| Ülkeler haber, genel bilgi ve resimleri |
|
|
|||||||||||||
|
|||||||||||||
|
|
|
Tv sunucusu Esma'nın Danimarka mücadelesi |
|||
Filistin kökenli Esma Abdülhamid, seçimlerde aday olacağını ve seçildiği takdirde genel kurula başörtüsüyle katılacağını açıkladı. Hz. Muhammed karikatürleri yüzünden protestolara hedef olan Danimarka ağır bir türban krizi yaşıyor. Türbanla TV sunuculuğu yaptığı için büyük tepki çeken Filistin kökenli Esma Abdülhamid şimdi de genel seçimi kazanıp türbanla meclise girme iddiasında. Seçim 2009’da, ancak "Türban, gamalı haç gibi totaliter bir semboldür" diyen muhalefet, Esma’ya karşı şimdiden savaş açmış durumda. DANİMARKA’da, türbanıyla TV sunuculuğu yaptığı için büyük tepki gören Filistin kökenli Esma Abdülhamid, 2009’da yapılacak genel seçimlere aday olacağını ve seçildiği takdirde genel kurula başörtüsüyle katılacağını açıklayarak, ülke siyasetine damgasını vurdu. Eğer Abdülhamid seçilirse, Avrupa’nın da ilk türbanlı vekili olacak. Hz. Muhammed karikatürleriyle İslam dünyasını ayağa kaldıran Danimarka’dan rövanşı, 25 yaşındaki Müslüman kadın göçmen Abdülhamid, türbanıyla almaya hazırlanıyor. 5 yaşındayken Filistin’den ailesiyle birlikte Danimarka’ya gelen ve Odense’de yaşayan Abdülhamid, eski komünistlerin oluşturduğu Birlik Listesi üyesi ve seçimleri kazanmasına kesin gözle bakılıyor. Türban takan ve erkeklerle el sıkışmayı reddeden eski TV sunucusu Abdülhamid, Kopenhag bölgesinden aday olacağı seçimleri kazandığı takdirde, genel kurula başörtüsüyle gireceğini açıklayarak, ülkede yeniden tartışmalara neden oldu. Kendisine yapılan "Baskı altında" şeklindeki eleştirileri kesin bir dille reddeden genç kadın, farklı olmanın kendisi için bir hak olduğunu savunuyor. Mecliste sandalye kazanmanın, Müslüman Danimarkalı kadının yeteneğini kanıtlaması açısından çok önemli olduğunu belirten Abdülhamid, "Başımdaki bu bir parça kumaşla, kendimi özgür hissediyorum. Bu seçeneğin, hak olduğunu düşünüyorum. Erkekleri, elimi kalbimin üzerine koyarak selamlamayı tercih ediyorum. Ama başkalarının da böyle davranması için asla ısrar etmiyorum" dedi. KARŞI ÇIKANLAR: TEDAVİ GÖRSÜN Abdülhamid’e tepki gösterenlerin başını çeken aşırı sağcı Danimarka Halk Partisi’nin sözcüsü Soeren Krarup ise türbanın, gamalı haç benzeri totaliter sembol olduğunu söyledi. Bir diğer parti üyesi ve Avrupa Parlamentosu üyesi Mogens Camre de, Abdülhamid’in psikolojik tedaviye ihtiyacı olduğunu öne sürdü. DESTEKLEYENLER: FARKLI OLMAK HAKTIR Danimarka’daki Müslüman din adamlarının yanı sıra sol kanattaki etnik Danimarkalılar da Abdülhamid’i destekliyor. Örneğin muhalefetteki Radikal Parti üyesi ve eski kültür bakanı Elsebeth Gerner Nielsen, bir keresinde Abdülhamid’e destek vermek amacıyla, basın toplantısına başında türbanla çıkmış ve "Farklı olmak, herkesin hakkıdır. İfade özgürlüğü de en az farklılık hakkı kadar önemlidir. Önemli olan başımıza taktığımız şey değil, ne düşündüğümüzdür" demiş ve aşırı milliyetçilerin ağır hakaretlerine maruz kalmıştı. KAVAKÇI ÖRNEĞİ Haberi veren AFP ajansı, 1999 yılında vekil seçilen ve türbanıyla TBMM’ye giren, ancak tepkiler üzerine terk etmek zorunda kalan Merve Kavakçı olayını hatırlattı. Buna karşılık Abdülhamid, kendisi için her şeyin çok daha iyi gideceğine inandığını belirtmekle yetindi. Mescid istemiyor Esma Abdülhamid, din ile siyasetin birbirinden ayrı tutulmasına sonuna kadar inandığını söylemekten çekinmiyor ve seçildiği takdirde, mecliste mescit talebi olmayacağını ifade ediyor. Abdülhamid, eleştiri aldığı kadar destek de görüyor. Özellikle ülkedeki imamlar, Müslümanları Abdülhamid’e oy vermeye çağırıyor. Habertürk-20.05.2007 |
|||
|
Danimarka'da başörtülü sunucu krizi |
Denizkızı’na yine çarşaf giydirdiler |
||
Danimarka'da, şimdi de başörtülü kadın sunucu krizi çıktı. Bir kanalda program yapan Esma Abdülhamid'e görevinden ayrılması yönünde baskı yapılıyor. Danimarka`da Hazreti Muhammed karikatürleri krizinin ardından şimdi de başörtülü kadın sünucu krizi çıktı. Bir Danimarka kanalında Müslümanlık ve uyum konularında program yapan başörtülü Esma Abdülhamid`in görevinden ayrılması için baskı yapılmaya başlandı. Esma Abdülhamid`in görevden ayrılmasını isteyen kampanyanın başında bir kadın örgütü bulunuyor. `Özgürlük Yanlısı Kadınlar` örgütü Başkanı Vibeke Manniche, başörtüsü uygulamasını `cinsiyetçi bir ayrımcılığın göstergesi, erkek egemen bir Müslüman toplum yapısının göstergesi` olarak gördüklerini söyledi. BBC Türkçe Servisi`nin haberine göre Manniche, `(Türban), kadınlara yönelik baskının simgesi. Bu nedenle bizim için herhangi bir giysi değil. Bunun hem Hristiyan hem de Müslüman kadınlar açısından kötü bir örnek olduğunu düşünüyoruz` dedi. `MÜSLÜMAN OLMAYAN DANİMARKALILAR DA BENİ DESTEKLİYOR` Eleştirilerin odağında bulunan Esma Abdülhamid ise bu girişimin özgürlüklerenin sınırlandırılmasına yönelik olduğunu belirterek, Danimarka`da kendisine destek veren kişilerin de çok olduğunu söyledi. "Ben bu işe girmeden önce böşörtüsü takıyordum, hala da takıyorum ve bunun bir sorun yarattığını düşünmüyorum" diyen Abdülhamid, `Karşımızdaki insana, görüşlerinin niteliklerini bakmamız gerek, ne giydiğine değil. Başörtüsünün bu kadar tartışma yaratmasını ilginç buluyorum` diye konuştu. Esma Abdülhamid ayrıca, "Bence Danimarka toplumu son tartışmalardan ders aldı. Eleştiriler karşısında beni destekleyen mesajlar gönderen, çiçekler yollayan, üstelik Müslüman da olmayan çok sayıda insan var... Sokakta böyle yürüyorum, Danimarka dilinde konuşuyorum ve hiçbir tepki görmüyorum. Neden göreyim ki sadece başörtüsü takan bir Danimarkalıyım" dedi. |
Danimarka’nın başkenti Kopenhag’daki Küçük Denizkızı heykeline çarşaf giydirildi. Polis sözcüsü Jorgen Thomsen, "Sabah aldığımız ihbar üzerine olay yerine giden arkadaşlarımız heykelin üzerindeki çarşafı kaldırdılar. Eylemi kimin yaptığı konusunda henüz bir bilgiye ulaşabilmiş değiliz" dedi.
2004 yılında da heykele çarşaf giydirilmiş ve üzerine "Türkiye AB’de?" yazılmıştı. Danimarka’da Esma Abdülhamid adındaki Filistinli türbanlı bir genç kadının 2009’daki seçimlerde Birlik Partisi’nden milletvekili adayı gösterilmesi ve milletvekili seçilirse erkeklerle tokalaşmayacağını ve türbanı çıkarmayacağını açıklaması, son yıllarda karikatür kriziyle gündemde olan ülkede türban tartışmalarını alevlendirmişti. Birlik Partisi’nin türbanlı adayına karşı da Başbakan Anders Fogh Rasmussen, Fatma Yeliz Öktem adındaki modern bir Türk kadınını milletvekili adayı gösterdi. 21/05/2007 |
||
|
Danimarka'da türban tartışması alevleniyor |
|||
|
Filistin asıllı milletvekili adayı Esma Abdülhamid’in 2009 yılında milletvekili seçilmesi durumunda parlamentoya türbanla gireceğini açıklaması hararetli tartışmalara yol açtı. Eski komünist, Birlik Listesi üyesi olan Abdülhamid’in seçimde milletvekili seçilme şansı yüksek olarak görülüyor. 25 yaşındaki milletvekili adayı, seçilmesi durumunda bir Avrupa parlamentosuna üye ilk türbanlı milletvekili olacak. Hazreti Muhammed karikatürleriyle patlak veren olayların ardından Danimarka şimdi de türban tartışmalarıyla çalkalanıyor. Filistin doğumlu Danimarka vatandaşı Esma Abdülhamid, 2009 yılındaki genel seçimlerde milletvekili seçilmesi durumunda parlamentoya türbanıyla gireceğini açıkladı. Siyasette eşit hakları savunan Abdülhamid, türbanının yanında erkeklerin elini sıkmayı reddetmesiyle de tanınıyor. Komünist Birlik Listesi eski üyesi 25 yaşındaki milletvekili adayı, Komünist Birlik Listesi eski üyesi ve seçilme şansı yüksek görülüyor. Abdülhamid, kısa süre önce partisi tarafından 2009 yılı Şubat ayındaki Parlamento seçimleri için aday gösterilmişti. Abdülhamid’in anketlerde aldığı yüksek oranlar, uluslararası krize dönüşen Hazreti Muhammed karikatürlerinin Danimarka’da yarattığı hassasiyeti daha da derinleştirdi. Abdülhamid’in açıklamasına ilk tepki, aşırı sağcılardan geldi. Aşırı sağcı Danimarka Halk Partisi’nin sözcüsü Soeren Krarup, Abdülhamid’in türbanını ‚totaliter bir sembol’ olarak nitelendirdi ve türbanı Naziler’in gamalı haçına benzetti. Partinin Avrupa Parlamentosu milletvekili Mogens Camre ise Abdülhamid’in psikolojik tedaviye ihtiyacı olduğunu söyledi. Abdülhamid yılmıyor Ancak bu tür sert tepkiler Abdülhamid’i yıldıracak gibi görünmüyor. Filistin’den ailesiyle birlikte beş yaşındayken Danimarka’ya göç eden Esma Abdülhamid, farklı olma hakkını savunacağını açıkladı. Din ve siyasetin birbirinden ayrılması ilkesine derinden inandığını belirten Abdülhamid, milletvekili seçilmesi durumunda parlamentoda bir mescid açılmasını talep etmeyeceğini söyledi. Destek artıyor Sert eleştirilere rağmen Danimarka’da Abdülhamid’e destek verenlerin sayısı da az değil. Danimarka’da çok sayıda imam Müslümanlar’a Abdülhamid’e oy vermeleri çağrısında bulundu. Ama asıl destek Danimarkalı sol siyasilerden geliyor Muhalefetteki Radikal Parti’den eski kültür bakanı Elisabeth Gerner Nielsen, aşırı sağcı partilerin sert tepkilerine yanıt olarak basının karşısına türban takarak çıktı ve türbanla kameralara poz verdi. Ancak aynı partinin eski üyelerinden ılımlı bir Müslüman olan Nasır Kader Nielsen’i İslamcılar’ın ekmeğine yağ sürmekle eleştiriyor. Başbakan Anders Fogh Rasmussen de aynı görüşü paylaşıyor ve Abdülhamid’in çıkışını siyasi İslam ile ilişkilendiriyor. Parlamentoya türbanla girme açıklaması, Abdülhamid’i Danimarka’da manşetlere taşıyan ilk olay değil. Esma Abdülhamid geçtiğimiz yıl ilk türbanlı televizyon programı sunucusu olarak da kamuoyunun dikkatini çekmişti. Nüfusun yüzde 3.5 Müslüman Müslümanlar, 5 milyon 400 bin nüfuslu Danimarka’da nüfusun yüzde 3.5’ini oluşturuyor. Geçtiğimiz günlerde açıklanan bir kamuoyu araştırması, Danimarkalılar’ın başörtüsü konusunda tam anlamıyla ikiye bölündüğünü ortaya koyuyor. Araştırmaya göre Müslüman kadınların mecliste başörtüsü takmaya hakkı olduğunu düşünenlerle karşıt düşüncedekilerin oranı aynı: Yüzde 48. Yüzde 4’lük kesim ise kararsız olduğunu belirtiyor. 20/05/2007 |
|||
|
Danimarkalı, başörtülü ve milletvekili... |
|||
Kararın odağındaki isim Filistin asıllı Esma "Danimarka"da insanların ne söylediği önemli, başına ne taktığı değil. Tarih boyunca birçok kadın başını örtmüştür ve örtmeye de devam edecektir. Herkes buna saygı duymalıdır." Danimarka eski Kültür Bakanı Elsebeth Gerner Nielsen, bu sözleri Kasım 2007"deki genel seçimlere katılan başörtülü adayı desteklemek için sarf etmişti. Eski bakan bununla da yetinmemiş, düzenlediği bir basın toplantısına başörtüsü takarak çıkmıştı. 1999 genel seçimlerinin ardından Türkiye"de gündem olan Merve Kavakçı olayının bir benzeri Danimarka"da yaşanıyor. Geçen kasımdaki genel seçimlere başörtüsüyle katılarak yedek milletvekili olarak parlamentoya girmeye hak kazanan Esma Abdülhamid idi bu kez gözlerin kendisine çevrildiği isim. Eski komünistlerin oluşturduğu Birlik Listesi"nden adaylığını koyan Esma Abdülhamid, Milletvekili Johanne Schmidt Nielsen"in hastalığında veya izine ayrılmasında asil üye olarak Meclis"te görev alabiliyor. Kendisine ihtiyaç duyulduğunda Meclis"e başörtüsünü çıkarmadan gireceğini açıklayan Abdülhamid, ülkedeki aşırı sağcı ve milliyetçilerin hedefi hâline geldi. Tartışmalara son vermek üzere Meclis Başkanı Thor Pedersen tarafından kurulan komisyonun hazırladığı "Meclis"te giyilecek kıyafetler" raporu Başkanlık Divanı tarafından değerlendirildi. Divan, Abdülhamid"in kürsü dahil olmak üzere Meclis"e başörtüsüyle girebilmesine onay verdi. Bu kararla Danimarka"da, hayatın her alanında serbest olan başörtüsüne Meclis kürsüsünde de onay çıkmış oldu. Danimarka"daki Müslüman din adamları ve Müslüman cemaatlerin yanı sıra, Nielsen gibi bazı sol kesimlerden de destek alan Filistin asıllı milletvekili Esma Abdülhamid ile "başörtülü siyaseti" konuştuk. Abdülhamid ailesi, Esma henüz 5 yaşındayken (1987) "siyasi mülteci" statüsünde göçmüş Filistin"den Danimarka"ya. Genna şehrine yerleşmişler. O dönemde şehirdeki tek Müslüman aile olan Abdülhamidler komşularla iyi diyalog kurmayı başarmış. Esma Hanım Danimarka"daki ilk yıllarını şöyle anlatıyor: "6"sı kız 7 kardeşten oluşan geniş bir aileydik. Komşularımız ön yargısız davranarak kapılarını bize açtı. Bizim Müslüman olmamız aramızda bir duvar oluşturmadı." Esma"nın 6 kardeşinden 5"i üniversite eğitimini Danimarka"da tamamlamış. En küçük kardeşi de ilkokula devam ediyormuş. Bugünlerde Ünlü masalcı Hans Christian Andersen"in şehri Odense"de yaşayan Abdülhamid, geçimini profesyonel olarak yaptığı sosyal danışmanlıktan sağlıyor. İlk başörtüsünü ilkokula giderken, 14 yaşında takmaya başlamış Esma Abdülhamid. Ne eğitim sürecinde ne de sosyal yaşamda hiçbir ayrımcılığa tabi tutulmamış: "Başörtüsü benim özgürlüğüm. O benim için çok önemli. Kendimi böyle daha rahat hissediyorum. Maalesef günümüz dünyasında kadına bir cinsel obje olarak bakılıyor. Bu kıyafetimle insanların dış görünümden ziyade fikirlerime odaklanmasını sağlıyorum." Esma Hanım, yıllardır başörtülü olmasına rağmen görmediği tepkiyi milletvekili adayı olmasının ardından almaya başladığını belirtiyor. Adaylığı ile birlikte hayatı medya gündeminden hiç düşmemiş. Önceleri ailesi ve evini basın mensuplarına açıp, onlara izzet-i ikramda bulunan Abdülhamid, basının "arkadan vurmaya başlamasıyla" evini ve ailesini gazetecilere kapatmış. Üzerindeki baskıya zamanla alıştığını vurgulayarak "Artık böyle yaşamaya alıştım." diyor. PARTİSİ "KOMÜNİST" AMA Kendisini "Filistinli, Danimarkalı ve Müslüman" olarak tanımlayan Esma Abdülhamid, siyasi hayata ilk adamını 17 yaşındayken Sosyal Demokrat Parti"nin Gençlik Örgütü"ne (DSU) üye olarak atmış. O günlerde de başörtüsünü hiç çıkarmıyormuş. Politika merakının aileden kaynaklandığını anlatıyor: "Geldiğimiz yer itibariyle politika ailemin günlük yaşamında önemli bir yer tutuyordu. Böyle bir ortamda büyüyünce, memnun olmadığım konularda fikrimi küçük yaşta söylemeye başladım. Gazetelere yazdığım okuyucu mektuplarıyla yanlışlara dikkat çekerken, okulda tartışma ortamlarında aktif olarak yer aldım. Yaşım ilerleyince siyasete aktif olarak girdim." Esma Hanım"ın mensubu olduğu Birlik Listesi Partisi"nin kurucuları ağırlıklı olarak eski "komünist"lerden oluşuyor. Başkanlık sisteminin olmadığı ve en fazla iki dönem milletvekilliğine imkân sağlayan partisinin kendisinden memnun olduğunu aktarıyor. Başörtülü, Müslüman bir siyasetçinin "komünist" ağırlıklı bir partide politika yapmasının paradoks olup olmadığı sorusu üzerine, partisinin dışarıdan göründüğü gibi bir yapıya sahip olmadığını belirtiyor: "Birlik Listesi dışardan görüldüğü gibi değil. İnançlı Hıristiyanlar ve Budistler de var partide. Odense Belediye Meclis Üyesi Danimarkalı Anne Rytter de Müslüman bir bayan. Partinin temel felsefesi "din özgürlüğü" olduğu için benim bulunmam bir paradoks oluşturmuyor." Danimarka"da bugüne kadar hiçbir partinin başörtülü bir bayanı aday olarak göstermediğinin altını çizen Esma Abdülhamid, kendi partisinin cesur bir çıkış yaptığına inanıyor: "Benim aday olmam milat niteliğinde. Çünkü biz Müslüman kadınların toplumun bir parçası olmasını istiyoruz. Ancak bazı kapılar onlara kapatılıyor. Ben içinde yaşadığım toplumun bir parçasıyım. Benim de bu toplumun sorunlarına çözüm getirecek fikirlerim var. Başımın örtülü olması, toplum dışı kalmamı gerektirmiyor." Sosyal Demokrat, Muhafazakâr, Sosyalist Halk ve Danimarka Halk Partisi"nin karşıt açıklamalarına rağmen, Başbakan Anders Fogh Rasmussen"in "Danimarka"da din özgürlüğü var. Her parti istediği adayı gösterir. Kimse engel olamaz" mesajı ona cesaret vermiş. Kendisini "provokatör" olarak görenlere sitemde bulunan Abdülhamid, "Ben bu toplumun bir parçasıyım. Müslüman kadının baskıya uğrayıp, eve kapatıldığını savunanların adaylığa karşı çıkmasını çifte standart olarak görüyorum." diyor. Avrupa parlamentolarına giren ilk başörtülü milletvekili olmaya hazırlanan Esma Abdülhamid, Meclis Başkanlık Divanı"nın lehine verdiği onayı "demokrasinin zaferi" olarak görüyor: "Yasak kararı çıksaydı, bizim demokrasicilik oynadığımız ortaya çıkacaktı. Din ve ifade özgürlüğü Batı"nın temel değerleri arasında yer alıyorsa, benim de Meclis"te temsil edilmem normal karşılanmalı. Meclis kürsüsüne çıkarsam da sosyal konularla ilgili konuşmayı düşünüyorum. Danimarka zengin bir ülke olmasına karşılık, son yıllarda zengin - fakir uçurumu oluşuyor. Ancak kafamda nasıl bir konuşma yapacağımın planını tam yapmadım." KAVAKÇI"YA REVA GÖRÜLEN UYGULAMA ONUR KIRICI Hali hazırda politik yaşamın önemli bir figüranı hâline gelen Abdülhamid, sadece başörtüsüyle gündemde olmaktan sıkıldığını ifade etse de "asil üye" hedefini gizlemiyor, "İnşallah yakın bir zamanda o da olacak" diyor. Eğitim ve politika sorunları üzerinde yeni çözümleri bulunduğu söylüyor. Danimarka"da çok sayıda Türk arkadaşının bulunduğunu ifade eden Abdülhamid, Türkiye"yi iyi bildiğini hissettiriyor. AK Parti"ye açılan kapatma davasını anlamakta zorlandığını vurguluyor. "Partileri halk kapatır" diyen Esma Abdülhamid, AB üyeliği konusunda Türkiye"nin yalnız bırakıldığına inanıyor: "Diğer ülkeler için istenmeyen birçok şart Türkiye için istendi. Çifte standart uygulandı." TBMM"deki Merve Kavakçı olayını "onur kırıcı" olarak değerlendiriyor Esma Hanım. Başörtüsünden dolayı kadınları toplum dışına itmenin çok yanlış olduğuna işaret eden Abdülhamid, "Kadınlarla ilgili bir tartışmayı erkeklerin yürütmesi çok anlamsız. Erkeklerin kravatlı olup olmaması veya giyeceği takım elbisesinin rengi tartışılmazken, kadının giyim-kuşamına karışmak kadınların onuruna bir saldırıdır." DEVLET KANALINDA ATEİSTLE PROGRAM YAPTI Danimarka resmÎ televizyonu DR"nin ilk başörtülü yapımcısı olan Esma Abdülhamid, ateist partneri Adam ile "Esma & Adam" adı altında bir program da yaptı. Programla, bir ateist ile bir Müslümanın aynı masa etrafında oturup ülkenin sorunları hakkında fikir yürütebileceği mesajı verildi. Danimarka"daki İslamofobi"ye değinirken, ülkede İslam"ı terörle eş değer göstermeye çalışan, İslam"ı ideoloji olarak görenlerin bulunduğunu ifade eden Abdülhamid, Müslümanlara en büyük kötülüğü dini ideoloji olarak görenlerin yaptığına dikkat çekiyor. İslam hakkında oluşan ön yargıları yıkmak için aktif mücadele gerektiğini düşünüyor ve bu mücadelenin diyalogdan geçtiğini ifade ediyor: "Hem İslamiyet"i bir ideoloji olarak kullananlara hem de İslam"ı terörle eş değer gösterenlere karşı mücadele etmemiz lazım. Bugün bir yanlış anlama varsa sorumlusu biziz. İslam"ı doğru anlamak yerine, dini bir gelenek gibi görerek ön yargılar oluşturduk. Tabii karşı taraf da ön yargılı davranmak için elinden gelen her şeyi yaptı. İslam artık Avrupa"nın bir gerçeğidir. Bunu unutmadan içinde yaşadığımız topluma katkı sağlamamız gerekli." 09 Nisan 2008 |
|||
|
Danimarka'da meclis kürsüsünde türbana onay |
|||
Meclis Başkanı Thor Pedersen tarafından kurulan komisyonun yaptığı 'Mecliste giyilecek kıyafetler' raporunu görüşen Başkanlık Divanı üyeleri, kürsüde başörtüsüne onay verdi. Geçtiğimiz hafta da Danimarka Mahkemeler İdaresi, tarihî bir karara imza atarak türbanın yargıç olmaya engel olmadığına karar vermişti. Danimarka'da başörtüsü tartışmaları, 13 Kasım 2007'de yapılan genel seçimlerde Birlik Listesi'nden aday olan başörtülü Esma Abdulhamid'in yedek milletvekili olmayı başarmasıyla alevlenmişti. Johanne Schmidt Nielsen'in yedeği olan Esma Abdulhamid, Nielsen'i hastalığında veya izne ayrılmasında 'asil üye' olarak mecliste göreve başlaması durumunda başörtüsünü çıkarmayacağını açıklaması, tartışmaları beraberinde getirmişti. Meclis başkanvekili aşırı sağ Danimarka Halk Partili Sören Espersen, kendisinin yönettiği oturumda başörtülü Esma Abdulhamid'in meclis kürsüsünde konuşma yapmasına izin vermeyeceğini söylemişti. Danimarka tarihinde ilk kez başörtülü bir vekilin mecliste temsil edilme ihtimali üzerine Meclis Başkanlık Divanı konuyu görüşme kararı aldı. Meclis Başkanı Thor Pedersen başkanlığında toplanan Başkanlık Divanı üyeleri, Meclis kürsüsünde başörtüsüne 'evet' dedi. Karara sadece aşırı sağ Danimarka Halk Partili Sören Espersen itiraz etti. Başkanlık Divanı toplantısında alınan kararı açıklayan Pedersen, kürsüde konuşan vekilin yüzünün görünmesi ve tanınmasını engelleyen burka ve benzeri kıyafetlerin giyilmesine izin verilmeyeceğini söyledi. Meclis kürsüsünde başörtüsüne karşı çıkan Sören Espersen ise kararı 'üzüntü verici' olarak niteleyerek, Türkiye ve Fransa'nın dini sembollere uyguladığı yasağın örnek alınmasını istedi. 09/04/2008 |
|||