Hazer.tv  

Facebook'a alternatif Diaspora yolda

 

İnternette sosyal iletişim ağı Facebook'a alternatif olarak geliştirilen Diaspora sitesinin kurucuları,
sitenin kodlarını 15 Eylül'de tüm dünyayla paylaşacak.

 

Diaspora projesinin ardında dört Amerikalı öğrenci var

Site, kaynak kodu isteyen herkese açık yazılımlar, yani açık kaynak kodu kullanıyor ve "gizlilik haklarını koruyan ve bireysel olarak kontrol edilebilen bir sosyal iletişim ağı" olarak tanımlanıyor.

Açık kaynak kodlu yazılımlar, kullanıcıya yazılımı değiştirme özgürlüğü sağlıyor, herkese açık ortak kullanım sunuyor.

Facebook bu yıl başlarında aşırı karmaşık ve kafa karıştırıcı olduğu gerekçesiyle eleştirilmiş, bu nedenle kişisel gizlilik haklarına ilişkin ayarları basitleştirmek zorunda kalmıştı.

Aynı dönemde ortaya çıkan Diaspora projesi, haliyle büyük ilgi çekmişti.

'Herkese açık kaynak'

Proje, her kullanıcının, hangi bilgiyi, ne şekilde paylaşabileceğine karar verebileceği bir özellik taşıyor.

Projenin ardında ise, dört Amerikalı öğrenci var.

Üçü bilgisayar mühendisi biri matematikçi olan gençler, projeye beş kuruş paraları olmadan başlamışlar.

Ancak geçen zaman içinde 6 bin 500 kişiden 200 bin dolar bağış toplamayı başarmışlar.

Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg'in de projeye bağış yaptığı söyleniyor.

Grubun, internet güncesine düştüğü notta "Diaspora'yı işletmeyi başardık, hoşumuza da gidiyor, 15 Eylül'de kodları kullanıma açacağız." yazıyor.

Kuruculardan Max Salzberg de BBC'ye yaptığı açıklamada "İnsanlara neyi paylaşıp neyi paylaşmadıklarını denetleme imkanı sunmak istiyoruz." diye konuştu.

Ancak bir çok uzman, Diaspora'nın Facebook ile rekabet etme şansının düşük olduğu görüşünde.

33 milyar dolar değerinde olduğu tahmin edilen Facebook'un 500 milyon kullanıcısı bulunuyor.

30/08/2010

Hewlett-Packard'dan ABD Adalet Bakanlığı'na 55 milyon dolar tazminat
 

Hewlett-Packard, Amerikan yönetiminin malzeme ve teçhizat dairesini dolandırmakla suçlanıyordu

Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı, Hewlett Packard'ın (HP) bazı bilgisayar şirketlerine, Amerikan hükümetine ürünlerini tavsiye etmesi için rüşvet niteliğinde para ödediğini savunmaktaydı.

55 milyon dolarlık tazminatın, şimdiye kadar Amerikan Adalet Bakanlığının uzlaşma yoluyla kazandığı en büyük meblağlardan biri olduğu belirtiliyor.

Bakanlık, açıklamasında, "bu davanın, rüşvetle Amerikan hükümetinin alımlarını lekelemeye çalışanlara izin verilmeyeceğini gösterdiğini" kaydetti.

Amerikan Adalet Bakanlığının bir sözcüsü, "İhaleye giren şirketlerin Federal kurumlarla iş yaptıklarında âdil hareket etmeleri gerekiyor." dedi.

Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin başlıca malzeme ve teçhizat dairesi olan GSA, 2002 yılında Hewlett-Packard ile anlaşma imzalamıştı.

Amerikan bilgisayar devi HP ile ilgili ilk suçlamalar, 2004 yılında iki şahsın açtığı davada ortaya ortaya atılmıştı.

Hewlett-Packard ile Adalet Bakanlığı arasında varılan uzlaşma ayrıca, 2002 yılındaki bilgisayar ve yazılım ihalesinde, HP'nin malzeme ve teçhizat dairesi GSA'ya eksik bilgi vermesi dolayısıyla hatalı fiyatlandırma olduğu suçlamalarını da çözüme kavuşturmuş oluyor.

31/08/2010

Hindistan Trafik Polisi, Facebook'ta iz sürüyor
Facebook'un trafik ihlali tespiti ve ihlali yapanın cezalandırılmasında rol oynadığını biliyor muydunuz?
Hindistan polisi başlattığı yeni uygulamayla yüzlerce trafik suçunu tespit ediyor.
 

Müfettiş Yaşvant Silva, yedi kişilik ekibiyle Yeni Delhi'deki trafik kontrol odasında bilgisayar ekranlarına kilitlenmiş durumda. Sosyal paylaşım sitesi Facebook’un sayfası açık. Ama durum düşündüğünüz gibi değil. Ne chat yapıyor, ne yüklenen eğlenceli videoları izliyor ne de arkadaşlarının sayfalarına yorum yazıyorlar.

Mesele ciddi ve bu ekip çok önemli izler peşinde. Zira Facebook'ta oluşturulan bu sayfa üzerinden Hindistan'ın başkentindeki “trafik ihlallerine ilişkin fotoğraflı ihbarları” takip ediyorlar.

Halk şikâyetleriyle destek veriyor

Müfettiş Yaşvant Silva halkın trafik ihlalleriyle mücadelede verdiği destekten memnun ve “Son üç ayda Facebook'ta sayfamızı takip eden ve ihlalleri ortaya koyan fotoğrafları yükleyenlerde artış oldu” diyor.

Silva, “Biz şikâyetleri inceliyor ve üst makamlara ya da ilgili karakollara bildiriyoruz. Bazen de mümkünse ihlali yapanı olay mahallinde buluyoruz” sözleriyle görevlerinin ayrıntılarını aktarıyor.

 

Fikir babası sonuçtan memnun

Dünyada en çok yol kazasının yaşandığı ülke Hindistan. Ulusal Suç Bürosu'nun raporuna göre kazaların yol açtığı ölümler 135 bini aştı. Trafik Dairesi, ruhsatlı araç sayısının 6 milyon 500 bini aştığını ve her gün binlik bir artış olduğunu bildirdi. Bu nedenle trafik ihlallerinin önüne geçilmesi büyük bir öncelik teşkil ediyor. Facebook'un trafik suçlarının önlenmesinde bir araç olarak kullanılması fikri, polis yetkilisi Satyendra Garg'a ait. Garg şunları aktarıyor: “Facebook projesine Mayıs ayında başladık ve üç aylık bir süre içersinde bize 21 bin kişi katıldı. Vatandaşlar, hatta polisler tarafından işlenen trafik suçlarını gözler önüne seren 400'ü aşkın fotoğraf yüklendi. Bu, herkesin yollardaki ihlaller karşısında bir şeyler yapılması gerektiğine inandığını ortaya koyuyor.”

Polisler de suçüstü yakalanıyor

Bu uygulama sayesinde trafik kullarına uyulmasını sağlamakla yükümlü trafik polislerinin ihbar edilmesi de gayet tabii ki bir hayli dikkat çekici. Satyendra Garg, gereğini yaptıklarını söylüyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “Polislerin hatta trafik polislerinin trafik ihlalini ortaya koyan çok sayıda fotoğraf var. Örneğin kask takmadan motosiklet kullanan bir trafik polisi gibi… Bu polislere karşı disiplin cezaları uygulandı. Bazılarını trafik birimlerinden aldık; çünkü en başta onların kurallara uymaları gerekiyor.”

Facebook'u sadece Hindistan polisi kullanmıyor. ABD ve İsrail'in de Facebook'ta halkı değişen yasal düzenlemeler konularında bilgilendiren, hatta halkı suçlarla mücadelede işbirliğine çağıran sayfaları var.

17/08/2010

İnternette Romantizm
 

Hayatın vazgeçilmezlerinden biri halinde gelen internetin aynı zamanda romantik bir ilişkinin de anahtarı olduğu ortaya çıktı. ABD’de yapılan bir araştırma ilginç sonuçlar içeriyor.

Işıkları karartın, slow bir parça açın ve internete girin…

ABD'li bilim insanları tarafından yapılan araştırma, evinde internet bulunan yetişkinlerin romantik bir ilişki yaşama şanslarının, olmayanlara göre çok daha yüksek olduğunu ortaya koydu.

Amerikan Sosyoloji Derneği’nin yıllık toplantısında açıklanan araştırmaya göre evde internet erişimi bulunan yetişkinlerin yüzde 82’den fazlasının eş ya da sevgiliye sahip olduğu, interneti bulunmayanlarda ise bu oranın yüzde 63’ün altında olduğu belirtildi.

Araştırmayı yürüten ekipten Stanford Üniversitesi Sosyoloji Bölümü üyesi Doçent Michael Rosenfeld, “Araştırmamız, internet erişiminin Amerikalılara partner bulmalarında ciddi şekilde yardımcı olduğunu göstermektedir" değerlendirmesinde bulundu.

1940'lı yıllardan bu yana yapılan araştırmalar, Amerikalıların büyük bölümünün eşlerini "arkadaş çevreleri" aracılığıyla tanıdığını gösteriyor. Birkaç yıl içerisinde ise internetin, insanların eşleri ile tanışmalarını sağlayan başlıca araç olması bekleniyor. 

Yeni bir sosyal yaşam

Öte yandan araştırmacılar, internetin çiftlerin, bilhassa da eşcinsel çiftlerin tanışma yeri olarak büyük bir önem kazandığını ortaya koydu. İnternette tanışan çiftlerin yüzde 61’ini aynı cinsiyetten kişiler oluşturuyor. Rosenfeld, “İnternette tanışan çiftlerin aynı cinsiyetten ve bir bakıma da farklı dinlerden olma olasılığı daha yüksek” şeklinde konuştu.

Araştırmanın başyazarı, “İnternet, sadece var olan ağlarımızla iletişimde bulunmamızı sağlayan yeni ve daha etkin bir yol değil, daha çok, sahip olduğumuz partner ve ilişkilerimizin tarzını şekillendirebilecek bir çeşit yeni sosyal araç” diyor.

Rosenfeld ve meslektaşları, araştırmaları için, ABD'de yaklaşık 4 bin yetişkinle yapılan anket sonuçlarını analiz etti.

16/08/2010

Facebook'ta Özel Hayatın Önemi Halen Anlaşılamadı
 

Facebook ya da Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinin kullanıcılarının çoğu, özel hayatını bu platformlarda deşifre ediyor. Paylaşımların tehlikeyi hafife almaktan mı yoksa bilgisizlikten mi kaynaklandığı merak konusu.

Günlük yaşamımızın vazgeçilmezleri arasına Facebook, Twitter, Xing, LinkedIn, MySpace gibi sosyal paylaşım ağları da girdi. Artık çoğu internet kullanıcısı elektronik postalarını kontrol ederken, sosyal paylaşım platformlarında yeni gelen mesajlarını, arkadaş ağındaki son gelişmeleri de takip ediyor.

Kullanıcı bilgilerine ulaşmak zor değil

 

Günümüzde kişisel verilere ulaşmanın ne kadar basit olduğunu ortaya koymak için ABD’de Ron Bowes adında bir güvenlik uzmanı 100 milyon facebook kullanıcısına ait kişisel bilgileri toplayarak internette yayımladı. Bowes bu bilgilere arama motorları sayesinde ulaştı. Peki, bahsi geçen listedeki 100 milyon kullanıcı profil bilgilerine internette basit bir arama sonucu ulaşılabildiğinin farkında mı? Alman İletişim ve İnternet Hukuku Enstitüsü’nden Profesör Dr. Klemens Skibicki özelikle 30 yaş altı günümüz kullanıcılarının, verileri paylaşırken nerdeyse hiçbir çekince yaşamadığını vurgulayarak bu kullanıcıların çoğu şeyin de farkında olduğu görüşünde. Skibicki, “Ne yaptıklarının farkındalar. İnternete yükledikleri fotoğrafların yayın hakkını ihlal ettiklerini ve bunların aslında hiçbir zaman silinmeyeceğinin bilincindeler” diyor.

Profesör Skibicki  bu denli paylaşıma açık bir neslin oluşmasında medyanın etkili olduğunu savunarak, “Eski nesiller ve “Digital Natives” diye tabir ettiğimiz dijital çağın jenerasyonu yani “Dijital Yerliler” arasında büyük farklar var. Çünkü şimdiki jenerasyon, talkshowlarla, realityshowlar ve kameraların 24 saat sürekli insanları takip ettiği “Biri Bizi Gözetliyor” formatındaki programlarla büyüdü. Bu mahremiyet duygusunun yeniden tanımlanmasına neden olurken, mahremiyetin sınırlarının da daha esnek tutulmasına sebep oldu” değerlendirmesinde bulunuyor.

Doğduklarında ya da büyürken, bilgisayar ve dijital teknolojilerin yaygın olarak kullanıldığı "Dijital Yerlilerin" aksine “Digital Immigrants/Dijital Göçmenler” diye tanımlanan nesil sosyal paylaşım siteleriyle büyümemiş yaş grubunu temsil ediyor. Bu kişiler sosyal paylaşım platformlarında kendilerine dair verileri yayımlarken daha dikkatli davranıyor. Dijital Göçmenler sosyal paylaşım ağlarında örneğin çocuk ya da torunlarının aktivitelerini takip etmek için sınırlı süreyle vakit geçiriyor. Yani artan yaş, paylaşımların kapsamıyla ters orantılı. Yaş ilerledikçe internet platformları üzerinden paylaşımlar azalıyor.

Gizlilik ayarlarına dikkat!

 

Ancak sosyal paylaşım sitelerinin müdavimleri için kişisel bilgilerini gizlemek o kadar da kolay değil. Çünkü genellikle bu sitelerin gizlilik ayarları oldukça karmaşık bir yapıda. Kullanıcıların bilgilerini gizleyebilmeleri için öncelikle varsayılan ayarları değiştirmesi gerekiyor. Alman bilgisayar dergisi c't Magazin'den network uzmanı Jo Bager de çoğu sosyal paylaşım sitesindeki gizlilik ayarlarının kullanıcı dostu olmadığı görüşünde. Bager, “Örneğin Facebook'da gizlilik ayarları oldukça karmaşık bir yapıda. Sıradan kullanıcı bu komplike yapıyı anlayamazken, ayarlar gün geçtikçe daha da karmaşıklaşıyor. Gerçi ‘ayarlarımızı basitleştirdik, uzun süre bu haliyle kalacaklar', şeklinde açıklamalarda bulunuyorlar ama ben bu haliyle de ayarları oldukça karmaşık buluyorum” diyor.

Sosyal paylaşım sitelerinde kol gezen bir başka tehlikeyse ilave uygulamalar, yani nam-ı diğer App'ler. Kulanıcıların bu ek uygulamaları kullanması durumunda, kendisi dışında, ağındaki arkadaşlarına ait verilerin de üçüncü şahıslara aktarılması olası.

12/08/2010

Kadınların sosyal medya (Facebook) tutkunluğu
 

İnternetin gelişimiyle birlikte öne çıkan sosyal medya siteleri, alışkanlık ve davranışlarımıza da yön veriyor. ABD’de büyük bir medya kuruluşu tarafından yaptırılan bir araştırma çarpıcı sonuçlar ortaya çıkardı.

Araştırma, ABD'li medya grubu NBC Universal bünyesinde yer alan ve kadın izleyicilere yönelik yayınlarıyla tanınan Oxygen Media tarafından Lightspeed Research araştırma şirketine yaptırıldı. Ankete yaşları 18 ila 54 arasında değişen toplam bin 605 kadın katıldı.

Araştırmanın ortaya koyduğu veriler, sosyal medyanın kadınların gündelik hayatında giderek daha fazla öncelikli yer tuttuğunu ortaya koyuyor. 18 -34 yaş grubuna dâhil kadınların yüzde 34'ü, sabahları uyanır uyanmaz yaptığı ilk iş olarak “Facebook sayfasına göz attığını” söylüyor.

Gece yataktan kalkıp mesajlarına bakıyor

 

Yüzde 26'sı, geceleri Facebook hesabına gelen mesajlara göz atıp yanıtlamak için geceleri uykusunu bölüp yataktan kalktığını itiraf ediyor.

Araştırma, sosyal medya sitelerinin iletişim alışkanlıklarımızı da değiştirdiğini sergiliyor. 18-34 yaş grubu kadınların yüzde 57'si yüz yüze konuşmadan çok internet üzerinden teması yeğlediklerini ifade ediyor. Yüzde 31 ise internet üzerinden iletişimde kendilerini daha güvenli hissettiklerine işaret ediyor. Yine 18-34 yaş grubunun yüzde 50'lik kısmı, flört etmek için Facebook'tan yararlandığını belirtiyor.

İş, kariyer, haber sosyal medyadan

Sosyal medya, iş dünyasını da etkiliyor. Lightspeed Research'ün araştırmasına katılanların yüzde 63'ü Facebook'u kariyer planlamasında, bir başka deyişle “iş hayatında ilerleyebileceği yeni bağlantılar bulmak amacıyla” kullanıyor.

Haber ve yeniliklere erişim, sosyal medya siteleriyle birlikte farklı bir boyut kazanıyor. Araştırmaya katılan kadınların yüzde 48'i Facebook üzerinden gelişmelerden haberdar olduklarını söylüyor. Twitter da bu çerçevede yüzde 41 oranıyla ikinci sırada geliyor.
 

Bu arada Facebook ile ilgili analizleriyle tanınan InsideFacebook.com tarafından yayımlanan bir araştırma, 400 milyonu aşan kullanıcısıyla sosyal medyanın tartışılmaz liderinin yavaş yavaş sınırlarına dayanmaya başladığını ortaya koyuyor.

Facebook “dibe vurdu”

InsideFacebook.com'un verilerine göre Facebook'un ABD'deki yeni üye sayısı mayıs ayında 7,8 milyonu bulurken, bu rakam haziranda 320 bine düştü. InsideFacebook.com analistleri, 2004 yılında kurulan sitenin bu büyüme oranıyla dibe vurduğuna işaret ediyor ve bu olumsuz gelişmede mahremiyet ve kişisel bilgilere ilişkin tartışmanın etkili olduğuna dikkat çekiyor. 10/07/2010

Apple’ın sürprizleri bitmiyor

Apple, iPad ve iPhone 4’ün ardından, uzun süre gündemi belirleyecek yeni bir cihazı piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Cihazın teknik özellikleriyle ilgili ayrıntılar teknoloji basınında büyük merak uyandırdı.

Yeni iPod Touch'ı eylül ayında Apple Başkanı Steve Jobs'ın tanıtması bekleniyor   

Yeni iPod Touch'ı eylül ayında Apple Başkanı Steve Jobs'ın tanıtması bekleniyor

Apple iPodTouch'ın yeni sürümünün sahip olacağı özellikler, iPhone 4'de olduğu gibi dolaylı yollardan basına yansıyor. iPhone 4, bir Apple mühendisinin yeni cihazı barda unutması üzerine ilk kez kamuoyuna yansımış, olay haftalarca tartışma konusu olmuştu.

Çin sitesi fotoğrafları yayınladı

iPhone 4'ü gölgede bırakacağı öne sürülen yeni iPodTouch'lara ilişkin ilk görüntüler Alibaba.com adresinde ortaya çıktı. Çin merkezli Alibaba.com, önde gelen elektronik ticaret siteleri arasında yer alıyor. iPad'den iPhone'a Apple'ın çeşitli parçaları için üretim yapan birçok firma da Alibaba.com'da yer alıyor.

Yeni iPod Touch'ın kabı olduğu belirtilen nesnenin ön tarafında, üst ortada, kameranın yerleştirileceği anlaşılan bir delik görülüyor. Uzmanlar, yorumlar doğruysa, yeni nesil iPod Touch'ların herhangi bir cep telefonu şebekesine ihtiyaç duymaksızın görüntülü konuşmaya imkân sunacağına dikkat çekiyor. Apple'ın patentini aldığı görüntülü sohbet uygulaması FaceTime'ı iPod Touch'lara da adapte etme ihtimali çok önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Cihazın teknik özellikleri şaşırtıyor

iPod Touch'ların sahip olduğu teknik özelliklerle ilgili bir başka haber ise İngiltere'den geldi. İngiltere merkezli Electricpig.co.uk sitesinin haberine göre, yeni kuşak iPod Touch'lar eylül ayında piyasaya sürülecek. Electricpig, iPod Touch'lar ile ilgili ayrıntıları Apple'ın önde gelen perakendecilerinden John Lewis Mağazalar Grubu'nun Rob Hennessy isimli bir yetkilisine dayandırdı.

Buna göre 5 Mp kamerayla donatılan, Wi-Fi ile internete erişen yeni iPod Touch'larda video sohbet uygulaması FaceTime çalışacak. Karanlık ortamlarda çekim için flaş desteğine sahip olacak kamera, yüksek çözünürlükle video çekilebilecek. Cihaz, kayıtlı videoları Wi-Fi bağlantısıyla doğrudan Youtube'a gönderebilecek. iPhone 4'e has hareket ve ciroskop ölçen sensörler, iPodTouch'lara da entegre edilecek. Bu sensörler, Apple'ın sunduğu oyunlarda kontrolü sağlıyor.

Apple yönetimi henüz konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmadı. Ancak teknoloji sitelerine yansıyan ayrıntılı haberleri de yalanlamadı.

10/07/2010

Çin – Google kapışmasında Pekin’in dediği oldu
400 milyonu aşan internet kullanıcısıyla dünyanın en kalabalık pazarını kaybetmeyi göze alamayan Google,
Çin yönetiminin istekleri doğrultusunda hareket edince lisans sözleşmesi yenilendi.
 

Google sözcüsü Marsha Wang, Pekin'de yaptığı açıklamada, “Ürün ve hizmetlerimizi Çinli kullanıcılara yeniden sunabilecek olduğumuz için memnunuz” dedi.

Google Yönetim Kurulu Başkanı Eric Schmidt, Honk Kong sitesine yönlendirmeyi “geçici çözüm” olarak gördüklerini açıkladı. "Financial Times"a konuşan Schmidt, “Yönlendirmeye er ya da geç bir son vermemiz gerektiği belliydi” dedi.

Google.cn adresinin lisansı

Google'un lisans yenileme süresi haziran ayı sonunda sona ermişti. Google sürenin bitiminin hemen ardından Çin'de engellemeyle karşılaştığını açıklamıştı. Google'ın Hukuk Departmanı'ndan David Drummond google.cn'nin lisansının yenilenmeden faaliyetlerini sürdürebilmesinin imkânsız olduğuna dikkat çekmişti.

Google, gelirinin büyük kısmını, arama motoruna girilen anahtar kavramlara göre gösterilen reklamlardan elde ediyor. Reklamveren şirketler sadece ilgili bağlantılara tıklandığında Google'a ödemede bulunuyor. Çin, gelişen internet sektörü açısından önde gelen pazarlar arasında görülüyor.

Gerilimin perde arkası

Çin ile Google arasındaki gerginlik bu yılın başında Google'a düzenlenen hacker saldırılarıyla başlamıştı. Google saldırıların Çin kaynaklı olduğunu savunmuş, Pekin yönetiminin uyguladığı sansürden dolayı Çin piyasasından tamamen çekilme fikrini ortaya atmıştı.

Google, Pekin yönetiminin kurduğu sansür sistemini aşmak için Çinli internet kullanıcılarını Hong Kong sayfalarına yönlendirmiş, özerk konumundan ötürü Google'ın Hong Kong'daki sitesini denetleyemeyen Çin, yönlendirmeye son vermemesi halinde Google'ın Çin'deki lisans hakkını kaybedeceği uyarısında bulunmuştu.

Çin yönetimi internete katı bir sansür uyguluyor. Sayıları 400 milyonu aşan Çinli kullanıcılar, Facebook ve Youtube gibi merkezi yurtdışında bulunan siteleri kısıtlı şekilde gezebiliyorlar. 10/07/2010

Seks alan adına resmi onay verildi

Alan adının, seks içerikli sitelere ulaşmak isteyen ve istemeyenlerin işini kolaylaştıracağı belirtiliyor

  internette bir pornografi araması
 

Seks ve pornografi içerikli siteler için internette özel alan adı uzantısı oluşturulmasına resmi onay verildi.

İnternet adreslerini yöneten İnternet Tahsisli Sayılar ve İsimler Kurumu (ICANN) Brüksel'deki bir konferansta .xxx uzantılı alan adlarının oluşturulmasını kabul etti.

ICANN'ın onayı, yalnızca pornografik sitelere ayrılacak bir internet alanı kurulmasını hızlandırabilir.

.xxx uzantılı adların, internet sağlayıcıları ve şirketlerin uygun olmayan içerikleri filtrelemelerini daha kolaylaştıracağı da tahmin ediliyor.

Seks uzantılı alan adlarının onaylanması için kampanya yürüten ICM Registry'nin Başkanı Stuart Lawley, onayın, "hem yetişkinlere yönelik seks içeriğine ulaşmak hem de bu içerikten uzak durmak isteyenler için" iyi bir haber olduğunu söylüyor.

ICANN, bir sonraki aşamada, internet seks endüstrisinin bu adıma destek verip vermeyeceğin görmek olacağını söylüyor.

.xxx uzantılı ilk websitelerinin 2011 yılı başlarında faaliyete geçeceği öngörülüyor.

Pornografi içerikli siteler için ayrı alan adı kurulmasına ilk olarak 2005 yılında yeşil ışık yakılmış anca muhafazakar bazı siyasi grupların protestoları yüzünden o dönemde farklı alan oluşturulamamıştı.

25/06/2010

Pakistan'da mahkeme: Facebook'a erişimi açın

Pakistan'da bir mahkeme, hükümet yetkililerini iki hafta önce kapatılan sosyal paylaşım sitesi Facebook'a erişime izin vermeye çağırdı.

Pakistan'da göstericiler  

İslam dini, Muhammed Peygamber'in resmedilmesini yasaklıyor

Lahor'daki Yüksek Mahkeme, yasağın kaldırılması talimatını verirken, bilgiye erişimi engellemekten yana olmadıklarını duyurdu.

Bununla beraber mahkemeden yapılan açıklamada, Pakistan hükümetinden diğer Müslüman ülkelerin yaptığı gibi, internet ortamında dine hakaret eden içeriği engelleyecek bir sistem geliştirmesi istendi.

Facebook, sitede Muhammed Peygamber'i içeren bir karikatür yarışması düzenlenmesi üzerine yasaklanmıştı.

Barışçıl gösteriler

Yargıç, halkın tepkisini çeken olaylarla ilgilenip bunlara bir çözüm bulmanın, hükümetin görevi olduğunu söyledi.

İslamabad'dan Orla Guerin'in aktardığına göre karikatür yarışması halkı ciddi şekilde rahatsız etse de bir çok kentte düzenlenen gösteriler, barışçıl bir havada geçti.

Facebook yasağı, Youtube ve internet ansiklopedisi Wikipedia'nın İngilizce sürümünün de kapatılmasını getirmişti.

Ancak bu sitelere erişime yeniden izin verildiği belirtiliyor.

Pakistan'da bini aşkın internet sitesi, içeriği kutsal değerlere saygısızca bulunduğundan engelleniyor.

01/06/2010

Google Pac-Man oyunu milyonlarca iş saatini 'Yedi'

Google'ın ön sayfasına yerleştirdiği bilgisayar oyunu klasiği Pac-Man'in
5 milyon iş saatini yiyip yuttuğu düşünülüyor.

Pac-Man oyununun 21 Mayıs günü 30'uncu yıldönümü kutlandı.

  Google Pac-Man oyunu

Pac-Man 30 yıldır aramızda

Japonya'da doğan Pac-Man'in doğum gününü kutlamak için Google ön sayfasına bu tarihte Pac-Man'in bir versiyonunu yerleştirdi.

Kovalamaca kulvarları, Google harfleri arasında oluşturuldu.

Pac-Man oyununun çok sevildiğini söyleyen Google, oyunu isteyenlere sürekli sağlamaya karar verdi.

Rescue Time adlı yazılım şirketi, Google Pac-Man oyununun kaç kişi tarafından ne kadar süreyle oynandığının istatistiklerini açıkladı.

Yazılım şirketi, iş yerlerinde çalışanların internette nereye ne kadar süreyle baktığını izleyen bir yazılım programı kullanıyor.

İstatistiklere göre tipik bir günde çoğu kişi Google'da ortalama 22 arama yapıyor ve her arama yaklaşık 11 saniye sürüyor.

Rescue Time yazılımını kullanan 11 bin kişinin Google'ı kullanma alışkanlıkları incelendiğinde, Pac-Man oyunu konduktan sonra her bir arama için geçen sürenin ortalama 36 saniyeye çıktığı görüldü.

Rescue Time, bunun görece az bir süre olduğunu, çünkü çok sayıda kullanıcının ön sayfada gördüğü Pac-Man'i sadece bir oyun logosu sanıp gerçekten oynanabileceğini de düşünmediğini söylüyor.

21 ve 22 Mayıs tarihlerinde Google'un ön sayfasında duran Pac-Man bu kısıtlı süre içinde dahi büyük miktarlarda iş saatinin yok olmasına neden olmuş olabilir.

Google arama motorunu dünya çapında her gün ziyaret eden 504 milyon kullanıcı olduğu tahmin ediliyor.

Rescue Time verilerinin bu dev kullanıcı havuzundaki izdüşümü, Pac-Man'in toplam 4 milyon 8 yüz bin saatlik iş vaktini çalmış olduğu anlamına geliyor.

Şirket, bilgisayar başında çalışanların saat başı ortalama 25 dolar ücret aldığı düşünülecek olursa, bunun yaklaşık 120 milyon dolarlık üretim kaybına denk geldiğini hesapladı.

26/05/2010

Fransız yetkililerin Facebook partileri kâbusu

Fransa’da sosyal paylaşım sitesi Facebook aracılığıyla binlerce kişinin katılımıyla düzenlenen içkili açık hava partileri Fransız yetkililerin kâbusu haline geldi. Hükümet partilere kısıtlama getirmeye hazırlanıyor.

 

Facebook partilerinde çıkan olaylar yetkilileri
harekete geçirdi

Fransa'da son dönemde sosyal paylaşım sitesi Facebook aracılığıyla düzenlenen dev açık hava partileri büyük ilgi görüyor. "Apéro géant" adı verilen bu içkili toplantılar aslında yeni bir buluş değil. Ancak Facebook sayesinde çok daha geniş kitlelerin kısa sürede organize edilmesi mümkün olduğu için, toplantıların boyutu da bir anda büyüdü. Yetkililer yoğun şekilde alkol tüketilen açık hava partilerinin kamu güvenliğini tehlikeye düşürdüğünü kaydediyor.

Geçtiğimiz aylarda Fransa çapında bu tip yaklaşık 60 buluşma düzenlendi. Geleneksel organizasyonların aksine Facebook üzerinden düzenlenen buluşmalarda organizatörlerin isimlerini gizleyebiliyor oluşu ise toplantıların denetlenmesini zorlaştırıyor.

Kısıtlama getirilecek

İçişleri bakanı Brice Hortefeux Fransız makamlarının internet üzerinden düzenlenen bu tip organizasyonlara kısıtlamalar getirmeye hazırlandığını açıkladı.

Dev açık hava toplantılardan biri pazar günü Eyfel Kulesi'nin bulunduğu Champ de Mars'da düzenlenecek. Fransız polisi 2008 yılından bu yana Champ de Mars'da uygulanan alkol yasağına atıfta bulunarak organizasyona katılacaklara alana cam şişe getirilmesinin yasak olduğu hatırlattı. Alkol yasağının katılımcılar üzerinde caydırıcı etki yapıp yapmayacağı ise bilinmiyor.

Hükümet genel yasak getirmese de yerel yönetimler bazında getirilen kısıtlamalar ve caydırıcı önlemler etkili oluyor. Eyfel çevresinde düzenlenecek organizasyon için 50 bin kişi toplama hedefiyle kurulan bir grup kendini dağıttı. Alternatif bir grup 4 bin kişinin üzerinde katılımcıya ulaşırken, alkolsüz bir buluşma hedefleyen başka bir grubun organizasyonuna ise yaklaşık 500 Facebook kullanıcısı katılacağını belirtti.

Olaylı partiler

Fransa'nın batısında bulunan Nantes kentinde geçtiğimiz cuma günü düzenlenen benzer bir organizasyon için yaklaşık 10 bin kişi toplanmıştı. Gecenin sonunda birçok kişi hastaneye kaldırılırken; sarhoşluk, yanında uyuşturucu bulundurmak ya da taşkınlık gibi nedenlerle 40'tan fazla kişi de gözaltına alınmıştı. Genç bir erkeğin köprüden düşerek hayatını kaybetmesi ise güvenlikle ilgili büyük tartışmalara neden olmuştu. Ölen gencin kanında 2,4 promil alkol bulunmuştu.

Haftasonu Strasbourg'da yapılması planlanan başka bir organizasyonun internet sayfasıysa organizasyonun kesin yeri ve saatinin duyurulacağının açıklanacağını belirtildiği cuma günü saat 20:00'de kayıplara karıştı. Site aracılığıyla yaklaşık 20 bin kişinin organizasyona katılacağını belirtmesi, Strasbourg makamlarını alarma geçirmişti. Yetkililer organizasyonun şehir merkezi yerine üniversite yerleşkesinde yapılmasını sağlamak için harekete geçmişti.

Cannes Belediye Başkanı ise kentte düzenlenecek açık hava organizasyonlarının en az üç gün önce yetkili mercilere bildirilmesi gerektiğini belirterek, Facebbok üzerinden organize edilen dev bir partiyi yasakladı. 63'üncü Uluslararası Cannes Film Festivali'nin düzenlendiği kentte cumartesi günü benzer bir toplantı düzenlenmesi için girişimde bulunulmuştu.

22/05/2010

Cep telefonunda kanser riski araştırma sistemi sağlıklı değil

Cep telefonunun kansere yol açıp açmadığını araştırmak için 13 ülkede, 13 binden fazla denekle 2000 yılında yola çıkıldı. Ancak cep telefonu firmalarının da maddi destek verdiği araştırma somut bir sonuca varamadı.

 

Araştırma, aralarında Almanya, Danimarka, Avustralya ve Fransa'nın da yer aldığı 13 ülkede 13 binden fazla cep telefonu kullanıcısı üzerinde yapıldı. Araştırmada, “Mobil telefon kullanımı kanser riskini artırıyor mu?” sorusuna yanıt arandı.

Araştırma sonuçlarına bakarak “cep telefonu kullanımı kanser riskini artırır” tespiti yapmanın mümkün olmadığına dikkat çeken Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) Yöneticisi Dr. Christopher Wild, “Yine de cep telefonu kullanım biçimlerinde meydana gelen değişikliklere yönelik gözlemler, cep telefonu kullanımı ve beyin kanserinin daha fazla araştırılmasının gerekli olduğunu ortaya koyuyor” dedi.

Dünya Sağlık Örgütü ve IARC desteğiyle Interphone Çalışma Grubu'na yaptırılan araştırmaya mobil telefon firmaları da maddi destek sağladılar.

Araştırmayı yürüten 21 uzman, cep telefonu üreticileri tarafından da merakla beklenen araştırmanın ara raporunda somut bir sonuca varamadıklarını kabul ettiler.

Değişen koşullar nasıl etkiledi?

Araştırmanın 2000 yılında başlatılmış olması, muğlak sonucun ortaya çıkışında etkili faktörler arasında yer alıyor. Bu tarihte cep telefonu kullanımı günümüze kıyasla yaygınlık kazanmamıştı. O yılların en faal cep telefonu kullanıcısı bile günde ortalama 30 dakika ile yetiniyordu.  Oysa günümüzde, özellikle gençler günde ortalama 1 saatin altına düşmüyor. Günümüzün mobil cihazları üretilirken insan sağlığı daha fazla gözetiliyor, daha fazla headset kullanılırken, konuşmadan çok kısa mesaja ağırlık veriliyor.

Araştırma grubunu yöneten Elisabeth Cardis, “Cep telefonlarının insan sağlığına hiçbir olumsuz etkisi yoktur diyemeyiz” diyerek bu alanda yürütülen incelemelerin kesin sonuca varmadığını vurguluyor.  20/05/2010

Google ve Facebook’tan imaj mücadelesi

İnternetin iki devi Google ve Facebook son dönemde kendilerine yöneltilen eleştiriler nedeniyle
bozulan imajlarını düzeltmeye çalışıyor.

İki dev şirket farklı yöntemlerle kullanıcıların güvenini geri kazanma gayretinde.

 
Google Street View  

Google Street View

Google, şifresiz w-lan hatları (kablosuz internet ağları) üzerinden izinsiz olarak kaydedilen kullanıcı bilgilerini bugünden itibaren silmeye başladığını duyurdu.

Silme işlemine İrlandalı kullanıcılara ait verilerden başlandı. Facebook veri güvenliği sorumlusu Eliot Schrange de Facebook’taki güvenlik ayarlarının karmaşık bir yapıda olduğunu kabul etti ve ayarlarda değişiklik yapılarak basitleştirileceğini duyurdu.

Google internet hizmeti Street View'un sadece kablosuz internet vericilerinin yerini saptamakla kalmayıp, bu ağlardan “sehven” kişisel bilgileri de kaydettiğini kabul etti. Ancak uygulama 'kasıtlı' olmasa da şirket bu uygulaması nedeniyle ceza alabilir. Stuttgart kentinde avukatlık yapan Carsten Ulbricht, şirketin bu uygulamayla çok sayıda yasayı ihlal ettiğini belirtti.

Facebook'tan güvenliğe yeni ayar

   

Üyelerinin veri güvenliği konusunda yoğun eleştiriler alan sosyal paylaşım ağı Facebook da bu konuda zedelenen imajını düzeltmeye çalışıyor. Financial Times İngiltere'ye demeç veren Facebook veri güvenliği sorumlusu Eliot Schrange, kullanıcı bilgilerinin gizlilik ayarlarıyla ilgili farklı adımlar atılacağını vurguladı. Almanya Tüketiciyi Koruma Bakanı Ilse Aigner ise açıklamaları eylemlerin izlemesi gerektiğini vurgulayarak, Facebook yöneticileriyle görüşeceğini kaydetti.

Facebook son dönemde kullanıcılarının gizlilik ayarlarında bir dizi yenilikler yapmış, standart ayarlar olarak da bu ayarları oldukça düşük güvenlik düzeyinde tutmuştu.

Avrupalı veri güvenliği savunucularından sonra ABD'li yetkililer de Facebook'taki güvenlik uygulamaları konusunda endişelerini dile getirmeye başladı.

ABD'li dört senatör Facebook'a açık bir mektup yollayarak gizlilik ilkelerini değiştirmelerini istedi. Birçok ünlü blog yazarı ve internet uzmanı da 400 milyondan fazla üyesi bulunan internetin en büyük sosyal paylaşım platformu Facebook'un gizlilik ilkelerini eleştirmişti.

Ancak sitenin gizlilik ayarları konusunda duyurduğu değişikliklerin neler olacağı henüz bilinmiyor. Facebook uygulamadaki değişikliğin ne zaman olacağına dair bir takvim vermiyor.

17/05/2010

En fazla virüs saldırısı Almanya'da

Symantec firmasının araştırmasına göre, Almanya Avrupa'da en fazla virüs saldırısına uğrayan ülke. Yazılım şirketi, hatta yeni tip virüsler hakkındaki son gelişmeleri de Almanya üzerinden takip ediyor.

Almanya İçişleri Bakanlığı tarafından hafta içinde açıklanan suç istatistikleri, internet üzerinden kimlik hırsızlığı ve dolandırıcılık suçlarının arttığını ortaya koydu. İnternet, vakaların yüzde 20’sinde rol oynar hale geldi. Geçen yıl, siber suçluların internet bankacılığı üzerinden kişileri dolandırarak parasını çaldığı binden fazla vaka yaşandı. Amerikan yazılım şirketi Symantec’in yeni açıkladığı yıllık rapor da Almanya’nın, geçen yıl Avrupa’da en fazla virüs saldırısına uğrayan ülke olarak İspanya'yı geride bıraktığını ortaya koyuyor.

 

Avrupa’da bilgisayarlara en fazla virüsün bulaştığı ülke Almanya. Yazılım programları üreticisi Symantec tarafından yapılan araştırmaya göre, Almanya'daki bilgisayarların yüzde 12’si bot ağların bir parçası. Yani en az bir virüsün bulaşmış olduğu bu bilgisayarlarda internet korsanları sistematik olarak şifre araması yapabiliyor. Korsanlar bu şifreleri, istenmeyen mailler göndermek ya da yabancı sitelere saldırmak için kötüye kullanabiliyor.

Symantec firmasının üst düzey güvenlik teknisyeni Kevin Haley, "Siz Almanlar orada bir çeşit erken uyarı sistemi işlevi görüyorsunuz. Korsanlar, en yeni numaraları önce Almanya’da deniyor. Eğer orada işe yararsa, başka yerlerde de işe yarıyor demektir" değerlendirmesinde bulundu.

"Savaş odasında" takip

Dünya genelindeki diğer pek çok anti-virüs programı ya da bilgi teknolojileri firması da araştırma yapıp hazırladıkları raporları kamuoyuna sunuyor. Ancak Symantec piyasa lideri olarak en geniş veri tabanına sahip. Çünkü en önemli bilgileri müşteriler iletiyor. Bu bilgiler 'savaş odası' denilen bir çeşit kumanda merkezinde çözümleniyor. Odanın pencereleri karartılmış. Duvarlarda Los Angeles, Dublin ve Tokyo’daki zamanı gösteren saatler bulunuyor. İnteraktif dünya haritasında ise sürekli kırmızı ışıklar yanıp sönüyor.

Kevin Haley, "Müşterilerimizden milyonlarca uyarı alıyor ve bunlar üzerinde 24 saat çalışıyoruz. Bakın, şu anda Afrika’dan normalin üstünde uyarı geliyor. Muhtemelen orada büyük bir saldırı yaşanıyor. Korsanların, yeni zararlı programları ilk kez nasıl test etiklerini de görüyoruz. Deneme başarılı olursa, bir kaç gün sonra saldırılar başlıyor" diye konuştu.

Bot ağların tehlikesi

Bir ülkede bir bilgisayara saldırı gerçekleştiği ya da bu ülkeden başka bir yere saldırıldığı, dünya haritası üzerinde yanıp sönen ışıklardan anlaşılıyor. Çünkü bot ağının bir parçası olan bilgisayarlar, aynı anda hem kurban hem de saldırgan. Bot ağı, bilgisayar kullanıcılarının bilgisi ve onayı dışında ağ şeklinde birbirine bağlanarak uzaktan yönetilebilen bilgisayarlardan oluşuyor.

Bot ağların tehlikelerini araştıran Bonn Üniversitesi’nden Tillmann Werner, "Gözlemlediğimiz bot ağlar, istenilen bir hedefi çökertmeye yetecek kadar büyük. Örneğin, Alman federal hükümetine büyük sorun yaratacak boyutta olabilir. Bu şu ana kadar çok ender yaşandı ancak potansiyel mevcut. Dolayısıyla hazırlıklı olunmalı" dedi.

Polisle işbirliği

ABD'de polis internetle ilgili suçlarda, bilgi teknolojileri endüstrisiyle sıkı bir işbirliği içinde çalışıyor. Almanya’da ise bu yönde bir işbirliği artış gösterse de henüz ABD’deki boyuta ulaşmadı. Almanya’daki görevlilerin önünde sıklıkla bürokratik engeller bulunuyor. Ayrıca personel sıkıntısı da yaşanıyor. Bu nedenle soruşturmalarda büyük başarılara ender rastlanıyor. 22/04/2010 DW

iPhone ve iPad'e Adobe'den Flash engeli geliyor

Amerikan bilgisayar yazılımı şirketi Adobe, Apple'ın iPhone ve iPad ürünlerinde Flash teknolojisinin kullanılmasına izin veren yazılımları üretmeyi durduracağını açıkladı.

 

Apple'ın getirdiği şartlar yazılımcıları kızdırdı

Şirket daha önce Flash teknolojisinin bu cihazlarda kullanımına yardımcı olacağı yönünde bir taahütte bulunmuştu.

Internet ortamında yoğun olarak kullanılan Flash teknolojisine birçok internet sitesi animasyonlar, oynatıcılar ve diğer multimedya unsurlarında yer veriyor.

Buna karşın Apple'ın ürünleri Flash teknolojisini desteklemiyor.

Şirket daha önce bu teknolojiyi eleştiren açıklamalarda bulunmuştu.

Adobe bu ay ortalarında Flash kodlarını otomatik olarak iPhone'daki programlarda kullanılır hale geçiren Creative Suite 5 adlı bir yazılım çıkarmıştı.

Lisans koşulları kızdırdı

Bu yazılımın piyasa çıkmasından hemen önce Apple yazılım şirketlerine verdiği lisans koşullarına iPhone ve İPad uygulamaları geliştirme şartını eklemişti.

Bu şart iPhone için uygulamalar üreten pek çok şirketi kızdırmıştı.

Lisans koşullarında yazılım şirketlerinin uygulamaları yaratırken kullanabilecekleri programlara sıkı kurallar konulmuş ve Creative Suite 5 gibi kod dönüştürücülerin kullanımı uygulamada yasaklanmıştı.

Adobe o zaman bu duruma karşın dönüştürücü programları yayınlamak istediğini belirtmişti. Ancak şimdi şirket Creative Suite gibi dönüştürücü yazılımların gelişimini durdurduğunu açıkladı.

Adobe yetkilisi Mike Chambers, kişisel bloguna yazdığı yazıda, Apple'ı eleştirdi ve 'iPhone için uygulama geliştirenler, İPhone için iş yapıyorlarsa Apple'in çalışmalarını istediği zaman kısıtlayabileceğini ya da reddebileceğini öğrenmiş oldu' dedi.

Apple ise teknoloji sitesi CNet'e yaptığ açıklamada Flash teknolojisini 'kapalı ve patentli' olarak tanımladı. Apple, daha açık ve Flash'ın yapabileceği her şeyi yapabilen teknolojilere destek vermeyi tercih ettiklerini belirtti.

Chambers ise, şirketin Google'ın ürettiği Android adlı akıllı telefonlara odaklanacağını ve Flash'ın bu telefonlarda iyi çalışmasını sağlayacaklarını belirtti.

Chambers, 'İyi ki, iPhone piyasadaki tek akıllı telefon değil' dedi. 23/04/2010

Google, kendisinden sansür isteyen ülkeleri açıkladı

Google, hükümet taleplerine ilişkin bir sonraki verileri altı ay sonra açıklayacak

Google, dünya genelinde kendilerinden hangi ülkenin ne kadar sıklıkla kullanıcı bilgisi ya da sansür istediğini ilk kez açıkladı.

Listenin başında 3,663 ayrı veri talebi ile Brezilya yer alırken, ABD 3,580 taleple ikinci, İngiltere 1,166 taleple üçüncü sırada yer alıyor.

Google, sansür talebi nedeniyle geçen ay Çin'deki arama motoru piyasasından çekildiğini açıklamıştı.

İnternet şirketi, Çin'den gelen talepler ile ilgili istatistikleri, devlet sırrı olarak görüldüğünden, açıklayamayacaklarını da bildirdi.

Google'dan belli içeriklerin arama sonuçlarında görüntülenmemesi konusunda en fazla talepte bulunan ülke de Brezilya oldu.

Brezilya, Temmuz ve Aralık 2009 ayları arasında Google'dan bu yönde 291 talepte bulundu.

İçerik sansürü

İçerik sansürü talep eden ülkeler listesinde Almanya 188 taleple ikinci, Hindistan 142 taleple üçüncü, ABD ise 123 taleple dördüncü sırada yer alıyor.

Türkiye ise listede "10'dan az sayıda veri kaldırma başvurusunda bulunan ülkeler" arasında yer alıyor.

Verilen bilgiye göre bu taleplerin üçte ikisi yerine getirilmiş.

Türkiye, listede Google'dan veri (kullanıcı bilgisi) talep eden ülkeler arasında ise yer almıyor.

'Çoğu meşru talepler'

Google'ın baş hukuk danışmanı David Drummond, kendilerine gelen taleplerin büyük bir çoğunluğunun "çocuk pornosu içeriğinin kaldırılması, yasal cezai soruşturmalar için bilgi sağlanması gibi geçerli ve meşru nedenlere sahip olduğunu" söyledi.

Google, ülkelerin talep ettiği bilgileri gösteren ve yeni açtıkları bölümün "daha fazla şeffaflık yolunda ilk adım" olmasını umduklarını açıkladı.

Şirketin verdiği bilgiye göre internette sansür uygulayan ülkelerin sayısı 2002 yılında sadece dörtken, şu anda bu sayı 40'a yükselmiş durumda.

Google, ülkelerin bilgi ve sansür taleplerine ilişkin bir sonraki verileri altı ay sonra açıklayacak. 21/04/2010

Çocuklarda bilgisayar tutkusu artıyor

Çocukların artık dışarda top peşinde koşturduğu ya da oyun bahçelerinde vakit geçirdiği devir geçti. Yapılan bir araştırmaya göre, her beş çocuktan biri günde bir saatten fazla bilgisayar başında geçiriyor.

Teknolojinin baş döndürücü bir hızla ilerlemesi ve internetin her gün yeni imkanlar sunması, bilgisayarları çocuklar için daha da cazip hale getiriyor. Çocuklar artık ev ödevlerini internetten aldığı yardımlarla bilgisayar başında yapıyor, arkadaşları ile sohbet ediyor ve boş zamanlarını da bilgisayar oyunları ile geçiriyor.

 

Forsa araştırma şirketinin Alman sağlık sigortası şirketi Techniker Krankenkasse için yaptığı bir araştırmaya göre, ilkokul çağındaki çocukların yüzde 40'ı her gün yarım saate kadar bilgisayar kullanıyor. 6-18 yaş arasındaki her çocuktan biri ise günde bir saatten fazla bilgisayar başında oturuyor.

Erkek çocuklarının kız çocuklarına oranla bilgisayar başında zaman geçirme oranları daha yüksek. Her beş çocuktan sadece biri, boş zamanlarını bilgisayar başında geçirmemeyi tercih ediyor. Erkekler arasında bu oran ise yüzde 17.

Olumlu etkileri de var

Uzmanlar ise çocuklar arasında internetin kullanımının artması farklı açılardan değerlendiriyor. Bir yandan çocukların araştırma yeteneğini artırması üzerinde olumlu etkileri bulunurken, diğer yandan kontrol altına alınmadığında, sakıncalı sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiliyor.

Ancak bilgisayarın bir düşman gibi de lanse edilmemesi gerektiğini belirten psikologlar, ebeveyn denetiminde interneti kullanan çocukların bundan yarar sağlayabileceğini belirtiyor. Özellikle bilgisayar oyunlarının denetimli bir şekilde kullanılması, çocukların stratejik düşünmelerine de katkı sağlayabiliyor.

Bilgisayar başında orturmanın çocuklar açısından bir diğer olumsuz etkisi de çocukların spordan uzaklaştırması. Forbes'in araştırması, her on çocuktan birinin hiç spor yapmadığını ortaya çıkardı. Kilo fazlası olan çocuklarda bu oran daha da artıyor. Normal kilolu çocuklarda her 12 çocuktan biri bilgisayarda günde iki saatten fazla zaman geçirirken, kilolu çocuklar arasında bu her 6 çocuktan biri için geçerli.

İş ebeveynlere düşüyor

Araştırma sonuçları, çocukların interneti ebeveyn kontrolünde kullanması gerektiğini gösteriyor. Ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte belirleyeceği kurallar dahilinde, internet kullanımlarının olumlu sonuçlar doğurabildiği ortaya çıkıyor. 19/04/2010

Almanya'da 4G telefon şebekesi için düğmeye bastı

Almanya'da dördüncü nesil cep telefonu şebekesi ihalesi için, teklifler yapılmaya başlandı.

Almanya hükümetinin 4G ihalesinde elde edeceği miktarın, 2000 yılında 3G lisansının ihalesinde elde edilen 50 milyar euronun çok altında olacağı tahmin ediliyor.

 

Deutsche Telekom, 4G ihalesine teklif veren şirketlerden biri

Bununla birlikte, ülkede, dördüncü nesil cep telefonu geliştirilmesine talep yoğun.

Piyasa uzmanları, hükümetin 5 ile 10 milyar euro arasında bir gelir elde etmesinin beklendiğini belirtiyorlar.

Cep telefonu şebekeleri, dördüncü nesil cep telefonlarıyla daha büyük bir veri trafiği gerçekleştirilebileceğinden, ihaleden pay alma çabasındalar.

Söz konusu trafik, sesli görüşmelerin yanısıra, Apple'ın iPhone'u gibi akıllı telefonlar yoluyla aktarılan verileri ve geniş bant veri kartlarını içeriyor.

Dört şirket katılıyor

Almanya'daki dört cep telefonu şirketi, Deutsche Telekom, Vodafone, Royal KPN'a ait E-Plus ve Telefonica'ya ait O2 Almanya, dördüncü nesil cep telefonu lisansı için açılan ihaleye katılıyor.

Dördüncü nesil cep telefonu şebekeleri, Uzun Vadeli Evrim (LTE) teknolojisine dayanıyor ve 3G şebekelerine oranla on kat daha hızlı hizmet sağlıyor.

Dördüncü nesil teknoloji, mevcut 3G şebekelerinin yerini almak üzere tasarlanmıştı. 12/024/2010

İngiltere, internette dosya paylaşımını cezalandıracak

İngiltere'de seçimlere az bir süre kala internette korsan dosya indirenlerin cezalandırılmasını öngören tasarının hızla yasalaşması eleştirilere hedef oluyor.

Hükümet, 'dijital ekonomi yasasının' müzik, fotoğraf ya da sinema dünyasından sanatçıların telif haklarını korumak ve internet ortamında yasadışı dosya paylaşımını engellemek amacıyla oluşturulduğunu söylüyor.

Fakat bazı milletvekilleri tasarının aceleye getirildiğini ve üzerinde daha çok görüşülmesi gerektiğini dile getirdi.

 

Dosya paylaşımı en çok müzik sektörünü tehdit ediyor

Eleştirilere rağmen parlamentodaki oylamada 142 oy farkıyla kabul edilen tasarı perşembe günü Lordlar Kamarası'ndan da onay aldı.

Telif hakları

Dijital ekonomi yasası uyarınca, internet servis sağlayıcıları kurallara aykırı dosya paylaşımında bulunan bilgisayar kullanıcılarını mektupla uyarmakla yükümlü.

Telif hakkı sahiplerine mahkeme izniyle dosya paylaşımına iştirak eden kişilerin isim ve adreslerine ulaşma hakkı tanınırken, servis sağlayıcıları da internette sıklıkla dosya paylaşan kişilerin hesabını dondurabilecek.

Ancak milletvekili ve eski bakan Tom Watson, kuralları çiğneyen kişilerle aynı binada oturan masum internet kullanıcılarının da haksızlığa uğrayabileceğini söylüyor.

İşçi Partili milletvekili Kate Hoey, üç ana partinin liderlerinin dosya paylaşımını cezalandırmak için aralarında anlaşarak parlamento feshedilmeden önce tasarıyı hızla geçirmeye karar verdiklerini öne sürdü.

Kaygılı milletvekillerini rahatlatmak için bazı noktaların yumuşatılmış olması eleştirileri dindirmedi.

Değişiklikler uyarınca telif haklarını sürekli çiğneyen dosya paylaşımcılarına karşı alınacak önlemler bir sene boyunca yürürlüğe sokulmuyor.

Kara bir gün

Ayrıca, hukuki önlemlere sadece açık ve somut kanıtlara ulaşılırsa başvurulacağı taahhüt ediliyor.

Seçimlerden sonra yeni parlamento döneminde tasarının tartışmalı bölümlerinin gözden geçirilebileceği ve farklı grupların fikirlerini sunabileceği kaydedildi.

Kültür Bakanı Ben Bradshaw, sanatçıların yaratıcılığının ödüllendirilmesi ile internet kullanıcılarının tüketici hakları arasında doğru noktayı tutturduklarını açıkladı.

Telif haklarının savunucusu ve eski Undertones grubunun solisti olan Feargal Sharkey, ''Dosya paylaşımı ile bir başkasının kabiliyetini, zamanını ve çabasını harcadığı bir ürüne, örneğin bir müzik parçasına bedavaya sahip olmak bir hak değildir, bunun durdurulması gerek'' diyor.

Hükümeti destekleyen bu görüşe rağmen, İngiltere Korsan Partisi tasarının onaylanmasını ''İngiltere'nin dijital geleceği için kara bir gün'' diye yorumladı. 09/04/2010

İnternet bağımlısı G. Koreli çiftin bebeği açlıktan öldü

Güney Kore'de bir çift, Internet üzerinden oyun oynarken bebeklerini açlıktan öldürdükleri
suçlamasıyla mahkeme önüne çıktı.

Savcılar bebeğin günde yalnızca bir kere beslendiğini ve çift oyun oynamak üzere internet kafelere giderken saatlerce yalnız kaldığını söylüyor.

İddianameye göre Güney Koreli çiftin kendi kızlarını ihmal ederken oynadıkları oyunun hedefi, sanal bir kız çocuğunu yetiştirmek.

 

 Çiftin oyunu internet kafede oynadıkları bildirildi

41 yaşındaki adam ile 25 yaşındaki eşi geçen ay, kızlarının ölümünü polise bildirdikten beş ay sonra tutuklanmıştı.

O dönemde bir polis yetkilisi yerel Yonhap haber ajansına çiftin "normal bir hayat yaşama isteklerini kaybettiğini" söylemişti.

Oyun bağımlılığı

Bu yetkiliye göre çift, gerçek hayattan kaçmak için internete sığınıyordu.

Bağımlı hale geldikleri oyunsa, ülkede hayli popüler bir RPG -- ya da rol yapma oyunu -- olan Prius Online.

Bu oyunun katılımcıları, Anima adlı küçük bir sanal kıza hafızasını kazanması ve duygusal açıdan gelişmesi için yardım ediyor.

Ölen bebek üzerinde yapılan otopsi, uzun süredir kötü beslendiğini ortaya koydu.

Mahkemenin 16 Nisan'da sonuçlanması bekleniyor. 05/04/2010

iPad, iPhone’un rekorunu kırdı

Apple, yeni ürünü iPad'i ABD'de lansmanını yaptığı Cumartesi günü 300 bin adetten fazla sattı.
Apple, en en gözde ürünü iPhone ile iki günde bu rakama ulaşmıştı.

Uzmanlar iPad satışlarının Paskalya tatili boyunca 250 ila 300 bini bulmasını bekliyordu. Bu beklenti, daha ilk 24 saat içinde aşıldı. Şimdi de ilk yıl için yapılan 5 milyonluk satış tahmininin kırılıp kırılamayacağı merak ediliyor.

 

Apple'dan konuyla ilgili yapılan açıklamada, ABD'de Cumartesi gece yarısına kadar 300 binden fazla iPad'in satıldığı kaydedildi. Şirket, iPad kullanıcılarının ilk günün sonunda da, Apple'ın online mağazasından bir milyondan fazla uygulama ve 250 binden fazla dijital kitap indirdiğini duyurdu.

Borsa değerleri fırladı

Apple başkanı Steve Jobs ilk günün sonuçlarından memnun kaldığını açıkladı. iPad, Apple'ın borsa değerlerini olumlu etkiledi. Apple hisseleri yüzde 0,6 değer kazandı.

Akıllı cep telefonları ile dizüstü bilgisayarlar arasındaki boşluğu doldurmayı hedefleyen iPad, 24,6 cm uzunluğunda, 1,25 cm kalınlığında ve 680 gram ağırlığında. 16 GB ile 64 GB arasında hafıza seçenekleriyle satılan iPad'in, yaklaşık 10 saatlik pil ömrü bulunuyor. iPad internette surf, e-posta kullanımı, video izleme ve müzik dinleme imkânlarının yanı sıra, oyunlar ve e-kitap uygulamasıyla geliyor.

iPad videosu rekor kırdı

Bu arada ABD'de Justin Kockott isimli bir üniversite öğrencisinin satın aldığı iPad'i beyzbol sopasıyla parçalarken görüntüleyip Youtube'a yerleştirdiği video, izlenme rekorları kırdı. Pittsburgh'da, elektronik malzeme satan bir mağaza önünde iPad'ini tahrip eden 19 yaşındaki Justin Kockott, “Birileri zaten yapacaktı, ilk ben olmak istedim” dedi. Youtube'da videosuna çok eleştiriler geldiğini kaydeden genç, “Tahmin ediyordum ama bu kadar yoğun tepki beklemiyordum doğrusu” dedi. Kockott'un videosu 48 saat içinde 300 binden fazla görüntülendi. 05/04/2010

Facebook'tan fotoğraf atılımı

Sosyal paylaşım sitesi Facebook,
siteye fotoğrafların yüklenmesini ve fotoğraf albümleri oluşturmayı kolaylaştırmak amacıyla
bu alanda hizmet everen Divvyshot şirketini satın aldı.

Üyelerinin sayısı 400 milyona yaklaşan sosyal paylaşım sitesi Facebook, sanal ortamda fotoğraf albümleri oluşturma konusunda

 

hizmet veren Divvyshot şirketini bünyesine kattı. Merkezi San Fransico’da bulunan Divvyshot, internet sitesinde yaptığı açıklamada “Facebook teknik ekibine dâhil olacağız ve Facebook fotoğraflarına yoğunlaşacağız” ifadelerini kullanarak, artık Facebook bünyesinde hizmet vereceklerini doğruladı. Şirket, yeni üye kabul etmeyeceğini ve bütün hizmetlerini gelecek altı hafta içinde Facebook’a aktaracağını açıkladı. Facebook’a her ay üç milyondan fazla fotoğraf ekleniyor. Devralma işleminin mali ayrıntıları hakkında ise bilgi verilmedi. 

Kendini yeniledi

Google'den sonra dünyanın en çok ziyaret edilen web sitesi konumundaki Facebook, bundan 6 yıl önce Mark Zuckerberg tarafından kurulmuştu. Facebook, Nisan 2009'dan bu yana kullanıcı sayısını ikiye katlamayı başardı.

Site kurucusu Zuckerberg, 400 milyonuncu kullanıcıyı, sundukları hizmetleri daha da geliştirerek kutlayacaklarını açıklamıştı. Facebook'un kullanı ara yüzünde kapsamlı değişikliklere gidildi. Yeni tasarımda mesajlar, bildirimler ve uygulamalara ulaşım daha kolay hale getirildi. 03/04/2040

iPad Satışa çıkıyor

Apple firması tarafından geliştirilen tablet bilgisayar "iPad" bugün ABD'de satışa çıkıyor.

Teknoloji tutkunlarının aylardır merakla beklediği "iPad" çığır açacak yeni bir teknoloji mi yoksa firmanın çok satan akıllı cep telefonu iPhone'un biraz irice bir versiyonu mu? Cihaz öncelikle sadece ABD'de satışa çıkıyor. Dünyanı geri kalanında yaşayan Apple fanatiklerinin ise bir süre daha beklemeleri gerekecek.

 

New York Üniversitesi Teknoloji Yönetimi Fakültesi Dekanı Bhrat Rao, 700 gram ağırlığındaki tablet bilgisayar iPad'in büyük bir satış başarısı yakalayacağından neredeyse emin. Rao şöyle konuşuyor: "Birçok araştırmacı iPad'in ilk yılında 2 milyon 700 bin ila 3 milyon satacağını tahmin ediyor. İnternet blogları ve teknoloji araştırmacıları şimdiye kadar yaklaşık 200 bin iPad siparişi verildiğini tahmin ediyor. iPad bir milyondan fazla, hatta 2 veya 3 milyon kadar satarsa hiç şaşırmam."

"Yeni bir rekabet başlayacak"

499 Amerikan Doları, yani yaklaşık 345 eurodan satışa sunulacak iPad'in tablet bilgisayar piyasasına bomba gibi düşmesi bekleniyor. Bhrat Rao yeni bir rekabetin başlayacağına dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Diğer firmaların bu alanda pazar payına sahip olmak için ciddi bir mücadele vermeleri gerekecek. Zira diğer cihazlara pek de rağbet etmeyen Apple kullanıcıları kitlesiyle karşı karşıya kalacaklar. Eğer ortaya çok sıra dışı bir fikir atmazlarsa, diğer tablet bilgisayar üreticilerinin pazarda çok az şansı var."

iPad, elektronik kitap okuyucu cihazlar için de tehdit oluşturuyor. Ancak iPad'in burada da çığır açacağını söylemek yanlış bir yaklaşım olabilir. Bunun nedeni ise e-kitap okuyucu cihazların e-ink, yani elektronik mürekkep teknolojisi denilen bir teknoloji kullanmaları. Bu teknoloji, cihazlara basılı kağıda yakın bir görsellik kalitesi kazandırıyor. Ayrıca bu cihazlar aydınlatmalı ekranlara sahip olmadıkları için çok daha uzun süre konforlu bir şekilde okuma keyfinin sürdürülmesine olanak sağlıyor. Oysa normal bilgisayar monitörleri, yaydıkları ışık nedeniyle gözü rahatsız ediyor.

Uygulamalar henüz test edilemedi

Diğer yandan birçok uzman, aynı iPhone için olduğu gibi, iPad ile de kullanılacak yazılımlar üzerinde çalışıyor. Bunlardan biri de Wade Slitkin. Ancak Slitkin, Apple'ın sürdürdüğü gizlilik politikası nedeniyle ellerinde numune bulunmadığını, bu yüzden de ürettikleri yazılımları henüz test edemediklerini kaydediyor. Slitkin, şu açıklamayı yapıyor: "Aslında üzerinde bazı şeyleri deneme imkanına sahip olduğumuz bir simülatör var ama her şey teoride kalıyor. Ancak ne yalan söyleyeyim, ben de Steve Jobs'un yerinde olsam aynını yapardım."

iPad'in ek uygulamalar yüklenerek gelecekte neler yapabileceğini şimdiden kestirebilmek güç, ancak zaten Apple tutkunları şu an için daha çok yeni iPad'lerine ne zaman kavuşacaklarıyla ilgileniyor. 02/04/2010

AB'den çocuk pornografisine karşı atak

AB Komisyonu çocuk pornografisine karşı mücadeleyi güçlendirmek istiyor. Komisyon’un İçişlerinden Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström, çocukların istismar edildiği internet sitelerine erişiminin engellenmesini talep etti.

 

AB Komisyonu'nun İçişlerinden Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström

Çocuk pornografisi içeren internet sayfalarının arttığına dikkat çeken AB Komisyonu'nun İçişlerinden Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström, istismar edilen çocukların yaş ortalamasının gittikçe düştüğüne ve görüntülerin çok daha şiddet içerikli olduğuna işaret ediyor. Çocukların korunması için acilen harekete geçilmesini isteyen Malmström, bu internet sayfalarına erişimin yasaklanmasında ısrarcı.

"Yeni sistemleri devreye sokalım"

Malmström görüşünü şöyle savundu: "Çocuk pornografisi içerikli internet sitelerine erişimi yasaklayan sistemler geliştiriliyor. Zira bu tür sayfaları kaynağından engellemek, sunucular genellikle AB dışından olduğu için, çok zor. Ancak farklı AB üyesi ülkelerinde geliştirilen sistemler var. Bu sistemler işe yarıyor ve her gün çocuk pornografisi içerikli sayfalara binlerce kez erişim engelleniyor. Erişim isteyerek olsun ya da olmasın.”

Bu tür sistemler İskandinav ülkelerinde, İtalya'da ve İngiltere'de mevcut. Alman hükümeti ise erişimin engellenmesi yerine söz konusu sayfaların silinmesinden yana. Komisyon yetkilisi Malmström ise bu yöntemin başarılı sonuç vermeyebileceği görüşünde.

"Suçu önlemek sansür olamaz"

Ancak Malmström'ün önerisine karşı çıkanlar da var. Devletin internete müdahalesinin diğer alanlara da sıçrayabileceği ve sansüre yol açabileceğinden endişe ediliyor. İçişleri Komiseri Malmström ise bu eleştiriye şu sözlerle karşı çıkıyor: “Çocuk pornografisinin düşünce özgürlüğü ile hiç alakası yok. Çocuk pornografisi iğrenç bir suç ve bizim erişim yasağı teklifimiz sadece bu konuyla sınırlı. İnternet, suçluların rahatça suç işleyebileceği bir yer olmamalı. Erişim yasağı ile bu mesaj net bir şekilde verilir.”

Malmström harekete geçilmediği takdirde çocuk pornografisi görüntülerinin toplumda kabul ve olağan görülmeye başlanacağı uyarısında da bulundu.

Ancak tartışmalara neden olan bu talebin öncelikle AB Bakanlar Konseyi ile Avrupa Parlamentosu’nun görüşülmesi gerekiyor.

30/03/2010

Times'ın sitelerine ücretli giriş yakında başlıyor

İngiltere'nin Times ve sadece pazar günleri çıkan Sunday Times gazeteleri haziran ayından itibaren
internet sitelerinin kullanımını ücrete tabi tutacak.

Gazetelerin sahibi News International şirketi, kullanıcıların siteye bir günlük erişim için 1 sterlin, haftalık aboneliğe ise 2 sterlin ödeyeceğini açıkladı.

Times'ın internet sitesi  

 Ücret ödeyecekler mi?

News International, basın yayın dünyasında çok sayıda televizyon ve gazetesi olan Avustralyalı işadamı Rupert Murdoch'a bağlı.

İnternet üzerinden habere bedava erişilebilmesi, gazete satışlarındaki keskin düşüşün ana nedeni olarak görülüyor.

New International yöneticisi Rebekah Brooks, ''Habercilik işini ekonomik yönden heyecan verici bir hale getiren kritik bir adım attıklarını'' söyledi.

Ancak gözlemciler, internette bedava haber ve yoruma ulaşmak bu kadar kolayken Times'ın kendi sitelerini ücretli kılmasını riskli bir strateji olarak görüyor.

Times editörü James Harding, riskin farkında olduklarını söylüyor. Ama Harding'e göre dijital ortamda müzik sektöründe yaşananlar ücretli gazete fikrine de cesaret veriyor:

''Bedava şarkı indirmeye başlanınca, müzik sanayiinin sonunun geldiği söylenmişti. Ama insanların şimdi istedikleri müziği ücretli sitelerden indirdiklerini görüyoruz.''

Rebekah Brooks, gazeteciliklerine güvendiklerini ve bir değeri olduğunu düşündüklerini belirtiyor.

Fakat BBC medya muhabiri Torin Douglas, Times sitesini ziyaret eden binlerce kullanıcının ücret uygulamasıyla birlikte başka sitelere kayacağının düşünüldüğünü bildiriyor.

Muhabirimiz, haftada 2 sterlin tutan abonelik ücretinin ne kadar düşük bir miktar olduğuna işaret eden reklam kampanyalarının yolda olduğunu belirtiyor.

Internetin yaygınlaşmasıyla satışları azalan gazeteler, Times'ın dijital ortamda para uygulamasını büyük bir dikkatle izleyecek.

Giderek azalan okur sayısı nedeniyle zarar eden Independent ve pazar günleri çıkan Independent on Sunday gazeteleri, sadece 1 sterlin karşılığında, Rus işadamı Alexander Lebedev'e satıldı.

Rus milyarder, bundan önce İngiltere'nin Evening Standard gazetesini de satın almıştı. 27/03/2010