©2006

 

Son Güncelleme:01/02/12

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya

Doğal Yaşam

Silahlanma

Uyuşturucu

Nükleer Güçler (Verileri)

Avrupa Yaşam Haberleri

Ülkeler Haber ve Bilgileri

Avrupa Yaşam Haberleri

AB Komisyonu Haberleri

AB komisyonu Görevleri, Seçilenleri

Avrupa kara teslim

Avrupa kara teslim  

Avrupa'nın birçok bölgesinde etkili olan kar yağışı ve soğuklar yaşamı felç etti.

Kıtanın özellikle doğusunda onlarca kişinin soğuklar nedeniyle hayatını kaybettiği bildirildi. Tüm kıtada yaşanan ölüm sayısı ise 80'i geçti.

Türkiye'de İstanbul'da gece boyunca yağan şiddetli kar nedeniyle kentte ulaşım güçlükle sağlanıyor. Ayrıca Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun doğusu, Rize, Artvin ve Hopa ile öğle saatlerine kadar İstanbul, Yalova, Kocaeli, Sakarya, Bursa ve Balıkesir'in Bandırma ilçesi, Zonguldak, Düzce, Bartın ve İnebolu çevrelerinde şiddetli kar yağışı bekleniyor.

Orta ve Doğu Avrupa'da da etkili olan kar yağışı ve soğuklar nedeniyle 60'tan fazla kişinin hayatını kaybetti.

Hava sıcaklığında yaşanan sert düşüşler nedeniyle bazı ülkelerde ordu devreye girdi, acil geçici barınaklar kuruldu.

Hava sıcaklığının pazartesi günü -20 dereceye gerilediği Ukrayna'da çoğunluğu evsiz olmak üzere en az 43 kişi hayatını kaybetti.

Polonya, Romanya ve Bulgaristan'da da soğuklar nedeniyle ölümler yaşandığı bildirildi.

Ukrayna'da yetkililer, son üç günde bin 500'den fazla barınma evine 24 binden fazla kişinin sığındığını söylüyor.

600 kişi de vücut ısısı kaybı (hipotermia) ve soğuk ısırması (vücudun bazı bölgelerindeki dokuların maruz kalınan aşırı soğuklar nedeniyle donması) teşhisiyle tedavi edildikleri bildirildi.

Yetkililer, 150 civarında sığınma merkezi kurmayı planladıklarını söylüyor.

Polonya'da ölü sayısı ise salı günü tibariyle 21 oldu. İçişleri Bakanlığı, ölümlere soğukların yanı sıra ısıtıcılarda yaşanan sorunlara bağlı olarak karbon monoksit zehirlenmesinin de neden olduğunu açıkladı.

Avrupa Donuyor

Polonya, geçen cuma günü hava sıcaklığı -26 dereceye düşene kadar ılıman bir kış geçiriyordu.

Yetkililer, hayatını kaybedenlerin büyük bölümünün yaşlılar ve evsizler olduğunu söylüyor.

Soğuklar Romanya'da sekiz, Bulgaristan'da ise beş kişinin ölümüne neden oldu.

Romanya'da yollarda mahsur kalanları kurtarmak üzere bazı bölgelere askeri birlikler sevk edilirken, Sırbistan'da polis kara bağlı sorunlar nedeniyle üç kişinin hayatını kaybettiği, iki yaşlı kişiden de haber alınamadığı bildirildi.

Ajanslar, Litvanya, Bosna, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti'nde de aşırı soğuklara bağlı ölüm olayları yaşandığını duyurdu.

01 Şubat 2012

Avrupa'ya ikinci şok

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch  

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Euro bölgesindeki 5 ülkenin uzun vadeli kredi notunu düşürdü, not görünümlerini ise "negatif"e çevirdi.

Fitch, İtalya'nın kredi notunu iki kademe düşürerek "A-" olarak belirledi, İspanya'nın kredi notunu da "A"ya düşürdü.

Belçika'nın kredi notunu bir kademe düşürerek "AA" olarak güncelleyen Fitch, Slovenya'nın kredi notunu 2 kademe düşürerek "A" olarak belirledi.

İtalyan polisi Fitch'in ofisini basmıştı...

Fitch, Kıbrıs'ın kredi notunu ise bir kademe düşürerek "BBB-" olarak açıkladı.

İrlanda'nın "BBB" kredi notunu teyit eden Fitch, ülkenin görünümünü negatife çevirdi.

27 Ocak 2012

Yunan ve İspanyollar Almanca öğreniyor

  Yunan ve İspanyollar Almanca öğreniyor

Euro bölgesindeki borç krizinden en az etkilenen ülkelerden olan Almanya, ekonomik gücü ile kültürel cazibesini de arttırır görünüyor.

Alman dil ve kültürünü ve dilini öğreten Goethe Enstitüsü'ne göre Almanca öğrenenler hızla artıyor.

Enstitünün Frankfurt'taki merkezinde 20 yılı aşkın süredir ders veren Günther Schwinn-Zur, işlerin hiç şimdiki kadar iyi olmadığını söyledi.

Schwinn-Zur, geçen yıl derslerine talebin yüzde 30'un üzerinde artış kaydettiğini söyledi.

Benzer bir eğilim ülkenin geri kalanındaki şubelerde de görülürken, yeni öğrenciler arasında en büyük grubu Yunan ve İspanyolların oluşturduğu bildiriliyor.

Financial Times gazetesine göre bu durumun temelinde Alman ekonomisine ilişkin yaygın olumlu izlenim yatıyor.

Federal istatistik idaresi verilerine göre Alman ekonomisi 2011'de yüzde 3 büyüdü.

Bu oran Amerika Birleşik Devletleri ya da Euro Bölgesi'nin tamamında görülenin iki katı.

Dolayısıyla genç işgücü için Almanya cazip bir hedef durumunda.

Bununla birlikte dün açıklanan veriler Almanya'da büyümenin hız kesmeye başladığını göstermişti.

Yılın son üç ayında eksiye geçilmiş olabileceği düşünülürken, yılın ilk üç ayında da benzer bir durum yaşanmasından endişe ediliyor.

12 Ocak 2012

Ekonomik kriz Avrupa'dan göç ettiriyor

Avrupa'dan göç  

Birkaç yıl öncesine kadar göçmenler için daha iyi bir hayatın simgesi olan Avrupa'dan şimdiyse kaçış başladı. Bu yıl ekonomik kriz nedeniyle Portekiz, Yunanistan ve İrlanda'dan onbinlerce kişi ülkelerini terk edip iş bulmak ve daha iyi bir hayat kurmak amacıyla çoğunlukla güney yarım küreye göç etti.

Ekonomik kriz ve işsizliğin vurduğu Avrupa'dan büyük göç başladı. Portekiz, Yunanistan ve İrlanda'dan on binlerce kişi, daha iyi bir hayat kurmak umuduyla ülkesini terk etti. İşsizliğin arttığı İspanya ve İtalya'da göç vermeye başlayan ülkeler arasında.

Avrupalıların ABD, Kanada ve Avustralya gibi göç alan ülkelerin yanı sıra tercih ettikleri ülkeler ise yeni göç yollarının oluşmasına neden oldu.

Portekizliler, iş bulmak için petrol zengini Angola, Mozambik ve Brezilya gibi eski sömürgelerine, İspanyollar da Arjantin'e yöneldi.

EN ÇOK YUNANLILAR GÖÇ ETTİ

Göçten en çok etkilenen ülke ise Yunanistan oldu. Dünya Bankası’nın verilerine göre, geçen yıl Yunanistan'dan 1 milyonun üzerinde kişinin göç etti. Yunanların yeni bir hayat kurmak için seçtiği ülkelerin başında Avustralya ve Kanada var.

Türkiye, Kıbrıs ve İsrail de ekonomik krizden kaçan Yunan vatandaşlarının göç ettiği ülkeler arasında. Ülkeyi terk edenlerin çoğunluğunun vasıflı kitle olması da komşuyu zora soktu.

22 Aralık 2011

Silikon göğüs krizi İngiltere'ye uzandı

  sağlıksız silikon meme tehlikesi

Independent gazetesi Fransa'da patlak veren sağlıksız silikon göğüs krizinin İngiltere'ye sıçramasını ilk sayfadan duyuruyor.

Gazetenin haberine göre "Fransız hükümeti bozuk silikonların, tamamının alınması için talimat vermeye hazırlanıyor."

"Göğüslerine silikon taktıran 50 bine yakın İngiliz kadın da sağlıkları konusunda uyarılıyor."

Independent gazetesi, kanser ve yırtılma gibi sorunlarla ilişkilendirilen silikonların çıkarılması konusunda İngiliz sağlık bakanlığının henüz tavsiyede bulunmamasını eleştiriyor.

Skandalın odağında Marsilya merkezli PIP (Poly Implant Protheses) adlı şirket bulunuyor.

Söz konusu şirketin bir zamanlar alanında dünya üçüncüsü olduğu belirtiliyor.

Vaktiyle yılda 100 bin göğüs protezi yapan şirketin tıbbi amaçlarla değil, yatak üretiminde kullanılan ve 10 kat ucuz olan silikon malzeme kullandığı ortaya çıktı.

Şirket hakkında şimdiye dek 2172 kadın şikayette bulunmuş.

21 Aralık 2011

Fransa’da Kanser üreten silikon paniği

  Meme slikonu

Fransız Liberation gazetesi, iflas eden PIP firması tarafından üretilmiş gögüs implantlarında kanser tehlikesi bulunduğunu duyurdu. Uzmanlar, implantların kesinlikle geri çıkarılması gerektiğini kaydetti.

Fransa Sağlık Bakanlığı bir firmanın silikonlarından taktıran 30 bin kadına ameliyatla silikonlarını çıkarttırması uyarısında bulundu. Sanayi tipi malzemeyle üretilen silikonların kansere yol açması ihtimalinden korkuluyor.

Fransa’da silikon üreten bir firmanın, sanayi tipi malzemeyle imalat yaptığı ortaya çıktı. Ülkede estetik ameliyatla silikon taktıran binlerce kadını endişelendiren bu haber, kanser riskini de beraberinde getiriyor.

mrs ice,abartı slikonlu  

Sanayi tipi malzemeyle yapılan silikonların patlama riskinin olduğu ve kansere yol açma ihtimali bulunduğu belirtildi. Olay geçen yıl, "Pip" yani "Poli İmplant Protez" adlı Fransız firmanın silikonları bilgisayar ve elektronik sanayinde kullanılan malzemeyle imal ettiğinin ortaya çıkmasıyla patlak vermişti.

AMELİYAT GİDERLERİ KARŞILANACAK

Fransa Sağlık Bakanlığı durumla ilgili endişe verici bir uyarı yaptı. Ülkede bu silikonlardan taktırdığı belirlenen 30 bin kadın, silikonları ameliyatla aldırmaya çağrıldı. Bakanlık, ameliyat giderlerinin karşılanacağını da açıkladı.

Ülkede bugüne kadar 9 kadına bu silikonla bağlantılı olarak kanser teşhisi konmuş kadınlardan biriyse hayatını kaybetmişti.

Fransa dışına da ihraç edildiği belirtilen silikonların İngiltere’de 50 bin kadının ameliyatında kullanılmış olabileceği tahmin ediliyor.

20 Aralık 2011

İspanya ve Fransa'da 120 km. lik Fırtına

  İspanya ve Fransa'da Fırtına

Hızı saate 120 kilometreye ulaşan rüzgar nedeniyle İspanya'da alarm seviyesi kırmızı'ya yükseltildi.

İspanya'nın kuzey kıyılarında şiddetli fırtına etkili oluyor. Rüzgarın hızı 120 kilometreyi buldu, dalga boyu ise 8 metreyi aştı.

Hava şartlarının tehlikeli boyuta ulaşması üzerine alarm seviyesi kırmızıya yükseltildi.

Ancak elverişsiz hava şartlarından yararlananlar da vardı.

Bölge sakinleri ve turistler, San Sebastian sahilinin simgesi ünlü heykelin boyuna erişen dev dalgaların fotoğrafını çekerken, bazıları da azgın sular da surf yapmayı tercih etti.

Fransa'da da etkili olan fırtına yaşamı olumsuz etkiliyor.

15 Aralık 2011

Dünya’da Yaşanacak En Güzel Yer

  En Güzel Yer, Viyana

Yeni bir araştırmaya göre dünyada yaşam standardının en yüksek olduğu kent Avusturya’nın başkenti Viyana

Mercer Group adlı şirketin yıllık araştırmasına göre dünyada yaşam kalite endeksinin en yüksek olduğu beş kentten dördü Avrupa’da. Viyana’yı Zürih, Münih ve Düsseldorf izlerken beşinci sırada Yeni Zelanda’nın başkenti Auckland bulunuyor.

200’den fazla kent arasında yapılan karşılaştırmada anakentlerin siyasi, sosyal ve ekonomik koşullarıyla, eğitim ve sağlık hizmetleri, konut durumu, trafik, toplu ulaşım ve eğlence hayatı dikkate alınıyor.

Çeşitli ülkelerde insan kaynakları yönetim danışmanlığı yapan Mercer’in altı kıtada yaptığı araştırmaya göre yaşam kalitesi endeksindeki ilk 50 kentten 24’i Avrupa’da.

Amerika, Hawaii eyaletinin başkenti Honolulu ile 25. sırayı alırken Washington 43. New York ise 47. sırada. Listenin en altlarında 214. sırada bulunan Gürcistan’ın başkenti Tiflis ise Bağdat’tan sadece iki basamak yukarda.

Gürcistan'ın başkenti Tiflis'de bir sokak  

Mercer’in ayrı olarak hazırladığı can güvenliği endeksinde ise başı yine Lüksemburg, Bern, Helsinki Zürih ve Viyana gibi Avrupa kentleri çekiyor. Amerikan kentlerinin ilk 50’ye giremediği can güvenliği endeksi listesinin 199. basamağında Moskova, 215. basamağında ise Tiflis var. Hem yaşam kalitesi hem de can güvenliği listesinin en sonunda Bağdat var.

Mercer şirketinin hazırladığı listeler işverenlerin yabancı ülkelerde görevli çalışanlarının ücretlendirilmesinde kullanılıyor.

30 Kasım 2011

'Avrupa ABD'nin suçlarına ortak oldu'

  CIA Planı

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komisyonu başkanı Thomas Hammarberg, kimi Avrupa ülkelerinin, terör eylemlerine karışmakla suçlanan kişilerin yakalanması ve işkence uygulaması için üçüncü ülkelere nakledilmesinde işbirliği yaptıklarını söyledi.

Hammarberg, "ABD'nin küresel düzeyde teröre karşı yürüttüğü savaşta, teröristlerin üstüne yıkılan suçlarla mücadele etmek için, sayısız başka suç da işlendi. Bu suçların pek çoğu dikkatli ve kasıtlı şekilde örtbas edildi." dedi.

AP'nin haberine göre, Washington'un istekleri doğrultusunda, Avrupa hükümetlerinin, tutukluların nakliyle ilgili soruşturmaların gerektiği gibi yapılmasını engellediklerini söyleyen Thomas Hammarberg, "Mesaj açık: istihbarat kuruluşları arasındaki iyi ilişkilere, işkencenin önlenmesi ve diğer ciddi insan hakları ihlallerinin önüne geçilmesinden daha büyük önem verildi." dedi.

Thomas Hammarberg, Avrupa ülkelerinin insan haklarının sistemli bir şekilde çiğnenmesinde rol almış olduklarını gizlemeye çalıştıklarını kaydederek, 11 Eylül saldırılarının onuncu yıldönümünde, terörle mücadele konusunda izlenen hatalı ve başarısızlığa uğramış siyasetlerin derhal gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.

2007 Yılına ait bir soruşturmada da, İsviçreli politikacı Dick Marty, 14 Avrupa ülkesini CIA'nın gözaltı merkezleri kurmasına izin vermekle ve 2002-2005 yılları arasında zanlıların havayoluyla başka ülkelere nakledilmesi yardımcı olmakla suçlamıştı.

47 Ülkenin üye olduğu Avrupa Konseyi, CIA'nın tutukluların başka ülkelere nakli için yürüttüğü operasyonlara, ondan fazla Avrupa ülkesinin katıldığına inanıyor.

Adının açıklanması istemeyen bir yetkili, Konseyin, Pazartesi günü, CIA tarafından Polonya, Litvanya ve Romanya'da yürüttüğü, gözaltında tutulan kişilerin gizlice alıkonduğuna inanılan "kara tesisler" hakkında açıklamalarda bulunacağını belirtti.

2 EYLÜL 2011

Norveç katliamı ve Avrupa'da ırkçılık

 

Norveç’te savaşlar dışında tarihin en kanlı siyasi katliamlarından birinin üzerinden henüz birkaç gün geçti.

Kendisini Haçlı Şövalyesi olarak gören Norveçli zanlı polisteki ifadesinde tek başına hareket ettiğini söylemişti.

Gözaltı süresinin uzatılması için çıkarıldığı mahkemede ise bir örgütten söz etti.

Açıklamalardan öğrendiğimize göre bu örgütsel yapının dışında kendisine bağlı iki de hücre olduğunu açıkladı.

Öğrendiklerimiz bu bilgilerle sınırlı. Polis hücreler ve organizasyon konusunda etraflı bilgi edindi mi bilmiyoruz.

Ancak Avrupa’yı Müslümanlardan ve komünistlerden kurtarma amacıyla silahlı ayaklanma başlattığını söyleyen Anders Behring’in açıklamaları, muhtemelen Avrupa’da yepyeni bir siyasi havanın esmesine yol açacak.

Gazetelerin başyazılarında ve etkili köşelerinde ilk günler, acıyı paylaşma, birlik ve beraberlik ruhunu diri tutma perspektifli yazılar yer aldı.

Tabii ki demokrasi ve açık topluma yönelik tehditlere taviz verilemeyeceği görüşü de vurgulandı.

 

Katliamın manifestosu

İlk şok atlatıldıktan sonra böylesi bir saldırının arkasında fikir babası olarak kimlerin olabileceği, hükümet politikalarının ırkçı hareketlerin işini kolaylaştırıp kolaylaştırmadığı tartışılmaya başlandı.

Gerek Norveç, gerekse İsveç gazetelerinde Anders Behring’in 1516 sayfalık Manifesto adını verdiği uzun metinde kaynaklara dikkat çekiliyor.

Birçok başlıktan oluşan bu uzun derlemede yer alan yazıların büyük bölümünün zaten çoktandır internette dolaştığına işaret edilerek, Avrupa’yı Müslümanlardan temizleme fikrinin daha birçok kişi tarafında açık açık savunulduğu belirtiliyor.

Bu saptamaların yer aldığı gazetelerde hem Norveç hem İsveç istihbarat servislerinin doksanlı yılların sonundan itibaren aşırı hareketler konusunda hükümetleri uyarıcı raporlar hazırladıkları da hatırlatılarak, toplum için tehdit oluşturabilecekleri yolunda işaret edilen aşırı sağ, aşırı sol ve aşırı İslamcı hareketler içinde sadece aşırı İslamcılar üzerinde durulduğuna dikkat çekiliyor.

Avrupa genelinde ırkçılığın yükselişi Geçmişle bir tür hesaplaşma niteliği taşıyan yorumlarda hükümet politikaları da gözden geçiriliyor.

Avrupa’da ırkçı hareketlerin giderek güçlenmesinde hükümetlerin yanlış uygulamaların bir rolü oldu mu sorusuna şu yanıtlar veriliyor:

-İsviçre minareyi yasakladı.

-Macaristan’da siyah renkteki kıyafetleriyle paramiliter askerler sokaklarda dolaşıyor.

İsveç’in çok satışlı gazetelerinden Aftonbladet’in başyazısında bu tablodan hareketle "Yakında Avrupa’da bütün parlamentolarda ırkçı partilerin boy göstermesi neredeyse bir zorunluluk olarak görülecek.’’ diyor.

Henüz kimse işaret etmediyse de sağdaki partilerin, bırakalım sol kanattaki partileri zaman zaman sosyal demokratları bile Marksist olarak suçlama çabalarının, ırkçılara hedef gösterme anlamına geleceği belli oldu.

Anders Behring, sosyal demokratları Farnkfurt Ekolü olarak tanımlıyor.

Çok kültürlü toplumu savunan sosyal demokratların Avrupa’yı Müslümanlara teslim ettiklerini öne süren Norveçli bu gelişmeyi durdurmak için Norveç İşçi Partisi Hükümeti’ne yönelik bombalı eylem yaptığını, gençlerin partiye akışını önlemek için de gençlik kampındaki katliamı gerçekleştirdiğini söylüyor.

Anders Behring’in Manifestosunu inceleyen bir psikiyatr, Norveçli’nin ruhsal yapısını sağlıklı bulmadı. Psikiyatr’a göre kısa bir zaman içinde tekrar böyle bir katliam girişimi için ortalıkta hiçbir işaret yok. Tabii Haçlı Şövalyelerinin ne çapta bir örgütlenme içinde oldukları henüz bilinmiyor.

25 Temmuz 2011

Guardian'dan Türk hükümetine teşekkür

 

Guardian gazetesi, Libya'da gözaltına alınan muhabiri Geyt Abdülahad'ın Türkiye'nin çabalarıyla serbest kaldığını aktarıyor.

Brezilyalı bir gazeteciyle birlikte 2 Mart'ta Sabrata kentinde gözaltına alınan Abdülahad, Çarşamba günü serbest bırakılmıştı.

Abdülahad'a eşlik etmek için Trablus'a giden Guardian Genel Yayın Yönetmeni Alan Rusbridger, İngiliz elçiliğinin kapanmasından sonra bu ülkede İngiltere'nin çıkarlarını temsil eden Türk hükümetinin Abdülahad'ın serbest kalması için büyük çaba harcadığını söyledi.

Gazete, muhabirin salıverilmesi için perde gerisinde Türk dışişleri bakanlığının yanı sıra başbakanlık ve cumhurbaşkanlığının da rol oynadığının tahmin edildiğini belirtiyor.

Türk hükümetine teşekkür eden Rusbridger, Abdülahad'ın hücrede kalmasına karşın fiziken zarar görmediğini belirtti.

Somali, Sudan, Irak ve Afganistan'dan geçtiği haberlerle tanınan Irak asıllı Abdülahad 2004 yılından beri Guardian'da çalışıyor. Abdülahad Libya'ya Tunus'tan girmişti.

Öte yandan New York Times gazetesi de Libya'da görev yapan dört gazetecisinin kaybolduğunu duyurdu. Gazete, iki fotoğrafçı, Beyrut büro şefi ve bir muhabiri ile iletişim kurulamadığını söylüyor.

Aralarından muhabir Stephen Farrell 2009 yılında Afganistan'da Taliban tarafından rehin alındıktan sonra İngiliz komandoların müdahalesiyle kurtarılmıştı.

18 MART 2011

'Hükümet kuruluncaya kadar, seksi boykot edin'

 

İngiliz Daily Telegraph gazetesinde yer alan habere göre, tam 241 gündür hükümet kurulamayan Belçika'da, Sosyalist Senatör Marleen Temmerman "Yeni bir hükümet Kraliyet Sarayının önünde fotoğraf çektirinceye kadar, cinsel ilişkiye girmeyin." dedi.

Dünyada, bir hükümetin kurulamaması alanındaki rekor, 249 gün.

Belçika'da geçen yılın Mayıs'ında yapılan erken seçimlerden bu yana, Flaman ve Valon bölgelerini temsil eden partiler arasında doğan derin ayrılıklar yüzünden hükümet kurulamıyor.

Daily Telegraph gazetesinin haberinde, "milletvekili, senatör ve siyasetçilerle yataklarını paylaşan kişileri, hükümet kurma çıkmazı son buluncaya dek, 'bacaklarını açmamaya' çağıran Belçikalı Senatör Temmerman, 2009 yılında Kenya'da yapılan benzer bir grevi hatırlattı." deniyor.

Söz konusu olayda, Kenya'daki kadın hareketleri, cumhurbaşkanıyla başbakan arasındaki anlaşmazlığın ülkeyi kargaşa ortamına sürüklemesi tehlikesi karşısında, "genel seks grevi" çağrısında bulunmuşlardı.

Senatör Temmerman, "Kenya'da siyasi çözüm bulunmasını sağlamak için seks grevine gitmeyi kararlaştırdılar ve cumhurbaşkanı ile başbakanın eşlerini de bu boykota katılmaya çağırdılar. Hatta Kenyalı fahişelere de, dayanışma gösterip bu greve katılırlarsa, tazminat ödeneceğini bildirdiler. Grevin sonuçları bilimsel olarak kanıtlanmadı ama, tam bir hafta sonra, Kenya'da istikrarlı bir yönetim oluştu." dedi.

Ancak Daily Telegraph'ın haberine göre,Hristiyan Demokrat Senatör Catherine Fonck çağrıyı reddetti ve "Ben seks grevine katılmak istemiyorum. Siyasetçilerin işi grev değil, ülkeyi tahrik etmek, canlandırmaktır." dedi.

09/02/2011

©2006

   

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya