hazer.tv - ana sayfa

Özel Dosyalar

 Sağlık

Aktüel

Yaşam

Din

Sağlık

Rejim

Cinsel sağlık

Sinema

Sanat

Moda

Fashion

Resim Şov

Video

Resim İndir

H1N1 - DOMUZ GRİBİ

Sağlık Ana Sayfa

Salgın Hastalıklar

EHEC

H1N1 Domuz Gribi

Kâbus kapıda!

 

Kâbus kapıda!

Yunanistan'da domuz gribinden bir bebeğin öldüğü bildirildi

AMNA haber ajansının haberine göre, Yunanistan'da bu kış ilk kez bir domuz gribi vakası tespit edildi.

Agia Sofia Çocuk Hastanesi'nde Libya kökenli 7,5 aylık bir bebekte yapılan tetkikler sonucu domuz gribi virüsü H1N1 saptandı.

Hastanenin yoğun bakım servisinde bir süre tedavi gören bebeğin virüsün etkisiyle geçirdiği zatürreeden yaşamını yitirdiği kaydedildi.

2 HAFTA ÖNCE MEKSİKA'DA CAN ALDI

Meksika'da 1 kişinin, H1N1 tipi virüsten kaynaklanan domuz gribi hastalığından öldüğü bildirildi.

Sağlık Bakanlığı, ölen kişinin Tlaxcala eyaletinden olduğunu, bu eyalette Aralık ayından beri sekiz H1N1 vakası görüldüğünü belirtti.

Bu ölümün ülkede bu kış görülen ilk ölüm vakası olduğu, ölen kişinin geçen ay sağlık merkezine başvurduğu kaydedildi.

20 Ocak 2012

Domuz gribi yine gündemde (H3N3v)

 

Sağlık Bakanlığı, iki yıl önce 17 bin kişinin ölümüne neden olan H1N1 domuz gribi virüsüne Türkiye’de bu yıl da rastlandığını açıkladı. Bakanlık, bu durumun endişeye yol açmaması gerektiğini çünkü artık domuz gribinin mevsimsel gripten farkı kalmadığını belirtti.

Soğuk kış aylarıyla birlikte H1N1 domuz gribi yeniden görülmeye başlandı. 2009 ile 2010 arasında tüm dünyada 17 bin kişinin ölümüne yol açan H1N1 virüsüne Türkiye’de rastlandığı açıklandı.

Vatan gazetesinde yer alan habere göre, Sağlık Bakanlığı Bağışıklama Kurulu Başkanı Mehmet Ali Torunoğlu, H3N2v virüsünün Türkiye’de yayılma riski ile ilgili şunları söyledi: “Normal grip hastalığını izleyen bir sistemimiz var, 17 ilden numune alıp sürekli izliyoruz. Aralarında halk arasında ‘domuz gribi’ de denilen ve 2009’da görülen H1N1 virüsü de çıkıyor, ama bunu artık mevsimsel grip olarak yaşıyoruz. Pandemi dediğimiz durum yok. Aşı içeriğiyle örtüşüyor. Şu an dolaşımda olan 100’ün üzerinde virüs var ve tüm bunlar aşılarda var” dedi.

YENİ VİRÜS KORKUTUYOR

H1N1’in kontrol altına alındığını ve buna karşı gerekli aşıların geliştirildiğini söyleyen Torunoğlu, ABD’de yeni yeni görülen ve 12 kişide görülen H3N3v adlı yeni domuz gribi virüsüne dikkat çekti.

Torunoğlu, “Tüm dünya 186 laboratuvarda virüs yayılım ve dolaşımları takip altında, Türkiye’de bu sistemin bir parçası, böylece Amerika’da lokal görülen H3N2v virüsünü de takipteyiz. Şu an yayılım yok. Bu nedenle ülkemiz için endişe edilecek bir durum şu an için sözkonusu değil” dedi.

'AŞI YAPTIRILMALI'

Pandemi sonrası virüslerin yok olmayacağını söyleyen Torunoğlu, “Türkiye’de domuz gribinden 656 kişi hayatını kaybetmişti. Bu nedenle risk grupları her zaman dikkatli olmalı. Şu an aşı sezonu geçti ama aşı yaptırmayan risk grupları yine de aşı yaptırsın. Grip mayıs ayı ortalarına kadar sürecek” dedi.

15 Ocak 2012

WHO: "Domuz gribi salgını sona erdi"

 

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), domuz gribi salgınının sona erdiğini açıkladı.

WHO Genel Direktörü Dr. Margaret Chan, küresel faktörler ve çeşitli ülkelerden gelen raporlar doğrultusunda örgütün acil durum komitesinin H1N1 virüsünün yol açtığı salgının sona erdiği sonucuna vardığını söyledi.

Komiteyle mutabık olduğunu ancak bunun virüsün tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmediğini bildiren Chan, domuz gribinin bundan böyle normal bir mevsimsel grip gibi varlığını sürdürmesini beklediklerini belirtti.

Bazı uzmanlar WHO'yü, 2009'da ortaya çıkan domuz gribi tehlikesini abartarak, alelacele aşı çıkaran ilaç sanayisinin büyük kar elde etmesini sağlamakla suçlamıştı.

Grip can almakla birlikte korkulduğu gibi küresel çapta çok büyük bir salgına dönüşmemişti.

10 Ağustos 2011

Okul Müdürü "H1N1" Virüsü Teşhisiyle öldü.

 

Hastane, okul müdürünün 'Domuz Gribi' olarak bilinen H1N1 virüsü tanısıyla tedavi gördüğünü açıkladı.

Yıldızeli Çok Programlı Lisesi Müdürü Şuayip Pişkin, soğuk algınlığı ve grip sonrası bir süre ilaç tedavisi gördü. Okul Müdürü Pişkin, iyileşemeyince geçen 24 Mart'ta Sivas Devlet Hastanesi'ne başvurdu. Sağlık durumunun ciddi olması üzerine Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edilen Pişkin, burada anestezi yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. Kamuoyunda Domuz gribi olarak bilinen H1N1 virüsünü kaptığı belirlenen Şuayip Pişkin, 23 gün süren yaşam mücadelesini yitirdi. Evli ve 2 kız çocuğu babası Pişkin'in eşinin hamile olduğu, çiftin bir erkek çocuk bekledikleri öğrenildi.

Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölüm Başkanı Doç. Dr. Nazif Elaldı, Şuayip Pişkin'in Domuz gribi tanısıyla tedavi altına alındığını doğruladı. Pişkin'in cenazesinin hastanedeki işlemlerin ardından ailesine teslim edileceği bildirildi.

22/06/2011

Domuz gribi tehlikesi büyütüldü mü?

 

Birkaç ay öncesine kadar tüm dünyayı paniğe sürükleyen domuz gribi, manşetlerden indi.

Dünya Sağlık Örgütü küresel salgın ilanı verirken virüsün tehlikesini değil, yayılma hızını esas aldığı gerekçesiyle eleştiriliyor.

Geçen yıl yaz aylarından itibaren tüm dünyayı kasıp kavuran domuz gribi, etkisini hafifletmişe benziyor. Almanya’nın önde gelen sağlık araştırma kuruluşlarından Robert Koch Enstitüsü’nün verilerine göre, Berlin’de bu hafta içinde yalnızca 43 domuz gribi vakası kaydedildi. Geçen Kasım ayında ise bir hafta içinde 45 bin domuz gribi vakası tespit edilmişti.

Robert Koch Enstitüsü şu ana kadar Almanya’da 226 bin domuz gribi vakasının teşhis edildiğini açıkladı. Hastalık nedeniyle Almanya'da hayatını kaybedenlerin sayısı ise 243. Mevsimsel gripten farklı olarak, domuz gribi virüsü H1N1 nedeniyle hayatını kaybedenlerin çoğunun 60 yaş altında olması endişeleri bir anda artırmıştı. Dünya Sağlık Örgütü gelişmeler üzerine geçen haziran ayında salgının alarm seviyesini en yüksek seviye olan 6'ya yükseltmişti.

Örgüt yanlış mı davrandı?

Peki, örgütün hastalığın hızlı seyri karşısında alarm seviyesini en yüksek seviyeye çıkarak, dünya çapında paniğe yol açması ne kadar doğruydu? Halle-Wittenberg Üniversitesi’nden mikrobiyoloji uzmanı Alexander Kekulé, domuz gribinin büyütüldüğünü, çünkü salgın alarmında virüsün tehlikesinin değil, yayılma hızının esas alındığını belirtiyor.

 

Tahmin edilenden daha az kişi domuz gribi aşısı oldu

Örgütün pandemi planını değiştirmesi gerektiğini belirten Kekulé, “Dünya Sağlık Örgütü’nün altı dereceli katı alarm seviye sistemi uygun değil, çünkü alarm seviyesinin 6’ya çıkarılması pek çoklarının sandığı gibi bir felaket alarmı anlamına gelmiyor” dedi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün ve pek çok ülkenin salgın planları tehlikeli virüsler ile daha zararsız girip virüsleri arasında ciddi bir ayırım yapmadığını vurgulayan uzman, “Herkes kendisini 1968 yılındaki Hong Kong gribi benzeri bir gribe hazırladı, hatta kuş gribinden daha tehlikeli olmasından korkuldu. Ancak en baştan itibaren domuz gribinin bu grip türleri kadar tehlikeli olmadığını söyleyen uzmanlar da vardı” şeklinde konuştu.

Aşı tartışması

Domuz gribi ile ilgili olarak en çok tartışılan konulardan biri de aşıydı. Dünyanın pek çok ülkesinde insanlar hemen aşı olmaktansa bir süre beklemeyi tercih etmişti. İlk korkular geride kalıp hastalığın sanıldığı kadar tehlikeli olmadığının oraya çıkması üzerine pek çok kişi domuz gribi aşısı yaptırmaktan vazgeçmişti.

Almanya'da Aşağı Saksonya Eyaleti Sağlık Bakanlığı’nın verdiği bilgilere göre, Almanya’da yalnızca 8 milyondan az kişi domuz gribi aşısı oldu. Dünya Sağlık Örgütü de bu dönemde domuz gribi salgınında ilaç şirketlerinin örgütü etkilediği iddiaları ile karşı karşıya kaldı. Ancak örgüt bu iddiaları yalanladı. Dünya Sağlık Örgütü’nün Genel Sekreteri Keiji Fukada, “Dünya Sağlık Örgütü ilaç şirketlerinin baskısı altında değildi” sözleriyle söz konusu iddiaları reddetti.

Virüs yayılmaya devam ediyor

Uzmanlar, domuz gribi vakalarının sonbahar aylarından itibaren yeniden artış gösterebileceğine dikkat çekiyor. Mikrobiyolog Alexander Kekulé, virüsün muhtemelen daha tehlikeli bir hale gelmeyeceği görüşünde. Avrupa Hastalıkları Önleme ve Denetim Merkezi’ne (ECDC) göre, virüs özellikle Yunanistan'da etkisini sürdürüyor. 11/03/2010

Almanya’da çocuk aşısı sıkıntısı

 

Domuz gribi aşısıyla ilgili tartışmalara bir yenisi daha eklendi. İlaç firmalarının domuz gribi aşısı üretimine öncelik vermesi nedeniyle Almanya’da önemli çocuk hastalıklarının aşılarında sıkıntı yaşanıyor.

İlaç firmalarının domuz gribi aşısı üretimine yoğunlaşması nedeniyle diğer aşıların ihmal edildiği ortaya çıktı.

Almanya'nın önde gelen gazetelerinden Frankfurter Allgemeine Sonntagzeitung'un haberine göre, ilaç firmalarının tüm üretim kapasitesini domuz gribi aşısına kaydırması yüzünden Almanya'ya ocak ayından bu yana önemli yedi çocuk aşısı teslim edilemiyor.

Almanya'da şu anda kızamık, kızamıkçık, suçiçeği, difteri, Hepatit B, boğmaca ve tetanoz gibi hastalıklardan çocukları koruyan aşılarda sıkıntı yaşanıyor.

Haber doğrulandı 

Alman haber ajansı dpa'ya açıklamalarda bulunan Paul Ehrlich Enstitüsü Başkanı Klaus Cichutek de gazetenin haberini doğrulayarak çocuk aşılarının teslimatında sıkıntı yaşandığını dile getirdi.

Frankfurter Allgemeine Sonntagzeitung'un haberinde, üretici firmaların domuz gribi aşısına öncelik vermesi nedeniyle sıkıntının baş gösterdiğine dikkat çekiliyor.

İngiliz ilaç firması Glaxosmith Kline'ın sözcüsü, gazeteye yaptığı açıklamada, ortaya çıkan durumdan dolayı üzgün olduklarını söyledi. Yılın ikinci yarısına dek aşıların teslimatında gecikmeler yaşanabileceğini belirten firma yetkilisi, ancak sıkıntıları gidermeye çalıştıklarını ifade etti. 08/02/2010

Domuz gribinde aldatıldık mı?

 

 

İlaç şirketlerinin etkisinde kalarak domuz gribi tehlikesini abartmakla suçlanan Dünya Sağlık Örgütü, daha önce aldığı salgın kararını yeniden gözden geçiriyor. Almanya, aşı siparişini 50 milyondan, 34 milyona düşürdü.

Domuz gribi, Dünya Sağlık Örgütü tarafından geçtiğimiz Haziran ayında “küresel salgın” ilan edilmiş, hastalığın yarattığı panik dolayısıyla pek çok ülke büyük miktarlarda ‘domuz gribi aşısı’ sipariş etmişti. Bugünlerde örgüt,  “ilaç şirketlerinin etkisi altında kalarak” domuz gribi tehlikesini abarttığı iddiaları ile karşı karşıya.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi (AKPM), ocak ayı sonunda yapılacak bir oturumda Dünya Sağlık Örgütü’nün yetkilileri ile ilaç şirketlerinin yetkililerinden konuyla ilgili açıklama talep edeceğini duyurdu. AKPM’nin sağlıktan sorumlu komitesinin başkanı olan Alman parlamenter Wolfgang Wodarg, bu incelemenin amacının Almanya’da ve diğer ülkelerde başlatılan kitlesel aşı kampanyalarının ardında yatan nedenleri ortaya çıkarmak olduğunu söyledi.

 Wodarg, ilaç şirketlerinin Dünya Sağlık Örgütü’nü ve bilim insanlarını ‘kürsel salgın alarmı’ verilmesi için kasıtlı olarak etkilemiş olabileceğini söyledi. Alman parlamenter, bunun sonucu olarak pek çok ülkenin gerekenden çok fazla miktarda aşı sipariş ettiğini, bu aşıların elde kaldığını, üstelik bunların arasında sağlık açısından tehlikeli olan aşıların da bulunabileceğini ifade etti. Sosyal Demokrat Parti milletvekili Wodarg buna gerekçe olarak çok az sayıda aşının teste tabi tutulmasını gösterdi.

Dünya Sağlık Örgütü’ne eleştiri

Wolfgang Wodarg

 

Wolfgang Wodarg

Tıp eğitimi alan ve siyasete atılmadan önce doktorluk yapan Wolfgang Wodarg, Dünya Sağlık Örgütü’nü kuş gribi salgınından sonra küresel salgın alarmı kriterlerini değiştirmekle de eleştirdi. Bu kararda, artık hastalığın sağlık açısından oluşturduğu tehlikenin değil, virüsün yayılma hızının esas alındığını belirten Wodarg, domuz gribi virüsü insan sağlığı açısından diğer yıllarda görülen grip virüsünden daha tehlikeli olmadığı halde, bir panik havası yaratıldığını söyledi. Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi (AKPM) sağlık komitesi başkanı Wodarg, domuz gribi dolayısıyla hayatını kaybedenlerin sayısının, normal gripten ölenlerin onda birine dahi ulaşmadığını vurguladı.

Aşı siparişleri geri çekiliyor

 

Almanya ve Fransa başta olmak üzere pek çok ülke yüksek miktarlarda domuz gribi aşısı sipariş etmişti. Fransa’nın sipariş ettiği 94 milyon doz aşının maliyeti 808 milyon euro olmuştu. Ancak panik havasının gerçekçi olmadığının ortaya çıkması ve bazı vatandaşların aşıya şüpheyle bakması yüz binlerce aşının elde kalmasına yol açtı.

İlaç şirketi Glaxo Smith Klein ile masaya oturan Alman yetkililer, sipariş edilen aşıların üçte bir oranında azaltılması konusunda şirketle anlaşmaya vardı. Anlaşmaya göre, Alman eyaletleri daha önce talep ettikleri 50 milyon doz aşı yerine 34 milyon doz aşı alacak. Aşağı Saksonya Eyaleti Sağlık Bakanı Mechtild Ross Luttmann böylelikle, 133 milyon 300 bin euro tasarruf edilebileceğini söyledi. Federal Sağlık Bakanlığı müsteşarlarından Anette Widmann-Mauz ise önemli olanın elde olası bir salgın anında yetecek kadar aşı bulunması olduğunu açıkladı. Almanya'da, ikinci bir grip salgının ortaya çıkabileceği düşüncesiyle sonbahar aylarında 50 milyon doz aşı sipariş edilmişti.

Sağlık Örgütü’nden inceleme

Dünya Sağlık Örgütü, kamuoyu ve siyaset dünyasından gelen eleştiriler üzerine, domuz gribi konusunda aldığı kararı yeniden incelemeye, bu incelemeye bağımsız uzmanların da katılmasına hazır olduğunu açıkladı. Cenevre’deki merkezden yapılan açıklamada, örgütün eleştirilere açık olduğu ve tecrübelerden ders çıkardığı ifade edildi.  Örgütün sözcüsü Fadela Chaib, örgütün eleştirileri tartışma ortamı doğması için bir fırsat olarak gördüğünü kaydetti.

Dünya Sağlık Örgütü, domuz gribi virüsü H1N1’in geçen bahar aylarında kabul edilenden daha az tehlikeli olduğunu doğrulamıştı.

Son verilere göre 200'den fazla ülkeye yayılan domuz gribi en az 12 bin 779 kişinin ölümüne neden oldu. 12/01/2010

Domuz gribi aşısı fazla geldi

 

Domuz gribine karşı milyonlarca doz aşı satan alan ülkeler ellerinde kalan aşılardan nasıl kurtulacağının hesaplarını yapıyor.

 

ABD Başkanı Barack Obama'da geçtiğimiz günlerde domuz gribi aşısı oldu.

ABD Başkanı Barack Obama'da geçtiğimiz günlerde domuz gribi aşısı oldu.


Domuz gribine karşı milyonlarca doz aşı satın alan ülkeler ellerinde kalan aşılardan kurtulmaya çalışıyor.

94 milyon doz aşının sipariş edildiği ancak sadece 5 milyon kişinin aşılandığı Fransa, elindeki aşıları satıyor.

Fransız hükümeti aşı alımında titiz davranmadığı gerekçesiyle eleştiri oklarına hedef olurken, Almanya'da da benzer sorunlar yaşanıyor. Toplam 50 milyon doz aşı siparişi veren eyaletler şimdi aşı üreticisi şirketle uzlaşarak siparişi yarı yarıya azaltmaya çalışıyor.

Fransa kullanılmayan milyonlarca doz aşıyı elden çıkarmak için alıcı arıyor. Fransa Sağlık Bakanlığı, Katar Emirliği’nin 300 bin doz aşı satın aldığını, Mısır’ın iki milyon doz aşı satın almak istediğini, Meksika ve Ukrayna gibi diğer ülkelerle de anlaşmalar üzerinde çalışıldığını açıkladı. Fransa, 63 milyon 600 bin vatandaşı için 94 milyon doz aşı sipariş etmiş, ancak şimdiye kadar sadece beş milyon kişi aşılanmıştı. Fransız Le Parisien gazetesi, hükümetin büyükelçiliklere de bulundukları ülkelerdeki aşı açığını bildirmeleri talimatı verdiğini yazdı.

Muhalefetten eleştiri

Fransız hükümeti şimdi dört bir yandan ateş altında. Sosyalist parti sözcüsü Benoit Hamon, muhafazakar hükümetin 90 milyon dozu aşkın aşı için yaklaşık 1 milyar euro harcadığını belirterek, 70 milyon doz aşının elde kaldığını belirtti. Sosyalist milletvekili Jean-Marie Le Guen de hükümeti uyarılara kulak asmamakla suçladı. Le Guen, “Bilim insanları ve siyasetçiler, durumu dramatize etmemesi ve fazla aşı satın almaması için hükümeti başından beri uyardı” diye konuştu.

Sadece sol muhalefet değil, koalisyon ortağı Yeni Merkez partisi de konuyla ilgili bir soruşturma komisyonu oluşturulmasını talep ediyor. İktidardaki Halk Hareketi Birliği içinden de hükümetin aşı alımında gerekli titizliği göstermediği eleştirileri yükseliyor.

Almanya’da da aşı fazlası var

Almanya'da da aşı fazlası sorunu yaşanıyor. 50 milyon doz Pandemrix aşısı sipariş eden eyaletler şimdi ellerindeki kullanılmayan dozlardan kurtulmaya çalışıyor. Bu hafta içinde aşı üreticisi Glaxo-Smith-Kline şirketiyle teslimat miktarlarının azaltılması için görüşmeler yapılacak. Eyaletler, sonbaharda 50 milyon dozluk aşı sipariş ederken, kişi başına iki dozdan yola çıkmıştı. Aşıya halktan beklenen talebin gelmemesi ve tek dozun yeterli olduğunun görülmesi üzerine şimdi sipariş edilen miktarın sadece yarısını satın almak istiyorlar.

Saksonya-Anhalt eyaleti Sağlık Bakanı Norbert Bischoff da fazla sipariş edilen aşılar nedeniyle aşı üreticileriyle uzlaşmaya ve bir orta yol bulmaya çalıştıklarını belirtti. Aşı üreticisi firmalarla bir anlaşmaya varılamaması ve aşıların elde kalması durumunda eyaletlerin büyük malî yük altına gireceğini vurgulayan Bischoff, sadece Saksonya-Anhalt eyaletinin üzerine iki ila on milyar euro yük bineceğini kaydetti.

Almanya’nın en kalabalık nüfuslu eyaleti Kuzey Ren-Vestfalya’da 11 milyon doza yakın aşı sipariş edilmesine rağmen şimdiye kadar sadece bir buçuk milyon kişi aşı yaptırdı.

Aşı üretimine devam

Ancak aşı üretimi devam ediyor. Aşı üreticisi Glaxo-Smith-Kline şirketinin sözcüsü Anke Helten, Alman dpa haber ajansına yaptığı açıklamada, ‘başka yönde bir karar çıkmadığı sürece eldeki anlaşmalara bağlı kalacaklarını’ belirtti. Şirketin işe yeni elemanlar aldığına ve teslimatçıların da işin içinde olduğuna dikkat çeken Helten, yine de görüşmelere açık oldukları mesajını verdi ve “ Öncelikle bir masaya oturacağız. Belli bir miktar üzerinde uzlaşırsak, o zaman ne yapılacağını düşüneceğiz” diye konuştu.

Almanya’da eyaletler, sipariş miktarını düşürmenin yanında, üçüncü ülkelere aşı satma seçeneğini de gözönünde bulunduruyor. Thüringen eyaleti Sağlık Bakanı Heike Taubert, diğer yandan Şubat ve Mart aylarında domuz gribinde üçüncü dalganın yaşanmasını beklediklerini, bu nedenle eczanelerin ihtiyacının garanti altına alınması gerektiğini de vurguladı. 05/01/2010

WHO Başkanı Henüz Aşı Olmamış

Domuz gribi aşısında şok açıklama

Domuz gribi salgını nedeniyle milyonlarca insana aşı olun çağrısı yapan Dünya Sağlık Örgütü başkanının henüz aşı olmadığı ortaya çıktı.

DOMUZ GRİBİ 12 BİN 220 CAN ALDI

Dünya genelinde 11  bin 500 kişinin ölümüne yol açtığı kaydedilen Domuz gribi salgını konusunda en uzman kurum kabul edilen ve insanlara sürekli olarak aşı olmalarını salık veren Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) başkanı Margaret Chan'ın henüz Domuz gribi aşısı olmadığı ortaya çıktı.

Cenevre'de muhabirlere yaptığı açıklamada "Doktorlarıma nerede aşı olabileceğimi sordum" diyen Chan, tatilden henüz döndüğünü belirtti.

"Elbette aşı olacağını" söyleyen Chan, WHO'daki çalışanların çoğunun aşı olduğunu da ifade etti.

Geçen iki ayda çok sayıda ülke aşılama programlarını başlattı, ama aşılanma oranları beklendiğinden düşük oldu. Hatta Almanya bu ay başında elindeki aşıları başka ülkelere satabileceğini açıklarken, İsviçre, elindeki aşı stoğunu eritmek için gelişmekte olan ülkelere bir kısmını yollayacağını söyledi. 31/12/2009

İlaç şirketlerine domuz gribi eleştirisi

 

Uluslararası Şeffaflık Örgütü Yönetim Kurulu Üyesi Anke Martiny, domuz gribini kendi çıkarları doğrultusunda kullandığı gerekçesiyle ilaç şirketlerine ağır eleştirilerde bulundu.

Sağlık örgütleri, domuz gribine karşı alınabilecek en etkin önlemin aşı olduğunu açıklarken, Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nden domuz gribi konusunda ilaç endüstrisine ağır bir eleştiri geldi. Uluslararası Şeffaflık Örgütü Yönetim Kurulu Üyesi Anke Martiny, haber ajansı APD’ye yaptığı açıklamada, domuz gribinin felaket ölçüsünde büyütüldüğünü söyledi.

“Domuz gribi aşısının, daha çok aşıyı piyasaya süren üreticilerin işine yaradığı konusunda ciddi şüphelerim var” diyen Martiny, “İlaç endüstrisi şimdi de aşıları keşfetti, rahim kanseri ya da domuz gribi aşısı gibi. Pazarlama açısından bakıldığında bunlar birer mucize ürün” şeklinde konuştu.

Aşı Komisyonu'na da eleştiri

İlaç şirketlerinin bu tutumu dolayısıyla insanların temelde faydalı olan aşılara karşı güvenini yitirmeye başladığını belirten Martiny, domuz gribi aşısını öneren Daimi Aşı Komisyonu (STIKO)'nun üyelerinin, ilaç şirketleriyle ile ilişkide olmasını da eleştirdi.

Anke Martiny, “STIKO'nun domuz gribi aşısının önerilmesinde çıkar çatışmalarının hiç bir rol oynamadığını kanıtlaması gerekiyordu. Dışarıdan uzmanların en baştan beri bu kararın doğruluğu konusunda şüpheleri vardı, ancak açık, bilimsel bir tartışma yapılmadı” dedi.

Yolsuzluk olayları

Sosyal Demokrat Parti (SPD) eski milletvekillerinden Uluslararası Şeffaflık Örgütü Yönetim Kurulu üyesi Anke Martiny, sağlık sistemindeki yolsuzluklara ilişkin şikâyetlerini de dile getirdi.

Martiny, 250 milyar euroluk ekonomik büyüklüğe sahip olan Alman sağlık sisteminin de yolsuzluk sorunu ile karşı karşıya olduğunu belirterek, yolsuzluk vakalarının yalnızca yüzde beşi ila onu arasında bir bölümünün ortaya çıkarılabildiğini vurguladı. Martiny, “diğer ülkelerde yolsuzluğun sağlık piyasasında yüzde üç ila beş arasında bir kayba yol açıyor. Bunun Almanya’da daha az olduğunu düşündürecek hiçbir neden yok” dedi. 26/12/2009

Domuz gribi konusunda kafalar karışık

 

 


Doktorlar domuz gribi virüsünün ne kadar tehlikeli olduğu veya olabileceği konusunda hala görüş birliği sağlayamadı. Çoğu kişi de bu nedenle domuz gribi aşısına
kuşkuyla yaklaşıyor.

Aşıda ilk kez kullanılan katkı maddesi soru işareti yaratıyor

Domuz gribi, 2009 yılının en çok tartışma yaratan konularından biri oldu. Gerek hastalığın etkileri gerekse domuz gribine karşı geliştirilen aşı hem dünyada hem de Almanya’da tartışılmaya devam ediliyor. Almanya’da domuz gribi nedeniyle şu ana kadar 80 kişi hayatını kaybetti.

Alman kamuoyu, domuz gribi aşısı konusunda kararını vermiş görünüyor. Çelişkili bilgiler ve aşıya karşı duyulan güvensizlik nedeniyle Almanların sadece yüzde 5’i aşı oldu. Bazı yurttaşların görüşleri şöyle:

"Hayır, kesinlikle söz konusu olamaz. Çünkü vücuda bu kadar çok kimyasal pompalanmasına karşıyım. Dikkatli davranıyorum. Ellerimi yıkıyorum. Ayrıca yabancılarla çok fazla temasta bulunmuyorum.“

"Bunu bir histeri olarak değerlendiriyorum. Bu virüs 1924'ten beri biliniyor.“

Federal Almanya Sağlık Bakanı Philipp Rösler’in, “aşının hâlâ gerekli olduğu" yönündeki açıklamaları da aşıya ilgili artırmadı. Bonn Üniversite Hastanesi’nden virolog Christian Drosten’in görüşleri şöyle:

“Domuz gribi, şu anda normal gripten çok daha tehlikeliymiş gibi görünmüyor. Ancak virüsün genetik yapısındaki belirli bazı özelliklerin değişebileceği ve virüsün daha tehlikeli olabileceği yönünde tahminlerde bulunulabilir."

Noel sonrası hastalıkta artış beklentisi

 

Dünya Sağlık Örgütü, haziran ayında domuz gribi salgını ile ilgili alarm durumunu en yüksek seviye olan 6'ya yükseltmişti. En yüksek seviye, hastalığın en az iki kıtaya yayılmış olması anlamına geliyor.

Almanya’da yeni domuz gribi vakalarının sayısı ise gerilemeye başladı. Haftada 10 bin yeni vakaya rastlandığı tahmin ediliyor. Virolog Drosten, bu düşüşü, kısa bir süre öncesine kadar Almanya’da hâkim olan ılıman hava koşullarına bağlıyor:

“Noel’den sonra vaka sayısında gözle görülür yeni bir artış bekliyorum."

Normal gripten yılda 8-15 bin kişi ölüyor

Almanya’da normal gripten yılda yaklaşık 8 bin ila 15 bin arasında kişi hayatını kaybediyor. Özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan yaşlı insanlar grip nedeniyle ölüyor. Bu rakamlarla karşılaştırınca, şu ana kadar domuz gribinden ölenlerin sayısının çok az olduğunu vurgulayan Drosten, hastalığa yakalanan 180 bin hastadan yaklaşık 80’inin öldüğünü belirtti.

 

Alman Robert Koch Enstitüsü'nün Aşı Komisyonu üyeleri, tüm halkın aşı olması tavsiyesinde bulunuyor. Enstitü’nün başkan yardımcısı Reinhard Burger, çoğu insanın aşı olmama kararını anlayamadığını söylüyor. Pratisyen doktor Claudia Vökl ise aşı olmama eğilimini doğru buluyor:

"Çünkü gözlemlerimize göre, hastalık, aşıdan daha az tehlike içeriyor. Aşı hakkında değerlendirme yapamam. Aşıda ilk kez kullanılan bu katkı maddesi hakkında çok az bilgi mevcut. Bu nedenle tehlikesiz olduğunu kesinlikle iddia edemem. Çok fazla tereddüt var. Hiçbir çalışma yok. Dolayısıyla aşı olmayı kabul etmemek kanaatimce tamamen doğru bir karar.”

Hastalarına normal grip tedavisi uyguluyor

Doktor ve diğer sağlık alanında çalışanların sadece yüzde 15’i aşı çağrısına uydu. Lisa Schmidt adlı doktor ise domuz gribi hastalarına normal gripte olduğu gibi tedavi uyguladığını ve bağışıklık sistemlerini güçlendirmelerini önerdiğini belirtiyor. Schmidt, domuz gribi aşısına karşı kuşkuyla yaklaşıyor:

"Halkın aşıdan hiç de memnun olmadığı belli. Milyonlarca aşı satın alındı ve şimdi çaresizlik içinde bunların atılacağı görülüyor. Tüm bu yaşananların ardında, çok fazla para ve mali çıkar bulunduğunu düşünüyorum.”  22/12/2009

Almanya'da Tamiflu'ya dayanıklı ilk vaka

 

Tamiflu-H1N1 Aşı

 

 

Domuz gribine yol açan A tipi H1N1 virüsü

 

Domuz gribine yol açan
A tipi H1N1 virüsü


Almanya’da domuz gribinin tedavisinde kullanılan Tamiflu adlı ilaca yanıt vermeyen ilk domuz gribi vakası tespit edildi. Münster Üniversite Hastanesi'nden yapılan açıklamaya göre, “virüs ilaca dirençli hale geldi”.

Münster Üniversitesi Hastanesi Mikrobiyoloji Enstitüsü Başkanı Georg Peters, “domuz gribi teşhisiyle hastaneye kaldırılan bir hastaya uygulanan terapi kapsamında hastaya verilen Tamiflu ilacının hiçbir etki yaratmadığının belirlendiğini” söyledi. 


 


Yapılan açıklamada Tamiflu'nun herhangi bir etkiye sebep olmamasının, virüsün ilaca karşı dayanıklılık kazandığının bir işareti olduğu belirtildi.

Söz konusu hasta Tamiflu ile tedavisi öncesi ve süresince gözlem altında tutularak, hastalığın seyri incelendi. Mikrobiyoloji uzmanı Georg Peters, “İnceleme sonucunda virüsün, şu an eldeki az sayıdaki domuz gribi tedavisi için kullanılan ilaçlara kısa sürede dirençli hale geldiğini” tespit ettiklerini belirtti.

“Aşı en iyi korunma yöntemi”

Münster Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Norbert Roeder de son araştırma sonuçları ışığında domuz gribi tedavisinde gündeme gelen ilaçların dikkatli şekilde kullanılması gerektiğini belirtti. Roeder, Tamiflu adlı ilacın sadece A tipi H1N1'in (domuz gribi) tespit edildiği kronik hastalarda kullanılması gerektiğini vurguladı. 

Norbert Roeder, “En başından beri belirttiğimiz gibi, domuz gribi aşısı hastalığa karşı en etkili korunma yöntemidir” diye konuştu.

Münster hastanesi uzmanları, Almanya'da çoğunluğun henüz domuz gribine yakalanmadığını belirterek,  bu yüzden “henüz virüs bulaşmamış kişilerin aşı yaptırmalarının doğru bir yöntem olacağını” vurguluyor. Uzmanlara göre, söz konusu virüsün gelecekte nasıl bir değişim göstereceği henüz bilinmiyor. 19/12/2009

Hacda 5 kişi domuz gribi kurbanı oldu

Suudi Arabistan Sağlık Bakanı Abdullah Rabia, bu yılki hac ziyaretinde 5 kişinin

domuz gribi H1N1 virüsünden öldüğünü açıkladı.

Rabia, yetkililerin bu yılki ziyarette 73 kişinin Domuz gribi olduğunu tespit ettiğini, yaklaşık 3 milyon hacıdan da sadece yüzde 10'unun aşılandığını söyledi.

Suudi ve uluslararası sağlık uzmanlarının domuz gribinin hacda yayılmasını en aza indirmek için çalıştığı, hacılara ücretsiz aşı önerildiği, stratejik yerlerde el temizliği için malzemeler bulundurulduğu kaydedildi. 29/11/2009

Yeni domuz gribi virüsü

Geçtiğimiz günlerde Norveç ve İngiltere’den domuz gribine yol açan virüsün mutasyona uğradığı ve bu yeni virüs türünün tedavide kullanılan ilaçlardan etkilenmediği haberleri endişeye neden oldu.

Norveç ve İngiliz bilim insanları domuz gribi virüslerinde genetik değişimler tespit etti. Dünya Sağlık Örgütü de bu iki ülke dışında şimdiye kadar Brezilya, Çin, Japonya, Meksika, Ukrayna ve ABD'de de mutasyona uğramış virüse rastlandığını duyurmuştu. Ancak bilim insanlarına göre, tespit edilen mutasyona uğramış bu yeni domuz gribi virüsünün diğer vakalardakilerden daha tehlikeli olduğu söylenemez.

Tamiflu etkisiz kalıyor

Geçtiğimiz günlerde İngiltere’de ilk kez genetiği öncekilerden farklılık arz eden bir domuz gribi virüsü tipi insandan insana bulaştı. Bu vaka, domuz gribinin tedavisinde yaygın olarak kullanılan Tamiflu adlı ilaca da herhangi bir tepki göstermedi. Norveç’teyse hayatını kaybeden iki kişide ve ağır hasta olan bir diğer vakada bilimsel adı A tipi H1N1 olan domuz gribi virüsünün, solunum yollarının daha da derinlerine işleyebilen başka bir türü tespit edildi.


Domuz Gripten korunma yolları hakkında önemli video lütfen izleyin
.

 

Dünya Sağlık Örgütü de yaptığı son açıklamada, şimdiye kadar 50 ayrı vakada domuz gribi virüsünün Tamiflu adlı ilaca dayanıklılık gösterdiğinin saptandığını duyurdu. İngiliz Sağlık Bakanlığı da şimdiye kadar genetiği farklılık gösteren bu domuz gribi virüsünün başka insanlara da bulaştığı yönünde herhangi bir bulguya ulaşmadıklarını duyurdu ancak virüsün yayılabileceği uyarısında bulundu. Bununla birlikte bakanlık yetkilileri yeni virüs tipinin Relenza adlı ilaca olumlu yanıt verdiğini ve iki hastada bu ilacın işe yaradığını kaydetti.

"Aşılar güvenli"

Domuz gribi virüsünün mutasyona uğradığı yönündeki haberler, aşı yaptırıp yaptırmama konusunda kararsız kalan Avrupalıları da yeni soru işaretleriyle karşı karşıya bıraktı. Zira yetkililer şu ana kadar Avrupa Birliği genelinde yaklaşık 5 milyon kişinin domuz gribi aşısı olduğunu açıklasa da kamuoyu hâlâ olası yan etkileri nedeniyle aşı olma düşüncesine mesafeyle yaklaşıyor. Dünya Sağlık Örgütü ise dünya genelinde şimdiye kadar domuz gribinden 6750 kişinin hayatını kaybettiğini belirterek, vaka sayısında hızlı bir artış yaşandığını açıkladı. Dünya Sağlık Örgütü Sözcüsü Gregory Hartl, kamoyunda aşıya karşı duyulan tedirginliğe ilişkin olarak da şöyle konuştu: “Biz kullanılmak üzere ruhsat verilen tüm aşıların güvenli olduğuna inanıyoruz.”

Dünya Sağlık Örgütü Sözcüsü, aşının yan etkileri konusunda duyulan hassasiyeti anlayış gösterdiğini ancak yan etkilere nadiren rastlandığını kaydetti. Hartl, “Aşı olup olmamak şahsi bir karar. Bizim için bu işin mantığı çok açık, aşılar ölümleri engelliyor. Aşılar çok nadiren yan etkilere yol açıyor; şayet aşıya bağlı yan etkiler ortaya çıkarsa da bu etkiler hafif şiddette oluyor" dedi.

Almanya'da domuz gribi aşılarının geliştirilmesine öncülük eden Robert Koch Enstitüsü de son yaptığı açıklamada mevcut domuz gribi aşılarının virüsün mutasyona uğramış tipine karşı da koruyucu özellikte olduğunu duyurdu.  24/11/2009

Domuz gribi nedir?

Domuz Gribi tedavisi

Domuz gribi ilk olarak Meksika'da ortaya çıktıtktan sonra dünyaya yayıldı ve son 40 yılın ilk grip salgını oldu. Uzmanlar milyonlarca kişinin hastalıktan etkileneceğinden kaygı duyuyor.

Domuz gribi nedir ve hastalığın belirtileri nelerdir?

Domuz gribi, H1N1 adlı A tipi grip virüsünden kaynaklanan bir solunum yolları hastalığı.

H1N1 aslında insanlarda dönem dönem normal grip salgınına yol açanla aynı tipte bir virüs çeşidi.

Ancak H1N1'in son olarak ortaya çıkan türü farklı.

Bu virüste, genelde insanları, kuşları ve domuzları etkileyen aynı genetik malzeme bulunuyor.

Salgın ilk olarak domuzlarda ortaya çıksa da, şu an insanları etkileyen bir hastalığa dönüştü.

Virüs, öksürme ve hapşırma yoluyla insandan insana geçebiliyor.

DOMUZ GRİBİ BELİRTİLERİ:

Tipik Belirtiler: Birden ortaya çıkan ve 38 derece ya da daha üzerine çıkan ateş

Diğer Belirtiler

  • Yorgunluk ve üşüme

  • Başağrısı, boğaz ağrıları

  • Mide rahatsızlıkları

  • İştah kaybı, ishal

  • Kas ve eklem ağrıları

Domuz gribinin belirtileri, normal grip vakalarında ortaya çıkanlarla aynı.

Başlıca belirtisi 38 dereceye kadar çıkabilen ateş.

Diğer belirtilerse, öksürük, boğaz ağrısı, vücut ağırıları, üşüme, titreme ve eklem ağrıları.

Bazı vakalarda mide bulantısı ve ishal şikayetleri de görüldü.

Normal gripte olduğu gibi, belirtilerin ne ölçüde etkili olduğu görülen tedaviye ve kişinin kendisine bağlı.

Çoğu kişi sözkonusu şikayetleri görece hafif bir şekilde geçirdikten sonra bir hafta içinde iyileşmeye başladı.

Belirtilerin ortaya çıkmasından hemen sonrası hastalığın en çok bulaşıcı olduğu dönem.

Ancak belirtiler kaybolduktan sonra hastalığı geçiren kişi risk oluşturmuyor. Virüsün kuluçka dönemiyse iki gün civarında.

Sağlıklı insanlar da domuz gribi yüzünden ölüyor.

Bu hastalığın daha da kötüleştiği anlamına mı geliyor ?

Uzmanlar bunun durumu değiştirmediğini, aslında başka sağlık sorunları olmayan kişilerin de hastalık nedeniyle ölümünün bu kadar uzun süre almasının şaşırtıcı olduğunu söylüyorlar.

Zatürre gibi komplikasyonlar ortaya çıkarsa, sağlıklı kişiler de grip virüslerinden ölebiliyor.

Aslında Dünya Sağlık Örgütü'ne göre hastalık belirtileri görülen çok sayıda kişi, ilaç tedavisine ihtiyaç duymadan tam olarak iyileşti.

Grip Uzmanı Prof. Peter Openshaw virüse yakalanan her üç kişiden birinin, çok az belirti görüleceğinden virüse yakalandıklarının farkına bile varmayacağını söylüyor.

Openshaw "Virüse yakalananların yüzde 98'i hiçbir hastane tedavisi olmadan tam olarak iyileşeck" diyor.

Asıl kaygıysa virüsün değişime uğrayarak daha tehlikeli bir hale gelmesi.

Ancak bu aşamada, dünya çapında her yıl 250 ila 500 bin kişinin ölümüne neden olan normal gribin de insan sağlığına büyük bir tehdit oluşturduğunu hatırlamakta yarar var.

Neden genç insanlar daha çok etkileniyor ?

İngiltere'de çocukların okullarda birarada olması ve buralarda hastalıkların kolayca yayılabilmesi nedeniyle virüs gençleri daha çok etkiledi. Ayrıca daha önceki H5N1 vakalarıyla karşılaştıkları için daha yaşlı insanların bir tür bağışıklık geliştirmiş olabileceği düşünülüyor.

Nasıl tedavi ediliyor ?

Tamiflu ve Relenza adlı iki ilacın hastalığın tedavisinde etkili olduğu biliniyor. İlaçlar, hastalığın süresin kısaltıyor ve ağır komplikasyon ihtimalini azaltıyor.

Bu ilaçların kullanımı, virüse yakalanan kişilerin hastalığı diğer insanlara yayma riskini de sınırlıyor.

Ancak ilaçların etkili olabilmesi için hastalığın erken aşamalarında alınması gerekiyor.

İlaçları hastalığa yakalanmadan önlem olarak kullanmak çok anlamlı değil.

Çünkü her bir doz ilaç, sadece bir günlük koruma sağlıyor.

Domuz gribinin aylar ve hatta yıllarca etkili olabileceği düşünüldüğünde her gün bu ilaçları kullanmanın iyi bir fikir olmadığı belirtiliyor.

Ayrıca uzun süreli kullanımın yan etkileri bilinmiyor. İlaçların bilinen yan etkileriyse mide bulantısı ve kusma.

Ne gibi önlemler alınmalı?

Ateş ve öksürük görülen kişilerle yakın temastan kaçınılması tavsiye ediliyor

Salgın hastalıkların yayılmasını önlemeye yönelik genel önlemler ve hijyene dikkat edilmesi de tavsiye edilenler arasında.

Öksürür ya da hapşırırken ağzın kapatılması, mümkün olan durumlarda kağıt mendil kullanılması ve kullanılan kağıt mendilin vakit geçirilmeden yok edilmesi de öğütleniyor.

Elleri sık sık sabunla yıkamak, virüsün el aracılığıyla yüze ve diğer insanlara geçmesi riskini azaltması açısından önemli.

Ayrıca kapı kolları gibi sık kullanılan yüzeylerin normal bir temizlik ürünüyle temizlenmesi tavsiye ediliyor.

Hastalığın ilk olarak ortaya çıktığı Meksika'da halka ameliyat maskeleri dağıtılmıştı.

Ancak uzmanlar bunun ne kadar işe yaradığı konusunda şüpheli. Hatta zararlı da olabileceği belirtliyor.

Yeni bir ölümcül virüs daha!

Ölümcül Batı Nil virüsü taşıyıcısı olarak bilinen bir sivrisinek türünün İsviçre'de ortaya çıktığı bildirildi.

İsviçre Üniversitesi'nden araştırmacılar Asya kayalık havuz sivrisineği adı verilen ve Orta Avrupa'da ilk kez rastlanan bu türün, İsviçre'nin iç kesimindeki 1400 kilometrekarelik bir alana yayıldığının belirlendiğini belirtti.

Parazit uzmanı Alexander Mathis, bugün yaptığı açıklamada, test edilen 3500 alandan 122'sinde bu sivrisinek türünün larvalarına rastlandığını söyledi. Mathis bu sonucun bu türün bölgede tutunduğunu ve yayıldığını gösterdiği uyarısında bulundu.

ABD Hastalık Kontrol Merkezlerinden yapılan açıklamada, laboratuvar araştırmalarının, asıl vatanı Japonya, Kore ve Çin olan bu sivrisinek türünün Japon ensafaliti ve Batı Nil virüsü hastalıklarını yayabildiğini gösterdiğine dikkati çekiyor.

Kuzey Amerika'da da rastlanan Asya kayalık havuz sivrisineği, daha önce Fransa ve Belçika'da da görülmüştü.  

29/08/2009

Sıtmada direnç tehlikesi

Yeni HIV (AIDS)virüsü bulundu

Bilimadamları dünyanın en etkili sıtma ilacına karşı ilk kez direnç görüldüğüne dair kanıtlar bulduklarını açıkladı.

Sivrisinek

Uzmanlar, Kamboçya'nın batısında görülen bu durumun acilen kontrol altına alınması gerektiğini, aksi takdirde bir sağlık faciası yaşanabileceğini belirtti.

İlaçla kanın sıtma parazitlerinden temizlenmesinin normalden çok daha uzun süre aldığı kaydedildi.

Bu durum, her yıl bir milyon kişinin ölümüne neden olan hastalığa karşı direnç geliştiğine dair bir erken uyarı.

Tedavi süresinin giderek uzadığı belirtiliyor.

Şu ana dek bu ilaçlarla kandaki parazitler iki ya da üç günde temizleniyordu.

Ancak son araştırmalarda sürenin beş güne dek çıktığı açıklandı.

Artemisinin adı verilen ilaç ailesi, sıtmanın en öldürücü biçimine karşı savunmada en etkili silah.

Farklı klinik deneylerle konuyu araştıran iki uzman grubu, ilacın giderek etkisini yitirdiğini gösteren kanıtlar bulduklarını bildirdi.

Kamboçya'dan bildiren BBC Muhabiri Jill McGivering, bu durumun özellikle rahatsız edici olduğunu, çünkü daha önceki sıtma ilaçlarına karşı direncin de bu şekilde geliştiğini söylüyor.

Dünya Sağlık Örgütü, üç yıl önce sıtma parazitlerinin artemisinin türevi ilaçlara direnç göstermeye başlayabileceği uyarısında bulunmuş ve özelikle Güney Doğu Asya'ya dikkat çekmişti.

Örgüt, direncin daha da gelişmesini önlemek için ilaç firmalarına kendi başlarına bu tür ilaçları satmamaları çağrısında bulunmuştu.

Kamboçya uzun bir süredir sıtma konusunda araştırma yapan bilimadamları ve sıtma ilaçlarına karşı direncin merkezi oldu.

Ülkede zayıf bir kamu sağlığı sisteminin yanı sıra, ilaç kullanımının denetlenmemesi ve sahte ilaç üretimi söz konusu.

Testlerden geçmesi için sahte ilaçlara az bir miktar gerçek ilaç konuluyor. Bu durumun da direncin gelişmesine katkı sağladığı sanılıyor.

Uzmanlar, ilaçlara direnç gösteren parazitlerin yayılması durumunda milyonlarca kişinin ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı uyarısında bulunuyor. 29/05/2009 BBC Turkish

Bilim adamları,
AIDS hastalığına yol açan HIV virüsünün yeni bir türünü keşfettiklerini söylüyor.

 

HIV virüslü doku kesiti

AIDS 25 milyon kişinin ölümüne neden oldu

 

Bu yöndeki haber, Nature Medicine dergisinin son sayısında yer aldı. Bilim adamlarına göre yeni virüs, Paris'te yaşayan 62 yaşındaki Kamerunlu bir kadına, bir gorilden geçmiş görünüyor.

Oysa HIV virüsünün daha önceki üç türünün kaynağı, şempanzelerdi.

Manchester Üniversitesi'nden Doktor David Robertson, son HIV virüsünün bulunduğu projeyi yürüten araştırmacılardan "Çalışmamız, RHIV-1 virüsünün, insanlara sadece şempanzelerden değil, gorillerden de geçtiğini gösteriyor. Gerçi bu halen sadece tek bir vaka. O nedenle de burada önemli olan, diğer vakaları izlemek." dedi.

Doktor David Robertson, bulduklarının HIV virüsünün yeni bir türü olmasına karşın, mevcut ilaçların hastalığın olumsuz etkileriyle mücadeleye yardımcı olabileceğini belirtiyor.

Robertson, "Sahip olduğumuz ilaçların bu tip bir virüse karşı etkili olmaması, bir gün aşı geliştirmeyi başarmamız halinde, bu aşının işe yaramaması ve bulduğumuz son virüsün, karşımıza şu ana kadar yüzleşmediğimiz yeni sorunlar çıkarması. Bence tüm bunlara inanmamız için bir neden yok. " diye konuştu.

AIDS hastalığı bilim adamlarınca ilk kez 1980'li yıllarda keşfedilmişti.

Ancak hastalığın insanlarda ilk kez 20. yüzyıl başında Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde görüldüğü sanılıyor.

Hastalık muhtemelen insanlara, avlanan hayvanlarla temas sonrası geçti. Dünyada halen yaklaşık 33 milyon kişinin HIV virüsü taşıdığı sanılıyor.

AIDS hastalığı ise şu ana kadar yaklaşık 25 milyon kişinin de ölümüne neden oldu.

Hastalık tedavi edilemese de, çeşitli ilaçlarla kontrol altına alınabiliyor.

03/08/2009

Bilinmesi Gerekenler

Grip aşıları nasıl üretiliyor?

Domuz gribi salgını dünyada panik havasına neden oldu. Türkiye'de vakaların yüzlerce ifade edilmesi, karantina önlemleri ve okulların tatil edilmesi insanoğlunun kısa süre önce tanıştığı ve halk arasında domuz gribi virüsü olarak adlandırılan H1N1 virüsüne ilişkin soruların da artmasına neden oldu.

Hospital, swine flu

İstanbul Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyelerinden Prof. Dr. Şadi Yenen, Amerika'nın Sesi'nden Selin Süer Ünlü'nün sorularını yanıtladı.

Prof. Dr. Yenen, bir kişide domuz gribi virüsüne rastlanmış olmasının bu kişiyi ölüme sürükleyeceği anlamına gelmediğinin altını çizdi. Mevsimsel gribin de dünyada her yıl yüzbinlerce can aldığını vurgulayan Yenen, gerekli sağlık hizmetlerine ulaşabilen, hastalığın seyrinin dikkatle takip edildiği ve kişisel tedbirleri alan kişiler için çok korkulacak bir durum olmadığını söyledi.

Alo Washington programında sorularımızı yanıtlayan Prof. Dr. Yenen, aşının tedarik sürecinin neden uzun sürdüğünü de anlattı. Yan etkiler konusunda şu ana kadarki dünya deneyimine göre çok büyük bir sorun olmadığını vurgulayan Yenen, Türkiye'deki aşıda canlı virüs kullanılmaması nedeniyle hamilelerin de aşılanmasının bir sakıncası bulunmadığını ifade etti. 28/10/2009

Almanya'da domuz gribine karşı aşılama kampanyasının başladığı şu günlerde Paul Ehrlich Enstitüsü'nden Michael Pfleiderer ile grip aşılarının nasıl üretildiğini görüştük

Griple mücadele bilim adamlarını en çok uğraştıran konulardan biri. Grip virüsü çok çabuk mutasyona uğradığı için, salgınlarla mücadele, virüsün düzenli olarak incelenmesini ve genetik değişikliğe uğrayıp uğramadığının takip edilmesini gerektiriyor.

Paul Ehrlich Enstitüsü'nden Michael Pfleiderer sadece bu konuyla ilgilenen özel bir kurum olduğunu belirtiyor. Pfleiderer, "Bu konuyla Avrupa, Amerika, Japonya ve Avustralya'da şubeleri olan Dünya Sağlık Örgütü'nün Griple Mücadele İşbirliği Merkezi ilgileniyor. Merkezin rutin olarak hazırlanan sezonluk grip aşılarının yanında,

salgınlarla ilgili de çalışmaları var" açıklamasını yapıyor.

Virüsler Dünya Sağlık Örgütü'nden

Yeni grip virüsü türleri tespit edildiği zaman, ilaç şirketlerine aşı üretiminde kullanacakları virüsleri Dünya Sağlık Örgütü temin ediyor. Pfleiderer, aşı üreticilerinin bu ana virüsü tavuk yumurtalarını aşılamada kullandıklarını, aşılarda kullanılacak virüslerin bu şekilde çoğaltıldığını belirtiyor.

Bu işlem için öncelikle döllenmiş tavuk yumurtalarına ana virüs enjekte ediliyor. Bu aşamada farklı virüs türlerinin birbirinden ayrı işleme tabi tutulması gerekiyor. Daha sonra ise virüs, yumurtanın içindeki embriyo zarının dışında çoğalmaya bırakılıyor. Üç gün sonra da virüs içeren sıvı yumurtadan ayrıştırılıyor.

Virüslerden aşı kokteyli

Sıvının içinde bulunan ve yüksek bulaşıcılık özelliğine sahip olan virüsler öldürülüp, birçok farklı işlemden geçirilerek kullanıma hazır hale getiriliyor. Ardından aşı için hazırlanan farklı virüs tipleri bir aşı kokteylinde birleştiriliyor. Pfleiderer, sonuçta dünya çapında yıllık yaklaşık bir milyar doz aşı üretebilecek bir potansiyele erişildiğini ve bunun gayet yüksek bir rakam olduğunu kaydediyor.

Diğer yandan bu noktada önemli bir sorun ortaya çıkıyor. O da büyük bir salgında bu yöntemle yeterli dozda aşı üretilememesi. Zira doz başına bir adet döllenmiş tavuk yumurtasına ihtiyaç duyuluyor. Üstelik, bu yüksek hijyen standartlarına sahip özel üretilmiş tıbbi yumurtaları herhangi bir yumurta çiftliğinden temin etmek mümkün değil.

Alternatif yöntemler araştırılıyor

Bu nedenle araştırmacılar, aşılarda kullanılacak virüsleri çoğaltmak için alternatif yöntemler üzerinde çalışıyor. Bu yöntemlerden biri, virüslerin laboratuvar ortamında özel hücre kültürleri içerisinde çoğaltılmaları. Ancak Michael Pfleiderer henüz tavuk yumurtasına alternatif oluşturacak kesin bir yöntem geliştirilemediğini vurguluyor:

"Bu yöntem çok iyi sonuç veriyor. Grip salgınının tavuklar için de tehlikeli olması durumunda, bu sistemin kullanılamayacak olması önemli bir tartışma konusu. Ancak böyle bir şey söz konusu değil. Zira ya insanları etkileyen bulaşıcı bir virüsle ya da kuş gribi virüsüyle karşılaşıyoruz. Bir grip virüsünün her iki özelliğe birden sahip olması mümkün değil."

Aşı tamamlandığı zaman kalp ve böbrekler üzerinde denenerek yan etkileri, tesir gücü ve güvenliği kontrol ediliyor. Federal Sağlık Bakanlığı'na bağlı Paul Ehrlich Enstitüsü'nden onay alınmadan grip aşısı yapılamıyor. 28/10/2009

Hac ziyaretinde domuz gribi alarmı

Dünyanın dört bir yanından yaklaşık üç milyon hacı adayı hac farizasını yerine getirmek için bugünlerde Mekke’ye gidiyor. Dünya genelinde hızla yayılan domuz gribine karşı olağanüstü önlemler alınıyor.

Mısır'da bu hafta H1N1 virüsüne karşı aşı kampanyası başlatıldı. Mekke’ye gidecek hacı adayları ilk etapta aşılanacak gruplar arasına alındı. Hacıların Mekke dönüşü yanlarında armağanlarla birlikte domuz gribini de ülkelerine taşımalarından endişe ediliyor. Tunus hükümeti hacca gidişi tamaman yasaklarken, Mısır sınırlamalar getiriyor ve hacı adaylarına aydınlatıcı bilgiler veriyor.

Deutsche Welle Arapça Servisi’nden Esther Saoub’un haberi:

Mısır’ın başkenti Kahire Seyahat Acentesi işleten Nasır Abdullah, bu yıl hac dolayısıyla birtakım çekinceleri olduğunu söylüyor:

“Müşterilerimizin yüzde 90’ı ‘bu yıl hacca gidebilir miyiz’ diye soruyor. Aşı olma mecburiyetini, aşının sorun çıkartıp çıkartmayacağını soruyorlar. Herkes huzursuz. Özellikle bizden beş yıldızlı otel rezervasyonu yaptıranlar, parası olan ve dini yükümlülüklerini yerine getirmek isteyen, ama kendilerine dikkat eden işadamları. Bunlar para harcayıp hastalanma riskine girmek istemiyorlar.”

Suudilerin önlemleri

Mısır Turizm Bakanlığı Müsteşarı Usame El-Aşri, Ramazan döneminde 130 bin hacı adayı arasında sadece beş şüpheli durumun belirlendiğini, ancak bulaşıcı hastalığa dair bir işarete rastlanmadığını belirtiyor. Suudi Arabistan’ın Mekke ve Medine yörelerine gidecek hacı adayları için Suudi yetkililerle sürekli temas içinde olduklarına işaret eden El-Aşri Suudilerin önlemlerinden övgüyle söz ediyor:

“Havalimanlarına (insanlardaki ateş durumunu ölçen) termik kameralar yerleştirildi. Her hacı adayı, durumdan rahatsız olmaması için fark ettirilmeden kontrol ediliyor. Yüksek ateşi olduğu saptananlar izolasyon bölümüne alınıyor ve muayeneden geçiriliyorlar. Çok sayıda hastane teyakkuz durumunda. Mekke ve Medine’de yeterli sayıda solunum maskesi ve dezenfeksiyon malzemesi bulunduruluyor.”

Hijyene dikkat

Onbinlerce hacı adayının dar alanda birbirine yakın duracağından ve namaz sırasında elleri ve alınlarıyla secdeye varacaklarından ortamın hijyenik olmasına azami ölçüde dikkat ediliyor. Mısır Turizm Bakanlığı Müsteşarı Usame El-Aşri, Suudi Arabistan’daki önlemlere ilişkin şunları anlatıyor:

“Şimdi herkese özel namaz halısı veriliyor. Her otel odasında hastalığın buluşmaması için alınması gereken önlemlere ilişkin uyarılar var. Hacıların uğrayacakları her yerde, hastalananlara bakacak hekimler hazır bekletiliyor."

Suudi Arabistan’da alınan tüm sıkı önlemlere rağmen Mısır hükümeti bu hac döneminde bazı sınırlamalar getirmiş. Bakanlık müsteşarı Amr Kandil şöyle konuşuyor:

“65 yaşın üzerinde ve 25 yaşın altında olanlarla  hamile kadınların Mekke’ye seyahat yapmaları yasak. Bunun dışında hac seyahatine çıkanların, kalp ve solunum yolları şikayetleri, şeker hastalıkları v.s. olmadığına dair sağlık karnesi almaları gerekiyor. Hasta olduğu saptananlar, hac yolculuğunu gelecek yıla ertelemek zorunda kalacak.” 06/11/2009

Suudi Arabistan'da Aşı Kampanyası

Suudi Arabistan'da sağlık çalışanları ve hacı adayları için domuz gribine karşı aşı kampanyası başlatıldı.

Hac için her yıl Mekke'ye 160 ülkeden üç milyon kişi gidiryor. Sağlık uzmanları kalabalık nedeniyle H1N1 domuz gribi virüsünün Suudi Arabistan'da hızla yayılabileceği uyarısında bulunuyor.

Suudi yetkililer diğer ülkelerin de hacı adayı vatandaşlarını aşılaması çağrısında bulundu. Yetkililer ayrıca çocuklar, yaşlılar, hamile kadınlar ve kronik hastalıkları bulunanların bu yıl hacca gitmemelerini önerdi. 07/11/2009

Domuz gribinden 5 bin kişi öldü

Dünya Sağlık Örgütü, bu yılbaşında ortaya çıkmasından bu yana domuz gribinden ölenlerin sayısının 5 bini bulduğunu açıkladı.

Örgüt, çoğu Batı Yarıkürede olmak üzere 18 Ekim itibarıyla 4999 kişinin öldüğünü, hastalığın küresel bir salgına dönüştüğünü bildirdi.

Açıklamada, İzlanda'da bu hafta domuz gribinden ilk ölümün görüldüğü, Sudan, Trinidad ve Tobago'da da yine bu hafta ilk ölümlerin olduğu belirtildi. Hollanda Sağlık Enstitüsü de, domuz gribi dışında bir sağlık sorunu olmayan 14 yaşında bir kız çocuğun, bu gibe bağlı olarak bu hafta yaşamını yitirdiğini duyurdu. Norveç, hamileler ve 6 yaş altı çocuklar dışında herkesi domuz gribi aşısı olmaya çağırdı.

Almanya'da 3 ölüm

Domuz gribinden en çok etkilenen ülkelerden Almanya'da bu gribe bağlı ölümlerin sayısı ise 3'e yükseldi.

Stuttgart kentinde bulunan Baden-Württemberg eyaleti Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, Mannheim Üniversitesi kliniğinde tedavi görmekte olan 65 yaşındaki bir erkeğin bugün domuz gribinden öldüğü bildirildi.

Essen Üniversitesi kliniğinde tedavi gören 36 yaşındaki bir kadın 25 Eylül'de, Münih kentinde de 5 yaşındaki bir çocuk ekim ayı başında domuz gribinden ölmüştü.

23/10/2009

Ankara'da okullara domuz gribi tatili

Amerika'da Domuz Gribi Salgını:

Türkiye'de domuz gribi vakası nedeniyle bir kişinin hayatını kaybetmesi ardından başkentteki okullarda derslere bir hafta ara verildi.

Amerika Birleşik Devletleri'nde ise domuz gribi salgını nedeniyle olağanüstü hal ilan edildi.

Virüsün 46 eyalete yayıldığı, ülkede domuz gribi nedeniyle şu ana kadar binden fazla kişinin hayatını kaybettiği belirtildi.

Türkiye'de ilk ölüm olayı ise cumartesi günü yaşandı.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Ankara'da domuz gribinden öldüğü açıklanan kişinin sağlık personeli olduğunu belirterek, ''Panik yapmayacağız, gerekli tedbirleri uygulamaya devam edeceğiz'' dedi.

Sağlık Bakanı, gerekli önlemleri aldıklarını belirterek, ''ABD'de, Meksika'da yüzlerce ölüm olayı yaşandı. Türkiye'de ise ilk ölüm vakası bu. Başka ölümler de olabilir. Ölen arkadaşımız bir sağlık çalışanı. Risk grubundaki kişilerin bir an önce aşılanması gerektiğinin önemi ortaya çıkıyor'' dedi.

Akdağ, bu süreci en az hasarla atlatmaya çalışacaklarını sözlerine ekledi.

Ankara Valiliği ise, hastalığın başkentte son haftalarda hızla özellikle eğitim kurumlarında yayılması ardından okullarda eğitime bir hafta ara verildiğini açıkladı.

Vali Kemal Önal, kararın ''domuz gribi virüsünün yayılmasını kontrol altında tutmak'' amacıyla alındığını söyledi.

Vali Önal, gelecek hafta durumun yeniden değerlendirileceğini de vurguladı.

Sağlık Bakanlığı yetkilileri de, panik yapılmaması çağrısında bulunuyor.

Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seraceddin Çom Anadolu Ajansı'nın sorularını yanıtlarken, domuz gribinin Türkiye ve dünyada şimdiye dek çok ağır seyretmediğini, vakaların büyük çoğunluğunun hastalığı ayakta geçirdiğini söyledi. Çom, normalde genç erişkin kişilerde domuz gribinden ölümlere çok sık rastlanmadığını, bu kişilerin hastalığı daha kolay atlattıklarını bildirdi.

Çom, Ankara'da yaşamını yitiren kişinin, altta yatan bir başka hastalığının bulunup bulunmadığını da araştırdıklarını kaydetti.

Vatandaşların her grip belirtisinde hastaneye gitmelerinin gerekmediğini belirten Çom, ''Ancak nefes daralması, morarma, düşmeyen ateş halinde gecikmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı'' uyarısında bulundu.

Çom, bilinçli hareket edilmesi durumunda bu sürecin en az zararla atlatılabileceğini sözlerine ekledi. 25/10/2009

 'Acil Durum İlan Edildi'

 

The H1N1 intranasal vaccine, Boston, 09 Oct 2009

 

Başkan Barack Obama H1N1 Domuz Gribi salgını nedeniyle Amerika'da acil durum ilan etti. Acil durum ilan edilmesiyle virüsle mücadele için alınacak önlemler arttırılıyor.

 

Beyaz Saray, hastanelerin domuz gribi hastalarını tedavi ederken bazı federal şartları yerine getirmesine gerek kalmadığını açıkladı.

Bu arada, Amerika İçgüvenlik Bakanı Janet Napolitano tedavi masrafları için hastanelere üç milyar dolar federal yardım yapıldığını belirtti.

Dünya Sağlık Örgütü en az beş bin kişinin domuz gribi nedeniyle hayatını kaybettiğini bildiriyor. Amerika'da domuz gribinden ölenlerin sayısı bin. Amerikalı yetkililer bu ülkede 20 bin kişinin H1N1 virüsü nedeniyle hastaneye kaldırıldığını açıkladı.

Senatörlere bilgi veren Sağlık Bakanı Kathleen Sebelius domuz gribi virüsünün Amerika'da ciddi bir şekilde yayıldığını, ancak devletin salgına karşı hiç olmadığı kadar hazır olduğunu savundu. Aşı üretiminde yaşanan sorunların giderildiğini de belirten Sebelius, Kasım ayı başı itibariyle aşının herkese yetecek sayıya ulaşacağını söyeldi.

24/10/2009

Bakana ayrı, vatandaşa ayrı aşı

Domuz gribine karşı kampanyasına hazırlanan Almanya’da iki ayrı kalitede aşının ısmarlandığı ortaya çıktı. Yan etkili bir aşının vatandaşa, daha istikrarlı başkasının ise kamu görevlilerine dağıtılacağı ileri sürülüyor.

Almanya Federal İçişleri Bakanlığı sözcüsü, domuz gribine karşı aşı çalışmalarında çifte standarda gidildiği iddialarının gerçekleri yansıtmadığını söyledi. Baxter firmasına aylar öncesinde 200 bin dozluk Celvapan aşısı siparişi verildiğini belirten sözcü, “Siparişi verdiğimiz tarihte bu aşıların muhtemel yan etkileri bilinmiyordu” dedi.

Bild gazetesi ise Almanya Başbakanı Angela Merkel'in İçişleri Bakanlığı'nın aşılarına rağbet etmeyerek vatandaş için uygun görülen Pandemrix aşısından olma kararı aldığını yazdı. Gazeteye göre, Sağlık Bakanı Ulla Schmidt'in de, “halka dağıtılan aşı güvenli ve etkili, ben de onu kullanacağım” dedi.

İki ayrı aşı: Celvapan ve Pandemrix

Der Spiegel dergisi, son sayısında, ülkede bu ayın sonunda başlanacak olan domuz gribine karşı aşılama çalışmalarında, vatandaşlar için ayrı, siyasetçi ve memurlar için ayrı aşı kullanılacağını yazmıştı.

Bild am Sonntag gazetesi de Başbakan Merkel, bakanlar ve politikacılara özel domuz gribi aşısı yapılacağını duyurmuştu.

Federal İçişleri Bakanlığının, bakanlıklar için 200 bin doz Baxter firmasından Celvapan adlı domuz gribi aşısı siparişi verdiği belirtilen haberde, bu şirkete ait aşıların etkiyi güçlendiren bileşimi içermediği belirtilmişti.

Haberlerde,  vatandaşlar için “çok fazla yan etkisi olduğu ve vücudun bağışıklık sistemini de etkileyerek aşırı reaksiyonlara sebep verdiği” belirtilen, "GlaxoSmithKline" şirketinin ürettiği Pandemrix adlı aşının kullanılacağı ifade edilmişti.

Almanya İlaç Komisyonu Başkanı Wolf-Dieter Ludwig, bunu skandal olarak niteleyerek, siyasetçilere ve memurlara ayrı aşının yapılmasının insanlara anlatılamayacağını belirtti.

Aşı faydadan çok risk taşıyor

Almanya Tabipler Birliği Başkanı Michael Kochen ise aile hekimlerine, hastalarına domuz gribi aşısı yapmamaları tavsiyesinde bulunarak, bu aşının faydadan çok riskler taşıdığını savundu.

Domuz gribi aşısı testi yapılan kişilerde aşı yapılan bölgede ağrıların oluştuğu, ayrıca bu kişilerin eklem ve baş ağrısı çektiği, titreme nöbetine tutuldukları, ateşin çıktığı ve yorgunluk hissine kapıldıkları belirtildi.

Aşıların kullanılmasına izin veren Paul-Ehrlich Enstitüsü sözcüsü Susanne Stöcker, iyi ve kötü şeklinde ayırım yapılacak bir aşının bulunmadığını ifade ederek, çalışanlarına, vatandaşlarda kullanılacak Pandemrix aşısı yapılacağını belirtti.

Almanya'da 26 Ekimde ilk önce sağlık görevlileri, kronik hastalar ve hamile kadınlarda başlatılacak olan domuz gribi aşılama çalışmalarında, kasım ayı ortasından itibaren de isteyen tüm vatandaşlar aşı olabilecek. 19/10/2009

Dünya Yeni Grip Dalgasına Hazırlanıyor

Başkentte Bir Okulda Domuz Gribi

Kış mevsiminin yaklaşmasıyla grip salgınlarının artması bekleniyor. Uzmanlar özellikle domuz gribine karşı gereken önlemlerin alınmasını istedi.

Kış mevsiminin başlamasıyla başta Avrupa olmak üzere dünya genelinde domuz gribi vakalarında ciddi artış bekleniyor.

Uzmanlar, virüsü ve yol açabileceği sonuçları hafife almamak gerektiğini vurguluyor.

Domuz gribiyle mücadelede ilk sırada hastalığa karşı geliştirilen aşılar yer alıyor.

Ülke çapında aşı kampanyaları başlatan Çin, Avustralya gibi ülkelere, son olarak İsveç de katıldı.

Avrupa Birliği Komisyonu, elinde yeterli aşı bulunmayan üye ülkeler için üreticilere toplu sipariş vermeyi kararlaştırdı.

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, domuz gribine yol açan H1N1 virüsü aşısının tek doz kullanımı, grip salgınına karşı yeterli koruma sağlayabilecek.

Örgüt, yoksul ve gelişmekte olan ülkelerde virüsün yayılmasını önlemek için, risk grupları ve sağlık çalışanları için gelecek aydan itibaren aşı temin edeceğini duyurdu.

41 yıl aradan sonra ilk kez küresel grip salgını alarmı veren Dünya Sağlık Örgütü, hastalığın, 2 yılda 2 milyar kişiye hastalık bulaşacağı ve bundan en çok gelişmekte olan ülkelerin etkileneceği tahmininde bulunuyor.

Nisan ayında başgösteren hastalık, tüm dünyada bugüne kadar 4 bin 500 kişinin ölümüne yol açtı.

13.10.2009

Sağlık Bakanlığı: "Bir ilköğretim okulu öğrencisinde pandemik A (H1N1) virüsüne rastlandı."

Ankara'da bir ilköğretim okulu öğrencisinde
domuz gribi vakası tespit edildi.

Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Ankara'da bir ilköğretim okulunda, yakın dönemde yurt dışı seyahatinden dönen öğrencilerle teması olan ve hastalık belirtileri ortaya çıkan bir öğrenciden alınan numunede pandemik A (H1N1) virüsü tespit edildiği bildirildi.

Böylelikle Türkiye'deki vaka sayısı 477'ye ve yerli vaka sayısı da 160'a yükseldi.

Açıklamada son vakanın genel durumunun iyi olduğu, evinde izole edilerek tedavisine başlanıldığı belirtildi.

Ankara Valisi Kemal Önal da, bir öğrencisinde domuz gribi virüsüne rastlanan Özel Bilkent İlköğretim Okulu'nda eğitim ve öğretimin devam edeceğini bildirdi. 13/10/2009

"Domuz gribi vakaları artacak"

Kış mevsiminin yaklaşmasıyla grip salgınlarının artacağını belirten uzmanlar

özellikle domuz gribine karşı gereken önlemlerin alınmasını istiyor.

Ancak başlıca önlemlerden sayılan "aşıya" mesafeli yaklaşanlar da var.

Almanya'da geçtiğimiz günlerde ilk kez bir kişi domuz gribinden hayatını kaybetti. Essen Üniversitesi kliniğinden önceki gün yapılan açıklamada, akciğerinin ve diğer organlarının yetmezliği yüzünden 25 Eylülde hayatını kaybeden bir kadının cesedi üzerinde yapılan kapsamlı incelemelerde A tipi H1N1 virüsüne rastlandığı ve kadının bu virüsün yol açtığı komplikasyonlardan öldüğünün belirlendiği ifade edildi.

Açıklamada, 36 yaşındaki kadına domuz gribi virüsünün nereden bulaştığının bilinmediği ve kadının hastaneye yatırıldıktan 10 gün sonra hayatını kaybettiği belirtildi.

Alman Robert Koch Enstitüsü de Almanya'da domuz gribinden ilk ölüm vakasının görülmesinin hemen ardından bir açıklama yaparak, domuz gribine yol açan H1N1 virüsünün yeni tipinin (A tipi H1N1) yol açabileceği olası yeni vakalar konusunda uyardı.

Vakalarda belirgin artış beklentisi

Robert Koch Enstitüsü Başkanı Jörg Hinrich Hacker Deutschland Radio Kultur adlı radyoda yayımlanan röportajında kış mevsimiyle birlikte domuz gribi vakalarında belirgin bir artış olmasının beklendiğini söyledi.

Witten-Herdecke Hastanesi Direktörü Stefan Schmidt-Troschke ise Franfurter Rudschau gazetesine verdiği demecinde, domuz gribi aşılarının yol açabileceği olası yan etkiler konusunda uyarıda bulundu. Schmidt-Troschke, “aşı nedeniyle oluşabilecek tehlikeler hafife alınıyor” diye konuştu. Almanya'da domuz gribi aşısının geliştirilmesinden sorumlu Robert Koch Enstitüsü, ekim ayı sonunda aşının kullanılmasına başlamayı planlıyor.

Robert Koch Enstitüsü Başkanı Jörg Hinrich Hacker, kış mevsimiyle birlikte hem mevcut domuz gribi vakalarında artış olacağını hem de hastalığın seyrinin daha ağır olabileceğini söyledi.

“Büyük sorumsuzluk”

Aynı zamanda Alman “Bireysel Aşı Çözümleri Uzmanları” adlı meslek kuruluşunun başkanı da olan Stefan Schmidt-Troschke de hem siyasiler hem de doktorlar tarafından domuz gribi aşısına olumlu yaklaşılıp, teşvik edilmesini eleştirdi. Schmidt-Troschke, aşının; gençleri, hamileleri ve çocukların bağışıklık sistemini zayıflatabilecek bir içerik maddesine sahip olduğunu vurguladı. “bu büyük bir sorumsuzluk” diyen Schmidt-Troschke, “aşının örneğin bağışıklık sisteminde yeni ve tehlikeli hastalıklara yol açıp yol açmayacağının henüz bilinmediğini” belirtti.

Schmidt-Troschke, “Alman devleti ilaç sanayi için bedava reklam yapıyor” diyerek bu tartışmaların Almanya'da bilindik bir tablo olduğunu söyledi. Robert Koch Enstitüsü Başkanı Hacker ise domuz gribi aşısına yönelik eleştirilere anlam veremediğini belirterek, “Bulaşıcı hastalıkları önlemede en iyi yöntemin aşı” olduğunu söyledi.

 Almanya - 09.10.2009

Zenginlerin aşıya hücumu yoksulları kaygılandırdı

Birçok ülkede domuz gribine yakalananların sayısı hızla artarken, tüm dünya ekim ayında piyasaya çıkacak

aşıyı bekliyor.

Dünya Sağlık Örgütü zengin ülkelerin büyük siparişleri yüzünden yoksul ülkelerin açıkta kalacağı uyarısında bulundu.

Bir yıl içinde dünyadaki tüm laboratuvarlarda ancak 900 milyon doz domuz gribi aşısı üretilebileceği belirtililiyor.

Dünya nüfusu ise 6 milyar 800 milyon.

Amerika Birleşik Devletleri domuz gribi aşısı için bir milyar dolarlık bütçe ayırdı.

İngiltere, bu yıl içinde 30 milyon kişinin aşılanmasını planlıyor.

Almanya 50 milyon, Fransa da 94 milyon doz aşı siparişi verdi.

Amerika Birleşik Devletleri'nde Sağlık Bakanlığı'na bağlı bir komisyon, aşı için önceliğin hamile kadınlar, sağlık sektörü çalışanları, çocuklar ve 24 yaşın altındaki kişilere verilmesi tavsiyesinde bulundu.

 

Amerika'da bu gruplara toplam 150 milyon kişi giriyor.

Ancak komisyon ekime kadar yeterli aşı stoğunun olmaması durumunda bu listenin değiştirileceğini açıkladı. Domuz gribinden daha az etkilenen yaşlılara ise normal grip aşısı yaptırmaları öneriliyor. BBC'nin Washington'daki muhabiri Daniel Sandford, 10 hafta önce zirveye çıkan aşı vaka sayısının azalmakta olduğu bildirdi.

Ancak uzmanlar, özellikle sonbahar aylarıyla birlikte havaların soğuması ardından vaka sayısının yeniden artacağı tahmininde bulunuyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde çarşamba günü yayımlanan yeni bir rapor özellikle hamile kadınların H1N1 virüsüne yakalandıktan sonra hastanede tedavi görme gereksiniminin yüksek olduğuna dikkat çekiyor.

Rapora göre, hamile bir kadının domuz gribinine yakalandıktan sonra hastanelik olma olasılığı sıradan insanlarla karşılaştırıldığında dört kat daha fazla.

30/07/2009 BBC

Virüsle, aşının zamana karşı yarışı

Macaristan’da ilk ve orta dereceli okullarda eğitim her yıl olduğu gibi bu sene de 1 Eylül'de başladı.

3 Eylül'de ise, Budapeşte’nin banliyölerinden Cselep’deki bir okulda, okul yönetimi garip bir durum tespit etti; sınıflardaki öğrencilerin önemli bir kısmı kendini iyi hissetmiyordu.

Çocukların şikâyetleri birbirine benziyordu: ateş, yorgunluk, baş ağrısı ve nezle.

Öğrenciler arasında rahatsızlıkları bir gün önceden başlamış olanlar da vardı, ama önemli bir kısmı, o gün okula geldikten sonra şikâyetlerinin başladığını iddia ediyorlardı.

Okul idaresi harekete geçti.

Doktorlar geldi, çocukların ateşi ölçüldü, şikâyetleri dinlendi. Evet, yüzü aşkın çocuğun ateşi vardı!

Dünyadaki domuz gribi salgını nedeniyle zaten diken üstünde bulunan “sağlık komisyonları” hemen çocuklardan alınan numuneler üzerinde acil tahliller yaptı.

Ve ardından basına yapılan açıklama, günün ve hatta haftanın en büyük manşeti olacaktı:

Okuldaki öğrenciler “domuz gribine” yakalanmışlardı. 110 çocukta ürkütücü hastalık tespit edilmişti.

Salgın hastalıklarla mücadele planı doğrultusunda harekete geçildi.

Öğrenciler evlerine gönderildi.

Okul tepeden tırnağa dezenfekte edildi.

Öğretmenler ve çocuklar tedavi altına alındı.

Csepel’deki okulda domuz gribinin tespitinden bir gün sonra da üniversite öğrencilerinin eğitim yılı öncesi düzenledikleri bir kamptan endişe verici haberler geldi.

Kamptaki gençler arasında hastalanmalar başlamıştı. Yine şikâyetler aynıydı: ateş, baş ağrısı, yorgunluk ve bitkinlik.

Şaşkınlığın nedeni

Kontroller orada da 30 üniversite öğrencisinde domuz gribi tespit etti. Kamp derhal tatil edildi ve sağlık uzmanları acil harekete geçti.

Macar kamuoyu endişe içinde yeni gelişmeleri beklemeye başladı. Topluma kaygı ve şaşkınlık egemendi.

Peki, ama şaşkınlığın nedeni neydi?

Macarlar, aylardır bu gribe hazırlanmıyorlar mıydı? Aylardır yayınlanan broşürlerin, virüsle mücadeleyi anlatan kitapçıkların, televizyon ve radyolardaki programların amacı insanları psikolojik olarak salgına hazırlamaktı.

Kaldı ki, daha geçtiğimiz haftalarda, virüse karşı Macar aşısının artık üretildiği, Ekim ayı başlarında da yaygın aşılama kampanyasının başlayacağı açıklanmıştı.

Şaşkı nlığın nedeni şuydu:

Her ne kadar önünde sonunda gribin Macaristan’a da ulaşacağı bilinse de, bu kadar yaygın bir şekilde ve ansızın bastırıvereceğine kimse ihtimal vermemişti.

Okullardaki vakalar, halk arasında domuz gribi olarak adlandırılan H1N1 virüsünün çok tehlikeli bir özelliğini de ortaya çıkarmıştı: Virüsün yayılma hızı, tahmin edilenden kat kat fazlaydı.

Uzmanlar, Csepel okulundaki vakadan, virüsün, diğer grip virüslerinden farklı olarak neredeyse saatler içinde koca bir okulu ele geçirdiğini tespit etmişlerdi. Yani virüs çok hızlı ürüyor ve çok hızlı yaygınlaşıyordu.

Ama uzmanların vakalardan çıkardığı sevindirici bir haber daha vardı: beklenenin aksine insan vücudu virüse karşı sağlam direnç gösteriyordu. Hastalanan yüzü aşkın okul öğrencisinden sadece biri hastaneye kaldırılmıştı.

Diğerlerinde hastalık normal bir grip vakası gibi cereyan ediyordu. Çocuklar evlerinde tedaviye alınmışlardı.

Yaygınlaşan virüs, aşı hazırlıklarının daha da hızlandırılmasını sağladı.

Şimdi son haberlere göre, Macaristan’da virüse karşı aşıya 1 Ekim'de başlanacak.

Ama 1 Ekim'e kadar daha 3 hafta var. Uzmanlar temkinli. Bu 3 hafta içinde virüsün ne ölçüde yaygınlaşacağı henüz bilinmiyor.

Bilinen tek şey, şimdi Macaristan’da virüsle aşının amansız bir zaman yarışına girmiş olduğu.

Eğer uzmanların hesapları doğru çıkarsa, hastalık çok yaygın bir salgına dönüşmeden Macaristan’da virüse karşı aşılama başlayacak.

Peki, ama dünyada ne olacak? Uzmanlar pek çok ülkenin aşıya ancak 2010 yılında kavuşabileceğini söylüyorlar. Özellikle de dünyanın geri kalmış bölgelerinin büyük bir tehlike içinde bulunduğunu vurguluyorlar.

Yani önümüzdeki aylarda virüsün ve aşının zamana karşı yarışı tüm yerkürede devam edecek.

11/09/2009 BBC Turkish

Macaristan domuz gribine savaş açtı

Televizyonda yaptığı konuşmayla son zamanların izlenme rekorunu kıran uzmanın anlattıklarını dinliyorum.

Ne magazin dedikodularından, ne ekonomik zorluklardan, ne enflasyondan, ne yükselen benzin fiyatlarından ve ne de yaklaşan seçimlerden bahsediyor. Ama buna rağmen ilgi çok yüksek.

Çünkü uzmanın anlattıkları, belki de önümüzdeki aylarda sadece Macaristan’ın değil, dünyanın da birinci gündem maddesi haline gelecek.

Halk arasında "domuz gribi" olarak bilinen, ama dünya tıp literatüründe H1N1 tanımlamasıyla yer bulan yeni virüs, bir zamanların "İspanyol nezlesi" gibi kitlesel ölümlere yol açan bir dünya salgınına neden olacak mı?

Aylardır dünya sağlık uzmanlarını meşgul eden bu soru, son zamanlarda biraz kanıksanmış olsa da, işi ciddiye alanlar, öldürücü bir salgına karşı alttan alta hazırlıklar yapmakla meşguller.

Macarlar da, işte grubun içinde.

Geçtiğimiz ay yeni virüsle ilk can kaybının da yaşandığı Macaristan’da, kamuoyu artık virüsü ciddiye alıyor ve hazırlıklar da tam gaz devam ediyor.

Bir dünya salgınına hazırlık nasıl olacak?

Macarlar, kendilerini biraz şanslı hissediyor. Çünkü Macaristan, yeni ölümcül hastalığı yayan virüse karşı aşı hazırlıklarının artık sona yaklaştığı dünyanın birkaç ülkesinden biri.

Macarlar, bundan birkaç yıl önce kuş gribine karşı da, koruyucu aşıyı zamanında keşfettiklerini duyurmuş ve söz konusu Macar şirketi dünyanın pek çok yöresinden hemen sipariş almıştı.

İşte şimdi domuz gribine karşı aşı üreten kuruluş da, aynı Macar şirketi.

Her ne kadar bu iş büyük bir sır perdesi ardında gerçekleşiyor olsa da, aşının üretilmesinde artık son aşamalara ulaşıldığını haber veren gelişme, geçenlerde bir hükümet açıklamasıyla geldi:

Sağlık bakanı, "domuz gribine" karşı bir önlem olarak Ekim ayında Macaristan’da yaygın aşılanmalara başlanacağını bildirdi. Açıklamaya göre hükümet 4 milyon adet aşı siparişi vermişti ve bu aşılardan 2 milyonu hemen ekim ayı başlarında yapılacaktı.

Aşı kimlere yapılacak?

Macaristan’ın nüfusunun on milyon olduğu düşünülürse, sipariş verilen 4 milyon aşının kime yapılacağı ve ilk 2 milyonun kim olacağı soruları, tahmin edileceği gibi herkesi meşgul etmeye başladı.

Sağlık bakanı, aşı kampanyasının Dünya Sağlık Örgütünün "Dünya Salgını" planına ve Macarların "Salgın Faciasıyla Mücadele" eylem planına göre yapılacağını açıkladı.

Bu planlara göre, bir dünya salgını halinde, salgın olan bölgede ilk etapta halkın yüzde 40’ının aşılanması, dünya sağlık uzmanlarına göre yeterli görünüyor.

İşte on milyon nüfusa sahip Macaristan’da 4 milyon kişinin, yani halkın yüzde 40’ının aşılanmasının gerisinde de bu var.

Bu planlara uygun olarak Macaristan’da aşı kampanyası başladığında, öncelikle kamu görevlileri, sağlık kurumları mensupları, ulusal güvenlik kurumları personeli, gümrük çalışanları, ulaşım, posta ve telekomünikasyon hizmetleri veren kurumların personelleri aşılanacak.

Ardından da yaşlılar ve çocuklar gibi, bağışıklık sistemleri yeteri kadar güçlü olmayan toplumsal kesimlere sıra gelecek.

Macaristan'ın önlemleri

Macarların “Salgın Faciasıyla Mücadele” planına göre, olası bir dünya salgınına karşı adım adım ve aşama aşama mücadele edilecek. Örneğin bu plana göre öğretmenler hemen aşılanmayacak, çünkü bir salgın durumunda, okullar da zaten hemen tatil edilecek.

Salgın faciasıyla mücadele planına göre, domuz gribi salgını, şu an itibarıyla Macaristan’da çok yaygın olan büyük yaz etkinliklerinin iptalini gerektirmiyor. Ama bu festivallerin izlenmesi, uzman ekiplerin etkinlikler mahallinde sürekli görev yapması zorunlu.

Hastalığın ortaya çıkması halinde ise, o bölgede artık aşı kullanılamayacak. Çünkü aşı, sadece hastalık öncesi korunma işlevi görüyor. Hastalık artık yaygınlaşmaya başlamışsa bu durumda söz konusu bölgede aşı yerine, depolarda hazır bekletilen virüsle mücadele ilaçları devreye sokulacak.

Hastalığın baş gösterdiği bölgeler kapatılacak, üç ayrı karantina uygulamasına geçilecek. Gerekirse, uzun süreliğine hastalığın görüldüğü bölgenin diğer bölgelerle ilişkisine son verilecek.

İşte artık dünyada 190 ülkeden 160'ında kendini gösteren domuz gribi virüsüne karşı Macarların hazırlıkları bunlar.

Açıklamalar sonrası izlenimler de, verilen mesajların halk arasında anlaşıldığını ortaya koyuyor.

Çünkü olası bir salgının, bir faciaya dönüşmemesi için aslında en önemli önlem ne aşı, ne de virüslerle mücadelede kullanılacak ilaçlar.

En güçlü önlem, virüsün yaygınlaşmasına karşı halkın da aktif olarak dâhil edildiği, planlı ve bilinçli mücadele, bu yolda bir programa sahip olmak ve bunu da adım adım uygulamak.

Tarık Demirkan-Budapeşte, 14/08/2009

Domuz gribinin yeni bir türevi belirlendi

Brezilya Bakterioloji Enstitüsü Adolfo Lutz, Sao Paulo eyaletinde, bir hastada H1N1'in yeni bir türevinin belirlendiğini ve türeve A/Sao Paulo/1454/H1N1 adının verildiğini açıkladı.

 Enstitüden yapılan açıklamada, bilim adamlarının virüsü ayrıştırmayı ve Brezilya'daki örneklerle Kaliforniya'dan gelenleri karşılaştırmayı başardıkları kaydedildi.

Açıklamada, virüsün ayrıştırılmasının Brezilya'da ortaya çıkan virüsün genetik özelliklerinin belirlenmesini sağladığı vurgulandı.

Virüsün nisan ayı sonunda virüs uzmanı Terezinha Maria de Paiva ve ekibi tarafından Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) kurallarına uygun olarak ayrıştırıldığı da belirtildi.

Bu yeni türevin daha bulaşıcı ya da öldürücü olup olmadığı bilinmiyor. Virüsün özelliklerini bilmek, aşı yapımında büyük önem taşıyor.

Domuz gribi virüsü 'tarihe geçebilir

Hastalığın en hızlı yayıldığı ülkelerden biri İngiltere

Dünya Sağlık Örgütü'nün açıklamasına göre domuz gribi şu ana kadar yüzlerce kişinin ölümüne yol açtı ve "birkaç bölgede birden yayılan en büyük salgın olarak tarihe geçebilir."

İlk vakaları dört ay önce görülen, domuz gribi şimdiye kadar toplam 700 kişinin ölümüne neden oldu.

Dünya Sağlık Örgütü'nün açıkladığı bu rakam, 6 Temmuz'dan bu yana ölü sayısının üçte iki oranında arttığını ortaya koyuyor.

Örgütün başkanı Margaret Chan, domuz gribinin birkaç bölgede birden yayılan en büyük salgın olarak tarihe geçebileceğini söylüyor.

Aslında pek çok domuz gribi vakası, hatta uzmanlara göre, hastalığa yakalananların yüzde 98'i herhangi bir tedavi görmeden bir hafta içinde iyileşebiliyor.

Ancak, hastalığa neden olan H1N1 virüsü halihazırda başka hastalıklara sahip olan kişiler üzerinde ölümcül etkide bulunabiliyor.

Hastalığın en hızlı yayıldığı ülkelerin başında ise İngiltere geliyor.

İngiltere'de durum

İngiltere'den, hastalığın en çok görüldüğü Amerika Birleşik Devletleri ve Meksika'ya çok sayıda doğrudan uçuş var. Bunun dışında, hastalığın kamuoyu önünde çok yoğun tartışılıyor olması nedeniyle insanların bilgi sahibi olması ve gördükleri semptomları hızla doktorlara ve yetkilere bildirmeleri de rakamın yüksekliği için ortaya koyulabilecek nedenlerden biri. Prof. David Male / Open University İmünoloji Bölümü

Amerika Birleşik Devletleri ve hastalığın ilk ortaya çıktığı Meksika'nın ardından, domuz gribinin en çok görüldüğü üçüncü ülke de yine İngiltere.

Ülkede yalnızca geçen hafta, 55 bin yeni domuz gribi vakası bildirildi.

Open University'den İmünoloji profesörü David Male ada ülkesi olması dolayısıyla şimdiye kadar birçok salgından uzak kalan İngiltere'nin, hava yoluyla taşımacılık nedeniyle, ada ülkesi olmanın getirdiği avantajı kaybettiğini söyledi.

Domuz gribi konusunda diğer Avrupa ülkelerinde de ciddi bir farkındalık olduğu biliniyor.

Buna rağmen İngiltere'de kesin olarak tespit edilmiş 10 bin civarında domuz gribi vakası olması varken, buna en yakın olan İspanya'da ise yalnızca bin kesinleşmiş vaka var.

Profesör David Male, rakamların İngilizler semptomları daha fazla bildirdiği için daha yüksek olduğunu düşünmediğini söyledi.

David Male bununla beraber, bu tip bir salgın başladığında, özellikle ilk aşamalarda, yayılma hızındaki küçük bir farkın bile vaka sayısı üzerinde çok ciddi etkide bulunabileceğini söyledi.

Male’e göre “İngiltere hastalığın seyri açısından diğer ülkelerden yalnızca bir ya da iki ay kadar ileride ve ileriki dönemlerde diğer ülkelerdeki artış hızı da İngiltere'yi yakalayabilir.”

Alınabilecek önlemler

Şimdiye kadar hükümetlerden, domuz gribine karşı önlemler konusunda çelişkili olduğu düşünülen pek çok açıklama yapıldı, özellikle de hamile olan ya da gebe kalacak kadınların kalabalık yerlere gidip gitmemeleri konusunda.

Profesör David Male ise domuz gribine yakalanmamak için kalabalığa girmemek gibi önlemlerin uygulanabilir olmadığı görüşünde.

 İngiltere'de yalnızca geçen hafta 55 bin vaka görüldü

İngiltere'de domuz gribi nedeniyle şimdiye kadar hemen hepsi başka hastalıkları da taşıyan toplam 29 kişi hayatını kaybettti.

Profesör David Male de, domuz gribinin İngiltere nüfusunun üçte birini etkileme olasılığı bulunduğunu söylüyor.

Ancak hastalığa yakalanan insanların çok büyük çoğunluğunun bunu hafif bir şekilde atlatacağı da vurgulanıyor.

İngiltere hükümeti de kış aylarında, domuz gribi salgınında 60 bine kadar ölüme hazırlandığını söylemişti.

Bu açıklamanın bir panik yaratmasının ardından bu rakamın bir tahmin değil, bir “en kötü durum senaryosu” olduğu söylenerek insanlar yatıştırılmaya çalışıldı.

Ülkede en yüksek risk grubunda ise beş ila 14 yaşındaki çocuklar var.

Londra’daki Imperial College'dan tıp uzmanları da, domuz gribine karşı bir aşı ulaşılabilir bir hale gelene kadar okulların kapalı tutulması çağrısında bulundu.

İngiltere hükümeti ise durumun o kadar da ciddi olduğunu düşünmüyor ve domuz gribine karşı halkı bilgilendirmek, bir telefon yardım hattı kurmak ve domuz gribine karşı ilaçların dağıtımı için merkezler kurmakla yetiniyor.

Domuz gribine yakalanan kişileri karantina altına almak ise İngiltere hükümetinin gündeminde yok.

Çin'de karantina

Karantina uygulamasını uygulamaya koyan ülkelerden biri ise karantinaya aldığı yüz öğrencinin bir kısmını bugün karantinadan çıkaran, Çin.

Pekin'den BBC muhabirimiz Chris Hogg, Çin'in karantina uygulamasına başvurmasını, bu ülkenin domuz gribini kontrol etmek için çok katı bir yaklaşıma sahip olması olarak açıklıyor.

Çin’deki uygulamaya göre, domuz gribine yakalanan biriyle temasta bulunanlar yedi gün karantina altında tutuluyor.

Çin vatandaşları evlerinde karantina altında tutulurken, yabancılar ise otellerde tutuluyor.

Çinli yöneticiler domuz gribinin ülkelerindeki seyrinin batı ülkelerine benzemesinden endişe ediyorlar.

27/07/2009 BBC Turkish

Yeni HIV (AIDS)virüsü bulundu

Galler ile Rusya'nın domuz gribi tartışması

Bilim adamları, AIDS hastalığına yol açan HIV virüsünün yeni bir türünü keşfettiklerini söylüyor.

HIV virüslü doku kesiti

AIDS 25 milyon kişinin ölümüne neden oldu

Bu yöndeki haber, Nature Medicine dergisinin son sayısında yer aldı. Bilim adamlarına göre yeni virüs, Paris'te yaşayan 62 yaşındaki Kamerunlu bir kadına, bir gorilden geçmiş görünüyor.

Oysa HIV virüsünün daha önceki üç türünün kaynağı, şempanzelerdi.

Manchester Üniversitesi'nden Doktor David Robertson, son HIV virüsünün bulunduğu projeyi yürüten araştırmacılardan "Çalışmamız, RHIV-1 virüsünün, insanlara sadece şempanzelerden değil, gorillerden de geçtiğini gösteriyor. Gerçi bu halen sadece tek bir vaka. O nedenle de burada önemli olan, diğer vakaları izlemek." dedi.

Doktor David Robertson, bulduklarının HIV virüsünün yeni bir türü olmasına karşın, mevcut ilaçların hastalığın olumsuz etkileriyle mücadeleye yardımcı olabileceğini belirtiyor.

Robertson, "Sahip olduğumuz ilaçların bu tip bir virüse karşı etkili olmaması, bir gün aşı geliştirmeyi başarmamız halinde, bu aşının işe yaramaması ve bulduğumuz son virüsün, karşımıza şu ana kadar yüzleşmediğimiz yeni sorunlar çıkarması. Bence tüm bunlara inanmamız için bir neden yok. " diye konuştu.

AIDS hastalığı bilim adamlarınca ilk kez 1980'li yıllarda keşfedilmişti.

Ancak hastalığın insanlarda ilk kez 20. yüzyıl başında Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde görüldüğü sanılıyor.

Hastalık muhtemelen insanlara, avlanan hayvanlarla temas sonrası geçti. Dünyada halen yaklaşık 33 milyon kişinin HIV virüsü taşıdığı sanılıyor.

AIDS hastalığı ise şu ana kadar yaklaşık 25 milyon kişinin de ölümüne neden oldu.

Hastalık tedavi edilemese de, çeşitli ilaçlarla kontrol altına alınabiliyor. 03/08/2009

Dünya Kupası grup eleme grubu maçları kapsamında
gelecek ay Cardiff'te karşılaşacak
Galler ile Rusya arasında
domuz gribi tartışması yaşanıyor.

Rusya vatandaşlarına Galler'e giderken dikkatli olun uyarısında bulundu.

Rusya'nın önde gelen sağlık yetkililerinden Genadi Onişenko dün futbol karşılaşmaları sırasında yüksek sesle tezahürat yapılmasının, domuz gribi virüsünün yayılma riskini artırdığını söyledi.

Onişenko, Rus taraftarlara virüs bulaşabileceği gerekçesiyle, 9 Eylül'de Cardiff'te oynanacak maça gitmemeleri çağrısında bulundu.

Rus yetkili dünkü açıklaması sırasında bir de şaka yaparak, maça gitmekte ısrarlı olan Rus seyircilere, gripten korunmak için Galler viskisi içmelerini tavsiye etti.

Rusya Taraftarlar Derneği Başkanı Alexander Şipirgin ise yüzlerce Rus seyircinin her halükarda maça gideceğini söyledi, "Taraftarlarımıza, mikroplardan korunmanın bir yolu olarak bol bol viski içmelerini tavsiye ediyoruz" dedi.

"Bu, her tür hastalığa çözüm bulmalıdır" ifadesini kullanan Şipirgin sözlerini şöyle sürdürdü:

"Rus seyirciler hiçbir şeyden, hiçkimseden korkmaz. Bu nedenle de virüs, takımımızı desteklememizi önlemeyecektir."

İngiltere'de, Kraliyet Pratisyen Hekimler Derneği'nin başkanı Prof. Steve Field'in, Rus taraftarlara yönelik tavsiye ile ilgili yorumu ise "tamamen saçmalık" oldu.

Profesör Steve Field, "Tıpkı kendi vatandaşlarımıza söylediğimiz gibi, Rus seyircilerin de yapması gereken, domuz gribi virüsünün yayılmasını önlemeye yardımcı olmak için hijyenli bir şekilde ellerini temiz tutmalarıdır. Domuz gribiyle kıyaslandığında, Rusların maçı kaybettiklerinde depresyona girme ihtimali çok daha yüksektir" dedi.

Galler cephesinden Rusya'ya tepki gecikmedi.

Galler Futbol Federasyonu Rus yetkilileri, seyircilerine yaptığı uyarı nedeniyle kınadı.

Yapılan açıklamada Rusya, "korku ve panik yaratmakla" suçlandı.

Sağlık yetkilileri de, Galler'in turistler için güvenli bir yer olduğunu söyledi.

Galler'de şu ana kadar domuz gribi virüsü sonucu yaşamını yitiren olmadı; 24 kişi hastaneye kaldırıldı, bu kişilerin tümü daha sonra taburcu edildi.

Domuz gribi virüsünün Galler'de, İngiltere ve İskoçya'ya oranla daha yavaş yayıldığı da biliniyor.

Çok büyük bir ülke olmasına karşın Rusya Federasyonu'nda ise şu ana kadar sadece 55 kişide domuz gribine rastlandığı açıklandı.

Galler'in 7 maçta 9, Rusya'nın ise 6 maçta 15 puanı var.

04/08/09

2 günde 4 bin 600 kişiye yayıldı...

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ),  H1N1 virüsünün 94 bin 512 kişiye bulaştığını bildirdi.

DSÖ, internet sitesinde yaptığı açıklamada, cuma gününden bu yana 4 bin 591 yeni vaka görüldüğünü, 47 kişinin hastalıktan öldüğünü belirtti.

Vaka sayısının Arjantin'de 898, Avustralya'da 730, Tayland'da 662 arttığının belirtildiği açıklamada, Arjantin'de cuma gününden bu yana 34, Avustralya'da 1, Tayland'da 4 kişinin öldüğü kaydedildi.

-GÜNEY AFRİKA'DA 11 YENİ VAKA-

Bu arada Güney Afrika'da 11 yeni vaka görülmesiyle ülkedeki domuz gribi vaka sayısının 29'a çıktığı bildirildi.

Sağlık Bakanlığı sözcüsü, yeni vakaların geçen hafta Johannesburg'da düzenlenen spor etkinliğiyle bağlantılı olduğunu belirterek, hastaların tamamının turnuvaya katılan farklı bölgelerden gelen erkek öğrenciler olduğunu kaydetti. 06.07.2009

Mexico City'de önlemler kalktı

Meksika'nın başkenti Mexico City'de, domuz gribi olarak bilinen H1N1 virüsüne karşı alınan önlemler kaldırıldı.

Belediye Başkanı Marcelo Ebrard, kentte bir haftadır yeni vakaya rastlanmadığını belirterek kamusal alanlarda artık maske takmaya gerek olmadığını açıkladı.

Kentte alarm derecesi de en düşük seviyeye indirildi.

Önlemler, geçen ay ülke genelinde domuz gribi vakalarının görülmeye başlanmasıyla yürürülüğe konmuştu.

Tüm dünyada panik ve kaygı yaratan domuz gribinin Meksika'dan yayıldığına inanılıyor.

Birleşmiş Milletler'e bağlı Dünya Sağlık Örgütü'ne göre şimdiye kadar 41 ülkede 11 bin 34 vaka görüldü, 85 kişi hayatını kaybetti.

Meksika'da görülen 4 bin vakadan 78'i ölümle sonuçlandı.

Salgın, ülke ekonomisine büyük zarar verirken, başkent Mexico City'de hayat durma noktasına geldi.

Vakaların yoğunlaştığı dönemde devlet daireleri, okullar, işyerleri kapandı. Mexico City'de ilaç ve temizlik malzemeleri alımı için milyonlarca dolar harcandı, işyerlerine kapalı kalmaları için teşvik sağlandı.

Mexico City Belediye Başkanı Marcelo Ebrard, önlemlerin kaldırılmasına rağmen, halkı dikkatli olmaya çağırdı, okullarda, metrolarda hijyen kurallarına uyulmasını istedi.

Bu arada, Meksika Sağlık Bakanlığı'na göre, domuz gribinden ölenlerin yüzde 80'i, 20-54 yaş arasındaki hastalar. Ölenlerden yüzde 30'unun obez olduğu ya da metabolizma bozuklukları bulunduğu, yüzde 13'ünün de kalp ve damar hastası oldukları belirtiliyor.

Amerikalı sağlık yetkilileri de 60 ya da üstündekilerin hastalığa daha bağışıklı olduklarını söylediler. BBC Turkish-22/05/2009

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre domuz gribi hala büyük bir tehdit.

WHO'dan 'domuz gribi salgını' uyarısı: Domuz gribi 73 ülkede 26 binden fazla kişiye bulaştı

Dünya Sağlık Örgütü Avustralya'da domuz gribi vakalarında yaşanan keskin artışın
hastalığın salgına dönüştüğü anlamına geldiğini söyledi.

Bunun olabilmesi için yetkililerin hastalığın Kuzey Amerika dışında da yaygın bir hale dönüştüğünü saptaması gerekiyor.

Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Margaret Chan, ''Tereddüt uyandırmayacak kanıtlara ulaştığım zaman ben duyuruyu yapacağım'' dedi.

Domuz gribi virüsünün Avustralya'da bin 200'den fazla kişiye bulaştığı bildiriliyor.

Bu rakam hastalığın bir haftada dört katına çıktığını ortaya koyuyor.

Victoria ve Melbourne kentleri, virüsün en yaygın görüldüğü kentlerden ikisi.

Vakaların endişe edildiği kadar şiddetli olmadığını kaydeden Avustralya'nın Queensland eyaletinin Sağlık Bakanı Paul Lucas, bulaşıcı hastalığın ölümlere neden olabileceği uyarısında bulundu.

Dünya Sağlık Örgütü yetkililerinden Keiji Fukuda, salı günü yaptığı açıklamada durumun son günlerde Avustralya'da durumun değişmekte olduğunu belirterek, ''Salgınla karşı karşıya olduğumuzu tespit etmeye yaklaşıyoruz'' dedi.

Fukuda, sükunet telkininde de bulunurken ''Durumun ciddiyetinin arttığını ya da insanların ağır şekilde, daha fazla sayıda hastalanmakta olduklarını söylemiyoruz'' diye konuştu.

Dünya Sağlık Örgütü resmi açıklamayı yapmadan önce hükümetlerle de temas kuracak.

Domuz gribinin Kuzey Amerika'da ortaya çıkmasından bu yana 73 ülkede 26 bin 500 kişi virüse yakalandı.

BBC'nin sağlık muhabiri Fergus Walsh ''salgın'' ifadesinin korkutucu olduğunu ama bunun öldürücü bir salgın anlamına gelmediğini, böyle bir tanımın ancak coğrafi bir yayılmanın gerçekleşmesi durumunda söz konusu olabileceğini söyledi. BBC Turkish, 10/06/2009

WHO: Domuz gribi yayılacak

Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Margaret Chan "domuz gribinin yayılmasının artık durdurulamaz bir hal aldığını" söyledi.

Şimdiye kadar dünyada
77 bin vaka saptandı

İngiltere Sağlık Bakanı Andy Burnham da, İngiltere genelinde domuz gribi vakalarının hızla artmakta olduğunu belirtti.

Burnham, "Eğer bu hızla devam ederse, Ağustos ayına kadar günde 100 bin yeni vaka yaşanabilir" dedi.

Şu ana kadar dünya genelinde 77 bin vaka saptandı ve 332 kişi hastalık nedeniyle hayatını kaybetti.

Yetkililerin uyardığı gibi hastalık hızla yayılıyor, ancak vakalar ağır değil. Çoğunda hekim yardımı olmadan hastalar iyileşiyor.

Meksika'nın Cancun kentinde düzenlenen domuz gribi konferansında konuşan Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Margaret Chan, iki noktaya dikkat çekti.

Birincisi, hastalığın yayılmasını önlemeye çalışmanın anlam taşımadığı ve artık bu aşamada yayılmanın durdurulamayacağı.

İkincisi de, iki ay önce hastalığın ortaya çıktığı Meksika'nın, ölümcül vakalara karşın ziyaret edilmesinde sakınca görülmeyen bir ülke olduğu.

Hastalığı geçirenlerin büyük bölümünün hafif belirtiler gösterdiğine dikkat çeken Margaret Chan, risk taşıyan grupların zaten sağlık sorunları olan kişiler ve hamile kadınlar olduğunu vurguladı.

Chan bu gruptaki kişilerin kendilerini kötü hissetmeleri durumunda, derhal doktora başvurmaları uyarısında bulundu.

Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Chan, hastalığa neden olan H1N1 virüsünün şu ana kadar 100 ülkede saptandığını da açıkladı.

Grip vakalarının genelde doruğa çıktığı kış aylarını yaşayan Güney Amerika, bu dönemin riskli bölgelerinden.

Arjantin'de okullar iki hafta tatil edildi, hamile kadınlara da iki hafta süreyle işe gelmeyebilecekleri söylendi.

İlk ölüm olayının yaşandığı Paraguay'da ise alarm verildi.

Günde 100 bin yeni vaka

Avrupa'da domuz gribi salgınından en fazla etkilenen ülkelerden İngiltere de, hastalığın yayılma hızından kaygılı.

İngiltere hükümeti Ağustos sonunda her gün 100 bin yeni vaka görülebileceğini söylüyor.

Şu ana kadar 7 bin 500'e yakın vakanın saptandığı İngiltere'de üç ölüm olayı yaşandı.

Parlamentoda konuşan Sağlık Bakanı Andy Durham'a göre, vaka sayısı her hafta ikiye katlanmakta.

Ancak bakanın varsayımını sorgulayan uzmanlar da var.

St. Bart's ve Londra Kraliyet Hastanesi uzmanlarından Prof. John Oxford, "Bakanın tahmini daha çok matematiksel bir modellemeye benziyor." dedi ve kimsenin kaç vaka yaşanacağını tahmin edemeyeceğini söyledi.

İngiliz yetkililer, hastalığa yakalanan kişilerin aile ve diğer yakınlarına Tamiflu dağıtmayı da bırakacaklarını açıkladı. WHO 03/07/2009

©2006

   

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya