Hazer Tv, Ana sayfa©2005

Ana sayfaKapak

 

 

Son Güncelleme:16/05/12

Ana Haber Genel, Bilim ve Özel Dosyalar

Ülkeler Haber ve Genel Bilgileri

Dünya Kurum Haber ve Genel Bilgileri

Türkiye Haber ve Özel Dosyalar

Aktüel Haber, Video, Resim ve Özel Dosyalar

Dünya Haberleri

Ülkeler Haber ve Bilgileri

Dünya Haberleri

Dünya Kurumları Haberleri Haberleri

Dünya Kurumlar Genel Bilgileri

 

Asya'da Dev İşbirliği

  Asya'da Dev İşbirliği Anlaşmaları

Asya'nın üç ekonomi devi Çin, Japonya ve Güney Kore aralarındaki işbirliğini artıyor. Serbest ticaret görüşmelerine başlayan bu üç ülke, dünyadaki etkinliğini güçlendirmeyi hedefliyor.

Geçen hafta yeni bir ekonomik işbirliği anlaşması imzalayan Çin, Japonya ve Güney Kore, aralarında serbest ticaret bölgesi oluşturulması yönünde ilk adımı attı.

Bu üç ülke, serbest ticaret görüşmelerine yakında başlayacak. Söz konusu anlaşma, bu ülkeler arasındaki güvensizlikleri yok etmede de önemli bir adım olarak nitelendiriliyor.

Pekin'de geçen hafta yapılan görüşmelerde ülke liderleri serbest ticaret bölgesine hazırlık mahiyetinde üçlü yatırım anlaşmasını imzaladı ve birbirlerinin devlet tahvillerine yatırım yapma konusunda görüş birliğine vardı. Böylece Asya'da artan risk ve belirsizlik ortamında işbirliğinin artırılması hedefleniyor.

Tarımcılık, orman alanlarının işletilmesi, çölleşmenin önlenmesi, yabani hayvanların korunması konularında da ortak projeler geliştirilmesi planlanıyor. Asya'nın üç devi ayrıca güvenlik, enerji güvenliği, sanal suçlar, bulaşıcı hastalıklar, terörizm ve kitle imha silahlarının yayılmasının engellenmesi gibi konularda işbirliğini geliştirecek.

Asya'da Dev İşbirliği  

Ortak projeler

Çin ve Güney Kore, önümüzdeki temmuz ayında Japonya'da düzenlenecek uluslararası çaptaki Büyük Ölçekli Afetlerle Mücadele Konferansı'na destek verdi bile. Çin-Japonya-Güney Kore Kültür ve Sanat Festivali de orta vadede planlanan kültürel etkinlikler arasında.

“Doğu Asya Kültür Başkenti” etkinliğine de kısa süre içinde başlanması düşünülüyor. Ayrıca kardeş şehirler seçileceği gibi, üç ülke vatandaşlarının turistik amaçlı ziyaretlerine de vize kolaylığı getirilecek. Yine bu üç ülke, diğer 10 Güneydoğu Asya ülkesinin katılımıyla 240 milyar dolarlık Chiang Mai İşbirliği Girişimi planının da tamamlanmasına çalışacak.

Liderlerin işbirliği mesajları

Liderlerin verdiği mesajlar da ortak projelerin daha da gelişeceğinin göstergesi.

Çin Başbakanı Ven Ciabao'nun ticarette korumacılığın arttığı bir dönemde bu anlaşmanın üç ülkenin de yararına olacağını söylemesi, krizlerle boğuşan Batı ülkelerindeki olumsuz rüzgârın Asya'ya gelmesini engelleme isteği olarak yorumlandı.

Güney Kore Başbakanı Lee Myung Bak da ABD ve Avrupa'daki ekonomik sıkıntıları hatırlattı ve "Kriz zamanlarında, ülkelerin ayakta kalmak için korumacı politikalar uygulaması halinde, ekonominin toparlanması daha da uzun zaman alır" açıklaması bölge dayanışmasının gerekliliğini öne çıkardı.

Japonya Başbakanı Yoşihiko Noda da ekonomik işbirliğinin Asya-Pasifik bölgesinin dünya ekonomisinin "büyüme merkezi" haline gelmesinde hayatî bir rol oynayacağını dile getirirken işbirliğinin önemine dikkat çekti.

Bu üç ülke arasında giderek derinleşen ortaklıklar Avrupa Birliği'nden sonra Asya'da da güçlü bir işbirliğinin habercisi.

16 Mayıs 2012

Interpol kırmızı bültenle arıyor

Haşimi Interpol kırmızı bültenle arıyor  

Uluslararası Polis Teşkilatı (Interpol), Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi’nin yakalanması için kırmızı bülten yayımladı.

Interpol’ün internet sitesinde, Iraklı yetkililerin talebi üzerine Haşimi’nin ülkedeki terör saldırılarını finanse etmek ve bunlara yardım etmek şüphesiyle yakalanması için kırmızı bülten yayımladığını duyurdu.

Interpol’ün kırmızı bülten yayımlaması, teşkilata üye 190 ülkede Haşimi’nin görüldüğü yerde tutuklanması anlamına geliyor.

Kırmızı bültenle Haşimi’nin uluslararası seyahatleri önemli ölçüde kısıtlanacak.

HAŞİMİ 9 NİSAN'DAN BERİ TÜRKİYE'DE

Terör eylemlerine karıştığı iddiasıyla Bağdat yönetimi tarafından hakkında tutuklama kararı çıkarılan ve bu gelişmenin ardından Kuzey Irak'a kaçan Haşimi geçtiğimiz ay başında "resmi ziyaret" için Katar'a gitmiş, oradan da Suudi Arabistan'a geçmişti. Haşimi, 9 Nisan'dan bu yana Türkiye'de bulunuyor.

8 Mayıs 2012

Avrupalı yolcular gözetlenecek

  Avrupalı yolcular gözetlenecek

Avrupa Parlamentosu, ABD’li yetkililere, AB’den ABD’ye uçan yolcuların verilerine ulaşma hakkı tanıyan anlaşmayı onayladı.

Anlaşma, vatandaşların haklarının ihlal edileceği gerekçesiyle eleştiriliyor.

İki yıldan uzun bir süredir tartışılan anlaşma, Strasbourg’daki Avrupa Parlamentosu tarafından 226’ya karşı 409 oyla kabul edildi. 33 milletvekili ise çekimser kaldı. Anlaşma karşıtları son ana kadar meslektaşlarını, anlaşmanın onaylanmasının veri korumada büyük ihlallere yol açacağı konusunda ikna etmeye çalıştı ancak başarılı olamadılar.

Yolcu bilgileri tartışmasında anlaşma

The Passenger Name Record (PNR) adı verilen anlaşma kapsamında, ABD İç Güvenlik Bakanlığı, Avrupalı yolcuların verilerini aktif sistemde maksimum beş yıl saklayabilecek. Altı ay sonra, yolcuların isim ve iletişim bilgilerinin şifrelenmesi gerekecek. Beş yıl sona erdiğinde ise ABD’nin verileri bir beş yıl daha saklama hakkı olacak ancak bu kez daha kısıtlı erişime sahip olan ve aktif olmayan bir veri bankasında saklayacak.

Yedikleri yemekler de kaydedilecek

Uçuş rezervasyonu ve check-in sırasında kaydedilen yolcunun ismi, adresi, telefon numarası ve kredi kartı bilgilerinin yanı sıra, daha hassas sayılabilecek bazı veriler de ABD’li yetkililere aktarılacak. Örneğin dinî inanca göre yemek tercihi ya da tıbbî bir gerekçeyle yolcu tarafından yapılan yardım talepleri de veri bankasına gönderilecek.

ABD, Avrupa'ya vatandaşlarının verilerini aktarması için 2001 yılındaki saldırılardan sonra baskı yapmaya başlamıştı. ABD, yolcuların verilerinin paylaşımının, terörle mücadele çalışmaları ve suçluların yakalanması sürecini kolaylaştıracağını düşünüyor.

ABD memnun

Anlaşmanın onaylanması ABD tarafından memnuniyetle karşılandı. ABD’nin AB nezdindeki büyükelçisi William E. Kennard, "Anlaşma seyahat edenlerin güvenliği konusunda ABD ve AB’nin paylaştıkları sorumluluğun yeniden teyididir" şeklinde konuştu.

Anlaşma Avrupa Parlamentosu tarafından 226’ya karşı 409 oyla kabul edildi

AB içişleri bakanları tarafından geçen aralık ayında onaylanan anlaşma, son beş yıldır yürürlükte olan geçici bir anlaşmanın yerini alacak.

"Vatandaşlık haklarında gerileme"

Anlaşmanın büyük bir çoğunlukla onaylanmış olmasına karşın, AB vatandaşlarının haklarına verebileceği olası zararlar konusundaki endişe sürüyor. Avrupa Parlamentosu'nun Yeşiller Partili milletvekili Jan Albrecht, "Bana göre, bu anlaşma hukuk devleti ve vatandaşlık haklarında bir gerileme anlamına geliyor" dedi.

Alman Sosyal Demokrat Partili Birgit Sippel ise anlaşmaya, şu sözlerle karşı çıktı: "Anlaşma tüm vatandaşları genel şüphe altına yerleştiriyor ve kendi değerlerimizi savunmak yerini onları ABD adalet sistemine teslim ediyor."

20 Nisan 2012

Dünya Bankası başkanlığı yine ABD adayının oldu

  Amerikalı Rektör, Jim Yong Kim
Dünya Bankası, logo  

Dünya Bankası, yeni Başkanı olarak Kore asıllı Amerikalı doktor Jim Yong Kim’i seçti.

Dünya Bankası Başkanlığı'na ABD'nin adayı Jim Yong Kim seçildi. Kim, 30 Haziran'da görevi 2007'den bu yana kuruluşun başkanlığını yapan Robert Zoellick'ten 1 Temmuz'da devralacak.

Seçim, Dünya Bankası'nın tarihindeki ilk 'çok adaylı' mücadele olması açısından dikkate değerdi.

Kim'e destek verenler arasında Batı Avrupa ülkeleri ile Japonya, Kanada ve Rusya, Meksika ve Güney Kore gibi bazı gelişmekte olan ekonomiler var.

Banka kararı açıklarken, "Adaylar çeşitli üyelerden destek gördü, bu da adayların yüksek vasıflarının bir yansıması" denildi.

Nijerya Maliye Bakanı Ngozi Okonjo-Iweala'nın görevin diğer adayı olması, ABD'nin kuruluş üzerindeki hakimiyetine ilk meydan okuma olarak yorumlanıyordu.

Seçim öncesi ülkesinin yeni bütçesini açıklayan Okonjo-Iweala, "kararın liyakat temelinde alınmadığını biliyorsunuz. Siyasi ağırlık ve oy hisseleri doğrultusunda karar veriliyor, dolayısıyla da görevi ABD alacak" dedi, ancak en azından sürecin değişmesi için ivme yaratabildiği için memnun olduğunu söyledi.

Üçüncü aday Kolombiyalı Jose Antonio Ocampo da cuma günü yarıştan çekilirken seçim sürecinin 'siyasi' olduğundan yakınmıştı. Ocampo seçim için Okonjo-Iweala'yı destekleyeceğini duyurmuştu.

ABD hakimiyetini kırma girişimi

1944'de kurulmasından bu yana, Dünya Bankası'nın başkanlığına hep ABD'nin aday gösterdiği isim getirildi.

Benzer bir gelenek doğrultusunda, Banka'nın faaliyetlerini tamamlayan Uluslararası Para Fonu'nun başkanlığına da daima bir Avrupalı getiriliyor.

Ancak dünya ekonomisi küreselleşirken, özellikle gelişmekte olan ülkeler bu kurumların yönetim kademelerini rekabete açmak üzere baskıyı giderek yoğunlaştırıyor.

Özellikle Çin, Rusya, Hindistan ve Güney Afrika gibi ülkeler, bu çağrıların başını çekiyor.

Dünya Bankası'nın bu yıl çok adaylı bir seçim süreci yaşaması da bunun kanıtı.

Nijeryalı 'alternatif aday' Okonjo-Iweala'  

IMF'ye geçen yıl yeni başkan seçme sürecinde bu gelenek kırılmaya çalışılmış, ancak sonuçta IMF'nin başına da yine bir Avrupalı olan Fransa Maliye Bakanı Christine Lagarde seçilmişti.

Geçen yıl IMF başkanlığı için Lagarde ile girdiği yarışı kaybeden Meksika Merkez Bankası Başkanı Agustin Carstens da Dünya Bankası başkanının önceden belirlenmiş kurallara göre değil, liyakat temelinde seçilmesi gerektiğini dile getiriyordu.

Nijeryalı 'alternatif aday' Okonjo-Iweala'ya destek veren Güney Afrika Maliye Bakanı Pravin Gordhan seçim öncesinde yaptığı açıklamada, "Dünyanın ganimetleri artık Avrupa ve ABD'nin dumanaltı odalarında paylaşılmıyor" dedi.

Ancak Gordhan, Dünya Bankası'nın 25 üyeli yönetim kurulu kararı verirken 'yerleşik güçlerin' hakim olabileceğini kabul etti.

Avrupa ülkeleri ve Japonya'nın temsilcileri, kurul oylarının yüzde 54'üne sahip.

Yeni başkan sağlık sektöründen

Jim Yong Kim Dünya Bankası Başkanı sıfatıyla, ekonomist ve kalkınma uzmanlarından oluşan 9.000 kişilik bir ekip ile geçen yıl itibariyle 258 milyar dolara ulaşan bir kredi portföyünü yönetecek.

52 yaşındaki Kim son üç yıldır da New Hampshire'da bulunan ABD'nin en saygın eğitim kurumlarından Dartmouth College'ın yöneticisiydi.

Seul doğumlu olan ve ABD'ye beş yaşında giden Kim, uzun süre küresel sağlık alanında çalıştı.

 

Aslen doktor olan Kim, daha önce Dünya Sağlık Örgütü'nün HIV/AIDS birimini yönetti, ayrıca 1987'de sağlık alanında faaliyet gösteren yardım kuruluşu Partners in Health'in kuruluşuna önayak oldu.

ABD Başkanı Barack Obama tarafından bu göreve aday gösterilmesi ise sürpriz olarak yorumlanmıştı.

Nijeryalı aday Ngozi Okonjo-Iweala ise daha önce Dünya Bankası'nda icra direktörlüğü yapmıştı.

57 yaşındaki Okonjo-Iweala ülkesinin yanı sıra Güney Afrika ve Angola'nın da desteğine sahipti.

16 Nisan 2012

Obama'nın Dünya Bankası Başkan Adayı Kore asıllı

Başkan Obama'nın atadığı aday Kore asıllı olmasına rağmen Dünya Bankası başkanlığına artık bir Amerikalının gelmesini istemeyen gelişmekte olan ülkelerin bu yeni seçime itiraz etmesi bekleniyor.

Başkan Barack Obama, Dünya Bankası başkanlığına Kore asıllı Amerikalı bir rektörü aday gösterdi.

52 yaşındaki kamu sağlığı uzmanı Jim Yong Kim, Dünya Bankası için sürpriz seçim olarak nitelendiriliyor. Başkan Kim’in hem görev için gerekli vasıflara sahip olduğunu hem de Amerika’nın etnik zenginliği temsil ettiğini söyledi.

Jim Yong Kim, atamasının onaylanması durumunda, istifa kararıyla Haziran ayında görevinden ayrılacak olan Robert Zoellick’in yerine geçecek.

Geleneksel olarak Dünya Bankası başkanlığına bir Amerikalı, Uluslararası Para Fonu IMF’nin başkanlığına da bir Avrupalı getiriliyor. Ancak Banka’nın muhatap olduğu gelişmekte olan ülkeler, yeni başkanın Amerikalı olmasına karşı.

Angola, Nijerya ve Güney Afrika kendi adayları Nijerya Maliye Bakanı Ngozi Okonjo-Iweala’yı destekliyor.

Normalde Dünya Bankası başkanları arasında finans ve bankacılık alanında bir geçmiş aransa da, Başkan Obama, Jim Yong Kim’in bir doktor ve antropoloji uzmanı olarak yoksulluk ve hastalıkla mücadelede daha nitelikli başkan adayı olduğunu savunuyor.

Obama Beyaz Saray’daki konuşmasında, Kim’in özellikle 20 yıl boyunca gelişmekte olan ülkelerdeki koşulları iyileştirme ve AIDS’le mücadele konularında çalıştığına dikkati çekti.

Jim Yon Kim beş yaşındayken ailesiyle birlikte Amerika’ya göç etti ve çocukluğunu Iowa eyaletinde geçirdi. Kim, Temmuz 2009’dan bu yana New Hampshire eyaletindeki ünlü Dartmouth Üniversitesi’nin (Dartmouth College) rektörlüğünü yapıyor.

Daha önce Dünya Bankası başkanlığı için Amerika Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve halen Washington’daki Brookings Enstitüsü’nde görevli, Türkiye’nin Ekonomiden Sorumlu eski Devlet Bakanı Kemal Derviş’in adı geçiyordu.

Amerika, 187 üyeli Dünya Bankası’nın en büyük mali destekçisi. Banka, yoksullukla mücadele ve kalkınmaya ağırlık veriyor. Merkezi Washington’da bulunan Dünya Bankası, baraj, yol ve diğer altyapı projelerine destek olmak amacıyla bu ülkelere kredi de sağlıyor.

23 Mart 2012

Dünya ticareti duraklıyor

  Dünya Ticareti

2011 dünya ticareti açısından bereketli bir yıl olmadı. Dünya Ticaret Örgütü'ne göre küresel ticaretteki artış 2012’de de 20 yıl ortalamasının altında kalacak.

Avrupa'daki borç krizi, dünya ticaretini frenliyor. Uzmanlar dünya ticareti büyüme hızının art arda ikinci kez hissedilir ölçüde düşecek olmasında Euro krizinin önemli rol oynadığı kanaatindeler. 2010 yılında yüzde 13,8 oranında artan uluslararası ticari ilişkiler bir sonraki yıl yüzde 8,8 oranında artmıştı. Merkezi Cenevre'de bulunan Dünya Ticaret Örgütü'nün (WTO) tahminlerine göre küresel ticaret hacmi bu yıl sadece yüzde 3,7 oranında büyüyecek.

Buna göre dünya ticaretinin artış oranı 2012 yılında da, son 20 yılın ortalama değeri olan yüzde 5,4'ün altında kalacak. WTO'nun 2011 yılı bilançosunu ve 2012 beklentilerini kapsayan raporunda, ticaret hızının düşmesinde Euro krizi kadar dünya ticaretinin diğer alanlarındaki gerilemelerin de etkili olduğuna yer veriliyor.

Dünya Ticaret Örgütü Direktörü Pascal Lamy, ”dünya ticaretinin çöküntüye uğradığı 2008/2009 döneminin üzerinden üç yıl geçmiş olmasına rağmen, dünya ekonomisinin ve dünya ticaretinin kırılganlığını koruduğunu” söyledi. Lamy, artış hızının 2012'de de düşecek olmasının, düşüş riskinin yüksek kalacağının ve kriz tehlikesinin henüz atlatılamadığının işareti olarak değerlendirdi.

Doğal felaketler ve ayaklanmalar

WTO Direktörü Pascal Lamy birçok ülkenin küresel ekonomik sorunlara himayecilikle tepki göstermesinin de dünya ticaretine zarar vereceğini belirtti. Lamy, “ekonomik milliyetçiliğin, serbest ticaretin sağladığı yararların altını yavaş yavaş oyacağını ve teşkilat üyesi ülkelerin bu gidişata dur demeleri gerektiğini”, sözlerine ekledi.

Dünya Ticaret Örgütü, küresel mal ve hizmet mübadelesinde arzulanan artış hızına kavuşulamamasının nedenleri arasında doğal felaketleri de sayıyor. Öncelikle Japonya'daki deprem ve tsunami felaketleri ile Libya'daki silahlı ayaklanmanın ticari ilişkileri sarstığı belirtilen WTO raporunda, Afrika ülkelerinden yapılan ihracatın yüzde 8 oranında daraldığına işaret ediliyor. Ticari ilişkiler üzerinde olumsuz etki yapan gelişmeler arasında Tunus ve Mısır'daki ayaklanmalar da gösteriliyor.

12 Nisan 2012

Güney Çin Denizi'nde Filipin-Çin gerginliği

  Filipin Dışişleri Bakanı Albert del Rosario

Filipinler, donanmasının Amiral gemisinin Güney Çin Denizi'nde statüsü tartışmalı bir resifte Çin keşif gemileriyle karşı karşıya olduğunu açıkladı.

Filipinler, savaş gemilerinin Scarborough resifinde demirlemiş Çinli balıkçıları gözaltına almak isterken iki Çin keşif gemisi tarafından engellendiğini bildirdi.

İki ülke de Filipinlerin kuzeybatı kıyısındaki resifin kendisine ait olduğunu iddia ediyor.

Filipin hükümeti bölgede egemenliğini tesis edeceğini bildirdi.

Filipinler Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada Gregorio Del Pilar adlı donanma gemisinin Pazar günü bölgede devriye gezerken 8 Çin balıkçı teknesi tespit ettiği kaydediliyor.

BBC'nin Manila'daki muhabiri Kate McGeown Filipinler donanmasının teknelerde arama yaptığında çok miktarda yasadışı olarak avlanmış balık ve mercan bulduğunu bildiriyor.

Tartışmalı sular

Filipinler donanmasının balıkçıları gözaltına almaya hazırlandığı sırada Salı günü bölgede iki Çin keşif gemisinin belirdiği ve balıkçı tekneleriyle Filipin savaş gemisi arasına girerek gözaltlıları engellediği bildiriliyor.

Fransız Haber Ajansı AFP'ye göre Filipin Dışişleri Bakanı Albert del Rosario Çin'in Filipinlerdeki büyükelçisi Ma Keqing ile görüşerek Scarborough resifinin "Filipin topraklarının ayrılmaz bir parçası" olduğunu vurguladığı kaydediliyor.

Tartışmalı sular  

Filipinler Dışişleri Bakanı soruna diplomatik bir çözüm aradığını söyledi.

Bütün bunlar olurken Filipinler donanması 16 -22 Nisan tarihleri arasında tartışmalı bölgenin yakınlarında ABD ile ortak deniz tatbikatı yapmaya hazırlanıyor.

Büyük petrol ve doğal gaz rezervlerine sahip olduğu düşünülen Güney Çin Denizi'nin belli bölgeleri üzerinde Çin, Filipinler dışında, Brunei, Malezya, Vietnam ve Tayvan'ın da egemenlik iddiaları var.

Çin Güney Çin Denizi'nin neredeyse tamamının kendisine ait olduğunu iddia ediyor ve hak iddia ettiği bölgelerin önemli bir kısmı da diğer iddia sahibi ülkelerin Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku tarafından kabul edilen 200 millik kıta sahanlığı alanlarının içine giriyor.

Bu da bölgede zaman zaman bazı adalar, resifler ve kayalıkların işgaline kadar varan gerginliklere yol açıyor.

11 Nisan 2012

ABD'den Basra Körfezi'ne ikinci Uçak Gemisi

USS Enterprise Uçak Gemisi  

ABD Donanması ikinci uçak gemisini Basra Körfezi'ne konuşlandırdı

İran'la yapılacak nükleer müzakereler öncesinde ABD'den bölgede suları ısıtacak bir adım geldi. ABD Donanması, ikinci uçak gemisinin Basra Körfezi'ne konuşlandırıldığını açıkladı.

Halen bölgede görev yapan Abraham Lincoln uçak gemisinin yanısıra USS Enterprise da Basra Körfezi'ndeki ABD unsurlarına eşlik edecek.

'RUTİN' AÇIKLAMA

Donanmadan yapılan açıklamada, ikinci uçak gemisinin konuşlandırılması "rutin" olarak değerlendirildi ve açık bir tehdidtle karşı karşıya olunmadığı bildirildi.

IRAK İŞGALİ

Son olarak Haziran 2010'da Basra Körfezin'de aynı anda ABD iki uçak gemisi bulunuyordu. daha önce de Mart 2003'teki Irak işgali ve Şubat 2007'de ki Afganistan ve Irak operasyonlarına destek için bölgede aynı anda iki uçak gemisi bulunmuştu.

60 UÇAK VE FÜZE TAŞIYOR

1961 yılında donanmaya katılan USS Enterprise, nükleer güçle çalışıyor. Standart görevlerde 60 savaş uçağı taşıyan gemide ayrıca kara, hava ve deniz hedeflerine yönelik füzeler bulunuyor.

09 Nisan 2012

Filipinler açıklarında Lüks yolcu gemisi arızalandı

  "Azamara Quest" isimli Malta bandıralı gemi

Filipinler'in açıklarında 590 yolcu taşıyan lüks bir yolcu gemisi, çıkan yangının ardından arızalanarak akıntıyla sürüklenmeye başladı.

Geminin 411 kişilik de mürettebatın bulunduğu, turistlerin çoğunun ise Amerikalı ve Avrupalılardan oluştuğu belirtildi.

"Azamara Quest" isimli Malta bandıralı gemide çıkan yangın mürettebat tarafından söndürüldü ancak geminin iki motoru arızalandı.

Beş kişilik mürettebatın yaralandığı içlerinden birinin durumunun ağır olduğu öğrenildi.

Bir kurtarma gemisiyle bir römorkörün geminin arızalandığı yere gönderildiği açıklandı.

Royal Caribbean International adlı şirketinin kontrolündeki gemideki yolcuların sakin oldukları belirtildi.

Bu yılın başlarında Carnival adlı şirkete ait bir yolcu gemisi İtalya açıklarında karaya oturmuş, olayda 32 kişi hayatını kaybetmişti.

Bu olaydan bir ay sonra başka bir Carnival gemisi de Hint Okyanusu'nda bozulmuştu.

31 Mart 2012

Afrika'nın Parlak geleceği ve 10 şehri

  Afrika'nın Parlak geleceği

Büyüyen ekonomisi ve hızla artan nüfusu ile göz kamaştıran Afrika, çokuluslu şirketlerin iştahını artırıyor.

Kıta, uzun süredir ilgi odağı.

Afrika büyük bir ekonomik değişimden geçiyor. Bölgenin büyüme potansiyeli uluslararası şirketlerin iştahını kabartıyor. Afrika'nın Sahra altı olarak nitelenen bölgesinde 2008 yılı itibariyle ekonomik büyüklük 1.6 trilyon dolarla Brezilya ve Rusya'nın ekonomisini yakalarken, Kara Kıta'nın toplam büyüklüğünün 2020'de 2.6 trilyon dolara erişmesi bekleniyor. 2000-2010 arasında dünyanın en hızlı büyüyen 10 ekonomisinden 6'sı Afrika'daydı ve ekonomistlere göre 2015'e kadar en hızlı büyüyen 10 ülkenin 7'si yine Afrika'dan çıkacak ve Afrika'da büyüme Asya'yı geçecek.

Dünya'nın haberine göre; geçtiğimiz 10 yıl içinde Afrika'daki büyümenin yüzde 32'si emtia fiyatlarındaki artıştan geldi ancak kıtadaki ekonomik sıçramanın bir 'doğal kaynak' patlamasından çok daha fazlası olduğunun altını çizmek gerekiyor. Afrika'daki büyümenin üçte ikisi perakendecilik, ulaşım, telekomünikasyon ve imalat gibi sektörler kaynaklı. Afrika'nın 1 milyar olan nüfusunun 2050'de ikiye katlanarak 2 milyarı bulacağı tahmin ediliyor. Tüketimde dünyanın diğer bölgeleriyle yarışır hale gelmesi beklenen Afrika'da tüketici harcamalarının 2020'de 1 trilyon dolarla Rusya ve Hindistan'a rakip olacağı öngörülüyor.

Dünyanın her bölgesinden Afrika'ya sermaye akıyor. 2000'de 10 milyar dolar olan Afrika'ya doğrudan yabancı yatırımlar, 2010'da 80 milyar dolara dayandı. Afrika'ya doğrudan yatırımların 2015 yılında 120 milyar dolara çıkması bekleniyor.

Herkes Afrika'nın potansiyeli hakkında konuşup duruyor, peki nüfusu 1 milyarı aşın bu kıtada yabancı şirketler nerelere odaklanmalı? Frontier Strategy Group tarafından yapılan araştırmaya göre, Afrika'da nüfusu 1 ila 5 milyon arasında değişen kentlerin sayısı 2025 yılında 73'e çıkacak. Frontier Strategy Group MENA araştırma bölümü başkanı Matthew Spivack, kıta genelinde yatırım için tercih edilmesi ilk 5 beş kenti ve gelecek vaat eden 5 kenti belirledi. Bunların bazıları çok iyi tanınıyor, ancak bazıları sizi şaşırtabilir.

Spivack'ın önerdiği '5 Büyük' şehir siyasi ve ekonomik açıdan istikrarlı ve zaten doğrudan yabancı yatırımcının destinasyonları arasında önemli bir yere sahip. Bu şehirler şöyle sıralanıyor:

- Acra, Gana

- Johannesburg, Güney Afrika

- Lagos, Nijerya

- Luanda, Angola

- Nairobi, Kenya

Bunların içinde büyük bir sürpriz yok. Johannesburg, Sahra Altı Afrika'nın en büyük ekonomisinin başkenti ve Frontier'in dikkat çektiği gibi Avrupalı bir şehrin büyüklüğüne erişmiş durumda. Kentin nominal gayrisafi yurtiçi hasılası (GSYH) 51 milyar dolar. Almanya'nın en büyük şehirlerinden Münih'in GSYH'sinin 64 milyar dolar olduğu göz önüne alındığında Johannasburg'un potansiyeli açıkça ortaya çıkıyor. Şehir dünya devlerini bir bir kendine doğru çekiyor.

Özellikle perakende satış gruplarının ilgi gösterdiği bu pazarın son yabancı konuğu Amerikan giyim devi Gap oldu. Firma, bu ay Güney Afrika'daki ilk mağazasını Johannesburg'da açtı. İspanyol Zara da, 2011 sonunda yine bu şehirde faaliyetlerine başlamıştı. Lagos'un ekonomisi biraz daha küçük; 40 milyar dolar. Ancak Nijerya'nın bu yıl ekonomik istatistiklerini dayandırdığı baz yılını değiştirmesiyle Lagos'un ekonomik büyüklüğünün ciddi biçimde artacağı öngörülüyor. Nijerya'nın 1990 yılı yerine 2008'i baz alması bekleniyor.

Böylelikle ülkenin ekonomik büyüklüğünde sıçrama yaşanabilir. Gana geçtiğimiz kasım ayında baz yılını değiştirdiğinde üretim yüzde 60 artış yükselmişti. Nijerya'da benzer bir oranda artış yaşanması, GSYH'nin 247 milyar dolardan 395 milyar dolara çıkarak, şu an ekonomik büyüklüğü 422 milyar dolar olarak hesaplanan Güney Afrika'ya daha da yaklaşacağı anlamına geliyor. Lagos, Kahire'den sonra Afrika'nın en kalabalık ikinci şehri. Birleşmiş Milletler, Lagos'un 2025'te dünyanın 11'inci büyük kenti olacağını tahmin ediyor.

Lagos kamu Planlaması Komisyonu'nun verilerine göre şehre her gün 6 bin kişi göç ediyor. Bazı kaynaklara göre ise haftalık girişi 10 bin kişi civarında. Tüm bunların da etkisiyle Frontier'a göre, Lagos'taki iş fırsatları 2015'te en rakibi olan Johannesburg'u geride bırakacak.

Öyle ki, yabancı şirketler için Nijerya lüks tüketimde bile önemli bir pazar haline gelecek.

Şampanyadan spor otomobile çok sayıda lüks ürünü pazarlayan markalar, Nijerya'nın zenginlerini hedefliyor. McKinsey & Co şirketinin hazırladığı raporda, ticari başkent Lagos'ta 2020'ye kadar tüketici harcamalarının 25 milyar doları aşacağı belirtildi. Nijerya'nın iş adamları, petrol endüstrisi yöneticileri ve siyasilerden oluşan elitlerinin daha çok Dubai, Londra ve Paris'te harcama yaptıkları belirtiliyor. Ülkedeki lüks tüketim potansiyelini gören Alman Porsche harekete geçti bile. Porsche, geçtiğimiz günlerde Lagos'un en zengin muhitlerinden Victoria İsland'da bir otomobil bayisi açtı. Şirket ayrıca yeni yılların yapıldığı Abuja kentinde de faaliyet göstermeye hazırlanıyor.

Afrika'nın önemli destinasyonlarından Akra, Gana ekonomisinin yaklaşık yüzde 10'unu oluşturuyor. 800 bini üzerinde bir nüfusa sahip olan 3 milyar dolarlık büyüklükteki şehrin önemli gelir kaynakları imalat, perakende, finans, sigortacılık, ulaşım ve turizm. 350 büyük sanayi grubunun faaliyet gösterdiği şehirde toplam 81 şubesiyle 9 ticari banka, 19 şubesiyle dört kalkınma bankası bulunuyor. Şehrin en büyük istihdamı hizmet sektörü sağlıyor.

Önemli doğal kaynağı petrol sayesinde ekonomisindeki tüm sektörlere yeni baştan inşa eden Angola'nın başkenti Luanda da, yabancının gözdeleri arasında. Şehirde birçok alanda üretim yapılıyor. İmalat sektörü işlenmiş gıda, içecek, tekstil, çimento, plastik ürünler, metal kaplamalar, sigara ve ayakkabı/giyime yoğunlaşmış durumda. Şehrin başlıca ihracat ürünleri arasındaysa kahve, pamuk, şeker, elmas, demir ve tuz var.

Doğu Afrika ekonomisinin kalbi Kenya'nın başkenti Nairobi'de atıyor demek yanlış olmaz. Endüstriyel bir merkez haline gelen Nairobi'de işlenmiş gıda, bira, motorlu araç, sabun, inşaat malzemeleri, tekstil, ve kimyasal madde üretimi yapılıyor. Şehir ayrıca halıcı, metal işçileri, mobilyacılar, oto tamir ve perakendeciler için önemli bir istihdam kapısı. Ayrıca Nairobi yakınlarında büyük tarım arazileri bulunuyor. Başlıca ürünler ise mısır, darı, manyok, fasulye ve meyve. Bu arada, şehirde çiçekçilik de gelişmeye başladı.

'GELECEK 5'E DİKKAT

Spivack'a göre, şu an iş ortamında ciddi defoları olan fakat hızla büyüyen ekonomilerinin yardımıyla çokuluslu şirketlere büyük fırsatlar yaratacak olan pazarlar asıl 'Gelecek 5' olarak nitelediği Afrika şehirleri. Bu şehirler ise;

- Addis Ababa, Etiyopya

- Darüsselam, Tanzanya

- İbadan, Nijerya

- Kinşasa, Demokratik Kongo Cumh.

- Mombasa, Kenya

Dünyanın önde gelen şirketlerinden bazıları bu kentlere yatırıma yöneldi bile. Amerikan içecek devi Diaego, geçtiğimiz yıl Etiyopya'da devlet kontrolündeki bira üreticisi Meta Abo'yu 225 milyon dolar karşılığında satın alarak Addis Ababa'nın büyüyen tüketici pazarıyla tanıştı. Bu arada, Afrika Birliği'nin merkezinin burada olması, şehri Afrika'nın da başkenti yapıyor ve kentin siyasi olarak önem kazanmasını sağlıyor.

Bir diğer alkollü içecek firması Heineken, Kongo'nun başkenti Kinşasa'da 325 milyon dolarlık yatırım yapıyor. Frontier, yoksulluk ve zayıf altyapının Kinşasa'da pazarı küçülttüğünü belirtiyor ancak nüfus artışının ve hızlı ekonomik büyüme nedeniyle çokuluslu şirketlerin 10 milyon nüfuslu göz ardı edemediğini kaydediyor. Şehrin nüfusunun 2015'te 12 milyonu bulması bekleniyor. Bu arada Kinşasa, Paris'ten sonra Fransız kültürünün ve Fransızcanın en yaygın olduğu şehirler arasında.

Frontier'a göre en parlak fırsatlarıysa Tanzanya'nın başkenti Darüsselam sunuyor. Büyüklüğü, son zamanlarda artan istikrarı ve ekonomik büyüme potansiyeli ile Frontier, Darüsselam'ı şimdiden 2015 yılının favori yatırım adresleri arasında sayıyor. Darüsselam, deniz ticaretinde öne çıkan Mombasa'dan bile daha fazla elleçleme kapasitesiyle Afrika'nın doğusunda önemli bir ticaret merkezi olma yolunda ilerliyor. Bölgeye ilgi gösteren şirketler arasında Japon otomotiv devi Honda da bulunuyor. Japon şirket, Tanzayalı bir şirket ile yapacağı bir ortaklık kapsamında, kentteki satışlarını artırmak amacıyla bir fabrika kurmayı planlıyor.

Nijerya'nın önemli kentlerinden İbadan, Frontier'in 'Gelecek 5' üyelerinden bir diğeri. Lagos'a önemli bir bağlantı rotası olan şehir emtia üretiminde kritik öneme sahip. Kakao, pamuk, kereste, kauçuk, palm yağı ticaretinde önemli merkezlerden olan şehrin endüstriyel üretimi tarımsal emtia işlenmesi, tütün işleme ve sigara üretimi, un, dericilik ve mobilya yapımına yoğunlaşıyor. Bölge kil ve kaolin zengini. Ibadan'da hayvan çiftlikleri ve süt ürünleri çiftlikleri de bulunuyor.

Kenya'nın en büyük limanına ev sahipliği yapan Mombasa, önemli bir ticaret merkez olmasının yanında deniz turizmi açısından da önemli bir adres. Petrol rafinerisi ve çimento fabrikası da bulanan kent, hızlı büyüyen bir çağrı merkezi aynı zamanda. Kıtalararası denizaltı telekom kabloları Mombasa kıyılarından geçerek Doğu Avrupa'yı dünyanın geri kalanına bağlıyor ve hızlı büyüyen çağrı merkezi konumunu destekliyor.

KISA VADEDE EN ÖNEMLİ RİSK JEOPOLİTİK SORUNLAR VE EURO KRİZİ

Bu taraftan da Frontier, bu pazarlarda büyümenin önünde bazı riskler bulunduğunu da hatırlatıyor. Altyapı, yolsuzluk ve düzenlemelerin en büyük sorun olarak durduğuna dikkati çeken Frontier, yine de dünyada en hızlı büyüyen kentsel bölgelerin Afrika'da olduğunun altını çizerek, Afrika pazarının dışında kalmanın orada karşılaşılabilecek sorunlardan daha büyük bir risk olduğunu ifade ediyor.

Frontier'a göre, Afrika'nın enerji ithalatına bağımlı ülkeleri için kısa vadede karşı karşıya kaldığı en büyük risk Ortadoğu'da artan tansiyon. Görece olarak yüksek seyreden emtia fiyatları, Ortadoğu ve Afrika'daki çoğu petrol ve doğalgaz ihracatçısı ülkenin harcama planlarını destekliyor. Ancak İran ve İsrail arasında artan gerilim bir çatışmaya dönüşürse, emtia fiyatlarında ani ve hızlı bir yükseliş meydana gelebilir ve bölgesel enflasyonu körükleyebilir.

Doğu Afrika, kuzey Afrika ve Ortadoğu'daki ithalat bağımlısı ülkeler, tüketicinin harcama gücünü azaltan ve şirketlerin finansal zorunluluklarını yerine getirmesini güçleştiren emtia fiyatlarındaki artıştan en fazla etkileneceklerin başında geliyor. Bu bağlamda, Afrika ve Ortadoğu'daki bazı ülkelerin durumlarına şöyle bir göz atılım:

- Cezayir: Ağırlıklı olarak ihracata dayalı bir ekonomisi olan Cezayir, Avrupa ile derin ticari ilişkiler içinde bu nedenle Euro Bölgesi'ndeki krize karşı hassas.

- Angola; Petrol geliriyle ekonomisini çeşitlendirmeye çalışıyor. Bu da tüketim malları ve sağlık-bakım gibi sektörlerde çok uluslu şirketler için fırsatlar yaratıyor.

- Mısır: Ülke ekonomisi hala bıçak sırtında ancak yatırımcılar Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yapılacak anlaşmanın ekonomiye rahat bir nefes aldıracağını umuyor.

- Gana: Hükümet harcamaları ve zengin doğal kaynaklar sayesinde ekonomi güçlü fakat yeni vergi politikaları yatırımcı için endişe kaynağı. Hükümet, altyapı harcamalarının finanse etmek için madencilerin ödediği vergileri artırmayı planlıyor.

- İran: Ekonomik stres ve askeri operasyon korkusu nedeniyle yerel iş dünyası çok tedirgin.

- Irak: Ülkenin kısa ve uzun vadeli büyüme beklentileri pozitif. Güçle büyüme beklentisinin temelinde ise artan petrol üretim kapasitesi ve petrol fiyatlarındaki artış yatıyor.

- İsrail: Apple'ın sürpriz bir kararla İsrail'de Ar-Ge merkezi açma kararı alması, ülkenin teknoloji sektörünün Kenya: Büyük bir ekonomik gelecek vaat etmesine karşın, siyasi huzursuzluklar yakından izleniyor. Parlamento'nun merkez bankası başkanı görevinden almak istemesi, iç siyasi karmaşasının son örneği. cazibesinin önemli bir göstergesi.

- Fas: Kamu harcamaları ekonomik büyümenin sürmesini sağlıyor fakat Euro Bölgesi'ndeki kriz Fas ekonomisini gölgeliyor. Çünkü Avrupa'dan gelen işçi paralarının azalması Faslıları olumsuz etkiliyor.

-Nijerya: Ülke enflasyonla boğuşuyor ve güvenlikle ilgili sıkıntılar yaşıyor fakat bunlar güçle ekonomik büyümenin önünde engel olarak görülmüyor.

-Suudi Arabistan: Petrol geliri ülke ekonomisini güçlendiriyor. 'Petrodolar' zengini Suudi Arabistan, altyapı gibi projelere önemli kaynak aktarıyor ama çokuluslu şirketler, bölgesel sorunlardan dolayı bu pazara girmek konusunda temkinli davranıyor.

- Güney Afrika: 2012 bütçesi yatırım fırsatları ve ülke halkı için vergi muafiyetleri getiriyor fakat alkollü içecek ve tütün ürünlerinde vergilerin artırılmasının çokuluslu bazı şirketleri bu pazardan caydırabileceği belirtiliyor.

- Tanzanya: Enflasyonist baskılar tüketim harcamaları ve ekonomi üzerinde baskı oluşturuyor.

- BAE: İran'a uygulanan yaptırımlardan BAE avantaj elde edebilir. İran'ın petrol müşterilerinin BAE'ye yönelmesi ve ülkenin petrol ihracatının artması umuluyor. Ancak İran ile ticari ilişkilerin zedelenmesi ekonomi üzerinde baskı oluşturabilir.

TÜRKİYE'NİN AFRİKA İLE TİCARETİ 10 YIL İÇİNDE DÖRDE KATLANDI

BRIC ülkeleri Afrika'ya adeta çıkarma yapıyor. Bu ülkenin doğalkaynaklarından faydalanmak için kolları erken sıvayan BRIC ülkeleri, özellikle de Çin, Afrika'da büyük yatırımlara imza atmış durumda. Ancak artak gelişmekte olan ülkelerin pek çoğu bu pazardan pay kapmak için kolları sıvadı. Standard Bank, 10 gelişmekte olan ülkenin Afrika'daki yatırımlarının son 10 yıl içinde üçet katlanarak 330 milyar dolara çıktığını gösteren bir rapor yayınladı.

Söz konusu yatırımcıların içinde en büyükler 250 milyar dolarlık paylarıyla BRIC ülkeleri. Geri kalan altı ülkenin yatırımlarının büyüklüğü 80 milyar dolar. Bu ülkelerin ikisi Afrikalı; Nijerya ve Güney Afrika. Diğerleri ise Türkiye, Suudi Arabistan, Tayland ve Endonezya.

Standard Bank'ın raporuna göre, Çin, Hindistan ve Brazilya Afrika'nın 10 gelişmekte olan ülkeyle ticaretinin dörtte üçünü gerçekleştiriyor. Ancak Türkiye dahil diğer gelişmekte olan ülkelerin afrika ile ticaretinin büyüme hızının çok çarpıcı olduğu vurgulanıyor. Mesela Nijerya'nın diğer Afrika ülkeleriyle ticareti son 10 yılda yedi kat artarken, Türkiye'nin dört kat artış gösterdi. Özellikle Türkiye'deki çok uluslu şirketlerin Afrika'daki varlıklarının BRIC ülkelerindeki rakipleriyle boy ölçüşmeye başladığı belirtilen raporda, Arçelik'in Güney Afrika'daki elektrikli ev aletleri üreticisi Defy Appliances'ı 327 milyon dolara satın alması örnek olarak gösterildi.

Raporda, Afrika'yla ticaretini artıran bu 10 gelişmekte olan ülkenin hızlı büyüyen ekonomileri ve uluslararası ekonomiye entegrasyonlarının artmasıyla küresel ekonominin şekillenmesinde daha önemli bir rol oynamaya başladıklarına dikkat çekiliyor.

EN BÜYÜK 500 ŞİRKETİNİN CİROSU 700 MİLYAR $'A YAKIN

Dünyanın her yerinden yatırımcının markajında olan Afrika'nın şirketleri, dünya devleriyle yarışmaya başladı. Artan nüfus ve ekonomik büyümeye bağlı olarak gelir düzeyinin iyileşmeye başlaması şirketlerin karlarını hızla artırmalarını sağlıyor. 2008 finans krizinden ağır bir darbe almadan çıkan Afrikalı şirketler, emtia fiyatlarındaki dalgalanma ve Euro Bölgesi'ndeki borç krizinin etkisini de savuşturmada başarılı olacak gibi gözüküyor. Kıtanın en büyük 500 şirketi hakkında yapılan yıllık bir çalışma, yeni yıl borç krizinin gölgesinde başlasa bile Afrikalı şirketlerin bilançolarındaki ivmeyi koruyabileceklerine işaret ediyor.

2010 sonu itibariyle Afrika'nın en büyük 500 şirketinin toplam cirosu, önceki yıla oranla yüzde 18 artarak 690 milyar dolara çıktı. Beş yıl önce bu sıralamaya dahil olan şirketlerin cirosunun büyüklüğü 394 milyar dolardı.

Yani Afrikalı şirketler, beş yıl içinde cirolarını yüzde 75 artırmış durumda. Listedeki ilk 100 şirketin cirosu, dünyanın en büyük perakende satış grubu Wal Mart'ı ilk kez geride bıraktı. Yine de Afrikalı şirketlerin alması gereken daha çok yıl var; Amerikan Wal Mart'ın yıllık cirosunun büyüklüğü Nijerya'nın 247 milyar dolarlık ekonomisinin neredeyse iki katı civarında. Afrika'nın en büyük şirketi olan Cezayirli enerji devi Sonatrach'ın nin yıllık cirosu ise yaklaşık 60 milyar dolar.

Afrika'da tüketici profilinin gün be gün daha iyiye gitmesi özellikle bazı sektörlerin daha hızlı gelişmesini sağlıyor. Telekom operatörleri, tarım şirketleri, bira üreticileri, otomotiv firmaları ve süpermarketler hızlı büyüme trendi içinde. Bu arada Afrika Kalkınma Bankası, 2010 yılında 355 milyon kişi olarak hesaplanan kıtadaki orta sınıfın büyüklüğünün 2060'da 1.1 milyar kişiye çıkacağı tahmininde bulunuyor.

Afrikalı şirketlerin profiline bakıldığında en büyüklerin enerji sektöründe faaliyet gösterenler olduğu görülüyor. En büyük 500 şirketin toplam cirosunda en büyük pay yüzde 18.7 ile enerji ve doğalgaz şirketlerine ait. Madencilik şirketleri de basamakları hızlı tırmanıyor. Madenciler, önceki listede yüzde 6.9 olan paylarını yüzde 9.4'e çıkardı.

Cirolarını en fazla artıran madencilik firmaları ise yüzde 75 ile Güney Afrikalı çinko ve bakır üreticisi Metorex, yüzde 58 artıran Gabonlu manganez üreticisi Compagnie Miniere de I'Ogooue ve yine Güney Afrikalı platin üreticisi Lonmin. Emtia fiyatlarındaki belirsizlik bu şirketlerin geliri üzerinde etkili olabilir ancak petrol fiyatlarının 100 doların üzerindeki seyrini sürdürmesi halinde enerji şirketlerinin parlak gelir elde etmeye devam edeceği belirtiliyor.

Listede en büyük ağırlığa Güney Afrika şirketleri sahip. Söz konusu şirketler, toplam cironun yüzde 60'ını yaptı. Kuzey Afrika'daki şirketlerin yüzde 28.2'lik pay ile istikrarlı bir seyir izlediği görülüyor fakat Arap Baharı'nın etkisiyle bu oranın 2012 listesinde gerilemesi bekleniyor. Afrika'nın en büyük 500 şirketinin 235'i halka açık ve kıtadaki en büyük 10 halka açık şirket Güney Afrika'da Johannesburg Borsası'nda işlem görüyor.

KARA KITANIN HİSSE SENEDİ PİYASALARININ CAZİBESİ DE ARTIYOR

Henüz fiyatları kat be kat artmadan ve sahiplerini zengin etmeden önce tüm yatırımcıların hayali Microsoft, Apple ya da Google gibi şirketlerin hisselerini almaktı. Her ne kadar çok kazandıracak hisseleri tam olarak belirlemek mümkün olmasa da, bir sektörün bütününe ya da bir bölgenin bütününe bakmak yatırımcıların işini kolaylaştırır.

Tıpkı internet ve bilişim şirketlerinin prim yapacağını daha önceden fark etmek gibi ya da son 20 yıl içinde Asya'da yaşanan büyümenin, buradaki borsaların yükseleceğinin habercisi olması gibi. Asya'nın potansiyelinin farkına varan ve kıtanın dört kaplanı olarak nitelen 'Hong Kong, Tayvan, Singapur ve Güney Kore'ye' yatırım yapmakta erken davrananlar, yüksek getiriyle ödüllendirildi. Şimdi analistler ve bazı yatırımcılar aynı potansiyeli Afrika'da görüyor.

Hedge fonlar, coğrafi olarak piyasaları risk ve şeffaflık algısına göre sınıflandırır. ABD, Avrupa ve Japonya gibi gelişmiş piyasalar, Asya ile Latin Amerika gibi gelişmekte olan piyasalar ve 'sınır piyasaları' da denilen Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika olarak sınıflandırma yapılıyor. Son zamanlarda yatırım destinasyonu olarak Afrika daha fazla önerilir oldu. İşte Afrika ile ilgili bazı veriler:

-Üstün performans: Afrika'ya yatırımın büyük potansiyeli anlaşılmaya başladı bile. Son 10 yıl içinde Afrika Kompozit endeksine yapılan yatırımlar, 'al ve tut' tavsiyesi bakımından S&P 500 ve MSCI gelişmekte olan ülkeler endeksinden daha iyi bir performans gösterdi.

- Değerlemeler cazip: Gelişmiş ve gelişmekte olan ülke hisselerine kıyasla Afrika piyasalarında hisselerin fiyat/defter değeri oranı açısından değerlemeleri daha düşük, hisseler daha az likit. Wall Street analistleri bu bölgeyle ilgili kapsamlı yorumlar yapmıyor, para yöneticileri de bölgenin hisse senedi piyasalarına fazla ilgi göstermiyor.

Ancak artık Templeton Fonu'nun yöneticisi Mark Mobius gibi yatırımcıların bile yatırımları için adres göstermeye başladığı Afrika'da bu durumun yakında değişmesi ve yatırımların artmasıyla değerlemelerin yükselmesi bekleniyor.

Bu arada, getirilerin oranının, bu getirilerin oynaklığına oranını gösteren 'Sharpe' oranı, S&P 500 , birçok gelişmekte olan ülke endeksi ve hatta Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin'in oluşturduğu BRIC endeksinden bile daha iyi. Bu, aldığınız riskin aldığı ödülün hesaplanmasında önemli bir barometre. Buna göre, Afrika'daki yatırımcılar daha risk karşılığında daha iyi bir getiri sağlıyor. Afrika'ya sermaye akışının sürekli artıyor olması da önemli bir diğer nokta. Afrika'ya sermaye akışı şu an BRIC'in üç ülkesinin dördünden daha fazla.

Özet olarak, para ekonomisi hızlı büyüyen ekonomilerde kazanılacak ve bu çoğu kesime göre Batı ve hisse değerlemelerinin para seli nedeniyle 20 yıldır artmakta olduğu Asya değil. Uzmanlara göre paranın yeni rotası Afrika. Gelecek 10 yılda çok daha fazla sayıda analist ve büyük yatırımcı Afrika'nın potansiyelini keşfederek buradaki yatırım olanaklarını değerlendirmenin yollarını arayacak.

Çin ve Afrika, dünya ticaretinin merkezi olacak. Ünlü yatırımcıların açıklamaları da bu görüşü destekliyor.

Ünlü yatırımcı Mark Mobius geçtiğimiz günlerde, yatırımlarının yeni adresi olarak kara kıtayı işaret etti. ABD ve Alman tahvillerinden çıkmaya başlayan paranın gelişen ülke hisselerine ve Afrika'ya akacağını savunan Mobius, Afrika'nın önemli bir potansiyel barındırdığına dikkat çekti. Mobius, ABD ve Alman tahvil piyasası başta olmak üzere son dönemde yaşanan faiz yükselişinin gelişen piyasalara ve Afrika'ya yarayacağını savundu. Mobius, gelişen piyasalar arasında öne çıkanların her zaman olduğu gibi BRIC ülkeleri olduğunu, ancak Afrika'da da çok büyük potansiyel bulunduğunu söyledi. Mobius, "Gerçek gelecek bence Afrika'da. Dünyanın son 10 yılda en hızlı büyüyen 10 ekonomisine bakarsanız, 6'sının Afrika ülkesi olduğunu görürsünüz. Bunun size bir şeyler anlatıyor olması lazım" dedi.

Ünlü spekülatör George Soros da, Afrika'nın yatırım yapmak için cazip bir pazar olduğunu düşünüyor. Soros, Oslo'da bir konferans'ta yaptığı konuşmada, Afrika'nın yatırım yapmak için ilginç bir pazar olduğunu söyledi.

Soros'a göre Afrika, karamsar ekonomik ortamda 'parlak bir ışık'. Milyarder yatırımcı, gelecek vaat eden Afrika'nın kalkınmasına destek olmak için bir süre önce Afrika'nın kırsal kesimlerinde hedeflenen köylerde kalkınma projesi için 27.4 milyon dolar yardım sözü verdi. Açık Toplum Enstitüsü'nün kurucusu ve başkanı olan Soros, Milenyum Köyleri Projesi'ne 27.4 milyon dolar yardım, ayrıca gelecek 5 yılda bu köylerdeki iş projelerine destek için 20 milyon dolar kredi sözü verdiğini açıkladı.

Johannesburg

Kentin nominal gayrisafi yurtiçi hasılası (GSYH) 51 milyar dolar. Almanya'nın en büyük şehirlerinden Münih'in GSYH'sinin 64 milyar dolar olduğu göz önüne alındığında Johannasburg'un potansiyeli açıkça ortaya çıkıyor.

Lagos

Lagos'un ekonomik büyüklüğü 40 milyar dolar. Ancak Nijerya'nın bu yıl ekonomik istatistiklerini dayandırdığı baz yılını değiştirmesiyle Lagos'un GSYH'sinin ciddi biçimde artacağı öngörülüyor.

Akra

Afrika'nın önemli destinasyonlarından Akra, Gana ekonomisinin yaklaşık yüzde 10'unu oluşturuyor. 800 bini üzerinde bir nüfusa sahip olan 3 milyar dolarlık şehrin önemli gelir kaynakları imalat, perakende, finans, sigortacılık, ulaşım ve turizm.

Nairobi

Doğu Afrika ekonomisinin kalbi Kenya'nın başkenti Nairobi'de atıyor demek yanlış olmaz. Endüstriyel bir merkez haline gelen Nairobi'de işlenmiş gıda, bira, motorlu araç, sabun, inşaat malzemeleri, tekstil, ve kimyasal madde üretimi yapılıyor.

İbadan

Emtia üretiminde kritik öneme sahip. Kakao, pamuk, kereste, kauçuk, palm yağı ticaretinde önemli merkezlerden olan şehrin endüstriyel üretimi tarımsal emtia işlenmesi, tütün, sigara, un, dericilik ve mobilya yapımına yoğunlaşıyor.

Mombasa

Kenya'nın en büyük limanına ev sahipliği yapan Mombasa, önemli bir ticaret merkez olmasının yanında deniz turizmi açısından da önemli bir adres. Petrol rafinerisi ve çimento fabrikası da bulanan kent, hızlı büyüyen bir çağrı merkezi aynı zamanda.

Addis Ababa

Afrika Birliği'nin merkezinin burada olması, şehri Afrika'nın da başkenti yapıyor ve kentin siyasi olarak önem kazanmasını sağlıyor. Özellikle içecek devlerinin burada büyük yatırımlar yaptığı görülüyor.

Kinşasa

Şehrin nüfusunun 2015'te 12 milyonu bulması bekleniyor. Yoksulluk ve zayıf altyapısına karşın, çokuluslu şirketler bölgedeki hızlı ekonomik büyümeyi gözardı etmeyip bu şehre yönelmeye başladı bile.

Darüsselam

Şimdiden 2015 yılının favori yatırım adresleri arasında sayılıyor. Kente ilgi gösteren şirketler arasında Japon otomotiv devi Honda da bulunuyor. Honda yerel bir ortakla bir fabrika kurmayı planlıyor.

31 Mart 2012

Dünya'nın en çok ziyaret edilen müzeleri

  Louvre'u yılda yaklaşık 9 milyon kişi ziyaret ediyor

Paris'te bulunan Louvre Müzesi, geçen yılın en çok ziyaretçi alan sanat müzesi oldu.

Art gazetesinin yayımladığı en çok ziyaret edilen müzeler listesinde ilk sırada olan Louvre Müzesi'nin ziyaretçi sayısı geçen yıla oranla yüzde beşlik bir artış göstererek bu yıl 8.9 milyon sanatsevere ev sahipliği yaptı.

Listede ikinci sırayı New York Metropolitan Müzesi alırken

üçüncü sırada Londra'daki British Museum yer alıyor.

Dördüncü ve beşinci sıralarda ise yine Londra'daki National Gallery ve Tate Modern bulunuyor.

Daha hesaplı

Louvre Müzesi, en çok ziyaretçi alanlar listesinde 2007 yılından bu yana liste başında bulunuyor.

Art Gazetesinin baş editörü Javier Pes, müzenin diğer kıymetli parçalarıyla birlikte Leonardo Da Vinci'nin Mona Lisa adlı tablosuna ev sahipliği yapmasının popülerliğini sağladığını söyledi.

  Londra'daki British Museum

Küresel ekonomik krize rağmen müze ziyaretçi sayısında artış olduğunu söyleyen Pes, bu sonuçların şaşırtıcı olmadığını ifade etti.

Pes, "ABD'liler geçen yılki ekonomik kriz dolayısıyla kemerlerini sıktılar ve dışarı çıkarken daha az para harcayabilecekleri mekanlar olarak müzeleri seçtiler" dedi.

Editör Pes, ekonomik kriz ortamında, başka etkinliklere göre daha hesaplı olan müze aktivitelerine rağbetin arttığı görüşünde.

Büyük etki

Büyük müzelerin ziyaretçi oranının koleksiyonlarının büyüklüğüyle doğru orantılı olduğunu belirten Pes, New York Metropolitan Müzesinin, Picasso'nun eserlerini sergileyerek geniş kitlelere ulaştığını ifade etti.

Pes, müzelerin koleksiyon seçimleri konusunda dikkatli olmaları gerektiğini de belirtti ve halkta sanata karşı bir iştahı olduğunu ve müzelerin de harcanan paraların karşılığını verdiğini söyledi.

British Museum sözcüsü listede üçüncü sırada olmalarına çok sevindiklerini belirtirken 'Kendimizi, dünyaya dünyayı ücretsiz göstermeye adıyoruz' dedi.

National Gallery sözcüsü ise ilk beşe girdikleri için çok mutlu olduklarını belirtirken, Tate Modern'in sözcüsü ise ziyaretçi sayılarının dünya çapında sanata ve kültüre artışın bir göstergesi olduğunu ifade etti.

Dünyanın en çok ziyaret edilen müzeleri listesinde, altıncı sırada tüm ABD'deki tek Leonardo Da Vinci tablosuna ev sahipliği yapan Washington National Gallery of Art bulunuyor.

Yedinci sırada Tayvan National Palace Müzesi yer alırken, onu takiben

sekizinci sırada Paris'teki Centre Pompidou var.

Dokuzuncu sırada Kore'deki National Muesum,

Onuncu sırada ise Paris'teki Musée d'Orsay bulunuyor.

En çok ziyaret edilen müzeler listesi, geçen yıl Ocak ve Aralık ayları arasında dünyada 400 sanat galerisinden alınan bilgiler doğrultusunda hazırlandı.

Art gazetesinin baş editörü Javier Pes, müzelerin son yıllarda çok büyük yol kat ettiğini, hedef kitlelerini büyütüp halkın sanata, özellikle de modern sanata olan iştahını arttırdıklarını söyledi.

Pes, müzelerin artık daha iyi sergiler koyduğunu ve reklâmlarını daha iyi yaparak daha geniş kitlelere ulaşmasını takdir ettiğini belirtti.

23 Mart 2012

Katar'da Kudüs Zirvesi

Katar'da Kudüs Zirvesi  

Uluslararası Kudüs'ü Savunma Konferansı Katar'ın başkenti Doha'da başladı.

Konferansa katılan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Türkiye için Kudüs'e sahip çıkmanın kimliğine sahip çıkmak anlamına geldiğini söyledi.

Arap Birliği'nin, İsrail'in yayılmacı politikalarına karşı alınacak önlemleri belirlemek için düzenlediği Uluslararası Kudüs'ü Savunma Konferansı, Katar'ın başkenti Doha'da başladı.

Arap ülkeleri ve İslam dünyasından ilginin yoğun olduğu konferansa, İsrail parlamentosunun Arap milletvekilleri, Filistinli örgütlerin temsilcileri ve İsrail'in hak ihlallerini eleştiren Yahudi kanaat önderleri de katıldı.

Konferansta Türkiye'yi temsil eden Başbakan yardımcısı Beşir Atalay, Türkiye'nin her zaman Filistin halkının yanında olduğunu ve Kudüs'e sahip çıkmanın Türk halkı için kendi geçmişine ve kimliğine sahip çıkmak anlamına geldiğini söyledi.

İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Ekmelettin İhsanoğlu da Kudüs'ü ve şehirdeki tarihi dokuyu korumak için İslam dünyasının diplomatik ve mali açıdan daha fazla gayret göstermesi gerektiğini vurguladı.

26 Şubat 2012

Hazer Tv, Ana sayfa©2005

Ana sayfaKapak

 

 

 

Ana Haber Genel, Bilim ve Özel Dosyalar

Ülkeler Haber ve Genel Bilgileri

Dünya Kurum Haber ve Genel Bilgileri

Türkiye Haber ve Özel Dosyalar

Aktüel Haber, Video, Resim ve Özel Dosyalar