©2006

 

Son Güncelleme:31/01/12

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya

Ekonomi Haberleri

Ülkeler

KURLAR

Otomobil Haberleri

Dünyanın en zenginleri

Ekonomik Yorumlar

     

Önceki Sayfala:

Katar Şeyhi Türk Telekom'a talip

Katar Şeyhi El Tani  

Katar Şeyhi El Tani, Türk Telekom’un yüzde 55 hissesine sahip Oger Telecom’u almaya hazırlanıyor. Katar yönetiminin, sadece TT için en az 8.6 milyar dolar ödemesi gerekecek. Katar, Denizbank için de 6 milyar doları gözden çıkardı.

Katarlılar yüzde 25 ortağı oldukları Turkuvaz Medya’nın satış sürecini de yakından izliyor.

Basra Körfezi’nin Yükselen Ülkesi Katar Emirliği, Türkiye’de iki büyük yatırım için düğmeye bastı. Türkiye’deki ekonomik varlığını artırmak için harekete geçen Katar Şeyhi El Tani’nin ilk hedefinde Türk Telekom (TT) var. Katarlıların bir diğer hedefi ise teklifleri değerlendiren Denizbank...

Öte yandan, Katar’ı ilgilendiren bir diğer süreç ise medya sektöründe. Katarlıların yüzde 25 oranında ortak olduğu ATV televizyonu ve Sabah gazetesinin sahibi Turkuvaz Medya ise satış sürecinde.

Milliyet gazetesinin haberine göre, Katar, Türk Telekom’un hâkim ortağı Lübnanlı Oger Telecom’u almaya hazırlanıyor. Oger Telecom, Türk Telekom’un yüzde 55 hissesini 2005 yılında 6.5 milyar dolara almıştı. Hisselerinin yüzde 15’i halka açık olan Türk Telekom’un yüzde 30 kadarı ise kamuya ait.

HARİRİ AİLESİ İLE TEMASTA

Reuters kaynakları, Katar’ın, Oger Telecom’u bünyesinde bulunduran Saudi Telecom’la temasa geçtiğini ve eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri’nin ailesine ait olan yüzde 55’lik Oger Telecom hissesini almak istediğini bildirdi. Oger Telecom hissesini alınca Katar’ın eline Türk Telekom ve GSM operatörü Avea ile Güney Afrika’nın GSM operatörü Cell C’nin yüzde 75 hissesi geçecek. Reuters, Türk Telekom’un değerinin 15.6 milyar dolar olduğunu hatırlatarak sadece anlaşmaya konu olan Türk Telekom hisselerinin bile en az 8.6 milyar dolar ettiğini yazdı. Cell C ise Güney Afrika’nın 3. büyük GSM operatörü olmasına rağmen borsaya açık bir şirket değil.

‘İŞ KARMAŞIK HALE GELEBİLİR’

Ancak Suudi Arabistanlı Saudi Telecom’un Oger Telecom’da yüzde 35 hissesi olması dolayısıyla satışın karmaşık bir hal alabileceği konuşuluyor. Çünkü Oger Telecom’da bir satış söz konusu olduğunda ilk olarak Saudi Telecom’un teklif verme hakkı var. Reuters’a bilgi veren kaynaklar, “İşlem karmaşık olabilir ancak Katarlılar ilgisini ilk olarak Hariri ailesine giderek gösterdi. Paralarına da güvendikleri için işi rahatlıkla bitirebilirler” dedi.

Saudi Oger’in satış süreci için Citigroup ve Deutsche Bank’ı görevlendirdiği belirtiliyor. Saudi Telekom Oger Telekom’daki hisselerini 2008 yılında 2.6 milyar dolara almıştı. İşlemi karmaşık hale getiren bir diğer unsur, Oger’in Türk Telekom hisselerinin satışı ve firma kontrolünün el değiştirmesi durumunda azınlık hissedarlara çağrıda bulunması gerekecek.

Katar’ın çağrı ihtimalini göz önüne alıp almadığı bilinmediği gibi, Saudi Telecom’un Oger Telecom için teklif yapıp yapmayacağı da bilinmiyor. Reuters’a bilgi veren diğer bir kaynak, “Saudi Telecom ile Katarlılar birbirlerine rakip teklifler ortaya koyabilir. Karmaşık bir süreçten bahsediyoruz, sorun yaratabilecek çok konu var” dedi.

31 Ocak 2012

Çek kanunu kabul edildi

  Çek tanzimi

TBMM Genel Kurulunda, Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı kabul edilerek yasalaştı

Karşılıksız çekte adli para cezası ödenmediği için uygulanan hapis cezası yerine idari nitelikle yaptırım uygulanacak.

Kanuna göre, hakkında işlem yapılan kişiye uygulanan adli nitelikteki yaptırım, idari nitelikte bir yaptırıma dönüştürüldüğünden, daha önce Adli Sicilde tutulan yasaklılık durumuna ilişkin kayıtlar, Merkez Bankasında tutulacak.

Çek defterinin her bir yaprağına, çekin basıldığı tarih de yazılacak.

BANKALARIN SORUMLULUĞU ARTACAK

Kanunla, bankaların karşılıksız çek keşide edilmesindeki sorumluluğu artırılıyor.

Buna göre, banka ibraz eden düzenleyici dışındaki hamile, süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için; karşılığının hiç bulunmaması halinde, çek bedeli bin TL veya üzerinde ise bin TL, çek bedeli bin TL'nin altında ise çek bedelini ödeyecek. Karşılığının kısmen bulunması halinde de çek bedeli bin TL veya altında ise kısmi karşılığı bin TL'ye tamamlayacak, çek bedeli bin TL'nin üzerinde ise kısmi karşılığa ilave olarak bin TL'yi ödeyecek.

Çekin, üzerinde yazılı baskı tarihinden itibaren 5 yıl içinde ibraz edilmemesi halinde, muhatap bankanın ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu sona erecek.

Kanuni ibraz süresi içinde, karşılıksız çek veren kişi hakkında uygulanan adli nitelikteki yaptırım, idari nitelikte bir yaptırıma dönüştürülecek. Buna göre, mevcut durumda, karşılıksız çek veren kişi hakkında her bir çekle ilgili olarak 1500 güne kadar adli para cezası verilirken; yapılan değişiklikle, savcı tarafından her bir çekle ilgili olarak çek düzenleme ve açma yasağı kararı verilecek.

Karşılıksız çekin keşide edilmesi halinde, hamilin 6 ay içinde talep etmesi durumunda, Cumhuriyet Savcısı tarafından her bir çekle ilgili çek düzenleme veya çek hesabı açma yasağı verilebilecek.

DOLANDIRICILIK VE SAHTECİLİĞE CEZA

Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı; karşılıksız çekin düzenlenmesi suretiyle dolandırıcılık, belgede sahtecilik veya başka bir suçun işlenmesi halinde de verilecek.

Böylece, karşılıksız çekle birlikte aynı zamanda dolandırıcılık, belgede sahtecilik veya başka bir suçun işlenmesi halinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmesinin yanı sıra, kişi TCK'nın ilgili hükümlerine göre de cezalandırılacak.

Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına karşı yapılacak başvuru ve itirazlar hakkında, Kabahatler Kanunu uygulanacak. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına karşı yapılan başvurunun kabulü halinde, buna ilişkin bilgiler, Adalet Bakanlığı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla Merkez Bankasına elektronik ortamda bildirilecek.

KARŞILIKSIZ ÇEKE 10 YIL YASAK

Karşılıksız kalan çek bedelinin faizi ile birlikte tamamen ödenmesi durumunda, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kaldırılacak, bu durum Merkez Bankasına bildirilecek. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararının verildiği savcılığa başvurularak talebin geri alınması halinde de çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kaldırılacak. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına ilişkin kayıt, üzerinden 10 yıl geçmesi halinde Merkez Bankası tarafından resen silinecek. Böylece karşılıksız çek kesen kişilere 10 yıl süreyle çek verilmeyecek.

Hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenleyen kişiye, her bir çekle ilgili uygulanan 1 yıla kadar hapis cezası, 300 TL'den 3 bin TL'ye kadar idari para cezasına dönüştürülecek.

Bankalar, kanunun yürürlüğe girmesinin ardından 1 ay içinde yeni çek defterlerini bastıracak. Bankalar, 31 Aralık 2012 yılına kadar müşterilerine yeni çek defterlerini verecek ve ellerindeki eski çek defterlerini imha edecek.

Eski çeklerin hukuki geçerliliği devam edecek.

Üzerinde basıldığı tarih yer almayan çeklerin, 30 Haziran 2018 tarihine kadar bankaya ibraz edilmemesi halinde muhatap bankanın, bu kanuna göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu da sona erecek.

Çekin, yazılı düzenleme tarihinden önce ödenmek için muhatap bankaya ibrazı, 31 Aralık 2017'den önce geçersiz olacak.

Suç karşılığında uygulanan yaptırımı, idari yaptırıma dönüştüren fiiller nedeniyle soruşturma evresinde bulunan dosyalar hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca, kovuşturma evresinde bulunan dosyalar hakkında mahkemece idari yaptırım kararı verilecek. Yargıtay'da bulunan dosyaların geri gönderildiği mahkemeler duruşmasız karar verecek.

Kanunun yayımı tarihinden önce verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarına ilişkin kayıtlar, Merkez Bankasında tutulmaya devam edilecek.

ZAMANAŞIMI 3 YIL

TBMM Genel Kurulunda tasarıya iki madde daha eklendi.

İlk madde ihdasıyla, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 726. maddesinin bir ve ikinci fıkralarında yer alan ''6 ay'' ibareleri ''3 yıl'' şeklinde değiştirildi. Buna göre, hamilin, cirantalarla düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı sahip olduğu başvurma hakları, ibraz süresinin bitiminden itibaren 3 yıl geçince zamanaşımına uğrayacak.

Çek borçlularından birinin diğerine karşı sahip olduğu başvurma hakları, bu çek borçlusunun çeki ödediği veya çekin dava yolu ile kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten itibaren 3 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacak.

Diğer madde ihdası ile aynı yönde düzenleme Yeni Türk Ticaret Kanunu'nda da yapıldı.

Tasarının kabul edilmesinin ardından TBMM Başkanvekili Meral Akşener, alınan karar gereği birleşimi yarın saat 13.00'de toplanmak üzere kapattı.

31 Ocak 2012

2011 İhracatı 135 Milyar Dolar

  2011 İhracatı 135 Milyar Dolar

İhracat her geçen yıl artıyor.

2011'de 135 milyar dolarlık ihracat yapıldı.

İhracat artışı 2011 yılı Aralık ayında da sürdü.

Aralık'ta 12 milyar 484 milyon dolar artan ihracat 2011 yılının genelinde 135 milyar dolara ulaşarak rekor kırdı.

İhracat, 2011 Aralık'ta bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,6 artarak 12 milyar 484 milyon dolar oldu.

İthalat ise yüzde 0,2 artışla 20 milyar 590 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Bu dönemde dış ticaret açığı 8 milyar 736 milyon dolardan 8 milyar 107 milyon dolara geriledi.

2010 Aralık ayında yüzde 57,5 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, 2011 Aralık ayında yüzde 60,6'ya yükseldi.

2011 Aralık ayında en fazla ihracat yapılan ülke Almanya oldu. Almanya'yı sırasıyla Irak, İngiltere, ABD ve İtalya takip etti.

2011 yılının genelinde ihracat 134 milyar 994 milyon dolar ile rekor kırarken, dış ticaret açığı 105 milyar 879 milyon dolar olarak gerçekleşti.

31 Ocak 2012

Dış açık 2011'de 106 milyar dolar

Dış ticaret açığı 2011'in tamamında yüzde 47.7 artışla 105.88 milyar dolar oldu.

İSTANBUL - İthalattaki hızlanmayla dış ticaret açığı 2011'i yükselişle kapadı.

Türkiye İstatistik Kurumu, 2011 yılı Aralık ayında ihracatın yüzde 5.6 artarak 12 milyar 484 milyon dolar, ithalatın ise yüzde 0.2 artarak 20 milyar 590 milyon dolar olarak gerçekleştiğini açıkladı. Aynı dönemde dış ticaret açığı 8 milyar 736 milyon dolardan 8 milyar 107 milyon dolara geriledi.

CNBC-e anketinde açığın 8.2 milyar dolar olması bekleniyordu.

2011'in tamamında dış ticaret açığı yüzde 47.7 artışla 105.88 milyar dolar oldu. İhracat, Ocak-Aralık'ta yüzde 18.5 artarak 134.95 milyar dolar oldu. İthalat da yüzde 29.8 artışla 240.83 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Orta Vadeli Program'a göre yapılan revizyon çerçevesinde ihracatın 2011'de 134.8 milyar dolar, ithalatın ise 236.9 milyar dolar olması bekleniyordu.

Öte yandan 2011 yılında enerji ithalatı, önceki yıla göre yüzde 40.6 artarak 54.11 milyar dolar oldu.

31 Ocak 2012

JP'yi "Türk Bankaları" şaşırttı

  JP Morgan

JP Morgan: Bu kadarını beklemiyorduk!

JP Morgan bugün yayınladığı raporda, geçtiğimiz hafta İstanbul'u ziyaret ettiklerini ve yaptıkları temaslarda Türk bankalarının 2012 yılı için, Ekim 2011'de yaptıkları ziyarete göre daha iyimser olduklarını gördüklerini bildirdi.

Bir çok banka ve yerel ekonomisttin, Türkiye'de GSYH'nın 2012 yüzde 3-4 büyümesini beklemeye devam ettiklerine işaret eden JP Morgan, bunun global yatırım bankalarının yüzde 1 daralma ile yüzde 2 büyüme arasında olan tahminlerinin ve yüzde 2.5 büyüme olan kendi tahminlerinin üzerinde olduğuna dikkat çekti.

JP Morgan, Türk bankalarının 2012 yılı için kredilerde büyüme tahminlerinin de yüzde 9-12 arasında olan kendi tahminlerinin üzerinde yüzde 14-17 olduğuna da işaret etti.

30 Ocak 2012

Bilgi: JPMorgan Chase Bank N.A. ismiyle faaliyet gösteren bankanın Türkiye çapında toplam 1 şubesi bulunmaktadır. Genel merkez binası Levent İstanbul'dadır.

Spanair İflas Etti, Yolcular kuyrukta

İflasa giden Spanair, hafta sonunda 22 bin yolcuyu havaalanlarında bıraktı.

İspanyol havayolları şirketi Spanair, bu gece TSİ 23.00 itibariyle tüm uçuşlarını durdurduğunu açıklayarak, iflas bayrağını çekti.

İspanyol havayolu şirketi Spanair'in, ödemelerini yapamayacak duruma g

  Spanair İflas Etti

etmesinden dolayı tüm uçuşlarını durdurmasıyla hafta sonunda seyahat etmeyi bekleyen 22 binden fazla yolcu havaalanlarında kaldı.

Spanair'in programda olan gelecek cumartesi 91, pazar günü de 121 uçuşunun bulunduğu ve toplamda 10 binin üzerinde yolcunun etkileneceği kaydedildi.

İFLAS KUYRUĞU!

Hafta sonunda İspanya'daki havaalanlarında kayıtlı toplam 382 uçuşu bulunan Spanair'in ana uçuş noktası Barcelona'daki El Prat havaalanı, Spanair bileti olan mağdur yolcularla doldu. Spanair mağdurlarına yardımcı olabilmek için İspanya'daki diğer havayolu şirketleri İberia, Air Europa ve Vueling 3 Şubat tarihine kadar ortak yardım kararı alsa da, yolcular biletlerin çok pahalı olmasından yakındı. Sorunlarını çözebilmek için muhatap bulmakta zorlanan yolcular, en azından bilet paralarını geri almaya çalışıyor.

Havaalanında bekleyen yolcular İspanyol basınına yaptıkları açıklamalarda, ''Uçmak için tek yol business bilet almak.

Havaalanında bekleyen yolcular  

Ayrıca dönüş bileti için de hiçbir kolaylık sağlanmıyor'', ''Gideceğim yere şu anda başka direk uçuş yok. Başka şirketlere gitmemi söylediler ama onlar da bir bilete 500 avro istiyor'', ''Santiago'ya (İspanya'nın kuzey batısındaki bir kent) gidebilmek için İberia'ya 400 avrodan fazla ödemem ve Madrid aktarması yapmam gerekiyor'', ''Telefonlara kimse çıkmıyor. Sadece yolculara yardımcı olsun diye bir bilgilendirme notu verdiler o da bir işe yaramıyor. Herkes kendi başının çaresine bakacak'' şeklinde konuştular. Verilen bilgilerde ayrıca, Spanair'in hafta sonunda kayıtlı olan 32 yurt dışı noktasına olan uçuşlarının da iptal edildiği kaydedildi.

Bu arada İspanya Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ana Pastor,''tek taraflı olarak uçuşları durdurma kararı almasından dolayı'' Spanair'e 9 milyon avroya kadar para cezası verilebileceğini, sorumluları ortaya çıkarmak için her türlü girişimin yapılacağını açıkladı. Spanair'e yöneltilen diğer suçlama da, geçen cuma günü 17.00'ye kadar bilet satışına devam etmesi oldu.

Spanair'in iflasından, direk ve dolaylı olarak toplam 4 bin kadar işçinin etkileneceği bildirildi.

Uzun zamandır ekonomik sorun yaşayan Spanair'in, yüzde 49'unu Katar Airways'e satmak için yürüttüğü müzakereler olumsuz sonuçlanmış, Katalonya özerk yönetimi de Spanair'e yatırım yapmama kararı almıştı.

28 Ocak 2012

Davos'ta Türkiye Damgası

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan  

Avrupa'nın içine düştüğü ekonomik krizden Türkiye'nin aynı derecede etkilenmemesi ekonomistlerin de dikkatini çekiyor.

Davos'ta küresel ekonomik kriz üzerine oturumlar sürerken, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "biz Avrupa'dan farklı bir politika yürüttük, kamu borç stokunu aşağı çektik" dedi.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan 2012 Dünya Ekonomisine Bakış oturumunda, Türkiye'nin ekonomi politikalarını anlattı.

Oturumun moderatörü, Babacan'a, "sizden öğrenecek çok dersimiz var" diyerek söz verdi.

Babacan, en önemli noktanın istikrar ve güven olduğuna dikkat çekerek, "Tüketici geleceğe güven duymazsa harcama yapmıyor, şirketler yatırım yapmıyor, çark dönmüyor ve büyüme olmuyor" dedi.

Babacan, Türkiye'nin Avrupa'dan farklı ekonomik politikalar izlediğini anlattı ve "Kriz sırası alınacak önlemler her zaman çok zordur. Bu yöneticilerin geleceğine de mal olabilir, siyasi partilerin de. Halkınızın sizin politikalarınızı anlaması çok önemli" diye konuştu.

Türkiye'deki ekonomik büyüme rakamlarını hatırlatan Babacan, bir bölgede yaşanan ekonomik krizden tüm dünyanın etkileneceğini vurgulayarak, " her ülke ev ödevini doğru yapmalı. Bir başka ülkedeki çökmeden kimse fırsat çıkaramaz.

Uluslararası kuruluşlarla koordine sağlanmalı" dedi.

28 Ocak 2012

İran'la Gerginlik Tırmanırken Petrol Fiyatları Artıyor

Petrol Fiyatları Artıyor  

Dünya petrolünün beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor, büyük bölümü Asya ve Avrupa ülkelerine sevk ediliyor. Enerji Politikaları Araştırma Vakfı Başkanı Lucian Pugliaresi, boğazın kapanmasının petrol piyasasında paniğe yol açacağını söylüyor.

Avrupa Birliği’nin İran petrolüne yeni yaptırım kararı, İran’ın dünya petrolünün en önemli geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehlikesini arttırdı, tansiyonu yükseltti. Petrol ambargosu, İran’ı nükleer programını açıklamaya zorlamak için daha önce alınan ekonomik yaptırımların bir bölümü.

Dünya petrolünün beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor, büyük bölümü Asya ve Avrupa ülkelerine sevk ediliyor. Enerji Politikaları Araştırma Vakfı Başkanı Lucian Pugliaresi, boğazın kapanmasının petrol piyasasında paniğe yol açacağını söylüyor:

"Eğer İran Hürmüz Boğazı’nın kapatma girişiminde bulunursa, muhtemelen petrol fiyatları tırmanacak, büyük olasılıkla varil başına 40, 50, hatta 60 dolar artacak."

Çin’de ve öteki gelişen ülkelerde petrole talebin artması yüzünden, yüksek petrol fiyatlarının ne kadar süreceği, Hürmüz Boğazı’nın ne kadar kapalı kalacağına ve diğer petrol üreten ülkelerin talebi karşılamak isteyip istemeyeceğine bağlı olacak.

Pugliaresi açıklıyor:

"Burada esas konu, çok entegre bir dünya petrol piyasasının parçası olmamız ve herhangi bir bölgeden petrol sevkinin aksamasının bütün dünyayı etkileyecek olması."

Avrupa’nın son yaptırım kararı, Avrupa’daki İran mal varlığının dondurulmasını ve Avrupa’ya petrol ihracının durdurulmasını öngörüyor. İran, stratejik Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidini sık sık tekrarlıyor.

Birçok Batılı gözlemci, İran’ın blöf yaptığını söylerken Enerji Politikaları Araştırma Vakfı’ndan Lucian Pugliaresi, bundan emin değil. Petrol, günde 2 milyon varille, İran’ın dış gelirinin yüzde 80’ini oluşturuyor. Pugliaresi şöyle konuşuyor:

"Bir kere Hürmüz Boğazı’nı kapatır, sonra da açılması için harekete geçerseniz, İran’ın yapacaklarını tahmin edemezsiniz. İran’ın orantısız tepki göstermesi mümkün, bu da Ortadoğu’daki istikrarsız durumu daha da kötüleştirebilir."

Amerika, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasına izin vermeyeceği uyarısında bulundu. Ancak İran’ın sadece boğazı kapatma tehdidi bile Amerika’da benzin fiyatlarının son 12 ayın en yüksek düzeyine fırlamasına neden oldu.

Tüketiciler depolarını doldururken her gün farklı ödeme yapmaktan şikayetçi.

Pugliaresi’ye göre, dünyanın en büyük petrol üreticisi olan birçok ülkedeki siyasi istikrarsızlık yüzünden tüketicilerin ekonomik kaygıları da artıyor. Yüksek petrol fiyatlarının zaten zayıf olan küresel ekonomiyi tekrar rayından çıkarması mümkün. Amerika’nın da ülke içi enerji üretimini büyük ölçüde arttırması şart.

27 Ocak 2012

Şahenk: Avrupa'daki krizden de sağ çıktık

Ferit Şahenk, Davos  

Davos'ta konuşan Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk "Türkiye, 2001 krizinden de Avrupa'daki krizden de sağ çıktı" dedi.

DAVOS - Dünya Ekonomik Forumu'nun düzenlendiği Davos'ta, global iş dünyasının liderleri küresel iş koşullarını tartışıyor.

Forumdaki özel bir oturumda konuşan Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk şunları söyledi:

"Bankacılık sektöründen otomotive, medyaya kadar birçok alanda yer alıyoruz. Bu, dinamik bir sermayenin olduğunu gösteriyor.

Türkiye 2001 krizinden sağ çıktı, Avrupa'daki krizden de sağ çıktık.

  • Türkiye'nin başarısı siyasi istikrardan kaynaklanıyor.

  • Politikacıların güçlü liderliğinden kaynaklanıyor.

  • Türkiye reformlardan geçti, değişti.

  • Devlet odaklı ekonomiden özel sektör odaklı ekonomiye geçti.

Bazı işletmelere değişim imkanı sağladı. İki-üç kriz atlattık ve nasıl kriz yönetileceğini öğrendik. Şu anda daha profesyonel bir standarda ulaşmış durumdayız. Bu dinamizmi sağlayan faktör; yüzde 80 profesyoneliz, yüzde 20 esneklik ve girişimcilik ruhu taşıyoruz. Bu bize sıkıntılı ortamda bile ayakta kalmamızı sağlıyor.

2008 krizinden çok farklı bir şekilde çıktık. Ben 75 milyon nüfusu olan ülkeden geliyorum. 35 milyon internet kullanıcısı var. Türkiye'nin genç nüfusu gösteriyor ki, yerel talep uluslararası kuruluşlar tarafından destekleniyor. Bazı belirsizlikler var ama risk iştahını kaybetmeden piyasalar belki de tersine çevirebilir. Hala büyümeye bakıyoruz. Piyasalar büyüyor, bölgesel olarak da büyüyen bir piyasa olarak gelişiyoruz. İspanyol bankayla ortaklığımız var. Bu kolektif anlayışla dünya daha da iyiye gidecek. Piyasadaki aktörlere daha fazla güven temin ediyoruz. Başarı çok fazla iyimserlik getirmemeli.

LİDERİN AYAKTA DURMASI GEREKİR

Açıkça görülüyor ki, bizim için değişim bir aciliyet demek. İletişim ve organizasyon çok önemli. Liderliği organizasyon içinde sağlamak gerekiyor. Bu değişimin meydana gelebilmesi için Türkiye bir örnek. Ülke sadece krizden geçmiyordu, yapısal dönüşümden geçiyordu. Böyle bir ortamda, böyle bir yapıyla devam edemeyeceğimiz konusunda karara vardık. Organizasyon içinde bir başka faktör de, size inananların parçalara bölünmemesi gerekiyor. Bu tür dönemlerde kimse başka bir yere bakmaz, lidere bakar. Liderin ayakta durması gerekir. Ben aile şirketinden geliyorum; ikinci neslim. Bu yeni takım için çok fazla beklenti vardı. Bu değişim gerçekleşti. Bir kamu şirketi olduğunuz zaman çok farklı kararlar almanız gerekiyor. Bizim durumumuzda ise zor kararları alabiliyorsunuz.

BAZI ÜLKELERDE DÜZENLEYİCİLER SERT DAVRANDI

Bazı ülkelerde düzenleyiciler çok sert davrandı. Denizaşırı varlıklarımızdan bazılarının daha iyi bilançoları olmasına rağmen adaletsiz bir şekilde davranıldığı oldu. Bu düzenlemeler dünyada istemediğimiz bir sonuca yol açtı, o da korumacılık. Büyümek isteyenler, istihdam yaratmak için diğer ülkelerde çalışmalar yaparken adaletsiz uygulamalarla karşılaştılar.

Son birkaç yılda Türkiye'de ekonomi çok büyüdü, orta sınıf da büyüdü. Bütün tablo ABD'den ya da dünyanın herhangi bir yerinden farklı değil. Eski tabloya bakamayız. Koltuğunda oturup puro içen patron tiplemesi artık geçerli değil. İnsanlarla iletişime geçmek ve sosyal sorumluluk almak çok önemli. Doğru iletişim sağlayabilmek için medyanın çok önemli bir rolü var."

Şahenk sözlerini şöyle tamamladı: "Türkiye'de Van'da büyük bir deprem oldu. Gıda ve barınma yardımı sağlayan şirketlerden biriyiz. Somali'ye de yardım ediyoruz. Öğretmen akademimiz var. Türkiye'den büyük tarihçiler ve matematikçiler çıkıyor. Onları eğitiyorlar. Bazen kurstan sonra gözyaşları içinde görüyoruz onları. 'Öğretmenliğin ne kadar değerli olduğunu bu kurstan sonra anladım' diyenler oluyor. Türkiye'nin doğu bölgelerinde okulu terk oranı yüksek. Birinci sınıfı bile geçemeyen çocuklar var. TIR'lar dolusu yardım gönderdiğimiz oldu, doktorları da gönderdik. Orada tek sorunun gözlük olduğunu söylediler."

25 Ocak 2012

Duvarları bile akıllı tahtaya çevirdiler

  Duvarlar da akıllı tahta

Türk mühendislerden süper teknoloji

Tamamen yerli teknolojiyle duvarları bile akıllı tahtaya çevirdiler.

Türk mühendisler, sabit bir tahtaya ihtiyaç duyulmadan LCD ekranları ve boş duvarları, akıllı tahtaya dönüştürebilen yerli teknoloji geliştirdi.

Wall-Marker adı verilen sistemde, tüm düz yüzeyler akıllı tahta olarak kullanılabilirken, ek donanımla sesli video ve ekrandaki notlar da kayıt edilebiliyor.

SAMM Teknoloji İştiraki Data Mer Optik Elektronik Sanayi Şirketi yetkilisi Haldun Karetepe, TÜBİTAK desteğiyle 5 yıldır tamamen Türk mühendislerle bilgisayar görüntüsünü etkileşimli şekilde yüzeylere yansıtabilen teknolojiler üzerine ar-ge yürüttüklerini anlattı.

Son geliştirdikleri ürün olan ''wall-marker''ın geldiği seviyenin dünyadaki tüm rakiplerinden daha üstün özellikleri olduğunu söyleyen Karatepe, bu modülün kısa süreli bir kalibrasyon sonrasında; özel kalemi ile duvarları, LCD ekranları ve istenen hemen hemen tüm yüzeyleri akıllı tahtaya dönüştürebildiğini belirtti.

AKILLI TAHTADA YAPILAN TÜM İŞLEMLER DUVARDA YAPILABİLECEK

Böylece akıllı tahtalarda yapılabilen tüm işlemlerin özel bir zemin veya tahtaya ihtiyaç duyulmadan kullanılabildiğini dile getiren Karatepe, ''Ürünümüzle birlikte her türlü akıllı tahta yazılımı kullanılması mümkün yine de okullar için özel bir yazılım geliştirdik, bu program öğretmenlerin duvardaki görüntüyü bir tahtaya tebeşirle yazması gibi kullanılabiliyor'' dedi.

Karatepe, şöyle konuştu:

''Kısıtlı kaynaklarla biz bu kadarını yapabildik, ürünü daha da geliştirmeye çalışıyoruz. Üretimini şu anda daha ucuz olduğu için Çinli firmalarla yapıyoruz, ancak tamamen yerli bir üretim yapılabilir. Ürün geliştirmekten veya üretmekten değil, sesimizi duyuramamaktan şikayetçiyiz. Bu ürün ülkemiz için de bir fırsattır.

Ürünümüzü diğerlerinden öne çıkaran farkı yerli üretim olması nedeniyle maliyetinin düşük olması, kurulumunun kolay olması teçhizatının az olması. Diğer sistemler çok kalabalık teçhizata sahip, kurulumlu zor ve maliyetli sistemler. Daha sonraki bakımları zor. Bizim sistemimiz çok kolay.

Ortalama projeksiyon fiyatına akıllı tahtaya sahip oluyorsunuz.''

Teknolojilerinde kızılötesi ışınları algılayabilen akıllı kalem aracılığıyla ekranın kullanılabildiğini dile getiren Karatepe, ''Bu yolla istediğiniz her yüzey bir anda bilgisayar ekranına dönüşüyor. Bunun için özel bir programa da ihtiyaç duyulmuyor. Bilgisayarda kullanabilecek her türlü programı modül aracılığıyla her türlü yüzeyde kullanır hale getirebiliyorsunuz'' dedi.

Firma yetkililerinden Alptekin Akat da ODTÜ'lü mühendisler tarafından işletilen KOBİ firmalarının ilk 500 bilişim sıralamasında bu sene 188. sırada yer aldığını söyledi.

Akat, sistemde tüm düz yüzeylerin akıllı tahta olarak kullanılmasının yanında, sınıf içi ortamda ya da sunumlar sırasında ek donanımla sesli video ile notların da kayıt altına alınabildiğini kaydetti.

23 Ocak 2012

Murdoch Sabah ve ATV'ye Talip

Rupert Murdoch  

Medya devi Rupert Murdoch’ın sahibi olduğu News Corp. satışa çıkarılan Sabah Gazetesi ve ATV televizyonu için 1 milyar doları gözden çıkardı.

Murdoch'un Sabah ve ATV'ye talip olduğunu grubun kendi gazetesi Wall Street Journal (WSJ) yazdı.

ABD’li medya devinin Çalık Holding bünyesindeki ATV televizyonu ve Sabah Gazetesi’ni almak için harekete geçtiği, şirketin geçen hafta satış için yetkilendirilen Goldman Sachs’tan ön teklif süresini uzatmasını istediği belirtildi.

SÜRE UZATILDI

Hürriyet gazetesinin haberine göre, Goldman Sachs’ın bu istek üzerine geçen hafta çarşamba günü dolması gereken ön teklif süresini önümüzdeki haftaya kadar uzattığı iddia edildi. WSJ’nin News Corp.’a yakın kaynaklara dayandırarak yayınladığı haberde, Türkiye’nin en hızlı büyüyen ekonomilerden biri olduğu belirtilerek, Sabah-ATV’nin satışıyla News Corp.’un yanı sıra ABD’li medya devi Time Warner ve özel yatırım şirketi TPG Capital’in de yakından ilgilendiği kaydedildi.

ÇALIK TMSF'DEN SATIN ALDI

ATV ve Sabah’ın 700 milyon ile 1 milyar dolar arasında bir piyasa değerine sahip olduğu belirtilen haberde, News Corp’un iki kuruluşu da almak için 1 milyar doların üzerinde bir teklifi gözden çıkarabileceği kaydedildi. Çalık Grubu’nun enerji sektöründeki faaliyetleri hatırlatılarak, grubun Sabah ve ATV’yi 2008 yılında 1.25 milyar dolara Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’ndan (TMSF) satın aldığı vurgulandı.

Haberde ayrıca Çalık Holding’in CEO’su Berat Albayrak’ın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı olduğu belirtilirken, haberin yayınlandığı Wall Street Journal gazetesinin de News Corp’un bir parçası olduğu kaydedildi.

22 Ocak 2012

THY Çek Havayolları'nın peşinde

  THY Çek Havayolları'nın peşinde

2008 yılından bu yana birçok havayolu şirketle ismi anılan Türk Hava Yolları'nın kendine ortak arayan Czech Airlines (Çek Havayolları) ile ilgilendiği öne sürüldü.

İSTANBUL - Çek basınında çıkan haberde THY'nin Prag Havalimanı'nı Avrupa'da bir merkez yapabilmek için destek olacak bir yatırımcı arayan Czech Arlines ile ilgilendiği yazıldı.

EMİRATES DE TALİPLER ARASINDA

Habertürk'ün haberinde; THY dışında Etihad, Qatar Airways ve Emirates'in de şirketle ilgilendiği belirtilirken, anlaşmanın yılın ikinci yarısında yapılabileceği kaydedildi.

Haber üzerine dün Kamu Aydınlatma Platformu'na (KAP) bir açıklama yapan, THY, "Çek Havayolları ile ortaklık yönünde şu anda alınmış bir yönetim kurulu kararımız olmamakla birlikte, daha önce de açıklandığı gibi ortaklığımızın büyüme stratejisi çerçevesinde, oluşabilecek fırsatları değerlendirmeye açık olduğunu kamuoyuna duyuyuruz" diyerek kapının tamanen kapalı olmadığını da göstermiş oldu. 31 uçak filosu ile hizmet veren 1923 yılında kurulan Avrupa'nın en eski havayolu şirketlerinden biri olan Czech Airlines, 48 ülkede, 135 noktaya sefer düzenliyor. Prag merkezli Çek milli havayolu şirketi karşılıklı İstanbul- Prag uçuşlarını yapıyor.

YABANCILARIN HAYALİNİ SÜSLÜYOR

Tek yabancı şirket satın alımını 2008 yılının sonunda Bosna Hersek Havayolları'nın yüzde 49 hissesini alarak yapan THY'nin şimdiye kadar birçok havayolu şirketiyle adı birlikte anıldı. 2008 yılında Avusturyalı Havayolu şirketi Austrian Airlines'ın denetleme kurulunun aralarında THY'nin de bulunduğu dört olası alıcıdan oluşan listeyi değerlendirmeye alan THY'nin Polonya'nın 1929 yılında kurulan öncü havayolu şirketlerinden LOT Polish Airlines'ı satın almak istediği de öne sürülmüştü.

2010 yılında aynı zamanda şirketin İspanya merkezli Spanair ile de en fazla yüzde 49 olmak üzere satın alma görüşmelerinde bulunduğu yazıldı. Geçen yıl da THY'nin Sırbistan'ın milli havayolu şirketi Sırbistan Havayolları'nı satın almak için görüşmelere hazırlandığı belirtildi.

3. HAVALİMANI 100 MİLYON YOLCUYU AĞIRLAYACAK

Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürü Orhan Birdal, Türkiye genelinde yolcu sayısının 2011 yılında bir önceki yıla göre yüzde 14,4 artışla 118 milyon 425 bine yükseldiğini belirterek, ''Toplam inen kalkan yolcu trafiğinde Atatürk Havalimanı birinci, Antalya Havalimanı ikinci, İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı üçüncü oldu'' dedi Birdal, DHMİ Sosyal Tesislerinde düzenlenen basın sohbet toplantısında, 2011 yılını değerlendirerek 2012 yılı yatırım planları hakkında bilgi verdi. Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürü Orhan Birdal, İstanbul'a 3. havalimanının Türkiye'nin gündeminde bir konu olduğunu ve bununla ilgili doğrudan bir görevlendirme yapılmamasına karşın çeşitli kuruluşlar tarafından ön hazırlıkların yapıldığını bildirdi. Birdal, "İstanbul'a 3. havalimanı başlangıçta 100 milyon kapasiteli bir havalimanı olacak. Büyüklük olarak planlamamız, 100 milyonla başlayıp daha yukarıya çıkacak şekilde büyümeye imkan sağlayacak bir yapı içine oturtmak. Bununla ilgili çalışmalar yapılıyor" dedi.

ASKERİ ALANA APROL YAPILACAK

Birdal, Atatürk Havalimanı'nın şehrin ortasında kalması nedeniyle istedikleri ölçüde ve boyutlarda gelen talepleri karşılayacak bir fiziki büyümeye imkan vermediğini kaydetti.

Askeri alanın alınması ve burada sivil tesislerin yapılmasıyla ilgili uzunca süredir görüşmelerin yapıldığına işaret eden Birdal, ''Artık burada sona doğru gelindi. Alınacak askeri kısma apron yapılacak. Apron kapasitesinde bir rahatlama olmasını amaçlıyoruz'' dedi.

21 Ocak 2012

Airbus'tan sipariş rekoru

  Airbus CA3

Airbus geçen yıl 1419 adet ticari yolcu uçağı siparişi aldı.

HAMBURG - Avrupalı uçak üreticisi Airbus, 2011 yılında havacılık tarihinde sipariş rekoru kırdı.

Airbus yaptığı açıklamada, geçen yıl 140 milyar dolar tutarında 1419 adet ticari yolcu uçağı siparişi aldığını, Airbus'ın orta mesafeli ''A320NEO'' serisi yolcu uçağına siparişlerin özellikle güçlü olduğunu bildirdi.

Şirket, geçen yıl bin 226 adet ''A320NEO'' yolcu uçağı siparişi aldı. Malezyalı AirAsia, geçen yıl tek seferde 18,5 milyar dolar tutarında 200 adet ''A320NEO'' yolcu uçağı siparişi verdi.

Amerikalı uçak üreticisi Boeing ise geçen yıl 805 ticari yolcu uçağı siparişi aldı. Daha önce ticari yolcu uçağı siparişi rekoru, 2007 yılında bin 413 adet ile Boeing'e aitti.

Önceki yıl 510 adet yolcu uçağı teslim eden Airbus, geçen yıl bu sayıyı 534'e çıkardı ve 2003 yılında ele geçirdiği dünyanın en büyük uçak üreticisi unvanını korudu. Boeing ise geçen yıl 477 adet uçak teslim etti.

 

Airbus, bu yıl ise 30 adedi ''A380'' jumbo jet olmak üzere 570 yolcu uçağı teslim etmeyi hedefliyor.

Airbus satış şefi John Leahy, düzenlediği basın toplantısında, Boeing şirketinin çok satan 737 modelinin yeni versiyonu ''Boeing 737MAX'' yolcu uçağını piyasaya sürmesi nedeniyle bu yıl ''A320NEO'' yolcu uçağına siparişlerin 650 adede gerilemesini beklediğini söyledi.

Boeing'in yeni versiyonu ''737MAX''ın rekabetinin, sipariş yarışında bu yıl Airbus'ı liderlikten edeceği uyarısında bulunan Leahy, Airbus'ın geçen yıl siparişlerde piyasadaki payının yüzde 64 olduğunu, bu yıl ise pazar payının yüzde 50 seviyesinde olacağını ya da muhtemelen bu seviyenin altına düşeceğini ifade etti.

17 Ocak 2012

Yeni dünya parası: Yuan

  Yeni dünya parası: Yuan

Çin ile Japonya bir anlaşma imzalayarak ikili ticareti Çin para birimi Yuan üzerinden gerçekleştirmeyi benimsedi. Anlaşma, "Yuan doların yerini alarak bir dünya para birimi olacak mı?" sorusunu tekrar gündeme getirdi.

Berkeley Üniversitesi öğretim üyesi ekonomist Barry Eichengreen iki yıl önce kaleme aldığı bir makalede, her şey çok hızlı olup bitebilir diye yazmıştı. Amerikan Doları 20’nci yüzyılın başında 10 yıl içinde önemsiz bölgesel bir para birimi olmaktan çıkıp dünya çapında kullanılan bir para birimi haline geldi. Eichengreen’in kehanetine göre bu yüzyılda da aynısını bu kez Çin para birimi Yuan yapabilir. Eichengreen yazısında “2020 yılında Şangay’ın uluslararası bir finans merkezi haline gelip gelmeyeceği ve Yuan’ın bir numaralı uluslararası para birimi olup olmayacağı konusunda, süre bir tartışma konusu olsa bile, gidişatın bu yönde olduğu şüphe götürmez” demişti. İki hafta önce Japonya ile Çin arasında imzalanan anlaşma ekonomistin tezlerini yeniden canlandırdı.

Kur dalgalanmasından doğan riskler

Pekin ile Tokyo 2011 yılının ikinci Noel günü ikili ticareti Yuan üzerinden yapmak konusunda anlaştı. Dünyanın ikinci ve üçüncü ulusal ekonomileri 2010 yılında 260 milyar euro değerinde mal alım satımı gerçekleştirdi. Ayrıca Japon firmaları Çin değerli kâğıtlarına yatırım yapabilecek. Merkezi Brüksel’de bulunan ve uluslararası ticaret konusunda araştırmalar yapan European Centre for International Political Economy adlı kuruluşun başkan yardımcısı Hosuk Lee-Makiyama bunun önemli bir siyasi adım olduğunu belirterek “Böylece Japon firmalarının üzerinden para biriminden doğan riskler alınmış oluyor” diyor. Bugüne kadar Japon firmaları tıpkı diğer ülkelerin firmaları gibi Çinli şirketlere ödeme yaptıkları zaman önce ellerindeki parayı dolara ardından da yuana çeviriyordu. Arada gerçekleşen kur dalgalanmaları da şirket açısından bir risk anlamına geliyordu.

Bir süredir Çin, Renminbi (halkın parası) da dedikleri Yuan’ı dünya pazarlarına sokmak için adımlar atıyor. 2010 yılından beri Hongkong’da hisse senetleri Yuan üzerinden tedavüle çıkartılıyor. Nijerya ve Brezilya gibi bazı devlet bankaları döviz rezervlerinin bir kısmını Yuan’a dönüştürmüş durumda. Hongkong’da bir yatırım bankacısı “Yuan’ın küreselleşmesi gözümüzün önünde gerçekleşiyor. Japonya olayı bunu gösteriyor” diyor.

Trend liberalleşme yönünde

Gelecekte Londra ve Singapur da Yuan hisse senetleri tedavüle çıkarabilecek. Çin merkez bankası Yuan’ın dalgalandığı çerçeveyi yavaş yavaş daha da genişletebilir. Çin Merkez Bankası Başkanı Zhou Xiachuan kısa bir süre önce verdiği röportajda liberalleşme yönünde bir trendin olduğunu doğrulayarak “Çin tam bir konvertibiliteden hiç de uzak değil” dedi. Bu cümlenin anlamı şu, her sermaye yatırımı diğer para birimlerinden Yuan’a çevrilebilecek ve para birimi piyasa fiyatlarına göre işlem görecek.

Ancak bu trendin tam bir konvertibiliteye ne zaman dönüşeceğini öngörmek henüz mümkün değil. Çin dünyanın ikinci büyük ulusal ekonomisi olmasına ve ihracat ülkesinin küresel pazarların önemli bir partneri olmasına karşın ülkenin para birimi henüz uluslararası sermaye piyasalarında büyük bir rol oynamıyor. Dünyadaki döviz işlemlerinde alınıp satılan Yuan miktarı tüm toplamın yüzde birine bile tekabül etmiyor. Çin Yuan’ı kullanıma açmaktan çekiniyor. Zira Çin pazarına çok fazla spekülatif sermaye girmesine engel olmak istiyor.

Kuru merkez bankası belirliyor

O nedenle Yuan’ın döviz kuru piyasalar tarafından değil Çin Merkez Bankası tarafından belirleniyor. Merkez Bankası, Yuan-Dolar kurunun dalgalanma gösterebileceği bir çerçeve belirliyor. Yabancı ülkelerle Çin arasında para transferine bazı bürokratik harçlar konuyor. Yabancı ülkelerdeki Çinli şirketlerin ve Çin’deki yabancı şirketlerin iki kez izin alması gerekiyor. Önce yaptıkları ticaret için izin almaları sonra da ellerindeki Yuan’ı Dolar'a çevirmek için Çin Merkez Bankası'ndan onay almaları gerekiyor.

Amerikan ekonomist Barry Eichengreen “Renminbi'nin uluslararası para birimi haline gelmesi, Çinli finans pazarlarının yabancı yatırımcılara açmak anlamına gelecektir” diyor. Devletin bankaların kredi vermesine karışmaması gerekecek. Kamu işletmeleri ve yerel yöneticilerin sıkı bütçe kurallarına bağımlı olması ve Çin’in düşük Yuan kurundan ihracatı teşvik etmekten vazgeçmesi gerekecek. Kısacası Eichengreen’e göre “Çin’in gelişme modelinde kökten değişiklikler yapılması gerekecek.”

Yastık altında dolar banknotları saklayan dikkatli mutasarrıflar içinse biraz zaman geçmesi gerekecek. Yuan'ın dünya para birimi olmak için kat edilmesi gereken uzun bir yol var. Hosuk Lee-Makiyama “Japonya ile anlaşma yüz millik bir yolda atılan iki küçük bebek adımı, sadece” diyor.

12 Ocak 2012

Yerli Oto Projesinde İddialıyız

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün, "öncelikli planımız Türkiye'nin otomotivde üretim ve Ar-Ge üssüne dönüşmesidir" dedi.
Türkiye yerli otomobil projesine iddialı hazırlanıyor.

Yerli Oto Projesinde İddialıyız

Kocaeli'de MÜSİAD tarafından düzenlenen Otomotiv Sektör Kurulu İstişare Toplantısı'nda başlıca konu yerli otomobil projesi oldu.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Türkiye'nin otomotiv sektöründe üretim üssü olabilmesi için yan sanayi kapasitesinin yeterli olduğuna işaret etti.

Ergün, bu sektörde başarı hikayeleri kadar başarısızlıkların da olduğunu söyledi.

"Fiat'la yaptığımız anlaşmayı yarıda bıraktık. Toros denedik ama o da üretimden kalktı. Halbuki yabancı markalarla birlikte yürüyebilirlerdi. Bizim ısrar etmemiz lazımdı.Öncelikli planımız Türkiye'nin otomotivde üretim ve Ar-Ge üssüne dönüşmesidir.

Montaj alanında başarıya değinen Nihat Ergün, bugüne kadar üretim hatası sebebiyle geri çağırılan bir aracın bulunmamasına şu sözlerle dikkat çekti:

"Artık bu işin nasıl yapılacağını gösterme zamanı geldi. 60'larda birkaç idealist mühendis araç ürettiyse bizim yapmama gibi bir durumumuz yok. 'İdealist' sözünün altını çiziyorum. Yerli otomobil konusunda erken davranan birkaç adım öne çıkacaktır. Yapmayan, yapmadığına pişman olacaktır"

"Yerli Oto Diğerleriyle Rekabet Edebilmeli..."

  Yerli Oto

Nihat Ergün, yerli otomobilin pazardakilerle rekabet edecek düzeyde olması gerektiğinin altını çizdi.

"Türkiye'de üretilen modeller artık insanların beklentilerine cevap vermiyor. 600 bin aracın yüzde 70'i ithalse insanlar kaç paralık otomobil alıyor? 50 bin TL'den aşağıya değil hiçbiri.... Vatandaş sağ aynası opsiyonel araba istemiyor. Doğru dürüst araba istiyor. Hem seyrederken hem de binerken gurur duyacağımız bir araç istiyoruz."

Nihat Ergün, kısa zamanda otomobil sektörü için yeni teşvik paketinin kamuoyuyla paylaşılacağını da sözlerine ekledi.

7 Ocak 2012

Kıbrıslı Rumlardan Yunanistan'a çelme

Güney Kıbrıs Rum kesimi Merkez Mankası (CBC) Başkanı Athanasios Orfanidis  

Güney Kıbrıs Rum kesimi Merkez Mankası (CBC) Başkanı Athanasios Orfanidis, Avro Kuşağı'nda borç sorunuyla karşı karşıya bulunan Avrupa ülkelerinin kurtuluşu için, Yunanistan'ın borçlarının kırpılması planının (PSI) iptal edilmesi önerisinde bulundu.

Yunan medyasında çıkan haberlere göre, Orfanidis, "Financial Times" dergisinde yayımlanan bir makalesinde, bunun yerine Yunanistan'a 30 yıllık bir kredi sağlanmasının yeterli olacağını ifade ederek, bu şekilde bir kararın alınması durumunda Yunanistan'ın sorunlarla karşılaşacağını ancak, diğer ülkelere yararı olacağını kaydetti.

AB liderlerinin 2010 ve 2011 yıllarında Yunanistan'la ilgili almış olduğu kararlarda yanlış noktalar bulunduğunu savunan Orfanidis, Avro kuşağının bugün içinde bulunduğu krizden karar merkezlerinin sorumlu olduğunu öne sürdü.

Orfanidis makalesinde, krizin çözümünün anahtarının güvenin yeniden sağlanması olduğunu ve bu çerçevede özellikle PSI ile ilgili kararın yeniden gözden geçirilmesi gerektiği görüşünü dile getirdi ve şöyle dedi: "Yunanistan ile ilgili kararın iptali Yunan hükümeti için kredi maaliyetlerini yükseltecektir. Ancak, bunun sonucunda Avro kuşağında güvenin yeniden sağlanmasıyla diğer ülkelerin finansmanının maliyeti düşecek. PSI ile ilgili kararın tersine çevrilmesi Avro kuşağının tümüne yarar sağlayacak. Yunan PSI'nın iptalinin yanısıra, ülkenin finans sağlama maliyeti bugünkü öngörülen düzeylerde kalabilmesi için de, bu ülkeye 30 yıllık bir kredi verilebilir".

Orfanidis'in bu önerisi, Yunan basını tarafından "Orfanidis aslında, diğer Avrupa ülkelerinin kurtulması için Yunanistan'ın kurban edilmesini öneriyor" şeklinde yorumlandı.

06 Ocak 2012

Fransız tahvil ihalesi Euroyu düşürdü

  Fransız euro tahvili

Fransa'nın 8 milyar euroluk hazine tahvili satması ardından, euro ABD doları karşısında son 16 ayın en düşük seviyesine geriledi.

Dolar karşısında 1,2831'den işlem gören euro, Japon yeni karşısında da son 11 yılın en düşük düzeyine indi.

Fransa Hazinesi, bugün düzenlediği 4 ayrı hazine tahvili ihracında toplam 8 milyar euro borçlandı.

Hazine'nin 4 milyar euro borçlandığı 10 yıl vadeli tahvil ihalesinde ortalama faiz oranı yüzde 3,18'den yüzde 3,29'a yükseldi.

10 yıl vadeli tahvillere talepte gözle görülür bir düşüş var.

2023 vadeli tahvil ihalesinde ortalama faiz oranı yüzde 3,50, 2035 vadelide yüzde 3,96, 2041 vadelide ise yüzde 3,97 oldu.

Bir çok yatırımcı Fransa'nın AAA'lık kredi notunun düşebileceği kanısında.

Bu da Fransa'nın borçlanma maliyetini yükseltiyor.

Aralık ayında Fransa'nın kredi notu Fitch tarafından negatif görünüme çevrilmişti.

Fitch bu kararın arkasında euro bölgesi borç krizi nedeniyle kamu maliyesinin artan risklerle karşı karşıya kalması olduğunu bildirdi.

Fitch dünyanın en büyük 8 bankasının kredi notunu da düşürdü.

Bunlar arasında önde gelen Fransız bankaları da var.

Derecelendirme kuruluşu Amerikalı ve Avrupalı bankaların finansal piyasaların karşı karşıya olduğu artan güçlükler konusunda özellikle kırılgan olduğuna dikkat çekti.

Euro Bölgesi borç krizinin yarattığı kaygılar nedeniyle bankalar ve kredi piyasaları baskı altında bulunuyor.

Moody's de borçlanma güçlükleri nedeniyle Fransa'nın üç büyük bankasının kredi notlarını düşürmüştü.

Fransa yönetimi geçtiğimiz Kasım ayında 65 milyar euroluk bir kemer sıkma programını hayata geçirme kararı almıştı.

Fransa'da işsizlik, Kasım ayında 2,84 milyonla son 12 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.

Fransa'nın ekonomik büyümesinin de beklenenden düşük olduğu açıklandı.

Son rakamlara göre büyüme 2011'in üçüncü çeyreğinde yüzde 0,3 oldu.

Fransız istatistik bürosu hane halkı harcanabilir gelir düzeyinin 'gözle görülür düzeyde gerilediğini' söylüyor.

5 Ocak 2012

Yatırım yapana büyük vergi indirimi

  Endüstriye vergi indirimi

Hükümet, 6 sektörde 50 milyon liranın üzerinde yatırım yapanlara yüzde 90’a kadar varan oranda vergi indirimi yapacak.

İSTANBUL - Cari açığı tetikleyen 6 sektöre 50 milyon liranın üzerinde yatırım yapacaklara belli süreyle sınırlayıp üretim sonrası yüzde 90’a varan Kurumlar Vergisi indirimi planlanıyor.

Yüzde 50 ila 90 arasında öngörülen indirim oranı Bakanlar Kurulu’nda netleşecek.

Habertürk gazetesinde yer alan habere göre; kriz beklentilerinin arttığı 2012’ye Türkiye, ekonomiyi canlandırmak, cari açığı ve bölgesel eşitsizlikleri azaltmak gibi birden çok amacı olan yeni teşvik sistemi ile girecek.

İçinde birçok alternatifin olduğu yeni teşvik sisteminin bugün Bakanlar Kurulu’nda görüşüldükten sonra Başbakan Tayyip Erdoğan’a sunulması bekleniyor.

Yeni sistemin il bazında ya da bölge bazında uygulanması ile vergi indirimlerine Başbakan Erdoğan’ın karar vereceği belirtildi.

Hükümet, halen uygulanan teşvik sisteminde büyük proje kapsamındaki sektörlerden bazılarını çıkarırken burada yatırım miktarını da aşağı çekti. Yeni dönemde, kimya, motorlu kara taşıtları, madencilik, makine, elektrik-elektronik, ileri teknoloji-bilişim ve demir-çelik sektörüne 50 milyon TL’nin üzerinde yatırım yapacaklara önemli vergi indirimleri geliyor.

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın talimatı üzerine bölgesel ayrımın yanı sıra il bazında da hazırlık yapıldı. Çağlayan’ın halen uygulanan bölgesel teşvik sisteminin komşu iller arasında haksız rekabete yol açtığı gerekçesiyle böyle bir talepte bulunduğu öğrenildi.

Mevcut sistemde Gaziantep, Kilis ve Adıyaman aynı teşvik bölgesinde olmalarına rağmen Antep’in diğer iki ilden daha fazla yatırım alması tepki çekiyor. Bölgesel teşvikler 5 dereceye ayrılırken, il bazında teşvikte 7 derece olacak.

Birinci kademedeki iller vergi ve sigorta teşviklerinden en az, 7’nci kademedekiler ise en fazla yararlanacak iller olacak.

02 Ocak 2012

Mustafa Koç: Sisli havada gidiyoruz, hızı azaltmalı

  Mustafa Koç

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, 2012'de Türkiye ekonomisinde beklenen yavaşlamaya ilişkin olarak ''Bu durumu sisli havada, virajlı bir yolda çok hızlı giden bir arabanın hızını azaltarak dengesini sağlaması olarak yorumlamalı" dedi.

İSTANBUL - Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, 2011 yılı değerlendirmesi ve 2012 beklentilerine ilişkin yaptığı açıklamada, 2012'de dünya ekonomisinin durumunun büyük ölçüde Avrupa'daki borç krizinin seyrine bağlı olacağını, ABD'deki başkanlık seçimleri, iktidar ve muhalefet arasında özellikle bütçe açıkları ve kamu borcunun çözümüne yönelik politikalar konusundaki anlaşmazlığın dünya ekonomisini etkileyebilecek bir diğer önemli faktör olarak gözüktüğünü, ayrıca Orta Doğu'daki siyasi gelişmeler, Çin ekonomisinin hızlı bir şekilde yavaşlayabileceğine dair endişeler gibi diğer bazı konuların da 2012'de dünya ekonomisinin görünümünde etkili olacağa benzediğini belirtti.

Son dönemde Avrupa Merkez Bankası'nın piyasalara sağladığı likiditeyi artırmış olması ve Avrupalı liderlerin daha sıkı bir mali birlik kurulması yönündeki irade beyanlarının, Euro Bölgesindeki sorunların büyük bir felakete dönüşmeden atlatılması olasılığını artırdığının altını çizen Koç, bu anlamda 2012'de Avrupa'daki kamu borcu ve bankacılık sektörü sorunlarının kontrollü bir şekilde çözüleceği bir senaryonun daha makul gözüktüğünü, ancak Avrupa'daki borç krizinin herhangi bir ülkenin ya da bankanın iflasına yol açmadan çözüleceği varsayımı altında bile, uygulanmakta olan sıkı maliye politikaları ile tüketici ve yatırımcıların ekonomiye duydukları güvenin zayıflığı nedeniyle 2012'de Avrupa genelinde ekonomik büyümenin çok düşük seviyelerde kalmasını, hatta bazı ülkelerde ekonomilerin küçülmesini beklediğini kaydetti.

2012'de dünyanın geri kalanında da büyüme hızlarının yavaşlamasının beklendiğine değinen Mustafa Koç, daha önceki yıllarda olduğu gibi, gelişmekte olan ülkelerin büyüme konusunda gelişmiş ülkelere göre daha başarılı olacağını beklemekle birlikte, bu ülkelerde de daha önceki yıllara göre bir yavaşlama olacağının anlaşıldığını ifade etti.

29 Aralık 2011

Asgari ücret net: 701 TL

  Asgari ücret net: 701 TL

Asgari ücret yeni yılda ilk 6 ay için 701,14 TL'ye çıkacak.

Asgari ücrette artış 42 TL olacak.

ANKARA - Yaklaşık 5 milyon kişiyi ilgilendiren asgari ücrette 2012 rakamı netleşti.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu gelecek yıl geçerli olacak asgari ücreti tespit etti. Buna göre, 16 yaşından büyükler için aylık brüt ücret ilk 6 ay için 886,50 lira, ikinci 6 ay için 940,50 TL olarak belirlendi. Bekar bir işçi için aylık net ücret ilk 6 ay için 701,14 lira, ikinci 6 ay için 739,80 TL olacak.

16 yaşını doldurmamış işçiler için aylık brüt ilk 6 ay için 760,50 lira, ikinci 6 ay için 805,50 lira olarak tespit edildi. Bu kesim için de aylık net ücret ilk 6 ay için 610,94 lira, ikinci 6 ay için ise 643,15 lira olarak uygulanacak.

29 Aralık 2011

 2012 Yılı Gelir Vergisi Oranları

  2012 Gelir vergisi

Gelir Vergisi uygulanacak ilk dilim, 1 Ocak 2012 tarihinden geçerli olmak üzere 9 bin 400 liradan 10 bin liraya yükseltildi.

Kazançlar bakımından 2012 Yılı Gelir Vergisi

10,000 liraya kadar yüzde 15;

25,000 liranın 10,000 lirası için 1,500 lira, fazlası yüzde 20;

58,000 liranın 25,000 lirası için 4,500 lira (ücret gelirlerinde 88,000 liranın 25,000 lirası için 4,500 lira), fazlası yüzde 27;

58,000 liranın fazlasının 58,000 lirası için 13,410 lira, (ücret gelirlerinde 88,000 liranın fazlasının 88,000 lirası için 21,510 lira) ve fazlası yüzde 35 olarak belirlendi.

Gelir vergisine tabi gelirlerin vergilendirilmesinde esas alınan tarife 2011 takvim yılı gelirleri için 9,400 liraya kadar yüzde 15; 23,000 liranın 9,400 lirası için 1,410 lira, fazlası yüzde 20; 53,000 liranın 23,000 lirası için 4,130 lira fazlası yüzde 27, 53,000 liranın fazlasının 53,000 lirası için 12,230 lira, ve fazlası yüzde 35 olarak uygulanıyordu.

26 Aralık 2012

TÜSİAD'da Boyner'le 1 yıl daha

  TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner

İSTANBUL - TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner görevine 1 yıl daha devam edecek.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Erkut Yücaoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, 19 Ocak 2012 tarihinde TÜSİAD'ın Seçimli Genel Kurulu'nun gerçekleştirileceğini, TÜSİAD Başkanlar Konseyi'nin geleneksel olduğu üzere, seçim dönemlerinde yönetim kadrolarının oluşmasında istişari bir rehberlik görevi üstlendiği belirtildi.

Bu bağlamda, 25 Kasım 2011 tarihinde gerçekleştirilen TÜSİAD Başkanlar Konseyi'nde, 2012-2013 dönemi TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanlığı konusunda çeşitli istişarelerde bulunulması kararı alındığını dile getiren Yücaoğlu, şunları kaydetti:

''Bu istişareler sonucunda, Başkanlar Konseyi, 2010-2011 döneminde görevini başarıyla sürdürmüş olan Ümit Boyner'in bu görevi 1 yıl daha üstlenmesi konusunda bir tavsiye kararı almış ve bu tavsiyesini Sayın Boyner'in değerlendirmesine sunmuştur. Sayın Boyner 23 Aralık 2012 günü (bugün) bu onurlu görev için adaylığı bir yıllık yeni bir dönem için kabul etmiştir.

TÜSİAD'ın tüm yönetim kadrolarının seçiminde nihai ve belirleyici olan organ TÜSİAD Genel Kurulu'dur. 19 Ocak 2012 tarihinde gerçekleştirilecek olan TÜSİAD 42. Genel Kurulu, yine Türk iş dünyasını, hem ulusal hem de küresel düzlemde en iyi şekilde temsil edecek olan yönetim kadrolarını seçecek ve TÜSİAD'da bayrak yarışı daha iyi bir Türkiye ve dünya için heyecan ile sürecektir.''

23 Aralık 2011

IBAN kullanım zorunluluğu 2013'e ertelendi

  IBAN kullanımı

Yurtdışındaki bankaların ve diğer finansal kuruluşların, bankalarda bulunan hesaplarından yapacakları para transferlerinde IBAN kullanımı 2013'e kadar zorunlu olmayacak.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın, Uluslararası Banka Hesap Numarası Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Tebliği Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Buna göre, 10 Ekim 2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Uluslararası Banka Hesap Numarası (IBAN) Hakkında Tebliğin geçici 1. maddesi, ''Yurtdışındaki bankaların ve diğer finansal kuruluşların bankalarda bulunan hesaplarından yapacakları para transferlerinde 1 Ocak 2013 tarihine kadar IBAN'ın kullanılması zorunlu değildir'' şeklinde değiştirildi.

Uygulama daha önce de 2012 yılına ertelenmişti. Türkiye'de IBAN uzunluğu 26 hane olarak belirlenmişti.

22 Aralık 2011

Koç: İflas etmiş bir şirketi niye alalım?

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç

 

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, Saab’ın ‘Bizi satın almak ister misiniz’ teklifiyle şahsen kendisini aradığını açıkladı.

Koç, En ufak bir ilgimiz olmadığını kendilerine kibarca söyledik.

"İflas etmiş bir şirketi niye alalım?” dedi.

İSTANBUL - Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, iflas başvurusunda bulunan İsveçli otomotiv devi Saab’ın, “Bizi alın” teklifiyle kapılarını çaldığını belirterek, iflas etmiş ve yüksek borçtaki bir şirketi alma niyeti olmadıklarını söyledi.

Koç, “Saab şahsen benimle temasa geçti. ‘Alır mısınız’ dediler. Böyle bir projede bizim en ufak bir ilgimiz olmadığını kibarca söyledik. Zaten hem ortaklara karşı olmazdı. Onu yapacak olsak, ortaklardan biriyle yapmak gerekirdi, böyle de bir planımız yok zaten” diye konuştu.

Hürriyet'in haberine göre, Kayseri’de Koç Grubu’nun üst yönetim kadrosuyla birlikte gazetecilerin sorularını yanıtlayan Mustafa Koç, yerli otomobille ilgili de şunları söyledi: “Bir süredir siyasiler ve işadamlarının gündeminde olan yerli otomobil konusunda ortaklarımızın elindeki mevcut platformlardan birini de çok rahat kullanabiliriz. Türk otomobili de ‘convert’ (dönüştürebilir) edilebilir. Böyle bir şey varken, bunu sıfırdan yapmak ekonomik olarak zaten fizibl değil. Satış sonrası servisi, dağıtım ağı, ihracatı, dış pazarlardaki örgütleme de bunların cabası.”

BAŞBAKAN’LA İŞ KONUŞMADIK

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç arasında gerçekleşen görüşmede kendisinin de bulunduğunu belirten Mustafa Koç, görüşmenin tamamen nezaket ziyareti olduğunu vurguladı. Koç, “En ufak bir iş konuşulmadı, şehir efsanesi gibi yerli otomobil konusu ortaya çıktı. Bunu hiç konuşmadık. Kendisine acil şifalar diledik ve ayrıldık” dedi.

2012 ZOR BİR YIL OLACAK

Türkiye’de tüm Avrupa ve dünyaya rağmen güzel şeyler olmaya devam ettiğini dile getiren Koç, 2012 beklentisini ise şöyle açıkladı: “2012 zor bir yıl olacak her şeye rağmen. Herkes için birtakım belirsizlikler hâlâ dünyada, Avrupa’da mevcut. İnşallah bu ülkemize sirayet etmez. 2012’de büyümenin bu kadar olması biraz iyimser bir yaklaşım olur ama Avrupa ortalamasının üstünde büyüyeceğimizi tahmin ediyorum.”

22 Aralık 2011

Şahenk: Avrupa ağrı kesicilerle zaman kaybetti

  Türk-Alman İş Konseyi Başkanı Ferit Şahenk

Türk-Alman İş Konseyi Başkanı Ferit Şahenk, Avrupa'nın cerrahi müdahaleden kaçınıp ağrı kesicilerle durumu idare etmeye çalıştığını söyledi. Şahenk, yatırımları Türkiye'ye kaydırmanın zamanının geldiğini belirtti.

Şahenk: Avrupa krize ağrı kesiciyle çare arayarak vakit kaybediyor.

BERLİN - Doğuş Holding Yönetim Kurulu ve Türk-Alman İş Konseyi Başkanı Ferit Şahenk, II. Türk-Alman İşbirliği ve Yatırım Konferansı'nda bir konuşma yaptı..

Şahenk şunları söyledi: "Böyle bir ortamda hangi işbirliği ve yatırımdan söz ediyorsunuz gibi bir soruyla karşılaşsak, hiçbirimiz bu soruyu yadırgamayız. Ancak bu soru ilk bakışta göründüğü kadar makul değil. Avrupa'da yaşanmakta olan, gittikçe kötüleşeceği belli olan krizin bu noktaya gelmesinde işbirliğinin hızlı ve etkili gerçekleşmemesi yatıyor. İşin içinde hassas siyasi dengeler, yapısal sorunlar ve farklı kamuoyu baskıları olduğu malum.

Kronik ve hızlı ilerleyen bir hastalığa yakalandığınızı biliyorsunuz. Cerrahi müdahaleden kaçınıp ağrı kesicilerle durumu idare etmeye çalışıyorsunuz. Çok daha ciddi operasyona maruz kalacağınızı bildiğiniz halde kaçınmaya devam ediyorsunuz. Eli kolu bağlı bir şekilde beklemek doğru değil.

TÜRKİYE'YE YATIRIMIN ZAMANI GELDİ

Özel sektör açısından bakıldığında iş başa düşüyor. Alman yatırımcı dostlarımızın artık Avrupa dışına odaklanmasının, bu konuda radikal kararlar almanın zamanı geldi. Çok daha stratejik hareket etmekten bahsediyorum. Operasyonları, yatırımları Türkiye'ye kaydırmanın zamanı geldi. Avrupa'da işler yolundayken Türkiye'nin inişli çıkışlı olduğu dönemlerde ileri sürülebilecek bahaneler vardı. Ama artık durum çok farklı. Türkiye süratli gelişim ve değişimiyle artık daha dinamik.

Bugün Türkiye'de toplam nüfusun neredeyse yarısı aktif Facebook kullanıcısı. Bunların yarıdan fazlası internete mobil cihazlarla erişim sağlıyor. Türkiye'deki özel girişim sermayesi yatırım tutarı son 6 yılda yaklaşık 100 kat artarak 10 milyar dolara yükseldi. Yükselen piyasa kavramı Türkiye'yi yeterince açıklamaya yetmiyor. BRICS kavramının yaratıcısı olan Jim O'neill kısa bir süre önce hızlı büyüyen ekonomiler diye yeni bir kategori tanımladı. Çok yüksek verimlilik artışı potansiyeli taşıyan dinamik ülkeler.

TÜRKİYE ALMANLARIN YÖNETİM ÜSSÜ OLABİLİR

Türkiye, Alman yatırımcı dostlarımızın Ortadoğu'nun diğer ülke faaliyetleri için yönetim, lojistik ve Ar-Ge üssü olabilir. Çok yakında kapsamlı bir yeniden yapılanma sürecinin başlayacağını düşünüyorum. Türk şirketlerinin birçok bölge ülkesinde özellikle inşaat sektöründe ciddi bir deneyimi var. Finans, enerji, telekomünikasyon gibi alanlarda da Türk-Alman ortaklığı büyük sinerji yaratacaktır."

07 Aralık 2011

Merkez Bankası 4 ayda 8,6 milyar dolar sattı

  Merkez Bankası  8,6 milyar dolar sattı

Merkez Bankası 5 Ağustos'ta başlattığı döviz satım ihaleleri çerçevesinde bugüne kadar toplam 8 milyar 630 milyon dolarlık döviz sattı.

ANKARA - En son 2 Nisan 2009 tarihinde döviz satım ihalesi yapan Merkez Bankası, 5 Ağustos 2011'de ihalelere yeniden başladı.

TCMB, 5 Ağustos'tan bugüne kadar geçen süreçte gerçekleştirdiği 61 ihalede toplam 8 milyar 630 milyon dolarlık satış yaptı. Söz konusu dönemde ihale tutarları 30 milyon dolar ile 1 milyar 350 milyon dolar arasında değişti.

50 milyon dolarlık satışın gerçekleştiği ilk ihalede 1,7344 lira olarak belirlenen ortalama fiyat, 20 Eylül'de en fazla 350 milyon dolar tutarla açılan ihaleye kadar dalgalı bir seyir izledi, ancak bu tarihten sonra hızla yükselerek, 4 Ekimdeki ihalede 1,8958 liraya kadar çıktı.

TCMB, bunun üzerine 5 Ekim tarihli ihalede ihale tutarını en fazla 1 milyar 350 milyon dolar olarak açıkladı. Söz konusu tutar, döviz satış ihalelerinde 2001 yılındaki ihaleler de dahil bugüne kadar belirlenen en yüksek tutar oldu.

1 milyar 832 milyon dolarlık teklifin geldiği bu ihalede, 750 milyon dolarlık satış gerçekleştirildi ve ortalama fiyat 1,8630 liraya geriledi.

Banka, 6 Ekim'de de ihale tutarını en fazla 1 milyar 350 milyon dolar olarak belirledi ve 350 milyon dolarlık satışın gerçekleştirildiği bu ihalede ortalama fiyat 1,8348 liraya indi. TCMB, bu tarihten sonra sırasıyla 750 milyon dolarlık, 350 milyon dolarlık ihaleler düzenledi.

18 ve 19 Ekim tarihlerinde yine 1 milyar 350 milyon dolar tutarlı ihaleler açan Merkez Bankası, bu ihalelerde 750'şer milyon dolarlık satış yaptı ancak bu tarihlerde de sonraki 3 ihalede de ortalama fiyat 1,80 liranın üzerinde seyretti.

Ortalama fiyat, 25 Ekim'de en fazla 50 milyon dolar tutarla açılan ihalede, 20 Eylül'den sonra ilk kez yeniden 1,80 liranın altına indi.

30 milyon dolar tutarla açılan 16 Kasım tarihli ihalede yeniden 1,80'nin üzerine çıkan ortalama fiyat, bankanın en son 1 Aralık'ta gerçekleştirdiği ihalede 1,8312 lira oldu.

5,5 YIL ARADAN SONRA DÖVİZE DOĞRUDAN MÜDAHALE

Merkez Bankası ihale tutarını 1 milyar 350 milyon dolar olarak belirlediği 18 Ekim tarihinde dövize doğrudan satış yönünde de müdahalede bulunmuştu.

Bankadan yapılan açıklamada, ''piyasa derinliğinin kaybolmasına bağlı olarak spekülatif davranışlar sonucunda kurlarda sağlıksız fiyat oluşumları gözlendiğinden piyasaya satım yönünde doğrudan müdahale edilmektedir'' denilmişti.

Dövize en son 26 Haziran 2006 tarihinde doğrudan satış yaparak müdahalede bulunan Merkez Bankası, 2006 Haziran'ında 3 ihale ile toplam 2 milyar 105 milyon dolar tutarında döviz satmıştı.

ÖNCEKİ DÖVİZ SATIM İHALELERİ

Merkez Bankası en son 2 Nisan 2009 tarihinde döviz satım ihalesi yapmıştı. 10 Mart-2 Nisan 2009 arasında günlüğü 50 milyon dolardan toplam 18 ihalede 900 milyon dolar döviz satılmıştı.

TCMB, 2008 yılında yaptığı 2 döviz satım ihalesinde toplam 100 milyon dolar, 2006 yılında da her biri 500 milyon dolar tutarındaki iki ihalede de toplam 1 milyar dolarlık satış yapmıştı.

TCMB, 2001 krizi döneminde gerçekleştirdiği 126 ihalede ise 6 milyar 553 milyon dolarlık döviz satmış, söz konusu dönemde yapılan ilk ihalede ortalama fiyat 1,0136 lira iken son ihalede 1,4857 liraya kadar yükselmişti.

06 Aralık 2011

Merkel'den uyarı: Kriz yıllarca sürecek

Angela Merkel, kriz

 

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Euro Bölgesi'ndeki borç krizinin kısa sürede çözülemeyeceği uyarısında bulundu. Merkel, AB'nin ağır bir krizde bulunduğunu belirtirken muhalefet de hükümeti yalan söylemekle suçladı.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Brüksel'de önümüzdeki hafta düzenlenecek AB devlet ve hükümet başkanları zirvesi öncesinde Alman Parlamentosu'nda bir hükümet açıklaması yaptı. Berlin'in bu kritik zirvede nasıl bir tutum izleyeceğine açıklık getiren Merkel, Euro krizinin kısa süre içinde çözülemeyeceğini belirterek bunun, üstesinden gelinmesi yıllar alacak bir süreç olduğunu kaydetti.

Konuşmasında sorunların tek hamlede giderilemeyeceğini, Avrupa'nın tarihindeki belki de en ağır krizini yaşadığını vurgulayan Merkel, siyasetin güven kaybettiğini de sözlerine ekledi. Ancak Merkel, diğer yandan Euro'ya ilgili yapısal sorunların ne şekilde çözülebileceğine ilişkin Avrupalıların fikir birliği içinde olduklarını kaydetti. Merkel sadece ayrıntılar üzerinde değil, sorunun tamamı üzerinde tartışıldığını ifade etti.

 

'Mali birlik gerekli'

En azından Euro Bölgesi'nde güçlü önlemler alabilecek bir mali birliğin gerekliliğine işaret eden Almanya Başbakanı, merkez bankalarının, ayrıca ulusal ve Avrupa mahkemelerinin bağımsızlığının korunması gerektiğini de kaydetti. Ekonomi ve para birliğini güçlendirmeyi hedeflediklerini söyleyen Merkel, şu anda gündemde olan konunun istikrarlı bir birlik olduğunu ifade etti ve "Biz bir istikrar birliği hakkında konuşmuyoruz, aksine bunu henüz yaratmaya başlıyoruz" şeklinde konuştu.

  Almanya Başbakanı Angela Merkel

Merkel, borçlanma kriziyle mücadelede gündeme getirilen önerilerden biri olan ortak Euro tahviline karşı tutumunu ise sürdürdü. Bu tür ortak bir tahvili reddeden Merkel, ulusal bütçelerde sert önlemler alınmadığı sürece bu tartışmanın gereksiz olduğunu savundu. Bu konuda ortak sorumluluk altına girilmesinin "düşünülebilir" olmadığını ifade eden Merkel, ulusal bütçeler hakkında karar verebilecek bir Avrupa kurumunun bulunmadığına da dikkat çekti.

Muhalefetten eleştiri bombardımanı

Merkel'in Alman Parlamentosu'nda yaptığı hükümet açıklamasının ardından muhalefet söz aldı. Merkel'in ardından kürsüye çıkan Sosyal Demokrat Parti Meclis Grup Başkanı Frank - Walter Steinmeier, Euro Bölgesi'ndeki borç krizi konusunda Merkel'i iki yüzlü davranmakla suçladı. Steinmeier, "Merkel halka şunu açıklamak zorunda: Biz, Almanlar, Yunanları ya da İtalyanları kurtarmıyoruz, biz her şeyden önce kendimizi kurtarıyoruz. Yani Almanya'nın ihracatını ve Alman'yadaki istihdamı" şeklinde konuştu.

Yeşiller Meclis Grup Başkanı Jürgen Trittin hükümeti Euro tahvilleri konusunda gerçeği söylememekle suçladı

"Merkel istikrardan söz ederken geçen ayların bilançosunun tamamen farklı olduğunu" dile getiren Steinmeier, krizin dramatik bir şekilde tırmandığını ve içinde çatlaklar bulunan koalisyonun da Avrupa'nın istikrarını tehlikeye attığını söyledi.

Yeşiller Meclis Grup Başkanı Jürgen Trittin de hükümeti Euro tahvilleri konusunda gerçeği söylememekle suçladı. "Alman halkına yalan söylemeye son verin" şeklinde hükümete seslenen Trittin, Avrupa Merkez Bankası'nın Yunanistan, İspanya ve İtalya gibi borçlu ülkelerin tahvillerini gözü kapalı satın aldığını ifade etti.

Sol Parti Meclis Grup Başkanı Gregor Gysi de yine hükümete yüklenerek krizin nedeninin devlet borçları değil, bankaların, sigorta şirketlerinin ve diğer mali kuruluşlarının gücü olduğunu belirtti. Gysi, AB krizinden tek çıkış yolunu da büyük finans kuruluşlarının küçültmesi olduğunu kaydetti.

3 Aralık 2011

 
 

Dünya Borsaları Coştu

Dünya Borsaları Coştu  

Dünya’nın önde gelen merkez bankalarının yeni bir ekonomik durgunluğu önlemek için birlikte harekete geçmesi borsalarda büyük yükselişe yol açtı.

Amerikan, Avrupa, İngiltere, Japonya, Kanada ve İsviçre Merkez Bankaları Pazartesiden itibaren Avrupa bankalarına düşük faizli dolar akıtacağını ve bankaların gerektiğinde daha kolay likit para bulmasının sağlanacağını açıkladı.

Merkez bankalarını açıklamasının ardından Londra, Paris, Frankfurt ve New York borsalarında hisse senetleri değeri hızla arttı.

Dünya mali piyasaları, haftalardır yatırımcıların Avrupa’daki borç krizi ve ortak para birimi Euro’nun geleceğinden duydukları kaygılar nedeniyle büyük iniş çıkışlar gösteriyordu.

Merkez bankaları, aldıkları kararın kişiler ve şirketlere kredi bulma kolaylığı sağlayacağını ve ekonomik faaliyeti güçlendireceğini bildirdi.

30 Kasım 2011

Devler Piyasaya Dolar Pompalıyor

 

Dolar paketi

Piyasalara dolar likiditesi sağlamak üzere, Avrupa Merkez Bankası, Kanada, ABD, İngiltere, Japonya ve İsviçre merkez bankalarıyla anlaştı. Haber sonrası borsalar yükseldi, dolar düştü.

İSTANBUL - Merkez bankaları piyasadaki sıkışıklığa karşı ortak hareket etme kararı aldı.

Piyasalara dolar likiditesi sağlamak üzere, Avrupa Merkez Bankası (ECB), Kanada, ABD, İngiltere, Japonya ve İsviçre merkez bankalarıyla anlaştı.

ECB'den yapılan yazılı açıklamada, bankalara finansman kolaylığı için ECB'nin, ABD Merkez Bankası (Fed), Japonya Merkez Bankası (BoJ), Kanada Merkez Bankası, İngiltere Merkez Bankası (BoE) ve İsviçre Merkez Bankası ile 5 Aralık Pazartesi gününden itibaren piyasalara dolar likiditesi sağlamak üzere anlaştığı belirtildi.

Önde gelen 6 merkez bankası küresel finans sistemine likidite sağlamak amacıyla ortak adım atarak mevcut dolar takas (swap) imkanlarının maliyetini 50 baz puan indirdiklerini açıkladı.

Atılan adımlar kapsamında ECB, BOE, BOJ ve İsviçre merkez bankaları finans kuruluşlarına üç ay vadeli likidite imkanı sağlamaya devam edecek.

Şu anda dolar dışında başka para birimleri cinsinden likidite sunulmasına ihtiyaç olmadığını açıklayan merkez bankaları, dolar swap imkanının süresini de 1 Şubat 2013'e kadar uzattı.

Fed tarafından yapılan ayrı bir açıklamada ise ABD'li finans kuruluşlarının şu anda kısa vadede likidite bulma gibi bir sorun yaşamadığı, ancak koşulların bozulması halinde Fed'in ABD'li kuruluşlara likidite desteği sağlayacak çeşitli imkanları olduğu belirtildi.

BİR HAMLE DE ÇİN'DEN

Piyasaları sevindiren bir hamle de Çin'den geldi. Çin Merkez Bankası, bankaların zorunlu karşılık oranlarında Aralık 2008'den bu yana ilk defa indirime gitti. Zorunlu karşılık oranları 50 baz puan indirildi.

Zorunlu karşılıkların indirilmesi Çin'deki para politikasının gevşeme sürecine girdiğine işaret ediyor.

BORSALAR UÇUŞA GEÇTİ

İki haberin ardından borsalarda yüzde 4'ü aşan yükselişler görüldü. İMKB de olumlu havayla günü yüzde 4.66 yükselişle 54 bin 517 puandan tamamladı.

DOLAR DÜŞÜYOR

Olumlu havayla Euro/dolar paritesi 1,35'e kadar yükselirken, dolar içeride 1,8230'a kadar geriledi.

ALTIN DA YÜKSELİŞTE

Uluslararası piyasalarda altının ons fiyatı da geçen hafta kapanışa göre yüzde 3.96 oranında yükselerek 1.750,16 dolara çıktı.

'BU KADAR HIZLI YÜKSELİŞ SORU İŞARETİ'

A Yatırım Yurtiçi Piyasalar Yönetmeni İlter Bulut, "Çin'in zorunlu karşılık oranlarındaki indirimi ve merkez bankalarının swap maliyetlerinde değişikliğe gittiği haberi pozitif etkiledi. Tahvil faizlerinde de düşüş var. Bir para girişi var. Piyasaların bu kadar olumsuzluk içinde bu kadar hızlı olumluya dönmesi biraz soru işareti. Ancak yükselişte şimdilik bu iki neden etkili olmuş görünüyor" dedi.

30 Kasım 2011

Moody's: Avrupa ülkelerinin notu tehlikede

Moody's logo  

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, Euro Bölgesi borç ve bankacılık krizinin bütün Avrupa ülkelerinin kredi notunu tehlikeye soktuğunu belirtti.

Ödemenizi otomatik yapsın, fon alıp paranızı değerlendirsin. Size hem vakit hem nakit kazandırsın.

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, hızla derinleşen Euro Bölgesi borç ve bankacılık krizinin Avrupa'daki bütün ülkelerin kredi notlarını tehdit ettiğini belirtti.

Moody's tarafından yapılan açıklamada "Moody's geliştirdiği temel senaryoya göre ülkelerde yaygın olarak temerrüt görülmeyeceği ve Euro Bölgesi'nin bütünlüğünün korunacağı yolundaysa da, bu 'pozitif senaryo' bile söz konusu sürede kredi notları açısından son derece olumsuz etkiler taşımaktadır" denildi.

Moody's ayrıca, Avrupa'da krize karşı etkin bir plan ortaya koyacak siyasi motivasyonun ancak bir dizi şoktan sonra oluşabileceğine dikkat çekerek, bu nedenle ülkelerin bu süreçte borçlanma piyasalarına erişiminin kesilebileceğini ve mali yardıma ihtiyaç duyabileceklerini belirtti.

Raporda, "Bu durum, yapılması gerekecek borç geri ödeyebilirlik testleri ve uzun süreli mali yardım sağlanması halinde büyük ihtimalle yardım yükünün paylaşılması nedeniyle bu süreçte ülkelerin notunun yatırım yapılabilir seviyenin altına indirilmesine yol açabilir" denildi.

28 Kasım 2011

Fitch Türkiye notunu pozitiften durağana düşürdü

 

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye'nin kredi notu görünümünü pozitiften durağana düşürdü. Kredi notu BB+ olarak teyit edildi.

İSTANBUL - Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'ten Türkiye için sürpriz karar geldi.

Fitch, Türkiye'nin kredi notu görünümünü pozitiften durağana düşürürken, kredi notunu BB+ olarak teyit etti.

Kuruluş açıklamasında şunları kaydetti: "Türkiye'nin not görünümündeki değişiklik makro ekonomik istikrara yönelik kısa vadeli riskleri yansıtıyor. Türkiye cari açık ve hedefin üzerinde enflasyon nedeniyle zorluklarla karşı karşıya.

Yukarı yönlü not dinamikleri, kısa vadeli risklerin azalması ve Türkiye'nin yumuşak iniş sağlaması halinde başlayabilir.

Türkiye ekonomisi 2011'in ilk yarısında kredilerdeki artış ve çift haneli büyümeyle aşırı ısındı. Türkiye'de GSYH'nin 2011'de yüzde 7.5, 2012'de yüzde 2.2, 2013'te yüzde 4.5 büyümesi bekleniyor. Türkiye'de enflasyonun 2011 sonunda yüzde 9.2 olması; cari açık/GSYH'nin yüzde 9.8, 2012'de yüzde 7.6 olması bekleniyor. Finansal istikrarsızlık, resesyon ve dezenflasyonun sürdürülememesi negatif kredi notu hareketine neden olabilir."

'GÖRÜNÜM DEĞİŞMEDEN NOT ARTABİLİR'

Fitch, kararın notun artmayacağı anlamına gelmediğini ifade etti. CNBC-e'ye konuşan Fitch Türkiye Genel Müdürü Ayşe Botan Berker, gerekirse görünümü değiştirmeden notu artırabileceklerini kaydetti.

GEDİKLİ: GÖRÜNÜMÜN DEĞİŞMESİ ANLAMLI DEĞİL

Kararı CNBC-e'de yorumlayan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli, "Türkiye Avrupa'nın durumu ile mukayese edilmemeli. Görünümün değişmesi çok anlamlı değil" dedi.

DOLAR 1,87'Yİ AŞTI

Fitch'in görünümü düşürme kararı piyasalarda hemen etkisini gösterdi. Karar sonrasında İMKB'de yüzde 2'yi aşkın kayıplar görülürken, dolar 1,8720'ye kadar yükseldi.

23 Kasım 2011

Hısarcıklıoğlu'nun Türk Diaspora Yapılanması

 

Yurt Dışındaki Türk vatandaşları

Yurt dışındaki Türklerle büyüme hedefi

Türkiye, yurtdışındaki yaklaşık 4,5 milyon Türk vatandaşıyla bağları geliştirmeyi, Türk yatırımcılarla diasporayı buluşturmayı tasarlıyor. Yeni strateji taslağı ilginç öneriler içeriyor.

İstanbul’da yapılan Dünya Türk Girişimcileri Kurultayı’nda dünyanın farklı yerlerinden gelen katılımcıların neredeyse ortak söylemleri şu oldu: “Türkler dünya genelinde güçlü bir diaspora değil. Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesi gerekiyor”

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, kurultayın açılış konuşmasında yeni bir diaspora stratejisi hazırladıklarını ve bunu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a sunacaklarını belirtti. Hisarcıklıoğlu, yurt dışında yaşayan yaklaşık 4,5 milyonluk nüfusuyla Türklerin dünyanın en büyük 10. diasporası olduğuna işaret etti ve bu yeni strateji için 15 diaspora modelini incelediklerini anlattı.

TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu

 

Girişim sermayesi ortaklıkları

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rıfat HisarcıklıoğluTOBB’un hazırladığı stratejinin birkaç temel noktası bulunuyor. Yapılan açıklamaya göre, diasporanın Türkiye ekonomisin gelişmesine etki edebileceği projeler arasında lider diaspora üyelerinin kilit rol oynayacağı Girişim Sermayesi Ortaklıkları’nın kurulması projesi yer alıyor. Diaspora üyelerinin çalıştıkları ülkenin fırsatlarını seferber ederek uzmanı oldukları alanda belli bir süre Türkiye’ye yönelik çalışmalar yapması da stratejinin temel maddeleri arasında yer alıyor. Bu ana maddelerin dışında stratejinin diğer maddeleri şöyle sıralanıyor:

Türk diasporasının Türkiye’ye yaptığı yatırımlarda işlem maliyetlerinin ve vergilerin azaltılması ve yatırım teşviki sunulması önemli bir aşama. Diaspora üyelerine yönelik “diaspora bonolarının” çıkarılması da sunulan öneriler arasında. Ayrıca diaspora üyelerinin Türkiye’ye yaptığı para transferlerinin kolaylaştırılması ve maliyetlerin düşürülmesi amacıyla Türk bankalarının yurt dışındaki girişimlerinin teşvik edilmesi de önemseniyor.

Türkiye'den yurt dışına yatırım yapmayı düşünen yatırımcılarla, bölgede yerleşik bulunan ve yatırım ortamının bilgisine sahip Türk diaspora üyelerini bir araya getirecek, böylelikle dış yatırımların riskini ve maliyetini azaltacak Dış Yatırım Bilgi Ağları’nın kurulması stratejinin ilişkilerin geliştirilmesi yönündeki temel yaklaşımlarından. Diaspora gençlerinin Türkiye'de staj ve eğitim programlarının düzenlenmesi de bu unsurlar arasında yer alıyor.

 

Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Başkanı Kemal Yurtnaç

Ayrımcılık önemli sorun

Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Başkanı Kemal Yurtnaç

Dünya Türk Girişimcileri Kurultayı’nda konuşma yapan Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Başkanı Kemal Yurtnaç, Deutsche Welle Türkçe Servisi’ne yaptığı özel açıklamalarda bu projenin sivil toplum tarafından geliştirildiğini, kendilerinin müdahalesi olmadığını ancak projenin sunumu yapıldıktan sonra inceleyip gereken çalışmaları yapacaklarını ifade etti.

Yurtnaç yurt dışında yaşayan Türklerin bulundukları bölgelere göre farklı sorunları olduğunu söylerken, öne çıkan sorunlar olarak şunları vurguladı: “Yurt dışında 155 ülkede yaşayan vatandaşların en kalabalık olarak bulundukları ülke Almanya. Genelde Almanya’ya bakarak bu sorunlar ele alınıyor. Ama farklı ülkelerde yaşayan vatandaşların sorunları farklı nitelikler sunuyor. Bize en çok intikal eden sorunların başında aile birleşimi, eğitim ve ayrımcılıkla ilgili sorunlar geliyor. Bunun yanında son zamanlarda özellikle Almanya’da yaşanan ırkçı yaklaşımların da yurt dışında yaşayan Türkleri ciddi derecede tedirgin ettiğini gözlemliyoruz. Şunu da belirtmek gerekir ki bu sorunların bir kısmı yaşadıkları ülkenin idaresinden kaynaklanıyorsa bir diğer kısmı Türkiye’deki idarenin kimi eksikliklerinden doğuyor.”

Geri dönüşler gözle görülür seviyede

Son zamanlarda Yurtnaç’ın dikkat çektiği bu sorunlarla birlikte özellikle Avrupa’da yaşayan bazı Türk göçmenlerin ekonomik sıkıntılardan dolayı Türkiye’ye dönmeleri de söz konusu. Bu konuda Yurtnaç sunları söylüyor:

“Türkiye'ye tersine beyin göçü çok büyük miktarlarda olmasa da nitelikli insanlar gözle görülür biçimde geri dönüyorlar. 1960’larda ekonomik sebeplerden Avrupa’ya başlayan göç doğal olarak yine ekonomik sebeplerden Türkiye’ye yönelebiliyor. Türk vatandaşlığından çıkanlar Türkiye’de rahat edeceklerine inanıyorlarsa her türlü kolaylık sağlanıyor. Türkiye’nin özellikle nitelikli insanların dönmesi konusunda zorlayıcı politikaları bulunmadığını da vurgulamak isterim. Bulundukları ülkelerde asimile olmadan sağlayacakları entegrasyonu sonuna kadar destekliyoruz”

19.11.2011

Rahmi Koç: Allah'a şükür AB'de değiliz

Rahmi Koç

 

Avrupa Birliği’nin içinde bulunduğu krize dikkat çeken Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç "Euro, AB için şans değil.

Allah'a şükür üye değiliz" dedi.

İSTANBUL - Avrupa Birliği’nin içinde bulunduğu krize dikkat çeken Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç, "Euro, AB için şans değil. Allah'a şükür AB'ye üye değiliz" dedi.

Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç, BusinessWeek dergisine değerlendirmelerde bulundu.

Avrupa Birliği’ne (AB) üye olmak için şu anın doğru bir zaman olmadığını belirten Rahmi Koç, "Allah'a şükür Avrupa Birliği'ne üye değiliz" diye konuştu.

Sabah gazetesinde yer alan habere göre, Rahmi Koç özetle şunları söyledi:

“Avrupa Birliği kapısında durmak Türkiye’yi tabii ki yordu. Sadece bizleri değil, birlik içinde bize tam destek veren ülkeleri de yordu.

Türkiye, 1978'de o zaman 5-6 üyeli birliğin davetine 'yeteri kadar ekonomimiz hazır değil' diyerek olumlu yanıt vermemişti. 44 milyonluk bir nüfus vardı. Ancak şu anda 75 milyonluk genç ve ekonomisi dinamik bir ülkeyiz.

Allah'a şükür şu anda üye değiliz. Ama AB içinde olmamız gerekiyor.

Türkiye, Osmanlı'dan beri Avrupa'nın ekonomik, tarihi ve sosyal açıdan bir parçası.

Euro, Avrupa için bir şans değil ama devam etmeli. Üyeler arasında eski para birimlerine dönmek isteyenler var. Tek bir bayrak, tek bir dış politika, tek bir para politikası gerçekten zor."

05 Kasım 2011

Yunanistan Borsaları Çökertti

 

Dünya borsaları

Dünya borsaları, Yunanistan’ın borç krizini aşmayı amaçlayan Avrupa Birliği anlaşmasını referanduma götürme çağrısı üzerine sarsıldı.

Asya ve Avrupa borsalarından sonra New York borsasında da hisse senetlerinin değeri büyük ölçüde düştü. Paris ve Fransız borsalarında senetler yüzde 4’ün üzerinde değer kaybederken New York’ta düşüş yüzde iki oranında oldu. Özellikle Yunanistan’ın borcunu tutan bankaların senetleri büyük düşüş gösterdi.

Avrupa Birliği liderleri Herman Van Rompuy ve Jose Manuel Barroso Yunanistan’ın anlaşmaya sadık kalacağından emin olduklarını söyledi.

Ancak diğer liderler ve mali uzmanlar Papandreou’nun açıklamasından şok geçirdiklerini, anlaşmanın referandumda reddedilmesi halinde Yunanistan’ın euro kullanan ülkeler blokundan çıkacağını bunun da dünya piyasalarında yeni bir kargaşaya yol açacağını söylüyor.

Yunanistan Başbakanı Papandreu, Yunanistan’ı yıllar boyunca kemer sıkma politikası uygulamak zorunda bıraksa da borcu 140 milyar dolar azaltacak anlaşmayı en çok destekleyenlerden biriydi. Ancak Papandreu parlamentoda iktidardaki Sosyalist Parti milletvekillerine Yunan halkının kararının bağlayıcı olduğunu, halk istemediği takdirde planın uygulamaya konmayacağını söyledi.

Avrupa Birliği’nin planı ayrıca Avrupa bankalarının nakit rezervlerini ve gelecekteki krizler için önlem almak amacıyla acil durum fonlarını arttırmalarını öngörüyor.

Yunan halkıysa aylardır vergi artışlarını ve hükümetin harcamalarda kısıntıya gitmesini protesto ediyor.

01 Kasım 2011

Merkez Bankası'ndan 20 yıl sonra ilk 'Altın' hamlesi

'Altın' hamlesi

 

Merkez Bankası, TL zorunlu karşılıkların yüzde 10'unun altın olarak tutulabileceğini açıkladı. Bu hamleyle Merkez Bankası'nın altın rezervinde 1991'den bu yana ilk kez artış olacak.

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı

İSTANBUL - Merkez Bankası piyasaya yönelik hamlelerine devam ediyor.

Merkez Bankası, TL zorunlu karşılıkların yüzde 10'una kadar kısmının altın cinsinden tutulabileceğini açıkladı.

Bu imkanın tamamının bankalarca kullanılması halinde piyasaya 5.5 milyar TL likidite kalıcı olarak sağlanacak. Merkez Bankası nezdinde de ilave olarak 3 milyar dolar değerinde 55 ton altın daha tutulabilecek.

Merkez Bankası, ayrıca 28 Ekim Cuma günü itibarıyla banka nezdinde 1.2 milyar dolar değerinde 21.6 ton altının tutulmaya başlandığını açıkladı.

TL zorunlu karşılıkların altın olarak tutulmasını takiben Merkez Bankası'nın altın rezervinde 1991'den bu yana ilk kez artış olacak.

01 Kasım 2011

İsviçre Bankası, Credit Suisse 1500 kişiyi çıkaracak

 

Credit Suisse, logo

İsviçre'nin ikinci büyük bankası Credit Suisse, dünya genelinde 1500 çalışanını işten çıkaracak.

CENEVRE - İsviçre'nin ikinci büyük bankası Credit Suisse yetkililerince yapılan açıklamaya göre, küresel bazda 50 bin 700 kişiye istihdam sağlayan Credit Suisse, 2013 yılı sonuna kadar 1500 çalışanının işine son verecek ve varlık birimini yeniden düzenleyecek.

Merkezi Zürih'te bulunan Credit Suisse'in net karı üçüncü çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12 artışla 683 milyon İsviçre frangına (785 milyon dolar) yükseldi. Banka, geçen yılın üçüncü çeyreğinde 609 milyon İsviçre frangı kâr etmişti.

Banka CEO'su Brady Dougan, bankanın üçüncü çeyrek sonuçlarının beklentilerinin altında kaldığına dikkat çekerek, bu çeyreğin de belirsizliklerle dolu olduğunu vurguladı.

İsviçre'de yayım yapan Tages Anzeiger gazetesi dünkü haberinde, Credit Suisse'ın, özellikle yatırım bankacılığı biriminden 1.000 kişinin işine son vermeyi planladığını yazmıştı.

Banka, Temmuz ayında dünya genelinde çalışan sayısının yüzde 4'üne tekabül eden 2 bin kişiyi işten çıkaracağını belirtmişti.

01 Kasım 2011

Lübnanlı Bank Audi Türkiye'de

Bank Audi

 

Lübnan'ın en büyük bankası Bank Audi, Türkiye'de bankacılık yapmak üzere 12 yıl sonra sıfırdan lisans alan ilk banka oldu. Bank Audi sermaye açısından Türkiye'nin 21. büyüğü olacak.

ANKARA - Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), 12 yıl sonra ilk kez sıfırdan bankacılık lisansı verdi.

Lübnanlı Bank Audi, 300 milyon dolar karşılığı Türk Lirası sermaye ile Türkiye'de bankacılık yapacak.

Bank Audi'nin Türkiye'de 5 kurucu ortağı bulunuyor. Kurucu ortaklar Audi s.a.l.-Audi Saradar Group, Audi Saradar Private Bank s.a.l., Raymond W. AUDI, Samir N. HANNA ve Freddie C. BAZ olarak belirlendi.

LÜBNAN'IN EN BÜYÜĞÜ

Türkiye'nin 49. bankası olacak Bank Audi, İslami usullerle bankacılık yapmıyor. Bank Audi, Lübnan'ın en büyük, Arap coğrafyasının dördüncü büyük bankası. Lübnanlı Audi Grup, 11 ülkede bankacılık faaliyeti yürütüyor.

Bank Audi'nin en büyük hissedarı, Alman Deutsche Bank'ın Amerika iştiraki Deutsche Bank Trust Company Americas. Bankanın ortakları arasında Kuveytli El-Sabah ailesi ve Birleşik Arap Emirlikleri Şeyhi El-Nehayan da var.

TÜRKİYE'DE 21. SIRADA

2011 ilk yarısı itibariyle Bank Audi'nin 29.1 milyar dolarlık aktifi var. Konsolide kârı ise 179 milyon dolar. Bank Audi, ödenmiş sermayesi olarak mevcut bankalar arasında 21. sıraya yerleşecek.

KRİZ SONRASI SIFIRDAN İLK BANKA

BDDK, uzun süredir bankacılık lisansı vermiyordu. 2001 krizi sonrasında başvuran birçok grubun talebi reddedilmişti. Türkiye'de bankacılık için yasal sermaye sınırı 20 milyon dolar. Ancak BDDK 15 kat büyüklükte bir sermayeye izin vermiş oldu.

BİLGİN: TÜRK BANKACILIĞINA GÜVENİ GÖSTERİYOR

BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, Bank Audi'nin Türkiye'ye gelişini CNBC-e'ye değerlendirdi. Bilgin, "Bu gelişme Türk bankacılık sistemine duyulan güveni gösteriyor" dedi.

Bilgin, Avrupa'daki gelişmeler ve bankacılık sisteminin sorunları ortadayken Türk bankacılığına duyulan güvenin gelecek potansiyelini yansıttığını vurguladı.

Bilgin, "Bankacılık Kanunu'ndaki 30 milyon lira sermayenin yetersiz olduğunu, en az 300 milyon dolar sermaye koyanın banka kurabileceğini söylüyorduk. Bank Audi'ye verdiğimiz lisans bu söylemimizin teyididir" dedi.

28 Ekim 2011

Türk Dış Ticaretinde, AB Transit Rejimiyle yeni dönem

AB, Transit Rejimi

 

Türkiye'nin Ortak Transit Sözleşmesi'ne taraf olmasıyla birlikte dış ticaretinde artış kaydetmesi bekleniyor. Ancak uzmanlar, AB ile Türkiye arasındaki ticaretin önünde hâlâ başka engeller bulunduğuna dikkat çekiyor.

Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde tempo gittikçe düşse de özellikle ekonomi dünyasını ilgilendiren gelişmelerin devam ettiği görülüyor. Türkiye’nin Ortak Transit Sözleşmesi'ni imzalayarak Ortak Transit Rejimi’ne geçişi de son zamanlarda bu alanda görülen önemli gelişmelerin başında geliyor. Türkiye'nin Ortak Transit Rejimine geçişi dış ticarete ciddi bir katkı sunacak.

Düzenleme Türk firmalarının daha az bürokrasi ile Avrupa pazarlarına taşımacılık yapmasının önünü açıyor. Böylece Türk firmalarının Avrupa Birliği ülkelerine yaptıkları taşımalarda istenen ‘TIR Karnesi’ uygulaması asgari düzeye inecek ve Türk TIR’larının tek bir belge ile Avrupa pazarına ulaşabilmesi mümkün olabilecek. Uygulama şimdilik pilot proje olarak karayolu taşımacılığında başlatıldı, ancak daha sonra hava ve deniz yoluyla yapılan taşımacılığı da kapsaması bekleniyor.

Dış ticaret açığı yükseliyor

Türkiye’nin Ortak Transit Rejimi’ne girmesi Türkiye taşımacılık sektörü, dolayısıyla Türkiye’nin ihracatı açısından hızlandırıcı bir etki yaratma potansiyeli taşıyor. Bunun yanında bu aşamada uzmanların dikkat çektiği kimi konular da bulunuyor. Bu uygulamanın Türkiye’nin ithalatını da hızlandırabileceği belirtiliyor.

Türk ekonomisinin en büyük risklerinden birisi dış ticaret açığı. Okan Üniversitesi Finansal Riskleri Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin açıkladığı raporda Türkiye’de ihracatın ithalatının karşılama oranı gerilediği belirtiliyor. Rapora göre, Eylül ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı 6.34 puan gerileyerek yüzde 50.89 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönem için dış ticaret açığı ise 10,41 milyar dolar oldu.

“Gümrük yönetiminde kolaylık sağlayacak”

İktisadi Kalkınma Vakfı Ulaştırma Politikası Uzmanı Çağdaş Özenmiş, söz konusu düzenlemenin dış ticareti artıracak bir etki yaratabileceği kanısında. Özenmiş, “Her şeyden öte, AB'ye uyum bağlamında büyük önem arz eden Ortak Transit Rejimi, Gümrük Birliği'nin ruhuna daha çok uyan bir sistem. Maddi anlamda ve zamansal olarak pek çok fayda getirebileceği gibi gümrük yönetimi alanında da pek çok kolaylık sağlayabileceği söylenebilir. Bekleme süreleri açısından düşünüldüğünde, ihracatı zorlaştırıcı etkilerin azaltılması yönünde etkisi olacaktır. Bu durumun, ithalatın uç seviyelere çıkmasıyla bir dış ticaret açığı yaratacağını söylemek çok yerinde olmayacaktır. Çünkü rejim, her iki tarafa da belirli kolaylıklar sağlıyor” diyor.

Bunun yanında Özenmiş Türkiye'de iş dünyasının yaşadığı kota sorununa da dikkat çekerek şunları söyledi:

"AB ve Türkiye ilişkileri çerçevesinde Türk iş dünyasının ulaştırma politikasına ilişkin yaşadığı sorunların başında kota problemi geliyor. Türk iş dünyasının ve nakliye sektörünün karşı karşıya kaldığı taşımacılık kotaları sorunu ticaret koşullarını zorlaştırıyor ve dış ticareti olumsuz etkiliyor. Türk nakliyecilerine yönelik geçiş belgesi kotası uygulamasının, malların serbest dolaşımı prensibi kapsamında müzakere gündemine getirilmesi ve sonuç olarak da bu haksız uygulamanın ortadan kaldırılması gerekiyor.”

“Bu rejim keyfiyete bırakılamaz”

Ortak Transit Rejimi'nin Türkiye ekonomisine bir başka katkısı gümrük masrafları konusunda olacak. Marmara Üniversitesi Avrupa Birliği Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyesi Yard. Doç. Dr. Sait Akman, “Söz konusu rejim firmaların işlemlerini azaltacağı için maliyetlerini de makul seviyelere indirecek” dedi.

AB Uzmanı Can Baydarol ise Ortak Transit Rejimi ile ilgili Türkiye’nin daha aktif olması gerektiğini belirtiyor. Baydarol, “Türkiye, Gümrük Birliği konusunda karar alıcı konumda değil. Bu yüzden Gümrük Birliği konusunda uygun olmayan düzenlemelere müdahale edemiyor. Dolayısıyla Ortak Transit Rejim düzenlemesinde de istediği sonuçları alabilmesi için masada olması gerekiyor. Bu rejim keyfiyete bırakılamaz” şeklinde konuştu.

28.10.2011

Borç stoku 500 milyar TL'yi geçti

 

Borç 500 milyar TL.

Türkiye'nin Merkezi Yönetim brüt borç stoku, 31 Ağustos itibariyle 514.5 milyar TL oldu.

ANKARA - Hazine Müsteşarlığının verilerine göre, merkezi yönetim brüt borç stoku Ağustos ayında 509,3 milyar lira, temmuzda 501,4 milyar lira, haziran ayında 495,9 milyar lira, mayıs ayında 492,2 milyar lira, nisan ayında 487 milyar lira, mart ayında 486 milyar lira, şubat ayında 483 milyar lira, ocak ayında da 478,3 milyar lira düzeyindeydi.

Eylül sonu itibariyle 514,5 milyar liraya ulaşan merkezi yönetim brüt borç stokunun 362,1 milyar lirasını Türk Lirası cinsi, 152,4 milyar lira tutarındaki kısmını da döviz cinsi borçlar oluşturdu.

Merkezi yönetim brüt borç stokunun 366,7 milyar lirası iç borç,

147,8 milyar lirası da dış borç stokundan oluştu.

21 Ekim 2011

Merkez Bankası dolarla savaşmakta kararlı

 

Merkez Bankası dolarla savaşıyor

Piyasaya toplamda 7 milyar 150 milyon dolar satan Merkez Bankası, tarihinin en fazla döviz satış rakamına ulaştı.

İSTANBUL - Merkez Bankası artan spekülatif talepler nedeniyle dolara tarihinin en büyük savaşını açmış durumda.

5 Ağustos’tan itibaren günlük döviz satım ihalelerine başlayan Merkez Bankası, dün düzenlediği ihalede 750 milyon dolar daha sattı. Böylece Ağustos ayı başından bu yana ihaleler yoluyla yapılan satış tutarı 6 milyar 450 milyon dolara ulaştı. Merkez Bankası’nın önceki gün 5.5 yıl aradan sonra döviz piyasasına yaptığı yaklaşık 700 milyon dolarlık doğrudan müdahaleyle birlikte satılan döviz miktarı 7 milyar 150 milyon dolara çıktı. Bu tutar Merkez Bankası’nın şimdiye kadar 1 yıl içerisinde yaptığı en yüksek döviz satışı rakamını ifade ediyor.

Uzmanlar önümüzdeki günlerde döviz satım ihalelerine devam etmesini beklediği Merkez Bankası’nın piyasaya yeniden doğrudan satım yönünde müdahale edebileceği görüşünde.

Vatan'ın haberine göre, Merkez Bankası’nın geçmiş yıllarda yaptığı satım yönünde müdahalelere bakıldığında, en yüksek tutara 2001 krizinde ulaşıldığı görülüyor. Serbest kur rejimine geçildiği 21 Şubat 2001 tarihinden 1 ay sonra döviz satım ihalelerine başlayan Merkez Bankası, yıl boyunca ihaleler vasıtasıyla toplam 6 milyar 553 milyon dolarlık döviz satışı gerçekleştirdi. Merkez Bankası, 2001 yılı içerisinde döviz piyasasına doğrudan satım yönünde müdahalede bulunmazken 2002 yılının Temmuz ayında 3 milyon dolar, 24 Aralık’ta da 9 milyon dolar olmak üzere 2 kere piyasaya doğrudan satım yönünde müdahale etti.

2006 İLE BENZERLİK

2006 yılının Mayıs ve Haziran aylarında yaşananlar bugün içinde bulunduğumuz dönemle benzerlik taşıyor. Mayıs ayı başlarından itibaren gelişmekte olan ülkelere yönelmiş fonların bir kısmının daha güvenli algılanan gelişmiş piyasalara doğru hareket etmesi, içeride kurlar üzerinde baskıya neden oldu. Uluslararası likidite koşullarının değişim eğilimine girmesiyle Merkez Bankası harekete geçti.

13 Haziran’da piyasaya 494 milyon dolarla doğrudan müdahale eden Merkez Bankası, 23 Haziran’da 763 milyon dolar, 26 Haziran’da da 848 milyon dolar sattı. Merkez Bankası, 26-27 Haziran’da da 500’er milyon dolarlık günlük döviz satım ihalesi açtı. Böylece Merkez Bankası hem doğrudan müdahale hem de ihalelerle toplam 3 milyar 105 milyon dolarlık döviz sattı. 2006’daki müdahalelerin kurlar üzerindeki etkisi sınırlı oldu. Döviz satım ihalelerine başlanmadan önce 1.5635 TL’den işlem gören dolar, 23 Haziran’da 1.7580 TL’ye kadar çıktı. Kurlar müdahalelerin bittiği 27 Haziran’da 1.6335 TL’den işlem gördü. Yani kurlar 3.1 milyar dolarlık satışa rağmen müdahale öncesi seviyeye dönmedi.

Merkez Bankası döviz satım ihaleleriyle 2008’de 100 milyon dolarlık, 2009 yılında 900 milyon dolarlık döviz satışı yaptı.

20 Ekim 2011

Star TV artık Doğuş Yayın Grubu'nun

Doğuş Yayın Grubu, Star TV, logo

 

Doğuş Yayın Grubu, Star TV'yi satın almak üzere Doğan Yayın Holding ile anlaşmaya vardı.

İSTANBUL - Doğan Yayın Holding'ten borsaya gönderilen açıklamada, Star TV'yi bünyesinde barındıran Işıl Televizyon Yayıncılık'ın yüzde 99,99 hissesinin Doğuş Yayın Grubu’na satışına ilişkin sözleşmenin dün akşam imzalandığı belirtildi.

Açıklamada, satış bedelinin 327 milyon dolar olduğu, bunun 151 milyon dolarlık kısmının peşin, kalan 176 milyon dolarlık kısmının ise 2 yıllık vadede ödeneceği kaydedildi.

18 Ekim 2011

Genel Müdür Ateş: Denizbank kaşıkçı elması gibi

 

Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş

Denizbank Genel Müdürü Ateş, Denizbank'ın Dexia için önemine ilişkin ''kaşıkçı elması gibi'' yorumunu yaptı.

İSTANBUL - Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (İSTESOB) ile gerçekleştirilen ''İSTESOB Akıllı Kart''ın tanıtıldığı basın toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlarken, bankanın şu anda ''aslanlar gibi yoluna devam ettiğini'' söyledi.

Denizbank'ın şu anda 500'in üzerinde şubesi bulunduğunu, 11 bin tane de ''denizci kaptanı'' olduğunu belirten Ateş, bankanın Dexia için önemine dair bir soruya, ''Bu, Türkiye için önemli bir kurum. Kaşıkçı elması gibi... Topkapı'daki en değerli, nadide şey nedir diye sorduğunuzda kaşıkçı elması derler'' yanıtını verdi.

Ateş, satışla ilgili bu noktada herhangi bir resmi gelişme ve kendilerine intikal etmiş herhangi bir kararın söz konusu olmadığını ifade etti.

Belçika, Fransa ve Lüksemburg hükümetlerinin Dexia'yı kurtarma planının detaylarının ortaya çıkmasıyla birlikte satılacağı iddia edilen Denizbank'ın yüzde 75'i, Ekim 2006'da 2 milyar 437 milyon 386 bin dolara Fransız-Belçika ortaklığı olan bankacılık grubu Dexia'ya satılmıştı.

Denizbank Finansal Hizmetler Grubu'nda Denizbank'ın yanı sıra, 6 yerli ve 3 uluslararası finansal iştirak, 4 yerli finansal olmayan iştirak ve Bahreyn'de bir şube bulunuyor. DenizYatırım, EkspresYatırım, DenizYatırım Ortaklığı, DenizPortföy Yönetimi, DenizLeasing, DenizFaktoring, Intertech, DenizKültür, Bantaş ve Pupa grubun yerli, Eurodeniz, DenizBank AG ve CJSC Dexia Bank ise uluslararası iştiraklerini oluşturuyor.

11 Ekim 2011

Nihayet SSK Emeklilerinin Eksik Ücretleri Gündeme geldi

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik

 

Bakan Çelik'ten iki müjde

1- Taşerondaki işçinin kıdem çilesi bitiyor,

2- Emekliler için 'kademeli intibak' yolda...

İSTANBUL - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, taşeron şirketlerde çalışan ve kıdem tazminatına hak kazanabilmek için öngörülen bir yıllık süre dolmadan işten çıkarılan işçilerin mağduriyetine son verileceğini açıkladı.

Taşeron şirketlerde çalışan işçilerin büyük bölümünün 11 ay çalıştırıldıktan sonra işten çıkarıldığını hatırlatan Çelik, 'Mevcut sistemde kıdem tazminatı alabilmek için 12 ay çalışmak gerekiyor. 11 ay çalıştırıldıktan sonra çıkarılan bir işçi, kıdem tazminatı alamıyor ve hiçbir sosyal haktan faydalanamıyor. Kıdem Tazminatı Fonu kurulduğunda bu sorunu da çözeceğiz. Örneğin bir işçi iki ay çalıştıktan sonra işten çıkarılsa dahi, bu süre kıdemlerine işleyebilmeli' dedi.

Emekli aylıkları arasındaki makasın kapatılması için yürütülen çalışmalar konusunda da bilgi veren Çelik, mevcut tabloyu incelediklerini, iyileştirme için 'kademeli intibak' üzerinde durduklarını belirtti.

Akşam gazetesinin haberine göre; Bakan Çelik, Kıdem Tazminatı Fonu ve emekli aylıkları konusunda şunları söyledi:

BİREYSEL TAZMİNAT FONU OLUŞMALI

Kıdem tazminatı konusundaki çalışmalarımız henüz taslak aşamasına gelmedi. Mevcut sistemi değiştirmeyi planlıyoruz. Herkesin bireysel kıdem tazminatı fonu oluşması yönündeki çalışmalarımız sürüyor. Kıdem tazminatını işçiye hak, işverene zulüm gibi gören iki uç görüş var. Bunun bir hak mefhumuna dönüşmesi için tarafların kafalarındaki tüm önyargıları bir kenara koyarak masaya oturması gerekiyor.

2,5 MİLYON EMEKLİYİ İLGİLENDİRİYOR

1981-2000 arasında emekli olanların asgari aylığı 782 lira. 2000 yılından sonra emekli aylığı alanların aylıklarında ise hızlı bir yükseliş söz konusu. 2000 öncesinde aylık alan yaklaşık 2.5 milyon emekli var. Yani sorun, 2000 yılı öncesinde emekli olanların aylıklarının düşük düzeyde kalmasından kaynaklanıyor. Emekli aylıkları arasındaki bu uçurumu bütçe tolore edebilir mi? Bu makas, kademeli olarak nasıl düzeltilir? Tam olarak kimler bundan etkilenecek? Bütün bunları inceleceğiz.

İKİ AY ÇALIŞANA BİLE TAZMİNAT VERİLMELİ

Mevcut sistemde taşeron şirketlerde çalışan işçiler, kıdem tazminatından ve sosyal haklardan yararlanamıyor. Çünkü bir işçinin kıdem tazminatı alabilmesi için en az 12 ay çalışması gerekiyor. Taşeron şirketlerdeki işçiler ise 11 ay çalışmış gibi gösteriliyor. Bu yüzden de sosyal hakları yok, kıdem tazminatı hakları yok. Dolayısıyla mevcut sistemin kaldırılarak, Kıdem Tazminatı Fonu'na dönüştürülmesi, bu konuyla da doğrudan ilintili. Yani kıdem tazminatı çalışmaları, taşeron şirketlerde çalışan işçileri bire bir ilgilendiriyor. Bu işçiler iki ay çalışsalar bile, bu süre kıdemlerine işlemeli. Kamuda alt işveren sayısı 4 bin 426. Bu konu, herkesi ilgilendiriyor.

EMEKLİLER İÇİN 'KADEMELİ İNTİBAK'I İNCELİYORUZ

Emekli aylıklarındaki eşitsizliği gidermek için başlattığımız çalışma sürüyor. Sorun ağırlıklı olarak SSK'dan emekli olanları ilgilendiriyor. Bağ-Kur emekli aylıklarında bir sorun yok. 1981 yılından bu yana emekli olanların, aylık bağlanma tablolarını çıkardık. Bu konudaki incelemelerimiz devam ediyor. Kademeli intibak (eşitleme) için neler yapılabileceğine bakıyoruz.

03 Ekim. 2011

Mirasçılar Dev Holdingi çökertti

 

Uzel Holding yönetimi

Uzel Holding’in fabrika binaları ile içerisindeki 842 üretim aracı icraya düştü.

İSTANBUL - Temelleri 1800’lü yıllarda atılan, bugün dünyanın en büyük 10 traktör üreticisinden biri olan Uzel Holding’in İstanbul Eyüp’te bulunan fabrika binaları ile içerisindeki 842 üretim aracı, icradan satışa çıkarıldı. 4 gayrimenkule toplam 205 milyon, mekanik pres tezgahından freze tezgahına, boya tabancasından tiner pompasına kadar 842 çeşit üretim aracına ise 45.5 milyon TL değer biçildi.

Dünyanın en büyük 10 traktör üreticisi arasında yer alan Uzel Holding’in temelleri, 1864 yılında atıldı. “Uzel Corporation” adıyla şirketleşen Uzel Ailesi, o dönemde Osmanlı İmparatorluğu içerisinde yer alan Bulgaristan’ın Rusçuk kentinde fayton üretmeye ve bu faytonların satışını gerçekleştirmeye başladı. Yıllar sonra firmayı Bursa’ya taşıyan İbrahim Uzel, motorlu taşıtlar için yay üretimine girişti. 1962’de yaşamını yitiren İbrahim Bey, motorlu bir taşıt üretme hayalini 1961’de gerçeğe dönüştürdü ve traktör üretimine başladı. Holding, 2005 yılında genel merkezini Hollanda’ya taşıdı. Kurumsal anlamda büyük başarılara imza atan holdingin hakim hisselerini elinde bulunduran Uzel Ailesi, babaları Ahmet Uzel’in 1998’de hayatını kaybetmesinin ardından “miras kavgasına” tutuştu.

Uzel Holding, şafak kibar, turkan uzel

 

2006 cirosu 700 milyon dolar olan şirketin kötü yönetildiğini ve bazı şirketlerin de yabancı firmalara satıldığını iddia eden anne Türkan Uzel, 2006’da İstanbul 9’uncu Asliye Ticaret Mahkemesi’ne başvurarak, oğulları Emil İbrahim Önder Uzel ile Ahmet Serdar Uzel’e dava açtı. Anne Uzel, mahkemeden, kendisine ait olduğunu savunduğu hisselerinin iadesini ve ne kadar hissesinin bulunduğunun tespitini istedi. Davalı oğullar ise hisselerin anneye iadesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istedi. Dava, yaklaşık 3 yıl sürdü ve 2009’un Eylül ayında karara bağlandı. Mahkeme, davalılar Emil İbrahim Önder Uzel ile Ahmet Serdar Uzel’in üzerinde bulunan hisselerden 15 milyon 205 bin’er paylı hisse ile Ahmet Uzel Vakfı’ndaki 600 bin hissenin Türkan Uzel’e ait olduğuna hükmetti.

ALACAKLI IFC!

Vatan'ın haberine göre; aile fertleri arasında yaşanan “miras kavgası”ndan etkilenen Uzel Holding, eski parlak günlerini geri bıraktı. 2009 yılında Eyüp İcra Müdürlüğü’ne başvuran “İnternational Finance Corporation” -IFC- (Uluslararası Finans Kuruluşu), kendilerine olan yüklü miktardaki borcun tahsilini istedi. Borçlu şirket, yükümlülüklerini yerine getirmeyince, alacaklı finans kurumu konuyu, Eyüp İcra Hukuk Mahkemesi’ne taşıdı ve alacaklarının, borçlunun menkul ve gayrimenkullerinin satılarak tahsil edilmesi talebinde bulundu.

 

Uzel Holding, yönetim kurulu

Hukuki sürecin sonunda da borçlu Uzel Holding’in Eyüp’teki fabrika binaları ile bunların içerisindeki üretim araçlarının haczedilmesine karar verildi. Hacizler gerçekleştirildi ve holding bünyesindeki fabrikalar ile bu binalar içerisindeki üretim araçları için değer tespitleri yapıldı. Değer tespitlerinin tamamlanmasının ardından ise holdingin, taşınır ve taşınmaz malları, geçtiğimiz günlerde İstanbul 10. İcra Müdürlüğü’nce satışa çıkarıldı. Tüm satış sürecinin ardından Uzel Holding’in taşınır ve taşınmaz mallarının yeni sahip ya da sahipleri belli olacak.

03 Ekim 2011

Türkiye'de ihracat patlaması

 

otomotiv endüstrisi

Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi, Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası'nda düzenlenen toplantıda, Eylül ayı ihracat rakamlarını açıkladı.

TİM verilerine göre, Eylül ayında ihracat, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 16.41 artışla 10 milyar 723 milyon dolar oldu.

Yılın ilk 9 ayında ise yüzde 21.71 artışla 99 milyar 453 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.

Son 12 aylık dönemde ise yüzde 18.83 artışla 131 milyar 622 milyon dolarlık ihracat yapıldı.

Eylül ayında en fazla ihracat yapan sektör,

1 milyar 665 milyon 665 bin dolarla otomotiv endüstrisi oldu.

Bu sektörü, 1 milyar 308 milyon 90 bin dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri,

1 milyar 276 milyon 597 bin dolarla çelik,

1 milyar 112 milyon 185 bin dolarla hazır giyim ve konfeksiyon sektörü takip etti.

Türkiye'nin, Eylül ayında toplam ihracatının yüzde 83,13'ünü gerçekleştiren sanayi grubunda yüzde 17,13 artışla 8 milyar 914 milyon 172 bin dolarlık ihracat yapıldı.

Toplam ihracatın yüzde 13,86'sını oluşturan tarım grubunda ise ihracat yüzde 13,28 artışla 1 milyar 485 milyon 816 bin dolar olarak gerçekleşti.

İhracatın yüzde 3,01'ini oluşturan madencilik grubunda da yüzde 11,64 artışla 323 milyon 95 bin dolarlık ihracat yapıldı.

Sanayi sektörü alt başlığı altında yüzde 62,76 payla ilk sırada yer alan sanayi mamulleri içinde en büyük payı, yüzde 15,53 ile otomotiv endüstrisi alırken, bunu yüzde 11,91 ile çelik, yüzde 10,37 ile hazır giyim ve konfeksiyon izledi.

En yüksek ihracat artışı, yüzde 137,22 ile gemi ve yat sektöründe gerçekleşirken, bu sektörü yüzde 86,76 ile süs bitkileri, yüzde 71,80 ile su ürünleri ve hayvansal mamuller, yüzde 58,33 ile diğer sanayi ürünleri takip etti.

Tütün ve mamullerinde yüzde 39,36'lık, fındık ve mamullerinde yüzde 22,40'lık, yaş sebze ve meyvede yüzde 5,56'lık, deri ve deri mamullerinde yüzde 4,09'luk hayır giyim ve konfeksiyonda yüzde 1,82'lik gerileme oldu.

1 EKİM 2011

MİT: Ajan aranıyor!

MİT: Ajan aranıyor!

 

Milli İstihbarat Teşkilatı, yeni alacağı erkek istihbarat uzman yardımcılarını hazırlattığı iki reklam filmiyle arıyor.

MİT yeni istihbarat elemanları almak için ilk kez görüntülü reklam filmi hazırlattı.

ANKARA - Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) kendi internet sitesinde eleman ilanı yayımladı.

Duyuruya göre, ''Sıra Dışı Bir Kariyer'' başlıklı sınav ilanında ''Analitik yönü kuvvetli iletişim yeteneği güçlü, sorumluluk sahibi, kişisel gelişime açık, araştırmacı, pratik zekasına güvenen, yönetme ve yönlendirme becerilerine sahip, Türkiye'nin ve dünyanın çeşitli bölgelerinde görevlendirilmek üzere istihbarat uzman yardımcısı adayları alınacaktır'' deniliyor.

Başvuru için istenen şartlar şöyle sıralanıyor:

''657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinde öngörülen genel şartlara sahip olmak, TC vatandaşı olmak, 3 Aralık 2011 tarihi itibariyle 35 yaşını doldurmamış olmak, askerlik görevini fiilen tamamlamış olmak veya 3 ay içerisinde terhis olabilecek durumda olmak veya askerliğini en erken Temmuz 2012 tarihine kadar erteletmiş olmak, sağlık durumu bakımından Türkiye'nin her yerinde ve her türlü iklim koşulunda görev yapmaya uygun olmak, MİT Müsteşarlığı memuru olmaya engel bir hali bulunmamak, MİT Müsteşarlığının daha önce açtığı giriş sınavlarının yazılı bölümlerine bir defadan fazla katılmamış olmak, uygulamalı sınav veya mülakat aşamalarında başarısız olmamak, 35 TL sınav katılım ücretini yatırmış olmak.''

 

MİT: Ajan aranıyor!

Adaylarda iyi derece yabancı dil bilme şartı aranırken, konuyla ilgili ayrıntılara İstihbarat Teşkilatının resmi internet sitesi www.mit.gov.tr adresinden ulaşılabilecek.

Başvurular istenilen belgelerle birlikte en geç 21 Ekim 2011'de Müsteşarlıkta olacak şekilde ''P.K 955 Ulus-Ankara'' adresine posta yoluyla yapılabilecek.

Başvuru şartlarını taşıyan adaylar 29-30 Kasım tarihlerinde resmi internet sitesindeki ''İnsan Kaynakları/Sınav Programı'' bölümünden sınav tarihini ve yerini öğrenebilecek.

Buna göre adaylar, ''genel zihinsel yetenek testi, kompozisyon,, kişilik envanteri, uygulamalı sınavlar ve mülakat'' gibi aşamalardan oluşan sınav sürecine tabi tutulacak.

27 Eylül 2011

Kredi kartı sahipleri DiKKAT!

 

kredi kartı

Kredi kartında asgari ödeme tutarı oranları yarından itibaren artırılıyor. 17 Temmuz'dan itibaren 3 aydır kart borcunu yarısına kadar ödemeyenler için de yarından itibaren nakit çekim yasağı başlayacak.

İSTANBUL - Kredi kartında yarından itibaren yeni bir dönem başlıyor.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK), 17 Aralık 2010 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan ''Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik''i kredi kartı kullanıcısını yakından ilgilendiren bazı uygulamalar getiriyor.

Yönetmeliğe göre kredi kartı dönem borcunun asgari ödeme tutarı oranı yarından itibaren artırılacak.

Kredi kartı limiti 5 bin liranın üzerinde olanların asgari ödemeleri her 6 ayda bir yüzde 2 artarak yüzde 40'a eşitlenecek. Yeni kredi kartı alanların da asgari ödemeleri yüzde 40'tan başlayacak.

Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında kredi kartı borcunun yüzde 50'sini ödemeyenler, nakit çekemeyecek ve limitlerini arttıramayacak.

BDDK'nın 17 Aralık 2010'daki değişikliği, 17 Haziran 2011 tarihinde yürürlüğe girdiği için kredi kartı sahiplerinin 17 Temmuz, 17 Ağustos ve 17 Eylül'deki ödemelerinde yüzde 50'sini ödemesi gerekiyor. Eğer kredi kartı sahibi borcunun yüzde 50'sini ödememişse, kredi kartı nakit çekime kapatılacak ve limitler artırılmayacak.

10 MİLYON KİŞİ 'ASGARİ' ÖDÜYOR

Tüketici Hakları Derneği (THD) Genel Başkanı Turhan Çakar, 10 milyon dolayında kart sahibinin borcunun asgarisini ödediğini söyledi.

ASGARİ TUTAR NE OLACAK?

Yarın yürürlüğe girecek yönetmeliğe göre, kredi kartı dönem borcunun ödenmesi gereken asgari tutarları şöyle olacak:

Limiti 5 bin liraya kadar olan kredi kartında, ilk yılda yüzde 20, ikinci yılda yüzde 22

Limiti 5-15 bin lira arasında olan kredi kartında, ilk 6 ayda yüzde 20, ikinci 6 ayda yüzde 22

Limiti 15 bin liraya kadar olan kredi kartında yüzde 25

Limiti 15-20 bin lira arasında olan kredi kartında yüzde 30

Limiti 20 bin lira ve üzerinde olan kredi kartında yüzde 40

Yeni kredi kartlarında da kullanım başlangıcı tarihinden itibaren bir yıllık sürenin dolmasına kadar dönem borcunun yüzde 40'tan aşağı olmayacak.

NAKİT ÇEKİMİ NEYE BAĞLI?

Bir takvim yılı içerisinde en fazla üç defa, dönem borcunun yüzde 50'sine kadar ödeme yapılan kredi kartlarının limitleri, dönem borcunun tamamının ödenmesine kadar artırılamayacak ve bu tür kartlar nakit kullanımına kapatılacak.

16 Eylül 2011

Azerbaycan'la gaz anlaşması an meselesi

Azerbaycan'la gaz anlaşması

 

Azerbaycan Enerji Bakanı Aliyev, Türkiye ile doğalgaz transit anlaşmasını imzalamaya son derece yakın olduklarını söyledi.

PARİS - Azerbaycan Enerji Bakanı Natig Aliyev, Türkiye ile Şah Deniz sahasından çıkan doğalgazın Türkiye üzerinden Avrupa'ya ihracı konusunda bir anlaşmaya çok yaklaştıklarını söyledi.

Aliyev, gazetecilere yaptığı açıklamada, "İmza aşamasına çok yakınız, bazı küçük sorunlar var. Onlar da transit doğalgaz anlaşmasından ziyade maliyetler hakkında... Transit fiyatı üzerinde de bazı görüşmeler olacak. Türkiye'ye sağlanacak hacimler konusunda uzlaştık. Bu nedenle sadece küçük sorunların kaldığını söyleyebiliyorum" dedi.

Aliyev, anlaşmanın Eylül sonu veya Ekim başı gibi imzalanabileceğini kaydetti.

16 Eylül 2011

Kıdem Tazminatı kalkıyor, 'kişisel tazminat' geliyor

 

Kıdem Tazminatı

Milyonlarca çalışanın merakla beklediği kıdem tazminatı sistemi değişiyor. Yeni sistemde işveren çalışana işten ayrılırken toplu para ödemesi yapmayacak. Her çalışan adına açılacak bireysel hesaplarda toplanacak para nemalandırılacak.

İSTANBUL - Hükümet, programına koyduğu “Kıdem Tazminatı sisteminin kaldırılması ve yerine yeni bir sistem kurulması” hedefini hızlandırdı.

Hükümet, önümüzdeki dönemde kurulacak yeni sistemin ana hatlarını netleştirdi ve dünyada da Avusturya Modeli olarak bilinen sistem tercih edildi. Yeni sistemin önümüzdeki aylarda açıklanacak İstihdam Paketi’ne konulması hedefleniyor.

Mevcut sistemin kaldırılmasının ardından geçilecek sisteme göre, işveren çalışana işten ayrılırken toplu para ödemesi yapmayacak. Bunun yerine İşsizlik Fonu’na benzer bir yöntemle Tazminat Fonu oluşturulacak ve her çalışan adına açılacak bireysel hesaplarda toplanacak para nemalandırılacak. Hesapta birikecek paraların belirli periyotlarla yapılacak kesintilerden oluşması öngörülmesine rağmen henüz kesintilerin kaynağı şekli ve miktarı netleşmedi.

Vatan'ın haberine göre, fonda biriken paranın kullanımı belirli şartlara ve kurallara bağlı olacak. Yeni sistemin en önemli özelliği ise herkesin kendi özel hesabını, bu hesapta biriken tutarı takip edebilmesi olacak.

Hükümet bununla, yeni oluşturulacak fonun başka amaçlar için kullanılmasını engellemeyi amaçlıyor. Model, 2009 yılı sonunda Ankara Sanayi Odası (ASO) toplantısında gündeme gelmiş, sanayiciler tarafından Hükümet’e önerilmişti. Hükümetin konuyla ilgili yürüttüğü çalışma ve gelinen noktayla ilgili bilgi veren Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Geçtiğimiz günlerde Dünya Rekabet Endeksi’nin yayınlandığını ve Türkiye’nin İşgücü Piyasasının Etkinliği kategorisinde 140’ı aşkın ülke arasında 123. sırada çıktığını söyleyen Yılmaz, “Bu, acil olarak ciddi bir çaba içine girmemiz gerektiğini gösteriyor” dedi.

HERKES HESABINI TAKİP EDECEK

Bakan Cevdet Yılmaz şöyle konuştu: “Türkiye’nin işgücü piyasası konusunda ciddi bir çaba harcanması gerek. İşgücündeki katılıklar istihdam artışını engelliyor. İşsizlerin hakkını korumak devletin görevi. Çalışanlar ve işverenler haklarını koruyor, savunuyorlar. İşsizlerin hakkını savunacak hiçbir şeyleri yok. Ama bizim işsizlerin haklarını korumak için attığımız adımlar diğer kesimlerde bir takım endişeler oluşturuyor. Bunu da haklı görmüyorum. Baktığınız zaman dünya ortalamaları ortada. İşgücü piyasalarını ne kadar esnek hale getirirseniz, verimliliğini artırırsanız, istihdamı o derece artırıyorsunuz. Ama böyle durumlarda oluşmuş statükoyu aşmak zaman alabiliyor. İstihdam Paketi’ni hazırlarken, meselelere çok boyutlu yaklaşıyoruz. Pakette sadece işgücü esnekliği değil, Kıdem Tazminatı meselesi, mesleki eğitim kursları, daha etkili bir işgücü piyasası oluşturmaya dönük tedbirleri oluşturmaya fırsat bulacağız.”

Üzerinde çalışılan sistemin ana hatlarını anlatan Yılmaz, “Biz yeni sistemde kanuni güvenceler sağlayacağız mutlaka. Kişiye özgü hesaplar olacak. Kişiye özgü hesap olduğu zaman havuz olmuyor bu iş. Dolayısıyla kötüye kullanmayı da engellemiş oluyorsun. Siz kendi hesabınızı bileceksiniz. Hesabınızda biriken parayı bileceksiniz. Miktarı, kim ne yatırmış, ne zaman yatırmış, tutar nereye ulaşmış, hepsini bileceksiniz ve takip edeceksiniz.”

Yılmaz, “Kendi hesabınızda biriken tutarları yeri geldiğinde, şartlar oluştuğunda kullanabileceksiniz. Kurallara bağlanmış şekilde kullanabileceksiniz. Hesabını kuralını bildiğiniz bir yapı olacak. Bu kişisel bir hesap olacak. İşveren çalışanı için belirlenecek parayı onun kişisel hesabına yatırmış olacak. Bu parayı, kuracağımız bir Fon yönetimi olacak, o yönetecek. Bu yönetim kamu yönetimi olacak” dedi.

‘İŞVEREN RAHATLAYACAK İŞÇİ DE HESABINI BİLECEK’

Cevdet Yılmaz, bu gelişmeye dönük itirazlara da tepki göstererek, “Çalışanların sadece yüzde 7’si tazminat alabiliyor. Yani bu kadar tartışıyoruz ya bu konuyu, sadece bu yüzde 7 için yani. Yeni yapıyı kurduğumuz zaman böyle bir sorun olmayacak. Sadece yüzde 7’nin aldığı kıdem tazminatından bahsediyoruz. Bunu çözeceğiz” dedi. Yeni sistemin zorunluluk olduğunu belirten Yılmaz, şöyle konuştu: “Bir taraftan işveren rahatlamış olacak. Bugünkü sistemde işveren işe adam almak istemiyor. İnsanlar fazla çalıştırılıyor. Bizde çalışma saatlerinin çok yüksek olmasının bir sebebi de bu. Yeni işçi alacağına mevcudu daha fazla çalıştırıyor. Şu anda hiç üretim artışı olmadan çalışma saati ortalama 2 saat kısalsa, işsizlikte muazzam bir azalma oluyor. İşverenin kafasında şu olmamalı: ‘Ben bir işçi aldığım zaman yarın, öbürgün, ben bunun altında kalırım’... Bu endişenin olmaması lazım. İşçi de çok şeffaf, açık kurallara bağlı bir sistemde neyi ne zaman alabileceğini görebilmeli. Hakkını hukukunu bilebilmeli. Şunu da söylemeliyim. Bunda kimsenin teknik olarak itiraz edebileceği bir boyut görmüyorum ben doğrusu. Lüzumsuz tartışmalar oluyor. Halbuki bu sistemin detaylarını oturup konuşsak anlaşabiliriz.”

‘HEM İŞSİZLİK SİGORTASI HEM KIDEM TAZMİNATI OLAMAZ’

Kalkınma Bakanı Cevde Yılmaz, dünyanın hiçbir ülkesinde aynı anda hem İşsizlik Sigortası hem de Kıdem Tazminatı sisteminin olmadığının da altını çizdi. Bakan Yılmaz, kişisel hesaplara yatırılan fon sisteminde, bir çalışanın şu anda hak ettiğinin çok altında tazminat hak edeceği, bunun da bir hak kaybı olacağı eleştirilerine karşılık ise şu değerlendirmeyi yaptı:

“Geleceğe dönük miktarlar henüz kesinleşmiş, ne kadar kesinti olacağı netleşmiş değil. Bir çok ülkede İşsizlik Sigortası’na geçilirken, Kıdem Tazminatı bırakılmış. Ama bizde hem İşsizlik Sigortası sistemi getiriliyor, hem de Kıdem Tazminatı duruyor. İşsizlik Sigortası’nın olmadığı bir ortamda, yüksek Kıdem Tazminatı bir anlamda bir İşsizlik Sigortası işlevini görmüş. Ama şimdi İşsizlik Sigortası var. Siz işsiz kaldığınızda zaten bir fon var ve devlet size belli bir miktar ödemeyi yapıyor. Kıdem Tazminatı ise artık daha farklı olmak durumunda. Bu biraz böyle emeklilik gibi biriktirdiğiniz bir fon olacak. Yani İşsizlik Sigortası var, dolayısıyla Kıdem Tazminatı ona biraz ilave gibi olacak. Biz Türkiye’ye İşsizlik Sigortası’nı getirmişiz, fakat eski yapıyı da olduğu gibi devam ettiriyoruz. İşte rekabet gücünde neden bu haldeyiz, bu yüzden... Bunu da taşıyamıyor sistem. İşsizlik Fonu’nu getirdiğimizde Kıdem Tazminatı’nı kaldırmadık. Oysa kaldırmamız gerekiyordu. Hem o hem bu, ikisi birden hiçbir ülkede yok. Dolayısıyla ‘her iki sistem de olacak, ama hepsi yüksek olacak’ diye bir şey olmaz.”

‘MEVCUT ÇALIŞANLAR HAK KAYBINA UĞRAMAYACAK’

Kıdem Tazminatı sisteminin yerine başka bir sistem kurulması konusu gündeme geldiğinde bazı endişelerin dile getirilmesini anlayışla karşıladığını ama kendilerinin bu endişeleri ortadan kaldırmaya dönük her türlü güvenlik unsurunu kuracaklarını söyleyen Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, “Geçmiş kötü tecrübeler bir güvensizlik oluşturuyor. Buna katılıyorum ama bizim bugün geldiğimiz dünyada hükümetimizin anlayışı ortada... Biz kesinlikle hiçbir şekilde bu tür durumlara müsaade edecek bir şey yapmayız” dedi.

FON AMAÇ DIŞINA ÇIKMAYACAK

Daha önce vatandaşın adına açılan hesaplarda biriken konut edindirme yardımı vb. fon örnekleri hatırlatıldığında ise Bakan Yılmaz, “Evet o nema kesintileri deneyimi var, yüzde yüz haklı endişeler ama onu da biz temizledik, biliyorsunuz. Kesintiler yapılmış ama ödenmemişti. Bizim Hükümetimiz bunları son kuruşuna kadar ödedi” diye konuştu.

Mevcut çalışanların hak kaybına uğrayacağı hiçbir yapıyı getirmeyeceklerini vurgulayan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mevcut çalışanlarımızın hak kaybına uğrayacağı bir yapıyı kesinlikle kurmayız. İstişareyle adım atacağız. Oluşturulacak yeni Kıdem Tazminatı Fonu’nun, kesinlikle amaç dışında kullanılmayacağını garanti altına alacağız. Kanunla kesin bir takım hükümlerle birlikte yapılacak, yani eski dönemler gibi değil. Kanuni güvencelerle, buna aşırı bir hassasiyet gösteriyoruz.”

16 Eylül 2011

Çin'den gelen ürünlere vergi

 

Çin'den gelen ürünlere vergi

Ekonomi Bakanlığı, 54 kalem tekstil ve hazır giyim ürününe ilave gümrük vergisi getirdi.

Oran yüzde 3 ile 30 arasında değişiyor.

ANKARA - Ekonomi Bakanlığı, bazı tekstil ve hazır giyim ürünlerindeki koruma önlemine ilişkin olarak Ocak'ta başlattığı soruşturmayı tamamladı. Bakanlık, "Yerli üretici haklı, ithalata ek vergi getiriyoruz" dedi.

Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararına göre, 54 kaleme yüzde 3 ila 30 arasında ilave gümrük vergisi getirildi.

İthalatın yapıldığı ülkeye göre uygulanacak ek vergi oranı da farklılaşıyor. AB ve Avrupa Serbest Ticaret Birliği'nin yanı sıra, İsrail, Mısır, Ürdün gibi bazı ülkeler için ilave vergi söz konusu değil.

En az gelişmiş ve özel teşvik düzenlemelerinden yararlanan ülkelerde alınan bazı yünlü ve pamuklu dokumalar için ilave gümrük vergisi bugünden geçerli olmak üzere yüzde 11 olarak belirlendi. Gelişen ülkelerden ithal edilenler için yüzde 18, diğer ülkeler içinse yüzde 20 ilave vergi ödenecek.

Bazı ürünlerdeki ilave gümrük vergisi ise 90 gün sonra yürürlüğe girecek. Bunlar arasında, bazı iplik ve pamuklu dokuma, ev tekstil ürünleri, bebek giyim eşyaları ile iç çamaşırlar var.

İthalat rejimi kararına getirilen ekte, Avrupa Birliği üzerinden Türkiye'ye gümrüksüz Çin, Kore, Hindistan gibi ülke ürünlerinin sokulmasının da önüne geçildi. AB veya Türk menşeili olmayan ama birlik dolaşım belgesi ile Türkiye'ye getirilen ürünlerden ek vergi alınacak.

Ek vergi oranlarının yanı sıra, Ekonomi Bakanlığı'nın soruşturma sonucuna ilşkin özet raporu da Resmi Gazete'de yayımlandı. Raporda, "Soruşturma konusu kumaş ve hazır giyim ithalatı özellikle son dönemde ani ve önemli oranda arttı, bu yerli üreticinin ekonomik göstergelerini bozdu" denildi.

Ekonomi Bakanlığı, 2010 Yılında yaklaşık 12 milyar dolarlık tekstil ve konfeksiyon ithalatı yapıldığını bunun yurtiçindeki etkisinin ise yaklaşık 40 milyar doları bulduğunu kaydetti.

15 Eylül. 2011

ABD'nin iflasını böyle ilan etti

Dr. Marc Faber

 

Bay felaket olarak bilen ve ekonomiye yönelik tahminleriyle son günlerde öne çıkan Amerikalı yatırım uzmanı Dr. Marc Faber bir yandan ABD'nin yolun sonuna nasıl geldiğini anlattı diğer yandan da ahlaksız iğrenç önerilerini sıraladı.

"Bay felaket" olarak tanınan ve ekonomiye yönelik tahminleriyle son günlerde bir kez daha öne çıkan Amerikalı yatırım uzmanı Dr. Marc Faber'den iğrenç bir öneri geldi.

Amerika'nın kurtuluşunun hayat kadınlarına ve biraya bağlı olduğunu iddia eden 65 yaşındaki "Bay Felaket" diğer alternatiflerin hiçbirinin ABD'ye bir faydasının olmayacağı kanaatinde.

ABD'nin maddi anlamda iflas ettiğini ve bir çıkış yolu kalmadığını belirten Faber, çözüm olarak ahlaksız bir yaşam öneriyor. Faber'in önerisi materyalizmin bir ülkeyi hangi sona sürüklediğini göstermesi bakımından da manidar bir sonla neticeleniyor.

İşte Bay Felaket'in krizden çıkış için sunduğu ahlaksız formül ve ABD iflasının maddi ipuçları:

"Federal hükümet bize 600 dolar değerinde bir geri ödeme yapıyor.

Eğer bunu Wal-Mart'da harcarsak para Çin'e gidecek,

Bir bilgisayar alırsak Hindistan'a,

Benzin alırsak ise Araplara,

Sebze ve meyve alırsak Meksika, Honduras(?) ve Guatemala'ya gidecek,

Düzgün bir araba alırsak Almanya'ya,

Gereksiz çer çöpe yatırsak Tayvan'a gidecek ve bunların hiç biri Amerikan ekonomisine fayda sağlamayacak,

Parayı ülkemizde tutmanın tek yolu hayat kadınlarına ve biraya harcamak, çünkü artık ABD'de üretilen tek şey bunlar,

Ben üzerime düşeni yapıyorum."

14 Eylül 2011

Türkiye en hızlı büyüyen ikinci ülke oldu

 

Türkiye en hızlı büyüyen ikinci ülke

Türkiye, bu yılın ikinci çeyreğinde dünyanın ikinci, Avrupa`nın en hızlı büyüyen ekonomisi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK), Türkiye ekonomisinin bu yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 8.8 büyüdüğünü açıkladı.

A.A muhabirinin AB istatistik kurumu Eurostat, OECD ve ilgili ülkelerin istatistik verilerine dayanarak hazırladığı habere göre, Çin, yılın ikinci çeyreğinde yıllık yüzde 9,5 büyürken, Çin`i yüzde 8,8 ile Türkiye ve yüzde 8,4 büyüme oranıyla Estonya takip etti.

İkinci çeyrekte Hindistan yüzde 7,7, Şili yüzde 6,5, Endonezya yüzde 6,5, Litvanya yüzde 6,2 ve Letonya yüzde 5,7 büyüme kaydetti.

Dünyanın en büyük ekonomisi ABD aynı çeyrekte yüzde 1,5, Avrupa`nın en büyük ekonomisi Almanya ise yüzde 2,8 büyüme sağladı.

Bu yıl 11 Mart`ta meydana gelen deprem ve tsunami felaketinin ekonomideki olumsuz etkilerini üzerinden atmaya çalışan Japonya ekonomisi ilk çeyrekte olduğu gibi ikinci çeyrekte de daraldı. İlk çeyrekte yüzde 0,7 daralan dünyanın üçüncü büyük ekonomisi Japonya, ikinci çeyrekte de yüzde 0,9 küçüldü.

-Avrupa`da durum-

Hem geçen yılın son çeyreğinde hem de 2010 yılının tamamında olduğu gibi bu yılın ilk çeyreğinde Avrupa`nın en hızlı büyüyen ekonomisi olan Türkiye, ikinci çeyrekte de bu unvanını korudu.

Avrupa`da Türkiye`den sonra en hızlı büyüyen ülkeler yüzde 8,4 ile Estonya, yüzde 6,2 ile Litvanya, yüzde 5,7 ile Letonya ve yüzde 5,3 ile İsveç oldu.

Bu ülkeleri sırasıyla yüzde 4,5 ile Polonya, yüzde 4,1 ile Avusturya, yüzde 3,5 ile Slovakya, yüzde 2,8 ile Almanya, yüzde 2,7 ile Finlandiya, yüzde 2,5 ile Belçika, yüzde 2,4 ile Çek Cumhuriyeti, yüzde 2 ile Bulgaristan, yüzde 1,9 ile Danimarka, yüzde 1,6 ile Fransa, yüzde 1,5 ile Hollanda, yüzde 1,4 ile Kıbrıs Rum kesimi, yüzde 1,2 ile Macaristan, yüzde 1 ile Slovenya, yüzde 0,8 ile İtalya, yüzde 0,7 ile İngiltere ve İspanya takip etti.

Avrupa Birliği ve Uluslararası Para Fonunun(IMF) kurtarma paketlerinden yararlanan, ancak hala borç sorununun üstesinden gelmeye çalışan Yunanistan ve Portekiz ekonomileri ilk çeyrekten sonra ikinci çeyrekte de daraldı.

Yılın ilk çeyreğinde yıllık yüzde 8,1 daralan Yunanistan ekonomisi ikinci çeyrekte de yıllık yüzde 7,3 küçüldü. İlk çeyrekte yıllık yüzde 0,6 küçülen Portekiz ekonomisi, ikinci çeyrekte de yüzde 0,9 daraldı.

İkinci çeyrekte 17 üyeli Avro Bölgesi`nde büyüme yıllık yüzde 1,6 ve 27 üyeli AB`de yüzde 1,7 oldu.

-Çin en hızlı büyüyen ekonomi-

Gelişmekte olan ekonomilerin en hızlı büyüyen ekonomisi Çin`in, gayri safi yurtiçi hasılası (GSYH) ikinci çeyrekte yıllık yüzde 9,5 oranında büyüdü. Böylece Çin, ikinci çeyrekte dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi unvanına sahip oldu.

Geçen yıl Japonya`yı geçerek dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin`in GSYH`si ilk çeyrekte de yüzde 9,7 artmıştı.

Çin geçen yıl yüzde 10,3 büyümüştü.

Asya`da Çin`i, Asya`nın üçüncü büyük ekonomisi Hindistan takip etti. İlk çeyrekte GSYH`si yüzde 7,8 büyüyen Hindistan, ikinci çeyrekte yüzde 7,7 oranında büyüme kaydetti.

Bu iki ülkeden sonra en hızlı büyüyen ekonomiler Şili ve Endonezya oldu.

Yılın ilk çeyreğinde yüzde 9,9 büyüme oranını yakalayan Şili`nin, ikinci çeyrek GSYH büyümesi yıllık yüzde 6,5 olarak kaydedildi.

Güneydoğu Asya ülkesi Endonezya ilk çeyrekte olduğu gibi ikinci çeyrekte de yüzde 6,5 büyüme oranını yakaladı.

Latin Amerika`nın en büyük ekonomisi Brezilya`nın ikinci çeyrek büyümesi yüzde 3,1 olarak kaydedildi. Brezilya bu yıl ilk çeyrekte yüzde 4,1 büyüme sağlamıştı.

Asya`nın dördüncü büyük ekonomisi Güney Kore, ilk çeyrekte yüzde 4,2 büyüdükten sonra ikinci çeyrek büyümesi yüzde 3,4 olarak kaydedildi.

Bu yıl ilk çeyrekte yüzde 4,4 büyüyen Amerika kıtasının önde gelen ekonomilerinden Meksika, ikinci çeyrekte ise yüzde 3,3 büyüdü.

G-20 üyesi ülkelerden Rusya`nın GSYH`si ilk çeyrekte yüzde 4,1 büyürken, ikinci çeyrekte bu oran yüzde 3,4 olarak belirlendi.

G-7 üyesi Kanada ilk çeyrekte yüzde 2,9 ve ikinci çeyrekte yüzde 2,2 büyüme kaydetti.

12 Eylül 2011

©2006

   

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya