 |
|
Genç Şarkıcı Taylor
Swift “Yılın Sanatçısı” |
|
Amerikalı Taylor Swift’le İngiliz şarkıcı
Adele, Los Angeles'ta dün gece yapılan Amerikan Müzik Ödülleri töreninde
3’er ödülle en çok ödül kazanan sanatçılar oldu.
Swift ''yılın sanatçısı'' ödülünün yanı
sıra, üst üste iki yıldır aldığı ''en iyi kadın country sanatçısı'' ve
''Speak Now' albümüyle ''en iyi country albümü'' ödüllerini de alarak
büyük alkış topladı.
Törende 4 ödülle en çok dalda ödüle aday
gösterilen İngiliz şarkıcı Adele ise, ''yılın sanatçısı'' ödülü
dışındaki, ''en iyi kadın pop sanatçısı'', ''21'' adlı albümüyle ''en
iyi albüm'' ve ''en iyi çağdaş müzisyen'' ödüllerini kazandı. Adele, ses
tellerinden geçirdiği ameliyat nedeniyle ödül törenine katılamadı ama
adından çok söz ettirdi.
Rap ve hip hop kategorisinde Trinidadlı rap
sanatçısı Nicki Minaj da, ''gözde sanatçı'' ve ''Pink Friday'' albümü
ile ''en iyi albüm'' ödüllerini kazandı. Minaj, ödül töreninde, ''Super
Bass'' adlı eserini seslendirdi.
Blake Shelton, country müzik kategorisinde
''en iyi erkek sanatçı'' ödülünü alırken, en iyi country grubu ödülünü
ise Lady Antebellum elde etti. Maroon 5 grubu, pop ve rock grubu
kategorisinde ''en iyi grup'' ödülünü, Bruno Mars dapop müzikte ''en iyi
erkek sanatçı'' ödülünü aldı.
R&B dalında ''Loud'' adlı albümüyle en iyi
albüm ödülünü kazanan Rhianna, ''F.A.M.E'' adlı albümüyle aynı dalda
ödüle aday gösterilen eski erkek arkadaşı Chris Brown'ı yenilgiye
uğrattı. R&B kategorisinde en iyi erkek sanatçı ödülünü Usher, ''en iyi
kadın sanatçı'' ödülünü de Beyonce aldı.
Ünlü film yıldızı ve şarkıcı Jennifer
Lopez'in ''en iyi Latin sanatçı'' ödülünü alması bu yıl büyük bir çıkış
yapan sanatçının hayranları için sürpriz olmadı.
21 kasım 2011 |
|
Dünyanın en pahalı
fotoğrafı |
|
|
 |
|
Wallpaper için
Resime Tıklayınız! |
Alman Andreas Gursky'nin
'Rhein II' isimli fotoğrafı, 4,3 milyon dolara alıcı buldu.

NEW YORK - Alman fotoğraf sanatçısı Andreas
Gursky'nin 1999 tarihli bir fotoğrafı, açık artırmada 4,3 milyon dolara
satıldı.
Christie's müzayede şirketinin New York'ta
düzenlediği açık artırmada satılan 'Rhein II' adlı fotoğrafın, bugüne
dek en pahalıya satılan fotoğraf olduğu belirtildi.
Cindy Sherman'ın mayıs ayında 3,8 milyon
dolara alıcı bulan 'Adsız' fotoğrafı, en yüksek fiyatlı fotoğraf
rekorunu elinde bulunduruyordu.
Gursky'nin satılan fotoğrafının dahil
olduğu, Ren Nehri'nin panoramik görüntülerinden oluşan serisi 6
fotoğraftan oluşuyor. Serinin 4 fotoğrafı, önemli müzelerde bulunuyor.
11 Kasım 2011 |
|
Shakira, Hollywood
Bulvarı'nda 2354. yıldız oldu |
|
Shakira, Hollywood Bulvarı'nda 2354.
yıldızın sahibi oldu
Kolombiyalı şarkıcı Shakira, Hollywood
Bulvarı’ndaki ünlü Şöhretler Kaldırımı’ndaki yerini aldı. Gazetecilerin
ve sanatçının hayranlarının büyük ilgi gösterdiği törene Shakira
ailesiyle birlikte katıldı.
Dünyaca ünlü şarkıcı Shakira'nın da
Hollywood Bulvarı'ndaki Şöhretler Kaldırımı'nda bir yıldızı oldu.
Hollywood Bulvarı'ndaki Şöhretler Kaldırımı'nda yıldızı olan ilk
Kolombiyalı sanatçı olan Shakira, törende kendisini yalnız bırakmayan
hayranlarına yaptığı konuşmada, ''Bunu, durmaksızın çalışan ve
hayallerini gerçekleştirmek isteyen ABD'deki Latin toplumuna ithaf etmek
istiyorum''dedi.
Konuşmasında anılarından bahseden Shakira,
7 yaşındayken annesiyle Los Angeles'a geldiklerini ve Şöhretler
Kaldırımı'nda yürürken annesinin kendisine ''Shaki, bir gün senin de bu
kaldırımda bir yıldızın olacak'' dediğini söyledi.
Shakira, tören sırasında hayranlarına bol
bol poz verdi
Müzik kariyeri
1990'lı yıllarda Latin Amerika'da ''Pies
Descalzos'' albümüyle ün kazanan 34 yaşındaki şarkıcı, İngilizce ve
İspanyolca şarkılar seslendirdiği 2001 tarihli ''Laundry Service''
albümündeki ''Whenever, Whereever'' şarkısıyla müzik listelerinde
zirveye çıktı ve uluslararası üne kavuştu. Shakira, şarkının İspanyolca
versiyonu ile ilk Grammy ödülünü kazandı. Bugüne kadar dünya çapında 70
milyon kopya plak satan sanatçı 7'si Latin Grammy olmak üzere toplam 9
Grammy ödülünün sahibi oldu.
Aynı zamanda hayırsever
Yardımseverliği ve sosyal
etkinliklikleriyle de adıdan sözettiren sanatçı, fakirlik ve çocukların
eğitimiyle ilgili ülkesinde birçok proje yürütüyor. 1997’de Kolombiya'da
kurduğu Pies Descalzos (çıplak ayaklar) adlı bir yardım vakfı bulunan
şarkıcıya, 2009’da BM Çocuklara Yardım Fonu UNICEF tarafından onur ödülü
verildi.
9 kasım 2011 |
|
Kardeş Türküler
Grammy adayı |
|
Kardeş Türküler 'Çocuk (H)aklı' albümüyle
54. Grammy Müzik Ödülleri'nde 'En İyi World Music' dalında aday oldu.
Kardeş Türküler ve Arto Tunçboyacıyan'ın
Nisan 2011´de Kalan Müzik etiketiyle çıkardığı Çocuk (H)Aklı albümü 54.
Grammy Müzik Ödülleri için 'Yılın En İyi World Music' albümü adayları
arasında yer aldı.
Müzik dünyasının önemli ödülleri arasında
yer alan Grammy ödülleri her yıl birçok farklı kategorilerdeki müzik
çalışmalarına veriliyor.
Kardeş Türküler ve Arto Tunçboyacıyan'ın
aday olduğu kategoride Addis Acoustic Project, Azam Ali, Amina Alaoui,
Marta Gomez, Le Trio Joubran ve Yasmin Levy'nin albümleri de adaylar
arasında.
4 Kasım 2011 |
|
Yorgun Herkül tek
vücut oldu |
|
Antalya Müzesi'nde alt yarısıyla
birleştirilen 'Yorgun Herakles' heykeli, Kültür ve Turizm Bakanı
Ertuğrul Günay tarafından ziyarete açıldı.
Pazar
ANTALYA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
uçağıyla ABD'den getirildikten sonra Antalya Müzesi'nde alt yarısıyla
birleştirilen ''Yorgun Herakles'' heykeli, Kültür ve Turizm Bakanı
Ertuğrul Günay tarafından ziyarete açıldı.
Heykeli Antalya Müzesi'nin ''Lahitler
bölümü''nde ziyarete açan Bakan Günay, tarihe, arkeolojiye, toprakların
zenginliğine önem veren herkes için bugünün özel bir gün olduğunu
söyledi.
Günay, son yıllarda Türkiye'den yasadışı
yöntemlerle alınıp götürülmüş çok sayıda eseri geri getirme konusunda
eskiye kıyasla başarı elde ettiklerini vurguladı.
Bu başarıda Kültür Varlıkları ve Müzeler
Genel Müdürlüğü, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı'nın
ilgili birimlerinin desteklerinin büyük önemi olduğuna işaret eden Günay,
''Arkadaşlarımın bana verdiği rakamlar var, çok da sevindim. 1998-2002
arasında yurtdışından ülkemize 492 eser getirilmiş, 2002-2007'de 756
eser getirilebilmiş, 2007 sonundan, yani bizim göreve başladığımız
dönemden bugüne kadar geçen 4 yıl içinde de 3 bin 272 eser getirilmiş.
Bu, Türkiye'nin son yıllarda sadece ekonomisini geliştirmekle kalmayıp,
tarihine toprağına, özenle, kararlılıkla, dikkatle sahip çıktığını
gösteren son derece somut, önemli, güzel gelişmedir'' diye konuştu.
Bu yolda emek veren herkese teşekkür eden
ve onları alkışladığını söyleyen Günay, sadece bir bakanın özel
ilgisiyle oluşan bir güzel sonucun elde edilmediğini dile getirdi.
Bakan Günay, Herakles heykelinin alt
yarısının Prof. Dr. Jale İnan tarafından 1980'de çıkartıldığını,
1990'larda gazeteci Özgen Acar'ın ABD'de dikkatini çektiğini söyledi.
Heykeli sergiye veren ABD'li çiftin üst yarı ile alt yarının ayrı
olduğunu iddia ettiklerini, ancak Jale İnan tarafından tam bir uygunluk
sağladığının tespit edildiğini belirten Günay, buna rağmen yine de
heykelin geri dönmesi konusunda, ''Ayak diretildiğini'' bildirdi.
'40 yıllık hasret sona
erdi'
Heykelin topraklarına dönmesi için son
yıllarda ısrarla talepte bulunduklarına değinen Günay, bu yıl Türkiye'de
iki güzel kavuşma yaşandığını belirtti. Bakan Günay, ''Herkül'ün
topraklarımızdan ayrılması bence 35 yılı geçiyor. Nasıl ki biz altını 30
yıl önce bulduk, üstü ondan önce götürülmüş, 40 yıla yakın bir hasret,
bir bedenin iki parçası bugün birbirine kavuşuyor'' dedi.
Günay, 1910'u yıllarda Çorum'dan,
Hattuşa'dan iki sfenksin Almanya'ya götürüldüğünü, bunlardan birinin
restore edilerek geri gönderildiğini, ötekinin ise hiçbir haklı belge
yokken kendilerinde kalacağının iddia edildiğini dile getirerek, eserin
90 yılı aşkın süredir Almanya'da kaldığını söyledi. Sfenksin 1990'lardan
itibaren talep edildiğine dikkati çeken Günay, şöyle devam etti:
''Talep etmişiz ama çok da umutlanmamışız.
Gelmeyeceği yönünde bir ön kabul oluşmuş. 2008'de Berlin Fuarı'nda
konuyu yeniden gündeme getirdim. Beni çok dışişleri emekli mensubu
uyardı, 'Kötü olmakla kalırsınız, alamazsınız' dediler. Ama 2011'in
Temmuz ayında Boğazköy sfenksini de Türkiye'ye getirdik. Bugün iki
parçanın, bir bedenin iki parçasının özlemini gideriyoruz. Kasımın
25-28'inde de Boğazköy'ün, Hattuşa'nın Dünya Kültür Mirası Listesine
girişinin 25. yıldönümünde Boğazköy sfenksini de Çorum Müzesi'ne
götüreceğiz. Bugüne kadar İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen öteki
eşiyle birlikte... Çünkü ben insanların canı, duygu dünyası olduğu gibi,
toprağın ve taşın da duygu dünyası olabileceğine inanıyorum. Henüz bilim
bu konuda bize yeteri kadar bilgi vermiyor ama biz 100 kadar yıl önce
doğada elektrik diye birşey bilmiyorduk, ama şimdi doğada böyle bir
enerji olduğunu biliyoruz. Belki taşların da canı var ve belki bugün
burada, bu alt ve üst parça birbirine kavuştuğu zaman, belki inanılmaz,
bizim bilmediğimiz dünyada bir sevinç doğacak. Boğazköy sfenksi de
İstanbul'dan ve Almanya'dan gelip Çorum topraklarına kavuştuğu zaman,
100 yıldan bu yana süre gelen bir derin acı belki de sona erecek ve
birbirlerine kavuşmuş olacaklar. Bütün bu sevinçler inanıyorum ki
topraklarımıza bereket getiriyor. Topraklarımıza turizmin, kültürün,
uygarlığın bereketini getiriyor.''
09 Ekim 2011 |
|
Borusan Müzik Evinden Süper Sezon |
|
BİFO ve Borusan Müzik Evi, günümüzün en iyi
keman sanatçılarından Vadim Repin’den saksofonun efsane ismi Branford
Marsalis’e, La Venexiana topluluğundan Vladislav Delay’e kadar klasik
müzik, caz ve çağdaş müziğin önde gelen isimleriyle yeni sezonda
sanatseverleri karşılıyor.
Borusan Kültür Sanat (BKS),
Borusan Müzik Evi'nde düzenlediği basın toplantısında 2011–2012 sezon
programını tanıttı.
Borusan Kültür Sanat Yönetim Kurulu Başkanı
Zeynep Hamedi, Borusan Kültür Sanat Genel Müdürü Ahmet Erenli ve Borusan
Müzik Evi Yöneticisi Yağız Zaimoğlu’nun katıldığı toplantıda 2010 – 2011
sezonunda başarılar ve ilklerle dolu programı büyük ilgi gören Borusan
Kültür Sanat’ın, Türkiye'den ve yurtdışından pek çok yıldızın konuk
olacağı yeni sezon etkinliklerine ilişkin detaylar paylaşıldı.
BİFO, Borusan Quartet ve Borusan Müzik Evi
konserleri devam ederken, ArtCenter/İstanbul bu sezon da genç
sanatçılara atölye imkânı sunmayı sürdürecek. Sanatçıların atölyelerde
oluşturduğu eserler 2012 yılında sergilenecek.
SEZON AÇILIŞINI VADİM
REPİN YAPIYOR
BİFO 13 Ekim Perşembe günü gerçekleşecek
sezon açılış konserinde usta Rus kemancı Vadim Repin'i ağırlayacak. BİFO
Sanat Yönetmeni ve Sürekli Şefi Sascha Goetzel yönetiminde gerçekleşecek
konserde, Berlioz, Lalo, Strauss ve Schmitt'in 19. yüzyılda bestelenmiş
eserleriyle dinleyicilere Romantik dönemin seçkin örnekleri sunulacak.
BİFO, sezon boyunca ünlü isimleri konuk
edecek. Caz müziğinin ünlü isimlerinden saksafon sanatçısı Branford
Marsalis, ülkemizde ender seslendirilen klasik müzik repertuarından
eserleri İstanbullu müzikseverlerle buluşturacak. Bu yıl BİFO Fazıl Say
ile birlikte yine bir ilke imza atacak. Ülkemizin yetiştirdiği en büyük
piyanist/bestecilerden biri sayılan Say’ın Klarnet Konçertosu Türkiye'de
ilk kez dünyanın önde gelen klarnet sanatçılarından biri olan Sabine
Meyer tarafından seslendirilecek. Bir perküsyon dehası olarak Avrupa'yı
kasıp kavuran Martin Grubinger, Dorman’ın Vurmalı Çalgılar ve Orkestra
için Konçerto’sunun Türkiye’de ilk seslendirilişini gerçekleştirecek.
Ülkemizin önde gelen piyanistlerinden Gülsin Onay da Adnan Saygun'un 1.
Piyano Konçerto’sunu seslendirecek.
Bu yıl Çaykovski Yarışması'nda bir ilki
gerçekleştirerek tüm ödülleri toplayan piyanist Daniil Trifonov da
BİFO'nun konuğu olarak Rahmaninof’un en sevilen eserlerinden
Paganini’nin bir Teması üzerine Rapsodi’sini yorumlayacak. Her yıl
programında genç bir Türk sanatçıya yer veren BİFO, bu yıl Mozart'ın 20.
Piyano Konçerto’sunu seslendirecek olan piyanist Özgür Ünaldı'yı konuk
edecek.
BİFO, 20. yüzyılın en önemli
sopranolarından biri olan Leyla Gencer'in anısına düzenlediği yıllık
konseri sürdürecek. Bu yılki konserde Bizet’nin başyapıtı olan Carmen
operasının konser versiyonu sahnelenecek. Bu gecede ününü Carmen rolü
ile taçlandıran mezzosoprano Nino Surguladze, adını Rusya ve Avrupa'nın
ardından dünyaya duyuran tenor Viktor Afanesenko, 5. Leyla Gencer Şan
Yarışması birincisi soprano Nazlı Deniz Boran aynı sahnede bir araya
gelecek. Operayı Yekta Kara sahneye koyacak. BİFO aynı zamanda Borusan
İstanbul Filarmoni Korosu ile birlikte Ferid Tüzün'ün başyapıtı Midas'ın
Kulakları operasını uzun bir aradan sonra yine konser versiyonu ile
İstanbullu sanatseverlerle buluşturacak. Operada tiyatro sanatçısı
Rutkay Aziz de yer alacak. Midas’ın Kulakları da Yekta Kara tarafından
sahneye konuluyor.
Ocak ayında gerçekleşecek “Yeni Yıl
Konseri”nde ağırlıklı olarak Strauss II'nin arya ve valslerini
seslendirecek olan BİFO, bu yıl ilk kez “Sizin Seçtikleriniz” başlığı
altında bir konser de gerçekleştirecek. Sezonun son konseri olacak
etkinlikte BİFO Klasik Kart sahiplerinin oylarıyla belirlenecek eserler
seslendirilecek.
Borusan Quartet konserleri 24 Ekim'de
başlıyor
Geçtiğimiz sezon Süreyya Operası'nda
verdiği üç konserde 1200’den fazla biletin satıldığı Borusan Quartet,
2011–2012 sezonunda da aynı sayıda konser verecek. İlki 24 Ekim'de
gerçekleşecek olan konserde viyola sanatçısı Ruşen Güneş'i konuk edecek
olan Borusan Quartet, Mozart'ın eserlerini seslendirecek. Dörtlünün 23
Ocak'taki konserinde ise çağdaş Türk müziğinin üç bestecisi Oğuzhan
Balcı, Turgay Erdener ve Turgut Pöğün'ün Borusan Kültür Sanat'ın
siparişi üzerine yazdığı eserlerin dünya prömiyeri gerçekleşecek.
Borusan Quartet, Süreyya Operası’ndaki son konserinde, en başarılı oda
müziği topluluklarından biri olarak gösterilen Alban Berg Quartet'in
kurucu üyelerinden Valentin Erben'le aynı sahneyi paylaşarak, Verdi'nin
Yaylı Çalgılar Dörtlüsü ve Schubert'in Yaylı Çalgılar Beşlisi’ni
seslendirecek.
Müziğin farklı tınıları
Borusan Müzik Evi'nde
Bu sezon da renkli bir program hazırlayan
Borusan Müzik Evi, müziğin farklı dallarının önde gelen isimlerini
ağırlayacak. Borusan Müzik Evi'nin 14 Ekim Cuma akşamı gerçekleşecek
açılışında Mercan Dede Quartet, Ceza ve Hüsnü Şenlendirici Quartet yer
alacak. Borusan Müzik Evi, 2011–2012 sezonunda klasik müzik dünyasının
en iyi madrigal topluluklarından La Venexiana, üstün yetenekli caz
vokalisti Koreli Yuan Sun Nah duo projesiyle, kuzey cazının önemli
vokallerinden Torun Eriksen ile Zürihli besteci ve piyanist Nik
Baertsch'in oluşturduğu RONIN Beşlisi gibi müzisyenleri konuk edecek.
Borusan Müzik Evi; Çağdaş Müzik Günleri ile
bir yeniliğe daha imza atarak, müziğin 21. yüzyıldaki serüvenine
tanıklık eden konserlere ev sahipliği yapacak. Berlinli Marcus Hagemann
küratörlüğünde gerçekleşecek olan Borusan New Series kapsamında ise
Borusan Müzik Evi'nin ilham veren mimarisiyle müzik bir araya gelecek.
Borusan Kültür Sanat'ın İstanbul'un kültür hayatına yeni bir soluk
katmak amacıyla Kod Müzik işbirliğiyle düzenlediği Nova Muzak Series ise
müzikseverlere ilginç deneyimler yaşatacak. Meksikalı elektronik müzik
sanatçısı Murcof'un açılışını yapacağı Nova Muzak Series'de Finli
müzisyen Vladislav Delay, Aki Kaurismaki’nin I Hired A Contract Killer
filmine canlı müzik yapacak.
MIAM ve Borusan Müzik Evi
sunar
Borusan Müzik Evi, Türkiye’de klasik
müziğin gelişmesi misyonunu bu sezon Dr. Erol Üçer Müzik İleri
Araştırmalar Merkezi (MİAM) ile işbirliği içinde sürdürecek.
Borusan Kültür Sanat ile MIAM, 2011–2012
sezonunda hayata geçirecekleri konser ve ustalık sınıfı etkinlikleriyle
önemli bir işbirliğine imza atıyor. Bu ortak çalışma kapsamında Borusan
Müzik Evi'nde düzenlenecek etkinliklerle ilgili ayrıntılı duyuru
önümüzdeki aylarda yapılacak.
28 Eylül 2011 |
|
"Yorgun Herkül"
Boston'dan Evine dönüyor |
|
Başbakan Erdoğan, yıllar önce kaçırılan
'Yorgun Herkül' heykelinin üst kısmını ABD'den Türkiye'ye getiriyor.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için
gittiği New York'taki temaslarını tamamlayan Başbakan Tayyip Erdoğan,
Türkiye'ye sürpriz bir hediye ile dönüyor.
ABD dönüşünde Erdoğan'ın uçağında "Yorgun
Herkül" heykelinin üst kısmı da yer alacak.
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın
girişimlerinin sonuç vermesinin ardından yıllar önce Türkiye'den
kaçırıldığı iddia edilen heykelin üst kısmı Başbakan Erdoğan'ın
talimatıyla ANA uçağı ile Türkiye'ye getiriliyor.
Sabah’ın haberine göre, Heykelin normalde
tarifeli uçakla getirtilmesinin planlandığı ancak Başbakan Erdoğan'ın
"Bu çok değerli bir eser. Bizi taşıyan uçakla gelsin" dediği öğrenildi.
Böylece "Yorgun Herkül" heykelinin
Antalya'daki alt kısmı ile Boston'da olduğu belirtilen üst kısmı yıllar
sonra birleşmiş olacak.
"Yorgun Herkül" heykelinin alt kısmına
1980'de Antalya'nın Perge bölgesinde yapılan kazılar sonucu ulaşılmıştı.
Türkiye, uzun uğraşlar sonucunda heykelin üst kısmının ABD'de de Boston
Güzel Sanatlar Müzesi'nde olduğunu tespit etti.
Heykelin iki parçasının birleştirilmesi
için çaba sarf eden Türkiye, eserin diğer parçasını uzun yıllardır
ABD'den talep etmekteydi. Boston'a giden Kültür Varlıkları ve Müzeler
Genel Müdürü Murat Süslü eseri teslim aldı.
Süslü, hükümetin kültür varlıklarına
verdiği öneme dikkat çekerek, "Anadolu'ya ait bütün kültür varlıklarını
tek tek teslim alıyoruz" dedi.
25 Eylül 2011 |
|
18. Adana Altın Koza
Film Festivali ödülleri sahiplerini buldu |
|
Altın Koza'nın en iyisi
'Celal Tan ve Ailesi'
18. Adana Altın Koza Film Festivali'nde
Onur Ünlü'nün yönettiği Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi "En
İyi Film" ödülü alırken, filmin oyuncuları da "Özel Ödül"e layık
görüldü. Festival'in bir diğer favorisi Özcan Alper'in "Gelecek Uzun
Sürer" filmi de "Yılmaz Güney Ödülü"nün sahibi oldu.
ADANA - 18. Adana Altın
Koza Film Festivali ödülleri sahiplerini buldu.
Festival'de, "Celal Tan ve Ailesinin Aşırı
Acıklı Hikayesi" "En İyi Film ödülü"nü alırken, Cemil Ağacıkoğlu "En İyi
Yönetmen", Hatice Aslan ve Görkem Yeltan "En İyi Kadın Oyuncu", Durukan
Ordu da "En İyi Erkek Oyuncu" seçildi.
18. Adana Altın Koza Film
Festivali ödüllerinin sahipleri şöyle:
En İyi Film: Celal Tan ve Ailesinin Aşırı
Acıklı Hikayesi (Onur Ünlü)
En İyi Yönetmen: Cemil Ağacıkoğlu (Eylül)
En İyi Senaryo: Onur Ünlü (Celal Tan ve
Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi)
En İyi Kadın Oyuncu: Hatice Aslan (Vücut),
Görkem Yeltan (Eylül)
En İyi Erkek Oyuncu: Durukan Ordu (Gelecek
Uzun Sürer)
Yılmaz Güney Ödülü: Gelecek Uzun Sürer
(Özcan Alper)
SİYAD En İyi Film Ödülü: Gelecek Uzun Sürer
(Özcan Alper)
Adana İzleyici Ödülü: Simurg (Ruhi Karadağ)
Jüri Özel Ödülü: Aşk ve Devrim
En İyi Görüntü Yönetmeni: Feza Çaldıran
(Gelecek Uzun Sürer)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Şeyla Halis
(Vücut)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Tuna Orhan
(Memleket Meselesi)
Özel Ödül: Celal Tan ve Ailesinin Aşırı
Acıklı Hikayesi oyuncularına
En İyi Kurgu: Taner Sarf (Eylül)
En İyi Ses Tasarımı: Burak Topalakçı
(Kaybedenler Kulübü/Eylül)
En İyi Sanat Yönetimi: Adalı Aksoy ( Aşk ve
Devrim)
En İyi Müzik: Mustafa Biber (Gelecek Uzun
Sürer)
Umut Veren Kadın Oyuncu: Deniz Denker (Aşk
ve Devrim)
Umut Veren Erkek Oyuncu: Gün Koper (Aşk ve
Devrim), Hakan Kurtaş (Vücut)
24 Eylül 2011 |
|
Doris Day 87 yaşında
“My Heart“ ile müzik listelerine girdi |
|
Ünlü Amerikalı film yıldızı ve şarkıcı
Doris Day, 87 yaşında çıkarttığı “My Heart“ adlı yeni albümüyle
İngiltere listelerinde ilk 10’a girerek rekor kırdı.
Doris Day, ilk albümünü yayınladıktan 62
yıl sonra, 87 yaşında yeniden listelere girmeyi başardı. Day’in “My
Heart“ adını taşıyan albümü İngiltere albüm listelerine bu hafta 9
numaradan giriş yaptı. Day, bu başarısıyla, İngiltere’de Top 10’a giren
en yaşlı sanatçı unvanını da elde etti.
Caz türündeki albümde 12 şarkı var
1958 yapımı Alfred Hitchcock'un “The Man
Who Knew Too Much” adlı filminde (Tehlikeli Adam) seslendirdiği “Que
Sera, Sera“ adlı unutulmaz şarkıyla da hafızalara kazınan Day'in, ”My
Heart“ adlı yeni albümünde 12 şarkı bulunuyor.
Unutulmaz pop klasikleri
Albümde bazılarını sanatçının hayatta
olmayan oğlu Terry Melcher’in kayıtlarını yaptığı üç büyük hiti ve
bugüne kadar yayınlanmamış şarkılarının yanı sıra Joe Coker'dan “You Are
So Beautiful“ ya da Beach Boys'dan “Disney Girls” gibi pop klasiklerinin
yeniden yorumu yer alıyor. Albümde yer alan unutulmaz klasiklerden biri
de Day’in 1951 yapımı ”I’ll See You In My Dreams“ filminde seslendirdiği
“My Buddy“.
İlk müzik albümünü 1949’da yayınlayan
sanatçı 50’li ve 60’lı yıllarda dönemin ünlü aktörleri Cary Grant ve
Rock Hudson ile birlikte çevirdiği filmlerle Hollywood’da da başarılı
bir kariyer yakalamış, 1960’da Pillow Talk (Yastık Sohbetleri) filmiyle
„En İyi Kadın Oyuncu“ dalında Oscar ödülüne aday gösterilmişti.
14 Eylül 2011 |
|
Pamuk: Öteki
İstanbul'u yazıyorum |
|
'Saf ve Düşünceli Romancıda roman okuma
zevkini, okurken ve yazarken karşılaştığı harikalıkları anlatan Orhan
Pamuk, bir sonraki romanında yaşlı bir bozacının hayatından yola
çıkarak, öteki İstanbul'u anlattığını söyledi.

Orhan Pamuk, yeni kitabı
'Saf ve Düşünceli Romancıyı anlattı...
İSTANBUL - Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk,
bir yazarın hissiyatından, şahsiyetinden ve duyarlılığından birçok
unsurun romanına girdiğini belirterek, ''Romancılıkta hüner, hem
kendinizi, hem de kendiniz olmayanı gerçekçi bir şekilde
anlatabilmektir'' dedi.
Pamuk, romancılıktaki 35 yıllık tecrübesine
dayanarak, yaptığı çıkarımları kitapta paylaştığını ifade ederek, ''Son
kitabımda bir anlamda romancılık sırlarını verdim. Roman niçin
seviliyor, ben romanlarımı nasıl yazdım, en iyi romanlar nasıl üzerimde
etki sağlar, roman nasıl hayatımızı değiştirir gibi konularda kitap
önemli bir öğreticidir'' dedi.
Kitabın Harward Üniversitesindeki
derslerinde yaptığı konuşmaların bir özeti olduğunu ve bu derslere daha
önce Umberto Eco, Borges ve Calvino gibi yazarların katıldığını
vurgulayan Pamuk, kitaba adını veren ''Saf ve düşünceli'' kavramlarını,
en iyi araba kullanma yöntemiyle anlatabileceğini söyledi.
Orhan Pamuk, araba kullanırken şoförün hiç
düşünmeden otomatik olarak direksiyonu çevirdiğini, pedallara bastığını,
aynaya baktığını ve işaretleri okuduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:
''Kafamızda pek çok işlem yapar, hatta bu
sırada başkasıyla sohbet bile edebiliriz ve de yaptığımız şeyleri
unuturuz. Bazen araba kendiliğinden gidiyormuş gibi gelir ya romanı da
kendiliğinden oluyormuş gibi yazan romancılar var. Bunlar öyle
içlerinden geldiği gibi yazar, hatta bazıları yeni kurallar bulur,
edebiyata katkı sunarlar ama bunun farkına bile varmazlar. Bir de
yaptığı işlemler konusunda düşünceli yazarlar vardır. Bunlar 'Yaptığım
doğru mu,karakterleri çok mu konuşturdum, bu teknikle mi söylesem, bu
sahneyi uzun mu kısa mı yaptım?' gibi dertlenirler. Romancılık aynı anda
hem saf, hem düşünceli olma işidir.''
'ROMANIN GÜCÜ, HEM HAYAL,
HEM YAŞANMIŞ OLMASINDAN GELMEKTEDİR'
Yazar Pamuk, okurların da zaman zaman hem
saf, hem düşünceli olduğunu belirterek, ''Romanlarımı okurken Orhan
Pamuk bunları yaşamış mı, hayal mi etmiş diye düşünürler. Bazen 'Yok
canım bunları yaşamamıştır hepsi hayaldir', bazen de 'Yok yaşamıştır
yoksa nasıl yazacaktı?' derler. Romanın gücü hem hayal, hem yaşanmış
olmasından gelmektedir. Bazı ayrıntıları yaşamadan bulamazsınız. Onun
için haklı olarak 'Masumiyet Müzesi'ndeki Kemal'in aşkını yaşadınız mı?'
diye sorarlar. Ona benzer bir şeyler yaşamış olsam da benim hayal dünyam
vardır ben de onları yoğururum. Roman okumak sürekli soru sormaktır.
Romanın gücü de bu soruların zenginliğiyle ölçülür'' şeklinde konuştu.
Bütün kahramanlarıyla özdeşleştiğine
dikkati çeken Pamuk, şunları kaydetti:
''Romanlarımın gücü ya da kusuru
kahramanlarımla özdeşleşmemden kaynaklanıyor. Erkek kahramanlarla
özdeşleştiğim gibi kadın kahramanla da çok rahat özdeşleşebilirim. Onun
gibi hisseder, dünyayı onun gözüyle görmeye çalışılırım. Bir yazarın
hissiyatından, şahsiyetinden duyarlılığından pek çok şey romanına girer.
Romancılıkta hüner, hem kendinizi, hem de kendiniz olmayanı gerçekçi bir
şekilde anlatabilmektir. Yazmak için önce insanın kendini tanıması,
içindeki karanlık şeyi bilmesi gerekir. Edebiyat, üstü örtülü büyük bir
itiraftır. Bu nedenle romanda kendime benzeyen bir dünya kurup, kendime
benzeyen insanlar yaratırım ama kendi dünyamdan çıkıp, farklı insanların
gözünden de görmeye çalışırım.''
Yazarlığın meşakkatli bir yol olduğunu
ifade eden Pamuk, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Yazarlığın temelinde yetenek ve istek
vardır. Çok çalışma, sabır, güçlü bir disiplin ve kültür gerekir. Başka
yazarlar bol bol okunmalıdır. Mutlu bir yazarım, yazmak istediğim
kitapları yazdım ve okurlara buluşturabildim. Her an not alırım. Her
sabah, düzenli olarak gazete bile okumadan yazmaya başlarım. Çok
disiplinliyim. 36 yıldır günde 10 saat yazıyorum ama çok çalıştım diye
şikayet etmiyor, 'İyi ki yaptım' diyorum. Hatta daha da çok yazmak
istiyorum. Aynı zamanda romancı gözlemci de olmalı ki, ben de iyi bir
gözlemciyim. Romancılık, insanların ruhunu görme işidir.''
'TÜRKİYE'DE YAYINCILIK
SON 10 YILDA PATLADI'
Pamuk, kitap adlarının kendisi için çok
önemli olduğunu, başlığın kitabı özetlememesi, ancak kitabın ruhunu
vermesi gerektiğini vurgulayarak, başlığın kitabın sorduğu soruları
yansıtması ve akılda kalıcı olması gerektiğini kaydetti.
Türkiye'de yayıncılığın son 10 yılda çok
önemli bir atılım yaptığını dile getiren Pamuk, romana ilk başladığında
yılda bin kitap çıkarken şimdi 10 bin kitap yayımlandığını belirtti.
Pamuk, Nobel'in hayatında farklılıklar
yarattığına dikkati çekerek, ''Nobel, büyük bir sorumluluk getirdi.
Söylediğiniz her şey olduğundan daha önemli hale geliyor. Herkesin
bakışları üzerinizde olunca kılık kıyafetinize, halinize, hareketinize
dikkat etmeniz gerekiyor. Böyle bir olumsuz yanı var. Ben daha sorunsuz
çocuk gibi olmak isterim. Nobel aldığımda kitaplarım 46 dile
çevrilmişti. Şimdi 60 dile çevrildi. Dünyada 11 milyona yakın sattı.
Tanılırlığımı, dünya çapında merakı ve ilgiyi artırdı. Şikayet edilecek
bir konu değil, herkese tavsiye edilir'' diye konuştu.
'YENİ BİR ROMAN ÜZERİNDE
ÇALIŞIYORUM'
Bundan sonraki romanı için kolları
sıvadığını anlatan Pamuk, ''Şimdi, Konya Ereğli'den İstanbul'a göç etmiş
yaşlı bir bozacının hayatından yola çıkarak, öteki İstanbul üzerine bir
roman yazıyorum'' dedi.
İnsanların uyandığını, zenginleşen
insanların kitapçılara gittiğini bu nedenle yayınevlerine genç
yazarlardan müsveddeler yağdığını anlatan Pamuk, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Eskiden edebiyatı sevmenin şekli şiirdi.
Şimdi roman bir edebi iletişim olarak her şeyin üzerinden tank gibi
geçmiştir. Bunun nedeni romanların cazip olmasıdır. Romanlar bizi
dünyanın gizli merkezine götürüyor. Hayatta neden var olduğumuza ilişkin
temel sorunların karşılığını, iyi ve edebi romanlarda bulabiliriz.
Roman, demokratik ve eşitlikçi bir sanattır. Roman okuyan herkes roman
yazabilir. Yayınevlerine yağan müsveddelerin ardında meşhur olmak isteği
var diye bakılmamalı. Bu insanlar, kendilerini ifade etmek ben de
'Varım' demek istiyor.''
Türkiye'de Ahmet Hamdi Tanpınar ve Oğuz
Atay'ın en beğendiği yazarlar olduğunu ifade eden Pamuk, Tanpınar'ın,
yeni Türkiye'nin modernlikle gelenekselliğin birleşmesinden ortaya
çıktığını gördüğünü, Oğuz Atay'ın da modern insanın kendine özgü dramını
iyi anlattığını ve batı romanından etkilenmekten korkmadığını söyledi.
Kendisinin konu aramadığını, bir gazete,
kitap okurken veya günlük hayatta herhangi bir anda konunun aklına
geldiğini, en önemli şeyin, yazılacak konunun sevilmesi olduğunu
kaydetti.
Pamuk, ''Orhan ağabey, bir daha 'Kara
Kitap' gibi bir şey yazamazsın boşuna uğraşma'' diyenler olduğunu
belirterek, ''Onların ne demek istediğini anlıyorum. 'Kara Kitap'ın
benim için de çok özel bir yeri vardır. Ancak, 'Benim Adım Kırmızı'
okunmadan da Orhan Pamuk anlaşılamaz'' dedi.
08 Eylül 2011 |
|
Türkiye çalınan
mermer heykel başını istiyor |
|
Independent gazetesi Türk yetkililerin
İngiltere'nin önde gelen müzelerinden Victoria ve Albert ile temasa
geçerek 100 yılı aşkın süre önce Anadolu'dan Londra'ya taşınan bir lahit
parçasının iadesini talep ettiklerini yazdı.
Çocuk başı şeklindeki mermer heykel,
gazeteye göre halihazırda Londra'daki müzenin deposunda tutuluyor.
25 tonluk Sidamara Lahdi ise İstanbul
Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor.
Gazete, 1700 yıllık Sidamara Lahdi'nin bu
devirde yapılan benzerleri arasında en nadide örneklerden biri kabul
edildiğini kaydediyor.
Lahit, 1879 yılında zamanın İngiltere
Konsolosu ve arkeolog Sir Charles Wilson tarafından Konya-Ereğli
yakınlarında yapılan bir kazıda bulundu.
Wilson lahtin üzerinde bulunan bir oğlan
çocuğu figürünün başını 1882'de söküp beraberinde Londra'ya götürdü.
Omzu üzerinden bakan kıvırcık saçlı figür,
Yunan aşk tanrısı Eros'a benzetiliyor.
Independent, mermer başı lahitten kopartan
konsolosun, daha sonra eserin bütününü de alıp nakletme niyetiyle
mezarın üstünü yeniden toprakla örttüğünü aktarıyor.
Çalınan figür ise daha sonra eski
konsolosun torunları tarafından Victoria ve Albert Müzesi'ne bağışlandı.
Indepedent, benzer bir şekilde İngiltere'ye
götürülen Partenon Mermerleri'nin İngiltere ile Yunanistan arasında
yıllardır çözülemeyen bir sorun yarattığını anımsatıyor.
İade şartları
Londra'daki Türk turizm yetkilisi Tolga
Tüylüoğlu'nun sözlerini aktaran Independent, Türkiye hükümetinin müze
ile geçen yıl irtibata geçtiğini, fakat şimdiye dek eserin İstanbul
Arkeoloji Müzesi'ne iadesinde başarı sağlayamadıklarını bildiriyor.
Independent'a konuşan İngiliz müze
yetkilileri, ''Türkiye'nin talebini ciddiyetle gözden geçiriyoruz''
diyorlar.
Müze kurallarına göre eserlerin iadesi için
"elde tutulmasının uygun bulunmaması" ya da "elden çıkarılmasının
öğrenciler ve kamunun zararına olmaması" şartı aranıyor.
6 Eylül 2011 |
|
'Mükemmel Resim
Üslubcularının davası başladı |
|
Almanya'da haklarında dava açılan ve hala
aranmakta olan ikisi kadın, ikisi erkek dört şahıs, modern resimde, Max
Ernst gibi ilk dönem ressamlarının üslubunu son derece başarılı bir
şekilde taklit ederek birçok tablo yaptı.
Resim sahtekârları, alanlarında kendileri
kabul ettirmiş uzmanları ve müzayede salonlarını, taklit tabloların
"özel koleksiyonlarda saklı tutulduğuna" inandırmayı başardılar ve
yaptıkları satışlardan milyonlar kazandılar.
Sahtekâr ressamlar, söz konusu tablolar
üzerinde yapılan mikroskobik incelemelerde, kullanılan boyaların, bundan
yüz yıl öncesinde bulunmayacak kadar "yeni" olduğunun ortaya çıkması
üzerine yakayı ele verdiler.
Kendi çaplarında çok iyi birer yetenek olan
ressamlar, mevcut sanat yapıtlarının kopyalarını yapmaktan ziyade, daha
az tanınan ressamların resmetme üsluplarını mükemmel bir şekilde taklit
etme yoluna gidiyorlar.
Taklit edilen diğer ressamlar arasında Max
Pechstein, Fernand Léger and Heinrich Campendonk de bulunuyor.
Yargılanan dört ressamın, bu türde 14 tablo
satıp 50 milyon dolara yakın bir para kazandığı öğrenildi.
Resim alanında yaşanan bu skandal,
ressamların sadece üslubundan hareket ederek, bir tablonun özgün olup
olmadığına karar verebildiklerini savunan kimi sanat uzmanları hakkında
soru işaretleri yarattı.
Bazı kimseler de, satın almış oldukları
sahte tabloların değerinin aniden düşüvermesinin sarsıntısını yaşıyor.
Ancak sanat çevrelerinde, mükemmel bir
sahte eserin, kendi çapında bir resim ustalığı olarak değerlendirilmesi
gerektiğini savunanlar kesimler de bulunuyor.
Köln kentinde başlayan davanın gelecek Mart
ayında sonuçlanması bekleniyor.
1 Eylül 2011 |
|
Michael Jackson Hala
En Popüler |
|
29 Ağustos ünlü popçu
Michael Jackson’ın doğum günüydü.
Jackson 29 Ağustos 1958 tarihinde doğmuştu.
1966 yılında Jackson 5 adlı grubun şarkıcısı olarak profesyonel müzik
yaşamına başlayan Michael Jackson, 1971 yılında kardeşleriyle birlikte
sahneye çıktığı gruptan ayrıldı.
Solo çalışmaya başlayan Michael Jackson,
milyonlarca satan birbirinden güzel birkaç albüm çıkardı. “Thriller,” “Bad,”
“Dangerous” and “HIStory” bunlardan birkaçı. 1994 yılında Elvis
Presley’in kızı Lisa Marie Presley’le evlenerek tüm dünyada manşet olan
Michael Jackson, 1994’te boşandı. Boşanma isteği, aralarında şiddetli
geçimsizlik olduğu gerekçesiyle mahkemeye başvuran Lisa Marie’den geldi.
Michael Jackson 1996 yılının Kasım ayında
dişçisinin asistanı Debbie Rowe’la ikinci evliliğini yaptı. Evlendikleri
zaman Debbie Rowe yedi aylık hamileydi. Çiftin iki çocukları oldu,
Prince Michael Jackson Jr. and Paris Michael Katherine Jackson. Evlilik
1999 yılında sona erdi.
Michael Jackson 1993 yılında çocuk tacizi
iddialarıyla soruşturma konusu oldu ancak çocuğun ifade vermemesi
üzerine resmen suçlanmadı. Michael Jackson’ın dava açılmaması
karşılığında çocuğun ailesine milyonlarca dolar tazminat ödediği
söylendi, ancak ünlü popçu masum olduğunu söylemekten vazgeçmedi. 2003
yılında bu kez 14 yaşında bir erkek çocuğunu taciz ettiği iddiasıyla
açılan dava 15 hafta sürdü. Sonunda Michael Jackson beraat etti.
2008 yılında Sony Plak Şirketi Michael
Jackson’ın “Thriller” adlı albümünün 25’inci yıldönümünü, “Thriller 25”
adlı versiyonuyla kutladı. Albümde parçaların remix’leri ve Akon, Kanye
West, Fergie ve Black Eyed Peas’den will.i.am gibi ünlülerin hit
şarkılara katkıları yeralıyor. Michael Jackson 25 Haziran 2009 tarihinde
kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti ve California’da toprağa verildi.
Doktoru Conrad Murray, ünlü popçuya kasıt olmadan aşırı derecede ağrı
kesici ve uyku ilacı vermekle suçlandı. Doktorun mahkemesi 26 Eylül’de
başlayacak.
Geçen yıl, Sony Music Plak Şirketi,
Jackson’ın ailesiyle 10 albümlük ve 250 million dolarlık bir anlaşma
imzaladı. Ölümünden sonra yayınlanan “Michael” adlı ilk albümde Akon,
Lenny Kravitz and 50 Cent de şarkı söylüyor. Michael Jackson’ın ailesi
geçtiğimiz günlerde bir açıklama yaptı ve 8 Ekim’de İngiltere’de bir
anma konseri düzenleneceğini duyurdu. Konserde Christina Aguilera, Cee
Lo Green ve Smokey Robinson da sahne alacak.
Video İzle!
31 Ağustos 2011 |
|
MTV Ödül
Töreni ve Ödülleri |
|
MTV Ödülleri'nin dağıtıldığı gecede, Lady
Gaga 'ikinci kişiliği' Jo Calderone kılığında 'You and I' adlı şarkısını
söyledi.
Lady Gaga, en iyi kadın şarkıcı videosu
ödülünü kazandı.
Chris Brown'un sahnede uçtuğu performans ta
izleyicilerden tam not aldı.
2011 MTV Video Müzik Ödülleri sahiplerini
buldu.
Yılın Videosu ödülünü kazanan ''Firework''
adlı parçasına çekilen kliple, Katy Perry oldu.
Ancak ünlü şarkıcı Beyonce'nin müjdesi,
Perry'nin zaferini gölgede bıraktı.
Pazar akşamı Los Angeles'taki Nokia
Theatre'da düzenlenen törende Yılın Videosu ödülünün sahibi ''Firework''
adlı parçasına çekilen kliple Katy Perry oldu. Toplam 10 dalda aday
gösterilen Perry, törenden üç ödülle ayrıldı.
Gecenin sürprizini ise ünlü şarkıcı Beyonce
yaptı. ABD'li ünlü R&B şarkıcısı Beyonce'nin hamilelik haberi, geceye
damgasını vurdu. Şarkıcının Jay-Z ile üç yıllık evliliğinin ardından
verdiği müjdeli haber, Katy Perry'nin zaferini bile gölgeledi.
Kırmızı halı geçişinde gazetecilere hamile
olduğunu açıklayan 29 yaşındaki şarkıcı, törendeki şovunu ''Love on
Top'' adlı şarkısı ile yaptı. Genelde kısa ve dar kostümleri ile sahne
olan şarkıcının törende parlak smoking ceketi tercih etmesi ise dikkat
çekti.
Britney Spears, Lady Gaga'yı öpmedi
Britney Spears'e ödülünü törene erkek
kılığında katılan Lady Gaga verdi.
En İyi Pop Videosu kategorisinde Britney
Spears aldı. Daha sonra ikinci bir ödül için sahneye çıkan Spears'e
ödülünü törene erkek kılığında katılan çılgın şarkıcı Lady Gaga verdi.
Genç şarkıcıya kur yapan Lady Gaga öpücük de almak istedi, ama Britney
Spears istenen öpücüğü vermedi.
Gecenin en iyi performansını ise İngiliz
şarkıcı Adele ''Someone Like You''adlı parçasıyla sergiledi. Aday
gösterildiği 7 kategorinin 3'ünden ödülle dönmeyi başardı.
''Seni özleyeceğiz Amy''
Gecenin en duygulu dakikaları ise İngiliz
aktör ve komedyen Russel Brand sahne aldığında yaşandı. Aynı zamanda iyi
bir arkadaşı olan ve yaklaşık bir ay önce hayatını kaybeden Amy
Winehouse için saygı duruşunda bulunan sanatçı, herkesi acı içindeki
insanlara yardım etmeye çağırdı.
Kendisi de daha önce uyuşturucu bağımlısı
olan Brand, ''Birçok insan hasta oluyor, bunların çok azı Amy
Winehouse'a bahşedilen o inanılmaz yeteneğe sahip'' diye konuştu. Amy
Winehouse ile ''Duets II'' albümü için son kez bir parça seslendiren
Tony Bennett, Amy ile ''Body and Soul'' şarkısını söylerken çekilen
videoyu gösterdi.
Ardından sahneye çıkan Bruno Mars da
Winehouse'un ''Valerie'' parçasını seslendirdi ve şarkıyı ''Seni
özleyeceğiz Amy'' sözleriyle bitirdi.
Gecenin diğer ödülleri şöyle:
Yılın videosu: Katty Perry, ''Firework''
En İyi Kadın Sanatçı Videosu: Lady Gaga, ''Born this way''
En İyi Çıkış Yapan Sanatçı: Tyler, The Creator, ''Yonkers''
En İyi Erkek Sanatçı Videosu: Justin Bieber, ''U Smile''
En İyi Ortak Düet Videosu: Katy Perry ve Kanye West, ''E.T.''
En iyi Hiphop Videosu: Nicki Minaj, ''Super Bass''
En İyi Rock Müzik Videosu: Foo Fighters, ''Walk''
En İyi Pop Müzik Videosu: Britney Spears, ''Till the World Ends''
Hayat Eseri Ödülü: Britney Spears, ''Till the World Ends''
En İyi Mesaj Veren Video: Lady Gaga, ''Born this way''
En İyi Yönetmen: Adele, ''Rolling in the Deep''
En İyi Koreografi: Beyonce, ''Run the World (Girls)''
En İyi Özel Efektler: Katty Perry ve Kanye West, ''E.T''
En İyi Sanat Yönetmeni: Adele, ''Rolling in the Deep''
En İyi Görüntü Yönetmeni: Adele, ''Rolling in the Deep''
En İyi Montaj: Adele, ''Rolling in the Deep'' |
|

Beyonce 'Love on Top' adlı şarkısını sahnede söyledikten sonra, ceketini
açıp karnını göstererek hamile olduğunu tüm dünyaya duyurdu.
29.08.2011 |
|
‘İtilmiş ile
Kakılmış’ için 11 yıl sonra ceza |
|
Senarist Gani Müjde,
“İtilmiş” ve “Kakılmış” karakterlerinin kendisinden izinsiz kullanıldığı
gerekçesiyle açtığı davayı kazandı.
İSTANBUL - Yasemin Yalçın ile İlyas
İlbey'in oynadığı “İtilmiş” ve “Kakılmış” karakteriyle ilgili açılan
dava, 11 yılda sonuçlandı. Mahkeme, tazminat ödenmesine karar verdi.
Gani Müjde’nin kaleme aldığı tiplemenin,
Yasemin Yalçın ile İlyas İlbey tarafından daha sonra izinsiz
kullanıldığı savunulmuştu.
Yıllar sonra gelen kararı “Yaşasın adalet”
sözleriyle değerlendiren Müjde, “Kazandığım tazminatla ayran soda
içeceğim” dedi.
21 Ağustos 2011 |
|
Efsane şarkıların
bestecisi Paul Anka Türkiye'ye geliyor |
|
İstanbul, 'My Way', 'Diana' ve 'You're My
Destiny' gibi unutulmaz şarkıların bestecisi efsane müzisyen Paul
Anka’yı ağırlıyor.
İSTANBUL - Ünlü şarkıcı ve besteci Paul Anka, ING Özel Bankacılık
sponsorluğunda 14 Kasım Pazartesi akşamı saat 21.00’da Sütlüce’deki
Haliç Kongre Merkezi’nde İstanbullu hayranlarıyla buluşacak.
"Diana", "Lonely Boy" ve "Put Your Head on
My Shoulder" gibi parçalarıyla genç yaşında büyük başarı yakalayan Paul
Anka, Frank Sinatra'yla özdeşleşen "My Way" ve Tom Jones'un bir döneme
damgasını vuran parçalarından "She's a Lady" şarkılarının yaratıcısı
olarak dünya çapında ün kazandı. Billboard dergisi tarafından Elvis
Presley ve The Beatles ile birlikte tüm zamanların en büyük müzik
ikonları arasında gösterilen Kanadalı Paul Anka, yarım yüzyılı aşkın
kariyerine "It Doesn’t Matter Anymore", "My Way", "Having My Baby", "Put
Your Head On My Shoulder", "You're My Destiny" ve "Lonely Boy" gibi
sayısız hit şarkıyı sığdırdı. Şarkıları Nina Simone, Buddy Holly, Frank
Sinatra, Elvis Presley, Tom Jones, Michael Jackson ve Robbie Williams
gibi müzik tarihinin saygın isimleri tarafından seslendirildi.
Michael Jackson’dan “The Way You Make Me
Feel”, Pet Shop Boys’dan “It’s A Sin”, Oasis’ten “Wonderwall” ve
Nirvana’dan “Smells Like Teen Spirit” gibi 80’ler ve 90’ların sevilen
pop ve rock şarkılarını kendi üslubuyla seslendirdiği Rock Swings
albümüyle hayran kitlesini genişleten Paul Anka, dünya çapında satışı
yarım milyona varan bu albümüyle Billboard’un En İyi Caz Albümleri
listesinde ikinci sıraya kadar yükseldi, İngiltere listelerinde ilk 10’a
girdi ve İngiltere, Fransa ve Kanada’da altın plak kazandı. Albüm ve
single satışları toplamda 80 milyonu aşan müziğin bu yaşayan efsanesi,
güçlü sesi ve unutulmaz şarkılarıyla, sizi popüler müzik tarihinde
yolculuğa çıkaracak.
1941 yılında Kanada'da dünyaya gelen Anka,
müzik kariyerine 12 yaşında başladı. 14 yaşında yayınladığı "Diana" ile
Kanada ve Amerika listelerinde bir numaraya yerleşti. 17 yaşına kadar
liste başlarından inmeyen birçok şarkıya daha imza atan Anka, zamanının
en önemli idollerinden biri olmayı başardı. Paul Anka'nın dünya çapında
elde ettiği başarılar nedeniyle Kanada'nın Ottawa şehrinde 1981 yılından
bu yana her 26 Ağustos tarihi, Paul Anka Günü olarak kutlanıyor.
PAUL ANKA KONSERİNİN
BİLETLERİ NEREDE?
ING Özel Bankacılık sponsorluğunda
gerçekleşecek Paul Anka konserinin biletleri 27 Ağustos Cumartesi
gününden itibaren İKSV binası (Sadi Konuralp Caddesi No:5 Şişhane, her
gün 10.00-19.00 arası) ve Biletix satış kanallarından alınabilecek. Lale
Kart üyeleri için ön satış ise Siyah ve Beyaz Lale üyeleri için 22-23
Ağustos'ta, Kırmızı ve Sarı Lale üyeleri için ise 24-25-26 Ağustos'ta
yapılacak. Lale üyeleri her zaman olduğu gibi yine öncelikli alacakları
biletlerinde %20-25 oranındaki özel indirimlerinden yararlanabilecekler.
17 Ağustos 2011 |
|
800 yıllık aşk
hikayesine sansür |
|
İran Kültür Bakanlığı, yaklaşık 800 yıl
önce kaleme alınan '''Hüsrev-ü Şirin'' adlı ünlü aşk hikayesinin yeni
baskılarında bazı bölümlerin sansürlenmesini istedi.
İran haber ajansı Mehr'e göre, İran
edebiyatının ünlü yapıtlarından ''Hüsrev - ü Şirin''in bazı bölümleri
sansürlenecek. İran Kültür Bakanlığı'nın 1177 yılında Nizamî tarafından
kaleme alınan yapıtı basan yayınevinden eserdeki bazı pasajların
silinmesini talep ettiği belirtildi.
Yıllardır ''Hüsrev - ü Şirin'' eserini
yayımlayan Peydayeş Yayınevi'nden Feriba Nebati, yayınevinin yapıtın
yeni baskısında yeni düzenlemeler yapmak istediğini ve onay almak
amacıyla yeni taslağı Kültür Bakanlığı'na gönderdiğini kaydetti.
İran Kültür Bakanlığı
Edebiyatta bedensel yakınlaşma yasak
Nebati, ancak Kültür Bakanlığı'ndan gelen
cevap karşısında şaşırdıklarını, zira Bakanlığın, eserden ''Yalnız
kalabileceğimiz bir yere gidelim'' ya da ''el ele tutuşmak'' gibi bazı
ifadelerin çıkarılmasını talep ettiğini söyledi.
1979'daki İslam Devrimi'nden bu yana İran
edebiyat eserlerinde erkek ve kadının bedensel yakınlaşmasını betimleyen
ifadeler yasak.
Hüsrev ile Şirin'in karşılaşmasını
betimleyen minyatür
Nizamî'nin ünlü ''Hüsrev-ü Şirin'' adlı
yapıtını, pek çok şair kendi diline tercüme etmiş ve yeniden kaleme
almıştı. Osmanlı Edebiyatı'nın klasik dönem şairlerinden Şeyhî de Hüsrev
- ü Şirin'i mesnevî olarak kaleme almıştı. ''Ferhat ile Şirin'' adlı
halk öyküsü de konusunu Hüsrev - ü Şirin'den alıyor.
15.08.2011 |
|
'Öyle Bir Geçer
Zaman ki' ye yeni Mekan |
|
Yeni yayın döneminde
'Öyle Bir Geçer Zaman ki' için Kundura Fabrikası'nda inşaata başlandı.
İSTANBUL - Erkan Petekkaya, Ayça Bingöl,
Mete Horozoğlu, Wilma Elles ve Yıldız Çağrı Atiksoy'un oynadığı 'Öyle
Bir Geçer Zaman ki' adlı dizi yeni dönemde yeni mekanına taşınıyor.
Yapım şirketi dizi için Beykoz'daki eski
Kundura Fabrikası'nda inşaata başladı. Evleri, yolları ve kaldırımları
yeni yayın dönemine yetiştirmek için onlarca insan gece gündüz
çalışırken, evler aslına uygun şekilde inşa ediliyor.
Öyle Bir Geçer Zaman ki için Unkapanı'nın
Zeyrek bölgesinde pek çok ev restore edilmiş, Arnavut kaldırımları
yapılmış ve onlarca ev boyanmıştı.
14 Ağustos 2011 |
|
Arjantin tango
Şampiyonasına hazırlanıyor |
|
Arjantin'in başkenti
Buenos Aires 22-30 Ağustos tarihleri arasında yapılacak Dünya Tango
şampiyonası'na hazırlanıyor.
Hazırlıklar çerçevesinde yarışmanın geçen
yılki şampiyonları Sebastian Ariel Jimenez ve Maria Ines Bogado bir
gösteri sundu.
Dünya Tango şampiyonası 22 Ağustos'ta
başlayacak ve iki farklı kategoride final yarışmaları 29 ve 30
Ağustos'ta yapılacak.
11 Ağustos 2011
Video İzle! |
|
Rock Festivalinde
Solcu Tişörtlerin Anlamlı Mesajı |
|
Almanya'nın doğusundaki Gera kasabasında
yapılan bir rock müzik festivalinin katılımcıları, aldıkları hatıra
tişörtlerin gizli mesajlar içerdiğini keşfetti.
Tişörtlerin üzerinde kafatası motifi, sağcı
grupların bayrakları ve "sapına kadar isyancı" kelimeleri işlenmişti.
Ancak tişörtler yıkandığında bu motifler
siliniyor ve yerine uç eğilimlerin terk edilmesi mesajı beliriyor.
Organizatörlere bağışlanan yaklaşık 250
tişört, Gera'da düzenlenen milliyetçi müzik festivalinde dağıtılmıştı.
Eylem, Almanya'da sağın etkinliğini
azaltmayı hedefleyen Exit isimli solcu bir grup tarafından düzenlendi.
Tişörtler yıkandığında çıkan mesajda,
"Tişörtünüzün yaptığını siz de yapabilirsiniz, aşırı sağcılıktan
kurtulmanıza yardımcı olacağız" deniyor.
Mesajda ayrıca grubun irtibat numarası da
veriliyor.
Exit, internet sitesinden yaptığı
açıklamada festivalin organizatörleriyle sahte bir isim kullanarak
iletişime geçtiğini ve tişörtleri bedava vermeyi önerdiğini söyledi.
Grubun kurucusu Bernd Wagner, eylemin
festivalin genç katılımcıları arasında farkındalığı artırmayı
hedeflediğini ifade etti.
Wagner, AFP haber ajansına yaptığı
açıklamada, "Bu tişörtlerle kendimizi sağcılara, özellikle de daha aşırı
sağa tam angaje olmamış gençlere tanıtmak istedik." dedi.
Gera'da yapılan festivalin sloganı ise
"Komünizm, bir daha asla - Almanya'ya özgürlük."
10 Ağustos 2011 |
|
İbrahim Tatlıses
Yılbaşında Sahneye Hazırlanıyor |
|
Uğradığı silahlı saldırı sonucu ağır yaralanan İbrahim Tatlıses'ten hayranlarına
müjde...
İSTANBUL - Silahlı saldırıda sonucu başından yaralanan
ve 3.5 aydır tedavisi devam eden İbrahim Tatlıses, yılbaşında sahne alarak
sevenlerine sürpriz yapacak.
Romatem Darüşşafaka Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
Merkezi'nde yaklaşık iki aydır tedavi altında olan İbrahim Tatlıses, yoğun fizik
tedaviye olumlu cevap vermişti.
Tekrar eski haline dönebilmek için bütün tıbbi
müdahaleleri yaptıran Tatlıses'in en büyük özlemi ise sahneler.
EKİBİNE MESAJ YOLLADI
Takvim Gazetesi'nin haberine göre; hastanede şarkı söyleme
egzersizleri de yapan ünlü türkücü, yılbaşı gecesinde sahne almak için kendisini
yoğun bir bakıma soktu.Ekibine, "Yılbaşında sahneye çıkacağız, hazır olun"
mesajı verdiği söylenen Tatlıses, ameliyat için önümüzdeki ay Almanya'ya
gidecek. Karın boşluğunda tutulan kafatası kemikleri, tekrar yerine
yerleştirilecek olan türkücü yurda döner dönmez yılbaşı için sahne çalışmalarına
başlayacak.
08 Ağustos 2011 |
|
Paul McCartney'in
ABD'deki Turnesi |
|
Amerika ve Kanada’nın en
büyük beyzbol stadyumlarında bu yaz toplam 8 konser veren McCartney,
Beatles topluluğunun en güzel şarkılarını yeniden sahnelere taşıdı.
“On The Run” adlı turnesine New York’taki
Yankee Beyzbol Stadyumunda 15 ve 16 Temmuz’da verdiği iki dev konserle
başlayan Paul McCartney, yine büyük ilgi gördü.
Konser biletlerine talebin olağanüstü
sayıda olması yüzünden başlangıçta sadece 15 Temmuz’da konser vereceği
açıklanan ünlü müzisyen, 16 Temmuz’daki konserin ilavesiyle iki gece
üstüste New Yorklular’a anılardan kolay silinmeyecek iki gece yaşattı.
Bu iki konser eski Beatle Paul McCartney’in Yankee Stadyumu’nda verdiği
ilk konser oldu. Konser biletleri 40 dolarla 250 dolar arasında satıldı.
Stadyum yaklaşık 55 bin kişi alıyor.
Ardından altı konser daha geldi ve Paul
McCartney, Detroit, Michigan, Montreal, Quebec, Chicago Illinois ve son
olarak da 4 Ağustos’ta Cincinnati, Ohio’daki Great American Ballpark
adlı beyzbol stadyumunda sahne alarak 2011 turnesini tamamladı.
05 Ağustos 2011 |
|
Başkan Obama'nın
Babasını Anlatan Yeni Kitap |
|
"The
Other Barack"/ Öteki Barack adlı yeni bir kitap Başkan Obama'nın
aynı adlı babasının olaylı, sorunlu yaşam öyküsünü konu alıyor. Kitabın
adı "The Other Barack" adının hemen altında “Başkan Obama'nın Babasının
Korkusuz ve Umursamaz Hayatı” alt başlığı var. Bugünlerde sık sık
gazetelere, dergilere, televizyonlara konu olan kitabın yazarı Sally
Jacobs.
Başkan Obama'nın Kenyalı babası Barack
Obama Sr. sorunlu bir kişi.
Barack Obama 1961 yılında Amerika'nın
Hawaii eyaletinde doğduktan sonra babasını çok az görmüş. Baba Obama
küçük Barack bir yaşındayken, 1962'de Amerika'nın kuzeydoğu
eyaletlerinden Massachusetts'deki Harvard Üniversitesi'ne ekonomi
master'ı yapmaya gitmiş.
Master'ını bitirdikten sonra doktora
programına kabul edilmesine rağmen, baba Obama 1964 yılında
üniversitenin vizesini düzensiz ve sorunlu özel hayatı yüzünden
uzatmaması nedeniyle Kenya'ya dönmek zorunda kalmış. Baba Obama 1971
yılında bir aylığına Hawaii'ye gelerek oğluyla zaman geçirmiş. Bu,
Barack Obama Sr.'ın Amerika'nın ilk siyah başkanı seçilerek tarihe geçen
oğlunu son görüşü olmuş.
Baba oğulun birlikte geçirdikleri zaman çok
sınırlı ancak yazar Jacobs, ikisi arasında birçok benzerlik bulduğunu
vurguluyor.
01 Ağustos 2011 |
|
İngiliz şarkıcı Amy Winehouse'un
kaçınılmaz sonu |
|
İngiliz şarkıcı Amy
Winehouse'un ölüm haberi, bugünkü İngiliz gazetelerinin birçoğunun
manşetinde yer alıyor.
LONDRA - Independent gazetesi, Amy'nin
ölümünü "Müziğin sorunlu dahisinin üzücü ancak kaçınılmaz sonu"
manşetiyle duyururken, Observer gazetesi Winehouse'un 27 yaşında, içki
ve uyuşturucuyla savaşını kaybettikten sonra dün evinde ölü bulunduğunu
aktardı.
Sunday Times gazetesi de birinci
sayfasından duyurduğu Winehouse'un ölümüyle ilgili haberde,
"İngiltere'nin en yetenekli sanatçılarından birinin dün Londra'nın
kuzeyindeki evinde ölü bulunduğunu ve ölüm nedeninin aşırı dozda
uyuşturucu kullanımı olduğunun tahmin edildiğini" yazdı. Gazete ayrıca,
Winehouse'un 5 Grammy ödülü kazanan ilk İngiliz şarkıcısı olduğuna
dikkati çekti.
Bu arada İngiliz polisi, Winehouse'un ölüm
nedeninin, otopsinin ardından açıklanacağını belirtirken, birçok basın
kuruluşu Winehouse'un aşırı dozda uyuşturucu kullanımının ardından
hayatını kaybetmiş olabileceği tahmininde bulunuyor.
New York'ta bulunan Winehouse'un babası
Mitch, ölüm haberinin ardından Londra'ya gelirken, şarkıcının çok sayıda
hayranı, Winehouse'un Londra'nın kuzeyindeki Camden semtinde bulunan
evinin önüne çiçekler bıraktı, mumlar yaktı.
"Back to Black" albümüyle 5 Grammy ödülü
almanın yanı sıra uluslararası başarı da yakalayan Amy Winehouse,
uyuşturucu ve alkol bağımlılığı nedeniyle uzun süredir tedavi görüyordu.
İngiliz soul ve caz şarkıcısı en son 20 Haziran'da İstanbul'u da
kapsayan Avrupa turnesini, Sırbistan'daki performansının ardından iptal
etmişti.
24 Temmuz. 2011 |
|
Yunanistan'da Ezel krizi |
|
Başrollerini Kenan
İmirzalıoğlu, Tuncel Kurtiz ve Cansu Dere’nin paylaştığı Ezel dizisi
Yunanistan’ı karıştırdı.
Ezel’in bazı sahnelerinin KKTC’de
çekilmesi, ayrıca dizide KKTC plakalı araçların bariz bir şekilde
görülmesi Yunanistan'da yaşayan Rum öğrencilerin tepkisini çekti.
Drasis isimli öğrenci birliği Ezel’i
yayınlayan ANT1 kanalının önünde günlerce dizinin yayından kaldırılması
protesto gösterilerinde bulundu. Ancak ANT1 yüzde 25 izleme oranına
sahip diziyi yayından kaldırmadı.
Son yayınlanan bölüm yüzde 38 izlenme
oranını yakalayınca Rum öğrenciler, tepkilerini uluslararası boyuta
taşımak için girişim başlattı. Protestolarla sonuca ulaşamayan Rum
öğrenciler şimdi de Yunan TV kanalını mahkemeye verdi.
Göç etmek zorunda kalan Rumlara komplo
kurmak, yasadışı kabul edilen topraklardan yayın yapmak ve yerlerinden
edilen Rumları aşağılamak suçlarından dava açtıklarını ifade eden
Rumlar, sonuç alamadıkları taktirde davayı AİHM’e taşıyacaklarını dile
getirdi.
16 Temmuz 2011 |
|
Jennifer Lopez ve Marc
Anthony boşanıyor |
|
Ünlü şarkıcı Jennifer Lopez ve eşi Marc
Anthony, yedi yıllık evliliklerine son verme kararı adlı. People
dergisine ortak bir açıklama gönderen çift, boşanma ile ilgili tüm
şartlarda uzlaşı sağladıklarını belirtti.
Jennifer Lopez ve Marc Anthony, yaptıkları
açıklamada, “Evliliğimizi sonlandırmaya karar verdik. Bu çok zor bir
karardı. Tüm konularda dostça uzlaşı sağladık” ifadelerine yer verdi.
Çift, 1990'lı yıllarda bir süre birlikte
olmuş ancak sonra ayrılmıştı. 2004 yılında tekrar bir araya gelen Lopez
ve Anthony, aynı yılın haziran ayında Lopez'in Beverly Hills'teki evinde
yapılan gizli bir törenle dünya evine girmişti. Çiftin üç yaşında Max ve
Emer adında ikiz çocukları bulunuyor.
Lopez'in üçüncü evliliğiydi
People dergisine yapılan açıklamada,”Tüm
taraflar için acı verici bir durum ve bu süre zarfında özel hayatımıza
saygı gösterilmesini istiyoruz” denildi. Bu, Lopez'in üçüncü,
Anthony'nin de ikinci evliliğiydi.
16.07.2011 |
|
Fotoğraflarla: Guantanamo'da
sanat |
|
ABD'nin Guantanamo üssündeki tutukluların
aldıkları dersler sonucu yaptıkları resimlerden oluşan sergiyi BBC
ziyaret etti.
ABD'nin Küba'daki Guantanamo üssünde 171
tutuklu bulunuyor, bu rakam bir zamanlar 800 civarındaydı.
Barack Obama'nın ABD başkanlığına seçilmesi
sonrası tutuklulara resim dersleri verilmeye başlandı. Bir kaç ay önce
de bu resimlerin bazılarının sergilenmesi kararlaştırıldı.
Rakamlar her hafta değişse de cezaevi
yetkililerine göre yaklaşık 40 tutuklu resim dersleri alıyor.
Sergilenenler tutukluların yaptığı
resimlerin sadece bir bölümünü içeriyor. Kimi resimler, tutuklunun
kimliğini ifşa edeceği ya da aşırı agresif oldukları gerekçesiyle sergi
dışı tutuldu.
Tutuklular, kendilerine zarar vermelerini
önlemek için tebeşir gibi çok basit malzemeler kullanıyorlar.
Cezaevinin kültür danışmanı, bazı
tutukluların sanata kabiliyetlerinin daha fazla olduğunu ve bu tür
dersler alarak rahatladıklarını anlatıyor.
Sanat eserleri, imzasız olarak
yayınlanırken, hiçbirinde insan tasvirleri yer almıyor.
04/07/2011-BBC Türkçe(Haber ve fotoğraflar:
BBC Mundo servisi için Emma Reverter)
Resimler için
Tıklayınız! |
|
İbrahim Tatlıses'in yeni
Görüntüsü |
|
İbrahim Tatlıses
saldırıya uğradıktan sonra uzun bir süre ölüm kalım savaşı verdi.
Hayati tehlikeyi atlattıktan sonra ise
konuşulan tek konu eskisi gibi sağlıklı olup olamayacağıydı. İlk önce
tatlıses'in sol tarafının kısmi felç olduğu açıklandı. Daha sonra ünlü
sanatçı tedavi olmak için Almanya'ya gitti ve uzun ve yoğun bir bakım
sürecinin ardından ilk kez tedavi gördüğü hastanenin terasına, kendisine
destek olmak için gelenleri selamlamak için çıktı. Ama aylardır beklenen
bu selamlama, İbrahim Tatlıses'in sağlık durumuyla ilgili acı bir
gerçeği de olarak ortaya çıktı..
SOL KOLUNU HİÇ KULLANMADI
Hastanenin terasına çıkıp sevenlerini
uzunca bir süre eliyle selamlayan Tatlıses, bu süre boyunca sadece sağ
kolunu kullan, sol kolunu ise hiç hareket ettirmedi. Bu durum da
tarafından an be an tespit edildi. Böylece Tatlıses'in sol tarafındaki
problemin devam ettiği kesinleşmiş oldu.
21.06.2011 |
|
Nuri Bilge Ceylan, Cannes Jüri Büyük Ödülü'nü kazandı |
|
64'üncü Cannes Film Festivali'nde Altın
Palmiye Ödülü'nü Amerikalı yönetmen Terrence Malick'in "The Tree of
Life" filmi kazanırken,
Nuri Bilge Ceylan'ın "Bir Zamanlar
Anadolu'da" filmi Jüri Büyük Ödülü'nü
Belçika yapımı "Le gamin au vélo" filmiyle
paylaştı.
Yılmaz Erdoğan, Taner Birsel, Muammer
Uzuner ve Ahmet Mümtaz Taylan'ın baş rollerde yer aldığı, Bosna
Hersek-Türkiye ortak yapımı film, bir doktor ve bir savcının 12 saat
içinde geçen gerilim yüklü hikyasini anlatıyor.
Nuri Bilge Ceylan, festivalde gösterilen
son film olması nedeniyle bu ödülü beklemediğini belirterek, "Festivalin
sonunda gösterimden dolayı jüri, basın ve izleyicilerin yorgun olduğunu
düşünüyorduk. İzlemesi zor bir filmdi. Türk sineması iyiye gidiyor"
dedi.
Cannes'da 2003'te "Uzak" filmiyle yine Jüri
Büyük Ödülü'nü kazanan Ceylan, 2008'de "Üç Maymun"la en iyi yönetmen
seçilmişti.
Ceylan, 2006'da da ''İklimler'' filmiyle
Cannes'da ''FIPRESCI'' ödülüne layık görülmüştü.
Altın Palmiye
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan ve Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Kemal Kılıçdaroğlu
yayımladıkları mesajlarla Ceylan'ı kutladı.
Festivalde Altın Palmiye ödülünü kazanan "The
Tree of Life" filminde başrolleri Brad Pitt ve Sean Penn paylaşıyor.
1950'lerde Teksas'ta bir ailenin hikyaesini anlatan film, hayatın
anlamını sorguluyor.
23 MAYIS 2011 |
|
64. CANNES FİLM FESTİVALİ ÖDÜLLERİ
Altın Palmiye:
"The Tree of Life" (Terrence Malick, ABD)
Jüri Büyük Ödülü:
Bir Zamanlar Anadolu'da (Nuri Bilge Ceylan, Türkiye) -
"Le gamin au vélo"
(Jean-Pierre/Luc Dardenne, Belçika)
Jüri Özel Ödülü: "Poliss" (Maiwenn, Fransa)
En İyi Yönetmen: Nicolas Winding Refn (Drive,
Danimarka)
En İyi Erkek Oyuncu: Jean Dujardin (The Artist, Fransa)
En İyi Kadın Oyuncu: Kirsten Dunst "Melancholia, ABD)
En İyi Senaryo: Joseph Cedar (Footnote, İsrail)
Altın Kamera: "Las Acacias" (Pablo Giorgelli, Arjantin)
En İyi Kısa Film: "Country" (Maryna Vroda, Ukrayna)
|
|
Yarı finalde elenen Türkiye
sürprizi |
|
 |
 |
|
|
Yüksek Sadakat'ın sahne performansı göz doldurdu |
Eurovision
Şarkı Yarışması birinci yarı finalinde
Yüksek Sadakat’ın ”Live It Up“
şarkısıyla temsil ettiği Türkiye ilk 10
ülke arasına giremeyerek final şansını
kaybetti.
Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen
56. Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye adına yarışan Yüksek Sadakat
grubu, dün gece yapılan ve 19 ülkenin yer aldığı ilk yarı final
elemelerinde 10 ülke arasına giremeyerek Eurovision'a veda etti.
Finlandiya, Litvanya, İsviçre, Macaristan,
Yunanistan, Rusya, Azerbaycan, İzlanda, Sırbistan ve Gürcistan, finale
kalmayı başaran ülkeler oldu.
Sahne performansı başarılıydı
Yüksek Sadakat, “Live It Up“ adlı şarkısını
seslendirirken, küre bir kafesin içinde yer alan dansçının şarkının
sonunda küreden kanatlanarak çıkması ve özgür kalmasını temsil eden,
ışık ve sis efektleriyle desteklenen sahne şovuyla da beğeni toplamasına
rağmen, yeterli oyu alamayarak final şansını kaybetti.
Bugüne kadar birer kez birincilik,
ikincilik, üçüncülük kazanan ve 3 kez de dördüncü olan Türkiye, 1995
yılından beri ilk kez final grubunun dışında kaldı. Türkiye'nin elenmesi
müzik otoriteleri tarafından gecenin sürprizi olarak değerlendirildi.
|
|
 |
|
Azerbaycan Ell ve Nikki'nin
seslendirdiği "Running Scared" ile beklendiği gibi finale kaldı |
Siyahi
şarkıcı Stella Mwangib'in “Haba haba“
adlı şarkısıyla yarışmada temsil edilen
Norveç ile Emmy’nin seslendirdiği ve
akılda kalıcı nakaratıyla dikkat çeken „Boom
boom“ adlı şarkıyla Ermenistan, favori
gösterilmelerine rağmen elenen diğer
ülkeler oldu.
Hırvatistan adına Celebrate ile yarışan
Daria Kinzer, sahne performansı sırasında üç kez kostüm değiştirdiği
dikkat çekici şovuna rağmen ilk 10’a girmeyi başaramayan bir diğer ülke
oldu.
Sürprizler, favoriler
Yarışma öncesi fazla şans tanınmayan Anna
Rossinelli’nin seslendirdiği „In Love for a While“ adlı slow şarkı,
ülkesi İsviçre’yi 2006’dan beri ilk kez finale taşırken, İzlanda,
Litvanya, Gürcistan ve Yunanistan ilk onun sürpriz ülkelerinden oldu.
Macaristan, Rusya ve Azerbaycan ise beklediği gibi kendine final
grubunda yer buldu.
Yarı finalde yarışan ülkelerin kaç puan
topladıkları ve hangi sırada yer aldıkları, Cumartesi gecesi yapılacak
büyük oylama sonrası açıklanacak.
56'ncı Eurovision Şarkı Yarışması’nın
ikinci yarı finali ise 12 Mayıs Perşembe günü yapılacak. 19 ülkenin
katılacağı ikinci yarı finalden de 10 ülke finale kalacak. Eurovision
Şarkı Yarışması finaline doğrudan katılan ülkeler Almanya, İtalya,
Fransa, İngiltere ve İspanya ile birlikte toplam 25 ülke 14 Mayıs’taki
final gecesinde yarışacak.
 |
|
|
İsviçre adına yarışan Anna
Rossinelli "In Love for a While" ile finale kaldı |
Finale kalan on ülke:
Sırbistan: Nina - Čaroban
Litvanya: Evelina Sašenko - C'est Ma Vie
Yunanistan: Loucas Yiorkas feat. Stereo Mike - Watch My Dance
Azerbaycanan: Ell/Nikki - Running Scared
Gürcistan: Eldrine - One More Day
İsviçre: Anna Rossinelli - In Love For A While
Macarsitan: Kati Wolf - What About My Dreams?
Finlandiya: Paradise Oskar - Da Da Dam
Rusya: Alexej Vorobjov - Get You
İzlanda: Sjonni's Friends - Coming Home
11/05/2011 |