©2006

 

Son Güncelleme:22/08/11

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya

Genel Kültür, araştırma haber ve analizleri-3

Ülkeler

Farklı Yaratıklar

Silahlanma

Doğal Yaşam

Uyuşturucu

Nükleer Güçler

Komplo Teoriler

 

Tarihçi yazar Murat Bardakçı Haberturk'teki köşesinde Türklerin en büyük komplo teorilerine yer verdi.

İşte Bardakçı'nın kaleminden komplo teorileri...

Habertürk TV'de, geçen sene 'Tarihin Arka Odası' programını yapmaya başlayıncaya kadar, tarihe milletçe meraklı olduğumuzu zannederdim. Zira, çocukluk ve gençlik senelerimde etrafımdaki hemen herkes tarih konuşurdu; bol bol okurlardı ve hemen her gün sohbetler olurdu. Tarih, o çevrede günlük hayatın bir parçası gibiydi. Merakımız meğerse çoook eskilerde kalmış... Tarihe hakikaten düşkün olanların artık yok denecek kadar azaldıklarını, tarihin sadece komplo teorileri kurma ve paranoyak düşüncelere sapma vasıtası hâline geldiğini, ben TV’de program yapmaya başladıktan sonra farkettim.

Komplo teorilerinden bazıları
Ne demek istediğimi, her hafta aldığım binlerce mesajın ortak noktalarını naklettiğim takdirde rahatça anlayabilirsiniz. İşte, hiçbir kaynağa ve belgeye dayanmadan ortaya atılmış ama halkın maalesef inandığı komplo teorilerinden bazıları:

Fatih Sultan Mehmed, hayatını normal şekilde noktalamadı, öldürüldü. Hükümdar, başta o zamanın Papa’sı olmak üzere Hristiyan dünyası tarafından zehirletildi ve bu işte de Yahudi bir doktor kullanıldı.

Sultan İkinci Abdülhamid, tahtından Yahudiler’e Filistin’de toprak satmayı reddettiği için düzenlenen bir Siyonist darbesi ile indirildi. 31 Mart Olayı’nın ve Sultan Abdülhamid’in hal’ edilmesinin ardında hem Siyonistler vardı, hem de Masonlar... İttihad ve Terakki Partisi de Masonlar tarafından zaten bu maksatla kurulmuştu.

Atatürk'ü Masonlar öldürdü

Atatürk’ü de Masonlar öldürdü. Masonlar, localarını kapatıp faaliyetlerine son verdiği için Atatürk’e düşmandılar ve kendilerinden olan doktorlar vasıtasıyla yavaş yavaş zehir verip ölümüne sebep oldular.

Ah o dönmeler yok mu?

Ve, son birkaç senenin en yaygın paranoyası: Cumhuriyet Türkiyesi’nde “iktidar” demek, aslında sadece Yahudiler ile dönmeler, yani Sabetayistler demekti. Özellikle dönmeler, devletin kuruluşundan itibaren heryeri ele geçirdiler, birbirleriyle yaptıkları evlilikler neticesinde daha da güçlendiler ve Türkiye’nin şu anda herşeyine hâkim olmuş vaziyetteler!

Bütün bu paranoyak teorilere, şimdi de Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşu meselesi ilâve edilmiş: Hatırlarsınız: Üstad Prof. Dr. Halil İnalcık, geçen Temmuz’da “Osmanlı Devleti Söğüt’te değil, Yalova’da kuruldu” demiş, kuruluş tarihinin 1299 değil 1302 olduğunu söylemişti.

Halil Hoca’nın bu açıklamasından sonra, Yalova’da önde gelen tarihçilerin katıldığı bilimsel bir toplantı yapıldı ve kuruluş mekânının Yalova olduğunun tesciline çalışıldı. O günlerde, Habertürk’te “Halil Hoca ‘Osmanlı Devleti Yalova’da kuruldu’ dediyse, orada kurulmuştur” başlıklı bir yazım çıktı.

Bu ne çatlaklıktır!

Bir dostumun dün bana naklettiği komplo teorisi, işte bu yazımdan sonra ortaya atılmış. Halil Hoca kuruluş yerinin Söğüt değil Yalova olduğunu söylerken hiçbir ardniyet taşımıyormuş, konuyu işin böyle olduğuna inandığı için gündeme getirmiş ama benim meğerse başka planlarım, daha doğrusu “bağlantılarım” varmış: “Halil Hoca doğru söylüyor” diye yazmamın sebebi, yakın dostum olan yaşlı bir işadamının Yalova’daki arazilerinin değerinin artmasını sağlamakmış. Bu yaşlı işadamı dostumun çok bilinen bir de vakfı varmış ve Halil Hoca’nın Yalova teorisinden sonra hem arazilerini daha pahalıya satacak, hem de vakfı güçlenecekmiş!

Paranoyanın böylesine çüş denir

Komplo teorilerinde bahsi geçen işadamını hayatımda hiç görmemem ve vakfının faaliyetlerinden de pek hoşlanmamam bir yana, 700 küsur sene öncesinin tarihî hadiseleriyle bugünün rant kavramlarını biraraya getirmek nasıl bir çatlaklıktır, anlayamıyorum. Paranoyanın böylesine, sadece 'Çüşşşş!' denir.

01/10/2009 e-kolay - Murat Bardakçı

Güler Sabancı, zirvedeki 5 iş kadını arasında

'Türkiye 2050'de devler liginde'

Güler Sabancı 'Dünyanın Zirvedeki 50 İş Kadını' listesinde beşinci sırada yer aldı.

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Financial Times tarafından ilk kez hazırlanan 'Dünyanın Zirvedeki 50 İş Kadını' (Top 50 Women In World Business) listesinde beşinci sırada yer aldı.

Sabancı Holding'den konuya ilişkin yapılan açıklamada, dünyanın en etkin ekonomi yayınlarından olan Financial Times'ın listeyle ilgili giriş yazısında, küresel krizin ardından gözlerin iş dünyasındaki erkek egemenliğine çevrildiği belirtilerek, şu bilgilere yer verildi:

'Fortune 500'de yer alan şirketlerin yöneticilerinin sadece yüzde 3'ü, Avrupa'daki büyük şirketlerin tepe yöneticilerinin ise sadece yüzde 10'u kadın. Asya'da bu oran daha da düşük. Cinsiyet dengesinin şirket performansı üzerinde olumlu etkilerinin kanıtlandığı düşünülürse bu durum daha da şaşırtıcı.'

Financial Times tarafından hazırlanan listede seçimler ise uluslararası iş dünyasının önde gelen temsilcilerinden oluşan bir jüri tarafından yapıldı. Jüride yer alan isimler ise şöyle:
'Dame Marjorie Scardino (Pearson),
Ferdinando 'Nani'Beccalli-Falco (GE International),
Dame Clara Furse (Londra Borsası),
Rachel Kyte (International Finance Corporation),
Damien O'brien (Egon Zehnder),
Jacob Wallenberg (Investor Group),
Sari Baldauf (Nokia).'

'TÜRKİYE'NİN FİNANS KRALİÇESİ'

Financial Times, listenin beşinci sırasında yer alan Güler Sabancı'yı, Türkiye'nin finans kraliçesi ifadesiyle tanıtarak şu bilgilere yer verdi:

'Bankacılıktan gıdaya ve lastik üretimine kadar birçok alanda faaliyet gösteren Sabancı Grubu, Güler Sabancı'nın büyükbabası tarafından kuruldu. Şirket, büyükbabasının vefatının ardından amcası Sakıp Sabancı tarafından yönetilmeye başlandı. 2004 yılında ise Güler Sabancı amcasının vefatının ardından Yönetim Kurulu Başkanı oldu. Geçmişine bakıldığında, şirket küçük bir pamuk üretim işletmesiyken bugün Avrupa, Orta Doğu, Afrika, Güney ve Kuzey Amerika'da faaliyet gösteren milyar dolarlık bir holdinge dönüştü. 2008 yılındaki konsolide gelirleri 15.3 milyar dolardır.

Güler Sabancı, stratejik kararları alma süreçlerinde, işletme okullarında fikir üretmek, stratejilerdeki hataları ortaya çıkarıp düzeltme yollarını bulmak için kullanılan, 'arama konferansı' yöntemine başvuran bir yönetici. Sabancı bununla ilgili olarak 'bütün yanıtlar bende değil, ama birlikte bulabiliriz' diyor.

Sabancı, 1994'te Sabancı Üniversitesi kurulurken, tüm dünyadan akademisyen ve iş adamlarını davet ederek bu yaklaşımı kullanmış. Dört gün boyunca, 52 temsilci, gelecek kuşaklara modern bir üniversite yaratmak için tartışmış.

CİNSİYET SORUNUNU YENMEK İÇİN SONUÇLARA ODAKLANMAK

Güler Sabancı, başarılı olmak isteyen yöneticilere 'Ne yaptığınız kadar kimlerle yaptığınız da önemlidir' tavsiyesinde bulunarak, Türkiye'de kadınların geri planda tutulduğuna yönelik görüşlere ilişkin olarak 'İş dünyasında cinsiyet sorunu sadece benim ülkemde değil tüm dünyada var. Eğer cinsiyet yerine, sonuçlara, amaçlara, projelere ve başarılara odaklanırsak, bunun daha az sorun olduğunu göreceğiz' ifadelerini kullanıyor.'

Yazıda ayrıca, Sabancı'nın, kariyerlerinde yükselmek isteyen yöneticiler için dile getirdiği şu tavsiyelerine de yer verildi:

'Öncelikle, mentorlarınız olsun. İkincisi, mentorlarınızın ne istediğinizi anlamanızda yardımcı olmalarını sağlayın. Ve üçüncüsü de ödüller ve unvanlara odaklanarak çalışmayın. Yaptığınız işten keyif almanız için yaptığınız işe odaklanmalısınız. Yaptığınız işi, kendinizden daha ciddiye alın.'

'Dünyanın Zirvedeki 50 İş Kadını'listesinde ilk sırada yer alan isim Pepsi Co Başkanı Indra Nooyi olurken ilk beşe giren diğer isimler, Andrea Jung (Avon), Anne Lauvergeon (Areva) ve Irene Rosenfeld (Kraft Foods) şeklinde sıralandı .

26.09.2009

İspanya'nın kayıp çocukları

İspanya iç savaşı 1936'da başlayıp 1939'da General Franco'nun faşist güçlerinin zaferiyle sonuçlandı. Aradan 70 yıl geçti.

Ama İspanya tarihiyle hâlâ barışamadı. General Franco'nun faşist diktatörlüğü tam 34 yıl sürmüş, rejim ancak 1975'te Franco'nun ölümüyle sona ermişti.

Rejiminin en karanlık yönleri ise şimdi şimdi gün ışığına çıkıyor.

Sol görüşlü ailelerinin ellerinden alınarak ya Franco yanlısı çiftlerin yanına ya da tacize maruz kaldıkları yetimhanelere gönderilen yaklaşık 30 bin çocuk olduğu sanılıyor.

Şimdi artık yaşları hayli ilerlemiş bu kayıp çocuklar, adalet bekliyor. 05/10/2009

Yatırım bankası Goldman Sachs, Türkiye’nin 2050’de dünyanın dokuz, Avrupa’nın üçüncü büyük ekonomisi olabileceğini belirtti. İşte Goldman Sachs'ın rüya gibi öngörüsü..

Goldman Sachs'a göre, 2050’de kişi başı gelir de 60 bin dolara çıkacak...

Türkiye ekonomisinin yıldızının gelecekte parlaması bekleniyor. Yatırım bankası Goldman Sachs, Türkiye’nin 2050 yılında dünyanın dokuzuncu, Avrupa’nın ise üçüncü büyük ekonomi olabileceğini belirtti. AB ve IMF gibi dışsal bir çıpa olmamasına karşın ekonomide ciddi bir büyüme potansiyeli olduğuna dikkat çeken Goldman, 2050’de Türkiye’nin ekonomi büyüklüğüne ilişkin çarpıcı tespitlerde bulundu.

JAPONYA’YI GEÇECEĞİZ

Goldman Sachs’a göre, Türkiye’nin gayri safi yurtiçi hasıla büyüklüğü 2050’de 6 trilyon dolara ulaşacak. 2008 sonu itibariyle 730 milyon dolar olan milli gelirin yaklaşık 10 kat artacağı öngörülüyor. Kuruluşun projeksiyonuna göre Türkiye 2050’de Japonya, Almanya ve Fransa’yı geçerek dünyanın dokuzuncu büyük ekonomisi olacak.

60 BİN DOLAR GELİR

Türkiye şu anda dünyanın 17. büyük, Avrupa’nın sekizinci büyük ekonomisi konumunda. Goldman, Türkiye’de kişi başı gelirin de 60 bin dolara ulaşabileceğini belirtti. Şu anki kişi başı gelirin 10 bin 436 dolar olduğu dikkate alındığında yaklaşık 6 katlık bir refah artışı yaşanacak. Kişi başı gelirde şu anki Avrupa Birliği ortalamasıyla Türkiye arasında yüzde 75’lik bir fark var. Goldman’ın projeksiyonuna göre bu fark 2050 yılında yüzde 25’e inecek. 26.09.2009

Güler Sabancı en güçlü 30 kadın arasında

Sabancı Holding'den yapılan yazılı açıklamada, Güler Sabancı'nın, listede yer alan tek
Türk iş kadını olduğu belirtildi

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı'nın, Forbes Dergisi tarafından her yıl hazırlanan ''Dünyanın En Güçlü 100 Kadını (The 100 Most Powerful Women)'' listesinde, bu yıl 48 sıra yükselerek 27'inci sırada yer aldığı bildirildi.

Açıklamada, listede bu yıl Angela Merkel ilk sırada yer alırken, Hillary Clinton'ın 36'ıncı, Michelle Obama'nın 40'ıncı, Ürdün Kraliçesi Rania'nın ise 75'inci olduğu bildirildi.

Forbes Dergisi'nin, ''Türkiye'nin en güçlü iş kadını olarak'' tanıttığı Güler Sabancı ile ilgili şu ifadelere yer verdiği belirtildi:

''2004 yılında amcası Sakıp Sabancı'nın vefatının ardından göreve gelmiştir. Global krize rağmen ülkedeki ilk elektrik dağıtımı özelleştirme ihalesini kazanmış ve Kahire'de açtığı yeni fabrika ile ticari araç işini büyütmüştür. Sabancı, Türkiye'nin AB üyeliğinin güçlü bir savunucusudur. 1978 yılında topluluğun lastik üretiminin başına geçmesinin yanı sıra 1996'da kurulan Sabancı Üniversitesi'nin sorumluluğunu da üstlenmiştir. Ayrıca dayısıyla birlikte 'G' ve 'Festival' markaları altında üretim yapan özel bir üzüm bağı işletmektedir.''

Güler Sabancı'nın, Forbes Dergisi tarafından geçtiğimiz yıl yayınlanan listede 75'inci sırada yer aldığı hatırlatılan açıklamada, Sabancı'nın ayrıca, 2007 yılında Financial Times tarafından ''Avrupa'nın Zirvedeki 25 İş Kadını'' arasında 8'inci, 2008 yılında Fortune Dergisi tarafından ''Dünyadaki 50 Güçlü Kadın'' arasında 9'uncu seçildiği anımsatıldı. 20 Ağustos 2009

Hindistan'ın ilk uzay macerası erken bitti

 

2 yıl uzayda kalması planlanıyordu

Hindistan, aya gönderdiği ilk uzay aracıyla iletişimi kaybettiğini ve bilim adamlarının aracı yeniden bulmayı ummadıklarını söylüyor.

Chandrayaan 1 adlı insansız uzay aracını Hindistan geçen Ekim ayında fırlatarak uzaya giden seçkin ülkeler grubu arasına katılmıştı.

Aya iniş yapan daha küçük bir araç bırakan Chandrayaan 1'in daha iki yıl uzayda kalması planlanıyordu.

Bir BBC muhabiri, Hindistan'ın uzay programının ciddi bir darbe yediğini bildiriyor.

Buna karşın Hintli yetkililer, aracın çok değerli bilgiler gönderdiğini ve görevini büyük çapta yerine getirdiğini söylediler.

Bangalore kentindeki merkezden gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hintli uzay bilimciler, uzay aracıyla iletişimin neden kesildiğini henüz tespit edemediklerini belirttiler.

Chandrayaan-1'e yeniden ulaşma olanağı görmeyen yetkililer, misyonun sona erdiğini açıkladı.

Aracın hiçbir komutu kabul etmediği ve dünyaya geri hiçbir sinyal vermediği bildirildi. 

29/08/2009

7.2'lik deprem geliyor

Prof. Rolando Armijo, İstanbul’a en yakın 70 kilometrelik fayın kırılacağını ve meydana gelebilecek depremin büyüklüğünün 7.2 olacağını söyledi.“Evet biz felaket tellalıyız” diyen Prof. Şengör de Marmara Depremi’nin 30 ya da 50 yıl içinde 7’den büyük olma olasılığının yüzde 70 olduğunu açıkladı.

Marmara Denizi Depremi ile ilgili araştırmalar yapan en yetkin yerli ve yabancı 15 bilim adamı, 17 Ağustos 1999 depreminin 10. yıldönümünde İstanbul Teknik Üniversitesi’nde (İTÜ) bir araya gelerek, son gelişmeleri ve yeni bulguları konuştu.

Toplantıda konuşan ve son bulguları değerlendiren Paris Yer Fiziği Enstitüsü ve Marmara Deniz Araştırmaları Koordinatörlüğü’nü yapan Prof. Dr. Rolando Armijo, Marmara Denizi’nde, İstanbul’a en yakın 70 kilometre uzunluğundaki fayın kırılacağını söyledi.

‘Marmara büyük enerjiyle yüklendi’
Yaptıkları çalışmalarla Marmara Denizi’ni en iyi bilinen deniz haline getirdiklerini anlatan İTÜ Maden Fakültesi Genel Jeoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Naci Görür, “Bilimsel araştırmaların ortaya koyduğu gerçek şudur: Marmara tabanında büyük deprem üretecek aktif fay sistemi vardır. Büyük bir enerjiyle yüklenmiştir. Kırılacak ve büyük deprem üretecektir. Resmi makamların söylediğine göre, İstanbul’un yapı stoku büyük depreme karşı koyacak güçte değildir” diye konuştu. Görür, denizaltında gözlem istasyonları ile ilgili çalışmalarının sürdüğünü, önümüzdeki aylarda çalışmanın başlatılacağını söyledi.

‘Uyarılarımız dikkate alınmıyor’

Yaptıkları uyarıların resmi kanallarca hiç dikkate alınmadığını belirten Görür, şöyle devam etti: “Halkın büyük kısmı da deprem olmayacak diyenlere itibar ediyor. Biz doğruyu ve en kötü senaryoyu söylediğimiz için pek dikkate alınmıyoruz. Bu bizim şanssızlığımız. Bu yüzden büyük baskı altında kalıyoruz. Bilim adamlarını birbirleriyle kapışıyor göstermek birilerinin işine geliyor. Böylece asıl tehlikeyi gözardı ediyorlar. Önemli olan gerçek çalışmaları yapana, somut verileri ortaya koyanlara itibar etmek gerekir.”

‘Yanılabiliriz ama yalan söylemeyiz’

İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Celal Şengör de, Marmara Depremi’nin 30 ya da 50 yıl içinde 7’den büyük olma olasılığının yüzde 70 olduğunu belirterek, “Bunun dışında söylenen her şey uydurmadır. Deprem tehlikesi büyüktür” dedi.

7.6 veya 7.2 büyüklüğündeki farklı deprem tahminlerinin bilimadamları arasında tartışılmasının normal olduğunu belirten Şengör, “Bu uyuşmazlık normaldir. Biz burada hepimiz felaket tellalıyız. Felaketin geleceğini haber veriyoruz. Bunu değerlendirmek yöneticilerin işi. Biz yanılabiliriz ama asla yalan söylemeyiz” diye konuştu.

Prof. Armijo: 70 kilometrelik bölüm kırılmadı

Paris Yer Fiziği Enstitüsü ve Marmara Deniz Araştırmaları Koordinatörlüğü’nü yapan Prof. Dr. Rolando Armijo, 1912 Mürefte depreminde 140 kilometrelik fayın, Marmara Denizi’nde Orta Marmara çukurluğuna kadar kırıldığını belirtti ve şöyle dedi: “140 kilometrelik fayın yaklaşık 40 kilometresi denizin içinde kırıldı. Adalar fayı ise 1963’te kırıldı. 1999 İzmit Depremi de fayı körfezin çıkışına kadar kırdı. Tek kırılmayan bölge Orta Marmara çukurluğu (Marmara Ereğlisi-Silivri açıkları) ile Adalar arasındaki 70 kilometrelik bölüm. Bu bölüm İstanbul’a en yakın bölüm. Bizim tahminimize göre burada meydana gelebilecek depremin büyüklüğü maksimum 7.2 olacak.”

‘Deprem Saros’a doğru ilerliyor’

İTÜ Maden Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Yer Fiziği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haluk Eyidoğan da, şöyle dedi:

“Marmara Bölgesi’nde 1943-2009 yılları arasında olmuş 320 adet depremin mekanik özellikleri incelenmiştir. Bu veriler bize Kuzey Anadolu Fayı’nın İzmit Körfezi’nin batısında Kuzey Marmara’da doğu batı doğrultusunda Saros’a doğru devam ettiğini göstermektedir. Buna ek olarak Kuzey Anadolu Fayı, Marmara içinde daha ufak dallara da ayrılmaktadır. Ancak Kuzey Anadolu Fayı’nın genel karakterini koruduğu kuzeydeki ana dal, yani Kuzey Marmara Fayı, İstanbul’u etkilemesi beklenen büyük depremi yaratacak esas fay zonu olarak gözükmektedir.”

Aydın: Alınması gereken tedbirler alınmadı

Toplantıda konuşan bilim ve teknolojiden sorumlu Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın da, tabiat için afet diye bir şeyin olmadığını belirterek, “Afet biz insanlar için. Yoksa tabiat için bu rutin bir olay. O nedenle bize düşen etkileri azaltmak. Deprem beraberinde sosyolojik ve psikolojik dramlara yol açan bir hadise. Bunun önleminin tek yolu yok ama binaları sağlam tutmalıyız. Ne yazık ki bu konuda büyük sıkıntı var. Alınması gereken tedbirlerin alınmadığını görüyoruz. Problem büyük. Deprem sonrası ekonomik durum, pek çok ülkenin tek başına kaldırabileceği bir tablo değil” dedi.

Bu arada Prof. Görür, Bakan’dan, yöneticilerle bilim adamları arasındaki iletişimin sağlanmasında yardımcı olmasını istedi.

‘7’nin altında olmayacak’

Marmara’da 7.6 büyüklüğündeki deprem tezinin savunucusu olan Prof. Dr. Xaiver Le Pichon’un ekibinden Dr. Pierre Henry ise, “Biz en kötü senaryoyu söylemek zorundayız. Eldeki verilere göre, Marmara’da olacak olan deprem 7 büyüklüğünün altında görülmüyor. Kırılmamış 70 kilometrelik fayın varlığı ise kesinlik kazandı” dedi.

‘7.2 ciddi bir deprem’

Armijo ise, kendi tezinin yanlış anlaşıldığını belirterek, “Benim tezime dayanarak Marmara’da büyük deprem olmayacak şeklinde spekülasyonlar yapılması çok üzücü. İzmit depreminden küçük olacağına dair elimizde verimiz yok. Üstelik 7.2 büyüklüğünde bir deprem çok ciddi bir depremdir” diye konuştu.

18 Ağustos 2009

©2006

   

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya