HAZER.TV

 

Yaşam

Aktüel

Yaşam

Din

Sağlık

Rejim

Cinsel sağlık

Sinema

Sanat

Moda

Fashion

Resim Şov

Video

Resim İndir

Yaşam Haberleri-3

 

Dubai metrosunda 'Altın Mevki '

 

Küresel mali krizin patlak vermesi ardından Dubai'nin emlak piyasası tepetakla oldu.

Bu piyasada muazzam bir şişme vardı. Bu balonun patlaması ardından da ev fiyatları ve ofis kiraları keskin bir düşüşe girdi.

Birçok inşaat durdu. Şimdi kentin farklı yerlerinde dev vinçler hareketsiz halde duruyor. Ancak bu hareketsizliğin bir istisnası var: Cebel Ali ile Reşidiye arasındaki kesim.

Gökdelenlerle dolu Şeyh Zeyd Yolu boyunca işçiler gece gündüz çalışarak, Dubai Metrosu'nun Kırmızı Hattının istasyonlarına son rotüşları yapıyor.

Bu projelendirilen dört hattın birincisi. Bütün sistem bittiğinde yılda 350 milyon yolcu taşıyacak kapasiteye sahip olacak.

Metro sisteminin diğer bir güzergahı olan Yeşil Hat ise özellikle Dubai'yi ziyaret edenlerin çok işine yarayacak.

Çünkü bu hat uluslararası havaalanını kentin tarihi kesimine birleştirecek.

Metro bittiğinde bu yolculuk birkaç dakika alacak oysa son zamanlarda sabah iş saatlerinde havaalanına ulaşmak bir kaç saat alabiliyor.

Dubai trafik sıkışıklıklarıyla bilinen bir kenttir ama ekonomik kriz ardından trafik görece hafiflemiş durumda.

Ne yazık ki açılış tarihi yaklaştıkça Dubaili yetkililerin yüzü heyecandan ziyade utançtan kızarıyor.

Kırmızı Hattın elli iki kilometrelik güzergahı boyunca 29 istasyona sahip olması planlanmıştı ancak bunlardan sadece sekizi belirlenen zamanda bitirilmiş olacak. Dahası Ramazan nedeniyle, 40 derece sıcaklık ve boğucu bir nemde çalışmak iyice zorlaşmış durumda.

 

Üç yüz kilometreyi aşan Dubai metrosu, bittiğinde, dünyanın sürücüsüz en uzun metro sistemi olacak. Tümüyle havalandırmalı inşa edilen bu sistemin Körfez gelenekleriyle uyumlu bazı özellikleri de bulunacak.

Bunlardan biri sadece kadın ve çocukların binebileceği vagonlar. Bir diğeri ise seçkin yolcular için "altın mevki" vagonlar...

Anlaşılan Arap şeyhlerinin Hindistan ve Pakistan'dan gelen göçmen işçilerle omuz omuza seyahat etmesi pek istenen bir şey değil.

Tabii herhangi bir şeyhin açılış töreni dışında metroya binip binmeyeceği ayrı bir konu. Körfezli Arapların otomobil tutkusu gücünden bir şey kaybetmiş değil çünkü.

Resmi düzeyde artık bu tutkuya bir sınırlama getirilmesi gerektiği sık sık dile getiriliyor. Yolların sayıları sürekli artan araçları kaldıramaz hale gelmesi bir yana, Dubai'nin petrol rezervleri hızla tükeniyor ve benzin her zaman şu anki kadar ucuz olmayacak.

Dahası Dubai halkı sera etkisi yaratan gazların tüketiminde dünyanın en ön sıralarına yerleşirken, hükümet çevre koruma konusunda sesini yükseltmeye başlıyor.

Diğer taraftan Dubai taşımacılık kurumunun metro konusunda başka acil dertleri de var. Son darbe, Kırmızı Hattaki istasyonlarda açılacak dükkanları işletecek olan perakende satış zincirinin bu dükkanların büyük kısmından vazgeçtiğini açıklaması oldu.

Satış zincirinin sözcüsü metro yetkililerin ne istasyonların kesin açılış tarihinden ne de tüm istasyonların ne zaman hizmete girmiş olacağından emin olabildiklerinden şikayet ediyor ve "bu koşullarda iş yapmamız imkansız" diyor.

11/09/2009, Jonathan Fryer-BBC muhabiri, Dubai

Semenya'nın cinsiyeti tartışmalı

 

Semenya'nın cinsiyeti tartışmalara yol açtı

BBC'nin edindiği bilgiye göre, yapılan testler sonucunda Güney Afrikalı atlet Caster Semenya'nın cinsiyetinin,
'ara cins' olarak tanımlanan bir durumda çıkması olasılığı bulunuyor.

18 yaşındaki atlete, 2009 yılındaki hızlı yükselişi üzerine Berlin Dünya Atletizm Şampiyonası'nda 800 metre kadınlarda dünya şampiyonu olmasından hemen önce testler yapılmıştı.

Ancak Uluslararası Atletizm Federasyonu Birliği, Semenya ile görüşmeden önce test sonuçlarının başka uzmanlarca da incelenmesini istiyor.

Birliğin yetkililerinden Nick Davies "Yapılan açıklamalara temkinli yaklaşılması gerektiğini, zira kendilerinin resmi bir açıklamada bulunmadığını" söyledi.

Testlerin sonuçları

Avustralya'da bir gazete bu konuyla ilgili haberinde Semenya'nın çift cinsiyetli olduğunu iddia etti.

Haber Güney Afrika'da tepkiye neden olurken; önde gelen bir milletvekili Atletizm Federasyonu'na Semenya'ya yaklaşımdan dolayı dava açılması çağrısı yaptı.

IAAF, Semenya hakkında 20 - 21 Kasım'daki Konsey toplantısına kadar başka bir açıklama yapılmayacağını belirtti.

Birlik, konunun ciddi olduğuna ve olası sonuçlarının da atlete bildirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Yetkililer, uzmanların kararından üç farklı sonuç çıkabileceğini düşünüyor:

Buna göre Semenya'nın durumunun yarışmalarda kendisine avantaj sağladığına ya da sağlamadığına kanaat getirebilir.

Üçüncü ihtimal de Semenya'nın, kabul etmesi halinde, göreceği bir tedavi sonrası yarışmalara tekrar katılma hakkı elde edebileceği yönünde.

IAAF ayrıca bir yandan şampiyonalarda adil bir rekabet ortamı sağlarken, bir yandan da bu olayın masum kurbanı olan Semenya'nın haklarının korunması için çalıştıklarını ifade etti.

Semenya, 800 metreyi 1 dakika 55.45 saniyede koşarak altın madalyaya hak kazanmıştı.

11/09/2009

Sydney'de kızıl fırtına

Avustralya'nın en büyük kenti Sydney, bu sabah kızıl bir toz fırtınasına uyandı. 23/09/2009

Ayakkabı fırlatan gazeteciye teklif yağıyor

 

ABD'nin eski Başkanı George Bush'a ayakkabı fırlatarak dünya çapında şöhret sahibi olan Iraklı gazeteci Muntazar El Zeydi'ye Arap dünyasından teklif üstüne teklif yağıyor!

Daily Telegraph gazetesinin haberine göre, gelecek hafta başında serbest bırakılması beklenen El Zeydi'ye şu ana kadar ev, araba ve evlilik gibi birçok teklifte bulunuldu.

Haberde, Fas'ta yaşayan bir Iraklının, Bush'a ayakkabı fırlatarak milyonlarca kişinin gözünde kahraman olan El Zeydi'ye kızıyla evlenmesi için teklifte bulunduğu, bunun yanı sıra Suudi Arabistan'dan arayan bir kişinin, ayakkabılarının karşılığında El Zeydi'ye 10 milyon dolar önerdiği belirtildi.

El Bağdadiye televizyonu da eski patronunun El Zeydi için 4 odalı bir ev inşa ettirdiğini, yeni bir araba, harem kurma, para verme ve sağlık masraflarını karşılama gibi birçok taahhütte bulunulduğunu kaydetti.

Televizyon kanalının yetkilisi, Fas'tan arayan bir kişinin, eyeri altından bir at vermek istediğini, El Zeydi'yle evlenmek isteyen birçok kadının kendilerini aradığını söyledi.

El Zeydi, Bush'a, 14 Aralıktaki Irak ziyareti sırasında düzenlenen basın toplantısında ayakkabısını fırlatmıştı. El Zeydi, önce 3 yıl hapis cezasına çarptırılmış, sicilinin temiz olması dolayısıyla cezası 1 yıla indirilmişti.

09/09/2009

Dünyanın En Uzun İnsanı Artık Bir Türk

 

Guiness Rekorlar Kitabı dünyanın en uzun boylu aynı zamanda en büyül el ve ayaklara sahip insanının Türkiye vatandaşı Sultan Kösen olduğunu ilan etti.

 Sultan Kösen'in boyu 2 metre 47 cm

2 metre 47 cm uzunluğundaki Sultan Kösen'in, bu unvanı daha önce elinde bulunduran Bao Xishun'dan 10 cm daha uzun olduğu belirlendi.

27 yaşındaki Kösen'in elleri 27.5 cm, ayakları ise 36.5 cm uzunluğunda.

Guiness Rekorlar Kitabı'nın 2010 yılı baskısının tanıtımı nedeniyle Londra'da bulunan Kösen, şöhretin kendisine ilk kez olmak üzere aşk getirmesini umduğunu söyledi.

Mardin'de yaşayan Kösen, "İlk iş içine sığabileceğim bir araba satın alacağım ama bundan daha da önemlisi evlenmek istiyorum" dedi.

Şimdiye dek kız arkadaş bulmakta çok zorlandığını ifade eden Kösen, "Hiç kız arkadaşım olmadı. Genelde benden korkuyorlar. Umarım artık bir kız bulurum" diye konuştu.

Kösen, "Şimdi ünlü olduğuma göre bir sürü kızla tanışabilirim" dedi.

Uzun boylu olmanın avantajları

Uzun boylu olmanın en büyük güçlüklerinden birinin uygun giysi bulmak olduğunu söyleyen Kösen, "Normal insanlar gibi alışverişe gidemiyorum, her şey benim için özel yapılmak zorunda ve bazen hepsi modaya uygun olmuyor" diye konuştu.

 

Kösen'e gazetecilerle tanışması öncesinde özel bir takım elbise dikilmiş.

Sultan Kösen, bunun üstüne oturan ilk kıyafeti olduğunu söylüyor.

Kösen'in yatak boyunun da 3 metre olduğu belirtiliyor.

Sultan Kösen, uzun boylu olmanın bazı avantajları olduğunu da yok saymıyor.

İnsanları çok uzak mesafeden görebildiğini söyleyen Kösen, evde ampul değiştirmek perdeleri takmak gibi işlerde boyunun işe yaradığını belirtiyor.

Guiness Rekorlar Kitabı'nın sözcüsüne göre Sultan Kösen onyıldan fazla bir süredir 2 buçuk metreden daha uzun bir insanla ilk kez karşılaşıldığını belirtti.

10 yaşına kadar normal gelişim gösteren Kösen'in boyu, bir tümörün vücudunda yol açtığı etkiler sonucu uzamaya başlamış.

Tümörün geçen sene alınmasıyla boyunun uzaması da durmuş.

İngiltere ziyaretiyle hayatında ilk kez Türkiye dışına çıktığını söyleyen Sultan Kösen'in sıradaki durakları ABD ve Almanya olacak.

Guinness Rekorlar Kitabı'na girerek dünyanın en uzun boylu insanı unvanını kazanan Mardinli Sultan Kösen, Londra'da gazetecilerin önüne çıktı.

Sultan Köse'nin rekorları bununla da bitmiyor. Dünyanın en uzun el ve ayakları da Sultan Kösen'e ait. Kösen'in elleri 27.5, ayakları ise 36.5 santim uzunluğunda.

17/09/2009

Japonya'da binlerce yunus öldürülecek

 

Japonya'nın balıkçı kasabası Taiji'de her yıl onbinlerce yunus katlediliyor.

Her sonbahar başlayan av sezonunda gelecek birkaç ay içinde kimisi daha birkaç günlük olan binlerce yunus öldürülecek.

Yunuslar her yıl geçiş yolları boyunca sudan havaya zıplayarak oyun oynar, eğlenmek için havaya su püskürtür, balıklarla yarışırlar. Ancak bu güzel olayı Japon balıkçıları farklı bir gözle görüyor. Onlar için yunuslar birer ucuz et kaynağından başka bir şey değil. İşkenceyle yakalanan yunuslar satış için getirildiklerinde hâlâ canlıyken ederinden kesilip denemek isteyenlere veriliyor.

Vahşice katledilen hayvanlar acı içinde ölüyor.

Ancak son araştırmalar Japonların kendilerini zehirlediklerini gösteriyor. Çünkü yunus eti yüksek oranda civa gibi zehirli maddeler ve kanserojen kimyasallar içeriyor. Sanayi atık çöplüğüne dönen Japon denizi zehirli yunus etine neden olarak gösteriliyor.

www.DenizHaber.Net - 08/09/2009

Belgeselci El Salvador'da öldürüldü

Christian Poveda, belgeselci  

El Salvador'daki çeteler üzerine bir film çeken Fransız-İspanyol asıllı belgesel yapımcısı Christian Poveda'nın vurularak öldürüldüğü açıklandı.

53 yaşındaki Poveda, polisin açıklamasına göre başkent San Salvador'un kuzeyinde otomobilinin içinde ölü olarak bulundu.

Poveda 2008 yılında Mara 18 adlı bir çetenin üyelerinin şiddet dolu günlük yaşamlarını anlatan La Vida Loca (Çılgın Bir Hayat) adlı bir belgesel yapmıştı.

Şimdi de başkentin hemen dışındaki yoksul banliyölerde yeni bir belgesel çekiyordu.

El Salvador Devlet Başkanı Mauricio Funes, Poveda'nın ölümünün kendisini şok ettiğini söyledi ve polise kapsamlı bir soruşturma yapılması için emir verdiğini açıkladı.

Poveda, El Savador'a ilk defa 1980'li yıllarda fotoğrafçı olarak iç savaşı izlemek üzere gitmişti.

1990'larda, bu kez bu ülkedeki çetelerle ilgili filmler çekmeye gitti.

El Salvador medyasında yer alan haberlere göre Poveda, araştırmalarını yürütürken yedi cinayete tanık oldu ve bunlardan üç tanesini La Vida Loca adlı belgeselinde işledi.

La Vida Loca; ABD, Meksika, İspanya ve Küba'nın yanısıra El Salvador'da da gösterildi.

Mara 18 ve rakibi Mara Salvatrucha çeteleri, kolları Orta Amerika ve bir çok ABD eyaletine kadar uzanan suç şebekelerinin bir parçası.

BBC-03/09/2009

©2006

   

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya