|
Son Güncelleme:02/08/11 |
||
|
Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya |
||
|
Obama dünya imparatoru mu? |
|||||
Önemini anlamak için savaş mı olması gerekiyor. Dünya interneti OBAMA'nın keyfiyetinde. Amerika Kongresi tarafından sessiz sedasız bir kanun tasarısı, sonunda medyaya düştü ve başta Amerika olmak üzere birçok ülkede büyük tartışma başlattı. Demokrat senatörler tarafından hazırlanan "Siber Atak Kanunu"nda, herhangi bir siber atak saldırısı, terör saldırısı veya Amerika'nın ulusal güvenliğini tehdit eden herhangi bir saldırı sırasında, "Başkomutan" olan ABD Başkanı’na, ABD’deki özel internet sitelerinin erişiminin engellenmesini, internetin sadece kamu siteleri tarafından kullanılmasına ve Başkan’ın da internet sitelerini denetlemesine izin veriyor.. Kanun tasarısı ile ilgili bir açıklama yapan ve Verizon, Verisign, Nortel gibi internet güvenliği şirketlerinin de üye olduğu Internet Security Alliance (İnternet Güvenliği Birliği) kanunun çok tehlikeli olduğunu ve mutlaka gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.. Dünyadaki hemen hemen tüm ülkelerin sitelerinin de Amerika bağlantılı olduğu düşünüldüğünde, bu kanun ABD Başkanı’na "dünya internetini yönetme hakkı" veriyor.. Geçen Bahar ayında sessiz sedasız, kapalı kapılar ardında hazırlanan kanun tasarısına göre, geleceğin saldırı tarzı olarak gösterilen herhangi bir internet üzerinden herhangi bir siber saldırı durumunda, Başkan özel sektör bilgisayarlarının veya internet sitelerinin denetimini almış oluyor. İnternet şirketleri ve derneklerin yoğun tepkisi nedeniyle, senatörler kanunda değişiklik yaparak, "Başkan herhangi bir durumda siber seferberlik çağrısı yapabilir ve şirketlere internet ile ilgili yapmaları gereken şeyi söyleyebilir" ibaresini koydu. Ancak bu da tartışmanın alevlenmesini önleyemedi. ABD basınına göre kanun ile ilgili görüşleri alınan internet şirketleri durumun çok olumsuz olduğunu söylüyor ancak şu anda ABD Başkanı'na karşı herhangi bir duruş sergilemekten kaçınıyor. 29.08.2009 |
|||||
|
'Televizyon deneyimi tümüyle değişecek' |
|||||
Dünyanın en büyük yonga üreticisi olan Intel, 2015 yılına kadar 500 milyar saatik televizyon ve video içeriğine bağlanabilen 12 milyar aygıt bulunacağı tahmininde bulundu. Intel firmasının öngörüleri San Francisco'daki konferansta açıklandı Bu aygıtlar normal televizyondan cep telefonlarına kadar, çok çeşitli bir yelpazeyi kapsıyor. Intel televizyonun gelecekte daha kişisel, daha sosyal, pek çok ayrı yerde birden bulunan ve daha bilgilendirici bir aygıt olacağı yönünde olduğunu açıkladı. Intel'in teknolojiden sorumlu genel müdürü Justin Rattner, BBC'ye yaptığı açıklamada, "TV hayatlarımızın merkezinde yer almaya devam edecek, artık istediğinizi istediğiniz yerde izleyebileceksiniz." dedi. Intel'in San Francisco'daki geliştiriciler forumunda, televizyonun başarısının içerik tüketimi konusunda giderek artan yeni yöntemlerle bağlantılı olduğu saptaması yapıldı.
Günümüzde içerik tüketimi için oturma odalarındaki geleneksel televizyon cihazlarından, akıllı telefonlara, dizüstü bilgisayarlardan, yeni nesil küçük dizüstü bilgisayarlara, masaüst bilgisayarlardan diğer mobil internet aygıtlarına kadar pek çok yöntem bulunuyor. 'İçerik patlaması'Geliştiriciler forumunun katılımcıları arasında Cisco firmasının video ürün stratejisinden sorumlu başkan yardımcısı Malachy Moynihan da vardı. Malachy Moynihan, katılımcılara "bir içerik patlamasına hazır olmaları gerektiğini" söyledi. Intel'in yeni yongası, geliştiricilere 'yeni fırsatlar sunuyor' Forumda konuşan Intel'in "dijital ev" grubunun başındaki Eric Kim ise geliştiricilere hitaben yaptığı konuşmada "(aygıtları) basit ve (kullanımlarını da) kolay tutmalıyız" dedi.
"Televizyonumun çalışma şeklini
bilgisayara çevirmeyin. Tüketicilerden hep bu sözü duyuyoruz. Buradaki
asıl güçlük ise internetin gücünü ve zenginliğini televizyona
taşırken, televizyonu basit tutmayı nasıl başaracağımız." Eric Kim, piyasaya yeni tanıttıkları Atom CE4100 adı verilen "yonga üstü sistemi"nin (SoC), geliştiricilere bu konuda büyük imkanlar sunduğunu söyledi. Firmaya göre bu imkanlar arasında, internet içeriği ve hizmetlerinin dijital televizyonlara, DVD çalarlara ve gelişmiş set üstü kutulara taşınması da yer alıyor. Sodaville adı da verilen SoC, Intel altyapısı ile üretilen 45 nanometrelik ilk tüketici elektroniği olma özelliği taşıyor.
BBC İPlayerForumda yayın içeriği, video içeriği, internet içeriği ve kişisel içeriğin bir arada bulunduğu yeni tür bir TV deneyimi olacağı söylenen son gelişmelere dair pek çok konuşmacı söz aldı. BBC'nin iPlayer adlı isteğe bağlı görüntü hizmetinin elde ettiği başarının arkasındaki isim olan Eric Huggers, "Bu durum, dopdolu ve yeni kapasite ve hizmetlerin ortaya çıkması anlamına geliyor. Televizyonu artık tüketicilere sunulan sonsuz seçeneklere açılan bir kapının yer aldığı yeni bir fırsat olarak görmeliyiz." dedi. Intel'in teknolojiden sorumlu genel müdürü Justin Rattner ise 3D, yani üç boyutlu televizyon konusundaki gelişmelere dikkat çekti. Rattner ayrıca HDI adlı yeni bir firmanın geliştirdiği yeni nesil görüntü ve bilgi iletimi teknolojisinden de sözetti. HDI'ın başarısıHDI, bu ay, yeni tanıttıkları 100 inçlik 3D lazer cihazının dünyada bir ilk olduğunu açıklamıştı. Firma, saniyede 240 yerine 1000 kare gösteren bu televizyonun IMAX kalitesinde görüntü verdiğini açıklamıştı. Sony ve Panasonic gibi büyük üreticiler ise ilk 3D televizyonlarını gelecek sene piyasaya sürmeyi planladıklarını açıklamıştı. Samsung ve Mitsubishi ise geçenlerde bu türdeki ürünlerini piyasaya sürmüştü. Araştırma firması Piper-Jaffray, 3D televizyon piyasasının 2012 yılına kadar 25 milyar dolarlık bir hacme ulaşacağı tahmininde bulunuyor. Intel'in teknolojiden sorumlu genel müdürü Justin Rattner, "Eski televizyonların dünyası hızla geride kalıyor. Gelecek ise burada." diye konuştu. 25/09/2009-Maggie Shiels-Teknoloji muhabiri, BBC Haber, San Francisco |
|||||
|
'Cep'te Kontör Devri Bitiyor |
|||||
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) yetkililerinden edinilen bilgiye göre, BTK bünyesindeki Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu, Türkiye'de'de GSM abonelerinin yüzde 80'ini oluşturan kontörlü kart kullanıcılarına yönelik önemli bir düzenlemeye imza attı. Pek çok Avrupa ülkesinde yürürlükte olan uygulamayla operatörlere, ön ödemeli hat abonelerine “kontör” yerine “para” birimi üzerinden satış yapmaları zorunluluğu getiriliyor. Görüşme süresi satışlarında “göreceli bir tanım olan 'kontör' yerine ortak birim paranın kullanılmasına” karar veren kurul, uygulamayla tüketicinin fiyat algısını artırmayı hedefliyor. Kullanım detayı gönderilecek Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun aldığı bu karar, GSM operatörlerine bildirildi. İşletmecilere, kararın uygulamaya geçirilmesi için 1 Ekim 2009'dan itibaren 6 aylık geçiş süreci tanınan karara göre, talep eden abonelere kullanım detayı da gönderilecek. Böylece bir çok tüketicinin şikayet ettiği bir konu da çözüme kavuşturulmuş olacak. Operatörler, en geç 1 Nisan 2010'a kadar tarife, alt yapı ve iş stratejilerini hazır hale getirecek ve ön ödemeli görüşme süresi satışlarında “para” birimine geçecek. 18/09/2009 |
|||||
|
İnternet reklamları TV'yi geçti |
|||||
İngiltere'de ilk defa internet sitelerine verilen reklamların bütçesi, televizyon reklamlarını geçti. Google, internet reklamlarında da başı çeken şirketlerden Bu tespiti yapan rapora göre, reklamcıların bütçesinin %25'i, yani harcadıkları her dört sterlinden biri, artık sanal ortama gidiyor. Rapor, İnternet Reklam Bürosu adlı bir şirket ile, danışmanlık ve muhasebe firması PricewaterhouseCoopers'ın ortak imzasını taşıyor. Reklam piyasasında faaliyet gösteren Media Planning Group'tan Mark Mendosa bu artışın sebebini şöyle açıklıyor: "Sanal ortama reklam verenler, paralarının nereye gittiğini görebiliyor; satışlarını nasıl etkilediğini anında saptayabiliyor. O reklamı görenler sitelerine tıklıyor mu, tıkladıklarında nerelere bakıyor, ne kadar para harcıyorlar, kar marjı nedir bunların hepsi belli. Harcadıkları her bir kuruşun getirdiği para ortada. Oysa televizyona, radyoya, reklam panolarına verdikleri reklamların birebir etkisinden emin olamıyorlar. Bu yüzden de son beş yılda internet reklamları %50 arttı; televizyon yerinde saydı... Bir de özellikle de ekonomik kriz dönemlerinde şirketler, çıplak satış rakamlarına önem veriyor; markayı tanıtıp yerleştirmeye değil. " Google etkisi Bir zamanlar gazetelere akan reklamlar, televizyonun yaygınlaşmasıyla bu medyayı tercih etmeye başlamıştı. Şimdi ise televizyon, tahtını internete bırakıyor gibi görünüyor. Sanal ortama akan reklam gelirinin kaymağını ise, Google gibi internet arama motorları yiyor. Çünkü şu anda sanal reklamların yarıdan fazlası, bizlerin internet kullanıcıları olarak yaptığımız aramalara dayanıyor. Örneğin ucuz bir uçak bileti ararsak, havayollarından reklamlar yağmaya başlıyor. Araba ararsak, otomotiv şirketlerinden. Pastadan pay İngiltere'de aramalara dayanan reklamlar piyasasının %80'i, internetin en popüler arama motoru Google'ın elinde. Geleneksel medya gruplarının, sanal reklamlar alanında neden henüz varlık gösteremediğine ilişkin olarak Media Planning Group'tan Mark Mendosa'nın açıklaması şöyle: "İnternete eğilmekte geç kaldılar. Gazetelere ve özellikle de yerel basına giden tüm küçük ilanlar, artık internete gidiyor. Medya bu durumdan faydalanmakta gecikti. Ama şimdi 'seç ve izle' türü video hizmetleri ile arayı kapatmaya çalışıyorlar. Çünkü sanal reklam piyasası daha da büyüyecek. Şu anda televizyondan 1 milyar, basından 1 milyar 700 milyon sterlin almış durumda ve bu rakamlar artacak. Fakat geleneksel medya patronları da, eğer sanal ortamda gereken adımları atarlarsa, bu pastadan pay kapabilir." 30/09/2009 |
|||||
|
'Açık internet' kurallarına eleştiri |
|||||
ABD'deki mobil hizmet sağlayıcıları, ülkede gündeme gelen internetteki tüm trafiğin eşit bir biçimde ele alınması önerisinin kablosuz trafikte uygulanmaması gerektiğini belirtiyor. Ülkede internet erişimini düzenleyen Federal İletişim Komisyonu (FCC), servis sağlayıcıları video yayımı gibi yüksek bant genişliği gerektiren kullanımları engelleme veya yavaşlatmaktan men eden kurallar getirilmesini istiyor. Mobil hizmet sağlayıcıları ise internet hizmetinin gelecekteki kalitesi açısından iki katmanlı bir sistemin şart olduğunu savunuyor. Hizmet sağlayıcılar, önerilen düzenlemenin teknolojik yeniliklerin de önünü tıkayacağını söylüyor. FCC başkanı Julius Genachowski bu konuda hiçbirşey yapmamanın da seçenekleri arasında olduğunu söyledi. Bu yazın başında bu göreve gelmesinden bu yana geniş kapsamlı ilk konuşmasını Washington'da yapan Genachowski, önerilen düzenlemelerin "internetin hükümetçe düzenlenmesi" anlamına gelmediğini söyledi. Brookings Enstitüsü'nda konuşan Genachowski, "Tarihin verdiği ders açıktır. Güçlü ve açık bir internet ortamı sağlamak, yatırımı ve yeniliği desteklemek için yapabileceğimiz en iyi şeydir." dedi ve ekledi: "Her politika kararını ya işletmelerden ya da tüketicilerden yana gibi görenler olsa da ben bu yaklaşımı reddediyorum. Teknolojinin Amerika'daki rolünü görmek için doğru yol bu değildir." FCC'nin önerileri, internet servis sağlayıcıların, fazla bant genişliği harcayan video indirme gibi hizmetlerde trafiği engelleme veya yavaşlatma yoluna gidememesini öngörüyor. Yeni önerilere göre opeatörlerin şebeke yönetiminde şeffaf olmaları da gerekecek. Eleştiri ve destek
Genachowski'nin konuşması biter bitmez önerilere ilişkin görüşler de dile getirilmeye başlandı. Sektörün önde gelen kuruluşlarından AT&T ve Comcast adına yapılan açıklamalarda FCC'nin önerilerine destek verilmediği vurgulandı. ABD'nin en büyük mobil telefon operatörü Verizon da, önerilere karşı çıktı. Öneriler, siyaset sahnesinde de yankısını buldu. Cumhuriyetçi Parti'den altı senatör, FCC'nin düzenleyici yetkisine dair finansmanını azaltma teklifine imza attı. FCC yönetim kurulunda bulunan iki Cumhuriyetçi senatör de sektörde bu kuruluş tarafından yeni düzenlemeler yoluyla ele alınması gereken bir sorun olduğuna ikna olmadıklarını söyledi. ABD'de gündeme gelen bu yeni önerileri destekleyenler de yok değil. Açıklamanın hemen ardından tüketici grupları bu adımı bir zafer olarak niteledi. Medya hakları ve medya politikası alanında faaliyet gösteren Free Press adlı örgüt ve dijital haklar grubu Public Knowledge da, FCC'nin önerilerini desteklediklerini açıkladı. 22/09/2009 |
|||||
|
Yugoslavya adı internetten de siliniyor |
|||||
Alan adının sonunda ".yu" olan tüm internet sitelerine verilen mühlet 30 Eylül itibariyle doldu. Yugoslavya'nın internet kısaltması da siliniyor Eski Yugoslavya Cumhuriyeti için geliştirilen bu alan adı uzantısı, artık ya ".rs" (Sırbistan) ya da ".me" (Karadağ) olarak değişecek. En üst seviye alan adlarının tahsis edilmesinden sorumlu olan İnternet Tahsisli Sayılar ve İsimler Kurumu (ICANN) ".yu" uzantısına sahip sitelere, yeni uzantılara geçiş için ek süre vermişti. Şu anda 4,000 civarında internet sitesinin yeni alan adlarına geçiş yapmadığı düşünülüyor. Ancak Sırp Ulusal İnternet Alan Adları Kayıt Birimi, verilen mühletin ertelenmesi için ICANN'e başvurdu. ICANN bu başvuruyu değerlendirecek. İnternet Tahsisli Sayılar ve İsimler Kurumu (ICANN), ".yu" uzantısını 2006 yılında, onaylanmış ülke alan adları listesinden çıkarmıştı. Altı yıldır 'yok'Eski Yugoslavya Cumhuriyeti, 2003 yılında Sırbistan ve Karadağ adını almıştı. 2006 yılında ise Karadağ bu birlikten ayrılmıştı. İnternet Tahsisli Sayılar ve İsimler Kurumu, Yugoslavya Federal Sosyalist Cumhuriyeti artık var olmadığından ".yu" uzantılarının ".rs" ve ".me" uzantıları ile değiştirilmesi gerektiğini söylüyor. Yugoslavya Federal Sosyalist Cumhuriyeti'ni ifade eden ".yu" uzantısı 1989 yılında geliştirilmişti. 1990'lardaki Balkan savaşlarının başlangıcı ile beraber sosyalist cumhuriyetin dağılması sonrası ".yu" uzantısı, bağımsızlığını yeni ilan etmiş olan Slovenya tarafından alınmış; ancak son olarak 1994 yılında Yugoslavya Federal Cumhuriyeti'ne geçmişti. O dönemden bu yana, ".yu" uzantısı, Belgrat Üniversitesi'ndeki İnternet Alan Adları Kayıt Birimi'nce yönetiliyor. 29/09/2009 |