|

Televizyonda yaptığı konuşmayla son zamanların izlenme rekorunu kıran
uzmanın anlattıklarını dinliyorum.
Ne magazin dedikodularından, ne ekonomik
zorluklardan, ne enflasyondan, ne yükselen benzin fiyatlarından ve ne de
yaklaşan seçimlerden bahsediyor. Ama buna rağmen ilgi çok yüksek.
Çünkü uzmanın anlattıkları, belki de
önümüzdeki aylarda sadece Macaristan’ın değil, dünyanın da birinci
gündem maddesi haline gelecek.
Halk arasında "domuz gribi" olarak
bilinen, ama dünya tıp literatüründe H1N1
tanımlamasıyla yer bulan yeni virüs, bir zamanların "İspanyol nezlesi"
gibi kitlesel ölümlere yol açan bir dünya salgınına neden olacak mı?
Aylardır dünya sağlık uzmanlarını meşgul
eden bu soru, son zamanlarda biraz kanıksanmış olsa da, işi ciddiye
alanlar, öldürücü bir salgına karşı alttan alta hazırlıklar yapmakla
meşguller.
Macarlar da, işte grubun içinde.
Geçtiğimiz ay yeni virüsle ilk can kaybının
da yaşandığı Macaristan’da, kamuoyu artık virüsü ciddiye alıyor ve
hazırlıklar da tam gaz devam ediyor.
Bir dünya salgınına hazırlık nasıl olacak?
Macarlar, kendilerini biraz şanslı
hissediyor. Çünkü Macaristan, yeni ölümcül hastalığı yayan virüse karşı
aşı hazırlıklarının artık sona yaklaştığı dünyanın birkaç ülkesinden
biri.
Macarlar, bundan birkaç yıl önce kuş gribine karşı da, koruyucu aşıyı
zamanında keşfettiklerini duyurmuş ve söz konusu Macar şirketi dünyanın
pek çok yöresinden hemen sipariş almıştı.
İşte
şimdi domuz gribine karşı aşı üreten kuruluş da, aynı Macar şirketi.
Her ne kadar bu iş büyük bir sır perdesi
ardında gerçekleşiyor olsa da, aşının üretilmesinde artık son aşamalara
ulaşıldığını haber veren gelişme, geçenlerde bir hükümet açıklamasıyla
geldi:
Sağlık bakanı, "domuz gribine" karşı bir
önlem olarak Ekim ayında Macaristan’da yaygın aşılanmalara başlanacağını
bildirdi. Açıklamaya göre hükümet 4 milyon adet aşı siparişi vermişti ve
bu aşılardan 2 milyonu hemen ekim ayı başlarında yapılacaktı.
Aşı kimlere yapılacak?
Macaristan’ın nüfusunun on milyon olduğu
düşünülürse, sipariş verilen 4 milyon aşının kime yapılacağı ve ilk 2
milyonun kim olacağı soruları, tahmin edileceği gibi herkesi meşgul
etmeye başladı.
Sağlık bakanı, aşı kampanyasının Dünya
Sağlık Örgütünün "Dünya Salgını" planına ve Macarların "Salgın
Faciasıyla Mücadele" eylem planına göre yapılacağını açıkladı.
Bu planlara göre, bir dünya salgını
halinde, salgın olan bölgede ilk etapta halkın yüzde 40’ının aşılanması,
dünya sağlık uzmanlarına göre yeterli görünüyor.
İşte on milyon nüfusa sahip Macaristan’da 4
milyon kişinin, yani halkın yüzde 40’ının aşılanmasının gerisinde de bu
var.
Bu planlara uygun olarak Macaristan’da aşı
kampanyası başladığında, öncelikle kamu görevlileri, sağlık kurumları
mensupları, ulusal güvenlik kurumları personeli, gümrük çalışanları,
ulaşım, posta ve telekomünikasyon hizmetleri veren kurumların
personelleri aşılanacak.
Ardından da yaşlılar ve çocuklar gibi,
bağışıklık sistemleri yeteri kadar güçlü olmayan toplumsal kesimlere
sıra gelecek.
Macaristan'ın önlemleri
Macarların “Salgın Faciasıyla Mücadele”
planına göre, olası bir dünya salgınına karşı adım adım ve aşama aşama
mücadele edilecek. Örneğin bu plana göre öğretmenler hemen
aşılanmayacak, çünkü bir salgın durumunda, okullar da zaten hemen tatil
edilecek.
Salgın faciasıyla mücadele planına göre,
domuz gribi salgını, şu an itibarıyla Macaristan’da çok yaygın olan
büyük yaz etkinliklerinin iptalini gerektirmiyor. Ama bu festivallerin
izlenmesi, uzman ekiplerin etkinlikler mahallinde sürekli görev yapması
zorunlu.
Hastalığın ortaya çıkması halinde ise, o
bölgede artık aşı kullanılamayacak. Çünkü aşı, sadece hastalık öncesi
korunma işlevi görüyor. Hastalık artık yaygınlaşmaya başlamışsa bu
durumda söz konusu bölgede aşı yerine, depolarda hazır bekletilen
virüsle mücadele ilaçları devreye sokulacak.
Hastalığın baş gösterdiği bölgeler
kapatılacak, üç ayrı karantina uygulamasına geçilecek. Gerekirse, uzun
süreliğine hastalığın görüldüğü bölgenin diğer bölgelerle ilişkisine son
verilecek.
İşte artık dünyada 190 ülkeden 160'ında
kendini gösteren domuz gribi virüsüne karşı Macarların hazırlıkları
bunlar.
Açıklamalar sonrası izlenimler de, verilen
mesajların halk arasında anlaşıldığını ortaya koyuyor.
Çünkü olası bir salgının, bir faciaya
dönüşmemesi için aslında en önemli önlem ne aşı, ne de virüslerle
mücadelede kullanılacak ilaçlar.
En güçlü önlem, virüsün yaygınlaşmasına
karşı halkın da aktif olarak dâhil edildiği, planlı ve bilinçli
mücadele, bu yolda bir programa sahip olmak ve bunu da adım adım
uygulamak.
Tarık Demirkan-Budapeşte, 14/08/2009 |