HAZER.TV

 

Yaşam

Aktüel

Yaşam

Din

Sağlık

Rejim

Cinsel sağlık

Sinema

Sanat

Moda

Fashion

Resim Şov

Video

Resim İndir

Yaşam Haberleri-7

 

Çin'de ilginç yasa tasarısı

Çin'de yaşam

 

Çin’in Guangzhou kentinde yetkililer, kamu düzenini sağlamak için yasal yöntemlere başvuruyor. Yeni yasa tasarısına göre, yere tükürmek ya da izmarit atmak evden çıkarılma gerekçesi sayılabilecek.

Yere tükürmek ya da izmarit atmak şimdiye kadar yalnızca görgü kurallarına uygun olmayan, kaba davranışlar olarak değerlendiriliyordu. Ancak Çinli yetkililer, bu tür kamu düzenini bozan davranışların cezaya tabi olması için harekete geçti. Çin'in güneyindeki Guangzhou kenti yetkilileri tarafından hazırlanan yasa tasarısında, yeni bir ceza sisteminin yürürlüğe konması öngörülüyor. Buna göre, kamu düzenini bozan davranışlar sergileyerek belli bir ceza puanı limitinin üzerine çıkanlar, devlet tarafından teşvik edilen sosyal konutlarda oturuyorlarsa, evlerini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalabilecek. Yetkililer, bu sistemin amacının , “hijyenik, medeni, güvenilir ve uyum içinde bir yaşam alanı oluşturulabilmesi” amacını taşıdığını açıkladı.   

Yanlış park etmek de suç

Yasa tasarısına göre, yere tükürmek, yanlış park etmek ya da çamaşırları dışarıya asmak “üç ceza puanı” alan eylemler olarak sınıflandırılacak. Öte yandan patlayıcı ya da zehirli madde bulundurmanın çok daha yüksek bir cezaya tabi tutulması planlanıyor. İki sene içinde ceza puanı 20’nin üzerine çıkanlar, evlerini kaybedebilecek. Yetkililer, yasayı yürürlüğe koymadan önce kamuoyunun bu konudaki tepkisini ölçmek istediklerini belirtti.

 09/01/2010

Portekiz'den eşcinsellerin evlenmesine onay

 
 

Portekizli eşcinseller evlilik hakkını
elde etti

 

 

Portekiz Parlamentosu, eşcinsellerin evlenmesine izin veren bir yasayı onayladı.

Ancak yasanın eşcinsel çiftlerin evlat edinmelerine imkan verecek şekilde değiştirilmesi yolundaki öneriler reddedildi.

Yasanın onaylanmasıyla Portekiz Avrupa'da Belçika, Hollanda, İspanya, İsveç ve Norveç'in ardından, eşcinsel evliliklere izin veren altıncı ülke olacak.

11/11/2010 BBC Türkçe

Güney Afrika'da First Lady Tartışması

 
 

Başkan Jacob Zuma

Güney Afrika Devlet Başkanı Jacob Zuma üç eşinden hiçbirinin ülkenin
resmi First Lady’si olmadığını söyledi.

Devlet Başkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada Güney Afrika’da first lady’lik makamı olmadığı kaydedildi. Başkan Zuma üçüncü eşiyle geçtiğimiz Pazartesi günü evlendi.

Açıklamada Zuma’nın istediği takdirde resmi davetlere üç eşiyle de katılabileceği ifade edildi. Başkan Zuma dördüncü bir bayanla da nişanlı bulunuyor.

Güney Afrika’da çok eşlilik yasal ve yerel Zulu kültürünün bir parçası. Kadın hakları savunucuları bu geleneği eleştiriyor.

5 kez evlenen Başkan bir eşinden boşanmış, bir diğer eşi ise intihar etmişti. Zuma’nın 19 kayıtlı çocuğu bulunuyor. 

06/01/2010

Kim demiş kadından filozof olmaz diye

Düşünen Adam

 

 Auguste Rodin'in Paris'te bulunan Rodin Müzesi`nde sergilenen "Düşünen Adam" adlı heykeli

 

  Felsefeyle ilgilenen kadınların sayısı her geçen gün artıyor
 

Felsefeyle ilgilenen kadınların sayısı her geçen gün artıyor

Kadın düşünürler, Birleşmiş Milletler Eğitim ve Kültür Örgütü UNESCO’nun da desteğiyle kurulan bir ağ etrafında, Paris’te bir araya geldi. Pekiyi bir kadın düşünür, dünyayı bir erkekten ne ölçüde farklı yorumlayabilir?

Uluslararası kongrelerde, seminerlerde ya da üniversitelerde konu felsefe olunca “Bu kadar erkek düşünürün arasında, neden bir kadın filozof yok?” sorusu sık sık dile getiriliyor. “Kadınlardan filozof olmaz” yönündeki yerleşik kanıyı kırmak isteyen kadın düşünürler, Birleşmiş Milletler Eğitim ve Kültür Örgütü UNESCO’nun da desteğiyle kurulan bir ağ etrafında biraraya geldi. Şu anda 71 ülkeden bin 304 üyesi bulunan bu ağın ilk toplantısı geçen günlerde Paris’te yapıldı.

Toplam 1.304 üye

Kadın filozoflar ağının Paris’teki toplantısına 5 kıtadan 82 filozof katıldı. Bu oluşumun aralarında Avustralya, Rusya, Hindistan, Venezüella gibi ülkelerin de bulunduğu 71 ülkeden toplam bin 304 üyesi bulunuyor. Ancak üyelerin üçte ikisi Avrupalı ve Kuzey Amerikalı filozoflar. 49 üyesi bulunan Afrika ülkeleri en alt sırada yer alıyor. Afrikalı kadın düşünürlerden biri de Senegalli Diagne Mbengue. Dakar'daki Şeh Anta Diop Üniveristesi'ndeki “İnsan ve Toplum” bölümünün başkanı olan Mbengue, erkeklerin baskın olduğu bir alanda kendilerini kabul ettirmeye başladıklarını söylüyor: “Kadın filozof olmak her zaman kolay değil. Kadın filozofların sayısı fazla olmasa da, ne mutlu ki Senegal toplumunda da bu konuda gelişmeler oluyor. Liselerde felsefe dersleri veren kadın öğretmenler var. Üniversitede ise bölümde 15 erkeğin arasında yalnızca iki kadınız. Ancak bence erkeklerin yoğun olduğu bir alanda kendimizi kabul ettirmeyi başardık.”

"Felsefeyle ilgilenen kadınların sayısı artıyor"

Senagalli filozof, üniversitede felsefe okuyan kadınların sayısında da sevindirici bir artış olduğunu belirtiyor. Mbengue, kadın filozoflara ilişkin bir takım önyargılar olduğuna dikkat çekiyor: “Kadın filozof; bu olgu hep şaşkınlık yaratıyor. Zira insanlar, kadınların entelektüel olamayacağı fikrine kendilerini alıştırmışlar. Bu nedenle kadın filozoflar çekinceye de neden oluyor. Böyle kadınların daha zor olduğu düşünülüyor; tuhaf sorular sormasından, normal kadınların göremeyeceği sorunları gündeme getirmesinden korkuyorlar. Ancak belli bir süre geçtikten sonra felsefenin aslında ne ile ilgili olduğunu anlıyorlar.”

Hedef görüş alışverişinin sağlanması

Senegalli kadın filozof, kadın düşünürler arasında uluslararası bir ağ kurulmasının çok faydalı olacağına dikkat çekiyor. Bu oluşum sayesinde kadın düşünürlerin birbirleriyle dayanışma içinde olması ve uluslararası alanda görüş ve bilgi alışverişinde bulunması hedefleniyor. Birleşmiş Milletler Eğitim ve Kültür Örgütü UNESCO'nun felsefeden sorumlu üyesi sorumlu üyesi Moufida Goucha, bu ağın kurulmasında rol oynayan bir isim. Goucha, kadın düşünürlere yalnız olmadıkları hissini vermeyi amaçladıklarını belirtiyor: “Bizim için önemli olan şu: Bu düşünürlerin bilgisini yayabilmek. Onları tanıtmak. Bir kadın düşünür bana ‘nihayet biri benim farkıma vardı, şimdiye kadar kendimi üniversitede hep yalnız hissettim. Şimdi büyüyen bir topluluğun parçası olduğumu ve yalnız olmadığımı hissediyorum’ dedi. Mali ya da Tunus gibi ülkelerde kadın düşünürler kendilerini çok yalnız hissedebiliyor.”

Feminist felsefe tartışmaları

Peki bir kadın düşünür, dünyayı bir erkek düşünürden ne ölçüde farklı yorumlayabilir? Pekin'deki Tschingua Üniversitesi’den felsefe profesörü Xiao Wei şöyle konuşuyor: “Felsefi kavramları tanımlamak zorundayız. Felsefe tam olarak nedir? Feminizm nedir? Feminist düşünür kimdir? Feminist felsefe nedir? Bu konuda bir açıklık yok ve bazı kadın düşünürler feminizm alanında eser vermiş olmalarına rağmen, feminist olarak görülmek istemiyor. Bu konuda daha tartışılacak çok şey var.”

31/12/2009 DW

Finlandiya'da alışveriş merkezine saldırı

 

Finlandiya’da büyük bir alışveriş merkezine silahlı saldırı düzenlendi.

Saldırıda ilk belirlemelere göre 4 kişi hayatını kaybetti.

Görgü tanıklarının ifadelerine göre, Finlandiya'nın en büyük şehirlerinden biri olan Espoo'daki alışveriş merkezinin ikinci katında siyah elbiseli bir kişi rastgele etrafa ateş açtı. Polis saldırganın 43 yaşındaki İbrahim Shkupolli olduğunu açıkladı.

Finlandiya televizyonlarına konuşan polis yetkilileri saldırıda 4 kişinin öldüğünü söyledi. Saldırıda çok sayıda kişinin de yaralandığı bilgisiaktarılıyor.                                                 

Polis, 43 yaşında olduğu açıklanan ve sabıka kaydı bulunan saldırganı bulmaya çalışıyor. AFP'ye konuşan Polis Şefi Jyrkky Kallio, "Saldırganın henüz nerede olduğunu bilmiyoruz, ama kim olduğunu biliyoruz" dedi. 

Saldırı sonrası alışveriş merkezi boşaltılmaya başlanırken, bina polis tarafından ablukaya alındı.  Saldırının gerçekleştiği Sello isimli alışveriş merkezinin, İskandinav bölgesinin en büyük alışveriş merkezlerinden biri olduğu belirtildi.

Finlandiya'da geçen sene bir meslek okulu öğrencisi, dokuz öğrenci ve bir öğretmeni öldürdükten sonra intihar etmişti. Ülkede 2007 yılında gerçekleşen bir olayda ise 18 yaşındaki lise öğrencisi, kendisi dahil sekiz kişiyi öldürmüştü. 

Finlandiya, sivil halkın silah sahibi olması bakımından dünyanın ilk beş ülkesi içinde bulunuyor.

31/12/2009 Hürriyet

2009 Gazeteciler İçin Kanlı Bir Yıl Oldu

The International Federation of Journalists ifj

Merkezi Brüksel’deki Uluslararası Gazeteciler Federasyonu, 2009’u basın mensupları için kanlı ve korkunç bir yıl olarak niteledi. 2009’da 137 gazetecinin öldüğü bildiriliyor.


Yapılan açıklamada 113 gazetecinin hayatlarını kaybederken doğrudan hedef alındıkları belirtildi
Uluslararası Gazeteciler Federasyonu, 2009’da gazeteciler için en tehlikeli olan ülkeler arasında Filipinler, Somali ve Meksika’yı saydı. En çarpıcı sonuçların Filipinlerden geldiği, Kasım ayında ülkenin güneyinde yaşanan çatışmalarda 38 gazetecinin öldürüldüğü belirtiliyor.

Federasyon ayrıca, basına yönelik şiddet tehdidinin demokrasiye yönelik bir tehdit olduğunu ve hükümetlerin basın mensuplarını korumak için daha çok çalışması gerektiğini savundu.

31/12/2009 Voa

Hollanda'ya çıplak tarayıcılar geliyor

Hollanda, vücudu çıplak gösteren tarayıcıları
Amsterdam’daki Schiphol Havalimanı’nda kullanmaya başlayacağını açıkladı.
Çıplak tarayıcılar, ilk aşamada ABD’ye giden yolcular için öngörülüyor.

 

Tarayıcılar yolcuları elbisesiz gösteriyor

 

Tarayıcılar yolcuları elbisesiz gösteriyor

 

Avrupa Birliği ülkelerinde kişisel dokunulmazlık hakkını zedelediği gerekçesiyle tartışmaya yol açan çıplak tarayıcıların Amsterdam'daki Schiphol Havalimanı'nda önümüzdeki günlerde kullanılmaya başlanacağı açıklandı.

Hükümetin bu yöndeki kararını Lahey'de düzenlenen basın toplantısında açıklayan Hollanda İçişleri Bakanı Guusje ter Horst, ilk aşamada ABD'ye giden yolcuların çıplak tarayıcıdan geçeceğini söyledi.

Saldırgan Amsterdam'dan binmişti

Hollandalı Bakan, 25 Aralık'ta Amsterdam – Detroit seferini yapan Amerikan uçağına yönelik saldırı girişimi nedeniyle bu kararın alındığını dile getirdi. El Kaide bağlantılı bir Nijeryalı, 25 Aralık'ta Amsterdam'dan bindiği Amerikan uçağı Detroit'e indikten sonra saldırı girişiminde bulunmuştu.

Saldırganın uçağa binmeden önce Amsterdam'da metal dedektörden geçmiş, ancak patlayıcı özelliğe sahip toz maddeler güvenlik güçleri tarafından tespit edilememişti.

Amsterdam'daki havalimanında çıplak tarayıcıların kullanılmasına Hollanda'daki siyasi partilerin tümü, uçuş güvenliğinin özel alanının korunmasından öncelikli olduğu gerekçesiyle destek verdi.

Almanya'da da tartışılıyor

Havalimanlarında çıplak tarayıcıların kullanılması Almanya'da da tartışılıyor. Alman İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere, bu tarayıcıların bir güvenlik önlemi olarak gözardı edilmeyeceğini dile getirdi.

Ancak Almanya'da birçok uzman ve siyasetçi, bu tarayıcıların sadece vücudun formunu değil, aynı zamanda üreme organları dahil vücudun her organını gösterdiği gerekçesiyle karşı çıkıyor. Ancak Alman İçişleri Bakanı, şu anda yeni tür cihazların geliştirildiğini ve bunların vücudun bazı bölgelerinin devredışı bırakılabileceğini dile getiriyor.

Ayrıca x-ray ışınları içeren bu tarayıcıların sağlık açısından da zararlı olduğuna dikkat çekiliyor. Basında “çıplak tarayıcı” adı takılan bu cihazlar, vücudu elbisesiz olarak gösterme özelliğine sahip. Güvenlik birimleri bu sayede vücudun çeşitli yerlerine saklanan silah ya da patlayıcıları kolaylıkla tespit edebiliyor.

30/12/2009 DW

Almanya’da “çıplak tarayıcı” tartışması

 

 

ABD’de bir yolcu uçağına yönelik saldırı girişiminin ardından Almanya’daki havalimanlarında önlemler artırıldı. Alınması düşünülen yeni önlemler çerçevesinde vücudu çıplak gösteren tarayıcılar ise tartışma yaratıyor.

 

Amsterdam-Detroit seferine düzenlenen saldırı girişimi, havalimanlarında güvenlik kontrollerine ilişkin tartışmaları alevlendirdi. Almanya’da şu günlerde gündemde olan bir konu ise havalimanlarına elektronik vücut tarayıcıları yerleştirilmesi. Uzmanlar, son saldırı girişiminde saldırganın bu tür bir tarayıcıdan geçmiş olması halinde, patlayıcının tespit edilmiş olacağına dikkat çekiyor.

Siyasiler ise ikiye bölünmüş durumda. Koalisyon ortakları Hrıstiyan Birlik partileri ile Hür Demokrat Parti, vücut tarayıcılarına yeşil ışık yaktı. Alman Hrıstiyan Demokrat Birlik Partili Meclis İçişleri Komisyonu Başkanı Wolfgang Bosbach, temelde bu tür bir tarayıcıya karşı olmadıklarını, ancak kişisel dokunulmazlık haklarının ihlal edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Amsterdam'daki havaalanında �305;plak tarayıcılar test aşamasında
Amsterdam'daki havaalanında plak tarayıcılar test aşamasında

 Bosbach, “Biz 'çıplak tarayıcı' adı verilen, vücudun en ince ayrıntılarına kadar görüntülenebildiği tarayıcıları istemiyoruz. Ayrıca bu cihazlarla yolcuların cinsel bölgelerinin görüntülenmesi de ihtimal dışında bırakılamaz" dedi. Bosbach, ABD'de bazı havalimanlarında kullanılan ve Terahertz ışınlarıyla çalışan, kimi gizlilik fonksiyonları da bulunan cihazların kullanılmasının ise mümkün olabileceğini vurguladı.

 Koalisyon ortağı Hür Demokrat Parti de sert tutumundan vazgeçti. Hür Demokrat Parti Meclis Grubu Genel Sekreteri Jörg van Essen, partisinin bu tür tarayıcıların sadece ilk sürümüne sert şekilde karşı çıktığını, bu cihazların kişisel dokunulmazlık hakkını ihlal ettiğini vurguladı. Ancak daha gelişmiş cihazların kullanılmasında bir sakınca görmediklerini vurguladı.

 Yeşiller ve Sol Parti karşı

 Birlik 90/Yeşiller Partisi ile Sol Parti ise insan onurunu zedelediği gerekçesi ile bu tür tarayıcıların yürürlüğe konulmasına sert şekilde karşı çıkıyor. Alman hükümetinin Kişisel Bilgilerin Korunmasından Sorumlu Yetkilisi Peter Schaar da “Benim bilgilerime göre yolcuların cinsel bölgelerini uygun şekilde gizleyen hiçbir tarayıcı yok” dedi.

 Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu üyesi ve grubun ulaşımdan sorumlu sözcüsü Michael Cramer, bu tür önlemlerin güvenliği artırmayacağı görüşünde. Cramer, “Yolcuların kişisel hakları ihlal ediliyor. Öte yandan yalnızca eyleme geçmenin hiçbir getirisi olmayacağını biliyoruz. Sıvı maddelerle ilgili kurallar da benzer bir duruma işaret ediyor. Bu kuralların ne amaca hizmet ettiğini kimse bilmiyor ama sanki daha fazla güvenlik sağlanmış gibi bir his veriliyor. Oysa bunun tam tersi bir durum söz konusu. Bu nedenle ben vücut tarayıcılarının uygulanmaya konmasına biraz şüpheyle yaklaşıyorum. Bu tür cihazların daha fazla güvenlik sağlayacağına inanmıyorum” diyor.

 AB de tarayıcıları önermişti

 Avrupa Birliği Komisyonu da uçuş güvenliğinin sağlanması için bu tarayıcıların yürürlüğe konulmasını istemiş, ancak Avrupa Parlamentosu’nun sert tepkisi üzerine öneri 2008 yılında geri çekilmişti. Avrupa’nın Londra, Zürih ve Amsterdam gibi havalimanlarında ise vücut tarayıcıları test aşamasında. 

Tarayıcıların, yolcuların kişisel dokunulmazlık hakkını ihlal etmemesi için çeşitli öneriler de getiriliyor. Bunlar arasında baş bölümünün ya da cinsel bölgelerin gizlenmesi ya da görüntünün yalnızca havalimanının başka bir bölümünde bulunan görevliler tarafından görülebilmesi gibi öneriler bulunuyor. Almanya’da da tarayıcılar şu anda laboratuvarlarda deneme aşamasında.

 Alman havaalanlarında önlemler artırıldı

 Vücut tarayıcısı tartışmaları sürerken, havalimanlarında kontroller de sıkılaştırıldı. Almanya’daki havalimanlarında yolcuların daha sıkı arandığı ve el bagajlarının daha dikkatli kontrol edildiği belirtildi. Yolculara yanlarına mümkün olduğunca küçük bir el bagajı almaları uyarısı da yapılıyor.

29/12/2009 DW

Medya devlerine zorunlu DNA testi

 
 

Felipe ve Marcela Noble, 1976'da
evlat edinilmişlerdi.

Arjantin'de bir mahkeme, ülkedeki dev bir medya imparatorluğunun varislerinin DNA testlerinden geçirilmesine karar verdi.

Böylece varislerin geçmişte askeri rejim tarafından yürütülen zorunlu evlatlık şemasının birer kurbanı olup olmadıkları anlaşılacak.

Askeri dikta yönetiminde, solcu ailelerden alınan bebekler orduya yakınlığıyla bilinen ailelerin yanına evlatlık olarak veriliyordu.

İnsan hakları örgütleri, medya patronu Ernestina Herrera de Noble'nin iki çocuğunun aslında gözaltındayken doğum yapan bir siyasi mahkûmun çocukları olduğunu ileri sürüyor.

Çocukların anne ve babasının öldürüldüğü de iddia ediliyor.

Felipe ve Marcela Noble, 1976 yılında evlat edinilmişlerdi.

Federal bir kurumda kan veren Felipe ve Marcela Noble, konuyla ilgili herhangi bir açıklamada bulunmadı.

Ancak sözcüleri, ailenin gizleyecek bir şeyi olmadığını belirtti.

Örgütler tepkili

Kan örneklerinin, kayıp ailelerinin DNA örneklerinin tutulduğu Ulusal Genetik Veriler Bankası yerine başka bir kurumda alınması insan hakları örgütlerinin tepkisine yol açtı.

1976-1983 yıllarındaki askeri diktatörlük dönemnde ailelerinden alınan 500 çocuğu tespit etmeye çalışan Plaza de Mayo Anneleri adlı örgüt, örneklerin veri bankasında alınması talebinde bulundu.

Örgütün kurucusu Estela de Carlotto da bu haliyle DNA testlerinin geçerli kabul edilemeyeceğini ve bağımsız bir soruşturma açılması için yargı yoluna başvuracaklarını belirtti.

Örgüt, siyasi mahkûmların çocukları olabilecek kişilerden -kendileri istemese bile- zorla DNA örnekleri alınması teklifinde bulunmuştu.

30/12/2009 BBC Türkçe

Obamalar Hawaii'de

 

Obama seçimlerin ardından da
Hawaii'ye gitmişti

ABD Başkanı Barack Obama, Noel tatilini ailesi ile birlikte Hawaii’de geçiriyor. Başkentteki dondurucu soğukların yerine ılık Hawaii iklimini tercih eden Obama Ailesi'nin tatili 3 Ocak’a kadar sürecek.

ABD Başkanı Barack Obama, eşi Michelle Obama ve kızları Malia ile Sahsa, Noel ve yılbaşı tatillerini geçirmek üzere Hawaii'de bulunuyor.

En önemli iç siyasi hedeflerinden biri olan sağlık reformunun Senato'da kabul edilmesinin ardından rahat bir nefes alan Obama, bir gün gecikme ile de olsa Hawaii tatiline başlayabilmişti.

Gündemle de ilgileniyor

Ancak başkentten uzaklaşan ABD Başkanı, gündemden uzak kalmayı başaramadı. Güzel ve sıcak bir tatil geçirme hevesi ile Hawaii’ye gelen Barack Obama’nın tatili beklenmedik bir gelişme nedeniyle kesintiye uğradı.

Amsterdam'dan ABD'nin Detroit kentine gelen Amerikalı Northwest Havayolları'na ait yolcu uçağının bir Nijeryalı tarafından kaçırılmak istenmesi, girişim başarısızlıkla sonuçlanmış olsa da Obama’yı tatilde gündemle ilgilenmek zorunda bıraktı. ABD Başkanı, olayın ardından güvenlik önlemlerinin artırılması talimatı verdi.

Hawaii’de geçen gençlik yılları

Gençliğinde uzun yıllar Hawaii’de kalan ve bu nedenle Hawaii’ye özel bir bağla bağlı olan Barack Obama'nın, 3 Ocak’a kadar sürecek tatili boyunca, golf oynamak, dalgaların tadını çıkarmak ve ailesine vakit ayırmak istediği belirtildi.

Obama Ailesi'nin gazetecilerin ve halkın yoğun ilgisine maruz kalmasını önlemek amacıyla Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, tatil süresince Başkan’ın kamuoyu önüne çıkmayı planlamadığı ifade edildi.

26/12/2009

Yavrusunun başında saatlerce bekledi

Edirne'de bir sokak köpeği, otomobilin çarpması sonucu ölen yavrusunun başından saatlerce ayrılmadı.

Yavrusunun başında saatlerce bekledi   Yavrusunun başında saatlerce bekledi

Yeniimaret mevkisinde bir otomobilin çarpması sonucu yavrusu ölen anne köpeğin hüznü görenleri duygulandırdı. Anne köpeğin yürek burkan hali, çevredeki vatandaşları etkilerken, annelik içgüdüsünün tüm canlılarda ne kadar yoğun olduğunu da bir kere daha gözler önüne serdi.

Yavrusunu yalayarak hayata döndürmeye çalışan anne köpek, saatlerce yavru köpeğin başından ayrılmazken, bölgedeki kargaların da yavrusunun üzerine konmasına önlemek için çaba harcaması dikkatleri çekti.

24/12/2009 Mynet

Dünyada ilginç yılbaşı inanışları

Tüm dünyada yeni yılın bereketli, huzurlu ve mutlu geçmesi için yılbaşı günü ya da gecesi yapılan ilginç aktiviteler günümüzde de devam ediyor.

Dünyanın çeşitli bölgelerindeki insanların yıllardır yeni yılın iyi geçmesi adına bazı ilginç inanışların günümüzde de devam ettirdikleri görülüyor. Gelişmiş ya da geri kalmış fark etmeksizin neredeyse bütün insanların yeni yılın güzel geçmesi için inandığı bazı inanışlar şöyle:

"Çinliler, kutlamalara başlamadan önce geçen yıldan kalan kötü şansı göndermek için evlerini iyice temizliyorlar. Ayrıca şans ve bereket getirmesi için evlerine çeşitli çiçek ve bitkiler satın alıyor ve kırmızı zarfların içinde çocuklara şans parası dağıtıyorlar. Japonlar yeni yılı karşılarken hem kötü ruhları kovması hem de mutluluk ve iyi şans getirmesi için kapılarının önüne ip asıyor. Saatler gece yarısını gösterdiğinde ise kahkaha atmaya başlıyorlar. Bunun nedeni de neşeli ve şanslı bir yıl geçirmek. Hollanda'da hem bir önceki yılın ruhlarını göndermek hem de yeni yılı karşılamak için sokaklarda yakılan ateşlerde yılbaşı ağaçları ateşe veriliyor. İsviçre'de yeni yılda insanlar iyi ve kötü ruhları simgeleyen çeşitli kostümler ve şapkalar giyerek yeni yılı karşılıyorlar. Almanya'da yılbaşında insanlar eritilmiş kurşunu soğuk suya atarak, kurşunun şeklinden geleceği tahmin etmeye çalışıyor.

Danimarkalılar eski tabaklarını yılbaşı gecesi için saklıyor ve gece yarısından önce en sevdikleri arkadaşlarının kapılarının önünde kırarak hem onu sevdiklerini gösteriyor, hem de kötü şansın gitmesini sağlıyor. İspanya'da en önemli gelenek ise, yılbaşında üzüm yemek. Saatler gece yarısını göstermeden önce herkes 12 üzüm tanesini hazırlıyor ve gece tam 00.00'da üzümlerini yer. İngiltere'de yılbaşında gece yarısı eve gelen ilk kişinin şans getirdiğine inanılıyor ve bu kişi gelirken para, ekmek, kömür gibi hediyeler getiriyor. Avustralya Güney Yarımküre'de bulunduğundan yılbaşı yaza denk geldiği için yılbaşı genellikle piknik yapılarak veya denize girilerek kutlanıyor."

ANADOLU'DAKİ İLGİNÇ İNANIŞLAR

Dünyada olduğu kadar ülkemizde de insanlar yılbaşına girerken yeni yılın güzel geçmesi için çeşitli şeyler yapıyor. Bunlardan bazıları ise şöyle:

"Yılbaşı sabahı oluktan en erken kim su getirse o zengin olur. Yılbaşına dört beş gün kala değirmen kurulur, un kapları doldurulur, yeni yıla dolu kaplarla girilir ki o yıl un kapları hep dolu olsun. Yılbaşı gecesi eve öküz çıkartılır. Öküz eve girerken sağ ayağını atarsa o yıl bereketli geçeceğine inanılır. Yılbaşı gecesi evin kadını fasulye tanelerini, evde bolluk ve bereket olsun diye evin duvarlarına fırlatır." 24/12/2009 mynet

'Evsiz' prens

 

İngiltere Prensi William, başkent Londra sokaklarındaki evsizleri anlamak için eksi 4 derecede sokakta yattı

Prens William, Blyackfirars Köprüsü’nde uyku tulumunun içinde ve çöp bidonlarının dibinde sabahladı. Bu deneyimi sırasında özel asistanı Seyi Obakin da yanındaydı.

 Prens William’ın uyuşturucu kullanımı, evsizlik gibi sorunlarla mücadelede önemli roller üstlendiği ve amacının sokaktaki ‘kaba’ yaşama dikkat çekmek olduğu öğrenildi.

24/12/2009

Hayat kadınları Kopenhag'a akın etti

Dünya İklim Zirvesi, fuhuşun yasak olmadığı Danimarka'ya hayat kadınlarının akın etmesine yolaçtı.

Belediye ile gerginlik yaşayan hayat kadınları tepki olarak delegelere ücretsiz seks hizmeti vermeye başladı.

Dünya İklim Zirvesi'ne ev sahipliği yapan Danimarka şu günlerde Kopenhag'a akın eden hayat kadınları nedeniyle zor durumda. Dünya İklim Zirvesi nedeniyle Kopenhag'a 30 bin ziyaretçinin gitmesi, farklı ülkelerden hayat kadınlarının da Kopenhag'ın yolunu tutmasına yolaçtı. Kuzey ülkeleri arasında fuhuşun yasak olmadığı Danimarka'da başkent sokaklarını şu günlerde hayat kadınlarının doldurması rahatsızlık yarattı. Özellikle Doğu Avrupa'dan hayat kadınlarının kente akın ettiği bildirildi. Normal zamanlarda yaklaşık 6 bin hayat kadının çalıştığı Kopenhag'da şimdi bu rakam bir hayli yükseldi. 

Kopenhag Emniyet Müdürlüğü sözcüsü Lars-Christian Borg da hayat kadınlarının sayısının hızla arttığını doğruladı. Polis sözcüsü, Danimarka'da fuhuş yasak olmadığı için sözkonusu hayat kadınlarına karşı harekete geçemediklerini kaydetti. 

Ücretsiz seks kampanyası 

Kopenhag'ın Sosyal Demokrat Belediye Başkanı Ritt Bjerregaard, uluslararası toplantının başlamasından önce kentteki otelcilere birer mektup göndererek, müşterileri ile fahişeler arasındaki teması kolaylaştırmamalarını istemişti. Belediye Başkanı'nın mektubu hayat kadınlarının tepkisine neden olunca, Danimarka'daki seks işçilerinin tek dayanışma derneği SIO, Cumartesi günü itibariyle ücretsiz hizmet sunmaya başladığını açıkladı. Şimdiye dek sadece 4 yabancı delege mensubunun bu hizmetten yararlandığı belirtildi. SIO Sözcüsü Susanne Moeller ücretsiz seks teklifine çok rağbet olmamasının nedeninin, kendilerinden hizmet talep edenlerin isimlerini ve hangi ülkenin vatandaşı olduğunu açıklamak zorunda olmalarına bağladı. Bu arada, kentteki fuhşun yaygın olduğu sokaklardan birinde yer alan Guldsmeden otelinin girişimiyle 7 otel fuhuşa karşı kampanya başlattı.

12/12/2009 DW

İki kadın öğretmen sınıfta basıldı

İki kadın öğretmen sınıfta basıldı

 

ABD liselerinden gelen seks haberleri dinmek bilmiyor.

Bu kez de iki kadın öğretmen namüsait bir vaziyette basıldı.

ABD´nin New York şehrindeki bir lisede patlak veren iki seks skandalı ülkeyi şaşkına çevirdi.

James Madison Lisesi’nde meydana gelen olaylarda iki kadın öğretmen sınıfta sevişirken, okulun hademesi tarafından basıldı. İkisi de evli olan Fransızca ve İspanyolca öğretmenleri Alini Brito (29) ve Cindy Mauro (33) kısa süre gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

ABD basını olaya geniş yer ayırırken dün aynı okulda bir skandal daha patlak verdi. Lisede tarih öğretmenliği yapan Allison Musacchio (31) hakkında bir erkek öğrencisiyle ilişki yaşadığı iddiasıyla soruşturma başlatıldı.

Daha önce de bir başka öğrencisi birlikte olduğu öne sürülen Musacchio ve öğrencisinin 200 kez telefonla görüştüğü belirlendi. 11/12/2009

Brezilya'da İlginç Hırsızlık Olayı

 

Brezilya’da kurşun geçirmez araç üreten bir şirketin kasasını soyan hırsızlar 6 milyon dolar nakit parayı alarak kaçmayı başardı.

 

Şirket binasının yakınında bir ev kiralayan hırsızlar, ev ile şirketin kasasının bulunduğu oda arasında tünel kazdı. Hırsızlar, çıkan gürültüyü bastırmak için, futbol karşılaşmalarını izleyen kutlamalar ve atılan havai fişek seslerinden yararlandı. 

Brezilya basınına göre, şirketin güvenlik görevlisi, bina çevresinde duyduğu sesleri, futbol karşılaşmaları sırasında atılan havai fişeklerin gürültüsü sandı.

Hırsızların planlarını gerçekleştirmek için evi 4 ay önce kiraladıkları ve şüphe çekmemek için eve Noel ağacı bile koydukları ortaya çıktı.

08/12/2009

Ortadoğu'daki kadın imajı değişiyor

Birçok uluslararası araştırma raporu, kadına yönelik baskıların
Ortadoğu ülkelerinin büyük bir kısmının kalkınmasının önünde engel teşkil ettiğini ortaya koyuyor.
Ancak son dönemde bu durum değişmeye başladı.

Afrikalı Kadınlar Kalkınma ve İletişim Ağı FEMNET'den İman Mandour, yaşanan sorunu "Gerçek hayatta yaşananlarla hukuki koşullar arasında derin bir fark söz konusu. Kâğıt üzerindeki kadın haklarıyla, toplumdaki hukuki dayanağı olmayan uygulamalar arasında tam bir uçurum var. Ve bu gerek ekonomik, gerekse sosyal ve hukuki düzlemde kendini gösteriyor" sözleriyle özetliyor.

Faslı hukukçu Profesör Melike Benradi ise, yine de değişim anahtarının hukuki süreçte yattığını kaydediyor. Benradi, üyesi olduğu Ulusal Ceza Hukuku Reformu Komisyonu'nda kadın haklarıyla ilgili birçok kanun değişikliğinin gerçekleştirilmesine katkıda bulundu. Faslı profesör kısa süre öncesine kadar Fas'ta 14 yaşındaki genç kızların evlendirildiğini belirtiyor. Yasa değişikliğiyle evlenme yaşı 18'e çekilmiş. Ancak Benradi, birçok Arap ülkesinde hâlâ evlenme yaşı için bir alt sınır bulunmadığına ve erkeklerin birden fazla kadınla evlenebildiğine dikkat çekiyor.

Maddi anlamda kocalarına bağımlılar

Ayrıca erkekler herhangi bir neden göstermeden eşlerinden boşanabilirken, kadınlardan neden boşanmak istediklerini ayrıntılı olarak gerekçelendirmeleri isteniyor. Üstelik çoğu kadın eşinden boşanabileceğini bile bilmiyor. Zaten kadınların çok büyük bir bölümü maddi anlamda tamamıyla kocasına bağımlı durumda…

FEMNET'den İman Mandour, birçok kadının ne bir doğum belgesi ne de nüfus cüzdanı olduğunu belirtiyor. Yani bu kadınlar aslında resmen yok sayılıyorlar. Bu nedenle ne eğitim almaları ne de ekonomik hayata dâhil olmaları mümkün.

Sadece kanun koymak yetmiyor

Birlemiş Milletler Kalkınma Programı'nın kadın projeleri sorumlusu Suriyeli Maha Siada, bölgedeki birçok kadının hayatı boyunca eğitim alma şansına kavuşmadığını belirtiyor. Siada, eğitimsiz kadınlar söz konusu olduğunda, kanunların tek başına yeterli olmadığını, bu kadınların korunması için ilave bazı önlemlere başvurulması gerektiğini kaydediyor. Maha Siada bunun için dini liderlerle sürekli iletişim halinde olduklarını vurguluyor: "Suriye'de dini liderlerle de ortak çalışmalarımız var. Bu kişiler kadın hakları konusunda kilit konumdalar. Çünkü insanlar özellikle de cuma günü vaaz verdiklerinde onları dinliyor."

İngiltere'nin Sussex Üniversitesi Kalkınma Çalışmaları Enstitüsü'nde doçentlik yapan Mariz Tadroz, köklü çözümler isteniyorsa konunun çok daha derin ve kapsamlı bir şekilde incelenmesi gerektiği görüşünde. Tadroz, "Cinsiyet eşitsizliğiyle ilgili en önemli noktanın, olaya çok geniş bir çerçeveden bakmak gerekliliği olduğunu düşünüyorum. Yani bir aile niye fakir, neden sosyal sigortası yok, ebeveynler eğitimi neden kızlarının ekonomik güvencesi olarak görmüyor gibi sorular yöneltmek lâzım. Eşitlik konusundaki tüm problemleri kendi bağlamında değerlendirecek tamamlayıcı bir perspektife ihtiyaç var." açıklamasını yapıyor.

 07/12/2009

Amerikalı Öğrenciye 26 Yıl Hapis

 

Amanda Knox

 

İtalya'da mahkeme Amerikalı üniversite öğrencisi Amanda Knox'ı, beraberindeki iki kişinin yardımıyla ev arkadaşını öldürmek suçundan 26 yıl hapis cezasına çarptırdı.

Yaklaşık 2 yıldır devam eden mahkeme İtalya ve Amerika'da basının ilgi odağı olmuştu.

Perugia kentinde meydana gelen olayda 22 yaşındaki Knox ev arkadaşı Meredith Kercher'e önce cinsel tacizde bulunmak ve ardından öldürmekten suçlu bulundu. Knox'un erkek arkadaşı Raffaele Sollecito da 25 yıla çarptırıldı. Kercher'in cesedi 2 Kasım 2007'de Knox ile kaldıkları evde yetkililer tarafından bulunmuştu.

Knox'un avukatları ve ailesi kararı temyiz mahkemesine götüreceklerini belirtiyor.

Aynı cinayetten sorumlu tutulan Rudy Guede de 2008 yılında 30 yıla çarptırılmıştı. Üç gencin uyuşturucunun etkisi altında Kercher'i seks oyununa davet ettikleri ve Kercher reddedince de kendisini öldürdükleri iddia ediliyordu.

Rudy Guede olay sırasında evde olduğunu ancak cinayeti kendisinin işlemediğini iddia ediyor.

05/12/2009

Shakira çocuklara daha iyi bir gelecek istedi

Kolombiyalı şarkıcı Shakira ve Şili Devlet Başkanı Michelle Bachelot, Latin Amerika'da zor durumdaki çocuklara daha iyi bir gelecek istedi.

Shakira, Portekiz'in başkenti Lizbon'da Bachelot ile düzenlediği ortak basın toplantısında, "en fazla zarar görenlerin 0-6 yaşındaki çocuklar olduğunu, Latin Amerika'da 35 milyon çocuğun devletin koruması altında bulunduğunu" belirtti.

Portekiz'in Estoril kentinde yapılan 19. İber-Latin Amerika zirvesinde bu konunun da ele alınmasını isteyen Shakira, "Sağlık, beslenme, eğitim imkanlarının verilmesi ve uygun koşulların sağlanmasıyla daha mutlu genç ve erişkinlerin olacağını biliyoruz" dedi.

Shakira, "Latin Amerika halkları için en iyi geleceği sağlamanın yolu, hükümetlerin ve sivil toplum örgütlerinin, çocukların yararına tüm girişimleri ileriye götürmek amacıyla birlikte çalışmasıdır" diye konuştu.

30/11/2009

İtalya'da kadın-erkek eşitliği

 

AB’nin verilerine göre, Avrupa ülkelerinde kadınlar erkeklere oranla kariyer açısından daha dezavantajlı konumda. İtalya ise meslek sahibi kadınlar ve erkekler arasındaki maaş farkının en az olduğu Avrupa ülkesi.

 

Cinsiyet eşitliği,  Avrupa ülkelerinde hala istenilen düzeyde değil. Kadın hareketi, sanayileşmiş zengin ülkelerde 100 yılı geride bırakmasına rağmen cinsiyet eşitliği hedefine hala ulaşamadı. Geleneksel fikirlerin çalışma hayatına yansıdığı Avrupa ülkelerinde kadınlar, ortalama yüzde 16 oranında erkeklerden daha az kazanıyor. Kadınların, aynı işi yaptığı erkeklerle hemen hemen aynı maaşı aldığı tek ülke ise İtalya. Peki İtalya, cinsiyet eşitliği konusunda bir model mi? Sosyolog Silvia Vogliotti, istatiksel sonuçların yanıltıcı olabileceğine dikkat çekiyor: 

“Teoride, kadın – erkek eşitliği İtalyan Anayasası tarafından güvence altında. Rakamlar, bize saat başına alınan ücret arasındaki farkın yüzde 4,4 olduğunu söylüyor. Ancak bu istatistikler, İtalya'da kadınların sadece yüzde 46'sının çalıştığından bahsetmiyor. Yani İtalyan kadınlarının yüzde 54'ünün hiçbir geliri yok.”

Maaşlar hemen hemen aynı ama...

Vogliotti, İtalya'da kadınların çoğunluğunun meslek sahibi olmadığına işaret ederek, “İtalyan kadınları çalıştıkları zaman hemen hemen erkekler kadar kazanıyor. Ancak yine de kadınlar zorlu bir ikilemle karşı karşıya. Sadece iyi eğitimli ve yüksek vasıflara sahip işi olan kadınlar istihdam piyasasında varlığını sürdürebiliyor. Diğerleri ise ya ilk çocuk sahibi olmalarının ardından mesleklerini bırakıyor ya da çalışma hayatında hiç yer almıyorlar.” diyor.

Astrid Grechbaz da İtalya'daki durumun sanıldığı gibi olmadığını dile getiriyor. Bolzano kentinde fırsat eşitliği konusunda çalışmalarda bulunan Astrid Grecbaz rakamların gerçeği yansıtmadığını belirterek, “İtalya'da kadın ve erkek arasındaki gelir farkı her zaman çok büyük olmuştur. İstatistikler, bildiğimiz gibi, yalan söyleyebilir ve duruma göre rakamlar üzerinde oynanarak belli sonuçlar elde edilebilir. Dolayısıyla ben kuşkuyla yaklaşıyorum. Yasalar elbette var, sadece İtalyan Anayasası değil, Avrupa yasaları, Avrupa Anayasası'nın temel ilkeleri de eşitliği öngörüyor… Ancak ben İtalya'nın Avrupa'da bu konuda öncü rol oynayabileceğini düşünmüyorum.” diyor.

Sendikalar Birliği'nin ücretlendirme uzmanı Lidia Ricciardi de İtalya'da diğer ülkelerden farklı bir uygulamanın bulunmadığını ifade ediyor. Ricciardi,“İtalya, Avrupa Birliği'nin her yerinde geçerli olan ücret sözleşmesinin uygulandığı bir Avrupa ülkesi. Bu, İtalya'daki ücret farkının diğer ülkelere göre neden az olduğunu açıklıyor. Zira sözleşmeli çalışanların çoğunlukta olduğu yerlerde maaş farkı uygulamak zor” diyor.

 02/12/2009 DW

Siyasette kaybetti, Aşkta kazandı.

Alman Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) eski genel başkanı Franz Müntefering, kendisinden

40 yaş küçük sevgilisiyle hayatını birleştirme kararı aldı.

 
   

27 Eylül genel seçimlerinde SPD'nin hezimete uğramasının ardından kasım ayında parti genel başkanlığından ayrılan Franz Müntefering'in evlilik haberini Bild gazetesi duyurdu.

 
 

Müntefering'in 1995'te hayatını birleştirdiği ikinci eşi Ankepetra, 2008 yılında kanserden ölmüştü.

Gelin, parti gazetesinde çalışmış

Sosyal demokrat liderin bir süredir birlikte olduğu Michelle Schumann, Almanya'da sanayi bölgesi olarak bilinen Ruhr havzasının Herne kentinde yetişti.

29 yaşındaki Michelle Schumann, SPD'nin yayın organı “İleri”de görev yaparken Franz Müntefering'in Meclis bürosunda da çalışmaya başlamıştı.

Çiftin yalnızca resmi nikah kıyacağı, kilise töreni istemediği öğrenildi.

Yakın arkadaşlar ve aile dostlarından oluşan dar bir çevrede yapılacak kutlama için Essen'de bir salon kiralandı.

30/11/2009 DW

©2006

   

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya