|
Son Güncelleme:14/11/11 |
||
|
Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya |
||
|
Osmanlı Sergileri ve Hanedanı |
||||
|
Sultan 1. Abdülmecid'in, 150. ölüm yıldönümü Anılıyor |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
TBMM, tarihinde ilk kez bir padişah için anma töreni düzenliyor. Meclis Başkanı Çiçek, Sultan 1. Abdülmecid'i, 150. ölüm yıldönümünde Dolmabahçe Sarayı'nda bir sempozyumla anmak için kolları sıvadı ve padişahın tuğrasını taşıyan davetiye hazırlattı. ANKARA - TBMM, Osmanlı İmparatorluğu'nun önemli padişahlarından olan Sultan 1. Abdülmecid’i ölümünün 150. yıldönümünde düzenlediği bir sempozyumla anmaya hazırlanıyor. 17 Kasım'da başlayacak Sultan Abdülmecid'i Anma Sempozyumu, uluslararası boyutta olacak ve 3 gün sürecek. Sempozyum kapsamında, ünlü sanatçı Ahmet Özhan da bir konser verecek. Sultan Abdülmecid'in anısına düzenlenecek Sempozyum için TBMM Başkanı Cemil Çiçek tarafından milletvekillerine de davetiye gönderildi. Ön kapağında Sultan 1. Abdülmecid'in Tuğrası bulunan davetiyede, 'Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek Sultan Abdülmecid ve Dönemi Sempozyumu Kapsamında Ahmet Özhan konserini onurlandırmanızı diler' ifadeleri yer aldı. REFORMCU PADİŞAH 1823-1861 yılları arasında yaşayan 1. Abdülmecid, babasının vefatı üzerine, 17 yaşında Osmanlı tahtına oturdu. Saltanatının henüz 4'üncü ayında ilan ettiği Gülhane Hatt-ı Hümayunu nedeniyle 'Tanzimat Dönemi Padişahı' olarak tarihe geçti. 'HAREM VE CARİYELİK' KİTABINI TANITTI TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlenen 'Harem ve Cariyelik' kitabının tanıtım toplantısına katıldı. Çiçek, kitabın Dolmabahçe Sarayı'nı ziyaret edenlerin haremle ilgili soruları üzerine hazırlandığını söyledi. Milli Saraylar Bilim Kurulu Başkanı Prof. İlber Ortaylı da kitabın, harem müessesesini tanıtmak için belge ve anılar ışığında hazırlandığını belirtti. 14 Kasım 2011 |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Almanya’da Osmanlı ihtişamı |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Osmanlı sergisi Westerwelle ve Davutoğlu tarafından açıldı Türkiye dışındaki en büyük Osmanlı sergisi, Almanya’nın Dresden kentinde Türk ve Alman dışişleri bakanlarının katıldığı törenle açıldı. Avrupa’nın en kapsamlı Osmanlı sergisi, Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle ve Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun katıldıkları törenle açıldı. Törene, Saksonya Eyaleti’nin Hrıstiyan Demokrat partili Başbakanı Stanislaw Tillich evsahipliği yaptı. Bakan Davutoğlu açılışta yaptığı konuşmada, serginin Türkiye ve Almanya, ayrıca Türkiye ve Saksonya arasındaki ilişkilerin tarihten bu yana ne kadar köklü olduğunu gösterdiğini söyledi. Bu ilişkilerin artık daha da derinleştiğini göstermek amacıyla açılışa katıldığını söyleyen Davutoğlu, "Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkiler sadece devletlerarası ilişkiler değil, aynı zamanda halklar arasında köklü ilişkilerdir" ifadelerini kullandı. Bakan, Türk-Alman ilişkilerinin gelecekte daha da gelişeceğine olan inancının tam olduğunu vurguladı. Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle de serginin büyük bir kültür tarihinin aynası olmakla kalmadığını, aynı zamanda Almanya ve Türkiye'nin geleceğinin sembolü olduğunu dile getirdi. Westerwelle, "Türkiye tüm bölgemizde kilit rol oynayan bir ülkedir. Türkiye'deki ekonomik, kültürel ve siyasi gelişmelere destek vermek istiyoruz. Ortak geleceğimizin büyük öneminin bilincindeyiz" dedi. Almanya’da Osmanlı ihtişamı Dresden kentindeki sergide 16’ncı ile 19’uncu yüzyıl arasında Saksonya prenslerine hediye edilen ve onların satın aldığı Osmanlı eserleri ile savaş ganimetleri yer alıyor. Türk Odası (Türckische Cammer) olarak adlandırılan sergi, 16'ncı yüzyılda Saksonya Prensliği'ni etkisi altına almaya başlayan Osmanlı kültürünü gözler önüne seriyor. Dresden Devlet Sanat Koleksiyonları bünyesinde yer alan ve Silah Müzesi’nin bir parçası olan sergi yaklaşık 600 eserden oluşuyor.
750 metrekarelik alanda sergilenen eserler
arasında taşlarla süslü silahlar, kaftanlar, at koşum takımları
bulunuyor. Serginin en önemli parçasını yaklaşık 6 metre yüksekliğinde
ve 20 metre uzunluğunda olan Osmanlı sultan çadırı oluşturuyor.
07/03/2010 DW Dresden kentinde Osmanlı eserlerinden oluşan daimi sergi 7 Mart’ta ziyarete açılacak. Türk Odası (Türckische Cammer) olarak adlandırılan sergi, Türkiye dışındaki en kapsamlı Osmanlı eserleri koleksiyonu niteliği taşıyor. Almanya’nın Dresden kentindeki sergide 16’ncı ile 19’uncu yüzyıl arasında Saksonya prenslerine hediye edilen ve onların satın aldığı Osmanlı eserleri ile savaş ganimetleri yer alıyor. Türk Odası, cumartesi günü Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Alman mevkidaşı Guido Westerwelle’nin katılacağı törenle açılacak. 600 eser sergileniyor Dresden Sarayı’nda açılacak olan Türk Odası, 16'ncı yüzyılda Saksonya Prensliği'ni etkisi altına almaya başlayan Osmanlı kültürünü gözler önüne seriyor. Dresden Devlet Sanat Koleksiyonları bünyesinde yer alan ve Silah Müzesi’nin bir parçası olan Türk Odası yaklaşık 600 eserden oluşuyor. 750 metrekarelik alanda sergilenen eserler arasında taşlarla süslü silahlar, kaftanlar, at koşum takımları bulunuyor. Silah Müzesi Direktörü Dirk Syndram, serginin en önemli parçalarından birinin Osmanlı sultan çadırı olduğuna dikkati çekiyor.
”Bu çadır 1729 yılında Polonya’dan Dresden’e getirilmiş. O dönemde Saksonya Prensi aynı zamanda Polonya Kralı’ydı. Saksonya Prensi, büyük askeri bir şölen düzenleyerek, sahip olduğu bütün büyük çadırları burada biraraya getirmiş. Ancak bu çadırın Polonya’ya nasıl geldiğini bilmiyoruz.” Restorasyon 18 yıl sürdü Deri ve ipek kumaştan yapılan Osmanlı çadırının restorasyonu aralıklarla 14 yıl sürdü. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana gözlerden uzak kalan koleksiyondaki eserler yaklaşık 18 yılda restore edildi. Restorasyon çalışmaları 5 milyon eurodan fazlaya, serginin düzenlenmesi ise yaklaşık 5 milyon 600 bin euroya mal oldu. Silah Müzesi Direktörü Syndram, bu koleksiyonun savaş ganimetlerinin yanı sıra prense sunulan hediyeler ve satın alınan parçalardan oluştuğunu belirtiyor. Padişah kılığında Alman prensi "Çünkü Dresden Sarayı’nda Osmanlı eserlerine olan ilgi büyüktü. Saksonya Prensi de Osmanlı padişahı kıyafetleri içinde, padişah rolünü üstlenerek geçitlere, çeşitli şölenlere, düğünlere, bu bölgede önemli olan karnavala katılırdı.” Silah Müzesi Direktörü Syndram, Saksonya prenslerinin Osmanlılara olan ilgisini ”Türk modası” olarak nitelendiriyor. Syndram, Avrupa’nın diğer bölgelerine kıyasla Saksonya’daki Türk modasının daha uzun, 16'ncı yüzyıldan 19'uncu yüzyıla kadar devam ettiğini vurguluyor. Korkuyla karışık hayranlık ”Duyulan hayranlık, o dönemde korkuyla karışıktı. Zira Osmanlı İmparatorluğu, o zamanlarda Avrupa’nın en güçlü ve askeri açıdan en önemli imparatorluğuydu. Saksonya’da da kendi toprakları dahilinde Osmanlılarla bir çatışma yaşanmasından kaygı duyuluyordu. Ama diğer yandan bu eserlerin güzelliği, egzotik olması heyecan yaratıyordu. Bu nedenle de bu eserler biriktirildi ve kullanıldı.” Yaklaşık 300 yıl boyunca Saksonya prenslerinin saraylarını süsleyen bu eserler, günümüzde Türk Odası’nı ziyaret edenlere ne ifade ediyor?
‘Osmanlı, Avrupa kültürünün parçasıydı’ Türk Odası’nın bir sanat müzesi olduğunu vurgulayan Dresden Devlet Sanat Koleksiyonları Genel Müdürü Martin Roth, burada sergilenen eserler sayesinde Osmanlı kültürünün öğrenileceğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürüyor: ”Aynı zamanda öğrendiğimiz bir şey daha var, ki ben bunu çok önemli buluyorum: Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa kültürünün de bir parçasıydı. Buradan uzakta olan bir imparatorluk değildi, sınırları uzakta değildi, burada biliniyordu. Bu diğer kültüre olan ilgi büyüktü. Bu ilgi hem Osmanlılardan gelen hem de burada üzerinde çalışılan eserler sayesinde görülebiliyor.” 04/03/2010 DW |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Osmanlı Kostümleri Sergisi Son 10 Yılın En İyilerinden Biri |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Washington Post gazetesi Türkiye’nin Osmanlı Kostümleri Sergisini son on yılın en iyi on sergisinden biri seçti. Smithsonian Enstitüsü müzelerinden Sackler Galeri’de 2005 ve 2006’da üç ay açık kalan Osmanlı Kaftanları Sergisi, son yılların en iyi sergilerinden biri olarak sanat çevrelerinden büyük övgü almıştı. Washington Post gazetesi, “Stil ve Statü:Osmanlı Sarayı’ndan Kostümler” adlı sergi ve serginin tasarımcısı Profesör Nurhan Atasoy’un başarısından övgüyle sözetti. Sergi’nin Washington’a getirilmesine o dönemde Türkiye’nin Washington Büyükelçisi olan Faruk Loğoğlu’nun eşi Mevhibe Loğoğlu önayak olmuştu. Topkapı Müzesi’nden getirilen 25’in üzerinde saray kostümü ve tekstil ürününün sunulduğu sergi, açık kaldığı süre içinde Washington Post ve New York Times gazetelerinin sanat sayfalarında geniş yer bulmuştu. Başkent Washington’da büyük ilgi gören sergide, altın ve gümüş simle işlenmiş kırmızı, bordo, sarı, yeşil, mavi kadife ve ipekten Osmanlı kaftanları ziyaretçileri büyülemişti. 07/01/2010 VOA |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Osmanlı Arması Sembollerinin anlamı |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]()
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Osmanlı armasının üzerindeki sembolleri en tepeden başlayarak şöyle sıralayabiliriz: En tepede bir güneş şekli ve onu çevreleyen güneş ışıkları vardır. Güneş şeklinin ortasında armanın ait olduğu dönemin hükümdarlarının tuğrası yer almakta. Onun altındaki yukarıya açık hilalin üzerinde Arapça “Osmanlı devletinin hükümdarı olan … han, Allah’ın Muaffak kılması ve yardımına dayanır ve öylece hüküm sürer.” anlamına gelen bir söz yazılı. Onun altında, armanın tam göbeğine gelecek şekilde aynalıklı kalkan motifi var. Bu kalkanın çevresinde yıldızlar bulunuyor. Bu yıldızların sayısı çok zaman 12 adet ile sınırlandırılmış olup 12 burcu temsil eder. Böylece Osmanlı, kâinatın merkezine yerleştirilmiş olur. Kalkanın hemen üzerinde de devletin kurucusu Osman Gazi’yi temsil eden bir sorguç vardır ki Osmanlıların köklerine ne kadar bağlı olduğunu anlatır. Kalkanın sağ yanında Osmanlı sancağı yer alır. Renkli armalarla kırmızı ile gösterilir. Onun karşısında ise hilafet sancağı bulunur. Hilafet sancağının rengi aslında siyah iken, arma üzerinde hemen daima yeşil renkte gösterilmiş ve bazen üzerinde üç hilal kondurulmuştur. Merkezdeki kalkandan Osmanlı sancağı yönüne doğru uzanan şekiller ise şöyle sıralanmaktadır: Sancağın üzerinde bir ok var. Sancak alemini altında baltacıklar ocağının kullandığı tek taraflı bir çift yüzlü teberler (balta) bulunur. Sonra mızrak ve altında el sperlikli tören kılıcı vardır. Sonra ağızdan dolma bir top ve altında savaş kılıcı yer alır. Hemen altında bozdoğan (gürz) görülür. Top ile bozdoğanı sancaktan ayıran boynuzdan yapılan boru ise savaş ilanını ve sonra da mehterhaneyi temsil eder. Armanın sol yanında, yani hilafet sancağı yönünde uzanan semboller yine yukarıdan aşağıya şöyle sıralanırlar: Sancak aleminin altında süngü takılmış bir tüfek, altında tek yüzlü teber (balta), sonra toplu tabanca ve topuz başlı asa mevcuttur. Asanın şeşper (savaş araçlarından altı dilimli topuz) topuzu kenarına asılı olan terazi adaleti temsil eder. Terazinin kitap şekilleri üzerine oturtulmuş olup bu kitaplardan üstteki Kuran-ı Kerim, alttaki ise diğer hukuk metinleri yerine geçen kanun kitabıdır. Hilafet sancağının altındaki çiçek şekilleri Osmanlı’nın estetik yönünü gösterir. Buket arasında ki güller hilafet sancağı üzerinde manevi ilhamlar sebebiyle bulundurulur. Buketin hemen altında bir çapa (gemi demiri) yer alır ki denizciliğin sembolüdür. Arma göbeğindeki kalkanın hemen alt yanın da dik duran bir borazan mızıka takımını; onun altında çaprazlama duran tirkeş (ok kuburu, sadak) ile meşale de gece donanmalarını ve ok müsabakalarını hatırlatır. Armanın alt tarafını boydan boya süsleyen inci defne yaprakları, çiçek motifleri arasından beş tane madalya sarkar. Bu madalyaların isimleri şöyledir: İmtiyaz nişanı, Mecidi nişanı, İftihar nişanı, Osmanlı nişanı ve Şefkat nişanı. 27 Ocak 1299 yılı Osmanlı Devleti’nin kuruluş yılıdır. Selçuklu Devleti’nin dağılmasından sonra Anadolu’da kurulan beyliklerden Osmanoğulları'nın başındaki Osman Gazi tarafından Osmanlı Devleti kurulmuştur. Bu dönemle ilgili olarak, Kayı boyuna ait Ertuğrul Gazi yönetimindeki aşiret Anadolu Selçukluları zamanında Ankara dolaylarına yerleştirilmişlerdi. Sonraki süreçte Osman Bey idaresindeki kayı Türkleri Eskişehir ve Söğüt çevresine yerleştiler. Osman Gazi Karacahisar İnegöl Yenişehir ve Bilecik yörelerini fethedince çevredeki Bizans tekfurları ordu kurdular Bu ordu, Osman Gazi idaresindeki birlikler tarafından Koyunhisar (Bafeon) Savaşında yenilgiye uğratıldı (1302). Böylece Osmanlılar ilk zaferlerini kazandılar. |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
OSMANLI HANEDANI |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Şehzadeler sarayda buluştu |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Sürgünden sonra dünyanın birçok ülkesine dağılan Osmanlı hanedanını, TRT'nin 'sürgün filmi' buluşturdu. Belgeselin tanıtımı için Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlenen geceye 14'ü şehzade, 120 hanedan üyesi katıldı
Aile arasında sürdürülen Osmanlı protokol geleneğine göre, şu anda hayatta olan 27 şehzadeden 14'ünün bir araya geldiği gece, en yaşlı ve en genç hanedan üyelerini de buluşturdu. Hanedanın en tanınmış üyelerinden biri olan Neslişah Sultan ise rahatsızlığı nedeniyle geceye katılamadı.
Farklı ülkelerde yaşadıkları için yıllarca birbirlerini göremeyen birçok hanedan mensubunun da tanışmasına vesile olan geceye, Sultan II. Abdülhamid'in oğulları Mehmed Selim Efendi ve Abdülkadir Efendi ile ablası Mediha Sultan ve kızı Naime Sultan'ın torunları, Sultan V. Murad'ın torunu Osman Selahaddin Osmanoğlu ve çocukları, Sultan V. Mehmet Reşad'ın torunu Namuk Efendi'nin oğlu ve torunu, Sultan I. Abdülhamid'in torunu İbrahim Tevfik Efendi'nin torunlarının yanı sıra şu isimler katıldı:
II. Abdülhamid'in kızı Ayşe Sultan'ın oğlu Osman Nami, Abdülkerim Efendi'nin
oğlu ve torunları, Sultan V. Mehmet Reşad'ın torunları Emel Hado, Lütfiye Sultan
ve Fatma Sultan'ın torunları, Enver Paşa'nın eşi Naciye Sultan'ın torunları ile
II. Abdülhamid'in kızı Zekiye Sultan'ın torunları. Birçoğu Türkçe konuşamadı Belgeselin prodüktörü Kerime Senyücel, hanedan mensuplarına "Anavatanınıza hoş geldiniz" dedi. Osman Selahaddin Osmanoğlu da, ailenin daha önce 10-15 kişilik gruplar halinde bir araya geldiğini, ancak ilk kez hanedan mensuplarının bu kadar geniş katılımla buluştuğunu söyledi. Geceye katılan birçok hanedan üyesinin Türkçe konuşamaması dikkat çekerken, gecenin konuklarından İstanbul Valisi Muammer Güler de, bazı hanedan üyelerine üzerinde padişah tuğralarının bulunduğu kâselerden hediye etti. Davetliler 'Gülizar' adlı müzik topluluğunun Osmanlı sultanlarının bestelerinden oluşan eserleri dinlediler. "Osmanoğlu'nun Sürgünü" adlı 10 bölümlük belgeselin ilk bölümü 9 Ekim'de TRT 2'de yayımlanacak. Gürkan Akgüneş-21/09/2009 |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Hayattaki Osmanlı şehzadelerinin listesi: |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Unvanların Açıklaması: Şehzade: Babadan oğula Osman Gazi soyundan gelen erkeklerin çocuklarına denir. Osmanlı Hanedanı’na mensup padişah dışındaki tüm erkekler bu unvanı taşırdı. Sultan: Hanedan soyundan gelen kızlara denir ve ismin sonunda yer alır. Bu unvan şehzadelerde kullanıldığı zaman ismin önünde yer alır, ismin sonuna da “efendi” eklenir. Sultanzade: Sultanlar hanedana mensup olmayan bir erkekle evlendiğinde doğan erkek çocuklara “sultanzade” denir. Hanımsultan: Sultanlar hanedana mensup olmayan bir erkekle evlendiğinde doğan kız çocuklara “hanımsultan” denir. |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Son Osmanlılar Şehzade Osman Selaheddin Osmanoğlu’nun doğum günü için bir araya geldi |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Şehzade Osman Selaheddin Osmanoğlu’nun doğum günü Bodrum’da muhteşem bir partiyle kutlandı Sultan Murad’ın 5’inci torunu Şehzade Osman Selaheddin Osmanoğlu’nun 70’inci doğum günü Bodrum’da muhteşem bir partiyle kutlandı. Osmanlı hanedanının Suriye, İngiltere, Mısır ve Ürdün’de yaşayan üyelerinin katıldığı partide Ürdün Prensi Ali Bin Nayef’in eşi Reema Nayef güzelliği ve şıklığıyla göz kamaştırdı. Yaz aylarını Bodrum’un Yalıkavak Beldesi Develer Mevkii’ndeki villasında geçiren Sultan Murad’ın 5’inci torunu, 3 çocuk 7 torun sahibi şehzade Osman Selaheddin Osmanoğlu’nun 70’inci doğum günü, önceki gece kızı Ayşe Gülnev Sultan tarafından verilen partiyle kutlandı.
KONUKLARINI TEK TEK
KARŞILADI
PRENSES TRANSPARAN
KIYAFETİYLE GÖZ KAMAŞTIRDI Suriye, Mısır, Ürdün ve İngiltere’den 30 seçkin davetlinin katıldığı partide şef Emre Aracı yönetimindeki orkestra Mahmudiye Marşı ile başladığı klasik müzik konserinde Osmanlı İmparatorluğu zamanında bestelenen eserlerle, Sultan 5’nci Murat, Fehime Sultan, Sultan Abdulaziz, Burhaneddin Efendi ve Hadice Sultan’ın eserlerini seslendirdi. Konserde Mahmudiye Marşı, Sultan 4. Murad Marşı, Milli Birlik Marşı, Valse Davet, Marş-ı Ali, Sultan 5. Murad’ın doğum günü Marşı ve Osmaniye Marşı da seslendirildi. Konser öncesinde Sultan Reşat döneminde düzenlenen bir konserin programın orijinal çerçevesi dağıtıldı.
'OSMAN BEY DEĞİL OSMAN
EFENDİ'
'34 YIL SÜRDÜNDE YAŞADIM' 26.07.2010
1) Patrica Osmanoğlu, 2) Turan Cem, 3) Tamer Nihat, 4) Orhan Murad 5) Athena Hanım (Osman Efendi’nin boşandığı eski eşi) 6) Ali, 7) Tarık, 8) Cengiz, 9) Nicolas, 10) Osman Selaheddin, 11) Ziya, 12) Ayşe Sultan, 13) Aliye Hanım Sultan, 14) Alev Sultan, 15) Selim Süleyman, 16) Mahmut Namık, 17) Cene Viere (Kanadalı- Mahmut Namık’ın arkadaşı) |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
27. şehzade dünyaya geldi! |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Osmanlı hanedanı üyesi Şehzade Osman Selaheddin Osmanoğlu, sekizinci torununa kavuştu. Londra'da doğan küçük şehzade Batu Bayezid Efendi ile birlikte, hayattaki Osmanlı şehzadesi sayısı 27 oldu. Baba tarafından Osmanlı padişahlarından Sultan Beşinci Murad'ın, anne tarafından Sultan Mehmed Reşad'ın torunlarından olan Osman Selaheddin Efendi, ikisi erkek, biri kız üç çocuğu ile İngiltere'de yaşıyor. Üç çocuğu da evli olan Osman Selaheddin Efendi, kızından 5, büyük oğlundan 2 torun sahibiydi. Son torun ise 2003 yılında Alev Öcal ile İstanbul'da evlenen küçük oğlu Şehzade Selim Süleyman Efendi'den geldi. Batu Bayezid ismi verilen bebekle hayattaki Osmanlı şehzadesi sayısı 27'ye ulaştı. Yeni doğan şehzadenin soy ağacı şöyle:
"Sultan Beşinci Murad Han 06 Ağustos 2008 |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı 1920'de son toplantısını yapmış, üyelerinin bazıları İstanbul'daki İtilaf Devletleri tarafından tutuklanmış, önemli bir kısmı ise Ankara'ya 1920 tarihli kararıyla gerçekleşmiştir. Aralık 1919 seçimlerine Rumların ve Ermenilerin çoğunluğu çıkacak sonucu gayrimeşru ilan ettirmek amacıyla girmemişlerdi. Bu arada, Anadolu'da Mustafa Kemal Paşa Aralık 1919’da Ankara’ya gelmesinden kısa bir süre sonra Meclisin çalışmalarıyla ilgili son hazırlıklarını bitirmişti. Alınan karar göre; Meclisi Mebusan'daki tüm çalışmaları yürütecek bir Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti oluşturulacak, Meclis başkanlığına Mustafa Kemal seçilecek, Sivas Kongresi kararları onaylanacak ve Misakı Milli için Mecliste yemin edilecekti. İstanbul’a giden milletvekillerine bunlarla ilgili gerekli emirler iletildi. Ancak, 12 Ocak 1920’de İstanbul’da toplanan son Osmanlı Meclisi Mebusanı'nda Mustafa Kemal Meclis Başkanlığına seçilmedi. Hatta Müdafaa-i Hukuk grubu yerine de Felah-ı Vatan adlı bir grup ortaya çıktı. Milli Mücadele için tehlike yaratacak bu duruma sinirlenen Mustafa Kemal, Ankara toplantısında söz verip yerine getirmeyen milletvekilleri için; "Sözlerinde durmayan bu efendiler imansızdırlar. Korkaktırlar, cahildirler." dedi. Ancak, bu olumsuzluk içinde beklenmese de bir olumlu gelişme yaşandı. Sivas Kongresi kararlarının görüşülmesi sırasında Mustafa Kemal’e inançla bağlı genç milletvekillerinin baskısıyla Kongre kararları onaylandı. 17 Şubat 1920’de oybirliği ile altı maddelik Misakı Milli’yi, "Hatt-ı Mütareke dahil ve haricinde"ki Türklerle meskun toprakları bölünmez bir bütün olarak kabul etmiş, Arap topraklarından, bağımsız bir Türkiye için feragat edeceğini dünyaya ilan ederek Misakı Milli de kabul edildi. Ulusal hedefe bir adım daha yaklaşılmış oldu. İtilaf Devletleri bu gelişme karşısında tedirgin oldular ve Sevr Anlaşmasını Osmanlı hükümetine kabul ettirmek amacıyla 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal ettiler. Meclis buna rağmen 18 Mart’ta son bir kez daha toplandı. Bu son oturumda da çalışmalara ara verildi. İtilaf Devletleri tarafından meclis basılınca, padişah tarafından 11 Nisan’da dağıtıldı. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Osmanlı Hanedan'ından Nami Osmanoğlu vefat etti |
||||||||
Osmanlı padişahlarından II. Abdülhamit'in torunu Osman Nami Osmanoğlu toprağa verildi... Osmanlı padişahlarından II. Abdülhamit'in torunu Osman Nami Osmanoğlu'nun cenazesi, II. Mahmut Türbesi Haziresinde toprağa verildi. Osmanoğlu'nun cenazesi, Fatih Camisinde kılınan namazın ardından cenaze aracına konularak, Cağaloğlu'ndaki II. Mahmut Türbesi Haziresinin önüne getirildi. Burada omuzlara alınan cenaze, defnin yapılacağı haziredeki alana götürüldü. Osman Nami Osmanoğlu'nun naaşı, türbe haziresi bahçesinde daha önceden hazırlanan mezara defnedildikten sonra mezarın üzerine kırmızı güller ekildi. Dualar eşliğinde yapılan defin işleminden sonra, tabuta sarılı Türk bayrağı, Osmanoğlu'nun eşi Rotraud Müşfika Nami Osmanoğlu'na verildi. Bu arada, Osmanoğlu'nun kabristanına ilk toprağı, eşi ve kızları avuçlarıyla attı.
Tören sırasında hazire ve çevresinde geniş güvenlik önlemleri alınırken, dışarıda bazı vatandaşların beklediği gözlendi. Törene, Osmanoğlu'nun kızları Meksika'da yaşayan Mediha Şükriye Nami Osmanoğlu Martinez, Fransa'da yaşayan Fethiye Nimet Nami Osmanoğlu Bory, Gülnur Dorothe Nami Osmanoğlu Ragot, Ayten Sofia Nami Osmanoğlu Kunter, Mersin'de yaşayan Ayşe Adile Nami Osmanoğlu Tars ile hanedan üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Törenin ardından II. Abdülhamit'in torunu Harun Osmanoğlu, gazetecilerin, hanedanın hayattaki en yaşlı üyesinin kim olduğunu sormaları üzerine, şu anda hanedanın en yaşlısının, Amerika'da yaşayan Sultan Abdülmecit'in torunu Beyazıd Osmanoğlu olduğunu söyledi. Harun Osmanoğlu, hanedan üyelerinin hemen hemen hepsinin Türk vatandaşı olarak vatanlarına geri döndüğünü dile getirdi. 17 Temmuz 2010 |
||||||||
|
Osmanlı Hanedan'ından Ertuğrul Osman Osmanoğlu 97 yaşında vefat etti |
||||||||
|
Osmanlı hanedanının en kıdemli üyesi olarak bilinen Ertuğrul Osman Osmanoğlu, 97 yaşında hayatını kaybetti.
Bir süredir İstanbul'da böbrek yetmezliği tedavisi gören Osmanoğlu, Sultan 2'inci Abdulhamid'in torunuydu. 1924'te Osmanlı hanedanı üyeleri sınır dışı edilerek Türk vatandaşlığından çıkarıldığında, Ertuğrul Osmanoğlu henüz 12 yaşındaydı. 1974 yılında çıkarılan afla, 90'lı yıllarda Türk vatandaşlığına geri dönen Osmanoğlu, Afgan prensi Abdulfettah Tarzi'nin kızı Zeynep Tarzi ile evliydi. Son Osmanlı'yı uğurladık Osmanlı hanedanının yaşayan en kıdemli üyesi Ertuğrul Osman Osmanoğlu (97), dün akşam saatlerinde İstanbul'da hayatını kaybetti.
YILDIZ SARAYI'NDA DOĞDU Ertuğrul Osman Osmanoğlu, 1994'ten bu yana Osmanlı hanedanının en kıdemli üyesi. II. Abdulhamid'in torunu olan Şehzade Mehmet Burhanettin Efendi'nin oğlu. 1912 doğumlu olan Ertuğrul Osmanoğlu, İstanbul'dan ayrıldığında daha 10 yaşındaydı. O yıllarda eğitim için Viyana'da bulunuyordu. 1924'te hilafet kaldırılınca Osmanlı hanedanı ülkeden uzaklaştırıldı. O da, 70 yıl hasretini çekeceği ülkesine bir daha dönemedi. Ertuğrul Osmanoğlu, Yıldız Saray'ında doğmuştu. 1924'te Viyana'da tahsilini sürdürürken, hilafetin kaldırılmasının ardından Osmanlı hanedanının bütün fertleri Türkiye'den sürgün edilmişti. Osmanoğlu'nun hayatı, Osmanlı hanedanı ile benzer bir akıbeti paylaşan Afgan Kraliyet ailesinden Prens Abdulfettah Tarzi'nin kızı Zeynep Tarzi ile 1991 yılında evlendi. TÜRKİYE'YE İLK KEZ 1992'DE GELDİ Ertuğrul Osmanoğlu'nun Türkiye'ye ilk girişi 1992 senesine denk geliyor. Sürgün olduğu için yıllardır ülkesini gelemeyen Ertuğrul Osmanoğlu'nun Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına kabulü ise 2004 yılında gerçekleşiyor. Osmanoğlu, bir röportajında, "Türk vatandaşlığı aldığınızda neler hissettiniz?" sorusuna şöyle cevap veriyor: "Çok makbule geçti. Benim açımdan çok farklı oldu. Aslında, pasaportum olmuş olmamış çok önemli değil. Sadece bir resmiyet kazandı. Nitekim, 1974 yılında izin vermişlerdi zaten. Türkiye'ye ilk kez 1992'de geldim." 24/09/2009 |