hazer.tv - ana sayfa

 

Rejim

Aktüel

Yaşam

Din

Sağlık

Rejim

Cinsel sağlık

Sinema

Sanat

Moda

Fashion

Resim Şov

Video

Resim İndir

Rejim Haber ve Araştırmaları-1

Eş Cinsellik Nereye Gidiyor?

Arı Sütü Nedir? Amerika'da Ücretsiz Teşhis EHEC - H1N1

 

Siyah üzüm ve yeşil çay mucizesi

 

Yıllardır verip verip tekrar alınan kilolardan kurtulma umudu iki Türk doktorun elinde mi? İki çılgın Türk doktor buldu, Sağlık Bakanlığı'na da onaylattı...

Yeşil çay ve kafeinle metabolizmayı hızlandırıp yağları parçalayarak ayda 3 kilogram; siyah üzüm ve kromla da iştahı baskılayıp yağ emilimini azaltarak 2 kilogram vermek mümkün…

Kilo problemi olanlar, ailesinde kalp-damar hastalığı bulunanlar, kan lipitleri yüksek olanlar, kan şekeri düzensizlikleri olanlar, hızlı kilo alanlar, 3 beyaz (tuz, şeker, un) kısıtlaması önerilenler, sigara içenler, yeterli egzersiz (spor) yapmayan ya da yapamayanlar… Hayallerimiz yoksa gerçeğe mi dönüşüyor.

Yıllardır verip verip tekrar alınan kilolardan tümüyle kurtulma şansımız mı doğuyor?

İki çılgın Türk doktor kafa kafaya verdi, dünyayı saran obezite çılgınlığına son verebilecek ilacı buldu.

Dr. Özgür Göknel ile Dr. Altuğ Barut'un kurduğu Mikro-Gen firmasında yürütülen çalışmalar sonuç verdi.

ABD, Fransa, Almanya gibi birçok ülkede üniversitelerde yürütülen klinik araştırmalara göre yeşil çay ve kafeinden oluşan bitkisel karışım 3 aylık kullanım sonucunda aylık 3.2 kilogram, 3 ayın sonunda da toplamda yaklaşık 8.5 kilogram verilmesine yardımcı oluyor.

40 yaş üstü kadın ve erkeklere Fransızlardan ilham alarak siyah üzüm ve kromdan oluşan farklı bir bitkisel karışım daha ürettiklerini de belirten Dr. Göknel, bu ürünün de ayda ortalama 2 kilo vermeye yardımcı olduğunu söyledi. Dr. Göknel, "Dünyada bitkilerle yapılmış tüm çalışmaları, bulunan molekülleri inceledik.

Metabolizmayı hızlandırarak yağları parçalama prensibiyle formüle edilen yeşil çay ve kafeinden oluşan ürünün yanı sıra siyah üzüm ve kromu da bir araya getirdikleri iştahı baskılayan bir ürün daha piyasaya çıkarmaya karar verdik" diye konuştu.

Sağlık bakanlığı'ndan onaylı

Ülkemizde zayıflatma vaat eden bitkisel destek ürünlerinin Tarım Bakanlığı onaylı olduğunu, kendilerinin 4 yıl beklemek pahasına Sağlık Bakanlığı ruhsatı beklediklerine dikkat çeken Dr. Göknel, şunları söyledi:

"Tarım Bakanlığı izniyle Gıda takviyesi adı üzerinde vücudun ihtiyacına yönelik, pozitif etki yapabilecek ürünler Tarım Bakanlığı'ndan izinle satılır. Örneğin kilo aldırıcı ürünler, balık yağı içerenler, vitaminler gıda takviyesidir. Ancak zayıflatmaya yardımcı ürünler vücuda bir şey aldırmaz, kaybettir. Vücudun doku kaybetmesi anlamına gelir. Onların da yeri Sağlık Bakanlığı'dır. Bu ürünler ara ürün ya da OTC diye de ifade edilir. Yan etkileri çok düşük, sıfıra yakın olduğu takdirde Sağlık Bakanlığı buna serbest satış hakkı verir. Yoksa reçeteye tabii olması gerekir. İşte bizim ürünümüzün en büyük farkı budur. Biz ruhsatımızı bizzat Sağlık Bakanlığı'ndan alarak ürünümüzü piyasaya sunduk."

Yağ kalkanını kaldırıyor

Sıkı bir diyete girildiğinde bir süre sonra vücudun kendini kilo vermeye kapattığını da ifade eden Dr. Göknel yeşil çay ve kafein ile formüle edilen ürünün işte bu noktada işe yaradığını ifade etti. Dr. Göknel, "Sağlıklı bir diyet ve egzersizle bu kilo veriş yağdan da olsa vücut kendisini bir süre sonra kısıtlamaya sokar. Bu noktada metabolizmayı hızlandıracak bir şeyler kullanmak gerekiyor.

İşte bu ürün bunu hedefliyor. Kanada, ABD, Fransa, Almanya gibi birçok ülkenin üniversitelerinde yapılan klinik araştırmalara göre bu ürün 3 aylık kullanım sonucu günde fazladan 280-390 kalori kaybına sebep oluyor" diye konuştu.

İnsülin direncini azaltır

Dr. Göknel, bilim adamlarının Fransızlar'ın çok yağlı ve ağır yemeklere rağmen kilo vermemelerinin sebebinin siyah üzüm çekirdeğinde bulunan proantosiyanidinler olduğunu belirlediklerini, kendisinin de formülü oluştururken bu araştırmalardan faydalandığını belirtti. Sigara içen, insülin direnci olanların rahatlıkla bu ürünü kullanarak kilo vereceğini belirten Dr. Göknel, " Kan şekerini düzenler. Kan yağlarını düşürür. Kalp ve damar sağlığını korur. Metabolik sendrom tedavisine yardımcı olur" dedi.

İngiltere'yi 2012 olimpiyatlarına hazırlayacaklar

Mikro-Gen firmasından Dr. Altuğ Barut da zayıflatma çabalarının sadece Türkiye ile değil, dünyayla ilgili olduğunu belirtti. Dr. Barut, İngiltere'yi ilk adım olarak gördüklerini belirterek, "2012 olimpiyatları öncesinde ülke çapında bir zayıflatma kampanyası başlattılar. Biz de İngiltere'de gerekli başvurularımızı yaptık. Bu ülkede de ürünlerimizi satmayı planlıyoruz" diye konuştu.

Klinik araştırmaların yapıldığı üniversiteler


1- Cenevre Üniversitesi Tıp Fakültesi (İsviçre)
2- Illinois Üniversitesi Chicago (ABD)
3- Ulusal Sağlık ve Medikal Araştırmalar Enstitüsü (Marsilya, Fransa)
4- Laval Üniversitesi (Kanada)
5- Alman Beslenme Enstitüsü (Almanya)
6- Charite Ünivesite Hastanesi (Almanya)
7- Khon Kaen Üniversitesi Tıp Fakültesi (Tayland)
5 soruda siyah üzüm ve krom kardeşliği
1- Nasıl kullanılıyor?
Zayıflama tabletlerini, yoğun yediğiniz iki öğünden yarım saat önce birer kapsül olarak almalısınız.
2- Kaç kilo verilebilir?
Test aşamasında 1 ayda 2 - 5 kilo arasında sonuçlar aldık. 2 kilodan az, 5 kilodan fazla veren olmadı. 1 ayda 5 kilo üst sınırdır ve herkeste bunu beklemek hata olur.
3- Hapı kullandığım sürece diyet yapmam gerekiyor mu?
Kullanırken zaten iştahınızı kesiyor ve bol su içiriyor. Ürünü kullanırken doğal diyet yapmanıza yardımcı olur.
4- Yorgunluk ve açlık anlarında tansiyon düşmesi yaşayanlar bu hapı kullanırken bir problem yaşar mı?
Açlığa dayalı bir tansiyon düşüklüğü yaşanmıyor. Doz aşımında tansiyon ile ilgili problem olabilir. Sabah 1, akşam 1 şeklinde tedbiren kullanabilirsiniz.
5- Ürünü kullanmaya başladıktan ne kadar süre sonra kilo vermeye, iştah baskılanmaya başlanıyor?
Ürün piyasadaki bazı zayıflama ilaçları gibi ilk kutuda hizlı bir fiziksel değişikliğe ve kilo kaybına yol açmamaktadır. Çekinmeden 3-4 ay kullanılabilir. 2. veya 3. kutuda etkisini hissedip memnun kalacaksınız.
5 soruda yeşil çay ve kafein kardeşliği
1- Nasıl kullanılır?
Zayıflama tabletinin önerilen kullanım şekli, düşük kalorili bir diyetle birlikte, yemeklerden önce, günde 3 defa bir (3x1) tablet ya da sabah ve öğle 2 (2x2) tablet olacak şekildedir.
2- Hapı kullanırken diyet yapmak gerekir mi?
Ürün hafif bir diyetle birlikte, kullanılmaya başlanan ilk haftadan itibaren değişimi gözlenebilecek etkili bir zayıflatma tabletidir.
3- Yan etkisi var mı?
Sağlık Bakanlığından onaylı, etkisi klinik araştırmalarla kanıtlanmıştır. Ciddi bir yan etkisi olmadığı için reçetesiz kullanılabilir. Yine de hamileler, emziren kadınlar ve 12 yaş altındaki çocuklar ile kalp hastaları tarafından kullanılmamalıdır.
4- Ne kadar kullanılmalı?
Zayıflama tabletini hedeflediğinz, ideal kilonuza ulaşana kadar, kullanım süresi kısıtlaması olmadan güvenle kullanabilirsiniz.
5- Zayıflatırken tiroidlerin çalıştırılması ya da sık tuvalete çıkarma gibi etkiler görülür mü?
Hayır. Sadece yağ yakımını hızlandırır. Karın bölgesi, bel çevresi ve basen yağlanmasının azalmasını sizi zorlamadan sağlar.

Bu ilaçlar öldürebilir (Bitkisel)

Birçok ülkede yoğun olarak kullanılıyor.

Gazi Üniversitesi (GÜ) Medikal Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çimen Karasu, gıda bütünleyici ya da zayıflamaya yardımcı bitkisel ürünlerin içeriklerinin tam olarak bilinmediğini ve zararlı olabileceğini belirterek, bu ürünlerin içerisine bazı kimyasal bileşiklerin yüksek dozlarda katılabildiği uyarısında bulundu.

Antiaging ve Estetik Tıp Derneği Başkanlığı görevini de yürüten Karasu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle bitkisel ürünlerin çoğunun hekim önerisi olmadan kullanıldığını ve bunların bilinçsiz tüketildiğinde sağlığı ciddi şekilde bozabileceğini söyledi.

Doğadan elde edilen çeşitli bitkiler, kökler, yapraklar, çiçekler ile ile bunların karışımlarının çoğunlukla aktarlar tarafından hazırlanarak vatandaşa sunulduğunu belirten Karasu, ''Eczane ve marketlerde satılan (ilaç olmayan) ürünler de Tarım Bakanlığından ruhsatlıdır. Oysa bu ürünler Sağlık Bakanlığından ruhsat almalıdır'' dedi.

Karasu, bitkisel destekleyicilerin herkes için uygun olup olmadığının bilimsel olarak tespit edilmiş ve güvenilirliklerinin ispatlanmış olması gerektiğini ifade ederek, özellikle zayıflatma amacıyla kullanılan ürünlerin iştah kesici ilaç olarak kullanılan çok sayıda etkili maddeyi içerebildiğini bildirdi. Karasu, ''İçerisinde 'krom pikolinat' gibi elementleri içeren ve zayıflatıcı iddiasıyla satılan ürünlerin ambalajlarında ya da internet sitelerinde önerilen dozlar da uluslararası değerlerin oldukça üzerindedir. Bu çok tehlikelidir'' diye konuştu.

Zayıflamak amaçlı kullanılan ürünlerin ''bitkisel kökenli ilaç'' olmadığını vurgulayan Karasu, ''Sentetik, bitkisel, hayvansal ya da mantarlardan elde edilen etken maddenin ilaç olabilmesi için belli standartları içermesi gerekiyor'' dedi. Karasu, belli bir miktarda bitkisel ekstrayı içeren herhangi karışımın ilaç olabilmesi için faz deneylerinin tamamlanmış olması gerektiğini ifade etti.

-''MİKRO BESLEYİCİLER ALINAMIYOR''-

Karasu, doğru kullanılmadığında bitkisel destekleyicilerin de en az ilaç kadar ölümcül olabileceğine işaret etti.

Aşırı şişmanlık tedavisinde kullanılan anti-obezite ilaçlarının bir kısmında santral sinir sistemini etkiyerek iştah kesen ''sibutramin'' maddesinin bulunduğunu ve doğal olarak tanıtılan ürünlerde bunun olabildiğini anlatan Karasu, şunları kaydetti:

''Santral sinir sistemini etkileyen bu tür ilaçlarda 'ephedra' bitkisinden elde edilmiş 'efedrin' adlı etkili bir madde kullanılmaktadır. Doz aşımında oldukça tehlikeli olabilecek bu etkili maddenin ya da ona benzer feniletilamin türevlerinin (fenfluramin, fentermin, amfetamin gibi) zayıflama amacıyla satılan bitkisel ürünlerde bulunmaktadır.

Tamamen bitkisel diye tanıtılan Lida isimli üründe, merkezi sinir sistemini etkileyerek iştahı baskılayan ve çok sayıda istenmeyen etkiye sahip 'sibutramin' maddesinden yüksek miktarlarda çıkmıştı.

Günümüzde ayrıca yağ emilimini engelleyen ve kolayca dışkı yoluyla atılımını sağlayan anti-obezite ilaçları da mevcuttur. Orlistat adlı ilaç da kontrolsüz ve uzun süre kullanıldığında, mikrobesleyiciler ve yağda çözünen antioksidanların emilimini dolaylı yolla engellemektedir ve buna bağlı ciddi metabolik ve kardiyak bozukluklar oluşturmaktadır.''

Doygunluk hissi veren lifli bitkiler ile reçinelerin de zayıflama amaçlı bitkisel ürünlerin içeriğinde yer aldığını dile getiren Karasu, lifli besinlerin midede şişerek doygunluk hissi sağladığını söyledi. Reçinelerin ise bağırsakta özellikle yağları tuttuğunu ve emilmeden atılımını sağladığını anlatan Karasu, şöyle devam etti:

''Bu ürünler kullanıldığında vücutta kilo kaybı oluyor ama temel gıdalar ve yaşamsal öneme sahip esansiyel yağ asitleri, eser elementler, aminoasitler, bazı antioksidanlar, vitaminler, ko-enzimler, ko-faktörler yeterince alınamıyor. Bunlar emilemeden atılıyor ve zamanla ciddi sağlık problemleri doğurabiliyor. Bu nedenle, bu tür ürünler mutlaka hekim kontrolünde kullanılmalıdır.

Bu ürünlerin kullanımı yerine kalori kısıtlaması yapılmalı, ılımlı egzersiz ile zayıflamaya çalışılmalıdır. Her şeyin aşırısından kaçınılmalıdır.''

-''LİTERATÜRDE HENÜZ TANIMLANMAMIŞ BİTKİLER BULUNUYOR''-

Bu ürünlerin içerisinde, etkileri, etkili maddeleri, etki mekanizmaları ve sakıncaları uluslararası literatürde yer almayan bitkilerin bulunduğuna da dikkati çeken Karasu, hatta bazı ürünlerde birkaç bitkinin bir arada olduğunu söyledi.

Karasu, bu tür bitkisel ürünlerin, herhangi bir ilaç kullanımı halinde ciddi endikasyonlara yol açabileceğini ifade ederek, şunları kaydetti:

''İlaçtaki ya da üründeki etken maddeler, birbirlerinin etkilerini kuvvetlendirebilir ve pıhtılaşmayı engelleyerek istenmeyen kanamalara, pıhtı atma reaksiyonlarına ve ölümlere yol açabilir. Sinir sistemi üzerinde etkili iştah kesici ürün ya da ilaç, ister bitkisel isterse sentez kaynaklı olsun, kullanılıp bırakıldıklarında, mutsuzluk, aşırı depresyon, hatta intihar eğilimi yaratabilir.

Hipertansiyon, kalp, dolaşım bozukluğu, diyabet, obezite, tiroit hastaları ile düzenli ilaç kullananlar bu ürünleri doktor kontrolü olmadan kullanmamalıdır. ''

02.07.2009

Sıcakta sağlıklı oruç tutmanın püf noktaları

Nelere dikkat etmek gerekiyor?

Uzman Dr. Murat Görgülü, sıcak havalarda oruç tutarken sağlıklı kalmanın püf noktalarını açıkladı. İftar ile sahur arasında bol sıvı tüketilmesini tavsiye eden Görgülü, oruçlu iken sıcaklı havada bayılma riskine dikkat çekti.

Ramazan'ın yazın uzun ve sıcak günlerine denk gelmesi nedeniyle uzmanlar, oruçlu iken dikkat edilmese gerekenler konusunda vatandaşları uyardı. Uzman Dr. Görgülü,  iftar ile sahur arasında bol sıvı tüketilmesini tavsiye etti. İftar ve sahurda hafif ve sulu yemek yenilmesi gerektiğini belirten Görgülü, sıvı kaybının asgariye indirilmesi için sıcak havalarda fazla kalınmaması uyarısında bulundu. Görgülü, "Sıcak havalarda gerek terleme ile gerekse vücuttan buharlaşma yolu ile sıvı kaybının artması daha çok sıvı alımını gerektirmektedir. Oruç tutan kişiler, eğer bir zorunluluk yok ise, çok sıcak havalarda dışarıya çıkmamaya özen göstermelidirler. Eğer dışarı çıkılacaksa sabah erken ya da akşamüstü saatler tercih edilmelidir. Açık havada çalışan oruçlu kişilerin doğrudan güneş ışığından kaçınmaları, özellikle bol ve açık renk giysiler tercih etmeleri önerilir. Yaz mevsiminde çok kalabalık ve sıcak ortamlarda bulunmak hem sıvı kaybı; hem de kan şekerinde düşme gibi durumlar yaratacağından bu konuya da dikkat etmek gerekmektedir." dedi.

Uzman Dr. Görgülü, sıcak havada oruç tutarken sağlıklı kalmanın diğer yöntemlerini de şöyle sıraladı; "Açık havada çalışıyorsanız gölgede mola verin, sıcık havada bayılma riskine dikkat edin, iftar yemeğine kahvaltılık ile başlayın, et iştahınızı iftara saklayın, kronik hastalığı olanlar doktor kontrolünde oruç tutmalı."

Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Diyetisyen Yeşim Çelik ise, oruç tutarken sahurda ve iftarda tok tutan besinlerin tüketilmesi gerektiğini ifade etti. Çelik, "Ramazan ayında öğün sayısının ikiye düşmesi, sağlıklı ve dengeli beslenmeyi daha da önemli hale getiriyor. Çünkü bu ayda, öğün zamanlarında, yemek miktarlarında ve tercih edilen besinlerin çeşitlerinde önemli değişiklikler oluyor. Öğün sayısının azalmasına bağlı olarak vücudun ihtiyacı olan enerji, protein, vitamin, mineraller ve en önemlisi kalsiyum ihtiyacı azalmıyor. Özellikle sahur ile iftar arasının önceki yıllara göre daha uzun olması, oruç tutan kişilerin açlık ve susuzluğu yoğun hissetmesine sebep oluyor. Bu nedenle kan şekerini hızla yükseltmeyen, glisemik indeksi düşük besinlerin tercih edilmesi büyük önem taşıyor." diye konuştu. Meyve suyu yerine meyvenin kendisinin tüketilmesini tavsiye eden Çelik, meyvenin iftardan 2 saat sonra yenilmesi uyarısında bulundu.

17/08/2009

Batı tipi beslenme riskli

Beslenme alışkanlıkları üzerine yapılan bir araştırmaya göre kızarmış ve tuzlu gıdaları salatalarla değiştirmek kalp krizi riskini üçte bir oranında azaltıyor.

Circulation dergisinde yayınlanan araştırmada tam 52 ülkeden 16 bin kişinin beslenme alışkanlıkları incelenmiş ve küresel boyutta üç farklı beslenme düzeni belirlenmiş.

Tipik Batı tarzı diyeti uygulayanlar, yağ, tuz oranı yüksek ve kırmızı et açısından da zengin besleniyorlar.

Dünya genelinde herhangi bir toplumda, kalp krizi riski taşıyanların yüzde 30'unun bu diyeti izledikleri belirtiliyor.

Ancak ölçülü, mevye - sebze açısından zengin bir diyetle bu riskin üçte bir oranında düşürülmesi mümkün.

Asya tipi diyet uygulayanlar, tofu benzeri soyalı gıdalar yiyor, soya ve benzeri soslar kullanıyorlar ancak bu da kalp krizi riski açısından çok da büyük bir fark yaratmıyor.

Ancak araştırmacılar, Asya tipi diyetin, örneğin çok tuzlu olan soya sosunun kalbe zararları bilinmesine rağmen, yine de çeşitli koruyucu besinler sayesinde dengelendiğini savunuyorlar.

Uzmanlar, kalp krizi geçirmiş 5561 kişiyle, çeşitli kalp rahatsızlıkları yaşayan 10646 kişinin, 19 gıda grubundan oluşan bir soru listesine yanıt vermelerini istemiş ve böylece beslenme risklerini tespit etmişler.

Buna göre Batı tarzı beslenenlerin, hiç kırmızı et ve kızarmış yemek yemeyen ya da çok az yiyen kişilere kıyasla, yüzde 35 oranında daha fazla kalp krizi geçirme riski taşıdıkları ortaya çıkmış.

Batı tarzı beslenmenin kalp hastalıklarına kapı açtığı biliniyor, aşırı tuz kullanımı yüksek tansiyona, yanlış yağ seçimi ise kan dolaşımı tıkanıklıklarına yol açabiliyor.

İngiltere Kalp Vakfı'ndan Ellen Mason ise beslenme sorunlarının küresel anlamda asıl altının çizilmesi gereken noktayı şu sözlerle açıklıyor:

"İster Bolton'da ister Bombay'da yaşayın, ister İngiliz, ister Afrikalı ya da Asya kökenli olun. Asıl hayati önem taşıyan şey, tuzlu, kızarmış ve yağlı gıdaları minimum düzeye indirmeniz ve sebze - meyve tüketimini artırmanızdır.'

©2006

   

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya