Hazer Tv, Ana sayfa©2005

Ana sayfaKapak

 

 

Son Güncelleme:17/05/12

Ana Haber Genel, Bilim ve Özel Dosyalar

Ülkeler Haber ve Genel Bilgileri

Dünya Kurum Haber ve Genel Bilgileri

Türkiye Haber ve Özel Dosyalar

Aktüel Haber, Video, Resim ve Özel Dosyalar

" Nato " Güncel Haberleri

Ülkeler Haber ve Bilgileri

BM Güncel Haberleri

BM Genel Bilgileri

BM Resimleri

 

 

 

Türkiye'den AB'ye 'NATO' çelmesi

Türkiye'yi Gül temsil edecek  

ABD'nin Chicago kentinde önümüzdeki pazar başlayacak NATO zirvesi öncesinde üst düzey Avrupa Birliği yetkililerinin katılımı konusunda ciddi bir kriz aşıldı. Uzmanlar krizi, diplomatik nüfuzu artan Türkiye’nin yaptığı bir güç gösterisi olarak niteledi. AB liderleri sadece açılış törenine katılacak.

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ve AB Konseyi Başkanı Herman van Rompuy, NATO zirvesinin başlamasına sadece günler kala davetiyelerini alabildi. Gecikmenin nedeni Türkiye'nin AB yetkililerinin davet edilmesinden rahatsızlık duymasıydı.

Türkiye'nin itirazları sonucu Avrupa Birliği liderleri yalnızca açılış törenine katılacak, katılımları zirvenin belli oturumlarıyla sınırlanacak. Uzmanlara göre Ankara’nın sert diplomatik atağının altında AB üyelik sürecinin yattığı belirtildi.

Türkiye NATO üyeliğini, Avrupa Birliği'ne baskı aracı olarak kullandı. Türkiye’nin AB'yi bu denli karşısına almasıysa, bölgesel öneminin artmasından kaynaklandığı iddia edildi. Bir yandan ABD’nin önemli bir müttefiki olan Türkiye'nin, Arap Baharı’nın etkisi altındaki bölgede önemli bir konuma sahip olduğuna dikkat çekildi.

  Türkiye'den AB'ye 'NATO' çelmesi

İSRAİL DE KATILAMIYOR

Türkiye'nin NATO zirvesine, diplomatik kriz yaşadığı İsrail'in katılımını da engellediği iddia edilmişti. ABD, bu konuda açıklama yaparak, İsrail'in davet edilmediğini açıklamıştı.

TÜRKİYE'Yİ GÜL TEMSİL EDECEK

NATO'nun 20-21 Mayıs günlerinde ABD'nin Chicago kentinde düzenlenecek olan İttifak tarihinin en geniş katılımlı devlet ve hükümet başkanları zirvesinde Türkiye'yi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz temsil edecek.

Cumhurbaşkanı Gül'ün zirve sırasında çeşitli ikili temaslar yapması planlanıyor. Cumhurbaşkanı Gül, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande'la da bir görüşme yapacak.

17 Mayıs 2012

Daha İlk gün Sarkozy'den NATO krizi bitti

Nato logo  

AB kurumları başkanlarının NATO’nun Şikago zirvesine katılımında Fransa’nın çıkardığı kriz, geri adımla çözüldü.

Fransa’daki cumhurbaşkanlığı seçiminde Nicolas Sarkozy’nin aldığı mağlubiyet, daha ilk günden uluslararası bir krizin çözülmesini sağladı.

ABD’nin Şikago kentinde 20-21 Mayıs’ta düzenlenecek NATO zirvesi kapsamında, İttifak üyesi olmadıkları halde Afganistan’daki NATO operasyonuna önemli katkı yapan ortak ülkelerin onurlandırılacağı bir toplantı öngörülmüştü. NATO kaynakları, Afganistan ile ilgili söz konusu toplantıya AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ve AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy’ün de davet edilmesi talebiyle gelen Fransa’ya, Türkiye başta olmak üzere bazı NATO üyeleri itiraz ettiğini bildirdi.

Edinilen bilgiye göre, Fransa’nın bu girişimine Türkiye’nin itirazı, "Neden AB’nin iki isimle temsil edilmesi istenirken, diğer hiçbir uluslararası örgütün temsilcisi çağrılmıyor" noktasında oldu.

Fransa, zirvenin ev sahibi ABD’yi bile rahatsız eden bu girişiminden Sarkozy’nin seçimi kaybetmesi üzerine geri adım attı.

Afganistan’ın yeniden imarına İslam İşbirliği Teşkilatı, Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankası başta olmak üzere birçok uluslararası kuruluş önemli katkı yapıyor.

Bu arada Türkiye’nin, NATO’nun bir önceki Lizbon zirvesinde olduğu gibi Barroso ve Van Rompuy’ün Şikago zirvesine katılımlarına itirazı olmadığı öğrenildi.

7 Mayıs 2012

Rusya'dan NATO'ya Sürpriz Teklif

  Rusya'dan NATO'ya Sürpriz Teklif

Rusya, NATO'ya radar üssü konusunda bir öneride bulundu.

Rusya, başkent Moskova’nın dışındaki Don-2P radar üssünün Avrupa füze savunma sisteminde yer alacak şekilde NATO ile birlikte kullanmayı önerdi.

Rusya’da önceki gün başlayan füze savunma sistemleri ile ilgili konferansta öneride bulunan Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Anatoli Antonov, “NATO ve ABD ile anlaşma sağlayabilirsek, orta ve uzun vade tehditlere karşı Don-2P radar üssünü ortak kullanabiliriz.” dedi.

Rusya Genelkurmay Başkanı Nikolay Makarov önceki gün yaptığı açıklamada anlaşma sağlanamaması durumunda füze savunma sistemi alt yapılarını önleyici saldırı ile vurulmasının da muhtemel senaryolar arasında olduğunu söylemişti.

Rusya daha önce de Azerbaycan’da bulunan Gebele radar üssünü de NATO ile ortak kullanılmayı teklif etmişti.

Konu ile ilgili henüz müzakere sürecinde olmadıklarını hatırlatan Antonov, “Halen kullandığımız uzay savunma elementlerimizin pratikte uygulamalarından bahsediyoruz. Bu istasyon hava savunma sistemimizin bir parçası olarak çalışıyor.” dedi.

1980’li yıllarda ABD ile sürdürülen silah kontrol anlaşmalarının konusu olan Don-2 radar sistemi bin 500 - 2 bin kilometre alanda çok küçük parçaları tespit ediyor ve hedefe füzelerin kilitlenmesini sağlayabiliyor.

Moskova’da gerçekleşen konferanstan memnun olduklarını ifade eden Bakan yardımcısı, “NATO, BDT, AGİT ve diğer örgütlere üye ülkelerden yüzlerce askeri uzman ve akademisyen konferansa katıldı. Çok faydalı ve ilginç tartışmalar gerçekleştirdik.” dedi.

RUSYA STRATEJİK DENGENİN BOZULMASINA İZİN VERMEYECEK

Diğer taraftan Rusya Başbakan Yardımcısı Dmitri Rogozin de Moskova’nın stratejik dengeyi bozacak bir yapılanmaya izin vermeyeceği uyarısı yaptı. Moskova yakınlarında yer alan füze üretim tesislerinde incelemede bulunan Rogozin, “Füze savunma sistemi bir illüzyon. Ne kadar para yatırdığınız önemli değil. Biz asla stratejik dengenin bozulmasına izin vermeyiz.” uyarısı yaptı.

03 Mayıs 2012

Rusya NATO’yu Füze Kalkanına Saldırmakla Tehdit Etti

Moskova’daki uluslararası konferansta konuşan Rus komutan, arzu etmemekle birlikte, ülkesinin NATO füze savunma sistemini önceden yok etmek zorunda kalabileceğini vurguladı.

Füze savunma sistemiyle ilgili konferansta Savunma Bakanı Anatoli Serdyukov da konuştu. Bakan, füze kalkanı anlaşmazlığına henüz Rusya, Amerika ve NATO’nun da kabul edebileceği bir çözüm yolu bulunamadığını söyledi.

Moskova hükümeti, Amerika’nın Avrupa’da kurmakta olduğu füze kalkanı sisteminin İran’a karşı olduğu iddiasını ciddiye almıyor ve kendisine karşı kullanılmayacağı yolunda yasal güvence vermesini istiyor.

NATO’nun füze kalkanı sistemiyle ilgili gerekli tesisler, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ülkelerde konuşlandırılıyor.

03 Mayıs 2012

 İsrail başvuruşunu Türkiye veto etti

   İsrail başvuruşunu Türkiye veto etti

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ak Parti İl Başkanlığı ziyaretinin ardından, gazetecilerin sorularını cevapladı.

'Şikago'da düzenlenecek olan NATO zirvesine İsrail de, başvurdu ve Türkiye'nin bunu veto ettiğine dair bugün haberler yayınlandı' şeklindeki soru üzerine Davutoğlu, İsrail ile hiçbir ortak faaliyet içinde olunmasının söz konusu olmadığını belirtti.

Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bildiğiniz gibi NATO'nun bir çok ortaklık programı var. Akdeniz diyarı, ülkelerin içinde olduğu ülkeler de var.

Bu ülkeler arasında Mısır , Fas, Ürdün gibi ülkeler arasında İsrail'de vardı.

 Ama tabi biz Mavi Marmara ve sonrasında gelişen olaylar çerçevesinde İsrail'i hiç bir zeminde, ortak olarak görmüyoruz. NATO faaliyetleri itibariyle de vatandaşlarımızı uluslararası sularda düzenli bir ordu tarafından katledilmiş olmasından itibaren sadece NATO'da değil, uluslararası hiç bir kurum ve kuruluşta İsrail ile hiç bir ortaklık faaliyeti içinde olmamız söz konusu değil.

Tabi Birleşmiş Milletler (BM) gibi uluslararası bütün ülkelerin olduğu forumlar hariç, bu tür çalışmaları tümüyle durdurduğumuzu daha önce ifade etmiştik.

İkili ilişkiler bağlamında ve diğer çalışmalarda." Ortak ve beraber işbirliği imkanına sahip olmanın belirli şartların bulunduğu ifade eden Davutoğlu," Bu şartlar, İsrail ile gerçekleşmediği kanaatindeyiz.

Bu sadece NATO ile ilgili bir durum değil.

Genel ilkemizin NATO zeminine yansımasıdır. Sadece NATO bağlanımda değil.

İsrail kendi iyi niyetini Türkiye'ye gösterecek şekilde daha önce sayın Başbakanımız ve hükümetimiz tarafından ifade edilen temel unsurlar yerine getirilmedikçe, bizim tarafımızdan işbirliğine haiz bir ülke olarak değerlendirilemez."diye konuştu.

23 Nisan 2012

Brüksel'de Nato Toplantısı

  Rasmussen

Rasmussen: ''Nato askerleri Afganistan'dan 2014 yılı sonunda çekilmiş olacak.''

NATO Savunma ve Dışişleri Bakanları Brüksel'de bir araya geldi.

NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, 2001 yılından beri Afganistan'da bulunan NATO güçlerinin çekileceği tarihi 2014 sonu olarak tekrarladı.

Brüksel'deki NATO Karargahında soruları cevaplayan Rasmussen, ülkede güvenliğin Afgan polis ve güvenlik güçlerine devredileceği tarihte bir değişiklik olmadığını vurguladı.

Rasmussen, süreç sonunda eğitim ve teknoloji desteği verilmeye devam edileceğini de söyledi.

Güvenliğin Afgan güçleri tarafından sağlanması için gerekli yıllık yaklaşık 4 milyar dolarlık rakam da Rasmussen'e soruldu.

Genel Sekreter, finansman konusunda üye ülkelerin tutumunun olumlu olduğunu belirtti.

Rasmussen, üyelerin Afganistan'da NATO askeri bulundurmaktansa Afgan güvenlik güçlerinin kullanılmasının daha ekonomik olduğunun farkında olduğunu da sözlerine ekledi.

NATO Genel Sekreteri, kurulması planlanan füze savunma sistemlerinin herhangi bir ülkeye karşı değil, olası tehditlere karşı olduğunun da altını çizdi.

18 Nisan 2012

NATO Sessizliğini Bozdu

NATO Sessizliğini Bozdu  

Başbakan'ın Suriye sınırındaki olaylara ilişkin sözlerine NATO'dan açıklama...

Suriye ordusunun Türkiye sınırına ateş açması üzerine Başbakan Erdoğan'ın, "herhangi bir üyeye yapılan saldırıyı bütün ülkelere yapılmış sayan" NATO'nun 5. maddesine dikkat çekmesi üzerine, günlerdir sessizliğini koruyan NATO'dan beklenen açıklama geldi.

NATO Sözcüsü Carmen Romero, ''NATO olarak müttefiklerimizi koruma sorumluluğunu çok ciddiye alıyoruz'' dedi.

Romero, basına yaptığı açıklamada, Suriye'deki gelişmeleri yakından izlediklerini ve şiddetin bir an önce sona ermesini beklediklerini de söyledi.

Türkiye'nin Suriye sınırında yaşanan olaylar nedeniyle NATO'dan herhangi bir talepte bulunmadığı da açıklamada yer aldı.

Başbakan Erdoğan'ın dikkat çektiği ve herhangi bir NATO üyesine yapılan saldırıya tüm müttefiklerin toplu cevap vermesini öngören beşinci madde, bugüne dek sadece 11 Eylül saldırılarının ardından Amerika Birleşik Devletleri'nin talebiyle işletildi.

12 Nisan 2012

NATO Merkezine Girmeye Çalıştılar

  NATO karargahına sızmaya çalıştılar

NATO karargahına sızmaya çalışan 500'e yakın protestocu gözaltına alındı.

Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden yüzlerce gösterici Brüksel'de buluştu.

NATO karşıtı eylemciler, NATO'nun ana karargahına toplu halde sızma girişiminde bulundu.

Göstericilerin NATO üssünün doğu kanadındaki boş tarlalardan gruplar halinde hep birlikte hareket etmesi üzerine güvenlik güçleri zor anlar yaşadı.

Onlarca gösterici, üssün sınırındaki çitlere ulaşırken bazıları da çiti aşarak içeri girmeyi başardı.

Eylemcilerle polisler arasında yaşanan kovalamaca, tüm göstericilerin plastik kelepçeler kullanılarak gözaltına alınmasıyla son buldu.

Eylemciler, NATO'ya ihtiyaç kalmadığına ve NATO'nun füze savunma sistemi ile nükleer silahlara sahip olma gibi politikalarına dikkat çekmek için gösteri düzenleyeceklerini günler öncesinden açıklamışlardı.

01 Nisan 2012

NATO Afganistan'da Muzaffer görünmenin yolunu arıyor

  NATO danışmanı Hollandalı Rob de Wijk

NATO Afganistan'da zafer yolu arıyor!

NATO danışmanı Hollandalı Rob de Wijk, Afganistan savaşını kaybettiklerini, ülkeden çıkarken 'nasıl "Muzaffer görünebiliriz" in yollarını aradıklarını söyledi.

Merkezi Lahey'de bulunan meşhur bir stratejik araştırma merkezinin başkanı NATO danışmanı Hollandalı Rob de Wijk, batının Afganistan'da savaşı kaybettiğini, bundan böyle kendisini 'zafer elde etmiş' gibi göstermek için bir neden aradığını söyledi.

Alman gazetesi 'Stuttgarter Nachrichten'e konuşan De Wijk, Hindikuş'tan NATO birliklerinin geri çekilebilmesi için Pakistan yönetimiyle anlaşmak gerektiğini, aksi takdirde Afganistan'ın kuzeyinden yapılacak bir geri çekilmenin sorumluluğunu Alman Ordusunun üstlenmesi gerektiğini belirtti. Hollandalı danışman, Almanların 'çıkarken ışıkları söndürecek' son kişi olacağını vurguladı.

Daha önce bir NATO sözcüsü batılı müttefiklerin güvenlik sorumluluğunu en kısa zamanda ve tamamen Afgan güçlerine devretmek konusunda kararlı olduklarını söyledi.

Güvenliğin devri konusu tam olarak, Chicago'da yapılacak NATO zirvesinde belirlenecek.

Afgan Devlet Başkanı Karzai'nin ülkenin güvenliğini hükümet olarak yalnız başına 2014'te değil, daha erken 2013'te almaya hazır olduğu yönündeki açıklaması batılı müttefikler arasında endişeye neden oldu. Ancak Alman Savunma Bakanı Thomas de Maiziere ve Amerikan Savunma Bakanı Leon Panetta, daha önceden belirlenen takvimin uygulanacağını açıkladılar.

Diğer taraftan Taliban'la ABD arasında devam etmekte olan görüşmeler Taliban tarafından durduruldu. Taliban'dan yapılan açıklamaya göre Amerikan temsilciler daha önceden konuşulmayan bir takım taleplerde bulundular. Taliban temsilcileri, Amerikalıların bu değişken tutumu karşısında görüşmeleri durdurduklarını belirttiler.

18 Mart 2012

Rasmussen'den AB'ye Türkiye Çağrısı

  Rasmussen'den AB'ye Türkiye Çağrısı

 

NATO Genel Sekreteri, birlikten Türkiye'yle ilişkilerini güçlendirmesini istedi.

Rasmussen, NATO ile Avrupa Birliği ilişkilerinin arzulanan seviyeye ulaşması için, birlikten, Türkiye'yle siyasi ve askeri ilişkilerini güçlendirmesini istedi.

Rasmussen, ekonomik kriz döneminde NATO ve Avrupa Birliği arasında yakın işbirliğine daha çok ihtiyaç duyduklarını vurguladı.

Rasmussen, Kıbrıs Rum Yönetimi dahil tüm üyelerin, NATO-Avrupa Birliği işbirliğine katılmaları ve Türkiye ile siyasi ve askeri ilişkileri güçlendirmeleri çağrısında bulundu.

Rasmussen, ''Bu, Avrupa Birliği ve Türkiye arasında genel güvenlik anlaşması imzalanmasını ve Türkiye ve Avrupa Savunma Ajansı arasında düzenlemeler yapılmasını kapsıyor'' dedi.

12 Mart 2012

Yakılan Kuran'lar için protestolar sürüyor

Yakılan Kuran'lar için protestolar sürüyor

Dün, Afganistan'daki NATO birliklerinin Amerikalı komutanı General John R Allen'ın, kendisine bağlı askerlerin Kuran ve diğer dinî yayınları yaktıkları yolundaki haberlerin ardından özür dilemesiyle başlayan gerginlik devam ediyor.

Başkent Kabil ve Celalabad kentlerinde düzenlenen Amerika karşıtı gösterilerde en az altı kişinin öldüğü bildiriliyor.

Güvenlik güçlerinin havaya ateş açtığı olaylar sırasında Kabil ve Celalabad ve Parvan eyaletlerinde en az 20 kişinin de yaralandığı bildiriliyor.

Celalabad'ı başkent Kabil'e bağlayan yolu kapatan yaklaşık bin gösterici ise Taliban yanlısı sloganlar attı.

Göstericiler, 'Amerika bizi bu derece aşağılarsa biz de direnişe katılırız' diyorlar.

Üst düzey Afgan yetkililer BBC'ye verdikleri bilgide, Amerikalı askerî yetkililerin tutuklu Taliban savaşçılarından dinî kitap ve yayınları topladıklarını belirttiler.

Afganistan Parlamentosu'ndan da gergin anlar yaşandı. Bazı milletvekilleri, yanmış Kuran sayfalarını göstererek NATO ve Amerika Birleşik Devletleri'ni protesto etti.

  'Kasıt olmadığına sizi temin ederim'

'Kasıt olmadığına sizi temin ederim'

Afganistan'daki NATO birliklerinin Amerikalı komutanı General John R Allen, kendisine bağlı askerlerin Kuran ve diğer dinî yayınları yaktıkları yolundaki haberlerin ardından özür diledi.

General Allen, yayınladığı açıklamada, olayın tüm ayrıntılarıyla soruşturulacağını belirtti.

Allen, "Askerlerin bu davranışlarından haberdar olduğumuz anda harekete geçtik. Hemen müdahale ederek bu eylemleri durdurduk" dedi.

General Allen, yapılacak soruşturmada, Bagram'daki askerlerin aralarında Kuranlar'ın da olduğu bazı İslamî yayınları yaktıkları iddialarının inceleneceğini söyledi ve ellerindeki tüm yayınlarla ilgili işlemlerin dinî yetkililer tarafından gereken özen gösterilerek yapılacağını belirtti.

"Olayı tüm ayrıntılarıyla derinlemesine inceliyoruz ve bunun bir daha olmaması için gereken tüm önlemleri alıyoruz. Bu olayda hiçbir şekilde kasıt olmadığına sizi temin ederim."

General John R Allen

General Allen, "Olayı tüm ayrıntılarıyla derinlemesine inceliyoruz ve bunun bir daha olmaması için gereken tüm önlemleri alıyoruz. Bu olayda hiçbir şekilde kasıt olmadığına sizi temin ederim" dedi.

Afganistan Cumhurbaşkanı, Afgan hükümeti ve onurlu Afgan halkından özür dilediğini belirten NATO komutanı, "Yaşananlardan dolayı en içten üzüntülerimi bildirerek özür dilerim" dedi.

Geçen yıl Nisan ayında Afganistan'da günlerce süren ve Amerika Birleşik Devletleri'nde Kuran yakılmasını protesto eden gösterilerde en az bir kişi ölmüş 18 kişi de yaralanmıştı.

22 Şubat 2012

NATO Askerlerine Bombalı Tuzak

  NATO Askerlerine Bombalı Tuzak

 

Afganistan'ın güneyinde yol kenarına yerleştirilen bir bombanın patlaması sonucu 3 NATO askerinin yaşamını yitirdiği bildirildi.

Uluslararası Güvenlik ve Destek Gücü (ISAF), saldırının detayı ve askerlerin uyruğuyla ilgili bilgi vermedi.

Afganistan'da yılbaşından bu yana 47 NATO askeri öldürüldü.

21 Şubat 2012

NATO'ya karşı 'Kur'an' isyanı

Afganistan'da NATO bünyesinde görev yapan askerlerin, dini içerikli kitaplarla birlikte Kur'an-ı Kerim de yaktıklarının ortaya çıkması sonrasında ABD askeri üssü önünde gösteri yapılıyor. Askeri üssü taşlayan göstericiler arasında yaralananlar var.

ISAF'ın ABD'li komutanı 'Kur'an' yakma olayından dolayı özür diledi.

ABD üssü önünde protesto

Afganistan'da NATO bünyesinde görev yapan askerlerin, dini içerikli kitaplarla birlikte Kur'an-ı Kerim de imha ettiklerinin ortaya çıkması Afganları sokağa döktü.

ABD'nin Bagram askeri üssü önünde toplanan 2 binden fazla gösterici, taşlar ve sopalarla etrafa saldırdı. Gösteriler sırasında silah sesleri duyulurken, yaralananlar da oldu. Eylemcilerin "Yabancılara ölüm" sloganları attığı belirtiliyor.

ABD'Lİ KOMUTAN ÖZÜR DİLEDİ

  NATO'ya karşı 'Kur'an' isyanı

Afganistan'da NATO liderliğinde görev yapan Afganistan Güvenlik ve Destek Gücü'nün (ISAF) Komutanı General John Allen, ülkede Kur'an-ı Kerim kitapları dahil olmak üzere çok sayıda dini içerekli kitabın yakılması konusunda soruşturma emri verdiğini söyledi. ABD'li general Allen, Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai'den 'Kur'an' yakma olayı nedeniyle özür diledi.

Allen, Uluslararası haber ajansı Associated Press'e telefonla yaptığı açıklamada, Bagram Hava Üssü'nde Kur'an-ı Kerim dahil olmak üzere dini içerikli kitapların imha edilmesinin kasıtlı bir şey olmadığını söyledi.

"Koalisyon güçleri olayı öğrenir öğrenmez imha işlemine müdahele etti ve eylemi durdurdu" diyen ISAF Komutanı John Allen, olaya karışanlar hakkında soruşturma başlatıldığını söyledi.

21 Şubat 2012

TÜRKIYE-NATO 60.Yıldönümü - 18 Şubat 1952

NATO Üyeliği İçin Kutlama Mesajı

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin NATO'ya üyeliğinin 60'ıncı yılını yayımladıkları mesajlarla kutladılar.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül mesajında, Türkiye'nin İttifak'a desteğinin devam ettireceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Gül, uluslararası camianın gündemindeki tehdit, kriz, dönüşüm ve fırsatların önemli bir bölümünün Türkiye'yi çevreleyen coğrafyalarda cereyan ettiğine dikkati çekti.

Abdullah Gül, ''Söz konusu stratejik iklimin bir neticesi olarak, Türkiye artık NATO ittifakının merkez ülkesi haline gelmiştir'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise mesajında, Türkiye'nin, sağlam ve güvenilir bir müttefik olduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan, "NATO'nun Türkiye için, Türkiye'nin de NATO için önemi günbegün daha da artmaktadır" dedi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da, NATO'ya üyeliğin 60'ıncı yılını kutladı.

Davutoğlu, Türkiye'nin bölgesel ve küresel barış çabalarında İttifak'a en fazla katkı yapan ülke olduğunu belirtti.

17 Şubat 2012

Türkiye için NATO üyeliğinin anlamı üzerine kısa bir video
TÜRKIYE-NATO 60.Yıldönümü - 18 Şubat 1952

"NATO, Türk dış ve savunma politikasının temel boyutlarından biridir.

Türkiye 60 yıldır İttifakın önemli bir üyesi ve güvenilir bir Müttefiktir."

18 Şubat 2012

"İsrail Olursa Tutumumuz Daha da Net"

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Nato  

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, erken uyarı sistemi verilerinin üçüncü taraflarla paylaşılacağı iddialarına cevap verdi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu erken uyarı sistemi verilerinin üçüncü taraflarla paylaşılacağı iddialarına. "Hiçbir zaman, herhangi bir NATO tesisinin, bir üçüncü ülke tarafından kullanılmasına izin vermeyiz" cevabını verdi.

Davutoğlu, şunları söyledi:

"NATO imkanları ve tesisleri sadece NATO üyeleri arasında ve NATO dayanışması çerçevesinde kullanılır. Türk basınında değişik haberler bir takım internet sitelerine dayalı olarak yapılıyor ve bundan birkaç gün önce de sanki bir İsrail ile bu radar sisteminin testi yapıldı, İsrail füzesiyle gibi son derece asılsız, hiçbir temeli olmayan haberler yapıldı. Bunların hiçbir karşılığı yoktur. Biz hiçbir zaman, herhangi NATO tesisinin herhangi bir üçüncü taraf tarafından kullanılmasına izin vermeyiz, bunu çok açık bir şekilde ifade ediyorum. Hele bu İsrail olursa tutumumuz daha da net ve açıktır."

17 Şubat 2012

NATO-İsrail ittifakı

  NATO-İsrail ittifakı

İsrail gemileri NATO şemsiyesinde Akdeniz'de devriyeye hazırlanıyor

İsrail, NATO'nun Akdeniz'deki görev gücüne savaş gemisi takviyesinde bulunmayı önerdi. Türkiye'nin karşı çıktığı bilinmesine rağmen NATO, İsrail'in teklifine olumlu baktığını açıkladı.

NATO'DAN OLUMLU SİNYAL

Cuma günü yaptığı açıklamayla İsrail'in teklifini doğrulayan NATO sözcüsü Carmen Romero, "teklifi NATO'nun operasyon gereklilikleri ve prosedürleri doğrultusunda değerlendiriyoruz" dedi. Romero, NATO'nun İsrail de dahil olmak üzere tüm ortaklarıyla işbirliğini geliştirmeye hazırladığını vurgulayarak, ittifakın tavrını ortaya koydu.

TÜRKİYE KARŞI

AP haber ajansına konuşan bir Türk Dışişleri Yetkilisi ise, ittifakın tek Müslüman ülkesi olan Türkiye'nin, İsrail'in teklifine karşı çıktığını açıkladı.

İLK OLACAK

İsrail, daha önce deniz ve hava unsurlarıyla bazı NATO tatbikatlarına katılmış, ancak ittifakın hiç bir operasyonunda doğrudan yer almamıştı. Teklifin kabul edilmesi durumunda İsrail ilk kez NATO'nun bir operasyonunda yer almış olacak.

11 EYLÜL'DEN SONRA BAŞLADI

İsrail'in katılmak istediği, Etkin Girişim Operasyonu, 11 Eylül'den sonra Akdeniz'de yürürlüğe konan bir devriye görevi.

Terörle mücadele misyonu çerçevesindeki operasyonlara daha önce Rusya ve Ukrayna donanmalarından gelen gemiler de katılmıştı.

Ancak İsrail'in operasyonlara katılmasına, NATO'nun Afganistan'daki operasyonlarını riske atacağı gerekçesiyle ittifakın bazı üyeleri itiraz ediyor.

12 Şubat 2012

Kürecik Füze Kalkanına ilk test

  Kürecik Füze Kalkanına ilk test

ABD ve İsrail’in yaptığı ortak tatbikatta, Malatya’nın Kürecik beldesine yerleştirilen füze kalkanının test edildiği öne sürüldü.
İlişkili fotoğrafları göster

İSTANBUL - Malatya’nın Kürecik bölgesine konuşlandırılan füze kalkanı ilk kez ABD ile İsrail’in ortak tatbikatında denendi.

Vatan gazetesinin İsrail istihbaratına yakınlığıyla bilinen Debka sitesine dayandırarak verdiği habere göre; bir İsrail F-15 savaş uçağı Akdeniz üzerinde uluslararası sularda seyrederken, doğu-batı yönünde bir Rafael Blue Sparrow 2 füzesini fırlattı. Bu şekilde İran’dan İsrail’e fırlatılan bir füzenin simülasyonu sağlanmış oldu.

Hem İsrail’deki radardan, hem de Kürecik’teki NATO radarından fırlatılan füze anında tespit edildi. Füzenin denize düşmesine kadar saniye saniye izlendi.

Bu süre içerisinde İsrail’deki radar ile Malatya’daki radar arasında veri paylaşımı ve tam koordinasyon sağlandı.

Böylece olası bir İran saldırısında havadaki füzenin hızı ve koordinatlarının anında belirlenebilmesi için İsrail ve Türkiye’deki radarın uyumlu bir şekilde çalışabileceği görülmüş oldu.

Tatbikat için Türkiye'den izin alındığı bildirildi.

12 Şubat 2012

'Füze savunma sistemini Türkiye istedi'

Füze kalkan gerçekleri  

NATO Genel Sekreteri Rasmussen, Rusya ve İran'ın karşı çıktığı füze savunma sisteminin Türkiye'de konuşlandırılması talebinin Ankara'dan geldiğini söyledi.

NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, NTV Brüksel muhabiri Güldener Sonumut'un sorularını yanıtladı.

Rasmussen, Türkiye'de de konuşlandırılması beklenen NATO'nun füze savunma sistemiyle ayrıntıların ABD'nin Chicago kentinde konuşulacağını vurguladı.

Rasmussen, füze savunma siteminin kendi topraklarında bulunmasını Türkiye'nin talep ettiğini dile getirdi.

ABD'nin kendi savunma sistemiyle NATO'nun füze savunma sistemine büyük bir katkıda bulunduğunu belirten Rasmussen, sistemin NATO üyeleri arasındaki son dayanışma örneği olduğunu belirtti.

Soğuk savaş döneminde Türkiye'nin Rusya'nın komşusu olarak önemli bir rol oynadığını hatırlatan Rasmussen, "Türkiye bugün de önemli bir rol oynamaya devam ediyor. Bizim Kosova, Afganistan ve son olarak da Libya'daki operasyonlarımıza çok önemli katkıda bulundu" diye konuştu.

Rasmussen, İzmir üssünün NATO'nun Kara Kuvvetleri Komutanlığı olacağını da söyledi: İzmir'de güçlü bir kara kuvvetleri komutanlığı kurulmasına karar verdik burası hem Türkiye hem NATO için önemli bir üs olacak.

Suriye konusunu NATO konseyinde tartıştıklarını hatırlatan Rasmussen, "Herhangi bir müdahale niyetimiz yok. Suriye halkının istekleri göz önünde bulundurulmalı" dedi.

  Rasmussen, Füze savunma sistemini Türkiye istedi

Rasmussen sözlerini şöyle sürdürdü:

"NATO'nun 5. Maddesi en önemli görevlerden biridir müttefiklerden birine saldırı hepsine saldırı anlamını taşır.

Öncelikle bu vesileyle Türkiye'ye NATO'ya katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Türk liderlerle NATO'nun bundan sonraki politikalarıyla ilgili konuşacağım.

Chicago'da çok somut sonuçlar olacak Afganistan konusunda belli adımlar atılmasını bekliyorum. 2014'ü konuşacağız sorumluluğu Afganlara bırakacağız. Afgan güvenlik güçlerinin eğitimine katkıda bulunacağız operasyonumuzun önemli bir bölümünü askerlerin eğitimi oluşturacak."

10 Şubat 2012

NATO Afganistan için Kaynak Arıyor

  NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen

2014 yılı sonuna kadar Afganistan'da güvenliği Afgan makamlarına devretmeyi planlayan NATO, kaynak arayışında...

NATO, Afganistan'dan aşamalı olarak çekilme stratejisini tartışıyor. NATO ve ittifaka bu ülkedeki operasyonlarında destek veren ülkelerin savunma bakanları, Brüksel'de Afganistan'dan çekilme takvimini hızlandırma konusunu ele aldı.

Toplantıda Türkiye'yi Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz temsil etti.

2014 yılında gerçekleşmesi planlanan çekilmenin ardından Afgan ordusunun giderlerinin nasıl karşılanacağı, en önemli gündem maddesini oluşturdu.

Dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olan Afganistan'ın, yıllık 6 milyar doları bulması beklenen ordu ve emniyet teşkilatının giderlerini karşılayacak ekonomik gücü bulunmuyor.

Afgan ordusunun ve polisinin maaşlarını, NATO üyelerinin ödemesi planlanıyor.

Ancak Avrupa'da ve Amerika'da yaşanan mali kriz ile kemer sıkma tedbirleri, Afganistan'a kaynak bulma sorununu da beraberinde getiriyor.

NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, Çin, Hindistan ve Rusya'yı da ima ederek, bütün ülkeleri Afganistan'a katkıda bulunmaya çağırdı, bölgede istikrarlı bir Afganistan'ın herkesin çıkarına olduğunu söyledi.

Afgan güvenlik kuvvetlerinin sayısının da 2014 yılına kadar 350 bine çıkartılması planında, kaynak sorunu yüzünden geri adım atıldı. Fransa Savunma Bakanı, 230 binin de makul bir rakam olacağını savundu.

Fransa, Afganistan'daki askerlerini gelecek yıl ortalarında çekmeye başlayacağını duyurdu.

Amerikan Savunma Bakanı Leon Panetta da, yine gelecek yıl ortalarında Afganistan'daki Amerikan birliklerinden muharip güçlerin çekileceğini sadece lojistik unsurların kalacağını bildirdi.

Afganistan konusundaki tartışmaların, Mayıs ayında Chicago kentinde yapılacak NATO Zirvesi'ne kadar tamamlanması planlanıyor.

03 Şubat 2012

NATO Füze Kalkanı Komuta Merkezi Almanya'da

NATO Füze Kalkanı  

NATO’nun yeni stratejik konseptinin en önemli unsuru olarak tanımlanan füze kalkanı sisteminin Ramstein Askeri Üssü’nde kurulacak merkezden kontrol edileceği açıklandı. NATO’nun 2010 yılındaki Lizbon Zirvesi’nde alınan karar uyarınca hayata geçirilmesi planlanan sisteme göre Türkiye’nin doğusunda yer alan bir ülkeden, NATO ülkelerini hedefleyen bir füzenin ateşlenmesi durumunda füze kalkanı erkenden uyarı yaparak, devreye girecek ve füzenin yerine ulaşmadan havada NATO füzeleri tarafından imha edilmesini sağlayacak.

NATO yetkilileri bu sistemin sadece savunma amaçlı olduğunu vurguluyor. Askeri yetkililere göre, kalkan sistemini oluşturan radarlar 3 bin kilometre uçabilen orta ve uzun menzilli füzeleri hedefliyor. Füze kalkanının nereden idare edileceği ve radarların hangi ülkelere yerleştirileceği 2010 sonrasında NATO ve Rusya arasında soruna neden oldu. NATO’nun radar sistemini önce Çek Cumhuriyeti’ne ve Polanya’ya yerleştirmek istemesine Rusya büyük tepki verdi. İki taraf arasında yapılan diplomatik görüşmelerden sonra radarların Malatya‘nın Kürecik İlçesi’ne yerleştirilmesi kararlaştırıldı.

Yeni sistemin komando merkezi Amerika’nın Almanya'da bulunan ve ülke dışındaki en büyük hava üssü Ramstein olacak. Ramstein’da konuyla ilgili haberleri doğrulayan bir NATO yetkilisi, hava üssünün bu görevi üstlenebilmesi için gerekli yapılanmanın kısa bir sürede başlayacağını ve füze kalkanının en geç 2020 yılına kadar tüm kapsamıyla çalışmasının hedeflendiğini açıkladı.

  U.S. Air Force
NATO Füze Kalkanı

Verilen bilgiye göre, Ramstein’deki merkezde Türk ordusundan general seviyesinde bir irtibat subayının görev alması planlanıyor, aynı zamanda İzmir'in yakınındaki Çiğli'de bulunan NATO Hava Üssü’ndeki personelin bir bölümünün de Ramstein’a kaydırılması ve buradaki askeri personel sayısının 400’den 500’e yükseltilmesi düşünülüyor.

Ramstein’la ilgili haberi yorumlayan Almanya Savunma Bakanı Thomas de Maizière, Amerikan askeri birliklerinin büyük bir bölümünün Almanya’dan çekilmesinden sonra da ülkenin ABD için stratejik açıdan en önemli ortağı olmayı sürdüreceğini söylerken, yeni sistemin Ortadoğu ülkelerinden, özellikle de İran’dan Avrupa ve genelde de NATO üyelerine yönelik olası füze saldırılarına karşı korunmayı amaçladığını vurguladı. ABD Savunma Bakanı Leon Panetta iki hafta önce Amerikan ordusunun önümüzdeki 10 yıl en az 487 milyar dolar kesinti sağlamasını amaçlayan yeni savunma stratejisi kapsamında Almanya’dan bir tugay asker çekeceğini ve bazı askeri üslerin kapatılacağını açıklamıştı. İranlı üst düzey bir Devrim Muhafızı komutanı ise ülkesine karşı uygulanacak herhangi bir saldırı durumunda, İran’ın NATO füze kalkanı sistemini etkisizleştirmek için plan yaptığını ve Malatya'ya kurulması planlanan radarların da hedef alınacağını söylemişti.

02 Şubat 2012

Azerbaycan NATO uçaklarına izin vermedi

  Azerbaycan NATO uçakları

Azerbaycan'ın, NATO'ya ait Erken Uyarı ve Kontrol Sistemi (AWACS) uçaklarının Azerbaycan hava sahasını kullanarak Afganistan'a geçmesine izin vermediği bildirildi.

BAKÜ - Azerbaycan'ın APA ajansının hükümet kaynaklarına dayandırarak verdiği habere göre, Afganistan'a gitmek üzere Gürcistan ve Azerbaycan hava sahalarını kullanmak isteyen NATO'ya ait AWACS uçaklarına, Gürcistan'ın hava sahasını kullanma izni vermesine karşın Azerbaycan'ın geçiş izni vermediği ifade edildi.

KARGO UÇAKLARINA İZİN VAR

Haberde, Azerbaycan'ın NATO'nun kargo uçaklarına izin verdiği, ancak istihbarat amaçlı uçakların geçişine izin vermediği kaydedildi.

Azerbaycan, buna benzer bir uygulamayı geçen yıl Almanya'ya ait bir AWACS uçağının Uluslararası Haydar Aliyev Havaalanına iniş yapmasına izin vermeyerek göstermişti.

27 Aralık 2011

NATO Libya'da onlarca sivilin ölümüne neden oldu

  Libya'da onlarca sivilin ölümü

"New York Times18 Aralık 2011NATO’nun Libya’da yedi ay süren hava operasyonları, Muammer Kaddafi’nin halkına uyguladığı şiddetin ve iktidarının sona ermesindeki katkısı nedeniyle müttefik ülkelerden ve Libyalılardan destek gördü.

Ancak hava operasyonları tahmin edilmeyen bir zayiata neden oldu. Çok sayıda sivil ölürken, müttefikler bu kayıpları kabul etmeyi veya soruşturmayı reddetti.

NATO’ya göre, 31 Ekim’de sona eren ve sivilleri Kaddafi güçlerinden korumayı amaçlayan hava operasyonları neredeyse kusursuzdu. NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen geçen ay, “Bu operasyonu dikkatli bir şekilde, sivil kayıp olmadığına dair onay alarak gerçekleştirdik” dedi.

Ancak New York Times’ın bombardımanlardan hayatta kalanlar, doktorlar, görgü tanıkları, tıbbi raporlar, ölüm belgeleri ve fotoğraflara dayanarak yaptığı araştırma, çok sayıda sivilin NATO saldırılarına kurban gittiğini gösterdi. En az 29 kadın veya çocuğun aralarında bulunduğu kurbanların çoğu uykularında bombalara hedef oldu.

Elde edilen deliller, en az 40, belki de 70’den fazla sivilin NATO operasyonlarında öldüğünü gösterdi. Times gazetesinin hazırladığı ve 9 ayrı operasyonda sivillerin öldüğünü gösteren 27 sayfalık raporun yayımlanmasının iki hafta sonrasında, NATO tavrını değiştirdi.

NATO sözcülerinden Oana Lungescu, “yaşanmış olabilecek sivil kayıplardan üzüntü duyduklarını ve doğru olanı yapmak için Libyalı yetkililerle çalıştıklarını” belirtti. Ancak NATO, bu konuda soruşturma yapılması sorumluluğunu, iktidara gelmesi hava operasyonları sayesinde mümkün olan Libya’daki geçici hükümete yükledi. Libya’nın liderleri ise bugüne kadar NATO’nun hatalarına hiç değinmedi.

NATO HEP YÜZ ÇEVİRDİ

NATO’nun kendi operasyonlarında yaralanan sivillere yönelik ilgisizliği, bu kişilerin gerekli tedaviyi görmelerini de engelledi. Bu kişiler arasında sağ gözüne şarapnel isabet eden bir çocuk, sol bacağı kesilen bir kadın, sol ayağı ezilen Kuzey Koreli bir doktor ve kafatası çatlayan karısı var.

Times, aralarında başkent Trablus, yoğun çatışmaların yaşandığı Zintan, Misrata, Sirt, Brega ve Ecdebiye kentlerinin de bulunduğu yerlerde, sığınak, bina ve araçların oluşturduğu 150 hedefi inceledi.

NATO, Libya’da sadece lazer veya uydu güdümlü bombalar kullanıldığını belirtti. Ancak karada bombardımanı yönlendirecek askerlerin bulunmaması gibi faktörler hatalara neden oldu.

Belli operasyonlarda sivil altyapıya önemli hasar veren NATO, hala patlamayan bombalarının koordinatları hakkında Libya’ya bilgi vermedi. Dahası, NATO’nun bombalamadığını belirttiği bir binanın kalıntılarında müttefik uçaklarının mühimmatı bulundu.

NATO, değişmeyen tavrını İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Civic örgütüyle düzenlediği ve önüne hatalarını gösteren belgeler sunulduğunda bile değiştirmedi. Libya’daki sivil ölümlerini inceleyen örgütler, NATO’nun kendi kabuğuna çekilmesini kötü kamu politikasına bağlıyor. Civic Genel Direktörü Sarah Holewinski, “Afganistan’da çıkarılan derslerin Libya’da uygulanamadığını” ifade etti.

İSYANCILARA BÜYÜK DARBE

Kaddafi rejimini hedef alan hava operasyonu 19 Mart’ta başladığında, komuta geniş çaplı operasyonlarda daha başarılı olan ABD’ye aitti. 31 Mart’ta, komuta NATO’ya teslim edildi. NATO uçakları, yedi ay içinde 9,700 sorti yaparak 5,900 askeri hedefi yok etti. Planlanmış operasyonlar sivillerin korunması, dinamik operasyonlar ise belli hedefleri vurmak amacıyla yapıldı.

NATO harekatının başladığı ilk günlerde sivil kayıplar baş gösterdi. Bunlar arasında belki de en öne çıkanı gizli bir isyancı zırhlı araç konvoyunun çölde vurulmasıydı. 7 Nisan günü, Brega’dan yaklaşık 32 km uzaklıktaki bir tepede, NATO’nun lazer güdümlü füzeleri, konvoyu vurdu. Çok sayıda muhalif hayatını kaybetti. Uçaklar, olay yerine ambulanslar geldiğinde bile devam etti.

Olay yerine giden çoban Abdül Rahman Ali Süleyman, iki kuzeniyle bombalara hedef oldu. Süleyman, “Bir kuzenim ikiye bölündü, diğeri göğsüne şarapnel yedi ve öldü” dedi. NATO, bu olay hakkında değerlendirme yapmayı reddetti.

KORKUNÇ BİR HATA

Mustafa Naci Morabit, isyancıların giderek yaklaşması üzerine Temmuz ayında Zintan’daki evini ailesiyle terk etti. 2 Ağustos’ta, tehlikenin geçtiğini düşünerek geri döndüler. İki gün sonra sabahın erken saatlerinde evleri üzerinde bir bomba patladı. Morabit, eşini ve üç çocuğundan ikisini kaybetti, kendisi ve annesi ağır yaralandı.

Morabit’in harabeye dönen evi, NATO’nun sadece yanlış hedefi vurduğunu değil, zamanlamasında da hata olduğunu gösterdi. Morabit, “Madem uzmanlar bu kadar dikkatliler, neden bu kadar korkunç bir hata yaptılar?” dedi.

NATO, dört gün sonra yine sivillerin kaldığı iki binayı 200 kiloluk GBU-12 lazer güdümlü bombayla vurdu. Ali Hamid Gafez’e ait evde beş kadın ve yedi çocuk öldü, çok sayıda kişi yaralandı. Birkaç dakika sonra, kurbanları kurtarmak için enkazı kazan sivilleri ikinci bomba vurdu. 18 kişi hayatını kaybetti.

Zintan hastanesi ölü sayısını 34 olarak duyurdu. Cerrah Mustafa Ekhial, NATO bombalarının savaş boyunca tanık olduğu en ağır yaralanmalara neden olduğunu belirtti: “Gerçeği söylemem lazım… O gün gördüklerim tamamen farklıydı.”

18 Aralık 2011

"Füze Değil, Radar Sistemi"

  Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz

Malatya'ya NATO için Savunma amaçlı bir radar sistemi kurulacağını yineleyen Yılmaz, "Kurulacak olan sistem radar sistemi füze değil" dedi.

İsmet Yılmaz Eskişehir'de, Malatya'ya kurulacak radar üssü ile ilgili basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Yılmaz, "Malatya'ya kurulacak olan sistem bir radar sistemidir. Bu radar sistemi savunma amaçlıdır. Füze koyarsanız saldırı amaçlıdır. Türkiye'ye konacak olan bir radar sistemidir bu. Bu radar siteminin hiç kimseye bir tehdit oluşturması mümkün değildir. Ve NATO amaçları için kullanılacaktır. Bunun idare kademesinde bir Türk subayımız da yer alacaktır." dedi.

Yerli uçak konusuna da değinen İsmet Yılmaz, "Bir aksilik olmazsa ilk yerli uçağımızı Ankara veya Eskişehir'de yapacağız" dedi.

7 Aralık 2011

Çin'den Pakistan'a 'Şoke olduk' desteği

Pakistan, Nato gerginliği  

NATO'nun geçtiğimiz cumartesi günü bir saldırıda 24 Pakistan askerini öldürmesi sonrasında bölgede kartlar yeniden karılıyor. Saldırı sonrası Pakistan, ABD ve NATO'yla Afganistan'da ve bölgedeki işbirliğini yeniden gözden geçireceğini duyururken, Çin de "şoke olduk" sözüyle tepkisini gösterdi.

Bölgede önemli bir oyuncu olarak Pakistan'ın yanında yer alan çin, NATO helikopterlerinin 24 Pakistan askerini öldürmesinden dolayı şoke olduklarını açıkladı.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hong Ley, başsağlığı dileklerini ileterek, Pakistan'ın bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesini istedi. Çin saldırı konusunda soruşturma açılmasını da talep etti.

'AFGANİSTAN'LA İLİŞKİLER ZARAR GÖRECEK'

Pakistan, 24 askerinin ölümüyle sonuçlanan NATO hava saldırısının, bu ülkenin Afganistan ile işbirliğine zarar verebileceğini açıkladı.

İki sınır karakolunda görevli Pakistan askerlerinin sebepsiz saldırı kurbanı olduğunu belirten Pakistan ordu sözcüsü Tümgeneral Arthar Abbas, "Bu olay, Afganistan'la işbirliğinin boyutu ve seviyesi açısından ciddi sonuçlar doğuracak" dedi.

'ÖZRÜ KABUL ETMİYORUZ'

NATO'nun özrünü kabul etmediklerini belirten Abbas, NATO'nun soruşturma başlatması talebinde de bulundu.

RASMUSSEN VE CLINTON ÖZÜR DİLEMİŞTİ

24 askerin hayatını kaybettiği, 14 askerin yaralandığı saldırı sonrası NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen ve ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton hava saldırısı nedeniyle İslamabad yönetiminden özür dilemiş ve soruşturma başlattığını belirtmişti.

ABD VE NATO'YA TEPKİ SÜRÜYOR

Pakistan'da ülke genelinde düzenlenen protestolarla NATO saldırısı kınandı. Dün Karaçi ve Lahor kentlerindeki protestolardan sonra bugün de başkent İslamabad'da hukukçular NATO saldırısına tepki için eylem yaptı. Protesto gösterilerinde ABD ve NATO bayrakları yakıldı.

Pakistanlı askeri yetkili son üç yılda NATO saldırılarında 72 askerlerinin öldüğünü ve 250'sinin yaralandığını hatırlattı.

28 Kasım 2011

Obama Sarkozy'le İran'a baskı için anlaştı

  Obama, Sarkozy

ABD Başkanı Barack Obama, İran'a nükleer faaliyetleri nedeniyle daha fazla baskı yapılması konusunda Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'le uzlaştıklarını söyledi.

Fransa'nın Cannes kentinde yapılan G-20 Zirvesi öncesinde Sarkozy'le baş başa görüştüklerini belirten Obama, "Güvenlik konularını konuşma şansı bulduk" dedi.

"Ele aldığımız konulardan biri İran'ın devam eden nükleer tehdidiydi" diyen Obama, "Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, İran'ın nükleer faaliyetiyle ilgili önümüzdeki hafta raporunu açıklayacak. Ben ve Cumhurbaşkanı Sarkozy, bu konuda bir anlaşma sağlanması için İran'a baskının arttırılması konusunda uzlaştık" şeklinde konuştu.

NATO'NUN İRAN'A MÜDAHALE NİYETİ YOK

NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen ise, İttifak'ın İran'a saldırı için hazırlık yaptığı yönündeki haberleri yalanladı.

Rasmussen, ''NATO'nun İran'a müdahale ya da herhangi bir şey yapma niyetinin olmadığını vurgulamak isterim. Bir ittifak olarak NATO, İran meselesine müdahil değildir'' dedi.

İRAN URANYUM ZENGİNLEŞTİRMEKTEN VAZGEÇSİN

Rasmussen, İran'ın nükleer sorununa siyasi ve diplomatik çözüm bulunmasına yönelik uluslararası çabaları desteklediklerini belirterek Tahran yönetimine BM Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararlarına uyması ve uranyum ''zenginleştirme programını durdurması'' çağrısında bulundu.

03 Kasım 2011

NATO'nun Libya misyonu sona erdi

  NATO Libya

Birleşmiş Milletler, Muammer Kaddafi'nin öldürülmesinden bir hafta sonra NATO'nun Libya'daki misyonunu sona erdirdiğini açıkladı.

15 üyeli BM Güvenlik Konseyi, 1973 sayılı karar çerçevesinde 7 aydır Libya'da devam eden ve NATO birlikleri tarafından yürütülen operasyonu oybirliğiyle sona erdirdi.

Kabul edilen kararda, 31 Ekim'de Libya yerel saatiyle 23.59 itibarıyla Libya üzerindeki uçuşa yasak bölge ve yabancı güçlerin Libya'daki sivilleri koruma amacıyla yaptıkları tüm askeri müdahelelerin ve operasyonların sonlandırılacağı vurgulandı.

Alınan karar Libya üzerindeki silah ambargosunu sona erdirmezken, Libya'da bir an önce herkesi kapsayan ve temsil eden bir geçiş hükümetinin kurulması, ayrıca Libyalı yetkililerin keyfi tutuklamalar yapmak gibi misillemelerden kaçınmaları istedi.

27 Ekim 2011

Türkiye'yi devre dışı bırakacak karargaha tepki

NATO Genel Sekreteri Rasmussen  

Avrupa'da bazı ülkelerin, Türkiye'yi kısmen devre dışı bırakacak olan AB daimi askeri karargahı kurulması fikrine, NATO Genel Sekreteri Rasmussen tepki gösterdi.

BRÜKSEL - Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve Polonya dışişleri bakanları, AB daimi karargahı kurulması için bu ay başında harekete geçmişlerdi.

Avrupa'nın güvenliğinde NATO içinde söz sahibi olan Türkiye'yi kısmen devre dışı bırakacak olan bu talebe, NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen'den tepki geldi.

Genel Sekreter, 5 üye ülkenin dışişleri bakanları tarafından AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton'a gönderilen ortak mektupla talep edilen ve İngiltere'nin karşı çıktığı karargah hakkında, ''Daha fazla karargaha değil daha fazla askeri ekipmana ihtiyaç var'' dedi.

Rasmussen, NATO'nun gerçekleştirdiği karargah reformuyla bazı askeri üslerini kapatırken ve personel sayısını azaltırken AB'nin para ve personel israfına yol açacak böyle bir girişimini şaşkınlıkla karşıladığını belirtti.

Genel Sekreter Rasmussen, ''NATO'nun Libya operasyonu büyük başarıydı fakat özellikle istihbarat toplama, gözetim, keşif ve havada yakıt ikmali gibi noktalarda Avrupalı müttefiklerin bazı kritik askeri kapasiteye ihtiyaç duyduğunu gösterdi. Bu sır değil, çok aşikar'' ifadesini kullandı.

Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve Polonya dışişleri bakanları, bu ay başında Ashton'a gönderdikleri ortak mektupta Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası kapsamında daimi planlama ve icra kapasitesi başta olmak üzere kritik kapasitelerin geliştirilmesi için AB daimi askeri karargahının oluşturulması istenmişti.

İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague, AB gündemine ilk olarak Temmuz ayında getirilen daimi karargah önerisini veto edeceklerini belirterek, bunun çok masraflı olacağı ve NATO ile AB arasındaki bölünmüşlüğü artıracağı uyarısında bulunmuştu.

03 Ekim 2011

NATO tarihinin en büyük krizini yaşıyor

  NATO resim logo

NATO 62 yıllık tarihinin en zor günlerini yaşıyor. Örgütün daralan kaynaklar nedeniyle yaşadığı kriz ortamının aşılabilmesi için Genel Sekreter Rasmussen liderliğinde projeler geliştiriliyor.

Füze savunma sistemi, Libya'ya hava operasyonu derken NATO bugünlerde oldukça gündemde. Dünyanın birçok bölgesinde yaşanan çatışma ve siyasi krizlerde aktif faaliyetleriyle büyük rol oynayan NATO, son zamanlarda daralan kaynaklarıyla mücadele ediyor.

Örgüt 62 yıllık tarihinin belki de en zor günlerini yaşıyor. Genel Sekreter Anders Fogh Rasmussen, yeni bir projelerle sorunun üstesinden gelmeye çalışıyor ancak projelerin yararlı olup olmayacağı netlik kazanmış değil.

Financial Times'ta yer alan James Blitz imzalı yorumda, NATO savunma bakanlarının Çarşamba günü Libya operasyonunun sonuna yaklaşmanın rahatlığı ile bir araya geleceği belirtiliyor; ancak "Libya zaferi daha derinlerdeki sorunları gizliyor" deniliyor.

Yazıda, "İttifak genelindeki savunma harcamaları küresel ekonomik kriz nedeniyle azalıyor. Dahası Çin'in iddialı yükselişi ve ülkesindeki bütçe sıkıntıları dolayısıyla Amerika Birleşik Devletleri güvenlik odağını Avrupa'dan uzaklaştırıyor. Tam da Avrupalılar savunma kapasitelerinde ABD'nin yardımı olmadan kendilerine ya da arka bahçelerine bakamayacak duruma gelecek kadar kesintiye gitmişken" ifadelerine yer verilmiş.

NATO işbirliğinin geleceğinin parlak olmadığı belirtilen yazıda, Avrupa ekonomisinin geleceğinden şüpheli olduğunun altı çizilerek, Avrupa'nın kendisini savunma becerisi konusunda da ciddi kaygıları olduğunun altı çiziliyor.

03 Ekim 2011

NATO'dan PKK istihbaratı

  Anders Fogh Rasmussen

NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, artan PKK saldırıları karşısında ittifakın istihbarat paylaşımı alanında Türkiye’ye destek vermesinin gündemde olduğu sinyalini verdi. Rasmussen, “PKK’nın korkunç saldırılarına devam etmesi nedeniyle sadece hayal kırıklığı yaşamıyorum, aynı zamanda bunu son derece insafsız buluyorum” dedi.

Rasmussen, Türkiye'nin, son dönemde hem sivillere hem de güvenlik güçlerine karşı artan PKK saldırılarına yönelik askeri çözümü uygulamaya koymasıyla birlikte NATO'nun Türkiye’ye karşı alacağı tutum konusunda şunları söyledi:

"PKK bir terör örgütüdür ve biz hem sivillere hem de güvenlik güçlerine yapılan saldırıları şiddetle kınıyoruz. Türkiye ile dayanışma içinde olduğumuzu dile getirdik. Bildiğiniz gibi NATO uluslararası terörizmle mücadele ediyor. Elbette Türkiye’ninki ulusal bir konu. Bugüne kadar sayın Erdoğan liderliğindeki hükümetin barışçıl çözüm bulmayı çabalamış olmasını takdirle karşılıyorum. Bu yapılanlar ortadayken PKK’nın hâlâ Türk insanlarına karşı korkunç saldırılarına devam etmesi nedeniyle sadece hayal kırıklığı yaşamıyorum, aynı zamanda bunu son derece insafsız buluyorum"

'NATO ULUSAL KARARLARA KARIŞMAZ'

Türkiye’nin Irak’ta gerçekleştireceği olası sınır ötesi operasyon konusunda, Hürriyet'in sorularını yanıtlayan Rassmussen, "NATO bu tür bir ulusal meselede terörle mücadele konusunda bir hükümetin nasıl tedbirler alacağına karışmaz. Ben Türk insanı ve hükümetiyle dayanışma içinde olduğumuzu açıkladım ama NATO’nun ulusal kararlara karışması söz konusu değil" ifadelerini kullandı.

PKK ile mücadele konusunda NATO'nun Türkiye'ye vereceği destek konusunda ise Rassmussen şunları kaydetti:

"Bu noktada kendimi ifade ederken çok dikkatli olmaya çalışıyorum çünkü bu bazı ittifak üyeleri için tartışmalı bir konu. NATO ulusal hükümetlerin temsil edildiği bir ittifak olduğu için NATO, Türkiye’ye yönelik bu güvenlik tehdidine karşı topraklarınıza askeri unsurlarını konuşlandırmayacaktır. Ama daha önce birkaç kez vurguladığım gibi Türk hükümetine dayanışma içinde olduğumuzu bildirdik. NATO üyesi bütün ülkelerin PKK ile mücadelesinde Türkiye ile omuz omuza duracağından kuşkum yok."

'NATO İSTİHBARAT KONUSUNDA YARDIMCI OLMAYA HAZIR'

NATO üyelerinin, PKK ile mücadele konusunda, Türkiye ile istihbarat paylaşımına gitmelerinin terörle mücadelede büyük fayda sağlayacağını belirten Rasmussen, "Biliyorsunuz hiçbir zaman istihbarat konularında yorum yapmam. Ancak genel anlamda söylemeye çalıştığım şudur NATO üyeleri uygun bilgi ve istihbarat söz konusu olduğunda birbirlerine yardımcı olmaya hazırdır" dedi.

'SURİYE'YE MÜDAHALE PLANI YOK'

"NATO’nun ne Suriye’ye ne de başka bir ülkeye müdahale etme planı yok" diyen "Rasmussen, Biz Libya’da sorumluluğu aldık çünkü ortada bir BM kararı ve bölge ülkelerinden de operasyona destek vardı. Bu kriterlerin hiçbiri şu anda Suriye için karşılanmış değil." ifaelerini kullandı.

'İSRAİL'LE İSTİHBARAT PAYLAŞIMI OLMAYACAK'

Türkiye’nin NATO’nun füze savunma sistemine katılma kararını çok olumlu karşılıyorum diyen Rassmussen, "Bu karar Türkiye’nin kendi çıkarları için de çok önemli çünkü Türk insanı için koruma ve güvenlik sağlayacak. Özellikle bir ülkenin ismini vermenin bir anlamı yok. Halihazırda dünyada otuzdan fazla ülkenin ya füze teknolojisi var ya da edinmeyi hedefliyor. Bu bahsettiğimiz ülkelerden bazıları NATO topraklarını vurabilir.

İşte biz bu nedenle tehdit nereden gelirse gelsin savunmaya hazırlıklı olunması felsefesiyle bu sistemi kurma kararı aldık. Lizbon Zirvesi’nde kabul ettiğimiz işte budur. NATO üyelerinin ittifak dışındaki ülkelerle yaptığı ikili anlaşmalarına karışmaz. NATO’nun İsrail ile bu manada bir güvenlik anlaşması da yok" dedi.

'TÜRKİYE MODEL OLABİLİR'

Türkiye’nin son dönemde, bazı kritik konularda, Batılı ortaklarından farklı tutum sergilemesi konusunda Rasmussen, "Türkiye’nin Afganistan, Libya ve başka birçok yerdeki katkılarını takdirle karşılıyoruz. Türkiye bulunduğu coğrafyadaki ülkelerle tarihi ve kültürel bağını da kullanarak çok önemli bir rol oynamakta.

Bunlar sayesinde Türkiye, Avrupa, Ortadoğu ve Orta Asya arasında bir köprü ve çok önemli bir oyuncu. Arap Baharı ile birlikte yeni trendler ortaya çıktı. Genç kuşaklar otoriter rejimlere karşı durmaya başladı. Bu kuşak haberleri farklı medya araçlarından hızla takip etmeyi öğrendi. Özgürlüğün neler getirebileceğini kendi gözleriyle gördüler. Bölgede Türkiye özgürlükler ve demokrasinin bir ülkedeki gelişime ne kadar katkı sağlayabileceğinin mükemmel bir örneği. Türkiye şu anda bir dönüşümden geçen toplumlar için bir model işlevi görebilir" dedi.

'AKDENİZ'E MÜDAHİL OLMAYIZ'

Akdeniz'de, Rum Kesimi ve Türkler arasında yaşanan sondaj gerginliğiyle ilgili Rasmussen, adadaki durumun kaygı verici olduğunu belirterek, "NATO bu duruma müdahil olmayacak" dedi.

Rasmussen, "Biz bu konuyu Türkiye ile İsrail arasında ikili bir sorun olarak görüyoruz. Bütün taraflar gerginliğin barışçıl yollardan giderilmesi için çalışmalı. İsrail ortağımız Türkiye de kilit bir müttefikimiz. Tabii bu durumda ittifakın çıkarı bu işin bir an önce çözümü için formül bulunmasındadır." ifadelerini kullandı.

3 Ekim 2011

Füze kalkanı sistemiyle ilgili gerçekler

NATO, füze kalkanı sisteminin radar birimlerinin Türkiye'ye yerleştirilmesi konusunun kesinlik kazanmasının ardından yaşanan tartışmalar ve soru işaretlerine açıklık getirdi.

İsimlerinin açıklanmasını istemeyen Avrupa Müttefik Kuvvetler Başkomutanlığı yetkilileri ile NATO yetkilileri füze kalkanı sistemi konusunda NTV'nin sorularını yanıtladı.

Yetkililer, Türkiye'deki tartışmalarda dile getirilen kaygıların yersiz ve bilgi eksikliğinden kaynaklandığının özellikle altını çizerek sistem hakkında ayrıntılı bilgi verdi.

RADARIN KALKANI OLMAZ

Füze savunma sisteminin önemli bir parçası olan erken uyarı radarlarının kendisine has bir kalkanı olmadığını hatırlatan askeri yetkililer, radarların güvenliğini radarın konuşlandığı ülkenin askeri birlikleri ile NATO'nun ortak hava savunma sistemlerinin koruduğunu dile getirdi.

Bu çerçevede müttefik olmayan bir ülkeden füze savunma sistemlerine yapılacak herhangi bir saldırının, geleneksel yöntemlerle korunacağını ayrıca sözkonusu saldırının da Washington anlaşmasının 5. maddesi kapsamında değerlendirileceği vurgulandı.

Patriot Pack III gibi sistemler başta olmak üzere, deniz, kara ve havadan da Radar'ın güvenliğinin sağlanacağını da ifade edildi.

RADAR TÜM TÜRKİYE’Yİ KAPSIYOR

Radarın tüm Türkiye'yi geniş bir şekilde kapsadığına vurgu yapan askeri yetkililer, Türk hava sahasının korumasının Romanya'nın Deveselu üssünde yer alan füzeler ile sınırlı olmadığını hatırlatarak, bu füzelerin etki alanının da Yozgat'ın Doğusu ile sınırlı olmadığını söylemekle yetindi.

Menzil konusunda ısrarlı sorulara rağmen bilgi vermekten kaçınan NATO yetkilileri, sadece Romanya'daki füze üssünden bahsedilecek olursa, Elbistan, Kahramanmaraş, Fatsa hattına kadar hiçbir sorun yaşanmadığını, Türkiye'ye konuşlanacak olan Patriot'ler ile denizden ve havadan daimi sistemler de dahil edilirse, Türkiye'nin deniz suları dahil tümünün güvende olacağı konusunda şüphe duyulmaması gerektiğinin altını çizdi.

NATO yetkilileri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Tüm Türkiye'yi kapsayacak bir sistem olmadıkça füze savunma sistemine onay vermeyeceğini açıklamasıyla birlikte Lizbon zirvesinde kendisine verilen bu teminat karşısında projeye icazet verdiğini bildirdi.

NATO, füze kalkanını açıkladı

 

 

 

 

'NÜKLEER SERPİNTİ ENDİŞESİ YERSİZ'

Yetkililer, nükleer başlık taşıyan bir füzenin havada yolunun kesilmesi ve önlenmesinin herhangi bir nükleer serpintiye yol açmadığını ısrarla vurguladı.

Havada gerçekleştirilecek olan durdurma yöntemi ile nükleer başlık taşıyan füzenin infilak edeceğini ancak patlamayacağını belirten yetkililer, bu yüzden nükleer başlık parçalarının, radyoaktif madde yayacak kadar etkili olmayacağını bildirdi.

"Röntgen cihaz makinasının içindeki nükleer maddeleri taşıyan bir kamyonun kaza geçirmesi halinde etrafa yayacağı nükleer serpinti ile eşit tutulabileceğini" ifade eden yetkililer, nükleer serpinti konusunda da kamuoyunu yanlış bilgilerle endişelendirmemek gerektiğini ifade etti.

'DÜĞME SADECE TÜRKİYE'NİN DEĞİL HERKESİN ELİNDE'

Türkiye'nin radarlardan gelecek bilgi ve verilerden haberdar olmayacağı bilgisini kesin bir dille yalanlayan askeri yetkililer, Almanya'daki NATO üssünde tüm verilerin toplanacağı ve buradan da BICES gibi (Battlefiels İnformation Collection and Explotation System) bir sistem ile tüm müttefiklerin hizmetinde olacağına vurgu yaptı.

NATO'nun nasıl işlediği hakkında sağlıklı bilgiye sahip olmayan kişilerin ittifaka yönelik önyargılı davrandığını ifade eden yetkililer, füze savunma sisteminin ne zaman hangi şartlarda ve nasıl çalışacağına dair otomatiğe bağlanmış senaryolar ve protokollere dayalı bir sistem olduğunu vurguladı.

'SİSTEM TÜM NATO ORTAKLARINA AÇIK'

İsrail’in NATO'nun füze savunma sisteminden yararlanacağına dair söylentilere de açılık getiren NATO yetkilileri, sistemin Rusya ve İsrail gibi NATO'nun ortaklarına ve stratejik işbirliği yaptığı ülkelere açık olduğunu hatırlattı.

'TÜRKİYE İSTERSE İSRAİ'LE VERİ PAYLAŞILMAZ'

Bu konuda Lizbon zirvesinde karar alınmadığını ifade eden NATO yetkilileri, kısa vadede NATO müttefiki bir ülke ile üçüncü bir ülke arasında yaşanan ikili düzeyde gerginliğin uzun vadeli projeleri etkilememesini umduklarını belirtti.

Ancak son tahlilde Türkiye'nin istemesi üzerine İsrail ile füze savunma sistemi konusunda veri paylaşımı yapılamayacağını da bildirdiler.

19 Eylül 2011-NTV

'Kalkanın amacı saldırı değil savunma'

füze savunma sistemi

 

 

 

 

NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, İttifak'ın kurmayı planladığı füze savunma sisteminin bütünüyle savunma amaçlı olduğunu vurgulayarak, NATO ülkelerine saldırı niyeti taşımayanların bundan tedirginlik duymalarına gerek olmadığını söyledi.

BRÜKSEL - Rasmussen, aylık olağan basın toplantısında, Türkiye'nin NATO füze savunma sistemi için radar konumlandırma kararını kutlayarak, sistemin geliştirilmesinde bunun büyük önem taşıdığını belirtti.

Genel Sekreter Rasmussen, Türkiye'nin bazı komşularının bu karardan rahatsızlık duyduğu iddialarıyla ilgili "NATO'nun füze savunma sisteminin bütünüyle savunma amaçlı olduğunu vurgulamak isterim. NATO topraklarına saldırı niyeti taşıyanlar hariç kimseyi hedef almıyor" dedi.

'KADDAFİ YAKALANSA DA LİBYA'DAKİ MİSYONUMUZ DEVAM EDER'

NATO Genel Sekreteri Rasmussen, Libya'daki NATO misyonunun sona ermesinde Muammer Kaddafi'nin yakalanmasının "belirleyici faktör olmadığını" söyledi.

Rasmussen, "Kaddafi'nin yakalanması elbette bir faktör, ama belirleyici faktör değil. Libya operasyonumuzda Kaddafi dahil, hiçbir fert hedefimiz değildi. (Libya'daki operasyonun sona ermesinde) Hayati rol oynayacak olan, Ulusal Geçiş Konseyi'nin gerçekte sivillerin, halkın güvenliğini etkin şekilde sağlayacak kapasiteye ulaşmasıdır.

Zaten BM'nin aldığı kararda kilit önem taşıyan konu buydu. Bu nedenle Libya'ya ilişkin değerlendirmemizde Ulusal Geçiş Konseyi'nin sivilleri koruma kapasitesine büyük önem atfediyoruz. NATO üyeleri, Ulusal Geçiş Konseyi'nin kapasitesini de göz önünde bulundurarak bu konudaki kararı kapsamlı askeri ve siyasi değerlendirmelerin ardından alacak. Bununla ilgili BM Güvenlik Konseyi de karar alabilir" dedi.

Genel Sekreter Rasmussen, "Libya'da sivilleri koruma operasyonumuz başarıya önemli ölçüde yaklaştı, ama henüz o noktada değiliz" ifadesini kullandı.

05 Eylül 2011

İran'dan Türkiye'ye füze kalkanı tepkisi

  füze radar

Türkiye’nin füze kalkanının topraklarına yerleştirilmesine yeşil ışık yakması Tahran’da tepkilere yol açtı. İran Meclisi Milli Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı Alaaddin Burucerdi, Türkiye’yi kastederek, “Müslüman ülkeler NATO’nun çıkarlarına hizmet etmemeli” dedi.

Mehr Haber Ajansı’na konuşan Burucerdi, "Müslüman ülkeler, işbirliği ve olanaklarını birleştirme yoluya birbirlerine olan güveni artırarak güvenliklerini sağlamalı ve bölgede güvenliği azaltacak bir duruma izin vermemeli. Bölgede NATO’nun çıkarlarına hizmet etmemeli" dedi.

'NATO KENDİ ÇIKARLARININ PEŞİNDE'

NATO’nun bölgede güvenliğe katkıda bulunmadığı gibi, büyük bir istikrarsızlık kaynağı olduğunu savunan İranlı lider, Afganistan ve Irak’taki müdahaleleri de, NATO’nun bölgede sadece kendi çıkarlarının peşinde olduğunu gösterdi" açıklamasını yaptı.

05 Eylül 2011

Füze radarı için 4 alternatif

Füze Kalkanı

 

 

 

 

Türkiye'de sistemin nereye yerleştirileceğine dair sır gibi saklanan şifreler belli oldu. Bayram boyunca Washington-Ankara hattında yapılan müzakereler sonucunda füze savunma radarları için 4 ana alternatif öne çıktı. Muş-Malatya'nın tercih edilebileceği belirtiliyor.

ANKARA - Türkiye-İsrail krizi hengamesinde kendisine fazla yer bulamayan, ancak yakın siyasi tarihteki en kritik adımlardan olan, NATO füze savunma sistemine ev sahipliği yapma kararı, Ankara’yı her açıdan hassas bir dönemin içine soktu.

2010 Kasım’ında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün katıldığı NATO Zirvesi’nde bu konuda ilk kez prensipte anlaşılmıştı. Türkiye’ye 3 konuda; İran’ın tehdit olarak özellikle belirtilmemesi, güvenliğin bölünmezliği ve maliyetin ortaklaşa paylaşımı başlıklarında garantiler verilmişti.

Ancak Ankara için, Tahran-NATO-Brüksel Karargâhı-Moskova-Washington ekseninde asıl zorlu sürecin bundan sonra başlayacağı belirtiliyor. Çünkü Türkiye’nin gereken ekstra garantileri ve netlikleri sağlayamaması halinde, ileride ciddi olarak başını ağrıtabilecek belirsizlikler mevcut.

Bu nedenle, diplomasinin duru gibi görünen metinlerinin içinde gizli labirent ve tuzaklardan kurtulabilmesi Türkiye için büyük önem taşıyacak. İlk açıklamalarda, füze savunma sisteminin 2011 sonuna dek operatif olacak şekilde adı şimdilik gizli tutulan Türk toprakları üzerinde bir yere kurulacağı ve bir Türk generalin de görevli olacağı belirtildi. Ama bundan ötesi muammalarla dolu.

Bu aşamada şu soruların yanıtının verilmesi hayati önemde:

1 Bu X bandı radar sistemleri Türkiye’de sadece hangi bölgelere değil, ne kadarlık süre için yerleştirilecek? Bu bölgelerin Doğu Akdeniz’i ve İran’ı kapsayacak şekilde Doğu-Güneydoğu ekseninde olması planlanıyor. Bu çerçevede, ek olarak İncirlik Üssü’nün de devreye sokulabileceği de iddia ediliyor.

2 AN/TPY-2 tipi olduğu belirtilen radarların alan tarama-kapsama yarı çapları ne kadar olacak? Havada imha Türkiye üzerinde gerçekleşirse bunun yerleşim merkezlerine serpinti zararı olacak mı?

3 Sadece radarla mı kalacak? NATO şemsiyesi adı altında toplanan bilgiler Amerika’nın gemilerindeki ileri teknoloji Aegis füze savunma sistemine de entegre edilecek mi? Bu konuda ABD bunu gizlemeyen açıklamalar yapıyor.

4 Başta ABD olmak üzere kaç yabancı asker Türk topraklarına yerleşecek? Bunların statüleri ve Türkiye’de bulunuşları Türk ve uluslararası hukuk kurallarına göre mi yoksa dokunulmazlık üzerine kurulu kendi özel yasalarına göre mi gerçekleşecek?

NATO GEMİSİNE RUSLAR NE DER?

5 En önemli başlıklardan biri, yerleştirilecek sabit radarlardan öte Türk sularında hareket halinde olacak radar kabiliyetli silahlı gemiler. Rusya’nın dibine kadar yaklaşabilecek bu gemilerin Türk karasuları seyrüsefer ve rotaları kontrol edilecek mi?

6 Türk personeli bu sistemlerde yer alacak. Ancak, elde edilen bilginin tamamını Türkiye de alacak mı ve bunu ulusal güvenliğinde kullanacak mı?

7 Radarlar, komşu ülkeleri ne kadar gözetleyecek? Rusya bu konuda sık sık rahatsızlığını ifade eden açıklamalarda bulunuyor. Ama asıl önemlisi İran. Türkiye ‘İran adı telaffuz edilmiyor’ diyor ama ABD Dışişleri Sözcüsü, açıklamalarında İran’ın füze kalkanındaki endişelerden olduğunu gizlemiyor. Batı basınında da Türkiye’nin İran konusunda geri adım attığı yazılıyor. Kamuoyu algı yönetiminde Ankara sıkıntılar yaşayabilir. İran ile bu süreçte görüşmeler yapıldı mı? Zaten başından beri bölge haritasına bakıldığında ve sık sık füze denemeleri yapan İran’ın coğrafi yakınlığı görüldüğünde, Türkiye’ye bu sistemlerin kurulmasındaki ısrar daha net anlaşılıyor.

8 İsrail bu işin neresinde yer alacak ve elde edilen bilgiler Türkiye’nin kriz içinde olduğu bu ülkeye ABD tarafından ne kadar aktarılacak?

9 Radarların yarıçapının geniş olması halinde Pakistan’ı da kapsayacak mı? Suriye de izlenecek mi?

10 Türkiye ileride yüksek irtifa hava savunma füzeleri aldığında bu sistemden ne kadar faydalanacak? Bu çerçevede, açtığı ihalede sistemle uyumlu olsun diye fiyatı ne olursa olsun mutlaka Amerikan malı bir sistem mi almak zorunda kalacak?

RADARLAR İÇİN 4 ALTERNATİF

Hürriyet'in haberine göre, Türkiye'de sistemin nereye yerleştirileceğine dair sır gibi saklanan şifreler belli oldu. Bayram boyunca Washington-Ankara hattında yapılan müzakereler sonucunda füze savunma radarları için 4 ana alternatif ön plana çıktı. Güvenilir kaynaklardan alınan bilgiye göre bu dört havza şunlar.

-Adana-İncirlik Hava Üssü

- İskenderun-Hatay

- Muş-Malatya

- Diyarbakır-Batman

MUŞ-MALATYA ÖN PLANA ÇIKTI

Ancak yapılan son değerlendirmelerde Muş-Malatya'nın tercih edilebileceği belirtiliyor. Türk, Amerikan ve NATO yetkilileri arasında yapılan müzakerelerde sistemlerin yerleştirilmesinde ana kıstas ise aynı anda İran başta olmak üzere Türkiye'nin doğu tarafına ve Doğu Akdeniz'i görebilmesi olarak belirlendi. Bu nedenle söz konusu havzalarda coğrafi konum olarak Muş-Malatya ekseni ön plana çıktı.

Görüşmelerde gündeme gelen bir diğer nokta da radarların yerleşim merkezlerinin belirli bir mesafe uzağa kurulması zorunluluğu. Bu da şehir dışında bulunan hava üslerinin şansını arttıran bir nokta olarak görülüyor.

Askeri ve diplomatik yetkililer radarların batı ve kuzeyde bir yere ilk etapta konulmasının düşünülmediğini belirtiyor. Tüm süreç bununla da kalmayacak Doğu Akdeniz'de radarların tehdit algılamasına yanıt verebilecek füzeleri ateşleyecek savaş gemileri de Türk kara sularında beklemede kalacak.

05 Eylül 2011

Soğuk Savaş mirası bir kurum: NATO

 

 

 

 

 

Kısaca NATO adı verilen Kuzey Atlantik İttifakı (North Atlantic Treaty Organization),  İkinci Dünya Savaşı sonrasında, 1949’da, savaşın galibi Amerika Birleşik Devletleri’nin öncülüğünde, Washington’da kuruldu.

İttifak’ın temel hedefi Soğuk Savaş yıllarında üye ülkelerin ortak savunmasını sağlamaktı. Bunun için savunma politikalarında işbirliği ve ortak askeri tatbikatlar öngörülüyordu.

Sovyetler Birliği liderliğindeki Doğu Bloku’nun fiilen sona ermesiyle ortaya çıkan yeni uluslararası dengelerde NATO farklı roller üstleniyor.

Balkanlar’da Bosna’ya müdahale eden NATO, Kosova’da barış ve istikrarın temel unsurunu meydana getiriyor. NATO, Afganistan’da Taliban ile girdiği savaşta ise sıkıntılar yaşıyor.

 

 

 

 

 

 

11/02/2008

Hazer Tv, Ana sayfa©2005

Ana sayfaKapak

 

 

 

Ana Haber Genel, Bilim ve Özel Dosyalar

Ülkeler Haber ve Genel Bilgileri

Dünya Kurum Haber ve Genel Bilgileri

Türkiye Haber ve Özel Dosyalar

Aktüel Haber, Video, Resim ve Özel Dosyalar