Hazer Tv, Ana sayfa©2005

Ana sayfaKapak

 

 

Son Güncelleme:18/05/12

Ana Haber Genel, Bilim ve Özel Dosyalar

Ülkeler Haber ve Genel Bilgileri

Dünya Kurum Haber ve Genel Bilgileri

Türkiye Haber ve Özel Dosyalar

Aktüel Haber, Video, Resim ve Özel Dosyalar

Doğal Yaşam

Silahlanma

Uyuşturucu

Nükleer Güçler (Verileri)

Uzay Haberleri

Uzayda Dev Patlamalar oluyor

  Uzayda Dev Patlamalar oluyor

Amerikan uzay teleskobu Kepler süper yıldız patlamaları belirledi.

Güneş benzeri yıldızlardaki bu çok şiddetli patlamaların çevredeki gezegenlerin atmosferine zarar verip bulunan yaşam türlerini tahrip edebilecek güçte manyetik enerji yaydıkları belirtiliyor.

Milyonlarca kilometrelik hıza ulaşan radyasyon dalgaları gezegenlerin çevresini saran manyetik alanı etkiliyor.

Dev patlamaların görüldüğü yıldızlarda çok geniş güneş lekeleri de gözleniyor.

Uzayın derinliklerini gözleyen Kepler üç ay içinde 365 süper yıldız patlaması tespit etti.

Güneş'te görünen şiddetli bir patlamanın bir milyon katına erişebilen bu patlamaların, Güneş gibi yavaş dönüşlü yıldız sistemlerinde pek gözlenmediği belirtiliyor.

Dünyada böyle art arda patlamalar halinde en büyük manyetik fırtına 1859'da ölçülmüştü.

"İnanılmaz güçlü, beyaz parlak bir ışık demeti" olarak tanımlanan, ilk gözlemcisi gökbilimciye atfen Carrington olayı denen fırtına 8 gün etkili olmuştu.

NASA araştırmacıları Güneş Sistemi'nde böyle bir fırtınanın bu yılın sonuna doğru tekrarlanabileceği uyarısında bulunuyor.

19 Mayıs 2012

Soyuz, Uzay İstasyonu'na Kenetlendi

İki Rus bir Amerikalı Soyuz Astronotu

Soyuz, 2 Rus kozmonot ve bir Amerikalı astronotu uluslararası istasyona götürdü.

Rus aracı Soyuz, yerden yaklaşık 400 kilometre yükseklikte Uluslararası Uzay İstasyonu'na başarıyla kenetlendi.

  Soyuz'un Fırlatılma anı

Aracın kenetlenmesinin ardından iki Amerikalı astronotla bir Rus kozmonot İstasyon'un kapısını açıp mevcut üç kişilik ekibe katıldı. Böylece istasyon'daki mürettebat sayısı 6'ya yükseldi.

Kalabalıklaşan ekip, çeşitli deney ve çalışmaların yanı sıra gelecek hafta için planlanan ilk Amerikan özel uzay aracının gelişi için hazırlık yapacak.

100 milyar dolara mal olan Uluslararası Uzay İstasyonu'na yatırım yapan 16 ülke, şu anda İstasyon'a ulaşmak için sadece Soyuz'a bel bağlamış durumda.

Amerika Birleşik Devletleri'nin mekik programına son vermesinin ardından, Soyuz'da bir Amerikalı astronotun yer almasının maliyeti 60 milyon doları aşıyor.

İçindeki üç yolcusuyla birlikte Soyuz, iki gün önce Kazakistan'daki Baykonur Uzay Üssü'nden fırlatılmıştı.

17 Mayıs 2012

Soyuz Fırlatıldı

Rus ve Amerikalı astronotları taşıyan uzay aracı, Baykonur Üssü'nden fırlatıldı.

İki Rus bir Amerikalı astronot taşıyan Rus Soyuz aracı, 1,5 aylık ertelemenin ardından, Kazakistan'daki Baykonur uzay merkezinden fırlatıldı.

 

İç duvarındaki çatlak tamir edilen Soyuz, fırlatma işleminden birkaç dakika sonra başarıyla Dünya yörüngesine oturdu.

Perşembe günü, Uluslararası Uzay İstasyonu'na kenetlenmesi öngörülen kapsüldeki astronotlar Eylül ayına kadar uzayda kalacak.

Amerikan uzay mekiklerinin geçen yıl emekliye ayrılmasının ardından Uluslararası Uzay İstasyonu'na bir tek Rusya astronot götürebiliyor.

Amerika Birleşik Devletleri her bir astronot için Rusya'ya yaklaşık 50 milyon dolar para ödüyor.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, 2015 yılına kadar uzaya araç göndermeyi planlamıyor.

15 Mayıs 2012

'Süper Dünya'nın Işığı Tespit Edildi

İlk kez "Süper Dünya" adı verilen bir gezegenin kızılötesi ışığı tespit edildi.

2004 yılında keşfedilen Süper Dünya 41 ışık yılı uzakta bulunuyor.

Astronomlar, gezegen insanların yaşamasına uygun bir yer olmasa da bu gözlemi diğer gezegenlerde yaşam izi arayışları için önemli bir adım olarak değerlendiriyor.

Çapı yaklaşık Dünya'nın iki katı olan bu kayalık gezegenin yıldızına bakan tarafında yüzey ısısı 2 bin santigrat derece civarında bulunuyor.

Spitzer uzay teleskobu 9 yıldır hizmet veriyor.

Uzaydaki kızılötesi ışınları gözlemlemek için tasarlanan Spitzer'in ışığını yakaladığı gezegen Dünya'dan yaklaşık 8 kat büyük, Neptün gibi bir gaz devinden küçük.

14 mayıs 2012

Dünya bu sondan kaçamayacak

  Beyaz cüce. Fotoğraf: NASA

Bilim insanları, Dünya’nın sonuna ait teorilere bir yenisini ekledi. Yeni teoriye göre, her biri, ölen yıldızlarının yanarak sönen çekirdeği tarafından küle dönen yıldız sistemleri, Dünya’nın kaçınılmaz sonuna da ışık tutuyor.

Gök bilimciler, Hubble Uzay teleskopu aracılığıyla, dört yıldız sisteminin etrafını çevreleyen toz bulutlarını inceledi. Kozmik bulutların her birinde, Dünya’nın yoğunluğunun yüzde 93’ünü oluşturan materyallerin çok fazla miktarda olması, gök bilimcileri şaşırttı.

İngiltere’nin Warwick Üniversitesi’nden Boris Gansicke, “Gördüğümüz şey o ki, yüzyıllarca ışık yılı uzaklıktaki beyaz cüceler, Dünya’nın nihai sonuna işaret ediyor olabilir” dedi.

Gansicke ve ekibinin beyaz cüceler üzerinde yaptığı araştırma, Cornell Üniversitesi tarafından 1 Mayıs’ta yayımlandı. Beyaz cüceler, uzaya saldıkları yüksek termal enerji nedeniyle düşük bir parlaklığa, bu nedenle de silik bir görünüme sahipler. Beyaz cücelerin yoğunluğu Güneş’e yakın olsa da, hacimleri Dünya’ya yakınlık gösteriyor.

Araştırmacıların bu küçük yıldızlar üzerinde yaptığı araştırma, yıldızın ölüm sancılarının, yakınındaki gezegenleri toz parçacıkları haline indirgediğini, geride sadece çekirdeklerini bıraktığını gösterdi. Araştırma, dünyanın önde gelen astronomi dergilerinden Monthly Notices of the Royal Astronomical Society tarafından kabul edildi.

KORKUTAN SENARYO

Güneş, yaklaşık 4.57 milyar yaşında. Gök bilimciler, yaşamın temel kaynağı olan yıldızın beş milyar yıl daha ömrü olduğunu tahmin ediyor. Güneş, hidrojen yakıtını yavaşça tükettikten sonra, füzyon tepkimelerinin çekirdeğinden öteye ittiği gazlar giderek birikmeye başlıyor. Artan basınç, ağır helyum atomlarını karbona çeviriyor, bu da yıldızın çekirdeğindeki ısıyı arttırıyor.

Ölmekte olan yıldız, daha sonra ölüm safhasının son aşamasına geçiyor ve çekirdeğindeki son yangın, dışında biriken gaz kütlelerini genleştirerek, yıldızı dev bir kırmızı deve çeviriyor. Kırmızı devin genişliği, Güneş Sistemi ele alındığında, Dünya’nın yörüngesine kadar uzanıyor.

Gänsicke, yayımlanan makalelerinde, “Milyarlarca yıl sonra bu olay Güneş Sistemi’nde yaşandığında, Güneş kendisine en yakın gezegenler olan Merkür ve Venüs’ü yutacak... Dünya’nın da Güneş tarafından yutulup yutulmayacağı kesin değil. Ancak kurtulacak olsa bile kızartmaya dönecek” ifadesini kullandı.

SESSLİZLİK BULUTU

Güneş, ölümünün ardından devasa ve düşük yoğunluklu bir toz bulutu (nebula) haline gelecek. Parçacıklar nebuladan saçıldıkça, bulutun yoğunluğu azalacak, böylece yerçekimsel kuvvetler değişecek ve Güneş Sistemi’ndeki yıldızlar milyarlarca yıldır bulundukları yörüngelerden sapacak.

Gansicke ve ekibi, araştırmalarında, kırmızı devin gazabından kurtulmayı başaran gezegenlerin nihayetinde birbirleriyle çarpışacaklarını ve asteroit benzeri yığınlara dönüşeceklerini belirtti.

MATERYAL CENNETİ

Araştırmada incelenen dört nebuladan üçü, ağırlıklı olarak asteroit ve kuyruklu yıldızlardan oluşuyordu. Ancak PG0843+516 adı verilen diğer nebulada, Dünya’nın çekirdeğinde bolca bulunan nikel, demir, sülfür ve diğer elementler tespit edildi.

Gansicke, “Bu materyallerin, bir zamanlar yıldızın yakınlarında bulunan bir gezegenin çekirdeğinde yer aldığını düşünmek son derece mantıklı” dedi.

5 Mayıs 2012

Dev Şirketler Uzay Madenciliğinin Peşine Düştü

  Uzay madenciliği

Dünya ticaretinin yeni gözdesi; uzay madenciliği.

Yeni kurulan uzay şirketi, sadece bir göktaşını ele geçirirse dünyanın en büyük şirketi olabilecek.

ABD'de uzaydaki göktaşlarında bulunan trilyonlarca dolar değerinde değerli metalleri işletmeyi amaçlayan ve aralarında Google yöneticileri ve ünlü yönetmen James Cameron'ın da bulunduğu birçok ünlü isim şirket kurdu.

Teknoloji sitelerinde yer alan habere göre, gözünü öncelikle gezegen bilimci John S. Lewis'in keşfettiği Amun 3554 göktaşına diken şirket, bu göktaşında bulunan 8 trilyon dolar değerindeki platinyum, 8 trilyon dolar değerindeki demir ve nikel ile 6 trilyon dolar değerindeki kobalt madenini işletmeyi başarabilirse dünyanın en büyük ve zengin şirketi olabilecek.

Planetary Resources adlı şirketin kurulduğu önceki gün açıklanırken, uzmanlar, şirketin yatırımcıları ve destekçilerinin isimlerine bakarak, şirketin robotlarla bu madeni elde etmeye çalışacağını belirtiyorlar.

28 Nisan 2012

Şirketin yatırımcıları ve danışmanları şu isimlerden oluşuyor:

-Larry Page - Google
-Eric Schmidt - Google
-K.Ram Shriram - Google
-Peter Diamandis - X-Prize Foundation - Space Adventures - Singularity
University
-Eric Anderson - Space Adventures
-James Cameron - Film yönetmeni ve kaşif
-Charles Simonyi - Yazılımcı ve iki kez uzay turisti
-Ross Perot, Jr. - Perot Systems
-Tom Jones - Eski NASA astronotu ve gezegen bilimcisi

'Yaşanabilecek' Gezegen düşüncesi güçlendi

'Yaşanabilecek' Gezegen  

Astronomlar, güneş sisteminin dışında, ‘yaşanabilecek’ bir gezegen buldular.

Samanyolu’nda bu tip başka gezegenler de olabileceği düşüncesi güçlendi.

Astronomlar, güneş sisteminin dışında, ‘yaşanabilecek’ bir gezegen buldular. Samanyolu’nda bu tip başka gezegenler de olabileceği düşüncesi güçlendi.

İngiliz Telegraph’ın haberine göre gezegen, uzmanların “yaşanabilecek bir alan” olarak tanımladıkları bir bölgede bulunuyor. Gliese 667Cc ismi verilen gezegen, kendi güneşine tam da yeterli uzaklıkta yer alıyor: çok kuru olmasına sebep olacak kadar yakında değil, ancak dondurucu soğuklara izin vermeyecek kadar da yakın.

Gezegen, dünyadan 22 ışıkyılı uzaktaki bir “kırmızı cüce yıldız”ın yörüngesinde bulundu. Kırmızı cüce yıldızlar, güneşin civarında en çok görülen yıldız türlerinden birisi.

Bu yıldız türleri, “dev gezegen” denilen ve kayalık maddelerden oluşmayan gezegenlere de ev sahipliği yapıyor. Gezegenin bulunmasıyla, evrende yalnız olup olmadığımıza dair soruların cevaplanabileceği düşünülüyor.

Sıvı formda su olabilir

Avrupa Güney Gözlem Evi’nden (ESO, European Southern Observatory) gelen bilgileri inceleyen astronomlar, Gliese 667Cc’nin dünyanın yaklaşık 4 buçuk katı büyüklüğünde, katı bir gezegen olduğunu keşfettiler.

Göttingen Üniversitesi ile Kaliforniya Üniversitesi’nde çalışan bilimadamları ise, gezegenin kendi kırmızı cüce yıldızından aldığı ışınların, Dünya’nın Güneş’ten aldığı ışınlara nazaran yüzde 10 daha az olduğunu hesap ediyor.

Bununla beraber Dünya’ya yakın miktarlarda enerji alıyor. Bu da gezegendeki suyun sıvı formda olabileceği ve gezegen üzerindeki sıcaklıkların bizimkine benzer olabileceği anlamına geliyor.

28 Nisan 2012

Son Yolculuk

NASA'nın geçen sene emekliye ayırdığı 'Discovery' uzay mekiği, bir Boeing 747'nin sırtında sergileneceği müzeye götürüldü.

Evreni inşa eden molekül

  Evreni inşa eden molekül: H3+

Bilim insanları, evrenin temel yapı taşlarından biri olarak kabul edilen H3+ molekülün üzerinde yapılan yeni bir araştırmayla, ilk yıldızların nasıl oluştuğu hakkında yeni bilgiler elde etti.

Bilim tarihinde ilk kez, H3+ (üç atomlu hidrojen iyonu) molekülünün titreşim modeli çıkarıldı. Bilim insanları, üç hidrojen atomu ve iki elektrondan oluşan molekülün nasıl bir titreşim modeline sahip olduğunu anlayabilirse, molekülün yaydığı ışının dalga boyları ölçülebilecek. Bu sayede, molekülün her yeni astronomik keşifte ne derece yer edindiği anlaşılabilecek.

H3+, 13.7 milyar yıl önce yaşanan Büyük Patlama’nın ardından evrende en çok bulunduğuna inanılan moleküllerden biri. Arizona Üniversitesi’nden Ludwik Adamowicz, “Evrenin büyük kısmı hidrojenin değişik formlarını içeriyor... Ancak H3+, yıldızlararası uzayda en çok rastlanan iyon. Ayrıca, uzaydaki varlığı en önemli iyonlardan biri” ifadesini kullandı.

Physical Review Letters dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, H3+’nın titreşimi ve ışn yayma kapasitesi, evrendeki ilk yıldızların ısısını uzaya yayarak, yıldızların aşırı ısıdan dolayı parçalanmadan oluşmalarında önemli rol oynamış olabilir.

Araştırmada yer alan yine Arizona Üniversitesi’nden Michele Pavanello, “Oluşmakta olan yıldızların ısısını alan moleküller olmasaydı, yıldızların ortaya çıkması da mümkün olmayacaktı... Gök bilimciler, yıldızların soğumasında özellikle H3+ iyonunun önemli bir rol oynadığını düşünüyor” dedi.

KUANTUM YİNE DEVREDE

Adamowicz ve Pavanello, H3+ iyonunun davranışına ait izleri tespit edebilmek için kuantum mekaniğine dayanan bilgisayar simülasyonu kullandı.

Adamowicz, “Rol teorisi, molekülün titreşimlerini bilgisayarda oluşturmak, ardından molekülün nasıl döndüğünü ve dans ettiğini anlamaya dayanıyor” dedi.

İki araştırmacının gerçekleştirdiği simülasyonlar, H3+ molekülünün spesifik dalga boylarında foton veya enerji yaydığını gösterdi. Eğer teleskoplarla yapılan gözlemler, uzaydaki belli bir toz ve parçacık bulutunda simülasyonda görülen dalga boylarına ait ışınlar tespit ederse, H3+ iyonu uzayda daha kolay tespit edilebilecek.

Bilim insanları ayrıca, özellikle Büyük Patlama’nın ardından, yıldızların nasıl oluştuğuna dair fiziki açıklamalara da ulaşabilecek.

Pavanello, “H3+ iyonunun soğutma yeteneğini anlayarak, yıldızların nasıl oluştuğunu çok daha iyi anlayabiliriz. Ancak ilk önce bu iyonun titreşim tayfını ortaya çıkarmamız lazım... İyonun yaydığı enerji seviyeleri, tespit ettiğimiz kadarıyla H3+ iyonunun oldukça iyi bir soğutma kapasitesi olduğunu gösteriyor” dedi.

18 Nisan 2012

Güneş Sistemi'ndeki en iyi manzara

Uluslararası Uzay İstayonu’nda (ISS) görev yapan astronotlar, Dünya’ya ait yüzlerce saatlik çekimden bazı kısımları hızlandırılmış video haline getirdi.

İnsanlığın 2000 yılından bu yana alçak yörüngedeki yerleşim noktası olan uzay laboratuarı, altında dönüp duran Mavi Bilye’ye ait mükemmel görüntüler çekiyor.

Yeryüzünde astronotların gönderdiği videoyu montajlayan Alex Rivest, “ISS’deki şanslı astronotlar ve bilim insanları kesinlikle Güneş Sistemi’ndeki en iyi manzaraya sahip” dedi.

Uzay istasyonunun cupola (ISS’de ve bugüne dek uzay araçlarında bulunan en büyük pencere) kısmında yer alan kamera, astronotların her gün tanık olduğu görüntüleri bize gösteriyor. Okyanuslar, nehirler, bulutlar ve rengarenk şehirler, Dev pencerenin altında akıp gidiyor.

Rivest, hazırladığı videoyu, Yuri Gagarin’in uzaya çıkışının 51’inci yıldönümü olan 12 Nisan’da yayımladı. Gagarin’in uzaya çıkan ilk insan olduğu rekabet günlerinde, ABD ve Sovyet Rusya teknolojik özelliklerini sunmak için büyük bir yarışa girmişti.

Avrupalı, Kanadalı, Japon, Rus ve ABD’li astronotların, Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve NASA işbirliğiyle beraber yer aldıkları ISS ise bugün gelinen noktanın 50 yıl öncesine kıyasla ne kadar farklı olduğunu gösteriyor. ABD’nin uzay mekiği filosunun Temmuz 2011’de emekliye ayrılmasıyla, ABD’li astronotlar Rusların inşa ettiği roket ve uzay araçlarıyla atmosferin dışına yolculuk yapıyor.

17 Nisan 2012

  Uzay resimleri

Ölen Yıldızların Tozları

  Yıldızların ölüm sırları

Bilim adamları, ölen yıldızların kütlelerini uzaya nasıl dağıttığının sırrını çözdüklerini söylüyor.

Güneşimize benzeyen yıldızlar, ömürlerinin son yıllarında dış katmanlarındaki malzemeleri uzaya dağıtarak kütlelerinin çoğunu kaybediyor.

Bu malzemeler daha sonra başka gezegenlere yapı taşı oluyor.

Bu sürecin nasıl işlediği bugüne dek bilinmiyordu.

Bilgisayarla yapılan projeksiyonlar, yıldızlardan gelen parçacıkların çok küçük olacağını ve bu yüzden de etraflarındaki ışığı emip, aşırı ısınacağını öngörüyordu.

Nature dergisindeki makaleye göre Avrupa ve Avustralya üniversitelerinden gökbilimciler, üç dev kızıl yıldızı incelemiş.

Bunlar bir zamanlar Güneş'in şimdiki haline benzeyen, şimdi ise hidrojen stoklarını tüketerek, dev boyutlara ulaşan yıldızlar.

Sırlar yıldız tozunda

"Toz zerrecikleri çok sayıda küçük yelken gibi çalışıyor; ancak burada rüzgarın işlevini ışık görüyor."

Araştırma ekibinin lideri Barnaby Norris

Gökbilimciler bu yıldızları Avrupa Güney Gözlemevi'nin Şili'ye kurduğu Çok Büyük Teleskop'u kullanarak incelemiş.

Ve etraflarındaki dev kütlede bulunan yıldız tozu zerreciklerinin büyüklüğünü ölçmeyi başarmış.

Bilim adamları bu zerreciklerin beklenenden çok daha iri, metrenin milyonda biri büyüklüğünde olduğunu keşfetmiş.

Bu beklenenden büyük olmakla birlikte, yıldızdan yayılan ışıkla birlikte uzaya yayılacak kadar da küçük.

Yani yıldızlar, güneş rüzgarına benzeyen ama çok daha kuvvetli olan bir mekanizmayla, kütlelerini gaz ve mineral zerrecikleri olarak uzaya saçıyor.

Araştırma ekibinin lideri olan Sidney Üniversitesi'nden Barnaby Norris, bu mekanizmayı BBC'ye şöyle anlattı:

"Toz zerrecikleri çok sayıda küçük yelken gibi çalışıyor; ancak burada rüzgarın işlevini ışık görüyor."

Bu buluşun, galaksilerin evrim süreci ve ağır maddelerin uzayda yayılmasıyla ilgili bilgi eksiklerini doldurması bekleniyor.

13 Nisan 2012

Gökyüzünde Kozmik Üçgen

  Mars, Ay veRegulus Yıldızlı kozmik üçgen

Birçok gizemi hala çözülemediği için her zaman ilgi odağı olan Kızıl Gezegen Mars, bu gece meraklılarına güzel bir gösteri sunacak.

Amerika’nın Doğu eyaletlerinde 20:30’da (T.S.İ sabaha karşı 03:30) gözlemlenmesi beklenen kozmik gösteride Mars, Ay ve parlak Regulus Yıldızı kozmik bir üçgen oluşturacak şekilde sıralanacak.

Mars gezegeni  

Gökbilim meraklılarının heyecanla beklediği kozmik üçgen sırasında gökyüzünün açık olması halinde Ay, Mars ve hemen arkalarında Regulus yıldızını gözlemlemek mümkün olacak. Mars, yaklaşık bir ay önce, son iki yılın Dünya’ya en yakın konumuna gelmişti. Dünya’ya 100.7 milyon kilometre yaklaşan Kızıl Gezegen, o tarihten sonra yavaş yavaş yeniden Dünya’dan uzaklaşmaya başlamıştı.

Giderek Dünya’dan uzaklaşan Mars’ın bu günlerde çok parlak olarak gözlemlenmesi mümkün. Şimdi parlaklığı yüzde 70 oranında gözlemlenebilen Mars’ın yaklaşık bir ay sonra ise gözlenebilen parlaklığı yarı yarıya düşecek.

03 Nisan 2012

Güneşte 'Dehşet Verici' Büyüklükte Deprem

  Güneşte deprem

Japonya'yı vuran 8.9 şiddetindeki depremin 1000 kat güçlüsü Güneş'te oldu.

Bilim insanları, geçtiğimiz yıl Mart ayında Japonya'yı vuran ve tsunami felaketine yol açan 8,9 büyüklüğündeki depremin 1000 kat güçlüsünü Güneş'te tespit etti.

İngiltere'deki üniversitelerin en büyük uzay araştırma grubu olan UCL Mullard Uzay Bilimi Laboratuarı'ndaki gökbilimciler, 11 Mart 2011'deki Japonya depreminden 1000 kat daha güçlüsünün, olaydan yaklaşık bir ay önce, 15 Şubat 2011'de Güneş'te gerçekleştiğini ortaya çıkardı.

Geçtiğimiz günlerde Manchester'da yapılan 2012 Ulusal Astronomi Toplantısı'nda, astronom Sergei Zharkov'un açıkladığı araştırma sonuçlarına göre, depremleri Güneş'te oluşan manyetik alan patlamaları ve koronal kütle atımları tetikleyebiliyor.

Buna göre, Şubat 2011'de yıldızda oluşan inanılmaz büyüklükteki deprem, iki Güneş patlamasının ardından gerçekleşti.

Patlamadan sonra açığa çıkan jeomanyetik fırtına, saniyede 600 kilometre hızla Dünya'ya yöneldi ve atmosferimizde kuzey ışıkları (aurora) oluşmasına sebep oldu.

Depremin ardından Güneş'in yüzeyinde tsunamiye benzeyen dalgalanmalar görüldü.

Toplantıda açıklamalarda bulunan Sergei Zharkov, "Güneş'in yüzeyinde, bir havuza taş atılmasından sonraki harekete benzeyen dalgalanmalar oluştu. Aslında onları oluşturan şey, yüzeyin altında meydana gelen ve ses dalgaları üreten ani enerji boşalımı" dedi. Güneş'teki patlama ve depremlerin, yeryüzündeki sismik hareketlere etkisinin olup olmadığı ise halen gizemini koruyor.

3 Nisan 2012

NASA: Şaka değil gerçek

Şaka değil gerçek  

ABD Uusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), bugün bir asteroitin Dünya’nın yakınından geçeceğini açıklamıştı. Bazılarının 1 Nisan şakası sandığı açıklamanın gerçek olduğu belirtilirken, gök bilimciler asteoitin Dünya’yı tehdit etmeden yanından geçtiğini belirtti.

2012 EG5 adı verilen asteroit, TSİ 11.32’de Dünya’ya Ay’dan daha yakın bir mesafeden geçti. Yaklaşık 46 metre genişliğindeki asteroit, Dünya için bir tehdit oluşturmadı.

NASA’nın California’daki Jet İtiş Gücü Laboratuarı’nın (JPL) Twitter hesabından yapılan açıklamada, “2012 EG5, 1 Nisan günü tehdit oluşturmadan Dünya’nın yanından geçecek” ifadesini kullanmıştı.

ŞAKA DEĞİL GERÇEK

2012 EG5, Dünya’ya en çok 230 bin kilometre yaklaştı. Bu mesafe, Dünya ile Ay’ın arasındaki mesafenin yarısından biraz daha fazla. Ay’ın, Dünya’nın etrafındaki dönüşünde koruduğu mesafe yaklaşık 382 bin 900 kilometre.

NASA, 2012 EG5’in son bir hafta içinde Dünya’nın yanından geçecek üçüncü küçük asteroit olduğunu belirtti. 26 Mart’ta, 2012 FP35 ve 2012 FS35 adlı iki küçük asteroit daha tehdit oluşturmadan Dünya’yı sıyırıp geçmişti.

  NASA, 2012 EG5

Bir otobüs büyüklüğündeki 2012 FP35, yeryüzüne 154 bin kilometre yaklaşmış, bir araba büyüklüğündeki 2012 FS35 ile Dünya arasındaki mesafe ise sadece 58 bin kilometreye düşmüştü.

Gök bilimciler, çok yakından geçmelerine rağmen, küçük asteroitlerin Dünya’nın atmosferine girmeleri halinde parçalara ayrılacağını ifade etti.

ZİYARETLER DEVAM EDİYOR

2012 EG5, 13 Mart’ta keşfedilmişti. 28 Mart’ta keşfedilen bir diğer küçük asteroit 2012 FA57 ise 4 Nisan’da gökte belirip yok olacak.

JPL, Near-Earth Object Program ile Dünya’yı tehdit edebilecek gök cisimlerinin tespit edilmesi için çalışıyor.

2 Nisan 2012

Dünya'nın beş katı büyüklüğünde

  Güneş fırtınası

Bilim insanları, Eylül 2011’de yaşanan Güneş fırtınasının, Dünya’nın beş katı büyüklüğünde olduğunu açıkladı.

SDO uzay aracı tarafından Şubat ayında gözlemlenen güneş fırtınasının saçtığı parçacıkları Dünya'yı teğet geçmişti.

İngiltere’nin Manchester kentinde düzenlenen Ulusal Astronomi Toplantısı 2012’de sunulan fotoğraflarda, geçtiğimiz yıl yaşanan fırtınanın detaylı fotoğrafları sunuldu.

Gök bilimciler, dev güneş fırtınasının sıcaklığını 4,999 santigrat ile 1,999,999 santigrat derece arasında olduğunu belirtti.

Dev fırtına, sadece üç saat içinde Güneş’in yüzeyinden kıvrılarak tam 200 bin kilometre yükseliğe ulaştı. Bu mesafe, Dünya ile Ay arasındaki mesafenin neredeyse yarısına denk geliyor.

UZAYI KAVURDU

Güneş’ten uzayın karanlığına kıvrılarak yayılan dev fırtınanın yaydığı gazların, saatte 300 bin kilometreye ulaştığı tespit edildi. Dünya’nın yüzeyindeki fırtınalar ise saatte ortalama 160 kilometre hıza ulaşıyor.

Eylül 2011'de yaşanan patlama. Kaynak: Wired

Gök bilimciler, bir Güneş fırtınasına ait en detaylı görüntüleri geçtiğimiz ay elde etti. NASA’nın SDO (Solar Dynamics Obervatory) uzay aracı, 7-8 Şubat günlerinde yaşanan güneş fırtınasını 30 saat boyunca gözlemlemişti. Bu fırtınanın, Eylül 2011’de yaşanan fırtınanın beşte biri kadar, yani Dünya’yı yutacak kadar büyük olduğu belirtildi.

Bilim dünyasının ‘coronal mass injection’, yani ‘taçküre kütle atımı’ olarak tanımladığı patlamalar, Güneş’in yüzeyinden uzaya çok yüksek sıcaklıkta gaz ve materyalin saçılmasına yol açıyor. Güneş’in manyetik alanlarının sarmalımsı hareketleri, bu patlamalarla oluşan fırtınalara DNA zincirlerine benzeyen şekli kazandırıyor.

29 Mart 2011

Samanyolu'nda 10 milyar gezegen

  Samanyolu, 10 milyar gezegen

Bilim insanları, Samanyou Galaksisi’ndeki kırmızı cüce yıldızlarının yüzde 40’ının, dünya benzeri gezegenler içeren sistemlere sahip olabileceğini belirtti. Yapılan hesaplamalar, galakside Dünya benzeri gezegen sayısının 10 milyar civarında olabileceğine işaret etti.

Kırmızı cüceler, Güneş’in yaklaşık yarı kütlesine sahip olan daha küçük yıldızlar anlamına geliyor. Bu yıldızlar, dört bir yanına yayılmış oldukları galaksideki yıldız çeşitlerinin yaklaşık yüzde 80’ini temsil ediyor. Kırmızı cücelerin bu kadar yaygın olmaları, Güneş Sistemi dışında yaşam izi arayabileceğimiz on milyarlarca yer olduğunu gösteriyor.

Avrupa Güney Gözlemevi’ne bağlı gök bilimcilerin gerçekleştirdiği araştırmada, yeni gezegenler keşfetmek için kullanılan HARPS teleskopuyla son altı yıl içinde 102 kırmızı cüce incelendi. Teleskop, incelediği kırmızı cücelerin yörüngesinde en az bir tane gezegen bulunup bulunmadığına odaklandı. Kısaca, kırmızı cücelerin her birinin bir yıldız sistemini temsil edip etmediği anlaşılmaya çalışıldı.

Araştırmanın sonucunda, yoğunluğu Dünya’nın bir ile 10 katı arasında değişen, dokuz gezegen bulundu. Bu gezegenlerin ikisi ise yaşama olanak tanıyacak sıvı halde suyun bulunması için yeterli sıcaklığa sahipti.

Gezegenlerin yaşanabilir bölgede bulunması, yıldızlarına sıvı suyun oluşmasına olanak verecek sıcaklığın oluşacağı mesafede bulunmaları anlamına geliyor. Kırmızı cüceler, Güneş kadar sıcak olmadıkları için, yörüngelerindeki gezegenlerle aralarındaki mesafenin, yaşama olanak vermek için daha az olması gerekiyor.

DEV GEZEGENLER ÇOK AZ

HARPS teleskopuyla yapılan araştırmada, kırmızı cüce sistemlerindeki Jüpiter büyüklüğündeki dev gezegenlerin toplam gezegenlerin yüzde 12’sini bile oluşturmadığı tespit edildi. En nadir bulunan gezegen çeşitlerinden bir diğeri, küçük, kayalık ve yaşama olanak tanımayan gök cisimleri.

Astronomi dünyası, son yıllarda yapılan keşiflerle Güneş Sistemi dışında 700’den fazla gezegen keşfetti. Galaksinin karanlığı gözlemlendikçe, içerdiği yıldız ve gezegen sayısı hakkında yapılacak tahminin doğruluk payı da giderek artıyor.

Gök bilimciler, geçmişte yaptıkları çalışmalarda, Samanyolu Galaksisi’ndeki gezegen sayısı hakkında farklı tahminlerde bulunmuştu. Yakın zamanda yapılan bir araştırmada her bir Güneş benzeri yıldızın birinin yörüngesinde Dünya boyutunda gezegenler bulunduğu öne sürüldü. Bir diğer araştırmada ise 100 milyar yıldızın her biri için bir Dünya benzeri gezegen bulunabileceği belirtildi.

Bilim dünyası, gelecekte inşa edilecek yeni nesil teleskoplarla, Güneş Sistemi dışındaki gezegenlerden ışığı doğrudan gözlemlemeyi, böylece yaşam izine işaret edecek oksijen veya metan gibi kimyasalları bulundurup bulundurmadıklarını incelemeyi amaçlıyor.

28 Mart 2012

Uzayda Trafik kazasına az kaldı

  Uzay trafiği karıştı
Uzay çöplüğü, nasa

İstasyonda 'Uzay çöpü' korkusu.

Uluslararası Uzay İstasyonu’nun 6 astronottan oluşan ekibi yanlarından hızla geçen uzay çöpleri nedeniyle büyük bir tehlike atlattı. İstasyonda alarm durumuna geçilirken, astronotların durumunun iyi olduğu bildirildi.

Altı kişilik astronot ekibinin, yanlarından hızla savrulan uzay çöpleri nedeniyle alarm durumuna geçip, uzay istasyonuna kenetlenmiş iki Soyuz kapsülüne sığındıkları açıklandı. Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, astronotların durumunun iyi olduğunu ve yeniden uazy istasyonuna döndüklerini bildirdi. Yetkililer, Uluslararası Uzay İstasyonu'unda (ISS) yaşayan üç Rus, iki Amerikan ve bir de Hollandalı astronotun, tehlikenin geçmemesi durumunda Soyuz kapsülleri ile dünyaya geri döneceklerini açıkladı.

Rus yetkililer, tehlike yaratan uzay çöplerinin, Rusya'nın, 1993 yılında uzaya gönderdiği ve 2009 yılında da Amerikan Iridium-33 uydusu ile çarpışan Kosmos 2251 uydusuna ait parçalar olduğunu açıkladı.

NASA'nın verdiği bilgilere göre, son on yılda üçüncü kez uzay çöpü nedeniyle alarma geçildi. Uzay istasyonu son olarak 2011 yılı haziran ayında tahliye edilmişti. O dönem de istasyona hızla yaklaşan uzay çöpü geç fark edilmiş, çöpler büyük bir hızla istasyona sadece 250 metre mesafeden geçmişlerdi. Son olayda ise çöpler, istasyona 14 kilometre uzaklıktan geçti.

Uzmanlar, uzayda 55 yıldır yürütülen çalışmalar sonucu oluşan uzay çöpleri nedeniyle uyarıyor.

Dünya yörüngesi etrafında roket ve uydulara ait on milyonlarca metal, plastik ve cam hurdanın bulunduğu belirtiliyor.

Uzay çöpleri, saatte binlerce kilometre hıza ulaştıkları için, en küçük uzay çöpleri dahi büyük zararlara yol açabiliyor.

12 yıl içinde UUİ üçüncü kez bir uzay çöpünün çarpma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.

Geçen Haziran'da bir metal parçası istasyonun 335 metre yakınından geçmişti.

NASA tehlikenin atlatılması üzerine bu sabaha karşı mürettabattan ana istasyona dönmesinin istendiğini bildirdi.

Rus Uzay Dairesi de, roket parçasının uzay istasyonunun 23 kilometre yakınından geçtiğini duyurdu.

NASA, alt yörüngede dolaşan yaklaşık 22 bin parça uzay çöpünü takip ediyor. Ancak dünyanın yörüngesinde daha önceki uzay yolculuklarından kalan milyonlarca parça dolaşıyor.

Altı kişilik ekip istasyonda yaşıyor  

Bunlar arasında bir santimetreden küçük metal parçalarla, dev roketler ve devre dışı bırakılmış yakıt tankları da bulunuyor.

Saniyede birkaç kilometre hızla hareket eden bu parçaların uzay istasyonuna ya da uydulara ağır hasar verebileceği belirtiliyor.

Uzaydaki en büyük parça kirliliği 2007'de Çin'in bir füzeyle kendi uydularını vurması sonucu oluşmuştu. Bunun sonucunda 3 bin izlenebilir parça ve 150 bin kadar parçacık uzaya yayılmıştı.

2009'da bir Rus uydusu ile bir Amerikan uydusu çarpışmış, tonlarca uzay çöpü ortaya çıkmıştı.

24 Mart 2012

1946, Peenemünde'den Ay'a

Wernher von Braun, dehasıyla parlayan bir yıldızdı. O önce Nazilere hizmet etmiş, daha sonra da ABD’de uzaycılığın öncüsü olmuştu.

Savaştan sonra böyle bir kariyer yapmayı birçok Alman hayal etmişti. Hele eski SS mensupları...Ne Nazilikten arındırılma, ne tutuklanma ne de gelecek korkusu. Onun yerine refah ülkesi ABD’nin hür dünyası...Roket mühendisi Wernher von Braun (1912 – 1977) daha 1946’da taraf değiştirip Atlantik’in karşı yakasına geçmişti.

Amerika'da uzaycılık tarihi

V2 roketinin mimarı o tarihten bir yıl öncesine kadar Hitler’in son ümidiydi ve Führer çöküşü ancak o silahla önleyebileceğine inanmıştı. Braun önce Teksas, daha sonra da Alabama’da mesleğine kaldığı yerden devam etti. Başkan Harry S. Truman’ın hizmetindeki Alman bilim adamı, 1969 yılında hayal olmaktan çıkan aya seyahatin temel araştırmalarını yapmakla görevlendirilmişti. NASA’nın başkan yardımcılığına kadar yükselen Wernher von Braun, bundan yüz yıl önce 23 Mart 1912’de dünyaya geldi.

Wernher von Braun  

Braun yıllar sonra bu adımını şaşırtıcı bir samimiyetle, “Ülkem iki savaş kaybetti, bu defa galiplerin yanında olmak istiyorum”, cümlesiyle gerekçelendirdi. Osnabrück Üniversitesi’nin tarih profesörlerinden Rainer Eisfeld, “O, askeriye üzerinden Ay'a ulaşmak isteyen bir oportünistti”, diyor.

Braun’un yıldızı üst üste iki kez parladı. Prusya’da doğmuş, ailesi daha sonra Berlin’e yerleşmişti. Alman milliyetçisi olan babası, Weimar Cumhuriyeti’nin son hükümetinde tarım bakanlığı yapmıştı.

SS gönüllüsü

Uzay tutkunu Braun, Berlin-Tegel’deki roket deneme merkezine başvurdu. İki yıllık mühendislik öğreniminin ardından Alman Reich’ının roket geliştirme ekibine katıldığında 20 yaşındaydı. 1937 yılında Usedom Adası’ndaki Peenemünde Kara Kuvvetleri Deney Merkezi’nin teknik müdürlüğüne getirildi.

Orada geliştirilen roketler çok sayıdaki başarısız denemenin ve Hitler ile yapılan sayısız mülakatın ardından 1942 yılında seri imalata hazır hale getirildi. Profesör Eisfeld, “Roket geliştirmesi için Braun’u zorlamaya lüzum yoktu”, diyor. Hitler’in özel muhafız birliği SS’e de gönüllü olarak katılmıştı. SS’in temerküz kampındaki esirleri roket montajında kullanabilmek için Peenemünde'li mühendislere ihtiyacı vardı.

‘Aggregat 4' tipi V2 roketi için bir de Nordhausen’de özel yeraltı esir kampı kurulmuştu. Roketin adındaki V, misillemenin Almancası olan ‘Vergeltung’un ilk harfiydi. Amaç, İngilizlerin, Alman Hava Kuvvetleri’nin bombardımanları karşısındaki direncini kırmak ve düşmanın moralini bozmaktı. Ama V2, imalatı kullanılışından daha fazla can alan tek silah olarak tarihe geçti. Nordhausen’in yer altı tesislerinde zorla çalıştırılan esirlerin sayısı 20 binin üzerindeydi.

  Wernher von Braun NASA uçuş kontrol merkezindel

İnanmış bir Amerikalı

Braun her ne kadar esir kampından haberdar olmadığını söylese de, imalatta çalışacak olanları bizzat seçtiği ortaya çıktı. Tarihçi Eisfeld, davranışını ‘silah temini için suç işlemekten korkmayan’ birine benzettiği Braun'u konu alan kitabında ‘barbarlığın ruhundan uzaycılığın doğuşu' alt başlığını kullanmış.

Nazilerin savaş terörüne bulaşmış olması Amerikan makamlarını ilgilendirmemişe benziyor. Amerikan yönetiminin tek derdi, diğer bilim adamlarında olduğu gibi Peenemünde'li roketçilerin de Sovyetler Birliği'nin eline geçmemesiydi. Eisfeld, “Başlamakta olan Soğuk Savaş'ın ilk izlerine bu dönemde rastlandığını” söylüyor. Braun nikah için 1955 yılında Almanya'ya yaptığı kısa ziyaret sırasında da Amerikan askerlerini yanından ayırmamıştı.

Wernher von Braun, Atlantik'in karşı yakasında vizyonunu gerçekleştirebilmek için kısa zamanda inanmış bir Amerikan vatandaşı olup çıktı ve Kore Savaşı için V2'nin modern versiyonu olarak, kısa menzilli ve nükleer başlık taşıyabilen bir füze geliştirdi. Sovyetler Birliği'ni dünyaya hâkim olmaya çalışmakla itham ediyor ve hür bir millet olarak varlıklarını sürdürebilmeleri için ayda Amerikan bayrağının dalgalanmasının şart olduğunu söylüyordu.

Yaşayan efsane

  Peenemünde turistik yer oldu

Braun daha o yıllarda uzayın silahlandırılmasından yanaydı. 1977 yılında ölen Alman mühendis efsaneleşmek için de boş durmuyordu. Son derece popüler olmuş ve Walt Disney ile çalışmaya başlamıştı. Alman magazinlerinde Braun'dan, “Peenemünde'de uzayın kapısını aralayan dahi” şeklinde söz ediliyordu.

Profesör Eisfeld savaş sonrasının, teknik iyimserliğin doruklara çıktığı dönem olduğunu anlatıyor. Teknoloji efsanelerinin günümüze kadar değerlerini koruduklarını da. İki Alman devletinin birleşmesinden sonra da Peenemünde'li mühendislerin kahramanlıkları tartışmaya açılmadı. Hatta 1992 yılında, V2'nin ilk başarılı uçuşunun 50. yıldönümü kutlanacaktı. Ama bu girişim bir müsteşarı işinden etti. Avrupa Uzaycılık Dairesi ESA'nın Başkanı Thomas Reiter de, “siyaseten çok hassas bir konu” olduğu gerekçesiyle Wernher von Braun hakkında konuşmak istemiyor.

22 Mart 2012

Uzay da Ticari meta oluyor

Uzay da Ticari meta oluyor  

30 Nisan'da, uzay tarihinde bir ilk yaşanacak.

Uluslararası Uzay İstasyonu'na (UUİ) özel sektörün ilk ve deneme niteliğindeki seferinin 30 Nisan'da yapılması kararlaştırıldı. Özel sektörün ilk uzay seferini yapacak SpaceX (Space Exploration Technologies Corp.) şirketi, 7 Şubat'ta ilave testler yapmak için ertelediği fırlatma işleminin 30 Nisan'da yapılacağını açıkladı.

Uzay ve havacılık tarihinde yeni bir sayfa açacak, aynı zamanda yörüngedeki uzay istasyonuna ticari yük taşınması alanında yeni bir döneme girilmesini sağlayacak SpaceX Dragon uzay aracının deneme seferi, UUİ'nin astronotları tarafından da heyecanla bekleniyor. ABD'nin Florida eyaletindeki Cape Canaveral Hava Kuvvetleri Üssü'nden SpaceX Falcon 9 roketiyle fırlatılacak Dragon uzay aracı, uzay istasyonuyla sağ salim ve güvenli bir şekilde kenetlenebileceğini ispat etmekle yükümlü bulunuyor.

12 Kargo Seferi İçin 1,6 Milyar Dolar, 8 Ticari Sefer İçin 1,9 Milyar Dolar

California'daki Hawthorne'da kurulu SpaceX firması, uzay istasyonuna 12 kargo seferi için 1,6 milyar dolar, merkezi Virginia'daki Dulles'te bulunan Orbital Sciences şirketi de UUİ'ye 8 ticari sefer için 1,9 milyar dolarlık sözleşme imzalamıştı. Amerikan uzay mekiklerinin geçen yıl sonunda emekliye ayrılmasıyla, uzayistasyonuna yapılacak ticari ikmal seferleri de büyük önem kazanmış oldu.

Bozuk Makine Parçalarını, Dünya'ya Geri Getirecek

Özel sektöre ait uzay aracı Dragon ayrıca, uzay istasyonundan bilimsel numunelerin ve onarım için Dünya'ya taşınması gereken bozuk makine parçalarını da geri getirerek kilit bir rol üstlenecek. İstasyonun ortakları olan ülkelerin hükümetlerine bağlı kuruluşlar tarafından yapılan ikmal seferlerinde kullanılan Rusya'nın Progress, Avrupa Uzay Kurumunun ATV ve Japonya'nın HTV araçları, Dünya'ya dönüşlerinde istasyonun çöplerini taşımak ve atmosfere girişlerinde yanmak üzere tasarlanmış bulunuyor.

Basınçlı - Basınçsız Kargo Aracı Olarak Kullanılacak

UUİ'ye astronot gönderirken basınçlı ya da basınçsız kargo aracı olarak tekrar kullanılabilen Dragon kapsülü, uzay istasyonuyla otomatik veya istenirse elle kumanda ile kenetlenebilme özelliğine sahip bulunuyor.

19 Mart 2012

Dünya manyetik fırtınanın etkisi altında

Güneş'te meydana gelen patlamalar  

Bilim adamları Güneş'te meydana gelen patlamaların ardından, Dünya'nın kısa süre sonra güçlü bir manyetik fırtınanın etkisi altına gireceğini açıkladı.

Uzmanlar, insanlara doğrudan bir zararı olmamakla birlikte, manyetik fırtınanın elektrik şebekelerini, uçuş rotalarını ve bazı uydu izleme sistemlerini etkileyebileceği uyarısında bulunuyorlar.

Amerikan Uzay Hava Tahminleri Merkezi, 'son beş yılın en kuvvetlisi' olarak niteledikleri manyetik fırtınanın TSİ 08.00–12.00 arasında en güçlü seviyesinde olacağını belirtiyorlar.

Manyetik fırtınanın etkisinin en fazla kutup bölgelerinde hissedileceği bildirilirken, fırtınanın yol açtığı radyasyon nedeniyle Kuzey ve Güney Kutbu üzerindeki uçuş rotalarında değişiklikler yapılmasının gerekebileceğini belirtiyorlar.

Uzmanlar saatteki hızı 6,5 milyon kilometreyi geçen manyetik fırtına nedeniyle son 24 saatte uzayda ilginç değişimler gözlendiğini belirtiyorlar.

Manyetik fırtına nedeniyle kuzey ve güney ışıkları olarak bilinen doğa olayları kutup bölgelerinin çok ötesinde görülebilecek.

Güneş'te patlamanın meydana geldiği bölgenin fotoğrafları, yoğun bir manyetik hareketliliğe işaret ediyor.

1972 yılında yaşanan bir manyetik fırtına, Amerika Birleşik Devletleri'nin bazı eyaletlerinde şehirlerarası telefon hatlarının işlemez hale gelmesine neden olmuştu.

8 Mart 2012

Gökyüzünde tarihi randevu

Gökyüzünde tarihi randevu  

Dünya, bu hafta sonu çok nadir görülen bir gök olayına tanıklık edecek.

Jüpiter, Venüs ve Ay, bir gün boyunca birbirlerine yaklaşacak ve gökte görülmeye değer bir düzen oluşturacak.

İnternet üzerinden izleyebilecek “Üçlü birleşme” adı verilen süreçte, üç gök cismi bugün ve yarın gece birbirlerine yaklaşacak. Bu gece TSİ 04.30’da başlayacak olam üçlü birleşme, Pazar gecesi aynı saatte tekrarlanacak. Jüpiter, Venüs ve Ay’ın hareketlerini, Slooh Uzay Kamerası takip edecek.

Kameranın çektiği görüntüler, http://events.slooh.com/ adresinde yayımlanacak.

Slooh, üçlü birleşmeyi, ABD’nin Arizone eyaletinden Afrika kıyılarındaki Kanarya Adaları’na kadar dünyanın dört bir yanındaki gözlemevlerinden aldığı görüntülerle aktaracak.

Hilal şeklindeki Ay, bu gece Venüs’e, yarın gece ise Jüpiter’e yaklaşacak. Gök bilimciler ve astronomi meraklıları, Ay’ı takip ederek, 24 saat içinde gökte ne kadar mesafe kaydettiğini gözlemleyebilecek.

Ay’ın yanı sıra, Jüpiter ve Venüs’te birbirlerine yavaşya yaklaşıyor. Her iki gezegen, 13 Mart gecesi birbirlerinin yanından geçecek.

  Jüpiter, Venüs ve Ay'ın bu gece alacağı konum

Slooh Uzay Kamerası, geçtiğimiz yıl Haziran ve Aralık aylarında gerçekleşen Ay tutulmamalarını da gözlemlemiş ve bu görüntüler internet üzerinden yayımlanmıştı.

 

25 Şubat 2012

32 Milyon Km Hızında Kozmik Fırtına

  Kozmik Fırtına

Küçük bir kara delikte şimdiye kadar en şiddetli kozmik fırtına gözlemlendi

Uzayda saatte 32 milyon kilometre hızla esen rüzgârlar...

Kozmik fırtına, Samanyolu Gökadası'nda bir süre önce keşfedilen, Dünya'dan 28 bin ışık yılı uzaktaki kara deliğin çevresinde oluşuyor.

Bu, devasa kara deliklerde görülebilen ancak bu kez küçücük bir kara delikte oluşan en güçlü kozmik fırtınanın hızı...

NASA araştırmacıları güçlü manyetik alanların gaz akımını hızlandırdığını tahmin ediyor.

Bu kara deliğin bir başka şaşırtıcı özelliği daha bulunuyor.Normalde kara delikler yakınlarındaki ışık dahil her şeyi içine çekiyor.Ancak bu kara deliğin etrafındaki gaz diskindekilerin büyük bir bölümü şiddetli rüzgârlar sebebiyle deliğe düşmüyor..

Yıldızların ömrünü doldurup büyük bir patlamayla yok olmalarıyla oluşan kara delikler görünmez olsalar da çevrelerindeki gaz kütleleri ve yıldızlar üzerindeki etkileri gözlemlenerek keşfediliyorlar.

24 Şubat 2012

Uzaya asansör projesi

  Uzaya asansör projesi

Bir Japon inşaat şirketi 2050 yılına kadar 36 bin kilometre yükseklikteki bir uzay istasyonuna çıkacak bir asansör inşa etmeyi planlıyor. 96 bin kilometre yükseklikteki bir ağırlıkla dengenin sağlanması öngörülüyor.

Bu proje ilk bakışta tam bir çılgınlık gibi gözüküyor. Ancak Obayashi adlı Japon inşaat şirketi ciddi bir şekilde 2050 yılına kadar yeryüzünden 36 bin kilometre yükseklikte bir uzay istasyonu ve bu istasyona uzanacak bir çeşit asansör inşa etmeyi planlıyor. İstasyona yolculuğun saatte ortalama 200 kilometre hızla yaklaşık bir hafta süreceği hesaplanıyor. Bu asansörün, gökdelenlerden alışıldığı gibi bir kabin değil, yaklaşık 30 kişinin nakledilebileceği bir kapsül olması, kapsülün içinde de bir haftalık yolculuk için yaşam mekanları ve tuvaletlerin olması öngörülüyor.

Enerji güneşten

Projenin 36 bin kilometreden de yükseğe uzanması planlanıyor. Kule benzeri bu yapının toplam 96 bin kilometre yükseklikte olması, ucuna ise yapının dengesinin sağlayacak bir ağırlığın yerleştirilmesi hedefleniyor. Bu yükseklik, Dünya ile Ay arasındaki mesafenin dörtte birine denk geliyor. Turistik yolcuların uzay istasyonunda ineceğini, ancak bilim insanlarının 96 bin kilometre yüksekliğe kadar devam edebileceğini belirten proje yöneticisi Satomi Katsuyama, “İnsanlar hep yüksek kulelere hayranlık duymuşlardır” şeklinde konuşuyor. Uzay istasyonunun enerjisinin ise güneş panelleri aracılığıyla sağlanması ve yeryüzündeki merkezde depolanması öngörülüyor.

'Hayal olarak kalmamalı'

Obayashi şirketinin uzmanları böyle bir projenin teknik açıdan mümkün olduğunu vurguluyor. Ancak projenin maliyetinin ne kadar olacağının henüz hesaplanamadığını belirten Obayashi yetkilileri, henüz bir yatırımcı bulunamadığını, ayrıca söz konusu dev borunun dünyanın hangi noktasına kurulacağı ya da kimin bu asansör ile uzaya çıkmak isteyeceği gibi soruların yanıtsız olduğunu kaydediyor. Obayashi şirketinin sözcüsü “Projenin sadece bir hayal olarak kalmaması için, bu fikrin geliştirilmesi üzerinde çalışacağız” diyor.

Dev projelerde tecrübeli şirket

Aslında bu, yeni bir fikir değil. Sadece bilimkurgu yazarları değil, ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) de benzeri “uzay asansörleri” üzerine kafa yoruyor. Obayashi, dev projelerin hayata geçirilmesinde tecrübeli bir şirket. İnşa edildiğinde tarihin en büyük olimpik stadyumu unvanını kazanan Sydney’deki Avustralya Stadyumu ve Dubai’deki 75 kilometre uzunluğundaki sürücüsüz raylı ulaşım şebekesi bu projelerden sadece ikisi. Obayashi şu anda, Japonya’nın başkentinde inşaatı bitmek üzere olan ve 634 metre ile ülkenin en yüksek binası unvanını alacak olan Tokio Sky Tree (Tokyo Gökyüzü Ağacı) adlı gökdelenin de arkasındaki şirket.

22 Şubat 2012

İlk Amerikalı tam 50 Yıl Önce Gitti

  Amerikalı astronot John Glenn

ABD, Pazartesi günü ilk Amerikalının yörüngeye çıkışının 50. yıldönümünü kutlayacak.

Amerikalı astronot John Glenn, 20 Şubat 1962'de saat 09.47'de Cape Canaveral'dan fırlatılan Atlas füzesiyle uzaya çıkmış ve Dünya'nın yörüngesinde 5 saatten az sürede 3 tur atmıştı.

Bundan yaklaşık bir yıl önce Sovyet kozmonotu Yuri Gagarin uzaya çıkan ilk insan unvanını almıştı.

90 yaşındaki John Glenn, Cape Canaveral'de düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada, o dönemde Sovyetlerin Amerikalılar'dan daha üstün teknolojiye sahip olduklarını, füzelerinin daha güvenli olduğunu ve sosyal sistemlerinin de ABD'den daha üstün bulunduğunu söylediklerini belirterek, ''O sıralar komünizmin dünyada oynayabileceği rol üzerinde çok tartışma yapıldı. Bu çerçevede, ABD'nin Mercury programı da soğuk savaş rekabetinin bir parçası oldu'' dedi.

24 Mayıs 1962'de yörüngeye seyahat eden ikinci Amerikalı Scott Carpenter da ilk uzay uçuşlarının 7 yıl sonra kendilerinin Ay'a gitmesini sağlayan bir hazırlık evresi olduğunu söyleyerek, ''Bu uçuşlar bizim Sovyetler Birliği'nden geride olsak bile, Başkan John Kennedy'nin Ay'a gitmek için çabaları artırma ve Rusların önüne geçme emrini yerine getirebileceğimizi gösterdi'' diye konuştu.

İki eski astronot, tüm bunlara karşın, uzay mekiklerinin emekliye ayrılmasıyla Amerikalı astronotların Uluslararası Uzay İstasyonu'na (UUİ) gitmek için Rus Soyuz füzelerine mahkum olmalarının kendilerini çok üzdüğünü belirtti.

19 Şubat 2012

Ay Amerika'nın Eyaleti olursa...

  Ay Amerika'nın Eyaleti olursa...

NASA ayda kurulacak sabit bir istasyon fikrinden vazgeçmiş görünmüyor. Cumhuriyetçi Parti'nin başkan aday adaylarından Newt Gingrich "Ay’da 13 bin Amerikalı yaşarsa, eyalet olmak için başvuru hakları doğacaktır" diyor.

İSTANBUL - 1975 yılında bir dizi bilim insanı, mimar ve mühendis Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA'nın görevlendirmesiyle ayda dev bir koloni kurulmasını öngören bir konsept hazırlamıştı. Bu çalışma tarihin tozlu sayfalarında unutulup gitse de, NASA ayda kurulacak sabit bir istasyon fikrinden vazgeçmiş görünmüyor. Ay'ın dünyadan görünmeyen yüzünde kurulması tasarlanan istasyonun hayata geçmesi halinde insanoğlu ilk kez uzayda bu kadar uzak bir mesafeye gitmiş olacak.

NASA'nın Ay Programı'nın çok pahalıya mal olduğu gerekçesiyle durdurulması ve uzay mekiği programının da geçtiğimiz yıl sona ermesinin ardından Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nde çalışan NASA uzmanları zor günler yaşıyor. Öyle ki Cumhuriyetçi Parti'nin başkan aday adaylarından Newt Gingrich bu durumu Florida'daki ön seçim mücadelesinde kendisi için bir avantaja dönüştürmeye ve NASA çalışanlarının desteğini almaya çalışmıştı. Gingrich, "Kongre kariyerimin ilk dönemlerinde “Uzay için Kuzey-Batı Kararnamesi”ni ortaya koymuştum. Eğer Ay’da 13 bin Amerikalı yaşarsa, eyalet olmak için başvuru hakları doğacaktır" şeklinde konuşuyor.

Cape Canaveral yakınlarında yaptığı konuşmayla NASA’da çalışan muhafazakâr kesime seslenen Gingrich “ay kolonisi” fikrinin o dönemde olduğu gibi şimdi de Amerikalılara ilham vermesi gerektiğini söylediğindeyse salondan alkış sesleri yükselmişti. Gingirch, "İkinci başkanlık dönemim biterken Ay'daki ilk kalıcı üssümüz tamamlanmış olacak ve elbette bu bir Amerikan üssü olacak" diyor.

FİZİBİLİTE ÇALIŞMASI YAPILACAK

Bu tarih yaklaşık 2020 yılına denk geliyor. Florida'daki ön seçimler sırasında da yüzmeye giden politikacı, Amerikalılar arasında espri konusu olmuştu. Ancak Gingrich'in ay kolonisi çağrısından sadece haftalar sonra NASA Başkanı William Gerstenmaier'in yaptığı bir açıklama, Gingrich’e gülenleri oldukça şaşırttı. Hayır, henüz ay kolonisi kurmak gibi bir fikir söz konusu değil, ancak 1 Nisan’a kadar Ay'ın görünmeyen yüzünde kalan dış Lagrange Noktası L2'de, insanlı bir ara istasyon kurulmasının mümkün olup olmadığını tespit etmek amacıyla bir fizibilite çalışması yapılacak.

Bu noktada astronotların uzaktan kumandayla çalışan keşif ve araştırma araçları yardımıyla Ay'ın Dünya'dan görünmeyen yüzünde gereken her türlü çalışmayı yapması mümkün olabilecek. Bu, jeolojik açıdan da büyük önem taşıyor. Zira bu şekilde Ay yüzeyinin ve Güneş Sistemi'nin bilinen en büyük krateri Güney Kutbu-Aitken çanağının araştırılması mümkün olabilecek. Ayrıca istasyonun daha sonra karmaşık görevler için bir çıkış kapısı olarak da kullanılması mümkün.

İŞBİRLİĞİ GEREKİYOR

Öte yandan NASA'nın insanlı uçuşlar sorumlusu William Gerstenmaier bu kez fizibilite çalışması için birtakım kriterlerin önceden belirlendiğini belirtti. Örneğin ulaşımda Uzay Ateşleme Sistemi yani uzay mekiklerinin yerine geliştirilen büyük roketlerin kullanılması gerekiyor. 7 kişilik bir mürettebat için Orion kapsülünün kullanılması uygun görülmüş. NASA için çok önemli bir diğer kriterse özel ve uluslararası ortaklarla işbirliği olanakları. Bu kriterler ABD Başkanı Barack Obama'nın Beyaz Saray'a gelişinin ardından insanlı uzay uçuşlarında ABD'nin tek başına başı çektiği günlerin geride kaldığını bir kez daha ortaya koyuyor.

Obama'nın açıkladığı bütçe planına göre NASA'nın 2013’te 17 milyar 700 milyon dolarla yetinmesi gerekiyor. Bu her ne kadar çok yüksek bir rakam olsa da, talep edilenden yaklaşık bir milyar dolar daha az.

17 Şubat 2012

Füze sırlarını CIA'ya satan Rus casus'a 13 yıl

Füze sırları  

 

Rusya'da Plesetsk uzay istasyonundaki bir mühendis, füze denemesi verilerini Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı CIA'ye satmaktan suçlu bulunarak 13 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Rus gizli servisi FSB'den yapılan açıklamaya göre, istasyondaki üst düzey deneme mühendislerinden Yarbay Vladimir Nesterets vatana ihanetten suçlu bulundu.

Açıklamada Nesterets'in Rusya'nın en son stratejik füzeleriyle ilgili verileri ABD'ye verdiğini kabul ettiği belirtildi.

Rusya'nın füze programı, son zamanlarda, bazı tasarım hataları nedeniyle sekteye uğramıştı.

Denizaltılardan fırlatılan Bulava balistik füzesine bir dizi başarısız denemeden sonra Aralık ayında onay verilmişti.

Kuzey Kutup Dairesi yakınlarında yer alan, kuzey batı Rusya'daki uzay istasyonu uydu fırlatma ve füze denemeleri için kullanılıyor.

FSB, davaya ilişkin başka ayrıntı vermedi.

10 Şubat 2012

Gökyüzünde ne kadar uydu var?

  Uzay, uydu çöplüğü

Uzayda yaklaşık 2 bin 500 ile 3 bin civarında kullanıma hazır uydu bulunurken, bunun 10 katı kadar da uzay çöplüğü denilen görevi bitmiş uydular, roket parçaları gibi başı boş dolaşan nesne bulunuyor. Teknoloji geliştikçe, uzaya daha fazla uydu fırlatıldıkça uzay çöplüğü sorunu büyümeye devam edecek.

BBC Focus dergisinde yer alan habere göre, şu sıralarda Dünya'nın çevresinde başı boş dönen ve boyutları birkaç santimetreden büyük tahminen 25 bin parça bulunuyor. Amerikan Uzay Gözlem Ağı (Space Surveillance Network- SSN) görevinin bir parçası olarak boyu birkaç santimetreden büyük olan Dünya'ya yakın bir uzaklıkta dönen bu nesneleri takip ediyor.

Soğuk savaş döneminde kurulan Uzay Gözlem Ağı (SSN), bugüne kadar yaklaşık 25 bin cismi takip ediyor. Ellerinde hali hazırda 22 binden fazla nesneden oluşan bir katalog bulunuyor. Bu nesneler arasında birkaç santimetre boyutundaki enkazın en küçük parçasından biri ya da büyük iletişim uyduları ile Uluslararası Uzay İstasyonları yer alıyor.

Yörüngede tahminen 2 bin 500 ile 3 bin arasında kullanıma hazır uydu bulunurken, Uzay Gözlem Ağı küresel bir sensör ve radar istasyonlarıyla dünyayı tehdit edebilecek cisimleri izliyor. Bu cisimlerden herhangi biri diğer uzay gemilerini ya da Dünya'yı tehdit eder gibi görünürse, sistem alarma geçiyor. Aynı zamanda sistem bir objenin atmosfere tekrar ne zaman ve nerede gireceğini tahmin edebiliyor.

9 Şubat 2012

Mars umudumuz kurudu!

  Mars umudumuz kurudu!

Mars'tan gelen son bilgiler hayal kırıklığı yarattı

İngiliz bilim adamları, Mars'ın yüzeyinin çok uzun bir süredir kuru olduğunu ve herhangi bir yaşam biçiminin gezegenin ancak derinliklerinde söz konusu olabileceğini açıkladı.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi'nin (NASA) Kızıl Gezegen'de yaşamın izlerini araması için gönderdiği uzay aracı Phoenix'in (Zümrüdü Anka Kuşu) getirdiği toprak örneklerini inceleyen bilimadamları,yaklaşık 5 bin yıl önce gezegenin daha sıcak olduğunu ve yüzeyinde su bulunduğunu, ancak bu sürenin Mars'ta yaşamdan söz edebilmek için çok kısa olduğunu ileri sürdü.

Londra'daki Imperial College araştırmacılarının "Geophysical Research Letters" dergisinde yayımlanan raporuna göre Mars'taki toprak, Ay'dakine benzer bir kuraklık sonucu oluşmuş.

Toprak örneklerinin gezegenin kuzey kutbundan alındığını ancak tüm gezegenin aynı tür toprakla kaplı olduğunu kaydeden bilimadamları, Mars'taki kuraklığın milyonlarca yıl devam etmesinin beklendiğini söyledi.

Mars'ta bulunan su, Kızıl Gezegen'de yaşamın var olabileceğine dair umutları artırmıştı. Bilim adamları, NASA ve Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) gelecekte Mars'a gönderecekleri uyduların yaşam kanıtı bulmak için gezegenin derinliklerini araştırmaları gerektiğini kaydetti.

04 Şubat 2012

İran uzaya bir uydu daha gönderdi

  İran uzaya bir uydu daha gönderdi

İran uzaya bir uydu daha gönderdi.

Nevid adlı uydudan doğal afetler ve hava durumu gibi alanlarda yararlanılacağı belirtildi.

TAHRAN - 'Nevid' adlı küçük uydunun bugün sabaha karşı ''Sefir'' adlı uydu taşıyıcısıyla fırlatıldığı bildirildi. 50 kilogram ağırlığındaki uydunun, 250 ila 375 kilometrede yörüngeye yerleşmesinin beklendiği belirtildi.

Yerli yapım olan uydudan hava durumu ve doğal afetler gibi alanlarda yararlanılacağı, dünyanın etrafını 90 dakikada bir dönecek olan uydunun İran'a ait fotoğrafları yerdeki istasyona göndereceği bildirildi.

''Nevid'' uydusunun daha önce gönderilen haberleşme uydusu ''Ümit'' ve görüntüleme uydusu ''Rasad''dan teknolojik olarak çok daha üstün olduğu ifade edildi.

İran, ''Ümit'' adlı ilk yerli haberleşme uydusunu 3 Şubat 2009'da, ''Rasad'' adlı ikinci yerli görüntüleme uydusunu da 15 Haziran 2011'de uzaya göndermişti. 3 Şubat 2010'da da içinde canlıların bulunduğu kapsül, ''Kavoşger-3'' adlı roketle uzaya göndermişti.

İlk haberleşme uydusunun fırlatıldığı tarihi "Uzay Günü" olarak ilan eden İran, 2020'ye kadar ilk astronotunu uzaya göndermeyi hedefliyor. İran Havacılık ve Uzay Ajansı da tasarım, yapım ve fırlatma aşamasında yeni uydular olduğunu açıkladı.

03 Şubat 2012

Dünya Şiddetli Güneş Fırtınasının Etkisi Altına Girdi

 

Güneş patlaması
7 Haziran 2011'de yaşanan bir güneş patlaması

Dünya son yedi yılın en büyük güneş fırtınasının etkisi altına girdi. Ancak güneşteki fırtınanın canlılara zarar vermesi beklenmiyor.

Amerikan Ulusal Meteoroloji Dairesi, güneşten yayılan radyasyon patlamasının (Taçküre kütle atımı) bugün en üst düzeye çıkacağını, uydu ve yer haberleşmesini etkileyebileceğini bildirdi.

Taçküre kütle atımı, güneşin üst atmosferinden fırlayan milyarlarca ton ağırlığındaki aşırı sıcak gaz bulutlarına verilen ad. Taçküre atımlarının hızı bir saatte milyonlarca kilometreyi bulabiliyor.

Güneş fırtınası sonucu fırlayan kütlenin Dünya’nın koruyucu manyetik alanına çarpması sonucu “Kutup Işıkları” adı verilen ve kutup bölgelerinden izlenebilen renkli haleler oluşuyor.

Güneş fırtınasının yarına kadar sürmesi bekleniyor.

En son yaşanan şiddetli güneş fırtınası Mayıs 2005’teydi.

En şiddetli güneş fırtınaları normalde, “azami güneş aktivitesi” diye adlandırılan dönemlerde, yani 11 yıl arayla yaşanıyor. Güneşin bir sonraki azami aktivitesinin gelecek yıl görülmesi hesaplanıyor.

23 Ocak 2012

National Geogpraphic'in Güneş Fırtınası Belgeselinden

Uzay adabı için kılavuz hazırlanacak

  Uzay Çöpleri riski

Amerika Birleşik Devletleri yönetimi, uluslararası uzay faaliyetlerini düzenleyecek bir 'uzay adabı' kılavuzu oluşturulması için harekete geçti.

Avrupa Birliği ile başlatılan çalışmaların öncelikli hedeflerinden biri yörüngede bulunan ömrü bitmiş uzay araçları gibi 'çöp ve molozlar" konusunda ne yapılacağını karar bağlamak.

Uzaya gönderilen araçların sayısı arttıkça bunların ömrünü doldurmuş olanlarının diğer araçlar için yarattığı risk de artıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, kılavuzun uzaydan nasıl sorumlu bir şekilde yararlanılacağına ilişkin ilkeler ortaya koymasını umuyor.

Bunların başında ömrü dolan cihazların nasıl tehlike yaratmayacak durumda tutulacağı geliyor.

Bu konuda aslında daha önce de benzer bir girişim başlatılmış, hazırlanan taslak Washington yönetiminin vetosuna takılmıştı.

ABD yönetimi getirilen sınırlamaların, 'güvenlik alanındaki faaliyetlerini engelleyecek nitelikte olamayacağını" savunuyor.

Clinton yine de yeni girişime destek verdi; "Uluslararası toplum karşı karşıya olduğumuz zorluklara çözüm getirmezse, gezegenimizin çevresi insanların yolculuğu ve uydu sistemleri için giderek daha tehlikeli hale gelecek ve bundan hepimiz zarar göreceğiz" dedi.

Bu konudaki girişimler ilk kez 2009 yılında, kullanılmayan bir Rus uydusu ile bir Amerikan şirketine ait iletişim uydusu çarpışınca gündeme gelmişti.

Oluşturulacak anlaşmaya taraf olacak ülkelerin uzayı herkesin erişimine açık olarak tutma, birbirine müdahalede bulunmadan barışçı amaçlarla kullanma sözü vermesi isteniyor.

Halihazırda dünya yörüngesinde 10 bin parça uzay çöpü olduğu tahmin ediliyor.

Bunlar arasında uzay mekiklerinden ayrılan gövde parçalarından ömrünü tamamlayıp kapatılmış uydulara farklı büyüklük ve özellikle pek çok parça var.

Dünya çevresinde saatte binlerce km hızla döndükleri için en ufak bir uzay çöpü bile, faal durumdaki bir uzay aracı için risk yaratıyor.

Son aylarda üst üste iki kez Uluslararası Uzay İstasyonu bu gibi parçalardan kaçınmak için yönünü değiştirip, istasyondaki ekibi tahliyeye hazırlamak zorunda kaldı.

18 Ocak 2012

Ugandalı Chris Nsamba'nın Uzaya çıkma çabaları

  Ugandalı Chris Nsamba

Uzay araştırmaları konusunda, Afrika ülkeleri dünyada en geri durumda olan ülkeler arasında. Ancak hobi olarak astronotluk yapan bir Ugandalı, kendi yaptığı uzay aracı ile ilginç bir göreve hazırlanıyor.

Uganda’nın başkenti Kampala’da, kırmızı tuğladan yapılmış bir evin arka avlusunda, yaklaşık bir düzine erkek ellerindeki zımpara kâğıtları ile bir uçağın dış yüzünü parlatmaya çalışıyor. Kanat açıklığı mesafesi 10 metreyi bulan bu uçak, sadece iki kişilik. Ancak buna sadece bir uçak demek yanlış olur. Çünkü çok yakında bu araç, atmosferin stratosfer tabakasına kadar yükselecek ve burada atmosfere giren meteorların ölçümlerini yapacak. Proje sorumlusu Chris Nsamba’ya göre bu araç, Uganda’nın uzay programı için sadece bir başlangıç.

Nsamba, "Burada gördüğünüz bir uzay aracıdır. Geçen mayıs ayında bir prototipini test ettik. Ben o araçla atmosferin sınırlarına kadar yükseldim. Bu da bize kullandığımız teknolojinin işe yaradığını göstermiş oldu. Bu uzay aracı ise bizi 45 bin feet yüksekliğe çıkaracak" diye konuşuyor.

Gerçeğe dönüşen çocukluk hayalleri

Chris Nsamba'nın bahçesi  

Bu da yaklaşık 14 kilometre yüksekliğe tekabül ediyor, yani tam stratosfer katmanına kadar olan mesafeye. Proje sorumlusu Nsamba, amacına bu yıl ulaşmakta kararlı. Eğer proje başarılı olursa, bir adım daha ileri gidilip bir sonraki hedef için çalışmaya başlayacak. Yani uzaya çıkmak için. Nsamba’ya göre planlar istenildiği gibi işlerse, ilk Ugandalı astronot 4-5 yıl içerisinde uzaya çıkmış olacak. Ve 26 yaşındaki Nsamba da, böylece bir çocukluk hayalini gerçeğe dönüştürmüş olacak. Nsamba bunu şöyle açıklıyor: “Ben Teksas’ta uçak mühendisliği eğitimi aldım. Uçak ve uzay araçlarına yönelik ilk projelerimi de orada deneme fırsatım oldu. Ama ondan da önce, aslında daha 13 yaşındayken ilk roketimi yapmıştım. O yaşlardayken, NASA’da çalışan ve bana yol gösteren insanlar vardı. Onlardan çok şey öğrendim.

 Üniversite eğitimim sırasında da kendim bir proje yönettim. Bu projede bir uçak yaptık ve sonra o uçağı kendim test ettim. 2003 yılındaydı bu. O zaman, bir daha kesinlikle test uçuşu yapmamaya karar vermiştim ama 8 yıl sonra durum değişti.”

Uganda Uzay Ajansı

Chris Nsamba, kendi geliştirdiği uzay aracı ile bu yıl içerisinde test uçuşunu gerçekleştirmek istiyor.

Ancak o aşamaya gelene kadar, üstesinden gelinmesi gereken birçok zorluk var.

Zira uçuş takımları ve havacılıkla ilgili birçok elektronik cihazı, ABD’den sipariş etmiş. Ancak Nsamba, Uganda tarihinde daha önce bu tarz cihazların ithalatı hiç yapılmadığı için gümrükte sorunlar yaşanacağını düşünüyor. Diğer yandan Nsamba’nın Doğu Afrika hava sahası üzerinde uçuş izni için müracaat etmesi gerekiyor. Nsamba’nın tamamladıktan sonra uzay aracını bir helikopterle ailesinin arka bahçesinden havaalanına naklettirmesi gerekiyor.

Chris'in annesi  

Tüm bu güçlüklere rağmen Nsamba, Uganda Devlet Başkanı Yoweri Museveni’yi fikirleri ile etkilemeyi başarmış. Devlet başkanı Museveni, Nsamba’yı bizzat arayarak finansal destek garantisi vermiş. Nsamba’nın projesi hâlihazırda yine kendisi tarafıdan kurulan Uganda Uzay Ajansı’nın üyelik aidatları ve bağışlarından ve Afrika Uzay Araştırmaları Programı tarafından finanse ediliyor. Uganda Uzay Ajansı’nın hâlihazırda 600 üyesi bulunuyor. Bu sayı her geçen gün artıyor. Ajansa, ABD ve Kenya’daki uzay meraklılarından da malî destek geliyor. Yani Chris Nsamba’nın stratosfere çıkması, şimdilik sadece bir zaman meselesi.

18 Ocak 2012

13,5 Tonluk Rus Uzay Aracı Düştü

  Rus Uzay Aracı Düştü

13,5 ton ağırlığında olan Rus uzay aracı, Pasifik Okyanusu'na düştü...

Rusya'nın 9 Kasım'da Mars'ın uydusu Phobos'a gönderdiği, ancak motorları çalışmadığı için Dünya'nın yörüngesinden ayrılamayan uzay aracının parçaları, Pasifik Okyanusu'na düştü.

Rusya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Phobos-Grunt'un parçalarının, Pasifik Okyanusu'nun güneyinde yer alan Wellington Adası'nın 1250 kilometre batısına düştüğü bildirildi. 13,5 tonluk uzay aracının parçaları, Dünya'ya düşen en ağır ve en toksik uzay çöpü oldu.

Uzmanlar, uzay aracının gövdesinin ve toksik füze yakıtının atmosfere girdikten sonra tamamen yandığını, bu nedenle Dünya'ya düşmesinin herhangi bir çevre ya da sağlık riskine neden olmayacağını açıkladı.

Mars'a 6 bin kilometre mesafede yörüngede bulunan Phobos'tan alacağı toprak örneklerini Dünya'ya getirmesi için 9 Kasım'da fırlatılan Phobos-Grunt, motorunda meydana gelen arıza nedeniyle Dünya'nın yörüngesinde takılıp kalmıştı.

170 milyon dolarlık Phobos-Grunt, Rusya'nın en pahalı ve en iddialı uzay projelerinden biriydi.

15 Ocak 2012

Sürpriz Yıl 2012'de Gökler Hareketli

  Sürpriz Yıl 2012

Yeni yıl astronomi meraklıları açısından heyecan verici olacak. İki kez Güneş Tutulması ve iki kez de Ay Tutulması'nın yaşanacağı 2012'de ayrıca Venüs de güneşin önünden geçecek.

İSTANBUL - 2012 yılında yaşanacak gök olaylarından en önemlisi hiç kuşkusuz Venüs Geçişi. 5 Haziran’ı 6 Haziran’a bağlayan gece Venüs gezegeni Dünya ile Güneş arasına girecek.

Nadiren gerçekleşen geçişin son aşaması Orta Avrupa’da güneşin doğuşundan kısa bir süre sonra kuzeydoğu yönünde izlenebilecek. Venüs Geçişi, Pasifik üzerinde ise bütünüyle gözlemlenebilecek.

Venüs Geçişi sırasında gökyüzü Güneş Tutulması'nda olduğu gibi kararmayacak. Venüs gezegeni parlak Güneş diskinin önünde minik bir koyu nokta olarak algılanacak.

BİR SONRAKİ GEÇİŞ 105 YIL SONRA

Bu gök olayını kaçıranlar hayatlarında bir daha bunu görme şansı elde edemeyecekler. Zira bir sonraki Venüs Geçişi 105 yıl sonra, 11 Aralık 2117 tarihinde gerçekleşecek.

Venüs daha önce 8 Haziran 2004 tarihinde Dünya ile Güneş arasına girmiş ve olay Orta Avrupa’dan bütünüyle izlenebilmişti. 20'inci yüzyılda ise Venüs geçişi olmadı.

GÜNEŞ TUTULMASI  

GÜNEŞ TUTULMASI

Öte yandan 20 - 21 Mayıs ve 13-14 Kasım tarihlerinde iki kez Güneş Tutulması gerçekleşecek. 4 Haziran ve 28 Kasım tarihlerinde de iki kez Ay Tutulması yaşanacak. Ancak bu tutulmalardan hiçbiri Orta Avrupa'da izlenemeyecek.

2012 astronomik yılı tam olarak 31 Aralık 2011 gecesi Orta Avrupa Saati ile saatler 23:34'ü gösterdiğinde başladı.

07 Ocak 2012

NASA'nın Uyduları Ay'ın Yörüngesinde

  NASA'nın Uyduları Ay'ın Yörüngesinde

Amerika Uzay ve Havacılık Dairesi NASA, yeni yılı, GRAIL A ve GRAIL B ikiz uyduları Ay’ın yörüngesine başarıyla oturtarak kutladı. Eylül ayında uzaya gönderilen ve Ay’ın yerçekimi alanını ve iç yapısını incelemede kullanılacak olan GRAIL A, Ay’ın yörüngesine 31 Aralık 2011’de, GRAIL B ise 1 Ocak 2012’de girdi.

Ay’ın düzgün olmayan yerçekimi alanının ilk yüksek çözünürlüklü haritasını çıkaracak olan GRAIL A ve B üç ay boyunca bilgi toplayacak. NASA yetkilileri, araçların göndereceği bilgiler ışığında, Dünya, Merkür, Venüs ve Mars’ın gelişim sürecini öğrenebilmeyi umuyor. Ayrıca yetkililer, Ay’ın yüzeyinden merkezine nasıl bir yapıya sahip olduğuna dair daha net bilgilere sahip olacaklarını tahmin ediyor.

Güneş enerjisiyle çalışan ikiz uyduların Ay’a yaklaşması üç aydan fazla sürdü. Uydular hedeflerine ilerlerken benzer ama ayrı rota izledi.

NASA’dan Ed Weiler, GRAIL uydularının hedefini başarılı geçen fırlatılıştan önce şöyle anlatmıştı: “GRAIL, Ay’ın merkezine yapılan bir seyahat. Uydular Ay’ın iç yapısını inceleyecek, yerçekimi alanını daha önceden 100 ila bin kat daha net haritalayacak.”

Aralarında 200 kilometre mesafe bulunan GRAIL A ve GRAIL B, birbirini takip edecek. İkisinin arasındaki mesafe radyo sinyalleriyle belirlenecek.

Ed Weiler, “Birinci uydu daha yüksek yerçekimi alanından geçerken biraz hızlanacak, bu da iki uydu arasındaki mesafeyi arttıracak. İkinci uydu da aynı bölgeden geçince bu mesafe yine kapanacak,” diyor.

Birbirini izleyen uydular üç ay boyunca Ay’ın yerçekimi alanının haritasını çıkaracak. NASA, GRAIL uydularının Ay’ın şimdiye kadarki en net yerçekimi haritasını çıkarmasını umuyor.

Uzmanlar daha sonra Ay’ın yüzeyinin yerçekimi haritasıyla topografik haritasını karşılaştıracak.

Ay’ın yüzeyindeki farklılıklar nedeniyle, yerçekiminin değişeceği; kraterlerle dağlar arasındaki yerçekimi sinyallerinin farklı olacağı tahmin ediliyor. Bu varsayımın doğru çıkmaması ise Ay’ın içinde bir şeyler olduğunun işareti sayılabilir.

NASA, GRAIL misyonundan elde edilen bulguların, Dünya dahil tüm kayasal gezegenlerin oluşumuna ışık tutacağını bildiriyor. Yerçekimi haritası ayrıca gelecekte Ay’a yapılacak yolculuklarda da kullanılabilir.

03 Ocak 2012

Rusya 2012'de uzaya 36 roket fırlatacak

  Rusya uzaya 36 roket fırlatacak

 

Rusya, 2012 yılında Baykonur ve Plesetsk uzay üssünden 36 uzay aracı fırlatmayı planlıyor.

Rus İnterfaks ajansı, 31 uzay aracının Kazakistan'daki Baykonur üssü, 5'inin ise Arhangelsk'in 180 kilometre güneyindeki Plesetsk üssünden fırlatılacağını duyurdu.

Soyuz, Proton, Zenit, Rokot türü çeşitli uzay araçlarını uzaya gönderecek Rusya'nın, yılın ilk çeyreğinde 12, ikinci çeyreğinde 8, üçüncüsünde 9, son çeyrekte ise 7 uzay roketi fırlatacağı bildirildi.

Rusya 2011 yılında son 10 yılın rekorunu kırarak 32'si Baykonur uzay üssünden olmak üzere 35 uzay roketi fırlatmıştı.

03 Ocak 2012

Çin GPS'i faaliyete geçiyor

  Çin GPS'i faaliyete geçiyor

Çin'in GPS'e alternatif olarak geliştirdiği uydu aracılığıyla yer belirleme sistemi Beidou'nun faaliyete geçtiği bildirildi.

Beidou projesi sözcüsü Ran Çeng, Beidou'nun Çin ve çevresinde yer belirleme ve yön tayini yapabildiğini açıkladı.

Çinli mühendisler ABD'ni Küresel Yer Belirleme Sistemi'ne (Global Positioning System - GPS) alternatif bu sistem üzerinde 2000 yılından bu yana çalışma yürütüyorlardı.

Çin ordusu bu teknoloji sayesinde dış bağımlığını daha da azaltmayı umuyor.

Bu ay başında fırlatılan son uydu ile birlikte Beidou'nun 10. uydusu da yörüngeye yerleşince sistem devreye girmeye hazır hale geldi.

Pekin 2012 yılı içinde 6 uydu daha fırlatarak Beidou'nun kapsama alanını genişletmeyi ve Asya'nın çoğunda işler hale getirmek istiyor.

2020 yılına kadar ise toplam 35 uydu ile tüm dünyanın kapsama alanına alınması planlanıyor.

Beidou projesini yürüten ekip, projenin Arayüz Kontrol Belgesini internette yayınladıkları ve ilgili kimselerin belgeyi inceleyebileceklerini açıkladı.

Sivil alanda da kullanılacağı belirtilen Beidou'nun kullanıcılara yerlerini 10 metreye kadar doğru olarak sunması hedefleniyor.

Çin ordusunun kendisine ait bir yer belirleme sistemine sahip olması, olası bir savaş sırasında ABD'nin GPS sistemlerini kapatması riskine karşı bir önlem niteliği de taşıyor.

27 Aralık 2011

Avrupa'daki ışık topu Rus füzesi çıktı

  Avrupa'daki ışık topu

Belçika, Hollanda, Fransa ve Almanya'dan dün gözlenen ve merak uyandıran ışık topunun, düşen Soyuz roketinin enkaz parçası olduğu açıklandı.

BRÜKSEL - Avrupa'da dün akşam birçok ülkeden gökyüzünde görülen gizemli parlak ışığa, düşen Soyuz roketinin atmosfere giren enkaz parçasının yol açtığı bildirildi.

Belçika Kraliyet Gözlemevi'nden yapılan açıklamada, dün 17.30'a doğru Belçika, Hollanda, Fransa ve Almanya'da gözlenen ışık topunun, Soyuz roketinin son katının atmosfere girmesinden kaynaklandığı belirtildi.

Almanya, Belçika'nın güneyi ve Fransa'nın kuzeyinde dün akşam görülen uzun ve parlak ışık halk arasında büyük merak yarattı, 30 saniye süren ışık kaymasının görüntülerinin internete konması üzerine, özellikle Almanya'da rasathanelerin telefonları kilitlendi.

Bu gizem, Belçika rasathanesinin bugün yaptığı ve parlak ışık kaymasına cuma günü fırlatılan arızalı Rus füzesinin yol açtığı açıklamasıyla ortadan kalkmış oldu.

Rus yetkililer, bir askeri ve sivil amaçlı uydu taşıyan Soyuz-2.1 B roketinin fırlatıldıktan dakikalar sonra Sibirya'ya düştüğünü açıklamışlardı.

Yetkililer, ayrıca Rus uydusundan 50 santimetre büyüklüğünde bir parçanın 'Kozmonotlar Caddesi'nde bir evin çatısına isabet ettiğini bildirmişlerdi.

Bu arada, Belçika basını, Dünya'ya düşmesi beklenen bir başka Rus uydusunun da birkaç hafta içinde Avrupa'da bir yere düşeceğini ileri sürdü.

25 Aralık 2011

Rus Uydusu Aynı Gün Düştü

  Rus Uydusu Aynı Gün Düştü

Rusya'nın bugün uzaya gönderdiği askeri ve sivil iletişim uydusu Sibirya'ya düştü.

Interfax ajansının haberine göre, bir Rus yetkili, ilk belirlemelere göre, uydunun fırlatıldığı Soyuz füzesinin üçüncü katında arıza meydana geldiğini belirterek, buna göre, uydunun Sibirya'ya düşmüş olması gerektiğini kaydetti.

Ria Novosti ajansının bildirdiğine göre de bir askeri yetkili, uydunun Batı Sibirya'daki Tiyumen bölgesinde Tobolsk yerleşim yerinin yakınlarına düştüğünü bildirdi.

Uydunun düştüğü yer hasara veya can kaybına yol açıp açmadığı belirtilmedi.

Rus uzay kurumu Roskosmos ve Rusya Savunma Bakanlığı, açıklama yapmaktan kaçındı.

Rusya, uyduyu bir Soyuz füzesiyle Moskova'nın 800 km kuzeyindeki Plessetsk askeri uzay üssünden bugün fırlatmıştı.

Askeri ve sivil amaçlı Meridian uydusu, Kuzey Kutup bölgesinde gemiler, uçaklar ve karasal altyapı arasında iletişimi sağlamak için kullanılacaktı.

23 Aralık 2011

Amerika’nın Meraklı Uydusu MARS’a Hareket Etti

 

NASA'nın “Merak” (Curiosity) uydusu Cape Canaveral hava üssünden insansız bir Atlas-5 roketiyle uzaya fırlatıldı.

Kapsülün kapağı kapatıldı

Küçük bir otomobil büyüklüğünde ve yaklaşık 900 kilo ağırlığında olan 6 tekerlekli araç gelecek Ağustos ayında Mars'a ulaşacak. Dokuz ay sürecek yolculuğundan sonra gezegene inecek olan araç “Gale Krateri”nde araştırmalar yapacak. Kraterin yüksekliği 5, çapı ise 160 kilometre.

2,5 milyar dolara mal olan robot aracın ana görevi eskiden veya şimdi Mars’ta yaşam bulunup bulunmadığını belirlemek.

 

Bu amaçla minyatür bir laboratuvar da dâhil olmak üzere çok karmaşık ve pahalı aygıtlar taşıyor.

Rusya'nın bir süre önce Mars'a gönderdiği Phobos uydusu ise teknik sorunlar nedeniyle Dünya yörüngesinde mahsur kalmış durumda. Sorunlar giderilemez ise Rus uydusunun irtifa kaybederek yeryüzüne düşme ihtimali var.

26 Kasım 2011

NASA'nın “Merak” (Curiosity) uydusu fırlatıldı

Soyuz, Uluslararası Uzay İstasyonu'na başarıyla kenetlendi

  Uzay aracının istasyona bağlanma anı

Rus uzay aracı Soyuz, Uluslararası Uzay İstasyonu'na başarıyla kenetlendi.

Soyuz uzay aracı, şu an Uluslararası Uzay İstasyonu'na gitmenin tek yolu

Bir ABD'li astronot ve iki Rus kozmonot taşıyan Soyuz, geçen Pazartesi günü Kazakistan'daki Baykonur Uzay Üssü'nden fırlatılmıştı.

Soyuz, geçen Ağustos ayında kargo taşıyan bir uzay aracının kalkışın hemen ardından çakılmasından sonra fırlatılan ilk insanlı mekikti.

ABD'nin mekik programına son vermesinin ardından, Uluslararası Uzay İstasyonu'na gitmenin tek yolu Soyuz oldu.

Rus yetkililer, Soyuz'un Türkiye saatiyle 07:24'te Uluslararası Uzay İstasyonu'na başarıyla kenetlendiğini belirtti.

Amerikalı astronot Dan Burbank ile Rus kozmonotlar Anton Şikaplerov ve Anatoli İvanişin'i taşıyan mekik, istasyonun kapısını açıp mevcut ekibe katıldı.

İstasyondaki Amerikalı Mike Fossum, Japon Satoşi Furukava ve Rus Sergey Volkov'un gelecek Aralık ayında dünyaya dönmeleri bekleniyor.

Uluslararası Uzay İstasyonu Astronotları  

Yeni yollanan ekipse Mart ayına kadar kalacak.

BBC'nin Moskova'daki muhabiri Daniel Sanford, 1960'lı yıllarda tasarlanan Soyuz'un fırlatılması ve uzaydaki yolculuğunun hem Amerikalı, hem de Rus yetkililer tarafından kaygıyla izlendiğini belirtiyor.

Rus yetkililer Ağustos'ta insansız araçta yaşanan kazanın, yakıt borularındaki tıkanıklıktan kaynaklanan münferit bir vaka olduğunu söylüyor.

NASA 30 yıldır sürdürdüğü uzay mekiği programına geçen Temmuz'da son vermişti.

100 milyar dolara mal olan Uluslararası Uzay İstasyonu'na yatırım yapan 16 ülke, şu anda istasyona ulaşmak için sadece Soyuz'a bel bağlamış durumda.

16 kasım 2011

Uluslarası Uzay İstasyonunda Nöbet Değişimi

Uluslararası Uzay İstasyonu - UUI

Mars'a gönderdiği uzay aracının kontrolünü kaybeden Rusya'ya ait Soyuz roketi, Uluslararası Uzay İstasyonu'nun (UUİ) yeni sakinlerini götürmek üzere Kazakistan'daki Baykonur uzay üssünden fırlatıldı.

  Nöbet değişimi

TSİ 06.14'te fırlatılan Soyuz-FG roketinin taşıdığı Soyuz-TMA uzay aracında,

Rus kozmonotlar Anton Şkaplerov ve Anatoli İvanişin ile NASA astronotu Dan Burbank bulunuyor.

UUİ'ye Çarşamba ulaşacak Burbank, Şkaplerov ve İvanişin istasyonun mürettebatına katılacak.

Uzaydaki Amerikalı astronotlar da 5 gün sonra dünyaya dönecek.

Amerikalı astronot Mike Fossum, Japon astronot Satoşi Furukava ve Rus kozmonot Sergey Volkov da altı aylık görev sürelerinin ardında Rus Rassvet modülüyle dönecekler.

UUİ'ye yapılacak bu sefer, 24 Ağustos'ta İstasyon'a ikmal için kargo gemisi taşıyan insansız bir Soyuz roketinin kalkıştan dakikalar sonra meydana gelen arıza üzerine kaybolmasının ardından ilk insanlı seyahat olacak.

Bu başarısızlık şimdiye dek 1800 kez fırlatılan bu füzeye ve Rus uzay sektörüne karşı bir güvensizlik yaratmış, mürettebat taşımak için tek yöntem olması nedeniyle de UUİ'ye ulaşım imkanının geçici olarak durmasına yol açmıştı.

Eylül'de Fırlatılacaktı

Kaza nedeniyle Eylül'de yeni mürettebat gönderilecek UUİ'ye uçuşlar iki ay ertelenmiş ve Soyuz füzeleri teknik kontrol için yere çakılı kalmıştı.

Soyuz roketi  

Uydu taşıyan bir Soyuz füzesi Rusya ile Avrupa Uzay Ajansı arasındaki işbirliği çerçevesinde 21 Ekim'de Fransız Guyanası'ndan fırlatıldıktan sonra bu füzelerin kullanılmasına tekrar başlandı.

UUİ'ye son olarak kozmonotlar, Rusya'nın 12 Nisan 1961'de Yuri Gagarin'in uzaya çıkan ilk insan olmasının 50 yıl dönümünü şatafatlı bir şekilde kutlamasından sonra Haziran ayında Baykonur'dan yapılan fırlatmayla gönderilmişti.

Rusya, Aralık 2010'da da Amerikan GPS'i ile rekabet eden yer konumlandırma sistemi Glonass'ın üç uydusunu kaybetmesi ve Pasifik Okyanusu'na düşmesiyle de bir dizi başarısızlık yaşadı.

Phobos-Grunt İsimli Uzay Aracı Kayboldu

Rusya'nın Kazakistan'daki Baykonur üssünden Mars'a gönderdiği uzay aracı dünya yörüngesinden çıkamadan kayboldu.

Rus Uzay Kurumu Roskosmos, uzay aracını kurtarma çabalarının sonuçsuz kaldığını açıkladı.

Mars'ın en büyük uydusu Phobos'a gönderilen Phobos-Grunt isimli uzay aracı Rusya'nın 1996'da başarısız olan mars 1996'dan sonraki ilk gezegenler arası yolculuk denemesiydi.

Rus kamuoyunda büyük heyecan yaratan Phobos-Grunt'ın başarısız olması Rus Uzay Kurumu Roskosmos'da ciddi bir reforma gidilmesi tartışmalarını da beraberinde getirdi.

13 kasım 2011

Phobos-Grunt İsimli Uzay Aracı Kayboldu

  Phobos-Grunt İsimli Uzay Aracı Kayboldu

Mars'a Gidemedi, Parçaları Dünyaya Yöneldi!

Rusya'nın Mars'a gidemeyen uzay aracından bazı parçaların atmosfere girdiği bildiriliyor. Parçaların Dünya'ya düşme olasılığı var.

Rusya'nın Mars'ın uydusu Phobos'a gönderdiği, ancak Dünya'nın yörüngesinde motor arızası yüzünden takılıp kalan uzay aracından küçük parçaların Dünya'nın atmosferine girdiği bildiriliyor.

Space.com internet sitesine göre, düşük yörüngede bulunan Rusya'nın Phobos-Grunt adlı uzay aracından fazla büyük olmayan iki parçanın bir süre önce Dünya'nın atmosferine girdiği tespit edilirken, uzmanlar, Rus uzay aracının artık "öldüğünü" belirttiler.

Uzmanlar, Rus uzay aracının büyük olasılıkla yakında Dünya'nın atmosferine girerek büyük bölümünün yanmasının tahmin edildiğini, ancak ısıya dayanıklı bazı parçaların Dünya'ya düşmesi olasılığının bulunduğunu belirttiler.

Rusya'nın 8 Kasım'da Mars'ın uydusu Phobos'a gönderdiği ve Dünya'nın yörüngesini aşamayan uzay aracıyla temas kurma çabalarına geçen hafta son verilmişti.

8 Aralık 2011

Phobos-Grunt Uzay Aracı  

Phobos-Grunt İsimli Uzay Aracı Kayboldu

Rusya'nın Kazakistan'daki Baykonur üssünden Mars'a gönderdiği uzay aracı dünya yörüngesinden çıkamadan kayboldu.

Rus Uzay Kurumu Roskosmos, uzay aracını kurtarma çabalarının sonuçsuz kaldığını açıkladı.

Mars'ın en büyük uydusu Phobos'a gönderilen Phobos-Grunt isimli uzay aracı Rusya'nın 1996'da başarısız olan mars 1996'dan sonraki ilk gezegenler arası yolculuk denemesiydi.

Rus kamuoyunda büyük heyecan yaratan Phobos-Grunt'ın başarısız olması Rus Uzay Kurumu Roskosmos'da ciddi bir reforma gidilmesi tartışmalarını da beraberinde getirdi.

13 kasım 2011

Rusya'nın uzay aracı yörüngeye takıldı

Rusya'nın Mars'a gitmesi için önceki gece fırlattığı ancak Dünya yörüngesine takılan uzay aracı, sorun giderilemezse, Dünya'ya düşen en tehlikeli uzay atığı olabilir.

Rusya'nın uzay aracı önceki gün fırlatılmıştı. Rusya'nın uzay aracı yörüngeye takıldı

Rusya'nın önceki akşam Mars'ın en büyük uydusu Phobos'a gönderdiği, ancak Dünya'nın yörüngesinde takılıp kalan ve sorun halledilemezse Dünya'ya düşme riski bulunan uzay aracıyla ilgili endişeler zaman geçtikçe artıyor.

Rus yetkililerin aracın bataryalarının tamamen tükenmeden yeni yazılım yüklenerek sorunun çözülmesi için üç gün zaman bulunduğu yönünde dün yaptığı açıklamadan sonra bazı uzmanlar, mühendislerin bunu başaramaması durumunda 167 milyon dolar değerindeki uzay aracının Dünya'ya düşen en tehlikeli uzay atığı olabileceği uyarısında bulundu.

NASA'da danışman olarak görev yapan James Oberg, atmosfere girerken donabilecek yaklaşık 7 ton nitrojen ve hidrazin taşıyan uzay aracının şimdiye kadar dünyaya düşen en toksik uydu olabileceğini belirtti. Oberg, ancak aracı yeniden kontrol etmek için her şeyin bitmediğinin altını çizdi.

28,7 milyon avroya sigortalanan uzay aracının fırlatılmasından önce Rus yetkililerin, aracın komuta sistemindeki cihazlarla ilgili risk konusunda uyarıldığı belirtiliyor.


Rus uzay ajansı Roskosmos Başkanı Vladimir Popovkin, sorunu çözmek için üç günleri bulunduğunu belirterek, ''Motor çalışmadı. Uzay aracı güneş sisteminin yıldızlarına doğru yönlenemedi, ancak bataryaların hala çalışması sayesinde bu sorunu çözebilmek için üç günümüz bulunuyor'' demişti.

BATILILARA KARŞI HAMLE!

Rusya, Mars'ın uydularından Phobos'a numune alıp üç yıl içinde Dünya'ya getirecek uzay aracıyla, Rusya'nın uzun bir süredir Batılılara bıraktığı Kızıl Gezegen'in keşfine yeniden başlayarak gezegenler arası seyahatlerde başarı kazanmak istediği yorumu yapılıyordu.

Mars'a 6 bin kilometre mesafede yörüngede bulunan Phobos'un kökenini ve Mars'ın atmosferini inceleyecek Phobos-Grunt bunun için, numune toplamaya yarayacak bir bilimsel alet ve Dünya'ya dönüşü için modülün bulunduğu bir sondayı da beraberinde götürüyordu.

Rus uzay aracı bunun yanı sıra Mars'ın yörüngesine Çin'e ait ''Yinghuo-1'' uydusunu yerleştirecekti.

1996'DAKİ BAŞARISIZLIK SONRASI İLKTİ

Rusya için son derece önemli olan bu program, Kasım 1996'da fırlatılan ''Mars 96'' uzay aracının başarısız olmasından bu yana ilk gezegenler arası seyahat olacaktı.

Kızıl Gezegen'e ilgisi son dönemde artan ve geçen hafta Mars yolculuğunun simülasyonu için 6 gönüllünün 520 gün süreyle kapatıldığı uzay aracı replikasından çıktığı Rusya, son başarılı gezegenler arası uzay programını, 1986'da Venüs'ü ve Halley kuyrukluyıldızını keşif için gönderdiği Vega uzay araçlarıyla yerine getirmişti.

  Curiosity (Meraklı)

2,5 milyar dolar değerindeki Curiosity (Meraklı)

ABD 25 KASIM'I BEKLİYOR

Bu arada NASA, Kızıl Gezegen'de bir zamanlar yaşam için uygun ortam olup olmadığını belirlemek üzere tasarladığı 2,5 milyar dolar değerindeki yeni tekerlekli robotu Mars Science Laboratory Curiosity, rampada fırlatılmayı bekliyor.

Mars'a, sekiz ay sürecek yolculuğun ardından varacak küçük bir otomobil büyüklüğündeki tekerlekli robot Curiosity (Meraklı) Cape Canaveral Hava Kuvvetleri üssünden bir insansız ''Atlas 5'' roketiyle 25 Kasım'da TSİ 17.25'te uzaya gönderilecek.

DEV KRATERİ İNCELEYECEK

Radyoaktif plütonyumun parçalanması sonucu açığa çıkan sıcaklıkla çalışan robotun, Kızıl Gezegen'de bir Mars yılı (687 Dünya günü) geçirmesi ve içinde 5 kelometre yüksekliğinde bir dağ bulunan 150 kilometre genişliğindeki dev Gale kraterine inmesi ve burayı incelemesi öngörülüyor.

Bilim adamları, 150 kilometre genişliğindeki dev kraterde bulunan dağın, aralıksız esen Mars rüzgarının zaman içinde burayı doldurarak, şekillendirmesiyle oluştuğunu düşünüyor.

Taşıdığı 10 bilimsel cihazla, kaya parçalarının kimyasal tahlilini yapacak Curiosity, indiği Gale kraterinde yaşam için organik unsurlar bulunup bulunmadığını inceleyecek.

Curiosity, Mars'ta 2004'ten beri keşiflerini sürdüren Opportunity ile yörüngeden faaliyetlerini devam ettiren Mars Reconnaissance Orbiter (MRO) ile Avrupa uzay ajansının Mars Express uzay araçlarına katılmış olacak.

Ancak bilim adamları, mali kısıntı nedeniyle ABD'nin bunun ardından başka uzay aracını Kızıl Gezegen'e göndermeyeceği endişesini taşıyor.

11 Kasım 2011

Akraba gezegenler

Dünya’nın sağında görülen Mars. Mars’ın Güneş'e olan uzaklığı 228 milyon, Dünya’nın ise 150 milyon kilometre. Mars atmosferi karbondioksit ve az miktarda azottan oluşuyor.

Dünya’ya benzeyen bir başka gezegen Venüs (soldan ikinci). Dünya’dan biraz daha küçük, atmosferi ise Mars’la aynı. Güneşe uzaklığı 108 milyon kilometre. Güneşe en yakın gezegen (58 milyon km.) Merkür’ün ise atmosferi yok.

Uzaylılar var mı?

“Mars Attacks” filminde olduğu gibi Mars’ta yeşil adamlar kesinlikle yok. Amerikan hükümeti 2011’de tartışmalara son noktayı koyarak, uzaylıların varlığına dair hiçbir delil olmadığı, ellerinde uzaylılara dair gizli dosyalar bulunmadığı ya da çöllerin derinliklerinde uçan daire kalıntılarının gömüldüğü askerî depolar da olmadığı açıklamasını yaptı.

Hayat var mı?

NASA, Kızıl Gezegen'de yaşam izleri arayacak insansız bir laboratuar programı başlatıyor. Curiosity robotunu da taşıyacak olan laboratuar, 26 Kasım Cumartesi günü Florida eyaletindeki Cape Canaveral üssünden fırlatılacak. NASA uzmanları, böylece Mars atmosferinin bir zamanlar mikrobiyal da olsa yaşama uygun olup olmadığını ve bugünkü koşulları tespit edebilmeyi umuyor.

11 Kasım 2011

Hazer Tv, Ana sayfa©2005

Ana sayfaKapak

 

 

 

Ana Haber Genel, Bilim ve Özel Dosyalar

Ülkeler Haber ve Genel Bilgileri

Dünya Kurum Haber ve Genel Bilgileri

Türkiye Haber ve Özel Dosyalar

Aktüel Haber, Video, Resim ve Özel Dosyalar