|
Son Güncelleme:04/02/12 |
||
|
Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya |
||
|
Çağdaş İletişim Haber ve Araştırma Konuları |
|||
|
Önceki Sayfalar: |
|||
|
İnternette Kara Ağlar hızla büyüyor |
||||||
Sayfalar arasında gezinir, arama yaparken hiç karşınıza çıkmasa da internette bir tür karaborsa ortamı yaratan takibi mümkün olmayan küresel 'kara ağlar' bulunuyor. Bunlar ülkelerinde siyasi baskı gören muhalif grupların yanı sıra, suç örgütleri için de giderek önem kazanıyor. Sanal karaborsa ortamında uyuşturucu ve silahlardan, sahte pasaport ve pornografiye her şeyi bulmak mümkün. BBC 5 radyosu'nda yayınlanan tıklayın 5 live Investigates programına bilgi veren Amerikalı bir öğrenci, ağın kullanıcılarından birisi ve yasadışı uyuşturucuları bu şekilde satın almanın çok faydalı olduğunu anlatıyor. "Sokakta bir satıcı ile yüzleşip şiddet riskine girmek zorunda değilsiniz. Çeşitli satıcılar arasından istediğinizi seçip ürünlerini karşılaştırabiliyorsunuz. Hatta müşteriler ürün hakkında yorumlarını bile yazabiliyor." diyor. Bir başkası da bu yöntemi çok daha güvenli bulduğunu söylüyor; artık uyuşturucu satmak için sadece bu ağı kullandığını vurguluyor. Program yapımcıları da araştırmaları için 'kara ağ'a girmeyi başardı ve buradan halüsinatif etkileri olan yasadışı bir uyuşturucu olan DMT'yi satın aldı.
Üç hafta sonra postayla gelen bir paketin içinden çıkan tozun söz konusu uyuşturucu olduğunu, laboratuar testleri de doğruladı. İzlenmesi mümkün olmuyor Kara ağa girebilmenin yolu kullanıcıların birbirlerinden aldıkları bazı yazılımlardan geçiyor. Bunlar, kullanıcıların ve ağların yerine ilişkin bilgileri karıştırıp gizlemeye yarıyor. Benzer yöntemler baskıcı yönetimler altında yaşayan siyasi muhalifler için de hayati önem taşıyor. Arap Baharı eylemlerinin bazı organizatörlerinin bu yöntemlerden yararlandığı belirtiliyor. Ancak yine de kara ağın yasadışı faaliyetler için sunduğu potansiyel büyük. İnternet üzerindeki kumarhanelerin yasal bir şekilde kullandığı, Bitcoin denen elektronik para uygulaması da bu işlemlerde paranın izinin sürülememesi için kullanılıyor. Yetkililer suç gruplarının bu alandaki faaliyetleri karşısında henüz aciz durumda olduklarını kabul ediyorlar. İngiliz hükümeti ve Birleşmiş Milletler'e internet güvenliği konusunda danışmanlık eden John Carr, "Atlas Okyanusu'nun her iki yakasında da polis aynı şeyleri söylüyor" diyor:
"Yeterince mahkeme, yeterince hakim, internetteki tüm yasadışı faaliyetlerin peşine düşecek polis yok." Carr, bu nedenle yetkililerin daha çok teknik çözümlere odaklandığını; internet endüstrisinden yardım almaya çalıştıklarını anlatıyor. İngiltere'deki emniyet teşkilatlarının elektronik suçlar konusundaki temsilcisi olan Janet Williams ise "Polis siber ortamdaki suçların büyük ve büyüyen boyutlarının farkında ve bunlar karşısında hem ülke içinde hem de dışında polis ve özel sektör işbirliği ile etkin bir şekilde faaliyet gösteriyoruz" diyor. 04 Şubat 2012 |
||||||
|
Operasyon Megaupload: Sanal alemde yeni bir dönem |
||||||
Gözler ABD'de korsanlıkla mücadele kapsamında çıkarılmak istenen yasa tasarılarındayken, Yeni Zelanda'dan hiç beklenmedik bir operasyon haberi geldi. Operasyon, sanal alemde yeni bir dönemin habercisi olabilir. Megaupload operasyonu, Hollywood filmlerini aratmıyor. Bir dizi ülkede uzun bir hazırlık sürecinden sonra başlatıldığı anlaşılan operasyonun en önemli ayağını Yeni Zelanda oluşturdu. Yeni Zelanda polisi, 19 Ocak perşembe sabah erken saatlerde Megaupload.com internet sitesinin 7 yöneticisini yakalamak üzere bazı işyeri ve konutlara baskın düzenledi. Megaupload nedir? Megaupload.com, basit bir site değildi. Dünya genelindeki milyonlarca site içinden ilk 100'e giren, Alexa ölçüm şirketine göre 72'nci sırada bulunan bir paylaşım platformu. 21 Mart 2005'te Kim Schmitz tarafından kurulan megaupload.com'un yıllık gelirinin 175 milyon dolardan fazla olduğu ileri sürülüyor. ABD Adalet Bakanlığı, bu gelirin büyük kısmının yasadışı yollardan elde edildiği gerekçesiyle harekete geçti. ABD'ye göre, her türlü dosyanın indirilebildiği Megaupload sitesinde yasal olmayan yollarla kopyalanmış müzik, film, televizyon programları ve dijital kitaplara da ulaşılabiliyordu. "500 milyon dolar zarara uğrattılar" Bakanlık, eser sahiplerini ödenmeyen telif hakları nedeniyle yarım milyar doların üzerinde zarara uğrattığını belirtiyor. Megaupload ayrıca kara para aklamakla suçlanıyor. ABD'nin girişimiyle Yeni Zelanda adli makamları Megaupload.com'un yedi yönetici hakkında tutuklama kararı çıkarttı. 19 Ocak operasyonunda bunlardan dördü yakalandı. Yakalananlar arasında kurucu Kim Schmitz'in yanı sıra Alman vatandaşları Finn Batato ve Mathias Ortmann ile Hollandalı Bram van der Kolk da yer aldı. Aramalarda silah, milyonlarca dolar nakit para ve 5 milyon dolar bedelinde lüks otomobile de el konulduğu açıklandı. Biri Alman, biri Slovak, diğeri Estonyalı üç Megaupload yöneticisi ise halen aranıyor. Hong Kong'da polis ne buldu? Megaupload operasyonunun diğer önemli ayağını ise Hong Kong oluşturdu. Resmi şirket merkezinin bulunduğu Hong Kong'da yapılan aramalarda 42,5 milyon tutarında para ve elektronik cihaz gibi varlığa el konuldu. Şirket merkezi olarak günlük kirası 12 bin dolar olan bir lüks otelin suit dairesinin kullanıldığı saptandı. Operasyon sonrası bir başka gelişme ise internette eylemleriyle adını duyuran Anonymous'un "intikam yemini" etmesi oldu. Grup, twitter üzerinden "Megaupload'ın öcünü alacağını" duyurdu. Anonymous, misilleme olarak aralarında Amerikan Federal Soruşturma Bürosu (FBI), Savunma Bakanlığı, plak şirketleri Universal ve Warner Music, müzik endüstrisi birliği RIAA ve film endüstrisi birliği Motion Picture Association of America'nın sitelerine saldıracağını duyurdu. Ünlülerin avukatı Bennett savunacak Megaupload operasyonunun bir başka ilginç gelişmesi ise, daha önce aralarında ABD eski başkanı Bill Clinton'ın da bulunduğu çok sayıda ünlü ismin avukatlığını yapan Robert Bennett'in Megaupload kurucusu Kim Schmizt'in savunmasını üstleneceğini duyurması oldu. İnternet uzmanlarına göre ABD'de şimdilik ertelenen korsanlıkla mücadele yasa tasarılarıyla Megaupload operasyonu birbiriyle bağlantılı… "Operasyon daha yeni başladı" Uzmanlar her ikisinin de kaynağını Amerikan film ve müzik endüstrisi temsilcilerinin azalan gelirleri nedeniyle yetkili merciler üzerinde baskılarını artırmasında görüyor. Değerlendirmeler, operasyonun Megaupload ile sınırlı kalmayabileceği yönünde. Bu kapsamda, başta Rapidshare olmak üzere bir dizi paylaşım sitesinin daha operasyondan payını alabileceğine dikkat çekiliyor. 22 Ocak 2012 |
||||||
|
ABD Kongresi 'korsan' yasasını askıya aldı |
||||||
Amerikan Kongresi, korsanlıkla mücadeleye ilişkin tartışmalı bulunan iki yasa tasarısını askıya aldığını duyurdu. Senato çoğunluk lideri Harry Reid, Salı günü için planlanan oylamayı erteledi. Protestolar sayesinde Kongre'de tasarılara desteğin azalmaya başladığı belirtiliyor. Karar, internette bilgi paylaşım sitesi Wikipedia'nın, ABD Kongresi'nde gündeme gelen korsan yayıncılıkla mücadele yasası tasarısını protesto etmek için İngilizce yayın yapan sayfasını 24 saatliğine durdurmasını izliyor. Eylem, Kongre'nin görüştüğü SOPA, diğer adıyla Stop Online Piracy Act (Çevrimiçi Korsanlığı Durdurun) ve PIPA, yani Protect Intellectual Property Act (Fikri Mülkiyeti Koruyun) yasalarına tepki olarak düzenlendi. İçeriği kullanıcıları tarafından oluşturulan haber sitesi Reddit ve Boing Boing isimli blog da 24 saatlik protesto eylemine katıldı. Wikipedia sitesinde karartılan bir ekranda yer alan mesajda, ''Özgür bilginin olmadığı bir dünya düşünün'' çağrısında bulunuldu. Mesajda ayrıca insanlık tarihinin en büyük ansiklopedisini oluşturmak için 10 yıldan uzun bir süredir milyonlarca saat harcandığına dikkat çekilerek, ''Şu anda ABD Kongresi, özgür ve açık internete ölümcül darbe vurabilecek bir tasarıyı görüyor. Farkındalık yaratmak için Wikipedia'da 24 saat sürecek bir karartma uyguluyoruz'' dendi. Wikipedia'nın kurucusu Jimmy Wales, BBC'ye yaptığı açıklamada, 'SOPA'nın savunucuları, karşıtlarını korsanlığı savunan ya da mümkün kılmaya çalışan kişiler olarak gösteriyorlar. Ancak bu doğru değil. Yasa tasarısı o kadar kötü hazırlanmış ki, korsanlığı durdurmakla ilgisi olmayan şeyleri de etkileyecek' dedi. Beyaz Saray ise, yasayı veto edebileceği imasında bulundu. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada yabancı internet sitelerinde korsanlığın ciddi bir tehdit olduğu ve ciddi yasal düzenleme getirdiğine dikkat çekilirken, ''İfade özgürlüğüne zarar veren, siber güvenlik risklerini arttıran ya da dinamik, yenilikçi küresel internete darbe vuran bir düzenlemeyi desteklemeyeceğiz'' dendi. Söz konusu yasa tasarısını savunan milletvekilleri ise, yasanın ''korsan internet siteleri'ne kaynak sağlanmasının önüne geçeceğini söylüyorlar. Yasaların, telif haklarını ihlal eden malzemeleri içeren sitelere girişi engellemeyi hedeflediği belirtiliyor. Tasarının yasalaşması halinde, telif hakları ihlal edilen içerik sahipleri ve hükümet, korsanlıkla ilişkilendirilen internet sitelerinin kapatılması için mahkeme kararı çıkarılması talebinde bulunabilecekler. Bu sitelere reklam verenlerin, para aktarımına hizmet edenlerin ve internet hizmeti sağlayanlarının da ülke dışında faaliyet gösteren 'korsan siteler'le bağları engellenecek. 20 Ocak 2012 |
||||||
|
İnternette ABD Kongresi Karartması yapıldı |
||||||
İnternet bilgi paylaşım sitesi Wikipedia, ABD Kongresi'nde gündeme gelen korsan yayıncılıkla mücadele yasası tasarısını protesto etmek için İngilizce yayın yapan sayfasını 24 saatliğine durdurdu. Eylem, Kongre'nin görüştüğü SOPA, diğer adıyla Stop Online Piracy Act (Çevrimiçi Korsanlığı Durdurun) ve PIPA, yani Protect Intellectual Property Act (Fikri Mülkiyeti Koruyun) yasalarına tepki olarak düzenleniyor. Protestolara yol açan Temsilciler Meclisi'ndeki "Çevrimiçi Korsanlığı Durdurma Yasası" ve Senato'da görüşülen "Entelektüel Mülkiyetin Korunması Yasası", deniz aşırı ülkelerde Amerikan mallarının korsanlarının satılmasını engelleme amacını taşıyor. Ürünleri genelde yasal olmayan yollarla satışlara maruz kalan film ve müzik endüstrisi yasaya destek veriyor. Endüstri temsilcileri, yasanın entelektüel mülkiyet ve istihdamı korumak için gerekli olduğunu savunuyor. Kara liste endişesi Yasaya karşı çıkanlar ise bunun teknoloji sanayine zarar verip ifade özgürlüğü hakkını ihlâl edeceği görüşünde. Yasada en çok tartışma yaratan madde federal yetkililerin, korsan ürünler yaydığından şüphelenilen sitelerle ilgili bir “kara liste” hazırlamasına olanak sağlayan düzenleme. Bu durumun ABD’deki tüm kullanıcıların erişim sağladığı internet içeriği oranının azalmasına yol açmasından endişe ediliyor.
Facebook'dan tepki Google, Facebook, Yahoo, eBay, AOL ve diğer pek çok teknoloji firması ise yasaya karşı çıkıyor ve bu yasanın “endüstrinin ekmeğiyle oynamak” anlamına geldiği belirtiliyor. Reddit, Boing Boing gibi sosyal medya siteleri de Wikipedia gibi sayfalarını belirli bir süre karartma kararı aldı. Popüler internet paylaşım sitesi Twitter ise eyleme katılmayı reddetti. Wikipedia sitesinde karartılan bir ekranda yer alan mesajda, ''Özgür bilginin olmadığı bir dünya düşünün'' çağrısında bulunuldu. Mesajda ayrıca insanlık tarihinin en büyük ansiklopedisini oluşturmak için 10 yıldan uzun bir süredir milyonlarca saat harcandığına dikkat çekilerek, ''Şu anda ABD Kongresi, özgür ve açık internete ölümcül darbe vurabilecek bir tasarıyı görülüyor. Farkındalık yaratmak için Wikipedia'da 24 saat sürecek bir karartma uyguluyoruz'' dendi. Wikipedia'nın kurucusu Jimmy Wales, BBC'ye yaptığı açıklamada, 'SOPA'nın savunucuları, karşıtlarını korsanlığı savunan ya da mümkün kılmaya çalışan kişiler olarak gösteriyorlar. Ancak bu doğru değil. Yasa tasarısı o kadar kötü hazırlanmış ki, korsanlığı durdurmakla ilgisi olmayan şeyleri de etkileyecek' dedi. Beyaz Saray ise, yasayı veto edebileceği imasında bulundu. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada yabancı internet sitelerinde korsanlığın ciddi bir tehdit olduğu ve ciddi yasal düzenleme getirdiğine dikkat çekilirken, ''İfade özgürlüğüne zarar veren, siber güvenlik risklerini arttıran ya da dinamik, yenilikçi küresel internete darbe vuran bir düzenlemeyi desteklemeyeceğiz'' dendi. Söz konusu yasa tasarısını savunan milletvekilleri ise, yasanın ''korsan internet siteleri'ne kaynak sağlanmasının önüne geçeceğini savunuyorlar. Ancak Beyaz Saray cumartesi günü yayımladığı beyanda, yasa karşıtlarının yanında yer alır bir görünüm çizdi.
Yasalar, telif haklarını ihlal eden malzemeleri içeren sitelere girişi engellemeyi hedeflediği belirtiliyor. Tasarının yasalaşması halinde, telif hakları ihlal edilen içerik sahipleri ve hükümet, korsanlıkla ilişkilendirilen internet sitelerinin kapatılması için mahkeme kararı çıkarılması talebinde bulunabilecekler. Bu sitelere reklam verenlerin, para aktarımına hizmet edenlerin ve internet hizmeti sağlayanlarının da ülke dışında faaliyet gösteren 'korsan siteler'le bağları engellenecek. Türkiye'de protesto Türkiye'den de Wikipedia’nın eylemine destek geldi. İnci Sözlük, protestoya destek vereceğini bildirdi. Sitede "18 01 2012 İnternet Tutulması" başlığıyla yapılan açıklamada, “Reddit ve Wikipedia, yasaya tepki çekmek için 18 Ocak’ta sitelerini kapatacaklar. Buna ek olarak biz de İnci Sözlük olarak Türkiye’deki sansürü protesto etmek için aynı tarihte karartma yapacağız” denildi. 18 Ocak 2012 |
||||||
|
Toshiba'dan Gözlüksüz üç boyutlu TV keyfi |
||||||
Toshiba'nın 55 inç boyutundaki televizyonu 55ZL2, 3D deneyimini kullanıcılara gözlüksüz olarak yaşatabiliyor. İSTANBUL - Dünya’nın ilk gözlüksüz 3D televizyonu 55ZL2 modeli 139 cm (55 inç) boyutunda ve 3D izlemek için gözlük kullanmak gerekmiyor. Üstelik Quad Full HD özelliği sayesinde çok sayıda kişi aynı anda 3D görüntü deneyimi yaşayabiliyor. Modelde aynı ekrandan dokuz görüntü elde etmek için 3840 x 2160 piksel gömülü panel, yani Quad Full HD çözünürlüğüne eşdeğer olan panel de yer alıyor. 55ZL2'nin bir diğer özelliği ise 2D içerikleri Quad Full HD çözünürlüğünde görüntüleme. 8 MP kamera ile çekilmiş olan görüntüleri kaliteden ödün vermeden gösterebiliyor. TOSHIBA 55ZL2'NİN ÖZELLİKLERİ • Quad Full HD / 16:9 LCD panel, 3840 x 2160 piksel ve LED arka ışıklandırma • CEVO-ENGINE tarafından desteklenmektedir. • 3D gözlükleri ortadan kaldıran teknoloji • Otomatik kalibrasyon • 3D Resolution + • Kişisel TV uygulamalarının kullanım kapasitesi dört kişiye yükseltilmiştir. • SMART-TV özellikleri: Toshiba alanlarına geçiş izni, entegre WLAN bağlantısı, Windows 7 uyumlulukları, dış HDD bağlantılı USB kayıtları, Toshiba uygulama bağlantıları. • DVB-T, DVB-T2, DVB-C ve DVB-S / S2 gömülü tuner özelliği. 13 Ocak 2013 |
||||||
|
Herkes istediği alan adı uzantısını alabilecek |
||||||
Bugünden itibaren web adresi son eki olarak neredeyse her kelimeyi almak mümkün olacak. Böylece '.com' ve '.org' gibi son eklere, '.pepsi', '.virgin', '.itv' gibi son ekler de katılacak. İSTANBUL - Yeni üst seviyede alan adı uzantıları hayatımızdaki yerini almaya hazırlanıyor. Bu değişim, 20 yılı aşkın zamandan sonra alan adı sistemindeki en büyük yenilik olacak. VAR OLAN UZANTILAR YETMİYOR BBC News’un haberine göre alan adlarını düzenleyen ICANN, bu değişimin fırsatları ve rekabeti artıracağını düşünüyor. Zira 1985 yılında temeli atılan ve sonradan genişletilen alan adı uzantılarının çeşitliliğinin artık sayıları birkaç milyara varan kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediği düşünülüyor. Bununla birlikte başvuru için verilmesi gereken ücret 185 bin dolar. Bu da yeni uzantılardan birine sahip olmak isteyenler için ciddi bir finansal yük anlamına geliyor. Uzmanlara göre, bu işin toplam maliyeti yarım milyon doları bulabiliyor. Bu maliyet, bazı sivil toplum kuruluşları arasında da tartışma sebebi. Çünkü STK’lar, siber işgalcilerden kendilerini korumak için çok yüklü paralar harcamak zorunda kalacaklar. YOĞUN BAŞVURU VAR Reuters geçtiğimiz günlerde; Birleşmiş Milletler, IMF ve benzeri diğer 26 uluslararası kuruluşun ICANN’den '.imf' gibi son ekleri siber işgalcilerden koruması için başvurduğunu yazmıştı. Söz konusu maliyete rağmen, Nisan ayında başvurular sona ermeden önce bu üst seviyede alan adlarına başvurulara önemli bir ilginin kendini göstermesi bekleniyor. Daha şimdiden birçok şirket başvurularla yoğun olarak ilgileniyor. Bu başvuruların önemli bir bölümü Fortune 500 şirketlerinden geliyor ve bu şirketlerin büyük bir bölümü de perakende ve finansal hizmet sektörlerinde faaliyet gösteriyor. SADECE MARKALAR DEĞİL ŞEHİR VE SEMTLER DE KULLANILACAK BTnet'in haberine göre; markalar kadar, '.london', '.nyc' gibi yer isimlerinin de bu son ek ilgisinden payını alması bekleniyor. Hatta Katalanlar şimdiden '.cat' uzantısını aldı bile. Konuyla ilgili bir diğer endişe, bunun Yeni Zelanda’nın başkenti Wellington gibi ismi çok sık rastlanan yerlerde yaratabileceği karmaşa. Örneğin dünya genelinde Wellington ismini taşıyan yaklaşık 20-30 başka şehir var. Bu karmaşaya karşılık yapılacak olası düzenlemeler ve siber işgalcilere karşı alınacak önlemler şu an için ICANN’ın önündeki en büyük sorunlar olarak duruyor. 12 Ocak 2012 |
||||||
|
Hem ultrabook hem tablet |
||||||
Lenovo’nun CES 2012’de tanıttığı Windows 8 işletim sistemli IdeaPad Yoga, 360 derece döndürülebilen dokunmatik ekranıyla, hem ultrabook hem de tablet olarak kullanılabiliyor. İSTANBUL - “Ultrabook mu, tablet mi” sorusuna çözüm Lenovo'dan geldi. Markanın ilk kez CES 2012’de tanıtımını gerçekleştirdiği IdeaPad Yoga, 360 derece katlanabilir tasarımı sayesinde ister ultrabook ister tablet bilgisayar olarak kullanılabiliyor. Windows 8 işletim sistemini kullanan IdeaPad Yoga’nın 13.3 inç genişliğindeki çoklu dokunmatik ekranı, 360 derece yatay dönebiliyor. Bu tasarım sayesinde cihaz, kullanıcının isteğine göre, ultrabook ya da tablet şeklini alıyor. DÖRT FARKLI İŞLEV BİR ARADA Bu tasarımı ve barındırdığı teknolojik özellikleriyle güçlü bir ultrabook ile kolay taşınabilir çoklu dokunmatik bir tabletin birleşimi olarak adlandırılan IdeaPad Yoga, farklı tasarımının yanı sıra yüksek performans ve dayanıklılığa da sahip. 16.9 mm inceliğinde ve 1.47 kg ağırlığındaki cihazda, ultrabook ve tablet bilgisayarların dört farklı kullanıcı işlevleri bir araya getirilmiş. 8 GB RAM ve 256 GB SSD depolama alanı da donanımın diğer bileşenleri. Kullanıcılara 8 saate kadar pil ömrü sunan IdeaPad Yoga, kullanıcının belirlediği Windows 8 işletim sistemi arayüzünü sunarken, tablet konumuna geçtiğinde ise Metro arayüzünü kullanıcının karşısına getiriyor ve böylece dokunmatik tecrübesini en üst düzeye çıkarıyor. 11 Ocak 2012 |
||||||
|
İsraillilerin Kredi Kartı kabusu bitmiyor |
||||||
Geçtiğimiz Pazartesi günü, İsrail vatandaşı 14 bin kişinin kart bilgilerine ulaşan bilgisayar korsanları, İsraillilerin kart bilgilerini internette yaymaya devam ediyor. İsrail askeri radyosu, hackerlerın Pazartesi İsrail vatandaşlarına ait 14 bin kredi kartının bilgilerini ve şifrelerini internette yayınlamalarının ardından, İsraillilerin 6 bin 50 kredi kartının internette ifşa edildiğini duyurdu. Bilgisayar korsanlarının elinde 400 bin kredi kartının bilgilerinin bulunduğu ve bunları yayınlayabilecekleri belirtildi. Bu banka verileri, bir İsrail internet spor sitesinin üzerine konulan bir bildiride yayınlanmaya başlandı. Kredi kartlarını veren üç kuruluştan yapılan açıklamada da şifreleri internete düşen kredi kartlarının bloke edildiği belirtilerek, zarar gören müşterilerin tazmin edileceği kaydedildi. Siber saldırıları düzenleyenler Pazartesi internette yayınladıkları açıklamada, "bir Suudi ve vahabi grubun" mensubu olduklarını bildirdiler. 06 Ocak 2012 |
||||||
|
Toplu arı ölümlerinden 'Baz İstasyonları' sorumlu |
||||||
Yıllardır cep telefonları için kurulan baz istasyonlarının kansere neden olduğu tartışması yapılıyor. Bu konuda tartışmalar devam ederken Avrupalı bilim insanları bu kez de arıların toplu ölümünden cep telefonlarını sorumlu tuttu. Bilim insanlarına göre, çiçek toplamak için kovanlarından ayrılan arıları, baz istasyonlarının yaydığı sinyaller yanılttığı için bir daha yuvalarına dönemiyor ve bu durum toplu ölümlere neden oluyor. Bilim insanları, toplu arı ölümlerinden iklim değişikliği ve virüslerin de etkili olduğunu belirtti. İsrail gazetesi Haaretz'te yer alan bir habere göre, dünya arı popülasyonunun hızla düşmesi nedeniyle bir konferans yapıldı. Konferansta yayınlanan bir raporda, son 5 yıl içerisinde toplu arı ölümlerine bağlı olarak bal üretiminin yüzde 20 oranında düştüğü açıklandı. HER ÜÇ ARIDAN BİRİ YOLUNU ŞAŞIRIYOR Rapora göre dünya genelinde arı popülasyonunda ise yüzde 35 oranında düşüş yaşandı. Sadece geçtiğimiz yıl ABD'de çiçek toplamak için kovanlarından ayrılan her üç arıdan biri geri dönmedi. Son birkaç yılda İngiltere'de arı popülasyonu yüzde 50 oranında düşerken bu oranın İsrail'de yüzde 30 civarında olduğu belirtildi. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ARILARI GÜÇSÜZ DÜŞÜRÜYOR Konferansta konuşan İsrail Bal Konseyi Başkanı Herzl Avidor, toplu arı ölümlerinde tek sorumlunun cep telefonu teknolojileri olmadığını belirtti. Avidor, baz istasyonlarının yanı sıra ani iklim değişikliklerinin arıları bazı virüsler karşısında korumasız duruma düşürdüğünü belirtti. İsrailli yetkililer nektar üretiminin yapıldığı bölgelerde de arı popülasyonunda düşüşler yaşandığını tespit ettiklerini açıkladı. 29 Aralık 2011 |
||||||
|
İnternetin Hafızası İstenmeyenleri de unutmuyor |
||||||
İnternete yüklenen fotoğraf veya bilgiler, beklenilmeyen ve arzulanmayan bir anda başa dert açabiliyor. İnternetin acımasız hafızası geçmişte yaşanan hiçbir şeyi unutmuyor ve unutturmuyor. Dijital dünyada masumca paylaşılan birçok fotoğraf veya bilgi, hiç beklenmedik bir anda kötü sonuçlar doğurabiliyor. ABD'li yazar Jill Price, dünyada “hyperthymestic syndrome” olarak bilinen hastalığın ilk teşhis edildiği kişilerden biri. 40’lı yaşların ortasındaki Price’ın hastalığı, belli bir tarihten sonraki hiçbir şeyi unutmaması. Price, “Hiçbir şey unutmayan kadın” (The Woman Who Can’t Forget) adlı kitabında 9 yaşından itibaren anılarının nasıl giderek daha ayrıntılarla dolu olmaya başladığını ve 15 yaşından itibaren de nasıl her şeyi en ince ayrıntısına kadar hatırladığını kaleme alıyor. Jill Price’ın bu hastalığı günümüzde internetin hafızasının sembolü haline geldi. Normalde insanlar anılarının bir kısmını unutur, bir kısmını canlı tutar. Bu bazen acı verir, bazen de iyi gelir. Bastırılması gereken anılar da vardır. Zira atalarımız “Zaman her şeyin ilacıdır” sözüyle bir gün dayanılması en zor acıların bile hafifleyeceğini kastetmişler. Ama internet hiçbir şeyi unutmuyor ve unutturmuyor da. “My Space”deki fotoğraf, meslek yasağı getirdi Bilişim teknolojisinin sınırsız bellekli sunucuları sayesinde her şeyin internette kalıcı hale gelmesi, günümüzde birçok kişinin başını ağrıtıyor. İnternete yüklenen fotoğraf veya bilgiler, beklenilmeyen ve arzulanmayan bir anda başa dert açabiliyor. Böyle bir dert ile ilk mücadele etmek zorunda kalanlardan biri de 2006 yılında tüm dünyada bir sansasyon yaratan Stacy Snyder olayıydı. Synder o zamanlar ABD’nin Pennsylvania Eyaleti’ndeki Millersville adlı küçük bir şehirde üniversiteye gidiyordu ve amacı öğretmen olmaktı. Okulda notları yüksekti ve iyi bir öğretmen olması için bütün koşullar uygundu. Ancak Synder’in bir sosyal paylaşım sitesinde paylaştığı bir fotoğrafı tüm bu koşulları tepe taklak etti. Synder’in bu fotoğrafı Cadılar Bayramı’nda çekilmişti. Genç kadın bir korsan kıyafeti giymişti ve elinde de bir bardak bulunuyordu. Fotoğrafın altında ise şu ibare vardı: “Sarhoş korsan”. İşte bu fotoğrafı internette gören üniversite dekanı, bu fotoğraf ile Synder’in gençleri alkol kullanmaya özendirdiği ve çocuklara kötü örnek olduğu gerekçesiyle Synder’in öğretmen olamayacağına karar verdi. Olay mahkemeye taşındı, ancak yargıç da bu karara onay verdi. Hâlihazırda sadece Facebook kullanıcılarının sayısı yaklaşık 800 milyon. Bunların her biri sosyal paylaşım sitesinde çeşitli fotoğraf, video ve her türlü kişisel bilgiyi paylaşıyor. Artık birçok personel yöneticisi, iş başvurularında internet verilerini dikkate alarak kimi işe alıp almayacağına karar veriyor. İnternet insanların hayatına ne kadar çok giriyorsa, o insanlar da geride o kadar çok iz bırakıyor. Hem de hiç kaybolmamak üzere. Google’a karşı tek bir cerrah Tıpkı İspanyol doktor Hugo Daniel Guidotti örneğinde olduğu gibi. Bundan yaklaşık 20 yıl önce “El Pais” gazetesinde çıkan bir makale, estetik cerrahı Guidotti’nin peşini hâlâ bırakmıyor. Makale bir yanlış tedavi uygulamasını konu alıyor. Ancak daha sonra yapılan mahkeme kararları ve itirazları içermiyor. Bir gün “El Pais” gazetesi arşivini dijitalleştirmeye karar verince tüm bunlar büyük bir sorun haline geliyor. Zira Google’da doktorun adı arandığında, on yıllar öncesindeki eski hikaye ilk sıralarda beliriyor. Hâlâ bir muayenehane işleten estetik cerrahi uzmanı, bu haberin işine zarar verdiğini düşünüyor. Guidotti, 2011 yılının başından bu yana Google’ın "El Pais" gazetesine link vermemesi için hukukî mücadele başlatıyor. İşte bu olay, “İnternette unutma hakkı” konusunda yürütülen tartışmaları iyice alevlendirdi. AB Komisyonu’nun adaletten sorumlu üyesi Vivianne Reding bu hakkın en büyük savunucularından biri. 2012 yılın ilkbaharında yeni bir AB Veri Güvenliği Yönetmeliği için bu konuya dair önerilerini açıklayacak. Reding, Amerikan Ticaret Odası’nın kasım ayında Brüksel’de düzenlediğini bir etkinlikte “Hem tüketiciyi koruyan hem de dijital ekonominin büyümesine olanak veren bir veri güvenliğinin yasal çerçevesini çizmeye ihtiyacımız var” diye konuştu. Ancak uzmanlar her ikisinin de bir çatı altında toplanmasının kolay olmayacağını düşünüyor. İnternette veri güvenliği nasıl sağlanacak? Ancak bu konunun yasal çerçevesi çizilse bile, veriler bir kez internete düştükten sonra bunların daha sonra nasıl ayrıştırılıp, silineceği büyük bir sorun. Kaldı ki hangi kriterlere göre bunun silinmesine karar verileceği de bir diğer sorun. Almanya İçişleri Bakanlığı’nın “internette unutma” konulu bir fikir yarışması düzenlemesi bir tesadüf olmasa gerek. Ocak ayının sonuna kadar öğrenciler, bilim insanları ya da ilgilenen herkes dijital unutmanın koordinasyonuna dair önerileriyle bu yarışmaya katılabilir. Bunlar "dijital silgi" ya da en son kullanma tarihi gibi teknik içerikli öneriler olabileceği gibi, yönetmelik ve yasalara getirilebilecek değişiklikler ile sanal dünyada paylaşılan bilgiler konusunda nasıl daha bilinçli bir kullanıcı olunabilineceği gibi öneriler de olabilir. Ya da insanlara, gönüllü olarak paylaştıkları verilerin daha sonra başına nasıl çorap örebileceğine dair örnekler de verilebilir. 15 Aralık 2011 |
||||||
|
Emniyet Uyardı: Kredi Kartı Kullanırken... |
||||||
İnternetten alışveriş yapanlara Emniyetten uyarı geldi. Tüketicilerin internetten alışveriş yaparken şifremi kaydet veya beni hatırla seçeneklerini kesinlikle kullanmaması istendi. İnternet üzerinden yapılan alışverişlerde artan dolandırıcılık olayları polisi harekete geçirdi. Emniyet Genel Müdürlüğü internet üzerinden alışveriş yapılırken dikkat edilmesi gereken noktaları açıkladı. Öncelikle alışveriş yapılacak sitenin güvenlik poliçesi kontrol edilmeli. Zorunlu olmadıkça kredi limiti yüksek kartlarla alışveriş yapılmamalı. Seçilen şifrelerde kolay olmamalı, şifrede büyük ve küçük harflerle birlikte rakamlar ve noktalama işaretleri de kullanılmalı. Şifreler kolay tahmin edilebilir türden olmamalı. Polis şifrelerin elektronik programlardan ziyade daha çok yazanı gözetleyen kişiler tarafından çalındığını belirtiyor. Bu yüzden şifre yazarken hızlı ve dikkatli olunması tavsiye ediliyor. 1 Aralık 2011 |
||||||
|
Şifreyi Kır; İş başvurunu Yap! |
||||||
İngiliz istihbaratı personel almak için ilginç bir yola başvurdu. Bunun için yeni bir oyun geliştiren İngiliz İstihbaratı, internet tabanlı bu oyunun şifresini kırabilecek donanımda personel arıyor. Bunun için bir oyun tasarlandı. Şifreyi kırabilen oyuncular ise GCHQ'nun internet sitesine yönlendirilip iş başvurusu yapmaya çağrılıyor. The Telegraph'ın haberine göre 'Bunu kırabilir misiniz?'a yönlendirildikten sonra, oyunculara anlamsız görülen 160 parçalık kelime ve sayılar ve geri sayım yapan bir saat gösteriliyor. Onlara sayıları çözmeleri ve gizli kelimeyi doğru bir şekilde tanımlamaları için 7 saat veriliyor. Oyunda GCHQ'ya herhangi bir referans yapılmamış olmasına karşın, kelimeyi doğru bilen oyuncular gizli servisin kariyer birimine yönlendiriliyor. 1 Aralık 2011 |
||||||
|
Avrupa Markası Archos tabletler Türkiye'de |
||||||
Avrupa'da taşınabilir multimedya oynatıcı alanında ilk akla gelen isimlerden olan Archos, 3 tablet modelini Türkiye'de satışa sunuyor. Archos, Lidya Grup'un Ekim ayında imzaladığı Türkiye Distribütörlüğü anlaşması ile Türkiye'ye geliyor. Android tabletleriyle yurt dışında epey başarılı bir gidişatta ilerleyen Archos, 3 yeni modelini Kasım ayında Türkiye pazarına sunacak. Lidya Grup, farklı ihtiyaç ve gelir segmentine uygun 3 modeli öncelikle piyasaya sunacak. 3G’li Archos 80 G9 ve Arnova 7C G2 ile Archos 7C Home Serisi tablet PC’ler Darty Mağazaları’nda satışa sunulacak. Avrupa taşınabilir ses ve görüntü ürünleri pazarının öncü markalarından olan ve bugün Android bazlı tablet PC’lere yönelen Archos, 1988 yılından beri tüketici elektroniği pazarında faaliyet gösteriyor. Archos 2000 yılında Jukebox 6000 isimli ilk harddiskli MP3 playerı pazara sunmuştu. Firma, 2003 yılında TV kaydı yapabilen ilk taşınabilir multimedya oynatıcıyı tüketiciyle buluşturdu. 2008 yılında ilk nesil internet tabletleri piyasaya sunan Archos, 2009 yılında Android işletim sistemine sahip ilk tabletlerini satmaya başladı.
25 Kasım 2011 Android işletim sistemi nedir? Android, Google ve Open Handset Allience tarafından kodlanmış Linux İşletim Sistemi tabanlı bir mobil cihaz (PDA ve cep telefonları) için geliştirilmiş açık kaynak kodlu bir işletim sistemidir. Android, aygıtların fonksiyonelliğini genişleten uygulamalar yazan geniş bir geliştirici grubuna sahiptir. Android için halihazırda 150,000'den fazla uygulama bulunmaktadır. Android Market ise, Android işletim sistemi uygulamalarının çeşitli sitelerden indirilebilmesinin yanı sıra, Google tarafından işletilen kurumsal uygulama mağazasıdır. Geliştiriciler, ilk olarak aygıtı, Google'ın Java kütüphanesi aracılığıyla kontrol ederek Java dilinde yazmışlardır. |
||||||
|
İnternette Filtre Devri Başlıyor |
||||||
BTK tarafından 'küçükleri internetteki zararlı içerikten koruma' gerekçesiyle hazırlanan filtre düzenlemesinin deneme süresi sona eriyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından hazırlanan ve yayınlanan "güvenli internet" düzenlemesiyle ilgili 22 Ağustosta başlayan üç aylık test dönemi 22 Kasım salı günü sona eriyor. İnternet kullanıcıları, bu tarihten itibaren güvenli internet hizmetini ücretsiz olarak kullanabilecek. "Güvenli internet" adı verilen internet filtrelerinin alt yapısı erişim sağlayıcılar tarafından oluşturuldu. Tamamen isteğe bağlı ve ücretsiz verileceği belirtilen hizmeti almak isteyen aboneler isteklerini internet servis sağlayıcılarına bildirecek. Hiçbir talepte bulunmayan kullanıcılar ise mevcut rejimde internet kullanmaya devam edecek. "Güvenli internet" hizmetinde çocuk ve aile profili olmak üzere iki profil bulunuyor. Aboneler internet servis sağlayıcılarından temin ettikleri parola ve kullanıcı adı ile profiller arasında geçiş yapabilecekler ya da hizmetten memnun kalmamaları veya ihtiyaç hissetmemeleri durumunda güvenli internet hizmeti almayı kesebiliyor. TEPKİLER İnternet filtresi için ilk hazırlıklar geçtiğimiz yıl başlamış, 'vatandaşlardan gelen şikayetler'i ihtiyaca gerekçe gösteren BTK'nın hazırladığı ilk taslakta 4 tane filtre tanımlanarak her kullanıcının bunlardan birini seçmesi öngörülmüştü. Kamuoyundan gelen 'sansür' tepkisi üzerine elden geçirilen düzenlemede filtre sayısı ikiye indirilmiş, isteyenin bu filtreleri kullanabileceği yönünde ifadeler eklenmişti. Ancak filtrelerle engellenecek sitelerden oluşan 'kara liste'yi belirleyecek Çocuk ve Aile Profil Kriterleri Çalışma Kurulu'nun yasalarca tanımlanmadığı, üyelerinin Ulaştırma Bakanlığı ve BTK tarafından keyfi olarak atanacağı eleştirileri hala sürüyor. Düzenlemenin Anayasa'ya da aykırı olduğu savunuluyor. Sosyal ağların çocuk filtresinde yer almayacağı kesinlemiş durumda. Çocuk ve Aile Profil Kriterleri Çalışma Kurulu’nun belirlediği kriterlere göre çocuk profilinde Facebook ve diğer paylaşım siteleri yer almayacak. ‘Güvenli internet’te alışveriş, müzik, oyun, eğlence, haber, e-posta siteleri yer alacak. DANIŞTAY'A DAVA Alternatif Bilişim Derneği, 4 Kasım 2011'de uygulamanın iptali için Danıştay'a dava açtı. Dernek, yeni değişikliklere rağmen uygulamanın temel hak ve özgürlükleri orantısız şekilde kısıtladığını, filtrelerin içeriğinin kullanıcı veya internet servis sağlayıcı tarafından değil sadece BTK tarafından belirleneceğini savunuyor. Derneğin başvurusunda, bu tür hakların Anayasa'nın 13. maddesine göre ancak kanunla sınırlandırılabileceği vurgulanıyor. Açıklamada şöyle deniyor: "Filtre uygulaması 'devlet eliyle merkezi bir şekilde' gerçekleşecektir. Hizmetten yararlanacak yurttaşların hangi sitelere erişeceği/erişemeyeceği BTK tarafından belirlenecektir. Yurttaşların filtre içeriklerini değiştirme özgürlükleri yoktur. Merkezi filter profilleri kullanıldığı sürece devletin izin vermediği bilgiye, habere, farklı/alternatif görüşlere erişme, muhakeme etme ve karar verme olanakları da olmayacaktır." 20 Kasım 2011 |
||||||
|
Güvenli İnternetten Nasıl Faydalanılabilir? |
||||||
|
Telekomünikasyon İletişim Başkanı Fethi Şimşek güvenli internet ile ilgili soruları TRT Haber'e değerlendirdi. Çok tartışıldı. Sansür olarak algılandı. Pilot bölgelerdeki uygulamalarda önemli sorunlar yaşanmadı. Ve artık güvenli internet dönemi başladı. Nasıl Faydalanılabilir? Güvenli internet uygulaması tamamen kişilerin tercihlerine bağlı olarak kullanılabiliyor. Bu uygulamadan faydalanmak için 3 farklı yöntem var. Kişiler servis sağlayıcılarının bayilerine baş vurabilir. Yine kendi servis sağlayıcılarının çağrı merkezlerini arayabilir. Üçüncü olarak da online işlem merkezlerinden faydalanabilirler. Bu uygulamada iki farklı seçenek tercih edilebiliyor. "Aile profili" ve "çocuk profili"... Tercih edilen herhangi bir profilin iptal işlemi de mümkün. Servis sağlayıcıların tamamı bu hizmeti müşterilerine sunmak zorunda. Ayrıca faturaya ek bir ücret de yansımıyor. Sorulara İlk Yetkiden Cevap TRT Haber'de canlı yayına katılan Telekomünikasyon İletişim Başkanı Fethi Şimşek kafalardaki bazı soruları da cevapladı. Güvenli internetin gelen şikayetler sonucunda bir ihtiyaç olduğunun anlaşıldığını ve bunun bir sansür olarak algılanmasının doğru olmadığını söyledi. Şimşek, amacın bilinçsiz internet kullanan ve zararlı içerikleri algılayamayacak yaşta olan çocukların internetini daha güvenli hale getirmek olduğunu vurguladı. Özel hayata müdahale gibi algılanmasına da anlam veremediğini söyleyen Şimşek, "Bunun kanunda yeri yok. Kanunda olmayanı, kamu personeli uygulayamaz." dedi. Güvenli internet için 11 kişilik bir komisyon kuruldu. Bu komisyonda daha demokratik kararlar alınması için farklı kurum ve kuruluşlardan görevliler ve yetkililer bulunuyor. Şimşek de komisyonda, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun yanında, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından, İnternet Kurulu'ndan yetkililerin olduğunu söyledi. 22 Kasım 2011 |
||||||
|
Google müzik piyasasına hızlı girdi |
||||||
Google, Android yazılımını kullanan cihazların MP3 dosyaları satın almalarına, yüklemelerine ve yayınlamalarına olanak verecek bir sanal müzik mağazası açtı. Google'ın müzik mağazası, Apple şirketinin bu alandaki egemenliğine meydan okuyacak. İSTANBUL - EMI, Sony Music Entertainment, Universal ve 23 bağımsız müzik şirketi, 13 milyon parçadan oluşacak Google müzik mağazasına katkı sağlayacak. Ancak şu aşamada Warner Müzik Grubu, projeye katılmıyor. Apple, iTunes'u 2003 yılında devreye sokmuştu. iPod'un yanı sıra iPhone'ların piyasada çok tutulması, internet üzerinden müzik satışlarının artmasına olanak sağladı. Bununla birlikte araştırma şirketi Gartner'ın yeni bir çalışması, Temmuz ve Eylül ayları arasında satılan akıllı telefonların yarısından fazlasında Android yazılımı olduğunu saptadı. Bu da 60 milyonu aşkın cihaz anlamına geliyor. Buna karşılık, aynı dönemde Apple'ın iOS cihazlarının, piyasanın sadece yüzde 15'lik payına sahip olduğu belirlendi. GOOGLE+'A DA DAHİL Google, bu yeni müzik hizmetini yeni sosyal paylaşım ağı Google+'a da dahil edecek. Böylece kullanılcılar Circles grubundaki kişilerle müzik paylaşabilecek ve bu kişiler satın almaları gerekmeksizin bir parçayı tümüyle dinleyebilecekler. Google'ın müzik mağazasında parçaların fiyatı 69 sentten 1,29 dolar arasında değişiyor ve DRM (Dijital Haklar Yönetimi) koruması taşımıyor. Google, ayrıca her gün farklı bir parçayı bedava indirme olanağı sunuyor. Google'ın sanal müzik mağazasının açılışına katılan rap sanatçısı Busta Rhymes yeni albümünü Android platformunda piyasaya sürecek. The Rolling Stones ve Coldplay de, daha önce yayınlanmamış canlı konser kayıtlarını Android platformundan piyasaya çıkaracak. Google, yeni sanatçılar grubu altında daha küçük çaptaki sanatçıları da şebekesine almayı umuyor. Müzisyenler 25 dolara kendi sayfalarını ekleyebilecek ve müzik parçalarını istekleri fiyattan satabilecekler. Google, her satıştan yüzde 30 pay alacak. Google, müzik mağazasının ABD dışında da hizmete sunulması konusunda bir açıklama yapmadı. BLACKBERRY DE MÜZİK SEKTÖRÜNE GİRDİ Müzik endüstrisinde atılıma girişen tek şirket Google değil. Blackberry de bu hafta İngiltere'de BBM Müzik Servisi'ni hizmete soktu. Blackberry, ayda 4,99 sterline 50 adet DRM korumalı parça indirme olanağı sağlıyor. Üyeler arkadaşlarının seçimi olan parçaları da dinleyebiliyorlar. Kullanıcılar Blackberry'nin bu hizmetine ABD, Kanada ve Avustralya'da da ulaşılabiliyor. 18 Kasım 2011 |
||||||
|
İslam dünyasına özel Sosyal Medya sitesi için güçlü yatırım |
||||||
İslam dünyasına özel olarak tasarlanan İstanbul merkezli Salamworld'ün hedefi İslam dünyasının en güçlü sosyal medya sitesi olmak. İslam dünyasının en büyük sosyal medya sitesi olmayı planlayan Salamworld, 3 yılda 100 milyon üyeye ulaşmayı hedefliyor. İSTANBUL - Site yetkililerinden alınan bilgiye göre, İslam dünyasının Facebook'u olmaya aday olan www.salamworld.com yine İslam dünyasının tanınmış iş adamları tarafından finanse ediliyor. Ana merkezi İstanbul'da olacak sitenin, Kahire, Moskova, Londra, Dubai, Mekke, Medine, Astana, New York, Paris ve Kuala Lumpur gibi kentlerde şubeleri bulunacak. Teknik çalışmaları Hindistan'ın Haydarabad kentinden yürütülecek olan sosyal medya sitesi, başlangıçta Türkçe, Arapça, İngilizce, Fransızca, Farsça ve Rusça, daha sonraki aşamada ise Azerice, Kazakça ve Özbekce lehçeleri ile Urdu, Malay,Çin, Peştu, Bengal ve Kürtçe dillerinde yayın yapacak. Selam dünya anlamına gelen Salamworld'ün Mısır'da yaptığı toplantıya 15 ülkeden 60 yakın sosyal medya uzmanı, gazeteci, bilim adamı ve diğer meslek gruplarından davetli katıldı. Yetkililer, site yayında olmamasına rağmen 100 binden fazla kişinin elektronik posta yolu ile üye olmak için başvuruda bulunduğunu kaydettiler. Nisan ayında Türkiye'de büyük bir açılışla çalışmalarına başlayacak olan sosyal medya sitesi, e-kitap, online eğitim (Daru'l Hikme), online fetva (Bir bilene sor), online İslam ansiklopedisi, online şehir rehberi, online seminerler, İslam dünyasından haberler, İslam tarihine yolculuk, online oyunlar, videolar, hac ve umre rehberi gibi birçok hizmeti de ziyaretçileri ile buluşturacak. Siteyi hazırlayan ekip içerisinde dünyanın birçok ülkesinden profesyonel yayıncılar bulunuyor. Birçok alanda ziyaretçilerine kitap ve benzeri hediyeler de vermeyi hedefleyen site yöneticileri, yayın ilkelerinin birinci maddesinin İslami ve insani değerleri korumak olduğunu ifade ettiler. "Siyaset yok, yasak yok, sınır yok" sloganı ile yayın hayatına başlayacak olan Salamworld, hedef kitle olarak Müslüman gençliği, İslam dünyasının entelektüel halk liderlerini, İslam dünyasındaki dinamik iş gücünü, İslam ile ilgili bilgi edinmek isteyen ve Müslüman olmayan kesimleri ve batıda yaşayan Müslüman örgütlenmeleri seçti. 14 Kasım 2011 |
||||||
|
Son yılların en tehlikeli virüsü, Resmi siber saldırılar |
||||||
Windows kullanıcıları yeni çıkan ve Office dokümanlarındaki açığı kullanan bir virüsün tehdidi altında. Eski tehlikeli yazılımlar bulaştığı bilgisayardaki sistem dosyalarına zarar verirdi. Yeni nesil virüslerse önemli bilgileri bulup bunları kullanıcıya fark ettirmeden geliştiricilerine yolluyor. Geçtiğimiz yıl ortaya çıkan ve İran’daki nükleer santrali ele geçiren Stuxnet’ten sonraki en tehlikeli virüs bilgisayarları tehdit etmeye başladı. Windows’taki açıkları kullanarak bilgisayarla bulaşan Duqu adeta dijital bir ajan gibi çalışıyor. Symantec’in ortaya çıkardığı Duqu ele geçirdiği bilgisayardaki istihbarat ve önemli bilgileri topluyor. Özellikle devlet daireleri, istihbarat birimlerini hedef alan Duqu’yu durdurmak şimdilik bir çözüm yolu da yok. Techno-labs'in derlediği habere göre Sorunun bir numaralı muhatabı olan Microsoft bugün yaptığı açıklamayla Duqu’nun farkında olduklarını ve bir çözüm aradıklarını duyurdu. Microsoft Word dosyaları sayesinde bilgisayarlara bulaşan Duqu Fransa, İsveç, Hindistan, Ukrayna, Sudan ve Vietnam’a saldırı da bulunuyor. 03 Kasım 2011 |
||||||
|
Filistin internetsiz bırakan Siber Saldırılar |
||||||
Filistin Özerk Yönetimi, Batı Şeria ve Gazze'deki ana telefon şebekesinin bilgisayar korsanlarının saldırısına uğradığını söylüyor. Filistinli yetkililer, topraklarının büyük bölümünde hacker'ların dünden beri sürdürdüğü saldırılar nedeniyle internete erişimin mümkün olmadığını açıkladılar. Filistinli sözcü Ghassan Ghattib, saldırıların dünyanın farklı noktalarından kaynaklandığını belirtti. Filistin yönetimi pazartesi günü Unesco'ya üyelik başvurusunda başarılı olmanın sevincini yaşıyordu. Ghattib, internet korsanlarının saldırılarının bu gelişmeyle ilgili olup olmadığını henüz belirlemediklerini kaydetti. Birleşmiş Milletler'in eğitim, bilim ve kültür örgütü Unesco'nun Filistinlileri üye olarak kabul etmesi, İsrail ve ABD hükümetlerinin sert eleştirisiyle karşılaştı. Obama hükümeti, Unesco bütçesine ABD'nin yaptığı katkıyı derhal tamamen kestiklerini açıkladı. İnternete erişimde sorunlar devam ederse, bunun maliyetinin Filistinlilerin ticari kurumlarına pahalıya patlayabileceği bildiriliyor. 02 Kasım 2011 |
||||||
|
Google’a ‘devlet’ baskısı arttı |
||||||
Firma, son altı ayda kullanıcı bilgilerinin talep edildiği resmi başvuruların yüzde 10 arttığını duyurdu. Dünyada internet kullanıcılarının sayısıyla birlikte, sektörün lideri Google’a yönelik ‘devlet’ talepleri de artıyor. Pek çok ülkenin kamu kurumları, çeşitli Google servislerini kullananlara ilişkin kişisel hesap bilgilerini ve içerikleri firmadan istiyor. Google 2010’dan bu yana devlet kurumlarından kendisine gelen ‘kullanıcı bilgi taleplerinin’ sayısını açıklıyor. Dün açıklanan son rakamlara göre bu yılın Ocak-Haziran döneminde en çok talep ABD’li resmi kurumlardan gelmiş. Söz konusu dönemde toplam 16 bin 600 taleple karşılaşan Google, bunun toplam 25 bin 400 kullanıcı hesabını kapsadığını belirtti. Bu rakam, bir önceki altı aylık döneme kıyasla yüzde 10’luk bir artışı ifade ediyor. Açıklamaya göre talep sıralamasında, önceki yıla göre yüzde 29 daha fazla (5,950) talepte bulunan ABD ilk sırayı alıyor. Onu talepleri yüzde 2 artarak 1,739’a çıkan Hindistan, yüzde 27 artarak 1,300’e yükselen Fransa izliyor. Dördüncü ve beşinci sırada 1,300 taleple (yüzde 27 artış) İngiltere ve 1060 taleple (yüzde 38 artış) Almanya geliyor. Taleplerin çoğu güvenlik, terörizm ve suç örgütlenmesi gibi gerekçelerle isteniyor. Ancak firma, gelen taleplerin hepsini yerine getirmiyor. Açıklanan rakamlara göre ABD’den gelen taleplerin yüzde 93’ü, Hindistan’dan gelenlerinse yüzde 70’i karşılanmış. Firma, çoğunda hukuki temsilciliği olmayan Kanada, Şili, Fransa, Hong Kong, Meksika, Hollanda, Rusya, Türkiye, Güney Kore ve Arjantin’den gelen taleplerin yüzde 50’sinden azının karşılandığını belirtti. Türkiye'nin resmi organları 74 kişi hakkında özel bilgi talep etti. Google, Türkiye’de mahkeme kararı ve Bilgi ve İletişim Teknolojileri Kurumu’ndan gelen talepler doğrultusunda siyasilerin özel yaşamları ile ilgili bazı videoların kaldırıldığını da duyurdu. YOUTUBE DA TAKİP ALTINDA Rapora göre devletler Google'ın sahibi olduğu YouTube'tan da içerik kaldırılmasına yönelik bolca talepte bulundu. YouTube'ta en çok içerik yasaklanmasını isteyen ülke Brezilya olurken, onu Almanya, ABD ve Güney Kore izledi. Türkiye ise listede 8. sırada. İnternettin arama motoru Google, esasen Gmail, Google+, YouTube, Docs gibi üyelikle kullanılan servislerde oldukça geniş bir kullanıcı veri tabanına sahip. Yakında Türkiye’de kayıtlı ofis açması beklenen Google’ın Ankara’dan gelebilecek talepleri karşılama oranında artış olması beklenebilir. Firma, özellikle ABD ve AB’de, kişisel verilerin korunmasını, resmi organların taleplerinin daha kontrollü yönetilmesini ve her bilginin devletlerce kolayca istenmemesini sağlayacak yeni yasaların çıkarılması için de yoğun lobi faaliyetleri yürütüyor. Google, geçtiğimiz yıl da Çin'in yoğun sansür taleplerine karşı çıkıp ülkedeki faaliyetlerini askıya almış, bir yarı förmülle Çin'e yönelik hizmetlerini Hong Kong üzerinden yürütmeye başlamıştı. 02 Kasım 2011 |
||||||
|
Anonymous uyuşturucu çetesine karşı |
||||||
Meksika'da bir üyesi sokakta uyuşturucu çetesi tarafından kaçırılan 'hacktivist' grubu Anonymous, çeteyi tehdit etti. Meksika'da sokak gösterisinde üyelerinden biri uyuşturucu çetesi tarafından kaçırılan Anonymous, kaçırılan arkadaşları serbest bırakılmazsa çetenin tüm bilgilerini açıklayacağını duyurdu. Açıklanacak bilgiler çete için çalışanların isimleri, adresleri ve çeteye yardımcı olan polislerle ilgili bilgileri de içeriyor. Uyuşturucu çetesini tehdit eden Anonymous’un hiçbir silahlı gücü olmaması ve karşısında yer alan Zetas adındaki kartelin binlerce insanın ölümünden sorumlu tutulması durumun ilginçliğini göz önüne seriyor. Hacker grubu tarafından yayınlanan videodaki maskeli Anonymous sözcüsünün cümleleri ciddi olduklarını özetler nitelikte: "Bizden birisini alarak büyük bir yanlış yaptınız, arkadaşımızı derhal serbest bırakın." Yenimedyaduzeni.com'un aktardığı habere göre, takım elbiseli sözcü “Kendimizi silahlarla savunamayız ama onların arabaları, evleri, barları, genelevleri ve sahip oldukları her şeyi onlara karşı kullanabiliriz” diyerek yöntemleri hakkında bilgi veriyor. İspanyolca konuşan sözcünün “Bizim için zor olmayacak çünkü nerede olduklarını biliyoruz.” açıklamasını Meksika aksanı ile yapması da dikkat çekiyor. “Arkadaşımızın salıverilmesini talep ediyoruz, ona bir şey olursa önümüzdeki 5 Kasım sizin için unutulmaz olacak.” diyen maskeli sözcünün 5 Kasım ile özdeşleşen V for Vendetta filmindeki devrimci karakterin maskesini taktığını da belirtmek gerekir. Kaçırılan Anonymous üyesi hakkında bilgi verilmezken, Anonymous’un tehditlerini gerçeğe dönüştürmesi halinde birçok blogger ve Anonymous üyesini kartelin misillemelerine açık hale getireceği istihbarat uzmanları tarafından belirtiliyor. Uyuşturucuyla Mücadele Yönetimi’nin uluslararası operasyonlar eski başkanı Mike Vigil ise Zetas’nın Anonymous’u ciddiye alması gerektiğini söylüyor: "Yaptıkları cesurca bir hareket. İsimleri açıklayarak, kendilerine düşman olarak gördüklerini açıkça belli ettiler ve bunun devamı kesinlikle gelecektir." 01 Kasım 2011 |
||||||
|
Sony, Sony Ericcson'u tamamen aldı |
||||||
Japon teknoloji devi Sony, ortağı olduğu cep telefonu üreticisi Sony Ericsson'u tamamen satın aldı. Sony, şirketin İsveç firması Ericcson'un elindeki yüzde 50 hissesi için 1,5 milyar dolar ödedi. Böylece, Sony Ericcson tamamen Sony kuruluşu haline geldi. Sony ile Ericcson arasındaki anlaşma, bir dizi patent hakkının devrini de öngörüyor. Anlaşmayla Sony cep telefonu üretimi açısından çok önemli olan beş patent paketiyle, diğer herhangi bir fikri mülk üzerinde lisans hakkı elde edecek. Birçok uzman, böyle bir gelişmeyi bekliyordu. Zira Sony, cep telefonu birimini taşınabilir oyun cihazları ve tablet bilgisayarlarıyla entegre etmek istiyordu. Patent hakkıSony'nin Yönetim Kurulu Başkanı Howard Stringer, "Bu anlaşma Sony için anlamlı ve sahip oldukları diğer ürünlere istedikleri zaman istedikleri yerde bağlanmak isteyen tüketiciler için fark yaratacak." dedi. Sony Ericcson bu ayın başlarında 2012'de akıllı telefonlara odaklanacağını açıklamıştı. Xperia marka akıllı telefonlar, şirketin satışlarının yüzde 80'ini oluşturmuştu. Bu telefonlar Google'ın Android işletim sistemini kullanıyor. 27 EKİM 2011 |
||||||
|
İran'dan siber saldırılara karşı önlem |
||||||
İran, siber saldırılara karşı kendini savunmak amacıyla özel bir birim kurdu. TAHRAN - İran Sivil Savunma Dairesinin başkanı General Golamrıza Celali, Mehr ajansına yaptığı açıklamada, siber saldırılara karşı özel bir birim kurulduğunu, bu birimde, savunma ve telekomünikasyon bakanlıklarının yetkililerinin yanı sıra silahlı kuvvetler mensuplarının yer aldığını ve birimin, ordu tarafından yönetileceğini söyledi. Celali, birimin, İran'ın istihbarat servisleriyle yakın işbirliği yapacağını da kaydetti. NÜKLEER FAALİYETLERE YÖNELİK SALDIRI İran yakın geçmişte iki bilgisayar virüsünün saldırısına uğramıştı. Tahran yönetimi, saldırıların, ülkenin tartışmalı nükleer programını baltalamak amacı güden kampanyanın parçası olduğunu savunmuştu. 31 Ekim 2011 |
||||||
|
Samsung telefon satışında Apple'ı geçti |
||||||
Elektronik devi Samsung, yılın üçüncü çeyreğinde dünyada en fazla akıllı telefon satan şirket olarak, Apple'ın uzun süredir devam eden liderliğine son verdi. Küresel akıllı telefon pazarının dörtte birine yakını, şu anda Samsung elinde. Strategy Analytics adlı sektörel danışma şirketin araştırmasına göre Samsung Temmuz-Eylül arasında 27,8 milyon telefon sattı. Aynı dönemde Apple'ın satışları 17,1 milyon, Nokia'nınkiler 16,8 milyon oldu. Strategy Analytics, Apple'ın büyümesinin müşterilerin uzun süredir iPhone 4S modelini bekliyor olması nedeniyle sekteye uğradığına inanıyor. Apple cep telefonu pazarının genelinde de bir sıra gerileyip dördüncülüğü Çin şirketi ZTE'ye kaptırdı. Cep telefonu satışında Nokia yüzde 27,3 ile liderliğini sürdürürken, onu yüzde 22,6 ile Samsung, yüzde 5,4 ile LG izliyor. ZTE ve Apple'ın payları ise sırasıyla yüzde 4,7 ve 4,4.
Samsung geçtiğimiz günlerde üçüncü çeyrek raporlarını açıklamış; cep telefonu kolundaki hızlı büyümeye rağmen, bellek çipi faaliyetleri gerilediği için, kârının yüzde 23 düştüğünü kaydetmişti. Samsung'un cep telefonu satışları özellikle Galaxy modeli akıllı telefonlar sayesinde 2,3 milyar dolar gelir sağladı. Verilere göre dünya genelinde üç aylık dönemde 117 milyon akıllı telefon satıldı. Bu geçen yıla göre yüzde 44 artışa işaret ediyor. Apple ve Samsung arasında uzun süredir tablet bilgisayarlarının patentleri konusunda kıyasıya bir mücadele veriliyor. Apple, Samsung tablet bilgisayarlarıın bazı ülkelerdeki satışını mahkeme kararıyla yasaklattı. Samsung ise, Apple'ın 3G teknolojisini izinsiz kullandığını öne sürüyor. 28 Ekim 2011 |
||||||
|
Şirketlere siber-saldırı tırmanışta |
||||||
Her on şirketten dokuzu siber tehditlerle karşı karşıya kalıyor. Üstelik bunların önemli bir bölümü saldırılar sonucunda çok kritik kurumsal bilgilerini çaldırıyor. Kaspersky Lab Kurumsal BT Güvenlik Araştırması'na göre dünyada her 10 firmadan 9'u, farklı boyutlarda siber-saldırılara maruz kalıyor. Firmanın Türkiye Pazarlama Müdürü Pınar Uylum Terzioğlu, bir kurumsal ürününü pazara sunmadan önce ilk defa böylesine kapsamlı bir araştırma gerçekleştirdiklerini belirtti. Kaspersky Endpoint Security 8 yazımının lansmanında konuşan Terzioğlu, her on şirketten dokuzunun geçtiğimiz yıl en az bir kez siber tehdit ile karşı karşıya kaldığını söyledi. Araştırmaya göre kurumlara yönelik tehditlerin oranı dünya genelinde yüzde 91’e ulaşırken, Türkiye’de yüzde 95'i buluyor. Araştırma sonuçları ayrıca, dünya genelindeki şirketlerin üçte birinin şirket faaliyetleri için hayati önem taşıyan veriler de dahil olmak üzere çeşitli veri kayıpları ile karşı karşıya kaldıklarını ortaya çıkarıyor. Türkiye’deki şirketlerin ise yaklaşık yarısı (yüzde 49) veri kaybına uğruyor. Araştırma sorularını cevaplayan şirketlerin yaklaşık yarısı (dünyada yüzde 48, Türkiye’de yüzde 59) siber tehditlerin artış göstermekte olduğunu düşünüyor. Şirketler genellikle virüs, solucan ve kötü amaçlı yazılım ile spam e-posta, sanal dolandırıcılık ve hacker saldırılarına maruz kalıyor. Virüs, solucan, casus yazılım ve diğer kötü niyetli programlarla karşı karşıya kalan Türk şirketlerin oranı yüzde 72, dünyada ise yüzde 61. SOSYAL AĞLARA ERİŞİM KISITLAMASI BT güvenlik uygulamaları genellikle anti-virüs yazılımları ve güvenlik duvarları (firewall), mevcut yazılımlardaki saldırıya açık noktaları kapatma da dahil olmak üzere çeşitli güncellemeler yapılması ve verilerin yedeklenmesi olarak ortaya çıkıyor. Araştırmaya katılanların yarısından fazlası (Türkiye’de yüzde 46’sı, dünyada yüzde 59’u) kurumsal ağlarının yeterli bir şekilde korunduğunu düşünüyor. Bununla birlikte, araştırma sonuçlarına göre Türkiye’deki şirketlerin yalnızca yüzde 33’ü (dünyadaki yüzde 36) belirtilen standart güvenlik yöntemlerinin tamamını uyguluyor. Dünyadaki şirketlerin yüzde 3’ü ise kendilerini siber tehditlerden koruyacak herhangi bir önlem almış durumda değil. Kurumsal BT güvenlik yapısını geliştirmek isteyen şirketler genellikle işletmelerinin etkinliğine de zarar verebilecek geniş kapsamlı önlemler uygulamaya koyuyor. Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’deki şirketlerinin yüzde 78’i (dünyadaki şirketlerinin yüzde 72’si) çalışanlarının sosyal ağ sitelerine ve uygulamalarına erişimlerini engelliyor veya sınırlandırıyor. Araştırma sonucunda ortaya çıkan ciddi sorunlardan biri de BT güvenliği alanına yapılan yatırımların yetersiz oluşu. Dünyadaki diğer şirketlerle karşılaştırıldığında Türkiye’de durumun biraz daha vahim olduğu ortaya çıkıyor. Türk şirketlerinin yüzde 47’si BT güvenlik yatırımlarının yeterli olduğunu düşünürken bu oran dünyada yüzde 55. Araştırma sorularını cevaplayan katılımcılara göre mali kaynakların yetersizliği sorunun yalnızca parçalarından biri: Türkiye’deki katılımcıların yüzde 66’sı (dünyadaki katılımcıların yüzde 70’i) personel, uzman ve sistem kaynaklarının yetersizliğinden şikâyet ediyor. BULUT TEHDİT OLARAK GÖRÜLÜYOR Mobil olarak çalışanların gün geçtikçe artması ve işlerin giderek tüketici odaklı olması (örneğin kişisel cihazların iş amaçlı kullanılması) yeni bir sorunu da gün yüzüne çıkarıyor. Öyle ki BT uzmanları mobil cihazların güvenliğini ağ dışında oldukları zaman da sağlamak durumundalar. Araştırma sorularına cevap veren Türkiye’deki katılımcılarının yüzde 47’si (dünyada yüzde 55’i) şirketlerinin bir yıl öncesine göre bu konu ile çok daha ilgili olduklarını belirtiyor. Ayrıca araştırma sonuçları, Türkiye’deki kurumların yüzde 36’sının, dünyadaki şirketlerin ise yüzde 32’sinin mobil cihaz kullanımını işletmeleri açısından fazla riskli bulduklarını ortaya koyuyor. Pek çok sayıda kurum ayrıca yeni teknolojilerin kullanılması konusunda BT güvenlik riskleri bulunduğunu düşünüyor. Sonuç olarak, Türkiye’deki şirketlerin yüzde 36’sı (dünyadaki şirketlerin ise yüzde 23’ü) bulut teknolojilerini bir tehdit olarak görürken, yüzde 41’i de (dünyadaki şirketlerin ise yüzde 42’si) yenilikleri uygulamaya koymak konusunda genellikle isteksiz davranıyor. BT uzmanları gelecekteki tehditlerin çoğunun kötü niyetli programlardan ve belirli bir hedefi olan hacker saldırılardan geleceğine inanıyor. Araştırma sorularını cevaplayan katılımcılar ayrıca siber tehditlerin iş dünyasının gün geçtikçe daha önemli bir parçası haline geleceğini öngörüyor. Dünyadaki şirketlerin sadece yüzde 15’i bunları mevcut bir sorun olarak görürken, yüzde 46’sı önümüzdeki iki yıl içinde işlerindeki başlıca risklerden biri haline geleceğini düşünüyor. BT yöneticileri arasındaki farkındalığın görece daha yüksek olduğu Türkiye’de ise durum biraz farklılık gösteriyor. Araştırma sorularını cevaplayan Türkiye’deki BT yöneticilerinin yüzde 40’ı siber tehditleri kurumlarına yönelik en önemli üç işletme riski arasında görüyor. Bununla birlikte, araştırma sonuçları, onlardan daha iyimser bir tahminde bulunarak, sadece yüzde 32’lik bir bölümünün siber tehditleri iki yıllık süre içinde en önemli ilk üç işletme riski arasına gireceğini düşündüğünü ortaya koyuyor. 25 Ekim 2011 |
||||||
|
Anonymous çocuk pornosuna savaş açtı |
||||||
Hacktivistler grubu, internette küresel bir çocuk pornosu ağını ortaya çıkararak top yekün saldırı başlattı. Aktivist hackerlar grubu "Anonymous" dünya çapında bir çocuk pornosu ağını ortaya çıkararak top yekün saldırı başlattı. Hacker grubu, 1,589 üyesi olan "Lolita City" başta olmak üzere birçok web sitesini hedef almaya başladı. Saldırı, grubun "Operation Darknet" (Karanlık İnternet Operasyonu) adı altındaki operasyonunun bir parçası. "Karanlık Web Siteleri" ya da "Görünmez İnternet" diye adlandırılan bu siteler, internetin görünen yüzünün arkasında kalan ve arama motorları tarafından indekslenmeyen siteleri oluşturuyor. Yenimedyaduzeni.com'un aktardığına göre Anonymous, Lolita City'nin sık ve düzenli kullanıcılarının isimlerini de yayınlarken, Guardian bu kaynakların 100'lerce gigabyte çocuk pornosunu sakladığını duyurdu. Anonymous yaptığı açıklamada operasyonun gelişimini şöyle özetledi: "Hedeflerimizde olan bu siteleri uzun zamandır takip ediyorduk ve sunucularına verebileceğimiz maksimum zararı vermeye çalıştık. Medya desteğini arkamıza almak için bekledik, böylece bu tür siteleri tamamen kapatacak kaynaklara ulaşmayı planlıyorduk." Yayınlanan kullanıcı adları incelendiğinde ise ürkütücü düzeyde çocuk pornografisi ve pedofili eğilimli olanları öne çıkıyor. 24 Ekim 2011 |
||||||
|
Pentagon'da 'siber acil durum' hazırlığı |
||||||
ABD Savunma Bakanlığı, bir siber saldırı durumunda ordunun yapacaklarını belirleyen planın tamamlanmak üzere olduğunu duyurdu. Hazırlanan planın bir siber saldırı durumunda, virüs ve zararlı yazılımlardan korunması için bilgisayar ağını ve sistemleri kapatmaya yetkili olanların belirlenmesini içerdiği de belirtildi. General Keith Alexander, bu tip tehditlerin büyüdüğünü, giderek daha yıkıcı ve sorunlu hale geldiğini söyledi. Pentagon ve istihbarat servislerinin, sistemlerini korumak için daha fazla önlem alması gerektiğini belirten Alexander, özel şirketlerle de işbirliğine gidilmesi gerektiğini kaydetti. 21 Ekim 2011 |
||||||
|
Tek tuşla hesapları boşaltıyorlar! |
||||||
Zorla senet imzalatma ve şantaj tarihe karışıyor, yeraltı örgütleri bilişim dünyasına kayıyor. Kara para aklamak, soygun veya düşmanlarına tuzak için hackerlarla anlaşma yapıyorlar. Zira, tek tuşla hesapları boşaltmak, silahlı soygundan daha kolay! İSTANBUL - Teknoloji her geçen gün gelişirken, yaşantımızda daha fazla yer kaplamaya başlıyor. Artık faturalarımızı ödemek veya havale işlemleri için saatlerce banka kuyruklarında beklemek veya beğendiğimiz bir ürünü satın almak için mağazaya gitmeye ihtiyaç duymuyoruz. Her şey bir tık uzağımızda. Ancak bu yeni nesil teknoloji bir yandan hayatımızı kolaylaştırırken, bir yandan tehlikeleri de yanında barındırıyor. Kredi kartlarımızı veya banka hesaplarımızı gözüne kestiren bir çok suçlu, görmediğimiz bir bilgisayarın karşısında bizi tuzağa düşürmek için uğraşıyor. Bu suçluların yakalanması için tıpkı bir cinayet soruşturmasını çözer gibi sanal izleri takip eden polisler ise hackerlara göz açtırmıyor. 2007 yılında 40 kişiyle kurulan İstanbul Bilişim Sistemleri ve Suçları Şube Müdürlüğü bugün 150 personeliyle birlikte siber alemdeki suçlularla savaşıyor. Bilişim Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü Emniyet Müdürlerinden Burak Çekiç, bilişim suçlarındaki gelişimi ve alınması gereken önlemleri Vatan gazetesine anlattı. SANAL ALEMİ KEŞFETTİLER İnternetin hemen bütün suçlarda kullanılabileceğini belirten Çekiç en fazla işlenen bilişim suçunun kişilerin hesaplarını ele geçirmek ve şirketlere ait bilgilerin çalınarak sistemlerin engellenmesi olduğunu açıkladı: “Eskisi gibi zorla senet imzalatma ve şantaj yavaş yavaş tarihe karışıyor ve yeraltı örgütleri bilişim dünyasına kayıyor. Gerçek anlamdaki suç örgütleri bunlar. Bu dünyayı keşfettiler. Kara para aklamak için ve düşmanlarını zarara uğratmak için hackerlarla anlaşma yapıyorlar. Kendi özel işlerini halletmek için hackerları kullanıyorlar. Bir tuşla bir gecede bir trilyon boşaltıyorlar. Silahlı soygundan daha kolay.” ONLAR ‘SİYAH HACKERLAR’ “Hacker kimle çalışacağına kendisi karar verir. Çünkü altın yumurtlayan tavuktur o. Hiç bir zaman en alttakiyle muhatap olmaz. En üsttekiyle iletişim kurar. Bankalar da bu adamlara karşı önlem almaya çalışıyor. Bankaların, bazı banka sistemlerini hackleyen çok yetenekli suçlularla görüşüp ‘gelin beraber çalışalım’ diye teklifte bulunduklarını ancak onların kabul etmediklerini biliyorum. Çünkü birilerinin emri altında çalışır pozisyonda olmak işlerine gelmiyor. Ama buradakiler henüz genç. Yurt dışındaki eski hackerların bir müddet sonra taraf değiştirdiğine şahit olduk. Kaçarak bir yere varamayacaklarını anlıyorlar ve huzur arıyorlar.” 100 DOLARA HESAP BİLGİSİ “Hesap bilgilerinin alınıp satıldığı bir piyasa var. Yeraltı pazarı, yeraltı ekonomisi var. Hesabı kıran adam asla hesabı boşaltan adam değildir. Hackerlar sadece bilgiyi çalar. Hesabı boşaltanlar ise genellikle suç örgütleridir. Kademe kademe kişilerden oluşur bu iş. 100 dolara kredi kartı bilgisi satın alabiliyorsunuz. O hesap doluysa kardasınız. Boşsa zarardasınız.” EMNİYETTEN ALTIN UYARILAR - Bilgisayarınıza antivirüs programı yükleyin. - Kullandığınız şifreler uzun ve karışık olmalı. Büyük harf, küçük harf ve sayı ve işaretlerden oluşturulmalı. - Kendi bilgisayarınız dışında bir bilgisayardan veya internet kafeden, internet banka hesabınıza girmeyin veya kredi kartı bilgilerinizi vermeniz gereken alışverişleri yapmayın. Wireles (kablosuz bağlantı) ile internete bağlandığınız durumlarda da bu ayırlar geçerli. -Atm cihazlarında işlem yaparken kart giriş haznesi içinde herhangi bir aparatın olup olmadığına bakın. Tuş takımı üzerinden sonradan yerleştirilmiş bir aparat veya yapışkanın olup olmadığını elinizle kontrol edin. -Kafe ve restoranlarda kredi kartınızı asla garsona vermeyin. Masaya seyyar pos makinesi isteyin. -Facebook ve diğer sosyal ağlardaki bilgi paylaşımı büyük risk. Bu ortamlarda asla yakın aile üyelerinizin bilgilerini vermeyin. Dayınızın adına ulaşan dolandırıcılar, aynı anda anne kızlık soyadınıza da ulaşmış olur. -Tanımadığımız kişilerden gelen maillerin içindeki linklere tıklamayın. Bazı sitelere girer girmez virüs bulaşabilir. Güvenli ve bilinen siteleri kullanın. HACKER KİMDİR? Sürekli olarak sistemleri bozan, başkalarına zarar veren ve bunu bir yaşam biçimi haline getirip haksız kazanç elde eden kişiye denir. ZOMBİ BİLGİSAYAR NEDİR? Bir bilgisayara virüs ya da truva atı göndererek onu yönetmektir. Kişi bazen bilgisayarının zombi (köle) olduğunun farkına varmaz. HACKER KAMERAMIZI AÇABİLİR Mİ? Hacker eğer bilgisayarımıza truva atı gönderdiyse webcamimizi ya da mikrofonumuzu istediği gibi açabilir. BİLİŞİM SUÇLARI 2011’DE YÜZDE 18 ARTTI Adli Bilişim Uzmanı Çığır İlbaş ve Avukat Mehmet Ali Köksal tarafından hazırlanan “Türkiye’de Bilişim Suçları 1990-2011” çalışması, Türkiye’de mahkeme kayıtlarına geçen ilk bilişim suçunun işlendiği 1990 yılından 2011 yılının Temmuz ayına kadar yıl ve il bazında mahkemelere intikal eden 40 farklı suç maddesine ait 73 bin 185 adet ceza ve hukuk davasını içeriyor. Bu dönemde yargılanan toplam 98 bin 391 sanık bulunuyor. Raporda bilişim suçlarında il bazında İstanbul, Muğla ve Antalya, coğrafi bölge bazında ise Marmara, Ege ve Karadeniz bölgeleri ilk 3 sırada yer aldı. Bilişim suçu davalarının yıllık artış oranı, 2011 yılında yüzde 17.96 olarak gerçekleşti. İstanbul’da polis bölgesindeki 8 aylık süredeki bilişim suçları ise şöyle gerçekleşti: - 819 Banka ve kredi kartı dolandırıcılığı - 216 İnteraktif Banka Dolandırıcılığı - 560 Bilişim Sistemlerine girme, sistemi engelleme bozma, verileri yok etme 10 Ekim 2011 |
||||||
|
'Steve Jobs dünyayı değiştirdi' |
||||||
ABD Başkanı Barack Obama ve Rusya Fedarasyonu Başkanı Dimitri Medvedev, 56 yaşında pankreas kanserinden ölen Amerikan elektronik devi Apple'ın kurucusu Steve Jobs'un "dünyayı değiştirdiğini" söyledi. Obama, Jobs'u öngörü sahibi bir kişi ve ABD'nin en büyük mucitlerinden biri olarak tanımladı. Barack Obama, Jobs'un başarısının en açık kanıtının, dünyanın büyük bir bölümünün ölüm haberini kendi geliştirdiği cihazlardan öğrenmesi olduğunu belirtti. İngiltere Başkanı David Cameron, "dahi" olarak nitelediği Jobs'un geliştirdiği ürünlerle insanların çalışma biçimlerini değiştirdiğini kaydetti. Twitter, Facebook ve YouTube'da milyonlarca kişi, başsağlığı mesajı yazdı. Çin'de Twitter'ın benzeri olan Weibo'da 35 milyon kişi üzüntülerini bildirdi. Dünyanın birçok yerinde, Apple mağazalarına, çiçekler ve şirketin logosunu simgeleyen ısırılmış elmalar bırakıldı. 'Edison ve Einstein'la birlikte anılacak' New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg, "Amerika, Edison ve Einstein'la birlikte anılacak, icatları gelecek nesillerin hayatını şekillendirecek bir dahisini kaybetti." dedi. Apple'ın rakipleri Microsoft, Google, Sony ve Samsung da Jobs'un ölümü ardından başsağlığı mesajları yayımladı. Microsoft'un kurucusu Bill Gates, rakibinin dünya üzerinde nesiller sürecek bir etki bıraktığını söyledi; Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg, Jobs'u 'akıl hocası' diye tanımladı. Patent hakları konusunda Apple'la mahkemelik olan Samsung'un İcra Kurulu Başkanı GS Choi, "Yeninilikçi bir ruh" dediği Steve Jobs'un bilgi teknolojisi sanayinde devrim yarattığını belirtti. Jobs, iPhone, iPod ve iPad gibi cihazlar başta olmak üzere Apple'ın geliştirdiği pek çok ürünün arkasındaki beyin olarak tanınıyordu. Apple şirketi yasta Apple'ın kurucularından Steve Jobs, 56 yaşında kansere yenik düştü. Ölümü ardından yayınlanan taziye mesajlarında, ''teknolojide yeni ufuklar açışına'' vurgu yapılıyor. Apple'ın açıklamasında "Steve'in parlak zekası, tutkusu ve enerjisi, hepimizin hayatını zenginleştiren ve iyileştiren sayısız yeniliğin kaynağı oldu. Dünya Steve sayesinde, çok daha iyi bir yer" denildi. Jobs 2004'te kanser tedavisi görmeye başlamış; 2009 yılında da karaciğer nakli ameliyatı olmuştu. Ocak ayında son yıllarda üçüncü kez sağlık sorunlarını gerekçe göstererek izne ayrılan Jobs, altı hafta önce de şirketin icra kurulu başkanlığından ayrıldığını açıklamış ve görevi Tim Cook'a bırakmıştı. Jobs'un Suriyeli babasıTim Cook, haberi büyük bir üzüntüyle öğrendiklerini söyledi. Cook, "Apple, vizyon sahibi bir kişiyi ve bir yaratıcı dehayı; dünya inanılmaz bir insanı kaybetti." dedi. Dünyanın en büyük şirketlerinden biri olarak Apple'ın başarısı büyük ölçüde Steve Jobs'a bağlanıyordu. 'Maalesef o gün geldi' Elektronik ve bilgisayar devi Apple'ın CEO'su Steve Jobs, görevini Tim Cook'a bıraktığını açıkladı. Suriyeli Prof. Abdulfettah Candali ile Amerikalı Prof. Joanne Carole Schieble'nin oğlu olan Steve Jobs, evlatlık olarak verildiği bir ailede yetişti. 80 yaşında olan ve halen Nevada'da yaşayan Candali, bir gazeteye verdiği demeçte, oğlunu çok görmek istediğini ancak "Suriyelilik gururunun bunu engellediğini" söylemişti. Üniversite eğitimini yarım bırakan Jobs, teknoloji şirketlerinde çalışarak kendini geliştirdi. Apple şirketini, 1976'da arkadaşı Steve Wozniak ile kurdu. 1980'lerde Apple II model bilgisayarın başarısı Jobs'u milyoner bir işadamı haline getirdi. Bunu takip eden Mac modeli de başarılı oldu, ancak yönetim kurulu, anlaşmazlığa düştüğü Jobs'un yetkilerini sınırlayıp 1985'te onu işten çıkardı. Apple bunun ardından yaşadığı durgunluğu, ancak Jobs'un kurduğu bilgisayar şirketi NeXT'i satın alıp, onu yeniden şirket bünyesine alınca aştı. 1997'de Apple'ın 'geçici' yönetim kurulu başkanı olan Jobs, 'geçici' yaftasından ancak üç yıl sonra kurtuldu. Jobs bilgisayar sektöründe devrim yaratan bir isim olarak görülmenin yanında, kurduğu diğer şirketi Pixar ile bilgisayar animasyonunda yeni ufuklar açtı. Jobs'un en önemli başarısı ise 2007'de piyasaya sürülen iPhone olarak gösteriliyor. Piyasa değerinin 351 milyar dolar olduğu tahmin edilen Apple, dünyanın en büyük teknoloji şirketi. Sadece petrol şirketi Exxon Mobil'in değeri Apple'ınkinden daha fazla. 6 Ekim 2011 |
||||||
|
Erdoğan'ın Fotoğrafı Hacklenen İslam Karşıtı Sitede |
||||||
Hollandalı islam karşıtı aşırı sağcı politikacı Geert Wilders'in internet sitesi Türk bilgisayar korsanları tarafından saldırıya uğradı. Hollanda meclisinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a sarf ettiği çirkin sözler üzerine harekete geçen ve kendisini Türk ve Müslüman olarak tanıtan 'Setembox' adlı hacker, Geert Wilders'in internet sitesine Başbakan Erdoğan'ın fotoğrafını yerleştirdi. Geert Wilders, kişisel sitesinin hacklenmesi üzüntüyle takip ettiğini söyledi. 24 Eylül 2011 |
||||||
|
Facebook'ta Profil gitti 'Zaman tüneli' geldi |
||||||
Facebook, kurucusunun ağzından, önümüzdeki haftalarda tüm kullanıcılar için aktif hale gelecek olan 'Zaman tüneli'ni tanıttı. Facebook, genel merkezinin bulunduğu San Francisco’da düzenlediği geleneksel f8 geliştirici konferansında, merakla beklenen yeniliklerini Mark Zuckerberg’in açıklamalarıyla tüm dünyaya canlı yayınla duyurdu. Facebook, 'Profil' sayfasını baştan yaratarak geliştirdiği 'Zaman tüneli' sayfası ile 800 milyonu aşkın kullanıcısına kendilerini çok daha farklı ve kapsamlı şekilde ifade edebilecekleri bir platform sunacak. Facebook kullanıcılarının halihazırda kendileriyle ilgili paylaşmak istedikleri bilgilere yer verdikleri 'Profil' sayfasının yerine geçecek olan 'Zaman tüneli' sayfasında kullanıcıların yaşamlarıyla ilgili tüm hikayeleri ve paylaşımları geriye doğru kronolojik sıra içinde yer alacak. 'Zaman Tüneli' bu özelliğiyle kullanıcıların yaşamlarında önem verdikleri her şeyi tek sayfada bir araya getirebilmesini ve paylaşabilmesini sağlayacak. Mark Zuckerberg, 'Zaman tüneli' ile birlikte Facebook’un uygulamalar açısından da yeni bir döneme girdiğini açıkladı. Facebook üzerinde artık iletişim uygulamaları ve oyunların yanı sıra müzik, video ve haber paylaşımını kolaylaştırıcı medya uygulamaları ile kullanıcıların günlük yaşamlarındaki spor ve eğlence benzeri etkinliklerini paylaşmalarını kolaylaştırıcı uygulamalar da daha çok geliştirilecek ve kullanımları kolaylaşacak. Facebook’un sosyal medyada devrim yaratacak yenilikleri, önümüzdeki haftalarda tüm kullanıcılar için aktif hale gelecek. ZAMAN TÜNELİ — Kullanıcıların, kendilerini ve yaşam hikayelerini diledikleri içerikte ve kapsamda, tek bir sayfada derlemelerini ve paylaşabilmelerini sağlayacak — Uygulamalardan gelen bilgiler istenirse otomatik olarak yer alacak; örneğin Facebook üzerinden müzik dinleyen bir kullanıcının dinlediği müziklerin bilgileri, eğer isterse doğrudan 'Zaman tüneli'ne eklenecek. Böylece her kullanıcının yaşam hikayesini yansıtan 'Zaman tüneli' içinde, paylaşımların yanı sıra geçmişte dinlediği müzikler, izlediği videolar, ziyaret ettiği yerler gibi tüm etkinlikleri yer alabilecek. — Tasarımın üst bölümünde kullanıcıların kendilerini ifade eden diledikleri bir kapak fotoğrafının yer alacağı bir alan bulunacak. Ayrıca kapak fotoğrafının sağ tarafında bulunan hızlı erişim zaman cetveli sayesinde zaman tünellerinin dilenen anına hızlıca erişilebilecek. — Kullanıcılar 'Zaman tüneli' sayfalarının içeriğini, kullanıcı günlükleri üzerinden rahatça yönetebilecek. Tüm paylaşımlarının yer aldığı günlükten paylaşmak ya da gizlemek istediği iletileri seçebilecek olan kullanıcılar dilerlerse 'Zaman tüneli' sayfalarını sadece fotoğraf ya da sadece video gibi belirli başlıklar altındaki paylaşımlarının yer alacağı şekilde filtreleyebilecek. 22 Eylül. 2011 |
||||||
|
Japon savunma devi Mitsubishi hacker kurbanı |
||||||
Mitsubishi Heavy Industries'in tesislerindeki bilgisayar sistemlerine 8 ayrı virüsle saldırı düzenlendi. Japonya’nın en büyük savunma ürünleri yüklenicisi Mitsubishi Heavy Industries Ltd, yaptığı açıklamada, bilişim korsanlarının bilgisayarlarına giriş yaptığının tespit edildiğini bildirdi. Bir gazetede ise şirketin denizaltı, füze ve nükleer enerji üretim tesislerinin hedef alındığı bilgisine yer verildi. BTnet.com.tr'nin aktardığına göre şirket, yaptığı açıklamada Japonya savunma sanayine yönelik olarak ilk kez yaşanan bu siber saldırı sonucunda bazı bilgilerin çalınmış olabileceğini itiraf etti. Mitsubishi Heavy sözcüsü de, “IP adresleri gibi bazı sistem bilgilerinin sızdırıldığını gördük. Daha fazla ne gibi bilgilere erişim olabildiğini bilmiyoruz. Ama ürünlerimiz veya teknolojilerimize dair hayati verilerin emniyette olduğunu söyleyebiliriz” diyerek, şirketin siber saldırıyı ilk olarak 11 Ağustos’ta fark ettiğini vurguladı. Lockheed Martin ve diğer ABD savunma sektörü yüklenicilerine yönelik çevrimiçi saldırıların ardından, Japonya savunma sektörünü ele alan ve geçtiğimiz ay yayınlanan bir rapor da siber saldırılara karşı dikkatli olunması uyarısında bulunmuştu. Söz konusu saldırıların merkezinin Çin olduğuna dair şüpheler de vardı. Yomiuri gazetesi ise şirketin Tokyo’daki merkezinin yanı sıra, üretim ve Ar-Ge noktalarında virüs bulaşmış yaklaşık 80 bilgisayarın bulunduğunu bildirdi. Gazetenin isim vermediği bir kaynağa dayandırarak verdiği habere göre, bu tesislerden biri olan Kobe Shipyard’da halen denizaltılar inşa ediliyor ve nükleer güç merkezleri inşa etmekte kullanılan parçalar üretiliyor. Nagasaki Shipyard ise eskort gemileri üretiyor. Nagoya fabrikasında da güdümlü füze ve roket motoru üretiliyor. EN AZ 8 FARKLI VİRÜSLE SALDIRMIŞLAR Yomiuri gazetesinin haberine göre, Mitsubishi Heavy’nin ana ofisi ve üretim noktalarında enfekte olmuş bilgisayar donanımından kilit bilgileri çalan Truva atı da dahil olmak üzere en az 8 farklı türde bilgisayar virüsü bulundu. Mitsubishi Heavy, ülkenin en büyük savunma sanayi yüklenicisi konumunda. Şirket Mart ayına kadar geçen 1 yıllık süreçte Japonya Savunma Bakanlığı’ndan 3,4 milyar dolar değerinde 215 anlaşmayı kazandı, yani bakanlığın söz konusu dönemdeki harcamalarının neredeyse dörtte birini üstlenmiş oldu. Bu anlaşmalara konu olan silahlar arasında karadan havaya Patriot füzeler ve AIM-7 Sparrow havadan havaya füzeler de var. Bu arada şirket, Boeing ile de yakın çalışma yürütüyor ve şirketin 787 Dreamliner jetleri için kanat üretiyor. Siber analist Andrew Davies, bunun Japonya’nın tespit ettiği muhtemelen ilk hacker saldırısı olduğunu belirterek, “Bu, büyük ABD savunma şirketlerinde de çokça gördüğümüz bir şey. Japonya, dünyanın en sofistike konvansiyonel denizaltılarını üretiyor. Çok ilginç entegre çözümleri, kendi özel mekanik, elektronik ve kontrol sistemleri var. Bir Japon denizaltısının tasarımını ele geçirip 'hack'leme konumunda olmak çok çekici bir hamle olur” dedi. 19 Eylül. 2011 |
||||||
|
İnternette fatura ödeyenlere tuzak |
||||||
Fatura ödemesi yapmak için düzenlenen internet sitelerine giren 147 kişinin kredi kartı bilgilerini kullanarak harcama yapan 17 kişi yakalandı. Kayseri Emniyet Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, bilişim suçu işlediği belirlenen kişilerin yakalanması amacıyla Kayseri, İstanbul, Mersin, Sakarya ve Kars'ta düzenlenen eş zamanlı operasyonda, 17 kişinin gözaltına alındığı belirtildi. Açıklamada, yakalanan kişilerin organize suç örgütü oluşturarak, internette kurdukları siteler üzerinden kredi kartı kullanıcılarının bilgilerini elde ettikleri ve bu bilgileri kullanarak harcama yaptıkları ifade edildi. Suç örgütünün 147 kişinin bilgilerini kullandığı kaydedilerek, gözaltına alınan zanlıların ikametlerinde yapılan aramalarda da çok sayıda sahte nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, sarı basın kartı, kimlik kaplamada kullanılan PVC makinesi, başkalarına ait 33 adet kredi kartı ve kredi kartı bilgileri, 13 adet bilgisayar, 20 adet cep telefonu, 28 adet sim kart ve dijital materyallerin ele geçirildiği bildirildi. Emniyet yetkilileri, vatandaşların arama motorları yardımı ile buldukları her fatura ödeme sitelerine güvenmemelerini, kimlik ve kredi kartı bilgilerini internet ortamından kullanırken dikkatli olmaları yönünde uyardılar. 16 Eylül 2011 |
||||||
|
Twitter 100 milyon faal kullanıcıyı aştı |
||||||
Mikro blog ağı Twitter faal kullanıcılarının sayısının 100 milyon eşiğini aştığını, ama şirketi halka açmayı düşünmediklerini söylüyor. 100 milyon Twitter kullanıcısının yarısı, günde en az bir kez sayfaya giriyor. İSTANBUL - Dick Costolo düzenlediği basın toplantısında, şirketin bağımsız kalmasını istediklerini vurguladı. Costolo "Bağımsız kalmak, şirketi istediğimiz şekilde büyütmek ve kendimiz bu yönde bir karar almadıkça, halka açık piyasalara minnettar duruma düşmemek istiyoruz." dedi. Twitter genel başkanının açıklamasına göre, ayda en az bir kez sayfaya giren kullanıcıları esas alarak yapılan hesaplamalar, faal Twitter kullanıcılarının bu yıl %82 oranında arttığını gösteriyor. Twitter bu yaz 400 milyon dolar tutarında risk sermayesi fonu oluşturdu. Twitter geçen yıldan itibaren kısıtlı olarak bazı alanlarında reklama yer vermeye başlamıştı. Ancak şirket, ticarileşmenin bazen sosyal paylaşım sayfalarını kullananları yabancılaştırdığı inancında. DAHA FAZLA REKLAM Twitter Genel Başkanı Costolo, elde ettikleri sonuçların şirketin beklentilerini aştığını beliterek, "Faaliyet düzeyini göz önünde tutarak, bu işi daha da ileriye götürmeye hazır olduğumuzu düşünüyoruz" dedi. Twitter "promosyon tweetleri" olarak bilinen hizmetinde reklamlara yer vermek istiyor. Şimdiye kadar "promosyon tweetleri", örneğin bir dükkan ya da mekan zincirini tanıtan mesajlar, yalnızca bir kullanıcının o şirketin izleyicileri arasında olması halinde gönderiliyordu. Dick Costolo şirketin tamamen reklam geliriyle ayakta durabileceğini, kendilerinin de, dev bir bağımsız şirket olarak piyasada yer alabilmek için sadece reklam geliriyle yaşanması gerektiğine inandıklarını dile getirdi. Twitter, kullanıcılarına 140 vuruştan oluşan mesajlar (tweet'ler) gönderme ve alma olanağı tanıyor. Twitter'ın 200 milyon kayıtlı kullanıcısı var; Facebook'un kullanıcılarıysa 750 milyon. 09 Eylül. 2011 |
||||||
|
IFA Fuarı |
||||||
|
|
||||||
|
Facebook'tan bir ilk daha |
||||||
Dünya çapında 700 milyonu aşkın kullanıcısıyla birçok ilke imza atan sosyal paylaşım platformu Facebook, ilgi bir çekici bir yenilikle daha haber oldu. Bu Facebook haberini özellikle futbolseverler beğenecek... İngiltere Futbol Federasyonu'ndan yapılan açıklamaya göre, ülkenin en önemli turnuvalarından sayılan FA Kupası eleme maçı Ascot United-Wembley FC, dün akşam sosyal paylaşım platformu Facebook üzerinden canlı yayınlandı. Wembley FC'nin 2-1 kazandığı maçın Facebook üzerinden yayınının FA Kupasının ana sponsoru tarafından organize edildiği belirtildi. İnternet kullanıcılarının arkadaşlarıyla iletişim kurmasını ve bilgi alış verişi yapmasını hedefleyen Facebook, 4 Şubat 2004 tarihinde Mark Zuckerberg tarafından kuruldu. Kullanıcı sayısı 700 milyonu aşan Facebook sitesinin 2 bini aşkın çalışanı bulunuyor. 20.08.2011 |
||||||
|
Kaspersky: İnternette sörf bu ülkelerde 'tehlikeli' |
||||||
Kaspersky lab, tehlikeli yazılımlara açıklık anlamında internette gezinmenin en riskli olduğu ülkeleri açıkladı. 2011 yılı ikinci çeyrek BT tehditlerine göre web’de gezinmek internetin en riskli faaliyetleri arasında yer almaya devam ediyor. Kötü amaçlı yazılım yaymayı hedefleyen web sitelerinin yüzde 87’sinin ise 10 ülkede yoğunlaşmış olduğu gözlemleniyor. Kaspersky Lab tarafından hazırlanan 2011 yılı ikinci çeyrek BT tehlikeleriyle ilgili “Top 10” listesinde ilk sırada yüzde 28.53’lük oranla Amerika Birleşik Devletleri yer alırken, ikinci sırada yüzde 15.99 ile Rusya geliyor. Hollanda ise kötü amaçlı yazılımları bulunduran sitelerin sayısını azaltma konusunda öncülük yaparak bu oranı geçen çeyreğe kıyasla yüzde 4.3 oranında geriletip yüzde 7.57’ye düşürdü. Bu düşüşteki en büyük pay Hollanda polisine ait olurken, yapılan çalışmalar arasında Bredolab ve Rustock gibi botnetlerin etkisiz hale getirildiği de görülüyor. İçinde ABD ve Rusya’nın da bulunduğu kötü amaçlı yazılımlara ev sahipliği yapan sitelerin bulunduğu ülkeleri “Top 10” listesinde açıklayan Kaspersky Lab uzmanları, kullanıcıların internetten virüs kapma riskinin de araştırmasını yaparak ülkeleri yerel virüs bulaşma seviyelerine göre toplam 3 gruba ayırdı: • Yüksek risk taşıyan ülkeler: Bu grupta yer alan ülkelerde tekil kullanıcıların %41-60’i web saldırılarına maruz kalıyor. Grupta Umman, Rusya, Irak, Azerbeycan, Ermenistan, Sudan, Suudi Arabistan ve Belarus yer alıyor. İkinci çeyrekte bu gruba dahil olan ülkeler arasında Sudan ve Suudi Arabistan ile düşüş gösteren Kazakistan yer alıyor. • Orta derecede risk taşıyan ülkeler: yüzde 21-40’lık dilimde yer alan bu grupta toplam 94 ülke yer alıyor. Ülkelerin yüzdeleri ise sırasıyla Amerika Birleşik Devletleri yüzde 40.2, Çin yüzde 34.8, İngiltere yüzde 34.6, Brezilya yüzde 29.6, Peru yüzde 28.4, İspanya yüzde 27.4, İtalya yüzde 26.5, Fransa yüzde 26.1, İsveç yüzde 25.3 ve Hollanda yüzde 22.3. Amerika Birleşik Devletleri yüzde 40.2’lik pay ile FakeAV algılama sayısının artmasından dolayı “yüksek risk taşıyan ülkeler” grubuna dahil olmaya oldukça yakın. • İnternette gezmesi güvenli ülkeler: yüzde 11.4-21 diliminde yer alan bu grupta, İsviçre yüzde 20.9, Polonya yüzde 20.2, Singapur yüzde 19.6, Almanya yüzde 19.1 yer alıyor. 2011 ikinci çeyreğinde, Finlanda yüzde 22.1’lik yüzde ile toplam 5 ülke bu gruptan orta derecede risk taşıyan ülkeler grubuna geçti. 2011İN DİKKAT ÇEKEN OLAYLARI 2011’in ikinci çeyreği büyük şirketlerin hacklenmesi konusunda da oldukça hareketliydi. Sony, Honda, Fox News, Epsilon ve Citibank hacklenen madur şirketler arasında yer aldı. Bu dalga daha çok, devletlerin veya büyük firmaların hareketlerini protesto etmek için hackleme ve sistemleri çökertme olan “hacktivism” hareketinin parçası olarak ivme kazanmaya devam ediyor. 2011’in ilk çeyreğinde LulzSec adlı yeni bir grup ortaya çıktı. LulzSec, 50 gün içerisinde yüksek sayıda sistemi ele geçirdi ve onbinlerce kişisel bilgiyi yayınladı. 2011’in ikinci çeyreğinde ise Kaspersky Lab’in küresel çapta tespit ettiği sahte antivirüs program sayısı yükselmeye başladı. Sadece üç ay içerisinde sahte yazılımların bilgisayara indirilmesini engelleyen kullanıcı sayısı %300’lük bir artış gösterdi. Kaspersky Lab uzmanları, mobil platformları hedefleyen tehlikelerin artarak devam ettiğini belirtti: 2011 ikinci çeyreğinde J2ME program üzerinde çalışan tehlikeler iki katına çıkarken, Android’i hedefleyen kötü amaçlı yazılımlar ise üç katına çıktı. Bir kez daha Android’in resmi mağazasında kötü amaçlı yazılımlar ele geçirildi. 20 Ağustos. 2011 |
||||||
|
5 Kasım’da Facebook’u Çökerteceğiz |
||||||
Bilgisayar korsanlarından oluşan Anonymous adlı grubun hedefinde şimdi Facebook var. En azından iddialar o yönde. İnternette virüs hızıyla yayılan bir videodaki iddiaya göre grup, 5 Kasım’da Facebook’u işlemez hale getirecek. Twitter hesabından da duyurulan manifestoda Facebook, açılan hesapların tamamen silinmesini engellemekle suçlanıyor. Aynı zamanda Facebook’un hükümet birimlerine bilgi sattığı ve güvenlik şirketlerine kullanıcıların bilgilerini vererek milyonlarca kişinin izlenmesine olanak tanıdığı iddia ediliyor. Mesajda, Anonymous’un bu nedenlerle 5 Kasım’da Facebook’u felç edeceği duyuruluyor. Güvenlik Uzmanları Tehdide İnanmadı Ancak Anonymous’un yayınladığı izlenimini veren bu mesajı bazı güvenlik uzmanları gerçekçi bulmadı. Kaspersky Lab. yöneticisi Eugene Kaspersky, mesajın duyurulduğu Twitter hesabında kullanılan farklı isim ve verilen bağlantılardaki reklamların kendisini şüphelendirdiğini ve bu tehdidin altında Anonymous’un olduğuna inanmadığını söyledi. ASSOCIATED PRESS Hükümet dairelerinin bilgisayar sistemlerini de korsanlardan korumak için büyük çaba harcanıyor Bazı köşe yazarları da “Birini bilgisayar korsanlığıyla vurmayı düşünüyorsanız siz siz olun önceden haber vermeyin. Hele de eylemi hangi gün yapacağınızı hiç söylemeyin” diyerek tehdidi Anonymous’un yaptığına inanmadıklarını esprili bir dille anlattı. Facebook, kullanıcıların güvenliğini yeteri kadar gözetmediği eleştirilerine sık sık hedef oluyor. Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, bu yöndeki eleştirileri yanıtlarken “Kullanıcıların bilgilerini kimseye satmadık, satmayacağız” demişti. Anonymous’un adını tüm dünyanın duymasını sağlayan eylemleri WikiLeaks’e yaptırım uygulayan şirketlerin internet sitelerine yönelik korsanlık saldırılarıydı. 10 Ağustos 2011 - Voanews-Selin Süer Ünlü-Washington |
||||||
|
Uluslararası en büyük siber saldırı |
||||||
Bilgisayar güvenliği şirketi McAfee, tarihin bilinen en büyük seri siber saldırısında korsanların aralarında Amerika Birleşik Devletleri, Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin de bulunduğu 70'den fazla ülke, örgüt ve şirketin veritabanlarına sızdığını açıkladı. McAfee, siber saldırıların aralıklarla beş yıldır devam etmekte olduğunu ve hedef alınan kurumların 49'unun Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunduğunu belirtti. McAfee'ye göre, bu ülke ve kurumların bilgisayarlarına sızan kişiler askeri sistemler ve uydu iletişimi gibi hassas verilerin peşinde. Şirket bu saldırıların ardında bir "devletin" bulunduğuna inandığını açıkladı ancak isim vermedi. 'Saldırının arkasında Çin olabilir' Washington Post gazetesine konuşan uzmanlar ise siber saldırılarının kaynağının Çin gibi göründüğünü söylediler. Ancak McAfee bunu doğrulamadı. Korsanların hedefleri arasında ABD, Tayvan, Hindistan, Güney Kore, Vietnam ve Kanada'nın yanı sıra, Güneydoğu Asya Ülkeleri Örgütü ASEAN, DÜnya Dopingle Mücadele Örgütü ve bir dizi savunma ve yüksek teknoloji şirketi de bulunuyor. McAfee'nin yayımladığı 14 sayfalık rapora göre korsanlar 2008'de Cenevre'deki Birleşmiş Milletler Merkezi'nin bilgisayarlarına sızıp, iki yıl boyunca buradaki verileri taradılar. 3 Ağustos 2011 |
||||||
|
Apple'ın nakit rezervi ABD'yi geçti |
||||||
Elektronik devi Apple'ın nakit rezervi Amerika Birleşik Devletleri'nden daha fazla. ABD Maliye Bakanlığı'nın son rakamlarına göre, ülkenin harcanabilir nakit rezervi 73,7 milyar dolar. Amerika Birleşik Devletleri, Yaşam Apple şirketinin son açıklanan mali bilgilerine göre ise, 76,4 milyar dolarlık nakit rezervi bulunuyor. Mevcut durumda, ABD hükümetinin aylık harcaması gelirinden 200 milyar dolar daha fazla. Apple ise finansal raporuna göre hızlı bir biçimde para kazanıyor. Bankada 75 milyar doları aşkın geliri bulunan şirketin, bu parayla ne yapacağı da spekülasyon konusu. Sektörü takip edenler, şirketin gelirini başka firmaların satın alınması ya da patent alımı gibi stratejik hamleler için kullanacağını düşünüyor. Apple, yakın zamanda Nortel firmasından patent almak amacıyla Microsoft ile işbirliği yapmıştı. Şirketin, ses ile kimlik tespiti gibi teknolojiler üreten küçük firmaları da satın almak isteyebileceği tahmin ediliyor. ABD hükümeti ise ciddi bir borç kriziyle karşı karşıya. Temsilciler Meclisi'nin ülkenin borç tavanını artırma üzerine bir planı oylaması bekleniyor. Eğer bir uzlaşmaya varılamazsa, federal hükümet 14,3 milyar dolarlık limitine ulaşacak. 29 TEMMUZ 2011 |
||||||
|
Facebook partilerine yasak önerisi |
||||||
Almanya’da kitlesel toplantılara dönüşen “Facebook partileri“ kriz yarattı. Bazı eyalet içişleri bakanlarının Facebook üzerinden düzenlenen partilere yasak getirilmesi önerisi tartışmaya yol açtı. Facebook üzerinden açılan davet sayfalarıyla binlerce kişiye duyurulabilen partiler Almanya'yı karıştırdı. Binlerce kişinin bu davet sayfaları üzerinden haberleşerek belirli bir yerde bir araya gelmesinin güvenlik sorunu yarattığını savunan bazı politikacılar devletin buna karşı önlem almasını istiyor. “Facebook partileri“ne yasak getirilmesini gündeme getiren Aşağı Saksonya Eyaleti İçişleri Bakanı Uwe Schünemann, hafta sonu “Welt am Sonntag“ gazetesine yaptığı açıklamada, kamu güvenliği ve düzeni tehlikedeyse zamanında önlem alınmasını istedi. Bu talebine gelen tepkiler üzerine yeni bir açıklama yapan Hrıstiyan Demokrat politikacı Schünemann daha sonra, genel bir yasağa karşı olduğunu, ancak toplanma yerinde tehlikeli bir durum söz konusuysa mevcut önlemlerle planlanan toplantının yasaklanması gerektiğini ifade etti. Facebook davetlerinin riskli olduğunu savunan bir diğer Alman politikacı Bavyera Eyaleti İçişleri Bakanı Joachim Herrmann da “parti katılımcılarının tek amacının sıklıkla etrafa zarar vermek olduğunu ve bu nedenle masum bir doğum günü partisinin kitlesel bir güvenlik sorunu doğurabileceğini“ savundu. Hamburg'daki doğum günü partisi Almanya'nın Hamburg kentinde haziran ayında kitlesel bir doğum günü partisi düzenlenmiş ve polis güvenliği sağlamakta büyük zorluk çekmişti. Doğum gününü kutlamak için arkadaşlarını Facebook’tan davet eden Alman Thessa, daveti yanlışlıkla herkese açık bırakınca olaylı bir doğum günü geçirmek zorunda kalmıştı. Doğum gününe bin 600 beklenmeyen misafir katılmıştı. Doğum günü partisi sırasında çıkan olaylarda 11 kişi gözaltına alınmıştı. 04/07/2011 |
||||||
|
Google+, sosyal ağ savaşında Facebook'a meydan okuyor |
||||||
İnternet devi Google, Facebook'a alternatif olabilecek, yeni bir sosyal paylaşım ağını hizmete soktu. 500 milyonu aşkın kullanıcı hedefleyen Google+ (Google Artı) kullanıcıları kendi fotoğraf, mesaj ve yorumlarını paylaşırken bir yandan da internet devinin harita ve görsellerinden yararlanabiliyorlar. Google+ aynı zamanda kullanıcıların bağlantılarını kolaylıkla gruplandırmalarına olanak sağlıyor. Kimi yorumcular ise Google'un video sohbet işlevi ekleyerek aslında Facebook özelliklerini aynı şekilde yeniden ürettiğini savunuyor. ABD'de her üç kişiden ikisinin internet aramalarında kullandığı Google, son yıllarda Facebook'a bir kaç darbe vurmayı başarsa da şirketin önceki sosyal ağ denemeleri başarısızlıkla sonuçlanmış, Google Wave ve Google Buzz, kullanıcıların fazla ilgisini çekmemişti. Yeni işlevler Şirket şimdi Google+ ile dört yeni özelliği sosyal paylaşım ağı kullanıcılarına sunarak bu pazarda kalıcı bir oyuncu olmaya soyunuyor: * Circles - Çember gruplar, kullanıcıların istedikleri arkadaşlarını gruplandırarak her bir grupla ayrı içerik paylaşmasına imkan tanıyor. * Hangouts - Takılmak sözcüğüne karşılık geliyor ve bu özellik, nerede olunursa olunsun, birden fazla kişiyle canlı video konferans sistemi sağlıyor, bu uygulamada kişilerin herhangi bir grup sohbetine girip çıkmalarını sağlıyor. * Huddle (Kalabalık) - toplu anında mesajlaşma özelliğini içeriyor. * Sparks (Kıvıcımlar)- sosyal ağ içinde ortak ilgileri bulunan kişilerin birbirini bulmasını sağlayan bir özellik olarak pazarlanıyor. Google+, şimdilik sadece belli sayıda kullanıcıya deneme amacıyla sunuldu ancak şirket sosyal ağı yakında herkese açmayı planlıyor. İnternet uzmanları, Google'un sadık Facebook kullanıcılarını kendi tarafına çekmekte büyük güçlük yaşayabileceği noktasında birleşiyor. 29 Haziran 2011 |
||||||
|
CIA 'yi vuran hackerlar: Oyun bitti |
||||||
Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA), Amerikan Senatosu, İngiltere Organize Suçla Mücadele Ajansı gibi kurumların internet sayfalarına başarılı saldırılar düzenlediğini belirten LulzSec adlı hacker grubu dağıldığını açıkladı. Yalnızca altı bilgisayar korsanından oluşan ekip, şirketlere ve hükümetlere ait web sitelerinde "sadece bunu yapabildikleri için" 50 gün boyunca aksamalara yol açıp bu kurumları teşhir ettiklerini duyurdu. Açıklamayı internet sitesi üzerinden yapan grup internet sohbet dilinde gülmek anlamına gelen "Lulz" adını kullanıyor. Hacker grubundan 'Whirlpool' olarak bilinen bir kişi BBC'ye "Belirli bir noktada daha ciddi işlere yönelik operasyonlar yapmak durumunda kalabiliriz" demişti. Guardian gazetesinin görüşlerine başvurduğu eski bir hacker olan güvenlik danışmanı Kevin Mitnick, daha büyük olan Anonymous adlı hacker grubunun bir kolu olduğu düşünülen LulzSec'in etkinliğine devam ettikçe yakalanma riskinin artacağını düşünerek faaliyetlerine son vermiş olabileceği görüşünde. Anonymous adlı grup, destekçilerini daha politik saikler üzerinden saldırılar düzenlemeye çağırırken, LulzSec adlı grup ise kendilerini harekete geçiren şeyin, "ham ve kesintisiz bir heyecan, eğlence ve anarşi atmosferinden" çok da başka bir şey olmadığını kabul ediyor. ABD'ye siber savaş tehdidi Financial Times gazetesinde bir yorum kaleme alan Thomas Wright ise CIA, IMF ve Citibank bilgisayar sistemlerine yapılan hacker saldırılarının ABD'nin hazırlıksız olduğu bir siber savaş tehdidiyle karşı karşıya olabileceğini gösterdiğini yazıyor. Obama'nın hükümetler tarafından desteklendiği düşünülen siber saldırıları bir savaş olarak nitelediğini belirten Wright, bu nitelemenin sonunda siber saldırıları düzenleyenlere karşı konvansiyonel silahların dahi kullanılabileceğini ifade ediyor. Wright'a göre bu "iki yüzlü bir politika" çünkü ABD kendi hükümetine yapılan saldırıları "savaş eylemi," kendi hükümetinin yaptığı siber saldırıları ise "casusluk olarak niteliyor" diyor. Financial Times'taki yorum yazısında son olarak, ABD'nin siber saldırılarla mücadele etmek için kendi kurumlarının yürüttüğü saldırıları da aynı şekilde değerlendirmesi ve sonrasında diğer hükümetlerle saldırmazlık anlaşması imzalaması gerektiği belirtiliyor. 27/06/2011 |
||||||
|
Sanal korsanlar, bu kez CIA sitesini 'çökertti' |
||||||
Bilgisayar korsanları grubu Lulz Security, ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı CIA'in internet sitesini geçici olarak çökerttiğini duyurdu. CIA.gov'u hedef aldığı iddia edilen sanal saldırı, grubun, olası hedefleri kendilerine bildirmeleri için, hayranlarına özel telefon hattını hizmete sokmasıyla aynı gün yaşandı. Lulz Security, siber saldırıyı sosyal paylaşım sitesi Twitter'dan duyurdu. CIA internet sitesine, Çarşamba günü çeşitli zamanlarda erişilemedi ancak sitenin bugün yeniden hizmet vermeye başladığı görülüyor. LulzSec grubunun iddiası da henüz doğrulanamadı. CIA sitesindeki kesintiye grubun düzenlediği saldırının mı yoksa çok sayıda internet kullanıcısının siteye erişmeye çalışmasının mı yol açtığı netleşmedi. 'Hizmet dışı' LulzSec, son aylarda Sony, Nintendo ve Fox news internet sitelerine yönelik siber saldırılarıyla gündeme geldi. Grubun dün de ABD Senatosu'na ait internet sitesine girdiği açıklanmıştı. Amerika Birleşik Devletleri Senatosu'nun internet sitesine siber korsanların giriş yapabilmesi ardından, güvenlik kontrollerinin gözden geçirileceği bildirildi. Yetkililerin yaptığı açıklamada olay "talihsiz" olarak nitelendi, ancak çalışanların güvenliğinin tehlikeye girmediği ifade edildi. "Hükümetten hazzetmiyoruz" Lulz Security'nin internet üzerinden paylaştığı dosyalar, senato ağına girdiklerine işaret ediyordu. Ancak dosyalardan hiçbiri "hassas belge" gibi görünmüyor. Lulz Security grubu yaptığı açıklamaya "Amerikan hükümetinden çok da hazzetmiyoruz" diye başladı. Açıklama, "Bu küçük, yalnızca eğlence için yaptığımız bir eylem ve senatonun sitesinden iç bilgiler aktarıyoruz. Bu sizce bir savaş eylemi midir? Bir sorun var mı?" diye devam etti. Amerika Birleşik Devletleri hükümeti, kendisine yönelik siber saldırıları "savaş eylemi" kabul edeceğini ve arkasında devletlerin olduğu anlaşılan eylemlere konvansiyonel yöntemlerle cevap verme hakkını saklı tutacağını açıklamıştı. 16/06/2011 |
||||||
|
Hacker'ların gizli dünyası |
||||||
Yalnız, asosyal, günler ve geceler boyunca bilgisayar başından kalkmayan bilgisayar kurdu gençler. Ancak bilgisayar korsanlarının sohbet odalarına konuk olarak onlarla ilgili araştırmalar yapan, internet güvenliği uzmanı Noa Bar Yosef tahmin ettiğinden çok farklı bir tabloyla karşılaşmış. "Hayatın anlamından, felsefeden çok bahsediyorlar" diyor. Geçenlerde konuk olduğu bir sohbet odasında felsefi birikim için en uygun okuma listesi tartışılıyormuş mesela. İçlerinden biri, "Kierkegaard ile başlamalı, Nietzsche ile devam etmeli, onu mutlaka Sartre takip etmeli" diyormuş. Ayrıca kadınlar ile ilgili sohbetlerinden de, korsanların hiç de sanıldığı gibi yalnız erkekler olmadığı sonucuna varmış Yosef. Kadınlar ile tecrübelerinin en popüler sohbet konularından biri olduğunu anlatıyor. Popüler bir başka konu da din. Bilgisayar korsanlarından biri internetteki sohbet odasının müdavimlerinin dini inançlarının istatistikini çıkarmış. Forum üyelerinin yüzde 29'unun Hristiyan, yüzde 28'inin dinsiz, yüzde 24'ünün Müslüman, yüzde 4'ünün Hindu, yüzde 1.8'inin ise Budist olduğu ortaya çıkmış. Tabii edebiyat da sık sık konu oluyor sohbetlere. Araştırmacı Noa Bar Yosef en çok, Stephen King ve Salinger'ın isimlerini duymuş. Meslek sırları Ancak tüm bunlardan, sohbet odalarında sadece bunların konuşulduğu sonucunun çıkmaması gerektiğini belirtiyor Yosef. Zira zamanlarının ciddi bir bölümünü mesleklerinden, yani bilgisayar korsanlığından konuşmaya ayırıyorlar. En çok da buldukları yeni yöntemleri paylaşıyorlar. 16/06/2011 |
||||||
|
Türkiye'de 32 'hacker' gözaltında |
||||||
|
Türkiye'de "Anonymous" adlı bilgisayar korsanları grubunun üyesi olduğu öne sürülen 32 hacker'ın gözaltına alındığı açıklandı.
12 kentte yapılan operasyonlarda gözaltına alınan kişilerden sekizinin çocuk yaşta olduğu belirtildi. Grup iki ay sonra yürürlüğe girmesi planlanan, internet kullanıcıları için zorunlu filtreleme uygulamasını protesto için eylem yapma tehdidinde bulunmuştu. Grup üyeleri Telekom İletişim Başkanlığı'nın internet sitesinin hackerler tarafından hedef alınmasından sonra gözaltına alındı. İspanya'da da grubun üç üyesi bazı internet sitelerine düzenlenen saldırılar ardından gözaltına alınmıştı. Filtrelemeye protesto 22 Ağustos'ta başlanacak uygulamayla internet kullanıcılarından, dört filtreleme paketinden birini seçmeleri istenecek. Uygulamayı protesto için İstanbul'da geçen ay "İnternetime Dokunma" sloganıyla binlerce kişinin katıldığı bir eylem yapılmıştı. Hükümet bu uygulamanın çocukları "internetten gelebilecek tehlikelerden koruyacağını" söylüyor. Fakat uygulamayı eleştiren Anonymous gibi gruplar hükümetin amacının interneti denetim altına almak ve muhalif sesleri bastırmak olduğunu savunuyor. Anonymous 10 Haziran'da Türkiye'deki protestolara destek vermek amacıyla bazı resmi siteleri, aşırı veri yüklemesiyle çökertti. 14/06/2011 |
||||||
|
Çin ve Vietnam'ın 'Siber savaşı' |
||||||
Vietnam ve Çinli siber korsanlar, birbirlerine karşı başlattıkları kampanyada, aralarında hükümet kurumlarının sayfalarının da olduğu yüzlerce internet sitesini hedef aldı. Çinli korsanlar, Vietnamlı kullanıcılara ait internet sayfalarına Çin bayrakları koydu, Vietnamlılar ise Çin internet sayfalarına silahlı insanların resimlerini ekledi. Gerilimin arka planında ise, iki ülke arasında, Güney Çin Denizi üzerinden yaşanan toprak anlaşmazlığı var. Güney Çin Denizi üzerinde hak iddia eden iki ülke arasındaki bölgesel anlaşmazlık, iki ülkenin vatandaşlarında da giderek artan bir öfkeye neden oluyor. Haftasonu, yüzlerce Vietnamlı, Çin'in tartışmalı sularda yaptığı deniz operasyonlarını protesto etti. Vietnam hükümeti, Çin'i sismik araştırma yapan bir Vietnam gemisinin kablolarını kesmekle suçlamıştı. Vietnam hükümeti, olayın sınırlarından 120 kilometre açıkta gerçekleştiğini iddia etmişti. Çin ile Vietnam'ın ilişkileri uzun süredir sıkıntılı ancak bu nedenle gerçekleşen halk gösterileri çok nadir yaşanıyor. Önemli deniz ticareti yollarının geçtiği ve petrol ile gaz yatakları olabileceği düşünülen Güney Çin Denizi üzerinde hak iddia eden diğer ülkeler ise Filipinler, Malezya, Brunei ve Tayvan. 14/06/2011 |
||||||
|
İnternet, çocuklar ve gençleri yalnızlaştırmak yerine sosyalleştiriyor. |
||||||
Acaba farkında olmadan sadece "sanal" sosyal ilişkileri olan çocuklar mı yetiştiriyoruz? Münihli araştırmacıların bu yöndeki çalışmalarından şaşırtıcı bir sonuç çıktı... Dışarıda hava günlük güneşlik... Ancak evin küçük beyi ya da küçük hanımı dışarıda oynamak, çıkıp açık havada dolaşmak yerine kamburu çıkmış bir şekilde saatlerdir bilgisayarın başında oturuyor. Hatta bilgisayar ekranı parlamasın diye perdeler de sıkı sıkı kapatılıp içerisi iyice iç karartıcı bir hâle dönüştürülmüş. "Hava çok güzel kızım, çıkıp arkadaşlarınla biraz oynasana" tarzındaki yakınmalarınız ise 'Üfff baba, canım istemiyor, dışarı çıkmayacağım" şeklinde sinirli bir yanıtla savuşturuluyor. Sonuç beklenenden farklı Ebeveynlerin endişesi boşuna değil. Çocukların ve gençlerin müdavimi oldukları sosyal paylaşım platformları ve sohbet odalarına dayalı bu yeni iletişim şekli bir yandan birçok avantaj sağlarken, diğer yandan birçok pedagoga göre içine kapanık ve sosyal iletişimde başarısız bireyler yetişmesine neden oluyor. Sosyalleşmenin sadece sosyal paylaşım platformu Facebook üzerinden sağlanabileceğini düşünen bir jenerasyon... Ancak bu konuda yapılan bir araştırma uzmanları şaşkınlığa düşürdü. Münih merkezli IFO Enstitüsü'nün araştırmasından beklenenden çok daha farklı bir sonuç çıktı. IFO Enstitüsü'nde eğitim ekonomisti olarak görev yapan Ludger Wößmann, internetin çocuk ve gençlerin okuldaki başarılarını -beklentilerin aksine- çok da olumsuz yönde etkilemediğini gördüklerini söylüyor. Wößmann "Çocukların sosyal iletişim ve grup içindeki davranışlarını incelediğimizde sonuçların çok daha kötü olacağını tahmin ediyordum. Ancak hiç de öyle olmadı. Bu konuda birçok hipotez üretebiliriz ama sonuçta elde edilen verileri dikkate almamız gerekiyor" şeklinde konuşuyor.
"Yalnızlaştırmıyor, sosyalleştiriyor" IFO Enstitüsü'nün "Yalnız sörfçü" adlı araştırması “Sosyal Ekonomik Panel”in yaklaşık 18 bin kişilik anket verilerine dayanıyor. Sosyal Ekonomik Panel, 1984 yılında bu yana her yıl aynı kişileri yaşam koşulları ve alışkanlıkları konusunda ankete tabi tutuyor. Anketlerde limitsiz ADSL kullanıcılarına yönelik ek sorular bulunuyor. Evinde ADSL bağlantısı bulunan çocukların arkadaşlarıyla buluşma sıklığı, okullardaki çalışma gruplarına katılımları... Sonuçlar Wößmann ve arkadaşlarını büyük şaşkınlığa düşürmüş. Wößmann "Grup aktivitelerine diğer çocuklardan çok daha fazla katıldıklarını, bir spor kulübüne üye olduklarını, müzik kursuna gittiklerini ya da gönüllü gençlerden oluşan itfaiyecilik gruplarına üye olduklarını gördük" açıklamasını yapıyor. Yani araştırmaya göre internet, çocuklar ve gençleri yalnızlaştırmak yerine sosyalleştiriyor. Bu araştırmaya bakacak olursak, çocukları internetin başından kalkmaya zorlamadan önce anlaşılan bir kez daha düşünmemiz gerekecek. 02/06/2011 |
||||||