©2006

 

Son Güncelleme:22/08/11

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya

Genel Kültür, araştırma haber ve analizleri-6

Ülkeler

Farklı Yaratıklar

Silahlanma

Doğal Yaşam

Uyuşturucu

Nükleer Güçler

AB’de ayrımcılık büyük sorun

Eurobarometre’nin son kamuoyu araştırmasına göre AB ülkelerinde etnik kökene dayalı ayrımcılık tırmanıyor. Yaşlılar ve engellilere yönelik ayrımcılık da büyük sorun. Her 6 Avrupalıdan 1’i ayrımcılığa uğradığını düşünüyor.

  Almanya'da aşırı sağcı bir grubun cami inşatına karşı yürüttüğü kampanyadan görüntü
 

Almanya'da aşırı sağcı bir grubun cami inşatına karşı yürüttüğü kampanyadan görüntü

Avrupa Birliği'nde kamuoyu araştırmalarını yürüten Eurobarometre’nin 27 Birlik üyesi ve üç aday ülke Türkiye, Makedonya ve Hırvatistan’da binlerce kişiyle bire bir görüşerek yaptığı anketin sonuçları çarpıcı. Sonuçlar, özellikle etnik kökene dayalı ayrımcılığın Avrupa ülkelerinde tırmanmaya devam ettiğine işaret ediyor. Buna göre, Avrupalıların yüzde 61'i ve Türklerin yüzde 48'i, ülkelerinde etnik ayrımcılığın yaygın olduğunu düşünüyor.

Mayıs ve Temmuz ayları arasında 1003'ü Türkiye'den yaklaşık 30 bin kişiyle görüşülerek hazırlanan araştırmaya göre, "yaygın etnik ayrımcılığın" en yüksek çıktığı ülkeler yüzde 80'le Hollanda, yüzde 79'la Fransa ve Macaristan, yüzde 78'le İsveç ve yüzde 77'yle Danimarka şeklinde sıralandı. İngiltere yüzde 58 ve Almanya da yüzde 54'le etnik ayrımcılıkta AB ortalamasının altında kaldı. 09/11/2009

Sonuçlar ne anlama geliyor?

 

Peki neden İsveç ve diğer Batı ve Kuzey Avrupa ülkeleri ayrımcılıkta başı çekiyor? AB yetkilisi Claire Herrmann’ın bu konudaki değerlendirmesi şöyle:

“İsveç’te ayrımcılığa karşı duyarlılık oldukça yüksek. Sanırım, oradaki insanlar ayrımcılıkla ilgili sorunların farkındalar. Diğer ülkelerde, bu sorun gündeme pek gelmiyor.“

Anket sonuçlarını kamuoyuna açıklayan Avrupa Birliği Herrmann, bu yıl sürpriz sonuçlar da elde ettiklerini söyledi:

“2008 yılında olduğu gibi Avrupa Birliği’ndeki ayrımcılığın en yaygın şeklinin etnik kökene dayalı olduğu görülüyor. Ancak 2009 verilerinde en büyük yenilik ise yaşlılara ve engellilere yönelik ayrımcılığın artması.“

 

Yaşa dayalı ayrımcılık

Geçen yıl araştırmaya katılanların yüzde 42’si ülkelerinde yaşlılara ayrımcılık yapıldığı yönünde görüş bildirmişti. Bu yıl ise yüzde 58’lik bir oran, yaşa dayalı ayrımcılığın yapıldığı kanısında. Avrupa Birliği’nden Claire Hermann, yüzde 16’lık bu artışın küresel ekonomik krizden kaynaklandığına işaret etti:

“Avrupalıların yüzde 64’ü ekonomik krizin yaşa bağlı ayrımcılığı artırdığını düşünüyor. Yüzde 57’si de etnik kökene, yüzde 56’sı da engellilere yönelik ayrımcılığı fazlalaştırdığı görüşünde.“

 

Yurttaşlar haklarını bilmiyor

Avrupa Birliği’nde etnik, dini, ırk, cinsiyet ayrımcılığı ya da yaşlılara ve engellilere ayrımcılık yapmak yasak. Ancak Avrupa’da yaşayan herkes haklarının bilincinde değil. Ayrımcılığa uğrayan birçok kişi, şikâyetinin olası olumsuz etkilerinden çekindiği için ya da nasıl hareket edeceğini bilmediğinden ilgili merciilere başvurmuyor, sessiz kalmayı tercih ediyor.

Eurobarometre araştırmasına göre, ayrıca ülkelerinde dini ayrımcılığın yaygın olduğunu düşünenler Türkiye'de yüzde 42'yle, yüzde 39 olan AB ortalamasının üzerine çıkarken bu oran Hollanda'da yüzde 59, Fransa'da yüzde 58, Danimarka'da yüzde 55 ve Belçika'da yüzde 54'ü buldu.

'Suriye'de Kürtler zor durumda'

 

 

Örgüt, Suriye'nin son beş yılda Kürtlere karşı sertleştiğini söylüyor

'Irak ve Türkiye'nin, Kürt azınlığın haklarını iyileştirdiği bir dönemde, Suriye değişime direniyor.'

Bu tespit İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün, Suriye'deki Kürtlerle ilgili raporundan.

Örgüt raporunda, Şam'ın Kürtlere yönelik tavrını son 5 yılda sertleştirdiği belirtiliyor.

Rapora göre Suriye, Kürtlerin barışçıl hak taleplerine şiddetle karşılık veriyor, gözaltına aldıklarına kötü muamele ediyor. Raporu hazırlayan isimlerden, Nadim Houry'e ulaştıkları bulguları sorduk.

Nadim Houry: Yayınladığımız rapor baskının iki unsuruna odaklanıyor. Birincisi, Kürtlerin Nevruz gibi, kültürel amaçlı denebilecek kutlamalarının bile yasaklanması.

Aynı engelleme hak talebi içeren siyasi gösteriler için de geçerli. İkincisi ise, Kürt siyasi figürlerine açılan davalar ve bunların gözaltında kötü muameleye maruz kalması.

Raporda son 5 yıla odaklandık ve Kürtlerin yaşadığı bölgede 2004'te gerçekleşen isyanın ardından, Suriye hükümetinin tavrını sertleştirdiğini gördük.

Bu durumu dünya kamuoyunun dikkatine getirmemiz gerektiğini düşündük. Bunun birinci nedeni, Suriyeli Kürtlerin yaşadıklarının dünya medyasında pek yer bulmaması.

İkincisi ise bu yaşananların zamanlaması dikkat çekici geldi bize. Irak ve Türkiye'de Kürtlere yaklaşımda yeni bir yaklaşım var. Suriye ise bildiğini okuyor.

BBC Türkçe: Şam yönetiminin tavrını 2004'teki gösterilerden sonra sertleştirdiğini söylediniz. Kürtlerin başkaldırmasında bölgede yaşanan gelişmeler, özellikle de komşu Irak'taki Kürtlerin geldiği noktadan cesaret alma gibi bir durum var mıydı?

Nadim Houry: Buna hiç şüphe yok. Suriyeli Kürtler, Iraklı Kürtlerin genişleyen özerkliğini gördü ve seslerini daha fazla çıkarmaları gerektiğini düşündüler.

Bu dönemde siyasi hak talepleri arttı. Ama bu gösterileri cesaretlendiren bir başka unsur daha vardı bence.

Beşar Esad iktidara geldiğinde, babasından daha yumuşak olacağını düşündü Kürtler ve şanslarını denemek istediler. Ne var ki bunun tam tersi oldu.

BBC Türkçe:Suriye'deki Kürtler haklarını isterken, aslında çok temel haklardan bahsediyorlar değil mi? Bildiğimiz kadarıyla birçoğu Suriye vatandaşı bile sayılmıyor?

Nadim Houry: Doğru. Suriye'deki Kürtlerin nüfusu tahminen iki milyon civarında.

Yani nüfusun yaklaşık yüzde 10'unu oluşturuyorlar. Bunların 1 milyon 700 bini Suriye vatandaşı. 300 bininin ise vatandaşlığı yok, ama bir tür kimlik verilmiş ve bu kağıtların üzerinde "yabancı" yazıyor.

50 bin kişilik bir grubun ise hiçbir kimlik belgesi yok. Bu grubun hayatı cehennemden beter.

Kimlikleri olmadığı için, bırakın pasaport alıp yurt dışına çıkmayı, Suriye içinde bile rahatça bir yerden bir yere gidemiyorlar.

Üniversiteye gitmeleri imkansız. Evlenirken büyük zorluk çekiyorlar ve genel olarak kayıtsız işçi olarak çalışıyorlar. Yoklar yani.

26/11/2009 BBC Turkçe

Almanya: Göçmenleri zor bir dönem bekliyor

 
 

 "Almanya Türk Toplumu" isimli derneğin Genel Başkanı
Kenan Kolat

 

Almanya’da yeni koalisyon hükümetinin yabancılar ve göçmenlere karşı izleyeceği politika netlik kazanıyor. Berlin, uyum siyasetini birçok yaptırımla sertleştiriyor.

Hrıstiyan Birlik Partileri (CSU/CSU) ile Hür Demokrat Parti (FDP) tarafından kurulması planlanan koalisyonun, göçmenlere yönelik siyaseti sertleştirebileceği tahmin ediliyor. Hükümet kurma çalışmalarına devam eden Hrıstiyan Birlik Partileri ile Hür Demokrat Parti’nin üzerinde uzlaşmaya vardığı bildirilen ”Uyum Sözleşmesi”nin de bazı yaptırımlar içerebileceği belirtiliyor. Hükümet protokolünde yer alması beklenen ”Uyum Sözleşmesi”, ülkede yaşayan göçmenlerin toplumsal hayata ve istihdam piyasasına katılımının sağlanmasını ve bunun belirli aralıklarla denetlenmesini öngörüyor.

Uyum Sözleşmesi'nin yanı sıra göçmenlerin katılımı için gereken bazı şartların çıkartılacak ”uyum yasası” ile belirlenmesi tasarlanıyor.

Almanca şart

Uyum sağlamayı reddedenlerin, devletten destek beklemeye hakkının olmadığını belirten Hrıstiyan Sosyal Birlik Partisi İç Politika Uzmanı Hans-Peter Uhl, uyum sağlamanın koşulunun Almanca öğrenmek olduğunu vurguladı: "Almanca bilmeden okul diploması alınmıyor, Almanca bilmeden nitelikli bir meslek eğitimi almak mümkün değil, Almanca bilmeden düzenli bir işe girme olasılığı yok. Bunların birbiriyle bağlantısı çok açık. Bu nedenle bizim bu sorunu görerek, çözmemiz gerekiyor."

Hrıstiyan Sosyal Birlik Partisi İç Politika Uzmanı Hans-Peter Uhl  

Hıristiyan Birlik ile Liberaller arasında uyum

Yeni hükümet, göçmenlerin daha iyi Almanca öğrenmesi için verilen teşviğin artırılmasını planlanıyor. Hür Demokrat Parti İç Politika Uzmanı Hartfried Wolff da Hrıstiyan Birlik partileri ile birçok konuda uzlaşma sağladıklarını belirtti. Wolff, uyum kurslarının gözle görülür bir şekilde iyileştirilmesi, devlet ile Müslümanlar arasındaki diyaloğun güçlendirilmesi ve Almanya dışında alınan yüksek okul diplomalarının tanınması konularında Hrıstiyan Birlik ile Hür Demokrat Parti arasında hiç bir sorun olmadığını ifade etti.

Yeni hükümetin nitelikli elemanların Almanya’ya gelmesini kolaylaştıracağı da tahmin ediliyor. Zorla evlendirmelerde ise yine göçmenlere yaptırım uygulanması gündemde.

  Thilo Sarrazin
 

Alman Merkez Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Thilo Sarrazin’in açıklamaları tepkiye neden oldu

Tartışma yaratan konular

Hür Demokrat Parti’nin aile birleşiminin kolaylaştırılması ve göçmenlere yerel seçim hakkı verilmesi önerileri ise Hrıstiyan Birlik partileri tarafından kabul görmedi. Hür Demokrat Parti, aile birleşimi için Almanya'ya gelecek olan yabancı eşin, kendi ülkesinde değil, Almanya'da Almanca öğrenmesine olanak sağlanmasından yana. En az beş yıldır Almanya'da yaşayan Avrupa Birliği dışında kalan ülke vatandaşlarına yerel seçim hakkı verilmesi gerektiğini savunan Hür Demokrat Parti, bunu göçmenlerin topluma katılımı için önemli bir adım olarak görüyor.

"Asimilasyon baskısı"

Hür Demokrat Parti’den daha özgürlükçü bir tavır beklediklerini belirten "Almanya Türk Toplumu" isimli derneğin Genel Başkanı Kenan Kolat, yeni hükümetin göçmenlere yönelik politikayı sertleştirebileceğini kaydetti. Sarrazin ile ilgili tartışmalardan da görüldüğü gibi, göçmenler üzerindeki baskının artırılmasının istendiğini kaydeden Kolat, "üstümüze ciddi bir asimilasyon baskısı gelecek" dedi.

Bu asimilasyon baskısının da otomatik olarak bazı tepkilere yol açabileceğini söyleyen Kolat, bunun sonucunda insanların daha çok uyum sağlamak yerine ülkeden uzaklaşabileceğini kaydetti.

Berlin’de Sarrazin’e karşı gösteri

Artık yeter bu ülkede ırkçılığa ve ayrımcılığa maruz kalmak istemiyoruz!" Bu sözler, Allmende Alternatif Göçmen Politikaları ve Kültür Evi’nin girişimi ile düzenlenen gösterinin sloganıydı. Berlin'de Sosyal Demokrat Parti Genel Merkezi’nin önünde düzenlenen gösteride Alman Merkez Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Thilo Sarrazin’in açıklamaları protesto edildi. Türk ve Almanların katıldığı gösteride, üzerinde ”Irkçılığa Son” yazılı pankartlar açıldı. ”Türk ve Arapların manav olmaktan başka verimli işlevleri yok” diyen Sosyal Demokrat Parti üyesi Sarrazin’i protesto etmek için temsili olarak sebze-meyve tezgâhı kuruldu. Allmende’nin kurucularından Figen İzgin, Sarrazin’e yönelik eleştirilere rağmen, Alman toplumundan gelen tepkinin yetersiz olduğunu dile getirdi. İzgin, Sarrazin'in açıklamalarının ardından yapılan kamuoyu yoklamasında Sarrazin'in söylediklerinin çoğunun Alman halkının önemli bir bölümü tarafından da desteklendiğinin ortaya çıkmasının çok üzücü ve düşündürücü olduğunu ifade etti. Sarrazin’in açıklamalarının seçimlerin hemen ardından kamuya yansıdığına dikkat çeken İzgin, önümüzdeki dönemde Almanya'daki Göç Yasası'nın sertleştirilebileceğini öne sürdü.

20/10/2009

©2006

   

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya