Dünya
Ana Sayfası
Dünya Ödülleri Haberleri - 1

Hazer.tv ana sayfa

Önceki Ödül Haberleri:

 

Nobel Ödülü'ne Afganistan gölgesi

ABD Başkanı Barack Obama Oslo'daki ödül törenine eşi Michelle Obama ile katıldı.  

ABD Başkanı Barack Obama , Nobel Barış Ödülü’nü Afganistan’daki savaşın gölgesinde alıyor. Obama'nın ziyareti nedeniyle, Oslo'da geniş güvenlik önlemleri alındı.

Eşi Michelle Obama ile birlikte Norveç'in başkenti Oslo'ya giden Barack Obama, kısa bir süre önce aldığı Afganistan’a 30 bin ek asker gönderme kararı nedeniyle, eleştirilere maruz kalmıştı. Özellikle, barış ödülü alacak birinin savaşa devam kararı alması nedeniyle, bu ödüle layık olmadığı yorumları gündemde. Nitekim Obama'nın Oslo'ya varışı öncesinde Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Başkan'ın kendisini Nelson Mandela ya da Rahibe Teresa ile aynı kategoriye koymadığı vurgulandı. Obama da Oslo'da, "Nobel Barış Ödülü'nü başkaları daha fazla hak ediyor olabilir" açıklamasını yaptı. Obama’nın ödül töreninde yapacağı konuşmada, Afganistan'a ek asker gönderme kararının gerekçelerini de açıklaması bekleniyor. Nobel Barış Ödülü Komitesi, "uluslararası diplomatik gayretleri ve halklar arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi için gösterdiği olağanüstü çabalarından dolayı" Obama’yı bu yılki Nobel Barış Ödülü'ne layık görmüştü. Obama’nın ziyareti nedeniyle Oslo’da geniş güvenlik önlemleri alındı.

Daha önce Nobel Barış Ödülü almaya hak kazanan hiç kimse, ödül törenine kısa bir süre kala, tartışmalı bir savaşa 30 bin asker gönderme kararı almamıştı. Ancak ABD Başkanı Barack Obama, bu konuda da bir ilke imza attı. Obama, Afganistan kararırını şöyle dile getirmişti:

 “Afganistan’a 30 bin asker göndermek hem ABD hem de tüm dünyanın hayati çıkarınadır.“

Obama'nın farklı diplomasi hamlesi

Obama verdiği mesajda bu kararın Müslüman ülkelerin de yararına olduğunu söylüyordu çünkü bu askerler, Afganistan’da, temel hakları hiçe sayan ve terör örgütü El Kaide yanlısı olan Taliban’a karşı savaşacaktı. Aslında barış ödülü alacak olan Obama'nın hiçbir zaman bir pasifist olma iddiası yoktu. George Bush döneminde ABD Savunma Bakan Yardımcılığı yapan ve Irak savaşının mimarlarından olan Paul Wolfowitz, “Obama, dürüst kişiliği ve olağanüstü nitelikleri nedeniyle, dünyada yaşananları etkileyebilme konusunda büyük bir şansa sahip“ diyerek, Obama’nın dış politikada mükemmel bir siyasetçi olduğunu düşünüyor.

ABD’li eski üst düzey diplomat Nicholas Burns ise Obama’nın dış politikasının, sertlik göstermeye hazırlık anlamında selefi Bush’tan geri kalmadığını belirtiyor ve “Başkan Obama, tamamen farklı bir diplomasi hamlesi yaratmaya çalışıyor” diyor.

İran Obama'nın sabrını zorluyor

Kuzey Kore lideri Kim Jong Il ya da İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad ile görüşmelere ön koşulsuz evet demek gibi. Obama, gerektiği takdirde, Afganistan’da Taliban'ın ılımlı kanadıyla bile görüşmelere hazır. Ancak Amerikan Başkanı, sabrının sınırları olduğunu da saklamıyor. Özellikle de İran ile yaşanan nükleer tartışmalar konusunda.

ABD Başkanı, Tahran yönetiminden, nükleer silahsızlanma konusunda bir an önce somut adımlar bekliyor. İran’a yaptırımların sertleştirilmesi tehdidinde bulunan Obama, askeri saldırı olasılığını da dışlamıyor. Siyaset bilimci Daniel Senor, yine de Obama’nın şu ana kadarki tüm tehdit ve çağrılarının yanıtsız kaldığını belirtiyor ve “Tek sorun, İran’ın Washington’un çağrılarına yanıt vermemesidir“ diyor.

Obama, Irak ve Afganistan savaşlarının yanında, üçüncü bir askeri çatışmadan ne pahasına olursa olsun kaçınmak istiyor. Ancak, İsrail'in uzun vadede kendisine başka seçenek bırakmayacağını da biliyor. İsrail yönetimi Obama'nın Ortadoğu barışı için girişimlerini baltalamak için elinden geleni yapıyor. ABD Başkanı, İsrail-Filistin anlaşmazlığı hakkındaki bir soruyu yanıtlarken, “Bazı olumlu adımlar görüyorum“ demekle yetinmiş, tereddütlü ses tonu dikkat çekmişti.

Kahire'de verdiği mesajlar

Obama’ya Nobel Barış Ödülü yolunu açan ise, göreve gelmesinden üç ay sonra Kahire’de yaptığı konuşma oldu. Obama, konuşmasında İslam dünyasıyla, karşılıklı saygıya dayalı yeni bir başlangıç yapmak istedikleri mesajını verdi:

“Kahire’ye ABD ve İslam dünyası arasındaki ilişkileri köklü yeni bir temel üzerine kurmak için geldim.“

Obama Kahire ziyaretinden kısa bir süre sonra da Prag’da nükleer silahlardan arındırılmış bir dünya vizyonunu ortaya koyarak dikkatleri üzerine çekti. Ancak görevdeki ilk yılını doldurmasına kısa bir süre kala, yeni bir tutumun dünyayı değiştirmeye yetmeyeceğini görmüş olmalı.

10 Aralık 2009 - DW

Obama’ya Nobel, Sosyal Demokratların hediyesi

 

Sosyal Demokrat Partili Thorbjörn Jagland

Nobel Barış Komitesi'nin yeni başkanı Sosyal Demokrat Partili Thorbjörn Jagland

Nobel Barış Ödülü’nün ABD Başkanı Obama’ya verilmesi büyük tartışma yaratmıştı. Karar alınırken perde gerisinde yaşananlar basına sızdı.

Beş üyeden oluşan Norveç Nobel Barış Komitesi’ndeki üç üyenin, barış ödülünün Barack Obama’ya verilmesine karşı çıktıkları ileri sürüldü.

Norveç’te yayımlanan Verdens Gang gazetesinin haberine göre, yabancılara karşı olmasıyla tanınan popülist sağcı parti, ayrıca sosyalist sol ve muhafazakar partilerin komitedeki temsilcileri ödülün Obama’ya verilmesine 5 Ekim günündeki son toplantıya kadar karşı çıktılar. Karşı çıkan üyeler, Obama’nın ülkesinde sağlık reformuyla uğraşmaktan uluslararası politikaya angaje olmakta zorluk çektiğini, Afganistan’daki asker sayısını artırma planlarıyla gerginliği tırmandırdığını öne sürerek, ödülün daha sonraki yıllarda verilebileceğini belirttiler.

Komitenin Sosyalist Sol Parti'ye mensup yeni üyesi Agot Valle, Bergens Tidende gazetesine açıklamasında Afganistan politikası yüzünden barış ödülünün tartışmalara yol açmasının şaşırtıcı olmadığını söyledi. 

Son ana kadar ısrar ettiler

Verdens Gang gazetesinin haberine göre komitenin yeni başkanı Sosyal Demokrat Partili Thorbjörn Jagland ile komitedeki partili arkadaşı Sissel Rönbeck, tartışmalar boyunca ödülün Obama’ya verilmesi için çaba gösterdiler. Obama’nın ülkesinde reform çabalarına ve uluslararası plandaki nükleer silahsızlanma girişimlerine destek olunmasını savunan sosyal demokratlar, diğer üyelerin itirazları karşısında geri adım atmadılar.

Aralarında uzlaşma sağlanamayan komite üyeleri son olarak 5 Ekim tarihinde biraraya geldi. Komite başkanının geri adım atmaması üzerine, muhalif üyeler de ödülün Obama'ya verilmesini kabul ettiler.

15 Ekim 2009

Nobel Ekonomi Ödülü İki Amerikalı'nın

2009 Nobel Ekonomi Ödülü iki Amerikalı profesöre verildi

 

 

Elinor Ostrom and Oliver E. Williamson 12 Oct 2009

Bu yılki Nobel Ekonomi Ödülü, iki Amerikalı’ya verildi.

Elinor Ostrom, kamu mülklerinin yönetimi konusundaki çalışması, Oliver Williamson ise kurumsal çatışmaların çözülmesine ilişkin terorisi nedeniyle ödüle layık görüldü.  Elinor Ostrom, 1960’lı yıllardan bu yana verilen Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazanan ilk kadın oldu. Ostrom ve Williamson Nobel Ödülü mükafatı olarak 1 milyon 400 bin Dolar alacak. Nobel ödülleri fizik, kimya, barış, ekonomi, edebiyat ve tıp olmak üzere  toplam altı dalda veriliyor.

2009 Nobel Ekonomi Ödülü iki Amerikalı profesöre verildi. İndiana Üniversitesi’nden Elinor Ostrom ve California Üniversitesi’nden Oliver Williamson örgütsel ekonomiyle ilgili çalışmaları sayesinde aldıkları 1 milyar 400 milyon dolarlık ödülü paylaşacak.

12 Ekim 2009

Nobel Ekonomi Ödülü ilk kez bir kadın akademisyene

 

Kendisini "siyaset bilimci" olarak gören
ABD'li Elinor Ostrom,

kamu ekonomisini, üretici birliklerini savunuyor.

ABD'li Elinor Ostrom, doğal kaynakların yönetimi alanındaki çalışmaları ile Nobel ödülünün sahibi oldu. Ostrom ödülü, yine ABD’li bir başka akademisyen Oliver Villiamson ile paylaştı.

Nobel Ekonomi Ödülü biri kadın iki Amerikalı bilim insanına verildi.

 Kırk yıldır verilmekte olan Nobel Ekonomi Ödülü’ü ilk kez bir kadın kazandı.

Bu ünvanı elde eden İndiana Üniversitesi’nden Elinor Ostrom, ekonominin organizasyonu ve yönetimi konusunda, yeni liberal ekonomi anlayışını çürüten  tezleriyle ödüle layık görüldü.

 Nobel Komitesi’nden yapılan açıklamada, Elinor Ostrom’un, kamu mülkiyetinin savrukça idare edilmesi yüzünden ziyan ettiği, bu yüzden özelleştirilmesi gerektiği yönündeki egemen hale gelmiş anlayışı çürüten tezleriyle ödüllendirildiği belirtildi.

 Meydan okuyan yeni yaklaşım

 Elinor Ostrom, ortak mülkiyetin, üretici birlikleri tarafından başarılı bir şekilde yönetilebildiğini, bu kuruluşların sanıldığının aksine verimli ve karlı olabildiğini kanıtlayan çalışmalarıyla tanınıyor. İndiana Universitesi’ndeki çalışmaları kapsamında, balıkçılık, ormancılık ve tarım alanlarındaki üretici birliklerini inceleyen Elinor Ostrom, bu kuruluşların verimli ve karlı çalışmalarıyla ekonomiye olumlu katkıda bulunmakla kalmayıp, hesaplarını düzenli tuttuklarını ve vergi kaçırma yoluna başvurmayarak refah devletinin ilkelerine de uygun davrandıklarını saptadı. Elinor Ostrom, söz konusu araştırmalarına dayanarak, refah devletinin sürdürülebilmesi için sosyal güvenlik ve vergi sistemini istismar etmeyen üretici birlikleri modelini savunuyor.

 Ekonomi ödülünü paylaşan Kaliforniya Üniversitesi’nden Oliver E. Williamson’ın  şirket ekonomilerinin yönetimiyle, pazar ve şirket ilişkileri üzerine tezlerine göre de rekabetin zayıf olduğu, pazar dengelerini şirketlerin belirlediği koşullarda, şirketler hesaplarını kendi çıkarlarına göre düzenleme tercihinde bulunabiliyor. Williamson ayrıca, sert rekabet koşullarının tüketiciler için daha elverişli olduğunu savunuyor.

 Nobel Komitesi, her iki bilim insanının da ekonominin yönetimi konusundaki çalışmalara ışık tuttuğunu bildirdi. Ödül 10 Aralık’ta Stockholm’de verilecek. 1,4 milyon dolar tutarındaki ödül kazananlar arasında paylaştırılacak.

12 Ekim 2009

Nobel Ödüllerine eleştiri

 

2009 Nobel Barış Ödülü Obama'ya

Norveç'teki Komite Nobel Barış Ödülü'nün bu yılki sahibini Barack Obama olarak açıkladı.

ABD Başkanı Obama’nın ödüllendirilmesi Nobel Barış Komitesi’ni eleştirilere maruz bıraktı.

Konuyla ilgili yorumlarda Obama’nın henüz savaş bölgelerinde barışı sağlayacak somut başarı sağlayamadığı belirtiliyor.

ABD Başkanı Obama'nın bu yılki Nobel Ödülü'nü kazanmasıyla birlikte Nobel Komitesi'ne yönelik eleştiriler de gecikmedi. Konuyla ilgili yorumlarda Obama’nın henüz savaş bölgelerinde barışı sağlayacak somut bir başarı sağlayamadığı, tersine Afganistan’da savaşı tırmandırdığına dikkat çekildi.

Obama’nın Barış Ödülü’nü kazanabilmesi için bir başarı elde etmiş olması gerektiğine dikkat çeken yorumcular, ödülün ‘’Teşvik Ödülü’’ olmadığına, somut başarılar için verildiğine dikkat çektiler.

Eleştiriler: “Teşvik Ödülü Değil”

Başta barış olmak üzere Nobel ödülleri üzerine başından beri eleştiriler gelmekte. Özellikle dünyada iki sistemin geçerli olduğu dönemlerde sosyalist ülkelerdeki yazar ya da siyasilerin ödüllendirilmesi, rejim karşıtlarını güçlendirmek amacını taşıdığı şeklinde yorumlanarak Nobel komiteleri eleştirilmişti. Tıp ödülleriyle ilgili olarak da zaman zaman ilaç şirketleriyle bağlantılı olduğu iddiları ortaya atılmıştı. 1976 yılında ekonomi ödülünün yeni liberal ekonominin öncülerinden Milton Friedman’a verilmesi de büyük protestolara yol açmış, Friedman ödül töreninde yuhalanmıştı.

Edebiyat ve Barış Ödülleri

Nobel komitelerinin siyasi tercihlerde bulunduğu yolundaki en keskin eleştiri sesleri 1953’te Winston Churchill’e edebiyat ödülü verilmesi üzerine yükseldi.

2009 Nobel Barış Ödülü Obama'ya

 

Ortadoğu barışı için mücadele eden ABD Başkanı Obama, İsrail Başbakanı Netanyahu ve Filistin Özerk Yönetimi Lideri Abbas'ın 22 Eylül'de New York'taki buluşmasına eşlik etmişti

1958’de Boris Pasternak’ın ödüllendirilmesi de siyasi tercihlere dayandığı gerekçesiyle protestolara yol açmıştı. Boris Pasternak’ın ödüllendirilmesi için CIA’nin de girişimde bulunduğu yolundaki iddialar ileri sürülmüştü. Bu gibi iddialar Nobel ödülleri üzerine gölge düşmesine yol açmış, daha sonraki yıllarda bazı yazarlar aldıkları ödülü red etmişti. 1964’te edebiyat ödülünü kazanan varoluşçu Fransız yazar Jean Paul Sartre,  Nobel ödüllerini ciddiye almadığını belirterek kendisine verilen ödülü kabul etmemiş, minimalist edebiyat dünyasının önde gelen ismi ‘’Godot’yu Beklerken’’in yazarı İrlandalı Samuel Beckett de Stockholm’deki ödül törenine katılmamıştı.

Barış ödülleri de öteden beri siyaset karıştırıldığı yolundaki eleştirilere maruz kalmakta. Nobel Barış Komitesi’ne en sert eleştirilerin yöneltildiği yıl 1973. Henry Kissinger’in Vietnam’da barışı sağlamak için çaba gösterdiği gerekçesiyle ödüllendirilmesi kamuoyunda skandal olarak nitelendirildi. Kamuoyundan yükselen eleştirilerde Henry Kissinger’in Vietnam savaşının mimarı olduğu dile getirilerek Nobel Barış Komitesi’nin ABD’nin saldırgan politikasını aklama görevi üstlendiği ifade edildi.

1983'te Polonya’da Dayanışma hareketi’nin lideri Lech Walesa’ya barış ödülü verilmesi de Nobel Komitesi’nin sostyalist ülkelerde rejim karşıtlarını desteklemek amacıyla ödül dağıttığı yolunda eleştirilere yol açmıştı. 1994’te Yaser Arafat, Shimon Peres ve İsak Rabin’in ödüllendirilmesine yönelik eleştirilerde de İsrail’in saldırgan politikasının aklanmak istendiği iddia edilmişti. Bazı kesimlerce de Yaser Arafat’ın kişiliğinde terörizme destek çıkıldığı öne sürülmüştü. 

9 Ekim 2009

2009 Nobel Barış Ödülü Obama'ya

 

2009 Nobel Barış Ödülü Obama'ya

 

Bu yılki Nobel Barış Ödülü'nü ABD Başkanı Barack Obama kazandı.

Nobel Barış Ödülü Komitesi'nin Oslo'da yaptığı açıklamada, "uluslararası diplomatik gayretleri ve halklar arasındaki işbrliğinin güçlendirilmesi için gösterdiği sıra dışı çabalarından dolayı" ABD Başkanı Obama'nın bu yılki Nobel Barış Ödülü'ne layık görüldüğü belirtildi.

9 Ekim 2009

Nobel Edebiyat Ödülü Müller'in oldu

Nobel Edebiyat Ödülünü Alman yazar
Herta Müller aldı.
 

Herta Müller  

Akademi tarafından yapılan açıklamada, Romanya doğumlu Alman yazar Müller'in bu ödülü, "şiirin yoğunluğu ve nesirin açıklığını kullanarak yoksulların dünyasını tasviriyle" aldığı kaydedildi.

Romanya'da gizli servisle çalışmayı reddettiği için işinden olan Müller, 1987 yılında Almanya'ya göç etti. 1953 doğumlu yazarın, 'Tilki Daha O Zaman Avcıydı' ve 'Yürekteki Hayvan' adlı kitapları Türkçe'de yayınlandı.

Romanya doğumlu Alman yazar Müller bu ödülü, "şiirin yoğunluğu ve nesirin açıklığını kullanarak yoksulların dünyasını tasviriyle" aldı. Müller bu ödülü alan 51. kişi oldu.

8 Ekim 2009

1960'dan bu yana Nobel Edebiyat Ödülünü kazananların tam listesi :

2008: Jean-Marie Gustave Le Clezio, Fransız
2007: Doris Lessing, İngiliz
2006: Orhan Pamuk, Türk
2005: Harold Pinter, İngiliz
2004: Elfriede Jelinek, Avusturyalı
2003: J.M. Coetzee, Güney Afrikalı
2002: Imre Kertesz, Macar
2001: V.S. Naipaul, Trinidad asıllı İngiliz
2000: Gao Şingcien, Çin doğumlu Fransız
1999: Günter Grass, Alman
1998: Jose Saramago, Portekizli
1997: Dario Fo, İtalyan
1996: Wislawa Szymborska, Polonyalı
1995: Seamus Heaney, İrlandalı
1994: Kenzaburo Oe, Japon
1993: Toni Morrison, Amerikalı
1992: Derek Walcott, St. Lucia
1991: Nadine Gordimer, Güney Afrikalı
1990: Octavio Paz, Meksikalı
1989: Camilo Jose Cela, İspanyol
1988: Necip Mahfuz, Mısırlı
1987: Joseph Brodsky, Rusya asıllı Amerikalı
1986: Wole Soyinka, Nijeryalı
1985: Claude Simon, Fransız
1984: Jaroslav Seifert, Çekoslovakyalı
1983: William Golding, İngiliz
1982: Gabriel Garcia Marquez, Kolombiyalı
1981: Elias Canetti, Bulgaristan asıllı İngiliz
1980: Czeslaw Milosz, Polonya asıllı Amerikalı
1979: Odisseus Elitis, Yunanlı
1978: Isaac Bashevis Singer, Polonya asıllı Amerikalı
1977: Vicente Aleixandre, İspanyol
1976: Saul Bellow, Kanada asıllı Amerikalı
1975: Eugenio Montale, İtalyan
1974: Eyvind Johnson ve Harry Martinson, İsveçli
1973: Patrick White, Britanya doğumlu Avusturalyalı
1972: Heinrich Boell, Batı Almanyalı
1971: Pablo Neruda, Şilili
1970: Alexander Solzenitsin, Rus
1969: Samuel Beckett, İrlandalı
1968: Yasunari Kawabata, Japon
1967: Miguel A. Asturias, Guatemalalı
1966: Shmuel Y. Agnon, Polonya asıllı İsrailli ve Nelly Sachs, Alman asıllı İsveçli
1965: Mihail Şolohov, Rus
1964: Jean-Paul Sartre, Fransız(ödülü kabul etmedi)
1963: Yorgo Seferis, Urla doğumlu Yunanlı
1962: John Steinbeck, Amerikalı
1961: İvo Andriç, Yugoslav
1960: Saint-John Perse, Guadeloupe asıllı Fransız
  Herta Müller

Avrupa gazetelerinde Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Romanya doğumlu Alman yazar Herta Müller’le ilgili değerlendirmeler şöyle:

Müller’in bu ödüle layık görülmesi çeşitli açılardan değerlendiriliyor.

Romanya gazetesi Gandul, Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan Romanya doğumlu Alman yazar Herta Müller'in geçmişi ile kurduğu bağa dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yapıyor: 

“Merak uyandıran dönemler, Müller için eserlerinin bir teminatı. Nitekim Nobel'e layık görülmesini sağlayan eseri de yaşadığı döneme ilişkin bumerang etkisi yaratan uyarıcı bir nitelik taşıyor. Komünizmden 20 yıl sonra Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülen Müller, ortaya çıkardığı eserle bunu gerçekleştirdi. Herta Müller, Rumen toplumu için de bir örnek olabilir. Müller, gerçekleri aramaktan vazgeçmemiz, hafızamızın silinmesine izin vermemiz, ayrıca bugünün ve geleceğin, geçmişimizin gün ışığına çıkmasına bağlı olduğunu bilmemiz gerektiğine işaret ediyor.”

Liberal eğilimli İsveç gazetesi Dagens Nyheter de Müller'in ödülü hak ettiğini söylüyor: 

“Herta Müller, Nobel ödülünü kesinlikle hak etti. Duvarın yıkılmasından tam 20 yıl sonra, ‘Atemschaukel', yani ‘Nefes Salıncağı' adlı son mükemmel romanının yayınlanmasının ardından bu ödüle layık görülmüş olması da gayet güzel. Müller, kitapları aracılığı ile dönemin Romanyasında duvarın ardına sıkışıp izole bir yaşam süren küçük Alman azınlığın yanından geçiyor ve onları kitaplarının başlıca konusu yapıyor. Dışlanmış ve güvensizlik içinde yaşayan bu topluma dikkati çekiyor. Herta Müller, mağdurların tanıklığını yaparak onların dili oluyor ve geçmişlerini yeniden gündeme getiriyor.”

Polonya gazetesi Dziennik Gazeta Prawna ise Herta Müller'in dünya edebiyatında olay yaratan bir isim olmadığını belirterek Nobel ödüllerinin artık siyasi gerekçelerle verildiği eleştirisini getiriyor. İtalyan gazetesi La Repubblica ise Müller'in önemli bir isim olduğu kanısında. Gazetede şu satırlar yer alıyor: 

“Herta Müller, diktatör korkusu yaşamış hayatların bir tanığı. O, yaşananları hiçbir zaman unutmadı. O, birçoklarının aksine duvarın yıkıldığı ve artık Çavuşesku'nun olmadığı yerde, geçmişin üzerini örten sessizliği bozdu…”

Alman gazetelerinde de Müller'in başarısı geniş yer buluyor. Frankfurter Allgemeine Zeitung'de yer alan yorum şöyle:

“Müller, göç etmek zorunda kalan ailesinin kaderini, ihanetlerle dolu ve hainlerle kesişen hayat öyküsünü, korkularını, kapalı yerlerde nefes alamayışını, vurdum duymazlığı ve bulduğu bir ağaç kovuğunu, doğru ifadeleri bulmaya çalışırken ortaya çıkan güç ve yoğunlukla anlatıyor. Son kitabı ‘Atemschaukel' (Nefes Salıncağı) da dahil, eserlerinde genellikle kendisinin de mağdur olduğu devlet kaynaklı baskılardan söz ediyor. Bu noktada da Müller, yedi yıl önce Nobel Edebiyat Ödülü'na layık görülen Imre Kertesz'le karşılaştırılıyor. Dolayısıyla Stockholm Akademisi, Herta Müller'i de ödüllendirerek geçmişin akla mantığa dayanmayan kimi kararlarının unutulmaması gerektiği mesajını veriyor.”

Berliner Morgenpost gazetesi de Müller'in başka yönlerinin de keşfedileceğini söylüyor:

“Herta Müller'in edebiyatındaki biyografik malzemeyi, Çavuşesku dönemi ve göç ettikleri Batı'da karşı karşıya kaldığı zorluklar oluşturuyor. Eserlerinde Avrupa'nın çeşitli bölgelerinde bugün de hâlâ varlığını sürdüren Alman azınlığın tarihi deneyimlerinden faydalanıyor. Bu elbette onun evrensel bir hakkı. Nitekim şimdi de Nobel'le ödüllendiriliyor. Bu ödül, daha keşfedilecek pek çok yönü bulunan bir şairi ön plana çıkarıyor.”

Ana sayfa

Haber Dünya Ülkeler Türkiye Bilim Aktüel Görsel

Son Güncelleme:08/09/13

Kurumlar

Haber

Basın

Doğal Yaşam

Uzay

Enerji

Silahlanma

Nükleer

Siber Savaş

Uyuşturucu

Sayfa Başı