| Özel Dosyalar |
|
Salgın Hastalıklar |
|||||||||||||
|
|
Kastamonu'da 4. Kene Vakası |
||||
|
Tosya'da kene ısırması nedeniyle bir kişi daha hayatını kaybetti. Kastamonu'nun Tosya İlçesi'nde kene ısırması sonucu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığından bir kişi daha yaşamını yitirdi. Böylece Kastamonu genelinde son 8 günde kene kurbanlarının sayısı 4'e çıktı. Tosya'ya bağlı Yukarıkayı Köyü'nde yaşayan 72 yaşındaki Zeliha Yüksel, evinin bahçesinde çalıştığı sırada kene ısırmasını fark ederek önce Tosya Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Burada yapılan ilk müdahalenin ardından Kastamonu Dr. Münif İslamoğlu Devlet Hastanesi'de sevk edilen Yüksel, ardından Ankara Numune Hastanesi'ne havale edildi.
Ankara'da yapılan tüm müdahalelere rağmen Zeliha Yüksel kurtarılamadı. Cenazesi Tosya'ya getirilen Zehila Yüksel, Yukarıkayı Köyü'nde toprağa verildi. 19 Mayıs 2012 Kastamonu'da keneye 3 kurban Kastamonu'da 3 kişinin kene ısırığı nedeniyle hayatını kaybettiği bildirildi. İl valisi Erdoğan Bektaş'ın yaptığı açıklamaya göre çok sayıda kişi de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı nedeniyle müşahede altında. KASTAMONU - Kastamonu Valisi Erdoğan Bektaş, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı sonucu 3 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. Bektaş, İl Sağlık Müdürlüğü ek hizmet binasının salonunda düzenlediği basın toplantısında, kene kaynaklı KKKA hastalığının ilde yeniden görülmeye başladığını kaydetti. Söz konusu hastalığın uzun süredir Kastamonu'nun gündeminden düştüğünü ifade eden Bektaş, şöyle konuştu: ''Ancak maalesef bugün itibariyle 3 kaybımız var. Üç vatandaşımızı KKKA hastalığından kaybetmiş durumdayız. Epey de hastanede tedavi altına olan vatandaşımız var. Bir kısmı olumsuz teşhisle taburcu edildi, bir kısmı tedavi edilerek taburcu edildi. Bir kısmı da olumlu teşhisle hastanede yatıyor. Bu hastalığın kaynağı belli, doğadaki keneyle temastan kaynaklanıyor. Mevsim ilkbahar, vatandaşımız arazide. Dolayısıyla vatandaşımızın çok ciddi şekilde uyarılması gerekiyor. Herkesin korunma tedbirlerini alması gerekiyor. Keneyle temas sağlanmaması gerekiyor, o belli.''
Bektaş, daha çok vatandaşın sıkıntıya düşmemesi için herkesin çevresindeki insanları uyarması gerektiğini kaydetti. Konuşmanın ardından, İl Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Yılmaz, KKKA hastalığıyla ilgili sunum gerçekleştirdi. Kent merkezinden Saim Şen (53), Azdavay ilçesinden Nigar Orman (48) ve İhsangazi ilçesinden Ayşe Ortaacar'ın (41) KKKA hastalığı teşhisiyle kaldırıldıkları Ankara Numune Hastanesi'nde birer gün arayla hayatlarını kaybettikleri bildirildi. 16 Mayıs 2012 |
||||
|
AIDS ile Savaşta Truvada dönemi |
||||
ABD'de ilk defa bir HIV önleyici ilaç bilim adamlarının onayını aldı. Bir sağlık yetkilileri paneli Truvada adlı ilacın Aids virüsü ile temasa geçmesi olası kişiler tarafından önleyici amaçla kullanılmasını desteklediklerini açıkladılar. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi panelin görüşünü kabul etmek zorunda değil ancak genelde panelin tavsiye ettiği ilaçları onaylıyor. Ancak bazı sağlık yetkilileri ve HIV pozitif insanlarla çalışan gruplar ilacın onaylanmasına karşı çıkıyor. İlaca muhalif olanların başlıca kaygısı ilacı kullanmaya başlayanların hastalığa kesinlikle yakalanmayacakları inancıyla daha dikkatsiz davranmaya başlaması. Ayrıca ilacın tedaviye tepki vermeyen yeni ve daha güçlü bir HIV virüsünün gelişmesine neden olabileceğinden de endişe duyuluyor. Ayrıca Truvada'nın çok pahalı oluşu da ilaca karşı çıkanların göz önünde bulundurduğu bir durum. Aids Healthcare Foundation'dan Joey Terrill ''Yavaşlamamız lazım. Kaygılarımı söylemek zorundayım çünkü bu insanları önemsiyorum'' dedi. Panel' kaygılarını bildiren bir başka isim de Hemşire Karen Haughey'di. Haughey ''Truvada'nın işe yaraması için her gün alınması gerekiyor. Tek bir gün bile aksamamalı. Ve hemşirelik deneyimime dayanarak söyleyebilirim ki herkes arada bir ilacını almayı unutacaktır. 8 yıldır çalışıyorum hergün ilacını almayı hatırlayabilen tek bir hastam olmadı'' dedi. Tüm bu karşıt görüşlere rağmen ilacın Aids tedavisinde bir devrim anlamına geldiğini söyleyenler çoğunlukta. Truvada'nın kullanımı şimdilik sadece zaten HIV pozitif olan insanlar için yasal. Ancak ilacın kısa zamanda önleyici olarak da kullanılmaya başlanacağı düşünülüyor. 2010 yılında yapılan araştırmalar Gilead Sciences şirketi tarafından üretilen Truvada'nın sağlıklı eşcinsel erkeklerin ve partnerleri HIV pozitif olan heteroseksüel kişilerin HIV'ye yakalanma riskini %44 ila %73 azalttığını gösterdi. Karar haziranda Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi'ne yeni çıkan ilaçlarla ilgili görüş bildiren Antiviral İlaçlar Danışma Komitesi 19-3 ilacın sağlıklı ancak risk taşıyan kişilere de verilmesi yönünde oy kullandı. Yüksek risk grubuna birden fazla cinsel partneri olan sağlıklı eşcinsel erkekler ve partneri HIV pozitif olan sağlıklı kişiler giriyor. Oylamaya geçilmeden ilaçla ilgili tam 11 saat tartışıldı ve oylamanın ardından da halkın görüşleri alındı. Gıda ve İlaç İdaresi ilacın kullanım alanının genişletilmesi ile ilgili kararını 11 Haziran'da verecek. 11 Mayıs 2012 |
||||
|
Mısır'daki salgın Gazze'ye sıçradı |
||||
BM, Mısır’da ortaya çıkan el-ayak-ağız salgınının komşu Gazze Şeridi’ne sıçradığını ve yakında tüm Ortadoğu’ya yayılabileceğini bildirdi. Merkezi Roma’daki Gıda ve Tarım Örgütü’nden bugün yapılan açıklamada, hastalığın 19 Nisan’da Gazze’nin güneyindeki sınır kasabası Refah’ta tespit edildiği belirtildi. Gıda ve Tarım Örgütü’nün baş veterineri Juan Lubroth, aşının sınırlı olduğunu ve hayvan hareketlerinin sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Lubroth, hastalığın Körfez bölgesinin yanı sıra güney ve orta Avrupa ile daha ötesine sıçrama riskinin bulunduğunu ifade etti. Gazze’deki Hamas yönetiminin Tarım Bakanlığı yetkilisi Zekeraya Kafarna da durumun kontrol altında olduğunu belirterek, Mısır’dan canlı hayvan ithalatının durdurulduğunu, yetkililerin binlerce hayvanı aşıladığını açıkladı. El-ayak-ağız hastalığı insanlar için doğrudan tehdit oluşturmuyor, ancak hastalıklı hayvanların et ve sütünün tüketilmesi güvenli bulunmuyor. 2 Mayıs 2012 |
||||
|
ABD'de deli dana paniği |
||||
ABD’nin California eyaletindeki bir mandırada deli dana vakası tespit edildi. Yetkililer, hastalığın California eyaletinde bulunan mandıradaki bir inekte tespit edildiğini, ineğin ulusal gıda tedarikine tehdit oluşturmadığını belirtti. İnekteki hastalığın, Tarım Dairesi'nin yaklaşık 40 bin ineğin rutin kontrolü sırasında ortaya çıkarıldığı kaydedildi. ÖLÜMCÜL BEYİN HASTALIĞI RİSKİ İnekte ortaya çıkan deli daha hastalığı hayvanlar için öldürücü olduğu kadar, hayvanın etini tüketen insanlarda da ölümcül beyin hastalığına yol açabiliyor. Deli dana hastalığı geçen yıl dünya genelinde sadece 29 hayvanda görülmüştü. Bu sayı, hastalığın zirve yaptığı 1992'de 37 bin 311'di. AB: SINIRLAMA YOK Avrupa Birliği, ABD’den yapılan et ithalatına karşı hiçbir sınırlama getirilmeyeceğini açıkladı. Avrupa ülkelerinin yanısıra, Meksika ve Japonya'da ABD'den en fazla et ithal eden ülkelerin başında geliyor. 26 Nisan 2012 |
||||
|
İlaca dirençli sıtma yayılıyor |
||||
Bilim insanları, sıtmaya karşı en etkili silah olarak görülen artemisinin gücünün zayıfladığı konusunda uyardı. İlaca dirençli sıtmanın Hindistan ve Afrika'da yayılmasından endişe ediliyor. ANKARA - Bilimciler, sonuçları Science ve The Lancet dergilerinde yayımlanan iki araştırmada, sıtmaya neden olan plasmodium falciparum'un artemisin etken maddesine dayanıklı cinsinin sadece Kamboçya'da değil, Tayland ve Myanmar'da da görüldüğüne dikkati çekti. İlaca dayanıklı mikrobun batıya doğru ilerlediğini belirten bilim insanları, bu ilerlemenin durdurulamaması halinde artemisine dirençli sıtmanın Hindistan ve Afrika'da yayılabileceği uyarısında bulundu. Uzmanlar, zamana karşı bir yarışta olunduğunu, mikrop bu bölgelerde kontrol altına alınmazsa hastalığın geniş bölgeleri etkileyebileceğini ifade etti. Artemisin, sıtmaya karşı en etkili, yan etkileri en az etken madde olarak biliniyor. Bilim insanları, artemisinin alternatifinin bulunmadığını belirtiyor. Dünya sıtma raporuna göre, 2010'da 655 bin kişi sıtmadan hayatını kaybetti. Kanda yaşayan tek hücreli bir parazit olan plasmodium, sivrisinekler aracılığıyla insana bulaşıyor, ateşe, iltihaplara ve çok kez ölüme neden oluyor. 10 Nisan 2012 |
||||
|
Türkiye'de yaklaşık 6 bin AIDS hastası var |
||||
Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de 3 bin 723'ü erkek, bin 501'i kadın olmak üzere toplam 5 bin 224 HIV/AIDS vakası var. ANKARA - Sağlık Bakanlığı'nın rakamlarına göre alınan önlemlere ve yapılan uyarılara rağmen HIV/AIDS vakaları her geçen yıl artış gösteriyor. 2011 yılı sonu itibarıyla bildirimi yapılan 5 bin 224 HIV/AIDS vakasının 3 bin 723'ü erkek, bin 501'i kadın. Hastalık yoğun olarak 20-45 grubundakilerde görülüyor. Yaklaşık 2 bin kişinin bu hastalıktan tedavi gördüğü tahmin ediliyor. Bakanlığa en fazla vaka bildirimi yapılan bölge Marmara, il ise İstanbul. Bunu sırasıyla Ankara, İzmir, Antalya, Mersin, Adana ve Bursa illeri izliyor. Vakaların yaklaşık yüzde 16'sını oluşturan yabancı uyruklu hastalar ise Ukrayna, Moldova ve Romanya'dan. Sağlık Bakanlığı verilerine göre enfekte olanların yarısından çoğu hastalığı korunmasız cinsel ilişki yoluyla almış. CİNSEL EĞİTİM YETERSİZLİĞİ ETKİLİ HIV enfeksiyonu konusunda çalışmalar yürüten Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Enfeksiyon Hastalıkları Ünitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Serhat Ünal, HIV/AIDS vakalarında Türkiye'nin de içinde bulunduğu Doğu Avrupa ve Batı Asya bölgesinde katlı artışlar görüldüğünü söyledi. Doğumsal geçişin verilen mücadele sonucu neredeyse sıfırlandığını, vakaların büyük bölümünün virüsü korunmasız cinsel ilişkiyle kaptığını anlatan Ünal, Türkiye'nin konumu itibarıyla riskli ülkelerin başında geldiğini vurguladı. Yeterli cinsel eğitim almayan genç bir nüfusa sahip olması, ülke içi ve dışarıdan göç hareketleri, ticaret yolları üzerinde bulunması ve damar içi uyuşturucu kullanımındaki artışın Türkiye'nin risklerini artırdığına dikkati çeken Ünal, şunları belirtti: ''6 bin civarındaki vaka sayısı nüfusa oranla az görülebilir ama yüzde 10-12 civarındaki artış hızı oldukça yüksek. Bu artış hızıyla vaka sayısının belirli bir orana ulaşması, toplumda bulaşın artma riskini beraberinde getirecek. AIDS artık ölümcül değil kronik hastalıklar arasında sayılıyor. Etkin tedavi, iyi bir koruma yöntemidir aynı zamanda.'' FIRSATÇI ENFEKSİYONLARA DİKKAT Mevcut tedavi yöntemleriyle virüsün vücuttan tamamen çıkarılıp atılamadığını, ancak viral yükün neredeyse sıfırlanabildiğini ifade eden Ünal, ''Ana tedavi virüsün çoğalmasını önlemeye yöneliktir. Bağışıklık sisteminin çökmesiyle ortaya çıkan fırsatçı enfeksiyonlarla baş etmek ve yan etkileri ortadan kaldırmak da bir diğer amaçtır'' diye konuştu. AIDS'e neden olan virüsün çoklu ilaç kullanmayı gerektiren bir yapısı olduğunu, hastaların genellikle birden fazla ilaç kullanmak zorunda kaldığını ifade eden Ünal, ''Tedavi hayat boyu sürmelidir. Aksi halde virüs hemen çoğalır. Tedavide yan etkileri ve direnci iyi yönetmek ana hedeflerdendir'' dedi. Prof. Dr. Ünal, ilaçların gerektiği gibi alınması halinde direnç sorunuyla karşılaşılmadığını vurguladı. Son yıllarda çoklu ilaç yerine geçen, dirençli vakalarda bile etkili yeni ilaçlar geliştirildiğini anlatan Ünal, bu ilaçların yan etkilerinin de neredeyse olmadığını söyledi. ''EN BÜYÜK SORUN UYUMSUZ HASTALAR'' Tedavide halen karşılaşılan en büyük sorunun uyumsuz hastalar olduğunu, ilaçların düzensiz kullanımından kaynaklanan direnç problemleri geliştiğini ifade eden Prof. Dr. Ünal, virüsü taşıyan vakaların bulaşma yolları konusunda çok iyi eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Türkiye'de hastaların ilaca erişimi konusunda bir sorun yaşanmadığını, tedavi giderlerinin devlet tarafından karşılandığını kaydeden Ünal, ''Sünnetin AIDS'e karşı etkili bir korunma yöntemi olduğu artık bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış durumda. Özellikle hastalığın yaygın olarak görüldüğü Afrika'da sünnet bir korunma yöntemi olarak kabul gördü'' şeklinde konuştu. 2 Nisan 2012 |
||||
|
Verem, Yüz otuz yıllık tehlike |
||||
Bundan tam 130 yıl önce Alman doktor Robert Koch, tüberküloz hastalığına yol açan bakteriyi buldu. Halk arasındaki adıyla verem, özellikle de fakir toplumlarda etkisini sürdürüyor. Batılı sanayi ülkelerinde bulaşıcı hastalık tüberküloz, yani halk arasında bilinen ismiyle verem, geçtiğimiz yıllar içinde gözden kayboldu. Ancak dünya üzerinde verem hâlâ en yaygın hastalıklardan biri olarak kalmaya devam ediyor. Alman doktor Robert Koch'un 24 Mart 1882’de verem hastalığına yol açan bakteriyi bulmasından 100 yıl sonra, 1992 yılında Dünya Sağlık Örgütü, bu bulaşıcı hastalığın tehlikelerine dünya kamuoyunun dikkatini çekmek üzere 24 Mart gününü Dünya Verem ile Mücadele Günü ilan etti. Kötü beslenme, kötü hijyenik koşullar Dünya çapında tüberküloz hastalığına yakalanmış olan insan sayısı yaklaşık 9 milyon olarak tahmin ediliyor. Her yıl bu hastalığa yakalanan milyona varan sayıda insan yaşamını yitiriyor. Son derece bulaşıcı olan verem, yoksulların hastalığı olarak da tanınıyor. Özellikle kalkınmakta olan ülkeler bu hastalıktan oldukça muzdarip. Kötü beslenme ve kötü hijyenik koşullarda bakterilerin işi kolaylaşıyor. Aynı şey, vücudunun bağışıklık sistemi zayıflamış, örneğin vücudunda HIV virüsü taşıyanlar için de geçerli. Robert-Koch Enstitüsü’nün 19 Mart’ta açıkladığı tüberküloz raporuna göre dünya çapında hastalıkta gerileme kaydedilmiş. Ancak doktor Walter Haas, bunun “Tehlike geçti” anlamına gelmediğini belirtiyor. Çocuk doktoru ve aynı zamanda bulaşıcı ve solunum yolları hastalıkları alanında çalışan doktor Haas, “Tüberküloz hastalığı, insana bulaştıktan yıllar hatta on yıllar sonra zuhur edebilir. Bugün bu bulaşma yollarını kurutmak, ileriki dönemlerde de tehlikeyi önlemek anlamına geliyor” şeklinde konuşarak, önlem almanın çok önemli olduğuna dikkat çekti. Tüberküloz bakterisi, aynı üşütme ya da grip vakalarında olduğu gibi, örneğin öksürme sırasında sıçrayan tükürükler yoluyla bulaşabiliyor. Bundan yüzde 80 oranında etkilenen ise akciğer. Hastalığın seyri birbirinden farklı olabiliyor. Yorgunluk, iştahsızlık, lenf bezlerinin şişmesi, ateş ve öksürük, tüberkülozun ilk belirtileri olabilir. Hastalığın daha ağır seyrettiği durumlarda kanlı balgam, yoğun kilo kaybetme, menenjit ve koma durumunun ortaya çıkabileceği, hatta ölüme kadar götürebileceğine işaret ediliyor. Hastalığın seyri, erken teşhise ve antibiyotik tedavisine bağlı. Çoğunlukla birkaç ilaç karışımı altı ay süre ile ve hastalığın geçmesinden sonra da kullanılmak zorunda. “Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü”nden doktor Sebastian Dietrich, “İster Almanya'da ister üçüncü dünya ülkelerinde olsun, bugün tüberküloz tedavisinde kullanılan ilaçlar 1944 ile 1966 yılları arasında üretilmişti. Yani bu ilaçlar yarım yüzyıl yaşında ve o tarihlerden bu yana gerçekten etkili başka yeni bir ilaç da geliştirilmedi”, dedi. Teşhiste yeni bulgular İlaçlar konusunda gelişme olmazken, “Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü”nden doktor Phlipp Frisch, geçen yılın sonlarına doğru hastalığın teşhisine ilişkin yeni bir teknik geliştirildiğini şu sözlerle anlattı; “Bu cihazın adı GenXpert. Bu makine ile şimdiye kadar olduğundan çok daha hızlı bir biçimde teşhis konulabiliyor ve bu makine birçok ülkede kullanımda. Biz bu makinenin yaygın olarak kullanılmasından yanayız, çünkü daha önce aylar süren teşhis işlemi, bu makine yardımıyla birkaç saat içinde gerçekleşebiliyor. Bu makine ile bakterinin özellikleri ve hangi ilaçların en iyi sonuç verebileceği belirleniyor. Tek bir sorun var, o da makinenin belirli bir altyapıya ve kullanımı için eğitimden geçmiş personele ihtiyacı olması.” Kalkınmakta olan ülkelerde bu tür personel ise çok az. Şimdilerde ümitler bu hastalığın yayılmasını ve yeni hastalık vakalarının ortaya çıkmasını önleyecek olan bir aşı maddesinin geliştirilmesine bağlanmış durumda. 24 Mart 2012 |
||||
|
Küba yeni HİV aşısını insanlarda deneyecek |
||||
Biyoteknoloji alanında öncü ülkelerden Küba, AİDS hastalığına yol açan HİV virüsüne karşı geliştirilen bir aşının insanlar üzerindeki denemelerine bu yıl içinde başlanacağını açıkladı. Küba'daki Genetik Mühendislik ve Biyoteknoloji Merkezi'nin direktörü Doktor Verena Muizo, TERAVAC-HIV-1 adı verilen aşının denemelerine ilişkin planları, Havana'da yapılan Uluslararası Biyoteknoloji Konferansı'nda açıkladı. Muizo, bu yılın ikinci ya da üçüncü çeyreğinde başlatmayı umdukları denemeleri ilk aşamada, 30 kişilik bir grupla sınırlı tutacaklarını vurguladı. Doktor Muizo, "klinik denemelerin uygulanacağı deneklerin HİV virüsü taşıyan, ancak AİDS aşamasına ulaşmamış kişilerden seçildiğini" belirtti. Durumu "seropozitif" olarak tanımlanan bu hastaların kanında HİV antikorlarına rastlanıyor ama bağışıklık sistemlerinin, normalde AIDS hastalarında ciddi sağlık sorunlarına yol açan enfeksiyonlarla savaşmaya yeterli güçte olduğu belirtiliyor. Muizo, aşının klinik denemelerinden olumlu sonuç almayı umduklarını ama bir ürün olarak verimliliğinin anlaşılabilmesi için daha fazla zamana ihtiyaçları olduğunu ekledi. Küba'da 1986 yılından bu yana kayıtlara geçmiş 15 bin 824 HİV taşıyıcısı bulunuyor. Hastalar, yine Küba'da ucuza üretilen antiretroviral ilaçlardan bedava yararlanabiliyor. Küba'da diyabetik ayak tedavisinde etkili yöntemler bulunuyor, geçen sonbaharda da basında akciğer kanseriyle mücadele için aşı geliştirildiği haberleri yer almıştı. Küba laboratuarlarında ayrıca B ve C tipi menenjit, spiroket, karahumma gibi hastalıklara karşı da aşı geliştirildiği belirtiliyor. Anti tümör molekülleri, rahim boynu, yumurtalık ve prostat kanserleriyle mücadelede de çeşitli çalışmalar yürütülüyor. Biyoteknoloji sektörü, Küba'nın hassas ekonomisinin önemli gelir kaynaklarından birini oluşturuyor. Sektör, 40'ya yakın ülkeye 38 çeşit ilaç sağlıyor. 7 Mart 2012 |
||||
|
Kuş Gribi: Bu Yıl 5 Kişi Öldü |
||||
Endonezya'da genç bir kadının kuş gribinden öldüğü bildirildi.
Sağlık Bakanlığı, "ördek ve tavukların çok fazla olduğu bir yerde yaşayan ve evinde kümes hayvanı besleyen" 24 yaşındaki kadının, 1 Mart'ta Sumatra adasında hayatını kaybettiğini belirtti. Bu son ölüm vakasıyla birlikte, ülkede kuş gribinden bu yıl başından beri ölenlerin sayısı beşe ulaştı. 7 Mart 2012 |
||||
|
Verem hakkında bilinmesi gerekenler |
||||
Verem, bilinen en eski hastalıklardan biri olmasına, 50 yıldır tedavisi mümkün ve korunulabilir bir hastalık olmasına rağmen, yaygın ve ölümcül bulaşıcı hastalıklardan biri olmaya devam ediyor. İSTANBUL - Verem, 'mycobacterium tuberculosis' mikrobuyla oluşan, genellikle akciğerlere yerleşen ancak lenf bezleri, kemikler, böbrekler, karın ve beyin zarlarında da görülebilen ve hava yoluyla yayılan öldürücü fakat tedavi edilebilir bir hastalık. Ocak ayının ilk haftası, Verem hakkında bilinçlendirmek amacıyla her yıl 'Verem (Tüberküloz) Haftası' olarak değerlendiriliyor. Dünya Sağlık Örgütü 2009 Küresel Tüberküloz Kontrol Raporu'ndaki verilere göre Türkiye'nin olgu bulma hızı yüzde 76, tedavi başarısı ise yüzde 91 seviyelerinde seyrediyor. Bilinen en eski hastalıklardan birisi olmasına; sebebinin kesin olarak bilinmesine; 50 yıldır tedavisinin mümkün ve korunulabilir bir hastalık olmasına rağmen, dünyada en yaygın ve ölümcül bulaşıcı hastalıklardan biri olmaya devam ediyor. Dr. Barış Mutluer, yılda üç milyonu aşkın kişinin hayatına mal olan verem hastalığı ile merak edilen soruları yanıtladı: Verem Nasıl bulaşır? Hastalığa sebep olan mikrop veremli hastadan sağlam kişiye, hava yoluyla (damlacık enfeksiyonu yoluyla) geçerek yayılır. Çok daha nadir olarak hasta sığırların sütlerinden yapılan süt ürünleri ile de bulaşabilir. Belirtileri nelerdir? Hastalık, sinsi ve yavaş ilerler. Hastalar genellikle aylardır devam eden halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, hafif ateş, geceleri terleme gibi yakınmalarla hekime başvururlar. Zamanla bunlara öksürük ve balgam çıkarma da eklenir. Balgamda kan da gelebilir. Akciğer dışı organ tüberkülozlarında, hastalığa tutulan organla ilişkili yakınmalar bulunabilir. Örneğin idrarla ilgili şikayetler (kırmızı idrar yapma, idrar yaparken yanma vb.), boyunda lenf bezelerinin büyümesi gibi. Korunma yolları nelerdir? Veremden korunmak için artık günümüzde aşı kullanımı yaygındır. İki aylıkken ve yedi yaşında verem aşısı uygulanır. Çevresinde veya ailesinde verem hastası olanlar kontrol altında olmalı, gerekli tetkikler yapılmalıdır. Hastalığın bulaşmaması için bir müddet ilaç da kullanabilir. Düzenli yaşam, sigara, alkol, madde bağımlılığının bırakılması, temizliğe önem vermek, yeterli beslenme hastalığın kontrol altına alınması ya da başlamaması için önemlidir. Verem hastalığı geçirmiş birinin tekrar olmaması diye bir durum söz konusu değildir. Aynı önlemleri o da almalı ve hayatına dikkat etmelidir. Her tüberküloz hastası mikrobu bulaştırır mı? Balgamında mikrop bulunan, hastalığı yaygın olup öksüren hastalar daha çok bulaşmadan sorumludur. Akciğer dışı organ tüberkülozu olanlar, en az 15 gündür tedavi almakta olanlar pratik olarak bulaştırıcı değildir. Mikrobun bulaşmasından itibaren ne kadar süre sonunda hastalık ortaya çıkar? Bu süre çok farklıdır. Mikrobu alan kişide bazen 1–2 ay; bazen bir kaç yıl, bazen de onlarca yıl sonra hastalık gelişebilir veya hiç gelişmeyebilir. Tedavisi nasıl yapılır? Verem hastalığının tedavisinde kullanılan yöntem ilaç tedavisidir. Fakat hastanın da yapması gerekenler vardır. Beslenmeye dikkat etmeli, bağışıklık sistemini güçlü tutmalı (C vitamini bunun için çok önemlidir) ve iyi dinlenmesi gerekir. Verem tedavisi uzun sürelidir ve doktor gözetiminde olmak gerekir. Doktor isterse tedavi süresini uzatabilir. İlaçlar genelde birden fazladır. Çünkü bakteriler tek bir ilaca karşı direnç gösterebilirler. Unutmamak gerekir ki erken tanı ve dolayısıyla tedaviye çabuk başlamak çok önemlidir. Böylece hastalığın başkalarına bulaşmasının önüne geçilir ve iyileşme süresi kısalır. 02 Ocak 2012 |
||||
|
Ücretsiz HIV testi kampanyası |
||||
HIV/AIDS ile yaşayanlara destek veren Pozitif Yaşam Derneği Ankara, İstanbul, Mersin ve Adana’da ücretsiz HIV testi kampanyası başlattı. İSTANBUL - Düzen Laboratuarları ve Pozitif Yaşam Derneği’nin ortaklaşa yürüttüğü “HV Testi Kampanyası” kapsamında Ankara, İstanbul, Mersin ve Adana’da ücretsiz HIV testi yaptırmak mümkün. HIV testi yaptırmak için 0554 838 29 93 numaralı Pozitif Yaşam Derneği kampanya hattını (Pazar günleri hariç) 10.00 – 19.00 saatleri arasında arayarak herhangi bir isim vermeden kod numarası almak yeterli oluyor. İsteyenler, Düzen laboratuarlarına giderek özel ve kişisel bilgi vermeden kod numarasını beyan ederek HIV testi yaptırabiliyor. 600 kişi ile sınırlı olan HIV testi kampanyası Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS) tarafından destekleniyor. 02 Ocak 2012 |
||||
|
Çin'de bir yıl sonra kuş gribinden ilk ölüm |
||||
Çin'de kuş gribi teşhisi konulmuş bir kişi hayatını kaybetti. Ülkenin güneyindeki Şenzen şehrinde yaşanan gelişme, Çin'de yaklaşık bir yıl sonra kuş gribi sebebiyle yaşanan ilk ölüm vakası anlamına geliyor. Hayatını kaybeden kişinin 39 yaşında bir otobüs şoförü olduğu öğrenildi. Geçen hafta Hong Kong'da üç kanatlı hayvanın, kuş gribinden öldüğü tespit edilmiş ve yaklaşık 17 bin tavuk itlaf edilmişti. Hong Kong yönetimi ayrıca üç hafta süreyle canlı tavuk ithalatını yasaklamıştı. Ancak hastalık tespit edilen tavukların yerel çiftliklerden mi yoksa ithalatla mı geldikleri belirlenememişti. Çin Sağlık Bakanlığı, Hong Kong'a yakın olan Şenzen şehrinde hayatını kaybeden son kurbanın kanatlı hayvanlarla teması olmadığını ve bölgede yolculuk yapmadığını bildirdi. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kuş gribi sebebiyle 2003 yılından bu yana 331 kişi hayatını kaybetti. 2006 yılında yaygınlığı iyice artan kuş gribi virüsünün bulunduğu 63 ülkeden birçoğunda salgın engellendi. Ancak Bangladeş, Çin, Hindistan, Endonezya, Vietnam gibi bazı Güney Asya ülkelerinde halen görülmekte. Çin Ziraat Bakanlığı geçen ay özellikle ülkenin güneyindeki kanatlı hayvan pazarlarında kuş gribi virüsüne sıklıkla rastlandığı uyarısında bulunmuştu. 31 Aralık 2011 |
||||
|
Hong Kong'da Kuş Gribi Alarmı |
||||
Hong Kong'da üç kanatlı hayvanın, kuş gribinden (H5N1) öldüğünün tespit edilmesinden sonra 17 bin tavuğun itlaf edileceği açıklandı. Yönetim üç hafta süreyle canlı tavuk ithalatını yasakladı. Hong Kong'da iki yabani kuşta da bu virüse rastlandı. Hong Konglu yetkililer, önceki yıllarda yaşanan vakalar nedeniyle salgın hastalıklar karşısında hızlı önlem almalarıyla biliniyor. 2003 yılında solunum yolları virüsü SARS nedeniyle Hong Kong'da 300, dünyada birçok ülkede de 500 kişi hayatını kaybetmişti. Hong Kong'da bir otelde kalan 300 kişi de 2009'da da bir konuğun domuz gribine yakalanması nedeniyle karantina altına alınmıştı. ARAŞTIRMA YAYINLANMASIN Öte yandan ABD hükümeti iki saygın bilim dergisinden, kuş gribi virüsünün nasıl ölümcül bir salgın haline gelebileceğini ele alan bir araştırmayı yayınlamamalarını istedi. Science ve Nature dergileri, Hollanda'da H5N1 tipi kuş gribi virüsünün kolay bulaşan ölümcül bir türünün nasıl geliştirildiğini anlatan bir araştırmaya yer vermeye hazırlanıyordu.
Ancak Amerikan Biyogüvenlik Danışma Kurulu (NSABB) adlı bilim kuruluşu, virüsün memelilere nasıl daha kolay geçebileceğini anlatan bu ayrıntıların biyolojik silah yapımında kullanılmasından kaygı duyuyor. Kurul, araştırmanın sadece tedaviye yardımcı olacak genel bulgularının yayınlanmasını, sürecin tekrarını sağlayacak bilgilerin kamu ile paylaşılmamasını istiyor. H5N1 tipi kuş gribi ölümcül olmasına rağmen şimdiye dek ancak hastalıklı kuşlara dokunulması yani direkt temas ile bulaşıyordu. Şimdi ise sağlanan mutasyon sonucu, virüsün hapşırma öksürme sonucu havadan da kolayca yayılabileceği kaydediliyor. Komisyon bu nedenle araştırmayı yapan uzmanlardan makalelerinde bazı değişiklikler yapmalarını istedi. Science dergisinin editörü, pek çok uzmanın bu araştırmanın sonucunu görmeye ihtiyaç duyduğunu, ancak kaygıları gidermek için hükümetle işbirliği yaptıklarını belirtti. Bazı araştırmacılar ise bu adımı, bilimin sansürlenmesi olarak niteliyor. İlk olarak 1996'da ortaya çıkan H5N1 virüsü sonucu şimdiye dek 350 kadar kişi yaşamını yitirdi. 21 Aralık 2011 |
||||
|
HIV Virüsü, AIDS olmayı Hızlandırıyor |
||||
HIV, yani İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü, bağışıklık sistemine zarar vererek AIDS'e yol açıyor. HIV pozitif kişiler, gerekli tedaviyi almadıkları zaman 3 ile 15 yıl içinde AIDS olabiliyor. AIDS, ilk kez 1981’de, ABD’de dikkati çekti ve tanımlandı. Hemen arkasından pek çok ülkede, hatta dünyada yaygın olduğu anlaşıldı. Dünyada en az 40 milyon kişinin HIV virüsü taşıdığı biliniyor. Günümüze kadar da yaklaşık olarak 25 milyon kişinin AIDS’ten öldüğü bildiriliyor. ABD'de AIDS alarmı Amerikan sağlık yetkililerinin açıkladığı rakamlar HIV/AIDS ile mücadele açısından endişe verici. Zira rakamlar, HIV taşıyan 1,2 milyon Amerikalıdan sadece yüzde 28'inin virüsü denetim altında tuttuğunu gösteriyor. Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Hande Aygün, AIDS'in bu virüsün yol açtığı hastalık tablosu olduğunu, bu hastalığa yakalanan kişinin bağışıklık sisteminin zayıfladığını, çeşitli fırsatçı enfeksiyonlar ve kanserler ile mücadele edilen bir duruma neden olduğunu belirtiyor. Vücudu mikroplardan koruyan bağışıklık sisteminin çalışmaması halinde mikropların daha kolay hastalığa neden olabildiğini anlatan Dr. Aygün, “HIV pozitif kişiler yaklaşık olarak 3-15 yıl içinde AIDS olurlar” dedi. Dr. Aygün, HIV/AIDS’in belirtileri ve bulaşma yolları hakkında şunları söyledi: AIDS NASIL BULAŞMAZ? - AIDS dokunma, öpüşme, solunum gibi dış kontaklarla bulaşan bir hastalık değildir. - AIDS hastasına dokunarak veya yanında bulunarak AIDS'e yakalanmak mümkün değildir. - AIDS evcil hayvanlardan, tuvaletlerden, yüzme havuzlarından, tabak ya da bardaklardan bulaşıcı özellik göstermez. AIDS NASIL BULAŞIR? - AIDS'in ana bulaşma yolu seksüel birleşme, uyuşturucu kullanıcılarının enjektörlerini paylaşması ve çok da az olsa kan transferidir.
- AIDS hastalığına yakalanmış hamile bir
kadının doğmamış bebeğine de bu hastalığı bulaştırma olasılığı oldukça
yüksektir. - Kişide herhangi bir cinsel hastalık varlığı, HIV’in bulaşma ihtimalini daha da yükseltir. - HIV’in Tip I ve Tip II adı verilen iki tipi mevcuttur. - Afrika'da Tip II, Avrupa ve Amerika'da ise Tip I daha sık görülür.
VÜCUDUN SAVUNMASI ÇÖKÜYOR Bir HIV taşıyıcısı hastaymış gibi görünmeyebilir veya taşıyıcı kişi kendini hasta gibi hissetmeyebilir. Çünkü taşıyıcılarda semptomların ortaya çıkmasına veya ölüme yol açan şey HIV’in kendisi değil, vücudun bağışıklık sisteminin çökmesiyle tamamen savunmasız kaldığı diğer enfeksiyonlardır. HANGİ BELİRTİLER GÖRÜLÜYOR? - HIV bulaşan bir kişide virüs alındıktan yaklaşık 3-4 hafta içinde soğuk algınlığı benzeri ateş, yorgunluk, halsizlik gibi belirtiler olur. - Birkaç gün süren bu klinik tablodan sonra HIV ile enfekte kişiler herhangi bir belirti olmadan, yıllarca normal, sağlıklı görünümde yaşamlarını sürdürürler. - Fakat ömür boyu virüsü taşıyıcıdır ve bulaştırıcıdır. - İlerlemiş dönmelerde ise uzamış ishaller, kilo kaybı, lenf bezlerinde büyümeler, aralıklı ateş yükseklikleri görülebilir.” DEVLET İLACIN, BÜYÜK BÖLÜMÜNÜ ÖDÜYOR HIV'in henüz kesin bir tedavisi veya korunmada kullanılabilecek bir aşısı yok. Fakat virüsün etkilerine engel olan, kişinin yaşam kalitesini artıran bir takım ilaçlar geliştirildi. Dr. Hande Aygün, ilaç tedavisinin doktor kontrolünde ve kesintisiz olarak yaşam boyu sürdürülmesi gerektiğini belirtti. Bu ilaçlar oldukça pahalı. Ancak, şu anda Türkiye'de devlet, sağlık güvencesi bulunan kişilerin tedavi masraflarının büyük bir bölümünü karşılıyor. ERKEN TEŞHİS ÖNEMLİ AIDS’e karşı mücadelede hastalığın erken tanısı ve tedavisi oldukça önem taşıyor. Şüpheli durumlarda kişilerin mutlaka HIV testi yaptırmalarını öneren Dr. Hande Aygün, şu bilgileri verdi: “Anti-HIV pozitif olan kişilerin bu sonucu başka yöntemlerle de doğrulatmaları önerilir. Erken teşhis HIV’in başkalarına bulaşmasını önler ve AIDS hastalığına gidişi geciktirir. Anti-HIV antikorların ELISA yöntemiyle ölçülebilecek düzeye ulaşması için en az 3 aylık bir süreye ihtiyaç vardır. Bu nedenle test, bulaşma olduktan 3 ay sonra yapılmalıdır. PCR yönteminde ise bu süre 3 haftaya kadar düşmüştür. HIV dış ortama oldukça dayanıksızdır. Spermdeki ve vajina salgısındaki HIV, dış ortamda birkaç saatte, kuru ortamda ise yarım saatte ölür. HIV kurumuş kanda da kısa zamanda ölür. HIV dezenfektanlara da oldukça duyarlıdır. Sulandırılmış çamaşır suyu HIV’i 10 dakika içinde öldürür. Korunmada eğitim, güvenli seks ve kondom kullanımı oldukça önemlidir. Ayrıca delici, kesici, batıcı hiçbir alet (tıbbi alet veya özel eşya) paylaşılmamalıdır.“ 29 Kasım 2011 Romanya, Anti AIDS Sembol |
||||
![]() |
||||
|
Hollanda'da Korkutan Buluş: Katliam Virüsü! |
||||
Kuş gribi virüsünün genetiğiyle oynayarak 100 milyonlarca insanı öldürebilecek bir virüs geliştirildi. Bu buluş büyük tartışma da başlattı. |
||||
Kuş gribi virüsünün genetiğiyle oynayarak 100 milyonlarca insanı öldürebilecek bir virüs geliştirildi. Bu buluş büyük tartışma da başlattı. Bilim insanlarının geliştirdiği yeni bir virüs büyük tartışmaya yol açtı. Kuş gribinden çok daha ölümcül ve bulaşıcı olan, kısa sürede yüz milyonlarca insanın ölümüne yol açabilecek virüsün, biyolojik silah olarak kullanılmasından endişe ediliyor. Tartışmalı Buluş Bilim ve teknolojideki gelişmeler bir yandan hayatı kolaylaştırırken; bir yandan da korkutuyor. Öyle ki, genetiğiyle oynanan bulaşıcı bir virüs, 100 milyonlarca insanın ölümüne yol açabilecek biyolojik bir silaha dönüşebiliyor. Bilim insanlarının, son derece bulaşıcı ve ölümcül bir grip virüsü türevi geliştirmesi tartışma yarattı. Hollandalı uzmanlar, 2009 yılında dünyada yaklaşık 9 bin insanın ölümüne sebep olan kuş gribi virüsünün "çok daha bulaşıcı ve öldürücü" bir türünü geliştirdi. Erasmus Tıp Merkezi'nde, kuş gribine yol açan H5N1'in genetiği üzerinde oynayan bilim insanları, sadece beş mutasyonun, virüsü, dünya nüfusunu silip süpürecek kadar bulaşıcı hale getirebileceğini keşfetti. İnsanlara benzer solunum yollarına sahip dağ gelincikleri üzerinde test edilen yeni virüs, kısa sürede milyonlarca kişiye bulaşabiliyor. Biyolojik Savaşa Neden Olabilir? Araştırma, bilim dünyasında büyük tartışma yarattı. Genetiği değiştirilmiş virüsün "yanlış ellere geçmesi" halinde biyolojik savaşa yol açması endişeleri dile getiriliyor. "Şarbondan Beter" İngiliz Daily Mail gazetesi, virüsün "şarbondan beter" olduğunu ve tüm uygarlığı tehdit edebilecek potansiyele sahip olduğunu yazdı. Yapılabilecek en tehlikeli virüsü keşfettiklerini açıklayan bilim insanları, buna rağmen yöntemlerini yayımlamakta kararlı. Konu bilimsel yayın özgürlüğünü de tartışmaya açtı. Hollanda Ulusal Biyogüvenlik Danışma Kurulu, makaleyi yasal olarak engelleyemese de basından yayınlamamasını rica etmeyi değerlendiriyor. 28 Kasım 2011 |
||||
|
Satılık Çiçek Hastalığı Virüsü |
||||
Daily Telegraph, Amerika Birleşik Devletleri'nde bazı kişilerin, çocuklarının erken yaşlarda çiçek hastalığı geçirmesini isteyen ailelere hastalık virüsü bulaştırılmış lolipop şekerler sattıkları için soruşturma uyarısına hedef olduklarını aktarıyor. Wendy Werkit adlı bir kadın, internette yayınlanan ilanında çiçek virüsü bulaştırılmış lolipoplar ya da kulak temizleme çubukları için 50 dolar talep etmiş. Yerel bir televizyona konuşan Werkit, ''Çocuklarının artık normal yollardan çiçek hastalığı kapmıyor olmalarından bıkan ailelerden ilham aldığını'' söylüyor. Çiçek hastalığı Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyanın tarih boyunca karşılaştığı en ölümcül, bulaşıcı virüslerinden biri. Çiçek hastalığı ilerleyen yaşlarda geçirildiği zaman daha tehlikeli olabiliyor. İleri yaşlarda yakalanan her üç kişiden biri hayatını kaybediyor. Tennessee eyalet savcılığı postayla virüs dağıtımı yapılmasının yasadışı olduğunu hatırlattığı girişimcilere, ''Masum insanları tehlikeli hastalıklara karşı savunmasız kılmakla kalmıyor, kendinizi de ceza soruşturması riskiyle karşı karşıya bırakıyorsunuz'' uyarısında bulunuyor. 28 Kasım 2011 |
||||
|
AIDS'ten ölümler azaldı |
||||
Dünyada geçen yıl 34 milyon kişinin HIV taşıdığı bildirildi. BM AIDS ile mücadele kuruluşu UNAIDS'in bu yılki raporuna göre tedavideki gelişmeler, AIDS'ten ölüm oranını azalttı. CENEVRE - Raporda uzmanlar, HIV ile yaşayanların sayısının büyük oranda arttığını belirtirken, bunun başlıca sebebinin tedaviye daha iyi ulaşma imkânı olduğunu vurguladı. 2009'a göre HIV ile yaşayanların yüzde 3,3 arttığı, virüsü yeni kapanların sayısının 2,7 milyonla değişmediği kaydedildi. Raporda, AIDS'ten ölümlerin ise yüzde 5,3 azalarak 1,8 milyona gerilediği belirtildi. UNAIDS yetkilisi Michel Sidibe, "birkaç yıl öncesine kadar, kısa vadede AIDS salgınının sonunun geldiğini belirtmek hayal gibi görünüyordu, ancak bilim, siyasi destek ve toplumun verdiği cevapla, somut ve kesin sonuçlar alınmaya başlıyor" ifadesini kullandı. Dünya genelinde 2009'da HIV ile yaşayanların sayısı 32,9 milyon iken 2010'da bu sayı 34 milyona yükseldi. Bölgelere göre geçen yıl HIV taşıyanların sayısı şöyle: Sahraaltı Afrikası: 22,9 milyon (2009'da 22,5 milyon) Güney Asya ve Güneydoğu Asya: 4 milyon (2009'da 4,1 milyon) Doğu Asya: 790 bin (2009'da 770 bin) Latin Amerika: 1,5 milyon (2009'da 1,4 milyon) Kuzey Amerika: 1,5 milyon (2009'da 1,3 milyon) Orta ve Batı Avrupa: 840 bin (2009'd 820 bin) Doğu Avrupa ve Orta Asya: 1,5 milyon (2009'da 1,4 milyon) Karayipler: 200 bin (2009'da 240 bin) Ortadoğu ve Kuzey Afrika: 470 bin (2009'da 460 bin) Okyanusya: 54 bin (2009'da 57 bin). Bölgelere göre geçen yılki yeni HIV vakalarının sayısı şöyle: Sahraaltı Afrikası: 1,9 milyon (2009'da 1,8 milyon) Güney Asya ve Güneydoğu Asya: 270 bin (2009'da 270 bin) Doğu Asya: 88 bin (2009'da 82 bin) Latin Amerika: 100 bin (2009'da 92 bin) Kuzey Amerika: 58 bin (2009'da 70 bin) Orta ve Batı Avrupa: 30 bin (2009'da 31 bin) Doğu Avrupa ve Orta Asya: 160 bin (2009'da 130 bin) Karayipler: 12 bin (2009'da 17 bin) Ortadoğu ve Kuzey Afrika: 59 bin (2009'da 75 bin) Okyanusya: 3 bin 300 (2009'da 4 bin 500) Dünya genelinde HIV nedeniyle yaklaşık 1,8 kişinin öldüğü belirtildi. Bölgelere göre HIV'den geçen yıl ölenlerin sayısı şöyle: Sahraaltı Afrikası: 1,2 milyon (2009'da 1,3 milyon) Güney Asya ve Güneydoğu Asya: 250 bin (2009'da 260 bin) Doğu Asya: 56 bin (2009'da 36 bin) Latin Amerika: 67 bin (2009'da 58 bin) Kuzey Amerika: 20 bin (2009'da 26 bin) Orta ve Batı Avrupa: 9 bin 900 (2009'da 8 bin 500) Doğu Avrupa ve Orta Asya: 90 bin (2009'da 76 bin) Karayipler: 9 bin (2009'da 12 bin) Ortadoğu ve Kuzey Afrika: 35 bin (2009'da 24 bin) Okyanusya: 1600 (2009'da 1400). 21 Kasım 2011 |
||||
|
ABD'de kavundan yayılan Ölümcül Salgın |
||||
ABD'de Kolorado eyaletinden gelen bir kavun türünün yol açtığı sanılan listeria salgınında 13 kişi öldü. CHICAGO - ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, 72 kişinin de hastalık nedeniyle tedavi altında olduğunu bildirdi. New Meksiko'da 4, Kolorado'da 2, Teksas'ta 2, Kansas, Maryland, Missouri, Nebraska ve Oklahoma eyaletlerinde de birer kişinin hastalık yüzünden hayatını kaybettiği açıklandı. Hastalığın 18 eyalete yayıldığı belirtildi. Vakaların 31 Temmuz'dan sonra başladığı, hastalığın yayılmasına yol açan kavunların Kolorado'nun Granada kentindeki bir çiftlikte yetiştiğinin anlaşıldığı kaydedildi. Sağlıksız ya da uygun olmayan koşullarda hazırlanan gıda maddelerinin tüketilmesiyle insana bulaşan listeria, bazen salgınlar halinde enfeksiyonlara neden olabilen ve özellikle yaşlılarda, yeni doğanlarda ve bağışıklık sistemi zayıf olanlarda ölümcül enfeksiyonlara yol açabiliyor. 28 Eylül 2011 |
||||
|
Yeni kuş gribi uyarısı |
||||
Birleşmiş Milletler, kuş gribine yol açan virüsün mutasyona uğramış bir çeşidine rastlandığını duyurarak, hastalığa karşı tetikte olunması çağrısında bulundu. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO) ölümcül kuş gribi hastalığına yol açan H5N1 virüsünün yeni bir çeşidine karşı uyarıda bulundu. Bu bulaşıcı ve mutasyona uğramış çeşidin Asya'da yayılmaya devam edebileceği ve insanlar için kestirilmesi zor bazı riskleri de beraberinde getirebileceği uyarısı yapıldı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü tüm kurum ve kuruluşlara, tetikte olunması ve hastalığın yakından takip edilmesi çağırısında bulundu. ''H5N1-2.3.2.1'' olarak adlandırılan virüsün mutasyona uğramış çeşidinin şimdiye dek Çin ve Vietnam'da görüldüğü ve virüsün mevcut aşılara karşı dirençli olduğu bildirildi. Kamboçya'da yeni ölümler BM'in verilerine göre geçen hafta Kamboçya'da 6 yaşındaki bir kız çocuğu kuş gribinden yaşamını yitirdi. Böylece ülkede bu yıl H5N1 virüsünden ölenlerin sayısı 8'e ulaştı. Yapılan açıklamada göçmen kuşların, H5N1 virüsünü, hastalığın uzun zamandır görülmediği İsrail, Bulgaristan, Romanya, Nepal ve Moğolistan gibi ülkelere taşıdığı belirtildi. Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) verilerine göre, kuş gribi 2003 yılından bu yana dünya çapında 565 insanda tespit edildi. Bunların 331'i hayatını kaybetti. BM yetkilileri, hastalığın günümüze kadar yaklaşık 14 milyar euroluk maddi zarara neden olduğunu, 400 milyonun üzerinde tavuk ve kanatlı hayvanın itlaf edildiğini bildirdi. 29.08.2011 |