|
|
Son Güncelleme:10/05/12 |
|||
| Dünya Kurum Haber ve Genel Bilgileri | Aktüel Haber, Video, Resim ve Özel Dosyalar |
|
Eğitim Haberleri |
||||||
|
|
| |
|
Dünya'nın 'En akıllıları' Çinli Öğrenciler mi? |
||||||||||||||||||||||||
Çin'de kırsal kesimde eğitim gören öğrenciler de şehirde eğitim görenler kadar başarılı oluyor. Uluslararası eğitim değerlendirme programı Pisa'ya göre Çin, uluslararası sınavlarda 'büyük başarı' gösteriyor. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü'ne (OECD) bağlı Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (Pisa) sorumlusu Andreas Schleicher, hiç yayımlanmayan test sonuçlarında Çin'in 'dikkat çekici' başarısıyla öne çıktığını söylüyor. OECD, her üç senede bir öğrencilerin okuma, matematik ve bilim konusundaki yeteneklerini ölçmek için Pisa testleri yapıyor. Uluslararası saygınlığı olan Pisa testlerinin 2009 yılı sonuçları, Çin'in birçok Batı ülkesinden daha iyi bir eğitim sistemine sahip olduğunu gösteriyor. 'Olağanüstü bir direnç var' Şangay, uluslararası eğitim sisteminin ilk sıralarında yer alsa da sonuçların Çin'in kırsal kesimlerini ne kadar yansıttığı konusunda soru işaretleri var. Pisa yetkilisi Schleicher, Çin'in diğer bölgelerinde eğitim gören öğrencilerin de çok iyi bir performans sergilediğini belirtip ekliyor: "Kırsal kesimler ve yoksul bölgelerde bile çok dikkat çekici bir performans görüyorsunuz". Schleicher, öğrencilerin zorlu geçmişlerine rağmen başarmak için büyük bir 'direnç' gösterdiğini ve zengin ile yoksul arasında 'yüksek seviyede eşitlik' olduğunu vurguluyor. Schleicher, test sonuçlarını şu sözlerle yorumluyor: "Şangay'ın istisnai bir durumu var. Sonuçlar tahminime yakın çıktı. Beni asıl şaşırtan fakir bölgelerdeki sonuçların çok başarılı çıkması. Direnç seviyeleri olağanüstü. Eğitimin değişim ve başarının anahtarı olduğu fikri Çin'de iyice yer edinmiş". 'Geleceğe yatırım yapılıyor' Testler, fakir, orta sınıf ve zenginlerin yaşadığı dokuz farklı bölgede yapıldı. Çin hükümeti, sonuçların yayımlanması için OECD'ye henüz onay vermedi. Schleicher'e göre sonuçlar Çin toplumunun bireysel ve toplu olarak eğitime ne kadar çok yatırım yaptığını gösteriyor. Çin'in fakir bölgesini yakın zamanda ziyaret eden Schleicher, en etkileyici binaların okul binaları olduğunu ifade ederken, Batı'da okul binalarının daha çok alışveriş merkezlerini anımsattığını dile getiriyor. Schleicher, "Mevcut tüketim yerine daha çok geleceğe yatırım yapan bir toplum görüyorsunuz" yorumunu yapıyor. Pisa testleri Çin'in farklı gelir seviyelerine sahip nüfusu olan dokuz farklı bölgesinde yapıldı. Okulda başarının sırrının ne olduğu sorulduğunda tüm dünyadaki öğrenciler arasında belirgin kültür farklılıkları olması dikkat çekiyor. Schleicher gözlemlediği bu kültür farkını şu sözlerle ifade ediyor: "Kuzey Amerikalılar bunun yalnızca şans olduğunu söylüyor. 'Matematik konusunda yetenekli doğdum' veya bu konuya çok yeteneğim yok başka bir şey okuyacağım' gibi... "Avrupa'da daha çok toplumsal miras olarak değerlendiriliyor. 'Babam musluk tamircisydi o zaman ben de musluk tamircisi olacağım' gibi... Çin'de ise her 10 çocuktan 9'u size şu cevabı veriyor: 'Bu benim yaptığım yatırıma çabaya bağlı. Çok çalışırsam başarırım." Schleicher Çinli öğrencilerin sorumlulukların bilincinde olduğunu vurgulayıp ekliyor: "Sorumluluklarını üstleniyorlar. Engelleri aşabiliyorlar ve sistemi suçlamak yerine 'Başarımın sahibi benim' diyorlar". 'Türkiye ilerleme kaydediyor' Uluslararası eğitim alanında 'Dünya Kupası' gibi değerlendirilen Pisa testleri bu sene de 70 ülkede yapılacak. OECD'nin Paris merkezinde çalışan ve eğitimle ilgili yorumları uluslararası alanda dikkatle takip edilen Alman Schleincher, Brezilya, Türkiye ve Polonya'nın 'hızla ilerleme kaydeden' ülkeler olduğunu vurguluyor. Test sonuçlarının en çok hüsrana uğrattığı ülke ise eğitim seviyesinin 'ortalama'da kaldığı Almanya. Schleicher, test sonuçlarını en çok dikkate alan ülkenin de Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olduğunu ve diğer ülkelerin sistemlerinden faydalandığıını söylüyor. Testin amacının 'bahaneleri ortadan kaldırmak' olduğunu belirten Schleicher, "Halk eğitim sisteminin 25 senede ilerletilebileceğini savunuyor ancak Polonya ve Singaput çok kısa bir sürede fark edilir bir değişim yakaladı" diyor. Schleicher, 'yoksulluğun da kader' olmadığını vurgulayıp bunun Güney Kore ve Singapur'daki ekonomi seviyesine bakarak anlaşılabileceğini' ifade ediyor. Schleicher, gelişmekte olan ülkelerin zengin İskandinav ülkeleri ile kıyaslanmasının adil olmadığına yönelik eleştirilerilere de "Adil olmayabilir ama yararlı" cevabını veriyor. 10 Mayıs 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Türk öğrenci ABD Başkanlık bursu kazandı |
||||||||||||||||||||||||
ABD Başkanı Barack Obama’nın liseyi bitirenler arasından en başarılı 141 öğrenciye verdiği “Başkanlık Bursiyeri” ödülünü Türk öğrenci Ezgi Üstündağ kazandı. İSTANBUL - ABD Başkanı Barack Obama’nın bu yıl liseyi bitiren 3 milyon öğrenci arasından seçilen en başarılı 141 öğrenciye verdiği “Presidential Scholar” (Başkanlık Bursiyeri) ödülüne Türk öğrenci Ezgi Üstündağ layık görüldü. ABD Eğitim Bakanı Arne Duncan güzel haberi Üstündağ’ın okuduğu Iowa eyaletindeki Ames lisesine gönderdiği bir mektupla duyurdu. 17 yaşındaki Üstündağ Ağustos ayında Duke Üniversitesi’nde “Uluslar arası Karşılaştırmalı Araştırmalar” okumaya başlayacak. Üstündağ, 1964 yılından itibaren verilen ödülü kazanan 14. Ames lisesi öğrencisi oldu. 7 Mayıs 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Sabırlı Genç Kız Harvard'ı kazandı |
||||||||||||||||||||||||
Hayatındaki tüm imkansızlıklara rağmen dünyanın en iyi üniversitesine kabul edilen genç kızın hikayesi duygulandırdı. Kendisini arkadaşları ve ailesine bir türlü kabul ettiremeyen 18 yaşındaki Dawn Loggings, vazgeçmek yerine büyük bir başarıya imza atarak Harvard Üniversitesi’ne kabul edildi. Bir röportajda uyuşturucu kullanan ailesiyle hiçbir zaman anlaşamadığını anlatan Loggings, “Küçükken aileme baktığımda tek görebildiğim ihmal, uyuşturucu, kötü tercihler ve zor bir hayat oldu. O zaman böyle bir hayatımın olmaması için elimden ne gelirse yapmaya karar verdim” şeklinde konuştu. Ancak ailesiyle geçinmekte zorlanan genç kızın hayatı anneannesine taşınmasıyla daha zor bir hal aldı. Loggings’in bu sefer de hijyen sorunu başladı. “Çöp ev”de yaşadıklarını belirten Loggings, “Kimse duş almam gerektiğini söylemediği için bazen aylarca yıkanmadığım oluyordu. Aynı kıyafeti aylarca giydiğim de oldu” dedi. Harvard’a kabul edilen genç kıza özel bir burs sağlanacağı, ayrıca kampüste de iş verileceği açıklandı. 7 Mayıs 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
ABD'de İnternet Okulları |
||||||||||||||||||||||||
İnternet üzerinden eğitim sadece üniversite değil ortaokul, lise, hatta ilkokul seviyesinde de giderek ilgi görüyor İnternet üzerinden eğitim sadece üniversite değil ortaokul, lise, hatta ilkokul seviyesinde de giderek yaygınlaşıyor. Özellikle kırsal kesimlerdeki öğrenciler için son derece faydalı olan bu uzaktan öğrenme sistemi Washington gibi büyük kentlerde de kullanılıyor. Hatta Washington’da bir ilkokulda tüm dersler İnternet üzerinden veriliyor. Lovell Walls, evinin bodrum katında matematik dersi alıyor. Öğretmeni de 40 kilometre ötede bilgisayar başında. Lovell beş yaşından beri İnternet’te ders alıyor. Şimdi 11 yaşında ve beşinci sınıf öğrencisi. Lovell'in annesi Anita Walls anlatıyor: “Lovell altıncı sınıf matematiği ve yedinci sınıf fen dersi görüyor. Bu alanlarda hep sınıf seviyesinin üzerindeydi.” İnternet eğitiminin avantajlarından biri seviye üstü ders alabilmek. Bir diğer avantajsa daha esnek ders programına sahip olmak. Lovell’ı evde eğitmek için hazırlanan anne Anita, Washington’da bir okulun İnternet’ten eğitim vermesiyle rahatladığını söylüyor. Okulun kendi müfredatı ve İnternet üzerinden ders veren öğretmenleri var. Anita Walls, küçük oğlu Zachary’nin de programa dahil olmasıyla onlara yardım etmeye daha fazla zaman ayırdığını söylüyor: “Çocuğunuz ana sınıfındayken ya da birinci, ikinci ya da üçüncü sınıftayken size çok iş düşüyor. Onlarla oturup başbaşa ders ve ödev yapmanız gerekiyor.” İnternet eğitimi giderek yaygınlaşıyor. İnternet eğitimi ve malzemeleri sağlayan en büyük şirketlerden biri olan K12’den yetkili Jeff Kwitowski: “Amerika’da 250 binden fazla öğrenci tam zamanlı olarak İnternet eğitimi alıyor. Firmamız ülke çapında yaklaşık 100 bin öğrenciye hizmet veriyor.” Lovell’ın öğretmeni Suzanne Conway, K12’ye katılmadan önce geleneksel dersliklerde öğretmenlik yapmış: “Bu sistem okullarında arkadaşları tarafından ezilen ya da diğer öğrenciler arasından sıyrılmayı başaramayan çocuklara çok uygun.” Ulusal Eğitim Birliği Başkanı Dennis Van Roekel ise İnternet eğitiminin kendisini kaygılandırdığını söylüyor: “Özellikle ilkokul seviyesinde yüzyüze öğretmen-öğrenci iletişimi çok önemli. Uzaktan eğitim büyümeye devam edecek. Yetişkinlerin bu sistemi iyi inceleyip öğrencilerin en çok faydalandığı alanlara yönelmeleri gerekiyor.” Anita Walls ise oğulları için en iyisinin İnternet’te eğitim olduğundan emin. 05 Mayıs 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
ABD'de İşsizlik Üniversiteli Gençleri Korkutuyor |
||||||||||||||||||||||||
İşsizliğin %8’in üzerinde olduğu Amerika’da üniversite eğitimi için onbinlerce dolar ödeyen öğrencilerin mezun olduktan sonra iş bulamaması çok ciddi bir sorun Amerika’da öğrencilerin üniversite borcu Nisan ayında 1 trilyon dolara çıkarak rekor kırdı. Üniversite kampüslerinde “Bir Trilyon Dolar Günü” adıyla gösteriler yapıldı, kredi borçlarının öğrenciler ve aileleri üzerindeki maddi baskısına dikkat çekildi. İşsizliğin %8’in üzerinde olduğu Amerika’da üniversite eğitimi için onbinlerce dolar ödeyen öğrencilerin mezun olduktan sonra iş bulamaması da çok ciddi bir sorun. Kate Duffy, Washington’daki Amerikan Üniversitesi’nde sahne eğitimi almış. Mezun olmasına sadece bir ay var. Genç kız şöyle konuşuyor: "Hem mutlu, hem kaygılıyım. Öğrenciyken gelecekle ilgili kaygılardan uzaktım. Oysa şimdi arkadaşlarımın hepsi gibi ben de iş bulamamaktan korkuyorum." Duffy’nin arkadaşı Angela Miller da mezun olmaya hazırlanıyor. Müzik ve tiyatro alanında çalışmak isteyen gençlerin önceliği, iş bulmak. Çünkü mezun olduktan altı ay sonra öğrenci kredilerini ödemeye başlamaları gerekiyor. Amerika’nın en pahalı üniversitelerinden birinde okuyan Angela ve Duffy’nin toplam 400 bin dolar borçları var.Angela şunları söylüyor: ”Bunun ne anlama geldiğini ve bu kadar borcu nasıl ödeyeceğimi bilmiyorum. Herhalde ilk faturalar gelince şok olacağım." Üniversitenin İşletme Fakültesi, öğrencilere iş ararken yardımcı olmak amacıyla mülakat provaları, iş fuarları hazırlıyor. Fakülte Dekanı Lawrence Ward, lisans programlarının öğrencilerin iş bulmasına yardımcı olacak şekilde tasarlanmadığını söylüyor: "Öğrencilerimi, hayatları boyunca çalışabilecekleri şekilde hazırlamaya gayret ediyorum. Bu geleceğe yönelik bir yatırım. Mezun olur olmaz iş bulamayabilirsiniz ama doğru becerileriniz, doğru yetenekleriniz ve bilginiz varsa, eninde sonunda fırsatı yakalarsınız." İşletmecilik öğrencisi Alexandra Golomb, bu görüşe katılıyor: "Benim en çok önem verdiğim konu eğitim ve aldığım eğitimin mutlaka iş bulmama yardımcı olması gerektiğini düşünmüyorum. Amerikan Üniversitesi’nde aldığım eğitim bana çok şey öğretti." Fakültenin ses teknolojisi programının direktörü olan Paul Oehler ise, olaya farklı bir açıdan bakıyor, bütün mezunların iş bulmasını istiyor: "Mezun olan öğrencilerin her birine iş bulmak için çalışıyorum ve buluncaya kadar pes etmiyorum. Bunu bir sorumluluk ve görev sayıyorum. Bu eğitim için hepsi çok para ödedi, hepsinin kredi borcu var." Oehler’in öğrencilerinden Dara Hirsch, ne iş olursa olsun çalışmak istiyor: "Arkadaşlarımın çoğu dört, beş işte çalışıyor. Farklı işlerde çalıştıktan sonra istediğim gibi bir iş bulacağımı ve hayatımda bir denge kuracağımı biliyorum." Sahne Sanatları Bölümünde okuyan Kate Duffy, mezun olduktan sonra Washington’da kalmayı ve iyi bir iş bulmayı umuyor: "Bence en önemlisi, mutlu olmak ve hedefimizin peşinden koşmak. Yapmak istediklerimizi yapabilirsek mutlu olacağımıza inanıyorum." Kate Duffy, mezuniyete kadar öğrenci olmanın tadını çıkarmak istiyor ve iş hayatına atılmakta acele etmeyeceğini söylüyor. 5 Mayıs 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
LYS'ye Başvuracaklar Dikkat! |
||||||||||||||||||||||||
Lisans Yerleştirme Sınavları'na (LYS) başvurular yarın sona erecek. Yükseköğretime Geçiş Sınavı'nda (YGS) en az bir puan türünden 180 puan barajını aşan üniversite adayının katılacağı üniversiteye giriş sınavlarının ikinci aşaması Lisans Yerleştirme Sınavları'na (LYS) başvurular yarın sona erecek. LYS puan türleri ile öğrenci alan yükseköğretim programlarına girmek isteyen adayların, YGS'ye ek LYS'lerden tercih edecekleri yükseköğretim programları için gerekli olanlara da girmeleri gerekiyor. LYS için ayrı bir kılavuz bulunmuyor. 2012 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) Kılavuzu LYS'ler de dahil, ÖSYS sistemi ile ilgili tüm ilke ve kuralları içeriyor. Adayların başvuru yapmadan önce bu kılavuzu dikkatle incelemeleri gerekiyor. LYS'ye katılma hakkı kazanan adaylar, beş ayrı kategoride yapılacak LYS'den hangilerine gireceklerine karar verdikten sonra LYS ücretini Ziraat Bankası, Vakıflar Bankası, Halk Bankası, Akbank ve Kuveyt Türk Katılım Bankası'nın şubelerine yatırabilecek. Adaylar, katılacakları her bir LYS için 20 TL ödeyecek. Adaylar, sınav ücretini ödedikten sonra başvurularını bireysel olarak internetten veya başvuru merkezi olarak belirlenen okul müdürlüklerinden yapabilecek. İnternet konusunda deneyimli olmayan adayların, başvurularını başvuru merkezlerinden yapmaları öneriliyor. Başvuru merkezinden yapılacak başvuru işlemleri için 2 TL hizmet ücreti ödenecek. LYS'ler 81 il merkezi ve Lefkoşa'da yapılacak. Adayların LYS sınav merkezi tercihleri, LYS başvuruları sırasında alınacak. Adaylar girmek istedikleri LYS'lerin hepsine aynı merkezde girecek. Bunun için her adaydan 2 sınav merkezi tercihi alınacak. Başvurusunu internet üzerinden bireysel olarak yapacak adayların ''Başvurunuz sistem tarafından başarıyla kabul edilmiştir'' uyarısını mutlaka görmeleri ve yazıcıdan çıktı almaları gerekiyor. Sınav Beş Oturumda Yapılacak LYS, 16-17 Haziran ve 23-24 Haziran 2012 tarihlerinde toplam beş oturumda yapılacak. LYS'lerde her test için ayrı soru kitapçığı kullanılacak. Bir test için tanınan süre bittiğinde ilgili teste ait soru kitapçıkları toplanırken ve diğer teste ait soru kitapçıkları dağıtılırken ara verilmeyecek. Matematik Sınavı (LYS-1) 16 Haziran Cumartesi günü saat 10.00'da tek oturumda yapılacak ve 120 dakika sürecek. LYS-1'de matematik ve geometri testleri bulunacak. Matematik testinde 50 soruya 75 dakika, geometri testinde ise 30 soruya 45 dakika cevaplama süresi verilecek. Geometri testindeki soruların 8'i analitik geometri sorusu olacak. Fen Bilimleri Sınavı (LYS-2) 24 Haziran Pazar günü saat 10.00'da tek oturumda yapılacak ve 135 dakika sürecek. LYS-2'de fizik, kimya ve biyoloji testleri yer alacak. Testlerde 30'ar soru bulunacak ve 45'er dakika cevaplama süresi verilecek. Edebiyat-Coğrafya Sınavı (LYS-3) 23 Haziran Cumartesi günü saat 10.00'da tek oturumda yapılacak ve 120 dakika sürecek. LYS-3'te Türk dili ve edebiyatı, coğrafya-1 testleri yer alacak. Türk dili ve edebiyatı testinde 56 soruya 85 dakika, coğrafya-1 testinde 24 soruya 35 dakika cevaplama süresi verilecek. Sosyal Bilimler Sınavı (LYS-4) 17 Haziran Pazar günü, saat 10.00'da tek oturumda uygulanacak ve 135 dakika sürecek. LYS-4'te tarih, coğrafya-2, felsefe grubu testleri yer alacak. Tarih testinde 44 soruya 65 dakika, coğrafya-2 testinde 16 soruya 25 dakika, felsefe grubu testinde 30 soruya 45 dakika süre verilecek. Felsefe grubu testinde 10 psikoloji, 10 sosyoloji ve 10 mantık sorusu bulunacak. Yabancı Dil Sınavı (LYS-5) 16 Haziran Cumartesi günü saat 14.30'da tek oturumda uygulanacak ve 120 dakika sürecek. LYS-5, İngilizce, Almanca ve Fransızca olmak üzere 3 dilde yapılacak. Adaylara 80 soru sorulacak. Bu testlerde kelime bilgisi ve dil bilgisi, çeviri ve okuduğunu anlama ile ilgili sorular yer alacak. Aday, LYS başvurusunda belirttiği yabancı dilden sınava girecek. Tüm sınavlardaki testler, ayrı soru kitapçıklarında bulunacak, ancak tek cevap kağıdı kullanılacak.
LYS Puanlarının Hesaplanması LYS'de uygulanan testlere verilen cevaplar her test için ayrı ayrı değerlendirmeye alınacak. Adayın katıldığı her sınavda yer alan her test için bir standart puan hesaplanacak. Hesaplanan standart puanlar, testlerin ağırlık oranları kullanılarak Ağırlıklı LYS puanları (ALYS) hesaplanacak. ALYS puanlarından her biri kendi içinde en küçüğü 100, en büyüğü 500 olan puanlara dönüştürülerek LYS puanları oluşturulacak. ALYS puanları LYS puanlarına dönüştürülürken ilgili testlerin her birinden soru sayısının yüzde 20'si oranında ham puan alan adayların 180 LYS puanı almaları sağlanacak. LYS'de 180 ve üzeri puan alanlar, LYS puan türleri ile öğrenci alan lisans programlarını tercih edebilecek. LYS'de 180 ve üzeri puanı olmayan adayların sadece meslek yüksekokulu ön lisans programları, bazı açık öğretim programları ve YGS puanı ile öğrenci alan lisans programlarını tercih etme hakları bulunacak. Bu adayların LYS puanı ile öğrenci alan lisans programını tercih etme hakları bulunmuyor. LYS sonuçları internet aracılığıyla internetten adaylara duyurulacak. Adaylar sonuçlarını, TC kimlik numaraları ve şifreleri ile ÖSYM'nin ''http://sonuc.osym.gov.tr'' internet adresinden öğrenebilecek. Adaylara ayrıca sonuç belgesi gönderilmeyecek. Sonuçlarda, her testteki doğru ve yanlış cevap sayısı, LYS puanları ve başarı sıraları, YGS puanları ve başarı sıraları, OBP ve AOBP'leri, yerleştirme puanları ve başarı sıraları yer alacak. Sonuç bilgisinde bir adayın yerleştirmede kullanılmayacak puanları yer almayacak. YGS ve LYS'lere giren adaylar ile sınavsız geçişe başvuran adayların yükseköğretim programlarına yerleştirme işlemleri merkezi olarak bir defada yapılacak. 29 Nisan 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Fen-Edebiyat Fakültesi Mezunlarına Müjde |
||||||||||||||||||||||||
|
YÖK'ün fen-edebiyat mezunlarına öğretmenlik yolunu tekrar açacağı belirtiliyor. Öğretmen olma yolları kapatılan 400 bin fen-edebiyat fakültesi öğrencisine müjdeli haber geldi.
Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Naci Cangül, YÖK'ün 3 Mayıs'taki toplantıda fen-edebiyat, dil tarih coğrafya ve ilahiyat fakültelerinde pedagojik formasyonu kaldıran düzenlemeyi değiştireceğini söyledi. Fen-edebiyat fakültesi öğrencilerine öğretmenlik yolunun kapanmaması için üç yıldır YÖK nezdinde görüşmelerde bulunan Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Naci Cangül, yasak kararının haziran ayında yapılacak Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) sonrasında tercihlerini yapacak olan 100 binlerce öğrencinin ve yakınlarının da kafasını karıştırdığını aktardı. "4+4+4" İle Öğretmen İhtiyacı Artacak Geçtiğimiz günlerde yasalaşan yeni kademeli eğitim sistemiyle (4+4+4) özellikle liselerde öğretmen ihtiyacının artacağına dikkat çekerken, "Gerek fen-edebiyat gerekse eğitim fakülteleri 'garanti öğretmen yapacağım' diye çocukları almıyor. Nihayetinde mezun olduktan sonra KPSS ve benzeri sınavlar var. Fen-edebiyat mezunları için 90-95 puan alamayanlar zaten öğretmen olamıyor. Kaldı ki 4+4+4 sisteminde binlerce öğretmen ihtiyacı doğacak." dedi. "3 Mayıs'ta Toplantıda Konu Ele Alınacak" Prof. Dr. Cangül, son 20 yılda uygulanan politikaların ve anlık kararlar neticesinde ortaya çıkan hızlı değişimlerin öğretmen yetiştirmede yanlışlara yol açtığını dile getirdi. İsmail Naci Cangül şunları kaydetti: "Eğitim fakültelerinde fizik, kimya, biyoloji, matematik, felsefe grubu, Türkçe, tarih ve coğrafya alanlarında ortaöğretim öğretmenliklerinin, ilköğretimde de matematik, fen bilgisi ve sosyal bilgiler öğretmenliği gibi alanlarda ikinci eğitimler kapatıldı. Eğitim fakülteleri tarafından diğer fakülte mezunlarına verilen pedagojik formasyon sertifika programlarının yenilerinin açılmamasına karar verildi. Tüm bunların amacı, öğretmen yetiştirme konusuna bir düzenleme getirmek. 3 Mayıs ve sonrasındaki YÖK toplantılarında en önemli konuların başında gelen öğretmen yetiştirme konusu sağlıklı bir çözüme kavuşturulacak. YÖK Genel Kurulu üyeleriyle yaptığımız görüşmelerde konunun 3 Mayıs ve devamındaki toplantılarda kesinlikle çözüleceği bilgisi yer alıyor. Fen-edebiyat fakültelerinin de ağırlıklı olarak içinde olacağı bir çözüme ulaşılacağı söylendi." "1 Milyon 260 Bin 795'i Fen Bilimleri Testinde Sıfır Çekti" Cangül'ün verdiği bilgiye göre 2012 YGS'ye giren 1,8 milyon öğrenciden 1 milyon 260 bin 795'i fen bilimleri testinde, 870 bin 80'i matematik testinde, 253 bin 918'i sosyal bilimler testinde, 31 bin 249'u da Türkçe testinde sıfır çekti. Cangül, bu rakamların son yıllardaki öğretmen yetiştirme politikalarının sonucu olduğunu dile getirerek, altyapı ve insan kaynakları çok daha zengin olan fen-edebiyat fakültelerinin formasyon desteğiyle en iyi öğretmenleri yetiştirebileceğini ifade etti. 29 Nisan 2012
Fen-Ed. Fakültesine Öğretmenlik Yolu Kapandı Fen-Edebiyat Fakültesi öğrencileri için pedagojik formasyon programı kaldırıldı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 5 Nisan’da aldığı karar ile fen edebiyat fakültesi öğrencilerinin aldığı pedagojik formasyon programını kaldırdı. Fen ve edebiyat fakülteleri öğrencilerinin veya mezunlarının öğretmen olmasını sağlayan sistemin kalkmasının gerekçesi ise bu bölümlerde ortaya çıkan öğretmen fazlası gösterildi. Karara göre, yeni pedagojik formasyon sertifika programları açılmayacak. Daha önce açılan programlar ise, mevcut öğrencilerin işlemleri bittikten sonra kapatılacak. 184 fen ve edebiyat fakültesinde okuyan 200 bin öğrenciden pedagojik formasyon alanlar karardan etkilenmeyecek. 24 Nisan 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
AB programlarına 55 bin öğrenci gidecek |
||||||||||||||||||||||||
AB Bakanı Egemen Bağış, bu yıl AB ile birlikte yürütülen eğitim programları kapsamında 55 bin öğrencinin Avrupa ülkelerine ücretsiz gönderileceğini açıkladı. İSTANBUL - Avrupa Birliği (AB) Bakanı Egemen Bağış, geçtiğimiz gün yaptığı açıklamada bu yıl AB ile ortaklaşa yürütülen çeşitli eğitim programları kapsamında 55 bin öğrencinin Avrupa ülkelerine ücretsiz gönderileceğini söyledi. Bağış 'Hayat Boyu Öğrenme ve Gençlik Programları' projesi hakkında bilgi verdi. AB Komisyonu ile yürüttükleri çetin ve kararlı müzakereler sonucunda programların 2012-2013 yıllarına ait bütçelerinin yüzde 40 oranında artırıldığını kaydeden Bağış, "Şu an yılda yaklaşık 43 bin olan yararlanıcı sayısının da bu yıl 50 bini aşacağını ve 55 bin rakamına ulaşabileceğini öngörüyoruz." dedi. Zaman gazetesinin haberinde “Hayatboyu Öğrenme”nin altında eğitim kurumlarının yakından tanıdığı Erasmus, Comenius, Leonardo da Vinci ve Grundtvig programlarının yer aldığını belirten Bağış, resmi adı Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı olan ama kamuoyunda ''Ulusal Ajans'' diye bilinen kurumun, bakanlıkların yeniden yapılandırılması kapsamında kurulan Avrupa Birliği Bakanlığı'nın ilgili kuruluşu haline geldiğini belirtti. Bu yıl eğitim için 55 bin kişinin gönderilmesinin tamamen AB fonları ile değil, yüzde 35-40 oranında Ulusal Ajans fonları ile gerçekleşeceğini aktardı. Bakan Bağış, kurulduğu günden bu yana Ulusal Ajans'ın programlarından 250 bin kişinin faydalanmış olmasının esasen Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini sorgulayanlara verilebilecek en anlamlı cevaplardan biri olduğunu ifade etti. 2004 yılından bu yana 10 binden fazla projeye hibe desteği veren Ulusal Ajans'ın Türkiye'de proje kültürünün gelişmesine de önemli bir katkı sunduğunu söyledi. 2011 yılı itibarıyla kurumun dağıttığı hibe miktarının, 77,5 milyon Euro olduğunu belirtti. Programlara gösterilen talebin yüksekliği sebebiyle bu miktara ek olarak 2011 yılında yararlanıcılara ulusal kaynaklardan 6 milyon Euro'luk ek hibe dağıtımını gerçekleştirdiklerini anlattı. Türk üniversitelerinin uluslararası hareketliliğinin, Erasmus programı ile büyük oranda arttığını ve yılda 12 bini aşan bir öğrenci sayısına ulaşıldığını dile getirerek, ayrıca bugüne kadar yaklaşık 12 bin üniversite personelinin de yurtdışında ders verdiğini veya eğitim aldığını kaydetti. 28 Nisan 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
İngilizce değil, İş İngilizcesi |
||||||||||||||||||||||||
Başarısız bir iş görüşmesi ya da kaçırılan bir iş bağlantısı, İngilizce'nin sınırlarını öğrenmek için yaşanabilecek en kötü tecrübelerden biridir. Önlem alınmazsa 'kalıcı hasar' bırakabilir. Bu yüzden bir an evvel profesyonel yardım almak gerekiyor. ESP Kurumsal İngiltere’deki örnekleri gibi sadece profesyonellere yönelik ancak Türkiye'de bu hizmeti veren tek kurum. Sınıflarda 4 ile 10 arasında değişen mevcut ile eğitim veriliyor. Genel İngilizce, İş İngilizcesi, Uzmanlık İngilizcesi eğitimlerinin yanı sıra sadece bazı üniversitelerde olan MBA Hazırlık Programı’nı da sunuyor. Merkezin en çok öne çıkan kursları ise London School of English ile birlikte verdiği Hukuk İngilizcesi, İnsan Kaynakları İngilizcesi ve Finans İngilizcesi gibi tematik eğitimler. Business English UK Business English UK, İngiltere'de İş İngilizcesi eğitim almak isteyenlere rehberlik eden bir sivil toplum kuruluşu. İngiltere'deki okulların standartlarını denetleyen kuruluş, dünya çapındaki çözüm ortakları ile profesyonellerin İş İngilizcesi eğitimine yön veriyor. BULATS BULATS, çalışanların İngilizce bilgi seviyelerini ölçmek için yapılan bir İş İngilizcesi sınavıdır. Bugün artık birçok şirket işe alım, kariyer planlaması veya terfiler sırasında BULATS ile değerlendirme yapıyor. Cambridge Üniversitesi’nin hazırladığı ve değerlendirdiği sınav yazılı veya bilgisayar tabanlı yapılabiliyor. Alcatel, BP, Citibank, Eczacıbası, IBM, Nokia, Pfizer, Philips, Vodafone ve Volvo gibi binlerce şirketin artık işe alım sürecinde dikkate aldığı kiriterlerden biri BULATS. Günümüzde artık İngilizce bilmemek neredeyse Türkçe bilmemekle eşdeğer hale geldi. Değil bire bir iş yapmak, rakipleri takip etmek sektördeki gelişmelere dair fikir sahibi olmak için iyi derecede İngilizce okur yazar olmak gerekiyor. Ancak iyi bir iş adamı olmak için bir dile sahip olmak değil onu nasıl kullanacağını bilmek de önemli. Bazen ‘iyi İngilizce’ ile kurulan bir cümle karşı tarafta istenilen etkiyi yaratmayabilir. Çünkü artık ihtiyaç duyulan şey İngilizce değil ‘İş İngilizcesi’ (Business English). Bu noktada imdada uzmanlaşmış okullar ve kurslar yetişiyor. Bu kurumlar sadece grammer ve konuşma eğitimi vermiyor. Sunuş tekniklerine kadar birçok konuda destek oluyor ve en önemlisi kendinizi doğru ifade etmek için dilin inceliklerini öğretiyor. Türkiye’de bu işi en iyi yapan kurumlardan biri ESP İngilizce Eğitim Merkezi. ESP’nin öne çıkan özelliği ise Business English UK (BE-UK) ile yaptığı işbirliği. BE-UK, ‘İş İngilizcesi’ ve Mesleki İngilizce alanında uzmanlaşmış, İngiltere’deki en seçkin eğitim kurumlarını çatısı altında birleştiren bir organizasyon. İngiliz Hükümeti’nin desteklediği British Council’la da işbirliği içinde. İş adamlarının, yöneticilerin ya da yönetici adaylarının İngilizcelerini anavatanında geliştirmek için başvuracağı en etkili yöntem BE-UK Türkiye çözüm ortağı ESP’den yardım almak.
BE-UK, eğitim kalitesini, konaklama standartlarını onaylamadığı kurumları bünyesine almıyor. Eğitim Kurumları sık sık BE-UK tarafından kontrol ediliyor. Sarah Wang uzun yıllardır bu işi yapıyor. Üye okullar tarafından titizliği ile bilinen Sarah, güleryüzlü çehresini tamamlayan yuvarlak çerçevelerinin ardından otoritesini ve dikkatini sürekli hissettiriyor. Çoğu kişinin gözünden kaçan ayrıntılar ondan soruluyor. Gelelim BE-UK üyesi okullara. LONDRA’NIN KALBİNDE EĞİTİM: INTERNATIONAL HOUSE Londra’yı ziyaret edenlerin ilk duraklarından Covent Garden’ın yani Başkent’in renkli semtlerinden birinde eğitim olanağı. Üstelik İngiltere’nin en büyük eğitim kurumları arasında gösterilen bir çatı altında. Her yıl 140 ülkeden 7 bini aşkın kişinin tercihi önemli bir referans olsa gerek. Ancak bununla yetinmeyenler için öğretim kadrosuna dair parantez açmakta fayda var. İngilizce öğrenirken sayfalarını aşındırmaktan bıktığınız Cutting Edge serisinin bazı yazarları da International House’dan. Executive Centre’ın yöneticisi Maurice Cassidy’nin onların artık aralarında olmadığını anlatırken yaptığı “Pasifik’te satın aldıkları adalarında erken emekliliklerinin tadını çıkarıyorlar” espirisine gülerken “Acaba?” demeden edemiyor insan.
Londra’nın en hareketli bölgesini seçmelerinin özel bir nedeni var: Sosyal yaşam. Bire bir çalışma veya en fazla 6 kişilik gruplarla verilen eğitimin yanı sıra okul, öğrencilerine unutamayacakları bir de sosyalleşme olanağı vaat ediyor. Londra’nın dünyaca ünlü tiyatroları, müzikalleri ya da ilgili olanlar için Premier League maçları için biletler. Üst düzey konukları için Covent Garden’da rezidans seçeneği sunan okul, daha mütevazi seçimleri de gözardı etmiyor. İsteyenler okula en fazla 40 dakika uzaklıkta yaşayan ailelerin yanında da kalabilir. Size de aynı uyarıyı yapacaklar ama hatırlatmakta fayda var aile yanında kalmak her zaman daha yararlı. Okul verdiği kaliteli eğitim sayesinde dünyanın her köşesinden gelen farklı öğrencilerin önemli bir zenginlik olduğu görüşünde. İstanbul’u ve Türkiye’yi yakından tanıyan okul yöneticelerinden Martin Lemon’a göre dil öğrenirken farklı kültürleri tanımak iş dünyasında eşsiz bir tecrübe: “Böyle bir ‘networking’i bu kadar kısa sürede başka hiçbir yerde elde edemezsiniz.” Okulun en çok övündüğü yönlerinden biri de tematik eğitimler. Hukuk, pazarlama, havacılık, denizcilik alanlarında özel İş İngilizcesi programları her yıl yüzlerce mezun veriyor.
ROMANTİK BİR YOLCULUK: THE LONDON SCHOOL OF ENGLISH 1999 yapımı Notting Hill filmi yani Türkçe’ye uyarlanan ismiyle ‘Aşk Sınır Tanımaz’ Londra’nın eski semtlerinden birinin kaderini sonsuza kadar değiştirdi. Uzun söze gerek yok ESP’den Neville Wells, iki ülkeyi de iyi bilen biri olarak durumu gayet iyi özetliyor: “Notting Hill, Cihangir’e benziyor 20 yıl önce kaderine terkedilmiş bir semtti. Şimdi romatizmin simgelerinden biri. Bir daire bile servet değerinde...” Notting Hill'de Anna Scott ile Will Thacker'ın imkansız aşkının izlerine bugün bile rastlamak mümkün. Öğrenirken bu romantizmden solumak isteyenler için de The London School of English tam bu semtin göbeğinde. 3-4 yüzyıllık yüksek tavanlı klasik İngiliz tarzında binada hizmet veren okulun kapısından girince dış görüntüsünün aksine modern bir kurumla karşılaşmak şaşırtıcı. Tarihi 100 yıl geriye giden okulun en çok övündüğü şey tecrübesi. “Genç ve dinamik eğitim kadromuz sayesinde...” gibi süslü cümleler sevilmiyor burada.
Okul yöneticilerinden Neil Futerill, övünerek vurgu yapıyor: “Öğretmen kadromuzun yaş ortalaması 44. Biz eğitimci olarak kendisini ispatlamamış hiç kimseyi kadromuza almıyoruz. Bir eğitimcinin en çok olgunluk döneminde yararlı olacağı görüşündeyiz...” Zaten okullarına eğitim için gelen profesyonellerin yaş ortalaması da 36. Hedef kitle profesyonel olunca eğitimcilerin de onlar kadar tecrübeli olması gerekiyor. Bu yüzden okul bünyesinde hukuk alanında uzmanlaşmış öğretmenler bile var. Ancak okulun kapıları genç profesyonellere ve genel İngilizce öğrenmek isteyenler için de ardına kadar açık. Londra’daki okullar arasında restoranı ile ünlü The London School of English’in manzarası da huzur verici. Holland Park Lawn Tenis Kulübü ayaklarınızın altında. Kahvenizi yudumlarken raketlerden gelen etkileyici sesler yavaş yavaş yorgunluğunuzu alıveriyor.
Bu kadar güzelliğin elbette iyi bir bedeli var. Neil, bu konuda da iddialı “Pahalı ancak etkili...” GELENEKSEL SEVENLER İÇİN: KINGSWAY ENGLISH CENTER “Küçük bir kentte geleneksel İngiltere’yi iliklerime kadar hissederek mükemmel bir organizasyonla sadece İngilizce’ye yoğunlaşmak istiyorum” diyenlerin adresi, Worcester. Sue ve Rick Johns’un aile sıcaklığını sonuna kadar hissettirdiği bir okul burası. Ama yanlış anlaşılmasın, Kingsway’de çıta çok yüksek. Her şey son derece planlı, okulun içinde gezerken laboratuvarlardaki kulaklıkların bile simetrik olduğunu farketmek çok şaşırtıcı.
Okulu gezmek için gelenlerin gözünü boyamak için yapılmış bir makyaj değil, bu Johns’ların yaşam stili. Ve hayatının büyük bir bölümünü (hafta sonları tadilat işleriyle uğraşacak kadar) buraya adamış bir çiftin eseri. Londra’ya iki saat uzaklıktaki okul, aynı anda en fazla 45 öğrenciyi kabul ediyor. Rick, kaliteyi korumak için limit koymak zorunda olduklarını söylüyor. Eğitim seviyesini belli bir çıtanın altına düşürmemek için 21 yaşın altındakileri de kabul etmiyorlar. Rick, “Burayı sıfırdan kurduk bu yüzden iş hayatında mücadele edenlerin halinden anlarız” derken profesyonel öğrencileriyle ne kadar yakından ilgilendiklerini anlatmaya çalışıyor. Bu yüzden haftalık programlarının bir bölümünü teke tek derse ayırıyorlar.
HAYATA İNGİLİZCE MOLASI: OISE SHERBOURNE PRIORS Güney İngiltere’nin en güzel köşelerinden birinde kent hayatından uzakta tatil tadında yoğun bir İngilizce kursu. İster çiftlik evi, ister bir butik otel, isterseniz doğanın ortasında bir eğitim kampı. Bir gün yolunuz düşerse tanımlamak neden bu kadar zor anlayacaksınız. Kursun Türk konuklarından ünlü bir avukat ilk geldiğinde kurs ve otel kelimelerinden bir lakap türetmiş: COUR-TEL. Kent dışında olduğu için tüm ihtiyaçlarınız Sherbourne Priors'da karşılanıyor. Amaç, öğrencilerin eğitimleri dışında hiçbir şeyle ilgilenmemeleri.
Tek kişilik butik odaları gezerken aşağıdan gelen nefis kokuları farkedince Candy van Olst hemen araya giriyor ve şeflerin marifetlerinden bahsediyor. Kursun en önemli özelliği maksimum 4 kişilik gruplarla verilen yoğun eğitim. Aynı anda en fazla 13 kişinin kabul edildiği kursta gün içinde bire bir eğitime ayrılmış saatler var. Akıcı bir İngilizcesi olmayan veya dili nasıl kullanacağını bilmeyen profesyonellere bu açıklarını gidermek için her hafta sunum ödevi veriliyor. Sunum yapılırken de kaydediliyor daha sonra bir öğretmen eşliğinde kritiği yapılıyor. Warwick ile Shakespeare'in doğduğu Stratford-upon-Avon'a 15 dakika uzaklıktaki okul, rakiplerine göre oldukça pahalı. Candy, bunun büyük bir fatura olarak görülmesine karşı çıkıyor: “Geleceğe yönelik bir yatırım olarak görmeliler...”
KÜLTÜREL YOLCULUK: INLINGUA LANGUAGE SCHOOL Spa, müzik festivalleri, at yarışlarıyla ünlü Cheltemham’a girerken dikkati çeken ilk şey ise Hükümetin dinleme servisi (GCHQ) yani ‘Büyük Kulak’ın gizemli karargahı. Ancak kent sokaklarına dalınca bu gizem yerini keyifli bir tura bırakıyor. Sağlık, kültür ve mühendislik anlamında ülkenin başarılı profesyonellerinin toplandığı kent zengin bir insan kaynağına sahip. Bu da kenti sürekli dinamik tutuyor. Kentin en önemli İş İngilizcesi eğitimi veren kurumu Inlingua. Okulun profesyonellere sunduğu eğitimin öne çıkan yönü ise rol paylaşımı oyunu.
Kural gayet basit, diyalogları belli olmayan bir senaryoyu oluşturan roller paylaşılıyor ve oyun başlıyor. Inlingua’da bire bir eğitime önem veriliyor. Bunu da yaparken öğretmenler arasında bir rotasyon uygulanıyor. Böylece farklı tarzlarla eğitimin monotonlaşmasının önüne geçilmek isteniyor. Burası da öğrencilere ve profesyonellere aile yanında kalmayı öneriyor. İş İngilizcesi kursu için gelenlerin otel ya da rezidans seçeneğini çoğunlukla kişisel banyo ve tuvalet için tercih etttiğini ancak aile yanında kalmanın daha faydalı olduğunu vurguluyorlar. İNGİLİZCE’NİN STANDARTLARINI BELİRLEYEN MERKEZ: CAMBRIDGE ESOL
Bir kent düşünün sokaklarında gezerken yüzünüze sanki rüzgar değil de bilgi parçacıkları çarpıyor. Herhalde 1209 yılında Oxford’dan ayrılarak üniversite kurmak için bugünkü kentin bulunduğu bölgeye yerleşenler bile yüzyıllar sonra dünyanın en iyi beş üniversitesinden birinin temellerini attığını hayal etmemiştir. Resmi adıyla Cambridgeshire bugün artık sadece yüksek öğretim anlamında değil İngilizce eğitiminde de rakipsiz bir kent. Pek bilinmeyen yanı ise dünyanın en değerli İngilizce yeterlilik belgelerinin burada veriliyor oluşu. Cambridge Üniversitesi’nin bir kuruluşu olan ESOL, tam bir test fabrikası. Koridorlarda dolaşırken buğulu camların arkasında göze çarpan manzara bunun en güzel kanıtlarından biri: Perdeye yansıyan bir soruya konsantre olmuş 10’u aşkın uzman üzerinde tartışıyor. İnsan ‘Bir süre sonra yüzbinlerce kişiyi terletecek bu soru üzerinde ne kadar konuştular acaba’ diye düşünmeden edemiyor. Yaklaşık 400 kişi durmadan çalışarak IELTS (Uluslararası İngilizce Testi), ILEC (Uluslararası Hukuk İngilizcesi) ve BULATS (İş İngilizcesi) gibi sınavları hazırlıyor. Sonra milyonlarca kişi 2 bin 700 sınav merkezinde İngilizcelerini ispatlamak için ter döküyor. 28 Nisan 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
İLGİLİ LİNKLER: -
ESP İngilizce Eğitim Merkezi (İstanbul) |
||||||||||||||||||||||||
|
Başvuruda "Kabul Edildi" Uyarısını mutlaka Görün! |
||||||||||||||||||||||||
Başvuruyu internette yapacakların 'kabul edildi' uyarısını görmeleri gerekiyor. Lisans Yerleştirme Sınavı başvuruları bugün başlıyor. Başvurularda son gün, 30 Nisan pazartesi günü. Adayların LYS'ye başvurabilmeleri için Yükseköğretime Geçiş Sınavı'dan 180 ve üzeri puan almış olmaları gerekiyor. LYS için ayrı bir kılavuz bulunmuyor. 2012 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi Kılavuzu, LYS'ler ile ilgili tüm ilke ve kuralları içeriyor. Adayların başvuru yapmadan önce bu kılavuzu dikkatle incelemeleri gerekiyor. Adaylar, beş ayrı kategoride yapılacak LYS'den hangilerine gireceklerine karar verdikten sonra belirlenen banka şubelerine her bir LYS için 20 TL ödeyecek. Adaylar, sınav ücretini ödedikten sonra başvurularını internetten veya başvuru merkezi olarak belirlenen okul müdürlüklerinden yapabilecek. Başvurusunu internetten yapacak adayların, ''Başvurunuz sistem tarafından başarıyla kabul edilmiştir'' uyarısını mutlaka görmeleri ve yazıcıdan çıktı almaları gerekiyor. Başvuru süresi, 30 Nisan Pazartesi günü sona erecek. LYS'ler 81 il merkezi ve Lefkoşa'da 16-17 Haziran ve 23-24 Haziran 2012 tarihlerinde toplam beş oturumda yapılacak. 24 Nisan 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
YGS'de Sıfır alan öğrencileri de dinlemeli |
||||||||||||||||||||||||
Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nda (YGS) ”sıfır” puan alan öğrenciler, sınav süresinin kısa olmasının başarısızlığa neden olduğunu ifade ettiler. Sınavda ”sıfır” puan alan 50 bin 850 öğrenciden biri olan, Taşköprü Mustafa Sıtkı Erkek Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi Bilişim Teknolojileri Bölümü 12. sınıfı öğrencisi İsmail Dönmez, AA muhabirine, sınav sonucunu değerlendirdi. Özellikle paragraf sorularının çok uzun olduğundan yakınan Dönmez, ”Sınav süresi azdı, bu nedenle başarısız oldum. Sınav sonuçlarına baktığımızda da bu sonucu görüyoruz. Türkiye’ye bakıldığında 50 binin üzerinde başarısız öğrencinin bulunması, eğitim sistemimiz açısından üzücü bir durum” dedi. Dönmez, sınava yeteri kadar çalışamadığını belirterek, okuldaki sınavlarının fazlalığı ve 3 gün staj yapıp 2 gün okula gitmesi nedeniyle yeterince hazırlanamadığını bildirdi. Soruların geçen yıllara göre uzun ve zor olduğunu savunan Dönmez, sınav sonrası barajı aşmayı ümit ettiğini ancak bunun gerçekleşmediğini dile getirdi. Aynı sınıfta okuyan ve sınavda ”sıfır” puan alan Mehmet Şekercioğlu da, haftanın 3 günü staja gittiğini, boş zamanlarında ise köyle ailesine yardımcı olmak zorunda kaldığını söyledi. Barajı geçmeyi beklediğini ancak bu sonucun kendisini üzdüğünü ifade eden Şekercioğlu, paragraf sorularının uzun olduğunu ileri sürdü. Şekercioğlu, okul hayatında sınava yönelik hazırlanmamalarının da bu sonucu doğurduğunu kaydetti. Sınıflarındaki 18 öğrencinin 6’sının ”sıfır” puan aldığını bildiren Şekerlioğlu, önceki yıllarda sınava girecek öğrencilere 1 ay izin verildiğini ancak bu yıl yapılmamasının da kendilerini bir nebze olsa engellediğini iddia etti. Sınavda 160 puan alan Hasan Kökyay ise bu sonucun beklediğinden düşük olduğunu söyledi. Sınav esnasında bir öğrencinin bayıldığını ve bunun konsantrasyonlarını bozduğunu belirten Kökyay, sonucun kendisini üzdüğünü anlattı. Kökyay, ”Bu sene bizim için de iyi bir tecrübe oldu fakat seneye daha iyi hazırlanıp daha iyi bir sonuç almak için uğraşacağım” şeklinde konuştu. 20 Nisan 2012
YGS Türkiye Birincisi Belli Oldu YGS sınav sonuçları açıklandı. Birinci Konya ve Osmaniye'den çıktı. Tüm puan türlerinde Osmaniye TOBB Fen Lisesi'nden Sümeyye Nur Satin ile Özel Merve Büyükkoyuncu Fen Lisesi'nden Abdullah Coşkun birinci oldu Sümeyye Nur Satin ve Abdullah Coşkun tüm puan türlerinden 500 tam puan aldı. Sınava giren 1 milyon 837 bin 344 adaydan 50 bin 805'inin puanları hesaplanmadı. En başarılı iller sıralamasında Ankara ve Burdur başı çekti. Hakkari, Şırnak ve Van en az başarılı iller oldu. Testlerden tümünü doğru cevaplayan Türkçe'den 929, Sosyal Bilimler'den 56, Temel Matematik'ten bin 316, Fen Bilimleri'nden 437 aday çıktı. YGS Sonuçları Açıklandı 2012 Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) sonuçları açıklandı. Adaylar, http://www.osym.gov.tr veya http://sonuc.osym.gov.tr internet adreslerinden TC kimlik numaraları ve şifreleri ile sonuçları öğrenebilecek. ÖSYM Başkanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, 1 Nisan 2012'de yapılan sınavın sonuçların saat 06.00 itibarıyla açıklandığı bildirildi. ''Sınava katılan 1 milyon 837 bin 737 adayın sınav sonucunu öğrenme taleplerini zamana yaymak amacıyla sonuçların açıklanması için saat 06.00 tercih edilmiştir'' ifadelerine yer verilen açıklamada, adayların sınav sonuçlarını http://www.osym.gov.tr veya http://sonuc.osym.gov.tr internet adreslerinden TC kimlik numaraları ve şifreleri ile öğrenebileceği belirtildi. Açıklamada, şunlar kaydedildi: ''2012-YGS Sınav Sonuç Belgesi basılmayacak ve adayların adreslerine gönderilmeyecektir. Sınava giren adayların soru kitapçıkları ile cevap kağıtları bugün saat 16.00'dan itibaren erişime açılacaktır. Adaylar kendi cevap kağıtlarının görüntüsünü, ÖSYM'nin http://ais.osym.gov.tr internet adresinden TC kimlik numaraları ve şifreleri ile edinebileceklerdir. Ayrıca; sınavda kendi cevap kağıtlarına kodladıkları soru kitapçığı numarasına ve bu kitapçıkta yer alan sorulara da http://skgs.osym.gov.tr internet adresinden TC kimlik numaraları ile erişebileceklerdir. Adaylar, sisteme giriş yaptıktan sonra, ilgili sınavı ve görüntülemek istedikleri soru numarasını seçtiklerinde ekranda soru kökünü, cevap seçeneklerini ve sorunun doğru cevabını görebileceklerdir. Bu uygulama, adayı bilgilendirme amacıyla yapılmaktadır. Görüntülenen sayfa belge niteliği taşımaz. Her türlü değerlendirmede ÖSYM sisteminde kayıtlı bilgiler esas alınır.'' Açıklamada, 2012 LYS başvurularının 24–30 Nisan tarihlerinde yapılacağı da belirtildi. 20 Nisan 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Yabancı öğrenciler önem kazandı |
||||||||||||||||||||||||
Yabancı öğrenciler Almanya'da kalmıyor Nitelikli işgücü açığı bulunan Almanya’nın, üniversitelerinden mezun olan yabancı öğrencileri ülkede tutması için yapması gereken çok şey var. İşte bunu ortaya koyan araştırmanın ayrıntıları. Alman Vakıfları Göç ve Uyum Bilirkişi Konseyi’nin Berlin’de kamuoyuna tanıttığı araştırma kapsamında, beş Avrupa ülkesinde okuyan yabancı öğrencilere, mezuniyet sonrası okudukları ülkede kalıp kalmak istemedikleri soruldu. Genel olarak, öğrencilerin üçte ikisi bu ülkelerde kalıp çalışmak istediklerini dile getirdi. Ancak Almanya’dan ankete katılanların sadece dörtte biri kalmak istediğini belirtti. Türkiye’de, özellikle İstanbul’da yabancı öğrencilerin sayısının arttığı gözleniyor. 2010-2011 öğretim yılında Türkiye’deki üniversitelere 7 bin 39 yeni yabancı öğrenci kayıt yaptırdı. (01.03.2012) Konseyin araştırma direktörü Gunilla Fincke, ankete dâhil edilen beş ülkenin hiçbirinin -Fransa, Almanya, İngiltere, Hollanda, İsveç- göçmenlerin potansiyelini kendi ekonomileri için kullanamadığını söyledi. 'Kabul görmüyorlar' Araştırmaya göre, en büyük engel bilgi eksikliği ve toplum tarafından yeterince kabul görmemek. Almanya’da okuyan Çinli, Rus ya da Polonyalıların yaklaşık yüzde 50’si iş bulmak için gerekli eğitime ve özelliklere sahip olduğunu düşünse de sadece üçte biri, Alman iş piyasasında memnuniyetle karşılandıklarını düşünüyor. Ankete katılanların yüzde 50’si ise eğitim sonrası ülkede kalmak için ne yapmaları gerektiğini bilmiyor. Araştırma sonucuna göre, daha çok İngilizce eğitim gören yabancı öğrencileri ülkede tutabilmek için daha iyi bilgilendirme ve daha fazla Almanca kursu gerekiyor. Dr. Gunilla Fincke İngiltere'de iki yıl süre Hollanda'da olduğu gibi Almanya'da da Avrupa Birliği dışından gelen üniversite mezunlarının iş bulabilmek için bir yıl süreleri var. İsveç'te bu konuda bir düzenleme yok. İngiltere, mezunlara iki yıl süre tanırken, Fransa'da sadece altı ay veriliyor. Almanya, Mavi Kart uygulaması kapsamında, yüksek nitelikli yabancıların oturum ve çalışma koşullarını iyileştirmek istiyor. Buna göre, yabancı öğrenciler eğitimleri sırasında geçici işlerde daha kapsamlı çalışıp, mezuniyet sonrası bir yerine bir buçuk yıl ülkede kalıp iş arayabilecek. Yasanın önümüzdeki hafta Federal Alman Meclisi'nde kabul edilmesi bekleniyor. 19 Nisan 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Yabancı öğrencilerin yeni adresi
Türkiye’de, özellikle İstanbul’da yabancı öğrencilerin sayısının arttığı gözleniyor. 2010-2011 öğretim yılında Türkiye’deki üniversitelere 7 bin 39 yeni yabancı öğrenci kayıt yaptırdı. “Yabancı öğrenciye oda” ilanına İstanbul’un herhangi bir üniversitesinde bir panoda ya da kentin işlek caddelerinde daha sık rastlamak mümkün. Zira artık İstanbul’da yabancı öğrenciler gitgide daha görünür hale geliyor. Bu durum kentin ekonomisinde de gözle görülür bir kımıldanma yaratıyor. Konaklamadan eğlence sektörüne kadar şehirde yabancı öğrencilerin yarattığı belli büyüklükte bir ekonomi bulunuyor. Yabancı öğrencilerin sıklıkla tercih ettiği Boğaziçi Üniversitesi’nin hemen yanı başında yer alan Rumeli Hisarüstü semtinde ev kiralarının durumu, büyümekte olan bu ekonominin önemli örneklerinden bir tanesi. İstanbul’un lüks semtlerinden biri olan Etiler’in yanı başında yer alan semtte 2+1 evlerin kira fiyatları Türkiye'deki asgari ücretin yaklaşık iki katına yani 1500 TL’ye kadar çıkabiliyor. Kayıtlarda yüzde 38 artış var İstanbul’da görülen bu kımıldanma yabancı öğrencilerin Türkiye’ye gösterdiği yoğun ilginin sonuçlarından biri. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin (ÖSYM) açıkladığı yüksek öğrenim istatistiklerine göre 2011'de Türkiye'de 7 bin 39 yeni yabancı uyruklu öğrenci kaydı yapıldı. Bu yeni kayıtlarla birlikte 2010-2011 öğretim yılı içerisinde Türkiye’de eğitim gören yabancı uyruklu öğrencilerin sayısı 25 bin 545 oldu. Bu rakamlar bir önceki eğitim dönemine göre bir artış yaşandığını da ortaya koyuyor. Zira 2009-2010 yılında yeni yabancı öğrenci kaydı 5 bin 100 olmuştu. 2011’de bu sayı yüzde 38 oranında arttı ve 7 bin 39'a yükseldi. Bu artış toplam yabancı öğrenci sayısında da yüzde 20’ye yakın bir büyüme gerçekleşmesine neden oldu. En kalabalık grup Azeriler Türkiye'ye gelen yabancı öğrencilere ilişkin rakamlar incelendiğinde ülkedeki eğitim kurumlarına en fazla ilgiyi Orta Asya ülkeleri öğrencilerinin gösterdiği görülüyor. 2010-2011 yılında Türkiye’ye en fazla Azerbaycan’dan ve Türkmenistan’dan yeni kayıt geldi. ÖSYM’nin rakamlarına göre Azerbaycan’dan gelen yeni kayıt sayısı 1127 olurken, Türkmenistan’dan yapılan kayıt sayısı ise 1113 oldu. Yeni kayıtlarda yaşanan bu ilgiye paralel olarak ülkedeki en kalabalık yabancı öğrenci grubunu da Azeriler oluşturuyor. 2010-2011 yılında ülkedeki toplam Azeri öğrenci sayısı 3 bin 540. Azerileri, 2 bin 929 ile Türkmenler, 1305 ile İranlılar takip ediyor. Orta Doğu’dan beklenen ilgi yok Yabancı öğrenciler İstanbul kentinin ekonomisinde de görülür bir kımıldanma yaratıyor. Türkiye’deki eğitim kurumlarına, kültürel yakınlığın da önemli desteğiyle Orta Asya ülkelerinden gelen öğrencilerin sayısı artış gösterirken, Orta Doğu ülkelerinden beklendiği kadar yeni kayıt alınamadığı görülüyor. İran ve Irak gibi komşu ülkelerle birlikte Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin de dâhil olduğu Orta Doğulu öğrencilerin 2010-2011 öğretim yılı için yeni kayıt sayısı 793 oldu. Geçen sene bu rakam 487 olmuştu. Bu durum bu ülkelerden gelen öğrencilerin sayısında çok büyük artışların olmadığını gösteriyor. Bununla birlikte yeni kayıtlar içinden aldığı pay ile de Orta Doğu ülkelerinin henüz ilgi çekici büyüklüklere ulaşmadığı görülüyor. Türkiye’ye 2010-2011 öğretim yılında Orta Asya’dan gelen yeni kayıtlar, ülkeye gelen yeni kayıtların yaklaşık olarak yüzde 40’ını oluştururken, Orta Doğu’dan gelen yeni öğrenciler sadece yüzde 11’ini oluşturdu. Avrupa'da en büyük ilgi Almanlardan Türkiye'ye yakın coğrafyalardan gelen öğrencilerin yanında Avrupa’dan da göz ardı edilmeyecek bir ilgi söz konusu. ÖSYM’nin verilerine göre Avrupa’dan Türkiye’ye en yoğun ilgi gösteren ülke Almanya. 2010-2011 öğretim yılında Almanya’dan Türkiye’ye 405 yeni kayıt geldi. 2009-2010 öğretim yılı için bu rakam 244’tü. Bu durum 2011’de ülkeden gelen yeni kayıtların bir önceki yıla göre yüzde 65 artış gösterdiğine işaret ediyor. Bu artış ile Türkiye'deki Alman öğrencilerin toplamı 1143 oldu. Almanya ile birlikte Avrupa kıtasında Türkiye’ye en fazla ilgi gösteren öğrenciler Doğu Avrupa ve Balkan ülkelerinde bulunuyor. Yunanistan, Bulgaristan ve Bosna Hersek’ten gelen öğrencilerin toplamı 2011'de 3 bin 4 oldu. 19 Nisan 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Polis Olmak İsteyen Adaylar Dikkat! |
||||||||||||||||||||||||
Polis olmak isteyenler için ön başvuru tarihleri belli oldu. Polis olmak isteyenler için ön başvurular 25 Nisan Çarşamba günü başlıyor. Polislik için lise 4. sınıfta okuyan ve lise mezunlarının, Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) puan türlerinin her hangi birinden 270 puan alma şartı aranıyor. Başvurular 11 Mayıs Cuma günü sona erecek. Polis Meslek Yüksek Okulları'na başvuruda bulunmak isteyen adaylar, YGS açıklandıktan sonra http: // pmyo.pa.edu.tr adresinden ön kayıt yaptıracak. Adayların şahsen başvuruları ise 30 Nisan Pazartesi günü, Ankara'da Polis Akademisi Başkanlığı'na, 20 ilde ise Polis Meslek Yüksekokulları'nın bulunduğu yerlere yapılabilecek. Yetkililer, başvuran adayların ön kayıtlarının ardından şahsen başvurmalarının gerekli olduğunu belirterek, adayların sağlık, fiziki şartları ile yaş durumlarının göz önüne alındığını bildirdi. Adaylardan başvuru için 50 lira ücret alınacak, ayrıca 21 Mayıs ile 2 Haziran tarihleri arasında (27 Mayıs hariç) değerlendirme ve seçme sınavı yapılacak. Polis Meslek Yüksekokulları, Afyonkarahisar, Erzurum, Gaziantep, Trabzon, İstanbul, İzmir, Konya Ereğli, Balıkesir, Hatay, Adana, Diyarbakır, Elazığ, Kayseri, Samsun, Aksaray, Malatya, Niğde, Kastamonu, Kırıkkale ile Yozgat'ta bulunuyor. 18 Nisan 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Çoklu Sınav Sistemi 2014'te Başlıyor |
||||||||||||||||||||||||
Milli Eğitim Bakanı Dinçer, yeni eğitim sistemiyle ilgili konuştu. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, YGS yerine, yılda dört sınava girme hakkı tanıyacak yeni sistemin 2014'te başlatılacağını açıkladı. Akşam Gazetesi'nin haberine göre Dinçer, 'olgunlaşma sınavı' mantığıyla TOEFL'a benzettiği yeni sistemde; üç ay arayla yapılacak dört sınavdan en yüksek puanın esas alınacağını söyledi. Hazırlık talimatını yedi ay önce verdiğini; ÖSYM ile birlikte çalıştıklarını belirten Dinçer, 'Çocuklarımızı stresten kurtaracağız' diyerek sorularımızı yanıtladı: Neden hemen değil de 2014? Asıl konu, soru bankası hazırlamak. Çünkü yeni sistemde sorular kamuoyuyla paylaşılmayacak. Elde yeterli soru olmazsa, sonraki dönemde girecek çocuğa haksızlık edilir. Sınavları ancak soru bankası oluşturduktan sonra yapabiliriz. Yoksa teknolojik altyapı kolay. İkinci sebep, TOEFL da yapar: Her sınavda, değerlendirmeye tabi tutulmayan deneme amaçlı sorular sorulması gerekiyor. Biz, bunu yapacağız. Dershaneler kalkıyor mu? Böyle yorumlanmasının sebebi var. Doğru, bu sistem dersane sistemini zayıflatır. Diyelim ki çocuk, üniversite sınavını kazanamadı. Ebeveyn olarak düşünün. Bir yıl boyunca boş oturması, öbür sınavı da kazanamayacağı anlamına gelir. Self disiplin zordur. Dolayısıyla veli dersaneye göndererek hem meşgul etmek hem de sınavı kazanmasını istiyor. Dört kez yapılınca dershane ihtiyacı azalıyor? Elbette. Çocuk hazirandaki sınavı başaramadıysa, elindeki ders notlarıyla üç ay sonra yeniden sınava gireceğini biliyorsa, dershaneye yazılmasına belki hiç gerek kalmayacak. 4+4+4+'ün tarafların görüşü alınmadan, yasa tasarısı değil de teklif olarak gelmesi çok eleştirildi? Böyle oluşu benim nezaketimle alakalı. AK Parti Grup Başkanlığı, 'Hazırlık yapıyoruz, uzman gönderin' dediğinde, ben 'Sizin böyle bir şey yapmanız doğru değil. Biz yapmalıyız' tavrı içinde olmadım. Bu, kişiliğim ve hocalığımla ilgili. Yıllarca insanların bir şey yapmasını teşvik etmişseniz, 'Dur hele' demiyorsunuz. Biz işe başladıktan sonra yönetmeyi tercih ettik. Sonuç iyi oldu mu? Tasarı düşündüğümüz bir alternatifti. Hazırlık bitince yine tasarı olarak gönderecektik. Ama arkadaşlar emek harcamıştı. Şöyle düşündük: Bu yöntem meşru mudur? Evet. O yüzden itirazımız olmadı. Ama arzumuz dışında eğilim çıkınca müdahale ettik. Çırak nesillerin kademesinin değişmesini mi kastediyorsunuz? Arkadaşlar Meclis bünyesinde olduğu için kanun hazırlarken gösterdikleri hassasiyet şöyle olmuş: Madem okulu kademeleştiriyoruz, 'Mevcut yaşı da düzeltmemiz lazım' diye, kendi içinde tutarlılık sağlansın diye öyle yazılmıştı. Halbuki mesleki eğitim gerçeğinin değiştiğini biz biliyoruz. Bunu göz önüne alarak hukuki tutarlılıktan çok mesleklerin gereğini anlattık. Dikkat ederseniz alt komisyonda yapılan değişikliklere hiçbir partinin itirazı olmadı. Teklifin 28 Şubat'a rastlaması 'rövanşizm' eleştirisine yol açtı. Alt komisyona havale edilmesi bu varsayımı doğrulamıyor. İnsanların kafasında bu var mıydı bilmiyorum. 20 maddenin arbede altında, 20 dakikada görüşülmesine, 'keşke böyle olmasa' demediniz mi? O gün İstanbul'daydım. Komisyon Başkanı'na 'Geliyorum' diye telefon ettim. 'Peki ama Meclis'e girmeden önce bir daha ara' dedi. Aradım, Nabi Bey, 'Konuşacak gibi değilim, burası karışık' dedi. Bu kez tedirgin oldum. Vardım ki, bitmiş, herkes gitmiş, Nabi Bey odasında oturuyor. Ne hissettiniz? Şaşırdım ama çok da sevindim. Çünkü bir hafta orada oturduk, altı madde geçti. Gönül şunu istiyor; keşke, bu tip meseleleri, oturup önyargısız bir şekilde konuşalım. Karşı taraf da makul olan bir şey varsa, 'Öyle değil böyle' desin. Belki bir gün olur. Ama mevcut siyasi kültürümüz şu an bunu taşıyacak durumda değil. Yasa bir yıl geçiş süresi tanıyor. Ne yapacaksınız? Arkadaşlar analiz ediyor. Bu yıl, geçiş süresine istemeden başlayacağız gibi görünüyor. '66 ay'ı çalışıyoruz Okula başlama ayı, ne zaman netleşecek? Mevcut yapı içinde, sistemi alt üst etmeden çözüm üretmeliyiz. İnşallah eylül ayı geldiğinde, Türkiye'de okutabileceğimiz çocukların kaydını yaparak, etkin ve verimli bir eğitim programı uygulayacağız. Öncelikle '66 aylık çocuk başlasın mı?' sorusu cevap bekliyor. Ay aralığı, yapacağımız analizlerde belli olacak. Fazla derslik ihtiyacı oluşturmadan, müfredat, çocuğun psikolojisi ve fiziki altyapı itibarıyla yumuşak geçiş için uğraşıyoruz. 72 ay zorunlu ama? Haydi haydi zorunlu. Aslında biz bu kanundan önce yaşı biraz esnetmişiz. 31 Aralık'ta çocuk 72 ayı dolduracaksa, kaydı eylülde yapılabiliyor. Ben, okula 5.5 yaşımda gittim. Zararını görmedim... 66 desek, iki ayrı sınıf yerine tek sınıf ve yumuşatılmış müfredat uygulasak. Derslik, öğretmen sıkıntısı yaratmadan geçiş yaparız diye bakıyoruz. Kararımızı yakında vereceğiz. İbranice okumak isteyene de o fırsatı veririz Seçimlik dersler? Talim Terbiye Kurulu çalışıyor. Haftada kaç saat , öğrenci profili, müfredat hepsi bütünlük içinde hesaplanıyor. 'Peygamber efendimizin hayatı ve Kur'an mealinin' kanun maddesine dönüşmesi şart mıydı? Konulup kaldırılacak, seçimlik dersler ve içeriğin hepsi normalde TTK kararıdır. Ama orada Meclis bir irade ortaya koydu. AK Parti ve MHP birlikte karar verdi. Biz de bu iradeye uyacağız. Arapça Tartışması Türkiye farklı inanç gruplarını bir arada yaşatan bir ülke. Bu yapı ve anlayışla çelişmiyor mu? Hayır tam tersi. Aslında böyle bir imkan verilmesi, kendilerine de bir kapı açar. İncil yahut Tevrat okutma imkanı olur. Nitekim biz şimdi Din Bilgisi diye ayrıca seçimlik ve tercihe bağlı bir ders koyacağız. Önemli olan eğitim sisteminin daha esnek ve demokratik bir muhteva kazanıp kazanmadığıdır. Açılan kapı herkes için geçerli... Her Hristiyan İncil'i, Museviler İbranice'yi okumayı düşünebilir. Onlara da o fırsatı veririz. Kuran dersi için çocuk Arapça seçimlik ders alacak. Bir röportajınızda Arapça öğretiminden söz ederken anlamını bilmeden öğrenmesinden söz etmişsiniz. Anlamı bilse daha iyi değil mi? Mesela Latin alfabesi biliyoruz. Yazıldığı gibi okunan bir dil düşünün. Onu okursunuz ama anlar mısınız, hayır. Bu da böyle. Arap alfabesiyle okumayı öğrendiğinizde, ne dediğinizi bilmezsiniz ama okursunuz. Fakat aynı Arap alfabesiyle, Osmanlıca'yı öğrendiğinizde anlarsınız. Çünkü Osmanlıca Türkçe anlatır. Sonuçta olması, olmamasından faydalıdır. Okurken bir de anlasa kötü mü olur? Siz kendi kültürü içinde değil, dışarıdan düşünüyorsunuz. Hakikaten İslam kültürünü içselleştirmiş birisi varsa, Kur'an-ı Kerim'i kendi haliyle okumayı arzu eder. Yeni sistem Fatih Projesi'yle iç içe geçebilecek mi? İkisi arasındaki etkileşim, içerikle alakalı. Ders içeriğini değiştirmediğimiz sürece, o çalışmada yön değiştirmemize ihtiyaç yok. Zaten şu anda Fatih Projesi ilkokul kısmını kapsamıyor. Bütün gücümüzle e -içerikler üzerine çalışıyoruz. Fatih Projesi'nin kanunla KİK kapsamı dışına çıkarılması büyük eleştiri aldı. İhale ve alımların denetimi nasıl olacak? Herhangi bir kamu idaresinin aldığı mal ve hizmet için nasıl yol izlenecekse öyle olacak. Ama yolu TÜBİTAK, MEB belirleyecek. Yine ihale yapılacak, her türlü denetim açık... Kaldı ki, ihaleye çıkarken bütün ihtiyacımızı birden görmeyeceğiz. Parça parça alacağız. Sektör, 18 ayda Türkiye'de üretebilir hale gelmeyi öngörüyor. Bu süreyi oluşturabilmek için, her ürün alışımızda yerli ürün oranını arttırarak yüzde 60'ının Türkiye'de üretildiği tablet noktasına geleceğiz. Akıllı tahtada da yüzde 80 civarında yerli üretilen ürüne ulaşacağız. Internet hizmetini ,TÜBİTAK önerisiyle kabloyla almaya karar verdik. Kablosuz interneti SAR değerleri nedeniyle (radyasyon) istemedik. 500 binden fazla dersliği akıllı tahtayı bağlamak internetle ciddi maliyet. O yüzden, bize internet hizmetini kim vermek isterse, kablo hizmetini de o versin dedik. Kabloyla getirmemizin diğer gerekçesi, interneti beraber almaktır. Hedef, Hizmette Bütünlük Niye kanunla 15 yıla yayılıyor alım? İnternet hizmetini sunan firmayla altyapıyı sunan firma ayrı olursa, herhangi bir aksaklıkta, biri öbürünü suçlar endişemiz var. Bunu önlemek için, hem finansman modeli olarak kullanalım, hem de hizmette bütünlük sağlansın dedik. Yıllık anlaşmaya da kimse yanaşmıyor. Yasadaki 10-15 yıla yayılmasının sebebi de budur. Kürtçe yabancı dil sayılmaz - Kürtçe, Osmanlıca, Arapça seçmeli dersler? Osmanlıca Sosyal Bilimler Lisesi'nde zaten zorunlu ders. Arapça da seçimlik olarak var Türkiye demokratikleşmiş ve talep de varsa, sunmayı uygun yaklaşım tarzı olarak görüyoruz. Kürtçe yabancı dil sayılmaz. Kürtçe'nin seçimlik ders olmasını inceletiyorum.Sakınca varsa bu hükümet politikasıdır. - Artuklu Üniversitesi'nin talebi? Henüz bize gelmedi. Eğer Artuklu Ünivresitesi samimi, bize de katkı sağlamak istiyorsa, medya aracılığıyla duyurmak yerine gelip bizimle istişare edebilir. Biz üniversitelerimizle her alanda işbirliği yapmayı tercih ederiz. 15 Nisan 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Türk öğrencilerinin müthiş zaferi! |
||||||||||||||||||||||||
Türk öğrenciler, Uluslararası INEPO Eurasia Çevre Proje Olimpiyatı'nda 42 ülkeden gelen yarışmacıları eleyerek dünya birincisi oldu Azerbaycan'da düzenlenen ''Uluslararası INEPO Eurasia Çevre Proje Olimpiyatı''nda, 'petrol toplama bariyer sistemi' ile katılan Türk öğrenciler, 42 ülkeden gelen yarışmacıları eleyerek dünya birincisi oldu. Uluslararası INEPO Eurosia Çevre Proje Olimpiyatı'na, 4'ü Türkiye'den olmak üzere 100'ün üzerinde okul katıldı. 42 ülkeden 400'ün üzerinde projenin yarıştığı çevre olimpiyatlarında ''Petrol Toplayan Bariyer'' çalışmasıyla dünya birinciliği elde eden Özel Mürüvvet Evyap Koleji öğrencileri Uluç Akyüz ve Fatih Ege Özay'ı, Atatürk Havalimanı'nda öğretmenleri, arkadaşları ve aileleri karşıladı. Yarışmada birinciliğe imza atan öğrencilerden Uluç Ayyüz, Meksika Körfezi'nde bir petrol işletmesinde meydana gelen kazadan sonra böyle bir proje geliştirmeye karar verdiklerini söyledi. Okullarının İstanbul Boğazı'nın kıyısında olduğunu ve çok sayıda petrol tankerini geçiş yaparken gördüklerini belirten Akyüz, İstanbul'da da her an böyle bir kazanın olabileceğini düşündüklerini ifade etti. Akyüz, Türkiye'yi en iyi şekilde temsil etmenin ve Türk bayrağını dalgalandırmanın kendilerini mutlu ettiğini sözlerine ekledi. Fatih Ege Özay da, 42 ülkeden 400'ün üzerinde projenin yarıştığı olimpiyatlarda dünya birinciliğini elde ederek Türkiye'ye altın madalya kazandırmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Projenin deniz yüzeyine dağılan petrolü hem çevreleme, hem de toplama özelliğini taşıdığını anlatan Özay, bu iki görevi yapan bir bariyerin şu anda bulunmadığını söyledi. Özay, Azerbaycan petrol, çevre ve enerji bakanlarının kendilerini kabul ettiğini ve projelerine yakın ilgi gösterdiklerini belirtti. 08 Nisan 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
TÜBİTAK 'geri dönün' diyecek |
||||||||||||||||||||||||
TÜBİTAK 'tersine beyin göçü' için ABD çıkarmasına hazırlanıyor. Amerika'da yaşayan Türk araştırmacılara yepyeni 'fırsatlar' sunulacak. ANKARA - TÜBİTAK, 'tersine beyin göçü' için çalıştay hamlesi başlatıyor. Kurum, Türkiye'nin önde gelen firma ve üniversiteleriyle 10-14 Nisan arası ABD'de 3 ayrı çalıştay düzenleyecek. Washington, New York ve Chicago'daki etkinliklerde Türk bilim insanlarına AB fonlarından yararlanma ve Türkiye'deki istihdam olanakları anlatılacak. Bilim atağı TÜBİTAK AB Çerçeve Programları Ulusal Koordinasyon Ofisi tarafından organize ediliyor. Çalışmanın temeli 2010'da başlatılan 'Hedef Türkiye' çalıştaylarıyla atıldı. Akşam gazetesinin haberine göre, 10 Nisan'da Washington'daki 'Maryland Üniversitesi'nde gerçekleştirilecek çalıştayı, 12 Nisan'da New York'taki 'Columbia Üniversitesi' ve 14 Nisan'da 'İllinois Teknoloji Enstitüsü Kampusu'ndaki çalıştaylar izleyecek. Yetişmiş beyinleri bünyelerine alabilmek için çeşitli kuruluşlar da ABD yolcusu. Kurulacak standlarda araştırmacılarla bire bir görüşme yapması kesinleşen kuruluşlar arasında Türk Telekom, Arçelik, FNSS, TAİ-TUSAŞ da yer alıyor. Bilkent, İTÜ, İstanbul Medeniyet, İstanbul Şehir, Uludağ, Yeditepe, Yıldız Teknik, TOBB Ekonomi ve Teknoloji üniversiteleri ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Gebze İleri Teknoloji Enstitüsü de araştırmacılarla buluşacak. TÜBİTAK'ın farklı birimleri de araştırmacılarla görüşmeler gerçekleştirecek. Görüşmelerde TÜBİTAK ve AB fonlarının ülkeye geri dönüş için sunduğu cazip imkanlar hakkında bilgi sunulacak. TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yunus Çengel de bizzat araştırma alanındaki imkanları tanıtacak. ABD'den Türkiye'ye dönen bazı araştırmacıların, başarı hikayelerini ve izlenimlerini çalıştaylarda aktarmaları planlanıyor. Daha önceki iki çalıştay sonrası bazı araştırmacıların Türkiye'ye döndüğü öğrenildi. 6 Nisan 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Almanya’ya değil ABD’ye gidiyorlar |
||||||||||||||||||||||||
Türkiye'den öğrenci göçü yavaşladı Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni açıkladığı verilere göre Türkiye'den yurt dışına giden öğrencilerin sayısı azalıyor. Macaristan, Bulgaristan ve Romanya ise Türk öğrencilerin son yıllardaki favori ülkelerinden. İstanbul’un fuar takviminde yurt dışı eğitim fuarlarının önemli bir yeri var. Birçok yabancı üniversitenin tanıtım ofisi bu fuarlara katılarak Türkiye’deki öğrencileri kendi kurumlarına davet ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın açıkladığı veriler yabancı üniversitelerin bu tanıtım faaliyetlerine gelecekte daha çok ihtiyaç duyacaklarını gösteriyor. Zira yurt dışında okuyan öğrencilerin sayısında bir gerileme eğilimi görülüyor. Bakanlığın verilerine göre 2010-2011 öğrenim yılında yurt dışında eğitim gören özel ve resmi burslu öğrencilerin sayısı 22 bin 383 iken, 2011-2012 öğrenim yılında bu rakam 20 bin 394’e geriledi. Almanya’ya değil ABD’ye gidiyorlar Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni açıkladığı veri setinde yurt dışında okuyan öğrencilerin en çok tercih ettiği ülkenin Azerbaycan olduğu görülüyor. 2011-2012 öğrenim yılında Türkiye’den Azerbaycan’a giden öğrenci sayısı 2 bin 543 oldu. Azerbaycan’ın ardından 2 bin 375 Türk öğrenciyle ABD ikinci sırada yer alıyor. Bunun yanında aynı öğrenim yılı içerisinde ağırladığı Türk öğrenci sayısıyla komşu Bulgaristan da ilgi çekiyor. Ülkeye bu öğrenim yılında 2 bin 88 Türk öğrencinin girdiği görülüyor. Almanya’ya giden Türk öğrencilerin sayısı ise 1988. Geniş bir Türk nüfusu bulundurmasına rağmen Türkiye’den Almanya’ya giden öğrenci sayısında azalma görülüyor. 2010-2011 öğrenim yılında Almanya’ya giden Türk öğrenci sayısı 2 bin 180 iken 2011-2012 öğrenim yılında bu sayı 1988 oldu. 40-45 bin civarında öğrenci var Bakanlığın açıkladığı veriler bu konudaki ana eğilimleri göstermesi bakımından önem taşıyor. Bununla birlikte uzmanlar yurt dışında okuyan Türk öğrencilerin sayısı ile ilgili kesin bir bilginin olmadığını da ekliyor. Türkiye Eğitim Derneği Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu, bu konuda net rakamların olmadığını vurguluyor. Sabah Gazetesi Eğitim Yazarı Sait Gürsoy ise bakanlığın verilerine karşın yurt dışında okuyan Türk öğrenci sayısının 40-45 bin civarında olduğunu belirtiyor. “Macaristan ve Bulgaristan’a da talep var” Sabah Gazetesi Eğitim Yazarı Sait Gürsoy, yurt dışında eğitim gören Türk öğrencilerin durumunu şöyle değerlendiriyor: “Yurt dışında okumaya giden Türk öğrencilerin sayısında bir azalma var. Bunun temel nedenlerinden bir tanesi Türkiye’de vakıf üniversitelerinin sayısının artması. Bu üniversitelerin sayısının artması ile bu kurumlara devam eden öğrencilerin sayısı artıyor. ABD ve Kanada üniversitelerinin tanıtım ofisleri Türk öğrencileri kendi üniversitelerine çekebilmek için Türkiye’ye geliyor. Türkiye'den yurt dışına giden öğrencilerin yüzde 50’si ABD’yi tercih ediyor. Bunun yanında İngiltere ve Almanya da tercih ediliyor. Ayrıca son zamanlarda Avrupa Birliği’nin kabul ettiği diplomaları sunduğu için Macaristan, Bulgaristan ve Romanya’daki eğitim kurumları da tercih ediliyor. ABD ve Kanada gibi ülkelerdeki eğitim masrafları 40-45 bin lira civarındayken, Bulgaristan ve Romanya gibi ülkelerde diğer masraflarla birlikte bu rakam 20-25 bin lirayı aşmıyor. Bunun yanında farklı hassasiyetler de tercihlerde rol oynuyor. Örneğin başörtülü gençlerin daha çok Viyana Devlet Üniversitesi’ni tercih ettikleri görülüyor.” “ABD’de akreditasyon avantajı” Türk Eğitim Derneği Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu, Türk öğrencilerin neden daha çok Almanya’yı değil de ABD’yi tercih ettiklerini şöyle anlatıyor: “ABD ile Avrupa’daki yükseköğrenim sistemleri arasında farklar bulunuyor. Türk öğrenciler için ABD akreditasyon açısından daha avantajlı. Avrupa’da da akreditasyon konusunda çalışmalar bulunuyor. Bunun yanında Türk öğrencilerin iki bölgeye ilişkin algılamalarında da farklılıklar yer alıyor. Türk öğrenciler ABD’de yaptıkları eğitimin Türkiye’ye döndüklerinde daha çok işlerine yarayacağını düşünüyor. Elbette ABD üniversitelerinin dünya genelindeki sıralamalarda üst sıralarda olması da önemli bir etken.” Bu değerlendirmeleri ile birlikte Pehlivanoğlu dünyada yaşanan krizden dolayı Türk öğrencilerin kendi ülkelerine dönüş yapmayı daha çok tercih ettiklerini anlatıyor. Pehlivanoğlu, “Lisans eğitimini yurt dışında yapanlar, o ülkelere alıştıkları için genelde okudukları ülkede kalıyorlar. Ancak yurt dışında yüksek lisans yapanlar çoğunlukla Türkiye’ye dönüyor” ifadelerini kullanıyor. 4 Nisan 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
KPSS Başvuruları Başlıyor (9-18 Nisan) |
||||||||||||||||||||||||
KPSS Başvuruları için tarih belli oldu. 2012 Kamu Personel Seçme Sınavı'na lisans düzeyinde katılacak adayların sınava başvuruları 9 -18 Nisan tarihleri arasında yapılacak. 2012 Kamu Personel Seçme Sınavı, 7 ve 8 Temmuz 2012 tarihlerinde Cumartesi sabah, Cumartesi öğleden sonra, Pazar sabah ve Pazar öğleden sonra olmak üzere dört oturumda yapılacak. 2012 KPSS başvuruları ise 9 - 18 Nisan tarihleri arasında yapılacak. Sınava katılmak isteyen adaylar, kılavuz ile aday başvuru formuna, ÖSYM'nin internet adresinden ulaşabilecek. 4 Nisan 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Öğrenci Başına 1500 Lira Ödenecek |
||||||||||||||||||||||||
YGS sona erdi Üniversiteye girişte ilk aşama sınavı olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS), saat 12.40'da sona erdi. YGS, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM), Türkiye'de tüm il ve bazı ilçeler ile KKTC'nin başkenti Lefkoşa olmak üzere toplam 160 sınav merkezinde, 98 bin 693 sınav salonunda gerçekleştirildi. Sınavda, 13 bin 353'ü emniyet personeli olmak üzere toplam 251 bin 789 sınav görevlisi görev yaptı. Sınav merkezleri dışında 103 cezaevinde de yapılan sınava 2 bin 822 aday katıldı. Sınavda, toplam 1 milyon 837 bin aday ter döktü. Sınav saat 10.00'da başladı ve tek oturumda 160 dakika sürdü. Özel okullara yönelik teşvik paketinin içeriği netleşti. Buna göre, öğrenci başına anaokulunda en az 1300, ilköğretim ve lisede ise 1500 lira ödeme yapılacak Özel okullara yönelik teşvik paketine Başbakanlık'ta son şeklinin verildiği öğrenildi. Buna göre Hükümet 4+4+4 kademeli eğitim modeliyle birlikte özel okullara öğrenci başına anaokulunda en az 1300 ile ilköğretim ve lisede ise 1500 lira doğrudan ödeme yapacak. Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2 yıldır yürüttüğü çalışmaya Maliye Bakanlığı'nın da olumlu yaklaşmasıyla projenin önümüzdeki yıldan itibaren uygulamaya geçirilmesi planlanıyor. Özel okullara devlet desteği için yapılan hazırlığa göre devlet özel okullara eğitim-öğretim verdikleri öğrenci sayısı kadar ödeme yapacak. Ödeme Aralığı Belirlendi Proje çerçevesinde devlet okullarında okuyan öğrencilerin devlete olan toplam maliyetleri hesaplandı. Buna göre, okul öncesi anaokulunda okuyan öğrencinin yıllık maliyeti 2 bin 297, ilköğretimde okuyan öğrencinin yıllık maliyeti bin 514, lisede okuyan öğrencinin yıllık maliyeti bin 599, meslek lisesinde okuyan öğrencinin yıllık maliyeti 1 bin 131 TL olarak belirlendi. Yeni modelde devlet öğrencilerin bu maliyetini yüklendiği için özel okullara, okuttukları öğrencilerin maliyeti oranında katkı yapacak. Yapılan çalışmaya göre bu oranlar da öğrenci başına, okul öncesi eğitimde en az bin 300 TL, ilköğretim ve lisede ise bin 500 TL ödeme yapmaya hazırlanıyor. Her Yıl Yüzde 20 Artış Teşvik paketiyle birlikte, toplam öğrenci sayısı içindeki payı halen yüzde 3 olan özel okulların, ülke genelinde yaygınlaşması ve devletimiz üzerindeki ağır eğitim yükünü daha fazla alması hedefleniyor. Bu destekle önümüzdeki yıllarda özel okullardaki öğrenci sayısında her yıl için yüzde 20 civarında artış beklenmekte. İlk etapta Türkiye'deki 2 bin 750 olan özel okul sayısının 10 binin üzerine, halen 440 binlerde olan öğrenci sayısının da 2 milyona çıkartılması hedefleniyor. Uzun vadede özel okula giden öğrenci oranının yüzde 50'lere yükseltilmesi, toplumun geniş bir kesimine çocuğunu özel okulda okutma imkanı sağlama hedefleniyor. Böylece özel okulda eğitim gören öğrenci sayısı 7-8 milyona kadar yükselebilecek. Özel Öğretim Teşvik Edilecek 5580 sayılı özel öğretim kurumları kanununda değişikliğe gidilmesine yönelik çalışmada sona gelindi. Buna göre, kalkınma planlarında özel sektörün eğitimdeki payı artırılacak. Bütün eğitim kademelerinde özel sektörün payı artırılarak, kamunun üzerindeki yük azaltılacak. Devlet okullarındaki yoğunluğun nispeten azaltılmasının öngörüldüğü değişiklikte, öğrencilerin daha uygun ortamlarda daha iyi eğitim almasının önü açılmış olacak. Özellikle eğitim imkanları elverişli olmayan bölgelere de özel sektör tarafından hizmet götürülmesi sağlanacak. “Rakamlar Başlangıç İçin İyi” Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Başkanı Cem Gülan, 1300-1500 liranın tahmin edilen bir rakam olduğunu başlangıç olarak iyi örnek niteliği taşıdığını söyledi. Gülan, "Anadolu için miktar fena değil. Oradaki birçok okullar için ciddi bir destek. Ancak büyükşehirlerde bir etkisi olmaz. Ama büyük kentler için aynı şey söz konusu değil. Fiyatlar yüksek olduğu için onları fazla etkilemez. Nitekim bu rakam büyükşehirlerdeki okulların KDV'si kadar bile değil" değerlendirmesinde bulundu. Uygulamanın daha çok özel okula gitmek isteyen ancak gidemeyen öğrencileri kapsadığını ifade eden Gülan, "Sistemde okul dahil olup olmaması diye şey söz konusu değil. 'Çocuğumu özel okula göndermek istiyorum' diyen her veli bu parayı alacak ve okula yine o verecek. Yani para okula değil veliye veriliyor" dedi. Dünyada Nasıl Uygulanıyor? Amerika'da uygulanan 'Charter School' modeline göre devlet öğrenci başına en az 3 bin dolar ortalamada ise 8-9 bin dolar ücret ödüyor. Ücret uygulaması eyaletlere göre değişiyor. Ortalamanın 8-9 bin dolar olduğu eyaletlerde dışarıdan gelen öğrenciye devletin ödediği ücret ise ortalama 5 bin doları buluyor. Benzer modeller, farklı ülkelerde de uygulanıyor. Hindistan'da okullar kademelendiriyor. En iyi seviyede olanlar okullarda devlet masraflarının yüzde 80'ini karşılıyor. Kalite düştükçe fiyat da ona göre düşüyor. Fransa'da başarı alanında kendini ispat eden okulda öğretmen maaşlarının tamamını devlet karşılıyor. Bu da eğitim ücretinin yüzde 70-80'ine denk geliyor. 01 Nisan 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Tosya yerine, Hakkari'de Sınava Girdi |
||||||||||||||||||||||||
Kıskandığı arkadaşını sınav için Tosya'dan Hakkari'ye gönderdi. Kastamonu Tosya'da en yakın arkadaşının sınav başvuru şifresini öğrenen genç, arkadaşının YGS'ye gireceği yeri Kastamonu yerine Hakkari olarak değiştirdi. Edinilen bilgiye göre, Tosya'da Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) sınavına girecek olan Sedat Toygar (20), sınav giriş belgesinin çıktısını almak için internet kafeye gittiğinde, sınav yeri tercihinin bilgisi dışında Hakkari olarak değiştirildiğini gördü. Durumu ÖSYM'ye bildiren Toygar, sınav yeri tercihinin değiştirilemeyeceğini öğrenince Tosya İlçe Emniyet Müdürlüğüne giderek şikayetçi oldu. Olayla ilgili yapılan soruşturma kapsamında Toygar'ın sınav yeri tercihini YGS şifresini öğrenen en yakın arkadaşı İsmail Kaya'nın değiştirdiği tespit edildi. Gözaltına alınan Kaya'nın, emniyetteki ifadesinde hem en yakın arkadaşının üniversiteyi kazanmasıyla arkadaşlıklarının biteceği hem de arkadaşının başarısını kıskandığını için böyle bir şey yaptığını söylediği öğrenildi Toygar'ın şikayetinden vazgeçmesi üzerine Kaya, serbest bırakıldı. Bu arada maddi durumu iyi olmayan Toygar'ın, borç para bularak YGS'ye girebilmek için babasıyla birlikte Hakkari'ye gitti. Hakkari’de sınava giren Toygar, "Biz Cuma günü yola çıktık. Yaklaşık olarak 27 saatlik yolculuk sonrası Hakkari’ye vardık. Bir polis memuru kalacak yer konusuında bize yardımcı oldu. Sınavdan 300 puan üzerinde bekliyorum. Hakkari güzel bir şehir insanları sıcak kanlı.İnşallah benim için hayırlı olur." diye konuştu. 01 Nisan 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Sınav stresine Kalbi dayanamadı |
||||||||||||||||||||||||
Yükseköğretime Geçiş Sınavı'na girmeye hazırlanan 18 yaşındaki Damla sınav stresi nedeniyle kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti Samsun’da bugün Yükseköğretime Geçiş Sınavı'na (YGS) girmeye hazırlanan lise öğrencisi, 18 yaşındaki Damla Orhan, sınav stresi nedeniyle sabah kalp krizi geçirdi. Kaldırıldığı hastanede kurtarılamayan Damla Orhan'ın kesin ölüm nedeninin otopsiden sonra belirleneceği belirtildi. Merkez İlkadım İlçesi Bahçeli Evler Mahallesi'nde oturan 2 çocuklu 47 yaşındaki Ayhan Orhan ve 46 yaşındaki Ayla Orhan çiftinin kızları Damla Orhan, bugün gireceği YGS nedeniyle sabah saat 05.00’da annesini uyandırdı. Annesi ile birlikte sabah namazı kılan Damla Orhan, daha sonra kahvaltı hazırlanana kadar odasına gidip yatağına uzandı. Bu sırada fenalaşan genç kız, ailesinin çağırdığı ambulansla özel bir hastanenin acil servisine kaldırdı. Kalp krizi geçirdiği şüphesiyle burada genç kıza müdahale yapıldı. Ancak, yapılan tüm müdahalelere rağmen 19 Mayıs Lisesi Türkçe-Matematik Bölümü 4’üncü sınıf öğrencisi Damla Orhan, kurtarılamadı. Sınava dershaneye giderek de hazırlanan Damla Orhan'ın ölüm haberini alan annesi ve ablası 22 yaşındaki Duygu Orhan, sinir krizleri geçirdi. Damla Orhan, YGS'ye Ticaret Meslek Lisesi'nde gireceği belirtildi. Damla Orhan’ın teyzesinin eşi olan Davut Çatalsakal, "Sınav heyecanı bir yıldır yaşıyordu. Ailesi sınav nedeniyle çok sıkmıyordu. Ama Damla içine atan bir çocuktu. Sınav yükü ona ağır geldi. Kaldıramadı" dedi. Damla Orhan'ın kesin ölüm sebebinin yapılacak olan otopsiden sonra belirleneceği belirtildi. 01 Nisan 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Saat: 14.30, YGS çözümleri Habertürk'te |
||||||||||||||||||||||||
YGS soru çözümleri, 1 Nisan Pazar günü saat 14:30'dan itibaren Habertürk YGS Özel'de. YGS soru çözümleri 1 Nisan Pazar günü saat 14:30'dan itibaren Habertürk YGS Özel'de... Video gitmek için tıklayınız1 milyon 800 binden fazla adayın ter dökeceği Yükseköğretime Geçiş Sınavı YGS, 1 Nisan Pazar günü yurt genelinde yapılacak. 4 ayrı testte toplamda 160 sorudan oluşan bu önemli sınavın soru çözümleriyse her testin uzmanlarıyla birlikte, tek tek, Habertürk'te yapılacak. Müge Arda'nın sunumu, uzman öğretmenlerin önemli açıklamaları eşliğinde yapılacak YGS soru çözümleri 1 Nisan Pazar günü saat 14:30'dan itibaren Habertürk YGS Özel programında olacak. 01 Nisan 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
YGS'ye girecekler dikkat! |
||||||||||||||||||||||||
Üniversiteye giriş sınavının ilk basamağı olan YGS, yarın 10.00’da başlayacak ve 160 dakika sürecek. Kalem, kalemtıraş, silgi ÖSYM’den verilecek, pet şişe içinde su getirebilirsiniz. Sınav giriş belgenizi ve fotoğraflı kimliğinizi yanınızdan ayırmayın. İşte dikkat edilmesi gereken tüm ayrıntılar. Üniversiteye geçişte birinci aşama olarak uygulanan Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS), yarın yapılacak. YGS, Türkiye’de tüm il ve bazı ilçe merkezleri ile KKTC’nin başkenti Lefkoşa’da 160 sınav merkezinde uygulanacak. Saat 10.00’da başlayacak sınav 160 dakika sürecek. Sınava 1 milyon 837 bin 741 üniversite adayı girecek. Her testten 40 soru olmak üzere 160 sorunun sorulacağı adaylara, 160 dakika süre verilecek. Herhangi bir puan türünden 180 barajını aşan öğrenciler Lisans Yerleştirme Sınavları’na (LYS) girebilecek. 2011’de 1 milyon 313 bin 274 aday YGS’de herhangi bir puan türünden 180 barajını geçerek LYS’ye girmeye hak kazandı. Adayların sınava gelirken yanlarında mutlaka 2012-YGS Sınava Giriş Belgesi ile nüfus cüzdanı veya pasaport bulundurmaları zorunlu tutuluyor. Üzerinde fotoğraf ve TC Kimlik Numarası bulunmayan nüfus cüzdanları ile süresi geçersiz pasaport kabul edilmeyecek. Bu belgelerini eksiksiz olarak yanında bulundurmayan bir aday, mazereti ne olursa olsun sınava alınmayacak. Bir aday bu belgeleri yanında olmadığı halde herhangi bir salonda sınava alınmış olsa bile, bu adayın sınavı ÖSYM Yönetim Kurulu’nca geçersiz sayılacak. Adaylar, sınava gireceği yer bilgisini gösteren “Sınava Giriş Belgesini”, TC Kimlik Numarası ve şifresi ile ÖSYM’nin www.osym.gov.tr internet adresinden kendisi temin edebiliyor. BUNLARA DİKKAT EDİN Nüfus cüzdanı masada: Yerine oturan aday, sınava giriş belgesi ile nüfus cüzdanı veya pasaportunu sırasının üzerine koyacak. Salondaki görevliler de ilk iş olarak adayların tek tek kimlik kontrollerini yapacak. Gerekli kimlik kontrolleri ve yerleştirme işlemleri tamamlandıktan sonra salon başkanı sınavda uyulacak kurulları adaylara hatırlatacak. Cevap kağıtlarındaki gerekli yerler adaylarca doldurulduktan sonra soru kitapçıkları dağıtılacak. Kitapçığı kontrol edin: Adaylar kendilerine verilen soru kitapçıklarında yer alan sayfaların baskısını hızlıca kontrol ettikten sonra, kitapçığın kapağı üzerindeki ad, soyad, TC Kimlik Numarası ile salon numarası bilgilerini dolduracak. Soru kitapçık numarasını cevap kağıdında “Soru Kitapçık Numarası” alanına yazıp kodlayacak. Tuvalete izin yok: Sınav başladıktan sonra adayların ilk 120 dakika (2 saat) ve son 15 dakika içinde sınav salonunu terk etmeleri yasak olacak. Sınav sırasında adayların kısa bir süre için bile olsa tuvalete gitmeleri, sınav salonundan çıkmalarına izin verilmeyecek. Sınav salonundan çıkan aday bir daha sınav salonuna alınmayacak ve sınavın ilk 120 dakikası dolana kadar sınav salonunda bekletilecek. Konuşmak yasak: Adayların sınav sırasında konuşmaları, kopya çekmeleri veya kopya vermeleri, salondaki görevlilere soru sormaları, birbirlerine kalem, silgi gibi şeyler alıp vermeleri, sınav düzenini bozacak davranışlarda bulunmaları yasak olacak. Bu yasaklara uymadığı saptanan adayların sınavları geçersiz sayılacak. Açılmamış kitapçık isteyin: Soru kitapçığı poşeti adayın kendisi tarafından açılacak. Adayların kendilerine verilen açılmış poşeti kabul etmemesi gerekiyor. Cevap anahtarları farklı: Her soru kitapçığının “soru kitapçık numarası” farklı olacak. Sorular birbirinin tamamen aynı olacak ancak soruların ve sorulardaki seçeneklerin sıralanışı ile doğru cevabın yeri değişebilecek. Nüfus müdürlükleri yarın açık Nüfus cüzdanı olmadığı veya nüfus cüzdanında TC Kimlik Numarası, fotoğrafı bulunmadığı için sınava alınmayacak adayların yeni kimlik alabilmeleri için nüfus müdürlükleri 07.00-10.15 saatleri arası açık tutulacak. Peçete, kalem şeker ÖSYM’den SINAV binalarında hiçbir eşya emanete alınmayacağından, adayların belirtilen belgeler dışında herhangi bir eşya getirmemeleri gerekiyor. Sınavın yapıldığı her bir salona en az bir duvar saati, adayların sınavda kullanacakları kalem, silgi, kalemtıraş gibi gereçler ile şeker, peçete ÖSYM tarafından sağlanacak. Adaylar sınava şeffaf pet şişe içinde su getirebilecekler. Sınavların yapıldığı binalara girişte adayların ve sınav görevlilerinin üstleri emniyet görevlileri tarafından elle ve dedektörle aranacak. Telefon, saat getirmeyin ÇANTA, cep telefonu, saat, kablosuz iletişim sağlayan bluetooth gibi cihazlar ile kulaklık, kolye, küpe, yüzük (alyans hariç), bilezik, broş, metal para gibi metal içerikli eşyalar ve her türlü elektronik/mekanik cihaz, çağrı cihazı, telsiz, fotoğraf, makinesi, cep bilgisayarı, sözlük işlevi olan elektronik aygıt, hesap makinesi gibi her türlü bilgisayar özelliği bulunan cihazlar, silah ve benzeri teçhizatla, kalem, silgi, kalemtıraş, müsvedde kağıt, defter, kitap, sözlük, pergel, açıölçer, cetvel gibi araçlar sınav binasına kesinlikle alınmayacak. Sınava girecek adayın yüzünün, kimlik tespitini sağlayacak biçimde açık olması gerekiyor. Kimlik ve güvenlik kontrolleri ile salona giriş işlemlerinin zamanında yapılabilmesi için adayların sınava girecekleri binanın kapısında en geç saat 09.00’da hazır bulunmaları gerekiyor. YGS'nin başarılı liseleri Yükseköğretime Geçiş Sınavı'nda (YGS) geçen yıl en çok başarı gösteren okullar sıralamasında özel fen liseleri başı çekti. ÖSYM, “Ortaöğretim Kurumlarına Göre 2011 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi Sonuçları Kitabı” hazırladı. Kitapta, ortaöğretim okullarının sınıfında eğitim görünken sınava katılanların YGS puanlarına, illerin, okulların başarılarına, kaçıncı sırada yer aldıklarına dair bilgilere yer veriliyor. Buna göre, geçen sene gerçekleşen YGS'ye Türkiye genelinde lise son sınıfta okuyan 729 bin 122 öğrenci girdi. Meslek liselerinden 264 bin 631 öğrenci katılırken, aralarında genel, Anadolu ve fen liselerinin de bulunduğu diğer lise türlerinden 464 bin 491 aday girdi. Bu sınavda 180 ve üstü puan alarak ikinci sınav olan Lisans Yerleştirme Sınavları'na girmeyi hak kazanan aday sayısı ise 555 bin 247 olarak belirlendi. Özel fen liseleri ilk sıralarda YGS'de, YGS-1, YGS-2, YGS-3, YGS-4, YGS-5 ve YGS-6 olmak üzere altı çeşit puan türü bulunuyor. Bunlardan YGS-1 puanı hesaplanırken matematik, YGS-2'de fen bilimleri, YGS-3'de Türkçe ve YGS-4'de de sosyal bilimler testleri ağırlıklandırılıyor. Bu puan türlerinde en çok başarı gösteren okullar, özel ve devlet fen liseleri olarak belirlendi. Başarı gösteren okullar sıralamasında, Konya, Ankara, İstanbul, Denizli, Aydın, İzmir, Trabzon'un alıyor. Her puan türüne göre tüm okullar arasında ortalamada ilk 10'da yer alan okullar arasında Konya Özel Büyükkoyuncu Fen Lisesi, Ankara Fen Lisesi, İstanbul Özel Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi, Denizli Özel Server Gazi Fen Lisesi, Ankara Özel Samanyolu Cemal Şaşmaz Fen Lisesi, Aydın Fen Lisesi, Ankara Özel Samanyolu Fen Lisesi, İzmir Fen Lisesi, İstanbul Atatürk Fen Lisesi, İstanbul Özel Başakşehir Burç Fen Lisesi, Trabzon Özel Gülbahar Hatun Fen Lisesi, Özel Çağ Fatih Fen Lisesi yer alıyor. 31 Mart 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Lise sonların izni 45'ten 20'ye indi |
||||||||||||||||||||||||
Toplam 45 gün devamsızlık yapabilen son sınıf lise öğrencileri şimdi sadece 20 gün devamsızlık yapabilecekler. İSTANBUL - Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, üniversiteye giriş sınavı yaklaşırken lise son sınıf öğrencilerine veli onayıyla verilen 25 günlük izin uygulamasını kaldırdı. 20 günü özürsüz ve veli izniyle 25 gün özürlü olmak üzere toplam 45 gün devamsızlık yapabilen son sınıf lise öğrencileri şimdi sadece 20 gün devamsızlık yapabilecekler. Hürriyet'in haberine göre Dinçer, Milli Eğitim Eski Bakanı Hüseyin Çelik döneminde uygulanmaya başlanan ve Eski Bakan Nimet Çubukçu’nun da devam ettirdiği izin uygulamasına son verdi. Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, kararın gerekçesini, “Yönetmelik neyi gerektiriyorsa artık o şekilde bir uygulama yapacağız. Eğitimi aksatan uygulamalar kural haline getirilemez. İstisnai durumlar dışında artık öğrencilere fazladan izin verilmeyecek” dediler. Önceki yıllarda sınavlardan önce yayınlanan genelgelerde, 25 günlük ek iznin öğrencilere moral vereceğine dikkat çekiliyordu. 30 Mart 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
4+4+4 Meclis'ten geçti |
||||||||||||||||||||||||
Teklif 295 oyla Genel Kurul'da kabul edildi Kamuoyunda ''4 4 4'' olarak bilinen ve zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran kanun teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek, yasalaştı. Genel Kurul'da 91 red, 1 çekimser oya karşın, 295 oyla kabul edildi. Açık oylamada, AK Parti'den 295 milletvekili kabul oyu verirken, 88'i CHP'den, 3'ü BDP'den olmak üzere toplam 91 milletvekili de ret oyu verdi. MHP milletvekilleri biri dışında oylamaya katılmadı. Oylamaya katılan MHP Adana Milletvekili Ali Halaman ise çekimser kaldı. Bu arada, Kur'an-ı Kerim ile Hz Muhammed'in hayatının ortaokul ve liselerde seçmeli ders olarak okutulması ile imam-hatip ortaokulları yeniden açılmasını olanak sağlayan maddede dün yapılan açık oylamada, AK Parti ve MHP'nin yanı sıra 5 BDP'li milletvekili de kabul oyu vermişti. Kanuna göre, zorunlu ilköğretim çağı, 6-14 yaş yerine 6-13 yaş grubundaki çocukları kapsayacak. Bu çağ, çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın eylül ayı sonunda başlayıp, 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonunda bitecek. İlköğretim; 4 yıllık zorunlu ilkokul ile 4 yıllık zorunlu ortaokuldan oluşacak. 8 yıllık okullarda, kesintisiz eğitim yapılan ilköğretim kurumları, artık ilkokul ve ortaokul olarak bağımsız okullar şeklinde kurulacak. Ancak ortaokullar, imkan ve şartlara göre ilkokul veya liselerle birlikte de kurulabilecek. İlköğretimin, özel idare bütçelerinden yıllık gelirin en az yüzde 20'si oranında elde edilecek gelirleri; ortaöğretim kurumlarının arsa temini, binalarının yapım, bakım ve onarımı ile diğer ihtiyaçlarının karşılanması için de kullanılacak. İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nda yapılan bu değişiklikler, Milli Eğitim Kanunu'nda da yapılıyor. İMAM HATİP ORTAOKULLARI İlköğretim kurumları tanımlanırken, ''imam-hatip ortaokulları'' da bu tanımda yer aldı. Buna göre, ilköğretim kurumları; 4 yıllık zorunlu ilkokullar, 4 yıllık zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkan veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarından oluşacak. Ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarında; lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulacak. Ortaokul ve liselerde, Kur'an-ı Kerim ve ''Hz. Peygamberimizin hayatı'', isteğe bağlı, seçmeli ders olarak okutulacak. Bu okullarda okutulacak diğer seçmeli dersler ile imam-hatip ortaokulları ve diğer ortaokullar için oluşturulacak program seçenekleri, Bakanlıkça belirlenecek. Ortaöğretim ise ilköğretime dayalı, 4 yıllık zorunlu, örgün veya yaygın öğrenim veren genel, mesleki ve teknik öğretim kurumlarını kapsayacak. Bu okulları bitirenlere, ortaöğretim diploması verilecek. Zorunlu ortaöğretim, 2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren uygulanacak. Bakanlar Kurulu, uygulamayı bir eğitim-öğretim yılı erteleyebilecek. Kanunla, ilgili kanundaki ''8 yıllık kesintisiz ilköğretim'' ibaresi ''ilköğretim ve ortaöğretim'' şeklinde değiştiriliyor ve ''8 yıllık kesintisiz'' ibaresi çıkarılıyor. Kanun, üniversiteye girişteki katsayı uygulamasına ilişkin düzenlemeler de içeriyor. Buna göre, yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri, imkan, fırsat eşitliğini sağlayacak önlemleri almak kaydıyla, YÖK tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılacak. Yükseköğretim kurumlarına, esasları YÖK tarafından belirlenen merkezi sınavlarla girilecek. Yerleştirme puanlarının hesaplanmasında adayların ortaöğretim başarıları dikkate alınacak. Ortaöğretim bitirme başarı notları en küçüğü 250, en büyüğü 500 olmak üzere ortaöğretim başarı puanına dönüştürülecek. Ortaöğretim başarı puanının yüzde 12'si, yerleştirme puanı hesaplanırken merkezi sınavdan alınan puana eklenecek. Ortaöğretim kurumlarını birincilikle bitiren adaylar için mevcut kontenjanların yanı sıra YÖK kararı ile ayrı kontenjanlar belirlenebilecek. Mesleki ve teknik orta öğretim kurumlarından mezun olan öğrenciler, istedikleri takdirde bitirdikleri programın devamı niteliğinde veya bunlara en yakın olan mesleki ve teknik önlisans yükseköğretim programlarına sınavsız olarak yerleştirilebilecek. Bu öğrencilerin yerleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar, Milli Eğitim Bakanlığının görüşü üzerine YÖK tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. Ön lisans mezunları için ilişkili lisans programlarında belirlenmiş kontenjanın yüzde 10'unu geçmeyecek şekilde YÖK kararı ile her yıl dikey geçiş kontenjanı ayrılabilecek. Yabancı uyruklu öğrenciler ile ortaöğretimin tamamını yurtdışında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretim kurumlarına kabul usul ve esasları YÖK tarafından belirlenecek. Uluslararası antlaşmalar gereği Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarında burslu olarak öğrenim görecek yabancı uyruklu öğrencilerin yerleştirme işlemleri YÖK tarafından yapılacak. YÖK tarafından belirlenecek usul ve esaslara göre, belli sanat ve spor dallarında üstün kabiliyetli olduğu tespit edilen öğrenciler ile TÜBİTAK tarafından tespit edilen uluslararası bilimsel yarışmalarda ödül kazanan öğrenciler, ilgili dallarda eğitim yapmak kaydıyla yükseköğretim kurumlarına yerleştirilebilecek. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bir mesleğe yönelik program uygulayan ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören öğrenciler bakımından bu kurumların mezunlarının, YÖK tarafından belirlenen aynı meslek dalında yer alan yükseköğretim programlarına yerleşmelerinde, merkezi sınavlarda aldıkları puanlara ilave edilecek, ortaöğretim başarı puanı hesaplanmasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuat hükümleri uygulanacak. ÜNİVERSİTELERİN ADLARI Yasayla, Rize Üniversitesi'nin adı ''Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi'', Kayseri Abdullah Gül Üniversitesi'nin adı ''Abdullah Gül Üniversitesi'', Zonguldak Karaelmas Üniversitesinin adı ''Bülent Ecevit Üniversitesi'', Konya Üniversitesinin adı da ''Necmettin Erbakan Üniversitesi'' şeklinde değiştiriliyor. Eğitimde Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi Geliştirme Hareketi (FATİH) Projesi kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı ve Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından 2015 yılı sonuna kadar yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım işleri Kamu İhale Kanunu'na tabi olmayacak. Alımlara ilişkin usul ve esaslar, iki bakanlığın müşterek hazırlayacağı yönetmelikle rekabete açık şekilde düzenlenecek. "KANUN TARİHE GEÇECEK" Teklifinin yasalaşmasının ardından teşekkür konuşması yapan Milli Eğitim Bakanı Dinçer, katı, tek tipleştirici bir yapıdan, daha demokratik daha esnek bir yapıya geçişi sağlayan bir düzenleme yapıldığını ifade etti. Dinçer, şunları söyledi: ''Artık bugünden sonra Türk eğitim sisteminde tek tip insan yetiştirmek yerine bu ülkede ve bu toplumda ihtiyacımız yetenekli çocuklar yetiştirmeye, dünyayla rekabet edebilecek bilgi ve kabiliyetlerle donatmaya yönelik bir adım atmış olacağız. Daha da önemlisi, her bir çocuğumuzu ayrı bir birey, potansiyel olarak kabul edip onların her birisinin kendi yetenek ve kabiliyetlerine göre geliştirilebileceği bir zemini de oluşturmuş olacağız. Bu kanun aynı zamanda Türkiye'de halkla devletin barışmasında önemli bir adım olarak da tarihe geçecek. Biz halkla devlet biraz daha yaklaştırdık ve biraz daha fazla barıştırdık. Ben eminim bu barışma artıkça ve geliştikçe Türkiye Cumhuriyeti ve Cumhuriyetimiz ilelabet ayakta kalmak için güçlü bir desteği de sahip olacak. '' Tüm partilere ve milletvekillerine teşekkür eden Dinçer, ''9 maddedeki desteğinden dolayı MHP milletvekillerimize BDP'den destekleyen milletvekillerimize, her birinize gönülden teşekkür ediyorum'' dedi. AK Parti'li milletvekilleri, teklif yasalaştıktan sonra alkışladılar. Milletvekilleri, Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Nabi Avcı ve Milli Eğitim Bakanı Dinçer'i tebrik ettiler. 30 Mart 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Sınavda dikkati canlı tutacak 5 öneri |
||||||||||||||||||||||||
Yükseköğretime Geçiş Sınavı 1 Nisan Pazar günü yapılacak. Aynı zamanda psikolojik bir mücadele olan YGS’de başarıyı etkileyen pek çok faktör var. Dikkatin sürekli canlı tutulması da bunlardan biri. İSTANBUL - Lise öğrencilerinin heyecanla beklediği YGS’ye az zaman kaldı. Öğrenciler son hazırlıklarını yapıyor. Psikolog Ferahim Yeşilyurt, sınav başarısı için dikkat ve konsantrasyonun önemine vurgu yapıyor ve “Bir öğrencinin dikkati bir ders saatinde ortalama 5 ile 50 dakika arasında dağılıyor. Bu süre öğrenciden öğrenciye değiştiği gibi öğrenilmek istenen konuya göre de değişiklik gösteriyor. Öğrenciler dikkat hataları yapmazlarsa başarı oranları artıyor” diyor. KOLAY SORU DEYİP GEÇMEYİN, EN ÇOK HATA KOLAYDAN ÇIKIYOR Yeşilyurt, sınavda dikkat hatalarını azaltmak için 5 öneride bulunuyor: • Sınava girdiğinizde hangi alanlardaki testleri, hangi sırayla çözeceğinizi belirleyin. • Farklı soru tiplerinden bol bol sorular çözün. • Sınavlarda zor soru, kolay soru ayrımı yapmayın. Kolay sorular en sık dikkat hatası yapılan sorulardır. • Her öğrencinin dikkatinin zaman zaman dağıldığını unutmayın. Sınavda dikkatinizin dağıldığını hissettiğinizde 30 saniyelik kısa molalar verin. • Baş etmekte zorlandığınız duygusal, psikolojik sorunlarınız konusunda sınavdan önce bir uzmandan yardım alın. İÇİNDE BULUNDUĞUNUZ ANA ODAKLANIN İnsan hayatında sınavlar sadece bilginin sınandığı değil, heyecan ve kaygıyla baş etmenin de sınandığı tecrübelerdir. Bu nedenle sınav öncesindeki hazırlık kadar, sınav sırasında da dikkat edilmesi gereken noktalar var. Psikolog Yeşilyurt’un, sınav sırasında duyulan heyecan ve kaygı gibi olumsuzluk yaratan duygulara karşı önerileri de şöyle: • Sınav esnasında vücudunuzda heyecan belirtileri hissederseniz bu belirtilerin sınavın başlarında normal olduğunu düşünün. Bu hafif heyecanın sınava daha iyi konsantre olmanıza katkıda bulunacağını aklınızdan çıkarmayın. • Yanınızdaki kişilerin kaçıncı soruda oldukları ile ilgilenmeyin. Önemli olan sizin soruları nasıl çözdüğünüzdür. Onlar soruları atlayarak da yapıyor olabilir. • Geçen zamanla ilgilenmek yerine, kendinizi sınav sorularına odaklamaya çalışın. • Çok gerginleştiğinizi fark ederseniz birkaç nefes egzersizi yapmakta fayda var. Burnunuzdan derin nefes alıp, yavaşça ağzınızdan verebilirsiniz. • Sınavdan süre bitiminden önce çıkmayın. Size ayrılan süreyi son saniyesine kadar değerlendirin. Süreniz kaldığı takdirde yanıtlarınızı kontrol edin. • Uzun paragraf sorularından çekinmeyin. ‘Paragraf çok uzun’ ya da ‘yapamam’ diye önyargılı yaklaşmayın. Bu soruları önce soru bölümünden başlayarak okuyun. Yani önce soru bölümünü okuyun sonra bu bakış açısıyla paragrafı okuyun. Paragraf ne kadar büyük olursa soru o kadar kolay olacaktır. SINAV BİTTİKTEN SONRA TATİL YAPIN Sınav bittikten sonra artık rahat bir nefes alabilirsiniz. Uzun soluklu koşturmanın, gerilimin ardından şu 4 öneri işinize yarayabilir: • Yapacaklarınızı yaptığınız için kendinizi tebrik edin. • Bir süre tatil düşüncesini yaşama geçirmeye çalışın. • Derslerle ve sınav sonucuyla aşırı ilgilenmemeyi deneyin. • Biraz molanın ardından bir sonraki sınavın hazırlıklarına başlayın. AİLELERE GERİLİMİ AZALTACAK 5 ÖNERİ Her ailenin çocuğuna karşı tutumu birbirinden farklı. Her öğrencinin başarısına ya da başarısızlığına karşı anne ve babasının tepkisi de farklılıklar gösterebiliyor. Kimi daha hoşgörülü karşılarken, kimi sınav bitmesine rağmen sürekli sınavın gerilimini çocuğuna hissettirmeye devam ediyor. Psikolog Ferahim Yeşilyurt, sınav öncesinde olduğu kadar sınav sonrasında da ailelerin desteğinin çok önemli olduğunu vurgulayarak, anne ve babalara şu önerilerde bulunuyor: • Çocuğunuzun geleceği konusundaki endişeleriniz çocuğunuza yansır. Bu nedenle öncelikle bu endişeleri çocuğunuza yansıtmamaya çalışın. • Çocuğunuzdan beklentilerinizde gerçekçi olmaya özen gösterin. • Bu zor dönemde çocuklarınıza karşı anlayışlı ve destekleyici davranın. • Çocuğunuzu hiçbir zaman başka çocuklarla kıyaslamayın. • Çocuğunuzu takdir edin, geçmişteki başarılarını vurgulayın. 29 Mart 2012 Ailenin tutumu sınav başarısında etkili Birçok kişinin meslek seçimini belirlediği üniversite sınavında başarının artması için hem aile bireylerinde hem de adaylarda stres kontrolü önemli rol oynuyor. ANKARA - Kaygı ve stres kontrolünün sınav başarısında önemli bir faktör olduğu, destekleyici ve hoşgörülü ebeveyn tutumunun, sınav sürecinin kolay atlatılmasını sağladığı malum. Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Nurper Erberk Özen, sınavın yaklaşmasıyla kaygı düzeyinin arttığına işaret etti. Özen, adayların sınav günü hastalanarak yeterli performansı gösterememe, aile bireylerinin beklentilerini karşılayamama gibi endişeler taşıdığını dile getirdi. Kişilerin gelecek fırsatlarını ve kariyer seçimlerini etkileyen sınavların strese yol açtığını belirten Özen, ''Ülkemizde de üniversite giriş sınavının, algılanan önemi ve yüksek performans baskısı nedeniyle tüm ailenin ruhsal durum ve duygusal dengesine zarar verme riski yüksektir'' dedi. EBEVEYN, KAYGISINI KONTROL ETMELİ Özen, ebeveynin çocuğun yetiştirilmesi döneminde gösterdiği tutumun da sınav kaygısı üzerinde etkili olabildiğini söyledi. Aşırı kontrolcü, çocuklarının koydukları kurallara koşulsuz uyması talebinde bulunan anne baba tutumunun, yanlış olduğunu ifade eden Özen, şöyle devam etti: ''Bu ailelerde çocuğun kendine güveni azalmıştır, çekingendir, bağımsız karar verme gücü ve ilişkileri sınırlıdır. Bu tutuma sahip ebeveynin kendisinde de kaygı düzeyi yüksektir ve bu kaygıyı çocuğa yansıtmaktadır. Ebeveynin bu dönemde kendi kaygısını kontrol edebilmesi, çocuğun başarısında önemli bir faktör. Çocuğun ders düzenini sıkı takip edip, testlerde yaptıkları doğru yanlış sayısını bile ezbere bilmelerine karşın sınavı kazanamasa da 'sağlık olsun' söylemiyle çocuklarını rahatlattıklarını düşünürler.'' Hem çocuğunu hem de kendisini yüksek hedeflere yönelten ebeveynlerin, karşılıklı gerginlik ve stresin artmasına neden olacağına dikkati çeken Özen, ''Bu tür ebeveynlerde sınava hazırlanan genç kadar strese özgü uyku düzensizliği, kas gerginliği, sinirlilik, öfke atakları, tahammülsüzlük, dikkat dağınıklığı, konsantrasyon güçlüğü ve unutkanlık gibi belirtiler görülür. Baş ve sırt ağrıları, mide barsak problemleri, çarpıntı, nefes darlığı hissi olabilir'' diye konuştu. GÜVEN VERİCİ, DESTEKLEYİCİ TUTUM ÖNEMLİ Özen, güven verici, destekleyici ve hoşgörülü tutuma sahip ebeveynlerin, hem kendileri hem de çocukları açısından sınav sürecini daha kolay atlatabildiğini vurgulayarak, şöyle konuştu: ''Demokratik anne ve babalar, çocuklarından olgun davranış beklerler ve aynı zamanda gerekli olduğunda, kurallara uymalarını isterler. Bu tip ailelerde bazı temel kurallar dışında çocuklar istediklerini yapabilme iznine sahiptirler. Anne babanın normal düzeyde hoşgörüye sahip olmasıyla çocuğun kendine güven duyan, yaratıcı, toplumsal bir birey olması sağlanır. Günümüzde başarılı olmanın, çok çalışmakla değil 'etkili çalışma' ile mümkün olduğu kabul edilmektedir. Ailelerin bu gerçek ışığında kendi streslerini kontrol ederek, çocuklarına destek olabileceklerini, onların sınav kaygısını azaltabileceklerini hatırlarından çıkarmamaları gerekir.'' 29 Mart 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Pediatrist Gözüyle 12 Yıllık Eğitim |
||||||||||||||||||||||||
Paktuna; ''Bilineni ezberletmek değil, beyni geliştirmek,''gerekir. Pediatrist, Pediatrik Nörolog Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin, zorunlu eğitimin 12 yıla çıkaran kanun teklifine ilişkin, ''Mevcut eğitim konsepti, ezber ile eşleştirilmiştir, oysa bu durum, çocuk beyninin gelişmesini geciktiriyor. Eğitim sisteminde yapılması düşünülen değişiklikler, mevcut sorunların çözümü için fırsat olabilir'' dedi. Prof. Dr. Keskin, ''Bir değişimin çağdaş beklentiyi karşılayabilmesi, bilimsel gerçeklere dayandırılması ile mümkündür. Eğitimden, çocuk beyninin kapasitesinin arttırılması amaçlanıyorsa, onun gelişme adımlarına uygun bir müfredat hazırlanması şarttır'' diye konuştu. Eğitimin amacının, ''bilineni ezberletmek değil, beyni geliştirmek'' olması gerektiğini anlatan Prof. Dr. Keskin, Eğitimin amacı, çocuğun düşünsel ya da fiziksel anlamda kendi yeteneklerini fark edebileceği ortamı sağlamak olmalıdır. Bu şekilde çocuk yaşıtlarına karşı empati geliştirebilir, kurallara uyan erdemli davranışlara yönelebilir ve topluma adapte olabilir'' dedi. Prof. Dr. Keskin, bir sonraki yaşta çocuktan yapması beklenen bir aktivitenin bir önceki yaşta provasının yapılmasının söz konusu olamayacağını belirterek, ''Unutulmamalıdır ki, henüz gelişmemiş bir sisteme uyaran vermek, çocuk beynini zedeler'' dedi. Eğitimde ezber konusuna değinen Prof. Dr. Keskin, şunları kaydetti: ''5-11 yaş aralığında eğitimde ezbere hiç yer yoktur. Bu dönemde eğitimden anlaşılması gereken, çocuğun diğerlerinin davranışlarını anlaması, empati geliştirmesi, her açıdan kendi yeteneklerinin farkına varabilmesi, diğerleri arasında yarışabilmesi ve kendine güven duygusunu kazabilmesi olmalıdır. Bu dönem, kimlik ve kişilik gelişimi açısından toplumla özdeşleşme dönemidir.'' 29 Mart 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
ÖSYM, Sınıflarını görebilecekler |
||||||||||||||||||||||||
Yükseköğretime Geçiş Sınavına girecek adaylar için ÖSYM'den duyuru... ÖSYM, Yükseköğretime Geçiş Sınavı'na girecek adayların 31 Mart Cumartesi günü sınava girecekleri sınıfı görebileceklerini duyurdu. Yükseköğretime Geçiş Sınavı 1 Nisan 2012 Pazar günü yapılacak. Adaylar sınava girilecek yer bilgisini gösteren Sınava Giriş Belgelerini ÖSYM'nin internet sitesinden görebiliyor. Adayların sınava girecekleri binayı sınav gününden önce görmelerinin yararlı olacağını duyuran ÖSYM adayların sınav salonlarını görebileceklerini duyurdu. Sınava girecek adaylar cumartesi günü saat 10.00'dan 16.00'ya kadar sınav salonlarını görebilecek. 28 Mart 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Üniversiteye Giriş Sınavları Kalkıyor |
||||||||||||||||||||||||
Başbakan Erdoğan Seul’a giderken önemli mesajlar verdi. Başbakan Erdoğan geçirdiği iki ameliyatın ardından ilk yurt dışı seyahati için Güney Kore’ye gitti. Başbakan Erdoğan uzun uçak yolculuğu boyunca Türkiye gündemiyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yeni eğitim sistemiyle ilgili önemli açıklamalarda bulunan Erdoğan üniversiteye giriş sınavlarının da kaldırılacağı müjdesini verdi. Erdoğan bu konuda bazı büyük dershane gruplarıyla görüştüğünü bu dershanelerin ya lise olarak yollarına devam edeceğini ya da kapanacağını açıkladı. Başbakan Erdoğan şöyle konuştu. “Üniversite giriş sınavlarını da (Yükseköğretime Geçiş Sınavı-YGS), üniversite hazırlık kurslarını da ortadan kaldırıyoruz. Bu dershaneler ya liseye dönecekler ya da kapanacaklar. Çünkü insanların ellerindeki son imkânları bu alanda kullanmalarını istemiyoruz. Ben bazı büyük dershanelerle konuştum. Kendileri ‘Biz de bu yola girmeyi düşünüyoruz’ dediler.” 25 Mart 2012 ‘Üniversiteye giriş SAT sınavıyla olacak’ Eğitimdeki yeni düzenlemelerle lise ve üniversitelerin kalitede eşitleneceği, lise mezuniyetine olgunluk sınavı şartı getirileceği, özel okulların teşvik edileceği ve üniversite sınavının randevuyla yapılacağı öne sürüldü. Pek çok kişi ise eğitimde kalite farkı devam ettikçe dershane ihtiyacının da devam edeceği görüşünde. 26 Mart 2012 Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, Seul yolunda "Dershaneler kapanacak" sözleriyle duyurduğu yeni sistem zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran 4+4+4 modeliyle gerçekleşecek. Eğitimde verilecek 6 radikal kararla dershaneye ve sınava ihtiyaç ortadan kalkacak. Yeni modelde dershaneler yasaklanmayacak ancak öğrencileri seçen ve eleyen sistem ortadan kalkacağı için dershaneye ihtiyaç da kalmayacak. Sabah gazetesinin haberine göre, dershaneciliği bitirecek 6 kriter şöyle: 6 AŞAMALI EĞİTİM DEĞİŞİKLİĞİ -4+4+4 yeni eğitim modelinde öğrenciler Anadolu ya da Fen lisesine hazırlanmak zorunda kalmayacak. Çünkü tüm liselerde isteyen öğrenciler için Fen, Sosyal Bilimler, Matematik, Spor ve Müzik gibi ağırlıklı eğitim için paket dersler bulunacak. -Liseye başlamak için SBS yerine lise bittiğinde öğrencilere Olgunluk Sınavı gelecek. Ancak bu sınavda öğrencilerin lise öğrenimleri boyunca aldıkları eğitime ilişkin sorular sorulacak. Bu şekilde, bir sınav da kitlesel olarak öğrencileri özel ders ya da dershaneye yönetmeyecek. Ortaöğretim Başarı puanı ve Olgunluk Sınavı puanlarıyla birlikte öğrenciler üniversiteye başvurmaya hak kazanacak. -Ortaöğretimde başlayan ilgi ve yeteneğe göre seçmeli dersler lisede öğrencileri mesleki ve teknik eğitime yöneltebilecek. Bu kapsamda öğrenci başına teşviklerle özellikle meslek teknik eğitimleri iş sektörünün taleplerini karşılayacak. Meslek ve Meslek Teknik eğitimden mezun olan öğrenciler, akademik bir üniversite eğitimi yerine iş hayatına başlayabilecek ve aynı zamanda sınavsız ön lisans eğitimi alabilecek. -Bazı büyük dershane sahiplerinin özel okulla dönüşme taleplerini dile getiren Başbakan Erdoğan, özel okulların desteklenmesine de sıcak bakıyor. Özel okullarla, okul ihtiyacının azaltılmasını hedefleyen hükümet, özel okullara özel teşvikler getirecek. Devlet okullarına sunulan imkânlardan özel okulların da yararlanmasıyla, özel okul işletmeciliği öğrenci bulmakta zorlanan dershaneler için cazip hale gelecek. -Üniversiteler arasında kalite farkı azaltılması yönünde çalışmalar yapılacak. Üniversiteler, A-B-C şeklinde seviyelere ayrılacak. Her üniversitenin bir sonraki seviyeye çıkabilmesi için hedefler gösterilecek. Üniversiteler arası kalite farklılıkları azaltılacak önlemler alınacak. -Üniversite sınavı da iki aşamadan tek aşamaya düşecek. Lisede yapılan Olgunluk Sınavı'nda başarılı olan öğrenciler Lisans Yerleştirme Sınavı'na başvurabilecek. Öğrencinin ortaöğretim başarı puanı ve Olgunluk Sınavı puanının ortalaması alınarak Lisans Yerleştirme Sınavı yapılacak. İlerleyen zamanda öğrencileri aynı gün sınav yapmayıp randevu sistemiyle sınav yapılacak. Uluslararası IB, SAT gibi sınavlarla üniversitelere öğrenci alınacak. ‘DERSHANE İHTİYACI BİTMEZ’ 4 bin 200 şubesi, 50 bine yaklaşan öğretmeni, 20 bin personeli ve 1milyon 200 bin öğrencisi bulunan dershane yöneticileri ise dershanelerin kapanmasının sorunu çözmeyeceğini ileri sürdü. Habertürk gazetesinin haberine göre, eğitimde kalite farkı devam ettikçe dershane ihtiyacının devam edeceğini belirten eğitimcilerin tepkileri şöyle: ‘HAYALDEN ÖTEYE GEÇMEZ’ Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk: Başbakan hayalini söylemiş. Bizim de gönlümüze hoş gelen ama bugün için doğru olmayan bir sözdür. Afakî sözleri bugünden söylemenin bir anlamı yok. Olabileceği söylemeliyiz. Bugün ve kısa sürede dershanelerin kaldırılması mümkün görünmüyor. Gerek üniversiteye gerekse liselere girişte dershaneye ihtiyaç var. 5-10 yıl içinde mümkün değil. Dershanelerin alternatif okul haline gelmesinden rahatsızız. Dershaneler okulları destekleyici pozisyonda olmalı. Ancak bugün dershaneler okulların yerine geçen alternatif okullar haline geldi. Dershanelerin etkisini azaltmak için öğretmen başına düşen öğretmen sayısı azaltılmalı. Öğretmen ve derslik açığı kapatılmalı. Okulun öğrenci üzerindeki etkisi arttığı takdirde dershaneler ortadan kalkar. ‘KAMUOYUNUN GAZINI ALIYOR’ Eğitim İş Genel Başkanı Veli Demir: 4+4+4’e yönelik, kamuoyunun tepkisini azaltmaya, gazını almaya yönelik bir açıklamadır. Çünkü getirilecek olan sistem dershanelerin önünü açacak bir sistemdir. Eğitim sisteminin sınav odaklı yapısında değişme yok, olmayacak da. Kamuoyunu aldatmaya yönelik, ayaküstü söylenmiş bir sözdür. Bilimsel, pedagojik temeli olmayan bir açıklamadır. 26 Mart 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
"Okul Sütü"nde Ayrıntılar Belli Oldu |
||||||||||||||||||||||||
İlköğretim öğrencilerine her gün süt verilmesi uygulaması başlıyor. Okul Sütü Programı'na ilişkin uygulama esasları belirlendi. Ana sınıfından, 5'inci sınıfa kadar ilköğretim öğrencilerine 200 mililitre uzun ömürlü sade kutu süt dağıtılacak. Okul Sütü programının uygulama esasları Resmi Gazete'de yayımlandı. Buna göre, Milli Eğitim Bakanlığı'nın belirlediği okullardaki her öğrenciye günlük 200 mililitre uzun ömürlü sade kutu süt dağıtılacak. Özel okullar ise program kapsamı dışında tutuluyor. Dağıtılacak sütün niteliği, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın mevzuatına uygun olacak. Süt, Bakanlık'tan üretim izni almış, ülke içinde üretim yapan firmalardan sağlanacak. İllerde, "Okul Sütü Komisyonu" kurulacak. Komisyon tarafından kabul edilen sütün muhafazasından, okullara ulaştırılmasından, dağıtılmasından ve uygun şartlarda tüketilmesinden Milli Eğitim Bakanlığı sorumlu olacak. Sağlık Bakanlığı, programın uygulandığı dönemde öğrencilerin gelişme oranını ve süt tüketim alışkanlıklarındaki değişiklikleri tespit edecek. Süte karşı duyarlılığı olan öğrenciler; okul yönetimleri, aile hekimleri ve öğretmenler tarafından belirlenerek program dışında tutulacak. 25 Mart 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
"Türkler Bizi Geçti, Ülke İtibarına Darbe" |
||||||||||||||||||||||||
Gazete, "İtalya listede yok, ülke itibarına darbe" diye yazdı. ODTÜ'nün Times endeksine girişi İtalya'yı sarstı. İtalyan basını Times Higher Education'un "2011 Yılı En İyi Üniversiteler" sıralamasında ilk yüze girmesine "kayda değer yenilik" yorumu yaptı. İtalyan II Giornale gazetesindeki, "Bu yılın en kayda değer yenilikleri arasında son sıralarda da olsa Orta Doğu Teknik Üniversitesi ile Türkiye'nin ilk kez bu sıralamaya girmesi sayılabilir" ifadelerinin kullanıldığı yazıda ayrıca şöyle denildi: "Türkiye, dünyanın en itibarlı 100 üniversitesi sıralamasına girdi. İtalya, maalesef 2012'de de sıralamanın dışında kaldı. İlk 100 arasında İspanya ve İrlanda'ya da yer yok, yani krizde batmamak için çabalayan ülkeler." 19 Mart 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Dünyanın en iyi 100 üniversitesi |
||||||||||||||||||||||||
Dünyanın en iyi 100 üniversitesi listesinde zirveyi Harvard ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü paylaşıyor. Listenin genelinde Amerikan Üniversitelerinin hakimiyeti dikkat çekiyor. İngiltere'de Cambridge ve Oxford üniversiteleri listede ilk ona girse de listeye giren başka hiç bir İngiliz üniversitesi yok. Asya eğitim kurumları da yükselişte. En iyi üniversite listesi 17,000 akademisyenin görüşleri doğrultusunda hazırlandı. Dünyanın her yerinden akademisyenlerin görüşleriyle hazırlanan listede amaç yüksek öğretimde en kaliteli üniversitelerin sayılarını verebilmek. Doğu Yükseliyor Times Higher Education dergisinde geçen yıl ilk beşe giren üniversitelerin bu yıl da yerlerini koruduğu görülüyor. Listenin ilk beşinde Boston merkezli iki üniversite var. Bunlardan Hardvard birinci ve MIT kısa adıyla da bilinen Massachusetts Teknoloji Enstitüsü ikinci sırada bulunuyor. Cambridge İngiltere'nin en iyi üniversitesi olarak üçüncü sırada.
Cambridge Üniversitesini, ABD'den Stanford ve California Üniversitesi takip ediyor. Listede İngiliz üniversitelerinin düşüşte , Uzak Doğu üniversitelerinin ise yükselişte olması dikkat çekiyor. Çin, Japonya, Singapur ve Güney Kore üniversiteleri listede daha yoğun yer alıyor. Düşük nüfusuna oranla en iyi 100 üniversite listesinde İsviçre'nin üç üniversitesinin bulunması, İsviçre üniversitelerinin kalitesini vurguluyor. En iyi 100 üniversite listesinin resmi bir geçerliliği yok. Ancak yüksek öğretimin globalleştiği günümüzde listeye girebilmek üniversitelerin prestijleri açısından çok büyük bir avantaj. Bilgi Merkezleri Yapılan bilimsel araştırmaların yüksek teknoloji ürünlerinin yaratılmasına ışık tutması, bilgi merkezlerinin ekonomik ve politik önemlerini artırıyor. Listede bulunan Stanford, Harvard ve Oxford üniversitelerinin, global dev markaların oluşumunu desteklediği görülüyor. Kaliforniya eyaletinde, ilk ona giren üç üniversite bulunuyor. Bu üniversitelerin Kaliforniya'daki dijital endüstrilerin işleyişlerine yardımcı olduğu biliniyor. Kaliforniya'nın Silikon Vadisi ve Boston'daki araştırma merkezleriyle yarışmak isteyen New York eyaleti, bölgede bilim kampusu açmayı planlıyor. En iyi 100 üniversite listesi sonuçları akademisyenler tarafından tartışılabilir. Liste yapılırken akademisyenlere uzman oldukları alanında en iyi buldukları 15 üniversiteyi belirtmeleri istendi. Oylamaya katılan ABD merkezli akademisyen oranı yüzde 44 ve 44 Amerikan üniversitesi listeye girmeyi başardı. Avrupa'dan katılan akademisyenler yüzde 28 oranındayken, Uzak Doğu ve Orta Doğu'dan katılanların oranı yüzde 25. Fen bilimleri fakültelerinin ilk beşte baskın çıkması, oylamaya katılan sanat ve sosyal bilimler akademisyenlerinin yüzde 7 oranında olmasından kaynaklanıyor. 16 Mart 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
ODTÜ 'En iyi 100' içinde |
||||||||||||||||||||||||
Dünyanın en iyi 100 üniversitesi içinde giren “ilk üniversitemiz” Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) oldu. İSTANBUL - İlk kez bir Türk üniversitesi, Harvard, Oxford, Stanford, Cambridge gibi dünya devleri arasında “saygınlıkta” kendine yer buldu. Sekiz yıldır “Dünyanın En İyi 200 Üniversitesi” sıralamasını yapan İngiliz Times Higher Education (THE) bu kez de üniversiteleri “saygınlıklarına” göre sıraladı. Harvard’ın birinci sırada olduğu listede Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ilk 100’e girerek, “devler liginde” yer aldı. İKİNCİ KEZ SIRALIYOR "THE" Sıralama Editörü Phil Baty geçen yıl ilk kez yapılan ve bu yıl ikincisi tekrarlanan bu sıralamaya ilk kez bir Türk üniversitesinin girmesinin Türkiye için büyük bir haber olduğunu söyleyerek, “Artık Türkiye’nin de bir amiral gemisi var” yorumunu yaptı. "THE", Akademik Saygınlık Anketi’ne katılım gönüllü olmuyor. Thomson Reuters Ipsos tarafından 16 yıllık deneyime ve 50 bilimsel yayına sahip 137 ülkeden 17 bin 554 akademisyen, aralarında “En başarılı mezununuzun hangi üniversiteye lisansüstü eğitime gitmesini istersiniz?” şeklindeki soruların da bulunduğu anketi yanıtladı. Akademisyenlerin yüzde 44’ü ABD’den, yüzde 28’i Avrupa’dan, yüzde 25’i Ortadoğu ve Asya Pasifik bölgelerinden seçildi. BİR NUMARA YİNE HARVARD Sıralamada ODTÜ 91-100 bandında yer aldı. Harvard’ın geçen yıl olduğu gibi bu yıl da birinci olduğu listede ABD’den MIT (Massachusetts Institute of Technology) ikinci, Birleşik Krallık’tan Cambridge üçüncü sırada. İlk 10 içinde ABD’den 7, Birleşik Krallık’tan 2 ve Japonya’dan 1 üniversite var. ABD, listede 44 üniversitesiyle yer alırken, ikinci sırada 10 üniversiteyle Birleşik Krallık geldi. Japonya ve Hollanda’nın listede 5, Almanya, Avustralya ve Fransa’nın 4 kuruluşu bulunuyor. THE listesini bugün açıklayacak. "SONUÇ GÜZEL VE GURUR VERİCİ" Konuyla ilgili konuşan ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar şunları söyledi: “Mezunlarımızın en ünlü üniversitelerde elde ettiği başarıların yanı sıra, hem öğrencilerimizin başka üniversitelere giderek, hem de üniversitemize yabancı üniversitelerden gelen değişim öğrencilerinin tanınırlığımızda etkisi büyük. İşbirliği yapan akademisyenlerin olumlu deneyimleri, araştırma projelerimiz mükemmellik değerlendirmesini yansıtıyor. Uluslararası projelerimiz, yayınlarımız, aldığımız atıflar tanınırlığımızı ve saygınlığımızı artırıyor. Sonuç güzel ve gurur verici.” 15 Mart 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
4+4+4 komisyondan geçti |
||||||||||||||||||||||||
4+4+4 Komisyondan Geçti Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun teklifi Komisyonda kabul edildi. TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu'nda kavgaya sebep olan 4+4+4 sistemi komisyondan geçti. Komisyonda AK Parti'li milletvekilleriyle CHP milletvekilleri arasında kavganın sürdüğü dakikalarda, TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nda eğitimdeki 4+4+4 sistemi de kabul edildi. Komisyonda yer bulamayan muhalet partisi milletvekilleriyle, Ak Parti milletvekilleri arasında kavga çıktı. Komisyon salonunda ise gerginlik devam ediyor. 11 Mart 2011 AK Parti’nin sunduğu eğitimde 4+4+4 teklifi, Milli Eğitim Alt Komisyonu’nda değiştirildi. Teklif yasalaşırsa çocuğun okullu olma yaşı 1 sene geri çekilecek, çocuk 5 yaşında ilköğretime başlayacak Eğitim’de 4+4+4 olarak isimlendirilen yeni sisteme, 2012- 2013 döneminde başlanması benimsenirken, okula başlama yaşı da düşürülüyor. Karar, AK Parti’nin 12 yıllık eğitim teklifinin tartışıldığı Milli Eğitim Alt Komisyonu’ndan çıktı. Kamuoyundan gelen eleştiriler üzerine kesintisiz 8 yıllık eğitimi 4+4+4 şeklinde 12 yılda kademelendiren yasa teklifi dün alt komisyonda değiştirildi. Yeni düzenlemeler şöyle: Okula başlama yaşı bir yaş indirilecek. Düzenleme bu haliyle yürürlüğe girerse, 60 ayı dolduran öğrenciler 1. sınıfa başlayacak. Mevcut uygulamada, “6 yaşını doldurduğu yılın eylül ayında” çocuklar okula başlıyor. Alt komisyonda kabul edilen düzenlemeyle çocuklar, “5 yaşını doldurdukları yılın eylül ayında” yani 60 ayını doldurduktan sonra 1. sınıfa kaydolacak. “Okul öncesi eğitim ‘altyapı yetersizliği’ dolayısıyla kısa sürede zorunlu hale getirilemeyeceği için” böyle bir düzenleme yapıldığı belirtildi. Düzenlemeyle ortaöğretime geçiş yaşı da bir yaş geriye çekilmiş oldu. Böylece öğrenciler 14 değil 13 yaşında ortaöğretime geçiş yapacak. 11 yaşındaki çocuğa çıraklık eğitimi verilmesine ilişkin hüküm, ILO standartları dikkate alınarak teklif metninden çıkarıldı. İlköğretim 1. kademe sonrasında “açıköğretim” sistemine geçilmesinden vazgeçildi, teklifte değişiklik yapılarak “açıköğretim” sistemine ilköğretim 2. kademe sonrasında yani 8. sınıf sonunda geçilmesi benimsendi. 29 Şubat 2012
4+4+4'te rötuş Açık öğretim seçeneği ikinci 4 yılın sonunda geçerli olacak. AK Parti 12 yılık zorunlu eğitim yasa teklifini revize ediyor. Teklifte eleştirilerine neden olan ilk 4 yılın ardından açık öğretim seçeneğinden vazgeçildi. Açık öğretim ikinci 4 yılın ardından devreye sokulacak. 27 Şubat 2012 12 Yıllık Zorunlu Eğitim Zorunlu temel eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran teklif alt komisyona sevk edildi. Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu, yaklaşık 8 saat süren müzakerelerin ardından, ''İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifini'' alt komisyona gönderdi. Muhalefet partili milletvekilleri, AK Parti'nin sunduğu kanun teklifini benimsemediklerini belirterek, teklifin geri çekilmesini istedi. Hükümet adına konuşan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer ''İmam Hatip Liselerinin önünün kesilmesi mantığıyla geçilen 8 yıllık kesintisiz eğitim uygulamasında süreç tüm meslek liselerini olumsuz etkilemiştir'' dedi. Katılığın, eğitim sisteminin niteliğini bozduğunu belirten Dinçer, esneklik artmadıkça, eğitim çeşitlendirilmedikçe, toplumda farklı kesimlerin ihtiyaçlarına cevap vermenin mümkün olmadığını ifade etti. Teklifte imzası bulunan AK Parti Grup Başkan vekili Nurettin Canikli ise ''teklif, özellikle kız çocuklarının okula gitme oranını daha da artıracaktır'' dedi. 8 yıllık kesintisiz eğitimle birlikte, özellikle kırsal alanda okulların kapandığını anımsatan Canikli, yeni sistemde kırsal yerlere 4 yıllık okullar açılacağını bu şekilde çocukların eğitim sistemine daha kolay dahil olacağını ifade etti. 23 Şubat 2012
Zorunlu Eğitime, 12 Yıl için Kanun teklifi Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasına ilişkin kanun teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na sunuldu. AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ve bazı milletvekillerinin imzasını taşıyan, İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin yasa teklifi, Meclis Başkanlığına sunuldu. Yeni bir torba yasa niteliği taşıyan teklife göre, zorunlu eğitim 4+4+4 şeklinde yeniden düzenleniyor. Buna göre, ilk 4 yıldan sonra Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı farklı türde bir okulda eğitime devam edilebilecek. 12 yıllık zorunlu eğitim için öngörülen geçiş sürecinde yetki Bakanlar Kurulu'nda olacak. Teklifte ana sınıfları ise zorunlu eğitim kapsamına alınmadı. Öte yandan, üniversiteye girişte geçmişte uygulanan katsayı farkı da bu düzenlemeyle tamamen kaldırılıyor. Fatih Projesi 2015 yılına kadar Kamu İhale Kanunu kapsamından çıkarılıyor. Teklif, perşembe günü Meclis Milli Eğitim, Kültür,Gençlik ve Spor Komisyonu'nda görüşülecek. 20 Şubat 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Servetlerini bilim için ODTÜ'ye yatırdılar! |
||||||||||||||||||||||||
En zengin Türk listesinde 90. sırada yer alan Dr. Yalçın Ayaslı ve eşi Serpil Ayaslı, bilimsel araştırmaların yapılacağı merkez için milyonlarca dolar harcadılar. Türkiye'de ilk kez uygulanan membran sistemiyle elektriğini kendi üretiyor, suyu arıtıp yeniden kullanıyor, enerjiyi verimli kullanıyor... Ağırlıklı olarak savunma sanayii projeleri olmak üzere 11 değişik daldaki araştırmalara evsahipliği yapacak, en iyi puanlı öğrenciler girecek; süper beyinler süper projeler çıkaracak. Ve amaçlardan biri, üç boyutlu televizyonları gözlüksüz izleyebilmek... Adı geçen yer, Forbes Dergisi tarafından 'En Zengin 100 Türk' listesinde 90. sırada gösterilen ve uzun yıllardır ABD'de yaşayan Dr. Yalçın Ayaslı'nın ODTÜ'de kurduğu merkez. 1968 ODTÜ mezunu olan Ayaslı ve 1973 ODTÜ mezunu olan eşi Dr. Serpil Ayaslı, yapımı iki yılda tamamlanan 'Ayaslı Araştırma Merkezi için milyonlarca dolar harcadı. 06 Mart 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
SBS ile Parasız Yatılılık ve Bursluluk sınavı başlıyor |
||||||||||||||||||||||||
SBS Başvuruları Başlıyor SBS ile Parasız Yatılılık ve Bursluluk sınavına başvurular yarın başlıyor. Adaylar, sınav kılavuzuna Milli Eğitim Bakanlığının internet sitesinden ulaşabilecek. Başvurular 23 Mart'ta sona erecek. Sınavlar ise 9 Haziran Cumartesi günü yapılacak. İlköğretim 5, 6, 7'inci sınıflar ile ortaöğretim 9, 10 ve 11'inci sınıflar için düzenlenen Parasız Yatılı ve Bursluluk Sınavı ise 10 Haziran'da gerçekleştirilecek. Sınavlarla ilgili tüm iş ve işlemler e-Okul sistemi üzerinden gerçekleştirilecek. Öğrencilerin veya velilerinin SBS e-Başvuru Kılavuzu'nda yer alan bankalara öğrencinin Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarası'nı belirterek 10 lira sınav ücretini yatırmaları başvuru için yeterli olacak. SBS ücretini yatıran ve Polis Koleji başvurusunda bulunmak isteyen öğrencilerin başvuruları da yine aynı tarihlerde Bakanlığın internet adreslerinde yer alan Polis Koleji Başvuru Kılavuzu'na göre yapılacak. 4 Mart 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Alo 147 Devrede |
||||||||||||||||||||||||
Milli Eğitim Bakanlığı "Alo 147" hattının tanıtımını yaptı. Artık veliler ve öğrenciler bilgi almak veya şikayatçi olmak için 147'yi arayabilecek. Milli Eğitim Bakanlığı veli ve öğrencilerden gelen şikayetleri değerlendirmek ve bilgi vermek için "Alo 147" hattını faaliyete geçirdi. Çağrı merkezinin tanıtımını yapan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, deneme amaçlı 147'yi arayarak 8'inci sınıflar için düzenlenen Seviye Belirleme Sınavı'nın başvuru tarihlerini sordu. Dinçer, 147 çağrı merkezi personelinden "Başvurular 5 - 23 Mart tarihleri arasında" cevabını aldı. 147 hattını değerlendiren Dinçer, vatandaşların bilgi almak veya şikayetlerini iletmek üzere bu hattı kullanabileceklerini söyledi. 147 çağrı merkezine iletilen taleplere, en fazla 72 saat içinde SMS, e-mail veya telefon yoluyla cevap verilecek. 01 Mart 2012 Milli Eğitim Bakanlığı'ndan Yeni Uygulama, Alo:147
Milli Eğitim Bakanlığı okullardaki taciz ve şiddet olaylarından, sınav sistemine kadar pek çok sorunun iletileceği ALO hattı açıyor. "Alo 147", 1 Mart'ta uygulamaya açılacak. "MEB İletişim Merkezi-Alo 147" hattına iletilen soru, sorun, ihbar ve şikâyetlere 3 günde yanıt verilecek. Çağrı Merkezi'nin merkezi ise Van- Erciş'e kurulacak. Ayrıca her ilde bir vatandaş temsilci kadrosu oluşturulacak. Temsilciler, çağrı merkezine bağlı çalışacak. Van-Erciş'te 100 kişiden oluşacak olan çağrı merkezinin 50 kişilik kadrosu engelli vatandaşlara ayrılacak. Öncelikli olarak eğitim-öğretim sisteminin işleyişine dair ciddi bir eğitimden geçecek olan temsilciler 1 Mart 2012 tarihi itibariyle göreve başlayacak. Öğretmenden öğrenciye, yöneticiden veliye, eğitim alanında sorun yaşayan herkes derdini artık vatandaş temsilcileri aracılığıyla çözecek. 24 Ocak 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
2 milyon 250 bin üstün zekâlı insanımız var |
||||||||||||||||||||||||
Dünya Üstün Zekâlı Çocuklar Konseyi Başkanı Prof. Dr. Taisir Subhi Yamin, Türkiye’nin üstün zekâlılar eğitimindeki durumunu anlattı. Dünya üstün Zekâlı çocuklar Konseyi Başkanı ve Uluslararası eğitimde yenilikler Merkezi Direktörü Prof. Dr. Taisir Subhi Yamin, dün İstanbul’a geldi. Paris Descartes üniversitesi’nde çalışan Prof. yamin, amerikalı Prof. Dr. Joseph Renzulli ile eşi Prof. Dr. sally Reis Renzulli’nin bulduğu ve dünyada zekâyı en iyi geliştiren yöntem olan “Renzulli Öğrenme sistemi”ni okul müdürlerine tanıtacak. IQ TESTİ YETMİYOR Türkiye’nin üstün zekâlılar eğitimindeki durumunu Habertürk’e anlatan Prof. yamin, anne-babalardan yalnızca “IQ testi”ne veya bu alanda çalışma yapan birinin söyleyeceği tespitlere itibar ederek çocuklarının zekâ düzeyi hakkında kanaat sahibi olmamalarını istedi. Prof. yamin, “İlk karşılaşma, bir kişinin üstün zekâlı olup olmadı ğını anlamak için yetmez. sadece genel karekteriyle ilgili ipuçları verir. Örneğin ‘Göz teması kuruyor mu? Utangaç mı?’ gibi. Akademisyenlerin yüze bakarak zekâyı anlama söylemleri abartıdır. IQ testi de zekâyı ölçmek için tek başına yetmez. Mutlaka genel yetenek, yaratıcılık seviyesi ve bazı davranışlar da ölçülmeli” dedi. DİLİ İYİ KULLANMAK Anne-babalara üstün ve normal zekâlı çocuk arasındaki farkları tespit edebilmek için ipuçları veren Prof. Dr. Taisir subhi yamin, şunları söyledi: “üstün zekâlı olan aktiftir. çok fazla soru sorar. Kelime haznesi çok geniştir, dili çok iyi kullanır. Hayatın anlamını, dünyayı, evreni sürekli sorgular. soyut kavramları erken kavrar. Örneğin çok erken yaşta ‘neden bazıları fakir, bazıları zengin?’ gibi sorularla sosyal hayatı sorgular. Mükemmeliyetçidirler. çabuk sıkılırlar.” ‘Türkiye, zekâya yatırım yapmıyor’ Türkiye'de üstün zekâlılar için yeterli eğitim verilemediğini kaydeden Prof. Yamin, araştırmalara göre her ulus ve her ırkın yüzde 3’ünün üstün zekâlı olduğunu belirtti. Prof. Yamin, “Türkiye’nin 75 milyonluk nüfusunun yüzde 3’ü, yani yaklaşık 2 milyon 250 bini üstün zekâlı. Buna rağmen Türkiye 12 yıl boyunca ciddi yatırımlar yaptığı çocuklarını, ülkede tutamıyor. eğitim sistemine genel olarak bakıldığında maalesef Türkiye’de üstün zekâlı çocuklara iyi eğitim sunulmuyor” dedi. 01 Mart 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Okullarda Kravat Zorunluluğu Kalkıyor |
||||||||||||||||||||||||
Milli Eğitim Bakanlığı, okullarda öğrencilerin mecburi olarak kravat takmasını öngören şartı kaldırmak için çalışma başlattı. Bakanlık, 12 Eylül Darbesi'nden sonra yürürlüğe giren kravat takma zorunluluğunu kaldırmak için harekete geçti. Milli Eğitim Bakanlığı çalışmalarını öğretmen ve öğrencilerin görüşü doğrultusunda şekillendiriyor. Güvenlik, görüntü ve sağlık gerekçeleriyle yürütülen çalışmaların önümüzdeki eğitim dönemine yetişmesi. 21 Şubat 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Yabancı öğrencilere Yolluk ödemesi |
||||||||||||||||||||||||
Başbakan Yardımcısı Bozdağ: Öğrenciler senede bir defa ücreti Türkiye'den karşılanmak suretiyle memleketine gitme gelme fırsatı bulacak. Dünya'nın dört bir yanından Türkiye'ye eğitim görmeye gelen öğrenciler, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nın düzenlediği "Uluslararası Öğrenci Buluşması" programında bir araya geldi. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın da katıldığı program, renkli görüntülere sahne oldu. "Türkiye'ye hoş geldiniz" sözleriyle konuşmasına başlayan Bozdağ, öğrencilere müjdeler verdi. Bozdağ, "Sıla hasreti çeken öğrencilerimizin yol giderlerini karşılayacağız. lisans ve yüksek lisans eğitimi yapan öğrenciler senede bir defa ücreti Türkiye'den karşılanmak suretiyle memleketine gitme gelme fırsatı bulacak. Toplu taşıma için Melih Gökçek'i aradım başkanla anlaştık, bu konuda bir formül üretme çabasına girelim bunun için bir çalışma kararı aldık onu çalışacağız. Burs miktarları ile ilgili yeni bir çalışma yaptık bu oranları belli miktarlarda artırıyoruz." dedi. 18 Şubat 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
'Hallo' ve 'Tschüss' yasaklandı |
||||||||||||||||||||||||
Passau kentinde bir okul müdiresi öğrencilerine Almanca’da “Merhaba“ anlamına gelen “Hallo“ ve Hoşçakal anlamına gelen “Tschüss“ kelimelerini kullanmalarını yasakladı. Gerekçesi ise bir hayli ilginç... Petra Seibert, Passau'daki St. Nikola ortaokulunun müdüresi. Nazik davranış kurallarına önem veren Seibert, öğrencilerinin iş ararken gülünç bir duruma düşmemelerini istediğini belirterek Almanca'da “Merhaba“ anlamına gelen “Hallo“ ve Hoşçakal anlamına gelen “Tschüss“ kelimelerinin kullanılmasını yasakladı. Daha ziyade Almanya'nın kuzeyinde kullanılan “Hallo“ ve “Tschüss“ kelimelerini nazik bulmadığını söyleyen Petra Seibert, bu nedenle okulunu, “Hallo“ ve “Tschüss“ten arındırılmış bölge ilan etti. 'Tschüss' yerine 'Servus' Seibert, “Okulumuzda bu iki selam ifadesini kullanmaksızın işlerimizi halletmeye çalışıyoruz“ dedi. Okul müdiresi, bu nedenle selam vermek için “Grüß Gott“ (Tanrı'nın selamı üzerine olsun), hoşçakal için de “Auf Wiedersehen“ ve "Servus" kelimelerinin kullanılmasını istiyor. Zira, bu iki kelimeyi nezaket kurallarına daha uygun buluyor. Bavyera Eyaleti Kültür Bakanlığı Sözcüsü Ludwig Unger, "Bu, değerlere önem verildiğinin olumlu bir sinyalidir ancak dogma haline de getirilmemelidir" şeklinde konuştu. Unger, gençlerin kabul etmesi için bu eylemin mantığını anlamalarının önemine de vurgu yaptı. 11 Şubat 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Oynarken Keşif Yaptı |
||||||||||||||||||||||||
ABD’de 10 yaşında bir kız, beşinci sınıf dersinde molekül inşa oyuncağıyla oynarken bir keşfe imza attı. Oyuncakta atomları temsil eden küreleri rastgele düzenleyen Clara Lazen’ın bu tasarımı öğretmeninin dikkatini çekti. Öğretmen Kenneth Boehr, molekülün fotoğrafını çekip California’daki Humboldt Eyalet Üniversitesi’nde kimya profesörü olan arkadaşı Robert Zoellner’ı yolladı. Profesör, Lazen’ın da ismini yazarlar arasına koyarak bilimsel bir makale yayınladı. Hürriyet'in haberine göre bu, daha önce bilinmeyen tetranitratoksicarbon adlı bir moleküldü. Bu yeni molekül, nitrogliserinden daha patlayıcı olma potansiyeline sahip. 5 Şubat 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
İlk Tableti Erdoğan Verecek |
||||||||||||||||||||||||
Eğitimin "çılgın projesi" olan FATİH'in ayrıntılarını geçtiğimiz yıl bizzat kendisi açıklayan Başbakan Tayyip Erdoğan, öğrencilere ilk tablet. Eğitim yılının ikinci döneminin başlayacağı yarın Ankara'daki Sabahattin Zaim Anadolu Öğretmen Lisesi'nde öğrenim gören öğrenciler tablet bilgisayarlarını Erdoğan'dan alacak. Başbakan'ın bu iddialı projeyi "Hocaların Hocası" ve "İktisadın Duayeni" olarak tanınan Prof. Dr. Sabahattin Zaim'in ismini taşıyan okulda hayata geçirmesi ahde vefa olarak yorumlandı. Milli Eğitim Bakanlığı'nın 17 ilde ve 51 okulda pilot olarak hayata geçireceği FATİH Projesine dahil olan okullar da belirlendi. Proje kapsamında Ankara'da 7, İstanbul'da 6, İzmir, Diyarbakır, Kocaeli ve Mersin'de 4, Rize, Hatay ve Samsun'da 3 okulda sınıflar akıllı tahtaya, öğrenciler ve öğretmenler tablet bilgisayara kavuşacak. FATİH Projesi, Bingöl, Erzurum, Karaman, Kayseri ve Yozgat'ta 2'şer okulda, Balıkesir, Erzincan ve Uşak'ta 1'er okulda pilot olarak uygulamaya konulacak. Bakanlık, 6 Şubat'ta başlayacak ikinci eğitim-öğretim döneminde toplam 11 bin 853 tablet bilgisayar dağıtılacak. Bilgisayarların, 9 bin 435'i öğrencilere, 2 bin 259'u öğretmenlere, 169'u ise yöneticilere verilecek. Pilot uygulama ağırlıklı olarak 9'uncu sınıf öğrencilerini kapsarken, sayısı 52 okul içinde 3 olan ilköğretim okulunda sadece 5'inci sınıf öğrencilerine tablet bilgisayar dağıtılacak. Pilot uygulamada dağıtılacak tabletler Samsung ve General Mobile firmalarından Devlet Malzeme Ofisi aracılığıyla alındı. Tabletlerin Fiyatı Samsung'dan alınan 4 bin 800 tabletin her biri için 775 TL, General Mobile'dan alınan 4 bin tabletin her biri için ise 599 TL ödenecek. Vestel'den alınan akıllı tahtalara da her biri için 3 bin 990 TL ödenecek. En ileri teknik özelliklere sahip tablet bilgisayarların cam kalitesi ve hafızasına öncelik verildi. Tabletlerin Özellikleri Her bir tablet 16 GB hafızaya, Samsung tabletlerin 10.1 inç, General Mobile 8.9 inç ekran büyüklüğüne sahip olacak. İnternete bağlantılı tablet bilgisayarlarda USB ve kamera olacak ancak kullanıma kapalı bulunacak. USB bölümleri sadece teknik servis tarafından gerektiğinde kullanılabilecek şekilde dizayn edilecek. Tabletlerde 3G internet olmayacak "Peki ya öğrenciler tablet bilgisayarları satarsa ne olacak?" endişesine karşı da önlem alındı. Tablet bilgisayarlar, yazılım gereği 2 hafta akıllı tahtayı görmediği zaman kapanacak. Yaz tatilinde ise 3 ay olarak bilgisayarın güncellenmesi ayarlanacak ve böylece tablet bilgisayarlar kapanmayacak. Tablet bilgisayarlar, kırılma ve hasar görme ihtimaline karşı da her okula yüzde 3 oranında fazladan gönderilecek. Karşılaşılan sorunlara ilişkin her öğrenci için ayrı özel önlemler alınabilecek. Çocukların tablet bilgisayarları nasıl kullandığı da pilot uygulama sonucunda ortaya çıkacak ve bunun sonucunda yeni tedbirler alınacak. 5 Şubat 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
ABD'de Pilot Okullarda E-Kitap Uygulaması |
||||||||||||||||||||||||
Bilgisayar ekranından okunabilen e-kitaplar, okuma alışkanlıklarımızı değiştirdi. Dijital ders kitapları da öğrencilerin öğrenme yöntemlerini değiştiriyor. Bilgisayar ekranından okunabilen e-kitaplar, okuma alışkanlıklarımızı değiştirdi. Dijital ders kitapları da öğrencilerin öğrenme yöntemlerini değiştiriyor. Virginia eyaletinin Fairfax ilçesindeki okullar da ortaokul ve lise öğrencileri için dijital ders kitabı uygulamasına geçti. Bu uygulamayı yerinde görmek için bölgedeki bir okulu ziyaret ettik. Tarih öğretmeni Luke Rosa, Falls Church Lisesi’nde bir sınıfa öğrenciler için dizüstü bilgisayarlar getiriyor. Rosa şunları söylüyor: "Bu da tıpkı bir ders kitabı gibi, sadece okuma işini ekrandan yapıyoruz." Bu ders yılında Fairfax İlçesindeki okullarda artık basılı kitaplar yerine e-kitaplar kullanılıyor. Fairfax İlçe Eğitim Müdür Yardımcısı Peter Noonan, ilk uygulamayı geçen yıl 15 pilot okulda başlattıklarını söylüyor: "Öğrencilerin çoğu teknolojik gelişmeleri bizden daha iyi takip ediyor. Farklı kaynaklardan bilgi edinecek beceriye de sahip durumdalar." Peter Noonan, e-kitapların en büyük yararının güncelleştirme kolaylığı olduğunu söylüyor: "Dünya durmadan değişiyor. Kitaplar da tıpkı dünya gibi birçok değişiklikten geçerek dijital çağa ayak uyduruyor." Bunun, aynı zamanda önemli bir mali yararı da var. Peter Noonan anlatıyor: "Okul kitaplarının her biri 50 ila 70 Dolar. Bu da tüm ilçedeki okullar için yaklaşık 8 milyon Dolar demek. Halbuki e-kitaplara altı milyon Dolar’dan daha az ödedik." Öğrenciler farklı görüşlere sahip ama çoğu e-kitap uygulamasını destekliyor. Melanie Reuter şöyle konuşuyor: "Ders kitaplarımı taşımak zorunda kalmıyorum, bu çok iyi." Maria Stephany durumdan memnun değil: "Bence iyi değil, çünkü bazen internet çalışmıyor." Brian Tran ise e-kitap uygulamasının yaygınlaşmasını diliyor: "Önemli bölümleri işaretleyebiliyor, notlar yazabiliyorsunuz, hepsi hesabınıza kaydediliyor. Bence ders kitabından çok daha iyi." Öğretmen Michael Bambara da bu görüşte: "Yurttaşlık dersinde kullandığım bu kitap, farklı okuma düzeylerine sahip. Kitabı okuyanlar, kendilerine göre öğrenme süreçlerini düzenleyebiliyor, ben de uygun bir ders planı hazırlayabiliyorum." Ancak her öğrencinin evde bilgisayara erişimini sağlamak zor. Fairfax ilçesinde öğrencilerin yaklaşık %10’unun evde bilgisayarı veya interneti yok. Stephen Castillo da bu öğrencilerden biri. Castillo şöyle konuşuyor: "Çoğunlukla ya bir arkadaşımın evine ya da kütüphaneye gidiyorum." Yerel kütüphanede bilgisayar ve internet erişimi bedava, öğrenciler aynı zamanda okullardaki bilgisayar laboratuvarlarını kullanabiliyorlar. Slieman Hakim şunları söylüyor: "Bütün ailem bilgisayarda çalışıyor, kız kardeşim de ben de ödevlerimizi bilgisayarda yapıyoruz. Ben de buraya geliyorum." Komşu ilçeler de e-kitap uygulamasına geçmeyi planlıyor. Prince George İlçesi Ders Programı Direktörü Gladys Whitehead, bölgedeki öğrencilerin %60’ının evlerinde bilgisayar olduğunu söylüyor: "Gelecek yıl bir pilot program uygulayıp sonuçları değerlendirecek, internet erişiminde nelerle karşılaşacağımızı göreceğiz." Peter Noonan uygulamanın yaygınlaşmasına destek veriyor: "Gelecekte ilkokul üçüncü sınıftaki oğlumun çanta taşımadan okula gidip geleceğini tahmin ediyorum. Teknoloji böyle ilerlerse, büyük olasılıkla elinde bir tablet bilgisayar ya da ders bilgilerini içerecek dijital bir cihaz bulunacak." Peter Noonan, okulların da bu konuda ilk adımları atmaya başladığını söylüyor. 02 Şubat 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Çalışkanlar liseyi 3 yılda bitirecek |
||||||||||||||||||||||||
Sınıf yerine ders sistemi getiriliyor. Ezberin yerini uygulama alıyor. Başarılı öğrenciler daha fazla ders alıp, 3 yılda da mezun olabilecek. İSTANBUL - Milli Eğitim Bakanlığı'nın, okul yöneticileri ve bakanlık yöneticilerinden bir komisyon oluşturarak lise sisteminin yeniden yapılandırılması çalışması başlattığı ortaya çıktı. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, lise sisteminin yeniden yapılandırılmasına ilişkin yeni bir çalışmanın olduğunu açıkladı ve “Sistemi inceliyor, analiz ediyoruz. Dünyaya bakıyoruz, yapılması gerekenleri yapacağız” dedi. Vatan'ın haberine göre çalışma kapsamında “Dersleri tamamlayıp 3 yılda erken mezuniyet”, “başarısız olanların 6 yılda mezun olmaları”, “sınıf yerine derslik sistemine geçilmesi” gibi düzenlemelerin olduğu belirtiliyor. ‘DÜNYAYA BAKIYORUZ’ Bakan Dinçer, yeni sistemle ilgili ipuçlarını İzmir Çeşme’de katıldığı Türkiye Özel Okullar Birliği tarafından düzenlenen “Dijital Çağda Eğitim” konferansında verdi. Dünyadaki sistemleri incelediklerini anlatan Dinçer, şunları söyledi: “Biz dünyaya bakıyoruz, dünyanın bu işi nasıl yaptığını inceliyoruz. Biz de ona göre yapılması gereken değişiklikleri yapacağız. İnceliyoruz, analiz ediyoruz. Toplumsal ihtiyaç uygunluğunu da gördükten sonra değişikliği yapacağız. Önceden adını koyduğumuz bir değişiklik başlatmayacağız. Yapmaya başladığımız analizlerin sonucuna göre değişiklik yapacağız... Dünyadaki değişmelere ve güncellenmesine etkili bir sonuç doğuracak. Yeni stratejiler çıktıkça paylaşırım. Şimdilik bu kadar açıklama yeter.” ANDIMIZ KALDIRILACAK MI? Dinçer, sempozyuma verilen arada, okullarda andımızın kaldırılmasına yönelik bir soruya, “Herhangi bir çalışma varsa, olduğu zaman yine paylaşacağım” dedi. Dinçer, milli güvenlik dersinin ardından müfredatta yeni değişikliklerin olup olmayacağı sorusuna da, “Bakanlık müfredatının sadeleştirilmesi daha etkin bir yöntemle sunulması konusunda çalışmalar yapılıyor, ancak bununla ilgili çalışmalar neticelenince bir sonuç çıkar” cevabını verdi. İSTİKLAL MARŞI OKUNMAYACAK MI? Dinçer, okullarda İstiklal Marşı’nın okunmasının zorunlu olmaktan çıkacağını yönündeki iddiaların bulunduğunun belirtilmesi üzerine, “Olabilir mi sizce? Bu ülkede İstiklal Marşı’ndan daha çok bizi bir araya getiren kaç tane değerimiz var ki? Dolayısıyla bu tür tartışmaları yapmanın çok makul olmadığını düşünüyorum. Saydam bir şekilde Milli Eğitim Bakanlığı’nda yapmakta olduğumuz çalışmalar ve kararlarımızı sizinle paylaşıyoruz” dedi. NELER DEĞİŞECEK? Lise sistemindeki yeni yapılandırmayla ilgili çalışmalar kapsamında yaklaşık 2 aydır yapılan toplantılarda şu değişikliklerin ön plana çıktığı belirtildi: - Öğrenciler istedikleri dersi erken alıp, başarılı oldukları takdirde 3 yılda mezun olabilecek. - Başarısız olan öğrenciler 6 yıla kadar derse devam edebilecek. - Lisede sınıf yerine derslik sistemine geçilecek. Öğrenciler matematik ders saatinde dersliğe gidecek, Türkçe dersi saatinde diğer dersliğe gidecek. - Ezber derslerinden ziyade uygulamalı derslere geçilecek. 27 Ocak 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
“ABD’deki Özel Üniversiteler Yabancı Öğrencilere de Burs Veriyor” |
||||||||||||||||||||||||
“ABD’deki Özel Üniversiteler Yabancı Öğrencilere de Burs Veriyor” Amerika’ya her yıl dünyanın birçok ülkesinden öğrenci geliyor. Türkiye de Amerika’ya en fazla öğrenci gönderen ilk 10 ülke arasında. Peki bu öğrencileri Amerika’daki üniversitelere gelirken nasıl bir başvuru süreci bekliyor? Başvurunun püf noktaları neler? Ne zaman, hangi okullara başvurmak gerekiyor. Bu soruları Melek Çağlar Binghamton Üniversitesi Uluslararası Öğrenci ve Akademik Hizmetler Direktörü Ellen Badger’a yöneltti. Melek Çağlar- Amerika’da yüksek öğrenim görmek isteyen Türk öğrencilere vereceğiniz ilk öneriler ne olurdu? Ellen Badger - İlk önerim öncelikle tercihlerini en aza indirmeleri. Amerika’da seçebilecekleri binlerce okul var. Bunlar arasında en doğru olanı bulmak için yapılacak ilk şey Amerika Dışişleri Bakanlığı’nın Türkiye’deki eğitim danışmanlığı merkezlerini ziyaret etmek olacaktır. Eğitim danışmanlık merkezleri hem İstanbul, hem de Ankara’da var. Tüm dünyada bu merkezlerin sayısı 400’e yakın. Merkezler aday öğrencilerin bütçelerine, akademik hedeflerine ve coğrafi yerleşim tercihlerine göre seçim yapmalarını kolaylaştıracaktır. Eğer Ankara veya İstanbul da yaşamıyorsanız www.educationusa.info adresindeki siteden ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. Melek Çağlar - Amerika’da okumak isteyen bir öğrencinin okul masrafları için ne kadar bir bütçe oluşturması gerekir? Ellen Badger- Böyle bir bütçe elbette okuldan okula çok değişir. Ama mesela eyalet üniversiteleri için yılda en az 30 bin Dolar’dan bahsediyoruz. Özel üniversitelerde bu rakam, yılda 50 bin Dolar’a kadar çıkabiliyor. Tabii bu rakamlara hem okul masrafları hem de öğrencilerin yeme, içme ve kalacak yer masrafları da dahil. Elbette öğrencilerin kitap, gezme gibi küçük masrafları olacağını da unutmamak lazım.
Melek Çağlar - Yabancı öğrenciler Amerika’da burs alabilir mi? Ellen Badger - Eyalet okullarından yabancı öğrencilerin burs alması zor. Ancak özel üniversitelerde başarılı öğrenciler yabancı da olsalar burs alabilirler. Özellikle uluslararası öğrenci çekmek isteyen özel üniversiteler tam veya yarım burs verebiliyor. Yabancı öğrenciler Uluslararası Yabancı Öğrenciler Enstitüsü’nün Internet sitesinden bu konuda bilgi alabilirler. Yabancı öğrenciler akademik başarılarıyla olduğu gibi spordaki başarılarıyla da burs bulabilir. Melek Çağlar - Community College adıyla bilinen iki yıllık eyalet okulları da yüksek öğrenim vizesi veriyor mu? Yoksa bu vize sadece dört yıllık üniversitelerle mi sınırlı? Ellen Badger - Evet, bu iki yıllık okullar da öğrenci vizesi veriyor. Ama elbette yine bu konudaki nihai karar vize memurunun. Bu görevli öğrenci adayının sadece eğitim amacıyla gittiğinden emin olursa ve öğrenci de 4 yıllık okul yerine neden iki yıllık bir kurumu seçtiğini yeterince iyi açıklayabilirse ve ödemeyi hangi kaynaklardan karşılayacağını belgelerse vize konusunda bir sorun olmaz. Çok sayıda yabancı öğrenci daha ucuz olduğu gerekçesiyle bu iki yıllık okulları tercih ediyor. Melek Çağlar- Öğrenciler Amerika’daki okullara belirli bir tarihe kadar mı başvurabiliyor? Ellen Badger - Bu harika bir soru. Her okulun başvuru prosedürü farklı, bu yüzden de tek bir başvuru tarihi yok. Bazı okullar yıl boyunca başvuru kabul ediyor, bazıları bu kadar esnek davranmıyor. Onun için okulların Internet siteleri bu konuda en doğru bilgilerin yer aldığı kaynaklar oluyor. Melek Çağlar - Peki bu durumda öğrenci adaylarının planlama açısından ne kadar zamana ihtiyaçları var? Bu durumda öğrencileri nasıl bir süreç bekliyor? Ellen Badger - Başvuru ve kabul aşaması bir yılı aşan bir süreç. Çünkü önce TOEFL gibi bazı standart sınavların alınması lazım. Diyelim ki Ağustos ayında süreci başlattınız-- ki genelde çoğu öğrenci böyle yapıyor-- öğrenci vizesi alma aşamasına Nisan veya Mayıs ayında geliyorsunuz. Özetle, hedeflediğiniz akademik yılda okula başlamak istiyorsanız bu tarihten en az bir yıl önce hazırlıkları başlatmanız gerekir. Bu süreye altı aylık okul arama dönemini de eklemek doğru olur, dolayısıyla bir buçuk yıllık bir süreçten bahsediyoruz. Melek Çağlar - Gerekli belgeler açısından, aday öğrencilerden belirli bir banka mevduat hesabı belgesi mi isteniyor, yoksa sadece okul masraflarını nasıl karşılayacağını gösteren bir belge yeterli mi? Ellen Badger - Bu önemli bir konu. Vize görevlileri öğrencinin dört yıllık masrafları karşılayacak kadar bir birikim belgelemelerini istemiyor. Bir yıllık birikim yeterli ama vize memurunun öğrencinin son üç yılı nasıl ödeyeceği konusunda ikna olması gerekiyor. Bunun için de öğrencinin ya da ailesinin bu gelir potansiyeline sahip olduğunu kanıtlaması gerekiyor.
Melek Çağlar- Yabancı bir öğrenciye Amerika’daki okula geldiğinde ilk ne tavsiye edersiniz? Ellen Badger - İlk önerim daha ilk baştan öğrenci danışmanlarıyla iyi ilişkiler kurmaları. Bu şekilde başları sıkıştığında her zaman kendilerini şahsen tanıyan bir danışmanın yardımı daha etkili olacaktır. Ayrıca öğrencilerin bazı zorluk ve sorunlarla karşılaşmanın doğal olduğunu anlamaları gerekiyor, her öğrencinin karşılaşabileceği farklı sorunlar olabilir ve öğrenci danışma merkezleri de bunun için var. Melek Çağlar- Amerika’da okuyan Türk öğrencilere ne tavsiye edersiniz? Ellen Badger - İlk önerim, kendi aralarında kümeleşmek yerine başka ülkelerden gelen öğrencilerle vakit geçirerek İngilizcelerini ilerletmeleri. Bu daha sonra iş bulmak açısından da çok yarar sağlıyor. Bir de tabii okul dönemi boyunca derslere ayrılan zamanla özel yaşama ayrılan süre arasında denge kurmak da çok önemli. Farklı yerlere seyahat etmek güzel ama burada denge gözden kaçırılmamalı. 21 Ocak 2012-Melek Çağlar - Binghamton, New York |
||||||||||||||||||||||||
|
Öğrencilerin Tablet Bilgisayarları Geliyor |
||||||||||||||||||||||||
MEB, bu eğitim-öğretim yılının ikinci yarısından itibaren FATİH Projesi kapsamında 12 bin tablet bilgisayar dağıtacak. MEB, 2010 yılında imzalanan ve çalışmalarını başlattığı FATİH Projesi ile eğitimde bilişim teknolojisinin önemini artırmayı, sınıfları daha ileri teknolojiyle donatmayı, öğrencilerin teknolojiyi daha etkin kullanmayı öğrenmesini amaçlıyor. Proje kapsamında öğrencilere ve öğretmenlere tablet bilgisayar verilirken, okullar da akıllı tahtalarla donatılacak. Proje, bu yıl, 2011-2012 eğitim öğretim yılının ikinci yarısında şubat ayından itibaren hayata geçiyor. Pilot İllerde Uygulanmaya Başlanıyor Edinilen bilgiye göre, FATİH Projesi, Ankara, Balıkesir, Bingöl, Diyarbakır, Erzincan, Erzurum, Hatay, İstanbul, İzmir, Karaman, Kayseri, Kocaeli, Mersin, Rize, Samsun, Uşak ve Yozgat olmak üzere 17 ilde 51 okulda uygulamaya başlanacak. Hayata geçirilecek projeyle pilot okullara bin 496 akıllı tahta yerleştirilecek. Her derslikteki akıllı tahtada en az 10 megabitlik internet hizmeti olacak. Öğrenciler kesintisiz internetle akıllı tahta uygulamasından yararlanabilecek ve tablet bilgisayarlarını eğitimlerinde kullanabilecek. 2 bin 259 öğretmene, 9 bin 435 öğrenciye ve öğretmenlere eğitim veren 169 eğiticiye olmak üzere toplam 11 bin 863 tablet bilgisayar dağıtılacak. Tablet bilgisayarlara, öğrenci hangi sınıfa devam ediyorsa o sınıfın ders kitapları yüklenecek. Sınıflarda akıllı tahtalarla tablet bilgisayarlar etkileşimli olacağı için dersin işlenişi de etkileşimli yapılacak. Tablet bilgisayarların içinde özel olarak geliştirilen z-kitap (zenginleştirilmiş kitap) yer alacak. Z-kitap, dijital ortamda okutulan ders kitaplarının öğretim programları esas alınarak animasyon, video, ses, fotoğraf, harita, grafik, tablo gibi öğeler de içerecek. 19 Ocak 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Türk Öğrenci Alpkaan Çelik'i Harvard kaptı |
||||||||||||||||||||||||
Uzay bilimi alanındaki çalışmasıyla ABD'nin önde gelen üniversitelerinden Princeton ve Yale'in de dikkatini çeken 19 yaşındaki Çelik, eğitim için Harvard Üniversitesini seçti. Harvard'lı genç Meclis'te Meclis Başkanı Çiçek'ten başarılı gence maddi destek sözü. ANKARA - Moleküler biyoloji ve uzay bilimleri alanında yaptığı çalışmalar, ABD'nin önde gelen üniversitelerinden Princeton ve Yale'in dikkatini çeken 19 yaşındaki Alpkaan Çelik, seçimini diğer bir önemli üniversite olan Harvard'tan yana kullandı. Çelik, ilköğretimini TED Ankara Kolejinde, ortaöğretimini Koç Lisesini tamamladıktan sonra, ABD'de eğitim veren 3 büyük üniversiteye başvuruda bulunduğunu ifade etti. Bu üniversitelerin, Princeton, Yale ve Harvard olduğunu dile getiren Çelik, 3 üniversitenin de kendisini kabul ettiğini ancak tercihini Boston kentinde bulunan Harvard'tan yana kullandığını söyledi. Harvard Üniversitesinde, moleküler biyoloji ve siyaset bilimi alanlarında eğitim aldığını belirten Çelik, ''Daha lise yıllarında moleküler biyoloji ve uzay bilimleri alanında yaptığım çalışmalar üniversitelerin dikkatini çekiyordu. Asteroidlerin dünyaya olan mesafesini ölçmek için oluşturduğum program NASA envanterine kabul edildi'' diye konuştu. SİYASETLE DE İLGİLENİYOR Program hakkında bilgi veren Çelik, bilgisayar dilinde formüler bir sistem yazdığını ifade ederek, ''Asteroidler hakkında datalar girildiği zaman ne kadar uzakta ve hangi açıda olduğu doğru bir şekilde tespit ediliyor. Asteroidlerin yörüngeleri hesaplanıyor. Bununla ilgili Harvard'ta çalışmalarım devam ediyor'' dedi. Eğitiminin ardından bir süre daha ABD'de kalarak kendini geliştirmeye devam etmek istediğini anlatan Çelik, ''Nihai hedefim bilim adamı olmak ama toplumun sorunlarına ilgisiz kalmamak adına siyasetle de ilgileniyorum. Amacım, ülkeme faydalı bir insan olabilmek'' şeklinde konuştu. Harvard Üniversitesinde yayımlanan bir dergide editörlük de yaptığını ifade eden Çelik, dergide Arap Baharı ve Türkiye hakkında çeşitli yazılarının yayınlandığını söyledi. MECLİS BAŞKANI KABUL ETTİ TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in makamından aranarak, Meclise davet edildiğini belirten Çelik, ''Çok heyecanlandım. Benim için çok önemli ve gurur vericiydi'' dedi. Çiçek ile ''genel bir sohbet'' yaptıklarını belirten Çelik, ''Bana maddi sorunumun olup olmadığını sordu. Ben Harvard'ta yüzde yüz burslu okuyorum. Uçak biletlerimi dahi üniversite karşılıyor. Sayın Meclis Başkanımızın, manevi desteklerini hissettim. Her zaman arkamda duracaklarını söyledi. Çok mutlu oldum, gururlandım. Çalışmalarımı yoğunlaştırmak adına daha büyük bir şevk duydum'' diye konuştu. 12 Ocak 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Gökçeada’da 48 yıl sonra ilk Rum okulu |
||||||||||||||||||||||||
Gökçeada’da 1964 yılında hükümet tarafından kapanan Rum okuluna yarım yüzyıl sonra tarihi izin çıktı. Eğitim Bakanlığı, adadaki Rumların yeni ilkokul açma talebini kabul etti. Yunanistan’daki bazı aileler geri dönmeyi düşünüyor. Türkiye’nin Rum cemaatine dün iyi bir haber geldi. Yıllardır öğrenci azlığı nedeniyle okullarını kapatmak zorunda kalan cemaatin Gökçeada’da ilkokul açma talebi kabul edildi. Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri Azınlık Vakıfları Temsilcisi Laki Vingas’a Gökçeada’da okul açılması için gerekli girişimlerin yapılabileceğini iletti. Böylece Türkiye’de 48 yıl sonra ilk kez yeni bir Rum okulunun açılması mümkün oldu. Laki Vingas, Milliyet’e yaptığı açıklamada onayın kendilerine sözlü olarak iletildiğini, bundan sonra gerekli girişimleri Gökçeadalıların yapacağını söyledi. Yalnızca 180-200 Rum vatandaşın kaldığı Gökçeada’da öğrenci sayısının çok kısıtlı olacağı tahmin ediliyor. Vingas “10 öğrenci bile olsa bu çok önemli, çünkü gelecek için bir umuttur” dedi. Gökçeada’daki okulun açılmasının sembolik bir önemi de var. 1964 yılında Rumlar, İsmet İnönü’nün çıkardığı bir kararname ile Türkiye’den gönderildiğinde Gökçeada’daki okul da kapatılmıştı. Milliyet gazetesinin haberine göre, şimdi okulun tekrar açılmasına izin verilmesi önemli bir adım olarak görülüyor. Üstelik okul dünyanın dört bir yanına yayılan Gökçeadalıların dönüşünü de kolaylaştıracak... GERİ DÖNME KRİTERİYDİ Yunanistan’daki Gökçeadalılar cemiyetlerinin dün okulla ilgili haberin yayılmasının ardından yaptığı ortak açıklamada “Geçmişin büyük haksızlıkları kısmen telafi ediliyor. İstanbul ve Yunanistan’daki Gökçeadalılar için adalarına geri dönme olanağı oluşuyor” dendi. Milliyet’e konuşan Gökçeadalılar Cemiyeti Başkanı Kostas Hristoforidis da “Okul adaya dönmek isteyen ailelerin kararında etkili olacak” dedi. Öyle ki İstanbul’da yaşayan birkaç aile ile Atina’da yaşayan 3-4 aile çocuklarının açılacak okulda okuması şartıyla adaya dönmeye hazır. Hristoforidis, şimdi yasal sürecin başlayacağını, bu çerçevede Gökçeada Rum toplumu temsilcilerinin Çanakkale valiliğine, okul açma talebi ile resmen başvuracağını söyledi. Yeni Rum okulu muhtemelen Zeytinliköy veya Tepeköy’de azınlığın sahip olduğu bir arazide faaliyet gösterecek. 2500 RUM KALDI - Lozan Anlaşması ile Rumlara azınlık statüsü verildi. Böylece kendi okullarını koruma, yönetme, denetleme izni çıktı. - 6-7 Eylül olaylarının ardından 50 binden fazla Rum, Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldı. - 1964’te Kıbrıs olayları bahane edilerek Rumlar bir kararname ile ülkelerine gönderildi. - 1936’da Türkiye’de 135 bin Rum yaşarken bugün sayı 2 bin 500’ün altında.. - Gökçeada’da 1960’ta 5487 Rum vardı, bugün 180 kişi kaldı. - İstanbul’da 3 Rum lisesi ve iki ilkokulda toplam 220 Rum öğrenci okuyor. 12 Ocak 2012 |
||||||||||||||||||||||||
|
Fazla Okuyanlar daha zeki |
||||||||||||||||||||||||
Norveçli erkekler üzerinde yapılan bir araştırma, daha fazla okula gidenlerin zeka seviyesinin daha yüksek olduğuna işaret ediyor. Buna göre bir yıl daha fazla okumak, IQ'yu 3,7 puan artırıyor. Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi'nin yayın organında yayımlanan araştırmaya göre bir yıl fazla okumak, IQ seviyesini yaklaşık dört puan artırıyor. Araştırmacılar, daha fazla okumanın yetişkinliğin başlangıcında zeka üzerinde önemli etkisi olduğunu belirtti. Ancak bunun çocuklar üzerinde etkisi olup olmadığı henüz bilinmiyor. Daha yüksek zekayla daha fazla eğitim arasındaki ilişkinin daha önce tespit edildiğini belirten araştırmacılar, daha uzun süre okula gitmenin IQ'yu gerçekten geliştirip geliştirmediğini belirlemenin daha zor olduğunu, zira doğuştan yüksek zekası olan çocukların daha fazla eğitimi tercih etmiş olabileceğini vurguluyor. Norveç İstatistik Kurumu ve Oslo Üniversitesi araştırmaları kapsamında eğitim sisteminin 107,223 öğrenci üzerindeki etkisini inceledi. 1955 ile 1972 arasında Norveç'teki bölgesel yönetimler, zorunlu eğitim süresini yedi yıldan 9 yıla çıkardılar. Bu uygulamayla öğrenciler 14 yerine 16 yaşında mezun olmaya başladı. Zorunlu eğitimdeki değişikliğin öğrenciler üzerindeki etkilerine 19 yaşlarına gelince bakıldı. İsveç ordusu askere alınacak bu yaştaki kişilere zeka testi uyguluyor. Araştırma sonucuna göre bir yıl daha fazla okumak, IQ'yu 3,7 puan artırıyor. 28 Aralık 2011 |
||||||||||||||||||||||||
|
YÖK'ten Zaza, Kurmanc ve Arap Dili Edebiyatı'na onay |
||||||||||||||||||||||||
Tunceli Üniversitesi'nin edebiyat fakültesi bünyesinde kurmak istediği doğu dilleri ve edebiyatı bölümü ile bu bölüme bağlı zaza dili ve edebiyatı, kurmanc dili ve edebiyatı, Arap dili ve edebiyatı anabilim dalları açma talebi YÖK tarafından kabul edildi. Tunceli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Durmuş Boztuğ, YÖK'ün onayının Cumhuriyet tarihinde bir milat olduğunu belirterek, "Her anabilim dalına en az 3 doktoralı öğretim üyesi bulmamız halinde önümüzdeki yıl her anabilim dalı için 50'şer gündüzlü 50'şer de geceli öğrenci almayı teklif edeceğiz. Bu 4 yıllık anabilim dallarından mezun olan öğrencilerimiz tıpkı diğer fakültelerden mezun olan öğrencilerle aynı statüde olacak." dedi. Tunceli Üniversitesi'nin yöresel ve insanı sorunlara eğilirken ve bu anlamda yaptığı uygulamalardan ötürü hedef haline geldiğini ve ölümle tehdit edildiğine dikkat çeken Boztuğ, farklılıkları ve bölgenin zenginliklerini pekiştirmeyi amaçladıklarını söyledi. Boztuğ, "Ülkemizde bu konuda iki farklı görüş var. Birinci görüş bu tür faaliyetlerin ülkemizde bölünmeyi parçalanmayı ve birliğime zarar vereceği görüşü. Hatta bu görüş mensupları zaman zaman beni ve şahsımı hakaret ve ölümle tehdit boyutlarına varan rahatsızlıklara yol açmaktadır. İkinci bir görüşte bu görüşün sahibi de benim, bu tür farklılıkları, anadil, etnik ve inanç farklıklarımızı zenginlik görüp bunlara karşılıklı saygı ve sevgi ortamında birbirimizin hakkına, hukukuna saygı gösterip, ortak yaşama kültürünü geliştirmek ve böylece birlik ve beraberliğimiz korumayı pekiştirmeyi sağlamaktır." diye konuştu. Tunceli Üniversitesi Alevilik Uygulama Araştırma Merkezi ve Zazaca ve Kurmanca bölümlerinin bir ilk olma özelliği taşıdığını dile getiren Rektör Boztuğ, bu girişimlerinin terör ile mücadelede bir tedbir özelliği taşıdığını kaydetti. Üniversite olarak terörle mücadelede sadece silahlı mücadelenin yetmediğine inandıklarını kaydeden Boztuğ sözlerini şöyle sürdürdü: "Tunceli Üniversitesi olarak gerek Alevilik Araştırma merkezini açmamız, gerek Doğu Dilleri ve Edebiyatı bölümünde Zazaca ve Kurmanc dillerinde bölümlere açarak öğrenci alabilecek duruma gelebilmemiz ülkemizdeki gerek anadil farklılıkları gerek inanç farklıklarındaki problemleri sosyal olarak ortadan kaldırmaya yönelik tedbirlerdir. Yani bir noktada şunu diyebilirim ki bu tür tedbirler üniversite olarak Terörle mücadelenin tedbirleridir. Ülkemizde 30 yıldır bu alanda yapılan mücadelede şu görüldü ki sadece silah ve güçle yapılan mücadelede aynı zamanda sosyal ve kültürel adımların atılması gerekti. Şimdi teröre tevessül eden dağa çıkan gruplar, 'bizi inkar ediyorlar, anadilimizi inkar ediyorlar, inancımızı inkar ediyorlar.' silahını üniversite olarak onların elinden almaktır." 21.12.2011 |
||||||||||||||||||||||||
|
225 Saat Uçuş Eğitimiyle Ticari Pilot oluyorlar |
||||||||||||||||||||||||
AÜ Sivil Havacılık Yüksekokulu Pilotaj Bölümünden ''ticari pilot'' lisansıyla mezun olan öğrenciler, iş bulma kaygısı yaşamıyor. 5 yıllık eğitim sonunda her yıl yaklaşık 15 mezun veren okuldan şimdiye kadar pilotaj bölümünü bitiren 320 öğrencinin neredeyse tamamı Türkiye ve yurt dışındaki havayolları şirketlerinde pilot ve yönetici olarak çalışıyor. ESKİŞEHİR - Anadolu Üniversitesi (AÜ) Sivil Havacılık Yüksekokulu Pilotaj Bölümü Baş Pilotu Önder Özder, okulun 1 yıl hazırlık ile toplam 5 yıl eğitim veren pilotaj bölümünden mezun olan öğrencilerin Türkiye'de ve Avrupa'da istedikleri meydanda, istedikleri şirkette pilot olarak çalışabildiklerini ifade etti. Mezun öğrencilerin havayolu şirketlerinde rahatlıkla iş bulabildiklerini belirten Özder, şöyle konuştu: ''Okulumuz ön kayıtla öğrenci alıyor. Öğrenciler YÖK'ün belirlediği puanı aldıktan sonra her branştan okulumuza başvurabilmektedir. Belli sınavlarda başarılı olan 15 kişi okulumuzda eğitim almaya hak kazanıyor. Şu ana kadar okulumuzdan 320 öğrencimiz mezun oldu. Mezun öğrencilerimizin neredeyse tamamı havayolu şirketlerinde çalışıyor. Hatta ilk mezun olan öğrencilerimiz çeşitli hava yolu şirketlerinde yöneticilik yapıp, üst yönetim kademesine kadar geldi. Bazıları bu şirketlerde 'öğretmen kaptanlık' düzeyinde hizmet veriyor. Yurt dışındaki uçuş okullarını tercih eden veya yurt dışındaki havayollarını tercih eden öğrencilerimiz de var. Bunlar da dünyanın çeşitli ülkelerindeki havayolları şirketlerinde çalışıyor. Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan veya emekli olan pilotlara sivil pilot olarak görev yapabilmeleri için de eğitim veriyoruz.'' 225 SAAT UÇUŞ EĞİTİMİYLE MEZUN OLUYORLAR Özder, eğitime başlayan öğrencilere 3 safhada eğitim verdiklerini anlatarak, şöyle devam etti: ''Öncelikle tek motorlu uçaklarla eğitim alıyorlar. Tek motor kısmı başlangıç ve tekabül olarak ikiye ayrılıyor. Başlangıç kısmında öğrencilere önce yalnız uçmayı, yalnız çalışma sahasına gidip, gelmeyi ve seyrüsefer yapmayı öğretiyoruz. Tekabül safhasında ise öğrencilerimiz alet uçuşları şartlarında yani dış referansı görmeden uçuş yapmayı öğrenme kabiliyeti ediniyor. Öğrencilerimiz, simülatörle ise 2 pilotlu operasyon yapmayı öğreniyorlar. Tek motor eğitim safhasında sürekli tek başına uçmayı öğreniyorlar. Burada ise bir havayolu pilotunun birbiriyle senkronize olarak uçuş emniyetini ön planda tutacak şekilde uçmayı öğreniyorlar. Aynı zamanda uçakta ancak tehlike anında yapmak zorunda kaldığımız bazı manevraları bu simülatörde yapıyoruz. Öğrencilerimizi belli düzey ve sıra içinde yapacakları işi karıştırmadan birbirlerini destekleyerek uçuşu tamamlamalarını öğretmeye çalışıyoruz. Öğrencilerimiz toplamda 225 saat uçuş eğitimiyle mezun oluyorlar. Bu eğitimin bitiminde çok motorlu uçaklarla da uçma yetkisini elde ediyorlar.'' TİCARİ PİLOT LİSANSINA SAHİP OLUYORLAR Okuldan mezun öğrencilerin ticari pilot lisansına sahip olduklarını ama istihdam edildikleri havayolu şirketlerinde belli bir eğitim aldıklarını da ifade eden Özder, ''Mezun öğrencilerimiz gittikleri şirkette hangi uçak tipi varsa ki bu Airbus ya da Boeing olabilir veya başka bir uçak tipi olabilir bunlara yönelik ayrıca eğitim alıyor'' dedi. Özder, okula kabul için uyguladıkları alım kriterleri sayesinde şimdiye kadar mezun öğrencilerin iş bulmak konusunda herhangi bir sıkıntıyla karşılaşmadıklarını belirterek, şunları söyledi: ''Birçok sınavdan geçerek burada eğitim almaya hak kazanan öğrenciler, hazırlık hariç 4 yıl boyunca buradan çok sıkı eğitimden geçiyor. Bu nedenle iş için başvurdukları havayolları şirketlerinin sınavlarında başarısız olmuyorlar. Hatta öğrencilerimizin sektörde önemli yerinin bulunduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Pegasus Havayolları okul bittikten sonra şirkette çalışmak şartıyla öğrencilerimizin yarısına burs veriyor. Tabii ki burs vermenin de belli kriterleri var. Öğrencilerin belli bir eğitim seviyesinde olması, belli bir dil yeterliliği seviyesinde olması önemli.'' 13 Aralık 2011 |
||||||||||||||||||||||||
|
Amerika'da Ev Ekonomisi Dersine ilgi artıyor |
||||||||||||||||||||||||
Amerika’daki ekonomik kriz sonrasında birçok okulda ev ekonomisi dersi okutulmaya başladı. 13 eyalette ise bu ders zorunlu hale getirildi. Derse kaydolan öğrenciler zaman zaman okul dışına çıkıp, gerçek hayattan da ders alıyor. Öğrenciler, "Finans Parkları"nda ekonomiyi gerçek hayattaki gibi öğreniyor. Finans Parkı, öğrencilerin derste öğrendiklerini uygulamaya koydukları özel bir tesis. Alice Reilly, "Bir günlüğüne yetişkin gibi davranıyorlar," diyor. Alice Reilly Fairfax İlçesi’ ne bağlı devlet okullarının sosyal bilimler koordinatörü. Reilly, “Öğrencilerden 18 kalemlik bir bütçe yapmaları istendi. Bütçe elektrik, su parası, mutfak masrafları, kira, sigorta gibi sıradan bir kişinin aylık giderlerini içerecek,” diyor. Alışveriş mağazasındaki her dükkan, bütçede yer alan maddeleri temsil ediyor. Öğrencilerin elinde aylık gelirlerini ve kaç kişilik bir aile olduklarını gösteren kartlar oluyor, alışverişlerini ona göre yapıyor, bütçenin dışına çıkmamak için çalışıyorlar. Alice Reilly öğrencilerin arasında dolaşarak onlara soru soruyor, bilgi veriyor, yol gösteriyor: “Sana en uygun olan neyse onu seçmen gerekiyor. Yaşam durumunu gösteren kartta ne diyor? Ailen kaç kişiden oluşuyor? Üç mü? O zaman Tiguan’ı alabilirsin. Öğrenciler ellerindeki hisse senetlerinin fiyatlarını da sürekli takip edebiliyor. Alice Reilly "Hangi hisseler var elinde? Disney hisseleri şimdi 25 Dolar," diye öğrencilere akıl veriyor. Virginia Eyaletinin Fairfax ilçesindeki FinansParkı geçen yıl açıldı. Bu, kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan Junior Achievement USA tarafından açılan 15’inci Finans Eğitim Parkı. Kuruluşun amacı gençleri iyi bir ekonomik geleceğe hazırlamak. Finans Parkı'nın Yöneticisi Ed Grenier, “Ekonomik krizden bu yana ülke çapında finans parklarına olan talep gittikçe artıyor. Şu anda planlama ve inşaat aşamasında olan birkaç tesisimiz var,” diyor. Ev ekonomisi dersi, Fairfax İlçesine bağlı okulların ders programlarına yeni eklendi. Alice Reilly, “Bu ders bazı okullarda veriliyordu ancak artık çok daha sistemli bir şekilde okutuluyor ve öğrencilerin bu dersten sonuna kadar yararlanmaları sağlanıyor,” şeklinde konuşuyor. Fairfax İlçesi’nde 8'nci sınıfta okuyan her öğrenci, bu tesiste yapılan uygulamalı derse katılmak zorunda. 13 yaşındaki Sam bunun kendisine çok şey kattığını söylüyor: "Her şeyin bu kadar pahalı olduğunu bilmiyordum," diyor. 13 yaşındaki Anthony ise öğrendiklerini ailesiyle paylaşmak için sabırsızlanıyor ve şöyle konuşuyor: “Eve gidince aileme uzun bir süre daha çocuk kalmak istediğimi söyleyeceğim.” Anthony ve diğer öğrenciler için okulda aldıkları ev ekonomisi dersi hayat boyu devam edecek gibi görünüyor. 11 Aralık 2011 |
||||||||||||||||||||||||
|
YÖK'ün Yeni Patronu: Gökhan Çetinsaya |
||||||||||||||||||||||||
YÖK'ün yeni başkanı Gökhan Çetinsaya Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, YÖK Başkanlığı'na İstanbul Şehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya'yı atadı. ANKARA - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, YÖK Başkanlığı'na İstanbul Şehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya'yı atadı. Köşk'ten yapılan açıklamada, "Sayın Cumhurbaşkanımız, Yükseköğretim Kurulu Üyesi ve Başkanı Prof.Dr. Yusuf Ziya Özcan’ın görev süresinin 11/12/2011 tarihinde sona erecek olması nedeniyle boşalacak olan Yükseköğretim Kurulu Üyeliği'ne ve Başkanlığı'na İstanbul Şehir Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Gökhan Çetinsaya’yı seçmişlerdir" denildi. Gökhan Çetinsaya kimdir? İstanbul'da 1964 yılında doğan Çetinsaya, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden 1985'te mezun oldu. Aynı fakültede 1988'de yüksek lisansını tamamlayan Çetinsaya, 1994'te University of Manchester Ortadoğu Araştırmaları Bölümünden doktora unvanını aldı. Hacettepe Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünde araştırma görevlisi olarak 1986-1994 yılları arasında çalışan Çetinsaya, 1995-1999 yıllarında yardımcı doçent ve 1999-2002 yıllarında ise doçent olarak görev yaptı. 2002-2008 yıllarında İstanbul Teknik Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümünde çalışan Çetinsaya, 2005 yılında profesör oldu. Çetinsaya, 2000-2001 yılında Hacettepe Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Yönetim Kurulu Üyeliği, 2002-2005 yıllarında İTÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Bölüm Başkanlığı, 2003-2005 yıllarında İTÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Yönetim Kurulu ve Fakülte Kurulu Üyeliği ve 2003-2005 yıllarında ise İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde çeşitli anabilim dalı başkanlığı görevlerinde bulundu. Gökhan Çetinsaya, 2001 yılında University of London, School of Oriental and African Studies, 2004'te Free University of Berlin, Institute for Turcology ve 2007-2008'te Woodrow Wilson International Center for Scholars'ta misafir araştırmacı olarak çalıştı. Amerika Ortadoğu Çalışmaları Cemiyeti (Middle East Studies Association of North America, MESA) 1994 Malcom H. Kerr Sosyal Bilimler Doktora Tez Ödülü Birinciliğini kazanan Çetinsaya, İngiltere Ortadoğu Çalışmaları Cemiyeti (British Society for Middle Eastern Studies, BRISMES) 1995 Leigh Douglas En İyi Doktora Tezi Ödülü'nü de kazandı. Çalışma alanları arasında, Osmanlı ve Modern Türkiye Tarihi (19. ve 20. Yüzyıl), Ortadoğu Tarihi ve Siyaseti (19. ve 20. Yüzyıl) ve Türk Dış Politikası olan Çetinsaya'nın ulusal ve uluslararası birçok makale ve tebliğinin yanı sıra Ottoman Administration of Iraq, 1890-1908 adlı bir kitabı yayımlandı. 2008 yılından itibaren İstanbul Şehir Üniversitesi Rektörlüğü görevini yürüten Çetinsaya, evli ve 2 çocuk babası. 10 Aralık 2011 |
||||||||||||||||||||||||
|
Açık öğretim Fakültelerine de kredili sistem getiriliyor |
||||||||||||||||||||||||
Açık öğretim Fakültelerine de kredili sistem getiriliyor. Anadolu Üniversitesi ve YÖK, açık öğretim sistemini değiştirme konusunda anlaştı. Önümüzdeki eğitim yılında açık öğretim fakültelerinin tamamında kredili sisteme geçilecek. Sistemde bütünleme sınavı kaldırılacak. Güz ve Bahar dönemi olmak üzere iki ayrı dönemde ara ve final sınavları yapılacak. Ders geçme puanlamasında ise 'Harfli Sistem'e geçilecek. Öğrenciye her dönemde 30 kredi tanımlanacak. Öğrenci bir sene içerisinde alttan kalmış dersi bulunmamak kaydıyla, üst sınıfından 15 kredilik ders alabilecek. Bu da 4 yıllık bir bölümü, 3 yılda bitirebilme olanağı sağlayacak. Yılda iki defa her dönemin başında kayıt yaptırılacak.
6 Aralık 2011 |
||||||||||||||||||||||||
|
Lise öğrencilerine Yurt Dışında Burs |
||||||||||||||||||||||||
Lise eğitiminin bir yılını farklı bir ülkede geçirmek artık hayal değil! İSTANBUL - YFU (Youth for Understanding) Uluslararası Eğitim ve Kültür Programları çerçevesinde; 2012-2013 eğitim-öğretim yılında lise öğrencileri, 1 yıl süre ile öğrenimlerini yurtdışında devam ettirecek. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanan YFU Uluslararası Eğitim ve Kültür Programları kapsamındaki ülkeler; Avustralya, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Arjantin, Belçika, Brezilya, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa , Hollanda, İsviçre, Japonya, Litvanya, Meksika, Macaristan, Norveç, Şili ve Venezuella. Program, ekonomik açıdan imkanı kısıtlı gençlerin öğrenci değişim programına katılmasını kolaylaştırmak amacıyla pek çok ülkeye yönelik burs imkanı da sunuyor. 2011-2013 yılları arasında Mercator Vakfı ile işbirliği yapılarak Almanya'ya yönelik değişim programları için burs sağlandı. Bunun yanı sıra, Danimarka ve Macaristan için de burs imkanı bulunuyor. Program ücretini, ekonomik nedenlerle karşılayamayacak öğrenciler, YFU'ya başvurarak burs imkanından yararlanabilir. Başvurular; 1 Nisan 1994-1 Eylül 1997 tarihleri arasında doğmuş ve lise eğitimine devam etmekte olan öğrencilere açık. Önümüzdeki eğitim-öğretim yılında, Almanya veya herhangi bir başka ülkede değişim öğrencisi olmak isteyn öğrenciler, internet üzerinden başvurularını gerçekleştirebilir. YFU NASIL BİR KURULUŞ? YFU, 1951 yılında ABD ile Almanya arasında barışa katkıda bulunmak ve karşılıklı anlayışı geliştirmek amacıyla kuruldu. O tarihten itibaren tüm dünyada 250.000'den fazla lise öğrencisi YFU sayesinde eğitiminin bir yılını farklı bir ülkede geçirdi. 2007 yılından bu yana Türkiye'den de lise öğrencileri YFU programlarına katılarak değişim deneyimine sahip olabiliyor. YFU ile her yıl binlerce lise öğrencisi (15-18 yaş aralığında) farklı bir ülkede bir yandan lise eğitimine devam ederek akademik olarak donanım sahibi olmayı, bir yandan da özenle seçilmiş gönüllü bir evsahibi aile yanında kalarak gittiği ülkenin kültürünü deneyimlemeyi seçiyor. Böylece kültürlerarası becerilere sahip, ayaklarının üzerine daha sağlam basan bireyler olma yolunda kendilerine bir yatırım yapıyorlar. Daha detaylı bilgi almak ve başvuruda bulunmak için: E-posta: bilgi@yfu-turkey.org Telefon: 0 312 212 2481 02 Aralık 2011 |
||||||||||||||||||||||||
|
YGS Başvuruları: 26.12.2011 - 6.1.2012'de |
||||||||||||||||||||||||
2012 yılında yapılacak Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı'na (YGS) başvurular, 26 Aralık 2011'de başlayacak. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 2012 yılında yapılacak sınavların başvuru tarihini belirledi. Buna göre, YGS'ye başvurular, 26 Aralık 2011-6 Ocak 2012 tarihleri arasında alınacak ve sınav 1 Nisan 2012'de yapılacak. Üniversiteye girişte uygulanan 2. aşama sınavı olan Lisans Yerleştirme Sınavlarına (LYS) başvurular ise 24 -30 Nisan 2012 tarihleri arasında kabul edilecek. LYS-1, LYS-5 16 Haziran'da, LYS-4 17 Haziran'da, LYS-3 23 Haziran'da ve LYS-2 ise 24 Haziran 2012'de düzenlenecek. Lisans mezunları için yapılan KPSS'ye başvurular, 9-18 Nisan 2012, ortaöğretim-önlisans mezunları için düzenlenen KPSS'ye başvurular ise 18 Haziran-4 Temmuz 2012 tarihleri arasında alınacak. Adaylar başvuru kılavuzuna ÖSYM'nin internet sitesinden ulaşabilecek. 01 Aralık 2011 |
||||||||||||||||||||||||
|
Her yıl 15 bin Öğrenci Yurt Dışına gidiyor |
||||||||||||||||||||||||
Türkiye'den binlerce kişi, yurt dışında eğitim almak için başta İngiltere olmak üzere çeşitli ülkelere gidiyor. Eğitim maliyeti ise 10 bin dolardan balıyor ve 50 bin dolara kadar çıkıyor. Edufairs Yurt Dışı Eğitim Fuarları Genel Müdürü İzzet Aslantatar, yurt dışı eğitimin Türkiye'de özellikle son 15 yıldır hızlı bir ivme kazandığını söyledi. Aslantatar, 15-20 yıl öncesinde devletin kendi personelini burslu olarak yurt dışına gönderdiğini hatırlatarak, ''Dolayısıyla yurt dışındaki kurumlar Türk öğrencilere çok yabancı değiller. Yurt dışı eğitimi Türkiye dışında özellikle gelişen ülkelerde yaygın bir eğitim seçeneği olarak görülüyor. Yani Japonya, Singapur, Çin, Kore, bunlar gelişmişliklerini bir nebze de olsa yurt dışı eğitimine borçlular. Zira oraya gönderdikleri öğrenciler farklı bir donanımla ülkelerine dönüp orada öğrendikleri bilgileri kendi ülkelerinde uyguluyorlar'' dedi. Yurt dışı eğitime ''beyin göçü'' gibi farklı bir gözle de bakılabildiğini anlatan Aslantatar, şunları kaydetti: ''Birçok ülke bunu halletmiş durumda. Gönderdiklerini geri kazanma yönünde bir çabaları var. Türkiye'de bu önceden çok yoktu, ancak şu an devletin de bununla ilgili bir politikası var. Yani yurt dışına giden insanları Türkiye'ye tekrar kazandırmak ve donanımlarından yararlanmak için projeler uygulanıyor. Üniversiteler yurt dışından gelenlere daha fazla kapılarını açar oldu. Dolayısıyla artık yurt dışına giden öğrencilere 10 yıl öncesindeki gibi 'gidiyor gelmiyor' diye değil, 'gidecek, daha donanımlı olarak Türkiye dönecek' şeklinde bakmak mümkün. Yurt dışı eğitimi ülkenin gelişme yolundaki dinamiklerine katkı sağlıyor. Bu bakış açısı daha önce yokken şu anda var. Bunun olması ile yurt dışındaki eğitim kurumları Türk öğrencilerle daha fazla ilgilenmeye başladı. Zira bu anlayışla giden öğrenci orada daha verimli çalışmalar yapabiliyor. Oradaki ortama daha fazla katkı sağlayabiliyor ve Türk öğrenciler genellikle yurt dışında beğenilen sevilen takdir edilen bir grup olarak değerlendiriliyor.'' HER YIL 15 BİN KİŞİ Aslantatar, yurt dışı eğitime olan ilginin her geçen gün arttığını belirerek, ''Eğitim almak isteyen çok sayıda kişi var ancak bunlar içerisinde yaklaşık 15 bin kişi her yıl yurt dışı eğitim sürecine katılıyor. Bunların bir kısmı üniversitelerin değişim programları aracılığıyla oluyor. Büyük bir kısmı da ailelerinin kendilerine sunduğu imkanları kullanarak yurt dışı eğitimi alıyor. Ayrıca devletin sağladığı burs imkanlarından yararlanarak gidenler de var'' dedi. Yurt dışında eğitim için tercih edilen ülkeleri 'İngilizce konuşulan ve konuşulmayan' ülkeler diye ikiye ayırmak gerektiğini belirten Aslantatar, şöyle devam etti: ''Maddi imkanı biraz daha müsait olan kişilerin çoğu İngilizce konuşulan ülkeleri tercih ediyorlar. Bunlar da başta İngiltere, ABD, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda hatta Güney Afrika olabiliyor. Türk öğrencisi, bu ülkeler içerisinde en çok İngiltere'yi tercih ediyor. İngiltere'nin Türkiye'ye yakınlığı, üniversitelerin 3 yıl, master programlarının 2 yıl yerine 1 yıl olması bu ülkeyi cazip kılıyor. ABD ikinci sırada geliyor. Çok iyi okulların olması ABD'yi de ciddi anlamda cazip kılıyor. İngilizce konuşulan ülkelerin dışındaki seçeneklerin başında ise Almanya geliyor. Almanya'da 3 milyonu aşkın Türk nüfus var. O nedenle Almanya İngilizce konuşulan ülkeler dışında en çok öğrenciyi çeken ülke. Avusturya, Hollanda, İsviçre, İsveç, Bulgaristan, Rusya, Ukrayna da Türk öğrencilerinin gittiği ülkeler arasında.'' 10 BİN DOLARDAN BAŞLIYOR Aslantatar, yurt dışı eğitim maliyetinin ise 10-15 bin dolardan 50 bin dolara kadar çıkabildiğini belirterek, ''Ancak İngilizce konuşulan ülkelerde ortalama bir okulda yıllık ücret yaklaşık 50 bin lira dolaylarında'' dedi. Aslantatar, öğrencilerin çoğunun dil eğitimi için de yurt dışını tercih ettiklerini sözlerine ekledi. 25 Kasım 2011 |
||||||||||||||||||||||||
|
ÖSYM, Sınava Giriş Kurallarını Açıkladı |
||||||||||||||||||||||||
Adayların ve sınav görevlilerinin üstleri emniyet güçleri tarafından elle ve detektörle aranacak. Cep telefonu, saat, kablosuz iletişim sağlayan bluetooth ve benzeri cihazlar ile küpe, broş, metal para gibi metal içerikli eşyalar ve her türlü elektronik/mekanik cihaz bina içine alınmayacak. ANKARA - ÖSYM, geçen yıl yayınlanan sınav uygulamalarına ilişkin güvenlik tedbirleri duyurusunu güncelledi. Buna göre, sınavların yapıldığı binalara girişte adayların ve sınav görevlilerinin üzerleri emniyet görevlileri tarafından elle ve/veya detektörle aranacak, çanta, cüzdan, cep telefonu, her türlü saat, kablosuz iletişim sağlayan bluetooth ve benzeri cihazlar ile kulaklık, kolye, küpe, yüzük, bilezik, broş, metal para gibi metal içerikli eşyalar ve her türlü elektronik/mekanik cihaz sınav binasına kesinlikle alınmayacak. Sınavın yapıldığı bina içerisinde sınav öncesinde, sınav sırasında ya da sınavdan sonra bu tür cihazları taşıdığı tespit edilen adayın sınavı geçersiz sayılacak. Adaylar sınavın yapılacağı binaya, sadece Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarası ve şifreleri ile internetten kendilerinin edinecekleri Sınava Giriş Belgesi ve nüfus cüzdanı veya süresi geçerli pasaportu ile alınacak. Nüfus cüzdanında adayın güncel bir fotoğrafı ve Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarası bulunacak, pasaportun süresi geçerli olacak. Üzerinde adayın güncel bir fotoğrafı veya Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarası bulunmayan nüfus cüzdanları ile geçerlilik süresi bitmiş pasaport kabul edilmeyecek. Sınava giren adaylardan ilgili sınava ait Sınava Giriş Belgesi ve nüfus cüzdanı/süresi geçerli pasaportu yanında olmayan adaylar kesinlikle sınav binalarına alınmayacak. Bir aday bu belgeleri yanında olmadığı halde Sınav Merkezi yöneticilerinin, ÖSYM temsilcilerinin, bina veya salon görevlilerinin kararıyla herhangi bir salonda sınava alınmış olsa bile, bu adayın sınavı ÖSYM Yönetim Kurulunca geçersiz sayılacak. Sadece zorunlu askerlik görevini ifa edenler ile askeri öğrenciler için askeri kimlik belgesi, nüfus cüzdanı, pasaport yerine kimlik belgesi olarak kabul edilecek. Sınav için gerekli olan iki adet kurşun kalem, silgi, kalemtıraş, peçete ve şeker ÖSYM tarafından her bir aday için temin edilecek. Adaylar sınava şeffaf şişe içinde su getirebilecek. Sınavın yapıldığı her salona en az bir adet duvar saati ÖSYM tarafından temin edilecek. Sınavdan önce tüm sınav yapılacak binalar emniyet görevlileri ve bina sınav görevlileri tarafından detaylı biçimde aranacak ve bina içinde bulunan her türlü cep telefonu ve kablosuz iletişim aracı sınav güvenliğini tehlikeye düşürmeyecek şekilde etkisiz hale getirilecek. Sınav süresince, sınav binasında bina sınav sorumlusu ve emniyet görevlileri dışında hiç kimsede cep telefonu ve iletişim aracı bulunmayacak. Sınav başladıktan sonra, sınavın toplam süresinin 4'te 3'ü kadar zaman geçmeden, toplam süresi 120 dakika olan sınavda 90 dakika geçmeden ve son 15 dakika içerisinde adaylar sınav salonundan dışarıya çıkarılmayacak. Sınav başladıktan sonra adaylar tuvalet ihtiyacı için sınav salonundan dışarıya çıkarılmayacak. Sınav salonundan dışarıya çıkan aday kesinlikle sınav salonuna geri alınmayacak. Sınavın toplam süresinin 4'te 3'ü tamamlanmadan sınav salonundan ayrılan aday, bu süre doluncaya kadar sınav binası içerisinde bekletilecek. Sağlık nedeniyle sınav süresince tuvalet ihtiyacı olanlar bu durumlarını geçerli sağlık kurulu raporu ile ÖSYM'ye bildirecekler ve kendilerinin özel bir sınav binasında sınava alınmalarını talep edebilecek. Duyuruda, bu nedenle bina girişinde yığılmaya yol açılmaması için adayların çanta ve benzeri eşyalarını sınava girecekleri binalara getirmemeleri, sınava metal aksesuar içermeyen sade bir kıyafetle gelmeleri, sınavdan en az bir saat önce sınav yapılacak bina önünde bulunmaları istendi. 23 Kasım 2011 |
||||||||||||||||||||||||
|
TEV Doktora Bursu da verecek |
||||||||||||||||||||||||
''TEV-SİNGA Burs Programı'' çerçevesinde her yıl 15 öğrenciye doktora bursu sağlayacak. İSTANBUL - Türk Eğitim Vakfı (TEV), geleceğin liderlerini yetiştirmek için yürüttüğü burs çalışmalarına ilk kez Doktora Bursu'nu da ekliyor. TEV'in uluslararası eğitim platformunda 8 ülke ile işbirliği yaparak sürdürdüğü yurt dışı burs programları çerçevesinde Singapur Doktora Bursları da verilecek. Araştırma- Geliştirme çalışmalarında dünyanın en gelişmiş laboratuarlarına sahip olan Singapur'da, Türkiye'den TEV tarafından her yıl seçilecek 15 öğrenci, doktora bursundan yararlanacak. TEV ile Singapur Uluslararası Yüksek Lisans Ödülü Programı (SİNGA) arasında oluşturulan TEV-SİNGA Doktora Bursu Programı çerçevesinde, her yıl 15 öğrenciye, Singapur Fen ve Teknoloji Araştırma Ajansı (A-STAR), Nanyang Teknik Üniversitesi (NTU) ve Uluslararası Singapur Üniversitesi'nde (NUS), temel bilimler, mühendislik ve biyomedikal bilimler alanlarında karşılıksız doktora bursu verilecek. TEV-SİNGA Doktora Bursu Programı çerçevesinde, 31 Aralık 2011 tarihine kadar yapılacak başvurular arasından seçilecek adaylar Mart 2012'de TEV-SİNGA burs komisyonunca mülakata tabii tutulacaklar. Mayıs 2012'de tamamlanacak bursiyer seçimlerinin ardından Temmuz-Ağustos aylarında oryantasyon programı gerçekleştirilecek. Doktora Bursu'nu kazanan tüm adayların, yol, barınma, burs ve diğer harcamalarının tümü TEV-SIGNA tarafından karşılanacak. TEV-SİNGA Burs Programı hakkındaki ayrıntılı başvuru koşulları ve başvuru formları TEV'in web adresinden temin edilebilecek. 22 Kasım 2011 |
||||||||||||||||||||||||
|
MEB'nca 2012'de uygulanacak sınav takvimi belirlendi |
||||||||||||||||||||||||
ANKARA - Milli Eğitim Bakanlığınca 2012'de uygulanacak sınav takvimi belirlendi. SBS'nin tarihi belirlendi
MEB, SBS dışında Açıköğretim Lisesi ve Açık İlköğretim okulları, Mesleki Teknik Açıköğretim, Mesleki Açıköğretim lisesi okulları ile motorlu taşıt sınavları ve bazı kurumların sınavlarını da düzenliyor.
17 Kasım 2011 |
||||||||||||||||||||||||
|
TUS için tercih dönemi 15-18 Kasım arası |
||||||||||||||||||||||||
Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (TUS) Sonbahar dönemi ile ilgili tercih işlemleri 15-18 Kasım tarihleri arasında yapılacak. İSTANBUL - 2011-TUS Sonbahar dönemi ile ilgili tercih işlemleri 15-18 Kasım 2011 tarihleri arasında ÖSYM'nin ''http://ais.osym.gov.tr'' internet adresinden yapılacak. Adaylar tercihlerini, söz konusu internet adresinden, TC Kimlik numaraları ve şifrelerini kullanarak bireysel olarak internet aracılığıyla yapacak. Tercih kılavuzu da 15 Kasım 2011 tarihinden itibaren ÖSYM'nin ''http://www.osym.gov.tr'' internet adresinden yayımlanacak. Adayların tercihlerini yaparken, tercih süresince ÖSYM'nin internet adresinden yayımlanan tercih kılavuzunda yer alan bilgileri esas almaları gerekiyor. Tercihler, 2011-TUS Sonbahar dönemi kılavuzu ile 2011-TUS Sonbahar dönemi tercih kılavuzundaki açıklamalara göre yapılacak. Yerleştirme sonuçları ÖSYM'nin internet sayfasında yayımlanacak, adaylara yerleştirme sonuç belgesi gönderilmeyecek. 14 Kasım 2011 |
||||||||||||||||||||||||
|
ÖSYM'den Van Değişikliği |
||||||||||||||||||||||||
Önümüzdeki günlerde yapılacak Kamu Personeli Dil Sınavı ile Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitime Giriş Sınavına Van'da girecek adaylar istedikleri takdirde sınav merkezini değiştirebilecek. ÖSYM Başkanı Ali Demir,20 Kasım'da yapılacak KPDS ile 27 Kasım'da düzenlenecek ALES'e Van'da girecek adayların sınav merkezini değiştirebileceğini bildirdi. Sınava Giriş Belgesi edinen adaylardan, Van merkezde sınava girmek istemeyenler, belirtilen sınav merkezlerinden birisini seçecekler. KPDS'de 14 Kasım, ALES'te 17 Kasım başvuru merkezini değiştirmek isteyenler için son gün... Değişiklik yapmayan adaylar ise Van merkezde sınava girecek. Sınava katılacak adaylara Sınava Giriş Belgesi gönderilmeyecek. Adaylar sınava girecekleri yer bilgisini gösteren Sınava Giriş Belgesi'ni, ÖSYM'nin internet adresinden edinebilecek. 11 kasım 2011 |
||||||||||||||||||||||||
|
Genç Girişimcilere Büyük Destek |
||||||||||||||||||||||||
|
Bilim ve Teknoloji Bakanlığı, teknoloji tabanlı projelere 100 bin lira hibe ediyor. Dünyada ilk olan uygulamayla yüzlerce üniversite öğrencisi, geleceğin patronu olmaya aday. Türkiye'de devlet desteğiyle patron olan öğrenciler var aslında. 452 öğrencinin iş fikri, desteklenmeye değer bulundu. Bilim ve Teknoloji Bakanlığı Teknogirişim Şube Müdürü Adnan Selçuk Erginöz, "Şu anda büyük bir bölümü ticarileşmiş durumda, hatta içlerinde milyon TL mertebesinde satış yapanlar var." dedi. Teknogirişim Sermayesi Desteği adlı programla, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin teknolojik tabanlı ve yenilikçi projelerine hibe desteği sağlanıyor.
Sistemin işleyişi bir hayli basit. Yenilikçi iş fikri olan öğrenci bakanlığa başvuruyor. Projesi desteklenmeye değer bulunursa, 100 bin liraya kadar hibe alabiliyor. Erginöz, "Yüzde yüz hibe destek imkanı sağlıyoruz. Geri dönüşümsüz, teminatsız bir program ve yüzbin liraya kadar projelerini destekliyoruz." dedi. Destek alan öğrenci, bir yıl içinde projesini gerçekleştirerek hayaline kavuşuyor... 2012 Yılı Hibe Programı'ndan yararlanmak için son başvuru tarihi 16 Kasım. 4 Kasım 2011 |
||||||||||||||||||||||||
|
Seçmeli ders saati artacak; müfredat değişecek |
||||||||||||||||||||||||
MEB, okullarda yönlendirme ve sanatsal faaliyetlerin daha etkin hale getirilmesi için bir takım değişikliklere gidiyor. Buna göre; seçmeli ders saati oranını artacak, sınav odaklı olmayan bir müfredat dönüşüm programı uygulanacak. Ayrıca genel ortaöğretim ve mesleki ve teknik ortaöğretim, okul türü yerine program çeşitliliğine göre yeniden yapılandırılacak. ANKARA - 2012 yılı hükümet programında eğitime ilişkin hedefler de yer alıyor. Eğitim sisteminin mevcut durumuna ilişkin bilgilerin yer aldığı programda, eğitim sisteminde kaliteyi yükselten bir dönüşüm programının uygulanacağı belirtilerek, eğitim yönetimi, öğretmen yetiştirme süreçleri, müfredat, eğitim, ortam ve araçlarının bu dönüşümü destekleyecek şekilde güçlendirileceği bildirildi. Eğitim alanında izlenecek politikalar, öncelikler, tedbirler ve yapılacak işler şöyle: Ortaöğretimde okullar arasında başarı farklılığını asgari düzeye indirmek amacıyla okul türleri azaltılacak. Milli Eğitim Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Kalkınma Bakanlığı ile işbirliğinde gelecek yıl sonuna kadar genel ortaöğretim ve mesleki ve teknik ortaöğretim, okul türü yerine program çeşitliliğine göre yeniden yapılandırılacak. Bu yapılandırmada öğrencilerin sistemin dışına çıkmasını azaltacak şekilde farklı eğitim kademeleri arasındaki geçişlerin kolaylaştırıldığı, başarısızlıkların telafi edilebildiği anlaşılır ve özendirici bir sistem yaklaşımı benimsenecek. SEÇMELİ DERS SAATİ ORANI ARTIRILACAK İlk ve ortaöğretimdeki öğrenciler için yönlendirme faaliyetleri ve sosyal aktiviteler artırılacak ve etkinleştirilecek. Sınav odaklı olmayan bir müfredat dönüşüm programı uygulanacak. MEB, İŞKUR, TOBB, İşçi ve İşveren Sendikaları Konfederasyonları işbirliğinde yürütülecek bu çalışmalar kapsamında, öğrencilerin ruhsal ve fiziksel gelişimleri ile becerilerini artırmaya yönelik sportif, sanatsal ve kültürel aktivitelere katılımı artırılacak. Mesleklerin tanıtımı amacıyla iş yeri gezileri, kendi alanında uzman kişilerin okullarda öğrencileri bilgilendirilmesi ve kariyer günleri etkinlikleri geliştirilecek. Söz konusu yönlendirme ve sanatsal faaliyetlerin daha etkin hale getirilmesi için toplam haftalık ders saati içinde seçmeli ders saati oranı artırılacak. Seçmeli derslerin seçmeli durumları izlenerek etki analizleri yapılacak. Okul binaları, mimari olarak kolay erişilebilir, yeterli oyun, spor ve kültürel alanlara sahip fonksiyonel mekanlar olarak inşa edilecek. ŞİDDETE YÖNELİK TEDBİRLER ALINACAK Başta şiddet olmak üzere eğitim kurumlarında disiplin sorunlarının giderilmesine yönelik tedbirler artırılacak. Okullarda öğrenciler kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetlere yönlendirilecek ve kendi belirledikleri sosyal etkinlikleri yürütmek üzere eğitim materyalleri ile donatılmış çalışma alanları oluşturulacak. Eğitim kurumları yönetici ve öğretmenleri şiddet ve şiddete kaynaklık eden hususlarda hizmet içi eğitimlerden geçirilecek. Eğitim alanlarında güvenlik önlemleri artırılacak. Çalışmalar, MEB, İçişleri Bakanlığı, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte yürütülecek. KALİTE GÜVENCE SİSTEMİ GELİŞTİRİLECEK Temel eğitim kademelerinde kalite güvence sistemi geliştirilecek. Çalışmalar MEB, YÖK, üniversiteler, Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) ve Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) işbirliğinde yürütülecek. 2012 yılının sonuna kadar eğitim sisteminde kalite güvence sisteminin temel kriterleri ve göstergeleri belirlenecek ve konuya ilişkin teknolojik altyapı geliştirilecek. Sonuç ve performans odaklı, öğretmen, yönetici, müfettiş yeterlilikleri tanımlanacak, yeterlilikler artırılacak. Sistem konusunda merkez ve taşra teşkilatından belirlenecek personele eğitim verilecek. Kalite Güvence Sisteminde belli puanı geçen okul/kurumlara ''Kalite Beratı'' verilecek. OKULLAR ARASINDAKİ İMKAN FARKLILIKLARI AZALTILACAK Türkiye'de Eğitimin Finansmanı ve Eğitim Harcamaları Bilgi Yönetim Sistemi'nin (TEFBİS) etkin şekilde kullanımı sağlanacak. TEFBİS projesi ile ulusal ve uluslararası platformlarda kullanılabilecek, eğitim kurumlarına yapılan eğitim harcamaları, öğrenci maliyetleri, eğitim kurumlarına ve öğrencilere yapılan yardımlar gibi ihtiyaç duyulan istatistiki bilgiler ile hane halkı eğitim harcamaları sistematik olarak tespit edilecek ve yayınlanacak. Böylece, okullar arasındaki imkan farklılıklarının azaltılması için okulların toplam bütçelerinin öğrenci sayısı ve merkezi yönetim bütçesi dışındaki gelirler de dikkate alınarak yeniden düzenlenmesi sağlanacak. Ayrıca, eğitimde kalite, rekabet ve verimliliği artırmaya yönelik olarak okulları merkeze alan bir idari yapılanma ve bütçe sistemine geçilecek. Eğitim hizmetlerinin sunumunda bakanlık bünyesindeki il, ilçe ve okul yönetimlerinin yetki ve sorumluluklarının artırılması sağlanacak. MEB, Maliye Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı ve yerel yönetimlerle birlikte, MEB bünyesindeki il, ilçe ve okul yönetimlerinin mali ve idari konularda yetki ve sorumlulukları artırılarak verimlilik ilkeleri çerçevesinde, önceden belirlenmiş performans göstergeleriyle ölçülebilir bir yapı oluşturulacak. Gerekli denetim ve kontrol mekanizmaları tasarlanarak, rekabetçi bir ortam sağlanacak. ''OKUL ÖNCESİNDE FİZİKİ ALTYAPI SAĞLANACAK'' Eğitimin tüm kademelerinde okullaşma oranları artırılacak, donanım ve fiziki altyapı geliştirilecek, bilgi ve iletişim teknolojileri etkin bir şekilde kullanılacak, eğitime erişim bölgeler ve cinsiyet itibarıyla daha dengeli bir yapıya kavuşturulacak. Okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması için yürütülecek çalışmalar, MEB'in sorumluluğunda, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı ile birlikte yürütülecek. Öncelikli olarak 5 yaş grubunda yüzde 100 okullaşma oranına ulaşılması amacıyla bölgeler arasındaki farklar da dikkate alınarak gerekli fiziki altyapı sağlanacak. Zorunlu eğitime devam etmeyen çocuklar eğitime kazandırılacak. Okul terk ve devamsızlıkların önlenmesi için e-okul veri tabanından öğrenci devamsızlıklarının nedene bağlı olarak izlenmesi ve okul temelli politika ve stratejilerin geliştirilmesi için okul yönetimlerinin kapasiteleri güçlendirilecek. Devam ve erişim konusunda il durum raporları hazırlanarak analiz edilecek. TÜRKİYE ORTALAMASININ GERİSİNDE KALAN İLLERE ÖNCELİK İlköğretimden ortaöğretime geçiş oranları artırılacak. Bunun için yürütülecek çalışmalar arasında, ''ortaöğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısının yüksek ve okullaşma oranlarının düşük olduğu illerde derslik yapımı için ayrılan kaynağın artırılması, ilköğretimden ortaöğretime geçiş oranlarının en düşük olduğu illerde özellikle kız çocukları için pansiyon yapımına hız verilmesi'' yer alıyor. Okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretimde yerleşim yerleri itibarıyla fiziki altyapı ve donanım dağılımının dengeli olmasına yönelik orta vadeli bir yatırım planı hazırlanacak. Çalışmalar, MEB'in sorumluluğunda, Kalkınma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, yerel yönetimlerle işbirliği içinde yürütülecek. Derslik başına düşen öğrenci sayısı ve okullaşma oranları açısından Türkiye ortalamasının gerisinde olan illerin, Türkiye ortalamasına yaklaştırılması amacıyla kaynak kullanımına yön verecek beş yıllık orta vadeli yatırım planı hazırlanacak. Bu plan kapsamında yatırım ödeneklerinin dağılımında iller arasında önceliklendirme yapılacak. TÜRKİYE'YE ÖZGÜ BİR MODEL OLUŞTURULACAK Fırsatların Artırılması ve Teknolojinin İyileştirilmesi Hareketi (FATİH) projesi başlatılacak. BT destekli öğretimin gerçekleştirilmesi çerçevesinde donanım ve yazılım altyapısının iyileştirilmesi, eğitsel e-içeriğin sağlanması ve yönetilmesi, öğretim programlarında etkin BT kullanımı, öğretmenlerin hizmet içi eğitimi, bilinçli ve güvenli BT kullanımı hedefleniyor. Eğitimin her kademesinde alternatif finansman modelleri geliştirilecek ve özel sektörün eğitim yatırımları kalite odaklı bir anlayışla teşvik edilecek. Bunun için özel okulların eğitim hizmetleri sunumundaki payı artırılacak. Özel okullarda öğrenim gören öğrencilerin oranının artırılması kapsamında öğrenci başına finansman (kupon sistemi) ve özel sektörden hizmet satın alınması (sözleşme sistemi) gibi farklı modeller incelenerek, eğitim kademeleri ve bölgeler itibarıyla farklılaştırılmış, Türkiye'ye özgü bir model oluşturulacak. Özel sektörün eğitim hizmetleri sunumundaki rolü kalite odaklı şekilde geliştirilecek. 02 Kasım 2011 |