| Ülkeler haber, genel bilgi ve resimleri |
|
|
|||||||||||||
|
|||||||||||||
|
|
Kabe'yi yıkacaklardı...? |
Hz. Muhammed S.a.v. filmi projesi |
||||
|
2012 daha vizyona girmeden tartışma yarattı!
Bu ay vizyona girecek olan kıyamet filmi '2012'den İslam dünyasından ölüm fetvası çıkar korkusuyla Kabe’nin yerle bir olduğunu gösteren sahneler son anda çıkartıldı! Maya takvimine göre kıyametin kopacağı 2012 tarihi için çekilen en yüksek bütçeli film ‘2012’ daha vizyona girmeden tartışma yarattı. 13 Kasım’da tüm dünyada vizyona girecek olan filmin yapımcılarının, “ölüm fetvası” korkusuyla Kabe’nin yıkıldığını gösteren sahneyi son anda filmden çıkardığı ortaya çıktı. Yerine Brezilya’nın Rio de Janeiro şehrinde Corcovado Dağı üzerinde bulunan ve şehrin sembollerinden biri olan 30 metre boyundaki dev Christo Redentor (Kurtarıcı İsa) Heykeli’nin yıkıldığı sahneleri filme koydular. Filmin yapımcısı olan 53 yaşındaki Roland Emmerich, ‘2012’deki sahnelerin kesildiğini doğrulayarak, “Dünyanın yok olmasını tasvir ederken Kabe’nin de yıkılışını göstermeyi istedim. Ancak ölüm tehdidi ile kelle koltuğumda yaşamak istemiyorum. Filmin metin yazarları hakkımda fetva çıkabileceği uyarısında bulununca bu bu sahneleri çıkartmak zorunda kaldık. Onun yerine Hıristiyanlığın bir sembolünü yıkıldı gösterdik” dedi.
05.11.2009
Devamı |
Dünyanın önde gelen yapımcılarından Barrie Osborne, Muhammed peygamberin yaşamöyküsünün anlatılacağı bir film projesine destek vereceğini açıkladı.
Osborne'un yapımcılığını üstlendiği filmler arasında Yüzüklerin Efendisi ve Matrix de var. Barrie Osborne, projenin 'kültürleri yakınlaştıran'' bir ''uluslararası destan'' olacağını, İslamın gerçek anlamı konusunda insanları eğiteceğini savundu. Guardian, Osborne'ın yapımında İngilizce konuşan müslüman aktörlerin rol alacağını yazdı. Katarlı firma Katar'dan El Nur adlı bir yapım şirketi tarafından da desteklenen projeyi İslam konusunda önde gelen din adamlarından Yusuf el Karadavi'nin denetleyeceği bildirildi. İslam dini Muhammed peygamberin yüzünün gösterilmesine izin vermediği için bu filmde de herhangi bir şekilde peygamberin yüzünün canlandırılması beklenmiyor. 150 milyon dolarlık bütçeye sahip olacak filmin çekimlerine 2011 yılında başlanacak. Gelecek yıl Filmin dili İngilizce olacak. Katarlı şirket en yetenekli uluslararası oyuncuları cezbedecek bir film projesi oluşturmak istediklerini duyurdu. El Nur'un uluslararası projelerden sorumlu başkan yardımcısı Raja Şerif, anlaşmanın gelecek yıl sonuçlanmasını beklediklerini söyledi. 04/11/2009 |
||||
|
FBI İslamcı lideri vurdu |
|||||
Radikal İslamcı bir örgütün lideri olduğu belirtilen bir kişi, ABD'nin Detroit kenti yakınlarında Amerikan Federal Soruşturma Bürosu FBI tarafından vurularak öldürüldü. Dearborn kasabasında bir depoya saklanan 53 yaşındaki Lokman Emin Abdullah, teslim olmakta direnmesi sonrası FBI ile girdiği çatışmada hayatını kaybetti. Olayda yedi kişi gözaltına alınırken üç kişinin kaçmayı başardığı kaydedildi. Ancak olayla ilgili olarak hiç bir zanlıya terörizm suçlamasında bulunulmadı. Amerikan Federal Soruşturma Bürosu, Abdullah ve 10 yandaşının, çalıntı mal ve kaçak silah satmaya çalıştıkları iddiasıyla aranmakta olduklarını açıkladı. Sünni İslam devleti FBI, örgütün amacının ABD'de Sünni İslam devleti kurmak olduğunu söylüyor. Christopher Thomas adıyla da bilinen Abdullah'ın sıklıkla hükümet aleyhinde konuşmalar yaptığı, aynı zamanda yandaşlarını cihad'a davet ettiği belirtiliyor. FBI ajanı Gary Leone, Abdullah'ın çevresindeki kişilerin bir bölümünün cezaevindeyken Müslüman olan kişilerden oluştuğunu anlattı. Los Angeles Times gazetesine konuşan bir dinler tarihi profesörü, örgütün üyelerinin doğma büyüme Amerikalı olduklarını ve dışarıdan talimat almadıklarını söyledi. Örgütün daha önce H. Rap Brown olarak bilinen ve 2000 yılında işlediği bir cinayetten dolayı ömür boyu hapis cezasını çekmekte olan Cemil Abdullah el Emin'in liderliğinde ABD'de bir İslam devleti kurulmasını istediği söyleniyor. FBI ajanının aktardığına göre Siyah hareketinin öncülerinden olan El Emin, yetmişli yıllarda hapisteyken İslam dinine geçmiş ve örgütü kurdu. Leone ayrıca dava dilekçesi üzerinde yoğun çalışıldığını ve Abdullah'a yakın kaynaklardan yardım alındığını açıkladı. FBI'ın bu kaynaklar sayesinde Abdullah'ın 2008 yılında yaptığı bir konuşma kaydını ele geçirdiği ve kayıtta örgüt liderinin "şiddet olmadan devrim yapamazsınız" dediği belirtiliyor. 43 sayfalık dilekçede aşırılık yanlısı olduğunun altı çizilen Abdullah'ın 1993'te Dünya Ticaret Merkezi'nin bundan iki yıl sonra da Oklahoma federal binasının bombalanmasının ardında FBI'ın olduğuna inandığı bilgisine yer veriliyor. Öte yandan yetkililer, operasyon sırasında FBI'ın kullandığı bir köpeğin de yaralandığını bildirdi. 30/10/2009 |
|||||
| |||||
|
Danimarkalı karikatürcü yeniden saklanıyor |
Açe'de dar pantolon yasağı |
||||
|
Muhammed Peygamber'i sarığında bir bombayla çizen Danimarkalı karikatürcü Kurt Westergaard, bir suikast girişiminin ortaya çıkarılmasından sonra yeniden saklanmak zorunda kaldı.
Westergaard'ın gazetesinin kültür editörünü de kapsayan suikast girişimi yüzünden ABD'de iki kişi tutuklanmıştı. Pakistan'da askeri eğitim almakla suçlanan bu kişiler, Mickey Mouse Projesi kod adını verdikleri bir plan yaparak Müslümanları öfkelendiren 12 karikatürü basan Danimarka gazetesini hedef almakla suçlanıyor. 74 yaşındaki Westergaard, bu yılın başlarında saklanmaktan vazgeçmişti. Kurt Westergaard tartışmada başından beri geri adım atmadı ve Batı kültüründe önemli bir yer tutan ifade özgürlüğü konusunda ödün vermeyeceğini söyledi. Bunun bedelini Jyllands-Posten gazetesinin ısmarladığı karikatürleri çizen 11 meslektaşıyla birlikte özgürlüğünü kaybederek ödedi. Üç yıl boyunca halk içine pek çıkmayan Westergaard, polis ile istihbarat servisi tarafından gece gündüz korundu. Ancak bu yılın baharında bir mahkum gibi yaşamaktan bıktığını söyleyerek, adeta bir kaleye dönüştürülen evindeki korumaları uzaklaştırdı. 'Yaşlıyım, korkmuyorum'O dönemde tanıştığım Westergaard, ilerleyen yaşının korkuyu unutmasına yardım ettiğini ve Danimarka istihbarat örgütü PET'e güvendiğini söylemişti. Mickey Mouse Projesi'ni araştıran Amerikalı ajanlar, zanlılardan Davud Gilani'nin 2006'da ismini David Headley'ye çevirdikten sonra Jyllands-Posten binasını ziyaret ettiğini ve keşif yaptığını açıkladı. Bunun üzerine Westergaard gazetenin internet sayfasına yazdığı bir mektupla yeniden gizlenmek zorunda kalacağını duyurdu. Böylece Westergaard hala saklanmakta olan diğer meslektaşlarına katılırken, Danimarka Müslümanlar Konseyi bir mesaj yayınlayarak suikast komplosunu kınadı, terörün İslam'a, değerlerine ve temel ilkelerine aykırı olduğunu söyledi. Konseyin açıklamasında "Herhangi bir hedefe saldırmak, tüm bir topluma ve halka saldırmakla birdir. Bu nedenle de hazırlaıklarında son aşamaya gelmiş görünen bir terör saldırısının engellendiğine memnunuz." denildi. 28/10/2009 |
Endonezya'nın Batı Açe eyaletinde yönetim, kadınların dar pantolon giymesini yasaklamayı planladığını açıkladı.
Açe'de "Müslüman kıyafet bölgesi" duyurusu yapan bir levha. Plan hayata geçirilirse dar pantolon ya da kot giyen kadınlar sokakta durdurulacak ve pantolonlarını çıkarıp, bedava verilecek etekleri giymeleri istenecek. Eyalet yetkilileri kararın yalnızca Müslüman kadınları kapsayacağını söylüyor. Gelecek yıl yürürlüğe girmesi planlanan yeni düzenleme, kadınların şort giymesinin de yasaklanmasını öngörüyor. Açe dünyanın en kalabalık Müslüman nüfusuna sahip olan ülkesi Endonezya'da, kısmen de olsa şeriatın uygulandığı tek bölge. İmha edilecek Eyalet yöneticisi Ramli Mansur, Fransız Haber Ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, kurala uymayan kadınların pantolonlarının imha edilerek yerlerine ücretsiz eteklerin verileceğini söyledi.
Açe'deki bazı kadınlar ise karara tepkili. Eteklerin bisiklet kullanırken giyilmesinin rahat olmayacağını söyleyenler de var. Buna karşılık eyalet yöneticisi Mansur bol pantolonlara izin verileceğini, bu konuda herhangi bir yasağın olmadığını söylüyor. Ramli Mansur ''Kadınlara pantolon yasağı değildir bu. Yasaklanan dar pantolonlar ve kotlar... Ama eğer pantolon giyiyorlarsa o zaman bileklerinin de kapanmış, pantolonların da yine bol eteklerin altına giyilmiş olması gerekir.'' diye konuştu. Açe eyalet yönetimi geçen ay da yine tartışmalı bazı dini kuralları hayata geçirmişti. Söz konusu yasal düzenlemeler zina yapmaktan suçlu bulunanların recm edilmesini, yani taşlanarak öldürülmesini öngörüyor. Yasa ayrıca tecavüz, eşcinsellik, kumar ve alkol tüketimine de ağır cezalar getiriyor. 28/10/2009 |
||||
|
Wilders beş yıldır günde 24 saat polisce korunuyor |
İran'da Satanist operasyonu |
||||
|
Müslümanlara karşı nefret ve ayrımcılığı teşvik etmekle suçlanan aşırı sağcı Hollandalı siyasetçi Geert Wilders, İngiltere'ye gelişinin ifade özgürlüğü için bir zafer olduğunu söyledi.
Wilders beş yıldır günde 24 saat polisce korunuyor Geert Wilders, İngiltere'nin kendisine yönelik ülkeye giriş yasağı hakkında temyiz başvurusunda bulunmuş ve hafta başı başvurusu kabul edilmişti. Bugün Londra'ya gelen Wilders, gazetecilere yaptığı açıklamada, "toplumlarının İslamileşmesinin" kendisi için bir sorun olduğunu söyledi. Irkçı olduğu ya da radikal görüşleri savunduğu yönündeki suçlamaları reddeden Wilders, İngiltere'de Fitna adlı kısa filmini tanıtmak istiyor. Hollandalı siyasetçi, filmde Kuran'ı "faşist bir kitap" diye nitelendirmişti. Filmde İslam, Naziliğe benzetiliyor ve Kuran'daki "nefret dolu ifadelerin" yırtılıp atılması çağrısı yapılıyor. Fitne'nin yayınlanmasından sonra, Wilders hakkında Amsterdam'da Müslümanlara karşı nefret ve ayrımcılığı teşvik ettiği suçlamasıyla dava açıldı. Geert Wilders beş yıldır günde 24 saat polisce korunuyor Basın toplantısının yeri değiştiGeert Wilders bugün Avam Kamarası'nda bir basın toplantısı da düzenleyecekti. Ancak protestolar üzerine basın toplantısı başka bir yakındaki başka bir binaya alındı. Avam Kamarası dışında toplanan bazı göstericiler de, "Hollanda için Şeriat" ve "İslam Avrupa'yı fethedecek" yazılı pankartlar taşıdı. İngiltere hükümeti Şubat ayında, İslam'a yönelik görüşleri yüzünden Geert Wilders'in ülkeye girişine izin vermemişti. Zira Wilders'in İslam'a yönelik görüşlerinin kamu güvenliğini tehdit ettiğini açıklanmıştı. Wilders, o tarihte İngiltere'ye gelmiş ancak göçmen polisi tarafından sorgulanıp sınırdışı edilmesi sonrası İngiltere'den ayrılmıştı. 16/10/2009 |
Ülkede 12 kişi Satanizm propagandasından gözaltına alındı
25/10/2009 |
||||
|
Haremüşşerif'te gerilim |
|||||
|
Kudüs'te bir grup Yahudinin Haremüşşerif'e girme çabası çatışmalara neden oldu.
Polis, "Tapınak Enstitüsü" adlı bir Yahudi grubun pazar günü Haremüşşerif'e girmek üzere çağrıda bulunması nedeniyle cami çevresinde ve Doğu Kudüs olarak bilinen bölgede geniş güvenlik önlemleri almıştı. Güvenlik güçlerinin, Haremüşşerif çevresinde taş attıkları öne sürülenleri gözaltına aldığı bildiriliyor. Doğu Kudüs'te, Müslümanların ve Yahudilerin kutsal mekanlarına evsahipliği yapan bölgede zaman zaman gerginlikler yaşanıyor. Bazı haberlerde polisin Yahudi gruba eşlik etttiği bildirildi. Ancak polis yetkilileri, güvenlik güçlerinin camiye girmediğini söylüyor. Polis, Müslüman liderlerin Haremüşşerif'i kendi ifadeleriyle ''Yahudilerin işgalinden'' korumaları için Filistinlilere çağrıda bulunması ardından bölgede güvenlik önlemlerini arttırdı. Filistinliler arasında bir süredir aşırılık yanlısı Yahudilerin kutsal mekana zarar vermeye hazırlandıkları yönünde söylentiler yayılmaktaydı. Geçen ay El Aksa Camisi'ni ziyaret eden gayrimüslimlere taş atan yaklaşık 150 kişilik bir gruba göz yaşartıcı gazla müdahale ederek karşılık vermişti. Polis yabancıların turist olduklarını söylüyor. Filistinlilere göre bu kişiler aşırılık yanlısı Yahudiler. Pazar günü yaşanan olayda ise, polis göstericilerin kendilerine taş ve Molotof kokteyli fırlatmasından sonra mekana girdiğini belirtiyor. Filistin hükümetinin Kudüs konularıyla ilgili bakanı Hatim Abdülkadir de, ''kışkırtıcılık suçlamasıyla'' İsrail polisi tarafından tutuklandı. Yahudi bir grubun bugün Kudüs-Haremüşşerif'e yeniden girme teşebbüsü, Eski-Kent'te gerilimi yeniden artırırken, cami içinde şiddet olayları yaşandığı bildirildi. 25/10/2009 |
|||||
|
Mısır’da peçe yasağı tartışma başlattı |
||
El Ezher Üniversitesi, peçenin İslam dini ile ilgisinin olmadığını belirterek, öğretmenlerin ve kız öğrencilerin peçe takmasını yasakladı. Yalnızca İslamcı muhalefet değil, bazı insan hakları savunucuları da tepkili.
Mısır'daki El Ezher Üniversitesi, İslam dünyasının en saygın okullarından biri olarak bilinir. El Ezher'deki din adamlarının verdiği fetvalar, Müslüman ülkelerde büyük saygı görür ve birçokları için örnek teşkil eder. El Ezher Üniversitesi aldığı yeni bir kararla, tüm dünyada dikkatleri üzerine çekti. Üniversite rektörü Şeyh Muhammed Said Tantavi, El Ezher ve bağlı tüm eğitim kurumlarında kadın öğretmenler ve öğrencilerin “peçe” takmasının yasaklandığını açıkladı. El Ezher Yüksek Kurulu'na göre, İslam öncesi dönemden gelen bir gelenek olan peçenin, İslam diniyle bir ilgisi bulunmuyor. Mısır'ın en yüksek dini otoritesi El Ezher Şeyhi Muhammed Seyyid Tantavi'nin kararı, ülkede hararetli bir tartışmanın da başlamasına yol açtı. İslamcı muhalefet karara tepki gösterirken, bazı insan hakları temsilcileri de, yasağın “kadınların seçim hakkını” ihlal ettiği görüşünde. Mısır El Ezher Üniversitesi’nde İslam Hukuku profesörü olan Suad Salih, üniversitede getirilen peçe yasağının savunucuları arasında yer alıyor. Salih, şöyle konuşuyor: “Eğer peçenin kullanılmasıyla güvenlik sorunları ve sosyal problemler ortaya çıkıyorsa, o zaman üniversite yetkilileri ve güvenlik birimlerinin, El Ezher Üniversitesi’nde de olduğu gibi, peçeyi yasaklama hakkı vardır. Çünkü bunun İslam dini ile hiçbir ilgisi yok.“ Mısır'ın en yüksek dini otoritesi El Ezher Şeyhi Muhammed Seyyid Tantavi, yasak kararından birkaç gün önce üniversitede gördüğü peçeli bir öğrenciye, “peçe kullanımının İslam öncesi bir gelenek olduğunu, İslam dini ile bir ilgisi olmadığını” açıklamıştı. Üniversite rektörü Tantavi, kız öğrenciden peçeyi çıkarmasını istemişti. Nikab nedir? El Ezher Üniversitesi İslam Hukuku profesörü Suad Salih, öğrencilerin peçe takarak dış dünyadan izole olduklarını ve peçenin normal bir iletişimi engellediği görüşünde. Salih, bir kadının yüzünü tümüyle örtmesiyle kimliğinin de artık teşhis edilemez olduğunu, bunun bir güvenlik riski oluşturduğunu kaydediyor. Profesör, peçe konusundaki baskılardan da rahatsız: “Peçe takanlar, İslami kurallara göre giyindiğini düşünüyor. Daha da kötüsü ise yüzünü gösterenlerin günah işlediğini ve cezalandırılacakları yönünde propaganda yapılıyor. Müslüman kadınların çoğunluğunun bu şekilde ahlaka aykırı davrandıkları ve inançsız oldukları şeklinde damgalanmalarını tehlikeli buluyorum.” Mısır halkının büyük bir çoğunluğu Sünni Müslümanlardan oluşuyor. Kadınların çoğunluğu başörtüsü takıyor. Ancak nikab olarak da adlandırılan ve yüzü tamamen örten peçe, son dönemde giderek yaygınlık kazanmakta. Nikab, Suudi Arabistan merkezli olan ve katı İslami anlayışı savunan Selefilik'in geleneksel kıyafeti olarak biliniyor. İslamcı muhalefet tepkili El Ezher Üniversitesi yetkilileri, peçenin İslam dini ile ilgisi olmadığı yönünde açıklamalar yaparken, yasak kararı İslamcı muhalefetin tepkisini çekti. Bazı insan hakları savunucuları da getirilen yasağı, kadınların özgür kıyafet seçimi hakkının ihlali olarak değerlendiriyor. Mısır Bireysel Haklar Girişimi'nin yöneticisi Hüssam Bahgat, şunları söylüyor: “El Ezher, peçe kullanımının İslami yükümlülük olmadığı görüşünde olsa bile genel bir yasak çıkarmaya hakkı yok. El Ezher hukuken geçerli dini yorumlar yapabilecek bir din otoritesi değil.” Yargıya başvurdular Bu eleştirilere rağmen, El Ezher'in peçe yasağına Mısır Yüksek Eğitim Bakanlığı da destek verdi. Ülke çapında yalnızca kızların bulunduğu öğrenci yurtlarında peçe kullanımı yasaklandı. Mısır Bireysel Haklar Girişimi yöneticisi Hüssam Bahgat ise bu karara karşı yasal girişim başlattıklarını söyledi: “Burada, yürürlükteki yasaları ve Anayasa’yı ihlal eden ayrımcı bir tutum görüyoruz. Yüksek Eğitim Bakanlığı ile Kahire’deki üniversiteler ve ayrıca, El Ezher Üniversitesi, dinsel adalet ve hoşgörü değerlerinin geliştirilmesi, kadınların topluma tam katılım hakkının güçlendirilmesi için çalışmalıdır. Bu da aslında, kadınların dini inançlarına ilişkin özgür kıyafet seçme hakkını da içermektedir.“ 10.10.2009 |
|
Patrik'ten Ortodoks İmparatorluğu çağrısı |
||
Rusya Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill, siyasilere ve dini yetkililere çağrıda bulunarak Rusya-Belarus birlik devletine önem verilmesini istedi. Rusya Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill, siyasilere ve dini yetkililere çağrıda bulunarak Rusya-Belarus birlik devletine önem verilmesini istedi. On gün süren Ukrayna temaslarının ardından Belarus'a da bir ziyaret gerçekleştiren Kirill, Rusya merkezli siyasi yapının oluşması için çaba sarf ediyor. Başkent Minsk'te halka seslenen Kirill, Rusya-Belarus birlik devletinin önemine dikkat çekti. Patrik, "Bu birlik halkın rızasıyla kurulmuş ve kilisenin onayını almış bulunuyor. Eğer, biz bu birlik devletini kaybedersek bu durumda hem ekonomik hem de siyasi olarak kayba uğrarız. Sadece halk ve devlet olarak değil, aynı zamanda da ferd olarak da kaybederiz. Belarus ve Rusya dost ülkeler. Bu iki ülke arasındaki birliğin potansiyeli hissedilir bir gücü temsil ediyor. Birlik düşüncesi muazzam öneme sahip." dedi. Kirill, ayrıca diğer Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerinin egemenliğine saygı duyulması gerektiğini hatırlattı. "Bizim kardeşlerimiz arasında Ukrayna, Moldova ve başka ülkeler de var." ifadesini kullanan Kirill, Avrupa'nın bugün yaşadığı sorunlara yardımcı olunması gerektiğini belirtti. Belarus'ta dinler arası diyalog açısından sağlıklı bir ortamın olduğunu kaydeden Kirill, Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko ile de bir görüşme gerçekleştirdi. Belarus topraklarının çok eski bir Ortodoks coğrafyası olduğunu ve ülke vatandaşlarının ezici çoğunluğunun Ortodoks kökenli sayıldığını kaydeden Rus din adamı, "Buna rağmen ülkenizde dinler arasında çok güzel samimi ilişkiler var. Her inançtan insanlar özgürce ibadet etme ve kendi dini yükümlülüklerini yerine getirme hakkına sahip olmalı. Ama bunun yanında da bu şahıs başkalarıyla ilişkisini öyle kurmalı ki bulunduğu toplumda bölücülüğe değil dayanışmaya yol açsın." dedi. Daha sonra Kirill Belarus Devlet Üniversitesi'ne bağlı Teoloji Enstitüsü'nü ziyaret ederek öğrencilerle buluştu. Burada Rus patriğine fahri doktora da verildi. 26.09.2009 |