|
Facebook'a alternatif Diaspora yolda |
|
İnternette sosyal
iletişim ağı Facebook'a alternatif olarak geliştirilen Diaspora
sitesinin kurucuları,
sitenin kodlarını 15 Eylül'de tüm dünyayla paylaşacak.
|
|
 |
|
Diaspora projesinin ardında dört Amerikalı öğrenci var |
Site,
kaynak kodu isteyen herkese açık yazılımlar, yani açık kaynak kodu
kullanıyor ve "gizlilik haklarını koruyan ve bireysel olarak kontrol
edilebilen bir sosyal iletişim ağı" olarak tanımlanıyor.
Açık
kaynak kodlu yazılımlar, kullanıcıya yazılımı değiştirme özgürlüğü
sağlıyor, herkese açık ortak kullanım sunuyor.
Facebook bu yıl başlarında aşırı karmaşık ve kafa karıştırıcı
olduğu gerekçesiyle eleştirilmiş, bu nedenle kişisel gizlilik haklarına
ilişkin ayarları basitleştirmek zorunda kalmıştı.
Aynı
dönemde ortaya çıkan Diaspora projesi, haliyle büyük
ilgi çekmişti.
'Herkese açık kaynak'
Proje,
her kullanıcının, hangi bilgiyi, ne şekilde paylaşabileceğine karar
verebileceği bir özellik taşıyor.
Projenin
ardında ise, dört Amerikalı öğrenci var.
Üçü
bilgisayar mühendisi biri matematikçi olan gençler, projeye beş kuruş
paraları olmadan başlamışlar.
Ancak
geçen zaman içinde 6 bin 500 kişiden 200 bin dolar bağış toplamayı
başarmışlar.
Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg'in de projeye bağış
yaptığı söyleniyor.
Grubun,
internet güncesine düştüğü notta "Diaspora'yı işletmeyi başardık,
hoşumuza da gidiyor, 15 Eylül'de kodları kullanıma açacağız."
yazıyor.
Kuruculardan Max Salzberg de BBC'ye yaptığı açıklamada
"İnsanlara neyi paylaşıp neyi paylaşmadıklarını denetleme imkanı
sunmak istiyoruz." diye konuştu.
Ancak bir
çok uzman, Diaspora'nın Facebook ile
rekabet etme şansının düşük olduğu görüşünde.
33 milyar
dolar değerinde olduğu tahmin edilen Facebook'un 500
milyon kullanıcısı bulunuyor.
30/08/2010 |
|
Hewlett-Packard'dan ABD Adalet Bakanlığı'na
55 milyon dolar tazminat |
|
|
 |
|
Hewlett-Packard, Amerikan
yönetiminin malzeme ve teçhizat dairesini dolandırmakla suçlanıyordu |
Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı, Hewlett Packard'ın (HP)
bazı bilgisayar şirketlerine, Amerikan hükümetine ürünlerini tavsiye
etmesi için rüşvet niteliğinde para ödediğini savunmaktaydı.
55 milyon
dolarlık tazminatın, şimdiye kadar Amerikan Adalet Bakanlığının uzlaşma
yoluyla kazandığı en büyük meblağlardan biri olduğu belirtiliyor.
Bakanlık,
açıklamasında, "bu davanın, rüşvetle Amerikan hükümetinin alımlarını
lekelemeye çalışanlara izin verilmeyeceğini gösterdiğini" kaydetti.
Amerikan
Adalet Bakanlığının bir sözcüsü, "İhaleye giren şirketlerin Federal
kurumlarla iş yaptıklarında âdil hareket etmeleri gerekiyor." dedi.
Amerika
Birleşik Devletleri yönetiminin başlıca malzeme ve teçhizat dairesi olan
GSA, 2002 yılında Hewlett-Packard ile anlaşma imzalamıştı.
Amerikan
bilgisayar devi HP ile ilgili ilk suçlamalar, 2004 yılında iki şahsın
açtığı davada ortaya ortaya atılmıştı.
Hewlett-Packard
ile Adalet Bakanlığı arasında varılan uzlaşma ayrıca, 2002 yılındaki
bilgisayar ve yazılım ihalesinde, HP'nin malzeme ve teçhizat dairesi
GSA'ya eksik bilgi vermesi dolayısıyla hatalı fiyatlandırma olduğu
suçlamalarını da çözüme kavuşturmuş oluyor.
31/08/2010 |
|
Hindistan Trafik Polisi, Facebook'ta iz
sürüyor |
Facebook'un trafik ihlali tespiti ve ihlali yapanın cezalandırılmasında
rol oynadığını biliyor muydunuz?
Hindistan polisi başlattığı yeni uygulamayla yüzlerce trafik suçunu
tespit ediyor.
Müfettiş
Yaşvant Silva, yedi kişilik ekibiyle Yeni Delhi'deki trafik kontrol
odasında bilgisayar ekranlarına kilitlenmiş durumda. Sosyal paylaşım
sitesi Facebook’un sayfası açık. Ama durum düşündüğünüz gibi değil. Ne
chat yapıyor, ne yüklenen eğlenceli videoları izliyor ne de
arkadaşlarının sayfalarına yorum yazıyorlar.
Mesele
ciddi ve bu ekip çok önemli izler peşinde. Zira Facebook'ta oluşturulan
bu sayfa üzerinden Hindistan'ın başkentindeki “trafik ihlallerine
ilişkin fotoğraflı ihbarları” takip ediyorlar.
Halk
şikâyetleriyle destek veriyor
Müfettiş
Yaşvant Silva halkın trafik ihlalleriyle mücadelede verdiği destekten
memnun ve “Son üç ayda Facebook'ta sayfamızı takip eden ve ihlalleri
ortaya koyan fotoğrafları yükleyenlerde artış oldu” diyor.
Silva,
“Biz şikâyetleri inceliyor ve üst makamlara ya da ilgili karakollara
bildiriyoruz. Bazen de mümkünse ihlali yapanı olay mahallinde buluyoruz”
sözleriyle görevlerinin ayrıntılarını aktarıyor.
Fikir
babası sonuçtan memnun
Dünyada
en çok yol kazasının yaşandığı ülke Hindistan. Ulusal Suç Bürosu'nun
raporuna göre kazaların yol açtığı ölümler 135 bini aştı. Trafik
Dairesi, ruhsatlı araç sayısının 6 milyon 500 bini aştığını ve her gün
binlik bir artış olduğunu bildirdi. Bu nedenle trafik ihlallerinin önüne
geçilmesi büyük bir öncelik teşkil ediyor. Facebook'un trafik suçlarının
önlenmesinde bir araç olarak kullanılması fikri, polis yetkilisi
Satyendra Garg'a ait. Garg şunları aktarıyor: “Facebook projesine Mayıs
ayında başladık ve üç aylık bir süre içersinde bize 21 bin kişi katıldı.
Vatandaşlar, hatta polisler tarafından işlenen trafik suçlarını gözler
önüne seren 400'ü aşkın fotoğraf yüklendi. Bu, herkesin yollardaki
ihlaller karşısında bir şeyler yapılması gerektiğine inandığını ortaya
koyuyor.”
Polisler de suçüstü yakalanıyor
Bu
uygulama sayesinde trafik kullarına uyulmasını sağlamakla yükümlü trafik
polislerinin ihbar edilmesi de gayet tabii ki bir hayli dikkat çekici.
Satyendra Garg, gereğini yaptıklarını söylüyor ve sözlerini şöyle
sürdürüyor: “Polislerin hatta trafik polislerinin trafik ihlalini ortaya
koyan çok sayıda fotoğraf var. Örneğin kask takmadan motosiklet kullanan
bir trafik polisi gibi… Bu polislere karşı disiplin cezaları uygulandı.
Bazılarını trafik birimlerinden aldık; çünkü en başta onların kurallara
uymaları gerekiyor.”
Facebook'u sadece Hindistan polisi kullanmıyor. ABD ve İsrail'in de
Facebook'ta halkı değişen yasal düzenlemeler konularında bilgilendiren,
hatta halkı suçlarla mücadelede işbirliğine çağıran sayfaları var.
17/08/2010 |
|
İnternette Romantizm |
|
Hayatın vazgeçilmezlerinden biri halinde gelen internetin aynı zamanda
romantik bir ilişkinin de anahtarı olduğu ortaya çıktı. ABD’de yapılan
bir araştırma ilginç sonuçlar içeriyor.
Işıkları
karartın, slow bir parça açın ve internete girin…
ABD'li
bilim insanları tarafından yapılan araştırma, evinde internet bulunan
yetişkinlerin romantik bir ilişki yaşama şanslarının, olmayanlara göre
çok daha yüksek olduğunu ortaya koydu.
Amerikan
Sosyoloji Derneği’nin yıllık toplantısında açıklanan araştırmaya göre
evde internet erişimi bulunan yetişkinlerin yüzde 82’den fazlasının eş
ya da sevgiliye sahip olduğu, interneti bulunmayanlarda ise bu oranın
yüzde 63’ün altında olduğu belirtildi.
Araştırmayı yürüten ekipten Stanford Üniversitesi Sosyoloji Bölümü üyesi
Doçent Michael Rosenfeld, “Araştırmamız, internet erişiminin
Amerikalılara partner bulmalarında ciddi şekilde yardımcı olduğunu
göstermektedir" değerlendirmesinde bulundu.
1940'lı
yıllardan bu yana yapılan araştırmalar, Amerikalıların büyük bölümünün
eşlerini "arkadaş çevreleri" aracılığıyla tanıdığını gösteriyor. Birkaç
yıl içerisinde ise internetin, insanların eşleri ile tanışmalarını
sağlayan başlıca araç olması bekleniyor.
Yeni
bir sosyal yaşam
Öte
yandan araştırmacılar, internetin çiftlerin, bilhassa da eşcinsel
çiftlerin tanışma yeri olarak büyük bir önem kazandığını ortaya koydu.
İnternette tanışan çiftlerin yüzde 61’ini aynı cinsiyetten kişiler
oluşturuyor. Rosenfeld, “İnternette tanışan çiftlerin aynı cinsiyetten
ve bir bakıma da farklı dinlerden olma olasılığı daha yüksek” şeklinde
konuştu.
Araştırmanın başyazarı, “İnternet, sadece var olan ağlarımızla
iletişimde bulunmamızı sağlayan yeni ve daha etkin bir yol değil, daha
çok, sahip olduğumuz partner ve ilişkilerimizin tarzını
şekillendirebilecek bir çeşit yeni sosyal araç” diyor.
Rosenfeld
ve meslektaşları, araştırmaları için, ABD'de yaklaşık 4 bin yetişkinle
yapılan anket sonuçlarını analiz etti.
16/08/2010 |
|
Facebook'ta Özel Hayatın Önemi Halen
Anlaşılamadı |
|
Facebook ya da Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinin kullanıcılarının
çoğu, özel hayatını bu platformlarda deşifre ediyor. Paylaşımların
tehlikeyi hafife almaktan mı yoksa bilgisizlikten mi kaynaklandığı merak
konusu.
Günlük
yaşamımızın vazgeçilmezleri arasına Facebook, Twitter, Xing, LinkedIn,
MySpace gibi sosyal paylaşım ağları da girdi. Artık çoğu internet
kullanıcısı elektronik postalarını kontrol ederken, sosyal paylaşım
platformlarında yeni gelen mesajlarını, arkadaş ağındaki son gelişmeleri
de takip ediyor.
Kullanıcı bilgilerine ulaşmak zor değil
Günümüzde
kişisel verilere ulaşmanın ne kadar basit olduğunu ortaya koymak için
ABD’de Ron Bowes adında bir güvenlik uzmanı 100 milyon facebook
kullanıcısına ait kişisel bilgileri toplayarak internette yayımladı.
Bowes bu bilgilere arama motorları sayesinde ulaştı. Peki, bahsi geçen
listedeki 100 milyon kullanıcı profil bilgilerine internette basit bir
arama sonucu ulaşılabildiğinin farkında mı? Alman İletişim ve İnternet
Hukuku Enstitüsü’nden Profesör Dr. Klemens Skibicki özelikle 30 yaş altı
günümüz kullanıcılarının, verileri paylaşırken nerdeyse hiçbir çekince
yaşamadığını vurgulayarak bu kullanıcıların çoğu şeyin de farkında
olduğu görüşünde. Skibicki, “Ne yaptıklarının farkındalar. İnternete
yükledikleri fotoğrafların yayın hakkını ihlal ettiklerini ve bunların
aslında hiçbir zaman silinmeyeceğinin bilincindeler” diyor.
Profesör
Skibicki bu denli paylaşıma açık bir neslin oluşmasında medyanın etkili
olduğunu savunarak, “Eski nesiller ve “Digital Natives” diye tabir
ettiğimiz dijital çağın jenerasyonu yani “Dijital Yerliler” arasında
büyük farklar var. Çünkü şimdiki jenerasyon, talkshowlarla,
realityshowlar ve kameraların 24 saat sürekli insanları takip ettiği
“Biri Bizi Gözetliyor” formatındaki programlarla büyüdü. Bu mahremiyet
duygusunun yeniden tanımlanmasına neden olurken, mahremiyetin
sınırlarının da daha esnek tutulmasına sebep oldu” değerlendirmesinde
bulunuyor.
Doğduklarında ya da büyürken, bilgisayar ve dijital teknolojilerin
yaygın olarak kullanıldığı "Dijital Yerlilerin" aksine “Digital
Immigrants/Dijital Göçmenler” diye tanımlanan nesil sosyal paylaşım
siteleriyle büyümemiş yaş grubunu temsil ediyor. Bu kişiler sosyal
paylaşım platformlarında kendilerine dair verileri yayımlarken daha
dikkatli davranıyor. Dijital Göçmenler sosyal paylaşım ağlarında örneğin
çocuk ya da torunlarının aktivitelerini takip etmek için sınırlı süreyle
vakit geçiriyor. Yani artan yaş, paylaşımların kapsamıyla ters orantılı.
Yaş ilerledikçe internet platformları üzerinden paylaşımlar azalıyor.
Gizlilik ayarlarına dikkat!
Ancak
sosyal paylaşım sitelerinin müdavimleri için kişisel bilgilerini
gizlemek o kadar da kolay değil. Çünkü genellikle bu sitelerin gizlilik
ayarları oldukça karmaşık bir yapıda. Kullanıcıların bilgilerini
gizleyebilmeleri için öncelikle varsayılan ayarları değiştirmesi
gerekiyor. Alman bilgisayar dergisi c't Magazin'den
network uzmanı Jo Bager de çoğu sosyal paylaşım sitesindeki gizlilik
ayarlarının kullanıcı dostu olmadığı görüşünde. Bager, “Örneğin
Facebook'da gizlilik ayarları oldukça karmaşık bir yapıda. Sıradan
kullanıcı bu komplike yapıyı anlayamazken, ayarlar gün geçtikçe daha da
karmaşıklaşıyor. Gerçi ‘ayarlarımızı basitleştirdik, uzun süre bu
haliyle kalacaklar', şeklinde açıklamalarda bulunuyorlar ama ben bu
haliyle de ayarları oldukça karmaşık buluyorum” diyor.
Sosyal
paylaşım sitelerinde kol gezen bir başka tehlikeyse ilave uygulamalar,
yani nam-ı diğer App'ler. Kulanıcıların bu ek uygulamaları kullanması
durumunda, kendisi dışında, ağındaki arkadaşlarına ait verilerin de
üçüncü şahıslara aktarılması olası.
12/08/2010 |
|
Kadınların sosyal medya (Facebook)
tutkunluğu |
|
İnternetin gelişimiyle birlikte öne çıkan sosyal medya siteleri,
alışkanlık ve davranışlarımıza da yön veriyor. ABD’de büyük bir medya
kuruluşu tarafından yaptırılan bir araştırma çarpıcı sonuçlar ortaya
çıkardı.
Araştırma, ABD'li medya grubu NBC Universal bünyesinde yer alan ve kadın
izleyicilere yönelik yayınlarıyla tanınan Oxygen Media tarafından
Lightspeed Research araştırma şirketine yaptırıldı. Ankete yaşları 18
ila 54 arasında değişen toplam bin 605 kadın katıldı.
Araştırmanın ortaya koyduğu veriler, sosyal medyanın kadınların gündelik
hayatında giderek daha fazla öncelikli yer tuttuğunu ortaya koyuyor. 18
-34 yaş grubuna dâhil kadınların yüzde 34'ü, sabahları uyanır uyanmaz
yaptığı ilk iş olarak “Facebook sayfasına göz attığını” söylüyor.
Gece
yataktan kalkıp mesajlarına bakıyor
Yüzde
26'sı, geceleri Facebook hesabına gelen mesajlara göz atıp yanıtlamak
için geceleri uykusunu bölüp yataktan kalktığını itiraf ediyor.
Araştırma, sosyal medya sitelerinin iletişim alışkanlıklarımızı da
değiştirdiğini sergiliyor. 18-34 yaş grubu kadınların yüzde 57'si yüz
yüze konuşmadan çok internet üzerinden teması yeğlediklerini ifade
ediyor. Yüzde 31 ise internet üzerinden iletişimde kendilerini daha
güvenli hissettiklerine işaret ediyor. Yine 18-34 yaş grubunun yüzde
50'lik kısmı, flört etmek için Facebook'tan yararlandığını belirtiyor.
İş,
kariyer, haber sosyal medyadan
Sosyal
medya, iş dünyasını da etkiliyor. Lightspeed Research'ün araştırmasına
katılanların yüzde 63'ü Facebook'u kariyer planlamasında, bir başka
deyişle “iş hayatında ilerleyebileceği yeni bağlantılar bulmak amacıyla”
kullanıyor.
Haber ve
yeniliklere erişim, sosyal medya siteleriyle birlikte farklı bir boyut
kazanıyor. Araştırmaya katılan kadınların yüzde 48'i Facebook üzerinden
gelişmelerden haberdar olduklarını söylüyor. Twitter da bu çerçevede
yüzde 41 oranıyla ikinci sırada geliyor.
Bu arada
Facebook ile ilgili analizleriyle tanınan InsideFacebook.com tarafından
yayımlanan bir araştırma, 400 milyonu aşan kullanıcısıyla sosyal
medyanın tartışılmaz liderinin yavaş yavaş sınırlarına dayanmaya
başladığını ortaya koyuyor.
Facebook “dibe vurdu”
InsideFacebook.com'un verilerine göre Facebook'un ABD'deki yeni üye
sayısı mayıs ayında 7,8 milyonu bulurken, bu rakam haziranda 320 bine
düştü. InsideFacebook.com analistleri, 2004 yılında kurulan sitenin bu
büyüme oranıyla dibe vurduğuna işaret ediyor ve bu olumsuz gelişmede
mahremiyet ve kişisel bilgilere ilişkin tartışmanın etkili olduğuna
dikkat çekiyor. 10/07/2010 |
|
Apple’ın sürprizleri bitmiyor |
|
Apple,
iPad ve iPhone 4’ün ardından, uzun süre gündemi belirleyecek yeni bir
cihazı piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Cihazın teknik özellikleriyle
ilgili ayrıntılar teknoloji basınında büyük merak uyandırdı.
 |
|
|
Yeni
iPod Touch'ı eylül ayında Apple Başkanı Steve Jobs'ın tanıtması
bekleniyor |
Apple
iPodTouch'ın yeni sürümünün sahip olacağı özellikler, iPhone 4'de olduğu
gibi dolaylı yollardan basına yansıyor. iPhone 4, bir Apple mühendisinin
yeni cihazı barda unutması üzerine ilk kez kamuoyuna yansımış, olay
haftalarca tartışma konusu olmuştu.
Çin
sitesi fotoğrafları yayınladı
iPhone
4'ü gölgede bırakacağı öne sürülen yeni iPodTouch'lara ilişkin ilk
görüntüler Alibaba.com adresinde ortaya çıktı. Çin merkezli Alibaba.com,
önde gelen elektronik ticaret siteleri arasında yer alıyor. iPad'den
iPhone'a Apple'ın çeşitli parçaları için üretim yapan birçok firma da
Alibaba.com'da yer alıyor.
Yeni iPod
Touch'ın kabı olduğu belirtilen nesnenin ön tarafında, üst ortada,
kameranın yerleştirileceği anlaşılan bir delik görülüyor. Uzmanlar,
yorumlar doğruysa, yeni nesil iPod Touch'ların herhangi bir cep telefonu
şebekesine ihtiyaç duymaksızın görüntülü konuşmaya imkân sunacağına
dikkat çekiyor. Apple'ın patentini aldığı görüntülü sohbet uygulaması
FaceTime'ı iPod Touch'lara da adapte etme ihtimali çok önemli bir
gelişme olarak değerlendiriliyor.
Cihazın teknik özellikleri şaşırtıyor
iPod
Touch'ların sahip olduğu teknik özelliklerle ilgili bir başka haber ise
İngiltere'den geldi. İngiltere merkezli Electricpig.co.uk sitesinin
haberine göre, yeni kuşak iPod Touch'lar eylül ayında piyasaya
sürülecek. Electricpig, iPod Touch'lar ile ilgili ayrıntıları Apple'ın
önde gelen perakendecilerinden John Lewis Mağazalar Grubu'nun Rob
Hennessy isimli bir yetkilisine dayandırdı.
Buna göre
5 Mp kamerayla donatılan, Wi-Fi ile internete erişen yeni iPod
Touch'larda video sohbet uygulaması FaceTime çalışacak. Karanlık
ortamlarda çekim için flaş desteğine sahip olacak kamera, yüksek
çözünürlükle video çekilebilecek. Cihaz, kayıtlı videoları Wi-Fi
bağlantısıyla doğrudan Youtube'a gönderebilecek. iPhone 4'e has hareket
ve ciroskop ölçen sensörler, iPodTouch'lara da entegre edilecek. Bu
sensörler, Apple'ın sunduğu oyunlarda kontrolü sağlıyor.
Apple
yönetimi henüz konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmadı. Ancak
teknoloji sitelerine yansıyan ayrıntılı haberleri de yalanlamadı.
10/07/2010 |
|
Çin – Google kapışmasında Pekin’in dediği
oldu |
400 milyonu aşan internet kullanıcısıyla dünyanın en kalabalık pazarını
kaybetmeyi göze alamayan Google,
Çin yönetiminin istekleri doğrultusunda hareket edince lisans sözleşmesi
yenilendi.
Google
sözcüsü Marsha Wang, Pekin'de yaptığı açıklamada, “Ürün ve
hizmetlerimizi Çinli kullanıcılara yeniden sunabilecek olduğumuz için
memnunuz” dedi.
Google
Yönetim Kurulu Başkanı Eric Schmidt, Honk Kong sitesine yönlendirmeyi
“geçici çözüm” olarak gördüklerini açıkladı. "Financial Times"a konuşan
Schmidt, “Yönlendirmeye er ya da geç bir son vermemiz gerektiği
belliydi” dedi.
Google.cn
adresinin lisansı
Google'un
lisans yenileme süresi haziran ayı sonunda sona ermişti. Google sürenin
bitiminin hemen ardından Çin'de engellemeyle karşılaştığını açıklamıştı.
Google'ın Hukuk Departmanı'ndan David Drummond google.cn'nin lisansının
yenilenmeden faaliyetlerini sürdürebilmesinin imkânsız olduğuna dikkat
çekmişti.
Google,
gelirinin büyük kısmını, arama motoruna girilen anahtar kavramlara göre
gösterilen reklamlardan elde ediyor. Reklamveren şirketler sadece ilgili
bağlantılara tıklandığında Google'a ödemede bulunuyor. Çin, gelişen
internet sektörü açısından önde gelen pazarlar arasında görülüyor.
Gerilimin perde arkası
Çin ile
Google arasındaki gerginlik bu yılın başında Google'a düzenlenen hacker
saldırılarıyla başlamıştı. Google saldırıların Çin kaynaklı olduğunu
savunmuş, Pekin yönetiminin uyguladığı sansürden dolayı Çin piyasasından
tamamen çekilme fikrini ortaya atmıştı.
Google,
Pekin yönetiminin kurduğu sansür sistemini aşmak için Çinli internet
kullanıcılarını Hong Kong sayfalarına yönlendirmiş, özerk konumundan
ötürü Google'ın Hong Kong'daki sitesini denetleyemeyen Çin,
yönlendirmeye son vermemesi halinde Google'ın Çin'deki lisans hakkını
kaybedeceği uyarısında bulunmuştu.
Çin
yönetimi internete katı bir sansür uyguluyor. Sayıları 400 milyonu aşan
Çinli kullanıcılar, Facebook ve Youtube gibi merkezi yurtdışında bulunan
siteleri kısıtlı şekilde gezebiliyorlar. 10/07/2010 |
|
Seks alan adına resmi onay verildi |
Alan adının, seks içerikli sitelere ulaşmak isteyen ve
istemeyenlerin işini kolaylaştıracağı belirtiliyor
Seks ve pornografi içerikli siteler için internette özel alan adı
uzantısı oluşturulmasına resmi onay verildi.
İnternet
adreslerini yöneten İnternet Tahsisli Sayılar ve İsimler Kurumu (ICANN)
Brüksel'deki bir konferansta .xxx uzantılı alan adlarının
oluşturulmasını kabul etti.
ICANN'ın
onayı, yalnızca pornografik sitelere ayrılacak bir internet alanı
kurulmasını hızlandırabilir.
.xxx
uzantılı adların, internet sağlayıcıları ve şirketlerin uygun olmayan
içerikleri filtrelemelerini daha kolaylaştıracağı da tahmin ediliyor.
Seks
uzantılı alan adlarının onaylanması için kampanya yürüten ICM
Registry'nin Başkanı Stuart Lawley, onayın, "hem yetişkinlere yönelik
seks içeriğine ulaşmak hem de bu içerikten uzak durmak isteyenler için"
iyi bir haber olduğunu söylüyor.
ICANN,
bir sonraki aşamada, internet seks endüstrisinin bu adıma destek verip
vermeyeceğin görmek olacağını söylüyor.
.xxx
uzantılı ilk websitelerinin 2011 yılı başlarında faaliyete geçeceği
öngörülüyor.
Pornografi içerikli siteler için ayrı alan adı kurulmasına ilk olarak
2005 yılında yeşil ışık yakılmış anca muhafazakar bazı siyasi grupların
protestoları yüzünden o dönemde farklı alan oluşturulamamıştı.
25/06/2010 |
|
Pakistan'da mahkeme: Facebook'a erişimi açın |
|
Pakistan'da bir mahkeme, hükümet yetkililerini
iki hafta önce kapatılan sosyal paylaşım sitesi Facebook'a erişime
izin vermeye çağırdı.
 |
|
|
İslam dini, Muhammed Peygamber'in resmedilmesini yasaklıyor |
Lahor'daki Yüksek Mahkeme, yasağın kaldırılması talimatını
verirken, bilgiye erişimi engellemekten yana olmadıklarını duyurdu.
Bununla beraber mahkemeden yapılan açıklamada, Pakistan
hükümetinden diğer Müslüman ülkelerin yaptığı gibi, internet
ortamında dine hakaret eden içeriği engelleyecek bir sistem
geliştirmesi istendi.
Facebook, sitede Muhammed Peygamber'i içeren bir karikatür
yarışması düzenlenmesi üzerine yasaklanmıştı.
Barışçıl gösteriler
Yargıç, halkın tepkisini çeken olaylarla ilgilenip bunlara bir
çözüm bulmanın, hükümetin görevi olduğunu söyledi.
İslamabad'dan Orla Guerin'in aktardığına göre karikatür yarışması
halkı ciddi şekilde rahatsız etse de bir çok kentte düzenlenen
gösteriler, barışçıl bir havada geçti.
Facebook yasağı, Youtube ve internet ansiklopedisi Wikipedia'nın
İngilizce sürümünün de kapatılmasını getirmişti.
Ancak bu sitelere erişime yeniden izin verildiği belirtiliyor.
Pakistan'da bini aşkın internet sitesi, içeriği kutsal değerlere
saygısızca bulunduğundan engelleniyor.
01/06/2010 |
|
Google Pac-Man oyunu milyonlarca iş saatini
'Yedi' |
|
Google'ın ön sayfasına
yerleştirdiği bilgisayar oyunu klasiği Pac-Man'in
5 milyon iş saatini yiyip yuttuğu düşünülüyor.
Pac-Man
oyununun 21 Mayıs günü 30'uncu yıldönümü kutlandı.
|
|
 |
|
Pac-Man
30 yıldır aramızda |
Japonya'da doğan Pac-Man'in doğum gününü kutlamak için Google ön
sayfasına bu tarihte Pac-Man'in bir versiyonunu yerleştirdi.
Kovalamaca kulvarları, Google harfleri arasında oluşturuldu.
Pac-Man
oyununun çok sevildiğini söyleyen Google, oyunu isteyenlere sürekli
sağlamaya karar verdi.
Rescue
Time adlı yazılım şirketi, Google Pac-Man oyununun kaç kişi tarafından
ne kadar süreyle oynandığının istatistiklerini açıkladı.
Yazılım
şirketi, iş yerlerinde çalışanların internette nereye ne kadar süreyle
baktığını izleyen bir yazılım programı kullanıyor.
İstatistiklere göre tipik bir günde çoğu kişi Google'da ortalama 22
arama yapıyor ve her arama yaklaşık 11 saniye sürüyor.
Rescue
Time yazılımını kullanan 11 bin kişinin Google'ı kullanma alışkanlıkları
incelendiğinde, Pac-Man oyunu konduktan sonra her bir arama için geçen
sürenin ortalama 36 saniyeye çıktığı görüldü.
Rescue
Time, bunun görece az bir süre olduğunu, çünkü çok sayıda kullanıcının
ön sayfada gördüğü Pac-Man'i sadece bir oyun logosu sanıp gerçekten
oynanabileceğini de düşünmediğini söylüyor.
21 ve 22
Mayıs tarihlerinde Google'un ön sayfasında duran Pac-Man bu kısıtlı süre
içinde dahi büyük miktarlarda iş saatinin yok olmasına neden olmuş
olabilir.
Google
arama motorunu dünya çapında her gün ziyaret eden 504 milyon kullanıcı
olduğu tahmin ediliyor.
Rescue
Time verilerinin bu dev kullanıcı havuzundaki izdüşümü, Pac-Man'in
toplam 4 milyon 8 yüz bin saatlik iş vaktini çalmış olduğu anlamına
geliyor.
Şirket,
bilgisayar başında çalışanların saat başı ortalama 25 dolar ücret aldığı
düşünülecek olursa, bunun yaklaşık 120 milyon dolarlık üretim kaybına
denk geldiğini hesapladı.
26/05/2010 |
|
Fransız yetkililerin Facebook partileri
kâbusu |
|
Fransa’da sosyal paylaşım
sitesi Facebook aracılığıyla binlerce kişinin katılımıyla düzenlenen
içkili açık hava partileri Fransız yetkililerin kâbusu haline geldi.
Hükümet partilere kısıtlama getirmeye hazırlanıyor.
|
|
 |
|
Facebook partilerinde çıkan olaylar yetkilileri
harekete geçirdi |
Fransa'da
son dönemde sosyal paylaşım sitesi Facebook aracılığıyla düzenlenen dev
açık hava partileri büyük ilgi görüyor. "Apéro géant" adı verilen bu
içkili toplantılar aslında yeni bir buluş değil. Ancak Facebook
sayesinde çok daha geniş kitlelerin kısa sürede organize edilmesi mümkün
olduğu için, toplantıların boyutu da bir anda büyüdü. Yetkililer yoğun
şekilde alkol tüketilen açık hava partilerinin kamu güvenliğini
tehlikeye düşürdüğünü kaydediyor.
Geçtiğimiz aylarda Fransa çapında bu tip yaklaşık 60 buluşma düzenlendi.
Geleneksel organizasyonların aksine Facebook üzerinden düzenlenen
buluşmalarda organizatörlerin isimlerini gizleyebiliyor oluşu ise
toplantıların denetlenmesini zorlaştırıyor.
Kısıtlama getirilecek
İçişleri
bakanı Brice Hortefeux Fransız makamlarının internet üzerinden
düzenlenen bu tip organizasyonlara kısıtlamalar getirmeye hazırlandığını
açıkladı.
Dev açık
hava toplantılardan biri pazar günü Eyfel Kulesi'nin bulunduğu Champ de
Mars'da düzenlenecek. Fransız polisi 2008 yılından bu yana Champ de
Mars'da uygulanan alkol yasağına atıfta bulunarak organizasyona
katılacaklara alana cam şişe getirilmesinin yasak olduğu hatırlattı.
Alkol yasağının katılımcılar üzerinde caydırıcı etki yapıp yapmayacağı
ise bilinmiyor.
Hükümet
genel yasak getirmese de yerel yönetimler bazında getirilen kısıtlamalar
ve caydırıcı önlemler etkili oluyor. Eyfel çevresinde düzenlenecek
organizasyon için 50 bin kişi toplama hedefiyle kurulan bir grup kendini
dağıttı. Alternatif bir grup 4 bin kişinin üzerinde katılımcıya
ulaşırken, alkolsüz bir buluşma hedefleyen başka bir grubun
organizasyonuna ise yaklaşık 500 Facebook kullanıcısı katılacağını
belirtti.
Olaylı
partiler
Fransa'nın batısında bulunan Nantes kentinde geçtiğimiz cuma günü
düzenlenen benzer bir organizasyon için yaklaşık 10 bin kişi
toplanmıştı. Gecenin sonunda birçok kişi hastaneye kaldırılırken;
sarhoşluk, yanında uyuşturucu bulundurmak ya da taşkınlık gibi
nedenlerle 40'tan fazla kişi de gözaltına alınmıştı. Genç bir erkeğin
köprüden düşerek hayatını kaybetmesi ise güvenlikle ilgili büyük
tartışmalara neden olmuştu. Ölen gencin kanında 2,4 promil alkol
bulunmuştu.
Haftasonu
Strasbourg'da yapılması planlanan başka bir organizasyonun internet
sayfasıysa organizasyonun kesin yeri ve saatinin duyurulacağının
açıklanacağını belirtildiği cuma günü saat 20:00'de kayıplara karıştı.
Site aracılığıyla yaklaşık 20 bin kişinin organizasyona katılacağını
belirtmesi, Strasbourg makamlarını alarma geçirmişti. Yetkililer
organizasyonun şehir merkezi yerine üniversite yerleşkesinde yapılmasını
sağlamak için harekete geçmişti.
Cannes
Belediye Başkanı ise kentte düzenlenecek açık hava organizasyonlarının
en az üç gün önce yetkili mercilere bildirilmesi gerektiğini belirterek,
Facebbok üzerinden organize edilen dev bir partiyi yasakladı. 63'üncü
Uluslararası Cannes Film Festivali'nin düzenlendiği kentte cumartesi
günü benzer bir toplantı düzenlenmesi için girişimde bulunulmuştu.
22/05/2010 |
|
Cep telefonunda kanser riski araştırma
sistemi sağlıklı değil |
|
Cep telefonunun kansere
yol açıp açmadığını araştırmak için 13 ülkede, 13 binden fazla denekle
2000 yılında yola çıkıldı. Ancak cep telefonu firmalarının da maddi
destek verdiği araştırma somut bir sonuca varamadı.
Araştırma, aralarında Almanya, Danimarka, Avustralya ve Fransa'nın da
yer aldığı 13 ülkede 13 binden fazla cep telefonu kullanıcısı üzerinde
yapıldı. Araştırmada, “Mobil telefon kullanımı kanser riskini artırıyor
mu?” sorusuna yanıt arandı.
Araştırma
sonuçlarına bakarak “cep telefonu kullanımı kanser riskini artırır”
tespiti yapmanın mümkün olmadığına dikkat çeken Uluslararası Kanser
Araştırmaları Ajansı (IARC) Yöneticisi Dr. Christopher Wild, “Yine de
cep telefonu kullanım biçimlerinde meydana gelen değişikliklere yönelik
gözlemler, cep telefonu kullanımı ve beyin kanserinin daha fazla
araştırılmasının gerekli olduğunu ortaya koyuyor” dedi.
Dünya
Sağlık Örgütü ve IARC desteğiyle Interphone Çalışma Grubu'na yaptırılan
araştırmaya mobil telefon firmaları da maddi destek sağladılar.
Araştırmayı yürüten 21 uzman, cep telefonu üreticileri tarafından da
merakla beklenen araştırmanın ara raporunda somut bir sonuca
varamadıklarını kabul ettiler.
Değişen koşullar nasıl etkiledi?
Araştırmanın 2000 yılında başlatılmış olması, muğlak sonucun ortaya
çıkışında etkili faktörler arasında yer alıyor. Bu tarihte cep telefonu
kullanımı günümüze kıyasla yaygınlık kazanmamıştı. O yılların en faal
cep telefonu kullanıcısı bile günde ortalama 30 dakika ile yetiniyordu.
Oysa günümüzde, özellikle gençler günde ortalama 1 saatin altına
düşmüyor. Günümüzün mobil cihazları üretilirken insan sağlığı daha fazla
gözetiliyor, daha fazla headset kullanılırken, konuşmadan çok kısa
mesaja ağırlık veriliyor.

Araştırma
grubunu yöneten Elisabeth Cardis, “Cep telefonlarının insan sağlığına
hiçbir olumsuz etkisi yoktur diyemeyiz” diyerek bu alanda yürütülen
incelemelerin kesin sonuca varmadığını vurguluyor. 20/05/2010 |
|
Google ve Facebook’tan imaj mücadelesi |
|
İnternetin iki devi
Google ve Facebook son dönemde kendilerine yöneltilen eleştiriler
nedeniyle
bozulan imajlarını düzeltmeye çalışıyor.
İki dev şirket farklı
yöntemlerle kullanıcıların güvenini geri kazanma gayretinde.
 |
|
|
Google Street View |

Google,
şifresiz w-lan hatları (kablosuz internet ağları) üzerinden izinsiz
olarak kaydedilen kullanıcı bilgilerini bugünden itibaren silmeye
başladığını duyurdu.
Silme
işlemine İrlandalı kullanıcılara ait verilerden başlandı. Facebook veri
güvenliği sorumlusu Eliot Schrange de Facebook’taki güvenlik ayarlarının
karmaşık bir yapıda olduğunu kabul etti ve ayarlarda değişiklik
yapılarak basitleştirileceğini duyurdu.
Google
internet hizmeti Street View'un sadece kablosuz internet vericilerinin
yerini saptamakla kalmayıp, bu ağlardan “sehven” kişisel bilgileri de
kaydettiğini kabul etti. Ancak uygulama 'kasıtlı' olmasa da şirket bu
uygulaması nedeniyle ceza alabilir. Stuttgart kentinde avukatlık yapan
Carsten Ulbricht, şirketin bu uygulamayla çok sayıda yasayı ihlal
ettiğini belirtti.
Facebook'tan güvenliğe yeni ayar
Üyelerinin veri güvenliği konusunda yoğun eleştiriler alan sosyal
paylaşım ağı Facebook da bu konuda zedelenen imajını düzeltmeye
çalışıyor. Financial Times İngiltere'ye demeç veren Facebook veri
güvenliği sorumlusu Eliot Schrange, kullanıcı bilgilerinin gizlilik
ayarlarıyla ilgili farklı adımlar atılacağını vurguladı. Almanya
Tüketiciyi Koruma Bakanı Ilse Aigner ise açıklamaları eylemlerin
izlemesi gerektiğini vurgulayarak, Facebook yöneticileriyle görüşeceğini
kaydetti.
Facebook
son dönemde kullanıcılarının gizlilik ayarlarında bir dizi yenilikler
yapmış, standart ayarlar olarak da bu ayarları oldukça düşük güvenlik
düzeyinde tutmuştu.
Avrupalı
veri güvenliği savunucularından sonra ABD'li yetkililer de Facebook'taki
güvenlik uygulamaları konusunda endişelerini dile getirmeye başladı.
ABD'li
dört senatör Facebook'a açık bir mektup yollayarak gizlilik ilkelerini
değiştirmelerini istedi. Birçok ünlü blog yazarı ve internet uzmanı da
400 milyondan fazla üyesi bulunan internetin en büyük sosyal paylaşım
platformu Facebook'un gizlilik ilkelerini eleştirmişti.
Ancak
sitenin gizlilik ayarları konusunda duyurduğu değişikliklerin neler
olacağı henüz bilinmiyor. Facebook uygulamadaki değişikliğin ne zaman
olacağına dair bir takvim vermiyor.
17/05/2010 |
|
En fazla virüs saldırısı Almanya'da |
|
Symantec
firmasının araştırmasına göre, Almanya Avrupa'da en fazla virüs
saldırısına uğrayan ülke. Yazılım şirketi, hatta yeni tip virüsler
hakkındaki son gelişmeleri de Almanya üzerinden takip ediyor.
Almanya
İçişleri Bakanlığı tarafından hafta içinde açıklanan suç istatistikleri,
internet üzerinden kimlik hırsızlığı ve dolandırıcılık suçlarının
arttığını ortaya koydu. İnternet, vakaların yüzde 20’sinde rol oynar
hale geldi. Geçen yıl, siber suçluların internet bankacılığı üzerinden
kişileri dolandırarak parasını çaldığı binden fazla vaka yaşandı.
Amerikan yazılım şirketi Symantec’in yeni açıkladığı yıllık rapor da
Almanya’nın, geçen yıl Avrupa’da en fazla virüs saldırısına uğrayan ülke
olarak İspanya'yı geride bıraktığını ortaya koyuyor.
Avrupa’da
bilgisayarlara en fazla virüsün bulaştığı ülke Almanya. Yazılım
programları üreticisi Symantec tarafından yapılan araştırmaya göre,
Almanya'daki bilgisayarların yüzde 12’si bot ağların bir parçası. Yani
en az bir virüsün bulaşmış olduğu bu bilgisayarlarda internet korsanları
sistematik olarak şifre araması yapabiliyor. Korsanlar bu şifreleri,
istenmeyen mailler göndermek ya da yabancı sitelere saldırmak için
kötüye kullanabiliyor.
Symantec
firmasının üst düzey güvenlik teknisyeni Kevin Haley, "Siz Almanlar
orada bir çeşit erken uyarı sistemi işlevi görüyorsunuz. Korsanlar, en
yeni numaraları önce Almanya’da deniyor. Eğer orada işe yararsa, başka
yerlerde de işe yarıyor demektir" değerlendirmesinde bulundu.
"Savaş
odasında" takip
Dünya
genelindeki diğer pek çok anti-virüs programı ya da bilgi teknolojileri
firması da araştırma yapıp hazırladıkları raporları kamuoyuna sunuyor.
Ancak Symantec piyasa lideri olarak en geniş veri tabanına sahip. Çünkü
en önemli bilgileri müşteriler iletiyor. Bu bilgiler 'savaş odası'
denilen bir çeşit kumanda merkezinde çözümleniyor. Odanın pencereleri
karartılmış. Duvarlarda Los Angeles, Dublin ve Tokyo’daki zamanı
gösteren saatler bulunuyor. İnteraktif dünya haritasında ise sürekli
kırmızı ışıklar yanıp sönüyor.
Kevin
Haley, "Müşterilerimizden milyonlarca uyarı alıyor ve bunlar üzerinde 24
saat çalışıyoruz. Bakın, şu anda Afrika’dan normalin üstünde uyarı
geliyor. Muhtemelen orada büyük bir saldırı yaşanıyor. Korsanların, yeni
zararlı programları ilk kez nasıl test etiklerini de görüyoruz. Deneme
başarılı olursa, bir kaç gün sonra saldırılar başlıyor" diye konuştu.
Bot
ağların tehlikesi
Bir
ülkede bir bilgisayara saldırı gerçekleştiği ya da bu ülkeden başka bir
yere saldırıldığı, dünya haritası üzerinde yanıp sönen ışıklardan
anlaşılıyor. Çünkü bot ağının bir parçası olan bilgisayarlar, aynı anda
hem kurban hem de saldırgan. Bot ağı, bilgisayar kullanıcılarının
bilgisi ve onayı dışında ağ şeklinde birbirine bağlanarak uzaktan
yönetilebilen bilgisayarlardan oluşuyor.
Bot
ağların tehlikelerini araştıran Bonn Üniversitesi’nden Tillmann Werner,
"Gözlemlediğimiz bot ağlar, istenilen bir hedefi çökertmeye yetecek
kadar büyük. Örneğin, Alman federal hükümetine büyük sorun yaratacak
boyutta olabilir. Bu şu ana kadar çok ender yaşandı ancak potansiyel
mevcut. Dolayısıyla hazırlıklı olunmalı" dedi.
Polisle işbirliği
ABD'de
polis internetle ilgili suçlarda, bilgi teknolojileri endüstrisiyle sıkı
bir işbirliği içinde çalışıyor. Almanya’da ise bu yönde bir işbirliği
artış gösterse de henüz ABD’deki boyuta ulaşmadı. Almanya’daki
görevlilerin önünde sıklıkla bürokratik engeller bulunuyor. Ayrıca
personel sıkıntısı da yaşanıyor. Bu nedenle soruşturmalarda büyük
başarılara ender rastlanıyor. 22/04/2010 DW |
|
iPhone ve iPad'e Adobe'den Flash engeli
geliyor |
|
Amerikan
bilgisayar yazılımı şirketi Adobe, Apple'ın iPhone ve iPad ürünlerinde
Flash teknolojisinin kullanılmasına izin veren yazılımları üretmeyi
durduracağını açıkladı.
|
|
 |
|
Apple'ın getirdiği şartlar yazılımcıları kızdırdı |
Şirket
daha önce Flash teknolojisinin bu cihazlarda kullanımına yardımcı
olacağı yönünde bir taahütte bulunmuştu.
Internet
ortamında yoğun olarak kullanılan Flash teknolojisine birçok internet
sitesi animasyonlar, oynatıcılar ve diğer multimedya unsurlarında yer
veriyor.
Buna
karşın Apple'ın ürünleri Flash teknolojisini desteklemiyor.
Şirket
daha önce bu teknolojiyi eleştiren açıklamalarda bulunmuştu.
Adobe bu
ay ortalarında Flash kodlarını otomatik olarak iPhone'daki programlarda
kullanılır hale geçiren Creative Suite 5 adlı bir yazılım çıkarmıştı.
Lisans
koşulları kızdırdı
Bu
yazılımın piyasa çıkmasından hemen önce Apple yazılım şirketlerine
verdiği lisans koşullarına iPhone ve İPad uygulamaları geliştirme
şartını eklemişti.
Bu şart
iPhone için uygulamalar üreten pek çok şirketi kızdırmıştı.
Lisans
koşullarında yazılım şirketlerinin uygulamaları yaratırken
kullanabilecekleri programlara sıkı kurallar konulmuş ve Creative Suite
5 gibi kod dönüştürücülerin kullanımı uygulamada yasaklanmıştı.
Adobe o
zaman bu duruma karşın dönüştürücü programları yayınlamak istediğini
belirtmişti. Ancak şimdi şirket Creative Suite gibi dönüştürücü
yazılımların gelişimini durdurduğunu açıkladı.
Adobe
yetkilisi Mike Chambers, kişisel bloguna yazdığı yazıda, Apple'ı
eleştirdi ve 'iPhone için uygulama geliştirenler, İPhone için iş
yapıyorlarsa Apple'in çalışmalarını istediği zaman kısıtlayabileceğini
ya da reddebileceğini öğrenmiş oldu' dedi.
Apple ise
teknoloji sitesi CNet'e yaptığ açıklamada Flash teknolojisini 'kapalı ve
patentli' olarak tanımladı. Apple, daha açık ve Flash'ın yapabileceği
her şeyi yapabilen teknolojilere destek vermeyi tercih ettiklerini
belirtti.
Chambers
ise, şirketin Google'ın ürettiği Android adlı akıllı telefonlara
odaklanacağını ve Flash'ın bu telefonlarda iyi çalışmasını
sağlayacaklarını belirtti.
Chambers,
'İyi ki, iPhone piyasadaki tek akıllı telefon değil' dedi. 23/04/2010 |
|
Google, kendisinden sansür isteyen ülkeleri
açıkladı |
|
Google,
hükümet taleplerine ilişkin bir sonraki verileri altı ay sonra
açıklayacak
Google,
dünya genelinde kendilerinden hangi ülkenin ne kadar sıklıkla kullanıcı
bilgisi ya da sansür istediğini ilk kez açıkladı.
Listenin
başında 3,663 ayrı veri talebi ile Brezilya yer alırken, ABD 3,580
taleple ikinci, İngiltere 1,166 taleple üçüncü sırada yer alıyor.

Google,
sansür talebi nedeniyle geçen ay Çin'deki arama motoru piyasasından
çekildiğini açıklamıştı.
İnternet
şirketi, Çin'den gelen talepler ile ilgili istatistikleri, devlet sırrı
olarak görüldüğünden, açıklayamayacaklarını da bildirdi.
Google'dan belli içeriklerin arama sonuçlarında görüntülenmemesi
konusunda en fazla talepte bulunan ülke de Brezilya oldu.
Brezilya,
Temmuz ve Aralık 2009 ayları arasında Google'dan bu yönde 291 talepte
bulundu.
İçerik
sansürü
İçerik
sansürü talep eden ülkeler listesinde Almanya 188 taleple ikinci,
Hindistan 142 taleple üçüncü, ABD ise 123 taleple dördüncü sırada yer
alıyor.
Türkiye
ise listede "10'dan az sayıda veri kaldırma başvurusunda bulunan
ülkeler" arasında yer alıyor.
Verilen
bilgiye göre bu taleplerin üçte ikisi yerine getirilmiş.
Türkiye,
listede Google'dan veri (kullanıcı bilgisi) talep eden ülkeler arasında
ise yer almıyor.
'Çoğu
meşru talepler'
Google'ın
baş hukuk danışmanı David Drummond, kendilerine gelen taleplerin büyük
bir çoğunluğunun "çocuk pornosu içeriğinin kaldırılması, yasal cezai
soruşturmalar için bilgi sağlanması gibi geçerli ve meşru nedenlere
sahip olduğunu" söyledi.
Google,
ülkelerin talep ettiği bilgileri gösteren ve yeni açtıkları bölümün
"daha fazla şeffaflık yolunda ilk adım" olmasını umduklarını açıkladı.
Şirketin
verdiği bilgiye göre internette sansür uygulayan ülkelerin sayısı 2002
yılında sadece dörtken, şu anda bu sayı 40'a yükselmiş durumda.
Google,
ülkelerin bilgi ve sansür taleplerine ilişkin bir sonraki verileri altı
ay sonra açıklayacak. 21/04/2010 |
|
Çocuklarda bilgisayar tutkusu artıyor
|
|
Çocukların artık dışarda top peşinde koşturduğu ya da oyun bahçelerinde
vakit geçirdiği devir geçti. Yapılan bir araştırmaya göre, her beş
çocuktan biri günde bir saatten fazla bilgisayar başında geçiriyor.
Teknolojinin baş döndürücü bir hızla ilerlemesi ve internetin her gün
yeni imkanlar sunması, bilgisayarları çocuklar için daha da cazip hale
getiriyor. Çocuklar artık ev ödevlerini internetten aldığı yardımlarla
bilgisayar başında yapıyor, arkadaşları ile sohbet ediyor ve boş
zamanlarını da bilgisayar oyunları ile geçiriyor.
Forsa
araştırma şirketinin Alman sağlık sigortası şirketi Techniker
Krankenkasse için yaptığı bir araştırmaya göre, ilkokul çağındaki
çocukların yüzde 40'ı her gün yarım saate kadar bilgisayar kullanıyor.
6-18 yaş arasındaki her çocuktan biri ise günde bir saatten fazla
bilgisayar başında oturuyor.
Erkek
çocuklarının kız çocuklarına oranla bilgisayar başında zaman geçirme
oranları daha yüksek. Her beş çocuktan sadece biri, boş zamanlarını
bilgisayar başında geçirmemeyi tercih ediyor. Erkekler arasında bu oran
ise yüzde 17.
Olumlu
etkileri de var
Uzmanlar
ise çocuklar arasında internetin kullanımının artması farklı açılardan
değerlendiriyor. Bir yandan çocukların araştırma yeteneğini artırması
üzerinde olumlu etkileri bulunurken, diğer yandan kontrol altına
alınmadığında, sakıncalı sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiliyor.
Ancak
bilgisayarın bir düşman gibi de lanse edilmemesi gerektiğini belirten
psikologlar, ebeveyn denetiminde interneti kullanan çocukların bundan
yarar sağlayabileceğini belirtiyor. Özellikle bilgisayar oyunlarının
denetimli bir şekilde kullanılması, çocukların stratejik düşünmelerine
de katkı sağlayabiliyor.
Bilgisayar başında orturmanın çocuklar açısından bir diğer olumsuz
etkisi de çocukların spordan uzaklaştırması. Forbes'in araştırması, her
on çocuktan birinin hiç spor yapmadığını ortaya çıkardı. Kilo fazlası
olan çocuklarda bu oran daha da artıyor. Normal kilolu çocuklarda her 12
çocuktan biri bilgisayarda günde iki saatten fazla zaman geçirirken,
kilolu çocuklar arasında bu her 6 çocuktan biri için geçerli.
İş
ebeveynlere düşüyor
Araştırma
sonuçları, çocukların interneti ebeveyn kontrolünde kullanması
gerektiğini gösteriyor. Ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte belirleyeceği
kurallar dahilinde, internet kullanımlarının olumlu sonuçlar
doğurabildiği ortaya çıkıyor. 19/04/2010 |
|
Almanya'da 4G telefon şebekesi için düğmeye
bastı |
|
Almanya'da dördüncü nesil cep telefonu şebekesi ihalesi için, teklifler
yapılmaya başlandı.
Almanya
hükümetinin 4G ihalesinde elde edeceği miktarın, 2000 yılında 3G
lisansının ihalesinde elde edilen 50 milyar euronun çok altında olacağı
tahmin ediliyor.
|
|
 |
|
Deutsche Telekom, 4G
ihalesine teklif veren şirketlerden biri |
Bununla
birlikte, ülkede, dördüncü nesil cep telefonu geliştirilmesine talep
yoğun.
Piyasa
uzmanları, hükümetin 5 ile 10 milyar euro arasında bir gelir elde
etmesinin beklendiğini belirtiyorlar.
Cep
telefonu şebekeleri, dördüncü nesil cep telefonlarıyla daha büyük bir
veri trafiği gerçekleştirilebileceğinden, ihaleden pay alma
çabasındalar.
Söz
konusu trafik, sesli görüşmelerin yanısıra, Apple'ın iPhone'u gibi
akıllı telefonlar yoluyla aktarılan verileri ve geniş bant veri
kartlarını içeriyor.
Dört şirket katılıyor
Almanya'daki dört cep telefonu şirketi, Deutsche Telekom, Vodafone,
Royal KPN'a ait E-Plus ve Telefonica'ya ait O2 Almanya, dördüncü nesil
cep telefonu lisansı için açılan ihaleye katılıyor.
Dördüncü
nesil cep telefonu şebekeleri, Uzun Vadeli Evrim (LTE) teknolojisine
dayanıyor ve 3G şebekelerine oranla on kat daha hızlı hizmet sağlıyor.
Dördüncü
nesil teknoloji, mevcut 3G şebekelerinin yerini almak üzere
tasarlanmıştı. 12/024/2010 |
|
İngiltere, internette dosya paylaşımını
cezalandıracak |
|
İngiltere'de seçimlere az bir süre kala internette korsan dosya indirenlerin
cezalandırılmasını öngören tasarının hızla yasalaşması eleştirilere hedef
oluyor.
Hükümet,
'dijital ekonomi yasasının' müzik, fotoğraf ya da sinema dünyasından
sanatçıların telif haklarını korumak ve internet ortamında yasadışı
dosya paylaşımını engellemek amacıyla oluşturulduğunu söylüyor.
Fakat
bazı milletvekilleri tasarının aceleye getirildiğini ve üzerinde daha
çok görüşülmesi gerektiğini dile getirdi.
|
|
 |
|
Dosya paylaşımı en çok
müzik sektörünü tehdit ediyor |
Eleştirilere rağmen parlamentodaki oylamada 142 oy farkıyla kabul edilen
tasarı perşembe günü Lordlar Kamarası'ndan da onay aldı.
Telif hakları
Dijital
ekonomi yasası uyarınca, internet servis sağlayıcıları kurallara aykırı
dosya paylaşımında bulunan bilgisayar kullanıcılarını mektupla uyarmakla
yükümlü.
Telif
hakkı sahiplerine mahkeme izniyle dosya paylaşımına iştirak eden
kişilerin isim ve adreslerine ulaşma hakkı tanınırken, servis
sağlayıcıları da internette sıklıkla dosya paylaşan kişilerin hesabını
dondurabilecek.
Ancak
milletvekili ve eski bakan Tom Watson, kuralları çiğneyen kişilerle aynı
binada oturan masum internet kullanıcılarının da haksızlığa
uğrayabileceğini söylüyor.
İşçi
Partili milletvekili Kate Hoey, üç ana partinin liderlerinin dosya
paylaşımını cezalandırmak için aralarında anlaşarak parlamento
feshedilmeden önce tasarıyı hızla geçirmeye karar verdiklerini öne
sürdü.
Kaygılı
milletvekillerini rahatlatmak için bazı noktaların yumuşatılmış olması
eleştirileri dindirmedi.
Değişiklikler uyarınca telif haklarını sürekli çiğneyen dosya
paylaşımcılarına karşı alınacak önlemler bir sene boyunca yürürlüğe
sokulmuyor.
Kara bir gün
Ayrıca,
hukuki önlemlere sadece açık ve somut kanıtlara ulaşılırsa başvurulacağı
taahhüt ediliyor.
Seçimlerden sonra yeni parlamento döneminde tasarının tartışmalı
bölümlerinin gözden geçirilebileceği ve farklı grupların fikirlerini
sunabileceği kaydedildi.
Kültür
Bakanı Ben Bradshaw, sanatçıların yaratıcılığının ödüllendirilmesi ile
internet kullanıcılarının tüketici hakları arasında doğru noktayı
tutturduklarını açıkladı.
Telif
haklarının savunucusu ve eski Undertones grubunun solisti olan Feargal
Sharkey, ''Dosya paylaşımı ile bir başkasının kabiliyetini, zamanını ve
çabasını harcadığı bir ürüne, örneğin bir müzik parçasına bedavaya sahip
olmak bir hak değildir, bunun durdurulması gerek'' diyor.
Hükümeti
destekleyen bu görüşe rağmen, İngiltere Korsan Partisi tasarının
onaylanmasını ''İngiltere'nin dijital geleceği için kara bir gün'' diye
yorumladı. 09/04/2010 |
|
İnternet bağımlısı G. Koreli çiftin bebeği
açlıktan öldü |
|
Güney Kore'de bir çift, Internet üzerinden oyun
oynarken bebeklerini açlıktan öldürdükleri
suçlamasıyla mahkeme önüne çıktı.
Savcılar
bebeğin günde yalnızca bir kere beslendiğini ve çift oyun oynamak üzere
internet kafelere giderken saatlerce yalnız kaldığını söylüyor.
İddianameye göre Güney Koreli çiftin kendi kızlarını ihmal ederken
oynadıkları oyunun hedefi, sanal bir kız çocuğunu yetiştirmek.
|
|
 |
|
Çiftin oyunu internet kafede oynadıkları bildirildi |
41
yaşındaki adam ile 25 yaşındaki eşi geçen ay, kızlarının ölümünü polise
bildirdikten beş ay sonra tutuklanmıştı.
O dönemde
bir polis yetkilisi yerel Yonhap haber ajansına çiftin "normal bir hayat
yaşama isteklerini kaybettiğini" söylemişti.
Oyun bağımlılığı
Bu
yetkiliye göre çift, gerçek hayattan kaçmak için internete sığınıyordu.
Bağımlı
hale geldikleri oyunsa, ülkede hayli popüler bir RPG -- ya da rol yapma
oyunu -- olan Prius Online.
Bu oyunun
katılımcıları, Anima adlı küçük bir sanal kıza hafızasını kazanması ve
duygusal açıdan gelişmesi için yardım ediyor.
Ölen
bebek üzerinde yapılan otopsi, uzun süredir kötü beslendiğini ortaya
koydu.
Mahkemenin 16 Nisan'da sonuçlanması bekleniyor. 05/04/2010 |
|
iPad, iPhone’un rekorunu kırdı |
|
Apple, yeni ürünü iPad'i ABD'de lansmanını
yaptığı Cumartesi günü 300 bin adetten fazla sattı.
Apple, en en gözde ürünü iPhone ile iki günde bu rakama ulaşmıştı.
Uzmanlar
iPad satışlarının Paskalya tatili boyunca 250 ila 300 bini bulmasını
bekliyordu. Bu beklenti, daha ilk 24 saat içinde aşıldı. Şimdi de ilk
yıl için yapılan 5 milyonluk satış tahmininin kırılıp kırılamayacağı
merak ediliyor.
Apple'dan
konuyla ilgili yapılan açıklamada, ABD'de Cumartesi gece yarısına kadar
300 binden fazla iPad'in satıldığı kaydedildi. Şirket, iPad
kullanıcılarının ilk günün sonunda da, Apple'ın online mağazasından bir
milyondan fazla uygulama ve 250 binden fazla dijital kitap indirdiğini
duyurdu.
Borsa
değerleri fırladı
Apple
başkanı Steve Jobs ilk günün sonuçlarından memnun kaldığını açıkladı.
iPad, Apple'ın borsa değerlerini olumlu etkiledi. Apple hisseleri yüzde
0,6 değer kazandı.
Akıllı
cep telefonları ile dizüstü bilgisayarlar arasındaki boşluğu doldurmayı
hedefleyen iPad, 24,6 cm uzunluğunda, 1,25 cm kalınlığında ve 680 gram
ağırlığında. 16 GB ile 64 GB arasında hafıza seçenekleriyle satılan
iPad'in, yaklaşık 10 saatlik pil ömrü bulunuyor. iPad internette surf,
e-posta kullanımı, video izleme ve müzik dinleme imkânlarının yanı sıra,
oyunlar ve e-kitap uygulamasıyla geliyor.
iPad
videosu rekor kırdı
Bu arada
ABD'de Justin Kockott isimli bir üniversite öğrencisinin satın aldığı
iPad'i beyzbol sopasıyla parçalarken görüntüleyip Youtube'a
yerleştirdiği video, izlenme rekorları kırdı. Pittsburgh'da, elektronik
malzeme satan bir mağaza önünde iPad'ini tahrip eden 19 yaşındaki Justin
Kockott, “Birileri zaten yapacaktı, ilk ben olmak istedim” dedi.
Youtube'da videosuna çok eleştiriler geldiğini kaydeden genç, “Tahmin
ediyordum ama bu kadar yoğun tepki beklemiyordum doğrusu” dedi.
Kockott'un videosu 48 saat içinde 300 binden fazla
görüntülendi. 05/04/2010 |
|
Facebook'tan fotoğraf atılımı |
|
Sosyal paylaşım sitesi Facebook,
siteye
fotoğrafların yüklenmesini ve fotoğraf albümleri oluşturmayı kolaylaştırmak
amacıyla
bu alanda hizmet everen Divvyshot şirketini satın aldı.
Üyelerinin sayısı 400 milyona yaklaşan sosyal paylaşım sitesi Facebook,
sanal ortamda fotoğraf albümleri oluşturma konusunda
hizmet
veren Divvyshot şirketini bünyesine kattı. Merkezi San Fransico’da
bulunan Divvyshot, internet sitesinde yaptığı açıklamada “Facebook
teknik ekibine dâhil olacağız ve Facebook fotoğraflarına yoğunlaşacağız”
ifadelerini kullanarak, artık Facebook bünyesinde hizmet vereceklerini
doğruladı. Şirket, yeni üye kabul etmeyeceğini ve bütün hizmetlerini
gelecek altı hafta içinde Facebook’a aktaracağını açıkladı. Facebook’a
her ay üç milyondan fazla fotoğraf ekleniyor. Devralma işleminin mali
ayrıntıları hakkında ise bilgi verilmedi.
Kendini yeniledi
Google'den sonra dünyanın en çok ziyaret edilen web sitesi konumundaki Facebook,
bundan 6 yıl önce Mark Zuckerberg tarafından kurulmuştu. Facebook, Nisan
2009'dan bu yana kullanıcı sayısını ikiye katlamayı başardı.
Site kurucusu Zuckerberg, 400 milyonuncu kullanıcıyı, sundukları hizmetleri daha
da geliştirerek kutlayacaklarını açıklamıştı. Facebook'un kullanı ara yüzünde
kapsamlı değişikliklere gidildi. Yeni tasarımda mesajlar, bildirimler ve
uygulamalara ulaşım daha kolay hale getirildi. 03/04/2040 |
|
iPad Satışa çıkıyor |
|
Apple
firması tarafından geliştirilen tablet bilgisayar "iPad" bugün ABD'de
satışa çıkıyor.
Teknoloji
tutkunlarının aylardır merakla beklediği "iPad" çığır açacak yeni bir
teknoloji mi yoksa firmanın çok satan akıllı cep telefonu iPhone'un
biraz irice bir versiyonu mu? Cihaz öncelikle sadece ABD'de satışa
çıkıyor. Dünyanı geri kalanında yaşayan Apple fanatiklerinin ise bir
süre daha beklemeleri gerekecek.
New York
Üniversitesi Teknoloji Yönetimi Fakültesi Dekanı Bhrat Rao, 700 gram
ağırlığındaki tablet bilgisayar iPad'in büyük bir satış başarısı
yakalayacağından neredeyse emin. Rao şöyle konuşuyor: "Birçok
araştırmacı iPad'in ilk yılında 2 milyon 700 bin ila 3 milyon satacağını
tahmin ediyor. İnternet blogları ve teknoloji araştırmacıları şimdiye
kadar yaklaşık 200 bin iPad siparişi verildiğini tahmin ediyor. iPad bir
milyondan fazla, hatta 2 veya 3 milyon kadar satarsa hiç şaşırmam."
"Yeni
bir rekabet başlayacak"
499
Amerikan Doları, yani yaklaşık 345 eurodan satışa sunulacak iPad'in
tablet bilgisayar piyasasına bomba gibi düşmesi bekleniyor. Bhrat Rao
yeni bir rekabetin başlayacağına dikkat çekerek sözlerini şöyle
sürdürdü: "Diğer firmaların bu alanda pazar payına sahip olmak için
ciddi bir mücadele vermeleri gerekecek. Zira diğer cihazlara pek de
rağbet etmeyen Apple kullanıcıları kitlesiyle karşı karşıya kalacaklar.
Eğer ortaya çok sıra dışı bir fikir atmazlarsa, diğer tablet bilgisayar
üreticilerinin pazarda çok az şansı var."
iPad,
elektronik kitap okuyucu cihazlar için de tehdit oluşturuyor. Ancak
iPad'in burada da çığır açacağını söylemek yanlış bir yaklaşım olabilir.
Bunun nedeni ise e-kitap okuyucu cihazların e-ink, yani elektronik
mürekkep teknolojisi denilen bir teknoloji kullanmaları. Bu teknoloji,
cihazlara basılı kağıda yakın bir görsellik kalitesi kazandırıyor.
Ayrıca bu cihazlar aydınlatmalı ekranlara sahip olmadıkları için çok
daha uzun süre konforlu bir şekilde okuma keyfinin sürdürülmesine olanak
sağlıyor. Oysa normal bilgisayar monitörleri, yaydıkları ışık nedeniyle
gözü rahatsız ediyor.
Uygulamalar henüz test edilemedi
Diğer
yandan birçok uzman, aynı iPhone için olduğu gibi, iPad ile de
kullanılacak yazılımlar üzerinde çalışıyor. Bunlardan biri de Wade
Slitkin. Ancak Slitkin, Apple'ın sürdürdüğü gizlilik politikası
nedeniyle ellerinde numune bulunmadığını, bu yüzden de ürettikleri
yazılımları henüz test edemediklerini kaydediyor. Slitkin, şu açıklamayı
yapıyor: "Aslında üzerinde bazı şeyleri deneme imkanına sahip olduğumuz
bir simülatör var ama her şey teoride kalıyor. Ancak ne yalan
söyleyeyim, ben de Steve Jobs'un yerinde olsam aynını yapardım."
iPad'in
ek uygulamalar yüklenerek gelecekte neler yapabileceğini şimdiden
kestirebilmek güç, ancak zaten Apple tutkunları şu an için daha çok yeni
iPad'lerine ne zaman kavuşacaklarıyla ilgileniyor. 02/04/2010 |
|
AB'den çocuk pornografisine karşı atak |
|
AB
Komisyonu çocuk pornografisine karşı mücadeleyi güçlendirmek istiyor.
Komisyon’un İçişlerinden Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström, çocukların
istismar edildiği internet sitelerine erişiminin engellenmesini talep
etti.
 |
|
|
AB
Komisyonu'nun İçişlerinden Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström |
Çocuk
pornografisi içeren internet sayfalarının arttığına dikkat çeken AB
Komisyonu'nun İçişlerinden Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström, istismar
edilen çocukların yaş ortalamasının gittikçe düştüğüne ve görüntülerin
çok daha şiddet içerikli olduğuna işaret ediyor. Çocukların korunması
için acilen harekete geçilmesini isteyen Malmström, bu internet
sayfalarına erişimin yasaklanmasında ısrarcı.
"Yeni
sistemleri devreye sokalım"
Malmström
görüşünü şöyle savundu: "Çocuk pornografisi içerikli internet sitelerine
erişimi yasaklayan sistemler geliştiriliyor. Zira bu tür sayfaları
kaynağından engellemek, sunucular genellikle AB dışından olduğu için,
çok zor. Ancak farklı AB üyesi ülkelerinde geliştirilen sistemler var.
Bu sistemler işe yarıyor ve her gün çocuk pornografisi içerikli
sayfalara binlerce kez erişim engelleniyor. Erişim isteyerek olsun ya da
olmasın.”
Bu tür
sistemler İskandinav ülkelerinde, İtalya'da ve İngiltere'de mevcut.
Alman hükümeti ise erişimin engellenmesi yerine söz konusu sayfaların
silinmesinden yana. Komisyon yetkilisi Malmström ise bu yöntemin
başarılı sonuç vermeyebileceği görüşünde.
"Suçu
önlemek sansür olamaz"
Ancak
Malmström'ün önerisine karşı çıkanlar da var. Devletin internete
müdahalesinin diğer alanlara da sıçrayabileceği ve sansüre yol
açabileceğinden endişe ediliyor. İçişleri Komiseri Malmström ise bu
eleştiriye şu sözlerle karşı çıkıyor: “Çocuk pornografisinin düşünce
özgürlüğü ile hiç alakası yok. Çocuk pornografisi iğrenç bir suç ve
bizim erişim yasağı teklifimiz sadece bu konuyla sınırlı. İnternet,
suçluların rahatça suç işleyebileceği bir yer olmamalı. Erişim yasağı
ile bu mesaj net bir şekilde verilir.”
Malmström
harekete geçilmediği takdirde çocuk pornografisi görüntülerinin toplumda
kabul ve olağan görülmeye başlanacağı uyarısında da bulundu.
Ancak
tartışmalara neden olan bu talebin öncelikle AB Bakanlar Konseyi ile
Avrupa Parlamentosu’nun görüşülmesi gerekiyor.
30/03/2010 |
|
Times'ın
sitelerine ücretli giriş yakında başlıyor |
|
İngiltere'nin Times ve
sadece pazar günleri çıkan Sunday Times gazeteleri haziran ayından
itibaren
internet sitelerinin kullanımını ücrete tabi tutacak.
Gazetelerin sahibi News International şirketi, kullanıcıların siteye bir
günlük erişim için 1 sterlin, haftalık aboneliğe ise 2 sterlin
ödeyeceğini açıkladı.
 |
|
|
Ücret ödeyecekler mi? |
News
International, basın yayın dünyasında çok sayıda televizyon ve gazetesi
olan Avustralyalı işadamı Rupert Murdoch'a bağlı.
İnternet
üzerinden habere bedava erişilebilmesi, gazete satışlarındaki keskin
düşüşün ana nedeni olarak görülüyor.
New
International yöneticisi Rebekah Brooks, ''Habercilik işini ekonomik
yönden heyecan verici bir hale getiren kritik bir adım attıklarını''
söyledi.
Ancak
gözlemciler, internette bedava haber ve yoruma ulaşmak bu kadar kolayken
Times'ın kendi sitelerini ücretli kılmasını riskli bir strateji olarak
görüyor.
Times
editörü James Harding, riskin farkında olduklarını söylüyor. Ama
Harding'e göre dijital ortamda müzik sektöründe yaşananlar ücretli
gazete fikrine de cesaret veriyor:
''Bedava
şarkı indirmeye başlanınca, müzik sanayiinin sonunun geldiği
söylenmişti. Ama insanların şimdi istedikleri müziği ücretli sitelerden
indirdiklerini görüyoruz.''
Rebekah
Brooks, gazeteciliklerine güvendiklerini ve bir değeri olduğunu
düşündüklerini belirtiyor.
Fakat BBC
medya muhabiri Torin Douglas, Times sitesini ziyaret eden binlerce
kullanıcının ücret uygulamasıyla birlikte başka sitelere kayacağının
düşünüldüğünü bildiriyor.
Muhabirimiz, haftada 2 sterlin tutan abonelik ücretinin ne kadar düşük
bir miktar olduğuna işaret eden reklam kampanyalarının yolda olduğunu
belirtiyor.
Internetin yaygınlaşmasıyla satışları azalan gazeteler, Times'ın dijital
ortamda para uygulamasını büyük bir dikkatle izleyecek.
Giderek
azalan okur sayısı nedeniyle zarar eden Independent ve pazar günleri
çıkan Independent on Sunday gazeteleri, sadece 1 sterlin karşılığında,
Rus işadamı Alexander Lebedev'e satıldı.
Rus
milyarder, bundan önce İngiltere'nin Evening Standard gazetesini de
satın almıştı. 27/03/2010 |