©2006

 

Son Güncelleme:14/11/11

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya

Osmanlı Sergileri ve Hanedanı

Ülkeler Bilgi, haber ve resimleri

Türkiye Güncel Haberleri

Türkiye Genel Bilgileri

Türkiye Resimleri

 

Son Osmanlı

Ahilik

Türk Kimdir?

Türkiye'de Ermeniler

Sultan 1. Abdülmecid'in, 150. ölüm yıldönümü Anılıyor

  Prof_İlber_Ortaylı, TBMM Başkanı Cemil Çiçek

TBMM, tarihinde ilk kez bir padişah için anma töreni düzenliyor.

Meclis Başkanı Çiçek, Sultan 1. Abdülmecid'i, 150. ölüm yıldönümünde Dolmabahçe Sarayı'nda bir sempozyumla anmak için kolları sıvadı ve padişahın tuğrasını taşıyan davetiye hazırlattı.

ANKARA - TBMM, Osmanlı İmparatorluğu'nun önemli padişahlarından olan Sultan 1. Abdülmecid’i ölümünün 150. yıldönümünde düzenlediği bir sempozyumla anmaya hazırlanıyor.

17 Kasım'da başlayacak Sultan Abdülmecid'i Anma Sempozyumu, uluslararası boyutta olacak ve 3 gün sürecek.

Sempozyum kapsamında, ünlü sanatçı Ahmet Özhan da bir konser verecek.

Sultan Abdülmecid'in anısına düzenlenecek Sempozyum için TBMM Başkanı Cemil Çiçek tarafından milletvekillerine de davetiye gönderildi. Ön kapağında Sultan 1. Abdülmecid'in Tuğrası bulunan davetiyede, 'Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek Sultan Abdülmecid ve Dönemi Sempozyumu Kapsamında Ahmet Özhan konserini onurlandırmanızı diler' ifadeleri yer aldı.

REFORMCU PADİŞAH

1823-1861 yılları arasında yaşayan 1. Abdülmecid, babasının vefatı üzerine, 17 yaşında Osmanlı tahtına oturdu. Saltanatının henüz 4'üncü ayında ilan ettiği Gülhane Hatt-ı Hümayunu nedeniyle 'Tanzimat Dönemi Padişahı' olarak tarihe geçti.

'HAREM VE CARİYELİK' KİTABINI TANITTI

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlenen 'Harem ve Cariyelik' kitabının tanıtım toplantısına katıldı. Çiçek, kitabın Dolmabahçe Sarayı'nı ziyaret edenlerin haremle ilgili soruları üzerine hazırlandığını söyledi. Milli Saraylar Bilim Kurulu Başkanı Prof. İlber Ortaylı da kitabın, harem müessesesini tanıtmak için belge ve anılar ışığında hazırlandığını belirtti.

14 Kasım 2011

Almanya’da Osmanlı ihtişamı

  Osmanlı sergisi

Avrupa’nın en kapsamlı Osmanlı sergisi, Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle ve Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun katıldıkları törenle açıldı. Törene, Saksonya Eyaleti’nin Hrıstiyan Demokrat partili Başbakanı Stanislaw Tillich evsahipliği yaptı.

Osmanlı sergisi Westerwelle ve Davutoğlu tarafından açıldı

Türkiye dışındaki en büyük Osmanlı sergisi, Almanya’nın Dresden kentinde Türk ve Alman dışişleri bakanlarının katıldığı törenle açıldı.

Avrupa’nın en kapsamlı Osmanlı sergisi, Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle ve Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun katıldıkları törenle açıldı. Törene, Saksonya Eyaleti’nin Hrıstiyan Demokrat partili Başbakanı Stanislaw Tillich evsahipliği yaptı.

Bakan Davutoğlu açılışta yaptığı konuşmada, serginin Türkiye ve Almanya, ayrıca Türkiye ve Saksonya arasındaki ilişkilerin tarihten bu yana ne kadar köklü olduğunu gösterdiğini söyledi. Bu ilişkilerin artık daha da derinleştiğini göstermek amacıyla açılışa katıldığını söyleyen Davutoğlu, "Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkiler sadece devletlerarası ilişkiler değil, aynı zamanda halklar arasında köklü ilişkilerdir" ifadelerini kullandı. Bakan, Türk-Alman ilişkilerinin gelecekte daha da gelişeceğine olan inancının tam olduğunu vurguladı.

Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle de serginin büyük bir kültür tarihinin aynası olmakla kalmadığını, aynı zamanda Almanya ve Türkiye'nin geleceğinin sembolü olduğunu dile getirdi. Westerwelle, "Türkiye tüm bölgemizde kilit rol oynayan bir ülkedir. Türkiye'deki ekonomik, kültürel ve siyasi gelişmelere destek vermek istiyoruz. Ortak geleceğimizin büyük öneminin bilincindeyiz" dedi.

Almanya’da Osmanlı ihtişamı

Dresden kentindeki sergide 16’ncı ile 19’uncu yüzyıl arasında Saksonya prenslerine hediye edilen ve onların satın aldığı Osmanlı eserleri ile savaş ganimetleri yer alıyor.

Türk Odası (Türckische Cammer) olarak adlandırılan sergi, 16'ncı yüzyılda Saksonya Prensliği'ni etkisi altına almaya başlayan Osmanlı kültürünü gözler önüne seriyor. Dresden Devlet Sanat Koleksiyonları bünyesinde yer alan ve Silah Müzesi’nin bir parçası olan sergi yaklaşık 600 eserden oluşuyor.

750 metrekarelik alanda sergilenen eserler arasında taşlarla süslü silahlar, kaftanlar, at koşum takımları bulunuyor. Serginin en önemli parçasını yaklaşık 6 metre yüksekliğinde ve 20 metre uzunluğunda olan Osmanlı sultan çadırı oluşturuyor. 07/03/2010 DW
 

Dresden kentinde Osmanlı eserlerinden oluşan daimi sergi 7 Mart’ta ziyarete açılacak. Türk Odası (Türckische Cammer) olarak adlandırılan sergi, Türkiye dışındaki en kapsamlı Osmanlı eserleri koleksiyonu niteliği taşıyor.

Almanya’nın Dresden kentindeki sergide 16’ncı ile 19’uncu yüzyıl arasında Saksonya prenslerine hediye edilen ve onların satın aldığı Osmanlı eserleri ile savaş ganimetleri yer alıyor. Türk Odası, cumartesi günü Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Alman mevkidaşı Guido Westerwelle’nin katılacağı törenle açılacak.

600 eser sergileniyor

Dresden Sarayı’nda açılacak olan Türk Odası, 16'ncı yüzyılda Saksonya Prensliği'ni etkisi altına almaya başlayan Osmanlı kültürünü gözler önüne seriyor. Dresden Devlet Sanat Koleksiyonları bünyesinde yer alan ve Silah Müzesi’nin bir parçası olan Türk Odası yaklaşık 600 eserden oluşuyor. 750 metrekarelik alanda sergilenen eserler arasında taşlarla süslü silahlar, kaftanlar, at koşum takımları bulunuyor. Silah Müzesi Direktörü Dirk Syndram, serginin en önemli parçalarından birinin Osmanlı sultan çadırı olduğuna dikkati çekiyor.

 

”Bu çadır 1729 yılında Polonya’dan Dresden’e getirilmiş. O dönemde Saksonya Prensi aynı zamanda Polonya Kralı’ydı. Saksonya Prensi, büyük askeri bir şölen düzenleyerek, sahip olduğu bütün büyük çadırları burada biraraya getirmiş. Ancak bu çadırın Polonya’ya nasıl geldiğini bilmiyoruz.”

Restorasyon 18 yıl sürdü

Deri ve ipek kumaştan yapılan Osmanlı çadırının restorasyonu aralıklarla 14 yıl sürdü. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana gözlerden uzak kalan koleksiyondaki eserler yaklaşık 18 yılda restore edildi. Restorasyon çalışmaları 5 milyon eurodan fazlaya, serginin düzenlenmesi ise yaklaşık 5 milyon 600 bin euroya mal oldu. Silah Müzesi Direktörü Syndram, bu koleksiyonun savaş ganimetlerinin yanı sıra prense sunulan hediyeler ve satın alınan parçalardan oluştuğunu belirtiyor.

Padişah kılığında Alman prensi

"Çünkü Dresden Sarayı’nda Osmanlı eserlerine olan ilgi büyüktü. Saksonya Prensi de Osmanlı padişahı kıyafetleri içinde, padişah rolünü üstlenerek geçitlere, çeşitli şölenlere, düğünlere, bu bölgede önemli olan karnavala katılırdı.”

Silah Müzesi Direktörü Syndram, Saksonya prenslerinin Osmanlılara olan ilgisini ”Türk modası” olarak nitelendiriyor. Syndram, Avrupa’nın diğer bölgelerine kıyasla Saksonya’daki Türk modasının daha uzun, 16'ncı yüzyıldan 19'uncu yüzyıla kadar devam ettiğini vurguluyor.

Korkuyla karışık hayranlık

”Duyulan hayranlık, o dönemde korkuyla karışıktı. Zira Osmanlı İmparatorluğu, o zamanlarda Avrupa’nın en güçlü ve askeri açıdan en önemli imparatorluğuydu. Saksonya’da da kendi toprakları dahilinde Osmanlılarla bir çatışma yaşanmasından kaygı duyuluyordu. Ama diğer yandan bu eserlerin güzelliği, egzotik olması heyecan yaratıyordu. Bu nedenle de bu eserler biriktirildi ve kullanıldı.”

Yaklaşık 300 yıl boyunca Saksonya prenslerinin saraylarını süsleyen bu eserler, günümüzde Türk Odası’nı ziyaret edenlere ne ifade ediyor?

‘Osmanlı, Avrupa kültürünün parçasıydı’

Türk Odası’nın bir sanat müzesi olduğunu vurgulayan Dresden Devlet Sanat Koleksiyonları Genel Müdürü Martin Roth, burada sergilenen eserler sayesinde Osmanlı kültürünün öğrenileceğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürüyor:

”Aynı zamanda öğrendiğimiz bir şey daha var, ki ben bunu çok önemli buluyorum: Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa kültürünün de bir parçasıydı. Buradan uzakta olan bir imparatorluk değildi, sınırları uzakta değildi, burada biliniyordu. Bu diğer kültüre olan ilgi büyüktü. Bu ilgi hem Osmanlılardan gelen hem de burada üzerinde çalışılan eserler sayesinde görülebiliyor.” 04/03/2010 DW


Avrupa'nın En Büyük Osmanlı Sergisi

Hazine Odası

Türk Odası olarak adlandırılan sergi, Türkiye dışındaki en kapsamlı Osmanlı eserleri koleksiyonu niteliği taşıyor.

600 eserden oluşan sergide 16. ve 19’uncu yüzyıl arasında Saksonya prenslerine hediye edilen ve onların satın aldığı Osmanlı eserleri ile savaş ganimetleri yer alıyor.

Restorasyon

750 metrekarelik alanda sergilenen eserler arasında taşlarla süslü silahlar, kaftanlar, at koşum takımları bulunuyor.

Resimde görülen değerli taşlarla bezeli koşum takımı için 340 parça bir araya getirildi.

Oryantal sanat ürünü olan bu takımın 1610-1612 yılları arasında hazır hale getirildiği sanılıyor.

Osmanlı Sultan Çadırı

Osmanlı Sultan Çadırı, 1729 yılında, o dönem Saksonya Prensi unvanını da taşıyan Polonya Kralı tarafından Dresden’e getirilmiş.

Deri ve ipek kumaştan yapılan 20 metre uzunluğunda, 8 metre genişliğindeki Osmanlı çadırının restorasyonu aralıklarla tam 14 yıl sürdü.

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana gözlerden uzak kalan koleksiyondaki eserlerin tümü yaklaşık 18 yılda restore edildi.

Sanat eseri atlar

Osmanlı çadırının önünde orijinal büyüklüklerine bağlı kalarak, ahşaptan yapılan iki at heykeli dikkat çekiyor. Atların üzerinde 500 yıllık koşum takımları bulunuyor.

Dünya üzerinde başka bir örneği bulunmayan bu Arap atı heykellerinin her biri 150 kg. ağırlığında. Üzerindeki süslemelerle birer şaheseri andıran bu atlar, Osmanlı İmparatorluğu’nun ihtişamını gözler önüne seriyordu.

Zırhlar

Türk Odası sergisinde Batı ile Doğu arasındaki ilişkilerin tarihten bu yana süren karmaşık yapısına ilişkin ayrıntılar bulmak da mümkün.

Dresden’de sergiye ilgi uyandırmak amacıyla Almanya genelinde dönercilere dağıtılan 4,5 milyon döner paketi üzerine sergi ilanı verildiğini de hatırlatmak gerek.

İşlemeli örtü

Işığa duyarlı eserlerin çoğu, güzelliğini doğru renk kombinasyonu ile daha da belli ediyor.

Bu nedenle, bu işlemelei örtüler gibi bazı eserler koyu mavi duvarın üzerinde sergileniyor. ‘1001 gece masallarından çıkmış gibi’ tabiri, bu tavan işlemesini betimlemek için belki de en uygun söz.

Taşlı silahlar

Sergideki üzeri taşlarla süslü bu silahlar, savaşlarda kullanılanlardan ziyade, prensliklere verilen hediyelerden oluşuyor.

Dresden Sarayı

Serginin bulunduğu Dresden Sarayı’nın restorasyon çalışmalarına Doğu ile Batı Almanya’nın birleşmesinden sonra başlandı. Saray, 2006 yılında ziyaretçilere açıldı. 2013 yılına kadar Dresden Sarayı’nın restorasyon çalışmalarının tamamlanması amaçlanıyor.

Restorasyonun toplam maliyetinin ise 440 milyon euroya ulaşacağı tahmin ediliyor.

Almanya’nın Dresden kentinde Osmanlı eserlerinden oluşan daimi sergi 7 Mart’tan itibaren ziyarete açık olacak.

Kaynak:DW-World

Osmanlı Kostümleri Sergisi Son 10 Yılın En İyilerinden Biri

osmanlı sergisi  
 

Washington Post gazetesi Türkiye’nin Osmanlı Kostümleri Sergisini son on yılın en iyi on sergisinden biri seçti.

Smithsonian Enstitüsü müzelerinden Sackler Galeri’de 2005 ve 2006’da üç ay açık kalan Osmanlı Kaftanları Sergisi, son yılların en iyi sergilerinden biri olarak sanat çevrelerinden büyük övgü almıştı.

Washington Post gazetesi, “Stil ve Statü:Osmanlı Sarayı’ndan Kostümler” adlı sergi ve serginin tasarımcısı Profesör Nurhan Atasoy’un başarısından övgüyle sözetti. Sergi’nin Washington’a getirilmesine o dönemde Türkiye’nin Washington Büyükelçisi olan Faruk Loğoğlu’nun eşi Mevhibe Loğoğlu önayak olmuştu. 

Topkapı Müzesi’nden getirilen 25’in üzerinde saray kostümü ve tekstil ürününün sunulduğu sergi, açık kaldığı süre içinde Washington Post ve New York Times gazetelerinin sanat sayfalarında geniş yer bulmuştu. Başkent Washington’da büyük ilgi gören sergide, altın ve gümüş simle işlenmiş kırmızı, bordo, sarı, yeşil, mavi  kadife ve ipekten Osmanlı kaftanları ziyaretçileri büyülemişti. 07/01/2010 VOA

Osmanlı Sergisi (ABD) Orijinal Resimler

Osmanlı Arması Sembollerinin anlamı

 

 

Osmanlı armasının üzerindeki sembolleri en tepeden başlayarak şöyle sıralayabiliriz:

En tepede bir güneş şekli ve onu çevreleyen güneş ışıkları vardır. Güneş şeklinin ortasında armanın ait olduğu dönemin hükümdarlarının tuğrası yer almakta. Onun altındaki yukarıya açık hilalin üzerinde Arapça “Osmanlı devletinin hükümdarı olan … han, Allah’ın Muaffak kılması ve yardımına dayanır ve öylece hüküm sürer.” anlamına gelen bir söz yazılı.

Onun altında, armanın tam göbeğine gelecek şekilde aynalıklı kalkan motifi var. Bu kalkanın çevresinde yıldızlar bulunuyor. Bu yıldızların sayısı çok zaman 12 adet ile sınırlandırılmış olup 12 burcu temsil eder. Böylece Osmanlı, kâinatın merkezine yerleştirilmiş olur.

Kalkanın hemen üzerinde de devletin kurucusu Osman Gazi’yi temsil eden bir sorguç vardır ki Osmanlıların köklerine ne kadar bağlı olduğunu anlatır.

Kalkanın sağ yanında Osmanlı sancağı yer alır. Renkli armalarla kırmızı ile gösterilir. Onun karşısında ise hilafet sancağı bulunur. Hilafet sancağının rengi aslında siyah iken, arma üzerinde hemen daima yeşil renkte gösterilmiş ve bazen üzerinde üç hilal kondurulmuştur.

Merkezdeki kalkandan Osmanlı sancağı yönüne doğru uzanan şekiller ise şöyle sıralanmaktadır:

Sancağın üzerinde bir ok var. Sancak alemini altında baltacıklar ocağının kullandığı tek taraflı bir çift yüzlü teberler (balta) bulunur. Sonra mızrak ve altında el sperlikli tören kılıcı vardır. Sonra ağızdan dolma bir top ve altında savaş kılıcı yer alır. Hemen altında bozdoğan (gürz) görülür. Top ile bozdoğanı sancaktan ayıran boynuzdan yapılan boru ise savaş ilanını ve sonra da mehterhaneyi temsil eder.

Armanın sol yanında, yani hilafet sancağı yönünde uzanan semboller yine yukarıdan aşağıya şöyle sıralanırlar:

Sancak aleminin altında süngü takılmış bir tüfek, altında tek yüzlü teber (balta), sonra toplu tabanca ve topuz başlı asa mevcuttur.

Asanın şeşper (savaş araçlarından altı dilimli topuz) topuzu kenarına asılı olan terazi adaleti temsil eder. Terazinin kitap şekilleri üzerine oturtulmuş olup bu kitaplardan üstteki Kuran-ı Kerim, alttaki ise diğer hukuk metinleri yerine geçen kanun kitabıdır.

Hilafet sancağının altındaki çiçek şekilleri Osmanlı’nın estetik yönünü gösterir. Buket arasında ki güller hilafet sancağı üzerinde manevi ilhamlar sebebiyle bulundurulur. Buketin hemen altında bir çapa (gemi demiri) yer alır ki denizciliğin sembolüdür.

Arma göbeğindeki kalkanın hemen alt yanın da dik duran bir borazan mızıka takımını; onun altında çaprazlama duran tirkeş (ok kuburu, sadak) ile meşale de gece donanmalarını ve ok müsabakalarını hatırlatır.

Armanın alt tarafını boydan boya süsleyen inci defne yaprakları, çiçek motifleri arasından beş tane madalya sarkar. Bu madalyaların isimleri şöyledir: İmtiyaz nişanı, Mecidi nişanı, İftihar nişanı, Osmanlı nişanı ve Şefkat nişanı.

27 Ocak 1299 yılı Osmanlı Devleti’nin kuruluş yılıdır.

Selçuklu Devleti’nin dağılmasından sonra Anadolu’da kurulan beyliklerden Osmanoğulları'nın başındaki Osman Gazi tarafından Osmanlı Devleti kurulmuştur. Bu dönemle ilgili olarak,

Kayı boyuna ait Ertuğrul Gazi yönetimindeki aşiret Anadolu Selçukluları zamanında Ankara dolaylarına yerleştirilmişlerdi. Sonraki süreçte Osman Bey idaresindeki kayı Türkleri Eskişehir ve Söğüt çevresine yerleştiler.

Osman Gazi Karacahisar İnegöl Yenişehir ve Bilecik yörelerini fethedince çevredeki Bizans tekfurları ordu kurdular Bu ordu, Osman Gazi idaresindeki birlikler tarafından Koyunhisar (Bafeon) Savaşında yenilgiye uğratıldı (1302). Böylece Osmanlılar ilk zaferlerini kazandılar.

OSMANLI HANEDANI

Şehzadeler sarayda buluştu

Sürgünden sonra dünyanın birçok ülkesine dağılan Osmanlı hanedanını, TRT'nin 'sürgün filmi' buluşturdu. Belgeselin tanıtımı için Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlenen geceye 14'ü şehzade, 120 hanedan üyesi katıldı

TRT için hazırlanan "Osmanoğlu'nun Sürgünü" adlı belgeselin Dolmabahçe Sarayı'nda gerçekleştirilen tanıtımı, 10 ayrı ülkede yaşayan Osmanlı hanedan mensuplarını bir araya getirdi.

Aile arasında sürdürülen Osmanlı protokol geleneğine göre, şu anda hayatta olan 27 şehzadeden 14'ünün bir araya geldiği gece, en yaşlı ve en genç hanedan üyelerini de buluşturdu. Hanedanın en tanınmış üyelerinden biri olan Neslişah Sultan ise rahatsızlığı nedeniyle geceye katılamadı.

En genç ve en yaşlı hanedan üyeleri

Farklı ülkelerde yaşadıkları için yıllarca birbirlerini göremeyen birçok hanedan mensubunun da tanışmasına vesile olan geceye, Sultan II. Abdülhamid'in oğulları Mehmed Selim Efendi ve Abdülkadir Efendi ile ablası Mediha Sultan ve kızı Naime Sultan'ın torunları, Sultan V. Murad'ın torunu Osman Selahaddin Osmanoğlu ve çocukları, Sultan V. Mehmet Reşad'ın torunu Namuk Efendi'nin oğlu ve torunu, Sultan I. Abdülhamid'in torunu İbrahim Tevfik Efendi'nin torunlarının yanı sıra şu isimler katıldı:

II. Abdülhamid'in kızı Ayşe Sultan'ın oğlu Osman Nami, Abdülkerim Efendi'nin oğlu ve torunları, Sultan V. Mehmet Reşad'ın torunları Emel Hado, Lütfiye Sultan ve Fatma Sultan'ın torunları, Enver Paşa'nın eşi Naciye Sultan'ın torunları ile II. Abdülhamid'in kızı Zekiye Sultan'ın torunları.
Çocuklarla birlikte yaklaşık 120 kişinin bir araya geldiği gecede, bazı hanedan mensupları akrabalarıyla ilk kez tanışırken, uzun yıllar birbirini göremeyen aile üyeleri de hasret giderdi. Bu arada gece hanedanın en yaşlı üyesi Sultan II. Abdülhamid'in torunlarından 90 yaşındaki Osman Nami Osmanoğlu ile en genç üyesi olan Sultan V. Murad'ın torunlarından Ayşegülnev Sutton'un iki aylık oğlu Ziya'nın buluşmasına da sahne oldu.

 Birçoğu Türkçe konuşamadı

Belgeselin prodüktörü Kerime Senyücel, hanedan mensuplarına "Anavatanınıza hoş geldiniz" dedi. Osman Selahaddin Osmanoğlu da, ailenin daha önce 10-15 kişilik gruplar halinde bir araya geldiğini, ancak ilk kez hanedan mensuplarının bu kadar geniş katılımla buluştuğunu söyledi.

Geceye katılan birçok hanedan üyesinin Türkçe konuşamaması dikkat çekerken, gecenin konuklarından İstanbul Valisi Muammer Güler de, bazı hanedan üyelerine üzerinde padişah tuğralarının bulunduğu kâselerden hediye etti. Davetliler 'Gülizar' adlı müzik topluluğunun Osmanlı sultanlarının bestelerinden oluşan eserleri dinlediler.

"Osmanoğlu'nun Sürgünü" adlı 10 bölümlük belgeselin ilk bölümü 9 Ekim'de TRT 2'de yayımlanacak.  

Gürkan Akgüneş-21/09/2009

Hayattaki Osmanlı şehzadelerinin listesi:

Adı

Doğum Tarihi

Doğum Yeri

Soyundan Geldiği Padişah

Osman Bayezid 

23.6.1924

Paris

Sultan Abdülmecid

Dündar

20.12.1930

Şam

Sultan İkinci Abdülhamid

Harun

22.1.1932

Lübnan

Sultan İkinci Abdülhamid

Cengiz

20.11.1939

Kahire

Sultan Mehmed Reşad

Osman Selaheddin

7.7.1940

İskenderiye

Sultan Beşinci Murad

Ömer Abdülmecid

4.6.1941

İskenderiye

Sultan Mehmed Reşad

Hasan Orhan

9.9.1946

Kahire

Sultan Mehmed Reşad

Mehmed Ziyaeddin

17.9.1947

Kahire

Sultan Mehmed Reşad

Selim

5.5.1949

Viyana

Sultan İkinci Abdülhamid

Selim

5.9.1955

Frankfurt

Sultan Abdülmecid

O.İbrahim

16.7.1959

Beyrut

Sultan Abdülaziz

Orhan

25.8.1963

Şam

Sultan İkinci Abdülhamid

Ziyaeddin 

18.4.1966

ABD

Sultan Mehmed Reşad

Orhan Murad

26.12.1972

İngiltere

Sultan Beşinci Murad

Mahmud

27.4.1975

Londra

Sultan Mehmed Reşad 

Osman

23.8.1975

Salzburg

Sultan İkinci Abdülhamid

Abdülhamid 

20.9.1977

Salzburg

Sultan İkinci Abdülhamid

A.Kayıhan

4.8.1979

İstanbul

Sultan İkinci Abdülhamid

Selim Süleyman

15.12.1979

İngiltere

Sultan Beşinci Murad

Nazım

24.9.1985

İngiltere

Sultan Mehmed Reşad

Yavuz Selim

22.2.1989

İstanbul

Sultan İkinci Abdülhamid

Turan Cem

7.1.2004

İngiltere

Sultan Beşinci Murad

Tamer Nihad

15.4.2006

İngiltere

Sultan Beşinci Murad

Muhammed Harun

1.12.2007

İstanbul

Sultan İkinci Abdülhamid

Batu Bayezid

23.4.2008

İngiltere

Sultan Beşinci Murad

 

Küçük Osmanlı-Tamer Nihad

 

Unvanların Açıklaması:

Şehzade: Babadan oğula Osman Gazi soyundan gelen erkeklerin çocuklarına denir. Osmanlı Hanedanı’na mensup padişah dışındaki tüm erkekler bu unvanı taşırdı.

Sultan: Hanedan soyundan gelen kızlara denir ve ismin sonunda yer alır. Bu unvan şehzadelerde kullanıldığı zaman ismin önünde yer alır, ismin sonuna da “efendi” eklenir.

Sultanzade: Sultanlar hanedana mensup olmayan bir erkekle evlendiğinde doğan erkek çocuklara “sultanzade” denir.

Hanımsultan: Sultanlar hanedana mensup olmayan bir erkekle evlendiğinde doğan kız çocuklara “hanımsultan” denir.

Son Osmanlılar Şehzade Osman Selaheddin Osmanoğlu’nun doğum günü için bir araya geldi

Ayşe Sultan’ın İngiliz eşinden 5 çocuğu var.

Şehzade Osman Selaheddin Osmanoğlu’nun doğum günü Bodrum’da muhteşem bir partiyle kutlandı

Sultan Murad’ın 5’inci torunu Şehzade Osman Selaheddin Osmanoğlu’nun 70’inci doğum günü Bodrum’da muhteşem bir partiyle kutlandı. Osmanlı hanedanının Suriye, İngiltere, Mısır ve Ürdün’de yaşayan üyelerinin katıldığı partide Ürdün Prensi Ali Bin Nayef’in eşi Reema Nayef güzelliği ve şıklığıyla göz kamaştırdı.

Yaz aylarını Bodrum’un Yalıkavak Beldesi Develer Mevkii’ndeki villasında geçiren Sultan Murad’ın 5’inci torunu, 3 çocuk 7 torun sahibi şehzade Osman Selaheddin Osmanoğlu’nun 70’inci doğum günü, önceki gece kızı Ayşe Gülnev Sultan tarafından verilen partiyle kutlandı.

KONUKLARINI TEK TEK KARŞILADI
Ege Denizi manzaralı muhteşem villada düzenlenen partiye gelen konukları tek tek karşılayan Osman Efendi’ye çok değerli hediyeler getirildiği belirtildi. Doğum günü partisine Osman Efendi’nin kızı Ayşe Gülnev Sultan Sutton, İngiliz eşi Nicolas Sutton, oğlu Şehzade Orhan Murad Osmanoğlu eşi Brezilyalı Patricia Osmanoğlu, oğlu Şehzade Selim Süleyman Osmanoğlu eşi Sultan Alev Osmanoğlu ile şehzadelerden Mahmud Namouk, Selim Cem, Turan Cem, Tamer Nihad ve Batu Bayezid, sultanzadeler Mısır Prensi Abbas Hilmi, Ürdün Kralı 2’nci Abdullah’ın kuzeni Ürdün Prensi Ali Bin Nayef ve eşi Prenses Reema Nayef ile annesi Suhal Rinma, Ali Sutton, Tarik Sutton, Cengiz Sutton ve Ziya Sutton, hanım sultanlar Aliye Sutton ve Hanzade Özbaş da katıldı. Jandarmanın villa etrafında geniş güvenlik önlemi aldığı görüldü.

PRENSES TRANSPARAN KIYAFETİYLE GÖZ KAMAŞTIRDI
69 yaşındaki Ürdün Prensi Ali Bin Nayef’ın eşi 30 yaşındaki Prenses Reema partiye transparan kıyafet, pırlanta taşlı ayakkabısı ve mücevher tokalı kemeriyle katıldı ve güzelliğiyle göz kamaştırdı. Reema, “Sık sık Bodrum’a tatile geliyorum. Burada eşimin akrabalarıyla olmaktan çok mutluyum” dedi.

Suriye, Mısır, Ürdün ve İngiltere’den 30 seçkin davetlinin katıldığı partide şef Emre Aracı yönetimindeki orkestra Mahmudiye Marşı ile başladığı klasik müzik konserinde Osmanlı İmparatorluğu zamanında bestelenen eserlerle, Sultan 5’nci Murat, Fehime Sultan, Sultan Abdulaziz, Burhaneddin Efendi ve Hadice Sultan’ın eserlerini seslendirdi.

Konserde Mahmudiye Marşı, Sultan 4. Murad Marşı, Milli Birlik Marşı, Valse Davet, Marş-ı Ali, Sultan 5. Murad’ın doğum günü Marşı ve Osmaniye Marşı da seslendirildi. Konser öncesinde Sultan Reşat döneminde düzenlenen bir konserin programın orijinal çerçevesi dağıtıldı.

'OSMAN BEY DEĞİL OSMAN EFENDİ'
Şehzadelere uygulanan 50 yıl Türkiye’ye gelmeme yasağı nedeniyle Mısır’da doğduğunu üniversite eğitimini Mısır’da aldığını belirten Osman Selaheddin Osmanoğlu, ilk kez 35 yaşında Türkiye’ye gelebildiğini söyledi. Partiye katılanlara “Lütfen bana Osman Bey değil, Osman Efendi diye hitap edin” diyerek uyarılarda bulunan Osman Efendi, partiyle ilgili şöyle dedi:

'34 YIL SÜRDÜNDE YAŞADIM'
“Kızım Ayşe Sultan bugün sürpriz yaptı. Dedem Sultan 5’inci Murad’ın Çırağan Sarayı’nda kaldığı 28 yıl içerisinde yaptığı 550 eserle birlikte dönemin usta bestekârlarının eserlerinin yer aldığı bir konserle doğum gününü kutladık. Bu önemli günde Mısır’daki çocukluk arkadaşlarım ve şu anda başka ülkelerin prens ve prensesleri de olsa Osmanlı Hanedanı’ndan gelen yakınlarımızın katılması beni çok mutlu etti. Ayrıca tam 55 yıldır görmediğim Mısır ve Ürdün’deki çocukluk arkadaşlarımı da gördüm. 34 yıl sürgünde yaşadım. Sonra çocuklarım ve torunlarım İngiltere’de olduğu için oraya gittim. Son 10 yılımı ülkemin topraklarında geçirdim. Atalarımızın geleneklerini ve Afrika’dan Arabistan’dan Avrupa’dan olan akrabalarımızı unutmamak için bu tür organizasyonlarda bir araya geliyoruz.”

26.07.2010

1) Patrica Osmanoğlu, 2) Turan Cem, 3) Tamer Nihat, 4) Orhan Murad 5) Athena Hanım (Osman Efendi’nin boşandığı eski eşi) 6) Ali, 7) Tarık, 8) Cengiz, 9) Nicolas, 10) Osman Selaheddin, 11) Ziya, 12) Ayşe Sultan, 13) Aliye Hanım Sultan, 14) Alev Sultan, 15) Selim Süleyman, 16) Mahmut Namık, 17) Cene Viere (Kanadalı- Mahmut Namık’ın arkadaşı)

27. şehzade dünyaya geldi!

Küçük Şehzade Batu Bayezid Efendi

Küçük Şehzade Batu Bayezid Efendi

Osmanlı hanedanı üyesi Şehzade Osman Selaheddin Osmanoğlu, sekizinci torununa kavuştu.

Londra'da doğan küçük şehzade Batu Bayezid Efendi ile birlikte, hayattaki Osmanlı şehzadesi sayısı 27 oldu.

Baba tarafından Osmanlı padişahlarından Sultan Beşinci Murad'ın, anne tarafından Sultan Mehmed Reşad'ın torunlarından olan Osman Selaheddin Efendi, ikisi erkek, biri kız üç çocuğu ile İngiltere'de yaşıyor. Üç çocuğu da evli olan Osman Selaheddin Efendi, kızından 5, büyük oğlundan 2 torun sahibiydi.

Son torun ise 2003 yılında Alev Öcal ile İstanbul'da evlenen küçük oğlu Şehzade Selim Süleyman Efendi'den geldi. Batu Bayezid ismi verilen bebekle hayattaki Osmanlı şehzadesi sayısı 27'ye ulaştı.

Yeni doğan şehzadenin soy ağacı şöyle:

"Sultan Beşinci Murad Han
Mehmed Selaheddin Efendi
Ahmed Nihad Efendi
Ali Vasıb Efendi
Osman Selaheddin Efendi
Selim Süleyman Efendi
Batu Bayezid Efendi".

06 Ağustos 2008

Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı

Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı 1920'de son toplantısını yapmış, üyelerinin bazıları İstanbul'daki İtilaf Devletleri tarafından tutuklanmış, önemli bir kısmı ise Ankara'ya 1920 tarihli kararıyla gerçekleşmiştir.

Aralık 1919 seçimlerine Rumların ve Ermenilerin çoğunluğu çıkacak sonucu gayrimeşru ilan ettirmek amacıyla girmemişlerdi. Bu arada, Anadolu'da Mustafa Kemal Paşa Aralık 1919’da Ankara’ya gelmesinden kısa bir süre sonra Meclisin çalışmalarıyla ilgili son hazırlıklarını bitirmişti. Alınan karar göre; Meclisi Mebusan'daki tüm çalışmaları yürütecek bir Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti oluşturulacak, Meclis başkanlığına Mustafa Kemal seçilecek, Sivas Kongresi kararları onaylanacak ve Misakı Milli için Mecliste yemin edilecekti. İstanbul’a giden milletvekillerine bunlarla ilgili gerekli emirler iletildi.

Ancak, 12 Ocak 1920’de İstanbul’da toplanan son Osmanlı Meclisi Mebusanı'nda Mustafa Kemal Meclis Başkanlığına seçilmedi. Hatta Müdafaa-i Hukuk grubu yerine de Felah-ı Vatan adlı bir grup ortaya çıktı. Milli Mücadele için tehlike yaratacak bu duruma sinirlenen Mustafa Kemal, Ankara toplantısında söz verip yerine getirmeyen milletvekilleri için; "Sözlerinde durmayan bu efendiler imansızdırlar. Korkaktırlar, cahildirler." dedi. Ancak, bu olumsuzluk içinde beklenmese de bir olumlu gelişme yaşandı. Sivas Kongresi kararlarının görüşülmesi sırasında Mustafa Kemal’e inançla bağlı genç milletvekillerinin baskısıyla Kongre kararları onaylandı. 17 Şubat 1920’de oybirliği ile altı maddelik Misakı Milli’yi, "Hatt-ı Mütareke dahil ve haricinde"ki Türklerle meskun toprakları bölünmez bir bütün olarak kabul etmiş, Arap topraklarından, bağımsız bir Türkiye için feragat edeceğini dünyaya ilan ederek Misakı Milli de kabul edildi. Ulusal hedefe bir adım daha yaklaşılmış oldu.

İtilaf Devletleri bu gelişme karşısında tedirgin oldular ve Sevr Anlaşmasını Osmanlı hükümetine kabul ettirmek amacıyla 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal ettiler. Meclis buna rağmen 18 Mart’ta son bir kez daha toplandı. Bu son oturumda da çalışmalara ara verildi. İtilaf Devletleri tarafından meclis basılınca, padişah tarafından 11 Nisan’da dağıtıldı.

Osmanlı Hanedan'ından Nami Osmanoğlu vefat etti

 

Osmanlı padişahlarından II. Abdülhamit'in torunu Osman Nami Osmanoğlu toprağa verildi...

Osmanlı padişahlarından II. Abdülhamit'in torunu Osman Nami Osmanoğlu'nun cenazesi, II. Mahmut Türbesi Haziresinde toprağa verildi.

Osmanoğlu'nun cenazesi, Fatih Camisinde kılınan namazın ardından cenaze aracına konularak, Cağaloğlu'ndaki II. Mahmut Türbesi Haziresinin önüne getirildi. Burada omuzlara alınan cenaze, defnin yapılacağı haziredeki alana götürüldü.

Osman Nami Osmanoğlu'nun naaşı, türbe haziresi bahçesinde daha önceden hazırlanan mezara defnedildikten sonra mezarın üzerine kırmızı güller ekildi.

Dualar eşliğinde yapılan defin işleminden sonra, tabuta sarılı Türk bayrağı, Osmanoğlu'nun eşi Rotraud Müşfika Nami Osmanoğlu'na verildi.

Bu arada, Osmanoğlu'nun kabristanına ilk toprağı, eşi ve kızları avuçlarıyla attı.

 

Tören sırasında hazire ve çevresinde geniş güvenlik önlemleri alınırken, dışarıda bazı vatandaşların beklediği gözlendi.

Törene, Osmanoğlu'nun kızları Meksika'da yaşayan Mediha Şükriye Nami Osmanoğlu Martinez, Fransa'da yaşayan Fethiye Nimet Nami Osmanoğlu Bory, Gülnur Dorothe Nami Osmanoğlu Ragot, Ayten Sofia Nami Osmanoğlu Kunter, Mersin'de yaşayan Ayşe Adile Nami Osmanoğlu Tars ile hanedan üyeleri ve vatandaşlar katıldı.

Törenin ardından II. Abdülhamit'in torunu Harun Osmanoğlu, gazetecilerin, hanedanın hayattaki en yaşlı üyesinin kim olduğunu sormaları üzerine, şu anda hanedanın en yaşlısının, Amerika'da yaşayan Sultan Abdülmecit'in torunu Beyazıd Osmanoğlu olduğunu söyledi.

Harun Osmanoğlu, hanedan üyelerinin hemen hemen hepsinin Türk vatandaşı olarak vatanlarına geri döndüğünü dile getirdi.

17 Temmuz 2010

Osmanlı Hanedan'ından Ertuğrul Osman Osmanoğlu 97 yaşında vefat etti

 

Son Osmanlı'ya vefalı veda...

'Osmanlı Hanedanının Reisi' ve 'Son Osmanlı' olarak da anılan Ertuğrul Osman için Sultanahmet Camisi'nde tören düzenlendi.

 

64 yıl boyunca, New York'ta yaşadı.

Osmanlı hanedanının en kıdemli üyesi olarak bilinen Ertuğrul Osman Osmanoğlu, 97 yaşında hayatını kaybetti.

 

Bir süredir İstanbul'da böbrek yetmezliği tedavisi gören Osmanoğlu, Sultan 2'inci Abdulhamid'in torunuydu.

1924'te Osmanlı hanedanı üyeleri sınır dışı edilerek Türk vatandaşlığından çıkarıldığında, Ertuğrul Osmanoğlu henüz 12 yaşındaydı.

1974 yılında çıkarılan afla, 90'lı yıllarda Türk vatandaşlığına geri dönen Osmanoğlu, Afgan prensi Abdulfettah Tarzi'nin kızı Zeynep Tarzi ile evliydi.

Son Osmanlı'yı uğurladık Osmanlı hanedanının yaşayan en kıdemli üyesi Ertuğrul Osman Osmanoğlu (97), dün akşam saatlerinde İstanbul'da hayatını kaybetti.

 

YILDIZ SARAYI'NDA DOĞDU

Ertuğrul Osman Osmanoğlu, 1994'ten bu yana Osmanlı hanedanının en kıdemli üyesi. II. Abdulhamid'in torunu olan Şehzade Mehmet Burhanettin Efendi'nin oğlu. 1912 doğumlu olan Ertuğrul Osmanoğlu, İstanbul'dan ayrıldığında daha 10 yaşındaydı. O yıllarda eğitim için Viyana'da bulunuyordu. 1924'te hilafet kaldırılınca Osmanlı hanedanı ülkeden uzaklaştırıldı. O da, 70 yıl hasretini çekeceği ülkesine bir daha dönemedi. Ertuğrul Osmanoğlu, Yıldız Saray'ında doğmuştu. 1924'te Viyana'da tahsilini sürdürürken, hilafetin kaldırılmasının ardından Osmanlı hanedanının bütün fertleri Türkiye'den sürgün edilmişti. Osmanoğlu'nun hayatı, Osmanlı hanedanı ile benzer bir akıbeti paylaşan Afgan Kraliyet ailesinden Prens Abdulfettah Tarzi'nin kızı Zeynep Tarzi ile 1991 yılında evlendi.

TÜRKİYE'YE İLK KEZ 1992'DE GELDİ

Ertuğrul Osmanoğlu'nun Türkiye'ye ilk girişi 1992 senesine denk geliyor. Sürgün olduğu için yıllardır ülkesini gelemeyen Ertuğrul Osmanoğlu'nun Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına kabulü ise 2004 yılında gerçekleşiyor. Osmanoğlu, bir röportajında, "Türk vatandaşlığı aldığınızda neler hissettiniz?" sorusuna şöyle cevap veriyor: "Çok makbule geçti. Benim açımdan çok farklı oldu. Aslında, pasaportum olmuş olmamış çok önemli değil. Sadece bir resmiyet kazandı. Nitekim, 1974 yılında izin vermişlerdi zaten. Türkiye'ye ilk kez 1992'de geldim."

24/09/2009

©2006

   

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya