Son Güncelleme:09/08/11

Ekonomi Haberleri-8

Ülkeler

KURLAR

Otomobil Haberleri

Dünyanın en zenginleri

Ekonomik Yorumlar

Önceki Sayfalar

'Piyasalar yine kriz yaşayacak'

 

ABD Federal Merkez Bankası'nın eski başkanı Alan Greenspan, küresel ekonominin gelecekte de bir başka kriz yaşayabileceğini söyledi.

Greenspan'e göre mali krizler 'insan doğasının sonucu'

Greenspan, yeniden yaşandığında ise krizin farklı gelişeceğini belirtti.

Nadiren mülakat veren Greenspan, bu türden bir çöküşün uzun vadeli refah dönemlerine bir tepki olarak meydana geleceğini tahmin ediyor.

"Tüm mali krizler birbirinden farklıdır ama hepsinin temelinde tek bir kaynak var" diyen Greenspan, bu kaynağı da 'insan doğası' olarak açıklıyor.

İnsan doğası

Greenspan, "Bu insan doğası, birisi çıkıp insan doğasını değiştirecek bir yol bulmadığı müddetçe, bu tür krizler yaşamaya devam edeceğiz, hiçbiri bu yaşadığımıza benzemeyecek, çünkü iki kriz arasında insan doğası dışında bir ortak nokta yoktur" diye konuştu.

Alan Greenspan'e göre 'zaman alsa da ya da zorlu bir süreç olsa da ekonomi, bir şekilde böyle bir krizi de atlatmayı başaracak.'

Alan Greenspan, ABD Federal Merkez Bankası'nın başkanı olarak 2006'ya dek yaklaşık yirmi yıl boyunca ekonomi dünyasının en önemli isimlerinden biriydi.

O dönemde büyük bir hayran kitlesi olsa da bir çokları, Greenspan'i kredi krizini önceden farkedemekle suçlamıştı.

Bazı hatalar yaptığını kabul eden Greenspan, krizin patlak vermesinde sorumluluğu olduğu suçlamalarını ise reddetti ve son resesyonu ABD'deki emlak krizinin tetiklediğini ancak bu olmasa bile er ya da geç bir başka sebebin oluşacağını kaydetti.

Greenspan, krizin kökeninde bir kaç küresel gelişmenin de etkisi olduğuna inanıyor.

Bunları, Sovyetler Birliği'nin çöküşü, Çin'in ekonomik güç olarak hızlı yükselişi ve bunun ardından dünya ticaretindeki yapıda değişiklikler olarak sıraladı.

Son krizi 'yüz yılda bir yaşanan türden bir olay' olarak niteleyen Greenspan, yine de dünyadaki mali kuruluşların krizin geldiğini önceden görmüş olması gerektiğini savundu ve "Bankacılar risk konusunda düşük fiyatlandırma yaptıklarını ve bir aşamada bir düzeltme olacağını biliyorlardı" dedi.

Greenspan "Korkarım çoğu, krizin tetikleneceği noktayı göreceklerini ve içine düşmeden son anda kurtulabileceklerini düşündü" diye ekledi.

Eski merkez bankası başkanı, böylesi bir durumun bir daha ortaya çıkmaması için finans sektöründe çalışanların ve hükümetlerin yolsuzlukları önleyip, bankaların ellerinde tutması gereken sermayenin artırılması gerektiğini söyledi.

Greenspan, ekonominin iyileşmesi sürecinde korumacılıktan kaçınılması ve küresel ticarette son dönemde yapılan dğzenlemeleri sekteye uğratacak adımlardan kaçınmak gerektiğini vurguladı. 09/09/2009

Birisi çıkıp insan doğasını değiştirecek bir yol bulmadığı müddetçe, bu tür krizler yaşamaya devam edeceğiz. Hiçbiri bu yaşadığımıza benzemeyecek, çünkü iki kriz arasında insan doğası dışında bir ortak nokta yoktur.

Alan Greenspan, ABD Merkez Bankası Eski Başkanı

Venezuela İran'a petrol ihraç edecek

 

Mahmud Ahmedinejad, Hugo Chavez

İki lider şimdiye dek çeşitli ortak projelere imza attı

Venezuela, İran'a petrol ihraç etmeyi kabul etti.

Venezuela Cumhurbaşkanı Hugo Chavez, İran'a yaptığı iki günlük ziyaretin sonunda buraya günde 20 bin varil petrol satacaklarını duyurdu.

İran, zengin petrol yataklarına rağmen petrolü rafine edecek kapasiteden yoksun.

İranlı liderler, Venezuela liderinin ABD karşıtı politikalarına desteklerini dile getirdi.

Chavez, ABD'nin Latin Amerika'daki nüfuzuna direnmek gerekçesiyle Washington'la arası iyi olmayan ülkelerle yakınlaşma içinde.

Özellikle İran ve Venezuela bir süredir ticari ilişkilerini geliştiriyor.

Ortak adımlar

İki ülke bugüne kadar çeşitli ortak projelere imza attı.

Hugo Chavez, İran medyasına yaptığı açıklamada, ülkesinin 800 milyon ABD doları değerindeki anlaşma kapsamında ekim ayından itibaren petrol ihracatını başlatacağını belirtirken, bunun İran'dan teknoloji satın almakta kullanılacağını söyledi.

Güney Amerika'nın siyasi ve felsefi bir devrimden geçmekte olduğuna inanıyorum

Mahmud Ahmedinejad, İran Cumhurbaşkanı

Hugo Chavez İran ziyareti sırasında İran'ın ruhani lideri Ayetullah Ali Hamaney ile de bir araya geldi.

İran devlet medyası, Ayetullah'ın "Amerika'nın uğradığı bozgunlar ve iktidar kaybı, dünyadaki reddedilemez değişime bir kanıttır" dediğini yazdı.

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad da AFP ajansının haberine göre Güney Amerika'daki ABD politikalarının "yenilgiye mahkum olduğu" yorumunu yaptı ve "Güney Amerika'nın siyasi ve felsefi bir devrim yaşamakta olduğunu" söyledi.

İran, nükleer faaliyetlerinden dolayı ABD başta olmak üzere uluslararası çevrelerin baskısı altında.

Bazı Batılı ülkeler İran'ın gizlice nükleer silah üretmeyi amaçladığını savunurken, Tahran nükleer programının barışçıl olduğunda ısrarlı.

07/09/2009

ABD Merkez Bankası krizden kâr etti

Pfizer'e rekor ceza

ABD Merkez Bankası, son iki yılda bankalara verdiği yardım paketlerinden 14 milyar dolar kâr ettiğini söylüyor.

Amerikan hükümeti, nakit sıkıntısı çeken bankaların çökmesini önlemek için yüzmilyarlarca dolarlık kredi açmıştı.

Financial Times gazetesinin yayınladığı kâr rakamı, bankanın iç yazışma belgelerinde yapılan gayrıresmi tahminlere dayanıyor.

Buna göre ABD Merkez Bankası, Ağustos 2007'den beri bankalara açtığı kredilerden 19 milyar dolar faiz ve harç geliri elde ettiğini söylüyor.

Banka eğer bu parayı üçer aylık hazine bonosu olarak piyasaya sürseydi, yalnızca 5 milyar dolar kâr edeceğine inanıyor.

Kriz ve kâr

ABD'de ekonomiye destek paketlerinin toplamı: 1 trilyon 750 milyar dolar

Merkez Bankası'nın gayrıresmi kâr tahmini: 14 milyar dolar

Dolayısıyla da 14 milyar dolar kâr ettiğini düşünüyor.

Ancak bu hesaplamada kullanılan krediler, ekonomik kriz sırasında yapılan devlet yardımının çok küçük bir bölümünü oluşturuyor.

Batmak üzere olan bazı bankalara verilen yüzmilyarlarca dolarlık özel kredileri, konut kredisi güvenceli fonlar gibi gelecekteki değerinin ne olacağı bilinmeden satın alınan uzun vadeli aktifleri ve diğer bazı riskli aktifleri kapsamıyor.

ABD'de bazı siyasetçiler, Merkez Bankası'nın vergi mükelleflerinin parasını piyasayı ve zor durumdaki şirketleri desteklemek üzere kullanmasını eleştirmişti.

Bu sonuçlar tüm kaygı ve eleştirileri gidermeye yetmese de, benzer durumdaki diğer merkez bankaları açısından da olumlu bir mesaj olarak görülecek.

31/08/2009

2,3 milyar dolarlık rekor bir ceza ödemeyi kabul etti.
Pfizer satışları açısından dünyanın en büyük ilaç şirketi.

Pfizer bazı ilaçlarını Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi'nce onaylanan amaçların dışında pazarlıyordu.

Örneğin satış temsilcilerine, bir tür ağrı kesici olan Bextra'yı ameliyat öncesi ve sonrası için de tavsiye etmeleri söylenmiş.
Oysa Bextra ameliyat öncesi ve sonrası durumlar için gereken testlerden geçmemiş.

Durumu yetkililere şikayet eden satış temsilcilerinden John Kopchinski, "Ben kendim ameliyata giriyor olsaydım, bu alanda test edilmemiş bir ilacı kullanmak istemezdim." diyor.

Kopchinski ayrıca Bextra'nın günde 10 mg kullanılmasını tavsiye etmeleri gerekirken, 20, 40 hatta 80 mg yazılmasını tavsiye etmek için büyük baskı gördüklerini söylüyor.

Kopchinski "O dozda alındığında hastayı, daha önceden testlerle belirlenmemiş yan etkilere maruz bırakıyorsunuz." diyerek, vicdanının daha fazla susmasına izin vermediğini anlatıyor.

Eski satış temsilcisi Kopchinski, altı yıl süren bir mücadelenin sonunda Pfizer'e hatasını kabul ettirmeye yardımcı olduğu için, federal hükümetten 50 milyon dolar ödül alacak.

Pfizer ise Adalet Bakanlığı ile vardığı anlaşma sayesinde yargılanmaktan kurtulacak.

2,3 milyar dolarlık ceza, ABD Adalet Bakanlığı'nın sağlık alanında bir şirketten alacağı en yüksek tazminat.

'Obama yönetimi kararlı'

Soruşturma yetkililerinden Thomas Perelli, Obama hükümetinin sağlık sistemindeki suistimalleri önlemeye kararlı olduğunu söyledi.

Pfizer sözcüsü Ray Kerins ise, şirketin soruşturma dosyasından dersler alacaklarını belirterek, sorunun ürünlerden değil, pazarlama uygulamalarından kaynaklandığını öne sürdü.

Şirket yetkilisi, Pfizer'ın piyasaya her zaman en iyi ilaçları sunmaya ve tüketicilerin doğru bilgiye ulaşmasını sağlamaya çalıştığını savundu.

Anlaşma gereği Pfizer aralarında Medicaid ve Medicare gibi federal hükümetin sağlık programlarının da bulunduğu kuruluşlara bir milyar dolar ödeyecek.

Buna ek olarak aralarında eyalet yönetimlerinin de bulunduğu diğer gruplara 1,2 milyar dolar ödenecek.

Ayrıca şirket ve yöneticileri de, ilaç sektörünü denetleyen kurumlarca daha sıkı gözetim altında tutulacak.

Soruşturma, uygulamalara tepki gösteren ve aralarında satış temsilcilerinin de olduğu altı şirket çalışanının şikayetiyle başlamıştı.

Bu kişilere toplam 100 milyon doları aşkın bir ödeme yapılıyor.

Pfizer'in sağlık sektöründen yetkilileri bu ilaçları önermeye teşvik etmek için rüşvet ve hediyeler verdiği öne sürülüyordu.

Tartışmaya konu olan ilaçlar anti-enflamatuar Bextra, antipsikotik Geodon, antibiyotik Zyvox ve epilepsi tedavisinde kullanılan Lyrica idi.

BBC 03/09/2009

İYİ HABER:

Bakanlıktan 100 Bin Zengine Çağrı

KRİZDEN ÇIKIŞ BAŞLADI! SANAYİ ÜRETİMİ 'BÜYÜK ÇÖKÜŞ' ÖNCESİNE DÖNDÜ!

Haziranda üretim mayısa göre yüzde 7.3 oranında arttı. Rakam krizin sanayiye ilk büyük darbeyi vurduğu 2008 yılı aralık ayı başına dönüldüğünü gösteriyor. Ancak hâlâ 2008 haziran ayındaki üretimin yüzde 9.7 altındayız.

Küresel krizin etkisiyle geçen yılın ağustos ayından itibaren düşüşe ve aralık ayında da çöküşe geçen sanayi üretim rakamları mart ayında başlattığı yükselişini haziran ayında da hızlanarak sürdürdü. Haziran ayı sanayi üretimi mayıs ayına göre yüzde 7.3 oranında artarak canlanmanın başladığına ilişkin umut verirken, geçen yılın aynı ayının yüzde 9.7 altında gerçekleşmesi ise Türkiye’nin alınacak hayli yolu olduğunu gösterdi.

Düşüş hız kesiyor

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜAİK) ekonominin aynası olan ve büyümeye yüzde 30 carında etki eden toplam sanayi üretiminde haziran ayı gerçekleşmelerini açıkladı. Sanayi üretimi bu yılın haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9.7 oranında düşerken, geçen aya göre ise yüzde 7.3 oranında arttı. Haziran rakamı ekonomideki küçülmenin hız kesmeye başladığını ve her ayın bir önceki aya göre daha iyiye doğru gittiğini gösteriyor.

Sanayi üretimi  2009 ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 21.3, şubat ayında yüzde 23.7, martta yüzde 20.8, nisanda yüzde 18.5, mayısta yüzde 17.3 oranında gerilemişti. Haziran ayı rakamlarıyla birlikte sanayi üretimi  küresel krizin başlangıcında aralık ayında görülen ‘Büyük Çöküş’ öncesine yaklaştı. 2008 yılı Kasım ayında 109.5 olan üretim endeksi haziran ayında 109.9 olarak gerçekleşti. 2008 Eylül ayında Lehman Brothers’ın çöküşüyle birlikte etkisini artıran kriz sanayii aralık ayında vurmuştu. 2008 Eylül ve Ekim aylarında 110.3 olan sanayi üretim endreks rakamı aralıkta yüzde 17.8’lik gerilemeyle 93.5’a inmişti. Haziran ayındaki yükselişte hükümetin beyaz eşya, otomotiv ve mobilya gibi sektörlerde yaptığı vergi indiriminin yanı sıra, turizm mevsiminin de etkisiyle dayanıksız tüketim malı ve gıda sektöründeki hareketlenme de rol oynadı. Haziran ayı verileri ekonominin son 10 aylık dönemde dördüncü kez bir önceki aydan daha düşük oranlı küçülmeyle karşılaşıldığını göstermesi açısından da önemli.

Temmuz kritik

Ancak sanayi üretimindeki gelişmenin yönü açısından temmuz ayı kritik bir öneme sahip bulunuyor. Çünkü mayıstan bu yana ciddi oranda büyüyen otomotiv sektörüne yönelik vergi indirimi temmuzda daha aşağı çekildi. Haziran ayında önümüzdeki aylara yönelik potansiyel talebin de satınalma dönmüş olması temmuzda otomotivde ciddi bir hareket beklenmemesi gerektiğini gösteriyor. Bu nedenle temmuzda sanayi  üretiminde haziran ayına  göre artışın hız kesmesi mümkün. Haziran ayında dayanıklı tüketim malındaki artışın hız kesmesi , diğer ulaşım araçları imalatının azalması da temmuz ayı sanayi rakamı için can sıkıcı işaretler.

Sermaye malı düşüşte

Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, haziran ayında, geçen yılın aynı ayına göre, madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi yüzde 7.9 azalarak 138,4’ten 127,4’e, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 10.6 azalarak 120,9’dan 108,1’e, elektrik, gaz ve su sektörü endeksi ise yüzde 3.8 azalarak 122,5’den 117,9’a geriledi. Ana Sanayi Grupları (MIGs) Sınıflaması’na göre, Haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre en yüksek düşüş yüzde 29.7 ile Sermaye Malı İmalatında oldu. Ana Sanayi Grupları (MIGs) Sınıflaması’na göre diğer gruplar incelendiğinde, Haziran ayında aramalı imalatının yüzde 10.8, Enerjinin ise yüzde 7 oranında düştüğü, dayanıklı tüketim malı imalatının yüzde 7.2, dayanıksız tüketim malı imalatının ise yüzde 1.8 oranında arttığı görüldü.

İmalat Sanayi Üretim Endeksi alt gruplarının 2009 yılı Haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre değişimleri incelendiğinde, en yüksek düşüş yüzde 36.5 ile Diğer ulaşım araçlarının imalatında oldu. Bunu, yüzde 35.9 ile tıbbi hassas ve optik aletler ile saat imalatı ve yüzde 33.6 ile motorlu Kara Taşıtı, Römork ve Yarı Römork İmalatı takip etti.

İSO: Daha fazlasına ihtiyaç var

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük, yüzde 9.7 olarak gerçekleşen haziran ayı sanayi üretimi düşüş oranının normal koşullarda çok yüksek bir küçülme oranı olduğunu belirterek, “Bir yıla yaklaşan arka planıyla düşündüğümüzde bu sonuca ehven-i şer diyor, ümit verici buluyoruz ama bizim ümitten daha fazlasına ihtiyacımız var” dedi.

Küçük, yaptığı yazılı açıklamada, 11 aydır aralıksız devam eden ve son yedi ayında da çift haneli oranlarda seyreden küçülme sürecinde tek haneli orana ulaşmanın, ümit verici olduğunu ifade etti. Dipten yukarı çıkış grafiğinde önemli sıçrama gerçekleştiğini vurgulayan Tanıl Küçük, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Marttan bu yana pozitif seyreden bir önceki aya göre artışın haziranda yüzde 7.3’e çıkması bir diğer ümit verici gelişmedir. Bunlar ümit vericidir ama bir kez daha altını çizmeliyiz ki yüzde 9.7 de normal koşullarda çok yüksek bir küçülme oranıdır. Bir yıla yaklaşan arka planıyla düşündüğümüzde bu sonuca ehven-i şer diyor, ümit verici buluyoruz ama ümitten daha fazlasına ihtiyacımız var. Rakamlar moralleri yükseltiyor, olumlu zemin yaratıyor. Bu, mutlaka tedbirlerle desteklenmelidir.”   

Maliye Bakanlığı, 2. varlık barışı uygulaması kapsamında

100 bin vatandaşa davet gönderdi..

Yurt içinde 100 bin kişiye gönderilen mektuplarla, vatandaşlara, “varlık barışından faydalanmanız menfaatinize” denilirken, 3 ayrı ülkede düzenlenecek toplantılarla da yurt dışındaki varlıklara dönüş çağrısı yapılacak.

Edinen bilgiye göre, çeşitli yasalarda değişiklik öngören Torba Kanunun 10 Temmuz 2009 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte 2. kez yürürlüğe giren varlık barışı için yoğun bir tanıtım kampanyası başlatıldı.

Gelir İdaresi Başkanlığı, varlık barışı için 10 bin afiş ve binlerce broşür bastırdı. “Yepyeni Bir Başlangıç İçin Varlık Barışı” başlıklı afişlerde, vatandaşlara “Yurt içinde ve yurt dışında bulunan varlıklarınızı beyan edin, hem vergisel avantajlardan yararlanın, hem de ülke ekonomisine katkıda bulunun. Bildirim veya beyan süresi için son gün 30 Eylül 2009. Kaçırmayın” deniliyor.

VERGİ İNCELEMESİ YAPILMAYACAK TAAHHÜDÜ

Varlık barışı Broşürleriyle de vatandaşlar, 2. Varlık Barışı uygulaması hakkında bilgilendiriliyor. Bildirim veya beyana konu edilen varlıklar nedeniyle 1 Ocak 2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı belirtilen broşürde, özetle şu açıklamalarda bulunuluyor:

“Bildirim veya beyana konu edilen varlıklar nedeniyle 1 Ocak 2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır.

Bildirim veya beyan dışındaki herhangi bir nedenle 19 Haziran 2009 tarihinden sonra, 1 Ocak 2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak vergi incelemesi yapılması halinde, bu incelemeler sonucu, gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farklarından, Kanun kapsamında bildirilen veya beyan edilen tutarlar mahsup edilecektir.

Değişiklik sonrası, indirimi reddedilen katma değer vergisi nedeniyle önerilen tarhiyatların da mahsuptan faydalanmasına imkan tanınmıştır.

Mahsup imkanından yararlanılabilmesi için 10 Temmuz 2009-30 Eylül 2009 tarihleri arasında yapılan bildirim veya beyanlar nedeniyle tahakkuk eden verginin vadesinde, 22 Kasım 2008-2 Mart 2009 tarihleri arasında yapılan bildirim veya beyanlar nedeniyle tahakkuk eden ve süresinde ödenmeyen vergilerin de, gecikme zammıyla birlikte 30 Eylül 2009 tarihine kadar ödenmesi şartı getirilmiştir.

Kanun kapsamında bildirilen veya beyan edilen taşınmazlar dışındaki yurt dışı varlıkların bildirim veya beyan tarihinden itibaren 1 ay içinde Türkiye'ye getirilmesi ya da Türkiye'deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi gerekmektedir.

Kanun kapsamındaki taşınmazlar dışındaki yurt içi varlıklar, öncelikle banka veya aracı kurumlardaki hesaplara yatırılacak ve yatırıldıktan sonra beyan edilecektir.”

VATANDAŞA MEKTUP

Gelir İdaresi Başkanlığı afiş ve broşürlerin ardından dünden itibaren Vergi Dairesi Müdürlükleri kanalıyla 100 bin kişiye varlık barışı mektubu göndermeye de başladı.

Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun uyarınca, 1 Haziran 2009 tarihi itibariyle sahip olunan ve yurt dışında bulunan varlıklar ile yurt içinde bulunan ancak işletmenin özkaynakları içerisinde yer almayan varlıkların 30 Eylül 2009 tarihine kadar bildirim veya beyana konu edilebileceği belirtilen mektupta, bildirim veya beyana konu edilen varlıklar nedeniyle 1 Ocak 2008 öncesi dönemlere ilişkin hiçbir vergi incelemesi ve tarhiyatı yapılmayacağı yineleniyor.

Bildirim veya beyan dışındaki herhangi bir nedrenle 19 Haziran 2009 tarihinden sonra ve 2004, 2005, 2006 ve 2007 vergilendirme dönemlerine ilişkin vergi incelemesi yapılması halinde, bu incelemelersonucu, gelir, kurumlar ve KDV yönünden tespit edilen matrah farklarından, Kanun kapsamında bildirilen ya da beyan edilen tutarların mahsup edileceği kaydedilen mektupta, daha sonra şöyle deniliyor:

“Yapılan değişiklik sonrası, indirimi reddedilen KDV nedeniyle önerilen tarhiyatların da mahsup imkanından faydalanmasına imkan tanınmıştır.

Yurt dışındaki varlıkların Türkiye'ye getirilerek milli ekonomiye kazandırılması, yurt içinde bulunan ve işletmelerin kayıtlarında olmayan varlıkların ise işletmelere sermaye olarak konularak, işletmelerin sermaye yapılarının güçlendirilmesi amacıyla getirilen ve mükelleflerin geçmişe yönelik vergisel risklerden korunmasına da imkan sağlayan bu düzenlemeden faydalanmanızın menfaatinize olacağı ve son beyan tarihinin de 20 Eylül 2009 olduğu hususlarını bilgilerinize önemle rica ederim.”

MALİYE BAKANI DA ÇAĞRI YAPACAK

Bu arada Maliye Bakanlığı, varlık barışının yurt dışında tanıtımı için de hazırlık yapıyor.

Bu çerçevede, Almanya, Belçika ve Rusya'da “Türkiye'de yatırım olanakları ve teşvikler” konulu toplantılar düzenlenecek ve toplantılara Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Gelir İdaresi Başkanı Mehmet Kilci de katılacak.

11-12 Eylül tarihlerinde Almanya'nın Köln kentinde gerçekleştirilecek ilk toplantı, Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) desteğiyle yapılacak. Köln'deki toplantıya Almanya'nın yanı sıra Hollanda ve Fransa gibi ülkelerdeki Türk iş adamları da davet edilecek. TUSKON, Belçika ve Lüksemburg'u kapsayacak şekilde Belçika'da tertip edilecek toplantının da koordinasyonunu üstlenecek.

Son toplantı ise Maliye Bakanlığı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından Rusya'nın başkenti Moskova'da gerçekleştirilecek.

Maliye Bakanı Şimşek ve Gelir İdaresi Başkanı Kilci, söz konusu toplantılarda Türkiye'deki yatırım olanakları ve teşvik sistemi konusunda bilgi verecek. Varlık barışının da büyük bir fırsat olduğuna dikkat çekecek.

Toplantılarda, gurbetçiler ile yurt dışında varlığı olan diğer vatandaşlara, “Varlık Barışı ile önünüzde büyük bir fırsat var. Gelin bundan yararlanın. Yurt dışındaki varlıklarınızı çok cüzi bir vergi karşılığında Türkiye'ye getirin. Paralarınızı ve diğer varlıklarınızı kayıt altına alın. İster işletmede kullanın, ister ticaret yapın, ister diğer şekillerde değerlendirin” denilecek.

İLK UYGULAMANIN SONUÇLARI

Bu arada 1. varlık barışı uygulaması sırasında yurt içi ve yurt dışından toplam 8 bin 200 beyanname verildi. Bu beyannamelerde 10 bin 216 varlık için Maliye Bakanlığından “varlık barışı” istendi. Bazı beyannamelerde hem döviz, hem taşınmaz, hem de menkul kıymetlere yer verildi.

Başvurularda, 10 milyar 748 milyon 737 bin 982 lirası yurt dışından, 4 milyar 83 milyon 331 bin 276 lirası da yurt içinden olmak üzere 14 milyar 832 milyon 69 bin 258 liralık kaynak, varlık barışına konu edildi.

31/08/2009

ABD’de 84 Banka Battı

ABD’de küresel finansal kriz nedeniyle batan banka sayısı, dün üç bankanın daha katılmasıyla, 2009 başından bu yana 84’e çıktı. Dün batan üç bankanın, ABD’nin TMSF’si olarak bilinen Federal Mevduat Sigortasına (FDIC) maliyetinin 446 milyon dolar düzeyinde olduğu belirtildi.

FDIC’nin, yılın ikinci çeyreği itibarıyla toplam maliyeti 10,4 milyar dolar oldu.

ABD’de 416 sorunlu banka bulunurken, FDIC ise bütün bankalar için toplam 32 milyar dolar ayırmış durumda.

Fransa ve Almanya resesyondan çıktı

Japonya da resesyondan çıktı

Almanya'da ihracat hızla artıyor.

Avrupa'nın en büyük ekonomileri Almanya ve Fransa,

bir yıl sonra resesyondan çıktı.

Almanya ve Fransa ekonomileri Nisan ve Haziran aylarını kapsayan üç aylık dönemde binde üç oranında büyüme kaydetti.

Fransa Ekonomi ve Maliye Bakanı Christine Lagarde, "Rakamlar çok şaşırtıcı. Dört çeyrek küçülmeden sonra büyümeye geçtik" dedi.

Birçok uzman, iki ülkenin de resesyondan bu kadar erken çıkmasını beklemiyordu.

Euro kullanan ülkeleri kapsayan euro bölgesi büyüme rakamlarının da bugün açıklanması bekleniyor.
Fransa ve Almanya ekonomileri en son büyümeyi 2008'in ilk çeyreğinde kaydetmişti.

Avrupa'nın en büyük ekonomisi olan Almanya'da bu yılın ilk üç ayında yüzde 3,8 oranında bir daralma yaşandı.

Haziran'da Almanya'nın ihracatı son üç yılın en hızlı artışını göstererek yüzde 7 oranında arttı.

Alman Federal İstatistik Dairesi, tekrar büyümeye geçilmesinde kamu harcamaları ve halkın tüketime yönelmesinin etkili olduğunu duyurdu.

Fransa'da durum

Fransa ekonomisi ise yılın ilk çeyreğinde yüzde 1,1 oranında küçülmüştü.

Ekonomi ve Maliye Bakanı Lagarde, resesyondan güçlü ihracat performansı ve tüketici harcamaları sayesinde çıktıklarını söyledi.
Resmi rakamlar, yılın ikinci çeyreğinde tüketici harcamalarının binde dört oranında arttığına işaret ediyor.

Lagarde, hükümetin halkı arabalarını yenilemeye özendirme programı ve düşük fiyatların tüketimi artırdığını belirtti.

Christine Lagarde, dış ticaretin gayri safi yurt içi hasılaya binde 9'la önemli katkıda bulunduğunu vurguladı.

13/08/2009

Japonya'dan gelen son veriler, ülke ekonomisinin yılın ikinci çeyreğinde yüzde 0,9 oranında

büyüme kaydettiğini gösterdi.

 Ülkenin resesyondan çıkmasına karşın, Nikkei endeksinde gerileme görüldü.

Japon borsası

 

Bu, Japonya'nın resmen resesyondan çıkması anlamına geliyor.

Japonya ekonomisi bundan önceki dört çeyrek boyunca sürekli daralma göstermişti.

BBC'nin Tokyo'da bulunan muhabiri, ikinci çeyrekte büyümenin yakalanmasının kısmen hükümetin tüketici harcamalarını teşvik eden canlandırma paketinin bir sonucu olduğunu söylüyor.

Ayrıca Çin'de ekonomik büyümenin sürmesinin de Japonya'nın resesyondan çıkmasına yardımcı olduğu ifade ediliyor.

Ancak muhabirlerimiz Japonya ekonomisindeki bu gidişatın devam edip etmeyeceğinin henüz bilinmediğini söylüyor.

Geçtiğimiz hafta da Almanya ve Fransa'dan gelen veriler bu ülkelerin resesyondan çıktığını göstermişti.

Japonya'nın resesyondan çıkmasına karşın Nikkei endeksi, büyüme hızının beklenenden düşük olması nedeniyle geriledi.

Son çeyrekteki büyüme hızı tüm yıla yayıldığında, ekonominin yüzde 3,7 oranında büyümesi söz konusu olabilir; ancak piyasanın beklentileri bu oranın yüzde 3,9 civarında olacağı yönündeydi.

Nikkei endeksi 272 puan gerileyerek 10.326 puana düştü.

Rapor

Japonya resmen geçtiğimiz yıl resesyona girmişti.

Dünya genelindeki ekonomik yavaşlamanın Japonya'nın ihracatını etkilemesi üzerine Ocak-Mart döneminde ciddi bir daralma yaşanmıştı.

Hükümetin ekonomiyi canlandırma programı nakit para yardımları yapılması, enerjiyi verimli kullanan araçlar ya da ev eşyaları satın alacaklara teşvik verilmesi gibi önlemler içeriyordu.

Japonya Merkez Bankası, yayımladığı bir raporunda, ekonomide kötüye gidişatın durduğunu ancak işsizlik oranlarının yüksek ve tüketici harcamalarının düşük kalmaya devam edeceğini belirtmişti.

Geçtiğimiz ay yayımlanan raporda, ülke ekonomisinin 31 Mart 2010'a kadar yüzde 3,4 oranında küçüleceği tahmininde bulunulmuştu.

17/08/2009

Son Güncelleme:09/08/11