HAZER.TV

 

Yaşam

Aktüel

Yaşam

Din

Sağlık

Rejim

Cinsel sağlık

Sinema

Sanat

Moda

Fashion

Resim Şov

Video

Resim İndir

Yaşam Haberleri-8

 

First lady Protokolu Renklendirdi.

 

 

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile eski manken ve şarkıcı eşi 'first lady' Carla Bruni, önceki akşam üç günlük resmi ziyaret için ülkede bulunan Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev ile eşi Svetlana'yı Elysee Sarayı'nda ağırladı.

Resmi akşam yemeği öncesinde, Medvedev çiftini Elysee merdiverlerinde eşi Nicolas Sarkozy ile birlikte karşılayan Carla Bruni vücut hatlarını ortaya çıkaran dar elbisesi ile büyüledi.

Sütyen giymediği dikkat çeken 42 yaşındaki Bruni, düzgün fiziğiyle göz kamaştırdı.

Medvedev çiftinin şerefine verilen akşam yemeğine başka önemli isimler de katılırken, Fransız şarkıcı Mylene Farmer sarayın merdivenlerinde zor anlar yaşadı. 

04/03/2010

Bugün Uluslararası Dünya Kadınlar Günü

 

Bugün Uluslararası Dünya Kadınlar günü. Dünya liderleri ve uluslararası örgütler kadın haklarının genişletilmesi ve kadınlara daha fazla fırsatlar tanınması çağrısında bulunuyor.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) “barış ve istikrarın sadece kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasıyla mümkün olacağını” kaydetti. Geçen hafta bir konuşma yapan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban ki Moon da kadınların yoksulluğa ve ayırımcılığa maruz kalması nedeniyle Birleşmiş Milletler’in hedeflerine ulaşamadığını söyledi.

Dünya Kadınlar günü ilk kez 1909 yılında Amerika’da kutlanmıştı. Bundan iki yıl sonra Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre’de yapılan törenlere bir milyon kişi katılmıştı.

Birleşmiş Milletler dünyada bir milyar insanın yoksulluk içinde yaşadığını ve bunların çoğunun kadın olduğunu bildiriyor. Birleşmiş Milletler raporlarına göre her beş kadından biri cinsel saldırıya maruz kalıyor. Çoğu Afrika’da 130 milyon kadının sünnete zorlandığı - yani cinsel organına zarar verildiği bildiriliyor.

Türkiye’de Kadına Şiddet Uygulanıyor

Birleşmiş Milletler’e göre Türkiye’de kadınların yüzde 42’si fiziksel ve cinsel şiddet görüyor. Buna karşın 35 milyon kadın nüfusu için ülke genelinde sadece 52 sığınma evi bulunduğu belirtiliyor. Raporda kadınların sosyal ve ekonomik engeller nedeniyle iş yaşamında ayırımcılığa maruz kaldığı ve kadınların işgücüne katılımının sadece yüzde 26 olduğu vurgulanıyor.

Birleşmiş Milletler Türkiye temsilciliği, 2007 seçimlerinin ardından parlamentodaki kadın milletvekili sayısının iki kat artarak yüzde 9,1'e yükseldiğini, ancak yerel yönetimlerde bu rakamın çok daha düşük olduğunu açıkladı. BM verilerine göre, Türkiye'de belediye başkanlarının binde 9’u kadınlardan oluşuyor.

Kadınların ekonomiye ve siyasete katılımını ölçen Cinsiyet Güçlendirme Ölçütü (GEM) verilerine göre Türkiye 109 ülke arasında 101. sırada. Yani Türkiye sadece Tonga, İran, Fas, Cezayir, Suudi Arabistan, Mısır, Bangladeş ve Yemen’in önünde yer alıyor. BM, Türkiye'de okuma yazma bilmeyen kadınların oranının yüzde 9'un üzerinde olduğunu da açıkladı.

08/03/2010

Apple’dan erotizme savaş ilanı

 

Apple’ın erotik içerikli uygulamalara karşı başlattığı operasyonun son kurbanı Alman Stern dergisi oldu. Stern yöneticileri, uygulamalarının Apple Store’dan uyarılmaksızın kaldırılmasına tepki gösterdi.

Apple, 140 binden fazla uygulamayı satışa sunduğu online mağazasında erotik ve pornografik uygulamalar içeren uygulamalara karşı bu ay içinde harekât başlattı. Apple bu çerçevede sakıncalı içerik olarak kabul ettiği uygulamaları birer birer portföyünden çıkarmaya başladı.

iPad kampanyasına hazırlık

Apple’ın erotik içeriğe karşı başlattığı operasyona ilişkin ilk haberler TechCrunch internet sitesi ve The Wall Street Journal gazetesinde yer aldı. Haberlerde, adı açıklanmayan bir Apple yöneticisinin, „Çıplak görüntülere belli bir seviyenin üzerinde yer veren içeriği online mağazamızdan kaldıracak, uygulama sahibini de gerekli değişiklikleri yapması doğrultusunda uyaracağız. Eğer bu değişiklikler yapılırsa yeni Apple Store’daki yerini alacak“ şeklindeki sözlerine yer verildi.

Apple’ın erotik içerik operasyonunun önümüzdeki ay başlayacak iPad pazarlama kampanyasının bir parçası olduğu belirtiliyor. Tablet bilgisayarın pazarlanmasında Apple Store’a önemli pay biçen Apple, aileler ve okulları öncelikli müşteri olarak gördüğünden Apple Store’da da “temizliği” kaçınılmaz görüyor.

Stern'i mağazadan çıkardılar

Apple’ın erotik içeriğe karşı başlattığı harekât Alman stern dergisini de mağdur durumda bıraktı. Derginin uygulamasında yer alan bikinili kadınlardan oluşan bir foto-galeri, Apple Store’dan çıkarılmasına neden oldu. Stern dergisinin sözcüsü, Apple yönetimiyle yapılan görüşmelerin sonuç verdiğini, derginin uygulamasına Apple Store’da yeniden izin verildiğini kaydetti.

Apple'ın son operasyonu, uygulama geliştirenlerin tepkisini çekti. Yazılım uzmanları, Apple’ın online mağaza politikasının netlikten uzak olduğuna dikkat çekerek, hangi uygulamanın App Store’da yer alıp almayacağına dair ilkelere somut bir çerçeve kazandırılmasını istediler.

25.02.2010

Lezbiyenlerin Almanya'daki mücadelesi sürüyor

 

2001 yılında yürürlüğe giren Eşcinsel Çiftler Medeni Birlik Yasası ile gay ve lezbiyen ilişkiler resmen "çift" kategorisine dâhil edildi. Ancak lezbiyenlerin kendilerini topluma kabul ettirmeleri hiç kolay değil.

Hoşgörünün hâkim olabilmesi için tabuların yıkılması şart. Almanya'da bu yolda atılan en önemli adım eşcinsel ilişkilere resmiyet kazandıran yasanın yürürlüğe girmesi. Bu birçok iş yerinde, hayatlarını bu yolla birleştiren lezbiyen çiftlere önyargılı bakış açısının yumuşamasını sağladı.

"Yasa ciddi katkı sağladı"

Lezbiyen ve feminist bir kadın olarak evlilik kurumuna karşı olduğunu söyleyen Tina Krause, bu yasanın katkısını şu sözlerle aktardı: “Şunu söylemeliyim ki; son on yılda edindiğim tecrübe, bu yasanın gerçekten de eşcinsellerin toplumda kabul görülmesini sağladığını gösteriyor. Bu duruma kendim bile çok şaşırsam da, bu birlikteliklere resmiyet kazandırılmasının, eşcinsellerin toplumda kabul görmesine ciddi katkı sağladığını düşünüyorum.”

Lezbiyen olduğunu kocasından ayrıldıktan sonra, 35 yaşında farkeden Sabine Bohle ise Almanya'da lezbiyenlerin halen zorluk çektiklerini söyledi. Bohle, “Günümüzde lezbiyenlerin bir fenomen olarak kabul gördüğünü düşünüyorum. Ama toplumda bizi şiddetin kurbanı olmaktan koruyacak bir süreç yaşandığını söylemek güç” diye konuştu.

Berlin gibi büyük bir metropolde lezbiyen çiftlerin heteroseksüel çiftler gibi ele ele dolaşmaları ya da birbirlerine şefkat göstermeleri sorun yaratmıyor. Oysa eşcinsellere bakış açısı ve toplumda kabul görmeleri bölgelere göre farklılık gösteriyor.

Bölgelere göre farklılıklar

İlk büyük aşkını 16 yaşında yaşadığını anlatan Tina Krause, Bavyera’daki küçük bir köyde karşı karşıya kaldığı güçlükleri şöyle aktardı: “İlk aşkım büyüdüğüm köydeki bir kız arkadaşımdı. Benim için büyük bir acıydı. Ama onun da bana âşık olduğuna inanıyorum. O çok Katolik bir ortamda yaşıyordu ve ailesiyle çok ciddi sorunlar yaşadı. Yani benimle arkadaşlığına son vermek zorunda kaldı. Ve o yaşta bu acıyı yaşamak korkunçtu. Bunun üzerine en yakın büyük kente yani Münih’e kaçtım.”

Bugüne kadar lezbiyen olduğu için doğrudan tepki görmediğini söyleyen Tina Krause, kötü bakışlara hedef olduğunu ancak çok da önemsemediğini anlatıyor. Berlin’de kendisini özgür hissettiğini anlatan Krause, gençlerden oluşan çetelerle karşılaştığındaysa dikkat ettiğini belirtiliyor.

Öte yandan Alman Lezbiyenler Birliği, eşcinselliğin suç sayıldığı ülkelerdeki gay ve lezbiyenlerle cinsel tercih nedeniyle ayrımcılığa uğrayanlara yardım etmeye çalışıyor. Ayrıca bu birlik, lezbiyen oldukları gerekçesiyle baskı görenlerin sığınmacı olarak Almanya'ya kabul edilmelerini de talep ediyor.

17/02/2010

ABD'de Cinnet Geçiren Öğretim Üyesi

ABD'nin Alabama eyaletindeki cinnet getiren bir öğretim üyesi 3 meslektaşını silahla vurarak öldürüdü.

13 Şubat 2010 ABD - ABD'nin Alabama eyaletindeki Abalama Üniversitesi'nde cinnet getiren bir öğretim üyesi üç meslektaşını öldürdü, üçünü ise yaraladı.

Polis biyoloji dersleri veren sözkonusu kişinin üniversitedeki görevinden alınmasına tepki amacıyla meslektaşlarına ateş açtığını duyurdu. Saldırgan gözaltına alındı.

13/02/2010

Venedik'te karnaval zamanı

 

Venedik Karnavalı'nın tipik kostümleri

 

Geleneksel Venedik Karnavalı, ünlü San Marco Meydanı’nda renkli görüntülerle başladı. 16 Şubat’a kadar devam edecek olan karnaval, kenti şimdiden panayır yerine çevirdi…

Bremen Karnavalı

Almanya'nın kuzeyindeki Bremen kentinde de 15 bin kişinin katılımıyla cumartesi günü samba karnavalı başladı.

Bu yıl 25'incisi düzenlenen Bremen Karnavalı, Avrupa çapındaki en egzotik festival olarak görülüyor.

Köln En çok tutulanı,

Köln'de doğmadıysanız, Köln şivesiyle konuşmuyorsanız, "gerçek bir Kölnlü" olarak kabul edilmezsiniz. Bu diğer kentlerden gelen Almanlar için de geçerlidir. Karnaval'da ise tüm sınırlar kalkar.

Kostümler kimin nereden geldiğini gizler, eğlence ve içki geceye hâkim olur. Her şey unutulur, bol bol karnaval şarkıları söylenir. Sergilenen gösterilerde sahne alan mizah ustalarıysa Alman politikacıları başta olmak üzere ünlü kişileri hicveder.  

07/02/2010

Fuhuşa Doğu Avrupa damgası
  Münih'te bir hayat kadını müşteri bekliyor
 

Münih'te bir hayat kadını müşteri bekliyor

 

AB tarafından finanse edilen ve Avrupa'daki fuhuş sektörünün durumunu büyüteç altına alan bir araştırmaya göre, AB genişleme süreciyle birlikte Doğu Avrupa ülkelerinden birçok hayat kadını Batı Avrupa'ya akın etti.

AB üye ülkelerde fuhuş sektöründe çalışanların yarısından fazlasını göçmenler oluşuyor. Almanya'daysa bu oran yüzde 63'lere yükseliyor. Hollanda'nın Amsterdam kentinde bulunan Tampep Enstitüsü, 2004 yılında gerçekleşen AB tarihinin en büyük genişleme hamlesinin "Avrupa'daki seks işçiliği üzerine etkileri" konulu bir araştırma yaptı. Araştırma, Batı Avrupa'daki fuhuş sektöründe çalışanların büyük bölümünün Doğu Avrupa'dan geldiğini ortaya koyuyor.

Hayat kadınlarının yanı sıra jigolo ve fuhuş yoluşla geçimini sağlayan transseksüeller de söz konusu araştırmada "seks işçisi" olarak tanımlanıyor. Batı Avrupa'da çalışan seks işçilerinin arasında başı Romanya, Rusya ve Bulgaristan'dan gelenler çekiyor. Romanya ve Bulgaristan 2007 yılında AB'ye kabul edilmişti. Bu üç ülkeyi Ukrayna, Beyaz Rusya, Orta Asya ve Balkan ülkeleri takip ediyor. Araştırma, Doğu Avrupa'dan gelen seks işçilerinin sayısındaki artışa neden olarak, AB'nin genişleme süreciyle birlikte Birliğe katılan Doğu Avrupa ülkelerinin vatandaşlarının oturma ve çalışma izinlerini daha kolay almasını gösteriyor. Diğer yandan son yıllarda Latin Amerika, Afrika ve Asya'dan gelen seks işçilerinin sayısında da artış yaşandı. Bu konuda Balkan ülkeleri arasında ilk sıradaysa Arnavutluk yer alıyor.

Almanya'nın seks ve eğlence merkezi: Hamburg kentinin ünlü St. Pauli semti (Reeperbahn)
 Almanya'nın seks ve eğlence merkezi: Hamburg kentinin ünlü St. Pauli semti (Reeperbahn)

Liberal yasalar

Avrupa Birliği'nin en yoğun nüfusa sahip ülkesi olan Almanya'da fuhuş sektöründe yaklaşık 400 bin kişinin çalıştığı tahmin ediliyor. Almanya, İsviçre ve Hollanda'nın yanı sıra bu konuda en liberal yasalara sahip ülkelerden biri. Seks işçiliğinin bir meslek olarak kabul edildiği Almanya'da seks işçileri gelir vergisi ödemekle ve sağlık sigortası yaptırmakla mükellef.

AB sınırları içinde seks işçiliği konusunda çok farklı yasalar uygulanıyor. İsviçre'de seks işçiliği kanunen yasak… Yaptırımlar ise özellikle müşterileri hedef alıyor. Fransa'da genelev işletmek serbestken, seks işçilerinin sokakta müşteri aramaları yasak. İtalya'da genelev işletmek, evde seksüel hizmet vermek veya bunların reklamını yapmak kanuna aykırı. İtalyan makamları ayrıca seks işçilerinin müşteri aradığı sokakların sayısına kısıtlama getirmeye çalışıyor. İtalyan mafyası ile polis arasında süren köşe kapmacada mafyanın kurnazlığı polisin işini oldukça zorlaştırıyor. Mafya sokaklarda müşteri beklemeleri için polisin dokunamadığı AB vatandaşı olan Rumen seks işçilerini gönderiyor.

Litvanya'da seks işçiliği kanunlara aykırı. Polonya'daysa temelde seks işçisi olarak çalışmaya izin verilirken, bar sahiplerinin, işletmecilerin veya müşteri bulmada seks işçilerine yardım eden kişilerin bu iş üzerinden para kazanması yasak.

Tehdit altında bir yaşam

Göçmen seks işçilerinin tüm AB genelinde gayet kötü bir sosyal durum ortalaması var. Genellikle müşterilerin, muhabbet tellallarının ya da polisin sürekli tehditlerine maruz kalıyorlar. Göçmen seks işçilerinin yüzde 57'si, yerli seks işçilerininse yüzde 43'ü gelirlerinin büyük bir kısmını üçüncü kişilere vermek zorunda kalıyor. Almanya'daysa göçmen seks işçileri arasında bu rakam yüzde 80'e yükseliyor.

Genellikle yasadışı bir şekilde ülkede ikamet eden bu kişiler sürekli sınır edilme tehlikesiyle burun buruna yaşıyor ve birçok eyalette sağlık hizmetlerinden faydalanamıyor. Seks işçilerinin yüzde 87'sini hayat kadınları, yüzde 7'sini erkekler ve yüzde 6'sını da transeksüeller oluşturuyor. Tampep Enstitüsü'nün araştırması AB ülkeleri genelinde seks işçiliğini kısıtlayacak yaslar çıkarılması yönünde bir eğilim olduğunu ortaya koyuyor.

 05/02/2010 DW

Almanya'da çalışmak için hangi şartlar aranıyor?

  Hindistanlı bilgisayar mühendisi Amit Kulkarni, çalışma amaçlı olarak Almanya'ya gelenlerden
 

Hindistanlı bilgisayar mühendisi Amit Kulkarni, çalışma amaçlı olarak Almanya'ya gelenlerden

Kalifiye iş gücü açığı bulunan Almanya, nitelikli yabancıların ülkeye çalışma amaçlı olarak gelişini kolaylaştırdı. 2009’da yürürlüğe giren düzenleme neleri içeriyor? Uzmanlar, en çok yöneltilen soruları yanıtladı.

Federal Alman Hükümeti’nin 2008 yılında aldığı kararla kalifiye yabancı iş gücünün ülkeye gelmesi için bazı kolaylıklar sağlandı. Buna göre ”üçüncü ülke vatandaşı” olarak adlandırılan Avrupa Birliği’ne üye olmayan ülkelerin vatandaşlarına da Almanya’da çalışabilme olanağı sunuluyor. Bu şekilde Türkiye’de yaşayan, yüksek okul veya üniversite mezunu Türk vatandaşlarının Almanya’da çalışma şansı bulunuyor.

İhtiyaç duyulan meslekler

Peki hangi meslek gruplarının şansı daha fazla? Bu soruyu Federal İstihdam Dairesi Berlin Brandenburg Bölge Müdürlüğü Basın Sözcü Yardımcısı Erik Benkendorf yanıtlıyor:

 ”Şimdiki duruma göre gerçekten bilişim teknolojileri alanında çalışan nitelikli elemanlar ile uzmanlaşmış kişilerin burada iş bulma şansı oldukça yüksek. Çünkü bence Almanya’da mühendislik alanında çalışan yeterince kalifiye personel yok. Böyle elemanlar olmadığı sürece de, AB vatandaşı olmayanların Almanya’daki istihdam piyasasında yer alma şansı bulunuyor.”

Diğer meslek gruplarından kişilerin Almanya’da istihdam edilmeleri ise niteliklerine ve işverenin talebine bağlı.

Aranan şartlar

Hangi meslekten olursa olsun, Almanya’da çalışmak isteyen bir Türk vatandaşının ülkeye gelmeden önce işini, Türkiye'deyken bulması gerekiyor. Almanya’daki çalışma olanakları Federal İstihdam Dairesi’nin ve özel iş bulma kuruluşlarının internet sayfalarından araştırılabiliyor. Bunun yanı sıra kişisel bağlantılar da iş bulmaya yardımcı olabiliyor.

Bilişim teknolojisi uzmanlığı veya mühendislik gibi kalifiye personelde aranan şartlar benzerlik gösteriyor. Bu kişilerin Almanya’da çalışabilmesi için Almanca bilmesi gerekmiyor. Benkendorf, örneğin bilişim teknolojileri alanında çalışacak birinin niteliklerini kanıtlayabilmesi gerektiğini söylüyor. Bunun için öncelikle yüksek okul veya üniversite diplomasının Almanya’da tanıtılması gerekiyor.

Diplomaların tanıtılması

Federal Alman Hükümeti, geçen yılın sonunda yurtdışında alınan üniversite ve yüksek okul diplomaların tanıtılmasının kolaylaştırılması kararı aldı. Gereken değişiklerin yapılarak yeni düzenlemenin 2011 yılında yürürlüğe girmesi planlanıyor. Yürürlükte olan uygulamaya göre diplomaların tanıtılması eyaletlere göre farklılık gösteriyor. Benkendorf, genel olarak diplomaların içeriğinin incelendiğini ve mezun olunan bölümdeki derslerle Alman okullarında okutulan derslerin karşılaştırıldığını belirtiyor. Diplomaların nasıl tanıtılacağına dair bilgiler, Eğitim Bakanları Konferansı’nın internet sayfasında bulunabilir.

Diğer meslek grupları

Almanya’da çalışmak isteyen doktorların diplomalarını tanıtmalarının yanı sıra ilgili sağlık dairesinden özel izin alması gerekiyor. Aşçılar da nitelikli personel arasında sayılıyor. Ancak Federal İstihdam Dairesi Berlin Brandenburg Bölge Müdürlüğü Basın Sözcü Yardımcısı Benkendorf, Almanya’da yaşayan Türklerin sayısının fazla olması nedeniyle Türkiye’den aşçı olarak gelmenin kolay olmadığını hatırlatıyor. Diploması tanınan kalifiye elemanların, bilgisayar uzmanlarının, Almanya merkezli bir firmada yönetici konumunda görevlendirilecek kişilerin ülkede çalışabilmesi için Federal İstihdam Dairesi’in onayı gerekiyor.

Üst düzey yöneticiler ile yüksek nitelikli personelin Almanya’da çalışabilmesi için Federal İstihdam Dairesi’nin onayı gerekmiyor. Bu kişilere Almanya'ya yerleşme izni verilebilmesi için yılda en az 63.600 euro kazanmaları şartı aranıyor.

Bilimsel araştırma yapmak ve üniversiteside ders vermek için Almanya’ya gelecek olanlar için de Federal İstihdam Dairesi’nin onayı gerekmiyor. Sanatçı, sporcu, manken gibi meslek gruplarına dahil olan kişiler de özel şartlara tabi, çünkü bu kişiler çoğunlukla belirli bir süre için Almanya’da çalışıyor.

Nasıl vize alınıyor?

Almanya’da iş bulan bir Türk vatandaşının ülkeye giriş yapabilmesi için öncelikle vize alması gerekiyor. Almanya’nın Türkiye’deki temsilciliklerine yapılacak vize başvurusu için başvuru formu, pasaport, eğer varsa eski pasaportlar, iki adet biyometrik fotoğraf ve Almanya’daki işverenden alınacak onay belgesi isteniyor. Berlin Eyaleti Göç ve Uyum Dairesi Danışmanı Eckhard von Zengen, bu evraklar arasında işverenden alınacak onay belgesinin önemli olduğunu vurguluyor. Bu belge ile Almanya’da hangi işte, hangi koşullarda çalışılacağı kanıtlanıyor. Von Zengen, daha sonra belgelerin ilgili Yabancılar Dairesi’ne gönderildiğini, Yabancılar Dairesi’nin de onay verip, veremeyeceğini incelediğini belirtiyor. Bu çerçevede, genellikle Federal İstihdam Dairesi’nin de onayı isteniyor.

Federal İstihdam Dairesi de söz konusu işte Almanya’da çalışacak birinin olup, olmadığını araştırıyor. Federal İstihdam Dairesi Berlin Brandenburg Bölge Müdürlüğü Basın Sözcü Yardımcısı Benkendorf bu süreci şöyle anlatıyor: ”Arka planda Almanya’daki istihdam piyasasının durumu inceleniyor. Benim iş bulduğum alanda Almanya’dan birinin çalışıp, çalışamayacağına bakılıyor. Eğer bu inceleme sonucunda olumlu sonuç alınırsa, yani Almanya’da bu alanda çalışacak kimse yoksa, uzun bir sürecin ardından, iş sözleşmesinin süresine göre esasen vize verilmesi mümkün.”

Avrupa Birliği’ne üye olmayan bir ülke vatandaşının Almanya’da çalışabilmesi için gereken önemli koşullardan biri Almanya ve Avrupa Birliği dahilinde o alanda çalışabilecek birinin bulunmaması. Berlin Eyaleti Göç ve Uyum Dairesi Danışmanı Eckhard von Zengen, bunun yanı sıra çalışma şartları ve alınacak paranın da göz önünde bulundurulduğunu hatırlatıyor: ”Yapılacak işe Almanya şartlarına göre ücret verilip, verilmediğine bakılıyor. Böylelikle kölelik benzeri çalışma koşullarının oluşması engelleniyor.”

Almanya'ya gelince ne yapmak gerekiyor?

En az üç ay kadar süren incelemelerin ardından eğer gereken şartlar sağlanıyorsa vize alınabiliyor. Federal İstihdam Dairesi’nden Erik Benkendorf, üç ay geçerli olan bu vize ile Almanya’ya gelen kişinin en kısa zamanda oturma izni almak için ilgili Yabancılar Dairesi’ne gitmesini tavsiye ediyor. Benkendorf, Yabancılar Dairesi’nin oturulan evi, iş sözleşmesi çerçevesinde yeterli ücret ödenip ödenmediğini, bu paranın geçinmek ve eğer varsa diğer aile bireylerini geçindirmek için yetip yetmediğini incelediğini belirtiyor. Kazanılan paranın geçimi sağlayacak düzeyde olmasının önemli olduğunu vurgulayan Benkendorf, devletten yardım almamak gerektiğini söylüyor. Bu incelemelerin ardından da iş sözleşmesinin süresine göre oturma izni veriliyor. İlk etapta oturma izni en fazla üç yıllığına veriliyor. Ayrıca çalışma izni almak gerekmiyor. Oturma izninin üzerinde çalışabileceğine dair damga bulunuyor. Ancak bu oturma ve çalışma izni, belirli bir meslek, işveren veya kent ile sınırlı olabiliyor.

Eşlerin durumu

Almanya’ya çalışmak için gelenler yanlarında eşlerini ve çocuklarını da getirebiliyor. Berlin Eyaleti Göç ve Uyum Dairesi Danışmanı Eckhard von Zengen ancak çalışanın görevine bağlı olarak, eşlerin ve çocukların gelme koşullarının farklılık gösterdiğine dikkat çekiyor: ”Üniversite mezunlarının eşlerini yanlarında getirmeleri çok daha kolay. Büyükelçilik, Yabancılar Dairesi’ne sormadan tek başına karar verebiliyor. Bu durum özellikle Alman organizasyonları tarafından görevlendirilen kişiler için geçerli. Çocuklar da sorunsuz bir şekilde Almanya’ya gelebiliyor. Bazı durumlarda ise ücretli olarak çalışan, mesela sanayide çalışacak biri önce tek başına gelebilir, daha sonra da eşini yanına aldırmak için başvuruda bulunabilir.” Almanya’da çalışan nitelikli elemanlar, yöneticiler ve bilim insanlarının eşlerine oturma izniyle birlikte süreli çalışma müsadesi de veriliyor. 

02/02/2010 DW

Keziban Daisy'i arattı

 

Almanya'yı etkisi altına alan yeni soğuk hava dalgası 'Keziban', eski soğuk hava dalgası 'Daisy'i mumla aratıyor. Haftasonunda kar yağışı ve buzlanma yüzünden yüzlerce kaza meydana gelirken, yollar trafiğe kapandı.

Almanya'da 'keziban' adlı yeni soğuk hava dalgası haftasonunda özellikle kuzey Almanya'yı olumsuz etkiledi. Meclenburg-Vorpommern Eyaleti'nde son 32 yılın en soğuk kışı yaşanıyor. Eyalette Rostock, ve Schwerin gibi birçok kentte otobüs ve tramvaylar kar yağışı yüzünden çalışmıyor. Özellikle küçük yerleşim birimlerinin dış dünya ile bağlantısı kesildi. Birçok otobanın kardan temizlenmesi çalışmaları sürüyor.

Keziban soğuk hava dalgası trafiğin yanı sıra çok sayıda spor ve kültür etkinliğini de olumsuz etkiledi. Dün oynanması planlanan Hansa Rostock- Union Berlin maçı ileri bir tarihe ertelendi. Eyaletteki diğer spor müsabakaları da ertelendi. Yetkililer kar yüksekliğinin 50 cm'ye ulaştığını belirtiyor.

2 bin kaza meydana geldi

Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti'nde ise haftasonunda 24 saat içinde 2 bin trafik kazasının meydana geldiği açıklandı. Yetkililer kazaların tamamının kar yağışı ve buzlanma yüzünden meydana geldiğini, 100 kişinin yaralandığını açıkladı.

Bavyera'da durum

Güneyde Bavyera'da da kötü hava şartları hayatı olumsuz etkiliyor. Bavyera'da meydana gelen trafik kazalarında iki kişi ölürken, yüzlerce kişi de yaralandı. Eyaletteki birçok futbol karşılaşması ertelendi.

Buzlanma kırıkları artırdı

Hamburg'da buzlanma yüzünden vatandaşların sık sık düştüğü ve haftasonunda yüzlerce kişinin kaburga, kol ya da bacaklarını kırdıkları için hastanelere akın ettiği bildirildi. Bu arada Hamburg'da karın tadını çıkarmak isteyen binlerce kişi, donan Alster nehrine akın ederek, açık havada piknik yaptı.

31/01/2010

Slovak polisinden 'bomba gibi skandal'

Slovakya basını haftalardır Stefan Gonda adında bir Slovakya vatandaşın peşinde.

Son zamanlarda ülkedeki en ünlü isim haline gelen 49 yaşındaki elektrik tamircisinin yaşadıkları, bazılarına göre komedi filmlerini aratmayacak nitelikte.

Ama tabii hayatı altüst olan Stefan Gonda’ya soracak olursanız, Slovakya polisinin beceriksizliği yüzünden, kendisinin tesadüfen içine düştüğü durum ancak kara mizahla açıklanabilir.

Olaylar dizisini başlatan kıvılcım Slovakya’da değil, Amerika Birleşik Devletleri'nde aranmalı.

Geçen Noel’de Nijeryalı bir yolcunun bir uçağı havaya uçurma girişimi üzerine, durumdan kendine vazife çıkaran Slovakya polisi, uçaklarda patlayıcı arama tatbikatı yapmaya karar verir.

Dünyanın tüm ülkelerinde polis havaalanlarında patlayıcı ararken, 5 milyon nüfuslu küçük Slovakya’nın güvenlik güçleri de "bizim neyimiz eksik" deyip işe girişirler.

Deneyimli polis köpekleri havaalanına sevk edilir ve yolcuların valizlerindeki patlayıcıları bulmak için köpekler göreve koşulur.

Ama köpeğin valizdeki patlayıcıyı bulabilmesi için, o patlayıcının önce yolcunun valizine girmesi lazım.

Sekiz bavula patlayıcı

İşte bu noktada Slovak polisi, tatbikatın başarılı bir şekilde yapılabilmesi amacıyla "tarihi" bir karar alır ve yolculara haber vermeden, 8 yolcunun valizine gizlice patlayıcı yerleştirir.

Dikkat tehlike! Bu valizi Slovakya polisi kontrol etmiştir.

Bir Slovak gazetesinin, Slovak polisinin tatbikatına ilişkin esprisi

Sonra da kontroller esnasında, köpeklerin yardımıyla patlayıcılar ortaya çıkarılır.

Ama uçaklar kalkarken bir sorun olduğu ortaya çıkar:

Gizli elemanlar sekiz yolcunun valizine patlayıcı yerleştirmişken, köpeklerin ortaya çıkardığı patlayıcı sayısı yedidir.

Yani bir yolcu, valizinde koca bir uçağı rahatça havaya uçurabilecek 500 gramlık bir plastik patlayıcıyla şimdi bir yerlere doğru seyahat etmektedir.

Slovakya polisi önce paniğe kapılır.

Ama rezaletin ortaya çıkmasından fena halde korkan amirler, olayı kimseye söylemezler.

Ancak dördüncü gün, patlayıcının depoda eksik olduğu, denetimler esnasında ortaya çıkınca, skandalın gerisi çorap söküğü gibi gelir.

Patlayıcı madde dairesinden, özel polis komutanlığına, oradan içişleri bakanlığına, sonra da başbakana açılan telefonların ardından acil bir şekilde İrlanda polisiyle bağlantı kurulur.

 
 

SLOVAKIA IRELAND POLICE

Patlayıcılar İrlanda'ya gitti

Çünkü, sekizinci patlayıcı, Slovakya basının şimdi her yerde aradığı, İrlanda’nın başkenti Dublin’de göçmen işçi olarak çalışan ve Noel tatilinden sonra işbaşı yapmak için İrlanda’ya dönen Stefan Gonda’nın valizine yerleştirilmiştir.

Slovakya polisinin verdiği "Dublin'de bir Slovak vatandaşının valizinde yarım kilo patlayıcı var" haberi üzerine İrlanda terörle mücadele timleri harekete geçer.

Bütün mahalle kapatılır ve özel tertibatlı güvenlik güçleri bir baskınla, hiçbir şeyden haberi olmayan zavallı Slovak işçinin evini basar ve bombayı valizde bulurlar.

Olup bitenlerden hiçbir haberi olmayan ve kapısını kırıp evine giren terörle mücadele timleri nedeniyle dehşete kapılan Stefan Gonda, 3 saat gözetimde kalır.

Ve ancak Slovakya büyükelçisinin açıklamalarıyla ve defalarca özür dilemesiyle kurtulabilir.

Ama polisten çıkıp evine giden Slovak elektrik tamircisini bu kez de basın ordusu beklemektedir.

Başına gelenlere bir anlam veremeyen Slovak işçi, izne ayrılıp memleketine döner, olup biteni unutabileceği sakin bir köşeye çekilip gözlerden kaybolur.

Slovakya hükümeti ise yaşanan rezaleti unutturmak için olup bitenlerin sadece güvenliği arttırmak için yapıldığını anlatmaya çalışır.

Ama Slovakya polisinin beceriksizliğinin üzerine tüy diken bir gelişme daha olur:

Sonraki günlerde bir yetkili, sorumluluğun sadece Slovakya polisine ait olmadığını, İrlanda polisinin de inen uçakta bombayı ortaya çıkaramadığı için sorumlu olduğunu iddia eder.

Slovakya'da bir gazetenin hazırladığı esprili valiz pulları

 

Slovakya'da bir gazete, polisin uygulaması hakkında esprili
valiz pulu hazırladı

Esprili valiz pulları

Peki tüm bunlar olurken Slovakya halkı nasıl tepki gösterdi?

Slovakya’nın en büyük gazetelerinden Sme geçenlerde baş sayfadan, valizlerin üzerine yapıştırılmak üzere hazırlanmış pulları tanıtan bir haber yayınladı.

Fotoğraftaki pulların birinin üzerinde İngilizce olarak şunlar yazıyordu:

"Dikkat tehlike! Bu valizi Slovakya polisi kontrol etmiştir."

İkinci pulun üzerinde ise Slovakça polise hitaben şunlar yazıyordu:

"Lütfen valizime patlayıcı yerleştirme."

Hükümet hemen bu pulları hazırlayanları "vatansever olmamakla" suçlasa da, halk olaylara gülüp geçmekle yetiniyor.

Eh, ne de olsa onlar Çek kuzenleri Kafka’nın bürokrasiyi topa tutan kara mizahı ve Jaroslaw Haşek’in devleti ince eleştirilerle gırgıra alan eserleriyle yetişmiş olan bir kuşağın mensupları.

22/01/2010-Tarık Demirkan-Budapeşte

Güney Korelilere 'bebek yapın' çağrısı

Bebeğin eli

 

Güney Kore'de doğum oranlarındaki düşüklük hükümeti harekete geçirdi

Güney Kore'de kamu çalışanlarına alışılmadık bir çağrıda bulunuldu:
Eve gidin ve çoğalın!

Ülkede düşen doğum oranlarından kaygılanan Sağlık Bakanlığı çareyi çalışanlarından bu akşam işten erken çıkarak sevdikleriyle beraber vakit geçirmeleri talimatını verdi.

Saat 19'da tüm kamu binalarındaki ışıklar kapatılarak bu sayede çalışanların evlerine erken gitmeleri sağlanacak.

Bu uygulamanın her ay tekrarlanması planlanıyor.

Güney Kore dünyada en düşük doğum oranlarının olduğu ülke, öyle ki bu oranların komşu Japonya'dan da düşük olduğu belirtiliyor.

'Örnek olun'

Güney Kore hükümeti, yeni doğan sayısını artırmayı öncelikleri arasına almış görünüyor, zira toplumun giderek yaşlanması, istihdam edilecek insan sayısının azalmasını ve sağlık hizmetlerine yapılan harcamaların da artmasını getiriyor.

Bazılarınca şakayla karışık "Çöpçatanlık Bakanlığı" diye anılmaya başlanan Sağlık Bakanlığı ise bu anlamda itici rol üstlenmiş durumda, bu nedenle çalışanlarının halka örnek teşkil etmesi gerektiğine inanıyor.

Örneğin birden fazla çocuğu olan çalışanlara cömert hediyeler verilirken, bürokratlar arasında ilişkiyi artırmak amacıyla sosyalleşmelerini sağlayacak toplantılar düzenleniyor.

Ancak hükümetin bu tutumuna karşı çıkanlar da yok değil.

Onlara göre asıl çözüm, çocuk bakımı ve eğitiminin ailelerin sırtında oluşturduğu yükü kaldıracak bir reform yapmaktan geçiyor.

Zira bu yük bir çok genç çifti aile kurma fikrinden uzaklaştırıyor. 20/01/2010-John Sudworth-BBC Seul muhabiri

Kadın hakları için sözleşme var, uygulama yok
Kadın Hakları

 

BM Nüfus ve Kalkınma Konferansı'nın 1994'de Kahire'de düzenlediği toplantı, kadın hakları açısından bir kilometre taşı olarak görülüyor. Ancak kararların uygulanmasında dünyanın birçok ülkesinde sıkıntılar yaşanıyor.

1994 yılında Kahire'de düzenlenen BM Nüfus ve Kalkınma Konferansı, kadın hakları konusunda alınan kararlarda bir kilometre taşı olarak görülüyor. Bundan tam 15 yıl önce BM'ye üye 179 ülke tarafından imzalanan resmi sonuç bildirgesinde ilk kez, cinsellik, aile planlaması, sağlık ve insan hakları konuları yer aldı. Ancak imzalanan eylem planındaki kararlar,  politik ve ekonomik nedenlerden dolayı birçok ülke tarafından yerine getirilmedi. Ancak, aralarında Uluslararası Aile Planlama Federasyonu'nun (IPPF) da bulunduğu bazı sivil toplum örgütleri, alınan kararların yerine getirilmesi için imza atan ülkelere baskı yapmayı kararlaştırdı.

Kahire'de alınan kararlar

Yoksullukla mücadelenin en etkin yollarından biri, doğum kontrol yöntemleri konusunda insanların bilgilendirilip, bu konudaki ilaç ve kaynaklara ulaşmasının sağlanması.  Gelişmekte olan ülkelerde bu konuda ilerleme kaydedilmesi için kadın ve kız çocuklarının eğitilmesi kararı, ilk kez, 1994 yılında Kahire'de yapılan BM Nüfus ve Kalkınma Konferansında kabul edilen eylem planında yer aldı. Kadın-erkek eşitliği, özel hayatın gizliliği ve insanların kendi bedenleriyle ilgili karar verme özgürlüğü, cinsellik yasalarının temelini oluşturdu. Ama bu yasaların uygulanması ise beklenildiği gibi olmadı. Almanya'daki ilk ve tek Cinsellik ve Aile Planlaması Yüksekokulu'ndan Profesör Ulrike Busch bu konuda uluslararası alanda atılması gereken daha çok adım olduğuna dikkat çekiyor. Anne ölümleri, doğum kontrol ilaçlarına ulaşma, riskli gebelik, HIV virüsü, AIDS ve cinsel eğitim. Bunlar üzerinde önemle durduğumuz konulardan. Uluslararası alanda bu haklar farklı şekillerde ele alınıyor. Yılda yaklaşık yarım milyon kadın riskli gebeliklerini doktor kontrolünde geçirmiyor ya da sağlık görevlileri olmaksızın gerçekleşen doğumlarda kadınlar hayatlarını kaybediyor. Ayrıca 3 milyonunun üzerinde bebeğin de hamilelik sırasında ve doğumdan kısa süre sonra öldüğü dikkate alınırsa uluslararası alanda yapılması gereken daha ne kadar çok işin olduğu ortaya çıkıyor.“

Alınacak önlemler

Bu konuda alınacak en büyük önlem ise bilinçlendirme ve iyi bir eğitim. Halle Üniversitesinden Jinekolog Eva Johanna Kantelhart, doğum esnasındaki bebek ölümlerine karşı, iyi eğitilmiş ve mobilize edilmiş ebelerin önemini ortaya koyan şöyle bir örnek veriyor:  „Bu konuda Malezya parmakla gösterilecek örnek bir ülke. 1960'lı yıllardan beri ülkedeki anne ölümleri oranında büyük ölçüde düşüş yaşandı. Bugün Avrupa standartlarında ulaştığını söyleyebilirim. Köylerde görev yapabilecek, birçok eğitimli ebe yetiştirildi ve onlara motosiklet dâhil her türlü araç ve teçhizat sağlandı. Tabi burada geleneksel ebelerden değil, en az 3 yıl sağlık eğitimi almış ebelerden söz ediyorum. Böylece tıbbî olarak refakat edilen doğumların sayısı artınca, ülkedeki anne ölümleri de yüzde 10-15 oranında düştü.“    

Aynı başarının Sri Lanka'da da gösterildiğine dikkat çeken jinekolog Kantelhardt, Afrika ülkeleri Burkina Faso ve Sierra Leone gibi ülkelerde de son yıllarda iyileşme kaydedildiğini belirtiyor. Bu nedenle Uluslararası Af Örgütü Mart ayında başlatacağı bir kampanya ile bu konuya dikkat çekmek istiyor.

Aile planlaması konusundaki kalkınma yardımları

Anne ölümlerine yol açan bir başka neden de özellikle kırsal kesimlerdeki yoksul ve genç kadınların, modern aile planlamasından yoksun olmaları. Her yıl 80 milyon kadın istemediği halde hamile kalıyor ve hâlâ 200 milyona yakın kadın, doğum kontrol yöntemlerinden istedikleri halde faydalanamıyor. Çünkü bunun için gerekli ilaç ve kaynaklardan mahrumlar. Bu kadınlara ihtiyaç duydukları doğum kontrol ürünlerinin temin edilmesi için yıllık yaklaşık 3 milyar euro kalkınma yardımı gerekiyor. Bu para, birçok kadının hayatını kurtarabilir. Zira istatistikler, istenmeyen gebelikler önlenirse anne ölümlerinin de dört de bir oranında düştüğünü gösteriyor. Bu oranla, BM'nin milenyum hedeflerine de neredeyse ulaşılmış olacak.

Ancak cinsel bilinçlendirme projelerinin artırılmasına yönelik sınırılı destek sadece kalkınmakta olan ülkelerin sorunu değil. Örneğin Almanya'da da çocuklarının okullardaki cinsel bilgiler dersine girmesini istemeyen anne babaların sayısı her geçen gün artıyor.  Ayrıca Almanya'daki  muhafazakâr görüşlü bazı etkin kilise temsilcileri ve politikacılar da Almanya'nın Kahire'deki cinsel eğitim ve bu yöndeki sağlık haklarının iyileştirilmesi için hazırlanan eylem planının hayata geçirilmesi için taahüt ettiği yardımları engelliyor.  2001-2004 yılları arasında aile planlaması alanındaki kalkınma yardımlarına ayrılan bütçe, yüzde 30'dan yüzde 9'a düştü. 

21/01/2010

Rusya'da Karakolda Dövülen Gazeteci Öldü

Rusya’nın Tomsk kentinde sarhoş olduğu için karakolda dövülen gazeteci öldü. Doktorlar gazetecinin iç kanama geçirdiğini ve muhtemelen cinsel saldırıyı uğradığını belirtti. Adı açıklanmayan gazeteciyi döven polis tutuklandı, hapishanede sarhoşların tutulduğu hücre de kapatıldı.

Gazetecinin mesleğinden ötürü dövülüp dövülmediği araştırılıyor.

Basın özgürlüğünü savunan kuruluşlara göre Rusya, gazeteciler için en tehlikeli ülkelerden.

Ancak Rus insan hakları savunucuları, bu olayın polis mezalimi ve alkolizm sorunlarını tartışmaya açtığına işaret ediyor.

21/01/2010

New York'ta geleceğin alışverişi

 

Markette kendi başına dolaşan alışveriş arabaları, alışverişinizi tamamladığınızda tutarı banka hesabınızdan düşen akıllı bir kasa. Deutsche Welle'den Miriam Braun New York'ta geleceğin alışveriş konseptini test etti...

Küçük, ince ve elbette ki dokunmatik. Bunlar hayatımıza son dönemde giren teknolojik cihazların çoğunda görmeye alıştığımız özellikler. Ancak kim derdi ki sebze meyve alışverişinde de böyle bir cihazla karşılaşacağız. Teknoloji ürünleri geliştiren Bizerba şirketinden Tudor Androniç kendi ürettikleri tartının üzerine bir adet muz yerleştiriyor ve ürünün bir muz olduğu bilgisini giriyor.

İşin asıl ilginç kısmı ise bundan sonra başlıyor. Tartı, girdiğimiz bilgileri kaydederek, artık üzerine muz koyduğumuzda bunu kendiliğinden tanır hale geliyor. Üstelik hepsi bu kadarla sınırlı değil. Tartı bize satın alacağımız ürünün kaç kalori tuttuğundan, ne kadar vitamin içerdiğine kadar birçok ek bilgi de veriyor. Hatta aldığımız etin hangi şarapla iyi gideceğini bile söylüyor.

Androniç, ürettikleri tartının aslında hem müşterinin hem de market sahibinin işini kolaylaştıracak bir bilgisayarın sadece görünen kısmı olduğunu belirtiyor: "Mesela çilek... Bana otomatik olarak tüketimin nasıl olduğu, bugün satışların nasıl olacağı ve depoda ne kadar ürün kaldığıyla ilgili bir grafik çıkarıyor. Böylece fiyatı değiştirme ya da bir kampanya başlatma imkanımız oluyor."

"Havalar da soğudu"

Hepsi güzel hoş da "Hava çok soğuk, şimdi kim evden çıkacak da alışverişe gidecek" diyorsanız Zugara adlı giyim firması bu sorunu da çözmüş. "İnternet üzerinden aldığım giysiler ya üzerime olmaz ya da bana yakışmazsa" diye mi endişeleniyorsunuz?

Onun da artık çözümü var. Tüm ihtiyacınız internet bağlantısı olan bir bilgisayar ve bir webcam.

Christin ellerini havada hareket ettirip bize ne yapmamız gerektiğini anlatıyor: "El hareketlerimle denemek istediğim giysiyi seçiyorum. Üzerime yerleştirerek nasıl göründüğüne bakabilir, almak istersem direkt alışveriş sepetime ekleyebilirim. Beğenmezsem buradan yeni bir kıyafet seçerim. İşte bu kadar kolay ve zevkli…"

Eğer denediğiniz eteğin yakışıp yakışmadığına karar veremediyseniz Facebook veya başka bir sosyal paylaşım platformuna görüntüyü gönderip, arkadaşlarınızın fikrine de başvurabilirsiniz. Zevkine en güvendiğiniz arkadaşınız şu an iş gezisi için Avustralya'da mı? Video konferans bağlantısı seçeneğiyle sanki yanınızdaymış gibi alışverişe devam etmek mümkün.

  Bizerba şirketinden Tudor Andronic
 

Bizerba şirketinden Tudor Andronic

Kişisel satış danışmanı

Alışverişe çıkmak istiyorsunuz, fakat herkesin yapacak başka işleri var. IBM Firması'nın yeni kişisel satış danışmanı sayesinde bundan sonra tek başınıza alışveriş yapmak zorunda değilsiniz. Bu yeni cep telefonu uygulaması mağazadaki Cisco firmasının ağ sistemi tarafından tanınıyor ve bağlantı kurulunca telefonunuzun ekranında danışmanınız sizi gülümseyerek selamlıyor.

IBM'den Fenil Şah, uygulama konusunda şu bilgileri veriyor: "Sistem, biri mağazaya girdiğinde bunu fark ediyor ve uygulamayı kullanıma açmanız için size bir sinyal gönderiyor. Sizin eski alışveriş alışkanlıklarınızı biliyor veya mağazadaki en son yenilik ve kampanyaları da aktarıyor. Eğer evdeyken bir alışveriş listesi oluşturduysanız, ekranda mağazanın planı ve bir rota beliriyor. Bu şekilde aradığınızı daha kolay buluyorsunuz."

Hızlı, kolay ve yüksek teknoloji ürünü... Para harcamak giderek daha kolay hale geliyor. Parayı kazanmak için aynı şeyi söylemek ise o kadar kolay olmasa gerek!

15/01/2010 DW

©2006

   

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya