HAZER.TV

Ülkeler haber, genel bilgi ve resimleri

Aktüel Haber

Haberler

Cennet Gölgesi

HayAllah.net

Yaratan'ın İmzaları

Aktüel

Yaşam

Din

Sağlık

Rejim

Cinsel sağlık

Sinema

Sanat

Moda

Fashion

Resim Şov

Video

Resim İndir

Din Konulu haber ve araştırmalar-1

Esma'nın Mücadelesi

Doğa Olayları

Pompei

Ayasofya

 

Önceki sayfalar:

Türban ilk kez saraya girdi

malezya kralicesi nur

 

Modern Malezya tarihinde ilk kez türbanlı bir Kraliçe Sarayı’a girdi.
Muhalefet yeni Kraliçe’nin türbanlı olmasına karşı çıktı

Malezya’da, 1957 yılında bağımsızlığın ilan edilmesinden bu yana en genç kral tahta oturdu. 45 yaşındaki Kral Mizan Zeynel Abidin dün başkent Kuala Lumpur’da düzenlenen törende önce altın kaplı bir Kuran ve hançeri öptü. Daha sonra yemin ederek göreve başladı. Muhafazakar tutumuyla tanınan yeni Kral, “Malezya’yı hukuka bağlı ve adil şekilde yöneteceğim, İslam dinini her zaman üstün tutacağım. Yolsuzluk ve adaletsizlikle mücadele edeceğim” dedi. Kral Mizan’ın 4 çocuk annesi eşi Nur Zahire ise modern Malezya tarihinin ilk türbanlı kraliçesi oldu. Törende altın işlemeli bir kıyafet giyen 33 yaşındaki Kraliçe’nin türbanlı olması, muhafazakar İslam’ın yükselişinin güçlü bir sinyali olarak değerlendirildi. Muhalefetteki Halkın Adaleti ve Liberal Demokrat Hareket (LDP) partileri, türbanlı Kraliçe’yi protesto ederek yemin törenine katılmadı. LDP yetkileri “Türbanlı Kraliçe toplumun tüm kesimlerini temsil etmiyor. Kral ve Kraliçe, tavırlarıyla Müslüman olmayanların ikinci sınıf vatandaş olarak görülmesini adeta onaylıyor. Toplum bölünüyor” uyarısını yaptı.

İki eyalette şeriat var

26 milyonluk nüfusunun yüzde 62’si Müslüman olan ülkede, muhafazakar İslam güçleniyor. Malezya gazetesi New Strait Times’e göre, başörtüsü takan Müslüman kadınların oranı 1980’lerin sonundan bu yana yüzde 25’ten yüzde 60 çıktı... Polis otel ve gece kulüplerine baskın düzenliyor. Alkol ruhsatları iptal ediliyor. 13 eyaletten ikisinde şeriat yasaları gayrıresmi olarak uygulanıyor. Hırsızlık yapanların elleri kesiliyor. Zina yapanlara 40 kırbaç cezası veriliyor.

Malezya'da türbanlı kraliçe ilk kez protokolde

Türkiye'de son günlerde eşi türbanlı bir cumhurbaşkanının Çankaya Köşkü'ne çıkması tartışılırken, Malezya'da da ilk kez türbanlı kraliçe protokolde yerini aldı. Bağımsızlığının 50'inci yılını görkemli bir şekilde kutlayan ülkede, etnik yapıyı oluşturan Çinliler ve Hintliler de törenlere katıldı. Yaklaşık 100 bin kişinin toplandığı Merdeka Meydanı'nda ise gözler, ilk kez kutlamalara katılan türbanlı Kraliçe Nur Zahire'deydi. Nisanda Mizan Zeynel Abidin'in krallık koltuğuna oturmasının ardından Zahire, ülkenin ilk türbanlı kraliçesi olmuştu. Hint ve Çinliler, ülkenin en üst kademesine bir türbanlının oturmasını kaygı verici bulduklarını açıklamıştı. Muhalefet ise, Türkiye'deki manzarayı andıran bir tavırla kararı protesto ederek yemin törenine katılmamıştı.

Malezya Genel Bilgileri

Kuran'dan ayetler içeren oyun toplatılıyor

 

Sony, sabırsızlıkla beklenen bir bilgisayar oyununun piyasaya çıkış tarihini Müslümanları rencide edebileceği düşüncesiyle erteledi. (Oyunun yeni paketinin 31 Ekim'de Avrupa'da piyasaya çıkacağı açıklanmıştı.)

Karar, LittleBigPlanet isimli PlayStation-3 oyununun fon müziğinde Kuran'dan iki ayetin bulunduğunun anlaşılması üzerine alındı.
Bunun Müslümanlara hakaret olarak algınabileceği endişesiyle bu kararı alan Sony firması, oyunun daha önceden piyasaya sürülmüş versiyonlarının da toplatılacağını açıkladı.

Sony, özür diledi ve oyunun yeni versiyonun gelecek ay piyasaya sürüleceğini belirtti.

LittleBigPlanet'ın Playstation-3 konsollarında çok tutan bir oyun olması bekleniyor.

Oyunda arka planda yer alan bir şarkıda Kuran'dan ayetlerin yer aldığı bilgisi, internet üzerindeki bir oyun forumuna görüşlerini yazan bir kişi tarafından aktarıldı.

Söz konusu kişi, foruma yazısında, Kuran'dan ayetlerin müzikle örülmesinin Müslümanları rencide edebileceğini belirtti.
Sony, 18 ay önce de Manchester Katedrali'nde şiddet dolu sahnelere yer veren bir bilgisayar oyunu nedeniyle İngiliz Anglikan Kilisesi'nden özür dilemişti. Ancak oyun toplatılmamıştı.

LittleBigPlanet, oyun yapmakla ilgili bir oyun olarak tanımlanıyor.

Oyunda, oyuncuların kendi oyun alanlarını yaratması ve daha sonra PlayStation ağı üzerinden bunu diğer oyuncularla değiş tokuş etmesi mümkün oluyor.

LittleBigPlanet'ta görülen kıyafetten, karakterlere kadar her şey oyuncular tarafından da yaratılabiliyor.

20/10/2008 BBC Turkish

Mali-Timbuktu'nun İslami hazineleri

Batı Afrika ülkelerinden Mali'nin yüzlerce yıllık kenti Timbuktu, İslam kültürünün önemli antik ticaret kavşaklarından. Nijer Nehri'nde tuz ticareti yapan gemiler.

Kentte şahıslar ve kütüphanelerin elinde bu dönemden kalma 300 bin kadar el yazması bulunduğu tahmin ediliyor.

Ben de Orta Çağ'dan kalma bu eşsiz eserlerin korumaya alınması için başlatılan bir projeyi incelemek üzere kente gittim. Timbuktu'ya uçakla gidilebiliyor. Ancak dünyanın en zor ulaşılan yerlerinden biri olarak ünlendiğinden, 19. yüzyılda kentle ilgili efsanelere kapılan pek çok kaşif buraya ulaşmaya çalışırken öldüğünden, ben de uçakla gitmenin hata olacağına karar verdim. Velhasıl, başkent Bamako'dan iki günlük bir karayolu yolculuğuna çıktım. Yolun büyük bölümü delik deşik bir toprak patikadan ibaretti.

Bunca kitabın Sahra Çölü'nü aşarak bu küçük çöl kentine ulaşana dek neler geçirip, ne tesadüflere uğradığını düşünmek bile beni büyülüyor.


El yazmalarının çoğu evlerde, aile yadigarı olarak büyük titizlikle saklanıyor.

Kuzeye doğru giderken sadece tek bir kasabanın yanından geçtim. Onun dışında manzara akasya ağaçları, kayalar ve kumun çeşitli oranlarda karışımından ibaretti.

Ama tam dünyanın sonuna ulaştığınızı düşündüğünüz, bu rüzgarlı kıraç ovalarda canlı hiç bir şey bulunmayacağına inanmaya başladığınız bir noktada birden dallarında uzun zarif kuyruklu, harikulade mavi kuşlar olan ağaçlar karşınıza çıkıveriyor.

İkinci gün şafak sökerken, çalılıklar Nijer Nehri'nin muazzam deltasına açıldı. Mali denize kıyısı olmayan bir ülke. Ancak bunun deniz olmadığına inanmak zor. Üzerine serpiştirilmiş bir kaç tahta kano olan ışıl ışıl bir su kütlesi ufka dek uzanıyor.

El yazmalarının çoğu evlerde, aile yadigarı olarak büyük titizlikle saklanıyor.

Nihayet Timbuktu'ya vardığınızda ise 21. yüzyılda yaşadığımıza şüphe kalmıyor.

Reklam levhaları, sokak lambaları ve cep telefonu verici kuleleri kentteki en büyük caminin yanı başında yükseliyor.

Bu camii 14. yüzyılda Mali'nin büyük hükümdarı Mansa Musa tarafından inşa ettirilmiş.

Onun altınlar içerisinde, 60 bin kişilik maiyetiyle Mekke'ye yaptığı hac, tarihe geçmiştir.

Timbuktu'nun inanılmaz zenginliklerle dolu uzak bir diyar olduğu efsaneleri de Mansa Musa'nın bu hac ziyaretine dayanıyor.

Mali hala en büyük altın üreticilerinden biri. Mansa Musa'nın kurduğu İslam Üniversitesi'ne de hala dünyanın dört bir yanından alimler geliyor. Bir zamanlar, yüzlerce yıl evvelse sakinlerinin sayısının 25 bini bulduğu söyleniyor.

İşte o vakitlerde öğrencilerle beraber pek çok ülkeden tacirler de Timbuktu'ya gitmiş, beraberlerinde her konuda kitaplar taşımışlar.

Kentte bu el yazmalarından hala 300 bin kadar olduğuna inanılıyor.

Kuru iklim korumuş Kimileri 800 yıllık olan bu eserlerin çoğu evlerde, aile yadigarı olarak büyük titizlikle saklanıyor.

Muhammed Gallo Dicko: Cennetteki kütüphanenin ideal bekçisi.
Nijer Nehri'nde tuz ticareti yapan gemiler.

1960'lardan itibarense Timbuktu'nun inanılmaz sıcak ve kuru iklimi sayesinde bunca zaman bozulmayan bu belgeleri toplayıp tamir etmek için ilk girişimler başladı.

Şu sıralarda en kapsamlı girişimlerden birisini Ahmed Baba Enstitüsü yürütüyor.

Yöneticisi Muhammed Gallo Dicko, bana cennetteki bir kütüphanenin ideal kütüphane görevlisi gibi göründü.

Kentin sakin, sessiz bir köşesine gizlenmiş, çiçekler ve ağaçlar arasındaki kütüphanesinde geleneksel gök mavisi "boubou" cübbesi ve beyaz nakışlı takkesiyle beni kütüphanenin ana salonunda gezdirdi.

Tıp, edebiyat ve şiir alanlarında keşfettiği en sevdiği yazmalardan söz ederken gözleri parlıyordu.

Kısmen Güney Afrika Cumhuriyeti'nin desteklediği enstitü, tamir ettiği yazmalardan şimdiye dek sadece bir vitrini sergiye hazırlayabilmiş -- ama içindeki kitaplar çok güzel sunulmuş.

Muhammed Gallo Dicko: Cennetteki kütüphanenin ideal bekçisi.

Bazılarının sayfaları altın varaklarla ve hat sanatının rengarenk, zarif örnekleriyle bezenmiş.

Rusya'dan geldiğine inanılan kağıtlardaki el yazmalarının büyük bölümü İslami eserlerden oluşuyor. Ancak simyadan astronomiye, her türlü konuda yazılmış olanlar da çıkıyor aralarında .

Muhammed Bey beni restorasyon için bekleyen kitapların tutulduğu bir odaya götürdü. Burada kitaplarla dolu 10'dan fazla dolap saydım.

Bilgisayar odasında ise sayfaları tek tek kataloglar halinde arşivleyip, dijital ortama aktaran İsmail Traore ile tanıştım.

Herşeyi tarayıp sisteme aktarmanın ne kadar süreceğini sorduğumda, sadece arkasına yaslanıp gülmekle yetindi.

Tacirlerin kenti;

Bunca kitabın Sahra Çölü'nü aşarak bu küçük çöl kentine ulaşana dek neler geçirip, ne tesadüflere uğradığını düşünmek bile beni büyülüyor.

Pek çok Avrupalı keşif yolculuklarına çıkmayı bile düşünmezken, Timbuktu İslam aleminin en önemli çekim merkezlerinden birisiydi.

Batılılarca neredeyse var olamayacak kadar ücra bir yerde diye tasvir edilen bu kent, aslında 15. yüzyılda, Sahra Çölünü geçen tacirler için önemli bir kavşak noktasıydı.

Şimdi etrafta modern dünyayla ilişkilendireceğiniz, cep telefonlarını, otomobilleri, restoranları, biraları görmek aslında şaşırtıcı olmamalı. Çünkü Timbuktu yaşayan, capacanlı bir yer.

Çölün ortasında ne kadar yalnız olduğunu ise Bamako'ya dönmek için isteksizce uçağa bindiğimde anladım.

Pistten yükselir yükselmez, Sahra'nın sarı bir bulut gibi uzanan kum tepelerini görüyorsunuz.

Bir kaç dakika içindeyse Timbuktu'nun küçük yeşil vahaları, döne döne yükselen toz bulutları arasında gözden kayboluveriyor.

 

Mali Genel Bilgileri

Celeste Hicks-BBC, Timbuktu-30/11/2007

Sudan'da pantolon davasında 1 ay hapis

 

Lubna Ahmed el Hüseyin, mahkemeye tutuklandığı günkü
yeşil pantolonuyla geldi.

Sudan'da pantolon giydiği için ahlaksızlıkla suçlanan bir kadın tazminat ödemeyi reddedince,

bir aylık hapis cezasına çarptırıldı.

Hartum'daki mahkeme gazeteci Lubna Ahmed el Hüseyin'e kırbaç cezası vermedi; bunun yerine 200 dolar değerinde para cezası ödemesini istedi.

Avukatı Nebil Edip, Hüseyin'in bu karara meşruiyet kazandırmak istemediği için cezayı ödemediğini ve hem Yargıtay'a, hem de Anayasa Mahkemesi'ne başvuracağını söyledi.

Lubna Ahmed el Hüseyin de mahkemeden önce, bu davanın Sudan'da kadın hakları için bir örnek olmasını istediğini söylemişti.

Dava açılmadan önce BM'de çalışan el Hüseyin, yargılanabilmek için kendisine dokunulmazlık veren bu görevden istifa etmişti.

Sudanlı gazeteci, Temmuz ayında başkent Hartum'da bir lokantada kendisi ile birlikte tutuklanan 12 kadından bazılarının suçlarını hemen kabullenerek 10 kırbaç darbesi ile cezalandırıldığını söylüyor.

Davamı düşündüğüm zamanlar, kızlarımın asla polis korkusuyla yaşamaması için dua ediyorum. Ancak polis bizi koruduğunda ve bu yasalar iptal edildiğinde güvende olacağız . Lubna Ahmed el Hüseyin

Lubna Ahmed el Hüseyin'e göre bu kadınlardan bazıları, nüfusun çoğunluğunun Hristiyan ve animist olduğu güneyden geliyordu; dolayısıyla da şeriat hükümlerine tabi olmamaları gerekirdi.

El Hüseyin bugünkü oturuma da tutuklandığı gün giydiği bol yeşil pantolon, bluz ve şalla geldi.

Mahkeme onu Sudan Ceza Yasası'nın 152. maddesi uyarınca mahkum etti.

Ancak bu tür davalarda genelde verilen kırbaç cezasını vermedi.

Oturumdan önce mahkeme önünde toplanarak el Hüseyin'e destek gösterisi yapan 40 kadar protestocu ise kısa süreliğine tutuklandıktan sonra serbest bırakıldı.

Muhabirimiz bu sırada polisin bir kadına copuyla 8-9 kez vurduğunu, İslamcı bir grubun da pankartlarını yırttığını anlatıyor.

Bu göstericilerden bazılarının, pantolon giyen kadınlar olduğu bildiriliyor.

Lubna Ahmed el Hüseyin'e destek vermek üzere bugün mahkemeye gelenler arasında, ülkenin güneyinde örgütlenen Sudan Halk Kurtuluş Hareketi'nin meclis grup başkanı da vardı.

Başkan Yaser Arman, BBC'ye verdiği demeçte bu davaya temel olan yasanın anayasaya aykırı olduğunu söyleyerek "Bu yasayı reddediyoruz, kınıyoruz." dedi.

08/09/2009

Sudan'da pantolon davası ertelendi

Sudanlı kadınlara kırbaç cezası

Sudan'da polis, pantolon giydiği için yargılanan kadın gazeteciyi desteklemek üzere mahkeme binası önünde toplanan göstericileri göz yaşartıcı gaz kullanarak dağıttı.

Lubna Hüseyin: Gerekirse 40 değil, 40 bin kırbaç yerim.

Lubna Hüseyin hakkında açılan davanın duruşması da tartışmalı oldu.

Hüseyin ile savunma ekibi arasında görüş ayrılıkları var.

Birleşmiş Milletler'in Sudan temsilciliği basın bürosunda görev yapan Hüseyin yargı muafiyetini reddetmek için görevinden istifa etmişti.

Kadın gazeteci, sorunun tamamen çözülmesini sağlayabilmek için yargılanmak istediğini söylüyor.

Savunma ekibinden bir avukat ise, yargıçtan Hüseyin'in sözlerini dikkate almamasını istedi, müvekkilinin yargı muafiyetine sahip olduğunu söyledi.

Mahkeme başkanı da, dosyanın Sudan Dışişleri Bakanlığı'na gönderilmesine hükmederek duruşmayı 7 Eylül'e erteledi. Lubna Hüseyin suçlu bulunursa 40 kırbaç ve para cezasına çarptırılabilir.

Kendisiyle birlikte gözaltına alınan 10 kadının pantolon giydikleri için kırbaçlandıklarını aktaran Hüseyin, sesini duyurabilmek için 40 değil, 40 bin kırbaç yemeye hazır olduğunu söylüyor.

Lubna Hüseyin geçen haftaki ilk duruşmasına yaklaşık 500 kişiyi davet etmiş, sonra da kendisine yargı muafiyeti sağlayabilecek Birleşmiş Milletler görevinden istifa etmişti.

Hüseyin kadınların pantolon giymesini ne İslam'ın ne de Sudan yasalarının yasakladığını söylüyor. Sudanlı gazeteci yasaların yoruma açık bir maddesinden, ahlaka aykırı giyinmek suçundan yargılanıyor.

Lubna Hüseyin, pantolon giydiği için kırbaçlanan birçok kadın tanıdığını belirtiyor. Hüseyin bu davada bu sorunun tamamen ortadan kalkacağı beklentisinde.

04/08/2009

 

Sudanlı kadın bir gazeteci kamusal alanda pantalon ve bluz giydiği için mahkemeye çıkarılıyor.

Hükümet muhalifi gazeteci Lubna Ahmed el Hüseyin, İslami kıyafetin dışına çıkarak Sudan yasalarını ihlal etmekle suçlandı.

Eğer mahkeme kendisini suçlu bulursa, kamuya açık bir alanda 40 kırbaçla cezalandırılması olasılığı var.

Gazeteci, ülkesinde her gün aynı sebeple kırbaçlanan kadınlarla aynı sorunu yaşadığını açıkladı.

Arap İnsan Hakları Örgütü, ayrımcılık yapıldığını söyleyerek davayı kınadı.

Lubna Ahmed el Hüseyin, başkent Hartum'da bir lokantada yanında bulunan ve kendisi gibi pantalonlu olan 12 kadınla birlikte tutuklandığını söylüyor.

BBC'ye bir mülakat veren Sudanlı gazeteci, tutuklanan kadınlardan bazılarının suçlu olduklarını derhal kabul ettikten sonra 10 kırbaç darbesiyle cezalandırılıp bırakıldıklarını anlattı.

Sudan'ın kuzeyinde yer alan başkent Hartum'da, ülkenin güney bölgelerinden farklı olarak, şeriat yasaları uygulanıyor.

El Hüseyin, ceza alan kadınlardan bazılarının güney Sudan'dan gelen Hristiyan ya da Şaman dinine bağlı kadınlar olduğunu söylüyor.

Güney Sudan'da nüfusun çoğunluğunu bu iki din oluşturuyor ve şeriat yasalarından başkent Hartum'da normalde muaf tutuluyorlar.

Fakat gazeteci El Hüseyin, lokantaya giren 20'yi aşkın polis memurunun pantalonlu gördükleri herkesi tutukladığını belirtti.

Müslümanların çoğunluğu oluşturduğu kuzey Sudan'da şeriat mahkemeleri 'ahlaka aykırı' giyim kuşamı 40 kırbaç darbesiyle cezalandırıyor.

BBC Turkish-13/07/2009

Kirli Savaş rahibine müebbet

 

Suçlu bulunan Rahip mahkemede
hiçbir duygu emaresi göstermedi

Arjantin'de Katolik bir rahip,

1976-1983 yılları arasında yaşanan askeri yönetim sırasındaki cinayetlerdeki rolü nedeniyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

69 yaşındaki rahip Christian Von Wernich, yedi cinayet, 42 kaçırma ve 31 işkence vakasına karışmaktan suçlu bulundu.

Ülkede askeri yönetim altında, "kirli savaş" dönemi olarak adlandırılan süreci yaşayanlar, rahibin, tutukluların güvenlerini kazanarak, günah çıkartma sırasında onlardan öğrendiklerini polise aktardıklarını söylüyorlar.

Rahip Von Wernich, cezası yüzüne okunduğu sırada duygularını dışa vurmazken, kendisini protesto edenler mahkeme binası dışında rahibin bir kuklasını yaktılar.

Buenos Aires'in güneyindeki La Plata kentindeki mahkeme üç ay sürmüştü.

Rahip Von Wernich Şili'ye kaçıp, sahte bir isimle rahipliğe devam ederek uzun yıllar kovuşturmaya uğramaktan kurtulmuştu.

Ancak, bir süre sonra dedektifler tarafından izi bulundu ve 2003 yılında Arjantin'e iade edildi.

Askeri yönetim sona ererken ilan edilen ve bu süre içinde işlenen suçlara af getiren yasalar 2003 yılında anayasaya aykırı bulunarak geçersiz sayılmıştı.

Rahip Von Wernich'in bulunduğu cezaevinde hapis yatan bazı eski tutuklu ve hükümlüler de duruşma sırasında mahkeme salonunda bulunuyorlardı.

Eski tutuklu ve hükümlülerden bazıları, rahibin işkence seanslarına da katılarak, polisleri motive ettiğini, onlara "Tanrı'nın isteğini yerine getiriyorsunuz" dediğini kaydettiler.

Bush'un Dinci lideri Papaz piyasa gay-i çıktı

 

Ulusal Evangelistler Birliği'nin Başkanı hakkında eşcinsel iddiaları ortalığı karıştırdı.

Bush yönetimine yakınlığı ile tanınan dinci-evanjelik kuruluşun başkanı papaz Ted Haggard’ın para karşılığında eşcinsel ilişki kurduğu ortaya çıktı. Gay evliliğine karşı olan Haggard, gay olduğu ortaya çıkınca istifa etti.

ABD’de 30 milyon mensubu bulunan dinci-evanjelik bir kuruluşun papaz olan liderinin eşcinsel ilişkilerde bulunduğu ortaya çıktı. Ted Haggard’ın, son üç yıldır ayda bir kez gay eskort Mike Jones ile seks yaptığı iddia edildi. Beş çocuk babası ve çok etkili bir dini lider olan Papaz Ted Haggard, gay evliliğin yasaklanması için çok büyük çaba harcıyordu.

Ulusal Evanjelikler Birliği’nin en önde gelen ismi olan Ted Haggard, Colorado’da, 14 bin üyesi bulunan New Life Kilisesi’nin de başında yer alıyordu. İddialar ortaya atılınca istifa eden Haggard, gerçeklerin ortaya çıkarılması süresince görevde kalmak istemediğini bildirdi. Haggard, "Kimseyle gay ilişkim olmadı. Karıma sadığım" diye konuştu.

Colorado seçmenleri, gelecek Salı günü, gay evliliğin yasaklanması konusunda tercih belirtmeye hazırlanırken, Denver’de yaşayan Mike Jones, para karşılığında eşcinsel ilişkide bulunduğu Haggard’ın gay evliliğe karşı çalıştığını duyunca sinirlendiğini söyledi.

Jones, "Birinin gay evlilik hakkında konuşup sonra da eşcinsel seks yapması beni öfkelendirdi" dedi. Jones, son üç yıldır ayda bir kez seks yaptıklarını, Ted Haggard’ın da iyi performans için uyuşturucu kullandığını ve Haggard’ın telefonuna bıraktığı mesaj kayıtları bulunduğunu öne sürdü.

Ted Haggard, Beyaz Saray ve Kongre’nin bazı üyeleri ile çok yakın ilişkiler içinde. Haggard, cemaat önündeki konuşmalarında "evlilik, asırlardır kadın ile erkek arasındaki birliktir" diyordu. Evanjelikler Birliği’nin web sitesinde, "Eşcinsel faaliyet, aynen zina gibi, kutsal yazıtlarda kınanmıştır. Eşcinsellik günahtır, sonucu bu yaşamda kötüdür ve Tanrı’nın Kraliyeti’ne girilemez" deniliyor.

ABD'de eşcinsel evliliklere karşı oluşuyla da bilinen Ulusal Evangelistler Birliği'nin Başkanı Ted Haggard, 3 yıl önce bir erkekle para karşılığı eşcinsel ilişkiye girdiği iddiaları üzerine görevinden istifa etti. Haggard ise bir açıklama yaparak hakkındaki iddiaları yalanladı ve eşcinsel bir fahişeye para karşılığı masaj yaptırdığını savundu. ABD'deki bu skandal üzerine 30 milyon üyeli dini kuruluşta Papaz Haggard'ın yerine kilise tarafından geçici olarak bir görevli atandı. Time dergisinin 2005'te ABD'deki en etkili 25 evangelist liderden birisi olarak gösterdiği Haggard'ın haftalık vaazlarına Beyaz Saray personeli ve diğer dini liderler de katılıyordu.

Hürriyet-4/11/06, Kasım CİNDEMİR/WASHINGTON

İsveç Kilisesi eşcinsellere nikâh kapısını açtı

Almanya'da eşcinsel çiftlerin hukuk zaferi

 

İsveç Kilisesi içinde 50 yıldır tartışılan eşcinsel evliliği konusunda nihayet karara varıldı. Yüksek karar organı delegelerin çoğunluğuyla eşcinsellerin kilisede evlenmelerine ’’evet’’ dedi.

İsveç Kilisesi’nin Uppsala kentinde toplanan yüksek karar organı toplantısı eşcinsel evliliği konusunda ateşli tartışmalara sahne oldu. Eşcinsel evliliğine karşı çıkan papazlar, evliliğin Hıristiyan dinine göre “iki ayrı cinsin kendi rızalarıyla kurdukları bir kurum” olduğunu savunarak kilisenin eşcinsellerin nikâhlanmalarını onaylayamayacağını savundular. Bu görüşü savunanlar kilisenin nikâh kıyma hakkından vazgeçmesini istediler.

Eşcinsellerin kilisede de evlenebilmelerini savunanlar ise, yasal olarak nikâhlanma hakkını kazanmış olan eşcinsellere kapılar kapatıldığı takdirde, kilisenin önemli bir fonksiyonunu yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını söylediler. Eşcinsellerin evlenebileceğini savunanlar ayrıca, geleneklere bağlı kalarak çağın gerisinde kalmanın doğru olmadığını, kilisenin de toplumsal gelişmeye ayak uydurmak zorunda olduğunu, bu yüzden kendi iradeleriyle cinsel tercihte bulunanlara kilisenin de saygı göstermesi gerektiğini savundular.

Oylama sonucu

Ateşli tartışmalardan sonra yapılan oylamada 249 delegeden 176’sı eşcinsellerin kilisede nikâhlanabilmelerini onayladı. Böylelikle 50 yıllık tartışma noktalanmış oldu. Eşcinseller 1 Kasım’dan itibaren kilisede nikâhlanabilecekler. Nisan ayında parlamentodan geçen yasayla resmen nikâhlanma hakkı kazanan eşcinseller 1 Mayıs’tan bu yana belediyelerde evlenebilmekteydi. Kiliselerin nikâh kıyma hakkı olduğundan 1 Kasım’dan itibaren kilisede nikâhlanacak eşcinseller yasalara göre evli sayılacaklar. 22/10/2009

Federal Alman Anayasa Mahkemesi, birlikte yaşayan lezbiyen ya da gay çiftlerin haklarını güçlendiren bir karara imza attı.

 

Kendisi de eşcinsel olan Yeşiller Partisi’nin Federal Meclis Grup Başkanı Volker Beck (sağda) kararı büyük memnuniyetle karşıladı.

 

Karar, kamu hizmetinde çalışanların emekli aylıklarına ilişkin düzenlemelerin, yaşam arkadaşlarını bildiren eşcinseller için de geçerli olmasını öngörüyor.

Mahkeme aksi yöndeki uygulamanın eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine vurgu yaptı. Yüksek Mahkeme böylelikle Federal Yargıtay’ın Hamburg’da yaşayan bir memurun başvurusu üzerine aldığı kararı bozdu.

Kendisi de eşcinsel olan Yeşiller Partisi’nin Federal Meclis Grup Başkanı Volker Beck, Anayasa Mahkemesi’nin kararının “muhafazakar ideologlar açısından yenilgi” olarak nitelendirirken, Alman Hükümeti'ni vergi konusunda da eşcinsel çiftlerin eşit muamele görmesi için gerekli düzenlemeleri yapmaya çağırdı.

Davayı açan Hamburglu memurun avukatı Dirk Siegfried ise “Ben bunu eşcinsel evliliklerin de eşitliği açısında atılmış büyük bir adım olarak görüyorum” şeklinde konuştu.

22/10/2009

©2006

   

Ana sayfaKapak - Ana Haber - Ülkeler(Dünya) - Türkiye - Araştırma - Siyaset - Ekonomi - Emlak Yatırım - Bilim - Spor - Turizm - İnternet

 Aktüel - Yaşam - Din - Sağlık - Rejim - Cinsel sağlık - Sanat - Sinema - Resim Şov - Moda - Fashion- Resim indir! - Video - Pop Dünya