©2006

 

Son Güncelleme:18/08/11

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya

Uyuşturucu Haberleri-1

Ülkeler

Doğal Yaşam

Uyuşturucu

Silahlanma

Nükleer Güçler (Verileri)

Vancouver'ın uyuşturucu sorunu

 

Prag, Avrupa'nın uyuşturucu cenneti oldu

 

Avrupa’nın en liberal uyuşturucu yasası

1 Ocak itibariyle Çek Cumhuriyeti’nde yürürlüğe girdi.

Kişinin yanında bulundurabileceği uyuşturucu madde ve miktarları konusunda

Çek yasaları Hollanda’yı bile geride bıraktı.

Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag'daki Ujezd kulübünde rahat bir hava hâkim. Öğleden sonra buraya gelen gençler barda oturuyor, biralarını içip kendi sardıkları sigaraları tüttürüyor. İçeriye haşhaş kokuları yayılıyor.

Kulübün yöneticisi Martin Kmoch yeni çıkan yasayı memnuniyetle karşıladıklarını, işlerinin artık kolaylaşacağını belirtiyor. Kulübün müdavimlerinden 26 yaşındaki üniversite öğrencisi Ladislav da yeni yasadan memnun:

 “Yeni yasa benim gibileri için hiçbir sınırlama anlamına gelmiyor. Çünkü yasayla izin verilen miktarlar aslında çok yüksek. Kim yanında 15 gram marihuana taşır ki? Dolayısıyla korkmamızı gerektiren bir durum yok.”

 Sert uyuşturucuların önü açıldı

 Uzun süredir uyuşturucu politikalarında liberalliğiyle tanınan Çek Cumhuriyeti, yeni yasal düzenlemenin ardından Avrupa'nın en liberal ülkelerinden biri haline geldi. 1 Ocak'ta yürürlüğe giren yasal düzenlemelerle sadece haşhaş ya da marihuana gibi yumuşak uyuşturucular değil, sert uyuşturucuların da yanda taşınabilecek miktarları belirleniyor. Örneğin 4 Ecstacy, 5 LSD tableti, bir gram kokain ya da bir buçuk gram eroin gibi. Bu miktarlar, Hollanda'da izin verilenlerin bile üç katı. Hükümetin bu miktarları serbest bırakmaya gösterdiği gerekçe ise uyuşturucu bağımlılığının adlî anlamda suçtan ziyade sağlıkla ilgili bir sorun olması.

Çek Cumhuriyeti Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi Başkanı Jakub Frydrych, ilk kez neye izin verilip neye verilmediği ile ilgili net kurallar belirlendiğini, bu yasal düzenlemenin hukuksal güvence getirdiğini belirtiyor:

“Marihuana örneğine bakarsak: Üretimi hâlâ cezaya tâbi. Ancak yasayla belirlenen miktarın altında kalındığı sürece yanında bulundurmak suç değil. Tabii ki bu serbestlik satıcılar için geçerli değil. Uyuşturucu ticareti yapmak, miktara bakılmaksızın suç ve cezaya tâbi.”

Ancak yeni yasayı sert bir şekilde eleştirenler de var. Yirmi yıl önce uyuşturucu bağımlılarına yardım için ‘Drop In' adlı bir merkez kuran psikolog Ivan Douda, yeni yasanın yanlış yönde atılmış bir adım olduğunu savunuyor.

“Polisin uyuşturucu piyasasını etkin bir şekilde düzenleyemediği açıkça görülüyor. Bu nedenle uyuşturucu politikalarında harcamaları önleyici tedbirlere yönlendirmek çok önemli.”

Tam da bu noktada Çek Cumhuriyeti oldukça geri kalmış durumda. Uyuşturucuya karşı aydınlatma ve yardım faaliyetleri, Hollanda'nın kişi başına yılda yaptığı harcamayla karşılaştırıldığında devede kulak kalıyor.

“Bu bir devrim!”

Ivan Douda, uyuşturucu bağımlılığının sonuçlarına, açtığı yardım merkezinde her gün bizzat tanık oluyor. Prag'ın tarihî merkezindeki kuruluşa her sabah erken saatlerde eski yırtık kıyafetlerle genç insanlar geliyor, gönüllü yardımcılar onlara çay, çorba, vitamin tabletleri ve temiz şırınga dağıtıyor. 31 yaşındaki Tomas da yıllardır eroin bağımlısı. Polis tarafından yakalanan ve yirmi ay hapis yatan Tomas yeni yasal düzenlemeyi coşkuyla karşılasa da bazı sınırlar getirmeyi de ihmal etmiyor:

“Bu bir devrim. Kesinlikle! Burası bir uyuşturucu cennetine dönüşecek. Yumuşak uyuşturucuları zaten tamamen yasal hale getirmeleri gerek. Ama konu sert uyuşturucular olunca orada daha farklı düşünüyorum. Sert uyuşturuculara sadece uzman kişilerin kontrolünde izin verilmeli. Saçma sapan malların piyasaya doluşmaması için.”

Yeni yasal düzenlemenin ardından Prag'ın Avrupalı gençler için ikinci Amsterdam haline geleceğine kesin gözüyle bakılıyor. Almanya, Slovakya, Macaristan ya da Polonya'da düzenlemelerin çok daha sert olması nedeniyle komşu ülkelerden Çek Cumhuriyeti'ne uyuşturucu turizmi canlanacak gibi görünüyor. Prag'da 2009'un turizm açısından pek canlı geçmediği göz önüne alınırsa uyuşturucu turizmi ile yeni bir kapı açılacak. 10/01/2010 DW

Meksika’da uyuşturucu savaşı: 19 ölü

Meksika'da uyuşturucu kartellerinin, uyuşturucu trafiğinin kontrolünü ele geçirmek için giriştiği kanlı bir çatışmaya 19 kurban daha verildi.

Hükümet kaynakları, ABD'nin Teksas eyaletinin El Paso kentine komşu olan 1,3 milyon nüfuslu Ciudad Juarez kentinde önceki gün bulunan cesetlerden 2'sinin başlarının kesilmiş, 4'ünün de kadın olduğunu belirtti.

2009'da 2 bin 500'den fazla cinayet işlenen kent, Meksika'nın en tehlikeli şehri kabul ediliyor.  10/01/2010

Meksika’da uyuşturucu baronu yakalandı

 

Meksika'daki en azılı uyuşturucu kartellerinden Beltran Leyva'nın etkin isimlerinden Carlos Beltran Leyva'nın yakalandığı bildirildi. Meksika polisinin Leyva'yı, azılı bir uyuşturucu baronu olan kardeşinin askerlerle girdiği çatışmada öldürülmesinden iki hafta sonra ele geçirdiği açıklandı.

Leyva'nın, Devlet Başkanı Felipe Calderon'un üç yıl önce başlattığı uyuşturucu kartelleriyle mücadele sürecinde ele geçirilen en üst düzey kartel zanlısı olduğu belirtildi.

03/01/2010

Afganistan'da Uyuşturucu İle Mücadelenin Hedefi Yok

  Opium

Amerika Dışişleri Bakanlığı müfettişi, bakanlığın Afganistan’da uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele çalışmalarının, uzun vadeli strateji, düzenli koordinasyon ve açıklıkla belirlenmiş hedeflere sahip olmadığını söyledi.

Genel Müfettiş, raporunda  Dışişleri Bakanlığı’nın uyuşturucuyla mücadele çabalarında belirgin bir hedefi olmadığını ve bu mücadelelerin Afgan hükümetine devredilmesine dair bir plan bulunmadığını kaydediyor.

Afganistan dünyanın en büyük haşhaş üreticisi. Uyuşturucu ticareti, Taleban’a maddi destek sağlanmasında kullanılıyor. Raporda, haşhaş üretimine son vermenin gere gereği konusunda uzlaşma bulunmakla birlikte, mevcut çabaların, üretimi durdurmayı değil, uyuşturucu kaçakçılarını avlamayı hedeflediği belirtiliyor. 24/12/2009

Devlet 1932’ye kadar eroin üretip sattı

Devlet 1932’ye kadar eroin üretip sattıBu hafta kentin yeni cazibe merkezi Talimhane’yi anlatacaktım. Fakat araştırma yaparken öyle bir şey keşfettim ki Talimhane rehberi haftaya kaldı, bu hafta Talimhane eroini mevzusuna giriyorum.

Talimhane hakkında sözlü tarihi araştırırken inanılmaz bir şey keşfettim. Burada 1933’e kadar dünyanın en kaliteli eroinini yasal olarak üreten bir fabrika varmış.

Hikaye aslında biraz daha geri gidiyor. Meşhur Bayer ilaç firması, 1897’de mucize bir ilaç keşfetti. İlacın etkilerini tam anlamak için, ilacı damarına enjekte eden bir mühendis, “Kendimi kahraman gibi hissediyorum” deyince, adını kahraman manasında Heroin koydular. Eroin, eczanelerde aspirin gibi satılmaya başlandı. Tıpkı bir dönem ecstasy’nin eczanelerde zayıflama hapı olarak satıldığı gibi. Koskoca Freud, nane-limon yazar gibi reçetelere kokain yazdıktan sonra...

15 yıl sonra eroinin sonuçları ortaya çıktığında iş işten geçmişti. Lahey’de derhal uluslararası bir toplantı yapıldı, eroin üretimi ve dağıtımı tüm dünyada yasaklandı. Ancak üretim kimi ülkelerde bir süre daha devam etti. İşte bugün eroin trafiğinde adı anılan ülkelerden biri olmamızın kökeninde taaa o günler var. Dünyadaki en kaliteli afyon üretim merkezi Anadolu’ydu. 62 vilayetin tamamında afyon ekimi yapılıyordu. Afyonun yasaklanması, bundan ceplerini dolduran Osmanlı elitlerinin işine gelmediği için imparatorluk sözleşmeye imza koymadı.

Baaam Balkan, baaaam Birinci Cihan, baaam Kurtuluş Savaşı derken, Türkiye eroin cenneti haline geldi. 1926 yılında İstanbul’da üç ayrı eroin fabrikası vardı ve bunların ciroları 10 milyon Türk Lirası’na varmıştı. 1929 Buhranı’nı bu parayla atlattığımızı söyleyenler var. Eroinin iç pazara satışı yasaktı. Buna karşın, başta fabrika işçileri olmak üzere toplumun farklı kesimlerine yayılmıştı. Mesela Sağlık Bakanı Rıza Nur’un eşi ile oyuncu Afife Jale, morfin bağımlısıydı. Balık Pazarı’nda yapılan afyonlu şaraplarının kafası efsane halinde dilden dile yayılıyordu.

İSTANBUL ZAMANIN AMSTERDAM’I

Arjantinli’sinden Japon’una kadar tüm dünyadan eroin kaçakçıları İstanbul’da toplanmıştı. Anlaşıldı mı o yıllarda patlayan gece hayatı? O revüler, beyaz Ruslar? İçki yasağı döneminde organize olan New York mafyası Lucy Luciano, yasak kalkınca Türklerle eroin kaçakçılığı işine girmişti. 1930’da New York’ta yakalanan Alesia gemisinde Türkiye’den yüklenen 500 bin dolarlık morfin bulundu. O sırada kongre üyesi olan ve sonradan New York Belediye Başkanı olacak Fiorello La Guardia, Türk mallarına karşı ambargo öneriyordu.

Türkiye’ye ambargo bir yana, Kurtuluş Savaşı’mıza katılmış gemiler eroin takibine alınmıştı. Sonuçta Atatürk bir dizi düzenleme yaptı. Fakat bu önlemler uyuşturucu lobisinin yoğun muhalefetiyle karşılaştı. Önce Uyuşturucu Maddeler İnhisarı kurularak uyuşturucu satışı, devlet tekeline geçti; devlet artık resmen eroin satıyordu. Sonra bu tekel, 1937’de, Toprak Mahsulleri Ofisi’ne dönüştürüldü.

Hürriyet-14/11/2009-Savaş Özbay

AB Uyuşturucu Raporu yayımlandı

 

Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi EBDD'nin verilerine göre, AB sınırları içindeki marihuana kullanımı giderek düşüyor. Buna karşılık eroin tüketiminde artış yaşanıyor.

Avrupa Birliği'nde en çok kullanılan uyuşturucu çeşitleri marihuana, kokain ve eroin. Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi EBDD yıllık raporunda, her dört yetişkinden birinin hayatlarında en az bir kez Hint kenevirinden elde edilen marihuanayı kullandığı açıklamasına yer verdi. Her yıl yaklaşık 4 milyon Avrupalı kokaini deniyor.

Kokain kullananların sayısındaki artışın en önemli nedenlerinden biri, bu uyuşturucunun ucuzlaması…

Aynı durum, uyuşturucu maddeler arasında en çok ölüm olayına sebebiyet veren maddelerden biri olan, eroin için de geçerli.

Ancak uzmanların asıl içinden çıkamadığı konu, piyasaya yeni uyuşturucu türlerinin sürülmesi. Bunlar, bağımlılık yapıcı madde içerseler de yasak olmayan ya da henüz yasaklanmamış ürünlerden oluşuyor. EBDD başkanı Wolfgan Götz, uyuşturucu piyasasındaki endişe verici gelişmelere dikkat çekti:

"Yoğun bir şekilde piyasaya sürülen, çok geniş bir ürün yelpazesi mevcut… Pazarlama için genelde internet kullanılıyor. Ayrıca satıcılar, kontrol ve yasakları en kısa zamanda delmenin yolunu buluyor."

 

Yasaklananın yerine yenisi

Sentetik uyuşturuculardan biri de "spice". Ürün piyasaya tütsü olarak sürülüyor. Bu ürün, Hint kenevirinin etken maddesi olan 'cannabinoid'in sentetik olarak elde edilmiş halini içeriyor. Son dönemin moda uyuşturucularından biri olan spice, aralarında Almanya'nın da bulunduğu bazı ülkelerde yasaklandı. Ancak yasaktan sonra piyasaya 25'in üzerinde sentetik uyuşturucu daha sürüldü. Bu ürünleri internet üzerinden pazarlayan 115 satıcıdan 20 kadarı Almanya'da bulunuyor.

Ayrıca uzmanlar, uyuşturucu ve alkolün birlikte kullanımının giderek yaygınlaştığına dikkat çekiyorlar. Gençlerin biranın yanında esrar içip, sonra da mutluluk hapı diye de bilinen 'ecstasy'yi aldıklarını vurgulayan Götz, bunun kronik rahatsızlıklara yakalanma riskini arttırdığını belirtti:

"Temel problem uyuşturucu ve alkolün birlikte kullanılması. Özellikle gençler arasında alkol koması ile uyuşturucu tüketimi birbirini tamamlıyor. Uyuşturucu bağımlılarının çoğun, aynı zamanda alkole de meyilli."

AB çapında işbirliği çağrısı

Bu yılki rapor, Avrupa Birliği ülkelerini uyuşturucuyla mücadelede daha sıkı işbirliğine çağırıyor. AB Komisyonu Uyuşturucuyla Mücadele Birimi Şefi Carel Edwards, bu konuda şunları kaydetti: "Avrupa Birliği'nin elinde sınır aşırı organize suçları engellemek için gerekli imkânlar mevcut. Avrupa Polis Ofisi 'Europol' ve Adalet Dairesi 'Eurojust'."

Edwards, ülkelerin genellikle uyuşturucuyla birlikte mücadele etmek yerine, kendi başlarına hareket ettiklerine; bu nedenle AB'nin bu kurumlarından yeterince faydalanılmadığına dikkat çekti. AB Komisyonu'nun adalet, özgürlük ve güvenlikten sorumlu üyesi Jacques Barrot da "Artık uyuşturucu ve narkotik suçlarla mücadelede birlikte hareket etme zamanının geldiğini" söyledi. 06.11.2009

İran’da uyuşturucu gerçeği

Birleşmiş Milletler’in son raporu İran’da uyuşturucu kullanımının tehlikeli boyutlarda yükseldiğini ortaya koydu. Gazeteci Reyhane Azizi, İran’da gençleri uyuşturucu bataklığına sürükleyen nedenleri araştırdı:

Tahran'dan ülkenin en büyük mezarlığına doğru yol alırken çok ıssız mahallelerden geçiyorsunuz. Bir dönem motosiklet sürücülerinin pist olarak kullandığı bu mahalleler artık uyuşturucu bağımlıların sığındıkları bir bölgeye dönüşmüş. Madde bağımlısı erkekler için tedavi merkezi bu mahallede bulunuyor.

26 yaşındaki Nazır, 28 yaşındaki Emir, 43 yaşındaki Behram, İran'daki uyuşturucu bağımlılarından sadece birkaçı. Ülkede yaklaşık 2 milyon kişinin madde bağımlısı olduğu tahmin ediliyor. 72 milyon nüfuslu İran'da, bu, oldukça yüksek bir rakam.  Nitekim, İran bu oranla en çok uyuşturucu bağımlısının bulunduğu ülkelerden biri olarak değerlendiriliyor.

Tahran'daki merkezde tedavi görenlere Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan rapor okunarak İran’da neden uyuşturucunun bu denli yüksek bir oranda tüketildiğine ilişkin görüşleri sorulmuş. İşte bağımlıların dikkat çeken yanıtlarından biri:

“Temel sorun, bu ülkede benim bir genç olarak boş zamanlarımı doldurabilecek etkinliklerden yoksun olmam. Eskiden insanların dans edebildikleri eğlenebildikleri barlar ve kahveler vardı.  Peki ya şimdi? Bir kızla gezdiğimde tutuklanıyorum. Hiçbir şeyimiz yok. Bilardo oynayabildiğimiz kahveler de kapandı. Bir genç bu ülkede ne yapabilir ki! Böyle olunca uyuşturucuya yöneliyorsunuz.”

Bir diğer uyuşturucu bağımlısı ise şunları söylüyor:

“İran çok genç bir nüfusa sahip. Ancak hükümet, gençler için yapması gerekenleri yapmadı. Uyuşturucu kullanımına etkisi olan üç unsur var. Aile, iş olanağı ve toplum.”

 

Toplumda değerler yerle bir

Ülkedeki uyuşturucu sorununun nedenlerine dikkat çeken İranlı sosyolog Dr. Garehbaghi’ye göre, İran İslam Devrimi ve sekiz yıl süren savaş, toplumsal değerleri yerle bir etti ve toplumsal yapıda çok önemli bir rol oynayan “aile” kültürel değerlerini yitirdi.

İran makamlarının verilerine göre, uyuşturucu bağımlıların yüzde 40’ı eroin, bir diğer yüzde 40’lık oran da "kristal" ve "crack" olarak adlandırılan uyuşturucu türlerini tüketiyor. Konuştuğumuz kişiler İran’da uyuşturucu temin etmenin çok kolay olduğunu aktarıyor:

“Yemin ederim ki her sokağın köşesinde eroin ve crack satın alabilirsiniz. Hatta bakkaldan bile uyuşturucu bulabilirsiniz.”

“İran’da bir gram crack bulmak yiyecek bir şey bulmaktan kolaydır.”

Uyuşturucu sudan ucuz

Eroin ve crack çok ucuz ve bulunması da çok kolay. Afyon ise daha pahalı ve bulunması daha zor. 28 yaşındaki Emir anlatıyor:

 “Eskiden bir gram kristali 60 euroya satın alabiliyordum. Şimdiyse sadece 5 euro. Nedeni ok basit. İran’da uyuşturucu üretilen laboratuvarların sayısı hızla artıyor. Günümüzde kristal,  antihistamin tabletlerinden üretiliyor ve bunlar çok ucuz. Bir paketi 40 euro ve bunlar 120 gram kristal üretebilirsiniz.”

'Sahel bölgesi, yeni uyuşturucu merkezi'
 

Kokain

 

Bati Afrika'ya her yıl 50-60 ton
kokain gönderiliyor

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne sunulan bir raporda, Afrika'da Sahra Çölü'nün güneyindeki Sahel bölgesinin, yeni bir uyuşturucu kaçakçılığı merkezine dönüştüğü belirtildi.

Raporda ayrıca, bu yasa dışı ticaretin isyancı ve militan grupları maddi açıdan güçlendirdiğini vurgulandı.

Rapor, Birleşmiş Milletler'in uyuşturucuyla mücadele birimi UNODC tarafından hazırlandı.

Birimin başkanı Antonio Maria Costa, Batı Afrika'ya giden kokainle Doğu Afrika'ya giden eroinin Sahra Çölü'nde buluştuğuna dikkat çekti.

Antonio Maria Costa; Çad, Nijer ve Mali gibi ülkelerde yeni bir uyuşturucu kaçakçılığı güzergahı oluştuğunu söyledi.

Costa'ya göre, her yıl 30-35 ton civarı eroin Afganistan'dan Doğu Afrika'ya aktarılıyor.

Antonio Maria Costa, her yıl Batı Afrika'ya gönderilen kokain miktarının da 50 ila 60 ton arasında değiştiğini belirtiyor.

Costa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde yaptığı açıklamada ayrıca, Mali'de düşen bir Venezuela uçağında tonlarca kokain bulunmasının, uyuşturucu kaçakçılığıyla terörizm arasındaki endişe verici bağlantıyı ortaya koyduğunu söyledi.

Birleşmiş Milletler yetkilisi, Sahra Çölü'ne komşu ülkelere de, uyuşturucu kaçakçılığıyla ve isyancı gruplarla mücadele etmeleri için ortak bir örgüt kurmaları çağrısında bulundu.

Atlantik Okyanusu'ndan Kızıldeniz'e

Afrika'da Sahel bölgesi ya da Sahel Kuşağı olarak alan batıda Atlantik Okyanusu'ndan doğuda Kızıldeniz'e uzanıyor.

3862 km uzunluğundaki Sahel bölgesi, yaklaşık 3 milyon kilometrekarelik bir alanı kaplıyor.

Bölge ülkeleri ise Senegal, Moritanya, Mali, Burkina Faso, Nijer, Nijerya, Çad, Sudan ve Eritre.

09/12/2009

Rio de Janerio'da ölü sayısı 21' yükseldi

 

Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde hafta sonunda polis ile uyuşturucu kaçakçıları arasında çıkan çatışma sonucu ölenlerin sayısının 21'e yükseldiği bildirildi. Çatışmalarda üç polisin, üç sivilin ve 15 uyuşturucu kaçakçısının hayatını kaybettiği belirtildi.

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva şiddet olaylarını kınadı ve bu tür olayların Brezilya'nın imajına zarar verdiğini söyledi. Rio de Janeiro kenti 2016 Yaz Olimpiyat Oyunları'na ev sahipliği yapacak. Resmi makamlar, o tarihe kadar kentin güvenli hale geleceğini garanti etmek istiyor.

20/10/2009

Afganistan'da afyon üretimi düşüyor

 

 

Afyon fiyatları son 10 yılın en düşük seviyesinde

Birleşmiş Milletler Afganistan'da afyon üretiminin önemli oranda düşüş kaydettiğini açıkladı. 

 

Hükümet haşhaş ekmemize izin vermiyor. Biz de Leşkergah'a çok yakınız, daha ücra bir yerde olsam haşhaş ekerdim. Haşhaş ile buğdaydan kazandığımızdan daha fazla para kazanmak mümkün.

 
 

Muhammed Cevad, Afgan çiftçi

 

BM'nin uyuşturucu ve Suçla Mücadele Dairesi'nin (UNODC) yıllık değerlendirme raporuna göre, özellikle Helmand eyaletinde afyon ekimi ve üretiminde büyük bir düşüş söz konusu.

Ayrıca, afyon fiyatlarının son on yılın en düşük seviyelerine gerilediği de belirtiliyor.

Fiyatların düşmesi ve üretimin azalması afyon üretiminin Afganistan gayri safi yurtiçi hasılasındaki payının yüzde 4'e gerilemesini sağladı.

Bu oran 2002'de yüzde 27'ydi.

Afganistan'da afyon ekimi geçen yıla oranla yüzde 22 düşüş gösterirken, üretimde de yüzde 10 oranında azalma kaydedildi.

Aradaki fark ise haşhaştan 'daha verimli şekilde afyon üretilir olması' ile açıklanıyor.

BM rakamlarına göre bu yıl 123 bin hektar alanda afyon ekildi. Geçen yıl bu rakam 157 bin hektardı.

Ülkedeki 20 eyalet artık afyondan tamamen arındırılmış durumda. Ancak bu, afyon ticaretinden arınmış oldukları anlamına gelmiyor.

Müttefiklere 'iyi haber'

Afyon yetiştiriciliğinde en büyük düşüş, yüzde 33'lük bir oranla Helmand eyaletinde görüldü.

Üretilen haşhaş ve afyon miktarı İngiliz askerlerinin bu bölgede görev yapmaya başladığı 2006 yılına kıyasla hâlâ çok yüksek olsa da, İngiliz yetkililer önemli bir ivme sağlandığı görüşünde.

İngilizlerin çiftçilere ekmeleri için buğday vererek desteklediği 'gıda bölgeleri' Birleşmiş Milletler tarafından birer başarı öyküsü olarak nitelendiriliyor.

Örgüt, Afgan afyon pazarının çöküşünün de yakın olduğunu söylüyor.

Birleşmiş Milletlerin Uyuşturucu ve Suçla Mücadele Dairesi Başkanı Antonio Maria Costa, Afganistan'da karamsarlığın hâkim olduğu böylesi bir dönemde, bu son gelişmelerin yüreklere su serptiğini söylüyor.

Ancak Afgan uyuşturucularının halen felakete eş değer sonuçları olduğuna, suçluların, isyancıların afyondan kazanılan paralarla desteklendiğine, yolsuzluğun semirtildiğine ve bu durumun kamuoyunun güven kaybına yol açtığına dikkat çekiyor.

BM'nin raporu, ABD ile Avrupa ülkelerinden temsilcilerin Paris'te buluşarak Afganistan'da uygulanacak stratejiyi tartışması öncesinde açıklandı.

Ülkede artan yabancı asker ölümleri, Taliban isyanı etkisiyle kötüye giden güvenlik koşulları ve geçtiğimiz ay yapılan seçime hile karıştığı haberlerinin gündemde olduğu bir ortamda, müttefiklerin 'iyi haber' niteliğindeki bu verileri sevindirici bulacağı düşünülüyor.

Dünyadaki afyon üretiminin yüzde 90'ı Afganistan kaynaklı. Ülkedeki afyonun yüzde 60'ı ise Helmand'da üretiliyor.

İşlenen afyondan üretilen eroin ise uyuşturucu tacirlerince dünyanın dört bir yanına satılıyor.

Ülkenin 2001 yılında işgalinden bu yana gösterilen uyuşturucu ile mücadele çabalarına rağmen, üretilen afyon miktarı 2007 yılında zirve yaptıktan sonra düşmeye başlamıştı.

Bununla birlikte BM raporu, yasadışı stokların 10 bin tonu bulmuş olabileceğini, bunun da tüm dünyadaki eroin bağımlılarına iki yıl yeteceğini söylüyor.

Çiftçileri kazanmak

Halkı afyon üretiminden vazgeçirmek için 'haşhaştan arındırılmış' bölgelere mali destek sağlanıyor.

Helmand'a bağlı Leşkergah bölgesinden çiftçi Muhammed Cevad ise BBC'ye eğer olanağı olsa, yine haşhaş ekmek istediğini söyledi.

"Bu yıl buğday, domates, patates ve karpuz yetiştiriyorum" diyen Cevad durumundan şikayetçi:

"Hükümet haşhaş ekmemize izin vermiyor. Biz de Leşkergah'a çok yakınız, daha ücra bir yerde olsam haşhaş ekerdim. Afyon ekimi çok emek istiyor ama, ne yapalım... İyi para getiriyor. Afyon ile buğdaydan kazandığımızdan daha fazla para kazanıyoruz."

20 kişilik bir aile geçindirdiğini anlatan Muhammed Cevad ayrıca, uyuşturucuyla mücadele kapsamında vilayet yönetimine verilen destek ödemelerinin 'kentten çıkıp çiftçilere ulaşmadığı'ndan yakınıyor.

ABD'nin Afganistan Özel Temsilcisi Richard Holbrooke bu hafta askerlerin mücadelesinin ülkedeki uyuşturucu kültürünü sarstığını, yüklü miktarda stok ele geçirildiğini söylemişti.

Holbrooke ABD'nin geçmişte tarladaki haşhaşı imha etmeye odaklanan siyasetini ise eleştirerek, bu yönetimin çiftçilerin geçim kaynağını elinden aldığını ve Taliban sempatizanları yarattığını belirtti.

Holbrooke, yaz aylarında Taliban'a karşı yürütülen son operayonların ise hem Taliban hem de uyuşturucu ile mücadelede önemli başarı kaydettiğini savundu.

02/09/2009 BBC

Afyon yerine bir milyon dolarlık çek

 

Afyon tarlasındaki çiftçi

İki saat gidiş, iki saat dönüş... Hindu Kuş'un batı yanındaki müthiş dağ sıralarının üzerinden uçtuğumuz toplam dört saat boyunca, General Hudeydad Rus yapımı M1 helikopterinin penceresinden dışarı baktı.

Rus helikopterlerine yabancı değildi... 1980'lerde Afgan ordusunda bir paraşütçüyken, mücahitlere karşı Rusların yanında savaşırken pek çok kez bu helikopterlerden savaş alanlarına bırakılmış.

Frunze Sovyet Askeri Akademisi mezunu olan General, Taleban'ın iki dev buda heykelini yok etmesiyle dünyaya adını duyuran Bamiyan'da, yakıt ikmali yaparken de mürettebatla akıcı bir Rusçayla sohbet ediyordu.

Sonra yeniden havalandık. Altımızda kimi zaman teğet geçtiğimiz, kimi zaman derin vadiler halinde uzanan kırmızı, yeşilimtrak kayalar...

Ara sıra evler gördük. Kayalar üzerinde akıl almaz şekilde asılı gibi duruyorlardı.

Ve General bunların hepsini zihnine kazımak istermişçesine tüm yol boyu camdan baktı.

Doğduğu ama yıllardır uğramadığı yere gidiyorduk. O giderken adı başkaymış. Şimdi ise memleketi, Afganistan'ın en yeni ve en uzak vilayeti Daykundi.

Haşhaş tarlasında imha çalışmaları

 

Ancak bu yeni ad yöre halkına bir kimlik duygusu aşılayamamış. Halk ihmal edilmiş hissediyor.

Kentin önde gelenlerinin toplandığı Şura'da soruyorlar: "Neden biz unutulmuş bir ada gibiyiz?" O da yakınlarda Kabil'de başına geleni anlatıyor: Milletvekillerine memleketenin adını söylediğinde "Neresi?" diye sormuşlar.

General de öfkelenmiş:"Neden böyle oluyor, biz bir günah mı işledik?" diye soruyor" şura mensuplarına...

Yanıt basit: Muhtemelen evet. Çünkü Daykundi'de geçen yıl hala afyon üretiliyordu.

Dolayısıyla afyondan temizlenmiş vilayetlere sunulan birer milyon dolarlık kaynağa hak kazanamadılar. Geçen yıl afyon hasadında müthiş bir artış olmasına rağmen, Afganistan'da, bu konuda iyi haberler de var.

Afyondan arındırıldığı ilan edilen vilayetlerin sayısı bu yıl altıdan 13'e yükseldi. Yani sayı tüm vilayetlerin yarısından biraz az...

Üretimin en yaygın olduğu Helmand ve Uruzgan'a komşu olan Daykundi'nin güney kesiminde ise üretim sürüyor.

General Hudeydad, elinde bir milyon dolarlık çeki sallayarak, mümkün olduğunca çok vilayeti ziyaret ediyor; halkı afyon üretiminin yanlış olduğuna ikna etmeye çalışıyor.

Bu toplantıda konuşan polis müdürü ise, muhtemelen oradaki çiftçilerin öfkesini de dile getiriyordu. "Bu çiftçiler afyon ekmiyor; o zaman neden bu toplu cezalandrımaya hedef oluyorlar?" diye sordu.

Savaşların yarattığı sorunlara ek olarak, Afganistan uzun süredir kuraklığın pençesinde.

2001 yılından bu yana yağmurlar olması gereken düzeyde değil. Daykundi'nin merkezine yakın vadide, neredeyse kurumuş haldeki nehir yataklarının kıyısında pek çok badem ağacı çoktan ölmüş.

Polis müdürü, halkın 'ne yaşar ne yaşamaz durumda olduğunu, bir kabusun ortasında olduklarını, arada kaldıklarını' söylüyordu.

Kanun ve asayişten sorumlu bir yetkili için beklenmedik bir şekilde konuşuyordu: "İnsanların neden afyon yetiştirdiğini anlamanız gerek. Çok yoksullar."

Mesele şu ki, Taleban'ın devrilmesinden altı yıl sonra; uyuşturucuya dayalı ekonomi, diğer herşeyden çok daha büyük boyutta...

Bu durumda General insanları hükümetin ve uluslararası toplumun iyi niyetli olduğuna ikna etmekte zorlanıyor.

Afganistan dünyadaki yasadışı eroin üretiminin neredeyse hepsinden sorumlu.

İngiltere liderliğinde yürütülen uyuşturucuyla mücadele siyasetlerinde ise çok farklı yöntemler denenmiş olmasına rağmen, tam bir başarı sağlandığı söylenemez.

Uyuşturucu üretilen alanlarda kalkınma amaçlı olarak harcanması düşünülen on milyonlarca dolar bir banka hesabında duruyor.

Bürokratik sorunlar paranın harcanmasını neredeyse imkansız kıldığından, şimdiye dek paranın yüzde birinden azı kullanılabildi.

Fonun kullanım koşulları şimdi ivedilikle gözden geçiriliyor. Afyon üretiminin ne kadarının ortadan kaldırılması ve uyuşturucuyla mücadele siyasetinin Taleban ile mücadele çerçevesine nasıl oturtulacağı konusundaki tartışmalar sürüyor.

Daykundi'deki çiftçilerden birisi, General Hudeydad'a Daykundi'de üretilen tüm afyon mktarının Helmand'da sadece bir çiftçinin yetiştirdiği kadar olduğunu söyledi.

General bu sav karşısında onları ikna etmek için elinden geleni yaptı ama elindeki imkanlar da sınırlıydı...

Bu eski komünist general; 1992'de komünistlerin devrilmesinden sonra kurulan kısa ömürlü mücahit hükümetinde güvenlik bakanı olabilecek kadar atik ve becerikliydi...

Hemen ardından Afganistan'ın en korkunç iç savaşı patlak verdiğinde, sığınma talebiyle İngiltere'ye kaçtı.

Şimdi başka bir devrin, başka bir hükümetinde görev yapıyor.

Hala Rus helikopterlerine biniyor, sevdiği toprakların üzerinden geçiyor. Bu topraklar ise hala barışa kavuşmayı bekliyor...

BBC-Turkish, 3/12/2007

©2006

   

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya