hazer.tv - ana sayfa

 

 Sağlık

Aktüel

Yaşam

Din

Sağlık

Rejim

Cinsel sağlık

Sinema

Sanat

Moda

Fashion

Resim Şov

Video

Resim İndir

Sağlık Haber ve Araştırmaları-1

AMERIKADA ÜCRETSİZ TEŞHİS Arı Sütü Nedir? EHEC H1N1 Domuz Gribi

 

Önceki sayfalar:

"Doktor balıklar" şifa dağıtıyor

Sivas'ın Kangal ilçesindeki Kangal Balıklı Kaplıcaları, başta sedef hastalığı olmak üzere romatizmal hastalıklar, deri, sinir ve böbrek hastalıklarına şifa arayan yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri oluyor.

Sivas'a 98, Kangal ilçe merkezine 13 kilometre uzaklıktaki Kangal Balıklı Kaplıcaları'na, her yıl tedavi ve gezi amaçlı çok sayıda yerli ve yabancı turist geliyor.

Sazlık haldeyken, 1917 yılında ayağında yara olan bir çobanın tesadüfen tedavi olmasıyla keşfedildiği bildirilen, 1950'li yıllara kadar ilkel havuzlarda hizmet veren Kangal Balıklı Kaplıcaları, modern tesisleriyle hijyenik ortamda hizmet veriyor.

Özellikle sedef hastalığına ve diğer cilt hastalıklarına iyi geldiğine inanılan, ''doktor balıklar'' olarak adlandırılan balıklarıyla sağlık turizmi açısından önemli bir merkez olan kaplıcalar, şifa arayan kişilerin vazgeçemediği mekanlar arasında yer alıyor.

Başka bir doğal ortamda yetiştirilmeleri ve üretilmelerinin mümkün olmadığı belirtilen balıkların bulunduğu kaplıcalar, özellikle sağlık turizmi açısından tercih ediliyor, gezi amacıyla gelen turistleri de ağırlıyor.

Suyunun sıcaklığı 36-37 derece olan kaplıcada binlerce küçük balık, havuza girenlerin sivilce ve yara kabuklarını yiyerek deriyle kaplıca suyunun temasını artırıyor.

Sağlık Bakanlığından tesis işletme izin belgesi bulunan kaplıcalara SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığına bağlı hastalar, hastanelerden sevk yaptırarak tedavi için gelebiliyor.

Kaplıcalarda tedavi gören sedef hastalarından Gürcistanlı Levan Naishvili, Kazakistanlı Karazhanov Miras, Almanya'da yaşayan gurbetçi Murat İlhan ve Ordu'lu Aydın Şahin, kaplıcaların tedavileri açısından faydalı olduğunu belirtiyor.

Kaplıcanın işletmecisi ve aynı zamanda Türkiye Kaplıcalar Derneği Başkan Yardımcısı ve Avrupa Kaplıcalar Birliği Türkiye Delegesi olan Ünsallar Anonim Şirketinin yönetim kurulu üyesi olan Fuat Ünsal, her yıl Avrupa'da geziye çıktığını, burada gördüğü yenilikleri işletmecisi oldukları kaplıcalarda uygulamaya koymaya çalıştıklarını söyledi.

Yap-işlet-devret modeliyle aldıkları kaplıcaları bugün dünya çapında bir işletme haline getirdiklerini, şu anda 150 odalı ve 300 yatak kapasiteli otelin bulunduğunu ifade eden Ünsal, ''Dünyada eşi ve benzeri bulunmayan kaplıcamızda yılda yüzlerce insan yüzde 100 tedavi olur gider'' dedi.

Kaplıcalarının ruhsatlı ve Sağlık Bakanlığından onaylı olduğunu belirten Ünsal, sosyal güvencesi olan hastaların hastanelerden sevkli olarak kaplıcalarına gelebileceğini belirtti.

''BALIKLARI ÇALIYORLAR''

Kaplıcaların su, balık ve güneş ışınları olmak üzere 3 ayrı unsuru bünyesinde barındırdığını, bunların bir arada olmasıyla kaplıcanın sedef tedavisinde sonuç verdiğini kaydeden Ünsal, ''Bunlardan biri olmazsa olmuyor. Mesela buradan balıklarımızı çaldı götürdüler Avrupa'ya. Japonlar götürdü. 8-10 ülkede şu anda görev yaptığı duyumlarımız arasında. Fakat bunların hiçbiri başarılı olamayacaklar, olamıyorlar da. Şimdi bizden geliyorlar su istiyorlar. Yani suyu alsalar güneşi ne yapacaklar? Güneşleri yoktur. Onun için taş yerinde ağırdır'' diye konuştu.

İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hidroklimatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zeki Karagülle'nin tüm konularda danışmanları olduğunu, Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Özçelik ve ekibinin de kaplıcalarında çok büyük emeği bulunduğunu bildiren Ünsal, görevli hemşirenin 24 saat kaplıcada kaldığını söyledi.

12/08/2009-DenizHaber.Com

İyimser kadınlar daha uzun yaşıyor

ABD'de yapılan bir araştırma, iyimser kadınların kalp hastalığına yakalanma
risklerinin daha düşük olduğunu ortaya koydu.


İyimserler ters durumlarla baş etmekte daha becerikli.

Araştırmaya göre, iyimser kadınlar ayrıca daha uzun da yaşıyorlar.

ABD'deki çalışma, daha önce Hollanda'da yapılan ve iyimserliğin erkeklerdeki kalp krizi riskini düşürdüğünü öne süren araştırmayı izliyor.

Yaklaşık 100.000 kadın üzerinde yapılan ve Circulation dergisinde yayımlanan araştırma, kötümserlerin tansiyonlarının ve kolesterol seviyelerinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Risk faktörleri hesaba katıldığında bile, hayata bakışın risk oranlarını değiştirdiği belirtiliyor.

Buna göre, iyimser kadınların kalp hastalığına yakalanma riski yüzde 9 daha düşük.

Bunu takip eden sekiz yıl zarfında herhangi bir nedenle ölmeleri riski de yüzde 14 daha az.

Ancak çevresi hakkında düşmanca fikirler besleyen ve genellikle başkalarına güvenmeyen kadınların aynı süre zarfında ölmeleri riski yüzde 16 fazla.

Bu tespitlerin ardındaki nedenlerden birinin, iyimserlerin ters durumlarla baş etmekte daha becerikli olmaları ve örneğin hasta olduklarında kendilerine daha iyi bakabilmeleri olabileceği sanılıyor.

Negatiflik

Çalışmayı yürüten Dr. Hillary Tindle, "Kanıtların çoğu, yüksek oranlarda negatifliğin sağlığa zarar verdiğini gösteriyor." dedi.

İngiltere Kalp Vakfı tarafından yapılan açıklamada ise, "Hasımane duyguların vücutta çeşitli kimyasallar salgılayabildiğini ve bu kimyasalların kalp hastalığı riskini arttırabileceğini biliyoruz. Ancak bunun neden ve nasıl olduğunu tam olarak anlayamıyoruz." denildi.

Açıklama şöyle sürdü: "İyimser ya da düşmanca tavırlar, sigara içmek ya da kötü beslenmek gibi kalp sağlığını etkileyebilecek diğer konularla da ilişkilendirilebilir. Kadınların tümü için, sigara içmemek ve iyi beslenmek gibi seçimler sağlıkları üzerinde hayata nasıl baktıklarından çok daha etkili olacaktır. Bu psikolojik tutumların sağlığı nasıl etkilediği hakkında daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir." 

11/08/2009-BBC Turkish

Denizanası tehdidi büyüyor

Bazı meme tümörleri 'zararsız'

Zehirli denizanası bu kez de Tekirdağ'da.

 

Önce Çanakkale Boğazı, daha sonra da İzmit Körfezi'nde görülen zehirli pusula denizanalarının sayısı ve adresleri hızla artıyor.

Kahverengi denizanaları İzmit,

Çanakkale Boğazı ve Tekirdağ'da...

İSTANBUL - İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Yüksek Okulu Öğretim Üyesi Prof. Bayram Öztürk, zehirli denizanalarının Marmara sahillerinde artışının nedenlerini ve insana verebilecekleri zarardan korunma yollarını NTV yayınında anlattı.

Uzmanlar zehir hücreleri taşıyan pusula denizanalarına temas edilmesi halinde toksit etkiye maruz kalındığını ifade ederek, bu cins denizanalarına kesinlikle çıplak elle dokunulmaması gerektiğini belirtiyor. 

Uzmanlara göre temas edilmesi halinde vücutta kızarlık, yanık, tahriş ve kaşıntı meydana geliyor. Bu durumda bedeni normal su yerine deniz suyuyla yıkayıp amonyak ya da sirke ile temizledikten sonra en yakın sağlık birimine gidilmesi gerekiyor.

 NTV-10/06/2009

Bilim adamlarının yaptığı yeni bir araştırma mamogramla tespit edilen her üç meme kanseri vakasından birinin zararsız olabileceğini ortaya koydu.

Araştırma 20 yıla yakın
döneme yayılıyor.

1971 ila 1999 yıllarını kapsayan araştırmaya Avustralya, İngiltere, Kanada, Norveç ve İsviçre'den veri örnekleri dahil edildi.

Buna göre bazı kadınlara hayati tehlikesi ya da yayılma riski olmamasına rağmen gereksiz tedavi uygulandığı belirlendi.

Uzmanlar bunun iyi ya da kötü huylu tümörleri ayırt etmekte zorlanmalarından kaynaklandığına dikkat çekiyor.

Ancak mamografi gibi takip yöntemlerinin savunucuları, bunun kötü huylu tümörleri erkenden tespit etmek için hayati önem taşıdığını vurguluyor.

Bununla beraber İngiltere Sağlık Hizmetleri NHS Kanser Takip Programı'nın direktörü Profesör Julietta Patnick, NHS programıyla meme kanseri teşhisi konan her sekiz kadında birinin, bu program olmadığı takdirde teşhisten mahrum kalacağı kanısında.

Patnick, sadece İngiltere'de yılda 1400 hayat kurtardıklarını söylüyor.  Patnick ayrıca araştırmada son yıllarda kadınların daha geç çocuk sahibi olma gibi yaşam tarzlarındaki değişikliklerin gözardı edildiği görüşünü dile getirdi.

Kiraz meyvesi ağrıların dindirilmesinde Aspirin den daha fazla etkili oluyor.

Kirazda bulunan antosiyanin maddesinin ağrı kesici etkisinin Aspirin den 10 kat fazla olduğu belirtiliyor. Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Karadeniz, kirazda bulunan antosiyanin maddesinin ağrı kesici etkisinin Aspirin den 10 kat fazla olduğunu belirtiyor.

Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte manav tezgâhlarında yerini alan kirazın değerini iyi bilmek gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Karadeniz, karbonhidrat, pektin, organik asitler, B2, C ve A vitamini açısından zengin olan kirazın mide, bağırsak ve idrar yolları hastalıklarında çok faydalı olduğu gibi, karaciğer rahatsızlıklarına da iyi geldiğini belirtti. Kirazın kanı sulandırdığını ve temizlediğini kaydeden Karadeniz, Karaciğer ve safrayı temizler. Böbreklerde biriken zararlı maddelerin atılmasına yardımcı olur, kabızlığı giderir, hazmı kolaylaştırır. Aç karnına yenen kiraz zayıflatır. Kiraz midedeki yara, iltihap ve çıbanları temizler. Kiraz yenmeye devam edilirse böbrek ve mesane yollarını kumlardan temizler, karaciğer şişliğine iyi gelir, safra akışını normale döndürür, sinirleri kuvvetlendirir dedi.

Strese iyi geliyor.Kirazın stresi yok ettiğine dikkati çeken Karadeniz, şunları söyledi: Romatizma, damar sertliği ve mafsal kireçlenmesine faydalıdır. Menopoz döneminde faydalı olmaktadır. Kiraz meyvesi ağrıların dindirilmesinde Aspirin den daha fazla etkili oluyor. Araştırmacılar bu etkiyi kirazda bulunan antosiyanin isimli kimyasalın yaptığını bildirmektedir.Kirazda 12-25 miligram arasında antosiyanin bulunmakta ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin Aspirin den 10 kat daha fazla olduğu bildirilmektedir. Araştırmalara göre, günde 20 kiraz yemek bir Aspirin almakla eşdeğer görülüyor. Ayrıca kirazda bulunan antosiyanin maddesi E ve C vitaminlerine benzer antioksidan etkiler yapıyor.

Zeytinburnu.in-15/06/2009

Çin malı giysilere dikkat - Bu seferki rapor Çinli yetkililerden geliyor.

Çin'de yapılan resmi bir araştırma, ülkenin imalat merkezi Guangdong'da üretilen çocuk giysilerinin neredeyse yarısının sağlığa zararlı olduğunu ortaya koydu.

Çin devlet medyasında yayımlanan habere göre bu giysilerin imalatında aşırı miktarda formaldehit maddesi kullanılıyor.

Formaldehit deride ve solunum sisteminde enfeksiyona yol açabiliyor.

Araştırma sonucunda ayrıca Guangdong'da üretilen çocuk mobilyalarının üçte biri de güvenlik testlerinden geçemedi.

Bu mobilyalarda ya mekanik sorunlara ya da aşırı miktarda formaldehit maddesine rastlandı.

Ayrıca yine sağlığa zararlı olan kurşun, kadmiyum ve krom maddelerinin de bolca kullanıldığı belirlendi.

Guandong eyaleti Ürün Güvenlik İdaresi'nden Lin Ruixi "Formaldehit ve ağır metallere aşırı miktarda rastlamamızın sebebi, standartlara uygun olmayan hammadde ve boyalar kullanılması" diye konuştu.

Raporda bu bölgede üretilen oyuncakların ise %95'i standartlara uygun bulundu.

Çin geçen yıl zehirli süt skandalı ile aylarca dünya gündeminde kalmıştı.

Ayrıca pekçok Çin yapımı mal da sağlığa zararlı ya da tehlikeli çıkınca dağıtıcı firmalar tarafından toplatılmıştı.

BBC Turkish-28/05/2009

Sigara sektörüne denetim

Sigara şirketlerinin ve lobilerinin çok güçlü olduğu Amerika Birleşik Devletleri'nde, Obama yönetimi sonunda sigara sektörünü denetim altına almayı amaçlayan yasayı yürürlüğe sokmayı başardı.

Obama'nın dün törenle imzaladığı yasa, hükümete sigaranın nikotin düzeyini denetlemekten, reklam ve pazarlama çalışmalarını sınırlamaya kadar, daha önce benzeri görülmemiş yetkiler veriyor.

Amerikalıların yüzde 20'si sigara tiryakisi.

Barack Obama da onlardan biri.

Seçim kampanyası sırasında ve ardından da Beyaz Saray'da sigarayı bırakmak için verdiği mücadeleden sıkça da söz etti.

Bu çabalarını, yeni yasayı onayladığı imza töreninde de yine gündeme getirdi. Ve sigara şirketlerini, gençlere yönelik sigara kampanyaları nedeniyle eleştirdi.

Her gün, 18 yaşın altındaki bin gencin yeni sigara tiryakileri arasına katıldıklarını' kaydeden Obama, ''Bütün tiryakilerin neredeyse yüzde 90'ı, sigaraya 18 yaşını doldurmadan önce başlamış. Biliyorum, çünkü ben de onlardan biriydim... Bu alışkanlıktan kurtulmanın da ne kadar zor olduğunu biliyorum" dedi.

Yeni yasa Amerikan hükümetine, sigara üretimi, pazarlama ve reklam çalışmalarını kontrol yetkisi verecek.

Yeni yasa, sigara paketleri üzerinde daha büyük puntolarla uyarı konulmasını öngörüyor. Ayrıca, şirketlerin sigaranın içinde bulunan maddelerin tamamının listesini paketin üzerine yazmak zorunda kalacak.

Hükümetin, sigara ürünlerinde nikotin düzeyini belirleme yetkisine sahip olması da yasanın öngördüğü hükümler arasında.

Yasanın sigara ve tütün ürünlerinin tamamının yasaklanması anlamına gelmediğine dikkat çeken Amerikan Başkanı, ''Yetişkinler kendi tercihlerini yapmaya devam edecek. Ama sigara reklamları okulların ve çocuk parklarının en az 300 metre uzağında olacak'' dedi.

Yasa ayrıca, sigara şirketlerinin ürünlerine, ''light, mild'' yani ''yumuşak, hafif'' gibi nitelemeler eklemelerini de yasaklıyor.

Böylece, sigaranın daha az zararlı türlerinin bulunduğu izlenimi verilmesinin engellenmesi amaçlıyor.

Sigara şirketleri ve sigara üretimi yapılan eyaletlerden senatörler, on yıldan uzun bir süredir sektörün hareket alanını daraltacak düzenlemelerin yapılmasını önlemek için yoğun bir kampanya yürüttü.

Sağlık konusuyla ilgili gruplar yasayı memnuniyetle karşılarken, her yıl sigara ve sigaranın yol açtığı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybeden 400 bin kişiden bazılarının kurtarılabileceğini söylüyor.

Ancak bazı uzmanlar, yasanın yeterince kapsamlı olmadığından şikayetçi.

23/06/2009 BBC Turkish

©2006

   

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya