©2006

 

Son Güncelleme:30/01/12

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya

Doğal Yaşam Haberleri

Ülkeler ve BM

Doğal Yaşam

Silahlanma

Uyuşturucu

Nükleer Güçler (Verileri)

Gemiler zehir saçıyor

Gemiler zehir saçıyor  

Gemiler zehir saçıyor

İtalya açıklarında kayalıklara çarparak yan yatan Costa Concordia gemisi ile ilgili tedirginlik sürüyor. Facia gemicilikte kullanılan zehirli yakıt sorununu yeniden gündeme getirdi.

Kara taşımacılığında kullanılan yakıtlarda çevre dostu düzenlemeler birbiri ardına gelirken deniz taşımacılığı uzun yıllar ihmal edildi. Gemilerde kullanılan yakıt, ham petrolün işlenme sürecinden artan katımsı atıklardan elde edildiği için atık mazot olarak da adlandırılıyor ve çevre için ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Son derece zehirli bir yakıt olan katı mazot, gemi bacalarından savrulan tonlarca kurum ve dumanla atmosfere karışıyor. Gemi yakıtındaki kükürt oranı piyasadaki ağır vasıta dizelindekinden 3 bin 500 kat daha fazla. Yapışkan kıvamdaki atık mazot, gemide filtrelenmemiş bir şekilde yakılıyor.

Denizde katı mazot kullanımının ancak 2020 yılında yasaklanması öngörülüyor Alman Doğa Koruma Birliği NABU’dan Dietmar Oelinger, özellikle de atık duman ve kurumun büyük bir sorun oluşturduğuna dikkat çekiyor: “Bacadan atılan kurum parçacıklarının çok zararlı olduğunu gösteren Dünya Sağlık Örgütü’nünkü dahil olmak üzere çok sayıda bilimsel araştırma var. Kurum parçacıkları, ince toz partikülleri grubuna ait. Kansere, kan dolaşımı hastalıklarına, astıma yol açabiliyorlar. Diğer yandan deniz taşımacılığından kaynaklanan kükürt dioksit ve azot emisyonları deniz tabanının asitlik derecesinin azalmasına ya da aynı zamanda ozon etkisinin artmasına yol açıyor.”

Ömrü 9 ay kısaltıyor

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre ince toz partikülleri her bir Avrupalının yaşamının yaklaşık 9 ayına mal oluyor. AB Komisyonu’nun bir araştırması, kıyı bölgelerindeki ince toz partiküllerinin yüzde 20 ila 30’unun gemilerden kaynaklandığını ortaya çıkardı.

Kurum parçacıkları iklimin ısınmasına da katkıda bulunuyor. Kurum parçacıkları rüzgâr yoluyla Kuzey Kutbu’na taşınıyor ve buzların yüzeyinde birikiyor. Bu parçacıklar güneş ışınlarını daha iyi emdikleri için de buz ısınmaya başlıyor. Bilim insanları, özellikle de Grönland’ı kaplayan buzulların erimesindeki hızlanmanın bu kirlenmeye bağlı olduğunu tahmin ediyor.

'Denizler ihmal edildi'

Oysa kurum ve kükürt atılımını azaltmak çok da zor değil. Kara taşıtları ve enerji santrallerinde bunun için filtreler ve daha temiz yakıtlar kullanılıyor. Alman Doğa Koruma Birliği’nden Dietmar Oelinger, deniz taşımacılığında da pek çok şey yapılabileceğini vurguluyor.

  Denizler ihmal edildi

Oelinger, “En kolayı, katı mazottan vazgeçmek. Her armatör bunu hemen yapabilir. Armatörlerden ve özellikle de kruvaziyer işletmecilerinden bunu talep ediyoruz. Amerikan deniz koruma örgütünün araştırmaları, başka bir yakıt kullanarak kükürt dioksit emisyonlarının yüzde 80, kurum atılımının da yüzde 40 oranında azaltılabileceğini gösteriyor. Diğer yandan atık temizleme sistemleri ile kurum filtreleri kullanıma sokulabilir. Karada bunlar artık alışıldık hale geldi. Ama açık denizde de mümkün. Adım, adım yapılması gerekir" dedi.

AB Komisyonu’nun bir araştırması, kıyı bölgelerindeki ince toz partiküllerinin yüzde 20 ila 30’unun gemilerden kaynaklandığını ortaya çıkardı.

Maliyet hesabı

Çevre koruma konusunda denizciliğin geride kalmasında maliyet hesabı da rol oynuyor. Çevreye daha az zarar veren gemi dizeli, katı mazottan yüzde 40 daha pahalı. Ancak kötü mazotun kullanılması çok daha pahalıya mal oluyor. Çevre aktivistleri, kurum ve ince toz partiküllerinin yol açtığı hastalık masraflarının armatörlerin değil, vatandaşın cebinden çıktığını vurguluyor.

BM’nin alt kuruluşu olan Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün yasal düzenleme süreci ise yavaş işliyor. Örgüt, denizde katı mazot kullanımının ancak 2020 yılında yasaklanmasını öngörüyor. Bazı liman kentleri vatandaşlarının sağlığını ilgilendiren bu konuyu kendileri ele alarak limanlarında ağır mazot yakılmasını yasakladı. Çevre örgütleri AB’den, Kuzey Denizi ve Baltık Denizi’nde olduğu gibi Akdeniz’de de kalitesiz mazot kullanımını yasaklamasını talep ediyor. Gemi taşımacılığı şu an dünya çapındaki karbondioksit salınımının yüzde 4 ila 5’ini oluşturuyor. Bu da toplam hava taşımacılığında salınan emisyonu geride bırakıyor.

30 Ocak 2012

Ege'de bir yanardağ uyanıyor

Bodrum'a 260 km mesafedeki Santorini Adası'nda bulunan yanardağ endişe verici aşamaya geldi

Yunan yerbilimciler, Bodrum'a 260 km mesafedeki Santorini Adası'nda son aylarda "karmaşık bir jeolojik fenomenin" gelişmekte olduğuna dikkati çekerek, bölgede son dönemde artan sismik faaliyetlerin yer kabuğunda gözle görülmeyen ancak, GPS ile tespit edilebilen değişikliklere yol açtığını, bunun da Santoroni Yanardağı'nın faaliyetlerini etkilediğini açıkladı.

Santorini Adası

Girit Adası Yerbilimleri Enstitüsü profesörlerinden Filippos Valianatos devlet radyo ve televizyon kurumu ERT'ye yaptığı açıklamada, Santorini Yanardağı'ndaki gelişmelerin bir uyarı anlamında olduğunu söyledi.

Santorini yanardağının son durumunu "aşırı kabararak şekli bozulan bir kek"e benzeten Valianatos, "Depremler önceden bilinmiyor ancak, yanardağlar uyarıyor. Bizi endişelendiren şey, Santorini 'keki'nin kabarmaya başlamış olması" dedi.
  Ege'de bir yanardağ uyanıyor

Bu arada, Yunan medyasında çıkan haberlerde de, bu konuda bölgedeki yetkili makamların uyarıldığı ve vatandaşların en küçük olasılığa karşı hazır olmalarının istendiği bildirildi.

DEPREMLER ARTIYOR

Diğer yandan, bölgede, dün meydana gelen ve merkez üssü Girit ile Santorini adası arası olarak belirlenen 5,3'lük depremin ardından bugün de 5,2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiği bildirildi. Santorini ve Girit Adası'nın kuzeyinde şiddetle hissedilen sallantılarda Hanya ve Kandiye kentlerinde iki kişinin hafif yaralandığı belirtildi.

1950'DE PATLAMA OLMUŞTU

Arkeolojik bulgulara göre ilk kez yaklaşık 2,5 milyon yıl önce patladığı tahmin edilen ve faaliyetlerini bugüne kadar sürdüren Santorini yanardağında en son 1950 yılında büyük bir volkan patlaması olmuştu.

Bazı Tarihçiler Atlantis ile de bağlantılı olduğunu düşünmektedir.

27 Ocak 2012

5.2 Richter ölçeğinde en son bir titreme Girit Adası, 46 kilometre uzakta geçen gece kayıtlı Güney-Doğu Santorini.The depremin deprem oldu zemin altında 13 kilometre bulunur.

Atina Geodynamic Enstitüsü, deprem 0333: local zamanında oluştuğunu söylüyor. 5.3 Richter ölçeğinde ilk bir titreme aynı alanda dün sabah kaydedildi.

Sakinleri evlerini panik içinde dışına bildirildi 330 at vurmak deprem olarak koştu Girit kulüpler (0130 gmt). İki kişi, onların ikinci katlı Apart atladıktan sonra kendi ayakları kırıldı.

Titreme, Dodedannese, Cyclades ve uzakta gibi Yunan anakaradaki Peloponnese Adaları boyunca hissedildi.

Skai radyo istasyonu, Institute of Geodynamic "iki depremler genellikle kısa bir süre alanı içinde ortaya" açıkladı araştırma, Gerassimos Papadopulos, yönetmen konuşan son titreme sismik aktivite ile ilişkili olmayabilir ekleyerek son günlerde Santorini alanında kayıtlı.

Yunan Medyası

Cezayir Çölüne Kar Yağdı

  Cezayir Sahrası'na kar yağdı, video

Cezayir Sahrası'nda beklenmedik şekilde oluşan soğuk hava dalgası, çöle kar yağmasına yol açtı.

Kar yağışı sırasında kimi zaman saatte 35 kilometre hızla esen rüzgarlar da etkili oldu.

Bölgede hava durumu 24 saatlik kar yağışının ardından normale döndü.

18 Ocak 2012

Bakanlıktan Geyiklere Kış Yiyeceği

Geyiklere Kış Yiyeceği

Kar yağışı ve zorlu kış koşulları nedeniyle yiyecek bulmakta zorlanan geyik ve yırtıcı kuşlara Orman ve Su İşleri Bakanlığı sahip çıktı.

Ağırlaşan kış koşulları doğadaki hayvanlara da zor günler geçirtiyor. İstanbul'da hafta sonundan itibaren ara ara etkili olan kar yağışı, yabani hayvanların yiyecek bulmasını güçleştirdi.

Karla kaplanan Belgrat Ormanı'nda aç kalan geyik ve yırtıcı kuşlara Orman ve Su İşleri Bakanlığı Bölge Müdürlüğü ekipleri sahip çıktı.

Sabah erken saatlerde Belgrat Ormanı içinde bulunan Geyik Üretim Merkezi'ne giden ekipler, geyikler için havuç, marul ve patates, yırtıcı kuşlar içinse yem bıraktı.

Sese karşı duyarlı olan geyiklerin ürküp kaçmaması için yiyecek ve yem bırakma çok dikkatli bir şekilde yapıldı.

Ekipler tarafından bırakılan havuç, marul ve patatesleri gören geyikler, ilk önce kendilerini uzaktan gösterdi.

Ardından sürü halinde gelen geyikler, kar üzerinde doyumsuz bir manzara eşliğinde bırakılan yiyecekleri yedi.

17 Ocak 2012

BP, Tazminat savaşı sürüyor

  BP, Tazminat savaşı sürüyor

2010 yılında Meksika Körfezi’nde ABD tarihinin en büyük çevre felaketi yaşandı. Felaketin sorumlusu olarak gösterilen BP şirketi, suçu teknik hizmet sunan firmaya atarak milyarlarca dolarlık tazminat talep ediyor.

İngiliz petrol şirketi British Petroleum (BP), teknik hizmet sunan Amerikan Halliburton şirketinden 20 milyar dolardan fazla tazminat talep ediyor. Amerikan haber ajansı Bloomberg’in dava belgelerine dayandırdığı haberine göre BP bu yolla, çevrenin temizlenmesi ve tazminat için bugüne kadar ödediği parayı telafi etmeye çalışıyor.

Meksika Körfezi’nde yaşanan büyük petrol felaketinden bu yana pek çok dava yürütülüyor. Özellikle BP ile Halliburton, platformda meydana gelen patlamadan kimin sorumlu olduğu konusunda anlaşmazlık içinde. Halliburton şirketine BP tarafından petrol borusundaki çatlağı uygun şekilde kapatmamak ve düşük kaliteli çimento kullanmak suçlamaları yöneltiliyor. BP uzun bir süredir ABD şirketi Halliburton’un kazaya ilişkin delilleri yok ettiğini de ileri sürüyor. Halliburton ise felakete düşük kaliteli çimentonun değil, mühendislik hatasının yol açtığı şeklinde kendini savunuyor. Petrol platformunu işleten BP, Halliburton adlı şirketi çatlağın giderilmesi için görevlendirmişti.

11 kişi ölmüştü

BP, İsviçre merkezli "Transocean" ile Halliburton’a geçtiğimiz yıl dava açarak tazminat talebinde bulunmuştu. İki şirket ise BP’ye karşı dava açtı. BP’nin internet sayfasındaki rakamlara göre şirket sızıntının durdurulması ile çevrenin temizlenmesine bugüne kadar 14 milyar dolar harcadı ve tazminatlar için de 20 milyar dolar ayırdı.

"Deepwater Horizon" adlı petrol platformunda meydana gelen patlamada 11 çalışan yaşamını yitirmişti. Patlamanın denizin bin 500 metre derinindeki boruda yol açtığı çatlak sebebiyle Meksika Körfezi’ne yaklaşık üç ay boyunca petrol sızdı. Sızıntıyı durdurma çabaları uzun süre sonuç vermeyince, ABD’nin Meksika Körfezi’ndeki kıyıları ve deniz büyük oranda kirlendi.

03 Ocak 2012

Tuna Nehri kurumak üzere

  Tuna Nehri kurumak üzere

Doğduğu Almanya’nın Kara ormanlar bölgesinden, Karadeniz’e kavuştuğu Romanya’ya kadar on ülke ve 2800 kilometre yol kat eden Tuna nehri tehlike sinyalleri veriyor.

2011 yılının kurak yazının ardından, yine normallerin çok altında bir yağışla geçen sonbahar ve kış ayları, Macaristan’da Tuna nehrini tarihin gelmiş geçmiş en sığ seviyesine indirdi.

Tuna nehri sularındaki düşüş, uzmanların açıklamalarına göre, kayıtlara geçen en ciddi ve ani azalma.

Kimi meteoroloji uzmanları olayı iklim değişikliğiyle açıklarken, bazı uzmanlar ise bütünsel bir Tuna stratejisinin oluşturulamayışı nedeniyle ülkelerin nehir sularını istedikleri gibi kullanmalarına bağlıyorlar.

Nehir ulaşımı durdu

Kuraklık ve buna bağlı olarak suların azalması nedeniyle Budapeşte’de Tuna nehri derinliği yer yer 51 santimetreye kadar indi.

Bu gelişme tüm Macaristan’da nehir boyunca ulaşımı ve nakliyatı durdurdu. Ama Tuna nehri üzerindeki nakliyat sadece Macaristan’da değil, çevre ülkelerde de aksıyor.

Avrupa’dan Karadeniz’e yönelik nakliyatın önemli bir kısmı Ren ve Mein nehirleriyle bağlantılı olarak Tuna’dan mavnalarla Romanya limanları istikametinde sürüyordu.

Şimdi ise nehrin süratle sığlaşması nedeniyle tekne ve mavnalar Passau, Bratislava ve Budapeşte rıhtımlarına çekildi

Ticarete olumsuz etki

Nehirdeki nakliyatın durması Macaristan ekonomisini de tehdit eder boyutlara ulaştı.

Önemli ihracat kalemlerinden olan tahıl ticareti neredeyse durdu.

Türkiye, Yunanistan ve bazı Orta Doğu ülkelerine gönderilmesi gereken on binlerce ton tahıl ambarlarda bekletiliyor. Bu ise milyonlarca dolar zarar demek.

Nükleer endişe

Tuna nehri sularındaki azalmanın Macaristan’da yarattığı bir başka endişe ise, Budapeşte’ye 60 kilometre uzaklıkta Tuna nehri kıyısın da kurulan Paks nükleer santralı.

Macaristan’ın tek nükleer santralı olan Paks’ta reaktörlerin soğutulmasında Tuna nehri suları kullanılıyor.

Soğutma işlemleri esnasında çok miktarda suya ihtiyaç duyulması nedeniyle santral da alarma geçmiş durumda.

Açıklamalara göre iki saate bir Tuna nehrinde ölçümler yapılıyor ve su seviyesi kontrol edilerek, suyun soğutma için yeterli olup olmadığına karar veriliyor.

16 Aralık 2011

Kanada Kyoto Protokolü'nden çekildi

Kanada, sera etkisine yol açan gazların salımının azaltılmasını hedefleyen Kyoto Protokolü'nden çekildi.

Kanada Kyoto Protokolü'nden çekildi

OTTAWA - Kanada Çevre Bakanı Peter Kent, ülkesinin bu kararına gerekçe olarak ''Kyoto Protokolü'nün çalışmamasını ve protokolde kalması durumunda milyarlarca dolar ceza ödemek zorunda kalma riski bulunmasını'' gösterdi.

Kanada, böylece 1997'de imzalanan ve 2005'te yürürlüğe giren bu anlaşmadan resmen çekilen ilk ülke oldu.

Protokolün şartları gereği, sera etkisine yol açan gaz salımı artmasına karşın, Kanada 2012'de gaz salımını 1990'daki seviyesine göre yüzde 6 azaltmak zorunda bulunuyor.

Muhafazakar Stephen Harper hükümeti, bu zorunluluğu açıkça reddediyor ve protokolü ''anlaşmayı imzalayan liberal hükümetin hatası'' olarak görüyor.

13 Aralık 2011

Dünya 2020 yılına kadar korumasız

  Karbondioksit salımı
Dünya 2020 yılına kadar korumasız  

194 ülke, küresel ısınmayla mücadelede uzlaştı ancak sonuç çevrecileri memnun etmedi. Emisyonları azaltma konusunda bağlayıcı antlaşma 2015 yılına kadar müzakere edilip sonuçlandırılacak. Ancak 2020’de yürürlüğe girecek.

Güney Afrika’nın ev sahipliğindeki BM İklim Konferansı’nda uzlaşma, 36 saatlik uzatma ve maraton müzakerelerin ardından sabah saatlerinde geldi. Başlangıçta 12 gün sürmesi planlanan konferans, iki günlük uzatmayla, BM iklim konferansları tarihinin en uzun konferansı olarak rekor kırdı.

Zirvede, 2012 yılı sonunda süresi dolacak olan Kyoto Protokolü'nün yerini alacak yeni bir uluslararası antlaşma için yol haritası oluşturma kararı alındı. Antlaşma için müzakerelerin 2015 yılına kadar sürdürülmesi ve üzerinde uzlaşılan önlemlerin 2020 yılında hayata geçirilmesi kararlaştırıldı. Burada elde edilen en büyük başarı, yeni antlaşmanın tüm ülkeler, yani Kyoto Protokolü’nde sera gazlarının azaltılması yükümlülüğü altına girmeyen ABD, Çin, Hindistan gibi ülkeler için de bağlayıcı hedefler getirecek olması.

Varılan uzlaşma uyarınca konferansa katılan 194 ülke, küresel ısınmanın iki santigrat derecenin altında tutulması hedefi doğrultusunda sera gazı emisyonlarını azaltacak. 2017 ya da 2020 yılında yürürlüğe girmesi öngörülen uluslararası iklim antlaşması sadece sanayi ülkeleri değil, kalkınmanın eşiğindeki ve kalkınmakta olan ülkeler için de bağlayıcı olacak.

Konferansın bir diğer önemli sonucu, AB’nin ikinci bir yükümlülük periyodunu kabul etmesi. Kyoto Protokolü’nde imzası bulunan AB ülkeleri, ikinci bir antlaşmaya kadarki dönemde yükümlülüklerini sürdürmek için Kyoto’da imzası bulunmayan ülkelerin de katılımını şart koşuyordu. Bu geçiş sürecinin beş yıl mı, sekiz yıl mı süreceği, önümüzdeki yıl masaya yatırılacak.

Durban 2020 kararı  

Mükemmel değil ancak...

Güney Afrika’nın Dışişleri Bakanı Maite Nkoana-Mashabane Ancak maraton müzakerelerin ardından gelen bu sonuçlar hâlâ istenen seviyede değil. Ev sahibi Güney Afrika’nın Dışişleri Bakanı Maite Nkoana-Mashabane uzlaşma öncesinde müzakere heyetlerine şu çağrıda bulundu.

“Sanırım hepimiz sonucun mükemmel olmadığının farkındayız. Ama mükemmelliğin, iyi ve mümkün olan bir şeyin düşmanı haline gelmesine izin vermemeliyiz.”

Ormanların tahrip edilmesini azaltmaya yönelik çabalarda ilerleme kaydedildi.

Aynı şekilde yoksul ülkelerle küçük ada devletlerinin iklim değişikliğinin etkileriyle baş edebilmelerine yardımcı olacak fonların aktarımı konusunda da gelişme sağlandı.

AB'den iklimden sorumlu komisyon üyesi Connie Hedegaard, doğru bir strateji oluşturulduğuna inandıklarını söylerken," en önemli gelişme, Durban'da alınan kararlarla "ekonomisi gelişmiş tüm ülkelerin gelecekte hukuki bağlayıcılığı olan bir anlaşma taahüdü altına girmeleri" diye konuştu.

ABD'nin iklim elçisi Todd Stern ise sonuçtan memnun olduklarını, anlaşmanın istedikleri tüm öğeleri içerdiğini belirtti.

  İklim riski

Çevreciler eleştirdi

Çevre kuruluşları ise Durban’dan yeni iklim hedefleri çıkmamasını eleştiriyor. Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF), AB’yi yeni antlaşmanın hukukî bağlayıcılığı konusunda verdiği mücadelede pes etmekle suçladı. WWF-Almanya’nın iklim bölümü yöneticisi Regine Günther, küresel ısınmadaki artışı iki dereceyle sınırlandırabilecek güçlü bir yol haritası oluşturma fırsatının kaçırıldığını belirtti.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı’ndan Tasneem Essop da sonucun kendilerinde hayal kırıklığı yarattığını belirterek şunları kaydetti:

“Bizim buradan beklentimiz iklim değişikliği konusunda acil eylemdi. Ve şüphesiz buradaki en büyük sorun karbondioksit emisyonlarının azaltılması için hemen harekete geçilmesi konusundaki irade eksikliği. Yani sonuç olarak temelde elimiz boş kaldı.”

İklim uzmanı Martin Kaiser ise genel olarak zirveden çıkan sonuca şüpheli yaklaşmasına rağmen bazı ülkelerin direnişten vazgeçmesini önemli bir başarı olarak görüyor:

“Çin ve Hindistan’ın Brezilya ve Güney Afrika ile birlikte uluslararası bir iklim antlaşmasına katılmaya hazır olmaları bir başarıdır. Sonuçta ABD’nin hukukî bağlayıcılık konusunda (Kyoto’daki gibi) yine dışarıda kalıp kalmayacağı sorusu ise Demokles’in kılıcı gibi hâlâ başımızın üstünde sallanmaya devam ediyor.”

11 Aralık 2011

  Gaz Salımları
Durban, iklim konferansı, logo  

Durban'da iklim anlaşması Toplantısı

Güney Afrika'nın Durban kentinde bugün başlayan ve iki hafta sürecek iklim konferansı, dünya liderlerini, hükümet temsilcilerini, uluslararası örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiriyor.

Yapılacak görüşmelerde Kyoto Protokolü'nün yerini alacak bir anlaşmanın çerçevesinin tartışılması, ayrıca önceki konferanslarda üzerinde uzlaşılan kimi noktaların gündeme getirilmesi amaçlanıyor.

Sera etkisine yol açan gazların azaltılması konusunda, uluslararası düzeyde tek bağlayıcılığa sahip anlaşma olan Kyoto Protokolü'nün süresi 2012'de doluyor.

Hükümetler 2009'daki Kopenhag iklim zirvesinde sonuç alamamış, ancak Kyoto'nun devamlılığının sağlanmasını ve yerine yeni bir anlaşma imzalanmasını vaat etmişti.

Kopenhag'da varılan anlaşmada küresel sıcaklık artışının iki santigrat derecenin altında tutulması gerektiği yolundaki bilimsel görüş de gündeme gelmişti.

Birleşmiş Milletlere bağlı bilim çevrelerine göre hükümetler, iklim değişikliğinin en kötü etkilerinden kaçınabilme şansının yüzde 50 düzeyinde olmasını istiyorsa, küresel ısı artışını, Sanayi Devrimi öncesi seviyenin iki santigrat derece altında sınırlamak zorunda.

Sıkı pazarlıklar

İngiltere ile Avrupalı müttefikleri, ayrıca iklim değişikliğinin etkilerini çoktan yaşamaya başlamış olan küçük ada devletleri ve yoksul ülkeler, 2015'e dek sera etkisine yol açan gaz salımlarını azaltmaya yönelik yeni bir anlaşmaya nihai şeklinin verilmesi için baskı yapıyor.

Durban, İklim riski  

İngiltere'nin iklimden sorumlu bakanı Chris Huhne, bu sürecin Durban'da başlaması gerektiği görüşünde.

Bununla beraber tüm dünya hükümetleri aynı görüşte değil.

Kyoto'ya asla imza koymamış olan ABD ile Kanada, Japonya ve Rusya gibi diğer ülkeler, bu konuda iç siyasi meseleler nedeniyle isteksiz görünüyor ve anlaşmayı 2015'den sonraya ertelemeye çalışıyor.

Dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerine sahip ülkeleri arasında yer alan Brezilya ve Hindistan da erteleme fikrine destek veriyor görünüyor.

BBC çevre muhabiri Richard Black'ın aktardığına göre bu fikir ayrılıkları, dünyanın çevreyi en fazla kirleten 17 ülkesinin dahil olduğu Büyük Ekonomiler Forumu MEF'in, ABD'nin Arlington kentinde bu ay başlarında yapılan zirvede de aşikardı.

Bugün gaz salımlarının en fazla yaşandığı ülke olan Çin ise, kimi kaynaklara göre daha esnek bir tutum sergilese de, önceliği Kyoto Protokolü'ne veriyor.

AB'nin havacılık sektörünü de emisyon ticareti programına dahil etme planlarına, Hindistan ve Çin tepkili.

  Buzullar

Değişen iklim politikaları

Richard Black'e göre "bu tür zirveler genellikle zengin ve yoksul ülkeler arasındaki farklılıkları ortaya koyuyor."

Ancak Black, "zengin olduğu düşünülen Avrupa'nın, euro krizinde hızla büyüyen Çin ve Brezilya'dan yardım istediği bir ortamda, dünyanın ve dolayısıyla iklim politikalarının da değişmekte olduğuna" dikkat çekiyor.

Richard Black, zirvenin çekişmeli geçmeye aday olduğu görüşünü aktarıyor.

Bununla beraber zirvede yoksul ülkelerin iklim değişikliğinin etkilerine uyumlarını sağlayacak ve ekonomik faaliyetlerini daha "çevre dostu" kılacak fonların oluşturulması yolunda ciddi bir ilerleme sağlanması olasılığı bulunuyor.

İklim anlaşması umudu

Uluslararası Enerji Ajansı'nın baş ekonomisti Fatih Birol, geçen hafta Guardian gazetesine verdiği demecinde "uluslararası bir anlaşma sağlanamazsa, küresel ısı artışını iki santigrat derecenin altında tutma kapısının sonsuza dek kapanacağı" yorumunu yapmıştı.

Bu artış oranı, iklim değişikliğinin etkilerinin geri dönüşü olmayan bir noktaya taşınması anlamını taşıyor.

2009'daki Kopenhag iklim zirvesinde yeni bir küresel iklim anlaşmasına varma umutları suya düşmüş, 2010'da Meksika iklim zirvesi çöktü çökecek denirken, kimi konularda bir dizi anlaşmaya sonuçlanmıştı.

Bu sene içinde yayımlanan küresel sıcaklığa ilişkin yeni bir rapor, gezegenin, düşünüldüğü gibi son yüzyıl içerisinde ısındığını ortaya koymuştu.

Veriler, sera etkisine yol açan gaz yoğunluğunun, önceki yıllara göre daha hızlı artmakta olduğunu gösteriyor.

Dünyada insan nüfusu ise bu yıl 7 milyara ulaştı.

28 Kasım 2011

©2006

   

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya