Lady Gaga

2.   Robert Pattinson

3.   Michael Jackson

4.   Twilight

5.   Selena Gomez

6.   Megan Fox

7.   Miley Cyrus

8.   Hannah Montana

9.   Ed Hardy

10. Rihanna

1.   Megan Fox

2.   Britney Spears

3.   Angelina Jolie

4.   Emma Watson

5.   Zac Efron

6.   Jessica Alba 

7.   Brüno

8.   Kate Winslet

9.   Michelle Hunziker

10. Jennifer Aniston

1.    Schweinegrippe (Domuz gribi)

2.   Michael Jackson

3.   Lotto (Spor loto)

4.   Windows 7

5.   DSDS ( Almanya Popstar Yarışması)

6.   iPhone

7.   Abwrackprämie (Hurda primi)

8.   Handball WM (Dünya Hentbol)

9.   Eurovision 2009

10. Opel

Sacha Baron Cohen

 

En çok arananlardan, İngiliz komedyen Sacha Baron Cohen'in "Brüno" filminden bir sahne

 

 

Google'dan ücretsiz habere sınırlama

Google  

Google medyanın şikayetleri karşısında geri adım attı.

 

Google, internetteki gazetelerin bugünden itibaren ücretsiz girilebilen yazı ve haberlerinin sayısını

sınırlayabileceğini açıkladı.

Bazı medya şirketleri arama motoru Google'ın kendi sayfaları üzerinden kâr ettiğini öne sürerek şirkete baskı yapıyorlardı.

Google, sonunda geri adım atmak zorunda kaldı.

First Click Free yani İlk Tıklama Bedava adlı program, şimdiye kadar kullanıcılara, Google üzerinden buldukları her yazıya bedava girme olanağı sağlıyordu.

Google'ın ürün ve iş ilişkileri müdürü Josh Cohen internete koyduğu notta "Daha önce bir kullanıcının her bir tıklaması 'ilk' sayılıp bedava giriş sağlıyordu. Şimdi programı güncelledik. Bu haliyle program, kullanıcıların ücret ya da kayıtla girilebilen sitelere günde beş kereden fazla tıklamaları halinde, yayıncıların onları engellemesine olanak veriyor" diyor.

Yayıncılar şimdi Google'ın kullanım programında yaptığı güncelleme sayesinde günde beşten fazla kez sayfalarına tıklayan kullanıcıları ücret ödeme ya da kayıt yaptırma sayfalarına yönlendirilebilecek.

Murdoch'un gazabı

Büyük uluslararası medya patronu, Newscorp şirketinin Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Rupert Murdoch, Google gibi şirketleri kendilerinin sunduğu gazetecilik ürünlerinden yararlanarak reklam geliri elde etmekle suçlamıştı.

Kullanıcıların bir kesimi, ücretli gazete sitelerine Google üzerinden ücretsiz girebildiklerini keşfetmişler ve bu tür kullanım yaygınlaşmaya başlamıştı.

Bunun nedeni, Google aramasının genellikle gazetenin abonelik sistemlerini atlayarak bir yazının bulunduğu sayfaya doğrudan bağlanabilmesiydi.

Şimdi bir çok gözlemci Murdoch'un ücretli internet gazeteciliğinin korunması konusunda büyük bir başarı kazanmış olduğunda birleşiyor.

Basın zor durumda
Gazeteler, son yıllarda satışlarındaki ve reklam gelirlerindeki ciddi düşüşlere çare olabilecek yeni gelir kaynakları arıyor.

Bu hafta başında Britanya'nın en büyük gazetecilik grubu Johnston Press, internette beşten fazla sayfasına girenlerden ücret almayı planladığını açıkladı.

Daha önce grubun reklam gelirlerinin son iki yıl içinde yüzde 42 düşüş gösterdiği ortaya çıkmıştı.

Bu yılın başlarında Daily Mail ve General Trust şirketi, İngiltere ve Galler'de 100'den fazla gazete çıkaran kolunda 1000 kişinin işine son verdiğini açıkladı.

İngiltere'deki Sun ve Times gazetelerinin sahibi olan Rupert Murdoch'un Newscorp grubu ise Haziran ayında, son 12 ay içinde yaklaşık 3,5 milyar dolar zarar ettiğini ilan etmişti.

Newscorp da internet içeriğinin tümünü ücretli hale getirmeyi planladığını açıkladı. Şirket halen ABD'de yayımladığı Wall Street Journal sitesine erişime ücret uyguluyor.

02/12/2009

Google'den Obama'ya özür

Michele ve Barack Obama  

Beyaz Saray resimle ilgili hiç bir
yorum yapmadı

 

Michelle Obama araması yapıldığında görünen ABD başkanının eşine hakaret niteliğindeki

ırkçı imajdan dolayı Google özür diledi.

Söz konusu imaj arama yapıldığında en başta çıkıyor.

Google resmin üzerine "hakaret içerikli arama sonucu" başlığıyla bir duyuru koydu. Duyuruda, "Arama sonuçlarımız bazen hakaret içerebiliyor. Kabul ediyoruz" yazıyor.

Fakat Google, hakaret içerikli bu resmi arama sisteminden çıkarmayı reddetti.

Beyaz Saray ise resimle ilgili yorum yapmadı.

Özür

İmajın üzerindeki reklam kısmına tıklayan kullanıcıların karşısına Google'ın açıklaması çıkıyor.

Açıklamada Google "Eğer Google'ı kullanırken karşısına sizi rahatsız eden bir görüntü çıktıysa özür diliyoruz" diyor.

Google, internet sitesinde yapılan aramalarda hangi imajın önde çıkacağını, bir sayfanın o aramayla ilgisini binlerce unsur kullanarak hesaplayan karmaşık bilgisayar işlemlerinin belirlediğini söylüyor.

Ama arama motoru, yalnızca şikayet geldiği için bazı sayfaların aramadan çıkarılamayacağını da belirtiyor.

Google bu konudaki açıklamasında "Google arama sonuçlarının tutarlı olmasını en büyük önemdeki önceliği saymaktadır" diyor.

Buna karşılık Google, sayfa yasalara aykırı ise, o zaman aramadan çıkaracağını kaydediyor.

'Kaygan zemin'

Michelle Obama aramasında tartışma yaratan resim ilk olarak bu ayın başlarında görünmeye başladı ama resmi yayınlayan sitenin, bilgisayarlara sızmak üzere tasarlanmış habis yazılım yaymak suretiyle Google kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle kaldırıldı.

Fakat aynı imaj şimdi başka bir sitede yeniden belirdi ama bu kez virüs içermediğinden Google kendi kurallarına göre resme müdahele edemiyor.

Pulitzer ödüllü gazeteci ve "The Google Story" adlı kitabın yazarı David Vise, arama motorunda bir sonucun hangi sırada çıkacağını, ne kadar popüler olduğunun belirlediğini söylüyor.

Vise, "Eğer Google Beyaz Saray'dan first lady'yi ırkçı bir yaklaşımla maymun olarak resmeden ırkçı ve hakaretamiz bir imaja yer verilmesinin yasalara aykırı olduğu yolunda bir telefon alırsa, resmi kaldırmak zorundadır ve eminim kaldıracaklardır." diye konuştu.

Ama Vise, Google ifade hürriyetini denetlemeye başladığı takdirde bunun bazı tehlikeleri olduğuna da dikkat çekti ve "Bir kez bazı imajları engellemeye başladığınızda buna kimin karar vereceği sorusu ortaya çıkacak.ABD Yüksek Mahkemesinin şu yorumunu hatırlayın: Pornografi nedir? Tanımlayamayız. Ama gördüğümüzde hemen anlarız. Bu çok kaygan bir zemin. " 

25/11/2009

Facebook’ta görüntülendi, sigorta parayı kesti

 

Ağır depresyon nedeniyle işe gitmeyen ancak maaş almaya devam eden Kanadalı kadın, sigorta şirketi ödemeleri kesince büyük sürprizle karşılaştı.

Kanadalı Natalie B., sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta yer alan fotoğrafları yüzünden sigorta şirketi ile sorun yaşıyor.

CBS News’un haberine göre, ağır depresyon teşhisi konulan ve bu nedenle bir buçuk yıldır IBM şirketindeki işinden izinli olan Natalie B., bu süre içerisinde sigorta şirketi Manulife’tan düzenli olarak ödeme almaya devam etti. Ancak bu durum, kadının doğum günü partisi ve striptiz barda eğlence fotoğraflarını Facebook sitesindeki profilinde yayınlaması üzerine sona erdi.

29 yaşındaki Natalie, fotoğraflarının, sigorta şirketi tarafından “depresyonda olmadığına ve çalışabilecek durumda olduğuna” delil olarak öne sürüldüğünü kaydetti. Natalie, doktorunun tavsiyesi uyarınca sağlığına yeniden kavuşabilmek için biraz mutlu olmaya çalıştığını söyledi.

Manulife sözcüsü Tom Nunn ise “bizim haklı bir ödemeyi, yalnızca Facebook gibi bir sitede yayınlanan bilgiler nedeniyle kesmemiz ya da iptal etmemiz söz konusu olamaz” dedi.

Sigorta şirketi verilere nasıl ulaştı?

Bu açıklamalara karşın Natalie, avukatı aracılığıyla sigorta şirketini dava etme kararı aldı.

Sigorta şirketinin fotoğrafları nasıl ele geçirdiği belirsizliğini koruyor. Nathalie B., Facebook profilindeki verilerinin gizlilik ayarları ile korunduğunu ve yalnızca kendi arkadaş listesinde bulunan kişiler tarafından görüntülenebildiğini kaydediyor.

Almanya’da da uzmanlar, sosyal paylaşım sitelerinde yer alan kişisel verilerin, istenmeyen kişilerin eline geçebileceği konusunda sık sık uyarılarda bulunuyor. Bu verilerin yalnızca müstakbel işverenlerin ya hâlihazırdaki yöneticilerin değil, Kanada örneğinde görüldüğü gibi, sigorta şirketlerinin araştırmalarına konu olabileceğine de dikkat çekiliyor.

23/11/2009

İnternet Alış Verişi çılgınca artıyor.

 

Bundan on yıl önce birçoğumuz için hayâl olan "online alışveriş" kavramı, günümüzde

hayatımızın önemli bir parçası haline geldi.

Günün istediğiniz saatinde, üstelik burnunuzun ucunu bile sıcacık evinizden çıkarmadan, hem de daha ucuza… Sadece kitap veya CD değil, giyecekten yiyeceğe, oyuncaktan, ev aletlerine akla gelebilecek her şeyi internetten bulmak mümkün. Üstelik internet alışverişine gösterilen ilgi her geçen gün artıyor. Almanya genelinde 2008 yılında online alışveriş için 19 milyar euronun üzerinde harcandı. 2009 yılı içinse bu rakam şimdiden 22 milyar sınırına dayanmış durumda.

44 yaşındaki Gerald da online alışveriş tutkunlarından biri. Gerald tutkusunun nedenini şu sözlerle özetliyor: "Çok rahat. Uzun uzadıya dükkânları gezmeniz gerekmiyor. Ürünleri ve kaliteyi karşılaştırma şansı mevcut. Üstelik dükkânlardakinin aksine, ürünlerle ilgili yorumlara ulaşmak mümkün... Hem fiyatlar da genellikle daha uygun."

Çarşı pazar gezmeye zaman yok

Erkeklerin genellikle internet üzerinden alış verişi tercih etmelerinin nedeni, zaman darlığı ve online alışverişin pratikliği.

40 yaşındaki Rolli de 12 yıldan bu yana internet üzerinden alışveriş yapıyor. Rolli, ne tür ürünleri online aldığı sorusuna şu yanıtı veriyor: "Temelde kitap. CD'ler, DVD'ler. Ayakkabı, pantolon gibi almadan önce denenmesi gereken ürünleri almıyorum. Onun dışında gündelik ihtiyaç duyduğum malzemeler..."

Kadınların da gözdesi

Ancak online alışverişi tercih edenler sadece erkekler değil. Kadınlar da özellikle güzellik malzemeleri ve giyecek alışverişi için sıklıkla bilgisayarın başına geçiyor. Tekstil alışverişi, internet üzerinden yapılan alışverişlerde yüzde 42'lik oranla başı çekiyor. Bunu yüzde 18'le görsel ve işitsel ürünler izliyor.

Diğer yandan online alışveriş sırasında duyulan en büyük endişe, gönderilen bilgilerin kötü emelli kişilerin eline geçmesi olasılığı. Bu nedenle alışverişin sadece güvenli sayfalardan yapılması, ayrıca kredi kartı ödemelerinde sadece belirli bir süre için kısıtlı bir limitle oluşturulan sanal kartların tercih edilmesi gibi bazı detaylara dikkat edilmesi gerekiyor.

 

Aman dikkat!

İnternetten sık sık alışveriş yapan Kirsten da müşterilerin gözlerini dört açmaları gerektiği konusunda uyarıyor: "Bir siparişimi geri göndermek istedim. Ancak satıcı ürünün eline ulaşmadığını, bu nedenle ödeme yapmam gerektiğini söyledi. Neyse ki gönderi kâğıdı elimdeydi de, sorunu bir şekilde çözebildik."

İnternet alışverişi her ne kadar yeni başlayanlar için bazı tehlikeler barındırsa da, online alışveriş uzmanı haline gelmiş Rolli gibi kimseler yurt dışından hangi ürünün getirtilmesi halinde Almanya'dakinden daha ucuza mal olacağına kadar her ince ayrıntıyı biliyor: "Şöyle bir durum var, İngiltere'den bir ürün sipariş ettiğinizde, kargo ve hatta gümrük masraflarına rağmen, Almanya'dan aldığınızdan daha ucuza geliyor. Ben de böyle yapıyorum. Birleşik Devletler'den CD sipariş etmek, Almanya'daki köşedeki dükkândan almaktan daha ucuza geliyor."

18/11/2009

Microsoft ile Murdoch Google’a karşı atakta

 

Bilişim devi Microsoft ile medya patronu Murdoch, Google’ karşı işbirliğine hazırlanıyor. Murdoch, kendi şirketlerinde yer alan haberlerin ve içeriklerin ücret karşılığı Bing’de yayınlanmasını istiyor.

  Rupert Murdoch

Rupert Murdoch

Amerikalı medya patronu Rupert Murdoch ile bilişim devi Microsoft, Google’la rekabeti kızıştıracak bir adım atmaya hazırlanıyor. Financial Times gazetesinde yer alan habere göre, Murdoch Microsoft ile, sahibi olduğu medya holdingi News Corp’a bağlı medya kuruluşlarında yer alan haberlerin ve içeriklerin Google'dan çekilerek, Microsoft'un çeşitli internet sitelerinde ve haber motoru Bing’de yayınlanmasına yönelik görüşmelerini sürdürüyor. Murdoch, söz konusu içerikler için ücret talep ediyor. Microsoft'un da ücret ödeme önerisine sıcak baktığı ifade ediliyor.

Bu planların şimdilik müzakere aşamasında olduğu ve henüz somut bir sonuca varılmadığı kaydedildi. İşletim sistemi Windows 7’yi geçen günlerde piyasaya sürerek piyasadaki konumunu güçlendirmeye çalışan Microsoft’un diğer yayın organları ile de iletişim içinde olduğu ve onları dijital içeriklerini Google’dan çekmeleri konusunda ikna etmeye çalıştığı belirtildi.

 

Ücretli siteler yolda

Medya patronu Murdoch, medyanın içinde bulunduğu krizden dolayı interneti, özellikle de Google’ı sorumlu tuttuğunu açıklamıştı. Murdoch, kendi medya şirketlerindeki içeriklerin internet ortamında yalnızca ücret karşılığında erişilebilir olmasını planlıyor. Bu planlar çerçevesinde, “Times”ın internet sayfasının ücretli hale getirilmesi bekleniyor. Google’ı haberleri ve içerikleri çalarak, medya kurumlarının reklam gelirlerini azaltmakla suçlayan Murdoch, “biz sayıca daha az, ancak ücret ödeyen okur istiyoruz” demişti.

Bing 1 yıldır piyasada

Microsoft, arama motoru Bing'i yaklaşık 1 yıl önce internet dünyasına kazandırmıştı. Bing, piyasaya girdiği günden bu yana giderek artan bir ilgi görüyor ancak henüz Google'ın tahtını zorlayacak güçte değil.

Öte yandan, sadece Bing'de ve Microsoft sayfalarında yayınlanacak özel haberlerin Microsoft’un elini güçlendirebileceği belirtiliyor.

23/11/2009

Google Microsoft'a fark attı. İşletim sistemi yeniden yazılıyor.

google chrome  

Google işletim sisteminde kuralları yeniden yazıyor

İnternet’te Microsoft’la arasını açan Google, rakibine karşı yeni bir cephe daha açıyor. Google, Chrome OS adını verdiği işletim sistemiyle Microsoft’a en önemli faaliyet alanında bir darbe daha indirmeyi hedefliyor.

Google, 2010 yılının sonunda piyasaya çıkarmayı planladığı Chrome OS işletim sistemiyle ilgili ayrıntıları kamuoyuna açıkladı. Google'ın işletim sistemi internet bazlı çalışıyor. Uzmanlar Chrome OS'u “işletim sistemi özelliklerine de sahip bir browser” olarak tanımlıyor.
Google, Chrome OS ile işletim sistemlerinde yeni bir dönem noktası olmayı hedefliyor.
Chrome OS geliştirme ekibinin lideri Sundar Pichai, “Chrome OS ile bilgisayarla çalışmak daha hızlı, daha basit ve daha güvenli hale gelecek” diyor.

Birkaç saniyede açılacak

Chrome OS işletim sistemi birkaç saniyede açılacak. Vaktinin büyük kısmını online geçirenlere hitap edecek.

Chrome OS geliştirme ekibi, Windows, Mac OS ve Linux gibi işletim sistemlerinin henüz internet emekleme safhasındayken geliştirilmeye başladığına dikkat çekiyor.
Chrome ekibi, “bir işletim sisteminin öncelikli hedefinin internet kullanımını temel alması gerektiğini” vurguluyor.

Hedef sadelik

Chrome OS, Google'ın aynı adı taşıyan Chrome tarayıcısıyla benzerlik gösteriyor. Google yazılımcıları, “Zaten hedef de sadelik. Hiçbir şey kullanıcıya engel olmamalı” diyor.
Chrome'un sadeliği, işletim sisteminin donanım talebini azaltıyor. Bunun da bilgisayar fiyatlarını önemli ölçüde azaltması bekleniyor.
İlk aşamada Chrome OS'un son dönemde kullanıcıların büyük ilgisini toplayan netbooklara yüklenmesi bekleniyor. Ancak Google, Chrome'un istisnasız bütün bilgisayarlarda çalışmasını öngörüyor.

Google'dan üçüncü devrim

Böylece Google, Android ve Wave'in ardından bu yıl içinde önemli bir yeniliği daha duyurmuş oldu.

Android, Google'ın mobil cihazlar için ürettiği Linux tabanlı bir işletim sistemi.

Google'un bu yıl gün ışığına çıkardığı bir başka devrim niteliğindeki uygulama ise Wave oldu. Wave, elektronik posta ile anında mesajlaşmayı (instant messaging) birleştiriyor.

Kullanıcıların tarayıcı üzerinden ortak belgeler üzerinde yaptıkları çalışmalar, Wave'in sunduğu çeşitli araçlarla daha da kolaylaşıyor.
Diğer kullanıcıların belge üzerinde yaptıkları değişikliklerin protokolü eş zamanlı olarak görülebiliyor.

21/11/2009

Mısır Arapça internet başlatıyor

  Eternet kablosu

Mısır, Latin alfabesi dışında internet adresi uygulamasını başlatan ilk ülke olacağını açıkladı.

Ülkenin iletişim bakanı Tarık Kamil, yeni adresin uzantısının Mısır'ın arapça adı, ''.masr'' olarak belirlendiğini kaydederek, ''Bizim için büyük bir an bu, internet artık arapça konuşacak'' dedi.

İnternetin düzenleyici kurumu ICANN, geçen ay internet adresi belirlenmesinde Latin alfabesi dışındaki alfabelerin de kullanılabilmesine olanak sağlayan bir karar almış, böylece Arapça, Çince ve diğer dillerde de internet adreslerinin tanımlanmasının önünü açmıştı.

ICANN, 1998'de Amerika Birleşik Devletleri hükümeti tarafından kurulmuştu. Ancak geçen ay, Amerikan hükümeti yoğun baskılar ve eleştiriler nedeniyle sonunda kar amacı gütmeyen bu kuruluşa özerklik tanıdı.

Dünyadaki 1,6 milyar internet kullanıcısının yarısı, Latin alfabesi kullanmayan dilleri konuşuyor. Ancak teknik sebeplerle, bugüne kadar internet adreslerinde sadece Latin alfabesi kullanılabiliyordu.

Mısır'ın Şarm el Şeyh kentinde düzenlenen internet yönetimi forumunda konuşan Mısırlı bakan, bugün başlayan uygulamayla Arapça konuşan dünyada ''yenilik, yatırım ve kalkınma'' yolunda önemli fırsatlar yaratılacağını söyledi.

İnternette halihazırda 15 milyon civarında internet kullanıcısı buılunuyor.

Ülkenin nüfusu 80 milyon.

Ancak uluslararası insan hakları örgütleri, Mısır'da ağır sansür uygulamalarına dikkat çekerek, ''internet güncesi yazarı çok sayıda kişinin ve siyasi muhaliflerin 'güvenlik gerekçeleriyle' tutuklandığını'' anımsatıyor.

Sınır tanımayan gazeteciler örgütü pazar günü yaptığı açıklamada, internet yönetimi forumuna ev sahipliği için Mısır'ın seçilmesine tepki göstererek, ''internet kullanıcılarına karşı düşmanca davranan bir ülkeye böyle bir organizasyon görevi verilmesinin hayret verici olduğunu kaydetti.

Birleşmiş Milletler tarafından oluşturulan forumun aralarında hükümet yetkilileri, yatırımcılar ve sektörün önde gelen isimlerinden oluşan bine yakın katılımcısı var.

16/11/2009

24 saatte 5 milyon sattı

Çıktığı ilk günden bu yana

5 milyona yakın satmayı başaran oyun,

büyük bir rekora imza attı.

.call of daty

Call of Duty: Modern Warfare 2 ekran görüntüsü
 

Call of Duty: Modern Warfare 2 ekran görüntüsü

Activision Blizzard şirketinin ürettiği “Call of Duty: Modern Warfare 2” bilgisayar oyunu yalnızca Kuzey Amerika ve Birleşik Krallık'ta piyasaya sürüldüğü ilk 24 saatte satış rekoru kırdı.Şirket tüm dünyada önceki gün satışa sunulan oyunla ilgili satış rakamlarını bugün açıkladı. Şirketin satış verilerine göre, oyunun Kuzey Amerika ve Birleşik Krallık'ta ilk gün satışından 310 milyon dolar gelir elde edildi. Şirket ayrıca bu ülkelerde ilk 24 saatte yaklaşık 4.7 milyon adet oyun satıldığını tahmin ediyor.

60 dolara satışa sunulan oyun, Windows işletim sistemi kullanılan bilgisayarlarda, Microsoft'un Xbox 360 ve Sony'nin PlayStation 3 konsollarında oynanıyor.

Oyun, internet üzerinden çok sayıda oyuncunun katılımıyla da oynanabiliyor.

13/11/2009

İnternet 40 yaşında

 

 

Bundan 40 yıl önce birbirine 500 kilometre mesafedeki iki bilgisayar arasında telefon üzerinden ilk bağlantı kuruldu. Elektronik posta kısa süre içinde hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi.

Kaliforniya'daki Silikon Vadisi'nde bulunan bilgisayar müzesinin küratörü Dag Spicer, "yüzyılın buluşu kabul edilen email ve internet bu kutucukla başladı" diyerek gösterişsiz küçük bir kutuyu işaret ediyor. Spicer, "29 Ekim 1969'da ilk defa iki bilgisayar arasında bu makineyle bir mesaj transferi yapıldı. Aslında bunu router diye adlandırmamız gerekiyor. Router iki bilgisayarı birbirine bağlar. Tüm masaüstü bilgisayarlarda dünyayla iletişime geçebilmek için bunlardan bir adet bulunur" açıklamasını yapıyor.

Yüzyılın buluşu

Kırk yıl önce bu gelişme büyük bir devrim olarak nitelendiriliyor ve matbaanın bulunmasıyla kıyaslanıyordu. Hatta yeni buluş birçok kişiyi öylesine heyecanlandırmıştı ki, lüks alışveriş merkezi Neiman Marcus bu durumla dalga geçmek için katoloğunda ev hanımları için geliştirilen bir mutfak bilgisayarına yer vermişti.

Spicer, mutfak blgisayarıyla ilgili şu bilgileri veriyor: "Bu ciddiye alınacak bir olay değil, muziplik amaçlı yapılmış bir şey. Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunan Neiman Marcus isimli bir alışveriş merkezi her yıl Noel'de, içinde bazı muzip hediyelerin bulunduğu bir katalog hazırlar. Geçtiğimiz yıllarda katalogda örneğin pırlantalarla süslenmiş milyon dolarlık bir sutyen, kadın ve erkeklere özel ticari jetler veya 30 bin dolara evinizde sahip olabileceğiniz bir hayvanat bahçesi bulunuyordu. 1969 kataloğunun esprisiyse bu mutfak bilgisayarıydı."

Teknolojik eziyet

Katalogdaki mutfak bilgisayarının fiyatı 10 bin dolardı. Bu fiyata o dönemde bir ev almak mümkündü. Spicer, neredeyse bir araba büyüklüğündeki kapalı kutuyu göstererek, cihazın ev hanımlarına yemek tariflerini kaydetme olanağı sunduğunu belirtiyor. Yalnız, ekranı olmayan bu dev kutuyu kullanabilmek için, öncelikle bir bilgisayar uzmanından eğitim almak gerektiğini de sözlerine ekliyor. Elbette ev hanımları bu eziyete katlanmak yerine, yemek tariflerini deftere yazmaya devam etti.

Ancak bilgisayar teknolojisi ve internet, inanılmaz hızlı bir gelişim kaydetti. 1993 yılında "world wide web" yani "dünya çapında ağ"ın devreye girmesiyle, internet kullanımı kolaylaştı ve geniş kitlelere ulaştı. Günümüzde her gün yaklaşık bir milyar insan internete giriyor.

Her harfi destekleyecek

İnternet teknolojisindeki son yenilikse önümüzdeki yıldan itibaren alan adlarının Latin harfleri dışındaki harfleri de destekleyecek olması. İnternet Tahsisli Sayılar ve İsimler Kurumu, 16 Kasım'dan itibaren Japonca, Arapça veya Korece gibi özel alfabelere sahip dillerin harfleriyle yazılmış alan adlarını dağıtmaya başlayacaklarını, 2010 yılı ortasından itibaren de bu adreslerin kullanıma açılacağını açıkladı. 1 milyar 600 bin internet kullanıcısının yarısından fazlası, Latin harflerini kullanmayan ülkelerin vatandaşlarından oluşuyor.

 30/11/2009

Google'ın 13 yıllık başarısı

 

1996 yılında iki öğrencinin okul projesi olarak hayata geçirilen Google, bugün milyarlarca dolarlık bir şirkete dönüştü. İşte Google'ın 13 yıllık hikâyesi...

İlk önce arama motoru olarak hayata geçirilen Google, bugün kitaptan haritalara, e-postadan internette sohbete kadar sayısız hizmet sunuyor. Günde 200 milyondan fazla aramanın yapıldığı Google, neredeyse internette yapılan tüm aramaların üçte ikisini idare ediyor. Tabii sanal âlemdeki bu geniş kapsamlı kontrol, zaman zaman endişelere de yola açıyor. Google, diğer siteler gibi kullanıcıların bilgisayarlarına kimlik belirleyici "çerez" yani "cookie"ler bırakıyor. Ancak diğerlerinin aksine, yapılan aramalardaki her isim, yer ya da konu kaydediliyor. Dahası şirket, e-posta hizmeti Gmail ya da sosyal paylaşım sitesi Orkut gibi hizmetleri aracılığıyla kullanıcılar hakkında çok sayıda bilgi ediniyor.

Okul projesinden milyarlık şirket

Google’nin hikâyesi, 1996 yılında Stanford Üniversitesi’nde okuyan iki yüksek lisans öğrencisinin okul projesi olarak başladı. Bu proje, 13 yıl sonra dünya genelinde 20 bin kişi çalıştıran milyarlarca dolarlık bir şirkete dönüştü. Dünyanın en popüler internet arama motoru olan Google, yapılan aramaların yüzde 60’dan çoğuna yanıt verebiliyor.

Üstelik kendine ait bir terimi bile var:”Google'lamak.” 2006 yılında Oxford İngilizce Sözlüğe de giren bu kelime, “Google’ı internette bilgiye erişebilmek için kullanmak” anlamına geliyor.

Google, rakiplerine göre daha hızlı olan ve daha doğru bilgiler içeren arama motoruyla başarıya ulaşmıştı. Google’nin ilk günlerini anımsayan Washington Üniversitesi hukuk profesörlerinden Neil Richards, şöyle konuşuyor:

“İlk başladığında sadece bir arama motoruydu. Hoş bir internet sitesiydi ve ilginç bir adı vardı. İşe yarıyor gibi görünüyordu ve ayrıca insanları aradıkları bilgilere de rakiplerinden daha iyi yönlendiriyor gibiydi.”

Günde 200 milyon arama

Google’de günde 200 milyondan fazla arama yapılıyor. Yani yapılan tüm internet aramalarının üçte ikisi. Google Sözcüsü Stefan Keuchel, Google'deki verilerin ne kadar geniş kapsamlı olduğunu şu sözlerle açıklıyor:

"Her dört saatte bir Amerikan Kongre Kütüphanesi'ndeki kadar çok veri ekliyor ya da yeniliyoruz. Ve bu her dört saatte bir yapılıyor!”

Her ne kadar Google adı arama motoruyla özdeşleşmiş olsa da Google'nin marifetleri bununla bitmiyor. E posta servisi Gmail, yön bulmak için kullandığımız Google maps, dünya üzerindeki yerleri gösteren ve coğrafi bilgilerin yer aldığı Google earth… Bütün bunlar Google’ye ait. Bilmeyenler için hatırlatalım. Ünlü video paylaşım sitesi You Tube'nin de sahibi Google.

En iyi iş yeri seçildi

Şirket 2008 yılında Fortune dergisi tarafından ABD’de çalışılacak en iyi iş yeri seçildi. Yıllık kayak tatili ya da öğleden sonra çay saatleri gibi yan avantajlar, çalışanlar tarafından memnuniyetle karşılanıyor. Ancak dostane ününe karşın, Google’nin sanal âlemdeki bu geniş kapsamlı etkisini korkutucu bulanlar da var. Örneğin son dönemde, Almanya ve Çin gibi ülkeler, Google’nin milyonlarca kitabı dijitalleştirip, internete koymayı öngören sanal kütüphane projesini sert bir dille eleştirdi. Ancak sözcü Keuchel, ABD temelli bu projenin tamamen yasal olduğunu kaydediyor:

“Almanya’nın telif hakkıyla ilgili yasaları ABD’deki yasalardan farklı. Kütüphanelerdeki telif hakkı korumasına sahip olan kitapları dijitalleştiriyoruz ancak ABD’deki telif hakkı yasasında, “izinli kullanma” ibaresi var. ABD’deki “izinli kullanma” şartları, telif hakkı sahiplerinin izni olmadan bir eserin hangi koşullar altında kopyalanabileceğini belirliyor. Almanya’da böyle bir şey yok.”

05/11/2009

Google Wave geliyor

 

Google, internet üzerinden iletişim ve işbirliğinde yeni bir dönemi başlatacak Wave uygulamasını açıyor.

Google Wave uygulaması elektronik posta ile anında mesajlaşmayı (instant messaging) birleştiriyor.

Kullanıcıların tarayıcı üzerinden ortak belgeler üzerinde yaptıkları çalışmalar, çeşitli araçlarla daha da kolaylaşacak.

  Google Wave

İletişim ve işbirliğini kolaylaştıracak

Diğer kullanıcıların belge üzerinde yaptıkları değişikliklerin protokolü eş zamanlı olarak görülebilecek.

Wave uygulaması, yalnızca Google sunucuları üzerinde değil, kullanıcıların kendi server'lerine kurulabilecek.

Google Wave, e-günlük ve viki yayıncılığına, foto-albümlerin sunumuna imkân tanıyacak.

Açık kaynak kodlu Wave platformu, diğer yazılımcılar tarafından hazırlanan araçların (widget) entegrasyonuna izin verecek.

Google, Wave uygulamasının facebook ve twitter gibi popüler uygulamalara da eklenebilmesini hedefliyor. 

Google Wave'in başında Lars Rasmussen var

Google Wave'i, 2005'de uygulamaya giren Google Maps'i geliştiren Lars Rasmussen, kardeşi Jens ve üç programcı ile birlikte geliştiriyor.

Ancak Google, Wave'in kaynak kodlarını herkese açarak dünyanın bütün yazılımcılarını projeye ortak olmaya davet etti.

Google Wave'i geçen haziranda yapılan Google Geliştiriciler Konferansı'nda tanıtan Lars Rasmussen, “Projeye kendimize şu soruyu sorarak başladık: Elektronik postayı bugün yeniden keşfetseydik ortaya nasıl bir şey çıkardı” demişti.

30/10/2009

Teşekkürler Google

İnternette devrim


Google 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını bizimle birlikte kutladı.

Bize saygı duyana, biz de duyarız.

Gelecek yıldan itibaren, internet adreslerinde Latin alfabesi dışındaki alfabeler de kullanılabilecek

Dünyadaki 1,6 milyar internet kullanıcısının yarısı, Latin alfabesi kullanmayan dilleri konuşuyor.

Ancak teknik sebeplerle, bugüne kadar internet adreslerinde sadece Latin alfabesi kullanılabiliyordu.

İnternetin düzenleyici kurumu olan ICANN, Seul'deki yıllık toplantısında, Arapça ve Çince gibi diğer alfabelerin de kullanılmasına onay verdi.

Bu kararın, 40 yıl önce kullanılmaya başlanan internetin geçirdiği en büyük değişim olacağı belirtiliyor.

Aslında karar geçen yılki toplantıda alınmıştı. Ancak yeni düzenlemenin denenmesi için bir yıl boyunca testler yürütüldü.

Teknik engellerin aşıldığını gören yetkililer, uygulamayı gelecek yıldan itibaren başlatmaya karar verdi.

Latin alfabesi dışındaki internet adresleri için ilk başvuruların, Çin, Arapça konuşan ülkeler ve Rusya'dan gelmesi bekleniyor.

ICANN, 1998'de Amerika Birleşik Devletleri hükümeti tarafından kurulmuştu.

Ancak geçen ay, Amerikan hükümeti yoğun baskılar ve eleştiriler nedeniyle sonunda kar amacı gütmeyen bu kuruluşa özerklik tanıdı.

ICANN o tarihten bu yana, internetin tüm dünyadaki düzenleyici kurumu olarak görev yapıyor.

30/10/2009

Twitter’da Erdoğan-Baykal kapışması!

 

 

Twitter’da sahte hesaplar cirit atıyor. Pek çok ünlü politikacının “fake” hesaplarının bulunduğu Twitter’daki bu furyadan Türk siyasetçiler de fazlasıyla nasiplerini alıyor.

DW editörü Murat Çelikkafa'nın araştırması:

 

Twitter’da Recep Tayyip Erdoğan ismini aradığınızda karşınıza iki profil çıkıyor: Başbakan Erdoğan ve Turkish PM, yani Türkiye Başbakanı ifadesinin İngilizcesi. Turkish PM’in tam bir Erdoğan hayranı olduğu belli. Başbakan’la ilgili internet sitelerinde ne kadar haber varsa, hepsinin linkini veriyor.

  Başbakan Recep Tayyip Erdogan

Deutsche Welle'nin yaptığı araştırmaya göre Başbakan Erdoğan (basbakanerdogan) adlı Twitter kullanıcının “statü” mesajlarıysa âdeta bir mizah dergisini andırıyor. Söz konusu üye, Türkiye'deki güncel siyasi gelişmeleri, kendince “espirili” bir dille yansıtıyor.

“Sayın Baykal,  follow me inşallah”

Tüm mesajlar 23 Ekim’de yazılmış. İlk mesaj “Twitter açılımı yaptım, hamdolsun” şeklinde. Hemen akabinde CHP lideri Deniz Baykal'a yönelik  bir dizi çağrı yer alıyor. Bu mesajlarda Twitter’e özgü bazı terimlerin sık sık kullanıldığı gözlerden kaçmıyor.  İlk çağrı “Sayın Baykal, follow me (beni takip et) inşallah” şeklinde. Sonraki mesajın da muhatabı yine ana muhalefet lideri: “Sayın Baykal, baş başa görüşelim direct message (doğrudan mesaj) at!”

Baykal'dan cevap geliyor

İşin ilginç yanıysa, mesajların Twitter’daki “Deniz Baykal (deniz_baykal) adlı bir üyeye hitaben yazılmış olması. İlgili üyenin isminin üzerine tıkladığınızda ise tam bir Hacıvat-Karagöz oyununa şahit oluyorsunuz. Çünkü sözde Erdoğan’ın az öncesi “direkt mesaj at” önerisine Baykal cevap yazmış: “Tayyip Bey, MSN’e geçelim, kameralı görüşelim. MSN adresin nedir?”.

  CHP lideri Deniz Baykal

“Kameralı olmaz”

Bu mesaja “Twitterci” Erdoğan anında cevap veriyor: “Sayın Baykal, kameralı olmaz. Yoksa seni unfollow edeceğim (takip listemdem çıkaracağım) Allah’ın izniyle!” Baykal’ın cevabıysa “Tayyip Bey, kamera yoksa, ben de yokum” oluyor.  Ve son olarak Deniz Baykal'a bir sitem var: “Sayın Baykal, bi çayını içecektik. Kısmet değilmiş.”

Baykal altta kalır mı hiç! “Tayyip Bey, istediğin çay olsun. Facebook’a gel, çay göndereyim. Facebook’ta var mısın?”

 

“Twitter’da türbana izin var mı?”

Deniz Baykal’ın adıyla açılan sahte Twitter hesabından son bir ilginç mesaj daha aktaralım: “Twitter’a türbanlı girilmesinden endişeliyiz” diyerek türban tartışmalarına da değinen sahte Baykal, hemen Kemal Kılıçdaroğlu (kemalkilicdaroglu) adlı üyeye yazıyor: “Kemal bi araştır bakalım, Twitter’a türbanlı girilebiliyor mu?” Tabii “Kemal Kılıçdaroğlu” hesabının da “fake” yani sahte olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.

Deniz Baykal adına, bu hesap dışında üç sahte hesap daha mevcut: dbaykal, kilictaroglu ve helloimdeniz.

En gerçekçi sahte hesap!

Bu arada sadece “Erdoğan” diye arama yapıldığında RT_Erdoğan diye bir üye de çıkıyor karşımıza. “Ak Buluşma” adlı bir oluşum tarafından hazırlandığı anlaşılan hesapta verilen söz konusu grubun linkine tıklandığındaysa hata mesajı alınıyor. Ama bu hesap diğerlerine göre “gerçekçi” görünmek için hayli gayret göstermiş. Çünkü sayfanın fonuna AKP amblemleri yerleştirilmiş.

Abdullah Gül ülke meseleleriyle boğuşuyor!

Deutsche Welle'nn araştırmasında Twitter’daki sahte hesapların hışmına Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de uğradığı da görülüyor. “AbdullahGUL” adlı kullanıcı, tam adını “Abdullah Gül” olarak yazmış. İlk ve tek mesajını  4 Şubat’ta atan sahte Cumhurbaşkanı, kendi statüsünü şu cümleyle özetleriyor: “Ülke meseleleriyle boğuşuyor”. 

  Cumhurbaşkanı Abdullah Gul

Bu mesaja, az önce sözünü ettiğimiz RT_Erdoğan hemen cevap vermiş: “Yorma kendini Cumhurbaşkanım, ülke doğru yolda ilerlemekte”. Abdullah Gül'ün sahte Twitter hesabının, aralarında RT_Erdoğan ve Melih Gökçek adlı üyelerin de bulunduğu toplam 27 takipçisi var.

Gül ve Sarkisyan aynı karede

Abdullah Gül’le ilgili ilginç Twitter hesaplarından biri de “AbdullaGul” adlı profil. 7 Eylül'de açılan hesabın profil resminde ise Abdullah Gül ve Ermeni mevkidaşı Serj Sarkisyan’ın aynı karede görüldüğü bir resim var. Ancak görüntünün fotomontaj olduğu ilk bakışta anlaşılıyor. 

Sahte Gül'den mankenin sitesine link

AbdullaGul adlı üye, çeşitli haber siteleri ve bloglardan haberlere link veriyor. Takip ettiği kişiler arasında Hollywood’un ünlü simaları Kristie Alley, Bill Cosby, Kevin Spacey ile şarkıcı Mariah Carey var. Tabii bu isimlerin fake olup olmadığı da ayrı bir konu.

 

Bir de İspanyolların yıldız futbolcusu Fernando Torres hayranı olduğu anlaşılan “Adıyamanlı” bir Abdullah Gül var ama o en azından diğerleri gibi insanları yanıltmıyor. Profilinde Torres’in resmine yer veren ve memleket hanesine “Adıyaman” yazan bu Twitter’ci, biraz daha dürüst davranmış ve kullanıcı adı olarak da “torresizm”i seçmiş.

Angela Merkel da Twitter mağduru

Twitter’daki sahte hesaplardan mağdur olan politikacılar elbette Gül, Erdoğan ve Baykal’la sınırlı değil. Örneğin Almanya Başbakanı Angela Merkel, Twitter’da en fazla “fake” hesabı olan liderin başında geliyor.  İyi niyetli diye nitelendirilebilecek tek hesap AngelaMerkel adını taşıyor. Ancak 8 Eylül’de açılan hesabın “fake” olduğu her halinden belli oluyor. “Sözde” Merkel burada vatandaşlara hitaben domuz gribinden işsizliğe toplam 9 Tweet – yani Twitter mesajı veriyor.

Hitler’e atıf: Die Führerin

Bu kadar masum olmayan sahte Merkel hesapları da var. Adolf Hitler’le özdeşleşen “Führer” (Önder) kavramının dişil hali olan “Führerin” adlı kullanıcı da kendini Angela Merkel olarak tanıtıyor. Takip ettiği üç hesaptan biri de kendini Adolf Hitler olarak tanıtan “Der Führer”. Son derece seviyesiz mesajlar yazan “Die Führerin” örneğin “Büromda elektrik kesildi, şimdi nasıl epilasyon yapacağım ben” ya da “Michael (Jackson) artık Elvis’le birlikte!” türünden mesajlara yer veriyor. Sahte Merkel’in son mesajıysa hayli mânidar: “Politika, fakirlerden oy, zenginlerden de para toplayabilme sanatıdır. Bunu da zengini fakirin, fakiri de zenginin şerrinden koruma adına yaparsınız”.   

Haider Merkel'in danışmanı!

Twitter’daki ilgniç Merkel hesaplarından biri de “Merkel_CDU” adını taşıyor. Bilindiği gibi CDU, Merkel’in genel başkanı olduğu Hrıstiyan Demokrat Birlik Partisi’nin kısaltması. Federal Başbakanlığın resmi amblemini kullanarak hayli ciddi ve gerçekçi bir izlenim vermeye çalışan kullanıcının Neonazilere ilişkin çeşitli haber ve videolara link vermesi gözlerden kaçmıyor. Merkel_CDU’nun en dikkat çeken mesajlarından biri şöyle: “Sevgili dostum ve danışmanım Jörg Haider bir yıl önce öldü. (Editörün notu: Jörg Haider, geçen yıl bir trafik kazasında hayatını kaybeden Avusturyalı aşırı sağcı bir politikacıydı.)

Almanya Başbakanı adına Twitter’da açılan toplam 19 farklı hesap var ve hepsi de sahte.

... Ve diğerleri

Rusya Başbakanı Vladimir Putin adına açılan tam 53 hesap var. Görünüşe göre bunlardan sadece bir tanesi gerçek. Diğerlerinin hepsi sahte... Silvio Berlusconi, Horst Köhler, Gordon Brown, Hamid Karzai ya da Mahmud Ahmedinejad. Twitter’da cirit atan sahte devlet ve hükümet başkanlarının listesi böylece uzayıp gidiyor.

 

Obama kendini garantiye almış

Twitter'daki hesabının gerçek olduğu kesinleşmiş tek ünlü politikacıysa “Web 2.0 Başkanı” olarak da adlandırılan ve interneti düzenli olarak kullandığını her fırsatta dile getiren ABD Başkanı Barack Obama. Tam 190 adet “Barack Obama” hesabı arasından gerçek olanı nasıl anlayacağınıza gelince: Çok basit! Profilinde kendi resmini kullanmayıp Amerikan bayrağının renklerinde “ufukta doğan bir güneşi” temsil eden yuvarlak bir sembol kullanan Barack Obama’nın 2 milyon 700 binin üzerinde takipçisi var. Ve en önemlisi “verified account” yani “doğruluğu teyit edilmiş hesap” ibaresi yer alıyor. Böylece diğer 189 “fake” hesaptaki “sahte” Obama’ların yazdığı hiçbir şeyden ABD Başkanı sorumlu tutulamayacağı gibi, hukuken kendini güvence altına da almış oluyor.

Yani günün birinde maceracı bir Twitter kullanıcısının “Barack Obama” imzasıyla Vladimir Putin’e hitaben “Kozlarımızı Kızıl Meydan’da paylaşalım. İbibikler öter ötemez oradayım. Yalnız ve silahsız gel” şeklindeki olası bir mesajı yüzünden Üçüncü Dünya Savaşı’nın çıkmayacağından emin olabiliriz!

Dikkat! Kötü sürprizlerle karşılaşabilirsiniz

 

Siz! Bu yazıyı okuyan size soruyorum: Twitter’da sizin adınızı kullanarak patronunuza ya da arkadaşınıza sizin adınıza küfreden, komşunuzun eşine ya da kızına sizin adınıza mesajlar yazan, radikal bir ideolojinin propagandasını yapan bir “Twitter”cinin mevcut olmadığından emin misiniz? Tabii adınız Mehmet Yılmaz, Mustafa Yıldız, Ayşe Öztürk ve Fatma Kaya gibi yaygın bir kombinasyondan oluşuyorsa büyük bir ihtimalle onlarca “adaşınız” vardır. Ama adı Recep Tayyip Erdoğan olup Deniz Baykal adlı arkadaşıyla mesajlaşan “sade vatandaşların” olması, sayısal lotoda 6 tutturmaktan daha düşük bir ihtimal olsa gerek! Bunlar “sade” değil, olsa olsa “sahte” vatandaş olabilir!

 “Canım Twitter’i kaç kişi kullanıyor! Benim adıma sahte hesap açılsa ne yazar!” diye düşünebilirsiniz. Ama emin olun, çok değil bir-iki yıl sonra Twitter, Facebook, MySpace ya da Xing türü sanal platformların üye sayısı, bugünkünden en az 10 kat daha fazla olacak ve yüz milyonlarla ifade edilecek. Haliyle bu platformaların önemi ve etkisi, siz kullanmamakta ısrar etseniz bile, hızla artacak. Birgün hiç beklemediğiniz bir “sanal” sürprizle karşılaşırsanız, sakın şaşırmayın! Nedeni Twitter olabilir...

Meydanı boş bırakmayın

Bu yazıyı okuyanlara bir tavsiye: Twitter ve benzeri platformları kullanmaya sıcak bakmasanız dahi, meydanı boş bırakmayın ve bu tür platformlarda kendinize mutlaka bir “account” yani hesap oluşturun. Aktif olarak kullanmasanız bile en azından kontrol tümüyle sizde olsun. Çünkü artık kötü niyetli insanlar da interneti keşfetti. Günün birinde kirli emellerine sizin isminizi alet etmeyeceklerini kim garanti ebebilir ki?

Twitter hukuk biriminin e-posta adresi: lawenforcement@twitter.com

Size de tavsiyem, eğer şahsınız ya da müessenizin adı Twitter’da sizden habersiz kullanılıyorsa, doğrudan Twitter'e başvurmanız.

© Deutsche Welle Türkçe -Haber-Analiz: Murat Çelikkafa 04/11/2009

İp Adresi Nedir Ne işe Yarar ?

 

IP: “Internet Protocol” kelimelerini kısaltılmış hali…

Alfabe çorbası durumundaki bilişim literatürünün en önemli kısaltmalarından biri. İnternet Protokol adresi, İnternete bağlı bilgisayarları anılmayan bir çeşit kimlik numarasıdır. Yani, internete bağlı her bilgisayarın bir kimlik numarası bir IP adresi olur. Bu adresler yapı olarak 32 bit’lik nümerik bir yapıya sahiptir. Dört ayrı haneden oluşan bu numaralar, o ile 255 arasında bir değer olmalıdır. Dışa kapalı network’lerde farklı kriterlere göre ip’ler belirlemeniz mümkün. Fakat, internete dahil olacak ip’ler ifade ettiğim bu standartlar dahilinde ve çeşitli kayıt işlemleri sonucunda belirlenmektedir. Sizin bilgisayarınızda, internet servis sağlayıcınız aracılığıyla internete bağlandığında bir ip’e sahip oluyor. Eğer özellikle çevirmeli ağ sistemi, yani telefon hatlarıyla internete ulaşan bir aboneyseniz her bağlanışta her ip’nizde ip’nizin değiştinizide bilmelisiniz. Ancak, ISS’yi kullanıyorsanız, değişen ip adresinizle üç aşağı beş yukarı benzerlik gösterecektir. Bu her zaman böyle olmasa da, örneğin az önceki örnekte verdiğimiz 212.174.86.22 şeklindeki adresi 212.174.86.* olarak verip, bu adresin bir ISS firmasının bütün abonelerini kapsadığını söyleyebiliriz.

İnternete bağlı olduğunuz sırada bir ip adresinizin olduğunu öğrenmek için yapmanız gereken işlem çok basit: Başlat menüsünün en alt seçeneklerinden biri olan çalıştıra girin ve açılan pencereye “winipcfg” yazıp entere basın. Böylece windowsun ip configirasyonu programı açılacaktır. IP address ifadesi karşısında bahsettiğim nümerik adres yapısını görüyor olmalısınız.

Son Güncelleme:02/08/11