HAZER.TV

Ülkeler haber, genel bilgi ve resimleri

Aktüel Haber

Haberler

Cennet Gölgesi

HayAllah.net

Yaratan'ın İmzaları

Aktüel

Yaşam

Din

Sağlık

Rejim

Cinsel sağlık

Sinema

Sanat

Moda

Fashion

Resim Şov

Video

Resim İndir

Din Konulu haber ve araştırmalar-2

Esma'nın Mücadelesi

Doğa Olayları

Pompei

Ayasofya

 

Önceki sayfalar:

dini konular 1

Türk'le evlenen Rus gelin Müslüman oldu

 

Rus kızı Tatiana ile İnegöllü gencin sanal alemde başlayan aşkı evlilikle taçlandı. Eşi ile birlikte İnegöl Müftülüğü'ne giden genç kız Müslüman oldu.

İnegöllü Zeki Güneş ile Rusya'nın Saint Petesburg şehrinde ikamet eden Tatiana, iki yıl önce internette tanıştı. Tatiana, iki yılda dört kez Türkiye'ye gelerek Güneş ile görüşürken, arkadaşından ve Türk aile yapısından etkilenerek Müslüman olmaya karar verdi. 10 Nisan 2009 tarihinde kıyılan nikahla hayatını Zeki Güneş ile birleştiren Tatiana Güneş, bugün eşi ile birlikte İnegöl Müftülüğü'ne giderek Müslüman oldu. Müftü Vekili İsmail Yıldırım, Rus geline ihtida belgesi ile Kur'an-ı Kerim ve bir ilmihal verdi.

Müslüman olarak Elif ismini alan 31 yaşındaki Tatiana Güneş ile eşi Zeki Güneş'in dini nikahları da Müftü Vekili İsmail Yıldırım tarafından kıyıldı.

Donat Mobilya'da döşemeci ustası olarak çalışan Zeki Güneş, "İki yıl önce Antalya'da bir otelde resepsiyon görevlisi olarak çalıştığım sırada, bir arkadaşlık sitesinde Tatiana ile tanıştım. İki yıl boyunca Messenger'da kendisi ile İngilizce sohbet ettim. Daha sonra kendisini İnegöl'e çağırdım. Birbirimize aşık olup evlenmeye karar verdik. 10 Nisan 2009 tarihinde resmi nikahımızı yaptık. Yaklaşık 5 ay sonra Tatiana kendi arzusuyla Müslüman olmaya karar verdi. Bir Müslüman olarak bundan büyük mutluluk duydum" dedi.

Zeki ve Tatiana (Elif) Güneş'in düğünleri gelecek pazar günü yapılacak.

7 Ağustos 2009 Cuma,

Obama'nın rahibi: Essalamu Aleykum

 

Rick Warren

Washington'da on binlerce Müslümanın katıldığı etkinliğe katılan Obama'nın Evanjelik rahibi Rick Warren, ''Essalamu Aleykum'' diye başladığı konuşması sonunda ayakta alkışlandı.

ABD'nin başkenti Washington DC, Kuzey Amerika İslam Toplumunun (ISNA) 46'ncı yıllık toplantısında on binlerce Müslümanı ağırladı. Pazar akşamı sona eren etkinliklere Barack Obama'nın yakın çevresi büyük ilgi gösterdi.

Obama'nın yemin törenini de yöneten Evanjelik vaiz Rick Warren, 10 binin üzerinde Müslümanın ayakta alkışladığı konuşmasıyla günün en dikkat çeken konuşmacısı oldu.

"Essalamu Aleykum" diyerek başladığı konuşmasında Müslüman ve Hıristiyanların dünya nüfusunun yarısını oluşturduğuna dikkat çeken Rick Warren, "Dünyanın bu iki büyük inancına mensup olanlar küresel sorunlara ve birbirleri hakkındaki önyargılara karşı beraber çalışmak zorunda" dedi.

Dünyanın başında beş devasa bela bulunduğunu söyleyen Warren, "Çatışma ve savaşlar, dini kurumlardan politik ve akademik kurumlara kadar her yere bulaşmış yolsuzluklar, fakirlik, salgın hastalıklar ve cehalet" olarak ayırdığı bu en büyük beş küresel sorunun ancak Müslüman ve Hıristiyanların işbirliğiyle aşılabileceğini söyledi.

Warren, camiyi, kiliseyi ve sinagogu göz ardı eden seküler bakışın hiçbir sorunu çözmekte başarılı olamayacağını savundu. "Tanrı çoğulculuğu seviyor. Aynı meyvanın bile 100 çeşidini yaratıyor" diye konuşan Warren, farklı inançlardan olmanın ve her konuda aynı inanmıyor olmanın beraber çalışmaya engel olmaması gerektiğini dile getirdi. Müslümanlarla ilgili genellemeci önyargılar bulunduğunu ifade eden Warren, Evanjelikler hakkında da genellemeci önyargılar olduğunu belirterek, bu tür genellemelere karşı hep birlikte mücadele etme çağrısı yaptı. Obama'nın başörtülü danışman olarak dikkatleri çeken Dalya Mücahid de Washington Kongre Merkezinin ana salonunu dolduran 10 bini aşkın Müslümana hitap etti.

"Gelmiş geçmiş en mutlu insan Hz Muhammed"

Kongrenin ikinci gününün diğer dikkat çeken oturumunda ise ISNA'nın kadın başkanı Dr Ingrid Mattson, Hamza Yusuf, Yusuf İslam ve İmam Zeyd Şakir ile "hayat, özgürlük ve mutluluğu arama hakkı" konusunda bir sohbet gerçekleştirdi.
"Hayat, sevgidir" diye konuşan efsanevi müzisyen Yusuf Islam'ın, geçtiğimiz günlerde piyasaya çıkan albümünden Roadsinger adlı şarkının video klibi gösterildi.

Hamza Yusuf ise, mutluluk arayışının İslamda doğruca tarşf edildiğini ifade ederek, "Bu anlamda gelmiş geçmiş en mutlu insan Hz Muhammed'tir" dedi.

Camisinin bulunduğu bölgede uyuşturucuya karşı verdiği mücadele ile başta New York polisi olmak üzere tüm Amerikalıların takdirini kazanan Brooklynli İmam Sirac Vehhac da, Amerikalı Müslümanları özgüven sahibi ve başı dik olmaya çağırarak, "Burası sizin ülkeniz. Müslümanlar hata yapıyorsa eleştirmekten korkmayın. Amerikan hükümeti hata yapıyorsa eleştirmekten korkmayın" diye seslendi.

Rick Warren, obama

 

Türk Amerikan toplumunun sorunları da masaya yatırıldı

46 yıldır gerçekleştirilen ISNA toplantılarında Türk Amerikan toplumunun karşılaştığı sosyal ve dini sorunlar da ayrı bir sempozyumla ele alınıyor. Sempozyumun cumartesi günü gerçekleşen ilk iki oturumunun açılış konuşmasını Merve Kavakçı yaptı.

Bugünü Amerikan Türk toplumu için tarihi bir gün olarak gördüğünü belirten Kavakçı, bu katılımın artarak büyüyeceğine olan inancını dile getirdi. Murat Köse ve Mehmet Demiroğlu'nun yönettikleri ISNA Türk sempozyumunda, Gazi Erdem, Mehmet Aktaş, Özcan Güngör, Kadir Gündüz, Cahit Kara, Yavuz Sılay, Halil Demir, Kemal Bozkurt ve Cemal Demir konuşmacı olarak yer aldılar.

Sempozyumda, Amerika'da doğup büyüyen çocukların kültürel sorunları ve eğitimi ile kimlik, asimilasyon ve entegrasyon konuları masaya yatırıldı. ISNA toplantıları kapsamında Pazar günü de, iki ayrı Türk oturumu daha gerçekleştirildi.

06/07/2009

ABD'nin türban jesti ne anlama geliyor?

 

 

Amerika Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Dini Özgürlükler Temsilcisi John Hanford', Biz dünyanın çeşitli ülkelerinde Müslümanların haklarını savunduk.

 Bunlara Burma, Hindistan, Pakistan, Azerbaycan, Çin, Fransa, Türkiye, Türkmenistan, Suudi Arabistan, İran ve Özbekistan dahil. Yönetimlerin ibadeti kısıtlayabildiği çeşitli yöntemleri protesto ettik. Fransa’da ve Türkiye’de, kadınların türban takmayı seçme hakkını savunduk"

Şeklindeki açıklaması "Sürpriz destek" başlıklarıyla yer aldı. 

BU DESTEK NEDEN ŞİMDİ?

Türkiye'de aylardan beri tartışılan konu aslında cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kendisi ve adayı değil. Aday olan kişinin eşinin türbanlı olup olmadığı ile ilgili. Tartışma ve karşı çıkış, 'Türbanın' kamusal alana girip girmeyeceğinde düğümleniyor. Başbakan Erdoğan'ın Köşk'e aday olabileceği sinyalini vermesinin ardından ABD'den gelen bu destek oldukça önem kazandı.

Bu destekle ABD Köşk'e eşi türbanlı bir adayın çıkmasında bir sorun görmediğini aksine desteklediğini Temsilci Hanford aracılığı ile iletmiş oldu.

İŞTE AJANSLARA DÜŞEN O HABER!

Amerika Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Dini Özgürlükler Temsilcisi John Hanford açıklamasına  ABD’nin, bütün inançlara mensup insanların dini özgürlüklerine ilişkin uluslararası çerçevede tanınmış haklarının korunması ilkesine bağlı olduğunu belirterek devam etti.

John Hanford, "Dünyanın değişik bölgelerindeki ülkelerle ilişkilerimizde, herhangi bir hükümetin benimsediği İslami gelenek veya yorumdan bağımsız olarak, bütün İslami geleneklere mensup Müslümanların dini özgürlüğünün korunması için çok çalışıyoruz. Barışçı ibadetin, tacize, kısıtlamalara veya kovuşturmaya uğraması kabul edilemez ve sonuçta bunlar, aşırılığın ve şiddetin artmasına yarar" diye konuştu.

Hanford, İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi’nin durumunda ilerleme görülüp görülmediğinin sorulması üzerine de "Bu konuda çalışmayı sürdürüyoruz ve bazı ilerlemeler sağlanacağından umutluyum. Son günlerde bazı ilerlemeler olduğu haberleri geldi" dedi.

Hanford, Fener Rum Patriği Bartholomeos’un 28 Kasımda Papa 16. Benediktus ile yapacağı görüşmeye ilişkin ABD’nin görüşünün sorulması üzerine de başarı dilediklerini söyledi.

Hanford, dünyada dini özgürlüklerin aşırı ölçüde ihlal edildiği ülkeler olarak Burma, Çin, Kuzey Kore, Eritre, İran, Suudi Arabistan, Sudan ve Özbekistan’ı saydı.

Habertürk-15/11/06

Haham Müslüman oldu

 

Türkiye Yahudilerinin tarihinde ilk defa bir din adamı ailesiyle birlikte müslüman oldu. Aaron Kohen, ekim ayı başında eşi Flori Kohen ve kızı Meira ile birlikte Beyoğlu Müftüsü Recai Albayrak'ın huzurunda kelime-i şahadet getirerek Müslümanlığı seçti. Aynı zamanda müzisyen olan ve "Maftirim"in ardından geçtiğimiz hafta "Allah'a Övgüler / İbrani Aryaları" adlı albümü de yayımlanan Kohen, dul bir kadınla evlendiği için Yahudi şeriatına göre cemaatten dışlanmıştı.

TÜRK Yahudilerinin tarihinde ilk kez Yahudi bir din adamı, eşi ve çocuğuyla birlikte müslüman oldu. 36 yıl boyunca muhtelif sinagoglarda ve son olarak Neva Şalom'da hazanlık (müezzin) yapan Aaron Kohen, Ekim ayı başında Beyoğlu Müftülüğü'ne başvurdu. Kohen Ailesi, Beyoğlu Müftüsü Recai Albayrak'in huzurunda kelime-i şahadet getirerek İslam'a geçti.

Çocukluğundan beri sinagoglardan sonra ailesiyle birlikte cami ve kiliseleri de gezip dua ettiğini söyleyen Aaron Kohen, "Benim üç dine de saygım var. İslam, üç dini de kapsayan mütekamil bir din. Kur'an-ı Kerim'de üç dinin de temel özellikleri mevcut. Ben Tanır'nın huzuruna dini bütün bir mümin olarak çıkmak istediğim için İslam'ı seçtim. Hz. Muhammed'e de çok büyük sevgim ve saygım var" dedi. Türkiye Yahudi cemaatinin müslüman olmasına çok şaşırdığını da ifade eden Aaron Kohen, "Müslüman olduğumu duyanların bir kısmı çok sert tepki gösterdi, bir kısmı kampanyalar başlattı. Öfkelenenler de hiç az değildi. Ama benim için önemli olan insanın iç huzuru. Artık insanların tepkilerine pek fazla aldırmıyorum" diye konuştu.

Türkiye Yahudi cemaatinin kendisini çok yalnız bıraktığını da belirten Aaron Kohen, şunları söyledi: "Ben cemaatten çok zulüm gördüm. Aç kaldım, parklarda yattım. Sadece istemedikleri bir kadınla, eşim Flori ile evlendim diye yaptılar bunu. Ben parkta yatarken Hahambaşılık ve cemaat sadece seyretti. 36 yıllık hizmetimi bir köşeye atıp 'bardak kırıldı' dediler." Beyoğlu Müftüsü Recai Albayrak ise Aaron Kohen, Flori Kohen ve kızları Meira Kohen'in müslümanlığı seçmesinden son derece mutlu olduğunu belirterek, "Kendisine tepkilerden çekinip çekinmediğini sorduğumda, 'Hayır hiçbir şeyden çekinmiyorum' diye konuştu. Musiki ile ilgilendiği için mistik yönü çok güçlü bir insan" dedi. KOHEN SOYADININ GİZEMİ Aaron Kohen, bir Fransız lisesinde öğretmenlik yapan Flori ile tanışıp áşık olduğu zaman Yahudi şeriatının katı kuralları ile karşılaştı. Flori duldu ve öyle altı dil bilmesi, entelektüel donanımının sağlam olması hiç de önemli değildi. Yahudi şeriatına göre, soyadı Kohen olan bir din adamı, dul bir kadınla evlenemezdi. Ama onlar her şeyi göze alarak evlendiler ve cemaatin büyük bir bölümü tarafından dışlanmalarına, çok güç günler geçirmelerine rağmen mutlu bir yuva kurdular.

Küçük yaşlardan itibaren sesinin güzelliğiyle herkesin ilgisini çeken, Yahudi din müziği kadar Türk müziğini de gayet iyi bilen Aaron Kohen, 2002'de kalan Müzik'ten çıkan "Maftirim" albümüyle adını duyurdu. Maftirim, Edirne'deki Yahudi sinagoglarında hahamlarla Mevlevi dervişlerinin ortaklaşa ürettikleri bir müzikti. Aaron Kohen'in ikinci albümü, "Allah'a Övgüler, İbrani Aryaları" da geçtiğimiz hafta yine Kalan Müzik tarafından yayımlandı.

Almanya'dan Alanya'ya İslamiyet Köprüsü

Alman imamlar Alanya'da

 

İlçemize gelen Alman ve Yunan vatandaşı imamlar,önümüzdeki günlerde düzenleyecekleri organizasyon kapsamında ilçemizde yaşayan Almanları İslamiyete davet edecek

SEBİLAY Derneği'nin davetlisi olarak Alanya'ya gelen 2 Alman ve 1 Yunan asılı imam, İslamiyeti seçmelerinin hikayesini anlattı. Almanya'da yaşayan imamlar nasıl müslüman olduklarını SEBİLAY Derneği üyelerine aktardı.

Almanya'da imam olarak görev yapan Yunan vatandaşı Efstathios Tsiounis İslamiyeti seçtikten sonra Ebu Alia ismini alırken, Alman vatandaşı Suen Lau, Ebu Adem ismini, yine Alman vatandaşı Tobias Jölling Nuruddin ismini aldı. Almanya'da İslamiyetin büyük bir hızla yayıldığını ifade eden imamlar, Almanya'da İslamiyeti seçen Alman atandaşlarının sayısının 200 bine ulaştığını söylediler, İmamlar, son iki yılda Almanya^da kurdukları 'Cennete Davet' isimli dernekleri aracılığla son iki yılda 35 bin Alman'ın Müslüman olmasına vesille olduklarını ifde ettiler.

Almanya'da İslamiyete gösterilen yoğun ilginin sebeplerini açıklayan imamlar, "İslamiyetin insanlığa verdiği değer, diğer dinlerden daha fazla, bu yüzden Alman vatandaşları Kiliselerden istifa ederek, Müslümalığa hızla geçiyor. Şuan Almanya'da en güçlü din İslam olarak yayılıyor" dediler.

YERLEŞİK YABANCILAR İSLAMİYETE DAVET EDİLECEK

İlçemize gelen Alman ve Yunan vatandaşı imamlar, 3 ay sonra tekrar Alanya'ya gelerek, geniş kapsamlı bir konferans düzenleneceğini ve bu konferansa davet edilecek Alanya'da yaşayan Alman vatandaşlarının İslam dinine davet edileceğini sözlerine eklediler.

Alanyaajans-Hamdi Acet (10 Mart 2009)

İmamlara papaz ve rahipler destek verdi

ABD'de havaalanında namaz kıldıkları için uçaktan indirilen imamlara papaz ve rahiplerden destek geldi.

ABD'de geçen hafta havaalanında namaz kılan imamların uçaktan indirilmesini protesto için bugün imam, papaz ve rahiplerden oluşan bir grup, Washington'daki Ulusal Ronald Reagan havaalanında ibadet etti.

Dini liderler, geçen hafta 6 imamı uçaktan indiren Amerikan Havayollarının özür dilemesini ve   "bu ırkçılığa son verilmesini" talep ettiler.

Geçen haftaki olayı yaşayanlardan imam Ömer Şahin, bazı imamlarla birlikte bugün Amerikan Havayollarına ait bilet satış masasının yakınında namaz kıldı.

Müslüman din adamlarına Yahudi ve Hıristiyan din adamları da dua ederek destek verdi.

ABD'nin Uluslararası Minneapolis-St. Paul havaalanında namaz kılan imamlar, daha sonra bindikleri uçaktan, "havaalanında namaz kılmalarına tanık olan bir yolcunun şikayeti üzerine" indirilmiş, kelepçelenerek sorgulandıktan sonra serbest bırakılmışlardı.

WASHINGTON A.A-27/11/06-Habertürk

Camilerde 'Mahya' Krizi

İstanbul'un Kurtuluşunun 86. Yıldönümü Kutlamaları Çerçevesinde Tarihi Camilere Asılan ve

Bugüne Kadar Pek Görülmeyen Mahyalar Dikkat Çekti. 

camide minare mahyasıcamide minare mahyası

İstanbul'un kurtuluşunun 86. yıldönümü kutlamaları çerçevesinde tarihi camilere asılan ve bugüne kadar pek görülmeyen mahyalar dikkat çekti. Bazı vatandaşlar mahyalarda yer alan ifadelerin sakıncalı olmadığını, bazıları ise demokratik açılım tartışmalarını yaşandığı bir zamanda buna benzer eylemlerin ayrımcılığı körükleyeceğini ifade etti.

Süleymaniye Camii'ne asılan 'Ne Mutlu Türküm Diyene', Eyüp Sultan Camii'ne asılan 'Önce Vatan', Sultanahmet Camii'ne asılan 'Ordumuza Şükran Borçluyuz', Yeni Cami'ye asılan 'Milli Birlik Esastır' yazılı ibareler, dün geceye kadar ışıklandırıldı. İddiaya göre, gelen tepkiler üzerine gece mahyaların ışığı söndürüldü.

Süleymaniye Camii çevresindeki esnaflar, ilk defa Ramazan ve kutsal geceler dışında ışıklandırılmış mahya gördüklerini ve bugüne kadar da "Ne Mutlu Türküm Diyene" ifadesinin yer aldığı bir mahyaya rastlamadıklarını belirtti. Bazı vatandaşlar mahyalarda yer alan ifadelerin sakıncalı olmadığını, bazıları ise demokratik açılım tartışmalarını yaşandığı bir zamanda buna benzer eylemlerin ayrımcılığı körükleyeceğini ifade etti.

(CİHAN)  07.10.2009 

Fransızlar türbanlı liseliyi okuldan attı

 

 

Paris'de, türbanını çıkarmayı reddeden 16 yaşındaki liseli bir Sih'e okulunda ihraç cezası verildi.

United Sikhs adlı kuruluştan yapılan açıklamada, lisenin, Jasmeet Singh ile ilgili Eylül ayından bu yana yapılan görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu kararı aldığı, karara itiraz edildiği belirtildi.

Kuruluş, Mart 2004'te kabul edilen laiklik yasasından bu yana, bölgede okuyan türbanlı beş Sih öğrencinin okuldan atıldığını kaydetti.

Laiklik yasası, devlet okullarında dini simgelerin taşınmasını yasaklıyor.

Habertürk-22/11/06

McKennitt, Fetullah Gülen'in yemeğine katılmış!

 

BURSA'ya konser vermek için gelen Kanadalı sanatçı Loreena McKennitt, Fetullah Gülen'in daveti üzerine Kanada'da düzenlenen yemeğe davet edildiğini belirterek, "Fetullah Gülen'in yemeğine katıldım. Değişik fikirleri dinlemeyi severim" dedi.

Bu yıl 48'incisi düzenlenen 'Bursa Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali' kapsamında bu akşam konser vermek üzere kente gelen Loreena McKennitt, Almira Otel'de basın toplantısı yaparak gazetecilerin sorularını yanıtladı, Bir gazetecinin, "Fetullah Gülen'in sempatizanı olduğunuza dair basında haberler yer aldı. Bu konuyla ilgili görüşleriniz nedir?" sorusu üzerine McKennitt, "Fetullah Gülen'in yemeğine davet edildim ve yemeğine gittim. Genellikle değişik grupları, kişilikleri, fikirleri dinlemeyi severim" karşılığını verdi. 'Medeniyetler Dayanışması, Barışçıl Birliktelik' adıyla Toronto gemisinde düzenlenen aynı yemekte 'Çok derin ve temiz ruhlu bu Türkler beni çok etkiledi' dediğinin hatırlatılması üzerine Loreena McKennitt, "Türkiye ve Türkler hakkında çok güzel fikirlerim var. O gün ne söylediysem doğrudur" dedi.

Kendi müziği dışında dünyadaki tüm müzikleri takip etmeye çalıştığını söyleyen Loreena McKennitt, Türkiye'den çok sayıda müzisyeni dinlediğini ancak, en fazla Mercan Dede'nin müziklerini dinlediğini anlattı. İstanbul'da düzenlediği konser ardından Mercan Dede ile görüştüklerini, sohbet ettiklerini anlatan McKennitt, Türkiye'de en fazla Kapadokya'da konser vermek istediğini söyledi.

Tarihi mekanlarda konser vermenin kendisini çok mutlu ettiğini vurgulayan McKennitt, şöyle dedi:

"Tarihi ve özel yerlerde konser vermek istiyorum. Bunlardan biri Kapadokya. Kapadokya'yı çoğu insan bilmiyor. İstanbul'da dün verdiğim konsere İsrail, Azerbaycan'dan ve çok sayıda ülkeden müziksever geldi. Bir ülkenin tarihi ama çok fazla tanınmamış yerlerinde konser vermek, o ülkenin tanıtımına da çok önemli katkılar sağlar."

İrlanda ve İskoçya Müziği'nin kültürlerini barındıran 'kelt' tarzındaki müziği ile dünyanın pek çok ülkesinde konser veren ve çok sayıda ödül alan Loreena McKennitt, bu akşam saat 21.00'de Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu'nda müzikseverlerle buluşacak.

Milliyet-14/06/2009

Gülen'den misyoner okuluna 2,2 milyon dolar bağış

 

Fethullah Gülen, misyoner okuluna 2.2 milyon dolarlık bağış yaptı.

GÜLEN CEMAATİNDEN HARTFORD SEMINARY PAPAZ OKULUNA $2 MİLYON DOLARLIK BAĞIŞ

Hartford Seminary’e (Papaz-Misyoner Okulu) müslüman bir cemaatten Modern İslam üzerine araştırma yapılması için $2 milyon dolarlık bir para bağışı yapıldı.

Hartford Seminary halkla ilişkiler müdürü David S. Barrett yaptığı açıklamada,  “Hartford Seminary tarihinde ilk defa müslüman bir cemaatten bu kadar büyük bir bağış” aldıklarını söyledi.  Alınan en büyük bağış ise 1997’de  $6 milyon dolardı.

Perşembe günü Papaz Okulu (Seminary) tarafından basına yapılan açıklamada bu bağış; Fethullah Gülen cemaati adına Ali Bayram tarafından  yapıldı. Ali Bayram “Bu para İslamın yanlış anlaşılmasını önlemek amacı ile Modern İslam Kürsü’sü kurulması için verildiğini” söyledi.

$2 Milyon Dolarlık bağış; İslami kurallara göre toplanan paralardan elde edildiğini yani kumar, alkollü içki  ve sigara satışından elde edilmediğine dikkat çekildi.

Yeni kurulacak Modern Islam Kürsü’sü: McDonald Merkezinde faaliyet gösteren Hartford Seminary Papaz Okulunun İslam ve Hiristiyan-Müslüman İlişkileri Bölümü altında araştırma yapacaktır.

Seminary Papaz Okulu uzun yıllardan beri Gülen cemaati ile çalışmaktadır. Bu cemaat İslam adına şiddeti red etmekte ve bu cemaatin çok sayıda öğrencileri ve din adamları buradaki Papaz Okuluna gelip araştırma yapmaktadırlar. Gülen’nin takipçileri İslam’dan taviz vermeksizin modernizmi, diyaloğu, hoşgörüyü ve demokrasiyi savunmaktadırlar.

Hartford Seminary Papaz Okulu başkanı Heidi Hadsell’de “alınan $2 milyon dolarlık bağış;  Modern İslam üzerine araştırma, eğitim yapmak ve elde edilen sonuçları günümüz dünyasına ilan etmektir” dedi.

İNGİLİZCE ORJİNALİ

Seminary To Get $2 Million For Islamic Studies Position

Faculty Chair Funding To Promote Understanding Of The Contemporary Faith

Hartford Seminary will receive a gift of $2 million from a Muslim community in Turkey to advance the study of contemporary Islam.

This is the largest gift from the Muslim community in the history of Hartford Seminary, said David S. Barrett, director of public and institutional affairs at the seminary. The largest gift ever received by the seminary was $6 million in 1997, he said.

The donation, announced by the seminary Thursday, will be used to fund a faculty chair bearing the title of professor of contemporary Islamic studies. The donor, Ali Bayram, a Turkish scholar and representative of the Muslim community made up of followers of Turkish theologian and religious leader Fethullah Gülen, said he hopes the chair will help in the understanding of contemporary Islam.

"For many unfortunate reasons, Islam has been greatly misunderstood," Bayram stated in a release issued by the seminary. "Neutral scholarly knowledge on Islam is missing from the discussion and not highlighted."

A key aspect of the gift is that, in accordance with Islamic principles, it may not be invested in companies or funds that are based on the sale or promotion of alcohol, gambling or tobacco.

Hartford Seminary houses the Macdonald Center for the Study of Islam and Christian-Muslim relations. The chair will be housed in the Macdonald Center to enhance its program.

The seminary has worked with the Gülen community for many years. The community, which condemns violence in the name of Islam, has several students studying at the seminary, and has had scholars come to the seminary for sabbatical work. Its followers favor modernism, tolerance, dialogue and democracy without sacrificing religious precepts.

"The study of Islam is especially important in these difficult times, and this gift will allow us to offer precedent-setting research and teaching on contemporary Islam as it is lived out in the world today," said Hartford Seminary President Heidi Hadsell in the release.

Habertürk-13/11/06

©2006

   

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya