HAZER.TV

 

Yaşam

Aktüel

Yaşam

Din

Sağlık

Rejim

Cinsel sağlık

Sinema

Sanat

Moda

Fashion

Resim Şov

Video

Resim İndir

Yaşam Haberleri-5

 

Milyonerler Fuarı kriz dinlemedi

 

Rusya'nın başkenti Moskova'da düzenlenen Milyonerler Fuarı ekonomik krize rağmen bu yıl da ziyaretçi akınına uğruyor. Ancak fuar yetkilileri katılan firmaların sayısında azalma olduğunu belirtiyor.

Moskova şu günlerde Milyonerler Fuarı'na ev sahipliği yapıyor. Fuarda on binlerce euroluk yat ve otomobillerin yanı sıra pahalı parfümler, cep telefonları ve antika eşyalar görücüye çıktı.

Üç gün sürecek fuar ekonomik krize rağmen bu yıl da şampanyalar ve pahalı sigara ve purolarla ziyaretçileri ağırlıyor. Ancak fuar yetkilileri bu yıl bazı lüks markaların ekonomik kriz nedeniyle fuara katılmadığına dikkat çekiyor. AFP'nin haberine göre bu yıl fuara katılmayan firmalar arasında otomobil üreticisi Rolls Royce ve Bentley'in yanı sıra lüks helikopterler üreten Agusta firması bulunuyor. 

225 bin euro değerinde yatlar satan bir firmanın satış direktörü olan Oleg Makarewitsch, dünya genelinde etkili olan ekonomik krizin bütün firmaları etkilediğine dikkat çekiyor. Makarewitsch bu yıl fuara katılan firmaların üçte bir oranında azaldığını kaydediyor ve İspanya kıyıları ya da Dominik Cumhuriyeti'nde satılan lüks villalara eskisi kadar rağbet olmadığını hatırlatıyor. İşadamı oysa ekonomik kriz öncesinde zengin müşterilerin buralarda satın alacakları lüks villalar için 8, 9 milyon euroyu gözden çıkardığını belirtiyor.

Fuarda müşterilerine sahip olmak istedikleri konforu sunmak için yarışan lüks otomobil üreticilerinin yanı sıra çevre dostu otomobil ya da bisikletler sunan firmalar da var. Bunlar arasında bir elektromotor sayesinde saatte 80 kilometre hız yapabilen bisikletin üreticisi Alman PG Bikes firması da bulunuyor. Fuarda lüks mobilyalar, cep telefonları, otomobiller ve parfümlerin yanı sıra lüks villa ve adalar da satılık. Yetkililer fuarda 500 milyon dolarlık satış yapmayı planlıyor.  24/10/2009

YİNE AYNI CADDE YİNE SEKS VE SARHOŞ REZALETİ!..

 

Her türlü rezilliğin ve sosyal davranış bozukluğunun yaşandığı cadde de bu haftada bin bir rezalet yaşandı.

Galler'in başkenti Cardiff alkol aldıktan sonra sokakta taşkınlık yapan gençlerle meşhur.

Cardiff'de bir cadde ise "Utanma duygusunun olmadığı yer" olarak biliniyor. Sokakta içki içmek yasak olmasına rağmen genç kızlar geçen cuma akşamı caddeye çıkarak her türlü rezilliği yaptılar. Alkolün etkisiyle kendinden geçen bir kız, donunu indirip dans ederken, diğer iki arkadaşı onun bu davranışına kahkahalarla karşılık verdiler.

Cuma günü yaşanan bu rezaletin ardından Cardiff Büyükşehir Belediye Başkanı Jenny Willott, "Şehrin en büyük sorunlarından biri gençlerin alkol aldıktan sonra gece yarısı sokağa çıkarak taşkınlık yapması ve sosyal davranış bozukluğunda bulunması" dedi.

Bu cadde özellikle hafta sonu gece yarısından sonra açık bir geneleve dönüyor. Sarhoş kızlarla erkekler sokakta gelip geçenlerin yanında seks yapıyor. İçkiyi fazla kaçıran kadınlı erkekli insanlar kusmuklar içinde sızıp kalıyor. Ambulanslar sabaha kadar sokakta kusup kendinden geçen gençleri hastaneye taşıyor.

Modern Avrupa'nın okumuş kültürlü gençleri!.. caddede bulduğu yere alenen işerken bir kısmı açıktan büyük tuvaletini bile yapmaktan çekinmiyor. Bu rezil cadde bu hafta sonunda yine bin bir rezalete sahne oldu.

02/11/2009

Kızının katil zanlısının 27 yıl izini sürdü

 

Fransız Andre Bamberski, kızının ölümünden sorumlu tuttuğu Alman doktorun izini 27 yıllık kovalamadan sonra buldu. Katil zanlısının elini kolunu bağlayıp kaçırtan Bamberski, “Artık huzurluyum” dedi.

Almanya’da 27 yıl önce sevgilisinin kızını öldürmekle suçlanan ve yıldır firarda olan kardiyolog Dieter K., Fransa’nın Almanya sınırındaki Mülhausen kenti mahkeme binası önünde elleri bağlı ve başından yaralı olarak bulundu.

Hastanede tedavi altına alınan Dieter K. hakkında Paris'te bir mahkemenin talimatıyla gıyabi tutuklama kararı çıkarıldı. Zanlının gözetim altında tedavi görmesi kararlaştırıldı.  

“Artık huzurluyum”

Kaçırıldıktan sonra dövüldüğü anlaşılan 74 yaşındaki kardiyolog Dr.Dieter K.’yı, kızının ölümünden sorumlu tutan baba Andre Bamberski’nin kimliğini gizli tuttuğu kişilere kaçırttığı ortaya çıktı.

Bu arada 71 yaşındaki baba Andre Bamberski de “Le Parisien” gazetesine konuştu. Bamberski, “Hedefime ulaştım, artık huzurluyum” dedi.

Adalet için 30 yıldır mesleki ve özel hayatını feda ettiğini belirten Andre Bamberski, “Kızımın katili artık yargı önünde. Şimdi başka bir mücadele başlıyor” dedi.  

Polis tarafından gözaltına alınan Bamberski, kardiyolog Dieter K.'nın kaçırılmasından sorumlu olduğunu itiraf etti.

Olayın özeti

14 yaşındaki Kalinka'nın cesedi 1982 yılında, annesinin birlikte yaşadığı kardiyolog Dieter K.'nın Almanya'nın Lindau kentindeki evinde bulunmuştu.

Dieter K., 1995 yılında ölüme sebebiyet verme suçundan Fransız mahkemesi tarafından 15 yıl hapis cezasına çarptırılmış, hakkında uluslararası tutuklama emri çıkartılmıştı.

Dieter K., ise adil yargılanmadığı gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmuştu. Dieter K.'nın avukatı Avrupa mahkemesinin 2001 yılında yargılamanın yenilenmesi kararını verdiğini açıkladı.

Fransız yargısının ulaşamadığı Dieter K., 1997'de 16 yaşındaki bir hastasını narkozla bayılttıktan sonra tecavüz ettiği belirlenince 2 yıl tecilli hapis cezası aldı ve meslekten men edildi. 
Kızın babası, K’nın Kalinka’ya tecavüz amacıyla uyuşturucu verdiğini ve bu şekilde öldürdüğünü savunuyor.

22/10/2009 DW

Hayatın zevklerinin karanlık yüzü

 

Çikolata ve tütün mamulleri, birçok kişi için hayatın vazgeçilmezleri arasında yer alır. Ancak çoğumuz, tutkunu olduğumuz bu mamullerin üretiminde genellikle çocuk işçilerin çalıştırıldığı gerçeğiyle yüzleşmek istemez.

Güneydoğu Afrika'da bulunan Malavi Cumhuriyeti'ndeki tütün tarlalarında çalışan çocuklar hayatın acımasız gerçekleriyle çok erken yaşlarda tanışıyor. Çocuk olmanın ne demek olduğunun henüz farkına bile varamayan minik işçiler, günde en az 12 saat çalışmak zorunda kalıyor. Üstelik hiçbirinin üzerinde, çalışırken giymeleri gereken koruyucu kıyafetlerden yok.

 

 

 Malavi'de tütün tarlalarında çalışan çocuklar her gün 54 miligram nikotine maruz kalıyor.

Bir sivil toplum örgütü olan "Plan International"ın yaptığı bir araştırmaya göre, Malavi'deki tütün tarlalarında çalışan çocuklar, günde yaklaşık 54 miligram nikotine maruz kalıyor. Yani daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse, vücutlarına her gün ancak 2,5 paket sigara içildiği takdirde vücuda alınabilecek kadar nikotin giriyor. Üstelik tek bir sigara dahi içmeden…

Yeşil tütün hastalığı

Bu çocukları bekleyen en büyük tehlikelerden biri, ıslak tütün yaprağı ile temas sonucu deriden nikotin emiliminin neden olduğu yeşil tütün hastalığı. Hastalığın belirtileri bulantı, kusma, baş ağrısı, baş dönmesi, karında kramplar, solunum güçlüğü, öksürük ve halsizlik.

Ayrıca nikotin zehirlenmesine bağlı olarak beyin fonksiyonlarında yapısal değişiklikler yaşanması da mümkün.

Plan International'dan Claudia Ulfert, durumun vahametini şöyle özetliyor: "Tütün fiyatları düştükçe Malavi'de olduğu gibi üreticiler kâr edebilmek için masrafları düşürmek zorunda kalıyor. Bu da koruyucu kıyafetlere, tütün toplayıcılarının mesaiden sonra ellerini yıkamada kullanmaları gereken sabuna ya da beslenmelerine para ayrılmaması anlamına geliyor."

 

 

Bildunterschrift: Großansicht des Bildes mit der Bildunterschrift:  Mars ve Ferrero gibi Nestle'de kakao temin ettiği çiftçilere "çocuk işçi çalıştırma yasağı" getirdi.

"Sertifikalı üreticileri tercih edin"

Ulfert, bu durumun önüne geçilebilmesi için tütün mamulleri üretimi ve ticareti sürecindeki herkese büyük görevler düştüğünü belirtiyor. Buna tütün üretmeyen, sadece satın alan firmalar da dâhil. Bu firmaların da tütünü sadece sertifikalı üreticilerden almaları gerekiyor. Zira sertifika, mesai ücretleri ve çalışma saatleri gibi bir takım konularda standartlara uyulduğunun kanıtı.

Çikolata endüstrisi için de benzer bir durum geçerli. Sektörde çocuk işçilerin çalıştırılmasının önüne geçilmesi için 2000 ve 2002 yıllarında hazırlanan raporlar sonucunda Nestle, Mars ve Ferrero gibi gıda devleri, kakao temin ettikleri çiftçilere "çocuk işçi çalıştırma yasağı" getirmek zorunda kaldı. Ancak bunun sonucunda birçok çiftçi, masrafları karşılayamadıkları için varını yoğunu kaybetmenin eşiğine geldi.

Çikolatanın Karanlık Yüzü

Sivil toplum kuruluşu Südwind, kakao üretiminde çocuk işçilerin kullanılmasıyla ilgili "Çikolatanın Karanlık Yüzü" adlı bir araştırma yayımladı. Araştırmayı kaleme alanlardan biri olan Friedel Hütz-Adams, söz konusu yasağın, sosyal durumu ve yaşanan güçlükleri değiştirmediğine, bu nedenle aslında soruna bir çözüm getirmediğine dikkat çekiyor.

Hütz-Adams, çözümün, âdil rekabet kurallarının uygulanmasından ve fiyatların stabilize edilmesinden geçtiğini kaydediyor: "Asgari bir fiyat ödediğiniz zaman, piyasa fiyatları düşse de çiftçiye bir güvence sağlamış oluyorsunuz. Piyasa fiyatları, bu asgari fiyattan yüksek olduğunda çiftçiler tabii ki daha çok kazanıyor. Bir diğer konu, âdil rekabet kuralları uygulandığında, kakao için ödenecek ücretin büyük bölümünün pastadan pay almak isteyen aracı kurumlara değil, çiftçilere ve çiftlik kooperatiflerine gidiyor oluşu."   

Ancak şu anda Almanya’ya gelen kakaonun sadece yüzde biri âdil rekabet kurallarına uyularak üretiliyor. 05/11/2009

Gündüz milletvekili, gece travesti!


Çok ilginç bir yaşam öyküsü


Bu kişi bir ülkenin milletvekili. iki odalı dairesinde, gündüzleri bir milletvekili olarak erkek, akşamları da kadın olarak…

İsveç'te bir televizyon kanalına özel röportaj veren Merkez Partili Fredrick Federley izleyenleri şaşırttı. Fredrick Federley, iki odalı dairesinde, gündüzleri bir milletvekili olarak erkek, akşamları da kadın olarak yaşadığını anlattı.

İsveç'in TV4 televizyon kanalına verdiği röportaj sırasında nasıl kadın kılığına girdiğini gösteren ve röportajı gerçekleştiren muhabirle kadın olarak gece hayatına çıkan Fredrick Federley, “Ülkemizde eşcinseller karşı ön yargılı insan çok. Ben de akşamları kadın kılığına girerek, gece hayatının içine giriyor ve eşcinsellere karşı ön yargıları bizzat yaşıyorum. Gay olmam, partideki bazı arkadaşları rahatsız ediyor. Ama her kesin bir yaşam tarzı var" dedi.
Fredrick Federley, eşcinsellerin evlenmesine de destek verdiğini söyledi. Fredrick Federley ilk kez TV'de açık bir şekilde nasıl kadın kılığına girerek halkın arasına karıştığını gösterince izleyiciler arasında büyük şaşkınlık yarattı.

HT-05.08.2009

Döner yine mercek altında

Almanya'da yapılan denetimlerde tavuk döneri satan ve üreten işletmelerin bazıları yeterince temiz olmadığı saptandı. Dönerciler bu saptamayı haklı bulsa da, basına yansıyış şeklinde tepkili.

Döner, Almanya’da severek yenen ayak üstü yiyecekler arasında yer alıyor. Ancak Almanya Tüketicileri Koruma ve Gıda Güvenliği Dairesi’nin geçtiğimiz günlerde açıkladığı rapor, döneri severek yiyenlerin içine kuşku düşürebilecek nitelikte. Kurumun 2008 yılı raporunda tavuk döneri satan 875 büfede denetim yapıldığı ve bu büfelerin üçte birinde hijyenik koşulların sağlanmadığı belirtildi. Yine rapora göre denetime tabi tutulan yaklaşık 330 imalathanenin yüzde 22'sinin yeterince temiz olmadığı saptandı.

"Arada kara koyunlar var"

Almanya'nın tanınmış döner üreticilerinden ve Avrupa Türk Döner İmalatçıları Derneği Eski Başkanı Remzi Kaplan, ülkedeki imalathanelerde Avrupa standartlarında üretim yapıldığını vurguluyor. Kaplan söz konusu raporda yer alan sonuçlara göre yapılan genellemeleri şu sözlerle eleştiriyor:

"İçimizde kara koyunlar var, yok değil. Ama bu kara koyunların da ismini söylesinler. O 800 büfenin içinde imalat yapan varsa, bunların isimlerini yazsınlar ki,  hepimizi bir kazanın içine koyup pişirmesinler."

Alman yasalarına göre sağlığa uygun koşulları sağlamayan firmaların isimleri kamuya açıklanmıyor. Yaklaşık 30 yıldan bu yana döner işletmesi bulunan Cahit Korkmaz da isimlerin açıklanmasından yana. Mekanın ve personelin temizliğine dikkat eden döner büfelerinin çoğunlukta olmasına rağmen, arada kurallara uymayanların da çıktığını belirterek, "bir yerde görülen bir pislik, hijyene uymayan bir şey veya bayat bir et bütün Türklere mal ediliyor. Aslında bu son derece haksız ve yanlış bir tutum" diyor. 

Dönercilerin bilinçlenmesi için eylem planı

Avrupa Türk Döner İmalatçıları Derneği Başkanı Tarkan Taşyumruk, sektörde çalışan bazı kişilerin yeterince bilinçli olmadığını ama hijyenik kurallara uymayanları dışlamak yerine onları eğitmek gerektiğini belirtiyor. Bu nedenle de dernek olarak beş maddelik bir eylem planı hazırladıklarını kaydediyor. Bu plana göre, öncelikle restoran ve büfe sahiplerine ücretsiz seminerler verilecek. Bu seminerlerde, sağlık ve hijyen kuralları ile ürünlerin saklanması, sunumu gibi konularda bilgi verilmesi planlanıyor. Seminerlere katılan işletme sahiplerine sertifika verilmesi ve sertifika alanların da derneğin gönüllü üyeleri tarafından denetlenmesi öngörülüyor. Ayrıca oluşturulacak bir internet sayfasında restoran ve büfelerin, müşteriler tarafından olumlu ve olumsuz yönleriyle değerlendirilmesi planlanıyor.

Basına yansıyış şekline tepki

Almanya Tüketicileri Koruma ve Gıda Güvenliği Dairesi raporunun basına yansıyış şekli ise tepkilere yol açtı. Örneğin, haber Bild gazetesinde ”Tiksindirici: Her üç dönerciden biri pis” başlığı ile yer aldı.

Döner Üreticisi Remzi Kaplan, raporun haklılık payı olsa bile abartılmaması gerektiği görüşünde. Kaplan nedenini şöyle açıklıyor: "Çünkü o istatistiklerdeki oran sadece döneri kapsamıyor. Dönerle beraber 40-45 ürünü de kapsıyor. Ama basında döneri ön planda tutuyorlar." Kaplan, sosis satan büfelerde ise denetimlerin o kadar sıkı olmadığını savunuyor.

Döner önemli bir sektör

Dönerin Almanya'da önemli bir sektör haline geldiğini vurgulayan Kaplan, bu tür haberlerle "Almanların kendi bindikleri dalı" kestiğini söylüyor.

Döner satış işletmesi sahibi Cahit Korkmaz’a göre de basında çıkan haberler olumsuz gerçeği tam olarak yansıtmıyor, döner karalanmak isteniyor. Korkmaz bunu şöyle açıklıyor: "Çünkü döner çok büyük bir gelişim elde ediyor. Bugün sadece Berlin’de bin 800’ün üzerinde döner satan büfemiz var. Yıllık ciromuz Almanya’da üç milyar eurounun üzerinde. Burada 200 bin insanın çalıştığı biliniyor. Bunların hepsi McDonalds, Burger King’in veya diğer Amerikan firmalarının gözüne batıyor."

Avrupa Türk Döner İmalatçıları Derneği’nin verilerine göre, Almanya’da bir günde yaklaşık 400 ton civarında döner üretiliyor ve döner ülkenin farklı kentlerinde 15 binin üzerindeki büfede satışa sunuluyor. Üretilen dönerin yaklaşık yüzde 20’sini ise tavuk döneri oluşturuyor. Dernek başkanı Taşyumruk, döner üretim ve satış sektöründe yaklaşık 65 bin kişinin çalıştığını belirtiyor.

23/10/2009 DW

Hitler'li reklam Tayland'ı karıştırdı

 

Hitler afişi Bangkok-Pattaya otoyoluna asıldı

Uzakdoğu ülkelerinden Tayland’da ünlü kişilerin balmumundan heykel sergisinin reklamının Hitler’le yapılması büyük tepkiye neden oldu.

Fotoğrafıyla birlikte “Hitler ölmedi” sloganının yer aldığı afiş, başkent Bangkok'u sahil beldesi Pattaya'ya bağlayan otobana asıldı.

Afiş, kasım ayında açılması planlanan bir balmumu heykeller sergisinin reklamını yapmayı amaçlıyordu. Sergi için bir reklam ajansına hazırlattırılan afişlerde Hitler'in yanı sıra Mahatma Gandhi ve Michael Jackson'a da yer veriliyor.

Almanya ve İsrail'in tepkisi etkili oldu

Almanya Büyükelçisi Hanns Schumacher, “zevksizlik örneği” olarak nitelediği “Hitler afişinin çok sayıda insanı incittiğini” söyledi. Büyükelçi Schumacher, yetkililerin yanı sıra işletmeci “Louis Tussaud's” firmasının da tepkiler karşısında duyarlı davranmasının da memnuniyet verici olduğunu kaydetti.

İsrail Büyükelçisi Itzhak Shoham, “Adolf Hitler gibi bir canavarın kamuoyuna gösterilmesini anlaşılmaz ve kabul edilemez buluyorum” dedi.
İşletmeci “Louis Tussaud's” şirketine bir protesto mektubu gönderen Büyükelçi Shoham, Hitler afişini gören İsrailli turistlerin şok geçirdiğini söyledi.

Patates cipsine gamalı haç

“Afişte kullanılan fotoğraf ve slogan, yalnızca soykırımdan kurtulanları aşağılamakla kalmıyor; ırkçı her türlü eylemin karşısında duran insanların da tepkisini çekiyor” diyen İsrail Büyükelçisi Itzhak Shoham, Hitler figürünün balmumu sergisinden çıkarılmasını talep etti.

Nazi rejimine ait simgeler Tayland'da daha önce de tartışma konusu olmuş, 1998'de bir patates cipsi reklamında gamalı haç ve Hitler simgelerine yer verilmişti.

80'li yılların sonunda Bangkok'da açılan “Nazi Bar”, bir süre gamalı haç kollukları taşıyan garsonlarıyla dikkat çekti. Büyük tepki çeken bar, bir süre sonra adını “No Name Bar” (İsimsiz Bar) olarak değiştirdi.

19/10/2009

Köfte-ekmek yedi, 34 yıllık işinden oldu

 

Almanya’da iki dilim ekmek ve bir köfteyi izinsiz yediği gerekçesiyle 59 yaşındaki bir sekreterin işine 34 yıldır çalıştığı işyerinde son verildi. Bu tür haberler son günlerde Alman kamuoyunda daha sık işitilir oldu.

Sekreterin işine son veren inşaat sektörü işverenler derneği genel müdürü Hermann Schulte-Hiltrop, kamuoyunun tepkisi üzerine yayınladığı açıklamada, ani tepkisinden ötürü sekreterden özür diledi. Açıklamada, “işten çıkarmanın insani açıdan sert bir karar olduğunu kabul ediyorum” dendi. Schulte-Hiltrop, “taraflarca kabul edilebilir bir çözüm üzerinde çalışıyoruz” dedi.

Genel müdür Hermann Schulte-Hiltrop, çözümden işe geri almayı kast etmediği, sekretere tazminat ödeyerek konunun kapanmasını sağlamak istediği belirtildi.

Olay bu yılın temmuz ayında kaydedilmişti. 59 yaşındaki sekreter, talimat üzerine müdürü ve misafirlerine öğle yemeği hazırlamıştı. Sekreter kendisi için de iki dilim ekmek ve bir köfte almıştı. Sekreter, müdürünün aynı gün konuyla ilgili kendisiyle konuşması sırasında köfte ve ekmek aldığını doğrulamış, müdür de bunun üzerine güven ilişkisinin derinden sarsıldığını belirterek sekreterin işine derhal son verildiğini söylemişti. 

Almanya'da geçtiğimiz aylarda basına yansıyan birçok benzer vaka, kamuoyunda büyük tartışmaya neden oluyor. Berlin'de 1 euro 30 cent eksik verdiği gerekçesiyle işten çıkarılan bir kasiyerin başvurduğu mahkeme işvereni haklı buldu.

Yine Baden Württemberg eyaletinin Radolfzell kentinde 58 yaşında bir hasta bakıcının işine evine mantı götürdüğü gerekçesiyle son verilmişti.

12/10/2009

Zanlı sunucu firarda

  Wallace Souza

Wallace Souza'nın siyasetçi kimliğinden ötürü
dokunulmazlığı vardı.

Brezilya polisi, hazırlayıp sunduğu programın izlenme oranlarını arttırmak için cinayet işletmekle suçlanan televizyon sunucusunun ortadan kaybolduğunu duyurdu.

Aynı zamanda Amazonas eyalet kongresinin üyesi olan Souza, iddiaların rakipleri tarafından kendisini yıpratmak için ortaya atıldığını ve hiçbir kanıta dayanmadıklarını söylüyor.

Ancak polis, Souza'nın Amazonas eyaletinde bazı cinayetler için emir verdiğini ve televizyon ekiplerini de uyararak olay yerine polisten bile önce ulaşmalarını sağladığını kaydediyor.

Wallace Souza, geçen haftaya kadar dokunulmazlık hakkından yararlandığı için hakkında tutuklama kararı verilemiyordu.

Ancak Amazonas eyalet kongresi Souza'nın dokunulmazlığını kaldırınca, ünlü televizyon sunucusu ortadan kayboldu.

Hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarılan Souza'nın bulunması amacıyla geniş çaplı arama başlatıldı.

Soruşturma makamları, Souza'nın Amazonas eyaletinde rakiplerinden kurtulmak için cinayet emirleri verdiğini, cinayetin işlenmesinden sonra da kendisine bağlı televizyon ekiplerinin esrarengiz bir şekilde olayın hemen ardından cinayet mahalline ulaştıklarını söylüyor.

Böylece olaya ilişkin görüntü ve yorumlar kısa sürede, çarpıcı ayrıntılarla Souza'nın programında yayınlanıyordu.

Hedef olduğu soruşturma nedeniyle Souza'nın televizyon programı geçtiğimiz yılın sonlarında yayından kaldırılmıştı.

Eski bir polis olan ve teşkilattan uzaklaştırılan Wallace Souza'nın avukatları, müvekkilleri hakkındaki suçlamaların bir karalama kampanyasından ibaret olduğunu öne sürüyor.

07/10/2009

Ruanda soykırımı zanlısı yakalandı

 

800.000 kişinin ölümünden sorumlu Ruanda soykırımının baş zanlılarından Idelphonse Nizayimana Uganda'da tutuklandı.

1994 yılında 100 gün süren olaylarda, Tutsi azınlığından ve ılımlı Hutulardan 800 bin kişi Hutu milisler tarafından öldürülmüştü.

Eski istahbarat servisi başkanı Nizeyimana söz konusu milis güçlerinin oluşturulmasından sorumlu tutuluyor.

Ruanda'da cumhuriyet ilanından kısa bir süre önce 1959'da ölen Kral 3'üncü Mutara'nın eşi Kraliçe Rosalie Gicanda'yı da bu güçlerin öldürdüğü tahmin ediliyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün 1999'da hazırladığı rapora göre, milisler evinden aldıkları 80 yaşındaki kraliçeyi bir müzenin bahçesinde vurarak öldürdü.

Kenya'dan Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ne seyahat etmekte olan Nizeyimana'nın, Uganda'nın başkenti Kampala'da sahte pasaportla yakalandığı bildiriliyor.

Ugandalı yetkililer, dün yakalanan Nizeyimana'nın Tanzanya'daki Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne gönderildiğini açıkladı.

Nizeyimana'nın soykırım ve insanlığa karşı işlenen suçlardan yargılanması bekleniyor.

06/10/2009

©2006

   

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya