|
Son Güncelleme:01/09/11 |
||
|
Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya |
||
|
Ekonomi Haberleri-17 |
||||
|
Önceki Sayfalar |
||||
|
Asya'da dev bir serbest ticaret bölgesi doğuyor |
||||||||||
Doğu Asya'da, Avrupa Birliği ve Kuzey Amerika serbest ticaret bölgesine rakip olacağı düşünülen yeni bir serbest bölge 1 Ocak'tan itibaren yürürlüğe giriyor. Serbest bölgenin içinde Çin ve Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği'nin (ASEAN) altı kurucu üyesi yer alacak. Bu ülkeler Endonezya, Malezya, Singapur, Tayland, Filipinler ve Brunei. Yeni serbest ticaret bölgesi, üye ülkelerin toplam nüfusu açısından dünyadakilerin en büyüğü olacak. Zira bölgeye dahil yedi ülkenin toplam nüfusu yaklaşık 1 milyar 900 milyon. Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN)'a üye ise toplam 10 ülke bulunuyor. Birliğin merkezi, Endonezya'nın başkenti Cakarta'da yer alıyor. Ekonomi muhabirimiz Andrew Walker, serbest ticaret bölgesinin Çinli imalatçıların ve hammadde ihraç eden Güney Doğu Asya ülkelerinin yararına olacağını söylüyor. Andrew Walker ayrıca, ASEAN üyesi ülkelerden Vietnam ve Kamboçya'nın da, beş yıl içinde yeni serbest ticaret bölgesine dahil olmalarının beklendiğini belirtiyor. Amaç rekabet Yeni serbest ticaret bölgesinin amacı ise bölgeler arası ticareti artırmak olarak açıklanıyor. Asya'nın son krizle zayıflayan kalkınmış ekonomilere olan bağımlılığını azaltmak da yeni birliğin amaçları arasında. Anlaşma uyarınca yatırımcıların önündeki engeller azaltılacak. Ayrıca ticari malların yüzde 90'ında da gümrük vergileri kaldırılacak. Ancak Endonezya ve Filipinler'de bu yeni ticaret bölgesine yönelik bir muhalefet de var. Bu ülkelerde tekstil, ayakkabı ve çelik gibi sektörler ucuz Çin ithal malları karşısında kırılgan bir görünüm arz ediyor. 31/12/2009 |
||||||||||
|
ABD ile Çin arasında çelik savaşı |
||||||||||
Amerika Birleşik Devletleri, ticarette dünya çapında üstünlüğünü artıran Çin’e karşı korumacı yeni önlemler alıyor. Çin’den ithal edilen çelik borulara gümrük vergisi uygulaması, Pekin yönetimini kızdırdı. ABD Uluslararası Ticaret Komisyonu (ITC), ABD Ticaret Bakanlığının, Çin hükümetinin Çinli çelik üreticilerine uyguladığı sübvansiyonları dengelemek için belirlediği gümrük vergisi oranlarının uygulanmasını oy birliğiyle kabul etti.
Çin'den çelik ithalatı iki yılda üçe katlandı ABD, geçen yıl Çin'den 2,74 milyar dolarlık çelik boru ithal etmişti. Birleşik Çelik İşçileri Sendikası ile Nisan ayında Çin malı çelik borulara gümrük vergisi uygulanması için çalışma başlatan 8 çelik şirketinden biri olan U.S. Steel, ITC'nin aldığı karardan memnun olduklarını açıkladı. Çin'den çelik boru ithalatının 2006'dan 2008 yılına kadar üçe katladığı, bu durumun ABD'li çelik boru üreticisine zarar verdiği belirtilen açıklamada, ABD'de çelik boru üretiminin yüzde 70 düştüğü ve sektörde istihdamın yüzde 40 azaldığı ifade edildi. ITC'nin, ABD Ticaret Bakanlığı, Çin'den ithal edilen çelik borulara uygulanan antidamping tarifelerini yüzde 99'a kadar artırmasıyla ilgili Kasım ayında aldığı kararla ilgili ise gelecek yıl Mayıs ayında karar vermesi bekleniyor. Çin'in çağrısı Bu arada Çin, Çin mallarının Amerikalı üreticileri tehdit etmediğini belirterek, ABD'nin gümrük vergisi uygulaması kararını iptal etmesi çağrısında bulundu. Çin Ticaret Bakanlığı yaptığı açıklamada, ''Çin tarafının bu karardan memnun olmadığını ve bu karara karşı kararlı biçimde karşı çıktığını ifade ettiği, Washington yönetiminin hatasını düzeltmesi ve ticari korumacılıktan kaçınması gerektiği'' belirtildi. ITC'nin, ABD'li şirketlerin sorunlarının kaynağı olarak ekonomik krizi gözönüne almama hatası yapmışsa, o zaman Çinli çelik boru üreticilerin ABD'li üreticilere zarar verdiğini söylemenin bir hata olduğu kaydedilen açıklamada, ''Çinin çelik boru ihracatı ABD'ye zarar veremez ya da ABD'li üreticileri tehdit edemez çünkü, enerji sektörü büyüyor ve boru talebi artıyor'' denildi.
Hangi sektörler sorunlu? İki ülke arasındaki ticaret savaşı Eylül ayında ABD yönetiminin, Çin'den ithal edilen otomobil ve kamyonet lastiklerine uygulanan yüzde 4'lük gümrük vergisi oranını yüzde 35'e yükselterek, bu ürünün ithaline kısıtlama getirmesi üzerine başladı.
ABD'de lastik üreticisi fabrikalardaki
işçileri temsil eden Birleşik Çelik İşçileri Sendikası'nın, Çin'den
lastik ithalatının 5 binden fazla işçinin işine mal olduğu şikayeti
üzerine Baracak Obama yönetimi, Çin'den lastik ithalatına uygulanan
yüzde 4 gümrük vergisini, gelecek üç yıl boyunca ilk yıl yüzde 35'e,
ikinci yıl yüzde 30'a ve üçüncü yıl yüzde 25'e çıkarılmasına onay
vermişti. ABD'nin, 2004 yılında Çin'den lastik ithalatı 15 milyon adet iken, bu sayı 2008 yılında üçe katlanarak 46 milyon adete çıktı. Bu sürede Çin'in ABD lastik piyasasında yüzde 5'den az olan payı yüzde 17'yi buldu. Çin ise ABD'nin lastik ithalatına gümrük vergisi oranını artırmasına, ABD'den ithal edilen tavuk ve otomotiv ürünlerine antidamping incelemesi başlatmış ve ABD'yi Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) şikayet etmişti. ABD ve AB ise DTÖ'ye başvurarak, Çin'in metal ve kimya sektörlerinde kullanılan hammadde ihracatına koyduğu sınırlamaları incelemesini istemişti. 31/12/2009 DW |
||||||||||
|
Doğan Şirketler Grubu yeniden yapılanıyor. |
||||||||||
|
Doğan Şirketler Grubu, köklü bir yeniden yapılanmaya gidiyor. Holdingin bağlı şirketlerinden Hürriyet’teki Genel Yayın Yönetmeni değişikliğinden sonra; Aydın Doğan da, İMKB Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yaptığı açıklamada, Doğan Şirketler Grubu Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığı’ndan ayrıldığını bildirdi. Aydın Doğan, 1 Ocak’ta (yarın), Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı Arzuhan Doğan Yalçındağ’a devredecek. Doğan Şirketler Grubu Holding A.Ş. Yönetim Kurulu da, grup yönetiminde 6 ay içinde yaşanacak ‘köklü’ yeniden yapılanmanın ayrıntılarını duyurdu. Yönetim Kurulu açıklamasında; “Holding ve iştiraklerini geleceğe hazırlamak amacıyla, 2010 yılında yönetim kademelerinde ve organizasyonunda yeniden yapılanmaya gidilecektir” denildi. Yabancı ortaklıklar Gruptaki yeniden yapılanmayla ilgili şu bilgiler verildi: Doğan Şirketler Grubu Holding A.Ş Yönetim Kurulu, istikrar içinde büyümek, mevcut iktisadi gücü ve konumunu korumak/geliştirmek, ülke sınırları dışına taşan yatırım faaliyetlerinde güçlü yabancı ortaklıklar tesis etmek amacıyla yapılanmaya gitme kararı almıştır. Kurumsal yapının güçlendirilmesi, holding ve iştirak yönetimlerinin etkinleştirilmesi, konsolide kârlılık ve performansın arttırılması amacını güden yeni yapı, şu temel değişim unsurlarını içerecektir: İki holdinge ortak ekip 1. Doğan Holding ve Doğan Yayın Holding’in yönetim yapıları sadeleştirilerek (mevzuat ile zorunlu kılınan haller hariç) iki holding ortak bir profesyonel ekip tarafından yönetilecek. 2. İştiraklerimiz faaliyet alanları itibariyle gruplandırılarak Holding’e raporlayan iş birimleri haline getirilecek. Profesyonel CEO’lar gelecek 3. Aile bireyleri, Doğan Grubu şirketleri bünyesinde yürüttükleri icrai faaliyetleri önümüzdeki 6 ay içinde profesyonel CEO’lara devrederek aynı şirketlerin yönetim kurulu başkanı olarak görev yapacaklardır. Ayrıca, yeni yapıda, bu icrai olmayan görevlerine ilave olarak, Holding Yönetim Kurulu’nda yer alarak, birlikte tüm grubun stratejik gelişmesinden, gelecek tasarımından ve konsolide performansından sorumlu olacaklardır. Onursal Başkan olacak 4. Yeni dönemde, Doğan Şirketler Grubu Holding ve Doğan Yayın Holding’in Onursal Başkanlığını Aydın Doğan, Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı Arzuhan Doğan Yalçındağ üstlenecektir. Yeniden yapılanmanın, Holding ve iştirak genel kurullarının ardından yılın ilk 6 ayında tamamlanması hedeflenmektedir.” 31/12/2009 Hürriyet |
||||||||||
|
|
AB ve Çin arasında gümrük gerginliği |
||||||||
![]() AB, Çin’den ithal edilen ayakkabılara uygulanan gümrük vergisinin süresinin 15 ay uzatılmasına karar vermişti. Karara tepki gösteren Çin ise Avrupa'dan ithal edilen çelik ürünlere gümrük vergisi uygulama kararı aldı. Çin ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik ilişkiler, son günlerde karşılıklı olarak uygulamaya konulan gümrük vergileri yüzünden gergin bir dönemden geçiyor. Karşılıklı yatırımların artması ve ticaret hacminin büyümesine rağmen, tarafların korumacı ekonomi politikaları ekonomik ilişkilerde belirleyici rol oynuyor. Son olarak Avrupa Birliği, Çin’den ithal edilen ayakkabılara uygulanan gümrük vergisinin süresinin 15 ay daha uzatılmasına karar vermişti. Karara tepki gösteren Çin ise Avrupa ülkelerinden ithal edilen çelik ürünlere gümrük vergisi uygulama kararı aldı. Alternatif üreticiler aranıyor Merkezi Almanya’nın Essen kentinde bulunan ayakkabı firması Deichmann, Asya ülkelerinden ayakkabı ithal ederek Almanya’da satışa sunuyor. Bu süreçten sorumlu olan kişi ise şirketin Çin’deki yetkilisi Zhou Yongşiang. Yongşiang, üretici firmaları seçiyor ve bağlantıları kuruyor. Alman şirketinin birlikte çalıştığı Çinli ayakkabı fabrikalarından en önemlisi ise Goldener Kaiser. Fabrika, Çin’de ayakkabı sanayisinin kalbinin attığı Wenzhou kentinde. Çin’e uygulanan gümrük vergilerini eleştiren Zhou Yonşiang, artık başka ülkelerdeki imkânları da değerlendirmeye alacaklarını söyledi. Zhou,“Dampingle mücadele amacıyla konulan vergiler Çin’deki ayakkabı sektörünü derinden etkiliyor. Güneydeki Dongguan kenti buna bir örnek. Bu kentte Tayvanlı fabrikalar faaliyet gösteriyor. Bu fabrikalardan çoğu üretim yerlerini Malezya'ya, Kamboçya'ya, Vietnam’a kaydırdı. Çünkü Çinli firmalara uygulanan anti-damping vergisine tabi olmak istemiyorlar” diyor. AB Komisyonu'nun kararı Avrupa Birliği Komisyonu, Çin ve Vietnam'dan ithal edilen ayakkabılara uygulanan gümrük vergisinin süresini 15 ay daha uzatma kararı aldı. Almanya oylama sırasında çekimser kalırken, İspanya, Portekiz, İtalya gibi Avrupa’nın önde gelen ayakkabı üreticisi ülkeleri gümrük vergisi uygulamasına destek verdi. Çin Ticaret Bakanlığı ise Avrupa Birliği’nin bu kararı karşısında memnuniyetsizliğini dile getirdi. Almanya Ayakkabı Sanayisi Birliği Yöneticisi Manfred Junkert de aynı görüşte. Junkert’e göre gümrük vergisinin tartışılacak bir yanı yok, zira bu uygulama Avrupa Birliği'nin korumacılık ile gerçekten mücadele etmeye henüz hazır olmadığını gözler önüne seriyor. Zhou Zonşiang, gümrük vergisinin etkilerini şu sözlerle açıkladı: “Yüzde 16,5 büyük bir oran. Normal gümrük vergisi tarifesini de buna eklediğinizde, yüzde 25 gibi bir orana ulaşıyorsunuz. Kamboçya ve Nijerya’ya ise sıfır vergi uygulanıyor. Bu çok ciddi bir fark. Çin'de üretilen ayakkabıların fiyatı 45 dolar ise bunun 5 dolardan fazlası vergi. Bu nedenle sürekli olarak yeni yerlerde yeni üreticiler aramak zorunda kalıyoruz.” Çin'in tepkisi Avrupa Birliği ile Çin arasında yaşanan vergi tartışması, adeta bir masa tenisi maçını andırıyor. Avrupa Birliği’nin Çin’de üretilen ayakkabılara uygulanan vergilerin süresini uzatmasından hemen sonra, Çin de Avrupa ülkelerinden ithal edilen çelik ürünlere gümrük vergisi konulacağını açıkladı. Çin Ticaret Bakanlığı, çelik bağlantı maddelerine uygulanan gümrük vergisinin oranının yüzde 16,8’den, yüzde 24,6’ya yükseltileceğini duyurdu. Bu uygulama daha çok otomobillerde, makinelerde ve elektronik araçlarda kullanılan vidaları kapsıyor. "Kısasa kısas" uzun sürebilir Pekin’deki AB Ticaret Odası Başkanı Jorg Wuttke, bu “kısasa kısas” tutumunun daha uzun süre devam edebileceğine dikkat çekti. Wuttke,“Çin'de çelik üretiminde kapasite fazlası o kadar büyük ki, neredeyse Kore’deki ve Japonya’daki çelik üretiminin tamamı kadar. Bu da Avrupa Birliği’ni yakından ilgilendiriyor. Zira bu kapasite fazlası bizde damping, fabrikaların kapanması gibi sorunlar doğuran, agresif bir ihracata yol açıyor. Kapasite fazlası ve bu soruna nasıl bir çözüm bulunacağı ekonomik ilişkilerde belirleyici olan bir konu” dedi. 28/12/2009 DW |
||||||||
|
Japonya'da fiyatların önlenemeyen düşüşü |
||||||||
Sabah 5'de uykulu gözlerle otelden çıkarken hala neyle karşılaşacağımdan tam emin değildim. Ama Japonya'daki mihmandarım Keiko Nonaka, Tokyo'nun meşhur Tsukiji Balık Pazarı'nı görmemde ısrarcıydı. Keiko haklı çıktı. Gecenin yorgunluğunu henüz üzerinden atamayan Tokyo'da ilk hareketlilik bu pazarda başlıyor. Dünyanın birçok bölgesinden ithal edilen dev Tuna balıkları burada perakendecilere ve büyük restoran zincirlerine satılıyor. Balıkların üzerinde nereden geldikleri ve kaç kilo oldukları ayrıntılı olarak yazılıyor. İlk bakışta anımsadıklarım: İrlanda, Malta, Fas, Tunus…
Açık artırma yoluyla yapılan satış sadece yarım saat sürüyor. Balıklar, düzenli bir telaş içinde araçlara yükleniyor. Artık suşi ya da sachimi olarak tüketicilere sunulacakları yerlere götürülmeye hazırlar. Her ne kadar her sabah tekrarlanan bu ritüel, canlı bir ekonomi izlenimi verse de Japonya'daki durumu tam da yansıtmıyor. Dünyanın hala en önemli ekonomik güçlerinden biri olan Japonya, küresel ekonomik krizin etkilerinden sıyrılabilmiş değil. Fiyat düşüşü Reitaku Üniversitesi'nde ekonomi dersleri veren Profesör Osamu Nariai'ye göre, 1960'lardan bu yana dünyanın en büyük 2. ekonomisi konumunda olan Japonya, bu tahtını Çin'e bırakmak üzere. Nariai, dev bütçe açığına dikkat çekerken, böylesine bir durumun sadece 2. Dünya Savaşı'nı takip eden birkaç yılda görüldüğünü anımsatıyor.
Profesöre göre, bunun en temel nedenlerinden biri deflasyon yani fiyatların düşmesinin önlenememesi. Tüketiciler açısından olumlu da olsa temel ekonomik parametreleri bozması nedeniyle deflasyon hiç de istenmeyen bir durum. "Fiyatların düşmesi, talebin azaldığını dolayısıyla üretimin de azalacağını gösterir. En olumsuz sonucu ise işsizlik olur," diyor Profesör Nariai. Sıradan Japon vatandaşları ise bu durumu "gelecek kaygısı" olarak özetliyorlar. Belki de bu nedenle artık gençler evlenmeyi ve çocuk sahibi olmayı tercih etmiyorlar. 127.5 milyon nüfuslu Japonya'da nüfus artış hızı da aynı enflasyonda olduğu gibi eksi büyümeyi işaret ediyor. Bugün olmasa bile bu durumun orta vadede Japonya'ya olumsuz etkileri olacağı üzerinde uzlaşılan bir nokta. Ağustos ayında yapılan seçimlerde Liberal Parti'nin 54 yıllık egemenliğini bitirerek iktidara gelen Japonya Demokrat Partisi'nin lideri başbakan Yurio Hatoyama da ekonomik tedavi reçetesini bu gerçeğe dayandırmış görünüyor. Ailelerin gelirini artırarak çocuk sahibi olmalarını teşvik etmeye çalışan hükümet, öğrenci burslarını artırıp ailelerin eğitim masraflarını düşürmeyi öngörüyor. 4 yaşında bir kızı olan mihmandarım Keiko ise, çalışan bir anne olarak farklı bir sorunu dile getiriyor. "Japonya'da çalışan bir annenin çocuğunu bırakabileceği kreş sayısı çok az. Bakıcı bulmak ise çok daha zor," diyen Keiko, bu nedenle birçok kadının çalışmakla çocuk sahibi olmak arasında karar vermek zorunda kaldığını söylüyor.
'Ne alırsan 100 yen' Yeni kreşlerin açılması ve bazı merkezlerin birleştirilerek kapasitelerinin artırılması, çocuk sahibi olmak isteyen aileleri rahatlatacak bir adım olacak mı onu zaman gösterecek. Ekonomiye ilişkin haberlerin yarattığı karamsar havayı biraz olsun dağıtan ise yeni yılın yaklaşıyor olması. Japonlar, yeni yılı en coşkulu kutlayan halklardan biri. Tüm önemli kentler çoktan ışıklandırılmış, çamlar süslenmiş ve Noel Baba çoktan evleri-mağazaları ziyarete gelmiş. Tokyo'nun Shibuya ve Ginza gibi önemli alışveriş merkezleri de cıvıl cıvıl. Bu merkezlerde sadece dünyanın en pahalı markaları bulunmuyor. Her bütçeye göre alışverişi imkânı da sunuluyor. Bunların başında da "Ne alırsan 100 Yen" mağazaları bulunuyor. Bir dolara karşılık gelen 100 yene satılan ürünlerin üzerindeki etikette ise, kolayca tahmin edilebileceği gibi 'Çin yapımı' yazıyor. Özellikle hediyelik eşya almak isteyenleri cezbeden bu mağazaların sayısı da giderek artıyor. Ama Japon yetkililer şimdilik endişeli görünmüyor. "Çin istilası söz konusu değil," diyor Japonya Dış Ticaret Ofisi'nden Matsuaki Sano görüşmemizde, "Japon halkı ulusal markalarına çok bağlıdır" diye de açıklıyor. Sokaktaki insan ise Çin etkisini daha korkutucu olarak görüyor. Bunun nedenini de yine Profesör Nariai açıklıyor: "Japon halkı toplumsal bir depresyondan geçiyor. Bunu aşmanın tek yolu özellikle gençliğe yeni aidiyet duygusu kazandırmak. Japonya'nın yeniden dünya sahnesine dönmesinin tek yolu bu." 25/12/2009 BBC Turkce -Serkan Demirtaş-Tokyo |
||||||||
|
Türkiye ve İspanya’ya fındık uyarısı |
||||||||
Avrupa’nın en güçlü çevre örgütlerinden WWF, Türkiye ve İspanya’daki fındık yetiştiriciliği ve sulama yöntemlerini eleştirdi, AB’yi harekete geçmeye çağırdı
Almanlar yılda ortalama 316 bin ton fındık, fıstık ve ceviz gibi kabuklu kuruyemiş tüketiyor. Bu gıdaların önemli bir bölümü İspanya ve Türkiye’den ithal ediliyor. Türkiye’den fındık ithalatında önceki senelerde zehirli aflatoksin maddesi nedeniyle sorunlar yaşanmış ve Avrupa Birliği, Türkiye’den ithalata sınırlamalar getirmişti. Çevre örgütleri bu kez tarım ve sulama yöntemlerindeki sorunları gündeme getirerek AB’yi harekete geçmeye çağırdı.
Doğal Hayatı Koruma Vakfı, öncelikle İspanya’daki fındık ekim yöntemlerini eleştirdi. İspanya’daki, 9 bin hektar fındık tarlası ile 38 bin hektarlık badem ekim alanında, yapay sulama yapıldığına dikkat çeken Doğal Hayatı Koruma Vakfı’ndan Dorothea August, su israfına tepki gösterdi. August, “Badem ve fındık ağaçlarının ayrıca sulanmasına gerek yok, çünkü bu bitkiler Akdeniz’in iklim koşullarına çok iyi derecede uyum sağlamış durumda” dedi. August, toplam 600 bin hektarlık badem ve fındık ekim alanında aşırı oranda kullanılan tarım ilaçlarının, zaten yeterli miktarda olmayan yer altı sularının miktarını daha da azalttığını vurguladı. Türkiye’ye eleştiri Almanya, fındık ihtiyacının üçte birini Türkiye’den karşılıyor. Doğal Hayatı Koruma Vakfı yetkilisi Dorothea August, “İspanya,’da ekim alanları ve yasadışı sulama ili ilgi sorunların mevcut olduğu biliniyor.
Türkiye’deki üretime ilişkin ise elde ne yeterince veri ne de mevcut durumda değişiklik öngören bir önlem paketi var” dedi. Türkiye’de yer altı su kaynakları seviyesinin son 30 yılda 14 metre azaldığına dikkat çeken August, son yıllarda yağış miktarında yüzde 43’lere varan azalmanın da Türkiye’deki tarımcılık koşullarını zorlaştırdığını kaydetti. AB’ye çağrı August, sürdürülebilir olmayan ve su kaynaklarının aşırı tüketildiği tarımcılık yöntemlerinin İspanya’da, Türkiye’de, Yunanistan’da ve İtalya’da oldukça yaygın olduğunu belirtirken, AB'nin gelecekteki tarım sübvansiyonlarını, yasal ve sürdürülebilir sulama yapıldığının kanıtlanması koşuluna bağlamasını talep etti. 24/12/2009 |
||||||||
|
Irak Yeni Petrol Anlaşmaları İmzalıyor |
||||||||
Irak petrol bakanlığı, Malezya’nın Petronas ve Japonya’nın Japex petrol şirketleriyle anlaşma yapıldığını açıkladı. Anlaşma, Garraf petrol havzasının geliştirilmesini öngörüyor. Petrol bakanlığı sözcüsü, Irak’ın söz konusu şirketlerle ön sözleşme imzaladığını söyledi. Sözleşme petrol havzasında üretimin artırılmasını şart koşuyor. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi için bakanlar kurulu tarafından onaylanması gerekiyor. Garraf petrol havzasında yaklaşık 863 milyon varil petrol bulunduğu tahmin ediliyor. Petrol bakanlığı anlaşma yapılan şirketlere ürettikleri her varil petrol için 1 dolar 49 sent ödeneceğini belirtti. 22/12/2009 |
||||||||
|
Çin Ekonomisi Japonya'yı Geçiyor |
||||||||
Çin, 2008 yılı ekonomik büyüme rakamlarını yeniden gözden geçirerek daha önce yüzde 9 olarak bildirilen büyüme oranını yüzde 9 virgül 6’ya yükseltti. Ulusal İstatistik Dairesi tarafından bugün açıklanan rakamlar Çin’in dünyanın 3’üncü büyük ekonomisi olduğunu ve dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Japonya’yı geçme yolunda ilerlediğini bir kez daha gösterdi. Yeni verilere göre gayri safi yurtiçi hasıla da 4 virgül 6 trilyonu buldu. Önceki tahminler 4 virgül 4 trilyon olacağı yönündeydi. Uzmanlar, rakamın tahminleri aşmasını hizmet sektöründeki büyümeye bağlıyor. Pekin hükümeti 2009’da yüzde 8 ekonomik büyüme beklediğini açıklamıştı. Çin’in bu yılın ilk 9 ayında yüzde 7 virgül 7 büyüdüğü belirtiliyor. 25/12/2009 |