|
Son Güncelleme:30/08/11 |
||
|
Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya |
||
|
Emlak Yatırım Haber ve Araştırma Konuları |
||
|
|
|
YABANCILAR EN ÇOK MÜLKÜ MARDİN, KİLİS VE ANTEP'TEN ALDI |
|||||||
Yabancının tercihi Güneydoğu Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak, illerde yabancıların alabilecekleri arazi için getirilen o ilin yüzölçümünün binde beşi sınırına en çok Mardin, Kilis ve Gaziantep'te yaklaşıldığını açıkladı. Yabancılar Güneydoğu'yu seçiyor. Anavatan Partisi Hatay Milletvekili Züheyir Amber'in konuyla ilgili önergesini yanıtlayan Bayındırlık Bakanı Özak, yabancı uyruklu kişilerin ülke genelinde en fazla 2.5 hektarlık taşınmaz edinebileceğini anımsattı. İllerin yüzölçümlerine göre en fazla binde beşin yabancılara satılabileceğini anımsatan Bakan Özak, askeri yasak bölgeler ile güvenlik bölgelerinin zaten bu kapsama dahil olmadığını belirtti. GÜVENLİK SORUŞTURMASI YAPILMIYOR Yabancılara arazi satışında güvenlik soruşturmaları yapılıp yapılmadığı sorusunu yanıtsız bırakmayı tercih eden Bayındırlık ve İskan Bakanı Özak, "Satılan arazilerin hangi amaçla kullanılacağı ile iş ve istihdam sağlaması hususu bakanlığımız faaliyet alanı dışında kalmaktadır" dedi. MARDİN'DE SINIRA YAKLAŞILDI Bakan Özak'ın verdiği bilgiye göre illerde yabancıların satın alabileceği arazi sınırını gösteren ve o ilin yüzölçümünün binde beşi sınırına en çok Mardin'de (binde 4.58) yaklaşıldığını, Mardin'i sırasıyla Kilis (binde 3.61) ve Gaziantep'in (binde 3.34) izlediğini bildirdi. AKP DÖNEMİNDE HATAY'DA 276 TAŞINMAZ SATILDI Önergenin yanıtına göre AKP hükümetleri döneminde 1 Ocak 2003'ten bu yana, şirketler hariç, Hatay'da yabancı uyruklu kişilere toplam 276 taşınmaz satıldı. Özak, bu taşınmazların Almanya, Avusturya, Fransa, Hollanda ve İngiltere vatandaşlarına, tapu harcı için gösterilen 1 milyon 171 bin 502 YTL karşılığında satıldığını bildirdi. Bu arada Özak'ın verdiği bilgiye göre 2003 öncesinde Hatay'da toplam 81 milyon 28 bin 990 metrekare (m2) arazi yabancılara satılmış durumda. Buna göre bu arazilerin 76 milyon m2'lik bölümü Suriye uyruklulara ait. Yüzölçümü bakımından ise Suriyelileri sırasıyla 3 milyon 201 bin m2 ile Lübnan, 376 bin m2 ile ABD ve 365 bin m2 ile Brezilya vatandaşları ilk sırada izleyerek listenin başında yer alıyor. Habertürk-16/08/06 |
|||||||
|
Hatay’da neler oluyor? |
|||||||
Hatay’da yabancıya toprak satışı sınır aşımı nedeniyle durduruldu.. Peki bu doğru mu? Hatay’da yabancıya gayrimenkul satışı yasal sınır olan yüzölçümünün binde 5’ini aştığı gerekçesiyle durdurulurken, bu ilde 20 yıldır hiçbir yabancıya, 67 yıldır Suriyelilere tek mülk satılmadığı belirlendi. Hatay’ın yabancıya mülk satışı sınırını, 1939’daki iltihak olayından sonra Suriyelilerde kalan mülkler nedeniyle otomatik olarak aştığı belirtildi. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün, Hatay yüzölçümünün binde 5’inden fazlasının yabancılara satılmış olması nedeniyle, ikinci emre kadar satışları yasaklama kararıyla ilgili tartışmalar sürerken, Hatay’da 67 yıldır Suriyelilere, 20 yıldır da yabancılara tek bir mülkün bile satılmadığı ortaya çıktı. Hatay Valisi Ahmet Kayhan, “20 yıldır Hatay’da tek bir yabancıya mülk satışı yapılmadı. Binde 5 sınırlaması gelince, daha önceki satışlar nedeniyle otomatik olarak yabancıya satış limitimizi aşmış olduk” dedi. Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Necdet Poyraz da, zaten Hatay’ın 1939’da Türkiye’ye iltihakından itibaren Suriyelilere gayrimenkul satışının yasaklandığını söyledi. HATAY’IN ÖZEL DURUMU: Hatay’da yabancıya mülk satışı ile ilgili tartışmaların, olaya doğru bakılmamasından kaynaklandığını söyleyen Hatay Valisi Ahmet Kayhan, “Hatay’ın yabancıya mülk satışı konusunda getirilen yüzölçümünün binde 5’i sınırını aşmasının tek nedeni, bu ilin sahip olduğu özel durumdur. 1939’da Hatay Türkiye’ye iltihak ettiğinde, çok sayıda Suriyelinin üzerinde gayrimenkuller bulunuyordu. Bugün ‘Suriyeliler aldı’ diye bakılan gayrimenkullerin tamamı, o tarihte Suriyelilerin sahibi olduğu gayrimenkuller. Son 20 yılda, Hatay’da yabancıya hiçbir gayrimenkul satışı yapılmadı” dedi. BREZİLYALI DA SURİYELİ: Resmi kayıtlara göre, Hatay’da yabancıların elinde 3 bin 700 taşınmaz bulunuyor ve bunların 2 bin 400’ü Suriyelilere ait. Suriyelileri 590 adet gayrimenkul ile Almanlar izliyor. Hatay’da gayrimenkul sahibi görünenler arasında Brezilyalılar bile var. Kayıtlara göre Brezilyalılar, Hatay’da 90 adet gayrimenkule sahip. Bir Güney Amerika ülkesinin Hatay’da 90 gayrimenkul almış gibi görünmesinin nedeni de yine Suriyeliler. İltihak sonrasında Hatay’da gayrimenkul sahibi görünen Suriyelilerden bir kısmı çeşitli ülkelere göç edip, o ülkelerin vatandaşlığına geçince, Hatay’daki gayrimenkulün sahibi de o ülkenin vatandaşı haline geldi. Brezilya’ya göç eden Suriyeliler de oldu. Brezilya vatandaşlığına geçen Suriyeliler nedeniyle, kayıtlarda Hatay’daki gayrimenkulleri de Brezilyalılar almış gibi görünüyor. ZATEN YASAK: Hatay’ın, 1939’da Türkiye’ye katılması sırasında bazı Hataylıların Suriye vatandaşlığını seçtiğini ve taşınmazlarının da Hatay’da kaldığını hatırlatan Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Necdet Poyraz, “Tapuda Hatay’da Suriyeliler üzerinde gözüken taşınmazlar, 1939 öncesi kayıtlardır. 1939’dan bugüne kadar Suriyelilere tek taşınmaz satılmamıştır. Satılamaz da, yasak çünkü” dedi. 58 ÜLKENİN VATANDAŞI TÜRKİYE’DE MÜLK ALDI Yabancılara mülk satışını kolaylaştıran yasa öncesi 69 yılda Türkiye’de 37.342 adet taşınmaz alan yabancılar, son yasanın ardından 2 yılda 15 bin 842 adet mülke sahip olmuştu. Son iki yılda 58 ayrı ülkeden 18 bin 959 kişi Türkiye’de gayrimenkul aldı. Bu dönemde en fazla İngilizler, Almanlar, Hollandalılar, Danimarkalılar, Norveçliler ve Yunanlılar emlak sahibi oldu. Tapu Kadastro verilerine göre son iki yılda 8 bin 625 İngiliz ülkemizde 6 bin 333 adet taşınmaz edinirken, İngilizleri 3 bin 210 adetle Almanlar izledi. HATAY TÜRKİYE’YE NASIL İLTİHAK ETTİ Osmanlı Devleti’nin 1516 yılında Memluklardan zapt ettiği Antakya, önce Halep’e bağlı bir sancak ve daha sonra kaza olarak yönetilmişti. Bu dönemde Antakya, Asi Nehri ile Habib Neccar Dağı arasındaki dar ve meyilli alanda, 1.5-2 kilometrekarelik bir alan üzerine yerleşmiş orta büyüklükte bir şehirdi. Osmanlı Devleti’nin Hatay’daki hakimiyeti 1918 yılına kadar devam etti. Mondros Mütarekesi’nden sonra işgale uğrayan ve 1921 yılında Türkiye sınırları dışında kalan Antakya, İskenderun ve havalisinde İskenderun Sancağı adıyla bir yönetim kuruldu. 1938’de bu Sancak’ta kurulan “Hatay Devleti”, Hatay Devlet Meclisi’nin aldığı kararla 29 Haziran 1939 tarihinde sona erdi. 7 Temmuz 1939 tarih ve 3711 sayılı kanunla, Fransızlarla yapılan 23 Haziran anlaşması sonucunda, Hatay vilayet olarak, Türkiye milli hududu içine girdi. YABANCILARA MÜLK SATIŞI SINIRINI AŞAN BAŞKA İL YOK Yabancıya mülk satışı ile ilgili iptal kararı sonrasında 1 Ocak 2006 tarihi itibarı ile yeniden yürürlüğe giren düzenlemede, il yüzölçümünün binde 5’i sınırlamasının getirildiğini hatırlatan Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Necdet Poyraz, şöyle devam etti: “Düzenlemenin yeni halini görünce, İçişleri Bakanlığı’ndan illerin yüzölçümlerini istedik. Ve bu yüzölçümlerine göre, kayıtlarımızdaki yabancı gayrimenkul satışlarını karşılaştırdık. Hatay, özel durumu nedeniyle binde 5 sınırı aşmıştı ve Hatay Valiliği’ne Bakanlar Kurulu’nun yeni bir kararına kadar yabancıya mülk satışı yapılamayacağını bildirdik. Şu anda Hatay dışında hiçbir ilimizde yapılan yabancıya satış miktarı binde 5 sınırını aşmış durumda değil.” SURİYE MALLARININ YÖNETİMİ MALİYE’DE Hatay’ın Türkiye‘ye katıldığı 1939’dan bu yana, ilde Suriyelilere gayrimenkul satışı yapılmıyor. Tapuda Suriyeliler üzerine kayıtlı görünen taşınmazlar da ilhakta Suriye vatandaşlığını seçenlere ait bulunuyor. Hazine, Suriye uyruklulara ait taşınır ve taşınmaz mallar ile bunların hak ve menfaatlerine 1966 yılında el koydu. Malların yönetim yetkisi de o zamandan bu yana Maliye Bakanlığı’nın elinde. Hürriyet-14/06/06 |
|||||||
|
Türkiye'de Emlak |
|||||||
|
|||||||
|
Mülk satışında sıra Norveç modelinde |
||
Yabancılara mülk satışından daha çok gelir elde etmeyi planlayan Maliye Bakanlığı, şimdi de Norveç modelini uygulamaya sokuyor. 5 bin emekli için, huzurevi, hastane, otel gibi tesislere sahip turizm kentleri kurulacak. Yabancılara mülk satışı için İspanya modeli üzerinden çalışmalara başlayan Maliye Bakanlığı, şimdi de rotayı Norveç’e çevirdi. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın önümüzdeki günlerde inceleme yapmak üzere bu ülkeye gitmesi bekleniyor. Nüfusunun yarısından fazlası yaşlı olan Norveç, emekli maaşı ve sağlık giderleri ile bütçesine yük olan bu kesimi Türkiye gibi ülkelere göndererek maliyeti azaltmayı amaçlıyor. TURİZM KENTİ KURULACAK Norveç Sosyal Güvenlik Bakanlığı, açtığı ihaleyle çeşitli ülkelere huzur evi, hastane, otel gibi unsurları içinde barındıran turizm kentleri kurduruyor. Bunun bir örneği olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından İzmir-Reisdere’de turizm kenti inşa edilecek. İhale ilanı da verilen projeye Maliye Bakanlığı arazi tahsis etti. Turizm kentlerinin yanı sıra, mevcut tesisler de kiralanabiliyor. Özellikle termal tesisler hastaların tedavisi için kullanılıyor. İSPANYA MODELİ 2007’YE KADAR BAŞLIYOR Daha çok sahilde inşa edilen sitelerin proje aşamasında yabancılara satılarak işletilmesi anlamına gelen İspanya modeli için de 21 ile ekip gönderildi. Maliye Bakanlığı yetkilileri İspanya’nın bu modelle son 10 yılda 350 milyar Euro’luk yabancı sermaye çektiğini belirterek, 20 gün içinde bu modele uygun yerlerin tespit edileceğini söyledi. Uygulamanınsa önümüzdeki yıla kadar başlatılması planlanıyor. NTV-MSNBC: 18/09/06 |
||
|
Yabancılara satılamayacak araziler |
||
Yabancılara gayrimenkul satışı yapılmayacak askeri alanlar ve güvenlik bölgelerine ilişkin Genelkurmay Başkanlığının hazırladığı veriler, kadastral paftalara işlenecek. Kadastro Müdürlüklerince yürütülecek işlemler, 3 ayda tamamlanacak. Süreç sona erdikten sonra satışlar için askeri makamlardan görüş almaya gerek kalmayacak. Tapu ve Kadastro Genel Müdür Vekili Zeki Adlı, konuya ilişkin genelge yayımladı. Genelgede, 7 Ocak`ta yürürlüğe giren Tapu Kanunu`nda değişiklik öngören düzenlemeye göre, ``kanunun yürürlüğe girdiği tarihte mevcut olan askeri yasak bölgeler, askeri ve özel güvenlik bölgeleri ile stratejik bölgelere ilişkin kararlara ait harita ve koordinat değerlerinin tamamının, Milli Savunma Bakanlığı tarafından en geç 3 ay içinde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlığa gönderilmesi gerektiği`` hatırlatıldı. Genelkurmay Başkanlığınca hazırlanan söz konusu bilgilerin de Genel Müdürlüğe iletildiği belirtildi. Genelgeye göre, bu bilgi ve belgeler, kadastro müdürlüklerinin yetki alanlarına göre tasnif edildi. Dokümanlar, Bölge Müdürlüklerince, ilgili Kadastro müdürlüklerine, ``gizlilik`` nedeniyle kurye vasıtasıyla teslim edilecek. Teslim edilen koordinat değerleri ve haritalar, Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu, Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Yönetmeliği, Harita ve Harita Bilgilerini Temin ve Kullanma Yönetmeliği ile ilgili diğer mevzuat çerçevesinde kullanılacak ve saklanacak. ALTYAPI, DOĞRU VE HIZLI OLUŞTURULMALI Yasa uyarınca, süreç tamamlandıktan sonra artık askeri makamlardan görüş sorulmasına gerek kalmayacak. Genelgede, yabancı gerçek kişilere satılacak taşınmazların askeri yasak bölge ve güvenlik bölgeleri içinde kalıp kalmadığı konusunda tapu sicil müdürlüklerinin, kadastro müdürlüklerine danışacağı ifade edilerek, gerekli alt yapının ``doğru ve hızlı bir şekilde`` oluşturulmasının önemi vurgulandı. Kadastro Müdürlüklerince yürütülecek teknik çalışmalara da yer verilen genelgede, şunlar kaydedildi: Grafit paftaların sayısallaştırılması, mevzuat çerçevesinde ilgili kadastro müdürlüklerince yapılacak. Askeri yasak bölgeler, askeri ve özel güvenlik bölgeleri ile stratejik bölgelere ilişkin kararlara ait harita ve koordinat değerleri, kadastrosu yapılmamış alanlara isabet ettiğinde aynen muhafaza edilecek. Bu yerlerde kadastral paftalar oluştuğunda söz konusu işlemler tekrarlanacak. Şeffaf kopyaları çekilip sayısal değerlerinin işlenmesi sırasında oluşacak tereddütler, yetkili askeri makamlardan sorulup, teyit edildikten sonra kadastral paftalara işlenecek. 3 AYDA TAMAMLANACAK Genelgede, işlemlerin en geç 3 ay içinde tamamlanması gerektiği ifade edilerek, bu sürede çalışmaların yetiştirilememesi halinde Genel Müdürlükten ek süre istenebileceği kaydedildi. Tüm işlemler tamamlandıktan sonra sonucun Bölge Müdürlüklerince Genel Müdürlüğe iletileceği belirtilen genelgede, süre ve gizlilik konusunda duyarlılık gösterilmesi istendi. Habergenc-30.09.2006 |