Son Güncelleme:09/08/11

Ekonomi Haberleri-9

Ülkeler

KURLAR

Otomobil Haberleri

Dünyanın en zenginleri

Ekonomik Yorumlar

Önceki Sayfalar

Nükleer Türkiye ve Rusya ilişkileri için önemli

 

RSPP Başkanı Aleksandır Şohin, ihaleyi Rus şirketinin alması halinde ticari ilişkilerin katlanarak artacağını söyledi.

Rusya Sanayiciler ve İşadamları Birliği (RSPP) Başkanı Aleksandır Şohin, nükleer enerji santrali ihalesiyle ilgili olarak, ''Bu önemli bir proje. Eğer Rus şirketleri alırsa Türkiye ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkiler katlanarak büyüyecektir'' dedi.

Şohin, Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) ile RSPP arasındaki işbirliği anlaşması imza töreninin ardından AA muhabirinin, Türkiye'deki nükleer enerji santrali ihalesiyle ilgili sorularını yanıtladı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız,'ın ''Nükleer santral ihalesi bir yarışma süreci, Rusya Federasyonu'na 'evet biz bu işi size verdik, şimdi bunun yasal zeminini hazırlıyoruz' demiyoruz'' şeklindeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine Şohin, ihalede sürecini şu anda iki Rus şirketi ile bir Türk şirketinin takip ettiğini ve burada bir rekabetin söz konusu olduğunu söyledi.

Şohin, ''Elbette ihale olduğu için devlet yetkilileri 'biz şuna verdik' diyemezler. Kim projeye asılırsa proje onun olur. Şu anda süreç devam ediyor. Bakan bey çok doğru söylemiş. Ama iki Rus şirketinin bu ihalede olması şunu gösteriyor; bizi önemsiyorlar'' dedi.

Projenin çok büyük ve önemli bir proje olduğunu belirten Şohin, ''Eğer bunu Rus şirketleri alırsa, Türkiye ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkiler katlanarak büyüyecektir'' şeklinde konuştu.

Şohin, bu projeyi iki tarafın da önemsediğini ifade ederek, projeyi alma konusunda ümitli ve ısrarcı olduklarını vurguladı.

''PROJENİN SONUCA ULAŞMASINDA BÖLGENİN POLİTİK DEĞERLERİ ÖNEM ARZ EDİYOR''

Bu tarz projelerde politik meselelerin de devreye girebildiğini söyleyen Şohin, şunları kaydetti:

''Biz bu politik meseleleri mümkün olduğu kadar, ilişkileri daha verimli noktaya getirecek şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz. Politik meselelerden uzak bir ekonomik ilişki içerisine girmeye çalışıyoruz. Politik meselelerin yanı sıra bir de finans kısmı var. Bu çok yönlü, kapsamlı bir proje. Projenin sonuca ulaşmasında bölgenin politik değerleri önem arz ediyor.

Mesela elektrik enerjisi üzerinde de iş birliği yapılabilir. Fakat bunu Gürcistan üzerinden geçirmemiz gerekiyor. Bu noktada politik ilişkileri biliyorsunuz. İki taraf bunu çok isteyebilir ama iki tarafın dışında bölgesel politik meseleler bazen süreci etkiliyor.''

''YENİ PARTNERİMİZİ KAYBETMEK İSTEMEYİZ''

Dünyada ülkelerin nükleer enerji ile ilgili farklı stratejilerinin bulunduğunu, Almanya bu konuda küçülmeye giderken, Fransa'nın bunu geliştirdiğini anlatan Şohin, nükleer enerjinin bugün dünyada ne önem taşıyorsa gelecekte de aynı önemi taşıyacağını vurguladı.

Şohin, nükleer enerjide risk olduğunu ama bunun izole edilebileceğini, kontrol edilmediği durumda diğer enerji alanlarının da risk taşıdığını söyledi.

Şohin, ''Türkiye bu alanda yeni, bu konuda Rusya da çok anlayışla davranıyor. Bu yeni partnerimizi kaybetmek istemeyiz. Biz de elimizden gelen mücadeleyi veriyoruz'' şeklinde konuştu.

Önümüzdeki 20 yılda Rusya'nın kendi coğrafyasında 40 yeni reaktör açmayı planladığını ifade eden Şohin, ''Rusya bu konuda ileri. Eğer bu tehlikeli olsaydı biz 40 reaktörü ülkemizde açmazdık'' dedi.

25 Eylül 2009

1929'dan sonraki en büyük darbe

 

IMF Başkanı Kahn, dünyanın büyük buhrandan sonra en kötü ekonomik gerilemeyle mücadele ettiğini söyledi

IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, dünyanın, 1929 yılındaki ''Büyük Buhran''dan bu yana en kötü ekonomik gerilemeyle mücadele ettiğini bildirdi.

IMF'nin 2009 yılı raporu yayımlandı. Strauss-Kahn, raporun girişinde yer alan mesajında, ABD konut piyasasının bir kesiminden kaynaklı krizin hızla tüm dünyaya yayıldığını, gelişmiş ekonomileri, gelişmekte olan ekonomileri ve düşük gelirli ekonomileri etkilediğini ifade etti.

Ülkeler krizle boğuşurken, IMF'nin de ön safhada yer aldığını belirten Strauss-Kahn, savunmanın ilk hattında para cephanesinin tamamının kullanılmasını desteklediğini, Ocak 2008'de küresel mali teşviklerin devreye sokulması çağrısında bulunduklarını kaydetti.

Bunu yaptıklarını çünkü, raporlarının özel talepte sıradışı büyüklükte ve uzun süreli düşüş öngördüğünü ve bunun sadece mali politikayla çözümlenemeyeceğini bildiren Strauss-Kahn, ülkelere, gayri safi yurtiçi hasılalarının yüzde 2'si oranında teşvik paketleri önerdiklerini ve ülkelerin de bunu büyük oranda yerine getirdiklerini belirtti.

Aynı zamanda, bankaların bilançolarının toksik ya da değerini kaybetmiş varlıklardan temizlemesini istediklerini ifade eden Strauss-Kahn, mali krizdeki tecrübelerinin, bu yapılmadığı sürece finansal sistemin düzelmeyeceğini ve talebi destekleme çabalarının sonuçsuz kalacağını kanıtladığını kaydetti.

Krizin, küresel ekonominin hızla devreye sokulabilecek etkili bir savunmaya ihtiyacı olduğunu da gösterdiğini ve IMF'nin bu cephede aktif hareket ettiğini bildiren Strauss-Kahn, IMF'nin, birçok ülkeye finans ihtiyaçlarını gidermesinde yardımcı olduğunu ve bu yüzden krizin ekonomik ve sosyal maliyetlerini hafiflettiğini vurguladı.

IMF'nin borç verme kapasitesini üçe katlayarak 750 milyar dolara çıkardığını ve düşük gelirli ülkelere verdiği imtiyazlı kredilerin kapasitesini de iki katına çıkardığını belirten Strauss-Kahn, ayrıca, IMF'nin özel olarak Esnek Kredi Hattını devreye sokarak ülkelere herhangi bir siyasi koşul aramaksızın geniş destek sağladığını bildirdi.

Strauss-Kahn, düşük gelirli üye ülkelere yönelik özel sorumluluklarının olduğunu, imtiyazlı kredilerin olanaklarının geliştirilerek daha esnek ve etkili olması konusunda çalıştıklarını belirtti.

''EŞİNE AZ RASTLANIR EKONOMİK İŞBİRLİĞİ'' 

Kriz sırasında, yakın tarihte çok az örneği görülür derecede, ülkeler arasında ekonomik işbirliği yaşandığını ifade eden Strauss-Kahn, ülkeler arasında, mali teşviklerle birlikte finansal alanda ve şu anda da işaretlerinin görülmeye başlandığı üzere bankaların bilançolarının temizlenmesi konusunda işbirliği görüldüğünü kaydetti.

Dünya ekonomisini etkileyen sistemik risklerin azaldığını, 2010 yılının ilk yarısında toparlanma tahmin ettiklerini ifade eden Strauss-Kahn, zorluğun, kriz sona erse bile, bu derece bir işbirliğinin sürdürülmesi olduğunu bildirdi.

Dinamik gelişmekte olan ülkeler dünya sahnesinde daha fazla rol alırken, bunun IMF'ye yansıması olması gerektiğini ifade eden Strauss-Kahn, Uluslararası Para ve Mali Komitenin (IMFC) gelişmekte olan ve düşük gelirli ülkelerin kotalarının artırılması ve daha çok seslerinin duyurulması konusundaki reformlara hız verilmesinin uygun olacağını önerdiğini belirtti.

İleriye bakıldığında, zorlukların göz korkutucu olduğunu ifade eden Strauss-Kahn, küresel finansal krizin henüz sona ermediğini ancak ülkelerin, krizle mücadelede uygulamaya konulan eşi görülmemiş ekonomi politikalarından çıkış stratejileri hazırladıklarını kaydetti.

25 Eylül 2009

Vergide karar haftası

 

Varlık Barışı'nda başvuru dönemi ile vergi indirimleri 30 Eylül'de sona eriyor

Varlık barışı uygulaması ve vergi indirimlerinde karar haftasına giriliyor. Bakanlar Kurulu, 30 Eylül Çarşamba günü sona erecek varlık barışı uygulaması ve vergi indirimleriyle ilgili ''devam ya da tamam'' kararını birkaç gün içinde açıklayacak.

Küresel ekonomik krizin olumsuz etkilerinin hafifletilmesi amacıyla 16 Mart 2009 tarihinde uygulamaya giren, 16 Haziran'da da kapsamı daraltılarak uzatılan bazı mal ve hizmetlerdeki özel tüketim vergisi (ÖTV) ve katma değer vergisi (KDV) indirimleri, 5 gün sonra sona erecek.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre Maliye Bakanlığı, otomotiv, elektronik ve beyaz eşya ile mobilyadaki vergi indirimleri için bir analiz çalışması yaptı. Bu çalışmada, otomotivdeki ÖTV indiriminin daha çok ithal araçlara yaradığı, yerli sanayiye fazla bir katkı sağlamadığı ortaya kondu. Beyaz eşya ve elektronikteki vergi indiriminin de, satış tutarı içinde çok fazla bir yekün oluşturmadığı kaydedilen analiz çalışmasında, indirimli vergi uygulamasının artık devam ettirilmemesi görüşüne yer verildi. Ancak bu konudaki nihai kararın Bakanlar Kurulunca verileceğine de dikkat çekildi.

VARLIK BARIŞINDA DA GÖZLER HÜKÜMETTE

10 Temmuz 2009 tarihinde uygulamaya giren 2. varlık barışıyla ilgili başvuru süresi de 30 Eylül Çarşamba günü bitecek.

Varlık barışı için bugüne kadar 100 bin kişiye uyarı mektubu gönderen, 10 bin afiş, binlerce broşür ve televizyon programlarıyla vatandaşı bilgilendiren, meslek odalarında uygulamayı anlatan, Almanya'da da gurbetçilere yönelik tanıtım toplantıları düzenleyen Maliye Bakanlığı, Bakanlar Kurulu'na tanınan yetki çerçevesinde başvuru süresinin 31 Aralık 2009 tarihine kadar uzatılabileceği görüşünü taşıyor.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de, bir süre önce, varlık barışında sürenin uzatılıp, uzatılmayacağına Bakanlar Kurulu'nun karar vereceğine vereceğine işaret ederek, ''Bakanlar Kurulunun böyle bir yetkisi var. Sürenin uzatılma ihtimali de var'' demişti.

Bu arada Maliye Bakanlığına varlık barışının uzatılması konusunda çok sayıda talebin geldiği de bildirildi. Başta Almanya, Fransa ve Hollanda olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerindeki Türk yatırımcıların da Bakanlığa aynı doğrultuda istekte bulunduğu öğrenildi.

Bakanlar Kurulu'nun kendisine tanınan yetkiyi kullanarak, varlık barışı başvuru süresini 3 ay daha uzatması halinde, Maliye Bakanlığının uygulamaya yönelik yurt dışı tanıtım toplantıları da devam edecek.

Bu çerçevede Rusya ve İsviçre'de Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Gelir İdaresi Başkanı Mehmet Kilci'nin de katılacağı ''Türkiye'de yatırım olanakları, teşvik sistemi ve varlık barışı'' toplantıları düzenlenecek.

Aynı tür toplantıların, gurbetçilerin yoğun şekilde talepte bulunduğu Hollanda ve Fransa'da da gerçekleştirilmesi planlanıyor.

İSVİÇRE VE AVUSTURYA'YA BAŞVURU HAZIRLIĞI

Türkiye, varlık barışı uygulamasının ardından da İsviçre ve Avusturya'dan bu ülke bankalarında Türklere ait paralarla ilgili bilgi istemeye de hazırlanıyor.

İlgili birimlerde buna ilişkin hazırlıklar devam ediyor.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatının (OECD) çalışmaları ve ülkeler arasındaki bilgi değişim anlaşmalarıyla banka gizliliği döneminin geride kaldığına dikkat çeken Maliye Bakanlığı yetkilileri, ''Türkiye'deki varlıklarını kayıt dışında tutan ve yurt dışına çıkaranlar için de artık eski özgürlük dönemi bitiyor. ABD, Fransa ve diğer bazı ülkelerin yaptığını Türkiye de yapacak ve dışarıya kaçırılan paraların peşine düşülecek. Varlık barışı, bu durumda olanlar için de aslında önemli bir fırsat'' değerlendirmesinde bulundu.

25/09/2009

'G20 ekonomide denge çağrısı yapacak'

ABD: G20'nin rolü güçlendiriliyor

 

ABD'de bu hafta düzenlenecek G20 liderler zirvesinde, daha dengeli bir küresel ekonomi için büyük reform çağrısının yer alması planlanıyor.

Çin ve Almanya'nın daha çok tüketmesi isteniyor.

BBC'nin gördüğü taslak bir belge, aralarında Türkiye'nin de yer aldığı G20 ülkeleri için ciddi bir politika değişikliğine işaret ediyor.

Belgede küresel ekonomide muazzam eşitsizlikler olduğu ve bunun giderilmesi gerektiği söyleniyor.

Eğer bu denge sağlanmazsa ekonomik büyüme oranının "kabul edilemeyecek derecede cılız kalacağı" belirtiliyor.

Ancak bunun nasıl yapılacağı konusunda bir öneri yer almıyor, yalnızca Uluslararası Para Fonu IMF'nin ülkelere bu konuda baskı yapması isteniyor.

Herkes tersine

Belgede ülke adı verilmemekle birlikte BBC'nin ekonomi muhabiri Joe Lynam, bunun zengin fakat bol miktarda borca girmiş İngiltere ve ABD gibi ülkelerin daha fazla tasarrufa yönelmesi, Almanya ve Çin gibi yüksek tasarruflu ülkelerin de harcamalarını artırması anlamına geldiğini söylüyor.

Uzun süredir Çin'e para birimi yuan'ın değer kazanmasına izin vermesi ve böylece Çinli tüketicilerin yabancı malları satın alacak ekonomik güce kavuşması için baskı yapılıyor.

Bazı çevreler de Çin'in daha uzun erimli bir bakış açısı benimseyerek emekli sandıklarını, sağlık sistemini ve diğer sosyal politikalarını güçlendirmesini ve böylece halkına tasarruflarını harcayacak güveni vermesi gerketiğini savunuyor.

Paketler nasıl çekilecek?

Taslak belgede ayrıca canlandırma paketlerinin şimdilik sürmesi, fakat bu desteğin yavaş yavaş çekilmesi için şeffaf ve güven telkin edici yöntemler hazırlanması çağrısı yapılıyor.

Bu konudaki önerilerin IMF ile G20'nin Finans İstikrar Fonu tarafından Kasım ayına kadar hazırlanması isteniyor.

Ancak her ülkenin, piyasalardan bu desteği çekerken zamanlamayı ve hızı kendisinin ayarlaması gerektiği de belirtiliyor.

İngiltere Başbakanı Gordon Brown, Pittsburg zirvesi öncesinde yaptığı açıklamada dünyayı resesyondan çıkarmayı amaçlayan canlandırma paketlerinin gereğinden erken çekilmemesi çağrısı yapmıştı.

22/09/2009

ABD'li bir yetkili, G20 zirvesinde grubun dünya ekonomisinin eşgüdümünde daimi bir yapı olarak rol almasının kararlaştırılacağını söyledi.

Zirve hazırlıkları

Reuters ajansına adının açıklanmaması kaydıyla bilgi veren Beyaz Saray yetkilisi, bu düzenlemenin kalkınmakta olan ülkelere daha fazla yetki yetki vereceğini söyledi.

Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu kalkınmış ve kalkınmakta olan ülkelerin oluşturduğu G20 grubu, ABD'nin Pittsburgh kentinde toplanıyor.

Avrupa Birliği'nden bir yetkili de, zirvenin anlaşmazlık konularından biri olması beklenen Uluslararası Para Fonu IMF'deki oy dengesi konusunda uzlaşmaya varıldığını söyledi.

Yeni düzenleme Çin gibi kalkınmakta olan ülkelerin fon yönetimindeki etkinliğini arttıracak.

Halihazırda Çin'in IMF karar mekanizmalarındaki oy hakkı yüzde 3,7, ekonomisi Çin'in yarısı büyüklükte olan Fransa'nın oy hakkı ise yüzde 4,9.

İki günlük zirvede G20'nin yeniden yapılandırılmasına ilişkin planların, ABD Başkanı Barack Obama tarafından bugün açıklanması bekleniyor.

Gündemdeki konulardan biri de, banka yöneticilerine ödenen ikramiye ve maaşların nasıl sınırlandırılacağına ilişkin bir çerçevenin belirlenmesi.

Protestolarda çatışma

Nisan ayında Londra'da düzenlenen G20 zirvesinde olduğu gibi Pittsburgh'daki zirvede de polisle göstericiler arasında çatışma çıktı.

Polisin izinsiz yürümeye çalışan göstericilerin üzerine plastik mermi ve gözyaşartıcı gaz sıktığı bildirildi.

Zirvenin yapılacağı binanın bir kilometre uzağında toplanan yaklaşık bin kişilik bir gruba polis, gösterinin yasadışı olduğu gerekçesiyle müdahale etti.

Müdahale sırasında göstericilerinden bazılarının gözaltına alındığı bildiriliyor.

25/09/2009

Vergi cezasına karşılık teminat isteniyor

 

15 gün içerisinde şirketin 4.8 milyar lira
teminat göstermesi gerekiyor

 

Doğan Yayın Holding A.Ş, bağlı ortaklıklara ilişkin vergi aslı ve vergi cezaları ile bunlara ilişkin hesaplanan gecikme faizi tutarı için toplam 4 milyar 823 milyon 825 bin 987,33 lira tutarında teminatın 15 gün içinde gösterilmesinin talep edildiğini duyurdu.

Doğan Yayın Holding'in, Koordinatör Murat Doğu ve Yönetim Kurulu Üyesi Soner Gedik imzalarıyla, bazı bağlı ortaklıklardan teminat istenmesine dair Kamuyu Aydınlatma Platformunda (KAP) yayımlanan özel durum açıklamasında, daha önce kamuya açıkladıkları 2005, 2006 ve 2007 hesap dönemlerine ait vergi inceleme raporları ile ilgili olarak doğrudan bağlı ortaklık olan Doğan TV Holding A.Ş. ile dolaylı bağlı ortaklıklar D Yapım Reklamcılık ve Dağıtım A.Ş, Doğan Prodüksiyon Hizmetleri A.Ş. ve Alp Görsel İletişim Hizmetleri A.Ş'den yine daha önce kamuya açıklanan vergi aslı ve vergi cezaları ile mevcut durum itibariyle bunlara ilişkin olarak hesaplanan gecikme faizi tutarı için birlikte toplam 4 milyar 823 milyon 825 bin 987,33 lira tutarındaki teminatın 15 gün içinde gösterilmesinin ilgili vergi daireleri tarafından talep edildiği kaydedildi.

Açıklamada, söz konusu teminat istemi ve devamındaki işlemler hakkında gerekli tüm yasal yollara müracaat edileceği bildirildi.

İHTİYATİ HACİZ RİSKİ

Yasaya göre teminat olarak nakit, banka teminat mektubu, Hazine bonosu ve devlet tahvili verilmesi gerekiyor. Grubun elinde bu miktarı karşılayacak oranda teminat karşılığının bulunması zor göründüğünden Doğan Yayın Holding’in tüm mal varlığına el konulması bekleniyor. Dolayısıyla Doğan Yayın Holding ihtiyati haciz riskiyle karşı karşıya. 25 Eylül 2009

Doğan Yayın Holding'in içindeki markalar

Gazete Yayıncılığı
• Hürriyet
• Referans
• Turkish Daily News
• Milliyet
• Radikal
• Posta
• Fanatik
• Vatan
Home Shopping Radyo Yayıncılığı
• Radyo D
• CNN Türk Radyo
• Slow Türk
• Radyo Moda
TV & Müzik Yapımcılığı
• D Productions
• Kanal D Home Video
• DMC

İnternet
• hurriyet.com.tr
• milliyet.com.tr
• yenibiris.com
• insankaynaklari.com
• hurriyetemlak.com
• emlak.milliyet.com
• hurriyet-oto.com
• arabam.milliyet.com.tr
• sendeyolla.com
• blog.milliyet.com.tr
• milliyet internet tv
• anneyiz.biz.com

• D-Smart
• Dream TV
• Dream TürkTV
• Fenerbahçe TV
• Besiktas TV
• Galatasaray TV
• D Max
• D Yeşilçam

• D Plus
• D Çocuk
• D Spor
• T.A.Y TV
• Emlak TV
• Movie Smart
• Movie Smart 2
• Comedy Smart
TV Yayıncılığı
• Kanal D
• Star TV
• CNN Türk
• FIX TV

Avrupa Faaliyetleri
• DMG International
• Hürriyet Invest BV
• Kanal D Romania
• Euro D
• Euro Star

Haber Ajansı
• DHA

Dergi ve Kitap Yayıncılığı
• Doğan Burda Dergi
• Doğan Egmont
• Doğan Kitap
• bravoo

Basım
• Doğan Printing Center (DPC)
• Doğan Ofset

Dijital Hizmetler
Doğan Platform
• Doğan Telekom
• Smile ADSL
• Birpa Müşteri Hizmetleri (Call Center)

Dağıtım ve Perakendecilik
• Yaysat (Dogan Dagıtım)
• Dergi Pazarlama Planlama
• D&R
• Smile Holding
Diğer Faaliyetler
• Doğan Dış Ticaret (Foreign Trade)
• Doğan Factoring
• Doğan Deutsche Mortgage

Sosyal Faaliyetler
• Aydın Doğan Vakfı

'Bankalar krizden ders almadı'

AB, 'ikramiye politikası' arayışında

Reformları hayata geçirmenin Obama için önemli bir sınav olacağı belirtiliyor

 

 

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama, Amerikan yatırım bankası Lehman Brothers'ın iflasının yıldönümünde yaptığı açıklamada, bazı bankacıların mali krizden alınan dersleri görmezden geldiklerini söyledi.

ABD Başkanı Wall Street'e, "Büyük Buhran'dan bu yana mali sistemin gözden geçirilmesine yönelik en iddialı çabaları destekleme" çağrısı yaptı.

Obama, ayrıca yeni bir ekonomiyi canlandırma paketi açıklamayacağının işaretini verdi.

CNBC televizyonuna röportaj veren Başkan Obama, yeni paket hazırlamak istemediğini, ancak ekonomideki durumu yakından izlemeye devam ettiğini söyledi.

Lehman Brothers'ın iflası, küresel ekonomik krizin kesin olarak başladığının işareti olarak kabul ediliyor.

Yatırım bankasının batmasıyla, başta Amerikan bankaları olmak üzere dünya finans piyasalarında bir güven krizi yaşanmış, bu da hükümetleri görülmemiş banka kurtarma operasyonları yapmaya yöneltmişti.

Barack Obama, ülkesinde mali sistemin kalbi Wall Street'te yaptığı konuşmada bankacıları, kendilerini beğenmiş bir şekilde gönül rahatlığı içinde hareket etmemeleri yolunda uyardı.

Barack Obama, "Temelde bu krize yol açan, aşırıya kaçan davranışların kontrol edilmediği ve pervasızca davranıldığı günlere geri dönmeyeceğiz" dedi.

Obama'nın bir diğer uyarısı da vergi mükelleflerinin bir kez daha mali sektörü kurtarması halinde, verilen her sentin onlara geri ödenmesi gerektiğini vurgulamak oldu.

ABD Başkanı, mali sistemin normale döndüğünü, ancak henüz tam anlamıyla toparlanmadığını da sözlerine ekledi.

Barack Obama konuşması için ise Amerikan yatırım bankası Lehman Brothers'ın birinci yıldönümünü seçti.

Reformlara herkes ikna olmuş değil

Obama, sistemle ilgili risklere karşı daha sıkı kurallar getirilmesi, tüketicileri, vergi mükelleflerini ve genel olarak da ekonomiyi mali ürünlerden korumak için yeni kurallar oluşturulması ve uygulanması gerektiğini de belirtti.

Dinleyicilerden uzun süre alkış alan Obama'nın reformlarına ikna edemediği kesimler de bulunuyor.

ABD'de pek çok kesim serbest piyasa üzerinde hükümet kontrolünü artıran herhangi bir müdahaleden endişe ediyor.

Kongre üyeleri de tüm önerilerin gerçekten gerekli olduğu konusunda pek ikna olmuş değiller.

Ayrıca mali hizmetler sektörü de zaten çalışma yöntemlerini değiştirdiklerini söylüyor.

Başkanın bu reformu geçirmek için piyasaların dibe vurduğu ve siyasi iredenin de en kuvvetli halinde olmasının beklenebileceği zaman yerine şimdi harekete geçmesinin geç olduğuna dair kaygılar da var.

15/09/2009

 

Avrupa Birliği liderleri bugün Brüksel'de

ekonomi gündemli bir zirvede bir araya geliyor.

Liderler arasında tüm görüş ayrılıkları giderilmiş değil.

Liderler birliğin, önümüzdeki hafta yapılacak G20 Zirvesi'ne ortak bir politika etrafında birleşmesini umuyor.

Avrupa Birliği liderleri, yöneticilerine aşırı düzeyde ikramiye ödeyen bankaları yaptırım uygulamakla tehdit etmeye hazırlanıyor.

Yüksek ikramiyelerin özellikle bankacılık sektöründe ''aşırı risk'' alınmasına neden olduğu yönünde yaygın bir kanı var.

Liderler ayrıca, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu G20 ülkelerine de ekonomiyi canlandırma paketleri çerçevesinde kamu harcamalarını artırmayı sürdürme çağrısında bulunuyor.

Avrupa Birliği içinde çok sayıda ülke, birliğin, bankaların ikramiyeleri nasıl ödediğini denetlemek istiyor.

Fransa'nın başını çektiği bu ülkeler, bankaların ikramiyelere yönelik politikasında, küresel ekonomomik krizde payı olduğu görüşünde. Amerika Birleşik Devletleri ve AB üyesi ülkelerden İngiltere ise ikramiyeler için üst sınır belirlenmesine karşı.

Bu konu önümüzdeki hafta Amerika'nın Pittsburgh kentinde yapılacak G20 Zirvesi'nde ele alınacak.

Hedef, ortak pozisyon belirlemek

Bugünkü AB Zirvesi'nin yapılma nedeni de, birlik üyesi 27 ülkenin G20 Zirvesi öncesi ortak bir pozisyon belirlemeleri.

AB Zirvesi öncesi hazırlanan taslak bildiride şu ifade yer alıyor:

"G20 grubu, mali kurumların verdikleri çeşitli ödüllere yönelik olarak bağlayıcı kurallar getirilmesi yolunda taahhütte bulunmalı ve bu konuda anlaşmalıdır. Bu kurallar, ulusal düzeyde yaptırım tehdidiyle de desteklenmelidir."

Ancak elbette bu bildiri zirve sırasında değişebilir.

Taslak bildiri, şu anki haliyle G20 Zirvesi'nde ikramiyelere yönelik sorunun çözümüne yönelik olarak henüz bir karar alınmadığının en net işareti olarak görülüyor.

Bankacılara yüksek ikramiye ödenmesine karşı çıkan liderlerin başında, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy var. Sarkozy, ikramiyelerle ilgili olarak bağlayıcı kurallar belirlenmemesi halinde G20 Zirvesi'ni terk etme tehdidinde bulunmuştu.

Avrupa Birliği Dönem Başkanı İsveç'in başbakanı Fredrik Reinfeldt de, aşırı risk alınmasını önlemeye yönelik önerileri olduğunu söyledi.

Reinfeldt, aşırı risk alınmasının mali krizin temel nedenlerinden biri olduğuna inandıklarını belirtti.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama ise daha önce ısrarla bankacılara ödenen ücretlere yönelik olarak sıkı kurallar belirlenmesine karşı olduğunu söylemişti.

G20 Grubu'na dahil Avrupa Birliği üyesi ülkeler; İngiltere, Almanya, Fransa ve İtalya. Avrupa Birliği ise tek başına bir kurum olarak grubun 20. üyesi. Ancak Pittsburgh'daki G20 Zirvesi'nde, AB üyesi ülkelerden İspanya ve Hollanda da katılacak.

17/09/2009

'Doğan ile Erdoğan karşı karşıya'

İngilizler diyor ki: `Dolar satıp TL alın`

 

İş çevrelerinin dergisi Economist'in bu haftaki sayısında "Doğan ile Erdoğan karşı karşıya" başlığını taşıyan bir haber var.

Haber, şu sözlerle başlıyor:

"Basını susturma girişimi mi, yoksa yalnızca bir vergi kaçakçısını cezalandırma meselesi mi? Türkiye'nin ılımlı İslamcı hükümeti ile en büyük medya patronu Aydın Doğan arasındaki kavga sürüp giderken, kamuoyu bu konuda bölünmüş durumda."

Economist'teki haberin devamında, Doğan grubuna Şubat ayında verilen 826 milyon lira vergi cezasına ek olarak, bu hafta da 3 milyar 750 milyon liralık bir ceza kesildiği hatırlatılıyor.

Vergi cezaları

Gruptan bir yetkilinin, iflas endişesi taşıdıkları sözlerine yer veren yazı, şöyle sürüyor:

 

"Türkiye'nin vergi yasaları, karmaşıklığıyla ünlü. Yabancı bir uzman 'Mızrak olarak da kullanılabilirler, kalkan olarak da.' diyor. Bu uzman, Aydın Doğan'a karşı bir intikam kampanyası yürütüldüğü iddialarını destekleyecek yeterli kanıt olmadığı görüşünde."

Economist dergisi, hükümet ile Doğan grubu arasındaki gerginliğin geçmişine değindikten sonra, şunları yazıyor:

"Erdoğan'ın, merhamet göstermesi karşılığında Doğan'dan kendisine düşman bazı köşe yazarlarını işten atmasını istediği dedikoduları dolaşıyor. Doğan grubuna ait şirketler, vergi müfettişleriyle dolup taşıyor. Gruptan bir gazeteci 'Hükümet herkese 'Siz benim peşimi bırakmazsanız, ben de sizin peşinizi bırakmam.' mesajı veriyor.' diyor.

"Komplo teorisyenlerine göre bu tutum, kızı Arzuhan Yalçındağ'ın Türkiye'de iş dünyasının en büyük lobi kuruluşu olan TÜSİAD'ın başkanı olmasına rağmen, sanayici meslektaşlarının neden Doğan'ın yardımına koşmadığını açıklıyor."

Economist dergisindeki yazının sonunda, AK parti bundan yedi yıl önce iktidara geldiğinden beri, iki büyük medya grubunun daha dolandırıcılık iddiaları ile tasfiye edildiği hatırlatılıyor.

11/09/2009

 

 

 

 

İngiliz bankası Barclays, Merkez Bankası’nın olası faiz indirimlerine rağmen dolar/TL’de hedef seviyenin 1.44 olduğunu belirtti.

Dolar son bir aydır 1.48-1.51 bandında hareket ediyor. IMF anlaşması belirsizliği ve dış piyasalardaki seyir doların hareketinde etkili oluyor. İngiliz bankası Barclays’in son raporu TL’nin dolar karşısında değer kaybetmeyeceğini ortaya koyuyor.

Banka “Merkez Bankası’nın olası faiz indirimlerine rağmen dolar/TL’de hedef seviye 1,44. Buraya kadar dolar satıp TL alın” tavsiyesini yaptı.

Banka şunları kaydetti:

“IMF’sizlik nedeniyle Hazine’nin iç borçlanma ihtiyacı yüksek kalıyor. Ankara harıl harıl orta vadeli programla mantıklı mali hedefler belirlemeye çalışıyor.” Programdaki gecikmenin IMF’den kaynaklandığını belirten Barclays, “Amaç IMF olmadan da mali disiplin sağlanabildiğini göstermek. IMF’sizlik varlık fiyatlarında uzun vadede oynaklık yaratır” dedi.

15/09/2009

Doğan Yayın’a 3.8 milyar liralık vergi cezası

Türkiye'de ortak ATM dönemi

 

Maliye Bakanlığı, Doğan Yayın Holding’e bağlı şirketlerin hisse değişim işlemlerini, muafiyetleri tümüyle hiçe sayarak, ortada alım satım varmış gibi değerlendirerek, 3.8 milyar lirayı bulan Maliye tarihinde görülmemiş yeni bir vergi cezası yazdı. DYH Başkan Yardımcısı Soner Gedik, “Bu işlemde kasamıza tek kuruş girmedi. Ceza, kontrolörlerin kişisel yaklaşımından kaynaklanıyor” dedi.

ALMAN Axel Springer’e hisse satışı işlemleri nedeniyle 1 milyar lirayı aşkın “vergi kaçakçılığı cezası” nedeniyle yargıda hakkını arayan Doğan Yayın Holding (DYH), önceki akşam tebliğ edilen 3 milyar 755 milyon liralık görmemiş tutarda yeni bir vergi cezasıyla şaşıp kaldı. Kamuoyu, vergi uzmanlarını hayrete düşüren cezayı DYH’nin dünkü Kamu Aydınlatma Platformu’na yaptığı açıklamadan öğrendi.    

Reuters: Hükümet Doğan'ı vergi cezası ile vuruyor  Hamzaçebi: Baskı var, KDV bölümü çok haksız

Açıklamada, Doğan TV Holding A.Ş, D Yapım Reklamcılık ve Dağıtım A.Ş, Doğan Prodüksiyon Hizmetleri A.Ş ile Alp Görsel İletişim Hizmetleri A.Ş’nin 2005, 2006 ve 2007 hesap dönemlerine ait 15 adet vergi inceleme raporunun tebliğ edildiği bildirildi. Açıklamada, “Söz konusu raporlar 1 milyar 877 milyon 454 bin 857 TL vergi aslı, 1 milyar 877 milyon 454 bin 85 TL vergi ziyaı cezası, 60 bin TL usulsüzlük cezası ve 282 bin 173 TL özel usulsüzlük cezası içermektedir” denildi.

Hisse alan yabancılar aynısını yaptı, hepsine ceza yazılabilir

DYH’nin KAP’a açıklamasında, son yıllardaki uygulamalar hatırlatılarak, şu noktalara vurgu yapıldı: “Köklü bir şirketleşme kültürüne ve gelişmiş bir sermaye piyasasına sahip ülkemizde, senede/ilmühabere bağlanmış hisselerin satışında KDV hesaplanması yönünde yapılacak yorumların, özellikle dış finansman ve kaynak ihtiyacının arttığı bir dönemde ülkemiz için olumsuz sonuçlarının olması kaçınılmazdır. Yurt dışında yerleşik yabancı yatırımcıların özellikle son 5 yılda ülkemize önemli yatırımlar yaptığı ve bu kapsamda iştirak hissesi satın almak suretiyle birçok şirketimize iştirak ettiği bilinmektedir. Vergi inceleme raporundaki iddia kabul gördüğü takdirde son 5 yılda iştirak hissesini satmış birçok gerçek ve tüzel kişi için vergi matrah farkı ve vergi ziyaı cezası hesaplanması gündeme gelecektir.”

09/09/2009

 

SPK, DOĞAN YAYIN HOLDİNG HİSSELERİNDEKİ YÜZDE 43'LÜK YÜKSELİŞİ İNCELEMEYE ALDI.

SPK incelemelerinin birkaç fon üzerinde yoğunlaştığı öğrenildi

Doğan Yayın Holding hisselerinde önceki hafta yaşanan olağanüstü yükselişe Sermaye Piyasası Kurulu'ndan (SPK) inceleme geldi. Doğan Yayın hisseleri 23-26 Haziran tarihleri arasında yüzde 43 değer kazanmıştı.

 04/07/2009

Türkiye'de ortak ATM dönemi 26 bankanın katılımıyla 1 Ekim 2009 tarihinden itibaren başlayacak.

İSTANBUL - Türkiye'de ortak ATM dönemi 1 Ekim'de başlıyor. Avrupa'da ilk kez Türkiye'de gerçekleşecek uygulama ile ATM'lerin işlem hacmi artacak, Türkiye ekonomisine 300 milyon dolarlık katkı sağlanacak.

Bankalararası Kart Merkezi (BKM) Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Ünal, ortak ATM döneminin başlamasına ilişkin düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, Avrupa'da ilk kez bir ülkede ATM hizmeti veren tüm bankaların, kart kullanıcılarının işlemlerini kolaylaştıracak ortak bir hizmet protokolüne imza attığını söyledi.

Ünal, BKM'nin ''Ortak ATM'' projesi için mevcut altyapısını geliştirdiğini ve yatırımlar gerçekleştirdiğini ifade ederek, proje kapsamında çalışmalara iki yıl önce başlandığını bildirdi.

Selin bilançosu ağırlaşıyor

 

Yağışın son 80 yılda görülenlerin en şiddetlisi olduğu belirtiliyor

Maddi zarar

İstanbul Ticaret Odası başkanı Murat Yalçıntaş, sel felaketinin 80-90 milyon dolar civarında bir ticari zarara yol açtığını tahmin ettiğini söylüyor.

İstanbul'da hizmet ve sanayi sektörlerinin ağırlıkta olduğu bölgelerde sel nedeniyle ciddi anlamda sıkıntı yaşanıyor. İstanbul Ticaret Odası en çok tekstil ve konfeksiyonun etkilendiğini düşünüyor.

Murat Yalçıntaş, sellerin havaalanına yakın bölgede meydana gelmesinden dolayı antrepo, gümrükleme ve depolama hizmetleri veren firmaların da olumsuz etkilenebileceğini kaydetti.

09/09/2009

Son Güncelleme:09/08/11