|
Yaşam |
|
Yaşam Haberleri-9 |
|
Hindistan'da beyaz ten çılgınlığı |
||||
Beyaz ten modasının hakimiyetine giren Hindistan'da beyazlatıcı krem satışları rekor kırıyor. Ülkede beyazlatıcı krem pazarının yılda yüzde 18 büyüdüğü, satışların Coca-Cola ve çay satışlarını geçtiği bildiriliyor. Hindistan'ın en büyük araştırma şirketinden yapılan açıklamada, satışların bu yıl yüzde 25 artacağı ve yaklaşık 500 milyon dolarlık bir pazarın ortaya çıkacağı belirtildi. Hindistan'da beyaz ten modasının motoru televizyonlardaki reality show türü yarışmalar. Sayıları 100'e yaklaşan bu yarışmalarda birinciliğin anahtarı güzel ve yakışıklı olmak.
Daha doğrusu açık tenli olmayan güzel sayılmıyor. Yeni nesil Bollywood yıldızları da açık ten modasının öncüleri. Neredeyse yıldızların tümü, aynı zamanda bir beyazlaştırıcı krem markasının reklam yüzü. Üstelik kadınlar kadar erkekler de bu modaya ayak uyduruyor. Kadınların favori markası Açık Tenli ve Güzel'den sonra, şimdi de erkekler için, Açık Tenli ve Yakışıklı piyasaya sürülmüş. Hindistan'ın en ünlü aktörlerinden John Abraham satışlardaki patlamayı, "Hint erkekleri daha iyi görünmek istiyor" sözleriyle açıklıyor. Beyazlatıcı kremler, "4 haftada hissedilir beyazlama" gibi iddialı vaatlerle çıkıyor piyasaya. Ancak dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Hindistan'da da, garanti ettikleri etkiyi gösteremiyorlar. Hatta çoğu zaman olumsuz etkilere rastlanıyor. Özelliklere içerdikleri steroidlerin yan etkileri olabiliyor. Ancak reklam sektörü öyle etkili ki, uzmanların uyarıları duyulmuyor bile. Şirketler ise ürünlerini, dünyanın her yerindeki o tanıdık cümleyle savunuyor: "Henüz parasını geri isteyen olmadı." 23/03/2010 |
||||
|
AB yabancılardan boşanmayı kolaylaştıracak |
||||
AB bütünleşme süreci ‘uluslararası’ evliliklerin de artmasına yol açtı. Ancak boşanmada farklı hukukî düzenlemeler sorunlara yol açıyor. AB şimdi 'uluslararası' evliliklerde boşanmayı kolaylaştırmak için kolları sıvadı. AB, farklı ülkelerden gelen ya da ülkeleri dışında yaşayan çiftlerin boşanmasını kolaylaştıracak adımlar atmaya hazırlanıyor. Avrupa Komisyonu'nun adaletten sorumlu üyesi Viviane Reding, Alman Bild gazetesine yaptığı açıklamada, yeni düzenlemeyle bu tür çiftlerin karmaşık hukuk süreçleri karşısında yalnız bırakılmamasını amaçladıklarını belirtti. Reding, çiftlerin ülkelerden birinin medeni kanununda uzlaşamaması durumunda, çiftin yaşadığı ya da yaşamış olduğu ülkenin hukukunun geçerli olmasını planlıyor. Çiftlerin ikisinin de sözkonusu ülkeyi terketmiş olması durumunda ise boşanma dilekçesinin verildiği ülke hukukunun geçerli olması öngörülüyor. Almanya boşanmalarda başı çekiyor Avrupa Komisyonu'nun adaletten sorumlu üyesi, farklı milletten çiftlerin hukuki belirsizlikler nedeniyle boşanamamasını ya da boşanmanın yükünün zayıf olan tarafın üstüne binmesini engellemek istediklerini kaydetti. 2007 yılında AB çapında bir milyon boşanma gerçekleştiğini belirten Reding, boşanmaların yüzde 13'ünü ‘uluslararası' evliliklerin oluşturduğuna dikkat çekti. Almanya ise 34 bin 100 boşanmayla farklı ülkelerden çiftlerin en çok boşandığı ülke oldu. Avrupa Komisyonu daha önce de farklı uluslardan evliliklerde boşanmaya ortak kurallar getirilmesi için girişimde bulunmuş, ancak 2006 yılındaki girişim, liberal boşanma yasalarının kısıtlanmasını istemeyen İsveç'in vetosuna takılmıştı. Şu anki düzenleme, AB ülkelerinin boşanma ile ilgili yasalarına müdahale etmiyor, daha çok farklı uluslardan çiftlerin boşanmasında hangi mahkemenin yetkili olacağını düzenlemeyi amaçlıyor. Avrupa Komisyonu, Reding'in planını Çarşamba günü düzenlenecek oturumda oylayacak. 22/03/2010 DW |
||||
|
İran sansürüne karşı ortak girişim |
||||
Almanya, Fransa ve İngiltere dışişleri bakanları, yabancı radyo ve televizyon yayınlarını engelleyen İran'a karşı yeni bir girişim başlattı. Konu AB’nin gündemine taşınıyor. Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, Fransız mevkidaşı Bernard Kouchner ve İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband, imzaladıkları ortak açık mektupla AB'yi harekete geçmeye çağırdı. Mektup, AB'nin dışişleri bakanı hükmündeki Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilci Cathrin Ashton ve AB Dönem Başkanlığı'nı yürüten İspanya'ya iletildi. Ayrıntıları Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından açıklanan mektupta, İran hükümetinin Aralık ayından bu yana aralarında Deutsche Welle ve BBC'nin de bulunduğu birçok radyo ve televizyon kuruluşunun yayınlarını engellediği bilgisine yer verdi. "Sessiz kalamayız" Üç ülkenin dışişleri bakanları, "engellemelerin İran halkını, bilgiye erişimden mahrum bırakmak amacını güttüğünün açık şekilde ortada olduğu" eleştirisini getirdi. Bakanlar bu durumun uluslararası yayın ilkelerine ters düştüğünü belirterek, "Bu durum karşısında sessiz kalamayız" açıklamasını yaptı. Mektupta "AB'nin İran'ın bu kabul edilemez tutumuna karşı sert önlemler alması gerektiği” ifadelerine yer verildi. Üç bakanın ortak girişiminin ardından konunun, AB dışişleri bakanlarının gelecek hafta Brüksel'de yapacaklarını toplantının gündemine gelmesi bekleniyor. Bakanların bu toplantıda ortak bir bildiri imzalayabileceği kaydediliyor. Fransız Le Figaro gazetesi, Tahran rejimine, yayın kuruluşlarını sansürleme imkânı veren teknolojileri satan Avrupalı şirketlere İran ile ticaret yasağı gelebileceğini yazdı. 17/03/2010 DW |
||||
|
İlk döner robotu Almanya'dan |
||||
Almanya'da bir Türk şirketi, dönermatik olarak adlandırılabilecek yeni bir buluşa imza attı. Döner robotu, eti milimetrik ayarla kesiyor. Buluş dönerciler için pratik olduğu kadar döner tutkunları için de daha sağlıklı. Döner tezgâhının başına geçenler bilir. Şişe geçirilmiş et dönerek pişerken, ateşin karşısında saatlerce duran usta, bıçağıyla yaprak yaprak dilimler döneri. Döner tezgâhının etrafa yaydığı sıcaklık, ustanın alnından akan terden belli olur. Berlin’de bu ay sonunda tanıtımı yapılacak bir buluş, lezzetli döner hazırlamak isteyen ustaların işini bir hayli kolaylaştıracak. Ayrıca yeni buluş, tüketici için de çok daha sağlıklı. Bild gazetesinin haberine göre, Almanların “Robo-Kebap” olarak adlandırdıkları ve Alkadur şirketi tarafından geliştirilen döner robotu, gün boyunca 300 kilogram döner etini pişiriyor ve ideal bir incelikte kesiyor. Tek bir düğmeye basmak yeterli. Ama bu buluş artık ustalara gerek kalmadığı anlamına da gelmiyor. Zira dilimlenmiş etin isteğe göre ekmek arasına koyulması, soğan, domates ve soslarla lezzetlendirilmesi gerekecek. Dijital bir kamera ve bilgisayar ile donatılmış robot 27 Mart tarihinde Berlin’de düzenlenecek ilk döner fuarı Döga’da tanıtılacak. Ve anlaşılan o ki fuarın en çok ilgi çeken ürünü olacak. Almanya merkezli Alkadur RobotSystems şirketi sadece robot sistemlerinde değil, aynı zamanda mekanikte ve elektronikte de hizmet veriyor. Şirketin Genel Müdürü Duran Kabakyer'in beş yıldır üzerinde çalıştığı robot fikri Türk mühendisler, teknisyenler ve bilgisayar programcılarının katkısıyla hayata geçirilmiş. 17/03/2010 DW |
||||
|
Fransa'da Türk mevsimi |
||||
Fransa’da geleneksel olarak her sene bir ülkenin kültürünün tanıtımına ayrılır, sene boyunca o ülke ile ilgili sanatsal, kültürel, bilimsel etkinlikler gerçekleştirilir. Örneğin 2007 Ermenistan senesiydi, 2010 Rusya senesi olacak, 2011 de Meksika senesi. İlk başta bu Türkiye için de geçerliydi. 2009 Türkiye senesi olacaktı. Jacques Chirac’ın cumhurbaşkanlığı sırasında bu karar alınmış, 2006’da Türkiye’de düzenlenmiş olan "Fransa ilkbaharı" etkinliklerine cevap olarak, bir sene boyunca Fransa’da Türkiye kültürlerinin tanıtımı yapılacaktı. Ancak Nicolas Sarkozy cumhurbaşkanı olunca işler değişti. Yeni Devlet Başkanı, seçim kampanyasında Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girişi karşıtlığını bol bol kullanmış, Fransa halkının küreselleşme, genişleme, egemenlik kaybetme, göç, İslam gibi 21. yüzyıl korkularını Türkiye konusuna kanalize etmiş, seçim başarısında bunun da katkısı olmuştu. Daha da önemlisi yeni başkan Türkiye karşıtlığında siyasî, ekonomik ya da coğrafî sebeplerden çok daha fazla kültürel farklılıkları kullanmış, asıl engelin Türkiye’nin Avrupa’da olmaması değil Türklerin Avrupalı olmaması olduğunu vurgulamıştı. Elbette bu kadar sert bir söylemden sonra özünde Türkiye’nin propagandasının yapılacağı bir seneye sıcak bakmıyor hatta söylentilere göre iptal edilmesini bile talep ediyordu. Türkiye senesine bakış Türkiye tarafından da pek müspet değildi. Ülkede Fransa’ya karşı hissedilir bir tepki oluşmuştu. Ayrıca Avrupa Birliği meseleleri de ikinci plana düşmüş gibiydi. Fransa kamuoyunun Türkiye’ye karşı bakışının değişmeyeceği düşünülüyordu. Bu şartlarda bu kadar büyük masraflar yapılarak bir sene boyunca tanıtım yapılmasının ne kadar verimli olacağı tartışılır olmuştu. Sonuçta bir orta yol bulundu, etkinlikler Türkiye senesi çerçevesinde değil bir mevsim çerçevesinde gerçekleştirilecek, o kadar da büyük bir bütçe ayrılmayacaktı. Böylece Temmuz 2009-Mart 2010 arasında Fransa’da Türkiye’nin kültürel zenginliklerini tanıtan 400’den fazla etkinlik düzenlendi. Elbette Temmuz-Ağustos ayındaki etkinlikler Fransızların ve özellikle Fransız medyasının tatilde olmasından dolayı fazla bir yankı uyandırmadı. Doğrusunu söylemek gerekirse yoğun etkinliklerin olduğu aylar Ekim–Şubat arası denilebilir. Bu beş ay boyunca Fransa’nın Paris, Bordeaux, Lyon, Marsilya, Lille ve Strasbourg gibi önemli şehirlerinde birçok sergiler, konserler, sinema festivalleri, tiyatro, dans gösterileri ve konferanslar düzenlendi. Elbette program oldukça zengindi. Amatörce düzenlenmiş, irili ufaklı dernekler çerçevesinde yapılan etkinliklerin yanında daha büyük kapsamlı dev organizasyonlar da vardı. Açıkçası bu iki tip etkinliğin Fransa’da kamuoyunu Türkiye lehine değiştirdiğini düşünmek için biraz erken. Hatta bunu söylemek bana kalırsa biraz iyimserlik hatta saflık olur. Derneklerin düzenlediği etkinliklerde izleyiciler, daha çok derneğin çevresindeki Türkiyeliler oldu. Diğer bir deyişle, Çetin Altan’ın o pek sevilen Türk’ün Türk’e propagandası bu sefer Fransa topraklarında gerçekleştirildi. Diğer taraftan Sezen Aksu gibi yıldızların konserleri, Grand Palais’deki İstanbul sergisi gibi prestijli müze ve sergi salonlarındaki büyük ve popüler organizasyonlar elbette daha geniş bir kitleye hitab edebildiler. Ancak bu etkinliklere katılan Fransızlar da daha önceden Türkiye hakkında önyargısı olmayanlardı gibi geldi bana. Kısaca söylemek gerekirse kamuoyunun Türkiye hakkında fikir değiştirdiğini söylemek bugün için biraz zor. Bir de fikir tartışmaları ismi altında daha çok konferans ve bilimsel toplantıların yapıldığı etkinlikler Fransa’nın çeşitli üniversitelerinde yer aldı. Genelde konular Türkiye Avrupa ilişklileri ya da Türkiye Fransa ilişkileriydi. Açıkça söylemek gerekirse Fransa’daki Türkiye uzmanlarının sayısının ve Türkiye’deki Fransızca bilen akademisyen sayısının sınırlı olması sebebiyle aşağı yukarı aynı kırk-elli kişilik bir grup Fransa’nın çeşitli şehirlerinde tekrar tekrar buluştu. Dinleyiciler de genelde üniversite ögrencileri oldu. Bu çerçevede de radikal bir kamuoyu değişikliğinden bahsetmek herhalde gene iyimserlik olur. Fransa’daki Türkiye mevsiminin bilançosunu yapmak zor. Eğer mevsim başlamadan bir ay önce Fransa’da bir kamuoyu araştırması yapılmışsa ve aynı anket mevsim bittikten bir ay sonra yapılırsa belki bir fikir edinebiliriz. Gene de kısa vadede büyük bir değişilik olacağını zannetmiyorum. En azından dokuz ay süren etkinliklerin Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin Türkiye hakkındaki fikirlerini değiştirdiğini söylemek imkansız. 12/03/2010 BBC-Samim Akgönül |
||||
|
Berlin Lalesi sahiplerini buldu |
||||
Almanya'da göçmenlerin uyumuna yönelik projelere verilen Berlin Lalesi ödülleri sahiplerini buldu. Türkiyemspor ile Aziz Nesin İlkokulu 10 bin euroluk ödülü paylaştı. Lale, yaklaşık 450 yıl önce Avrupalı bir elçinin çantasında, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Hollanda’ya ”göç eden”, oradan da bütün Avrupa’ya yayılan bir çiçek... Türk kökenli göçmenlerle, Almanların bir arada yaşamasını destekleyen projelere verilen ödül, ”Berlin Lalesi” de adını bu çiçekten alıyor. Türk ve Alman toplumlarının bir arada yaşamasını destekleyen projelere verilen ”Berlin Lalesi” ödülünü Berlin’deki amatör lig takımlarından Türkiyemspor ile Türkçe-Almanca eğitim veren Aziz Nesin İlkokulu paylaştı. Merkezi Hamburg’da bulunan Körber Vakfı’nın desteklediği, Berlin Göç ve Uyum Dairesi, Kreuzberg Eğitim Atölyesi ve Radyo Metropol FM tarafından verilen ödüller önceki akşam Berlin Belediye Sarayı’nda düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Ödüller, Berlin’e hükümet eden Belediye Başkanı Klaus Wowereit ile eski Federal Meclis Başkanı Rita Süssmuth tarafından verildi. Toplumu cesaretlendiren projeler Ödül töreninde konuşan Berlin’e Hükümet Eden Belediye Başkanı Klaus Wowereit, dördüncü kez verilen Berlin Lalesi ödülüyle, uyum konusunda yürütülen başarılı proje ve girişimleri cesaretlendirmek istediklerini ifade etti. Göçmenlerin Alman toplumuna uyum sağlayamadığı izleniminin yanlış olduğunu dile getiren Wowereit, uyum konusunda çok sayıda başarılı örneğin bulunduğunu söyledi. Wowereit, Türkiyemspor’un da bunlardan biri olduğunu vurgulayarak ”Türkiyemspor gibi klüplerin varolan toplumsal sorunların çözümü için destek vermesi beni memnun ediyor. Homofobinin sporda bir mesele ve tabu sayılan bir konu olduğunun farkındayız. İlgili kampanyalarda bireysel olarak çalışanlar için de kolay olmadığını biliyoruz. Bu noktada açık olarak şunu söylüyorum: Ben bunun çok cesaretli ve mükemmel bir tavır olduğunu düşünüyorum, arada bunu eleştirenler olsa bile” dedi. Türkiyemspor neden layık görüldü? 1987 yılında kurulan Türkiyemspor’a ödül, sportif faaliyetlerin yanı sıra toplumsal sorunların çözülmesi için göstermiş olduğu çabadan dolayı verildi. Bu çabaların arasında eşcinsellere yönelik nefret ve ayrımcılıkla mücadele de bulunuyor. Ancak klübün internet sayfasında bundan bir süre önce ”kızlara yönelik futbol çalışmaları” ile bu ödüle layık görüldükleri şeklinde bir ifadenin bulunması akılları karıştırdı. Berliner Morgenpost gazetesindeki bir haberde, ”Türk toplumunda tartışma yarattığı için Türkiyemspor’un homofobiye yönelik mücadelesini ön plana çıkartmak istemediği” ifadesi yer aldı. Ödülü aldıkları için çok mutlu olduklarını belirten Türkiyemspor Başkanı Celal Bingöl, neden Berlin Lalesi’ne layık görüldüklerini şu sözlerle dile getirdi: ”Türkiyemspor’un en çok değer vermiş olduğu şeylerden bir tanesi azınlıkların haklarını savunması. Tabii ki bunun yanı sıra daha çok çocuklara değer verdiğimiz için; biliyorsunuz özellikle son dönemlerde Türkiyemspor’un dört tane bayan futbol takımı kuruldu. Onun içerisinde de işte aile şiddetine karşı sosyal faaliyetler yürütüldü. Ama Türkiyemspor daha demin de belirtmiş olduğum gibi azınlıkların haklarını savunarak bu ödüle layık görüldü.” Öğrenci değişimine ödül Berlin Lalesi’ne layık görülen ikinci kuruluş ise Almanca ve Türkçe iki dilli eğitim veren Aziz Nesin İlkokulu oldu. Türkiye’deki kardeş okullarla öğrenci değişim programları yürüten Aziz Nesin İlkokulu Müdürü Demet Siemund bu ödülü almaktan büyük memnuniyet duyduklarını söyledi. Siemund, "Kanımca aldığımız para ödülü ön planda yer almıyor. Bizim için önemli olan faaliyetlerimizin ve kültürler arası çalışmaya büyük katkı sağlayan öğretmenlerimizin tanınması ve takdir edilmesi" dedi. Türkiyemspor ve Aziz Nesin İlkokulu, Körber Vakfı tarafından verilen 10 bin euro tutarındaki ödülü paylaştı. Türkiyemspor ödülle futbolculara katkı sağlamayı planlıyor. Aziz Nesin İlkokulu ise 5 bin euroyu Balıkesir ve İzmir'den gelecek olan öğrenci grupları için harcamayı tasarlıyor. 17/03/2010-DW-Jülide Danışman |
||||
|
Gürcistan'da Yalan haber panik yarattı |
||||
Gürcistan'da bir televizyon kanalının Rus tanklarının başkent Tiflis'e girdiğini
ve Imedi adlı televizyon kanalının iki yıl önce Rusya ve Gürcistan arasında yaşanana savaşın anılarını canlandıran haberi doğru değildi. Ancak paniğe kapılan halkın aramaları sonucu cep telefonu şebekeleri şebekeleri çökme noktasına geldi ve insanlar sokaklara döküldü. Televizyon kanalı amaçlarının cumhurbaşkanının ölümünden sonra ne tür olaylar yaşanabileceğini göstermek olduğunu söyledi. Kanal yetkilileri daha sonra da özür diledi. Imedi televizyonunun sahibi olan şirketin Yönetim Kurulu Başkanı George Arveladze, haberin yarattığı sıkıntı nedeniyle üzgün olduklarını belirtti. Tiflis'teki BBC Muhabiri Tom Esslemont cumartesi akşamı, kısa bir süreliğine çoğu Gürcünün tarihin tekerrür ettiğini düşündüğünü sylüyor. Muhabirimiz ayrıca Rus tanklarının Tiflis'e 45 kilometre kadar yaklaşmasının üzerinden sadece 18 ay geçtiğini hatırlatıyor. Hükümet yanlısı yayın yapan Imedi TV hayali haberinde, Rusya'ya girişilen savaşa ait arşiv görüntülerini yayınladı vecumhurbaşkanı Saakaşvili'ye suikast düzenlenmesinin ardından muhalefet liderlerinin iktidarı nasıl ele geçirdiğini haberleştirdi. Haber, 'muhtemel gelişmelerin bir simülasyonu' diye sunulsa da muhabirimiz çoğu kişinin bu uyarıyı görmediğini kaydediyor. Yerel bir haber ajansı, izleyen dakikalarda acil servislere çok sayıda telefon geldiğini belirtti. Hayali haberin, geçtiğimiz günlerde Rusya Başbakanı Vladimir Putin'le görüşmek için Moskova'ya giden Gürcü muhalif liderleri hedef aldığı kaydediliyor. Arveladze Reuters Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, nasıl gelişmeler yaşanabileceği konusundaki 'gerçek tehdidi' gözler önüne sermeyi amaçladıklarını söyledi. Ancak Arveladze'nin açıklamalarından ikna olmayan onlarca kızgın gazeteci ve halk, Imedi televizyonunun stüdyoları önünde protesto gösterisi yaptı. Muhalif bir politikacı da haberi 'iğrenç' diye tanımladı. 14/03/2010 |
||||
|
Avrupa Kadın Yöneticilere daha çok imkan sağlamak için çabalıyor |
||||
Alman telekomünikasyon şirketi Deutsche Telekom, yönetici pozisyonundaki
kadınlar için kota getirme kararı aldı. Avrupa’nın en büyük telekomünikasyon grubu olan Deutsche Telekom, bugünlerde aldığı bir kararla adından söz ettiriyor. Şirket, 2015 yılının sonuna kadar, yönetici pozisyonlarının yüzde 30’unun kadınlardan oluşacağını açıkladı. Deutsche Telekom’dan yapılan açıklamada, bu kararın üst ve orta düzey yönetim pozisyonlarını kapsayacağı belirtildi. Şirketin CEO'su Rene Obermann, “En üst pozisyonlarda daha fazla sayıda kadının bulunması, bizim daha iyi faaliyet göstermemizi sağlayacaktır” dedi. Obermann ayrıca, yönetimde kadın sayısının artırılmasının, sosyal eşitlik ve başarı için kategorik bir zorunluluk olduğunu ifade etti. İşletme mezunlarının yüzde 60’ı kadın Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü’nün bir çalışmasına göre, 200 büyük Alman şirketindeki yönetici pozisyonlarının sadece yüzde 2,5'inde kadınlar görev alıyor. Siemens şirketi ise Alman Birleşik Borsa Endeksi DAX'da işlem gören şirketler arasında, yönetim kurulunda kadın bulunan tek şirket. Deutsche Telekom personel direktörü Thomas Sattelberger ise Alman üniversitelerinde işletme mezunu olanların yüzde 60’ının kadınlar olduğunu not ediyor. Norveç, daha önce, üst düzey pozisyonlarda daha fazla kadının yer almasını garantileyen bir yasa kabul etmişti. Fransa ve Hollanda ise benzer yasaları gözden geçiriyor. Aile Bakanı karardan memnun Deutsche Telekom, söz konusu oranın, şirketin uluslararası operasyonları göz önünde bulundurularak artırılacağını kaydetti. Şirketten yapılan açıklamaya göre, 2008 yılında, Deutsche Telekom’da yönetici pozisyonlarının yüzde 13’ü kadınlardaydı. Kararı memnuniyetle karşılayan Almanya Federal Aile Bakanı Kristina Schröder, “Kadınlar iş dünyasına uzun süre önce hâkim oldu. Ancak, önemli kararların alındığı yerler hâlâ erkeklerin egemenliğinde” açıklamasını yaptı. 16/03/2010 DW |
||||
|
Hindistan'da kadınlar için tarihi yasa |
||||
Hindistan parlamentosunun üst meclisi kadınların temsiliyle ilgili tartışmalı bir yasa tasarısını, hararetli tartışmalarla geçen oturumdan sonra onayladı. Parlamentonun alt meclisinden de rahatça geçmesi ve yasalaşması beklenen tasarı ile, Hindistan parlamentosu ve tüm eyalet meclislerindeki milletvekilliklerinin üçte birinin kadınlara ayrılması kabul ediliyor. İlk olarak 1996 yılında sunulan yasa tasarısı, bir çok kereler rafa kaldırılmıştı. Ama sonunda bütün büyük partilerin desteğiyle geçirildi. Düzenlemeye karşı çıkan daha küçük iki sosyalist parti ise, kadınlara bu kadar büyük bir kota tanınmasının, meclisde azınlıklar ve diğer dezavantajlı grupların temsilini azaltacağını savunuyorlar. Hindistan'ın Kongre Partisi önderliğindeki hükümeti, bu tarihi yasayı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde meclisten geçirmeyi umuyordu. Ama bazı muhalif milletvekillerinin yasa tasarısı metnini yırtıp attığı dramatik sahneler ardından, tartışma ve oylama bugüne bırakıldı. Bugünkü oturum, ancak yedi milletvekilinin, meclisin düzenini bozmaktan disiplin cezasına çarptırılıp, parlamento binasından atılması ardından başlayabildi. Yapılan oylamada, tasarı iktidar ve önde gelen muhalefet partilerinin desteğiyle, meclisin üçte ikiden fazla çoğunluğunun oyunu alarak kabul edildi. Hindistan Başbakanı Manmohan Singh , yasa tasarısını kadınların 'toplumda güçlendirilmesi konusunda dev bir adım' diye niteledi. Şu anda Hindistan parlamentosunda kadın milletvekilleri yüzde 10 oranında. Eyalet meclislerinde ise daha bile düşük oranlarda temsil ediliyorlar. Birçok kişi, kadınlara karşı ayrımcılığı aşmanın ancak bu yolla mümkün olabileceğine inanıyor ve kadın oranı yüksek bir meclisin, kadınların hayatlarını iyileştirecek düzenlemelere yatkın olacağını söylüyor. Tasarının yasalaşması için, şimdi parlamentonun alt meclisi tarafından da onaylanması gerekiyor. Tasarının, bu oylamadan da rahatlıkla geçmesi bekleniyor. 09/03/2010 |
||||
|
Almanya'nın Eurovision Temsilcisi Lise Öğrencisi |
||||
Bu yıl Oslo'da yapılacak Eurovision Şarkı Yarışması'nda Almanya'yı 18 yaşındaki Lena Meyer-Landrut temsil edecek. Genç şarkıcı vatandaşlardan gelen telefon oylarıyla seçildi. Alman 1 Televizyon Kanalı ARD ile özel ProSieben televizyon kanalının ortaklaşa hazırladığı, Eurovision Şarkı Yarışması'nda Almanya'yı temsil edecek sanatçının belirlendiği, 'Star für Oslo' yarışma programı dün sona erdi. Yarışmayı 18 yaşındaki Hannoverli lise öğrencisi Lena Meyer-Landrut kazandı. 4,5 milyon izleyiciyi televizyona kilitleyen yarışmada, 18 yaşındaki Lena, rakibi 18 yaşındaki Jennifer Braun'dan daha fazla oy almayı başardı. Yarışmanın galibini vatandaşlardan gelen telefon oyları belirledi. Yarışmada jüri üyeliğini ise ünlü şovmen Stefan Raab'ın yanı sıra Silbermond grubunun solisti Stefanie Kloss ile ünlü şarkıcı Xavier Naidoo yaptı. 'Sonuç sürpriz oldu' Lena-Meyer Landrut yarışmayı kazanmayı beklemediğini, sonucun kendisi için sürpriz olduğunu belirtti. Jüri Başkanı Stefan Raab ise genç şarkıcının çok başarılı olduğunu, Oslo'da başarılı olmasını beklediklerini belirtti. Haftalardır birçok adayın mücadele ettiği yarışma programı, Almanya'da beğeniyle izlendi. Alman 1. Televizyon Kanalı ARD ile özel televizyon kanalı ProSieben, Eurovision temsilcisinin belirlenmesi için ilk kez böyle bir programa imza attı. Almanya son yıllarda Eurovision Şarkı Yarışması'nda kötü sonuçlar aldı. Geçen yılki yarışmada Almanya'yı temsil eden Alex Swings 20., önceki yılki temsilci No Angels grubu ise 23. oldu. Bu yıl Eurovision Şarkı Yarışması 29 Mayıs'ta Oslo'da yapılacak. 14/03/2010 |